SUNUCU: Kaçkar TV’den programımıza devam ediyoruz, buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Efendim, hoş geldiniz, sefa geldiniz. Oktar Hocam ne ile devam edelim?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, bir haber vardı Hocam. “Yoksa Saadet yoluna Abdüllatif Şener ile mi devam edecek?” diye. Burada, Genel Başkan Kurtulmuş yaşananların yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söylerken Erbakancıların kurultayda Kurtulmuş'un karşısına Abdüllatif Şener'i çıkarmayı planladıkları iddia ediliyor Hocam haberde.
ADNAN OKTAR: Ben Hocamı tanırım, Hocamı bilirim ben. Erbakan Hocamız, varsa yoksa o yani, inşaAllah. Abdüllatif Şener Darwinzm’e karşı tavrını bir netleştirsin, netleştirsin ağabeyimiz. Biz bir ara görüşmüştük, hanımı mesela çok dindar. Beni çok sever, zaman zaman öyle selam gönderiyor. Çocukları da ikisi de geldiler, daha önce de söylemiştim, konuştuk. Onlar da çok dindar çocuklar. Ama Abdüllatif Hocamız, yani Darwinizm konusunda takıntılıydı. Son durumunu bilmiyoruz, onu bir Allah rızası için netleştirsin. Güzel bir demeç versin şöyle bir basına, ta oralardan bizim kulağımıza bir gelsin. “Darwinizm bitmiştir, materyalizm bitmiştir” diye duyalım. Yani mesela bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini, bilimsel olarak açıklaması lazım, bir. İkincisi, hiçbir ara fosil olmadığını, değil mi? Bunu da açıklaması lazım. Bunları duyacağız. Çünkü bak daha önce, “ben Darwinistim” der gibi bir üslubu oldu. Hürriyet’te falan da çıktı. Şimdi, biz, kafamız bulandı o konuda, onu bir netleştirisin. Onun dışında, Atatürk gibi insan görünüşü, bizim o yönde bir şeyimiz yok. İnşaAllah öyle olur, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Dini özgürlükler bloke ediliyor” haberi vardı Hocam. “Bakan Babacan, Dünya Liderleri Forumu’nda, Türkiye’de dinî özgürlükler konusunda derin sorunların bulunduğunu, laiklik adına dinî özgürlüklerin bloke edildiğini söyledi.”
ADNAN OKTAR:Örnek var mı?
OKTAR BABUNA:“Babacan, bir soru üzerine hükümet olarak laikliği, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımladıklarını söyledi. Laiklik anlayışının dinî özgürlüklerle de alakalı olduğunu vurgulayan Bakan Babacan, Türkiye’de dinî özgürlükler konusunda derin sorunların bulunduğunu, laiklik adına dinî özgürlüklerin bloke edildiğini, kendilerinin özgürlüklerden yana olduğunu kaydetti. Babacan, Türkiye’de İslam, demokrasi ve laikliğin bir arada var olacağını ve birlikte daha iyi işleyeceğini belirtti.”
ADNAN OKTAR: Şimdi Oktar Hocam, bloke olmayla ilgili örnek vermiş mi?
OKTAR BABUNA:Vermemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Örnek olsa daha iyi olurdu, değil mi? Babacan, Adnan Menderes gibi. Ben biraz Adnan Menderes’e benzetiyorum, çok halim selim bir insan, inşaAllah. Abdüllatif Şener de hakikaten Atatürk’e benziyor ama tip olarak benziyor biraz, değil mi? Ama şu Darwinistlik, aman aman aman. Onun mutlaka netleşmesi gerekiyor. Biz orada, Hocamızla biraz zıt düşünüyoruz gibiydi. Onu da, güzel haberler de duyduk ama ben kulağımla şöyle bir net duysam çok iyi olur. Özellikle basın veya televizyon kanalıyla duyarsak çok daha iyi olur. Çünkü bana deseler ki, “evet Darwinizm yanlış”, doğru, benim kanaatim var. Ama bunu halkın duyması çok önemli, kitlenin duyması çok önemli, inşaAllah. Hürriyet’te değil miydi o? Geniş çaplı açıklamıştı.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, dediğiniz gibi, o şekildeydi.
ADNAN OKTAR:Evet, bana bir soru sor, aklından geçen herhangi bir şey, bir konu da olabilir.
SUNUCU:Ecişle bücüş.
ADNAN OKTAR: Tamam, Yecüc ve Mecüc. Yani, Yagog ve Magog, Hıristiyanlar “Yagog Magog” diyor. Kuran’da Yecüc ve Mecüc olarak geçer bu kavim hakkında bilgi.
Efendim, Kehf Suresi, efendim Zülkarneyn kıssasını geçeceğiz, evet. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Sana (Ey Muhammed,) Zu’l-Karneyn hakkında sorarlar” diyor Cenab-ı Allah. “De ki: “Size, ondan ‘öğüt ve hatırlatma olarak’ (bazı bilgiler) vereceğim.” Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol verdik.” Bu, açıkça Mehdi (a.s.)’den bahsediyor aslında burada, burada bahsedilen konu odur, Mehdi (a.s.)’dir. “Yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik”, hani diyorlar ya: “Mehdi (a.s.)’den bahsetmiyor Kuran”. İşte bak bahsediyor, Mehdiyettir bu. “Ve ona her şeyden bir yol verdik. O da, bir yol tuttu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı”. 86’da bir güneşin batması var, güneş bir yere hapsediliyor, 86’da o görülüyor. Bak: “Onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu”, kara çamurlu, karanlık bir yerde, Mehdiyete işaret var yani, “kara çamurlu bir yerde”, kara ve çamurlu. “Yanında bir kavim gördü. Dedik ki: “Ey Zu’l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (ilke) edinirsin.”” Mehdi (a.s.) güzelliği ilke edinir. Yani, isterse güç kullanabilir Mehdi (a.s.), yani askeri gücü olacaktır. Yani 30 milyon kişilik falan yaklaşık askeri gücü olacaktır, dünyanın en büyük askeri gücü olacaktır. Ama Mehdi (a.s.) kullanmaz, Mehdi (a.s.) delikanlıdır, hissettirir sadece, onar da yapmaz, inşaAllah. “Dedi ki: “Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azapla azaplandırır.”” Bak: “Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azapla azaplandırır.” Yani, Cenab-ı Allah’ın, zulmedenleri azaplandıracağına işaret ediliyor. “Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır.” Bak dikkat edin: “Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz”. Dinde zorlama yoktur, “Hz. İbrahim’in dini gibi kolaydır” diyor Cenab-ı Allah. “Allah sizin için zorluk dilemez”, şeytandan Allah’a sığınırım, bak, “Allah sizin için zorluk dilemez, kolaylık diler”. Yobazlıkta ne vardır? Zorluk vardır, her şey zorlaştırılmıştır. Sevgi zordur, sanat zordur, bilim zordur, düşünmek zordur, yiyemezsin, içemezsin, gezemezsin, konuşamazsın, her şey yasaktır aşağı yukarı. Bak: “Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz”, tahfif, kolaylaştırıcı. “Sonra (yine) bir yol tuttu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.” Yani, Ahir zamanda insanlar, biliyorsun yani, bu kadar güneşe açık bir toplum hiç olmamıştır dünya tarihinde. Yani, bu kadar güneşe yönelik bir hayat, güneşle içi içe olan bir hayat. İnsanlar genellikle denizden uzak, güneşten uzak yaşamışlardır ama şu an dünyada güneşe karşı eğilimin çok yüksek olduğunu biliyoruz. Ama güneşin zararlı olduğuna da Kuran işaret ediyor. Bakın diyor ki: “Onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu”. Mesela diyorlar ki: “Güneş son derece faydalıdır, sıhhat için iyidir” falan. Gidip ecin gibi yanıyorlar, cilt ne olur? Mahveder cildi güneş. Yani, cilt çok incecik bir şey, çok naziktir insan cildi. Güneş, çok delici ve yırtıcı bir yapı vardır güneşin yapısında, değil mi? Ve kanserojendir, yani çok rahat kanser oluşturur, lekeler oluşur, güneş lekeleri oluşur, kabarcıklar oluşur, garip şeyler oluşur ciltte, hiç ummadığın, yani tahmin edilmedik şeyler oluşturur güneş. Yanlış biliniyor, mesela solaryum bilakis daha ehven bir şeydir solaryum. Solaryum zaten cilt tedavisi için icat edilmiş bir cihazdır. Solaryumu zararlı zannediyorlar, güneşi faydalı zannediyorlar. Tam tersine, güneş zararlıdır, solaryum faydalıdır. Ama faydalı derken, gidip orda simsiyah yanıp, geceli gündüzlü değil. Az miktar kullanıldığında solaryum faydalıdır ama güneş çok tehlikelidir. Mesela en fazla 10 dakika, 15 dakika, o da koruyucu kremlerle falan değil mi? İnşaAllah. Tabii, temiz yerlerde, uygun yerlerde. Yani, gidip mikrop yuvası olan yerlerde demedik, inşaAllah. Tabii, herkes inancına göre hareket edecektir, inancına göre hareket eder insanlar da. “İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu.” Bu, 2015 tarihini veriyor. “İki seddin arasına kadar ulaştı”, PKK’ya çözümün 2015’ler gibi olacağı anlaşılıyor. İki seddin arasındadır PKK’nın faaliyeti, dağlık bölgedir ve set arasındadır, inşaAllah. “Dediler ki: “Ey Zu’l-Karneyn, gerçekten Ye’cuc ve Me’cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar””, demek ki, dünya çapında bozgunculuk çıkarana Yecüc Mecüc deniyor, dünya çapında. Bak, şartı ne? Yeryüzünde olması. İkinci şart ne? Bozgunculuk çıkartması. Üçüncüsü de, baş etmenin zor olması. “Bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?” Ancak setle, yani çelik setle, demir setle durdurulabiliyor. Bunu nerde gördük biz? Birinci Dünya Harbi’nde, İkinci Dünya Harbin’de gördük. Her bir tepeden akın ediyorlar, Kuran’da diyor, “her bir tepeden akın ettiklerini görürsün” diyor. Alman orduları, faşist ordular, komünist ordular, dağlardan, tepelerden, tanklarla, motorsikletlerle, şunlarla, bunlarla, yoğun olarak akın ettiler ve dünya çapındaydı, dünya çapında bir savaştı ve bozgunculuk çıkarıyorlardı. Set inşa edildi, mesela Majino Hattı kuruldu, bir çok hatlar kuruldu, çelik hatlar. Mesela, Majino Hattı ünlüdür. Onun özelliği nedir? Çelik, bol çelik kullanılarak elde edilen bir hattır, yani savunma hattıdır. Her yerde, Birinci Dünya, İkinci Dünya Harbi’nde de, savunma hatlarında genellikle yoğun olarak çelik kullanıldı, inşaAllah. “Dedi ki: “Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır.”” Bunun ebcedi de 1987 yılını veriyor, net 1987. “Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım.” Demek ki o devirde de, böyle savaş çıkartan, kepazelik çıkartan, dünya çapında olay çıkartan tipler vardı ve akın oluşturuyorlardı ve durdurulamıyordu. Bak: ““Bana demir kütleleri getirin”, iki dağın arası eşit düzeye gelince, “Körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar dedi ki: “Bana getirin, üzerine eritilmiş kıtran dökeyim.”” Bakır diye geçiyor ama kıtrandır, Arapça özelliği, kıtran, katran. Demirden set, demirin okside olmasını ne engeller? Katran engeller. Demirden set oluşturulduğunda, onun üstünün izole olmasından bahsediyor, inşaAllah. “Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.” Yani, Ahir zamanda büyük dünya savaşlarının çıkacağına Kuran işaret ediyor, büyük fitne çıkacağına ve katran dökülerek izole olan demirin, yani okside olmayan demirin geniş çapta Ahir zamanda kullanılacağı anlaşılıyor, bunu gördük inşaAllah. “Dedi ki: “Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va’di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va’di haktır.”” Yani Kıyamet vaktinde bütün bu hatlar, kullanılan bütün bu setler, mesela Çin Seddi vardır. Biliyorsunuz, kilometrelerce, uzaydan da görülüyor. “Buna benzer setlerin tamamı Kıyamette yıkılacak, yerle bir olacaktır” diyor Cenab-ı Allah. “Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (Kur’an’ı) dinlemeye katlanamazlardı.” Kuran’ı dinleyen insanlarda, Müslümanlarda içi açılır hoşuna gider. Ama bir kısım insanları bayağı bunaltır Kuran, katlanamazlar, “kapat şu radyoyu” der, değil mi? “Kapat şu televizyonu” der, dinlemek istemez. Yani, özetle, Birinci Dünya Harbi ve İkinci Dünya Harbi’dir Yecüc ve Mecüc. İkisidir yani, dünya çapında başka da büyük savaş olmamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de söylüyor zaten, “Mehdi (a.s.) çıkmadan önce, büyük dünya savaşları olacak” diyor, “dünya savaşları”. Bunları gördük, Birinci Dünya Harbi’ni de İkinci Dünya Harbi’ni de, büyük dünya savaşlarını gördük. Özelliği neydi? Binaları yıkmasıydı. On binlerce, yüz binlerce bina yıkıldı. Milyonlarca insan şehit edildi veyahut katledildi, değil mi? Yaklaşık 350 milyonun üzerinde insan. Böyle bir tahribat dünya tarihinde görüldü mü? Görülmedi. O zaman böyle mühim bir olaya Kuran’ın işaret ettiğini anlıyoruz. Anarşi ve terör çıkartmaları, kan dökmeleri, her tepeden akın etmeleri, iki kere tekrarlaması, biri Yecüc biri Mecüc, buna bakıyor. Yani, Yecüc’le Mecüc zaten aynısıdır. Yecüc birincisi, Mecüc ikincisidir. Yani, Birinci Dünya Harbi Yecüc’dür, İkinci Dünya Harbi de Mecüc’dür, iki büyük savaş. Dünyanın, mesela 10 bin yıllık tarihine bakalım, böyle bir felaket hiç görülmemiştir, bundan sonra da olmayacaktır. Mesela Armagedon diyorlar ama öyle Armagedon yapılmayacak. Armagedon denen şey, Irak savaşıdır. Irak’ta yapılan, Amerika’nın yaptığı işgaldir, inşaAllah. Oktar Hocam şimdi seni dinleyelim.
