SUNUCU:İyi geceler. Yayınımıza HarunYahya.Tv’den devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Oktarım anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Biraz önce anlattınız Hocam, Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğini söylemek için ne kadar teviller yaptıklarını örneklerle, delillerle, delillendirdiniz Hocam inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, daha önce de açıklamıştınız. Peygamberimizin (s.a.v.)’in bir mucizesi gerçekleşiyor inşaAllah, Peygamberimiz (s.a.v.) insanların Mehdi (a.s.) gelmeyecek dedikleri bir sırada, ümidi kestikleri bir sırada çıkacağını, bildiriyor inşaAllah. Hadisi okuyayım mı inşaAllah?
“İnsanların ümitsiz olduğu ve hiç Hz. Mehdi (a.s.) falan yokmuş dediği bir sırada Allah Mehdi (a.s.)’yi gönderir.” Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Kitab-ül Burhan.
ADNAN OKTAR:Demek ki, bu büyük çaplı bir olay olacak, geniş çapta bu konuşulacak. Bak, bir kere bunun olması için neler gerekiyor, bir kere Mehdilik’in tam anlamıyla gündem olması gerekiyor yani İslam aleminde mühim bir tartışma, özellikle İslam aleminin eski merkezinde, İstanbul’da ve işte Mehdi (a.s.)’nin bulunduğu yerin civarlarında bu konunun çok yoğun gündem olması gerekiyor bir.
Bu gündemin dışında, ikinci büyük bir gündemin de Mehdi (a.s.) gelmeyecek tarzında olması. Yani bu olacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.), yani buna işaret var. Çünkü flu, mesela 3 kişi çıkar der ki, “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” der. Birkaç kişi de çıkar ki, “Mehdi (a.s.) gelecek” der. “Nazar-ı nübüvvette küçük meseleler ehemmiyetsizdir” diyor Bediüzzaman bunu açıklıyor. Yani bu tip bir olayı açıklamaz Peygamber (s.a.v.), çok kapsamlı büyük olayları söyler. Mehdiyet bu derece kapsamlı Osmanlı tarihinde bile bu kadar gündeme gelmemiştir. Yani hiç yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanından itibaren bu kadar gündem olduğu ve bu kadar dünya çapında duyulması ve tartışılması ilk defa oluyor. Ve ilk defa da “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” diye bu kadar yoğun açıklama var. İslam tarihinde hiç yoktur. Bakın İslam tarihinde Osmanlı döneminde hep “Mehdi (a.s.) gelecek” diye anlatılır insanlara. Mesela Kara Davut Şerhi okutulur, diğer Nimet-i İslam kitapları okutulur, “Mehdi (a.s.) gelecek” diye ders aralarında anlatılır, ama yeri geldiği kadar. Ama burada yeri geldiği kadar değil de, muazzam bir gündem olarak Mehdilik gündemde. Yani İslam tarihinde hiç görülmemiş tarzda. Ve İslam tarihinde hiç görülmemiş tarzda da “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” gündemde. “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” sözü gündemde, hiç olmamıştır bu kadar. Mesela şahs-ı manevi iddiasıyla Mehdiyet’in reddedilmesi İslam tarihinde ilk defa oluyor. Hiç görülmemiştir.
Şahs-ı manevi iddiası ilk defa Mehdi (a.s.)’ye karşı uygulanan bir, Mehdi (a.s.)’nin geldiğini inkar için kullanılan ana silahlardan bir tanesidir. İslam tarihinde ilk defa uygulanıyor, hiç uygulanmamıştır. Mesela İmam Rabbani’nin gelişinde, İmam Rabbani’ye Peygamberin (s.a.v.) hadislerinde işaret edilmiştir, İmam Rabbani gelmiştir, müceddidlik görevini yapmıştır. Mesela Abdülkadir Geylani’ye de işaret edilmiştir, efendim dört meshep imamlarına da işaret edilmiştir hadislerde, hepsi gelmiştir ama şahıs olarak gelmişlerdir. Talebeleri olmuştur, bak şahsı olmuştur, talebeleri olmuştur ve şahs-ı manevileri olmuştur. Ama hiçbirinde şahs-ı manevi iddiasıyla kökten Mehdiyet’i reddeder tarzda, onların şahıslarını reddeden bir üslup hiç olmamıştır. İslam tarihinde ilk defa şahs-ı manevi Mehdi (a.s.)’ye karşı silah olarak kullanılıyor, ilk defa. Hiç olmamıştır. Yani bir kısmı kardeşlerimizin, büyük bölümü %99’u iyi niyetle ve bilgisizliklerinden yapıyorlar. Ama bir kısmı doğrudan silah olarak kullanıyor, ben onları söylüyorum. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:İki hadis daha vardı Hocam Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in.
