SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Adnan Oktar’la gece sohbetleri programımıza hoşgeldiniz. Bu akşam yayınımızı gerçekleştirmiş olduğumuz kanallar HarunYahya.TV, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli Tv, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Sivas Sipaş TV, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Haberhilal.com, Haberaktuel.com, Selamhaber.com, Sekizsütun.com’dan canlı olarak yayınımızı takip edebileceksiniz. Soru ve görüşlerinizi bildirmek için ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz. Hocam sözü sizlere bırakıyorum.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam neler anlatalım, neler konuşalım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, dün bir köpeğe eziyet eden gençlerden bahsetmiştiniz Hocam. Bugün bir haber var. Siz demiştiniz ki; “Bunun mutlaka bulunup sorumluları cezalandırılsın” diye. “Vali Okutan söz verdi: Köpeğe işkence edenler bulunacak” diye haber var Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun Valimden. Çünkü acayip rahatsız oldum. Kardeşim, o nasıl bir zulümdür öyle. Hayvana ip bağlamışlar boynuna. Motorsiklete de binmiş iki tane işte tip, hayvanı kilometrelerce ama az buz değil yani koşturmuşlar. Dört ayağı da kanıyor hayvanın. Kardeşim, ne istiyorsun? Hayvandan ne istiyorsun? Zorun nedir? Bu ne bitmez kin ve öfkedir. Ve o kadar perişan kıpkırmızı olmuş hayvanın ayakları, kanamış. İnanılır gibi değil. Şimdi tamam bunlara bir dava açılsın. Ama bunları bir incelesinler. Bunlar çok acayip bir şey çıkabilir. Böyle bir sadistlik normal değil.
SUNUCU:Evet Hocam, normal bir insanın yapacağı bir şey değil.
ADNAN OKTAR:Bunların bir akli dengesine de bakmak lazım. Bunlarda ne var yani? Bunu yapan başka neler yapmaz. Bunların dosyasına da bir bakmak lazım. Yani bir alaka tetkikine de girmesi gerekiyor bunların. Bunlar bayağı bir suç işlemiş olabilir. Onu yapan adamın neler yapabileceğini bir düşünün. Çok özenli tetkik, alaka tetkikine sokmak lazım. Gerçi polisimiz gereğini yapar ama acayip rahatsız oldum. Yani öyle söyleyeyim. Bir türlü teskin olacak gibi de değilim. Çok kızdırdı beni, inşaAllah. Valimizden de Allah razı olsun.
OKTAR BABUNA:Siz söyledikten sonra da Vali açıklama yapmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Valimize teşekkür ediyoruz.
OKTAR BABUNA:Dün bu konuya da dikkat çekmiştiniz. Virüslü etlerle ilgili bir olaydan bahsettiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, “Bakanımız açıklama yapsın” dedik. Rica ettik.
OKTAR BABUNA:Bakanımız açıklama yapmış, siz söyledikten sonra Hocam. “Virüslü etlerle ilgili yazılanlar doğru” demiş. “Tarım Bakanı Mehdi Eker, bakterili etle ilgili günlerdir haberlerdeki bilgiler kendilerini ortaya çıkardığını söyledi. Bakan Eker, iddialarda adı geçen depolardan alınan 12 adet numunenin 8’inde virüse rastlandığını açıkladı.”
ADNAN OKTAR:Peki ne olacak? Hangi etler? Hangi markaların etleri? Bunları söylemesi lazım.
OKTAR BABUNA:Onları açıklamamış Hocam ama araştırıldığını, bulunduğu yerde de alındığını, el konduğunu söylüyor haberde de.
ADNAN OKTAR:Ama şimdi biz piyasadan alıyoruz onları bilmiyoruz. İnsanlar alıp yiyorlar. Değil mi? Söylenirse tedbir alınır. Yani şu, şu, şu markalar, o markalar derhal piyasadan toplatsınlar o etleri. Yani tüketildikten sonra açıklama yapılırsa olmaz. Bakanımız zaten öyle bir şey yapmaz. Bizim Mehdi Eker’e sevgimiz, saygımız büyük. Değerli bir insan, inşaAllah adı gibi olur. Mutlaka o markalar, hangi şirketler, nerelerde satılıyorsa hatta direk el koysunlar. Beklemeye gerek yok. Direk el konsun. Açıklansın. Şu an bilmiyoruz. Yani ünlü marka falan da olabilir, ne fark eder kardeşim? Ayıp olacak bir konu yok. Bakanımızın da öyle bir tereddütü olduğunu zannetmiyorum. Ama yıldırım hızıyla olması gerekiyor. Mesela bu akşam on binlerce, yüz binlerce insan bu etleri yiyecek, yine yiyecekler ve hastalanacaklar. Değil mi? Çok çabuk açıklama yapılması gerekiyor. Şu, şu, şu markalar şuralarda satılıyor bunlar. Buralardan sakın almayın ve derhal bunlar toplatılsın diye, İl Sağlık Müdürlüğü’de resmi yazı yazıp ilgili kolluk kuvvetlere bildirip toplatması gerekir. İnşaAllah. Derhal hiç vakit kaybetmeden. İstirham ediyoruz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Başbakanla ilgili “PKK, Çölaşan ve medyaya eleştiri” diye bir haber var Hocam burada. Haber5.com internet sitesinde yayınlanan haber şu şekilde; “Anadilde eğitime kesin veto” demiş Sayın Başbakanımız. “Anadilde eğitimi bizden resmi olarak beklemeyin. Türkiye’nin resmi dili Türkçe’dir ama siz kendi kurslarınızı açabilirsiniz. Bu izni size veren de bu iktidardır. Olayı istismar yoluna gitmeyin. Ülkeyi bölme amaçlı olduğunu özellikle vurguluyorum” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak Başbakanımız kükremiş, güzel. Biz işte bunları sürekli duyalım. Duyuyoruz zaten ama yine duymak istiyoruz. Asla olmaz. Kardeşim, ne demek? Ben diyorum seyitim, Arap kökenliyim, aynı zamanda Çerkezlik de var kanımda, Türkmenlik de var. Şimdi ben ne yapacağım? Hem Türkçe öğreneceğim, hem Çerkezce öğreneceğim, hem de Arapça mı öğreneceğim yani? Bu nedir? Nasıl bir mantık? Eee, “Genetik yapımda benim Kürtlük var” diyeceğim. Yahut, “Çerkezlik var” diyeceğim, “Lazlık var diyeceğim”, “Ben Türkçe öğrenmek istemiyorum”. Biz dili genetiğe göre değerlendirmiyoruz ki, hepimiz Hz. Adem (a.s.) evlatlarıyız. Değil mi? Hz. Adem (a.s.)’ın evlatlarıyız. Türkiye’de yaşıyoruz Türküz. Bunu oturup, bambaşka bir mecraya sokmanın alemi ne? Değil mi? Ne kadar geniş, güzel, hür, istediğimiz gibi yaşıyoruz. Basıyoruz Sinop’a gidiyoruz. Basıyoruz Adıyaman’a gidiyoruz. Efendim, Edirne’ye gidiyoruz. Antalya’ya gidiyoruz. Ne kadar güzel özgür olmak. Allah nasip etsin daha da geniş alanlara gidelim. Azerbaycan’a gidelim. Irak’a gidelim. Suriye’ye gidelim. Değil mi? Tabii. Evet, Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam. Sizin söyledikleriniz, çok vesile oluyor, çok etkili oluyor. Elhamdülillah.
Ahmet Hakan’ın bir yazısı var Hocam. Erbakan Hocamız ile ilgili şunları söylüyor. Erbakan Hocamızın “Israrının 6 sebebi” diyor. “Bir” demiş, “Aldığı para cezalarını ideolojik ceza olarak nitelendirebilmek için partiye ihtiyacı var” demiş. “İki: 40 yıllık dava arkadaşlarını bir arada tutabilmek için partiye ihtiyacı var. Üç: Bin yıllık alışkanlıklarını sürdürebilmek için partiye ihtiyacı var. Dört: Karizmasını kurtarmak için partiye ihtiyacı var. Beş: Oğlu Fatih'in geleceğini kurtarmak, Fatih'i genel başkan yapmak için partiye ihtiyacı var. Altı: Oy arttırmak ya da iddiayı sürdürmek gibi bir dertten ziyade kişisel etkinliğini sürdürmek için partiye ihtiyacı var” diye bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu Aydın Doğan prensiplerine göre doğru. Aydın Doğan prensiplerine, Aydın Doğan mantığına, bıyık mantığına, EÖ mantığına göre doğru. Kuran’a göre, sünnete göre nasıl peki?
OKTAR BABUNA:Doğru değil kesinlikle.
ADNAN OKTAR:Kuran’a göre bu insan, Erbakan Hocamız tam bir mücahit, ceht insanı, tam bir dava adamı, tam bir veli inşaAllah. Derin düşünen, kendini Allah’a adamış, vatanına, milletine adamış, şefkatli, merhametli, dürüst bir insan, cihadın, Allah yolunda mücadelenin, yaşlılıkla asla bitmeyeceğini bilen bir insan, son nefese kadar cihadın önemini bilen bir insan. Allah için var gücüyle gençliğini, hayatını bu yola vakfedip mücadele etti ve mücadelesine devam ediyor. Kuran’a göre açıklaması bu, hadise göre açıklaması bu. Biz EÖ mantığı, efendim Aydın Doğan mantığı, yahut Taha Akyol mantığına ve onların bakış açısına göre olaya bakmıyoruz. İnşaAllah. Dolayısıyla kendi fikirleri kendilerinde kalabilir. Fikir jimnastiği yapıyorlarsa rahatça konuşabilirler. Zat da onların yetiştirdiği bir kişi.
OKTAR BABUNA:“Kurtulmuş yeni oluşum için harekete geçiyor başlıklı bir haber var” Hocam. “Saadet Partisi’nin kayyuma devredilmesinin ardından Genel Başkan Kurtulmuş’un önümüzdeki hafta yeni bir oluşum için harekete geçeceği öğrenildi” diyor. “Kurtulmuş önümüzdeki hafta içinde ekibi ile birlikte Milli Görüş camiasıyla yollarını ayırmaya hazırlandığı belirtildi.” “Hoca, çevresi tarafından tahakküm ve baskı altında. Bir anlamda bu baskıyı yapan kesim bu partiyi kendi çiftlikleri olarak görüyorlar. Çiftliğe de kahya arıyorlar. Numan Bey kahyalık yapmaz, yapmayacağını da bu süre içinde gösterdi. Bir parti de çift başlı yönetim olmaz. Yeni parti ile yolumuza devam ederiz, oluşumu yaratacak gücümüz ve kudretimiz de vardır.” demiş Hocam SP Genel Başkan Yardımcısı Hüsamettin Korkutata yaptığı açıklamada.
ADNAN OKTAR:Çiftlik mi? Ne çiftliği?
OKTAR BABUNA:Evet. Parti için kullanmış.
ADNAN OKTAR:Tabelasına bir baksın. Evraka baksın, çiftlik ayrı. Silivri’de var, başka yerlerde de var. Polenezköy’de var çiftlik. Madem canı çiftlik istiyor. Gitsin orada hem yumurta yer, hem süt içer. Partide parti faaliyeti var, ne alakası var yani. Niye tahakküm olsun? Yani demokratik mücadelenin adı tahakküm müdür? Delegeler var. Seçim yapılıyor. Hükümet komserinin yanında yapılıyor. Tamamen demokratik usüllerle yapılan bir parti çalışması var. Parti faaliyeti var. Bunun sonucunda delegelerin oylarına saygı duyacaklar, bu kadar. Konu onların istediği gibi olmayınca parti çiftlik oluyor. Değil mi? Onların dediği gibi olunca da parti parti olmuş oluyor. Olmadı. Canları çiftlik istiyorsa gitsinler Polenezköy’de kaymaklı süt içsinler, ondan sonra taze rafadan yumurta da yiyebilirler. Bıraksınlar bunları ve Hoca tabii ki isterse, Hocaya saygımız büyük. Ondan sonra Numan Kurtulmuş Beyefendi gider istiyorsa kursun. Ondan sonra, Aydın Doğan maşaAllah işi gücü yok şu an. Gitsin parti genel başkan yardımcısı olabilir. Bıyıklı emekliliğini istemek üzere zaten o da gelsin partide bulunsun. Ondan sonra Taha Akyol genel başkan yardımcısı olarak çok yetenekli bir insan, çok şey olur. Bayağı süslü bir şey olur. Oradan buradan daha başka da toplarlar. Yani benim daha tavsiye edeceğim tipler olur. Fatih Altaylı olabilir. İnşaAllah. Muhteşem bir kadro olur. Heyet-i hazırun. İnşaAllah. Hocamız da, Numan Hocamız da başına geçer. Evvel Allah gümbür gümbür iktidara gelirler. Yüzde 0,000001 oyla.
