SUNUCU 1:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz, bu akşam harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Asu Tv, Malatya DTV, Adana Ceyhan Crt Tv ve Radyo, Ankara Beypazarı Seylan Tv, Çorum Kanal 19, Uşak Egem Tv, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, haberhilal.com, haberaktüel.com, selamhaber.com, 8sütun.com’dan canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Sayın Hocamızla beraberiz.
ADNAN OKTAR:Evet Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bugün “Christianity in the news” diye bir internet sitesi Hıristiyanların Amerika’da, haber yapmışlar Hocam sizin Reuters’da olan röpartajınızdan alıntı yapmışlar. Evet, Reuters İstanbul diyor. Harun Yahya’nın etkisi diyor Amerikalı yaratılışçılar üzerinde. ”Bu Amerikalı yaratılışçıların ancak rüyalarında görebilecekleri etki” diyor, maşaAllah sizin çalışmalarınız için. Bu yazıda Reuters’ın da Tom Heneghan isimli sizinle daha önce röpartaj yapan kısmından alıntı yapıyor. Bir bölüm okuyayım mı Hocam İnşaAllah? “Dünyanın en ünlü haber ajanslarından Reuters daha önce Tom Heneghan makalesini yayınlamıştı. Reuters haber ajansındaki bir haber günde 1 milyar kişiye ulaşmaktadır. Raporda dünyaca ünlü yazar Harun Yahya’nın evrim temalı çalışmalarına ve son zamanlarda evrim inancının nasıl önem kaybettiğine değiniliyordu. Yazıdan bazı bölümler şöyledir; oldukça bol resimli Yaratılış Atlası gizemli bir şekilde Türkiye’deki okullarda ve kütüphanelerdeki yerini aldı bu eser Charles Darwin’in Evrim Teorisi’nin terörizmin gerçek kökeni olduğunu iddia ediyor, posta ile gelen 768 parlak kağıda basılmış fotoğraflarla dolu oldukça büyük formattaki ve okunması kolay bu eser Allah’ın dünyayı içindeki tüm türlerle birlikte yarattığını kanıtlamak için gönderildi. Fakat kitabın içini açınca yazarın ismi Harun Yahya bir sürpriz olarak ortaya çıktı. Bu Amerikalı yaratılışçıların ancak rüyalarında görebilecekleri bir etki maşaAllah. Burada yaratılışçılık oldukça geniş bir çevre tarafından kabul edilmiş, öyle ki son dönemlerde yapılan bir ankete göre Türkiye 34 ülke içinde evrime inanan ülkelerin en sonuncusu olarak yer alıyor ABD’den hemen sonra. Reuters’da çıkan bu makaleyi de yayınlayan diğer haber ajansları vardı Hocam. Birkaç tanesini örnek verecek olursak Washington Post, Daily News, Reuters İngiltere, Reuters Kanada, ABC News, MSNBC, Yahoo, AOL New, Real Team, Indian Express, Times of India, Financial Express, Richard Dawkins.net, Richard Dawkins de sitesinde yayınlamıştı. El Arab Online, Short News, News Max America… Uzun bir liste var Hocam devam ediyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Amerikalılar diyor rüyalarında bile göremezler diyor Amerikalı maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne diyor? Osmanlı Ordusu gibi, paspas gibi çiğnedi diyor. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de Richard Dawkins’in de bir haberi var Hocam. O da şöyle diyor, göstereyim haberde şu şekilde; “Dawkins Amerika’daki Houston Chronical Sunday’de yayınlanan dünkü röportajında Allah inancı hakkında yeni delil karşısında bütün bilim adamları düşünce şeklini değiştirir. Doğaüstü bir yaratıcının varlığına dair delil gösterilmesinden memnun olurum” şeklinde bir açıklama yapmış Hocam. Ayrıca İngiltere’de de Hırıstiyan ruhunun azaldığını ama İslam’ın çoştuğunu söylüyor bu haberde.
ADNAN OKTAR:O da Cübbeli gibi yavaş yavaş düzelmeye başlamış.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam vesilenizle maşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Her bilim adamı yeni bir kanıtla düşüncesini değiştirir” diyor.
ADNAN OKTAR:Yakında bu İslam’ı kabul eder Allah-u alem. Yani üslup öyle gibi görünüyor. Cübbeli de İttihad-ı İslam’ı kabul edecek gibi görünüyor. İttihad-ı İslam’dan pek bahsetmiyor ama şifre demeye başladı. Şimdi şifre Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam’dır diyecek gibi görünüyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Ayrıca Dawkins İngiltere için de; “ülkede İslam karşı konulamaz şekilde yükseliyor. Bu nedenle de ülke genelinde dindar ruh güçlenemiyor” diye yazmış. İslam diyor karşı konulamaz şekilde yükseliyor demiş maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bugün çıkan bazı haberler vardı bunlardan birinde Fuat Türker Habervaktim’de güzel bir yazı yazmış Hocam. Yazı baştan sona kadar ve sizin İttihad-ı İslam açıklamalarınıza paralel tamamen Hocam o doğrultuda maşaAllah Bediüzzaman’dan alıntılarla, ayetlerle İnşaAllah. Şeytanın mantığı ile hareket eden ve hadislerde detaylı tarif edilen deccal tüm gücüyle uğraşıyor. Fitne, terör, anarşi ve şiddetin artması için çabalıyor ama Müslümanlar bu fitneyle mücadele için çaba göstermiyor diye yazmış. İslam ahlakının dünya hakimiyeti ile ilgili ayetleri yazmış maşaAllah ve İslam ahlakı hakimiyetinin en önemli aşaması İttihad-ı İslam’dır demiş yazısında, Bediüzzaman’ın da İttihad-ı İslam ile ilgili sözlerini yazmış Hocam maşaAllah. Bölümü okuyayım mı Hocam bir bölümü?
ADNAN OKTAR:Oku evet.
OKTAR BABUNA:Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Müslümanların namaz, oruç gibi ibadetleri farz kabul edip Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın”(Al-İ İmran,103) ayeti bildirdiği gibi birliği emreden ayetleri göz ardı etmesi ne büyük yanılgıdır diyor. Kuran ahlakının yeryüzü hakimiyeti Allah’ın Kuran’da haber verdiği bir vaadiyken, bazı Müslümanların bu konuda ümitsiz veya şevksiz olmaları hata olur. Deccalin fitnesine karşı Allah’ın hoşnutluğu için birlikte saf bağlayarak hareket edildiğinde zorluk ve sıkıntılar hep birlikte aşılacaktır. Deccalî-şeytanî sistem yerine Kuran ahlakının tüm dünyaya yayılmasına vesile olacak bu büyük dayanışmanın, kuşkusuz ödülü de büyük olacaktır. Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var, ayet “Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. (Saff Suresi, 13) diye yazısını devam ettirmiş Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şimdi ben bir şey mi anlatayım istiyorsun?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Nasıl uygun görürseniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Sen anlat, anlat anlatacaklarını.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Mustafa Özcan’ın da yazısında birlik arayışları ve çabaları başlıklı yazısında İslam ülkelerinin birlik olmasının çok önemli olduğu üzerine bir yazı yazmış ittihad-ı İslam. Her yerde birlik arayışları var ama bunun için sağlam bir zemin oluşturulmalı demiş. İran Dini lideri Ali Hamaney’in de 21. yüzyılın en önemli davasının İslam Birliği ve ittihadi olduğunu söylediğini hatırlatmış ve bunun için Müslüman ülkelerin eyleme geçmeleri gerektiğini, sadece temennide kalmaması gerektiğini söylüyor maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak bu halis hakiki Nur talebesi işte. Nur talebesi dediğin böyle olacak. Delikanlı, bayağı samimi bir tek Allah’tan korkuyor, gürül gürül hakkı açık açık söylüyor. Nur talebelerinin %99,99’u mükemmeldir. Ama 5-10 kişilik büyücü takımı var onlara da Allah hidayet versin. Akıllarını başlarına alırlar İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Ayşe Arman’ın bir yazısı var Hocam. Ayşe Arman bu yazısında korkuların üzerine düştüm diye bir başlık atmış ve ölümden ne kadar çok korktuğunu, ölümü hergün defalarca aklına getirdiğini, attığı her adımı düşünerek attığını söylüyor. Kapalı yerlerde duramıyormuş, aklına hep “buraya alışma gideceksin misafirsin” sözleri geliyormuş. Eski sorumsuz Ayşe olmak istiyorum ama olamıyorum demiş Hocam
ADNAN OKTAR:Dünkü konuşmamızı dinlemiş demek ki bayağı hoşuna gitmiş. Ayşe bayağı samimidir o yönden, bayağı zeki kızdır. O, daha böyle tam tanınmadığı dönemlerde bize gelmişti Ortaköy’deki eve, daha önce anlatmıştım, bayağı sevimli. Herkes gitti bir tek o kaldı, ben onunla uzun uzun konuştum. Tam giderken hiç ummadığım bir hareket geldi, yanıma geldi yanağımı sıktı, böyle dondum kaldım. Acayip sevimli, yani çok yaman bir kız. Ondan sonra gel görüşelim falan dedim. Yok sen gel, bizim kampüsteki odama gel, orada sohbet edelim, konuşalım dedi. Şimdi biz oraya gitsek olay olur zaten, kampüs odasında nasıl konuşayım? Olacak gibi değil. Ondan sonra pek görüşemedik ama içi sevinç dolu böyle Hakk’a, hayra açık bir kızdır. Dikkat edersen öyle abuk subuk konuların içine pek girmez. Rahatsız edici üslupların içerisine girmez. Tabii hatalı eksik yönleri oluyor ama genellikle samimidir. Daha dışa dönük, böyle neşeli, hayat dolu bir kızdır, maşaAllah.
