SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tv Kayseri, Samsun AKS, Adana Ceyhan CRT ve Radyo, Ankara Beypazarı Seyhan Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal ve Süper Tv ve Radyo, HaberHilal.com, HaberAktüel.com, SelamHaber.com, 8Sütun.com’dan canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam neler anlatmak istiyorsun?
OKTAR BABUNA:Ekonomik kriz, siz daha iyi bilirsiniz Hocam. Devam edecek demiştiniz, zaten devam da ediyor. “Amerika’da yoksullaşıyor” diye bir haber Hocam bugün. “ABD’de zenginler ve yoksullar arasındaki gelir uçurumu büyüyor. Yedi kişiden birinin yoksul olduğu ABD’de bakın yoksul sayısı bakın kaça ulaştı” diye haber var Hocam.
ADNAN OKTAR:Ekonomik kriz dünyanın her tarafında devam ediyor tabii ama şimdi bakın bir de şu var, biraz bunda yanılmamak lazım. Fakir ülkelerde yani mesela adam bir küçük sobası var, buzdolabı yok, çamaşır makinesi yok, günde üç, dört ekmek alıyor, mesela iki yüz gram peynir alıyor. Ekonomik kriz onu vurmuyor ama lükse alışık ülkelerde adam lüks buzdolabı alamıyor. Lüks çamaşır makinesi alamıyor, lüks araba alamıyor. Onda o çok büyük ızdırap meydana getiriyor, acı meydana getiriyor. Toplumda bir sıkıntı meydana getiriyor. Fakir ülkelerde böyle bir etki meydana gelmediği için onlar o kadar sezemiyorlar ama onlarda da mutlaka etkisi oluyor, vuruyor yani. Etkisi olmaması mümkün değil ama Türkiye hakikaten harika tarzda etkisi olmadı. Onu daha önce de söylemiştik. Olmayacak demiştim inşaAllah, olmadı Allah’ın izniyle, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Ahmedinejad Hocam, Birleşmiş Milletler’de bir konuşmasında, “tercüme saygısızlığı” diye bir haber. Tercüme yapmayarak, böyle bir şekilde saygısızlık etmişler. İlk defa gerçekleşen bir şey, normalde İngilizceye tercüme edilmesi gerekiyor anında. Bunu yapmamışlar.
ADNAN OKTAR:Tamam, biz tercüme ederiz. Oku Oktar Hocam. Ne fark eder. Ben tercüme etmemelerinde hayır görüyorum, bütün İslam ülkelerinde, her yerde ısrarla okuttururuz. Onlar bir kere tercüme etmediler, anlatmadılarsa, biz bin kere okuruz telafi ederiz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Başkan Ahmedinejad’ın 23 Eylül 2010 tarihli Birleşmiş Milletler konuşmasında Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili konuşmaları. “Allah’ım, İmam el-Mehdi (a.s.)’nin çıkışını hızlandır ve ona iyi bir sağlık ve zafer ver. Bizleri onun takipçileri kıl ve onun doğruluğuna şahitlik edenlerden olalım. Dünyanın baskı, tahakküm, tek yanlılık, savaş ve zulüm yerine merhamet ve adalet mantığına ihtiyacı var ve bu herkesi kapsamalı. Dünyanın yüce Peygamberler gibi faziletli insanlar tarafından yönetilmesi gerekir. İnsanlığın gerçek tabiatı, diğer insanları sevmek ve dünyadaki her iyi şey için sevgi göstermek olarak açıklanmıştır. Sevgi, insanlar ve halklar arasında ilişki kurmanın en esaslı yoludur. Kadın Allah'ın güzelliğin bir yansıması ve sevginin ve şefkatin kaynağıdır. O, saflığın ve toplumsal hassasiyetin koruyucusudur”
ADNAN OKTAR:Bak Ahmedinejad kelime kelime beni takip ediyor. Kelime kelime dediklerimi ifade ediyor, bu çok güzel. Kadınlar hakkındaki görüşüme de tam uyum halinde, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Aynı kelimeler maşaAllah. Bir daha okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet, tabii.
OKTAR BABUNA:“Kadın Allah'ın güzelliğin bir yansıması ve sevginin ve şefkatin kaynağıdır. O, saflığın ve toplumsal hassasiyetin koruyucusudur. Bu Allah’ın vadidir ki, dünyayı temiz ve doğru olanlar miras alacaklardır. Bencillikten uzak olan insanlar dünyayı yöneteceklerdir. Bunun ardından üzüntülerden, ayrımcılık ve yoksulluktan, güvensizlik ve saldırganlıktan eser kalmayacaktır. Bu gerçek mutluluğun ve insanın hakiki fıtratının olgunlaşma zamanıdır ve Allah’ın takdir ettiği gibi gerçekleşecektir. Adaleti arayanlar ve bu anı bekleyen özgür ruhlar için böyle görkemli bir dönem vaad edilmiştir. Kamil insan (Hz. Mehdi (a.s.)), Allah’ın samimi kulu ve insanların gerçek dostu, İslam’ın sevgili Peygamberi (s.a.v.)’nin neslindendir ve o, Meryem oğlu Mesih (a.s.) ile birlikte ve diğer iman edenlerle beraber bu aydınlık dönemde zuhur edecek ve insanlığa yardımcı olacaktır.
ADNAN OKTAR:Ahmedinejad hiç korkmasın. Allah’ın izniyle sırtı yere gelmez. Bunları o konuştuğu müddetçe, mümkün değil sırtı yere gelmez, inşaAllah. Bakın, bu konuşmayı tercüme etmiyorlar ve ilk defa olmuş. Konu ne? Mehdiyet. Kardeşim bu kelimeye niye tahammül edemiyorsunuz? Cübbelisi tahammül edemiyor kubbelisi tahammül edemiyor, bak, Birleşmiş Milletler de tahammül edemiyorlar. Bir tek bu kelimeye hassaslar. Mehdi kelimesine, en çok kullanılan bir kelime olacaktır ve muhteşem bir konuşma yapmış. Ahmedinejad’ı tebrik ederim. Allah’ın inayet ve koruması altında, gönlü son derece rahat olsun, inşaAllah. Mükemmel, muhteşem, bir dahaki sefere hem ayetle hem hadisle anlatsın. Basın toplantısıyla anlatabilir. Bileşmiş Milletler şart değil. Yabancı basını çağırsın, İran’da, Tahran’da da konuşabilir, her yerde konuşabilir. Mesela Fransa’da da konuşabilir, yabancı basın. Birleşmiş Milletler de böyle densizlik yapabilirler, mümkün ama başka yerde yapamazlar. Çünkü yabancı kanalların hangi biri kapatsın o konuyu. Mesela en az yirmi, otuz kanal birden geliyor. Dolayısıyla mutlaka duyulur yani, dünyada da duyulur. Bir de İran’ın zaten imkanı var. Naklen yayın yapsınlar, o anda canlı. İran’da, değil mi? Bir de İran CNN gibi, böyle büyük bir kanal meydana getirmesi gerekir İran’ın, imkanı var, dünya çapında ünlü bir kanal. Müslümanların kullanabileceği, tebliğ yapılabilecek, çok etkili bir kanal. Resmi kanallarla bu konu bitmez. İranlı zenginler bir araya gelsin, devlete destek yapsın, dev bir televizyon kanalı oluşturulsun, hemen. Oradan canlı yayın yapıldı mı, tamamdır ama devlet kanalı biraz tabii resmi olduğu için o kadar takipçisi olmuyor ama böyle özel bir kanal oluştururlarsa, renkli, canlı bir kanal olursa çok çok iyi olur inşaAllah ama şu an mevcut imkanlarla, resmi kanalıyla, İran resmi kanalıyla da yayın yapılabilir. Yapmaları gerekir, çok iyi olur. Devam. Biz defalarca tekrar ediyoruz, onlar da defalarca tekrar edecekler inşaAllah. Yani küfrü en kızdıran şey, Mehdi kelimesidir. Sürekli onu gündemde tutacağız. Allah ve Mehdi (a.s.). Allah’ın adını duydukça onlar ürperirler. “Allah bir ve tek anıldığında” diyor, “öfkeyle kaçtıklarını görürsün” diyor, inşaAllah. Başka ne anlatacaksın Oktar?
OKTAR BABUNA:Küçük bir bölüm daha var Hocam, bitireyim mi Hocam. Diyor ki; “sevgiyi ve (Allah'a) kulluğu yüceltelim, adaleti ve özgürlüğü yüceltelim, gerçek insanlığı yüceltelim, kamil insanı, insanların gerçek dostunu (Hz. Mehdi (a.s.)’ı) yüceltelim. Selam sizlerin, tüm dindarların ve temiz olanların üzerine olsun” diye bitiriyor.
ADNAN OKTAR:Helal olsun Ahmedinejad’a. Bak ne kadar güzel. Yalnız Ahmedinejad’ın burada Sünni inançtaki ve Tevrat’ta belirtildiği gibi, anneden, babadan doğma bir Mehdi (a.s.)’ın geleceğini ifade ettiği anlaşılıyor ama bunu Şia alimlerinin de vurgulaması durumunda Ahmedinejad’a çok büyük yardım olur, yani Mehdi (a.s.) anneden, babadan doğma bir insandır. Bunun mutlaka söylenmesi lazım. Yani yüzlerce sene bir mağarada saklanmış ruh olarak görünmez bir Mehdi (a.s.), bu zarar verir. Bu artık kaldırılsın; Mehdi (a.s.)’nin etten kemikten bir insan olduğu söylensin. Bunun vakti geldi, inşaAllah. Tamam.
OKTAR BABUNA:Sizin söylediğiniz şekilde de maşaAllah anlatımları o yöndeydi. Siz söylemiştiniz Hocam “Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın geldiğini vurgulasın” diye özellikle inşaAllah. O anlatımları maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne anlatalım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Alemdaroğlu’nun bir açıklaması olmuş. Kemal Alemdaroğlu eski Üniversite Rektörü ve İddia Edilen Ergenekon davasında yargılanıyor. “Türk-İslam Devleti kurulmadan olmaz” diyor. Bu, başörtüsü sorunun çözülmesi için Recep Tayyip Erdoğan’la Kılıçdaroğlu’nun birlikte hareket etmesi konusunda “Türk-İslam Devleti kurulmadan olmaz” demiş.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah. Hocamıza ne oldu böyle? Peki bu nedir? Daha önceki davasının zıddı bir ifade kullanmış.
OKTAR BABUNA:Evet, tam zıddı. Türk-İslam Devleti, diye de özellikle.
ADNAN OKTAR:Samimi mi bunu derken?