OKTAR BABUNA:O da kendi oylarıyla.
ADNAN OKTAR:İktidara yani masa iktidarı, masada iktidara gelirler böyle sohbet ederler inşaAllah. Kardeşim bizim milletimiz vefalıdır, sevgi doludur, şefkatli ve merhametlidir.
Cübbeli, reklam arasından sonra Flash Tv’de bana cevap verecekmiş. Hay mübarek hay. Haydi bakalım. İlk bak vereceği cevap şu -istirham ediyoruz- şu “Türk İslam Birliği’ni istiyorum” bir desin. Mübarek şöyle bir sakalını bir sıvazlasın, güzel yanındaki o meyve suyundan da bir içsin şöyle. İsterse onun tahtını da oraya, tahtı orada mı? Yok tahtı gelmedi. Tahtını da getirttirelim. O portakal sandığından yapılmış tahtını. İttihad-ı İslam’ı istediğini söylesin. İstirham ediyoruz. Kuran ayetleri, Kuran ayetini söyleyecek, sadece diyecek ki, “Şeytandan Allah’a sığınırım “Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar” mücadele etmemiz gerekir. Nur Suresi’nin 55. ayetinde de Allah, İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğini söylüyor. “Sizleri de müjdeliyorum. Var gücümüzle gayret edelim. Bu yüzyılda İslam ahlakı dünyaya hakim olsun” desin. Bunu demez de, “Ben size 2 cilt cinsel ilişki tekniklerini anlattım. Cima tekniklerini anlatıyorum. 2 cilt kitabım hazır, gözünüz aydın” diye bize, insanlara müjde verirse bu olmaz. Biz böyle bir müjde istiyoruz. İttihad-ı İslam müjdesi istiyoruz. Türk İslam Birliği müjdesi istiyoruz. Bize öbür konular biraz yabancı. Biz bir de helali haramı gayet güzel biliyoruz. Öğreneceksek, alırız ilmihaller var, güzel değil mi? Ömer Nasuhi Bilmen İlmihali var, açar oradan bakarız. İbn-i Abidin’in var, Dürr-ül Muhtar Haşiyesi vardır. İbn-i Abidin, bu konuda çok güzel yazılmış eserler vardır. Alır onları okuruz. Hiç ihtiyacımız yok, fıkıhi açıdan. Hele hurafe ile vakit geçirecek hiç halimiz yok. Hurafeye de hiç ihtiyacımız yok.
Oktar Hocam, sen nedir bu kan kampanyası yapmışsın bilmem ne falan? Doğru mu bu duyduğum? Anlat bu olayı bana tam bir anlayayım bakayım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Hocam 1998 yılında başlayan ağır bir hastalığım vardı.
ADNAN OKTAR:Şimdi bir kere bu nedir? Kan kampanyasında elde edilen kanın özelliği nedir onu söyle? Orada amaç ne?
OKTAR BABUNA:Orada kan örnekleri toplanıp doku tiplemesi yapılıyor herkeste. Böylece kimin kandaki doku örnekleri, kime uyuyorsa ona kemik iliği nakli yapılabiliyor. Ve diğer organ nakilleri de yapılabiliyor.
ADNAN OKTAR:Diğer organ nakillerinde de faydası oluyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Mesela hangi organlar? Karaciğer, böbrek falan hepsi.
OKTAR BABUNA:Hepsi yararlanıyor bu bankadan Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi tamam, orada o insanın genetik özellikleri tespit ediliyor. Ameliyat olacağı vakit, bir başka kişiye organ nakli veyahut ilik nakli gerektiğinde diyor ki adam, “Arkadaşım şu kişinin kemik iliği sana uygun. Dolayısıyla bu ölümcül hastalığından kurtulmak istiyorsan, ameliyat yaptırmak istiyorsan bu arkadaşımız da sana efendim kemik iliği vermeyi kabul ediyor” diyor. Ameliyat yapılıyor ve o insan kurtuluyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aksi durumda, o insan ölüyor. Karaciğer yetmezliğinden ölüyor, böbrek yetmezliğinden ölüyor.
OKTAR BABUNA:Enfeksiyonlardan ölüyor, kanserden ölüyor.
ADNAN OKTAR:Evet, ilik olmadığı için de, bozuk olduğu için, kanserli olduğu içinde kan hücreleri ondan ölüyor. Bu alınan tedbirlerle de binlerce insan hayata dönmüş oluyorlar. Aksinde ölüm oluyor. İnsanları ölümden kurtaran bir sistem bu.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru mu bu? Binlerce insanı ölümden kurtaran bir sistem. Sen binlerce insanı ölümden kurtaran bir sistemin oluşmasında ön ayak olup emek verdin. Doğru mu bu?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Doğru.
ADNAN OKTAR:Senin bu yaptığın kampanyayı engelleyen kişilerin, yani buna karşı mücadele eden kişilerin, bir çoğunun çocuğu organ bulunamadığı için, yani ilgili bankanın büyük olmaması dolayısıyla yani ona uygun organ bulunamadığı için tespit yapılamamış çünkü bankanın verileri eksik, vefat ettiler. Kan kanserinden vefat ettiler. Böbrekten vefat ettiler. Karaciğerden vefat ettiler. Ama senin oluşturduğun kampanya devam etmiş olsaydı. Bugün o çocuklar, o genç kızlar, o ufak vildanlar hayatta olacaklardı. Ve bu insanların hayatta olmamalarının nedeni budur.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet, binlerce insan vefat etti.
ADNAN OKTAR:Şimdi sen bu kampanyayı yaptığında, bu kampanyayı hangi resmi kurum yaptı?
OKTAR BABUNA:Devlet yaptı Hocam.
ADNAN OKTAR:Devlet yaptı. Sen kampanya yapmış değilsin, bir kere bu bir iftira.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Devletin ilgili evrakını göster, resmi evrakı. Hangi üniversitenin yaptığını.
OKTAR BABUNA:İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ama en başta Cumhurbaşkanı olmak üzere dönemin Hocam onları göstereyim mi?
ADNAN OKTAR:Şimdi onlara geleceğiz. Önce resmi evrakı göreyim. Yani bunu bizzat devletin yaptığına dair evrakı göreyim.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin resmi evrakı.
ADNAN OKTAR:Ne yazıyor orada oku bakayım.
OKTAR BABUNA:“Kemik iliği bankası kurmak amacıyla başlatılan kampanyanın amacına ulaşması için, bankanın çalışmaları ve müşterilerimizin yapacağı bağışlar için, bankanız İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı adına hesap açılmasını, yapılan bağışların her Pazartesi günü numaralı hesaba havale edilmesini bankanızdan talep etmekteyiz. Prof. Dr. Faruk Erzengin, Vakıf Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı”.
ADNAN OKTAR:İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı yaptı bunu. Senle ilgili bir olay yok. Bak, resmi evrakı bu. Bir kere olayı senden çıkarsınlar bir.
OKTAR BABUNA:Yine bu aynı şekilde Hocam Hüseyin Arpacı, ikinci sınıf Emniyet Müdürü, Emniyet Müdürü Yardımcısı’nın yine resmi yazısı İstanbul Valiliği antetli kağıtta “İlgili sayılı yazınız ile Vali Erol Çakır tarafından” diye devam ediyor. Onların yazısı Hocam, valiliğin yazısı. Yine valiliğin resmi hesaplarında para toplama amacıyla hesap açılması ve kampanya için.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak valilik bütün kampanyayı organize etmede olaya el koymuş resmi olarak devlet el koymuş. Valilik yönetiyor kampanyayı ve vakıf yönetiyor resmi. Üniversite Vakfı yönetiyor. O zaman ne alaka? Ve bunun sonucunda da hayır oluyor. Binlerce insan ölümden kurtulmuş oluyor. Şimdi Demirel’in sözlerini göreyim.
OKTAR BABUNA:Demirel tam destek vermişti kampanyaya. “Demirel’den ilik bankasına destek” diye dönemin gazete haberleri burada.
ADNAN OKTAR:Evet. Peki başka kimler destek verdi?
OKTAR BABUNA:Sayın Demirel destek verdi. Genelkurmay Başkanı destek verdi. Valiller, Emniyet Müdürleri, Sağlık Bakanı, Başbakan Ecevit, dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem Beyefendi, bütün sanatçılar, sporcular, valiler, emniyet müdürleri, il sağlık müdürleri hepsi destek verdiler Hocam. Paşalarımız, kan verenler, evet.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Türkiye çapında resmi bütün kurumlar bu kampanyanın içindeydi. Resmi olarak devletin bütün kurumları kampanyayı yönettiler. Seninle bağlantısı nereden kuruluyor bunun? Ve 300’ün üzerinde kişi hakkında sonradan, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bazı elemanlarının kışkırtması sonucunda dedikodu çıkarttılar ve aleyhte konuşmalar yaptılar. Yani Bilim Araştırma Vakfı’na karşı ve bizlere karşı iyi bir koz bulduklarını düşündüler. Değil mi? Yok şu, yok bu iyi bir koz bulduklarını zannettiler ve adli mercileri tahrik ettiler. Ortada hiçbir şey yokken 300 şahıs hakkında devlet soruşturma açtı. Kimlerdi bunlar? Mesut Yılmaz’ın hanımı Berna Yılmaz, başka?
OKTAR BABUNA:Hemen söylüyorum Hocam. Uzun bir liste var.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve eşi Berna Yılmaz, Berna Yılmaz’ın yardımcısı ve basın danışmanı Hale Dicleli, İstanbul Valisi Sayın Erol Çakır, İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin, İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Sağlık eski Bakanı Mustafa Güven Karahan, Çanakkale İl Sağlık Müdürü Hanefi Kaplan, New York Başkonsolosu Fuat Tanlay, Bursa İl Emniyet Müdürü Kemal Bayrak, Bursa Valisi Orhan Taşanlar, THY Genel Müdürü Cem Kozlu, Yusuf Bolhayırlı, Halit Ürkmezgil, İstanbul İl Gençlik Spor Müdürü Vedat Bayram. Gazeteci ve yazarlar; Ayşe Arman, Can Ataklı, Derya Sazak, Yaşar Bilgin, Duygu Asena, Ertuğrul Akçaylı, Fikret Bila, Güneri Civaoğlu, Hasan Cemal, Hasan Pulur, Hıncal Uluç, İsmet Berkan, Mehmet Ali Birand, Mehmet Yılmaz, Melih Aşık, Mine Kırıkkanat, Murat Birsel, Mümtaz Soysal, Necati Doğru, Nezih Demirkent, Serdar Turgut, Perihan Mağden, Şakir Süter, Taha Akyol, Server Talilli, Yazgül Aydoğan, Necmi Tanyolaç, Yavuz Dizdar. Hastane yönetimleri var söyleyeyim mi onları da Hocam? Acıbadem Hastanesi yönetimi, Amerikan Hastanesi yönetimi, International Hastanesi yönetimi, Kasımpaşa Deniz Hastanesi yönetimi, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı. Sanatçılar; Beyazıt Öztürk, Hülya Koçyiğit, Mustafa Sandal, Nükhet Duru, Sezen Aksu, Tarkan Tevetoğlu, Türkan Şoray, Yeşim Salkım, Zeki Alasya. Ve basın savcıları var.