Bak Bediüzzaman diyor ki Hutbe-i Şamiye sayfa 49-50. Böyle kafası deccalin üfürümüyle büyülenmiş, deccalin hipnozuna kapılmış, manyetik alanın etkisine girmiş, ruh gücü kırılmış tiplere uygun bir üslupla diyor ki: “Ümitsizlik en dehşetli bir hastalıktır ki İslam aleminin kalbine girmiş.” Bakın deccaliyet insanlara ümitsizliği veriyor. İslam aleminin kalbine girmiş, yani psikolojik darbe Müslümanlara yapılan psikolojik darbe ve çok hayati. Bak, “en dehşetli bir hastalıktır ki,” diyor. En dehşetli hastalık budur, diyor. “İşte o ümitsizlik ki bizi öldürmüş gibi batıda 1-2 milyonluk küçük bir devlet, doğuda 20 milyon Müslümanları kendine hizmetkar ve vatanları sömürge haline getirmiş.” Küçücük bir devlet oluyor, koskoca İslam alemini sömürge haline getiriyor. 1,5 milyar Müslüman alemi paramparçalar kendi aralarında. Cemaatlere bölünmüşler, mezheplere bölünmüşler, o onunla uğraşıyor, o onunla uğraşıyor. İttihat-ı İslam’ı savunan çok nadir insan var, o yüzden de Allah esir halde, perişan halde yaşatıyor. Irak’ı perişan ediyorlar, Afganistan’ı perişan ediyorlar, diğer ülkeleri perişan ediyorlar, onlar da gözyaşları içinde seyrediyor, diğer kardeşlerimiz de. “Hem o ümitsizliktir ki yüksek ahlakımızı öldürmüş.” Yani yüksek ahlak olmaz diyor ümitsizlikle birlikte. “Halkın menfaatini bırakıp kişisel menfaati dikkatimize hassettirmiş.” Yani insanları, genel olarak İttihat-ı İslam’ı düşüneceğine, Türk-İslam Birliği’ni düşüneceğine, insanları kurtaracağına kendi kişisel menfaatinin peşine düşmüş. İşte ailesinden kalacak mirasın peşinde, açacağı dükkânın peşinde, kazanacağı paranın peşinde, rahatının, keyfinin peşinde, işte tehlikeden uzak yaşamanın peşinde, insanları bak kendi derdine düşürmüş diyor. “Hem o ümitsizlik ki manevi kuvvetimizi kırmış.” Mesela İttihat-ı İslam’dan niye bahsetmiyorsun, diyorum. Ya olacak iş mi olmaz ki, mümkün mü diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanında olmamış şimdi mi olacak diyor. Mehdi (a.s)’den bahsediyorsun, bırak şimdi onu, o bir fikir jimnastiği yapmış Bediüzzaman diyor. Fikir jimnastiği, yüzlerce hadis-i şerif var Peygamberimiz (s.a.v.)’den, yok diyor, bir teori yani hani olursa, olsa nasıl olurdu o anlamda demiştir diyor. Bak ne diyor Bediüzzaman? “Hem o ümitsizlik ki manevi kuvvetimizi kırmış” Adetullaha münafi, İslam ahlakı nasıl hakim olsun diyor. Küfür hakim oluyor mu, diyorum. Olur, niye olmasın diyor. İslam ahlakı? O olmaz, Adetullaha münafi diyor. Bak, “az bir kuvvetle imandan gelen manevi kuvvetiyle doğudan batıya kadar istila ettiği halde.” “Az bir kuvvetle” daha önce az bir kuvvetle Müslümanlar azdılar. “İmandan gelen manevi kuvvetiyle,” para kuvvetiyle değil, manevi kuvvetle. Hani diyor ya bazı Hocalar, bol para kazanın İslam ahlakı hakim olur. Bol para kazandı mı, herifler semiriyorlar, dört kat ensesi oluyor, çocuğuna daha iyi imkan, ailesine daha iyi imkan ve İttihat-ı İslam’ı da hiçbir şekilde istemiyor. “Az bir kuvvetle imandan gelen manevi kuvvetiyle doğudan batıya kadar hakim olduğu halde,” Osmanlı İmparatorluğu küçücük, ufacık bir devletti, cihan imparatoru oldu, her yere hakim oldu. “O harika manevi kuvveti ümitsizlikle kırdığı için” o harika manevi kuvveti, yani bu güzel dünyaya hakim olacak kuvvetini ümitsizlikle kırdıkları için diyor Müslümanlar, yani Mehdi (a.s) de çıkmaz, Hz. İsa (a.s) da inmez, İslam ahlakı dünyaya hakim olmaz dedikleri için, “zalim olan bir kısım yabancılar 400 seneden beri 300 milyon Müslümanı” şu an bir buçuk milyar, “Müslümanı kendilerine esir etmiş.” Bak Afganistan’a esir vaziyetteler. Adamlar istediği gibi tecavüz ediyor, öldürüyor, asıyor, kesiyor hiçbir şey diyemiyorlar. Irak’ta da öyle. “Hatta bu ümitsizlik ile başkasının lakaytlığını ve gevşekliğini.” Bak, “hatta bu ümitsizlikle başkasının lakaytlığını” diyor. Çünkü çok fazla lakayt insan var, uyuyor adam. “Lakaytlığını ve gevşekliğini” yani canlı, aktif, mücahit ruhu olmamasını, “kendi tembelliğine özür zannedip, neme lazım der.” Hiç kimse bir şey yapmıyor benim neme lazım, yani bir tek ben miyim, diyor. Hani var ya bazı tipler, elalemin enayisi ben miyim der, bilmem ne falan böyle ahmakça ve aptalca laflar söyler. “Kendi tembelliğini özür zannedip neme lazım der. Herkes benim gibi berbattır diye imandan gelen yiğitliği terk edip İslam’a hizmet etmiyor.” diyor. Herkes berbat, bitmiş diyor. Artık yapacak bir şey yok Kıyameti bekliyoruz diyor. Yani Nur talebelerine de öğretiyorlar, adama soruyoruz, yok artık Kıyamet bekleniyor. Hz. Mehdi (a.s.) de geldi, Hz. İsa (a.s.) da geldi her şey bitti, yapacağım bir şey diyor. Artık biz sadece yabancı dil öğrenip Avrupa’da bir iş bulabilirsek, Avrupa Birliği’ne girip orada bir yere kapağa atarsak tamam, diyor. İslam da hakim olmaz diyor. “Herkes benim gibi berbattır diye imanda gelen yiğitliği terk edip İslam’a hizmet etmiyor.” diyor Bediüzzaman. “Madem bu derece hastalık bize bu zulmü etmiş,” Müslümanlara bu zulmü yapıyor, diyor bu yeis, ümitsizlik hastalığı ve bizi öldürüyor diyor manen öldürüyor. “Biz de yeis denen,” yani ümitsizlik denen, “bizi katledenden” katleden bu ümitsizlikten, “intikamımızı alıp öldüreceğiz” diyor. Yani ümitsizliği öldüreceğiz diyor, yeisi öldüreceğiz. “İman kılıncıyla ümitsizliğin başını parçalayacağız, hadisin hakikatiyle belini kıracağız.” Yani Ahir zamanda İslam ahlakının dünya hakimiyetine bakan hadisler, Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler, İsa (a.s)’nın inişiyle ile ilgili hadislerin hakikatiyle belini kıracağız diyor. Dünya hakimiyetiyle ilgili çok fazla ayet ve hadis var biliyorsunuz, Kuran ayeti de var. “Ümitsizlik, ümmetlerin, milletlerin kanser denilen en dehşetli bir hastalığıdır.” Bak, “ümitsizlik, ümmetlerin, milletlerin kanser denilen en dehşetli bir hastalığıdır.” Yani müthiş bir hastalıktır diyor ümitsizlik. Mesela şaşar beşer Faruk Beşer’e soruyorsun, yani İslam ahlakı hakim olmaz diyor, İttihat-ı İslam olmaz diyor. Cübbeli’ye bak aylardan beri kardeşim diyorum, sen Müslüman adamsın söyle İttihat-ı İslam istiyorum de, Türk-İslam Birliği’ni istiyorum de, Müslümanlar birleşsin de, diyoruz, demiyor adam. Adam soruyor o Flash Tv’de ki adam, ne diyorsun diyor İttihat-ı İslam için, havalar çok güzel gidiyor diyor. Adam bir daha soruyor, ne diyorsun diyor bu İttihat-ı İslam için, pazarlarda mallar da ne kadar pahalılanmış, alışveriş de pek yok, yani ona benzer hiç alakasız cevaplar veriyor. “Ve iyiliklere mani,” iyiliklere mesela güzel bir şey yapmaya manidir bu diyor. Hayır yapmaya, güzellik yapmaya manidir diyor. “Ve hakikatine mualiftir,” yani hakikat olan şeylere karşı da mualiftir diyor. “Korkak, aşağı ve acizlerin günahıdır” diyor. Bak, “korkak, aşağılıkların ve acizlerin günahıdır ve bahaneleridir” diyor ümitsizlik. Biz tamam Cübbeli, şaşar beşer de böyledir demiyoruz da, ama Bediüzzaman böyle adamlara böyle diyor. Ben onlara öyle bir şey demiyorum. Bak, “korkak, aşağılık ve acizlerin günahıdır” diyor. Bak, “korkak, aşağılık ve acizlerin günahıdır bahaneleridir” diyor Bediüzzaman. “Bahanedir” diyor. “İslam’dan gelen yiğitliğin aslı değildir” diyor, Hutbe-i Şamiye sayfa 49-50. “Acaba geleceğe karşı iman ehli,” diyor Bediüzzaman, yani ileriki yıllar için. “İslam için böyle maddi ve manevi ilerlemeler vesile ve kuvvetli sarsılmaz sebepler varken” yani bu kadar hadisler ortaya çıkmış, olaylar ortaya çıkmış, Müslümanların birliği için her şey oluşmuş, hayır yolda ilerlememiz için bütün teknik imkanlar, sosyal imkanlar varken diyor. “Demiryolu gibi gelecek saadetine yol açtığı halde,” yani her şey ortada diyor. Bütün artık Ahir zaman alametleri çıkmış, 15 gün arayla ay güneş tutulmaları olmuş, Müslümanlar artık birbirlerini seviyor, bağlanma imkanları artmış, siyasi sosyal gelişmeler tamam, televizyonlar radyolar internet hepsi var. Bak, “kuvvetli sarsılmaz sebepler ve imkanlar varken, demiryolu gibi gelecek saadetine yol açtığı halde,” yani demiryolu gibi yolu da açık, hiçbir engel yok diyor, İttihat-ı İslam için. “Nasıl ümit kesip ümitsizliğe düşüyorsunuz ve İslam aleminin manevi gücünü kırıyorsunuz?” Müslümanların şevkini gücünü nasıl kırıyorsunuz, diyor Bediüzzaman. “Ve yeis ve ümitsizlikle zannediyorsunuz ki, dünya herkese ve yabancılara yükselme dünyasıdır.” Küfür gelişebilir, mason gelişebilir, komünistler gelişebilir, fakat yalnız çaresiz Müslümanlar için gerileme dünyası olur diyorsunuz, diyor. Bak aylardan beri anlatıyoruz, Bediüzzaman da bak aynısını söylüyor, tabii. “Fakat yalnız çaresiz Müslümanlar için gerileme dünyası oldu diye pek yanlış bir hataya düşüyorsunuz.” Müslümanlar gelişmez, İttihat-ı İslam olmaz, ahlaksızlık gelişimine olur, diyor. Komünistlik gelişir mi? Olur. Aklına gelen her şeye olur diyor, bir tek Müslümanlık olmaz diyor. Bir de bunları Hoca diye milletin başına taç yapıyorlar. “Madem olgunlaşma arzusu kainatta insan fıtratına konmuş,” yani gelişme, kaliteli olma, iyi olmaz arzusu insan ruhunda var. “Elbette beşerin zulüm ve hatasıyla,” yani insanların zulüm ve hatasıyla, “başına çabuk bir Kıyamet kopmazsa gelecekte hak ve hakikat,” yani Mehdiyet. Mehdi (a.s.) konusunda da bunu söylüyor Bediüzzaman; “eğer çabuk Kıyamet kopmazsa, beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa ve o vazifeyi onun (Hz. Mehdi (a.s.)’nin) ve seyyidler cemaatinin yapacağını Rahme-i İlahi’den bekliyoruz ve beklemekte haklıyız.” diyor, Hz. Mehdi (a.s.) konusunda. “Gelecekte” bak, “gelecekte hak ve hakikat İslam aleminde insanoğlunun eski günahlarına kefaret olacak bir dünyevi saadeti de gösterecek İnşaAllah.” İslam ahlakı dünyaya hakim olacak inşaAllah, diyor. (Hutbe-i Şamiye sayfa 42-43) Bak, “yaşasın doğruluk” diyor Bediüzzaman. “Yalancılık yapmayın” diyor. Benim adıma yalan söylemeyin, sahtekarlık yapmayın. Şahs-ı manevi konusu olmadan bir konuyu şahs-ı manevi olarak göstermeyin. Mehdi (a.s.) gelmediği halde gelmiş gibi göstermeyin. İsa (a.s.) ortaya çıkıp Hıristiyanları Müslüman yapmadığı halde geldi, öldü, gömdük demeyin diyor. Bak “yaşasın doğruluk, ölsün ümitsizlik” diyor. “Muhabbet devam etsin, birbirinizi sevin,” bütün Müslümanlar birbirini sevsin diyor. “Şura kuvvet bulsun.” “Danışın, birbirinizle görüşün diyor. “Bütün kınamalar ve dargınlıklar ve nefret, heva ve hevese tâbi olanlara olsun.” Bakın, “bütün dargınlıklar ve kınamalar,” birbirinize dargın olmayın, küsmeyin ve sebepsiz yere de birbirinizi kınamayın diyor. Yani gereksiz küçük düşürecek tarzda birbirinize bir şeyler söylemeyin diyor. “Bu heva ve hevese tabi olanlara olsun.” Yani eleştiri değil bu, kınama. Keyif için adamı ezmek amacıyla yapılan konuşmalar. Yoksa emr-i bi’l mar’uf ve nehy-i anil münker farzdır zaten. Bak, “dargınlıklar ne nefret kalksın” diyor Bediüzzaman. Dargınlık, küsme yok, Müslümanların hepsi birleşsin diyor, cemaatler ayrılıklar falan filan. Partiler birleşsin, sevsinler birbirlerini. “Heva ve hevese tabi olanlar,” bunları zaten yapar onlar, onlarda kalsın, sizde kalmasın diyor Müslümanlarda. “Selâm ve selâmet Allah’a tâbi olanlar üstüne olsun” diyor Bediüzzaman. (Hutbe-i Şamiye, sf. 67) Sözler 24, sayfa 439. “İnsanın fıtratında (ruhunda, kişiliğinde) korkuya ve sevgiye yol açacak iki aza toplanmıştır.” Bakın “korku ve sevgiye yol açacak iki aza toplanmıştır. İster istemez o sevgi ve korku ya insanlara ya da yaratıcıya yöneltilecek.” Yani insan sevme ve korkma duygularına hakim, yani ruhunda bu çok güçlü. İki duygu çok güçlü. Bu duyguyu ya insanlara verecek, ya Allah’a yöneltecek” diyor. “Halbuki halktan korkmak çok şiddetli bir beladır.” Yani herkesten korkuyor adam. Babasından da korkuyor, anasından, arkadaşlarından korkuyor. Bir yere gidiyor, lokantaya gidiyor korkuyor, sokağa çıkıyor korkuyor, “bu dehşetli bir beladır” diyor. “Çünkü, sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez ve senin ricanı kabul etmez.” Korkunca zaten kurtulamazsın diyor. Zaten daha da başına bela olur diyor. “Şu halde korkmak elim bir beladır.” Sadece Allah’tan korkun diyor. Ve sevecekseniz sırf Allah’ı sevin, insanları severken de Allah için, Allah’ın tecellisi olarak insanları sevin diyor. “İnsanda en mühim ve esaslı bir his korku hissidir.” Havf damarı, korku. “Aldatıcı zalimler bu korku damarından çok istifade edip onunla korkakları gemlendiriyorlar.” Mesela bazı korkak Hocaları, it gibi kendi çizgilerine getiriyorlar, adamlar tam onların istediği gibi oluyor. Ne istiyorlarsa yaptırıyorlar. “Bunlar avamın bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar.” Halka da böyle korkutuyorlar, diyor. Mesela diyorlar ki, ezeriz sizi, asarız keseriz falan diyorlar, halk korkuyor. Mesela Mısır’da geliyor adamlar, eğer bir sokağa çıkarsanız hepinizi sıradan öldürürüz diyor, çıkamıyorlar. Bir şey derseniz alır hapse atarız diyor, ona da bir şey diyemiyorlar. Bak, “bunlar avamın bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar.” Bakıyorlar ki din alimlerinin bir kısmı bayağı korkak, Hoca buraya gel falan diyorlar. Sen bu konuda bir konuşma yap, senin iflahını keseriz diyorlar. Sen bizim dediğimiz gibi konuşacaksın, yoksa seni rezil ederiz diyorlar. O da, emret sultanım, ne istiyorsan yapayım diyor. Bediüzzaman ona da dikkat çekiyor. Bak, “bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar.” Diyorlar ki, mesela sen İttihad-ı İslam’dan, Türk-İslam Birliği’nden bahsedersen sana 28 Şubat’ın 10 mislini yaparız diyor. Yani daha beter şeyler başına gelir. Sakın haa, ne İslam Birliği’nden bahset, ne Türk-İslam Birliği’nden bahset, ne işte birleşmeden bahset, ne Türkiye’nin büyük devlet olmasından bahset. Sen namazını kıl, orucunu tut, camiye davet et herkesi, işte zekat parasını topla, onu da kendin mi artık harcıyorsun, ne yapıyorsan yap onun gibi. Bak, “korkutuyorlar ve evhamlarını tahrik ediyorlar.” Bu korkudan dolayı birçok insan yurt dışına kaçtı. Birçok Hocayı korkuttular. Fethullah Hoca’yı ben tenzih ederim, zaruriydi onun durumu, ama birçok Hoca alenen korktu. Hapsedilme korkusu, efendim mahkemeye verilme korkusundan pır güvercin gibi uçtu gittiler. Orada da korkuyorlar, gittikleri yerde de korkuyorlar. “Evhamlarını tahrik ediyorlar. Aynen onun gibi çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar.” Bak, “aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evhamla,” mesela hiçbir şey yok. Ne olur, hapis olsan ne olur kardeşim? Kanuna, hukuka uygun hareket et sen ama buna rağmen hapis oluyorsan şereftir senin için, ne korkuyorsun? Bak, “çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hattâ, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer” diyor. Yani o kadar psikopatça bir korku ve delice bir korku içerisinde oluyorlar. En aşağılık adamların yanına gidip dizinin dibinde, orada yaşıyor. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Milliyet Gazetesi’nde de Hasan Pulur bir yazı yazmış. “Her mahalleye bir molla yeter” diye bir başlık atmış, yine Ali Bardakoğlu Hocamızı eleştirmiş burada da. “Mollalık düzenini getirmek istiyorlar” diyor. “İmamları şeyhülislam yapmak istiyorlar, her mahalle de bir molla olacak bu gidişle” demiş Hocam yazısında, özetle.
