SUNUCU 1:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza Kaçkar TV, Art Uşak TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Nasıl devam edelim Hocam?
ADNAN OKTAR: Ne diyorsun Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. İliksiz’e cevap verecektik, uygun görürseniz ona cevap verebiliriz.
ADNAN OKTAR: Ne diyor İliksiz?
OKTAR BABUNA:Bu tembel hayvanın omurlarının memeli olmasına rağmen, normalde yedi omuru olan memelilerden on omurla farklı olarak ortaya konmuş. Bunu işte güya evrime delil gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, kitaplarınızda da anlatmıştınız; mesela farklı tür özellikleri gösteren canlılar oluyor. Türler de zaten biyolojide canlıların benzerliklerine bakılarak yapılan sınıflamalar. Dolayısıyla bir canlıda farklı özellikler çıktığı zaman bunu farklı bir tür olarak da yorumlayabiliyorlar. Mesela Platypus diye bir canlı var. Bunun diğer türlerin hepsinden farklı özellikleri var. Aynı canlıda toplanmış fakat mükemmel bir canlı, en ufak bir eksikliği yok. Buna da mozaik canlılar deniliyor, birçok türün özelliklerini barındıran içersinde. Böyle bir özellik çıktığı zaman bazen bunları farklı tür olarak ayırmak durumunda kalıyorlar. Fakat evrimcilerin anlamadığı nokta şu veya anlamazlıktan geldikleri daha doğrusu; bunlar kendi içinde mükemmel canlılar. Yani on omurunun olması ve diğer memelilerin yedi olması ve memeli sınıfından olmasına rağmen böyle bir özelliğinin olması, onun sadece farklı özelliklere sahip, hatta farklı tür olabileceğini gösteren mükemmel özellik olmuş oluyor ama canlı zaten kendi içinde mükemmel. Evrimciler zaten bir proteinin bile oluşumunu açıklayamadıkları için böyle bu tip yapay zorlamalarla güya evrim varmış gibi bir delil ortaya koymaya çalışıyorlar ama o zaten kendi içinde mükemmel bir özellik ve canlı da zaten mükemmel bir canlı. Tembel hayvan, biliyorsunuz, ormanlarda yaşayan son derece mükemmel, hatta resmini de göstereyim şurada, siteye de koymuşlar.
ADNAN OKTAR: Ama acayip sevimli.
OKTAR BABUNA:Zaten, Darwinistlerin de, haber de belirtildiği gibi hayvanın omurunun tek bir kerede evrimleştiğini iddia etmeleri için, evrimleşmenin nasıl geliştiğini açıklamaları gerekir. Fakat bu konuda en ufak bir açıklamaları yok. Hep böyle zorlama şeylerle. Dediğim gibi, zaten türler de canlılar arasındaki insanların yaptığı yapay bir sınıflama şeyi tabii. Benzerliklere bakılarak yapılıyor. Farklı bir özellik çıktığı zaman da bunu farklı bir tür olarak yorumlamak gerekiyor bazen. Ama bu canlı da kendi içinde mükemmel bir canlı. Hiçbir şekilde evrimleşmenin eseri dahi yok, inşaAllah. Allah, bu şekilde, mükemmel olarak yaratmış onu zaten, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, kardeşim bu adamlar bir kere evrimin en baştan olamayacağına dair kanaatleri var ama sırf işi inada bindirdiler şu an. Bu İliksiz de Aydın Doğan’a şirin görünmek için bunu yapıyor. Aydın Doğan gidip de onu mekanında ziyaret etti, böyle tebrik etti, taktir etti falan. Uzun vadede Aydın Doğan o siteyi herhalde ele geçirmeyi düşünüyor anladığım kadarıyla, kontrol altına almayı düşünüyor. Bu hazreti de oraya öyle koymuşlar anladığım kadarıyla Aydın Doğan’ın adamı olarak koymuşlar. O da tatlı tatlı, kendince sezdirmeden, alttan alta işi götürüyor gibi görünüyor. Devam etsin, biz sürekli karşılık cevaplar vereceğiz ama şu an o internet sitesinin Aydın Doğan’ın kontrolüne girdiği görülüyor, Haber7.com’un Aydın Doğan’ın kontrolünde olduğu anlaşılıyor. Aynı şekilde hiç yapamayacakları bir şeye cüret ettiler. Saadet Partisi’ni de Aydın Doğan’ın kontrolüne sokmaya kalktılar. Orada püskürdüler ama burada bizim bir iddiamız yok. İliksiz’in oturup böyle kendi kendine yanlış bilgiler aktarması bizim için önemli bir konu değil. Her seferinde cevabını veririz. Daha kapsamlı insanlara eğitim verebiliriz, daha çok konu öğretebiliriz. Bizim ondan bir rahatsızlığımız olmaz ama deşifre etmek çok önemlidir, gizli kalmasın.
Al-i İmran Suresi, 78, şeytandan Allah’a sığınırım; “İnsanlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler.” Kuran’a doğru dillerini eğip büküyorlar, yani Kuran’ın açık hükmünü değiştiriyor, başka şekillere. Yani “ima var burada, Kuran’da” diyor. İmadan farz çıkarıyor, Allah’ın hükmünü çıkarıyor. “Allah, böyle demek istedi” diyor, imayla. Allah imayla söyler mi? Muhkem ayet gerekir. Mesela “namaz kılın” diyor Allah, “oruç tutun.” İmayla oruç çıkmaz, imayla namaz çıkmaz. Mesela “zekat verin” diyor Allah, “burada bir ima var, zekat olduğu anlaşılıyor” diyemeyiz. Kuran’ın hiçbir hükmü imayla olmaz ama münafıklar ne yapıyorlar; “dillerini kitaba doğru eğip bükerler.” ‘Eğip bükmenin’ anlattığı konu işte bu, yani ima var demek ve imayı çözen batın rahipleri var, batın rahipler böyle. “Nereden çıkarttın?” diyorsun, “çok açık” diyor. Böyle falcı gibi, haşa, Kuran’ın açık hükmüyle hareket etmez onlar. “siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye.” Yani Kuran’dan sanasınız diye. “Oysa o kitaptan değildir.” “Allah’ın hükmü değildir” diyor. “"Bu Allah Katındandır" derler.” Hurafeyle karıştırıyor Kuran’ı. “"Bu Allah Katındandır" derler. Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı (böyle) yalan söylerler.” İşte münafıkların yönetimi budur. Bana münafıkları soruyor arkadaşlar, Allah anlatıyor işte Al-i İmran Suresi, 78’de.
En’am Suresi, 93; “Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden,” Allah, öyle bir hüküm vermiyor ama iftira düzüyor. “Nereden çıkarttın?” diyor, “hurafeden çıkarttım” diyor, yeni bir hüküm. Bak “Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahiy geldi" diyen,” “bana da vahiy geldi” diyor. “Nereden çıkarttın bu hükümleri?” diyorsun, “bana sure iniyor” diyor adam, “vahiy geliyor” diyor. Koskoca insanlar da inanıyor ona, Allah’ın hikmeti. Bak, “"Bana da vahiy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir?” diyor Allah. Adam diyor; “bana sure indi” diyor, “kitap indirdi Allah” diyor. Bir de kandırıyor, diyor ki; “ben sorumluyum, siz sorumlu değilsiniz” diyor. Ne demek bu? Sen sorumlusun, o sorumlu değil. Sen ne diyorsun? “Ben Peygamberim diyorsun.” Adam sana uyuyor zaten. Otomatik senin dediklerinin hepsini tasdik etmiş oluyor zaten. Çok kötü bir kandırma metodu bu da. "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir?” Adam söylüyor, “bana şu, şu sureler indi” diyor veyahut “şu hurafeler var” diyor yahut “şeyhimden şunu duydum” diyor, “büyük alimlerden bunu duydum” diyor, uyduruyor.
“Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen.” (En’am Suresi, 93)
“Melekler, onlara azap edecekler, canları çıkarken” diyor. Yani “şiddetli can çekişirlerken, ölüm sarsıntıları sırasında, Melekler onlara ellerini uzatacak” diyor ve “canlarınızı çıkarın,” “canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın,” “kurtulabiliyorsanız kurtulun” diyecekler. “Bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek,” çünkü Allah’ın ayetlerini beğenmiyor; bir kısmı “hükmü geçti” diyor, bir kısmı “açık değil, ilave yapalım” diyor ayete veyahut “bana vahiy geliyor” diyor. “Bu tavırlarınızdan dolayı” diyor Allah; “büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen” diyor. Büyüklenme, enaniyet münafıklarda ana özelliklerden bir tanesidir.
“Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?"” Adamlar ne diyor? “Allah bizimle konuşuyor” diyorlar zaten. “Bize de ayet geliyor” diyorlar. “Bilgisizler bunu dediler” diyor Allah. “Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi.” “Böyle sürekli sapıklar çıkar” diyor Cenab-ı Allah, “her zaman çıkar” diyor Allah. Ya hurafe çıkarıyor, ya uydurma çıkarıyor, bulamazsa da; “bana vahiy geldi” diyor. “Kalpleri birbirine benzedi” diyor Allah, “hepsi birbirine benziyorlar” diyor. Geçmiş tarihlerde de öyle, sürekli yalancı peygamberler çıkmıştır, onlar da; “bize vahiy geldi” demiştir ve münafıklar da öyle sürekli hurafeler çıkarmışlardır. Allah diyor ki; “kalpleri birbirine benzedi.” Hepsi birbirinin aynı. “Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.” ‘Kesin bilgi’ nedir? Kuran. “Bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik” diyor. İma yollu değil. Açık da demiyor Allah, “apaçık gösterdik.” Demek ki imayla Kuran’dan hüküm çıkmıyor. (Bakara Suresi, 118)
Al-i İmran Suresi, 94 “Artık bundan sonra” diyor Allah, “kim Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır.” Allah’a karşı yalan uydurulup, iftira nasıl düzülür? Hurafelerle yahut işte dediğim gibi, “bana vahiy geliyor” demekle veyahut “falanca atalarımızdan duyduk, falanca kişiden geldi” demekle bu günaha girmiş oluyorlar. Allah, “zalimdir onlar” diyor. (Al-i İmran Suresi, 94)
Bak yine; “Kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek,” demek ki münafıklar ne yapıyorlar? Kelimeleri konuldukları yerden saptırıyorlar. Kuran’a bambaşka bir anlam veriyorlar ve dillerini eğip büküyorlar, tevil etmek için. Münafıklarda muazzam bir tevil gücü vardır. Yani Kuran’ın açık hükmünü değiştirirler. Mesela açık, alenidir; zorla bir haram meydana getirir. Mesela hiç yoktur ortada bir haram, zorla haram çıkarır. O haramdan yeni haramlar türetir, başka haramlar da çıkarır. Dine kin ve hınç beslediklerini de belirtiyor Allah. (Nisa Suresi, 46)
Nisa Suresi, 50; “Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak” diyor Allah. Demek ki, sık sık karşılaşacağız böyle psikopatlarla. Bak, “Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar.” Ne kadar yalan uyduruyor biliyor musun? Binlerce, binlerce. Haramların haddi hesabı yok, münafıkların meydana getirdiği haramların. Bir tane, iki tane, on tane değil. İbadetleri karmakarışık hale getiriyorlar. Yani ibadet üzerine ilave, mesela namaz beş vakit. Adam yediye çıkartıyor. Bir tanesi de diyor ki; “on tanedir” diyor. Elliye kadar çıkaranlar da var. Yani kılacağından değil, yapmasınlar diye yapıyor. Dini zorlaştırıp içinden çıkılmaz hale getiriyor kendi kafasınca.
Casiye Suresi, 23; “Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen,” kendi kafasını, enaniyetini, bilmişliğini ilah edinen, “ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı,” mucizedir insanın Kuran’dan sapması. Kuran çok sade ve açık kitaptır, nettir. Ama Allah saptırıyor, mucize. “Kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü?” diyor Allah. Mesela Kuran açık, adam anlamıyor. “Nerede burada Allah’ın hükmü?” diyorsun, “bak, burada bir ima var” diyor. “İma yani.” “Başka ne ima var?” “İmadan ima çıkıyor burada ayrıca” diyor.
“De ki” diyor Allah bak Yunus Suresi, 69’da, “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler, kurtuluşa ermezler.” Nasıl kurtuluşa ermez? Ne İttihad-ı İslam oluyor o zaman, ne Türk-İslam Birliği oluyor, paramparça oluyorlar, sürünüyorlar. Allah küfrü onlara musallat ediyor ve mahvediyor Müslümanları. Çok dikkatli olacaklar, inşaAllah.
Bak, “Allah’ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır.” (Nahl Suresi, 95) Allah’a ahdediyor, “İslam yolunda, Kuran yolunda mücadele edeceğim, Allah’a sadık olacağım, Kuran’ın hükümlerine uyacağım” diyor. “Ya Rabbi, Kuran’da ne diyorsa ben ona göre hareket edeceğim” diyor. Sonra Allah’ın ahdini ucuz bir değere karşılık satıyor. Ne için? Keyfi için, rahatlığı için, çıkarı için, az bir şey yemek yemek için, rahat uyumak için, güya riskten, tehlikeden uzak olmak için. Ama Allah her türlü belayı veriyor tabii, o ayrı, öyle yapan ahlaksızlara.
Bak, Al-i İmran Suresi 151; “Kendisi hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koştuklarından dolayı,” Allah; “küfredenlerin kalplerine korku salacağız” diyor. Bak bunu, Allah küfür olarak görüyor ve münafıkların kalplerine korku salacağını söylüyor. Yani sebepsiz bir korku. Niçin, sebebi; Kendisi hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşuyorlar. “Nerede böyle bir hüküm?” diyorsun. Nerede? Peygamber (s.a.v.)’de böyle bir söz var mı? Ayette böyle bir şey var mı? Yok. Kendi kafasına göre.
“Onlar, dünya hayatını Ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim Suresi, 3) Bak, münafıkların bir özelliğini daha Allah söylüyor. “Allah’ın yolundan alıkoyarlar.” Nasıl yapıyor? Dini içinden çıkılmaz hale getirerek. Mesela kolayca yapılacak bir şeyi son derece zor hale getirip yapamayacak hale getiriyor. Kendi de yapmıyor, başkasına da yaptırmıyor. Bak, “Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler.” Mesela dümdüz yol, kolay bir yol, çarpıtıyor, karmakarışık yapıyor. Labirentler içerisine sokuyor insanları. Yolu çarpıtmış oluyor. “İşte onlar, uzak bir sapıklık içerisindedirler.”
Hicr Suresi, 89- 92; “Şüphe yok” diyor Peygamberimiz (s.a.v.),“ben apaçık bir uyarıcıyım.” Vahiy ile bildiriyor Allah, öyle söyletiyor Allah, onun dili ile. “Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi ki onlar Kuran’ı parça-parça kıldılar.” Kuran’ı. Parça ayırıcılar ne yapıyor? Yepyeni inanç modelleri meydana getiriyor. Kuran tek iken, Asr-ı Saadet modeli tek iken, yepyeni din anlayışları meydana getiriyor. İlavelerle, eklerle, paramparça yapıyor dini. “Ki onlar Kuran’ı parça-parça kıldılar” diyor. “Rabbine andolsun, onların tümüne (bunu) soracağız.” Yani, “bunu nereden çıkarttınız? diye soracağım” diyor Allah. “"Kuran’da nerede bu senin anlattığın hüküm? Nerede bu haramlar? Bu karmakarışık yapı nerede? Bana göster" diyeceğim” diyor Allah.
Nahl Suresi, 62; “Onlar, Allah’a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler.” Mesela Allah’ın böyle ancak bir aracı kanalıyla affedebileceğini, yani Allah’ın affedici olmadığını düşünüyorlar. Son derece haşa gaddar olduğunu düşünüyorlar, acayip bir kafadalar. Hatta, Allah’ın haşa cimri olduğunu. Birçok böyle abuk subuk inançları var. Bak, “Allah’a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler.” Bir de karmakarışık inançları, çok zor inançları, çok zor ibadetleri Allah’ın teklif ettiğini iddia ediyorlar. Mesela öyle bir namaz tarif ediyor ki, o namazın kılınması mümkün değil. Öyle bir abdest tarif ediyor ki, öyle abdestin alınması mümkün değil. Yani normal bir insan yapamaz. Bak, “hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın ‘kendilerinin olduğunu’ düzmektedir.” Yani diyor ki; “biz tam doğru yoldayız” diyor. Müslümanlar, Kuran’a uyanlar? “Siz de sapık yoldasınız” diyor. Bak, “dilleri de yalan olarak en güzel olanın ‘kendilerinin olduğunu’ düzmektedir.” “Nereden çıkarttın?” diyorsun. “Bak, biz hurafelerle öyle bir din meydana getirdik ki, çok zengin” diyor. “Ama sen çok sade anlatıyorsun” diyor. “Çok kolay olanı anlatıyorsun. Öyle din olur mu? Sen nefsine uyuyorsun” diyor. “Nasıl olması gerekir?” diyorsun. “Böyle hurafelerle acayip bir hale getireceksin. İçinden çıkılamayacak hale gelecek, o zaman ben ona din derim” diyor. Yahudilerde de aynısı oldu, perişan oldu Yahudiler. Hıristiyanlar yaptı, onlar da perişan oldular. Bak, Cenab-ı Allah diyor ki; “Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.” “Cehennemin içinde öncü olacaklar” diyor Allah. (Nahl Suresi, 62)
Zümer Suresi, 32; “Allah’a karşı yalan söyleyenden,” Allah’a karşı yalan ne oluyor? Kuran’da yok. “Nereden çıkarttın?” diyorsun. “Hurafeden çıkarttım” diyor. Hurafeyi Allah onların başlarına geçirecek, inşaAllah. Bak, “Allah’'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kuran’ı) yalanlayandan daha zalim kimdir?” “Allah’ın hükmü açık” diyorsun. “Olur mu? Burada benim efendi hazretleri de böyle söylüyor” diyor. Olmaz, efendiye göre değil, Kuran’a göre hareket edeceksin. “Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?” diyor Allah, “hepsinin yerlerini hazır ettim” diyor, Cehennemde, (Zümer Suresi, 32)
“Kıyamet günü, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün.” Bu dünyada yüzü beyaz oluyor ama Ahirette kapkara oluyor yüzü, inşaAllah. “Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?” Bak, “Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün.” Peygamberimiz (s.a.v.) bize Asr-ı Saadet döneminde Kuran’ı nasıl tefsir ettiyse, biz onunla mükellefiz. Onun dışındaki hurafeden, Müslümanlar perişan oldular. Hurafelerden.
“Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?” diyor Allah. “İşte bunlar Rablerine sunulacaklar.” Allah’a sunuluyorlar. “Ve şahitler Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır” diyecekler. Müslümanlar şahit oluyorlar bu yobaz takımına, bu münafık takımına. “Ya Rabbi!” diyorlar, “Bunlar yalan söylüyorlardı. Kuran’ın yetersiz olduğunu söyleyip ilaveler yapıyorlardı” diyecekler. Bak, “Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?” diyor Allah, inşaAllah. “Haberiniz olsun; Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.” Allah bunları zalim olarak alıyor. “Bunlar Allah’ın yolundan engelleyenler,” yani İttihad-ı İslam’ı engeller, Türk-İslam Birliği’ni engeller, dinin yayılmasını engeller, insanların İslam’a girmesini engeller. Kendi kendini de batırır. Bak, “Allah’ın yolundan engelleyenler,” çünkü dini içinden çıkılmaz hale getirdin mi, engellemiş oluyor. “Ve onda çarpıklık arayanlardır.” Çarpıklık nedir? Daha önce de anlattık; böyle, böyle, böyle, karmakarışık labirentler. Bak, “dili eğip bükme” diyor. Eğip bükme nasıl olur? Hareketle olur. Bir öyle yorumlar, bir böyle yorumlar, bir öyle yorumlar, bir böyle yorumlar. Dümdüz yorum, açık anlamı varken, Kuran’ın sarih anlamı varken, bambaşka şekle sokuyor. Bak, “onda çarpıklık arayanlardır.” Mesela doğru bir şeyi eğdin mi ne olur? Çarpıtmış olursun. “Onlar, ahireti tanımayanlardır.” Münafıkların özelliği, Ahirete inanmaz. “Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir.” Yani Allah’ı etkisiz hale getiremezler. Çünkü hepsini yaratan Allah. Seni dinliyorum Oktar.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bu konuyla ilgili bir ayet okuyorum Hocam, inşaAllah.Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar."” (Fatır Suresi, 44)
ADNAN OKTAR: Kuran’ı.
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir tane şikayeti, başka da şikayeti yok. Adam, “Kuran yetmiyor” diyor. Yani “Kuran yetmiyor. Bana ve arkadaşlarıma da vahiy geliyor” diyor yahut “ilham geliyor bize” diyor. Sık sık tekrarlıyorum ki iyice o münafıkların kafası otursun diye, inşaAllah.
Habib kardeş, “Türkiye Gazetesi’nde bu tarz ilanlar çıkmadı, evrimle ilgili böyle bir yazılar çıkmadı” diyor. Bir daha göster de, bu üçüncü gösterişimiz, Habib bir türlü anlamadı gitti.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah Allah,kardeşim animasyon olarak mı hazırlıyoruz biz bunu? Niye yalan söyleyelim sana? Gazetenin küpürleri elimizde duruyor. Gel, gazetenin küpürlerini, orijinalini de gösterelim. Zaten gazete arşivine girsin, baksın.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz, bir kısmı sadece bunlar.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Evrimci yazı, 12 Temmuz 2007.
ADNAN OKTAR: 12 Temmuz 2007’de, “3.5 milyon yıllık insan fosili bulundu” diye.
OKTAR BABUNA: Burada evrimi anlatıyor Hocam, çok net bir şekilde. “Lucy’nin bulunduğu yer 30 km uzaklıkta, fosil kayıtları arasında birkaç çene ve kısmen bir iskelet bulunuyor. Erken insanın tarihi konusunda 6 milyon yıla varan bir kaydımız var. Ancak bunlar arasında küçük boşluklar bulunuyor ve bu da bunlardan birisi diye konuştu.” Evrim anlatıyor burada.
ADNAN OKTAR: Çok net işte. Yani gazete sayfasından alıntı bu.
OKTAR BABUNA: 22 Eylül 2010,“1.4 milyon yıllık fosil bulundu.” Yine evrimci haber, çok net evrimi anlatıyor. Türkiye Gazetesi, 5 Aralık 2000, yine evrimci haber, Türkiye Gazetesi. Devam edeyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Et, et, dinliyorum.
OKTAR BABUNA: 27 Temmuz 1999,“151 milyon yıllık fosil,” yine evrimci haber, yine Türkiye Gazetesi. “Kutupta deniz dinozoru fosili bulundu” diye yine evrimci haber, 13 Aralık 2006, yine Türkiye Gazetesi. “Aslanların atası Çankırılı” diye yine evrimci haber, tarihi 5 Ağustos 2003, yine Türkiye Gazetesi. “Penguenler eskiden daha büyükmüş,” evrimci haber, yine Türkiye Gazetesi. Tarihi…
ADNAN OKTAR:Yeni bu, geçen gün.
OKTAR BABUNA:02.02.2010. “400 milyon yıllık balık fosili,” evrimci haber, yine Türkiye Gazetesi, yine evrimci haber. “Dinozorların atası bir sürüngen mi?” evrimci haber, yine Türkiye Gazetesi. Tamamı Türkiye Gazetesi’nden evrimci haberler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Habib’e inandıramıyoruz. Animasyon zannediyor herhalde böyle. Yani o haberleri biz hazırlamadık, gazetenin orijinali. Gitsin, gazete arşivine baksın tarihleri ile.
OKTAR BABUNA:Bir sitenizi tanıtayım mı Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:MunafiklaMucadele.com siteniz, inşaAllah Hocam, sizin eserlerinizden hazırlanmış olan. Münafıkların özellikleri; programlarınızdan, röportajlarınızdan anlattığınız bölümler Hocam, inşaAllah. Kitaplarınızdan bölümler, münafığın sırları ve Kuran’da münafık karakteri çok detaylı olarak anlatılıyor.
ADNAN OKTAR:Münafık eşittir gerici yobaz. Gerici yobaz eşittir münafık. Karışık bir şey yok burada. Yobazı, gericiyi öğrenmek isteyen buraya baksın, kardeşlerimiz.
Bak, mesela diyor ki; Rum Suresi, 32; “(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır.” Münafıkların özelliği müşriklik göstererek saldırıyorlar, şirk koşarak. Bak, “Kendi dinlerini fırkalara ayırmış.” Birçok bölümlere ayırıyor dini. Halbuki bir tane din var. “Ve kendileri de parça parça olmuşlardır.” Ayrıca “kendi aralarında da bölündüler” diyor Allah. Bak, fırkalara ayırıyor, bir de “kendi aralarında da bölündüler” diyor. “Ve her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” “En uygun olan, en iyi olan biziz” diyor. “En mükemmel olan biziz” diyor. Kardeşim, tek bir tane din yok mu? Sen ne yapıyorsun? Fırkalara ayırmışsın, o fırkalar içinde bir daha bölünüp yeniden fırkalara ayrılmışsın. Rum Suresi 32’de Allah onları kınıyor.
“De ki: "Allah’ın dışında (tanrı diye) öne sürdüklerinizi çağırın. Onların göklerde ve yerde bir zerre ağırlığınca bile (hiç bir şeye) güçleri yetmez. "” (Sebe Suresi, 22) Şirk koşanlara Cenab-ı Allah hitap ediyor.