ADNAN OKTAR:Savaş Ay.
OKTAR BABUNA:Savaş Ay evet.
ADNAN OKTAR:Savaş Ay da arabasıyla, kendi arabasıyla kampanyada kan topladı. Yani şey yaptı. Bunların hepsi bu kampanyayı yönettiler bu kişiler, tamamı ve devlet yönetti. Sonra bu işi sen yaptın diye üstüne çıkarttılar. Sen çıkarttın diye. “Nedir?” dedik. Yani burada bu, bu kadar amaç neydi? Ne mahsuru var yani bunu yapmasında? “Türkiye’nin” dediler “genetik haritasını Amerikalılara tevzi etti”. Kardeşim ne kadar acayip bir vesvese, ne kadar acayip bir iddia. Bakın bu dediğim şahısların hepsine dava açıldı tamamına, Savcılıkça. Hepsine bak, buradaki kişilerin tamamına. Bu uydurma dedikodu yüzünden ki iddia edilen Ergenekon Örgütü organize etti, yani bu iftirayı tetikledi yani insanları kışkırttı. Sonra ne oldu? Tamamı takipsizlik aldı ve hepsi beraat etti. Şimdi kardeşim genetik harita iddiası, yani genetik harita iddiası çok cahilce bir iddia. Bir kere bizim Almanya’da işçilerimiz var, insanlarımız var. Şimdi bunlar Almanya’da hastaneye gidiyor mu? Gidiyorlar. Hepsinden kan örneği alınıyor mu? İşe giriyorlar zaten, işe girerken mecburen alınacak. Ehliyet alırken de kan örnekleri alınıyor. Bütün Türklerin Almanya’daki hepsinin kan örnekleri alınmış durumda Almanya’da. Şimdi Almanya bizim genetik haritamızı istese çıkartır orada. Amerika’daki bütün Türklerin, hastaneye giden Türklerin tamamının kanı alınıyor mu kan örnekleri?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Alınıyor, değil mi? Hastaneye gittiklerinde kan örneği alınıyor. Tedaviye gidenlerin de kan örnekleri alınıyor. Ehliyet alanların kan örnekleri alınıyor. Orada da isterse genetik harita çıkarır. Rusya’da çıkarır. Rusya’da da durum aynı. Hollanda, Danimarka, İsviçre, Dünyanın her yerinde milyonlarca Türk var değil mi? Ve ismi de belli, Türk diye geçiyor, tabiyeti Türk diyor. Demek ki isteseler bu kampanyaya hiç gerek kalmadan onlarca seneden beri, otuz seneden beri, kırk seneden beri adamların stoku var bunun. Bizim genetik haritamızın kitabını yazarlar adamlar isteseler. Ve bize karşı biyolojik silah geliştireceklermiş.
OKTAR BABUNA:Onu söylemişlerdi evet Hocam.
ADNAN OKTAR:O zaman kardeşim, niye gidiyorsun Almanya’da hastaneye kan veriyorsun sen? Verme, de ki, “Arkadaşım benim genetik haritamı çıkarırsın sen. Vermiyorum” de. Hollanda da verme, Amerika’da da verme. Ehliyet alırken de, “vermiyorum” dersin. Muayeneye gittiğinde de verme. Almanya’da niye hastanelere gidiyorsun o zaman? Danimarka’da, İsviçre’de, Norveç’te, Hollanda’da niye hastaneye gidiyorsun? Madem genetik haritan çıkacak, ondan korkuyorsun. Madem sana biyolojik silah yapacaklar. Gitmemen lazım. Biliyorsun ki zırva o zaman bu. Ve çok anormal bir iddia. Ve çılgınca bir iddia. Akla uygun olmayan bir iddia. O zaman niye sana gidip bu tarz bir iftira atmaya kalkıyorlar? Ayrıca genetik bilgi için illa kana ihtiyaç yok ki. Berbere gidersin, saçını kestirir adam. Berber toplar saçını keserken genetik bilginin alası var saçın içinde. Oradan toplar. Kardeşim mağazaya gider adam, mağazada masanın üstüne elini koyar. Hadi hemşerim güle güle. Elini koyduğu yerde genetik haritası çıkmış oluyor orada. DNA’yı oraya bırakıyor zaten. Parmak izi deyince bitti. Ehliyet için niye parmak izi veriyorsun. Verdiğin izlerin tamamında senin genetik kodun var. Değil mi? Dünyanın her yerinde parmak izi vermiyor mu adamlar?
OKTAR BABUNA:Veriyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Her yerde sen genetik kodunu veriyorsun.
OKTAR BABUNA:Amerika hatta havaalanında alıyor. Her girenden alıyor parmak izi.
ADNAN OKTAR:Tamam, orada Türk, bilmem Avrupalı kim varsa basıyor. Bastığında senin genetik haritan oraya çıkıyor. Genetik bilgin ortaya çıkıyor. Zır cahiller, acayip cahiller. İftirayı da, çok çirkin ve safça ve aklı yetmez bir üslupla atıyorlar.
OKTAR BABUNA:Birde siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Bir genetik harita diye de bir şey de yok zaten. Çünkü ırklara ve milletlere has bir gen yok. Öyle bir konu da yok.
ADNAN OKTAR:Olduğunu farz edelim. Terden bulaşır. Her yerden olur genetik. Vücuttan herhangi ayrılan bir parçada genetik kod var. Kan, Türk kanı, milleti öyle tahrik etmeye kalktılar cahilce. Buna inanan da safdiller var. Daha hala inananlar var. Daha hala ve bu kafanın yüzünden de binlerce insanın ölümüne sebep oldular. Haberleri yok. Binlerce genç kızın ölümüne sebep oldular. Kampanyayı durdurdular. Genetik tespit yapılamadığı için adam diyor ki, “Karaciğer arıyorum”. “Hemşerim” diyorlar, “Bizde 3000 kişilik yahut 5000 kişilik bir liste var” diyorlar. “5000 kişilik listede bulamadık” diyorlar, “Yok”. “Türkiye’de bir tarama yapılmadığı için” diyorlar, “Bulamıyoruz” diyorlar. Yani “Kusura bakmayın”. Mesela, halbuki 100.000 kişilik yapılmış olsa, tak adam eliyle koymuş gibi bulacak. Bunu engellemiş olmayı kahramanlık gibi gördüler. Binlerce adamın ölümüne sebep oldun sen. Çocuğun, genç kızın ölümüne sebep oldun. Bir insanın ölümüne sebep olmak ne demektir?
OKTAR BABUNA:Cinayet hükmünde inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne demektir? Adam kurtulacakken ölümüne sebep oldun. Oktar, insanları ölümden kurtaracak bir şeye vesile oluyor. Adamlar ölümüne sebep olacak bir şeye vesile oluyorlar. İftihar ediyor onlar. Seviniyor. Yoğun cahillikten kaynaklanıyor. Kampanyanın tamamı resmi olarak yapıldığını bak evraklarıyla, belgeleriyle gösterdik. Devletin yaptığı bir kampanyadır. Devletin polisi, hastaneleri, Genelkurmay hepsi kampanyaya katıldı. Bir kaç akıllı bir laf attı ortaya. Birden bir panik havasında, kanlarımız, genetik kodumuz gitti, işte şudur budur falan. Kardeşim, insan bir şey konuşurken mantığa, akla uygun mu, değil mi diye insan kontrol eder.
OKTAR BABUNA:Cübbeli cevap veriyor, açsınlar mı?
ADNAN OKTAR:Aç bakayım. Bakayım ne cevap veriyor. Nihayet. Oktar sen de şu ayetleri aç, dünya hakimiyeti ile ilgili ayetleri. Bakayım, yine öyle anlatacak.
- Flash Tv Cübbeli’nin yanıtı seyrediliyor.
ADNAN OKTAR:Siz yukarıda izleyin. Böyle verdiği cevapları kısaca bana açıklayın. İnşaAllah. Yani anlattığı konulara cevaplarımız hadislerde var. Mesela diyor, “Buluttan bir kişi” diyor. “Başının üstünden Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret edecek, söyleyecek” diyor. Kuran’a göre bu mümkün mü böyle bir şey?
OKTAR BABUNA:Değil, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ayetleri göster. Çünkü Cenab-ı Allah, kıyamette böyle bir durum olur diyor. Bir insanın başının üstünde bulut olur da, melek diyecek ki, “Bu Hz. Mehdi (a.s.)”. Hz. Mehdi (a.s.)’da diyecek ki, “Ben Hz. Mehdi (a.s.) değilim. Sen yalan söylüyorsun” diyecek meleğe, olacak iş mi bu? Vahiy hükmündedir meleğin hükmü. Ve farzdır ona inanılması. Değil mi?
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve derler ki: "Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" Eğer bir melek indirilseydi, elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı.”
ADNAN OKTAR:Böyle bir şey Müslümanlıkta mümkün değil. Hiç bir peygamberde olmamıştır başının üstünde bir bulut bulunması. Ve müşrikler istiyorlar bunu. Her Peygamberden istiyorlar, senin üstünde de bir melek olsun. “Seni söylesin. Biz ona göre inanalım” diyorlar. Allah müşriklerin özelliği olarak bunu belirtiyor ve bunu Allah kınıyor Kuran’da. Yani anormal bir hareket olduğunu söylüyor. Anormal bir konuşma olduğunu söylüyor. Müslümanın böyle konuşamayacağını söylüyor Allah.
Cübbeli de diyor ki, “Yok” diyor, “Başının üstünde bir melek olacak onun Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu söyleyecek. O da bu şekilde anlaşılmış olacak”. Ama hadislerde de Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Mehdiliğini kabul etmediği var. “Etmez” diyor. Şimdi melek diyecek ki, “Sen Hz. Mehdi (a.s.)’sın”. Hz. Mehdi (a.s.)’da diyecek ki, “Sen yalan söylüyorsun melek” diyecek, “Ben Hz. Mehdi (a.s.) değilim”. Bu olacak iş mi bu? Bir Müslüman bir meleği nasıl yalanlar? Takva bir Müslüman üstelik Hatame Veli dünya tarihinde gelmiş geçmiş en büyük veli, yalan söylemesi nasıl mümkün olsun? Cübbeli göğsünü gere gere bu konularda yanlış bilgilendiriyordu. Biz bunu durdurduk inşaAllah. Ama tabii, bir kere anlatmayla pek anlaşılmıyor bazen. Onun için tekrar tekrar anlatıyoruz. Aylardan beri anlatıyoruz. Flash Tv’de iyi yapmış sormakla. Çünkü anlamazlıktan geliyorlar. Adam dümdüz gidiyor. Burnunun dikine gidiyor. Bunların hepsini cevaplaması lazım. Dürüst ve samimi cevap verecek. Başka neler var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:“Bu Yüzyılda Gelmeyecek” kitabını tanıtıyormuş Hocam. “İlk başta ben de beklentideydim ama 25 yıl geçti. Onun için ilk çeyrek geçti. Artık bu yüzyılda olmaz” diyormuş. “Onlar 1400’den evvelki konuşmalarımız. Anlattığımızda çelişki yok. Her yüzün başında Allah bir müceddidi gönderir. Bu kitabı yazana kadar ben mübarektim, bana iltifatlar ediyordu. Ben ne zaman “Gelmeyecek” dedim. Kitabımda hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini ispatlıyor” diye açıklama yapmış Hocam. “Çeyrek geçti” diyor. “Onun için bu yüzyılda olmaz” diyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi ilk çeyrek geçtiğinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkıp çıkmadığını tespitte bu bilirkişi mi yani?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, değil tabii ki.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Bak, mesela Şeyh Nazım Hocamız, “Çıktı” diyor. O bir bilirkişidir, Kutb’ul Aktab’tır o. Muhammed Raşit Erol Hazretleri ne diyor? “Çıktı” diyor. Bediüzzaman, “1400’de çıkacak” diyor. Ali Haydar Efendi ne diyor? “Ben” diyor “size hilafet vermem. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ın yüzyılı bu yüzyıl” diyor Hicri 1400. Peygamberimiz (s.a.v)’in dediğine göre zaten başka bir vakit yok. 1400 ile 1500 arasında başka bir vakit yok. Dolayısıyla Cübbeli burada bilirkişi görünümünde, yani “Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında bidayeten kendisi dahi kendisini bilmez” diyor Bediüzzaman. “Belki imanın nuruyla tanınır” diyor. Yani Cübbeli tanıyacak, ondan sonra biz Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıyacağız diye bir şey yok ki. Bak, mesela Şeyh Ahmet Yasin Hoca çıktı, konuştu. “Şu an et ve kemik olarak, insan olarak Hz. Mehdi (a.s.) faaliyet halindedir, çıktı” diyor. Şimdi Cübbeli’ye mi inanalım? Buradaki evliyalara, velilere mi inanalım? Peygamber (s.a.v.)’in hadislerine mi inanalım?