ADNAN OKTAR: Hasan dedem, kaç yaşında o?
OKTAR BABUNA: Bakayım Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, bak. Ben ona göre açıklama yapacağım, her konuşmanda bana yaş bildir, inşaAllah. Var mı?
OKTAR BABUNA: Bakıyorum Hocam hemen bakıyorum.
ADNAN OKTAR: Dedem kaç yaşında, biz ona göre üslubumuzu ayarlayalım. Dedem anlatacak konu bulamıyor, sıkılıyor. Biri bir laf atıyor, şimdi bunlar aslında konu bulma sıkıntısı içerisinde oluyorlar. Şimdi diyorlar ki; her gün bir köşe yazısı yazacaksın, adam bıkıp usanıyor. Senelerce yazmış, 30-40 sene yazmış, 50 sene yazmış, artık iflahı kesiliyor, bakıyor şöyle kenarlara; biri bir yazı yazmış, en dikkat çekecek nedir? İşte cami imamları. Tamam, buradan bir şey çıkar diyor, hemen onun ilgili onun paralelinde bir şey yazıyor.
OKTAR BABUNA: 78 yaşındaymış Hocam.
ADNAN OKTAR: 78.Hay maşaAllah dedeme, hay maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Çoğu 75 üstünde Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Kolesterole dikkat etsin dedem. Kolesterol insanın kalp damarlarını tıkar, beyin damarlarını tıkar. Aortta birikebiliyor, başka neredelerde?
OKTAR BABUNA: Bütün damarlarda birikiyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Ona çok dikkat etmek lazım. Dedeme ne tavsiye edeyim ben?
OKTAR BABUNA: Hafif yemekler.
ADNAN OKTAR: Hafif yemekler, Akdeniz olayına takılacak yani Akdeniz mutfağı, inşaAllah. Az balık, sebze falan yiyecek.
Kardeşim bir kere cami imamları, herkes bilir hep gariban, mazlum insanlardır. Çekinirler, herkesten çekinirler. Her mahallede öyledir aşağı yukarı. O mahallenin en çekingen, en mazlum, en kendi halinde, en sade yaşayan insanlarıdır. Sana ne zarı olur bunların? Ne yapar sana? Zaten çekiniyor. En fazla helalden, haramdan, zaten mümkün mertebe bu konulara girmeyen insanlar. Diyanet İşleri Başkanı dedi diye zaten çıkıp ortaya anlatacak değil. Diyanet İşleri Başkanı’nın işaretini mi bekliyor onlar? Zaten anlatacaksa anlatır. Onun için böyle ufacık bir konuyu bile, böyle bak Müslümanları ürkütmeye kalkan, onların havf damarını tahrik etmeye kalkan bir üslupla yaklaşırlarsa bu çok ayıp olur. Çünkü bunu duyan cami imamı korkar, tedirgin olur. Bu gazetelerde yazılar çıkıyor, ben hakkı anlatacaksam bile sakın yapmayayım der. İyi bir şey söyleyeceksem de söylemem. Hatta makul bir şeyi bile söylemeyeyim der. Normal, sıradan bir şeyi bile söylemeyeyim der. Amaç buysa, bu yazılar zaten fazla fazla yeter. Eğer onları tedirgin etmek istiyorlarsa, susmalarını istiyorlarsa, bir kişi bile yazmış olsa, korkacak olan zaten korkar. Korkmayacak olan da, zaten onu yazsa da, 70 tane adamı gelse yine dinlemez, yine devam eder. Ayrıca da Diyanet İşleri Başkanı söylesin veya söylemesin yine anlatır. Bana Diyanet İşleri Başkanı talimat mı verdi de ben anlatıyorum şimdi. Ne alaka. Ben o yazıları şimdi takar mıyım yani adamın konuşmalarını? Ama bir kısmı daha havadan nem kapar, adam daha, böyle bir konuşma varmış gibi, aman masanın atına gireyim diyor. Zangır zangır titriyor adam. Pır diye bir bakıyorsun adam kaçmış Avrupa’ya. Ayakkabısını burada unutuyor, yani bir ayakkabıyı. Yerini bile bulamıyorsun. Nerdesin dedem, diyorsun, bulamıyorsun. Sonrada orada burada, yok Mehdi (a.s.)’yiz, yok işte evliyayız. Nasıl oluyor ki böyle korkak Mehdiler. Höt dedin mi uçuyorlar yani anında, bir de Mehdi (a.s.)’yiz diyor. Nasıl Mehdi’yse bunlar. Böyle Mehdilik olmaz. Zaten Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.)’yim demez. Bir de Mehdi (a.s.) o tip şeylerin meraklısı değildir, yani milletin anlattığı tarzda. Mehdi (a.s.)’nin derdi günü, işi gücü; din ahlakı hakim olsun, İslam ahlakı hakim olsun dünyaya, millet rahat etsin, o bayramı görsün, mutlu olsun, Allah’ın rızasını alsın. Mehdi (a.s.)’nin amacı Allah’ın rızası ve Ahirettir. Allah’ın rızası için gayret eder. Mehdi (a.s.) dünyada ne isteyecek, dünyada ne var yani? Kardeşim en alası Mehdi (a.s.)’ye ne sunarsın? Saray sunarsın. Mesela Dolmabahçe Sarayı var yahut başka saraylar var. Benim bildiğim birçok insan orada yaşamak istemez, kendi evi daha hoşuna gider, daha sıcak gelir, doğru mu?Kardeşim, tabii yani başka ne olacak? Mesela Mehdi (a.s.)’ye ne sunacaklar çıksa? Ne sunulacak yani? Dünyada elde edilemeyecek ne var ki? Güzel bir evse insan elde edebilir zaten, oturup onun için Mehdi (a.s.) olmasını beklemesine gerek yok ki. Güzel bir araba ise, onu da elde edebilir. Güzel insanlar olmasını istiyorsa, onu da elde edebilir. Güzel eşyaysa, hepsini elde edebilir. Güzel bir yiyecekse, onu da elde edebilir. Güzel kıyafet de elde edebilir. Onun için bütün ömrünü bir insan ben Mehdi (a.s.) olayım da ondan sonra böyle bir nimete kavuşayım diye yapar mı? Ta ileriki yaşlarına kadar, yaşlılık evresine kadar, ileriki yaşlarına kadar, ki genç yaşlı olacaktır Mehdi (a.s.). Hadiste öyle. Niçin öyle bir şey yapsın ki? Niye ömrünü bu kadar vakfetsin? “40 yılını” diyor Bediüzzaman, “sırf 40 yılını tebliğe ayırır” diyor. 40 yılını deccalle boğuşmaya ayırır, 40 yıl. Mehdi (a.s.)’nin alacağı zevk deccali boğmaktır, fikren. Şeytanı boğmaktır, fikren. Bundan zevk alır Mehdi (a.s.). Gördüğümüzde ona sorarız, inşaAllah mübarekten. Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Milliyet Gazetesi’nde Devrim Sevimay Numan Kurtulmuş’la bir röportaj yapmış Hocam, bazı ifadeleri var Numan Kurtulmuş’un. “Ne AKP, ne Saadet Partisi gibi olacağız” diyor. Ne AK Parti gibi, ne Saadet Partisi gibi, bunu okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR: Nasıl olacak o zaman? “Ne AKP, ne Saadet” ne var, ne yok gibi. Olur mu öyle şey? Ne sağcıyız, ne solcu, bir şeye benzemesi lazım. Neye benzeyecekmiş?
