SUNUCU: Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz Hocamızla beraber, Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR: Evet ne anlatalım?
CİHAD GÜNDOĞDU: Estağfurullah Hocam. Evrimcilerin sahtekarlıklarına bir yenisi daha eklendi. Biliyorsunuz, siz ortaya çıkardınız zaten inşaAllah. Tiktaalik Rosae dedikleri bir ara geçiş formu vardı öne sürdükleri, sudan karaya geçişte örnek olarak verdikleri, onunla ilgili görüntülerimiz de var. Onu gösterebilirsek. Bir timsahın kafasını çevredeki başka balıklara ait fosillerle, kemik parçalarıyla beraber birleştirerek sahte bir arageçiş formu üretmişlerdi. Çin’de bulunan bir timsah kafatasıydı bu aslında ama aynı katmanda bulunan başka balıklara ait parçalarla beraber bir araya getirip, bunları monte ederek, bir sanatçının da hayal gücünü kullarak meydana getirdiği bir arageçiş formu ortaya koymuşlardı. Bu ortaya çıkmış oldu. Bunun tamamen bir kafatası, yalnızca bir timsaha ait bir Alligator Sinensis denilen bir timsaha ait bir kafatası olduğu anlaşıldı. Bu şekilde bir sahtekarlıkları daha eklenmiş oldu.
ADNAN OKTAR: Yani bu adamlar insanların saf olanlarını kandırıyorlar. İnşaAllah. Fakat biz müdahale ediyoruz. Bir şey yapamıyorlar. Evet sen anlat bir şeyler
AKIN GÖZÜKAN: Estağfurullah Hocam. Celal Şengör’ün görüntüleri vardı uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Tamam bakalım.
AKIN GÖZÜKAN: Big Bang teorisiyle ilgili konuşuyordu Hocam Celal Şengör. Burada’’ Big Bang bir teoridir. Ama ben Allah’a inanmadığım için bunu almak zorunda değilim’’ diye bir açıklama yapıyor inşaAllah siz daha iyi bilirsiniz. Sizin kitaplarınızda da çok detaylı anlatılıyor. Bing Bang tamamen şu anda bilimsel olarak kanıtlanmış. Dünyadaki tüm ateistlerin de, materyalistlerin de tamamen kabul ettiği bir teori ve aksini iddia edebilen şu anda dünyada kimse yok inşaAllah. Ama Celal Şengör kalkıp “ben bir ateist olduğum için Big Bang’i kabul etmek zorunda değilim” gibi bir açıklama yapıyordu inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Celal Hoca zaten araziye geçti. Onu baktı ki öyle azı dişlerine kadar sökeceğiz. Dümdüz edeceğimizi anlayınca, dede uyanık. O baygın bakışlı Abdulaziz Bayındır Hoca’yı kafalamış. Onunla tam kol kolalar onunla bir sorun yok. Ama bizle karşılaşınca böyle çeliğe çarpmış tavus kuşu gibi güm diye düştü. Ondan sonra da araziye geçti. Ne diyordu? “Zibil gibi ara fosil var” diyordu. “Dedem bir tane getir” dedik. ‘’Dede, dedee’’ diye bağırıyoruz. Dede kaçmış, dede yok.
OKTAR BABUNA:O programdan beri yok Hocam.
ADNAN OKTAR: O programdan sonra araziye geçti dedemiz. Demek ki Abdülaziz Bayındır’la onu baş başa bıraksak esip savurup, uçurup, atıp tutacaktı. Biz müdahale edince, “Ooo bunlar kül yutmaz. Bunlar öyle uydurmalara karşı tavır alacak adamlar, her şeyle bilgiyle mücehhezler, dolayısıyla Abdülaziz Bayındır’a biz bunları böyle lahana dolması gibi yutturuyoruz ama burada olay bambaşka en iyisi biz kaçalım” dedi. Tabii, evet.
“Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Hocam Kurban Bayramı’na az bir zaman kaldı inşaAllah.” “Çevremdeki insanlardan gördüğüm kurbanla ilgili bir fitneden bahsetmek istiyorum. Hocam farz edelim bir kişinin 20 milyarlık bileziği var. Zekat ve kurbana malik ama elimde şu an nakit yok deyip zekatını geciktiriyor ve kurban kesmiyor. Kurban kesmek için illa elde nakit bulunması şart mı? Bir bileziği bozar, bir milyarı geçik tutsa zekatını da verir, kurbanını da keser. Parası olunca yine bilezik yapar. Zekat üzerine biraz süre geçse de verilebilir belki ama kurban senede bir geliyor. Bu bana çok ilginç geliyor. Şeytanın bir oyunu sanırım. Elinde nakit yok, kurban kesme, hiç kurban için bilezik bozulur mu? Ev, araba alınırken dünyalık için çok şey bozulur ama fıkıh konularına girdiğinizi” evet. “Bu duruma ne diyorsunuz?” diyor özellikle Zeynep Hanım.
