SUNUCU:Yayınımıza HarunYahya.TV internet sitemizden ve Kaçkar Tv’den devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Hocam çok önemli konular anlattınız. Risale-i Nur’u açıkladınız MaşaAllah. Dün de anlatmıştınız Hocam, evvelsi gün de anlatmıştınız. Nur talebelerinin anlatması ayrı, Hz. Mehdi (a.s.)’ın anlatması ayrı demiştiniz. İnşaAllah. “Risale-i Nur talebeleri, dershaneler kuracak, okullar kuracak, anlatacaklar ama Türkiye’de ve dünyada her yanda anlatacaklar ama onlara “tohum” diyor” demiştiniz inşaAllah, Üstad. Fakat bir de ikinci bir ders var. “Ayrı bir ekibin, ayrı bir şahsın anlattığı ders var” dediniz Hocam inşaAllah. “Demek ki, Nur talebelerinin epey bir kısmı Risale’lerden bir şey gizleyecekler, Hz. Mehdi (a.s.) çıkıp bu gizlenen bilgiyi anlatacak inşaAllah” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet. Kardeşim, şimdi tabii ki kötü niyetle yapmıyorlar. İyi niyetle yapıyorlar ama büyük zarar veriyorlar. Yani o zaman bir Hz. Mehdi (a.s.) nefreti meydana gelir. Hz. İsa (a.s.)’a karşı öfke meydana gelir ve istemiyor konumu olur. Olmaz zannediyorlar. Allah Allah. Sen, gökyüzünde Cenab-ı Allah bizi koskoca bir kaya parçası gibi Dünya’nın üstünde uçsuz bucaksız gökte götürüyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış Alametleri’nin tamamını birer birer meydana getirdi mi Allah? Gücü yetiyormuş demek ki. Allah’ın gücüne inanamıyorlar. “Yapmaz” diyorlar. Siz yapın. “Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz” diyor. Çıkar, sen gerisine karışma. Sen dua et, gereğini yap. 150 alameti çıkaran Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ı mı çıkaramayacak? Değil mi? Hz. İsa (a.s.)’ı mı indiremeyecek? Birde ayrıca aklın ihtiyarını kaldıracak şekilde olmayacak. Ne derdine düşüyorsunuz? Yani o tip şeylerle kafanızı karıştırmanıza gerek yok. Siz dua edin, gayet güzel olacak diyorum. İnşaAllah. Gelmezse? Kardeşim, bırak bunları. Bediüzzaman diyor “İmanı zayıf, enesi kavi” yani kendini beğenen diyor, büyük gören “enesi kavi fakat imanı zayıf bir kısmı” diyor. “İnkar cihetine gitmişlerdir” diyor. Allah’a güvenmiyorlar, dine güvenemiyorlar. Olmaz zannediyor. Kardeşim yani bir bildiğim var ki, eminim ki bu kadar üzerinde duruyorum ayrıca, değil mi? “Adetullaha aykırıdır” diyor. Komünizm Adetullah’a uygun mu? Harikadır, ama oldu işte. Komünizm dünyaya hakim olmuştu bir ara. Allah yıktı. Kapitalizm’i Allah hakim edebiliyor, Masonluk’u hakim ediyor. Peki Müslümanlık dünyanın en güzel inancıdır, en güzel hayatıdır. Ve insan fıtratına en uygun hayat şeklidir. Biz gece gündüz sevgiyi ararız, güzelliği ararız. Neşeyi ararız, değil mi? “Rahat edelim” deriz. Bizi üzen, rahatsız eden hiçbir şey olsun istemeyiz. Yardımlaşma isteriz, sosyal adalet isteriz. Kavga, gürültü olsun istemeyiz. Bilim, kültür, estetik, sanat gelişsin isteriz. Nedir bu? Bunun toplamı İslam’dır işte. Yani insanların Allah’tan korkmasını isteriz. Allah’tan korkana insan güveniyor. Hatta halk arasında bir laf vardır. “Kork, Allah’tan kormayandan” derler. Yani tabii o anlamda bir korku değil de, temkinli olursun Allah’tan korkmayandan. Allah’a inanlardan daima güzellik ve iyilik gelir. Gerçek anlamda inananlardan, Allah’ı hakikaten sevenlerden çünkü berrak oluyor tavırları. Bayağı güzel oluyor. Dolayısıyla bu güvensiz üslubu bırakacaklar. Bu garip üslubu bırakacaklar, inşaAllah. Ne anlatayım?
SUNUCU:Hocam en son Bediüzzaman’ın, “Seyyid değilim”, bu nedenle de Hz. Mehdi (a.s.) olmayacağından bahsetmiştiniz. Barla Lahikası sayfa 162’de de vardı Hocam inşaAllah. “Öncü bir neferi, pişdar bir neferi, öncü bir askeriyim” diyordu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, Beril’in ilmini görüyor musun? Bak Risale-i Nur Külliyatı’nı ezbere söylüyor. Hangi sayfada ne olduğunu. Kuran ayetlerini de ezberden söylüyor. MaşaAllah.
SUNUCU:Vesilenizle inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biraz Kastamonu Lahikası’na bakayım. Mesela diyor ki Bediüzzaman Kastamonu Lahikası 61. sayfa; “Azîz kardeşlerim! Sadakatınızdan tereşşuh eden (ortaya çıkan) ve haddimin pek çok fevkinde (üstünde) Hüsn-ü zannınıza karşı bundan evvel verdiğim cevabın bir tetimmesi (konuyu tamamlayan eki) olarak, bu gelecek fıkrayı iki gün evvel yazmıştık. Sizin fevkalade sadakat ve ulüvv-ü himmetinizden (yüksek himmetinizden, yüksek gayretinizden) tereşşuh eden (ortaya çıkan) bir hafta evvelki mektubunuza karşı Hüsn-ü zannınızı bir derece cerheden (iptal eden, çürüten) benim cevabınım himmeti şudur ki” yani ben doğrusunu size söyleyeyim diyor. Yani, “Hz. Mehdi (a.s.) diyorsunuz bana ama ben size doğrusunu söyleyeyim” diyor. “Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, her şeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen” bakın hakiki beklenilen, kardeşim yani burada yalan söylemeye ne gerek var? Doğru söylememeye ne gerek var? Yalan söylemek demeyeyim de yani doğru söylememeye ne gerek var? Bak, “hakiki beklenilen” diyor. “Ve bir asır sonra gelecek” diyor. Allah’tan kork. Ayıp yapıyorsunuz. Yani 1910, 2010 bir asır sonra diyor. “Hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat” burada nerede şahs-ı manevi var? Hem ayıp, hem günah, bir de hakaret de bu. Milletin insanların aklına, zekasına, anlayışına hakaret yok mu bunun altında? Yani alay eder gibi. Mesela okuyorsun bunu. Diyor ki, bak “Her şeyi kendi hesabına aldığı için” diyor. “Faraza hakiki beklenilen” bak. “Hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat” bu nedir Hocam diyorsun? “Şahs-ı manevi anlatılıyor” diyor. Kardeşim artık ayıp yani. Allah’tan kork. Nerede burada şahs-ı manevi? “Hakiki beklenilen”, “bir asır sonra” diyor bak vakit de söylüyor. Bir asır, yüzyıl sonra, 2010’da “gelecek o zat” şahıs. “Dahi” diyor “bu zamanda gelse, harekâtını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset âlemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum” partiler üstü olacak diyor. Siyasetle ilgilenmeyecek. Yani siyasi parti kurarak faaliyet yapmayacak. Siyasetle ilgilenmeyecek. Bütün siyasi partileri kucaklayacak. Milleti kucaklayacak. Bunu anlatıyor. Mesela yine başka bir sayfayı açayım.
Mesela Kastamonu Lahikası 76, “Risale-i Nur’un şimdiye kadar fütuhatı (galibiyeti) ve zındıkların (kafirlerin, dinsizlerin) ve dalâletlerin savletlerini (saldırılarını) kırması ve yüz binler biçarelerin imanlarını kurtarması ve herbiri yüze ve bine mukabil yüzer ve binler hakikî mümin talebeleri yetiştirmesi, Muhbir-i Sâdıkın” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in. Muhbir ne demektir? Bildiren. Muhbir-i Sadık, sadık olarak bildiren, doğru bildiren. “(Peygamberimiz (s.a.v.)’in) ihbarını” yani önceden bildirdiği bilgiyi “aynen tasdik etmiş ve vukuatla ispat etmiş” diyor. Yani “olaylar meydana geliyor” diyor. Peygamber (s.a.v.) söylüyor, çıkıyor. Söylüyor, çıkıyor aynısı. Biz nasıl televizyonda ispat ediyoruz.