Taha Suresi, 61; “Musa onlara dedi ki,” Hz. Musa (a.s.), “Size yazıklar olsun, Allah’a karşı yalan düzüp uydurmayın.” Bak Musevilerde de oluyor bu, o zamanlar olmuş. Allah’a karşı yalan düzüp uyduruyor o zaman münafıklar, o zamanın yobazları. “Sonra bir azap ile kökünüzü kurutur.” Perişan eder Allah sizi” diyor. “Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir.” Nitekim Museviler perişan oldular. Çünkü mezheplere ayrıldılar, bölümlere ayrıldılar. Tevrat’ın orijinalini bambaşka bir şekle getirdiler. Yani tahrif ettiler, bayağı ciddi şekilde tahrif ettiler. Gerçi biz tahrif olmamış kısımlarından kitap hazırladık Tevrat’tan ama onlar tabii onunla yetinmiyor bir kısmı, ilaveler de koyuyorlar. Dolayısıyla bak şu an kendilerinin meydana getirdikleri Tevrat’a kendileri de uymuyorlar. Uymuyorlar yani. Sadece kitapta kaldı, yapmıyorlar. Hıristiyanlar da, İncil’de yazdıklarına kendileri de uymuyorlar, yapmıyorlar. Allah diyor; “Biz onlara bu ruhbanlığı emretmedik, kendileri yaptılar” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ama ona da uymadılar” diyor Allah. Yani tabii gereği gibi uymuyorlar, inşaAllah.
Maide Suresi, 44; “Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun.” Münafık insanlardan korkar. Sahtekarca, inanmadığı halde şirk dinine girer. Ve Allah’ın dinine ilaveler yapar, ekler yapar alçakça, Kuran’ın yeterli olduğunu bildiği halde. “Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun” diyor Cenab-ı Allah, “ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın.” Münafıklara. Münafık kendini satıyor, dinini satıyor, az bir değere karşılık; bir tabak yemeğe, biraz çıkara, biraz rahatlığa, biraz riskten uzak olmaya karşı satıyor. “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.” Yani Allah’ın indirdiğinin dışında yeni bir şeyler ortaya çıkartırsa, Allah; “küfre gidersiniz” diyor. Küfür içinde olursunuz.
Bak Cenab-ı Allah yine diyor ki; En’am Suresi 116’da; “Onlar ancak zanna uyarlar;” müşrikler, münafıklar, “ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler.” “Nereden çıkardın?” diyorsun, “zanna uyuyorum” diyor. “Kuran ayeti var mı?” “Yok.” “Bu anlattığın nedir?” “Hurafe.” “Hurafeyi nereden çıkardın?” “Zannediyorum” diyor. Bak, Allah da diyor ki; “zan ve tahminle yalan söylerler.” “Öyle olması gerekiyor” diyor. “Öyle olması gerekiyor” ile olur mu? “İma var burada” diyor. İma ile öyle nerede hüküm çıkmış Kuran’da?.
Maide Suresi, 104; “Onlara: "Allah'ın indirdiğine"” yani Kuran’a, “ve elçiye,” Resul’ün tefsiri, Kuran’ı açıklaması, “"gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler.” Allah diyor ki; “(Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?” “Yine mi uyacaklar?” diyor Allah. (Maide Suresi, 104) Bak, “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin,” yani Kuran’a ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Kuran’ı tefsirine, “"gelin" denildiğinde, "Atalarımızı,"” artık neyse; Hocası mı, mürşidi mi, o uyduruk izahları yapan kimse, hurafeci kimse, bak, “"Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler.” Kuran’a tabi olmuyorlar.
En’am Suresi, 137; bak, münafıkların bir özelliğini, Allah diyor ki; “hem kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için” bunu yaptıklarını söylüyor Allah. Bak, karmakarışık. Kendi anlattıklarını kendi anlamıyorlar. Yani ben size getireyim bir yobazı, buraya koyalım, bir münafığı, isterseniz deneyin. Yani hatta sorgularsanız bile anlarsınız. Yapamaz kendi dediklerini. Karmakarışık hale getirmiş. Kendisinin de beyni uyuşmuş. Bak, “kendi aleyhlerinde” diyor Allah, “kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için.”
En’am Suresi, 144; “hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?” diyor Allah.
Araf Suresi, 28; “Bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı yalan mı söylüyorsunuz?” diyor Allah.
Bakın, Bakara Suresi 79-80; “Artık vay hallerine; Kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için "Bu Allah Katındandır" diyenlere.” “Nereden çıkardın bu açıklamayı?” diyorsun, “Allah Katından” diyor. Allah diyor ki; “kendi elleriyle yazıyorlar” diyor. Yani “uyduruyorlar” diyor. Bir de onu kitap haline getirip, “Allah böyle diyor” diyorlar.
“Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?” Münafıkların üzerine iner şeytanlar, küfrün üzerine iner. “Onlar, ‘gerçeği ters yüz eden’,” yani gerçek ortada, bambaşka bir şekle getiriyor. Kuran mesela bize mutluluk, sevinç veriyor; adam bize azaba çevirttiriyor. Kuran bize hürriyet veriyor, o baskıya çevirttiriyor. “Günaha düşkün olan her yalancıya inerler.” “Günaha düşkün,” sürekli uydurmaca ve yeni yeni ilaveler yaptığı için, müthiş günaha giriyor. “Her yalancıya iner.” Sürekli yalan söylüyor. Allah onu açıklıyor, bak; “günaha düşkün, her yalancıya inerler.” Özelliği ne, yalan söylemesi. Yani dine yeni ilaveler yapması. “Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.” (Şuara Suresi, 221) İşte bu yobaz takımına, bu cahil cühela takımına kulak veriyorlar ve “çoğu” diyor Allah, “yalan söylemektedirler.”
Sağa dönüyor yalan söylüyor, sola dönüyor yalan söylüyor konu bu.
Evet, Oktar Hocam, şimdi seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfirulah Hocam, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin münafıklarla ilgili hikmetli bir anlatımı var Hocam. Okuyabilirim uygun görürseniz, inşaAllah.
“Birine bir kuruş verirsen, gelecek milyarı beklersin. Bu nasıl olabilir? Olmayacak iş için kesenizi sonuna kadar açarsınız. Ama icabında Kuran okur, O’nun emirlerini dinler, sonra da böyle şey olmaz der geçersiniz. Sebebi işinize gelmiyor. Ne var ki; kafan kuru tahtaya değince hepsini daha iyi anlarsın.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Abdülkadir Geylani, bir daha oku, çok güzel.
OKTAR BABUNA:“Olmayacak iş için kesenizi sonuna kadar açarsınız. Ama icabında Kuran okur, O’nun emirlerini dinler, sonra da böyle şey olmaz der geçersiniz.”
ADNAN OKTAR:Bak, Kuran’ın emirlerini okuduğu halde, evet.
OKTAR BABUNA:Evet. “Sebebi işinize gelmiyor. Ne var ki; kafan kuru tahtaya değince hepsini daha iyi anlarsın.”
ADNAN OKTAR:Kuru tahtaya dediği de işte tabut, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Yazıktır, Kur'ân'ı ezber ediyor, sonra onun buyurduklarını tutmuyorsun. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in âdetleri hep ezberinde; ama onun yaptığını yapmaya bir türlü yanaşmak elinden gelmiyor.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, çok güzel söylemiş Abdülkadir Geylani. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, Şamil Tayyar Star Gazetesi’nde bir yazı yazmış, “Yargıdaki Baas rejimi çöktü” diye. Kısa bir bölümünde, inşaAllah şöyle diyor Hocam; “Kazananlara bakın, geçmişlerini araştırın. Farklı düşüncede isimler olduğunu görürsünüz. Selden kütük çalmaya çalışırken "hop" dendiği için YARSAV’ın dümen suyuna giren sözde demokrat derneğin sözcüsüne bakmayın siz. Hakim ve savcıların yüzde 60’ından fazlası YARSAV ve türevlerine set çektiler, 3 Kasım 2002’deki gibi bir nevi ihtilal yaptılar. Mutlu azınlığın yargıdaki kast sistemini tepe takla ettiler” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şamil Tayyar Bey, evet. Başka neler var?
OKTAR BABUNA:Yiğit Bulut’un bir yazısı vardı Hocam, Habertürk’de. “‘Yiğit Bulut yanlış algılıyor, Türkiye genleşmiyor, bölünüyor, yok ediliyor!’” Türkiye’nin çok büyük bir ülke olacağını, aksini söyleyenlere hiç inanmamalarını söylemiş Hocam yazısında, özetle.
ADNAN OKTAR:Yiğit Bulut söylüyorum, delikanlı çocuk. Dürüst, maşaAllah. Bir kısmının işine gelmiyor. Yani böyle bir nesil geleceğini, böyle bir ortam olacağını pek tahmin etmiyorlardı, Allah-u alem. Onun için Yiğit Bulut’a da kendi kafalarına göre yüklenmeye çalışıyorlar. Ama boş anlatımlarla, boş izahlarla yükleniyorlar. O da onlara sadece kayıp getiriyor.
OKTAR BABUNA:Yavuz Semerci de Habertürk’de Erbakan Hocamızı öven bir yazı yazmış Hocam. Gerçek bir dava adamı olduğunu yazmış. Yazının başlığı da; “Erbakan’a saygı duymak gerekiyor” diye.