Kardeşim ben kurban keseceğim. Ondan sonra arkadaşlarımız da kesecekler. Kurban öyle şu bahaneyle, bu bahaneyle ben kesmiyorum olmaz. Senede bir kere kurban nasıl kurban kesemez? Ne güzel fakire fukaraya da dağıtıyorsun. Ne kadar zevkli, ne kadar hoş. Bayramın bir güzelliği bahane yok, bahane yok. O tarz bahaneler olmaz. Yani zorlama bahaneler olmaz ama hakikaten malı mülkü yoksa, hakikaten imkanı yoksa ona ben bir şey demem. Ama kurban kesecek kadar imkanı varsa kurban kesmesi gerekir. Bu konuda, konuyu böyle bambaşka mecraya sokmaya alemi yok. Ne kadar güzel, ta en eski devirlerden beri, peygamberler, en başından beri hep bu ibadet vardır. Kurban kesme ibadeti vardır. Ve güzel bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi çok güzel, inşaAllah. Kesip fakir komşulara falan götürüp ne kadar güzel onlara böyle dağıtmak, ne kadar sevindiriyor. Ne kadar güzel olur, en uzak yere bile götürüp onlara vermek, Azerbaycan’da, dış Türk devletlerinde de oralarda da fakir fukara kardeşimiz var. Durumu müsait olanlar, oralarda kestirirlerse kurbanlarını vekaletle de olur. Çok çok güzel olur inşaAllah. Bir de Müslümanların güzel bir gövde gösterisi oluyor. Müslümanlığın ne kadar yaygın olduğunu, Müslümanların dinlerine ne kadar titiz olduklarını gösteriyor. Kurban Bayramının muhteşem güzelliklerinden birisi de o. Çocukluğumdan beri çok severim bayramları. Acayip güzel, Allah hepimize nasip etsin inşaAllah bayramı görmeyi. Güzel kurban kavurma. Böyle güzel ciğerden koyacaksın, etinden koyacaksın falan güzelce, bolca zeytinyağlı. Hafif de üzerine salça en sonunda. Ondan sonra çoluğa, çocuğa, gençlere, herkese dağıtacaksın taze ekmekle, inşaAllah. Kurbanda evet, böyle bahanelerde uyarırsınız kardeşlerimizi.
Evet. “Hayırlı geceler Hocam. Ben Almanya’dan Yasemin. Sizin sohbetlerinizi izliyorum. Ahir zamanla veya diğer konular olsun sayenizde oldukça bilgi sahibi oluyoruz. Benim sorum; sizden duyduklarımı biriyle paylaştığım Mehdi (a.s.)’nin geleceğini ve faziletlerini anlatmaya çalıştığım bu kişi başka bir inanca sahip” diyor. “Bu kişi Mehdi (a.s.) değil de Hz. Ali (r.a.)’nin geleceğini söyledi” diyor. Canım çocuklanıyorlar işte. Yani çok anormal, Mehdi karşıtı hareketler var. Mehdiyeti şeytan boğmak için kendince binbir türlü atak yapıyor. Yok “Hz. Ali (r.a.) gelecek” diyor, yok başka bir şey, yok şahsı manevidir, yok ruhani varlıktır, yok gelip geçmiştir. Yok başkasının bedenine girdi, işte ruhu devam ediyor. Bunlar hep şeytanın oyunlarıdır. Mehdi (a.s.)’yi bize Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gayet güzel, detaylı tarif etmiştir, Bediüzzaman çok güzel tarif etmiştir. Ahir zaman gelmiştir. Mehdiyetin vakti tamamdır. Karşı Mehdi (a.s.)’yi durdurmak için oynanan şeytani oyunlar Mehdiyetin hak olduğunun bir başka delilidir. Yani bu kadar sapkın, bu kadar değişik izahlarla ortaya çıkmak Mehdiyetten cidden şeytanın çok korktuğunu gösteriyor, inşaAllah.