OKTAR BABUNA:Şu anlamda inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Samimiyse helal olsun, helal olsun, helal olsun, samimiyse. Bir oku bakalım, bir yanlış duymayalım. Çünkü bazen şakayla bitiyor sonu. Devam et.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Başörtüsü yasağının mimarlarından İstanbul Üniversitesi eski Rektörü ve Ergenekon davası tutuksuz sanığı Prof. Kemal Alemdaroğlu, yasağın kalkması için yapılan girişimlere tepki gösterdi. Liderlerin bir araya gelerek sorunu çözemeyeceğini belirten Alemdaroğlu, “Kalkması için rejimin değişmesi gerekiyor. Anayasanın 2. Maddesi’nden laik demokratik hukuk devleti niteliği kaldırılır da, Türkiye değil Türk-İslam Cumhuriyeti ya da değişik şekillerde madde dile getirilirse, o zaman tabii türban da giydirebilirler çarşaf da” dedi”
ADNAN OKTAR:Tamam, bak tam tahmin ettiğimiz gibi. Zere mümkün mü kardeşim? Alemdaroğlu diyorsun, Türk-İslam Birliği diyorsun. Alemdar amcanın ne istediğini herkes biliyor ama Türk-İslam Birliği’ni istemez. Alerjiyi şimdi anladık. Şimdi çok büyük olay, çok büyük olay, bir daha oku bakayım.
OKTAR BABUNA:“Başörtüsü yasağının mimarlarından İstanbul Üniversitesi eski Rektörü ve Ergenekon davası tutuksuz sanığı Prof. Kemal Alemdaroğlu, yasağın kalkması için yapılan girişimlere tepki gösterdi. Liderlerin bir araya gelerek sorunu çözemeyeceğini belirten Alemdaroğlu, “Kalkması için rejimin değişmesi gerekiyor. Anayasanın 2. Maddesi’nden laik demokratik hukuk devleti niteliği kaldırılır da, Türkiye değil Türk-İslam Cumhuriyeti ya da değişik şekillerde madde dile getirilirse, o zaman tabii türban da giydirebilirler çarşaf da” dedi”
ADNAN OKTAR:Ben de dedim ki, adamcağız şimdi yargılanıyor. Acaba üslup değiştirip böyle hani şirin görünmek için falan bir şey mi yaptı dedim. Hakikaten ne kadar temiz düşünüyorum, hakikaten inandım. Yemin edebilirim, inandım yani. Ne güzel dedim, adam demek ki yola geldi, düzeliyor falan, Allah’ım. Bak arkasından felaket çıktı. Bir kere Türkiye laik vasfını asla kaldırmaz. Kalkmaz, laiklik bir kere dinin bir gereğidir zaten. Laiklik gitti mi münafıklık gelir. Bize ders vermesine gerek yok Alemdar dedenin, inşaAllah. Şimdi Kemal Alemdaroğlu bize neleri anlatsın biliyor musun? Çok bilgili bir insan, çok kültürlü bir insan, biz bilgisinden istifa edelim. Maocu Komünist sistem, Türkiye için bir tehlike mi? Mesela bunu bize bir anlatsın. Bilgisinden istifade edelim, canlı yayına çıkarabiliriz buraya, imkanlarımız dahilinde yahut istediği bir kanalda da olabilir. Darwinist, materyalist sistem Birinci Dünya Harbi’nin, İkinci Dünya Harbi’nin, Komünist ve Faşist sistemlerin ve onların meydana getirdiği büyük katliamların ki altı yüz, yedi yüz milyon insanın ölmesine ve şehit olmasına sebep oldu. Bu konuda görüşleri nedir? Darwinizm’in ve materyalizmin yaptığı bu tahribat hakkındaki bu görüşleri nedir? İddia edilen Ergenekon Örgütü komünist, Stalinist, gözü dönmüş bir psikopat bir örgüt müdür? Alçak bir örgüt müdür? Bunu söylesin, istirham ediyoruz. Değil mi? Bu iddia edilen, tenzih ederim ben onu, yargılanıyor, ben onun ne olduğunu bilmiyorum. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün mensupları böyle kahpe, vatan düşmanı, alçaklardan mı oluşuyor? Mesela bunu açıklasın, biz bilgilenmek istiyoruz. Yani iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün mahiyeti ve ideolojisini kavramak istiyoruz, Türk vatandaşı olarak, cahil olduğumuz için. Kapısına geldik, ben talebe adamım ben, o da Hoca büyük. Değil mi? Üniversite Hocası. “İlim Çin’de olsa arayınız” diyor. Bak o İstanbul’a gelmiş, Peygamberimiz (s.a.v.) Çin’de olsa arayınız. Ben İstanbul’da hazretten biz istifade etmek istiyoruz, inşaAllah. İddia edilen Ergenekon Örgütü kahpeleri Türkiye’yi yirmi ikiye bölmek istiyorlar mı? İstirham ediyoruz, bize bunu bir söylesinler. Evanjeliklerin kiraladığı üç paralık adamlar mı? Büyük Armegeddon’u meydana getirmek için, Türk Milleti’ne nefret eden, Müslümanlardan nefret eden, Müslümanları ve Türk Milleti’ni Deccal olarak gören, Evanjeliklerin maşası mı bu adamlar? Neyse yani biz bilgilenmek istiyoruz. Çünkü değerli bir büyüğümüz belli ki, bayağı bir ilme sahip. Değil mi? Atatürk hakkındaki görüşleri ne? Atatürk hakkındaki görüşleri ne? Atatürk’e karşı muhabbeti, sevgisi nedir? Türk Devleti üniter yapısını devam ettirmeli mi? Türk Devletleri, bütün Turani Türk Devletleri bir araya gelmeli mi? Atatürk’ün dediği Türk Birliği kurulmalı mı? Atatürk’ün dediği, İslam Birliği, İslam Ülkeleri’nin birleşmesi ki üniter yapılarını muhafaza ederek büyük bir İslam Birliği oluşmalı mı? diye Hocama soru yöneltiyorum, bir naciz talebesi olarak. Talebesi olmaya çalışıyoruz. Resmi Hoca değil mi işte? Biz de öğrenmek istiyoruz ama en hassas noktalardan bir tanesi şu, Hocam istirham ediyorum, inşaAllah mahkemede aklanacak, ben aklanır diye umuyorum inşaAllah. İddia edilen Ergenekon Örgütü kahpeleri hakkındaki görüşü ne? Bu çakallar hakkındaki görüşü ne? Yani bu hakikaten Türkiye’yi kan, revan içinde bırakmak isteyen üç milyon vatandaşımızı şehit etmeyi kararlı şekilde göze almış ve bu konuda eylemlere başlamış bir kahpe örgüt yapılanması mıdır İddia edilen Ergenekon Örgütü? Aydınlatsın hakikaten halk, insanlarımız çok az bilgiye sahip, Hocamız da allamedir yani, çok derin ilme sahiptir. Aydınlatsın, bilgilenelim inşaAllah. Yargılanıyor ama iddia safhasında o ayrı yani. Kimse şu an Hocamıza hiç bir şey diyemez, hiçbir şey diyemeyiz. Umarız da aklanır ama bu konunun aydınlanması ve büyüğümüz olarak, bir bilen olarak, o bilen bir kişi, bunu öğrenmemiz bizim hakkımız, inşaAllah. İstirham ediyoruz. Yazılı da açıklama yapabilir, sözlü açıklama yapabilir inşaAllah. Çok isabetli ve yerinde olur, inşaAllah. Bu kadar Oktar Hocam. Kardeşim, ben ilim nerede olsa gider ararım. Alemdaroğlu yargılanıyor diye biz gelip Hocadan bilgi almayacak değiliz ki. Dergiden öğrenemiyoruz, kitaptan okuyoruz öğrenemiyoruz, soruyoruz amcalarımızdan öğrenemiyoruz. Bari Alemdar dedemizden öğrenelim dedik. Değil mi? Anlatır o, inşaAllah. Daha da soracağım sorular var, eğer bunu cevaplandırırsa başka merak ettiğim şeyler var. Devam edelim.
OKTAR BABUNA: “Ateşkes bir yıl uzuyor” diye bir haber var Hocam. Yarın Kandil’de basın toplantısı yapması beklenen terörist PKK yönetiminin eylemsizlik sürecini genel seçimlere kadar uzattığını açıklayacağı belirtildi. Türk ile Tuğluk’un hükümetle görüştükten sonra Kandil’e gideceği belirtildi.
ADNAN OKTAR:Ateşkes, Tuğluk bu bayan mı?
OKTAR BABUNA:O galiba, evet Hocam. O milletvelili miydi?
OKTAR BABUNA:Aysel Tuğluk.
ADNAN OKTAR:Aysel Hanım, evet. Mesela Sayın Ahmet Türk’e saldırı olmuştu, yani gerçekten çok, çok, çok rahatsız oldum. Çok ayıpladım. Ciddi bir terbiyesizlik ve çok büyük bir ayıptır. Değil mi? Bu vatanın bir evladıdır, görüşlerini beğenmeyebiliriz, düşüncelerini beğenmeyebiliriz ama demokratik tavrın dışına çıkılması çok büyük bir zulümdür ve kalleşçe bir harekettir, kalleşçe. Adam orada konuşma yapıyor, sen orada git, aniden saldır. Bu delikanlılık mı bu yani, bu akıl mı şu yani? Bu nedir? Fikrine karşıysan ilmi olarak anlatırsın, bilimsel olarakanlatırsın, bunun çözümü budurinşaAllah. Ateşkes bu doğru mu?
OKTAR BABUNA: Evet öyle iddia ediyorlar.
ADNAN OKTAR: Kimmiş o ateşkes kararını alan?
OKTAR BABUNA: Öcalan.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
OKTAR BABUNA: Bu bir eylemsizlik kararları vardı Hocam onun uzatılacağını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Uzatmazsa ne oluyor.
OKTAR BABUNA: Harekete geçecekler herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim gece gündüz söylüyorum o kadar kolay ki bu. Bilimsel çalışma mesela bak şöyle oluyor bir yerde tifo salgını oluyor veya verem hastalığı salgını diyorlar ki halk insana bilinçsiz bilgilendirirsek eğitirsek bu geçer diyor. Verem hakkında bilgi veriyor, nerde geçer nasıl olur hangi ilaçları kullanılacak? Cehalete dayalı bir sistem oluyor bu kaldırılıyor.“Bu da bir taundur,” diyor Bediüzzaman “verem hastalığıdır”. İlmi yöntemle kalkıyor bunun dışında yolu yok Bediüzzaman bunu çok açık söylüyor. “Fen ve felsefeden tevellüt eden”, bak “fen ve felsefeden”. Şiddetten, tanktan, toptan oluşuyor demiyor. “Fen ve felsefeden tevellüt eden bir ceryan-ı Nemrudane”, diyor “Ahir zamanda felsefeyi maddeye” yani “Darwinist materyalist felsefe aracılığıyla tevessül eder, yayılır” diyor. Muhammed Mehdi (a.s.)’nin de buna karşı yine fen ve felsefeyi kullanarak, bilimsel metotları kullanarak, kökten ortadan kaldıran, Darwinizm’i materyalizm’i kökten ortadan kaldırarak bir tavrı olacağını, söylüyor. Şimdi başka bir konuda yok ki dünyada tek bir deccaliyet tarifi var Bediüzzaman’ın, “Darwinizm ve materyalizm” diyor Bediüzzaman deccaliyet ikinci bir açıklaması yok felsefe.Darwinizm materyalizm onun meydan getirdiği etkileri anlatıyor “Ama inanç ve din olarak Darwinist ve materyalist bir dindir” diyor. “Bu da maddi felsefeden kaynaklanıyor yani materyalist felsefeden kaynaklanıyor” diyor. Darwinizm ve materyalizm ilmi mücadele gerekiyor başka çözüm yok inşaAllah. Buyur seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. “Sağlığa zararlı gıda üreten firmalar teşhir edilecek”. Siz geçen gün söylemiştiniz Hocam bu sağlığa zararlı etlerin hangi şirketlerde ve firmalarda olduğunu ve bunların isimlerini açıklanmasını. Bugünde haber var. “Sağlığa zararlı gıda üretim firmaları teşhir edilecek. Gıda sektöründe yaşanan sıkıntıların ardından Tarım Bakanlığı radikal önlemler almaya hazırlanıyor. “13 Aralık’tan sonra bu firmaların ismini açıklanacak”, diyor.
