SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aba Tv, Kocaeli Tv, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, ART Uşak Tv, Çorum Kanal 19, Uşak Egem Tv, Uşak ART Tv, Mardin Kanal 47, Sivas Sipas Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Aksaray Radyo Star 94.0, Bingöl Fm 102.0, Nevşehir Keyif Fm 92.7, haberhilal.com, selamhaber.com, 8sutun.com’dan canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza hoş geldiniz. Evet bugünkü konuklarımız Sayın Adnan Oktar ve Oktar Babuna. Evet nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Efendim çok güzel başlamak istiyoruz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam İtalyalar mitalyalar her yeri gezdin geldin. Milanoları falan paspas gibi çiğnedin.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, vesilenizle Hocam. Hocam Allah size büyük bir üstünlük vermiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Adınızı duyan zaten arazi oldu, maşaAllah. Bütün basında haber oluyor, olmaya da devam ediyor. Türk basınında da haber olmuş, göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Görelim, yiğit şanıyla anılır, evet.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Milano’da Adnan Oktar Kabusu” demişler.
ADNAN OKTAR:Helal olsun, ne güzel bir üslup. Hangi gazete bu?
OKTAR BABUNA:Cumhuriyet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak şanına yakışanı söylemiş.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Adnan Hoca nasıl geldi, ezdi diyecek hali yok.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Adnan Hoca Kabusu” çok güzel, anlat oku.
OKTAR BABUNA:“Milano Harun Yahya adıyla tanınan Adnan Oktar’ın Milano’da belediyenin mülkiyetindeki Palazzo Delle Stelline’de, Yaşamın Kökeni, Evrim Aldatmacası ve Maddenin Gizi başlığı altında verdiği konferans, Laik kesim, bilim dünyası ve ateistler derneğinin tepkisini çekti. Oktar’ın İtalya’ya Berlusconi Hükümetinde siyasetçi ve iş kadını Daniela Santachi’nin eski yardımcısı evrim karşıtı komiteye başkanlık eden Fabrizio Fratos tarafından davet edildiği öğrenildi. Fosil getirene ödül! Milano belediyesi ve Lecione Lombardiana’nın yönetiminde kültürel ve bilimsel etkinliklere ev sahipliği yapan Fondazzione Delle Stelline’nin bilim karşıtı bir kişinin konferansı için, açılması gündemine oturdu. Çevre konusunda haberlere yer veren, Lucofera adlı blogun editörü Marco Ferrari, Adnan Oktar’ın İtalyan sağı tarafından davet edildiğini öne sürdü. Adnan Oktar’ın verdiği konferans kent merkezinde dev afişlerle kamuoyuna duyurulsa da, Oktar’ın 21 Ekim gecesi verdiği konferansta salon boş” diyor. “Bir tek internet üzerinden yayın yapan, Voce’d İtalia ile Metroda ücretsiz olarak dağıtılan Metro Gazetesi muhabirlerinin izlediği konferansa halk katılmadı. Türlerin Evrimi konusunda eksik halkalar olduğunu vurgu yapan Oktar’ın, bir türün başka bir türe dönüştüğünü kanıtlayan bir fosil getiren kişiye 7 milyon dolar tutarında ödül vereceğini söylediği öne sürüldü.” maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Kimler hopladı diyor, biz dokundurunca? Bak sayıyor orada okusana. Ateistler derneğinin tepkisini çekmiş.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Demek ki ilim kılıncıyla vurunca hoplatmışız.
OKTAR BABUNA:Evet maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne diyor? “Kabus.”
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben dinsizlerin kabusuyum, Allah’sızların kabusuyum, başka? Ateistlerin kabusuyum.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah evet.
ADNAN OKTAR:Ateist masonların kabusuyum, PKK’nın kabusuyum.
OKTAR BABUNA:İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kabususunuz.
ADNAN OKTAR:İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kabusuyum, Müslüman kardeşlerimin de dostuyum, canıyım, ruhuyum inşaAllah. Öyledir inşaAllah. Cehennem de ateistlerin kabusu.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama Allah’ın yarattığı bir sistem.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Salonda bayağı bir ateist vardı Hocam, Darwinist gelmişler. En son sorulan sorulardan iki, üç tane soru vardı, bir tanesini örnek vereyim. Şöyle sordu soruyu soran ateist; “tamam, anladık evrim falan yok, ara geçiş formu da yok, belki bir mutasyon olabilir mi?” gibi bir soru sordu en son Hocam, öyle bitti konferans da maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Evet şimdi başka neler var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Hocam Yavuz Semerci bir yazı yazmış. Erbakan Hocamız ile ilgili yazısında; sizin bir iki ayda anlattıklarınızın birebir tekrarı ve özeti şeklinde Hocam, göstereyim mi? Siz Kocaeli Tv’de Hocam, 23 Temmuz 2010’da şöyle demiştiniz. “Çünkü Saadet Partisi bir vahşi kapitalizmin partisi değildir. Diğer partileri tenzih ederim. Onlar da Anadolu Partileri ama bir sıcaklık, bir sevgi vardır. Anadolu partisidir. Milli bir partidir. MHP’de de vardı bu sıcaklık. Saadet illa iktidar olacak diye bir şey yok ki kardeşim. MHP illa iktidar olacak diye de bir şey yok. Anadolu’nun sıcak ruhunu yansıtıyor. Büyük Birlik Partisi de böyle, buram buram Anadolu kokar. İsterse iktidar olmasın. Yeter ki Türkiye’de olsunlar. Şahane çimentodur bunlar. Bunlar okul, ahlak okullarıdır, güzellik okuludur, inşaAllah.” Yine 14 Ağustos 2010 tarihinde Harunyahya.Tv internet sitesinde; “Saadet Partisi deyince benim aklıma gelen, milli görüşe tam sahip, vefayı esas alan, sadakati esas alan, şefkati merhameti esas alan, Anadolu’daki halkımızı kucaklayan, Allah’tan başka kimseden korkmayan, Aydın Doğan’ın fikirlerine göre değil de kendini öz düşüncelerine göre hareket eden, milli kimliğin içerisinde yoğrulmuş ama kendi öz düşüncelerine göre hareket eden bir kişi aklıma gelir yahut kişiler aklıma gelir. Saadet Partisi’nin kendisine has bir özelliği vardır. Bu özelliği kaybettiğinde parti bölünmüş demektir. Benim kanaatim. Ve parti, kendi asliyetiyle bir şekilde ortaya çıkar o zaman. Erbakan’a derin sevgi ve saygı esastır. Çünkü biz büyüklerimize tam bir muhabbetle, tam bir vefa hissiyle bağlıysak, bir görüşü temsil ediyoruz demektir. Taha Akyol’a bağlıysak, başka bir görüşü temsil ediyoruz demektir. Akyol Partisi ayrıdır, Saadet Partisi ayrıdır, inşaAllah.” demiştiniz Hocam.
Yavuz Semerci yazısında, 19 Ekim 2010 tarihli yazısında; “Erbakan’a saygı duymak” şöyle diyor özetle; “Halbuki delegeler vefa duygusunu, iktidar olma hırsından daha fazla önemsediler. Ve Erbakan’ı kimseye yem etmeyeceklerinin mesajını verdiler. Ayrıca bu olay, gerçek dava adamlarının koşullar ne olursa olsun sonuna kadar mücadelenin içinde olduğunu da ispatlıyor. Milli Görüş çizgisi, bu ülkenin önemli damarlarından birisi, iktidar olmak için kıvırmayan, davasını ve siyasi yaklaşımlarını sulandırmayan, temsil ettiği kesimlerin hak ve özgürlüklerini her platformda dile getiren, iktidar olmaktan çok bir kitlenin sözcüsü olmayı önemseyen bir çizgi. Numan Kurtulmuş’u pek çok insan sevdi hiç şüphesiz. Partinin başındayken haksızlığa da uğradığını söyleyebilirsiniz. Ancak partisini kitle partisi haline getirme şirinliği ana damarı rahatsız etti. O damarın Erbakan’a rağmen atacağını sandı. MHP de, CHP de zaman zaman başka bir örgütlenmeyle de olsa da dava partileridir.” Tam sizin söylediğiniz birebir aynı kelimelerle Hocam, maşaAllah. “Dünya görüşü benzeşenlerin sahiplendikleri partileridir. Onlar da değişir, gelişirler ama onları var eden siyasi görüşe ihanet ettikleri gün ya da düşünce sahipleri kalmadığında biterler. CHP’de Baykal gitti, Kılıçdaroğlu geldi. Oyu düştü mü? Erbakan, Allah uzun ömür versin, partinin başında olsa da olmasa da alınacak oy bellidir. MHP Lideri Devlet Bahçeli yerine başka biri gelse bu parti biter mi? Türkeş’in vefatından sonra bitti mi? Davasını ölene kadar sürdüren inatçılığı ve kararlılığı ile temsil ettiği kesime nefes vermeye devam eden birisine saygı duyulur” diye bitirmiş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Nasıldı İtalya Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Elhamdülillah Hocam, maşaAllah. Oradaki yaratılışçılar çok yardımcı oldular. Fakat sizin dediğiniz gibi, 6000 yılı kabul ettikleri için hiçbir etkileri olmuyor. Ama sizin öneminize binaen son derece yardımcı oldular, maşaAllah. Konferans’a ateistler geldi, Darwinist’ler geldi. Beş araba dolusu polis geldi Hocam. Elhamdülillah şehrin her tarafına büyük panolar asılmış Hocam, evrimin olmadığını anlatan ve sizin adınızın konferans vereceğini anlatan. Dolayısıyla bütün İtalya haberdardı. Basında haberler çıkıyor. En büyük gazetesi geldi, Corriera Della Sera ve büyük televizyon şirketi çekim yaptı, bütün şey boyunca. Basında haberler çıkmaya devam ediyor bir, iki haftadır, hala da devam ediyor Hocam, maşaAllah. Konferansta birçok basın kanalı olduğu gibi anlatmış, neler anlatıldığını, o şekilde vermişler Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, başka neler var anlatacağın?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. “Yüksek yargıda rüşvet depremi” diye bir haber var bugün Hocam bu şekilde. “Yargıtay da otuza yakın dava ile ilgili rüşvet iddiaları üzerine büyük bir operasyon yapıldı” diyor. “Eski Yargıtay 12. Hukuk dairesi başkanı ve 6. Hukuk dairesi eski başkanı dahil kırk kişi göz altına alınmış” Hocam.
ADNAN OKTAR:Yargıtay’da para mı dönüyormuş?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. “Yargıtay da görülen otuz ayrı davada rüşvet döndüğü iddiaları, büyük çaplı bir operasyona sahne oldu” diyor haberde. “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde beş ilde eşzamanlı operasyon düzenlenmiş.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bunu geçen gün söylemiştik. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün üstüne, cesur ve kararlı olarak gidin, gidilmesinde fayda var, acımaya gelmez, çünkü şeytani merhamet olur o. Bütün Türk Milleti’ne mal olacak, büyük acılara mal olur. Yani kanser hastası bir insana da ne yapılır? İlgili ur ameliyatla alınır. Şimdi acıyıp adama dersen, şimdi bunun vücudu kanar, bayıltacağız adamı. O parça alınırken vücudu da kanayacak, canı yanacak. Ben bunu ameliyat etmeyeyim yazıktır derse, adamı öldürür. Onun için bu ur tamamen temizleninceye kadar, kararlılıkla gidilmesi lazım üstüne, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Biz çok uzun süreden beri söylüyoruz. Diyoruz ki; kardeşim Yargıtay’da tarif edemeyeceğimiz, anlatamayacağımız olağanüstü olaylar var. Ve iddia edilen Ergenekon Örgütü yargının birçok yerinde olduğu gibi Yargıtay’da da yapılanmış vaziyette.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Burada herkese zarar veriyorlar. Sağcıya da zarar veriyorlar, solcuya da zarar veriyorlar. Alevi’ye de zarar veriyorlar, Sünni’ye de zarar veriyorlar, çünkü psikopat bir örgüt. Bir an önce oranın o habisattan temizlenmesi gerekiyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Melih Aşık Milliyet’te Hocam “Garantili türban” diye başlıklı bir yazı yazmış. Burada özetle “türbanın dinsel kurallarının toplumda diğer kurallarının önüne geçmesi için başlatılan, siyasi kampanyanın ilk aşamasıdır. Pakistan, Afganistan, Malezya, Endonezya, Suudi Arabistan gibi ülkelerin hiçbiri rahat değil. Biz de rahat etmeyiz türban serbest olursa” demiş Hocam. “Bu ülkelerin de başı yıllardır belada, iç savaş var. Biz de böyle oluruz” gibi bir ifade kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Melih Aşık. Nasıl olması gerekiyormuş?
