SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Gaziantep Olay Tv, Ankara Beypazarı Seylan Tv, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Çorum Kanal 19, Uşak Egem Tv, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, haberhilal.com, haberaktüel.com, selamhaber.com ve sekizsütun.com’dan canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Ve Oktar Hocamızın da muhteşem anlatımlarıyla, buyurun.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, sizin vesilenizle inşaAllah. “Balkanlar gerçek huzuru Osmanlı’da buldu” diye bir haber vardı Hocam. Osmanlı’nın bölgedeki istikrarsızlık döneminde gelip, orada istikrarı ve barışı sağladığı anlatılıyor. Bunu söyleyen de Hocam Makedonya Cumhurbaşkanı George Ivanov, Üsküp’te düzenlenen 4. Uluslararası Balkanlar’da İslam Medeniyeti Kongresi’ndeki konuşmasında söylüyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabi olarak bizim milletimizin ruhunda, heyecanlı bir Büyük Türkiye arzusu vardır. Ben çocukluğumdan beri bilirim. Çocukluğumuzda da vardı bizim, herkeste vardır. Son derecede makul, böyle geçmişimiz de Osmanlı’dan geldiği için, amacımız da güzel olduğu için ve sonucu da güzel olacağı için tabii ki böyle bir birliği istiyoruz. Ama bu birlikte, komşuların rahat edeceğinin, onların can güvenliğinin yerinde olacağının, devlet bütünlüklerinin yerinde olacağının, rejimlerine zarar gelmeyeceğini yani demokratik yapıya zarar gelmeyeceğinin garantisinin verilmesi lazım. Çünkü hiçbir insan baskıdan hoşlanmaz, inşaAllah. Ahir Zamanda, Hz. Mehdi (a.s.) devrinde herkes özgürdür. Bir tek sevgi mecburidir. Sevgi konusunda baskı vardır. O konuda despot olunacaktır, sevgi konusunda. Herkes, herkesi sevecek inşaAllah. Dostlukta ve kardeşlikte taviz yok, inşaAllah. Evet, Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın yaptığı bir konuşmayı veren bir haber Hocam. “Kılıç gibi eleştiri” diye başlıklı. “Kılıç gibi eleştiri: “Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa değişikliğine karşı çıkan Yargıtay ve Danıştay Başkanı’nı isim vermeden eleştirdi”” diyor. Kılıç, “Değişime karşı çıkan, çağın nabzını tutamayan, statükonun kibirli mensupları artık halkı ikna edememektedir” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak, kibirli ifadesi çok önemli yani ben kimlere hitap ettiğini bilmiyorum da, fakat kibir ve enaniyet, bizim milletimize tepeden bakma kafası daha yeni ortadan kalkıyor. Halbuki bizim milletimiz bayağı mazlum, sevecen ve saygıyı çok fazla hak eden bir millettir. Tepeden bakmak değil, ayağının dibinden bakacaklar bundan sonra milletimize. Yani Türk milletine ayağının dibinden bakacak, tepeden bakma devri bitti, inşaAllah. Saygı duyacaklar, hürmet edecekler bütün milletimize. Hangi fikirde olursa olsun, hangi düşüncede olursa olsun, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Vatikan’da Türkiye ile Vatikan’ın 50. yıl dönümü etkinliklerinde Hocam, İhlas Suresi okunarak noktalanmış tören maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şahane, bak bu nedir? İşte Mehdiyet’in, Mesihiyet’in bir damgasıdır aynı zamanda. İhlas Suresi’nde ne deniyor. “Allah birdir” deniyor. “Samed’dir”. “Doğmamıştır, doğrulmamıştır” çok muazzam bir şey. Demek ki bunu Vatikan’da, Hıristiyanlıkta bunu kabul edecek. Yani orada başka açıklaması yok bunun inşaAllah. İhlas Suresi’ni kabul ettiler mi zaten konu bitti demektir. Ondan gerisi gelir artık inşaAllah. Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, emredin inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Senin var mı gazetelerde değişik, ilginç konuşma yapan arkadaşlar onlara cevap vereyim.
OKTAR BABUNA: İnşaAllahvar Hocam. Erbakan Hocamızla ilgili konuşanlar var.
ADNAN OKTAR: Hocama laf ettirmeyiz. EvvelAllah.
OKTAR BABUNA: Burada Zeki Ceyhan Hocamız çok övücü bir konuşma yapmış. Saadet Partisi ile ilgili ve Erbakan Hocamızla ilgili.
ADNAN OKTAR: Zeki Ceyhan Hocamı bir gün çıkaralım röportaja. İnşaAllah konuşturalım. Samimi görünüyor Hocamız, maşaAllah. Başka?
OKTAR BABUNA: Bu evrimle ilgili haberler çıkartanlar vardı Hocam inşaAllah. Onları gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Evet görelim. Ne şeker şey, nedir bu böyle?
OKTAR BABUNA: Yeni bir memeli, et yiyen bir memeli türü keşfetmişler. Haber7.com’da çıkan bir evrim haberi Hocam. “Memelilerin omur sayısı ortak, farklı olan tembel” diye evrimin propagandası yapılıyor burada.
ADNAN OKTAR: Haber7.com.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam. Yine Haber7.com’da böyle evrimci bir haberi hiç değişiklik yapmadan, alıp basmışlar Hocam. Aynı şekilde HaberVaktim.com’da, “İnsanda da, zürafada da aynı” diyerek, yine böyle evrimci bir haberi incelemeden Allah-u alem basmışlar.
ADNAN OKTAR: Haber Vaktim bazen boş bulunuyor. Onlar samimi, düzeltiyorlar ondan sonra uyarınca. Evet.
OKTAR BABUNA: SamanyoluHaber.com’da evrimci bir haber ki müteaddid defa da olmuştu bu.
ADNAN OKTAR: Tamam.
OKTAR BABUNA: Timetürk’te yine evrimci bir haber, olduğu gibi basılmış Hocam. Evrimci kaynaklardan alınıp, Anadolu Ajansı’ndan genellikle alıyorlar. Yine burada da Timetürk’ün evrimci bir haberini görüyoruz, Timetürk. Bu kadar Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peki bunu bizim uyarmamız üzerine düzeltenler oldu mu?
OKTAR BABUNA: Oldu Hocam, inşaAllah. İki tane haberde bu şekilde düzeltme oldu. Timetürk’teki haberde bu, “Memeli canlılarda şaşırtan benzerlik” haberi düzeltildi uyarımızdan sonra, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.
OKTAR BABUNA: Timetürk’teki biraz önce görmüştük “Etçil memeli” diye, “Yeni bulunan” diye evrim propagandası yapılan haberi, evrimle ilgili ifadeler çıkartılarak düzelttiler. Bu düzeltilmiş hali.
ADNAN OKTAR: Timetürk, öbürü hangisi?
OKTAR BABUNA:Öbürünü de hemen söylüyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Samanyolu’da çıkarmış olması gerekiyor.
OKTAR BABUNA: Bende iki tane Timetürk vardı. Samanyolu’nu da bulayım Hocam düzeltilmiş halini. İkisi de Timetürk’teydi düzeltilmiş hali.
ADNAN OKTAR:Hangileri çıkartmış o zaman sana birisi bildirsin.
OKTAR BABUNA:Tamam, inşaAllah Hocam. Samanyolu tamamen çıkarmış Hocam, evet. Tamamen çıkarmış evrimci haberi.
ADNAN OKTAR: Şimdi Samanyolu bir, çıkartan, Timetürk iki, başka? Haber Vaktim?
KAMERA ARKASI:O da çıkarmış.
ADNAN OKTAR: Haber Vaktim de çıkarmış.
OKTAR BABUNA: Evet, Haber Vaktim de çıkarmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Yalnız şimdi istirham ederim. Artık Haber Vaktim de yaparsa Türkiye’ye bir şeyler oluyor demektir, Allah esirgesin. Allah rızası için dikkatli olsunlar. Bakın, her seferinde biz uyararak çıkarttırıyoruz. Sabahleyin, hemen apar topar görünce süratle uyardık. Samanyolu’nu uyardık hemen, telefonda uyardık. Samanyolu çıkarttı. Timetürk hemen onu da istirham ettik, o da çıkarttı. Haber Vaktim yine telefonla istirham ettik, onlar da çıkarttılar. Kardeşim bu, yani bu görülmez mi Allah aşkına bu nasıl iştir? Oradaki görevli arkadaşlara söylesinler. Ama meşhur İliksiz Beyefendi, “Arkadaş” demiş, “Ben çıkartmam.” İyi, hayırlı, uğurlu olsun. Hadi bakalım, sana o zaman hodri meydan. Biz de sana İliksiz’e gece dersleri diye devam edeceğiz inşaAllah. İliksiz’i eğiteceğiz. Haber7.com mesela gören de böyle muhafazakar, mukaddesatçı bir internet sitesi zanneder. Halbuki benim gördüğüm değil. Yani adam bambaşka bir mantık geliştiriyor. Bak, evrimci propaganda yapıyor. Üstelik Müslüman mahallesinde hani derler ya “Tavşan satıyor” derler. Öyle bir şeye getirdi, çok acayip bir durum. Şimdi bu arkadaşa cevap vermemiz gerekiyor.
O porsuk gibi bir şey, çok şeker bir şey. Bayağı daralanmış o. Nedir o? Ver onun cevabını. Sen vermezsen ben vereceğim onun cevabını.
ADNAN OKTAR:Ama iyi Samanyolu’nun diretmemesi, dürüst davranması hoşumuza gitti. O güzel, demek ki delikanlı kanalmış. Haber Vaktim zaten delikanlı, Timetürk de o da iyi, maşaAllah. Bunlar dürüst davrandılar güzel. Bir tek İliksiz de sorun var gibi görünüyor.
OKTAR BABUNA: Evet bir de arayanlara öfkeleniyormuş galiba biraz Hocam.
ADNAN OKTAR: Öfkelenen kim?
OKTAR BABUNA: İliksiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Niye öfkeleniyormuş?
OKTAR BABUNA: İşte tabii evrimci olduğu için, Darwinist. Neden evrimci cevap hakkı verilmediği, yorumların neden yayınlanmadığı ve Müslüman bir camiaya hitap ettiği için aldatıcı olduğu yönünde bir açıklama yapıldığında öfkeyle karşılık vermiş.
ADNAN OKTAR: Ne yapmak gerekiyor o zaman?
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz. Siz söylemiştiniz zaten Hocam. Eğitmek gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Eğitmek gerekiyor. Peki, bu sinirliliğini gidermek için soğuk su mu tavsiye edelim, ne yapalım? Duş yapması. O bundan sonra talebemiz, İliksiz Bey. Eğitim şart, bu İliksiz Beyefendi’ye eğetim şart anlaşıldı.
OKTAR BABUNA: Daha önce bir haberi olmuştu. Onu açıklamıştık Hocam. Penguenin güya atası diye evrimci bir haber yapmıştı. Halbuki daha çok daha eski, iki katı daha eski fosil olduğundan haberi yoktu.
ADNAN OKTAR: Yalnız bunu hangi ajans veriyor.?
OKTAR BABUNA: Anadolu Ajansı Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın, ben Sayın Başbakanımdan istirham ediyorum. Anadolu Ajansı evrim propagandasının temelini oluşturuyor. Avrupa’da nerede uydurma haber varsa Anadolu Ajansı şak ertesi gün servis yapıyor. Anadolu Ajansı’nın ne üzerine vazife? Yani bu felsefi bir konu yani bilimsel araştırma yapılmadan, doğruluğu anlaşılmadan, bir haberi Anadolu Ajansı yayınlarsa, Türk milletine yanlış bilgi vermiş ve yanlış yönlendirmiş olur. Marksist ideoloji Darwinizmin üstüne kuruludur. PKK ideolojisi Darwinizmin üzerine kuruludur. Faşizm, Darwinizmin üzerine kuruludur. Anadolu Ajansı eğer evrim propagandasına alet olursa, bu olumsuz bir hareket olur. Doğru bir hareket olmaz. Başbakanımız bu olaya el koysun. İstirham ediyoruz. Böyle şey olmaz. Türkiye Gazetesi de sürekli onlardan alıyor, yayınlıyor. “Eee, Anadolu Ajansı, devletin ajansı verdi”. Tamam da, yanlış haber ve milletin maneviyatına zarar verecek bir haber. Yani bilimsel olsa iftihar ederiz. Bir de bilimsel cevabını niye yayınlamıyorsunuz? İlla Anadolu Ajansı mı vermesi gerekiyor? Mesela biz gönderiyoruz, yayınlamıyorsunuz. Anadolu Ajansı dediğinde sanki böyle bilimsel bir kaynakmış gibi hemen alıp yayınlıyorlar. Halbuki Anadolu Ajansı’na gelen bir haberi, Anadolu Ajansı’ndaki uzmanlar, araştırmacılar ilgili birimlere gönderip diyecekler ki, “Arkadaş bu haber doğru mu? Bunun bir aslı astarı var mı? Bilimsel değeri var mı?” demeleri lazım. “Evet arkadaş, bilimsel değeri var” derse, yayınlansın. Bilimsel değeri olmayan bir şeyi sahte haberleri, yalan haberleri niye yayınlıyor Anadolu Ajansı. Başbakanlığa bağlı değil mi Anadolu Ajansı?