OKTAR BABUNA:“Tophane olayının ardında ne var?” diye bir haber vardı Hocam. Ali Sirmen’in yazısı. Cumhuriyet Gazetesi gibi gazetelerde, hala en önemli haber olarak görülüyor bu olay ve köşe yazarları hep bu konuda yazmışlar. Ali Sirmen de, “bu bir irtica saldırısıdır” diyormuş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“İrtica saldırısı”, ne oldu ki Tophane’de?
OKTAR BABUNA: Bir sergide, sanat sergisindeki katılımcılara, konuklara yönelik bir hareket olmuştu orada Hocam. Tam ne olarak olduğu aydınlatılmadı.
ADNAN OKTAR: Tophane’de?
OKTAR BABUNA:Tophane’de, evet. “Mahallenin gençleri” diyorlar.
ADNAN OKTAR: Tophane komple delikanlı doludur. Tophane deyince, delikanlı akla gelecek. Delikanlı adam öyle şeyler yapmaz, kimseye saldırmaz, kimseye dokunmaz. O, koskoca 70 milyonluk Türkiye’de rahatça rastlanabilecek, alelade bir olaydır. Yani, bunu bütün Türkiye’ye maletmek, işte “irtica hortladı”, bilmem ne. Komünistlerin, PKK’nın saldırısına biz ne diyeceğiz? Komünistlerin saldırısına ne diyeceğiz? Biz de diyoruz ki: “Komünizm hortladı”. Ama bizimkinde delil var. Ama orada irtica hortladığı? Bir kere o saldıranlar da bir kere, dinle alakalı kişiler mi? Bir baksınlar bakalım, değil mi? Yarın bir gün ifadeleri alınmış olsa, bir baksınlar, bir sorsunlar bakalım kaç tanesi namaz kılıyor? Bıraksınlar bunu, çok ayıp yapıyor. Ali Sirmen, şu geçenlerde gözünü iri iri açmış amca vardı, o mu? Bir bakayım aynı kişi mi? Bu bey, evet. Bu Ali amca çok sinirli, çok öfkeli. Devamlı, ben ne zaman görsem hep bağırıp çağırıyor. Daha halim selim olamaz mı acaba?
OKTAR BABUNA:Olabilir Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, geçenlerde daha bir sakinleşmişti ama böyle gözlerini iri iri atçımı çocuklar falan tedirgin olabilirler yani, bağırmaya çağırmaya gerek yok. Kardeşim adam içer saldırır, mesela pavyon basıyorlar, gazino basıyorlar, adam kurşulunluyorlar falan, irtica hortladı falan, bu ne alaka, değil mi? Antalya’da, Alanya’da falan, böyle silahlar çekiyorlar, böyle olay çıkıyor, sık sık duyuyoruz. Yani, sergi basar adam, bilmem başka şey basar, aşka gelir basar. Başka şeyi, bunu irtica yani Müslümanlıkla bağdaştırmak çok acayip. Terörist Müslüman var yani, o oluyor ama Müslümanların tamamı buna karşıdır. Kuran bunu kabul etmiyor ki. Yani mesela Erbakan Hocamız’ın kongresini üç beş kişi basıyor, yahut yemeği, işte “Erbakan Hoca’nın adamları bastı”. Yani bir şeyi bir kişiye, bir inanca, bir düşünceye maletmeye kalkmak çok ayıptır. Müslüman sergi basmaya niçin ihtiyacı olsun? Dünyanın, Türkiye’nin her yerinde sergiler var, meyhaneler de açık, efendim çayhaneler de açık, her yer açık, kimsenin kimseye karıştığı yok. Müslümanlar özgürlüğü savunurlar, kimse kimseye müdahele olmaz. Dinde zorlama yoktur, dinin hükümleri ortadadır. Dolayısıyla böyle samimiyetsiz izahlar çok ayıp. Yani, ne malum, ne malum? İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün böyle bir provakason düzenlemediği ne malum? Ali Amcamın çok çok çok çok uzaklardan akrabası olup olmadıkları ne malum? Efendim, Aydın Bey’in çok çok çok çok uzaklardan bir tanıdıkları olmadıkları, değil mi? En azından mahallesinden arkadaşı olmuş oluyor. Müslümanlığa maletmek Kuran’a aykırı. Bizim kitabımızdır, hayatımızı biz Kuran’dan aldığımız bilgilerle yönlendiriyoruz, değil mi? Ve asr-ı saadette, asr-ı saadette böyle bir olay var mıydı? Yok. Kuran’da böyle var mıydı? Yok. Cahil cühelanın yaptığı bizi niye ilgilendirsin? Niye Müslümanlığa malediyorlar bunu, değil mi? Komünistleri, it kopuk, her yerde sürekli olay çıkartıyor, bunları esas konu edinmeleri gerekirken, burada meydana gelmiş provakatif mi diyoruz, ne diyeceğiz? Bu tip olayları Müslümanlara maletmek ayıp. Artık bunu durdursunlar. Yakışık almıyor böyle şeyler. Evet devam et.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Uydurma savaş diye bir haber var Hocam. Siz, bayağı bir süredir anlatıyorsunuz. Amerika’nın ve Evanjeliklerin amaçlarından bahsediyorsunuz Hocam. “Bush yönetiminin toplantı notları Irak Savaşı’yla ilgili planların 2001 yılında yapıldığını gösterdi. Belgelere göre Türkiye’nin işgaldeki olası rolü de daha o zaman sorgulanıyordu” diye bir haber var Hocam burada. “ABD’de Bush yönetimi Irak Savaşı hazırlıklarına göreve gelir gelmez başladığı tahmin ediliyordu. Ancak bazıları ilk kez yayınlanan belgelerle kanıtlandı. Washington Üniversitesi’ne bağlı Ulusal Güvenlik Arşivleri isimli sivil toplum kuruluşu, bilgi edinme hakkı sayesinde Bush yönetiminin üst düzey isimleri arasındaki 2001 yılına ait yazışmaları ve toplantı notlarını elde etti. yayınlanan belgeler arasında bir tanesi var ki savaşın en az iki yıl öncesinden -bahanesi ve işgal sonrası detaylar da dahil- ne kadar detaylı hazırlandığını gösteriyor” diyor haberde Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Sizin de dikkat çektiğiniz bir konuydu Hocam. Armagedon planları, Bush’un Armagedon planları. Bunlar sizin özellikle dikkat çektiğiniz konulardı, inşaAllah. Haber de bir bakıma teyidi olmuş. Daha olmadan önce, ne kadar öncesinden, iki sene öncesinden bu planların hazırlandığını anlatıyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Buradaki takım, görülenlerin hepsi koyu Evanjelik, hepsi Armagedon taraftarıdır. Armagedon oluşması için de PKK’nın Güneydoğu’ya hakim olması gerektiğine inanıyorlar ve İsrail’in de, evet.
OKTAR BABUNA:Bush’un Ahir zamanla bağlantısıyla ilgili bazı şeyler var, okuyayım mı Hocam onları?
ADNAN OKTAR: Evet, oku.
