SUNUCU 1:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.TV, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Kocaeli TV, Adana Ceyhan CRT TV ve Radyo, Art Uşak TV, Çorum Kanal 19, Uşak Egem TV, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Haberhilal.com, Haberaktuel.com, Selamhaber.com, 8sutun.com’dan canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz. Konuklarım Sayın Dr. Oktar Babuna ve Adnan Oktar; biricik Hocamız.
ADNAN OKTAR:Evet, herkes hoş geldi inşaAllah. Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, emredin Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şöyle bir Battal Gazi gibi olaylara bir bak bakalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Bu haber7.com’u uyarmıştınız Hocam dün. Evrimci, bilime aykırı haberler yapmaması yönünde. Bugün yine bir haber yapmışlar Hocam, evrime yönelik. Böyle almışlar, hiç okumadan yine basmışlar Hocam evrimci haberi. Fosillerimiz de vardı bizim. Gerçek fosil getirmiştik. Gösterelim mi Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Ne diyorlar onlar?
OKTAR BABUNA:“Penguen Fosili” diye başlık atmış ama kuşun tüyünün özelliklerinin, “fosilin penguen evriminin oldukça erken dönemlerine ait olduğuna işaret ettiğini belirtti” diye bir yazı Hocam bu. Halbuki siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, sizin kitaplarınızda var, 150 milyon yıllık hatta 225 milyon yıllık kuş fosilleri var, mükemmel. Penguende de en ufak bir değişiklik yok. Penguenler yine penguen olarak kalmış. Hiçbir ara geçiş formu olmadığını zaten siz defaatle söylemiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, yüzlerce penguen türü vardır. Şu an kalan çok az. Arkadaşların yanlış yorumlamasının sebebi; türü tükenmiş bu penguen türlerine rastladıkça evrimle ilişkilendirilmeleri. Mesela at, atın evrimiyle ilgili böyle iddialar var. Ata benzeyen yüzlerce, binlerce hayvan var. Adamlar onu göz kararıyla bir sıralıyorlar, küçükten büyüğe doğru. Ama hepsi bak, mükemmel, kusursuz hayvanlar. Yani simetrisi mükemmel, altın oranla yaratılmış, bütün vücut organları kusursuz, dengeli yaratılmış varlıklar. Fakat birbirlerinden farklı. Bunların sıralamasından kaynaklanan bir hataya giriyorlar. Şimdi penguenlerde de öyle. Çok fazla penguen türü vardı, zamanla bunların türleri tükendiler. Onlara rastladıkça, “hah” diyorlar, “atasını bulduk.” Bir tane daha buluyorlar, “atasını bulduk,” “dedesini bulduk,” “ebesini bulduk.” Böyle arkaya doğru gidiyor yani. Böyle bir olay yok. Bunların hepsi müstakil hayvanlar, müstakil canlılar. Hepsi bütün hayvanlar. Ara fosil olması için, kaşı bir yana gider, gözü bir yana gider, böyle patoloji gerekir. Patolojik varlıklar olması lazım. Yani parmağın biri bükülmüş, biri upuzun, burnu ensesinde, gözü sekiz tane, değil mi? Kulağı belinde bilmem ne falan böyle varlıklar olması gerekiyor. Ara fosil diye bunlara denir. Bunların hepsi kusursuz, altın oranla yaratılmış. Mükemmel simetriye sahip ayrıca bakın, kusursuz simetri. Eklemler mükemmel, her şeyi mükemmel, tüy yapısı mükemmel. Tüyün yapısından haberi var mı bakayım bu arkadaşların? Bir kere sırf bir tüyün oluşması bile teknik olarak mümkün değil, açıklayamıyor bilim adamları. Mucizedir yani tüyün mikroskobik incelemesinde yapıyı insanlar gördüğünde hayretler içinde kalıyor. Daha protein safhasını açıklayamayan -proteinlerin tesadüfen meydana gelmesinin imkansız olduğu malum, biliniyor- bunu açıklayamayan evrimcilerin söyledikleri bu yalan haberleri Kanal 7’nin yayınlaması, haber7.com’un yayınlaması biraz sağlıklı bir hareket olmuyor. Yani araştırılmış, incelenmiş, bilime dayalı bir hareket olmuyor. Yüzeysel, sathi bir hareket olmuş oluyor. Bu çok yanlış. Dün mü, evvelsi gün mü Aydın Doğan Bey de bunların standını bir ziyaret etmişti. Herhalde orada bir muhabbet oluştu aralarında anladığım kadarıyla. Bir coşku oluştu.
Haber 7 bu haberleri yaptığı için, biz dindar milletimizin, dindar insanlarımızın yanlış yönlenmemeleri için bundan sonra programlarımızda evrime ağırlık verelim. Yani evrime de ağırlık verelim. Delillendirelim, teknik olarak açıklayalım. Çünkü dindar kesimi hedefleyen bir çalışmaya girildiği görülüyor. Bu yanlışlıkla çıkmış bir habere benzemiyor. Çünkü uyardık. Buna rağmen bunun kasıtlı ve planlı olduğu, yani özellikle irade kullanılarak, dikkat kullanılarak yapıldığı ve dindar milletimizin hedeflendiği anlaşılıyor. Ve tabii bir güven de oluştuğu için Kanal 7’ye daha önceden, yani dindarlar da evrimi savunuyor, Müslümanlar da evrimi savunuyor imajı için uygun bir zemin oluşturduklarını görüyoruz. Bunun sebebi evrimcilere karşı ve o tip insanlara karşı içlerinde bir eziklik duymaları. Bilimsel cevap veremedikleri için teslim olmalarından kaynaklanıyor. Halbuki, bilenlere sormuş olsalar böyle bir şey olmaz. Yani genellikle özenmeden, özenme mantığından oluyor. Yani üsluptan, tavırdan bunun görüyoruz. Biz de bunlara akılcı cevaplar verelim inşaAllah. Devam et şimdi, anlat biraz.
OKTAR BABUNA:Siz zaten anlatmıştınız Hocam, inşaAllah; tür içindeki çeşitlenmeleri evrim zannediyorlar veya zannettirmeye çalışıyorlar. Halbuki mesela köpeklerde de var; küçük köpekler var, büyük köpekler var, Sivas kangal var, kanişler var, kurt köpekleri var, danova var. Bunlar zaten var olan genetik bilginin değişik kombinasyonları. Ama hiçbir şekilde yeni genetik bilgi yok, yeni bir tür yok ve bir türden diğer bir türe geçiş yok. Nitekim Hocamızın Yaratılış Atlası’ndaki binlerce fosil ki 300 milyon fosil var Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, bunu kanıtlıyor. Mesela burada gerçek fosil; deniz kestanesi fosili burada görülen, 354 milyon yıllık. Bunun günümüzdeki hali de tıpa tıp aynısı, hemen gösteriyorum onu da. Bu da günümüzdeki hali. En ufak bir değişikliğe uğramamış. 354 milyon yıl boyunca hiçbir şekilde evrimleşmediğini gösterir. İlk çıktığı tarihte ve günümüzdeki hali tıpa tıp aynısı. Bakın bütün dikenleriyle özellikleri tam olarak korunmuş. Milimetrik bile bir değişiklik yok. Hiçbir şekilde evrim geçirmemiş. Allah’ın yarattığını kanıtlıyor.
ADNAN OKTAR:Eğer Kanal 7 dürüstse, samimiyse, bu Haber7.com da eğer dürüst ve samimiyse, bize herhangi tek bir tane evrimcilerin iddia ettiği tek bir ara fosil göstersin, tek bir tane. Yine dürüst ve samimiyseler proteinlerin tesadüfen meydana gelebileceğine dair bize bilimsel herhangi bir açıklama yapsınlar. Ve 350 milyon yaratılışı ispat eden fosilin varlığından bahsetsinler. Eğer samimiyseler bunu anlatmaları lazım. Böyle bu tarz haberler zaten Avrupa’da zaman zaman Avrupa’yı ayakta tutabilmek için, evrimcileri ayakta tutabilmek için, moral yönden onları desteklemek için bu haberler çıkıyor. Fakat Türkiye’deki evrimciler bile bunu yapmazken, yani onlar bile yenildiklerini kabul etmişken, Kanal 7’nin yahut haber7.com mudur nedir, neyse, o internet sitesinin bu tarz haberler yapması dindar milletimize karşı yakışık almayan bir tavırdır. Bu çok acayip bir hareket. Şimdi biz haber7.com deyince, dün de söyledim; orada kim varsa hepsini kastettiğimiz anlaşılıyor olabilir; değil. Orada 2-3 kişi var, bu olayları ayarlayanlar, ben onlara söylüyorum.
OKTAR BABUNA:Bu haber de Hocam, bilgi olarak, Anadolu Ajansı yapmış bu haberi, yaymış. Haber7 de onlardan almış, hemen yayınlamışlar.
ADNAN OKTAR:Anadolu Ajansı resmi ajans. İşte devlet resmi olarak Darwinizmi destekliyor. Kanal 7 de alıyor, yayınlıyor, haber7.com. PKK da oradan alıyor, Marksistler de oradan alıyor, ateist masonlar da oradan alıyorlar, değil mi? Diğer komünist yapılanmalar da oradan alıyor, satanistler de oradan alıyor, faşistler de oradan alıyorlar. Şimdi bu oldu mu?
OKTAR BABUNA:Olmaz inşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR:Gerçek bilimi savunmak varken, akılcı olarak gerçek bilimi savunmak varken, ne gördüyse almaya kalkarsa bir insan… Her gördüğü kovuktan elini içeri sokamaz insan, ne var ne yok hiç kontrol etmeden. Ve sonunda bunlar meydana geliyor işte, evet.
OKTAR BABUNA:Bu da yine meşe yaprağı fosili, 30 milyon yıllık bu fosil. Bakın meşe yaprağının şekline, özelliklerine bakalım. Ekranda gördüğümüz de günümüzdeki hali meşe yaprağının. Bakın, tıpa tıp aynısı, milimetrik olarak fosilin aynısı. 30 milyon yıl boyunca en ufak bir değişikliğe uğramamış, Allah tarafından yaratıldığını kesin olarak kanıtlıyor, hiçbir şekilde evrimleşmediğini. Bir delil daha gösterelim inşaAllah. Bu da ceviz fosili. İki buçuk milyon yıllık. Bakın, normal günümüzdeki tıpa tıp aynısı, hemen anlaşılıyor. İki buçuk milyon yıl boyunca en ufak bir değişikliğe uğramamış. Burada da günümüzdeki halini görüyoruz; tıpa tıp aynısı. Hiçbir şekilde evrimleşmediğini kanıtlıyor. Allah tarafından yaratıldığını ve en ufak bir evrim geçirmediğini; kabuklarıyla, bütün özellikleriyle korunmuş zaten, inşaAllah. Yaratılış Atlası’nda da Hocam binlerce fosil bulabilirler. HarunYahya.org’a girerlerse inşaAllah, YaratilisMuzesi.com sitelerinden binlerce fosilin resimleri var detaylı olarak.
ADNAN OKTAR:Yaratılış Atlası’ndan da göster, oradaki resimlerden de göster.
OKTAR BABUNA:Mürekkep balığı fosili görüyoruz burada. Tam 95 milyon yıllık, bakın 95 milyon yıllık fosil. Günümüzdeki haliyle milimetrik olarak aynısı. 95 milyon yıl boyunca hiçbir şekilde değişikliğe uğramamış. Hiçbir şekilde evrim geçirmediğini kanıtlıyor, evrim olmadığını. Sardalya fosili, yine 95 milyon yıllık fosili görüyoruz burada. Bakın detaylı çekimiyle, daha yakından çekimiyle; bütün kılçıkları, omurgası, yüzgeçleriyle. Bu da günümüzdeki hali, hiçbir değişikliğe uğramamış. Ne kadar yıl boyunca? 95 milyon yıl boyunca. Devam ediyoruz. Mantis ıstakozunu görüyoruz burada. Bakın fosilin detaylı çekimi. 95 milyon yıllık, aynı katmandan. Mantisin günümüzdeki hali, hiçbir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Bütün özellikleriyle; vücut yapısı, ayaklarıyla, kabuk yapısıyla aynısı. Balon balığı, bakın 95 milyon yıllık fosil, aynı katmandan. Günümüzdeki haline bakıyoruz, 95 milyon yıl boyunca hiçbir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Bakın sabun ağacı yaprağı yine, buradaki fosilde gördüğümüz, 95 milyon yıllık. Günümüzdeki haline bakıyoruz, hiçbir değişikliğe uğramamış. Bakın, yaprak şekli, damarlarının yapısı da her şeyi aynı milimetrik olarak, 95 milyon yıl boyunca.
ADNAN OKTAR:Tamam, şimdilik yeter. Yine döneriz, inşaAllah. Evet, seni dinliyoruz Oktar Hocam, başka? Haber7.com, onu getir bakayım buraya. Yorumlara bakayım. İnanıyor mu millet, bakalım. Ne diyor?
OKTAR BABUNA:“Renginin kırmızı, mavi, yeşil, her ne renk ise olması bunun Darwinizm safsatası ile ilişkilendirmek, bana göre saçmalıktan başka bir şey değildir. Sevgiler.”
ADNAN OKTAR:Millet inanmıyor yani.
OKTAR BABUNA:İnanmıyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Haber7.com yazıyor ama millet de cevabını vermiş demek ki. Evet, başka ne diyor?
