SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Kocaeli TV, Adana Ceyhan CRT TV ve Radyo, Art Uşak TV, Çorum Kanal 19, Uşak Egem TV, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Aksaray Radyo Star 94.0, Bingöl Fm 102.0, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Erzurum Radyo Süper Kanal 99.9, aynı zamanda haberhilal. com, haberaktuel.com, selamhaber.com ve 8sutun.com’dan canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam, Cübbeli Ahmet’ten başlayacaksın herhalde, bir gazete haberin var sonra.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam basında haberler var Cübbeli Ahmet Hocayla ilgili.
ADNAN OKTAR:Başka ne var?
ALTUĞ BERKER:Bayağı basın haberi var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Göreyim.
ALTUĞ BERKER:Peki, inşaAllah Hocam. “Avrupa’yı ancak Türkiye koruyabilir” diye bir haber var Hocam Haber Vaktim’de. Yeni Akit Gazetesi’nde bir haber yayınlanmış Hocam. Haber Avrupa’nın önemli düşünce kuruluşlarından Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin bir raporuna dayanıyor. “Raporda bölgesel ve küresel sorunların çözümünde etkili olamayan Avrupa Birliği’nin yeni umudu bölgesel ve küresel bir güç haline gelen Türkiye oldu” diyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nedir o gazete haberin, birinci haber bir şey gösteriyordun?
ALTUĞ BERKER:Cübbeli Ahmet’le ilgili olan mı?
ADNAN OKTAR:O nedir?
ALTUĞ BERKER:“Cübbeli Ahmet’ten provokasyon hazırlığı” diye bugün gazete manşetlerinde vardı Hocam haberler.
ADNAN OKTAR:Nedir? Konu ne?
ALTUĞ BERKER:Bir toplantı yapacaklarmış bir spor salonunda.
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER:Oraya çarşaflı gelin diye, davetlilere öyle söylemişler. Bunun bir provokasyon hazırlığı olduğuna dair şüpheler oluşmuş, onu haber yapmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR:“Çarşaflı gelin”
ALTUĞ BERKER:Bugünlerde başörtüsü konusu gündemde olduğu için, bunun bir...
ADNAN OKTAR:Çarşaf giymek istiyorsa giyer. Nedir? İşin aslı ne? Bu konu hakkında bilgin var mı senin?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. O spor salonunda binlerce kişi olacağı ve bir ödül töreni olacağını söylemişler. Ancak özellikle gelecek davetlilere kıyafet konusunda, özellikle “çarşaflı gelin,” “cübbeli gelin,” böyle “sarıklı gelin” gibi bir tavsiyede bulunmuşlar, Cübbeli Ahmet Hoca’nın taraftarları ve kendisi. Dolayısıyla bu başörtüsü konusunun gündemde olduğu bu aralarda, böyle bir şeyin provokasyon niteliği oluşturabileceği, belli görüntüler vererek bunun bir şova dönüştürebileceği ve dolayısıyla hükümetin yaptığı özgürlük çalışmalarına engel olabileceği ve sabote edebileceği endişesiyle haber yapılmış Hocam.
ADNAN OKTAR:“Cübbeli Ahmet’ten provokasyon hazırlığı” Cübbeli böyle şeyleri planlayacak adam değil. Yani o tip planlar falan yapacak şeyi yok da, fakat bu haberi olmadan bunu yönlendiriyorlar. Yani haberi olmuyor bunun. O çocuk gibi yani, böyle karşılığı var da ifadeyi tam kullanamıyorum, yani ne dersen istediğin gibi yönlendirilebilecek gibi birçok konuda. Yani neyin nereye gideceğini, neyin ne anlama geleceğini, mesela Fatih Altaylı’ya çıkıyor, dün çıktı, konuşuyor; adam, Fatih Altaylı başından sonuna kadar böyle onunla adeta bir anlamda, bir yönüyle alay ediyor. Farkına varmıyor, gayet ciddi. Mesela neyi ne kasıtla konuştuğunu fark edemiyor. Daha hala onunla böyle anlatıyor. Onlar da ince ince onunla bir anlamda eğleniyorlar.
Şimdi mesela bir şey yaptığında da nasıl sonuçlanacağını pek tahmin edemiyor. Onun için Şeyh Nazım Hocamız, Cübbeli’yi çok güzel tarif etmiş. Bak, oradaki filmde çok güzel anlatıyor kişiliğini. Yani neyin ne ile neticeleneceğini tahmin edemiyor. Mesela suya vurdun mu su sallanıyor, bunu hesap edemiyor o, sadece sallıyor. Sonunda nelere mal olacağını, neleri getireceğini hesap edemiyor. O yönden çok riskli. Yani rahatça provoke edilebilecek bir tip.
-VTR- (Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Cübbeli Ahmet Hakkındaki Görüşleri)
ADNAN OKTAR:Evet, bak Şeyh Efendi çok güzel teşhisini koymuş. Yani neyin nereye varacağını, neyin ne anlama geleceğini, yani bir konuşmanın insanlarda nasıl psikolojik etki yapacağını veyahut herhangi bir tavrın veya eylemin toplumda insanlarda nasıl bir düşünceye sebep vereceğini hesaplayamıyor. Küçük çocuk gibi yani öğrendiklerini olduğu gibi aktarıyor veyahut kafasına geleni aktarıyor veyahut kendine göre özel yorumladığı bir sistem oluyor, o sistemi gerçek gibi etrafa anlatmaya kalkıyor, ayet ve hadisi tenzih ederim. Kuran’a uygun olmayan konuşmalar yapıyor, İslam’a uygun olmayan konuşmalar yapıyor. Onlara da bakalım.
-VTR- (Cübbeli Ahmet)
ADNAN OKTAR:Evet, ne anladın Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Herkesin Melekleri görmesi gerektiği gibi bir şey çıkıyor ortaya, bu da imtihanın sırrına aykırı. Sizin anlattığınız her zamanki konu.
ADNAN OKTAR:Onu bak kendisi söylüyor, “bu mümkün değildir” diyor.
ADNAN OKTAR:“Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Akşam Fatih Altaylı yine Cübbeli’yi Teke Tek’e çıkarttı, yine çok mutluydular. Türk-İslam Birliği’nden ve İslam ahlakının dünya hakimiyetinden tam dört buçuk saat konuşmasına rağmen hiç bahsetmedi. Müslümanların dünyada uğradığı zulüm, belli ki onu hiç ilgilendirmiyor. Sadece cinsellikle ilgili neredeyse bir saat konuştu. Hocam, bir de müthiş gelen; sizinle ilgili de hiç hoş olmayan bir konuşma geçti. Aralarındaki konuşma bittikten sonra reklam girdi, reklam bittiğinde mübarek Mahmut Efendi Hazretleri’nin reklam arasında kendisini aradığını söyledi. Konuştuklarıyla alakalı bir şeyler söyledi. Ama bu beni pek inandırmadı. Ne diyeyim? Allah hidayet versin. Muhammed Adnan Hocam, vesilenizle, inşaAllah Mehdiyet tüm dünyayı kaplıyor ve artık milyonları bulduk. Dünya artık sevgi, barış ve kardeşliğe, yani İslam’a koşuyor. Dün Cübbeli Fatih Altaylı’yla muhabbet ederken aslanlar İtalya’da cihattaydılar.” Kardeşlerimiz İtalya’da konferans verdiler, Darwinizmin aleyhinde, biliyorsun. “Bu güzellikleri biraz vicdanı olan görür, sizi çok seviyoruz ve bu nurlu yolda Rabbim, inşaAllah bizleri sonuna kadar yanınızda olan kullardan eyler. Allah’a emanet olun. Sizi çok seven Hakan Genç” kardeşimiz, evet.
