SUNUCU: Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Kaçkar TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Art Uşak TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, son iki akşamdır önemle duruyorsunuz Hocam, Ahir zamanla ilgili bilgiler Peygamberimiz’e (s.a.v.) vahiy ile bildiriliyor. Peygamberimiz (s.a.v.) de Allah’ın vahyini, emrini Hz. Mehdi’ye (a.s.)’a bildiriyor inşaAllah. Bu şekilde Allah’ın Hz. Mehdi’ye (a.s.) pek çok emri var, siz de söylemiştiniz Hocam inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.), bu emirlerin hepsini uygulayacak inşaAllah. Bu konuyla ilgili konu başlıklarını söyleyeyim mi Hocam, hadislerle ilgili? Hz. Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, söylemiştiniz Hocam. Hz. Mehdi (a.s.), İslam ahlakını ilmi çalışmalarla hakim edecek inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.), İstanbul’da görev yapacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), İstanbul’u tekbirlerle yani ilmi çalışmalarla fethedecek. Hz. Mehdi (a.s.) Roma’yı manen fethedecek, Hz. İsa(a.s.), Hz. Mehdi (a.s.)’ye vezir olacak inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.), tüm dünyaya İslam ahlakını hakim edecek. Hz. Mehdi (a.s.) Türk ve İslam alemini biraraya getirecek inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) Kitap ehline Tevrat ve İncil’in doğrusuyla hükmedecek. Hz. Mehdi (a.s.) materyalizm, ateizm ve Darwinizme karşı ilmen galip gelecek, Allah’ın izniyle. Hz. Mehdi (a.s.) devrindeki yobaz ve cahil din adamlarına karşı mücadele edecek. Hz. Mehdi (a.s.) çok sevgi dolu, şefkatli ve merhametli olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), münafıklara karşı caydırıcı olacak. Hz. Mehdi (a.s.) tüm insanların Muhammeden Resulullah demesine vesile olacaktır inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) tüm bidatleri kaldıracak, İslam ahlakının Asr-ı Saadet döneminde olduğu gibi yaşanmasına vesile olacak. Hz. Mehdi (a.s.) hem şiddeti, hem şiddetin felsefesini yok edecek. Hz. Mehdi (a.s.) hamiyeti İslamiyesi çok güçlü olacak, Müslümanların haklarını koruyacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak o çok önemli, şiddeti ve şiddetin felsefesini yok edecek. Şiddeti durdurabiliriz ama felsefesini yok etmek en kesin çözümdür, dipten inşaAllah.
Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Yine Taha Suresi’ni açmışsınız. Meryem Suresi ile ikisinin birleştiği yer inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.
Meryem Suresi 77; “Ayetlerimizi inkar edip, bana elbette mal ve çocuklar verilecektir diyeni gördün mü?” Bak inkar ediyor, ama aklına taktığı şeyler ne? Önce mal ve çocuklar. Bu çocuğa meraklı olduğundan mı, yani sevdiğinden mi? Değil, çünkü çocuk sosyal sigorta gibi onun için. Kızı varsa evlendirecek, başlık parası alacak. İşte damadından para alacak, imkanları toplayacak. Kızına iş yaptıracak, evi süpürttürecek. Oğlu varsa işe koşacak, onu çalıştıracak, parasını alacak. Çocuğu gelir vasıtası olarak görür küfür. Mal da zaten ortada. Materyalist kafa olduğu için. Materyalist mantıktan o tavra giriyor. “O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman’ın katından bir ahit mi aldı?” Nereden biliyor diyor Cenab-ı Allah öyle bir şey olacağını? Yani sonuçtan böyle bir şey olacağını nereden biliyor? Çünkü aniden Allah canını alabilir, hastalık verebilir, başını belaya sokabilir, değil mi? Çocuklarını elinden alabilir, malını elinden alabilir. Nitekim ekonomik krizi durduramıyorlar, değil mi? Terör oluyor, savaşlar oluyor, herkesi değil mi, çoluğu çocuğu ölüyor inşaAllah. Allah diyor ki, “asla” diyor, bak “asla” diyor. “Demekte olduğunu yazacağız ve onun için azaptan da sure tanıdıkça tanıyacağız” Yani sürekli o süreyi genişleteceğim diyor Allah. Ucu bucağı gelmeyecek diyor o azabın. Allah’a karşı tavır almasının, Allah’a karşı olmasının acısını tadacak diyor. Çünkü malı da ben yarattım diyor, çocukları ben yarattım diyor, haşa Allah yok diyor. Halbuki malı ve çocuğu Allah ona anı anına veriyor. Allah’a karşı nankörlük ediyor. Allah da sonsuza kadar karşılığını, cezasını vereceğim diyor. “Süre tanıdıkça tanıyacağız”, Kuran’ın bir üslubu. Yani o kastediliyor, sürenin bitmeyeceği. Evet Oktar Hocam seni dinliyorum şimdi.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, bir haber çıkmış Hocam, Newsweek’te. Newsweek Dergisi’nde; “Geleceğin Türkiye’si Yeni Osmanlılar Olacak” demişler Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, iki yıldan beri anlata anlata onların da demek kanaatini getirmişiz inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Tüm dünyanın kanaati geldi maşaAllah Hocam vesilenizle. Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Demin burada Tacik arkadaşlarımız vardı, Tacikistan’dan gelmişler. Birisi Tacikistan’da başhekim, diğer kardeşlerimiz de önemli görevlerdeler maşaAllah. Türk İslam Birliği’nden konuştuk, acayip seviniyorlar maşaAllah, defalarca böyle sarıldılar. Çok heyecanlılar. Her yer böyle. Yani kıvılcım bekliyorlar Allah’ın izniyle inşaAllah. Oktar Hocam seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:“HSYK’da köklü değişiklik” diye bir haber var Hocam. “HSYK’nın yapısı ile ilgili hazırlanan ön yasa taslağı kamuoyuna duyurulup tartışmaya açıldı. Görüşlerini bildirmeleri için sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yüksek yargıya da gönderildi” diyor Hocam haberde. Köklü değişikliği anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Tamam, bekliyoruz. Evet.
OKTAR BABUNA:“Taslağa gore yeni HSYK 22 üyeden oluşacak”.
ADNAN OKTAR: Ne güzel bak. Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bu üyelerden 16’sını yani çoğunluğunu yargı kendisi atayacak. Kurulun başkanı sembolik yetkilere sahip Adalet Bakanı olacak. Yeni HSYK üç ayrı daire ile bir genel kuruldan oluşacak. Birinci Daire atama, nakil ve yer değiştirmelere bakacak, İkinci Daire terfi, disiplin ve kabullerle ilgilenecek, Üçüncü Daire ise denetim ve soruşturmalarda görev yapacak. Önceki yapıda hakim ve savcılar hakkındaki soruşturmaları yürüten Teftiş Kurulu Adalet Bakanlığı’na bağlıydı. Teftiş Kurulu şimdi doğrudan HSYK’ya bağlanacak. Soruşturmalar, Üçüncü Daire’nin teklifi ve Bakan’ın oluruyla yapılacak. Önceki yapıda HSYK’nın toplantı gündemini Adalet Bakanlığı belirliyordu. Artık Dairelerin gündemini, o Dairelerin kendi başkanı belirleyecek. Genel Kurul’un gündemi, üyelerin teklifleri ile değiştirilebilecek. Hakim ve savcıların özlük işlemleri eski sistemde tamamen Adalet Bakanlığı tarafından yürütülüyordu. Referandum ile özlük işlemleri de HSYK’ya devredildi. Yönetmelikleri çıkarma ve genelgeleri düzenleme yetkisi de HSYK’ya verildi. HSYK'nın meslekten ihraç kararlarına da yargı yolu açıldı. İhraç edilenler, kurulun kararına karşı dava açabilecek. Dahası, Genel Kurul'un ve Dairelerin kararlarına karşı yeniden inceleme istenebilecek. Yeni HSYK, eskisinden farklı olarak idari ve mali özerkliğe sahip olacak. Kurul'un yapısı içinde kendi sekretaryası bulunacak. Ön taslak, şimdi kamuoyunun önünde. Görüşler alındıktan sonra, son taslak düzenlenip yasalaşması için Meclis'e gönderilecek”.
