SUNUCU:İyi akşamlar sayın seyircilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Harunyahya. Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli Tv, Adana Ceyhan Crt Tv ve Radyo, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Art Tv, Uşak Egem Tv, Haber58.com, Haberhilal.com, İslaminesil.com, Selamhaber.com, Sekizsutun.com’dan canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar İle Gece Sohbetleri” programımıza hoşgeldiniz. Hoşgeldiniz diyorum.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam hoş geldiniz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, hoşbulduk.
ADNAN OKTAR:Evet buyurunuz.
OKTAR BABUNA:Nihat Hatipoğlu bir yazı yazmış Hocam, Hürriyet Gazetesi’nde, Mehdiyet ile ilgili. Tam olarak geleceğine inanmıyorum dememiş ama bazı mantıklar söylemiş. Bir iki örnek vereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Kuran’da Mehdiyet ile ilgili açık hadis yoktur” diyor.
ADNAN OKTAR:Hadis mi? Kuran’da?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Kuran’da hadis olur mu?
OKTAR BABUNA:Olmaz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kuran’da hadis olur mu? Kuran’da ayet olur. Evet.
OKTAR BABUNA:“Sahih-i Müslim gibi kitaplarda Mehdi’den bahsedilmemektedir” diyor. “Tarihin her döneminde Mehdi (a.s.) geldi gibi sözler kullanılmıştır. Eğer gelecekse Mehdi (a.s.)’nin tarihini kimse ebced veya cifr ile bilemez, sadece Allah bilir” demiş. Müslüman Mehdi (a.s.)’yi oturup beklemez, hizmet etmelidir. Şayet Mehdi (a.s.) gelecekse, bu iş davet etmekle, yersiz konuşmalarla olmaz” diyor.
ADNAN OKTAR:Davetle, davet etmekle. Yersiz konuşma bir de, bu kadar.
OKTAR BABUNA:Evet, kısa bir örnek okuyabilirim Hocam? “Böyle bir şey gerçekleştirilecekse, bunun zamanını ebcedle, cifr ilmi ile kimse bilemez, sadece yüce Allah bilir. Bir Müslüman’a düşen ise, kimseyi beklemeden dinine, vatanına ve insanlığa hizmet etmesidir. İslam oturupda Mehdi (a.s.) beklenmesini emretmez. Herkesin hizmet anlamında üzerine düşeni yapmasını emreder. Mehdi (a.s.) gelecekse şayet, bu iş davet etmekle veya yersiz konuşmalarla olmaz” diye bitirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir kere Hürriyet Gazetesi bir adamı durduk yere konuşturmaz, bir. Oradan olay zaten yatmış vaziyette. Hürriyet Gazetesi çıkartıyorsa, Mehdi (a.s.) tedirginliği ile çıkartıyor. Hürriyet, Aydın Doğan, Fatih Altaylı ve onun ekibi Taha Akyol’u Mehdi (a.s.) korkusu sardı ve muazzam tedirgin. Ya kanalarına çıkartıp Mehdi (a.s.) gelmeyecek diyorlar, ya Hürriyet’ten geceli gündüzlü Mehdi (a.s.) gelmeyecek yayını yapıyorlar. Sakin olun kardeşim, gelmeyecekse niye bu kadar panik oluyorsunuz. Mesela Hindular veyahut Budistler, Budha yeniden geri dönecek, diyorlar. Ben hiç heyecanlanmıyorum, gayet sakinim ben. Birçok inançta bu tarz izahlar var, hiç heyecanlanmıyorum. Kuran’da Nur Suresinin 55. ayetini Hocamız açarsa, orada açıkça Mehdiyet’ten bahseder, Nur Suresi 55. ayetinde. Bana bu konuda hiç boş yere direnmesin, yani daha önce de açıkladık. Hatta Cenab-ı Allah Zülkarneyn (a.s.)’e, Süleyman (a.s.)’a gönderme yaparak, “daha öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi yaptıysak, sizi de güç ve iktidar sahibi yapacağız” diyor. Bunu da zaten hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) açıklamış. Buhari’de ve Müslim’de, Tirmizi’de, Sünnen-i Davut, Sünnen-i Nesai’de Küttüb-i Sitte’nin tamamında Mehdi (a.s.)’den bahseder. Ehl-i Sünnet’te itiraz eden hiçbir mezhep yoktur Mehdi (a.s.)’nin gelişine. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafii, bütün dört hak mezhepte, Şiilik’te, Caferilik’te, Alevilik’te, Bektaşilik’te bütün mezheplerde Mehdi (a.s.) haktır. Mehdi (a.s.)’in gelişi haktır. Bu gereksiz bir direnme olur. Buhari de Hz. İsa (a.s.) geleceğinden bahsediyor.
Şimdi Mehdi (a.s.)’den kurtulduğunu düşünelim. Bir Mehdi (a.s.) daha var; İsa (a.s.) var, onu ne yapacaklar? Ona da üç tane Kuran ayeti var. Bunu hiç hesap edemiyorlar. Cenab-ı Allah yaptı mı, çok sağlam yapar, çok sağlam yaratır. Cenab-ı Allah çok sağlam yaratmıştır. İsa (a.s.) konusunda niye bir şey dememiş Hocamız, mübarek? Çünkü adı gibi biliyor İsa (a.s.) geleceğini, üç tane ayet var. Buhari’de detay vererek Cenab-ı Allah anlatıyor İsa (a.s.)’nın gelişini. Müslim’de detay vererek anlatıyor. Hangi Ulul Azm Peygamber halktan, avamdan bir kişiyi geç bana namaz kıldır, ben senin emrindeyim, senin kumandanınım, sen benim başkanımsın der, kime der? Buhari’de ne diyor. Müslümanların liderini namaza geçirir ve kendisi de o kişinin imamlığını kabul ederler, lider yapar diyor. Onun imam olmasını kabul eder ve ister diyor. Normalde Ulul Azm bir Peygamber’in kendisinin lider olması gerekiyor. İmam olması gerekiyor. Demek ki bir olağanüstülük var ki, o kişi de onu imamlığa geçiriyor. O kişinin adı ne biliyor musun? Mehdi (a.s.), Muhammed Mehdi (a.s.). Tirmizi, Sünen-i Davut, Sünen-i Nesei, her yerde anlatılıyor ve bu konuda yüzlerce, binlerce hadis var. Bunu kapatmaya, örtmeye kimsenin gücü yetmez. Buhari’de uzun uzun Hz. İsa Mesih (a.s.)’in inişinden bahsediliyor. Bundan niye bahsetmiyorsun? İsa (a.s.) geldi mi, zaten dünya hakimiyeti var demektir. İsa (a.s.), Mehdi (a.s.)’siz İsa (a.s.) olur mu? İsa (a.s.)’sız Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.)siz de İsa (a.s.) olmaz, ikisi de bir bütündür zaten. Mehdi (a.s.)’den kurtulayım derken İsa (a.s.) yakalıyor sizi. İsa (a.s.)’dan kurtulayım derken Mehdi (a.s.) yakalıyor sizi ve kurtulamıyorsunuz ve kurtulamayacaksınız da, inşaAllah. Ebcedler, Bediüzzaman’a dokundurma yapmış Hocamız. Bir kere Nihat Hatipoğlu Hocamız Bediüzzaman’ın tırnağı olamaz. Ben hakaret anlamında demiyorum, ben de tırnağı olmam. Tırnağının tozu olamayız, o da ben de. Ben Nihat Hocayı severim, çok samimi, mazlum bir insan. Ama Hürriyet’e davetle gittiği anlaşılıyor, özel davetle gitmiş. Ve ısmarlama bir konuşma yapmış, bu belli. Bediüzzaman ebced ile konuları bildirmiştir ama hadise dayandırarak bildirmiştir ve Kuran’dan ebced ile açıklamıştır. Fakat şimdi çok önemli bir şey söylüyorum. Ebced ile verdiği bütün tarihler, bütün olaylar, yüzlerce olayın tamamı çıkmıştır, buna ne diyecek Hocamız? Kardeşim bir tanesi çıkmaz. Bak yüzün üzerindedir Bediüzzaman’ın ebced ile bildirdiği olaylar, tamamı çıkmıştır. 1971’deki olayları en ince detaylarına kadar söylüyor. 1997’deki olayları en ince detaylarına kadar söylüyor, konusu ile birlikte söylüyor, net tarif ediyor. Allah’ın izniyle bu tarih bu olacak diyor ve net olmuştur. Hani olmuyordu? Bundan haberi var mı Nihat Hatipoğlu Hocamızın? Bundan haberi yok. Mehdi (a.s.)’yi davet, Allah söylüyor Mehdi (a.s.)’yi aşk ile beklememizi. Biz Allah’ın Resulü (s.a.v.)’nün torununu, Resulü (s.a.v.)’nün evladının nasıl davet etmeyiz? Kimi davet edeceğiz biz, deccali mi davet edeceğiz? Tabii ki Peygamber (s.a.v.)’in torununu, Peygamber (s.a.v.)’in evladını davet edeceğiz. Tabii ki Hz. İsa (a.s.) davet edeceğiz. Allah’tan yalvaracağız. Geldiğinde de davet edeceğiz. Evlerimize davet edeceğiz, memleketimize davet edeceğiz, camiiye davet edeceğiz. Mehdi (a.s.) davete icabet edecek, Hz. İsa (a.s.) davete icabet edecek ve bütün dünyayı gezecekler. Davetten niye sıkıldılar ki? Eğer ölçü Ehl-i Sünnet ölçüsü ise, Ehl-i Sünnet’te konuşacak Hocanın hiçbir şeyi yok, bitmiş Ehl-i Sünnet’te. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafii’ye göre bitiyor konu. Hocamız diyorsa ki, ben Ehl-i Sünneti kabul etmiyorum, dört mezhebin de dışındayım diyorsa, o ayrı bir mesele, o zaman konuşuruz. O zaman sorun yok, tartışız. Şii’liği de kabul etmiyorsa, Caferiliği, Vabiliği kabul etmiyorlar, ben hepsinden daha iyi biliyorum, apayrı bir mezhebe sahibim diyorsa, ben müceddiddim, mutlak müctehidim, apayrı bir alemim diyorsa, bunu konuşabiliriz. Şaşar beşer Faruk Beşer de aynısını söylüyor, sorun değil. Hepsini bir masaya oturtalım, konuşalım. Ama Bediüzzaman’ın bütün dedikleri çıktı ve Resulullah (s.a.v.)’ın bütün dedikleri çıktı. Mehdi (a.s.) ile ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yüzellinin üzerinde hadis bildirmiştir. Bakın dikkat edin, tamamı çıktı, eksiksiz ve matematik düzgünlükte, geometrik düzgünlükte. Teker teker, sayı sayı çıktı hepsi. Aydın Bey sakin olsun, Fatih Altaylı sakin olsun, malum yerler de sakin olsunlar. Mehdi (a.s.) gelmiştir. Biz Mehdi (a.s.)’yi beklerken, Mehdi (a.s.)’ye güvenerek mücadeleyi bırakır mıyız? Kardeşim şimdi bak, Mehdi (a.s.)’yi en iyi bekleyenlerden biri benim. Yeri göğü inletiyorum, boş mu duruyorum ben? Bak üç yüzün üzerinde kitap yazdım.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Moğolistan, Çin, Mançurya, Güney Amerika, Küba, Vietnam, Japonya, Fas, Tunus, Cezayir her yerde benim kitaplarım zibil gibi satılıyor.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yüz on milyon kitap internetten indirildi, sırf bu sene, yüz on milyon ücretsiz, bir o kadar da satıldı. Bir de ayrıca kaçak baskıları da var Afrika’da falan, karışmıyorum onlara da, yani sular seller gibi dağıtılıyor kitaplarım. Ve geceli gündüzlü bak, radyolardan, televizyonlardan, internetten, her yerden Mehdi (a.s.)’yi müjdeliyorum. Nerede Hocanın açıklaması? Demek ki Mehdi (a.s.)’yi sevenler böyle oluyorlar. Her Mehdi (a.s.)’yi seven böyle olursa, ne olur bir düşün bakalım. Örnek işte bak görsün, ben yerimde durmuyorum. Ama Mehdi (a.s.)’yi de özlemle bekliyorum. Şimdi Hocanın bütün dedikleri boşa gitti Nihat Hocanın. Fatih Altaylı, Aydın Doğan, Cübbeli’yi karşıma çıkardılar, paspas gibi çiğnedim. Hocayı çıkarttılar, Hocaya ona bir şey demeyelim, o garibim, o mazlum Allah-u alem onu bir şekilde dolduruşa getirmişler-götürmüşler anladığım kadarıyla. Eğer delikanlıysa Hürriyet, yiğitse karşıma çıkartsınlar, karşıma. Nihat Hocam’ı karşıma çıkarsın, sevgide, saygıda kusur etmem ben, elini de öperim. Benim öyle bir derdim yok, büyüklük azminde değilim ben, tabii elini öperim, hitabımda da en ufak bir saygım olmaz. Delikanlılarsa, kendi kanallarına çıkarsınlar, bir saat konuşalım, darmakeşan olur. Böyle tek yanlı boş arsada at oynatmak olmaz. At beni gördü mü, adamı yere çarpar. Atın üstünde duramaz o zaman, boş arazide oynar, inşaAllah. Teşekkür ediyorum.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah.
