SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Aksu Tv, Tv Kayseri, ART Uşak Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo ve HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, Ahir Zamanda kalp hastalıklarının artacağına dair hadis var Hocam inşaAllah. Gösterelim mi onu?
ADNAN OKTAR:Kua, göğüs ağrısı hastalığı.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.) dikkat çekiyor inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.), Ahir Zamanda kalp krizinden ölümlerin artacağını söylemiştir. “Avf b. Malik (r.a.)'dan nakledildiğine göre, Allah’ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet öncesi altı (şey) say. Benim ölümüm, Beyt-i Makdis’in fethi, sonra koyunun Kuası (Göğüste beliren öldürücü sancı) gibi, sayısız ölüm hadiseleri” Buharî, İbni Mace, Hakim’den inşaAllah nakledilen.
ADNAN OKTAR:Buhari ve İbni Mace bunlar çok itibarlı eserlerdir, çok önemli eserlerdir. Bak, “Göğüste beliren öldürücü sancı” yani kalp enfarktüsünde biliyorsunuz göğüs bölgesinde şiddetli sancı meydana geliyor. O yüzden ona o şekilde bir isim verilmesi lazım. “Koyunun Kuası” yani koyun dediği normal koyun değil. Koyun yani göğüs bölgesinin kuası, “Göğüste beliren öldürücü sancı gibi, sayısız ölüm hadiseleri”. Peygamberimiz (s.a.v.) göğüs enfaktüslerinin artacağını söylüyor o da çok büyük bir mucizedir. Mesela daha önce böyle yoktu, kalp ölümleri bu kadar yüksek değildi. Son zamanlarda beslenme bozukluğundan ve stresten ve vücudun fazla hareket etmemesinden kaynaklanan enfarktüslerde müthiş artış oldu. Ölüm sebeplerinin içinde en yüksek oranlardan bir tanesi de o inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Dediğiniz gibi Hocam, istatiksel olarak da dünyanın bir numaralı ölüm sebebi kalp hastalıkları.
ADNAN OKTAR:Her yıl Türkiye’de 207 bin kişi, yani her iki buçuk dakikada bir insanımız kalpten ölüyormuş. Dünyada her yıl kalpten ölenlerin sayısı 17 milyon 100 bin kişi, acayip yüksek.
OKTAR BABUNA:Burada da kanserden daha fazla ölüme sebep olduğu, yine bir numara olduğunu anlatan bir gazete haberi.
ADNAN OKTAR:Kalp muayenesi için doktora gittim bir ara. “Nasıl kalbim?” dedim. Muayene etti. O bir koşma aleti gibi bir şey var böyle, ona bir de açı da veriyorlar böyle. Kardeşim koş da koş, koş da koş, açıyı daha da dikleştirdi böyle artık gülmekten koşamıyorum. Yani acayip komik, çünkü bayağı dik böyle ve acayip süratli gidiyor. Akıl almaz bir sürate çıkarttılar böyle, ama evvel Allah, sonuna kadar koştum. “Hocam” dedi “Kalbiniz güçlü demeyeceğim, olağanüstü güçlü maşaAllah” dedi. “Yani çok acayip güçlü maşaAllah” dedi. “MaşaAllah” dedik “Elhamdülillah”. Sonra bir de kolestrol muayenesi yaptırdım, kolestrol de 120 çıktı. İyi düşük.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, olağanüstü MaşaAllah. Hocam sizin sağlığınız ve gücünüz, 30 senedir çok az uyuyarak, hiç tatil yapmadan, haftada 7 gün, senede 365 gün Allah yolunda mücadele ediyorsunuz maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tansiyon hep 11’e 7. Kahve içiyorum, o kadar faaliyette bulunuyoruz. Hiç yani maşaAllah, gayet güzel, elhamdülillah maşaAllah. Ama çok spor yapıyorum, onunla alakası oluyor olabilir, faydası oluyor olabilir inşaAllah.
Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Siz, bugün Sağlık Bakanımız bir müjde verdi hastalara, yatalak bir hastanın tüm masraflarını devletimizin karşılayacağını söyledi. Bu da sizin daha önce üzerinde durduğunuz bir konuydu Hocam maşaAllah. Bu yönde gelişmeler var siz söyledikten sonra. “Hastanın elektrikli karyolası bile bizden”, yatalak bir hastanın evdeki elektrik karyolasına kadar tüm ihtiyaç malzemelerini sigortaya gerek kalmadan bakanlığın ücretsiz olarak vereceğini belirten Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 70 bin kişiye hizmet sunacak projenin önümüzdeki sene uygulamaya başlayacağını söyledi Hocam.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Söylediklerimin birebir uygulaması maşaAllah. Daha yeni söylemiştim, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:11 Mart 2009’da diyorsunuz ki; “Her hasta bizim sorumluluğumuzdadır millet olarak. Hasta olmak suç değildir, şereftir, onurdur ve yükümlülüğü bizim üzerimizdedir. Hasta olduğunda o adam, o kişi, o kardeşimiz artık bize emanettir, milletçe bize emanettir. Ona biz bakacağız, yemesinden, içmesinden, konforundan, neşesinden, mutluluğundan, tedavisinden, herşeyinden biz sorumluyuz. Hastadan para alınmaz, en kaliteli, en güzel hastaneye gidecek, birinci sınıf hastaneye gidecek kanser hastası; orada aslanlar gibi tedavi olacak, hürmet görecek, sevgi görecek, hatta onun güzel geniş salonlarında oturtacaklar. Dini sohbetler yapılacak, konuşacak, morali güçlü olacak onun. Çünkü bu tip hastalıklar da biliyorsunuz moral önemli. Adama sen evini sattırırsan, arabasını sattırıyorsun, bankadaki bütün paralarını alıyorsun, borca sokuyorsun, adamı tedavi ediyorsun. Ama tedavi oluyor mu olmuyor mu o da ayrı mesele; adamı çift yerden vurmuş oluyorsun bu sefer. Hem hastalığına sevgi ve şefkat göstertmeyerek hem de ekonomik yönden çökerterek. Hastadan para alınmaz; bunu biz milli bir terbiye olarak bunu alacağız. Bu asla kabul edilecek bir şey değildir. demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Çok güzel konuşmuşum. Evet Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Dün de Hocam, deccalin hizmetinde şeytanların olduğunu söylemiştiniz inşaAllah. Bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) deccalin şeytanlara hizmet edeceğini şöyle bildiriyor Hocam; “Şeytanlar ona: "Ne istersen söyle, yapalım!" diyecekler. O da: "Haydi gidin, insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin!" deyip her birini bir tarafa salacak” Kıyamet Alametleri.
ADNAN OKTAR:Şöyle yapıyor; şeytanlarla tabii transa geçiyor, şeytanlara bu emri veriyor. Zaten şeytanlar onu yapması şu yönde oluyor; zaten adam kendisi de şeytan. Fakat insan bedeni içine girmiş şeytanlar. Şeytan ona emir verdiğinde, unutkanlık meydana getiriyor insanlarda, mesela zihin dağınıklığı meydana getiriyor. Konsantrasyon güçlüğü meydana getİriyor. Dikkatini toplayamıyor adam. Mesela çok açık Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili, Hz. İsa (a.s.) ile ilgili açıklamalar, Kuran ayetleri o kadar açık ki çok sarih, izah ediyoruz anlayamıyor. Bir daha anlatıyorum, yine anlamıyor. Bir daha anlatıyorum, yine anlamıyor. Yani müthiş bir hafıza dağınıklığı meydana getiriyor şeytan. Mesela Darwinizm yani çocuk olsa inanmaz. Yani inanılır gibi değil mucize. Kardeşim şimdi bakın, bir kromozomda bir kütüphane dolusu bilgi var. İnsanda ne kadar hücre var, bir insanda? Yüz trilyon. Yüz trilyon kütüphane kadar bilgi insanda kodlu. Bak, yüz trilyon kütüphane dolusu bilgi, bu tesadüfen olur mu?