ADNAN OKTAR: Evet, tabii biz bunu bir teknik olarak inceleyelim. Ondan sonra görüşümüzü bildiririz. Çünkü yeni karşılaştığımız bir konu. Başka neler var Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz, ittihad-ı İslam’ı istemeyen herkes, İslam dünyasında yaşanan zulümlerden sorumlu olur demiştiniz. Bazı kardeşlerimiz bu konuda yeterince bilgi sahibi olmayabiliyorlar Hocam. İslam aleminde yaşanan zulümden kısa örnekler verebilir miyim inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Bunlar ama sadece çok sınırlı sayıdaki örnekler inşaAllah. Doğu Türkistan’da bugüne kadar 35 milyon Uygur Türkü şehit edildi. Sadece geçtiğimiz yıl olan olaylarda on bin kişi kayboldu. Binlerce kişi idama mahkum edildi. Genç kızlar evlerinden zorla alınıp götürüldü. Filistin’de yaklaşık 4 milyon kişi hala kamplarda hayatını devam ettiriyor. Sadece 2000 yılında meydana gelen olaylarda şehit edilenlerin %50’si 18 yaşından küçük çocuklardı. Bunların da %61’I vücudunun üst kısmından yani göğsünden ve başından vurularak şehit edilmişti. Çeçenistan işgali sırasında 2 yıl içinde Çeçen nüfusunun ¾’ü hayatını kaybetti. Irak’ta 2003’ten bu yana 1,5 milyon insan hayatını kaybetti. 4,5 milyar insan evlerini terketmek zorunda kaldı. Afganistan’da sadece işgalin ilk 4 ayında yirmi bin sivil hayatını kaybetti. Patani’de hemen hergün 7-8 Patanili şehit oluyor. Ve şu anda halen 30 bin kişi toplama kamplarında tutuluyor. Myenmar’da yaklaşık yüzbin Arakan Müslümanı şehit edildi. Pakistan’da 2,5 milyon Müslüman evini terketmek zorunda kaldı. Bunlardan bir buçuk milyonu halen mülteci kamplarında yaşıyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu, resmi rakamlar. Ve bu Darwin’in ortaya çıkışından beri katlanarak devam ediyor. Değil mi, 1. Dünya Harbi’nde de, 2. Dünya Harbi’nde de 350 milyon insan resmi olarak resmi kayıtlarda öldürüldü. Bir o kadar da sonra anarşiyle, terörle ve diğer yerel savaşlarla öldürüldüler. Darwinizmin insanlığa getirdiği bir felaket, bela işte bu. Evet, başka neler var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Hocam inşaAllah Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde Ahir zamanda Mehdiyet konusunda ihtilafa düşüleceğini, Hz. Mehdi’nin (a.s.) imamlığını kabul etmeyen bir kimsenin de konumunun ne olacağını anlatıyor inşaAllah. Şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.); Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) Musa b. Cafer-i Bağdadi’ye şöyle buyurmuşlardır: "Sizlerin, vasim hususunda ihtilafa düştüğünüzü görür gibiyim. Bilin ki Hz. Peygamber’den sonraki imamları kabul eden ama oğlumun (Hz. Mehdi'nin) imamlığını kabul etmeyen kimse bütün peygamberleri kabul eden ama Hz. Resulullah’ın peygamberliğini kabul etmeyen kimse gibidir” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Allah’ın bütün peygamberlerini kabul ediyor ama Peygamberimiz’i (s.a.v.) kabul etmiyor. Mehdi (a.s.)’ı reddeden de diyor, aynı konumdadır diyor. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’i kabul etmeme gibidir diyor. Evet.
OKTAR BABUNA: “Halbuki Resulullah’ın peygamberliğini inkâr eden tüm peygamberleri inkâr etmiş demektir. Son imama itaat de ilk imama itaat gibidir, o halde son imamı inkâr eden, ilkini de inkâr etmiş sayılır. Bilin ki oğlumun gaybeti çok uzun sürecektir. Öyle ki imanlarını Allah'ın koruduğu kimseler dışında tüm insanlar bu hususta şüpheye düşecektir". (Bihar-ul Envar, c.51, s.160; Isbat-ül Hüdat, c.6, s.427)
ADNAN OKTAR:Evet, 40 yıllık bir faaliyeti var. O faaliyeti içerisinde gaib hükmünde, çünkü bilinmiyor. Şudur diyorlar, budur diyorlar, yine de bilinmiyor, kim olduğu bilinmiyor. Gaib, gaib imamdır. O kırk yılın sonunda belli olacak inşaAllah.
Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Meryem Suresi, 19: “İsa dedi ki: Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Allah bana kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı”. Evet. “İsa dedi ki: Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Allah bana kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı”. Ebcedi 1412 yılını veriyor. Acaba o yıllarda mı geldi mübarek, ona mı bakıyor? İnşaAllah. Bak; “Nerede olursam olayım beni kutlu kıldı. Hayat sürdüğüm müddetçe bana namazı ve zekatı vasiyet etti, emretti”. Bak, “Nerede olursam olayım”, çünkü bir dünyada, bir Cenab-ı Allah’ın Katında değil mi? “Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı”. Cennette de kutludur, dünyada da kutludur inşaAllah. “Ve hayat sürdüğüm müddetçe bana namazı ve zekatı vasiyet, emretti”. Demek ki bütün Hıristiyanlar namaz kılacak ve zekat verecekler inşaAllah. “Anneme itaati de, beni mutsuz bir zorba kılmadı”. Terörist, anarşist yapmadı diyor inşaAllah. “Mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimedir. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün de. İşte Meryem oğlu İsa, hakkında kuşkuya düştükleri hak söz. Allah’ın çocuk edinmesi olacak şey değil, O Yüce’dir, bir işin olmasına karar verirse ancak ona ol der, o da hemen oluverir”. Olur diyor Allah, evrim geçirttirmez diyor inşaAllah. “Gerçek şu ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, dosdoğru yol budur. İçlerinden bir takım gruplar ayrılığa düştüler”. Mezheplere ayrıldılar. Ayrılıklara düştüler, ayrı ayrı ekipler oluşturdular diyor Allah. “Artık büyük bir günü görmekten dolayı vay inkar edenlere” diyor Allah. Hayret mesela bak bu tarz hakimiyet ayetlerinin hepsi Ahir zamana ait rakamları veriyor. Mesela bak, Meryem Suresi, 40. “Elbette yeryüzüne ve üzerindekilere Biz varis olacağız”, hakim olacağız. Allah’ın hükmü hakim olacak. Allah’ın sistemi hakim olacak. Mesela bu tam 1992 tarihini veriyor. Mehdi (a.s.)’ın faaliyetlerinin en yoğunlaştığı dönemlerden bir dönem. Şimdi Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz daha önce bazı kimselerin mucizeler görseler dahi Hz.Mehdi(a.s.)’yi kabul etmeyeceklerini söylemiştiniz Hocam. Peygamberimizin (s.a.v.)’in 150’den fazla bildirdiği mucize var Hocam, gözlerinin önünde gerçekleşiyor. Yine de kabul etmiyorlar. Bu insanlar ne görseler kabul etmezler Allah-u alem. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, bir ayette buna benzer bakış açıları olan kişilerin durumu şöyle haber veriliyor Hocam, şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki, Biz onlara melekler indirseydik, kendileriyle melekler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık”.
ADNAN OKTAR: Her türlü delili. Değil mi, her türlü belgeyi, açıkça ispat eden her şeyi. Evet.
OKTAR BABUNA: “Toplasaydık, Allah’ın dilediği dışında, yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar,” Enam Suresi, 111 Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, şu anda da bunlarla karşılaşıyoruz, Peygamberimiz’in (s.a.v.) haber verdiği 150’nin üzerindeki Ahir zamanda olacak olayı ispat ettik, belgelendirdik. Buna rağmen dindar olduğu halde, Müslümanım dediği halde inanmayan ve bu konuyla hiç ilgilenmeyen insanlar var. Peygamber, bak 1400 yıl öncesinden bildiriyor sallahu aleyhi vesellem. Aynısıyla çıkıyor. Büyük bir heyecan duyması lazım, Peygambere sevgisinin artması lazım. İmanının artması, daha da şevklenmesi, heyecanlanması lazım. Muhatap dahi olmuyor. Neyle muhatap oluyor, boş işlerle. Bir kısmı da faydalı şeyler yapıyor ama, bunun da bir hesabı olacaktır tabii Cenab-ı Allah’ın Katında inşaAllah. Evet. Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, emredin inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Musevi kaynaklarında Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri var, onlardan biraz oku. Yani Tevrat’ta.
OKTAR BABUNA:Ateizmin yaygınlaşması; “Hz. Mehdi(a.s.)’ın geleceği nesilde, tüm devletler minim dinini (ateizmi) kabul edecek”. Minim dini, ateizm anlamında. “Ve verilen öğütlerden yüz çevirilecek”, Talmut’ta.
ADNAN OKTAR: Bakın şu an Darwinizm, materyalizm, dünyaya ateizm dini hakim oldu. Bak, Tevrat, 3000 yıl öncesinden bunu bildiriyor. 3000 yıl öncesinden, evet.
OKTAR BABUNA:“Davutoğlu’nun, Hz. Mehdi (a.s.)’nin geldiği nesilde, Allah’tan korkan kişiler hor görülecek”.
