ADNAN OKTAR: Ne anlatalım, ne konuşalım?
OKTAR BABUNA:Dün anlattığınız çok önemli konular vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Neydi?
OKTAR BABUNA:Örnek vereyim Hocam hemen, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ben bahsedeyim Hocam, inşaAllah. Dün Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ağzından Cenab-ı Allah’ın “ümmetim Kuran’ı terk etti” ayetini okumuştunuz Hocam. “Peygamberimiz (s.a.v.) bu yüzyılda bu şikayeti yapmaması için Hz. Mehdi (a.s.) geliyor” dediniz. Hz. Mehdi (a.s.)’nin görevi bu yüzyılda Müslümanları bu şikayetin konumuna düşmekten kurtarmaktır” dediniz. “Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği gibi yaşamadılar, sahabe gibi yaşamadılar, bunda direniyorlar, bu direnmeyi Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) yıkacaktır. Resulullah (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.) devrinden memnun, "ne evvelkiler ne sonrakiler onlara yetişemez" diyor. Neden? Kuran tam anlamıyla uygulanacak da ondan. Peygamberimiz (s.a.v.) bu devirden şikayet etmeyecek, inşaAllah” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Evet, seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Yine Hocam, “Kuran’a ilave yapma, çıkarma yapma münafığın özelliğidir” demiştiniz. “Onun için münafıklar müşriklerle aynı hayatı özler, Dırar Mescidinde müşriklerde gördükleri her türlü karanlığı yaşıyorlardı” diye örnek vermiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“İslam çok kolaydır dediniz” Hocam, dün. “Sevinçle, neşeyle yaşanacak bir dindir. Fıtratımıza en uygundur, bize zindelik verir, neşe verir. Ama bunların anlayışındaki dinde insan hem fiziken, hem ruhen çöker” dediniz. “Sosyal sistem çöker, kokuşma başlar, aptallık her yeri sarmaya başlar ve Müslümanlar ezilmeye başlar, her yerde aşağılanırlar ama Kuran’a göre yaşadıklarında şan ve şerefleri gelir, müthiş güç gelir üzerlerine” dediniz. “Tek bir Müslüman dünyaya yeter, sokaklar şenlenir, evler güzelleşir, her yer tertemiz olur, her yer gül kokar; gönüllere bir ferahlık, kafaya bir dinçlik gelir” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi Müslüman alemi paramparça olunca ve bir avuç kafirata, tuğyana ve dalalete, bir avuç, kayıtsız şartsız teslim olacak perişanlığa giriyorlarsa bir harikuladelik vardır, bir şey yapıyorlardır, bir bozukluk vardır. Yani Allah durduk yere bir şeyi meydana getirmez. Bir harikuladelik var. Bunu Müslümanların düşünmesi lazım. Yani çünkü Resulullah (s.a.v.) devrinde galip oluyorlar sürekli, sürekli hakim oluyorlar. Niye? Kuran’a tam tabi oluyorlar, Kuran’a tam uyuyorlar. Sonra hurafeler devreye girdi. Hurafe devreye girince insanın kendine güveni kalmaz. Dine gücü de kalmaz. Bak, Cübbeli ne diyor? Adamın dine olan bağlılığını, gücünü ciddi anlamda sarsıntıya uğramış olarak görüyor ve karşısındaki insanların da ciddi anlamda sarsıntıya uğradıklarını söylüyor. “Mehdi (a.s.) çıksa bile, biz bu vaziyette dünyaya dalmışken; mallara, oğullara, dünya nimetlerine dalmışken Mehdi (a.s.)’nin peşinden gitmek istemeyiz” diyor. “O yüzden ben 570 yıl daha ileriye alıyorum” diyor. “Hep beraber rahat ederiz” diyor. Özetle bunu anlatıyor. İşte hurafenin getirdiği yapı budur. Eğer Mehdiyet ortaya çıkmasaydı, Müslümanları bu yüzyılda yok edeceklerdi, yani deccaliyet yok ederdi. Yani kahredici bir üstünlükle ezip geçerlerdi. Şu an deccaliyet tepetaklak gerisin geriye gidiyor. Ahir zamanda da aynı şekilde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) devrinde olduğu gibi olaylarla Mehdi (a.s.) karşılaşacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e ne yapıyorlardı o devrin münafıkları? “Bu Kuran’ı değiştir” diyorlardı, “veyahut ilave yap veyahut çıkartma yap veyahut hurafe ekle.” Allah diyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e; “Az da olsa onlara meyledecektin” diyor Allah. Allah; “kuvvet verdik sana” diyor, “az da olsa meyledecektin.” Demek ki münafıklar muazzam bastırmışlar; kendi çizgilerine, kendi inançlarına, kendi kafalarında geliştirdikleri dine uyması için Peygamber (s.a.v.)’i zorluyorlar. Şimdi asrımızın münafıkları da ne yapıyorlar? Şimdi kafasında bir din var, oturmuş kafasında bir din. Kuran’a bakıyor, o dini bulamıyor Kuran’da. Yok, o anlattığı din yok. O zaman ne yapıyor, Kuran’ın yetersizliğine inanıyor. Çözümü nerede arıyor? Hurafede arıyor. Hurafe fabrikalarına tezgahı kuruyor ondan sonra. Hurafenin kaynaklarını aramaya başlıyor. Hurafeyle yeniden kendisine bir din oluşturmak istiyor. Allah’ın karşısında bu hurafeleri savunamayacağını biliyor ama münafık çok pervasız ve deli cesareti vardır, yani acayip rahattır. Allah’a karşı haşa küstah bir kafası vardır münafığın, şeytanla aynıdır. Onun için münafığa laf dinletemezsin ama kalbinde hastalık olan insana laf dinletebilirsin, söz dinletebilirsin, onları ikna edebilirsin. Biz de onlara yönelik anlatıyoruz, inşaAllah.
“Hocam selamun aleyküm.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Yayınlarınızı ailece beğeniyle izliyoruz. Bugün ‘Kubilay’ adlı bir filmin reklamında kendini Mehdi (a.s.) ilan eden bir şahsın talebeleri, Kubilay adlı teğmeni şehit ettiğini söylüyordu. Bu konuyu tam bilmiyorum, açıklar mısınız? Allah razı olsun, hayırlı geceler. İstanbul’dan Furkan.”
Böyle bir film mi var?
OKTAR BABUNA:Var Hocam.
ALTUĞ BERKER:Yeni galiba yapılıyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, o ‘Kubilay vakası’, Menemen’de olan ‘Kubilay vakası’, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kanlı eylemlerinden bir tanesidir. Yani elemanları, yani asıl yöneten elemanlarının tamamı iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün elemanlarıdır. 150 yıllık örgüttür. Çok eski bir örgüttür. O örgütün kanlı eylemlerinde padişahlar katledilmiştir, büyük sadrazamlar katledilmiştir, büyük suikastlar yapılmıştır. Atatürk’e karşı da suikastlar yapmışlar, başarısız olmuşlardır. Fakat Atatürk’ü sonra yüksek dozda kinin vererek şehit etmişlerdir. Bunlar çok gözü dönmüş azgın bir örgüttür. Ecevit’i de biliyorsunuz ilaçlarla perişan hale getirdiler. Konuşamayacak hale geldi Ecevit. Yani dili dönmüyordu, mesela kapı diyecekken pencere diyor, pencere diyecekken kapı diyor. Bambaşka şeyler, yani ciddi şekilde şuurunu çökertecek bir şey yaptılar, uygulama yaptılar ve mahvettiler. Yani bütün Türkiye’nin gözünün önünde oldu. Çorapsız toplantıya gidiyordu, basın toplantısına geliyordu ayağında çorap olmadan, ayakkabısı olmadan. Yani o kadar perişan hale getirdiler ki mesela şişe suyunun kapağı kapalı, üstü kapalı, onunla su içmeye çalışıyor, cümle kuramıyor, birçok şeyi kuramıyor. Herkesin gözü önünde bu, bu harikulade bir olaydı. Ama insanlar buna pek dikkat etmediler. İlaçla mahvetme, ilaçla perişan etme iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yöntemlerinden birisidir. Atatürk’ü de bu şekilde, birçok devlet büyüğünü de bu şekilde şehit etmişlerdir. Rahmetli Özal’a da aynı yöntemi kullanmışlardı. Rahmetli Özal’ı da ilaçla zehirlediler ve örtbas ettiler ve açılmasını da istemiyorlar zaten. Onun için çok uyanık ve çok akılcı yaklaşmak lazım. Çok dikkatli olmak gerekiyor, inşaAllah. Berkerim, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam dün, Deccaliyet ile ilgili buyuruyordunuz, şöyle ifade ettiniz; “şu an Müslümanların üzerindeki bu ağır puslu havanın nedeni, deccaliyetin meydana getirdiği o kokuşmuş rezil sistemdir” dediniz Hocam. “Deccaliyet cereyanı münafıkane cereyanı olarak ortaya çıktı. Münafık cereyan Müslüman milleti psikolojik olarak içine kapattı” dediniz. “Sessizleştiler, neşeleri kaçtı, sevinçleri kaçtı, aktiviteleri bozuldu, telif güçleri yok oldu, sanatta bilimde gelişemiyorlar, teknoloji geliştiremiyorlar” dediniz. “Bir tek Türkiye bu belanın içinden çıkabildi” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Münafık Kuran’ı anlatırken dilini eğip büker, Allah buna dikkat çekmiş Kuran’da. “Diliniz yalana alıştığı için şu helaldir şu haramdır demeyin" diyor Cenab-ı Allah. Münafık kafasındaki dine sıkı sıkıya bağlıdır. Hep onu arar. Halbuki kafasındaki o münafıkane kurduğu sistemden dolayı zaten Allah belasını veriyor. Bunu anlamıyor. Allah Kuran’daki dini istiyor bizden. Kuran’ın dışındaki dinde mahvediyor Allah. Peki, elle tutulur şekilde bu görülmüş mü? Görülüyor. Buna rağmen yine hurafe istiyorlar. Bu olmaz. İşte Mehdiyet bu hurafeleri ortadan kaldıracaktır. Asr-ı Saadet Müslümanlığına döndürecektir. Cübbeli, bak açıkça söylüyor. Bütün mezhepleri de kaldırıyor Mehdi (a.s.). Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerini de kaldırıyor. Demek ki Hanefi mezhebini eğer doğru bulmuş olsa Hanefi mezhebinden olurdu, Maliki mezhebini doğru bulsa ondan, Hanbeli'yi doğru bulsa ondan, Şafiyi doğru bulsa ondan olurdu. Demek ki hepsinde bir eksiklik bulacak, hepsinde bir yanlışlık bulacak, tamamını kaldırıyor ve Asr-ı Saadet Müslümanlığını kuruyor. Ondan sonra din gerçek hüviyetiyle tam oturuyor. Ama şu an Mehdi (a.s.) fiilen görülür tarzda alenen ortaya çıkmadığı için, biat edilmediği için, biz mezheplere mukallit olarak bağlıyız. Ama Mehdi (a.s.) çıktığında dört mezhep ve Şiilik de, Caferilik de, Vehabilik de, hepsi kalkıyor. Hiçbir mezhep kalmıyor, sadece Asr-ı Saadet Müslümanlığı kalıyor. Ama o arada münafıklar böyle deli köpekler gibi Mehdi (a.s.)’ye saldıracaklardır. Yani bizim dinimizi nasıl değiştiriyorsun, neden değiştiriyorsun diye. Be hey ahmak. Sen kendin demiyor musun, dört mezhebi de kaldıracak diye? Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi. Demek ki dördünde de bir yanlışlık var. Doğru olan bir mezhep kaldırılır mı? Demek ki ya ilave bir yanlışlık var, ya eksik bir yanlışlık var. Dolayısıyla Mehdi (a.s.)’ye de o yüzden düşman olacaklar. Bunu Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Var mı filmi, hazır mı Cübbeli’nin? Tamam seyredelim.