OKTAR BABUNA:Tabii ki olmaz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yüz trilyon kütüphane dolusu kitap insanın içinde duruyor, kusursuz yazılmış kitap. Yani İngiltere’de bir kütüphane düşün, bunun 100 trilyon adet bak, 10 tane, 20 tane demiyorum bak, 100 trilyon adet kütüphane insanın içinde duruyor. “Bu nasıl oldu?” diyorsun. Gözünün içine bakarak “Tesadüfen oldu” diyor. Arkadaşım sana bir şey söyleyeceğim. Bir protein oluşması için 85 proteine ihtiyaç var. 60’ın üstünde yani 85, en az 85 proteine ihtiyaç var. Ve bir proteini yapmaya bir insan kalktığında yapamıyor. Sentetik yapılamıyor. Çünkü en az 85 proteine ihtiyaç var. Şimdi, “Bir protein olması için 85 proteine ihtiyaç var” diyoruz. “Eşittir ne anlama gelir?” diyoruz. “Yani protein tesadüfen olur anlamına geliyor buradan” diyor. Bak koçum, canım ciğerim bak, “Bir daha söyleyelim” diyoruz. “Bir protein olması için 85 tane proteine ihtiyaç var” diyoruz. “Yani bu olmadan protein olması mümkün değil” diyorsun. “Eşittir ne anlama gelir?” diyorsun. “Yani proteinin tesadüfen olduğunu anlıyoruz buradan” diyor. Artık şeytan öyle bir büyü yapmış ki çözebilene helal olsun. Ne kadar adam yapmış biliyor musun? Dünyanın %95’ini en az. Aslında %99 da, biz %95 diyoruz yine de. Öyle bir telkin yapmış ki, “Çok aleni arkadaşım” diyorum “Sen beyninde şu kadarcık bir yerde yaşıyorsun görüntü olarak”. “Olabilir, ne var bunda şaşıracak?” diyor. “Yani şu an ben senin içindeyim” diyorum. “Şu an görüntü orada oluyor” diyorum. “Olabilir” diyor. “Sen kimle konuştuğunun farkında mısın?” diyorum. “Senle konuşuyorum” diyor. “Ben senin içinde görüntü olarak oluşuyorum” diyorum. “Ne var bunda, acayip bir şey yok ki, ne var bunda?” diyor. Tabii bunun gerçeğini anlamış olsa, çöker kalır orada, olduğu yere çöker. Yani ayağa bile kalkamaz. Allah korkusundan nefesi kesilir. Muazzam sarsılır ama hipnozun etkisiyle şeytanın yaptığı o manyetik alan etkisiyle kavrayamıyor. Yani akıl almaz bir ülfet meydana getirmiş durumda. Diyoruz bak, “Dışarıda görüntü yok. Dışarıdaki görüntü saydam ve siyah, simsiyah, karanlık” diyoruz. “Işık yok, renk de yok dışarıda diyoruz”. Ne var onda?” diyor. Bak, “Beyninin içinde Allah yaratıyor rengi, dışarıdaki maddeyi de Allah yaratıyor. Beyninin içindeki bütün bu kapsamlı renklenmeyi ve üç boyutlu görüntüyü, renkleri Allah yaratıyor” diyoruz. “Onda ne var ya?” diyor. “Çok normal bir şey” diyor. İşte bu, deccalin hipnozu bu. Bir insan bunu kavrayıp da, “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” dememesi mümkün değildir. Yani, sırf bunu bilerek bir insanın iman etmemesi mümkün değil, gücü yetmez, takati yetmez, istese de yapamaz yani. Ama bu manyetik alan, “Manyetizma” Bediüzzaman’ın dediği deccalin yaptığı manyetizma etkisi bunu sağlıyor işte. Müslüman adama kendi gazetesinde Darwinist propaganda yaptırıyor. Bak, kendi şeyhleri, yani mürşitleri ne diyor Hüseyin Hilmi Işık Hoca? “Oradan buradan” diyor, “Haberler alıp araştırmadan evrimle ilgili haber yapan kişiler var. Müslümanları aldatıyorlar, yanlış yönlendiriyorlar” diyor. “Sakın böyle şeyler yapmayın” diyor. Adam ne yapıyor? O hataya düşüyor.
OKTAR BABUNA:Daha da var Hocam haberler. Yani çok düzenli yapılan bir şey, mesela bu da ayrı bir o şekilde 18 Ocak 2000 tarihli, “400 milyon yıllık balık fosili” diye özetle burada da evrimi söylüyor Hocam. “Canlıların en eski atalarının olabileceği ihtimalini getirdi” diyor bulunan fosil. Yine başka bir evrim haberi Türkiye’de, 16 Nisan 2005 “Fosil dinozor yumurtaları” daha da var Hocam. Yani düzenli yaptıklarının delilleri bunlar. Yine, “3.5 milyon yıllık insan fosili bulundu” evrime delil olarak gösteriyorlar, 12 Temmuz 2007 tarihli. Sürekli yapılan bir şey, bir kere iki kere değil.
ADNAN OKTAR:Hayır, Hüseyin Hilmi Işık Hoca biliyor böyle bir şey yapacaklarını bir de uyarmış. Bak, kendi arkadaşlarını uyarıyor. Etrafı da uyarıyor, herkesi de uyarıyor. Buna rağmen hem Abdülhakim Arvasi’den bahsediyorlar, Abdülkadir Geylani’den bahsediyorlar, İmam Rabbani’den bahsediyorlar. Peki İmam Rabbani evrimi mi savundu? Hüseyin Hilmi Işık Hoca sizi uyarmadı mı? Oradan buradan haberleri araştırmadan incelemeden almayın, evrim propagandası yapmayın, Müslümanları yanlış yönlendirmeyin, doğru söylememiş olursunuz demiyor mu? diyor. Niye yapıyorsunuz? Bir tane, iki tane, on tane değil, hakikaten çok çok fazla. Mesela şimdi 3 örnek daha gösterdik.
OKTAR BABUNA:Daha da var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok çok fazla var. Ve özellikle de Müslümanlara yaptırıyorlar bunu ki daha etkili olsun diye, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Okuduğunuz bölümde Hocam, kitabın 2008 baskısı, kitabın 540. sayfasındaymış onu okuyabilirler izleyenlerimiz.
ADNAN OKTAR:Şimdi Babür, ben böyle konuşmamın nedeni etkileyici olsun diye konuşuyorum çünkü adamlar uyuyor. Bak Afganistan’da, ben utandım. Bana Afganistan’dan çok detaylı bilgi geldi çok detaylı, çocukların ırzına geçilmesi ile ilgili. 10 binlerce, 100 binlerce çocuğun ırzına geçiyorlarmış bir tane iki tane değil. Amerika’da meşhur Afganistan şu an. Yani korkunç bir kepazelik, rezalet var. Adamlar da burada ne yapıyorlar? “Türk İslam Birliği’ni unutun” diyor adam, “İttihad-ı İslam’ı unutun” diyor. Kardeşim senin bu tavrın ve hareketlerin yüzünden Afganistan bu hale geliyor. Ve sorumlusu sen oluyorsun.
Ali sen şimdi bu soruları soruyorsun ama bunlar, şey böyle. Sathi sorulardan kardeşlerim kaçınsınlar işte “Kudüs’ün kaç tane kapısı var?”, “Oymaları neden yapılmıştır?” Şimdi insaf etsinler yani bu sıkışık ortamda, İslam aleminin şu perişan halinde biz böyle konularla uğraşacak durumumuz var mı? Böyle aktüel konular, boş konulardan soru sormaları kardeşlerimizin, biraz yakışık almıyor. Acayip oluyor yani, biz olabilecek en yüksek süratle çok çabuk netice almaya çalışıyoruz. Kardeşlerimin sorduğu sorulara bak.
“Selamün aleyküm Hocam”. Aleyküm selam ve rahmetullahi. “Her akşam sohbetlerinizi ailece heyecanla bekliyor ve severek izliyoruz. Hocam, 3 Ekim Pazar günkü sohbetinizde bizi ailece çok etkileyen bir konuyu anlattınız. Deccali şeytanların kullanarak insanların beyinlerini etkilediğini ve onları hipnoza soktuğunu ve bunun sonucu olarak da insanların çok basit bir anlatımı dahi kavramakta zorluk çektiklerini, hatta anlayamadıklarını söylediniz. Ve bununla ilgili çok çarpıcı örnekler verdiniz. Hocam bu konu, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah olağanüstü önemli bir konu çünkü bunun örnekleriyle bende karşılaşıyorum. Çok açık anlatımları daha anlayamayan ve bana boş boş bakan insanlarla çok karşılaşıyorum. Tabii bunun tam tersi olaylarda oluyor. Mesela dayım beni ziyarete geldi, benim dükkanımda sürekli sizin sohbetleriniz açık ve ben sizi dinleyerek çalışıyorum. Hocam dayım sizi seyretmeye başladı inanın 10 dk sürdü sürmedi sizin için “Çok iyi bir insan” dedi. “Nasıl anladın dayı?” dedim. “Konuşmalarından ve yüzünden anladım” dedi. “Üstelik her halinden de belli oluyor” dedi. Hocam şimdi anladım ki dayım, deccalin hipnozunu imanın nuruyla delmiş. Hocam deccalin hipnozunu yenmenin yollarını gösteren bir siteniz var mı? Bu Müslüman kardeşlerimiz için çok önemli, deccalin oyunlarını ve etkilerini anlatan ve bunu yenmenin yollarını anlatan bir site açarsanız çok faydalı olur”. Şimdi sitemizin tamamı zaten o amaçlı, yani bütünü HarunYahya.com, HarunYahya.org ve HarunYahya.net siteleri bu amaçladır. “Rabbim, yollarınızı aydınlatıp açsın inşaAllah. Allah’a emanet olun. Sizi çok seven Hakan Genç”. Şimdi Hakan deccaliyet Kuran’ı bütünüyle, bütününü yaşamakla aşılıyor öbür türlü olmaz. Yani samimi olmak, alabildiğine samimi olmak ve çok vicdanlı olmak, ben var gücümle samimi olmaya çalışıyorum. Var gücümle vicdanlı olmaya çalışıyorum.
“Selamün aleyküm Hocam. Bugün Ayasofya’da namaz kılınması hakkında bir haber okudum haber şöyle; “Ayasofya’da namaz mahkemeye taşınıyor. Mesela Sümele Manastırı’nın ayine açılmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Ayasofya’da namaz için başvuran BBP dilekçelerine yanıt verilmemesi halinde konuyu idare mahkemesine taşıyacak. BBP olumsuz yanıt karşısında mahkemenin yolunu tutacak. Sayın Hocam siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Saygılar ve sevgiler Hasan Kemal”.
Tamam, hukukla her yol aşılır. Hukuka başvurmak en akılcı yoldur. Doğru yapmış BBP’li kardeşlerimiz hukuka taşısınlar, sonuna kadar da takip etsinler. Ama söyleyeyim, Hz. Mehdi (a.s.)’dır orada namazı kılacak olan, yani önceden söyleyeyim. Ama sebebe sarılsınlar sevabını kazansınlar, inşaAllah.
“Hayırlı günler Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili sorum olacak. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gaybeti yani kaybolması sırasında ona çok az kişi uyacak diyorsunuz, bu durum gerçekleşti mi? Gerçekleşti ise detaylı açıklama yapar mısınız?” diyor Hüseyin kardeş. Hüseyin ben daha Hz. Mehdi (a.s.)’ı görmedim. Görmediğim için nasıl bileyim? Yani sormam lazım yani Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu düşündüğüm bir kişi olması lazım. “Efendim, siz Hz. Mehdi (a.s.)’a benziyorsunuz. Böyle bir olay oldu mu?” diyebilirim. Görürsem söyleyeceğim ama Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncü talebesiyiz, askeriyim inşaAllah. Şimdi oldu veya olmadı dersek ne anlama gelir bu? Bir acayip bir şey olur.