OKTAR BABUNA:“Bilmiyoruz ama oğullarının dört ayrı ırka dönüştüğünü gayet iyi biliyoruz. Beyaz, sarı, siyah, kırmızı, derili kaplan zamanla kedi olmadı. Kaplan kaplan olarak doğdu, kedi de kedi olarak. Ama Hz. Adem (a.s.) olayında olduğu gibi kaplan ilk yaratılışında belki de şimdiki hem cinsinin 2-3 katı daha büyüktü, zamanla bu hale geldi ama başka bir formasyona değişmedi. Bu penguen haberinde de bana göre anormal hiç bir şey yok” demiş Aldanmış.
ADNAN OKTAR:Ne diyor? Bir daha oku bakayım.
OKTAR BABUNA:Kaplan diyor, Hz. Adem (a.s.) döneminde olduğu gibi 2-3 katı büyüktü, zamanla bu hale geldi. Ama başka bir formasyona değişmedi. Bu penguen haberinde de bana göre anormal hiçbir şey yok. 36 milyon yıl önce yaşamış bir penguenin şimdiki penguenlerden boy olarak iki boy, uzun veya kısa olması, derisinin,” yarım bırakmışlar orada. Yani evrimleşmediğini aslında söylemeye çalışmış ama değişik bir bakış açısıyla bakmış.
ADNAN OKTAR:Hz. Adem (a.s.) devrindeki ne? Kaplan mı diyor? Ne kadarmış büyüklüğü?
OKTAR BABUNA:“İki-üç katı günümüzdekinin” diyor.
ADNAN OKTAR:Nereden biliyormuş?
OKTAR BABUNA:Bilmiyor, atıyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşim işte bak, cahilliğin etkisini görüyor musun? Haber7.com, cahil insanları ne hale getirdiğini görmesi lazım. Bak, adam inanmış; “Hz. Adem (a.s.) devrinde kaplanlar şöyleydi, böyleydi, falan feşmekan. Halbuki hepsi elimizde mevcut. Yani hepsinin fosilleri elimizde mevcut. Yani, katmanlar arasında elde edilmeyen bir fosil grubu yok. Hepsi elde edilmiş durumda. Yerin altı didik didik edildi. Her katmanda bulunan hayvanlar ortada. Hiçbirinde de evrim yok. Kardeşim, olsa evrimciler yeri yerinden oynatır. Yani dünyayı sallarlar, bir tane bulsalar. Bak, dedim adamlara, “on trilyon vereceğim” dedim, “bir tane ara fosil getirene.”
OKTAR BABUNA:Hemen getirirler size Hocam.
ADNAN OKTAR:Anında getirirler. Yok öyle bir şey. Bakın hepsi mükemmel ve kusursuz. Ara fosilin nasıl olması gerektiğini bile bilmeyecek derecede cahiller. Yani akıl almaz bir cehalet ortamında Darwinizm gelişiyor. Onun için Haber7.com’u seçmeleri de biraz manidar. Bu sefer de Müslümanlığa, İslam’a daha yakın olan kitleleri hedeflediği anlaşılıyor bazı kişilerin.
OKTAR BABUNA:“Haber 7, yoksa siz değişip eksen kayması mı yaşıyorsunuz? Bilelim yani ona göre tıklayalım.” “Evrim Yok, Değişim Var. Evrimciler kaç kere din Hocaları karşısında mat oldu”
ADNAN OKTAR:Evet, devam et. Ne diyor?
OKTAR BABUNA:“Siz de farklılaşıyorsunuz ya… Arkadaşlar haberleri veriş anlayışınızdan yaratılışı reddettiğiniz çıkarımını yapmamız mı gerekiyor? Evrimci olduk diyorsanız bilelim de boşa uyarmak için vakit harcamayalım. Siz bunun vebalini üstleniyor iseniz uyarmak bizden, takdir Allah’tan.”
ADNAN OKTAR:Evet, nedir? Başka ne diyor?
OKTAR BABUNA:“36 milyon yıl öncesinden tüyleri mi kalmış? Ve siz de inandınız. Bari haber yaparken biraz düşünün. Bu kadar da olmaz. Adamlar buldukları 3-5 kemiği bilgisayarda istedikleri gibi düzenliyorlar. Bizim sazanlar da atlıyor.” İnandırıcı bulmuyorlar yapılan haberleri. Hakikaten sonradan hep sahtekarlıklar ortaya çıkıyor. En son da bu şeyi açıklamıştınız Hocam; Tiktaalik Rosea sahtekarlığını. Filmi gösterdiniz hatta, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne diyor orada? Evet.
OKTAR BABUNA:“Haber 7’nin iyi niyetli olduğunu biliyorum ve dikkat etmesi gerekeni istirham ediyorum! Burada önemli olan şu; Anadolu Ajansı da birçok kereler şunu yapıyor; yabancı kaynaklı bir bilgiyi, bilimsel zannedip, üstünde durmadan hemen duyuruyor. Böylece evrimci oyunlara gelmiş oluyor. Haber 7 de "nasıl olsa Anadolu Ajansı bunu yayınladı, biz de yayınlayalım" diyor. Evrim söz konusu olunca bunun bilim dışı olduğunu düşüneceksiniz. İnsanların imanını zedeler diye bu alıntıları ya yayınlamayacaksınız. Ya da cevaplarıyla birlikte yayınlayacaksınız. Bilimsel olmayan bir tez, ancak bilimle çürütülür Haber 7” demiş.
“Haber 7 yine evrimci olmuşsun, kim sizi buna yöneltiyor?” diye bir yorum var. “Bakın size bir örnek veriyim Haber 7. Kediler, kaplanlar, aslanlar hepsi yeryüzünden nesilleri tükenen hayvanlar olsa, bunların fosilleri bulunsa, kediden aslana diziyor bunları evrimciler ve "evrim" diye yalan söylüyorlar. Haber 7 de nesli tükenmiş bulunan bir canlıyı, tam bir canlıyı, simetrisi muazzam bir canlıyı alıyor, evrimcilerin oyununa gelip habermiş gibi yayınlıyor. Çok büyük vebali olur bu haberlerin Haber 7. Birileri bunu paylaşım sitelerinde paylaşsa, buradaki yorumları görmese imanından olur belki de.”
ADNAN OKTAR:Devam et, başka ne diyor?
OKTAR BABUNA:“Yine mi evrim haberi, artık bu siteyi de mi kaybettik? Kardeşim evrim yok diye dün yorum yazmadık mı şu dandik homo bilmem ne haberine? Evrim demek dinsizlik, Allahsızlık demek, bizi haşa Allah değil evrim denen tesadüfler yarattı demek. Evrim bir hücreyi, proteini bile oluşturamaz. Bu bulunan fosil de Allah’ın muhteşem yaratma sanatını gösterir, evrimi değil. Haber 7 artık kendinizi gelin lütfen. Burası Doğan medya değil, Müslümanların sitesi, yoksa ben mi yanlış biliyorum?”
ADNAN OKTAR:Canım, Müslümanların sitesi, Doğan Medya’da da Müslümanların sitesi var tabii ki aynı şey var ama Doğan Medya tabii açıkça Darwinist olduğunu ifade ediyor. Evet, başka ne var?
OKTAR BABUNA:“Yok olmuş bir tür olabilir. Hani nesli tükenen diyoruz ya. Her farklılık evrim demek değildir” diyor. Çeşitlenmeyi kastetmiş. Evet Hocam, bu kadar.
ADNAN OKTAR:Bak, dün de öyle. Benim kanaatim Haber7.com’dan birisi onu oraya koyuyor. Öyle birisi var Haber7.com’da, sivri akıllı birisi var, buna inanmış. Öbür haberde de vardı, araya kendi yorumunu da koyuyor o. Onlara ait bir yorum o. Onu birisinin gönderdiğini zannetmiyorum. Yani orada var böyle entel falan takımından birkaç kişi var, biliyorum ben onları. Onların işi. Bakın bu insanlar bir kere eğer, tekrar diyorum, samimilerse proteinlerin tesadüfen olamayacağını yayınlasınlar. 350 milyon yaratılışı ispat eden fosil var, bunu yayınlasınlar. Tek bir tane evrimcilerin kullandığı ara fosil yok, bunu yayınlasınlar. Böyle durup durup… Kardeşim, yer altında milyonlarca fosil var ve binlerce tür tükendi yani yüzlerce, binlerce hayvan türü. Şu an yüz tür hayvandan, mesela yüz çeşit kediden, bir eşit kedi kaldı. Doksan dokuz türü gitti, yok oldu. Mesela kaplan varsa doksan dokuz çeşidi gitti, bir çeşit kaldı.
OKTAR BABUNA: Altı bin maymundan yüz yirmi tane kaldı Hocam.
ADNAN OKTAR: Mesela altı bin maymundan yüz yirmi tane maymun kalmış oluyor. Şimdi o maymunların iskeletlerini buldukça canları ne isterse diyorlar ki; “bu gorilin evrimine, bu insanın evrimine, şu maymunun evrimine.” Böyle hani çocuklara böyle oyun taşları yaparlar ya istediği yere yerleştirir, bazen ev yapar, istediği gibi şekle şemaile sokar. Şimdi bunlarda çocuk gibi alıyorlar onu oraya yerleştiriyorlar, onu oraya yerleştiriyorlar. Onu da Anadolu Ajansı’na veriyorlar. Anadolu Ajansından da Haber7.com, Kanal 7, onlar da alıyorlar. Oradaki entel kardeşlerimiz de, birkaç tane, onlar da onlara özeniyorlar yani derin bir özenti içerisindeler. Özentiliğin etkisi altındalar, özen mantığı var üzerlerinde ve dolaylı olarak bu mantıklar ortaya çıkıyor, değil mi? Ama bak milletin bakış açısını da görüyorlar. Halk eğitilmiş, millet eğitilmiş. Yani demek ki millete artık sökmüyor böyle şeyler. Kanal 7’yi de kullansalar, Haber7.com’u da kullansalar, millet artık evrime aldanacak değil. Yani milleti olumsuz etkilemek, yanlış bilgiyle yönlendirmenin mümkün olmadığını gördüler. Biz burada olduğumuz müddetçe, biz olmadığımız müddetçe de her zaman bu konu bitmiştir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Fransa’da haber yapmışlardı, sizin Yaratılış Atlası’nızdan sonra, “okullarda artık evrim anlatmakta zorlanıyoruz” diye inşaAllah, Fransız basınında.
ADNAN OKTAR: Zorlanıyoruz demek, bitti demektir. Zorlanmayla, adam çelik dağa gelmiş. Omuzluyor çelik dağı, zorlanıyor tamam ama milim kıpırdayamaz, inşaAllah. Oktar Hocam, seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. “ABD askeri zevk için Irak’lı aileyi de öldürmüş” diye bir haber var Hocam. Tam sizin söylediğinizi teyit eder şekilde haberler çıkıyor her gün. “Afganistan’da ‘eğlenmek için’ sivilleri öldürmekle suçlanan Amerikalı asker Calvin Gibbs’in, 2004’te bir görev dolayısıyla bulunduğu Irak’ta da silahsız bir ailenin üyelerinin öldürmekle bağlantılı olduğu düşünülüyor.” Tam söylediğiniz gibi Hocam. Bu şekilde her gün haberler çıkıyor.
ADNAN OKTAR: Sanki arada sırada oluyormuş gibi, milyonlarca insan kayıp şu anda Irak’ta. Gören de hani tek tük vaka varmış gibi anlıyor. Öyle bir şey yok. Milyonlarca insan kayıp. Evet, seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “Kıyametin ne zaman kopacağı hesaplandı” diye bir haber var Hocam. “California Üniversitesi bilim insanları yaptıkları araştırmada kainatın sona erme zamanını hesapladı.”
ADNAN OKTAR: Ne diyorlar orada? Çok vakit almadan.
OKTAR BABUNA: “Kainat %50 ihtimalle gelecek 3.7 milyar yıl içinde sona erecek.”
ADNAN OKTAR: Canım atıyorlar. Yani sanki üniversitede konferans verildi. Duyan da bir şey duyacak zannediyor. Boş iş belli, ne alakası var. Bizim Hoca da “5 milyar yıl” diyor, onlar da öyle diyor. Panik halde Kıyametin yakın olduğunu bildikleri için, o panikten bu tür haberler yoğunlaşır. Yani çıkacaktır da, oturup bunları uzun uzun anlatmaya gerek yok. Özetinin özetini anlatırsın.
OKTAR BABUNA: Sınır karakollarında yapılan düzeltmelerinin maketlerini ilk defa basmışlar Hocam, inşaAllah. Onların modernizasyonuyla ilgili bir haber. “Özellikle son yıllarda PKK tarafından sürekli baskına uğranması ve yüksek sayıda şehit verilmesi nedeniyle modernize edilmesi planlanan köy karakollarının maketi”
ADNAN OKTAR: İşte maketten gerçeğe dönerse bir an önce, gecikmeden.