-VTR- (Cübbeli Ahmet)
ADNAN OKTAR:Kuran’ı Mehdi (a.s.) tam anlamıyla doğru yorumlayacak, hadisleri tam doğru yorumlayacak, inşaAllah. Bunu yaparken de Cenab-ı Allah ona bir Melekle yardım edecek. Bunu bütün insanlar görecekler. Ama Mehdi (a.s.) bunu yaparken de münafıkun ve münafıkat böyle kudurmuş köpekler gibi salyalarını akıtarak Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır alıp saldıracaklar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizesidir bu, biz bunları da göreceğiz, inşaAllah. Münafıklar Ahzab Suresi’nde çok kapsamlı anlatılmıştır, inşaAllah. Münafıklarla ilgili ayetlerden oku Oktar, ben açıklayacağım.
OKTAR BABUNA:Tamam, inşaAllah Hocam. Şey söylemiştiniz Hocam, münafıklar Kuran’ı haşa beğenmezler, hurafelerle ilave yapmak veya çıkarma yapmak isterler demiştiniz. Onunla ilgili ayeti okuyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri' ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.” (Şura Suresi, 21)
ADNAN OKTAR:Evet, bir şerh et, açıkla biraz.
OKTAR BABUNA:“Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyleri,” yani Kuran’a aykırı olan şeyleri, hurafeleri, “dinden kendilerine teşri' ettiler,” ilave ettiler, “(bir şeriat kıldılar.)” Yani bir din haline getiriyorlar. “Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.” Allah Cehennem’le müjdeliyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Mesela bak, diyor ki Allah, Ahzab Suresi, 36’da; “Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.” Fakat o devirde de münafıklar Peygambere (s.a.v.) karşı çok azgın bir tavır içindeydiler. Çok bilmiş, kendi kafalarındaki dini Peygamber (s.a.v.)’ den istiyorlardı. Ve özellikle Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliklerine kafaları takılmıştı, hala münafıklar tedirgindir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliklerini bir türlü anlatamazlar, utanç duyuyorlar, biz de o ahlaksızlardan utanç duyuyoruz. O devirde Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliklerini engellemek istiyorlardı. Dedikodu yapmışlardı, dillerine dolamışlardı. Allah Ahzab Suresi’nin 50. ayetini indirdi. O ayeti oku Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Peygamber, gerçekten Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü’min bir kadını da, -mü’minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu konusunda onlar üzerine neyi farz kıldığımızı bildik. Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
ADNAN OKTAR:Evet, şimdi bir münafığa bunu açıkla dersen, şimdi münafığın kafasına göre, münafıkta bir kadın düşmanlığı vardır. Mesela Kuran’ın açık hükmünü bambaşka bir şekle getirmeye çalışır. Ne diyor Cenab-ı Allah? “Mehirlerini verdiğin eşlerini,” mehirlerini verdiği eşini, o devirde Müslümanlar da mehirlerini verip evleniyor muydu? Evleniyorlardı, evet. “Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu cariyeler” Müslümanlar da aynı şekilde bu cariyelerle beraber oluyorlar mıydı? Oluyorlardı. Müslümanlar amcasının kızıyla evleniyor muydu? Evleniyordu. Halasının kızıyla da evlenir, dayısının kızıyla da evleniyor, teyzesinin kızıyla da evleniyor. Kendini hibe eden kadınlarla Müslümanlar beraber oluyorlar mıydı? Oluyorlardı. “Peygamberin kendisini almak istediği mü’min bir kadını da, -mü’minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere-” şimdi burada münafık devreye girdiğinde ne yapar biliyor musunuz? Bak ahmaktır ya münafık, şimdi “yalnızca sana has olmak üzere” diyor ya Peygamber (s.a.v.), “mehirlerini verdiğin eşlerini” diyor ya ayette, başında; mehirlerini verdiği eşleri de haram kılıyor münafık. “Çünkü bak burada açık söylüyor ayet” diyor.. “Yalnızca sana has” demiyor mu ayetin başında? Peygamber (s.a.v.) devrindeki cariyeleri alan Müslümanları da yanlış yolda görüyor. Halbuki bak, o ahmağın dikkat edeceği şey nedir burada? “Amcanın kızlarını,” iki kız kardeşi birden alamaz mümin. Kuran’ın burada belirttiği, iki veyahut üç kız kardeşi alamaz, bir tanesini alabilir, nikah olarak bir tanesini alabilir, nikahlı olarak. Kuran’ın belirttiği o, ona mahsus olan kısım bu. Ama ahmak münafığa göre, münafıklara göre nasıl oluyor? Komple, tamamı Peygamber (s.a.v.)’e mahsus olmuş oluyor. Yani münafık kendi kafasındaki dini uygulamak için her türlü oyunu oynar. Halbuki, bak; “Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini,” Müslümanlara da helal bu. Ama münafık ne diyor? Ayetin sonuna bakıyor, diyor ki; “yalnızca sana has olmak üzere” diyor, o zaman nikahlı kadın da ‘yalnızca ona has olmak üzere’ olmuş oluyor. Peygamber (s.a.v.)’e has olmuş oluyor ve müminlere haram olmuş oluyor, bu ahmağa göre, münafığa göre. Halbuki sadece amcanın kızlarını, halasının kızlarını, yani diğer kız kardeşleri, yani aynı kız kardeşleri topluca almak haramdır Müslümanlara. Peygamber (s.a.v.)’e helaldir. Ama diğerlerinin tamamı müminlere de helaldir. Aradaki farkı bilmediği için münafıklar, burada yeni bir haram ihdas ediyor. Bu sefer de tamamını haram kılıyor. Halbuki kendisini hibe eden kadınları müminler de alıyordu o devirde. Azatlı cariye deniyordu. Yani tarihi kayıtlarda bunu açık açık görüyoruz. Yani kadın kendisini hibe ediyor, ona ait olmuş oluyor. Veyahut cariyesi oluyor, savaş esiri oluyor, o da ona ait olmuş oluyor.
Şimdi, Oktar Hocam sen devam et.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Şeytanı dost edinmeleri, şeytandan Allah’a sığınırım. “Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık.” (Araf Suresi, 27)
ADNAN OKTAR:Sen anlat, burada ne anladın?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Şeytanı dost ediniyorlar münafıklar, siz en sonunda söylemiştiniz, hatta şeytan onları tam anlamıyla kontrol altına alıyor. Yani adeta bedenlerine girerek tam şeytanlaşıyorlar, inşaAllah ve o şekilde hareket ediyorlar, inşaAllah, son aşamasında.