“Hocam şu deccalin özel vasıtasını biraz açar mısınız, lütfen?” diyor. İlker meraktan bayılacak artık. Bediüzzaman, “Sükut lazım” diyor, parantez içine almış üç nokta koymuş bir de ünlem koyup kapatmış. “Sükut lazım” dediyse demek ki sükut lazım. Biraz susmamız gerekiyor demek ki belli bir zamana kadar. Bediüzzaman’dan onun işareti var. İnşaAllah zamanı gelince o sükutu kaldırırız.
Esselamü aleyküm ve Rahmetullahi ve berakatühü. “Sayın Hocam. Sizi akıl hastanesine gönderdikleri dönemde” diyor, “Yürüdüğünüz bu yoldan vazgeçmeniz için size çeşitli çıkar tekliflerinde bulunan oldu mu? Olduysa, bu şahısların veya grupların isimlerini söyleyebilir misiniz? Allah sizden razı olsun” diyor Atilla kardeş. Atilla, ben bunu defalarca söyledim daha önce, bilinen bir konu bu. Ben şaşırdım buna, daha önce duyardım da bu tür şeyler, oraya “Ben avukatım” diyen bir insan geldi Bayrampaşa Cezaevi’ndeyken, görüşmeye diye geldi. “Buyurun” dedim. “Hocam” dedi, “Sen bu masonlara niye böyle kafayı taktın?” dedi. “Niye bu tip şeyler yapıyorsun?” dedi. “Sen bu işten vazgeç seni buradan çıkaralım” dedi inşaAllah “Bir şey bulalım” dedi. “Biz çıkarırız” dedi. O zamanın parasıyla da bir 300 milyar teklif etti. Ama ben artık cevap vermeye dahi gerek görmüyorum hem komik, hem de akıl almaz münasebetsiz ve çok delice bir ifade, yani böyle çok müthiş münasebetsiz bir şey yani çok. Ben nezaketiyle geçiştirdim ve konuyu kapattım ve gönderdim, olmayacağını söyledim. Başka bir avukat daha geldi. O da dedi ki; “Ben ücretsiz avukatınız olmak istiyorum” dedi. İyi, güzel açıkçası ne güzel, ala. “İyi olur” dedim. “Yalnız Hocam, sen o kafayı sürekli dikiyorsun böyle mahkemede yukarıya doğru” dedi “böyle”. “Şimdi o olmuyor. Öyle yapmayacaksın”. “Nasıl olması gerekiyor?” dedim. “Başını öne eğmen gerekiyor, iyice öne eğmen gerekiyor” dedi. “Yok” dedim, “ben öyle”. Bak, fotoğraflarıma bakın o günkü fotoğraflarıma, hepsinde mahkemede kafam normalinde üstünde dik, böyle özellikle kaldırdım kafamı yani. O öyle dedi diye. Normalde normal duruyordum, öyle dedi diye dahada fazla kaldırmaya başladım sonra. Gıcık oldum yani. “Öyle yap, biz seni çıkaracağız” dedi öyle yaparsan. “Yani böyle pişmanlığını söyle” dedi. Pişman olduğunu ve ezik olduğunu hissettir” dedi. “Yani öyle perişan bir hava şey yaparsan biz seni çıkaracağız” dedi inşaAllah. Bu da çok münasebetsiz bir izah, bayağa komik. Ben de inadına dimdik kafamı tutuyordum. Sonradan bir baktım, hakikaten demek ki başkalarına da yapmışlar ki, çünkü bir şeyh efendi vardı onlar topluca tutuklanmışlardı. Şeyhleri geldi dedi ki mahkemenin önünde, mahkemenin önünde hakikaten başını eğdi adam, yani resimlerde başı önünde eğik. “Efendim” dedi, “Benim takatim yok ifade vermeye” dedi. “Çok perişan oldum” dedi. “Konuşamayacağım” dedi. “Psikolojik olarak çöktüm ben” dedi. Demek ki, ona da böyle bir teklif gitmiş. Hakikaten başını öne eğdi adam. Ve bunu açık televizyonda söyledi, yayınlandı bu konuşma. O zaman televizyonda mahkeme içi yayınlanabiliyordu. Sonra kanunla yasaklandı. Alenen söyledi bunu, “Perişanım” dedi, “Psikolojik yönden çöktüm ben” dedi. Daha ilk mahkemesi, bak daha ilk. “Havf damarı” diyor Bediüzzaman, adamı çökertmişler yani. Bir şeyde bitmiş adam. Kardeşim haksa davan dimdik kafan anlat. Yanlış yoldaysan zaten çık özür dile, ne yapıyorsan hatanı söyle. Ne biçim dava adamısın sen. Madem hak yoldasın, hak yoldaysan sonuna kadar savun, inşaAllah. Ben doğru yolda olduğumu bildiğim için sonuna kadar savundum. Nitekim de beraat ettim. Niye başımı öne eğeyim yani? Onun için ben bak dikkat edin tutuklanma resimlerimde falan kelepçem hep havadadır, böyle yukarı kaldırıp kelepçeyi. 99’da da var. Hepsinde güleryüzlü, çünkü ne çekineceğim? Haklı olduğumu biliyorum, niye o olayların olduğunu da biliyorum. Kimlerin sebep olduğunu da biliyorum. Baş mı eğeceğiz onlara? Mahkeme ayrı, benim onlara saygım var. Hukuka, kanunlara saygım var. Ben onu yönlendiren, olayları yönlendiren, o mahkemeyi o yola getiren, kolay bir şey olmuyor iftira atıyorlar, olaylar hazırlanıyor, bir zemin hazırlıyorlar, ondan sonra mahkemede. Ama ben mahkemeye saygılıyım. Ben komploculara diyorum. Biz baş eğmeyeceğimizi 30 kere gösterdik. Bir de oturmuşlar içeriye ricacı gönderiyorlar. Cübbeli de bundan heveslendi, benim konuşmam hoşuna gitti. Bunun benzeri bir efsanevi hava yaratmaya çalıştı. Onu da eline yüzüne bulaştırdı. Kendi konuşmasını, kendisi diyor ki, “Bana böyle söylemişler” diyor. “Benim yanıma bir haham gönderdiler” diyor. “Başhaham gönderdiler, bana Eresin Otel teklif etti. Şuraya gidelim, buraya gidelim. İşte sana şu görevi verelim, bu görevi verelim. Para teklif etti. Hiçbirini kabul etmedim. Bana, “Kuran ayeti okumayacaksın” dedi. “Kuran’daki ilgili ayetleri okumayacaksın” dedi” diyor. Duyanı, tabii eğer bilmiyorsa çok galeyana getirecek bir şey, çünkü kaç yönden haksızlığa uğruyor. Bir, Kuran okuma gibi masum bir eylemi yaptırtmıyor, bir. Ve akıl almaz bir para teklif ediyor ve müthiş bir şöhret ve gezinti imkanları söylüyor. Başka bir şeyler de söylemişte yani abuk subuk. Sonra da diyor ki arkasından çıkıyor, “Yahu böyle diyenler olmuş” diyor, aynı bak kendi anlattıklarını sayıyor. “Bunları diyen olmuş” diyor. “Nasıl iftira atıyorlar bana anlamıyorum adamlar?” diyor. Fatih Altaylı’ya söylüyor, “Nereden çıkarıyorlar böyle şeyleri?” diyor. Kendin söylüyorsun. Kendi kendini tekzip ediyor. Göster bakayım.
VTR
SUNUCU:Kendi kendine ortaya çıkartıyor.
ADNAN OKTAR:Bak kendi anlattığı, “Bana böyle demişler ya” diyor.
OKTAR BABUNA:Kızarak diyor bir de biraz.
ADNAN OKTAR:Bak sonra da öyle bir. Kardeşim, çocuk gibi yani inanılır gibi değil. Hakikaten o dönemde oraya ne haham girmesi var hapishaneye, ne bir öyle bir olay var. Bu hakikaten yalnız tutuldu hapishanede, öyle bir görüşmesi de olmadı ama bak hayal dünyası nasıl geniş görüyor musun? Ballandıra ballandıra anlatıyor. Geniş geniş anlatıyor. Acayip detaylandırıyor yani hikayeyi acayip genişletmiş. Sonra da diyor ki, “Bu hikayeyi nereden çıkarttınız siz? Bana niye iftira atıyorsunuz ki böyle?” diyor.
OKTAR BABUNA:O anlattığını hatırlamıyor olabilir mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Yani, ben ne diyeyim ben buna. Bir de Eresin Otel’e götürüp bu ne olacak? Ben onu da anlamıyorum. “Ankara’ya götürelim dediler” diyor. “Tel Aviv’e götürelim. Buluşalım dediler” diyor. Ne demek bu buluşma? Hayır ne yapsınlar bunu, buluşsa ne yapacak yani? Çocuk gibi. Kuran’ı herkes okuyor zaten, Kuran’da Yahudilerle ilgili ayetleri. Herkesin evinde var Kuran. Gece gündüz televizyonlarda da yayınlanıyor. Sen okusan da okumasan da zaten okunuyor. Sana adam niye öyle trilyonlarca, milyarlarca lira para versin? Ne zoru? “Merkez vaiz yapacak”, herif Başbakan mı? Niye yapsın seni merkez vaiz? Hayır öyle bir adam da yok. Hayali bir vakadan bahsediyor. Sonra diyor ki; “Hayali” diyor, “Böyle bir şey yok. Nereden çıkarttınız bunu?” diyor. Sen söylüyorsun da oradan çıkarıyoruz. Nereden çıkartacağız?
