SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam bizi HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli Tv, Aba Tv, Art Uşak Tv, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Çorum Kanal 19, Uşak Egem Tv, Mardin Kanal 47, Sivas Sipaş Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Aksaray Radyo Star 94.0, Bingöl Fm 102.0, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Ordu Enerji Radyo 90.0, haberhilal.com, haberaktuel.com, selamhaber.com, 8sutun.com’dan canlı olarak Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza hoş geldiniz. Bir de mail adresimizi vermek istiyorum, sorularınız için. Ahirzamansohbetleri@hotmail.com. Hocam bugün ne konuşalım?
OKTAR BABUNA:Hocam bugün bir konferans oldu Endonezya’da bütün doktorların katıldığı, maşaAllah sizi çok çok seviyorlar. Alkışlarla bitti, çok selam söylediler.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah Endonezya.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, kitaplarınızın yüzlercesi Endonezyacaya tercüme edilmiş durumda Hocam, maşaAllah, sizi bilmeyen yok gibi, evrime de hiç inanan yoktu maşaAllah doktorlar arasında, sadece anlamaya yönelik birkaç tane soru sordular Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Endonezya da yerle bir Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA:EvelAllah, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:El atmadığımız hiçbir ülke kalmadı.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Vesilenizle Hocam maşaAllah, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Çetin Altan bugün bir yazı yazmış Hocam, mukaddesata aykırı ifadeler kullanmış. Hem kadere yönelik hem de haşa Allah’a yönelik uygun olmayan ifadeleri var Hocam.
ADNAN OKTAR:Kaç yaşında Çetin Altan?
OKTAR BABUNA:80’e yakın Allah-u alem.
ADNAN OKTAR:Ne 80’i, ben çocukluğumdan beri böyle o, bir bak bakayım.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben ona göre açıklama yapacağım da onun için.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, sizin o açıklamalarınızı kullanan bir yazar olmuş, birazdan onu göstereceğim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çetin Altan biraz eskiden beri, lise yıllarında da böyle yazardı. Aynı bu üsluplaydı, aynı bu kafadaydı. Çocukları iyi yani böyle lafını, sözünü bilen böyle usturuplu, fakat Çetin Altan biraz daha pervasızdır.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Böyle gümbür gümbür gider, yani düzdür. Bu laf nereye gider, yakışıyor mu, yakışmıyor mu, adaba edebe uygun mu, nezaketine uygun mu, kimleri rencide eder, rahatsız eder, pek onu dinlemez. O öyle kendisi stil tutturmuş.
OKTAR BABUNA:83 yaşındaymış Hocam.
ADNAN OKTAR:83 yaşında işte olgunluk devresine girmiş demek artık inşaAllah, o normal yani inşaAllah. İyi olur, düzelir inşaAllah. Yani kaale almaya gerek yok.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Ahmet Hakan da bu yazıda kendince espri yapmış, mukaddes olan bazı değerler ile ilgili Hocam. Burada “uyarladı ve şöyle dedi” diyor. “Eat, Prey, Love (Ye, dua et, sev) adlı film gösterime girdi” diyor. Uyarladı” diyor birisi için. “Fatih duanın, Nişantaşı yemek yemenin, Bebek sevmenin semtidir. Arkadaşımın çabasını takdirle karşıladım. Tabii tercihlerin bana göre olmadığını söylemeyi ihmal etmeden” gibi bir ifade kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Nedir burada senin acayibine giden?
OKTAR BABUNA:Burada Hocam “Fatih duanın, Nişantaşı yemek yemenin, Bebek sevmenin semtidir” diye bir ifade ile böyle biraz kendince espri yapmış Hocam bu şekilde.
ADNAN OKTAR:Yani çok ufku dar bir insan, yani böyle geniş düşünen, espritüel, derinliği olan bir insan değil. Çok çok sathi, derin olmaya çalışıyor böyle espritüel olmaya çalışıyor, ufku geniş gibi kendini göstermeye çalışıyor ama çok çok dar ufku. Mesela şu yaptığı konuşma çok sıradan. Ne alakası var yani dua her yerde yapılabilecek bir ibadettir. Bütün dünyaya Allah mescit kılmıştır Müslümanlara, bütün dünya, dünyanın tamamı, her yerde dua yapılır. “Yemek” her yerde yemek yenir yani ne alakası var. Her yerde derken, her semt güzel. Konya’ya gidersin, Erzurum’a gidersin güzel Tokat’ta kebap yaptırırsın.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Sevgi de Allah sevgisi her yeri kaplamıştır, sırf Bebek’te değildir. Ama kendince işte gazete boş kalmasın, sayfa boş kalmasın diye bir şeyler yazmış, o da olmamış.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Ergun Babahan, Hocam sizin günlerdir söylediğiniz bir şeyi şöyle dile getirmiş. Sabah Gazetesinde Ergun Babahan, Oktay Ekşi’ye yönelik komik bir yazı yazmış Hocam. Sizinde söylediklerinizin bire bir uyuşuyor. “Gözünüz aydın Oktay Bey” diyor. Ertuğrul Özkök’te Almanya’dan yazmış, “siz Melih Bey, Özdemir Bey hepinizin gözü aydın. On yıl sonra köşe yazarlarının önemi artacakmış. Oktay Bey on yıl sonra 87-88 yaşında olacak, genç ve dinamik bir yazar ve bir kısım medyanın konsey başkanı olarak, laiklik savunuculuğu, başörtüsü karşıtlığına devam edebilecek. Melih Bey 78 yaşında mücadelesini sürdürecek, Özdemir İnce 88 yaşında herkese haddini bildirebilecek, zaten bu işler çoluk çocuğa bırakılmaz, tecrübe ister. Çok şükür hepimizin gözü aydın. Beni son zamanlarda ya Oktay Bey en verimli çağında yazmayı bırakırsa diye bir korku sarmıştı. Özkök’ün Almanya’dan yazdığı yazı rahatlattı. 10 yıl daha birlikteymişiz”.
ADNAN OKTAR:İşte bu dedeler bastona dayanarak böyle, bizleri aydınlatmaya devam edecekler. Okuruz boş zamanlarımızda okuruz, yazsınlar. Boş duracaklarına yazsınlar yani canları sıkılır onların, parkta, bahçede gezecek halleri yok.
OKTAR BABUNA:Melih Aşık doa yazısında Hocam, Milliyet Gazetesi’nde; “Manidar işler” başlıklı yazısında, “CHP’nin eksen değiştirdiğini, eski çizgisinden uzaklaştığını” yazmış ve “türban konusundaki tutumunu eleştirmiş” Hocam.
ADNAN OKTAR:Yok yok CHP aslandır. CHP’liler delikanlıdır, CHP’ye laf yok. Ayrıca Kılıçdaroğlu da çok nezih, kibar bir insan yani CHP bir ahlak okuludur. Delikanlı, dürüst insan yetiştirir, dolayısıyla oradaki ifadeleri yanlış. Dindar olma, ne güzel başörtüsü ile ilgili hürriyeti savunması ne güzel. Baskıcı mı olsun, ne yapsın?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Totaliter mi olsun? Nasıl süslü mü konuştum? Bazı kardeşlerimiz böyle alengirli konuşmamı istiyorlar, ben alengirli konuşmaktan hoşlanmıyorum. Düz Türkçe den hoşlanırım ben.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Söyle Oktar.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, Mehmet Şevket Eygi Hocamız, Mili Gazetedeki yazısında, son zamanlarda bir takım basında yer alan, “dindarlar her yeri ele geçirdiler” şeklindeki yazılara bir cevap vermiş Hocam, şöyle diyor; “Tarikatler, cemaatler, yargıya, bürokrasiye, üniversitelere, ordu hariç bütün temel kurumlara sızıyormuş. Bundan daha tabii ne olabilir? Zaten sızmıyorlar, giriyorlar, yasal şekilde kadrolaşıyorlar. Masonlar, dinsizler, Sabetaycılar, Kriptolar, Rafizi’ler sızarsa iyi, Müslümanlar sızarsa kötü. Bu adamlarda eşitlik kavramının zerresi yok. Devleti ve ülkeyi tarikatler ele geçiriyor, Laiklik elden gidiyor yaygaraları, hezeyandan ibarettir, elden giden vesayet demokrasisidir, resmi ideolojidir, Sabetaycı ve Kripto sistemidir. Benim için tek endişe, Ehl-i sünnet İslam’ından ayrılmış bir topluluğun güçlenmesidir. Kuran’a, Sünnete, İcmai ümmete, Ahkam-ı şeriyeye, İslam ahlakına bağlı tarikatler, cemaatler, gruplar, ne kadar çok çalışır, ne kadar adam yetiştirir, ne kadar hizmet ederlerse ben de o kadar sevinirim” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Hocamız munis bir insandır. Biz Türkiye vatandaşları olarak, Türk vatandaşları olarak hepimiz birbirimizi seviyoruz. Alevisiyle, Sünnisiyle, Kürdüyle, Çerkeziyle bir bütünüz. Devletin kadrosuna Kürt kardeşim gelir, Çerkez kardeşim gelir, Laz kardeşim gelir. Hepsi gelir, hepsi Türk’tür. Efendim Alevisi, Bektaşisi, Sünnisi, Caferisi gelir. Hepsi Müslüman’dır, hepsi benim kardeşimdir. Tamamına biz Türk Milleti diyoruz. Tabii ki kadrolar onlardan oluşacak, kimden oluşacak yani Amerika’dan adam getirecek halimiz yok. Onda şaşacak bir şey yok.Tarikatlar olur, dernekler olur. Dernek mensubudur oraya üye olur, derneğe üye olur, gelir devletin bir kurumunda da çalışır. Veyahut bir cemaattir, veyahut bir tarikattir, son derece normal. Onlar şaşırıp hayret edilecek bir şey değil. Yeterki iyi niyetli, sevecen olsunlar, Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü istesinler, fitneye fücura karşı olsunlar, özgürlükleri istesinler tamamdır. Hocamız da onu demek istemiş anladığım kadarıyla.
OKTAR BABUNA: Cüneyt Arcayürek Cumhuriyet Gazetesi’nde yine CHP ve türban konusuyla ilgili yazılar devam ediyor. Cüneyt Arcayürek dünkü yazısında CHP’nin şu an ki yönetiminin türban konusundaki tutumunu eleştirmiş. “Eğer Baykal başta olsaydı, bugünkü tutum olmazdı, sessiz kalınmazdı, Ak Parti’nin yaptıklarına izin verilmezdi” diyor. Ve şöyle bitiriyor; “Meraklı soru şu: Türbana yasak kalkarsa, çarşaf yada takkeli üniversiteye girecek mi? Kafaları bugünden karıştırmayalım, daha neler olur neler görmek için bekleyelim” diyor.
ADNAN OKTAR: Niye Deniz Baykal çok dindar, o konuşmasını görmedi mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bayağı güzel. İslam’ı, Kuran’ı savunan konuşmaları var, sonra namazlarını kılan bir insandır Deniz Baykal, yani beş vakit namazını kılar. Bilinmiyor mesela bu gizli bir gerçektir. Cumaları hiç kaçırmaz muntazam tabii namazlarını kılar. Hatta torunlarını da namaza alıştırıyor. Bayağı efendi, saygılı, kibar bir insandır Deniz Baykal. Dinine, mukaddesatına düşkündür, üniter devleti savunur, Türkiye’nin bölünmesinden şiddetle rahatsız olur. Türk Birliği’ni savunur, aynı Atatürk gibidir yani. Türk İslam Birliği her Türk’ün gönlünde bir idealdir, onun da gönlünde bir idealdir. Onun için gereksiz o konuşmalar.