OKTAR BABUNA: “Eğer biz Milli Görüş’ü bir şahıstan ya da sadece bir partinin çalışmalarından ibaret görürsek yanılırız. Kendi anladığım Milli Görüş gömleğini çıkarmadım, ama birileri bizim bu gömleğimizi yırtmaya çalıştı, ona da müsaade etmedik. Erbakan’la görüşme konusuna gelince ‘herhalde bayramda ararım’ diyor. Nihayetinde Sayın Erbakan benim babamın arkadaşı, belli hukuk var. Zaten hep şuna çok şükrediyorum, her şey milletin gözü önünde oldu. Hiç kimse şunu söyleyemez, ‘Numan Kurtulmuş insanlarla olan dostluk ilişkisini, kardeşlik hukukunu çiğnedi.’ Çünkü benim için hayat sadece politikadan ibaret değildir” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Neyden ibaretmiş, onu anlatsın. Yani ahlak anlayışını anlatması lazım Numan Kurtulmuş’un. Mesela vefa nedir, sadakat nedir, şefkat nedir, merhamet nedir, bunları anlatsın. Aydınlanalım. Kardeşimiz bizim, ona karşı kalbimizde bir öfke yok. Biz iyi olmasını istiyoruz, doğru olmasını istiyoruz yani iyi olursa iftihar ederiz, daha güzel olursa iftihar ederiz. Ama kardeşim, daha bismillah ilk icraatında, uygulamasında gitti Taha Akyol’un ellerine yapıştı. Üstadım anlat bana, emret bana, ne istiyorsan yapacağım havası verdi. Kardeşim şimdi Taha Akyol dedin mi, Aydın Doğan dedin mi, Fatih Altaylı dedin mi, malumdur bu şahıslar. Senin ne işin var orada kardeşim? Ve sen nasıl talimat alıyorsun da Saadet Partisi gibi bir partiyi yönetmeye kalkıyorsun? İnanılır gibi değil, mucize. Böyle fıkralarda falan olur. Bilimkurgu filmlerinde falan oluyor, inanılır gibi değil. Hayır, başka bir görüşte biri gitse tamam, makul, fikir alır o ayrı mesele. Ama mesela Aydın Doğan Saadet Partisi, Fatih Altaylı Saadet Partisi; böyle adamlar hepsi Saadet Partisi’nin aşığı kesildi bir anda. Mesela bakıyorsun, Taha Akyol Saadet Partili, Fatih Altaylı Saadet Partili, Aydın Doğan Saadet Partili, bıyık Saadet Partili, tombul Saadet Partili, hepsi Saadet Partili. Allah Allah, ne oldu? Bir haftanın içinde hepsi parti değiştirdi. Nereye kadar? Numan Kurtulmuş’u tamamen kontrolleri altına alıncaya kadar. MaazAllah, Allah esirgesin. Mesela Saadet Partisi’nin başında kalmış olsaydı, Allah-u alem bitmişti Saadet Partisi, öyle bir parti kalmazdı, bitti yani, o kadar. Bakın kendilerini çok kurnaz ve uyanık zannediyor. Diyor ki o yeni devşirmesi Aydın Doğan’ın; Saadet Partisi şu işe yarar, Ak Parti’deki cemaatlerin, dindar cemaatlerin, derneklerin oylarını kendine çeker ve o kendi yoluna ayrı devam eder. Saadet Partisi de ayrı kendi yoluna devam eder diyor. Şimdi bir taşla 30 tane kuş vurmuş olacaklar, kendi kafalarınca. Şimdi Ak Parti’yi de bölmüş olacaklar. Saadet Partisi’ni de bölmüş olacaklar, Saadet Parti’sinin oyları gitmiş olacak. Üç tane etkisi olmayan parti meydana getirecekler. Aydın Baba’dan zeka fışkırıyor böyle. Onun böyle çoluk çocuk da etrafında, elma şekerlerini yiyip, böyle kısa pantolonlarla koşuşturuyorlar. Aydın Baba bana da harçlık ver, bilmem ne falan gibisinden. O da evlatlarına gereken ilgiyi sunuyor herhalde anladığım kadarıyla. Bıraksınlar bu ucuz uyanıkları, kurnazlıkları, bunları millet anlar, öyle diyelim, inşaAllah. Bak, kafanın uyanıklığına bak; hem AKP bitecek, hem Saadet Parti’si bitecek, hem de Numan Kurtuluş da bir işe yaramayacak, onun partisi de bir işe yaramayacak.
Bak asıl olacağı söyleyeyim ben; Saadet Partisi bayağı güçlenecek, çünkü fikir partisidir. Ak Parti normal yoluna devam eder, yine dindarların epey bir bölümü desteklemeye devam eder. Aydın Doğan’ın ve ekibinin fikirlerini de kimse kale almaz, o kadar söyleyeyim. Eğer bu dediğim çıkmazsa, gelsin benim yanıma konuşalım.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, inşaAllah, Allah’ın izni ile çıkar Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın onların dediği hiçbir şey çıkmıyor ama benim dediğim her şey çıkıyor, aramızda fark var. Ve zaten yanıp yakılıyorlar, diyorlar ki; bizim hiçbir şey dediğimiz çıkmıyor, nedir bu iş falan diyorlar.
OKTAR BABUNA:E.Ö.’nün bir yazısı vardı, “oy verdiğim her parti kaybetti bugüne kadar” diyor.
ADNAN OKTAR: Rumuz olarak bile ismini anmak istemiyorum ama yine de E.Ö. diyelim, evet.
OKTAR BABUNA:“Her oy verdiğim parti bugüne kadar seçimlerde hepsi kaybetti” demiş Hocam. Hayatı boyunca oy verdiği partiler.
ADNAN OKTAR: İşte ondan zeka fışkırıyor da onun için. Bayağı akıllı, böyle ışınlar saçılıyor. Çok ihtiyacımız var böyle vereceği bilgilere falan. O köşelerden, Hürriyet Gazetesi’nden ağır bombardıman yapıyorlar, bizi eğitiyorlar, bilgilendiriyorlar yüksek derin bilgileriyle, kültürleriyle. Seninki yine entel takılmaya devam ediyor. On beş yaşında falan takılıyor, altmış yaşına gelmiş. İngiltere’de bir elektrik direğine elini dayanmış böyle, ayağını da çatmış böyle hareket yapıyor.
Bakın, Mehdi (a.s.) konusunun bir sanı, teori olduğunu iddia eden o Nur talebesi cahil kardeşime açıklıyorum. Bediüzzaman’a diyor, bir fikir geliştirdi, öyle fikir jimnastiği yaptı Mehdiyet için, yani öyle bir şey yok diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’nin ortaya çıkışını müjdeleyen hadislerin sayısı toplam 657 tane, Peygamberimiz (s.a.v.)’in, 657 tane. “Hz. Mehdi (a.s.) Ehli Beyt’tendir, Hz. Mehdi (a.s.)’nin ismi Resulüllah (s.a.v.)’ın isminin benzeridir.” Dedesi de onun, babası da onun aynı adıdır. Künyesi de onun künyesinin aynısıdır diyen hadislerin sayısı 389. Yani adı adıma uygun, babasının adı da babasının adına uyar, hadislerinin toplamı 389. “Hz. Mehdi (a.s.) insanlar arasında Resulüllah (s.a.v.)’a en çok benzeyen kimsedir” diyen hadislerin sayısı 48. Hz. Mehdi (a.s.)’nin yüz ve boyunu, yani yüz şeklini ve boyunu tarif eden hadislerin sayısı 21. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin Hz. Ali Keremullahi vechenin evlatlarındandır” diyen hadislerin sayısı 214. Hz. Ali (a.s.)’nin soyundan geldiğini belirten hadis sayısı. “Hz. Mehdi (a.s.) Hz. Fatıma (r.a.)’ın evlatlarındandır” diyen hadislerin sayısı 192. “Hz. Mehdi (a.s.) yeryüzünü adaletle dolduracaktır” diyen hadislerin sayısı 123. Bak, Peygamberimiz (s.a.v.) 123 tane hadis söylüyor, adam fikir jimnastiği diyor utanmadan, yani çok ayıp yapıyor, Allah’tan korksun. Bak, “Hz. Mehdi (a.s.)’nin yeryüzünü adaletle dolduracağını” Bediüzzaman söylüyor, hadise dayandırıyor, adam diyor ki, fikir jimnastiği yapıyor diyor Bediüzzaman. Halbuki 123 tane Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var, 123 adet. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin iki kere kaybolması olacaktır” diyen hadislerin sayısı 10. Hz. Mehdi (a.s.)’nin uzun ömürlü olacağını belirten hadislerin sayısı 318. Mehdi (a.s.) uzun ömürlü oluyor, evet. Yani genel insanların yaşına göre daha uzun ömürlü olacak. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin görünümü gençtir” diyen hadislerin sayısı 8. Yani dış görünümü genç görünümü, yaşı ileride ama genç görünüyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin doğumu gizli olacaktır” diyen hadislerin sayısı 14. Hz. Mehdi (a.s.)’nin üzerinde hiç kimsenin biatı olmayacaktır” yani herhangi bir tarikata, herhangi bir şeyh efendiye biat edip bağlanmış olmayacaktır diyen hadislerin sayısı 10, 10 tane hadis var. “İnkar edenleri fikren mağlup edecek, yeryüzünü şirkten temizleyecektir.” Yani Darwinizm, materyalizmden temizleyecektir anlamına geliyor, diyen hadislerin sayısı 19. “Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın emrini aşikar edecek,” İslam’ı, yani Kuran’ın emirlerini aşikar edecek, alenen Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasını isteyecek. “İslam ahlakını yeryüzünde yayacak ve dünyaya manen hakim olacak” diyen hadislerin sayısı 47. Yani çok uzun fakat genelde o tiplere çok kıl olduğum için anlatacağım. “Hz. Mehdi (a.s.) insanları Kuran ve sünnete teşvik edecektir” diyen hadislerin sayısı 15. “Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın düşmanlarını bilgiyle, fikren etkisiz hale getirecektir” diyen hadislerin sayısı 4. “Hz. Mehdi (a.s.)’da Peygamber (s.a.v.)’den bir takım sünnetler vardır” diyen hadislerin sayısı 23. “Hz. Mehdi (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in kılıcıyla kıyam edecektir,” yani “Peygamberimiz (s.a.v.)’in kutsal emanetleri olan mübarek sancağı, kılıcı, hırkası ve gömleği Hz. Mehdi (a.s.)’nin üzerinde olacaktır,” yani giyecektir, teberrüken. Bunu yapacaktır diyen hadislerin sayısı 7. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin siyeri, kişiliği ve dış görünümü,” yani beden yapısıyla ilgili hadislerin sayısı 30. Hz. Mehdi (a.s.)’nin zühdü, ahlak ve takvasıyla ilgili hadislerin sayısı 4. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin adaleti ve onun döneminde emniyetin dünyada yaygınlığı”’ ile ilgili hadislerin sayısı 7.
Mesela bunu anlatıyor Bediüzzaman bu hadislere dayandırarak, mükemmel bir fikir jimnastiği yapmış, ben Nur talebesiyim diyor. Yani Sungur ağabey olsun, diğer ağabeyler olsun böyle tiplere karşı suskun kalmasınlar, biz ağabeylerin dikkatini çekelim. Bunlar anormal bir şeye girmişler.
“Hz. Mehdi (a.s.)’nin ilmi,” çünkü ondan batın ilmi var ve ledüni ilim ve bir de vehbi ilim var. İlmi hakkındaki hadislerin sayısı 5. Hz. Mehdi (a.s.)’nin cömertliği ve bağışıyla ilgili hadislerin sayısı 13. Yani malı mülkü bol bol dağıtması, bütün dünyaya zenginlik, bereket sunması. “Hz. Mehdi (a.s.) şiddetli bir imtihandan sonra zuhur edecektir” diyen hadislerin sayısı 24. Yani büyük belalardan sonra Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur edeceğini söyleyen hadislerin sayısı 24. Yani büyük depremler, felaketler, acılar, kan dökülmesi, terör, anarşi ondan sonra. Hz. Mehdi (a.s.) İsa bin Meryem, yani İsa Mesih (a.s.)’in arkasında, “Hz. Mehdi (a.s.) İsa (a.s.)’ya namazda imamlık yapacaktır” diyen hadislerin sayısı 25. İsa (a.s.) bak, sırf İsa (a.s.)’nın yapacağı imamlığı 25 hadiste bildiriyor Peygamber (s.a.v.). “Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurundan önceki durum fitne ve günahların çokluğu” ile ilgili hadislerin sayısı 37, yani çok fazla günaha girileceği, o zamanda fitne olacağı. Süfyanın çıkışı, ay tutulması gibi konularla ilgili hadislerin sayısı 38. Deccalin çıkışı hakkındaki hadislerin sayısı 12. Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur edeceği yer ile ilgili hadislerin sayısı 17. İstanbul’da çıkacak, mesela çok fazla hadis var. Bir kısmında Medine diyor, bir kısmında İstanbul olarak açık belirtiyor. Ama “Medine nedir” diye sorulduğunda Peygamberimiz (s.a.v.)’e “İstanbul’dur” diyor.
Bak, “yeryüzünün doğusunu ve batısını manen fethetmesi” ile ilgili hadislerin sayısı 12. Bütün dünyayı fethetmesi, buna da fikir jimnastiği diyor adam. Peygamber (s.a.v.) fikir jimnastiği mi yaptı? Yani ben ne diyeyim ben bu adama şimdi?
“Hz. Mehdi (a.s.) döneminde bütün milletlerin İslam ahlakı üzere toplanması, İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti” ile ilgili hadislerin sayısı 7. “Hz. Mehdi (a.s.) döneminde yerin servet ve madenlerini dışarı çıkarması, yeraltındaki hazinelerin bulunması” ile ilgili hadislerin sayısı 10. “Hz. Mehdi (a.s.) döneminde gök ve yeryüzü bereketlerinin açığa çıkması” ile ilgili hadislerin sayısı 12. “313 kişilik talebesinin Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanında bulunması” ile ilgili hadislerin sayısı 25, 25 tane hadis var. “Hz. Mehdi (a.s.) ortaya çıktığında yeryüzünün adaletle dolması ve bütün dünyaya adaletin gelmesi” ile ilgili hadislerin sayısı 129.