OKTAR BABUNA: Siz bunu 2-3 sene evvel söylemiştiniz Hocam, tavsiyelerinizle inşaAllah. Kalın duvarların yapılması, kurşungeçirmez miğferlerin, çelik yeleklerin dağıtılması o Mehmetçiklerimize inşaAllah. Gece görüşlü kameraların yerleştirilmesi dışarıya, bütün yolların asfaltlanması, mayınlamaya engellemek için, bunları tek tek tarif etmiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kale tarzında karakolların yapılması, değil mi? Yani bombadan, mermiden etkilenmeyen. Kalın çelik kullanılmasını, kurşun geçirmez cam kullanılmasını, onları üç sene önce söylemiştim. Evet, Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: “Yüksek yargı çürük elmaları temizlemeli” diye bir haber var Hocam. “Devlet Bakanı Bülent Arınç, Yargının kendi içindeki çürük elmaları temizlemesi gerektiğini söyledi. "Biz ne yaparsak doğrudur, kendi içimizde yanlış yapanlar da olsa onları biz bağışlarız." diye düşünen yüksek yargının ayakta kalması ilelebet mümkün olmayacağın belirten Arınç, "Yargı kendini süratle kendilerini temizlemeli"” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak çok manidar o, dünkü konuşmamla aynısı bak, ne diyor? “Biz ne yaparsak doğrudur, kendi içimizde yanlış yapanlar da olsa onları biz bağışlarız.” Ben ne dedim? “Mahkemeye versen de mutlaka beraat ediyorlar” dedim. “Dava açısından mutlaka beraat ediyorlar” dedim. Şimdi Arınç’ın anlattığı benim anlattığımın aynısı. Benim konuşmamın arkasından bu demeci vermiş.
Haber 7’nin ortaklarından Yaşar İliksiz isimli editör Marksistlere sempati duyan bir arkadaşmış. “Telefon ile konuştuğumuzda, ben bunları burada ile yayınlamaya devam edeceğim” demiş. Biz de var gücümüzle evrimin bir aldatmaca olduğunu anlatmaya devam edeceğiz. Hodri meydan o zaman Yaşar iliksiz Beyefendi. Madem İliksiz Bey böyle tavırlar gösteriyor, biz de İliksiz Bey’e ilimle karşılık vereceğiz, inşaAllah. İliksiz, elinden geleni ardına koymasın. Biz de bilimle, akılla, delille gerçekleri ortaya koymaya devam edeceğiz. Milletimizin yanlış bilgilerle yanlış yönlendirilmesine imkan tanımayacağız. Doğru bilgi vermesi için onlara da yine istirham edeceğiz ama hiç fark etmez, biz doğru yolda devam edeceğiz, değil mi?
OKTAR BABUNA: Onların hayali haberlerine siz gerçek fosille cevap veriyorsunuz Hocam.
ADNAN OKTAR: Eğer İliksiz Bey samimiyse, tek bir tane ara fosil göstersin Haber7.com’da, bir tane, tek bir tane. O zaman ben dedim, bak; “on trilyon vereceğim” dedim. Ama bir tane ara fosil göstermeden evrimcilerin iddia ettiği tek bir tane ara delili göstermeden bu doğru olmayan haberleri yayınlamaya devam ederse Bay İliksiz, onun doğru söylemediğini herkes kani olmuş olur. Benim tavsiyem Bay İliksiz’e doğru haberler yapması, doğru haberin üzerinde durması, değil mi? “Haber7’nin ortaklarından Yaşar İliksiz isimli editör, Marksistlere sempati duyuyormuş.” Ee duyar duyabilir, bir şey demiyoruz. Bir mahsuru yok da fakat bilim adamı olarak karşımıza çıksın. Bilimsel delille karşımıza çıksın. Oradan buradan ne buluyorsa alıp yanlış bilgilerle halkı yönlendirmeye kalkarsa bu olmaz, değil mi? İliksiz Bey’e bizim istirhamımız bu. Evet, devam edelim.
OKTAR BABUNA: Bir tane yorum göndermiş oraya Hocam yorumculardan biri, okuyayım mı onu? “2010 yılında hala evrim propagandası yapan, Kanal 7’yi kınıyorum. Bilmeyebilirsiniz ama bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır, HarunYahya.org’a girip birazcık da olsa bilim öğreniniz, evrimin safsata olduğuyla ilgili de haber yapınız. Hem muhafazakar bir kanal olduğunuzu ilan edeceksiniz, hem de evrim propagandası yapacaksınız. Yuh artık.” diye bitirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yok o yanlış yapmış. “Yok artık” demesi lazım. Yanlış okumuşsundur. Evet, bundan sonra direkt İliksiz Bey’e dersimiz olacak. Gece derslerinde İliksiz Bey’i eğitelim, program yapacağız, bölüm.
OKTAR BABUNA: Celal Şengör’ü eğitmiştiniz Hocam, o günden beri bir daha …
ADNAN OKTAR: Evet, o ikna oldu. Şimdi sıra İliksiz Bey’de. Bay İliksiz’e evrimin geçersiz olduğuyla ilgili bilgi verme dersleri, inşaAllah. Seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: “Abdullah Öcalan bana ‘Bütün Türkiye’ye talibiz’ dedi”diye haber var Hocam.
“Daha önce savunmasında Abdullah Öcalan’ı 1999 yılında Türkiye’ye getirildikten sonra sorguladığını söyleyen Hasan Atilla Uğur, Öcalan’ın kendilerine verdiği bilgilerin hepsinin şimdi doğru çıktığını ve sürekli "beni asmayın" dediğini belirtti. Sorgu sırasında Öcalan’ın kendisine, "biz sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerine değil, bütün Türkiye’ye talibiz" dediğini söyleyen Uğur, "evet talipler ve şimdi terör örgütüyle pazarlıklar yapılıyor"” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani “Bir tek orayı komünist yapmaya niyetimiz yok” diyor, bütün Türkiye’yi komünist yapacağız” diyor, “terörle” diyor. Benim aylardan beri uyarılarım doğru muymuş?
OKTAR BABUNA: Tam doğru Hocam, maşaAllah. Yüzde yüz doğru.
ADNAN OKTAR: Bak, “komünist ayaklanma var” dedim, değil mi? Komünist bir kalkışma ve “hedefi bütün bölgeyi komünist yapmak” dedim. Bak adam da söylüyor. Şimdi Oktar Hocam, İslam ahlakının dünya hakimiyeti ile ilgili Kuran ayetlerini oku. Böyle güzel gür sesle oku, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Okuyorum Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım;
“Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir:” Allah’ın kesin vaadi var. “Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa,” daha öncekiler burada, Hz. Süleyman (a.s.) ve Zülkarneyn döneminde, “onları nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa,” onlara nasıl dünya hakimiyeti verdiyse, “onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak,” yani iman edenlere, samimi olarak iman edenlere, Müslümanlara, Ahir zamanda da Hz. Mehdi (a.s.) ve müminlere, inşaAllah. “Kendileri için seçip beğendiği dinlerini,” İslam dinini, “kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” Yani Allah’ın Nur Suresi 55. ayette kesin vaadi var. “İman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir” diyor, mutlaka gerçekleştirecektir. İslam ahlakının dünya hakimiyetini vaad ediyor, Zülkarneyn ve Hz. Süleyman (a.s.) döneminde olduğu gibi. Bu ayet indikten son Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde dünya hakimiyeti olmamıştı. 1400 senedir de olmadı, mutlaka olması gerekiyor ve şimdi Ahir zamanda olduğumuza göre, inşaAllah, şimdi gerçekleşecek, Allah’ın vaadi, mutlaka.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam şimdi akşamları biz o zaman daha sistemli çalışalım çünkü bu normal bir gelişme değil. Haber7. com’un böyle bir çizgiye gelmiş olması, adım adım bazı kişilerin yol aldığını gösteriyor. İlk başta biz bu İliksiz Bey’e bir ilik nakil yapalım yarın, oradan başlayalım, tamam mı? ‘İliksize dersler’ diye bir gece çalışması yapacağız. Her gün bir 15-20 dakika kadar, net delillere dayalı film olarak hazırlayalım, anlatalım ki bu yayınlara verdiği zararı etkisiz hale getirelim.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, evelAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, çünkü inananlar da oluyor. Baksana, bilmiyorlar. Diyor ki; “Adem (a.s.) devrinde kaplanlar şöyle büyük.” Halbuki bütün fosiller bulunmuş durumda, öyle bir şey yok.
OKTAR BABUNA: Kaplan hep kaplan.
ADNAN OKTAR: Hep kaplan ve son derece simetrik, düzgün. Eklemler son derece düzgün, kemik yapıları son derece düzgün. Ayrıca amber içerisinde de memelilere ait kalıntılar bulunuyor, amber içerisinde, olduğu gibi üç boyutlu tam anlamıyla kalmış, değil mi? Kıl örnekleri var. Diğer hayvanlarda da öyle, ağaçlarda, bitkilerde, meyvelerde falan hiç birinde değişiklik olmadığını görüyoruz. Ama türlerin bir süre sonra tükendiğini görüyoruz. Mesela bir tür oluyor, bir süre sonra tükeniyor, hakikaten yok oluyor. Başlangıcından tür yok oluncaya kadar hiçbir değişiklik yok. Yani normalde olması da gerekir, olur diye düşünür insan ama Allah’ın hikmeti, mucize, olmuyor, çok şaşırtıcı. Mesela karınca, 30 milyon yıllık karınca, amber içinde, getirelim isterseniz bakın, hiçbir değişiklik yok. Yani insan makul olarak ufak tefek değişikliğe uğrar diye düşünüyor, mucize olarak Allah değiştirmemiş. Yani şaşırtıcı olan bu. Değil ki başka türlere dönmesi yani en azından bir rengi benzi değişir, değil mi? Kafası büyür, kolu küçülür diye insan düşünebilir, bu da olmamış. Çok büyük bir mucize.
Yok, hayır olabilir, mümkün yani. Şöyle olur, mesela güneş ışınlarındaki ultraviyole gelir hücresine, kromozomabir etki yapar, genetik bir bozukluk meydana getirir. O da devam eder nesilde. Ama bu genellikle hep bozucu oluyor yani genetik bozukluk. Mesela ya akıl hastası oluyor insan, ya kulağı kopuk olarak doğuyor, ya kolu olmayacak şekilde yaratılıyor. Yani böyle vücudu güzelleşmiş, görüntüsü güzelleşmiş olarak bir etki meydana getirmiyor. Çünkü çeçe sinekleri üzerinde falan deneme yaptılar uzun seneler.
OKTAR BABUNA: Altmış yıl Hocam.
ADNAN OKTAR: Altmış yıl yapıldı. Sürekli bozuyor. Yani sonuçta mesela mükemmel bir çeçe sineği bulunması lazım veyahut herhangi bir düzelme falan, hepsinde bozucu olmuş. Böyle bir şeyin olmadığını bilimsel olarak gördüler zaten. İmkansız. Ama insan yani böyle düşünce, mantık olarak; “olabilir mi acaba” diye, “olabilir” diye insan düşünüyor, “mümkündür diye” düşünüyor. Ama olmuyor, mucize. Yani bilimsel delillere baktığımızda olmuyor. Yani başka bir türe dönüşme zaten hiç olacak iş değil, o hiç bir şekilde olmaz da, mesela; “ufak tefek değişiklikler olur mu” diye insan düşünüyor. O da yok.
OKTAR BABUNA: Şu an, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, yeni genetik bilgiyi oluşturan bir mekanizma yok. Genetik biliminden biliyoruz bunu. Hatta bugünün teknolojisiyle, ileride mümkün olabilir ama insanların müdahalesiyle, bilim adamlarının müdahalesiyle bile yeni genetik bilgi oluşturmak mümkün değil, bilimsel olarak. Kaldı ki tesadüf hiç olmaz zaten.
ADNAN OKTAR: Şimdi bakın insanların bunlardaaçmaza girmelerinin nedeni dar alanda bakmaları. Bir kere insanın ilk ana maddesine bir bakıyoruz; proteinden oluşuyor. Proteinlerin serbest olarak meydana gelmesi değil sentetik olarak yapılamıyor bir protein. Yani ondan vazgeçtim, sentetik yapamıyor adamlar. Dolayısıyla tesadüf sonucu bir proteinin oluşması imkansız. Orada zaten konu bitiyor, evrimin kapağını kapatıp dolaba koymak gerekiyor. Orada bitmiş olay.
SUNUCU 2:Bir şey sormak istiyorum izninizle. Şimdi “hiçbir şekilde değiştirilemiyor genetik bilimle” dediniz. Ben bir şey sormak istiyorum burada. Şimdi artık yeni doğacak olan bebeklerin gözlerinin retinalarına kadar oynayıp istediği şekilde bir bebek dünyaya getirebilecekler. İşte göz rengi mavi olsun, saç rengi şu olsun vesaire gibi. Bunlar mümkün mü?
ADNAN OKTAR: Olabilir, eğer çok iyi bir çalışma yapılırsa, teknik bir çalışma yapılırsa yani genler üzerinde çok özenli bir oynama yapılırsa olabilir.
OKTAR BABUNA: Genetik mühendisliği gibi. Ama orada da bakın hazır olan genetik bilginin kullanılması var. Allah en güzel şekliyle yaratmış ilk canlıdan itibaren. Mesela kaplan, tarihte ilk kaplan türü olarak mükemmel ve eksiksiz olarak çıkıyor, genetik bilgisi mükemmel. Bütün milyonlarca yıl boyunca aynı genetik bilginin kopyalanmasıyla günümüze kadar geliyor. Ama mükemmel bir genetik bilgi var orada. Oraya yapılacak olan tesadüfi bir müdahale yani mutasyon dedikleri mutlaka zarar veriyor. Hocamızın anlattığı o, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi sen bir saraya giriyorsun, sarayın eşyalarını değiştirmek mümkündür. Yani başka bir şekle sokabilirsin ama saray saraydır. Bir kere saray yapılmış, bak bu çok önemli. Sarayı bir yapan var önce. Sarayın içerisinde bir değişiklik yapılabilir mi? Yaparsın tabii ki. Ama o sarayı yapmak çok önemli. Bir kromozomun içerisinde bir üniversite kütüphanesi kadar bilgi dolu. Bu tesadüfen olabilecek bir şey mi? Amerika’daki yahut İngiltere’deki büyük, dev bir kütüphanedeki bilgilerin toplamı bir kromozomun içerisinde kodlu. Yani normal düşünen bir insan için konu bitmiştir yani. Bu tesadüfen olur mu böyle bir şey? Tesadüfler böyle bir şeyi meydana getirebilir mi? Kusursuz meydana getirebilir mi?