OKTAR BABUNA: Bağlı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın, Tayyip Bey anti-Darwinisttir. Yani Darwinizme karşıdır. Cumhurbaşkanımız da anti-Darwinisttir ve Darwinizme karşıdır. AK Parti de yani ekalliyetle çoğunlukla Darwinizme karşıdır. Saadet Partisi de karşıdır, MHP de karşıdır, Büyük Birlik Partisi de karşıdır. Bunların hepsi karşıdır. Başbakanımız bakın, kendisi de Darwinizme karşı olduğuna göre bu vahim olaya el koyması gerekir. Ki bu olaya el koyacağından ben eminim, inşaAllah. Çünkü yeter ki olayın farkına varılsın. Oktar, Serdar Akinan’ın haberini hazırladın, getirdin. Nedir o?
OKTAR BABUNA: Akşam Gazetesi’ndeki haberinde Hocam. “Türkiye’nin sorunu AKP değil, CHP” başlıklı bir yazmış. AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın hataları olmakla birlikte çok çalışkan olduklarını, liderliğin ve başarının açık olduğunu yazmış Hocam yazıda, özetle.
ADNAN OKTAR: CHP’nin sorunu neymiş?
OKTAR BABUNA: CHP içinde Hocam, “Kılıçdaroğlu iyi, dürüst ve mütevazı bir insan olabilir. Yetmez ve yetmiyor. Artık anlayın, o bir lider değil” diyor.
ADNAN OKTAR: Nedir sorun ne? Yani niçin lider kabul etmiyor? Eksik yönü ne?
OKTAR BABUNA: “Her gün başka bir basiretsizlik yapıyor” diyor. “Siyaseten beceriksiz ve kalibre sorunu var. Partiye kesinlikle hakim değil. Kılıçdaroğlu ve CHP üst yönetimi geleceğimizi ipotek altına alıyor” diye devam etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani kimin partinin başına geçmesini istiyor?
OKTAR BABUNA: Öyle bir öneride bulunmamış gördüğüm kadarıyla.
ADNAN OKTAR: Olmaz ki. Çözüm şu diyecek. Kılıçdaroğlu olmaz dediğinde, olay ortada kalır. Olmaz, inşaAllah. Evet başka?
OKTAR BABUNA: Buradaki yazısında da; “Bir devir kapandı” diye Ali Saydam’ın bir yazısı vardı Hocam, Akşam Gazetesi’nden. Erbakan Hocamızla ilgili, “Bir devir kapandı” diye yazmış. Erbakan Hocanın ne kadar önemli bir kişi olduğunu, gerçek ve yürekli bir savaşçı olduğunu, ülkemizin en önemli kahramanlarından biri olduğunu, ona ne kadar çok saygı duyduğunu yazmış. “Ancak artık onun dönemi tamamen kapandı” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Kimdir bu Ali Saydam?
OKTAR BABUNA: Akşam Gazetesi’nden Hocam inşaAllah, köşe yazarı.
ADNAN OKTAR: Kimdi bu? Resmini büyüt bakayım. Sen tanıyor musun onu?
OKTAR BABUNA: Tanımıyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani, “Bir devir kapandı”dan kasıt nedir? Kapanan nedir?
OKTAR BABUNA: Yani yaşı itibariyle bittiğini, “Tamam, çok mücahit, savaşçı biriydi ama onun devri kapandı” diyor. Özetle okuyayım Hocam. Kısa bir bölüm okuyayım mı?
ADNAN OKTAR: Oku.
OKTAR BABUNA: “Necmettin Erbakan Hoca bende müthiş bir empati ve şefkat duygusu uyandırıyor. Alabildiğine de saygı. İçinde bulunduğu sağlık durumunun gizlenecek bir yanı yok. Ancak o nasıl bir istemdir (irade), nasıl bir inançtır ki, hiçbir koşulu kabullenmeyeceği duygusunu karşısındakine geçirmektedir. O nasıl bir akıl ve duygu gücüdür ki, Numan Kurtulmuş gibi her yönüyle zinde bir lideri alt etmeyi başarmıştır. İnanılır gibi değil. Ancak merhamet duygusu, bir siyasi liderin en son başvuracağı bir 'algılama aracı' olmalıdır. Belki biraz içim acıyarak, ancak bol miktarda saygıyla onu izlemeye devam edeceğim. Erbakan Hoca, dünya görüşüne katılırsınız katılmazsınız, yürekli bir savaşçı (mücahit) ve Türkiye'nin yıllardır içinden geçtiği transformasyon macerasının önemli kahramanlarından biri olduğu gerçeğini inkar edemeyeceğiniz bir liderdi. Allah ona uzun ömürler versin” diye bitirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Devir kapandı derken ne yapması gerekiyor? Ne yapmam gerekiyor? Saadet Partisi’nin kapısına kilit mi vuracağız? Kardeşim ne biçim yazı yazıyorlar. Bir insan netleştirir. Kardeşim dersin, “Evet, Erbakan yaşlandı” ondan sonra, “Allah vermesin ona bir şey olursa, vefat ederse, işte yerine şu geçer ve bu parti devam eder” dersin. “Bu partinin misyonu çok güçlü gayet güzel devam eder”. Sen öyle bir şey diyorsun ki; “Erbakan vefat ederse, Saadet Partisi’nin kapısı kilitlenir, konu biter” gibi anlatıyor. Kardeşim, Saadet Partisi’nin ruhunda Kuran ahlakından kaynaklanan çok sağlam bir ideoloji vardır. Çok sağlam bir düşünce vardır. Yani milli görüş tabir edilen bir düşünce. Allah vermesin, mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vefat etti. Ne oldu? Yerine Hz. Ebu Bekir (r.a) geçti. Benzetme güzel bir şey, ben Peygamberimiz (s.a.v.)’i tabii tenzih ederim. Sonra ne oldu? Hz. Ömer (r.a.). Sonra değil mi, devam etti? Hz. Osman (r.a.), Hz. Ali (r.a.). İnşaAllah. Şimdi arkadaşlar burada insanın kafasında kuşku bırakacak bir üslupla konuşuyorlar ve muhtemelen iyi niyetli. Ama bazen bu iyi niyetlerin arkasında çok gizli bir kötü bir niyet olabiliyor. Şimdi Erbakan Hocamı aslında kendi kafalarınca yutacaklardı. Birilerini pek hesap etmediler. Yani öyle, kafalarını böyle ampul gibi büküp yerine oturtturulacağını tahmin edemediler. Ondan sonra, “Meydan boş” dediler. Aydın Doğan’ı sağına, efendim Bıyığı soluna, Fatih Altaylı’yı arkasına, bilmem kimi önüne böyle çala oynaya ilerliyorlardı. “Ne oluyor hemşerim?” denildiğinde, bir anda at arabası durdu, inşaAllah. İçindeki yolcular da durdu, şangır şungur giderken. Hepsini arabadan indirdik güzelce böyle ve gittiler Erbakan Hocamın elini öptüler. El mi yaman, ben mi yamanmış? Canım kardeşlerim benim, el mi yaman, bey mi yamanmış? Demek ki bak, bey hepsinden yamanmış. Bak adamı böyle yaparlar işte. Bir daha sakın ha sakın, sadakatte, saygıda, hürmette kusur etmeyin ve aklınıza da sakın güvenmeyin, gücünüze güvenmeyin. Bak, Aydın dedenizin ne olduğunu gördünüz. Hiçbir gücü yokmuş, gördünüz mü? Kartondan bir kaleymiş. Bak bizim çok küçük, mütevazi imkanımız var, görüyor musun? Üfürünce tak aşağıya gitti, konu bitti. Ne yapıyorlardı? Milli Gazete’de Erbakan Hocamızın resmini bile çıkarmıyorlardı. Ne yaptık? Resmini çıkarttırdık ve hürmet ettirdik ve ilgili ekip de tıpış tıpış gitti, nezaketiyle. Parti sitesinde, Milli Görüş’ün kendi sitesinde Erbakan Hocamızın bütün yazılarını, resimlerini kaldırtmışlardı. “Yakışmıyor, ayıp oluyor” dedik. Hemen nezaketiyle yerleştirdiler. Erbakan Hocamızı da güya kendi kafalarına göre harcamaya kalkıyorlardı. Dediler ki; “Biz acayip dolu dizgin geliyoruz. Aydın Doğan’ı da at arabasının arka kısmına koyduk. Şangur şungur yürür” dedik. Bak, ata “Dur!” dedik. Bütün nezaketimle konuşuyorum ve bitti. Bizim kadirşinas milletimiz nasıl coştu? Böyle parti başkanı, böyle başa getirilir işte görüyor musunuz? Ezici çoğunlukla, bütün oyları aldı, tamamını aldı başa geçti. Ve iki kolundan giriyor, götürüyorlar bu insanı. Tam mücahit. Hz. Ali (r.a.)’yi 17 yerinden yaralamışlardı, aslanım benim, ayakta aslan gibi daha hala devam ediyor. 17 yerinden yaralı, kılıç yarası aldı, inşaAllah. Bir tane kılıç yarası alsa insan takla atar, düşer. 17 yerinden yaraladılar benim aslanımı, maşaAllah. Dedemi. Aslan gibi yine ayaktaydı. Hayber Kalesi’nin kapısını söktü, inşaAllah. O adrenalinle maşaAllah. Şimdi Hocamız da maşaAllah öyle mazlum, öyle hoş bir konuma geldi ki Müslümanların Hamiyet-i İslamiye’si coştu. Kardeşim, Saadet Partisi bambaşka bir şey oldu artık. Bundan sonra Saadet Partisi’nin kimse sırtını yere getiremez. Erbakan Hocamız, şimdi onu yazan dedem Ali Saydam.
OKTAR BABUNA: Kısa bir bilgi vereyim mi? Halkla ilişkiler konusunda uzmanmış Hocam. Tv programları yapıyormuş. Habertürk’te de program yapıyormuş daha önce.
ADNAN OKTAR: Her neyse önemli değil. Yine iyi niyetli, güzel yazmış bir şey değil de. Fakat arkasını getirmemiş. Çok acayip kabus gibi bitirmiş. “Sen aslan gibi delikanlısın ama öldüğünde kemiklerin güzel olur” der gibi bir laf. Olur mu öyle şey? Arkasını getirsene. “Erbakan Hocamız” dersin, “Allah vermesin, Allah ömrünü uzun etsin. Vefat ederse yerine başka bir koç yiğit geçer, devam eder. O da devrilir düşerse, bir başka koç yiğit geçer. O da devrilir düşerse bir başka koç yiğit geçer ve Türk İslam Birliği’nin sancağını bu millet Türkiye’ye dikecek. Dikecekler” demesi lazım. Demiyor ki, kesmiş Hocamız. Olmadı. Lafı yarım kesmiş. Biz sanki Ali Saydam Hoca’yı öyle ya belki o da peşinden gidecek, Erbakan Hocamızın. Belki de daha önce vefat eder. Hiç belli olmaz. Erbakan Hocam 20-30 yıl daha yaşayabilir. Hepimiz için, benim için de olabilir. Araba çarpar vefat ederim yani olur, her şey olabilir. Allah esirgesin.
OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi Hocam, Özlem Gürses’le birlikte program yapıyormuş, Habertürk’te.
ADNAN OKTAR: Özlem Gürses sevdiğim bir hanım. Hoş bir hanım idi, bilmiyorum şu an. Biraz tabii yaşlandı. Üslubu, şeyi daha değişti ama genelde iyi bir insan, hoş bir insan, inşaAllah. İnşaAllah, yani genel ana çatısı iyi, güzel bir insan. Yani fikirleri bozuk ama bazı fikirleri bozuk. Fakat hoş yani sevdiğim bir kadın, insan. Nedir?
