SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Samsun AKS, Tv Kayseri, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR:Şimdi yukarıda Sultan Baba’nın talebelerinden gelmişlerdi de, onlarla konuştuk. Çok acayip sevimliler, maşaAllah. Sultan Baba’nın, “O bizdendir” demiş o zamanlar Hocamız benim için. Oradan dolayı müthiş sevgileri var. Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini müjdelemiş, “Hz. Mehdi (a.s.) gelip benim bu koltuğuma oturacak” demiş. Koltuğunu muhafaza ediyorlarmış kardeşlerimiz. “İnşaAllah, bir gün ziyaretinize geliriz” dedik, konuştuk. Bayağı şevkliler maşaAllah. Erbakan Hocamıza hayranlar, maşaAllah. Çok vefalı, tertemiz, Anadolu insanları, deccal konusu açıldı da şimdi onlara o konuyu anlattım.
Kardeşim şimdi deccal geldiğinde ne yapıyor? İnsanları imansız yapıyor. Dinsiz yapıyor. Dünya ne kadar? 7 milyar. 6,5 milyarını dinsiz yapmış. Yani deccal gelip dinsiz olan bir toplumu bir daha mı dinsiz yapacak? Dinsize, “Gel, seni dinsiz yapayım mı?” desin. Adam zaten dinsiz, o zaman ne olduğu anlaşılıyor? Deccalin gelmiş olduğu anlaşılıyor, alameti bu olduğuna göre. Deccal geldiğinde ışıklar sönecek denilirse, ışıklar da söndüyse deccal gelmiştir. “Deccal gelince dünya dinsiz olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ekseriyet, tamamı hemen hemen büyük bölümü, 6,5 milyar insan dinsiz, ateist oldu, Darwinist oldu. Tamam, deccal geldi. Ayrıca ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? İnsanları katledecek, ölümlerine sebep olacak. Bir milyar insanı katletti adam, bir milyar. Adam diyorsa ki bu az, o zaman dünyada adam kalmaz zaten. Dünya zaten 7 milyar toplamı. Bak, dünyanın 1/7’ini götürmüş adam. Ondan gerisini de sakat etmiş, on binlerce binayı, şehri yerle bir etmiş ve bütün insanlığın %99’unu mutsuz etmiş. Neşelerini, sevinçlerini, kalplerindeki Allah aşkını ellerinden almış. Neşelerini kırmış. Yani bir tek bundan Türkiye gibi ülkeler, belirli ülkeler kurtuldu deccalin azgınlığından. Peki böyle bir durumda yeniden ve bir daha deccal beklersen, adam öldürmüş zaten, öldürmüş adamı bir daha mı öldüreceksin yani. Deccalin geldiğini alametlerinden anlıyoruz. Alametleri varsa deccal gelmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)’ı da alametlerinden anlarız aynı şekilde. Deccaliyetin fikir sistemini yok ederse, yok etmişse o da Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Oturup karmakarışık bir sistem değildir ki bu. Bir şeyi anlamak için alametleri belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Alametleri oluşunca da o da olur. Böyle grift alametlerle anlayacaklarını zannediyorlar, grift. Halbuki asıl kitlevi alametler var, büyük alametleri var. Şimdi, dense ki deccal geldiğinde her yer kapkaranlık olacak ama başka da alametler olacak mesela ağaçlardan 8 tane yaprak düşecek, ama ana alamet ne? Dünyanın kararması. Dünyanın kararması olmuş, %99’luk alamet, asıl alamet, onlar %1’lik alametler artık detay alametlerdir. %99’luk alamet ne? Dünyanın kararması. Dünyayı mahvetmiş, imansız etmiş, deccal çıkmış işte. Ondan gerisi teferruattır. Arkadaşlar hep teferruatın üstünde duruyorlar dikkat ederseniz. Adamın gözü, adamın gözü kör Mesih deccalin ama bu çok semboliktir. Çok sonradan olacak bir olay bu. Asıl olan dinsizlik ve ateistlik cereyanıdır. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediklerinin çıkması dolayısıyla harika olduğu için öyle bir olay meydana geliyor. Yani harikalığı göstermek için meydana geliyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın sırtındaki mühürden dolayı mı Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlıyoruz yoksa küfrü ezmesinden dolayı mı? Ezmesinden dolayı. O detay ne için veriliyor? Bizim hoşumuza gitsin diye veriliyor. Yani kanaatimizin pekişmesi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizesini görüp heyecan içinde kalmamız için veriliyor. Deccalin gözü niye veriliyor, detay? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinin doğru çıktığını görmeleri için. Hoşlarına gitsin diye. Ama asıl dev alameti dünyanın dinsiz olmasıdır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da dev alameti dünyada dinsizliği çökertmesi, kırmasıdır ama şimdi iki türlü çökertme olur. Bir, zahiren çökertme vardır. Birde batınen çökertme vardır. Hz. Mehdi (a.s.) şu an batınen çökertti. Gizli çökertti. Adam, “Darwinistim” diyor ama inanmıyor. Mühim olan budur. Mesela diyorsun ki adama, “Baban öldü”. Görüyor adam tabutta yatıyor. “Benim babam asla ölmez. Ölmedi babam” diyor. İstediği kadar desin ölmüş, gerçekleşmiş o. O onu diyebilir, ölmedi diyebilir, yaşıyor diyebilir. Onun anlamı yok. Ama samimi kanaati öldüğüdür. Şu anda da Darwinistler samimi olarak kanaat getirdiler. Baksana Hawking mi ne o, onu bile hortlatmaya kalktılar adamı. Ruhu konuşuyor artık bizimle, “Adnan Hoca’ya o da karşı” diyorlar. Onun ruhu benimle mücadele ediyormuş şu an. Artık ölüden medet umar hale geldiler. Bak, elma yanak uzaylılara karıştı o. O uzaylılara karıştı. “Uzaylılar yapıyor” diyor. Öbürü de, “Ruhu konuşuyor” diyor. Bu mağlubiyetin tescili işte. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam biz çocukluğumuzdan beri Darwinist yetiştik eğitimde de. Allah razı olsun siz vesile oldunuz imanımıza. Türkiye ‘de de %90 iman sahibi olan insanların imanlarına da siz vesile oldunuz. Yani Darwinizmi bilimsel olarak çökerterek, Allah’ın varlığını delilleriyle ispatlayarak Allah’ın izniyle. Ama 1970’lerde 80’lerde böyle değildi. %50 – 50 idi siz de daha evvel anlattığınız gibi şimdi %90’larda Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: %95 şu an Darwinizme inanmayanların sayısı, %95. Acayip bir sayı bu. Üniversiteler, okullar, sokaklar nereye gidiyorsanız sorun. EvvelAllah, Allah bizi vesile etti.
OKTAR BABUNA:Yerle bir ettiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah, tabii.
OKTAR BABUNA:Bir yere adınızın gitmesi yetiyor artık zaten.