OKTAR BABUNA:Olmaması gerekiyor herhalde. Dini serbestliğin, dini özgürlüğün ona göre Allah-u alem hiç olmaması, dinsizliğin olması gerekiyor gibi bir anlam mı çıkıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Melih Aşık, nerede yazıyor Milliyet’te mi yazıyor?
OKTAR BABUNA:Milliyet’te yazıyor Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Tokmak Aydın Baba’da.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Davulu çalıyor Aydın Doğan. Yani tek ağızdan toplu aynı anlamda konuşmalar var.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani Melih Aşık başka bir gazetede olsa kim bilir ne yazardı.
OKTAR BABUNA:“İstanbul’da Ehl-i Sünnet buluşması” diyor. Mahmut Efendi Hazretleri’nin resmi var Hocam. “Hindistan’dan ve yurtdışından gelen İslam ahlakı dünyasından gelen alimlerin katıldığı büyük bir toplantı düzenlenecekmiş.” 41 ülkeden gelecek olan 300 den ziyade alimin isimleri saymış Hocam burada da. “Mahmut Efendi Hazretleri’ne İslam’a Üstün Hizmet Ödülü takdim edilecektir” diyor bu toplantıda.
ADNAN OKTAR:Evet 300 tane alim.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Hadiste diyor ki: “Mehdi (a.s.) devrinde, Mehdi (a.s.) zamanında 300 küsur alim, gelir toplanır” diyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti olarak, hadislerde var, açın bakın.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Sayısı da tam 300’dür, 300 küsur.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurundan evvel böyle büyük bir toplantı olur” diye hadislerde geçiyor ve birkaç yerde geçiyor, tek bir yerde değil.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Hasan Cemal’de Milliyet’teki yazısında “Baykalizmin karşısında Kılıçdaroğlu bocalıyor” başlıklı yazısında “başörtüsü, türban ve 29 Ekim resepsiyonu tartışmaları bir kez daha gösterdi ki, CHP’nin değişmesi hiç de kolay değil. Ayrıca türbanın yasaklanmasına karşı olduğunu ama hakim, savcı, öğretim üyesi, öğretmen, vali, kaymakam, diplomat olmaları laiklik ilkesine aykırıdır” demiş özetle.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bunlar boş izahlar. CHP bizim milletimizin bağrından çıkmış bir partidir. Atatürk’ün kurduğu bir parti. Mukaddesatımıza saygılıdır. Dolayısıyla halkımızın nelerden hoşlandığını, nelerden memnun olduğunu bilir, ona göre tavır alır, ona göre politikasını düzenler. Bunlar boş izahlar.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah. Güneri Cıvaoğlu Milliyet’te Hocam; “Ölü doğan muhtıra” başlıklı yazıda; “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açıklamasının hiçbir etkisi olmaz. AKP’nin oylarını arttırmaktan başka hiçbir gücü yoktur artık. Kapatma davası açılsa bile referandum ve son gelişmelerin ardından artık Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermez” demiş.
ADNAN OKTAR:Güneri Cıvaoğlu, o da bir görüş. Evet devam et, başka ne var?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Yılmaz Özdil’in bir yazısı var Hocam Hürriyet’te. Kendince Müslümanlarla (haşa) başörtüyle alay eden, güzel olmayan bir yazı yazmış. Yılmaz Özdil’in sık sık bu tip yazıları oluyor Hocam. İleride nasıl bir Türkiye olur diye senaryolarla hayali olaylar yazıyor, kendince de espri yapmış. Müslümanlarla da (haşa) alay eden böyle bir üslup kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Aydın Doğan’ın ekipten mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Aydın Doğan’ın ekiptense, Aydın Doğan şunu diyor, Aydın Doğan bunu diyor diye anlatabilirsiniz. Çünkü bunlar zaten tek borazan yani aynı.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Fatih Altaylı, Aydın Doğan’ın takımı bunlar topludur, tektir. Yani tek politika vardır, tek düşünce vardır. Aynı şekilde Vatan Gazetesi de. Zaten onlar ekip de. Dolayısıyla ayrı ayrı insanlarmış gibi anlatmaya gerek yok. Tek bir düşüncenin, tek bir fikrin çeşitli sunumları. Kimse kaale almaz, yani milletimiz bizim milli sesi, manevi sesi esas alır. Bu tip konuşmaları artık kaale almaz. Eskiden ciddiye alıyorlardı, önem veriyorlardı. Ama son yıllarda bu netleşti, bu konu bitti, kökünden halloldu. Zaten neticelerde de görüyorsunuz. Kimi destekliyorsa o kaybediyor.
OKTAR BABUNA:Elhamdülillah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Yani bu çok net. Kimin aleyhinde faaliyet yapıyorlarsa o kazanıyor. Bitmiştir yani.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Başka anlatacağın ne var?
OKTAR BABUNA:Yine Milliyet gazetesinden Tufan Türenç, Aydın Doğan’ın ekibinden Hocam. “Yargı bağımsızlığı bitmiştir, hukuk devleti rafa kaldırılmıştır. Siz bunu ancak tokmak kafaya inince anlayacaksınız” demiş.
ADNAN OKTAR:Tokmak kafaya inince mi? Kardeşim bu arkadaşlar demokrasiyi içlerine sindiremeyen arkadaşlar. Hep kendi imparatorluklarının devam edeceğini zannediyorlar. Kendi sistemlerinin devam edeceğini zannediyorlardı. Bir de baktılar ki “ne oluyor” diyenler var, “ne yapıyorsun hemşerim diyenler” var. Bunlar tası tarağı topladı, şu an evi terk etme hazırlığındalar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ve kimse de sözlerini kaale almıyor.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dikkatlice izleyenler bunu görürler.
OKTAR BABUNA:The Economist Türkiye raporunda, özetle şöyle söylemişler Hocam. “Türkiye her zaman önemliydi. Ancak geçtiğimiz on yıl içinde önemi daha da arttı. Türkiye hem ekonomik açıdan, hem de dış politika açısından değişiyor” demiş The Economist Hocam.
ADNAN OKTAR:Fatih Altaylı programında güya kendince; eskiden benden alenen bahsediyordu, şimdi anladığım kadarıyla daha dikkatli konuşuyor. Kapalı yolla anlatıyor, ima yollu. Diyor ki şimdi Fatih Altaylı: “Bu arada kendini Mehdi (a.s.) zanneden biri var sağda, solda” diyor. “Mehdi (a.s.) zanneden,” kardeşim kendini Mehdi (a.s.) zanneden Türkiye’de, zanneden değil de direk alenen savunan, Mehdi (a.s.)’yim diyen adamlar var. Kaç tane biliyor musun? En az 400-500 kişi var.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama en belirgin böyle ele alınır tarzda 30 kişi falan var, net isim verebilirim. Ve bunların binlerce taraftarı var. Fatih Altaylı bunların hiçbirinden rahatsız olmuyor.
OKTAR BABUNA:Olmuyor Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Mehdilik iddia etmeyeceğim diye yemin eden, dünyada benden başka adam yok.
OKTAR BABUNA:Yok Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak, dünyada benim dışımda Mehdilik iddia etmeyeceğim diye yemin eden hiçbir insan yok.
OKTAR BABUNA:Yok Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Varsa bana getirsinler. Yani bu kadar çok yemin eden, bu kadar çok topluma alenen “ben Mehdi (a.s.) değilim” diyen bir kişi yok. Sadece ben varım. Dolayısıyla benim böyle bir iddiam yok. Hem yemin ettim, hem lanetleştim, öyle bir konu inandırıcı değil. Şimdi bak Murat Bardakçıyla paslaşıyorlar. Murat Bardakçı diyor ki: “Hangisi” diyor. Hangisi var mı? Gece-gündüz kabusunuzum. Nasıl bilmezsin? Oturup artistik konuşmalar yapıyorsun, “hangisi” kaç tane var? Malum yani gece-gündüz kimi düşünüyorsan o, inşaAllah. Bizim program sırasında “Hocam iyi tanır” diyor. Hocan da tanır, deden de tanır, eben de tanır, hepsi tanır. Bırak şimdi tanıma edebiyatını. Tanımada sorun yok.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hocamın da sağlam düşmanlarındandır” diyor. Yani Cübbeli’nin sağlam düşmanıymışım. Cübbeli’ye bir kere acıyorum, bir. Garibanın teki, iki. Zavallı adamcağız, benim onunla ne oturup alıp-veremediğim olur? Tahribatı var, psikolojik. İnsanlarda İslam’a karşı saygıda olumsuz etkisi oluyor ve kendisiyle dalga geçtiriyor ve hakikaten de faydalı olduğunu zannediyor, saf, safi kalpli. Verdiği tahribatı düzeltmeye çalışıyoruz. Yoksa ben, ona birisi bir zulüm yapmaya kalksa, bir şey yapmaya kalksa, hiç kimse daha ortaya çıkmadan ben onu durdururum, hukuk ve kanunla. Ezdirmem. Benim garibanla ne oturup öyle düşmanlığım olsun? Düşman müşman değilim, bırakın. Bizde sevgi, muhabbet var. “Sağda solda bize demediğini bırakmıyormuş.” Sağ herhalde radyo, sol televizyon anladığım kadarıyla. “Bize demediğini bırakmıyormuş,” ben sağlam delille konuşurum bir kere, “demediğini bırakmıyor,” bıraksın onu. O yapar onu, yani delilsiz konuşmayı o yapar, biz delilli konuşuyoruz. “Şu anda yayınlanan bazı uydu kanallarında,” hah bak dili çözülmüş.
SUNUCU:Daha var Hocam, daha bir şeyler daha söylüyor.
ADNAN OKTAR:Evet. “İşte genç kızlara yönelik bir,” niye orta yaşlılara yönelik benim bir çalışmam yok mu? Genç kız falan böyle. Laf mı bu şimdi? Ama, onun gibi değil. O ne yapıyor? Ben onlara sevgi sunuyorum, şefkat sunuyorum, muhabbet sunuyorum.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Öyle. Dostluk sunuyorum ve koruyup kolluyorum, muhabbet gösteriyorum. Onların inançlarını koruyorum, onların morallerini yüksek tutmaya gayret ediyorum. Vatan, millet sevgisini onlara veriyorum.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Türk-İslam Birliği’ni, ittihad-ı İslam veriyorum. O ne anlatıyor? Bak, Habertürk magazin. Çok özür dilerim, bilmem kimin bilmem neresi şöyleymiş diye adamın cinsel organı hakkında bilgi vermiş. Yani işte bir şarkıcı, isim vermeyelim. Mesela ünlü modele seks bağımlılığı davası, Tyra Banks. Kadının çırılçıplak resmini koymuş. Rus nişanlıdan nefes kesen pozlar. Bak, kız anadan doğma resimleri var. Fatih Altaylı kızın çırılçıplak resimlerini kendi gazetesinde yayınlıyor.