OKTAR BABUNA: Fatih Akkaya, Vakit Gazetesi’nde Hocam. Erbakan Hocamızın hayatını özetleyen çok güzel bir yazı yazmış. “Büyük başarılara imza attığını, Türkiye tarihinin en büyük memur zammını yaptığını, D8’in çok büyük bir başarı olduğunu, Başbakanlığın kapılarını İslam alemine açtığını” daha pek çok konuyu yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, hiçbir şey yapmamış olmasa dahi, bunların hiçbirini yapmamış olsa bile, Milli Görüş’ü savunan, milli bir gençliğin gelişmesine çok büyük emeği geçti. Yani büyük bir mürşit gibi gayret etti. O bana bol bol yeter, inşaAllah.
Şimdi özetle, bizim milletimiz kadirşinas, vefalı, sevecen bir millettir. Bakın burada çok önemli bir şey var. Aydın Doğan fikriyatının, Aydın Doğan medyasının gücünün kaybolduğunu gösteriyor Allah bize. Kayboldu yani böyle muazzam bir kadroyla veya muazzam bir basın gücüyle Aydın Doğan’ın yüklenmesiyle bir liderin kazanmaması çok zordur. Normalde istediğini kazandırıyordu, Aydın Doğan. Ve Erbakan Hocamız her yönden dezavantajlı görünüyordu. Sağlığını kaybetmiş, parasını kaybetmiş, etrafındaki kişilerin bir çoğu işte Numancı şu bu diye tabir edilen kişilerden olmuştu. Mesela Milli Gazete desteğini çekti. Kendi resmi internet sitesi desteğini çekmişti ve Aydın Doğan tam pres yüklenmişti. Ama bir şey hesap edemediler. İşte o hesap edemedikleri, adamı işte böyle al aşağı eder Allah’ın izniyle. Ne ile? Akılla, fikirle, sevgiyle. Ama özetle ne diyoruz? El mi yaman, bey mi yaman? demiş. Bey hepsinden yaman. Ve bak, tekrar söylüyorum. Adamı böyle yaparlar işte. Şimdi bak attan düşmüş gibi Aydın Bey. Üstündeki tozlarını silkiyor şu an. Hani sen gücüne güveniyordun? Hani böyle bir yaylım fikirler anlattırırdın konular biterdi. Bak, hiçbir gücün yokmuş. Senin kağıttan kaplan olduğunu sana gösterdim. İnşaAllah. Allah vesile etti, inşaAllah. Ve bizim milletimiz de ne kadar kadirşinas, ne kadar yüksek ahlaka sahip olduğunu da, Allah bir kere daha gösterdi, inşaAllah. MaşaAllah. Eğer Allah esirgesin, Erbakan Hocama %5, %10 oy çıksa, bu büyük bir felaketin Türkiye’yi sardığını gösterirdi. Çokbüyük bir felaket demekti bu. Ama bu ne demek biliyor musun? Türk İslam Birliği’nin önünde hiçbir engel yok demektir. Bu iş bitti demektir. Bak bu, bu işin damgasıdır söyleyeyim. Bu milletin yüce, asil ruhunu gösteriyor bu. Mayasını gösteriyor. Demiyor muyum ben, “Türk milleti asildir” diye? Buyurun. Bak, vefayı gördünüz mü? Sadakati gördünüz mü? Erbakan Hocamın hiç ben ağladığını görmedim. Coştu ve ağladı. Vefaya ağladı. O kadirşinaslığa, o muhabbete ağladı. Hepsi candan, gönülden, derin muhabbetle seviyorlar. Bir kişi bile fire vermediler bak. Numan Hocam ne dedi? “Çorap söküğü gibi sökülecekler”, arkaya gidecekmiş. Numan Hocam önde bando majör, bütün millet arkasından gidecekmiş. Bekle bakalım geliyorlar mı? Daha çok beklersin sen. Evde böyle çayını kahveni yap, ondan sonra bir de galeta alalım sana katur kutur galetanı ye, bekle. Daha çok beklersin sen.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bak ben kinci değilim.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Yani, mesela özür diler, konu kapanır. Asla ölünceye kadar unutmam ben bunu, çok büyük olay bu.Erbakan Hocamıza yapılan, asla unutamam yani. Her an aklımda olacaktır. Ve Numan Kurtulmuş’u her gördüğümde bu benim aklıma gelecektir. Bak affederim, sorun değil. Ama her gördüğümde aklıma gelecek. Beynimden o benim asla silinmez.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Böyle mazlum bir insana, inanılır gibi değil. Bir de ölüm sessizliği oldu, Milli Gazete susuyor. Kardeşim ne susuyorsun? Ne susuyorsun yani? İnternet sitesi, siz Hocamızın yetiştirdiği adamlarsınız nasıl susarsınız kardeşim? Hocamız gözümüzün önünde çepeçevre ablukaya alınıyor yani psikolojik ablukaya alınıyor. Arkadaşlar da elini kolunu bağlayıp seyrediyorlar, ne ayıp. Ama Allah’a şükür o arkadaşlar da gitti, şimdi Milli Gazete rayına oturdu. Ama daha coşkulu olmaları lazım. Şimdi biraz utançtan mıdır nedir bilmiyorum ama yeteri kadar Erbakan Hocamıza yer vermiyorlar. Yani bu biraz ayıp oluyor, yakışık almıyor. Bunda utanılacak bir şey yok. Hocamızın nur gibi yüzünü görelim. Hayat hikayelerini yayınlasınlar, bütün İslam aleminde seviliyor Erbakan Hocamız. Ve evvelAllah Hocamızı Cumhurbaşkanı yapacağız, inşaAllah. Hocamızı zayıflatacağız önce, güzel forma sokacağız böyle. Çakı gibi Hocam, hiçbir şey yok Hocamın. Daha önce ne dediler Hocamıza? İşte yaşlandı, gücü gitti, şu bu falan diyorlardı. Bak, çakı gibi maşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, sadece siz sahip çıktınız Hocam, o dönemde. Hakikaten tam da üzerine gelindiği dönemde Allah vesile etti sizi.
ADNAN OKTAR:Sungur Abi’ye de öyle yaptılar kardeşim. “Ölmek üzere” dediler. “Bir gitsen iyi olur” dediler. “Son nefesini veriyor” dediler. “Hatta bugünlerde hemen git, ölüyor” dediler. Bir de, “Aklını da kaybetti” dediler haşa, “bunadı” falan dediler. “Bir gitsen iyi olur” dediler gittik. Hakikaten bitkin, ama kardeşim görevli yani normalde ölmez Allah‘ın izni ile. “Hocam” dedim, “Sen görevlisin” dedim. Sen Hz. Mehdi (a.s.)’ı göreceksin” dedim. Ondan sonra, “İslam ahlakı hakimiyetini göreceksin” dedim. “Bediüzzaman’ın sen sır katibisin, sen görevini yapmadan ölmezsin” dedim, inşaAllah. “Bir de sen bunamazsın. Velisin sen, veliler bunamazlar” dedim. Kardeşim bütün talebeleri şahit. Yani eğer ben yalan söylüyorsam bütün talebeleri şahit. Acayip bir güç geldi Hocaya. Acayip canlandı. Yerinden kıpırdayamıyordu. Rusya’ya gitti oraları birbirine kattı böyle. Putin bile panik oldu adam. Nurcuları hapse atmaya falan kalktılar, acayip panik oldular. Demek ki, böyle psikolojik insanları bazen açmaza sokmaya kalkıyor bazı kişiler. Yani uyanık olmaları gerekiyor. Mesela şey de öyle, Seyyid Salih Özcan Hocam da öyle. Unutulmuştu. Kardeşim, Bediüzzaman’ın bize emaneti nasıl unutursunuz? Evine gittim. Böyle iki büklüm, böyle sessiz sakin, hastalıklı gibi zor konuşuyor, bitap. Konuştum Hocamla aynı onunla da öyle konuştum, inşaAllah. “Siz de Hocam görevlisiniz, İnşaAllah” dedim. Bak televizyonda gördüm. Hocam 17 yaşındaydı, maşaAllah. Bıcır bıcır yani gözleri böyle çakı gibi.
OKTAR BABUNA: Burada konuşmuştu Hocam. Neler hatırlıyor muazzzam bir hafıza ile, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah. “Şimdi, Nur talebeleri yeni bir tevil şekli çıkarırlar” dedim. Hani bekliyor, Seyyid Salih Özcan Hocam. “Bediüzzaman size ne dedi?” diyoruz, Hocamıza diyoruz. ““Keçeli keçeli, ben görmeyeceğim sen göreceksin” dedi” diyor. Ben dedim ki; “Yani beni göremezsin çünkü ben kendimi göremiyorum. Sen beni görüyorsun anlamında demiştir, o şekil de derler.”
OKTAR BABUNA: Dediniz Hocam, evet. Dediniz.
ADNAN OKTAR: Hakikaten baktım bir Nur talebesi bir arkadaş olayın üstüne hemen gitmiş, “Bunu kastetmiş” diyor Bediüzzaman. Ben bunu yani oradaki münasabetsizliği ve anormalliği vurgulamak için hayali olarak söyledim. Adam onun, bu konunun üstüne 70 yıl sonra bunun üstüne sahip çıkmış şu an. Hoşuna gitmiş bu tevil. “Tabii, bu anlamda söyledi” diyor. Şu ana kadar hiç bunu söylemeyen adamlar, ilk defa “yok” diyor, “bu anlamda söylemiştir” diye tevil ediyor.
Evet, kardeşim şimdi biz ne ile hallediyoruz. Mesela Erbakan Hocamıza karşı olan hareketi nasıl durdurduk? Tek silahımız ne; sevgi. Ve güzel ahlak, hamiyet hisleri, delikanlılık, yiğitlik, vefa hisleri, kadirşinaslık bunu ayaklandırdık ve bu neticeyi aldık, elhamdülillah. Allah vesile etti.Yani tabii ki bizim imanlı milletimizin temelde ruhu zaten çok güçlü. Yani çok güçlü bir taban var, ama durgundu, yani sakindi. Onun tetiklenmesini de Allah vesile etti. O sevginin coşmasında vesile etti. Mesela, Milli Gazete yönetiminin değişmesinde de, onda da yine sevgi etki yaptı. Erbakan Hocamıza olan sevgi. Çünkü oradakiler utandılar, Erbakan Hocamıza karşı tavırdan. Yine o da bir nezaket gitmeleri, utanıp gitmeleri. Ama kardeşimizdir onlar yani olabilir, insanlık hali öyle bir boş bulunmuş, öyle bir şey yapmış olabilir, telafisi mümkün.
Şimdi bakın, Profesör Numan Kurtulmuş Hocamızın yapacağı ne biliyor musun? Gelip Erbakan Hocamızın yanına gelecek, elini öpecek diyecek ki, “Ben çok büyük bir hata yaptım. Nefsime uydum. Allah beni affetsin, siz çok değerli bir insansınız” diyecek. “Ben boş bulundum. Aydın Doğan beni böyle biraz şeye getirdi”. Efendim işte o neyse artık, “Ve düzeldim” diyecek gelip elini öpüp Hocamızın peşinden gidecek, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Tamamen çıkarmışlardı Hocam, Hocamızın resmini, şu andaki “saadet.org” sitesi.
ADNAN OKTAR: Bak, maşaAllah. Erbakan Hocamız çok şekerdir, sakin sakin bize güzelce anlatmıştı. Bizim çocuklarla ben ziyaretine gittim. Erbakan Hocamız güzel, cumhurbaşkanı gibi, tarihi bir yerde görüştük öyle Osmanlı bir binaydı. Tam bilmiyorum bir şey kasrı gibi bir yerdi. Abdülhamit döneminden başladı Hocam. Ben hemen 10 dakika görüşüp, çıkacaktım. Ne mümkün, 3 saat falan kaldık Hocamızın yanında. Önce Abdülhamit dönemi, sonra Cumhuriyet dönemini, hepsini anlattı Hocam. Bu vakte kadar anlattı. Ondan sonra, çok, genel kültürü çok muhteşemdir Hocamızın. Tamam, başka ne var konular?