‘’Muhterem Seyid Muhammed Adnan Hocam. Sürekli hata yapmak kalbin kaymasına sebep olur mu? Sürekli tövbe ediyorum ama yine aynı hatalara düşebiliyorum. Bu konuda yardımcı olabilir misiniz inşaAllah? Sizi çok seviyorum, saygılar. Meryem’’
Sürekli hata yapmak. Tövbe ediyor ama, olabilir insan Allah’a karşı samimi ise, gayret ediyorsa böyle bir dönemden Allah onu geçiriyor olabilir bu bir imtihandır. Her seferinde o bilene bilene acayip güçlenir. Çok kararlı olur, herbiri onun binasını güçlendiren bir tuğla gibi olur. Her hatada insan daha bir pekişir, daha kararlılaşır. Ben de seni çok seviyorum, Meryem gönlün çok rahat olsun, Allah’a tövbe et, iradeni güçlendir, imanını güçlendir, iman hakikatleri oku, Kuran mucizelerini oku, Allah’a canı gönülden teslim ol, inşaAllah çok güzel olur.
‘’Selamlar canım Hocam. Ben İstanbul`dan Büşra Kahraman. Size gelen sorular hakkında bir şey söylemek istedim. Siz zaten her konuyu çok açık, net bir şekilde anlatıyorsunuz ama bazı kişiler en açık sözlerinizden bile bir mana çıkarıp sizi eleştiren yazılar gönderiyor. Sanki başörtülü insanlar hiç hata yapmazmış gibi başörtülü bazı kadınlar hakkındaki haklı eleştirilerinize itirazlar geliyor. Hâlbuki insanın tevazulu olup hatasını kabul etmesi ne kadar güzel bir şey. Ben de başörtülü bir hanımım, bir dava adamının böyle bir şeyi defalarca açıklamak zorunda bırakılması vicdanımı rahatsız ediyor. Çiçek kokusu güzel olur dediniz bunu bile yanlış anladılar. Çiçek kokmayıp da ne koklaması gerekiyor bir genç kızın, anlamıyorum. Bu kadar şüphecilik beni rahatsız ediyor. Ki siz dünyanın en nezaketli en ince düşünceli insanısınız bence inşaAllah. Sizin açık sözlerinizi bile yanlış anlıyorlarsa bu kadar şüphecilikle nasıl yaşıyorlar merak ediyorum. Eğer gerçekten bir sözünüze incinseydim bile bunu size hissettirmezdim. Zaten düşündüğünüz birçok konu var. Umarım kardeşlerimiz söylemek istediğimi anlamıştır. Sizi çok seviyorum, inşaAllah ellerinizden öpeceğim” diyor ”yakında” diyor inşaAllah. Sevimli Büşra. Büşra’ya Aleyna Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Bereketuhu diyor ve Büşra`yı da çok sevdiğimi ona iletiyorum. Allah görüşmek nasip etsin inşaAllah. Allah sevgisini arttırsın. Tabii, mesela bir geç kız ne bileyim yani tertemiz olması değil mi pırıl pırıl olması mesela sabun kokusu çok güzel bir koku, çiçek kokusudur sabun. Müslüman sabunla yıkanıyor. Ve yahut şampuanla da yıkanan var ama genellikle sabunla yıkanıyor. Mis gibi sabun kokar insan, güzel bir şey yani bak çok güzel söylemiş çocuk yani ne kokması gerekiyor o zaman yani. Sabun kokusunu da mı çıkartmaya çalışacak üstünden. Maksat orada pırıl pırıl tertemiz olması, göze hoş gelmesi, yani saygı duyulması, değer verilmesi. Onu yüce görmesi insanın, asil bir varlık olarak görmesi, ona hayran olması. Onu önemli bir varlık olarak, Müslümanları temsil eden güzel bir insan olarak görmesi çok önemlidir.
“Amerika’da ki konferans hazırdı, 50 kişi, üniversitede Fatih konferans veriyor” diyor.
Evet, maşaAllah, maşaAllah. Selamün Aleyküm ve Rahmetullahü ve Berekatuhu
AMERİKA’DAKİ KONUŞMACI: Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Berekeatühü.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, how are you?
AMERİKA’DAKİ KONUŞMACI: Elhamdülillah, biz iyiyiz Hocam siz nasılsınız?