Nerenin fikir jimnastiği? Saysam sabaha kadar devam edecek. Şimdi onun için bu kadarla bitireyim şimdilik. “Hz. İsa (a.s.)’nın ikinci kez yeryüzüne inmesi,” dünyaya gelmesi, “Hz. Mehdi (a.s.)’nin arkasında, Hz. Mesih (a.s.) ile, Hz. Mehdi (a.s.)’nin arkasında, Hz. İsa (a.s.)’ın arkasında namaz kılması” ile ilgili hadislerin sayısı 29. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin deccali etkisiz hale getirmesi” ile ilgili hadislerin sayısı 6. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin süfyanı fikren yenmesi” ile ilgili hadislerin sayısı 2. Yeryüzünün bayındırlaşması, binaların güzelleşmesi ile ilgili hadislerin sayısı Mehdi (a.s.) zamanında 5. Hz. Mehdi (a.s.)’nin aslında işlerin kolaylaşması, bak, işlerin kolaylaşması nasıl oluyor? Mesela yol, arabayla rahatça gidiliyor. Greyderle toprak rahatça şekillendirilebiliyor. Demir, teknik aletlerle şekilleniyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin aslında işlerin kolaylaşması ve akılların kemale erişmesi” ile ilgili hadislerin sayısı 7. İnsanlar da çok akıllı ve kültürlü oluyorlar Mehdi (a.s.) devrinde. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin ashabının faziletleri” ile ilgili hadislerin sayısı 14. Talebelerinin mükemmelliğiyle ilgili 14 hadis var Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Evet. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin ashabının güç ve kuvvetleri” ile ilgili hadislerin sayısı 5. Talebelerinin yetenekleri, üstünlükleriyle ilgili 5 tane hadis var. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin yiyeceği, içeceği ve giyimi” ile ilgili hadislerin sayısı 4. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin halkı davet ettiği şeyler” hakkındaki hadislerin sayısı 7.
“Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkışını beklemenin fazileti” ile ilgili hadislerin sayısı 23. Adamlar ört bas etmeye çalışıyor. Bak Peygamberimiz (s.a.v.) 23 tane hadis vermiş. Hz. Mehdi (a.s.)’yi idrak etme ve onun imam, manevi lider edinmek” ile ilgili hadislerin sayısı 10. “Görünmediği dönemde Hz. Mehdi (a.s.)’ye inanların fazileti” ile ilgili hadislerin sayısı 23. Yani biraz da geçerek okudum ki yani hızlı olsun diye. Çok çok fazla hadis var.
OKTAR BABUNA:Çok kapsamlı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, ne yapalım? Bir ara verelim. Evet.
SUNUCU:Şimdi kısa bir ara, sonra tekrar beraberiz. Şimdi tekrar söz Hocamızda.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, destur var mı? Anlat bakalım.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Şamil Tayyar bir yazı yazmış Hocam bugün. Bu yazısında “56812 tutuklunun hakkı ne olacak?” diyor. “İddia edilen Ergenekon tutuklarından bahsediliyor” diyor. “İddia edilen Ergenekon tutukluları ünlü oldukları için, tutuklanınca olay çıkarıyorlar. Oysa on binlerce aynı durumda insan var. Hukukta çifte standart oluyor” diye yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: 56812 tutuklu varmış öyle mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah. “Onlar ne olacak?” diyor.
ADNAN OKTAR:Onlar Aydın Bey’i pek ilgilendirmiyor benim anladığım kadarıyla. Onun ilgilendiği belirli bir ekip var. Evet, seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu sefer de Milli Gazete’de yazılan bir yazıda, “Saadet Partisi Olağanüstü Kongre çalışmaları devam ediyor” diyor. Burada Hocam, “Yeni Yuvam Toplantı Salonunda gerçekleştirilen kongrede hazırlık genişletilmiş, İl Divan toplantısı coşkulu ve heyecanlı atmosfer olmuş,” Hocam. Hacı Hüseyin Hacı Abdullahoğlu; “lider vazgeçilmezdir” diyor. “Milli Görüş davasında lidere bağlılığın önemini vurgulayan Hacı Abdullahoğlu elbette hiç kimse vazgeçilmez değildir ama davaların idealleri ilkeleri ve onunla özdeşleşen lideri vardır onlar kesinlikle vazgeçilmezdir. O idealden, ilkelerden ve liderden vazgeçilirse dava biter” diye konuşmuş. “Hocamızı da bırakmayız” demiş Erbakan Hocamızı.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, maşaAllah ağzından nur akıyor. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Siz detaylı olarak defalarca anlattınız Hocam. Hz. Mehdi (a.s.) konusunda ki hadisler tahakkuk ederek sahih hadis haline geldiler, diye. Ayrıca Mehdiyet konusundaki hadislerin tevatür oldukları, Ehl-i Sünnet alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri bir konu. Tevatür denildiğinde de ne anlama geldiğini bilmeyenler için açıklayayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA: “Tevatür kelime anlamı olarak kuvvetli haber. İçinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber” demek. Mehdiyet konusunda ki hadislerin tevatür olmasının anlamı ise şöyle; “Mehdiyet hakkında ki aktarılan hadisler bu konuda yalan söylemek kastıyla aralarında anlaşmaları teknik olarak mümkün olmayan kişilerden pek çok farklı kanal vasıtasıyla hadis alimlerine ulaşmıştır.” Yani yalan ihtimali olmadığı oluyor. Ehl-i Sünnet alimlerinin Mehdiyet hadislerinin sahih ve mütevatir olduğu ile ilgili açıklamalardan da örnekler okuyabilirim Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam.
OKTAR BABUNA: “Sünne-i İbn-i Mace şöyle diyor: İbni Hacer Askalani Fethü'l-Bari'de; ‘Mehdi'nin bu ümmetten olacağı ve Hz. İsa (a.s.)'nın onun arkasında namaz kılacağına dair hadisler tevatür etmiştir,’ der. Şevkani de İsa'nın ineceğine dair hadislerin sayısının 29'a ulaştığını söyleyerek, bunları bir bir nakletmiş ve sonunda: ‘Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızla şu sonuca varılıyor ki, beklenen Mehdi hakkındaki hadisler, deccal hakkında hadisler ve İsa'nın inmesine dair hadisler mütevatirdir’ demiştir.” (Sünen-i İbn-i Mace 10/338) Yalan ihtimali olmayan sahih hadisler. İmam-ı Rabbani Hazretleri de; “Onların zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti gitti. Halbuki, bu babda (konuda) gelen sahih hadis-i şerifler meşhurdur. Hatta tevatür-ü manevi derecesinde olup, taifenin sözlerini tekzip etmektedir.” (Mektubat-ı Rabbani, 2/250)diyor, maşaAllah Hocam İmam Rabbani. Teavatür-ü manevi de, mana bakımından aynı manayı ifade eden yalan olması mümkün olamayacak kadar çok kişi tarafından nakledilen hadis.
ADNAN OKTAR:İşte asıl olan Bediüzzaman’ın o dediği yeis, ümitsizlik vermesi deccaliyetin. Bir de korku, havf damarından insanlara yaklaşması. Bu iki büyük tehlikeye karşı Müslümanları uyarmak gerekiyor, Müslüman kardeşlerimizi.
OKTAR BABUNA: Bugün HSYK’da bir gelişme oldu Hocam. HSYK Başkanı Vekili Kadir Özbek ve altı hakim HSYK’dan toplu olarak istifa ettiler. Yargıtay ve Danıştay da ki görevlerine devam edeceklermiş. Ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili Kadir Özbek şöyle diyor özetle; “Gündemi belli olmayan, toplantı yaptırılmayan, karar verdirilmeyen, görüşlerini açıklaması dahi fiilen engellenen bir yapı içerisinde daha fazla kalmanın bir yarar sağlamayacağı görüşüyle, ben ve arkadaşlarım istifa ettim.” İsimleri saymış. Adalet Bakanlığı da bir açıklamada bulundu. Onlar da; ''Bazı HSYK üyelerinin görev sürelerinin dolmasına sayılı günler kala açıklanan bu istifalar;” diyor, Adalet Bakanlığı. “17 Ekim 2010 tarihinde yapılacak olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeliği seçimlerini etkilemeye ve istifa eden üyelerin Yargıtay ve Danıştay'daki geleceğe dair birtakım beklentilerini gerçekleştirmeye yönelik girişimler olarak değerlendirilmektedir'' diye açıklama yapmış Adalet Bakanlığı da Hocam.
ADNAN OKTAR: Nasıl nasıl? Bir daha son kısmı söyle bakayım.
OKTAR BABUNA: “Bu istifalarını 17 Ekim 2010 tarihinde yapılacak olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeliği seçimlerini etkilemek için yapmışlardır” diyor, istifalarını. “Ayrıca istifa eden üyeler” diyor. “Yargıtay ve Danıştay'daki geleceğe dair birtakım beklentilerini gerçekleştirmeye yönelik girişimler olarak değerlendirilmektedir.”
ADNAN OKTAR: Yargıtay ve Danıştay’da kalmalarına yönelik bir faydası mı oluyormuş bu istifaların?
OKTAR BABUNA: “Orayı etkilemeye yönelik” diyor Allah-u alem, beklentileri.
ADNAN OKTAR: Efendim.
OKTAR BABUNA:. “Bazı beklentileri var. Onları gerçekleştirmek için istifa ettiler” diyor.
ADNAN OKTAR: İşte bu yeni referandumdan sonra alınan tedbirlerle daha demokratik, daha tabii, daha güvenli bir sistem oluşturuyorlar. Orada hakimler, hakimleri seçecektir. Biz de ona razıyız, güzel. Hakimler, hakimleri seçecek ama daha çok hakim seçecek, yani bu çok önemli. 5 kişi, 6 kişi seçeceğine, 50 kişi seçsin, 20 kişi seçsin, 100 kişi seçsin daha güvenli olur, o yönden iyi. O şahıslar da, istifa etmek onların demokratik hakkıdır. İstifa ederler, güzel. Eğer hakkı, ve liyakatı da varsa, başka görevlere devam edebilirler. Hakkı ve liyakatı yoksa, başka göreve devam etmez, emekli olurlar. Yani su mecrasında normal akıyor. Anormal olan bir şey yok. Evet seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.Geçen ayki Sızıntı Dergisi vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet bakayım.
OKTAR BABUNA: Kapağı. Eylül ayında çıkan dergide Hocam. Kapağı bu.
ADNAN OKTAR: Ne yazıyor orada?
OKTAR BABUNA: “Yansan da yangını söndürmek sana düşüyor.Vicdanın sana kendini ateşe at diyor. Ateş sürekli harlıyor, alevler coşuyor. Tulumbanı al yetiş ki herkes seni düşlüyor.”
ADNAN OKTAR: Ne var bu şiirde?
OKTAR BABUNA: Hz. Mehdi (a.s.) Allah-u alem.
ADNAN OKTAR: Anlatılıyor.
OKTAR BABUNA: Anlatılıyor evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii tek kişi olması, dünyayı kurtaran bir kişi olması, dünyayı ateşten, Cehennem’den kurtaran bir kişi olmasını remz etmişler. “Yansan da yangını söndürmek sana düşüyor.” Sizlere demiyor, “sana düşüyor” diyor. Yansan da, Mehdi (a.s.) çok çile çekecektir. “Vicdanın seni “kendini ateşe at” diyor. Yani tehlikenin içine gir diyor. Darwinistlerle, materyalistlerle, ateistlerle göğüs göğüse ilmi bir mücadele içine girecektir, çekinmeyecektir. “Ateş sürekli harlıyor.” Yani gittikçe gerilim artıyor. “Alevler coşuyor” diyor. Yani senin üstünde, senin aleyhinde gelişmeler oluyor diyor. Ondan sonra “tulumbanı al yetiş ki,” yani bu ateşi söndürecek şekilde gerekli tedbirleri al. “Herkes seni düşlüyor,” herkes seni bekliyor, herkesin ümidi sende diyor. Mehdi (a.s.)’ye ithaf edilmiş bir şiirdir, evet. Daha önce de vardı öyle, Sızıntı’da sık sık çıkar böyle. Başka ne var?
OKTAR BABUNA: Hocam İbn Mace’den tahriç edilen bir hadiste, Hz. Mehdi (a.s.)’nin döneminde yaşayanların, Hz. Mehdi (a.s.)’yi bulup uymalarının önemi anlatılıyor. Okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: İbni Ebi Şeybe ve Naim Bin Hammad Fiten adlı eserde, “İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mesud’tan tahriç ettiler. O dedi ki; ‘O, (Hz. Mehdi (a.s.)) arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı (dünyayı) adaletle doldurur. Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek olsa gelsin, ona katılsın. Zira o Mehdi (a.s.)’dır.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam güzel. Ne anladın bu hadisten?