ADNAN OKTAR:O işte Herald Tribune, hepsi yenildiğini bir başka şekilde ifade etmek istiyor. Adam durduk yerde çalmadan oynuyor. Sana soran mı oldu? “Harun Yahya hakkında, ölü konuşuyor” diyor. “Ölüler konuşmaya başladı” diyor. Kardeşim, bırakın bunu işte yani her zaman söylüyorum “El mi yaman bey mi yaman” demişler. Bey hepsinden yaman. Allah vesile etti beni. Ve rezil oldular Allah’ın izniyle rezil oldular. Rezil rüsvay oldular o Darwinist önde gelen takım, inşaAllah. Yani o Amerika’daki falan ağababaları, inşaAllah. Berker’im buyurun. Tekellüm buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Bugün Zaman Gazetesi’nde Prof. Dr. Ali Köse’nin bir yazısı vardı Hocam, “Neden Müslüman oluyorlar?” diye. “11 Eylül’den sonra dünyada İslam’a karşı düşmanlık yükseldi ama bunun yanında Müslüman olanların sayısı çok büyük bir hızla arttı” demiş. Büyük gazetelerde bu yönde onlarca haber yer aldı. Örneğin, Hollanda’da Müslüman olanların sayısı 10 kat artmış Hocam. “Aslında Avrupa’da yaşayan Müslümanlar İslam’ı arzu edilen seviyede temsil edemiyorlar. Ama buna rağmen taşıdıkları maneviyat batılı insanı çok etkiliyor. İslamın tek bir nüvesi bile batılıları etkileyebiliyor” demiş Hocam. “Kuran’ın ne kadar büyük bir etkisi olduğunu anlamak için Müsülman olan bir kişi ile konuşun hemen anlarsınız” demiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah. Oktar Hocam, seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Fikret Bila bir yazı yazmış Milliyet’te, Çankaya’daki resepsiyon ile ilgili görüşlerini anlatıyor. Cumhurbaşkanı’nın Kürt konusundaki bazı yaklaşımlarını ifade etmiş. Özetle şöyle diyor; “Cumhurbaşkanı Gül kucaklayıcı, hoşgörülü bir üslupla sohbet etti. Demirtaş ve BDP’li milletvekilleri Türkiye’yi bölmek, Türkiye’den ayrılmak istemedikleri konusunda Cumhurbaşkanı Gül’ü ikna etmeye çalıştılar. Çok dikkatli bir üslupla BDP’lileri yanıtladı” diyor. “Her şeyin konuşulabildiğine dikkati çekti. Sorunların diyalogla çözülebileceğini söyledi. “Ancak şiddet, kan, ölüm oluru olmaz yapıyor” diyerek sorunların çözümünde asıl engelin terör olduğu mesajını verdi” diyor Cumhurbaşkanı için.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, PKK komünist bir harekettir. Leninist bir harekettir. Terörden asla vazgeçmez. Asla ve kesinlikle vazgeçmez. İddia edilen Ergenekon Örgütü de Leninist, Stalinist, komünist bir harekettir. Asla kan dökmekten vazgeçmez. Atatürk’ün bu sözüne kulak verecekler; “Beyler, şurası unutulmamalıdır ki, Türklük aleminin en büyük düşmanı komünistliktir” diyor. “Behemehal” diyor yani her durumda, “Her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Eğer bu konuda şeytani bir merhamet gösterilirse adamlar kuduruyorlar. Göz açtırılmaması lazım, ama ilmi, fikri, bilimsel ve felsefi, yani hiçbir şekilde askeri çözüm, polisiye çözüm çözüm değildir. Olmuyor, dünyanın hiçbir yerinde olmamıştır.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu terörist başı kitabında boşuna sizden bahsetmiyor. Türkiye’de kimsenin ismini vermezken sizin isminizi zikrediyorsa ne kadar canı yandığını gösteriyor. Çözümün nerede olduğunu gösteriyor.
ADNAN OKTAR:Ne diyor? Benimle ilgili evet. “O MİT’in elemanı” diyor. “Devlete yol gösteriyor” diyor.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Canım MİT elemanı olmak şereftir. İftihar ederim MİT elemanı olmaktan, yani olmuş olsam iftihar ederim. Niye? Gayet güzel yani, inşaAllah. Devletin şerefli bir kurumu, ama hakikaten binasını dahi bilmiyorum, yerini de bilmem yani. Ankara’daki yerini de bilmiyorum, burada da bilmiyorum. “Ve devlete yol gösteren böyle, Osmanlı’da vardı böyle” diyor. “Onlar yol gösteriyor, devlet de vuruyor” diyor. Biz devlete tabii ki nacizane her vatandaş gibi yardımcı olmak isteriz, olmak istiyoruz. Ama çözümün fikri olduğunu ben söylüyorum, fikirdir yani, bilimsel, felsefi eğitim. Çözüm budur.
OKTAR BABUNA:Yiğit Bulut bir yazı yazmış Habertürk’te, “Yerleşik güçlerin Avcı, Gündüz denemesi” başlıklı yazıda, “Yerleşik düzenin, medya uzantıları eliyle son çırpınışları bunlar” demiş. Şöyle bitiriyor yazısını; “Önemli olan Türk kamuoyunun uyanık olması ve yerleşik düzene karşı Cumhuriyet tarihinin en kararlı mücadelesini yürüten Türk Devleti’nin 1999’ların başından itibaren düştüğü bu tuzaklara karşı tedbirli olması ve gereğini yapması” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Yiğit Bulut uyanık bir delikanlı, samimi, yani akıllı bir Türk milliyetçisi, bir Müslüman evladı helal olsun, güzel.
OKTAR BABUNA:Özcan Tikit de Habertürk’te, Patrik Bartholomeos ile görüşmelerinden bazı bölümler aktarmış yazısında. Patrik hükümetin Hristiyanlara yönelik tutumunun çok değiştiğini ve çok güzel gelişmeler olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR:Nasıl güzel gelişmeler?
OKTAR BABUNA:Kısa bir bölüm okuyayım. “Son gelişmeler çok olumlu. Başbakan alışık olmadığımız cesur adımlar atıyor. Yetimhaneyi ziyareti, Sümela Manastırı'ndaki ayin, bunlar kolay adımlar değil. Bir dönem ikinci Vatikan olmaya çalıştığımız gibisinden komik iddialar dolaşıyordu ortalıkta. O argümanlar geride kaldı artık. Kilisemizin yurtdışında büyük bir itibarı var. Türkiye'ye gelen her liderin Patrikhane'yi ziyaretinin temelinde de bu yatıyor" demiş, Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, biz üç kıtada hakim olmuş büyük bir devletiz. Ermeniler de bizim yedi emanımızdadır, Rumlar da, gayrı müslimlerde, Museviler de hepsi bizim canımız, onların canı, malı, namusu hepsi bizlere emanet. İstedikleri gibi ibadetlerini yaparlar, istedikleri gibi yaşarlar, istedikleri gibi ticaretlerini yaparlar. Koskoca bir Türk İslam Birliği oluşuyor, inşaAllah. Uçsuz bucaksız o coğrafyada istedikleri gibi yaşasınlar. Gönülleri çok rahat olsun, inşaAllah. Bu nedir?
OKTAR BABUNA:Bülent Somay da Radikal’de “Maymunlar ve insanlar” diye bir yazı yazmış Hocam. İnsanın güya bonobo ile benzerliğine dikkat çekmiş, bonobo maymunları ile. “%98’lik benzerlik var” demiş. Ondan sonra da Radikal’in yazarı.
ADNAN OKTAR:Anlatmak istediğin şeyi sen bana söyle.
OKTAR BABUNA:Benzerliğini iddia ediyor. Onu atası gibi göstermeye çalışmış. O şekilde bir yazı yazmış Hocam. Benzerliğini anlatmış ve “Orangutanların (ve maalesef insanların) aksine, anlaşmazlıklarını dövüşerek değil sevişerek çözüyorlar. Ve en önemlisi, tecavüz yok” gibi evet böyle benzerlik iddia etmiş bonobo maymunu ile.
ADNAN OKTAR:Kim bunu diyen?
OKTAR BABUNA:Somay.
ADNAN OKTAR:Kim bu Somay?
OKTAR BABUNA:Bülent Somay, Radikal Gazetesi’nden.
ADNAN OKTAR:Bülent Somay.
OKTAR BABUNA:Bu şey olayı olmuştu Hocam. Ardi diye bir fosil çıkarmışlardı. Siz, “Bu bonobo maymunu” dediniz. Bütün dünyayı ayağa kaldırdılar. Siz bonobo maymunu dedikten sonra bütün dünya özür diledi, BBC, New York Times hepsi özür dilediler.
ADNAN OKTAR:Bülent Somay nerelerini benzetiyormuş maymuna?
OKTAR BABUNA:“%98’lik benzerlik var” diyor. Güya hayatlarından da şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar diye işte.