-VTR- (Cübbeli Ahmet)
ADNAN OKTAR:Bak, orada ayrı burada ayrı konuşuyor. Her konuşmasında bir çelişki oluyor. Orada, “açıkça Melekler görülecek diyor ve her lisanda, mesela Fransızca, İngilizce, Almanca, dünyanın her yerinde, Melekler insanlara; “"bu Mehdi (a.s.)’dir" diye söyleyecekler” diyor. Sırpça, Hırvatça, Lehçe, yani dünyada biliyorsun çok fazla dil var. “Her dilde,” mesela Beyazıt’ta geziyorsa adam, orada ona, o şekilde, yabancı dilde “hitap edecek” diyor. Ve “Melek görülecek, Melek de Mehdi (a.s.)’nin başının üzerinde olacak, onun Mehdi (a.s.) olduğunu söyleyecek” diyor. Burada da diyor ki; “aklın ihtiyarını kaldırır eğer Melek açıkça görülürse, konuşursa. Cin aleminde ancak böyle bir durum var” diyor. Dolayısıyla iki sözün arasında çok ciddi bir çelişki var. Yani Meleklerin aleni görünmeyeceğini, bunun aklın ihtiyarını kaldıracağını açıkça bak söylüyor, burada beyan ediyor, inşaAllah.
Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, “Din ve vicdan özgürlüğü” başlıklı bir yazı yazmış Süleyman Ateş, Vatan Gazetesi’nde. Sizin sık sık röportajlarınızda ve kitaplarınızda üzerinde durduğunuz; “İslam’da savaş saldırı değil, savunma amaçlıdır” diye bir yazı yazmış Hocam. Siz 2001 yılında İslam Terörü Lanetler kitabında ve daha öncesinde de bunları belirtiyordunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Geçen günler anlattığım konu. Hocamız, demek ki o da yakından takip ediyor. Çünkü genellikle anlattığım her konuyu, yazarlar bir veya iki gün sonra aynısıyla yeniden tekrar ediyorlar. Özellikle Aydın Doğan’ın ekip, inşaAllah. İyi, güzel. Yani hayırlı olan bir şeyi bir daha vurgularsak faydalı olur tabii.
Başka ne var Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER:Hocam, “Türkiye Yunanistan yeni bir Osmanlı konfederasyonu kurabilir” diye bir yazı. Süleyman Yaşar, Sabah’ta kaleme almış.
ADNAN OKTAR:O güzel. “Yunanistan’la da birleşebiliriz” diyor.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Engin Ardıç’ın, “İstemeseniz de Osmanlı” diye bir yazısı var Hocam, Sabah Gazetesi’nde.
ADNAN OKTAR:Nasıl diyor? Oku.
ALTUĞ BERKER:Okuyayım Hocam, inşaAllah. “Türkiye-Yunanistan arasındaki düşmanlık Erdoğan-Davutoğlu ikilisi vesilesiyle ortadan kalkıyor” demiş. Osmanlı konfederasyonu fikrinin ne kadar önemli ve isabetli olduğunu ifade etmiş. “Eğer İttihatçılar biraz akıllı olsalardı 1908 yılında kurulabilirdi” demiş Hocam. Birliği desteklemiş, inşaAllah, o da.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. O da Türk-İslam Birliği’nin önemini görmüş, güzelliğini görmüş demek ki. Engin Ardıç kafası çalışan köşe yazarlarındandır, o yönden tebrik ediyorum, maşaAllah. Başka ne var Berker?
ALTUĞ BERKER:“Nur talebelerinin bütün derdi” diye bir yazı vardı Hocam. Ali Ferşadoğlu’nun Risale Haber’de. “Nur talebelerinin bütün derdi” başlıklı yazıda Nurların dünyanın dört bir yanında faaliyet halinde olduklarını yazmış. Anadolu’yu gezen Bediüzzaman tırını, bir tır geziyor, Bediüzzaman sempozyumunu örnek vermiş. “Bediüzzaman Said Nursi de ta o zamandan bizlere seslenmiş, bugünleri görmüş ve şunları söylemiş” diye Bediüzzaman’dan bir alıntı yapmış Hocam. “Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır” demiş. “Baharda değil miyiz?” diye bitirmiş. “Aşkla ve şevkle hizmete sarılarak baharın tadını çıkaralım” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, demek ki o da Ahir zamanın farkında. “Baharda değil miyiz?” diyor çünkü Bediüzzaman “çiçekler baharda gelir, biz kışta geldik” diyor. “Onlar baharda gelecekler” diyor, “Mehdi (a.s.) talebeleri baharda gelecekler” diyor. Ali Ferşadoğlu da demek ki bu güzelliğin farkında, bunu vurgulamış.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah. İbrahim Karagül, Şafak’tan; “Stratejik Stratejik Derinlik Arapça'da: Kıyamete kadar birlikteyiz!” demiş Hocam. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte Ortadoğu gezisindeymiş. Orada Türkiye’nin ne kadar heyecan yarattığı ve heyete yönelik çok büyük bir ilgi olduğunu yazmış. Ahmet Davutoğlu’nun; “hepimiz Bağdatlıyız, Şamlıyız, Kahireliyiz, Halepliyiz, İstanbulluyuz” sözlerinin çok yoğun alkış aldığını yazmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yusuf Kaplan’ın bir yazısı vardı Hocam, yine Yeni Şafak’ta; “Azınlık iktidarı'nın sonunun başlangıcı” demiş. Türkiye’nin ilk defa bu kadar bağımsızlaştığını, yıllardır Müslümanlara ve genel olarak halka zulmeden azınlık bürokrasisin ortadan kalkmaya başladığını yazmış Hocam. “Türkiye yeniden kurulan dünyanın kilit ülkelerinden biri olacak” demiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. O da demek ki Türk-İslam Birliği’nin açıkça farkında, Yusuf Kaplan Hocamız da. Ona da helal olsun, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Paksu Hocamız Bugün Gazetesi’nde; “Peygamberimiz (s.a.v.) nasıl giyinirdi” başlıklı bir yazı yazmış Hocam. Hadislerden alıntılarla Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in çok şık ve çok temiz giyindiğini, özellikle yabancı heyetlerin yanına çıkarken çok güzel giyindiğini ve Müslümanlara da böyle hareket etmelerini söylediğini yazmış. Örneğin Kinde heyeti geldiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in üzerinde bir Yemen elbisesi varmış.Hz. Ebu Bekir (r.a.)’in ve Hz. Ömer (r.a.)’in de aynı şekilde bir elbisesi varmış. Bunlardan bahsetmiş Hocam yazısında, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Geçen günlerde siz detaylı olarak anlatmıştınız Hocam, inşaAllah, bu konuyu.
ADNAN OKTAR:Başka neler var? Bu Cübbeli’nin yanlış konuşmalarıyla ilgili bir video film olması lazım. Onu da göster de o konuyu anlatayım. Çünkü halka çok olumsuz etkileri oluyor, yanlış şeyler anlatıyor birçok konuda. O yanlış anlattıklarını düzeltelim.
SUNUCU: İnşaAllah.
-VTR- (Cübbeli Ahmet)
ADNAN OKTAR:Bunlarla mesela çok muazzam hizmet ettiğini düşünüyor. Bir de Allah’a karşı üslubu, insanlara çok garip bir üslupla vermeye çalışıyor, Allah’a karşı insanların hitabını, Allah’a karşı insanların saygısını, Allah’tan korkusunu değiştirmeye yönelik bir gizli üslubu var. Mesela diyor ki; Allah’ın, insanların yaptığı bir yanlışı, günahı görmesini ‘radara yakalanma’ olarak alıyor, “radara yakalandım” diyor. Haşa, Allah radar değil. ‘Radara yakalandım’ diye. Veyahut mesela Kuran okumanın insanın uykusunu getireceğini söylüyor. Yani bu insanda çok acayip etki yapar, mesela Allah’a karşı haşa adam çıkıp diyormuş ki; “benimle dalga mı geçiyorsun” diyormuş Allah’a, haşa. Ne haddine yani bir insan Allah’a karşı haşyetle, saygıyla boyun eğer. Allah korkusu vardır. Buradaki üsluplar, Allah korkusunu kaldırmaya yönelik üsluplar. Bu şekilde insanların Allah’a karşı laubali olmasını, saygıdan uzak olmasını isteyen bir stil ortaya koyuyor. Karşıdaki insanlar da zaten buna meyyal, onlar da Allah’a karşı saygılı üsluba yanaşmayan insanlar. Yani bu konularda espri yapmak, eğlenmek isteyen insanlar. Onlara tam uygun bir zemin hazırlamış oluyor. Mesela Allah’a karşı Meleğin ustalık ettiğini söylüyor, kimin haddine ustalık etmek. Bir de Allah’la pazarlık yapılacağını söylüyor, “pazarlık yapılır” diyor. Öyle de bir filmi var. Onu da gösterelim. Halbuki müşrikler yapıyorlar o tip bir ahlakı. Allah, Kuran’da kınıyor onu. Müslüman’ın üslubu değildir o. Müşriklerin, münafıkların, ehl-i dalaletin üslubudur. Onu Müslümanlara güzelmiş gibi göstermesi de çok yanlış, çok büyük bir hata. Kuran’a uygun değil anlattığı üslup.