ADNAN OKTAR:13 Aralık’a kadar insanlar o etleri yiyecekler. Biraz daha hızlansa Tarım Bakanı Mehdi Eker Bey’den istirham ediyoruz, değil mi? Mehdi Eker değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet. Mehdi Eker.
ADNAN OKTAR: Çok iyi bir insan inşaAllah. Gereken tedbirin alınacağına inanıyoruz inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Sizin söyledikleriniz çok etkili oluyor Hocam maşaAllah. Konuşmalarınız.
ADNAN OKTAR: Ama onun bu gecikme olmaması gerekiyor. 13 Aralık. Yıldırım hızıyla olması gerekir. Saat hesabıyla hatta olması gerekir çünkü insanlar tedirgin oluyorlar. Hangi eti alacağını ne yapacağını bilemez ki.
OKTAR BABUNA: Evet. Ağır hastalıklar. Salmonella ve listeria diye iki ağır bakteri.
ADNAN OKTAR: Tabii. Şimdi adam mesela salam yiyecek yiyemez. Sosis yiyecek yiyemez. Başka bir şey alacak yiyemez, çekinir. Veya hastalanan olabilir böyle şeyler gecikmeye gelmez. Bakanımız da zaten takdir ediyorlar ama gerçeği bu inşaAllah.
OKTAR BABUNA: MİT Kontrterör Dairesieski başkanı Mehmet Eymür’ün bir açıklaması var Hocam. “İş Öcalan’ı affa doğru gidiyor” “Mit Kontrterör Dairesi eski başkanı Mehmet Eymür’ün, PKK ve Kürt sorununda geline noktayı NTV’de değerlendirdi” diyor. 19 Eylül’de ki güvenlik zirvesiyle başlayan yurtdışı ve yurtiçi pek çok kritik teması sürdüren... Özetle iş Öcalan’a affa doğru gidiyor, demiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne demek o yani. Ne anlıyorsun?
OKTAR BABUNA: “Canlı getirmekte ki amaç,şimdikine benzer bir yöntemle yararlanmak ve ilişkileri ortaya çıkarmak ve kimden yardım aldığını kanıtlama ve adalete teslim etmek düşüncesindeydik”
ADNAN OKTAR: Evet. Ama hükümetin böyle bir ifadesi olmadı nerden acaba böyle bir kanaate vardılar.
OKTAR BABUNA: Evet. “Öcalan’ın af kapsamında olması Türkiye tarafından kabullenebilir mi. Ben oraya varacağını düşünüyorum ve iş oraya doğru varacak görünüyor” demiş. Kendi kanaati olarak söylüyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdiAbdullah Öcalan’ı affetmek, hapsetmek veyahut orada askeri müdahale yapmak, polisiye önlemler almak hiçbir şekilde süreci değiştirmez.Her halükarda komünist, marksist ideoloji tırmanır.Marksist, Leninist düşünce tırmanır. Çözüm ilmidir bilimseldir.Adamı affedersen PKK kudurur, adamı cumhurbaşkanı yapacağız diye ortaya çıkarlar,değil mi? Farz edelim. Bölünmeyle de istekleri bitecek gibi değil. Çünkü “Biz komünist milletiz devrim ihraç ediyoruz” diyor. “Diğer yerleri de komünist yapmak istiyoruz” diyor. “Diğer yerleri de kan revan içinde bırakmak istiyoruz” diyor. Onun için burada bilimsel mücadeleden kaçınmak en büyük hatalardan bir tanesi olur. Çünkü eninde sonunda karşılaşılacak bir gerçektir, bilimsel mücadele, ilmi mücadele. Eninde sonunda. Bundan kaçmanın yolu yok. Erkence baskınca net olarak ilmi karşılık verilmesi gerekiyor, bilimsel. Bundan kaçtığı müddetçe bak adam abuk subuk haberler gönderiyor. Mesela “Bir yıl daha müsaade ediyorum” filan diyor. Sen kimsin de bir yıl daha müsaade edeceksin? Çok acayip üst perdeden işte hadi neyse bir yıl daha bekleyeyim bari filan gibi. Beklesen kaç yazar, beklemesen kaç yazar değil mi? Oturup seninle kim pazarlık yapar. Tabii adamların amacı şu, Öcalan’ı çıkartıp, cumhurbaşkanı yapmak kendilerine, orayı bölüp o toprağı ayırıp Güneydoğuyu ayırıp orada bir komünist devlet kurmak istiyorlar. İran’ı da içine alacak, Suriye’yi de içine alacak, Irak’ı da içine alacak büyük bir komünist devlet kurmak istiyorlar. Amerika da bunu var gücüyle istiyor, Avrupa da bunu çok istiyor. Çünkü Evanjelikler için çok büyük komünist devlet kurması gerekiyor. Kanlı bir sonlar bitmesi için Çünkü Evanjelike sen neden gidip orada adam öldüreceksin? Gerekçe gerekiyor ne diyecek Evanjelik bak; “Fırat Bölgesini Yecüc Mecüc işgal etti” diyor, mesela Bush çıktı dedi ki; “Yecüc Mecüc zuhur etti” diyor. Adam eriyor net söylüyor. Kürtleri kastediyor oradaki kardeşlerimize inen. Güneydoğu Anadolu’ya, tüm bölgeye diyor çünkü Fırat açıkça belirtiyor zaten bölgede söylüyor; “Fırat Havzası” diyor. Orada öncelikle hemen acil Kürt devleti olması ve orada bir komünist diktatörlüğün oluşması gerekiyor. Şimdi bak; “Amerika ne diyecek?” Kardeşim diyecek bakın burada, dev bir terörist ordusu buraya hakim oldu. “Bak Türkiye’yi böldüler” diyecek. “İran’dan da bak toprak koparttılar, Suriye’den de her yerden de koparttılar, şu an kimsenin itirazı var mı?” diyecek Amerika. “Bunlar kaşınıyor mu, kaşınmıyor mu?” diyecek. “Şimdi bizi bir bırakın” diyecek, Birleşmiş Milletlerden karar çıkarttıracak. “Biz bunları hizaya getireceğiz” Ondan sonra işte sel gibi kan akıtma olayı o. Armagedon dediği o. Ondan sonra diğer ülkelere saldırmak, diğer İslam ülkelerine saldırmak. Ortalığı birbirine katmak o planın bir parçası bu. Burada PKK’yı kullanıyorlar şu an. Armagedon gecikti, bunaldılar, acele ediyorlar. Bak mesela adam oturduğu yerden alın kaşıyor, “Bir yıl daha müsaade ediyorum” diyor. Sen kimsin de müsaade edeceksin, ne demek biz müsaade edeceğiz, değil mi? Bir de bunu haber olarak yazmanın alemi ne, muhatap olmanın ne gereği var? Affetme falan, Kürt devletini kurma idealinin, düşüncesinin bir yansıması oluyor. Bakın buna karşı yöntem nedir biliyor musunuz? Bu haberlerle hiç muhatap olmamak da çok önemli bir çözümdür. Sürekli internet kanalıyla adam sanki adamın hakikaten bir gücü varmış gibi. Sanki pazarlık yapmaya hakikaten imkanı varmış gibi. Sanki böyle bir dayatma varmış gibi bir imaj oluşturuyor basında. Çünkü bu bilinç altını etkiliyor. Yazarlar çıkıyor diyor ki mesela, “Türkiye’nin üçe bölündüğünü gördüm, kafamda düşündüm, olabilir manasında fikir jimnastiği yapıyorum” diyor. Sürekli bölünmeden bahsediliyor. İnsanların beyni yavaş yavaş o fikre doğru, acabaya doğru gidebilir. Böyle bir üslup kullanılırsa. Bir kere bu ağzı hiçbir vatanseverin kullanmaması lazım. İşte kafamdan geçti, yok rüyamda gördüm üçe bölündüğünü gördüm, dörde bölündüğünü gördüm, rüyan kendine kalsın kardeşim. Az yiyip yatarsan, kabus görmezsin. Sen niye kabuslarını anlatıyorsun, meraklısı değiliz. Bu bölünme hikayelerini, bunlar falan hiç gündem olmayıp hiç muhatap olmamak çok önemlidir. Bakın çözümün her noktada ilmi mücadele olduğunu Allah bize gösteriyor. İlmi mücadeleden kaçılması inanılır gibi değildir. Bir zaaf göstergesidir. Zaaf gibi görünüyor, değil mi? Silindir gibi ezeceğimiz bir fos düşünceyi, boş düşünceyi sanki hakikaten kaale alınacak bir düşünceymiş de ondan kaçınılıyormuş gibi bir görünüm oluyor. Bırakın ezelim, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin bir açıklaması var Hocam. “Mavi Marmara’dakiler şehit değil”, diye bir haber yapmışlar. Özetle, “Daha önce bu yönde bir açıklaması vardı ama onu teyit etti” diyor şimdi. Fethullah Gülen “Bunun şehitlik bile sayılamayacağını bile bile ölüme gitmek olduğunu söyledi” diyor. “Mavi Marmara gemisine binenler için”
ADNAN OKTAR:Fethullah Hocamız çok değer verdiğimiz, çok sevgi duyduğumuz, Allah’a kendini teslim etmiş, tertemiz bir büyüğümüzdür. Fakat böyle bir söz şehit ailelerini çok rencide eder. Çünkü o insanlar o gemiye binerken, gelsin bu adamlar bizi vursunlar diye gemiye binmediler ki. Akıllarının ucundan geçmiyordu öyle bir şey, onlar iyi niyetle sevecenlikle ortaya çıktılar, ani gelişen bir durum ve Allah rızası için gidiyorlardı. Hakikaten yardımcı olmak hamiyet-i İslamiyelerinden orada onun hiçbir çıkarı yok ki. Ona para da vermeyecekler, ev de vermeyecekler, araba da vermeyecekler hiçbir çıkarı yok. Hayatlarını tehlikeye atarak Allah rızası için Müslümanlara yardımcı olalım, Filistinli kardeşlerimize yardımcı olalım, çocuklara, annelere yardımcı olalım, onların o mağduriyetini giderelim diye gibisinden tamamıyla iyi niyetli, İsrail’in de o konuda hoşgörü göstereceğini düşünerek hayır gözüyle, tebliğ gözüyle ortaya çıkmış o yönde niyet etmiş tertemiz temiz kardeşlerimizdir. Dolayısıyla şehit olmuşlardır. Allah için yola çıkan bir insan, Allah için gayret ederken, eğer herhangi bir şekilde öldürülmeye, bedenine hayatına son verilirse bunun adına şehitlik denir. Şehittirler. Aileleri açısından da bu konuyu açıklıyorum. Gönülleri müsterih olsun. Fethullah Hocamız da bunu demek istiyordur, benim dediğimle aynı mutabıktır izahı. Fakat bazen anlatılanı tam nakletmiyorlar, yarım naklediliyor, anlam tamamen bozuluyor. Benim bu görüş ve anlatımım dışında Fethullah Hocam bir şey söylemez, bu üslubunu söylemez aktarım yanlışlığı vardır. İkinci kere sorun mutlaka bu çizgide olduğunu göreceksiniz. Çünkü giden çocuklardan birisini tanıyorum ben.Hatta çocuğun ismini Harun Yahya koydu. O kadar çok sever beni. Mazlum bir kardeşimiz. Psikopat gözü dönmüş bir insan değil. Allah’tan korkan mazlum bir insan, gideyim kan aksın olay çıkarayım diye gitmedi ki o. Tamamen candan heyecandan işte herkes var bütün Avrupalılar var yabancılar var bize bir şey yapmazlar diye düşündü çünkü kadınlar var çok fazla yabancı var, değil mi? İnsanın aklının ucundan geçmez o kadar insan varken böyle bir olay olacağı. Tahmin edemez. Topluca hep birlikte gideriz mutlu bir son olur. Orada yiyecek içecek dağıtırız insanlar sevinirler. O ambargo da kırılmış olur gibi iyi niyetle düşünmüş olabilir yani safiyane temiz bir düşünceyle hareket ettikleri çok açık aşikar. Aniden olayların geliştiği oradan anlaşılıyor.