OKTAR BABUNA: Onlar da inanmıyor Hocam, siz daha önce anlatmıştınız, Ali Demirsoy’a çok ünlü bir evrimci arkadaşı diyor ki; “ya Ali, sen hakikaten bu evrime inanıyor musun?” diyor. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi dar düşünme ne oluyor, biliyor musun? İnsanlar düşünürken bir yere takılıp kalıyorlar. Mesela sırf bütün mesele maymuna benzeyen bir varlık var mı, yok mu? “Eğer biz bunu tespit edersek zaten evrimi çözdük” zannediyor. Halbuki evrim milyonlarca detaydan meydana gelen bir iddia, adamlar için. Milyonlarca detayının hiçbirinin oluşmadığını görüyoruz. Bakın mesela 350 milyon fosil var, 350 milyon fosil. Bunların hepsi mükemmel. Kardeşim evrim olmuş olsa bunların hepsinde patoloji olması gerekiyor. Yani yamuk yumuk trilyonlarca hayvan olması gerekir, eciş bücüş. Onların içerisinden bir kısmı düzgün devam etmiş olması gerekiyor, değil mi? Şimdi “evrim ne?” diyor. “Mükemmel bir şey biz ışığı tuttuğumuzda falan bozulur” diyor. Ama “onun için de mükemmel insanlar çıkabilir, mükemmel varlıklar çıkabilir” diyor. Tamam dediğin gibi kabul edelim. Mutasyonlar sonucunda bozulan anormal varlıklar nerede,değil mi? Ve onların içerisinden sıyrılıp çıkan mükemmel varlılar nerede? Böyle anormal varlık hiç yok ve bütün hayvanlar kalıp gibi, böyle jilet gibi gayet düzgünler. Peki, nerede burada evrim o zaman? Proteinlere bakıyoruz, jilet gibi düzgün, gayet güzel. Kromozomlara bakıyoruz, müthiş bir düzgünlük var. Kromozomlardaki disipline bakıyoruz, mükemmel. Mesela bir yer değiştirme gerekiyor, adam diyor ki; “ilgili parçayı getirin, ben bunu değiştireceğim” diyor. Alıyorlar, parçayı çıkartıyor. Parça geliyor, kontrolör geliyor, diyor ki; “ya yanlış parçayı koymuşsunuz, çıkaralım bunu” diyor. Adamlar geliyorlar, onu çıkarıyorlar. İki taraftan ayrılmış onlar bekliyor. Kontrolör “tamam şimdi oldu, kapatabilirsiniz” diyor. Kapatıyor. Bu çok yüksek bir insan aklı gerektiren bir şey değil mi, bu? Bu tesadüfen olur mu böyle bir şey?
OKTAR BABUNA: Olmaz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani trilyonlarca bilgi ve kusursuz bilgi yani bir kütüphanedeki mesela hatta şu bizim kütüphaneyi düşünelim, buradaki kütüphaneyi. Buradaki harflerin dizilimi, o yazıların dizilimi, kusursuz olarak yazıyor oradaki yazılar, değil mi? Gayet düzgün yazılmış. Bu yazıların, bu kitapların herhangi bir harfinin hatasız olarak yazıldığını görüyoruz. Yani her harfin hatasız yazıldığını görüyoruz. Kromozomlara bakıyoruz, burada da yine hatasız yazıldığını görüyoruz. Bu hatasız yazmayı kim yapıyor? Bir kütüphane dolusu kitap tesadüfen yazılır mı?
OKTAR BABUNA: Bir satırı bile olmaz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Ne diyordu Ali Demirsoy, Anuştayn diyen dede?
OKTAR BABUNA: Bir protein için; “maymun daktilonun başına geçip, maymunun insanlık tarihini” yani Hz. Adem (a.s.)’den itibaren insanlık tarihini, “hiç hata yapmadan yazması gibi bir ihtimaldir” diyor. “Bu olamaz ama ben öbür ihtimali kabul edemem” diyor, Allah’ın yarattığını.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bak, mesela bu çok az bilinen bir bilgidir bu. Yani anlatıyoruz ama o kadar, insan yine toparlayamıyor. Birçok insan toparlayamıyor. Amerika’daki, İngiltere’deki büyük bir kütüphaneyi düşünüyorsun. Oradaki kitapların tamamının düzgün yazıldığını biliyoruz. Bu yazılımının tesadüfen oluştuğunu iddia ediyor adamlar, yani olay bu. Burada konu bitmiyor mu, baştan bitmiyor mu? “Protein tesadüfen meydana gelir mi?” diyoruz, “olmaz” diyor. “Nasıl olur?” diyoruz, “uzaylılar yapmıştır” diyor. “Uzaylılar” diyor ama bizim Haber7.com inanıyor, bizim İliksiz inanıyor. Şimdi bir de İliksiz çıktı, işin yoksa bir de İliksiz ile şey yapacaksın, inşaAllah. Elhamdülillah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Şimdi yeni bir yazı daha yazmış Hocam, rahatsız olmuş. Bu yeni yazısı Yaşar İliksiz’in, şimdi çıkan yeni bir yazısı.
ADNAN OKTAR:Bu Yaşar İliksiz mi?
OKTAR BABUNA:Evet. Şimdi yazmış bunu, bayağı rahatsız olmuş.
ADNAN OKTAR: Hodri meydan. Hodri meydan. Sen benim elime düştün İliksiz. Seni ikna edeceğiz İliksiz Beyefendi. “Benim nazarımda Evrim Teorisini, dinsel inançlara saldırmak için kullananlarla, dinsel inançlar adına materyalizme iman edenlere saldırmak için kullananlar arasında bir fark yok.” Aman ne laf etmiş, ne laf etmiş İliksiz. Mantığa bak da hizaya gel. Baygın bakışlı İliksiz Bey, pekala. Şimdi ne başka ne anlatıyor?
OKTAR BABUNA: Pardon bu eski yazısı. Yeni değil, eski yazısı bu.
ADNAN OKTAR:İlim kılıncını çekelim dedik ama fark etmez. Şimdi dedi kabul ediyorum Bay İliksiz’i, anlaşıldı mı? Hodri meydan diyorum, inşaAllah. Bu cevap zaten bize. “Evrime küfreden bari biyolog olsa.”
OKTAR BABUNA: TÜBİTAK’ı kastetmiş ama TÜBİTAK’ın eski haberinden bahsediyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi burada çok garip bir teknik kullanmış. Yani çok insanları yanıltacak bir üslup kullanmış. Alenen evrimi savunuyor.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, yaratılışı karşı çıkıyor zaten. Alenen karşı çıkıyor, biraz da densiz ifadeler olabilir.
ADNAN OKTAR: Evet, özetle şunu demek istiyor; “ben Haber 7’ye geldim, burada alttan alta, çaktırmadan Darwinizm propagandası yapacağım.” Yani “salyangoz satacağım” diyor, değil mi? Biz salyangozları ona iade edeceğiz. Mahallede salyangoz satmak, olabilir, istediği yerde satabilir de fakat bilimsel cevabı aldığında salyangozlar elinde bayatlayacak. Artık ne yapar bilmiyorum da. Aman Allah’ım. Nerelere de gelmiş bu arkadaşlar, bu evrimci arkadaşlar? Nerelere gelmişler?
OKTAR BABUNA: Hayır, siz daha bilirsiniz, evrim bitti bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Dünyada evrim bitti, bu arkadaşın yeni mi aklına geldi acaba?
ADNAN OKTAR: Yaşar İliksiz Beyefendi. Yaşar mı artık, İliksiz Beyefendi mi nedir bakacağız, inşaAllah. Ama bana yeni bir alan açıldı, çok iyi oldu.
Kardeşim bana bir münafık bulaşmazsa hakikaten bir acayip oluyorum. Yani hakikaten bir enerji noksanlığı hissediyorum kendimde böyle. Yahut böyle bir evrimci sataşma olmazsa yine o kadar şey olmuyorum, çok beni açıyor bu olaylar, çok aktivite veriyor, adrenalin etkisi yapıyor. Şimdi mesela durduk yere biz evrime saldırmış olsak belki, bilimsel olarak tabii, biraz garip karşılanacaktı. Fakat şimdi meşru müdafaa durumundayız. İliksiz Beyefendi bize teslim Allah’ın izniyle, gece-gündüz İliksiz’e dersler programına başlayacağız, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Biraz önce bahsetmiştiniz Hocam, “Aydın Doğan Haber7.com standında” haberi.
ADNAN OKTAR: Aralarında muhabbet de yoğunlaşmış. Kardeşim, Aydın Doğan kimleri seviyormuş? Numan Kurtulmuş’u çok seviyor, buradaki arkadaşı İliksiz Beyefendi’yi çok seviyor.
OKTAR BABUNA: Onunla görüşmüş Hocam. Bizzat görüşüp bilgi alışverişinde bulunmuş,
ADNAN OKTAR:İliksiz Beyefendi’yle?
OKTAR BABUNA: Yaşar İliksiz’le evet, haberde geçiyor. Yaşar İliksiz diye.
ADNAN OKTAR: Hadi bakalım, Aydın Doğan bir kol atmış gördüğüm kadarıyla.
OKTAR BABUNA: Görüşmüşler yani, bizzat onunla görüşmüş, Yaşar İliksiz ile.
ADNAN OKTAR: Manevi evladı demek ki İliksiz, Aydın Doğan’ın, anlaşıldı. Evladını ziyarete gitmiş, hadi bakalım.
OKTAR BABUNA: Haber.sol sitesinde de “Evrim karşıtı okul: Üsküdar Lisesi” diye bir haber var Hocam. “Üsküdar Lisesi internet sitesinde yer alan 'okudukça' bölümünde 'Evrim Çıkmaz Sokağı Mutasyon', 'Evrim İnancındaki Boşluklar Ara Fosil Çıkmazları' ve 'Kas kasılmasındaki mucize' gibi bilim karşıtı yazılar bilimsel makale olarak öğrencilere okutuluyor” diye. Rahatsız olmuşlar onlar da.
ADNAN OKTAR: “Bilim karşıtı.” Kardeşim, şimdi bu cahil takımının böyle bilimi ağızlarına alması beni öyle şaşırtıyor ki, öyle hayret verici ki. Kardeşim, mesela soruyoruz, diyoruz ki; bilimsel bulduğunu iddia eden arkadaşlar, İliksiz Beyefendi; “Bana bir proteinin” diyorum bak, Türkçe konuşuyorum, değil mi? “Tesadüfen olup olamayacağı hakkında bana bir bilgi ver.” Bak, ağababanız diyor ki; “tesadüfen olamaz, mümkün değil” diyor. “Uzaydan geldi bir kısım üstün zekalı varlıklar ve bu tohumları geldi dünyaya bıraktılar. Başka türlü olmaz, açıklaması yok” diyor. Ama ne Aydın Doğan’ın, ne manevi evladı İliksiz Beyefendi’nin bunlardan haberi yok. İşte anlatacağız.
OKTAR BABUNA: Ona bir tane faydalı mutasyon göster denildiğinde de on yedi saniye havaya bakıp durduruyor yayını. “Yayını kesin” diyor. Ağlamaklı oluyor.
ADNAN OKTAR: Canım belki adam öksürecektir. On yedi saniye düşünmüş demek ki sonra bir öksürüp yeniden yayına devam edecek demek ki. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: “Öcalan Kandil’e direkt telefon istedi” diye bir haber var Hocam. “Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, PKK’nın tasfiyesinde örgüte daha iyi hakim olmak için İmralı-Kandil arasında telefon hattı açılması talebinde bulundu.”
ADNAN OKTAR: Air condition sistemi falan… Neyse artık, ben buna cevap vermeyeceğim, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Özal ve Bitlis’in ölümüne on yedi yol sonra soruşturma açılmış Hocam. Siz söylemiştiniz, defaatle dikkat çekmiştiniz. Gündeme geldi siz söyledikten sonra Hocam. Ahmet Özal’ın açıklamaları oldu, Korkut Özal’ın açıklamaları oldu. Şimdi de soruşturma açıldı maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fethi meyit; mezarın açılıp, parça alınıp ne tür bir zehrin kullanıldığının, ne tür bir kimyasal kullanıldığının tespit edilmesi gerekiyor. Yani onlar şimdi oradan kemikleri de kaçırmaya kalkabilirler, söyleyeyim yani.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz, zaten şöyle bir haber çıkmıştı Hocam. Kan örneği alındığında, istiyorlar kan örneğini tetkik için; “kırıldı kan örneği, kaybettik” diye cevap geliyor o kuruluştan.
ADNAN OKTAR: Yine kaybolan bir şey olmaz. Yani o kimyasal madde mutlaka kalır. Yani yine kemik yapısı içerisinde kalır, inşaAllah. Rahatça tespit edilebilinir. Başka ne var?
OKTAR BABUNA: Meksika’da üç yüz ev içinde uyuyan insanlarla toprağa gömüldü” diye bir haber var Hocam. Toprak kayması olmuş.
ADNAN OKTAR: Ahir zamanda, Mehdi (a.s.) devrinde olacak olan olaylar bunlar.
OKTAR BABUNA: Kolombiya’da da olmuş, onunda görüntüleri vardı aslında ama, toprak kayması.