Bak diyoruz, Lulin kuyruklu yıldızının çıkacağını söylüyor, çıktı. Değil mi? Diğer kuyruklu yıldızı söyledi, çıktı. “Fırat’ın suyu kesilecek” dedi, kesildi. Hepsini anlatıyoruz değil mi? Bak, “vukuat” diyor. “Vukuatla ispat etmiş” yani hadis artık sahih mi değil mi denilecek gibi değil. “Vukuat ile ispat etmiş” olaylar meydana gelmiş, ispat edilmiş diyor. “Ve ispat edilmeye devam ediyor” diyor. “İnşaAllah daha da edecek” diyor. 1960’da vefat etti Bediüzzaman, 1980’de Hz. Mehdi (a.s.)’ın Alametleri alenen ortaya çıkmaya başladı. Bak, ne diyor? “İnşaAllah daha edecek Alametler” yani Muhbir-i Sadık, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sözleri aynen çıkmaya devam edecek. “Ve öyle kökleşmiş ki, inşaAllah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu (Risale-i Nur Külliyatı’nı) çıkaramaz” yasaklanmayacak Risale-i Nur diyor. “Çıkaramayacaklar” diyor. Bakın “Ta Ahir Zamanda” çok ileri bir tarihte, Ahir Zamanda. Zaten diyor öbür şeyde, “yüzyıl sonra” diyor. “Bir asır sonra” diyor. Bak burada da “Ta Ahir Zamanda, hayatın geniş dairesinde” yani muazzam hayatın geniş dairesine girdik. Radyo, televizyon, internet, faks, cep telefonları, basın değil mi? Sabaha kadar sayarız. “Hayatın geniş dairesinde” bakın, Risale-i Nur Külliyatı’nın “asıl sahipleri”. Bak kaç defa anlattım, adamların kafası bir türlü açılmıyor bazı kardeşlerimizin. Çok az, küçük bir topluluğun kafası açılmadı daha. Bak “Risale-i Nur Külliyatı’nın asıl sahipleri” demek ki kardeşim sen değilmişsin asıl sahibi. Asıl sahibini açıklıyor bak. “Asıl sahipleri kim?” diyoruz, Bediüzzaman’a, “Üstad’ım kim?” diyoruz. “Yani Hz. Mehdi (a.s.)” diyor. Nerede burada şahs-ı manevi? “Ve şakirtleri”, onu da mı şahs-ı manevi yapacaksın? Talebeleride, değil mi? “Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir” mevcut olan daireyi genişletip esnetip açacaklar “ve o tohumlar sümbüllenir” “Siz” diyor “bir tohumsunuz, sümbülleneceksiniz” diyor. “Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrediriz” “Ben o anda vefat etmiş olacağım” diyor. Kardeşlerimiz, en çok bu konuların üzerinde dursunlar çünkü orada kurnazlık yapıyorlar. Geniş alana çektiklerinde, kardeşlerimizi boğarlar. Bu adamlar demagojiden çekinen bir insan değil. Demagojinin kitabını yazarlar yani. Ağız, dil eğip bükmenin kitabını yazarlar. Baş edemezsiniz öyle. Böyle net asla kaçamayacakları noktalar var. Oralardan girsinler.
Mesela bak diyor burada “Ta Ahir Zamanda, hayatın geniş dairesinde, asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” bunu hiçbir şekilde örtbas edemezler. Mesela “Ben mezarda olacağım” diyor “o anda”. Nasıl kapatacaksın sen bu izahı? “Mezarımda olacağım” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın olduğu dönemde ben mezarda olacağım” diyor.
Bak, ayrıca yine 148. sayfada Kastamonu Lahikası’nda, yalnız bu çok acayip tabii, 1930’larda, 1920’lerde, 1971’deki olayları aynısıyla söylüyor olacak olayları. 1981’dekileri söylüyor. 12 Mart muhtırasının oluş tarihini, o devri söylüyor. 28 Şubat’ın olacağını söylüyor ama en ince detaylarına kadar. Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’da çıkacağını söylüyor. Darwinizm’e ve Materyalizm’e karşı mücadele edeceğini söylüyor. Yani hiçbir İslam alimi bilmez bunu. Bir tek o biliyor. Bir mucize bu, harika yani. Mucize demeyeyim de keramet.
“Fakat efkâr-ı âmmede, hayatperest insanların nazarında zahiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i diniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile o nokta-i nazardan bakıyorlar, mana veriyorlar. Hem bu üç vezaifi birden” siyaset, diyanet ve saltanat, yani İslam anlamında siyaset, diyanet iman hakikatlerinin anlatılması, İslam’ın anlatılması diyanet ve saltanat yani muhteşem İslam medeniyetinin kurulması. “Hem bu üç vezaifi birden bir şahısta” tek bir şahısta, “yahut cemaatte” bakın dikkat edin, “bu zamanda” diyor, kendi zamanında. Ahir zamanı açıklamayı biliyor değil mi Bediüzzaman? Kendi zamanını söylemeyi de çok iyi biliyor. Bak “bu zamanda” diyor “bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi” birbirini bozmaması “pek uzak, âdeta kabil görülmüyor”. Yani “benim zamanımda Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkması imkansız” diyor. “Mümkün değil” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) zamanında nasıl olacak?” diyoruz, peki? “Mükemmel olacak” diyor. Bak, “mükemmel olması”. “Birbirini cerh edecek mi efendim?” diyoruz. “Bilakis” diyor “tam tersi. Birbirini tamamlıyor Hz. Mehdi (a.s.) zamanında. Ama benim zamanımda birbirini cerh eder” diyor. “Birbirini parçalar” diyor. “Birbirinin etkisini ortadan kaldırır. Ve mükemmel olamaz” diyor. Ne zaman? Kendi zamanında olmaz diyor. “Benim zamanımda olmaz” diyor. “Birbirini cerh etmesi pek uzak adeta kabil görünmüyor” mümkün değil diyor benim zamanımda. “Efendim” diyoruz, “Ne zaman olur o zaman? diyoruz. Bediüzzaman’a, orjinal olarak kendisine soruyoruz. “Ahir zamanda” diyor, vakti bildiriyor. Öbür bölümde de zaten diyor, “Bir asır sonra” diyor yüz yıl sonra. Bak burada diyor “Ahir zamanda”. “Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (s.a.v.) cemaat-ı nuraniyesini” yani Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, seyitler topluluğunun, cemaatinin, “cemaat-ı nuraniyesini temsil eden” onların temsilcisi olan. Bütün seyyidler topluluğunun temsilcisi olan, mesela on milyon seyyid varsa aralarından bir kişi çıkmış, Hz. Mehdi (a.s.) temsilcisi. Bir kişiden bahsediyor bak, “temsilcisi” diyor. Bak, “Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (a.s.m.) cemaat-ı nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi'de” temsil eden bir kişi var o da Hz. Mehdi (a.s.) diyor. “Hazret-i Mehdi’de ve cemaatindeki” bak bir de cemaati de var. Hz. Mehdi (a.s.) var, temsilcisi olan bir kişilik Hz. Mehdi (a.s.) var. Cemaati var ve cemaatindeki şahs-ı manevi var. “Şahs-ı manevîde ancak içtima edebilir” o zamanda çok mükemmel olur, işte o zaman diyor. “Benim zamanımda olmaz” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı” diyor. Anlaşılmayacak ne var burada? Özellikle bu kadar detaylı anlatıyorum ki çok büyük terbiyesizlik yapıyorlar. Ayıp yapıyorlar. Bakın en gıcık olduğum şey ne biliyor musun? Bu zeki milletin, bu akıllı milletin aklıyla alay ediyorlar kendi kafalarına göre. Yani çocuk kandırır gibi kandıracaklarını zannediyorlar. Kardeşim ne gerek, dürüst olsana. O yüzden de bereket olmadı, dürüst davranacaklar. Ama bütün ağabeylerin ben ayağının tozuyum. Ben onların kölesiyim, hizmetçisiyim ve kapıcısıyım. Nur talebelerinin de kölesi ve kapıcısıyım ben. Benim kastettiğim bu kişiler, %99,9999’unun iyi olduğunu ve bu konuda mükemmel, düzgün insanlar olduklarına inanıyorum. Ama 0,00001 üçkağıtçı takımı var açıkça söyleyeyim. Dört dedim ama şimdi üçe çıkardım geri gittikçe daha şeyi artıyor. Bunlar Allah rızası için milletimizle alay etmekten vazgeçsinler. Biz bayağa akıllıyız, tahmin ettikleri gibi değiliz. Yani tahminlerinin çok üzerinde akıllıyız biz. Bu, aklı gitmiştir de alay edersin o adamla, adama dersin ki, “Açık açık bak burada yazıyor ama yok sen yanlış görüyorsun” dersin. Yani adam ayağına ayakkabı giyer. Bu ne dersin ayakkabıya? Sorarsın, adam der ki; “Araba” der. Araba, o arabayla oynar adam. Aklını kaybetmiştir. Bu yalanlar öyle aklını kaybetmiş birine yapılır. Yani kendi ayakkabısını araba zannediyorsa, onunla oynuyorsa ona yapılır. Normal akıldaki bir Müslüman’a böyle oyun oynanmaz. Yapmayın, Allah’tan korkun. Dürüstçe söyleyin bir şey yok. Kimse de sizin yakanıza yapışmadı. İlla Hz. Mehdi (a.s.) şudur, gidin Hz. Mehdi (a.s.)’