OKTAR BABUNA:Amerikan askerleri 2003’te Irak’ta savaşırken İncil’den sözler, istihbarat raporunda giriş olarak yazılıyor ve dönemin Savunma Bakanı Rumsfeld tarafından bu raporlar onaylanıyor ve George Bush’a sunuluyordu. Amerika’nın en önde gelen politik haber bülteni Counterpunch’ta yayınlanan “Bush’un Armagedon tutkusu yeniden başladı” başlıklı haberde, Bush’un Ahir zamanla bağlantısı şöyle açıklanıyor: “Bush’un bir çok hayati sisteme, dış politikadan çevreye kadar çok farklı cephelerde saldırması reel politik bakış açısıyla kafa karıştırıcı görülebilir ama Bush’un kabul ettiği Kıyamet bakış açısıyla bakıldığında şeffaf hale geliyor. Tüm sistemlerin çökmesi gerek ki Mesih gelebilisin ve Bush da bunu gerçekleştiren kişi rolünü oynuyor. Başpiskopos Billy Graham Bush’a Hz. İsa (a.s.)’nın ikinci gelişini bekleyerek yaşamayı öğretti. Ancak Kıyamet çağında nasıl davranacağıyla ilgili Bush’un politik görüşünü şekillendiren doktor Tony Evans ile arkadaşlığı oldu. Bush Irak’ı işgal için savaş emrini Allah’tan aldığına inanıyor. Dominioizmin dünyanın kurtuluşunun tek yolunu Allah’a inananların dünya güçlerini elde etmesi olarak resmeder. Bush’un özümsediği Ahir zaman doktrini budur. Böylece Bush kendisini aşamalı olarak Allah’ın yeryüzündeki kontrolüne vesile olacak, O’nun tarafından gönderilmiş, seçilmiş bir araç olarak görmeye başladı. Bush’un inancına göre harap olmuş bir dünyada Mesih deccali etkisiz hale getirir ve Allah yeni bir yer ve yeni bir gök yaratır, ölüler hesaba çekilir, Hıristiyanlar kurtarılır ve diğerleri de sonsuz azapla lanetlenir” diyor bu Amerikan kaynağı Hocam
ADNAN OKTAR: Buradaki ekibin tamamı bu konuda bu inançta samimi olarak iman etmiş durumdalar ve bunu dünyada uyguluyorlar. Bu çok küçük bir ekip ve bu kişilerin Cübbeli mübbeli falan tarzında adamlara ihtiyacı var. PKK’nın Güneydoğu’yu işgal etmesine ve oranın ayrı bir devlet olmasına ihtiyaçları var. İsrail’in bölgeye boydan boya hakim olmasına ihtiyaçları var. Ondan sonra Müslümanlarla Musevileri savaştırmaya ihtiyaçları var, savaştırmak için de Musevi düşmanlığına ihtiyaçları var. Bunun için de Musevi düşmanlığını körükleyen Hocalara ihtiyaçları var. Bu savaşın sonucunda Müslümanların tamamını yok etmeyi istiyorlar. Musevilerin de çok çok büyük bir bölümünü yok etmeyi düşünüyorlar. Bir avuç Musevi bırakmayı düşünüyorlar. Sonunda da dünyaya Hıristiyanların hakim olacağına inanıyorlar, olay bu. Yüzyıllardan beri buna hazırlanıyorlar. Bu son aşamaya gelmişlerdi, bakın ben ve arkadaşlarım, bizler buna müsaade etmedik. Şu an yapamıyorlar. 1999’da bunu neticelendirmeye başlayacaklardı. Yani konu bitmiş olacaktı şu ana kadar, bir türlü yapamadılar, yapamıyorlar da, yapamayacaklar da. Müsaade etmeyeceğiz, inşaAllah. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. “Dünyanın önünde İsrail’den özür istedi” diye bir haber var. “Birleşmiş Milletler’de Türkiye için tarihi gün. İlk kez bir Türk Cumhurbaşkanı konseye başkanlık etti. Gül, gündem olarak barışı inşayı seçti. Gül, genel kurul konuşmasında ise dünya liderleri önünde İsrail’den Mavi Marmara saldırısı için özür dilemesini istedi” diyor haberde Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, İsrail ne kadar uzattı. Yani özür dilese bunların dili mi kopacak? Gelsin, özür dilesin, hakikaten bir münasebetsizlik yaptılar. Yani, genç çocuğun suratına 3-5 kurşun sıkmak, bu nasıl açıklanır? Bunların hepsi silahsız, değil mi? Yani, hadi yaralasa yine bir derece ama suratına kurşun sıkmak ne demek? Bir kişi, iki kişi de değil yani. “Bu anormal bir hareket, biz burada hata yaptık, bu çocuk adına, bunu yapanlar adına özür diliyoruz. Hata olmuştur, Allah affetsin” diyecekler, bu kadar. Bunu söylemeleri lazım, bunu bu şekilde uzatmanın bir alemi yok. Aslında İsrail’den bakanlarını, milletvekillerini buraya çağıralım, konuşalım, ikna edelim, inşaAllah, bu konu bitsin. Yani burada gurur meselesi yapmalarının bir alemi yok. Gurur meselesi yapacak bir şey değil bu, inşaAllah. Değil mi? İnsan bir hata yaparsa özür diler. Özür dileyince de dili kopmaz, inşaAllah. Ve tazminat vardır dinde de, İslamiyet’te, değil mi? Fidye verilir, fidye vermeleri lazım.
OKTAR BABUNA:Siz onu söylemiştiniz Hocam, ilk siz söylemiştiniz, ondan sonra Cumhurbaşkanı da söyledi Hocam, onu tekrarladı, tazminat ödemeleri gerektiğini de söylemiş inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fidye ödeyecekler, evet. Kuran’da, Tevrat’ta da, Kuran’da da var. “Obama sıcaklığı”, yani samimi davranıyor falan anlamında, değil mi? Evet.
OKTAR BABUNA:Filistin Devlet Başkanı Hocam, “İsrail’in güvenliği, bizim güvenliğimiz” diye bir açıklama yapmış. “Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın açıklaması, İsrail’in güvenliği Filistin’in güvenliği olduğunu söylüyor. El Cezire Televizyonu’na internet sitesinde yanınlanan açıklamada, “Abbas’ın şimdiye kadar neden İsrail’le güvenlik alanında iş birliği yapmadığımızı soruyorsunuz, ben de size İsrail’le güvenlik alanında anlaştığımızı, İsrail’e karşı yapılacak tüm saldırıların karşısında olduğumuzu söylüyorum” dediği belirtildi. Açıklamada İsrail’in bir Yahudi devleti olarak tanımlanmasını nasıl karşıladığı sorusuna, Abbas’ın, “İsrail kendisine istediği tanımlamayı yapar ve bunda özgürdür. Nasıl Mısır Devleti kendini Arap devleti, İran da kendini İslam devleti olarak tanımlıyorsa, İsrail de kendisini istediği gibi tanımlayabilir” yanıtını verdiği kaydedildi” diyor haberde Hocam.
ADNAN OKTAR:İsrail, evet. Mühim olan Türk İslam Birliği içerisinde hepsi birlik ve beraberlik içerisinde olacaklar. İttihad-ı İslam olduğunda, İsrail bu birliğin içerisinde olmuş olacak. Dolayısıyla tabii ki bizim yedi emanımızda, bizim korumamızda olacaklardır, inşaAllah. O anlamda diyor bak: “İsrail’in güvenliği, bizim güvenliğimizdir”. Yani, “biz bir Müslüman olarak İsrail’i korumakla mükellefiz” diyor. Ermenistan’ı korumakla mükellefiz, bizim yedi emanımızdadır, bizden sorulur diyor, Allah’ın izniyle bize sorulacaktır tabii, koruyup kollayacağız.
OKTAR BABUNA:Ahmedinejad çıkmış Hocam CNN’deki konuşması, dün değil evvelsi gün, şöyle diyor, Larry King’in programına çıkmış Ahmedinejad. “Biz nükleer silah için uğraşmıyoruz. Bizim buna hiç ilgimiz yok, biz bunun faydalı olduğunu da düşünmüyoruz. Kimsenin nükleer silah yapmaya hakkı yok. Nükleer silah var olsa, var olan en çirkin ve en kötü silah şeklidir. Buna sahip olanlar, silahsızlanmalı, bizim bu konudaki tavrımız çok açık. İran’ın nükleer bombası yoktur ve bunun peşinde de değildir” demiş.
ADNAN OKTAR: Evet, bunu açıklamasını söylemiştik, ısrar etmiştik, istirham etmiştik, o da çıkıp açıkça, alenen anlatıyor, söylüyor, güzel. Ama, Mehdiyeti de gündeme getirmesi lazım. Fakat görünmez bir Mehdi değil, Mehdi (a.s.)’nin doğrudan geldiğini söylemesi lazım. İsa (a.s.)’ın da geldiğini, hala faaliyette olduğunu ve dünyanın kardeş olacağını, barış çağının başladığını, aydınlık yarınların bu günden itibaren başladığını dünyaya sevinçle ilan etmesi lazım, değil mi? Hz. İsa (a.s.)’nın bütün silahları kaldıracağını, Mehdi (a.s.)’nin bütün silahları kaldıracağını, bu atom bombası olmuş olsa bile bunu kaldıracağını, kaldırılması gerektiğini söylemesi lazım. Bunları da istirham edelim, Larry King’in programında söylesin. Evet, yani rahat rahat söyleyebilir mesela programında. Çok vurucu olur yani, çok etkileyici olur. Yeniden böyle bir programa çıksın, bu konuları söylesin, anlatsın, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz şeyi söylemiştiniz Hocam, tekrarlamıştı, “atom bombası haramdır” demiştiniz siz, onu da söylemişlerdi, “atom bombası haramdır” diye.
ADNAN OKTAR:Seni dinliyorum Oktar.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, dün akşam mutlaka yapılması gereken iki önemli şey söylediniz Hocam. Birincisi, anti Darwinist ikincisi de anti materyalist ilmi mücadele. İkincisi de anti Darwinist ve anti materyalist mücadele. İkincisi de Azerbaycan ve Suriye’den başlamak üzere, bir an önce İttihad-ı İslam’ın başlaması, gerçekleşmesi, Türk İslam Birliği inşaAllah. Bediüzzaman Hazretleri de, deccaliyetin Müslümanlar arasındaki ayrılıklardan faydalanılarak Müslüman alemini esir alacağını söylüyordu Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, şöyle diyor: “Ahir zamanın süfyan ve deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe muzırraları (yani dehşetli zararları), İslam’ın ve beşerin hırs ve şikakından (ayrılılığından) istifade ederek az bir kuvvetle nev-i beşeri herc-ü merc eder ve koca alem-i İslam’ı esaret altına alır” diyor, Mektubat, sayfa 270’te Hocam
ADNAN OKTAR: Deccal. Şu anda da bu oldu. Az bir kuvvetle esaret. Peki Mehdi (a.s.) de az bir kuvvetle onun yaptığı oyunu bozacak. Diyor ki deccal hakim olabilir, ama Mehdi (a.s.) onu etkisiz hale getirmez. Mehdi (a.s.), deccale o gücü veren Allah, koskoca İslam alemini herc-ü merc ettiren, dünyaya çok az bir kuvvetle deccale hakim kılan Allah, yine çok az bir kuvvetle o yapıyı tamamen bozup İslam ahlakını dünyaya hakim etmeye kadirdir ve kadir olduğunu da gösteriyor, inşaAllah. O kısmı bir daha okuyacağız, aklında olsun. Onu geçme, o kısmı şerh edeceğiz.