“Halk tam zuhurdan ümidini kestiği anda o (Mehdi (a.s.) ) zuhur edecektir. Onun zamanında yaşayıp ona yardım edenlere ne mutlu! Ona düşmanlık besleyip, ona ve onun emrine karşı çıkanlara ve onun düşmanlarından olanlara eyvahlar olsun!” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Şeyh Muhammed bin İbrahim-i Numani.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Halk tam zuhurdan ümidini kestiği anda”
ADNAN OKTAR:Hah, demek ki zuhurdan ümidin kesilmesi için yoğun bir propaganda yapılacak. Mehdi (a.s.) çıkmayacak propagandası demek ki gittikçe kapsamını artırarak devam edecek. Evet devam et.
OKTAR BABUNA:“o (Mehdi a.s.) zuhur edecektir. Onun zamanında yaşayıp ona yardım edenlere ne mutlu. Ona düşmanlık besleyip, ona ve onun emrine karşı çıkanlara ve onun düşmanlarından olanlara eyvahlar olsun.”
ADNAN OKTAR:İşte anlayan anlar artık. İnşaAllah.
Maide Suresi 110. “Allah şöyle diyecek:” şeytandan Allah’a sığınırım “"Ey Meryem oğlu İsa, (a.s.) sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim,” Cibril (a.s.). Mehdi (a.s.) de aynı şekilde Cebrail (a.s.) ile desteklenecektir. Aynıdır, Hz. İsa (a.s.) gibi o da. Cibril (a.s.) ayrılmıyor Mehdi (a.s.)’nin yanından, sürekli yanındadır. Mikail (a.s.), İsrafil (a.s.), yani melekler hiç ayrılmazlar, büyük melekler Mehdi (a.s.)’nin yanında olacaklardır.
“Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de,” Mehdi (a.s.) iken de. Mehdi (a.s.) de, iken de anlamındadır. Mehdi (a.s.) de, iken Arapça Mehdi’dir zaten. Kuran’da öyle geçiyor, direk Mehdi olarak geçiyor. Yani oradaki kelime benzerliğinden meydana gelen ima da çok manidardır. Mesela hiçbir Peygamber için beşikte iken de, Mehdi de iken geçmez, bir tek Hz.İsa (a.s) için geçiyor Mehdi de iken. “beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.” Kehlen. Allah ayette “40 yaş olgunluk çağıdır” diyor. Kehlen, olgun erkeğe denilir. Kehlen, yani artık saçları kırlaşmaya başlamış, olgun erkek yaşıdır. Yani 40, 50, 60 yaş. Arapça’da ona, kehlen deniliyor. Bakın, Hz.İsa (a.s.) için özel olarak kullanılmıştır, sadece ona mahsus. Acaba niye? Sadece ona mahsus. Mesela bak bu ayetler, özellikle böyle şaşırtıcı ve hayret verici hükümler, dünya hakimiyetini açıkca anlatan ayetler sadece İsa (a.s.) da var, şahsına mahsus. Hz. İsa (a.s.) göğe alındığında 33 yaşındaydı. Kehlen denilecek yaşa daha girmemişti, yani onun civarındaydı. Çünkü kehlen olgun erkeğe deniliyor, gençti Hz.İsa (a.s.) göğe alındığında. Olgun yaştayken, saçlarına kır düşmüşken, ki bak ayette Allah diyor ki: “Olgunluk yaşı 40 yaştır”diyor, açıkca Kuran’da söylüyor, İsa Mesih (a.s.) 33 yaşında göğe alınıyor. O yaşı da sadece Hz.İsa (a.s.)’ya mahsus olmak üzere “sen o zamanda da görevde olacaksın” diyor Allah. O zaman bu ne demek?
OKTAR BABUNA:Geri gelmesi demek.
ADNAN OKTAR:Geri gelmesi demektir. İnşaAllah.
