SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Kaçkar TV, Art Uşak TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve aynı zamanda harunyahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyrun.
ADNAN OKTAR:Ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. İttihad-ı İslam’dan anlatıyorsunuz Hocam, yapılan yanlışlıkları anlatıyorsunuz Mehdi (a.s.)’nin çıkışıyla ilgili inşaAllah, şahıs olmasıyla ilgili maşaAllah, delillendiriyorsunuz hem Kuran’dan, hem hadislerden, hem de Risale-i Nur’dan.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi diyor ki; “hem Ahir zaman önemli değildir” diyor, hem de olayın şiddetinden “ancak şahs-ı manevi karşısında durabilir” diyor. Yani Firavun devrinde bir şahıs çıkıyor, Firavun’u etkisiz hale getiriyor. Mesela Hz. Musa (a.s.) çıkıyor. Talebelerini etkisiz hale getiriyor. Efendim Nemrut zamanında Hz. İbrahim (a.s.) çıkıyor. Peki bu devirde, ne var, bu devrin özelliği de birden bire Mehdi (a.s.) ortadan kaybolması gerekiyor. Hz. Musa (a.s.) vaktinde çıktığında her şeye yaptı yani yaşlılığına kadar. Peygamber Efendimiz de çıktı (s.a.v.) her şeyi yaptı. Gayet mükemmel o bölgede hakimiyet tesis etti. Ama Allah’ın takdiri o kadardı. “Evlatlarımdan Mehdi (a.s.) dünyaya hakim olacak” dedi, Peygamberimiz (s.a.v.). Bu Peygamberimizin (s.a.v.) emridir. Mehdi (a.s.) de onun kumandanı olduğu için, o emri yerine getirecek, bu kadar.
Ne yapalım? Biraz film de gösterelim. Ben Şeyh Nazım Hocamı çok özledim. Şeyh Nazım Hocamızın Ahir zamanla ilgili sözleri vardı, filmleri vardı. Talebelerinin güzel sözleri, konuşmaları var, onları yayınlayabiliriz. Onları hazırlayın inşaAllah ben söyleyeceğim, inşaAllah. Çünkü Müslümanların birbirine muhabbeti münafıkları çok kızdırıyor, küfrü çok kızdırıyor. Bizim Şeyh Nazım Hocamıza sevgimiz, Mahmut Hocamıza sevgimiz, Efendim Menzil’deki kardeşlerimize olan sevgimiz, Nur talebelerine, Süleymanlı olan kardeşlerimize olan sevgilerimiz ve Ali Haydar Efendi’ye, geçmişteki Bediüzzaman’a olan, diğer bütün mücedditlere, müctehidlere olan sevgimiz, münafıkları bunaltıyor, canlarını yakıyor. Onun için ne kadar adlarını çok ansak o kadar çok kızdırırız. Kızdırmak zevkli bir şeydir. Münafığı kızdıracaksın. Müslümanları sevindireceksin, kafiri kızdıracaksın. Münafık ve küfür ehlini, inşaAllah. Kızınca belki bazen akıllanabiliyorlar, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamızın evet bak Bediüzzaman’ın aynısını söylüyor, inşaAllah.
VTR
ADNAN OKTAR:Evet, bakın ehl-i sünnetin gözbebeğidir Hocamız, Şeyh Nazım Hocamız, kutubtur, çok değerli bir insandır, dünya güzelidir, dünya iyisidir, Bediüzzaman’ın söylediğinin aynısını söylüyor, 70 yıl var diyor. 70 yıl sonra bakın bir daha söylüyorum; İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik kalmıyor. Ve “2120 gibi de Kıyamet kopacak” diyor inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamızın anlattıklarını da görüyorsunuz, çok açık ve sarihtir. Sungur Ağabey binlerce kişinin içerisinde o gün, açık aleni söyledi, “70 yıl kaldı” dedi anlattı. Bizim entel dantel takımı hiç muhatap olmadılar. Bazı internet siteleri, Müslümanlığa ağırlık veren, mukaddesatçı bildiğimiz internet siteleri, onlar da hiç muhatap olmadılar. Seyid Salih Özcan Hocam dedi ki, “ben Mehdi (a.s.)’yi görmeyeceğim, sen göreceksin dedi” dedi, onunla da muhatap olmadılar. Kardeşim siz nasıl Nur talebesisiniz? Bediüzzaman’ın açıklamalarıyla muhatap olmuyorsunuz, hadisle muhatap olmuyorsunuz, ayetle muhatap olmuyorsunuz, Sungur Ağabey’in dedikleri sizi ilgilendirmiyor, efendim Seyyid Salih Özcan Hocamızın dedikleri ilgilendirmiyor, benim üstadım Zübeyr Gündüz Alp Ağabey “Bediüzzaman Mehdi (a.s.) değildir, Mehdi (a.s.) ileride gelecek” diyor, o da sizi ilgilendirmiyor, Hüsrev Ağabey de diyor, “Mehdi (a.s.) ileride gelecek” diyor, o da sizi ilgilendirmiyor. Üç beş tane gizli Bediüzzaman’ın dediklerine zıt, Peygamberimiz (s.a.v.)’in açıkladığı hadislere zıt, Kuran’ın üslubuna zıt, firikler geliştiren adamlar var, orada burada. Onlardan etkilenip onların sözlerini, onların darb-ı mesellerini, onların benzetmelerini, Kuran’a, hadise ve Bediüzzaman’ın açıklamalarına karşı, üstün bir delilmiş gibi sunuyorlar. Ve ağızdan ağıza geçiyor. Mesela bak Hocamızın anlattığı da nakil, yani kendi fikri değil o. Demin anlatan Nur talebesi ağabey. Neydi ismi?
OKTAR BABUNA:Ahmet Çolak.
ADNAN OKTAR:Ahmet Çolak Beyefendi kardeşimiz. İyi niyetli, mazlum bir insan belli yani, Anadolu insanı. Ama kim bilir kimden aldı o fikri. Bediüzzaman’dan almamış, hadiste de yok, Kuran’da da yok. Bak Bediüzzaman’dan açıkladık, şimdi Bediüzzaman’dan alan, “Bediüzzaman dedi ki; şunu dedi, demek ki bu böyleymiş” der. “Bediüzzaman şunu dedi, demek ki şöyleymiş” der. Veyahut hadis verir, “hadis bunu söylüyor, demek ki bu böyle” der. Veyahut hepsinin üzerinde, “Kuran ayeti bunu söylüyor, demek ki bu böyle” der. Yani aklı başında bir açıklama, güçlü bir açıklama, delilli açıklama budur. Öbürü geçerli olmaz, çünkü hiçbir kaynak yok, hiçbir ispat materyali veyahut ispat edecek bir belgeye dayanmıyor. Onun için onu kabul edemeyiz.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamızın da o mübarek yüzünü özledik, onu da bir görelim.
VTR
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah. Şeyh Yasin Hocamızın gül bahçesinden güller, maşaAllah. Dünyanın her yerinde var, maşaAllah. Amerika’da var, efendim başka yerlerde var, İstanbul’da var, Avrupa’da var, çok güzel vekil efendiler var, böyle birbirinden güzel müjdeler veriyorlar. Çok samimi insanlar bunlar bak, ehl-i sünnet, dürüst, sıcak kanlı, sevgi dolu, medeni, barışla, sevgiyle, güzellikle İslam ahlakının hakim olacağını bilen, Mehdi (a.s.)’nin kan akıtmayacağını bilen, hoş güzel insanlar. Ahmet Yasin Hocamın yine öyle vardı birkaç videosu daha bizde, onlara da bakalım. Hazır olduğunda bana söyleyin. Çünkü çok samimi candan konuşuyor, maşaAllah.