ADNAN OKTAR:Anladım peki. Resmini bir getirsin Bülent Somay. O maymunların resmini de getirsin, bir bakalım aradaki benzerlikler neler tespit edelim. Bir de benziyorsa yani benzeyebilir. Bu neyi değiştirir? Allah maymunu ayrı yaratmış, insanı ayrı yaratmış ama illa benziyorum diyorsa getirsin fotoğrafını bakalım. Bağlantıları ve haklı olan yönlerine bir bakalım. Yani nesine sevinecek onun ben anlamadım. Yani insan güzel bir varlıktır. Özel yaratılmış bir varlıktır. Allah, “Ahsen-i takvim” diyor, “En güzel surette yarattım” diyor. Diğer canlıları da insana benzeterek insanların onlardan hoşlanacağı şekilde yaratmıştır Allah. Mesela maymun eğer insana benzemezse biz maymunu eğlendirici bulmazdık. Mesela kediyi insana benzettiği için biz kediden zevk alıyoruz, hoşumuza gidiyor. Mesela temizleniyor, hırlıyor. Sevdiğimizde esniyor, o hoşumuza gidiyor. Hapşırıyor, herif kulağını mulağını kaşıyor. Her hareketi hoşumuza gidiyor. İnsana benzediği için hoşumuza gidiyor. Ama tam insan tersi hareketler yapsa rahatsız olurduk. Mesela o altın oranla yaratılmış olması, sevmeyi bilmesi, acıkması, sıcaktan hoşlanması, keyifle yatması hoşlanacağı bir yerde, insanda böyle sıcak bir yer hoşuna gider yatmak için. Rahat bir yer hoşuna gider o da pufidik bir yer bulduğunda gidip gömülüyor hemen, hırlayarak uyuyor. Onun mesela saadeti ve mutluluğu insanın hoşuna gidiyor. İnsan kendi ile kıyaslayınca ondan zevk alıyor. Zevk alalım diye Allah bize benzer yaratmıştır onları. Ama Bülent Hocam diyorsa ki, “Ben çok maymuna benziyorum” diyorsa.
OKTAR BABUNA:Bir bölüm var Hocam okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Bakayım.
OKTAR BABUNA:“Bonobolar, şempanze değil, onlara bizim olduğumuz kadar akrabalar yalnızca. Bonoboların en temel özelliği son derece barışçı hayvanlar olmaları. Hayvan diyorsam alışkanlıktan, yoksa Avrupa’da bonoboların insan haklarından yararlandırılması gerektiğini savunan hatırı sayılı bir eylemci grubu var. Genetik olarak neredeyse yüzde 98 insan bonobolar. Cinsel davranışları açısından ise hepimize ders verebilecek özelliklere sahipler.”
ADNAN OKTAR:Bakalım, getirsin resmini, ikisini kıyaslayacağız ben söyleyeceğim. Hakikaten şu yönden benziyor, bu yönden benziyor, sayacağız. Ama o benzeme Allah tarafından özel olarak meydana getirilmiştir. Yoksa bu Bülent denilen zat, kardeş, arkadaş mı diyeyim neyse vatandaş, kromozomları bir incelemiş olsa nefesi kesilir. Yani açıkça söyleyeyim. Cahiliğin en uç aşamasına ne deniyor? Zır cahil denir. Arkadaşımız zır cahil sorun bu. Ne fosilleri bilir, ne genetik yapıyı bilir, ne proteinlerin yapısını bilir.
Bülent Somay, getir o maymun resmini de getir sen. Yanaştır ben benzer yönleri söyleyeyim. Madem illa merak ediyor. Şimdi efendim, şu kısımlarda, şu kısım ve şu kısımda, bak üst kısım, yandaki bu tüy kısımlarında bir benzerlik var. Kulağını göremediğim için bir şey diyemiyorum. Onların burnu biraz küçük, Bülent beyin burnu biraz daha cesametli, ağız yapıları andırıyor evet. Ağız yapıları andırıyor. Bakış dersen benziyor. Şu özellikle sağdaki varlıkla arkadaşımızın bakışları andırıyor. O da öyle ilginç bakışlar yapıyor. Daha da detaylandırabilirim. Ama şu püskül kısımları özellikle çok benziyor. Başka ne bileyim, yani her halde yetirlidir bu kadar. İstiyorsa daha detaylı bilgi vereyim. Ama kromozomları incelediğinde arkadışımız bunu görecektir; “Ya Rabbi bu ne kadar büyük bir alem”. Ne kadar büyük bir alem romozomlar, kardeşim bir düşünün. Bir insanın tek hücresinde dünyanın en büyük kütüphanesinden daha çok bilgi dolu.
OKTAR BABUNA:Bu son haliymiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu son hali. Bülent Bey, şimdi bunda gözlük var, onlarda gözlük yok. Aradaki fark olarak söyleyelim. Şu kısımlarda var benzerlik, şu üst kısımlarda var. Yani teknik olarak benziyor, o yönlerden benziyor. Bakış, bak burada şu arkadaşa, arkadaş diyorum pardon, o varlığa, şu soldaki varlığa benziyor şu an. O da yandan bakıyor, o da yandan bakıyor. Burun şu an daha çok andırıyor. Yani o kadar, yani onların herhalde kıyafeti yok, arkadaşın üstünde kıyafet var. Kıyafeti çıkarırsa belki benzerlik daha da yoğunlaşacak, bilemiyorum yani. Eğer kastettiği bu ise teknik yönden onlar benziyor evet.
Ama fosil bilimine girdiğimizde, bakın 35 tane değil, 35 bin değil, 350 bin değil, 350 milyon fosil yaratılışı ispat ediyor. Fosilden bir kere olay bitmiş. Kardeşim kromozomlara gidiyoruz. Yani ne alemdir, yani ne sanattır, o küçücük, görünmüyor, mikroskopta da görünmüyor, elektron mikroskopta da görünmüyor. Ucu ucuna görebiliyorsun. Kromozomlarda devlet kütüphanesi kadar, dev bir devlet kütüphanesi kadar bilgi bir tane kromozom içinde baştan sona kadar kusursuz olarak ama, bilgi yazılmış. Mesela şimdi bu kitabın içindeki harfler diyor adam, bu tesadüfen yazıldı diyor buradaki bütün harfler. “Başka?” diyoruz. “Bu kitapta tesadüfen yazıldı” diyor. Başka? “Böyle” diyor, ”On binlerce kitap bir hücrenin içerisinde tesadüfler sonucu yazıldı” diyor. “Bir maymun daktilonun başına geçse nasıl tesadüflerle yapabilir” diyor. “O kadar bir ihtimaldir ama oldu” diyor. Sırf bir hücrenin içindeki kromozomların böyle tesadüfen olduğunu söylüyor. Ki trilyonlarca hücre var. Ve trilyonlarca kütüphane insanın içerisinde dolu. Bakalım Ahirette bonobo maymunu ile beraber. Şimdi benzerlik açısından, bonobo maymunu daha güneşte yanmış herhalde arkadaş eğer güneşte yanarsa daha çok benzeyebilir. Ama şu an, şu üst favori kısmı orada hakikaten benzerlik yoğun, yani hakikaten orada yoğun. Evet, doğru birçok yönden benziyor ama o ayrı bir varlık, o ayrı bir varlık. Neyse buna kitap da göndersen Bülent arkadaşa. O Yaratılış Atlası gönderelim, okusun. Ne anlatayım?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O zaman ben talebemi konuşturayım, Cübbeli’yi çıkartın, anlatsın bakalım. Yeni bir kasedini daha dinletin.