Bakın diyor ki; “Bu kelime Kuran’da sadece yukarıda iki ayette ve sadece Hz. İsa (a.s.) için kullanılmaktadır.” “İki ayette ve sadece Hz.İsa (a.s.) için kullanılmaktadır. Hz. İsa (a.s.)’nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan kehlen kelimesinin anlamı, “30 ile 50 yaşları arasında bulunup, saçları ağarmaya başlayan veya gençlik devresini atlatıp, ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kişi, ergin şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla, ittifakla “35 yaş sonrası döneme işaret ediyor” şeklinde açıklanmaktadır. Hz. İsa (a.s.)’nın genç bir yaşı olan 30 yaşının başlarında Allah katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra 40 yıl kalacağını ifade eden İslam alimleri, Hz. İsa (a.s.)’nın kehlen döneminin tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin Hz. İsa (a.s)’nın nuzülüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler” diyor.
İmam-ı Azam Ebu Hanafi, Hanefi meshebinin kurucusu, bizler Hanefi mezhebindeniz, ben mukallitim, Hanefiyim. Sen de Hanefi mezhebindensin. Bak ne diyor Bediüzzaman? Önce İmam-ı Azam’ın dediğini bir söyleyelim. “İmam-ı Azam Ebu Hanefi, Fıkhı Ekber adlı eserinin son bölümünde şunları bildirmektedir: “Deccalin, Yecüc ve Mecüc’ün çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz. İsa (a.s.)’nın gökten inmesi ve diğer Kıyamet alametleri sahih haberlerde aktarıldığı üzere haktır, olacaktır.”
Sahih haber ne demek? “Sahih hadislerdir bunlar” diyor. Şaşar beşer Faruk Beşer, elbet hata işler Hocamız ne diyor? “Sahih haber değildir” diyor. İmam-ı Azam “sahihtir” diyor, efendim Buhari Hazretleri diyor, “sahihtir”, “ben onlardan daha büyük alimim, bana göre de sahih değildir” diyor. İnşaAllah. “Sahih haberlerde aktarıldığı üzere haktır” ve dikkat et “olacaktır.” İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Buhari’de, Müslim’de, Ebu Davud’da yer alan sahih hadiste, Ahir zamanda ki bazı cahil alimlerin durumu anlatılıyordu Hocam.
“Süveyd bin Gafele (r.a.)’dan “Ahir zamanda türemeler çıkacak, beyinleri çalışmayacak, konuşurken çok güzel konuşacaklar, Kuran okuyacaklar, fakat imanları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek.” Buhari, Müslim, Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel, Hocam.
ADNAN OKTAR:Hah, ezberden değil mi, Arapça Kuran okuyor, çok iyi Kuran’a vakıf, hafız Kuran’ı ezberden biliyor, ama gırtlağından aşağıya geçmiyor, kafa çalışmıyor. Kuran’ın inceliklerini, hikmetlerini, derinliklerini bilmiyor. Ama hurafeyi çok iyi bilecek, yanlışlıkları çok iyi bilecek, yalan söylemeyi çok iyi bilecek, ama Kuran’ı da ezberden bildiği halde -ki Arapça’sıyla, orjinaliyle bildiği halde- anlamayacak, anlatamayacak, gaflete ve dalalete düşecek. Hadisin anlattığı anlam o, evet.
Oktar anlatacağın bir şeyler vardı.
OKTAR BABUNA:Vardı Hocam devam ediyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Doğudan başları tıraşlı kavimler çıkacak. Dilleriyle Kuran okuyacaklar, fakat boğazlarından aşağı geçmeyecek. Onlar dinden yaydan okun çıktığı gibi çıkacaklar.”
ADNAN OKTAR:Başları tıraşlı.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA:“Doğudan başları tıraşlı kavimler çıkacak.”
ADNAN OKTAR:Ha doğudan?
OKTAR BABUNA:Evet. “Dilleriyle Kuran okuyacaklar”
ADNAN OKTAR:Ha Kuran, ezberden Kuran’ı biliyorlar, hafızlar yahut hafız gibi çok biliyorlar Kuran’ı. Evet.
OKTAR BABUNA:“fakat boğazlarından aşağıya geçmeyecek.”
ADNAN OKTAR:Hayatına uygulamayacak. Yani Kuran’ı güya savunuyor gibi olacak ama, pratikte Kuran’a karşı mücadele verecek, hurafelerle. Evet.
OKTAR BABUNA:“Onlar dinden yaydan okun çıktığı gibi çıkacaklar.” Ramuz El hadis.
ADNAN OKTAR:Şu anda da benzerliklerini görüyoruz. Benzerleri görüyoruz değil mi bu tip insanların. Başka var mı öyle hadis?
OKTAR BABUNA:Var Hocam. Aynı zamanda bu kişilerin Mehdi (a.s.)’ye karşı deccaliyet safhında yer alacakları bildiriliyor.