OKTAR BABUNA: Berat Özipek Star Gazetesi’nde bir yazı yazmış Hocam, inşaAllah. Erbakan Hocamızı eleştiren bir yazı. ”Bu iktidar hırsını Azrail söndürür” başlıklı yazı da; “Hiç kuşkusuz şeytan her zaman böyle açık görünmüyor, bazen de sağdan yaklaşıyor tıpkı son zamanlarda Erbakan’a yaklaştığı gibi” demiş. “İktidar bağımlılığının belirtileri aynıdır. Bir kez ona sahip olan, mecbur kalmadıkça en yakın dostlarına bile bırakamaz. Çevresini mutlak liderliğine itaat etmiş silik kişilerden oluşturur ve onlara saygı da duymaz. Son nefesinde ise o iktidarı oğluna bırakmaya çalışır” gibi bir yazı yazmış, Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, Berat arkadaşımız, bunlar böyle dava heyecanını, bu Kurani heyecanı, Türk İslam Birliği heyecanını, bunlar onu tatmış insanlar değil. Bunlar teknik bakıyorlar. Yani çok yüzeysel, biraz da materyalist gözle bakan bir mana da veremiyorlardır niye destekliyorlar acaba diye? Beni de niye destekliyor? Onu da anlamıyorlardır. Yani ezici çoğunlukla niye kazandı? Onu da anlamıyorlardır. Yaşlı insan işte artık, ölecek. Yani ne gerek var falan gibi? Yani materyalist bakıyor haşa. Yani oradaki Allah aşkını, dava aşkını, Türk İslam Birliği aşkını, vefa aşkını, kadirşinaslık aşkını bilmiyor. Hüsn-ü zan et, kardeşim Allah Allah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Ahmet Hakan da bugünkü yazısında Hocam, “HSYK’daki son gelişmelerin ardından artık yargının bağımsızlığı yok olmuştur” demiş.
ADNAN OKTAR: Hocamın bir hakimlik yetkisi eksikti o da tamamlanmış, hadi bakalım. Adli tıp uzmanı, Emniyet müdürü, ondan sonra Yüksek Yargı Başkanı, daha dur bakalım başka şeyler de olur bu yakında. Kardeşim, bir adam fikirleri dinleniyorsa bir şeyler söyler. Mesela ben anlatıyorum. Allah diyor ki; “Söz dinleyeceklerse öğüt ver”. Ben mesela sürekli benim milletim, benim canım insanlarım, kardeşlerim doğru bir şey söylediğimde yerine getiriyorlar ilgili kişiler. Şimdi bu arkadaş, efendim Ahmet Hakan kardeşimiz sürekli anlatır, sürekli akıl veriyor. Kardeşim bir kere senin aklını birisi kullanır. Dersin, “Ne güzel aklım var”. “Ne isabetli söyledim”. Hiç kimse senin fikirlerini şey yapmadığına göre, yani ilgilenmediğine göre niçin sürekli ısrarla akıl verirsin millete, insanlara? Neyse sen başka konuya geç.
OKTAR BABUNA: Yazının bir bölümünde de Ahmet Hakan’ın Erbakan Hocamızla ilgili bazı saygısız ifadeleri var Hocam.
ADNAN OKTAR: Aydın babayı kurdeşen tutmuş olabilir. Erbakan Hocamız başa geçince rahatsız oldu demek ki.
OKTAR BABUNA: Can Dündar’da Milliyet’teki, yazısında kendince güya Erbakan Hocayla tenzih ederim dalga geçen saygısız bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Can Dündar kibar, efendi çocuktu bu. Çok ayıp yaptı. Ben şaşırıyorum bunlara. Ben bunu mesela böyle kibar, saygılı, nezaketli falan bir şey bilirim. Erbakan kim, sen kimsin daha dünkü çocuk. Daha o kundaktayken Erbakan Hocamız Türk İslam Birliği’ni savunuyordu. Nerede yazıyor bu Can Dündar? Hangi gazete?
OKTAR BABUNA: Can Dündar Milliyet’te yazıyor.
ADNAN OKTAR: Pardon, yazar tabiî ki. Aydın baba üfürdü mü hepsine birer tane geliyor demek ki. Ben de diyorum ne alaka. Onu işinden atarlar Allah-u alem onu yazmasa. Aydın baba, “Yanaş” demiştir, “Sol kulağını çevir” demiştir, bir üfürmüştür ona aşağı kata inip yazmıştır. Tabii, her üfürdüğü bir tane yazıyor. Hepsi bir üfürük yemiş benim gördüğüm. Yani yemeyen kalmadı onlardan, inşaAllah.
“Bismillahirrahmanirrahim. Selamün aleyküm Hocam” MaşaAllah ne güzel giriş. Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Biz üç kişiyiz. Şu anda sizi izliyoruz. Arkadaşım adına soruyorum, inşaAllah. Arkadaşım önceki şevkini kaybetmiş. Hiçbir şeyden zevk almıyor. “Hiçbir şey yapasım gelmiyor” diyor. Kendini bir türlü toparlayamıyor. Hiçbir şey ilgisini çekmiyor. “Tembellikteyim, üzerimde ağırlık var” diyor. Önceden çok hizmette bulunmuş fakat şu an tam durmuş durumda. Ahir Zaman alametleri de etki etmiyor. Bir türlü olmadı. Sizin hikmetli anlatımınızı ümit ediyoruz. Sizleri çok seven kardeşiniz Ramazan Canpolat, Kastamonu Karabük” Olabilir, Müslümanlarda, Kuran’da bu karşılaşılan bir şeydir. Zaman zaman insanlarda böyle kasılma olur. Bazen de açılma olur. Mücahit olan adam sürekli aynı çizgide gitmez. İmtihan dünyası, zaman zaman bambaşka hatta dinsiz de olabilir Müslümanken. Tamamen dinsiz de olabilir. Dinsizken birden Müslüman olabilir. Müslüman iken münafık olabilir. Şaşacak bir şey yok. Dua edersin, olduğu kadar olur. “Burası er meydanı çifte yürek derler şahin gelir bu yana” diyor. İnşaAllah, o olacak. Hocamı tenzih ederim de “Mert dayanır, namert kaçar” diyor. “Meydan gümbür gümbür gümbürdenir” diyor. İnşaAllah, o kardeşimize dua ederiz. İnşaAllah hiçbir şeyi kalmaz.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam” hay maşaAllah bu da çok güzel olmuş. Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Eğer uygun görürseniz yayınınızda Hz. Mehdi (a.s.)’ın gaybet zamanı ve süresi, Asr-ı Saadet’te yaşayan gençlerin durumu ve Hz. Mehdi (a.s.) talebelerinin özelliklerinden bahseder misiniz? Hocam şu an yaşayan Nazım Kıbrısi Hazretleri gibi büyük evliyalar Hz. Mehdi (a.s.)’ın kim olduğunu bilmiyor olabilirler mi? Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri belki imanlarının nuruyla dediğinize göre, Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri genç olacağına göre, Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir cemaate de bağlı olmayacağına göre bu evliya yada veli kişilerin durumu nedir? Saygılar Zeynep”
Başka kişileri bilmiyorum ama Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerimiz kutuptur ve velidir. Yani derin ilim sahibidir. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri tabii ki Hz. Mehdi (as.)’ı Allah’ın izniyle, Allah-u alem bilir. Yani bir kısım vekilleri de bilir. Bir kısmı belki setreder. Durumları da çok güzel onlar bizim canımız. Onlar dünyanın süsü, dünyanın süsü. Allah dünyayı onlarla süslüyor. Dünyanın neşesi, güzelliği onlar. Kıbrıs’ı ayakta tutan manevi güçtür o. Mühim bir manevi güçtür. Kıbrıs’ın manevi bekçisidir aynı zamanda, inşaAllah.
“Sayın Hocam Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin bahsettiği herkesi etkisi altına alacak ve Ahir Zamanda çıkacak olan deccal, Darwin’den farklı biri midir?” Bunu da sevimli Şeyma sormuş. Deccal şu an dünya devletinin başında daha önce de söylemiştim. Ama şimdi o kadar kafa takmaya gerek yok. O normalde entel takılan böyle barışçıl gibi görünen Marksist, materyalist, dinsiz işte böyle zaman zaman arkadaşlarını toplayıp şeytan çağırma seansları yapan, cinlerle bağlantı kuran, imansız dinsiz cinlerle bağlantı kuran, kendini medyum olarak ilan etmiş bir cins adam. Yani o kadar kaale alınacak bir şey değil. Saldırgan falan da değil, o tip bir şeyi de yok. Ama buna saygı duyuyorlar ateist masonlar, şunlar bunlar etkisinden tabii biraz bizar bir yapı oluyor çevresinde, arkadaşlarında, kişilerde. Fakat asıl olan fikir sistemidir yani Darwinizmdir. O dini kullanıyor o, o kadar. O dinin yayılması için zemin hazırlayan birisidir o, deccal. Mesela onunla ilgili dünyadaki büyük basını yönlendirir, büyük kanalları, televizyon kanallarını yönlendirir. Etrafındaki mason arkadaşları kanalıyla diğer illimünati ekibinden bazı kişilerle onları yönetiyor. Fakat onların en sonunda dayanacağı şey yine Darwinizm’dir. Yani bütün noktaya ağırlık verecek olursak sadece Darwinizmi görürüz inşaAllah.
“Muhterem Hocam sizin yobaz diye ifade ettiğiniz kişilerin, Hz. Mehdi (a.s.) düşmanı, Türk İslam Birliği’ne karşı olan, sevgisiz, bilime fenne karşı olan vahşi kişiler olduğunu anlıyoruz. Ayrıca sizin ehli tarikata karşı derin sevginiz olduğunu ve Ehl-i Sünnete son derece titiz olduğunuzu biliyoruz. Dolayısıyla yobaz sözünü yanlış anlayanlar için bir kez daha açıklama yapar mısınız?” diyor Hasan. Bak Hasan şurada çok önemli bir nokta vermişsin, “Sevgisiz” diyor. İşte onun için de bu mesela Şeyh Nazım Hocam acayip sevgi doludur, acayip neşelidir ve çok sevilir bakın. Yobaz sevilmez de. Ne sever, ne sevilir. Yani güzelliğe estetiğe düşmandır, hayata düşmandır, neşeye düşmandır. Şeyh Nazım Hocamın benzeri birini gördüler mi peşine gitsinler ben açıkça söyleyeyim. Çok sağlamdır. Elinden yüzünden nur akıyor, anlaşılır o. Ben mesela Mahmut Hocamı çok severim. Bakın yüzüne anlarsın, elinden yüzünden nur akar. Birine baktın İblis kılıklı ve soytarı. Mesela cibiliyetsiz, dinle, imanla haşa alay ediyor kendi kafasınca, ahmak kafasınca, enaniyetli. Hürriyeti, sevgiyi, güzelliği boğmaya çalışıyor. Türk İslam Birliği’ne karşı, İttihat-ı İslam’a karşı işte bunun adına yobaz denir. Sanata karşı, bilime karşı. Git Şeyh Nazım Hocamızın yanına, Kimya Mühendisi zaten Kimya Yüksek Mühendisi. Çok başarılı bir insandır. Mesela Hüseyin Hilmi Işık Hocamız Kimya Mühendisi, eczacıdır. Müthiş kültürlü bir insan Hüseyin Hilmi Işık tabii. Emekli Albaydır ve bütün okulları birincilikle kazanmıştır. Güzellik, sevgi, estetik, nezaket, efendilik hep üstünde tam Osmanlı çelebi bir insandır. Herhalde yeterli açıklamayı yapmış oldum, inşaAllah. Aslında yobazla münafık iç içedir, yobaz aynı zamanda münafıktır. Samimi bir Müslüman hiçbir zaman yobaz olmaz. Yobazın ana özelliği münafık olmasıdır. Münafık ayetlerine baksınlar Kuran’da, yobazı bulacaklar. Benim münafıklarla ilgili açık derslerim var, sohbetlerim var, konuşmalarım var. İnternette onları ayrı şey yapıyorlar. Oraya gelsin kardeşlerimiz baksınlar gün gibi ortaya çıkar. Yani en ince detaylarına kadar anlatıyorum. Psikolojik yönlerini tek tek analiz ediyorum. Kuran ayetleri ışığında, hadisler ışığında açıklıyorum oradan anlarlar. Ne yapıyoruz? Ara, tamam. Hadi bakalım.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra tekrar beraberiz.