ADNAN OKTAR: Ve nitekim Müslümanlar, dünyanın her yerinde görüyorsunuz. Parmağını kesiyorlar, işkence yapıyor. Tarıyorlar, eziyet ediyorlar, iftira ediyorlar. Hakaret ediyorlar, hapse atıyorlar. Ve Tevrat bunu bak 3000 yıl öncesinden bildiriyor.
OKTAR BABUNA:Din ahlakından uzaklaşılması; “Mehdi (a.s.)’nin geleceği nesilde, haktan uzaklaşılacak. Mesih’in, gelmeden önceki sürede devlet yönetimleri delalete düşecek, yani dini inançları ters düşecek, onları kınayacak kimse olmayacak”.
ADNAN OKTAR: Kimse bir sesini çıkaramıyor. Çin ses çıkaramıyor. Birçok ülkede ses çıkaramıyorlar. Zulüm yaptıkları halde, kepazelik çıkarttıkları halde, mesela Amerika demokrasi ülkesi diyorlar, alenen cinayet ve katliamlar devam ediyor. İnsanlar ses çıkaramıyor. Evet.
OKTAR BABUNA: Kadın yöneticilerin artması; “Çocuklar onları eziyor, kadınlar onu yönetiyor”. Yaşeya 3/12.
ADNAN OKTAR: Ben mesela bak Ahir zamanda kadın yönetimi başladı. Kadınlara karşı bir saygı, kadınlara karşı bir güven Mehdi(a.s.) devrinin bir özelliğidir. Mehdi devrinden daha evvel kadın yöneticiliği diye bir konu yok inşaAllah. Hiçbir şekilde mümkün değil, ama Mehdi (a.s.) devrinde var, Ahir zamanda var inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Yoksulluğun artması; “Davutoğlu Hz. Mehdi (a.s.), ceplerde metelik bitene dek gelmeyecek”.
ADNAN OKTAR: Yani ekonomik kriz, Mehdi (a.s.) devrinin özelliği.
OKTAR BABUNA: Talmut, haksız kazancın artacağı bildiriliyor. “Davutoğlu Hz. Mehdi (a.s.), geleceği nesilde soyguncular ve soyguncular olacak.
ADNAN OKTAR:Adamlar mesela gasp yapıyor, onun da hakikaten soyguncusu oluyor. Mesela, farz edelim gayri meşru bir kumar oluşturuyor, onun da haraççıları oluyor. Haraççıların da üstünde onların da haraççısı oluyor. Zincirleme bir haraç sistemi kurulmuş oluyor. Bakın 3000 yıl öncesinden Tevrat bu acı gerçeği de bildirmiş oluyor, açıklamış oluyor, evet.
OKTAR BABUNA:Açlık ve kıtlık olacağı bildiriliyor. “Davud oğlu’nun (Hz. Mehdi (a.s.)’nin) geleceği 7 yıllık sürenin sonunda açlık okları gönderilecek. Büyük bir kıtlık olacak. Ve bunda erkekler, kadınlar, çocuklar, dindar adamlar ve azizler ölecek” Talmud. 7 yıllık diye söylüyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR:7 yıllık kıtlık, evet.
OKTAR BABUNA:Tarlalar harap oldu, toprak acılı, çünkü tahıl mahvoldu, arpa buğday için dövünün, çünkü tarlaların ürünü yok oldu. Asmalar kurudu, incir ağaçları soldu, nar, hurma, elma, bütün meyve ağaçları kurudu. Toprakların.
ADNAN OKTAR:Şimdi diyorlar ki “küresel ısınma oldu” dediler ve yağmurlar yağmadı, ağaçlar kurudu, meyve ağaçları da kurudu, yağmur yağmıyor. Ahir zamanda Mehdi (a.s.) devrinin bir özelliğiydi, bu meydana gelmiş oldu, inşaAllah. Ama tabii, Tevrat’ın bir kısım izahları yorumlanması gereken izahlardır. Yani, doğrudan açıklanan izahlar değildir. Mesela diyor ki: “Davud oğlu’nun (Hz. Mehdi (a.s.)’nin) geleceği 7 yıllık sürenin sonunda açlık okları onlara gönderilecek, büyük bir kıtlık olacak. Bunda erkekler, kadınlar, çocuklar, dindar adamlar ve azizler ölecek” Şimdi burada, yani yemek yememekten kaynaklanan bir şey değil, yani illa ki o anlamda değil. Mesela ihmal meydana gelmiş oluyor, iyi beslenemediği için ölüyor, yahut yanlış bir şeyle, mesela tek taraflı beslenme olduğu için ölüyor. Veyahut parası olmadığı için, hastanelere gidemediği için ölüyor, tedavisi yapılamadığı için ölüyor. Buradaki ekonomik krizin insanların hayatını kısaltması, ölümlere sebep olmasına dikkat çekilmiş oluyor. Yoksa sadece yemek yiyememekten kaynaklanan bir şey değildir. Mesela adam hasta oluyor, hastaneye gitse, tedavi olsa engellenecek ama parası olmadığı için gidemiyor hastaneye, onun sonucunda ölüyor. Veyahut mesela böbrek ameliyatı olacak, parası yok, gidemiyor, o yüzden ölüyor. Ama Mehdi (a.s.) devrinde olmuş olsa, bir insanın parasızlık yüzünden ölmesi diye bir konu mümkün değil, imkansız, inşaAllah. Yani, ameliyat olacaksa mutlaka olur, yiyecek olsa mutlaka yer, beslenmesi doğru olması gerekse mutlaka olur. Mesela adam protein yetersizliğinden, yetersiz beslenmeden dolayı hastalanıp ölüyor, ama bilinmiyor onun yani gizli açlıktan kaynaklandığı bilinmiyor. Mesela çocuklar oluyor, doğuyor çocuklar, beslenme yetersizliğinden ölüyor, yemediğinden değil, kaliteli beslenmediği için ölüyor. Vücudu dirençli olmuyor, boş şeyler yiyor. Mesela vitamin değeri, mineral değeri, protein değeri düşük olan yiyeceklerle besleniyor, anlaşıldı mı? Şimdi seni dinliyoruz Oktar Hocam
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, siz daha önce de detaylı olarak anlatmıştınız Hocam inşaAllah, Hadis kaynaklarında, Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’yi işaret eden ayetler de haber verilmiştir. Bu ayetlerden bir tanesi Tevbe Suresinin 33. ayeti inşaAllah. Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “Müşrikler istemese de, O, dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur” Şeyh Saduk, Ebu Basir’den şu hadisi rivayet eder. Hz. İmam Sadık, bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: “Allah’a andolsun ki bu ayette zikredilen vaat henüz gerçekleşmiş değildir. Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) zuhur edinceye kadar bu gerçekleşmeyecektir. Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde onun kıyam ve zuhurundan rahatsızlık duymayacak olan hiçbir kafir ve müşrik kalmayacaktır” Büyük Şafii alimlerinden Allame Ebu Abdullah Muhammed Bin Yusuf Genci, El Beyan adlı kitabının 100. sayfasında şöyle yazıyor, “Said bin Cübeyr bu ayetten Fatıma-tüz Zehra Selamullahi Aleyha’nın neslinden olan Hz. Mehdi (a.s.)’nin kastedildiğini söylemiştir”. Tekrar okuyayım mı ayeti Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım: “Müşrikler istemese de, O, dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur” diyor Allah.
ADNAN OKTAR:“Hidayetle”, yani Mehdilik vasfıyla, değil mi? Mehdilik vasfıyla ve “hak dinle”, yani Kuran’la gönderen, aynı zamanda Mehdi (a.s.)’yi açıkça, alenen işaret eden bir ayet. “Müşrikler istemese de” dendiğinde aynı zamanda “münafıklar da istemese de” anlamına geliyor. Küfür istemse de, yani bu bu hitap hepsine, müşriklere de, münafıklara da ve kafirleredir. Onlar istemese de direnseler de aleyhte faaliyet de yapsalar, kıskansalar da engellemek için dış devletlerle bağlantı kursalar da içerde komplolar hazırlasalar da iftiralar yapsalar, suikastler yapsalar, her türlü engelleme yapsalar da Allah, “Benim emrim yerine gelecek, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak” diyor, değil mi? Ayet, bak Kuran ayeti, açık yani. Devam et, Kuran ayetlerine devam edelim böyle.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, bu dün de dikkat çekmiştiniz Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’nin kan dökmeyeceğini, Allah da azap edici değildir, diye Kuran’da belirtildiğini söylemiştiniz. O ayetlerden okuyayım mı Hocam inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.”
ADNAN OKTAR:Yani, “kan dökülmesini istemem Ben” diyor Cenab-ı Allah, değil mi? Acı çekmenizi istemem, ama “eğer” diyor, şartını söylüyor Allah, bir daha oku, şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
OKTAR BABUNA:“Eğer şükreder ve iman ederseniz”
ADNAN OKTAR:Şükrediyor ve iman ediyor. Samimiyse, gerçek Müslümansa, evet, şimdi devam et.