SUNUCU 1: Hocam bir de sizin internet siteniz vardı. “Küttüb-i Sitte’de Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.)” diye inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet, Hocam bu “Dört hak mezhebe göre Mehdi (a.s.)” internet siteniz. Dorthakmezhebegoremehdi.com, ayrıca Kuttubisittedemehdiveisa.com sitelerinden bütün hadisleri görebilirler, inşaAllah. Ayrıca siz örnek verdiniz, defaatle okumuştunuz Hocam, Müslim’de de hadis var, Buhari’de de, hepsinde var Hocam, inşaAllah. Buradan da öğrenebilirler izleyicilerimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bu arkadaşların bir tek başı Mehdi (a.s.)’yle belada değil, Hz. İsa (a.s.)’yla da başları belada. Yani birini hallediyorlar, biri karşılarına çıkıyor. Onu hallediyorlar, o karşısına çıkıyor. Halletmiyorlar da, hallettiklerini zannediyorlar. Baş edebilecekleri gibi değil. Bir de tahakkuk etmiş, meydana gelmiş olay, durdurabilecekleri gibi bir durum yok, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de yanlışlık yaptım Hocam. Kuran’da hadis diye söylememiş (Nihat Hatipoğlu), doğru söylemiş. “Kuran’da ayet yoktur” diye.
ADNAN OKTAR:Bak en az 100 tane ayet var. Mehdi (a.s.)’ye bakan, en az 100 tane. Ben bir tanesini söylüyorum ona, Nur Suresinin 55. ayeti. Baksın, hemen kanaati gelecektir. Ve Cenab-ı Allah Tevrat’a ve Zebur’a da gönderme yaparak söylüyor. Tevrat’ta ve Zebur’da da söyledim diyor Cenab-ı Allah, oraya bakın diyor. Tevrat’ta ve Zebur’da Mehdiyet’in anlatıldığını söylüyor Cenab-ı Allah. Dünya hakimiyetinden bahsediyor. “Ve diğer hak kitaplarda da var” diyor bu Cenab-ı Allah. İlk defa benim anlattığım bir konu değil, diyor Cenab-ı Allah. Bunu Tevrat’ta da, Zebur’da da söyledim ben, müjdeledim ben, diyor. Baksın görür. Tabii ben mealen söylüyorum, yaklaşık, inşaAllah. Evet, Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. İsmet Berkan’ın bir yazısı var Hocam, inşaAllah. “Kürt sorununda alınan avansı iyi değerlendirmek” başlıklı yazısında, “PKK’nın ateşkes ilan etmesi bir fırsattır. Bize verilen bir avanstır. Bu avansı iyi kullanalım. Sorunu yaratan alt yapıyı değiştirelim” demiş. Ayrıca kısa bir bölüm olarak da Hocam, “Kürtler, bu cumhuriyetin gerçekten özgür, gerçekten eşit ve gerçekten kardeş vatandaşları olabilmeli. Onlara kendilerini böyle hissetmeleri için gerekenleri sağlamalıyız. Ezberlerimizi bozalım. Kürtler bu toplumda özgür değil, eşit değil,kardeş hiç değil. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik meselesini çözelim” demiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bunlar tamam, zaten çözülür. Kürtler bizim canımız, ciğerimiz, bize bunları öğretmesine gerek yok. Bir kere arkadaş, İsmet Berkan komünizme karşı mı, onu bize bir anlatsın. Yani komünizmi lanetliyor mu? Komünizm zulüm sistemi mi? PKK komünist mi? Bize bunları bir anlatsın. Komünist düşüncede, komünist felsefede diyalektik felsefe zeminde oturmuş bir felsefe midir? Marksistler Darwinist midir aynı zamanda? Hocamız kendisi Darwinist midir, Marksist midir? Bunları bir açıklasın. Ve Marksizme karşı bilimsel mücadele gerekir mi? PKK’ya karşı bilimsel mücadele gerekir mi? PKK’yla mücadele de çorba, evlendirme metotları mı esastır, yoksa bilimsel mücadele mi esastır? Bunları anlatsın, bize demagoji yapmasın. Kardeşliği bize ne öğretiyor? Zaten onlar bizim canımız, ciğerimiz, kardeşimiz, böyle bir sorun yok. Kardeşlikle ilgili bir sorun yok. Bütün sorun PKK’nın ideolojik saldırısına cevap verilmemesidir. PKK ideolojik saldırı da bulunuyor, hiçbir şekilde cevap verilemiyor ve verilmiyor ve tek başına PKK ilerliyor. Yıllardan beri, 30 yıldan beri, 40 yıldan beri cevap verilmiyor PKK’nın ideolojisine. İsmet Berkan da bunlara açıklık getirmesi gerekiyor. Komünizme karşı mı? Stalinizme karşı mı? Leninizme karşı mı? Leninist teröre karşı mı? Leninizm’de terör var mıdır? Terör olmayan bir Leninizm var mıdır? Marksist olan bir kişi, Leninist olmadan Marksist olabilir mi? Leninist olduğunda da, bir kişi terörist olmadan Leninist olabilir mi? Bunlara bir cevap versin, ondan sonra konuşalım. Bir de kendisi Leninist, Marksist mi? Bir de onu açıklasın. Marksizme bakış açısını nedir, onu açıklasın. PKK’ya karşı olduğu belli. Ama bunları bir netleştirsin. Bunları netleştirmezse, havada ters takla atıyor demektir. Olmaz o zaman.
OKTAR BABUNA:Mehmet Ali Birand Hürriyet’te; “Kılıçdaroğlu’nu derin CHP devirmek istedi, başaramadı” başlıklı bir yazı yazmış. Özetle “hiçbir parti CHP'nin kendine yaptığı kötülüğü yapmaz. Daha lider seçeli 5 ay olmuş, Genel Sekreter liderine komplo kuruyor. CHP'ye Baykal gibi sert ve otoriter biri gerekiyor demek ki. Seçime 7 ay kala Ana Muhalefet Partisi'nin haline bir bakın. Bundan en çok AKP ile MHP mutludur. Çünkü kavga onlara yaradı” demiş.
ADNAN OKTAR:Nereden anlamış?
OKTAR BABUNA: Bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Bunlar daha ellerinde bir delili yok. Kendi kafasından konuşuyor. Parti içinde bu tip çekişmeler olur, her zaman olur. Yani İnönü zamanında da vardı, Ecevit zamanında da vardı. Ecevit-Baykal çekişmesi de vardı. Bu ilk defa karşılaşılan bir şey değil. İnönü-Ecevit çekişmesi olmuştu; gerçi o biraz acı bir olaydır, ama dolayısıyla CHP’nin aleyhine mi oldu, lehine mi oldu, şu an bu vatandaşın bir bilgisi yok, tahmin ediyor. CHP’nin her zaman muntazam bir takipçi kitlesi vardır. CHP, her zaman söylüyorum, denge partisidir. CHP her zaman gereken bir partidir. Dolayısıyla bu konuda bu kadar tedirgin olmasına gerek yok.