“Resulullah (s.a.v.): “Ümmetimden başları sarıklı yetmiş bin kişi Deccal’e tabi olacaktır.” El Musannef’te Hocam Ebu Bekir Abdürezzak bin Hemman.
ADNAN OKTAR:Musannef’te?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Ümmetimden başları sarıklı yetmişbin kişi Deccal’e tabi olacaktır.”
ADNAN OKTAR:Ha başlarında sarık var?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Yetmiş bin kişi? Yani çok fazla anlamında diyor. Yani belki yüzbinlerce. Ama yetmişbin kişiden kasıt, en az yetmiş bin kişi demektir. İnşaAllah. Deccale tabi olacaklar?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Ama başı sarıklı, demek ki tam bir ehl-i sünnet görünümünde, sünnete titiz görünümünde fakat, cahilliğiyle, akılsızlığıyla, iman zayıflığıyla Deccal’in hizmetinde olacak. Mehdi (a.s.) karşıtı olacak, İsa (a.s.) karşıtı olacak, ama öyle bir üslup kullanacak ki, dolaylı olarak onlara karşı mücadele vermiş olacak. Dolaylı. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Aynı hadis Hocam Ahmed bin Hanbel’in Müstedinde de geçiyor Hocam. “Ümmetimden başı sarıklı yetmişbin alim kişi Deccal’e tabi olacaklar.”
ADNAN OKTAR:Bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Ümmetimden başı sarıklı yetmiş bin alim kişi Deccal’e tabi olacaklar.”
ADNAN OKTAR:Ha alim görünümünde yetmiş bin kişi deccale tabi olacak. Yani Süfyan’ın ve Deccal’in çizgisinde haraket edecekler. Kimi Darwinist, materyalist olacak, kimi başka bir şeyi inkar edecek, kimi iİttihad-ı İslam’ı inkar edecek, kimi Türk-İslam Birliği’ni inkar edecek, kimi Mehdi (a.s.)’nin gelişini inkar edecek, kimi İsa (a.s.)’nın inişini inkar edecek, kimi Deccal’in gelişini inkar edecek. Ama kökeninde bakacağız ki, ya iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün elemanı var, veyahut başka çıkar gruplarının adamları var, bunları anlayacağız. İnşaAllah. Ama bir kısım insanlar da Deccal’e tabi olmak kastıyla değil de, cahilliğiyle bunları yapacak. Çok cahil olduğu için, düşünemediği için bunları yapacaklar. Ama bir kısmı da direk Deccal’in adamı olduğu için yapacak. Bunu anlıyoruz hadislerden. Cübbeli “Böyle hadis yok” diyordu değil mi?
OKTAR BABUNA:“Yok” diyordu, siz orjinalinden ispat ettiniz.
ADNAN OKTAR:Orjinalinden evet Arapça orjinalini kütüphaneden çekip getirdik fotokopi olarak gösterdim. Bir daha da “yok” diyemedi. Evet.
OKTAR BABUNA:“7000 yıllık hadisler için de yok” demişti, sonra da “var” deyip Arapça’sını da söyledi.
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah. Başka ne var hadis? Oku Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Gerçi bahsetmiştik Hocam, siz dün söylemiştiniz de inşaAllah. Yeisin, ümitsizliğin çok önemli bir hastalık olduğunu Bediüzzaman Said Nursi söylüyor Hocam inşaAllah.
“Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, alem-i İslam’ın kalbine girmiş.”