ın peşine. Zaten Hz. Mehdi (a.s.), Mehdilik iddia etmeyecek. Ne derdine düşüyorsunuz? Ayrıca Mehdilik iddia değil, ispattır. Onu Erbakan Hocamız da çok güzel vurgulamış. Aynı cümleyi kullanmış, “Milli görüş iddia değil, ispattır” demiş. Talebesi olan hazret demiş. İddia ediyorlar falan demiş de. O da lafı tam oturtturmuş böyle. “Milli görüş iddia değil, ispattır” demiş. Çok güzel demiş. Bir daha bilmiyorum o lafın altında nasıl şey yapacaklar, yani inşaAllah? Bu dürüst olunmazsa bu konuda, Allah insanlara bela verir. Bereketsizlik ve uğursuzluk her yeri kaplar. Yapmasınlar, dürüst olsunlar. Değil mi? İnşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) berekettir. Bak Kıyamet’in gelişine, bak Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor “Kıyamet O’nun vesilesiyle duruyor” diyor. Duracak, “Allah Kıyamet’i engelleyecek” diyor Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle. İster inan, ister inanma, sorun değil. Zaten 2120’ye az bir şey kaldı, o zaman anlarsın. Hz. Mehdi (a.s.)’ın vefatından sonra zaten dünyada olan olaylardan da anlayacaksın. Hz. Mehdi (a.s.) miydı, değil miydi? Bir ispatı da odur Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Bakın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Hz. Mehdi (a.s.) olduğunun bir ispatı da odur. Hz. Mehdi (a.s.)’nin hemen vefatından sonra muazzam bir bozulma başlayacaktır dünyada. Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişi ile İslam ahlakı dünyaya hakim oluyor. Vefatıyla bozulma dünya çapında. Dünyadaki en mükemmel hakimiyet, dünya tarihinde Hz. Adem (a.s.)’den bu yana böyle büyük bir hakimiyet yok. Hiç olmamıştır. Hz. Adem (a.s.)’den bu yana da bu kadar, böyle büyük bir bozulma olmayacaktır Hz. Mehdi (a.s.)’nin vefatından sonra. Böyle mübarek bir insandır Hz. Mehdi (a.s.). Ve Hz. İsa (a.s.) tabi oluyor namazda ve Hz. İsa (a.s.) diyor ki; “Ben senin vezirinim, emrindeyim” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’nin emrinde olacaktır Hz. İsa (a.s.). O kadar mübarek bir insandır Hz. Mehdi (a.s.). Yani böyle binbir türlü dalavereyle kapatılmaya çalışılan bu insan, Allah’ın bu kadar sevdiği bir insandır. Peygamberimiz (s.a.v)’in bu kadar sevdiği bir insandır. Hz. İsa Mesih (a.s.) hepimizin canı, bütün Hristiyan aleminin ve bütün Müslüman aleminin, bizim nurumuz, canımız, ciğerimiz. Ne örtbas etmeye çalışıyorsun kardeşim “gömdüm” diyerek? Bak, “Gömdük” diyor Hz. İsa (a.s.)’yı. Bak görüyor musun, içindeki duyguya bak? Kardeşim, senin gömmen yalan. Niye böyle konuşuyorsun? Hz. İsa (a.s.) görevini yapacak. İslam ahlakı dünyaya hakim olacak. Niye dünyaya hakim olmasından rahatsızsın? Kardeşim, teslis inancındalar adamlar. Bundan kurtulmalarını sen istesene. Teslis inancından kurtulsunlar. Şirk koşuyorlar adamlar mahvoluyor. Yazık değil mi adamlara? Hz. İsa (a.s.)’ın yaşamasını sen iste Allah’tan. Ölmesini niye istiyorsun? Görevini yapmadan ölmesini niye istiyorsun sen? Görevini yapsın, yaptıktan sonra zaten Allah canını alacak. Peygamberimiz (s.a.v)’in yanında mezarı hazır Hz. İsa (a.s.)’ın. “Yok” diyorlar. “Biz Isparta’da bir yere gömdük” diyorlar. Yani Peygamberemiz (s.a.v.) özel olarak yer ayırttırmıştır. “Benim yanıma gömün” dedi. Sahabelerde bildikleri için özel yer ayırdılar Peygamberimiz (s.a.v)’in yanına gömülmesi için. Koskocaman boşluk var özel. Hz. Ebu Bekr (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) var biliyorsunuz yanında, ama Hz. İsa (a.s.)’ın gömüleceği yer ayrıca büyük bir yer olarak ayrılmıştır. Hemen yanına Peygamber (s.a.v.)’in, hemen yanında duruyor. Bir de burada da terbiyesizlik yapıyorlar. Çok ayıp, yani çok çok ayıp. Peygamberimiz (s.a.v)’in bu sözüne rağmen, Peygamberimiz (s.a.v.) bak yeri ayırmış, tahakkuk etmiş olay duruyor, artık görülüyor toprak parçası. Özel yer ayrılmış Hz. İsa (a.s.) için. Sen diyorsun ki, “Ben Isparta’ya gömdüm” diyorsun “dört kişi”. Ve hiçbir görev yapmadan “gömdük” diyorlar. “Geldi Hz. İsa (a.s.), tanıdık, duruyordu, birdenbire öldü. Aldık Isparta’ya gömdük. Bitti bu konu kapatın” diyorlar. Bunu ahirette nasıl açıklayacaksın? Allah’tan korkmuyor musun sen? Bu ne cesaret, bu ne çirkin cesaret böyle? Burada antiparantezleri çok iyi belirteyim. Bunu cahilliğinden, bilmediğinden ve samimiyetle söyleyen kişileri tenzih ediyorum kardeşlerimi. Duymuştur, öyle de doğrudur zanneder, iyi niyetle nakletmiş olabilir. Ama doğrusu böyle değil. Yani fiili durum var. Sahabe, özel olarak yerini ayırmış. İnanmıyorlar mı sahabeye artık? Peygamber (s.a.v.)’e inanmıyorlar mı? Allah’a inanmıyorlar mı? Allah söylüyor Kuran’da, “Sana uyanları kıyamete kadar küfrün üstüne geçireceğim. Ve Ehli Kitap’tan herkes sana iman edecek” diyor Cenab-ı Allah. “Yok” diyorlar “Son nefeste iman edecekler onlara görüntü olarak görünecek Hz. İsa (a.s.)”. Kardeşim hadi dediğiniz gibi kabul edelim. Bu iman geçerli değil ki. Ayet var, çok fazla ayet var. Zaten geçerli değil. Hz. İsa (a.s.)’dan kurtulmak için binbir türlü yere giriyorsunuz. Binbir türlü oyun oynuyorsunuz. Ama bakın bu konuda da cahilliğinden, bilgisizliğinden, iyi niyetle söyleyen insanların hepsini tenzih ediyorum. Ben burada hainlik yapanları, bile bile yapanları kastediyorum. İyi niyetle söyleyebilir adam, cahilliğinden de söyleyebilir. Anlamıyor olabilir, bir şey demiyoruz onlara. Anlaşıldı mı?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.) herkesin evine girecek”. “Herkes” diyor “yattığı yerden Hz. Mehdi (a.s.)’ı dinleyecekler ve görecekler” diyor. Nasıl olur bu sence? 1,5 milyar Müslüman var.
KONUK:Televizyonla.
OKTAR BABUNA:Ahir zamanda sahte alimlerin durumunu haber veren hadisi okuyayım mı Hocam inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:
“İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onların hepsi Kuran okur, ibadete çalışırlar ve Ehl-i bidatle de meşgul olurlar. Lakin bilmedikleri cihetten müşrik olurlar ve okumalarına ve ilimlerine bedel rızık alırlar ve dünyayı din karşılığında yerler. İşte bunlar, kör deccalin avanesi olacaklardır” (Deylemi; Geleceğin Tarihi 1, s.27)
ADNAN OKTAR:Çok manidar, o zaman şerh ederek okuyalım. Ben hadisi yeni duyuyorum. Bir daha baştan oku, bakayım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onların hepsi Kuran okur, ibadete çalışırlar ve Ehl-i bidatle de meşgul olurlar”
ADNAN OKTAR:Şimdi onu yanlış okudun. Ehl-i bidat, yani uydurmaların peşinde olurlar. Bidat ehli olurlar o anlamda. Bidat ehli olurlar, uydurmaların peşinde olurlar ama dindar görünümlüler. Kuran’la bağlantıları var. Kuran’ı ezberden biliyorlar veyahut açıkça mükemmel Kuran okumayı biliyorlar. Ama bunlar meslek edinmişler bu konuyu. Evet devam et.
OKTAR BABUNA:“Lakin bilmedikleri cihetten müşrik olurlar”
ADNAN OKTAR:Haberi bile yok müşrik olduğundan. Bak, bu da çok manidar. Şimdi bizim anlattığımızda bu. Zibil gibi gerici müşrik var. Haberleri yok.
OKTAR BABUNA:“Ve okumalarına ve ilimlerine bedel rızık alırlar”
ADNAN OKTAR:Yani onu meslek edinmiş. Okuması, Kuran okuma, dini hizmetler, hepsini meslek edinmiş.
OKTAR BABUNA:“Ve dünyayı din karşılığında yerler”
ADNAN OKTAR:Bununla geçiniyor. Adama soruyorsun “Mesleğin ne?” diyorsun. “Din” diyor, “Bununla geçiniyorum ben” diyor.