VTR
ADNAN OKTAR:Bak, talebem Cübbeli 570 sene sonra diyordu. Bak, onu düzeltti üslubunu. Düzelttirdim, zorla düzelttirdim. Eski açıklamalarıyla getirip konuşturtturduk. Unutmuş bunları, bak dünyadaki işgali Müslümanların işgalini anlatıyor. Deccaliyetin oluştuğunu anlatıyor. “Böyle bir durumda olur mu diyorsunuz” diyor. “Tabii ki olur” diyor. “Kısa sürede olacak” diyor. Ve 570 yıldan da bahsetmiyor. Hemen olacağını söylüyor. Çünkü bu işgal 570 yıl sürecek demiyor zaten. Ama efendim, Fatih Altaylı’nın takım ile görüştükten sonra 570 yıl edebiyatına başladı. Sonraki ifadeleri geçersizdir Cübbeli’nin ilk ifadeleri önemlidir. İlk ifadelerinde net ve açık, alenen İslam ahlakının dünya hakimiyetinin çok yakın olduğunu söylüyor. Yani göreceğimizi söylüyor, inşaAllah. Başka Cübbeli’nin yine bir kasedini daha yayınla.
VTR
ADNAN OKTAR:Bak, Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerini de açıklıyor. Arap milletinden değiller, Türk olacaklar. Ağırlıklı olarak Türklerden oluşacaklar, inşaAllah. Yani Türk derken Harstır zaten Türkiye, belli ki çeşitli kavimlere mensup ama Türkiye’den çıkacağı için Türk diyebiliriz, inşaAllah. Ve Kuran ayeti ile ispat ediyor görüyorsun. Çünkü bu ayetlerin birçoğu Hz. Mehdi (a.s.)’a bakıyor. Hadislerle Peygamberimiz (s.a.v.) belirtmiştir. Kuran’ın bir çok ayeti Hz. Mehdi (a.s.)’a bakıyor. Şu an Cübbeli asla ve kesinlikle bu konuları anlatamıyor. Ama talebem olduktan sonra bak gayet güzel anlatmaya başladı, inşaAllah. Kıraati de iyi bayağı güzel okuyor Kuran’ı maşaAllah. Ama şu an oku desen okumaz. Dünya hakimiyeti ile ilgili ayetleri okumuyor. Ama biz Allah’ın izni ile zorla okutuyoruz işte. Yine bir kaset daha dinletin.
VTR
ADNAN OKTAR:Cübbeli, manen öldü. Maddeten değil, manen öldü. Ama talebem olarak bak Allah nasıl onu hizmet ettiriyor. Bak, “bu külliyeler” diyor, “her şey” diyor, “Mehdiyet için”. Ben ne diyorum? Eskiden beri ne anlatıyorum. “Her yer, her şey şu an Mehdiyet’e hizmet ediyor” dedim. Cübbeli ne diyor? “Her yer, her şey şu an Hz. Mehdi (a.s.)’a hizmet ediyor” diyor. İstesin veya istemesin her olay, hükümetler, olaylar, devletler, milletler, sistemler, istesin veya istemesin hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’a hizmet ediyorlar şu an. Külliyeler, binalar, şirketler, kurslar, okullar her yer inşaAllah.
Şimdi de Mehmet Talu Hocamızı dinleyelim. Böylece Cübbeli’nin yanındaki insanlar da hakkın hakikatin ne olduğunu çok daha iyi görmüş oluyorlar. Demek ki, hakikat gizlenmiyormuş, inşaAllah.
VTR
ADNAN OKTAR:Bakın, Mehmet Talu Hocam, çok onurlu, asil, yaman bir insandır. Böyle çok büyük bir alimdir. Asildir. Hiç dinle, imanla, mukaddesatla espri yaptığını gördünüz mü? Duydunuz mu? İşte alim böyle olur. Her zaman söylüyorum Mahmut Hocamızdan sonraki en büyük alimdir, inşaAllah. En değerli, büyük mürşittir aynı zamanda, inşaAllah. Başka nedir? Cübbeli’nin yayınlanmamış kasetleri mi var başka dedin? Tamam, yayınlayın, inşaAllah.
VTR
ADNAN OKTAR:Hani melek başının üstünde duracak diyordun sen? Parmağı ile işaret edecek diyorsun. Burada da, “Melek görünmeyecek” diyor. “Görmeye de gerek yoktur” diyor, görülmesine. Gerçekten de öyledir, imtihan ortamı tabii ki melek görülmez. Hz. Mehdi (a.s.)’ın ilminin vehbi olmasının nedeni bu melektir yanında olan. Allah onu vesile ediyor. Yani hayret edecek şekilde irticalen, mükemmel konuşacaktır Hz. Mehdi (a.s.). Yani o anda Allah ilham edecek, mesela bir soru sorulduğunda, herhangi bir konuda müşkül olduğunda irticalen anında mükemmel karşılık veriyor. Ve en doğru, en güzel cevabı veriyor. Ama bir kısım yobazlar, İstanbul’dan çıkacak bir yobaz onun bu vasfını farkedemediği için, onun Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu anlayamadığı için Arapça’da bilmediği için o karşısındaki yobaz çok iyi Arapça bilecek. Hadiste o anlaşılıyor. Hz. Mehdi (a.s.) bilmez. Onun ilminin az olmasıyla, bilgisizlikle ve sapkınlıkla onu suçlayacak, yanlış yolda olmasıyla onu suçlayacak böyle bir yobaz çıkacak. O yobazın yaptığı hata ne? Allah tarafından, melek tarafından yönlendirildiğini bilmiyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Ama Hz. Mehdi (a.s.) da bunu görmez, yani meleği farketmez. Bir mükemmellik veriliyor. Yani ledüni ve vehbi cok akıcı, güzel konuşan, güzel cevap veren, hikmetle konuşan bir insan Hz. Mehdi (a.s.), inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, büyük İslam alimi Muhyiddin Arabi Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.)’ın Arapça bilmeyeceğini ifade ediyor, uygun görürseniz okuyayım?
ADNAN OKTAR:Kendisi söylüyor zaten. Muhyiddin Arabi’den anlatıyor. Bu kısmı anlatmıyor Cübbeli işine gelmediği için. İşine gelmiyor. Maddesine dokunuyor, inşaAllah. Söyle.
ALTUĞ BERKER:Şöyle diyor Hocam; “Buna hak kazanan, ceddine (yani Muhammed Aleyhisselam’a) çok benzeyen bir kimsedir Hz. Mehdi (a.s.). O Arapçayı pek iyi konuşamaz. Fakat ahlakı hususunda ondan farklı da olmaz”.
ADNAN OKTAR:“Arapçayı pek bilmez” diyor yani Türkçe’de Arapça kelime vardır o kadarlık. Yani dillere karışmıştır, Farsça’ya da karışmıştır Arapça o tarz ama normal olarak “Arapça bilmez” diyor. Başka ne var filmi? Cübbeli’nin var mı öyle kısa filmi?
VTR
ADNAN OKTAR:Bakın, burada da açıkça görüyoruz. Bazı kardeşlerimiz çıkıyor, Cübbeli de bazen ne dediğini unutuyor. Ondan sonra bak burada açıkça söylemiş, Cübbeli’nin söylediği doğru çünkü bütün hadis-i şeriflerde, Ehl-i Sünnet alimlerinin izahlarını görüyoruz. Hz. Mehdi (a.s.) tarikatların üstündedir. Bütün tarikatlar ona bağlıdır. O geldiğinde bütün tarikatlar lağv oluyor. Bütün tarikatlar ortadan kalkıyor ona bağlanıyor yani hidayet kaynağıdır, inşaAllah. Ve onun herhangi bir şeyhe bağlı olması mümkün değildir. Şeyhler ona bağlı olur, o şeyhe bağlı olmaz. Bir mükemmelin, bir mürşidin sohbetinde kemale geliyor. Ve nübüvvet yolundan ilerliyor. Tarikatlar velayet yolundandır o nübüvvet yolundan. Yani en kestirme ve en keskin, en güçlü yoldur. Hz. İsa (a.s.)’da öyle. Bu yolda vasıta, mürşit olmaz, inşaAllah. Dolayısıyla hiçbir tarikata bağlı değildir. Ne Nakşibendi’dir, ne Kadiri’dir. Bilakis Nakşibendi ve Kadiri tarikatları, Şazeli hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’a bağlıdır, inşaAllah. Ve onunla sonlanıyor, Hz. Mehdi (a.s.) ile sonlanmıştır, inşaAllah. Cübbeli’nin böyle çok anlatımları var unutmuş, zamanında anlatmış unutmuş. Onların hepsini ben size dinleteceğim teker teker. Böyle mükemmel talebe varsa bana söyleyin, inşaAllah. Talebelikten istifa etmiş ama sonradan mecburen talebe yapılmış bir talebe. O unuttuklarını ona teker teker söyleteceğim. Kaç kere söyleteceğim, defalarca söyleteceğim. Bir kere, on kere, yirmi kere değil ezberleteceğim yani, inşaAllah.