OKTAR BABUNA:Hadislere tabii ve evliyalara inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii ki. Çıkan alametlere mi inanalım?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Flash Tv eğer samimi ise bize imkan tanısın. Biz buradan yayın yapalım Flash Tv’ye. Tek tek anlatalım, onlar sorsun biz açıklayalım. Onlar sorsun biz açıklayalım. Cahil insanı çıkartıp halka yanlış bilgi verdirtmek samimi davranış olmaz. Flash Tv’ye yakışan, buradan biz canlı yayın yapabiliriz. Getirsinler canlı yayın arabasını veyahut biz ayarlayalım. Veyahut bizim canlı yayınımız zaten onlar için yeterli. Biz uydu yayını yapıyoruz. Uydudan alsınlar. Tek tek bize buradan sorsunlar, hepsini cevaplayalım.
Nedir başka? Cübbeli konuşmasına devam ediyor mu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. “Hz. Mehdi (a.s.) ben ne zaman gelmeyecek dedim?” diyor. “Kitabımda hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini ispatlıyor” demiş. “Hz. Mehdi (a.s.) bu yüzyılda gelmeyecek yani İttihad-ı İslam olmayacak” diyorsunuz. “Gayret göstermiyor, diyor” diyor sizin için sunucu. Cübbeli başka birinden örnek veriyor ama isim vermiyor. İnsanları bekletiyorlar şu yıl, bu yıl diye yanlarından insanlar ayrılıyor. “Mahmut Efendi Hazretlerine saygısı var mı yok mu bunu soruyorum? Bu anlattığım kıssayı Mahmut Efendi’den dinledim. Ben uydurukçu değilim. Bana neler dedi Ergenekoncu vesaire” demiş.
ADNAN OKTAR:Bir de bunu tutturdu. Ben dedim ki, Suriye’de de var, Irakta’da var, Türkiyede’de oldu. İddia edilen Ergenekon Örgütü bazı sapık din adamlarını böyle ayaklanmaya yatkın, kan döktürtmeye yatkın, işte Alevi Sünni çatışmasını yaptırabilecek yani böyle Müslümanları ayaklandırabilecek tipleri destekliyorlar iddia edilen Ergenekon Örgütü. Onların önünü tıkayan kişileri teker teker şehit ediyorlar. Irak’ta da oldu bu, bombalayarak yaptılar. Suriye’de de oldu. Ben bu kişilerden bir kişiyi kastederek söyledim. Bu yağmur yağıyor, niye bana ördek dedin? Çıktı, “Bana söyledin” diyor. Kardeşim sen ne alınıyorsun? Memleket ismi söylemedim, şehir ismi de söylemedim, şahıs ismi de söylemedim. Yarası olan gocunsun, sen niye tedirgin oluyorsun? “Bizim cemaatimizde de” diyor, “iki kişiyi şehit ettiler” diyor. “Dolayısıyla sen beni kastediyorsun. Benim önümü açsınlar diye bunları şehit ettiler gibi söyledin” diyor. “Dolayısıyla beni ima ediyorsun” diyor. Kardeşim, ben ne o şehitlerden bahsettim. Ne senden bahsettim. Ne şehirden bahsettim. Ne memleketten bahsettim. Sen kendi kendine çalmadan harekete geçiyorsun. Değil mi? Yanlış, yanlış. Bununla ilgi mahkemeye de vermiş, birde tazminat davası açmış. Paraya da ihtiyacı var herhalde anladığım kadarıyla. Çok uyanık yani.
OKTAR BABUNA:Yine bir cevap vermiyor Hocam. Bu şey bağlantılı olarak söylemiş, bu anlattığı, bir kıssa diye bahsettiği Allah’a karşı haşa bir densizlik yaptığı onu “Mahmut Hoca’dan ben dinledim”. Sizin de Mahmut Hoca’yı zaten çok övdüğünüzü söylemiş. Öyle bir bağlantı kurmaya kalkmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim Mahmut Hoca böyle saygıya uygun olmayan böyle çirkin bir üslupla mı konuşuyor? Niye iftira atıyorsun sen Mahmut Hoca’ya? Mahmut Hoca son derece saygılı, edepli ve adaplı bir insandır. Bu, mahalle ağzıyla konuşuyor. Değil mi? Bitirim ağzıyla konuşuyor. Bir Müslüman Allah ile öyle konuşabilir mi? Bağırarak ve kafa tutar tarzda kimin haddine yani. “O gün sesler kısılmıştır” diyor Cenab-ı Allah. “Bir hırıltıdan başka bir ses duyamazsın ve başlar öne eğiktir” diyor. Allah’ın karşısında bir insan nasıl böyle kafa tutarak konuşur Allah’a?
OKTAR BABUNA:Haşa, kesinlikle konuşamaz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Sen beni Cehenneme mi atacaksın?” Allah’a öyle kafa tutarak.
OKTAR BABUNA:Haşa.
ADNAN OKTAR:Nasıl cesaret etsin bir insan? Değil mi? Öyle çirkin bir cesareti kim gösterebilir?
OKTAR BABUNA:Kimse Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Benim anlattığım bu. Yani adabıyla, edebiyle Allah’a saygıyla konuş diyorum. Kıssayla ilgili benim sözüm yok. Ama üslup, Allah’a karşı öyle kaba, saygıya uygun olmayan, pervasız, münasebetsiz bir üslup olmaz. İnsan bir müdürle bile konuşurken, öğretmeniyle bile konuşurken saygılı, hürmetkar konuşuyor. Sen Allah ile muhatap oluyorsun. Son derece hürmetli, başı önünde ve son derece saygılı konuşur Müslüman. Allah’a kafa tutar gibi nasıl konuşsun? Mahmut Hoca çıkıp böyle mi konuşuyor şimdi? Bak onu da orada kullanmaya kalkıyor. Bu da çok samimiyetsiz ve çok kötü bir hareket, çok yanlış bir hareket. Mahmut Hocayı ben çok iyi tanırım. Bayağa saygı duyduğum bir insan. Müthiş hürmetkardır. Yani saygıda, adapta, edepte Üstaddır. Çok mükemmel hareketleri, tavrı. Mesela ziyaretine son gittiğimde müthiş hürmetkardı üslup olarak.
OKTAR BABUNA:Hz. Mehdi (a.s.) konusunda, “Sürekli süre erteleniyor. Dünyanın her tarafında Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekleyenler var” diyor. “Bunlar, un biriktiriyor unlar küfleniyor, insanlar kandırılıyor” diyor.
ADNAN OKTAR:Yani boş yere İttihad-ı İslam’ı söylüyorlar diyor. Yani İttihad-ı İslam için çalışmayı gayret etmeyi un biriktirmek olarak görüyor. Yapılan çalışmalar da küfleniyormuş. Yani Allah için yapılan çalışmaların da boşa gittiği kanaatinde. Sen Allah için faaliyet yaparsan, Allah’ın rızası için yapıyorsun. Sevap almak için yapıyorsun. Allah’ın rızasını alıyorsun sen. Unla ne alakası var? Toptancı kafasıyla değerlendiriyor olayı. Yani biz çıkar için mi yapıyoruz çalışma yaptığımızda? Değil mi? Allah ister hakim eder, ister hakim etmez. Biz hakim edecek gibi gayret ederiz ve onun sevabını alırız. Değil mi? Niye un küflenmesi olsun yani? Biz şimdi gayret ediyoruz. Mesela farz edelim Allah vermesin. İslam ahlakı hakim olmasa aynı İslam ahlakı hakim olmuş sevabını alırız biz. Aynı Allah’ın rızası için yapılıyor bu faaliyet. Bediüzzaman zamanında İslam ahlakı hakim olsa da aynı sevabı alır Bediüzzaman, İslam ahlakı hakim olmasa da aynı sevabı alır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerinin tamamı oluşmuş. Kitabında bunları yazıyor. Kitabında yazdığı alametlerin hepsi oluşmuş, bunları söylemiyor. Flash Tv’de bunları halktan gizliyor. Ramazan Ayı’ndaki Ay ve Güneş tutulmaları oldu, bunu gizliyor. Fırat’ın suyu kesildi, bunu da gizliyor.
OKTAR BABUNA:Kabe’ye baskın oldu.
ADNAN OKTAR:Kabe’ye baskın oldu, bunu da gizliyor. Kuyruklu yıldızların ikisi de çıktı, bunları da gizliyor.
OKTAR BABUNA:Afganistan, İran, Irak savaşı.
ADNAN OKTAR:Afganistan, İran, Irak Savaşı bunların hepsi oldu, bunların hepsini gizliyor. İnşaAllah. Dolayısıyla bu böyle meydanı boş bulması inanılır gibi değil.
OKTAR BABUNA:Yalnız Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Hiçbir cevap vermiyor. Bu konularda hepsi hatta en sonunda şunu demiş. “Yok şunlar, yok bunlar, cahil, mahil” sizin söylediğinizi söylemiş onun için. “Her akşam bir kanalda, telefon geliyor bana sürekli benim hakkımda konuşuyor. Benim vaktim yok” gibi bir açıklama. Cevap yok Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, niye vaktin yok? İttihad-ı İslam ile ilgili çık. Oturup abuk subuk şeyler yapmaya, yalan yanlış menkıbe anlatacağına çık de ki; “İttihad-ı İslam en büyük farzdır” de. Bir tek bunu söyle, bitti. Bunu diyemiyorsun. Bak, İttihad-ı İslam en büyük farzdır bu kadar. İttihad-ı İslam en büyük farzdır, dört kelime. Bunu adam söyleyemiyor dili kitlendi, tutuldu.
OKTAR BABUNA:Yine söylememiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak, yine söyleyemiyor. Biz İslam ahlakının hakimiyeti için, Türk İslam Birliği için vargücümüzle gayret ederiz. Allah nasip etmez, şehit de olabiliriz. Yahut herhangi bir şekilde sakatlanabiliriz. Faaliyetimiz durur. Yani mecbur kalırız durdurmaya, Allah vermesin. Ama sevabını alırız. Biz burada Allah’ın rızasını hedefleyerek hareket ediyoruz. Baksana un ticaretine benzetmiş. Ticaretle kıyaslıyor dini. Din ticaret değil ki biz Allah için yapıyoruz inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hatta Hocam, sunucu söylemiş. “Adnan Oktar sizin Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek diyerek İttihad-ı İslam’ı savunmamanıza eleştiri getiriyor” demiş. Bunu da geçiştirmiş.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Kardeşim, de bir kelime dilin mi kopacak? De ki, “Ben İttihad-ı İslam’ı istiyorum”. “Haşa, ne demek” de. Diyemiyor adam Allah Allah. Bir şey oldu adama. Mucize yani.
Ara verelim mi?
SUNUCU:Sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz merak edilen konular ve güncel olaylarla kısa bir aradan sonra tekrar birlikteyiz.