OKTAR BABUNA:“İşte bunlar, kör deccalin avanesi olacaklardır”
ADNAN OKTAR:Şimdi tabii bu, istisnasız hepsi anlamında değil. Epey bir kısmı böyle olacak anlamında. Çünkü cahilliğinden yapanlar var, saflığından yapanlar var. Çeşitli nedenlerden yapanlar var ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği geniş anlamda dünyada böyle bir bela olacak anlamına geliyor. Biz bunu, bu yüzyılda gördük bu belayı daha önce yok. Yani 1400 yılık İslam tarihinin, 1300 yıllık bölümünde böyle bir bela yok. Bu son yüzyılda var Darwinist Hocalar. Maaşını alıyor, Darwinist, materyalist, aynı zamanda müşrik uydurmaları anlatıyor. Kuran’da, dinde, İslam’da olmayan uydurmalar anlatıyor. Onunla geçiniyor. Ama diyalektik felsefeyi savunuyor. Bak, “Hem Darwinist, materyalist, diyalektik felsefeyi savunuyor. Modern Hoca görünümünde, böyle özenti, fakat görgüsüz, aynı zamanda hurafelere girmiş ve müşrik. Bundan da haberi yok, böyle bir hal olacaktır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bu Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış Alameti olarak mucizedir bu. Bir tek bu yüzyıla mahsustur bu. Mesela bir din adamının deccal yanlı olsun olmasın. Bak, “Haberleri de olmaz” diyor. “Haberi bile olmaz” diyor. Halbuki deccalin ordusuna katılmış adam, haberi yok. Müşrik olmuş, haberi yok.
OKTAR BABUNA:Örnek olarak sizsiniz maşaAllah. Sadece sizin geçen sene satılan kitap sayınız 80 milyon dünya çapında. Bugüne kadar 1 kuruş telif hakkı almadınız Hocam. Hatta bedava, ücretsiz kitap dağıtımında inşaAllah, bütün dünya çapında faaliyetleriniz. Yani bırakın para almayı.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şu an yayın yapıyoruz, bayağı pahalıya mal oluyor bize. Bizim bundan hiçbir kazancımız yok. Bakın üstüne bilakis para veriyoruz. Bak, gecenin bu vaktinde Allah rızası için anlatıyoruz. Değil mi? Allah aşkıyla anlatıyoruz. Bize maaş kimse vermiyor. Bunu anlatıyorsun sen. İşte ibadet ve samimiyet böyle olması lazım. Buna karşılık gizlice gidip televizyon kanallarıyla anlaşma yaparsa bir adam, birisi, bu haram olur. “Anlaşma yapmadım” dediği halde yine ayrıca anlaşma yapmışsa yine bu da haram olur. Veyahut bazı garibanları sırf Evanjelikler’in istediği gibi diye yani böyle kanlı, irinli bir bakış açısına sahip diye, Evanjelikler’in istediği büyük Armagedon Savaşı’nın zemin hazırlayıcısı diye, Alevi, Bektaşi, Şii düşmanı diye ve onları kan revan içinde brakmak isteyen insan diye, bazı kişiler çıkıp desteklerlerse, ki böyle insanlar bir hayli var. Bu tarif ettiğim kancı, irinci takım, yani Evanjelikler’in istediği bu, sel gibi kan akıtma politikasını şiddetle destekleyen, oranın Evanjelik yobazları da aynı şeyi söylüyor. “Biz de” diyorlar “sel gibi kan akıtacağız”. Bizim yobazlarda aynı şeyi söylüyorlar. “Biz de sel gibi kan akıtacağız”. Onlar da “Atın boğazına kadar kan istiyoruz” diyorlar. Onlar da “Atın boğazına kadar kan istiyoruz” diyorlar. Onlar da, “Elimizde kılıçla sürekli adam doğrayacağız” diyorlar. Onlar da “Elimizde kılıçla adam doğrayacağız” diyorlar. “Ne zaman?” diyoruz. “Hemen şu sıralar” diyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) ne diyor? “Olmaz” diyor. Olmaz deyince bunlar ne yapıyorlar, buhar oluyorlar. Mesih ne diyor? “Olmaz” diyor. Olmaz deyince bunlar ne yapıyorlar? Hepsi buhar oluyorlar. Bak Evanjelikler’in eli ayağı bağlandı. Hadi gidin de yapın bakalım savaş. Hz. Hızır (a.s.) ne diyor? “Olmaz” diyor. Elleri kolları bağlanıyor. Hz. Hızır (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) küfür belasını buldu ben söyleyeyim. Allah’tan onlara beladır Hz. Mehdi (a.s.), Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Hızır (a.s.). Çivi gibi çakıldılar evvelAllah. Nefes alamıyorlar. Müsaade yok. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebisiyim. Aciz, naciz, gariban bir talebesiyim.
OKTAR BABUNA:Siz Evanjelikler’den bahsettiniz, daha önce de anlatmıştınız Hocam. Amerika’yı ve dünyadaki olayların nasıl Evanjelikler’in politikası doğrultusunda geliştiğini, sizin sitenizden.
ADNAN OKTAR:Şimdi ben bir ayet açtım. Zümer Suresi 22, 2, 2, 22 dikkat edin.
“Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir,” burada Risale-i Nur’a da bir işaret var tabii. “Rabbinden bir nur üzerinedir (öyle) değil mi?” diyor Cenab-ı Allah. Ebcedi 2022 yılını veriyor. İslam ahlakının mükemmel hakimiyet yılı.
OKTAR BABUNA:Bu Evanjelikler’in politikalarını anlattınız inşaAllah. Sizin sitenizden de bir bilgi vardı. “Evanjeliklerin yanlış Mesih politikası Türkiye’yi bölgeyi fiil olarak nasıl etkiledi?” diye. Onu anlatalım mı Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Kardeşim özetini söyleyeyim. Dünyayı şu an Evanjelikler yönetiyor. Evanjelik yönetimi var bölgede. Irak’ı Evanjelikler işgal etti, Afganistan’ı da. Aksini söyleyen varsa telefon etsinler şu an söylesinler, düzelteyim. Yani dünyayı kan revan içinde bırakanlar onlardır. Bu adamlar diyorlar ki, “Müslümanlar deccal ordusudur tamamı”. “Biz de Allah’ın ordusuyuz” diyorlar. Yani “Hz. İsa (a.s.)’ın ordusuyuz”. “Bütün Müslümanları katledeceğiz ama şöyle olacak” diyor. “Müslümanlar gidecekler Musevilere saldıracaklar” diyorlar. “Musevilerin büyük bir bölümünü katledecekler. O anda biz de onların üstüne çökeceğiz” diyorlar. “Müslümanların üstüne çökeceğiz. Ne kadar Müslüman varsa kılıçtan geçireceğiz, bir tane bile bırakmayacağız” diyorlar. Büyük Armagedon denilen olay bu, kastedilen bu. Ve bu bir Hristiyan’ın temel inançlarındandır yani bunu inkar etmesi Peygamberi inkar etmesi gibidir. Namazı inkar etmesi, orucu inkar etmesi gibidir, yani imanın şartlarındandır bu. Ve “Vakti geldi”diyor adamlar. “Vakti çoktan geçiyor bile” diyorlar. 1999’du asıl vakti onlar için. Konu bu, eğer yanlış diyen varsa gelsin. Bu meşhur konudur herkesin bildiği. Hz. Mehdi (a.s.) bunu durdurdu. Herkes şaşırdı. Durdurdu, yapamıyorlar. Hz. İsa Mesih (a.s.) durdurdu, yapamıyorlar. Armagedon durduruldu. Şeytanın bir oyunuydu, planıydı, durduruldu. Buna uygun, bir sürü yobaz, cahil Hoca vardı. Evanjelikler’in bu kan dökme isteğini tam karşılayacak bir ekip vardı. Onlar diyor ki; “Müslümanlar kan dökmek istiyorlar, Hristiyan kanı dökmek istiyorlar” diyor. “Doğru mu arkadaşım?” diyor. “Hem nasıl? Elimde kılıçla bekliyorum” diyor. “Musevilerin hepsini doğrayacak mısınız siz?” “Doğrayacağım” diyor. “Bekliyorum” diyor. “Hatta” diyor “Alevileri doğrayacağım, Bektaşileri doğrayacağım, Caferileri doğrayacağım, Şiileri doğrayacağım, Vehabileri doğrayacağım, Hristiyanları doğrayacağım, Musevileri de doğrayacağım” diyor. “Ben de senin iflahını keseceğim” diyor Evanjelikler de. “Atom bombasıyla sizi bombaya boğacağım” diyor. “Atom bombasına boğacağım. Bir tanenizi bırakmayacağım” diyor. Bu planı bozduk işte. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesi olarak, öncüsü olarak, bozduk. Yapamıyorlar şu an adamlar.