ADNAN OKTAR:Aferin, güzel. Kafası çalışıyor bu kardeşimizin, maşaAllah. Çünkü bakın, Saadet tabanının tamamı seviyor Erbakan Hocamızı, tamamı. Adam buna saygı duymuyor, yani Saadet tabanının seçimine saygı duymuyor. “Nasıl olması gerekir?” diyorsun, “Aydın Doğan’ın dediği gibi olması gerekir” diyor. Sen, Aydın Doğan ile beraber oturuyorsun orada, orada onun köşkünde. Her gün size mutat üflemelerini yapıyor, kulaklarına üflemeyi. Onlar da ona göre bandoyu idare ediyorlar. Oktar Hocam filmimiz var mı göstereceğin?
OKTAR BABUNA: Filmimiz var Hocam inşaAllah. DNA ile ilgili olan var.
ADNAN OKTAR: Göreyim bakayım.
-DNA Kopyalanması,Video-
OKTAR BABUNA: DNA kopyalanmasında DNA sarmalını fermuar gibi açıyor enzimler, helezon şeklindeki DNA’nın. Bu enzim sadece şifrenin alınacağı noktaya kadar DNA’yı açıyor, geri kalan kısmı bırakıyor. Bu çok büyük bir mucize. Çünkü bir milyon sayfa arasından tek bir sayfayı karanlıkta üst üste katlanmış olan DNA’nın içinde buluyor. Bu, hiçbir şekilde açıklanamıyor. Sadece ilgili bölgeyi, bakın; proteinin üretileceği, kopyalanacağı şifrenin bölgesini açıyor ve orada kopyalama başlıyor. Her bir parça tek tek özel proteinlerle birbirine eklenerek kopyalama yapılıyor. Kopyalama sırasında DNA’nın üzerindeki şifreyi okuyor, bir tane enzimin görevi bu. O da protein yapısında. Başka bir enzim bu şifrenin karşısına ilgili kodları getirerek eşleştiriyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Burada tek tek bakın protein harfleri birbirine ekleyerek DNA’daki kodun aynısı çıkıyor. Fakat kopya tamamlandıktan sonra kopya tekrar kontrol ediliyor, bir hata var mı diye bakılıyor. Başka bir protein de gelerek kopyadaki bağlantıları sıkıştırıp, güçlendiriyor. Burada olduğu gibi, bakın kopyayı sıkılaştırıyor, kapatıyor. Sonra tamir enzimi geliyor ve hata oluştuysa o kısmı çıkartıyor. Yani hataya bakan, adeta akıllı, Allah’ın aklının tecellisi olan, cansız atomlardan yapılmış bir molekül var, geliyor ve hata kontrolü yapıyor. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu adeta bilen bir molekül hatalı bölgeyi buluyor. Bakın, hatalı bölgeyi buldu. Buradan o bölgeyi komple çıkartarak onun yerine başka bir enzim de gelip doğru olanı yerleştiriyorlar. Yani yanlışı görüyor, yanlış olduğunu fark ediyor, o bölgeyi olduğu gibi çıkartıyor; yerine doğrusunu hazırlayıp, doğrusunu yerleştiriyorlar. Ve bunu yapan da moleküller, cansız atomlardan yapılmış moleküller. Ve kapkaranlık bir ortamda oluyor bu.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, mesela sırf şu, Evrim Teorisi ile oturup uğraşmaya hiç gerek yok işte, sırf bunun anlatılması yeterlidir. Yani burada molekül insan aklından çok daha yüksek akıl gösteriyor. Yani hiçbir insanın, dünyadaki bütün insanlar bir araya gelse o molekülün meydana getirdiği aklı gösteremez. Yani net mucize, hiçbir açıklaması yok. Ve binlerce, milyonlarca mucize aynı anda sürekli oluyor. Evrimciler bu konulara hiç girmiyorlar. Ancak işte kemik bulundu, fosil bulundu; kemik bulundu, fosil bulundu. Tamam, doğru bulunuyor. Hep mükemmel, kusursuz, altın oranla yaratılmış, simetrik varlıklar bulmuyor musunuz siz? Buluyorsunuz. Kardeşim, çeşit bulmanızın sebebi; yüz tür hayvandan doksan dokuz türü kaybolmuş. Yani tükenmiş, soyu tükenmiş, bir türü kalmış. Mesela yüz çeşit köpek cinsi varsa bir türü kalmış, doksan dokuz türü kaybolmuş. Yani soyu tükenmiş ama bunların fosilleri duruyor. Şimdi bunları bulunca, adam mesela küçük fino gibi bir şey buluyor, daha büyük bir köpek daha buluyor. Daha iri, mesela böyle değişik köpek cinsleri buluyor. Bunları, fosilleri dizdiğinde yan yana, küçükten büyüğe doğru gelişme gibi görünüyor. Halbuki, küçük olan şu anda da var. Fino cinsi de var, büyük dev köpek çeşitleri de var. Her biri ayrı hayvan türüdür onların. Yani o ayrıdır, o ayrıdır. Dolayısıyla bunların evrimleşmesi diye bir şey mevzu bahis değil. Çünkü kemik yapıları, estetik görünümleri, her şeyi çok mükemmel bu hayvanların. Kusursuz meydana geliyor. Böceklerde de bunu görüyoruz, amber içindeki böceklerde. Yani renkler mükemmel, altın oran hepsinde var, simetri mükemmel, bütün vücut organları mükemmel ve kromozom yapıları çok mükemmel, genetik kodları çok mükemmel, yani her biri bir bilgisayar gibi. Her canlı bir bilgisayar gibi, son derece mükemmel meydana gelmiş. Dolayısıyla bunların ara fosil dediği öyle garip varlıklara hiç rastlanmadı şu ana kadar. Tek bir tane rastlanmadı. Sürekli ara fosil bulmuşlar gibi yaratılışı ispat eden fosilleri ortaya koyuyorlar. Halbuki, gösterdikleri fosiller yaratılışı ispat eden fosiller. Bunu açıklamayınca, mesela Kanal 7’nin bazen haberlerine bakıyoruz veyahut Haber7.com’da. Ama asıl Haber7.com yapıyor, Kanal 7’de pek o kadar olmuyor.
OKTAR BABUNA: Bazen oluyordu Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:Çok nadir oluyor, evet. Ama Haber7.com sürekli bu yanlış haberleri alıyor. Ama Anadolu Ajansı da yanlış haberi aktarmada ana kanala dönüştü. Yani Türkiye’de en güçlü evrim propagandası yapan yapılanma şu an o, öyle görünüyor. Çünkü bütün internet sitelerine Anadolu Ajansı kanalı ile gidiyor. Anadolu Ajansı’nı Atatürk kurarken, evrimci propaganda yapsın diye mi kurdu? Yanlış bilgiler versin diye mi kurdu? Bilimin gerçeklerini insanlara yanlış yansıtsın diye mi kurdu? Çok acayip bir durum var. Burada mutlaka bir bilimsel kuruldan bu haberler geçtikten sonra buna izin verilmesi lazım. Ara mı vereceğiz? Tamam, verelim 5-10 dakika ara.
SUNUCU 1:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:“Selam Hocam. Büyük Üstad Remzi Sanver Habertürk’te masonları aklamakta, daha düzgün insan olmak için mason oluyorlarmış Hocam. Tek dine değil ama bir güce inanmak gerekiyormuş. Hocam, bu masonlar hakikatten boşlukta” diyor. “Tek dine bağlı olmayacak bir güce inanmak,” bu ne kadar samimiyetsiz bir izah. Şimdi, Allah olacak; bunların inancına göre, haşa hiç kimseyle bir bağlantısı olmayacak, böyle total güç yani, şuursuz bir güç olmuş olacak. Masonlar da öyle localarında yiyip içip yan gelip yatacaklar, eğlenecekler. Şimdi Allah olunca, Allah sonsuz güç. Bunlar ne diyor? “Allah’ın kullarından haberi yok.” O, Allah olmaz ki o zaman. Allah kullarından hiçbir şey istemiyormuş. Yani hiçbir amacı yokmuş dünyayı yaratmakta. Şimdi bak bunu beş yaşındaki çocuk söylemez. Bu kalem neye yarıyor? Amacı yok mu bunun?
OKTAR BABUNA:Var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu fincanın ne amacı var?
OKTAR BABUNA:Bir şey içmek için, inşaAlah.
ADNAN OKTAR:Altındaki tabağın ne amacı var?
OKTAR BABUNA:Dökülmesin, dursun diye.