SUNUCU:Hocam siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah; haşa, “Allah’ın işine gelmedi, Cenneti, Cehennemi yazmayacaktı ama yazdı” diyor.
ADNAN OKTAR:Mesela, “Allah’ın (haşa) işine gelmedi” diyor. Son derece laubali, üst perdeden, yani insan arkadaşıyla bile öyle konuşamaz. İnsan, bir müdürü oluyor, bir üstü oluyor, bir kumandanı oluyor, gayet saygılı konuşuyor. Fakat bunda Allah’a karşı saygı kalkmış durumda ve insanları da teşvik ediyor, Allah’a karşı saygılı olmamaya teşvik ediyor.
-VTR- (Cübbeli Ahmet)
ADNAN OKTAR:Bakın, buradaki üslup da; son derece sıradan ve avami bir üslupla Allah ile böyle konuşulabileceği imajını veriyor. Halbuki Allah; derin bir korku, derin bir saygı istiyor Allah. Ve “o gün başlar öne eğiktir” diyor Allah. “Hırıltıdan başka bir ses duyulmaz” diyor. “O gün sesler kısılmıştır” diyor. “Rahman olan Allah’ın karşısında başlar eğiktir” diyor. Müslüman, Allah’a karşı çok derin bir hürmet, derin bir sevgi; coşkulu bir sevgi ve derin bir korku, saygıyla dolu bir korku duymak durumundadır. Buradaki bu üslup da son derece laubali, üst perdeden, sokaktaki bazı böyle hayta insanların konuşacağı bir üslup gibi bir üslupla, son derece pervasız Allah’a hitap edilebileceğini, haşa söylüyor. Yani öyle bir imaj veriyor. “Tak, tak, tak diye.” Allah’a karşı öyle bir üslup kullanılır mı? “Bana azap mı edeceksin?” diye, Allah’a kafa tutma tarzında, haşa ve üst perdeden, kavga eder gibi. Yani böyle saygıya hiç uygun olmayan bir üslupla konuşulabileceğini insanlara gösteriyor. “Biz de işi bitirdik” diyor. “İşi bitirdik,” yani bu da çok avami bir ağız, yani Allah’ın karşısında, “işi bitirdik, hadi bakalım Cennete gideceğiz” gibi. “İşi bitirdik,” yani Müslüman’ın konuşacağı bir üslup değil, böyle bir insanın Cennette işi olmaz zaten. Allah, Müslümanların, “Allah’tan razı olarak,” şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah da onlardan razı olmuş olarak salih kullarım arasına gir, Cennetime katıl” diyor Cenab-ı Allah, ayette. Müslümanlar ümit ve korku arasında oluyorlar, Allah’a karşı öyle üst perdeden konuşmak hiç kimsenin haddine değildir. Bir de “Allah ile tartışılabilir” diyor, “pazarlık yapılabilir” diyor. Onu gördünüz mü? Öyle bir film var, kısa bir film. Tenzilat pazarlığı yani, haşa.
-VTR- (Cübbeli Ahmet)
ADNAN OKTAR:Mesela bak, bu da piyasada kullanılan sıradan bir üsluptur. Allah’a karşı, “Kuran ayetlerinden tenzilat,” yani mal satışında yüksek fiyata satılıyorsa düşürülür o fiyat, tenzilatlı satışlar denir. Ama Kuran için bu ifade ve Kuran’dan sen neyi çıkaracaksın, nasıl çıkaracaksın ayeti? Allah’ın hükmünü nasıl değiştireceksin sen? Peygamber (s.a.v.)’in hadisini nasıl değiştireceksin, nasıl tenzilat yapacaksın? Tenzilat azaltma demektir. “Ayettenden de yaparım ben tenzilat” diyor. “ayetten de eksiltme yaparım” diyor, “hadisten de eksiltme yaparım” diyor. Yani akıl almaz bir pervasızlık, akıl almaz bir çirkin cesaret gösteriyor ve Flash Tv’de bunu iftiharla gösteriyor. Bilmiyorum amaçları ne? Nasıl oluyor, ben bunu anlamış değilim. Flash Tv’nin Cübbeli Ahmet’i hiçbir çıkarı olmadan çıkarması mümkün değil. Çünkü Flash Tv’nin zihniyetiyle, Cübbeli’nin zihniyeti tam anlamıyla çakışıyor. Flash Tv`nin kabul edeceği bir stil değil bu. Çünkü Flash Tv`nin yayınlarından bunu görüyoruz. Hiçbir şekilde mutabık değil. Çok esaslı bir menfaati olmadan Flash Tv bunu yapmaz. Belli ki esaslı bir ödeme yapılıyor ve bu da burada çıkıp yayınlarına devam ediyor. Fakat Flash Tv’nin vatana, millete, devlete, hepsinden önce dine, imana, İslam’a faydalıysa bu tip programlar yapması lazım. Yani bu kadar tahribat olduğunu göre göre bu kişiye destek olması ve karşı açıklamalara da müsaade etmemesi çok şaşırtıcı. Hiç olmazsa yaptığı tahribatı düzeltecek açıklama gönderelim de onları yayınlasınlar. Yani çünkü her gün tahribat yapıyor yani muazzam tahribat yapıyor. Mesela bak, bugün de Flash Tv`ye çıktı, tam başörtüsü konusu tam hallolmuşken, konu kapanmışken bambaşka bir ortam meydana getirdi. Yepyeni bir stil meydana getirdi. Fakat özellikle bu üslubu çok önemli, yani buradaki pervasızlık üslubu.
Mesela Cenab-ı Allah diyor ki; Müminun Suresi, 57; şeytandan Allah’a sığınırım; “Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden,” yani Allah korkusu, haşyet, “dolayı saygıyla korkanlar,” mümin saygıyla Allah`tan korkuyor. Böyle pervasızca, böyle avami bir ağızla Allah ile hiç kimse konuşamaz, haddine değil, tahayyül dahi edemezler.
Ra’d Suresi, 21, şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Ve onlar Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar ve Rablerinden içleri saygıyla titrer.” Burada Allah’tan korkan bir üslup var mı? Yani sokaktaki arkadaşıyla bile insan bu kadar pervasız konuşmaz, değil ki yani. Bakın, orada Fatih Altaylı`ya bile böyle hitap etmiyor. Bayağı saygılı, “babam” diye hitap ediyor. Ona “baba” diyor, Fatih Altaylı’ya. Onun nerden babası oluyorsa? O da acayip. O tombul gözlüklüye, ona da diyor, “baba” diyor. İkisi de babasıymış. Gördün mü sen? Sürekli “baba” diyor ikisine. Mesela onlara karşı çok hürmetli ama Allah’a karşı üslubunda çok pervasız. Onlara gösterdiği saygıyla Allah’a gösterdiği saygının arasındaki fark uçurum tarzında.
“Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler” ve Allah korkusundan kaynaklanan bir hal, ruh hali. “ve onlar, kıyamet saatinden ‘içleri titremekte olanlardır.’” Böyle pervasız olmuyor Müslüman. (Enbiya Suresi, 49)
Enbiya Suresi, 90; “Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya’yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak Bize dua ederlerdi. Bize,” Cübbeli bu konuya çok dikkat etsin, Flash Tv’nin yöneticileri de buna çok dikkat etsinler, Enbiya Suresi’nde; “Bize derin saygı gösterirlerdi.” Bak, saygı demiyor Allah, “derin saygı.” Allah’a derin saygı gösterilir. Böyle pervasız, böyle kafa tutan bir üslup, Allah’a karşı tahayyül dahi edemez Müslüman. Öyle. Oradaki konuşmaları gördünüz, yani alenen kavga eder gibi ve kafa tutar bir üslupla Allah’a karşı, haşa.