OKTAR BABUNA:Yayınlıyor Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Bana ne oturup ahlak dersi veriyorsun sen kardeşim? Sen yoluna yürü sen, senin ne olduğun burada görülüyor. Bak kız çırılçıplak yatağa yatmış, anadan doğma oturmuş o poz veriyor, nefes kesen, “bak nefes kesen pozlar için tıklayınız” diyor.
OKTAR BABUNA:Evet tıklayınca da o resimler çıkıyor.
ADNAN OKTAR:Sen bana kadın, kız resmi ayarlıyorsun. Tıkla da sana kadın kız göstereceğim diyorsun, anadan doğma. Fatih Altaylı bu işi yapıyor. Tıkla göstereyim sana, kadın kız resmi göstereceğim diyor. Bizsde diyoruz ki, bu yaptıkların ayıp, doğru değil diyoruz.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak aradaki farka bak. Düğününde bile frikik verdi diyor, Lady Gaga. Kadının resmini koymuş ondan sonra, “merak edenler için” bak galeriye girmek için “tıklayın” diyor. Anadan doğma yüzlerce, binlerce kadın resmi var.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakın rengarenk şekillerinin, o pozisyonlarını falan diyor. “Frikikli promosyon” diyor. Kadının orası burası açık, “merak ediyorsanız buraya da tıklayın girin” diyor. Kadınlar birbirlerine sarılmışlar anadan doğma. Kardeşim Fatih Altaylı arkadaş, senin yaptıkların bunlar. Sen diyorsun ki bak, Hocam ben resimler ayarladım, kadın resimleri ayarladım, tıkla sana göstereceğim diyorsun. Ben de diyorum ki, ayıp yapıyorsun, toparlan, kendine gel, vazgeç bu işlerden diyorum. Sen bana neyi anlatıyorsun?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Bak ucu bucağı yok kardeşim. Yani isterseniz girip baksınlar, Habertürk magazin. Günlük gazeteye de bakabilirsiniz. Siteye girsin baksınlar. Anadan doğma kadınlar çırılçıplak pozlar vermişler. Adam diyor ki, “Hocam sana hizmet veriyoruz biz.” Anlaşıldı mı? “Kadın kız resimleri var, poz poz çeşit çeşit hazırladım, tıkla göstereceğim” diyor. Ben de diyorum ki, ayıp yapıyorsun, aklını başına al. Elalemin çoluğunu çocuğunu bu şekilde lanse etme. Bu şekilde yapma, bu tip hareketler yapma diyorum. Benim yaptığım bu. İspatlı mı bu?
OKTAR BABUNA:İspatlı Hocam.
ADNAN OKTAR:İspatlı. Ben ispatlı konuşuyorum, sen? Cübbeli’yi yanına almışsın, Cübbeli de seks muhabbeti yapıyor, o da seks muhabbeti yapıyor. O, resimlerle yapıyor, Cübbeli de başka türlü yapıyor. Ballandıra ballandıra anlatıyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Her seferinde ya bir seks fıkrası anlatıyor, ya seksle ilgili konular anlatıyor, kakara kikiri eve gelin diyor Cübbeli, daha da değişik numaralar var bende diyor. Tahmin etmediğiniz şeyler var diyor. Milletin önünde gösteremem şimdi diyor. İttihad-ı İslam var mı? Yok. Bak o kadar program oluyor, tek kelime duydun mu İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği? Habertürk’te yok, konuşmazlar.
OKTAR BABUNA:Yok Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Ama seks muhabbeti oldu mu, fıkralar oldu mu, kakara kikiri. Sen kakara kikiri gülerken Afganistan’da benim kardeşlerimi mahvediyorlar. Kızların ırzına geçiliyor, genç kızların. Irak’ta kızların ırzına geçiliyor, çocukların ırzına geçiliyor, insanlar şehit ediliyorlar. Sen orda kakara kikiri gülüp insanları uyuştururken. Adamlar orada zulümlerine devam ediyor. Tek kelime Türk-İslam Birliği’nden bahsetmiyor Cübbeli.
OKTAR BABUNA:Bahsetmiyor Hocam evet.
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam`dan bahsetmiyor. Allah böyle diyor, diyemiyor adam. Adamı da var güçleriyle kolluyorlar. Adamların bir bildiği var. Aydın Doğan durduk yere bir adamı desteklemez. Cübbeli’yi niçin desteklediğini herkes biliyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Aydın Doğan’ın Cübbeli’yi neden desteklediğinin ve amacının ne olduğunun bilinmedik bir yönü kalmadı. Çok aşikardır. Bütün Türkiye`nin gözü önünde bir mühendislik planı uygulanıyor. Biz de diyoruz ki, aman kardeşim dikkatli olun, bak bunun arkasından çok büyük olaylar çıkabilir, çıkacak, itinalı olun diyoruz. Ve Müslümanları uyuşturuyorlar. Mesela bak, Müslümanlara birlik ve beraberlik çağrısı yapacağına, 570 yıl geriye atıp diyor ki; İttihad-ı İslam yok, Türk-İslam Birliği de yoktur. Ondan sonra size seks fıkraları anlatayım kakara kikiri hep beraber gülelim diyor. Fatih Altaylı da bak, dergisinde de ne diyor? “Keşke seks kaseti olsaymış kadının” onu da yazmış. Bak onun da çırılçıplak resimleri var. “Galeri için tıklayınız” diyor, bu hizmeti veriyor millete. Bize de söylüyor yani. Mesela “Twitter’da soyundu” diyor, kadının mesela anadan doğma resmini koymuş. “Tıklayın” diyor, kadının çırılçıplak resmini koymuş görmemiz için Fatih Altaylı Beyefendi. Onun dergisi, onun kontrolünde. Yaptığın hizmet bu işte senin. Bana sen ne anlatıyorsun? Ahlak dersi veriyorsun. Bunların da çoluk çocuğu var, bunlar da anne bu kadınlar. Bunların anadan doğma böyle resimlerini koymanın alemi ne.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Bir de diyorsun yok anneler babalar bilmem neler falan. Bunların anası babası yok mu bu çocukların?
OKTAR BABUNA: Var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:. Madem koruyup kollama şeyin var niye bunları bu hale düşürüyorsun.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’yi de yanına alıyorsun. Anne babayı koruyup kollamak nasıl olur? Onları dine, imana çağırmakla olur. Onların güzel ahlaklı olmasını teşvik etmekle olur. Kadın, kız satan anne baba ahlaksızdır. Çocuğunun ırzına geçmeye kalkan anne baba ahlaksızdır. Ensest ilişkiye giren yani anne baba ahlaksızdır. Karısını, kızını teşvik eden, olumsuz şeylere teşvik eden kişi ahlaksızdır. Çocuğunu dinsiz imansız yapmak için ona baskı yapan, ona şiddet uygulayan kişi zalimdir. PKK’lı yapmaya kalkan kişi zalimdir. Müslümanlarla çocuğunun görüşmemesi için her türlü şiddeti kullanan kişi zalimdir. Bizim böyle anne babalara karşı saygımız olmaz. Bunu bize Kuran söylüyor. Ashab-ı Kehf niçin mağaraya çekildi? Anneleri babaları ahlaksız olduğu için çekildiler. Alıp annelerini babalarını da getirirlerdi. Yamuk anneleri babaları, çocuklarını koymuyorlar ibadete. Allah onu bir şeref olarak gösteriyor, annelerinden babalarından ayrılmalarını.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Hz. İbrahim (a.s.) de babasından ayrıldı.
OKTAR BABUNA:Elhamdülillah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Öyle. Nuh (a.s.) mesela eşinden ayrıldı. Lut (a.s.) eşinden ayrıldı. Lut (a.s.) kavmini bıraktı, tamamen bıraktı. Dolayısıyla güzel ahlaklı, efendi olan anne baba baş tacıdır. Fatih Efendi duyuyor musun beni?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biz ahlaksızlık yapan insanlara karşı tabii ki tavır alacağız. Tabii ki tavırlı olacağız. Dini imani konuları anlatırken kakır kakır gülen, gizlice alay eden insan zulüm yapıyordur ve günaha giriyordur.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnsanların itici bulacağı tipleri Müslüman diye ortaya çıkartıp, Müslümanlığın aleyhine bir psikolojik ortam meydana getirmek zulümdür. Bunları düşünmesi lazım Fatih Altaylı’nın. Aklını başına alacak. Kardeşim ben şimdi anlatamıyorum yani rezalet tarzında olaylar, gazetedeki. Kadın, kız resimleri bilmem neler falan anadan doğma yani böyle. Göğüs bağır ortada. Hani sen anne baba olarak koruyup kolluyordun sen? Bize ahlak dersi vermeye kalkıyorsun.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:O kızların annesi babası yok mu, çocuğu yok mu, kardeşi yok mu?
OKTAR BABUNA:Var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onları niye öyle afişe ediyorsunuz o zaman öyle mahcup ediyorsun. Niye küçük düşürüyorsun? Ve milleti niye teşvik ediyorsun? Bir de tıklayın diye niye bana haber gönderiyorsun? Bana da hitap ediyorsun sen. Tıkla, sana kadın kız resmini göstereceğim diyor. Ben de istemiyorum diyorum. Tıkla, bak ben sana kadın kız resmi göstereceğim diyor. Çırılçıplak anadan doğma seçtim sana, çeşit çeşit, gel bak hoşuna gitsin, diyor. Ben de diyorum ki, ayıptır yaptığın. Kendini bambaşka lanse etmeye kalkıyor ama işin doğrusu bu. Cübbeli de mesela akşam bir fıkra anlatıyor, kakır kakır yerlere yatarak gülüyorlar. Kocakarı diyor, yaşlı kadına kocakarı denir mi? Her kadın yaşlanacak, her kadın yaşlanır. Potansiyel olarak hepsi kocakarı olmuş oluyor o zaman, (haşa). Kadın en fazla yaşlanmış hanımdır. Yaşı ileri bir hanım denebilir. Yaşı ilerlemiş bir hanım. Kocakarı denmez.
OKTAR BABUNA:Denmez Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Gülünecek bir yönü de yok, ayıptır. Yok onunla cinsel ilişkiye girmiş de kadının ayağını, adam ayağını mı kırmış artık ayağını sakatlamış, kadın topallayarak çıkmış. Ne kadar ilkel, seks anlayışı da ilkel, üslup da ilkel, güldükleri şeyler de ilkel. Yaşlı kadınla ilişkiye girmiş, kadının ayaklarını kırmış adam ilişkide yahut ayağını sakatlamış kadın topallayarak çıkmış. İşte o adamı takdir eder gibi bir konuşmamı yapmış böyle falan? Ayağını kırmış. Nerden baksan böyle estetiksiz, çirkin ve itici bir üslup. Yani çok ilkel bir espri anlayışı ve ona kakır kakır gülüyorlar. Bir de şeyhlerden, mürşidlerden bunu öğrendim diyor. Sana şeyh, mürşid bunu mu öğretti? Şeyhler, mürşidler sana bunu mu öğretiyorlar?
OKTAR BABUNA:Tabii ki değil Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Memleketin, İslam aleminin meselesi bu mu? O fıkrayı böyle kakır kakır anlatıp, milleti orda avami bir üslupla böyle çirkin, gayri estetik olan o itici üslupla öyle bir konu anlatacağına, dersin son bir şey söyleyeceğim, İslam alemi birleşsin, şu zulüm bitsin desene, tek kelime. Diyemiyor, çünkü Aydın Dede’sine baba diyemeyecek o zaman. Fatih Altaylı’yı baba ilan etti. O tombul gözlüklüyü de baba ilan etti. Hepsine baba diyor, önüne gelene baba diyor. Şimdi ben ona babayı göstereceğim. İlimle, fenle, akılla. Bir de bu çıktı, önüne gelene baba diyor. Küçük çocuk olur ya böyle, herkese baba baba der önüne gelene. Saygılı bir üslup kullanması lazım. Eğer gerçekten baba arıyorsa, baba denen şey insanın mürşididir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeyh Nazım Hocamız’a diyebilir ama önüne gelene baba demesi çok anormal bir harekettir.
