SUNUCU: Yayınımıza Harun Yahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz Hocamızla beraber.
ADNAN OKTAR: Bu sefer ben de varım, inşaAllah, maşaAllah. İnim inim inletiyorsunuz Darwinistleri, inşaAllah. Bitkilerin evrimine ayrı anlatalım, bitkilerin, böceklerin ayrı anlatalım, ondan sonra, böceklerle ilgili o kısımları anlatalım. Kafataslarını ayrı anlatalım, yani mesela bir aylık ders programı yapalım. O programa göre anlatış yapalım, inşaAllah. Yarın onu bana sunun, çünkü bölümlere ayırırsak çok daha teknik ve dataylı anlatmış oluruz. Bu Darwinistleri daha da kızdırır, daha da çökertici bir şey, daha etkili bir şey. Darwinist ve münafık kızdırmak en hoşuma giden şeylerden birisidir, inşaAllah.
Bakın, Bakara Suresi 38, şeytandan Allah’a sığınırım, “Dedik ki: “Oradan hepiniz inin. Bundan sonra size Benden bir hidayet geldiğinde, kim Benim hidayetime uyarsa onlara korku yoktur. Onlar mahsun olmayacaklardır.”” “Bundan sonra”, şeytandan Allah’a sığınırım, “size Benden bir hidayet geldiğinde”, hidayet Mehdiyetle geliyor biliyorsunuz, Allah onu vesile ediyor. Yani Mehdi (a.s.) geldiğinde şeklinde yorumlayabiliyoruz. “Kim Benim Mehdime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahsun olmayacaktır.” Yani, Allah’ın hidayetine, Mehdi (a.s.) vesile olduğuna göre, aynı zamanda Mehdi (a.s.)’ye de işaret etmiş oluyor, inşaAllah.
“İnkar edip, ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır.” Küfür ve münafıklar sonsuza kadar cehennemdeler.
“Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi hatırlayın ve ahdime bağlı kalın, ki Ben de ahdinize bağlı kalayım. Ve yalnızca Benden korkun. Yanınızda olan (Tevrat)’ı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin, (Kuran’a) iman edin”, bak burada açık işte, “yanınızda olan, (Tevrat)’ı doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kuran’a) iman edin”. Museviler için açık hüküm işte bu.
“Onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değere karşılığında değiştirmeyin. Ve yalnızca Benden korkun.” Bak, “onu inkar edenlerin ilki siz olmayın” yani Kuran’ı inkar etmelerini Allah kabul etmiyor. Kuran’ı kabul etmeleri gerekiyor. Yani bu Bakara Suresi’nin 41. ayetine göre, Museviler de Hıristiyanlar da Kuran’a tam tabi olmakla mükellefler. Çünkü ehl-i kitaptan Museviler, Musevilere hitap var, bakın, “yanınızda olan (Tevrat)’ı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin.” Artık bu onlar için farz olmuş oluyor, Museviler için, Kuran’a uymaları. “Onu inkar edenlerin ilki siz olmayın.” Allah yasaklamış oluyor inkar etmelerini. Yani inkar etmeleri haram.
“Ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca Benden korkun. Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. Siz (gerçeği) biliyorsunuz.” Bak bu çok mühim, hepsi mühim, bu da çok mühim, bak: “Hakkı batıl ile örtmeyin” yani gerçeği kapatmayın “ve hakkı gizlemeyin”, Kuran’ın hak olduğunu gizlemeyin, “biliyorsun” diyor. “(Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz”, mesela bu çok önemli, bak her yer önemli ama bu çok önemli. “Siz (gerçeği) biliyorsunuz.” Demek ki Museviler Kuran’ın hak olduğunu biliyorlar. Çünkü çok zekidir Museviler, bayağı akıllıdırlar. Kuran’ın bir ifadesinde Musevilerin yani okuyan, araştıran herkesin Kuran’ın hak olduğunu bildiğini söylüyor Allah. Yani bu bir mucizedir. Yani, “acaba” demedikleri anlaşılıyor. Bak, “(kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz. Namazı dosdoğru kılın.” Her Musevi namaz kılmakla mükellef, “zekatı verin”, zekat vermekle mükellef ve “rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin” siz de topluca namaz kılın.
“Siz insanlara iyiliği emrederken kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu şüphesiz huşu duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.” Yani, “münafıklar için çok acı bir ızdıraptır” diyor Allah. Namaz kılmak ve Allah’tan dua etmek, münafık dua etmek istemez. Münafık dua ediyor gibi görünür ama dua etmez. Münafık sadece kendine dua eder. Yani kendini Allah olarak görür o, haşa.