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Allah`a hamdolsun. Allah bütün Amerika`daki Hıristiyan, Musevi ve Müslüman bütün kardeşlerimizin hidayetini artırsın, Allah onları İslam`la şereflendirsin, İslam ahlakının dünyaya hâkimiyetini nasip etsin ve Hz. İsa (a.s.)`yı görmeyi nasip etsin Cenab-ı Allah, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.) malum geldi, dünyada, inşaAllah göreceğiz. Mehdi (a.s.) de çıktı artık Darwinizm, materyalizm`in de sonu geldi. Bilimsel metotlarla felsefi, bilimsel, en gelişmiş imkânlarla Darwinizm`in geçersizliğini inşaAllah orda kardeşlerimize anlatacaksınız. Bizler de sizleri inşaAllah tescil ediyoruz, takdir ediyoruz, tebrik ediyoruz Allah yolunuzu açık etsin. Allah hepinize hayır, bereket ve güzellikler nasip etsin, Selamün Aleyküm.
AMERİKA’DAKİ KONUŞMACI: Aleykümselâm Hocam, ben çeviri yapacağım, başka notunuz var mıydı yoksa devam edelim mi inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Bu kadar yeterli, bu kadar yeterli, herkes Allah`a emanet olsun, inşaAllah.
AMERİKA’DAKİ KONUŞMACI: Hocam çok teşekkür ediyoruz Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah Allah mübarek etsin. Hepsine selam ediyorum hepsi benim canım kardeşim, hepsini benim adıma kucakla, inşaAllah İslam ahlakı dünyaya hâkim olduğunda hep birlikte yemek yeriz, sohbet ederiz, hep birlikte namaz kılarız inşaAllah. Allah hayırlı geceler nasip etsin, hayırlı güzellikler nasip etsin, Allah yolunuzu açık etsin inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, İngiltere`de de sizin adınıza konferanslar devam ediyor Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: EvelAllah.
OKTAR BABUNA:Almanya’da var yine konferanslar ordaki kardeşlerimiz de sizin adınıza konferanslar veriyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Resulullah (s.a.v.) diyor, “Dünya`nın öbür ucunda” diyor “Mehdi(a.s.)`nin sesi duyulacak”. Biz de Mehdi(a.s.) öncüsü olup Mehdi(a.s.) talebesi olduğumuz için aynı Mehdi (a.s.)`nin imkânlarından biz de istifade ediyoruz. Bak, dünyanın öbür ucunda sesimiz buradan, oturduğumuz yerden onlara geliyor, onların konuşmaları bizlere geliyor, Resulullah (s.a.v)`ın mübarek hadislerinde Dünya hâkimiyetinde Allah`ın böyle bir nefis teknoloji meydana getireceğini açıkça görüyoruz. Değil mi kişi diyor uzandığı yerden Mehdi`yi görür diyor, uzandığı yerden. Bu ne demektir? Uzandığı yerden Mehdi (a.s.)`nin talebelerini de görecek. Mehdi (a.s.)`nin talebeleri Dünya`nın en uzak yerlerine sesini, görüntüsünü ulaştırabilecek, konuşabilecek. Bu anlama geliyor. Allah`ın bizi böyle güzel bir dönemde yaratmış olması büyük nimet, elhamdülillah, maşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu akşam Salı günü akşam saat:18:30`da İngiltere`nin Leicester kentinde De Montfort Üniversitesi sizi davet etmişti konferans vermek üzere, sizin temsilcileriniz olan kardeşlerimiz orda konferans verecekler. Evrim Teorisi`nin Çöküşü Yaratılış Gerçeği konferansı verecekler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah çok güzel oluyor maşaAllah.