ADNAN OKTAR:Münafık, kafasındaki dinde, dini daraltmak ve küçültmek ister ki Müslümanlar rahat edemesin, üzerlerinde bir baskı olsun ve şeytanın tazyiki üzerlerine gelsin ve böylece dinden uzaklaşsınlar. Allah’ın rahmetini daraltırlar, münafıkların özelliği budur. Allah’ın geniş rahmetini daraltmak isterler. Allah’ın hürriyet içerisinde gösterdiği dini karmakarışık hale getirmek isterler. Bakın mesela bu verdiğim örnek önemli bir örnektir, tam bir münafık şeytanlığı. Bak, ne diyor Cenab-ı Allah? “Yalnızca sana has olmak üzere.” Ayetin sonu böyle bitmiyor mu? O zaman? “Mehirlerin verdiğin eşlerini,” bu da haram oluyor onların kafasına göre. Cariyeler de haram olmuş oluyor. Dolayısıyla kendini hibe eden kadınlar da haram olmuş oluyor. Teyzesinin kızıyla evlenmek de haram olmuş oluyor. Halbuki ahmak orada akledemiyor, burada farklı olan; “kızlarını” diyor, “amcanın kızlarını.” Farklı olan budur. Yani mesela amcasının kaç tane kızı var, dört tane kızı var, dördüyle birden evlenebiliyor Peygamber (s.a.v.). Ama mümin evlenemez, mümin bir tanesiyle evlenebilir. Budur kastedilen ayette, farklı olan bu. Yani münafığın beyni dumura uğramıştır, Allah aklını almıştır böyle, iblisleşmiştir. Karmakarışık bir dinin de yaşanamayacağını bildiği için, Müslümanlara onları teklif edip, Peygamber (s.a.v.)’e de teklif ediyorlar o zamanlar, böylece dini kendi içinde boğmak istiyorlar. Bak, mesela Cübbeli’ye ben münafık demiyorum, cahil bir insan. Ama bak, kurduğu sistemde Müslümanları boğuyor ve boğdu. Ve diyor ki; “siz Mehdi (a.s.) çıksa da peşinde gidecek haliniz yok artık” diyor. “Ben onun için size bir 570 yıl daha geriye doğru açıyorum ki, Mehdi (a.s.)’yi uzaklaştırıyorum, 570 yıl rahat yaşayın diye” diyor. Açık, net söylüyor adam, karmaşık bir şey yok. “Yapamazsınız” diyor. Çünkü kendi anlattığı dini kendisinin de yaşaması mümkün değil. Ama ben münafıktır demiyorum, cahil insan. Ama münafıklar çok istifade eder böyle bilgilerden. Cübbeli bunu düşünmesi gerekir. Yani yaptığı tahribatı da görmesi lazım.
-VTR- (Seyyid Salih Özcan Hoca)
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Bak, Seyyid Salih Özcan Hocamızın kaderi böyleymiş. Cenab-ı Allah Ahir zamanda, Allah onu bir nevi Mehdi (a.s.) gibi ortaya çıkarttı. Bediüzzaman’ın bir parçası, on iki vekilden bir tanesi. Nasıl anlattı? Sana ne dedi konuştuğunuzda?
ALTUĞ BERKER:Hüsnü Bayram Ağabey’e gideceğimi söyledim, “selamımı söyle, on iki varisten biridir, ben de o şekildeyim, Hüsnü Bayram da öyledir” dedi.
ADNAN OKTAR:On iki varisten bir tanesi?
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Yani bunların sözleri senettir, bu kişilerin, maşaAllah. Çok net. Bak, “bizzat Bediüzzaman’dan ben dinledim” diyor, “bizzat.” Şimdi yeni yetmeler çıktı, her biri ayrı bir şey anlatıyor, her biri. Bak, has talebesi bir tane konu anlatıyor, “ben bizzat kulağımla duydum” diyor. “Mehdi (a.s.) çıkacak, İsa (a.s.)’la birlikte namaz kılacaklar, İttihad-ı İslam olacak, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak” diyor ve “70 yıl var” diyor, “bu süre de bitmiştir” diyor. Yeni yetmeler de bambaşka. Onun için Kuran, sünnet, Bediüzzaman’ın izahları ve Bediüzzaman’ın has talebeleri. Onun dışında bizim büyücü izahlarına, münafık izahlarına gözümüz kapalı. Onlarla muhatap olmayız, inşaAllah.
Ne anlatalım Berkerim?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Siz bahsedince söylemeden edemeyeceğim, Sungur Ağabey ile Seyyid Salih Özcan Hocamızın, ikisinin de sizinle görüştükten sonra sağlıkları, sıhhatleri, muhabbetleri, bakışlarına kadar fark ettiğini ben bizzat müşahade ediyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, her ikisinde de müthiş bir canlanma, güçlenme ve sağlık oluştu. Elhamdulillah, Allah vesile etmiş olabilir. Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri Hocamızda da öyle, maşaAllah. Sevgi çok önemli bir olaydır, müminlerin birbirine sevgisi, müminlere tabii bir şifadır, bir güzelliktir. Allah vesile ediyor inşaAllah.
Canlı bir üslup iman alametidir. Dava adamı delidir, söyleyeyim. Allah’ın delisidir. Sükunet, meskenet inanç zayıflığında olur, şüphede olur. Dava deliliği, Allah aşkından meydana gelen delilik aşk alametidir. Biz, 70 yıl kalmış, Mehdi (a.s.) çıkmış, İsa (a.s.) inmiş, dünyaya hakim oluyor, Kıyamet kapıda, bak, Cübbeli de söylüyor, sonradan lafı değiştirdi. “Evler, arabalar oldu” diyor, “şimdi süreyi ileriye alıyorum” diyor. Allah’ın karşısında bakayım bu üslubu konuşabilecek mi?
OKTAR BABUNA:Konuşamayacak Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, bütün Müslümanlar akıllarında tutsunlar, Cübbeli Ahirette Allah’ın karşısına gidecek, bakın bakayım konuşabilecek mi böyle? Bu pervasızlığı olacak mı? Bakın Allah’ın karşısında nasıl iki büklüm olacak. Diyor ki; “tartışırım” diyor. Tartışamayacak göreceksiniz.Bu pervasızlığı da olmayacak, acayip garibanlaşacak, üslubu tamamen değişecek, bunu göreceksiniz, inşaAllah. Ve tam hizaya gelecek, yani üslubu tamamen değişecek, inşaAllah.
Aklıma bir şey geldi, çok komiğime gidiyor. Yaramazın birisi, haylazın birisi bir film hazırlamış, iltifatlarımı bir araya getirmiş. Acayip güldüm, çok hoş film olmuş. Bir iltifat daha, bir iltifat daha.
OKTAR BABUNA:Siz hepimize Hocam yıllardır iltifat ediyorsunuz, hep onore edersiniz, maşaAllah. Hep şevklendiriyorsunuz, hep cesaretlendiriyorsunuz, yani cesaretimizi arttırıcı şekilde, inşaAllah şevklendiriyorsunuz. Davaya teşvik edici şekildesiniz Hocam her zaman, maşaAllah. Biz de buna şahidiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Münafıkların takva görünümünden Müslümanlar sakın şeytanın tuzağına düşmesinler. O kahpelerin genel özelliğidir o. Dini karmakarışık hale getirip, dini mutluluktan uzak, neşeden uzak ölüm dini haline getirdiler, ölüm. İslam hayat dinidir, neşe dinidir, sevinç dinidir. Onlar yas ve ölüm dini haline getirmeye kalkıyorlar. İblis ordusu. Ağızlarını yırtacağız; ilimle, bilgiyle, inşaAllah.
Evet, bir hayli soru gelmiş kardeşlerimizden; binlerce soru geliyor, içlerinden seçip gönderiyor kardeşlerimiz, rastgele seçiyorlar. Orada da çok güzel ilginç bilgiler var. Azerbaycan’dan çok fazla geliyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam siz münafıklarla ilgili çok önemli bir şey söylemiştiniz. Onu hatırlatabilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet söyle.
ALTUĞ BERKER:“Münafık tehlikesi şu an buram buram organize olarak devam ediyor. Münafıklar müthiş destekleniyor. Küfür güçsüzlüğünü bilir, dinin yıkılmasını da münafıklara havale eder. Küfür doğrudan dine atak yapmaz, münafıkları destekleyerek atak yapar. Gerçek Müslümanlara, Hz. Mehdi (a.s.) taraftarlarına da muazzam baskı var. Hz. Mehdi (a.s.) yanlılarına karşı çok şiddetli baskı var. Hemen görürsünüz, anti-Mehdi olanlara da muazzam destek vardır” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, yani münafıklar böyle köpek besler gibi münafık beslerler. Mesela “kuçu kuçu” derler, münafık gelir. “Hadi bakalım ürü şimdi buradan“ derler, o oradan havlamaya başlar. Ona bir yem atarlar, yani köpek gibi kullanılır münafık. Küfür bilmez, yani ne teknik bilgisi yeterlidir, ne kafası yeterlidir. Yani Müslümanlarla uğraşmayı bilmez küfür. Onun için münafık kullanırlar. Yani münafığın dehşettir gücü. Yani Mehdiyet olmasa, münafıklar yerle bir ederdi Müslümanları. Bediüzzaman diyor; “cereyan-ı münafıkane” diyor. Ahir zamanda Mehdi (a.s.)’ye karşı tek hareketten bahsediyor, “cereyan-ı münafıkane” diyor, münafık cereyanı. Atalarının dini anlayışıyla ortaya çıkacaklar. Kuran ile değil, Kuran ile ortaya çıkmaz. Atalarının diniyle ortaya çıkar, Kuran’ı dilini eğip bükerek kullanmaya kalkar, kendince, kendi kafasınca. Mehdi (a.s.) ne yapıyor? Onun eğip büktüğü dilini buruyor ve koparıyor. Bilimle, akılla, inşaAllah. Bütün münafıkların dilini koparacaktır Mehdi (a.s.), inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam bu konuda bir anlatımınız daha olmuştu, onu da söyleyeyim mi Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Şu an Müslümanların üzerindeki bu ağır, puslu havanın nedeni; deccaliyetin meydana getirdiği o kokuşmuş, rezil sistemdir” demiştiniz dün, Hocam. “Deccaliyet cereyanı münafıkane cereyanı olarak ortaya çıktı. Münafık cereyan, Müslüman milleti psikolojik olarak içine kapattı, sessizleştiler, neşeleri kaçtı, sevinçleri kaçtı, aktiviteleri bozuldu, telif güçleri yok oldu; sanatta, bilimde gelişemiyorlar, teknoloji geliştiremiyorlar. Bir tek Türkiye bu belanın içinden çıkabilir” demiştiniz Hocam. Münafıkların meydana getirdiği bu sistemle Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bakıyorsun, adam kokuyor. Fikren de kokuyor, bedenen de kokuyor. Akıl gitmiş. Bir şey anlatıyor, kendi de inanmıyor. Başkasının da inanmamasını sağlıyor. Neşesi yok, küfre karşı ezik, zavallı ve yaltaklanıyor. Çok aşağılık bir konumda oluyor. Kaya porsuğu gibi karanlık, izbe yerlerde toplanıyorlar. Oralarda birbirlerine hurafeler anlatıyorlar. O onun dedikodusunu yapıyor, o onun dedikodusunu yapıyor. Yani tam bir fitne ve fücur ortamı olmuş oluyor. Ve “küfür deccali az bir kuvvetle, koskoca Müslüman alemini esir alır” diyor Bediüzzaman. Az bir kuvvetle. Bir avuç kuvvetle, deccal bu münafık ordusunu çok teknik organize ederek koskoca İslam alemini esir aldı. Bak, “müminlerin” diyor, “şikakından,” yani birbirleriyle uğraşmasından ve bu zaruretten istifade eder deccal, koskoca İslam alemini esir alır” diyor, “rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. Şimdi Müslümanları esir alan deccal ordusunun toplamı 300-500 kişi falan. Dünya çapında 500 kişiyi ya geçer ya geçmez. Bir buçuk milyarlık İslam alemini diz çöktürdüler yere, 500 kişiyle. O münafığı oraya görevlendirirler, mesela, o münafığı oraya görevlendirdiler. Hepsine birer yal veriyorlar, köpek yalı gibi yallarını veriyorlar, yalını yedikten sonra Müslümanların üzerine salıyorlar onları. Kendileri sadece kumanda odasında onları kumanda ediyorlar, yönlendiriyorlar. Yani münafık ordusuyla netice alıyorlar. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Yetmiş bin başı sarıklı ve başı tıraşlı kişi deccal tarafına geçer ve Mehdi (a.s.)’ye karşı mücadele verir” diyor. Cübbeli çok rahatsız oldu hadisten. “Yok, böyle bir hadis” dedi. Sonra ispat ettim.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, orijinalleriyle gösterdiniz.