SUNUCU:Sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bayağı bir hem cevap veremiyor, hem dediğiniz gibi İttihad-ı İslam’ı söyleyememiş Hocam yine.
ADNAN OKTAR:Diyormuş ki, “Hz. Mehdi (a.s.) olmadığına dair, yani Mehdilik iddia etmeyeceğine dair söz versin. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda gelmesinin mümkün olduğunu söyleyeceğim” diyormuş.
OKTAR BABUNA:Siz defalarca yemin ettiniz Hocam Allah adına. Öyle bir iddianız, hayatınızın sonuna kadar öyle bir iddianız olmayacağına dair zaten.
ADNAN OKTAR:Allah adına yemin istemiyormuş, şeref adına yemin istiyormuş. Halbuki bak geçenlerde söyledi ki, “Şeref üstüne yemin olmaz” dedi. “Allah adına yemin olur” dedi. Şimdi de, “Şeref üstüne yemin etsin” diyor. Ben Allah adına yemin ediyorum. Kuran’daki gibi lanetleştim. Dedim ki; “Eğer ben ölünceye kadar Mehdilik iddia edersem Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun” dedim. Ve bunu belki 30 kere söylemişimdir. Değil mi? Herkes biliyor bunu.
SUNUCU:Ben en az 100 kere duydum Hocam.
ADNAN OKTAR:Defalarca söyledim. Bunu söylediğimi biliyor. Şimdi bu dönmek istiyor. Anladı yani her yerden, buna bir uyarı geliyor. Bir anormallik yaptığını, yanlış hareket ettiğini anladı. Şimdi dönmek için garip yöntemler denemeye başladı. Şeref üstüne yemin olmayacağını kendisi söylediğine göre değil mi? Kendisi açıklıyor. Müslümanlar Allah üstüne yemin ediyorlar. Hatta şöyle diyor; “Vallahi, billahi, tallahi” dedi. Değil mi? “Bu şekilde yemin olur” dedi. Ben de Allah adına yemin ettim defalarca, benim böyle bir iddiam olmayacağını da, bir de lanetleştim. Kuran’da vardır en büyük yeminlerdendir. Bakın, “Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun” dedim, “Eğer Mehdilik iddia edersem” dedim ömrüm boyunca. Bir de bana göre sen niye kendini ayarlıyorsun? Dünyada binlerce Mehdilik iddia eden adam var. Değil mi? Yüzlerce, sırf İstanbul’da da var iddia eden. Geçen gün, dün de gösterdiler internette baktım, birçok kişi alenen söylüyorlar “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ım” diye. Sen onlardan etkilenmeyip de, bir tek bana göre ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini bildiğin halde, geldiğini bildiğin halde, Hz. Mehdi (a.s.) kesinlikle gelmeyecek deyip bu sefer de insanlar seni ayıplayınca tamam Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini kabul edeceğim yahut gelmiş olabileceğini kabul edeceğim ama önce o söz versin Mehdilik iddia etmeyeceğine diye. Çok çocukça bir üslup. Yemin ettiğimi çok iyi bildiği halde. Bak ısrarla da, yine İttihad-ı İslam’ı söylemiyor. İslam Birliği’ni söylemiyor. Burada bir harikalık, harikuladelik var. Bir de bana göre niye ayarlıyorsun sen? Yani bütün mesele; ya ben Hz. Mehdi (a.s.) olursam, yani buna göre düşüncesi. Çok acayip bir şey bu. Yemin ediyorum, daha ne diyeyim? Defalarca yemin ettim. Herkes biliyor. Türkiye’de bilmeyen yoktur yemin ettiğimi. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:O kadar çok duydum ki maşaAllah. Milyonlarca insan da şahit.
ADNAN OKTAR:Hayır Şeyh Nazım’ın yanında söylüyor, “İnşaAllah görürüz” diyor. Şeyh Nazım diyor; “İstanbul’da çıkacak, sizde gelecek” diyor. “İnşaAllah görürüz” diyor. Kardeşim sen bilirkişi değilsinki bu konuda. Muhammed Raşit Erol Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğini ve geldiğini söylüyor. Şeyh Nazım Hocamız söylüyor. Ali Haydar Efendi söylüyor. Bediüzzaman söylüyor.
Sunucu programı kapatırken “Bir yerde belki Adnan Hocayı görürüz ya da haber veririz. Kendisine de bu konuları sorarız” şeklinde konuştu. Tamam, buradan canlı yayınla açıklayalım, anlatalım. Yani biz Flash Tv’ye bağlanırız buradan. Tek tek hepsini izah ederim. Çünkü dürüst konuşmuyor, samimi konuşmuyor.
OKTAR BABUNA:Bir sözü daha olmuş. Bir VTR seyrettirmişler. Cübbeli’nin Ahir Zamanda gönderilmiş, hadislerde belirtilen önemli bir şahıs olduğunu sizin söylediğiniz. “Ne demek istiyor?” dedi demiş sizin için. Cübbeli, “Ahir Zamanda gelecek Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı olan biri var. “Hz. Mehdi (a.s.) onu kesecek, diyor” demiş sizin adınıza.
ADNAN OKTAR:Allah Allah tutturdu. Bu bir rüya gördü anladığım kadarıyla “kesecek dedi” diyor. Herhalde rüyasında öyle bir şey gördü, kabus gördü anladığım kadarıyla. Akşamları bol bol yiyor bu, böyle bir rahatsızlık geçiriyor zaten. Çok yemek yiyip yattı herhalde. Kardeşim benim yaptığım konuşmayı yayınlayın orada. Ben böyle bir konuşma yapmadım. Bilakis, “Damla kan akıtmayacak, insanların burnu dahi kanamayacak” dedim. Durup durup aynı şeyi söylüyor. O yetmiş bin var ya o şeyi gösterin. Allah’ım YaRabbim, çocuk gibi.
VTR
ADNAN OKTAR:Kardeşim burada nerede kesecek diye bir ifade var mı? Kesinlikle, hiç yok öyle bir şey. Bu konuşmamı kastediyor. Burada ben nerede söyledim bunu?
OKTAR BABUNA:Hiçbir zaman söylemediniz. Hatta hep dediğiniz gibi, “Damla kan akıtmaz” diyorsunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.)’ın özelliğidir zaten. Uyuyan kişiyi uyandırmaz, damla kan akıtmaz ve burnunu dahi kanatmaz. O söylüyor “Pırasa gibi doğrayacak” diye biz onu eleştiriyoruz zaten. Değil mi? O filmi göstersene. “Hz. Mehdi (a.s.)” diyor “Herkesi doğrayacak pırasa gibi” diyor. Onun söylediklerini ben eleştiriyorum. Hz. Mehdi (a.s.)’ın kan akıtmayacağını anlatan benim. İnşaAllah. Allahualem bu çok kötü bir rüya görmüş, bir kabus.
OKTAR BABUNA:Karıştırma şeklinde her şeyi.
VTR
ADNAN OKTAR:Şimdi bak kendisi anlatıyor. Hz.Mehdi (a.s.)’ın Alevileri, Bektaşileri, Vahabileri, Hristiyanları, Musevileri, hepsini doğrayacağını anlıyoruz bu üslubundan. Yani onun inancına göre öyle. Hadislerde ne diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Kan akıtmaz, uyuyan kişiyi dahi uyandırmaz, hatta insanların burnu dahi kanamaz” diyor. “Damla kan akıtmaz” diyor. “Ve bütün silahları ortadan kaldıracak” diyor. “Bütün silahları eriyecek ve kaldırılacak” diyor. Benim anlattığım bu. Cübbeli de “pırasa gibi doğrayacak” diyor. Değil mi? Şimdi bu üslup ne demek; Alevileri doğrayacak, Bektaşileri doğrayacak, Caferileri, Şiileri doğrayacak, Vehabileri doğrayacak, adam kalmıyor ki. Hristiyanları doğrayacak, Musevileri, Hinduları doğrayacak. Milyarlarca insan, yaklaşık 6 milyar insan doğrayacak demektir. Bir insanın ne kadar gücü yetebilir. Doğra doğra sabaha kadar, Evanjeliklerde aynı şeyi söylüyorlar o da aynı şeyi söylüyor. Evanjeliklerle bu konuda mutabakat halinde. Onlarda “Atın boynuna kadar gelecek kan” diyorlar. Bu da aynı iddiada, bu da “Atın boynuna kadar kan gelecek” diyor. Ben bunun yanlış olduğunu anlattım. Ve burada tek kelime öyle asmadan kesmeden bahsetmedim. “Kesecek dedi” diyor. Az yesin akşamları yatarken, böyle kabus görmez. Birde bak diyor ki, “İran karışmış diyorlar” diyor. Komşu ülke İran. İran Müslüman ülkesidir. Yaklaşık yarısı Sünnidir, yarısı da Alevidir. Ve çok büyük bir bölümü Türk’tür. İran’ın yarısı neredeyse Türk asıllıdır. Dost ülkedir, kardeşimizdir. Mümin müminin kardeşi. “İran karışmış diyorlar” diyor. “Allah karışıklığını daha da arttırsın”. Yani ayaklanma çıksın, kan revan içinde, devlet yıkılsın, her türlü fitne çıksın anlamında bir üslup. İran karışmış bak. İran karışmış ne demek? Adamlar bombalıyorlar orayı, burayı yakıp yıkıyorlar. Bilmem ne. Onu yeterli görmüyor “Allah daha da arttırsın” diyor karışıklığını. Yani, “Yerle bir olsun” diyor İran. Orada çocuklar var, kadınlar var. Alevi kardeşlerimiz var. Sünni kardeşlerimiz var. Şiiler var. Hepsi bunlar Allah’ın kulu. Niye karışsın? Niye helak olsunlar? Niye perişan olsunlar? Böyle, Müslüman dua eder mi Müslüman ülke için? Bak İttihad-ı İslam isteyeceğine, Türk İslam Birliği’ni isteyeceğine, Müslüman ülkenin yıkılmasını istiyor. “Parçalansınlar” diyor, “Mahvolsunlar” diyor. Böyle dua olur mu? “YaRabbi, İttihad-ı İslam’ı bize nasip et. Bütün Müslümanlar birleşsin” desene. “Alevisi, Sünnisi, Bektaşisi hepsi kardeş olalım. İttihad-ı İslam olsun, Türk İslam Birliği olsun. Fitne fücur ortadan kalksın, karışıklık ortadan kalksın” diye dua etsene. Bilakis aksine dua ediyor. Açıkça bütün millete, herkes de gürül gürül “amin” diyor oradakiler. Onları da tahrik ve teşvik ediyor. Yani buradaki anormalliği insanların görmesi gerekir. Flash Tv’de zannediyorum aklı başında insanlardır. Görüyorlardır buradaki garipliği, anormalliği.
Ne diyormuş?
OKTAR BABUNA:Sizin için “kesecek diyor” dememiş Hocam. Kesecek konusunda “Ahir Zamanda gelecek birinden bahsediyor” demiş sizin için. “Hz. Mehdi (a.s.) onu kesecek diye kendisi söylüyor” yani o söylüyor. “Ama benim için vazifeli diyor” demiş sizin için, onun için. “O zaman kötü bir şey değildir” demiş.
ADNAN OKTAR:Evet vazifeli dedik de, onlar nasıl yorumluyorlar onu, vazifeli olmasını?
OKTAR BABUNA:“Vazifeli dediğine göre kötüye yormam”. İyi bir şey olarak kabul etmiş onu, vazifeyi.
ADNAN OKTAR:Canım biz de zaten bir şey demedik. Vazifeli dedik. Ahir Zamanda Cübbeli’nin yani Cübbeli tarzı böyle bir şahsın, tarif edilen böyle bir şahsın, İstanbul’da vazifeye başlayacağını hadislerde Peygamber Efendimiz (s.a.v) bildirmiş. Vaktiyle bildirmiş. Ve Ahir Zamanda belirtilen şahıstır o. Ve vazifeli şu an, bunu yapıyor, görevini yapıyor. Kendinin de farkında zaten anladığım kadarıyla.