OKTAR BABUNA:Hasan Pulur da Milliyet’te Hocam “CHP 1950’den bu yana Ecevit dönemi dışında hiçbir seçimi kazanamamıştır. Bu gerçeği unutmayalım. Türkiye’de sağ yüzde 70, sol 30’dur. Bunu da unutmayalım” demiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu doğru. Bu teknik bir gerçektir, bu doğru. Bediüzzaman da diyor, “sol hiçbir şekilde meşru yoldan iktidara gelemeyecek” diyor Bediüzzaman. Mesela bu Bediüzzaman’ın bir kerametidir. “Hiçbir şekilde gelemez” diyor. Hakikaten de öyle olmuştur. Ama milletin böyle bir tavır göstermesinin nedeni Darwinizme ve materyalizme, ateizme karşı yapılan bilimsel etkili mücadeledir. Yoksa Türkiye’de sol çok güçlü olurdu. Çok güçlüydü, mesela 1980’lerde ben biliyorum, 70 ve 80 aralığında Türkiye’deki en güçlü ideolojiydi sol ve Darwinizm en güçlü felsefeydi. Bütün üniversitelere hakimdi sol. Fraksiyonlar hakimdi. Her üniversite aşağı yukarı, çok nadir üniversite solun kontrolü dışındaydı. Devletin kurumları da tamamen solun kontrolüne geçmişti. Ama biz ortaya çıktıktan sonra Allah’ın dilemesiyle, Darwinizmi bir kurt kapanına aldık. Kurt kapanın da, çok biçimsiz bir güreş tekniğidir. Şahsın yakayı kurtarması diye bir konu yok. En kestirme olay hemen tuş olup yakayı kurtarmaktır. Onlar da bunu yaptılar, hemen tuş olup yakayı kurtardılar. Hiç unutmam Münih Olimpiyatları’ndaydı, çok iyi takip ederdim, inşaAllah. Şimdi adacağız köprüye geldi yakayı kurtarmak için, bir güreşçi arkadaş, yabancı. Kollarını adamcağızın kollarının altından taktı ama sırt üstü, kafası sırtına geldi, adamın kafası sırtına geldi. Şimdi var gücüyle çekiyor kollarıyla adamın kollunu ve var gücüyle de kafasına bastırıyor. Bir insanın boyun kası ne kadar dayanabilir? Bir kol ne kadar dayanabilir? Bir çığlık geldi, şap diye yapıştırdı böyle. Yöntemlerden biridir bu. Ali Rıza Alan’ın yine güzel bir güreşi vardı. Ali Rıza Alan çıktı; hayret edersiniz normal bir güreşçi, sıradan bir güreşçi. Ali Rıza Alan’ı altına aldı, köprüye falan getirdi Ali Rıza Alan’ı. İnanamıyoruz, gözlerimize inanamadık. Yine aldı böyle, Ali Rıza Alan’ı Allah-u alem çıldırttı, acayip kızdırdı. Ayağa kalktı Ali Rıza Alan adamı aldı paket yaptı, omuzuna koydu böyle. Önce bir gezdirdi, yani acayip kızdı, sonra ayaklarından tuttu, sürekli çeviriyor adamı, burgu deniyor ona. Sürekli ileri geri falan, adamı mahvetti, gereksizdi tabii o yaptığı da. Sonunda adam artık baktı olacak gibi değil, bıraktı kendini, en iyisi uğraşmayayım gibisinden, şap diye sırtı yere geldi. Şimdi bizim hesap da bu tarzda oluyor, yani Ali Rıza Alan gibi şimdi. Eze eze yeniyoruz, eze eze. Yakalarını kurtaramazlar. Onun için solun yenilmesinin sebebi Allah’ın dilemesiyle biziz. Bizi Allah alet olarak kullandı, bizi vesile etti. Hiçbir vasfımız yok, Allah’ın gariban kullarıyız, yani gölge varlıklarız, Allah bizi kullandı. Mesela benim talebelerim de öyle, mazlum çocuklardır, işte Oktar, Cihat şu bu. Ama meydana gelen olaya bakın, icraata bakın. Ben Ankara’da laik bir ortamda yetiştim, ailem de laikti. CHP’liydi annem de babam da. Okuduğum okulda çok cindirler, yani öyle diyeyim. Akademi de okudum, Akademi malum zaten. Bizim çocuklar da bir avuçlar benim etrafımdakiler. Ama şu dünyadaki icraata bak. Kitaplara ben de şaşırıyorum. İcraata, uygulamaya bende şaşırıyorum. Her şeyi yapan Allah, bu bir insanın yapacağı bir şey değil. İnsanın takatinin üzerinde bir şey. Allah bunu harika olarak meydana getiriyor, maşaAllah. Allah bizi alet olarak kullandı, sadece olay bu. Biz derken, sadece Allah’ın tecellisi vardır, başka bir şey yoktur. Yani karşısında “vay be, ne yetenekmiş” dedikleri öyle bir olay yok. Sadece Allah’ın zavallı kulları var. Allah’ın onları alet olarak kullanması var. Bütün güç ve kuvvet Allah’ındır. Hayret edilecek bir şey, bak Türkiye’de solu yerle bir ettik. Sol açıkça, mesela CHP açıklama yaptı; “biz artık sağ partiyiz, sol bitti artık Türkiye’de” dediler. Ama bak bunu zorla yaptık, bileğimizin gücüyle, elhamdülillah. Allah’ın yaratmasıyla. Hayırlı uğurlu olsun, çok da güzel oldu. CHP tam anlamıyla sağa kaymıştır, İnşaAllah. Sağ parti olmuştur, daha da sağa kayacaktır ve inşaAllah da iktidar olacaktır. Darwinizme de, materyalizme de net tavrını koyacaktır, konu bitecektir. Ve gerçek İslam’ı, sahabe İslamlığını, Asr-ı Saadet İslamlığını savunacak CHP inşaAllah ve konu kökünden bitecek. CHP’liler çok, bütün milletimiz gibi çok kaliteli insanlardır, çok seçkin insanlardır. Onların Asr-ı Saadet Müslümanları olması durumunda, zaten yobazlığın y’si kalmaz. Yobazlığın y’si kalmaz. Onun için çok mühim bir denge unsurudur CHP, MHP de öyle. İnşaAllah, Büyük Birlik Partisi de öyle. AK Parti de milletimizin bağrından çıkmış, mazlum Anadolu insanlarından oluşan bir parti, inşaAllah. Onlar da ellerinden geldikçe gayret ediyorlar. Ama ben onların daha canlanmasını, daha gayretli olmalarını ve özellikle bu hukuk konusunda hiç bekletme yapmadan, var güçleriyle olaya bastırıp, bu konuyu çözmelerini istiyorum. Çünkü en hayati konu bu, şu an Türkiye’de. Ben yemek istemiyorum kardeşim, bana çeyrek ekmek arası azıcık peynir olsun bana yeter. Ben adalet sisteminin düzenlenmesini istiyorum Türkiye’de. Dünyada bir ülkede en hayati konu adalettir. Adalet sisteminin mükemmel olmasıdır. O olduğunda güvenlik gelir, huzur gelir, rahatlık gelir herkesin kafası rahatlar. Adaletteki karmaşık, eksik yönler mutlaka giderilmesi gerekiyor. Onun için Türkiye ayağa kalktı, referandum yapıldı. Referandumun tek amacı vardı, milletin gidip oy vermesinin tek amacı vardı, adalet sisteminin düzeltilmesi. Bu konuda devlet geceli gündüzlü çalışıp, hemen netice alması lazım. Hükümet gereken tedbirleri hemen alıp, neticelendirmesi lazım. Bir de iddia edilen Ergenekon Örgütü yapılanmasını yargıdan süratle temizlemek gerekiyor. Daha hala adamlar kişniyor kardeşim. Daha hala terbiyesizlik yapıyorlar. Bekletmeye gelmez, inşaAllah. Evet, Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bu İsmet Berkan’dan bahsetmiştiniz Hocam. Masasının arkasında Lenin’in heykeli duruyormuş İsmet Berkan’ın.
ADNAN OKTAR: İsmet Berkan’ın? Kardeşim buyurun. PKK’ya karşıyım, PKK’nın ideolojisi ne? Leninizm. Arkanda Lenin’in heykeli var, oldu mu şimdi bu? PKK’ya karşıysa, o heykeli şöyle bir reçelle şekillendirmen lazım. Veyahut şimdi reçel oraları bozar da, ne olabilir? Flaster bant olabilir, onunla kafasını şöyle bir sarsın, inşaAllah. İki tane de tüy diksin kafasına, o kadar. O heykel orada durduğu müddetçe konuşursa, ona kimse inanmaz. Ben İsmet Berkan’a Marksist, Leninist olduğunu iddia etmiyorum ama Lenin heykeli varsa orada, bu anlama geliyor. PKK, Marksist, Leninist parti, ben karşıyım diyorsun PKK’ya, şimdi oldu mu bu kardeşim.
“Selamün aleyküm Hocam” Ve aleyna aleyke ve rahmetullahi ve berekatühü. “Değerli ve muhterem Muhammed Adnan Hocam. Eğer bu mailimi okumazsanız size küserim ve çok kırılırım. Dün Şeyh Ahmed Yasin Hocamızın size gönderdiği asanın manen çok değerli olduğunu söylediniz ve mektubunun da bazı kısmını okumadınız. Hocam o değerli ve kıymetli asanın gizlediğiniz sırrı nedir?” Asa manen çok kıymetli, gördüğüm kadarıyla bir hayli eski, çok eski bir asa. Ve silsile çok mübarek bütün değerli Nakşi büyüklerine asalık yapmış, elden elden ele gelmiş. Gavslardan, büyük Nakşi Şeyhlerinden, büyük efendi hazretlerinden silsile yoluyla devam etmiş, en sonunda da şu fakire nasip odu. Hocamız Allah razı olsun himmet buyurdular, efendim bizlere lütuf kerem buyurdular böyle bir şerefe bizleri nail ettiler. Her sırrı söyleyemem, söyleyemediğim birçok sır var beklesinler, inşaAllah.
Yasin Hacı Kerimoğlu. “Essalamün aleyküm Hocam.” Aleyküm selam verahmatullahi ve berekatühü. “Sevgili Muhammed Adnan Hocam, maşaAllah Hocam sizlerin sohbetine doyamıyoruz. Sabaha kadar bile konuşsanız sizin o tatlı dilinize başka söz kalmıyor, inşaAllah. Hocam şöyle bir sorum olacaktı. Aşağıdaki hadislerde geçen alametler ne zaman zuhur edecek veya bu alametler zuhur etti mi? Açıklık getirirseniz sevinirim Hocam.” Dolaylı yoldan yine bana söyletecekler, öyle yamanlar öyle uyanıklar. Yok şimdi bunları söylersem olmaz, inşaAllah.
Hatice bir soru sormuş, mümin ve muttakiyse, güzel ahlaklıysa, tabii ki inşaAllah. O zaman mümin her zaman saygı görür, sevgi görür, hürmet görür. Değerli olur inşaAllah. Allah’ın tecellisi olarak ona sonsuza kadar hürmetle mükellefiz biz. Sevgiyle mükellefiz, inşaAllah. Oktar Hocam ne anlatacağız başka?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Özdemir İnce Hürriyet’te bir yazı yazmış. İslam ve Araplar aleyhindeki yazılarına devam ediyor Özdemir İnce. “Arapların büyük travması” başlıklı yazısında, “Arapları adaletsiz yönetimler kurmakla, istikrarlı kurumlar inşa edememekle hem ticaret kentleri gelişmemiş hem de fikirlerin evrimi gecikmiştir” diyor.
ADNAN OKTAR: Ne demek o yani?
OKTAR BABUNA: Geri düşünce de Allah-u alem olduklarını, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, evrimleşmemiş fikirleri diye de evrimci bir bakış açısıyla bakmış.