“Onlar (müminler) şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve şüphesiz O’na döneceklerini bilirler.” Yani, Allah’a iman etmişlerdir ve Ahirette Allah’la karşılaşacaklarını, yeniden ona döneceklerini, yeniden dirileceklerini bilirler.
“Ey İsrailoğulları, sizlere bağışladığım nimetimi ve sizi (bir dönem) alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.” Allah nimetlerini hatırlatıyor, nimetlerin unutulmaması lazım. “Ve hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği” bak, “hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği”, facebook arkadaşları, plaj arkadaşları, disko arkadaşları falan kimse kimseye yardım edemez. “Hiç kimsenin şefaatının kabul edilmeyeceği.” Yani, genel müdürleri de araya koysa, değil mi? Banka müdürlerini de araya koysa, hiçbir şekilde etkisi olmaz Ahirette yapamaz zaten. “Ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı”, parayla da halledemezler, parayla halledeceğini düşünüyorsa onu da yapamaz Ahirette. “Ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının” Yardım da bulamaz, sadece Allah’tan yardım.
“Sizi dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın.” Dayanılmaz işkencelere uğratmışlardı o zaman Müslümanları Firavun ailesi, onların “elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar kadınlarınızı hayatta bırakıp, erkek çocuklarınızı kesiyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı”. Allah’ın büyük bir imtihanıydı, o zamanlar Hz. Musa (a.s.)’nın devrinde Tevrat’ta Mehdi (a.s.)’den bahseden çok fazla ayet var. Yani Kral Mesih’ten. Firavun muhtemelen bir oradan çok işgillendi, şüphelendi, yani çünkü, “birisi gelecek” diyor ve “dünyaya hakim olacak” diyor Tevrat’ta. Bir kişi uzun uzun anlatılıyor adaleti getirecek, barışı getirecek, bütün dünyanın siyasi kontrolü onun eline geçecek, devletlere hükmedecek, yani orada hem bir siyasi hakimiyet var hem manevi bir hakimiyet var. Hem tek bir din hakimiyeti olacağı belirtiliyor. Muhtemelen onları okudu, onlardan çok etkilendi. Ayrıca, o devirde kahinler, orada Hz. İbrahim (a.s.)’in eserlerinden kalma. Hz. İbrahim (a.s.)’e gelen suhuflardan kalan bir bilgiden istifade etmişler Allah-u alem yani nesil, silsile olarak gelen bir bilgiden bir Peygamber geleceği, yani o devirde bir Peygamber geleceğine dair bir bilgi. Halbuki Peygamber geldiğinde, Firavun’un aleyhine bir şey yok. Yani, devletine el koymaz Hz. Musa (a.s.), yani sadece Müslüman olmuş olurlar, İslam dinine girmiş olurlar. Hz. Musa (a.s.)’nın zamanında da zengin olurlar, rahat ederler. Yani, Hz. Musa (a.s.)’nın o yönde bir şeyi yok. Ve İsrailoğulları’na gönderilmiş bir Peygamber ayrıca, inşaAllah. Yani onları zorlamıyor, yani Firavun’a yönelik bir yön yok. Ama Firavun her yere hakim olacak birisinden korkuyor. Yani, çok çaplı bir hakimiyetten korkuyor. Zaten söylüyor, “devletinizi mülkünüzü alacak birisi” diyor. O Mehdi (a.s.)’nin vasfıdır. Allah-u alem orada işgilleniyor. Ayrıca zaten bir Peygamber de geleceğini bildiği için onu da yine kahinler duruyor ama kahinler de Hz. İbrahim (a.s.)’in suhuflarından gelen bilgiden bunu almış oluyor, o nedenle büyük bir kitle katliamına giriyor ve çocukları, erkek çocuklarını öldürüyor. Çünkü gelecek kişi erkek olarak biliniyor, bildiği için hepsini öldürüyor, kadınları sağ bırakıyor.
“Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı ve Firavun’un adamlarını gözünüzün önünde boğduğumuzu hatırlayın”, bak, “gözünüzün önünde boğduğumuzu hatırlayın” diyor Allah. Yani, o da bir nimet olmuş oldu onlar için. Gözlerinin önünde boğmuş oldu Allah, kurtardı onları Allah.
“Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik.” Mehdi (a.s.)’nin kırk yılına da bakıyor, inşaAllah.
“Ama sonra siz onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz.” Muazzam bir münafık ayaklanması oluyor. Bak, Musa (a.s.) devrinde çok kitlevi bir münafık ayaklanması, yani küçük değil ve Musa (a.s.)’yı hata yapmakla suçlayarak dinde eksiklikle suçlayarak münafıklar ayaklanıyorlar. Ve Samiri başlarında, o devrin Firavun’u.