SUNUCU: Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Hasan Celal Güzel yeni yazısında Hocam yine Numan Kurtulmuş’un lehinde ve Erbakan Hocamızın aleyhinde bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ben söyleyeyim Saadet tabanı hiçbir şekilde Numan Kurtulmuş mantığını kabul etmez asla. Böyle bir olaydan sonra özellikle imkansızdır artık. O konu bitti. Celal Güzel Ağabey’imiz, kardeşimiz hiç kendini boşa üzmesin olmaz. Aydın Doğan’la iç içe olan bir insanı, bir insan Saadet Partisi’nin başına nasıl getirsin bir millet? Olacak iş mi şu? Hayır, makul bir şey istense tamam aklım alır. Aydın Doğan’la iç içe olacak. Bu ne demektir? Aydın Doğan iktidar oldu demektir. Veyahut partinin başına geçti demektir. Olur mu öyle şey?
OKTAR BABUNA: Hasan Celal Güzel siz daha iyi bilirsiniz, Vatan’da yazıyordu zaten.
ADNAN OKTAR: Hasan Celal Güzel Ağabeyimizin o konuşması geçerli olmaz. “Hodri meydan” diyorum. Açıkça söylüyorum. Numan Kurtulmuş hiçbir şekilde başarı kazanamaz, siyasi başarı. Söylüyorum. Halep oradaysa arşın burada. Bak, benim dediklerim mutlaka doğru çıkıyor. Erbakan Hocama destek verdim, gördünüz ezdi geçti. Ona bak destek vermedim adam görüyorsunuz konumunu ve hiçbir şekilde de siyasette başarı olamaz söyleyeyim. Ama bir partiye girerse ona bir milletvekilliği falan verebilirler belki o kadar. Başka bir şey yok. Parti kursa hiçbir şekilde başarılı olmaz partisi. Net söylüyorum. Çok açık, ben milletimi tanıyorum. Benim milletimin sıcak bir Anadolu ruhu vardır güzel, yüksek ruha sahiptir. O düşünce içerisinde böyle bir şeye yanaşmaz. Yanlış olan bir şeyi yapmaz. Evet seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Balçiçek İlter Habertürkteki yazısında Hocam eski Saadet Partisi milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun bir ifadesine yer vermiş, “Cici Müslümanlar” diye. Tenzih ederim Müslümanları. “Günümüz kent yaşamına uyum sağlarken bir yandan da maneviyatları zayıflayan yani mevcut sisteme uyan Müslümanlar için “Cici Müslüman” diye bir tabir kullanmıştı”. Balçiçek İlter de bununla ilgili bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu diyen kim? Bir daha söyle bakayım.
OKTAR BABUNA: Mehmet Bekaroğlu. Eski Saadet Partisi milletvekili Mehmet Bekaroğlu. Kısa bir bölüm okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Kim bu Mehmet Bekaroğlu?
OKTAR BABUNA: Eski Saadet Partisi milletvekili, Numan Kurtulmuş’a taraf olmuştu. Erbakan Hocamızın aleyhineydi.
ADNAN OKTAR: Nasıl olması gerekiyormuş Müslümanların? Ne diyormuş?
OKTAR BABUNA: “Kent yaşamına adapte olup zenginleştikçe böyle bir Müslüman anlayışı Müslümanlıktan uzak bir anlayış ortaya çıktı”. Bunlara cici Müslüman demiş.
ADNAN OKTAR:Kendisinin cici olmayan Müslüman olduğunu mu iddia ediyor Mehmet Bekaroğlu Hocamız?
OKTAR BABUNA:Allah-u Alem, evet.
ADNAN OKTAR: Cici olmayan Müslüman. Tamam, güzel. Yalnız ne anlama geldiği belli değil ki bunun.
OKTAR BABUNA: Şöyle diyor Balçiçek İlter; “Anadolu kaplanlarının kent kültürüne adapte olmaya çalışmış hali. “Zenginleşiyorlar” diyor Bekaroğlu, “Zenginleştikçe bir takım dünyasal keyiflerin tadına farklı varıyorlar. Öncelikleri değişiyor. Maneviyatları zayıflıyor. başkaldırmaktan vazgeçiyorlar. Sorgulamıyorlar. Verileni alıyor, onu tüketiyorlar. Üstelik böyle oldukları sürece başları derde girmiyor. Onlar ailenin cici çocukları. Onlar asla sürüden kopmuyorlar” demiş.
ADNAN OKTAR: Ama neyi kast ettiği belli değil ki. Hangi sürü? Ne sürüsü? Bak bu da kapalı bir yazı böyle olmaz. Açık açık, paldur küldür açıklayacak, gümbür gümbür izah edecek. Ne olduğu belli olmayan yazı olmaz. Balçiçek Pamir çok sevimli bir kız, çok şeker görünüşü. İlter mi?
OKTAR BABUNA: Yeni soyadı o, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Pamir’di, İlter mi oldu.
OKTAR BABUNA: Öyle yazıyor Hocam, o soyadı yazıyor gazetede. Ama Balçiçek Pamir dediğiniz gibi, inşaAllah.
Mehmet Bekaroğlu’nun resmi vardı Hocam. Mehmet Bekaroğlu. Eski milletvekili.
ADNAN OKTAR: Eski milletvekili. Evet, ama ne değini anlamadık ki? O yazıyı bir kere daha detaylı okuyalım. Ona göre cevap veririz.
Şimdi kardeşim İtalya’da bizim konferansımız mı var? Darwinistlere karşı, anti-Darwinist İtalya’da ne gün?
OKTAR BABUNA: Yarın değil öbür gün Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah, Allah bak diyor ki; “Roma Hıraklin’in şehri tekbir tevhid ile fethedilir” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) tarafından” diyor. Hz. Mehdi (a.s.) öncüsü askerler, biliyorsun fetihten önce askerler önce bir giderler. İşte öncü birlikler var, akıncılar. Demek ki biz ön akıncılar olarak oraya gidiyoruz. Hz. Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlıyoruz. Bak “Tekbirle fethedilir Roma” diyor. “Ve bütün surları yıkılır” diyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam. Siz geliyorsunuz diye ayaklanmışlar Hocam. Her gün basında haber çıkıyor radyolarda ve basında maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Büyük basın müthiş bir ajitasyon yapmış. İlgili şirketi sürekli aralıksız arıyorlarmış. Telefonlara yetişemiyormuş adamlar. Polis kongre merkezinin orada sıkı güvenlik tedbirleri alacakmış. Allah Allah, Osmanlı ordusu gibi.
OKTAR BABUNA: Hocam bu İsviçre’ye de gelmişlerdi. Robokoplar gelmişti böyle hatta kıyafetlerle. Kapıda 20 kişilik falan bir ekip vardı. Komünist partisi gösteri yapıyordu dışarıda. Böyle kim çağırdıysa, biz çağırmamıştık. Robokoplar böyle dizilmişler. Kimseyi sokmadılar içeriye böyle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, İtalya’da da kaleler sallanıyor, inşaAllah. Orayı da fethedeceğiz Allah’ın izni ile, inşaAllah. Roma, Roma olalı böyle muhasara görmedi inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Roma’daki toplantıda siz göndermiştiniz bizi. “Ben Harun Yahya’yı temsil ediyorum” dedim. Buz gibi oldu salon, bembeyaz oldu herkes. Normal neşeliydiler böyle hiç sorun yoktu.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, sanki Seyyid Battal Gazi içeri girdi.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Hocam adınız yetiyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bu tür muhabbetler çok hoşuma gidiyor, maşaAllah. Yani zevkli, eğlenceli.
OKTAR BABUNA: Yerle bir ettiniz Hocam. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Evvel Allah. Milano, özellikle Milano’yu seçtik ki, çünkü modanın da merkezi, İtalya’nın kültür başkenti çok önemli. İtalya zaten epeyden beri muhasara altında. Çünkü bizim Yaratılış Atlasımız İtalyanca basıldı. 10 binlerce basıldı, öyle bir tane, iki tane değil İtalyanca. Ve İtalya’nın en ünlü sanatçılarına, bilim adamlarına, profesörlerine ve siyasetçilerine ulaştı. Hepsine, “Hayırlı uğurlu olsun” diyoruz, inşaAllah.
Habertürk Gazetesi’nde yazan Yavuz Semerci, “Erbakan’a saygı duymak gerekiyor” demiş. Bu kardeşime aferin, iyi güzel demiş. Kardeşim Erbakan Hocamız mazlum olduğu için, çünkü böyle insan büyüğüne vefa, saygı duymuyorsa, çok acayip. Allah vermesin ama böyle bir sorun yok şu an. Ama tabii zeminde Erbakan Hocamızın güzel yetiştirmiş olduğu, vefalı muhteşem bir kitle var. Onları kendilerince yönlendireceklerini zannediyorlardı. Karton kaplanlar, şöyle hafiften kedi miyavlaması gibi ses çıkarttılar. Biz kükreyince, karton kuleler tak aşağıya, inşaAllah. Evvel Allah. Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Fikret Bila Milliyet’teki yazısında, “Referandumdan sonra Başbakan Erdoğan %42’nin neden evet dediğini araştırmamız lazım” demişti. Fikret Bile bu yazısında bu konuyu işlemiş. Sebeplerini veren bazı şirketlerin araştırmalarına dayanarak sebeplerini vermiş Hocam. Bir, iki örnek vereyim mi?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Mesela %83 Türkiye’nin Batı güdümüne girmesi, ekseninin doğuya kayması. %76 hükümetin işsizlikle ve yoksullukla mücadelesinde başarısızlığı, hükümetin muhalefeti ve vatanseverleri baskıyla sindirdiği gibi bir liste şeklinde devam ediyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim milletin tedirgin olduğu, açıkça söylüyorum Cübbeli zihniyetidir. Başka bir şey değil. Ona yönelik ilmi ve akılcı çalışma yapılıp, milletimiz o konuda ikna edilirse böyle bir kabusun, böyle kabus düşüncenin hiçbir şekilde oluşmayacağı aydınlık, güzel Asr-ı Saadet ortamı gibisıcak, sevecen bir İslam anlayışının, Türkiye’yi saracağı söylenirse konu biter. Ama öbür türlü bağnazlığın ve karanlığın sardığı bir Türkiye’de en önde ben mücadele ederim. Öyle bir şeye ben müsaade etmem, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Etmiyorsunuz Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yok kardeşim, adım atamazlar, evvelAllah. Öyle bir şey olmaz yani, inşaAllah. Evet Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Yağmur Atsız bir yazı yazmış Hocam, Star Gazetesi’nde. CHP’yi eleştirmiş,Erbakan Hocamızla da ilgili bir ağır ifade kullanmış.“Erbakan” diyor, “Taifesiyle beraber Türkiye’nin en gerici unsurlarını ihtiva eden iki gruptan biridir” diye bitirmiş, CHP’yi de eleştirmiş.
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocamızı tanımıyor demek ki. Bu kişiyle Erbakan Hocamızı tanıştırmak lazım. Görmediği, konuşmadığı bir insan hakkında nasıl böyle bir fikir yürütüyor? Bir kere Erbakan Hocamız olağanüstü zeki ve çok kültürlü, biliyorsun makine profesörüdür. Avrupa’da uzun süre kalmış milli bir insandır. Müthiş bir Türkiye sevgisi vardır, büyük Türkiyeci’dir, Türk İslam Birliği’ni savunur. Ağır sanayi hamlesini savunan ve onu Türkiye’de başarılı kılmak isteyen bir insandır. Sanayileşmeyi, bilimde, sanatta en ileri gitmeyi isteyen bir insandır. Bu arkadaşın var mıymış öyle idealleri? Yok. O zaman ne konuşuyorsun? Oktar beni böyle adamlarla sürekli muhatap etme. Hangi biriyle uğraşayım ben bunların?
OKTAR BABUNA: Fakat, evvelAllah Hocam. Sizin vesilenizle çoğu üslubunu değiştiriyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İyi olanlar var ama cahil olanlarla nasıl konuşacağız? Sözünü, efendim ne diyeyim; balla, ne denir başka? Şekerle, reçelle, bilimum tatlı çeşitleri ile kesmiş olalım.
