SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza, Aksu Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo ve aynı zamanda Harunyahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyrun.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Oktar Hocam ne anlatalım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, size bir soru vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.
OKTAR BABUNA:“Allah hayırlı akşamlar versin Hocam. Allah ayetinde, şeytandan Allah’a sığınırım; ‘Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma’ ayetinde, ‘göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa’, Allah ayetin bu kısmında, göğe dayanan bir merdivenden bahsediyor demiş” izleyicimiz. “Uzay mekikleri fırlatılırken ayette bildirildiği gibi, göğe doğru bir asansör sistemi konuluyor ve bu merdiven sistemi sayesinde, uzay mekiğine binilip yolculuk gerçekleştiriliyor. Ayet, bu yönüyle, uzay mekiklerine işaret ediyor olabilir mi?” demiş, Mustafa Altınok, resmini de göndermiş. Bu şekilde ayet bakıyor olabilir mi demiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii ki, tam mutabık. Ahir zamanda olacak bir olayı, Kuran kapalı bir dille anlatır. Kuran’da anlatılan yerler vardır, olaylar vardır. Bir çok şey anlatılır, konu içerisinde geçer. Onları bir kısım insanlar herhangi bir söz zanneder. Halbuki O, karşılaşılacak bir olaydan bahsediyor, Cenab-ı Allah. Mesela bak koku nakli, şu an çalışılmaya başlandı. Mesela kokuyu nakletmek mümkün, son aşamada. Koku nakledilebiliyor. Kuran’da buna işaret ediliyor, anlatılıyor ve aynısıyla görüyoruz. Mesela Kuran’da vadiden bahseder, belli bölgelerden bahseder, bir çok olaydan bahseder. Hepsinin mutlaka bir karşılığı vardır. Mesela, Hz. İsa (a.s.)’nın gösterdiği mucizelerden bahseder. Onlar böyle gelmiş geçmiş olaylar değil, insanların, karşılaşacağı olaylar bunlar. Önümüzdeki yıllar çok harikadır. Böyle metafizik bir asra gireceklerini insanlar pek tahmin etmiyorlardı. 20. yüzyıla girilmiştir, artık internet çağıdır, işte kakara kikiri öyle geçer dünya zannediyorlardı. Bir de baktılar ki dünya metafizik. Bak mesela, maddenin hakikatini bir anlattım, insanların kanı iliği çekildi. Hiç tahmin etmiyorlardı. Maddeyi dışarıda renkli, ışıklı olarak var zannediyorlardı. Bir de baktılar ki madde renkli ışıklı değil, siyah beyaz, saydam, bir de ayrıca maddeyi beyinlerinin içinde görüyorlar. Dışarıdaki maddeyi de göremiyorlar. Mesela bu hiç tahmin etmedikleri bir şeydi. Bu aslında en büyük darbe oldu. Şu anlattığım konu var, en büyük darbe budur. Bu bütün keyiflerini kaçırdı. Benim daha bu konuda sürprizlerim var onlara. Yani bir yöntem göstereceğim onlara, bunu yaptıklarında madde olmaktan tamamen çıkacaklar, inşaAllah. Ama şimdi bir kısım insanlar aklını atar diye ben böyle bir konuyu anlatmıyorum, yani kaldıramazlar. Onun için onları güçlendirdikten sonra, ona karşı tedbirlerini onlara gösterdikten sonra bunu anlatacağım. Madde olmaktan nasıl çıkacaklarını da görecekler. Beyninin içindeki o yaşantıyı görmüş olacaklar. Çok da detay vermiyorum, işte bu kadar diyorum yeter o, inşaAllah.
“Selamun aleyküm değerli Hocam. Sizi internetten, televizyondan görüp, dinleyip anlattıklarınıza şahit oluyoruz. Sizin gibi biri daha yok. Her gece bıkmadan, usanmadan büyük bir gayretle bizlere sesleniyorsunuz. Nefesinize kuvvet. Çok cesaretlisiniz Hocam, maşaAllah.” Gülşen çok sevimli.
“Selamun aleyküm Hocam. Sizi çok seviyorum.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Oktar Hocamı da çok seviyorum. Ona da selam söylüyorum.”
OKTAR BABUNA:Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu.
ADNAN OKTAR: “Hocam ben, Mehdi (a.s.)’yi bulduğuma inanıyorum. Allah yüzlerce alamet yaratmış, görmemek nasıl mümkün? Ama daha önceki konuşmalarınızda, Hz. Mehdi (a.s.)’ye talebe olmanın, çok zor olduğunu, gelen talebelerin bu zorluğa fazla dayanamayıp, kısa sürede Mehdi (a.s.)’nin yanından ayrılabileceğini söylemiştiniz. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ye talebe olmak istiyorum ama şu an kendimi gerektiği gibi hizmet edebilecek şekilde yeterli göremiyorum. Talebe olamasam bile ne yapmalıyım Hocam. On tane ‘Darwin’ de olsa, milyonlarca münafıkda olsa, siz Allah’ın izniyle hepsini alt üst edersiniz, inşaAllah.” Ankara’dan efendim koçyiğit bir kardeşimiz.
Şimdi bak benim kardeşlerimin yapacağı şu. Bu Mehdiyet’i her tarafa yaysınlar. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatsınlar. Maddenin hakikatini anlatsınlar. Zaman sürekli lehimize gelişecektir bak göreceksiniz. Şimdi biz doğru yolda ilerliyoruz. Sürekli bir görüntülerle karşılaşıyoruz, olaylarla karşılaşıyoruz. Ama bak hep, Allah hep lehimize geliştiriyor olayları. Sabırla devam edeceğiz. Yani bir anda olmaz bu konular. Yani birisi çıkıp birdenbire Mehdi (a.s.) çıktı, mesela öyle bir şey olsa bile, her halükarda Allah’ın bir planı var, yarattığı bir sistem var, o akışını devam ettirecek. Biz candan olmakla mükellefiz. Samimi olmakla mükellefiz.
Seval. “Selamun aleyküm Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Sizleri beğeniyle izliyor ve takip ediyorum. Programlarınızı hiç kaçırmıyorum.” Tabii. Hem ona dikkat et, hem de akrabalarına da söyle, tanıdıklarına da söyle onlar da seyretsinler. “Kitaplarınızı, dergilerinizi yakından takip ediyor ve okuyorum, inşaAllah. Sizin anlattıklarınızla içimiz tekrar imanla doluyor, inşaAllah. Gerek kişiliğiniz, gerekse programınız, insanlığa çok şeyler kazandırıyor. Müminin kendisini öldü kabul ederek hareket etmesi nasıl olur? Bu şekilde hareket etmesinin mümine kazandırdığı ahlaki özellikler nelerdir?” Antalya’dan Seval Hanım. Çok şey kazandırır. Tevazu kazandırır, şefkat kazandırır. Diğergamlık, fedakarlık kazandırır, yani saymakla bitmez. Çok güzel bir şey o. Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Başmüzakereci Egemen Bağış’ın bir ifadesi var Hocam. “Avrupa sıkı dur Türkiye gelip seni kurtaracak” diye. Gazete de çıkan bir haber Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok güzel söylemiş.