ADNAN OKTAR:“Ümitsizlik alem-i İslam’ın kalbine girmiş” diyor, yani “hayat damarlarına girmiş, o kalpteki damardan etrafa yayılıyor.” “Ne Mehdi (a.s.) gelecek” diyorlar, “ne İsa (a.s.) gelecek, ne İttihad-ı İslam olur, bu böyle gelmiş böyle gider,” birde “şahs-ı maneviyiz” diyorlar. “Şahs-ı manevi ne yapar?” diyorsun, işte “Faaliyet yapar.” “Kıyamete ne kadar kaldı?” diyorsun, “Çok az bir süre kaldı.” “İslam ahlakı hakim olacak mı?”, “Zaten hakim oldu.” diyor. “Kastedilen bu İslam hakimiyetinden.” diyor. “Evde namaz kılıyormusun?”, “Kılıyorsun.” diyor. “Oruç tutuyormusun?”, “Onu da tutuyoruz.”, “E tamam.” diyor. “O zaman bu kadar.” diyor. “Irak, Afganistan, diğer İslam ülkeleri?” “Sen boşver onları, sen kendine bak.” diyor. “Kendini kurtar yeter sen.” diyor. Allah herkesi kurtarmamızı söylüyor, cehd emrediyor bize. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Din Allah’ın oluncaya kadar, yeryüzünden fitne kalkıncaya kadar mücadele edin” diyor. “Yok sen o ayeti boşver” diyor haşa. “Sen sadece kendini kurtaracaksın.” diyor. Ahiret’te de öyle oluyor bazı insanlar. Orada diyor ki Cenab-ı Allah; “İsterler ki ailelerini de versinler, aşiretlerini versinler de, Cehennem’den kurtulsunlar.” diyor. Yani “Kendini kurtarmanın peşinde olurlar.” diyor Ahiret’te de. Cehennem’den kurtulmak için her şeye razı olurlar diyor. Sen burada her şeyi veriyorsun, aileni, çoluğunu çocuğunu, kavmini, kardeşlerini, Müslüman kardeşlerinin hepsini gözden çıkartmışsın. Onları kurtarmayı düşünmüyorsun. “Ben kendimi kurtaracağım” düşünüyorsun. Ahiret’te ne diyor adam? “Ben de burada kendimi kurtarmak istiyorum sadece, onlar beni ilgilendirmez.” diyor. “Ben kendimi kurtarmanın peşindeyim” diyor. Allah ne yapıyor? Alıp Cehennem’in içine koyuyor onları. Onun için burada cahilliğe düşmekten kaçınmak lazım.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam İncil’de de hakimiyet anlatılıyordu.
ADNAN OKTAR:İncil’de de. Şimdi adamları Kuran’la ikna edemiyoruz, şimdi İncil’i hiç dinlemez. Kuran’ı dinlemeyeni İncil ile nasıl ikna edelim. Hadisi dinlemiyor, Kuran diyoruz, onu da dinlemiyorum diyor. Bediüzzaman diyoruz, Bediüzzaman zaten adam silip çıkartmış. Yani onun için biz Kuran, hadis ve Bediüzzaman’dan anlatacağız. İnşaAllah. Yani çok acayip bir ortam olmuş, ben bu derece gelişme olduğunu, bu derece gariplikler olduğunu bilmiyordum. Bu da Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametai, harika, çok şaşırtıcı.
Müslim’den, Buhari’den var mı, Hz. İsa (a.s.) ile ilgili anlatacakların?
OKTAR BABUNA:Hz. İsa (a.s.) ile ilgili bakayım hemen Hocam ben şu anda. Bu cahil alimlerle ilgili daha vardı Hocam hadis.
“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kıyamet alametlerinden biri olarak ilimin ortadan kalkıp cehaletin yerleşeceğini söylemiştir.” “Allah-u Teala ilmi size ihsan buyurduktan sonra (hafızanızdan) zorla çekip almaz. Lakin alimleri, ilimleri ile beraber cemiyet içinden alır, ruhlarını kabzeder. Artık kara cahil bir zümre kalır. Halk bunlardan dini ihtiyaçlarını sorarlar, onlar da (ayet, hadis gözetmeden) kendi düşünce ve arzularına göre fetva verip, hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar.” (Buhari Tecrid-i Sarih)
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, dediği ayete dayanmıyor, gerçek hadise de dayanmıyor, uydurma rivayetlere dayanıyor. Evet tam Ahir zaman tarif ediliyor. O öbür hadisi bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Deccal'e İsfahan Yahudileri’nden taylesanlı (sarıklı ve cübbeli) 70 bin kişi tabi olacaktır.“ (Müslim, Et-Tac Ali Nasıf el-Hüseyni cilt 2 sayfa 627)