“Selamün aleyküm canım Hocam” diyor kardeşim. Aleyküm selam. Evet, “Canım Hocam” diyor; “Bize Ehl-i Sünnet itikadı hakkında, bilgi verir misiniz?” diyor. Ömer Nasuhi Bilmen’in tam ilmihalini alacaksın. Oradan çok detaylı bilgi edineceksiniz. Beş vakit namazı, farzlarıyla, vacipleriyle, sünnetleriyle, menduplarıyla öğrenirsiniz. Şimdi biz burada anlatmaya kalksak olmaz, inşaAllah. Bir de böyle bir zamanda içtihat kapısı açılmaz. Ama bak Hz. Mehdi (a.s.) zamanında açıkça söylüyorum, bütün mezhepler kalkacaktır. Şu an zaruridir Ehl-i Sünnet’e ittiba. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerine, herhangi bir mezhebe o zaman dinde disiplin kalmaz çok tehlikeli olur. Ama Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında hiçbir mezhep kalmıyor dünyada. Bakın hiçbir mezhep, Hıristiyanlıkta da, ne Ortodoks, ne Katolik, ne Protestan, ne Evanjelik. Musevilerin de mezhepleri kalmıyor. Hiçbir mezhep kalmıyor, yok. Budizm de kalkıyor. Tek İslam dini. Nasıl İslam dini? Asr-ı Saadet tarzında. O kadar, onunla bitiyor. Kuran’ın yeterliliğini, insanlar kabul edecekler. Kuran’ın yeterliliğini kabul etmedikleri için fitne, fesat, fücur bütün dünyayı kapladı. İslam alemini Allah paramparça etti, Kuran’ın yeterliliğini kabul etmedikleri için. Diyor ki Cenab-ı Allah; “Parça ayırıcılar” diyor ayette, “Parça ayırıcılar”. Kuran’ın bir kısmını kabul ediyorlar, bir kısmını kabul etmiyorlar. Veya ilave yapıyor. Adam ne diyor? “Arkadaşım bana Kuran yetmiyor” diyor. “Ne olması gerekir?” diyorsun. “Bana vahiy geliyor” diyor Allah’tan. “Allah” diyor, “Bal arısına nasıl vahyediyorsa, bana da vahyediyor, bana vahiy geliyor” diyor. “Kuran, artı bana gelen Kuran, bir tane de bana geldi” diyor. “İki Kuran’ı birleştirdim, normal hayatımı şu an yaşıyorum” diyor. Kardeşim küfre gidersin. Etme canım ciğerim yapma. Veyahut “Kardeşim, Kuran artı yobazların uydurmaları, onları ilave edelim. O zaman Kuran bir kitap haline gelir. Öbür türlü Kuran hiçbir işe yaramaz” diyor. Allah ne diyor? “Sadece Ben size Kuran’dan soracağım” diyor. İnanmıyor musun Allah’a? Net, bak kelime kelime “Siz Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Mesela bir adaya geldik, elimizde sadece Kuran var. Cenabı- Allah ne diyor? “Ben sadece size Kuran’dan soracağım” diyor. Kuran, artı yobazların hurafeleri değil. Sen hurafe ile Kuran’ı karıştırdın mı, Allah bela verir. “Niye Allah belamızı verdi?” diyor adam. İşte bu nedenle Allah bela verdi, sebebi bu. Sen Allah’ın kitabını yetersiz görürsen, Allah diyor ki, “Yeterli”. Adam diyor ki, “Yetersiz” diyor. Bir kısmı da diyor ki; “Ben gayet güzel kendim tefsir ederim Kuran’ı” diyor. Nasıl edersin? “Ortaokul mezunuyuz” diyor. “Muazzam bilgim var” diyor. “Ederim tefsir” diyor. Al sana bir fitne daha yani. Kuran’ı en güzel Peygamberimiz (s.a.v.) tefsir eder. Asr-ı Saadet’te nasıl tefsir ettiyse, aynısından biz sorumluyuz. Olay budur. Yeni yeni yollar, çığırlar açmaya, bilmem ne, yobaz hurafeleri eklemeye kalktın mı, Allah belayı oluk oluk akıtır. Ondan sonra hiç şaşırmayacaklar, “Nereden geliyor?” diye. Sen Kuran’a uydun da Allah belanı verdi mi? Yok. Sen Kuran’a ilave yapıyorsun, ekler yapıyorsun, geliştiriyorsun. Güvenmiyorsun Allah’a. Allah’ın indirdiği Kitab’a güvenmiyorsun. Allah da bela veriyor işte, o kadar. Karışık bir şey yok. Niye şaşırıyorsun?
Mesela dün okudum, çok net Allah’ın ayeti. O kadar sarih ki, diyor Allah; “apaçık, Allah’ın beyanlarıdır”. “Her şeyi” diyor, bak “her şeyi çok örnekle anlattım” diyor. “Anlatılmadık hiçbir şey bırakmadım” diyor Allah. “Hepsini anlattım” diyor. Bak, Tevrat için de aynı şeyi söylüyor Allah. “Her türlü hükmü koydum içine” diyor, “her türlü”. “Yok” diyor Yahudiler, “Yetmez” diyor o dönemde. “Ne istiyorsun?” diyorsun. “Biraz da bizim yobaz hurafeleri gerekiyor” diyor. Bak, Allah bela verdi Yahudilere de. Parça parça etti Allah, darmakeşan etti hepsini. Allah’ın Kitabına uymadılar, mahvetti Allah. Müslümanlar da Allah’ın kitabına uymayınca Allah paramparça etti Müslümanları. Çözüm Kuran’a tam tabiyettir. Ve Resulullah (s.a.v.)’in sünnetine tam ittibadır. Allah’ın Resulü (s.a.v.) Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sünnetine tam ittibadır. Ama Asr-ı Saadet’inkinin aynısı. Uydurmalar, hurafelerle değil.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Açtım, Casiye Suresi çıktı. 16. ayet Cenab-ı Allah diyor ki, “Andolsun” diyor Allah. Bak yemin ediyor. “Biz İsrailoğulları'na kitap, hüküm ve peygamberlik verdik” bak, “Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik. Onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları alemlere üstün kıldık.” O devirde üstünler, her türlü nimet var. “Ve onlara bu emirden açık belgeler verdik.” Bak, açık belge. Kapalı değil, açık hüküm. Uydurma hurafeler değil, açık belge. Allah’ın verdiği vahiy. “Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'hakka tecavüz ve azgınlıktan' dolayı ihtilafa düştüler.” “Belalarını aradılar” diyor Allah. “Allah’ın kitabına uymadılar” diyor. Herhangi bir sayfa açtım, görüyor musun? Özel açmadım. Demin anlattığım konu çıktı. “Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeylerde” mezheplere ayrıldılar. Apayrı düşünlere girdiler. Bak, “İhtilafa düştükleri şeyde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir”. Bu ne demektir? “Allah intikam alacağım” diyor ihtilafa düştükleri için. Kardeşim Tevrat’a uysana, Allah’ın Kitabına uysana, o devirde uymuyorlar. Hz. Musa (a.s.) diyor ki; “Rabbiniz bir inek kesmenizi istiyor”. “Nasıl bir inek?” Sana ne? Al kes işte bir tane. Acayip uzatıyorlar. Allah diyor; “Neredeyse yapmayacaklardı” diyor. İlla ki yobaz kafası olacak. İşte merak ediyor kardeşimiz, yobaz işte böyledir. Allah’ın hükmüne bir türlü içi tatmin olmaz, rahatlamaz. Yobazın özelliği budur. İlave ister. Resulullah (s.a.v.)’ı da haşa kendilerince etkilemeye çalışıyorlar. “Eğer” diyor Cenab-ı Allah, “Az da olsa onlara meyletseydin” diyor, “Ahiretin de dünyanın da azabını sana tattırırlardı” diyor. “Senin şah damarını koparırdı” diyor Allah. Allah’ın dilemesiyle, “Az da olsa onlara meyledecektin” diyor. Adamlar acayip bastırıyor o zamanki yobazlar. İlave istiyorlar. “Tamam, biz namazı kılalım. Hepsini yapalım da yani niye böyle? Şu ilave de olsa, şöyle de olsa. Bak Yahudilerde şu var, Hıristiyanlarda şu var. Biraz ilave yapalım. Geliştirelim” diyorlar. Din sade, yobaz sadeliği kabul etmez. Yobaz karmakarışık yapı ister. Kendi de dinsizliğe girer. Başkasının da dinsiz olmasını ister. Yobazın özelliği budur. Yani Müslümanı karmaşanın içinde boğmak ister. Şimdi sade bir Müslümanlığı bir Müslüman çok rahat yaşıyor. Mesela adama bir insana desen ki, “100 metreyi koşacaksın” desen, “14 saniye de koşacaksın” desen rahatça koşar. Ama “5 saniyede koşacaksın” dedin mi? Adam koşamaz. 9 saniye de dersen, en fazla 9, 8’e kadar indi şimdi bilmiyorum rekor kaç. Adamı o kadar sıkıyor ki, yani adam bakıyor “Bu dini yaşamam mümkün değil” diyor adam. Mahvediyor adamı. Adam bunalıma giriyor. Hem imanını yaşamak istiyor ama imkansız anlatılan dini de yaşaması, mümkün değil. İşte yobaz böyle bir oyunla Müslümanı mahveder. Gerçi imanı olan orada anlar. Bir şeytanın oyunu olduğunu, Kuran’ın sadeliğini anlar. Ben şeytanın oyununa gelmeyeyim, Hakk’a teslim olayım der, açmazın içine girmez. Kardeşim öyle bir din anlatıyor ki adam yani bu sahtekarlar bu anlattıkları dini isterseniz yemin edeyim gerçekten yaşayamazlar. İsterseniz o adamlardan bir tanesini, var ya televizyon programında yapıyorlar ya böyle bir eve alıyorlar, kamerayla gösteriyorlar. Milleti evin içine dolduruyorlar. Öyle programlar var değişik, ilginç. Öyle tiplerden bir tanesini mesela herifi alalım, sarığıyla cübbesiyle alıp koyalım. Kameralarla. Anlattığı kitapları da yanımıza koyalım. “Hadi başla bakalım” diyelim. Sen ibadet dediğin gibi yapabilecek misin? Kesinlikle yapamaz. Yapmaz. Sahtekarlık yapıyor, yapamaz. Kardeşim, teknik olarak imkansız o anlattığını yapması. Yani bak, tarif edeyim, imkansızdır yapamaz. Yani yarım saat bile devam ettiremez. Mümkün değil, kitlenir. Sahtekarlık yapıyor. O işte şeytanın bir oyunu. Müslümanı detayda boğmak. Mesela dümdüz yolda gidecek adam, sırat-ı müstakim, Kuran’da dümdüz yol. Adama diyor ki; “Bir şöyle gideceksin. Bir buradan gideceksin. Aradan gideceksin. Labirentlere gireceksin, döneceksin. Ondan sonra düz yola kavuşacaksın” diyor adamı mahvediyor. Adamı öldürüyor, o labirentin içinde öldürüyor adamı. İşte münafığın yöntemi budur. Nur gibi kolay olan İslam dinini karmakarışık hale getirip, mahvediyorlar. “Gülebilir miyiz?” diyoruz. “Haram” diyor. Şimdi buyur. Ne yapalım? “Bol bol ağlaman lazım” diyor. “Niye ağlayayım?” kardeşim Allah Allah. Neşeli olmam gerekiyor, niye? “Sabahtan akşama kadar ağlayacaksın” diyor, “Ağlaman lazım” diyor. Yemek yiyebilir miyim? “Yok, yiyemezsin” diyor. Şunu yiyebilir miyim? “Bunu da yiyemezsin” diyor. Kıyafet giyebilir miyim? “Bunu da giyemezsin” diyor. Ne istiyorsun sen? Yani her şey yasak. Ben bir saysam aklınız hayaliniz durur. Hayat sıfır noktaya gelmiş oluyor. Ondan sonra yobaz göbeğini hoplatarak kendi karısıyla, orada herif göbeğine zil bağlayıp şakır şakır mastika yapıp oynuyor. Orada da millet dinsiz imansız oluyor. Kardeşim bir bildiğim var ki söylüyorum. Yani şu ana kadar saydığım kişileri tenzih ediyorum, isimlerini verdiklerimi yani. Oturup alınmasınlar, alakası yok onlarla.
Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında, Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra münafıkların kudurması başladı. Hz. Ömer (r.a.)’ı bir gördüler. Tam kinlenecekleri bir mübarek şahıs. Hemen şehit ettiler kahpeler. Hz. Osman (r.a.), onu da şehit ettiler. Niye? Çünkü Kuran’a bağlılar onlarda onun için. Konu bu. Resulullah (s.a.v.)’in sünnetini aynısıyla uyguluyorlar ne gördülerse. Hurafenin tamamı durdurulmuş. Hiçbir yobaz uydurması ne Musevilikten gelen, ne Hıristiyanlıktan gelen hurafelere asla kapı açtırmıyorlar. Gıcır gıcır tertemiz bir İslam anlayışı var. Adamlara ağır geldi. Şehit etmelerinin nedeni budur. Asrımızın münafıklarının da yöntemi bu. Müslümanlığın gelişmesini kıskanıyorlar. Müslümanları açmaza sokmaya çalışıyorlar. Karmakarışık yapacaklar. Adam diyecek, “Haşa bu din yaşanmaz” diyecek. Ayette diyor ki; “İstiyorlar ki siz kendileriyle aynı seviyeye gelin, aynı duruma gelin” mesela kendi dinsiz, Müslümanı da dinsiz yapınca içi rahatlayacak amaç bu. Onun için böyle bir oyuna hiç kimse gelmesin. İnşaAllah, anlaşıldı mı?