“Şayet Biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık” diyor Cenabı Allah, “andolsun” diyor Allah, yemin ediyor, “onu,” dağı, “Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş,” bak, “saygı ile baş eğmiş,” dağ artık bak, saygıyla baş eğmiş. “Saygıyla baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün” diyor. Bak, insanın saygısının ne derece şiddetli olması gerektiğini düşün. Bak, dağ bu, dağı bile Allah diyor ki; “Allah korkusundan saygıyla baş eğmiş.” Burada saygı yok ki; burada dik başlı, çok pervasız, kabadayı bir üslup var, haşa. İnşaAllah. “Parça parça olmuş görürdün.” Bak, “saygıyla baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye,” “belki düşünürler diye, insanlara öyle örnekler veririz.”( Haşr Suresi, 21)
Hadid Suresi, 16; “İman edenlerin, Allah’ın ve haktan inmiş olanın zikri için,” bak, “iman edenlerin,” Müslümanların, “Allah’ın ve haktan inmiş olanın,” yani Allah’ın ve Kuran’ın, “zikri için kalplerinin ‘saygı ve korku ile yumuşaması’ zamanı gelmedi mi?” diyor Allah. Ne gerekiyormuş demek ki? Bak, saygı ve korku, bir de kalplerinin yumuşaması. “Zamanı gelmedi mi? “Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar.” Yani aksinin, Allah; ‘kalplerin katılaşması’ olduğunu söylüyor. “Eskiden” diyor, “dinlerin arasında zaman geçtikten sonra, bir kısım insanların kalpleri katılaşırdı” diyor Allah. “Onlar gibi olmasınlar” diyor Allah. Onlardan çoğu fasık olanlardı.” (Hadid Suresi, 16)
Fetih Suresi, 9, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ki Allah'a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz,” bak, “O`nu en içten,” “içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O`nu (Allah’ı) tespih etmeniz için.” Öyle herhangi bir saygı demiyor Allah; bak, “içten bir saygı,” “derin bir saygı” diyor Allah.
Müminlerin vasfı olarak ta Allah, Ahzab Suresi, 35’te, şeytandan Allah’a sığınırım; “Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar,” bakın, şimdi Cübbeli iyi dinlesin, “saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar,” Müslüman olanların vasıflarını sayıyor Allah, “sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.” (Ahzab Suresi, 35)
Al-i İmran Suresi, 199; “Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene,” Kuran’a, “ve kendilerine indirilene,” yani Tevrat ve İncil’e, “-Allah’a derin saygı gösterenler olarak-” bak, Allah’a herhangi bir saygı değil, “derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.” En azından Flash Tv’nin bize bu şahsın yaptığı tahribatı tamir etme fırsatı vermesi lazım. Böyle bir imkan vermeleri lazım ki o tahribatı dengeleyebilelim. Yoksa geceli-gündüzlü o tahribat çok olumsuz etki yapabilir, yani çok büyük zarar veriyor olabilir. Bunu çünkü birçok insan seyrediyor, öyle. Ahirette sorumlu olurlar o zaman. Eğer buna karşı tedbir almazlarsa.
ALTUĞ BERKER:Hocam dün bu pazarlık konusu Habertürk’teki programın sonunda da geniş olarak konuşulmuş. “Harun Yahya ret verdi ama doğru bu konu” deyip, tekrar o gösterdiğiniz filmdeki kıssayı söylemiş. Fatih Altaylı da; “o zaman her konuda pazarlık yaparız” demiş.
ADNAN OKTAR: İşte bak, onlara da yol gösteriyor. Fatih Altaylı zaten bu tiplerde, müsait bir tip, zaten böyle bir şeyler arayan bir tip. Ona konu çıkartıyor, ona imkan tanıyor ve bu tahribata sonuna kadar kapı açmış oluyor. Yani Allah’a, “radara yakalandım” ne demek? Allah’ın tespitini radara yakalanmak olarak alıyor. Allah’a, haşa; “"benimle dalga geçme" dedi” diyor, Allah’a. Yani bir insan nasıl böyle bir şey söyleyebilir Allah’a? Öyle. Böyle bir gücü olamaz ki zaten yani ve böyle bir şeye takat yetiremez. “Allah’a karşı ustalık etti” diyor. Kim Allah’a karşı ustalık edebilir? “İşi bitirdik.” Yani çok avami bir üslup bu. Mesela “bana azap mı edeceksin?” diye haşa Allah’a kafa tutar gibi üslupla Allah ile konuştuğunu söylüyor ve insanları bu çirkin cesarette cesaretlendirmeye çalışıyor ve Flash Tv de buna ön ayak oluyor. Mesela en azından şu konuşmamızı yayınlayabilir Flash Tv.Özel olarak gitmeme gerek yok. Biz bant olarak verelim bu konuşmayı, cevaben yayınlasın ki tahribatı hiç olmazsa dengeleyelim. Tahribatını ortadan kaldıralım, inşaAllah. Çünkü kimlerin dinlediğini, kimlere ne etki ettiğini de bilmiyoruz.
Museviler sürekli Peygamberlerle pazarlığa kalkıyor. Allah ile böyle pazarlık istiyorlar. O zamanki müşrikler, o zamanki münafıklar. Müslüman şiddetle Allah’a sığınacak öyle bir şeyde.
Mesela Bakara Suresi 67- 71; “Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti.” Bakın, “"Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler.” Bakın görüyor musun? Küstah bir üslup. Müslüman bundan kaçınacak, bunu örnek almayacak. Bu o devrin münafıklarının ahlaksızlıklarını anlatan bir ayet. “Bizi alaya mı alıyorsun?” diyorlar. “Musa cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. "Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın" dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) "Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin" dedi. (Bu sefer) dediler ki: "Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin."” Bak, Allah ile haşa pazarlık halindeler, kendilerince. Hani diyor ya Cübbeli; “tenzilat yaparım, değiştiririm, şunu yaparım, bunu yaparım.” Allah bunu münafıkların vasfı olarak söylüyor. Cübbeli’nin bu duruma düşmekten Allah’a sığınması lazım. “O: "(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir" dedi. (Onlar yine:) "Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaAllah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz" dediler. (Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin” dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı” diyor Allah. Münafıkların vasfı olarak belirtiyor Allah. (Bakara Suresi 67 -71)
Mesela bak, yine; “Ey Musa” diyorlar, “"biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi” diyor Allah. (Bakara Suresi, 61) O devirde münafıkların özellikleri olarak Allah belirtiyor bu tip tavırları.