Bak diyor ki Bediüzzaman, 27 Mart 1909 tarihinde, 27 Mart 1909 ‘Hakikatin Sesi’ diye Bediüzzaman’ın açıklaması. Bakın ne diyor; “Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolu, şüphe ve hileden münezzeh olduğundan, şüphe ve hileyi ima eden gizlemekten de müstağnidir. Hem de o derece büyük ve geniş ve her şeyi kuşatan bir gerçek, özellikle bu zaman ehline karşı hiçbir sebeple saklanmaz. Okyanus nasıl bir testide saklanacak?”, bak “okyanus nasıl bir testide saklanacak. Defalarca söylüyorum ki, İslam Birliği gerçeğinde olan İttihad-ı Muhammedînin (s.a.v.), birlik yönü Allah’ın Birliğine iman ve O’ndan başka ilah olmadığını tasdik etmektir”. Bakın bir daha söylüyorum, ne kadar hayati bir konu. Ey münafıklar ve ehl-i dalalet ve müşrikler bak duyun. Tabii mümin kardeşlerimize de sevinç vesilesi. “Defalarca söylüyorum ki, İslam Birliği (İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği) gerçeğinde olan İttihad-ı Muhammedînin”, Müslümanların dünya çapında birleşmesinin, “(s.a.v.), birlik yönü Allah’ın birliğine iman ve O’ndan başka ilah olmadığını tasdik etmektir”. Allah’ın Birliği gibi nasıl iman ediyorsak aynıdır diyor. İnşaAllah. Yani onun devamıdır diyor. “Ahd ve yemini de îmandır. Dahil olanları, tüm mü'minlerdir”, bütün müminlerin birleşmesi gerekir diyor. “Tüzük metni,” yani bu birliğin tüzük metni “Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünnet-i seniyyesidir (sünnetidir). Yasası, emirleri, kanunları ve şeriatın yasakladığı şeylerdir”. Yani Kuran’ın yasakladığı şeylerdir. “Bu birlik; gelenekten, alışkanlıktan değil, ibâdettir” diyor bakın. Bakın; “Bu birlik; (Türk İslam Birliği) gelenekten, alışkanlıktan değil, ibâdettir.” Namaz gibi, oruç gibi ibadettir diyor. “Gizlenmek, korkmak; ikiyüzlülüktendir”, münafıklara hitabediyor Bediüzzaman bak, “gizlenmek ve korkmak”. İt gibi gizleniyor, it gibi de korkuyor, “Korkmak; ikiyüzlülüktendir” münafıklıklarındandır, münafıkların özelliğidir ikiyüzlülük. “Farzda gösteriş yoktur” diyor. Yani gösteriş olmaz, aleni olur diyor farz, gösteriş için olmaz, alenidir. “Bu zamanın en büyük farz vazîfesi, İslam Birliğidir” diyor, ne namaz ne oruç ne zekattır diyor. Tamam bunları yapacaksınız ama, hepsinin üzerinde “en büyük farz vazife İslam Birliği’dir, İttihad-ı İslam’dır” diyor. Görüyor muyuz bunu kardeşlerimizde? Görüyoruz, ama az görüyoruz, çok görmemiz lazım. “Birliğin hedef ve maksadı; o kadar uzun, kollara ayrılmış, her şeyi kuşatan, karar yerlerini ve İslam’ın ibadet yerlerini birbirine bağlayan”, yani bütün Müslümanları birbirine bağlayan, evlerini, camileri, hepsini birbirine bağlayan, “nurani bir soyu harekete geçirmekle, onunla bağlanmış olanları uyarma ve yükselme yoluna bir istek ve vicdani bir emir ile sevk etmektir”, bak “vicdani bir emirle sevk etmektir”. “Bu birliğin yolu muhabbettir”. Bütün Müslümanları seveceğiz, hepsini seviyorum. Hata yapanları da seviyorum. Bir tek münafıklara karşı bir nefretim var. Küfrü bile şefkatle karşılıyorum, kurtarmak istiyoruz. “Düşmanlığımız ise, cehalet, ikiyüzlülüğe (münafıklığa)” bak “düşmanlığımız ise” diyor “cehalet, iki yüzlülüğe ve münafıklığadır.” İki yüzlülük zaten münafıklığın bir özelliğidir, ama münafıklığı ayrıca net olarak vurguluyor bak “münafıklığadır”, “Müslüman olmayanlar emin olsunlar ki, bu birliğimiz, bu üç vasfa karşı çıkmaktır. Müslüman olmayana karşı hareketimiz iknâdır”. Yani “onlara karşı bir öfkemiz, ezici bir tavrımız, aşağılayıcı bir tavrımız, canlarını yakacak bir tavrımız olmaz. Şefkat göstereceğiz” diyor, onlara, şefkat. Bak, “Müslüman olmayana karşı hareketimiz iknadır”, sadece anlatırız, konuşuruz, kabul ettiği kadar. “Onlara karşı bizim bir düşmanlığımız yok” diyor. “Bizim düşmanlığımız cehalet, ikiyüzlülük ve münafıklığadır” diyor. “Sadece bunlara düşmanız” diyor. Müslümanın düşman oldukları bunlardır, cehalet (cahillik), yani bilimden uzak olmak, bilimden. İki yüzlülük, sahtekarlık ve münafıklık, münafıklar. “Müslüman olmayanlar emin olsunlar ki bu birliğimiz, saydığımız bu üç vasfa karşı çıkıyoruz” diyor. Onlara karşı o yönde bir bakış açımız yok diyor. Onlara bir düşmanlığımız yok diyor. “Müslüman olmayana karşı hareketimiz iknâdır (sadece telkin) zira onları medenî biliriz” komünitstir, faşisttir, masondur, fark etmez “zira onları medeni biliriz. Ve İslâmiyeti sevgili ve yüce göstermektir amacımız” diyor.Yani “İslam’ı sevdirmek ve yüce göstermek isteriz onlara. Başka da onlara karşı bir tavrımız olmaz” diyor. “Zira onları insaflı zannediyoruz (insaflı olduklarını düşünüyoruz). Lâübaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir yabancıya sevdiremezler” yani var ya böyle üçkağıtçı laubali sahtekar Hocalar, soytarılık yapıyor çıkıyor televizyonlara falan. Yani şimdi belirli kişileri açıkladığımı zannedecekler ama, değil, onları tenzih ediyorum. Bak laubaliler, tam karşılığı ama bak, soytarılık var, üçkağıtçılık var, küfürle iş birliği var. Oradan buradan para toplayıp, Müslümanların aleyhine faaliyet yapmak var, gizli gizli haramlara girmek var kimseye sezdirmeden, kimsenin görmediği yerde her türlü üçkağıtçılığı yapmak var. Hatta entariyle adam beline zil bağlayıp oynuyor yani, mastika yapıyor koskoca herif. Sağlam istihbaratım bana güven. Bak, “laubaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir yabancıya sevdiremezler”, dinsiz takılarak, züppe takılarak, it kopuk takılarak, kendinizi sevdiremezsiniz onlara diyor. “Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez” diyor. Yani adamın bir karakteri, bir kişiliği yoksa, dinsiz de seni sevmez diyor. Pislik ve aşağılık olduğunu anlar diyor. Davanı satıyorsan, kendini satıyorsan, aşağılık hareketler yapıp, üçkağıtçılık yapıp kendini sevdirmeye çalışıyorsan dinsize, senden gizlice nefret ederler diyor. Yine sevmezler seni diyor. Samimi bir Müslümana karşı bir saygısı olur adamın içinde, samimidir ama, laubali, alçağa ve münafığa karşı nefret duyuyor içinde. “Ve bu birliğe araştırarak dahil olanlar” yani inceleyip düşünerek dahil olanlar, “onları (yani laubalileri) taklit edip çıkmazlar”. Yani o laubalilerden etkilenmezler zaten diyor, üç kağıtçı Hocalardan. “İttihad-ı Muhammedî aleyhissalâtü vesselâm olan İslam Birliği’nin fikirlerini, meslek ve gerçeğini halkın fikirlerine arz ederiz” diyor, Bediüzzaman. “Kimin bir itirazı varsa etsin, cevaba hazırız” diyor. Yani anlatırız, kabul eden eder, etmeyen etmez, ama dinde zorlama yok diyor. Yani biz zoraki kabul ettirmekle mükellef değiliz. Hoşuna gidiyorsa, seviyorsa, sevdirmek için gayret ederiz, seviyorsa sever, sevmezse şefkat duyarız, dua ederiz. Ama münafığa düşmanız, cehalete düşmanız, iki yüzlülüğe düşmanız. Bunu kim söylüyor? Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Bunu kim söylüyor? Hepsinin üzerinde Kuran söylüyor. Bunu kim söylüyor? Bediüzzaman söylüyor, inşaAllah.
Bak Bediüzzaman güzel bir Farsça şiir koymuş; ”Cihânın bütün arslanlarının bağlandığı bu zinciri hilekâr bir tilkinin koparmasına imkân var mıdır?” Aslan Mehdi (a.s.)’dir ve talebeleri, inşaAllah. Hilekâr tilki nedir? Böyle tin tin tin tin tin münafıklar öyle gezinirler. Bak, hilekâr bir tilki, çünkü çok zeki olur tilki gibi şeytani bir zekaya sahip olur münafıklar. “Hilekâr bir tilkinin koparmasına imkân var mıdır?” diyor Bediüzzaman. (Hutbe-i Şamiye, Sâdâ-yı Hakikat, s. 94) Hutbe-i Şamiye ünlüdür Bediüzzaman’ın.