‘’Sevgili Seyidim yaklaşık birkaç haftadır sizi izliyorum, hakkınızda herhangi bir fikir beyan edecek kadar bilgi sahip değilim. Yalnızca dün gece çarşaf giyen bayanların yıkanması ve saçlarını havalandırmasıyla ilgili tavsiyeleri dinlerken kendimi onların yerine koydum’’ diyor, yani bir acayip olmuş neyse. ‘’Yıkanmak yada bakımlı olmak doğrudan doğruya insanların kendileri ile ilgili bir durum olmalı diye düşünüyorum. Deniz kenarında sabahtan akşama kadar mayoyla denize girip çıkan bir kişi eğer akşam bol sabunlu duş almasa sanırım değişik kokar. Temiz ve bakımlı olmak Eskimosundan Afrikalısı’na kadar insan ve imkânla ilgili bir sorundur diye düşünüyorum. Çağımızı genelleştirmeniz ve çarşaflı bayan kardeşlerimizden özür dilemeniz gerektiği hususundaki ısrarımı belirterek hayırlar diliyorum.’’ Israr derken herhalde daha önce de yazmış anladığım kadarıyla kardeşimiz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, Allahualem, evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir de çarşafa niye takıldı kaldı kardeşim? Çarşaflı hanımları ben çok beğeniyorum ve çok seviyorum dedim. Ben başörtülü dedim başörtülü, herhangi bir şekilde başörtüsü çarşaf diye demedim bir, ikincisi Müslümanların eksik olan bir noktası, yani küfür tarafından kullanılan dalalet tarafından kullanılan ve Müslümanların ezilmesine hor görülmesine antipatik olmalarına sebep olan bir konuyu benim düzenlemem onlara bir güzellik bir intizam getirecek şekilde tavır almam isabetli bir harekettir. Çünkü Resulullah (s.a.v)`de, o zamanlar sahabelerini temizliğe, güzelliğe, nezafete sürekli çağırıyordu, yönlendiriyordu. Emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i anil münker farzdır. Allah`ın emridir. Ben nehy-i anil münker yapıyorum, emr-i bi’l maruf yapıyorum, maruf olanı emrediyorum. Kardeşimiz bu acı gerçeği, gerçek olup kimsenin söyleyemediği konuyu suskunlukla geçiştirmek taraftarı olabilir. Ama ben suskunlukla geçiştirmeyip bu hayati koynu vurgulayarak çok büyük hizmet etmiş oluyorum. Bu çok acı bir gerçektir, kimsenin dillendirmediği bir gerçektir ve bu Müslümanların müthiş aleyhine oluyordu. Müthiş tahribat meydana getiriyordu. Meselelerin kökeninde de bu görünüyordu. Bu uyarılma, bu açıklamalar, bu anlatımlar kardeşlerimize olumlu etki yapar. Bak ben ne dedim, günde en az iki veya üç kere yıkanmaları çok güzel olur dedim. Bu tavsiyeye uyduğunda kardeşlerimiz mis gibi tertemiz olduklarında, zevksiz giyinmediklerinde, güzel olduklarında bu İslam’a Kuran`a, dine çok büyük bir hizmet olacaktır. Mesela kötü kokan bir hanım geçtiği her yerde İslam`ın aleyhinde muazzam propaganda yapıyor demektir. Ve onun yaptığı tahribat tahmin tahayyülün çok çok üstünde olur. Etek giymiş, altına pantolon giymiş rengarenk üstü başı, başını değişik bağlamış, başında değil mi böyle acayip şekiller yapmış. Bunun yaptığı tahribat çok büyük olur. Etkisi büyük olur. Ben ne dedim, Osmanlı`nın son dönemlerinde Osmanlı döneminde olduğu gibi gravürlerde olduğu gibi böyle çok soylu ve güzel, hanımlara yakışır, bakan insanın için açılacağı saygı duyacağı, değer vereceği, çok yüksek göreceği, hayranlık duyacağı bir insan modeli. Tavsiye ve teşvik ettim. Ve tertemiz kokmasını değil mi sabun kokmasını tavsiye ettim. Bu, bir acı gerçeğin düzenlenmesi ve düzgün hale getirilmesi. Bu yapıldığında güzel netice alınacak. Deniz kenarındaki adam, mesela verdiği örnek çok kötü. Deniz kenarında sabahtan akşama kadar, bol sabunlu suda yıkansa değişir mi? Çok mantıksız, denize giren adam zaten tuzlu suyun içine girip çıkıyor, girip çıkıyor en fazla deniz kokacaktır, yani mantıklı değil, çok zorlama bir açıklama bu. Zaten çıktıklarında da genellikle yıkanır insanlar