OKTAR BABUNA:Serdar Akinan da bir yazı yazmış Hocam. “Bu panik neden” başlıklı yazıda Akşam Gazetesi’nde şöyle diyor; “son on yılda ülkede büyük bir dönüşüm yaşandığını anlatmış. Danıştay saldırısı, Cumhuriyet’in bombalanması, Hırant Dink’in öldürülmesi, Ergenekon davası sürecinde kurunun yanında yaş da yandı, saygın insanlar da zarar gördü. Bu olayları koordine eden yapı panik içinde şu an” diyor. Ve yazısını da ayetle bitirmiş Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah genelde bu şekilde yazmazdı kendisi. Şöyle diyor; “şaşırtıcı hatta sarsıcı bir gelişme veya bir dizi olay beklemiyor değilim. Ama ‘korkunun ecele faydası yok' diye bir laf vardır. Başından beri imanla savunduğum tek bir şey var. İftira ile doğruyu yıkamazsınız. Gerçekleri örtemezsiniz. Ve zaman olgusunu bir yana bırakalım. Bir gün tüm bu olan bitenin gerçekte ne olduğunu öğreneceğiz. Asıl acı olan. Bu insanlar Ahirette nasıl hesap verecek? (şeytandan Allah’a sığınırım) 'Yalanı ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, iftira ederler; işte onlar, yalancıların ta kendileridirler’” ayetiyle bitirmiş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben daha önce de söylemiştim, Serdar Akinan’ı ben Ankara’dan tanırım. Ben yoldan gelip giderken, ortaokuldayken onların evi bizim yolun üzerindeydi. Oralarda gezerdi küçük köfte gibi bayağı sevimli bir şeydi böyle pıtır pıtır pıtır, her gelişimde görürdüm. Çerkezdir Serdar Akinan. Ankara’nın İkizce Köyü vardı oraya gidip gelirdi, orada da görmüştüm hatırladığım kadarıyla. Yani dindardır ailesi, mukaddesatçıdır. Kendi de iyi niyetli birisidir Serdar Akinan, öyle efendidir yani, kişilik olarak terbiyeli ve saygılı. O çizgisini de yitirmedi, yani yüzünde ifade falan, taşkın bir hayat tarzı, kontrolsüz bir kişilik falan göstermedi, kimseden etkilenmedi şahsiyetini muhafaza etti, o zaman çocukluğundan kalan kişiliği kaldı. Dolayısıyla iyi niyetlidir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Zaman’da da Mehmet Kamış’ın yazısında, “Kemal Bey lütfen biraz cesaret” başlıkla yazısında sizin aylardır yaptığınız açıklamalarla tamamen paralel bazı yorumlarda bulunmuş Hocam. Kılıçdaroğlu’nun türban ve diğer konulardaki açıklamalarının çok güzel olduğunu, ancak CHP’deki yasakçı zihniyetteki bazı kişilerin onu engellediğini yazmış. Bu nedenle cesur olması gerektiğini, eğer cesur olursa çok başarılı olacağını, CHP’nin de bu şekilde güç kazanacağını yazmış. Şöyle bitirmiş yazısını da; “dünya değişiyor, ülke değişiyor ve toplum daha çok özgürlük istiyor. CHP'nin bu değişim ve dönüşümü iyi okumaktan başka çaresi yok. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun bunu başarabilmesi için de daha çok cesarete ihtiyacı var” diyor.
ADNAN OKTAR:CHP’nin iyi yönü irticaya karşı, yani samimi dindar bir CHP çok mükemmel olur. Yani Türkiye için acil ihtiyaçtır. Yani CHP’yi dinsiz gibi tanıtırlarsa bu çok ürkütücü ve çok tehlikeli olur ve CHP’ye çok büyük zarar verir. Ama samimi dindar, aydın dindar, kaliteli dindar bir CHP, Türkiye için süper nimettir, acayip bir şey olur, çok kaliteli olur, çok büyük bir özlemdir ve CHP’yi ezici şekilde iktidara getirir. En az yüzde yetmişle iktidara gelir söyleyeyim yani. Tabii yani Türk İslam Birliği’ni savunan sonra CHP’de mükemmel bir gelişme, mükemmel bir tırmanış, mükemmel bir kalite artışı oldu. Bu tam aradığımız şeydir. Yani CHP’nin eleştiriye açık olduğunu, faydalı güzel bir şeye karşı da açık olduğunu bu gösteriyor. Hakikaten tavırlarında bütün milletin beğeneceği güzel gelişmeler oldu. Böyle giderlerse tamamdır.
OKTAR BABUNA:Dini inancını yazmış Hocam röportajda, “bir şeyler elde ettikçe onun Allah’a ait olduğunu düşünüyorum” diyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi kim demiş bunu?
OKTAR BABUNA:Kayahan, çok güzel bir ifadesiyle Hocam şöyle diyor; “Bir şeyler elde ettikçe onun Allah’a ait olduğunu düşünüyorum. Şu vahşi yarışın içinde bozulmadığıma şükrediyorum. Yani pek çok insan, sadece para kazanmak için çalıştığı halde, Allah nasip etti, ben onlardan daha zengin oldum. Ben, otuz yedi yaşından sonra para kazanabilen bir insan oldum.
Para kazandıkça, birşeyler elde ettikçe onun Allah’a ait olduğunu düşünüyorum. Moda olduğu için ateist olmuş birçok insanın, sağlık problemi olduğunda Allah’ın adını ağzından düşürmediğini çok iyi bilirim. Onlar korktuklarında, sandalları fırtınaya tutulduğunda Allah’a yalvarıyorlar. İçlerinde var, ama şartlara göre ortaya çıkıyor. Ben Kur’ân’ı, zaten büyükbabamla yıllar öncesinden okuyordum. O okurdu, ben dinlerdim. Arapça’ydı, ama ulvî birşeyler hissederdim. Dedemin kucağında tesbih çekerdim, Cuma’ya giderdim. Oraya giderken, abdest alırken ve ayrılırken yapılan konuşmalarla doğru beslenirsiniz. Şu anda Kur’ân okumamızın nedeni, küçük bir kızımız var. Benden çok annesi ona Kur’ân okuyor. Ben de zaman zaman bu sohbetlere katılıyorum” diye devam etmiş. “Geceleri sekizle dokuz arası, ona anlattığım, bitmeyen bir masalım var. O masal içinde ona hayatta doğru şeyleri, kıssadan hisseleri vermeye çalışıyorum. Bizim için önemli olan iyi ve vicdanlı olabilmektir. Kızımızı, Allah’ı, Peygamberi (s.a.v.) tanıyan Cumhuriyet çocuğu olarak yetiştiriyoruz” demiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah maşaAllah. Şimdi gazete haberlerinden başka, neler yapalım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Sizin açıklamalarınız, Türk İslam Birliği doğrultusunda haberler var Hocam gösterelim mi onları, inşaAllah? İslam’ın ekonomik hacimden bahsediliyor, sizin tam söyledikleriniz doğrultusunda Hocam, maşaAllah. Şöyle Hocam siz demiştiniz ki, Kanal 35’te 18 Ocak 2009’da; “Ama en önemli faaliyet Türk İslam Birliği’dir. Türkiye’nin öncülüğünde büyük bir İslam Birliği’nin oluşturulması, bütün Türk devletlerini kapsayacak şekilde, bütün İslam ülkelerini kapsayacak şekilde büyük bir birlik oluşturulması, askeri, siyasi, politik bir ittifak yapılması. Nasıl Avrupa Birliği bunu yapabiliyor, nasıl Sovyetler Birliği bunu yaptı biz de yapabiliriz. Bu dünyaya sevgi, barış getirir, kardeşlik duygularını pekiştirir” demiştiniz Hocam. Nitekim haberlerde Hocam, Devlet Bakanı, Cevdet Yılmaz; “İslam ülkeleri tıpkı Avrupa Birliği gibi iç ticaret hacmini artırmalı” dedi Hocam, bugünün haberlerinde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Söylediğim her husus tek tek gelişiyor ve o yönde devletin bir politikası var. Resmi politikası var evet.
OKTAR BABUNA:8 Mart 2008 tarihinde de basın toplantısında diyorsunuz ki; “Türk İslam Birliği’ni açıklayayım. Bu sistemde her devlet bağımsız devlet oluyor bir kere. Yani Türkiye, Türkiye olarak kalıyor bir kere, Azerbaycan Azerbaycan olarak kalır, Türkistan Türkistan, herkes ayrı. Bu bir gönül birliği, bir sevgi birliğidir. Bir muhabbet birliği, insan sevgisine dayalı, teröre ve şiddete karşı iş birliği yapan, ekonomik kalkınmada işbirliği yapan” demişsiniz Hocam “fedakarlık inancını, cömertlik inancını daha ön plana getiren, Allah sevgisini ön planda tutan bir düşünce.” “Ekonomik kalkınmada işbirliği yapan” diyorsunuz Hocam. “İslam Konferansı Teşkilatı barış için güçlenmeli”. Ekonomik kalkınmada iş birliğinin temelleri atılıyor Hocam maşaAllah yapılan toplantılarda.
ADNAN OKTAR:Evet. Yani tarih eze eze ilerliyor. Olaylan eze eze ilerliyor, kimse de durduramıyor.
Kuran’da kardeşlerimiz işte sadece namaz ibadettir zannediyorlar, oruç ibadettir zannediyorlar. Dolayısıyla namaz kıldığında bir insan her şeyi yapmıştır, yani ibadetlerini yerine getirmiştir gibi düşünüyorlar. Halbuki Kuran’da mesela sabretme ibadeti vardır. Bakın, En’am Suresi 21’de Allah bunu belirtiyor. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler”, mesela iftira düzen, iftira düzdüğünde buna sabredilmesi gerekiyor, bu bir ibadet olmuş oluyor. Yani sırf namaz ibadet değildir, oruç, zekat ibadet değildir. Yani iftiraya karşı sabır özel bir ibadettir. Ne zaman, vakti ne zaman girer? Sabah namazının vakti nedir? Güneş doğmadan önceki vakittir. İftiraya sabretmenin vakti ne zamandır, bu ibadetin? Bir şahsın iftira atmasıdır. İftirayı attığında, o ibadetin vakti girer. Artık orada kişi sabırlı olacaktır, Allah’a tevekkül edecektir, ondan sevap kazanacaktır. Aynı namazdan sevap kazanması gibi.
Mesela bak, şeytandan Allah’a sığınırım. Nur Suresi 15, “O durumda siz onu (o iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz”, bilmediğiniz halde gazeteden, radyodan, oradan, buradan duyduğunuz şeyleri “hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylediniz”, şöyleymiş böyleymiş diye aktardınız, “ve bunu kolay sandınız”, yani böyle ortalık sohbeti gibi, kahvehane sohbeti gibi, alalade bir şey zannettiniz diyor Allah, “oysa o Allah Katında çok büyük bir suçtur” diyor, Allah. Böyle bir durumda da mümin mesela iftira orada burada yayıldığında, insanlardan duyulduğunda Müslümanın buna sabretmesi yine ibadet olmuş oluyor. Hem çok değerli bir ibadet. Belki namazdan çok çok daha fazla sevap kazanıyor. Oruçtan çok çok daha fazla sevap kazanıyor. Yani ibadetler arasında ayrım yapmak yanlıştır. Şu ibadet önemli, şu ibadet önemsizdir denmez. Bunların hepsi Allah Katında kıymetli ve önemli ibadetlerdir. Tabii ayette bir hüküm varsa ayrı, hadiste bir hüküm varsa ayrı.