OKTAR BABUNA: Mutlaka ona, karda yürüyerek bir örnek verilmiş inşaAllah, işari anlamda. Her türlü zorluğu aşarak ona ulaşılsın. Mutlaka bulunsun. Mehdi (a.s.)’ye ulaşılsın ve katılınsın, yardımcı olsunsun anlamında inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi bir sayfa aç Kuran’dan bana ver. Bismillah. Efendim, Nisa Suresi’ni açmışsın. Ama genellikle buradaki ayetler hep evlilikle ilgili ayetler. Nisa suresi 20’de Cenab-ı Allah diyor ki; “Bir eşi bırakıp yerine başka bir eşi almak isterseniz.” Yani hanımınızdan boşanır da başka biriyle evlenmeye kalkarsanız, evlenmek isterseniz, “onlardan birine (öncekine) yüklerle (mal ve para) vermişseniz bile ondan hiçbir şey geri almayın.” Yani kadına verilen para alınmaz diyor. Ev de verdiyseniz, herhangi bir mücevher, bir şey verdiyseniz bu Müslümanlıkta yok. “Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız?” diyor, Allah. Yani işte bu gayri meşru insandır, ahlaksızdır, şudur budur falan deyip iftira ederek, bahane bularak ondan o malları, verdiklerinizi geri almayın diyor. O kadını koruyan yüzlerce İslam’daki hükümlerden bir tanesidir. Kadına verilen ev, araba, para şu, bu falan hiçbir şekilde alınmaz. Bilakis dahada fazlası verilir. “Onu nasıl alırsınız ki?” diyor Allah. “Birbirinize katılmış (birleşerek içli-dışlı olmuş)tunuz.” Yani arkadaş olmuş, dost olmuş, yakın olmuştunuz diyor. Nasıl alırsınız onlardan verdiğinizi, diyor Allah. “Ve onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de almışlardı” diyor. Daha önce. Sen ömür boyu beraber olacağını söylemişsin, sana bakacağım demişsin, seni destekleyeceğim her konuda, zor günde de, iyi günde de sana yardımcı olacağım demişsin, Allah onu hatırlatıyor. Daha önce söz vermiştiniz, nasıl alırsınız? Alınmaz, diyor. “Kadınlardan babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın.” Yani üvey annenizle evlenmeyin diyor, Allah. “Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir.” Cahiliyede yaptığınız önemli değildir diyor, Allah. “Çünkü bu, ‘çirkin bir hayasızlıktır’ ve ‘öfke duyulan bir iğrençliktir.’ Ne kötü bir yoldu o” diyor. Yani manevi annesiyle, üvey annesiyle evlenemez bir insan, diyor. Avrupa’da falan hiç adamlarda öyle bir konu yok, bayağı ferahlar.
Meryem suresi, “Ey Yahya kitabı kuvvetle tut.” Bak, “Ey Yahya kitabı kuvvetle tut.” Yani Kuran’ı, İslam’ı çok sıkı muhafaza et. Ey Mehdi (a.s.), yani asrımıza bakan yönüyle, ey Mehdi (a.s.), Kuran’ı sıkı tut. Kuran’ı savun anlamına gelir. O devir için Yahya (a.s.)’ya hitap ediyor. Onun devrinde kitabı kuvvetli tut, ilk başta onlar Tevrat’a tabiydiler. Sonra İncil’e tabii oldular. Kitabı kuvvetle tutması, yani sıkı sıkıya Kuran’ı, o zaman ki hak olan kitaba sarılması söyleniyor. Ama Ahir zamana bakan yönüyle “Ey Yahya kitabı kuvvetle tut.” Ey Mehdi (a.s.) Kuran’ı kararlıkla savun, Kuran’a sahip çık anlamına geliyor. “Daha çocuk iken ona hikmet verdik” diyor, Allah Yahya (a.s.)’a. Hikmetli konuşuyor, derin ve güzel bir ilme sahip. Ebcedi 2067 tarihini veriyor ki, İslam’ın en şaşaalı yıllarıdır. Dünyaya tam hakim olduğu ve bittiği yıllardır. “Katımızdan Yahya’ya,” Yahya (a.s.)’ya, Allah verdiği nimetleri sayıyor, Cenab-ı Allah. “Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı” Yahya (a.s.) sevgi ile dolu, yani coşkun bir sevgisi var. Ruhu, mesela çocuklara, insanlara, kadınlara, çiçeklere, ağaçlara her şeye karşı içinde coşkun bir sevgi var Yahya (a.s.)’nın. “Ve temizlik,” çok temiz, olağanüstü temiz bir insan. “Verdik. O, çok takva sahibi biriydi.” Yani Kuran’ın, dinin hükümlerine, o devirde Tevrat’ın veyahut İncil’in hükümlerine çok titiz. Ama asrımıza bakan yönüyle bakarsak, Mehdi (a.s.)’ye bakan yönüyle. Katımızdan Mehdi (a.s.)’ye bir sevgi duyarlılığı, yani müthiş bir sevgi gücü ve temizlik verdik. Çok temiz bir insandır anlamına geliyor. “Ve O, çok takva sahibi biriydi.” Yani dinin hükümlerine karşı titiz bir insandı. “Anne ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.” Yani munis, güzel huylu, mülayimdi, inşaAllah. “Kitap’ta Meryem’i de zikret. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.” Bak, ailesinden ayrılıp tek başına, ailesinden ayrılıyor Meryem (a.s.), ailesinden ayrılıyor, bir genç kız olarak ayrılıyor. “Doğu tarafında bir yere çekilmişti.” Ayrı, hicret ediyor. “Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti.” Yani ailesiyle kendi arasına bir perde çekiyor. Bağlantısını kesiyor. “Böylece ona ruhumuzdan (Cibril’i) göndermiştik, ona düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.” Bir insan şeklinde, öyle kanatlı bir Melek olarak görünmüyor. Hatta ayırdedemiyor Hz. Meryem (a.s.). “Senden Allah’a sığınırım” diyor. Farkedemiyor onun Melek olduğunu. Cibril (a.s.)’in. Cübbeli ne diyor? Kanatlı, başının üzerinde bulutlar olacak, öyle bir şey olmuyor. “Demişti ki Hz. Meryem (a.s.): “Gerçekten ben senden Rahman (olan Allah)’a sığınırım. Eğer takva sahibiysen,” yani Allah’tan korkuyorsan. Bak mümin kadın olduğu için normal bir insanın kabul etmeyeceğini biliyor. Sağlam bir insanın kabul etmeyeceğini biliyor. Nasıl bir insan kabul eder bunu? Ancak takva sahibiyse. Takva sahibiysen dokunma diyor. Yoksa öbür türlü adam dinlemez. Meryem Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “ Kaf, He, Ye, Ayn ve Sad.” Efendim burada bir şifre var. Ama vakti gelince inşaAllah Allah onu ortaya çıkartacak. Bak, “Kaf, He, Ye, Ayn, Sad.” “(Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya’ya rahmetinin zikridir. Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman; Demişti ki: ‘Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi.’” Yaşlılıkta kalsiyum kemiklerden çekilmeye başlar. Onun için kalsiyumlu yiyeceklerin daha yükseltilmesi lazım yaşlılıkta. İnsanlar yaşlandıklarında boyları kısalır, Kuran ona dikkat çekiyor. “Baş, yaşlılık aleviyle tutuştu.” Beyazlaşmaya başlar yaşlılıkta saçlar, ona dikkat çekmiş. “Ben sana dua etmekle mutsuz olmadım.” Buyur Oktar sen konuş şimdi.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’nin muhakkak çıkacağı, hatta dünyanın ömrü bitse bile Allah’ın dünyanın ömrünü uzatıp Hz. Mehdi (a.s.)’yi göndereceği bildiriliyor, okuyayım mı Hocam hadisi inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Oku.
OKTAR BABUNA: “Eğer dünyadan bir gün kalsa bile, Allah o (Hz. Mehdi (a.s.)) idareyi ele alıncaya kadar o günü uzatırdı.” Kitab-ül Burhan, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehl-i Beyt’imden birisini (Hz. Mehdi (a.s.)’yi) melik kılardı” diyor. MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Ümmetim arasında Mehdi (a.s.) gelecektir. Ümmetim onun zamanında iyi ve kötünün benzeriyle nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek. Sema üzerine bol yağmur yağdıracak. Arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.”
ADNAN OKTAR: “Nebatadından, bitkilerden hiçbir şey saklamayacaktır.” Her türlü bitki yetişecek diyor inşaAllah.
Bismillah. Meryem Suresi 59. Bak 59. ayette diyor ki Cenab-ı Allah. 59; “Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)’ı kaybettiler.” Mesela asrımızda öyle oldu. 1,5 milyarlık İslam aleminde, yani ancak % 10’dur namaz kılanların sayısı. “Ve şehvetlerine kapılıp-uydular.” Yani helali olmayan kişilerle ilişkiye girmek veyahut Kuran’ın helal kılmadığı her şeyi yapmak. Şehvet demek sırf cinsellik anlamında değil. Mesela bir şeye karşı tutkulu bir istek duymak, gayri meşru bir şeye karşı, kötü, yanlış olan bir şeye karşı istek duymak, inşaAllah. “Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.” Yani gayri meşru helali olmayan tarzda, Kuran’ın ölçülerinin dışında hareket eden herkes yaptıklarının karşılığını alacaktır diyor, Allah. “Ancak tevbe eden,” yani Allah’a tevbe eden, “iman eden ve salih amellerde bulunanlar,” samimi olanlar “başkadır. İşte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğramayacaklardır.” Yani hiçbir aşamasında, ne ölürken, ne öldükten sonra, ne Araf’ta, hiçbir yerde rahatsız olmayacaklardır diyor, Allah. “Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah) onu kullarına gaybdan vadetmiştir. Şüphesiz O’nun va’di yerine gelecektir.” Yani Allah gaybı vaadidir diyor. “Bu Allah’ın va’di yerine gelecektir. Orada ‘boş bir söz’ işitmezler” yani boş dedikodular, gereksiz konuşmalar yoktur Cennet’te diyor. “Sadece selam (ı işitirler).” Yani güzel, güvenlik dolu sözler işitirler. “Sabah akşam, onların rızıkları orada (bulunmakta)dır.” Sürekli yiyecekleri hazırdır diyor, Allah. “O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.” Takva, yani Allah’ın hükümlerine tam uyanları Cennete alacağız diyor, Allah, inşaAllah. “Onlardan önce nice insan-nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldirler.” Yani giyimi kuşamı, süsleri falan çok mükemmeldirler, ama hepsi helak oldular diyor, Allah. Evet. “De ki: ‘Kim bir sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah) ona süre tanıdıkça tanır.’” İmkan tanır. “Kendilerine va’dedileni -veya azabı, kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.” Yani Müslümanların mesela şimdi askeri gücü zayıf diye şu an dünyada. Herkes, önüne gelen kabadayılık yapıyor, dış ülkelerden. Ama diyor ki Allah: “Kimin askeri gücü daha zayıfmış, onlara göstereceğim” diyor, Allah. “Öğreneceklerdir” diyor. “Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.” “Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır.” Yani bir anlamda şöyle alabiliriz, İşari anlam olarak; Allah, Mehdi (a.s.) ‘yi bulanlara hidayeti arttırır. Hidayet Mehdi (a.s.) kökenli biliyorsunuz. Yani Mehdi (a.s.) hidayet kökenlidir. “Sürekli olan salih davranışlar,” yani sürekli olan samimi davranışlar, güzel davranışlar, “Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı ve varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.” Mesela bazı kişiler vardır cömerttir ömrün bir bölümünde, sonra vazgeçer. İbadetlerini yapıyordur gençliğinde, vazgeçer. Veyahut genç iken yapmaz, sadece yaşlılığında yapar. O tabii geçerli olur yine Allah’ın dilemesiyle de, Allah isterse. Ama sürekli olanını Allah beğendiğini söylüyor. Doğru olanı odur diyor.
Bismillah. Evet, Nahl suresi 61, “Eğer Allah insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, dünya üstünde (yer yüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı.” Tamamını yok ederdi diyor, Allah. Hepsini helak ederdi. “Eğer zulüm nedeniyle sorguya çekecek olsaydı,” affedici olduğu için böyle oluyor diyor Cenab-ı Allah. Onun için böyle rahat yaşıyorsunuz diyor. Yoksa bir kişi bırakmazdım diyor Allah, inşaAllah.