OKTAR BABUNA:Onu söylediğinde David Aseo Hahambaşı, hiç öyle bir konu yok yani.
BERNA HANIM:Hapse de girmemiş, altta yazdı.
ADNAN OKTAR:85 yaşındaydı adamcağız. Hapse girmedi öyle bir şey yok.
OKTAR BABUNA:Siz demiştiniz, “Dünya ayağa kalkar Hahambaşı hapse girse, öyle konu olmaz”.
ADNAN OKTAR:Hayır, zaten kendisi de söylüyor “Yalnız yaşadım, tektim. Kimseyi yanıma getirmediler” diyor, açıklıyor. Tehdit de yok, “Öyle bir şey de olmadı” diyor. “Nereden çıkarıyorlar böyle iftira atıyorlar” diyor. Ne çabuk dediklerini de unutuyor, haberi de yok. Dediklerinden de haberi yok. Çocuk gibi o, bana özenmiş. Birçok yönde bana özeniyor o. Böyle eline yüzüne bulaştırıyor onları, beceremiyor onları da öyle. Saysam öyle özenip benzemek için yaptıkları şeyleri, bayağı çok şey var. Hayır güzel olumlu şeyler de ama bu ne alakası var, çocuk gibi oturup ne bu hareketi yaparsın yani inşaAllah. Bir ara bizim internet sitesinin aynısını aldılar. Hatta şaşırdı millet bizim internet sitesine giriyorlardı. Sonra ona uyandılar, o onu düzeltti sonra. Bütün sistem olarak, ana sistem olarak aynı bizim internet sitesine göre yapmışlardı. Biz hani buraya Osmanlı kapı koymuştuk Osmanlı arması, o da portakal sandığı gibi şey yaptırmış oraya arkasına taktırmış, onu çiviletmiş arkasına böyle. Acayip hoşuna gidiyor maytaplar falan yakıyorlar pür neşe böyle, kafasına konfeti serpiyorlar. Eğleniyor yani bayağa hoşuna gidiyor. Neyse onlara bir şey dediğimiz yok da yani Müslümanlara bilgi olarak yanlış bilgi verip zarar vermesin. Yani İttihad-ı İslam’ı engelleyecek faaliyetler yapmasın. Türk İslam Birliği’ni engelleyecek faaliyetler yapmasın. Konfetisine falan bir şey dediğimiz yok. Akşama kadar serpsinler kafasına bize ne. Maytap sabahtan akşama, alayım dört kutu maytap yaksın. Yeter ki şu İttihad-ı İslam’a müdahale etmesin. 570 yıl geriye erteleyip Müslümanları meskenete itmesin, zayıflığa itmesin. İslam alemi işgal altında, perişan, inşaAllah.
Oktar Hocam ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Biraz önce de bahsettiniz, dün de bahsetmiştiniz. Deccalin hipnozunu ancak Hz. İsa (a.s.)’ın bozacağını anlatmıştınız dün Hocam. Hadiste deccalin Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı görünce tuzun suda erimesi gibi eriyeceği anlatılıyor, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Şöyle diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Allah'ın düşmanı olan Mesih-i Deccal, İsa aleyhisselamı görünce, tuzun suda eridiği gibi erir. Hz. İsa onu terk edip bıraksa bile helak oluncaya kadar eriyip gidecektir. Lakin Allah onu (deccali) bizzat İsa Aleyhisselam'ın eliyle yok edecektir” Müslim, Müslim’de Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Bir hadiste de yine, “Deccal ortalığa fitne saçarken Cenab-ı Hak, Mesih İsa İbni Meryem'i gönderir. Nefesini idrak eden her kafir mutlaka yok olur. Hz. İsa, Deccal ile Lüdde (Beytül Makdis'e yakın bir belde) kapısında karşılaşır ve onu yok eder” Sahih-i Müslim bu da Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kardeşlerimiz güzel çok dikkatli izliyorlar. Seyredilme oranını arttırsın kardeşlerimiz hizmet olarak. Mesela akrabalarına, tanıdıklarına tavsiye etsinler. Hatta evlerine davet etsinler. Akşamları halasını, teyzesini, amcasının oğullarını falan böyle güzel çay, kahve yapsınlar. Kahve değil, kahve dokunur da, açık çay, limonlu çay, ondan sonra güzel kurabiyeler de yapsınlar. Bu vakitte seyretmeleri için uygun ortam sağlarlarsa, seyretme oranının artması çok iyi olur. Bir kaç kere bile seyretmiş olmaları çok etkiler, çok olumlu etki yapar, inşaAllah.
Emirdağ Lahikası, 27. Mektup’ta, bir kere Emirdağ Lahikası’nın kapağını göstereyim. Kardeşlerimin bir çoğu tanımıyor Risale-i Nur Külliyatı’nı, o açıdan iyi olur. Emirdağ Lahikası. Bakın iç kısmında da bu şekilde, Latince hurufla yani, inşaAllah. Bu şekildedir. Bir de Arabi harfle yazılmış olanlar var. Bir de Latince, Üstad buna müsaade etmiş. Önce müsaade etmemiş, fakat sonra ikna etmişler Üstad’ı, inşaAllah. Ondan sonra müsaade etmiş, ama “Bir şartla” demiş “Kuran harflerini unutmayacaksınız”. “O konuda çalışma yapacaksınız söz mü?” demiş. “Tamam söz veriyoruz” demişler. “O zaman ben de müsaade ediyorum” demiş. “Aziz sıddık kardeşlerim” diyor ama bu konuyu biraz sonra okuyalım. Oktar Hocam sen bir soru sor, onu söyleyeyim.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Ahir Zaman alametleri ile olabilir mi?
ADNAN OKTAR:Evet, anlat.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri, siz söylemiştiniz Hocam 150’den fazla alamet Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bildirdiği gibi gerçekleşti inşaAllah. Hepsi aynen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bildirdiği gibi detaylarıyla, delilleriyle de veriyorsunuz Hocam siz inşaAllah. Bazı yine gerçekleşen alametlerden örnekler: Fırat ile Dicle arasında büyük çatışmalar olmasından bahsediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Fırat ile Dicle arasında Zevra denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak. Kadınlar esir edilecek, erkekler ise, koyun kesilir gibi boğazlanacak” Kenzul Ummal. Yani Fırat ve Dicle arasındaki bölgede çok büyük bir kan döküleceği bildiriliyor hadislerde. Nitekim baktığımız zaman, “Önce işkence sonra katliam”, “Iraklı esirlere ne olacak?”. Bu Irak Bölgesi’nde, Fırat ile Dicle arasında büyük kan dökülme oldu, insanlar hakikaten hadiste bildirildiği gibi öldürüldüler, şehit edildiler inşaAllah. Tam anlamıyla gerçekleşti 2003 yılının gazetelerinden görüyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in söylediği bölgede inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde sapkın sistemlerin yıkılacağını bildiriyor Peygamber Efendimiz (s.a.v) inşaAllah. “Naim ve Ebu Naim, Ebu Said'den tahric etti, O dedi Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Zamanın inkitaa uğradığı (sistemlerin değiştiği) bir dönemde, Mehdi denen bir zat gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır” Ali Bin Hüsameddin El Muttaki. “Sistemlerin değiştiği” nitekim Ahir Zamanda komünizm kalktı Hocam inşaAllah. Bütün sistemlerde büyük değişiklikler oluyor dünya çapında. Yıkılmaz denen siz söylemiştiniz komünizmin yıkılması tam Ahir Zamanda gerçekleşti, Hz. Mehdi (a.s.) döneminde.
ADNAN OKTAR:Faşizmin yıkılması, Alman faşizmi mesela dünyayı rahatça ele geçirecek gibi görünüyordu Hitler. Allah onları yıktı. Mesela Mussolini. Mussolini de, rahatça ortalığı birbirine katacak ve Faşist sistemi oturtacak gibi görünüyordu. O da tarihe karışmış oldu. Mesela Franco da öyle.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Şimdi de ekonomik krizle de kapitalizm çöküyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Mussolini ve Hitler’in yaptığı melanetleri de bir ara anlatalım. Onların o konuşma stillerini, psikopatlıklarını, nasıl şeytanın etkisine girdiklerini de, o konuşmalarındaki üsluplarından, tavırlarından gösterelim bir daha belgesel olarak anlatalım, inşaAllah.
Evet, devam et.
OKTAR BABUNA:Tozlu dumanlı bir fitneyi işaret ediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti olarak. “Tozlu dumanlı bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek” Kitab-ül Burhan. Tam 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleşen New York’taki bakın toz duman, “Dumanlı bir fitne” diyor, her yer duman içerisinde.