O kardeşimiz, güzel güzel anlatıyordu ya kendince, yanlış anlatıyor. Bak Bediüzzaman burada diyor ki, Sikke-i Tasdiki Gaybi, s. 9’da; “O zatın üçüncü vazifesi” diyor. Hocam ne diyor? “Yapamaz” diyor. Bak, “birinci vazifeyi yapacak ikinci vazifeyi de yapacak, üçüncü vazifeyi de yapacak” diyor. Şahs-ı manevi yapacak dese Bediüzzaman, dili var ve Türkçe konuşmayı çok iyi biliyor. Der ki, “şahs-ı manevi yapacak” der. Ne zoru? Kimden korkuyor?. Mehdi (a.s.) çıkar şahs-ı manevisi bunları yapar, ama “o zat yapacak” diyor. Türkçeyi iyi bilen bir insan. Bediüzzaman’ı yalancı çıkartmak çok ayıptır. Hem Nur talebesiyim diyeceksin, hem Bediüzzaman’ı yalancı çıkarmaya çalışacaksın, bu yakışık almaz. Ama biz tabii yine o Hocamızı tenzih ediyoruz, çünkü hakikaten mazlum o. O oradan buradan duyduğuyla kendince bir şeyler söylüyor o yönde. Yani bu konuda yanlış olan konularını söylüyorum. “O zatın üçüncü vazifesi İslam halifeliğini, İslam Birliği’ne bina ederek” bak o zat yaşıyor, ruhu demiyor, ölüsü demiyor, şahs-ı manevisi demiyor, o zatın kendisi diyor, o zat, Mehdi (a.s.). “üçüncü vazifesi İslam halifeliğini, İslam Birliği’ne (İttihad-ı İslam Birliğine) bina ederek (dayandırarak) dindar Hıristiyanlarla ittifak edip” Evanjelik, Ortodoks, La ilahe illahlah diyen dindar Hıristiyanlarla ittifak edip “İslam dinide hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakarlarla uygulanabilir” diyor, Bediüzzaman. Yani milyonlarca fedakarlar olacaktır diyor. “Birinci vazife, o iki vazifeden üç dört derece daha ziyade kıymetlidir” diyor. Yani kırk yıllık Mehdi (a.s.)’nin iman hakikatleriyle ilgili yaptığı çalışma “çok önemlidir” diyor, Bediüzzaman. En hayati bölüm o. O yüzden, “birinci vazife, o iki vazifeden üç dört derece daha ziyade kıymetlidir. Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan herkesin ve halkın gözünde daha ehemmiyetli görünüyor”. Cübbeli’nin gözünde de öyle görünüyor. Cübbeli de onun için diyor; “çıkar çıkmaz ben tanırım” diyor. Sen nereden tanıyacaksın? Tebliğ yapacak Mehdi (a.s.) nasıl anlayacaksın? Kırk yıl faaliyeti var, nereden anlayacaksın? İşte o has Nurcular ve bir kısmı evliya olan o kardeşlerimizin açıklamaya muhtaç fikirlerini ortaya atmak, ehl-i dünyayı ve siyasetçileri telâşe verir ve vermiş”. Bak, “o has Nurcular ve bir kısmı evliya olan o kardeşlerimizin açıklamaya muhtaç fikirlerini” onlar da hata yapıyorlar, “hata yapıyorlar” diyor Bediüzzaman, “açıklamaya muhtaç fikirlerini ortaya atmak (yanlış olan fikirlerini ortaya atmak) ehl-i dünyayı ve siyasetçileri telaşe verir ve vermiş; hücumlarına vesile olur. Çünkü, birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar; öteki yönlerine atılırlar” diyor. Yani “birinci vazife çok önemlidir” diyor, ilk yapılacak vazife. Bediüzzaman da; “Mehdi (a.s.)’nin o birinci vazifesini ben de yapıyorum. Daha önceki alimler de, daha önceki mücedditler de yaptı” diyor. Yani ben yapmıyorum demiyor Bediüzzaman, “zaten ben yapıyorum, pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim, ona zemin hazırlıyorum. Çiçekler baharda gelir, biz kışta geldik” diyor Bediüzzaman. Ben iman hakikatleri anlatmıyorum, ben Mehdiyet görevi yapmıyorum, demiyor ki. “Ben Mehdiyet görevini yapıyorum” diyor. Öncü askeriyim ne demek? Pişdar bir neferi ne demek? “Ona yol açıyorum, zemin hazırlıyorum” diyor. Faaliyet yapıyordu. Ne ile yapıyordu? “İman hakikatlerini anlatarak hazırlıyorum” diyor. “Ama bu harekete, Mehdiyet hareketi demeniz yanlış olur” diyor, çünkü o zaman “yanlış karar vermenizin sebebi şudur. Mehdi (a.s.) üç vazifeyi de birden yapacaktır. Hem diyanet, hem siyaset, hem saltanat aleminde, ben bir yönde yapıyorum” diyor. “İmam Rabbani de bir yönde yaptı, Abdülkadir Geylani de bir yönde yaptı, diğer mücedditler de bir yönde yaptılar ve bir cihette yaptık. Bir cihette, bir yönde bir cihette” diyor. “Gelecek olan Mehdi (a.s.) üç yönde de yapacak, yani siyaset, saltanat ve diyanet yönünde de yapacak ve tam mükemmel yapacak (Mükemmel olarak yerine getirecek) O yüzden adı büyük Mehdi (a.s.)’dir” diyor. Bediüzzaman; küçük Mehdiler yoktur, gelmeyecektir, demiyor ki. Mehdi (a.s.) değildir diyemeyiz biz Bediüzzaman’a, o yönüyle Mehdi’dir. Ama küçük Mehdi’lerdendir.
VTR
ADNAN OKTAR:MaşaAllah bak Ahmet Yasin Hocam ne enaniyet yapıyor, ne grup taassubu yapıyor, ne o böyle kendine ayrı bir benlik veriyor, çok candan ve samimi olarak bak bizim internet sitelerimizi övüyor, cemaatimizi, Mehdi (a.s.) cemaati gibi gördüğünü söylüyor ki, bu bir hüsn-ü zandır, bir sevgidir. İnşaAllah öyle olurlar, inşaAllah öyle bir Mehdi (a.s.)’nin öncü askerleri oluruz, inşaAllah. Burada derin bir sevgi ve güven açık açık görülüyor. İşte Müslümanlar böyle birbirini koruyup kollarsa, çok severlerse, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği hemen kapıdadır. Ama münafıkların etkisinde kalmamak, şeytanların, iblislerin oyununa gelmemek çok hayatidir. Yani onlar böyle sansar gibi gezerler, bir oraya, bir oraya, bir oraya, Müslümanların arasını bozmak için. Hocamız mesela o konuda titiz, maşaAllah. Bu cemaat, Şeyh Nazım Hocamızın cemaati çok titizdir. Gayet güzel sevgiyi, kardeşliği, dostluğu esas alan, hoş, güzel bir dünyaları vardır. Allah mübarek etsin, Allah yollarını açık etsin, inşaAllah.
VTR
ADNAN OKTAR:Bakın ben mesela bu tip bir candanlığı çok nadir gördüm şu ana kadar. Hakikaten de Ahmet Yasin Hocamız olsun, Abdülkerim Efendinin konuşmaları olsun, diğer Şeyh Nazım Hocamızın konuşmaları olsun, grup taassubundan tamamen uzak, çok candan. İşte Mehdiyet’e gönül verdiğinde bir insan, Allah onun ruhunda bir güzellik, bir suhulet, ferahlık, bir derinlik meydana getiriyor ve bir hoşluk meydana getiriyor, Allah yollarını açıyor, bir bereket veriyor. Hakikaten Allah sevdiriyor. Mesela bak Hocamızın kerametidir, ne diyor; “bu konuşma burada kalmaz” diyor. Mesela küçük bir odada yapıyor konuşmayı, “bunu milyonlar duyacak” diyor. Hakikaten şu an en az otuz milyon kişiye hitap ediyoruz biz. En az otuz milyon. Ve her yere gidiyor, herkes duyuyor hakikaten, maşaAllah. Bir de böyle mübarek insanların sohbetlerinde hal etkisi olur, yani sırf ilim değil, mesela insanların hidayetine vesile olurlar ve hal verirler. Yani o silsileden gelen, o mübarek ruh halini etrafa yayarlar ki, Ahmet Yasin Hocamız da seyyiddir, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) neslinden, daha önce de söylemiştim, çok mübarek insanlardır, maşaAllah.
Ama söylüyorum Şeyh Nazım Hocamıza bol bol dua, inşaAllah. Çok tatlı insan, çok güzel insan. İnşaAllah böyle müreffeh, zengin, güzel Türkiye’yi oluşturacağız Allah’ın izniyle. Dev bir Türk-İslam Birliği oluşacak, bütün Türki Devletler, Azerbaycan’dan bir başlayacağız, ta sonuna kadar gideceğiz. Yakutistan’a kadar Allah’ın izniyle. Boydan boya Türk Milleti bir kere, tek millet oluyor. Böyle şey olmaz, paramparça öyle ayrı ayrı olur mu öyle şey, tek millet. Bütün İslam alemini de inşaAllah, Türk-İslam Birliği’nin içerisine alıp, İttihad-ı İslam’ı oluşturacağız. Her devlet ayrı, istediği gibi kendi düşüncesi neyse fikri ona göre hareket eder. Ama başlarında Mehdi (a.s.) bulunacak manevi liderleri olarak. Onlara sevgi öğretmenliği, dostluk, kardeşlik öğretmenliği yapacak. Ne anarşi, ne terör, ne savaş. Amerika’ya diyecek, “neden korkuyorsunuz? “Atom bombasından” arkadaşım diyecek “biz istersek dünyayı silip süpürürüz, bak otuz milyon kişilik askeri gücümüz var. Dev, dünyanın en büyük askeri gücüyüz. Ama biz silah kullanmayız, kan da dökmeyiz, bütün Hıristiyan alemi bize emanet, kafanız rahat olsun” diyecekler. “Peki Museviler ne oluyor” diyecek, “onlar da bize, yedi emanımızda, onlar da bize Allah’ın emaneti sizin gönlünüz rahat olsun” diyecek. O zaman bir oh diyecek Hıristiyan kardeşlerimiz, rahat olacak. “Sizin yapacağınız İslamiyet’i inceleyin, la ilahe illallah demeye bakın” diyecek Hz. Mehdi (a.s.). La ilahe illallah müthiş yayılacak, Hz. İsa Mesih (a.s.) de gelecek. “Bir eksik var, onu söyleyin şimdi” diyecek, “Muhammeden Resullulah” diyecek, bu kadar. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah, bütün dünya bunu diyecek ve İslam ahlakı dünyaya hakim olacak. Bak kardeşimiz gayet sakin anlatıyor, demin Nur talebesi kardeşimizi gördünüz. Kardeşim “70 yıl kaldı” diyor, Bediüzzaman 70 yıl. Sen neden konuşuyorsun. 70 yıl sonra bak, Hıristiyanlık, Müsevilik, Müslümanlık bitiyor, din bitiyor ve arkasından dünya bitiyor, komünistlik, faşistlik kalmıyor, satanistlik kalmıyor. Bütün dünya tuz buz olacak, darmadağın olacak. Dümdüz, “her yerin dümdüz olduğunu görürsün” diyor, Allah. Dümdüz arazi olacak yani, “hiçbir şey bırakmayacağım” diyor Allah. “Ve yeniden hayatı tesis edeceğim” diyor Allah. Yani insanlar yeniden, bütün ölülerin tamamı yeniden diriltiliyor, bütün dünya. Adamlar da şaşırıyorlar, diyorlar; “bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?” Anlıyor ama çok geç anlamış oluyor, inşaAllah.