OKTAR BABUNA:Onu iyi bir şey, zaten söylemiş. “Kötüye yorumlamam” demiş inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani. Artık iyi mi, kötü mü ahirette herkes anlıyor, anlayacak inşaAllah değil mi? Biz kesin garanti veremeyiz. Ahirette anlayacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v)’in o hadisini okuyayım mı Hocam 70 bin sarıklı ile ilgili?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Resullulah (s.a.v.) ümmetimden başları sarıklı yetmiş bin kişi Deccal’e tabii olacaktır.” Ebu Bekir Abdurrezzak Bin Hemmam, Abdurrezzak es San’ani, El-Musannef’inde, sayfa 393.
ADNAN OKTAR:El-Musannef’te, Ehl-i Sünnet’in gözbebeği olan eserlerden bir tanesi. “Yok” dedi, “Doğru değil” dedi. Süleymaniye Kütüphane’den orjinalini çıkarttırdım Arapçasını. Fotokopi olarak gösterdim burada. Hani yoktu? Öbür hadisi söyle.
OKTAR BABUNA:“Ümmetimden başı sarıklı yetmiş bin alim kişi, Deccala tabi olacaklar.” İmam Ahmed Bin Hanbel, Müsned, sayfa 796.
ADNAN OKTAR:Bak. Bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Ümmetimden başı sarıklı yetmiş bin alim kişi, Deccala tabi olacaklar.” İmam Ahmed Bin Hanbel, Müsned, sayfa 796.
ADNAN OKTAR:Onu da gösterdim. Orjinalini gösterdim. Onun orjinalini yine getirin de, ara ara gösterelim. Cübbeli pek anlamıyor Allahualem. Bir kere görmek, iki görmek anlamıyor. Defalarca göstereyim de, en az 100 kere falan gösterince anlıyor anladığım kadarıyla.
Evet, “Selamün aleyküm Hocam. Bugün internette yabancı siteleri dolaşırken” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Bugün internette yabancı siteleri dolaşırken karşılaştığım bir manzara tüylerimi ürpertti. Özellikle yorumlar daha da dikkatimi çekti. Bir kere insanları çok etkilemiş olmalı” diyor. Kardeşim işte. Bunu yazan kardeşim, Mehmet Ali Belçika’dan yazmış. Aleyküm selam. Mehmet Ali kardeşim, işte Cübbeli tarzı adamları ortaya çıkartıp Evanjelikler, Müslümanlar hakkında olumsuz imaj meydana getiriyorlar. Yani Evanjeliklerin yoğun çalışması var. Yani Müslümanları böyle Cübbeli tarzı göstermek istiyorlar. Dolayısıyla biz operasyonda haklıyız, yapacağımız Armagedon Savaşı’nda haklıyız imajını vermek istiyorlar. Yani biz böyle adamlara karşı mücadele veriyoruz demek istiyorlar. Biz de bunun böyle olmadığını söylüyoruz. Bunların verdiği imaj ve İslam anlayışı yani göreni titretiyor insanları. Yani birçok insan panik oluyor. Yani şu anda Cübbeli’nin tarzında bir üslup yok. Peygamberimiz (s.a.v)’in hayatında böyle bir şey yok. Kuran’da sevgi var, barış var, kardeşlik var, muhabbet var, ilim var, bilgi var, sanat var, her şeyin en güzeli var. En güzel hayat var. Cübbeli’deki hayatı görüyorsunuz işte adamın. Bir de bu en arınmış şekli oluyor. Artık Flash Tv’de çıkan şekli oluyor. Bir de Cübbeli’nin orjinalinde olanı artık görseniz kim bilir nasıl olacak? Bir de “Özelim var” diyor. Özeli de neyse onu da bilmiyoruz. Özeli de daha değişik.
“Eşim ve ben sizin her akşam takipçiniziz Hocam” diyor. “Sizi hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan, can kulağıyla dinliyoruz. İnşaAllah benim bir sorum olacaktı. Kalbimizi biri kırdığı zaman nasıl karşılık vermeliyiz? Tavrımız nasıl olmalı? Kalp kırmanın dindeki yeri nedir? Hele en yakınımıza nasıl davranmalıyız? İstanbul’dan Hilal.” Herhalde eşi böyle ters bir tavır gösterdi anladığım kadarıyla. Hilal’i de biraz kızdırmış enişte hazretleri. Hilal’e çok güzel, nezaketli davranması lazım. Sevgi dolu, şefkatli davranması lazım. Hilal bizim canımız, onu kimse üzmeyecek inşaAllah. Kalp kırmak, bir insanı zaten rahatsız etmek, rahatsız eden insanı on misli rahatsız eder eğer normal vicdandaysa. Değil mi? Mesela birisine ters söz söylese insan.
SUNUCU:Vicdanı rahatsız olur.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Acayip kötü bir şey. Yani ona yaptığı tahribatın on misli onda yapar. Yani çok kötü bir şeydir kalp kırmak. Velev ki öyle bir şey olsa bile, hemen onu öyle ufak tefek değil, çok kapsamlı telafi etmek lazım. “Pardon, özür dilerim” falan öyle olmaz. Gidip musallat olmayla da olmaz. Zaten nefret ediyor çocuk, gidiyor bir de üstüne yapışıyor böyle şey gibi, öyle olmaz. Önce Allah korkusu ve Allah sevgisinin hakim olması lazım o evdeki güzelliğin oluşması için. Tabii bunun için olmaz da bunun yan etkisi olarak bu oluşur. Allah korkusu olmayan bir evde bereket olmaz. Allah sevgisi olmayan bir evde bereket olmaz. Mutlaka Allah sevgisi, Allah korkusu esastır. Allah’a tam teslim olmak, kadere Allah’ın yarattığı kadere teslim olmak lazım.
Mesela biz konuşuyoruz Allah konuşturuyor. Cübbeli konuşuyor, Allah konuşturuyor. Bunlar çok önemli, tarihi günler, tarihi devirlerden geçiyoruz.
Ankara’dan Atilla Polat, “Hocam selamün aleyküm” Ve aleyna aleyküm selam. “Müsaadenizle, benim sorum, hepimiz Hz. Adem (a.s.) ve Hz. Havva annemizin torunları olduğumuza göre, diller nasıl farklılaştı. Saygılarımla.” Dilin oluşması çok kolay bir şey, mesela bir yere bir insan gitse, mesela ne bileyim kaleme can diyebilir. Adı can kalır artık bunun. Can deriz. Değil mi? Ne bileyim kahveye başka bir şey diyebilir. O kelime orada hemen anında oluşur. Bir dilin oluşması çok çok kolaydır. Zor bir şey değildir. Doğal akışı içerisinde zamanla Allah onu değiştirir. Mesela Fransızca hakikaten çok değişik bir lisan. İlk o kelimeler birisinin hoşuna gitmiştir. Adamın hoşuna gidince diğer kelimeleri geliştirmiş olabilir rahatça yani ona uygun. O Esperanto mu bilmem ne falan var ya öyle bir dil. Uydurma değil mi o?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam, demek ki oluyor, gayet kolay geliştirilebilen bir şey yani.
OKTAR BABUNA:Dediğiniz, zaten siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Esirleri öyle bir araya getiriyorlar birbirlerinin dilini bilmeyen. Hemen bir dil oluşturuyorlar kendi aralarında. Çocukları o dili daha da mükemmelleştiriyor. Çok net bilinen şeyler inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu da bir örnek, onun için dil öyle zor olan bir konu değil.
“Selam Hocam”, aleyküm selam. “MaşaAllah yine çok yakışıklısınız eminim.” Öyle mi? “Sizi henüz görmeden mail gönderdiğim için böyle demek durumunda kaldım”, “yakışıklısınızdır” diyor Aylin Hanım. “Deccalin cehennemi cennet, cenneti de cehennemdir. Bu hadis komünizmin eşitlik ilkesi iddiası iyi görülse de, aslında hayatı cehenneme çevirdiğine işaret ediyor olabilir mi Hocam. Allah razı olsun bizim Müslüman olarak yaşamamıza vesile olduğunuz için”. Deccalin cenneti mesela bara gidiyor bir genç kız, viski geliyor sek viski, alıp tepesine dikiyor. Orada gayri meşru adamlar var. Her barda demiyorum bazı barlarda kadın satıyorlar. Mafya elemanları var. İt kopuk var, uyuşturucu satanlar var. Ama adama tatlı geliyor öyle bir ortam, “Ne kadar güzel bir ortam” diyor. Müslümanlar yanına çağırdı mı, babası telefon ediyor, “Aman yavrum ne yapıyorsun başın çok büyük belaya girecek. Delirdin mi sen?” diyor. Çocuk orada kendini satıyor, neden ona bir şey demiyorsun? Orada memnunsun. Getiriyor sana parayı, getiriyor. Uyuşturucu satıyor, onu yiyorsun. Ama Müslümanın yanına geldi mi; “Aman, aman, çok dikkatli ol evladım. “Bak annen, baban hepimiz ayaktayız. Bunlar tehlikeli adamlar, Müslümanlar.” Fuhuş yapan, uyuşturucu satan, mafya mensubu, adam öldüren adam tehlikeli değil de, Müslüman niye tehlikeli oluyor? Değil mi? İşte kastedilen budur yani deccalin cehennemi cennet, cenneti de cehennem. Müslümanları cehennem gibi gösteriyor. Çok tehlikeli gösterecek. Adam eli ayağı boşalacak Müslümandan. “Aman, aman” diyecek. “Çok çok dikkatli olun. Aman, kaçın ayağınızı denk alın, bunların sağı solu belli olmaz” diyecekler. Küfrün, fuhşun, her türlü rezilliğin olduğu yerde de çok isabetli hareket ettiğini iddia edip teşvik edecekler, bu ve buna benzer olaylar. İnşaAllah.
Flash Tv nihayet uyanmış, nihayet. MaşaAllah, aylardan beri anlatıyoruz. Flash Tv bu kadar geç uyandıysa daha başkalarını düşünemiyoruz. Ama Fatih Altaylı daha uyanma değil o derin uykuda. Gidip, sarılıp sarılıp öpüyor Cübbeli’yi. Cübbeli de “Gelin” diyor “Özelde sizinle daha animasyonlar var gelin, görüşün” diyor. “Göreceksiniz”. Ne yapacak acaba özelde görüşünce? “Burada olmuyor” diyor. “Şimdi kameraların önünde” diyor. “Olacak iş değil” diyor. “Eve gelin” diyor. Fatih Altaylı ile o tombulla bir ortak yönleri var ama tam çıkaramadım. Tam mutabakat var herhalde inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Medine’de bir alim Hz. Mehdi (a.s.)’ı reddedecek. O da onu etkisiz hale getirecek” diye bir hadis var diyor. “Burada beni mi kastediyor acaba?” diyormuş Cübbeli.