ADNAN OKTAR: Özdemir dedem yaşlı başlı bir insan. 1940’larda o zaman ki bilim anlayışı çok dardı, çok eksikti. Dedemin devrinde elektron mikroskop da yoktu, tabii bütün teknoloji geriydi. O devirde ne okuduysa, kafasında kalmış. Dedemin haberi yok elektron mikroskop icat edildi, kofulun, mitokondrinin yapısına girildi, proteinlerin tesadüfen olamayacağı tespit edildi. Kromozomların muhteşem yapısı gözler önüne serildi. Bir devlet kütüphanesinden daha çok bilginin tek bir kromozomda yüklü olduğu görüldü. Kusursuz matematik düzgünlükte böyle bir yapının oluştuğu anlaşıldı. Zaten normal bir insan, araştırma yönünden normal, bir kütüphane dolusu bilginin, bir kütüphane dolusu kitabın, elektron mikroskopta görülen küçük bir varlığın içine yerleştirilmesini tesadüfen açıklayamaz. Bunun tek açıklaması vardır, yaratılıştır. Ama Özdemir dedemin bunlardan haberi yok, olay bu. Dedemi eğiteceğiz. Kitap da okumaz böyle dedeler, şimdi kitap göndersek okumaz. Sigarayı içer böyle, kahvesini içiyor, eskiden ne kaldıysa kafasında, fikri sabit olur bir kısım dedeler malum, gençler daha rahat eğitilir. Ama bir kısım dedeleri eğitmek çok zordur. Acayip katılaşırlar, onun karşılığı var tabii, açıklanacak cümleler var da, ben söyleyemiyorum. Hem halk dilinde de onun açıklamaları vardır, atasözlerinde de açıklamaları vardır. Fakat şimdi Özdemir dedeme gitmez inşaAllah. Tamam dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Ahmet Hakan Hürriyet’teki yazısında Hocam; Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışının ve başarısının onu ne kadar mutlu ettiğini yazmış. Yazının başlığı; “çok mutluyum çok”. “Çok mutluyum çok. Hiç beklemediğim bir anda Kemal Bey’den hiç beklemediğim bir anda gür bir seda yükselmesin mi? Hem de ne seda. Gemileri yakan, köprüleri atan bir seda. İki kelimesinden bir halk olan, diğeri özgürlük olan bir seda. Polit büroya meydan okuyan, biz buna kısaca Kemal’in lider oluşu diyebiliriz” demiş. “Bana gelince, neyi istediysem, neyi talep ettiysem, neyi arzuladıysam fazlası oldu. Ben mutlu olmayayım da kim olsun” demiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, bir kere doğruyu söylemiyor, çünkü ne söylediyse bunlar hep tersi oluştu şu ana kadar. Kendi yana yakıla anlatmıyor muydu? Görmedi mi? Mesela kimi desteklediyse, kaybetti. Kimi kaybettirmeye çalıştıysa, kazandı. Ne söylediyse tersi çıktı. Siyah diyor beyaz oluyor, beyaz diyor siyah oluyor. Şimdi bak böyle konuşuyor, adamcağıza seçimi de kaybettirecek böyle konuşunca. Hakikaten bakın görün, adamı %10 barajın altına düşürecek. Bari sus da adam %10’u geçsin. Sussa, adam %10’u geçecek Kılıçdaroğlu Beyefendi. Konuşup şimdi batıracak ortalığı. Bari buna rica etsinler de, hiç olmazsa seçimlere kadar sussun. Böyle dost derler hani. Evet, seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Tufan Türenç de yine, Hürriyet’ten Tufan Türenç, Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen ve öven bir yazı yazmış o da. Yazının başlığı “Kılıçdaroğlu'nun liderlik adımı.” 38 yıl önceki Ecevit bunu yapmıştı, büyük bir umut yaratmıştı. Değişim savaşlarının zaferi olmuştu. Kılıçdaroğlu için de sonuç aynı olacak. Kimse kuşku duymasın” demiş. Tufan Türenç.
ADNAN OKTAR: Yani biraz şerh et, açıkla.
OKTAR BABUNA: İktidara geleceğini düşünüyor, Allah-u alem Ecevit gibi. Liderlik adımı, lider olacak, Ecevit yaptı diyor, 38 yıl önceki. Kılıçdaroğlu için de sonuç aynı olacak diyor, Ecevit gibi.
ADNAN OKTAR: Tufan Türenç dedem de, şimdi bunlar hep eski modeller. Benim çocukluğumda 1945 model arabalar vardı böyle. Hatta dolmuş olarak da kullanırlardı son zamanlara kadar. Onlar o devrin bir kısım adamlarından yani. O devirde çok zekidir millet, çok yamandır o devirden kalan kişiler de, fakat böyle basında olanlardan bir kısmı böyle biraz bilgice, görgüce eksik kaldılar. Yani bilimi, olayları, dünyayı takip edemediler. Bakın ne kadar çocukça bir teşhis. “Kılıçdaroğlu iktidar olacak” diyor. Kardeşim Kılıçdaroğlu benim sevdiğim saydığım bir insan ama ben gerçeği söyleyeyim, CHP’nin oyları düşecek. Yani CHP iktidarda olmaz. CHP de fiilen ikiye bölündü şu an. Ben bunu söylemek istemezdim ama dedemin kafası karıştığı için, yani netleşsin diye söylüyorum, suret-i katiyyede iktidar olmaz. Şöyle olur, Darwinizme, materyalizme karşı net tavır alır. Modern Müslüman tavrıyla ortaya çıkarlar, ki zaten öyleler ama bunu iyice vurgularlar. Sahabe dönemi Müslümanlığını savunurlar. O zaman Türkiye’de yer yerinden oynar. %80’le, 90’la iktidara gelir. Ama bu vaziyette olmaz, ben söyleyeyim. Yani “dost güzel söyler” demişler. Ben de güzel söylüyorum, doğrusunu söylüyorum. Hatta teknik detay dahi verebilirim. Suret-i katiyyede olmaz. Hele böyle bir kargaşada, CHP’nin en önemli ağır topları ikiye bölündü. Parti ortadan bölündü yani. Böyle bir durumda CHP ciddi bir şekilde oy kaybeder. Bu anlaşılmayacak gibi değil. Ama ben moralleri bozulmasın diye söylemek istemedim. Ama dedem zorlayınca, biz de mecbur kaldık, kafaları kaymış vaziyette. İşin gerçeğine gitmiyorlar. Eğer CHP’nin iktidara gelmesini istiyorlarsa, akılcı davransınlar. 1940’ların klasik kafasından bir kere çıksınlar, akılcı davransınlar. CHP halkı kucaklasın, milleti kucaklasın, milletin değerlerini kucaklasın. Kuran’ın bize gösterdiği o güzel ahlakı, Asr-ı Saadet ahlakını yoğun, daha yoğun hissettirsin. Ve amacının da bu olduğunu hissettirsin. Kimse onlara bir şey demez. Bak %70 demiyorum, % 80’le iktidara gelir. Ama bu vaziyette, yani % 10 bile zor söyleyeyim. Söylemek istemezdim, çünkü zor bir yoldan geçiyor CHP. Ama böyle tipler daha da batıracakları için CHP’yi, onun için söylüyorum. Çünkü bak doğru söylemeyip CHP’nin stratejisini bozuyorlar, iktidara geleceksiniz, diyor. Belli onun kaybedeceği, anlamıyor musun? Görmüyor musun? Gitmiş CHP yani, bölünmüş. Gittiğini gördüğü halde iktidara geleceksin, şaka gibi. Sanki böyle espri yapıyor onlara. Çocuk olsa anlar onu. CHP’nin kurtuluşu budur, bunun dışında yok.
OKTAR BABUNA: E.Ö de Hürriyet’te bir yazı yazmış Hocam. Tüm Doğan Grubu yazarları gibi E.Ö de Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermiş. “CHP’deki değişimi canı gönülden destekliyorum” demiş. Özetle şunları söylüyor. “Ak Parti ve Erdoğan ülke yönetimi ve ekonomi konusunda sahillere çok yararlı dersler verdi. Şimdiyse, modern hayat tarzına canı gönülden bağlı, özgürce yaşamayı DNA'larına işlemiş insanlar, demokrasinin eksik kalmış halkasını tamamlamalıdırlar. Otoriter bir rejime gidişi önlemenin tek yolu budur. Kılıçdaroğlu da bunu yapabilecek karaktere ve kararlılığa sahip bir insandır” demiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim otoriter olmak, yani CHP zaman zaman otoriter bir hava estirdi, bu biliniyor tarihinde. Ama moderndir genellikle CHP o yönüyle güzel. CHP’ye iyilik yapmak istiyorlarsa, CHP’yi daha da sağa çeksinler. CHP şu an sağ parti oldu. Ve bakın bir daha söylüyorum, Asr-ı Saadet Müslümanlığını temsil eden, güzel bir ekole çevirsinler. Bunun dışında CHP’nin hiçbir özelliği yok söyleyeyim, hiçbir özelliği yok. Bir milletin CHP’yi iktidara getirmesi için de hiçbir gerekçe yok, mantık da yok. Ama böyle bir durumda bu bir devrim olmuş oluyor, bir inkılap olmuş oluyor. Mühim, muhteşem bir şey olur bu. Bütün halkı kucaklayan, milleti kucaklayan, modern sahabe ahlakını almış onu savunan, Türk-İslam Birliği’ni savunan, Darwinizme ve materyalizme karşı olan bir CHP. Bakın %100 garanti veriyorum, Allah’ın izniyle %70-80’le iktidar olur, Allah’ın izniyle. Ama bunun dışında %10-11-12-15 o arada gezinir, ben söyleyeyim. Yani ne özelliği var CHP’nin dediğimizde, biz ne diyelim kardeşim şu an. Modern olmak yeterli değil ki, herkes modern yani.
“Sevgili çok kıymetli canım Muhammed Adnan Hocam. Dini konularda doğruyu ve eğriyi sizin gibi anlatacak birinin olduğundan umudunu kesmiştim. Sizin varlığınız bana büyük güven veriyor. Sayenizde hayallerimizin gerçek olacağına inancımız var. Dini vazifelerimizi yerine getirsek bile içime sinmiyordu neden Müslümanlarda bu kadar bozulma oldu diye. Ufkumuzu açıyorsunuz artık hayallerim daha büyük ve harikulade. Sizi çok çok seven İrem” isimli bir bayan, maşaAllah. Ben de İrem’i çok seviyorum.