ADNAN OKTAR:Bak, şimdi bu konuşmada Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in konuşmasında çok hikmet vardır. Hikmet doludur. “Tozlu dumanlı bir fitne” toz duman her yerde olur. Mesela bir şey olur toz duman olur. Ama bakın, toz birinci, bu binanın yıkılışında ana konu neydi? Tozdu. Çünkü dumanı vardı ama duman ikinci derecedendi. Ama toz, asıl tahribatı yapan toz oldu ve inanılmaz bir toz bulutu oluştu, insanlar şaşırdı. Biz tozun gücünü orada daha çok görmüş olduk. Ama diyor ki arkasından bakın, “Fitne” yani bu çok hayati bir kelime bak, “Tozlu dumanlı bir fitne”. Şimdi başlangıçta toz var, duman ikinci derecede ama fitne var. Bu olaydan sonra Irak ve Afganistan mahvedildi. Ve muazzam bir fitne meydana geldi ama öyle görülmemiş bir fitne. Yani son yılların, son yüzyılın en büyük fitnesi oldu. Ve müthiş bir savaşma isteği meydana geldi Hristiyanlarda. Buna karşı Müslümanlarda da bir savaşma isteği meydana geldi. Az kaldı Armagedon’u oluşturacaklardı, dünyayı birbirine katacaklardı. İşte o yüzden bu olay çok önemlidir. Baştan sona CIA’in organize ettiği bir olaydır. Yani Evanjeliklerin, Armagedon isteklisi olan kişilerin organize ettiği, Arap sosyalistler, Arap komünistleri kullanmışlardır. Bir kısmı da hayali vakalar, hiç yok, öyle bir adamda yok. Bir kısmı da Arap komünistlerdir yani sapkın, Arap komünistler Darwinist, materyalist. Ve hep Avrupa’da eğitim görmüş, İngiltere’de ve Amerika’da eğitim görmüş kişiler. Onlarla bu olayı yaptılar. 3Aynı anda Pentagon’a da uçak daldı” dediler. Kardeşim uçağa bakıyoruz, Pentagon’da uçağın U’su yok. Vida, civata, bir parça hiçbir şey yok. Bir patlama olmuş sadece orada. Mesela koskoca dünyayı hipnozla, manyetik alanın içerisine sokup, ikna ettiler. Herkes inanıyor. Pentagon’da uçak diye bir olay yok. Uçağa ait milimetrik parça yok. “Ne oldu?” diyoruz, soruyorlar. “Eridi” diyor. “Erimiş halini göster”. “Buhar oldu” diyor. Sen deli misin, sen? Nerede görülmüş öyle bir şey. Uçak düştüğünde uçak kazası olduğunda muazzam enkaz yığını oluyor. Uçağın bir çok parçası kalıyor. Hatta büyük dev parçaları kalıyor. Uçak çarptıysa büyük parçalar da kalması lazım, yok. Bütün dünyayı inandırdılar. Binanın çökmesi de çok anormal bir olaydır. Uçak çarpar, binanın ilgili kısmında yangın çıkar o kadar. Dünyanın her yerinde oluyor o. Diğer katlara da sıçrayabilir. İki kata, üç kata sıçrar yangın olur ama bina çökmez. Özellikle böyle bir bina, sırf çelik ve betondan yapılmış, özel dayanıklı yapılmış binanın çökmesi için hiçbir neden yok. Kum gibi aşağıya iniyor. Önce altlardan patlama başlıyor. Uçak üstte, patlama altta oluyor. Bu nasıl oluyor?
OKTAR BABUNA:Olduğu yere çöküyor, böyle çok düzenli.
ADNAN OKTAR:Ve mühendislik harikası olarak, tam istenilen, bina yıkımında kullanılan teknikle çöküyor. Bina eski zaten yıkılması gereken bir bina, yani dünyanın bir çok yerinde aynı teknikle bina yıkıyorlar. Dinamit yerleştiriliyor, aynı şekilde yıkılıyor. Bina bir anda indiriliyor. Aynı gün ilgili kişiler, tahliye ediliyor. Yani gitmesi gereken kişileri tahliye ediyorlar. Yani şimdi detay vereceğim ama. Bu çok şaşırtıcı, bütün dünyayı da ikna ettiler. “Siz bunu yaptınız, Müslümanlar yaptı. Biz de şimdi sizin ülkelerinizi işgal edeceğiz o zaman” dediler. Afganistan’ı ve Irak’ı yerle bir ettiler. Ve hala devam ediyor orada zulüm. Yani birçok insan da çok makul gördü, “Ne var bunda?” falan diyorlar. İşte deccaliyet hipnozunu çok çeşitli şekillerde yapıyor. Mesela cinayetler işledi, çok fazla cinayet işledi.
Mesela bir paşamızı şehit ediyorlar. “Nasıl oldu?” diyoruz. “Motor buzlandı da ondan oldu” diyor. Kardeşim, motor hiçbir yerde buzlanmazken bir tek onun şehit edileceği gün mü buzlanıyor? Ertesi gün uçuyor bir şey olmuyor. O gün başka helikopterler uçuyor bir şey olmuyor. Ama ne hikmetse onun uçacağı gün, birden buzlanacağı tutuyor. İnanan oluyor mu? Hem de sayamadığın kadar çok. İkna oluyorlar insanlar. Çok acayiptir bu. Bir başka olay oluyor, bir başka olay oluyor, hepsini kılıfına uyduruyorlar ve ikna ediyorlar insanları. Çok berrak açık görünen şeyleri insanlar göremez hale geliyorlar. Bu da bir başka yönüdür deccaliyetin. Yani insanların dikkatini, uyanıklığını kırıyorlar. Ancak işte Mehdiyetle bu tersine çevriliyor. Ve Mesihiyetle tersine çevriliyor. Evet Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Yine bir başka alamet olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hz. Mehdi (a.s.) devrinde yüksek binalar inşa edilecektir” diyor. “Yüksek yüksek binalar inşa edilmedikçe, kıyamet kopmaz” Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti olarak “Binaların gökdelenler haline gelmesi” Kıyamet Alametleri, Ölüm, Kıyamet ve Diriliş. Hakikaten tam Ahir Zamanda, binalar tarihte hiç olmadığı gibi siz söylemiştiniz Hocam. Eski dönemlerde hiç 3-4 katı geçmiyor evler, tarih boyunca. Ahir Zamanda yüzlerce metrelik gökdelenler inşa edildi, tam hadiste işaret edildiği gibi maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu da 160 katlı mı olacakmış?
SUNUCU:693 metreye ulaşacak.
OKTAR BABUNA:160 katlı.
ADNAN OKTAR:693 metre, neredeyse 1 km.
OKTAR BABUNA:Yine domuz ve kuş gribine dikkat çekiliyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından. “Altı şey kıyametten önce olur: Sonra çok ölen olur” yani çok ölen olacağını bildirdiği bir olay Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in. “Sizin içinizde koyunların burunlarından akan ve aniden öldüren hastalık gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır" Siz izah etmiştiniz Hocam, burunlarından akan, böyle nezlemsi, hakikaten domuz ve kuş gribi ikisi de bu alametleri meydana getiriyor ve öldürücü hastalıklar Hocam. “İki ölümcül hastalık yaygınlaşacaktır” diyor. Buna işaret var inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, bunlar da oldu insanlar gördüler. Ne anlatayım Oktar?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Sizin Hocam eserlerinizin etkisiyle ilgili bir takip edeninizin yazdığı bir mesaj var okuyayım mı Hocam onu?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Daha önce de örneklerinden okumuştuk Hocam. Sizin eserleriniz maşaAllah, anlatımlarınız vesilesiyle Müslüman olan ve hidayet bulan binlerce insan var. Nijerya’dan bir kardeşimiz yazmış, diyor ki; “Selam” Aleyküm selam. “Size ilk kez yazmaktan ve size her konuda yardım etmek istediğimi bildirmekten mutluluk duyuyorum. Bunu yapmak istememin nedeni kişisel olarak Harun Yahya’nın eserlerinden çok fazla istifade etmiş olmamdır. Şu ana kadar 30’dan fazla kitabınızı bilgisayarıma yükledim. Onları sürekli olarak ve severek okuyorum. Benim Allah’a olan imanım üzerinde çok büyük etkileri oldu. Kuran ve sünnet hakkında çok fazla bilgim olmasına, İslami halk konuşmalarına katılmama rağmen 5 vakit namazlarımı yaptığım şeye inandığım için yapmıyordum. Ama Allah’ın bana bir gün gerçekleri göstereceğini umuyordum. Darwnistlerin ortaya attığı varsayımlar kafamı çok karıştırmıştı. Ve ikileme düşmüştüm. Ama şimdi Allah’ın rahmeti sayesinde Harun Yahya’nın kitaplarıyla Allah’a olan güçlü ve tam imanımı geri kazanmayı başardım. Bunun ardından aklımdaki boş, birbiriyle çelişen iddiaları bir kenara attım. Bundan sonra benim ahlaki yükümlülüğüm, başkalarının da bunlardan istifade etmelerini sağlamak ve onların Yaratıcımız olan Allah ile içten bir bağ kurmalarına vesile olmak. İlk teşebbüs olarak Nijerya Öğreciler Birliği Başkanı ile irtibat kuracağım ve bu kitapları ülke genelindeki liselerdeki öğrencilere tanıtma ve duyurma konusunda bana nasıl yardımcı olabileceğine bakacağım. Bence bu iyi bir başlangıç olacaktır. Bundan başka Nijerya’da konuşulan birçok dile çeviri yapabilecek çok sayıda arkadaşım var. Bunda bir sorun olmayacaktır. Musa Dayip Harun, Nijerya” Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak, bu Kıyamet Alametleri’ni açtım 222. sayfasında, Hz. Mehdi (a.s.) deccali 40 sene içerisinde tepeliyor. Bak “40 senedir” diyor. “Sene yarım sene gibi, sene bir ay gibi, sene bir hafta gibi, diğer son günleri daha vasatlaşır” diyor. Said Nursi Hazretleri’nin açıkladığı gibi ama 40 yıl olduğunu burada açıklıyor. Yani 40 yılın içerisinde deccaliyeti ezeceğini açık açık ifade etmiş, inşaAllah. “Deccalin zuhurundan önce son derece buhranlı günler olacak, açlık hüküm sürecektir” diyor, ekonomik kriz. “Birinci yılda Allah göğe yağmuru hapsetmesini emredecek” hakikaten yağmurlar yağmadı. “Yere de nebatatın üçte birini hapsetmesini emredecek. İkinci yılda yağmurun üçte ikisini” yani gittikçe yağmurlar artacak diyor.