Obama’nın göreve gelmesi de bu gücün etkisiyledir. Yani Hz. Hızır (a.s)’ın, Hz. Mehdi (a.s.)’nin ve Hz. İsa (a.s.)’nın birlikte hareket etmesi neticesinde oluyor bunlar. Daha birçok şey var. Ama bu kan, irin politikasını tabii zır cahil olduğu için savunan cahil Hocalar var. Garibanlar var, bilmiyor. Onları zehirlemiş deccalin taraftarları, cahil Hocalar. Yani deccalin askeri olan Hocalar zehirlemiş bu cahil Hocaları. O garibanları, o cahilleri de onların kafasına uyup bilmeden cahilce onları savunuyorlar. Onları tenzih ediyorum. Mesela sırf cahiliğinden bu oyuna düşenlerden biri de Cübbeli’dir. Sırf cahilliğinden, çok cahil farkına varmadan o çizgide hareket etmiş oluyor. Haberi yok. Yani onların ekmeğine pekmez sürmüş oluyor haberi olmadan, yani Armagedoncular’ın. Ama kasten yaptığına inanmıyorum tabii. İnşaAllah.
Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Ankebut Suresi 24, “Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün da yakın" demek oldu” Hz. İbrahim (a.s.) diyor ki; “Bütün putlarınızı yıkacağım sizin”. “Bir tek” diyor “o büyük putunuza şimdilik usulen bir saygı göstereceğim ama o da bir taktiktir” diyor. “Onun boynuna baltayı asacağım” diyor. “Ona ellemeyeceğim” diyor. “Ama diğer bütün putlarınızı yerle bir ettim” diyor. O da Ledün İlmidir yani o putun bir tanesini bırakması. O onu yıkmayacak anlamına gelmez. Sadece ertelemiş oluyor. Geçici olarak ona nezaket gösteriyor. Bak, “Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün da yakın" demek oldu” İşte Hz. Mehdi (a.s.)’a da yapılacak muamele budur. “Öldürün da yakın” diyecekler. “Böylece Allah onu ateşten kurtardı” Hz. Mehdi (a.s.)’a her türlü oyun oynanacak, her türlü ateşin içine atılacak, hepsinin de güler yüzle içinden çıkacak. Hatta diyor ki hadiste Peygamberimiz (s.a.v.), “Hz. Mehdi (a.s.)’ı yatırırlar” diyor deccal, “ortadan biçer” diyor deccal Hz. Mehdi’ (a.s.)’yi, “iki parçaya ayırır” diyor. “”Ne diyorsun şimdi?” der” diyor. “Bir de bakar ki” diyor “Hz. Mehdi (a.s.) yine toparlanmış, güleryüzle karşısına çıkar” diyor. “Senin deccal olduğunu daha iyi anladım der” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’yi kardeşlerinden ayıracaklar, hapsedecekler, hapisten çıktığında güleryüzle karşılarına çıkacak, diyecek ki; “Deccal olduğunuzu daha iyi anladım. Devam” diyecek, “Devam edeceğim” diyecek. “Vazgeçmiyorum” diyecek. Hadisin anlattığı anlam budur. Yani kardeşleriyle bir bütün çünkü. Şahs-ı maneviciler işte burada doğru. Şahs-ı manevi burada doğru, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri ve onlardan meydana gelen şahs-ı manevi, o şahs-ı maneviyi bölmeye kalkacaklar. Hz. Mehdi (a.s.)’ı ayıracaklar, talebelerinden ayırmaya kalkacaktır. Hapsedecekler Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Hz. Mehdi (a.s.) ne yapacak? Yeniden birleşiyor, çıkacak hapisten, yeniden çıkıyor. “Ama” diyor “güleryüzle çıkar” diyor hadiste güleryüzle. Başı önünde çıkmıyor. Hz. Mehdi (a.s.) baş eğmez. “Başı dik ve güleryüzle karşılayacak” diyor. “Senin” diyor “”Resulullah (s.a.v.)’in anlattığı deccal olduğuna daha iyi kanaatim geldi” diyecek” diyor. Vukuatla ispat etmiş çünkü net kanaatim geldi. Ve devam ederek “deccalin de artık, ona gücü yetmeyecek” diyor hadiste. İnşaAllah. “Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır” Yani Ahir zamandaki Müslümanlar için de, Hz. Mehdi (a.s.) cemaati için de ayetler vardır diyor Allah. Yani deliller, anlamlar, işaretler, derinlikler vardır. “Düşünürseniz bulursunuz” diyor Allah. “Anlarsanız gereken bilgiyi almış olursunuz, değil mi? Şerh ederseniz, tefsir ederseniz, tefekkür ederseniz bu gerçekleri görmüş olursunuz” diyor Allah. “(İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz” Yani o devrin inancı da yine Allah’ı inkar üstüne kurulu yine Darwinist, materyalist. Her devirde Darwinist, materyalisttir. Hz. İbrahim (a.s.) devri de öyle, tesadüfler sonucu olmuştur diyor canlılar. Putların onları yarattığına inanıyorlar. Maddenin maddeyi yarattığına inanıyorlar. “Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak”. Yani bu dünyada birbirinizi kolluyorsunuz ama mesela münafıklar ailelerine düşkün olurlar. Neden? Çünkü para kaynağıdır, miras kaynağıdır. Ona yiyecek sağlar, üstünü başını yıkayacaktır, yemek sağlayacaktır, onun için ailesine çok düşkün olur münafıklar. Ayette diyor bak, Resulullah (s.a.v.) ile savaş var, cehd var. “Sen ne istiyorsun?” diyor. “Ben ailemi kurtarmak istiyorum” diyor. “Para kaynağını kurtarmak istiyorum”. Miras gelecek, yiyecek gelecek, üstünü başını değiştirecek, “Ailemi kurtarmak istiyorum” diyor. Bakanlar diyor ki; “Adam ne kadar ince insan”. Bak, Resulullah (s.a.v.) savaşa teşvik ediyor Allah yolunda mücadeleye. O da diyor, “ailesinin peşinde, bu çocuk daha doğru, bu insan daha doğru”. “Aferin” diyor. Bak avanak, münafık kafalılar da onu doğru buluyorlar. Peygamber (s.a.v.)’i değil de onu doğru buluyorlar. Yani o ahmağın, o alçağın ne amaçla onu söylediğinin farkında değiller. Bak, “Kısa bir yol olsaydı” diyor. “Çabuk alınacak bir netice olsaydı. O münafıklar peşinizden gelirdi” diyor Cenab-ı Allah ayette. Ama bakıyorlar ki yol uzun ve çabuk netice alınacak gibi değil. Paraya, imkana çabuk kavuşacak gibi değil. “Bana müsaade” diyor. “Tebliğ yap” diyorsun. “Benim ailem daha önemli, önce onu kurtarayım” diyor. Darphane gibi görüyor orayı, yani yiyecek kaynağı gibi. Gören de dersin “Ne kadar düşkün ailesine, maşaAllah” diyor adamlar yani gaflet gözüyle bakanlar, dalalet gözüyle bakanlar. Ahirette soruyorsun bunlara, “Annen, baban, kardeşlerin, bütün aşiretin hepsi Cehennem’e gitse ama sen kurtulsan bunu mu istersin?” deniyor. “Yoksa sen Cehennem’e gitsen hepsi kurtulsa onu mu istersin?” “Hepsi gitsin ben kurtulayım” diyor. Hani alçak çok seviyordun, hani seviyordun. Demek ki sen çıkarının derdindesin. Allah onu ispat ettiğini ahirette söylüyor. Tabii aynen bu kelimelerle değil de bu mantığı oluşturacaklarını söylüyor. Ben mealen söylüyorum. “Fidye olarak vermek isterler” diyor. “Hepsi gitsin, helak olsun ama ben kurtulayım” diyor. Böyle kahpedir münafıklar, bütün sistem çıkar üstüne kuruludur. “Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz” Sevgi bağı olarak işte ailesini putlaştırıyor. Ama put yani ondan bir çıkar istediği için, yoksa Allah rızası için sevmiş olsa zaten İslam ahlakının dünya hakimiyetini ister, İtthad-ı İslam’ı ister. Çünkü asıl sevgi, Allah sevilir. Anne, baba da Allah rızası için sevilir. Allah için sevmedikten sonra anne, babanın ne kıymeti var? Değil mi? Alah için sevilirse bir anlamı var. Bak, “Sonra Kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak” diyor. “Ben onu tanımam” deyip kavga ediyorlar. “Ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz” O ona lanet ediyor, o ona lanet ediyor. Halbuki hepsi aynı kafada oluyorlar. “Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur” diyor Cenab-ı Allah. Oktar Hocam devam et.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Bir mesaj var Hocam inşaAllah. Okuyayım mı size?
ADNAN OKTAR:Oku.
OKTAR BABUNA:“Hocam, öncelikle size büyük bir saygı ve sevgiyle bağlıyız inşaAllah. Aynı zamanda Sayın Oktar Babuna’yı da çok seviyoruz Hocam maşaAllah. Allah sizlerden razı olsun. Türk-İslam Birliği yolunda mücadelemizi sürdüreceğiz Hocam. Sayenizde bu fikri cihadın erleri olmaktan gurur duyuyoruz. Ankara Alperenler’inden sevgiler ve saygılar Hocam. Ellerinizden öperiz inşaAllah.