ADNAN OKTAR:Şimdi bak bu hadisin bir anlamı daha var, öbür hadis bunu şerh ediyor açıklıyor, “70 bin kişi” diyor. Yani Ahir zamanda öyle Müslüman türüyor ki. Şimdi Museviler’in de bağnazları vardır. Müslümanlar’dan da Museviler’e tam anlamıyla özenenler vardır. Mesela bakarsın, sarığı tam Musevi sarığıdır, aynı şekilde bağlıdır, cübbesine bakarsın, aynı Musevi cübbesidir. Ahlakına bakarsın aynı, ama ben gerçek Museviler’i demiyorum, halis samimi Museviler’i demiyorum ben, onların da yobazları var. Tam yobaz Musevi görünümündedir, yani onlar gibi böyle detaycı, onun gibi uydurmalara hurafelere uyan, onun gibi Kuran'a ve hadislere göre değil de kendi kafasına göre hareket eden kişilere de aynı zamanda işaret ediyor. Yani Yahudileşmiş bir kısım Müslümanlar’a da işaret ediyor. Yani sarığı var cübbesi var fakat Yahudileşmiş, yani Yahudi karakteri almış. Yani cimri, ondan sonra saldırgan, sevgisiz, cahil ve hurafeye dayalı hayat yaşayan anlamına geliyor, aynı zamanda bu anlama da geliyor, çünkü “Onlar ne yaparsa, siz de onu yapacaksınız” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), başka bir hadis var. O hadisle bu hadisi birleştirdiğimizde, hadisin zahir anlamının dışında ikinci anlamının da bir kısım Müslümanlar’ın Yahudi karakterine girerek, zahiren işte sarıklı cübbeli de olsa, fakat Yahudiler gibi densiz, cahil ve bağnaz olacağına işaret ediyor. Şimdi her dinde bağnaz ve cahil vardır. Hıristiyanlarda da mesela herif yobaz çıkmış diyor ki “Kuran'ı yakacağım ben” diyor. Baktım, adam öküz gibi bakıyor, yani şaraptan beyni uyuşmuş adamın, klasik manyak yani adam her şeyi yapacak konumda, değil mi? Tam klasik yobaz, Hıristiyan yobazı. Şimdi ona söz anlatmak çok zordur. Yahudi’nin de yobazı vardır. Yahudi’nin yobazı da oradaki dindar Yahudilere musallat oluyor, perişan ediyorlar onları, dövüyorlar, sövüyorlar, eziyet ediyorlar, ibadetlerini engelliyorlar, Allah'ı anmalarını engelliyorlar, onların sevgiye, barışa, kardeşliğe, muhabbete karşı eğilimlerini yok etmeye ve onları böyle kan dökücü ve zalim hale getirmeye çalışıyorlar. Onları da hurafenin içine iyice sokmaya çalışıyorlar. Azınlıktır, ama varlar. Her yerde vardır bu, inşaAllah.
Oktar Hocam bu, gökyüzündeki bu taşlar konusunu bir daha anlatalım. Bu Nemesis var mı sende, Nemesis'in filmi?
OKTAR BABUNA:Yönetmende vardı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama onu açıklamadık, vakit biraz dardı, onu anlatalım Nemesis'i.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam.
VTR
ADNAN OKTAR:Şimdi bu Nemesis hakkında bilgi ver Oktar.
OKTAR BABUNA: Evet bu filmde belirtildiği gibi dünyanın boyutunun 7 bin katı büyüklüğünde.
ADNAN OKTAR:Dünyanın 7 bin katı büyüklükte, 7 bin misli dünyanın. Çok muazzam bir hacim. Evet.
OKTAR BABUNA:Bunlara Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, "Kahverengi cüceler" deniyor, bunlar ışık yaymıyor, ama yaydıkları ultraviyoleden anlaşılıyorlar.
ADNAN OKTAR:Işık yaymıyor ama ultraviyoleden anlaşılıyor, evet.
OKTAR BABUNA:Evet anlaşılıyorlar. Bir özelliği de, filmde de belirtildi o, diğer yıldızların etkisiyle yörünge değiştirebiliyor, bunlar son derece tehlikeli bir hale getiriyor onu. Yani yörüngesi tahmin edilemiyor, yörüngesi değişebildiği için ve görünmediği için tehlikeli bir özelliği var. Kahverengi cüce olması dolayısıyla da göktaşı fırlatma özelliği var Hocam yaptığı nükleer füzyonlarla, yapısal bir özelliği bunun.
ADNAN OKTAR:Böyle oynak bir yapısı var, yani dünyanın etrafında geziniyor, değil mi? Her an yer değiştiriyor, dolayısıyla Kıyamet’i aniden başlatmaya aday bir yapısı var. Yani Allah-u alem görevli. Bak ayette diyor ki, aniden başlayacak kıyamet diyor; çünkü hesap etmeleri mümkün değil. Nemesis'in nerede, ne zaman, nereye gideceği belli olmuyor. Ve nerede, ne zaman göktaşı fırlatacağı da belli olmuyor ve fırlatacağı göktaşının çapı da belli olmuyor, büyüklüğünü de tespit etmek mümkün değil. Evet devam edelim.
OKTAR BABUNA:İsmi de manidar Hocam, Nemesis mitolojide “İntikam alıcı.” anlamına geliyormuş inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İntikam alıcı, evet.