“Selamün aleyküm”, esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. Necmi Acar kardeşimiz İstanbul’dan yazmış. “Yaklaşık bir iki saat önce Mehdilik iddia etmeyeceğinize dair Allah’ın adını vererek yemin ettiniz”. Doğru, yani bir kere, iki kere değil, yüzlerce kere lanetleşerek yemin ettim. Hiçbir şekilde öyle bir şey demeyeceğim. Yani, ömrüm boyunca da demem. Niye bu konuda bu kadar millet tedirgin? Ben anlamıyorum, Allah Allah. Değilim diyorum, Cübbelisi cübbesizi de bütün millet ayağa kalktı. Amerika’da herkes tedirgin. O Evanjelikler, şunlar, bunlar, onlar da sürekli televizyon programlarına çıkıyorlar. O benle ilgili programları göster bir ara Evanjeliklerin. Gece gündüz hop oturup hop kalkıyorlar. “Ve yemininizden 10 dakika sonra Mehdi (a.s.)’nin adını verdiniz, ‘Adnan’ dediniz.” Doğru, Peygamber (s.a.v.) söylüyor, ben nasıl söylemeyeyim yani? “Mehdi (a.s.)’nin bütün özelliklerinin kendinizde olduğunu söylüyorsunuz.” Ben Mehdi (a.s.)’nin bütün özellikleri demedim, yani çok fazla özellikleri doğru, yani var, ne yapayım? Yani yok mu diyeyim yani? Şimdi Oktar Hocam, “Mehdi (a.s.)’nin” diyor ki, “saçları” diyor, “uzundur veya siyahtır”, hatta diyor “yüzünün nuru, sakalının nuru yüzüne doğru yansır” diyor, sakallı olduğu söyleniyor. “Alnı geniştir” diyor, alnım geniş ne yapayım yani? Dar mı diyeyim, değil mi? “Alnında” diyor, “hafif bir çukurluk vardır” diyor şu kısımda benim alnımda da çukurluk var. “Alnının iki orta çizgisi” diyor, şuradaki tek çizgi, “tektir” diyor kaş çatma çizgisi, bende de tek. Ve “çukurdur” diyor, bir çukurluk olarak hakikaten sabit duruyor öyle, çocukluğumdan beri öyledir. “Yanağında bir ben vardır” diyor, “ve o ben siyah bir ben değildir” diyor, “çıkıntılı bir bendir” diyor. Benim sol yanağımda bir ben var ve siyah bir ben değil, çıkıntılı bir ben var yani. Ondan sonra.
OKTAR BABUNA:“Yeşil gözlüdür” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: “Yeşil gözlüdür” diyor, “Mehdi (a.s.)”. “Kaşları kavislidir” diyor, benim kaşım kavisli. “Kaşları yüksektir” diyor, kaşlarım yüksek benim. “Burnu küçüktür” diyor, benim burnum küçük. “Gözleri hafif çekiktir” diyor, “burnunda hafif bir bombe vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), bende de var. “Yüzü parlaktır” diyor, yüzüm parlak hakikaten. “Güzel yüzlüdür” diyor, güzel sayılırız yani.
OKTAR BABUNA:“Dişleri parlaktır” diyor, “sakalı yanlarda ince”.
ADNAN OKTAR: “Sakalları yandan incedir” diyor, hatta Arapçası nasıl geçiyordu?
OKTAR BABUNA:Kevsec ve meczum olarak.
ADNAN OKTAR: “Kevsecdir” diyor, yanlardan kevsecdir, incedir ve meczundur, cezmedilmiştir, alt sakalı da, alt kısmı da düzeltilmiştir, cezmedilmiştir. 1300 yıllık, 1200 yıllık hadis kitaplarında yazıyor bu, değil mi? “Geniş omuzludur” diyor, “karnı geniştir” diyor, benim de karnım geniş, omuzlarım da geniş. Efendim, “uylukları da geniş” diyor, “boydan boya geniştir”, ben boydan boya genişim, doğru. Hatta diyor Peygamber (s.a.v.9)’in çok fazla hadiste, “ben-i İsrail’e benzer görünüşü” diyor, “heybetli ve acar” diyor, çok fazla, alt alta hadisler var ünlü hadis kitaplarında. 800 yıllık, 900 yıllık hadis kitaplarında yazıyor. “Sırtında bir ben vardır” diyor, “tam omuz hizasında”, kalp hizamda Peygamberimiz (s.a.v.)’de olduğu gibi bende de büyükçe bir ben var. Ayrıca diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.): “Üst kısmında ayrıca bir ben daha vardır” diyor, “et beni” diyor, yani “çıkıntılı, hatta diyor, “mersin ağacının yaprağı gibi” diyor. Bende de bir var, hatta doktora gittik, ben şüphelendim nedir bu diye şaşırdım, büyükçe bir et beni olunca hayret ettim, doktora gittik.
OKTAR BABUNA:O zaman hadis bilinmiyordu, bilmiyorduk.
ADNAN OKTAR: Evet, hadisi de bilmiyorum yani. Evet, gittik.
OKTAR BABUNA:Aynı o şekilde.
ADNAN OKTAR: Sağ bacağımda da benim eskiden beri koskoca sağ bacağımda bir ben vardır. “Orta boyludur” diyor. Ben de orta boyluyum.
OKTAR BABUNA:“Adımlarını dışa atarak yürür” diyor.
ADNAN OKTAR: “Yürürken dışarıya doğru atar.”Ben söylemiyorum, Bediüzzaman 1930 yılında, 1920 yılında diyor, “Darwinizmi, materyalizmi yerle bir edecek” diyor.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundandır diyor, seyyidsiniz Hocam, şecerenizi çıkarttınız hatta.
ADNAN OKTAR: “Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundandır” diyor. “Adı adıma denk, müsavidir” diyor. Aynısı, “babasıyla benim adım aynıdır” diyor. Peygamebrimiz (s.a.v.)’in soyadı, ki hitap edilmiş olsa Adnan, “Muhterem Adnan diye hitap edecektik. Yani, dünyadaki adap ve edebe göre, dünyadaki şu anki üslup ve insana hitap etmeye göre olsaydı, Peygamberimiz (s.a.v.) şu an hayatta olsa, “Muhterem Adnan” diye hitap edecektik. Babası da hayatta olmuş olsa, ona da “Muhterem Adnan” diye hitap edecektik. “Adı adıma uygun, babasının adı babamın adına uygun” hadisinin tam mutabık karşılığıdır bu. Ben hayali bir şey söylemiyorum ki, ispat ediyorum. “Mustafa Adnan Peygamber” diye Hz. Ali kendisi, kasidesinde söylüyor. Ve, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ben-i Adnan olduğunu herkes bilir. Yani, şeceresi ben-i Adnan’dır. Adnan’dan başlar, ondan sonra gelişir. Devam ediyor yani asrımıza kadar, evet.
OKTAR BABUNA:“Parlak kıyafetleri vardır” diyor, “beyaz” diyor.
ADNAN OKTAR: “Kıyafeti parlaktır” diyor, evet. Bütün bunlara rağmen, bütün bunlar hakikaten de dünya çapında, mesela bak Mehdiliği benim gibi bu kadar gündemde tutan, ispat eden ve alametlerini, mesela Fırat’ın suyunun kesilmesi, efendim, say.
OKTAR BABUNA:Kabe’ye kanlı baskın, Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları, Afganistan’ın işgali, Irak’ın üçe bölünmesi, ordusunun kaybolması, para biriminin değişmesi, yeniden yapılanması, İran Irak Savaşı, Azerbaycan’ın işgali, binalarda zinalarda artış, depremlerde artış, iki kuyruklu yıldızın çıkması, ikinci kuyruklu yıldızın çift uçlu olması, normalden daha parlak olması, bütün gök cisimlerinin aksi yöne gitmesi, Lunin Kuyruklu Yıldızı 2009’da çıktı. Öncesinde kuraklık, birkaç yıllık kuraklık vardı hakikaten, barajlar kurumuştu. “Sonra da yağmurdan şikayet edecek insanlar” diyor.aynısıyla gerçekleşti.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bak, 150’ye yakın alameti böyle benim gibi ispat eden, anlatan başka bir alim yok dünyada. Ben alim değilim de yani, kişi yok, insan yok. Ve bunun aksini savunacak kişi de yok. Yani, kimse çıkıp diyemiyor ki: “Peygamberimiz (s.a.v.), Kabe’de kan akıtılacak, Mehdi (a.s.)’nin alametidir bu, ki ilk defa olmuştur bakın İslam tarihinde, 1400 yıldan beri, ilk defa, bir kere olmuştur. Hicri 1400 yılında Kabe’de kan akıtılmıştır. Hac yolu engellenmiştir. 79 yılında, Hicri 1400’de olmuştur ve bu Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir. Bu olmuştur ve ispat edilmiştir. Benim dışımda kimse bunu ispat etmemiştir, söylememiştir. Birisi de desin ki, “bu Mehdi (a.s.)’nin çıkış alameti değildir, bu hadis yanlıştır” desin, ve “bu alametler de olay da olmadı” desin, oldu. Bütün bunlara rağmen, bakın alametleri de ispat eden benim, Mehdi (a.s.)’nin zahiri, beden alametlerini anlatan da benim. Başka da anlatan pek yok. Yani, Cübbeli anlatıyor ama, açıklamak istemiyor. Mesela diyor ki: “Fırat’ın suyu kesilecek”, kesildi Fırat’ın suyu, açıklasana. Yani, “kesilmedi” de, “Fırat’ın suyu kesilmedi, bu o değil” de. Bunu söylemiyor, sadece “kesilecek” diyor. “Kabe’de baskın olacak” diyor, “Mehdi (a.s.)’den önce” diyor, hadis yazmış kitabında. Kesildi, değil mi? Fırat’ın suyu da kesildi, Kabe’de baskın da oldu. Anlatsana, anlatamıyor, anlatamaz. Mesela İttihad-ı İslam’ı geceli gündüzlü ben savunuyorum, Türk İslam Birliği’ni sürekli savunuyorum, bir çok kardeşlerimiz var savunan ama ben de savunuyorum.
Bütün bunlara rağmen, Mehdilik iddia ediyor muyum? Eğer Mehdilik iddia edersem, ömrüm boyunca, Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun. Ben tir tir titriyorum, Allah’tan müthiş korkuyorum. Ben nasıl iddia edeyim ben? Yani. “ben Mehdiyim” diyebilir miyim ben? Bu ne demektir? Ben cennetliğim demektir. Nasıl diyeyim ben bunu? Yani böyle bir şey mümkün değil. Böyle bir şey olması için, Kuran ayeti olması gerekir, net, açık. Yani, benim ismimle açık açık söylenmesi lazım. Böyle bir şey olmadıktan sonra böyle bir iddiada bulunmam mümkün değil. Bütün dünya “senin Mehdi (a.s.) olduğuna kanaatimiz var” dese de, ben yine Mehdiyim demem, diyemem, Allah’tan korkuyorum ben. Ama anlattıklarım doğru. Yani, ben şimdi yağ mı yapayım yani? Hem bu hadisleri anlatacağım, diyeceğim ki, “ne alakası var, bana benzemiyor bu anlattıklarım”.
OKTAR BABUNA:Daha da var Hocam aslında yani.
ADNAN OKTAR: Çok çok daha fazla.
OKTAR BABUNA:“Kafkaslar üzerinden geliyor” diyor, hakikaten soyunuz Kafkaslar üzerinden geliyor. “Doğumu gizlidir” diyor, doğumunuz sizin de evde oldu.