OKTAR BABUNA:“Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah kulları için zulüm istemez”
ADNAN OKTAR:Evet, acı çekmelerini, canlarının yanmalarını, burunların kanamasını, damla kan akmasını bile istemez, evet ayeti bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah kulları için zulüm istemez”
“Şüphesiz Allah kulları için zulmedici değildir”
ADNAN OKTAR:Hangi ayet?
OKTAR BABUNA:Hac Suresi 10.
ADNAN OKTAR:“Allah kulları için zulmedici değildir”, evet. Adam durduk yere kan istiyorsa nedir bu? Psikopatlık istiyorsa, “Armagedon istiyorum, sel gibi kan akmasını istiyorum” diyorsa, nedir bu? Bu zulümdür bu, evet.
OKTAR BABUNA:“Onlara hatırlatma yapılmıştır. Biz zulmedici değiliz” Şuara Suresi.
ADNAN OKTAR:Cenab-ı Allah, zulmedici olmadığını söylüyor, evet.
OKTAR BABUNA:“Allah onlara zulmedici değildir, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı” Ankebut Suresi.
ADNAN OKTAR:Tabii, Allah öyle bir şey istemiyor, adam, “zorla Armagedon yapacağım” diyor, “kan akıtacağım” diyor, “kırbaç yapacağım, falakaya yatıracağım, can yakacağım, psikopatlık yapacağım” diyor, Allah da böyle bir şey istemediğini söylüyor, değil mi?
OKTAR BABUNA:“Senin Rabbin kullara zulmedici değildir” Fusilet Suresi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Allah gerçekten kullarına zulmedici değildir” Al-i İmran Suresi.
ADNAN OKTAR:Demek ki Kuran’da çok fazla ayet var. Evet, zulmü isteyen kendisi zalim olmuş olur. İslam ahlakının dünya hakimiyetiyle ilgili ayetleri okumaya devam et Oktar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, hemen Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar, oysa kafirler istemese de Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor”
ADNAN OKTAR:Ayeti evet açıkla.
OKTAR BABUNA:“Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar”, siz anlatmıştınız Hocam, Darwinizm, materyalizm, bu şekilde böyle konuşarak Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.
ADNAN OKTAR:Yani, İslam’ı, Kuran’ı ortadan kaldırmak istiyorlar, evet.
OKTAR BABUNA:Ama Allah diyor ki, “inanmayanlar istemese de, kafirler istemese de, Allah kendi nurunu yani dinini mutlaka hakim kılacak, tamamlamaktan başkasını istemiyor”.
ADNAN OKTAR:Bütün dünyaya her yere hakim kılacak. Yani çünkü Allah orada bir sınır koymamış Cenab-ı Allah, evet.
OKTAR BABUNA:“Elbette yeryüzünde ve onun üzerindekilere Biz varis olacağız ve onlar Bize döndürülecekler” Bütün dünyaya.
ADNAN OKTAR:Bak, “elbette” diyor Allah, kesin hüküm olarak, bütün dünyaya, “yeryüzüne Biz varis olacağız”. Yani ne demek? “İslam ahlakı dünyaya, her yere hakim olacak” diyor, açık, sarih ayet, evet.
OKTAR BABUNA:“Hiç şüphesiz size vadedilen mutlaka gelecektir ve siz aciz bırakılacak değilsiniz. De ki, Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın, şüphesiz Ben de yapıyorum. Bu yurdun (yani dünyanın) sonu kimindir, bilip öğreneceksiniz. Gerçekten zalimler kurtuluşa ermeyeceklerdir” “Bu yurdun, dünyanın sonu kimindir, bilip öğreneceksiniz” diyor Allah.
ADNAN OKTAR:Dünyanın sonuna geldik, dünyanın sonu Mehdi (a.s.)’nin inşaAllah. Son devirde çıkacak zaten, Kıyametten önce çıkıyor, dünyanın sonu, İslam ahlakının hakimiyetiyle bitecektir inşaAllah. O ayeti yine baştan al, şerh et Oktar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Hiç şüphesiz size vadedilen mutlaka gelecektir”
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) vaat edilmiştir, mutlaka gelecek; İsa (a.s.) vaat edilmiştir, mutlaka gelecek; Kıyamet vaat edilmiştir mutlaka gelecek. Ama bak, “hiç şüphesiz” diyor Allah, “hiç şüphe etmeyin” diyor, evet.
OKTAR BABUNA:“Ve siz aciz bırakılacak değilsiniz”
ADNAN OKTAR:“Ve siz aciz bırakılacak değilsiniz” Mutlaka üstün olacaksınız” diyor Allah, evet.
OKTAR BABUNA:“De ki: “Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın, şüphesiz Ben de yapıyorum””
ADNAN OKTAR:Zaten küfür bütün gücünü kullanır. İlmi, maddi, manevi, var gücünü kullanır. Müslümanlar da bütün maddi ve manevi gücünü kullanmakla mükelleftir. Bu mücadele Adem (a.s.) devrinden başlamış, Hz. Adem (a.s.)’den, Kıyamete kadar devam edecektir. Mesela bak biz gece vakti bir mücadele yapıyoruz, bu Allah rızası için. Aynı anlamda küfür de mücadele yapıyor. Yani şu an, onlar da bize karşı mücadele yapıyorlar, karşılıklı. Ama bu sefer Allah hizbi galip geliyor, gelecek, geldi, galip geldi fakat insanlar görecekler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi. Allah rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip iletir”
ADNAN OKTAR:Açıkla Oktar.
OKTAR BABUNA:Allah’tan İslam dini “bir nur ve apaçık bir kitap geldi, Allah” diyor, inananları samimi kullarını, “rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır, ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkartır”, yani hakim kılar inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Zulümatlardan, karanlık nedir? Darwinizm, materyalizm, ateizm, komünizm, faşizm, İkinci Dünya Savaşı’nın karanlığı, Birinci Dünya Savaşı’nın karanlığı, 1800’lerin karanlığı, 1900’lerin karanlığından, Allah 2000’lerdeki Mehdiyet aydınlığına bizi çıkarttı, değil mi? Bilimin, sanatın, estetiğin, özgürlüğün genişlediği, güçlendiği yıllara ulaştık, evet.
OKTAR BABUNA:“Onlar emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir. Onlar namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak olan onlardır”
ADNAN OKTAR:Yeryüzüne hakim olacaklar, yani bu Mehdi (a.s.) ve talebeleri, Hz. İsa (a.s.) ve talebeleri ve onlara yardım eden muttakilere işaret eden bir ayet. Şimdi ayeti baştan al.
OKTAR BABUNA:“Onlar emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir”
ADNAN OKTAR:“Onlar emanetlerine ve ahidlerine”. Ahid nedir? Biz Allah’a, kitaba itaat edeceğimize Allah’a söz verdik, değil mi? Bu ahdimizi yerine getireceğiz. Emanet nedir? Müslümanlar bize emanettir. Çocuklar bize emanettir, bayanlar bize emanettir, vatan bize emanettir, emanete hıyanet olmaz, inşaAllah. Onları koruyup kollayacağız, yücelteceğiz, iyi olmaları için gayret edeceğiz inşaAllah. Ve böylece sonunda bir dünya hakimiyeti gerçekleşeceğine Allah Kuran’da açıkça işaret ediyor. Evet, ayeti tekrar oku, o ezberlenmesine vesile olur, iyi olur.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, “Onlar emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir. Onlar namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak olan onlardır”
ADNAN OKTAR:Bak, “yeryüzünün hakimiyeti”, yeryüzü neresi? Dünya. Dünya hakimiyeti, bak çok net ifadelerle söylüyor Cenab-ı Allah. Salih, yani öyle tevil edilecek gibi kapalı olan bir şeyi yok. Muhkem, açık ayet. “Dünya hakimi olacaksınız” diyor Allah. “İbadetlerinizi yaparsanız, samimi olursanız, ahidlerinizi, Allah’a verilen sözü yerine getirirseniz, Ben sizi dünya hakimiyeti yapacağım” diyor. Mehdi (a.s.) bu sözü yerine getirecektir, İsa Mesih (a.s.) bu sözü yerine getirecektir, talebeleri bu sözü yerine getirecektir, onlara tabi olanlar bu sözü yerine getirecektir ve getiriyorlar şu anda da. Ve adım adım dünya hakimiyetine doğru gidiyoruz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz”
ADNAN OKTAR:“Onlardan sonra”, kimlerden sonra? “Darwinistlerden, materyalistlerden sonra, komünistlerden, faşistlerden sonra, vahşi kapitalistlerden sonra, dünyayı yakıp yıkanlardan sonra, Allah’ı sevenleri, Allah dostlarını dünyaya hakim edeceğim” diyor Allah, evet.