En’am Suresi 144, şeytandan Allaha sığınırım; “Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?”, “hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup”, yani hurafeler, dine katılan hurafeler. Peygamber dedi diye adam çıkartıyor, aslı yok. Hurafe, akıl almaz münasebetsiz izahlar. Bak Allah ona diyor ki, “hiç bir bilgiye dayanmaksızın” yani ne Kuran ayetine dayalı, ne sahih bir hadise dayalı, “insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”. Bakın bunu yapmanın, “daha zalim kimdir” diyor, Allah. Bak bütün yapıp ettikleri boşa gitmiş oluyor adamın. Allah daha zalim yok diyor ondan. Namaz kılsa da oruç tutsa da zekat verse de “daha zalim yok” diyor. O zaman ibadetin büyüklüğünü anlıyoruz. O zaman bilgiye dayanmaksızın, insanlara bilgi vermek haram. Buna özen göstermek, bilgiye dayandırarak, yani Kuran’a ve hadise dayandırarak bilgiyi vermek farz. İbadet olmuş oluyor. Mesela ağır baskılara dayanmak bir ibadettir.
Nisa Suresi 84; “Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın”, yani Allah yolunda mücadele et. “kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et”, ne kadar mümin varsa dünyada, ne kadar mümin varsa hepsini hazırlamak ve teşvik etmek Allah’ın emri. Bilgiyle donatacağız, kültürle donatacağız ve Allah’ın dininin dünyaya hakim olması için teşvik edeceğiz. Teşvik nedir? Farz olmuş oluyor. Bak “müminleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür”, ağır baskılarından küfrün kaçınmak, onlara karşı mücadele etmek de, o da ibadet. Allah, “kahredici baskısıyla daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur”. Dolayısıyla münafıklar, it kopuk, sahtekarlar, küfür bir oyun yaptığında “Müslümanlar son derece rahat olsun” diyor, Allah. Çünkü, “Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur”, yani müthiş intikam alırım diyor Allah. (Nisa Suresi 84) Mesela işkenceye sabretmek ibadet. Nahl Suresi 110, ”Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin”, mesela bize emniyette işkence uygulanmıştı. Buruc Suresi 10, “Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence uygulayanlar (fitne uygulayanlar), sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, Cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır”, müminler işkenceye karşı da tahammüllü olacaklar, o da ibadet olmuş oluyor. Mesela En’am Suresi 116, “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar”, mesela şimdi millet Darwinist oldu diye, Müslüman da gidip Darwinist olursa Allah yolundan sapar. Çoğunluğa uymamak, yeryüzünün çoğunluğuna uymamak, yeryüzü dalalete düştüyse onlara uymamak farz, bu da bir ibadet. Bak, “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan”, demek ki mümin çoğunluğa uymayacak, inşaAllah. Zümer Suresi 55: “Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin” diyor. Mesela Allah’ın rahmetinden adam umut kesiyor bu haramdır. Allah ancak kafirlerin Allah’ın rahmetinden ümit kestiğini söylüyor. Ümitvar olmak farz, ibadettir. Mesela adam İttihad-ı İslam’dan ümidini kesiyor, Türk İslam Birliği’nden ümidini kesiyor, “bu memleket düzelmez diyor, bu memleket parçalanır” diyor, bu haramdır. Ama ümitvar olmak, Türk İslam Birliği’ni beklemek, İttihad-ı İslam’ı beklemek farz, Allah’ın emri, inşaAllah. Mesela birlik ve beraberlik de farz, namaz gibi, oruç gibi farzdır. Şura Suresi 38-39, “Haklarına saldırıldığı zaman, birlik olup karşı koyanlardır” diyor, Müslümanlar. Şimdi kardeşlerimize Doğuda saldırıyorlar mı, PKK? Saldırıyorlar. Türkiye’yi yıkmak için faaliyet yapıyorlar mı? Yapıyorlar. Allah bak bütün Müslümanlara farz kıldığı bir hüküm var, “Haklarına saldırıldığı zaman, birlik olup karşı koyanlardır”. Toptan yekvücut millet olarak karşı koymamız farz ve bu da bir ibadet. Aynı namaz gibi bir ibadettir, inşaAllah.
Mesela Al-i İmran Suresi 176, “Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin”, üzülmemek farzdır. Küfürde büyük çaba harcayanları gördüğümüzde şevkimiz artacak, bilakis heyecanımız artacak. Eğer üzülürsek harama girmiş oluyoruz. Aynı domuz eti yemiş gibi, bir insanın canını yakmış gibi harama girmiş oluyor. Eğer öldürülme tehlikesi varsa müminin imanını gizlemesi farz, o da bir ibadet. Yani imanlı olduğunu gizleyebiliyor öldürülme tehlikesi varsa. Müminun Suresi 28, şeytandan Allah’a sığınırım. “Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mü'min bir adam dedi ki” diyor, Cenab-ı Allah. Bu ne zaman olacak? Kıyamete yakın insanlar imanlarını gizleyecekler. Muhammed Suresi 38; “İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor”, cömert olmak farz. Allah yolunda infak etmek, fakirlere mal mülk vermek, imkan vermek farz, ibadettir. Bakara Suresi 156, şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlara bir musibet isabet ettiğinde derler ki, biz Allah’a ait kullarız ve şüphesiz O’na dönücüleriz”, tevekküllü olmak farz. Aynı oruç gibi, zekat gibi, hacca gitmek gibi farzdır, tevekküllü olmak. Diyor; “insanlık hali”, insanlık hali o zaman domuz eti yiyorum der gibi bir şey. Tevekküllü olacaksın. Ha hırsızlık yapmışsın, ha tevekkül etmemişsin, inşaAllah. Tevbe Suresi 51, “De ki; ‘Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez”, kaderimizde ne varsa o olur. Bak ”Allah’ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez”, mümkün değil başka bir şey olması. Diyor “bu herhalde artık böyle değildir” diyor. Mesela farz edelim, kolu alınıyor ameliyatla, “bu bambaşka, bu ihmalden oldu” diyor. O da kaderinde.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İhmal var, ihmal de kaderindedir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“O bizim Mevla’mızdır, müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidir.“, bak “müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” Farz tevekkül, yani kaderi iyi bilip Allah’a tam teslim olup her şeyin Allah’tan kaynaklandığını bilip meydana gelen sonuca karşı, isyan etmemek, üzülmemek farz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Al-i İmran Suresi 104, “Sizden hayra çağıran”, “bak hayır işleyelim” diyor, çağıran, “iyiliği, marufu emreden”, “insanlara iyi davranın barış olsun, kardeşlik olsun, sevgi olsun, terör, anarşi olmasın” diyor. “Kötülükten, münkerden sakındıran”, insanlara zulüm etmeyin, yalan söylemeyin, acı çektirmeyin. Vatanı bölmeyin, “diyen bir topluluk bulunsun”, ki, Mehdi (a.s.) cemaatidir bu aynı zamanda, ona bakıyor. “Kurtuluşa erenler işte bunlardır“, Ali İmran Suresi 104. Bütün Müslümanlar üzerinden farzdır, fakat Mehdiyet bunun tam hakkıyla yerine getiren topluluk olacaktır.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tebliğ neymiş? Farz, Allah’ın emri yani insanların hayrı için, bak “hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran”, çalışma yapmak farz. Tevbe Suresi 112, “Tevbe edenler, ibadet edenler”, tevbe etmek farz. “ibadet edenler, hamd edenler”, Allah’a hamd etmek farz, ibadet etmek farz. “Allah uğrunda seyahat edenler”, yani bir yerden, bir yere mesela biz geliyoruz evimizden buraya geliyoruz. Buradan gidiyoruz Allah uğrunda, Allah için yapılıyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Seyahat edenler, rüku edenler”, rüku etmek farz, “secde edenler”, secde etmek farz, “iyiliği emredenler”, iyiliği emretmek farz, “kötülükten sakındıranlar” bu da farz, “ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar” yani Kuran’a uyanlar, Kuran’a tam anlamıyla bağlanıp, Kuran’ın hükümlerine göre hareket edenler. “Sen bütün müminleri müjdele” diyor, Allah. Bak bu da müminleri müjdelemek de farz. (Tevbe Suresi 112)
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet Oktar Hocam, seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, siz sık sık “en önemli çalışmanın imanı kurtaracak, insanların hidayetine vesile olacak çalışma olduğunu” söylüyorsunuz Hocam, inşaAllah. Bediüzzaman Hazretleri de, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın, en mühim görevinin imanı kurtarmak olduğunu, iman hakikatlerine dayalı olarak imanı kurtarma çalışmaları olduğunu” söylüyo, inşaAllah. Okuyayım mı sözünü Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Ümmetin beklediği, Ahir zaman da gelecek zatın, 3 vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettar olan, imanı tahkikiyi neşir ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak” inşaAllah. “O zatın ikinci vazifesi, şeriyatı, icra ve tatbik etmektir. Birinci vazife maddi kuvvet değil, belki kuvvetli itikat, ihlas ve sadakat ile olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet ve hakimiyet lazım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin”. “En mühimi, en büyüğü” diyor, “en kıymettar olan, imanı tahkiki, imanı tesis etmenin, en büyük çalışma olduğunu” söylüyor Hocam inşaAllah, iman hakikatlerine dayalı olarak.
ADNAN OKTAR:“İttihad-ı İslam en büyük farzdır” diyor, Bediüzzaman, en büyük farz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Filmimiz hazır mı, Sungur Ağabey’in, Seyyid Salih Özcan Hocamız’ın konuşmalarına ait filmler.