Fakat PKK’nın komünist bir örgüt olduğunu, PKK’nın parti programını okuduğunda görürler. “PKK Marksist partidir” diyor, açıkça söylüyor Abdullah Öcalan kendisi diyor, “ben Stalinistim” diyor adam, daha ne desin? Bütün parti yapılanması komünist yapılanmadır, Yeliz şaka yapıyor herhalde. PKK’nın komünist parti olduğunu bilmeyen adam var mı? Komünist, Stalinist partidir. Parti programını okusun tüzüğünü, tamamı Lenin’den alınmadır, Leninizm’den alınmadır. Ve partinin Marksist olduğu da açıklanıyor. Yeliz elini yüzünü yıka bir daha yaz bakalım sen. Espri yapıyor herhalde.
Bakü’den Hüseyinzade Hüseyin. “Esselamualeyküm ve rahmetullahi ve berekatühü.” Ve aleyna aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü. Cenab-ı Allah, Resulullah (s.a.v.) için kainatı, alemleri onun nurundan yarattım. Yani bütün alem onun nurundan yaratılmıştır. Allah onun nurunu vesile etmiştir. Bütün Peygamberlerin en üstünüdür. Dolayısıyla da bütün velilerin en üstünüdür. Hepsinden üstündür Resulullah (s.a.v.). Cenab-ı Allah Hatem’e Resul olarak göndermiştir onu, Hatem’e Veli, inşaAllah. Ve onun büyüklüğünü, onun güzelliğini, onun hoşnutluğunu anlatmaya kalksak sabahlara kadar bitmez, inşAllah. Benim bu konuda yazılmış kitabım var. Kardeşim o kitabı alır okursa, Resurullah (s.a.v.) ile ilgili, oradan çok detaylı bilgi alabilir.
Zeynep Hanım yazmış; “Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Aleykümselâm ve rahmetullahi ve berakatühü. “Hocam akşam asayı gördüm ama mektubu okuduğunuz yeri görmemiştim. Şimdi izledim inşAllah. O kadar sevindim ki elhamdülillah, maşaAllah, barekAllah. Emanetler ve sırlar bir bir sahibini buluyor, inşaAllah. Tebrik ederim gözümün nuru Hocam, mübarek olsun, inşaAllah. Bu arada cumanız da mübarek olsun.” Hepimize mübarek olsun inşAllah. “Saygılar dua ile Zeynep.”
Evet Oktar.
OKTAR BABUNA: Hasan Cemal Milliyet’te bir yazı yazmış Hocam. Diğer Doğan Grubu yazarlarından farklı olarak, Hasan Cemal Kemal Kılıçdaroğlu’na verilen desteğin bir bölümünün kerhen olduğunu yazmış. “Kimileri çaresizlikten CHP umudunu hala korumak istiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’na gönülsüzde olsa kredi açıyorlar. Bir kısım değişebilir. Bir kısım ise ne köy olur ne kasaba diyorlar.” demiş.
ADNAN OKTAR:Canım olur mu öyle şey? Deniz Baykal da, Kılıçdaroğlu da çok efendi insanlar. Bayağı saygın, terbiyeli, edebi adabı bilen kaliteli insanlar. Çok acayip laflar onlar. Ama yani bir netleşmiş, keskinleşmiş bir ideoloji gerekir, bir inanç gerekir, bir zemin gerekir. Yani CHP kendini yenilemesi gerekiyor. Aynı CHP olursa, aynı cevabı almış. Aynı CHP aynı cevabı alır. Yüz kere aynı cevap alınmaz ki. Değişim olunca bambaşka bir cevap alır. Anti-Darwinist, anti-materyalist, Türk-İslam Birliği’ni savunan bir CHP, ezer geçer, o kadar. Ama klasik anlamda böyle bölünmüş kendi içinde çatışan bir CHP yüzde on, on beş arası ancak oy alabilirim söyleyeyim, inşAllah. Allahu âlem.
OKTAR BABUNA: Mehmet Tezkan Milliyet’te “CHP’de yaşananlar referandumda hayır oyu verenleri çok üzüyor” diye yazmış. “Kızgınlar, kırgınlar, umutsuzlar, şaşkınlar, çaresizler, suratlar asık, moraller bozuk seçime giderken sırası mıydı?” diye yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Niye canım hepsinde bir hayır vardır. Surat asacak, üzülecek, gerilecek ne var? Her şeyde bir hayır vardır, inşAllah.
Cübbeli Flaş TV’de son terör olayları hakkında konuşuyormuş. Ama bir türlü İttihad-ı İslam’dan Türk-İslam Birliği’nden bahsetmiyor hazret. Hâlbuki terör varsa çözümü, Türk-İslam Birliği’dir, İttihad-ı İslam’dır. “Terörün çaresi, halka imanı anlatmak.” İmanı konuları da anlatmıyor, iman hakikati de anlatmıyor. Bol bol hurafe anlatıyor. “Anadolu’da hep dini anlatmak gerekir.” Din ama hurafe ayrıdır, din ayrıdır. Din anlatılırken de doğrudan din anlatılmaz. Önce iman hakikatleri anlatılır, insanların imanları pekiştirilir, Allah’a iman etmesi sağlanır. Peygamberlere iman etmesi Ahirete iman etmesi, Cennete, Cehenneme inanması, kadere iman etmesini sağlarsın, vesile olursun, ondan sonra fıkha geçersin. Hazret doğrudan fıkıhtan ve hurafeden bahsediyor. O zaman ne olur insanlar? Soruyor musun sen adamın imanı var mı? Mesela Fatih Altaylı’ya doğrudan doğruya fıkhi konuları anlatıyor veyahut halka, insanlara. Önce imanın pekişmesi lazım çünkü şu an dünyadaki en büyük sorun iman sorunu. Kendisi de diyor; iman zaafı var diyor. Kendi talebelerine de iman zaafı olduğunu söylüyor. Hatta Mehdi (a.s.) ile ilgili son bir video olması lazım yeni. Mehdi (a.s.) çıksa diyor.
VTR- Cübbeli, Mehdi (a.s.)’nin zuhuru ve İslam ahlakının dünya hakimiyeti.
ADNAN OKTAR:Evet, şimdi bakın burada iman zafiyetinden bahsediyor yine. “Mehdi (a.s.) gelse de, Mehdi (a.s.)’ye uymazsınız, Mehdi (a.s.)’nin gelmesini istemezsiniz. Evleriniz, arabalarınız, çocuklarınız sizi ilgilendiriyor” diyor. Dolayısıyla Allah korkunuz, Allah’a olan sevginiz yetersiz, iman gücünüz yetersiz, Allah’tan korkuda ciddi eksikliğiniz olduğunuz için veyahut tamamen korkmadığınız için.” Artık ne anlamda söylüyorsa bilmiyorum. “Siz Mehdi (a.s.)’nin gelmesini istemezsiniz” diyor. “Ve dolayısıyla ben de istemiyorum” diyor. Yani özetle bu. “Bir, iki seneye kadar diyorsunuz ama yok, ne ben isterim, ne siz istersiniz” diyor. Hatta öbür konuşmasında; “adama Allah rızası için evini ver, arabanı ver dersen adam dinden çıkar. Cemaatten çıkar bir daha da gelmez. Siz iman zafiyeti içindesiniz, Allah’a, Kuran’a, İslam’a karşı içinizde iman gelişmemiş” diyor. Yani derin, tutkulu bir imana sahip değilsiniz veyahut tamamen imansızsınız, gibi bir üslupla konuşuyor. Madem böyle bir hastalığın farkındasın, neden iman hakikatleri anlatmıyorsun? Neden Darwinizm’e, materyalizme karşı mücadele vermiyorsun? İnsanları mahveden bir felsefe bu. Dünyanın %95’ini deccal, Darwinizmle ele geçirdi. Ona karşı mücadele versene. Veyahut o mücadeleyi yapanlara karşı yardımcı olsana. Veyahut onların önüne çıkmasana, onları engellemeye çalışmasana. Ve Kuran mucizelerinden bahsetsene, iman hakikatlerinden bahsetsene, bunları yapmıyor. Doğrudan fıkh ve hurafe anlatıyor. Sonra da adamlara bu tarzda hitapta bulunuyor ve bu bir tahribattır işte, yoğun tahribatta bulunuyor. Biz de bu tahribatı önlemeye çalışıyoruz. Üslup, Müslümanın üslubu böyle olur mu? Yani çok garip bir üslup, sulu bir üslup böyle, garip. Müslüman’a yakışmayacak bir üslup kullanıyor. Dolayısıyla insanların da nefsine hitap ettiği için, “ne kadar günah işlersen işle bir tövbe edersin kurtulursunuz” diyor arkasındanda. “Mehdi (a.s.)’den de ben rahatsız olduğunuzu biliyorum. Ben size bir kolaylık yapacağım, Mehdi (a.s.)’yi 570 yıl geriye aldım ben, rahat olun. Zaten çıksa ben de istemem, siz de istemezsiniz” diyor. “Çünkü ev, araba, evlenme, şu bu, falan işte ev hayatı siz bunlara yoğunlaştığınız için, evlilik hayatına yoğunlaştığınız için siz de istemezsiniz, ben de istemem. Ben size bir çözüm buldum” diyor. Çözümü nedir? Doğru olmayan bilgilerle Mehdiyet’ten insanların dikkatini uzaklaştırmak. İsa (a.s.)’nın inişinden insanların dikkatini uzaklaştırmak ve Mehdi (a.s.)’ye ve İsa (a.s.)’ya karşı insanların bilinç altında korku meydana getirip, onlara karşı sevgiyi azaltmak. Buradaki konuşmada bir Müslüman’ın kalbinde Mehdi (a.s.)’ye ve İsa (a.s.)’ya karşı sevgi kalır mı? “Mehdi (a.s.) çünkü senin evlilik hayatını bozacak” diyor. Hayatı. “Yaşantını bozacak, bütün sosyal hayatını bozacak senin, o yüzden sen Mehdi (a.s.)’yi sakın isteme” diyor. Yani anlamı bu. Mehdi (a.s.) sana zarar verecek geldiğinde, fayda getirmeyecek sana, zararlı bir yapılanma. Zararlı bir olay, dolayısıyla bak ben sizi kurtarıyorum. Ben sizi biliyorum” diyor. Bak görüyorsun. “Ciğerinizi bilirim ben sizin, siz de beni bilirsiniz. Anlaşalım, Mehdi (a.s.)’yi ortadan yok edelim. İsa (a.s.)’yı da gelmeyecek hale getirelim” diyor. Sanki bu deyince Mehdi (a.s.) gelmeyecek, bu deyince İsa (a.s.) gelmeyecek. Mehdi (a.s.) de geldi, İsa (a.s.) da geldi, gürül gürül vazifelerini yapıyor, o da vazifesini yapıyor, Mehdi (a.s.) de vazifesini yapıyor.
Ara mı vermemiz gerekiyor?
SUNUCU:İnşaAllah. Programımıza kısa bir aradan sonra tekrardan devam edeceğiz.
Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, Hocam tekrardan bırakıyorum sözü size.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah. Oktar Bey buyurunuz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu, Afganistan’da ve Irak’ta yapılan işkencelerden bahsediyordunuz Hocam, onlarla ilgili bazı haberler var, gösterelim mi?
ADNAN OKTAR:Tamam.
OKTAR BABUNA:Tam sizin söylediklerinizi teyid eder şekilde Hocam. Burada, Hürriyet’te çıkan bir haber. “Spor olsun diye Afgan öldürdüler” diyor. “Afganistan’da görevli bir Amerikan müfrezesinden beş askerin ölüm timi kurup spor olsun diye rastgele sivilleri öldürdükleri ortaya çıktı” haberi bu Hocam. “Eğlenmek için adam öldürdük” haberi yine Bugün Gazetesi’nde 20 Eylül’de çıkan, “Washington Post’un iddiası” diyor, “Afganistan'da ABD askerlerinin zevk için adam öldürdükleri ortaya çıktı. Can sıkıntısını sivillere keyfi nişan alarak atmaya çalışan askerlerin durumunun üstleri tarafından zamanında soruşturulmadığı iddia edildi” diyor haberde. Toplu ateş açmışlar roketle, hatta oynayan sekiz çocuk ölmüş.
ADNAN OKTAR:Bir evvelki habere gel. Bak “cesetleri parçalayıp kafatası ve kemikleri hatıra eşyası yaptıkları belirlendi” diyor. Amerika’ya dönerken onların kafatasını, mesela kafatasından parçalar yahut parmağını kesip, onları mesela kurutup, onları götürüyorlar Amerika’ya, evde arkadaşlarına sergiliyorlar. İnanmıyor arkadaşları o kadar adam öldürmemişsindir, diyor. Övünüyor adam, bak bu kadar adam öldürdüm, bunlar da delilleri, diyor. Filmlerde var ya Amerika’da olan hazırlanan manyak filmler, psikopat filmler, onlardan etkileniyorlar, o filmin aynısını uyguluyorlar. İttihad-ı İslam olmadığı için, Türk-İslam Birliği olmadığı için gelen vuruyor, Müslümanlara, giden vuruyor. Cübbeli de burada millete fıkralar anlatarak, “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” diyerek, “İttihad-ı İslam da olmayacak” diyerek Müslümanları adeta uyuşturuyor.
SUNUCU:Hocam siz söylemiştiniz, “gece kapıları kırıyorlar diye”, orada da “alkol ve esrar bağımlıları” yazıyordu, ilk önceki haberde.
ADNAN OKTAR:Tabii hep hapçı takımı, akşam oldu mu bunlar esrar içiyorlar, gece on gibi, dokuz gibi esrar içiyorlar, alkol alıyorlar; adam kuduruyor. Mesela bomboş evler, ıssız evler, zaten in cin top oynuyor. Alkol alarak kapıya dayanıyor, kapıyı kırıyor içeri giriyor. Adam zaten ne yapacağını bilmiyor ki, ne yaptığını bilmiyor. Orada kadınların ırzına geçiyor, çocukların ırzına geçiyor, direnen olursa kafasına sıkıyorlar. Şikayet, nereye şikayet edeceksin? Savcı yok, hakim yok, polis yok, adalet yok, hiçbir şey yok, dağ başı her yer. Hakim de savcı da bunlar zaten, polis de bunlar, bir şey oldu mu bunlara gidilmesi gerekiyor. Öldüren de bunlar zaten, kadınların ırzına geçen de bunlar.
Cübbeli de milleti İttihad-ı İslam’dan uzaklaştıracak, Türk-İslam Birliği’nden uzaklaştıracak, ne varsa elinden gelen hepsini yapıyor. Öyle olduğu için de Fatih Altaylı olsun, Aydın Doğan olsun, var gücüyle destek veriyorlar. Bir kısım insanlar da buradaki anormalliği, buradaki garipliği anlayamıyor, yanlışlığı anlayamıyor.
OKTAR BABUNA:Melih Aşık da Hocam, Milliyet’te bir yazı yazmış, Kemal Kılıçdaroğlu’nun tarzını eleştirmiş. “Sempatik az yıpranmış bir isim ama ne vaat ediyor partiye?” demiş soru olarak. “İlk günden beri türban dahil her konuda AK Parti’nin önünü açtı, partiye tek başına hakim olursa kim bilir neler yapacak? Bu durum seçim öncesi bizleri düşündürüyor, tabana güven vermesi için Baykal ve Baykalcılarla ittifak yapmalı” demiş.
ADNAN OKTAR:Bunlardan akıl fışkırıyor, maşaAllah, Melih Aşık’tan. Halbuki Baykal ayrı bir grup, Baykalcılar ayrı bir gruptur, Kılıçdaroğlu ayrı bir grup. Devam.
OKTAR BABUNA:Doğan Hızlan’da Hürriyet’te Hocam, Mehmet Aksoy isimli bir heykeltıraşın yılan hikayeleri isimli sergisini gezmiş. Bu sergiyle ilgili; sergi diyor “Adem (a.s.) ile Havva (a.s.)’dan, Evrim Teorisi’ne kadar uzanan geniş bir yelpaze tanıtıyor” demiş.
ADNAN OKTAR: Anlat, ne anladığını anlat.
OKTAR BABUNA: Burada evrimin hikayesini Allahu alem orada anlatıldını, müzede tanıtıldığı gibi bir ifade kullanılmış, onun anlatıldığını birazda övülerek anlatılmış.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsun sen buna?
OKTAR BABUNA: Evrim bitti Hocam. Haberleri yok herhalde. Bilimsel olarak çürütüldü.
ADNAN OKTAR: Doğan dedemiz de diyorsun bunlardan habersiz olduğu için.
OKTAR BABUNA: Biraz önce açıklamıştınız Hocam, nasıl olduğunu.
ADNAN OKTAR: Bu dedeler kulübü, bunlar bir alem bunlar. Bunlar uçuyor, hiçbir şeyden haberleri yok. Kendi aralarında, o onu gaza getiriyor, o ona böyle.
Yeliz Özen. Amerika’daki sistem, Darwinist, materyalist sistemdir. Amerika’daki sistemle başka ülkedeki, Çin’deki komünist sistemle arasında bir fark yok, her ikisi de Darwinist’tir. Amerika’ya sağdan kastım, ben anlaşılsın diye diyorum, sağ diye. Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam düşüncesi, sahabe devri İslam anlayışı, benim kastettiğim bu. Klasik sağ değil tabii ki. Klasik sağ Nikaragua’da, orada burada falan, Güney Amerika ülkelerinin bir çoğunda. Sol ve sağ rejimler var. Ya faşist, ya Komünist rejimler çok ürkütücü. Mesela sağ rejimlerin çoğu faşisttir. Ve kan dökücüdür, psikopattır, mafya karakterlidir. Bizim onları desteklemeyeceğimiz açık. Sahabe devri İslamlık anlayışında böyle bir düşünce yoktur, inşaAllah.
AKP, Türk-İslam Birliğine karşı bir parti değil, burada bir kardeşimiz yazmış. Çünkü Türk Birliğini kurmak için yoğun bir faaliyet yapıyorlar, bu görülüyor. İslam ülkeleriyle birleşmek için de yoğun faaliyet yapıyorlar, bu da görülüyor. Ama sırf partinin yapacağı bir şey değil bu. Tabanda halkın bu konuda kararlı bir faaliyet içinde olması gerekiyor, parti ne yapabilir? Halk isteyecek, parti de onu uygulayacak. İnşaAllah.
“Bugün Cübbeli Ahmet Hocanın bir takipçisiyle görüştüm, o kişi Hicri 1425 den önceki konuşmalar olduğunu bu konuşmaların,” diyormuş. Kardeşim biz daha önceki konuşmaları zaten yayınlıyoruz burada. Cübbeli’nin sonradan böyle çizgisinde bir gariplik oldu. Kafasında böyle, soba borusundan kesme bir şapka koydu ve bir şey oldu. Onun için biz Cübbeliyi sürekli konuşturuyoruz, daha önce ki konuşmalarını. Dolayısıyla Mehdiyet’e hizmet ettiriyoruz. İmam-ı Rabbani Hazretleri o devirde, kendi devrinde bakıyor Fırat’ın suyu kesilmemiş, Kabe’de kan akmamış. Lulin Kuyruklu yıldızı çıkmamış, iki uçlu kuyruklu yıldız çıkmamış. Ama diğer kuyruklu yıldızlar çıkar, sürekli kuyruklu yıldız çıkar. Ama asıl olan, oradaki kuyruklu yıldız o. O da çıkmamış, Müslümanların başında halife de var. Ondan sonra Irak işgal edilmemiş, Afganistan işgal edilmemiş, alametleri görmediği için Mehdi (a.s.) çıkmadı demiştir. Haklı, doğru, alameti yok. Alameti çıkınca, 150 alamet çıkınca, Mehdi (a.s.) çıkmadı denir mi? Ne kadar anormal bir hareket olur bu. Kokusu geliyor, sesi geliyor, ayak sesini duyuyoruz, icraatlarını görüyoruz, alametlerini görüyoruz, nasıl çıkmadı deriz? 150 tane alamet çıktığına göre, Mehdi (a.s.) çıkmıştır. O zamanda, İmam-ı Rabbani zamanında Mehdi (a.s.)’nin alametleri çıkmadığı için, bir alim başka ne diyebilir? Biz de olsak o dönemde, ben de olsam, Mehdi (a.s.) çıkmadı diyecektim, ne diyecektim. Çünkü hiçbir kıpırdama, hiçbir alamet olmayınca, Mehdi (a.s.) çıkmadı denir. Ama bir kere deccal çıkmış, deccal çıkınca Mehdi (a.s.) çıkmadı nasıl diyeceksin? Dünyayı deccal kaplamış, o devirde dünyayı deccal kaplamamıştı ki. Dünyanın büyük bir bölümünün Hıristiyanları Hıristiyandı, Musevileri Museviydi, Müslümanları da Müslümandı, din yaşanıyordu. İmam-ı Rabbani, zamanında deccalin çıkmadığını İmam-ı Rabbani gördü. Deccal çıkmadan, Süfyan çıkmadan, Mehdi (a.s.) çıkmaz. Ama Süfyanın çıktını, deccalin çıktığını gördü Cübbeli. Dünyanın %95’ne deccaliyet hakim oldu. Deccal çıkınca Mehdi (a.s.)’nin çıkmaması gibi bir konu olamaz ki. İkinci bir ihtimal yoktur. Allah’ın kanunda vardır bu. Cama taş atarsan, kırılır cam. Suya taş atarsan, suda dalgalar oluşur. Deccal çıktığında da mutlaka karşıtı, karşı reaksiyonu Mehdi (a.s.) çıkar, anında. 150 alametle beraber çıkmıştır Mehdi (a.s.). İmam-ı Rabbani, zamanında deccal olmadığını göre göre, Mehdi (a.s.) çıktı nasıl desin İmam-ı Rabbani? Hiçbir alamet çıkmamışken nasıl Mehdi (a.s.) çıktı desin? Bundan tabii ne olabilir? Cübbeli’nin yaptığı kıyas, son derece yanlış. Uzaktan yakından alakası yok. Cübbeli neden bunu konuştuğunu zaten şu an samimi olarak açıkladı. Sizin de, senin de benim de imanımız zayıf. Kadınla, kızla, çolukla çocukla, eşiyle. Bağlantı var. Karın derken, eşinle yahut kızıyla, çocuğuyla neyse, kimse, evlatlarıyla onunla ilgileniyor, ticaretiyle, hayatıyla ilgileniyor. Geçimiyle ilgileniyor veya okuluyla ilgileniyor, hayatın içindesiniz siz, diyor. Ev yaptırıyorsunuz, köşeyi dönme peşindesiniz gibi, ona benzer üslup kullanıyor. “Böyle bir konumda, siz de, ben de Mehdi (a.s.) istemeyiz, biz, asıl gerekçe budur. Bana yalan söylemeyin, ben ciğerinizi bilirim sizin. Bir, iki yıla kadar çıkacak, demagoji bu, bunu bırakın. Siz de, ben de istemeyiz. Gerekçesi maddi çıkarlarınızdır, dünyevi çıkarlarınızdır. Dünyevi çıkarlarınıza dokunduğu için, maddemize dokunduğu için biz Mehdi (a.s.) istemeyiz” diyor. Net konuşuyor, açık. Bir daha göster tam anlaşılmamış olabilir.