ADNAN OKTAR: “Kardeşi azdır” diyor, “en azdır” diyor, bir tane kardeşim var. “Malı mülkü olmaz” diyor. Benim üstüme kayıtlı, ama bakın dikkat edin, beş kuruşluk bir malım yok. “Malı mülkü yoktur” diyor “Mehdi (a.s.)’nin”. Hiçbir malım yok üstümde kayıtlı. Mesela “çocuğu olmayacaktır” diyor, mesela benim çocuğum yok. “Arapça bilmez” diyor, “Mehdi (a.s.)” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “çok az bilir” diyor yani avamın, halkın bildiği kadar böyle. Klasik Türkçe’deki Arapça kadar. Yani, Türkçe’nin içine girmiştir ya Arapça, o kadar. “Arapça bilmez” diyor, “benim evlatlarımdan Mehdi (a.s.)”. Peygamber (s.a.v.)’in açık hadisi var, mesela ben Arapça bilmiyorum. Mesela, “hiçbir kişinin biatı adlında değildir” diyor. Yani, “hiçbir tarikata tabi değildir” diyor Peygamber (s.a.v.). Yani hiçbir kişinin biatı altında değildir, biatına bağlanmamıştır. “Ve onun zamanında” diyor “halife yoktur zaten” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Fitnelerin en yoğun olduğu zamanda çıkacaktır” diyor, “İstanbul’da çıkacaktır” diyor. Ben de 1979’da çıkıp geldim. Mesela, “o geldiğinde” diyor, “çok büyük bir ateş çıkacaktır”, diyor Peygamber (s.a.v.), “büyük bir patlama olacaktır, insanlar gündüz oldu zannedeceklerdir” diyor. O gemi patlamasında insanlar gündüz oldu zannetti, gazeteler yazdı, herkes yazdı. “Günlerce sürecek” diyor “patlamalar” diyor “ve insanları” diyor “malları” diyor “alıp götürecek” diyor. Aynı şekilde olmuştur. “Bugün yerin altında, Berahut denen vadidedir” diyor. Petrol olduğunu söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.) açıkça söylüyor. Ama vakti geldiğinde patlayacak diyor, ve bu olayında İslam aleminin merkezinde olması gerektiğini söylüyor Bediüzzaman. “Bu tip olayların tamamı” diyor “İslam aleminin merkezinde, yani eski merkezinde olacaktır” diyor Bediüzzaman, “İstanbul’da olacaktır” diyor. Zaten İstanbul’la ilgili o kadar çok hadis var ki, Mehdi (a.s)’nin İstanbul’da faaliyet yapacağına dair. Bir tane, iki tane, on tane değil. Ama Konstantini olarak geçiyor tabii, diyar-ı Rum ve Konstantini olarak geçiyor, o zamanki ismi o olduğu için. Ben o geminin patladığı gün, akşamında buradaydım, İstanbul’daydım. Benim haberim yok, annem kızdı, “niye gitmiyorsun İstanbul’a?” dedi. Yani, okulum açılmıştı. Ben geldiğimde ateşler göklere çıkıyordu, duman göğe çıkıyordu. Mesela o vakitte geldim.
Bütün bunlara rağmen, ben diyorum, garibanın tekiyim, Allah’ın zavallı bir kuluyum ben. Öğrenciyim ben, talebeyim ben, yani aklımın ucundan dahi geçmez öyle bir şey iddia etmek, Allah vermesin. Ne cesaret?
OKTAR BABUNA:Siz zaten Hocam, “iddia değil, ispat makamıdır” demiştiniz.
ADNAN OKTAR: Mehdilik, kardeşim, bütün bunlara rağmen ama İslam ahlakı dünyaya hakim olacak. Hz. İsa Mesih (a.s.) çıkacak, yüzünü meshediyor eliyle. “Sen Mehdisin” diyor, vahiyle söylüyor. “Sen Mehdi (a.s.)’sin, cennetteki makamın şudur” diyor. Yine inanmak farz değil, yine inanmak farz değil. İsa (a.s.)’la beraber namaz kılacaklar, yine Mehdilik iddia edemez Mehdi (a.s.), yine iddia edemez. Bütün Müslümanlar gelecek, diyecekler ki: “Bütün Müslümanların kanı senin boynuna olsun, eğer kabul etmezsen seni öldürürüz” diyecekler. “Müslümanların liderliğini kabul etmezsen, mahvoluyor Müslümanlar” diyecekler, “mecburen kabul etmen gerekiyor” diyecekler, tehdit ve ısrardan dolayı, Allah rızası için kabul edecek. “Ben böyle bir şeye layık değilim, Allah’ın” diyecek, “zavallı bir kuluyum” diyecek Mehdi (a.s.). Biat edecekler, bağlanacaklar, buna rağmen “ben Mehdi (a.s.)’yim” demez, diyemez. Etrafındakilere de dedirtmez, “bu Mehdi (a.s.)’dir” dedirtmez. “Benziyor” diyebilir, mesela yani diyebiliriz, “Allah-u alem, belki Mehdi (a.s.) olabilir” diyebilirsin ama “Mehdi (a.s.)’dir” diyemezsin. Ama kalben buram buram insan hisseder. “Allah-u alem o” diyeceğiz. İsa (a.s.)‘da da öyle, yani şimdi, kızıl saçlı, biraz da sarışındır kızıl saçlı, ortadan ayrılmış, kibar yüzlü, gri gözlü bir insan, geçmişini hatırlamıyor, küfrü dize getirmiş, bütün Hıristiyanların Müslüman olmasına sebep olmuş, hafız, Kuran’ı su gibi ezberden bilecek, Tevrat’ı, İncil’i de ezberden bilecek ve mükemmel bir insan. Ne derse doğru söylüyor. Biz diyeceğiz ki, “Allah-u alem İsa (a.s.) da bu”. Çünkü bütün Hıristiyanların Müslüman olmasına vesile olacak. Yine de farz değil, inanmaya mecbur değiliz yani, “bu İsa (a.s.)’dır” dememiz farz değil, ama vicdanen, “Allah-u alem o” diyeceğiz. Mehdi (a.s.)’ye de “Allah-u alem o” diyeceğiz, olay bu.
Necmi Acar kardeşimiz diyor ki: “Ayrıca “Mehdi (a.s.)’nin Darwinizmle mücadele yapacak” diyorsunuz, bunun gibi birkaç deliliniz daha var diyor. Çok fazla delil var, saydık işte. “Sonuç olarak İstanbul’da yaşayan, Darwinizmle mücadele eden, ismi Adnan olan ve Mehdi (a.s.)’nin fiziksel özelliklerini taşıyan İstanbul’da kaç kişi vardır?” diyor. “Sizin bu yaptığınız, bu açıklamalarınız nedir?” diyor, “nasıldır?” diyor. İşte bak anlattık, izah ettik. Hiçbir şekilde ben Mehdilik etmeyeceğime göre ve bu konuları açıklamak mecburiyetinde olduğuma göre. Şimdi ikinci ihtimal nedir? Mesela diyor ki kardeşimiz, “bu nedir” diyor, “o zaman bunu açıklayın” diyor. Ben ne yapmam lazım? Peygamberimiz (s.a.v.)’in 1000 yıllık, 1300 yıllık, 1400 yıllık hadislerinin hepsini gizlemem gerekiyor. Peki, bak Cübbeli yazıyor suç olmuyor da, ben anlatınca niye suç oluyor? Cübbeli de benim dediklerimi anlatıyor ama açıklamıyor. Benim özelliğim, delillendirmem, ispat ediyorum, Cübbeli anlamazdan gelip kapatmaya çalışıyor. Bakın mesela bu hadislerin tamamı var. Mesela diyor ki Cübbeli değiştirmek için, “rengi” diyor, “çok esmer olacaktır” diyor, bakın bütün kütüb-i sitte hepsine bakın, ehl-i sünnet eserlerine bakın.
Tamam, biraz ara verelim, devam edelim.
SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu, Mehdi (a.s.)’yle ilgili anlattıklarıma ne diyorsun?
SUNUCU:Ben hiç bilgim yoktu, sizin sayenizde böyle şeyler öğreniyorum.
ADNAN OKTAR: Sence ben Mehdilik iddia ediyor muyum?
SUNUCU:İddia etmiyorsunuz, sadece hani benzerlikler olduğunu söylüyorsunuz. Her insanda olabilir, insan benzerlik taşıyabilir. Ben şimdiye kadar geldiğim sürece, hiç iddia ettiğinizi duymadım.
ADNAN OKTAR: Bir de ne kadar anormal bir hareket olur. Yani, mesela yapanlar var, ben internette görüyorum, acıyorum adamlara. Bir İskender var, gariban. Yok o ayrı, İskender Evrenesoğlu. Bir tane daha var, bir şey İskender diye, o da çıkmış, o da Mehdilik iddia ediyor. Yani insan hem acıyor, hem bir garip karşılıyorum. Yani, insanlar onları o kadar sağlıklı da bulamıyor yani bir garip geliyor insana. Yani bir acayip bir şey. Fakat, Mehdi (a.s.)’nin mesela “Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkacağı dönemin bazı özellikleri” diyor. Şimdi ben bunları anlatıyorsam, ispat ediyorum. Cübbeli’nin özelliği nedir? Geçiyor adam, anlatmadan geçiyor.
OKTAR BABUNA:Cafer İskenderoğlu’ymuş adı.
ADNAN OKTAR: Cafer İskenderoğlu. Mesela bak çok fazla böyle tip var Mehdilik iddia eden. Ama ne hikmettir, ne Cübbeli’yi tedirgin ediyor bu, ne Şaşar Beşer’i tedirgin ediyor, ne bizim o baygın bakışlı Hocayı tedirgin ediyor, ne Fatih Altaylı’yı, ne bizim tombulu. Yani hepsinin derdi, günü benle ilgili oluyor. Ne hikmetse hop oturup hop kalkıyorlar. İşte, “Mehdilik iddia etti edecek, etti edecek, etti edecek”. Kardeşim yok diyorum öyle bir şey, sakin olun diyorum, öyle bir şey yok diyorum. “Yok” diyorlar “illa ki sen Mehdilik iddia edeceksin” diyorlar. Ne diyeyim? Yemin ediyorum işte. Yani yazılı belge mi vereyim? Getirsinler onu da imzalayıp vereyim yani. Olmaz öyle bir şey. Artık düşün, mesela Mehdi (a.s.)’nin geleceğini söyleyen alimler tam aksini demeye başladı panikten. Mesela artık “şahs-ı manevi” diyorlar Mehdi (a.s.)’yi Mehdi (a.s.) kabul etmemek için. Bir kısmı “ruhtur” diyor, “görünmez”. Bir kısmı “geçti” diyor. Cübbeli “570 sene sonra gelecek” diyor, Osman Ünlü Hoca “1000 yıl sonra gelecek” diyor. Nedir bu panik? Ve Osman Ünlü’nün sitesinde sadece benden bahsediyor bu konuda. Sadece ben tek hedef. Adamlar alenen “Mehdi’yiz” diyorlar, bak bu Cafer İskenderoğlu, bilmem şudur, bilmem ne falan, o kadar çok insan var ki, alenen söylüyorlar, binlerce taraftarı var bu insanların. Benim bir avuç arkadaşım var ve ben de yemin ediyorum ayrıca. Niye bu kadar benden panik oluyorsunuz siz? Ne gördünüz bende siz? Yani ne böyle kanaatinizi getirdi de bu derece şiddetli bilinç altınız bu kadar sarsılıyor? Ve geceli gündüzlü bu panikten kurtulamıyorsunuz. Haber Türk’te bak defalarca çıkarttılar Mehdi (a.s.)’yle ilgili, “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” diye, daha da olmadı Bediüzzaman aleyhinde konuşturttular Cübbeli yi, Bediüzzaman aleyhine program yaptılar. Bediüzzaman “Mehdi (a.s.) gelecek dediği için, onu etkisiz hale getirmeye kalktılar. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri benim resmimi ana sayfasında yayınladığı için, övücü bir üslup kullandığı için, Şeyh Nazım Hoca’ya var gücüyle tombul geçen günler yüklendi ve saygıya uygun olmayan çirkin sözler etti. Nedir bu panik? Sakin olun, bir şey yok, Allah Allah. Sadece diyoruz ki, İttihad-ı İslam olacak, Türk İslam Birliği olacak. Birisi de başına geçecek tabii ki. Korkmayın, benim böyle bir iddiam yok.