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Benim ona işte tavsiyem, ille baba arıyorsa Mahmut Hocamız’a desin, baba diye ona hitap etsin. O insana baba dersen sen, sen ne konuma gelirsin. Babanın oğlu olmuş oluyorsun sen de, o da senin baban işte. Fatih Altaylı onun babası olmuş oluyor, o da onun oğlu olmuş oluyor. Oluyor mu bu şimdi?
OKTAR BABUNA:Olmuyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben Mahmud Efendi’nin oğluyum desene.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte bak baba istiyorsan ben sana babayı sunuyorum. Fatih Altaylı’yı bırakacaksın, Mahmud Hocamız’a baba diyeceksin.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Anne ve baba ile ilgili ayet okuyorum Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah`a sığınırım. “Biz insana anne ve babasına karşı güzelliği ilke edinmesini tavsiye ettik . Eğer onlar hakkında bilgin olmayan şeyle bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim.”
ADNAN OKTAR:Bir daha oku ayeti. Şeytandan Allah`a sığınıyoruz.
OKTAR BABUNA:“Biz insana anne ve babasına karşı güzelliği ilke edinmesini tavsiye ettik”.
ADNAN OKTAR:Güzel.
OKTAR BABUNA:“Eğer onlar hakkında bilgin olmayan şeyle bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme.”
ADNAN OKTAR:Bitti.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ashab-ı Kehf’in de yaptığı budur. Ne diyorlar; yavrum puta ittiba edeceksin, putlara bağlanacaksın, küfre bağlanacaksın. O zamanki Darwinist, materyalist sisteme, evrimci düşünceye bağlanacaksın, diyorlar. Anneciğim, babacığım ben böyle bir şeyi yapamam, ben Müslüman`ım diyor. Anladık ki diyor, sizinle beraber yaşayamayacağız siz bize nefes aldırmayacaksınız. Saldırıyorsunuz, fikirlerimize müdahale ediyorsunuz, biz Allah’a sığınıyoruz, hadi bize müsaade diyor. Ve Allah Ashab-ı Kehf’i bütün dünyaya örnek kılmıştır, bütün İslam alemine. Gelmiş ve geçmiş herkese örnek kılmıştır.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ashab-ı Kehf. Müslüman Ashab-ı Kehf gibi olacak Ahir zamanda. İnşaAllah Hocam. Yamukluk, ahlaksızlık yapan anne babanın yanından kaçacak. Babası kızın ırzına geçiyor, diyoruz ki; yavrum kaç git. Babamdır, diyor. Babası kalmış mı bu işin? Ebedi baban olamaz o senin artık. Özür dilese de olmaz, nerenin babası? Olur mu öyle baba?
OKTAR BABUNA:Olmaz tabii ki Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kızına tecavüz etmeye kalkan adam baba olur mu? Ve bu bazı ülkelerde % 30.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bazı ülkelerde %20. Bu kadar yüksek oranı var, yani toplum geneline göre. Adliyeye intikal etmiyor. Mesela Brezilya’da acayip yüksek. Kızına tecavüz etmeyen parmakla sayılıyor artık. Yani şu şu şu falan tarzında. Oğluna, kızına, anormal sapıklık ve ahlaksızlık yaygın.
SUNUCU:Peki ülkemizde ne durumda bu durumlar?
ADNAN OKTAR: Türkiye’de de çok yüksek. Türkiye’de de çok yüksek. Türkiye’de adliyeye intikal etme olayı çok düşük. Korkuyor kız çocukları, söylemiyorlar.
SUNUCU:Baskı var çünkü.
ADNAN OKTAR:Tabii. Şimdi savcının önüne çıkıyor, anlat diyorlar nasıl oldu? Gazetelere çıkıyor, işte babası şöyle ırzına geçmiş böyle ırzına geçmiş, çocuğu mahvediyorlar. İncecik bir çizgi gözüne, zaten belli onun ne olduğu, incecik çizgiyle olur mu? Adli Tıp’a gidiyor heyetin karşısına çıkarıyorlar, anlat kızım nasıl yaptı? Kardeşim mahvolur çocuk, ona defalarca defalarca anlattırılır mı o? Çocuğa ispat ettiriyorlar, gel seni muayene ettireceğiz diyorlar. Çocuğun zaten çekindiği konu o, sen ne yapıyorsun? Acayip şoka sokuyorsun çocuğu. Orada inanması lazım. Kısa, mesela kadın doktor kısaca bir muayene eder. Tamamen kapalı olarak tutulması lazım olayın, hiç şamata yapılmadan ve gizli dosya. Dosyada da gizli, basına da bilgi verilmeyecek. Alacaksın annesinden, babasından, ağabeyi, dayısı kimse yakın, bir akrabası onun yanına yerleştireceksin. Adama da diyeceksin, sen bu çocuğun yakınına yaklaşırsan en az üç yıl hapis cezası yersin. Bunun olduğu yere 5 km’den, 3 km’den fazla yaklaşmayacaksın bulunduğu eve. Nerede bulunursa uzağında duracaksın. Usül budur, böyle olması lazım. Kanunların buna göre düzenlenmesi lazım. Çocuk da rahat eder o şekilde. Öbür türlü adam “iftira etti” diyor. Hayda, çocuk ispat etmek durumunda kalıyor tek başına, dövüyorlar. Karakolda barıştırıyorlar bazen, yani barıştırılacak bir yönü var mı kardeşim? Irzına geçmiş çocuğun nesine barışacaksın onunla yani. Onun için böyle ahlaksız, üç kağıtçı takımına karşı, var gücümüzle tavır göstereceğiz. Ahlaksızlar sinsice gizliyorlar kendilerini. Ahir zamanda iyi kötü gösterilir, kötüde iyi gösterilir. Kötüleri iyi gösteriyorlar, iyileri de kötü gösteriyorlar. Çünkü basın televizyon radyolar ellerinde bir kısım kişilerin. Fakat artık bu oyunların da son noktasına geldiler. Bundan sonra yapamazlar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. İstatistikler var Hocam, okuyayım mı bir iki tane?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Doğu ve Güneydoğu Anadolu`da kadınların %25’i ensest mağduru.
ADNAN OKTAR:% 25? Bakın yüz kadından yirmi beş tanesinin ırzına akrabaları, abisi, babası geçiyor, o anlatılıyor.
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Diyor ki; annen babandır, olur mu öyle şey? Nerenin anne babası kardeşim? Orada anne baba kalmamış, yok. Kim yaptıysa. Annesi yapmadıysa o ayrı, annesi masum olur. Ama babasıysa, nüfusta mesela diyor ki, iki tane kız çocuğu vardır nüfusta. Olmaz, devlet onu çıkaracak, böyle bir çocuğu yok diye. Mesela kız çocuğunun soyadının değişmesi lazım. O adamın soyadı olmaz artık. Onun kızı değil o, gitti. Bir daha ebedi olmaz, hiçbir şekilde değişmez. Nüfus idaresinde kaydının düşürülmesi lazım. Babası hanesinde de “öldü” diyecekler. Hükmen manen ölmüştür o artık. Yok, o kadar. Bir akrabasının, bir tanıdığının nüfusuna geçecek, o şekilde olması lazım. Bunlar olmadığı için, bakın yüzde yirmi beş gibi akılalmaz bir zulüm devam ediyor. Yüzde yirmi beş, bu ne demektir kardeşim? Dört kişiden bir kişi. Zorla PKK’lı yapılan çocuklar, çünkü aile kutsal diye dokundurtmuyorlar. Fatih Altaylı da bu kurnazlıktan gidiyor, o da kendi kafasınca yani aile koruyoruz. Senin aileye bakış açın malum, gazetene baktığımızda görüyoruz senin aileye bakış açını. Bize ne aile edebiyatı yapıyorsun sen? Gazetende ne olduğu belli değil mi olayın? Anlatıyorsun işte, bütün felsefen, düşüncen, inancın her şeyini koyuyorsun. Daha ne var bunda anlatacak? Efendim, şimdi Oktar Hocam devam et.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Zeki Ceyhan bir yazı yazmış, “iflah olmayacaklar” diye. Bu yazısında; değişime direnenlerin türban konusunda yapılan açıklamaların, ağzına geleni söyleyen kişilerin bir türlü iflah olmadıklarını yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Zeki Ceyhan Hocam şahane insandır. Sağlam Osmanlıdır, tam Türk-İslam evladıdır, maşaAllah. Vefa, sadakat, yiğitlik, aslanlık, şahane insandır. Aydın Doğan’ın en rahatsız olduğu tiplerden birisi herhalde. Tamam biraz sonra devam ederiz.
“Selamün aleyküm Hocam, size birkaç soru soracaktım. Hocam sizin artan bir popülarite hayran kitleniz var.” Nedir popülarite?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Neyse, iyi birşey. “Ve isminiz gittikçe duyulmaya başladı. Tabii ki şan, şöhret artınca güvenlik de artması lazım. Ama içimizdeki ve içinizdeki Allah sevgisi hepsinden öte. Sorum ise, iddia edilen Ergenekon Örgütü gibi örgütlerle dalga geçiyorsunuz.” Hatta dümdüz gidiyorum. “Hocam ama yarın öbür gün size bir şey yaparlarsa, ne yapacağız Hocam, bizi kim bilgilendirecek?” Şimdi o biraz zor, öyle söyleyeyim. Nasıl derler ona? Sıkar biraz. Yani boğazlarını gömlek sıkar, öyle diyelim. Kravatları fazla sıkar boğazını, öyle bir şey yapamazlar. Elli kere söyledik, yerimiz de belli, mekanımız da. Bir kişi de değil, ekip halinde gelsinler, alayı gelsin dedim. Sıkıysa yapabiliyorlarsa yapsınlar dedik, daha ne diyeyim? Düz gittim adamlara, eğer yetmiyorsa daha da fazlasını söyleyeyim. Efendim, biz görevimizi yapmadan bize hiçbir şey olmaz, öyledir. Allah’ın hıfz-ı emanındayız, inşaAllah. Allah’ın inayeti altındayız, vazifemiz bittiğinde zaten Allah’ın yanına gideceğiz. Vazifemiz bitmeden bir yere gitmeyiz Allah’ın izniyle, kimse bize bir şey yapamaz. “harunyahya.tv’yi tavsiye edebildiğim kadar herkese tavsiye ediyorum ve bir okul Hocama da tavsiye ettim.” Hocası demiş ki; “kendini Mehdi (a.s.) zannediyor. Ama ben de, bu konu hakkında videosu bile var, dedim. Ama Hocamız canlı dinlemeden hiçbir şeye inanmayacağını söylemiştir. Lütfen Hocam tekrar dile getirir misiniz bu konuyu.” Yani Mehdi (a.s.) olmadığıma dair garanti mi vereyim? Tamam. Bakın daha nasıl söyleyeyim? Allah’ım Yarabbim, bu 2918. oluyor. Bak, vallahi billahi diyorum, tallahi, üç yemin var, ölünceye kadar ben Mehdilik iddia etmeyeceğim, daha ne diyeyim? Eğer yaparsam, yani Mehdilik iddia edersem ölünceye kadar, Allah’ın, Meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun. Daha açık ne söyleyeyim? Canlı dinlemek istiyormuş Hocası da, canlı dinle işte. “Not: Bu arada Aydın Doğan İletişim Merkez Lisesi’ne ziyarete gittiğimizde, Aydın Doğan canlı yayın kesildiğinde,” daha değişikmiş Aydın Doğan. “Canlı yayında çok kibar konuşuyordu” diyor. Canlı yayın kesildiğinde, bazı bir şeyler demiş ama anlatabileceğim gibi değil.