“Bundan sonra (artık) siz şükredersiniz diye sizi bağışladık ve hidayete erersiniz diye Musa’ya kitabı ve Furkan’ı verdik.” Furkan’ın anlamı yani, yine anlayış, kitabı tasdikleyen bir cümle oluyor, yani ayrı bilgi değil o. Yani, onun içerisindeki güzellikler, güzelliklerin bütünü, inşaAllah.
“Hani Musa kavmine: “Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca Yaratan (gerçek İlah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün.” Yani kendinizi ıslah edin, düzeltin, ““bu, Yaratıcınız Katında sizin için daha hayırlıdır” demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir” hastalık oluşmuş. Ama bak, kalplerinde hastalık olanlar dönebiliyorlar, yani münafıkane bir hareket gösteriliyor ama kalbinde hastalık olarak oluyor. Fakat tam münafık olmadıkları için, gerçek münafık olmadıkları için dönebiliyorlar. Dönme imkanları oluyor, düzeltebiliyorlar. Ama münafık sürekli gider, inşaAllah.
“Ve demiştiniz ki: “Ey Musa biz Allah’ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız.” Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik.” Evet, bak, ölümden sonra diriltiyor. Hz. İsa (a.s.) ölmüş de değil ayrıca, değil mi? Uyku halindeyken. Buradaki ölüm de öyle. Yani, bu gerçek ölüm değil. Yani, bizim bildiğimiz tarzda değil, inşaAllah. Yani, Ahirete intikal ettikten sonra Allah’ın döndürmediği ölüm tarzı ayrıdır, bir de Allah’ın döndürdüğü ölüm tarzı ayrıdır, inşaAllah. Mesela, uykudayken biz ölüyoruz ama Allah bizi geri döndürüyor. Ama bir kısmının canını tutuyor. O artık Ahirette kalmış oluyor, inşaAllah.
“Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.” “Bulutları üzerinize gölge kıldık”. Mesela bu onlara verilmiş bir nimetti. Güneşin etkisinden kurtuldular. “Ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.” Orada oluşan bir tatlı. Yani, doğal olarak oluşan bir tatlı ve bıldırcın. Yani büyük çapta bıldırcın sürüleri gelmişti o zaman Hz. Musa (a.s.)’nın bulunduğu yere.
“Size rızık olarak verdiklerimizden temizlerinden yiyin (dedik). Onlar Bize zulmetmediler ancak kendi nefislerine zulmettiler.” O zaman beğenmediler biliyorsunuz o rızıkları, Cenab-ı Allah işaret etmiş oluyor. Evet, bu anlattıklarımda neler dikkatini çekti?
SUNUCU:Ben aslında hiç o kısmını düşünmemiştim, Hz. Musa(a.s.)’nın İsrailoğulları’na geldiğini. Hani siz “orada direk onlara geldi” dediniz, yani bütün Müslümanlık için yaratılmış, onlar için hani Firavun’un orada olması, o kadar zulüm yapması, o kadar erkek çocukları öldürmesi, aslında İsrailoğulları’na yapılan bir sınavmış, inşaAllah. O şekilde hiç düşünmemiştim.
ADNAN OKTAR: Tabii, yani orada Firavun’un tedirgin olacağı bir şey yok. Yani, İsrailloğulları’na Allah bir Peygamber gönderiyor. Onlar isterse uyarlar, isterse uymazlar. Yani onları zorlayan bir şey yok. Yani zorlayıcı Peygamber değil, dolayısıyla Firavun’un tedirgin olmasına gerek yok. Firavun, fakat Mehdi (a.s.) ile ilgili Tevrat izahları, Tevrat’taki hükümler, açıkça devlet hakimiyeti var orada. Yani, bütün devletlere hakim olacağından bahsediyor. Ve dünya hakimi olacağından bahsediyor.