OKTAR BABUNA:“Hz. Peygamber (s.a.v.) en başta İslam’ı nasıl ayakta tuttuysa Hz. Mehdi (a.s.)’da en sonunda aynı şekilde İslam’ı ayakta tutacaktır.”
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah.
OKTAR BABUNA: El-Kavlu'l Muhtasar.
ADNAN OKTAR:Bak, bunu benim dedem söylüyor. Bunu Allah’ın nurunun tecellisi söylüyor. Allah’ın nuru, Allah’ın nur tecellisi. Mübarek Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Ne söylüyor, bir daha söyle bakayım?
OKTAR BABUNA: “Hz. Peygamber (s.a.v.) en başta İslam’ı nasıl ayakta tuttuysa Hz. Mehdi (a.s.)’da en sonunda aynı şekilde İslam’ı ayakta tutacaktır.”
ADNAN OKTAR:Aynısı. Bu münafıklara ağır geliyor. Onun için Mehdi (a.s.)’ın çıkmasını istemiyorlar. Kardeşim senin istememenle ne alakası var. Şimdi biz yolda gidiyoruz köpekler bazen havlayarak geliyor hayvanlar, kaçışıyor. Araba gidiyor ama. Köpek seni nasıl durdursun. Jeepe ne gücü yetecek köpeğin, hayvanın. Sadece havlar uzaktan o kadar. Şimdi bu münafık yobazlar da ancak havlıyorlar. Gürül gürül gidiyor. Bir de bizim milletimiz yobazlığa hiç müsait değil. Hayır bazı ülkeler müsait de, bizim millet müsait değil. Yani oradan da ümitlerini kessinler. Asla, Allah tarafından özel korunan bir millettir bizim milletimiz. İnayet altındadır bizim millet. Bütün iblis takımı Türkiye’den bir kere kaçsın, ben söyleyeyim. Bu millete etki edemezler. Bizim milletimiz öyle yobaz mobaz olmaz, yapamazlar. Yobazlara diyoruz, “başka kapıya” diyoruz. Yok. Peygamberimiz (s.a.v.)’in o nurlu sıcak hayatına karşı ta o zaman kastetti bu kahpeler kardeşim. Dırar mescidini kurdular. Sen kimsin de Dırar mescidini kuruyorsun, Peygamber (s.a.v.)’e karşı? Bir de utanmadan Peygamberimiz (s.a.v.)’i çağırıyorlar oraya. Diyorlar ki; “Sen buraya gel ya Resullulah (s.a.v.)”. Silah doldurmuşlar ayrıca mescidin içini Peygamberimiz (s.a.v.)’e suikast için. Vahiyle bildiriliyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Her türlü hurafenin ve pisliğin yaşandığı bir yer haline getirmişler. Hıristiyanlardan alınan hurafeler, Musevilerden alınan hurafeler, Budistlerden alınan hurafeler. Onları İslam’la karıştıracaklar. Peygamberimiz (s.a.v.)’e psikolojik baskı yapıyorlar, “Sen de bunları kabul et” diyorlar. Kabul etmeyince de Peygamber (s.a.v.) “Haşa, sen ne biçim peygambersin böyle. Bahçelerde geziyorsun, çarşılarda geziyorsun, yemek yiyorsun, bir bahçen de yok” diyorlar. “Bize melek de göstermiyorsun? Bir melek gelsin” diyorlar. “Başının üstüne gelsin, bulutun üstünde seni göstersin şöyle. İşaret etsinler yani” diyorlar. “Allah’ın resuludür bu, buna uyun, desinler” diyor. Adamlar ne diyor, Osman Ünlü? Cübbeli ne diyor? “Başının üzerine bir melek gelsin” diyor “Görelim kanatlı meleği” diyor. “Göreceğiz”. Bir de Cübbeli’nin mekanına gelecek bak Hz. Mehdi (a.s.). Fatih’e gidecek, hazretin huzuruna. Başının üzerinde de melek, melek de onun huzuruna gelecek, Cübbeli hazretlerinin. “Eğer sen lütfedersen, uygun görürsen ben Hz. Mehdi (a.s.) olmak istiyorum” diyecekmiş. Melek de diyecek ki, bu Cübbeli diyecek “Haşa bu Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Buna uyar mısın?” diyecek yani mümkün mü? Hayır uymaz zaten yine uymaz. Kim bilir ne der? Habertürk’e çıkar, Fatih Altaylı’yla beraber. Bir kere kafaya koymuş onu. Adam istemiyor İttihad-ı İslam’ı. Bak daha hala inat etti, ağzına almıyor İttihad-ı İslam kelimesini. Hala inat etti bak. Aylardan beri söyletemiyorum. Kardeşim tek kelime Allah’ın emri de ki; “Kuran ahlakı dünyaya hakim olsun” de. Dilin mi kopar mübarek, bir kelime? “Kuran ahlakı dünyaya hakim olsun, Allah dünyaya Kuran ahlakını hakim etsin. Bütün insanlar Müslüman olsun, İttihat-ı İslam olsun” de. Ne var bunda? “Türkiye’nin öncülüğünde Türk İslam Birliği’ni Allah nasip etsin” de. Diyemiyor adam, felç oldu. “Bana yemin etsin” diyor “Hz. Mehdi (a.s) olmadığını söyleyeceğine” diyor, “Söyleyeceğim Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağını” diyor.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Ben yemin edecekmişim... Biliyor musun, yeni haber geldi hazretten. Flash Tv’ye çıktı adam dedi ki; “Ne diyorsun? Adnan Hoca senin bu İttihad-ı İslam’dan bahsetmemen, Mehdiyet’ten bahsetmemen konusunda, Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda çıkacağından bahsetmemen konusunda ne diyorsun?” dedi. “Adnan Hoca çıksın, bana yemin etsin” dedi, “Mehdiliğini ilan etmeyeceğine öyle bir şey söylemeyeceğine, ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağına dair söyleyeceğim” dedi. “Açıklama yapacağım” dedi. Adamdaki korkuya bak, inanılır gibi değil. Yüzlerce Mehdilik iddia eden adam var. Adam kafasına balkabağı gibi bir şey takmış. Bağırıyor, açık açık söylüyor garibim. Öbürü çıkıyor açık açık dergisinde kitabında yazıyor. “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ım” diyor. Öbür adam çıkıyor, “Şu fakir” diyor açıkça söylüyor. “Ben” diyor, “Ahir Zamanda kastedilen kişi benim” diyor. Şu kalınlıkta kitap yazmış, kendisi alalen söylüyor. İsmiyle cismiyle “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ım” diyor. Ve bunların binlerce talebesi var on binlerce. Niye bunlardan tedirgin olmadın da benim etrafımda iki yüz üç yüz tane insan var en fazla. Kendi halinde bir insanım. Üstelik de yemin ediyorum geceli gündüzlü “Mehdilik iddia etmeyeceğim” diye. Neden bu kadar korkuyorsun da bunun için kitap yazıyorsun? Ve inanmadığın kitabı niye yazdın? İnanmadığın kitabı niye yazdın? Bak, diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.) bu yüzyılda gelmeyecek” diye kitap yazdı, hadislerle kendine göre. Ama diyor ki, “O kitap doğru değil dediğim çünkü Adnan Hocanın Mehdilik iddia etme tehlikesi var” diyor. Bana, “Önlem olarak yazdım ben onu” diyor, açık söylüyor zaten. “Bana yemin etsin, Mehdilik iddia etmeyeceğine” diyor. “Ben o kitaptaki ve buradaki konuşmalarımı değiştireceğim ben” diyor. “O yüzden de İttihad-ı İslam’ı söylemeyeceğim” diyor. “Türk İslam Birliği olsun, İttihad-ı İslam’dan bahsedersem yine Mehdiliğe hizmet etmiş olurum. O yüzden onu da söylemeyeceğim ben” diyor. Özetle “Ağzıma almayacağım ben” diyor. Söyleyemiyor adam şu an.
OKTAR BABUNA: Söyleyemiyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Yok açıkça söylüyor adam. Kardeşim, bende ne gördün sen? Ne dikkatini çekti de bu kadar emin oluyorsun sen?
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yüzde yüz emin olması lazım bir insanın böyle bir şey söylemesi için. Mehdilik iddia eden, alenen iddia edenler var. Benim kardeşim onlar, acıyorum şefkat duyuyorum. Ben onlar mahvolsun falan istemem. Benim en son mücadele edeceğim insanlardır, en son. Sadece Allah esirgesin Cehenneme giderler diye korktuğum için bir kere hükmen açıklıyorum, bir kere. Ama genel anlamda sürekli açıklarım. Ama şahsına yönelik olarak bir kere açıklıyorum. Çünkü Allah vermesin hadi o meczupsa öbürleri de arkasından şey olacak, cehenneme gidecek. Yani kardeşim her semtte var aşağı yukarı, İstanbul’da her yerde var. Fakat saygı duyarım, acırım. Çünkü onlar şevk veriyor. Bir şeyi yok ama küfre götürecek söze ne gerek. De ki; “Mürşidim ve ben İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) olmasını umuyorum” de. “İnşaAllah olur” de. “Benziyor” de. Ayağının altını öperim. Hiçbir sorun yok. Desin ne mahsuru var, gayet güzel. “İnşaAllah cennete gitsin” de. Mesela ben diyorum ki; “Şeyh Nazım Hocam kutup” diyorum. Benim ona muhabbetimi arttırıyor bu. Ben ona böyle inanıyorum, inşaAllah. Kutup olarak görüyorum, inşaAllah. “Ama İnşaAllah kutup” diyorum. İnşaAllah yani ben vahiy aldım da eminim anlamında değil. “İnşaAllah kutup” diyorum Allah’ın izniyle. Seviyorum. Mesela yobazdan fark arıyorlarsa buyursunlar Şeyh Nazım Hocama baksınlar. Şakacı, sevgi dolu, nüktedan, tertemiz, iradeli, güzellikten zevk alır.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Merhametli, çok nezaketli, çocukları sever, kuşları sever, canlıları sever, herkesi sever. Kimsenin kalbini kırmaz. Bir kişiye bağırdığı çağırdığı görülmemiştir. Ters konuştuğu olmaz. Son derece latif, böyle hafif şakacı. Eleştirileri de çok nezihtir. Gören varsa bana söylesin.
Yobazdan nefret akar, ağzından kan akar kan. Ağzının bir tarafından kan bir tarafından irin akar yobazın. Gözünü kan bürümüştür. Tam klasik manyaktır yani. Bak diyor ki Cenabı Allah, yine aynı sayfa, Casiye Suresi 6, “İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir” şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah’ın ayetleri, uydurmalar değil Allah’ın ayetleridir. “Sana bunları Hak olmak üzere okuyoruz.” Hak olmak üzere okuyoruz. “Öyleyse onlar, Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?” “Ayetin dışında bir şey yok” diyor Allah. Hangi söze iman edecekler? Adam diyor ki; “Hangi söze mi iman edeceksin?” diyor. “Bana vahiy geldi. Ona iman ediyorum” diyor. Başka? “Yobaz hurafeleri var onlara da iman ediyorum” diyor. Başka? “Atalarımdan gelen hurafeler var onlara da iman ediyorum” diyor. Allah, onu kabul etmiyor. Çok net söylüyor. Bak, “Kendisine Allah’ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla kibirlenerek) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azapla müjdele.” “Allah’ın Kuran’ı yeterli” diyorsun. Enaniyet yapıyor, acayip ağrına gidiyor. “Olur mu öyle şey?” diyor. Atalarından gelen hurafeler ne olacak yani soruyor. Diyor ki Allah: “Ya ataları bir şey bilmiyorlarsa” diyor Cenab-ı Allah. “Cahil kimselerse yine mi uyacaklar?” diyor Allah. “Diliniz yalana alıştığı için şu helaldir şu haramdır demeyin” diyor Allah bak ayette. Allah diyor; “Size haramları açıklıyor” diyor. “Şu, şu, şunlar haramdır” diyor. Ama bak diliniz yalana alıştığı için. Çünkü münafığın ana özelliği nedir? Yalancılıktır, sürekli yalan söyler. Allah ne diyor bak; “Diliniz yalana alıştığı için şu helaldir, şu haramdır demeyin” diyor. Mesela diyor ki; “Şu haramdır”. “Neye göre haramdır kardeşim, arkadaşım” diyorsun. Kuran’a göre mi? Yok. Sünnete göre mi? “Yok”. Neye göre? “Hurafeye göre”.