Kardeşim şimdi bakın, Mehdilik iddia ediyor zannetmenizin sebebi şu. Şimdi kardeşim yaklaşık 70 yıl kadar var Hıristiyanlık için, Müslümanlık için ve Musevilik için, bundan sonra zaten din kalmıyor. Dünyanın sonuna geldik, yani Kıyamet an meselesi. Şimdi ben öyle hurafeye falan inanan bir adam değilim. Hurafeyle çok iyi alay ederim ve çok iyi aşağılarım, gericiliğe karşı da gıcık olurum. Ben bir de rahat adamım, öyle neşeli falan deli dolu bir tipim. Etrafımdakiler de öyle, son derece uyanıktırlar, böyle cin gibi delikanlılar. Bizde öyle hurafeye uyacak, inanacak adam asla bulamazsın. En az bir üniversite mezunu, hepsi kolej mezunudur aşağı yukarı, hepsi sürekli dış ülkelere gidip gelirler. Hepsi uyanıktırlar. Şimdi Mehdi (a.s.) olayı doğru. Ben hakikaten çocukluğumda bir Mehdi (a.s.) gelecek diye bilirdim, böyle eli yüzü düzgün ama rüya gibiydi benim için Mehdiyet. Baktık hakikaten Mehdiyet varmış, doğru. Gerçekmiş, yani zamanımız da doğruymuş. Ben çok çok uzaklarda olacak, böyle biraz da rüya gibi gelirdi bana. Hani göklerden insanlar gelir, böyle havalarda insanlar uçuşur gibi böyle, metafizik bir şey zannederdim. Ben kendim bu kadar araştırdığım halde, kendim hayretler içindeyim, Mehdiyet doğru. Gerçekten doğru. Kıyamet olayı hakikaten doğru, Kıyamet hakikaten yaklaştı, bu da doğru. Bediüzzaman bir kere asla yalan söyleyen bir kişi değil, net mübareğin açıklamaları. Şimdi ben böyle dev bir olayı nasıl örteyim kardeşim, nasıl kapatıyım ve ne gerekçeyle kapatayım? Mehdi (a.s.) tarifleri bana uyuyor, doğru. Şimdi benim o zaman şöyle yapmam gerekiyor. Arkadaş diyeceğim, Mehdi (a.s.)’nin burnu küçük, ama benim kocaman bir burnum var, sakın yanlış anlamayın, bana benzetmeyin. İşte Mehdi (a.s.)’nin kaşı kavisli, benim kaşım kavisli değil, sakın bana benzetmeyin. Ben bununla mı uğraşacağım? Ben dürüst adamım, samimi adamım, Mehdi (a.s.) tepeden tırnağa aynen bana benziyor tarifi. Ama ben Mehdilik iddia etmiyorum, çünkü kendimi biliyorum, ben bayağı korkuyorum Allah’tan. Bir de Mehdi (a.s.) halleri var mı bende, öyle bir üslup? Yani şakacı falan, argo da konuşuyorum ben arkadaşlarımla falan böyle. Normal tipik Ankara delikanlısıyım, İstanbul delikanlısıyım. Ben öyle bir şeyim yok, hani ağır Hoca falan. Hani ağır ol da molla desinler derler ya, öyle bir havam da yok benim. Yani Mehdi (a.s.) denmesi için özel gayret gösteren bir şey içerisinde miyim? Değilim. Bilakis hayat doluyum, çok canlı ve dışa dönüğüm. Ben de şaşırıyorum, ama çok benziyorum. Ne yapayım, gizleyeyim mi yani? Doğru değil mi Oktar anlattıklarım?
OKTAR BABUNA:Hocam milimetresi milimetresine uyuyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Kardeşim dış olaylar uyuyor. Kardeşim mesela diyor ki, ben daha yeni öğrendim, “Mehdi (a.s.) yeşil gözlüdür” diyor. Burnu küçüktür diyor, omuzu geniştir. Bu çok harika bir şey, Peygamber (a.s.) niye bu kadar detay versin? “Omuzunda iki tane ben” var diyor, bak bir tane de değil, iki tane. Bir tanesi de, “yaprak gibi dışa dönüktür” diyor. Yani dışa çıkık bendir diyor. Var sırtımda öyle bir ben. Mesela sağ bacağımda çocukluğumdan beri vardır, büyük bir ben vardır. Mesela “sağ bacağında ben vardır” diyor, bir detay. Mesela “alnında yara izi vardır” diyor, küçüklüğümde alnımda bir yara izi olmuştu küçük, var. Sol yanağımda var bir ben, dışa çıkık ve şeydir diyor o ben, siyah değildir, koyu değildir ve dışa çıkıktır, cilt rengindedir diyor. Mesela “rengi Arabi’dir” diyor. Cübbeli ondan paniğe kapılmış, “rengi siyaha yakındır, koyudur, çok koyudur rengi” diyor. Halbuki Arabi demek, Peygamberimiz (s.a.v.)’in rengi de Arabi’dir. Arabi, kırmızıya çalan beyaza derler. Araplar o anlamda olmaz, beyazdır Araplar, gerçek Araplar beyazdır, herkes bilir ve kırmızıya çalar, Peygamberimiz (s.a.v.) de öyledir. Arabi renk dendi mi, bu anlaşılır. O yapıyor koyu. Mehdi (a.s.)’yi mesela incecik yapıyor, halbuki Mehdi (a.s.) boydan boya geniş. Peygamberimiz (s.a.v.) “alnı geniştir” diyor, kafası büyük Mehdi (a.s.)’nin, omuzları geniş. “Karnı geniştir” diyor mesela, bak karnı için ayrı ve “uylukları geniş” diyor. Hatta çok fazla hadis var, Beni İsrail gibidir diyor görünüşü, “Beni İsrail’den bir recul gibidir.” Yani hep sahih kaynaklar, benziyor. Mesela “adımlarını dışarıya doğru atar” diyor. Ben hakikaten yürürken, hatta düzeltmeye çalışmıştım adımlarımı ben. Bir kere baktım vitrinde gördüm, ben ne biçim yürüyorum böyle, dışarıya dışarıya basıyorum falan. Yani çünkü öyle yürüyenler olurdu, ben beğenmezdim. Böyle içeri basmaya çalıştım, baktım uğraşılacak gibi değil vazgeçtim en sonunda, artık dışarıya doğru basıyorum. Efendim mesela “orta boyludur” diyor, mesela “yüzü parlaktır” diyor. Efendim hatta Cübbeli kendi kitabında da diyor, şu bölgeleri bile parlaktır diyor, şu kısımlar, buraları detay vermiş. Yani şu kulak birleşme noktaları parlaktır diyor, şu yan kısımları, kendi kitabında var. “Saçı siyahtır” diyor. Mesela zaman zaman saçının uzun olduğu Mehdi (a.s.)’nin geçiyor. Efendim başka ne var aklında?
OKTAR BABUNA:“Tek kaş çatma çizgisi vardır” diyor alnında.
ADNAN OKTAR:Evet. “Alnının ortasında tek kaş çatma çizgisi vardır.” Mesela çocukluğumda ben görmüştüm, ya dedim bütün millette iki tane, bende niye tek dedim. Hatta ben de mi ikili yapsam acaba şöyle... Hayret ediyordum, herkese bakıyordum, yani çok nadir olan bir şeydir tek çatma çizgisi. Mesela bak “burnunun üstü hafif bombelidir” burnu diyor. Yani dümdüz değil burnu hafif bombeli. Mesela hafif bombeli benim burnum. Mesela “alnı hafif içbükeydir” diyor, hafif içbükey. Baktım hakikaten alnım hafif içbükey, yani benziyor. Mesela “İstanbul’da çıkar” diyor, doğru İstanbul’da çıktım. “Seyyiddir” diyor, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) neslinden. Ben yeni öğrendim seyyid olduğumu, bir Rus profesöre çıkarttırdım. Geçmişteki anneler cihedinden de seyyidim ayrıca. Hep böyle seyyide, şerife annelerle evlenmiş benim ceddim. Hem köken olarak seyyidim, hem de aileye katılanlar da seyyide ve şerife anneler, ceddimdeki annelerim. Her yönden hem seyyidim, hem şerifim. Mesela 1979’da “büyük bir ateş görülür” diyor, hakikaten o ateşin oluştuğu gün akşamı geldim ben. Ben gelmeyecektim annem zorladı, ben gelmiyordum yani. Ben ortalık birbirne girmiş, gemi patlamış dedim. Ben gitmeyeyim de o yangın söndükten sonra gideyim dedim. Annem müthiş kızdı, “zaten okulun başladı gitmiyorsun” falan dedi. Hatta aktarmalı gittim gece yarısı, annemin öfkesini yatıştırmak için. Erzincanlılar diye bir otobüs geldi, Erzincalılar, bak aklımda kaldı. Geceyarısı oradan bindim aktarmalı otobüse, onunla gittim İstanbul’a. Gittiğinde acayip bir duman sütunu ve alev vardı. Bu yönden de benziliyor. Mesela “Darwinizmi, materyalizmi yıkacak” diyor Bediüzzaman. Dünyada benden başka Darwinizmi materyalizmi yıkan yok. “O yıkacak” diyor. “Küçük bir talebe grubu olacak” diyor, o yönden de benziyor. Ama her akşam tir tir titriyorum Allah korkusuyla. Aklımın ucundan geçmiyor, yani ben Mehdi (a.s.)’yimdir, zaten evliyayımdır, aklıma gelmiyor. Ben Cehenneme gidersem ne yaparım ben onun peşindeyim.
OKTAR BABUNA: Daha da var Hocam aslında.
ADNAN OKTAR: Alametler mi?
OKTA R BABUNA: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Var tabii. Ara verelim.
SUNUCU: Kısa bir aradan sonra yayınımıza devam edeceğiz. Görüşmek üzere.
SUNUCU: Merhabalar programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam nasıl devam etmek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Efendim güzel devam etmek istiyoruz inşaAllah. Oktar ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah nasıl uygun görürseniz. Mehdiyetle ilgili Hocam, İslam Birliği.
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) doğru, ne kadar güzel bir şey. Ben mesela müthiş sevindim Mehdi (a.s.)’nin olmasına, mesela olmayabilirdi bu devirde. Bir de İsa (a.s.)’yı da göreceğiz. Çok şahane bir şey değil mi bu? Ne güzel, Müslümanlar birleşecek. Bir de yobazlık da değil, ne kadar güzel. Allah vermesin yobazlık şeklinde de bir bela gelebilirdi. O da kalkıyor, yobazlık da yok. Dünya bayram yeri gibi oluyor, ne güzel, dünya Cennet’e dönecek. Çok şahane bir şey, bayağı güzel. Masonlar bile acayip seviniyorlar.
Mehdi (a.s.) başka, “hafif çekik gözlüdür” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Tamam, ben de çekik gözlüyüm hafif.
OKTAR BABUNA:“Kafkaslar üzerinden gelir” diyor. Seyyid, inşaAllah. Kafkaslar üzerinden sizin de aileniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Doğru başka?
OKTAR BABUNA:“Doğumu gizli olacaktır” diyor. Siz de evde doğmuştunuz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet ben hastanede doğmadım, evde doğdum. Çok hayret edilecek bir şey, tabii. “Kardeşi azdır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), benim bir tane ağabeyim var.