Biraz da Kuran’dan da okuyayım. Bakın Müslümanların korkak olmasını ne kadar çirkin olduğunu Allah Kuran’da belirtiyor ve cesur olmaları gerektiğini belirtiyor. Al-i İmran Suresi 173, “Onlar, kendilerine” onlar yani has hakiki müminler, Mehdi talebeleri, Resululllah (s.a.v.) zamanında Resulullah (s.a.v.) Mehdi idi onun talebeleri sahabeler, Ahir Zamanda Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri bak onlara hitap ediyor Allah. 173, “Onlar, kendilerine” insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar” yani size baskın yapılacak. Size bir acı çektirilecek, sizi ezecekler, yahut canınızı yakacaklar, yahut sizi şehit edecekler. “Topla(n)dılar artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin duasıdır bu her zaman. Bak, “"Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir”. Allah 174. ayette diyor ki Al-i İmran Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım, “Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler”. Nimet nedir? İslam ahlakının dünya hakimiyeti. Türk İslam Birliği’nin oluşması. “Onlar Allah’ın rızasına uydular” sadece Allah rızası için yaşadılar. “Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir” diyor. Değil mi, bir hakimiyet verecek Cenab-ı Allah, inşaAllah? “İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın” diyor Allah, “Eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun” sadece Benden korkun diyor Allah eğer müminseniz. Değilsen korkarsın diyor. Kimden korkarsın? “İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur” diyor. Demek ki şeytanın etkisi altında kalan insan korkak oluyor, mümin korkmayacak, inşaAllah. “Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin” yani Darwinistler, materyalistler, ateistler, münafıklar seni üzmesin. Yani psikolojik olarak onlardan olumsuz olarak etkilenme. “Çünkü onlar, Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler” Türk İslam Birliği mutlaka olacak, İtthad-ı İslam mutlaka olacak. “Allah, ahirette onları bir pay sahibi kılmayı ister” Allah belalarını vermek için onlara bu imkanı veriyor. “Onlar için büyük bir azap vardır” diyor Allah. “Onlar, imana karşılık küfrü satın alanlardır. Onlar, Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. Şu an Darwinistler ne yapabildi? Tepe takla gittiler. “Onlar için acıklı bir azap vardır” diyor. Eğer imanda samimi olursa Cennete gidiyor. Ama bile bile küfürde inat ederse de Cehenneme gider, Allah onu belirtiyor. “O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi” uzun bir süre veriyor bazen 40 yıl bazen daha uzun süreler. Mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın deccalle mücadelesi 40 yıl ama deccal taraftarları seviniyor mesela sürenin uzamasına. “O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, Biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azap vardır” diyor Allah. Yani sürenin uzaması onların lehine olmaz diyor Allah, inşaAllah. “Eğer seni yalanlarlarsa” diyor Cenab-ı Allah Peygamberimiz (s.a.v.)’e, “Senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır” onları da yalanladılar diyor. Şimdi Hz. Mehdi (a.s.) için bakarsak, Hz. Mehdi (a.s.)’a hitaben, “Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır” onların getirdiği kitaplarda da zaten Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediliyor, adamlar onu da yalanlıyorlar. Yani sırf hadis külliyatını yalanlamıyor. Tevrat’ta Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili Allah’ın hükümleri var, onları da kabul etmiyorlar. Zebur’da da şu an halihazırda var Zebur’da Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hükümler var onları da kabul etmiyor adam. Yani külliyen reddediyor. Bak Tevrat ve Zebur’daki hükümler, İncil’deki hükümler Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hepsini reddediyor. Ayrıca hadislerdeki hükümleri de reddediyor. Kuran ayetlerini de okumayarak geçiştiriyor. Yani o konuya hiç girmek istemiyor. Bizde inadına devam edeceğiz inşaAllah. Evet, Oktar Hocam seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Ahir Zamanla ilgili bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), deccaliyetin sebep olduğu zorluklardan bahsederken, Müslümanların gücünün Allah’ı anmak olduğunu söyleyerek ilmi mücadelenin önemine dikkat çekiyor, Hocam inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Hz. Peygamber (sav), Deccal'in çıkışından önceki kıtlıktan ve zorluklardan bahsediyordu. Bu arada ashab: "Ya Resulullah! O gün hangi şey daha hayırlıdır?" diye sordular. "Ehlini sulayan güçlü bir genç. O gün yiyecek bir şey yoktur," buyurdular. Ashab-ı Kiram: "O halde o gün müminlerin yiyeceği nedir?" diye sordular. Cevaben Hz. Peygamber (sav): "Tesbih, tekbir, tehlildir," buyurdular” inşaAllah. Burada da Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in insanların Allah’ı anarak, tesbihlerle, tekbirlerle, burada Müslümanların gücünün bundan oluştuğunu bildiriyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ne anlatayım şimdi Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah. Bu hipnoz konusu çok önemliydi Hocam inşaAllah. Ondan detaylı bahsettiniz gerçi ama.
ADNAN OKTAR:“Selamün aleyküm değerli Hocamız” diyor. “Her akşam yapmış olduğunuz Mehdilikle alakalı açıklamalarınız neden gerekli zeminlerde yerini bulmuyor? Neden kabul edilmiyor? Farklı ne biliyorlar? Sağlam hadis kaynaklı Mehdiyet, önceki yüzyıl alimlerinin de sözlerinden bariz anlaşılması gerekmez mi? Onları basiret bağlamasına götüren sebep nedir? Allah bizlere izan ve kavrama gücü versin. Nefesinize kuvvet. İyi geceler. Gülşen Yıldız” diyor.
Seyfullah Tokgöz, “Sayın Hocam, Cübbeli Hoca hakkındaki genel görüşünüzü biliyorum. Mahmut Efendi, İsmailağa Cemaati hakkında genel görüşleriniz nelerdir? Cemaatin genel yapısını nasıl görüyorsunuz? Şeyh Nazım Kıbrısi, Murat Bardakçı’ya duası adındaki videoda Murat Bardakçı’nın Cübbeli Hoca ile Teke Tek’teki şeyh efendilerin icazeti bahsinde Mahmut Efendi’nin icazetinin olmadığından bahsetmişti. İcazetli tek zat Beylerbeyi’nde Şeyh Nazım Kıbrısi’nin oğlu olduğunu söylemişti. İşte buna binayen Şeyh Nazım Kıbrısi, Mahmut Efendi’nin icazeti olmadığını ve hatta Haydar Efendi’yi dahi görmediğini söylüyor. Bardakçı’ya küpçü olsun diye dua ediyor”. Canım şaka yapıyor. Bardakçı’ya küpçü olsa daha çok kazanırdı. “Aynı Bardakçı, Şeyh Efendi hakkında malumunuz galiz bir yazı kaleme alıyor vs. Sizin görüşlerinizi öğrenebilir miyim Hocam? Saygılar, Seyfullah Tokgöz”. Seyfullah, bir kere Şeyh Nazım Hocamıza Murat Bardakçı’nın öyle tavır almasının nedeni çok çok yukarılardandır. Daha yukarılardandır, çünkü Şeyh Nazım Hocamız ne diyor? “Türk İslam Birliği olacak” diyor, “İttihad-ı İslam Birliği olacak” diyor ve Hz. Mehdi (a.s.) geliyor demiyor “Geldi” diyor. “Vazife başında, 70 yıl vakit var” diyor, 70 yıl. Suyuti’nin hadisleri var 8 tane hadis, çok nettir. Bediüzzaman da aynısını söylüyor. Diğer Ehl-i Sünnet alimleri de aynısını söylüyor. Bir tek Cübbeli kendi kafasına göre hareket ediyor. Ve Suyuti’nin hadislerini ya görmezden geliyor, veyahut kendince bir metot buldu veyahut işte malum diyelim yani. Mahmut Efendi ile ben defalarca görüştüm. Çok efendi, muhterem bir insandır, lafını sözünü bilir, olgun ve asil insandır. Yani Cübbeli gibi o tip tavırlar yapmaz. Öyle yakışık almayan, adaba edebe uygun olmayan yani yakışıksız hareketlerden kaçınır. Soylu bir insandır. İsmailağa cemaati de, böyle temiz süt nasıldır? Beyaz süt nasıldır? Öyledir, tertemiz insanlardır. Mazlum, mütevazı, iyi niyetli, imanlı, teslimiyetli, candan, mazlum, Mahmut Efendi’yi de canları gibi severler, çok mübarek bir topluluktur. Çok efendi insanlardır, bir çoğunu tanırım. Ondan sonra bizim yemeklerimize gelirler, iftarlarımıza gelirler ondan sonra. İcazet konusu doğru. Murat Bardakçı çok nadir de olsa bazen doğru söz söyler. Şeyh Mahmut Hocamıza icazet vermemiştir Ali Haydar Efendi. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ın 1400’de geleceğini biliyor, bilerek vermez. Yani onun kalp gözünün açık olduğu, hadislerin hükümlerinin açık olduğu malum olan bir konu. Dolayısıyla nasıl Menzil’deki mübarek Şeyh Efendiler, Büyük Gavslar aynı tavır içerisindelerse, o da aynı tavır içindedir, yani değişen bir şey yok.
Murat Bardakçı, yaptığı saygıya uygun olmayan tavırlardan dolayı utanması lazım. Çok çok ayıp etti. Çok çok ayıp etti. Hz. Mehdi (a.s.)’ı müjdeleyen bir insana karşı böyle galiz bir öfke duyması, Cübbeli’yi de baş tacı edip onun ellerine kapanması. Onunla oturup el ele gezinmesi biraz garip, şaşırtıcı, hayret verici.