Ayrıca Hocam, İngiltere gibi Müslüman olmayan ülkelerde birliğin oluşması için en iyi yol ne olabilir? İngiltere’de pek çok kardeşimizin yanlış yolda olduğunu ve dinden uzaklaşıp materyalizme yaklaştıklarını görüyorum. Ayrıca bu ülkelerde uyuşturucu çok büyük bir problem. Neden uyuşturucular bu kadar büyük bir problem halini aldı ve Müslüman aileler üzerinde ne etkisi var? İmran”
ADNAN OKTAR:Şimdi bütün Alperenlere selam. Hepsi bizim canımız, ciğerimiz. Ülkücü gençler aynı şekilde, Alperenler öyle, Saadet gençliği öyle, Milli Görüş gençliği hepsi benim canım. CHP gençliği de öyle aydın, münevver, Atatürkçü. Hepsi benim parçam, ruhum, kardeşlerim. Tavsiyesi ne olsun? Bizim internet sitelerini tavsiye etsin. Ama şimdi, burada bir hata oluyor. Bizim internet sitelerimizi tavsiye etmek ayrıdır. Beni onlara ideal bir insan olarak göstermek ayrıdır. Ben kardeşim böyle bir iddia ile ortaya çıkmadım yani çıkamam da. Diyor ki, “Hocam senin şu eksiğin var, bu eksiğin var” Allah, Allah. Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Tabii ki günahkar ve eksik bir insanım. Tabii ki bütün Müslümanlar gibi ben de Allah’a dua ediyorum günahlarımı bağışlaması, hatalarımı bağışlaması için. Ben böyle bir iddiada bulunmam. Kimse de böyle bir iddiada bulunmasın. Bu haramdır. Böyle bir şey olmaz. Biz Peygamberler’e uymakla mükellefiz. Kuran’a uyacağız, Kuran’a davet etsinler. Asr-ı Saadet Müslümanlarını, sahabeleri örnek alacağız. Sahabeleri; Hz. Eba Bekr (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.), Hz. Ali (r.a.) Keremullahi Veche ve hepsinin üstünde Peygamberleri; Hz. Süleyman (a.s.), Hz. Zülkarneyn (a.s.) ve hepsinin üstünde bizim nurumuz, canımız, etimiz, kemiğimiz, birtanemiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), onu örnek alacağız biz. Bırakın benimle oturup açıklamalar yapmayı, falan. Burada hata yapıyorlar. Can hıraş beni savunuyorlar. Beni savunmasınlar, buna gerek yok. “Biz, kardeşim bizim böyle bir iddiamız yok” diyecekler. “Biz böyle bir iddiada bulunmuyoruz. Biz Peygamber (s.a.v.)’in ahlakını savunuyoruz. Hocamız da beni örnek alın demedi” diyecekler. “Peygamberimiz (s.a.v.)’i ve diğer Peygamberleri ve sahabeleri örnek alalım diyor” diyecekler. Benimle ilgili muhabbeti kessinler. Hiç oturup savunmaya falan gerek yok. Bana istediğini desinler, iftihar ederim. Zaten sevabım artar. Adamları bıraksınlar. Oturduğum yerde sevap alıyorum daha ne olsun. Değil mi? Yiğit namıyla anılır. Adam bana iti kopuğu, çakalı, fahişesi, esrarkeşi, kokainmanı, kaçakçısı, dinsizi, imansızı, kahpesi benim aleyhimde konuşmazsa, bana hakaret etmiş olurlar. Bana hakaret etmiyorsa adam, bu olmaz. Beni övdüğünde, Allah vermesin kötü olur. Sakın ha, bana hakaret edecek onlar. Bana böyle iyilik yapabilir onlar. Ben böyle yücelirim. O iltifattır. Şeytan beni överse ben ne olurum? “Şeytan seni övüyor” diyorlar. Allah vermesin. Şeytan bana hakaret edecek kardeşim. Bana iftira atsın, hakaret etsin. Benim şanım öyle yücelir. Etmeyin, çatmayın. Adamın ağzını tutuyor. Bırak, istediğini konuşsun. Anladın mı?
Nedir ara mı verelim? 5 dakika, tamam.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra yayınımıza tekrardan devam edeceğiz.
Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam yine sözü size bırakıyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, nereden devam edeyim?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Yeni ebcedler vardı Hocam. Okuyalım mı?
ADNAN OKTAR:Okuruz. Oku birkaç tane, üç tane oku.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O’na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, her şeye güç yetirendir” “Ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir” bölümünün ebcedi 1979.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış tarihi. Ben aslında Kuran’ı ara ara açıyorum. O şekilde iyi oluyor, o şekilde devam ederiz. İnşaAllah.
“Sayın Hocam, siz her şeyin en güzeline layıksınız” İnşaAllah, öyle olur. “İnanıyorum ki, sizi sevenlerin sayısı gün geçtikçe çok artacak inşaAllah” Tabii hepsinin üstünde Allah’ın sevmesi çok önemli ama insanların sevmesi de güzel tabii. “Sizin hakkınızda asparagas” paragas ne demek o Oktar? “Haber yapanlar, iftira atanlar da uzaktan size duyulan sevgiden dolayı çatlayacaklar” diyor. İnşaAllah onlar da düzelirler. “İnşaAllah, bütün güzellikler sizde” diyor. “Yakışıklılık sizde” diyor. Doğru mu söylüyor Oktar?
OKTAR BABUNA:Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru mu?
KONUK:MaşaAllah tabii ki doğru.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Sen doğru diyorsan tamamdır.
“Hoşgörü, sevgi, anlayış, adalet, ahlak dürüstlük sizde” İnşaAllah öyle oluruz. Daha iyi oluruz. “Sizi bir kere izleyen bir daha izlemek istiyor” Bunu hakikaten çok duyuyorum. Ama benim muhabbetim iyidir, hakikaten iyidir. Bir dahaki izlemesinde bir daha kopamıyor. Sizdeki Allah aşkı bize de yansıyor. Sonra size özeniyoruz. Canım Hocam ben size çok bağlandım. Rabbim beni ayırmasın inşaAllah. Serçin” Sen beni ne kadar çok seviyorsun sen, tatlı Serçin sen. Çok şeker bir şey anladığım kadarıyla, maşaAllah.
“İstanbul’dan Yunus Emre Mısır, yaş 21. Selamün aleyküm Hocam. Hocam Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.) 63 yaşında vefat etmişlerdir” Doğru. “Hocam Hz. Mehdi (a.s.) kaç yaşında vefa edeceklerdir? Bununla ilgili bilgi verir misiniz? Allah sizden razı olsun inşaAllah. Saygılarımla” Hz. Mehdi (a.s.)’ın uzun ömürlü olacağı var hadislerde sadece. Ama anlatıldığı kadar, 40 yıl tebliğ ile ilgili çalışması var. Mesela bir 30 yıldan daha bahsediliyor. Bir 17 yıldan bahsediliyor. Bir 7 yıldan bahsediliyor. Eğer toplamı anlamına geliyorsa yani bir hayli yaşalacak demektir inşaAllah. Tabii doğrusunu Allah bilir.
Ne diyor Gülay Hatice kardeşimiz? “Esselamün aleyküm Hocam” diyor. Aleyküm selam. “Eserlerinizi elimden geldiğince kütüphanelere kabul ettirmeye gayret ediyorum. İnşaAllah. Bu yönde gayret ediyorum” diyor. “Daha da yoğun çalışacağız Allah’ın izniyle” diyor. “Temennilerimiz Yaratan’a” diyor. Yani “İsteklerimizi Allah’a bildiririz” diyor. Haydi bakalım güzel Gülay, gayret Allah’ın izniyle. İnşaAllah. Çok çok iyi olur. Ama zorluklarla karşılaşacaklardır. Sevabı katlamalı artar zorluk olduğunda. Çok iyidir.
Ama şeytanların beni övmesini sakın istemesinler. Şeytanlar bana hakaret edecek, küfür edecek, saldıracak, düşman olacaklar, nefret edecekler, öldürmek isteyecekler. Bu benim derecemi arttırır Allah Katı’nda inşaAllah. Benim durduk yere sevabımdır. Kardeşim iti kopuğu, çakalı, münafığı beni övmeye kalkarsa ne olur benim halim. Allah vermesin, yapmasınlar yani. İnşaAllah.
Mesela bazı insanların içi kara oluyor. Kendine zararı oluyor. Allah diyor, “nefsinize, kendinize zarar verirsiniz”. Belasını buluyor. Bakışları berbat, ağzı kurumuş, kafası kurumuş, beyni kurumuş, her şeyden şüphe eder. Yani havadan nem kapar. İşte yağmur yağıyor. Niye bana ördek dedin? Yani bağlantıya bak da hizaya gel.
Bak, diyor ki Cenab-ı Allah Nisa Suresi 61; “O münafıkların” şeytandan Allah’a sığınırım. “O münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün” Bak, mağaraya bile razılar diyor Allah, mağaraya, uyuz köpek gibi. Yeter ki kaçsın. Rahat edeceği böyle keyfini, yalnız kalacağı, riskten uzak olduğunu düşüneceği, yiyip içeceği bir yer. Kendilerini çok acayip yüceltir, münafıklar. Tam takva olduğu, gerçi tevazulu cümleler kullanır ama tam takva olduğuna yüzdü yüz emindir. Peygamber (s.a.v.)’den de üstün olduğunu düşünür onlar. Onların gizli dünyası çok manyaktır. Sapıktır şeyler, münafıklar. Gerçekten sapıktırlar. Gerçek sapıktırlar. Var böyle Amerikalı manyaklar var. Buzdolabında kedi kafası falan çıkıyor böyle. Öyle azılı manyaktır bunlar.