ADNAN OKTAR: Evet, dünyanın her tarafında olur, Mehdi (a.s.) devrinde olur bu, olacak şeyler.
OKTAR BABUNA: “Beş yıl önce Türkiye bu duruma gelecek desek kimse inanmazdı” diyor Avrupa Konseyi Seçkin Şahsiyetler Grubu’nun Başkanlığına seçilen eski Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, kimse inanmazdı ama ben söylemiştim, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, siz söyledikten sonra muazzam gelişmeler oldu hakikatten Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: 1979 yılında söyledim hatta, 1979’da söyledim bu gelişecek olayları, maşaAllah. Hadislere dayanarak söyledim.
SUNUCU 1: İnşaAllah, kısa bir ara veriyoruz.
Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam, zat-ı alinizden bilgi bekliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, bugün bir haber daha var Hocam, inşaAllah. “Türkiye'nin gücü, tüm Arap ve Müslümanların ortak gücü” diye, inşaAllah. Türkiye’nin lider ülke olduğundan bahsediyor haberde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bu dediğimizi sürekli teyit eden haberler.
OKTAR BABUNA: “Davudoğlu’nun Kars, Erivan ve Bakü hayali” diyor. Ermenistan ve Azerbaycan ile olan hayalinden bahsetmiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne demek o?
OKTAR BABUNA:Birleşme yönünde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kars, Erivan ve Bakü, Türk-İslam Birliği’ni diğer adı, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Arınç’ın Saadet Partisi yorumu “Başımıza gelmişti” diyor. “Biz daha önce böyle bir şey yaşamıştık” diyor, bölünme. Biraz eleştirel bir yazı, biraz eleştirel şekilde konuşmuş Erbakan’a karşı Hocam.
ADNAN OKTAR: “Başımıza gelmişti.”
OKTAR BABUNA: “Eski Milli Görüş Geleneğinden gelen bir siyasetçi olarak yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?” Evet, bunları söylüyor.
ADNAN OKTAR: Başımıza lider olmuştu Erbakan Hocamız, onu demek istiyor, ‘başımıza’ derken. Baş olmamış mıydı Erbakan Hocamız?
OKTAR BABUNA: Evet, olmuştu Hocam.
ADNAN OKTAR: “Başımıza gelmişti” tamam, onu söylüyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “Kurtulmuş’un istifasına Hoca’nın yorumu” diyor, “yolu açık olsun, Allah yollarını açık etsin” demiş. Bugün istifa etti Numan Kurtulmuş.
ADNAN OKTAR: İyi, hayırlı uğurlu olsun, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Yaptıkları hizmetlerden dolayı kendilerine teşekkür ederiz” demiş.
ADNAN OKTAR: Evet, başka?
OKTAR BABUNA: Taha Akyol bir yazı yazmış Hocam. Özal öldürüldü mü? Öldürülmediğini ifade eden bir yazı yazmış, hatta bu türlü şüpheleri paranoya olarak değerlendirmiş. “Toplumda böyle bir paranoya oluştu” diyor. Neden öldürülmediğini anlatmaya çalışan bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR: Allah Allah.
OKTAR BABUNA: “Acemi komplo” demiş böyle.
ADNAN OKTAR: Cinayet masası dedektifi oldu demek, hem adli tıp uzmanı, hem cinayet masası dedektifi. Yani yeni bir büyük görev daha. Oturduğu yerden teşhisi koymuş demek ki. O zaman Taha Akyol’un bu iki mühim özelliğini daha öğrenmiş olduk. Bir, cinayet masası dedektifi olması; iki, adli tıp uzmanı olması. Ben bunu aylar önce, yıllar önce söyledim; “Özal’ın ölümü karanlık” dedim ve “cinayet olduğu anlaşılıyor” dedim, değil mi? “Fethi meyit yapılması gerekirdi” dedim, fethi meyit ve gidişat da o yönde, yani muhtemelen savcılık fethi meyit isteyecek. Adli tıpa gönderilecek parçalar ve olay aydınlanacak. Her yönüyle incelenmesi gerekiyor. Ağzında köpük çıkması hiç normal bir şey değil. Kalp enfarktüsünde ağızdan köpük çıkmaz. Yani olayın şekli son derece karanlık ve iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün en azgın olduğu dönemdir o ve ayrıca daha önce bir başarısız suikast girişimi var, değil mi? Silahlı suikast girişimi var. Bunda başarılı olunamamış, arkasından kimyasal bir madde verilerek suikastın işlendiği anlaşılıyor. Onun için Taha Akyol’un ben bu telaşını anlayamadım. Onu niye bu kadar tedirgin etti bu olay, bunu da anlayamadım. Yani araştırılıp, soruşturulmasından niye tedirgin bunu anlayamadım? Ne mahsuru var, değil mi? Yani onun açısından ne mahsuru var, onu da anlayamadım. Bıraksın adli mekanizma çalışsın. Bırakmasa da adli mekanizma zaten çalışacak, bu biraz şaşırtıcı. Başka ne haberler var?
OKTAR BABUNA: Ahmet Özal da Özal suikastını anlatmış Hocam. Onun haberi vardı. “Suikastı en iyi bilenler” diye biraz isim vermiş. “Suikasta hatta parti içinden destek vardı” diyor.
ADNAN OKTAR: “Cemil Çiçek’in bana saldırısı bununla bağlantılı olabilir” demiş. Cemil Çiçek nasıl saldırdı ki Ahmet Özal’a? Öyle bir şey var mı?
OKTAR BABUNA: Okuyayım mı Hocam haberi?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: “"Babama o günkü kongrede oturması için her zamanki yerinde değil, yerde herkesin içinde bir koltuk ayırmışlardı. Bunun kimin ayarladığını bilmiyorum. Onu artık savcılık bilecek. O koltuklara oturmuş olsalar Kartal Demirağ'ın ateş etme mesafesi 30 santime kadar düşerdi. Koltuklar neden oraya kondu? Bu alışılmış bir şey değil. Bunların araştırılması gerek." Rıdvan Memi'nin kongre günü bazı milletvekillerinin kapı güvenliğini gevşetmesi için Mustafa Kalemli'ye baskı yapıldığı duyumunu sorması üzerini bu bilgiyi doğrulayan Ahmet Özal, "O milletvekilleri kimdi" dedi ve sözü kendisini mezar ticareti yapmakla suçlayan Cemil çiçek'e getirdi, "Şimdi de o dönemde babamla çalışmış bazı isimler bugün bana karşı çok saldırganlar. Örneğin Cemil Çiçek bana neden bu kadar agresif davrandı bilmiyorum." Rıdvan Memi’nin "Bu iki olay arasında bağlantı olabileceğini mi düşünüyorsunuz" sorusuna Özal, "Olabilir, savcıların araştırması gerekiyor, Bazı ANAP kökenli milletvekilleri bir araştırma komisyonu kurulmasını istemeyeceklerdir. Kendilerine sormak lazım, özellikle babamın suikastıyla ilgili sormak lazım neden bu kadar rahatsız oluyorlar ve agresifler. Ölümüyle ilgili kendisi açıklama yapıyor zehirlenme yoktur eceliyle ölmüştür diye. Sen otopsi mi yaptın? Sen doktor musun? Bunlar suikastın parti içinden desteklendiği iddiasıyla birlikte de okunabilir. Hiç belli olmaz bu işler" yanıtını verdi. Özal'ın dikkat çektiği bir başka konu: "Kartal Demirağ kongre salonuna silahla girmedi. Çünkü silahla giremezsiniz kongre salonuna. O silah o salona kim tarafından ve nasıl sokuldu savcılık bunu da araştıracaktır. Bu büyük bir soru işareti"” demiş.
ADNAN OKTAR: Eğer sıkı tutulursa çok rahat da tespit edilir, yani aradan hiçbir şey geçmiş değil. Yani zehirlenmenin tespit edilmesi ayrıdır ama cinayet olduğu ve cinayet girişimi çok açık, aleni yani. Zaten orada kongre salonunda yapılan suikast çok net ve adamların Turgut Özal Beyefendi’yi şehit etmek istedikleri gizli bir konu değil, çok açık, aleni. Onun için Cemil Çiçek’in böyle bir şey dediğini ben zannetmiyorum. Ne demiş Cemil Çiçek?
OKTAR BABUNA: Yapmış Hocam, Ahmet Özal suikast dediğinde, babasını öldürdüklerini, sert bir açıklama yapmış “suikast değil bu” diye.
ADNAN OKTAR: “Bu suikast değil?”
OKTAR BABUNA: Evet, sert bir açıklaması olmuş.
ADNAN OKTAR: Bir okuyalım, öyle bir şey dediyse bu çok acayip, Cemil Çiçek. Taha Akyol ile Cemil Çiçek Yozgat’tan tanışıyorlar, ikisi de Yozgat doğumludur. İkisi de imam hatip mezunudur, güzel bir şey bu tabii, imam hatip mezunu olması. İkisi de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezunlar. Her ikisi aynı büroda avukatlık yapmışlardır senelerce birlikte. Onun için birbirlerini çok severler, iç içedirler. Yani gelmeli gitmeli böyle yemeli içmeli, yatmalı kalkmalı birbirlerini çok severler, dostturlar. İkisi birbirini hiç kırmaz. O, onun dediğini kırmaz, o da onun dediğin kırmaz. Yani birbirine nazları geçer, sözleri geçer. Birbirlerine çok yakın bir bağlantı içindedirler. Ama ikisinin birden bu konuda böyle bir tavır alması biraz şaşırtıcı tabii, hayret verici yani bu. Çünkü başka kimselerde olmayıp ta bu iki kişide yoğunlukta olması veyahut özellikle Aydın Doğan medyasında da bu konuda herhalde itirazlar var, başka da var. Bilmiyorum ama zaten Taha Akyol Aydın Doğan medyasından. Onu kendi aklı olarak söylediğini de zannetmiyorum, Taha Akyol’un. Yani durduk yere öyle böyle bir riskli işin içine o girmez. Yani daha yukardan bir üfürüm mevzu bahis olabilir. Fakat Cemil Çiçek’e ne oldu onu anlayamadım. Yani o niye bu konuda böyle bir girişimde, sert girişimde bulundu? Sorun nedir onu da anlayamadım.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Ahmet Özal’ın bir açıklaması daha olmuş Hocam. Diyor ki; “babamın kanını alan hemşire ölü bulundu” diyor.
ADNAN OKTAR:Daha da vahim bu, daha da vahim. Yani olayın vehametini iyice geliştiren bir durum. Onun için ilgili, şüpheli herkesin ifadesi alınıp, çok kapsamlı bir soruşturma gerektirdiği açık. Zaten savcılık gereğini yapacaktır. Biz hukuka güveniyoruz. Didik didik edilip, mutlaka suçlular bulunup, adalete teslim edilmeli. İddia edilen Ergenekon Örgütünün böyle elini kolunu sallayarak, sinsice cinayetler işleme cesareti de böylece kırılmış olur, biraz daha kırılmış olur. Çünkü bunların ilk değil ki. MİT müsteşarını çekip vurdular, değil mi? Nihat Erim’i çekip vurdular, başbakan. Yani bunların önü, sonu yok. Süleyman Demirel’i feci şekilde dövdüler. Mesut Yılmaz’ı feci şekilde dövdüler. Yani çok pervasız bir yapılanma var. Yani mesela teşvik edilen şahıslar, dövmek için yahut saldırmak için yahut cinayet için teşvik edilen şahıslar bazen iddia edilen Ergenekon’un varlığından bile haberleri olmuyor. İddia edilen Ergenekon Örgütünün onları yönlendirdiğinden haberi bile olmuyor. Ama bunlar azmettirmeden olacak olaylar değil, inşaAllah. Onun için mutlaka araştırılıp, netliğe kavuşturulması lazım. Ayrıca rahmetli Jandarma Genel Komutanı’nın da, Eşref Bitlis Paşamızın da olayının mutlaka aydınlatılması gerekiyor. O da suikast, çok açık belli. Onun da iddia edilen Ergenekon Örgütü tarafından yapıldığı aşikar hissediliyor, inşaAllah. Hiçbirinin yanlarına bırakılmaması gerekiyor. Teker teker ilgililerin yakalanması gerekiyor.
OKTAR BABUNA:O Cemil Çiçek’in açıklamasını buldum Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
OKTAR BABUNA:Okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Şöyle diyor yazının içerisinde; “Cemil Çiçek, Ahmet Özal’a şöyle cevap verdi. "Bırak mezar ticaretini yapmayı. Ben buna üzülüyorum. Bir kısımları zaman zaman gündeme gelmek için rahmetli Özal’ı mezarında rahat bırakmıyorlardı. Bırakalım artık Özal ticareti yapmayı. Bir şey diyeceksen, kendi fikrinle, varlığınla, beyninle, kendi kalitenle koyuver. Bırak mezar ticareti yapmayı. Ben böyle bir zehirlenme, bilmem ne iddiası hiç inanmadım. Zaman zaman çapsız siyasetçilerin alternatif oluşturmak yerine, silahlı kuvvetlerin kapısını çalıp, nerede kaldınız dediği dönemlerde böyle iddialar gündeme geliyor"” demiş Hocam, Cemil Çiçek.
ADNAN OKTAR:Nasıl, son kısmı bir daha oku bakayım?
OKTAR BABUNA:“Zaman zaman çapsız siyasetçilerin alternatif oluşturmak yerine, silahlı kuvvetlerin kapısını çalıp, nerede kaldınız dediği dönemlerde böyle iddialar gündeme geliyor.”