“Selamun aleyküm Hocam. Ben Oktay Saygın, 12 yaşındayım.” Ah severim ben senin canını seni köfte seni. “Ben de büyüyünce sizin gibi olmak istiyorum. Kitaplarınızı okuyorum değerli Hocam. Annem hamile ve sizden hayır duanızı bekliyor. Teşekkürler Hocam. Hepinize hayırlı günler diliyorum.” Allah sağlıklı, hayırlı doğum nasip etsin, inşaAllah. O sevimli köfte de senin gibi İslam yolunda, dinin yolunda gayret eder inşaAllah.
Kardeşimiz yedi tane soru sormuş, hay maşaAllah. Salih kardeş çok uzun bunlar.
Efendim, “Selamun Aleyküm Hocam. İnsanların dilinde yine 2012 yılı Hocam. Uzmanlar açıklama yapmış, 2012’de güneşten bir parça kopacakmış, teknoloji duracakmış, elektrikli aletler çalışmayacakmış diyor.” Allah bilir, evet. 2012’de iyi şeyler olacak. Tabii zor şeyler de olacak, acayip şeyler de olacak, inşaAllah ama güzel şeyler de olacak.
Bismillah, efendim Saffat Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk. Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık. Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular. Ve ikisine anlatımı-açık kitabı verdik.” Ahir zamana bakacak olursak; ”Andolsun biz Musa’ya ve Harun’a, (Hz. Mehdi(a.s)’ye ve Hz. İsa(a.s)’ya) lütufta bulunduk. Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden” deccaliyetten, anarşiden, terörden “kurtardık. Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.” Dünya hakimi oldular ve “ikisine anlatımı-açık kitabı” yani Kuran’ı verdik. Bu anlamda Ahir zamana bakış şekliyle bu şekilde yorumlayabiliriz, inşaAllah, işari anlamıyla.
Bismillah, Şeytandan Allah’a sığınıyoruz, Araf Suresi 144. Şeytandan Allah’a sığınırım. "Ey Musa, (Allah:) ‘Ey Musa’ dedi. ‘Sana verdiğim risaletimle” Peygamberlik görevimle “ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol. Biz ona Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.” Bak, “Biz ona Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.” Yani Allah’ın Kitabı yeterli, Allah’ın Kitabı’nda her şey var. Tevrat’ta o zamanlar. Demek ki Allah gönderdiği kitapta her şeyi yazıyor. Hurafeye, uydurukçuluğa, münasebetsizliğe gerek yok. Bak “Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.” Yeterli bir açıklama yazdık. “ Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzelleriyle” bu kitaba Tevrat’a “sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim.” Yani küfrün sonucunu pek yakında göstereceğim diyor Cenab-ı Allah. “Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimle engelleyeceğim.” Yani güzelliklerden, iyiliklerden engelleyeceğim diyor Allah. “Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar.” Mesela Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları oluyor, inanmıyorlar. Kuyruklu yıldız çıkıyor, inanmıyorlar, bu ayettir Allah’tan. Efendim, Kabe’de baskın oluyor, inanmıyor. 150’ye yakın Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış alameti oluyor, muhatap dahi olmuyor. “Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler de, yol olarak benimsemezler.” Yani Hz. Mehdi (a.s) hakkı, hakikati anlatsa da benimsemezler, yani Ahir zamana bakan yönüyle işari anlamda. “Azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler.” Mesela Darwinizm, materyalizm, terörizm, anarşizm onu benimseler diyor Cenab-ı Allah. “ Bu onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır.” Demek ki bir gaflet olduğunda fark edemiyorlar, inşaAllah. Evet Hz. Musa (a.s.)’dan bahsediyor ayet. Halbuki Hz. Musa (a.s.) diyor ki, bana müsaade et, ben kavmimle gideyim diyor Firavun’a, başka bir şey dediği yok. Bana müsaade et diyor. Ben senin ülkene topraklarına hakim olacağım demiyor Hz. Musa (a.s.). Hatta gideceğim, tamamen terk edeceğim buraları diyor. Ama adam diyor ki, senin niyetin buralara tamamen hakim olmak, yani her yere hakim olmayı düşünüyorsun diyor. Dediğim, dün anlattığım oydu işte. Evvelsi gün de biraz açıklamıştım. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili Tevrat’ta hükümleri okumuş Allah-u Alem, oradan sigorta gitmiş. Yani bir Peygamber geleceği de söyleniyor ona, ki o da daha önceki kitaplardan gelen bilgiler. İkisini karıştırmış Allah-u alem. Çünkü Ben-i İsrail’e göndermiş Peygamber Hz. Musa (a.s) ve tek istediği de oradaki kavmi alıp kurtarmak, götürmek, inşaAllah. Hakkı anlatıyor ayrı, doğruyu hakkı anlatıyor ama ister kabul eder, etmez, zaten gidecekler, Evet şimdi seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, bu siz Dawkins’i sıkıştırınca, uzaylılar getirdi demişti. Onunla ilgili bir flim var gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Göreyim.
OKTAR BABUNA: Daha doğrusu bir filmden alıntı
VTR:
ADNAN OKTAR:Nedir bu?
OKTAR BABUNA: Uzayda ki uzaylıların DNA’sı şimdi dünyaya gönderecekler. Dawkins’in DNA’sını veriyor uzaylı.
ADNAN OKTAR:Filmlere de konu olmuş bu.
OKTAR BABUNA:Evet, filmlere konu olmuş.
ADNAN OKTAR: O da alete yükledi, o da şimdi dünyaya doğru götürüyor, inşaAllah. Bak Allah’a inanacaklarına şu çektikleri acıya bak, şu karmaşaya bak. Sonra canlılar oluşuyor öyle mi?
OKTAR BABUNA:Filmini de yapmışlar böyle.
ADNAN OKTAR:Uzaylılar genetik kod veriyorlar, bir avuç. Onu atıyor uzay gemisine, o da getirip dünyaya serpiyor. Dünyaya serpmesiyle beraber bütün canlılar oluşuyor. Uzaylıları kim yaratmış? O bilgi yok. İşte Dawkins aklı böyle. Evet.
OKTAR BABUNA:Ama en son açıklamasında bir adım daha yaklaştı Hocam sizin vesilenizle, maşaAllah.
ADNNA OKTAR:Ne diyor? Bir daha söyle.
OKTAR BABUNA:“Bir delil getirilirse, tabii ki Allah’ın yarattığını kabul edebiliriz” şeklinde bir açıklaması olmuş.
ADNAN OKTAR: Delil getirilirse, yani bu trilyonlarca delili, delil olarak görmüyor gördüğü delilleri öyle mi?
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Allah-u alem en sonunda söyleyecek Hocam.
ADNAN OKTAR:Hayır o ayette diyor ya hani; “Ölüler konuşsaydı, dağlar yürütülseydi” diyor ayette, ona benzer ona yakın, “yine iman edecek değillerdi” diyor. Yani bir insan bakar bakmaz beyninin içinde ışıl ışıl, pırıl pırıl bir dünya görüyorsa bir insan, bu nedir bu? Beyninin içinde mercimek kadar yerde oluyor görüntü, şu kadarcık yerde oluyor. Şu an beni yayında izleyen insanların hepsi mercimek kadar yerde, beyninin içinde beni seyrediyorlar şu an. Hepsi, bütün televizyon görüntülerini beyninin içinde oluşturuyor Allah. Mesela sizlerle beni şu an beyninizin içinde seyrediyorsunuz, aynı yerdeyiz, bilimsel bir gerçek. Bunu bilen bir insanın iman etmemesi mümkün mü? Ve tam renkli, bir de 3 boyutlu, derinlikli. Bir de derinliğin ve 3 boyutun kalitesinden dolayı insanları ikna etmekte zorlanıyoruz. Ben görüyorum sen karşındasın, diyor. 1,5 metre ilerimdesin sen diyor, halbuki beyninin içindeki görüntüyle konuşuyor, farkında bile değil. Haberi bile yok. Mesela güneşe bakıyor, ne kadar uzakta güneş diyor. Halbuki güneş de beyninin içerisinde yaratılıyor. Tamam güneş uzakta ama, onun seyrettiği görüntü beyninin içinde. Aya bakıyor, ne kadar uzakta diyor. Ay da beyninin içinde yaratılıyor halbuki, Allah yaratıyor beyninin içinde. Ayın gerçek varlığı uzakta, fakat simsiyah karanlıktır ay ve saydamdır. Orada gördüğü gibi göründüğü gibi değil. Bizim beynimizde o renkli görüntüsünü alıyor. Şimdi bunu bilmeyen adama, mesela Dawkins’e bunu anlattığımızda, normalde eğer samimi ise net kanaatinin gelmesi lazım. Dışarıda mesela ses yok, çıt yoktur dışarıda. Yani dışarısı, böyle sessiz filmler vardı, onun gibidir çıt yoktur. Sadece dalgalar vardır, yani ses dalgaları vardır. Beynimiz ses olarak yorumluyor, beynimizde oluşuyor ses. Yani mesela müzik; adam çalgı çalıyor, kimi mesela ud çalıyor, kimi keman çalıyor, normalde onlardan çıt çıkmaz sadece dalga yayar onlar, ses çıkmaz. Dalga boyu değişik titreşimler yayıyor, o titreşimleri bizim kulağımızın kepçesi alıyor. İşte örs, çekiç, üzengi kemikleri naklediyor; o salyangoz bilmem ne falan, oralardan geçip elektrik enerjisine dönüşüyor. Yani o titreşim elektrik enerjisine dönüşüyor, beynine geliyor. Beynindeki kulak, beyindeki kulak onu duyuyor ama bu kulağın ne eti var, ne kemiği var. Beyindeki göz bu görüntüyü görüyor, o gözün gözleri de yok. Mesela bizim gözümüz var ama beyindeki gözün, gerçekten gören gözün gözü yok, gözsüz görüyor. İnsanların beyninin içini açtığımızda, içinde göz görüyor muyuz biz. Ameliyat ediyorlar, ben şu ana kadar görmedim, göz falan yok, ışık da yok. Ama insan beyninin içi zifiri karanlıkken, pırıl pırıl aydınlık bir dünya var. Bakın biz görmek için göze ihtiyacımız varken, beynin içindeki o elektrik akımını gören gözün, gözü yok. O gözsüz görüyor. Böyle kulak kepçesi falan yok, duyan sistemin de. O beynin içindeki elektrik akımı duyan bir kulak var. Ama onun öyle o tarzda ne kulak kepçesi var. Ne şeyi var, ne titreşimi götüren bir sistemi var, o doğrudan duyuyor. Mesela biz farz edelim portakal yiyoruz. Portakalın tadını dilimizin aldığını zannediyoruz halbuki beynimizin içindeki dil alıyor. Yani bizim dilimiz sadece orada portakalın tadını beyne ileten bir alettir, başka bir hiçbir etkisi yoktur. Portakalla temasa geçer dil uçlarındaki sinir uçları, orada bir elektrik akımı oluşuyor, o elektirik akımızı dildeki o sinirler alırlar beyne götürürler. Oradaki o meydana gelen elektrik akımını, bir dil yani olmayan bir dil, görünmeyen bir dil tat olarak alıyor. Yani ne kadar lezzetliymiş. Mesela bakın biz dokunuyoruz masanın üstüne, bizim parmağımızın ucunda dokunma olmuyor, his olmuyor, dokunma hissi yok. Parmağımızın ucu sadece yere atomlarla zıtlaştığı için, atomlar birbirini ittiği için sinirlerde bir tazyik meydana getiriyor. Sinirlerin, oranın uyarılmasından kaynaklanan bir elektrik akımı meydana geliyor. Bu elektrik akımı bizim beynimize gidiyor, beynimizin içindeki parmak uçlarını biz duyuyoruz, beynimizin içindeki. Buradaki parmak uçlarında hiçbir his yoktur o anlamda. Beyindeki hissi parmak ucunda zannediyor insanlar. Halbuki beynindeki parmak uçlarını algılıyorlar, doğru mu?
OKTAR BABUNA:Evet, estağfurullah Hocam, tam dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR: Parmak ucunda bir şey yok, normal sinirler var burada. Bu elektrik akımını ileten, ne diyor ona reseptör mü diyorsunuz? Onlar alıp getiriyorlar, başka bir görevi yoktur ama bu bilinmiyor. Yani bilinmiyor derken, biliniyor da bilinmezden geliniyor, anlamazdan geliniyor. Bilinmeyecek bir şey yok. Her yerde anlatıyorlar. Evet.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah siz deşifre ettiniz, onun üzerine Matrix filmini yaptılar sizin kitaplarınızla. Hatta istemişlerdi, göndermiştiniz siz kitaplarınızı.