ADNAN OKTAR:Ben öyle bir şey demedim. “Ahir Zamanın önemli bir şahsı” dedim. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın karşısına çıkacak olan Hocaları mı kastediyor? O yüzden mi vazifeli diyor?” Kardeşim ben detaya girmedim. “Cübbeli, Ahir Zamanda geleceği belirtilen mühim bir şahıstır” dedim. “İstanbul’da çıkacak bir şahıstır ve çıkmıştır bu” dedim. İnşaAllah. Mesela topal bir adamdan bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v), topal adam hakikaten iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün de teorisyenidir. O yönetiyor örgütü, yani akıldanesidir. O da faaliyet halinde şuan. Mesela Kenane o da çıkmıştır. İsim veriyor Peygamberimiz (s.a.v.), “Kenan” diyor “Kenane”. “O da Ahir Zamanda çıkacak, Hz. Mehdi (a.s.) çıktığı zaman o da çıkacak” diyor Kenane. Ve bütün alametler çıktı Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Cübbeli bunlardan hiç bahsetmiyor. Kitabında biz gösterdik. Kitabının tanıtılmasını çok istiyor. Bayağı hoşuna gidiyor kitabı tanıtılınca. Acayip bayılıyor bu kitabı tanıtılınca. Bizde tanıtalım. Herhalde biraz da gelir geliyor ona anladığım kadarıyla buradan onun için hoşuna gidiyor. Bak, Cübbeli’nin kitabı bu. Benim kadar ona iyilik yapan yoktur ona, bu kaçıncı tanıtışım. Bak kitapta ne diyor? Bir daha dikkat edelim, okuyalım. “Mehdi muhakkak gelecek fakat bu yüzyılda değil” Niye tedirgin oldun sen bu yüzyıldan? Niye taktın bu yüzyıla kafanı? Fakat bu yüzyılda değil. Şimdi bak, bana da şart koşuyormuş, “Mehdilik iddia etmeyeceğine bana söz versin. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelebileceğine dair kanaatimi söyleyeceğim” diyormuş. “Yani bu yüzyılda evet Hz. Mehdi (a.s.) gelebilir diyeceğim” diyormuş. Sen demesen ne olur yani, desen tamam da demesen ne olur? Bakın Şeyh Nazım Hocamızın karşısına gitti. Diyor ki, Şeyh Nazım Hocamıza; “Siz” diyor “Asrın Kutbusunuz, Kutb’ul Aktab’sınız” diyor. Bende o kanaatteyim. Kutb’ul Aktab ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s.) sizde Türkiye’de çıkacak ve İstanbul’da çıkacak” diyor. Ve vakit veriyor Şeyh Nazım Hocamız “70 yıl içerisinde, bu önümüzdeki 70 yıl içerisinde hepsi bitecek. Ondan sonra kıyamet bekliyoruz” diyor. Başka da bir vakit vermiyor. Cübbeli’nin acabası olacak gibi değil yani. 70 yıllık bir vakit vermiş, “Bunun dışında da bir vakit yok” diyor. Bu 70 yıllık vakit içinde Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadis veriyor. “Ümmetim istikamette giderse bin yıl vardır, istikamette gitmezse ona bir yarım gün vardır (500 yıl vardır)” İkisini topluyor 1500. Ayrıca 7000 yılla ilgili hadisler var. 8 tane hadis var. Peygamberimiz (s.a.v.) 7000 yıllık bir takvim veriyor. Bunun diyor 5600 yılı geçmiştir. Hicri 1400 ile 1500 arasında her şeyin biteceğini anlıyoruz. Biz 1431’deyiz. Şeyh Nazım Hocamız da onun için diyor “70 yıl var” diye. Çünkü 31 senesi geçmiş, geriye 70 yıl kalmış. “Ondan sonra” diyor, “kıyamet bekleniyor” diyor. “Hz. Mehdi (a.s)’da sizde” diyor. “İstanbul’da çıktı” diyor mesela bak Şeyh Nazım Hocamızın vekili, halifesi, mübarek insan Şeyh Ahmet Yasin dedi ki; “Et ve kemik olarak, insan olarak şu an Hz. Mehdi (a.s.), şu an faaliyette” dedi. Şahs-ı manevi demesinler diye. Çünkü orada demagoji yapıyor bir kısım Nur talebesi kardeşlerimiz ve Şii inançta da bir kısım kardeşlerimiz demagoji yapıyorlar. “Ruh gibidir, görünmez” demesinler diye “Etten, kemikten Hz. Mehdi (a.s.)” diyor. “İnsan olarak” diyor. Yani çocuk olarak doğdu, büyüdü, etten, kemikten Hz. Mehdi (a.s.), “şu an faaliyette” diyor. Hiç kaçacakları bir nokta yok. “Darwinizmi ve materyalizmi yerle bir etti” diyor. “Halen de faaliyetine devam ediyor ve çok kaliteli arkadaşları var” diyor. “Ve devam edecekler, bitirecekler” diyor. Açık söylüyor, çok net anlatıyor. Üstad Bediüzzaman, ta 1930’larda söylüyor bunu 1920’lerde. “Hz. Mehdi (a.s.)” diyor “Hicri 1400’de yani 1980 yılında çıkacak Darwinizmi, materyalizmi yerle bir edecek”. “81, 91, 2001, 2011, 2021 yılına kadar bu olayı bitirecek” diyor. “40 yıllık bir dönem ama bu faaliyet döneminde kendisi daha kendisini bilmez” diyor. Cübbeli sen nereden bileceksin? Bak Bediüzzaman diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.) kendisi dahi kendsini bilmez” diyor. Sen nereden biliyorsun? “Belki” diyor, “o imanın nuruyla o eşhas-ı Ahir Zaman, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) tanınabilir” diyor belki, dikkat verilirse. En son safhaya kadar tanınamıyorlar. Yani şu an devam ediyor Hz. Mehdi (a.s.) faaliyetine, tanınamaz. İstediğini yapsın, kim olursa olsun farkedemiyorlar. Ama en son aşamada belli oluyor. Nasıl belli oluyor? Zannı galiple, “Allahualem herhalde o” diyeceğiz. Çünkü İslam ahlakının dünya hakimiyetine vesile olmuş. Müslümanların başına geçmiş. Hz. İsa (a.s.) olarak bildiğimiz o nurlu, güzel insanla beraber namaz kılmış. Hristiyanlıkla Müslümanlık birleşmiş, tek İslam dini kalmış. Ne denir bu durumda? Belli ki çıkmış Hz. Mehdi (a.s.). Onun için Cübbeli anladığım kadarıyla bu gerçekleri kabul etmeye çok dolaylı yoldan yaklaşmaya çalışıyor. Bakın ne konuştuğunu unutuyor. Bu çok şaşırtıcı, önce dedi ki bak, “7000 yılla ilgili hadis yok” dedi. Sonra dedi ki; “Evet, 7000 yılla ilgili hadis vardır” dedi. Onu da bir yayınlasana. “Şeref üstüne yemin olmaz” diyor. Şimdi diyor ki, “Şeref üstüne yemin etsin” diyor. Allah adına yemin edilir. Ben Allah adına yemin ettim yüzlerce kere. Yüzün üstünde yemin ettim yani.
OKTAR BABUNA:Bir şey daha söylemiş söyleyeyim mi Hocam onu?
“Biz iki server onlarla uğraşamıyoruz demiş. “P’li, B’li hepsini satın almışlar, her serveri almışlar. Benimle ilgili tüm internet sitelerini almışlar” demiş Hocam. Bu CubbeliahmetHocayacevap.com.
ADNAN OKTAR:CubbeliahmetHocayacevap.com. Ondan rahatsız mı olmuş?
OKTAR BABUNA:“C’li, B’li hepsini almışlar” demiş. “Ben onlarla uğraşamıyorum”. Öyle bir şeyler demiş.
ADNAN OKTAR:Ne yapmamız gerekiyormuş? Yanlış bir şey söylediğinde cevap vereceğiz tabii. Nasıl yapalım? Kardeşim Allah vermesin eğer ortalığı bıraksaydık buna Müslümanlık böyle olur, Müslüman böyle olur imajını vereceklerdi. Bu çok çok tehlikeli bir şey, acayip tehlikeli, yani çok büyük bir darbe olabilirdi Allah esirgesin Müslümanlığa. Bizde çıktık dedik; “İdeal Müslüman böyle değildir”. Kuran’da kastedilen, Peygamber (s.a.v.)’in Kuran’da kastettiği Müslüman tipi böyle değil, bu değişik bir şey. Dinsizlerdir demiyorum ama değişik bir şey ve garip. Evanjeliklerin beğeneceği gibi ama bizim kabul etmeyeceğimiz. Mehdiyetin asla kabul etmeyeceği, Mesihiyetin asla kabul etmeyeceği garip bir stil, yanlış bir stil. Yani İran’ın yerle bir olmasını isteyen, Şiilerin, Alevilerin, Bektaşilerin doğranmasını isteyen bir stil. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz damla kan akmasını istemiyoruz. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) bize bunu emrediyor, bunu söylüyor. Kuran bize bunu anlatıyor. Bizde bunu anlattık insanlara. Ne yapalım internetten anlatmayalım da? Sokaklarda gezecek halimiz yok tek tek, internette anlatacağız tabii ki. 7000 yılla ilgili önce ne dedi?
OKTAR BABUNA:“Yoktur” dedi.
ADNAN OKTAR:Kimin karşısında? Fatih Altaylı’nın karşısında çünkü 7000 yılla ilgili hadisi kabul ederse Hz. Mehdi (a.s.)’ın da bu yüzyılda gelmiş olması mecburi hale geliyor. Çünkü 1400 ile 1500 arasında her şeyin bitmesi gerekiyor. Başka da bir vakit yok. Dolayısıyla 570 yıl daha ileriye atıp Fatih Altaylı rahatlayacak, bir derin soluk aldıracak. Doğru olan bir sözü etmesi mümkün değildi. Ne yapacaktı? Çıktı onun karşısına, “7000 yılla ilgili bir hadis yok” dedi. Sonra biz üstüne düşünce, “Efendim” dedi, “Evet” dedi, “Bununla ilgili bir hadis vardır” dedi. Arapçasıyla şakır şakır söyledi. Niye Fatih Altaylı’nın karşısında doğrusunu söylemedin? Değil mi? Niye demagoji yapıyorsun? Niye samimiyetsiz cevaplar veriyorsun? Ve bu yöntemin bize sökmeyeceğini sen bilmiyor musun? Değil mi? Ben bak sözünü sana geri aldırdım işte. Göster bakayım.
VTR
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bak belli ki sana bunu, bu doğru söylemediğin şeyi doğru söyleteceğiz. Doğru söylemediğini de açıklayacaksın. Bütün insanların gözü önünde doğru söylemediğini açıkladın niye bu hallere düşersin? Yani ses çıkartmasak onu bize empoze etmiş olacak. Biz de inanacağız, diyeceğiz ki “Hakikaten 7000 yılla ilgili bir hadis yok” diyeceğiz. Niye bizden bu gerçekleri gizlemek istiyorsun? Niye doğru konuşmuyorsun ey Cübbeli Hazretleri kardeşimiz, arkadaşımız? Değil mi? Aklını başına al.
Bir de çıktı, “Cezaevinde” dedi, “beni aynı koğuşa koydular. Adam benim yanımda yattı” dedi. Davitos Asiyo idi değil mi o zamanlar Hahambaşı, garibim yaşlı bir ihtiyar adam 80 yaşında falandı o zamanlar. Adam hiç hapse girmiş bir adam değil. Türkiye yerinden oynar o hapse girse. Üstelik de, Cübbeli’nin yanına koyacaklar. Öyle bir olay hiçbir şekilde olmadı. Ama şimdi güzel bir imaj vermesi için böyle Siyonistlerle savaşıyor, Masonlarla savaşıyor. Dava adamı imajını vermesi için böyle bir hayali sahneye ihtiyacı vardı. Coşmuş, oradaki talebeleri de araştırmıyorlar tabii detayları. Yani cezaevinde Hahambaşının ne işi var? Ne zaman girdi? Böyle bir olay var mı, yok mu araştırmıyorlar.