OKTAR BABUNA:“İşte bu makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)”
ADNAN OKTAR:Özel bir ayrıcalık, Allah’tan korkan kimdir? Mehdi (a.s.)’dir, Allah’tan korkan kimdir? Hz. İsa Mesih (a.s.)’tir, ama tam hakkıyla, talebeleridir ve onlara uyanlardır. “Bu özelliklere sahip olduğunuzda” diyor, “bu özellikleri Ben sizde gördüğümde” diyor Cenab-ı Allah, “sizi dünyaya hakim edeceğim ve ayrıcalıktır bu” diyor, “özel bir ayrıcalık”. Yani, “bunu yarım yapanlara, eksik yapanlara ben böyle bir nimet vermem” diyor Allah. “Ayrıcalık kimedir?” diyor. “Tam Müslümanlığı yaşayanlara. Onlara dünya hakimiyeti vereceğim” diyor, Allah söz veriyor.
OKTAR BABUNA:“(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti” İbrahim Suresi.
ADNAN OKTAR:“Her zorba”.
OKTAR BABUNA:“Bozguna uğrayıp yok oldu gitti”
ADNAN OKTAR:PKK zorba bir örgüt mü?
OKTAR BABUNA:Zorba.
ADNAN OKTAR:“Bozguna uğrayıp gidecek” diyor Allah. Allah, bak vaat vermiş. Amerika mesela bak zulüm yapıyor. Onlar da bozguna uğrayıp gidecekler. Çünkü, barışı ve sevgiyi deccaliyet olarak görüyor, kan dökmeyi de Mehdiyet olarak görüyor, zulmü de. Tam tersidir. Barış, kardeşlik, sevgi, Mehdiyettir, kan dökmek deccaliyettir ve zulümdür. Evet.
OKTAR BABUNA:“Allah yazmıştır: “Andolsun ben galip geleceğim ve elçilerim de” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır”
ADNAN OKTAR: “Ben galip geleceğim ve elçilerim de” bu ne demektir? Mehdi (a.s.) galip gelecek. Elçisi kimdir? Hz. İsa Mesih (a.s.), galip gelecektir. Neye galip gelecektir? Küfre. Ne kadar çapta? Dünya çapında. Bu ne demektir? İslam ahlakının dünya hakimiyeti demektir. Cübbeli bu ayetleri anlatmak pek istemiyor. Şaşar Beşer de anlatmak istemiyor. Efendim, Osman Ünlü de anlatmak istemiyor. Bunlar 570 sene sonra bu ayetleri okumak istiyorlar. Bir kısmı, 1000 sene sonra okumak istiyor, öbür dedem de 5 milyar yıl sonra.
OKTAR BABUNA:Siz ama demiştiniz Hocam, 570 yıl sonra gelse, olsa, yine 570 yıl sonraya atar diye.
ADNAN OKTAR:Tamam 5 dakika ara verelim.
SUNUCU:Programımıza kısa bir aradan sonra tekrardan devam edeceğiz.
Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, Erbakan Hocamız’a niye millet kafayı taktılar bazı tipler? Bu beni çok rahatsız etti, bu nedir bu böyle?
OKTAR BABUNA:Tam söylediğiniz gibi Hocam. “Türk İslam Birliği’ni savunuyor” demiştiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bana çok esrarengiz geliyor bu. Yani, bu insan boşa mı bu çileyi çekti, bu acıları çekti? Bu nasıl bir vefa anlayışı? O kadar zor dönemlerden geçti ki Erbakan Hocamız, yani 71’lerde, 73’lerde, 77’lerde. Öyle alay edenler, abuk sabuk konuşanlar, yani ne çileler çekti, ne zorlukların içerisinden geçti bu insan, değil mi? Bu nasıl bir vefa duygusu? En sonunda da sanki hiçbir şey yapmamış da hatta suçluymuş gibi bir kenara itilmek isteniyor. Ne kadar ayıp ve vicdana ne kadar zıt bir şey bu. Ve koskoca bir dava oluşturuyor bu insan, binlerce öğrenci yetiştiriyor, binlerce insan yetiştiriyor. Onun vesilesiyle hatta zengin oldular, imkanlara kavuştular, mevkilere kavuştular, değil mi? Ayette diyor: “Sana” diyor, “düşman olmalarının nedeni” diyor, yani onları tenzih ederim, onlar düşman değil, eleştiriyorlar ama ayetin işari manası açısından söylüyorum. “Senin onları” diyor, “Allah’ın lütfuyla zengin etmendi” diyor, değil mi? Şimdi, tabii ki ben bu ayet, bu kişilere bakıyor demiyorum. Ama vefa duygusundan yoksun olduklarını görüyorum. Ve saygıda çok eksikliklerini görüyorum. Bu alelade siyasi çatışma ve mücadele değil ki kardeşim, değil mi? Ortada koskoca bir dava adamı var. Erbakan öyle herhangi bir insan değil ki. Dünya çapında Müslümanların çok sevdiği bir insandır. Büyük bir liderdir. Mesela Başbuğ da, Alparslan Türkeş de öyleydi. Git Kazakistan’a, Tacikistan’a, Azerbaycan’a, herkes severdi. Herhangi bir insan değildir. Herhangi bir siyasi değildir bu kişiler. Burada aklı başında bir bakış açısı gerekiyor. Kuran’a uygun ve vicdanlı. Emirhan Çınar, diyor ki kardeşimiz, 26.06.09 yani 2009’da, 17:44’te bu yazıyı göndermiş:
“Ünlü İslam Alimi Suyuti (k.s.) Hazretleri el-Havi li'l Feteva adlı eserinde Ahir zamanda zuhuru beklenen Hz. Mehdi (a.s.) için "gerçek Tevrat kitaplarını çıkaracak,"” bak gerçek Tevrat’ı çıkaracak, “"Yahudilere karşı delil getirecektir" şeklinde bir hadis aktarmış. Yine Mehdiyy-il Mev'ud adlı eserde de Hz. Mehdi (a.s.) için "Yahudiler arasında Tevrat'la Hıristiyanlar arasında İncil'le hükmedecektir” (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 254-255) şeklinde hadis var” diyor. “Dikkatimi çekti; Allah Beyyine Suresi'nde de "Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup-ayrılacak değillerdi. O delil de Allah'tan gönderilmiş-bir elçi (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktadır”” Yani Kuran, Kuran okumaktadır. “Bu ayet işari anlamda Hz. Mehdi (a.s.)'ye de bakmakta olabilir. Hz. Mehdi (a.s.)'nin zuhur ettiğinde hem Hıristiyanlarla hem de Yahudilerle güçlü bir bağlantı içinde olacağı diğer hadislerden de anlaşılıyor. Hz. Mehdi (a.s.) sevgi, dostluk, barış ve kardeşlik içinde bir ruh hakim edecek. Onlar arasında İncil ve Tevrat'ın tahrif edilmemiş gerçek kitaplarla hükmedecektir. Hocam Allah nasip ederse bu güzel günleri görmeyi çok istiyorum” Mehdi (a.s.)’nin zamanında evet, Tevrat’ın ve İncil’in orijinalleri bulunacak. Gerçek, bozulmamış halleri. Mesela bu çok büyük mucizedir, inşaAllah.
Mahmut Alparslan, Karabük’ten, yazısını sen oku, ben sonra şerh edeyim, inşaAllah.
SUNUCU 1:Mahmut Alparslan, Karabük’ten: “Bediüzzaman Hazretleri Sözler adlı büyük eserinin 344. sayfasında şöyle demiştir. "Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas (yani Ahir zamanın mühim şahısları -Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)), hatta o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hatta kendisi de bidayeten (açıkça) Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın (imanın ışığı) dikkatiyle, o eşhas-ı Ahir zaman (yani Ahir zamanın mühim şahısları - Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)) tanınabilir”
Allah dünyada olayları aklın ihtiyarını kaldırmayacak şekilde yaratıyor. Cübbeli Ahmet'in, Bediüzzaman Hazretlerinin bu sözüne çok dikkat etmesi gerekir. Hz. Mehdi (a.s.) ilk çıktığında, ancak imanın nuruyla, belirli kişiler tarafından tanınacak. Mücadelesinin ilk dönemlerinde kendisine tabi olanların sayısının 313 kişiyi geçmemesi de bu durumun bir delilidir. Daha sonra bütün İslam alemi Hz. Mehdi (a.s.)' yi tanıyacaktır”
ADNAN OKTAR: Ramuz El-EHadis isimli eserde “din bozulduğunda” diyor Hz. Ali Keremullahi Veche, din ve İslamiyet bozulduğunda, “onu ancak Peygamberimiz (s.a.v.) soyundan gelen Hz. Mehdi (a.s.) eliyle düzeltecektir Allah” diyor. “Allah bu dini Hz. Ali (r.a.)’nin fethiyle (eliyle) fethetti” Ramuz El-Ehadis, bak. “Allah bu dini Hz. Ali (r.a.)’nin fethiyle (eliyle) fethetti” Çünkü Hz. Ali (r.a.) en mühim kumandanıydı Peygamber (s.a.v.)’in, askeriydi. O devirde Peygamberimiz (s.a.v.)’in Mehdi olan askerlerindendi. Ahir zamanda da gelen kişi de zaten Hz. Ali (r.a.)’nin torunu; Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in torunu. “Nasıl Hz. Ali (r.a.) döneminde o fetih meydana geldiyse ve meydana gelen fetih Peygamberimiz (s.a.v.)’e aitse” diyor, Ahir zamanda Mehdi (a.s.)’nin eliyle meydana gelecek dünya hakimiyeti de Peygamberimiz (s.a.v.)’in fethi olmuş oluyor. Dünya fethi olmuş oluyor. “Allah bu dini Hz. Ali (r.a.)’nin fethiyle (eliyle) fethetti ve din bozulduğunda da,” İslamiyet bozulduğunda, “onu ancak (onun soyundan),” Hz. Ali (r.a.)’nin soyundan yani Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan gelen, “Hz. Mehdi (a.s.) eliyle düzeltecektir”
Muzaffer Yavuz, Gaziantep’ten. Şu kısım sadece.