Biraz sonra dünya masonlarının, 33. derece masonların ileri gelenleri yani yöneticileri, onların başı olan kişiler gelecekler. Onlarla bir sohbetimiz olacak, konuşacağız. Onların İslam’a, Kuran’a yaklaşması için uzun süreden beridir gayret ediyoruz. Türk-İslam Birliği’nin oluşması için, gayretlerimiz içerisinde tabii her kesimden insanlar var. Masonların da biz iman etmesini; İslam’ı, Kuran’ı sevmesini, Allah’a sarılmalarını, Kuran’a sarılmalarını istiyoruz. O meyanda, o yönde onlarla konuşmalarımız olacak. Zannediyorum bir on dakika sonra, yayına ara verdikten sonra onlarla bir hasbıhalimiz olacak, sohbetimiz olacak. Şimdiden, izlemek isteyenler hazırlıklı olsunlar, önceden bildiriyorum, inşaAllah. Gelenler, hem Tapınak Şövalyeleri’nin liderleri, yani masonluğun üst kurumu olan, yani masonları yöneten Tapınak Şövalyeleri’nin asıl yöneticileri, dünya çapındaki yöneticileri ve diğer meşrik-i azamları, yani otuz üç dereceli masonlar. Onların İslam’a, Kuran’a bizim vesilemizle -Allah’a çok şükür- müthiş bir muhabbetleri oluştu. Derin araştırmaları var, hepsi Kuran’ı aldılar, okuyorlar, inceliyorlar. İslam’ın bir barış dini, bir sevgi dini olduğunu gördüklerini ve bundan çok memnun olduklarını belirtiyorlar. İnşaAllah, faydalı olacağız. Allah nasip ederse, on yıl sonra gürül gürül Türk-İslam Birliği oluşmuş olacak. Bu arada Cübbeli Ahmet, hadislerde bildirilen önemli bir şahıs olduğunu kendisi de görmüş olacak. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir mucizesini daha görmüş olacak, tabii eğer mucizeye inanıyorsa. Hayretler içerisinde kalacak.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, kader-i İlahi’nin sevkiyle, o da; Allah ona bir görev vermiş kaderde, onu yapıyor. Biz de kaderde bu faaliyetler içerisindeyiz. “Masona din öğretilmez” denilirse bu, Kuran’a uygun olmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Cehil’e, Ebu Leheb’e bile İslam’ı tebliğ etti. Hz. Musa (a.s.) Firavun’a gitti, İslam’ı tebliğ etti. Hz. İbrahim (a.s.) Nemrut’a İslam’ı tebliğ etti. Bizler de Mehdi (a.s.) öncüleri olarak deccale İslam’ı tebliğ ediyoruz, deccaliyete. Deccaliyetin eline düşen insanları kurtarıyoruz. Deccal insanların gırtlağına yapışmış, biz de deccalin gırtlağına yapıştık ama bizim kuvvetimiz daha fazla ve dolayısıyla deccale diz çöktürüyoruz, Allah’ın dilemesiyle, Mehdi (a.s.) öncüleri olarak ve deccalin zorla ele geçirdiği insanları, zorla deccalın elinden alıyoruz. Yani onun kapıp böyle onları gasp ettiği ortamda, gasp ettiği herkesi teker teker deccalin hapishanesinden kurtarıyoruz. Kapılarını kırdık deccalin. Pencerelerini de kırdık. Ne kadar esir varsa elinde, elinden kurtarmaya çalışıyoruz. Deccalin esir ettiği insanlardır masonlar da, diğer ateistler de, Marksistler de. Başka? Dinsiz kimseler de veyahut dini yeni tanıyan fakat deccalin eline düşmüş insanlar da, hepsininkurtulmaya hakları vardır, farzdır bu, Allah’ın emridir. Müslüman hepsini kurtarmak için canı gönülden gayret edecek ki bu kardeşlerimiz zaten çok yüksek kişilik gösteren; İslam’a, Kuran’a hayran olan insanlar. Sevgiye, barışa, kardeşliğe müştak olan insanlardır. O yönde gayretimiz olacak, inşaAllah.
Peki, 10 dakika sonra arkadaşlarla görüşeceğiz.
SUNUCU: Programımıza kısa bir aradan sonra tekrar devam edeceğiz.
ALİ SADUN ENGİN: İyi akşamlar. Bu akşam yurt dışından misafirlerimiz var. Kendilerini tanıtayım sizlere dilerseniz kısaca. Kendileri masonlar. Amerika'dan ve değişik ülkelerden geldiler. İskoçya'dan. Sol baştan başlamak üzere; Timothy Hogan, yanında oturan kişi James Kinslow ve onun yanında da David Sahyoun. Kendileri 32. ve 33. dereceden masonlar. Nasıl devam edelim Hocam?
ADNAN OKTAR: Efendim hepiniz hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Lutfettiniz.
ALİ SADUN ENGİN:Welcome all of you. It is kind of you to be here.
JAMES KINSLOW: Thank you.
DAVID SAHYOUN:Thank you.
TIMOTHY HOGAN:Thank you. We are very happy to be here.
ALİ SADUN ENGİN: Teşekkürler.Burada olmaktan dolayı çok mutluyuz.
ADNAN OKTAR:Biz sizlerin Türkiye’de misafirimiz olarak bulunmanızdan çok memnunuz. İnşaAllah sizi de en iyi şekilde ağırlamak istiyoruz. Bu arada da sizin barış dini olan, sevgi dini olan İslamiyet’i yakından görmeniz, tanımanız; Müslümanların hayatını yakından temaşe etmeniz, siz de pratik bilgi olarak çok önemli olduğu için, çok faydalı olacağı için de ayrıca bir önemi var.
Hepimizin istediği, özgür, demokratik, sevgi dolu, baskıdan uzak, savaştan uzak, kardeşlik içerisinde güzel bir dünya. Dünya kavgalardan, savaştan, acılardan, krizlerden bıktı artık. Bundan sonra dünyanın kardeş olması devri geldi. İnşaAllah, tek Allah inancı etrafında, İslam inancı etrafında ki bizim inancımıza göre inşaAllah öyle olacak, Hz. İsa (a.s.)’nın da inişiyle, Mehdi (a.s.)’nin de çıkışıyla muhteşem bir dünya kardeşliği oluşacak ve her devlet kendi içerisinde bağımsız olacak, müstakil cumhuriyetler olarak. Ama savaşsız, hür, hatta sınırlarda açılmış, pasaportların olmadığı, vizelerin olmadığı güzel, neşeli bir dünya. Çocukların, insanların coşkuyla, sevinçle yaşadığı bir dünya haline getireceğiz, inşaAllah, dünyayı.
Biz, inancımıza göre, İncil’de de geçen su testisi taşıyan yani kova burcundan olan kişinin yani Mehdi (a.s.)’nin çıktığına inanıyoruz. Tevrat’ta da ismi geçen Kral Mesih’in -ki Tevrat’ta çok uzun ve kapsamlı olarak tarif edilmiştir- Kral Mesih’in gelişi, barış getirecek olan Mesih’in, dünya hakimi olan Mesih’in zuhur ettiğine inanıyoruz. Aynı şekilde İsa Mesih (a.s.)’in de Allah Katından yeryüzüne indiğine ve şu an insanların arasında olduğuna inanıyoruz.
‘Shiloh’ olarak geçer Mesih (a.s.). Tevrat’ın birçok bölümünde. Mesela “Davud oğlu (Kral Mesih) son jübilede gelecek” diyor Talmud’ta (Talmud, Sanhedrin 97b)
Yine Maimonides, Mişna Torah bölümünde “Mesih (Hz. Mehdi (a.s.)) büyük şöhret kazanacak ve onun ünü diğer milletler arasında Kral Süleyman’dan daha fazla olacak” diyor. (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
Mesela Yeşaya bölümünde, 53:3’te; insanlarca hor görüleceği, yapayalnız bırakılacağı, acılar çekeceği, hastalığı yakından tanıyacağı, insanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüleceği ve ona değer verilmeyeceği belirtiliyor, ilk çıktığında.
“Bağırıp çağırmayacak” diyor, “sokakta sesini yükseltmeyecek.” (Yeşaya, 42:2)
Mesela; “Yeryüzünde adaleti sağlayana dek umudunu, cesaretini yitirmeyecek.” (Yeşaya, 42:4)
“Rab'bin önünde bir fidan gibi, kurak yerdeki bir kök gibi büyüdü” diyor mesela. (Yeşaya, 53:2)
Yine Yeşaya, 52:7’de; “O müjdeci ki, esenlik duyuruyor. İyilik müjdesi getiriyor, kurtuluş haberi veriyor.”
Bu, Tevrat'ta belirtilen, İncil'de belirtilen, Kuran’da işaret edilenve hadislerde de açıkça belirtilen dünyanın son zamanlarında Mehdi (a.s.)’nin çıkışı, Hz. İsa Mesih(a.s.)’in inişi devrinin şu an içindeyiz. Ben masonluğun da bu konuda çok büyük görevler alacağını, çok faydalı işler yapacağına inanıyorum. Dünya kardeşliğini, dünyadaki sevginin oluşmasını; dünya tarihinde ilk defa, bütün dünyayı kaplayacak şekilde yerine getireceklerine inanıyorum. Bir yönüyle, bir kol olarak, ayrı bir kol olarak masonların da çok büyük fayda sağlayacaklarına inanıyorum.
TIMOTHY HOGAN: It is very important to us that we do build a world of peace and that we help to establish the kingdom of peace and acceptance where Jews, Christiansand Muslims can live together in peace and can be expressions of Allah and expressions from their heart.