SUNUCU: Tekrar iyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz yayınımıza teknik bir arızadan dolayı ara vermek zorunda kaldık tekrar sizlerleyiz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne diyorduk Fethullah Hocam’dan bahsediyorduk. Oradaki kardeşlerimiz aslanlar gibi şehit oldular. Ama bu tip olaylarda tabii mutlaka tedbirli olmak lazım ben kardeşlerimiz oraya gitmeden önce söyledim. Mutlaka önceden İsrail Devleti’ne önceden haber verilsin dedim. Onlar gemiye davet edilsin, nezaketli bir üslupla arama yapsınlar hep beraber gitsin dağıtsınlar dedim.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam bu şekilde söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR: Bu şekilde olsa çok güzel olurdu ama kaderde öyleymiş Allah’ın takdiri oymuş ama oradaki kardeşlerimiz şehit olmadı diyemeyiz. Çünkü Allah için samimi hareket etmişlerdi. Tecrübeleri de yok ilk defa karşılaştıkları bir şey. Yani I. Dünya harbinden itibaren ilk defa olan bir olaydır yabancı bir devlet. İlk defa askeri bir saldırıda bulunmuştur. Hiç olmamıştır. Tahmin tahayyül etmeyecekleri bir şey olduğuna göre kasten yapılmadığı açık belli çocuklar var kadınlar var topluca bütün Avrupalılarla birlikte gidiliyor. Basın var, değil mi? Dolayısıyla psikopatça kasten olay çıkartmak kan dökülsün diye gitmedikleri belli. Dolayısıyla o kardeşlerimizin gönlü müsterih olsun ve Fethullah Hocamız da o anlamda dememiştir. Bakın dikkatlice sorsunlar bu dediğim anlamda bu paralelde konuştuğunu anlayacaklardır. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Numan Kurtulmuş’un bir açıklaması var Hocam. “ Kimsenin oturduğu yerden siyaseti belirleme hakkı yok” demiş.
ADNAN OKTAR: Ayakta mı siyaset olunacak. O zaman ayağa kalkacak demek ki oradan siyaseti anlatacak. Ne mahsuru varmış oturmanın? Numan Kurtulmuş Hocam hep ayakta mı konuşuyor yani. Evet başka ne var?
OKTAR BABUNA: Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün bir açıklama yapmıştı DGM’leri kaldırdık, askeri üyeleri çıkardık, özel yetkili mahkemeye dönüştürdük ama sadece üniformalar çıktı bir değişiklik olmadı tarzında bir açıklama yapmış ve masumiyet karinesine yeterli özen gösterilmediğini belirtmiş, yargılama sisteminde köklü bir düzenleme yapılması gerektiğini işaret etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yargıda felaket durumlar var dedik. Aylardan beri söylüyoruz yıllardan beri söylüyoruz. Ve özellikle iddia edilen Ergenekon Örgütü yargı içerisinde muazzam bir yapılanma oluşturarak akıl almaz olaylara, akıl almaz facialara, akıl almaz sıkıntılara sebep oluyor. Ve oldu ve olabilir de. Ve yargıda da birçok açmazlar var birçok yanlış uygulamalar var bunların hepsinin düzenlenmesi gerekiyor. Biz referandum da oyu onun için verdik zaten bu düzenlemeler yapılsın diye oy verdik. Sadece süratlenmesini istirham ediyoruz. Bak Cumhurbaşkanımız da demek ki süratlenmesini istiyor biz de süratlenmesini istiyoruz. Ama bakın kaç yıldan beri söylüyorum ben bunu. Yargıdaki sistem bozukluğunu, yargıdaki eksiklikleri aksaklıkları defalarca sizler de arkadaşlar da gazete ilanları vererek sürmanşet tam sayfa gazete ilanları vererek aylarca anlattılar, aylarca. Ve kaç yıldan beri anlatılıyor bu, inşaAllah. İstirhamımız bir an önce pratiğe geçirilmesi ve hemen uygulanıp neticelerin hemen alınmaya başlanması gecikmemesi, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Mehmet Ali Birand bu gün bir yazı yazmış Hocam. “ Başbakan geçtiğimiz günlerde Öcalan sanıldığı kadar etkin bir kişilik değildir, gelişmeleri birebir takip edemez demişti” diyor. Ona cevap olarak yazmış diyor ki; ve bölücü başını Kürt halkı için hala çok önemli olduğunu, bölücü örgütün ona karşı çıkamayacağını söylemiş. Mehmet Ali Birand’da şöyle demiş; “Ben daha da ileri gidip PKK’nın en son tahlilde Öcalan’ın isteğine karşı çıkabileceğine ve halkı da peşinden sürükleyebileceğine inanmıyorum. İşte bu açılardan dolayı da Başbakanın bu değerlendirmeyi taktik nedenlerle yapmış olabileceğini ve Öcalan’ın Türk Devleti’nin elindeki en etkili ve gizli silah olduğunu olduğuna inanıyorum” demiş.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsun?
OKTAR BABUNA: Yani ona özel bir önem atfetmiş “Türk Devleti’nin elindeki en önemli silah” diyor “Öcalan için”
ADNAN OKTAR: En etkili silah, bilimdir. Bilimsel açıklamalardır, bilimsel mücadeledir. Abdullah Öcalan uzun süreden beri hapiste. Sel gibi Mehmetçik kanı akıyor. Abdullah Öcalan’ın hapiste olması hiçbir şey değiştirmez yani adamlar daha özgürler daha da rahat hareket ediyorlar belki de. Öcalan daha tedirgin yaşıyordu, daha rahat yaşıyor. Oradan oraya gidiyordu oradan oraya gidiyordu. Tedirgin, rahatsız yaşıyordu şu an rahat güvenli bir ortamda yaşıyor. Dolayısıyla Abdullah Öcalan’ın etkisi sıfırdır hiçbir etkisi yoktur. Asıl etki bilimsel mücadeledir. Bilimsel felsefi akılcı mücadeledir. İlmi delillere dayalı modern bilimin delilleriyle Darwinizm’in materyalizmin tamamen çürütülmeli iman hakikatlerinin anlatılması. Güneydoğu’da imansız bir nesil yetiştirildi. Hepsini tenzih ederim bir kısmını o tarz yetiştirdiler ve onları çok rahat PKK’lı yaptılar komünist yaptılar ve halen de yapmaya devam ediyorlar ve eğitim veriyorlar. Dünyanın her tarafında bilinir Hitler’in gençleri şunları bunları kara gömleklileri, kahverengi gömlekleri, faşistleri nasıl eğittiler? Eğitimle yaptılar adamları faşist yaptılar. Halim selim aklı başında insanları eğittiğinde faşist oluyor adamlar. Gözü dönmüş faşist oldular. Franko taraftarları vardı İspanya’da adam eğitti hepsi faşist oldu. Doğu Almanya azılı komünistler yetiştirmişti zamanında. Eğitimle elde etti değil mi? Mao ve taraftarları eğitimle komünist yaptılar Kızıl Ordu’yu. Dolayısıyla eğitimin etkisinin net olduğu ve açık olduğu ortada. İkinci bir ihtimal var mı?
OKTAR BABUNA:Yok inşaAllah. Emin Çölaşan bir yazı yazmış Hocam. “Kemal Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup” şeklinde. Seçim sürecinde yaptığı gaflardan bahsetmiş Kılıçdaroğlu’nun, Emin Çölaşan. Genel af talebini eleştirmiş. Sonra türban olayının çözülmesi konusunu gündeme almasını eleştirmiş. Bu konu gündemde bile değilken gündeme getirildiği için eleştirmiş. Kılıçdaroğlu’nun seçimlerden önce anayasayı değiştirmek istemesini de eleştirmiş. AK Parti ile ortak harekette olmasını da eleştirmiş. “Size ve partinize destek veren milyonlarca insanımız acaba size türban sorunu ille de çözülsün diye mi baskı yapıyordu. Elbette ki hayır, o halde hangi nedenle bu konuyu durup dururken kaşıyıp toplumun önüne getirdiniz? Şimdi bu koz eline sizin tarafınızdan verildikten sonra Tayyip doğal olarak bastırıyor. Gel bakalım Sayın Kılıçdaroğlu madem sen istedin,bu konuyu görüşmeye başlayalım. Ne diyeceksiniz, ne yapacaksınız? Bu dipsiz kuyuya atlayacak mısınız? Size buradan gönderdiğim açık mektubun sadece benim değil size Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine ve laik cumhuriyet rejimine gönül vermiş milyonlarca insanımızın da duygularını yansıttığını inanıyorum” diyor.
ADNAN OKTAR:Burada anlatmak istediğin nedir senin?