Bak, diyor ki ayette, şeytandan Allah’a sığınırım Nisa Suresi 49, “Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi?” Bunlar hep kendilerini temize çıkartırlar. En takva, en iyi çalışma yapan nerede? Münafık hemen onu tespit eder. Bütün mesaisini ve dikkatini oraya verir. Allah’ın hikmeti, hayrettir. Mesela münafığa sor, Hz. Mehdi (a.s.)’ı bul. Öyledir. Mesela münafığa diyeceksin ki, “Senin en nefret ettiğin kişi ve kişiler nerede?”. “Burada” der. Kokuyu alır o, bilir. Oradan öğrenirsin Hz.Mehdi (a.s.)’ı. Hak cemaati ondan, münafıktan öğreneceksin. Yani şeytana soracaksın. Şeytana diyeceksin ki, “En nefret ettiğin kim?” diyeceksin. “Hz. Mehdi (a.s.)” der. Sonra “cemaati” der. “Nerede?” diyeceksin. Götürür gösterir. Şeytanla bağlantıda olan varsa, bilir onlar. Çağırıyorlar şeytanı alenen, direk gösterir. “Şu adreste” der. Zaten bellidir yani. Anlaşıldı mı? Kendini över fakat münafık oraya odaklanır. Yani küfrü bırakır. Münafık kendi gibi münafıkları bırakır. Müşrikleri bırakır, onlar zaten müttefikidir, onları destekler. Bütün hayatını, amacını, gayretini hak cemaati yıkmaya, Hz. Mehdi (a.s.)’ı etkisiz hale getirmeye adar. Bütün münafıkların özelliğidir bu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da müşriklerle uğraşmaz, küfürle uğraşmıyor, Allahsız, Kitapsızlarla uğraşmaz. Kimle uğraşıyor? Peygamber (s.a.v.) ile, sonra sahabelerle. Ana konusu budur. Cihad, tebliğ, dinin yayılması onu ilgilendirmez. Sadece oraya teksif olur o. Oradan anlarız zaten münafık olduğunu.
“Onlar” bak, şeytandan Allah’a sığınırım. Nisa Suresi 88 ve 89, şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Münafıklar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız” Onun için çevrelerindekini de kendilerine katmaya çalışır. Ama münafık öyle şuursuzca bir kendine katma politikası yoktur. “Bana gel, bize katıl” dediği diyor. Kardeşlerine “bana katıl, bize katıl” der ama onda bir çıkar varsa “katıl” der. İşine yarayacaksa, yoksa uğraşmaz münafık. Bir miras gelecekse, bir yiyecek gelecekse, üstüne başına bakılacaksa, onunla bir yerde sükse yapacağını düşünüyorsa, onlarla bir dünyevi menfaat elde edeceğini düşünüyorsa onları almaya çalışır. Hem kendi seviyesine getirmek ister. Hem kendi ruh haline, hasta haline getirmek ister ki “bir olacak”.
Bak, ayette diyor ki; “Münafıklar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler” Yani onların da Müslümanlar’a karşı mücadele etmesini istiyorlar. Onların da sapıtmasını istiyorlar. “Böylelikle bir olacaktınız” diyor Allah ayette. Münafıklarda şiddetli bir manyak korkusu, manyak ızdırabı vardır. Acı çeker. Ondan kurtulmak için, mesela AIDS’li sapıklar olur bazen başkasını da AIDS’li yapmaya çalışır. Gider kendi kanının tüpü oluyor. Gidip o tüpüyle onları çiziyor falan. Manyak yani. Enjektör batırıyor. Münafık da böyledir. Kendi hastalığını başkalarına bulaştırmak ister. Onla rda böyle münafık ve Müslüman düşmanı olmasını ister. Yahut Hz. Mehdi (a.s.) düşmanı, yahut Resulullah (s.a.v.) düşmanı olmasını ister. Onun için uğraşır. Bak, “Böylelikle bir olacaktınız” diyor. O zaman rahatlar. Yoksa münafığın ruhu sürekli karanlıktır zaten. Dehşetli acı çeker. Yalnızlığın, şeytanla bir olmanın acısından, o ızdıraptan saldırganlaşır kuduz köpek gibi. Mesela kuduz köpeği hiç tahmin etmezsin, hiç ummadığın yerlere gider, hiç ummadığın yerlerde gezer. Salyalar saçarak. Hoşt dersin, kovalarsın. Yine gelir hayvan. Kudurmuştur çünkü. Kudurmanın acısını da çeker. Rahatsızdır, ama ısıracak da yer arar böyle. Hoşt deyince de kuyruğunu arasına sıkıştırır kaçar. İnşaAllah. Bak diyor ki; “O münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün” diyor ayette, Nisa Suresi 61. Münafikun Suresi 2, “Münafıklar, yeminlerini bir siper edinip” yani takva görünüşünü, Müslüman görünüşünü, Allah yanlısı gibi görünüşünü, yahut Ehl-i Sünnet’e titizlik görünümü altında, “yeminlerini bir siper edinip” yani Kurani, İslami olan herşeyi siper edinip “Allah'ın yolundan alıkoydular”. “Dinin yayılmasını engellediler” diyor Allah. Kısmen yapabilirler ama Hz. Mehdi (a.s.)’ye sökmez tabii bu oyunlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i etkili olamaz. Ama zayıf müminlere etkili olabilirler, zayıf olanlara. İnşaAllah.
Maide Suresi 80, “Onlardan çoğunun” münafıkların “inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün” Gider inkarcıların, işte dedim domuzun kirli yerine yapışması gibi yapışır. Kanını emerek orada beslenir. Münafığa dersin ki; “bununla niye fikren mücadele etmiyorsun sen?” dersin. “Din düşmanı belli, fısk içinde, şirk içinde, ahlaksızlık içinde, münafık hepsi var”. “Çık” der “O benim hayat saham. Ona ellemem” diyor. “Küfre niye bir şey demiyorsun?” diyorsun. “Onlar da hayat saham, müttefikim” diyor. “Kim peki o zaman?” diyorsun. “En takva gördüğüm, en halis gördüğüm Müslümanlardır” diyor. “Saldırırken ne kullanırsın?” diyorsun. “Onların sapkın olduğu iftirasını kullanırım” diyor. “Ve Allah’ın adını anarak onlara saldırırım” diyor. Ayette bunu açıklıyor. İnşaAllah.
Bak, diyor ki münafıklar, “"Andolsun, şehre bir dönecek olursak” yer değiştirme “gücü ve onuru çok olan” maddi gücü, para gücü, çevresi, siyasi gücü, küfre dayalı güç, “ve onur” enaniyet, büyüklüğü çok olan “düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır". Yani Müslümanları düşkün ve zayıf olarak görüyorlar. “Oradan elbette sürüp çıkaracaklar” diyor. Bir de bakıyorsun ki, kendisi süpürge tozu gibi havaya uçmuş, ilimle, fikirle, akılla.
Bak, Nisa Suresi 139’da Cenab-ı Allah diyor ki; “Kuvvet ve onuru (izzeti)” her türlü kuvvet, siyasi, sosyal, maddi manevi ve onur, “onuru onların yanında mı arıyorlar?”, pislik, aşağılık adamların yanında mı arıyorlar? Münafıklara soruyorsun, “Böyle mi?” diyorsun. “Evet, tabii ki onların yanında arıyorum” diyor. “Niye Müslümanların yanında değilsin?” diyorsun. “Onlar sapkın” diyor, “Yanlış” diyor. “O, alçaklar?” diyorsun. “Onlar çok doğru yoldalar” diyor. “Sen?” diyorsun. “Ben zaten aramızda kalacaksa söyleyeyim. Ben (Haşa) Peygamber (s.a.v.)’den daha büyüğüm” diyor. Biraz daha zorlasan, “Allah’tan da daha büyüğüm” diyor. Haşa.