1 dakikamız var. Bir ara mı veriyoruz?
SUNUCU:İnşaAllah. Programımıza kısa bir ara veriyoruz, daha sonra tekrar devam edeceğiz.
SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam sözü yine size bırakıyorum.
ADNAN OKTAR:Ben de Asilime bırakıyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Tevrat’ta Hocam salih müminlerin Hz. Mehdi (a.s.)’ın dünyaya hakim olacağını bildiren bölümler var Hocam, inşaAllah. Uygun görürseniz okuyayım Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:O (Hz. Mehdi (a.s.)) tüm dünyayı Allah’a birlikte kulluk etmeleri için ıslah edecek, çünkü şöyle yazmıştır: “O zaman, birlikte Bana yakarmaları, omuz omuza Bana hizmet etmeleri için, halkların dudaklarını pak kılacağım." Bir başka yerde Yaratılış bölümünde, “Yeryüzünün tozu kadar sayısız bir soya sahip olacaksın. Doğuya, batıya, kuzeye, güneye doğru yayılacaksınız. Yeryüzündeki bütün halklar, sen ve soyun aracılığıyla kutsanacak”. “Ona (Hz. Mehdi (a.s.)'a) egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona hizmet etti” diyor Daniel bölümünde Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bir tane daha oku.
ALTUĞ BERKER:İncil’de var Hocam dünya hakimiyetini müjdeleyen bölümler. Şöyle diyor Pavlus’tan Romalılara Mektup’ta; “İbrahim'e ve soyuna dünyanın mirasçısı olma vaadi Kutsal Yasa yoluyla değil, imandan gelen aklanma yoluyla verildi”.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir tane daha var Hocam. “Sizler Peygamberlerin mirasçıları, Allah'ın atalarınızla yaptığı antlaşmanın mirasçılarısınız. Nitekim Allah İbrahim'e şöyle demişti: “Senin soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün halklar kutsanacak”.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
“Selamün aleyküm Hocam”, aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “İlk bölümde bir arkadaşımız bahsetmişti. Sizin yayınlarınızdaki mucizelerden” harikalardan diyelim. Yahut kardeşlerimizin kerametidir o inşaAllah. “Ben de birkaç tane harikadan bahsetmek istiyorum. O gün kafama takılan soru neyse cevapladığnız da o oluyor, birincisi bu” diyor. “İki, çocuklar bilgisayarı bozdukları gün yayının ikinci bölümünü izleyemeyeceğim diye üzülürken” üzülme olmaz Müslümanlıkta haramdır. “Tam da o gün yine başka bir kanaldan yayına devam etmeye başladınız. Üçüncüsü, sizi izlemeye başladığımdan beri namaz kılıyorum. Dördüncüsü, kafamda dönüp dolaşan ve kelimelere dökmeyi beceremediğim birçok cümleyi o günkü yayında mutlaka sizden duyuyorum, inşaAllah. Hocam sizi çok seviyorum. Ve ulaşabildiğim her yere sözlerinizi ulaştırmaya çalışıyorum. Kitaplarınızı hediye ediyorum”. Kimseyi zorlamadan, ilgilenmedikleri anda fazla üstelemeden uygun bir şekilde konuyu anlatıyormuş, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.) kimdir? Sorusunun cevabını ise boş bıraktım. Tüm alametlerini taşımakla birlikte, Allah Hz. Mehdi (a.s.)’ı sizinle gizlemiş de olabilir.” Ne demek o? Yani Mehdilik hüsn-ü zanı olabilir. Herkes herkese sevdiklerine hüsn-ü zan edebilir ama buradaki anlam ne anlama gelmiş anlamadım. “Ama eğer Allah’tan korkmuyor” öyle denir mi? “Allah’tan korkmuyor olsaydım” diyor olmaz. Şöyle diyebilirsin, eğer helal olsaydı diyebilirsin. Yasemin Akman, “Hz. Mehdi (a.s.) olduğunuzu bağıra bağıra söylerdim” diyor ama böyle olmaz. Tersten düze gidilmez. Düzden düze gidilir. O olmaz yani çok acayip bir şey olur Allah vermesin. Öyle bir şeyi aklımızdan geçirmeyiz biz Yasemin Akman, inşaAllah.
“Selamun aleyküm”, aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Sevgili Muhammed Adnan Hocam, yüzyılın bilim adamı olarak tarihe ismini yazdıran Nobel ödüllü Albert Einstein” neyse, “Dinsiz bilim topaldır” diyor adam, doğru. Einstein zaten Allah’a inanan bir kişi.
“Selamun aleyküm Hocam” diyor. “Deccalin bir gözü kör olması masonluğa işaret olabilir mi?” diyor. Orada hani varya bir tek göz, olabilir tabii ama şahısta bir gözünde bir körlük var, inşaAllah. Yani o aczini görmesi için o kişiye verilen Allah’tan bir özellik, inşaAllah.
Bismillah. 27 Mart 1909’da Bediüzzaman’ın yaptığı konuşma, "İhfa (gizlenmek), havf (korkmak) riyâdandır (gösteriştendir, iki yüzlülüktendir). Farzda (farz olan ibadetlerde) riyâ (gösteriş, iki yüzlülük) yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazîfesi” diyor Bediüzzaman, “En büyük farz vazifesi (Müslümanlara düşen görev), İttihad-ı İslâmdır” Müslümanların dünya çapında birleşmesidir, İslam Birliği’dir. “İttihadın (birliğin) hedef ve maksadı; o kadar uzun, kollara ayrılmış, her şeyi kuşatan, İslam’ın ibadet yerlerini birbirine rabtettiren (bağlayan) nurani silsileyi harekete geçiren çok büyük bir birliktir” diyor özetle Bediüzzaman. “Ruh-u canımıza mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz” diyor. “İnşaAllah, alem-i İslam’ın” İslam aleminin, “Büyük bir bayramına yetişirsiniz”. Hz. Mehdi (a.s.)’a biat edildiği gün. “Cemahir-i müttefika-i İslamiye’nin (Birleşik İslam Cumhuriyetlerinin) kudsi (mukaddes) kanun-i esasiyelerinin (anayasası) menbaı (kaynağı) olan Kuran-ı Hakim, istikbale (geleceğe) tam hâkim olup beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine (dair) çok emareler (işaretler, deliller) var" diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadisler var diyor, inşaAllah. Bunu kardeşlerimizin bir kısmı bu gerçeği anlamazlıktan geliyorlar. En büyük farz vazifeyi bırakıyor, İslam’da seks, cinsel ilişki onu anlatıyor adam geceli gündüzlü. Bak, en büyük farz vazifeyi söylemiyor biz de zoraki söyletiyoruz, inşaAllah.