ADNAN OKTAR:Yani bağlantı hiç alakasız. Kardeşim bir cinayet var, alelen belli oluyor cinayet olduğu, oğlu, çocuğu ve ailesi diyor ki; “biz şikayetçiyiz, katil bulunsun” diyor. Cemil Çiçek ne diyor? “Ne gerek var buna?” diyor.
OKTAR BABUNA:“Ne gerek var?” “Ben hiç inanmadım” diyor, “mezar ticareti” diyor.
ADNAN OKTAR:Senin inanmaman önemli mi? Yani senin inanmaman önemli değil ki. Yani olay her yönden sırıtıyor. Her yönden kendini gösteriyor yani. Bir katil ruhu, bir katilin eylem yaptığı, açık açık anlaşılıyor. Nerede görülmüş kalp enfarktüsünden ağızdan köpük çıktığı? Doğrudan zehirlenmeden olur bunlar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz biraz önce söylediniz, kime ne zararı olabilir ki böyle bir şeyin?
ADNAN OKTAR:Hayır ne kaybederler? En azından ailesinin içi rahatlar. Niçin tedirgin oluyorlar ki?
OKTAR BABUNA: Hemşire de ölü bulunmuş.
ADNAN OKTAR:Yahut niçin buna karşı böyle bir beyan var? Ve daha önce bak suikast var, daha önce suikast var. Yani Turgut Özal’ı öldürme azmi var zaten adamlarda. Öldürmeye azmetmişler, becerememişler adamlar. Orada beceremeyince, burada becermişler, olay bu. Yani suikast yapılınca zaten bırakmıyorlar ki yani başarısız bir suikastı adamlar yarım bırakmazlar. Birçok lider de böyle olmuştur. Birinciyi yapar olmaz, ikinciyi yapar olmaz. Üçüncü yahut dördüncü de bitirir. Bu sefer daha kapsamlı planlandığı anlaşılıyor. Olayın salondaki gelişimi, ailesinin anlattıkları göz önünde bulundurulursa, olayın çok çok karanlık olduğu anlaşılıyor. Her yönden karanlık. Yani bir insan, önce öldürülmeye azmedilmiş ve başarısız olunmuş. Ve arkasından da karanlık bir ölüm meydana gelmiş. Bu nedir bu? Bu nasıl araştırılmaz? Ve Taha Akyol ile Cemil Çiçek’in ikisinin birden bundan tedirgin olmasına ne gerek var?
OKTAR BABUNA:Fatih Altaylı da eleştirmiş Hocam. Onu da okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Bak şimdi, olay çok acayip. Hep malum ekip, bak bizimde karşımızda bu malum ekip oluyor hep. Bizim de karşımızda malum ekip, değil mi? Senin baban da gitti, Cemil Çiçek ile görüştü. Toplantı yaptılar. Nasıldı o olay, anlat bakayım?
OKTAR BABUNA:Toplantı yapıyorlar Hocam. Tek toplantıdaki ana konu sizsiniz Hocam. Ondan sonra da zaten…
ADNAN OKTAR:Şimdi, özet istemedim ben, detay istedim. Yani nasıl? Konuyu anlat.
OKTAR BABUNA:Size karşı bu bir devam eden mahkeme vardı. O mahkemenin nasıl sonlandırılması gerektiğini, sizin nasıl mahkumiyet almanız gerektiği konusunda konuşmalar olduğunu biliyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Cemil Çiçek’ten yardım mı istemişler, ailen?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Amaç size mahkumiyet çıkması Hocam, o davadan.
ADNAN OKTAR:Böyle konuşmuşlar?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Başka kişiler de var o toplantıda değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR: Babanla Taha Akyol’la da bağlantısı var.
OKTAR BABUNA:Var Hocam, görüşüyorlar.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi bu insanların hep bu tip işlerin içinde karşımıza çıkması, bu tip olaylarda karşımıza çıkması bizi tabii ki haklı olarak tedirgin ediyor, şaşırtıyor, değil mi? Yani bu hayret verici bir şeydir. Bu dönemde bu konular iyice berraklaşsın. Ben Ahmet Özal’a tam anlamıyla destek veriyorum kalben. Ondan sonra ailesine karşı da saygım büyük. Olay tam anlamıyla karanlıktır, savcılığımız gereken soruşturmayı da yapacaktır. Bu Ahmet Özal’ı meşhur yapacak bir konu değil ki bu, gündeme gelmek yani ne alakası var yani? Mesela bir çocuğu öldürüyorlar yahut bir insanı öldürüyorlar, babası çıkıp televizyona konuşuyor. Meşhur olmak için mi konuşuyor? Olayın açıklığa çıkması için devletten yardım istiyor. Meşhur olmakla ne alakası var bunun? Meşhur olacaksa birçok konu var. Başka konu bulamadı mı da bu konuyla meşhur olsun, değil mi?
OKTAR BABUNA:Bir de çok önemli detaylar vermiş Hocam yani anladığım kadarıyla.
ADNAN OKTAR:Hayır, hangi cinayet büyük cinayet olay olsun? Bir de bak bir cumhurbaşkanının cinayeti mevzu bahis, değil mi? Bunu bir evladı gündeme getiriyorsa, meşhur olmak için mi yapar bunu, değil mi? Mesela bir babanın kızını veyahut bir oğlunu değil mi öldürüyorlar, cinayet oluyor. Çıkıyor babası, feryat ediyor, rahatsızlığını dile getiriyor. Babanın hakkıdır o, annenin de hakkıdır. Tabii ki acısını dile getirecek, katillerin yakalanmasını isteyecek. Bu da bir evlat olarak, katillerinin yakalanmasını istiyor. Babasına suikast yapılmış daha önce. Öldürmeye azmetmiş adamlar, kararlılar. Özal’ın o dönemde öldürülme korkusuyla olağanüstü önlemler aldığını basın sürekli yazıyordu. Kimse ile görüşemiyordu, yiyeceklerine falan özel dikkat ediyordu. Yani en yakınlarıyla bile görüşürken özel önlem alınıyordu. Ve hep öyle yaşadı Özal. Yani öldürülme tehdidi çok yoğundu ve sonunda da bu olayla karşılaştık biz. Yani bu böyle bir şey gündemde yok değildi ki. O devrin gazetelerini açıp bakın, Özal evinden çıkamayacak duruma gelmişti. Olağanüstü önlemler alınıyordu. Yani bulunduğu yerden çıkamıyordu ve her giren, gelen kişi çok detaylı aranıyordu. Ve basına yansımıştı bu, harikulade bir durumdu bu. Çünkü iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün azmettiği anlaşılıyordu yani burada, Özal’ı öldürmeye. Ve sonunda da başarılı oldukları anlaşılıyor. Yani kendi kafalarına göre, çirkin bir başarı. Şimdi de Cemil Çiçek çıkmış, “niye araştırıyorsunuz?” diyor. Taha Akyol diyor; “niye araştırıyorsunuz?” Fatih Altaylı, “niye araştırıyorsunuz?”
OKTAR BABUNA:Bayağı da sert yazmış Fatih Altaylı. Biri daha var Hocam. O da E.Ö.
ADNAN OKTAR:E.Ö? Bak hep Aydın Doğan’ın takım, hep onun ekip. Nerede böyle bir tip olay olursa biz bunlarla karşılaşıyoruz.
OKTAR BABUNA:Hatta hakaretamiz yazmış. Öyle hani şey de değil böyle.
ADNAN OKTAR:Hakaret. Bu telaş niye kardeşim, bu telaş niye? Niye bu kadar tedirgin oldunuz? Bu çok acayiptir bu telaş. Yani Türkiye’de çok fazla fethi meyit yapılıyor. Çok fazla cinayet araştırılması yapılıyor. Yani hiçbirinde tedirgin olmayıp da, bunda niye bu kadar tedirgin oldunuz siz ve ekip olarak, toptan? Olayın cinayet olduğu her yerden akıyor. Ve çocukları aylardan beri, yıllardan beri bağırıyorlar; “bu cinayet, bunu araştırsın” diyorlar. Daha yeni ortam oluştu. İlk defa söylemiyorlar ki bu çocuklar bunu. Yer yerinden oynatıyorlar. O dönemin gazetelerine bakın, hemen anlarsınız. Buram buram iddia edilen Ergenekon Örgütünün acımasız, kanlı yapısı hissediliyordu o dönemde. Kimse nefes alamıyordu o dönemde. Korkut Özal, ağabeyi, söyleyemedi, konuşamadı. Ben açıkça söyledim. “İddia edilen Ergenekon örgütü” dedim, açıkça söyledim. Ama kardeşi söylemedi. Özal’ın kendi de söyleyemedi, öyle bir korku ortamı vardı. Bak Özal’ın kendisi, bizzat söyleyemedi. “Bunu iddia edilen Ergenekon Örgütü yaptı” diyemedi. Mesut Yılmaz da diyemedi, Ecevit de diyemedi, Demirel de diyemedi. İlk defa deniyor bu, değil mi? Hatta korkutmaya çalıştılar. Hakimlere falan mermi falan göndermeye kalktılar. Ben dedim; “o mermileri teker teker size yuttururum” dedim. Ben bunlara düz gittikten sonra ortalıkta bir ferahlanma oldu dikkat ederseniz, Oktar Hocam. Çünkü hakikaten birçok insan çekiniyordu bunlardan. Ama bir de baktılar ki fos, mantar takımıymış bunlar. Çünkü bunlar kalleşlikle iş görebilen, delikanlı adam değil bunlar. Kalleşlik bunların yani sistemi kalleşlik üzerine ve acayip korkak ve süper aşağılık, şerefsiz herifler ve kahpelikle iş görüyorlar. Ve rahmetliyi de ömrü boyunca, rahat yaşamayacak şekilde ablukaya almıştı iddia edilen Ergenekon Örgütü.
SUNUCU 2: Hocam bahsettiğiniz bu dile getirilememe sanırım bir alt haberde bahsediliyor.
ADNAN OKTAR:Evet, aç bakayım, göreyim.
SUNUCU 2: Ahmet Özal; “babam her şeyin farkındaydı” diyor.
ADNAN OKTAR:Bak farkındaydı. Adam söylemiş. Oğlu, çocuğuna da söylemiş, açıklamış. Zaten olağanüstü önlem alınmıştı o dönemde. Ben çok iyi biliyorum. Hatta bak Yusuf Bozkurt Özal’ın bile üzeri aranıyordu, gelip, giderken. Bak o kadar detay vereceğim artık. Yusuf Bozkurt Özal, onun bile üzeri aranıyordu. Yani bir melanet döndüğü biliniyordu ve azmetmişlerdi öldürmeye, Özal’ı. Aydın Doğan’ın takım niye bu kadar panik oldu? Cemil Çiçek niye bu kadar panik oluyor ki, ne var bunda yani? Bir şey yok, devlet görevini yaptı, bir şey yok.
OKTAR BABUNA:Hepsi de çok sert bir üslupla karşı çıkmışlar.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, hani derler ya, “sert olsan kaç yazar” derler yani. Her yeri sert olsa ne olur? Devlet zaten el koymuş bu olaya ve sonuna kadar da gidilsin. Sonuna kadar gidilsin. Öyle höt dötle falan, yukarıdan falan hareketle, bunlarla vazgeçilecek bir konu değildir bu, değil mi? Niye tedirgin olduklarını millete açıklamaları lazım. Cemil Çiçek’i baban da çok seviyor. Nereden tanışıyor onlar öyle?
OKTAR BABUNA:Eskiden beri tanışıyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Bayağı bir muhabbetleri var. Hiç babanı da kırmıyor yani. Karşılıklı birbirlerini kırmıyorlar, ricalarını yerine getiriyorlar karşılıklı. Kardeşim, Taha Akyol çok ilginç bir insan. Bizim yargılamamız yapıldığı dönemde de bir İstanbul Adliyesi ziyareti olmuştu onun, Taha Akyol’un. Olur ya hani bir sevdiği vardır gidip görmeye gitmiştir, değil mi? O hakkıdır yani. Çevresi olan bir insan, bir ahbabı vardır, gidip onu görmek istemiştir. Bizim yargılandığımız dönemde gidip görüşmeyecek diye de bir konuda yok. Görüşür de, yani hürriyet var memlekette, değil mi? İstediğinde konuşur. Cemil Çiçek, annen güzel böyle kuşbaşılı pilav falan yapıyor, yani yemeklerinden falan da yemiştir anladığım kadarıyla. Bayağı bir muhabbet etmişler uzun süre. Muhabbette kimler vardı başka, hatırladığın kadarıyla? Neyse onları bir dahaki sefere anlatırız ama hazret oradaymış. Taha Akyol’dan, Cemil Çiçek’ten baban ne istiyor? Yani neler istiyor, ne talep ediyor?
OKTAR BABUNA:Bir tek talepleri var Hocam, o davada size mahkumiyet çıkması.
ADNAN OKTAR:Baban Cemil Çiçek’e mi istirham ediyor? Cemil Çiçek o zaman neydi?
OKTAR BABUNA:Adalet Bakanı.
ADNAN OKTAR:Adalet Bakanı. Adalet Bakanı olması, mahkeme Adalet Bakanı’ndan etkilenir mi ki? Öyle bir şey olmaz, öyle bir şey olmaz. Boş yere uğraşmış. Gerçi mahkum oldum ama onla alakası yok. Boş yere uğraşmış baban, inşaAllah, değil mi? Boşa emek vermiş yani, inşaAllah. Yani Adalet Bakanlığı’nı hakim dinlemez, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Fatih Altaylı’yla da görüşüyorlar, sık sık onunla da görüşüyorlar, Fatih Altaylı’yla da.