OKTAR BABUNA: Siz 2 yıl önce Hocam, Azerbaycan Devlet Haber Ajansı’nın 14 Ağustos röportajında 2008’ de, diyorsunuz ki: “İşin doğrusu Türkiye, dünyanın en büyük devletidir. Yani abartmıyorum en büyük devleti. Şöyle olacak, Türk-İslam Birliği’nin, büyük Türk-İslam Birliğinin lideri olarak Avrupa Birliği'ne girecek. Türkiye o zaman hem Avrupa’yı besleyecek, hem Avrupa’yı güçlendirecek, Hem Rusya’nın beli doğrulmuş olacak, hem Ermenistan rahatlayacak. Hem İsrail rahatlayacak, hem Filistin sorunu hallolacak. Türkiye bütün dünyayı kurtaracak bir devlettir. Bütün dünyanın sigortası gibidir Türkiye. Çok hayati bir devlet, bunu 10-20 yıl içerisinde bütün dünya görmeye başlayacak ve bütün dünyayı kardeş haline getirecektir Türkiye. Bu Allah’ın inşaAllah kanunu, kader böyle inşaAllah” demiştiniz, daha kimse söylemeden Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnsanlar mazlum varlıklar, fakat bırakıldığında düz yaşamak ister. Yemeğini yiyip, uyumak ister. Allah’ın varlığını bilir ama Allah’a da öyle çoşkulu kul olmaktan kaçınır birçok insan. Türkiye metafizik bir bölgedir, yani metafizik bir kara parçası ve özellikle İstanbul çok metafizik bir noktadır. Onun için bütün mesela İslam aleminin başkenti yapılmıştır zamanında, Hıristiyan aleminin başkenti yapılmıştır. Hep İstanbul merkezde, burada olaylar dönmüştür. Bütün önemli olaylar hep burada olmuştur. Hatta Hz. Musa (a.s.)’nın da buraya geldiği biliniyor. Birçok Peygamberin buraya, İstanbul’a geldiği bilinir. Birçok sahabe buraya gelmiştir, kilit bir noktadır, önemli bir noktadır. Bizim milletimiz de uzun bir terbiyeden geçti, acıyla, çileyle, yani hanımlar da, beyler de acıyla, çileyle imtihandan geçtiler. Bizim millet böyle kadirşinas olmayı, vefalı olmayı, sevgi dolu olmayı çok güçlü şekilde öğrendi. Mesela bak Allah bir örnek gösterdi. Erbakan Hocamıza gösterilen şu sevgi var, bu milletimizin işte özeti. Mesela bir tarafta nispeten genç sayılacak, işte entel bir Profesör Numan Kurtulmuş. Bazı enteller de onu destekliyor. Aydın Doğan da destekliyor. Diyorlar, Erbakan da işte yaşlı adamdır, bırakın onu artık ilgilenmeyin, o kendi köşesinde ölsün artık, yaşasın veyahut ne yapıyorsa yapsın. Biz kendi işimize bakalım. Artık böyle dünya modern dünyadır. Biz modern söylemlerle; söylem diyorum özellikle onların ağzıyla. Çok güzel neticeler alırız, gibi düşünüyorlardı. Bakın vefa, şefkat, sıcak duygular, kadirşinaslık ezici şekilde galip geldi, hepsi birden kucakladılar. Mesela bir ahlak gösterisi oldu bu, üstün ahlak gösterisi oldu. Bir sevgi gösterisi oldu. Bu milletimizin göreve hazır olduğunu görmemiz demektir. Yani Allah millete gösteriyor. Bakın küçük bir örnek ama büyük bir anlamı var, yiğit millet. Mesela başka bir ülke olsa Avrupa’da falan, hemen Güneydoğu’nun bölünmesini konuşurlar, “verelim gitsin” derler. Uğraşmıyorlar mesela; İngiltere’de olsun, İspanya’da olsun, her yerde olsun, diğer ülkelerde, ver kurtul politikası vardır. Bizim milletimiz delikanlı, “asla” diyorlar. Mesela; Kıbrıs konusunda da, dediler; “Kıbrıs’ı verin, ihya edeceğiz sizi” dediler. Hiçbir şekilde kabul etmedi devlet. Acayip baskı yaptı Avrupa, Amerika, herkes baskı yaptı. “Kıbrıs bitti” dediler. “Ne alakası var Türkiye ile çekin askeri, verin Kıbrıs’ı. Biz bakarız oradaki Türklere, sorun değil yani konu bitmiştir” dediler. Devlet asla kabul etmedi. Millet asla kabul etmedi. Mesela bak Güneydoğu’da da acayip güç şartlarda, devlete çok pahalıya mal oluyor. Müthiş stres altındalar, muazzam zorluklar var ama bir karış vatan toprağını dahi vermiyorlar. Çünkü aldıkları terbiye bunu gerektiriyor. Aldıkları iman dersi bunu gerektiriyor, asla yapmıyorlar, çok şahane.
Mesela Aydın Doğan birisini destekliyor, millet, “aman” diyorlar, “bunda bir şey var.” Mesela birini desteklemiyor, mutlaka doğru yoldadır, haklıdır, diyorlar. Bak bunun özel dersi verilmedi. Millet vicdanıyla bunu kendi buluyor. Bunun dersi verilmiş olabilir ama dar planda verildi. Ama millet kendi buluyor. Bu bizim milletimizin yüksekliğini gösteriyor. Ruh kalitesini gösterir inşaAllah. Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Münafıkların korkaklıklarından bahsedelim mi Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Anlat
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah, Kuran’da bildiriyor. Müminleri korkuyla imtihan edeceğini bildiriyor Allah. “Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.” Allah, korkuyla imtihan edeceğini bildiriyor inşaAllah. Müminlerle, münafıkların tavırları çok farklı oluyor. Mesela münafıklar, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Ayette şöyle buyuruyor Allah, “Kendilerine; Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin’ denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?’ dediler.”
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman da söylüyor bak, “havf damarı korkudan dolayı, Müslümanlar başarılı olamıyorlar” diyor. Alimleri korkutuyorlar, halkı korkutuyorlar, diyor. Alim korkutulunca höt dediğinde, pır adam uçuyor. Uçuyor, kaçıyor başka dallara konuyor. Mesela burada çocukları bırakıyor, hanımları bırakıyor. Yaşlıları bırakıyor, herkesi bırakıyor. Kendi canını kurtarmanın derdinde oluyor. Uçtuktan sonrada o cik cik cik dışarıda ötüyor. Yiğitsen, delikanlıysan burada kalsana, burada mücadele versene. Kerkenez kuşu gibi. Pır uçuyorsun. Oradan da cik cik cik ötüyorsun. Hem de ben Müslüman’ım, mücahidim, yiğidim, delikanlıyım, diyorsun. Müslüman şehit olmayı da istiyor, gazi olmayı da istiyor, hapsi de göze alır, hepsini göze alır. Sen nasıl delikanlısın, nasıl Müslümansın. On bin kilometre öteden Mehdi (a.s.)’yim diye bağırıyor oradan. On bin kilometre ötede olmaz Mehdi (a.s.). Burada olması lazım, İstanbul’da olacak. Beş bin km öteden, yedi bin km öteden Mehdi (a.s.)’yiz diye bağırmayla olmaz. Delikanlılarsa gelsinler, burada Müslümanca mücadelelerini devam etirsinler, inşaAllah.
Bak Bediüzzaman diyor ki, Said Nursi Hazretleri; "İnsanda en mühim ve en esaslı bir his, korkma hissidir.” Demek ki it gibi korkuyorlar bir kısmı, güya Müslüman’ım diyor ama it gibi korkuyor. “Hileci zalimler (deccaliyet) bu korku damarından çok istifade etmektedirler. Onunla korkakları gemlendiriyorlar.” Yani ağzına ipi sarıp çektiğinde, hani eşeğin ağzına sararsın böyle ipi, çektiğinde o hızla giderken birdenbire durur. Ağzını gemlendiriyor. Bak Bediüzzaman eşeğe benzetiyor onları. “Ehli dünyanın casusları ve dalalettekilerin propagandacıları.” Bak, “ehli dünyanın casusları ve dalalettekilerin propagandacıları halkın ve bilhassa alimlerin bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, kuşkularını tahrik ediyorlar.” Şimdi bana yine böyle üst düzeyden birisi, aynı kanaldan genellikle, birçok Hoca efendiyi de öyle korkuttular. Dediler ki; “Türkiye’den hemen kaç, çok büyük olaylar olacak, başın belaya girecek.” Birçok Hoca efendi de o yüzden kaçtı. Malum bir şahsiyet var, ünlü kabadayı böyle herkese dayılık yapan bir tip. Kendi kaçmadı da, bütün milleti kaçırıyor ne hikmetse. Onun tayfasından birisi bana da geldi. Dediler ki; “Hocam, sen bir an önce Türkiye’den kaç. Başın çok büyük belaya girecek. Sana 25-30 sene hapis cezası verecekler” dediler. Ben ne dedim? H, O, Ş, T harflerinden oluşan bir cümle kurdum. Bak yanlış anlaşılmasın. H harfi, O, Ş ve T. Arkasından da, ilgili dog İngilizcede karşılığı, cevap budur, yani olay budur. Benim gibi delikanlı adamı, beni korkutmaya çalışıyorlar. Kaç defa haber gönderdiler, kaç defa. Adamlar ortada. Aynı it-kopuk takımı birçok Hoca efendiye haber gönderdi. Onlar pır, kerkenez kuşu gibi kaçtılar. Korktu adamlar, biliniyor. Yani o gönderilen haber üzerine kaçtılar. Dediler ki; “sizi mahvedecekler haberiniz olsun. Darmakeşan olacak kaç” dediler, alayı kaçtı. Birçoğu yani zaruri gidenleri tenzih ediyorum. Onlar ayrı, onlar değerli insanlar, yani Fethullah Hoca ve bazı alimler, onlar ayrı. Ama bak Bediüzzaman ne diyor? "İnsanda en mühim ve esaslı bir his, korkma hissidir. Hileci zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler. Onunla korkakları gemlendiriyorlar.” Köylerde böyle eşeğin ağzını bağlarlar ona gem der. Çektiğinde eşek istediğin yere gider. “Gemlendiriyorlar. Ehli dünyanın bak casusları” ifade çok manidar casus, yani siyasi gücü olan özel kişiler. “Ve dalalettekilerin propagandacıları,” özel propagandacıları, “halkın ve bilhassa alimlerin bu damarından çok istifade ediyorlar” diyor. Etmişler mi? Etmişler, bak netice almış adamlar. “Korkutuyorlar, kuşkularını tahrik ediyorlar. Cenab-ı Hakk korku damarını hayatı korunması için vermiştir” diyor. Yani bir içgüdü olarak vermiştir. “Hayatı tahrip için değil” diyor. İslam’ı tahrip etmek için değil, kendilerini mahvetmek için değil. “Ve hayatı, ağır ve zor ve çok acı ve azab yapmak için vermemiştir. Korku, iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hatta beş, altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatla bir korku, meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, kırk ihtimalden bir ihtimal ile korkmak; kuruntudur, hayatı azaba çevirir. İşte, ey kardeşlerim. Eğer ateistlerin dalkavukları sizi korkutmakla mukaddes, manevi mücadelenizden vazgeçirmek için size hücum etseler, onlara deyiniz: ‘Biz hizbü'l-Kur'an'ız.’” “Hizbullah’ız. Allah hizbiyiz deyin” diyor. “Kuran hizmetkarıyız deyin” diyor. Biz de onu diyoruz. Ama bak, bütün dünyadaki Müslümanların tamamı Hizbullah’tır, Allah hizbidir, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Ayette Cenab-ı Allah Hicr Suresi, 15/9; “’Şüphesiz ki Kuran’ı Biz indirdik. Onu koruyanlar da elbette Biziz’ sırrı ile Kuran’ın kalesindeyiz” diyor, Bediüzzaman. “’Allah bize yeter, Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.’ Al-i İmran Suresi, 3/173 ayeti, etrafımızda çevrilmiş muhkem bir surdur” diyor. “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.” Bu ayet diyor; “etrafımızda çevrilmiş bir muhkem surdur. Binler ihtimalden bir ihtimalle şu kısa, geçici hayatta küçük bir zarar gelmesi korkusundan.” Yani işte hapse girecek, çıkacak ve yahut bilmem ne olacak. Halbuki delikanlı adamın bir yatağı evinde. Bir yatağı damda. Gerekirse gider yatar. “Ahiret hayatımızda yüzde yüz, binler zarar verecek bir yola bizi kendi irademizle sevk edemezsiniz." Bak, “ahiret hayatımızda yüzde yüz, binler zarar verebilecek bir yola bizi kendi irademizle sevk edemezsiniz." Çünkü korkak, aciz, zavallı, ödlek konuma düşmüş oluyor, inşaAllah. Evet, Mektubat sayfa 403, 404.