Bak diyor ki: “Görkemimi” Yeşeya 60:21 “Görkemimi göstermek için diktiğim fidan” Mehdi (a.s.) bu. Bak Allah’ın fidanıdır Mehdi (a.s.), “diktiğim fidan, görkemim” Allah’ın görkemi, yani Allah’ın ihtişamı, dünya hakimiyetini “göstermek için diktiğim fidan ülkeyi sonsuza dek mülk edinecek.” Bütün ülkeye hakim olacak. Firavun ne diyor? “Ülkeye” diyor, “hakim olmak istiyor” diyor, “mülk edinmek istiyor” diyor, yani “bütün bölgeye hakim olmak istiyor” diyor. Yani, “siyasi amacı var” diyor. Ama geçiyor Tevrat’ta zaten. “İki kat mülkü edineceksiniz” diyor Yeşeya 61:7’de. Evet, mesela o zamanlar bolluk ve bereket olacağı ama bakın buradaki açıklama “görkemimi göstermek için diktiğim fidan ülkeye sonsuz bir mülk edinecek” Mesela meyve bahçelerinin bollaşacağı ayrıca açıklanıyor. “Sular denize nasıl doldurursa dünya da Rabbin bilgisiyle dolacak. O dönemde tüm dünyanın tek meşguliyeti Allah’ı bilip tanımak olacak.” Yani “herkese din hakim olacak” diyor, “bütün dünyaya hakim olacak” diyor. “O günlerde” Hz. Mehdi (a.s.) döneminde “bilgi, hikmet ve hakikat tüm dünyada artacak. Çünkü şöyle denmiştir: “Dünya Allah’ın bilgisiyle dolacak.”” Bak dünya hakimiyetinden bahsediliyor. “Gelecek olan o zamanda Yüce Allah dindarların ve günahkarların gözü önünde şeytanı eğilime (deccaliyete) son verecektir.” “Herkesin gözü önünde deccaliyet ezilecek, yok olacak” diyor. Şimdi bunu görünce Firavun, Allah-u alem çizmiş, o anlaşılıyor. Bu bir de ayrıca, kahinler de diyorlar, “bir Peygamber gelecek” diyorlar, “Peygamber gelecek”, onu duyunca yani bu Mehdiyetle de birleştirince, mülkünün gideceğini zannediyor. Oradan kafa gidiyor. Halbuki Hz. Musa (a.s.)’yı bıraksa zaten, “gideceğiz diyor, yani bir şey istediği yok ki Hz. Musa (a.s.)’nın. “Ben ve arkadaşlarım” diyor, “talebelerimle beraber biz buradan ayrılmak istiyoruz” diyor, o kadar. Yani “ben onlara dini anlatmak istiyorum, İslam’ı anlatmak istiyorum” diyor, Firavun bunu kabul etmiyor. Firavun’a da teklif ediyor, imanı, Kuran’ı, İslam’ı teklif ediyor fakat zorlama yok. Yani teklif ediyor. Ederlerse onlar da kurtulmuş olacaklar, yani ibadet edecekler, Allah’a kul olmuş olacaklar. Normal bir Müslümanlık yaşamış olacaklar. Yani, bir şey yok. Yani onun çekindiği tarzda bir, yani bir olay yok. Yani çünkü devlet daha mükemmel hale gelir, sistem daha mükemmel hale gelir, her şey daha mükemmel hale gelir. Oradaki anlatımda o var, inşaAllah. Fakat işte ikisini birleştirince, iki bilgiyi birleştirince, kafasında muazzam bir hakimiyet meydana gelmiş Allah-u alem. Tabii Allah’ın emir ve yasaklarına uyulması, din, kendi dinlerinin devam ettirmek istiyorlar, o yüzden de rahatsızlar. Mesela savaşların sona ermesi, Firavun’un hiç istemeyeceği bir şey. Mesela burada diyor ki: “Son günlerde… Rab birçok halkın arasına anlaşmazlıkları çözecek… Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık. Savaş arabalarını Efrayim’den, atları Yeruşalim’den (Kudüs’ten) uzaklaştıracağım. Savaş yayları kırılacak.” Savaş kalmıyor. “Açlık ya da savaş haset ya da düşmanlık olmayacak. Ülkeden yayı, kılıcı ve savaşı kaldıracağım ve güvenlik içinde yatıracağım onları.” Yani rahat uyuyacaklar, güvenlik içinde uyuyacaklar. “Ülkenize barış sağlayacağım, korku içinde yatmayacaksınız… Savaş yüzü görmeyeceksiniz.” Leviller 26:5-6. “Topladıkları silahları yakacaklar. Küçük büyük kalkanları, yayları, okları, sapanları, mızrakları ateşe atacaklar… Yakmak için silahları kullanacaklar. Egemen Rab böyle diyor.” Hezekiel bölümünde 39:9-10. Yani hiçbir silah kalmıyor, hepsi eritiliyor, yok ediliyor. Şimdi İşte Firavun’un kafasındaki meydana gelen o şiddetli paniğin nedenlerini görmüş oluyoruz, inşaAllah. Yani bir tek şeyden kaynaklanmıyor gibi görünüyor. Çünkü bilmemesi mümkün değil Tevrat’ı ve İncil’i. O devirdeki Mısır’lı kahinlerin sözü sadece o değil. Yani bunu ağızdan da, bu Tevrat’ın hükümlerinden de delil getirdiği anlaşılıyor, inşaAllah. Hz. Musa (a.s.) ona Allah’ın bildiğini, İslam’ı anlatıyor, dini anlatıyor, ama bir zorlaması yok, sadece sözlü izah, zaten iki arkadaş, iki kardeş gidiyorlar, orada silahlı bir zorlama yok, değil mi? Kabul ederse gayet güzel dinini yaşamış olacak. İşte Peygambere uymuş olacak, değil mi? Ama onun kafasında bambaşka bir şey meydana geliyor. Yani muazzam bir korku meydana gelmiş oluyor, inşaAllah. Başka dikkatini çeken ne var?