Çok sevimli. “Selamün aleyküm, Muhammed Adnan Hocam” diyor. Ne güzel isim vermişsin bana, maşaAllah. Ahmet Serdar, Muhammed Ahmet Serdar, biz de ona öyle diyoruz, maşaAllah, ne güzel. “Kıymetli Hocam” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Kıymetli Hocam, siz Hz. Hızır (a.s.)’ın duvarcı ustası olduğunu söylemiştiniz” bir yönü, Hz. Hızır (a.s.)’ın bir yönü, bir çok yeteneği, özelliği vardır. Bir yönüyle de duvarcı ustasıdır. “Hz. Hızır (a.s.)’ın duvarcı ustası olması ile masonluk arasında bağlantıyı açıklayabilir misiniz? Hocam, Kuran’da Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Hızır (a.s.)’ın yıkılmakta olan duvarı onarması kıssasında Hz. Hızır (a.s.) duvarın dibindeki hazinelerin zamanı gelince sahiplerini bulacağını belirtiyor. Bu hazine hakkındaki yorumunuzu çok merak ediyorum Hocam. Burada geçen hazinenin de masonluk ile ilgisi var mı? İyi geceler Hocam. Bu arada Oktar Babuna Hocamı da çok seviyorum. Onu hep yanınızda görmek istiyoruz”. Zaten yanımızda, inşaAllah. Ahmet Serdar. Şu evet evet demenden tedirgin olmuş olabilir. Niye canım desin çocuk, bir şey olmaz.
Madem öyle biraz sır vereyim sana Ahmet Serdar. Mason sırrı vereyim sana. Ben mason değilim ama masonluğun sırlarını bilirim. Masonluk aslında Hz. Süleyman (a.s.) devrinde tesis edilmiş. Hz. Süleyman (a.s.)’ın ilminden, bilgisinden çalıntı bir tarikattır. Hz. Süleyman (a.s.)’ın kurduğu tarikatın, sistemin mükemmelliğini görüp bir kısım dinsizler, ateistler biz de aynı sistemle gideriz gibisinden almışlar ve o sistemi yürütmüşler, devam ettirmişler. Bakın, masonlukta Ay bir semboldür, Hz.Mehdi (a.s.)’ın çıkacağı zaman Ay tutulacağına işaret eder. Güneş bir semboldür, Güneş Hz. Mehdi (a.s.) zamanında tutulacaktır, iki kere tutulacaktır ona işaret eder. Kuyruklu yıldız bir semboldür. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde kuyruklu yıldızın çıkacağına işaret eder. Kaç bin yıllık bilgi biliyor musun bu?
OKTAR BABUNA:5000 mi?
ADNAN OKTAR:5000 yıllık bilgi. 4000, 5000 yıllık bilgidir, inşaAllah. 3000 yıllık bilgilerde var, 4000 yıllık, 5000 yıllık bilgilerde var. Aynı şekilde Nemrut da biliyordu Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını, çok tedirgindi o. Firavun da biliyordu Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını. Yani Tevrat’ta Hz.Mehdi (a.s.) ile ilgili hükümleri görünce, tedirgin olmuştur Firavun. Fakat aynı dönemde Hz. Musa (a.s.)’ın da zuhur edeceği biliniyordu. Fakat Tevrat’ta da bilinen bir konu Hz. Mehdi (a.s.)’ın bütün detayları bildirilir. Yani Firavun’un Tevrat’ı bilmemesi mümkün değil, çok iyi Tevrat bilgisi vardı Firavun’un. Fakat Hz. Musa (a.s.)’ın zuhuru da ona bildirildi geleceği. Yine Musevi alimlerden duydu onu da ve panik oldu. Ve birçok biliyorsun erkek çocuğunu şehit etti. Ama onun arkasında aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s.) korkusu da vardı. Yani çünkü Hz. Musa (a.s.)’da kendi devrinin Mehdi’si. Dolayısıyla olaylar iç içedir. İç içe bağlantıları vardır. Bunları daha geniş bir günde, daha geniş bir saatimizde, daha geniş ele alabiliriz. Yani masonik sembollerde Mehdilik nasıl anlatılmış, mesela Adon, Adonay kimdir? Mesela masonlar Adon’u bekliyorlar. Yüzyıllardan beri bekliyorlar. Hiram’ın diğer ismidir Adon. Onu üstad olarak bilirler, inşaAllah. Firavun mümkün mertebe İslamiyet ve Müslümanlık hakkında bilgi vermemeye gayret ediyordu, ağırına gitmişti. Onun yüzden onun yazıtlarında çok az bilgiye rastlanır Hz. Musa (a.s.) ile ilgili. Papirüslerde de çok az hani ancak tarih, resmi tarihçilere yazdırttırmıştır Firavun. Kaya yazmalarına yazdırtmamıştır ağırına gittiği için. Yenilgilerini hiç yazdırtmamıştır o. Hiç yazdırmamıştır. Baktığınızda hep kendi zaferlerini yazdırır, yenilgileri yoktur. Yenilgilerini resmi tarihçilerine yazdırmıştır, papirüslerde vardır. Mesela Hz. Musa (a.s.) olayını, Hz. Musa (a.s.) ile karşılaştığı olaylar ve denizde boğulması olayını Mısır resmi tarihinde görüyoruz. Papirüslerde görüyoruz. Çok uzun anlatıyor, Hz. Musa (a.s.)’dan anlatıyor. Bir de kıskanmış Hz. Musa (a.s.)’ın kadınlara karşı ilgisini diyor ki; “O, kadınları etkileme sanatında pek mahirdir” diyor. Yani kadınlar aşık oluyorlar Hz.Musa (a.s.)’ı gördüklerinde evlenmek istiyorlar. Ağırına gitmiş onu öfkeli bir dille yazmışlar yani rahatsız olmuşlar. “Ve bunda başarılı oldu” diyor, “Yahudi alemi” diyor. “Yani yapmak istediği tahribatta, yani hedeflediği konuda başarılı oldu” diyor. O denizde boğulma olayını çok detaylı anlatıyor. Yani nasıl denize geldiklerini, orada nasıl helak olduklarını, “Prens” diye tabir ediyor ölen kişiyi, denizde ölen kişiyi ve ani yakalandıklarını belirtiyor. Yani, “Çok ani bir yakalanma oldu” diyor. Fakat Firavun da bir masondur. Onu söyleyeyim. Nemrut da bir masondur. Bakın, hep masonik sembollerle doludur Firavun’un mabedi. Nemrut’un harabelerine bakın orada da masonik sembollerle doludur inşaAllah.
SUNUCU:Ben hep bildiğim Allah’a inancı olmayan ateistler hiçbir şekilde masonluğa kabul edilmezler olarak biliyorum da yanlış mı biliyorum, yoksa yanlış mı yansıtılıyor?
ADNAN OKTAR:Şimdi masonluk ilk geldiğinde diyor ki, “Göze ışık aniden verilmez” diyor. Mason dergisinde ve masonların kitaplarında yazıyor. Aniden, yani uyuyan adamın birden ışığı yaktığında aniden gözü kamaşıyor ya, gözleri kamaşır diyor. “Onun için ışık yavaş yavaş verilir” diyor. “O, ona alışır” diyor. O, “Onun için gelen adama doğrudan ateistlik, dinsizlik anlatılmaz” diyor. Tabii aynen bu ifadelerle söylemiyor da yani, kendi dilleriyle anlatıyor. “Onun için önce o kişinin dindar olmasını teşvik edin” diyor. Dindar olmasını teşvik edin. “Ve dindar olmalarını savunun” diyor. Ama yavaş yavaş dereceleri ilerledikçe ona hakikat ışığını verin. Hakikat ışığı da evrim ve Darwin’in evrim teorisi. Başka bir şey yok anlattıkları da bu.
Ama Tapınak Şövalyeleri öyle değildir. Onlar daha dine yatkındır. Üç dinin güçlü olmasını isterler. Hristiyanların, Musevilerin ve Yahudilerin canlı ve diri olmasını, dinlerin yaşanmasını ister onlar, onlar daha böyle gizemcidir. Daha böyle dinlerin sırlarını çözmek, dine yakın olmak onların bir düşüncesidir. Mesela bak Tapınak Şövalyeleri’nin 33 derecede üstadı geldi buraya. Sene itibari ile 1000 yıl önceki seneye göre geldikleri yılı manidar bulmuşlar. Ve Tapınak Şövalyeleri’nin yaşlı üstadları toplanmışlar. Demişler ki; “Senin bu Adnan Oktar’la karşılaşman olağanüstü bir olay” demişler. “Yani bu bizim beklediğimiz bir olaydı” demişler. “Bu 1000 yıllık geçmişimize göre, Tapınak Şövalyeleri’nin 1000 yıllık geleneğine göre büyük bir olaydır” demişler. “Ve senin karşılaştığın olaylarda olağanüstü olaylar, sana söylediği sözlerde olağanüstü. O yüzden seni Tapınak Şövalyeleri’nin başına getiriyoruz” demişler. Evet, Tapınak Şövalyeleri’nin başına getiriyorlar. “Şimdi sen tam yetkilisin yani” demişler ona. Tapınak Şövalyeleri’ne, tam yetkilisin, yazışması da var yanımda gerekirse ama izin almadığım için ben bu kadarını anlatıyorum. Zaten gizli olsun da demedi açık aleni yazıyor zaten. Şimdi onlar gelecekler Tapınak Şövalyeleri’nden üstadlar 33. derece Avrupa ve dünyadaki, önce masonların üstadları geliyor önümüzdeki günlerde, dünya masonlarının üstadları. Tapınak Şövalyeleri masonları yönlendiren, onların bir üstü bir sistem, daha üstü bir sistem. Ama Tapınak Şövalyeleri’nin işte Hz. Hızır (a.s.) ile bir bağlantısı var gibi görünüyor.
SUNUCU:Tapınak Şövalyeleri de mesela kitaplarda geçmişlerinin pek iyi olmadığı anlatılıyor onların da masonlara göre.