Şimdi mesela ödlek adam ne yapıyor? Diyorlar ki; Müslümanlar birleşsin mi, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği olsun mu, diyor. Adam acayip sesler çıkarmaya başlıyor. Diyor ki; İttihad-ı İslam olsun mu? Bak, korkaklıktan söyleyemiyor. Sırf korkaklıktan, başka bir nedeni yok. Biliyor İttihad-ı İslam’ın gerekliliğini, etrafına diyor ki, siyaset yapıyorum. Nerenin siyaseti? Korkağım desene sen, ödleğim desene, başka bir nedeni yok. Şimdi Cübbeli alınmasın da, yani genel olarak söylüyorum. Çünkü o ayrıca kendine alınıyor, bir de onunla uğraşıyoruz, inşaAllah. Şimdi mesela kapalı genç kızlar oluyor, hanım kızlar oluyor. Mesela soruyorum, hangi topluluktan? Korkudan söyleyemiyor. İnsan sevdiğini, mürşidini söyleyemez mi? Ödleri kopuyor, çekiniyor. Mesela Kuran’ın herhangi bir hükmünü söyleyemiyor, konuşamıyor. Mesela Ahir zamanı söyleyemiyor, Mehdi’nin gerekliliğini söyleyemiyor. O yüzden de felç insanlar meydana geliyor. Mesela konuşmak istiyorsun, nasılsın, diyorsun, iyiyim. Başka? O kadar, ağzını bıçak açmıyor, korku dağları sarmış, konuşamıyor. Mesela İttihad-ı İslam’ı istiyorum diye açık açık söyleyen insan çok nadir oluyor. Korkuyorlar, ne korkuyorsun? Allah’tan kork, ne korkuyorsun. Allah’ın hükmü, Allah’ın Kuran’da hükmü. Tabii. Onu kabul etmeyince tabii birçok şeyi kabul etmiyor. Ama bakıyor ki seks meks böyle cinsel hayat bunlar heyecanlı, müşterisi de çok, dinleyeni de çok o konuya giriyor. İslam’da cinsel hayat, seks falan feşmekan, kakara kikiri. Mesela espriler yapmak, milleti güldürmek falan. Bununla Müslümanları oyalayıp, vakit kaybettiriyorlar ve Türk-İslam Birliği’nin de güya hızını kesmiş oluyorlar. Halbuki mesela alenen söyleseler; Türk-İslam Birliği’ni istiyoruz deseler, konu bitecek. Türkiye lider olacak. Bizim milletimiz zaten bağnazlığı, yobazlığı darmakeşan edecek bir millettir. Nefis bir sistemin oluşacağı belli, korkakların yüzünden hızımız azalıyor. Ama korkağın olması da kaderde. Çünkü o zaman çok daha erken olurdu. Cenab-ı Allah belli bir süre tayin etmiş, o süre içinde olacak.
Evet, Muhsin İhsan kardeşimiz bize bir yazı yazmış. Cübbeliyi savunuyor kardeşimiz. Efendim şimdi bak Cübbeli, eğer biz onun böyle foyasını ortaya çıkarmasaydık, eğer onun yaptığı oyunları ortaya çıkarmasaydık şu an çok başarılı olmuş olacaktı. Çünkü arkasına Aydın Doğan’ı ve onun medyasını almıştı. Ve birçok bazı güçleri de arkasına almıştı ve bir kısım münafıkları da arkasına almıştı. Ajan provokatör bazı tipler var, onlar ayrı onun haberi yok. Onlar ayrıca işin içine girmişlerdi ve büyük netice elde edeceklerdi. Ama tozunu dumanına kattım. Bütün oyununu, bütün foyasını ortaya çıkardım. Şu an o yüzdendir garibanlığı. Bak Fatih Altaylı da kurtaramıyor, Fatih’ti babası da kurtaramıyor onun. Onu baba ilan etti şu an zaten, Fatih Altaylı babası onun. Fatih baba. Onun peşinden ayrılmıyor şu an, baba baba beni kurtar havasında yani. Türkiye’de kadınların başının açık olmasından arkadaş rahatsız olmuş. Biz dışarı çıktığımızda halkın büyük bölümünün başı açıktır. Kapalı insanlar da var ama dünyada da, birçok yerde başı açık insanlar vardır. Hepsini ben sevgiyle bağrıma basıyorum, hepsi benim kardeşimdir. Hepsine eşit muamele yaparım, yani başı açık kadınlara ters muamele yapılmasına müsaade etmeyeceğim. Onları dinden uzaklaştıracak politikalara müsaade etmeyeceğim. Onu bırakacaklar. Başı kapalı, hepsi benim kardeşim. Başı açık, hepsi benim kardeşim. Hepsine saygı duyuyorum. Ama başı açık olanlara laf söyletmem, bunu bıraksınlar. Ben onların ne gözle onlara baktıklarını da biliyorum, başı açık olan kardeşlerimize. Onların gözünün biz o şaşılığını düzelteceğiz, inşaAllah. İnşaAllah. Sığır dememden alınmış. Kardeşim sen ne alınıyorsun, biz kimse ondan bahsediyoruz. Münafıklardan bahsediyorum. Üçkağıtçı, sahtekarlardan bahsediyorum. Sen mümin, muttakiysen niye tedirgin oluyorsun? Sen benim kardeşim olursun o zaman. Ben küfürle iş birliği yapan, münafık, azılı karaktersiz, insanlık düşmanı, sevgi düşmanı, estetik düşmanı, İslam’ın gizli düşmanı olan münafıklardan bahsediyorum. Sığır kelimesi zaten iltifat olur onlara çok az bir ifade yani. İnşaAllah. Yine en hafifinden kullanıyoruz, inşaAllah. Bu karaktersizlerle biz müminleri ayırt eden bir konumdayız. Ama burada tedirgin olman niye? Mehdi (a.s.)’den niye tedirgin oluyorsun? Yani o da çok acayip. Sen bana önce de ki; Hocam ben İttihad-ı İslam istiyorum, ondan sonra Peygamberimiz (s.a.v.)’in tarif ettiği Mehdi (a.s.)’yi de arıyorum, Mehdi (a.s.)’nin vakti de gelmiştir. Mehdi (a.s.)’de İstanbul’dadır, biz de arıyoruz de, ben seni alnından öperim o zaman. Sende Mehdi (a.s.) alerjisi var, bir. İttihad-ı İslam alerjisi var, iki. Münafıklara karşı muhabbet var, üç. Yalan isim kullanıyorsun, dört. Bak bunu da biliyoruz yani, ismi de doğru isim değil, inşaAllah. Yazıyı da sana Cübbeli’nin yazdırdığı anlaşılıyor, beş. Cübbeli’nin yanından yazıyor gerçekten. Şimdi bizim sözümüz kimeyse ona, ben Cübbeliye de demiyorum, sana da demiyorum. Oradaki o sahtekarlar kimse onlar. Başı açık hanımlara karşı da saygım, sevgim çok yüksek. Onlara böyle tek kelime söz ettirmem. Onu bırakacaklar, onların hepsi benim yedi emanımdadır. Başı kapalı hanımları da en iyi koruyup kollayan da yine benim, yani gizli ve açık. Bak gizli ve açık en iyi mücadeleyi veren bu konuda yine benim. Başörtüsünü ve başörtülü hanımların rahat etmesini sağlamak için, ben yıllardan beri mücadele veren bir insanım. Gizlice fitne çıkararak, başörtülü hanımları mağdur eden tipleri de ben çok iyi biliyorum. Mesela normalde başörtüsü serbestti bir ara. Bir ekip, küçük bir ekip fitne çıkardı, rezalet çıkardılar, başörtüsü ondan sonra yasak oldu. Bunların kim olduğunu da ben biliyorum. Bunlar dinsiz münafık takımı, üçkağıtçı herifler.