Ne diyor kardeşimiz, “selamün aleyküm değerli Hocam. Yaz kış, gece gündüz demeden, dinlenmeden çalışıyorsunuz.” Biz dinleniyoruz, şu an dinleniyoruz, Müslümanın dinlenmesi budur, inşaAllah. Boş durursa yorulur Müslüman. “Ve bize dinimiz hakkında bilmediğimiz bilgileri sunuyorsunuz, birçok insanlar gibi benim de hidayete ermeme vesile olmuştunuz. Bunun için size çok çok teşekkür ederim”. Allah’a hamd edeceksin, bana da Allah razı olsun diyeceksin. Bana teşekkür olmaz, bana karşı senin içinde bir muhabbet varsa ne diyeceksin, “Yarabbi, Allah’ım kardeşimizden razı ol” diyeceksin, o yeter. “Allah razı olsun” diyeceksin. “Ben sizi tahmin edemeyeceğiniz kadar çok seviyorum”, hay maşaAllah, Allah muhabbetini arttırsın. “İnşaAllah oğluma sizin isminizi Muhammed Adnan ismini vereceğim”. Şahane bir isim bu Muhammed Adnan, bayağı sevdim yani maşaAllah. Hadi bakalım o köfteye de o ismi ver. Allah mübarek etsin, Allah ona sağlık sıhhat versin, güzellik, yakışıklılık versin keretaya, inşaAllah. Bir ara da bir getirsin de bir yanaklarını sıkalım köftenin. Ama biraz büyüsün, şimdi küçük olmaz. “Allah sizi korusun ve başımızın üstünden eksik etmesin, amin” diyor, Firdevs Hanım. MaşaAllah maşaAllah. Allah’a ada çocuğu da. “Yarabbi çocuğumu sana adadım” diyeceksin. Hz. İsa (a.s.)’yı nasıl annesi Allah’a adadı, “Yarabbi” dedi “çocuğumu sana adıyorum. Her Müslüman böyle o küçük köfteleri Allah’a adayacaklar, inşaAllah o zaman bereket, güzellik, nur, sağlık, sıhhat olur, hayır olur. Tabii Allah rızası için yapılır ama, Allah onu ayrıca nimetlendirir, inşaAllah.
Abdülkerim Efendi Hocamız, Şeyh Nazım Hocamızın mübarek taleberinden muhterem bir Hoca efendidir onu da görelim.
VTR
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bak Abdülkerim Efendi de Hz. Mehdi (a.s.) muhabbeti, Hz. Mehdi (a.s.) aşkı ruhunda var. Müslümanın böyle olması lazım, Hz. İsa (a.s.)’a aşık olacak, aşkla onu bekleyecek, onu mezara sokmaya meraklı olmayacak haşa. Hz. Mehdi (a.s.)’yi da mezara sokmak peşinde olmayacak veyahut onu görünmez bir hale getirmeye çalışmayacak, şahs-ı manevi deyip yok etmeye çalışmayacak.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ona aşkla muhabbet duyacak mesela bayağı güzel o kardeşlerimiz, bak maneviyatından, feyzinden, bereketinden, nuraniyetinden Hz. Mehdi (a.s.)’nin istifade ediyorlar. Görmediği halde, daha belki bağlantı kurmadığı halde bizler gibi onlarda daha Hz. Mehdi (a.s.) ile görüşmemişler ama hissetmişler bizim gibi Hz. Mehdi (a.s.)’yi, varlığını hissetmişler. Bak Şeyh Yasin Hocamızın üslubundan Hz. Mehdi (a.s.)’yi alenen hissettiği görülüyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Abdülkerim Hocamızdaki muhabbetten de bu anlaşılıyor, Şeyh Nazım Hocamızın muhabbetinden de bu anlaşılıyor, Nur Talebesi kardeşlerimizin bir kısmına bu yakışmıyor. Mehdiyet’i yok etmek, Hz. Mehdi (a.s.)’yi yok etmek, Hz. İsa (a.s.)’yı yok etmeye çalışmak böyle boşluk haline getirmeye çalışmak Müslüman’ın yapacağı bir hareket değildir. Peygamberimiz (s.a.v.)’i insanlar gördü, bağırlarına bastılar, musavva ettiler, elini tuttular. Mübarek nazarlarıyla karşılaştılar. Hz. Mehdi (a.s.)’de öyledir, insanların arasında gezecek ve konuşacaktır. Bediüzzaman hepsinde açıklarken, açıkça zat ve şahıs olarak belirtmiştir. Ne gerek var zorlamalara, size kim verdi bu aklı, nereden çıkarttınız bunu? Bediüzzaman demiyor, hadisler de Peygamberimiz (s.a.v.) demiyor, Kuran’da böyle bir işaret, alamet yok, hiçbir alim, ulema demiyor, hangi insan çıkarttı da bunun etkisinde kaldınız, böyle bu perişanlığın içine giriyorsunuz. Ne gerek var bunlara. Dürüstçe, samimi Bediüzzaman ne diyorsa onun peşinden gidin, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz, tam bir fikir özgürlüğü, tam bir kardeşlik ve sevecenlik ortamı vardır, herkes istediği gibi yaşar, kimseye baskı olmaz, her fikir istediği gibi yaşar. Hz. Mehdi (a.s.)’ın kılıcı imanıdır, sevgisidir ve samimiyetidir, muhabbetidir. Başka bir şey yoktur Hz. Mehdi (a.s.)’da. Ama coşkun bir sevgiyle sevilecektir, herkes sözünü dinleyecektir Hz. Mehdi (a.s.)’ın göreceksiniz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela bak o kardeşimiz orada, kendinden çok emin şekilde anlatıyor. Çantacı Necmi ağabey var, çok sevimli, çok şeker bir ağabey, onun filmini de göstereceğim. O da şahs-ı manevici. Onun da eksik yönleri var, hatalı yönleri var, tabii iyi niyetli o muhabbetle, o ta çocukluğundan beri öyle eğitim aldıkları için yanlış yönlendirilmişler fakat Almanya’da bir Nurcu ağabey var, ne o Nur talebesi. Sen ismini biliyor musun onun?
OKTAR BABUNA:Bilmiyorum hangisi Hocam?
ADNAN OKTAR:Hani anlatıyor, en sonunda değiştirdi fikrini, önce şahs-ı manevi diyordu.
OKTAR BABUNA:Hatırladım Hocam, ismini hatırlayamadım, filmi hatırladım.
ADNAN OKTAR:Filmi hatırladın.
OKTAR BABUNA:Bende de olabilir filmi hatta.
ADNAN OKTAR:Bak, bakayım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sonra o maşaAllah kabul etti. “Evet Hz. Mehdi (a.s) gelecek” dedi. Mesela bak dürüstmüş o, samimi diretmedi o. O baktı baş edemiyor o, çocuklar sorular soruyorlar, karıştırdı yani onu ona ekledi, onu ona ekledi, olacak gibi değil. Çünkü o kadar açık ki, o kadar sarih ki, dürüst, samimi bir insanmış bak sonunda, “evet, Hz. Mehdi (a.s.) şahıs olarak gelecek, bu açık” dedi. “Bediüzzaman’ın ifadeleri net, bunu inkar edecek bir yönü yok” dedi.
OKTAR BABUNA:Hasan ağabeymiş ismi.
ADNAN OKTAR:Hasan, Hasan ağabey. Evet çok candan, samimi birisi.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah yolunu açık etsin.