SUNUCU:Hocam peki neden bunun olmasından korkuyorlar? Sonuçta “Müslümanız” diyorlar ve niye böyle bir şeyden korkuyorlar?
ADNAN OKTAR: Fatih Altaylı’nın imanı zayıf, tombulun da imanı zayıf. Cübbeli’nin tedirginliğinin nedeni, bu kendini çok iyi yetiştirdiğini düşünüyor, çocukluğundan beri Allah-u alem o hülyalarla yetişmiş o, yani Mehdilik hülyasıyla. Bunu da bir kısım çevrelerde o Mehdiliğe göre hazırlamışlar bunu. Yani ben İstanbul’a geldim, tahmin ettim, çünkü, tip görünüş falan, üslup falan, müthiş buna bir insanların şeyi vardı, ilgisi alakası vardı. Bu hakikaten hayal etmiş olabilir Mehdi (a.s.) olabileceğini. Çünkü çocuksu, yani bir gün bir harikalar olacak, bir şeyler olacak, hakikaten gökten melekler inecek, işte “ey Cübbeli sen Mehdi (a.s.)’sin” diyecekler zannetmiş olabilir. Çünkü ben cezaevinden çıktığımda, o benim ziyaretime gelmişti. Kimin evinde gelmişlerdi, hatırlıyor musun? Hulusi’nin evine gelmişlerdi, Hulusi’nin evine gelmişti. Konuşurken ben yine konuyu Mehdiliğe getirdim Bu dedi ki, Sultan Ahmet Camii’ne konuyu getirdi, “oradan” dedi, “ey oğlum Ahmet” diye dedi, “Peygamberimiz (s.a.v.)” dedi, yüksek sesle nida ettiğini söyledi, etti dedi. Yani ama bu rüyasında mı gördüğünü söyledi, nasıl söyledi? Tam hatırlamıyorum o gün yani, flu. Ben “oğlum Ahmet” deyince, ben hemen anladım yani bunun niyetinin o yönde olduğunu. Ben de Mehdi (a.s.)’yle ilgili sürekli sorular sorduğum için. “Hocam” dedim “ben nihayet Mehdi (a.s.)’yi buldum” dedim, “çok şükür” dedim, hatta birbirimize de baktık. Böyle coşkulu ve neşeli, “ben Mehdi (a.s.)’yi buldum, konu halloldu” dedim. Cübbeli eridi böyle, anormal rahatladı, yani müthiş bir huzur geldi üstüne. Yani, alenen onun Mehdi (a.s.) olduğunu ima ettim. Net olarak yani, bulduğumuz, yani o konuşmalarda zaten net olarak kendisini ima etti. Ben de bulduk deyince o çok ferahladı. Madem buldum, sorsana işte o zaman, “kimi buldun?” desene, değil mi? Demeye dahi gerek duymadı, böyle eridi yani. Alemdağı tereyağı gibi dağıldı böyle. Ama sonradan bunun kafasına stent takmışlar beynine, damarları falan tıkandı bunun, kalbinde damarlar tıkanmış. “Zaten” diyor, “benden Mehdi (a.s.) mi olur?” diyor, “ayakta duramıyorum” diyor. Yani, “beynim tıkanmış, damarlarım kurumuş” diyor, işte “şuram gitmiş, buram tıkanmış” diyor “şeker hastasıyım, perişan vaziyetteyim, benden Mehdi (a.s.) olmaz” diyor. Yani, “sağlığım yerinde olsa, çok iyi Mehdi (a.s.) olurdum”a getiriyor yani. “Ama” diyor, “Allah beni bu hale getirdi” diyor, “benim Mehdi (a.s.) olmam da mümkün değil”. “Ben de Mehdi (a.s.) olamayacağıma göre” diyor, “şimdi durduk yere de” diyor “bir başkasının Mehdi (a.s.) olmasına imkan hazırlamış olurum herhalde” diyor. “Var gücümle engel olayım bari” kafasında. Kardeşim sen bana niye kafanı takıyorsun? Allah Allah.
İsim isim saymak istemiyorum. Alenen, net, Mehdiliğini sayan çok fazla insan var. Bir de zaten gruplarda mesela, Nur talebeleri, büyük bir bölümü Bediüzzaman’ın net olarak Mehdi (a.s.) olduğunu yazıyorlar kitaplarında. “Mehdi (a.s.)” diyorlar açıkça, alenen. Süleyman Hilmi Tuna Han mesela, talebeleri Mehdi (a.s.) bilir, büyük bir bölümü. Ben saygı duyarım, gayet normaldir, hüsn-ü zan her zaman olur. Ve alenen açıkça Mehdi (a.s.) olduğunu iddia eden de o kadar çok fazla insan var ki sırf iki tane ben örnek verdim ki binlerce taraftarları var. Cübbeli’yi ve bu dediğim taifeyi hiç ilgilendirmiyor bu şahıslar, hiç muhatap dahi olmuyorlar. Ama konu bana geldiğinde, yer gök hopluyor. Yani gazeteler, radyolar, televizyonlar, köşe yazıları, bu konuda yüzlerce köşe yazısı çıktı. Önü sonu gelmiyor. Vatan Gazetesi’nde, o dede, sürekli “Mehdi (a.s.) gelmeyecek, İsa (a.s.) gelmeyecek”. Dedem anladık, sakin ol, bir şey yok. Ne panik oluyorsun? Kimse senin yakana yapışmadı ki, niye bu kadar tedirgin oluyorsun, değil mi? Vatan Gazetesi de yerinde duramıyor, Hürriyet de yerinde duramıyor, hepsi kaynıyor.
Bakın, mesela diyor ki Cübbeli, Mehdi (a.s.)’nin alametleri olarak. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolu olacaktır. Yeryüzü zulüm ve haksızlık. Kendisi çıktı anlattı, dedi ki: “Yeryüzü şu an zulüm ve haksızlıkla doldu” diyor. “Çözüm?” diyoruz. “Gelsin bizi öldürsünler” diyor. Kardeşim “çözüm Mehdi (a.s.)” diyor Peygamber (s.a.v.). “Gelsin bizi öldürsünler” diye bir ifade yok hadislerde, değil mi? “Çözüm İttihad-ı İslam’dır” diyor Cenab-ı Allah, “Türk İslam Birliği’dir” diyor. Bak, “arılar arıbeyine sığındığı gibi, insanlar Hz. Mehdi (a.s.)’ye sığınacaktır. Kargaşa ve zelzeleler çok olacaktır”. Kardeşim bu yüzyılda olan terör ve savaşlar dünya tarihinde hiç olmamıştır. Yani bu yoğunluk ve bu yükseklikte bakın 350 milyon insan savaş sonucu 350 milyonun üstünde insan da terör sonucu dünyada şehit oldu ve katledildiler. Yani dünya tarihinde görülmemiş bir olay bu ve hadis tam anlamıyla tahakkuk etti bakın. Ve zelzeleler, biz zelzelelerin gelişme grafiğini gösterdik, eski yıllara göre. Yani, 1800’ler, 1700’ler, 1600’ler, 1500’lere göre, değil mi? Dünya tarihindeki en yüksek zelzele oranı 1980 lerden sonra Mehdi çıktıktan sonra başlıyor. Yani, bilimsel gerçek, bilimsel istatistikler var ispat ettim. Bak, Cübbeli diyor ki, üçüncü kitabında, “çıkışından önceki Ramazan’da gökler ve yerler yaratılır ve hiç olmamış bir hadise zuhur edecek. Ramazanın ilk gecesi ay tutulacak, Ramazan’ın ortasında güneş tutulacaktır. Kardeşim bu 81 ve 82’de iki kere üst üste oldu.
OKTAR BABUNA:Evet 2002 ve 2003’te de oldu Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Üst üste oldu.
OKTAR BABUNA:Yine Ramazan ayında oldu.
ADNAN OKTAR: Tabii, Ramazan ayında oldu. Bunu niye söylemiyorsun? Niye seni bu ilgilendirmiyor? Çünkü “oldu” derse, Mehdi (a.s.)’yi de kabul etmiş olacak. Çıtını çıkartmıyor, Bak diyor ki yine: “Doğu cihetinde iki dişli bir boynuz, iki başlı bir sütun doğacaktır” yani bu kuyruklu yıldıza işaret ediyor, iki uçlu kuyruklu yıldız. Zaten İmam-ı Rabbani bunu çok detaylı anlatıyor. İlki uçlu kuyruklu yıldızı. Doğuda yani bütün, evet biraz anlat onu sen.
OKTAR BABUNA:İki uçlu olacağını, dediğiniz gibi Hocam. Bütün gök cisimlerinin aksine, doğudan batıya hareket edeceğini, normalden daha parlak olacağını, münevver kelimesini kullanarak, normalden 6 kez daha parlak bütün gök cisimlerinin aksi yönüne hareket ediyor. Hakikaten çift uçlu. Göstereyim mi resmini?
ADNAN OKTAR: Göster göster.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “İki dişli, iki uçlu” olarak geçiyor hadislerde.
OKTAR BABUNA:Başka hiçbir kuyruklu yıldız yok Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, iki uçlu.
ADNAN OKTAR: İki taraftan da uçlu. Yani, gidiş yönünde de şey var, kuyruk var. Hiç görülmemiş bir kuyruklu yıldız şekli.
OKTAR BABUNA:Ve dediğiniz gibi, öncesinde kuraklık, hemen akabinde yağmurlar olacağını söylüyor. 2009 Şubat ayında çıktı.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz söylüyor (s.a.v.), evet.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor, evet, inşaAllah. Öncesinde birkaç yıl kuraklık oldu, barajlar kurudu hatta, gazete haberleri var dönemin. Hemen arkasından da sel felaketi, bugün de sel felaketleri oluyor, insanların rahatsız olacağı kadar yağmur olacak.