Şimdi bana samimi olarak bilgi vermek isteyen kardeşlerimiz ilk başta bana, diyecek ki, ben Kuran’a bağlıyım, Peygamberim (s.a.v.)’in hadislerine inanıyorum, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine inandığım için de, Mehdi (a.s.)’nin geleceğine de inanıyorum, gelmiş olduğuna da inanıyorum. Ehli velayetin tamamı bu konuda ittifak halinde, Bediüzzaman ittifak halinde, Mahmut Hoca buna işaret ediyor, efendim diğer alimler, Şeyh Nazım Kıbrısi ve onun diğer halifeleri de olsun, alimler büyük bir kitle ve tamamı Ehl-i Sünnet’in hepsi itikaf halinde, ki Mehdi (a.s.) çıkmıştır. Sen Mehdi (a.s.)’ye karşı alerji duyarsan ve münafıklara yönelik sözlerimden de tedirgin olursan, ben senden o zaman şüphe ederim. Olmaz, inşaAllah.
“Selamun aleyküm çok sevgili muhterem Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Değerli sohbetlerinizde siz, Allah-u Teala’nın tecellisi diye bir söz kullanıyorsunuz. İlimde derin olan insanları bu sözün anlamını bilirler. Fakat cahil ve ard niyetli insanlar bu sözünüzü yanlış anlarlar, ya da bu sözünüzü size karşı kullanabilirler. Siz bizden daha iyi bilirsiniz, inşaAllah” diyor. Canım Allah’ın tecellisi diyeceğiz tabii, ne var onda? Yani Cenab-ı Allah, mesela “Cemal” ismiyle bir hanımda tecelli eder. İlim ismiyle bir yerde tecelli eder. Alim sıfatıyla tecelli eder, Nur sıfatıyla tecelli eder, yani bu normal, inşaAllah. Herkes, her alimin kullandığı, bütün Müslümanların bildiği bir gerçektir. “Rezzak” ismiyle yiyecekte tecelli eder, Allah’ın tecellisi deriz biz ona yani Allah’ın tecellisi. Hangi ismiyle tecelli ettiğini illa söylemek durumunda değiliz. Yani Allah’ın tecelli etmiş olması önemli, çeşitli isimlerde. Çünkü gıdada sırf Rezzak ismiyle tecelli etmez ki gıdada, mesela gıdada “Cemal” ismiyle tecelli eder. Onda bir güzellik vardır. Allah’ın koruma özelliği vardır. Mesela, koruyucu özelliği vardır, o ismiyle de tecelli eder. Tek isimle tecelli etmez Allah. Çok fazla isimle tecelli eder, onun için Allah’ın tecellisi dememiz yeterli olur inşaAllah. Ama ayrıca yani o şekilde bir detaya da girmemiz de zaman zaman güzel olur. Anlaşılması, bilinmesi açısından güzel olur. Evet, Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Ahir zamanda ortaya çıkacak bu sözde alimleri anlattınız Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisini okuyayım mı o konuda?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Ali (r.a.)’dan; “Ahir zamanda öyle bir kavim meydana çıkacak ki Kuran okuyacaklar fakat boğazlarından aşağıya geçmeyecek. Dinden okun yaydan çıkması gibi çıkacaklar. Onlarla mücadele etmek her bir Müslüman için bir haktır. Görünümlerinde saçları tıraşlıdır.” Hadislerle Hz. Ali (r.a.).
ADNAN OKTAR: Evet bir daha oku.
OKTAR BABUNA: “Ahir zamanda öyle bir kavim meydana çıkacak ki Kuran okuyacaklar fakat boğazlarından aşağıya geçmeyecek.”
ADNAN OKTAR: Evet, başka.
OKTAR BABUNA: “Dinden okun yaydan çıkması gibi çıkacaklar. Onlarla mücadele etmek her bir Müslüman için bir haktır. Görünümlerinde saçları tıraşlıdır.”
ADNAN OKTAR: “Saçları tıraşlı ve başları sarıklı 70 bin yobaz deccala tabi olur, Mehdi (a.s.)’ye karşı mücadele eder” diyor. Ve sahih hadislerde bu geçiyor ve en muteber Ehl-i Sünnet kaynaklarında bu geçiyor. Biz de bunu yapıyoruz. Ama Cübbeli işte sarıklıdır, başı tıraşlıdır. Dolayısıyla Cübbeli burada anlatılmak isteniyor, demiyoruz biz. Bizim kastettiğimiz taife kendini bilir. Öyle bizim iddiamız yok. Bir de bu Cübbeli’yi savunan arkadaş bak aynı konuda ittifak halinde. TV programında Mehdi (a.s.)’den konuşmadığını belirtiyorsun Cübbeli’nin, acaba niye konuşmuyor ki? Hani hayrandı Mehdi (a.s.)’ye, hani aşkla bekliyordu? Bu garip değil mi, burada bir şaşırtıcılık yok mu. Sen niye Mehdi (a.s.)’ye karşı alerji duyuyorsun? Kardeşim şeyhini bil, Mehdi (a.s.) bil, sorun değil ki. Ama Mehdi (a.s.)’nin bizzat zatından çekiniyorsunuz, korkuyorsunuz siz. Gerçek Mehdi (a.s.)’den korkuyorsunuz siz, yalancı Mehdi (a.s.)’den korkmuyorsunuz ki. Yalancı Mehdi (a.s.) ile zaten hiç alıp- veremediğiniz yok. Yalancı Mehdi (a.s.) sizi hiç ilgilendirmiyor. Gerçek Mehdi (a.s.)’den çekiniyorsunuz siz. Yalancı Mehdi (a.s.) çıksa, zaten eğlence çıkar. Hiç sorun çıkmaz o tipler için, hiçbir sorun değil. Zaten kaale almıyorlar, muhatap dahi olmuyorlar. Bunları rahatsız eden gerçek Mehdi (a.s.)’dir. Ve bu yüzden İttihad-ı İslam’dan da vazgeçtiniz koç yiğitler. Bak Cübbeli ve onun etrafında üç, beş tane onun böyle pof pofçusu var, Cübbeli’nin beslediği arkadaşlar. İşte pilav falan kavun mavun neyse artık, onunla beraber geçiniyorlar, üç, beş tane. Bakın, Mahmut Hocamızın değerli alimleri, değerli büyükleri hepsi Mehdi (a.s.) hayranı ve Mehdi (a.s.)’den iftiharla, aşkla bahsediyorlar ve Mehdi (a.s.)’nin geldiği kanaatindeler. Bakın 300 alim topladınız, hemen hemen tamamı Mehdi (a.s.)’nin geldiği kanaatinde ve bu yüzyılda İslam ahlakının hakim olacağına inanıyorlar. Ama senin Cübbelin ne Mehdi (a.s.)’den bahsedebiliyor, ne İttihad-ı İslam’dan bahsedebiliyor, ne İttihad-ı İslam’ı bahseden, İslam Birliği’nden bahseden Kuran’ı Kerim ayetlerini okuyamıyor. Bakın sizin alim dediğiniz adam, Kuran’ı Kerim’deki İttihad-ı İslam’ı anlatan ayetleri okuyamıyor. Bu ayetleri dile getiremiyor. Madem alim, samimi çıksın bak Flash Tv’de seks anlatacağına, İttihad-ı İslam ile ilgili ayetler okusun. Ben o zaman gider, alnından öperim onun. İttihad-ı İslam farzdır, Allah’ın emridir, Türk-İslam Birliği gerekiyor desin, alnının ortasından öperim. Ama diyemez ve diyemeyecek, kaderi böyle adamın. Bak Mehdi (a.s.)’den kanı iliği çekildi. Hiçbir şekilde bahsedemiyor Mehdi (a.s.)’den. Ve panik olup kitap yazdı, Mehdi (a.s.) ile ilgili güya aleyhte olacak. Bak Mehdiliği müthiş alevlendirdi. O Mehdi (a.s.) ile ilgili duasını bir koyun da bir göreyim. Bu duasını yine etsin. Mehdi (a.s.)’nin alametlerini bir bir saysın ve bu alametlerin oluştuğunu söylesin. Bu alametler çünkü oluştu. Ama söylemiyorsa yine söylemesin kabul, alametleri saysın. Desin ki; “Fırat’ın suyu kesilecek, Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacak, iki tane kuyruklu yıldız çıkacak” desin. “Kuyruklu yıldızlardan bir tanesi diğer kuyruklu yıldızların ters istikamette gidecek ve iki uçlu olacak” desin. Bunu İmam-ı Rabbani söylüyor, bunu Bediüzzaman söylüyor, bunu Berzenci söylüyor. Nereden söylüyorlar? Resulullah (s.a.v.)’dan söylüyor. Cübbeli korkudan Peygamber (s.a.v.)’in hadislerini söyleyemiyor şu an. Bakın Suyuti, “dünyanın ömrü 7 bin yıldır” diyor. Burada bakın, sizin Hocanız bunu konuşamıyor koç yiğit. Eğer samimi alimse, samimi Hocaysa, eğer senin dediğin gibi birisiyse; bak şu kısmı bize gürül gürül okuyacak Hocan. Bak, senin Hocan bunları okuyamıyor koç yiğit. Bu hadislerden korkuyor, çekiniyor. Hiçbir şekilde ağzına almıyor, bak. Bak burada İmam-ı Hanbel. Ahmed İbni Hanbel İlelinde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamedden O da Vehb’den rivayet etti: “Dünyadan 5600 yıl geçmiştir.” Hiç Cübbeli’den duydunuz mu siz bu hadisi? Korkuyor Hocanız, söyleyemiyor. Peygamber (s.a.v.)’in hadisini söyleyemiyor. Çünkü bu hadisi söylediğinde hicri 1400 ile 1500 arasında başka vakit yok. Bediüzzaman da aynısını söylüyor. Onu da söyleyemiyorlar. Cübbeli onu söylese Habertürk’e çıkartmazlar. Fatih Altaylı bir daha onun yüzüne bakmaz. Yani sırf şu hadisi söylese bile bir daha çıkartmazlar. Bakın sırf şunu söylesin, çıkartmazlar. İttihad-ı İslam Allah’ın emridir desin bitti Cübbeli, adamlar hesabını kaparlar. Onun dışında oturup yok seksmiş, yok kavun nasıl yenilirmiş, bak bunlarla İslam olmaz. Biz bir de ayrıca Hocanıza bunları söylemiyoruz. Biz münafıklara söylüyorum ben ayriyeten, onlar kendilerini biliyorlar, inşaAllah. İnşaAllah. Münafıklar için bunu söylüyoruz. Göster bak Hocanız nasıl Mehdi (a.s.) ile ilgili dua ediyor daha önce, nasıl aşkla Müslümanlar bunu Allah’tan istiyorlar. Ve şu an Hocanız bundan korkuyor. Söyleyemiyor, bu duayı söyleyemiyor. Boğazına tıkandı bu dua, boğazına tıkadı Allah. Göster.