OKTAR BABUNA:Dünya ayağa kalkar Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii. Acayip bir coşkuyla yani hayalinde bir şey geliştirdiğinde ona inanıyor çocuk gibi. Onu yaşıyor. Mesela şimdi anlatacak. Hakikaten yaşayarak anlatıyor. Halbuki öyle bir olay hiçbir şekilde yok. Hahambaşı cezaevinde yanına da girmedi. Kendisi de söylüyor zaten, “Beni cezaevinde yalnız tuttular. Kimseyi yanıma sokmadılar” diyor. “Böyle bir olay olmadı” diyor. Başka bir televizyon kanalında söylüyor. “Ben yalnızdım. Çok titizlikle kimseyi yanıma getirmediler benim” diyor. “Orada da yanıma Hahambaşını aldılar” diyor. Uzun süre yanında kalmış. Buna işte, ne Eresin Otel mi diyor? Eresin Otel’e götürmeyi teklif etmiş. Yok, “Seni” diyormuş “Tel Aviv’e götüreyim dedi” diyor. “Amerika’ya götüreyim dedi” diyor. Bu sakallı, bıyıklı, cübbeli falan bunu alıp yanında gezecek çocuk gibi. Ne işine yarayacak ben anlamadım. Değil mi? “Seni” diyor, “bayağı bir mevkilere getireyim, imkanlar sağlayayım. Baş vaiz yapayım dedi” diyor. Kardeşim baş vaiz nedir? Bu adam, Başhaham demek, Başbakan demek değil ki. Baş vaiz olması için devletin ilgili kurumları vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti onu görevlendirir. Baş Hahamın ne alakası var onunla. “Sana şöyle yapayım, sana böyle yapayım dedi hiçbirini kabul etmedim” diyor. İstediği şey de neymiş biliyor musun? Sadece Kuran’dan Yahudilerle ilgili ayetleri okumayacakmış. Kardeşim milyonlarca Kuran basılmış durumda. Zaten Yahudilerle ilgili ayetleri herkes oradan okuyor, ezberden belirtiyor. Her yerde yayınlanıyor. Gece gündüz herkesin evinde Kuran var. İsteyen açtığında okuyor onu. Yani onun onu okuması ve okumaması bir şeyi değiştirmez ki Cübbeli’nin okuması. Cübbeli Yahudilerle ilgili ayeti okuduğunda ne değişecek, ne değişmeyecek yani. Değil mi? Zaten insanlar öğreniyorlar. Yani onun okumamasıyla biz öğreneyecek miyiz onu? Bütün kanallar yayınlıyor. Sabahları Kuran okunuyor, orada anlatılıyor. Yüzlerce ayet vardır Yahudilerle ilgili Kuran’da herkes ezberden, hafızlarda ezberden biliyorlar, anlatıyorlar. “Bana bunları okumayacaksın dedi” diyor. O da insanların ruhunu tahrik etmek için söylüyor. Çünkü Müslüman mazlum, Kuran’ı dahi okutturmuyorlar. Yani Yahudiler öyle bir teklif getiriyor ki ona, Kuran’da Yahudilerle ilgili bir hükmü, bu kadar masumane bir hükmü söyleyemeyecek duruma geliyor. Ama ona dünya kadar servet ve muazzam makamlar teklif ediliyor. Fakat buna rağmen o kahramanlık yapıyor. Yiğitlik yapıyor ve reddediyor. Ve kıymetimi iyi bilin gibisinden bir mesaj veriyor. Çok uyanık kendince. Bunun ortaya çıkacağını tahmin etmiyor. Şimdi göreyim o filmi.
VTR
ADNAN OKTAR:Bak şimdi kendi söylediğini unutmuş. O kendi söylediğini, başkası söyledi zannediyor şu an. O ona kızıyor. “Bunu nereden çıkarttınız ya?” diyor. Kendi söylediğini başka yabancı bir insan olarak değerlendiriyor onu söyleyeni. O adama kızıyor. Kendi kendine kızıyor. “Nereden çıkarttın onu?” diyor. Çocuk gibi, inanılır gibi değil bu, mucize bu. Çok harika yani. Bayılıyorlar buna da bir kısım tipler, kişiler, insanlar. Hayret, oturup dinliyor bunu. Uyarmazsak çok acayip bir durum olacak. Allah’a hesabını veremeyiz. Çok anormal durumlar meydana geliyor. Bir tane, on tane, yüz tane değil böyle binlerce bunun icraatı var. Ve her yerde de bunu ön plana çıkarıyorlar. Yani Evanjeliklerin tam aradığı tip, böyle dört sekizlik tam. Biz öyle bir şeye ilmi olarak, akılcı olarak, sevgiyle, bilgiyle müsaade etmeyiz. Yani ben Evanjeliklere malzeme çıkarttırmam. Yani diğer bazı öyle birimlere de malzeme çıkarttırmam. O geçmiş olsun. Bundan sonra yapamazlar öyle bir şey, inşaAllah. Ayrıca gariban, ben buna acıyorum da yani bir şey dediğim yok. Fakat tahribatı çok güçlü, onun için önlem almaya çalışıyorum. Yani çok şiddetli tahribat meydana getiriyor. Yabancı ülkelere kadar devam ediyor bunun tahribatı. İnsanlar da bilmiyor buna inanan çok fazla insan oluyor. “Doğru söylüyor” diyor adam. Kardeşim Allah’a karşı öyle bir hitap olur mu? Diyor ki, “Mahmut Hoca’da aynı şeyi söylüyor”. Mahmut Hoca söylüyor ama son derece nezaketli, edepli, Allah’a karşı baş eğici, boyun eğici, nezih bir üslupla söylüyor. Böyle piyasa ağzıyla hiçbir şekilde Mahmut Hoca konuşmaz. Allah’a karşı kimin haddine piyasa ağzıyla öyle konuşmak. Olacak iş mi bu?
OKTAR BABUNA:Haşa.
ADNAN OKTAR:Allah vermesin. Değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ayeti tekrar ediyorum. Diyor Cenab-ı Allah, “O gün sesler kısılmıştır, bir hırıltıdan başka bir şey duyulmaz” diyor. “Başlar öne eğiktir” diyor Allah. “Allah’ın izin verdiğinin dışında hiç kimse konuşamaz” diyor Allah. Yani ne haddine yani. Çok avami bir üslupla konuşuyor. Allah ile böyle konuşabileceği imajını veriyor. Ve insanları da teşvik etmiş oluyor ki bu yaptığı anormal tavırlardan çok çok küçük, küçük demeyeyim de bir bölüm. Herhangi bir bölüm, yüzlerce, binlerce olaydan bir bölüm.
Efendim, “Sayın Hocam, hayırlı akşamlar. Biz ailece sizi izliyoruz. Benim babamın ismi de Adnan.” İyi, ne güzel, Peygamberimiz (s.a.v) Ben-i Adnan soyundandır. Adnani’dir. İlk bilinen babası, yani silsile olarak bilinen babası odur. Yani soy olarak Ben-i Adnan’dır. Hz. Ali ne diyor? Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e hitap ederken Mustafa Adnan Peygamber diyor. Soyadı çünkü Adnan’dır Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in. “Adı adıma uygun, babasının adı babamın adına uygundur” diyor. İsmini söylemiyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın. “Adı adıma uygun” yani tam müsavi denktir diyor. “Babasının adı da tam babamın adına uygundur”. Müsavi ve denktir. Ama isimleri söylemiyor. Abdullah oğlu Muhammed demiyor. Bu ravilerin hadislerini şerh edenlerin açıklaması, hadiste böyle bir şey yok. Hadiste sadece “denktir” diyor. Ve Hz. Ali’ye sadece ismini söylüyor, “İsmi budur ve Ahir Zamanda çıkacak” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani isminin ne olduğu Ahir zamanda ortaya çıkacak. Baktık, düşündük, ne olabilir? Ahir zamanda insanlar soyadıyla, saygılı olarak birbirini çağırdıklarında soyadıyla hitap ediyorlar. Mesela seni gördüğünde birisi “Sayın Babuna” der. Mesela kız kardeşlerine de “Bayan Babuna” diyor. Veyahut, daha iyi anlaşılması için Demirel’den örnek vermiştim ben. “Süleyman Demirel” denmiyor, “Sayın Demirel” deniyor, değil mi? “Eşi Nazmiye Demirel” denmiyor. Ne deniyor? “Bayan Demirel”. İnşaAllah. Babasına ne deniyor? Sayın Demirel. Bak, babasının da ismi Demirel, kendine de Demirel deniyor. Ahir Zamanda bunun, bu tarz hitabın hakim olacağına Peygamberimiz (s.a.v) dikkat çekmiş oluyor. O zaman Hz. Mehdi (a.s.) ortaya çıktığında adı ne olmuş oluyor? Adnan olmuş oluyor. Babasının adı ne olmuş oluyor Adnan olmuş oluyor. Çünkü soyadı Adnan. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın adının Adnan olduğunu anlıyoruz. Milyonlarca Adnan var. Ama babasının ve kendi adının Adnan olduğunu, bu soyadından dolayı anlamış oluyoruz. Hitap ettiğimizde “Sayın Adnan”, babasına hitap ettiğimizde “Sayın Adnan” diyoruz. Babasının babasına hitap ettiğimizde yine “Sayın Adnan” deriz silsile olarak. En son şeye kadar öyledir.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Babamın ismi de Adnan, mesleği imam, gerçek manada Peygamberimiz (s.a.v.)’in irşad metodunu uyguladığınızı söylüyor.” İnşaAllah öyle oluruz. “Ve Cübbeli’yi de ikaz ettiğiniz için teşekkür ediyor. Yolunuz açık olsun diyorum. Kahramanmaraş’tan kucak dolusu sevgiler.”
“Selamün aleyküm Hocam. Sizi çok seviyorum. Siz Evlad-ı Resul’sünüz. Siz derin imana vesilesiniz” inşaAllah. “Elhamdülillah Hocam. Cübbeli’nin kitabında sayfa 104, alt kısımda Suyuti’nin hadisi” Allah, Allah. Şu 104. sayfayı bana bir açıp versene.
Cübbeli’nin kitabının 104. sayfasında kainatın ömrünün 7000 yıl olması 5600 yılın geçmesi dolayısıyla, yani 1400 ile 1500 arasında ümmetin ömrünün biteceği ve 1500’den sonra kıyamet kopacağı konusunu galiz bir dille reddediyor. “Böyle bir şey yok” diyor. “Suyuti böyle bir şey dememiştir” diyor. Bakın Suyuti’nin kitabı, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri Celalettin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Hüsameddin El Muttaki. Bu satılıyor, piyasada satılan bir eser, bu kitabın 88 ve 89. sayfasında 8 tane hadis var Cübbeli görsün. 8 tane, mesela bakın şu görünüyor mu?
OKTAR BABUNA:Görünüyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok açık bunun olmadığını söylüyor. Kardeşim 7000’den 5600 çıkarttığında kaç kalır? 1400 kalır. Ümmetin ömrünün 1400 ile 1500 arasında biteceğini burada çocuk olsa anlar. “Suyuti böyle bir şey dememiştir” diyor. Kardeşim, Peygamber (s.a.v.) diyor Suyuti demiyor ki zaten. Suyuti’nin böyle bir sözü yok. Suyuti’nin söylediği “Peygamberimiz (s.a.v.) bunu söylüyor” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisini naklediliyor. “Ümmetin ömrü 7000 yıldır bunun 5600 yılı geçmiştir” diyor. 7000 yıldan 5600’ü çıkarttığınızda 1400 kalıyor. 1400 ile 1500 arasında ümmetin ömrü son buluyor. 1500’den sonra da kıyamet bekleniyor. Said Nursi de, “Hicri 1545 gibi kıyamet kopacak” diyor. Gördünüz dünyanın etrafını göktaşları sardı. Allah hazırlık yapıyor, yani kıyamet hazırlığı var. Nemesis dünyanın yanına yaklaştırıldı. An meselesi kıyametin kopması, her anda kopabilir. Ama dünyanın kıyamete hazırlandığını bilim adamları da görüyor, herkes görüyor. Milyonlarca göktaşı dünya tarihinde hiç yoktu. İlk defa dünyanın her tarafını kapladı. Allah tarafından bu oluşturuldu.
Şimdi hangi kanalda devam edeceğiz biz?
SUNUCU:Mavi Karadeniz Radyo, bu akşam itibariyle Kaçkar Tv Hocam, Kütahya Destan Tv ve tabii ki HarunYahya.Tv adresimizden.
ADNAN OKTAR:Kaçkar, Karadeniz, aslan Karadenizli kardeşlerim. Bütün Türkiye aslandır, onlarda aslan. Tamam yarım saat sonra görüşüyoruz inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...