ALİ SADUN ENGİN: Bir barış dünyası kurmamız ve barış krallığının tesis edilmesine yardımcı olmamız bizim için çok önemli. Ki böylece Musevilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların barış içinde birlikte yaşayabilmeleri, Allah’ı anabilmeleri ve kalplerinden geleni ifade edebilmeleri mümkün olacak.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de; Mehdi (a.s.) devrinde Hıristiyanların, Musevilerin ve Müslümanların bereket, barış ve huzur içinde yaşayacağı çok kapsamlı anlatılmıştır. Çünkü bizim özlediğimiz Türk-İslam Birliği’nde; İsrail bağımsız bir devlet olarak, hür bir devlet olarak özgür ve güvenlik içinde yaşayacaktır. Filistin özgür bir devlet olarak, hür olarak, güçlü ve bağımsız olarak yaşayacaktır. Ürdün, bütün Türk devletleri, bütün bölge, hatta Rusya da dahil, anarşiden ve terörden uzak olarak, adeta bir bayram, sevinç havası içerisinde mutlu olarak yaşayacaklardır. Dünya’da gereksiz bir gerilim ve kavga var. Dünya çok uçsuz bucaksız, topraklar çok geniş ve bereketli. Fakat kazancın, imkanların neredeyse yarısından çoğu silaha gidiyor. Bu Mehdi (a.s.) devrinde ve Hz. İsa (a.s.)’nın devrinde tamamen ortadan kalkacak. Artık silaha para yatırılmayacak. Artık silaha yatırılan para fakirlerin ve ihtiyacı olan insanların ihtiyaçlarında kullanılacak. Bunu hadislerde görüyoruz.
TIMOTHY HOGAN: And to us, it is very important that the widows and the orphans are protected and that the ultimately the weapons get converted into things that can help people, build society rather than destroying it.
ALİ SADUN ENGİN: Bizim için de dulların ve yetimlerin korunması, nihayetinde silahların insanlara yardım edecek malzemelere dönüştürülmesi ve toplumu yıkmak yerine geliştirmek çok önemli.
JAMES KINSLOW:Yes, absolutely. As a Christian, the Holy Bible teaches that when Christ returns and establishes God's Kingdom, on earth, lion will lay down with the lamb. Man will study war no more.Men will turn their swords into ploughshares. And this is what we seek. And unfortunately there are people who believe that great wars must take place for this to happen. But there are many in Christianity who do not believe this. We need peace now, brotherhood now. And the Freemasonry also supports that.
ALİ SADUN ENGİN: Evet, kesinlikle. Bir Hıristiyan olarak, Kutsal İncil bize şunu öğretir; İsa Mesih yeryüzüne indiğinde ve dünyada Allah’ın Krallığını kurduğunda, aslan kuzu ile beraber uyuyacak, insanlar artık savaşmayacak, insanlar kılıçlarını sabanlara dönüştürecek. İşte bizim aradığımız da budur. Ne yazık ki, bütün bunların olması için savaşların gerçekleşmesi gerektiğine inanan insanlar var. Ama buna inanmayan pek çok Hıristiyan da var. Bizim şu anda barışa, kardeşliğe ihtiyacımız var. Ve masonluk da bunu desteklemektedir.
ADNAN OKTAR:Evet. Kuran’da İsa Mesih (a.s.)’in döneceğine dair üç tane Kuran ayeti var. Allah Kuran’da; “O, Kıyamet için bir alamettir” diyor. (Zuhruf Suresi, 61) Çok açık Kuran ayeti. Dönüşü yani, “İsa (a.s.)’nın dönüşü Kıyamet için bir alamettir” diyor. “Hıristiyan ve Musevilerden ölmeden önce sana inanmayacak kimse yoktur” diyor. “Herkes iman edecek” diyor Allah, Kuran’da. (Nisa Suresi, 159)“Herkes iman edecek” diyor. Açık Kuran ayeti. Diğer ayette de; “seni sevenleri” diyor. Müslümanlar çok seviyor Hz. İsa (a.s.)’yı, çünkü bizim de Peygamberimiz. Hıristiyanlar da çok seviyorlar ve dünyadaki diğer tüm insanlar da çok sevecekler. Bak, “seni sevenleri Kıyamete kadar dünyaya hakim edeceğim” diyor Allah. (Nisa Suresi, 159) Yani dünyanın son zamanlarında bütün dünyada Allah’ın hakimiyeti olacağını Kuran belirtiyor. Ama biz şu an Mehdiyet aşamasındayız. Hz. İsa (a.s.)’nın inişi ikinci aşamadır. Mehdiyet aşamasında Hıristiyanlar istedikleri gibi dinini yaşayacaklar, Museviler istedikleri gibi dinini yaşayacaklar, Müslümanlar da istedikleri gibi dinini yaşayacaklar. Dinsizler de kendi inançlarında hür olacaklar. Mehdiyet aşamasında bu böyledir.
Mesela Yeşaya bölümünde, 11:2'de; “Rab'bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu onun,” Mehdi (a.s.)'nin yani Kral Mesih'in “üzerinde olacak” diyor, Yeşaya 11:2’de. Şimdi biz önümüzdeki on yıl içerisinde ilk aşamayı göreceğiz, yani Mehdi (a.s.)’nin zuhur etmesi aşamasını göreceğiz. Mehdi (a.s.) de Hz. İsa (a.s.)’nın çıkışı için zemin ve ortam hazırlayacak. Tevrat'ın orijinali bulunacak ve İncil'in de orijinali bulunacak. Onların yeri şu an belli. Yani Tevrat ve İncil'in orijinalleri. Hz. Musa (a.s.)’nın kutsal sandığı, o da şu an bir yerde saklanıyor, o da bulunacak. İçindeki kutsal emanetlerle beraber. İçinde de çok fazla sayıda kutsal emanet var sandığın. Bunun bulunuşuyla insanlar çok ciddi bir manevi şok yaşayacaklar. Bunun bulunuşunda görevli olan Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Müslüman inancına göre, bizim inancımıza göre, Mehdi (a.s.)’nin özel görevidir bu. Tevrat ve İncil’in orijinalinin bulunması ve Hz. Musa(a.s.)’nın kutsal sandığının, tabutun bulunması, Mehdi (a.s.)’nin görevidir. Önümüzdeki zaman içerisinde bunun müjdesini alacaksınız. Onun arkasından Hz. Süleyman(a.s.)’ın mescidinin yapılması var. Bu da dünyada çok büyük şok etkisi meydana getirecek, inşaAllah. Yine aynı şekilde Hz. İbrahim(a.s.)’in mezarının yanında, Hz. İbrahim(a.s.)’in camisi yapılacak, mescidi yapılacak, inşaAllah ve Kudüs imar edilecek. Kudüs çok tahrip edildi. Yeniden imar edilip; eski, orijinal, güzel haline getirilecek, inşaAllah. Mehdi (a.s.)’nin varlığından bütün dünya memnun olacak. Ama bizim inancımıza göre, Hz. İsa (a.s.) geldiğinde Mehdi (a.s.) ile beraber camide birlikte namaz kılacaklar. Hatta Mehdi (a.s.) imamlığa geçmeyi kabul etmiyor. Hz. İsa Mesih (a.s.) sırtından iterek, iki eliyle iterek onu imamlığa geçirecek.
Hz. İsa (a.s.) birçok mucize gösterecek geldiği vakit. Mesela kuş biçiminde; balçıktan, çamurdan bir şey yapacak. Üflediğinde uçtuğunu görecek insanlar. Yani kuş olacak, normal. İkincisi; üç veya dört günlük veya bir haftalık ölmüş bir ölüyü yani morgdaki bir ölüyü kaldıracak, Allah'ın izniyle. Ama kemikleri dağılmış değil, yani üç günlük veyahut bir hafta ölmüş olan bir ölüyü.
Anneden doğma gözü kör olan bir insan, aileler getirecek, normal kör olan göze elini sürdüğünde gözü o anda açılacak. Bunu da görecek insanlar. Cilt hastalığı olan, baras hastalığı olana da elini sürdüğünde kısa sürede iyileşecek. Onu da göreceksiniz. Bunlar İsa (a.s.) olduğunu anlaması için insanların. Yoksa yüzünden anlaşılır zaten. Yüzünden, üslubundan anlaşılır, kıyafetinden anlaşılır.
Kızıl saçlı, sarışın ve kızıl saçlı, küçük burunlu, lacivert gözlüdür İsa (a.s.). Orta boyludur, geniş omuzlu, atletiktir vücudu. Çillidir burnu; elleri de çilli, ayakları da çilli. Ama keskin ve çok akıllı bakışlarından anlayacaklar. Konuşurken üslubunda, tavrında, insanların yaptığı tarzda bir hata asla yapmaz. İsa Mesih (a.s.) olduğunda, tereddüt olmayacak insanlarda.