ADNAN OKTAR:Görüşür canım babanın sosyal çevresi geniştir yani adam niye görüşmesin, inşaAllah. Bize ceza veren hakimi atayan da Cemil Çiçek’tir. Ama bakandır tabii ki o atayacak, başka kim atayacak yani? Bunda şaşılacak bir şey yok. Yani anormal olan bir şey yok. Yani benim hayretime giden anormal bir olay yok fakat ben şu olaya çok hayret ettim. Yani oradaki reaksiyonuna hayret ettim, inşaAllah. Memlekette hürriyet var kardeşim, isteyen istediği ile görüşür, tabii, inşaAllah. Başka ne?
OKTAR BABUNA:İki haber var Hocam. “Milli Gazete’de deprem” diye. “Milli Gazete’de genel yayın yönetmeni ve ekibi işi bırakmış” Hocam.
ADNAN OKTAR:Hayırlı, uğurlu olsun, vardır bir hikmeti. Kim genel yayın yönetmeni?
OKTAR BABUNA:Genel Yayın Yönetmeni Necdet Kutsal ve ekibi yarın çıkacak son gazeteyi hazırladıktan sonra eşyalarıyla birlikte gazeteden ayrılmışlar. Necdet Kutsal ve ekibi.
ADNAN OKTAR:Necdet Kutsal kimdi o? Görsem tanırım. Necdet Kutsal. İyi hayır vardır, bir şey vardır, bir hikmeti vardır. Şimdi Numan Hoca istifa etmiş, doğru mu haber? Allah Allah. Niye istifa etmiş?
OKTAR BABUNA:“Yeni bir oluşum için, parti için yollarımız ayrıldı” diyerek istifa etmiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi Aydın Doğan, Taha Akyol, E.Ö bunlar ittifak edip, inşaAllah, Saadet Partisi’ne benzer bir parti kuracaklar, benim kanaatim. Başına da Numan Kurtulmuş Bey’i getirecekler ki o bir dahidir. Dahi olduğunu keşfettiler onun, nasıl keşfettiler onu bilmiyorum ama keşfettiler. O dahiden azami istifade etmek isteyeceklerini düşünüyorum yani, inşaAllah. Yani onun dahi olduğunu nasıl anladılar ben onu tam çıkaramadım yani. Ama tebrik ediyorum. Yani hepsi onun bir dahi olduğu kanaatindeler. Yani Fatih Altaylı, Aydın Doğan, E.Ö hepsi. Yani diyorlar; “böyle bir vaka görülmemiştir” diyorlar. Yani “çok acayip faydalı bir şey” diyorlar. “Var gücümüzle destek oluyoruz, göreceksiniz çok faydalı olacak” diyorlar. Yani “çok çok faydalı olacak, büyük hizmetler verecek” diyorlar, “çok büyük hizmetler verecek, aman peşinden ayrılmayalım” diyorlar. Bu dahileri ve Aydın Doğan Hocamız hep beraber inşaAllah bu partiyi kurduklarında, parti toplantısı yapıldığında, bizi de davet ederlerse nacizane, biz gideriz oraya inşaAllah, hep beraber inşaAllah, değil mi?
OKTAR BABUNA:Bir haber daha var. Semra Özal da açıklama da bulunmuş. “Zehir belgeleri yok edildi” demiş. “Oğlu Ahmet Özal’dan sonra Semra Özal da eşi Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü öne sürdü. Özal’ın son anlarında yanında olan Semra Hanım, zehirlenmeye dair belgelerin yok edildiği görüşünde” diyor haberde.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi bu durumda Taha Akyol niye tedirgin oluyor? Cemil Çiçek niye tedirgin oluyor? Devlet görevini yapıyor, devletin savcısı. Niye rahatsız oldular ki? Yani kadın yalan mı söylüyor şimdi? Hemşireyi öldürmüşler artık, kan alan hemşire öldürülmüş. Kan örneği yok oluyor. Ağzı köpürerek ölüyor ve daha önce suikast yapılıyor ve sürekli öldürülme tehdidi altında yaşıyor. Ve iddia edilen Ergenekon Örgütünün adı bile ağza alınamıyor o dönemde. O zaman niye tedirgin oluyor Cemil Çiçek? İftihar etsin. Taha Akyol da iftihar etsin, sevinsin. Niye rahatsız oldu ki?
OKTAR BABUNA:E.Ö de çok rahatsız olmuş, Fatih Altaylı da.
ADNAN OKTAR:E.Ö. de evet. Başka neler var?
OKTAR BABUNA:Hocam sizin söyledikleriniz Ahmedinejad’a çok vesile oldu Hocam, açıklamalarına. Onu göstereyim mi, açıklamalarınızı?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:13 Ocak 2009 tarihinde, siz Hocam İran IRIB Televizyonu ile yaptığınız röportajda, Mehdiyet konusunun mutlaka anlatılması gerektiğini söylemiştiniz. Televizyon kanalı, IRIB, İran’ın resmi televizyonu; “Peki, bu ittifak, İmam Mehdi etrafındaki ittifak konusunda bir sorun var ve bu sorunu nasıl aşabiliriz?” diyor. Siz Hocam; “Bu konunun dillendirilmesi lazım, her yerde konuşulması lazım. Eğer bunun ciddi olarak üstüne eğilinirse, bu konu dillendirilirse, Mehdi (a.s.) aranırsa Allah Mehdi (a.s.)’yi buldurur. Yani bu o kadar zor olan bir şey değil” diyorsunuz. Hocam, siz söyledikten sonra Hürriyet’in ana manşeti; “Mehdi geliyor, siz de katılın.” Ayetullah Hamaney’in açıklaması.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Hay maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz söyledikten sonra oluyor bu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Ey Müslümanlar, Mehdi geliyor, birleşelim” diyor Ayetullah Hamaney.
ADNAN OKTAR:Sürmanşetten verdi değil mi Hürriyet? MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Sürmanşet olarak verdi, evet. İnşaAllah Hocam. “Hamaney: "Mehdi’nin yardımcısıyım."”
ADNAN OKTAR:Çok güzel. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Temmuz ayındaki haber.
17 Eylül 2009, İran Devlet Başkanı Ahmedinejad’ın NBC TV Ann Curry ile röportajı. Ahmedinejad diyor ki; “İmam Mehdi mantıkla, kültürle ve bilimle gelecek. Artık savaşlar olmasın, düşmanlık ve nefret bitsin ve çatışmalar sona ersin diye gelecek. Herkesi kardeşçe sevgiyi yaşamaya davet edecek. Elbette İsa Mesih ile birlikte dönecek. İkisi bir araya gelecekler ve birlikte çalışarak, bu dünyayı sevgiyle dolduracaklar. Tüm dünyada geniş çaplı bir savaş olacağı ya da dünyanın sonunda savaşların çıkacağıyla ilgili yayılan haberler yanlıştır” diyor.
23 Eylül 2009 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurul konuşması, Hz. Mehdi (a.s.) için ettiği dua. Konuşmasına başlarken diyor ki; “Rabbim, İmam Mehdi’nin gelişini hızlandır, ona sağlık ve zafer ver. Bizi onun takipçilerinden, onun hakkaniyetine şahit olanlardan ve tasdik edenlerden kıl. Hz. Mehdi İslam Peygamberi’nin soyundan gelecek., İsa Mesih (a.s.) ve diğer seçkin dindarlar ile birlikte hareket ederek, bu büyük evrensel görevini yerine getirip, tamamlayacak… İşte onlar gelecekler ve doğru insanların, samimi dindarların yardımıyla, insanların uzun süredir arzuladıkları özgürlüğü, mükemmelliği, olgunluğu, güvenliği, huzuru, barışı ve güzelliği egemen kılıp, gerçekleştirecekler. Savaşlara ve anlaşmazlıklara son verecekler, ilmin tümünü ve maneviyatı, dostluğu tüm dünyaya sunacaklar. Evet, insanlığın bu parlak geleceği gerçekleşecek” diyor, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam. 18 Eylül 2009, sizin Kocaeli TV’deki konuşmanız Hocam, diyorsunuz ki; “Bütün dünya şu an Mehdiyetin etrafında dönüyor. Bakın İran-Irak savaşının kökeninde Mehdiyet vardır. Irak işgalinin sebebi yine Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunu engellemek için Irak işgal edilmiştir, bugün açık açık söylüyorlar bunu, yani artık gizlemiyor adamlar. Ama alakası yok, durduramazlar Hz. Mehdi (a.s.)’yi” diyorsunuz Hocam, maşaAllah.
Gazete başlıkları: “Mehdi gelecek ama Amerika engelliyor” diyor, Ahmedinejad. Ahmedinejad; “Elimdeki belgelere göre, ABD, İslam Peygamberinin soyundan gelen birinin bu topraklarda öne çıkacağını ve dünyadaki haksızlıkları ortadan kaldıracağını biliyor. Bu nedenle ABD, İmam Mehdi’nin dönüşünü engellemeye çalışmaktadır” diye konuştu Hocam. Sizden sonra bu açıklamayı yapıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Yine 13 Ocak 2009 tarihinde İran IRIB Televizyonu ile yaptığınız röportajda Mehdiyet konusunun mutlaka anlatılması gerektiğini söylüyorsunuz: “Ben boş konuşmuyorum, hadislere dayanarak konuşuyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Öbür türlü Müslümanlara yazık olur ve sürekli yıllardan beri sadece Müslümanlar ağlıyor, bağrışıyor, çözümsüzlük içinde paramparça kendi aralarında çözüm arıyorlar. Böyle çözüm bulunmaz. Bunlar pasif çözümler, aktif çözüm gerekir. Aktif çözüm Mehdi (a.s.)’nin etrafında birleşmektir. Başka çözüm yoktur. Mehdi (a.s.)’yi kimse aramadı, aramıyor, aramayan bulamaz. Arandığında bulunacağını söylüyorum. Eğer çıkmış olmasa, Mehdi (a.s.) olmasa ben bunları söylemem. Bir mucize olacak, Müslümanlar bunu görecekler ve büyük bir vahdet olacak, onlar da şaşıracaklar. Allah’ın vaadi gerçekleşecek, hayretler içinde kalacaklar.”
Başkan Mahmud Ahmedinejad’ın 23 Eylül 2010 tarihli Birleşmiş Milletler konuşmasında Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açıklamaları:” Bu sizin konuşmanızdan bir sene sonra oluyor yaklaşık; “Allah’ım, İmam el-Mehdi’nin çıkışını hızlandır ve ona iyi bir sağlık ve zafer ver. Bizleri onun takipçileri kıl ve onun doğruluğuna şahitlik edenlerden olalım. Adaleti arayanlar ve bu anı bekleyen özgür ruhlar için böyle görkemli bir dönem vaat edilmiştir. Kamil insan (Hz. Mehdi), Allah’ın samimi kulu ve insanların gerçek dostu, İslam’ın Sevgili Peygamberinin neslindendir ve o, Meryem oğlu Mesih ile birlikte ve diğer iman edenlerle beraber bu aydınlık dönemde zuhur edecek ve insanlığa yardımcı olacaktır. Onları karşılarken saflarımızı birleştirmeli ve insanlara yaraşır biçimde adaleti aramalıyız” diyor Hocam, maşaAllah. Her açıklamanızdan sonra.
ADNAN OKTAR:Bak, İran Devleti resmi açıklama yapıyor Mehdi (a.s.) ile ilgili. Şeyh Nazım Hocamız açıklama yapıyor, vekilleri açıklama yapıyor, Bediüzzaman açıklama yapıyor, Menzil’deki o mübarekler açıklama yapıyorlar. Bak her yerden Mehdi (a.s.) müjdeleriyle dünya kaynıyor, değil mi? Bir bildikleri olmasa 1400 sene sonra bu kadar Mehdiyetin gündeme geldiği hiç olmamıştır. Yani 1400 yıl içerisinde hiç olmamıştır. İlk defa bu kadar Mehdiyet gündeme geliyor. Bu da Mehdi (a.s.)’nin çıktığının bir başka alametidir, inşaAllah. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Turgut Özal’ın kasetleri çıkıyor diye bir haber var Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne kaseti?
OKTAR BABUNA:“Babasının ölümüyle ilgili sarsıcı açıklamalara imza atan Ahmet Özal’ın son bombası kasetler oldu.” Bazı kasetlere, her şeyi kasete çektiğini söylüyor, babasının. O kasetlerin ortaya çıkacağını söylüyor, Hocam.
ADNAN OKTAR:Çok iyi.
OKTAR BABUNA:Burada gazetecilerin ismi de geçiyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne gazetesi?
OKTAR BABUNA: “E.Ö., Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’nın yazdıklarına anlam vermek çok zor” diyor.
ADNAN OKTAR:“Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’nın yazdıklarına anlam vermek çok zor. Sizi ilgilendiren bir konu yokken bir anda…”
OKTAR BABUNA: “…oraya buraya zıplamaya başlıyorsanız bunun bir nedeni olmalı” diyor. “Sen savcıdan daha çok şey mi biliyorsun?”
ADNAN OKTAR:Tamam, zaten konu anlaşıldı. Biz anlattık anlatacağımızı. Bundan sonra savcılık zaten gereğini yapacaktır ama buradaki durum tabii çok şaşırtıcı.
OKTAR BABUNA:İddia edilen Ergenekon Örgütünü de zikretmiş burada, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, iddia edilen Ergenekon Örgütü. Bu konuyu anlattık. Bu yeterli.
OKTAR BABUNA:Tamam Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Başka ne var?