OKTAR BABUNA: Atomun yapısıyla ilgili bir film vardı Hocam gösterelim mi?
ADNAN OKTAR: Evet bakalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
VTR:
OKTAR BABUNA:Çekirdek denen artı yüklü parçanın etrafında yörünge çiziyor elektronlar. Ernest Rutherford, çekirdeğinin atomun kendisinden 10.000 kez daha küçük olduğunu hesaplamıştır.
Örnek olarak atomu daha büyük bir ölçekte ele alalım diyor.
Eğer atomun çekirdeği bir futbol topu büyüklüğünde olsaydı, çekirdeğe en yakın elektronun yörüngesi 800 metre uzaklıktan geçecekti. Atomun geri kalan kısmı tamamen boşluktur. Başka bir şekilde açıklayayım. Eğer vücudumdaki tüm atomlardaki boşlukları çıkarıp, bu atomların tüm parçalarını bir araya getirirsek o zaman tuz tanesinden daha küçük bir hale gelirim diyor. Bir insan, bütün boşluklar çıkartıldığında tuz tanesinden daha küçük hale geliyor.
ADNAN OKTAR: Atomundaki bütün boşlukları çıkartsa tuz tanesi kadar. Ama çok şahane oluyor küçük böyle. Evet
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Fakat tabii ki ağırlığında bir değişiklik olmaz, diyor. Eğer bu yeryüzündeki bütün insanlığa uygulanırsa, 6 milyar insan bir elmanın içine sığabilir.
ADNAN OKTAR:Yani o Kuran’da da Cenab-ı Allah bütün insanların Kalü belada böyle bir olaydan bahsediliyor. Yani insanlar, biliyorsun bütün insanlık Allah’a yemin ettiler Allah’a bağlı kalacaklarına dair Kalü belada soruldu. O olayla bağlantılı olarak açıklama yapılırken, bu yöntemle de bağlantılı konuyu açıklamak, dolaylı yoldan ve yahut düz olarak mümkün olabilir. Evet.
OKTAR BABUNA:Atom şimdiye kadar karşılaşılmış hiçbir şeye benzememektedir. Atomla ilgili ilginç olan bir durum vardır. Ortaya bir çelişki çıkmaktadır ve bu büyük bir çelişkidir. Bildiğimiz bilimsel zaman kavramına göre, elektronlar bir göz kırpmasından daha kısa bir zaman içerisinde, enerjilerini tüketip hızdan düşüp helezonik bir şekilde çekirdeğe doğru çökmeleri gerekirdi. Fakat atom bilinen bilimsel kanunlara karşı bir tezat oluşturmaktadır. Atomun neredeyse tamamı boşluktan oluşmaktadır ve bu şekilde kalmaya devam etmektedir. Ben kendimde bir tuz tanesi boyutuna gelme belirtisi görmüyorum. Aynı şekilde dünyanın boyutunda da bir değişiklik olmamaktadır. Şeytandan Allah’a sığınırız. “Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca ‘Ol’ der, o da hemen oluverir.” (Bakara suresi, 117) MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Hem atomu anlatalım sık sık, hem hücrenin yapısını anlatalım, hem genetikle ilgili detaylı bilgiler verelim. Ama hepsini bir seferde anlatmaya kalkarsak yoğunlaşma olur ve anlaşılmaz. Böyle küçük küçük parçalara, bölümlere ayırarak anlatırsak çok iyi olur, inşaAllah.
Evet. Serdar kardeşim bir şey yazmış.
“Ben Hollanda’dan Esra, size bir kaç tane sorum olacaktı. Bir gayri Müslim, Müslüman olunca o kadın veya erkekle evlenebilir misiniz?” Kadınla evlenilebiliyor, Hıristiyan veya Musevi olanla kadınla evlenilebilir. Esra sen bana bunu internetten yaz da, bu çok uzun bir konu, orada daha detaylı anlatabilirim.
“Selamun Aleyküm Hocam.” Ve Aleyküm selam ve rahmetüllahi ve berekatühü. “Yaptığın sohbetler çok güzel inşaAllah. Allah mükafatını da inşaAllah mükafatını da görürsünüz. Cumartesi yaptığınız sohbet çok doğruydu. Bediüzzaman’ın verdiği tarihler hepsi manevi tarihlerdir ve o yüzden herkes verdiği tarihleri anlamıyor. Mesela en önemli tarihlerden bir tanesi 2006, Hz. Mehdi (a.s)’nin göreve başlamasıdır. Ama artık bu tarihten sonra talebelerinin imtihanı başlıyor ve seçilmeleri.” Tamam inşaAllah.
“Selamun aleyküm muhterem Hocam. Lise 3’de Zafer Dershanesi’ne göndermişlerdi beni. Orada evrimi anlatırken virüsleri canlı cansız arası geçiş formu olarak tanımladılar. Bu konuyu aydınlatırsanız sevinirim. Allah yar ve yardımcınız olsun. İhsan Murat.”
Kardeşim o zaman bir tane virüs yapsınlar bize. Virüs yarısını yapsınlar görelim. Mesela AIDS virüsü insan aklından daha güçlü akla sahip. Yani çok yaman bir akla sahip ve baş edemiyorlar. Bilim adamlarının hepsi bir araya geliyorlar, AIDS virüsüyle baş edemiyorlar. Allah en küçükte en şiddetli akılları, en güçlü akılları yaratıyor. En büyükte de yaratır, en küçükte de. Allah gücünü göstermek için yaratıyor. Bak mesela dünyanın bütün bilim adamları geliyor AİDS virüsünün yaptığı faaliyetleri dehşetle seyrediyorlar ve alayı birden baş edemiyor. Ve onun zekasıyla baş edemiyorlar, virüsün zekasıyla. Onun gösterdiği harika yapıyla baş edemiyorlar, o kadar mükemmel. Nerenin ara fosili bilmem neyi? Bir kere bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini bilim kabul etti mi, zaten Evrim Teorisi bitmiş oluyor. Yani temelden bitti mi, zaten yapacak bir şey yoktur onlar için.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz, ayrıca virüsler hücreden sonra olabiliyor, çünkü hücre olmadan virüs üreyemiyor Hocam. Evrimciler de ara geçiş diye iddia etmiyor onun için. Önce hücre olması gerekiyor, sonra virüs olabiliyor. Çünkü virüs hücrede çoğalabiliyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ona kalırsa önce protein olması gerekiyor ki protein olabilsin. Bak, proteinin olması için önce proteinin olması gerekiyor. O durumda nasıl protein olsun?
OKTAR BABUNA:Olamıyor. Onun için uzaydan geldi diyor Dawkins
ADNAN OKTAR:Virüs olması için de önce hücre olması gerekiyor. Her yerde ve her alanda tıkanmış vaziyetteler. Fakat cehalet ortamından istifade edip insanları kendilerince yanlış yollara sürüklemeye çalışıyorlar, akıllarınca, evet. Şimdi seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Siz bitirdiniz Hocam maşaAllah. Fransızlar da söylüyorlar artık, okuldaki öğrencilere evrimi anlatamıyoruz diye. Haberleri vardı, haber çıkmıştı Fransa’da.
ADNAN OKTAR:Fransa’da sırf, etkimizi ülke ülke anlatalım bir ara. Yani olayın çapı daha çok görünsün. Mesela sırf Fransa’daki etkimiz nasıl? Sırf Almanya’da, Danimarka’da, Norveç, İsviçre’de, diğer ülkelerdeki etkimiz İspanya’daki etkimiz nasıldır? Basında meydana gelen infial, orada meydana gelen korku, yenilmenin verdiği acı onlarda nasıl kendini gösteriyor onları anlatalım bir ara.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Bu Hıristiyan sitesi, “Amerikalıların rüyalarında bile göremeyecekleri bir başarı” diyor sizin için, maşaAllah, elhamdülillah. Bir sitemizi söyleyebilirmiyiz, inşaAllah? Dunyadanyankilar.com sitesine girerlerse dünya çapındaki faaliyetleri görebilirler Hocam, inşaAllah. Dunyadanyankilar.com dünya çapında basında çıkan haberler. Çok detaylı bilgi var, dünya çapındaki faaliyetler ve dünya basınında çıkan haberler var. Binlerce örnekler var onlarda Hocam, inşaAllah. Bu şeklinde girebilirler, bakabilirler, inşaAllah, maşaAllah. Burada Yaratılış Müzesi’nin üzerine tıklayabilirler, fosilleri görebilirler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sırf harunyahya.org’un girişi günlük 120 binin üzerinde oluyor, sırf harunyahya.org, maşaAllah. Com ayrı, net de ayrı, maşaAllah bayağı iyi.
OKTAR BABUNA: 2010 itibari ile son bir sene itibari ile, 120 milyon indirme var Hocam internet sitelerinizden, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Harunyahya.tv’de günlük 50-60 bin var giriş, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. Rusya’da en büyük haber ajansında çıkan haberde Hocam, sizin elektronik imparatorluğunuz, diye bir ifade kullanmışlar.
ADNAN OKTAR:Müsaade etsinler de olsun, inşaAllah.
Celaleddin Suyuti bak ne diyor; “Mehdi (a.s.), gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah’tan çok korkan bir kimsedir. İlahi feyz ve bereket ve bolluk, ilim ve irfan Mehdi (a.s.)’ye ulaşır. Dini ilimleri ve örnek ahlakı telakki eder.” İbn-i Cerir, Tehzib-il Asar'da şöyle tahric etti; “Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın. O Muhammed Mehdi’dir.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57). “Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 27). Naim b. Hammad Kaab’tan tahric etti; “buyurdu ki; ‘Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır.’” Kutbul Aktab, inşaAllah. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman.) Ben diyor Peygamberimiz (s.a.v.) hadis de; “Ben Mehdi'yi, peygamberlerin sayfalarında (kitaplarında) şöyle bulurum: Mehdi'nin ameerlinde ne zulüm ne de ayıp vardır.”(Nuaym b. Hammad, Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler.) “Peygamberlere dair olan kitaplarda, yani Tevrat ve Zebur’da ‘Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir’ şeklinde işaret edilmiştir.” El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49) Bak; “Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir.” Mehdi (a.s.) kan akıtmıyor. Zulüm ve kötülük yok. Zulüm ve kötülük deccallerde, Firavunlarda oluyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Hocam Fransa’da Darwinist paniği gösteren videomuz var, ikinci programda gösterelim mi?
ADNAN OKTAR: Gösterelim, evet. Nasıl bir şey o? Gördüğümüzde anlayacağız.
Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Nahl Suresi. Nahl Suresi 110; “Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra” demek ki Müslümanlar işkenceye uğratılıyorlar. Bize de işkence yaptılar, değil mi 1990’da? Evet. “Hicret edenlerin,” mesela babasının yanından hicret ediyor, annesinin yanından hicret ediyor, veyahut ailesinin yanından hicret ediyor. “Ardından cehd edip, sabredenlerin (destekçisidir).” Yani cehd edip, gayret edip sabredenlerin, sürekli devam ediyor dini yaymaya, anlatmaya. Sabır o dur, devamının olması. “Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.” Nahl Suresi 113, Cenab-ı Allah yemin ediyor; “Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi” bir Mehdi(a.s.) “gelmişti,” ebcedi tam 2007 tarihini veriyor Oktar Hocam, net 2007. Bak; “Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti,” bir Mehdi (a.s.) gelmişti, inşaAllah. “Fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azap onları yakaladı” diyor Allah. “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla” diyor “şuna helal, buna haram demeyin.” Diyor Allah. münafıkların , çok yalancıdır münafıklar, sürekli fetva verirler şu helal, şu haram. Kuran’da olmadığı halde, Peygamberin sünnetinde olmadığı halde, kendi kendine Kuran çıkartır. Bak; “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin.” diyor Allah, münafıkların özelliğidir. Çok yalancıdır münafıklar. Sürekli fetva verirler, şu helal, şu haram. Kuran’da olmadığı halde, Peygamber (s.a.v.)’in sünnetinde olmadığı halde, kendi kendine kural çıkartır. Bak, “dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuanhelal, buna haram demeyin çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.” Kurtuluşa da ermiyorlar. Kavruk, ölü, ezik ve perişan kalıyorlar. “Yalanı, yalnızca Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların asıl kendileri onlardır.” Allah adına yalan uyduranlara Allah. Dikkat çekiyor yalana bak, “Yalanı, yalnızca Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur.” Münafıklar uydurur. “İşte yalancıların asıl kendileri onlardır.
SUNUCU:“Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza 00:30’dan itibaren Aksu Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Harunyahya Tv sitemizden devam edeceğiz.
Bizi yarın 22.00’den itibaren Harunyahya Tv, Mavi Karadeniz Radyo’dan, Gaziantep Olay Tv’den takip edebilirsiniz.
Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...