Hz. Mehdi (a.s.) ile birlikte namaz kılıp ikisi birlikte bu dünyayı yönetecekler. Peygamberimiz (s.a.v.) onun, Hz. Mehdi (a.s.)’nin yardımcısı olacağını belirtiyor, Hz. İsa (a.s.) için.
O dönemde dünyada tek din İslam dini olacak. Ama zorlama değil, baskıyla değil. Severek, aşkla, istekle insanlar bunu kabul edecekler. İsa(a.s.)’ya inanmayacak dünyada hiç kimse kalmayacak, Peygamber olduğuna inanmayan. Yani kutuplara kadar yayılacak.
Kıyametin yakın olduğu doğru. Kıyamet gerçekten yakın. Biz de son dönemindeyiz. Onun için masonların da, Tapınak Şövalyeleri’nin de bu konudaki tarihi görevlerini yapma zamanı geldi. Yani bu yüzyılın bitişinden sonra 2120 gibi Kıyameti bekliyoruz. Sözüme inanmayanlar bir granit kaya üzerine 2120 yazsınlar, altına da Kıyamet yazsınlar. 2121’de o yazıyı görmeyecekler, inşaAllah.
Tekrar eden ikiler çok önemlidir. 2120, 2012, 22, tekrar eden ikiler. Kuran’da da bu çok dikkat çekilmiş bir konudur.
TIMOTHY HOGAN: Just like there are 22 letters in the Hebrew alphabet.
ALİ SADUN ENGİN: Tıpkı İbrani alfabesinde 22 harf olması gibi.
ADNAN OKTAR: O da çok manidar.
Özetle; dünyadan korku, insanların birbirlerinden korkması kalkacak. Hürriyet en son safhada olacak, neşe ve sevinç gelecek, her gün bayram günü gibi olacak. Kavgalar son bulacak, savaşlar son bulacak. Bütün silahlar kalkacak, silahlar eritilip sanayide kullanılacak. Mutlu ve güzel bir dünya olacak. Bağnazlık, tutuculuk ve gericilik yeryüzünden tamamen yok olacak; Darwinizm, materyalizm.
ADNAN OKTAR: Siz hiç konuşmadınız. Buyurun.
DAVID SAHYOUN:Yes, what comes to mind is, I have a very dear friend and a great teacher who just passed. And he always says if you are not at peace with yourself, you are at war with the world. From the perspective that Islam or a Muslim is someone who has surrendered to God, as Templars and as Masons, I want to add that when we come together as Muslims, as Templars, as Christians, as Jews, as brothers, we form a bridge that's gonna clear the misunderstanding. And by doing that showing that working with God, working as a fraternity that obeys God, obeys God's love and nature, we are also Muslims.
ALİ SADUN ENGİN:Evet, bana şunu hatırlatıyor; yakın zamanlarda kaybettiğim çok değerli bir arkadaşım ve çok değerli bir Hocam vardı. Her zaman “eğer kendi içinizde barış halinde değilseniz, bütün dünyayla savaş içindesiniz demektir” derdi. İslam olan kişinin ya da bir Müslüman’ın kendisini Allah’a teslim eden kişi olduğu düşünüldüğünde, tapınakçılar ve masonlar adına eklemek istiyorum ki, bizler Müslümanlar, tapınakçılar, Hıristiyanlar, Museviler ve kardeşler olarak bir araya geldiğimizde, bütün anlaşmazlıkları ortadan kaldıracak bir köprü kuruyoruz. Ve bunu yaparak, Allah için çabaladığımızı, Allah’a itaat eden bir kardeşlik teşkilatı olarak çalıştığımızı, Allah’ın sevgisine ve fıtratına itaat ettiğimizi göstermemiz bakımından, bizler de Müslümanlarız.
ADNAN OKTAR: Ben masonların ve Tapınak Şövalyeleri’nin, Hz. İsa (a.s.)’nın inişinde ve dünyanın Hz. İsa (a.s.)’nın inişine hazırlığında çok büyük görevler yükleneceklerine inanıyorum. Özellikle kutsal sandığın bulunmasından sonra, masonların çok büyük bir coşku yaşayacağını, Tapınak Şövalyeleri’nin çok büyük bir coşku yaşayacağını, İslam’a karşı derin bir sevgi duyacaklarına inanıyorum. İnşaAllah, çok daha güzel olacak, daha iyi olacak. Ben sizin iyi niyetinize inanıyorum, inşaAllah. Allah’ın birliğine de inandığınıza da inanıyorum. O benim şevkimi artırıyor.
TIMOTHY HOGAN: We hope to, just as when Jesus (peace be upon him) comes back and restores sight to the blind, we hope to symbolically work to restore sight to the blind today by helping people see God all around them.
ALİ SADUN ENGİN: Umuyoruz ki, Hz. İsa (a.s.) tekrar geldiğinde, onun körlerin tekrar görmesini sağlaması gibi, bizler de bugün sembolik olarak, körlerin Allah’ın her yerdeki varlığını görmelerini sağlamayı umuyoruz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Manevi körlükten, maşaAllah. Darwinizmi materyalizmi, totaliter sistemleri, komünizmi ve faşizmi ve gericiliği yeryüzünden inşaAllah kaldıracağız. 2012’den itibaren dünyada çok sarsıcı, hayret verici gelişmeler olacak, inşaAllah. Bunu göreceğiz birlikte. Yani İsa (a.s.)’nın gelişinin alametleri de bir hayli çoğalacak. İnsanlar olayın ciddiyetini bütün açıklığıyla görecekler. Şu an deccaliyet dünyada Müslümanlarla, Musevileri ve Hıristiyanları savaştırmak istiyor. Biz de Mehdi (a.s.) taraftarları olarak, Mehdi (a.s.) talebeleri olarak, var gücümüzle bu oyunu bozmaya çalışıyoruz -ki bozduk- ve böyle bir savaşa müsaade etmeyeceğiz, inşaAllah. Aynı zamanda Mesih İsa (a.s.)’nın da talebeleriyiz. Sadece Mehdi (a.s.)’nin talebesi değiliz, aynı zamanda Hz. İsa Mesih (a.s.)’in de talebeleriyiz. Allah bütün dünyayı inandıracak şekilde delillerini sunacak, yani insanlarda tereddüt kalmayacak. Yani acaba diyen olmayacak.
TIMOTHY HOGAN: When true light is revealed, you can't deny it.
ALİ SADUN ENGİN: Gerçek ışık bir kere ortaya çıktığında, bunu inkar etmek imkansızdır.
ADNAN OKTAR: Evet. Çünkü dürüst, sıcak, samimi, çok güzel bir dünya olacak ve insanlar neden bunu daha önceden yapmadık diye kendilerine şaşıracaklar.
TIMOTHY HOGAN: We think it's important, especially as Templars, that we look to Jesus as an example of how we live our lives. And so, it's important to us that we don't just rely on Jesus (peace be upon him) to do everything for us but we have to step up and become leaders like Jesus wants us to.
ALİ SADUN ENGİN:Bizler -özellikle tapınakçılar olarak- bunun önemli olduğunu düşünüyoruz ve bizler Hz. İsa (a.s.)’yı hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğine dair örnek olarak alıyoruz. Ve bu nedenle, bize göre, her şeyi bizim adımıza yapmayı Hz. İsa (a.s.)’ya bırakmamak önemlidir. Bunun yerine bizler de ön plana çıkmalı ve tıpkı Hz. İsa (a.s.)’nın bizden istediği gibi liderler olmalıyız.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Luka, İncil'de, 22:9-11; “Havariler O’na,” İsa Mesih (a.s.)’e, “"nerede hazırlık yapmamızı istersin?" diye sordular. “İsa onlara "bakın" dedi, "Kente girdiğinizde,” büyük şehre girdiğinizde, “karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak. Adamı, gideceği eve kadar izleyin.” Buradaki su testisi taşıyan kişi Mehdi (a.s.)’dir. “Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: "Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin."” (Markos, 14:13) Burada yine, Markos 14:13'te bahsedilen, kova burcundan olan Mehdi (a.s.)’dir.
TIMOTHY HOGAN: Yes we agree. We're going into this age of Aquarius right now.