Bismillah, Üstad Bediüzzaman’ın bir açıklaması, “Birinci mesele, rivayetlerde Hz. İsa (a.s.)’a “Mesih” namı verildiği gibi her iki deccale dahi “Mesih” namı verilmiş ve bütün rivayetlerde Mesih deccalin şerrinden, Mesih deccalin şerrinden tarzında hadislerde belirtilmiş” diyor. Buhârî’de Ezan kısmı 149, Cenâiz’de 88’de, Tirmizî’de Dua kısmı 70, 76, 132’de, Müsned’de 2. cilt 185, 186, 414, 416 denilmiş yani kaynak da veriliyor. “Mesih deccalin şerrinden Allah’a sığınılmış bunun hikmeti ve tevili nedir?” diyorlar Bediüzzaman’a. Bütün Müslümanlar namazda, Mesih deccalin şerrinden Allah’a sığınıyorlar ve ellerini ters çeviriyorlar. Böyle dua ederken, Mesih deccalin ismi geçince ters çeviriliyor, inşaAllah. Ne kadar zamandan beri? 1400 seneden beri her namazda, her namazda Mesih deccalden Allah’a sığınıyor Müslümanlar. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.)’dan da bahsedilmiş oluyor. Onun zıttı da Hz. Mehdi (a.s.) çünkü. Her namazda Hz. Mehdi (a.s.) akla geliyor. Her namazda Mesih deccal akla geliyor. Ve Allah onu hatırlatıyor. Bakın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den itibaren 1400 yıldan beri günde 5 vakitte, 5 vakit namazda Müslümanlar 5 kere Mesih deccalden Allah’a sığınıyorlar. Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı akıllarına getiriyorlar. Çözüm de Hz. Mehdi (a.s.)’dır çünkü. “Elcevap: Allah-u alem bunun bir hikmeti şudur ki: Nasılki emri İlahi (Allah'ın emri) ile İsa Aleyhisselam, şeriat-ı Museviye’de (Hz. Musa (a.s.)'nın getirdiği dinde) bir kısım ağır tekalifi (Allah tarafından yüklenen görevler ve sorumlulukları) kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyatı helal etmiş. Aynen öyle de; Büyük Deccal, şeytanın iğvası (şeytanın devreye girmesi, aldatması) ve hükmü ile şeriat-ı İseviye’nin (Hz. İsa (a.s.)'ın getirdiği şeriatın) ahkamını (hükümlerini) kaldırıp Hristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini (sosyal hayatlarını) idare eden rabıtaları (bağları) bozarak, anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder”. Demek ki hak din ortadan kalktı mı ne oluyormuş? Anarşi ve Yecüc Mecüc ortaya çıkıyor. Yecüc Mecüc’ün ne olduğunu Bediüzzaman açıklamış oluyor. Hak dinin ortadan kaldırılmasıyla meydana gelen manevi rabıtaların ve zincirlerin kopması ile insanların azması ile insanlar ne oluyormuş? İnsanlar Yecüc ve Mecüc oluyor. “Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder. Ve İslâm deccalı olan Süfyan dahi” Süfyan-ı deccal, Süfya’nın ismi de geçince Müslümanlar ellerini ters çeviriyorlar. Ne kadar zamandan beri, 1400 seneden beri. “Süfyan dahi, şeriat-ı Muhammediye’nin (a.s.m.) (İslam dininin) ebedî bir kısım ahkâmını (hükümlerini) nefis ve şeytanın desiseleri ile (hile ve aldatmalarıyla) kaldırmaya çalışarak hayat-ı beşeriyenin (toplum hayatının) maddî ve manevî rabıtalarını (bağlarını) bozarak, serkeş (başkaldıran, isyan eden) ve anarşist ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak, hürmet ve merhamet gibi nurani zincirleri çözer” hürmet ve merhameti kaldırır. Sevgiyi, saygıyı kaldırır. “Hevesat-ı müteaffine (kokuşmuş istek ve arzular) bataklığında, birbirine saldırmak için cebrî (zorlamaya dayalı) bir serbestiyet ve ayn-ı istibdad (baskı ve zorbalığın ta kendisi) gibi bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki” dehşetli bir teröre ve anarşiye kapı açar ki, “O vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdaddan (sıkı yönetim) başka zabt altına alınamazlar” diyor. “Öyle azar kudururlar” diyor. Ne zaman söylüyor bunu Beşinci Şua’da; ta 70 yıllık açıklama 521. sayfasında.
Süfyan Şam’da çıktı, Hafız Esad’dır. Bütün Müslümanları Arap sosyalizmine, Darwinizme, materyalizme çekti. Camileri, medreseleri kapattı. Müslümanlığı mahvetti. İslam dininin güzel yönlerini, güzel hükümlerini, komünizmin, Stalinizmin hükümleri ile değiştirtti. Müslümanları kitleler halinde katletti. Ve bunu da bütün İslam ülkelerine yaydı. Buna karşı da bu tahribatını yaptıktan sonra buna karşı çıkan şahsın ismi de Muhammed Mehdi’dir. Bu tahribatını yapar bitirir. Ondan sonra Muhammed Mehdi çıkıyor. O tahribatına devam ederken çıkan kişi Hz. Mehdi (a.s.) olamaz. Çünkü durduramaz o onu. Tahribatını bitirecek o. Bitirmese deccal olmaz zaten. Aniden durdurursa deccaliğini yapamıyor. Hz. Mehdi (a.s.) aniden durdurulursa Mehdiliğini yapamaz. Değil mi deccal durduramaz onu? Hz. Mehdi (a.s)’ı durdu mu o Hz. Mehdi (a.s) değildir zaten. Hz. Mehdi (a.s.) durdurulamaz. Hz. Mehdi (a.s.) bütün güzelliği, bütün ihtişamı, sevgiyi, şefkati, merhameti, yani anti deccal olan bütün yapıyı oturttuktan sonra, bitirdikten sonra, vefat ettikten sonra deccalin dişleri uzamaya başlıyor. Yeni bir deccal ortaya çıkıyor. Ona karşı da Kıyamet Mehdisi çıkıyor. Kıyamet çıkıyor Mehdi olarak. Onun yöntemi ne biliyor musunuz? Kan. Kan Mehdisidir o Kıyamet. Alayını yok ediyor tamamını parçalayarak öldürüyor. Bir kişi bırakmıyor. Yani o çıktı mı, Kıyamet Mehdisi, Kıyamet yani taş üstünde taş bırakmaz. Bir kişi bırakmıyor. İşte bak, kan orada var. Kıyamette var Hz. Mehdi (a.s.)’da yok, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Canlandırma filmi vardı Kıyametin inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
VİDEO
ADNAN OKTAR:Evet, tamam yeterli. Yaklaşık böyle, inşaAllah. Bu son deccal de, dünyanın tamamını dinsiz yapıyor son deccal. Mesela, ondan hadislerde bahsedilmiyor. Kum gibi, o zaman herkes deccal oluyor. Yani alayı, deccal olmadık kimse kalmıyor, hepsi deccal. O zaman iki tane deccal varken, o zaman tamamı deccal. Ona karşı bir tane Hz. Mehdi (a.s) çıkıyor, askeri de yok; Kıyamet, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Yerle bir ediyor. Ne kadar da? Birkaç gün içerisinde. Aslında birkaç saat ama birkaç gün eziyet çekecekler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İzleyicimizin bir istirhamı varmış Hocam sizden.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Selamun aleyküm, Hocam. Sizi ve Oktar Babuna’yı çok seviyorum. Elimden geldiğince sizleri seyretmeye çalışıyorum Hocam. Sizden bir ricam olacak. Bugün oğlan bir çocuğumuz oldu. Ama adına karar veremedik. Hangi adı tavsiye ediyorsunuz Hocam? Ellerinizden öpüyorum ve hayırlı geceler diliyorum. Ersoy”
ADNAN OKTAR:Erkek çocuk.
OKTAR BABUNA:Erkek.
ADNAN OKTAR:Ne olur? Benim hoşuma giden Muhammed Adnan olur, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Muhammed Adnan koysunlar ismini, inşaAllah. Allah onlara hayırlı kılsın. Allah İslam ahlakının hâkimiyetinde onu değerli bir hizmete vesile kılsın. Annesine babasına sağlık sıhhat versin.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Çocuğu da said karakterli kılsın Allah. Ömrü boyunca said kalsın, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Selam vermişti Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü.