OKTAR BABUNA:Recep Tayyip Bey’in bu olaya girmesini eleştirmiş. Anayasa’da gel değişiklik yapalım birlikte, ortak hareket ediyorlar diye. “Bunu yapmayın” diyor. Atatürk’ün bıraktığı laik Cumhuriyet’e aykırı bir şey gibi söylemiş. “Milyonlarca insanımızın duygularını yansıtıyorum ben” diyor, kendince.
ADNAN OKTAR:Recep Tayyip Erdoğan hakkında öyle söylemiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’na söylüyor anladığım kadarı ile. Değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili.
ADNAN OKTAR:Benimle alakası nedir konunun? Mecbur anlatacağız. İnşaAllah. Bir kere Kemal Kılıçdaroğlu bu konuda samimi, Tayyip Erdoğan da Başbakanımız da samimi. Bir kere ben kıyafet konusunda baskıyı çok yanlış buluyorum. Kesinlikle gençlerin, insanların kendi kanaatine bırakmak lazım. Tam demokrasi, tam özgürlük ortamı olması lazım. Çok sevgi dolu, başı açıklara karşı da derin bir saygı ve sevgi. Mesela başı açık, canım gibi seviyorum ben onları. Efendim başı kapalı hanım kızlarımız da var, kardeşlerimiz var. Onları da ben canım gibi seviyorum aynıdır, birebirdir. İnşaAllah. Yani bunu böyle bir sanki ayrım konusuymuş gibi yapmak çok tehlikeli olur böyle bir üslup geliştirmek çok tehlikeli olur. Değil mi? Mesela birisi ister ceket giyer birisi ister gömlekle gezer ya adam şimdi siyah ceket giydi diye ayrı bir konu olması yok bilmem ne falan değil mi? Bunlar olmaz. En güzel şey özgürlüktür. Özgür, karışmayacaksın, samimi insanlar sevgiyi, samimiyeti, bilimi, aklı, sanatı yaşayacaktır. İnşaAllah. İsteyen istediği fikri açıkça savunacak. Ama kimse kimseye zarar vermeyecek, konu bu. Baskı oldu mu akıl gider. İnsan zaten zayıf yaratılmıştır. Sinirlerini bozarsın, aklını bozarsın, hafızasını bozarsın, sanat gücünü bozarsın, samimiyetini bozarsın adamı münafık hale getirirsin hasta hale getirirsin. Aman ha aman, baskı olmaz. Baskı kalkacak yani Türkiye’de biz baskı istemiyoruz. İsteyen istediği gibi özgür olsun. İnşaAllah. Evet şimdi Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu konuyla ilgili olarak da zaten mesela bu öğretilirken her konunun öğretilmesini de savunuyorsunuz Hocam siz yalnız Darwinizm’de aynı zamanda anlatılması, bütün dinlerin anlatılması, İslamiyet’in. Ama gerçeğinin de bilimsel gerçeklerin anlatılması, Komünizm de hatta anlatılsın diyorsunuz.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ben gençlerle konuşuyorum. komünizmi bilen parmakla sayılır. Faşizmi bilen parmakla sayılır çok az insan biliyor...
Ara mı vermek istiyorsunuz? Tamam güzel.
SUNUCU 1:HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Efendim ne diyor Sayın Ayhan kardeşimiz bir yazı yazmış ”Selamun aleyküm Hocam Allah sizden razı olsun. Ben sizden arkadaşlara bahsediyorum. Hocam Allah biliyor ki ben size hüsn-ü zan ediyorum” diyor. Haa diyor ki “şu kan kampanyasını Hocam biraz açıklar mısınız?” diyor. Ayhan kardeşimiz Almanya’dan. Onu anlattık ama kısaca... Bakın havaalanına giden kardeşlerimiz bilirler. Hepsi parmak izi veriyor değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Parmak izi verdiğinde senin ta kırk nesil öncene kadar bütün genetik özelliklerini oraya geçmiş olur. Dolayısıyla bunun için kana, irine şuna buna hiçbir şeye ihtiyaç yoktur inşaAllah. Şimdi kan mesela Türk kanı, kan deyince insanlarda tabii bayrak akla geliyor, yahut işte kanın kutsal olduğu düşüncesi meydana geliyor. Halbuki burada kan, insanın burnu da kanayabilir. Eli de kanayabilir. Parmak izindeki genetik kod zaten yeterli oluyor. Değil mi? Vücudundan çıkan herhangi bir parça bir şey. Buradan genetik kodu almak mümkün. Ama kan daha kolay olduğu için kan alıyorlar konu bu. Bu yapılan kampanya kan kampanyasını devlet yaptı. Ya tamamı devletin memurlarının yaptığı bir kampanyadır. Oktar’ın burada hiçbir etkisi yok. Yani teşvik etti, anlattı o ayrı. Ama bak bütün resmi evraklara gösterttik. Tamamı resmidir ve Oktar adına açılan davada da devletin mensupları yargılandılar. Yani valiler, efendim Mesut Yılmaz, hanımı falan, bu tip insanlar yargılandılar. Ve hepsi takipsizlik aldı. Dolayısıyla Oktar’ın olayın içerisine çekilmeye çalışılması acayip bir hareket. Oktar’ın yaptığı şu, bu kampanya sayesinde binlerce çocuk, anne, genç kız kurtuldular. Kimi böbrek bulabildi, kimi efendim karaciğer bulabildi, kimi ilik buldu ve böylece kurtuldular. Bu kampanyanın engellenmesi sonucunda da binlerce insanımız vefat etti. Engelleyenler, engelleyenler bak binlerce insanın vefat etmesine de sebep olmuş oldular. Sen hayra sebep oldun.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onlar da Allah Katında onun hesabını verecekler bu yaptıklarının. Sen binlerce insanın hayata dönmesine vesile olduğun için onun sevabını aldın. Onlar da binlerce insanın vefatına sebep oldukları için onun hesabını Allah Katında verecekler. Dolayısıyla Devlet’in yaptığı bir kampanyaya oturup işte Türk kanını, Türk genetik kodunu yurtdışına gönderiyorlar gibi böyle garip ithamlarda bulunmak çok ayıptır. Çünkü devletin polisi götürdü. Polis eskortuyla götürdüler. Devletin hava alanıyla Devlet’in uçakları resmi olarak alıp götürdü. Mesut Yılmaz bu işin içindeydi, generaller bu işin içindeydi, Emniyet Müdürleri bu işin içindeydi.
OKTAR BABUNA:Süleyman Demirel.
ADNAN OKTAR:Süleyman Demirel bu işin içindeydi. Devletin, Ecevit bu işin içindeydi. Tamamı Devlet’in organize ettirdiği çalışmaydı. Evrakları, belgeleri hepsi burada yani hayır diyenler söylesinler ben gösterteyim. Ekranda gösterteyim. Ayrıca kanın da hiçbir özelliği yoktur. Kan iltihaptan da anlaşılır. Bir insanın iltihabından da anlaşılır veya kanı özel görüyorlarsa bir insandan alınacak bir iltihapta da aynı özellikler vardır. Hiç fark etmez.
OKTAR BABUNA:Hatta bir de şey demiştiniz berberdeki.
ADNAN OKTAR:Berberdeki saçı hatta parmağını herhangi bir yere, mesela şu bardağa dokunduğunda adam bardağı alıp çay içtiğinde kahvehanede. Çay bardağında o genetik kodu kalır. Nereye dokunursa dokunursa dokunsun genetik kodu kalır. Dolayısıyla orda kana ihtiyaç yok. Teknik nedenlerden dolayı kan alınmış oluyor. Adam senin genetik kodunu öğrenecek de sen gidiyorsun zaten havaalanında her gün veriyorsun. Değil mi? Amerika’ya girişinde çıkışında bütün Türkler Almanya’ya giriş çıkışında sürekli genetik kodunu veriyorlar zaten.
OKTAR BABUNA:Milyonlarca insan zaten yaşıyor orada.
ADNAN OKTAR:Tabii. Dolayısıyla bu iddiayı yapanlara ne dediler? Genetik kodlarımızdan bize biyolojik silah yapacaklar. Kardeşim yani şu iş mi? Çok cahilce bir ifade, çok çok cahilce bir ifade. Çok yanlış ya ayıp. Yani çocuklar olsa güler buna. O zaman niye gidip baş parmağını basıyorsun havaalanında? De ben genetik kodumu vermeyeceğim arkadaş. Bana biyolojik silah yaparsın sen de. Bastırıyorsun parmağını ondan sonra söylüyorsun genetik kod tespit edecekler bana silah yapacaklar, diyorsun. Ne fark eder? Sen zaten vermiştin orada genetik kodunu veriyorsun. Berberde niye saçını kestiriyorsun o zaman? Kestirme Almanya’da. Değil mi? Genetik kodun gidiyor, gider. Sana silah yaparlar o zaman. Amerikan’ın böyle bir ihtiyacı mı var kardeşim? Böyle bir şey mi var derdi mi var adamın? Irak’ta adamın genetik kodunu tespit edip mi gidip bombaladılar? Adam uçağa dolduruyor bombasını, yağmur gibi yağdırıyor bu kadar açık. Zaten bomba istemiyor ki adamlar “Biz zevkine adam öldürmek istiyoruz” diyor adamlar yani o zevk yani o çirkin şeytani aldıkları zevkten mahrum olmak istemiyor adam. “Teker teker öldürmek istiyoruz” diyor adam. Var mı o şey “boynundan vuruyoruz” diyor, “kan nasıl akıyor” diyor “ne kadar zevkli oluyor” diyor adam anlatıyor. Genetik kodlarını tespit ederek mi vuruyorlar onları Müslümanları vururken Amerika’lı askerler? Yahut İngiliz askerler yahut Avrupalı askerler. Yani bunlar acz kokan, cehalet kokan ifadelerdir. Buna da inananlar dolu hayrettir ya baya bir insanın inandığı buna halen de inanan da var yani.
SUNUCU 2:Halen devam ediyor.
ADNAN OKTAR:Halen inanıyor adam. Kardeşim sen o zaman kafeye gittiğinde bardağa içtiğinde bardağını al götür bardağını geri götüreceksin. Diyeceksin ki arkadaş benim genetik kodum çıktı sen bana silah yaparsın genetik silah yaparsın. Ben bardağı vermeyeceğim.
SUNUCU 2:Dokunduğumuz yerlerde bile parmak izi var.
ADNA OKTAR:Dokunduğumuz, sandalyede de oturamaz.
SUNUCU 1:Para da ödeyemez.