ADNAN OKTAR: Niye rahatsız oluyorsun kardeşim bu hadisten sen? Sahih kaynak, yani çok güçlü kaynak ve en büyük Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinde bu açıklama. “Başları tıraşlı ve sarıklı” diyor. Yetmiş bin münafık Mehdi (a.s.)’ye karşı deccal safında mücadele veriyor. Deccalin ordusu bunlardan oluşuyor, münafıklardan oluşuyor. Bak, hadis açık. Deccal bize saldırmıyor, yetmiş bin münafıkla konuyu bitiriyor. “Ey münafık” diyor, “sen şuna git, gel seni televizyon ekranına çıkaracağım, sana biraz para vereceğim” diyor. Öbürüne, “sana imkan sağlayacağım, yedireceğim, içireceğim, köpek gibi şurada yatacaksın, şurada yemeğini yiyeceksin, şurada sen şunları konuşacaksın” diyor. Öbürüne, “şunu konuşacaksın” diyor. Bir avuç ehl-i küffarın kumandasıyla, münafıklar koskoca İslam alemini deccalin eline verdiler ve deccalin onlara hakim olmasını sağladılar. İşte münafıkların dillerini fikren koparacak olan Mehdi (a.s.)’dir. Şu an o görevde Mehdi (a.s.). Biz de onun talebesiyiz, öncüsüyüz. Onun ben bir hizmetçisiyim, Mehdi (a.s.)’nin, inşaAllah. Dil koparıyorlar, dil; münafıkların dillerini koparıyorlar. O kokmuş dillerini, eşek dili gibi olan dillerini koparıyorlar. Leş gibi kokar dilleri, inşaAllah. Evet, seni dinliyoruz şimdi.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Hastalara yardımla ilgili bir haber vardı Hocam bugün. Gösterelim mi onu, inşaAllah. “Bazı kas hastalarına, Sağlık Bakanlığı kas hastalarına sahip çıkacak” diye bir haber var. Tanı ve takip merkezleri kuruluyormuş. “Sistemin merkezine hastayı koyan Sağlık Bakanlığı, şimdi de sayıları yetmiş bine yaklaşan kas hastası için tanı ve takip merkezleri kurmaya hazırlanıyor. Böylece hem hastaların, hem de yakınların tedavisi sürecinde yaşadığı zorluklar, en aza indirilecek” diyor, inşaAllah. “Evde bakım ekipleri güçlendiriliyor.” Siz Hocam, bir yıl önce Çay Tv’de, 11 Mart 2009 tarihinde şöyle demiştiniz, inşaAllah; “Her hasta bizim sorumluluğumuzdadır millet olarak. Hasta olmak suç değildir, şereftir, onurdur ve yükümlülüğü bizim üzerimizdedir. Hasta olduğunda kardeşimiz artık bize emanettir, milletçe bize emanettir. Ona biz bakacağız. Yemesinden, içmesinden, konforundan, neşesinden, mutluluğundan, tedavisinden, her şeyinden biz sorumluyuz. Hastadan para alınmaz. En kaliteli, en güzel hastaneye gidecek. Birinci sınıf hastaneye gidecek kanser hastası, orada aslanlar gibi tedavi olacak. Hürmet görecek, sevgi görecek; hatta oranın güzel, geniş salonlarında oturacaklar. Hastadan para alınmaz, bunu biz milli bir terbiye olarak alacağız. Bu asla kabul edilecek bir şey değildir” demiştiniz, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Berkerim sen bir şeyler söyle.
ALTUĞ BERKER:Hocam, dün dediğiniz çok önemli bir şeyi tekrar hatırlatmak istiyorum. “İslam aleminin birleşmesi için ne yapmak gerekiyor? Bir Müslüman müminin etrafında, Müslümanların toplanması gerekiyor. Allah’ın sünneti bu, yani Hz. Mehdi (a.s.). Gövdeden bahsedip de, başından bahsetmemek olur mu? Hz. Mehdi (a.s.)’den de bahsetmeleri gerekir. Başsız birlik olur mu? Bu bahsedilen birliğin elbette bir başı olacaktır” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi, “İttihad-ı İslam istiyoruz” diyorlar, bayağı yazı da çıkıyor; “İttihad-ı İslam çok güzel, İttihad-ı İslam çok önemli, çok güzel, hemen yapalım” diyoruz. Peki, neye göre yapalım? Peygamberimiz (s.a.v.)’in tarif ettiği gibi Allah’tan vahiyle bildirilen tarzda mı olacak, yoksa senin entel dantel kafanda ördüğün, kendi imalatın olan fikirlerle mi olacak? Senin düşüncene göre İttihad-ı İslam şöyle oluyor; Sen İttihad-ı İslam’dan arada sırada bahsedeceksin. Fakat Müslümanların bir başı olmasını istemeyeceksin, Müslümanların bir lideri olmasını istemeyeceksin ve buna şiddetle karşı olacaksın. “Ben birlik istiyorum ama aynı zamanda birlik istemiyorum” diyorsun. “Müslümanlar birleşsin ama sakın birleşmesin” diyorsun. Bu bir zırvalamadır. Yani Müslümanların başı yoksa İttihad-ı İslam yoktur zaten. Kardeşim, başı olmayan birliğin adına İttihad-ı İslam denir mi?
OKTAR BABUNA:Denmez, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani başsızsa zaten dağılmış demektir. Yani ya başı vardır, ya başı yoktur. Başı yoksa dağılmış, parçalanmış demektir. Adı üstünde. “Tabii ki bir baş gerekir” diyor. O kim olacak hazret? Sen mi seçeceksin? “Evet, seçerim” de diyemiyor. Onu da istemiyor. Yani seç, seçimle getir, bul. Onu da kabul etmiyor. Münafıkun ve münafıkat asla Müslümanların başına birisinin gelmesini istemezler, asla. Zaten bir baş seçilmesi konusunu Peygamberimiz (S.A.V.) bütün detaylarıyla belirtmiş. Siz seçmeyeceksiniz” diyor Cenab-ı Allah, “Ben seçtim” diyor. “Mehdi (a.s.)’yi seçtim Ben” diyor ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in neslinden, onun soyundan, onun evlatlarından birini başınıza getireceğim” diyor Cenab-ı Allah. “Siz seçmeyeceksiniz” diyor. Biz seçebilmiş olsaydık, 1400 seneden beri Müslümanlar zaten seçerdi. Seçemiyorlar, seçemezler. 1400 sene demeyeyim de 1300 seneden beri seçemiyorlar. Seçemezler de. Kaderde yok. Zaten olmaz, yapsalar da olmaz. Allah’ın dediği tarzda seçim olması gerekiyor. Allah’ın dediği tarz nedir? İsa Mesih (a.s.) ile birlikte dünyayı yönetecek olan Mehdi (a.s.)’ye tabii olmak. “Ben ne İsa Mesih (a.s.)’i istiyorum” diyor, “ne Mehdi (a.s.)’yi istiyorum” diyor, “ama İttihad-ı İslam’ı istiyorum” diyor. Ahlaksızlık yapma, terbiyesizlik yapma. Sen hem Peygambere, İsa (a.s.)’ya düşman olacaksın, hem Mehdi (a.s.)’ye düşman olacaksın ve İttihad-ı İslam’ı isteyeceksin. Yalan söylüyorsun, yalan söylüyorsun. Dine de karşısın, Allah’a da karşısın, Kitap’a da karşısın. Münafıkça, sahtekar, yalan söylüyorsun. Cahilliğinden, saflığından yapanları tenzih ediyorum. Ama bu sahtekar takımının oyunudur. Mehdi (a.s.)’siz İttihad-ı İslam olmaz. İsa (a.s.) olmadan İttihad-ı İslam olmaz. Böyle bir olay olmaz. İttihad-ı İslam’dan bahseden, aynı anda Mehdi (a.s.)’den ve İsa (a.s.)’dan da bahsediyordur. Onlardan bahsetmeden böyle bir şey olmayacağını biz açıkça Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden ve Kuran’ın işaretlerinden görüyoruz. Bediüzzaman ‘İttihad-ı İslam’ derken, Mehdi (a.s.)’yi ve İsa (a.s.)’yı kastediyor aynı zamanda. Onların başta olduğu bir sistemi anlatıyor. Yoksa “siz İttihad-ı İslam’dan bol bol bahsedin, sonra da evde bulgurun üzerine köfte yapıp, yan gelip yatın” dememiş. O biliyor orada, baş olmadan İttihad-ı İslam olmayacağını. Yani böyle usulen söyleyip konuyu geçiştirmek vicdansızlıktır. Yani insanlardan utandığı için yani herkes İttihad-ı İslam’dan bahsettiği için ben de bahsedeyim derse bu olmaz. İttihad-ı İslam, nasıl bir İttihad-ı İslam söylesene. Şimdi biz diyoruz ki mesela, Kuran’dan bahsediyoruz. Kuran’dan bahsediyorsak, Resulullah (s.a.v.)’dan bahsetmeden nasıl Kuran olsun. “Bana Resulullah (s.a.v.)’tan bahsetme, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den bahsetme ama Kuran’dan bahset” diyor. Kardeşim, Resulullah ( s.a.v.) ile bütündür Kuran. Kuran dedin mi, Allah’ın vesile ettiği Peygamberini de beraber zikredeceksin. Mehdiyet denilen şey, İttihad-ı İslam denen şey birbirlerinden ayırt edilemez. İkisi de bir bütündür. Bu oyunla Müslümanları tuzağa düşürüyorlar. Mehdi (a.s.)’yi ayırıyorlar, İsa (a.s.)’yı ayırıyorlar, “hadi bakalım İttihad-ı İslam’ı yapın” diyorlar. Olmayacağı belli. Başı olmayan beden yürür mü?