ADNAN OKTAR: Kardeşim küresel ısınma şamatası vardı bir aralar, hatırlıyor musunuz? Hiç duyuyor musunuz şu an? Bakın o mucizeyi açıklayamadılar. Onu küresel ısınmaya yordular. Yani, yağmurlar kesildi mucize olarak, Mehdi (a.s.) çıkışı öncesi alamettir. “Bu kuyruklu yıldız öncü olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), oldu. “Kuyruklu yıldızdan sonra yağmurlar çoğalacak, yağmurdan şikayet edecekler” diyor, gece gündüz haberlerde bunu okuyorsunuz. Bakın Cübbeli bunu da anlatmıyor. “Doğu tarafında bir rivayet 3 gece diye bir rivayette ise 7 gece büyük büyük bir ateş zuhur edecektir.” Bu İstanbul’da oldu ve “gündüz gibi ortalığı aydınlatacak, insanlar gündüz oldu zannedecekler” diyor, “büyük bir duman sütunu olacak” diyor, onu da gördünüz, değil mi? Göster görüntülerini. Mesela, Peygamberimiz (s.a.v.) “gökte büyük bir karanlık zuhur edecektir” diyor. Bak Cübbeli kendisi söylüyor, bu da oldu.
OKTAR BABUNA:Independenta Tankeri, dönemin gazete haberleri. Büyük bir parlama olmuştu, büyük duman sütunuyla ve gece, gündüz gibi aydınlanmıştı Yani kıpkırmızı bir aydınlıkla bütün İstanbul’da böyle herkesi uyandıracak şekilde. Bizi de hatta gece uykudan uyandırmıştı parlama. Tam hadiste tarif edildiği gibi, can ve mal kaybı oldu hadiste bildirildiği gibi. Oturanı, ayakta olanı oturtacak, oturanı ayağa kaldıracak şekilde.
ADNAN OKTAR: Bak o devirde olan herkese sorun, herkes gündüz oldu zannettiler. Bak rivayette diyor ki, “gündüz oldu diyecekler” diyor. “Uyuyan ayağa kalkacak” diyor, “ayakta olan da” diyor, yani “panikten dolayı oturacak” diyor. Ayakta duranlar da yere oturdular. Uyuyanlar ayağa kalktılar, “günlerce devam edecek” diyor. Bak Cübbeli veriyor, aynısı, ne oldu? Ve İslam aleminin merkezinde oluyor bu olaylar, yani bu da belirtilmiş. İslam aleminin en son merkezi İstanbul’du, sonradan ilga oldu ama manen burada kalmış oldu, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam, bu Cübbeli’yle görüşmenizi anlattınız. Cübbeli de bugün demiş ki televizyonda, 15 sene önce görüştüğünüzü söylemiş sizinle. Sizin kendisini ima ettiğinizi, estağfurullah Mehdi olarak iddia ettiğinizi, Cübbeli’nin de güya sizin gönlünüzü aldığını söyleyerek anlatmış bu konuyu. Yani sizin anlattığınızın tam tersini anlatmış orada çıkıp Hocam.
ADNAN OKTAR: Hayır kardeşim, o zaten kendince kurnazlık yapıyor. Diyor ki: “Mehdi nin diyor “başının üstünde bir bulut olacak” diyor, “buluttan bir kişi çıkacak”, bir Melek, kanatlı bir Melek Mehdi (a.s.)’nin üstünde gezecekmiş. Mesela Mehdi (a.s.) Beyazıt’ta geziyor, değil mi? Laleli veyahut İstanbul’un herhangi bir semtinde veyahut bir mağazaya gidiyor, bir alışveriş mağazasına, başının üstünde sürekli bir bulut ve başının üstünde de bir Melek, kanatlı Melekle beraber gezecekmiş Ve Melek her gördüğü kişiye “bu Mehdi (a.s.) dir” diyecekmiş. Mehdi (a.s.) de ne diyecekmiş, biliyor musun? “Bu Melek yalan söylüyor”, ben Mehdi (a.s.) değilim” diyecekmiş sürekli. Yani, bak Meleğin sözü vahiydir ve farzdır Meleğe inanmak. Meleği yalanlamak haramdır. Yani çünkü Allah’tan alıyor vahyi, değil mi? Melek yalan söylemez. “Mehdi (a.s.) sürekli bu Meleği yalanlayan bir kişi olacak” diyor, özetle. Mehdi (a.s.)’nin başının üstünde tabii ki bulut olacak, tabii ki Melek olacak ama görünmeyecek. Bu çok önemli. Şu anda da bizim yanımızda Melekler var ama görünmüyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de Cibril geliyordu ama görünmüyordu. Aklın ihtiyarını alır bu. Ne zaman görülüyor? Kıyamet vaktinde, Allah diyor, müşrikler diyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’ de diğer Peygamberlere de diyorlar, “Madem Peygamber, başının üstünde bir bulut olsun, bir Melek olsun başının üstünde. Melek olsun” diyorlar, ayette bu şekilde, “Melek onun Peygamber olduğunu bize söylesin” diyorlar. Bunu müşrikler söylüyor. Müşriklerin söylediğini, Cübbeli bizden istiyor yahut insanlardan istiyor veyahut diğer kişilerden istiyor. Böyle olmaz, yani bizim, gidecekmişiz, Mehdi (a.s.)’ye diyecekmişiz ki, “senin başının üstündeki biz Meleği görmek istiyoruz”. O ne diyecek? “İşte bakın, başımın üstünde Melek duruyor.” Biz de diyeceğiz ki Meleğe, “bu Mehdi (a.s.) midir?” diyeceğiz, “evet Mehdi (a.s.)’dir” diyecek. Sonra diyeceğiz ki Mehdi (a.s.)’ye, “hayır ben değilim” diyecek. “Melek yalan mı söylüyor yani?” diyeceğiz. “Evet yalan söylüyor” diyecek. Olacak iş mi şu? Bakın, muazzam bir açmaz ve muazzam bir kilitlenme içerisindeler. Yani akıllarını başlarına alsınlar. Kuran’da çok fazla ayet var. Müşrikler hep başının üstünde bir Melek olmasını istiyorlar Peygamberlerin ve Allah, “bu olmaz” diyor, “bu olduğunda zaten çok büyük bela veririm” diyor. Kuran’ın “olmayacak” dediğine, bunlar “olacak” diyorlar. Başının üstünde Melek var fakat görünmeyen bir Melektir. Görünmeyen Melek olduğunda zaten hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) belirtmiştir. Ona kalırsa Cebrail, Mikail, İsrafil (a.s.) sürekli Mehdi (a.s.)’nin yanında, Azrail (a.s.) sürekli yanındalar. Görünüyor mu? Görünmez. Hatta diyor ki Cübbeli: “Gökler Melekle dolacak” diyor, “her Melek gökten yabancı dilde, mesela Fransızca, İngilizce, Almanca, Sırpça, Hırvatça, herkese kendi dilinde. Mesela farz edelim, Beyazıt’ta geziyorsa, oradaki turistlere, herkese kendi dilinden onlara “bu kişi Mehdi (a.s.)’dir” diyeceklermiş. Mesela Fransız turistlere Fransızca, “bu kişi Mehdi (a.s.)” diyecekmiş. Mehdi (a.s.) de sürekli sorulduklarında “ben Mehdi (a.s.) değilim”, bunlar yalan söyleyecek. Ve sürekli böyle bir kişiyi hapsedecekler. “Ve atom bombası da etki etmeyecek” diyor Cübbeli, “tank top da etki etmeyecek Mehdi (a.s.)’ye” diyor. Yani asla gelmeyecek bir Mehdi (a.s.)’yi anlatıp, Mehdi (a.s.)’yi yok etmeye çalışıyorlar, asla gelmeyecek. “İtalya’ya gelecek” diyor, “ondan sonra başka yerlere gidecek” diyor, “deniz birden” diyor “ona açılacak” diyor, Adriyatik Denizi, Adriyatik Denizi’nin tamamı, sahiller, o Arnavutluk falan dahil olmak üzere, bütün her yerde deniz birden ortadan kalkacakmış, deniz yok olacakmış. İtalyanlar da uyumaya devam edecek, “haberi olmayacak” diyor “İtalyanlar’ın” diyor. Yani bakın İtalya’yı saran deniz yok oluyormuş, Adriyatik Denizi, “Mehdi (a.s.) de gelecek” diyor “o kuruyan denizin ortasına çadır kuracak, talebeleriyle oturacak” diyor. Bütün İtalyanlar deniz kenarında yaşıyorlar adamlar gece gündüz, deniz olduğu gibi yok olursa nasıl denizin farkına varmazlar? “Akdeniz de donacak” diyor, “cam gibi boydan boya donacak” diyor. “Mehdi (a.s.) de” diyor, “İtalya’ya gelecek” diyor. “Bir tekbir getirecek” diyor, “bütün binalar”, İtalya’daki o eski binalar, tarihi binalar işte artık parlamento binaları falan “hepsi yerle bir olacak” diyor, “bir tek ‘Allah’ demesiyle” diyor, “hepsi yerle bir olacak” diyor. Halbuki oradaki fikir sistemlerini yerle bir edecektir, Allah’ı anarak, Darwinizmi, materyalizmi anlatarak, fikirleri yok edecek anlamında söylenmişken, binanın taşının, toprağını yani “betonarme binaları yerle bir edecek” diyor. Yani, çok cahilce, çok acayip bir anlatım tarzıyla olayı saptırıyor ve bambaşka bir şekle sokuyor. Ve çok müthiş zarar veriyor. Bediüzzaman da diyor, “böyle” diyor, “cahil alimler, müteşabih olan hadisleri zahir anlam üstüne anlatıp avam-ı Müslümine zarar veriyorlar” diyor, “zarar verirler” diyor. Bu adam da şu an bunu yapıyor. “Halbuki” diyor, “bunlar müteşabihtir” diyor. “Tahakkuk ettikten sonra” diyor, “ilimde rasih olan alimler Allah-u alem ve bil sevap diyerek bu gizli hakikatleri ishar ederler (açıklarlar)” diyor. Bu bir gizli hakikattir, bunu açıklıyoruz. Onun için, buradaki farklılığı, aklı başında bir insanın görmemesi mümkün değildir. Çok açık bunlar, anlaşılmayacak gibi değil.
OKTAR BABUNA:Bu Melek görünmez olduğuyla ilgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisini okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet söyle.
OKTAR BABUNA:Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Hz. Mehdi (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in adımlarını izleyecek, kendisine görünmeden ona yardımcı olan bir melek olacak, bitkini canlandıracak ve zayıfa yardımcı olacak” Şeyh Muhittin Arabi, Fütuhat-i Mekkiye. “Kendisine görünmeden ona yardımcı bir Melek olacak diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
“Selamün aleyküm” aleyküm selam. “Sevgili Hocam yayınlarınızı ve röportajlarınızı takip ediyoruz. Biz de sizin gibi Çerkez asıllı Türk gençleriyiz. Sizin hangi Çerkez boyundan olduğunuzu çok merak ediyoruz. Söylerseniz çok seviniriz. Barış Belovacıklı.”