SUNUCU:Başka dikkatimi çeken, Mehdi (a.s.) açısından da onu sizden duydum. Hani, çocukların öldürülmesine, erkeklerin öldürmesine sadece Musa (a.s.) için değil, inşaAllah Mehdi (a.s.) için de, ondan korktukları için de öldürdükleri olabilir.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’nin ne zaman çıkacağını bilmiyor. Yani, kimin çıkacağından haberi yok. Yani, Musa (a.s.) da çıksa, Mehdi (a.s.) de çıksa onun için aynı şey. Yani, onun derdi kimin çıkacağı değil, ülkenin gitmesi. Yani onun peşinde o. Yani siyasi egemenliğinin yok olmasından korkuyor. Fakat Mehdi (a.s.)’yle ilgili aldığı bilgiler onun için çok korkutucu, yani onun açısından. Çünkü Tevrat’ın hükümlerine göre, o gitti demektir, buradaki izaha göre. Ama kahinlerin verdikleri bilgide de bir Peygamber geleceği söyleniyor. Ama bilgiye göre de korkmaması gerekiyor. Yani çekineceği bir şey yok yani. Yani, mülkünün elinden gideceği bir sistem yok. Normal yaşayabilir orada yani, istediği gibi yani. O ülke de son derece rahat ve bereket içerisinde olur. Ama kahinler de tabii bunu böyle gaybı bilmezler. Kahin de gaybı bilmez. Hz. İbrahim (a.s.)’den, daha önceki Peygamberlerden, Nuh (a.s.)’tan gelen bilgilerle, yani elden ele, dilden dile gelen bilgilerle bunu aktarıyorlar. Yani, “bir Peygamber gelecek” diyorlar, inşaAllah. Ama paniğe kapılmasının nedeninin geniş olduğunu görüyoruz. Yani tek bir bilgi kaynağına dayalı değil. Yani bir çok bilgi kaynağına dayalı ve kafasında bir çok bilgiyi karıştırmış anladığım kadarıyla. Ondan olay bu hale geliyor, inşaAllah. Senin ne var dikkatini çeken?
AKIN GÖZÜKAN:Estağfurullah Hocam. Şimdiki zamanımızda yaşanan olaylarla, siz daha iyi bilirsiniz, benziyor gibi. Daha önce anlatmıştınız, Amerika’nın Irak’a veya Afganistan’a saldırmasının sebebi, Hz. Mehdi (a.s.)’nin oradan çıkacağını düşünmelerinden kaynaklandığını söylemiştiniz inşaAllah. Bu olay da o dönemki olayla birbirine benziyor. Yani onlar da aynı telaşı yaşıyorlar. Kendi hükümranlıklarının gideceğini düşündükleri için. Yani bütün çocukların öldürülmesi gibi, onlar da Müslümanları öldürmeye şehit etmeye çalıştılar.
ADNAN OKTAR: Dünyadaki paniğin nedeni de o. Yani bütün Avrupa’daki Darwinist paniğin nedeni de o. Yani Darwinizmin gitmesi aslında onları o kadar tedirgin etmez. Yani onu elden bırakmamalarının bırakmak istememelerinin nedeni yine Mehdiyet. O zaman bu giderse, yerine gelecek olan nedir?” diyorlar, “Mehdiyettir” diyorlar. “O zaman bütün gücümüzle biz bunu ayakta tutalım” diyorlar. Yani mesela 570 yıl edebiyatını açıklamasının sebebi de o. Yani, mesela bu Cübbeli’nin bunu açıklaması, bu tip açıklama yapmış olması, etki altında farkında değil. Yani, yönlendirme ve etkinin farkında değil. Halbuki ondan onu ısrarla istiyorlar. Yani o 570 yılı mutlaka en azından bu yüz yılın geçiştirilmesi gerekiyor. Yani hiç olmasa bu yüzyılı geçiştirmesi gerekiyor. Onun için bunlara olağanüstü ilgi alaka gösteriyor. Mesela Cübbeli’ye muazzam destek sağladılar, sırf onu söyletebilmek için. Yani çünkü ona ihtiyaçları var. Mesela öbür kişiye de 1000 yıl daha ileri attırmaya, ona ihtiyaçları var. Onu da uzun telkinlerle elde ediyorlar. Ama onlar farkında değil, yani kimin onlara telkin verdiğini, niçin yönlendirdiğini, onu da düşünemiyor, haberi olmuyor. Senin ne var dikkatini çeken Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:İşaretlerden bahsediliyor. Mesela 40 gece için sözleşilmesinin Mehdi (a.s.)’nin 40 yılına işaret ettiği var inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, zaten 40 yıl açıkça hadislerde var. Deccaliyet 40 yıl sürüyor, 40 yıl içerisinde Mehdi (a.s.) bitiriyor. Yani, açık, sahih hadis.