ADNAN OKTAR:Örtünün ne amacı var? Hepsinin bir amacı var, kardeşim. Allah’tan korkun. “İnsanın hiçbir amacı yok” diyor. Her şeyin bir amacı varmış, bir tek insanın amacı yokmuş. Kardeşim, mesela kumandaya bakıyoruz, bunun amacı var, proteinlerin amacı var, kromozomun amacı var, kofulun amacı var, mitokondrinin amacı var, hepsinin amacı var. İnsanın da bir amacı var. İnsanın ne amaçla yaratıldığını Allah bize kitapla bildirir. Masonlar bu konuda çok samimiyetsizler. Tabii, bu masonlar. Şimdi ben diğer masonları getireceğim buraya. Dine inanan masonları getireceğim. Ki inşaAllah, onlara da “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” dedirteceğiz, Allah’ın izni ile. Odur. Yoksa böyle milleti, insanları kendilerince uyuşturacaklarını zannediyorlarsa çok büyük hata yapıyorlar. Lafa bak yani, “bir güce inanmak,” hem de bir güç, yani bilinmez bir güçmüş, haşa, Allah. Ne kadar acayip bir ifade, ne kadar üst perdeden bir ifade. Allah böyle kainatı bu kadar mükemmel yaratacak, yarattığını görecekler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini görecekler, Kuran’ın hak olduğunu görecekler, buna rağmen daha hala anlamazlıktan gelip, hiçbir şeyin amacının olmadığını söyleyecekler. Allah diyor; “Oyun ve oyalanma konusu olsun diye yapmadık Biz kainatı” diyor. Uçsuz bucaksız evren, atomlar, hücre, hücreden oluşan insanlar, meyveler, ağaçlar, çiçekler, hayvanlar, bitkiler, hepsi ile ihtişamlı bir dünya yaratmış Allah. “Bunların hiçbirinin amacı yoktur” dedin mi, ben de derim ki; “senin amacın yok, arkadaş” derim. Yani aklını başına toplayacaksın. Masonlara bir akıl vermesi için Cenab-ı Allah’a dua edelim. Allah hidayetlerini arttırsın, inşaAllah.
İstanbul’dan Kübra, güzel Kübra bakalım ne diyor? “Selamun aleyküm Adnan Hocam, sizi çok çok seviyorum. Ben Allah’a olan aşkınızla ve güzel ahlakınıza hayranlık duyuyorum.” MaşaAllah, elhamdülillah. “Hocam, siz İslam’ın tüm dünyaya hakim olması için canla başla cehd ediyorsunuz ve büyük bir sorumluluk hissi ile Yahudi, Hıristiyan, her dinden insana doğruyu anlatıyorsunuz, inşaAllah. Sizin Museviler ve masonlarla görüşmenizi eleştirenler olmuştu. Siz ise onlarla görüşmenizin sebebini onlara tebliğ yapmak, İslam’ı anlatmak olduğunu anlattınız. Şu ayetleri görünce aklıma bu sözünüz geldi.” Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Onlardan bir topluluk: "Allah'ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediğinde” yani “"Allah zaten belasını verecek bunların, niye öğüt veriyorsunuz? " dediğinde,” “"Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye" dediler.” Tabii, biz de aynı amaçla söylüyoruz. Bir ihtimal kurtulur, bir ihtimal doğruyu öğrenebilir, Allah’ın dilemesi ile, inşaAllah. “Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında ise, biz de kötülükten sakındıranları kurtardık.” “Tebliğcileri kurtardık.” “Zulmedenleri yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakaladık” diyor Allah.
“Selamun aleyküm çok değerli Hocam. Bugünlerde pek Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsetmiyorsunuz. Lütfen Hz. Mehdi (a.s.)nin özelliklerinden ve alametlerinden bahsedin. Sizi can kulağı ile dinliyor, izliyoruz.” Doğu Beyazıt’tan Uğur kardeşimiz. “Selam ve sevgi” diyor.
“Selamun aleyküm Sevgili Muhammed Adnan Hocam. Aslan Hocam, bir arkadaşım,” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam bir arkadaşım bana, size şu soruyu sormamı istedi. Kafasına takılıyormuş. Ben, inşaAllah sizden duyduğum cevaplarla anlattım ama sizden duymak istiyorum. Sevgili Hocam, arkadaşımın duyduğuna göre; Şii’lerin inancına göre, Hz. Mehdi (a.s.) onlardan çıkacakmış ve sadece Şii’ler için gelip, sadece Şii’leri kurtaracakmış diye.” Bu Hıristiyanlarda da vardır, sadece Hıristiyanları kurtaracak diye, öyle bir şey yok. Bütün dünyayı kurtaracaktır Hz. Mehdi (a.s.). “Hocam, ben de iki gün gece çalıştığım için sizi göremedim ve çok özledim Hocam” diyor. “Allah’a emanet olun. Sizi çok seven kardeşiniz” diyor, Necati kardeşimiz, Hollanda’dan yazmış, maşaAllah.
MaşaAllah, bir kardeşim diyor ki; “Selamun aleyküm Allah’ın kılıcı” diyor, ilim kılıcı tabii. “Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın kumandanı” diyor. İnşaAllah askeriyiz Peygamberimiz (s.a.v.)’in, inşaAllah kumandanlarından oluruz. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in ben kölesiyim, inşaAllah. İslam’ın kalesi oluruz, inşaAllah. “Adnan Hocam, Avrupa’da Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.)’yı nasıl anlatmalıyız? Ve anlatırken; “en geç on yıl içerisinde Türkiye’nin liderliğinde İslam bütün dünyaya hakim olacak ve İsa (a.s.)’yı herkes görecek” diyebilir miyiz? Belçika’dan kardeşiniz.” Benim muhterem canlarım, ben size söyleyeyim, yani gerçekten göreceksiniz. Yani çok şaşırtıcı, gerçekten şaşırtıcı, ben de hayret ediyorum ama Mehdiyet doğru. Mehdi (a.s.)ile ilgili sözlerimin hepsi doğru, hakikaten Mehdi (a.s.) çıktı. Hakikaten İsa (a.s.)’yı, hakikaten görecekler. Çok büyük mucize ve çok şaşırtıcı, hakikaten İttihad-ı İslam olacak, hakikaten Türk-İslam Birliği olacak. Bunları görecekler. Bu on yıl içerisinde olacak.
SUNUCU 1:Hocam ben bir şey merak ediyorum, Türk-İslam Birliği ile alakalı. İsrail gibi, Rusya gibi ülkeler nasıl Türk-İslam Birliği’ne dahil olacaklar?
ADNAN OKTAR:Dün İsraillilerden Sanhedrin üyesi hakim, Sanhedrin’in hakimi olan, yani üst dereceli yöneticilerinden, onların Rabbani bilginlerinden yazı geldi. O yazıyı görsen, oradan anlarsın. “Türk-İslam Birliği’nin bir an önce olmasını biz istiyoruz” diyor, bir an önce. Çünkü İsrail özgür olacak. Yani İsrail Devleti’ne müdahale olmaz Türk İslam Birliği’nde. Devlete müdahale yok. Adamların, sen ibadetini, hürriyetini sağlamakla mükellefsin sen. Yani kendi vatanında istediği gibi özgürdür. Türk-İslam Birliği onlara hayat garantisi verir, ibadet garantisi verir, mutluluk garantisi verir, sevinç garantisi verir ve bütün bölgenin imar olmasını, bütün bölgede adaletin oluşmasını sağlar. Ne yapar o zaman biliyor musun İsrail? Duvarları var ya onların dev duvarları, kendilerini hapsettiler. Kale gibi boydan boya böyle 15 metre falan duvarlar, onu yerle bir eder adam. “Oh, dünya varmış” der. Nereye adım atsalar korku içinde yaşıyorlar. Sürekli korku içindeler, adım atamıyorlar. Yani nefes alamıyorlar. Ekonomileri de felç vaziyette, hep fakir Museviler. Zengin biliniyor, fakirdir İsrail.
SUNUCU 2:Çok zengin biliniyor.
ADNAN OKTAR:Değil.
OKTAR BABUNA:Hiç lüks araba yok Hocam.
ADNAN OKTAR:Acayip fakirler, sürünüyor halk yani, böyle garibanlar, hep böyle yani. Evler öyle, sokaklar öyle, insanlar öyle. Yani ucu ucuna paraları yetiyor, ucu ucuna geçiniyorlar. Bir kere İsrail’deki o ekonomik kriz kalkar, Mehdi (a.s.) çıktı mı. Zengin olurlar, özgür olurlar. İstediği gibi gelsin yaşasın kardeşim, onlar bizim yed-i emanımızda. Peygamber nesli, istedikleri gibi yaşasınlar. Gelsinler Türkiye’ye, fabrika kursunlar, tesisler kursunlar; sanatçılar, bilim adamları göndersinler; biz oraya gideriz. Yed-i emanımızdalar ama tabii ki devletler müstakil devlet olacak. Cemahiri, müstakil cumhuriyetler, kimse kimseye müdahale etmez. Mehdi (a.s.) manevi önderdir, sevgi öğretmenidir. Bir yerde mesela terör olayı olduğunu düşünelim, Mehdi (a.s.) de var başta. Bir kere bu söz bile biraz sakil gitti, olmadı yani. Mehdi (a.s.) olacak, terör olacak. Zaten adam tahayyül edemez yani teori olarak kafasından geçiremez. Değil ki, pratiğe geçsin. Veyahut PKK sorunu, PKK’yı mercekle ararız, nerede acaba diye. Yani Mehdi (a.s.)’nin zuhuru ile beraber PKK biter, anında konu kapanır. Yani gidin, bulun. Yani Mehdi (a.s.) çıksın, bana bir tane PKK’lı bulun. Bulamazsınız, yok. İsrail üzerindeki bütün korku kalkar. İsrail’de hapishanede bir tane Müslüman kalmaz, hepsi çıkar. Irak’ta, Afganistan’da hapishanelerin tamamı boşalır, mazlum Müslümanlar, imkansızdır. Doğu Türkistan’da, Çin’in Doğu Türkistanlı kardeşlerimize yaptığı baskı, mümkün değil. Acayip saygılı hale gelir. Zaten burada, ricamızla düzeldi, bak. Bir parça rica ettim. Ricam ile Çin bayağı düzeldi. Yollar yaptırıyorlar, evler yaptırıyorlar, iyi davranıyorlar, olmadık şeyler yani. Akıl almaz olaylar olmaya başladı, bak bir sözümle.