OKTAR BABUNA:“Adı adıma, babasının adı babamın adına denktir” diyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak aynen demiyor, ne Ahmet, ne Mahmut, ne Muhammed, ne Mustafa, bunların hiçbirinden bahsetmiyor Peygamber (s.a.v.). “Adı adıma denktir” diyor sadece. “Babasının adı da, babamın adına denktir” diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyadı Adnan’dır. Hz. Ali (r.a.) de söylüyor, o devirde “Mustafa Adnan Peygamber” diyor. Adı Mustafa soyadı Adnan. Herkesin bir soyadı yok mu, Peygamberimiz (s.a.v.) Adnanidir, ilk bilinen dedisiniz ismi Adnan’dır. Adnan’dan geldiği için ben-i Adnan’dır, bütün o bölgede bulunan topluluğun hepsinin adına ben-i Adnan denir ve soyadı da Adnan’dır. Nasıl şimdi insanların soyadları var. Onun da soyadı Adnan’dır. Dolayısıyla babasının adı da, Mehdi (a.s.)’nin babasının adına uygun olmuş oluyor, Adnan olmuş oluyor. Kendi adı da aynı olmuş oluyor, Mehdi (a.s.) ile aynı olmuş oluyor, Adnan olmuş oluyor.
OKTAR BABUNA:Siz açıklamıştınız Hocam, zaten dördünün de kesiştiği tek şey soyadı olabilir, başka türlü olamaz demiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O zaman mesela bir isimde tam mutabakat olmuş oluyor. Yoksa zaten Peygamberimiz (s.a.v.)’in dört tane ismi var, o zaman mutabakat olmamış oluyor. Babasının da isimleri vardır, sırf Abdullah değildir. Mesela başka isimleri de vardır. Ama burada tam mutabakat olmuş oluyor o zaman. Birde Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir mucizesi de şu var, Ahir zamanda insanlar soyadlarıyla çağırılıyor. Ne soyadın senin?
SUNUCU:Türegül.
ADNAN OKTAR:Bayan Türegül diyorlar. Adını vermezler, saygıya uymaz, Bayan Türegül. Babana ne diyorlar? Bay Türegül. Annene Bayan Türegül, tamam budur işte. Adı adına uygun kastedilen budur.
Bu arada bir haber geldi, Şeyh Nazım Hocamız rahatsızlanmış, o benim canım, o dünyalar güzeli Hocamıza Allah “Şafi” ismiyle şifa versin inşaAllah. Bütün Müslüman kardeşlerimiz dua etsinler, Hocamızı aslan gibi yine görelim, İnşaAllah. Cenab-ı Allah’tan ona acil, hemen şifa diliyoruz, inşaAllah. Sağlık sıhhat versin Cenab-ı Allah. Hocama bir bal şerbeti yapsınlar şöyle güzel, bal şerbeti inşaAllah, hakiki baldan. Hafif, bir bardakla birkaç yudum versinler, Ya Bismillah diyerek inşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Dünya tatlısıdır Şeyh Nazım Hocamız. Bir tanedir maşaAllah. Mahmut Hocam da öyle, Allah ona da uzun ömür versin.
Bak Cübbeli’ye mesela bu konuda da gıcık oldum, gidiyor, Fatih Altaylı baba denecek adam mı? Bunu nasıl içine sindiriyorsun sen? Baba diye hitap ediyor. Bak ben sana babayı gösteriyorum. Kendi şeyhindir baban. İnsan şeyhine baba der. Fatih Altaylı’ya baba denir mi?
Bir de Şeyh Nazım Hocamız’ın rahatsızlığı hakkında bize bilgi versinler, yani ne tür bir rahatsızlık, detaylı bilgileri hemen öğrenip bana bidirin. Grip, nezle tarzı mı, yoksa başka türlü bir şey mi bana bildirsinler. Grip, nezle türüyse ben de gribim şu an. Belli oluyor mu?
OKTAR BABUNA: Hiç olmuyor Hocam. Sizin zaten hasta olduğunuzu kimse bilmez, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, hem de ağır gribim. EvvelAllah, ama hiç belli değil, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Ne uyursunuz Hocam, yani çok az uyursunuz. 30 yıldır bu şekilde hiç aralıksız devam ediyorsunuz, maşaAllah. Ama İtalya’da da gördük kahredici bir zafer vermiş size maşaAllah Allah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İtalyan gençleri nasıl, Hocalarını destekliyorlar mı? Bak Hıristiyan İtalyan gençler acayip muhabbet duyuyorlarmış. “Bastırsın Hocam” diyorlarmış inşaAllah. İtalyan polisi de destekliyormuş.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam geldiler.
ADNAN OKTAR:Komünistlerden hiç hoşlanmıyorlar, İtalyan gençleri de öyle, “aman Hocamız bizi kurtarsın bu komünistlerden” diyorlarmış.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Böyle boylu poslu İtalyan gençleri kardeşlerle orada muhabbet etmişler, bayağı sevgi göstermişler. Hepsi milliyetçi.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Arkadaşlar polislere demişler, “buraya komünistler gelip olay çıkarabilir.” “Ne komünistler mi? Hiç merak etmeyin, biz buradayız” diye, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Komünistler anti-demokrat bir çizgi gösteriyorlar. Şu kapalı genç kızları okullara sokmama konusunda gösterdikleri tavırdan, onlardan o yönleriyle soğudum. Çok ayıp yapıyorlar. Kardeşim gece-gündüz demokrasiden, fikir özgürlüklerinden, samimiyetten bahsediyorsunuz, baskı kalksın diyorsunuz. Sen ne yapıyorsun? Üç tane genç kız için okulu ayağa kaldırıyorsun. Ne ayıp. Sen bilakis komünist olarak, düşünce olarak o genç kızların okula girmesi için var gücünle gayret etmen lazım.
OKTAR BABUNA:Evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Komünist demokratlığına uygun olan budur. Demokratik düşünce uygun olan bu. Sen demokratik düşünceden bahsediyorsun. Komünist ülkelerde olmayan baskıyı uyguluyorsun. Demokratlığın gitti senin. Benim bildiğim komünistler böyle şeylerde arka çıkarlar.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim derler ne alaka adam, fikir özgürlüğü var, fikrini istediği gibi savunur, demeleri lazım. Bu hatalarını telafi etsinler. Ama tabii olayların arkasında başka birileri varsa, mesela iddia edilen Ergenekon Örgütü varsa, o zaman olay değişir tabii. Çünkü iddia edilen Ergenekon Örgütü, bak çift koldan girdi. Bir böyle şamata yaparak olaya yaklaşıyor, ikincisi de başörtüsünde böyle abartı meydana getirip, tedirginlik meydana getirip, aman aman aman vazgeçelim dedirttirmek. İki türlü faaliyeti var şu an.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu oyunlara gelmemek lazım. Bir de ben öyle abuk sabuk cıvık hareketlerden hiç hoşlanmam. Yani böyle hani adam ortaya çıkacak, kafasına balkabağı gibi şey geçiriyor, ondan sonra ben Mehdi (a.s.)’yim diyor. Bunların sulu hareketler olduğu çok açık, münasebetsizlik bunlar. Müslüman böyle şeye tenezzül etmez. Bütün herkes İslam’ı, dini sever, Müslümanlığı sever. Bir insana derler, Hocam siz başta olsanız güzel olur, derler. Ne diyorsunuz der, Allah razı olsun sizden. O da, Allah öyle nasip ettiyse, madem siz de öyle istiyorsanız, peki öyle olsun diyebilir. Biz de bu insana inşaAllah Hz. Mehdi’dir deriz. Kardeşim Hz. Mehdi (a.s.) çıksa, ben de gider elini öperim. Benim istediğim zaten olmuş kardeşim, ben ne yapacağım Mehdi olup ne yapacağım, ne fark edecek bana? Yine ben Allah’a kulum, yine sevap kazanırım. Birilerinin illa beni taltif mi etmesi gerekiyor?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne alakası var bununla? İslam ahlakı hakim olduktan sonra, Türk-İslam Birliği oluştuktan sonra, benim milletim kurtulduktan sonra, konu bitti. Ama Mehdiyet’i ben müjdelemek durumundayım, Peygamber (s.a.v.) emrediyor. Bakın Resulullah (s.a.v.) “müjdeleyin” diyor, bütün Müslümanlara emretmiş. Ben nasıl açıklayayım Peygambere (s.a.v.) bunu? Dese ki, ben sana müjdeleyin dedim mi? Dedim diyecek. Cenab-ı Allah soracak, Benim Peygamberim sana bunu bildirdi mi? Bildirdi. Niye müjdelemediniz derse, ben ne diyeyim?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Eşkalini niye söylemedin, alametlerini niye söylemedin derse, ben ne diyeyim? Eşkalini de, alametlerini de söylemekle mükellefim ben, söyleyeceğiz, emir. Peygamberimizin (s.a.v.) emri, Allah’tan gelen, vahiyle gelmiş bir emir bu. Allah Peygamber (s.a.v.)’ine, Peygamber (s.a.v.)’i bizlere bildiriyor. Biz de buyruğunu yerine getireceğiz. Millet ne der? Yani millet derken, Cübbeli’nin takımı ne der, Fatih Altaylı’nın ekip ne der? Yani bunlar bir avuç adam. Çünkü bak Mahmut Hoca çok muhterem, mübarek bir insandır. Talebeleri nur gibidirler. Hocamızı konuşturduk, sorular sorduk Mehmet Talu Hocam’a. Nefis, çok güzel, çok efendi, çok nezih, ne diyor? “Ben göreceğim Hz. Mehdi (a.s.)’yi” diyor. Bu ne demektir? Hz. Mehdi (a.s.) geldi. “Ben de bir işaret var ki, bir bildiğim var ki bunu söylüyorum” diyor. O da tasavvuf ehlidir, hal ehlidir ve Cübbeli onun yanında böyle toz olmaz, toz. Çok büyük alimdir, kıyası kabil değil. Hem müceddid, hem müctehidtir tabii, ama mukallit, yani bütün ulemaya tam bağlıdır. Müceddid olduğu halde bakın ayrı bir iddiası olmaz. Normalde içtahat yapacak güçte şu an. Tabii müctehidlik yapacak durumda ama yapmıyor. Böyle değerli bir alim. Bakın onun samimi kanaati, Mehdi (a.s.)’nin geldiğini söylüyor, bunu anlıyoruz. Bak Mahmut Hoca’nın da kanaatinin bu yönde olduğunu, bir işari olarak nezaketiyle bu şekilde bildirdiğini söylüyor. Cübbeli çıkmış, Fatih Altaylı’ya “baba” diyor, “baba baba” diye peşinde geziyor, küçük çocuk gibi. Bunlar yanlış hareketler. İslam’ın bir izzeti vardır, ilmin bir izzeti vardır, bulunduğu dergahın bir izzeti var. Sen nasıl Fatih Altaylı’ya baba dersin sen? Ağzından çıkanı kulağı duymuyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben sana babayı gösteriyorum, Mahmut Hocam’dır, Mahmut Hocam’dır. Onun manevi baba edinecek, ona denir baba, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet Oktar Hocam şimdi anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Endonezya’da Müslümanlara yapılan zulüm varmış, bahsedelim mi ondan Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Edelim tabii ki.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Endonezya’da “Modern Rus Devleti Oluşturma Projesi” altında Müslümanlar eziliyormuş Hocam. 1950’lerden beri ülkede ismi konmamış bir komünist dikta rejimi hakim. İki buçuk milyon üzerinde insan devlet eliyle katledilmiş böyle bu şekilde.
ADNAN OKTAR:Bunu yapan kim? Onu göster. Kim, başta bir adam yok mu bunu yapan, asan kesen kim?