OKTAR BABUNA:Münafık ayaklanması var. Hz. Musa (a.s.) bıraktığı anda, büyük bir münafık ayaklanması oluyor, başları Samiri.
ADNAN OKTAR: Evet, kalbinde hastalıkolanlar, münafıkane bir ayaklanma çıkartıyorlar ve sonra yatkın olanlar vazgeçiyorlar, hasta olanlar. Yani halis münafık olsa, çıkamaz. Ama eylemler münafıkane, yani, münafıkane. Ama geri dönme imkanları var. Mesela Samiri geri dönemiyor yani halis münafık, inşaAllah. Senin ne var?
SERDAR ARSLAN:Hocam Hz. Mehdi (a.s.)’ye uyulduğunda korku ve hüzün olmayacağı inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii ki, bir şey olmaz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de ölümler var, onu açıkladınız Hocam, nasıl bir ölüm olduğunu, Ahirete gidip de dönmemek, o şekilde oluyor. Ama öbür türlü ölümde ruhu alınıyor ama bırakılıyor tekrar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. Musa (a.s.)’nın zaten Mehdi (a.s.)’ye hayran. Müthiş bir sevgi duyuyor. Yani, Mehdi (a.s.) olmak istiyor. Var mı o hadis sende?
OKTAR BABUNA:Hemen bulurum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, senin dikkatini ne çekti anlattıklarım içinde?
SUNUCU:Başka, meyve bahçeleriyle ilgili söylemiştiniz Hocam. Oradaki hadiste çocuğun meyve bahçelerinde, meyve bahçelerinde ormana döneceği inşaAllah, hadisteki Mehdi (a.s.) zamanındaki bolluktu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Var mı senin ilave söyleyeceğin?
AKIN GÖZÜKAN:Estağfirullah Hocam. Yine o dönemde de Firavun’un yanında, onu yönlendiren din adamları var. Şu anda da aynısı olduğunu söylemiştiniz inşaAllah. Yani, büyük devletlerin başındaki insanların din adamlarından akıl aldıklarını söylemiştiniz. Yine o dönemde de aynı şekilde Allah’ın sünnetinde bir değişiklik olmadığı anlaşılıyor inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, ki yani devletin yanında ve yahut o devirdeki tağut düşüncenin yanında, yahut Firavuni düşünce, Nemrudi düşüncenin yanında olanlara yaltaklık yapan din adamları var. Yani, mesela asrımızda da bir kısmı cahilliğinden yapıyor, ama bir kısmı Nemrutluğundan yapıyor, bir kısmı satılmışlığından yapıyor, bir kısmı zır cahil olduğu için yapıyor. Hakikaten bilmediği için yapıyor. Ama o devirde de bunun kasten yapıldığını ve din adamlarının Firavun zihniyetini, deccali zihniyeti, tabanda destekledikleri anlaşılıyor. O devrin işte başı tıraşlı, deccale uyan yobazları da onlar olmuş oluyor, inşaAllah. Onlar da Firavun’u yönlendiriyorlar. Ve tahrik ediyorlar, bakın cinayete tahrik ediyorlar. O çocukların öldürülmesinin sebebi o devirdeki din adamları. Yani o kadar çocuğun katledilmesine sebep oluyor, o devrin yobazları onu abuk sabuk bilgilerle yanlış şeylerle, işte, “seni asacak, kesecek, şöyle yapacak, böyle yapacak”, sen Müslüman olsan niye ellesin? Hiçbir şey olmaz, gayet rahat eder. Ama yanlış yönlendirdikleri için, çok büyük katliam olmuştur. Ve o çocukların hepsi şehit edilmiştir, inşaAllah. “İçlerinden bir tanesi belki o denilen şahıstır” gibisinden, inşaAllah.