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’yi anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi Cübbeli bir daha bu duayı edebiliyor mu? Edemiyor ve edemez de. Eğer samimiyse bu duayı her zaman okuması lazım. Hadi bu duayı edemiyorsun, dünya hakimiyetinin olacağını ve bu Allah’ın vaadi olduğunu belirten Kuran ayetleri var. Mesela Nur Suresi, 55. ayet. Oku.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” Nur Suresi, 55 inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi Cübbeli okuyabiliyor mu bu ayeti?
OKTAR BABUNA: Okuyamıyor.
ADNAN OKTAR: Eğer alimse, Allah’ın ayetinden korkmaması lazım. Bak, ben yüksek sesle okutturuyorum sana. Oku, bir daha oku ayeti.
OKTAR BABUNA: “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaadetmiştir.”
ADNAN OKTAR: İman edenlere ve samimi olan müminlere Allah’ın bak vaadi var. Allah vaadinden dönüyor mu ayete göre?
OKTAR BABUNA: Haşa, kesinlikle
ADNAN OKTAR: Mümkün değil. O zaman devam et.
OKTAR BABUNA: “Hiç şüphesiz,”
ADNAN OKTAR: Bak “hiç şüphesiz” diyor, Allah yani kesin. Evet,
OKTAR BABUNA: “Onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa,”
ADNAN OKTAR: Zülkarneyn (a.s.) ve Süleyman (a.s.)’ı nasıl dünyada hakim kıldıysa. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? “Dünyaya dört kişi hakim oldu. Biri Zülkarneyn (a.s.), biri Süleyman (a.s.)’dır. Diğeri?
OKTAR BABUNA: Nemrut ve Buhtunnasr.
ADNAN OKTAR: Nemrut ve Buhtunnasr’tır, evet. “Beşinci olarak benim evlatlarımdan Muhammed Mehdi (a.s.) hakim olacak” diyor. Cübbeli bunları söyleyemiyor ve bu ayeti söyleyemiyor. Bak ayet söyleyemiyor adam, mucize yani. Devam et.
OKTAR BABUNA: “Kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak,”
ADNAN OKTAR: Hakim oluyor din, her yönden. Hayatın bütün yönlerine hakim oluyor, dünyada. Evet.
OKTAR BABUNA: “Ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.”
ADNAN OKTAR: Korku kalmıyor. Anarşi, terör, bilmem ne, şu bu kalmıyor. Din kamil anlamda dünyaya hakim oluyor, evet.
OKTAR BABUNA: “Ve seveceğiniz bir başka nimet daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.”
ADNAN OKTAR: Bak açık. Evet.
OKTAR BABUNA: “Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.”
ADNAN OKTAR: Bak Resulullah (s.a.v.)’dan hadis var. “Bu hadis, bu ayet, Mehdi (a.s.)’ye bakıyor” diyor. Çünkü Zebur’da da, Tevrat’ta da Mehdi (a.s.)’den bahsediyor, dünya hakimi olacağından, Cenab-ı Allah uzun uzun bahsetmiş. Ayeti bir daha oku.
OKTAR BABUNA: “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.”
ADNAN OKTAR: Arz ne?
OKTAR BABUNA: Dünya.
ADNAN OKTAR: Salih kullarım varisçi olacak. Size vereceğim diyor. Varisçi ne demek. Küfür ölecek, bak ölen birisi oluyor, ölüyor, küfür ölüyor, deccaliyet ölüyor. Müslümanlar varis oluyor, dünyanın tamamı onların eline geçiyor. Cübbeli bu ayetleri okuyamıyor. Israrla kaçınıyor. Kardeşim dilin mi kopar? Diyeceksin ki; İttihad-ı İslam en büyük farzdır. O gün adam Flash TV’de defalarca ısrar ediyor, söyleyemiyor adam. Söylese, Fatih babası bunu evlatlıktan reddeder. Fatih babası, manevi babası oldu şu an. Manevi evladı Fatih Altaylı’nın şu an. Baba baba diye peşinde geziyor. Ayrıca bunları aslında arkadaşlar bilmediğinden değildir. Bunları görüyorlardır fakat buna rağmen, bu tip bir şey içerisindeler. Bakın şimdi Hocalarımızın bu konuda ki görüşleri de, şimdi Mahmut Hocamızın bu konuda ki görüşüne dair en yetkili ağızdan bir film var. Onu seyredelim inşaAllah.
VTR.
ADNAN OKTAR: Bak alim böyle olur. Nezaketi, efendiliği, bak Mehdi (a.s.) muhabbeti. Saygısı. Hiç gördünüz mü siz Hocamızın basında böyle anormal bir hareketini, anormal bir konuşmasını, televizyonlara çıkıp, insanı mahcup edecek bir üslubunu gördünüz mü?
OKTAR BABUNA: Hiç görmedik Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Alim böyle olur. Cübbeli, Hocamızın yanında toz etmez, ilim olarak yani hiç, kıyası kabil değil. Yani geçenlerde de söyledim, müceddiddir. Fakat mukallit olarak yaşıyor. Ahir zamana tam anlamıyla hakimdir. Çok büyük alimdir. Ama bak son derece mütavazi ve çok candan. Mehdi (a.s.) konusunda da çok candan bir üslubu var. Her zaman İttihad-ı İslam’ı anlatır, Türk-İslam Birliği’nden bahseder Hocamız. Mehdi (a.s.)’nin çıkışını anlatır. Alim dediğin böyle olur. Bak ben, bu Hocamın elini öperim, ayağını öperim ben böyle alimin, tabii ki. Alim dediğin böyle olur. Ve toz kondurmam. Saygıda da, hürmette de asla kusur etmem, inşaAllah. Ama öbür türlü tavır konduğunda da ona göre karşılık veriyorum. Usül adap budur. Hakka hak inşaAllah.
Şaşar beşer Faruk Beşer’le ilgili, Hocam diyor kardeşimiz neyse. Adam şaşıyor, şaştığı için de şaşıyorsunuz. Yani iftira etmiyorum ki, doğru söylüyorum. Şaşar beşer diyoruz. Hakaret varsa burda, küfür de değil bu, şaşmış işte. Şaşıran adama şaşmış diyoruz, şaşar diyoruz. Beşer ne demek? İnsan demektir. İnsan değil mi bu adam? İnsan, tamam. Şaşar beşer diyoruz biz de, yanlış bir şey söylemiyoruz. Ne diyeyim? Adam Risale-i Nur Külliyatı’nı kökten reddediyor. Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinin %95’ini kabul etmiyor. Ne diyeyim ben bu adama? Şaşmadı mı diyeyim? Şaşmadı beşer mi diyeyim? Ya şaşmaz beşer, ya da şaşmadı beşer. İşte şaşar beşer olmuş adam, onu söylüyoruz. Garip bir şey yok.