ADNAN OKTAR:Para tabii para da ödeyemez para verirken parada da var. Bedavacı olacak yani. Ya tamamen cehalet kökenlidir bu. Bilgisi olmayan insanları böyle kandırıp, tahrik ettiler sana karşı olumsuz yönde.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Hakikaten de inananlar da oldular. Bak doğrusunu anlattık şimdi de mahcup oldular. Tabii utanmayı bilenler oluyorlar mahcup. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz daha bilirsiniz Hocam. İnşaAllah o dönemde kampanyayı organize edenler arasında iktidarda olan ANAP (Anavatan) partisinin başkanı yani hükümet Başbakan yardımcısıydı. Mesut Yılmaz ve Berna Yılmaz da vardı. Dönemin haberleri Hocam. Berna Yılmaz organizasyonda görev alıyor. Öyle ki Almanya’ya gidecek kanlar için özel uçak dahi Sayın Berna Yılmaz tarafından tahsis edildi. Yani uçağı tahsis eden Berna Yılmaz eşi Mesut Yılmaz Başbakan yardımcısı.
ADNAN OKTAR:Devletin Başbakanın uçağını tahsis etti kanı göndermek için inşaAllah. Kan deyince kan geliyor Türk kanı geliyor diyor. Kardeşim parmak izinde gidiyor, saçında gider, iltihapta gider yani bu ne fark eder yani yabancı mesela Amerika’daki uçağa oturuyorlar diyorlar değil mi? “Şu kemerleri bağlayın” diyor. Sen kemeri bağladığın an zaten kemerle genetik kodun geçiyor. Koltuğa oturduğunda elin dokunduğunda genetik kodun geçiyor. Ayrı olarak parmak bastırmasına bile gerek yok yani. Sana ordan biyolojik silah yapacaklar da gelip seni vuracaklarmış.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Bir de bir örnek vereyim mi Hocam? Dönemim gazete haberlerinden siz dediniz ki çok büyük hayra vesile oldu daha başlar başlamaz kampanya Hocam. 19 Mayıs 1999 Çarşamba günü Yeniyüzyıl gazetesinde “Kampanya umut dağıtıyor” şeklinde bir haber yayınlandı. Bağışlanan kanlar sayesinde 2 verici bulunulan İzmit’li 18 yaşındaki lösemi hastası Önder Tüfekçioğlu ilik nakli için İngiltere’ye Bristol Hastanesi’ne gitti. Antalya’lı Erkan Çoban’a ön testler uygulanan 20 vericinin ise durumları araştırılıyor” 2 Nisan 1999 sabah gazetesinde çıkan bir haberde de “ilikte Babuna bereketi” başlığıyla yazılmış. “Prof. Charles’in verdiği bilanço şöyle; lösemili çocuklar vakfında 150 kan kanseri çocuk için uygun ilik bulundu, erişkin yaş gruplarında ise 180 kan kanseri olan hastaya kemik iliği transplantasyonu gerçekleştirildi” diyor Hocam. Daha kampanya başlar başlamaz olan bu.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun. Bak birçok insanın ölümcül hastanın kurtulmasına, hayatlarını kurtarmasına vesile oldun. Bir kısım cahiller de birçok insanın vefat etmesine vesile oldular. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bugün hastalanan bir hasta kan bankasına gidiyor orada ki verilerin tamamına yakını zaten kan kemik iliği kan kampanyasından kalan doku grupları onlar. Bütün hastalar ondan yararlanıyor şu anda Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Ara ara anlatırız. Ama insanların cahilliğinden istifade ederek insanları tahrik etmek olumsuz yönde onları galeyana getirmek, insanlar hakkında kamuoyunda olumsuz imaj geliştirtmeye kalkmak çok ayıp çok ayıp. Hem günah hem ayıp hem de onu yapanı da çok küçük düşürür. Bunlar uyanıklık değil. Bunlar çok sıradan hareketler, çok çirkin hareketler ve tarihe geçiyor bu insanlar. Evet seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bugün Habertürk’te Nihal Bengisu Karaca bir yazı yazmış. “Saadet bitti film yeni başlıyor” başlıklı bir yazı. “Numan Kurtulmuş’un yeni bir kurmasını yeni bir parti kurmasının yanlış olacağını daha ziyade muhalefet amaçlı bir oluşum, siyasi hareket kurmasını tavsiye eden bir yazı yazmış. Bugün aynı mantıkla bir yazıyı Zaman gazetesinden Mehmet Kamış da aynı yönde yazmış Hocam” Numan Kurtulmuş ne yapsın?” başlıklı yazıda şunu söylemiş Zaman gazetesi’nde “Bugün sosyal adaleti, hakkı, hukukun üstünlüğünü, iktidarda dengeli durmayı savunacak, hak adına iktidarın üzerinde Demokrasi'nin kılıcı gibi duracak ve kamu vicdanına oynayacak bir siyasi harekete ihtiyaç var. Numan Bey ya siyasetin rot balansçısı olacak ya da başbakan. Arada bir yerde durmak onu karşılamaz” demiş.
ADNAN OKTAR:Rot balansçısı ne demek?
OKTAR BABUNA: Denge verecek. Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Sayın Kamış mı söylüyor bunu?
OKTAR BABUNA:Mehmet Kamış söylüyor.
ADNAN OKTAR:Sen bana tam anlat şu Mehmet Kamış’ın anlattıklarını bakalım.
OKTAR BABUNA:“Bu Numan Kurtulmuş’un ayrılıp ayrı bir hareket olması iktidarda dengeli durmayı savunacak” diyor. “İktidarın üzerinde yani demokrasi’nin kılıcı gibi duracak yani muhalefet olacak güçlü bir muhalefet olacak bir şey olması gerekir” diyor. “Ya diyor denge unsuru olacak diyor bu şekilde bir hareketle diyor yada başbakan olacak” diyor “ortası olmaz” diyor.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Peki bu Mehmet Kamış Numan Kurtulmuş Beyefendi ile hiç görüşmüş mü hiç?
OKTAR BABUNA:Bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani bunlar kafalarında ne kadar büyütmüşler. Neler geliştiriyorlar böyle. Yani ne sistemler, ne teknikler, ne yöntemler, başbakan yaptılar. Genel olarak biraz daha olayı zorlarsak bunlar dünyanın da başına geçirecekler böyle yani. Bakın ben Mehmet Kamış’a şunu tavsiye ederim. Gitsin Numan Kurtulmuş’la bir yarım saat bir saat konuşsun, kapasitesine bir baksın. Ondan sonra karar versin. Onun dışında böyle süpermenler meydana getirmenin pek alemi yok. Değil mi? Kendi kendine rambo meydana getiriyor. Yok şöyle yapacak, yok böyle yapacak falan. Ben gözüyle gördüğüne, kulağıyla işittiğine inanmasını tavsiye ederim Mehmet Kamış’a. Kardeşim Bıyık çıktı ortaya ooo dedi “süpermen ortaya çıktı” diyor, efendim Aydın dede çıktı süpermeniniz hayırlı olsun, yer yerinden oynuyor Saadet’in başına işte yeni bir güneş doğuyor falan. Efendim diğer ekip. Say onları sen ezberden iyi biliyorsun hepsini.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Oktay Ekşi, E. Ö., Ruşen Çakır, Mehmet Yılmaz, Ahmet Hakan.
ADNAN OKTAR:Başka kim vardı yine vardı öyle akıldaneler? Annem, ninemiz.
OKTAR BABUNA:Nazlı Ilıcak.
ADNAN OKTAR:Nazlı Ninem.
OKTAR BABUNA:Nazlı Nine.
ADNAN OKTAR:Nazlı Nine de. O da böyle babaanne olarak kenardan alkışlıyor olayı.
OKTAR BABUNA: Evet Taha Akyol.
ADNAN OKTAR:Taha Akyol evet. Kardeşim bak ekibe bak, olayı anla. Bizim milleti tanımamaları ben inanamıyorum.
OKTAR BABUNA:Fatih Altaylı var bir de Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bak ben bu arkadaşlara tavsiyem şöyle; bizim milletimizi iyi tanısınlar. Bizim milletimiz nasıl biliyor musun? Şefkatliler, merhametliler, çok efendiler, saygıdan sevgiden çok zevk alıyorlar, misafirperverdirler, mazlum mütevazi insanlardır, Anadolu ruhu vardır. Kuran okunur hoşlarına gider. Peygamberimiz (s.a.v.)’den bahsedersin tüyleri diken diken olur. Sadedirler böyle sevecendirler, misafir gelir böyle ayağa kalkarlar unutmaz bir hani derler ya kahve içer kırk yıl unutmaz öyle insanlar. Biz bu tip mantığa alışık değiliz yani. Yani benim milletim böyle şeye alışık değil biz alışamayız böyle bir şeye. Yani istemiyoruz, rahatsız oluyoruz böyle yani E. Ö. mantığı falan biz böyle insanlarla... Taha Akyol yahut ninemiz, ben onlardaki ruhu çok açık görüyorum, bunu görmüyorsa bir insan, ben ona şaşarım. Erbakan Hocamız çile insanı, dava adamıdır. Acıların içerisinde, çilenin içerisinde pişti ve tam gerçek bir liderdir, doğal bir liderdir. Böyle tavada pişmiş fasulye havasında lider değildir. Böyle kovboy fasulyeler oluyor ya, filmlerde oluyor karıştırıyorlar tavada falan böyle, yerler falan. Yani gerçek liderdir. Erbakan Hocamız’ın zihniyetinden rahatsız olmalarının nedeni Türk-İslam Birliği’ni istemesidir, İttihadı-ı İslam istemesidir, konu bu. Mehmet Kamış farkında olmadan bu ekibin içine girmiş, bence bir adım geriye atsın. Ne alaka o ekiple, sen Zaman gazetesindesin, Fethullah Hocam’ı sevdiğin anlaşılıyor, ne alaka yani o ekibin içerisine girersin? O mazlum, tertemiz Erbakan Hocamız’a karşı bu seslerin, bu uzaktan gelen seslerin ne anlama geldiğini anlamıyor musun sen? Bu rüzgarın nereden, bu üfürümün nereden geldiğini anlamıyor musun sen? Yalnız tabii bu, Saadet Partisi’ne de tecrübe olsun, inşaAllah onların şevkini, gayretini daha da arttırsın, Erbakan Hocamız’ın kıymetini, evlad-ı iyalinin değerini çok daha iyi bilsinler. Çünkü evlad-ı iyaline karşı da bir reaksiyon var, toptan bir reaksiyon meydana gelmiş durumda. Kardeşim, Erbakan Hocamız, başbakan oldu değil mi? Allah onu başbakan yaptı, biraz daha dursa daha da güzel şeyler olacaktı. 28 Şubat, niye rahatsız oldu Erbakan Hocamdan? Meşhur babaanne dahil bu ekip ki bunların hepsi tek ekiptir, babaanne ayrı gibi görünüyor ama aynıdır, hepsi aynıdır, niye rahatsız oluyorsunuz? Bak, 28 Şubat rahatsız oluyor, bunlar da rahatsız oluyor. Biz de çok seviyoruz, inşaAllah, saygı duyuyoruz, inşaAllah. Rahmetli Alparslan Türkeş’e karşı da aynı kafa vardı zamanında bu zevatta. Böyle bir şey olmaz, bu millet manevi derinliğini, o milli çizgisini, o candan güzel sıcak anadolu ruhunu buram buram yaşayacak o, dünyaya da öğretecek, inşaAllah. Bir de bakın şimdi, bunların hepsi mahcup olacaklar. Numan Kurtulmuş Beyefendi’yi bunlar, böyle süpermen gibi görmekten vazgeçsinler, biraz komik oluyorlar, biraz değil bayağı komik oluyorlar. Şimdi burada yapılacak olan şudur, genel olarak bir insan, eğer doğal liderse, tabi liderse ve onunda çok güzel bir yolu varsa, gösterdiği bir yol varsa buna sonuna kadar saygı duymak, sonuna kadar koruyup kollamak boynumuzun borcudur. Şeyh Nazım Hocam’a da laf söyletmem, Alparslan Türkeş’e de laf söyletmem, Erbakan Hocam’a da laf söyletmem, söyletmem oğlu söyletmem.