Evet, eskiden beri çok eskidir yani bir dünyaya hakim olacak şahıstan bahsedilir. Yani, Hz. İbrahim (a.s.) de biliyordu Mehdi (a.s.)’yi. Yani, Firavun’un bilmesi çok normal yani. Firavun’un bilmemesi zaten mümkün değil, yani böyle bir bilgiyi. Çok tarihi eski bir bilgi, ta Hz. Adem (a.s.) devrine dayanıyor. Nuh (a.s.) zamanında da biliniyor Mehdi(a.s.), İbrahim (a.s.) zamanında, İshak (a.s.), Yakup (a.s.), İsmail (a.s.), İlyas (a.s.), İdris (a.s.), Zülkifl (a.s.), hepsinin zamanında bilinen bir gerçek. Hz. İsa (a.s.)’nın da bildiği bir gerçek ama Tevrat’ta çok kapsamlı anlatılmıştır, inşaAllah. Bakın o devirde Hindu metinlerinde de var Mehdi (a.s.) ile ilgili bilgi. Yani Hintliler de biliyorlardı Mehdi (a.s.)’nin çıkacağını. Mesela diyor ki, Hindu metinlerinde, “Kali” deccale Kali diyorlar. “Kali döneminin güçlü etkisinden dolayı din, doğruluk, temizlik, hoşgörü, şefkat gün be gün azalacak.” Deccal çıktığında, bak “Kali”, Hindu metinlerinde geçiyor. “İnsanlar açlık ve yüksek vergilerle zorlanacak. Kuraklıkla vurulacaklar” diyor, mesela yüksek vergiler, açlık, kuraklık, şu an olan şeyler. “Dolandırıcılık, yalancılık, tembellik, uyuşukluk, zulüm, gerilim, ağlamalar, şaşkınlık, korku, yokluk yaygınlaştığında (Deccal dönemi) Kali dönemi, cehaletin yaşandığı dönem başlamıştır” diyor. Bak, “dolandırıcılık, yalancılık, tembellik, uyuşukluk, zulüm, gerilim, ağlamalar.” Mesela, şu an insanların çoğu ağlıyor. Mesela, “şaşkınlık, korku ve yokluk yaklaştığında” diyor. Mesela, Mehdi (a.s.)’ye, Mehdi (a.s.) Hindu metinlerinde şöyle geçiyor: “(Mehdi (a.s.)) yeryüzünün hükümdarı, benzersiz ihtişamıyla, son derece süratle atını sürecek.” Yani, çok süratli bir arabası olacak diyor vasıtası olacak. Bak “benzersiz ihtişamıyla kimseye benzemeyecek” diyor Hindu metinlerinde. Ki bu da, hak dinlerden kalma bilgilerdir. Yani, Hz. İbrahim (a.s.)’den, Hz. Nuh (a.s.)’tan kalma bilgilerdir. Dolayısıyla, bunun Hindular’ın bildiği, herkesin bildiği bilgiyi, Firavun’un bilmemesi mümkün değil. Çünkü Firavun’un etrafında alimler var diyor zaten Kuran’da, ilim adamları var ve din adamları var. Mesela diyor ki: “(Mehdi (a.s.)) olarak dinin koruyucusu sıfatıyla geldiğinde, Satya-yuga (Altınçağ) başlayacak ve insan toplulukları erdemli nesiller yetiştirecektir.” Bak, Hindu metinlerinde, Mehdi (a.s.) ile ilgili bilgi. “Kali-yuga’da (Ahir zamanda), eşyalar, yerler, hatta insan kişiliklerinin çoğu kirlenmiş olacak.” Eskimiş ve kirlenmiş olacak. “Allah’ın Yüce Şahsiyeti, (Mehdi (a.s.)), bütün kiri Allah’ı zihnine yerleşik kılanın hayatından giderebilecek.” Yani, bu meydana gelen kiri, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gidereceği söylüyor Hindu metinlerinde. Mesela, yine Hindu inancında, Vedalarda, Hinduların Vedalarında şöyle yazıyor, dünyanın tahrip olmasından sonra Ahir zamanda bütün mahlukların önderi olacaktır” diyor “Mehdi (a.s.)”