Yine Cassiye Suresi 20, “Bu (Kuran),” aynı sayfa, “Bu (Kuran), insanlar için basiret (nuruyla Allah’a yönelten ayet)lerdir” bak “Bu (Kuran), insanlar için basiret (nuruyla Allah’a yönelten ayet)lerdir. Kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir.” Adam hidayeti başka yerde arıyor. İşte “Hidayet Kuran’dır” diyor Allah. Hz. Mehdi (a.s.)’da Kuran’a davet ederek hidayete sebep oluyor. Başka bir hidayet yoktur. Bak, “Kesin bilgiyle inan bir kavim için”, bir hurafe bilgisi vardır, bir kesin bilgi vardır. Allah ne istiyor bizden, kesin bilgi istiyor. Kesin bilgi nedir? Kuran’dır. Kesin bilginin dışına çıktım mı neye çıkarsın? Hurafeye çıkarsın. “Kesin bilgiyle inanan bir kavim için bir hidayet ve bir rahmettir.” Hidayeti arayan nerede arayacak? Kuran’da arayacak. Rahmeti arayan nerede arayacak? Kuran’da arayacak. “Şüphesiz zalimler birbirinin velisidir.” Münafıklar birbirlerini çok iyi desteklerler. “Allah ise muttakilerin velisidir.” Allah da Hz. Mehdi (a.s.) ordusunun velisi, yardımcısı, taraftarıdır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Bizim milletimiz, Türk milleti, komple Hz. Mehdi (a.s.) ordusudur söyleyeyim. Dünya hakimi olacak bizim milletimiz, inşaAllah. Tur Suresi, 52. sure. Şeytandan Allah’a sığınırım. Tur Suresi 44, “Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: ‘Üst üste yığılmış bir buluttur.’ derler.” Bu göktaşı olayına çok açık bakıyor bu.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam, evet.
ADNAN OKTAR: Tam bir bulut şeklini almış. Ebcedi 1999 veriyor. 99’da da biliyorsun aniden arttı ve bulut şeklini alıyor, yoğunlaşıyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam açıklamıştınız, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Öyleyse” 45. ayet. Hicri 1545’te kıyamet kopacak diyor değil mi Bediüzzaman? Bak, 45. ayet "Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine” yani kıyamete, “kavuşuncaya kadar onları bırak” diyor Allah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, bir üstteki ayette 1999 tarihini veriyor. “Ve gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile” biraz parça düşecek o devirde. Yani bir önden tadına tuzuna bakacaklar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Üst üste yığılmış buluttur” derler. “Yok, bulut gibi yığılmış taşlar. Hiçbir mahsuru yok” diyecekler. Şimdi de zaten birçoğu önemsiz görüyor. “Ne var yığılmış işte, yığılır ne olacak bulut gibi yığılmış” diyor. Ayette diyor ki bak, “Üst üste yığılmış bir buluttur derler” diyor ve tam 1999 tarihini veriyor. O bazı görmeyen kardeşlerimiz olabilir onu göstersene.
OKTAR BABUNA:Göstereyim Hocam, inşaAllah. Amerikan NASA’nın ve bilimsel akademilerin teleskopla çektikleri resimlerin toplamını göreceğiz şimdi, inşaAllah. Burada iki tane rakam var. Soldaki yıllara göre, sağdaki göktaşlarının sayısını gösteriyor. 1980 yılında başlıyor artmaya.
ADNAN OKTAR: Bak, 1980 yılında çok az gökteki göktaşlarının sayısı, çok çok az.
OKTAR BABUNA: 9000 civarında başlamıştı. Gittikçe artıyor. Tarihte hiç olmadığı kadar artıyor bir anda.
ADNAN OKTAR: Ve 1980’den sonra. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış tarihinden sonra artmaya başlıyor, evet. Bak, 1990’da böyle. 91, 92, bak 99’da ani bir yükselme olacak.
OKTAR BABUNA: Sayıyla sayılabiliyorken.
ADNAN OKTAR:Bak, 99’da bulut halini alıyor. “Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: ‘Üst üste yığılmış bir buluttur.’ derler.”
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, evet. Muazzam bir artış oldu.
ADNAN OKTAR: Elektronik yöntemlerle tespit ediliyor. Elektronik olarak fotoğrafları çekiliyor ve manzara bu inşaAllah. Ayette de tam 1999 tarihini veriyor ebcedi.
“Hocam Allah’ın selamı üzerinize olsun. Hocam birçok mürşidi kamillerden bahsediyorsunuz. Bize diğer Hocalarımızdan da önümüzdeki günlerde bahsedecek misiniz?” diyor. Evet, muntazam, sistemli olarak devam ediyoruz, devam edeceğiz inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bugün kim vardı anlatacağımız? Mahmud Sami Ramazanoğlu Hocamız vardı.
OKTAR BABUNA: Hazır Hocam.
ADNAN OKTAR:Getir göreyim. Hakkında bilgi ver.
OKTAR BABUNA: Mahmud Sami Ramazanoğlu Hocaefendi. Mahmud Sami Hazretleri hayatının her anında İslam ahlakına bağlı kalarak hizmet etmiş ve büyük bir şevk ile insanları Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sünnetine davet etmiştir. Kendisi 1892 yılında Adana’da dünyaya geldi. Hukuk fakültesini birincilikle bitirdikten sonra tasavvufa yöneldi. Arapça, Farsça ve Fransızcayı çok iyi biliyordu. İlk olarak Gümüşhanevi Dergahı’nda daha sonra Kelami Dergahı’nda ilim yaptı. Buradaki Hocası dergahın Şeyhi Erbilli Esat Efendi’dir. Şeyhinin vesilesiyle maneviyat aleminde kısa zamanda büyük aşamalar katetti. Kendileri otuz üç yaşında irşad ile görevlendirilmiştir. İrşad ile görevlendirildikten sonra yaklaşık yirmi sene irşad vazifesini Adana’da ifaa etmiştir. 1950 yılında İstanbul’a intikal etmişlerdir. İstanbul’da bulunduğu yıllarda Erenköy Zihni Paşa Cami’nde vaazları ve hususi sohbetleri ile irşad hizmetini yürütmüştür. Onun bu vaaz, irşat ve sohbetlerinden toplumun her sınıfından; fakir, zengin, okumuş, okumamış, esnaf, işçi, memur, tüccar ve fabrikatör binlerce insan istifade ederek feyz almış, istikamet bulmuş ve böylece etrafında yepyeni bir nesil teşekkül etmiştir. Mahmud Sami Hocaefendi’nin ayet ve hadisleri kaynak olarak yaptığı sohbetlerinde ağırlıklı olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, diğer Peygamberlerin, sahabenin ve onların yollarında olan İslam büyüklerinin hayatları yer alıyordu. Sohbetlerinde Müslüman ahlakının nasıl olması gerektiğini de çok sık ele alırdı. Bu sohbetler daima Allah’a hamd ederek, Peygamberimiz (s.a.v)’e salatü selam getirerek başlar ve Kuran okunarak sona ererdi. Mahmud Sami Hazretleri Peygamber Efendimiz (s.a.v) gibi kimsenin kusurunu yüzüne vurmaz, hatalarından dolayı olumsuz tavır göstermez, şahsı ile ilgili sebeplerden dolayı kızmazdı. Hiç kimseye açıkça şunu yap, bunu yapma gibi emirler vermez. Bunları adaba uygun olacak şekilde anlatmaya çalışırdı. Sohbetleri çok samimi ve içten bir atmosferde geçerdi. “Ya hayır söyle ya sus” hadis-i şerifini dikkate alarak mecbur kalmazsa konuşmazdı. Sessiz kaldığı bu zamanlarda daima Allah’ı anmakla ve tefekkür etmekle meşgul olurdu. İslam hukukuna ve fıkıhi malümata vakıf olmasına rağmen fetva istemek üzere kendisine gelenleri İstanbul müftüsüne havale ederdi. Meseleyi ehline havale etmenin önemini bu hareketiyle gösteriyordu. Mahmud Sami Efendi Hazretleri 12 Şubat 1984 günü vefat ederek Hakk’ın rahmetine kavuştu. İnsanları sürekli Allah’a yöneltmeye çalışan Hocaefendi, bir sözlerinde dünyanın geçiciliğine ve ahiretin varlığına dikkat çekerlerken boş zaman geçirmemeleri için inananları şöyle uyarmışlardır: “O halde akıllı kimseye yakışan odur ki; iyi insanlarla sohbeti tercih etsin. Gece ve gündüz ahirete hazırlansın, mal ve makama aldanmasın. Uzun uzun emellerle Allah’tan uzaklaşmasın. Zira dünya fanidir, geçicidir ve dünya üzerindeki herkes de fanidir. Öyleyse her an ve her zaman Allah’tan korkunuz.” Eserlerinden bazıları da şunlardır: Hz. İbrahim (a.s), Hz. Yusuf (a.s), Yunus ve Hûd Sûreleri Tefsîri, Bedir Gazvesi ve Enfâl Suresi Tefsîri, Uhud Gazvesi, Tebük Gazvesi, Hz. Ebubekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a), Hz. Ali (r.a.), Hazreti Hâlid b. Velîd, Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.), Musâhabe, Mükerrem İnsan, Fâtiha Sûresi Tefsîri, Bakara Sûresi Tefsiri, Duâlar ve Zikirler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok seçkin bir Müslüman topluluğu yetiştirdi Mahmud Sami Ramazanoğlu Hocamız. Çok sevilen değerli büyük bir alimdir, çok güzel, derin sohbetleri vardı, maşaAllah. Allah gani gani rahmet eylesin, inşaAllah. Evet Oktar Hocam başka neler anlatacaksın?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bir haber çıkmış yeni gösterelim mi Hocam inşaAllah? “Terör ve Kürt Sorununa Kuran Formülü” diye. “Hükümet teröre karşı Güneydoğu’da Kuran kurslarının sayılarını arttıracak. Hükümet, terör ve Kürt sorununun çözümünde Diyanet İşleri Başkanlığı'nı devreye sokmaya hazırlanıyor.”
ADNAN OKTAR: İyi maşaAllah. İnşaAllah orada da anti-Darwinist, anti-materyalist eğitim verirlerse konu biter. Ama demek ki asıl çözümün eğitim olduğunu hükümet görmüş. Zaten görüyordur, zaten görmüştür de belki vakit şu an geldi, imkanlar şu an oluştu. Yoksa Tayyip Bey onu görmeyecek bir insan değil. İnşaAllah başarılı güzel bir çalışma olur. Genişletilir, etkili olur. Hayırlara vesile olur inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Cumhurbaşkanımız da şu açıklamayı yapmış Hocam; “Hristiyan, Musevi ve Gayrimüslimlerin de Cumhurbaşkanıyım.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Çok güzel söylemiş. Doğru söylüyor tabi. Hatta ataistlerin, dinsizlerin de Cumhurbaşkanı, hepsinin Cumhurbaşkanıdır. Onlar da insan, Allah onları öyle yaratmış. Söyleyebilir adam, dinsiz de olabilir. Açıkça söylüyorsa bir şey yok. Münafık tehlikelidir, münafık kahpedir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Yeni bir sitemiz var Hocam izleyicilerimiz inşaAllah, kardeşlerimiz girebilirler. Mehdikanakitmaz.com’a girerlerse İnşaAllah çok detaylı bilgi, hadisler ve ayetler doğrultusunda, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın nasıl barış insanı olduğunu anlatan sitemiz Hocam inşaAllah. Yeni sitemiz.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s) tek bir damla bile kan akıtmayacaktır, uyuyan kişiyi uyandırmayacaktır. Evet, çok güzel.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam inşaAllah.
SUNUCU:HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. HarunYahya.org ve HarunYahya.net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00:30’dan itibaren Kaçkar TV, Uşak Art TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, Karadeniz’in aslanlarıyla, inşaAllah.
Allah'ın İsimleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...