VTR
ADNAN OKTAR:Evet bakın iki husus var. Bak eğer Üstad’ın talebelerine inanıyorlarsa, Bediüzzaman’a inanıyorlarsa, bak Bediüzzaman söylüyor, “Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak” diyor. Tarihini veriyor, “Hicri 1400 ile 1500’ün arasında vazifesini bitirecek” diyor. Bak Sungur Ağabey ne diyor? “Hicri 1400 ile 1500’ün arasında her şey bitecek” diyor. Hicri 1506’dan sonra artık gerileme başlayacak, 1542’ye kadar gerileme devam edecek, 1545’te de Kıyamet kopacak” diyor, Bediüzzaman inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Bunları göreceksiniz” diyor. Bütün dedikleri teker teker aynısıyla çıkmış, Bediüzzaman’ın. Seyyid Salih Özcan Hocam, ne diyor? “Ben görmeyeceğim Mehdi’yi, sen göreceksin dedi” diyor. Ama deccal öyle bir büyü yapmış ki bazı Nur talebelerine, o büyünün açılması için çok uzun uğraşmak gerekiyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Gözleri 70 perdeyle perdelenmiş, göremiyorlar. Açık aleni izahını Bediüzzaman’ın fark edemiyorlar. Mesela şimdi “ben göremeyeceğim, sen göreceksin dedi” diyor, onu da tevil ediyorlardır. Bak “Hicri 1545’te Kıyamet kopacak” diyor, “ondan kasıt manevi Kıyamet yani ekonomik kriz olacak, onu kastediyordur” diyor. Yani akıl almaz bir tevil ve kapatma mantığı içerisine girmiş durumdalar. Bundan da birçok insan rahatsız olmuyor. Yani bu çok büyük bir felakettir, acayip bir durum var.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok şaşırtıcı, bir de bu adamlar çıkıyorlar internet sitelerinde yazı yazdırıyorlar. Bir kripto internet sitesi var uydurma, o da benimle ilgili yazılar çıkartıyor dikkat çekmek için. Ben de ısrarla hiç söylemiyorum yayında, söylerim de hani meşhur olur yayında. Ama kıl mı kıl böyle, gıcık bir internet sitesi, durup durup öyle bir yazı çıkarıyor. Israrla da ben hiç tek kelime söylemiyorum. Bazen çocuklar söylüyorlar, ne demiş diyorum, bakıyorum geçiyorum. Kripto tiplerle uğraşacak halim yok.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah, bak Sungur Ağabey açık açık söylüyor. “1502, 1506, 1542 net söylüyor. Haber7.com, ne diyor? Ekonomi ile ilgili görüşlerini belirtiyorlar, başka işte dünya ile ilgili. Yani bu Ahir zaman ile ilgili olan, dünya hakimiyeti ile ilgili olan, İttihad-ı İslam ile ilgili olan konulara ısrarla girmek istemiyorlar. Kardeşim İttihad-ı İslam’ın üstünde durmamın nedeni şu: Bediüzzaman diyor ki; “En büyük farzdır” diyor. Şimdi en büyük farzı ben en önemli konu yapmazsam, ne yapmış olurum? “Yok bize evliya menkıbelerinden anlat” diyorlar. Deden sana anlatsın git, işin gücün yok senin, yani dava adamı değilsin. Sana sabaha kadar menkıbe anlatsınlar. Bizim menkıbe ile vakit geçirecek halimiz yok, biz İttihad-ı İslam istiyoruz. Gerçek evliyaları tenzih ederim, gerçek evliyanın menkıbeleri zaten bizim kalbimizde, ruhumuzda. Ama bizim menkıbelerle vakit geçirecek halimiz yok.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama diyorsa ki benim imanım zayıf, evliya menkıbeleri beni açıyor, imanımı güçlendiriyor diyorsa tamam ona bir sözüm yok. Ama imanı güçlü aklı başında olan adamların, kendini kandırması çok anormal hareket. Bak “en büyük farz vazife” diyor. Ne demektir bu? En büyük farz vazife; bak “namazdan, oruçtan, zekattan hepsinden önemlidir” diyor, Bediüzzaman. Hepsinin üstündedir. İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği. Kuran’ın bütünlüğünde biz bunu görüyoruz. Bizi böyle alakasız konulara çekmeye çalışıyorlar, şunu anlat, bunu anlat işte Kudüs’te ne çeşit meyveler yetişir, meyvelerin aşılama vakti ne zamandır, işte rezaki üzüm nedir yoksa İzmir üzümü mü daha iyidir. Yani çok densiz ve anormal bir hareket olmuş oluyor bunlar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:“Selam Hocam, sevgi ve saygıyla ellerinizden öperiz”. Şimdi kardeşim, bana kardeşim uzun bir mektup yazmış, Yılmaz Tanrıkulu. Özetle şöyle söyleyeyim. Din derslerinde sadece kısaca böyle Sünni inanca ait kısa bir bilgi verilirse, gençlerimiz genel kültür açısından, genel bilgi açısından çok eksik yetişmiş olurlar. Kardeşim dünyada Hıristiyanlık denen bir din var. Bütün dünyada en büyük dindir. Müslümanlık var, bir de Musevilik vardır, Budizm vardır, Faşizm vardır, Komünizm vardır. Gençlere nasıl öğretilmez bunlar?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Bir kere din dersinde, hatta bir saat de değil yani en az iki saat, üç saat olması lazım din derslerinin. Hıristiyanlığın gayet kapsamlı anlatılması lazım, çok önemlidir genel kültür açısından bir gencin Hıristiyanlığı bilmemesi çok anormal bir şey. Mezheplerini bilsin, Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık, Evanjelikler şunlar bunlar hepsini bilecek. Musevilik, Musevilikteki mezhepler. Alevilik, Caferilik, Vahabilik, bunların hepsini bilmeleri lazım. Ama bütün Müslümanların kardeş olduğunu da ayrıca ders olarak öğretilmesi gerekiyor. Müslümanların, Alevilik hakkında veyahut Vahabilik hakkında, Caferilik hakkında aleyhte olan konuşmaları elimine edecek, ortadan kaldıracak bir üslup kullanması lazım. Yani mezhep taassubunu, mezhepler arası gerilimi, mezhepler arası çekişmeyi ortadan kaldıracak, kardeşliği pekiştirecek bir üslup gerekir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:Güzel yönleriyle, akılcı yönleriyle. Çok güzel dersler yapılabilir. Ateizm anlatılsın, ünlü ateistlerden bahsetsinler.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Marksist düşünce anlatılsın, Leninizm, Stalinizm, Troçkizm. Revizyonizm nedir? Terörün kökeni nedir? Darwinizm mesela gayet geniş kapsamlı anlatılsın ama Darwinizm’e karşı Darwinizm’in geçersiz yönleri ve Yaratılış ile ilgili, modern bilgiler olduğu gibi aktarılsın. Yani mesela bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini, bir kromozomun yapısı, bunlar anlatılsın. Hem de zevktir, güzel dersler halinde olur. Sıkıcı dersler de olmaz.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
SUNUCU:Fakat şu anda İslamiyet bile bence hani sistem çok yanlış bir şekilde ilerlediği için, İslamiyet bile çocuklara çok farklı bir şekilde aşılanıyor. Yani tek düze devam eden bir olay bence ve bunun gerçekten düzeltilmesi lazım. Her yönüyle bütün dinleri bilerek insanların, çocukların yetişip ona göre kendilerinin seçmeleri, doğruyu bulmaları gerekiyor.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyor benim hemşerim, inşaAllah. O zaman bir de gençler genel kültür zevkini de alırlar. Genel kültür çok hoş bir şeydir. Mesela birisiyle konuşmak istiyorsun, “nasılsın” diyoruz, “iyiyim” diyor, ondan sonra bakmaya başlıyor. “Niye konuşmuyorsun” “ben dinlemeyi severim” diyor. O zaman ben de severim dinlemeyi haydi birbirimizi dinleyelim, ne demek dinlemeyi severim. Aklı başında bir insan, her konuda fikir beyan edebilmeli, konuşabilmeli.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne korkuyorsunuz? Mesela yakın çağ tarihinin öğretilmesi çok önemlidir. Cumhuriyet tarihinin öğretilmesi. Atatürkçülüğün çok kapsamlı anlatılması, Atatürk’ün milliyetçi, mukaddesatçı, dindar yönü. Bize Atatürk’ü çocukluğumuzda anlatırlardı, soluk yapraklı kağıtlar, şiir kitapları olurdu böyle üçüncü hamur kağıda. Ben Atatürkçülük ile ilgili ilk defa, birinci hamur, kaliteli kağıda, renkli böyle çok göz alıcı, kaliteli kitaplar yaptım, ilk defa.
OKTAR BABUNA:En kaliteli Hocam evet.
ADNAN OKTAR:İlk defa yani Cumhuriyet tarihinde ilktir. Ondan sonra Atatürk ile ilgili kitaplarda bir kalite artışı başladı. Atatürk’ün dindar, milliyetçi olduğunu öğrendikten sonra da birçok kişinin dili tutuldu. Ne hikmetse, Atatürkçüyüm diyenleri hiç ortada görmüyoruz artık sustu adamlar. Herhalde işlerine gelmiyor öyle Atatürk.
OKTAR BABUNA:Evet, evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Atatürk tam dindar, Atatürk milliyetçi, Atatürk Mason karşıtı, Atatürk milli.
OKTAR BABUNA:Komünizm karşıtı.
ADNAN OKTAR:Bak diyor; “beyler şurası unutulmamalıdır ki, Türklük aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Bemahal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor, komünizm. Şimdi adamın işine gelmiyor işte Atatürk o zaman. Anti-komünist Atatürk istemiyor, anti-mason Atatürk de istemiyor, dindar Atatürk istemiyor, Türk milliyetçisi Atatürk istemiyor. O zaman Atatürk gidiyor onun için, onun için sustu bayağı bir kısmı.
OKTAR BABUNA:Sustular Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Hocam Kral Mesih’in yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın Talmud’ta geçen isimlerini okuyabilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Musevilerin kitabı Talmud’da Kral Mesih yani Hz. Mehdi (a.s.) için, şöyle deniyor; “Onun Mesih’in adı nedir? Onun adı Şiloh yani gönderilmiş olan, Allah’ın armağanı, onun adı Yinnon dünyanın sonuna kadar yaşayacak olan anlamında, onun adı Haninah inayet, lütuf sahibi, Allah tarafından kutsanmış, onun adı Menahem rahatlatıcı, teselli eden, kesinlikle bizim acılarımıza katlandı ve dertlerimizi taşıdı”. Talmud Sanhedrin 98b. Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ahmet Hakan’ın üslubuna biz dikkat çekiyoruz, zannediyorum bundan sonra öyle bir üslup kullanmaktan kaçınır.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Siz eserleriniz ve konuşmalarınızda, Allah’ın izniyle çok hikmetli ve çok samimi olduğu için konuşmalarınız Hocam, kalbe doğrudan etki ediyor, maşaAllah. Dün de “samimi bir sohbet ortamında olan insan hiç fark etmeden sürekli ilerler” demiştiniz, inşaAllah Hocam. Kuran’da da “Allah’ın hikmet vermesini çok büyük nimet olduğu” bildiriliyor. Bu konu ile ilgili ayetler okuyacağım inşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım.
“Kime dilerse hikmeti ona verir; Şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez”. Bir diğer ayette de Allah şöyle buyuruyor Hocam; “Hani Allah Peygamberlerden kesin bir söz almıştı: ‘Andolsun size kitap ve hikmetten verip, sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız’. Demişti ki; ‘Bunu ikrar ettiniz ve bu yükümü aldınız mı?’ Onlar: ‘ikrar ettik’ demişlerdi de öyleyse şahit olun, Ben de sizinle birlikte şahit olanlardanım’ demişti”. Hocam bu ayetin ebcedi, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah 1956. “ Andolsun size kitap ve hikmetten verip, sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde” maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’a doğrudan işaret var inşaAllah Hocam, maşaAllah bu ayette de, inşaAllah. “Selamün aleyküm değerli Hocam. Sizi çok özel bir konu için rahatsız ediyorum. Ben Sultan Babamızın dergahından yazıyorum”. İsmini vermiş, özel dediğine göre ismini vermiyorum. “Dün gece size yazmıştım. Yıllarca gelmesi için bizlerin de onun askeri olması için dua ettiğimiz, kutlu şahıs Hz. Mehdi (a.s.) konusu dergahımızda, arkadaş grubumuzda bazı insanları rahatsız etmektedir”. Hz. Mehdi (a.s.)’ın özelliğidir o, rahatsız edecek, bayağı bir şahsı rahatsız edecek. O Hz. Mehdi (a.s.)’nin geldiğini gösterir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Eğer gelmemiş olsa rahatsız etmezdi zaten, gelince rahatsız eder. Yoksa niye rahatsız etsin? Hiçbir zaman Osmanlı döneminde Hz. Mehdi (a.s.) muhabbetle, sohbetlerde anlatılmıştır. Hiçbir şekilde rahatsızlık vermemiştir. Geldiğinde rahatsızlık verir. Bazı negatif insanlara verecek rahatsızlık ki oradan anlayacağız.