OKTAR BABUNA: Bunun adını öğreneyim Hocam hemen, inşaAllah. “Üniversitelerde Müslüman öğrenci dernekleri serbest, fakat bu dernekler baskı altında tutuluyor ve dernekteki öğrenciler nedensiz şekilde sürekli gözaltına alınıp, sorgulanıyormuş” Hocam. “Bu şekilde öğrencilerden dört yüzün üzerinde gözaltına alınmış.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bakın her yerde Mehdiyet’in tek çözüm olduğu anlaşılıyor. Şimdi bakın nasıl iki ateş arasında kalmışlar. Endonezya hükümeti gericilikten korkuyor. Yani kendilerine göre haklı nedenleri vardır, kendi kafalarına göre. Çocuklar da dinsizlikten korkuyor, imansızlıktan korkuyor. Çözüm ne? Mehdiyet. Başka da hiçbir çözümü yok. Diyorlar ki; “bana niye Mehdiyet’ten bahsediyorsun.” Memleket yanıyor, dünya yanıyor daha bunun açıklaması var mı. Ve Allah tek kurtuluş olarak Hz. Mehdi (a.s.)’ı göstermiştir. “Biz anlamazlıktan geleceğiz”, o zaman sürünmeye devam edersin ve sürünmenin dozu gittikçe artar. Başka da hiçbir çözüm kalmaz. Bak masonlar da anlıyorlar Mehdiyet’in tek çözüm olduğunu.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim dünyanın son vaktine geldik. Başka vakit yok. Beni zannediyorlar ki hurafe anlatıyorum, dediğim doğru. Ehl-i Sünnet alimlerinin izahlarına uygun. Şia’nın, Alevi kaynaklarının izahlarına uygundur. Musevi kaynaklarına uygun dediğim. Net böyle, son zamandayız. “Ben gözümle görmezsem inanmam.” Zaten Kıyamet başladığında sen görsen, inansan ne olur, inanmasan ne olur, zaten iş bitmiş oluyor. Kıyamet kapıda, çok yakın yani. Allah gök taşlarıyla bütün gökyüzünü kapladı. Neydi o Nemesis miydi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nemesis’te infaz için dünyanın böğrüne geldi, tabii. Bediüzzaman bu konuyu çok açık anlatıyor. Sungur Ağabey de çıktı, açık açık anlattı. Sungur Ağabey’in o filmini gösterin.
-MUSTAFA SUNGUR AĞABEY’İN SEMPOZYUMDAKİ KONUŞMASI-
ADNAN OKTAR:Kardeşim benim, Nur talebesi kardeşlerimin bir kısmına aklım ermiyor. Bak “Dünyanın son devrindeyiz” diyor. Çok açık konuşuyor. “1506’ya kadar zahir, aşikare, belki galibane” diyor. “Ta 42’ye kadar gizli mağlubiyet içinde, vazifeyi teviliyesini yapmasına devam eder” diyor. “1545’te de Kıyamet kopacak” diyor Bediüzzaman. Peki Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? Peygamberimiz (s.a.v.)’de aynısını söylüyor, Suyuti’nin hadislerinde, 8 tane hadis var. Kardeşlerimiz ne yapıyorlar? “Türkiye’nin sosyo-politik, jeopolitik durumunun önemini Bediüzzaman nasıl değerlendirmiştir?” Şimdi jeopolitiği kalmış mı olayın. Kıyamet kopmak üzere, 70 yıl var. Bak Sungur Ağabey çıktı, bunu söyledi. Seyyid Salih Özcan Hocam çıktı, “Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıktığını” söylüyor. Adamlar ne yapmaya çalışıyor? Örtbas etmeye çalışıyorlar. Seyyid Salih Özcan ne diyordu Hocamız?
OKTAR BABUNA:“Mehdi’yi ben görmeyeceğim ama sen göreceksin” dediğini ve bütün o açıklamaları, üstadın açıklamalarını “bir şahsa Hz. Mehdi (a.s.)’a Ahir zamana baktığı bütün görevleri onun yerine getireceğini” söylüyor.
ADNAN OKTAR:Bak mesela internet siteleri bunları almadı, bu açıklamalarını Sungur Ağabeyin. Bakın ben bütün Nur talebelerine söylüyorum kardeşlerime. Müslümanlar üstünde bir mühendislik projesi uygulanıyor, bir oyun oynanıyor. Hadislere kanaatleri tam gelsin, Peygamberin (s.a.v.) hadisleri doğru. Ahir zaman hadislerini incelesinler. Bediüzzaman’ın dedikleri doğru. Bediüzzaman yalan söylemiyor, bak her dediği çıkmış, ispatlı.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu dediği 70 yıllık devrin içindeyiz şu an biz ve çok kısa bir devir var. Seyyid Salih Özcan Hocamız’ın dediği de doğru. Yani “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı” dediği de doğru. Bunu bir tek o demiyor, Sungur ağabey de, ne diyor Sungur ağabey? “’Ben görmeyeceğim, sen göreceksin’ dedi” diyor Sungur Ağabey. Dolayısıyla örtbas etmeye çalışan insanların sözlerine değil, Bediüzzaman’ın kendi açık ifadelerine önem versin kardeşlerimiz. Risale-i Nur ile ilgili kısımları cesurca, rahatça okuyup ona göre hareket etsinler.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Selamün aleyküm Hocam” Aleyküm selam. “Ben Abdülkadir. Yaklaşık bir sene sizi yakından takip ediyorum. Küçük yaşlarımda belgesellerinizi izlerdim. Geçen sene Darwinist bir arkadaşıma, cevap vermek üzere internet üzerinde arama yaptığımda sizin adınızı gördüm ve videolarınızı canlı yayınlarınızı izlemeye başladım. Tek kelimeyle hayatımda tanıdığım en zeki insansınız.” Doğru mu bu Oktar? Sende mi o kanaattesin?
OKTAR BABUNA:EvelAllah, doğru Hocam. Bütün dünya o kanaatte Hocam. 300 eseriniz var Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi o kadar abartma.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, tarihte öyle biri yok Hocam sizin gibi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hayır tarihte deme, o yanlış, olur mu? Peygamberan var öyle deme, şimdi yanlış onu söylemen. Son zamanda seven kardeşlerimizin bir kısmı bu kanaatteler. Doğrusu budur.
OKTAR BABUNA:Materyalist, Darwinistler de o kanaatteler Hocam.
ADNAN OKTAR:Onlarla biz boğaz boğaza mücadele ediyoruz, nasıl o kanaatte olurlar?
OKTAR BABUNA:Sizin adınızı duyunca kaçıyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:“Tek kelimeyle hayatımda tanıdığım en zeki insansınız. Sırf Allah’ın varlığını anlatmak için girdiğiniz mücadelede, size yapılan iftiraları gördüm ve zerre şüpheye kapılmadım, üstüne içlendim. Neden ben bu şerefli insanlar arasında, bu şerefli mücadelede, bu şerefli eziyetler içinde değilim diye. Allah biliyor okuluma yönelik mecburiyetlerim olmasa, bir dakika durmaz, yanınıza gelirdim. İnşaAllah geleceğim ve gecem ve gündüzüm sizinle aynı yönde yürümek için. 40 tane Hz. Mehdi ve protein ile ilgili videolardan internet sitelerine yerleştirdim. Şimdi sizden, benden filmini yapmamı istediğiniz bir konuyu seçmenizi rica ediyorum. Selam ve dua ile muhabbetlerimle efendim” diyor. MaşaAllah ne kadar saygılı bir çocuk. Tamam, bir düşüneyim, söylerim ben.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim peki biz böyle mühim bir devirde oluruz da bir Mehdiliği ben kapatırsam, İsa (a.s.)’nın inişini kapatırsam, bu benim normal bir Müslüman olduğumu gösterir mi?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Allah İsa (a.s.) inecek diyor, ben önemsiz göreceğim. Mehdi (a.s.) çıkacak diyor, önemsiz göreceğim. İslam ahlakı dünyaya hakim olacak diyor, önemsiz göreceğim. İttihad-ı İslam olacak diyor, önemsiz göreceğim, ne anlatayım? Cübbeli gibiseks fıkrası mı anlatacağız?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, (haşa).
ADNAN OKTAR:Tabii ki bu konuları anlatacağız.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Rabbim gücünüzü, kudretinizi, heybetinizi artırsın inşaAllah. Hocam iki gün arka arkaya ziyaretçilerinizin gelmesi, masonlar ve diğerleri, Peygamber Efendimiz`in...” Evet, işte güzel bir şeyler yazmış, maşaAllah.
“Selamün aleyküm değerli Hocam. Bu akşamki kıyafetiniz çok hoş. Sizden kime bahsettiysem, evet sizi tavsiye ediyorum” diyor. Gülşen. Ne güzel isim, ilk defa duyuyorum. “Sizin hakkınızda olumsuz düşünceler var” diyor. Kardeşim şimdi Aydın Doğan beni överse, Fatih Altaylı överse ben mahvoldum demektir.
OKTAR BABUNA: Allah saklasın estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah vermesin. Eğer ben mücahidsem, Allah yolunda cehd ediyorsam, dava adamıysam karşıtlarım mutlaka olması lazım. Ateistler, Darwinistler, materyalistler mutlaka ve münafıklar bana karşı tavır ve cephe alması lazım. Almazlarsa beni mahvederler, Allah esirgesin.
OKTAR BABUNA: Allah saklasın, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, bana çok büyük kötülük yaparlar. Bana karşı mücadele etsinler. Ben de onlara karşı mücadele edeceğim. Bu ihtiyaç, istirham ediyorum.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Çok kötü olur Allah vermesin, gıdam kesilir, inşaAllah. Onların bana karşı muhalefeti benim gücümü artırır. Adale bile öyle gelişiyor, ağırlık kaldırdıkça vücutta gelişiyor, tabii öyledir. Dalalet bana saldıracak, tuğyan bana saldıracak ben de onları pestil gibi ezeceğim. Öbür türlü olmaz, haklı mıyım?
SUNUCU:Haklısınız.