yani. Benim sorunum orda değil, adam orda denize girip çıkan adam ben İslam’ı tebliğ ediyorum diye ortaya çıkmıyor. Orada bir imaj vermiyor, şimdi kapalı hanımın şeyi nedir; ben İslam’ı tebliğ ediyorum, İslam’ın temsilcisiyim mesajını vermiş oluyor. Öyle bir adamın, yani geçtiği yerlere ter kokusuyla geçmesi öfkeye neden olur, nefrete neden olur ve bunu bütün Müslümanlara mal ederler. Ama böyle şık ve asil böyle tertemiz mis gibi bir görünüm ve üslupta çok efendi mesela tartışmak isteyenlerle saygılı konuşuyor, nezaketli konuşuyor. Böyle laf sokan, cedelleşmeye hazır, kavgacı, şüpheci, sürekli gergin, insanlara tepeden bakan, garip bir insan modeline karşı da ayrıca uyardım. Bu da yine Kuran`ın bize tavsiyesidir. Benim anlattığım her şey Kuran’ın tavsiyesidir. Allah diyor “Müminler temiz olsunlar” diyor. “Tahir olsunlar” Kuran ayeti. Bu ayetin, Peygamberimiz (s.a.v.)`in hadisleriyle belirtilen bu gerçeğin, bu ibadet teşvikinin basın ve televizyon yoluyla anlatılması benim yaptığım. Ve dolayısıyla bir tebliğdir. Bey olsun bayan olsun fark etmez. Bütün Müslümanlar çok temiz olacaklar. Temiz kokacaklar. Şık ve temiz giyinecekler. Üslupları çok hoş olacak ama hanımlar için özel ayrıca söylediğim şeyler de hayatidir, çok önemlidir çünkü hanımları daha çok kaale alan önem veren bir yapı var. O yüzden onların bir mücahide olarak, İslam tebliğcisi olarak, çok temiz, çok hoş, güzel huylu, sevecen, sempatik, her insan tarafından sevilebilecek tavırlar gösterten, klas kaliteli insanlar olması gerekir. Benim vurgum o. Kardeşim burada vulgarize etmiş abartıyor yani çok gereksiz abartılara girmiş. Mesela saçlarını havalandırması, bu kapalı hanımların saçlarının döküldüğünden haberi var mı bu arkadaşımın? Haberi yok. Çok bakımsız ve çok güçsüz oluyor saçları. Ben bunu duyuyorum, bana haberi geliyor. Yazık yani çocuklara bunu sanki sağlıksız olmaları Allah`ın emriymiş gibi göstertmek çok yanlış olur. Zaman zaman güneşe çıkmaları lazım değil mi, D vitamini alacak ciltleri, ve yahut şey olarak alabilir balık yağı olarak da alabilir. Bir şekilde D vitamini alması lazım. Çünkü güneşle hiç bağlantısı olmuyor, D vitamini de almayınca ufak tefek, ince kemikli, kemikleri kırılabilir ve kas yapısı gelişmemiş, vücudu gelişmemiş bir görünüm alıyorlar. Bu Müslümanların zaafı demektir. Ben böyle bir şeye karşı ümmete sahip olan Müslümanlara sahip çıkan bir insan olarak, yani her Müslüman Müslüman’a sahip çıkar, bende onlar kardeşim sahip çıkıyorum. Yani kendi ailemden görüyorum onları. Nasıl kendi yakınlarıma, kardeşlerime titizsem onlara da titizim. Ve özen gösteriyorum. Kansızlık yaygın, kemik yapısı zayıf oluyor genellikle naif ve çok zayıf oluyor, kas yapısı gelişmemiş oluyor. Fizik olarak ta gelişmemiş oluyorlar. Bu hak mı yani? Mesela saçları sağlıksız oluyor halbuki ben dedim bak, Müslüman genç kız dalyan gibi olacak böyle. Değil mi çok sağlıklı, kemik yapısı çok güçlü, kas yapısı güçlü, atletik böyle. Bedenen güçlü çok seri ve güzel konuşan, sevecen, tertemiz, üstü başı gayet şık, kaliteli. Bir insanın yanına geldiğinde, onunla konuştuğunda o insanların ona karşı bakış açısı son derece olumlu olan bir tavır içinde olması lazım Müslüman hanımın. Görüyorum, Marksist ağzı kullanıyor, solcu ağzı kullanıyor mesela kavgacı üslup kullanıyor edişmeye hazır, şüpheci, her şeyden şüpheleniyor. Zaten hiç konuşmuyor, konuştuğunda şüphe dolu tedirgin, sürekli renkten renge giren, sürekli huzursuz böyle olmaz. Müslüman son derece kendinden emin olacak Allah`a güvenerek. Ve oran verdim, bu Müslüman hanımların %1`inde ben bunu görüyorum. % 99 da ben bunu görmüyorum mükemmeller, %1`inde görüyorum dedim. Bu eksikliğin giderilmesi bir ibadettir. Kardeşimiz