“Selamun aleyküm’’, ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Ben, Hollanda’dan Sinan. Allah rızası için eğer durum müsait ise şu soruyu Hocamıza sorun. Çünkü kafamı biraz meşgul ediyor.” Ne sevimli şey bunlar. “1- İmam Rabbani buyurmuş; “Geleceği vaad edilen Hz. Mehdi (a.s.), velayetin ekmeliyetini alacaktır. Bu Tarikat-ı Aliyye üzerine gelecek ve bu Silsile-i Aliyye'yi tamam ve tekmil edecektir. Zira bütün velayet nisbetleri, bu Nisbet-i Aliyye'nin altında bulunmaktadır.’’ Ne anlama geliyor?’’ Yani Nakşibendilik Mehdilikle ile mükemmel bir sona ulaşacaktır.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:“En mükemmel mürşit odur” diyor. Onunla hatem buluyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra gelen emanet, Hz. Mehdi (a.s.)’de son buluyor. “En büyük bir mürşit ve hem en büyük bir müceddid, hem en büyük müçtehid, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşid’’ diyor Bediüzzaman. “Hem kutb-u azam olarak” diyor kutup, yani dünyadaki tek kutup. “Bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da, Ehl-i Beyt-i Nebevi’den olacaktır” diyor. Muhammed Mehdi’yi böyle tarif ediyor Bediüzzaman. Kadiri tarikatı, Hz. Mehdi (a.s.)’da son buluyor. Şazeli tarikatı, Hz. Mehdi (a.s.)’da son buluyor. Bütün Kadiri Tarikatı’nın tamamı Hz. Mehdi (a.s.)’a bağlanıyor. Nakşibendiliğin tamamı Hz. Mehdi (a.s.)’a bağlanıyor. Çünkü manevi alemde de Bahaeddin Nakşibendi’nin de mürşidi yine Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Bütün tarikatların üstündedir, inşaAllah. Hateme velidir. Yani Hz. Adem (a.s.)’dan bu devre kadar gelen en büyük velidir, üstüne yoktur. Gelmiş geçmiş en büyük velidir, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın hem Haseni, hem Hüseyni mi olması gerekiyor?” Hayır, sadece Haseni olması yeterlidir. Hüseyni de olabilir. Seyyiddir, mühim olan seyyid olması. Rivayetlerde genellikle Hasani olduğu söylenir. Hz. Ali (r.a.)’ın, Hz. Fatıma (r.a.)’ın, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan olması, seyyid olması esastır, inşaAllah. Yani Ehl-i Beyt-i Nebevi’dendir, Ehl-i Beyt’tendir, seyyiddir yani hadislerde bu şekilde geçiyor.
“Sevgili Adnan Hocam. Selamun aleyküm, hayırlı geceler dilerim.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam, neden Oktar Bey ve Berker Bey gibi sizin fikirlerinizi ağırlıklı taşıyan ve anlayan bir bayan talebeniz programınızda aynı konumu almıyor?” Beril, bu sana hitap ediyor özellikle. Beril Hocam, yetiştiriyoruz, son aşamada, yakında evvelAllah Hocam da devrede. Aynı şekilde muhterem Hocam da, inşaAllah. O da yetiştiriyor kendini, yakında o da devreye girecek. Göreceksiniz, inşaAllah.
Mehdiyet devrinde inşaAllah, hepimiz Hz. Mehdi (a.s.)’ın askerleriyiz. Bak Cübbeli’yi bile istemediği halde asker yaptık.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:İlk defa istemeden asker olan Hz. Mehdi (a.s.) talebisidir kendisi, ilk defa. Zorla onu asker yaptık, inşaAllah. “Çıkan bayan kardeşlerim maşaAllah bir birinden akıllı ve samimiler’’ diyor. O da güzel, inşaAllah. “Fakat onlar gibi değiller’’, ilim açısından yetişiyorlar, inşaAllah. Fatma Betül, Fatma sen de gel, seni de çıkaralım. Güzel Fatma, inşaAllah. İlmine, ferasetine güveniyorsun demek ki var bir şeyki Fatma da durduk yerde söylemez. İsmi de çok güzel Fatıma, inşaAllah.
“Selamun aleyküm Hocam. Geçmişten günümüze kadar âlimler veya evliyaların, Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişini belli şekilde belirtmişlerdir. Ama verdikleri tarih ve miktarlar o zaman hesaplanarak geleceği bir tarih oluşturdularsa bile, o tarih günümüzde geçmiş bulunmaktadır. Alimlerin zaman anlayışı ile bizimki farklı mı? Sizce gelişi ne zamandır? Teşekkür ederim. Bir de yayınlarınızda neden o kadar genç hanımlar var. Ağabeylerimizi görmek isteriz. Abdülbaki” Bu herifler neyin nesi peki burada? Sayı, ikiye iki işte daha ne yapalım?
Kardeşim, geçmişte alimler Hz. Mehdi (a.s.) çıkmış demişler ama neye göre “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı” diyoruz? Alamet yok. İşte mübarek ilminden dolayı Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Kardeşim bize sayın, deyin ki; “Fırat’ın suyu kesildi’’ deyin. Geçmiş dönem için söylüyorum. Allah razı olsun, hepsi benim canım. Öyle düşünmüş de olabilirler. Ben saygı duyuyorum ama “Fırat’ın suyu kesildi’’ dememişler. “15 gün arayla Ay ve Güneş tutuldu’’ dememişler. “Kuyruklu yıldızlar peşpeşe geldi’’ dememişler. “Afganistan işgal edildi’’ dememişler. “Irak işgal edildi” dememişler. 150’ye yakın hadis var. Bunlar oldu dememişler. “Dünyaya dinsizlik hakim oldu’’ dememişler. “Deccal çıktı” dememişler. Dünya cayır cayır Müslüman doluymuş o zaman. İslam cayır cayır yaşanıyor. Müslümanların başında da lider var. Hz. Mehdi (a.s.) zamanında yok. Bütün bu alametler olmadığı halde “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı’’ demişler. Hz. Mehdi (a.s.) sevgisinden desinler, onlar benim canım. Sevgiden dolayı çıktı çıkacak, ta sahabe döneminde demişler, çıktı çıkacak hep o heyecanla yaşamışlar. Ama dünyaya dinsizlik hakim olmuş. Deccal, güneş nasıl açıkça belli oluyor, aydınlık oldu mu? Gece karanlık nasıl belli oluyor? Öyle belli olur. Gece karanlık olunca güneş batmadı denir mi? Batmış işte alenen görüyorsun. “Delil ver bana’’ diyor. Delil vereyim işte, siyahlık var. Bir şey görmek zor oluyor. Daha zor oluyor. Böyle deliller istiyorlar. Halbuki ana delilin üzerinde durmuyor. Ana delil, karanlığın her yere çökmesidir. Mehdiyet nedir? Aydınlığın her yere yayılmasıdır.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) nasıl? Güneşin kaynağına bir bak bakalım. Bu aydınlığı kim vesile ediyorsa o dur.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şu an insanlar istemeseler de isteseler de Mehdiyet’in etkisi altındalar. Bütün cemaatler, gruplar, Hristiyanlar, Museviler hepsinin imanlarının yükselmesinin nedeni Mehdiyet’tir. Sorsan, haberleri bile yoktur belki. Silsile yoluyladır. Daha önce de anlattım. Mesela Güneş doğuyor, karşıdaki binalara geliyor. Oradan bakıyorum, acayip bir güneş yansıyor binalardan. Aynaya çarpıyor, aynadan da karşı tarafa çarpıyor. Bir başka ayna koysan oraya da çarpar. Silsile yoluyla aydınlanıyor. Farkına bile varmıyor insanlar. Mehdiyet de şu an Musevilerin de dindar olmasını sağlıyor, Allah’ı sevmelerine. Hıristiyanlığın da dine dönmesini sağlıyor. Müslüman bütün cemaatlerin, Allah’a, dine bağlılığının şevkinin ve heyecanın artmasına sebep oluyor. Haberleri bile olmuyor. Bir kısmının haberi var. Yoksa Müslümanları yerle bir ederlerdi şu ana kadar. Yani Hz. Mehdi (a.s.) olmasaydı, İslamiyet bitmişti şu ana kadar.