OKTAR BABUNA:Bu tür kahverengi cüceler güçsüz, sönük ve küçük yıldızlar olmalarına rağmen çekirdeklerindeki nükleer füzyon patlamaları yüzünden uzaya göktaşı fırlatabiliyorlar. Nitekim 65 milyon yıl önce dinozorların yok olduğu bir göktaşı olayı var bilim adamlarının tahmin ettiği.
ADNAN OKTAR:65 milyon yıl önce bir göktaşı dünyaya çarptı. Evet.
OKTAR BABUNA:Evet ve “Dinozor neslinin yok olduğu” söyleniyor bu göktaşı çarpmasıyla. İşte “Bu göktaşını da Nemesis'in fırlattığı” söyleniyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Daha önce tecrübesi var Nemesis'in.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Göktaşı fırlatma gücü var. Ne olmuştu o göktaşı çarpınca dünyaya?
OKTAR BABUNA:Dinozorların yok olduğu söyleniyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi dinozorların yok olması önemli değil. Dünyada nasıl bir etki meydana getirdi, ne yaptı, neden yok oldu dinozorlar?
OKTAR BABUNA:Büyük bir sarsıntı, iklim değişikliği, krater açıyor önce, büyük bir iklim değişikliği meydana getiriyor ve bu da canlılara zarar veren bir olay oluyor.
ADNAN OKTAR:Buzul Çağı’na mı sebep oldu?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Evet, bunu bak kapsamlı anlatalım, buzul çağı. Ki yani fırlattığı taş da fazla büyük değil.
OKTAR BABUNA:Değil Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Buna rağmen dünyayı Buzul Çağı’na soktu, değil mi? Milyonlarca milyarlarca canlının yok olmasına sebep oldu.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ve büyük bir kuşakta yani dünyanın çok büyük bir bölgesinde hayat yok oldu.
OKTAR BABUNA:Yok oldu Hocam evet. Nemesis'in çekim gücünün tehlikelerinden diğeri de kuyruklu yıldızları güneş sistemine çekebilmesi. Öyle bir özelliği de var Hocam.
ADNAN OKTAR:Kuyruklu yıldızları güneş sistemine çekiyor, dolayısıyla dünyaya yaklaştırıyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Nemesis hakkında bilinmeyen bir gerçek de nasıl oluştuğu. Kansas Üniversitesi Fizik Profesörü Adrian Melot, "Böyle bir yıldızın nasıl oluşabileceği konusunda hiçbir fikrimiz yok." diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:"Böyle bir yıldızın nasıl oluşabileceği konusunda hiçbir fikrimiz yok". Ama birdenbire bununla karşılaştılar bilim adamları. Evet.
OKTAR BABUNA:Bu yörüngesini, siz daha iyi bilirsiniz, değişmesi dolayısıyla da nasıl tedbir alınabileceği bilinmiyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi görünen o ki, Hicri 1545 yani 2120 gibi, Nemesis ani bir yer değişikliği yapacak, bilim adamları bilimde çok ilerlemiş olmalarına rağmen yani göktaşlarının yörüngelerinin tespit etme imkanı olmasına rağmen, Nemesis'in ani yer değiştirmesiyle ve kuyruklu yıldızların yörüngesini de değiştirme gücüyle ve mevcut içindeki yapının özelliği sebebiyle de aniden göktaşı fırlatma gücüne sahip olması nedeniyle dünyaya büyük bir göktaşı fırlatacağı anlaşılıyor. Ani, anlaşıldı mı? Ve dünyayı vuracağını anlıyoruz ve ikinci bir göktaşı daha fırlatacağını anlıyoruz, çünkü Kuran'da ikinci bir çarpmadan bahsediyor. Bu, tek bir göktaşının vurup dünyaya delip geçip spin atıp yeniden vurmasıyla da olabilir; ayrıca ikinci bir göktaşı fırlatmasıyla da olabilir. Ama muhtemelen spin atacak yani dönüp bir daha dünyaya vuracak ve dünyanın dönüş istikametini tersine çevirecek. Ve güneş böylece batıdan doğacak. Evet. Ve o arada da yoğunlaşan bu göktaşlarının da yağmur gibi dünyaya yağacağını anlıyoruz, inşaAllah, yapının değişmesinden dolayı. Bakın, Mehdi (a.s.)'nin çıktığı tarihten itibaren gökyüzü bulut gibi göktaşlarıyla kaplandı. 30 yıl içerisinde, görülmemiş derecede bir yoğunlukta göktaşı kaplaması var.