OKTAR BABUNA:Yürümez tabii ki, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:. Yani kendilerince uyanıklık yapıyorlar. Adam da diyor ki; “bu alim adam, baksana İttihad-ı İslam’ı istiyor bu” diyor. Peki, başını istiyor mu, birleşmesini istiyor mu? “Bunu istemiyor” diyor. Halbuki ‘ittihad’ ne demek, birleşme demek. Baş olmadan birleşme olur mu?.
OKTAR BABUNA:Olmaz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Başı da ben seçeceğim” diyor. Sen seçsen, 1300 seneden beri seçemez miydin? Seçemezsin. Kaderde Allah onu kilitlemiş. “Resulullah (s.a.v.)” diyorsun, “Mehdi (a.s.) ile birleşecek” diyor, “o beni ilgilendirmez” diyor. Peki, seni ne ilgilendiriyor. Hiçbir şey ilgilendirmiyor seni. Çünkü sen zaten İttihad-ı İslam dedin mi, Müslümanların başı olmasını istemiyorsun. Başın adının Mehdi (a.s.) olacağını biliyor onlar. Bak İttihad-ı İslam’ı isteyenler sorsunlar. Müslümanların bir başı olacak mı? Acayip kıvılcımlanıyorlar o zaman, acayip rahatsız oluyorlar. Hemen böyle endek döndek oynamaya başlıyorlar. “Üç-beş tane de başı olur” diyor. Kardeşim böldün gitti sen, ittihad kalmadı ki. Üç-beş tane başı oldu mu, üçe-beşe böldün demektir. Şeytan’dan Allah’a sığınırım, Cenab-ı Allah onlara; “parça ayırıcılar” diyor. Bak, ben Mehdi (a.s.)’den bahsetmeden, diyorum ki; “İttihad-ı İslam olduğunda Müslümanların bir başı olacak mı?” “Olacak ama” diyor. ‘Ama’sı yok işte, ‘ama’sı yok. 1300 sene sonra Müslümanlara Kıyamet’ten önce baş olarak gönderecek, lider olarak gönderecek kişinin adı Mehdi (a.s.)’dir. Sen ona Mehdi (a.s.) demesen bile, İttihad-ı İslam oluştuğunda, seçimle oluştuğunu düşünsen dahi, nasıl yaparsan yap, başa gelecek kişi Mehdi (a.s.)’dir. Yani Mehdi (a.s.)’den hiçbir şekilde kurtulamazlar. Kurtulamazlar derken tabii iblis ordusu için diyorum. Onların mutlaka yakasına yapışacaktır, inşaAllah. Mehdiyet olduğunda da büyü kalkacak. Büyü kalktı mı; “oh, elhamdülillah” denilecek. Bir insan kabustan kalktığında, nasıl bir insan ferahlar. Mesela bir kalkıyor, bir de bakıyor ki yatakta. “Oh, elhamdülillah” diyor. “Kabusmuş” diyor. Kabustan kalkar gibi Müslümanlar kalkacaklar, “elhamdülillah” diyecekler. Şeytanın büyüsü kalkacak; iblisin, deccalin büyüsü insanlar üzerinden kalkacak. İlk defa insanların yüzüne kan gelecek, renk. Bak, genç kızlar hep kendilerini allıkla kızartıyor, yüzlerini. Soluk bütün herkesin rengi. Oksit sarı, sararmışlar. Kıpkırmızı olacak yüzleri, pembe beyaz. Keskin bakışlar, canlı yüz, sağlık-sıhhat gelecek millete. Allah diyor; “bütün hastalıkları kaldıracağım Mehdi (a.s.) devrinde.”
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:Yani bu ekseriyet anlamındadır. Psikolojik rahatlıktan bedenler de rahatlayacaktır. Bedenler psikolojik baskı altında mahvoldu, nesil mahvoldu. Hasta oluyor insanlar. İki büklüm oldular. Neşeli adam görmek adeta imkansız gibi. Soruyoruz, diyoruz ki, genç kızlarla konuşuyorum ben, çoğuyla görüşüyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam ilgili ayeti okuyorum, inşaAllah.
Kasas Suresi, 68; şeytandan Allah’a sığınırım; “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, seçim onlara ait değildir.” Ayetin ebcedi 2041 Hocam. “Seçim onlara ait değildir.”
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. İslam ahlakının dünya hakimiyeti, inşaAllah.
Hem Peygamberimiz (s.a.v.)’i çok sevdiklerini söylüyorlar, yani her türlü hadisine karşı çok muhabbet duyduklarını söylüyorlar. Kardeşim Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesei, Sünen-i Davud, hepsinde dolu Mehdi (a.s.). Neden sizi ilgilendirmiyor? Mehdi (a.s.)’den kurtulduklarını zannederken bu sefer de İsa (a.s.) ile karşılaşıyorlar, onunla da üç ayet var, Kuran ayeti var. Ne yapacaklarını şaşırdılar, deliye döndüler. Mehdi (a.s.)’den kaçıyorlar, İsa (a.s.) ile karşılaşıyorlar; İsa (a.s.)’dan kaçıyorlar, Mehdi (a.s.)’nin tarafı ile karşılaşıyorlar. Ne yapacaklarını şaşırmış durumlardalar şu an. İsa (a.s.) ile ilgili hadisler Kütüb-i Sitte’nin tamamında vaciptir; İsa (a.s.)’nın inişine inanmak Ehl-i Sünnet inancında vaciptir. Aksi mümkün değil. İsa (a.s.)’ya inanıyorsanız zaten Mehdi (a.s.)’ye mecburen inanacaksın sen. İsa (a.s.)’sız Mehdi (a.s.) yok, Mehdi (a.s.)’siz de İsa (a.s.) yok. Onun için tam açmaza girdiler şu an. Bizde bastırabildiğimiz kadar bastıracağız, inşaAllah. Allah’ın izni ile devam edeceğiz. Berkerim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Şöyle demiştiniz dün; “gerçekleri bilen bir insanın, çözümü bilmemesi düşünülemez. Allah Kuran’da çözümü gösteriyor: Dinin aslına dönülmesi. Dinin aslına dönüldüğünde tüm sorunlar ortadan kalkar” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Münafıklar Kuran’a bir türlü ısınamazlar. Kuran’dan ya ilavelerle kurtulmak isterler, ya eksiltmelerle kurtulmak isterler. Bol bol da hurafeye ihtiyacı vardır münafıkların. Mesela münafığa, “İslam dinini nereden öğreneceğiz?” desen; “atalarımdan öğreniyorum” diyor. Kardeşim, Kuran’dan öğrenilir din. Bakıyor Kuran’a, “ben atamın dinini bulamadım” diyor. Yoksa yoktur. Yoksa demek ki hurafeye gitmişsin, hurafeye batmışsın. “Yok, ben illaki bulacağım Kuran’ın içinde atalarımın dinini” diyor. Kardeşim, o zaman müşrik olursun, şirke girersin. Münafıksan zaten söz yok. Münafık bitmiş, batmış demektir. Kuran’da anlatılan din neyse, o. Resulullah (s.a.v.) da bize Kuran’ı mükemmel tefsir etmiştir. Biz ona göre hareket ederiz. Onun dışında bir din olmaz. Onun için şu son zamanlarda meydana gelen rezillikler o yüzdendir. Müslümanların mağlup olması, perişan olmasının nedeni de budur. Berkerim, Cübbeli’nin hiç okumak istemediği, duymak istemediği hadisler var. Cübbeli’den hiç duymadık bunları, hiç duymuyoruz. Biraz oku bakayım baştan.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah, tabii. Dünyanın ömrü, dünyanın ömrünün 7 bin yıl olduğu:
“İbni Asakir diyor ki: Ebu Said Ahmed b. Muhammed Bağdadi (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (r.a.)’dan O dedi ki,Resulullah (s.a.v.) buyurdu: "Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar."”