SUNUCU 2: Hz. Mehdi (a.s.), bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. Hilafet (Müslümanların manevi liderliği), ona evinde otururken gelecek ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
"Sen Hz. Mehdi (a.s.)'sin" dediklerinde o kabul etmeyecek” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Beklenen Hz. Mehdi'nin Alametleri, s. 40)
"Kendisine ‘senin ismin budur, babanın ismi şudur, alametler sende mevcuttur’ diyecekler, ancak o yine kabul etmeyecek” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Beklenen Hz. Mehdi'nin Alametleri, s. 40)
Bu hadis-i şerifler bu kadar açıkken Cübbeli hala Hz. Mehdi (a.s.)'nin kendisinin Mehdi (a.s.) olduğunun ispatı için "madem sen hakikaten Hz. Mehdi (a.s.)'sin, göster bir keramet" diyen küstah, saygısız ve züppe bir kısım insanlarla uğraşacağını belirtiyor. Cübbeli hadis-i şerifleri incelerse boş bir beklenti içinde olduğunu anlayacaktır”
ADNAN OKTAR: Bak, “ona evinde otururken gelecek” diyor. Kendisinin bir talebi yok. “"Sen Hz. Mehdi (a.s.)'sin" dediklerinde o kabul etmeyecek” diyor. Burada bir talep yok, “beni Mehdi (a.s.) kabul edin” diye bir iddia yok. O zaman niye ispat durumunda kalsın? Çünkü Cübbeli; “bize gelecek, "ben Mehdi (a.s.)’yim" diyecek, "hadi ispat et bakalım, göster başının üzerindeki Meleği" diyeceğiz” diyor, değil mi? “"Göster bir keramet bakalım" diyeceğiz” diyor. Mehdi anlayışının çarpıklığına bakın. Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “"Sen Hz. Mehdi (a.s.)'sin" dediklerinde o kabul etmeyecek” El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar isimli eserde. Yine aynı eserde, “Kendisine ‘senin ismin budur, babanın ismi şudur, alametler sende mevcuttur’ diyecekler, ancak o yine kabul etmeyecek” Yani Mehdiliği kabul etmiyor. “Bu kadar açıkken” diyor alametler, “Mehdi (a.s.) olduğunun ispatı için "madem sen hakikaten Hz. Mehdi (a.s.)'sin, göster bir keramet" diyen küstah, saygısız ve züppe bir kısım insanlarla” uğraşacağını belirtiyor Cübbeli. Böyle bir şey olmaz, inşaAllah. Bunu güzel kardeşimiz anlatmış.
‘Kuran Bilime Yol Gösterir’, bu yeni mi geldi baskıdan Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok şahane olmuş kapağı da.
OKTAR BABUNA: Azericesi de var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Kuran’da altın orandan bahis geçiyordu, okuyalım o ayeti Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Okuyalım, evet.
OKTAR BABUNA: Önce bilmeyenler için, altın oran şöyle, siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah; Fibonacci dizisi diye bir sayı dizisi var. Sıfır ile başlıyor, sonra bir geliyor. Her sayının bir önceki sayıyla toplamı yanına yazılıyor. Burada sıfır ile bir olduğu için, bir; birle bir olduğu için, iki geliyor onun yanına. İkiyle bir olduğu için, üç; üçle iki olduğu için beş. Bu şekilde devam ediyor. Her sayının toplamı yanına yazılıyor.
ADNAN OKTAR: Beşle üç, sekiz. Evet.
OKTAR BABUNA: Her sayı bir önceki sayıya bölündüğünde altın oran çıkmaya başlıyor. Bu tabii 144. sayıdan sonra sabitleniyor ama ona yakın sayılar çıkıyor. 1.618’lik bir oran çıkıyor. Bunu Fibonacci denilen bir matematikçi Ortaçağ’da keşfediyor. Altın oran sayılarında on üçü, sekize böldüğümüzde, mesela burada on üçü sekize 1.625 sayısını veriyor ama bu sabitleniyor daha sonra, altın oranı veriyor. Şimdi Ra’d Suresi 13. Sure. Ra’d Suresi’nin 8. ayeti var. Ayette Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım; “O'nun Katında her şey bir miktar (ölçü) iledir” Çok manidar anlamı da Hocam, maşaAllah. “O'nun Katında her şey bir miktar (ölçü) iledir” Bir ölçü kastediliyor burada. Bu ayetin Sure numarası 13, Ra’d Suresi, 13. Sure, ayet numarası da 8. Hakikaten 13 ile 8 Fibonacci dizisinde yer alan ve altın oranı veren sayılardan bir tanesi. 13’ü 8’e böldüğümüzde altın oran çıkıyor. Ayette bir miktar ve ölçüden bahsediyor Allah. Bunu Mustafa Altınok isimli kardeşimiz hazırlayıp yollamış Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İsa Çelikdönmez kardeşimiz diyor ki, “Erbakan Hocamızın mücadelesi elbette Allah rızasına ve mükafatına nail olacaktır. Ancak bu ömrünün sonuna kadar tartışmasız liderliğe siyasi kült olacağı, dahası Saadet Partisi’nin resmi parti içine ve genel başkanlığa müdahale edeceği anlamına gelmez” diyor. Kardeşim, bunu savunan kim, bunu söyleyen kim? Erbakan Hocamızın karşısına çıkarılan insanlar; Aydın Doğan, say devam et sen, sen iyi sayıyorsun.