Bak ne diyor Bediüzzaman, Kastamonu Lahikası, sayfa 139. “Hem bu üç görev birden, bir şahısta, cemaatte benim zamanımda, bulunması mükemmel olması, birbirini yok etmemesi, etkisiz hale getirmemesi mümkün değil” diyor Bediüzzaman. “Benim zamanımda Hz. Mehdi (a.s.) gelemez” diyor. Kardeşim sana ne oluyor. Bediüzzaman “olamaz” dediyse olamıyordur. Bediüzzaman’ı sen niye yalancı çıkarırsın. Niye doğrucu havasında kendini ortaya atıp aslı astarı olmayan, delili olmayan sözler ortaya koyarsın. Güven sen Peygamber’e, güven Kuran’ın hükümlerine, güven Bediüzzaman’ın açıklamalarına, bak ne diyor, çok net söylüyor. “Bu üç vazife birden, bir şahısta veyahut cemaatte benim zamanımda, bu zamanda bulunması mükemmel olması, birbirini yok etmemesi, engel olmaması mümkün değil. Pek uzak, adeta kabul görünmüyor” diyor, Bediüzzaman. Daha ne desin? “Mehdiyet o devirde olmaz, mümkün değil benim zamanımda” diyor. Ama ne zaman olur diyor, bak açıklıyor onu da: “Ta Ahir zaman da, Al-i Beyti Nebevi’nin Peygamberimiz (s.a.v.) soyunun, cemaati nuraniyesini, cemaatini temsin eden”, yani seyitler cemaatini temsil eden, temsilci bir şahıstan bahsediyor. Hepsi o topluluk adına karar verebilen bir insan, temsil eden, temsilci ne demektir? Bir kişi olur. Bir şirketin temsilcisi kim diyorsun, adam bu diyor. Sınıf temsilcisi vardır, bizim sınıf temsilcimiz sınıfta herkes sınıfta başkan seçerdi, sorarlardı sınıf temsilcisi kimdir, öğretmenim derdi çocuklar, kalkar, benim derdi. Yani altı kişi, sekiz kişi birden kalkmazdı sınıf temsilcisi diye, bir kişi kalkardı. Bak diyor ki: “Seyyidler cemaatini temsil eden” ve açıklık getiriyor bak, “temsil eden, Hz. Mehdi (a.s.)’de”, şahs-ı manevi demiyor, “temsil eden Hz. Mehdi (as)’da ve cemaatindeki” bak bir Hz. Mehdi (a.s.) var, “cemaatindeki şahs-ı manevi de”, Hz. Mehdi (a.s.) var, cemaati var, cemaatinin de şahs-ı manevi var. Tabii ki şahs- manevi olacak, başka türlü nasıl olur. Hz.. Mehdi (a.s.) varsa, cemaati varsa, şahs-ı manevisi olmaması nasıl olsun, mümkün değil ki zaten.
SUNUCU:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aksi mümkün değil. “Şahs-ı manevi de ancak içtima edebilir”. Hz. Mehdi (a.s)’de olabilir bu, “o üç görev birden ve üçünü birden yapar, Mehdi (a.s.) yapar parçalamaz” diyor. Hocam ne diyor? “Olmaz, adetullah kanunlarına aykırı diyor. Bundan açık izah olur mu? Bediüzzaman bak “benim zamanımda, siyaset, diyanet, saltanat alemindeki üç vazife birden, mükemmel olarak, bir arada olması mümkün değil, olmaz” diyor. “Ahir zaman da Hz. Mehdi (a.s.)’de”, bak “Hz. Mehdi” diyor ayrıca çok net söylüyor “Hz. Mehdi (a.s.)’de ve onun talebelerinden olan cemaatinde ve Hz. Mehdi (a.s.) ve cemaatinden toplanan, oluşan şahs-ı manevi’de ancak içtima edebilir” diyor.
SUNUCU:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu ne demektir? Hz. Mehdi (a.s.) şahıs olarak gelecek demektir. Açık söylüyor. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) başlarında, “Hz. Mehdi (a.s.) var, cemaatide var” diyor. Buraya şahs-ı manevisini eklemeye gerek yok ki, zaten cemaatin şahs-ı manevisi olacak.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi başbakan var, hükümet var, hükümetin şahs-ı manevisi olmaz olur mu?
OKTAR BABUNA:Olur tabi ki, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hükümet o zaman hiçbir şey yapmaması lazım. İzahatı şahs-ı manevisi var demektir. İşte sahs-ı manevi bu, kastedilen şahs-ı manevi budur. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’li şahs-ı manevi bu ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleriyle bir beraber şahs- ı manevi. Sen Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerini, yok ediyorsun, toprağa gömüyorsun, sadece şahs-ı manevisini bırakıyorsun. “Hz. Mehdi (a.s.) nerede?” diyoruz, yok. Talebeleri nerede? Yok. “Şahs-ı manevisi nerede?” diyoruz, “o var” diyor. Niye talebelerinden rahatsızsın, niye Hz. Mehdi (a.s.)’dan rahatsızsın sen? Ve Bediüzzaman’a niye inanmıyorsun kardeşim? Peygamber’e niye inanmıyorsun? Kuran’a niye inanmıyorsun? Kuran’da nerede görülmüş şahs-ı manevinin lider olduğu, Müslümanların başına geçtiği.
OKTAR BABUNA:Yok öyle bir şey, tabii, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.)’nin kan akıtmayacağını, Ahmet Yasin Hocamız anlatıyordu. O filmi göstersene. O arada şu Cübbeli’nin duasını koysunlar, Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili duası meşhur, onu görelim. Hep onları da şimdi Cübbeli kıskanabilir diye Hocalarımızı, onu da gösterelim de içi rahatlasın. Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkması ile ilgili duası var, onu göster. Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkışıyla ilgili. Coşkuyla dua ediyor. Sonra ne olduysa olmuş herhalde bir şeyler fark etti, ne İttihad-ı İslam’dan bahsediyor, ne Türk-İslam Birliği’nden bahsediyor, ısrarla kaçınıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’yi zaten hiç ağzına almamaya gayret ediyor. “570 yıl sonra, 570 yıl sonra”, onu da nereden çıkartıysa öyle.
OKTAR BABUNA:Duasında “korkarım ki, gelince tanımayız” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet bakalım.
VTR
ADNAN OKTAR:Cübbeli bu duayı etmeme konusunda sanki yemin etmiş. Bir daha etsene bu duayı, tekrar tekrar bu duayı et, ne kadar güzel bir dua. Bu duadan sonra hazrete bir şey göründü gözüne, bir şeyleri fark etti, ödü kopuyor bu duayı etmeye. Bak Müslümanlar nasıl coşkuyla amin diyorlar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah evet.
ADNAN OKTAR:Dua etmekle insan pişman olmaz. Şeyh Nazım Hocamın yanında diyor ki; “inşaAllah görürüz Hz. Mehdi (a.s.)’ı, inşaAllah Allah kavuşturur” diyor. Halkın önünde de söylesene. Flash Tv’de de söyle.
Hz. Mehdi (a.s.)’ın kan akıtmayacağı ile ilgili evet görelim, inşaAllah.
VTR
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah bak Şeyh Yasin Hocamız, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadisi şeriflerine dayandırarak, Hz. Mehdi (a.s.)’nin kan akıtmayacağını, açıkça ifade ediyor. Hz. Mehdi (a.s.) barış insanıdır, sevgi, güzellik, dostluk, muhabbet insanıdır. İnsanların yüzü gülecek, sevinç içinde olacaklar. Özgürlüğün, hürriyetin, güzelliğini tadacaklar, kabusu kıracak. Ama bir kısım insanlar da Allah vermesin, kabus getirecek gibi anlatıyorlar, kan getirecek, kabus getirecek, şiddet getirecek, bağnazlık getirecek. Kardeşim sen deccal’den bahsediyorsun, ben Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsediyorum. Hz. Mehdi (a.s.) anti-kandır, kanı kaldırır, dostluğu getirir, sevgiyi getirir, güzelliği getirir. Her yeri güzel hale getirecektir. Mamur olacak bütün beldeler. Gençler, yaşlılar Yarabbi diyecekler, ne kadar güzel hayat, ne kadar güzel yaşamak, inşaAllah Cennet’te asıllarını nasip et diyecekler inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:İlgili bir hadis okuyayım mı, Hocam Peygamberimiz (s.a.v.)’den?
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Onun Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında, büyükler “keşke ben küçük olsaydım, küçükler de keşke ben büyük olsaydım” diyeceklerdir. Hatta yaşayanlar kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için, ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir”. Muhaymin Bin Hammad, İbn-i Abbas’tan tahric etti: “Hz. Mehdi (a.s.) bizim ehl-i beyt’ten bir gençtir, ihtiyarlarımız ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise onu ümit edeceklerdir” maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Sultan Baba rahmetli beni çok severdi. O da çok mübarek bir şeyh efendidir. Onun talebelerinden bir yazı gelmiş kardeşimizden, biraz onun hakkında da bilgi verelim.