ADNAN OKTAR:Yedi bin yılmış demek ki.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Cübbeli Hazretleri duy. Bak, Peygamber (s.a.v.)’den hadis. Hiçbir şekilde duymak istemediğin hadislerden bir tanesi daha. Devam edelim.
ALTUĞ BERKER: “İbni Adiyy diyor ki: Ebu İshak, İbrahim b. Abdullah Nebti, (aradaki ravi silsilesi ile). Enes b. Malik (r.a.)’dan O dedi ki, Resullullah (s.a.v.) buyurdu: "Dünyanın ömrü, Ahiret günlerinden yedi gündür. Allah Teala buyurdu ki: ‘Senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.’"”
ADNAN OKTAR:Ne anladın o hadisten?
ALTUĞ BERKER: Yedi gün, bir yıl ile çarpınca, yedi bin yıl.
ADNAN OKTAR:O kadar.
ALTUĞ BERKER: “İbni Ebi Dünya, Zemmil Emel’inde diyor ki: Ali b. Said, Hamza b. Hişan’dan, O da Said b. Cubeyr’den rivayet ettiler ki, "Dünya, Ahiret haftalarından bir haftadır."”
“İbni Ebi Hatem, Tefsir’inde İbni Abbas’dan rivayet etti ki: "Dünya, Ahiret haftalarından bir hafta olup, yedi bin senedir ve bunun altı bini geçmiştir."”
ADNAN OKTAR:Neden öyle diyor Peygamberimiz (s.a.v.), yedi bin sene? 5600 sene geçmiş. Beş buçuğu geçtiği için Peygamberimiz (s.a.v.) onu bitmiş bin olarak kabul ediyor. Dolayısı ile “altı bin yıl geçmiştir” diyor. Geri kalan dört yüz seneyi küsurat olarak görüyor, “geçmiştir” diyor. “Bin” bitti diyor yani. Ama sonra onu Peygamberimiz (s.a.v) açıklıyor. Ne anlama geldiğini sonra açıklıyor. Devam et.
ALTUĞ BERKER: “İbni Abbas’dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır. O dedi ki: "Dünya yedi gündür. Her bir gün bin yıl gibidir ve Resulullah (s.a.v.) da onun sonunda gönderildi."”
ADNAN OKTAR:Sonunda, yani?
ALTUĞ BERKER: Son bin yıl, inşaAllah. “Ashab-ı Kiram’ın gördüğü rüya” diye devam ediyor Hocam. Peygamber (s.a.v.) zamanın da, Hz. Adem (a.s.)’den beri 5600 yıl geçmiş olduğu; “Ahmed İbni Hanbel İlel’inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed’den O da Vehb’den rivayet etti: "Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir."”
ADNAN OKTAR:Bitti. 7000’den 5600 çıkartırsan, 1400 kalır. Beddiüzzaman sırf ebced ile değil işte, aynı zamanda hadisle, 1400 ile 1500 arasında dünyanın ömrünün artık biteceğini söylüyor. Sungur Ağabey konuşmasını var. Onu da dinleyelim, orada göreceksiniz.
-VTR- (Seyyid Salih Özcan Ağabey)
ADNAN OKTAR:Bak, altı kişi var. Yani Beddiüzzaman’la ile ilgili senet hükmünde olan konuşması; konuştu mu, açıklama yaptı mı artık onun üstüne bir şey denemiyor. Risale-i Nur Külliyatı’nda bu kişilerin isimleri; Seyid Salih Özcan olsun, Hüsnü Bayramoğlu Ağabey olsun, Sungur Ağabey olsun, yani bu kitapları hem yazan, hem çoğaltan, Üstad’ın açıklamalarını bizzat yanında dinleyip şerh ettiren, onun açıklamalarını ondan sorup öğrenen kişiler. Bak, “Beddiüzzaman’dan ben bizzat dinledim, duydum ve bana bu şekilde söyledi” diyor. Bunun üzerine ilave olur mu kardeşim? Çok net, “ben böyle duydum” diyor. Bak, altı kişi kalmışlar. Birisi Seyid Salih Özcan Ağabeyimiz, Hüsnü Bayram, biri Sungur Ağabey, biri Fırıncı, bir de Abdullah Yeğin Ağabey. Başka da kalmadı. Şimdi, Sungur Ağabey de, bu hadislerden yola çıkarak Beddiüzzaman’ın açıklamasını diyor, “yetmiş yıl kaldı” diyor. Yani artık bitiyor İslamiyet, İslam ahlakı dünyaya hakim oluyor bu yetmiş yıl içerisinde. Sonra ne Hıristiyanlık, ne Musevilik, ne Müslümanlık, hiçbir şey kalmıyor. Cübbeli Müslümanları uyuşturuyor ve Kıyamete hazırlıksız gitmelerine sebep oluyor ve Müslümanlara zarar veriyor. Ben de uyarıyorum Müslümanları, bak hadisle uyarıyorum. Suyuti’den hadisle uyarıyorum ve Beddiüzzaman’ın açıklamalarıyla uyarıyorum.
-VTR- (Mustafa Sungur Ağabey)
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi çocuk olsa anlar. Adamlar harıl harıl iş-güç peşinde, evlenmenin peşinde, keyfinin peşinde; Avrupa’da kendisine evler alıyor, bilmem ne. Eğer Nur talebesiyseniz, eğer Resulullah (s.a.v.)’ın talebesiyseniz, eğer Kuran’ın talebesiyseniz, 70 yıl kalmış ve var gücünüzle İttihad-ı İslam’ın oluşması için gayret etmeniz gerekiyor. Adamlar var gücüyle İttihad-ı İslam’ı durdurmaya çalışıyorlar. “Aman Mehdi (a.s.)’den bahsetme, aman İsa (a.s.)’dan bahsetme. İttihad-ı İslam’ın zamanı değil, daha 570 yıl var, 1000 yıl var” diye Müslümanları uyuşturuyorlar. CIA’in istediği nedir? CIA’in istediği de aynısı. Bak, söylüyorum, CIA’in bir katı komple bu konuya ayrılmıştır. Mehdiyetle ilgili, yani Mehdiyeti engellemeyle ilgili masa. Sungur Ağabey’in konuşmasını basında hiçbir gazete vermedi, bu çok acıdır. Anlamazlıktan geliyorlar. Bir kısmı göremediği için, bir kısmı fark edemediği için olabilir, yani samimiyetten ama bir kısmı da kasten yayınlamadılar, bu çok acayip bir şey. Seyyid Salih Özcan Hocamız günlerden beri açıklıyor, şimdi bu 30-40 yıl sonrayı da açıklıyor. Onu açıklasana, 30-40 yılı. Nedir orada anlatılan, nasıl konuştunuz, ne konuştunuz? 30-40 yılın tam şerhini yap bize.
ALTUĞ BERKER:Fecr-i sadık, “30-40 yıl sonra fecr-i sadık çıkacak” diyor Üstad Hazretleri. Bunu 71’den sonrası için diyor. 71, yani 1371; 30 sene sonrası 1401, tam Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihini söylüyor.
ADNAN OKTAR:Evet, “fecr-i sadık çıkacak,” “güneş çıkacak” diyor. Seyyid Salih Özcan Hocam bunun için ne dedi? Bu çıkacak güneş, 1981’de; Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihi olan 1981’de çıkacak olan bu güneş için ne diyor?
ALTUĞ BERKER:“Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’nın çıkışlarıdır” diyor.
ADNAN OKTAR:Bitti. Hani Mehdi (a.s.) yoktu, hani İsa (a.s.) yoktu, hani ölmüştü İsa (a.s.)? “Biz Nur talebesiyiz. İsa (a.s.) öldü, Isparta’da gömdük” diyorlar. Bak, açıkça söylüyor ve altı varisten bir tanesi. Sungur Ağabey’i de dinlediler, “70 yıl var” diyor. Buradaki muhterem Hocamız ne diyor, Seyyid Salih Özcan Hocamız? “Mehdi (a.s.) şahs-ı manevi değil, şahıstır” diyor. “Bediüzzaman’ın dediği de, 30-40 sene sonra dediği, 1981’de çıkacak güneş dediği de Mehdi (a.s.)’dir ve İsa (a.s.)’dır” diyor. Kardeşim, daha nasıl söylesin? 1400 sene sonra çıkacak hakikatin Mehdi (a.s.) olduğunu da açık açık beyan ediyor. “Bu Risale-i Nur’da bahsedilen kişi Mehdi (a.s.)’dir. Şahıs olarak çıkacaktır, üç vazifenin, üçünü de yapacaktır” diyor. Bir vazife değil, iki vazife değil, “üç vazifeyi birden yapacak” diyor. “Şahıs olarak çıkacak, talebeleri de olacaktır” diyor, inşaAllah.