“Şüphesiz, 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis)” yani Müslümanlar aleyhinde yapılan faaliyetleri, münafıklarca yapılan faaliyetlerin amacını açıklıyor Allah. “İman edenleri güya üzüntüye düşürmek” onları sarsmak “için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır”. “Şeytanların yaptığı eylemlerdendir” diyor Allah münafıkların yaptığı bu eylemler. Gizli toplantı yapıyorlar. Müslümanların aleyhinde kuruyor gece. Ne eylem yapabilirim? Yani dini nasıl yayabilirim? Küfürle nasıl mücadele edebilirim? Münafıklarla nasıl mücadele edebilirim? Müşriklerle nasıl mücadele edebilirim? Yok, münafıkta bu olmaz. Sadece en saf, hakiki Müslümanlar kimler? Onlarla nasıl mücadele edebilirim? Onun peşindedir. “Münafıklar, onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor” diyor Allah. Ne yapar? İhbar etmeye çalışır. Bağlantı kurar, fişekler, münafıklarla, kafirlerle. Bak, “Kötülük ve zarar vermeye çalışıyor”. Her türlü kötülüğü yapmaya çalışır. Zarar vermeye çalışır. Aleyhte propaganda yapar. Dedikodu yapar. İftira atar. Yalan ihbarda bulunur. Gider şahitlik yapar. Her türlü kahpeliği yapar. “Ve size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar”. Yani Müslümanların tutuklanması, hapse atılması aleyhlerinde yazı çıkması, bak diyor Allah, “Bundan hoşlanırlar” diyor. Hoşlandığı şey bu münafığın karakter olarak. O hoşlandığı şeyden Müslüman sevap kazanıyor. O da Cehennem’in tam ortasına doğru hızla ilerliyor. Evet Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Münafıkları anlattınız, bir de kalplerinde hastalık olanları anlatmıştınız. Ve farklarını anlatmıştınız Hocam. Onların tedavi edilebilir olduğunu söylemiştiniz. Yani şifa.
ADNAN OKTAR:Kalbinde hastalık olan tedavi edilebilir, evet.
OKTAR BABUNA:Kuran’ın da şifa olduğunu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Münafık, Allah diyor ki, “Sen onlar hakkında yetmiş kere bağışlanma dilesen yine Allah onları affetmez” diyor. Allah çözümü gösteriyor. “Onların kalbi parçalanmadıkça onlar bundan vazgeçmezler” Kalbi dediği bilinen kalbi, yani “ölümün dışında bir şeyden vazgeçmez onlar” diyor. Kalbini neresi parçalıyor? Toprak parçalıyor. O zaman vazgeçer. Ama sizinle mücadeleden vazgeçerler diyor. Zaten mecburen vazgeçiyor öldüğü için. “Onun dışında vazgeçmezler” diyor.
OKTAR BABUNA:Bir de onları Hocam, kütük gibi şuursuz olduklarını söylemiştiniz. Asıl demiştiniz Müslümanlar’ın ibret alması için, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bazen de münafıklık görünümünde olan ama normalde Allah’ın hidayet verdiği Müslüman olan kişiler var. Fakat münafık alameti çok oluyor üstlerinde yani dönüyorlar, vazgeçiyorlar. Diyor ayette, “Dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi. Göğüsleri daraldıkça daraldı” diyor Allah. “Ve sonunda Allah’tan yine Allah’a sığındılar” diyor. “Ve vazgeçtiler” diyor Allah. “Ya Rabbi, bizi kurtar” diyorlar, bu işte kalbinde hastalık olanlar. Yani münafığı çok andırıyor, fakat kalbinde hastalık var. Vazgeçiyorlar.
Bismillahirrahmanirrahim. Şeytandan Allah’a sığınırım. Tamam. Araf Suresi, diyor ki Cenab-ı Allah 146. ayetinde; “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim” Enaniyet yapıyor, büyüklük yapıyor münafıklar, azamet yapıyor. Ne yapıyor? Allah onu hak cemaatten ayırıyor bir, Hz. Mehdi (a.s.)’dan ayırır iki, Hz. İsa (a.s.)’dan ayırıyor üç, Cennet’ten ayırıyor dört, Kuran’ın bereketinden, feyzinden ayırıyor beş, Allah’ın rahmetinden ayırıyor altı. Ayırıyor, ayırıyor, ayırıyor, ayırıyor. Sabaha kadar sayarım, daha da sayarım.
“Musa” Araf Suresi 143, kafirle ilgili bütün ayetler münafıklara bakar ama münafıklara bakan her ayet kafirlere bakmaz. Bak, kafirlerle ilgili her ayet münafıklara bakar. Ama münafıklarla ilgili her ayet kafirlere bakmaz, müşriklere bakmaz. Bütün telin eden ayetlerin tamamı münafıklara bakar. Ama kafirin dürüst yönüde vardır, ayrıdır o. Allah onu ayırıyor Kuran’da. Mesela kafirler Cehennem’de daha az azap çekiyorlar. Küfür daha az azap çeker. En şiddetli azabı münafıklar çeker.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. (Allah:) "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse sen de Beni göreceksin” Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti” diyor, orada büyük bir tahribat meydana geliyor dağda, “Musa bayılarak yere düştü” O çok tatlı bir peygamber Hz. Musa (a.s.), çok heyecanlı. Zaten onu kaldıramaz öyle bir şeyi. Allah-u alem benim anladığım bir yıldırım benzeri bir ışık dağın üzerine dağı tabii paramparça ediyor. Tecelli edince o da ona dayanamıyor. Zaten yılanı gördüğünde o müthiş korkuyor. Biliyorsun kaçıyor, vargücüyle kaçıyor. Allah diyor, “Arkasına bile bakmadı” diyor. Allah geri çağrıyor. “Geri gel” diyor. “Şimdi tut yılanı kuyruğundan” diyor. Allah hemen onun cesaretini arttırmış oluyor. Ki en korktuğu varlıklardan birisi, en korktuğu şeyi yaptırıyor Allah. “Tut yılanı” diyor. Allah’ı sevdiği için, Allah’tan korktuğu için en korktuğu şeyi gidip yapıyor. Gidip yılanı kuyruğundan tutuyor. Ki yani asla yapabileceği bir şey gibi görünmüyor normalde. Allah dediği için yapıyor. İnşaAllah. Tuttuğunda hemen asası eski haline geliyor. “Onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen Yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi” diyor. Bir daha da tabii böyle bir konuyu dile getirmiyor. Allah bir daha söylemesin diye yapıyor aslında. Çünkü Allah’a karşı üslubu çok tatlı, böyle bir sevecen, çok samimi bir üslubu var. Üslubundan anlaşılıyor, mesela Allah’a karşı böyle bir üslup kullanması. Bak, ne diyor? “Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi” diyor. Çok seviyor Allah’ı. "Beni asla göremezsin” diyor Allah. Allah zaten zamansız, mekansız mümkün değil bir insanın Allah’ı görmesi. Ama tecelli eder. Cennet’te mesela güzel bir genç çocuk olarak tecelli edecektir. Öyle tecelli eder. “Ben Allah’ım” diyecektir inşaAllah ama tecelli. Mesela çalıda tecelli ediyor. Orada da Kendisini söylüyor, “Ben Allah’ım” diyor. Ama çalıda ateş olarak tecelli ediyor.
Ya Allah, Bismillah. Hz. Musa (a.s.)’dan her yerde Cenab-ı Allah bahsediyor maşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Enam Suresi 158, “Onlar” Cübbeli iyi dinlesin. Bakın diyor ki, “Onlar” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi” Cübbeli diyor ki “Ben meleklerin gelmesini istiyorum” diyor. “Göreceğim” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ı ben imtihan edeceğim” diyor. “Soracağım ona” diyor. “Göster bir keramet diyeceğim” diyor. “Başının üstündeki meleği göreceğim” diyor. “Melek de diyecek ki, “Bu Hz. Mehdi (a.s.)” diyecek” diyor. “O zaman ben ona uyacağım” diyor. Kardeşim sen onu dediğinde, Hz. Mehdi (a.s.) nasıl inkar etsin onu o zaten. Hz. Mehdi (a.s.) da, “Ben Hz. Mehdi (a.s.) değilim” diyor. Sen kabul ediyorsun meleğin sözünü ama Hz. Mehdi (a.s.) kabul etmiyor. Bu nasıl oluyor? Değil mi? Sen Hz. Mehdi (a.s.)’dan daha üstün olmuş olursun o zaman. Hz. Mehdi (a.s.) haşa fıska girmiş oluyor. Günaha giriyor. Sen doğruyu yapmış oluyorsun. Böyle bir şey olmaz. Melek var ama görünmeyecektir. “Kendilerine meleklerin gelmesini mi da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz” Hani Hz. İsa (a.s.), ölmek üzere olan Hristiyanlara gelecek, onların iman etmesini sağlayacak diyen arkadaşlarım hani böyle oluyordu. Bak Cenab-ı Allah ne diyor? “Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse” yani belanın geldiği gün, can çekiştikleri gün “veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz” Yarar sağlamayacak bir şeyi Cenab-ı Allah yapar mı? “De ki: "Bekleyin, Biz de şüphesiz beklemekteyiz”” Biz de bekliyoruz inşaAllah. Değil mi? “Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar?” Değil mi? İnşaAllah. Bak, Cenab-ı Allah diyor ki 160. ayette, şeytandan Allah’a sığınıırm, “Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır” bunun on misli sevap veririm diyor Cenab-ı Allah. “Kim bir kötülükle gelirse, onun mislinden başkasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.” Allah Gaffur ve Rahim, şefkat eden “Sadece karşılığı kadar ceza veririm” diyor Allah. Yaptığı hata kadar. “Ama iyilik yaparsanız on mislini veririm” diyor Allah. İnşaAllah.
Bitmiş doğru mu? Tamam, HarunYahya.Tv’den devam edeceğiz. İnşaAllah.
SUNUCU:HarunYahya.Tv sitemizden yayınımıza devam edeceğiz.
Allah'ın İsimleri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...