ALİ SADUN ENGİN:Evet aynı fikirdeyiz. Şu anda Kova çağına giriyoruz.
ADNAN OKTAR: Hz. Yusuf (a.s.) da kuyunun içindeyken, Kuran ayetinde, Hz. Yusuf (a.s.)’u bir kovayla kurtarıyorlar. Kova aşağı iniyor, Hz. Yusuf (a.s.) o kovanın içinde yukarıya alınıyor. Kurtarıcı olduğu, kovanın kurtarıcı olduğu, yani Mehdiyet’in kurtarıcı olduğuna Kuran’da işaret ediyor ki kova burcuna ayrıca işaret etmiş. Alenen kelime kova olarakgeçiyor zaten Kuran'da da. Yusuf(a.s.)’u kurtaran oluyor, evet. Yani kova ile Yusuf (a.s.) aynı olduğu anlaşılıyor. Hz. Yusuf (a.s.), Mehdi (a.s.)'yi orada sembolize ediyor. Fakat kova çağında, kova burcunda olduğu anlaşılıyor Mehdi (a.s.)’nin de. Kuran’daki yine Hızır kıssasında da balığın suda kaçtığı, suda aniden kaybolduğu belirtiliyor. Bu da balık burcunun, balık çağının bittiğine işaret ediyor.
TIMOTHY HOGAN: Yes.
ALİ SADUN ENGİN:Evet.
DAVID SAHYOUN:I would like to add that the era of the Pisces was Jesus was born into had showed opposition a lot. And we're coming at an age of the Aquarius, where opposition is becoming unity. We are seeing that our differences should be uniting us, instead of dividing us. We are like a piece of puzzle. Unless we have different pieces that fit together, we won't see the truth.
ALİ SADUN ENGİN: Ben şunu eklemek istiyorum: Hz. İsa(a.s.)’nın doğduğu dönem olan balık çağında, çok fazla karşıtlıklar vardı. Şu anda ise, karşıtlıkların birlik halini aldığı Kova çağına giriyoruz. Farklılıklarımızın, bizi ayırmak yerine birleştirmesi gerektiğini görüyoruz. Biz bir yap-bozun parçaları gibiyiz.Birbiriyle uyumlu farklı parçalar elimizde olmazsa, gerçeği göremeyiz.
ADNAN OKTAR: Masonluktaki semboller yavaş yavaş çözülüyor, görüyorsunuz. Bir gün de masonik sembolleri birlikte bir düşünelim. Evet, buyurun.
DAVID SAHYOUN:I would like to say, you build a building one step at a time. You use the tools to build it one step at a time, so until it's all complete, then you won't see all the symbols.
ALİ SADUN ENGİN:Şunu söylemek isterim ki; bir bina inşa ederken adım adım ilerlersiniz. Aletleri kullanarak binayı adım adıminşa edersiniz. Dolayısıyla, bina tamamlanmadan tüm sembolleri göremezsiniz.
ADNAN OKTAR: Çözebildiğimiz kadarını çözüyoruz, inşaAllah.
JAMES KINSLOW: I think it's important to realize also, just to reiterate, that Freemasonry does teach that a Christian can serve God according to his conscience, and a Jew can serve God according to his conscience, and a Muslim can serve God according to his conscience, and come together in unity within a lodge, and agree to live peacefully and joyfully with love and charity and kindness and gentleness and compassion and that the one true God, I believe as a Christian, will bring His kingdom about in the last days, and that will be comprised of many people from very different groups.
ALİ SADUN ENGİN: Tekrarlamak gerekirse; masonluğun bir Hıristiyan’ın kendi vicdanı uyarınca Allah’a kulluk edebileceğini, bir Musevi’nin kendi vicdanı uyarınca Allah'a kulluk edebileceğini ve bir Müslüman’ın kendi vicdanı uyarınca Allah’a kulluk edebileceğini öğrettiğinin ve loca içinde birlik halinde bir araya gelebileceklerini ve sevgi, hayırseverlik, iyilik, nezaket ve merhamet ile barış ve neşe içinde yaşamayı kabul edebileceklerini öğrettiğinin farkına varmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bir Hıristiyan olarak, Hak olan Bir Allah’ın Ahir zamanda egemenliğini getireceğini ve bu egemenliğin çok farklı gruplara ait birçok halktan meydana geleceğine inanıyorum.
ADNAN OKTAR: Evet, Hz. İsa (a.s.) geldiğinde de zaten, dünyadaki bütün sorunlar çözülmüş olacak. İslam bütün dünyaya hakim olmuş olacak. Hepimiz mutlu ve kardeşlik içerisinde güzel bir hayat süreceğiz, inşaAllah.
Mesela Güneş sembolü vardır, Ay sembolü vardır masonlukta. Güneş tutulması Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir. Ay tutulması da yine Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir. Mesela kuyrukluyıldız da bir masonik semboldür. O da yine Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir, kuyrukluyıldızın çıkışı.
Mesela Hızır (a.s.) da biliyorsunuz, batın ilmini bilen bir kişiydi. Hz. Musa(a.s.)’nın öğretmeniydi. Aynı zamanda duvarcı ustasıydı. Ve bir dul kadının iki çocuğundan bahseder Kuran. Biri İsa(a.s.)’ya, biri Mehdi (a.s.)’ye bakar, bu iki öksüz çocuk, iki yetim çocuk. Çünkü Hz. İsa(a.s.)’nın annesi ve babası olmayacak, ona işaret ediyor o. Zaten Allah tarafından babasız olarak dünyaya geldi Hz. İsa (a.s.). Ama Mehdi (a.s.) de yetimdir, yani her ikisi de yetimdir o anlamda.Aslında mason sembollerinin birçoğunda Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametleri gizli. Onu ayrı bir kitap olarak hazırlayacağım.
TIMOTHY HOGAN: Great.
ALİ SADUN ENGİN: Fevkalade.
JAMES KINSLOW: Interesting.
ALİ SADUN ENGİN: İlgi çekici.
TIMOTHY HOGAN: Wonderful.
ALİ SADUN ENGİN: Harika.
ADNAN OKTAR: Evet. Hem Tevrat’tan, hem İncil’den, hem Kuran’dan, bu konuyu çok detaylı anlatacağım.
TIMOTHY HOGAN: I feel fortunate to have read your writings. I really enjoy what you have to say. And I think you have some very important ideas for the world.
ALİ SADUN ENGİN: Sizin yazılarınızı okumuş olmaktan dolayı kendimi bahtiyar hissediyorum. Söylediklerinizden gerçekten zevk alıyorum ve dünya için çok önemli fikirlere sahip olduğunuzu düşünüyorum.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, teşekkür ederim. İnşaAllah, Allah öyle olmasını sağlar. Yine küçük Ayasofya Camisi’ne gidelim bir ara. Yine birlikte bir namaz kılalım, çok güzel oldu geçen sefer, inşaAllah.
GUESTS:Yes, yes.
MİSAFİRLER:Evet, evet.
DAVID SAHYOUN:Thank you for giving us the opportunity to come and be here and share the information we have.
ALİ SADUN ENGİN: Bize buraya gelme ve sahip olduğumuz bilgileri paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyoruz.
JAMES KINSLOW: Yes.Thank you very much. I’m very appreciative. It’s very humbling. It’s an honor to come together and promote brotherhood and unity now, before the Kingdom comes. Thank God.
ALİ SADUN ENGİN: Evet. Teşekkürler. Çok minnettarım. Bu çok onur verici. Şu anda, Hakimiyet gelmeden biraraya gelip kardeşliği ve birliği geliştirmek bir onur. Allah'a şükürler olsun.
ADNAN OKTAR: Evet, Ahir zamandayız, güzel bir zamandayız. Bunu hep birlikte göreceğiz. Zaten 2012’lerde yine görüşeceğiz. 2021’de bambaşka bir ortamda görüşeceğiz. 2022’de de, inşaAllah Kudüs’te, Süleyman Mescidi’nde, inşaAllah birlikte namaz kılacağız.
TIMOTHY HOGAN: That's good.
ALİ SADUN ENGİN: Bu çok güzel.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, tamam peki programımızı kapatalım o zaman. Yarım saat sonra Kaçkar Tv’de görüşüyoruz.
Ses kasetleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Sunumlar
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...