Kardeşim bu adamlar, Cübbeli tarzı kişiler havayı koklayıp; bunlar kurt gibi, nerde böyle mercimek kokusu var o tarafa doğru gidiyor. Duruma göre şekil, vaziyete göre durum alıyorlar. Böyle kurnaz Hocalara, gereken cevabı ben veririm. Böyle kurnazlık yok, dürüst olacaklar. Yani nabza göre şerbet veren falan. Tam Fatih Altaylı’ ya göre, şekil almış durumda. O neden hoşlanıyorsa, ona göre geliyor. Adabı edep, onun yanında da mesela iki büklüm böyle. Gayet saygıda da kusur etmiyor. Zaten babası ilan etti, manevi babası. Nasıl ilmin izzetine bunu yakıştırıyor, bunu da anlamıyorum. Baba aşağı, baba yukarı. Yani emzikli küçük çocuklarda olurya böyle. Nereden babası oluyorsa? İnşaAllah. O da evladını terbiye etmiş bir babanın huzuru içinde, rahatlığı içinde.
Oturmuş bana ahlak dersi vermeye kalkıyor Fatih Altaylı. Geçen günler ben de onun kendi dergisinden, kendi gazetesinden örnekler verdim. Çırılçıplak kadın resimleri doldurmuş, tıklayın diyor. Gazetesini biz alıyoruz. İnternette de yer almış, bize de hitap ediyor adam dolayısıyla. Hizmet veriyorum diyor. Çıplak kadınlar var, resimler var, tıkla sana göstereceğim, diyor. Hakikaten bastın mı çırılçıplak, anadan doğma kadın resimleri var. Her sayfa ayrı dolu. Envai çeşit pozisyonda, kimi yatağa yatmış, kimi ayakta, kimi takla atar vaziyette. Binbir çeşit kadın resmi var. Fatih Altaylı da sana istediğin gibi resim sunayım, ne istiyorsan, diyor. Ben de, yazık bu çocuklara diyorum. Bunların da anası babası var. Bunları böyle fahiş etme, deşifre etme. Ondan sonra bütün millete, tıkla, cıkla bilmem ne falan diyerek. Gelin görün diye sergi açma, diyorum. Cübbeli ne yapıyor? Baba ilan ediyor adamı. Kakara kikiri, ikisi birlikte, ya seks muhabbeti yapıyorlar, ya boş konulara giriyorlar. Bazen faydalı konular da oluyor ama onlara hurafe de katıyor. Dolayısıyla adamların istediği çizgide hareket ediyor. Çık Fatih Altaylı’nın programına, kardeşim Türkiye’nin ve dünyanın çektiği acıların nedeni, İttihad-ı İslam’ın olmamasıdır de. Türk-İslam Birliği’nin olmamasıdır de. Mehdi (a.s.) devrindeyiz, Mehdi (a.s.)’nin bütün alametleri çıktı de, say. Deccaliyet kan kusturuyor dünyaya de. Seni bir daha çıkartmıyorsa çıkartmasın, meraklısı mıyız yani. Alnının akıyla inersin. Mesela bu duanı, Mehdi (a.s.) ile ilgili duanı yine yap. Gürül gürül, herkes de amin desin. Niye diyemiyorsun? Mesela çık bak Suyuti’nin eseri, al burdan oku, “Ahir zamanın Mehdi’sinin alametleri,” 8 tane Resullullah (s.a.v.)’ın hadisi var. Hiçbirini ağzına almıyorsun. Mehdi (a.s.)’nin çıkmayan bana bir alametini söyle. Veyahut şöyle yap kardeşim, çıkmadığını kabul ediyorsa bile, bak demin de söyledim, Fırat’ın suyu kesilecek de, biz onu ispat ederiz, gerisini sen bize bırak. 15 gün arayla Ay ve Güneş Tutulmaları olacak de, hadis, . Kuyruklu yıldızlardan bahset. Afganistan’ın işgal edileceğinden bahset, Azerbaycan’ın işgal edileceğinden bahset. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisi hepsi. Paygamberimizi (s.a.v.)’n bütün hadislerini tek tek say, anlat ve Şeyh Nazım’ın görüşlerini bildir. Şeyh Nazım Hoca’mıza göre Mehdi (a.s.) geldi. Bediüzzaman’ın görüşlerini bildir. Bediüzzaman’ a göre de Mehdi (a.s.) geldi. Bak alim Hoca ne diyor? Göreceğim diyor. Mehmet Talu Hocam ne diyor? Allah’ın izniyle göreceğim, ben de göreceğim diyor. Bütün ulema göreceğiz diyorlar. Cübbeli 570 sene sonra göreceğiz diyor. Öyle dersen, Fatih Altaylı tabii ki sana üfürür o zaman. Ağzına da üfürür, kulaklarına da üfürür ve şenlendiriyor ortalığı kendi kafasına göre. Sen de onun üfürüğünden memnunsun. Acayip mutlu, keyfe geliyor. O ona gülüyor, o ona gülüyor, acayip mutlular. Biz o üfürümlerin nerden kaynaklandığını da biliyoruz ve bunu durdurmaya çalışıyoruz.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam tabii. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Mesela kendini saf gösteriyor, pozları var böyle, akıl almaz saf görüntüsü verebiliyor yüzüne. Kaşlarını omega yapıyor şöyle, bir hareketler yapıyor şöyle, yani içler acısı, baktığında hakikaten insan acır. Bir şey bilmiyor falan der insan. Öyle bir havası var ki insan ne diyeceğini şaşırıyor. Olay öyle değil, inşaAllah. Onun için Fatih Altaylı boş yere ona güvenmesin. Aydın dedeleri de boş yere güvenmesin, inşaAllah. O manevi evladının hatalarını sürekli anlatacağız, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Haber çıkmıştı Hocam bugün. Cübbeli’yi Hürriyet destekledi diye.
ADNAN OKTAR: Hani nerede bu?
OKTAR BABUNA: Haberform.com
ADNAN OKTAR: Cübbeli’yi Hürriyet destekledi. Aydın babası işte üfürüyor sürekli, inşaAllah. Kardeşim burada bir fevkaladelik yok mu? Aydın Doğan bu adamı niye desteklesin kardeşim? Çocuk olsa bunu anlar. Fatih Altaylı niye desteklesin? Ve Aydın Doğan’ın bütün ekip, toptan bunu destekliyor. Bunda bir ışık görmeseler, bir fevkaladelik görmeseler, adam bunu destekler mi? Mahmut Hocam’a demediğini bırakmıyordu bunlar, demediğini bırakmıyorlardı. Niye, Mehmet Talu Hocam’ı desteklemiyorlar? Niye Mahmut Hoca’yı desteklemiyorlar? Destekleyeceklerse onu desteklesinler. Varsa yoksa Cübbeli evlatları. Fatih Altaylı evlatlık edindi, o da baba baba diye peşinde geziyor. Şimdi Fatih Altaylı buna, böyle derinden bir ağzına üflemiş gördüğüm kadarıyla ve kulaklarından çıkmış. Onun çizgisinde gidiyor şu an, yani üslup olarak. Biz insanları aydınlatmasak bu kafada devam edecek. Önce bir sol kulağından üfledi bunun. Şimdi bir ağzından üfledi, şimdi bir de kulağından üflüyor, öbür kulağından. Ondan sonra bu tam baba demeye başladı. Bir dahaki sefere de ne diyecek bilemiyorum artık. Şimdi babalık şeyine kadar getirdi olayı. Önce abiciğim diyordu. Abiciğim abiciğim demeye başladı. Baktı ki o yetmiyor, bu sefer baba ilan etti onu. Abilik yetmedi herhalde ona. Oktar Hocam var mı anlatacakların?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, emredin inşaAllah. Söyleyeyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Mehmet Altan’ın bir yazısı vardı Hocam, Star’da. „Muhafazakarlar ve vicdan“ başlıklı bir yazı yazmış Hocam. “Hayrettin Karaman, Hüseyin Gülerce gibi kişilerin yazılarından yola çıkarak, Türkiye’de genel olarak muhafazakar kesimin çok vicdanlı davrandıklarını, demokrasiden yana tavır koyduklarını, bu nedenle de çok memnun olduğunu” yazmış Hocam. “Dindarlık ile vicdanlı olmak aynı şeydir benim için” diyor, “Türkiye’de de bu görülüyor” demiş, maşaAllah, Mehmet Altan.
ADNAN OKTAR: İki kardeş ikisi de iyiler ama geçenlerde bir acayip bir şey yapmıştı.
OKTAR BABUNA:Numan Kurtulmuş’un.
ADNAN OKTAR:Ayıp yaptı orada, yani Erbakan Hocamıza karşı tavrını beğenmedim. Ama bak vicdanı beğendiğine göre güzel. Yani vicdanlı insanları, vicdanlı davranmayı savunması çok mükemmel ama bence kardeşi çok daha iyi, Ahmet, Ahmet Altan. O çok vicdanlı bir çocuk maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Evet, maşaAllah. İman hakikatleri yazmıştı geçenlerde Hocam. Allah’ın varlığının kesin kanıtları olduğunu söylemişti yazısında.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, münafıkları her zaman biz aşağılayacağız. Çünkü Allah “hayvanlardan da aşağıdırlar” diyor. “Hayvanlardan da aşağıdırlar” diyor. Hayvandan da aşağı, hayvan ne alaka? Ayı, o iltifat olur onlara, inşaAllah. Biz onlara “hayvanlardan aşağı mahluklar” diyoruz, inşaAllah.