OKTAR BABUNA:30- 40 yıldır devam ediyordu problem.
ADNAN OKTAR:Acayip zulüm yapıyorlardı. Bir de Mehdi (a.s.)’nin çıktığını düşün. Nasıl yapsın? İsrail-Filistin sorunu kökten hallolacaktır. Filistin, kardeşim, böyle bölge bölge ne alaka, böyle üst aramalar falan var Filistin’de. Elini kolunu sallayarak böyle, istediği gibi girer-çıkar, kimse de karışmaz. İsrail’e çaka çaka asker mi dolar? Yok, en fazla on tane asker, sadece on tane Türk askeri, başka şeye gerek yok. Bir çavuş, on tane de asker, bir manga asker, o kadar, başka bir şeye gerek yok. Ona bile gerek yok da sembolik yani, olmaz, olmaz ki, inşaAllah. Mehdiyet budur. Yani müthiş istiyor, bakın Tapınak Şövalyeleri de istiyor, Müslümanların dünyaya hakim olmasını, Tapınak Şövalyeleri. Kafası çalışan masonlar da istiyorlar ama bizimkileri pek onlar öyle o anlamda, işin doğrusu kale almıyorlar. Yani mason olarak bile görmüyorlar. Söyleyeyim yani biraz onlara acı gelecek belki ama hiç kale almıyorlar. Geldiklerinde muhatap dahi olmak istemediler. Var mı ki, öyle bir şey mi var ki havasındalar. Asıl masonluk Amerika’dadır, İngiltere’de, Fransa’dadır. Bunlar ne alaka, kendi kendine konuşuyor. Böyle konuşuyor, adam şaşırır bunlara. Baksana daha hala total enerji, toplam güç, ondan bundan bahsediyor, inşaAllah. Afganistan mesela Amerikan işgali, Amerika çok nezaketli bir şekilde süratle boşaltır. Süratle, yani tahminim en fazla 48 saat. Tehditle mi olur? Yok. Sevgiden, muhabbetten coşarlar. Ama İslam ordusu otuz milyonluk dev bir pençe olarak durur. Bak, pençelemek ayrıdır, pençeyi tutmak ayrıdır. Yani Mehdi (a.s.) istese yerle bir eder bütün bölgeyi, Allah’ın izniyle. Öyle bir askeri güce sahip olacak. Ama damla kan akıtmayacak. Şimdi hiç bir silah ve gücü olmadan damla kan akıtmamak ayrıdır ama bölgeyi yerle bir edecek güce sahipken, yani karşıt güçleri böyle dümdüz tarla haline getirecek güce sahipken damla kan akıtmayıp üstelik müthiş muhabbet göstermek çok ayrı bir şeydir. Gücü olmayanın tevazu göstermesi o kadar önemli olmaz. Diyorsun ki adam, “affetmezse,” affedecek adamın, zaten komada olan adama desen ki sen, “affet, ne kadar güzel bu insan, affet” desen, bir anlamı olur mu komada olana? Veya diyorsun ki mesela, adam perişan şekilde ağır hasta, diyorsun ki; “İntikam almıyor adam.” Zaten alamaz ki, gücü yok. Ama dev bir askeri güce sahip, kahredici bir güce sahip olup da yapmıyorsa bu çok büyük bir olaydır. Mehdi (a.s.)’nin özelliği budur. Yani kahredici bir askeri güce sahip olacak. Tabii, yani dünyanın en büyük ordusu oluyor. Amerikan ve Rus ordularının hepsinin üstünde bir orduya sahip olacak ama hiçbir şekilde kullandırmıyor orduyu. Sadece sevgidir Mehdi (a.s.)’nin ilacı. Gider konuşur, bölgeyi gezer, zaten konu biter. Güneydoğu’da kardeşlerimiz istediği gibi böyle sığırları alacaklar, davarları; dağlara çıkacaklar, halaylar çekecekler. Bütün bölge onlar için güven, bütün bölge. Böyle santimi bile güvenli olacak, her yer. Gece, mesela gecenin iki buçuğunda göğsünü gere gere dağda gezecekler. Şimdi mümkün mü?
OKTAR BABUNA:Değil, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani tahayyül dahi edemezler, insanlar. Bak, gecenin iki buçuğunda göğsünü gererek gezecekler. Gece böyle güzel kürt çadırlarını da kuracağız oraya, Allah’ın izniyle, kuzu çevireceğiz. Yani PKK’yı, böyle hani aranır ya acaba var mıdır gibisinden, bulamazsın ki, bulsak konuşuruz. “Niye böyle oluyor” falan deriz. Ama bulamazsın. Yani onlar da o kadar enayi değil yani, yapmaz zaten, biter iş. Mesela Filistin’de çok fazla annemiz, kız kardeşimiz, kardeşlerimiz çok mağdur durumdalar. Paramparça Filistin, biraz orada, biraz orada. İsrail korkudan dolayı onları öyle acayip yapmış. Bir kere ne olacak? Dünyanın her tarafındaki Filistinliler gelir ve dünyanın her tarafındaki İsrailliler de gelir. Korkudan gelmiyorlar İsrail’e. Gel kardeşim, kendi vatanın, ecdadının yaşadığı yerler. Ne korkuyorsun? Gel, istediğin gibi yaşa. Koskoca arazi, sana kim ne diyor yani. Ama tabii İsrail olayın nezaketini anlayacaktır. Öyle bir askeri güç, askeri gücü durur, devleti de durur ama İslam ordusuna karşı oturup hiç kimse kabadayılık yapamaz. Hayır, pençeleşmek istediğinden değil; öyle bir ortam, üslup olmaz zaten. Utanır adam, ağzına almaz öyle bir şeyi. Ne sorun olacak da öyle bir şey olsun? Mehdi (a.s.)’nin iki dudağının arasındadır. Yani “şöyle olması uygun olur” dedi mi, bitti. Konu kapanmıştır. Mesela Çin, Rusya, bayram ederler, acayip rahatlar. Ekonomik kriz dibinden, kökünden çözülür, acayip bir zenginlik oluşur. Ekonomik kriz insanların beyni ifsad oldu. Deccal insanlara büyü yaptı, şeytan kanalı ile. Adamların ticari yeteneği de gitti, mimari yeteneği de gitti. Akıllarına ciddi şekilde bir ket vurdu. Dine de akılları yatmayacak hale geldi. Ticarete de akılları yatmıyor, sanata da akılları yatmıyor. “Hemşerim, fabrika kurup açsana” diyorsun. “Ben biraz uyusam içerde. Ben dinleneyim, gelirim biraz sonra” diyor. “Biraz nargile içeyim ben bari” falan diyor. “Tam açılamadım üzerine de bir kola içeyim bari” falan diyor. Kola değil, kafanda böyle ocak yaksan yine de kafanda bir şey olmaz. Bunun kurtuluşu; Kuran’a tam tabi olup, Allah’a sığınmaktır. Deccalin büyüsü bütün dünyayı kapladı. Allah onu vesile ediyor. Hipnoza girdiler, mahvoldu. Adamlar bina da yapamıyor, hiçbir şey yapamıyorlar. Fabrika da kuramıyor. Bütün bankalar çöküyor teker teker. Kalmadı, İngiltere’de şakır şakır sıradan gidiyor hepsi. Böyle ayakta kalan çok nadir şirket var İngiltere’de. Bütün bankalar çöktü aşağı yukarı.
OKTAR BABUNA:Amerika’da da öyle.
ADNAN OKTAR:Amerika’da da öyle, alayı sıradan çöküyorlar.