OKTAR BABUNA:Resmini de gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet hem resmini göster, bak dua şeklini gördün mü, ne tatlı, acayip sevimli, maşaAllah. Bak orada dua ederken, orada Kuran okurken resimleri var. Bak görüyor musun sevimliliği maşaAllah. Rahmetli beni müthiş severdi, müthiş muhabbet duyardı, çok güzel sena edici sözleri var benimle ilgili, maşaAllah. Şu kısmı okursan Sultan Baba ile ilgili, inşaAllah. Bu da güzel bir resmi, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:“1904 Artvin Arhavi doğumlu olup, iki yaşındayken babaları, altı yaşındayken anneleri vefat ediyor. Hem yetim, hem öksüz kalıyor. Ömrü gurbetlerde geçiyor. 1954’te İstanbul’a geliyor, 54’ten bu yana Zeytinburnu’n da ikamet ediyor. 63 yaşına kadar Dağıstanlı Şeyh Şerafettin Veli Hazretleri’nin manevi tasarrufunda yoğrulup tezkiyeyi nefs döneminden sonra da mürşit olup, irşat vazifesine başlamıştır. Yüzlerce, binlerce talebe yetiştirmiştir. Halk arasında çok sevildiği için ona “Baba” dediler. Manevi kudretinden dolayı da, “Sultan” ismi verilmiştir. Birçok yerde cami ve ibadethaneler yaptırmıştır. Onun bütün hayatı Kuran’dı. Sünneti Seniye hayatının her noktasına ve zerresine nüfuz etmiştir. Sultan Baba, Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetinin, tevhit sancağı altında toplanmasını, Allah yoluna dönmesi, ümmeti Muhammed’in başına adil, imanlı, hakka riayet eden amirlerin başa gelmesi için gayret etmişlerdi. Sultan Baba’nın sık, sık dile getirdiği bir söz vardı. Derlerdi ki: “Bu kapı Allah’ın kapısıdır, biz bir vasıtayız”. Sultan Baba’nın da bazı sözleri: “Renk ayırımı yapmayın siyah, beyaz, sarı diye. Mezhep ayırımı yapmayın, Şafii, Hanefi, Maliki mezhepler amelidir, herkes kendi amelinden sorumludur. Bunu bir dava haline getirmeyin. Tarikatlerde de Tefrikayı şiddete karşıydı. Nakşi’ymiş, Kadiri’ymiş, benim şeyhim, senin şeyhin gibi ayırımlar ümmeti parçalayan unsurlardı. Hak, Hak dostu olan Sultan Baba 24 Kasım 1991’de vefat etti”.
ADNAN OKTAR:Allah rahmet etsin.
OKTAR BABUNA:Allah rahmet etsin.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Muhammed Kaldırım, Sultan Baba’nın talebelerinden, şu yazısı göndermiş, onu da okuyalım.
OKTAR BABUNA:Muhammed Kaldırım’ın önceki mesajı:”Adnan Hocam, Sultan Babamızın evlatları, belki de bu memlekette kimsenin sevmediği, hatta kimseye teslim olmadığı kadar, teslimdir, inşaAllah. Sizler ne derseniz doğrudur, ne derseniz kabulümüzdür, nasıl uygun görürseniz biz canı gönülden razıyız. Çünkü Sultan Baba’mızın bize gösterdiği ikinci şahıs sizsiniz. Biz Sultan Baba’nın evlatları olarak inşaAllah, ölene kadar sizlerin yanındayız, sizlerin sonsuz teslimiyetimiz ve güvenimiz var ve elimizden gelen her desteği vermeye çalışıyoruz ve şunu iyi biliyoruz, siz varsınız, Erbakan Hocam var ve bu demektir ki, İslam en kısa zamanda dünyaya hakim olacak. Bu müjde de inşaAllah beynimize kazılı. Allah sizlere inşaAllah çok uzun ömürler versin, ümmetin size çok ihtiyacı var. Allah Erbakan Hocam ve Adnan Hocam sizlere sonsuz güç versin. Muhammed Kaldırım, Kocaeli”. MaşaAllah Hocam.
SUNUCU:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Erbakan Hocam hakikaten insan doğal olarak sevdiği bir insan, müthiş delikanlıdır Erbakan Hocam böyle hiç çekinmez, böyle basın falan üstüne giderdi, millet laf ederdi, o hak bildiğini direk yapar. Ama korkaklar çok çirkin bir görünüm veriyorlar. Ama o çok sevecen bir insandır. Yani yiğit ve cesur olması çok güzel. Yoksa biz biliyoruz, korkak liderler de geldi, ürkek, kim ne der, bilmem ne. Erbakan Hocam öyle değil, istediği herkes gidip görüşür, konuşur yani sevdikleriyle bağlantı kurar. İşte falanca duyarsa ne der, hiç önemli görmez Erbakan Hocamız, maşaAllah. Bayağı da güzel bir tavır gösterdi. Allah başbakan da yaptı Hocamızı, inşaAllah Cumhurbaşkanı da olur Erbakan Hocamız, inşaAllah. Ama söylüyorum, her zaman söylüyorum sağın tamamını destekliyorum ben yani Saadet Partili değilim onu da söyleyeyim. Ama ben mazlumdan yanayım, daima onu söyleyeyim. Daima mazlumdan yanayım, haktan yanayım. Mesela MHP’li kardeşlerimiz o boynu bükük, o güzel camii de gittiler, namaz kıldılar, acayip muhabbetim arttı. Helal olsun onlara.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah evet.
ADNAN OKTAR:Müthiş sevdim, zaten seviyordum ama sevgim daha da arttı. Bir de Mehter Takımını orada görünce artık yani muhteşem. Erbakan Hocamızın yapacağı bu Kongre de Mehter Takımı olayı çok önemli bak bir daha söylüyorum. Küçük bir Mehter Takımı değil bakın iki Mehter Takımını birleştirip, büyük dev bir takım yapmak, inşaAllah. Çift kös olması lazım. İnim inim inleyecek, pencereler zıngır zıngır sallanması lazım ki, açıp Aydın Doğan’a o Mehter müziğini bir dinletelim. Fatih Altaylı Beyefendiye de dinletelim, Numan Kurtulmuş Hocam da inşaAllah kahvesini içerken dinler, açılır, iyi gelir, inşaAllah.
Oktar Hocam biraz şimdi Kütüb-i Sitte den hadis oku da, Hz. Mehdi (a.s.)’ın ve Hz. İsa (a.s.)’ın geleceğine inanamayan kardeşlerimiz veya şahs-ı manevi deyip geçiştirmeye çalışan kardeşlerimiz... Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? Peygamberimiz (s.a.v.) şahs-ı manevi demiyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’e inansınlar, Bediüzzaman’a inansınlar, kendi kafalarına göre onlara akıl veren, bir beş on tane tip var, onlara inanmasınlar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Kütüb-i Siitte de yer alan, Hz. İsa (a.s.) hadisleri, Sahihi Buhari: “Ebu Hureyre Resulullah’tan şöyle buyurduğunu işitti; ‘Meryem oğlu İsa, sizin içinize hükmünde adil bir hakim olarak inmedikçe, salibi kırmadıkça, domuzu öldürmedikçe ve cizye vergisini kaldırmadıkça ve mal hiçbir kimse kabul etmeyecek derecede dolup taşıncaya kadar, Kıyamet kopmaz’”.
ADNAN OKTAR:Burada şahs-ı manevi mi diyor Peygamberimiz (s.a.v.)?
OKTAR BABUNA:Şahıs, çok açık şahıs Hocam, kendisi yani şahıs inşaAllah.
ADNAN OKTAR:. Bizzat şahsi olarak söylüyor evet. Neler yapacakmış Hz. İsa (a.s.) bir daha söyle, bak Buhari’de eğer Ehl-i Sünnet inancıysa yani normal bir Müslüman ise inanması lazım. Yine normal bir Müslüman olarak, eğer Caferi ise, Şii ise yine inanması lazım, Alevi ise kardeşlerimizdense yine inanması lazım, Bektaşi ise yine inanması lazım, hepsi aynı şeyi söylüyor çünkü.
OKTAR BABUNA:“Hakim olarak inecek. Haçı kıracak” inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak “hakim olarak inecek” diyor. “Haçı kıracak, domuzu öldürecek”.
OKTAR BABUNA:“Domuzu öldürecek, Cizye vergisini kaldıracak ve mal hiç kimsenin kabul etmeyecekler derecede dolup taşacak”, muazzam bir bolluk olacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Devam et şimdi.
OKTAR BABUNA:“Müseyyeb Ebu Hüreyre den şöyle dediğini işitmiştir. Resulullah şöyle buyurdu; ‘nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, muhakkak ileride Meryem oğlu İsa, sizin içinize adaletli bir hakem olarak inecektir. O zaman o salibi kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak. Mal o kadar çoğalacak ki, hiç kimse mal kabul etmeyecek. Nihayet bir tek secde dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlı olacaktır’”.
ADNAN OKTAR:Bak mütevatir hadis, bak hem sahih, hem mütevatir. Kendi kafasına, kendi aklına göre değil. Yani bir insan kendi kafasına göre hareket etmeyecek. Ya Ehl-i Sünnet alimlerine göre hareket edilir, ya Bediüüzzaman’a göre hareket edilir, hepsinin üstünde sünnet’e göre hareket edilir, hadis’lere göre, hepsinin de üstünde Kuran’a göre hareket edilir. Ne Kuran’da var bu şahs-ı manevi ile ilgili Hz. İsa (a.s.)’ı toprağa gömdük diyen mantık; Kuran’da yok, hadis’te yok, Ehl-i Sünnet alimlerinde yok, Bediüzzaman’da yok. Beş, on tane evlerde yaşayan böyle değişik insanlar var, onlardan alınan yanlış bilgiler. Kimse inanmasın buna, doğrusu Bediüzzaman’ın açık beyanlarıdır. Peygamberimizin (s.a.v.) sahih ifadeleridir, Kuran’ın açık hükümleridir.
OKTAR BABUNA:“Ebu Hureyre şöyle demiştir”. Yine sahih Buhari’den. “Resulullah şöyle buyurdu; ’İmamınız, devlet başkanınız, kendinizden olduğu halde’”,
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) yani evet.
OKTAR BABUNA:“Meryem oğlu sizin içinize indiği zaman, İsa’da imamınıza uyduğunda”.