Tur Suresi 44: "Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile:” -bak dikkat et- “Üst üste yığılmış bir buluttur derler." diyor. Bu taşlar da üst üste yığılıp bir bulut haline geldiler şu an. Bunun filmini göstertelim.
OKTAR BABUNA:Gösterelim Hocam, inşaAllah. NASA'nın ve şeyin görüntüleri başladı Hocam, 1980 yılı, Hz. Mehdi (a.s.)'nin çıkış yılından itibaren.
ADNAN OKTAR:NASA'nın ve diğer üniversitelerin ilmi çalışmasıyla elektronik olarak tespit edilmiş bir film.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Tam 1980 yılından itibaren Hocam, muazzam bir artış başlıyor.
ADNAN OKTAR:Bak Mehdi (a.s.)'nin çıkmasından itibaren yoğun bir göktaşı artışı başlıyor, evet.
OKTAR BABUNA:Bu iki rakam veriyor, yılı ve onun yanında da göktaşlarının sayısını veriyor Hocam ve muazzam bir artışla artıyor.
ADNAN OKTAR:Bak 1994, 1995'te bu sayıya ulaşıyor, 1996'da bu sayıya ulaşıyor, evet.
OKTAR BABUNA:Evet, zaten resimden de belli oluyor bulutsu bir hale gelmeye başladı. 2000'lere gelindiğinde tam bir bulut şekline geliyor, 2002 yılını görüyoruz, 2003 oldu. Muazzam artışla artıyor.
ADNAN OKTAR:Bir bulut gibi kaplamış durumda.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Yani tek tük iken muazzam bir artışla 900 kat artarak Hocam bu görüntüye ulaşıyor en sonunda, dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR:Evet. Bu bakın, "Eğer" diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah'a sığınırım, Tur Suresi 44: "Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: Üst üste yığılmış bir buluttur derler." diyor, değil mi? Bu ayetin ebced değeri, 1999 yılını veriyor. 1980'de başlayan çoğalma, 99'a kadar normal bir seyirde gidiyor, yani normale yakın bir seyirde gidiyor artmakla beraber normal bir seyirde. Birden 1000-2000 artış göstertmeye başlıyor 99'dan itibaren yani muazzam bir artış gösteriyor. 1999'da 52557 olan göktaşı sayısı birden artış gösteriyor ve 70000 artarak 2000'li yıllarda 122892'ye ulaşıyor, bir anda. Yani 70000 artıyor. Ama 99'da, aniden artıyor. 1999'da. 1999'da biliyorsun deprem de oldu. 99, diyorum ya kilit bir tarihtir 1999 bakın 2000'e girilmemiş, 1999. Şeytani sistemin yıkıldığı tarihtir. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün dev bir darbe yediği onlar biliyorlar, şeytan çağırmışlardı, şeytanın ne hale geldiğini gördüler. Ondan sonra acayip korktular. Ondan sonra böyle delirdi iddia edilen Ergenekon Örgütü, şuurları kapandı korkudan. Kendileri çok iyi biliyorlar, hatırlatayım mı yani onlara illa ki, çok iyi biliyorlar, nerede olduğunu da biliyorlar, binanın yerini de biliyorum, değil mi? Binada Kuran yaktıklarını da biliyorum. Dinsiz bir kısım Kabalacı, Yahudi de çağırmışlardı oraya, dinsiz. Ve Kuran yakmışlardı, Kuran yakma ilk o zaman yapıldı orada. Ve o gün olan olayları da onlar çok iyi bilirler. Şimdi detay vermeme gerek yok zaten onlar anlıyorlar dediklerimi. Bakın 70000 artıyor, 70000 sayısı çok önemlidir. 7, 70000, değil mi? Nemesis kaç katıydı dünyanın?
OKTAR BABUNA:7 bin katı Hocam.
ADNAN OKTAR:7 bin katı. Burada da 70 bin göktaşı daha artıyor, 70 bin adet. 99'da birdenbire artış göstertiyor. Bak Cenab-ı Allah diyor ki Tur Suresi 44'te, bir daha okuyorum, şeytandan Allah'a sığınırım: "Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: Üst üste yığılmış bir buluttur derler." diyor. Göktaşlarının bir bulut şekline geldiğini görüyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu konuda söylenecek başka şeyler de var da şimdilik bu kadar söyleyelim, inşaAllah. Yani çok şey var, evet. 35 dakika olmuş. Biraz ara verelim sonra tekrar devam ederiz.
SUNUCU:Yayınımıza kısa bir aradan sonra devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Resullerimiz Diyor Ki
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...