gibi sessiz kalıp bunun devam etmesine göz mü yumalım? Saçları mesela güçlü olsun. Böyle sağlıklı güzel saçlara sahip olsun. Pırıl pırıl. Güçlü bir bünyeye sahip olsun, kas kemik yapısı he şeyi mükemmel olsun. İnşaAllah. Yani Müslüman`ın bedenen zayıf olması Peygamber Efendimiz(s.a.v.) `in hadisiyle de çelişiyor Müslüman`ın bedenen de güçlü olmasını söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hadisi var. Dolayısıyla bu gerçekleri, kolay kolay söylenemeyecek gerçekleri benim candanlıkla ve samimiyetle ve açıkça anlatıyor olmam ve sonucunda bu uygulandığında Müslümanların lehine olduğu açıkça belli olduğu halde, “niye söyledin?” demek çok yanlış olur. O zaman sen Müslümanların zaaf içinde olmasına, acı çekmelerine, küçük düşürülmelerine, sağlıksız olmalarına, antipatik olmalarına kapı açmış olursun. Bir kısım kardeşlerimiz. Bir kısım. Ben, Müslümanlara şefkatimden merhametimden dolayı bu gerçekleri söylerim ve söyleyeceğim. Yani beni beğensinler diye konuşma yapmış olsam bambaşka bir üslup olur. Herkesin beğendiği konuları herkesin beklediği dilde herkesin kabul edeceği bir üslupla anlatırım, ama bak ben sürpriz insanım dikkat ederseniz hiç ummadık şeyler anlatıyorum. Bir çok kimsenin konuşamadığı şeyleri konuşuyorum. Birçok kimsenin çekindiği yerlere giriyorum, birçok kimsenin dikkatini çekmeyen hayati olan, gerçek olan acı gerçekleri dile getiriyorum. Bunlar önemli.
ALTUĞ BERKER:Ve “sevdiğimden söylüyorum” dediniz.
ADNAN OKTAR:Evet. ‘’Doğru olanın insanın kendi ile ilgili bir durum olmalı diye düşünüyorum.’’ Kendiyle ilgili… Tabii kendiyle ilgi ama yanlış yapıyor işte. Mesela Müslüman bir genç kız haftada bir kere yıkanırsa, ki yanlış biliniyor mesela bir kısmı bunu bir cumadan cumaya yıkanma olarak biliniyor. Bu çok yanlıştır, cumadan cumaya yıkanma yoktur. Her gün yıkanır Müslüman. Ve birkaç kere yıkanır. Cumadan cumaya yıkanan o mutlaka kötü kokar, kirlenir. Koltuk altı için değil mi, özel deodorant kullanması lazım. Ter ve kokuyu giderecek malzemeler satılıyor piyasada onları kullanması lazım. Bunları kullanmadığında nahiv ve temiz olmaz. Yani Allah insanı acz içinde yaratmıştır, Allah insanın aczini de yaratıyor onları önleyecek malzemeleri de yaratıyor Allah, her ikisini de Allah yaratır. Biz iİbadet olarak onları alıp istimal edeceğiz, kullanacağız. Tertemiz ve kaliteli olacağız inşaAllah.
“Selamün Aleyküm Adnan Hocam, ben Norveç`ten Hakan. Sizi büyük bir hayranlıkla seyrediyorum, burada darwinizmin ve materyalizmin çöküşünü her gün görüyoruz sizin ve ekibinizin sayesinde inşaAllah. Hocam dinozorlar grubu yeryüzünde yaşam sürdü mü?” E tabii ki. Bunlar Darwin`in Evrim Teorisi gibi uydurma bir komplo mu? Müzelerde sergilenen farklı dinozor etnikleri gerçek mi?” Ne demek etnik? Fosil mi demek istiyor?
OKTAR BABUNA:Allahualem fosil demek istiyor.
ADNAN OKTAR: “Bu kemikler sahte mi?” Yok canım. Niye? Niye rahatsız olmuş böyle dinozordan? Dinozor deve gibi bir şey işte koskocaman sevimli canlılar. Apartman gibi, kamyon gibi Allah`ın yarattığı bu varlıkların o devirde yaşamış olması zaten mucize. Yani o kadar dev kara hayvanlarının olması çok büyük bir güzellik. Keşke, İnşaAllah cennette görürüz, ahirette görürüz. Çok şahane. Biz mesela zürafaları görüyoruz, hayret ediyoruz. Mesela iri bir hayvan çok şaşırtıcıdır. Mesela balina, o mavi balina, adam gemi gibi. Mesela çok şaşırtıcı. Küçük hayvan makul ama iri bir havan çok şaşırtıcı oluyor, bunlar mükemmel yaratılmışlardır, mükemmel kemik yapısına sahiptirler, mükemmel kas yapısına sahiptirler, hepsi bir yaratılış mucizesidir. Hiç evrim geçirmemişlerdir, başında neyse sonunda da odurlar. Yani dolayısıyla sahte olmaları diye bir konu yok.