Ben Besleney’im, yani Beyarslan dedemin ismi Beyarslan, Arslan soyadı. Yani Arslan oradan geliyor, Beyarslan. Besleney’im. Besleneyler, Besleneyler tabir edilen kavmin içinde Beyarslan, seyyiddir dedem. Zaten seyyid oldukları için de Rus hükümeti onların öldürülmesi için liste çıkarmış, dedem başta, listenin başlarında. Ondan sonra, onları da katletmek istediler, onlar da Türkiye’ye iltica ettiler, geldiler. Yani, onların çocukları, torunları Türkiye’ye geldiler. Ankara’ya geldiler, Bala’ya, Ankara Bala’ya geldiler. Şeceremde de bu uzun uzun anlatılır. Hatta, dedelerim hakkında da yani, dedemin dedesi hakkında, onlar hakkında çok detaylı bilgiler var. Yani, yabancı araştırmacıların da o konuda kitapları var, araştırmaları var. Benim şeceremi araştıran kişi de üniversite tezi tarzında araştırma yaptı, yani üniversite tezi olarak hazırladı. Çok kapsamlı yani, yaklaşık 33 kuşağa kadar indi. Ta Hz. Ali’ye kadar, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e kadar devam ediyor, inşaAllah.
“Cümleten selamün aleyküm” Cümleten demeyelim de, aleyküm selam.
OKTAR BABUNA: Aleyküm selam.
ADNAN OKTAR:Neyse hadi, “sen de aleyküm selam” de.
SUNUCU:Aleyküm selam
SUNUCU 2:Aleyküm selam
SUNUCU 3:Aleyküm selam
ADNAN OKTAR: “Adnan Hocam, sevgi ve saygılarımı gönderiyorum”, ben de esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü diyorum. “Sizin, “ben Mehdi (a.s.) değilim ve asla böyle bir iddiam olmayacak” demeniz malum şahısları asla rahatlatmaz” diyor “inşaAllah Hocam” diyor. “Çünkü “ben Mehdi (a.s.)’yim” diyenin Mehdi olmadığı anında kanıtlanmış oluyor.” “Çünkü” diyor bak ““ben Mehdi (a.s.)’yim” diyenin Mehdi olmadığı anında kanıtlanmış oluyor”. Çünkü adam “Mehdi (a.s.)’yim” diyorsa, yüzde yüz Mehdi (a.s.) değildir. Diyorlar ki “nasıl anlayacağız?”, “Mehdi (a.s.)’yim diyenler çıkıyor” diyor. Diyorsa zaten sağlam, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri var. “Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.)’yim demez”, dediğine göre değil, net, inşaAllah. “Malum şahısları ancak zat-ı aliniz “ben Mehdi (a.s.)’yim” derseniz rahatlarlar ki, bu da inşaAllah mümkün olmayacak. Zatınıza Mehdi (a.s.)’la ilgili olarak hüsn-ü zannım var inşaAllah” Aynur Jale Altıner Hanım yazmış.
Hüsn-ü zan her zaman olur yani, seven, mesela inşaAllah Oktar da Mehdi (a.s.) olsun, kardeşlerim Mehdi (a.s.) olsun. Yani insan, “Mehdi (a.s.) olmak, veli olmak istemiyorum, Mehdi (a.s.) olmak istemiyorum” demez. Ama, “Mehdi (a.s.)’yim” demek çok anormal bir harekettir. Yani, çok acayip bir hareket olur. Bir de ben bu hadisleri gizleyemeyeceğime göre, anlattığımda da yani, adam diyor ki, “sen anlattığında tıpkı sen kendini tarif ediyorsun” diyor. Şimdi ya ben bu hadisleri anlatmayacağım, gizleyeceğim, ya anlatacağım. Hangi yolu seçeriz biz? Anlatacağız. Adam beni yani öyle bir imaj oluşuyor olması beni ilgilendirmez. O onu dinleyenin sorunu, o beni ilgilendirmez, sorun olarak görüyorsa tabii, inşaAllah. İttihad-ı İslam’ı isteyeceğiz, Türk İslam Birliği’ni isteyeceğiz ve olacak, bunu da göreceksiniz. Kardeşim, ben emin olmasam söylemem. Bayağı aklı başında adamım, etrafımdakiler de çok uyanık gençler bunlar, çok yaman, İstanbul delikanlıları bunlar. Öyle hepsi üniversite mezunu ve çoğu yani büyük bölümü yabancı kolejlerden mezunlar. En az birkaç yabancı dil bilirler ve son derece uyanık gençler. Öyle hurafeyle, şunla bunla hareket edecek insanlar değiller. Dolayısıyla, gereksiz vesveselerle vakit geçirmelerine gerek yok.
“Hocam selamlar”, aleyküm selam “tahmin ediyorum ki bazı kişiler kendilerine göre, sizin Mehdi (a.s.) olmadığınızı gösterip, sizi sevmekten vazgeçeceğimizi sanıyorlar. Sevgili Hocam, siz Mehdi (a.s.) olsanız da olmasanız da sizi çok seviyoruz. Bundan da asla vazgeçmeyiz inşaAllah” diyor, “biz sizi samimiyetle, samimiyetinizle çektiğiniz çilelerle sevdik maşaAllah” diyor Ahu Hanım, Ahu Güray da böyle diyor. Doğru söylüyor yani. Sen beni Mehdi (a.s.) olduğum için mi seviyorsun?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, üstün ahlakınızdan dolayı seviyorum.
ADNAN OKTAR:Müslüman olduğum için seviyorsun. Ne alakası var? Bir de şaşırdım da yani, adamlar internette alenen, bağıra çağıra kitaplar, mesela bir başka Hoca daha var, yakınlarda vefat etti, o da koskoca ciltli kitap yapmış, sırf kendisinin Mehdi (a.s.) olduğunu anlatmak için ve net söylüyor, “şu fakir” diyor, “ben” diyor, “oyum” diyor, açıkça söylüyor. O kadar çok ki, Hindistan’da var, Pakistan’da var, Fas, Tunus, Cezayir’de var, Mısır’da var, milyonlarca takipçileri var, binlerce var. Ama ne alemse, ne hikmetse? Hepsinin tek tedirgin olduğu kişi benim. Bu çok acayip, yani evirip çevirip, mesela Evanjeliklerin de tek tedirgin olduğu kişi benim. Başka hiç kimseden bahsetmiyorlar. Açın bakın internet sitelerine, ana konu benim. Sakin olsunlar, sakin, bir şey yok, Allah Allah.
Şimdi buradaki kardeşimiz uzun bir yazı yazmış, biz bunu sabaha kadar ancak herhalde şerh ederiz. Bunu internetten cevaplayayım ben, inşaAllah. Ayrıca bakın, Şeyh Nazım gibi mübarek ve muhterem bir insan açık açık, gümbür gümbür söylüyor, “Mehdi (a.s.) geldi” diyor ve “70 yıllık bir vakit var diyor, bitti. Kub-ul Aktab söylüyor bunu. Mehdi (a.s.) aramızda, açık, İsa Mesih (a.s.) aramızda. “Ben inanamıyorum”, acele etme kardeşim, sen “inanamadığım” dediğin olayların yüzde 70’i, 80’i zaten bitti şu an, oluştu. Yani, Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametleri, adamlar “olamaz” diyorlardı, yüzde 70’i, 80’i oldu. Ondan gerisini de kafanı takma sen. “Türk İslam Birliği olmaz” diyorlardı, bak onunda büyük bir bölümü oldu. Çok az bir kısmı kaldı. Olduğunda da, “ne var bunda? Tabii olur” diyeceklerdir, “zaten biliyorduk” falan. Fatih Altaylı falan artık nasıl, yani üslubu falan bir görün o gün, o tarihlerde onun yazılarına bir bakın, o senin tombulla üslubuna falan. Yani o nezaket, o sevgi, saygı, üslup falan nasıl...
Taha Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Ta ha” bunun bir sırrı var tabii, yani bu da Mehdi (a.s.) devrinde ortaya çıkacak. “Ta ha”, yani, “Ha mim”, “Ya sin”, ve diğer şifreli açıklamalarının ne olduğu yakın bir zamanda ortaya çıkacak inşaAllah, bir kısmı. “Biz sana bu Kur’an’ı güçlük çekmen için indirmedik” demek ki kolaylık dini İslam, güçlük getirmiyor. Yani bazı yobaz güruhun, böyle hayatı yaşanmayacak hale getirmelerinin yanlış olduğunu vurgulayan bir Kuran ayeti, inşaAllah. “Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O” yani Cenab-ı Allah, “gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir”. Her türlü şeyin, her türlü bilginin, gizlemeye Allah’ın katındadır, bilinir inşaAllah. “Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim” diyor Cenab-ı Allah. “Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva’dasın.” Demek ki kutsal yerlerde biz ayakkabılarımızı çıkaracağız, Kuran buna işaret ediyor, evet. Ayrıca ayağımız toprağa değdiğinde başka bir şey oluyor demek ki. Ve özellikle Tuva’da, inşaAllah. Çünkü orada, ayağını çıkarttığında, orada çalıdan, değil mi? Allah sesleniyor. Bölgede müthiş bir elektriklenme var, manevi elektriklenme var, inşaAllah, inşaAllah. “Şüphesiz, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onu neredeyse gizleyeceğim.” Yani, “neredeyse Kıyamet vaktini gizleyeceğim” diyor Allah, inşaAllah. Kıyamet her an, şu anda da kopabilir, ama hadislerin açıklamasına göre, Peygamberimiz (s.a.v.)’in açıklamasına göre, Hicri 1500’den sonra Kıyamet bekleniyor. Bediüzzaman da Hicri “1545 gibi” diyor, “kopacak” diyor inşaAllah. Efendim, Oktar Hocam, sen ne diyorsun?
OKTAR BABUNA:Hocam öyle büyük mucizeler veriyorsunuz ki maşaAllah çok hikmetli anlatıyorsunuz ve dediğiniz gibi dünyada başka anlatan da Allah’ın izniyle bu şekilde anlatan yok Hocam inşaAllah. Allah razı olsun ve Türk İslam Birliği’nin kurulmasına da vesile oluyorsunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak diyor ki, hadis-i şerifte, “İmam Mehdi (a.s.) çıktığı zaman hasseten özellikle, fukaha (bazı fıkıh alimleri, bazı Hocalar), ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) düşman olacaklar” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. “Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kılıcı kardeşleridir, (etrafındaki arkadaşlarıdır), yani kardeşleri olmasaydı zamanın fukahası, (fıkıh alimleri), onun katline fetva verirlerdi (onu öldürmek isterlerdi)” diyor. “Vereceği bir hüküm, vereceği çok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir.” Yani, “hiçbir mezhebe uymayacak” diyor “açıklamaları”, yani “hiçbir mezhebe tabi olmayacak Mehdi (a.s.)” diyor. “Bundan dolayı, ondan (Mehdi (a.s.)’den) uzak duracaklardır” fukaha, bir kısım alimler. “Zira zanlarına göre gerçekten Allah, imamlarından sonra bir müçtehid bırakmadığını kabullenecekler.” Yani, ““İmam-ı Azam’dan sonra, İmam-ı Hanbel’den sonra, İmam-ı Malik’ten sonra, İmam-ı Şafi’den sonra, artık müctehid gelmeyecek” diyecekler” diyor, ““olmaz” diyecekler” diyor. Halbuki Mehdi (a.s.), Bediüzzaman ne diyor? “Hem en büyük bir müceddid, hem en büyük bir müctehiddir” diyor.
Ama vaktimiz bitmiş, ne yaparız? HarunYahya.Tv’den devam ederiz, evet.
Makaleler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Sakın Anlamazlıktan Gelmeyin
Devamı ...