VTR. Cübbeli, Mehdi (a.s.)’nin zuhuru ve İslam ahlakının dünya hakimiyeti.
ADNAN OKTAR: BakMehdi (a.s.) geldiğinde, bu Mehdi (a.s.) değil deyip; işine gelmediği için bak, işine gelmediği için deccale ordu olmak, deccalin askeri olmak tehlikesi var, diyor. “Müslümanların başına bu gelecek, bu risktin içindeyiz” diyor. Kendisi de dahil, herkesi bu tehlikenin içinde olacağını, olabileceği söylüyor. “Mehdi (a.s.) gelecek, işimize gelmediği için, bu Mehdi (a.s.) değil deyip, deccalin tarafında olacağız, olabiliriz, böyle bir tehlike var, böyle bir risk var” diyor, bunu anlatmak istiyor. Ama bak başında ne diyor? “Küfür bile ehli dalalet, tuğyan, deccal ordusu bile Mehdi (a.s.)’nin geldiğinin farkında ve Ortadoğu projesini oluşturdular” diyor, Mehdi (a.s.)’ye karşı. “Savunma sistemi oluşturdular. Mehdi (a.s.)’nin farkındalar, bu yüzyılda geleceğinin farkındalar” diyor ve Amerika apar topar; Amerika derken tabii dinsiz dünya masonluğu, inşaAllah. Amerikalılar halkında bir şey yok, onlar anlamazlar, Amerikan halkı o tip şeyleri. “Çok güçlü ve kararlı bir atak yaparak kendilerince, Mehdiyet’i engellemek için Ortadoğu projesinde oluşturdular” diyor. Afganistan onun için işgal edilmedi mi?
OKTAR BABUNA: Onun için işgal edildi.
ADNAN OKTAR:Asya’nın kalbi olan, Mehdi (a.s.)’yi durdurmak için yapmadı mı? Adamlar bir bir bildiği var ki bir yüzyıl önce yapmamışlar. Bir dahaki yüzyıla da bırakmıyorlar, 570 sene sonrasına da bırakmıyorlar, bu yüzyılda yapıyorlar, neden? Adları gibi eminler Mehdi (a.s.)’nin geldiğine onun için. Ama Cübbeli’nin haberi yok işte. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerini Cübbeli’den çok daha iyi biliyorlar Amerikalılar, CIA çok daha iyi biliyor. Bütün hadislerin çıktığını çok daha iyi biliyorlar Amerikalı uzmanlar. %100 Mehdi (a.s.)’nin çıktığını bildikleri için çok kapsamlı karşı atak yaptılar. CIA bir binanın bir katı boydan boya, tamamı Mehdi masasıdır, tamamı. Yüzlerce insan uzman çalışıyor, anti-Mehdi çalışma yapıyorlar. Ve o CIA’nin özel tespiti, özel analizleri sonucunda Irak işgal edilmiştir. Ortadoğu projesi apar topar onun için geliştirilmiştir, durdurulamayacak bir hareket olduğunu gördükleri için. Ama buna rağmen durduramıyorlar şu an Mehdi hareketini. Ama Cübbeli gibiler de, bak adam söylüyor, açıklıyor, çok net konuşuyor, anlayan anlar. Evet.
OKTAR BABUNA:Nuh Gönültaş Hocam Bugün Gazetesi’ndeki yazısında; ama genelde Nuh Gönültaş sizin fikirlerinize paralel yazılar yazıyor Hocam, maşaAllah. Bugün de, “daha seviyeli siyasete ihtiyaç var” demiş. Özetle de söyle diyor; “birbirinize söylemek istediğinizi ağır hakaret içeren seviyesiz kelimeler yerine, daha düzeyli kelimelerle ifade edemez misiniz? Ana muhalefet lideriysen liderisin, Başbakansan, Başbakansın bu pozisyonlar size birbirinize hakaret etme hakkı mı veriyor?” demiş.
ADNAN OKTAR: Hakaret zaten çirkin bir şey, o açık. Nedir Ezgi Hanım ne diyor?
OKTAR BABUNA:Radikal Gazetesinde Ezgi Başaran Hocam; dini ifadeleri tenzih ederiz. Erdoğan’da, “Başbakan Erdoğan’da Mesih kompleksi var mı?” başlıklı bir yazı yazmış. Bu ifadeyle dünyayı kurtarmanın, sorunları çözmenin, kaderinde yazılı olduğuna inana kimse demek istiyor. Özetle şöyle demiş; “PKK benzeri terör örgütleriyle mücadele eden ve başarılı olan ülkelerde tek ortak nokta var, o da hain misin? Düşmanla aynı masaya oturdun, dolduruşlarından çekinmeyecek cesaretli bir lider” demiş. “Garry Adams IRA’yı, Tony Blair halkını çok ağrı tehditler ve hakaretler sonucunda ikna etti. Tony Blair de Mesih kompleksi vardır. Bir sorunu çözmenin, dünyayı kurmanın, kaderinde yazılı olduğuna inanıyor. Bence Tayyip Erdoğan’da da aynı düşünce var. Sorunları mucizevi bir şekilde, çözebileceğine dair bir özgüven, bence bunu başarabilir” demiş.
ADNAN OKTAR:Bak herkes demek ki Mesih’in geldiğine emin Erdoğan da emin, Tony Blair da emin. Amerikan yönetimi de emin, herkes eminler, inşaAllah. Fakat onlar yakıp yıkacak bir Mehdi (a.s.) den korkuyorlardı, CIA verdiği rapor da o tarzda Amerikan hükümetine verdiği. “Bir Mehdi (a.s.) çıkacak, yerle bir edecek bütün Ortadoğu’yu, onun için önlem alın” diyordu. Uzun uğraşlardan sonra ikna ettik ki, Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, damla kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi dahi uyandırmayacak. Hem dünya masonluğu rahatladı bunu duyunca, hem de onlarda İslam’a, Kuran’a karşı dönme meydana geldi. Onların üstü olan tapınak şövalyeleri de bu konuda tam kanaat getirdiler, Mehdi (a.s.)’nin kan dökücü olmadığına dair. Şimdi Tapınak Şövalyelerinin bu ihtiyarlardan oluşan, yaşlılar derken, en ileri olan, bu konuda uzmanlık kesbetmiş olan Tapınak Şövalyeleri gelecek önümüzdeki günlerde. Çünkü “İstanbul hayati, binlerce yıldan beri beklediğimiz olay, bizim açımızdan gerçekleşti. Biz o devre girdik” diyorlar. Biz de aynısını söylüyoruz, biz de Mesih’in ve Mehdi (a.s.)’nin geldiğini söylüyoruz.
OKTA BABUNA: MaşaAllah Hocam siz vesile oldunuz, namaz kıldılar burada gelip, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Cübbeli’nin Mehdi (a.s.)’nin herhangi bir tarikat mensubu olmayacağını, tarikat şeyhi olmayacağını, herhangi bir medrese de okumayacağını, medrese eğitimi almayacağını, vehbi ilmine sahip özel Allah’ın yetiştirdiği bir insan olduğunu belirten konuşması vardı, onu yayınlayalım. Mehdi (a.s.) herhangi bir tarikate mensup değildir, tarikat şeyhi de değildir. Çünkü velayet yolunda gitmiyor, nübüvvet yolundadır.
VTR- Cübbeli, Mehdi (a.s.)’nin hiçbir tarikate bağlı olmadığını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.) konusunda bana kardeşlerim soru soruyorlar, işte falanca şeyh Mehdi (a.s.) olabilir mi? Falan tarikate bağlı olan kişi Mehdi (a.s.) olabilir mi gibisinden.