Evet. Kardeşim, türban konusunda kardeşlerimiz soru sormuşlar. Onlar benim hepsi canlarım. Ben onlara bak söyledim, demin de söyledim. Gizli ve açık, tabii demokratik ve hukuki yolda çok güçlü bir mücadele veren bir insanım, çok güçlü mücadele veren bir insanım. Tam böyle güzel imkan sağlamışken, tam böyle başörtülü kardeşlerimize huzurlu bir ortam sağlanmışken, birileri çıkıp bunu hep altüst etmişleridir. Ben Akemide’yken de öyleydi, Akademi’deyken. Yani kaç yılı? 78’ler, yani tabii 78’ler gibi. 77’ler hatırladım, eğer yanlış bilmiyorsam serbest bırakılmıştı başörtüsü. Sen misin serbest bırakan? Provokasyon üzerine provokasyon, oyun üzerine oyun. Aman dediler kardeşim, sakın, ne başörtüsü, ne sakal müsaade etmiyoruz. Kardeşim olgun davransanıza, olay çıkartmasanıza, iş çıkarmasanıza yani. Çocukları çok zor duruma soktular. Dolayısıyla benim başörtüyle ilgili, türbanla ilgili konuşmalarımın toplamı yüzleri bulur. Yaptığımız faaliyetlerimiz, çıkıp konuşmalarımızda ama benim için milletimin başörtülüler de, başörtüsüzler de hepsi de benim kardeşimdir, hepsi benim canımdır, hepsini hürmetle seviyorum. Hiç aralarında ufak bir ayrım bile kabul etmem. Yobaz takımının da açık olan hanımlara hakaret etmesine, saygısız davranmasına asla müsaade etmem. Kapalı olan hanımlara da hakaret ettirmem. Hepsi mübarektir onların. Dünya tatlısı onlar, ben onların hiçbirine söz ettirmem. Söyleyenin de ağzını kulaklarına kadar yırtarım. Neyle? Hukukla, kanunla, inşaAllah. Evet, Oktar Hocam seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, bu korkudan bahsetmiştiniz. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Hz. Musa (a.s.) döneminde de bir avuç genç dışında Hz. Musa (a.s.)’a korku dolayısıyla yaklaşmıyorlar. Ahir zamanda da birçok insan korkuları nedeniyle Hz. Mehdi (a.s.)’den uzak duracaklar. Ayeti okuyorum Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.”
ADNAN OKTAR:Bak, ondan korktukları için iman edemiyorlar. O devirde ne İttihad-ı İslam’dan bahsedebiliyorlar. Ne Müslümanların birliğinden bahsedebiliyorlar. Bir avuç genç Hz. Musa (a.s.)’ın yanına geliyor. Ondan gerisi, hepsi kukumav kuşu gibi dillerini yutmuş vaziyetteler ve hepsi araziye geçmiş vaziyetteler. Bu çok korkunç bir şey, ne olur? Allah’a verilecek bir can borcumuz var. Bediüzzaman diyor ki; “imanın zıddı olan münafıklığın da üç özelliği vardır. Birincisi zillet, aşağılık” yani it gibi yaltaklanır, köpeklik yapar, böyle hani köpek nasıl kuyruğunu sallar, böyle et veren, yiyecek veren bir sahibi olduğunda, kim olursa olsun. Mesela bir köpek, sokak köpeğine kim yiyecek verir de ona imkan sağlarsa köpek kuyruğunu sallayarak onun yanına gider. “Böyle zillete düşmeyin” diyor. “Münafıklar yapar” bunu diyor bu “zillete düşmeyin.” İkincisi bozgunculuğa, (başkalarını bozmaya) fesada meyletmektir.” Bozgunculuk ne demek? Milleti bölmek, insanları bölmek. Başörtülü, başörtüsüz diye insanları ayırt etmek. Halbuki bir bütün olarak hepsi sevilir, hepsine saygı duyulur. Böldün mü, çok tehlikeli bir fitnenin kapısını açmış olursun.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah, Allah saklasın.
ADNAN OKTAR:Tabii bölmeyi makul bir şey olarak görüyor. Halbuki bölme çok büyük fitne çıkartır ve bozgunculuğa neden olur. “Bozgunculuğa, başkalarını da bozmaya, fesada meyletmektir.” Başkalarını bozmak nasıl olur? Mesela Müslümanın moralini bozarsın, bozar adam. Onun güçsüz olduğunu iddia eder, basit olduğunu iddia eder. Şimdi Cübbeli alınacak ama şimdi, münafık olmak ayrıdır, münafıklığa zemin oluşturmak ayrıdır, bir de farkında olmadan, bilmeden bazen insanlar münafıklığa da hizmet ederler. O yüzden dikkatli olacağız ama burada benim hedefim Cübbeli değil. Bak “başkalarını da bozmaya”, ne diyor adam? Müslümanlar o kadar güçsüzler ki, o kadar zayıflar ki, adamdan herhangi bir şey istersen dinsiz olur diyor. Bu nedir? Fesattır bu, fesada götürmektir. Veyahut diyor ki; bir müzik dinlese bir Müslüman, namaz kılıyorsa, müziği bakıp döne döne oynamaya başlar, diyor. Bu hem Müslümanı aşağılamaktır, hem hakarettir, hem çok büyük bir fitnedir, hem de Müslümanları bir kısım insanların gözünde küçük düşürecek bir üsluptur. Bunu bilerek söyleyen de olur, bilmeyerek söyleyen de olur. Cahilliğinden söyleyenlere Allah hidayet versin, akıllarını açsın. Bilerek söyleyenlerin de yine Allah hidayet versin. Ne diyeyim yani? İnşaAllah. Bak, “fesada meyletmektir” diyor. Bu fesada götürür. “Üçüncüsü; başkalarını aşağılayıp küçük düşürmekten gururlanıp zevk almaktır.” İşte falancanın başında sarığı yok, işte sakalı yok, sakalsızsa fasıktır, bunu arkasında namaz kılınmaz. Veyahut başı açık adamları Müslüman kabul etmemek veyahut yepyeni çığıra sebep olmak. Aşağılık adamların yanında da enaniyet yapmak veyahut onların yanında küçük görmek kendini yahut adi görmek. Bunların hepsi anormal hareketlerdir. Çünkü fısk, fücur varsa tabii ki Allah Kuran’da aşağılıyor onları, o ayrı. Ama fitneye sebep olacak şekilde Müslümanların üzerine gitmek, çok anormal bir hareket olur. Müslümanlıkta bütünleştirici olmak esastır, toplayıcı olmak esastır. Bütünün tamamını kurtarmaya yönelmek esastır. Bak, „iman izzeti nefsi doğurduğu gibi,“ mümin nasıl oluyor? İzzeti nefsi oluyor, onurlu oluyor, kendini aşağılatmıyor, it gibi yaltaklanmıyor. “İzzeti nefsi doğurduğu gibi onun tam aksine münafıklık da zilleti doğurur.” Münafık ne oluyor? Zillet içinde aşağılık oluyor, köpek gibi yaltaklanır gider ele-buna. Şuna buna gider yaltaklanır. Evet. Bak, Bediüzzaman diyor ki, Kuran’ı Kerim bunlara diyor ki, diyor. “Şeytandan Allah’a sığınırım, şeytanlarına kaçıp, şeytanlarının himayelerine giriyorlar diye işaret etmiştir.“ Şeytanlarının himayelerine girerler diyor münafıklar. Bak, Bediüzzaman ne diyor? “Şefkatin yok olması ise, bozgunculuğa, kargaşaya sebep olur. Bozgunculuk ve kargaşadan da fitne çıkar, fitneden hıyanet doğar, hıyanet yani ihanet ve hainlik de, zafiyet ve güçsüzlüğü gerektirir, zafiyette himaye edecek bir varlığa yani arka çıkacak bir yardımcıya ve dayanağa sığınmaya mecbur eder.” Bak “zafiyette himaye edecek bir varlığa, yani arka çıkacak bir yardımcıya ve dayanağa sığınmaya mecbur eder. Kuranı Kerim buna şeytanlarına kaçıp şeytanlarının himayelerine giriyorlar diye, işaret etmiştir.” Ne yapıyormuş münafıklar? Şeytanların himayesine giriyorlarmış. Şeytanların desteğini almaya başlıyorlarmış. Bunu kim söylüyor? Kuran söylüyor, Cenab-ı Allah söylüyor. Şimdi ben bunu söylediğimde bir kısmı alınıyorlar, bana da yazı yazıyorlar, kardeşim işte bize niye böyle dedin, diyor. Ben sana mı diyorum. Ne alaka? İnşaAllah. Münafık kimse, ben onu kasdediyorum. Oturup o, şu, bu diye kimsenin alınmasına gerek yok, adını saydığım kişileri de burada muhatap almıyorum, bu ayetin muhatabı onlardır demiyorum, kimse onlar. Ama çok büyük mucize baksana ayete, “hainlik de, zafiyet ve güçsüzlüğü gerektirir,” diyor. Adam güçsüz ve zavallı oluyor o zaman. “Zafiyetle himaye edecek bir varlığa, yani arka çıkacak bir yardımcıya ve dayanağa sığınmaya mecbur eder. Kuranı Kerim buna” şeytandan Allaha sığınırım. “Şeytanlarına kaçıp,” deccallere kaçıp, üç kağıtçı sahtekerlara kaçıp, “şeytanlarının himayelerine giriyorlar” diyor Allah. Şeytanı arkasına alıyor adam, ondan sonra it gibi sırıtarak karşımıza geçiyor.