Şeref Fırat; “Hocam selamun aleyküm.” Aleyküm selam. “Allah’a çok şükür, sizler varsınız, sizlerin sayesinde dünyaya yeni gelmiş gibiyim. 53 yaşındayım, sizleri yaklaşık 15 yıldan beri takip ediyorum. Çağdaş diye yaşayan çağdışı insanların da ve Cübbeli Ahmet Hocamız gibi, onun da doğru yolu bulmasını Allah’tan diliyorum. Sizi tanıyabilseler anlayacaklar, İslamiyet’i. Hocam sizi izleyen kardeşlerimizden şunu isteyeceğim; gerek kitaplarınız, gerek sohbetlerinizi ne kadar çok kişiyle paylaşırsak, kurtuluşumuz da o kadar çabuk olacak, inşaAllah. Hocam yurtdışında yaşayan gurbetçi vatandaşlarımız için tavsiyeniz olacak mı? Şeref Fırat.” MaşaAllah, bu da yurtdışından yazan bir kardeşimiz. Tavsiyem, işte internette benim kitaplarım ücretsiz indiriliyor, yani 110 milyon kitabım indirildi. Kardeşlerimiz indirsinler, birbirlerine elektronik postayla göndersinler, okusunlar yahut kitap olarak da alabilirler, nasıl istiyorlarsa. İzlemeyi artırsınlar, çünkü birçok internet kanalından yayınlanıyoruz, birçok radyodan yayınlanıyoruz, uydu kanalından yayınlanıyoruz, yerel televizyonlarda yayınlanıyoruz. Yani 30 milyonun üzerinde kardeşimize hitap ediyoruz. Yani bizim yaptığımız hesap 30 milyonun üzerinde. Bunu 300 milyona çıkarsın kardeşlerimiz, gayret etsinler. Öyle çok iyi olur, inşaAllah. Yani dediklerimin hepsi doğru ve karşıt hareketlerin hepsi de kaderde olacak hareketlerdir. Yani biz bunları anlatırken hadisi yad etmek için anlatıyoruz. Mesela İstanbul’da çıkacak yobaz da çıktı, topal adam da çıktı, kahtani de var, Mehdi (a.s.) de çıktı. Sarışın bir gençten bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v.), Mehdi (a.s.)’ye yardımcı olacak, o da çıktı. Hatta böyle detay veriyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Bütün olaylar çıktı. Kenane çıktı.
“Hocam yayına İslamiNesil.com’dan bakmaya devam ediyoruz, inşaAllah.” Bak, mesela bu da bir internet sitesi, kardeşlerimizin; İslamiNesil.com. Mesela bizim internet sitesinin girişi çok yüksek, 100 bin, 110 bin, 120 bin online bağlantı oluyor.
“CIA konusunda söyledikleriniz gerçekten beni çok şaşırttı sayın Hocam. Onlar bunu engellemek için bir yığın bilim adamı kullanıp uyanık olduklarını zannediyorlar, burada bazı kişiler ise Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğini söyleyerek, kendilerini kurtuldu zannedip mallarını-mülklerini garantilemeye çalışıyorlar. Her iki taraf da iyi bilsin ki, bizim de Muhammed Adnan Hocamız var, inşaAllah. Oktar Hocama selamlar, saygılar.” Oktar’a iletirsiniz. Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü.
İslam kürsüsü profesörleri var Amerika’da, üniversitelerde görev yapan, hadis kürsüsü profesörleri var, adamlar ordinaryüs profesör, hadis kürsüsü profesörü. CIA elemanı, uzman olarak çalışıyorlar. Doçentler var, bir tane, iki tane değil, üniversite gibi, binanın bir katı boydan boya sırf bu konuya ayrılmış durumda. Geceli gündüzlü, bilgisayarlarla, şunlarla bunlarla, dünyanın birçok yerinde büroları var, haber alma merkezleri var, dünyanın her yerinden haber akıyor bunlara ve yoğun faaliyet yapıyorlar durdurabilmek için. “El mi yaman, bey mi yaman” demiş, “bey hepsinden yaman” demişler. Ellerinden geleni ardına koymasınlar, gümbür gümbür çökerteceğiz, inşaAllah. Ben Mehdi (a.s.)’nin naçiz, gariban askerlerinden bir tanesiyim, en zavallı askeriyim. Fikren ezeceğim onları, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
Yeşaya, Tevrat’tan bir örnek göndermiş kardeşim, 22:22. Bu da çok manidar; iki, iki, iki, iki. “Davut’un evinin anahtarlarını ona teslim edeceğim.” Mehdi (a.s.)’ye; Şiloh, Moşia, Mehdi (a.s.)’ye. Bak, “Davut’un evinin anahtarlarını ona teslim edeceğim.” İslam’ın bütün kalelerini. “Açtığını kimse kapayamayacak.” Küfrün kapattığı bütün kapıları Mehdi (a.s.) bir omuz darbesiyle yerle bir edecek ve kimse de kapayamıyor, yıktı mı kapayamıyor. “Kapadığını da kimse açamayacak bir daha” diyor, Tevrat’ta hüküm. Kuran, “Tevrat’a bakın” diyor, Mehdi (a.s.) ile ilgili, Cenab-ı Allah. Tevrat’a, Zebur’a gönderme yapıyor Kuran. Yani mealen, mealen bu söylediğim. Daha önce açıklamıştım. Tevrat’ta ve Zebur’da Mehdi (a.s.) ve Moşia, Mehdi (a.s.) aynı anlamda, Moşia, Şiloh yüzlerce Tevrat hükmüyle açıklanmıştır, çok kapsamlı açıklanmıştır.
ALTUĞ BERKER:Ayeti okuyorum Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. Enbiya Suresi, 105; “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, biz o zaman ne yapıyoruz? Tevrat ve Zebur. “Arz’a varis olacak salih kullar kim?” diyoruz o zaman. Tevrat’a baktığımızda Arz’a sahip olacak salih, samimi kulların Şiloh, Mehdi (a.s.) olduğunu görüyoruz. Çok kapsamlı açıklanmış, inşaAllah.
Bu 7000 yılla ilgili sürekli kardeşlerimiz soruyor. 7000 yıllık bir takvimden bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v.), bir takvim. Hicri takvime göre 1400’deyiz, Miladiye göre 2010’dayız, Sümer takvimine göre bir başka yıldayız, Astek takvimine göre başka yıldayız. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanındaki kullanılan takvime göre Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiştir. 7000 yıllık bir devirden bahsediyor, “bu takvime göre 5600 yıl geçti” diyor. Yani “hangi yıldasınız ya Resulullah?” denilse, Peygamberimiz (s.a.v.) diyecek ki; “5600. yıldayız.” Bize soruluyor, “2010’dayız” diyoruz. Tarih sorulunca kaç diyoruz? 2010 diyoruz. Bu dünyanın ömrü 2010 sene anlamına gelmiyor, takvim olarak 2010. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? Aynısı. Onun için bu konuları anlamazlıktan gelmeyecekler. Çok nettir. “5600 sene geçti” demesi, biz 5600’üncü senedeyiz” diyor. Ama bundan sonra geriye kalan vakit 7000 ile tamamlandığında bitiyor” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). 1431’deyiz, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sekiz tane hadisi ve en muteber alimler, 1300 seneden beri bu hadisleri savunuyorlar. Yani “bu sekiz hadis hatalıdır, yanlıştır” diyen bir tane Ehl-i Sünnet alimi olmamıştır. On binlerce alim bu sekiz hadiste ittifak etmiştir. Ta sahabe devrinden itibaren bak, sahabeler ittifak ediyor, alimler ittifak etmiştir, İmam Rabbani ittifak etmiştir, İmam Gazali ittifak etmiştir; Elmalılı Hamdi, Bediüzzaman, bütün alimler bu sekiz hadiste ittifak etmişlerdir. Hiç kimse bu hadislerin geçersiz olduğunu söylememiştir. Yani “nereden çıktı bu mantık” denilmemiştir, diyememişlerdir. Çünkü doğru, inşaAllah. Haşa. Çünkü bak, Ahmet İbn-i Hanbel, yani mezhep imamı, mutlak müceddid ve müçtehid ve çok muteber bir hadis imamıdır, o söylüyor ve Peygamberimiz (s.a.v.)’den naklen söylüyor. “5600 yıl geçmiştir” diyor.
Kardeşlerimiz bizi çok dikkatli takip etsinler, Müslümanların üzerinde büyük bir oyun oynanıyor, çok fazla münafık kullanılıyor. On binlerce CIA münafık Hoca kullanıyor, Mehdi (a.s.)’yi engellemek, İttihad-ı İslam’ı engellemek için. İslam aleminin her yerinde kullanıyorlar; Pakistan’da, Türkiye’de, Azerbaycan’da, Cezayir’de, her yerde, dünyanın her tarafında kullanıyorlar. Çok uyanık olsunlar. Bir kere küfür, Allah’ın izniyle benimle baş edemez, beni durduramazlar, onu söyleyeyim, Allah’ın izniyle. Beni çok dikkatli takip etsinler, kardeşlerimizi çok dikkatli takip etsinler, internet sitemizi takip etsinler, oradan kopya indirsinler. Dediklerimin hepsi doğru, Mehdi (a.s.) ile ilgili dediklerim net doğru, kesin doğru ve Müslümanlara doğru olmayan bir şeyi ben söylemem. Ama tabii bu konularda, yani CIA’in yönlendirdiği kişiler, ismini andığım kişileri tenzih ediyorum, yani bu Cübbeli Ahmet olsun, şaşar beşer Faruk Beşer, yani bunları ima ediyor değilim, bunlar cahilliğinden yapıyorlar. Ama doğrudan para alan birçok sahtekar Hoca var. Doğrudan bu mühendislik uygulamasının, bu projenin içerisinde olan birçok Hoca var, Büyük Ortadoğu Projesi’nde görev alan bu Hocalar. Hepsinin dilini eşek dili gibi koparacağım. Söz bir, Allah bir, inşaAllah. Allah’ın izniyle, inşaAllah. İlimle, fenle, bilgiyle, inşaAllah. Benimle baş edemezler söyleyeyim, beni öyle korkutacak; yok “seni hapse attırırız,” yok işte; “iftira ederiz,” yok şuymuş, yok buymuş, vız gelir tırıs gider. Hapishanede de evelAllah aslanlar gibi kükrüyoruz, hapishane dışında da kükrüyoruz. Yetmişer yetmişer, seksen biner seksen biner gelsinler.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. 99 yılında bir müddet hapiste kalmışken çok sayıda kitabınızı yazmıştınız orada, yine yayınlanmıştı, evelAllah.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, evelAllah, evelAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de Hocam, bütün dünyayı tuttu, maşaAllah. Şimdi bu bağlandığımız İngiliz radyosuydu, sizi temsilen. George Galloway isimli tanınmış bir İngiliz parlamenter, onun programı. Evrim konuşuldu yine. Her yerde Hocam size müracaat ediyorlar, dünyada tek ve en etkili isim olarak sizi biliyorlar Hocam. Bir şey olduğunda da mutlaka size başvuruyorlar Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:EvelAllah. Hep aklıma Seyyid Battal Gazi geliyor, maşaAllah. Atı şöyle bir şahlandırıyor, sonra dalıp geçiyor, inşaAllah. Kardeşim, öyle zevkli ki böyle it-kopuk takımıyla mücadele etmek, münafıkları ezmek. Yani onlar olmasaydı ne yapardık bilmiyorum. Allah bir nimet olarak. Münafık ezmek, kafirun ve kafiratı ezmek, münafikun ve münafıkatı ezmek acayip zevkli bir şey, maşaAllah. Ne bileyim böyle Akdeniz’de beni mavi tura çıkarsalar, şahane hoşlandığım her şeyi bana sunsalar, yani ben bunu isterim, acayip zevkli. Ama tabii Allah nimetini artırsın. Elhamdulillah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, büyük mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni diyor ki; “Gavs Hazretlerine sorulmuş: "Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli vardı. Şimdi hepsi gevşemişler ve tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor?" Gavs Hazretleri buyurmuş: "Evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’nin elindedir. Tam manasıyla hidayeti o yapacak."”