OKTAR BABUNA:110 kadar banka batmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi Mehdi (a.s.) devrinde bankalar da vicdanlı bankaya dönüşecek. Yani daha vicdanlı, vardı vicdanlıları ama vicdanlı derken şahıslarında değil. Yani sistemdeki vicdan oturacak. Şahıs olarak temiz insanlar, onda bir şey yok. Fakat banka vicdanı düzelecek. Çünkü fakirden fukaradan para alıyor, adama geri verirken akıl almaz faizle geri veriyor. Adamların iflahı kesiliyor. Bir kere onlar kalkacak. Faiz sistemi kalkıyor, kar payı. Kar payı alacaklar, o da müthiş bir bereket meydana gelecek, inşaAllah. Gençler bir kere alabildiğine özgür olurlar. Cübbeli kafası kalkacak. Mehdiyet’in en güzel yönlerinden bir tanesi odur. Cübbeli mantığını artık tarihte okuyacaksınız, kitaplarda okuyacaksınız. “Vay, böyle adamlar varmış, böyle kişiler varmış, böyle insanlar.” Hayret, ürperti içinde diyeyim artık.
SUNUCU 2:Söylüyordu galiba, değil mi, “cdlerimi izleyecekler” diye?
ADNAN OKTAR:Doğru izleyecekler de, ibretle izleyecekler yani, “Vay, böyle şeyler varmış” diyecekler.
OKTAR BABUNA:Güzel sevimliler var Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakayım, hadi.
-Sevimli Canlılar, Video-
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam’ın özelliği, aynı zamanda İslam NATO’su olmasıdır. Yani bütün Müslüman ülkelerin askeri yapılanmaları NATO tarzında bir birlikteliğe gidecektir, inşaAllah. Yani bir İslam NATO’su oluşacaktır. Ama bu operasyon NATO’su değil. Yani silahlı güç, askeri güç kullanma diye bir şey yok. Caydırıcı yönü olur ama sonra bakacaklar ki caydırıcı yönü de yok. Çünkü hiç kullanılmayacağını anlayacak insanlar. Öyle bir amacı olmadığını anlayacaklar. Dolayısıyla hem Hıristiyan alemini, hem Müslüman kardeşlerimizi, hem Musevileri yaşadıkları bu azaptan, bu ızdıraptan tamamen kurtaracak bir sistemdir. Bütün devletler; milli devletler, müstakiller, kimse kimseye karışmıyor. Ama anarşi, terör, pahalılık, şu, bu falan mümkün değildir. Çünkü kardeşlik birliği içinde, kardeşlik duygusu içerisinde onlar kökten ortadan kalkacaktır. Yoksa aileleri de vardır mesela herkesin, aile halinde yaşar, aileler birbirlerine karışmaz. Ama biz millet oluyoruz aileler olarak. Yani herkesin ailesi ayrı oluyor ama millet oluyoruz. Ama birbirimizi çok seviyoruz. Beni seviyor musun sen?
SUNUCU 2:Çok seviyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen?
SUNUCU 1:Çok seviyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben de sizi çok seviyorum inşaAllah. Oktar Hocamızı da herkes seviyor, maşaAllah. Bizler de seviyoruz.
OKTAR BABUNA:Ben de sizi ölesiye seviyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şimdi Allah deccale kan akıtmayı emretmiş, yani onun kaderi öyle. Deccal kan akıtacak. Orada meydana gelen bütün olaylarda Allah’ın gücüydü, meydana gelen. Mehdi (a.s.)’ye Allah kanı haram kılıyor. Yani yaptırmıyor, kaderinde yok. Yani haram kılıyor derken, bu ona vahyediyor anlamında değil, kaderi öyle, inşaAllah. Dolayısıyla hayatının hiçbir devresinde kan yoktur Mehdi (a.s.)’nin, hiçbir devresinde; ne başında, ne sonunda. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.), “bir süre sonra” demiyor, “hiç kan akıtmayacak” diyor. Bir kısım cahil Evanjelikler diyor ki; “başta kan akıtmayacak fakat sonra kan akıtacak” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.), “kan akıtmayacak, sonra akıtacak” demiyor ki, “hiç akıtmayacak” diyor. Adamlar okumadığı için kafasına göre hareket ediyorlar. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) öyle değildi. Peygamberimiz (s.a.v.)’de Allah kanı emretti. Kan aktı Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında. Hz. Musa (a.s.) devrinde kan aktı. Sel gibi kan akmıştır Hz. Musa (a.s.) devrinde. Hem Müslümanların kanı aktı, hem karşıtlarının kanı aktı ve müşrik kanı aktı ve münafık kanı aktı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da öyle olmuştur. Ama Hz. İsa (a.s.)’da olmadı. Allah ona kanı yasakladı, kan yoktu onda. Yine geliyor o güzeller güzeli, yine kan yok. Yok, yani inşaAllah. Mehdi (a.s.)’de de kan yoktur. Mehdi (a.s.) tek başına hareket edecek değil, birlikte hareket ediyorlar. Ama ne büyük şereftir ki; Cenab-ı Allah, Hz. İsa (a.s.)’yı ona kumandan olarak, onun emrinde bir insan olarak görevlendirmiş. Hz. İsa (a.s.) Mehdi (a.s.)’nin emrinde, çok büyük bir olay bu. Hz. Musa (a.s.) üç defa dua ediyor, Allah’a yalvarıyor Mehdi (a.s.) olmak için. Firavun o devirde biliyorsunuz dehşete kapılıyor. “Senin” diyorlar, “mülkünü yok edecek birisi gelecek.” Peygamber geleceği de tabii ki bildiriliyor, diğer Hak Kitaplarda bildirilir Peygamber geleceği. Fakat Hz. Musa (a.s), Firavun’un korkacağı bir şey söylemiyor. Ne diyor? “Ben ve çevremdeki müminler, kardeşlerim, biz birlikte buradan gitmek istiyoruz. Bizi bırak” diyor. Başka bir şey dediği yok ki. Yani “senin mülkünü, malını almak istiyorum. Buraya hakim olmak istiyorum” demiyor Hz. Musa (a.s.). Ben-i İsrail Peygamberidir Hz. Musa (a.s.). “Beni bırak, bu kişilerle ben gideyim” diyor. Yani, “istersen kabul et, istersen kabul etme benim dinimi. Ben gideceğim” diyor. Dolayısıyla Firavun’un korkacağı bir şey yok. Ama Firavun dehşete kapılıyor, diyor ki; “sen hakim olacaksın” diyor. “Bütün bölgeye hakim olacaksın ve mülkümü elimden alacaksın” diyor. Bunun, böyle düşünmesinin nedeni Tevrat’ta geçen Mehdi (a.s.) ile ilgili ayetler, Allah-u alem. Çünkü çok kapsamlı anlatıyor Tevrat’ta, dünya hakimi olacağı. Onu okuyunca benim gördüğüm çizmiş kafayı Firavun, yani olay bu. Ve bir de Peygamber geleceğini biliyor. Şimdi ikisini karıştırıp, bu paniği yaşamış gibi görünüyor. Çünkü korkması için bir neden yok, onun bilakis lehine Firavun’un. Çünkü Müslümanları alıp gidiyor, “gideceğim ben” diyor. Yani Tih Çölü’nden ayrılıp o vaadedilen topraklara doğru gidiyorlar, gidecekler. Dolayısıyla onun lehine olan bir şeyden korkması için bir neden yoktu. Ama Mehdi (a.s.)’den korkuyordu, Mehdilik’ten çekiniyordu. Allah-u alem, muhtemelen delirmesinin nedeni o. Ama tabii en doğrusunu Allah bilir. Bir Peygamber geleceği de ona söylenmişti fakat kahinlerin verdiği bilgi esas değildir. Kahinler onu diğer Peygamberlerin hak kitaplarından alıyorlar. Yani derleme bir bilgi, mesela Hz. İbrahim (a.s.)’den gelen bir bilgi, daha önceki Peygamberlerden gelen bir bilgi. Yoksa kahinin verdiği bir bilgiye inandı, yani kahinin dediği doğru çıktı anlamında değil. Yanlış olur, yani Müslüman böyle düşünemez. Yani “kahin doğru bilgi verdi” dedin mi, o Kuran’a zıt hareket etmiş olur kişi. Ama Firavun’un paniğinin nedenini araştırdığımızda, ilmi olarak araştırdığımızda muhtemelen böyle bir nedenden kaynaklandığını anlıyoruz, inşaAllah. Çünkü bütün Kuran ayetlerini incelediğimizde, detaylı bu konuya baktığımızda elimize geçen bilgiler bunlar. Allah-u alem diyoruz tabii, doğrusunu Allah bilir.
OKTAR BABUNA:Sizin eserlerinizden hazırlanan siteye ‘Mehdi Kan Akıtmaz’ sitesine girip detaylı bilgi alabilirler Hocam, inşaAllah. mehdikanakitmaz.com, inşaAllah.
SUNUCU 1:Bizi yarın 22.00’dan itibaren harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Samsun AKS ve Tv Kayseri’den seyredebilirsiniz.
OKTAR BABUNA:HarunYahya.Tv’den devam ediyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...