Ama Mehmet Kamış Hocamız aslında iyi bir insandır bak onu açıkça söyleyeyim, hakikaten dürüst bir insandır, iyi bir insandır, sevdiğimiz bir insan, onu ayırıyorum. Onun için ben ona biraz şaşırdım, herhalde ya anlatmak istediğini tam beyan edememiş de olabilir, bilmiyorum ama hakikaten dürüst bir insan, iyi bir insandır. O konuda gönlüm müsterih, biliyorum yani tanıyorum kendisini.
OKTAR BABUNA:Bu geçtiğimiz günlerdeki haberi sormuştunuz Hocam, “Savaş, seksten çok daha güzel” diye, nasıl katliam yaptıklarını ballandırarak anlatan askerler.
ADNAN OKTAR:Oku, anlat.
OKTAR BABUNA:Sadece ilgi bölümü mü okuyayım Hocam?
ADNAN OKTAR:Baştan sona anlat da bu psikopatların, bu çakalların ne olduğu iyi anlaşılsın.
OKTAR BABUNA:Afganistan’da görevli Norveçli askerlerin, Norveç’te yayınlanan erkek dergisi “Alpha”ya verdikleri röportajda, “savaş seksten daha güzel” sözleri ülkede tartışma yarattı. 1 Ocak’ta yayınlanacak sayısı için geçtiğimiz Ağustos ayında, cepheye giderek askerlerle birebir röportaj yapan Alpha dergisi, askerlere savaşın onlara ne hissettirdiğini sordu.
Bunun üzerine askerlerden biri, “Sevişmeden 3 ay cephede nasıl durduğumuzu soruyorlar. Belki bu kulağa aptalca gelebilir, ama savaşmak seksten daha güzel” derken, bir başka asker ise, “Düşmanınıza odaklandığınız an çok heyecan verici” Burada nasıl bir zalimlik yaptıklarını anlatıyor. “Düşmanınıza odaklandığınız an çok heyecan verici, özellikle de nişan alıp onu vurduktan sonra o ilk kanın etrafa saçılma anını yavaş çekimde yaşanıyormuş gibi hissediyorsunuz. Şansınız yaver giderse de, bana bu sene olduğu gibi, bir Taliban askerini boynundan vurup ardından sevinç nidaları atıyorsunuz” dedi.
Norveç Savunma Bakanı Grete Faremo, “Eğer askerler gerçekten böyle konuşmuşlarsa burada bir etik sorunu vardır” dedi.
Afganistan'daki orduların işinin orada güvenliği sağlamak olduğunu da sözlerine ekleyen Faremo, zaten ordu kültürü üzerine soruşturma başlattıklarını açıkladı.
ADNAN OKTAR:Bunlar tamamen usulen söylenmiş sözler. Amerikalı askerler on beş- on altı yaşında, on dört -on üç yaşında zaten Darwinist yetiştiriyorlar bunları. İnternette olsun, filmlerde olsun kan dökme, sadistlik ondan sonra vampirlik, korku filmleri, psikopatlık, manyaklık, o tarz filmler seyrederek o dünya içerisinde yaşıyorlar, görüyorsun zaten hazırladıkları filmleri de görüyorsunuz. Şimdi diyorlar ki, “Uçsuz bucaksız bir ülkeye götüreceğiz sizi Afganistan’a. Orada diyorlar istediğin adamı öldürebilirsin arkadaş” diyor, “istediğin gibi, ne hukuk var, ne kanun var, ne devlet var, çek vur” diyor. “Kapalı kadınlar var orada” diyor “yahut açık kadınlar da var, normal hayat var” diyor, “istediğine istediğin gibi tecavüz edersin” diyor, “eğer herhangi bir sorun çıkarsa gelin bize söyleyin” diyor, “hiçbir sorun çıkmaz” diyor” İstediğiniz gibi cinsi sapıklık da yaparsınız, uçsuz bucaksız müsait” diyor, olay bu. Ve şu an gözlerine inanamıyor Amerikalı sapıklar, çoğu, giden askerlerin çoğu sapık. Geçenlerde de onu yayınladılar, gazete de yayınladılar, sapık adamlar. Gidiyor adam, buraya eğlenmeye gidiyor yani onların eğlence yeri orası Afgansitan. Adam heyecanlı, kan tutuyor adamı daha Amerika’dayken, gitmeden kan heyecanı tutuyor adamı. Adama müthiş eğlendirici geliyor. Çünkü açıyor kapıyı, mesela gidiyor, Afgan bir ailenin kapısına, gecenin üçünde, adam zil zurna içiyor şarabı veya viskiyi, kapıyı vuruyor, açıyorlar kapıyı, adam gidiyor oradaki kadınlara tecavüz ediyor, eğer eşi de oradaysa adamı da çekip vuruyor, parmağını da kesiyor yahut kulağını kesiyor, alıp götürüyor. Nereye şikayet edecek biliyor musun onu? Amerikan Merkez Komutanlığı’na şikayet var, serbest. Git de şikayet et bakayım sıkıysa, yapabiliyorsan. Böyle bir olay da yok, değil mi? Biz de diyoruz ki Türk-İslam Birliği’ni oluşturup bu rezaleti durduralım diyoruz. Afganistan’ı, bakın muazzam sapıklık da var yani o rezalet o boyut. Irak da bu şekilde ve birçok İslam ülkesinde garibanların, kardeşlerimizin ağzını açamadıkları yerlerde bu böyle devam ediyor. Ve bunun hak olduğuna inanıyor Amerikalı Evanjelikler, “Zaten bunlar deccal ordusu, bunlar insan değil ki” diyor “bunlar”, kaynaklarını gösterdik, “deccal ordusu, en azını yapıyoruz biz, gayet normal” diyor. Adamlar da anlatıyor, bak adam da ne diyor, etikten tetikten bahsediyor.
OKTAR BABUNA:Etikten bahsediyor, evet.
ADNAN OKTAR:Ahlaksızlık, kepazelik ve rezillik, çok aşağılık bir hareket bu. Şimdi daha da sabaha kadar da sayarım nerenin etiği tetiği, konuşuyorsun. Sanki fakında değilmiş gibi bir de ilk defa duyuyormuş gibi anlatıyor, hepsinin haberi var. Zaten sistem öyle çalışıyor. Adam da ne diyor değil mi, etikten tetikten bahsediyorlar. İttihat-ı İslam’ı istemedin mi, Türk-İslam Birliğini istemedin mi bu sistem devam etsin anlamına gelir. Kaldığı yerden devam etsin anlamına gelir. İttihat-ı İslam’ı istemeyen, Türk-İslam Birliğini istemeyen herkes bunu seyreden herkes sorumludur. Allah Katında sorumludur.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Anlaşıldı mı? Çünkü onların namusu, onların hayat güvenliği bizden sorulur. Türkiye’den insanlar liderlik bekliyorlar. İnşaAllah. Bekleyecek bir dakikamız bile yok, bir saniyemiz bile yok.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Evet. Ne anlatalım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Bir film vardı Hocam. Pakistan’da Müslüman Müslüman’ı şehit ediyor diye. Orda olan bir olayın filmini koymuşlar haber olarak.
ADNAN OKTAR:Bakın şimdi Evanjelikler öyle bir sistem kurmuş ki artık onlar kendileri de öldürmelerine gerek yok Müslümanı Müslüman’a öldürttürüyorlar. Yani yeni kurdukları sistem, adamlar yoruldu adam öldürmekten artık kolları yoruldu adamların. Sakallı adam öldüren de. Bak sakallı olan cübbeli normal Müslüman öbürü de sakallı cübbeli onu ona öldürttürüyor, bağırta bağırta bakıyor ölmüyor gidip kafasına sıkıyor. Emir nerden? Evanjeliklerden. Çünkü deccal ordusu olduğuna inanmışlar. Pakistan’ın yapacağı İttihat-ı İslam’ı desteklemektir. Ağızlarına bile almıyorlar. Zardari mi?
OKTAR BABUNA:Zardari.
ADNAN OKTAR:Göster şu filmi.
VTR: Sorgusuz sualsiz infaz.
ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Şimdi Zardari’ye sor bakayım Türk-İslam Birliği istiyor muymuş? Bak onun kontrolünde bu askerler değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:15-16 yaşındaki çocuklar. Kardeşim farz edelim farz edelim Taliban mensubu olsa. Farz edelim böyle rezalet mi çıkartman gerekiyor? En fazla suç işlediyse en fazla hapis edersin. Burada bu yağcılığa, bu münasebetsizliğe, bu zulme niçin ihtiyaç duyuyorsun, değil mi? Allah’tan kork, bak o çocuklar orda delik deşik ediliyorlar. Müslümanların verdiği parayla Müslüman askerlere Müslümanları vurduruyorlar. Bak öldüğüne kani olmayınca da -ki inşaAllah şehit olmuşlardır- gelip kafasına sıkıyor. Bir de diyorlar ki “Türk-İslam Birliğine ne gerek var ki?” diyorlar. İşte bunun için gerek var. Alemdaroğlu Paşa demin neydi o adam... Kemal Alemdaroğlu. İşte bak bunun için ihtiyaç var Türk-İslam Birliği’ne.
Evet. Zardari de bak keyfi yerinde. Şimdi biz Asıf Ali Zardari. Rica ediyoruz Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmaktan vazgeçsin, Türk-İslam Birliği’ni savunsun, Türkiye’yle ittifak etsin. Allah’tan başka kimseden korkmasın. Öbürü de gitmiş hüngür hüngür ağlıyor çocuk gibi koskoca adam. Ağlayacağına sen Türk-İslam Birliği’ni istesene, İttihat-ı İslam istesene, değil mi? Bir de bunların bir paşası var bu işleri organize eden onu da göster bakayım.
OKTAR BABUNA:Pakistan Genelkurmay Başkanı Tarıq Majid.