‘’Ben Muğla`dan Tekin Ateş. Günümüzde hala devam eden Müslüman kardeşlerimize yapılan zulümlerden bir türlü birleşmeyen Müslüman toplumları yani bizler ne kadar sorumlu tutulacağız sizce? Allah yar ve yardımcınız olsun inşaAllah.’’
Yani şimdi ben bunu defalarca söyledim, kardeşlerimize anlatıyorum. Dedim ki bir çocuk var, kapıda da kurt var. Aç kurt. Çocuğu her an yiyip parçalayabilir, çocuk da orada kundakta ağlıyor. Biz kapının ağzındayız. Elimizde bir ip var yani kapıya bağlı bir ip var ipi çekersek kapı kapanacak. Çekmezsek kurt gelip çocuğu yiyecek. Müslüman kardeşlerimizin epey bir bölümü bu ipi çekmiyor. İpi çekmediği içinde kurt geliyor çocuğu yiyor, konu bu. Cinayetlerde Müslümanlara yapılan zulümlerde o zaman ortak olmuş olurlar. İttihad-ı İslamı istemeyen her kimse, varsa, neyse onlar. Türk İslam Birliğini istemeyen, Müslümanların ittifakını istemeyen herkes bu bütün zulümlere ortak olmuş olur yapılan bütün zulümlere, manen sorumlu olur. Mutlaka diliyle, sözüyle, özüyle, varlığıyla, İttihad-ı İslam için mücadele etmek durumundadırlar en büyük farz vazifedir İttihad-ı İslam. Türk İslam Birliği. Anlamazlıktan gelenler ahirette müthiş bir hayret içinde kalabilirler. Çünkü namazını kılmış, orucunu tutmuş, zekatını vermiş, Allah diyecek ki: ‘’Bu dünyadaki bütün bu zulmü gördün mü?’’ Gördüm. ‘’Zalimlerin zulmünü durduracak gücün var mıydı?’’ Var, çünkü bu birleşseler durduracak. Neden bu gücü kullanmadın, derse, söyleyeceği söz yok.
Şimdi, ilerde mesela 5 kiloluk bir ağırlık var yahut 10 kiloluk bir ağırlık var. Adama diyorsun ki çek parmağınla tut, kaldır. “Ben kaldıramıyorum” diyor mesela 10 kiloyu. E diğer parmaklarınla tut.. İki elinle tut, iki elinle tut kaldır. “Aklıma gelmedi” diyor, ben de akıllarına gelmesi için hatırlatıyorum işte. Akla gelmeyecek bir şey değil ki bu. Tutacaksın iki elinle alıp kaldıracaksın. Müslümanlar birleşecek, İttihad-ı İslam olacak zulüm bir anda, anında duracak, konu bu. Cübbeli tarzı kişilere de bu İttihad-ı İslam’ı engelleme konusunda var gücüyle, geceli gündüzlü çalışıyorlar. Biz de bunların bu engellemelerine karşı İttihad-ı İslam’ı engellemelerine karşı İttihad-ı İslamı savunarak Türk İslam Birlğini savunarak karşı atak yapıyoruz. Bak Cübbeli`yi savunanları görüyorsunuz. Yani, İttihad-ı İslam’ı savunmadığını gördükleri halde, Türk İslam Birliği`ni savunmadığını gördükleri halde Mehdiyetten ve Hz. İsa (a.s.)`nın inişinden şiddetli olarak çekinip onu 570 yıl geriye bırakmayı açık açık savunan bir insanı kol kanat gererek bağırlarına basıp, kollayıp teşvik ediyorlar. Bunun da hesabını verecekler o zaman. Cenab-ı Allah`a bunun hesabını verecekler. İnşaAllah. Evet, kaç dakika oldu?
SUNUCU: Kısa bir aradan sonra yayınımıza tekrardan devam edeceğiz.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...