ADNAN OKTAR:Şimdi bu kitabı kardeşlerimiz alsınlar. Seyda Hazretleri’nin Hayatı. Hocamızın anlattığı konu bu kitapta belge olarak geçiyor. Seyda Hazretleri’nin Hayatı. Seyyid Muhammed Raşid Erol Hazretleri. Onun asası elhamdülillah bende. Evet, o mübareğin asası bende. Allah ondan razı olsun. Doktor A. Selahattin Kınacı Hazretleri hazırlamış bu güzel eseri. 72. sayfasında kitabın bu konu açıklanıyor. 72. sayfasında mübarek Hocamızın bu sözü açıklanıyor. “Gavs Hazretlerine sorulmuş: "Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli vardı. Şimdi hepsi gevşemişler ve tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor?" Gavs Hazretleri buyurmuş: "Evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet,” bak yarım değil, “tam hidayet artık Hz. Mehdi (a.s.)’nin elindedir.” “Mehdi (a.s.) geldi” diyor, Mehdi (a.s.)’nin elindedir. “Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz” diyor 72. sayfada. Muhammed Raşid Erol Hazretleri de, Gavs Hazretleri de, hepsi Allah’ın mübarek kulları, mübarek insanlar ve hepsi aynı konuda ittifak halindeler. Hepsi Mehdi (a.s.)’nin geldiğini açık açık savunuyorlar. Bak Seyyid Salih Özcan Hocamız savunuyor, Sungur Ağabey “70 yıl kaldı zaten” diyor, İsa (a.s.) ve Mehdi (a.s.) için, hepsi için. Mühendislik projesinin eline düşmüş olan kardeşlerimiz, Allah rızası için kendilerini toparlasınlar, iblisin oyununa gelmesinler. Ahir zamandayız, Mehdi (a.s.) çağındayız. Kim ise o, kimse onun tedirginliğine düşmesin, falanca Mehdilik iddia etti, kardeşim bir şey çıkmaz. Allah’ın dediği kişi Mehdi (a.s.) olacaktır, kaderde olan Mehdi (a.s.) olacaktır. Ne tedirgin oluyorsunuz? Niye rahatsız oluyorsunuz? Allah’ın kaderine güvenin, Allah’a güvenin. Ya biri çıkarsa da kazara yanlışlıkla birisi Mehdi (a.s.) olursa, öyle bir şey olur mu? Kazara Peygamber olunur mu? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) haşa kazara mı Peygamber oldu? Allah kaderde onu Peygamber kıldığı için oldu. Sahte peygamberler ne oldu? Helak olup gittiler. Gerçek Peygamber olduğu için Allah onu muvaffak etti. Onun için böyle bir tedirginliğe de gerek yok. İttihad-ı İslam’ın önünde de hiç kimse durmaz. İttihad-ı İslam’dan bahsedip de Müslümanların başından bahsetmeyenler de oyun oynuyorlar. Ve Müslümanları uyuşturuyorlar, geçiştirmeye çalışıyorlar, dürüst davranmıyorlar. İttihad-İslam’dan bahsediyorsun da, Müslüman’ın başı nasıl olmaz?Müslümanları birleştirmeden bahsediyorsun, birleştirdi dedin mi ne demektir? Başı var demektir yani, inşaAllah.
Açtım, Zuhruf Suresi çıktı Kuran’dan, 61. ayet; “Şüphesiz İsa Mesih, kıyamet-saati için bir alamettir.” Münafıkları titreten bir ayet, münafıkları delirten bir ayet, korkudan. “Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın” İsa Mesih (a.s.)’in inişinden, İsa Mesih (a.s.)’in Kıyamet alameti olmasından, Kıyametten, Kıyamet alametlerinden. Hepsine bakıyor. “Yani hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” “Bana uyun” nedir? Kuran’a uyun. “Bana uyun” demek, “Kuran’a uyun” demektir. “Dosdoğru yol budur.” Dosdoğru yol Allah’ın yolu. “Şeytan,” deccal, “sakın sizi (Allah’ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.” Şu an deccal kol geziyor. “İsa Mesih, açık belgelerle gelince,” nasıl, hangi belgelerle gelecek? Kuran’la gelecek. “Dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için.” Ne ihtilafa düştü? Kimi Ortodoks olmuş, kimi Katolik olmuş, üçlemeyi savunuyor; kimi domuzu savunuyor, kimi putu savunuyor. Bak, “Dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim."” Hikmet nedir? Kuran. “Ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için.” Her türlü sapık düşünce, Hıristiyanlıkta yanlış olan düşünce, işari anlamıyla söylüyorum. “Size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur." İsa (a.s.), bak Allah diye hitap ediyor. Onlar başka türlü hitap ediyorlar.. “Allah” diyor. Hitap ederken demek ki ‘Allah’ diye hitap edecek İsa (a.s.). Allah’a ‘Allah’ diyecek, inşaAllah. Bak, “"Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir.” Orijinal konuşması olarak söylüyor Allah, İsa (a.s.)’nın. Orijinal konuşması, yani ilave bir konuşma, değiştirilmiş şekli değil, dilinden çıkan orijinal konuşma. Bak, “Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur. Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü.” İsa (a.s.)’nın vefatından sonra fırkalara ayrılacaklar yine, sapıtacaklar. “Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara” diyor. (Zuhruf Suresi, 61-65) Kıyamette paramparça olacaklar.
Şimdiki deccal, gelmiş geçmiş en büyük deccaldir. Ama Kıyametten önce bütün insanlar gelmiş geçmiş deccalden daha şiddetli deccal oluyor. Bütün insanlık deccal oluyor. Görülmemiş bir şey. Allah onlara karşı bir tane Mehdi gönderiyor, son Mehdi, kan Mehdi’si, bir tane. Bütün dünyayı kan denizine dökecek, en az yedi milyar kan, yedi milyar insanın kanı. İşte diyorlar ya hani; “kan denizi olacak,” işte o zaman olacak, Kıyamette. O kan denizi o zaman oluyor. Kıyamet Mehdi’si, sel gibi kan akıtacak Allah. Kıyamet’i Allah Mehdi olarak gönderiyor. Ama kan getiren Mehdi, Allah’ın intikam Mehdi’sini gönderiyor Allah. İnsan cesetlerinden hakikaten bir dağ olacak adeta, dağlar olacak. İşte Cübbeli’nin dediği o zaman, inşaAllah. Ama şimdiki Mehdi (a.s.) hidayet Mehdi’sidir. Ne kan akıtır, ne kanla, ne irinle işi vardır. Bütün silahları kaldırıyor, barışı, sevgiyi, mutluluğu, kardeşliği, neşeyi, sağlık ve sıhhat getiriyor. Aynı zamanda Allah’ın Şafi isminin, Şifa isminin tecellisidir Mehdi (a.s.). Bütün dünyaya sağlık-sıhhat gelecek, hastalıklar kalkıyor, ömürler uzuyor, Mehdi (a.s.)’nin bir özelliği de budur. Sağlık getirmesidir. Akıl, ruh ve beden sağlığı getirecektir Mehdi (a.s.). Münafıkların, münafık yobazların mahvettiği Müslümanları, canlı, diri, neşeli, gürbüz, aktif, hayat dolu hale getirecektir. Müslümanları mahvettiler, büyük bir bölümünü mahvettiler, deccal ordusu olan münafıklar. Onlara yeniden hayat verecek Mehdi (a.s.), Allah’ın dilemesiyle. Allah’ın onda yaratmasıyla, tecelli etmesiyle Cenab-ı Allah’ın, inşaAllah.
SUNUCU:Kapatıyoruz inşaAllah. Bizleri yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo’dan, Aba TV ve Kocaeli TV’den takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.
OKTAR BABUNA:HarunYahya.Tv’den devam ediyoruz. İngilizce yayınımız olacak Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fransızca yapacağız ayrıca.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hem İngilizce, hem Fransızca yayın yapacağız, inşaAllah.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...