OKTAR BABUNA: E.Ö., Taha Akyol, Oktay Ekşi, Mehmet Yılmaz, Ahmet Hakan, Ruşen Çakır, Nazlı Ilıcak.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, şimdi başkaları var da… Sen bu isimleri duyunca mesela İsa Çelikdönmez kardeş, sen ne oluyorsun, ne hissediyorsun ruhunda? Kafanda nasıl bir düşünce canlanıyor? Bu adamlar, bu kişiler geliyorlar; nur gibi, tertemiz bu dava adamına akıl almaz sözler ediyorlar ve bunu yapan kişilere karşı Profesör Numan Kurtulmuş tavır alacağı yerde, “ben başkanıma, bu dava büyüğüme ben böyle söyletmem” diyeceği yerde, “evet arkadaşlar, haklısınız” diyor. “Aynen sizin dediğiniz gibi olacağım ve göreceksiniz” diyor. sorun bu. Yoksa dese ki, farz edelim bir Hocaefendi, bir mürşid, bir adamı, herhangi bir kişi; “şu şöyle olsun, bu böyle olsun, Erbakan Hocamızın tavırlarında şöyle bir güzellik olsun” yahut buna benzer bir şey söylense, buna kimsenin bir sözü olmaz. Ama bu şahısların niyeti belli olduğu halde, amacı belli olduğu halde, Profesör Numan Kurtulmuş’un çıkıp karşılarına hazır ola geçip adeta; “evet arkadaşlar, haklı söylüyorsunuz, haklı diyorsunuz, sizin dediğiniz gibi olacağım” demesi sorundur. Yani benim karşı olduğum nokta bu. Yoksa ben zaten, Numan Kurtulmuş’u ben kendim istedim, yani Genel Başkan olmasını. Yani istirham ettim ben o dönemde Genel Başkan olsun diye. Tabii ki bunu söylerken, bunu talep ederken şahsi kanaatim olarak, şahsi istirhamım olarak istedim. İki kere görüştüm ben. Yani ben bu konuyu önemli gördüm. Saatlerce muhatap oldum, konuştum ben ve gönül huzuruyla tavsiye ettim, “çok iyi olur” dedim, Genel Başkan. Hatta daha hiç adı sanı anılmadığı anda ben Genel Başkan olması için. Bu arada ses yok nasıl olur” dedim. “Numan Kurtulmuş Hocamız? Çok efendi insan, çok iyi insan” Sonra da “Hocam” dediler, “olur” dediler, “ama nedir görüşünüz sizin?” “Yani dış görünüş, duyduğum kadarıyla bana gelen bilgi kadarıyla, iyi insan olarak görüyorum” dedim. “Fotoğraflardan falan tanıyorum” dedim, görüştüm. O kadar kanaatim gelmedi, ilk görüşmemde. Ama ikinci görüşmemde saatlerce görüştüm. Müthiş saygı duyduğunu, nezaketli olduğunu gördüğüm için, Erbakan Hocamıza karşı, “Allah mübarek etsin” dedim ve herkese tavsiye ettim, tanıdıklarıma. Şahsım adıma, bu milletin bir vatandaşı olarak, şahsım adına. Ondan sonra da Genel Başkan oldu zaten. Peki, ben neden istemiştim o zaman Genel Başkan olmasını? Efendi olduğu için, kimsenin etkisinde kalmadığı için, Aydın Doğan’ın etkisinde kalmadığı için, Taha Akyol’un etkisinde kalmadığı için ve diğer adı geçen zevatın etkisinde kalmadığı için kabul ettim. Mesela onu söylerken mesela Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamız bir şey söylese veyahut bir başkası başka bir şey söylese, onların etkisinde kalsa iftihar ederim ben. İftihar ederim ben. Gayet de makul mesela. Erbakan Hocamız, “ben Genel Başkan olacağım” demedi ki. “Senin Genel Başkan olmanı istedi o. O isteseydi Genel Başkan olurdu. O laf mı şimdi, İsa kardeşin sözü çok yanlış. Öyle bir talebi yok ki. Özellikle karşısına da başka birisi de çıkarılmadı, tek aday olarak çıkarıldı. Erbakan Hocamızın isteği de buydu. Bir şey demedi ve iftihar ediyordu. Biz de iftihar ediyorduk, ta ki Taha Akyol’un karşısına çıkıp, hazır ola geçip tekmil verinceye kadar. Ondan sonra benim nevrim döndü. Bu çok büyük bir olaydır, bu. Ve “ne derseniz, haklısınız” demesi. İnsan Genel Başkan’a bunları söyletir mi? Bir dava adamına, dava büyüğüne bunları söyletir mi? Eğer orada o kükreseydi Taha Akyol’a karşı, baş tacıydı, baş tacıydı. Yani iftihar ettiğimiz bir insan olurdu. Ama akıl almaz bir olay meydana geldi. Hayretler içinde kalacağımız, en olmamasını istediğimiz olay meydana geldi. En son düşüneceğimiz olay buydu yani. Gözlerime inanamadım. Hatta ben inanmadım, “Hocamız çıksın, cevap versin” dedim. “Doğru değildir bu” dedim. Herkes biliyor, canlı yayında söyledim. “Bu doğru değildir” dedim. herkes biliyor, canlı yayında söyledim, “bu doğru değildir” dedim. Hazret çıktı, “ne demek, tabii ki kabul ederim” dedi, özetle. “Taha Akyol’un sözlerini güzel buluyorum” dedi, özetle. Bir de üzerine kaymak çekti böyle. Ne yapalım o zaman, ne diyelim? Susalım mı yani?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Kim onun Genel Başkan olmasını istedi? Ben istedim, Erbakan Hocam da istedi, birçok insan istedi, biz ne bilelim bunun böyle yapacağını. Yani böyle bir hareket yapacağı aklımızın ucundan bile geçmez. Benim aklımın ucundan geçmez, Erbakan Hocamın da aklının ucundan geçmez. Ummadık hareket yaptı. Erbakan Hocam sanki onunla göğüs göğse mücadele etti de, kıl payıyla Genel Başkanlığı kaptırmış gibi bir hava. Erbakan Hocam zaten doğrudan Genel Başkan olmasını isteyen, onun zeminini hazırlayan insandır Erbakan Hocamız. Sen nereden çıkarıyorsun onları, değil mi? Biz sevgiyle bunu istedik zaten, muhabbetle istedik. Evimizde ağırladım, inşaAllah. Siyasi kült mült, bilmem ne, entel dantel ağızlara, bunlara gerek yok. Hocam “ben siyasi kültüm” demiyor; “ben Allah için yola çıkmış, Allah rızası için yaşayan, Allah’ın aciz bir kuluyum” diyor Erbakan Hocam, nerenin kültü? Külle, ateşle falan bu olayın alakası yok. Ömrünün sonuna kadar tartışmasız lider olma konumu da yok. Allah’ın mazlum bir kulu, o kenara çekildi, “evlatlarım devam etsin” diyor, değil mi? Numan Kurtulmuş’u kendi eliyle getirdi oraya, vesile oldu. Erbakan Hocamız istemeseydi o adım atamazdı oraya, partiye. Normal üniversitede görevli bir insandı. Alıp dışarıdan getirdiler. Parti içinde yetişmiş bir insan da değil. Ben de baktım, mazlum, efendi, halim selim dış görünüşü. Baktım, hakikaten çok içine kapalı, hırsı yok. Ben dedim, “çok efendi bir insan” Ben ne bileyim kardeşim, Taha Akyol’larla falan böyle bağlantıya geçeceğini, tam kadro onlarla bağlantı halinde olacağını, Nazlı anneannemizin de onu böyle destekleyeceğini, yani en değişik tipler diyeyim yani, en değişik tipler. Bu isimleri duydu mu insanlar malum, yani ne hisler duyduğunu herkes bilir. Kardeşim senin ne işin var bu adamlarla? Ne alaka yani? Senin davanı görmüyor musun sen, davanın ne olduğunu? Konu bu, başka bir şey yok. Benim gösterdiğim reaksiyonun nedeni bu. Erbakan Hocamız dünya tatlısıdır, mazlum bir insan. Zaten iki büklüm, başkan olmak gibi bir niyeti olsa zaten söylerdi. Öyle bir niyeti var mı? Saygı istiyor Erbakan Hocamız, ben de saygı istiyorum, nezaket istiyoruz, vefa istiyoruz, şefkat istiyoruz, değil mi? Aydın Doğan ekibi ve arkadaşları gibi zevatı dava adamı olarak biliyor olması gerekiyordu. Bir de baktık ki çok iyi biliyormuş, zaten iç içeymiş. O zaman biz yanıldık. Ben yanıldım o zaman, Erbakan Hocam yanılmış o zaman. İnsanlık hali, olur ya hata yapmışız, özür diliyoruz ama ben hatamdan döndüm. Erbakan Hocamız da hatasından dönmüş oldu. Yani biz kabul ediyoruz hata yaptığımızı, ben ediyorum hata yaptığımı. Herhalde benim gördüğüm Erbakan Hocam da kabul ediyordur hata yaptığını, inşaAllah. Biz nerden bilelim böyle olacağını. Biz herkesi kendimiz gibi biliyoruz. Yani vefalı, şefkatli, davasını asla bırakmayan ve ilginç kişileri de çok iyi bilen kişi olarak biliyoruz. Böyle dedikten sonra zaten Saadet Partisi kalmıyor ki öbür türlü. Yani bir koluna Taha Akyol girmiş, öbür koluna bıyık girmiş, anneanne de orada örgüsünü örüyor. Halay takımı oluşmuş, çıt parmaklarını tutmuşlar, Aydın Baba musikiyle ilgileniyor, onlar da topluca halayla ilgileniyorlar. Şimdi biz o kadar, tahmin ettikleri kadar olayları görmediğimizi zannetmesinler. Biz onun arka planını, ta ciğerine kadar görüyoruz. Biz derken ben şahsım adıma diyorum, biz derken. Başka da ilgilenen yok. Ben kendi adıma düşünüyorum, söylüyorum. Demek ki Erbakan Hocamız yalnız değilmiş, demek ki böyle akıldanelik yapmak, üstten Türkiye’yi yönetiyor havalarına girmek, biz istesek istediğimizi başa getiririz, sona getiririz, kenara getiririz kafası demek ki doğru değilmiş. Yani Türkiye’nin akıldaneleri olma iddialarının yanlış olduğunu görecekler. Akıl danelik yapmayacaklar. Millet kendi karar verecek. Kendi ruhundan. İçinden gelen sımsıcak Anadolu ruhu vardır, muhabbet ruhu vardır. Mesela adam gitmiş diyor ki İngiltere’deki bilmem ne kafede oturmuş, bilmem kimin müziğini dinliyormuş, bilmem ne yudumlarken, işte aklına falanca bilmem ne gelmiş, falanca kişiyle beraber oturmuş, şimdi de onu temizlemeye çalışıyor, o üslubu. Kardeşim biz böyle bir üsluptan, böyle bir dünyadan çok, çok, çok rahatsız oluruz, söyleyeyim. Yani hatta ağır da konuşmak istemiyorum ama anlasınlar ne demek istediğimi, inşaAllah. Velhasılı kelam kendi yollarına gidiyorlar adamlar. Biz de hakkı, doğruluğu ve güzelliği anlatmakta devam edeceğiz, inşaAllah. Yalnız İsa kardeş herhalde davanın içinde olan bir insan olması gerekiyor. Bunu nasıl anlamadı, bunu nasıl yazdı anlamıyorum. Eğer davanın içindeyse çok yazık. Eğer dışarıdan şey okuyorsa, bilgisini aktarıyorsa o zaman desin, bir mahsuru yok, serbest yani her türlü fikir. Yine öyle de diyebilir, öyle de olsa diyebilir, her türlü fikre biz açığız, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir haber var Hocam, Öcalan’ın yeni yaptığı bir açıklama. Haberin aşağı kısmında şöyle diyor Hocam; “Öcalan ayrıca, "biz Türkiye'nin bütünlüğü içinde soruna çözüm arıyoruz, öyle bölücü falan değiliz"” demiş. Bugün yaptığı bir açıklama Hocam.