Mehdi (a.s.) vehbi ilme sahiptir, Allah tarafından özel olarak korunup kollanıyor. Bir Melek, Allah’ın onu korumak için Cebrail (a.s.) ve Mikail (a.s.), Azrail (a.s.) ve İsrafil (a.s.) Melekler yanındalar, büyük Ulu-l Azm Melekler yanındalar ve binlerce Melek tarafından korunup kollanan birisidir Mehdi (a.s.). Ve hata yaptığında hemen düzeltilen bir insandır. Hatası hemen düzeltilir Melek tarafından, Allah tarafından sürekli ilhamla korunan bir insandır ve vehbi ilme sahiptir. Özel bir ilme sahiptir. Cübbeli’nin dediği doğru, medrese eğitimi almış, herhangi bir alimi yetiştirdiği veya herhangi bir tarikate bağlı bir kişi değildir. “Onun üzerinde hiç kimsenin biatı boynunda olmayacak” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Hiç kimsenin biatı, hiçbir tarikatte onun bağlı olduğu bir şeyh, bir mürşit olmayacak. Zaten o zaman Mehdi (a.s.) olamaz. Mehdilik ana vasıflarından birisidir. Onun için bu konuda Peygamberimiz (s.a.v.)’in ölçüsüne baktıklarında nettir ölçü. Bir Mehdi (a.s.) arayışı varsa, Mehdi (a.s.) arayışında kardeşlerimiz Peygamberimiz (s.a.v.)’in koyduğu ölçülere inanmaları lazım. Ama ben bu ölçüler önemli değil, ben kendi kafama göre arıyorum diyorsa, o ayrı mesela. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in tarif ettiği Mehdi (a.s.)’yi arıyorlarsa, ölçüler bunlardır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in koyduğu ölçüler içinde Mehdi (a.s.) aramaları lazım. Fakat işte bu son zamanlarda, adam kafasına bal kabağı gibi bir şey geçiriyor, “tamam bu Mehdi (a.s.)” diyorlar. “Nereden anlayacağız? Yat rüyaya görürsün” diyor. Falanca şeyh, o da Mehdi (a.s.)’dir diyor. Niye? İşte ben sevdiğim için Mehdi (a.s.) ilan ettim diyor. Delil var mı? Yok. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “hiçkimsenin biatı boynunda olmayacak” diyor. Sen orada bir şeyhe bağlısın, nasıl olsun o. Medrese eğitimi almışsın. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mehdi (a.s.), “Arapça bilmez, pek bilmez” diyor Arapça. O tarzda bir medrese eğitimi almış bir insan değil Mehdi (a.s.). Özel olarak kullanılan vehbi ilme sahip bir insan, yani bir nevi ümmi, Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) gibi ümmi. Arapça bilmez dedin mi, bitti. Arapça bilemez, ne demek bu? Ümmi inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu hadisleri, bak Ehl-i Sünnet alimlerinin tamamı 1400 seneden beri korumuşlar ve hepsi ittifakla bu hadislerin doğru olduğuna kani olmuşlar ve eserlerine koymuşlar, hiçkimse de bu yanlıştır dememiş şu ana kadar. Bak genel icma ile kabul edilmiş. Bütün Ehl-i Sünnet uleması bu hadisler yanlıştır dememiş. Çok nadir sesler çıktıysa da, onun önemi yoktur, icma önemlidir. Alimlerin %99,99’u kabul ediyorsa Ehl-i Sünnet ulaması, şu ana kadar 1400 seneden beri on binlerce alim ittifakla, evet bu hadisler doğru diyorsa ve o hadislere saygı gösterdilerse ve o hadisler de doğru çıktıysa, konu bitmiştir. Hiçbir Ehl-i Sünnet alimi, bu böyle değil, dememiştir. Bak dolayısıyla Cübbeli de bu gelen hadisleri, ki işine gelmeyecek bir hadis, onun işine gelmez, ama mecbur olduğu için kabul ediyor. Çünkü bu hadise göre onun Mehdi’liğinin kapısı tamamen kapanmış oluyor. Tabii mecbur olduğu için kabul ediyor, çünkü bir tarikate bağlı olduğu için olamaz. Medrese eğitimi gördüğü için olamaz. Çünkü Mehdi (a.s.) Arapça bilmez. Öyle oldu mu, zaten Mehdilik vasfı kalkar. Özel vehbi ilim, Allah onu bir gece ıslah eder, diyor Cenab-ı Allah. Harikulade bir insandır. Onun için Bediüzzaman “acip şahıs” diyor. “Ahir zamanın acip şahsı” diyor.
OKTAR BABUNA: Okuyayım mı Hocam bahsettiğiniz hadisleri?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor. “Yüce Allah onun velâdetini (zuhurunu) gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. Böylece O (Hz. Mehdi (a.s.), zuhur ettiğinde kimsenin biati onun boynunda olmayacaktır.” Ayrıca başka bir hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “buna hak kazanan ceddine yani Muhammed aleyhisselama çok benzeyen bir kimsedir. O (Hz. Mehdi (a.s.)) Arapça’yı pek iyi konuşamaz, fakat ahlakı hususunda ondan farklı da olmaz. O (Hz. Mehdi (a.s.)), orta boylu erlerdendir. Mülkün dönemi onunla biter ve velayet onunla hatme erer.” Söylemiştiniz Hocam Hatem-i Veli, inşaAllah. “Onun, (Hz. Mehdi (a.s.)’ın), ismi ‘Diri’ olan bir yardımcısı vardır. Aslı ruhani, görünüşü insanidir.” Muhyiddin İbn Arabi, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Seyyid Salih Özcan Hocamızın son videosu geldi mi? Onu da yayınlayalım. O mübarek, maşaAllah çok güzel açıklamaları var. Hocamıza Allah uzun ömür versin, o büyük gerçekleri, bizzat Bediüzzaman’dan duyduğu gerçekleri, tarihi belgeler, vesikalar olarak açıklıyor. Asrın büyücülerine, asrın böyle hipnozcularına balyoz gibi iniyor başlarına, inşaAllah. Evet.
VTR - Seyyid Salih Özcan
ADNAN OKTAR: Yeniden mi göstereceksiniz? Yayınlanamadı mı bu? Tamam gösterelim. Hallettiyseniz gösterelim. Yoksa başka konulardan devam edebiliriz.
O arada Cübbeli talebemi getirin de Mehdi (a.s.) konusunda konuşsun. Artık has talebem oldu, inşaAllah.
VTR- Cübbeli
VTR - Seyyid Salih Özcan
ADNAN OKTAR: Evet, bak “Mehdi (a.s.)’in geleceğine inanmayanları Allah ıslah etsin, ne diyeyim” diyor. Yani “yok” diyor adamlar, “geldi” diyor. Halbuki Bediüzzaman açıkça “gelecek” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) alametlerini açıkça belirtmiş, anlamazlıktan geliyorlar. Onun için ben Bediüzzaman’ın has talebelerinden; en çok sevdiği talebelerinden biridir Seyid Salih Özcan Hocamız. Hatta bak Tarihçe-i Hayat’ın yazılmasında diğer talebeler çekinmişler Bediüzzaman’dan, “senin sözünü dinler” demişler. Bediüzzaman çok seviyor Seyyid Salih Özcan’ı, çok güveniyor. O söyleyince, o söz verince kabul etmiş. “Tamam, o zaman sen garanti veriyorsun. O şekilde olur” demiş. Her konuda hep Seyyid Salih Özcan Ağabeyi Bediüzzaman’a gönderiyorlarmış, yani onu çok sevdiği için. Bediüzzaman’la aralarındaki muhabbeti çok güçlü ve çok berrak bir zihinle, berrak bir mantıkla doğruları açıkça, alenen, dürüstçe söylüyor. Yani yalan söyleyenlere, sahtekarlık yapanlara da dua ediyor. “Allah ıslah etsin. Ne diyeyim?” diyor, Mehdi (a.s.)’nin geleceğini. İnkar edenlere dua ediyor. Çünkü şahs-ı maneviyle örtbas etmek isteyenlere, bak “şahıstır” diyor. “Ben bizzat kendisinden duydum” diyor, açıkça söylüyor. O filmi de gösterelim, o şahıstır dediği filmi. Çünkü balyoz gibi kafalarına kafalarına iniyor, çok iyi oluyor o.
-VTR- Seyyid Salih Özcan, Mehdi (a.s.) şahıstır.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’nin çıkışı bütün dünyada Müslümanlarda sevinç ve heyecanla, kafirun ve kafirat takımında ve ehli dalalette, tuğyanda da dehşet ve panik içerisinde bekleniyor. Bakın Amerika’da CIA’nin bir katı komple Mehdi masası, olduğu gibi. Yani çok fazla uzman, profesör, doçent çalışıyor ve engellenmesi için ne yapılabilir onu düşünüyorlar. Onun için birçok Müslüman cemaate yönelik de mühendislik çalışmaları yapılıyor. Mehdi (a.s.) konusundan Müslümanları beri tutmak için, uzak tutmak için, dikkatlerini dağıtmak için özel mühendislik çalışması yapılıyor, bütün dünya çapında. Bir kısmı bilerek, bir kısmı bilmeyerek bu mühendislik çalışmasına alet oluyorlar. Ama hiçbir şekilde durdurmayacakları bir konudur Mehdiyet. Yani ben onu zevkine söylüyorum, ibadet olarak böyle. Yoksa durdurabilecekleri bir şey değildir. Ama bu panik çok harikadır. Mesela bak Cübbeli ağzıyla kendisi söylüyor bak. Ne diyor? Ortadoğu projesi hazırlandı özel olarak Mehdi (a.s.)’yi durdurmak için, diyor. Bu dev, dünya çapında bütün dünya politikalarını etkileyen bir proje, bütün dünyayı sallayan bir projedir ve dünyada hakim olan olaydır. Ama bakın Mehdiyet onu da bozdu. Büyük Ortadoğu Projesi, onu da bozdu Mehdiyet. Yoksa çıtır çıtır gidiyorlardı. Bir kısım cemaatleri de, onların liderlerini de kendi kontrollerine aldılar. Yani anti-Mehdi hareket CIA’de ve Amerikan derin devletinin, Rus derin devletinin de devrede olduğu, ateist-masonların da devrede olduğu derin dünya devleti, bütün gücüyle Mehdi (a.s.)’yi engellemeye çalışıyor şu an. Kan dökerek engelleyemeyeceklerini biliyorlar. Irak’ta öyle keyfine kendilerince bir kan döktüler. Afganistan’da kan dökmeye devam ediyorlar. Ama bunun Mehdiliği tırmandırmaktan başka bir etkisi olmadı. Onun için Ehl-i Sünnet alimi görünen ve yahut alim görünen kişilere şimdi el attılar. Onlar kanalıyla durdurmaya çalışıyorlar. Büyük basın kanalıyla, büyük televizyon kanallarıyla durdurmaya çalışıyorlar. Bir kısmı onları kullandıklarının farkında değiller. Bir kısmı da farkında, yani bilerek ve isteyerek, bir ücret karşılığında yapıyorlar. Ama bakın ne kadar keyifli ve zevkli; İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğiz Allah’ın izniyle. Mehdi (a.s.) öncüsü ve Mehdi talebesi olarak inşaAllah. Hiçbir şekilde durduramazlar, ne kadar eğlenceli. Münafığını, itini kopuğunu saldılar, hiçbir şey yapamıyorlar, eğleniyorum adamlarla. Yani bize uygulanan mühendislik çalışmasını bir duysanız aklınız hayaliniz durur. Bakın, Mehdi (a.s.) öncüsü olarak adamların benden bile kanları ilikleri çekildi, hop oturup hop kalkıyorlar. Yani bana yapılan masraf, anlatsam hayretler içinde kalırsınız. Öncü, gariban bir talebesiyim Mehdi (a.s.)’nin. Talebesinin talebesiyim, naciz aciz, Allah’ın bir gölge tecelli olan varlığıyım, inşaAllah.
Nereden devam edeceğimizi söyle, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza 00:30’dan itibaran Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, haber58.com, haberhilal.com, İslaminesil.com, selamhaber.com, sekizsutun.com ve HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz. Bizleri yarın 22.00’den itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Aba TV ve Kocaeli TV’den takip edebilirsiniz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...