“Bizim dergahımız da çok az müntesibi olan bir dergahtır. Toplasanız 20 kişi yoktur.” MaşaAllah ne oldu böyle, niye öyle az? Arttırın, konuşun, gezin bakalım akrabalar falan bulursunuz. “Şu an başımızda olan şahıs Hz. Mehdi (a.s.) konusunu kesinlikle kapatmak istemektedir. Bu kadar az kişi kalmasına rağmen ve Sultan Babamızın gelen gidene, Hz. Mehdi (a.s.)’nin geleceğini, bu koltukta oturacağını defalarca belirtmesine rağmen bu sıkıntılar olmaya başladı. Bizlere Sultan Babamızı görmek nasip olmadı. Bize Sultan Babamızı sevdiren, Hz. Mehdi (a.s.)’nin geldiğini, görevde olduğunu kendilerine, Sultan Babamızın bildirdiğini belirten, sizin de tanıdığınız Merzifon’dan Mustafa Üstün’dür” diyor. Evet çok değerli bir ağabeyimiz, gördüm buraya geldi. “Kendisiyle bugün bir görüşme yaptıktan sonra size, durumu anlatır bir mail atmamızı ve sizin vereceğiniz fikirler doğrultusunda, durumu değerlendireceğimizi istedi” diyor. “Değerli Hocam, bize Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili görüşmelerimiz, konuşmalarımızı engelleyen kişi, sizlerin ve herkesin tanıdığı isim olan, eski MÜSİAD Başkanı Erol Yarar’dır”. Erol Yarar, kimdi bu Erol Yarar?
OKTAR BABUNA:MÜSİAD’ın eski başkanı Hocam, bir iş adamı.
ADNAN OKTAR:“Bu durum bizi çok üzmektedir”. Niye üzülsün Müslüman üzülmez, şevkin artsın. O, 20 kişi bir kere en az 200 kişiye çıkarın. Gidin arkadaş edinin, akrabalar, tanıdıkları çağırın, güzel sohbet ortamları oluşturun, Peygamberimiz (s.a.v)’den bahsedin, Resulullah (s.a.v)’ın hayatından anlatın, Sahabelerin hayatından anlatın. Ne kadar zevkli olur. “Bu durum bizi çok üzmektedir”. Üzülmek haramdır.
Tanıyorum ben, başı açık bir bey. Tamam ne diyor? “Sizin ve herkesin tanıdığı isim olan, eski MÜSİAD Başkanı Erol Yarar’dır. Bu durum bizi çok üzmektedir”. Üzülmeyeceğiz, çok şevkli olacağız. Tamam benden bir tavsiye istiyorsun. Benim de tavsiyem şu Kıyamet Alametleri kitabını alın. Mesela Benzenci’in eseridir, alın okuyun. 1-Ehl-i Sünnet eserleri Celaleddin Suyuti’nin, Erol Yarar ne diyecek bunlara? Hiçbir şey diyemez. 2- (Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri kitabı), İftihar eder, ne diyecek. Kütüb-i Sitte’den hadis okuyun. Sünen-i Davud, Sünen-i Nesihi, Sünen-i İbni Mace’den Mehdi (a.s.) ile ilgili hadisleri okuyun. Erol Hocam’ı da oturtun. Ona da bir çay yapın güzel, o çayı sever. Bağdaş kursun, otursun, dinlesin. Erol Hocam ne diyecek Mehdi (a.s.)’ye, hoşuna gider Mehdi (a.s.)’in çıkışı. Daha detaylı bilgi verirlerse, ben zannetmiyorum Erol Yarar ne diyecek, Ehl-i Sünnet’e titiz bir Müslüman olarak biliyorum ben. Mehdi (a.s.) hakkında onun bilgisi olmayabilir. Mesela toplasınlar arkadaşlar, Risale-i Nur Külliyatı’ndan okuyun. Hah bak en güzeli o, Risale-i Nur Külliyatı’ndan açın güzelce okuyun. Ondan sonra ilmihal dersi yapın, tavsiyem o. Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalini alın, namaz, oruç, zekat, onları okuyabilirsiniz. Ama çay şart, açık yalnız açık limonlu. Ev güzel temiz böyle, ondan sonra yerler gıcır gıcır olacak, güleryüzle karşılayacaklar gelenleri, gece sohbet edecekler, inşaAllah. Bir hal hatır soracaklar, inşaAllah. Bak bu iki kitabı internetten de indirebilirler. Şu ikisini, bizim internet sitemizde var bunlar. Erol Hocam bunları okudukça kalbi açılacaktır, ferahlayacaktır, daha iyi olacaktır, inşaAllah. Birbirinizi daha çok sevin, daha iyi çok koruyup kollayın, herkese karşı şefkatle yaklaşın, muhabbetle yaklaşın.
Efendim Hekimoğlu İsmail Hocamız çok değerli bir insandır. Kardeşim bizim Mehdi (a.s.)’yi anlatmamızdan şey, Peygamberimizin (s.a.v.) mucizesinin meydana geldiğini göstermek için, yoksa hani gelsinler, Mehdi (a.s.)’nin insanlara ihtiyacı vardır hani yardım edin Mehdi (a.s.)’ye anlamında demiyorum yani, öyle bir şey yok. Herkes Kuran’ı İslam’ı savunacak zaten, anlatacak, doğru dürüst olacak. Mehdi (a.s.)’nin kimseye ihtiyacı olmaz.
MİSAFİR:Bizim ona ihtiyacımız var.
ADNAN OKTAR:Tabii insanların Mehdi (a.s.)’yi ihtiyacı olur, öyle bir sorun yok. Ama bir mucize varsa, bu mucizenin anlatılması insanların yakinini çok arttırır, imanlarını arttırır. Çok harikadır, Peygamberimiz (s.a.v.) 1400 sene öncesinden 150 tane olay bildirir de, 150’si birden olduysa ve biz 150’sini de belgelerle, resimlerle ispat ettiysek, bu nedir bu? Tam anlamıyla bir mucizedir. İnsanlar mucize gördüğünde imanları artar. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da, mucize gösteriyor Peygamber (s.a.v.) insanların imanını arttırıyordu. Biz de Peygamberimizin (s.a.v.) 150 tane oluşmuş mucizesini gösterip insanların imanının artması için bunları söylüyoruz, yakinlerini arttırır. Çok heyecan vericidir bu. Yoksa hani Mehdi (a.s.) sizin yardımlarınızı bekliyor anlamına gelmez bu. Mehdi (a.s.) grayder gibi ezer geçer öyle bir konusu yoktur. Peygamberimiz de söylüyor(s.a.v.) “dağlar çıkar” diyor, dağ çıktığında yanından geçer demiyor bak, “ezer, dağı ezer geçer” diyor. Öyle özelliği vardır Mehdi (a.s.)’nin. Zaman içerisinde, tabii akışı içerisinde o yavaş yavaş yavaş neticelenecektir. Mehdi (a.s.)’ye binbir türlü tuzak kurulacaktır, oyun oynanacaktır. Münafığı, iti kopuğu, çakalı, hepsi vargücüyle gayret edecektir. Ama düşünüyorum da hakikaten çok büyük bir ihtiyaç yani muhalefet, Allah vermesin bir de muhalefet olmasaydı ne olurdu diye düşünüyorum. Yani hayat durur, müthiş bir meskenet durgunluk olur. Dünyanın dönmesinin durması gibi bir şey. Arabanın gitmemesi gibi, benzini olmaması gibi. Yani küfür ve nifak ve münafıklar çok hayatidir, muazzam şevk verir. Yoksa adam insan durur. Kuran baştan sona cehdden bahsediyor, cehdi nasıl yapacaksın?
Mesela bak Hz. İbrahim (a.s.) kıssası çıktı şimdi Ankebut Suresi’ni açtım. Ankebut 29, şeytandan Allah’a sığınırım. “Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: ‘Onu öldürün ya da yakın’ demek oldu.” Bak mesela bu adrenalindir, öldürün ve yakın dediğinde Hz. İbrahim (a.s.)’de meydana gelecek etkiyi bir düşünün, acayip heyecanlanır. Ve “öldürün ve yakın” dediğinde buna gösterdiği tevekkül muazzam sevaptır. Mesela namazını kılar insan bir sevap alırsın, ama bir Müslümana küfrün ileri gelen bir lideri dese ki; “Bu adamı öldürün ve yakın” onun yanında dese, onun da yanında askerleri olsa, adamları olsa, o an da aldığın sevap ne olur biliyor musun? Namazdan bir aldın, bir trilyon daha sevap alırsın. Yani milyonlarca sene namaz kılsan belki o kadar sevap alamayabilirsin. O kadar çok sevap alırsın. Yarım saat tevekkül etmekle, bak yarım saat tevekkül etmiş olsa muazzam sevap alır. Muazzam, çok önemlidir bu. Bak Allah ona sevap meydana getirmek için bu olayı meydana getiriyor. “Böylece Allah onu ateşten kurtardı”. Tevekkül ettiği için Allah da onu ateşten kurtarıyor. Şehit de edebilirdi, o da bir kurtuluştur, ama şehit etmiyor. “Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır”, “delil olarak söylüyorum” diyor, Allah size, ayet vardır, delil vardır. “(İbrahim) Dedi ki: ‘Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz’”. Bak Allah’ı bırakıp, şimdi Darwinistler ne yaptılar? Allah’ı bıraktılar, kendi aralarında Darwinizmi bir dostluk bağı haline getirdiler. Darwinist misin? Değil misin? Darwinist olmasına göre adama saygı duyuyor, ona göre arkadaş oluyor, ona göre yakın oluyor, sevgi bağı ona göre oluyor. Mesela üniversitede bakıyorlar adam Darwinist mi, değil mi, Darwinistse çok saygı duyuyor, değer veriyor. Bir üste yükseltebiliyor. Amerika’da, Rusya’da, her yerde öyle, dünyanın birçok yerinde böyle. Ama Darwinist değilse sevgi yok. “Sonra Kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak”, Kıyamet günü de “bu adama ne diyorsun, bu Darwinist arkadaşına” diyor. “Ben tanımam onu” diyor. Var ya böyle çete yakalarsın, hırsız çetesi, mafya falan yakalandığında, o onu tanımam der, o onu tanımam der, herkes birbirini tanımaz ne hikmetse. “ilk defa görüyorum falan" diyor. “Siz kimsiniz beyefendi” diyor, adam şefleri oluyor, çetenin şefi “ben de sizi tanımıyorum” diyor. Bak ayette diyor ki, “Sonra Kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak” diyor. Tam çete toplantısı gibi. “Ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz” varya böyle yakalananlar, hırsızlar falan, birbirlerine hakaret ederler, hatta kavga ederler böyle, Emniyette birbirlerine girerler daha. Senin yüzünden oldu falan diyor, birbirlerine sille tokat giriyor. Bak aynısını yapıyorlar. “Kiminiz kiminize lanet edeceksiniz” diyor, küfrediyorlar birbirlerine, hakaret ediyorlar. “Barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur” diyor, Allah. “Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim”, Allah’a gideceğim, yani Allah’a teslim olacağım, Allah’tan yana olacağım. “Çünkü şüphesiz O güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir". Bak, “Allah güçlü ve üstün olandır” insanlar güçsüzdür ve acizdir, Allah güçlü ve üstündür. Şimdi öyle olunca Müslüman bir anda sonsuz bir güce dayanmış oluyor. O zaman kalbinde müthiş bir ferahlık ve müthiş bir güç artışı olur kalben. Daha evvel kendini hiç görürken, son derece güçsüz, zayıf, zavallı, ezik, başedemeyecek gibi görürken, Allah’a dayandığını anladığı an süper güce dönüşüyor, dünyanın en büyük gücüne dönüşür. O Meleklerden daha üstün olur isterse, Allah dilerse. Başedilemez ondan sonra, çünkü Allah’a dayanmış bir güç. Yani Allah’ı yenemez bir insan haşa, o zaman Allah’a dayanmış bir insanı da yenemez, inşaAllah. Allah’ın dilemesiyle. “Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) Peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, Ahirette salih olanlardandır”. “Dünyadayken sevaplarını verdik diyor Allah, Ahiret’te salih olanlardır, samimi olanlardır” diyor.
Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Şeytandan Allah’a sığınırım, Nahl Suresi 94, “Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin”, diyor ki; “bundan sonra seninle görüşürsem, vallahi de billahi de görüşmeyeceğim. Seninle görüşmeyeceğim bir daha” diyor. Kime diyor? Eşine diyor mesela. Bak Allah diyor ki; “Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin” haramdır. Yani mesela “bundan sonra sana sevgi gösterirsem. Şöyle yemin ediyorum, bu şekilde yemin ediyorum, yapmayacağım” diyor. Bak; “Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin” haram olduğuna göre bu tarz yemin olmaz. Bu yeminin bozulması gerekiyor, kefaret ödenip bozulması gerekir, böyle yemin olmaz. “Sonra sapasağlam basan ayak kayar” diyor, Allah. “Aranız bozulur, anormal hale gelirsiniz, psikolojiniz bozulur” diyor, Allah. “Ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız”, “belayı bulursunuz” diyor Allah. “(Ayrıca) Büyük azap da sizin içindir” diyor. Bir de “Ahiret’te de bela veririm, canınızı yakarım” diyor, Allah. “Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır.” Allah’ın ahdini yani Allah’a verdiğiniz yemini satmayın. Bu münafıklara da bakan bir ayettir. Mesela, “Allah yolunda mücadele edeceğim, Allah yolunda gayret edeceğim, İttihad-ı İslam’ı yayacağım, Türk İslam Birliği’ni oluşturmak için gayret edeceğim, vargücümle İslam’a kendimi Allah’a teslim ediyorum” diyor adam, sonra domuzun kokusunu alınca, havada uçarak gidiyor gidiyor gidiyor kene gibi gidip domuzun ilgili yerine yapışıyor. Ondan sonra başlıyor kan emmeye. Allah’ın ahdini ucuz bir değere satmış oluyor. “Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır” diyor, Allah. 97. Ayet Nahl Suresi, “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa”, samimi bir amel ve eylemde, samimi bir ibadette bulunursa, “hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız” bakın bir sır, “hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız” bu dünyada. Diyorlar hani, “dinle, imanla adam ne olur?” bak Allah söz veriyor, “güzel bir hayatla yaşatacağım. Rahat edeceksiniz” diyor. “Ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz”, Cennet’te de karşılığı güzel oluyor, inşaAllah. “Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın”. Ben sık sık hani, ben okurken Kuran şeytandan Allah’a sığınırım diyorum. Bak Allah emrediyor, farzdır o, Allah emrettiği için söylüyorum. “Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur.” Bak şeytanın hiçbir gücü yok. Kime yok? Rablerine tevekkül edenler ve iman edenler üzerine. Şimdi Allah’a sen tam teslim olmuşsun, Allah’ı çok seviyorsun, her şeyi Allah’ın yarattığını biliyorsun; farzedelim Allah vermesin tutuklandın, hayır vardır. Veyahut sakatlandın, hayır vardır. Veya fakir oldun, malın mülkün gitti, hayır vardır. Evin yandı, hayır vardır. Ama bazı aklı zayıf olan insanlar dindan imandan çıkıyorlar ve şeytana uymuş oluyorlar. Ben mesela 54 yaşındayım, ne zaman aleyhimde bir şey olduysa, mutlaka arkasında hayır olduğunu gördüm. Ama istisnasız, yani tamamında, binlerce olayla karşılaştım, mesela insan hikmetini sonra görmeyebilir de, Ahiret’te anlayabilirsin, hepsini aşağı-yukarı gördüm. Mutlaka arkasından hayrını Allah bana gösterdi, inşaAllah. “Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir”. Tabii ki birçok hikmeti de Ahiret’te anlayacağız o ayrı mesele, ama ben çoğunu gördüm. “Şeytanın zorlayıcı gücü ancak onu veli edinenlere”, bırakmış kendini şeytana teslim olmuş, şeytan onun üzerine çökmüş. “Ve onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir”. Şeytana göre hareket ediyor, mesela anlatıyor Kuran’da Allah, helalleri haramları anlatıyor adam yetmiyor, şeytanın etkisinde, ya uydurma bir hurafe çıkartıyor, ya kendi kafasından dilini eğip-büküp Kuran’a yeni bir ilave hüküm meydana getiriyor. Mesela Cenab-ı Allah Kuran’da bir şeyi haram kılmamış, illa ki onun haram olması için bir şey arıyor, illa ki haram edecek. Hadis bulamıyor bakıyor, o zaman mantığı devreye sokuyor. Diyor; “o öyle olduğuna göre, şu şöyle olduğuna göre, bundan dolayı bu böyle olması gerekir, mantıkla”. Kuran’da mantıkla helal haram olmaz. Haram muhkem hüküm gerektirir, açık aleni bu haramdır diye yazması lazım. Öyle olduğuna göre bu da böyledir, böyle olduğuna göre de şu şöyledir, ondan dolayı da şu şöyledir, zincirleme öyle mantıklarla haram olmaz.
Kadir Ünlü, ne sevimliler Allah’ım Yarabbim döndürüp dolaştırıp olayı bana getiriyorlar. Bir kere benim üslubum, üslubumdan anlamaları lazım, bende bir şeyh havası var mı? Böyle evliya, uhrevi bir adam böyle, var mı öyle bir şey?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah hiç yok Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben çocukluğumda ne isem, aynı böyle deli-doluydum, böyleyim yani. Hiç böyle bana Mehdi (a.s.) desinler, onun uhrevi havasına gireyim. Böyle ağır ağır ey evlat falan, öyle bir şey gördünüz mü bende? Hatta özelde nasıl sohbet ettiğimi de bilirsiniz, milletle nasıl konuştuğumu yani. Bütün millet yerlere yatar espriler falan gırla gider. Yani son derece dışa dönüğüm, deli-dolu adamım. Dolayısıyla benim Mehdilik iddia etmediğim her yerden anlaşılıyor. Yani onu gözüne alan bir insan, o konuda karar veren adam zaten öyle bir hallere de girer. Giriyor da nitekim.
“Selamün aleyküm Hocam, siz daha iyi bilirsiniz”, aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü, “inşaAllah” demiş aferin, maşaAllah. “Masonların bekledikleri Adon veya Adonay demiştiniz, içimden geçen ilk düşünce bu isimde Adon, Adonay eşittir Adnan olabilir mi acaba? Sizi çok sevdiğim için ve hüsn-ü zan ettiğim ve günaha girmemek için detaylara girmiyorum. Yiğitlerin yiğidi, Seyyid Battal Gazi benim Hocam, Allah yardımcınızdır, inşaAllah. Her gün Türk-İslam Birliği için Allah’a dua ediyorum” maşaAllah. “Türk-İslam Birliği t-shirtlerini Almanya’da bulabilir miyiz?” diyor. Ben ne bileyim. Bazı arkadaşlarda görüyorum ben ama, nereden edindiklerini bilmiyorum, onlara sorsun.
Ömer kardeşimiz de diyor ki; “Hocam selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Ben eşimle sizi her gün dikkatle takip etmeye çalışıyoruz, sizi çok seviyoruz. Yakında doğumu gerçekleşecek olan bebeğimiz için sizlerden bir isim rica ediyoruz. Lütfen bizi kırmayın. Allah razı olsun.” Çocuk bir olsun bakalım, kız mı, erkek mi, ona göre. Allah mübarek etsin Ömer kardeş. Hele bir doğsun bir daha söyle, o zaman söyleyeceğim, inşaAllah. “Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Sevimli Hocam ve stüdyodaki diğer arkadaşlarımız”.
OKTAR BABUNA:Aleyküm selam.
ADNAN OKTAR:Bana demiş aleyküm selam. Tamam onlar size de demiş olabilir aleyküm selam deyin. “Sorum şu ki, bir insan namaz kılmıyor ama, çok iyiliklerle, hayırlı işlerle meşgul, namaz derken kendini iyi işler yapıyor, daima kalbinde Allah’ı zikrediyor, gittiği yerlerde Allah’tan Kuran’dan bahsediyor, sözleriyle teselli ediyor. Bu ne derece doğrudur? Lütfen cevaplar mısınız. Şimdi sizleri izliyor. Aliyeva, Azerbaycan Astara, sevgi ve saygılarımla Hocam, ellerinizden öperim. Allah razı olsun”. Canım yani şimdi hiç yoktan iyidir tabii, yaptığı ahlaki iş. Mesela samimi olmak sevaptır, güzel ahlaktır, dürüst olmak güzeldir, saydıklarının hepsi güzel. Ama namaz da nurdur, Müslüman beş vakit namazını kılacak, farzdır. Kılmazsa dinden çıkmaz, günaha girmiş olur. Oruç tutmazsa yine dinden çıkmaz, günaha girmiş olur. Yalan söylerse yine dinden çıkmaz, günaha girmiş olur. Cömert olmazsa yine dinden çıkmaz, günaha girmiş olur. Dolayısıyla namaz kılınacak, inşaAllah.