Ayrıca arkadaşlar, bir de nuru bilmiyorlar, onu da yanlış biliyorlar. Nur deyince, yüzün beyaz ve parlak olmasını zannediyorlar. Rusların hepsinin yüzü beyazdır. Münafıkların da, bir çok münafığın yüzü pırıl pırıl parlar, bembeyazdır yüzleri, bu nur anlamına mı gelir? Zencilerin simsiyah oluyor yüzleri, parlamaz da, hatta toz toprak içinde olur ama yüzü nurlu olur. Nur apayrı bir şeydir. Bir münafığın yüzünün beyaz olması, parlaması onun nurlu olduğunu göstermez, bu konuda aptallık ediyor bir kısım kişiler, nuru bilmiyor. Nur özel bir elektriktir, Allah’tan müminlerde gösterilen bir elektirik. Kardeşim işte zencileri örnek veriyorum, zencilerin simsiyah oluyor yüzü bunda ışık var mı? Yok tamam. Yüzü tozlu da oluyor, mesela çölde oluyor ama elinden, yüzünden nur akıyor. Nur ayrı bir şeydir. Ahlakından kaynaklanan pozitif bir elektriktir. Allah’ın elektriğidir onlarda oluşturduğu, Cenabı Allah’ın. Manevi bir sıcaklık, ışıktır, yoksa beyazlık değil. Japon geyşalar da bembeyaz oluyorlar, suratına pudra sürüyor, şimdi nur mu var onların suratında? Bir kısmını tenzih ederim de, hepsini tenzih ederim de. Ne alakası var onun beyazlıkla. Parlıyor adam, nurlu. Beyaz nur, öyle bir şey yok. Nuru bilmemelerine şaşıyorum ben, nur apayrı bir şeydir. Mesela bizim Türkiye’mizde bir çok insan esmerdir, koyu esmerdir. Ama elinden yüzünden nur akar. Anadolu da güneş yanığı dedeler vardır, toz toprak içindedir, elinden yüzünden nur akar. Nur ayrı bir olaydır. Bir de sırıtma da nur değildir ayrıca, pişmiş kelle gibi sırıtmak. Ne kadar nurlu adam, diyor. Sırıtınca nurlu mu oluyormuş yani? Nur apayrı bir şeydir.
Bu nedir böyle? Erman Allah aşkına yerli film gibi. “Tüm bu karmaşa sebebiyle, tüm inancımı yitirmiş durumdayım, neye kime inanacağımı şaşırdım. Kendimi dinlemeye çalışıyorum, içinden çıkılmaz bir durumdayım. Derin bir mutsuzluk içindeyim, çaresizlik hissediyorum.” Hani var ya şarkılar; çaresiz kalmışım, ben de bir sandal, var ya İbrahim Tatlıses’in, devrilip batmışım, boğulmuşum ben, şimdi ona benziyor. Şimdi Erman bak çelik gibi delikanlısın, bu lafları ben sen etmemişsin gibi kabul ediyorum, ne alaka? Allah şükür imanın yerinde, aklın yerinde, sağlığın sıhhatin yerinde, Türkiye gibi güzel bir memlekettesin, hürüz. Ne güzel Allah’ımız bir, Kitabımız bir. Ne güzel Ahir zamandayız, Mehdi (a.s.) çağındayız, İttihad-ı İslamı göreceğiz, Türk-İslam Birliği’ni göreceğiz, Hz. İsa (a.s.) göreceğiz, şu üsluba bak. Bak ben buna bir kalem çekiyorum üstüne, bir daha da böyle bir şey yazma bana. Delikanlı adama ne alaka? Allah Allah.
“Eğer yayınlamazsanız bir daha izlemeyeceğim” diyor, Allah’ım bu şimdi müthiş tehdit, mecburen yayınlayacağız. Bu dehşet bir şey, Yiğit yazmış. “Selamun aleyküm,” aleyküm selam rahmetullahi ve berakatühü. “Duyduğuma göre 2 ve 7 rakamımın Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bir bağlantısı varmış. Hz. Mehdi (a.s.)’nin 2 ve 7 sayısı ile bağlantısı nedir biraz açar mısınız anlatır mısınız?” diyor, Yiğit. Yiğit beni bir daha böyle tehdit etme Allah aşkına. Sen beni seviyorsun, mümkün mü yayınımızı dinlememesi? Hadi cevap vermediğimi düşünelim, illa ki dinler. Olmaz öyle şey. İki Kuran’da çok fazla geçer, hep 2, 2, 2 hep gider. Kehf Suresi’nde de böyledir. Mesela Hızır (a.s.) ve Musa (a.s.), Musa (a.s.) ve yardımcısı hep 2,2,2 hep öyledir. Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.), 2 öküz çocuk. Ezberimde olanlar bunlar, yani çok çok fazladır 2’ler. 7’ye gelince; 7 Mehdiyet’le çok iç içedir. Yusuf Suresi’nde de bu dikkati çeker. Bir kere İslam ahlakının hakimiyeti 7 ile kilitlenmiştir. 7, 700 artı 700 ne yapar. 1400,Mehdi (a.s.) ne zaman çıkıyor?
OKTAR BABUNA: 1400 de Hocam.
ADNAN OKTAR: 1400 de çıkıyor.
OKTAR BABUNA: 7 yıl ekonomik kriz demiştiniz.
ADNAN OKTAR: 7 yıllık ekonomik kriz.Mehdi (a.s.)’nin, İsa (a.s.)’la buluştuğu bir zaman var, ilk bağlantı kurduğu zaman ve son bağlantı kurduğu zaman var, orada da 7’ler var, inşaAllah. O kadar fazladır ki 7’ler Mehdiyet’te, 2’ler çok çok fazladır ama şu an bu kadarı yeter. Çünkü Yiğit Hocamın tehdidini bu ortadan kaldıran bir şey.
“Sayın Hocam Cübbeli’nin peşinde o kadar insan var.” O kadar insan yok. O kadar insan Mahmut Hocamızı seviyor, Cübbeli’yle akalası yok. Cübbeli zaten diyor, “ben bu cemaatten değilim, ayrıyım ben” diyor. Açık konuşmaları var; “ben ayrı müstakil bir kişiyim” diyor. Mesela Mehmet Talu Hocam “ben bu cemaattenim” diyor. “Ben bu topluluğun bir insanıyım” diyor. Mesela Mahmut Hocamızın mükemmel bir talebesidir. Mesela o bir şey dese, ben hazırola geçerim.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Öyle.Mehmet Talu Hocam bir şey dese, ben hazırola geçerim, acayip saygı duyuyorum.
Evet uzun bir yazı yazmış kardeşimiz. Viyana’dan yazmış Kemal kardeşimiz, bu kadar yeterli.
7’lerin ben bir listesini çıkarırsam Yiğit’e o zaman daha iyi anlar. 2’lerin de bir listesi çıkarabiliriz. Bir gün ona çıkarayım, çok uzundur onun listesi, o zaman daha iyi görür. 2, 2 bakın 2012, 2120 bak buralarda da 2’ler var.
SUNUCU: Ard arda gelen 2’ler demiştiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdiyet’te 2’ler çok önemlidir.
SUNUCU: Zülkarneyn (a.s.) demiştiniz doğu batı 2 cihette.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela Mehdi (a.s.) aynı zamanda Zülkarneyn (a.s.)’dir. Hem doğuya, hem batıya hakim olan anlamına geliyor, inşaAllah. Sen kapanış konuşmasını yap ben bir ayetle bitirebilirim, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren harunyahya.tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo’dan ve Gaziantep Olay Tv’den takip edebilirsiniz. Yayınımızı harunyahya.tv internet sitemizden devam edeceğiz, Hocamıza bırakıyorum sözü, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bir ayet okuyalım o zaman. Bismillahirrahmanirrahim, şeytandan Allah’a sığınırım. Ahzab Suresi çıktı, 43. “O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, müminleri çok esirgeyicidir” diyor Allah. Zulümatlardan nur, zulümat el-nur, inşaAllah. “Müminlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.” Ebcedi tam 2005 tarihini veriyor, 2005. “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni” şeytandan Allah’a sığınırım. “Bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” 1997 tarihini veriyor ebcedi, 45’ci ayet.
Tamam şimdi harunyahya.tv’den devam ediyoruz, inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...