ADNAN OKTAR: “Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen cemaatinin…” Ne?“Yeşil Türkçü faşizm” mi? O ne demek o, bir de bu mu çıktı, ‘Yeşil Türkçü faşizm’? Abdullah Öcalan daha önce seviyorum falan diyordu. ‘Yeşil Türkçü faşizm’. Yeşil nereden geliyor, renk? Kardeşim, Fethullah Hoca kendi halinde halim selim, mazlum bir insan. Şu üsluba bak da anla olayı artık. ‘Yeşil Türkçü faşizm’, mantığı da yok. Yeşil nereden? Elmanın yeşili olur, ıspanağın yeşili olur, Türkçülük ne alaka, yeşil? Bir de Fethullah Gülen Hocamız faşizme karşı en güçlü mücadele yapan insanlardan bir tanesidir. Nasıl oluyor faşist? Faşist diye neye derler? Böyle devletin resmi görevlileri vardır. Allah için, vatan için askerlik yapar, değil mi? Görevliler. Bir kısım adamlar çıkar, kahpece, kalleşçe gider askeri sırtından vurur. Kan akıtır, kancıdır. Buna biz deriz ki; “sen arkadaş faşistsin. Ama aynı zamanda komünistsin” Çünkü komünistle faşist sandalye ve iskemle gibidir. Sandalye de aynıdır, iskemle de aynıdır. Komünistle faşistin hiçbir farkı yoktur. Millet onu birbirinden ayırıyor. Hiçbir farkı yoktur. İkisi de materyalisttir. İkisi de Allah düşmanıdır. İkisi de psikopattır, ikisi de kan dökücüdür. Biri kılıçla kan döker, biri de silahla kan döker. Arada hiçbir farkları yoktur. Oturup onları birbirinden ayırt etmeye gerek yok. Onun için buradaki üslup çok münasebetsiz bir üslup olmuş, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de, “Türkiye'nin bütünlüğü içinde soruna çözüm arıyoruz, öyle bölücü falan değiliz” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah’ım, YaRabbim.
OKTAR BABUNA:Hocam bu sizin söyledikleriniz çok sıkıştırdı.
ADNAN OKTAR: Şaka gibi. Kardeşim, Allah Allah, Güneydoğu’da ayrı devlet istediği PKK’nın çok net bir şey. Şimdi böyle bir daire çizmeye başlamışlar, böyle sekiz hareketleri falan. Bak bu sekiz hareketlerine gerek yok. Burada açıkça söylesin. PKK bölücü bir harekettir, adı üzerinde. Türkiye’den o bölgeyi ayırmak istiyor. Zaten Evanjeliklerin emri budur. Yani yoksa bir anlamı yok ki PKK’nın zaten ve komünist bir harekettir. Aynı zamanda faşist bir harekettir. Komfaş mı diyelim ona, ne diyelim? Faşkom da olur. Ama aynıdır, inşaAllah. Fethullah Hoca’ya da böyle bir üslup kullanması çok anormal ve çok itici durmuş. Çok çok itici. Anti-faşist ve anti-komünist bir insandır Fethullah Hoca. Bayağı mazlum, kendi halinde; sevgiyi, barışı ve kardeşliği savunmak için gece-gündüz uğraşan bir insandır. Nereden çıkarıyorsun bu üslubu? “Kişiyi nasıl bilirsin” demişler, “kendim gibi” demiş. Faşist, kan dökücüye faşist denir. PKK kan döktüğüne göre faşist bir örgüttür. Ama faşist deyince akla tabii aynı zamanda anti-komünist gibi akla gelir. O yüzünden öyle söylüyorum. Çünkü komünistin hasıdır. Stalinist, komünist bir partidir, inşaAllah. yani biraz açıklamaya bile gerek yok ama yine de açıkladım, mantıksızlığı ortada.
“Hocam selamlar” diyor. “Sizin sayenizde ayakta duruyoruz” diyor. Öyle denmez. Allah vesile ediyor diyeceksiniz. O şekilde günah olur, haram olur. “Allah’ın (c.c.) Big Bang harici ve manevi olaylar harici şu an olan yoktan var etme örnekleri var mıdır? Allah razı olsun. Hocam dua ediniz ve İslam milletimize faydalı olalım” Uzayda sürekli yeni yeni bir şeyler oluyor. Yeni yeni galaksiler çıkıyor, yeni yeni durduk yere birden bire bir şeyler oluyor. Ama herhalde merakından sormuş kardeşimiz anladığım kadarıyla.
“Selamun aleyküm Hocam” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Sizi çok çok seviyorum” diyor, ben de seni çok çok seviyorum Kübra Hanım. Bu da herhalde sevimli bir kedi anladığım kadarıyla. “Cübbeli’nin Müslümanların yaşadığı zulümden kurtulmaları için Türk-İslam Birliği’nin kurulmasını savunması gerekirken, o "şehit olalım kurtulalım" diyor. Hocam aşağıdaki ayetleri okuyunca aklıma Cübbeli geldi. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.
"Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?"”
Bak cihad, cehd eden; Allah’ın dinini dünyaya hakim etmek için gayret etmeye cehd denir, cihat denir. Mücahit nedir? Allah’ın dinini dünyaya hakim etmeye çalışana derler. Ne diyor Cenab-ı Allah? Çok güzel, aferin Kübra’ya; “Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden” yani Mehdi (a.s.) ve talebelerini, Allah yolunda mücadele edenleri, Türk-İslam Birliği’ne gönül verenleri, İttihad-ı İslam’ı isteyenleri ve bu yolda gayret edenleri, “belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de” çünkü sabırlı olmak lazım, uzun bir mücadele bu, “sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz” “Toprak olsak da yok olsak” diyor ya Cübbeli. “Ben isterim” diyor, toprak olup yok olayım” diyor. “İşte o günü gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz” diyor. “İşte o günü gördünüz,” Ahirette, “ama bakıp duruyorsunuz” İnşaAllah. Al-i İmran Suresi, 142-143. Orada bakınacaklar etrafa, şaşırıyorlar, inşaAllah. Ayetin devamına da baktığımızda detaylarını görüyoruz, inşaAllah. Ama bugün vaktimiz pek yok.
OKTAR BABUNA: Bir selam veren olmuş size Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü, o selam veren kardeşimiz.
Komünizmin de, faşizmin de çok iyi anlatılması gerekiyor. Bak çıktı adam, oradan ötüyor, konuşuyor. Şimdi cevap vereceksin, adam komünizmi bilmiyor, faşizmi bilmiyor. Cevap versen de anlamaz. Bir kısım insanlar için diyorum. Onun için bunlara bilimsel mücadele şart. Bilimsel mücadele. Bilimsel mücadeleyle o Apo denilen adamın da havası sıfıra gider, diğerlerinin de havası sıfıra gider ve bütün etkilerini de kaybederler. Halk üzerindeki etkilerini de kaybederler. Bilimsel mücadele yerle bir edici bir güçtür, inşaAllah. Şimdi Fethullah Hoca’yı gözüne kestirmiş, bana da gıkı çıkmıyor hiç, inşaAllah. Gelsin karşıma tartışalım, konuşalım yahut varsa güvendikleri, tartışabilecek adamları varsa gelsin, tartışayım.
OKTAR BABUNA: Kafayı kaldıramazlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Anında ne hale getireceğimi herkes bilir.
OKTAR BABUNA: EvelAllah.
ADNAN OKTAR: Anında yerle bir ederim. Fikren karşımızda duramazlar, inşaAllah.
Ne yapıyoruz? Harun Yahya Tv’den devam ediyoruz.
SUNUCU 1:Programımıza HarunYahya.Tv sitemizden devama edeceğiz.
Web siteleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları - Video
Devamı ...Makaleler
Devamı ...