OKTAR BABUNA:Hocam, MHP Genel Başkanı ve tüm ekibi Ani Harabeleri’nde namaz kılmışlar, Cuma namazı, bugün Hocam.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Aslanlarım benim.
OKTAR BABUNA:Hepsi saf tutarak namaz kılıyorlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Süper olmuş. MaşaAllah. Çok güzel.
OKTAR BABUNA:Devlet Bahçeli, haberi de burada.
ADNAN OKTAR:Muhteşem olmuş. MHP’yi tebrik ediyorum. Bahçeli’yi tebrik ediyorum. Şahane olmuş. Oradaki zevatı da tebrik ediyorum.
OKTAR BABUNA:Toplu halde namazdalar.
ADNAN OKTAR:Muhteşem, muhteşem. Çok güzel, maşaAllah. Allah ibadetlerini kabul etsin. MaşaAllah. Türk-İslam Birliği’nin kös sesleri geliyor uzaklardan, inşaAllah. Allah’ın izniyle. MaşaAllah, muhteşem olmuş. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Hocam Mevlana Halid Ziyaeddin Bağdadi Hazretleri, Mektubatında tarikatının Hz. Mehdi (a.s.)’ye kadar devam edeceğini ifade ediyor. Okuyayım mı onu?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA:“Allah’ın fazl-ı keremi ile O’nun yüce ihsan ve nimeti, tevfik ve inayetiyle bu tarikat Hz. İmam el-Mehdi Sahib-i Zaman (a.s.)’a kadar devam edecektir. Bunu yüce tarikatın bazı şeyleri sahih bir keşf ile müritlerine müjdelemişlerdir. Gerçekte Hz. Mehdi (a.s.) ve onun içinde bulunacağı zaman da sarhoştan uyanıklığa, faniden bakiye dönülecek. Halk hidayete çağrılacak, hem zahir, hem bâtıni reislikle feth-i mümin yani açık ve parlak zafer gerçekleşecektir” diyor Mevlana, Hocam. MaşaAllah. (Mektubat-ı Mevlana Halid)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Bu tarikat de Hz. Mehdi (a.s.)’ye kadar” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İşte onu bildiği için Ali Haydar Efendi hilafet vermedi. Kendisi ile tarikatı bitirdi çünkü Hicri 1400’de Mehdi (a.s.)’nin çıkacağını biliyordu. Murat Bardakçı da geçen anlatmıştı ya, izah etmişti. O dediği doğru yani, Şeyh Nazım Hocamız da anlatıyor. Bir kasedinde, bir açıklamasında diyor. “Ali Haydar Efendi hilafet vermedi” diyor. Yani kendinden sonra bir vekil bırakmıyor. Yani kendisine vekalet devam edecek bir kimse bırakmadı, yani yazılı vekalet bırakmıyor. Yazılı hilafet bırakmamış. İnşaAllah. Çünkü biliyor Mehdi (a.s.)’nin çıkacağını. O da onun bir kerametidir. Çünkü Mevlana Halid açıklıyor. Mehdi (a.s.) varken tarikat olmaz. Nitekim, bakın bütün büyük şeyh efendilerin ifadelerini gördünüz. “Tarikat bitmiştir” diyor hepsi. Gavs Hazretleri de diyor, diğer büyük şeyh efendiler de söylüyor. Hepsi aynı, ittifak halindeler. “Mehdi (a.s.) gelmiştir, tarikatlar bitmiştir. Artık hidayet Mehdi (a.s.)’den” diyorlar. Vesile olması açısından, “Mehdi (a.s.)’den hidayet geliyor” diyorlar. “Allah onu vesile ediyor” diyorlar. İnşaAllah. Nitekim, hayata, olaylara baktığımız da bunu görüyoruz. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Said Nursi Hazretleri, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, “alem-i İslam’ın bayraktarlığını Türk Milleti’nin yapacağını” söylemişti Hocam. Okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Allahü Zülcelal Hazretleri, Kuran-ı Kerim’de,” şeytandan Allah’a sığınırım, “Öyle bir kavim göndereceğim ki onlar Allah’ı, Allah da onları sever” buyurmuştur. (Maide Suresi, 54) Ben de bu beyan-ı İlahi karşısında düşündüm. Bu kavmin bin yıldan beri alem-i İslam’ın bayraktarlığını yapan Türk Milleti olduğunu anladım” diyor Said Nursi, Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Hay maşaAllah. Başka var mı göstereceğin bir şeyler?
OKTAR BABUNA:Kuran Mucizeleri var Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, gösterelim. Bakalım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Kuran’da aya çıkış tarihine dikkat çekiliyor, inşaAllah.
Kuran’da Kamer, ‘Ay’ Suresi. “Kamer kelimesinin Türkçedeki karşılığı Ay'dır. "Ay" isimli bu sureden Kur'an'ın sonuna kadar tam 1389 ayet geçer. Hicri takvimde 1389 yılı, Miladi takvime göre 1969 yılına denk gelmektedir.” Hicri 1389, Miladi 1969’dur. “Bu da Ay'a çıkış tarihidir. Ayette,” şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah, "ve ay yarıldı" diye buyuruyor. Kamer Suresi, 5. ayette. "Ay kelimesinin yanında kullanılan ‘şakka’ (Arapçası), "yarıldı" kelimesi aynı zamanda "toprağın yarılması, kazılması" anlamlarında da kullanılmaktadır. Benzer şekilde Ay’a giden Apollo 11 uzay aracı da Ay toprağından birçok parça alarak Dünya’ya dönmüştür.” Buna da işaret var, maşaAllah, Kuran’da. 1400 sene önce.
ADNAN OKTAR:Evet, Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Devam edeyim mi Hocam? Kuran Mucizeleri var.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Yılların sayısının hesabı var Hocam, inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Kuran Mucizesi olarak. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Güneşi bir aydınlık, ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.” (Yunus Suresi, 5) Bakın, altı çizili bölümde Allah, “yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona duraklar tespit eden” diyor. “Bir Hicri ay ancak 29 gün veya 30 gün çekebilir. (Bunun dışında bir ihtimal yoktur.) Kameri ay 29 veya 30 gündür. Ayette "yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit eden O'dur" anlamına gelen "kadderahu menazile lita'lemu adede'ssinine velhisab" ifadesine gelinceye kadar olan harf adedi 29’dur. "Ay" anlamına gelen "El-Kamer"in ebced değeri de 29'dur.” En küçük ebced hesabıyla, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Her gün güzel dersler vereceğiz Bay İliksiz’e. Yarından başlıyoruz. Bugün de yine kısmen devam edeceğiz. Bugün yarımdan sonra yine devam edeceğiz. Kromozomlardan özellikle anlatalım ki İliksiz’in ilgisi bu konulara daha artar, inşaAllah. İlmini arttıracağız İliksiz’in. Değil mi?
OKTAR BABUNA:Celal Şengör’ün ilmini bayağı bir arttırdınız Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Bir kere çıktı televizyona, bir daha…
ADNAN OKTAR: Tombul dede, evet, aydınlandı o bayağı.
OKTAR BABUNA:Evet, bir daha iki senedir yok, o zamandan beri.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Başka ne var senin bu makinede, bir şeyler gösteriyordun?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Kuran Mucizesi var inşaAllah. Evrenin sonu ve Big Crunch’a işaret var Kuran’da, inşaAllah. Big Crunch denilen, bu büzülme, küçülme anlamına geliyor. “Big Crunch teorisi, Big Bang’le başlayarak genişlemekte olan evrenin,” evren büyük patlamayla yoktan var oluyor, genişliyor ve sonra büzülme, “gittikçe gittikçe hızlanarak içine çökeceğini öne süren bir teoridir. Teoriye göre evrendeki bu çöküş, evren tüm kütlesini kaybedip sonsuz yoğunluktaki bir noktaya dönüşene dek sürecektir. Evrenin yaratılışı…”
ADNAN OKTAR:Şimdi Oktar sen, en sonuna gel olayın. Anlatacağın şey nedir?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Anlatıyor bunu işte, Big Crunch’ın ne olduğunu anlatıyor, tüm yaşam şekillerinin yok olması, devam ediyor, “Big Crunch olarak ifade edilen bu bilimsel varsayıma Kuran’da şöyle işaret edilmektedir;” şeytandan Allah’a sığınırız, “Bizim, göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz.” İlk yaratmaya Big Bang ile başlıyor, inşaAllah. “Yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu, Bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette, Biz yapıcılarız.” (Enbiya Suresi, 104)
“Bir başka ayette ise göklerin bu durumu şöyle tarif edilmektedir:
"Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu kabzasındadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir." (Zümer Suresi)” Big Crunch ile çok uyumlu Hocam, siz daha iyi bilirsiniz, bu ifadeler ve Kuran’da dikkat çekiliyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bütün kainatı Allah; “çökerteceğim” diyor. Dünyayı değil. “Bölgesel bir kıyamet değil” diyor. Yani “tamamını toplayıp, çökerteceğim. İlk; sıfır hacim, sonsuz yoğunluktaki ilk şekle çevireceğim” diyor Allah. “Ondan sonra bir daha yeniden yaratacağım” diyor. İşte o zaman Ahiret hayatı başlıyor. Ama tabii bu daha evvel milyarlarca yıl sürmüş bir şey. Fakat Allah Katında zaman olmadığı için, yani Allah’ın böyle bir şeye ihtiyacı olmadığı için, o milyarlarca seneyi beklemek olmuyor. Bir anda yaratıyor Allah. Ama isterse milyarlarca sene gibi de gösteriyor Allah. Yani zaman izafi. Allah nasıl isterse biz o kadar alıyoruz zamanı. Mesela bize milyar sene olarak gösterirse milyar sene olarak alırız, ama on saniye olarak gösterirse de on saniye olarak alırız. Bir gün olarak gösterirse bir gün olarak alırız. Yani bizim algımıza sunulma şekliyle orantılı oluyor. Algı, zaman algısı da, biliyorsun bir inanç. Beyinde gelişen bir inançtır. Allah’ın yarattığı bir inançtır. Mesela Big Bang en az on beş milyar yıllık. Bir başka şuura göre de on beş saniye. Algı değil mi? Allah ona da öyle algılatıyor. O da on beş saniye olarak algılıyor. Bir başkası bir buçuk saat olarak algılıyor. Bir başkası bir buçuk gün olarak algılıyor. On beş milyar ama mesela on beş trilyon sene olarak algılayan da vardır. Allah ister, öyle algılar adam yani. Zaman ona iyice genişler, öyle algılar. Onun için zamanı sabit zannedenler çok büyük hata yapıyorlar. Zaman sadece, algıya göre değişen Allah’ın yarattığı bir inançtır. İnancın adına zaman deniyor. Bir şeyi bir şeye göre kıyaslamada zihinde meydana gelen bir olay. Dışarıda zaman yok. İnşaAllah. Evet, sen anlat Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Büyük İslam alimleri Hocam, Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.) ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şerh etmişler. Okuyayım mı Hocam onlardan, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Araf Suresi, 128. ayeti. “Ebu Halid Kabuli, Ebu Cafer Muhammed Bakır aleyhisselam’dan şöyle rivayet etmiştir: Ali’nin kitabında şunun yazılı olduğunu gördük:” (şeytandan Allah’a sığınırız) “"Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir" dedi. Ben ve Ehl-i Beytim Allah’ın yeryüzüne mirasçı kıldığı kimseleriz. Biz muttakileriz ve yeryüzünün tamamı bizimdir. Benim soyumdan Kaim Hz. Mehdi (a.s.) bütün yeryüzüne hakim olur. Tıpkı Resullullah (s.a.v)’ın yeryüzüne tasarruf etmesi gibi.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. 00:30’daki programda hem evrimden de kısa bir şey anlatalım. Bir de münafıklarla ilgili ayetlerde çok detaylı Allah’ın verdiği şifreler var, onları biraz anlatalım. Oradan yola çıkarak ayetlerin açıklamalarını genişletelim ki çünkü münafık tehlikesi en büyük tehlikedir. Bütün İslam alemi için en büyük olay budur, münafıktır. Bütün İslam aleminin başının belası şu an münafıklar. Mehdi (a.s.)’nin de karşılaşacağı, Mehdi (a.s.)’nin ezdiği mahluklardır, inşaAllah. Yani Mehdi (a.s.)’nin gücünün artmasına vesile olan, Mehdi (a.s.)’nin ezdiği mahluklardır. Ama her yerde çıkar onlar, her yerde çıkar. Müslümanların daha tetikte olmalarını sağlayan, dikkatli olmalarını sağlayan, atak olmalarını sağlayan, şevklerini, heyecanlarını arttıran mahlukattandır bunlar. Özel yani şeytanın görünür hale gelmesinden kaynaklanan bir vakadır. Normalde şeytan görünmez. Ama münafık, şeytanın görünür hale gelmiş halidir. Yani artık insan şeklinde tecessüm etmiştir ve o şekilde faaliyet yapar. Müminin zaten görevi şeytana karşı mücadele olduğu için, münafığa karşı mücadele de şeytana karşı mücadelenin aynısı. Bir bölümüdür. Daha kolaydır çünkü şeytan görünmez, bu görünür olduğu için daha canlı bir mücadele mevzubahis olur, inşaAllah. Ne yapıyoruz?
SUNUCU:00:30’dan itibaren, devam ediyoruz inşaAllah. ‘Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri’ Programımıza 00:30’dan itibaren Kaçkar TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Super TV ve Radyo ve HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aba TV ve HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Şimdi Kaçkar TV mi?
OKTAR BABUNA:Evet, Kaçkar TV’den yarım saat sonra bizi izlemeye devam edebilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...