ADNAN OKTAR:“İmamınıza uyduğunda” evet, Hz. Mehdi (a.s.)’a namazda uyduğunda evet.
OKTAR BABUNA:“Acaba sizler nasıl olursunuz?”
ADNAN OKTAR:Kardeşim bak şahs-ı manevi, şahs-ı maneviye namazda mı uyacak? Peygamberimiz (s.a.v.) böyle mi diyor? Bak “İmamınız” diyor, imam namaz kılıyor, şahs-ı manevi namaz mı kılar? Yani burada bir insandan bahsedildiği görülmüyor mu?
OKTAR BABUNA:Çok açık görülüyor.
ADNAN OKTAR:Şahs-ı manevi olarak tabii topluca Müslümanlar namaz kılarlar tamamda burada şahs-ı manevi demiyor ki.
OKTAR BABUNA:İmamınız.
ADNAN OKTAR:“İmamınız” diyor. O zaman din ne olur? Yani o anlamda, bu kadar sahih bir şeyi bu kadar değiştirmek olur mu? Evet devam et.
OKTAR BABUNA:Sahihi Müslim, “Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki; ‘hayatım yedinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa (a.s.)’ın adil bir hakim olarak, sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O salibi haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. O zaman mal o kadar çoğalıp, taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır”. Sahihi Müslim ve tercümesi.
ADNAN OKTAR:Sahihi Müslim, devam et.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak Buhari de var, Müslim de var, hiçbirinde şahs-ı manevi olarak geçmiyor.
OKTAR BABUNA:“Ebu Hureyre (r.a.) dedi ki; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Allah’a yemin ediyorum, Meryem oğlu adil bir hakim olarak muhakkak inecek’”.
ADNAN OKTAR:“Adil bir hakim olarak”.
OKTAR BABUNA:“Haçı muhakkak kıracak, domuzu muhakkak öldürecek, cizye vergisini muhakkak kaldıracaktır. O zaman genç dişi develer, muhakkak terk olunacak, onlara rağbet edilmeyecek, bütün düşmanlıklar, buğuzlaşmalar ve hasetleşmeler muhakkak zail olup gidecektir. O muhakkak mala çağıracak, fakat malı hiçbir kimse kabul etmeyecektir”. “Ebu Hureyre (r.a.) dedi ki; ‘Resulullah imamınız, kendinizden olduğu halde’”,
ADNAN OKTAR:Yani Hz. Mehdi (a.s.).
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Meryem oğlu İsa (a.s.)içinize indiği, imamınıza iktida ettiği zaman, acaba nasıl olursunuz, buyurdu”.
ADNAN OKTAR:İmamın iktida ettiği ne demek? Namazda arkasında duruyor, namaz kılıyor, birlikte namaz kılıyorlar.
OKTAR BABUNA:“Resulullah (s.a.v.); ‘Meryem oğlu içinize indiği ve size iktida ettiği zaman, sizler nasıl olacaksınız?’ buyurdu. Ebu Hureyre (r.a.)’dan Resulullah (s.a.v.); ‘Meryem oğlu İsa (a.s.) içinize indiği ve sizden birini imam yaptığı zaman haliniz nasıl olacaktır” buyurdu’”.
ADNAN OKTAR:Bakın bunların hepsi muhtelif hadisler yani özellikle okutuyorum ki, ayrı ayrı hadisler bunlar, fakat çok, çok fazla ve Buhari ve Müslim de bunlar hep. Evet bak devam et şurada sahihi Müslim’den yine.
OKTAR BABUNA:“Nihayet Meryem oğlu İsa iner ve Müslümanların emiri ona; ‘gel bize namaz kıldır’ der. Bunun üzerine İsa; ‘hayır Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak, sizin bir kısmınız, diğer bir kısım üzerine emirler sizin’ der”. Sahihi Müslim.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi vuku mümkün olmayan bir şeyle tevil yapılabilir. Yani mesela diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s) aynı anda herkesin evinde olur“. Bu belli ki televizyon, burada tevil yapılır. Ama burada tevil için ne sebep var, Hz. Mehdi (a.s.) ile arkasında namaz kılacak İsa (a.s.). Bu yani aklın ihtiyarının almayacağı, mantığa aykırı olan ne var burada? Yani Müslüman’lar birlikte namaz kılmıyor mu? Namaz kılmak kadar makul ne olabilir? Bunu tevil etmeye kalkıyor adam, neden tevil ediyorsun? Kuran’da üç tane ayet var Hz. İsa (a.s.)’ın ineceğine dair. “Gelecek” diyor, yani “insan olarak, canlı olarak gelecek” diyor. Bediüzzaman da aynı şeyi söylüyor.
OKTAR BABUNA:Yeni sitemiz var gösterelim mi Hocam onu?
ADNAN OKTAR:Evet göster.
OKTAR BABUNA:Hz. İsa (a.s.) ile ilgili olarak. Hz. İsa.com sitesine girerlerse izleyicilerimiz, çok detaylı bilgi alabilirler, inşaAllah. Evet bütün Hz. İsa (a.s.)’ın gelişiyle ilgili deliller, Kuran’dan, hadis’lerden, diğer kitaplardan, inşaAllah. Hocamızın konuşmaları, çok detaylı bilgi alabilirler buradan. Hz. İsa.com, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sünen-i Davut’tan devam et. Sünen-i Davut, bak bu da Kütüb-i Sitte’den devam ediyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayete göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur; ‘benim ile onun, Hz. İsa (a.s.)’nın arasında başka bir Peygamber yoktur. Şüphesiz ki o, yeryüzünde nazil olacaktır”.
ADNAN OKTAR:Yeryüzüne inecektir evet.
OKTAR BABUNA:“Onu gördüğünüz zaman kendisini tanıyınız”.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şahs-ı manevi için bu denir mi? Yani Allah’tan korksunlar yani ne yapıyor bu insanlar ben anlamıyorum. Bak “onu gördüğünüzde” evet devam et.
OKTAR BABUNA:“O orta boylu, kırmızıya çalan, beyaz tenli bir adamdır”.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, “bu şahs-ı manevi,” diyor. Kardeşim “adam” diyor, insan eşkalini bildiriyor, Allah korkun siz, size bir şey mi oldu?
OKTAR BABUNA:“Üzerinde iki elbise vardır.”
ADNAN OKTAR:Şahs-ı manevinin elbisesi olur mu kardeşim? Eşkalinden bahsediyor.
OKTAR BABUNA: “Ona bir ıslaklık bulaşmadığı halde sanki başından su damlıyor gibidir”.
ADNAN OKTAR:Şahsı manevide böyle bir tarif olur mu? Şahsı manevide. “Saçları ıslak gibidir” diyor. Saçlarından bahsediyor. “Teni kırmızıdır” diyor.Allah’ım Yarabbim. Allah hidayet versin bu insanlara. Ebu Hureyre (r.a.)’den, sahih hadis. Rivayete göre (s.a.v.) şöyle buyurdu; ”Peygamber, bir zat dilinden orjinal dilinden açıklama. “Benim ile onun (Hz.İsa (a.s.)’ın) arasında başka bir peygamber yoktur. Şüphesiz ki o yeryüzüne inecektir (nazil olacaktır). Onu gördüğünüz zaman kendisini tanıyınız”. Bak tanımamız için Peygamber (s.a.v.) bize bilgi veriyor. Şahs-ı manevi olsa, şahs-ı manevi der Peygamber. “O, orta boylu” diyor, şahs-ı manevi orta boylu, olur mu? “Kırmızıya çalar beyaz tenli bir adamdır” diyor. Kırmızıya çalan beyaz tenli, teninin rengini söylüyor. “Bir adamdır” diyor, şahs-ı manevidir demiyor. Şahs-ı maneviler sizi doğru yola gitmek için yardımcı olsun size. “Üzerinde iki elbise vardır”. Şahs-ı manevide elbise olmaz. “Ona bir ıslaklık bulaşmadığı halde sanki başından su damlıyor gibidir”. Yani saçları o kadar kaliteli ve güzel ki, dolgun, saç kalitesinden dolayı saydam gibi görünüyor saçı, böyle parlak, yani ıslak gibi görünüyor. “İslam uğrunda insanlarla savaşacaktır”. Yani deccaliyetle mücadele edecektir Allah için “putu kıracak, domuzu öldürecek, o cizyeyi kaldıracaktır. O Mesih Deccal’i helak edecek ve dünyada kırk yıl kalacaktır”. Mehdi (a.s.) de deccalle mücadelesi kırk yıl, bak İsa (a.s.)’da kırk yıl. “Sonra vefat edecek”, şahs-ı manevi vefat eder mi? Allah’ım Yarabbim ben bu adamlara ne diyeyim? Vefat edecek, “Müslümanlar onun cenaze namazını kılacaklardır”, sahs-ı manevinin cenaze namazı kılınır mı? (Ebu Davud, Melahim 14) Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanında yeri hazır. “Isparta’da gömdük” diyorlar. Deli misiniz siz? Nerenin gömmesi. Layık gördükleri şeye bak.O gün Medine’de Müslümanlar azınlıkta olacak, onların çoğu Kudüs’e göçmüş olacaklar, onların imamları Mehdi (a.s.) salih bir kişidir. Sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada Meryem oğlu İsa iner (Nuzül eder, dünyaya gelir)” diyor. Veyahut orada bulunur, o anda görünür hale gelir. Çünkü daha önce de gelmiş olabilir, mühim olan orada Mehdi (a.s.) ile karşılaşmasıdır. “Bunun üzerine İmam Mehdi (a.s.) geri geri çekilerek namazı İsa (a.s.)’ın kıldırmasını isteyecek, Hz. İsa (a.s.) elini onun iki omuzuna koyacak, ‘öne geç namazı sen kıldır, çünkü o senin için ikame oldu’ diyecek”. Bunun üzerine namazı imamları Mehdi (a.s.) kıldırıyor. Bu nedir? “Hz. İsa (a.s.) sen imamsın” diyor. Bütün dünyanın imamı olmuş oluyor Mehdi (a.s.), İmam Mehdi (a.s.). Ve işte Kral Mesih dediği Musevilerin, Tevrat’ta geçen Kral Mesih budur. Bütün dünyanın Kral’ı oluyor. Manevi Kral. Yani Ceberrut Kralı değildir, sevgi Kralıdır, inşaAllah.