ADNAN OKTAR:Ben yazdım zaten. Tapınak Şövalyeleri’nin aleyhinde çok kapsamlı, detaylı kitap yazdım ben, onu biliyorum. Ama Hz. Hızır (a.s.) bazen gemiyi kullanır, bazen masonu kullanır, bazen Tapınak Şövalyesi’ni kullanır, gerekirse şeytanı kullanır, ama İslam’a hizmet ettirir. Hz. Süleyman (a.s.) ne yaptı? Şeytanları Müslümanlara hizmet ettirdi, esir aldı onları. Cenab-ı Allah o duasını kabul etti ve şeytanları emrine verdi. Şimdi Hz. Mehdi (a.s.) ne yapacak? Bütün dünya masonlarını kontrol altına alacak. Bütün Tapınak Şövalyeleri’ni kontrol altına alacak. Ve dünya hakimiyetinde onlara da görev verecek.Bunlarla da karşılaşacağız. Ben öncüsü olduğum için zemin hazırlamış oluyorum inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s.) öncüsü olduğum için. Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olduğum için zemin hazırlıyorum. Bunu da göreceksiniz. Hz. Süleyman (a.s.) gibi onlar manevi zincirlerle birbirlerine bağlanacak. Ve hepsi hizmete amade olacak. Dinsizleri de dindar hale getireceğiz. Şimdi bu Küçük Ayasofya’da namaz kılmışlardı. Şimdi bu gelecek ekibi bir seyredin. Onlara da İslam’ı anlatacağım, Allah’ın izniyle onları da götüreceğim orada onlara da namaz kıldıracağım Küçük Ayasofya’da inşaAllah. Ama onu çok manidar bulmuşlar Ayasofya Camisi’nde namaz kılmalarını çok manidar bulmuşlar, inşaAllah. Ve ihtiyar heyeti bu, Tapınak Şövalyeleri’nin ihtiyar heyeti toplanmış, dünya çapında ihtiyar heyeti. Bunlar gizli, bilinmiyorlar bunlar. Dünyayı yönetiyorlar aslında işin doğrusu, dünya hükümetidir Tapınak Şövalyeleri yani Amerika’nın alacağı kararları, Avrupa’nın alacağı kararları bunlar yönlendiriyor, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Size gelen misafir de size geldikten çok kısa bir süre sonra liderleri oldu Tapınak Şövalyeleri’nin, arada haftalar var yani.
ADNAN OKTAR: O loca lideriydi, mason locasının lideri. Dünya masonlarının lideri yaptılar. Ama karşılaştığı harikalara çok şaşırmışlar. Bu bizim bin yıldan beri beklediğimiz bir olaydır demişler bin küsur yıldan beri. Yazıyor, bazı tevafuklar var demişler yani bağlantılar. Yani aklımda kaldığı kadarını anlatıyorum detaylar var da detayları vermiyorum. Özellikle bir küçük hediye verdim ufak, tam bekledikleri olaymış o da. Ben yani hiç o amaçla vermedim ben o hediyeyi. Tam bekledikleri olaymış yani o bir şifre olarak. Bilmiyorum yani mesela konuştuğum sözler, konuşmalar hepsi inşaAllah, maşaAllah. Bir de bin yıl önce onlar İstanbul’a gelmişler daha önce Tapınak Şövalyeleri, bin sene önce burada onların şeyi varmış, mabetleri varmış, bin yıl önce. Şimdi bu gelişlerinde bir olay görmüşler, bir harikalık görmüşler, maşaAllah.
Bu haham olan gelen de o yaşlı haham var, o da diyor “İstanbul köprüsü üzerinde bir görüm aldım” diyor. “Bir görüntü göründü bana” diyor. Ondan sonra Amerika’ya gitti. Obama ile görüştü. “İlk ziyaretini Türkiye’ye yap” demiş Obama’ya. O da onun sözünü tuttu ilk Türkiye’ye geldi. “Ben söyledim” dedi “Gelmesi için”. “Türkiye’den başla dedim” dedi. Türkiye’nin önemini, İstanbul’un önemini anlatmış, neden böyle olması gerektiğini anlatmış. Yani bizim bildiğimiz bilmediğimiz harika olaylar oluyor, inşaAllah.
Evet, Ali Haydar Efendi Şeyh Mahmut Efendi Hocamıza icazet vermediğini Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerimize anlatıyor. Murat Bardakçı da anlatıyor. Bu gerçek zaten herkes biliyor. Fakat Cübbeli bunu anlatırken diyor ki, “Ali Haydar Efendi gelininden korktu, gelininden korktuğu için icazet vermedi” diyor. Yani kardeşim, bu kadar garip, bu kadar yanlış, bu kadar çirkin bir söz edilir mi? Ali Haydar Efendi Allah’ın aslanı, delikanlının, yiğidin şahı niye korksun gelininden? Bir tek Allah’tan korkar o. Şimdiye kadar ki gelen bu silsile, bu altın silsile kimden korkmuş da icazet vermemiş. İcazet vermemesinin tek nedeni Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurudur Hicri 1400’de. Başka bir nedeni yoktur. Şeyh Nazım Hocamıza tabii Hocası icazet vermiştir, inşaAllah. Ali Haydar Efendi ile bağlantısı yok Şeyh Nazım Hocamızın.
OKTAR BABUNA:Bu eski Kitaplar, Tevrat ve Zebur’dan bahsetmiştiniz. Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili olarak, okuyayım mı Hocam Zebur’dan?
ADNAN OKTAR:Evet oku.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. Şöyle buyuruyor Kuran’da, “Andolsun, biz Zikir'den (Bütün semavi Kitaplar veya Tevrat) sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık” Allah Zebur’da bildirdiğini bildiriyor, inşaAllah. Zebur’da şu şekilde Bab 37’ye 9’a 29 “Şerirler kesilip atılacak” yani kötüler kesilip atılacak, “Fakat Rabbi bekleyenler dünyayı miras alacaklardır” samimi olanlar, “Biraz bekle ve kötü yok olacaktır. Onun yerine araştıracaksın ve o yok olacaktır. Fakat salihler dünyayı miras alacaklar ve selamet bolluğunda lezzet alacaklardır. Onların mirası da ebedi olur. Salihler arzı miras alır ve onda ebediyen otururlar. MaşaAllah “Salih kullarım yeryüzüne mirasçı olacaklardır”, “Salihler arzı miras alır ve onda ebediyen otururlar” diye geçiyor Zebur’da inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii ki, Hz. Mehdi (a.s.)’a bakan bir açıklama, inşaAllah.
Selamün aleyküm Hocam” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Yiğit Bulut” Habertürk’teki arkadaş. Çok muhterem bir çocuk o, maşaAllah ona. “Son iki üç programında Türkiye’nin 2023’e kadar süper güç olacağını, Orta Doğu ve Orta Asya üzerinde hükmedeceğini üstüne bastıra bastıra defalarca ifade etti. Sanırım sizi çok yakından takip ediyor” Takip ediyor da çocuğa çok baskı yapıyorlar ateistler, komünistler, ateist masonlar.
Aleyhinde bayağa haber, yazılar yazıyorlar Hocam evet.
Bazı it kopuk takımı falan, ama o da maşaAllah adı gibi Yiğit hiç umursamıyor, devam ediyor. Bazı cahiller de öyle yine onun aleyhinde konuşuyorlar, bazı kendini bilmezler var onlar da öyle hareket ediyorlar. Allah hepsine akıl, fikir, hidayet nasip etsin, inşaAllah. Kuran’da da Hz. Hızır (a.s.)’ın duvarı düzelttiği anlatılıyor, inşaAllah.
Sami Ertürk, “MHP’li kardeşlerimiz Ani’de kılınan namazla acaba Ermenilere bir mesaj mı vermeyi hedeflediler? Hocam Allah hayırlı geceler nasip etsin. Sami Ertürk”. Yok, kardeşim. Yok, MHP’liler orada aslanlık yaptılar. Helal olsun, Allah razı olsun çok güzel yaptılar. O, boynu bükük o mazlum camiyi şenledirdiler. Ermeniler orada ibadet ediyordu o da güzel. Museviler Sinagog’ta ibadet ediyorlar Ortaköy’de vardı, Sinagog vardı gidip ibadet ediyorlardı. İftihar ederiz. Ama o boynu bükük camiyi şenlendirdiler. Helal olsun.
“Hocam Firavun mason dediniz ama Hz. Süleyman (a.s.) onlardan önce yaşamamış mıydı?” Masonluk çok eski yani dünyanın bilinen en eski tarihlerine kadar gidiyor. Çok çok daha eski, Hz. Süleyman (a.s.)’dan da eski, ama Hz. Süleyman (a.s.) devrinde vardı. Ondan etkilendiler ama yani tarikatı geliştirdiler. Fakat vardı, daha önce de vardı. Yani sistemli hale gelmesi Hz. Süleyman (a.s.) dönemine rastgeliyor. Yoksa şeytanın dergahı her zaman açıktır. Şeytanın dergahıdır, biz nasıl Allah’a ibadet ediyor, mescidimiz varsa, şeytanın da kendi ibadet edilecek yerleri vardır. Yani masonların toplandığı yer benzeri, şeytana ibadet edenlerin toplandığı yerler vardır. Oraya şeytanı çağırırlar, şeytandan talimat alırlar. Yani aynı, biz nasıl ibadet ediyorsak, onlar da ibadet eder. Mesela şeytana secde ederler. Şeytana rukü ediyorlar. Ne derse dinlerler. O tam tersini söyler Kuran’ın, İslam’ın tam tersini. Mesela Allah iyilik edin diyor, o kötülük edin der. Allah kan dökmeyin der, o kan dökün der. Değil mi o, mesela harama girmeyin diyor, o harama gidin der. İntihar etmeyin haramdır der İslam. O intihar edin der, intihara teşvik edin der. Zulmü teşvik eder. Onun ibadetleri de öyledir ve onun her zaman ibadethaneleri olmuştur. Yani bir mağara da olabilir, bir dehliz de olabilir ama illaki toplantısını yaparlar onun yer bulurlar yani inşaAllah.
SUNUCU:HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Yarın, Gaziantep Olay Tv’de.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...