. “Mansur” olarak geçiyor, “Mansur”. Nasr’dan gelen bir kelime, yardım görmüş anlamında. Muzaffer, zafer bulmuş, Mansur. Bakın, “Mansur ismi taşıyan bir padişah”, yani zafer kazanan bir padişah, lider, “ortaya çıkacak, bütün dünyayı fethedip, kendi dinine sokacaktır”. İslam dinine sokacaktır. “O mümin ve kafir herkesi tanıyacak ve onun Allah’tan istediği her şeyi olacaktır.” Bişarat’ül-Ahdeyn, Vedalar’ın kitabı, bakın sayfa 245’te geçiyor Mehdi (a.s.), inşaAllah. “O (Hz. Mehdi (a.s.)) dünyanın doğu ve batısında bulunan bütün dağlara hüküm sürecek kimsedir. Allah’ın dini bir din olacak, Allah’ın dini ihya edilecek ve onun (Hz. Mehdi (a.s.)’nin) ismi ‘Ayakta Olan’ (Kaim) olacaktır, Ayakta Olan (Kaim) olacaktır.” Ayakta olana ne deniyor? Kaim. Zaten Mehdi (a.s.)’nin lakabıdır o, ayakta olandır Kaim. Vedalar’ın kitabında geçiyor, bakın, Hindu Veda kitabında. Yine Hindular’ın Opanşad adlı kitaplarında, Vişno’nun onuncu mazharı kısmında, “(Mehdi (a.s.)) son zamanda, son zamanda demir asrında”, ki demirin en çok kullandığı asır, şeydir değil mi? Zülkarneyn kıssasında da demirden bahsediliyor. Bakın: “Son zamanda, (Ahir zamanda), demir asrında, beyaz bir ata binmiş olarak, elinde kuyruklu yıldız gibi parlak, yalın bir kılıç olduğu halde”, bak kuyruklu yıldıza da dikkat çekiyor, elinde. Yani, tabii o kapalı bir anlatımla anlatılmış. “Kötüleri tamamıyle fikren mağlup edecek, yaratılışı yeni baştan yenileyecek ve iyiliği tekrar getirecektir.” Opanşad kitabı, sayfa 737. Yani, Mehdi (a.s.) her yerde ismi geçen, on binlerce yıldan beri beklenen bir gerçek. Evet, anlat.
OKTAR BABUNA:Hz. Musa (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.)’nin faziletlerini öğrenince, Hz. Mehdi (a.s.) olmak için Allah’a dua etmiştir. “Hz. Musa bin İmran, Tevrat’ın birinci bölümünde, Al-i Muhammed’in Kaim’ine (aleyhimusselam) (Hz. Mehdi (a.s.)’ye) verilen, kudret ve faziletleri görünce dedi ki: “Rabbim, beni al-i Muhammed’in Kaim’i, (yani Hz. Mehdi (a.s.)) olarak karar kıl.” Ona şöyle seslendi: Doğrusu o, (Hz. Mehdi (a.s.)), Ahmed’in (Peygamberimiz (s.a.v.)’in) neslindendir. Sonra Tevrat’ın ikinci bölümüne bakınca aynı şeyi gördü, aynı sözü tekrarladı ve ona aynı cevap verildi. Sonra üçüncü bölümünde de aynı şeyleri görünce, aynı sözleri tekrarladı ve aynı cevabı aldı.” (Şeyh Muhammed bin İbrahim-i Numani)
ADNAN OKTAR: Hz. Musa (a.s.) üç defa istiyor Hz. Mehdi (a.s.) olmayı, evet. Bakın, Zerdüşlerde Mehdi nasıl geçiyor? O tüm maddi varlıklara yarar vereceği söyleniyor. “O tüm madde varlıklara yarar verecek. Dünyada ismi ve canı olan her şey onun ışığıyla fena bulmayan yaşama kavuşacak.” Yani, cennet hayatına kavuşacaklar inşaAllah. Onun vesilesiyle. “(Mehdi (a.s.)) Mizda Ahura’nın (yani Allah’ın) elçisi olarak zuhur ettiği zaman, doğru dürüst dünyayı yalandan temizleyecektir. Doğru ve dürüst olacaktır, dünyayı yalandan temizleyecektir.” “O (yani Hz. Mehdi (a.s.)) bilgili gözlerle Yaratıcıya bakacaktır. Estevt İrite’nin (Hz. Mehdi (a.s.)’nin) muzaffer yardımcıları da onunla zuhur edecektir.” Talebeleriyle beraber zuhur edecektir diyor. Zamyad Yeşt kitaplarında, 89-93. paragraflarda geçiyor. Yani, her kaynakta, her yerde, İncil’de de, her yerde geçer Hz. Mehdi (a.s.) konusu, inşaAllah. Onun için, Firavun da o devirde hem Mehdi (a.s.) konusunu bildiği anlaşılıyor, açıkça, hem de Peygamber geleceğini bildiği anlaşılıyor. Ama ikisini birlikte karıştırdığında, kafasında bambaşka bir görüntü oluştuğu anlaşılıyor ve din adamları da onu tahrik edince, akıl almaz bir katliama giriyor ve on binlerce çocuk şehit ediliyor, bir gecenin içerisinde. Birkaç gecenin içerisinde, inşaAllah. Şimdi bir ara verelim.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra yine yayınımıza tekrardan devam edeceğiz.
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...