ADNAN OKTAR:“Adnan Hocam selamün aleyküm. Bizler Türk-İslam ülküsünü kendisine hayat felsefesi olarak kabul eden hareketin mensuplarıyız.” Hay koç yiğitler hay, maşaAllah. “Sizin sohbetlerinizi yeni takibe başladım. Sormak istediğim, sekiz yıldır CIA ajanlarının kefilliği ile ABD’de bulunan Fethullah Hoca ve cemaati konusunda ne düşünüyorsunuz? Hedef turan, rehber Kuran. Allah yar ve yardımcınız olsun. Faruk Korkmaz.” Faruk kardeş, ben Fethullah Hoca cemaatinden çok kişilerle; ben eskiden o kadar incelemezdim. Fakat çok fazla dedikodu, laf, söz gelince inceledim, yani biraz baktım. Ordan bir insan bulamıyorum konuşacak. Yani nedir, nasıl oluyor? Yani faaliyetler az, insan göremediğim için. Geçen günler bizim çocuklarla görüştüm, yeni gelen tanıştığım çocuklar. Hocam dediler biz onlarla tanıştık görüştük falan. Nedir falan dedim. Özetle birkaç genç kızla konuştuk, dün yine birkaç genç kız gelmişti onlar da dediler. Herhalde benim gördüğüm, zenginler, Allah rızası için gençlere ev açıyorlar, ondan sonra bedava onlar, o öğrenciler o evde kalıyor, okullarına gidip geliyorlar. Müdahale yok, yani böyle bir disiplin yok. İlla şöyle olacaksın, böyle olacaksın, hiçbir şeylerine de karışmıyorlar. Varsa karışan bana söylesin, yani yok. Ama o hamiyet ve koruma, o ilgi ve alaka, vefa duygusu meydana getiriyor anladığım kadarıyla ve sevgi duyuyorlar. Ama öyle bağnaz gençler gelişmiyor. Böyle tutucu, bağnaz böyle cins tipler oluşmuyor, genellikle mülayimler, halim, selimler. Onun için bir risk oluşturan anormal bir yapılanma ben görmedim. Türkiye`yi seviyorlar, vatanlarını seviyorlar, milletlerini seviyorlar. Büyük Türkiye`yi istiyorlar, mesela Türk-İslam Birliğini istiyorlar. Açıkça dillendirmeseler bile amaçlarının o olduğu anlaşılıyor. Modern insanlar. Fethullah Hoca orada esir benim gördüğüm, başka açıklaması yok olayın. Ama bir risk gören varsa, bana yazsın. Anormal gören varsa, bak bizim adresimiz var, ama hakaret falan ben onları dinlemem, ben öyle münasebetsizlik istemem. Samimi olarak; hakikaten Türkiye`nin geleceği açısından, vatan millet menfaatleri açısından, Türk-İslam Birliği açısından bir risk varsa, görüyorlarsa, bana yazsınlar ama mızrak çuvala sığmaz, şu ana kadar olsa görürdük.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Olması için de sebep yok. Fethullah Hoca şu yaşlı başlı haliyle niye vatanın milletin aleyhinde olsun, ne zoru yani? Ne çıkarı olur. Bu gençler şimdi 200 dolar maaş için Kongo`ya gidiyor, Çad`a gidiyor falan. Sırf pislik olsun diye gidip o işlerle uğraşmaz adam 200 milyona. Deli mi adam? Gider mafya falan için çalışır yani. Onun için bana inandırıcı gelmiyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hiç yoktan iyidir, hiç yoktan. Mesela hiç olmasalar daha mı iyiydi? Kim bilir ne olacak o zaman o çocuklar? Kimlerin eline geçecek. İyi işte, hiç olmazsa bir Allah korkusu, Allah sevgisi, Bediüzzaman`a karşı bir sevgi, Said Nursi`ye karşı bir muhabbet oluyor kalplerinde. Güzel, ama riskli, hatalı, bozuk yönler görüyorlarsa biz söyleyelim, buradan anlatalım. Onlar mülayim insanlar, laf söz dinlerler. Anlatırım ama ben şimdi hayali vakalarla acayip konum oluşturamam yani, yok.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Tabii akılcı bakıyorum.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR:Mesela dün gelen iki kız çocuğu vardı, onlarla da konuştum. Onlar, arkadaşlarla beraber kalıyoruz dediler. Baktım kızın birisi açık, birisi kapalı, çok halim selim. Nasıl kalbimde onlara karşı şey? Olumluydu yani böyle kalbimde bir şey ama bir abartılı bir bağlılığı da yok, yani ortalı. Olsa da olur, olmasa da olur şeyinde. Tamam, öbür kıza da baktım o da öyle, ortalı. Ama bırakılsa kim bilir nereye düşecekler. Hiç olmazsa güven içinde işte temiz, rahat bir ortamda okullarına devam ediyorlar. İyi, güzel, bir şey yok. Ama en ufak bir yamukluk varsa, her hangi bir yerde, bir tek yerde değil, panter gibi çökerim üzerlerine. Kim varsa söylesinler ama net doğru olacak. Ben o yönde deliyim onu söyleyeyim. Bir tek Allah`tan korkarım. Allah`ın delisiyim ben, gözümü daldan budaktan korumam. Kanun, hukuk ölçüleri içerisinde tabii, nezaket ölçüleri içerisinde. Abartılı böyle mantıksız bir şey yapmam, makul davranırım. Ama Türkiye`nin bölünmesi bilmem ne, ona deliririm onu söyleyeyim. Öyle bir şeyde benden öyle, hani sakin sakin oturup seyretmemi beklemesinler, öyle bir şey olmaz. Ama onda da mutlaka kanun hukuk ve şefkat ölçüleri içerisinde. Ben hiçbir zaman için zulüm ve şiddetin içerisine girmem.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Kanunsuzluğun içerisine de kimsenin girmesine müsaade etmem.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. “Sayın Muhammed Adnan Hocam öncelikle selamlarımı sunarım.” MaşaAllah, bu Muhammed Adnan ismi acayip hoşuma gidiyor. Sırf Adnan değil, Muhammed Adnan şahane.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR:Muhammed ismi şahane bir isim. Muhammed, acayip güzel, maşaAllah. “Öncelikle selamlarımı sunarım.” Aleyna aleykumselam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Size bir sorum olacak inşaAllah. Geçen programınızda Hz.Musa (a.s.)’nın Ahit Sandığından bahsettiğiniz ve hatta bunu aramak için insan dışı varlıkların kullanılacağını belirttiniz. Sorum şu ki, o sandık Hz. Mehdi (a.s.) tarafından bulunmayacak mı ve o zatın o sandığı aramasına gerek var mıdır? Yoksa ona kalbine ilham mı olacaktır? O sandığı bulması onun Hz. Mehdi (a.s.) olmasının delili değil midir? Saygılarımla.” Ama tamam da sebebe sarılınması lazım. Mesela Mehdi (a.s.)’nin talebeleri bile bulmuş olsa, yine bu Mehdi (a.s.)’ye mal olur.
OKTAR BABUNA:Tabii, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.)’ye mal olur. Mehdi (a.s.)’nin de cin kullanması çok makul. Bir de üç harfli, dört harfli, diye millet bir de onu çıkarmış. Ne demek o üç harfli. Niye cin demiyorlar? Adamların ismi cin, niye çekiniyorlar? Var mı bir bildiğiniz konuda?
SUNUCU:Şey diyorlar Hocam, ismini anınca gelir.
ADNAN OKTAR:Gelsin, kötü mü, ne olmuş?
SUNUCU:Gelince de korkuyorlarmış.
ADNAN OKTAR:Niye, çok şeker cinler, niçin korkuyorlar? Onlar kime ne yapacağını bilirler, inşaAllah. Şimdi cinlerin sandığın yerini bildiğini biliyoruz ama söylemiyorlar şu an. Yani bizim bağlantı kuran arkadaşlarımız, benim cinlerle bağlantım yok. Bağlantı kuranlarla bağlantım var. Dün de bir hanım kardeşimiz geldi, burada hakikaten uzman o konuda. Belli bir vakte kadar izinli değiller gördüğüm kadarıyla. Ama vakti gelince de yerini söyleyecekler, anlaşılıyor bu, inşaAllah. Yani özetle bakın arkadaşlar açık açık söylüyorum, sandığı bulacağız. Hz. Musa (a.s.)’nın sandığını bulacağız. Bakın, Nuh (a.s.)’un gemisinin yerini de söyledim, Ağrı Dağı’nda bulunacak dedim, gittiler buldular, doğru mu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Buldular. Şimdi diyorum; Hz. Musa (a.s.)’nın sandığı bulunacak, içinde de kutsal emanetlerle birlikte bulunacak. Ve tabletlerden de birkaç tanesini bulacaklar içinde. Net, yani söyleyip de geri aldığım bir söz yoktur benim.
OKTAR BABUNA:EvvelAllah, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tevrat’ın orijinali bulunacak ve İncil’in de orijinali bulunacak. Gitsinler karbon metoduyla baktırsınlar, yaşını da tespit ettirebilirler, o yasak değil. O Hz. Musa (a.s.)’nın sandığını, onun da yaş tespitini özel olarak yaptırtacağım, inşaAllah, eğer ki itiraz olmazsa.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Hocam bir mesaj daha var Şeyh Nazım Hocamız’dan.
ADNAN OKTAR:Evet?
OKTAR BABUNA:Aleykum selam, her şey yolunda kardeşim. Düzelmeye başladı sultanımız ama duanızı eksik etmeyin inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, maşaAllah. Duamız Hocamızın üstünde inşaAllah. Sevgilerimi selamlarımı söylesinler. Benim niyetime şöyle bir sakallarını sevsinler Hocamızın. Her geldiğinde sakallarını seviyordum Şeyh Nazım Hocamız’ın. Benim niyetime, şöyle Hocamızın niyetine şöyle seveceğiz desinler.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, Hocam
ADNAN OKTAR:Selamımı söylesinler. O bismillah der kalkar inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. “Esselamu aleykum” demiş kardeşimiz. Uzun bir sevgi silsilesi geliştirmiş, maşaAllah. Sonu Adnan Hocamla bitiyor, maşaAllah, Allah sevgini artırsın. Allah Allah ne güzel bak, şuradan çok makul bir yazı bu. Allah Allah maşaAllah. Sonra bunu göstereyim sana çok acayip, müthiş bir yazı tekniği kullanmış, görüyor musun? Bak buradan böyle bir isim çıkıyor. Buradan da bu isim çıkıyor yandan, bayağı zor bu, çok zor. Konuda çok mantıklı bir konu. Bayağı zor, maşaAllah.
Evet, Yusuf Suresi’nden kardeşimiz sormuş ama vaktimiz dar, beş dakikamız var.
“Değerli Hocam, Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.” Aleyna ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Hocam 56 rakamına dikkat çektiniz. 1956 yılı Risale-i Nur’ların serbest bırakıldığı yıl olarak biliyor, inşaAllah.” Ayrıca Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın tam ilmihalinin çıktığı yıldır. Çin’de en büyük depremin olduğu yıldır. Yani birçok olaylar o yılda oldu. Said Nursi Hazretleri’nin bu yıla dikkat çektiğini biliyoruz. Şimdi Serdar sen çok aleni bir şeyler yazmışsın, olmaz. Allah’ım bunları durdurmak o kadar zor ki.
ADNAN OKTAR:“Fatih Altaylı formülü buldu” diyor, 8 Sütun, nedir bu? Ama uzun bir yazı, ben bunun ne olduğunu bilmeden okuyamam.
Evet, bir ayet okuyayım. Bismillah. Şeytandan Allaha sığınıyoruz. Tamam, hangi Sureyi açtın? Yasin. “Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi.” Allah-u Alem Hızır (a.s.). Mesela bu tip ayetlerde hep böyledir. İsmi belirtilmeyen bir şahıs gelir ve olağanüstü yardımda bulunur Müslümanlara. “’Ey kavmim elçilere uyun’ dedi.” Bu kişiler de Peygamberleri destekliyor, “birisi.” Çok acayip bir şey. Ebcedi ayetin 2036 tarihini veriyor. İslam’ın en şanlı olduğu tarihler. Yasin Suresi yine 17. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bizim üzerimize de sorumluluk ve görev olarak apaçık bir tebliğden başkası yoktur.” Yani bizim görevimiz İslam’ı tebliğ etmek Kuran’ı tebliğ etmektir, bizim vazifemiz budur, diyor. Bu ayetin ebcedi de tam 2010 tarihini veriyor. Bu yılın tarihini veriyor 2010. Bak, “bizim üzerimize de apaçık bir tebliğden başkası yoktur.” “Apaçık,” yani alenen herkesin göreceği gibi, herkesin duyacağı gibi, açık bir tebliğden başkası yoktur diyor. Bizim görevimiz budur. 2010 tarihini veriyor.
36. Sure “Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.” Mesela insanlar o zamanlar türler bulundu zannediyorlardı, hayvan türleri. Bak diyor ki Allah; “daha bilmedikleri nice şeylerden.” Her gün yeni hayvan ve bitki türleri bulunuyor, her gün. Ama çok fazla sayıda bilinmiyor. Allah ne diyor; “daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.” Yani sürekli demek ki Kıyamet’e kadar insanlar türleri bulmaya devam edecekler. Kuran çünkü Kıyamete kadar geçerli.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.” Bir hedefe doğru gidiyor güneş, diyor Allah. Güneş hakikaten sonunda çarpışacağı bir noktaya doğru gidiyor. En sonunda bir yıldızla çarpışacak, bu bilimsel olarak bir gerçek. Allah öyle bir yöne doğru yönlendirildiğini söylüyor güneşin. Bak bilim, yeni buldu bunu bilim, bilinmiyordu bu. Allah diyor belirli bir yere doğru, belirli bir noktaya yani bir çarpışma noktasına, bir son noktaya gidiyor güneş diyor. Tabii daha oraya gitmeden ayrıca Kıyamet kopacak da, ama yörüngesinde, yani hedefinde böyle bir yerin olduğunu belirtiyor Allah. Ve bilimin de bunu sonradan bulması çok büyük bir mucize. Evet, bitmiş ne yapıyoruz?
OKTAR BABUNA:30 dakika sonra Aksu Tv ve Kahramanmaraş Aksu tv’de devam edecek Hocam inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...