ADNAN OKTAR:Evet. Şimdi o da bu konularda söz sahibi bir insan. Pakistan ordusunu Allah’ın ordusu haline getirsin, Hakkın ordusu haline getirsin değil mi? Hukukun ordusu haline getirsin. Sevginin, barışın, kardeşliğin ordusu haline getirsinler bu rezalete son versinler. Sorgusuz sualsiz bak infaz değil mi? El kadar çocuklar bunlar 15-16 yaşında bunlar ne bilir, kim ne derse o tarafa gidiyor onlar, değil mi? Velev ki öyle bile olsa samimi kanatiyle samimi inancıyla öyle olduğunu düşünmüş olabilir, değil mi? Yanlış düşünüyorsa eğitirsin, bilgilendirirsin. Gelip kafasına kurşun mu sıkmak gerekiyor? Yani rezalet diz boyu. Onun için Cübbeli de diyor “Daha 570 sene var” diyor. Nerenin 570 senesi? Öbürü de Osman Ünlü de “1000 yıl var daha” diyor. 1000 yıl daha ezeceklermiş Müslümanları böyle. Cübbeli’ye göre de 570 yıl daha ezeceklermiş. Öbür dede de “5 milyar yıl” diyor. Dedem artık tam dik uçuşta yani o da. Her biri bir alem. Yani Allah akıl fikir versin bunlara. İnşaAllah. Evet Oktar Hocam seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bir izleyicimiz diyor ki Hocam. “Sayın Hocam Allah sizden razı olsun. Sizi her akşam ailecek seyrediyoruz. Yüce Allah sözünüzün etkisini artırsın. Yine Erbakan Hocamız’a saldırının arttığı bugünlerde sözünüzü esirgemeden sahip çıktığınız için bu cesaretinizden dolayı teşekkür ediyoruz. Hayırlı akşamlar” Ramazan
OKTAR BABUNA:Hocamızın kılına dokunamazlar evvelAllah. O Allah’ın arslanıdır Erbakan Hocamız. Dünya iyisidir. Ben anlatınca da millet beni de Saadet Partili zannediyor. Bütün sağı destekliyorum ben. Hatta acayibinize gidecek ama CHP’yi de destekliyorum. Dürüst adamı severim ben. Dürüst insanları severim. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama haksızlığa tahammül edemem ben. Erbakan Hocamın dürüst, tertemiz insan olduğu belli. Şu ana kadar bu arslanlar nerdeydi? Erbakan Hocamızın sağlığı sıhati yerindeyken, ayaktayken, yürürken değil mi? Ortalığı kükretirken nerdeydiniz siz? Para cezası geldi. Sağlığına biraz zarar geldi işte yürüme zorluğu çekiyor. Ondan sonra ama özellikle para cezası efendim. Numan Bey’e de zaten bir haller oldu, ona da bir şeyler oldu. Baktılar o da müsait, birden koro halinde malum ekip ayaklandı. Şimdi burada ben vicdan sahibi bir insan olarak, hamiyet-i İslamiyesi olan bir insan olarak ben duramam ve sürekli yakından takip edeceğim. Asla unutmayacağım, bak asla unutmayacağım bunu görecekler, ama affederim. Yani benim bana kim bir zarar verse de affederim ben. Yani intikamcı değilim. Ama kare kare aklımda kalacak bu Erbakan Hocam’a yaptıkları, bu konuşmalar aklımda kalacak. O hakaretler hep aklımda kalacak. Fatih Altaylı, olmadık söz söylettiler Erbakan Hocamız’a. Bıyığa olmadık laf söylettiler ve birçok insana olmadık laf söylettiler yalnız zannederek. Hocamızın yanında milyarlar var milyarlar. Bir avuç efendim şey, kişi diyelim konuşuyorlar. Ama Erbakan Hocamız’ı sevenleri unuttular, bizde hatırlatıyoruz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Oktar Hocam devam edelim.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Büyük olaylar olmaya devam ediyor Hocam ahir zaman alameti olarak. Endonezya’da peşpeşe 2 büyük deprem meydana gelmiş. Endenozya’nın doğu kıyıları açıklarında önce 6.6 daha sonra ise 7.2 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldi, diye haber var Hocam.
ADNAN OKTAR:Depremlerin sıklaşması ve yoğunlaşması bu asrın harika bir yönüdür. Mehdi (a.s.)’nin çıkış Alametidir bu biliniyor zaten. Peygamberimiz (s.a.v.) belirttiğinde bir şey mutlaka olur ikinci bir şey olmaz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam İnşaAllah. Şeyh Nazım Hocamız’ın Şeyh Abdülkerim El Kıbrısi El Hakkani Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.) gelmeden gerçek birliğin oluşmayacağını anlatıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Söyle, ne söylüyor Hocamız?
OKTAR BABUNA:“Hz. Mehdi (a.s.) gelmeden o gerçek birlik oluşmaz” Aslında filmi de var Hocam okuyayım mı deşifresini?
ADNAN OKTAR:Sen oku.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.) gelmeden o gerçek birlik oluşmaz. Çünkü bugünkü alim ulemada bir şekilde çoğu diyor kendi nefsini önde tutuyor. Benim söylediğim olacak diyor. Senin söylediğin değil karşılıklı bir alışveriş yok. Aynı tarikatın içindekiler bile birbirlerine zıtlaşmışlar artık. Bu da yine ayriyeten güzel bir şeydir. Biz buna bakıyoruz o da işarettir, yaklaşmıştır artık her şey zıtlaşmalar onun içindir. Herkes bir bayrak çekmiş kendi bayrağını öne koşturuyor fakat olmuyor. Bizim yapacağımız iş değil bu Hz. Mehdi (a.s.) yapar. O işi Hz. Mehdi (a.s.) yapar. Hz. Mehdi (a.s.) ne zaman yapar? Hz. Mehdi (a.s.)’de işini Allah-u Ekber deyip de tekbiri aldığı vakit işini yapmaya başlar. İşte bizde ona bağlanacağız başka çaremiz yok. Ya ona bağlanırız ya kopup gideriz deccalin tarafına Allah muhafaza. Biz rahatız. Niye rahatız? Çünkü biz gönülden ona bağlanmışız. Biz ona yetişsek yetişmesek çok fazla bir şey fark etmiyor. Biz gönülden bağlanmışız ona kalben kabul etmişiz” diyor.
ADNAN OKTAR:Hay MaşaAllah. Abdülkerim Hocam öyle mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Söylüyor bunu inşaAllah. Tam künyesi nedir Hocamızın?
OKTAR BABUNA:Şeyh Abdülkerim El Kıbrısi El Hakkani.
ADNAN OKTAR:Hah maşaAllah bayağı da haşmetli bir isim. Ama orda ki o şu Kıbrısi El Hakkani yani Şeyh Nazım Hocamız’ın güzel lakabı eklendiğinde olay daha bir güvenilir hale geliyor. İsim daha bir güvenilir hala geliyor. Bak Hocamız ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s.)’ye tam tabi olacağız diyor. İnşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) ne diyor? “Ben kan akıtmayacağım” diyor. Çünkü Allah’tan emir öyle o emri Allah Peygamber (s.a.v.)’e bildiriyor Cibril’le. Peygamber (s.a.v.) ashabına bildiriyor. Ashabı, Ehl-i sünnet alimlerine bildiriyor. Ehl-i Sünnet alimleri de bize bildiriyor değil mi? Hz. Mehdi (a.s)’de oradan o talimatı almış oluyor. Allah sen kan akıtmayacaksın dedi mi, Hz. Mehdi (a.s.) ben haşa hayır kan akıtacağım diyemez. Allah kan akıtmayacaksın dediği halde ey Hz. Mehdi (a.s.) hadi sen de kan akıt da dersen bu da Allah’a isyan olur, terbiyesizlik olur.
OKTAR BABUNA:Haşa evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Allah’a tam tabi olacağız. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanacağız. Allah bizim kanımızı istemiyor. Allah bizim huzurumuzu, rahatımızı, neşemizi, sevincimizi istiyor. Güzelliğimizi ister Allah bizim. Hocamız da zaten bunu savunan bir insan. Efendim muhterem Hocamız değerli bir insandır. Ama bak mühim bir noktaya yaklaşmış diyor ki “Biz” diyor “kendi aramızda bile birlik olmakta zorlanıyoruz” diyor. Yani mürşitler olarak bile birlikte olmakta zorlanıyoruz çok hayatı bir konudur hakikaten böyledir. Bak Nur talebeleri de kendi aralarında birlik olamıyorlar. Ayrı ayrı gruplara ayrılmışlar. Bu Mehdiyetin mecburiyetini gösteriyor. Her ne olursa olsun, kim olursa olsun en büyük mürşit dahi olsa birliği sağlayamıyor, sağlayamaz. Kimle çözüm? Hz. Mehdi (a.s.)’yle Muhammed Mehdi (a.s.)’yle. İkinci bir yol yok. Allah bunu göstertiyor Hocamız da çok hikmetli olarak bunu söylüyor. Bak diyor “Tüm gayretimize rağmen her ne olursa olsun birleşme olamıyor” diyor. Değil mi? Yapılamıyor. Nur talebelerinde de bu olmuyor, şahs-ı manevi de demek ki çözüm değilmiş. Şahs-ı manevi demek ki lider değilmiş. Demek ki çözüm etten, kemikten olan insan olan Hz. Mehdi (a.s.)’yleymiş. Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri ve onun şahs-ı manevisi inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Damla kan akıtmaz” bu Hz. Mehdi (a.s.)’ye emirdir. Damla kan akıtmayacaksın. İnsanların burnunu kanatmaz. Damla dahi kan akmayacak burnunu asla burnuna çarpma dahi olmayacak. Kan akmayacak. “Uyuyan kişiyi uyandırmaz”, insanları rahatsız etmeyecek insanları özgür bırakacak, insanlara baskı yapmayacak, acı çektirmeyecek değil mi? Yani sopayla değnek ile değil. Şefkatle merhametle. Uyuyan kişiyi uyandırmamak ne demektir? Değil mi? “Denizdeki balıklar bile ondan memnun olacak” diyor, “havadaki kuşlar bile” diyor. Demek ki hayvanlara bile şefkatli merhametli. O zaman kan irin olmaz değil mi? Silahları da kaldıracak diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Kütüb-ü Sitte de geçiyor sahih hadis. Hz. İsa (a.s.) de diyor “Silahların hepsini eritecek yok edecek” diyor. O zaman kanı sen ne ile dökeceksin, değil mi? Gerçi belki vampirlerin kan tutmuş kancıların, kan arazözlerinin içgüdüleri belki olumsuz yönde etkilecek, belki canları yanacak kan bulamadıkları için ama artık buna da katlanacaklar. İnşaAllah. Bu içgüdülerini yanlış içgüdülerini yok edecekler artık. Kan yok bundan sonra, emir Allah’tan. Peygamber (s.a.v.) yoluyla hadisle Hz. Mehdi (a.s.)’ye Allah’ın emridir.
SUNUCU 1:HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. HarunYahya.Org ve HarunYahya.Net adreslerimizden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz indirebilirsiniz. Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00.30’dan itibaren Kaçkar Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Art Uşak Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz.
Allah'ın İsimleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...