“Cahit Aydın, Iğdır.”
SUNUCU:“Ey insanlar, muhakkak Allahü Teala size zalimleri, münafıkları ve onlara uyanları menetmiş ve size ümmeti Muhammedin en hayırlısı olan Hz. Mehdi (a.s.)'yi reis kılmıştır, ona katılınız. (El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, s. 31) Hz. Mehdi (a.s.)'nin döneminde zalimler, münafıklar ve onlara uyanlar çok olacaktır. Zalimlere ve münafıklara karşı Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak ve bu cereyan-ı münafıkaneyi fikirle, sevgiyle, şefkatle, ilimle, muhabbetle yok edip dağıtarak mutheşem bir Türk-İslam Birliği oluşturacaktır”.
ADNAN OKTAR:“Selamettin Mutlu, Isparta.”
MİSAFİR:“Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad (birleşmeleri) neticesinde, dinsizlik cereyanına (akımına) galebe edip (galip gelip) dağıtacak istidadında (kabiliyette) iken alem-i semavatta (gökler aleminde) cism-i beşerisiyle (insani cismiyle, bedeniyle) bulunan şahs-ı isa aleyhisselam o din-i hak cereyanının (hak dinin) başına geçeceğini bir Muhbir-i Sadık (doğru haber aktaran -Peygamberimiz (sav)'in sıfatlarından biri-), bir Kadir-i Külli Şey'in (her şeye muktedir olan Yüce Allah'ın) vaadine istinad ederek (dayanarak) haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem kadir-i külli şey (her şeye muktedir olan Yüce Allah) va'detmiş elbette yapacaktır.” (Mektubat, s. 53-54)
ADNAN OKTAR:Bak diyor ki Bediüzzaman; “âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle”, cisim nedir?
OKTAR BABUNA:Madde.
ADNAN OKTAR:Madde. Cism-i beşeri nedir?
OKTAR BABUNA: Beden.
ADNAN OKTAR:Beden, vücut evet. Cesedi, vücudu evet. “cism-i beşerîsiyle (bediniyle) semevatta (Allah’ın katında, gökte bulunan) şahs-ı İsa (a.s.)”, İsa (a.s.)’nın bizzat kendi şahsı ,“o din-i hak cereyanının başına geçeceğini”, yani bak Hıristiyan aleminin başına geçiyor, ölecek Isparta’da gömeceksiniz demiyor Bediüzzaman. Ne diyor? “Hıristiyanlar Müslüman olacak, onların başına geçecek” diyor, Hıristiyan aleminin. Ne gerek kardeşim bu konuda yalan söylüyorsunuz göz göre göre. Doğrusunu söyleyin. “Bir Muhbir-i Sadık” ben söylüyorum da demiyor Bediüzzaman, “Muhbir-i Sadık” sadık olan muhbir kim? Peygamberimiz (s.a.v.). “Ve bir Kadir-i Külli Şeyh”, Cenab-ı Allah’ın açıklaması, vahiy yani “Kuran ayetlerine dayanarak haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şeyh (her şeye muktedir olan yüce Allah) va'detmiş, elbette yapacaktır” diyor. Isparta’da gömeceksiniz demiyor. “Kuran ayetlerinde açıktır Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi, üç tane ayet var, hadislerde de açıktır” diyor. “Alem-i semavatta cism-i beşerîsiyle” beşeri cismiyle, cesediyle bulunuyor. Canlı olarak Allah’ın Katında duruyor diyor. Gelecek, gökten inecek” diyor. Ve ne yapacak, Şahs-ı İsa (a.s.), İsa (a.s.)’ın bizzat kendisi? “O din-i hak cereyanının başına geçecek, lider olacak” diyor. Kardeşim bir lider alerjisi var bu adamlarda. Mehdi (a.s.)’nin de lider olmasını istemiyorlar, İsa (a.s.)’nın da lider olmasını istemiyorlar. Sen istemesen ne olur yani? Ne yaparsın? İkisini de mezara sokmaya kararlılar. Mehdi (a.s.)’yi de istemiyorlar, İsa (a.s.)’yı da istemiyorlar. Kardeşim hangi biriyle başedeceksiniz siz? Bak Cenab-ı Allah öyle sağlam bir sistem kurmuş ki, Mehdi (a.s.)’yi örtbas edecekmiş gibi bir çalışma yapmışlar, onu beceremiyorlar. Bir de Hz.İsa (a.s.)’mı Cenab-ı Allah detaylı olarak anlatmış ayetlerle anlatmış, onu da gömdük demek, ondan da kurtulamıyorlar. Bu kadar çırpınacağınıza, Kuran’a teslim olun, hadislere teslim olun, Bediüzzaman’ın izahlarına teslim olun, konu bitsin. “70 yıl vakit kaldı” diyor, Bediüzzaman açıklıyor. Hadislerden de bunu görüyoruz, asıl hadislerden alıyor zaten, Bediüzzaman. Ne gerek kardeşim debelenmeye, sana ne bu iman, iman meselesi. Biz böyle iman ediyoruz ve alametler de bunu gösteriyor. Sen samimi iman et, bak nasıl olayların öyle geliştiğini göreceksin. Ya olmazsa, kardeşim ya olmazsa, bu küfür olur böyle şey olur mu? Ya Allah yoksa haşa, ya Cehennem yoksa, ya Cennet yoksa, denir mi, bu? Dinden imandan çıkarsın o zaman. Ve bunu dedirtecek vesvese edeceğin, hadi diyelim ki şeytanın eline düştün, böyle vesvese edeceğin ne var? İslam ahlakı zaten şu an dünyaya hakim olmak üzere görüyorsun. Alametleri saymış Peygamber, 150 tane alamet hepsi çıkmış. Buna rağmen daha ne vesvese ediyorsun kardeşim? Deccal bunların kulağına öyle bir üfürmüş ki deccaliyet, delirtmiş bunları adeta, bir kısmını, kendilerini kaybetmişler. Delirtmişler demeyeyim de yani, gaflete düşürmüş böyle düşüncelerle, karmakarışık yapmış, yanlış çizgiye getirmiş. Allah rızası için akıllarını başlarına alsınlar. Doğru neyse, hak neyse, ona göre hareket etsinler. Ayet, hadis, Ehl-i Sünnet alimleri ve Bediüzzaman. Kendi kafalarına göre evlerde böyle fikir üreten adamların peşinden gitmesinler. Nur talebesi kardeşlerim de öyle, Fethullah Hocamı seven gençler de öyle, aman aman aman yani. Hak neyse samimi olarak onu görsünler. Bir de gençlerin kitap okumasına yasaklamak çok ayıp, internete girmelerini yasaklamak çok ayıp. Bırakın hepsini okusunlar, görsünler. Ya kafası bozulursa, fikri bozulursa. Ya hidayet bulursa, nereden biliyorsun? İnternet illa bozucu değildir ki, düzeltici yönü de var. Niye onu düşünmüyorsun? Adam yanlışı da görsün, doğruyu da görsün, bırak hepsini okusun. Korkarak olur mu bu işler? Kitap okuma, sağa dönme, sola gitme, pencereden bakma, öyle hayat olmaz. Hepsini bilecek, inşaAllah.
SUNUCU:Yayınlarımızı HarunYahya.tv internet sitemizden 24 saat takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize Ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. Hocamızın tüm eserlerini HarunYahya.org ve HarunYahya.net adreslerinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.tv internet sitemizden devam edeceğiz. Hocamız devam ediyor şimdi.
ADNAN OKTAR:Evet vaktimiz kıymetli, o vaktimizi kullanacağız.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Demişlerdi ki: ‘Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız’ diyorlar”. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bak Adem (a.s.)’e secde etmiyor şeytan, Adem (a.s.)’e secde etmiyor. Bakın o çakal şeytan ne yapıyor? Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız". İblisler; daha önce Cenab-ı Allah. pirinize “Adem (a.s.)’e secde edin” dedi, etmedi. Bak puta olunca ediyorlar, yani şeytanlık yapacak, şirk koşacak, burada yapıyor onu. Mesela münafıklar da öyle mesela ters olan bir şey olduğunda yapar. İblislik olsun maksat yani, inşaAllah.
Allah milletimize, sevgi, güzellik, hidayet, barış, iyilik, demokrasi, özgürlük, ferahlık nasip etsin. Hepimizi güzel günlere kavuştursun, inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...