OKTAR BABUNA:Allah saklasın Hocam.
ADNAN OKTAR:Hadiste diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “Ölümünden sonra diriltir’’ diyor, “Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın izniyle’’ diyor. “İslam’ı ölümünden sonra diriltir” diyor. Çoktan yok edeceklerdi İslamiyet’i, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: O, biraz önce okuduğunuz Yasemin Akman, demin soruyu soranmış. Ters mantık kullanmamasını söylemiştiniz. O kişiydi, izleyicimiz.
ADNAN OKTAR:Aykut diyor ki; “Hocam, bu Hz. Mehdi (a.s.) konusunu neden sizden başka hiçbir Hoca konuşmuyor?’’ Niye? Cübbeli’yi konuşturuyorum işte. Cayır cayır konuşuyor. “Ve Hz. Mehdi (a.s.) tam olarak geldi mi? Gelmediyse tahminen ne zaman gelecek?” Bediüzzaman nereden istifade ederek anlatıyor? Hadislerden. Hadisin kaynağı nedir? Vahiy. Vahyi kim bildiriyor? Allah. Suyuti’deki hadislere göre, 8 tane hadise göre Hz. Mehdi (a.s.)’ın zaten başka vakti yok. Başka vakit yok. 70 yıllık bir vakit var. Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) için başka vakit yok. Hiçbir hadis olmasa, sırf bu 8 hadisten dolayı Hz. Mehdi (a.s.) gelmiştir. Hiçbir hadis olmasa bile bak, aksi mümkün değildir şu an. Çünkü 70 yıl bir insan ömrüdür. Başka da vakit olmadığına göre. Hz. Mehdi (a.s.)’ın kesin geldiğini söyleyebiliyoruz, inşaAllah. Ve Hz. İsa Mesih’in de geldiğini söylüyoruz. Fakat İsa Mesih’in özelliği gizlenmesidir. Hz. Mehdi (a.s.) aşikaredir. İseviyet, Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi de gizli, gizli galibane, Hz. Mehdi (a.s.) açık galibane mücadele veriyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.) şu an dünyayı titretiyor. Ama harika yönü şu, alenen bilinmesine rağmen Hz. Mehdi (a.s.) anlamazlıktan gelinecektir. İstanbul’daki alim, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anladığı halde anlamazlıktan gelecek hadiste belirtiyor Hz. Muhammed (s.a.v.). “Bu kişi bizim dinimizi öldürdü’’ diyecek. Bilmediğinden değil, biliyor. Allah ayette diyor: “Vicdanları kabul ettiği halde’’ diyor, Kuran’da Allah söylüyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme’’ enaniyet ve kibirden dolayı “Kabul etmediler’’ diyor Allah. İnsanlarda böyle şeytani bir damar vardır. O yüzden kabul etmeyecekler. Yoksa Hz. Mehdi (a.s.)’ı fark edip de anlamamazlıktan gelmelerinin sebebi budur. Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın da zaten çoğunluk olarak kabul edilmesini Allah durdurmuş zaten başlangıcında. Kaderde bu hikmetle, derin bir hikmetle Allah tarafından durdurulmuştur. Hz. Mehdi (a.s.)’ın yüz binlerce talebesi olsa mesela Hz. Mehdi (a.s.)’a çok tehlikeli olur. Değil, 313 tanedir. “Ehl-i Bedir sayısınca’’ diyor Cenab-ı Allah. “Talut ile nehri geçenler kadardır’’ diyor. Sayıları çok az, 313 kişi. Ne zamana kadar? Onu Allah takdir ediyor. O vakte kadar Müslümanlar gördüğü halde anlamazdan geleceklerdir. Bu da çok büyük bir mucize ve harikadır. Mesela bak deccali dünyaya hakim ediyor Allah. İnsanlar deccali göremiyor. Bu çok büyük bir mucize. Şimdi simsiyah karanlık oluyor. Adam diyor ki; “Karanlık ne zaman olacak acaba? Gece olacak demişlerdi bize’’ diyor. Ama simsiyah zifiri karanlık. “Ne zaman olacak ya gece?” diyor. “Belki de olmuştur. Gecenin özelliği ne?” diyor. “Görmede biraz zorluk oluyor ama ışık var yine de görüyoruz falan” diyor. Anlayamıyor. Mehdiyeti de, Mehdiyetin özelliği ne? Dünyanın aydınlanması ve İslam’ın zafer bulmasıdır. Şimdi on yıl içinde de bunu görecekler. “Hz. Mehdi (a.s.)’dan konuşmayan herkes konuşmaya başladı”.
Aykut kardeş, bak bu 70 yılın içerisinde hepsinin olup biteceğinin söylenmesi tek alamet olarak bunun üstünde dursun kardeşlerimiz. Bak, Sungur Ağabey de çıktı bir tek bu konunun üstünde durdu. Çünkü her şey bu 70 yılın içerisinde, çok net. Allah’tan korkan samimi hiçbir Nur talebesi artık bunu reddedemez. Bu 70 yılın bu kadar çabuk karşılarına geleceğini tahmin etmiyorlardı. Sungur Ağabey’in filmini hazırlayın. Çünkü bak, bütün Nur talebeleri diyor ki, “İslam ahlakı dünyaya hakim olacak”. Ne zaman olacak o? Bu 70 yıl içerisinde hakim olacak. “Hakim olduğunda Müslümanların başına biri geçecek mi?” diyoruz. “Geçecek” diyorlar. Gönlünüz müsterih olsun işte o geçen, başa geçenin adı nedir buluyor musunuz? Muhammed Mehdi’dir. İstersen ona iki görev ver, ister bir görev ver, istersen sekiz tane görev ver, ister hiç görev verme. Başa geçen kişinin adı Muhammed Mehdi Muntazır’dır. Evet buyrun.
VTR
ADNAN OKTAR:Bakın, “En fazla bir iki sene sekebilir” diyor. Hoca, en fazla bir iki sene sekebilir. Fakat doğru diyor. Bediüzzaman söyleyip de doğru olmayan yanlış çıkan bir şey oldu mu?
ALTUĞ BERKER:Tek bir şey yok.
ADNAN OKTAR:Hadise dayandırıyor çünkü. Hadise dayandırınca aksi olmaz. Bakın şu dünyanın ömrünü kardeşlerimiz Bediüzzaman’ın nereye dayandırdığını oraya zoom yaptır göster. Hepsini göster, iki sayfayı da göster.
OKTAR BABUNA:Bu da kapağı.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bak burada, Peygamberimiz (s.a.v.) insanların aklında çok iyi kalacağı gibi temsillerle vurgular yaparak çok kapsamlı olarak vakti veriyor. Buradaki açıklama bu sekiz hadise göre, Hicri 1400 ve 1500 arasında ümmetin ömrü bitiyor. İcabet ömrü bitiyor. Bu vaktin nasıl geldiğine Müslümanlar şaşırmış olabilirler. Yani nasıl oldu da bize rastgeldi diye. Şaşırılacak bir şey yok bize rastgeldi işte. Deccal de bize rastgeldi. Hz. Mehdi (a.s.)’da bize rastgeldi. Hz. İsa (a.s.) da bize rastgeldi. Ne güzel, ne büyük nimet, elhamdülillah. Yani 1400 sene içerisinde 14’te 1 ihtimaldi bize rastgeldi, maşaAllah.
Ne oldu, bitti mi? O zaman biz de HarunYahya.Tv’den devam ederiz.
SUNUCU:Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.
Kuran Mucizeleri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...