“Mail gönderen kişinin notu: Bu mesajı yayınlamayın, yayınlarsanız beni tespit ederler”. Allah Allah. Tamam ben de üsturuplu şekilde okuyayım. Yani aslında bunlar pek mahsurlu bir şey değil de, kardeşimiz yine de o madem rica etmiş, biz de ricasını kırmayalım. Ama diyor ki özetle, “Cübbeli Hocam durumun farkında, Mehdi (a.s.)’nin geldiğini biliyor, özel sohbetlerinde konuşuyor” diyor. Ondan sonra “sizden de şüpheleniyor, Mehdi (a.s.) olabileceğinizden” diyor. Yani “onun yanında olan kişiyim” diyor. Yani ne diyelim, önemli değil ki, Cübbeli’nin beni Mehdi (a.s.) bilse ne olur, bilmese ne olur. Yani bilerse hüsn-ü zan etmiş olur. Bilmezse de hiçbir şey olmaz. Ne olur yani. Benim Mehdi (a.s.) olup olmadığımı tespit etmek değil ki konu. Benim Mehdi (a.s.)’yi anlatmamdan kasıt, benim Mehdi (a.s.) olduğumu anlayın da peşime takılın, işte hep beraber huruc edelim demiyorum ki ben. Zaten öyle bir şeye yanaşmam ben, öyle bir şey olmaz. Bakın benim bu hadisleri söylememin nedeni, demin de söyledim, 150 tane hadis çıkması çok büyük bir mucizedir. 1400 sene sonra, Peygamberin (s.a.v.) vefatından sonra, 1400 tane olay peşpeşe çıkarsa, bu ne demektir? O var işte Bulgaristan’da bir adam var. Orada-burada adamlar var. Adamlar bir tane bir şey söylüyor bir kehanette bulunuyor, o tutuyor, yer yerinden oynuyor. Adamlar diyor; “vay nasıl bildi, falan” diyor. Halbuki yine de onlar geçmiş evliyaların hadislerden bildirdiği bilgileri alarak onlara aktarıyorlar, ona bile şaşırıyorlar. 150 tane hadis kardeşim, tamamı çıkmış bu harika. Ben bu mucizeyi görüp imanınız artsın diye söylüyorum, yakininiz artsın diye söylüyorum. Yoksa Mehdi (a.s.) olduğumu anlayın da hep beraber, böyle bir konu yok. Çünkü Mehdiyet’te asıl konu zayıf olan imanın güçlendirilmesi, Allah inancının pekiştirilmesi, bölünme arzusunun ortadan kaldırılması, birleştirici olmak birleştirmek ve sevgiyi yaymak, dostluğu ve kardeşliği yaymaktır. Herkes birbirini sevdiğinde, dost olduğunda Mehdiyet oluşmuş oluyor zaten.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) sevgi öğretmenidir, dostluk öğretmenidir, kardeşlik öğretmenidir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Bir iddiası da olmaz. Hadislerde de var, Tevrat’ta da geçiyor. “Evinden idare eder” diyor. Niye saraydan demiyor? Evinden, demek ki güzel huylu bir insan, sevgi insanı.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biz bunu anlıyoruz. Ama Mehdiyet tabii Allah’ın özel yardımıyla, sürekli gelişiyor. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’nin sırf anlatmasıyla bir şey değişmiyor. Mesela Allah kuyruklu yıldız yaratmasa, Peygamber o hadisi söylemese Mehdiyet’in anlatacağı bir delil oluşmuyor o zaman. Bakın önce Peygamberin kuyruklu yıldızı çok detaylı tarif etmesi gerekiyor, sonra da Allah’ın kuyruklu yıldızı yaratıp bilim adamlarına göstermesi gerekiyor, bilim adamları gazetelere, televizyonlara bunu bildirmesi gerekiyor, bizim de o haberleri bir araya getirip, bunu halka sunmamız gerekiyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu çok büyük bir mucize, Mehdiyet arada vesile, vasıta olmuş oluyor. Biz mesela Hz. Mehdi (a.s.) öncüsü olarak, talebeleri olarak vasıta olmuş oluyoruz, aracı olmuş oluyoruz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Mesela bakın yavaş, yavaş eskiden Müslümanlar birbirlerini pek desteklemezlerdi o kadar. Ama bak görüyorsunuz, birbirlerine karşı hüsn-ü zanları, sevgileri gittikçe artmaya başladı.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Mesela Mehdiyet’in bu kadar gündem olması, hiç olmamış bir şey. Anti Mehdi hareket hiç böyle olmamıştır. Hz. İsa (a.s.)’ın inişinin böyle örtbas edilmesi, İslam tarihinde ilk defa oluyor.
OKTAR BABUNA:Hiç yok Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hiç olmamıştır yani Hz. İsa (a.s.) geldi, gömdük yahut Hz. İsa (a.s.) gelmeyecek, böyle bir şey İslam tarihinde hiç olmamıştır.
OKTAR BABUNA:Hiç yok, evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne Hıristiyanlar da olmuştur, ne Müslümanlar da, ne Şii Müslümanlar, ne Sünni Müslümanlar da hiç olmamıştır. Bakın ilk defa Ahir zaman da oluyor, ilk defa oluyor. Hiçbir devirde bu kadar Mehdiyet gündem olmamış, detaylarıyla, incelikleriyle. Bak Sungur Ağabey çıktı, açıkça söyledi; “70 yıl var” diyor. Bir Nur talebesinin yerinde duramaması lazım, 70 yıl bak bir insan ömrü. 1 yaşındaki çocuk var ya bir yaşında yeni doğmuş çocuk, İslam’ın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini, çıkışını hepsiyle öğrenip, görüyor, bitiyor, İslam da bitiyor, son artık başka yok artık ondan sonra, Müslümanlık yok yani 70 yıldan sonra başka Müslümanlık yok. Yani 570 yıl sonra öyle bir konu yok. Bak bu çok net açık söyleyeyim. Peygamberimizin (s.a.v.) net sözü ve Müslümanları yanlış yönlendiriyorlar, doğru söylemiyorlar ve gözlerine perde çekiyorlar Müslümanların ve hakikati fark etmelerini engelliyorlar. 70 yıl sonra bitiyor diyor ve 1545’te de yani 2120 de Kıyamet kopacak. Yani bütün bu binalar, gökdelenler, fabrikalar falan bunların hepsi toz duman oluyor. “İnanamıyorum” diyor, yazsın çocuğunun kolyesine veyahut kız çocuğu varsa yazsın, tarih yazsın, aynen dediğimi görecekler.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bir kere bakın, İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini göreceksiniz. Bunu görünce, Kıyamet’e de inanın artık. Yani bak İslam ahlakının hakimiyetini görüp de, Kıyamet’e de inanmazsanız, 150 hadis var ve ispat ettim bu tamam. Şimdi İslam ahlakının hakimiyetini göreceksiniz. O zaman 70 yıl sonra da İslam’ın biteceğini bilin.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak bittikten sonra İslamiyet tarihe geçiyor artık, bir daha yok. Yani ne Musevilik var, ne Hıristiyanlık var, ne Müslümanlık bitiyor yok. Kısa süre dinsiz bir cereyan olacaktır yani 2117’ye kadar falan yaklaşık, dinsizlik cereyanı. Yani biraz Marksizm’den, biraz Faşizm’den, işte biraz uzay dinlerinden böyle abuk sabuk karışık var ya bu filmlerde falan seyrediyorsunuz. Böyle manyak gibi, abuk sabuk sistemler çıkacak ve millet birbirine saldıracak. O onu öldürecek, o onu öldürecek, asıp kesecekler, cinsi sapıklık yayılacak, her yerde cinayetler yayılacak, otorite kalkacak, devletler kalkacak, gençler çeteler halinde dolaşacaklar, o onu öldürecek, o onu öldürecek, insanlar ne yapacağını şaşıracaklar. Ondan sonra da son ikinci yılda da yani 2117 ile 2120 arasında da net dinsizlik oluyor. Artık yani tek bir Müslüman kalmayacak, arkasından da Kıyamet kopacak.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim Şeyh Nazım Hocam söylüyor, Said Nursi söylüyor, Elmalılı Hamdi söylüyor, bütün ulema söylüyor, Ehl-i sünnet alimleri söylüyor ve hepsinin üstünde bütün Peygamberlerin sultanı olan, bütün alemin sultanı olan Hz. Muhammed (s.a.v.) söylüyor. Bakın 8 tane hadiste söylüyor ki benzetmelerle söylüyor ki, değiştirmesinler diye bakın ne benzetmelerle anlatılmış ki konuyu Cübbeli mübbeli tarzı adamlar olayı bambaşka şekle sokmasınlar diye. “İbn-i Asakir” diyor ki; “Ebu Said Ahmet Bin Muhammed Bağdadi” (aradaki ravi silsile devam ediyor) “Enes Bin Malik (r.a.)’ o dedik ki: “Resulullah (s.a.v.) buyurdu; ‘Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah-u Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadet ile geçirmişçesine, şu dünyanın 7000 yıllık ömrü müddetince sevap yazar’”. Şimdi bak burada neyi amaçlıyor biliyor musun Peygamber? Hem “bu dünyanın 7000 yıllık ömrünü tam kavrasınlar” diyor ama bunu kavramaları için de onlara güzel bir nimet sunuyor. Bak ne diyor; “Kim bir din kardeşinin” mesela ben Esra’nın, “Allah yolunda bir ihtiyacını görürse”, Esra’nın her hangi bir ihtiyacı var, “Hocam çok zor durumdayım, bana yardım edin” diyor. “Allah-u Teala onun için gündüzlerini oruçla”, gündüz her gün oruç tutuyor ama “7000 yıl oruç tutmuş, bak 7000 yıl oruç tutmuş. Bunun sevabını alacak” diyor bir, “gecelerini de sabaha kadar ibadet ile geçirmiş gibi sevap alacak ve o sevabın tamamının toplamı o kişinin üstüne olacak” diyor. Ama bak 7000 yılı akıllarında kalması için söylüyor, 7000 yıl, 7000 yıl. Bu kadar başka bir vakit yok.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:İkincisinde bak ne diyor; “İbn-i Adiyy diyor ki: Ebu İshak İbrahim Bin Abdullah Nebti (aralarındaki ravi silsile ile) Enes Bin Malik tahric etti. O dedi ki; “Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki; ‘Muhbiri Sadık, Allah’ın Resulü buyuruyor. “Dünyanın ömrü Ahiret günlerinden 7 gündür”. Ahiret günlerinden 7 gündür. “Allah-u Teala buyurdu ki;” bak kaçmasınlar, sahtekarlık yapmasınlar bazı sahtekarlar diye Resulullah (s.a.v.) aynı zamanda bak, ümmetin aklında rahat kalsın, hoşuna gitsin ama münafıklar ve üç kağıtçılar da kaçamasın diye ayet veriyor, bak Kuran’dan ayet veriyor Peygamber (s.a.v.) mübarek ağzıyla. Şeytan’dan Allah’a sığınırım.
“Senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir”. Ayet veriyor. Şimdi sahabeler zaten biliyor ayeti fakat ayeti olayın ciddiyetini vurgulamak için ayetle belirtiyor. Bin yıl yedi tane gün dünya günü ama “senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir” diyor, Resulullah (s.a.v.). “Hesap edin” diyor, 7000 yıl. Cübbeli “hesap çıkmaz” diyor ama Resulullah (s.a.v.) hesap edin diye bunu söylüyor.
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:“Senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.” “Yedi gün” dediğine göre, 7000’dir. Ayeti o yüzden söylüyor Peygamber (s.a.v.) akılda kalsın diye. “İbn-i Ebu dünya zemmil emelinde diyor ki; Ali Bin Said, Hamza Bin Hişan’dan, O’da Said Bin Cubeyr’den rivayet etti: ‘Dünya Ahiret haftalarından bir haftadır, yedi gündür’”, ama ayette de söylemiş Peygamber (s.a.v.) yani 7000 yıl. “Eb-I İbn-i Hatem tefsirinde ibn-i Abbas’tan rivayet etti ki; ‘Dünya Ahiret haftalarından bir hafta olup, 7000 senedir ve bunun 6000’i geçmiştir’”. 6000 senesi geçmiştir diyor yani 6000’e de açıklık getiriyor. Ahmet İbn-i Hanbel başka bir hadis’te nakletti, İsmail Bin Abdülkerim, Abdüssamed’den O da Vehb’den rivayet etti; “Dünyadan 5600 yıl geçmiştir”, 1400 ile 1500 arasında her şey bitiyor kardeşim.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Milletin gözünü kapatmasınlar, yani gerçeği söylüyoruz. Yani ne dediyse çıkmış Bediüzzaman’ın tamamı doğru söylüyor, burada mı yalan söyleyecek. Peygamber’e inanmıyorsun, Bediüzzaman’a inanmıyorsun, İmam Rabbani’ye inanmıyorsun, kime inanacaksın, ne söyleyelim sana? Olaylar oluyor görmüyor musun? Bak Nemesis taş fırlatıyor yani özel bir sistem, hayret edilecek bir sistem. Dünyanın yanına Allah özel olarak yanaştırdı. Yakın zamanda yanaştı daha, özel olarak yanına getirdi. Dünyanın cellatıdır Nemesis. İnfaz için geldi, dünyayı infaz için geldi, Allah getirdi.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Gökyüzü on binlerce, yüz binlerce taşla doldu, hazır yani Kıyamet hazırlandı. 1980 yılından sonra oldu.
OKTAR BABUNA:900 katına çıktı.
ADNAN OKTAR:Göster o filmi. Kardeşim biz, yani inanmıyorlar anlattıklarımıza yani tahakkuk edince mi anlayacaksınız. Örtbas etmeye çalışıyorlar. Kıyameti gizlemeye çalışıyorlar, bu gerçek yani Peygamber (s.a.v.)’in söylediğine kanaatleri gelmesi lazım.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah. Nasa’nın ve Amerika’daki Ulusal Astronomi bölümünün teleskoplarıyla yaptığı çalışmalar.
ADNAN OKTAR:1981’den sonra başlıyor şimdi göktaşlarının artışı, yani elektronik fotoğraflama tespit yöntemi. Teleskop ile çekiliyor. Bak fotoğraflar bir araya getirilerek yapılıyor bu.
OKTAR BABUNA:Bunlar da göktaşlarının sayısı.
ADNAN OKTAR:Bak 88’de artıyor, 89’da, şimdi 99’da birden artacak, bak 92, 93’te, 94, 95, 96 dikkat edin şimdi 99’a geliyor, bak birden bire arttı.
OKTAR BABUNA:Tam 900 katına çıkıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:900 katına çıktı, 1980’den sonra.
OKTAR BABUNA:Tarihte hiç öyle bir şey yok.
ADNAN OKTAR:Bak dünya kuruldu kurulalı böyle bir şey yok. 1980 tarihinden sonra oldu bu olaylar.
OKTAR BABUNA:Tek tük vardı zaten resimlerde, siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah. Bulut oldu yani tam bir kesit bulut haline geldi.
ADNAN OKTAR:İlk başta tek tük 1980’lerde ve dünya kuruldu kurulalı bu kadar. 80’den sonra bu şekle geliyor. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkışı doğru, Hz. İsa (a.s.)’ın inişi doğru, Kıyamet doğru, doğru söylüyorum. Peygamber (s.a.v.) de doğru söylüyor.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ayette açıklamaları da doğru, o olaylar da doğru, ispat ediyoruz. Nemesis hakkında bilgi var mı sende?
OKTAR BABUNA:Var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabarani Kebirinde diyor ki; Ahmet Bin Nadr El Askeri ve Cafer Bin Muhammed Feryabi nakletmiş ki; Ravi silsilesiyle Dekkak Bin Zeyd Cüheyni’den rivayet etti; O dedi ki; ‘Ben gördüğüm bir rüyayı Resulullah (s.a.v.) anlattım’”. Bak akılda kalması için özel Cenab-ı Allah meydana getiriyor. Allah rüya gösteriyor sahabe’ye, rüya görüyor ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e anlatıyor. “Bu gördüğüm rüyayı Resulullah (s.a.v.)’e anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağındaydı”, camilerde minberler olur, “yedi basamaklı saydım” diyor. 1,2,3,4,5,6,7, “en üst basamağında duruyordu” diyor. “O, buyurdu ki; ‘7 basamaklı gördüğüm minber, şu dünyanın ömrü olan 7000 senedir’”, şimdi akılda kalsın diye, görüyor musun bak Cenab-ı Allah nasıl harika bir şekilde anlattırıyor. “7000 senedir. Ben onun son bininde olacağım”, işte biz o tarihteyiz şu an. “İbn-i Abd-il Hamid, Tefsir’inde diyor ki; Muhammed Bin Fadl Muhammed Zeyd’den, O da Yahya Bin Atik’den, O da Muhammed Bin Şirin’den, O da Müslüman olmuş kitap ehl-i bir şahıstan rivayet ettiler ki: ‘Allah gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır. Rabbimin yanında bir gün, sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir’”, demin ki ayet ile bağlantılı. “Ve dünyanın eceli 6 gündür, 7. günde Kıyamet kopacaktır. 6 gün gitmiştir, siz 7. gündesiniz”. Bunu Peygamber (s.a.v.) bak başka bir açıklamayla yapıyor yine, “Ahmet İbn-i Hanbel İlel’inde”, ki, İmamı Hanbel, Hanefi mezhebinin kurucusu, mutlak müctehid ve mutlak mücediddir ve hadis imamıdır aynı zamanda. “İsmail Bin Abdülkerim Abdüssamed’dir, O da vehb’den rivayet etti; ‘Dünyadan 5600 yıl geçmiştir’”. Cübbeli’ye dedim bak “7000’den 5600’ü çıkart, 15 dakika da sana süre veriyorum” dedim, bilmiyorum yapabildi mi hesabını yani bir hayli vakit geçti, şu ana kadar yapmıştır herhalde. 1500 kalıyor. “İftira bu” diyor. İftirası var mı? Peygamber (s.a.v.) söylüyor diyorum, nerenin iftirası yani, ne zorum ben iftira atayım Peygamber (s.a.v.)’e haşa, deli miyim ben?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Ama de arkadaş, Suyuti yalan söylüyor de, haşa Peygamber (s.a.v.) yalan söylüyor de bir görelim bakalım seni. Bunu da diyemiyorsun. Bediüzzaman anlatıyor bak örtbas ediyorlar. Bediüzzaman’ın en has talebeleri, iki has talebesi var. Biri Sungur ağabey, sır katibidir, sır katibidir. İkincisi Seyyid Salih Özcan yine Bediüzzaman’ın en has talebelerinden, Peygamberimiz (s.a.v.) soyundan, sır katibidir. Bak diyor ki; “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’yi görmeyeceğim, sen göreceksin dedi” diyor. Bakın piri fani bir insan ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” diyor. Bu sözüyle diyor zaten, “ben Hz. Mehdi (a.s.) görmeyeceğim, sen göreceksin” ama bize ayrıca söyledi. “Hz. Mehdi (a.s.) geldi, Hocanıza söyleyin” demiş.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Nerede o çocuk burada mı?
OKTAR BABUNA:Buradadır Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aslında Hocamızı bir gün konuşturalım, siz Hocam böyle demişsiniz. Ama ben ayıp olmasın diye söylemedim o gün. Açıkça söylemiş, hatta üç defa tekrarlamış. “Hocanıza söyleyin Hz. Mehdi (a.s.) geldi” demiş. Yalan mı söylüyor bu insanlar? Peygamberimiz (s.a.v.) muhbiri sadıktır yalan söylemez. Allah vaadinde durur, ayet var. İlla ki başlarına gelince mi anlayacaklar? Kıyamet için diyorum.
“Az önce Sultan Baba dergahı ile ilgili yazı yazan kişi” diyor. “Selamün Aleyküm değerli Hocam. Konuyu daha fazla açmayı istediğiniz için. Kendisi Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini, görevde olduğunu biliyor. Ben başka günlerde Şeyh Nazım Kıbrisi’nin sözlerini ilettim” diyor. Boşver dersin Erol Yarar Hocayı, o ne garibanın teki onun o kadar üstünde durmasın. Bir insanın ne düşündüğü önemli değildir, genel olarak ümmete baksınlar. Erol Yarar olabilir yani kendince Hz. Mehdi (a.s.)’e karşı bir değişik bakış açısı olabilir. Nur talebelerinde var, “Bediüzzaman’ın talebesiyim” diyor adam, “fikir jimnastiği yaptı Bediüzzaman. Belki olabilir dedi. Hayali bir vaka anlattı. Böyle bilim kurgu gibi anlattı. Hani olsa nasıl olurdu demek istedi” diyor. Ayette, hadiste bilim kurgu olur mu?
OKTAR BABUNA:Haşa estağfurullah Hocam tabii ki olmaz.
ADNAN OKTAR:Terbiyeni takın, aklını başına al, deli misin sen be adam.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Peygamber’den hadis naklediyor Bediüzzaman ve yüzlerce sayfa anlatıyor ve Kuran’dan onlarca ayet veriyor, bununla bu konuyu anlatıyor. Diyor ki adam “bilim kurgu olarak söylemiştir, yani hani olsaydı, farz edelim anlamında demiştir” diyor. Kardeşim inanamıyorsan, ben inanamıyorum de, niye böyle anormal laflar edersin, hasta laflar edersin. Kendine gel. Bediüzzaman’ı baştan sona kadar yalan söylediği kanaatinde.
OKTAR BABUNA:Haşa evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Sen yalan söylüyorsan, peki. Ben Bediüzzaman’a inanıyorum. Çünkü ayete, hadise dayandırıyor. Ama sen neye dayanıyorsun? Sen koltuğa dayanıyorsun, olmaz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Veya ne bileyim mindere dayanıyorsun bir şey yapıyorsun.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Nemesis’i hazırlamıştık Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
OKTAR BABUNA:“Her 26 milyon yılda bir, Dünyaya en yakın geçişini yapan yörüngesi, onu küresel kuyruklu yıldız bulutunun tam ortasından geçiriyor. Sayısının trilyonlara vardığı tahmin edilen bir kuyruklu yıldız topluluğu” trilyonlara varan kuyruklu yıldızları varmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Bunun Nemesis’in.
OKTAR BABUNA:Evet Nemesis’in Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani oradan aniden fırlatıyor.
OKTAR BABUNA:Fırlatıyor evet. Bir de siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah. Işık yaymadığı için görünemiyor ve diğer yıldızların da yörüngesi değiştiği için, ne yapacağı belli olmuyor, nereden geleceği belli olmuyor, oynak bir yıldız.
ADNAN OKTAR:Oynak bir yıldız, yani Dünyanın çevresinde fakat oynak yani ani yer değiştiriyor. Yani onu önceden tespit edip, diyorlar; “biz uzay havada vururuz” bir kere ne fırlatacağından haberin yok senin yani. Fırlatacağı göktaşının veyahut yıldızın çapını bilemiyorsun; bir, nerede olduğunu göremiyorsun; iki. Sürekli oynak zaten tespit etmen mümkün değil.
OKTAR BABUNA:“Çekim gücüyle Güneşe doğru çekilen bir milyar yıldız, Güneş sisteminin içine fırlatılıyor. Bunlardan 5-10 tanesinin Dünyaya çarpacağı tahmin ediliyormuş”.
ADNAN OKTAR:5-10 tanesi değil, bir tanesi bile fazla gelir Dünyaya, zaten. Ayette de var, diyorlar ki; “Bu bulut iyi, gelmesi, bizim için iyiliktir bu” diyor, halbuki bir felaket bulutu o.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet devam ederiz sonra inşaAllah.
SUNUCU:Soru ve görüşlerinizi bildireceğiniz e-mail adresini veriyorum. Ahirzamansohbetleri@hotmail.com. 00:30’dan sonra Aksu Tv, Gaziantep Olay Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo ve HarunYahya.Tv sitemizden bizi izleyebilirsiniz.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...