SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Super TV ve Radyo, gazeteoku.com, haber58.com, haberhilal.com, islaminesil.com, selamhaber.com, 8sutun.com ve harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: Bay Berker Hocam buyrun.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Bugün Zaman Gazetesi’nde çıkan bir haber vardı Hocam. “Adli Tıp raporu, Adil Serdar Saçan’ın işkence yaptığı iddialarını doğruladı” diyor.
ADNAN OKTAR: Nedir, bakalım.
ALTUĞ BERKER: Mahkememiz vardı Hocam, biz de oradaydık. 1999’da bize işkence yaptığı iddialarıyla yargılandı. Mahkeme Adli Tıp’a göndermişti. Adli Tıp da 22 kişiden 19’unun sağlık raporunu vermiş.
ADNAN OKTAR: Anladım. İşkence gördüklerini iddia ediyor.
ALTUĞ BERKER: Evet. Birçok lejyon görüldüğü tespit olmuştur, diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam, peki. Başka ne var? Adil Serdar Saçan ve ekibi. Onlar için kaç bin küsur yıl ceza istenmişti?
ALTUĞ BERKER: 2000 yıl olabilir.
ADNAN OKTAR: 2000 yıl falan ceza isteniyor toplam. 1999’da bize yapılan operasyonda, bana ve arkadaşlarıma herkese işkence uygulanmıştı. Bana da ayaklarımdan elektrik verilmişti. Arkadaşlarıma elektrik verilmişti. Evet, onunla ilgili Adli Tıp raporu geldi. Başka ne var Berker?
ALTUĞ BERKER: “Kasabın Sonu” diye bir haber var Hocam. İsrail’in eski Başbakanı birkaç yıldır komada. “Ariel Şaron ölüme terk edildi” diyor, ailesi ve hükümet tarafından.
ADNAN OKTAR: Şimdi yalnız kasapları töhmet altında bırakacak bir söz doğru değil. Kasaplık mübarek bir meslektir, öyle demeyecekler. İnsan kasabı derse olabilir. Ne olmuş adama?
ALTUĞ BERKER: 5 yıldır komadaydı Hocam. Bir ilerleme olmadığı için ve masraf çıkardığı için artık hastanede yapılacak bir şey yok diye, Sağlık Bakanı evine gönderme kararı almış, o yükten kurtulmak istemiş Allah-u alem.
ADNAN OKTAR: Yani evinde mi tedavi edeceklermiş?
ALTUĞ BERKER: Allah-u alem tedavisi yok, fakat ölmediği için ve her yıl da 470 bin dolar harcandığı için hastaneden çıkartma kararı almışlar.
ADNAN OKTAR: Aynı imkanları herhalde evde ayarlayacaklar anladığım kadarıyla, orada tutacaklar, o anlamda. Evet, başka?
ADNAN OKTAR: Hollanda’da bir ırkçı parti lideri var Hocam, malumunuz. “Derdi Müslümanlarla değil, İslam’laymış” diye Yeni Şafak’ta haber vardı Hocam. Haşa Hitler’in “Kavgam” kitabına benzetiyormuş Kuran’ı Kerim’i. Kuran’ı yasaklayacakmış kendince.
ADNAN OKTAR: Bu adamın elinden yüzünden akıyor sapık olduğu, anormal olduğu. Bunu oturup adam yerine koymaya gerek yok.
Bediüzzaman diyor ki Mektubat sayfa 270’de: “İşte ey müminle, iman edenlere karşı saldırı vaziyetini almış, ne kadar aşiret hükmünde düşmanlar olduğunu bilirmisiniz?” Müslümanlar’a karşı çok fazla düşman vardır, diyor. “Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır” O, onun içine geçmiş, o, onun içine geçmiş, biribirini koruyup-kollayan tarzda içiçe dairelerden oluşan çok fazla düşmanı vardır Müslümanların, diyor. “Her birisine karşı dayanışma göstererek elele verip savunma vaziyeti almaya mecbur iken,” bak “her birine karşı dayanışma gösterip” Müslümanlar birleşip, “elele verip” birbirlerinin ellerinden tutup, “savunma vaziyeti almaya mecbur iken,” Alevi’si, Sünni’si, Caferi’si, Vahabi’si, hepsi. “Elele verip savunma vaziyeti almaya mecbur iken, onların saldırısını kolaylaştırmak, onların İslam’ın korunması gereken yerlerine girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan, haset içeren tarafgirlik ve düşmanca inat hiçbir şekilde iman edenlere yakışır mı?” Bak çok manidar. “Elele tutup savunma vaziyeti almak gerekirken, onların İslam’ın korunması gereken yerlerine girmeleri,” camiilere, evlere, her yere. “Girmeleri için kapıları açmak” hani ben demiştim, örnek vermiştim. Çocuk olur, kapıyı açarsın. Bak Bediüzzaman da aynı örneği vermiş, maşaAllah. “Kapıları açmak hükmünde olan,” kapıyı açıyor, düşmanı davet etmiş oluyor. “Haset içeren tarafgirlik ve düşmanca inat,” işte Şii düşmanlığı, Alevi düşmanlığı, Bektaşi düşmanlığı. “Haset içeren tarafgirlik ve düşmance inat hiçbir şekilde iman edenlere yakışır mı?” Müslüman’a yakışır mı, diyor Bediüzzaman. Ne kadar çirkin, diyor. “O düşman daireler sapkınlar ve dinsizlerden tut, ta küfrün alemine, ta dünyanın kötülerine ve uğursuzlarına kadar, biribiri içinde size karşı zararlı bir vaziyet alan, birbiri arkasından size hiddet ve hırs ile bakan belki 70 nevi düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silahın ve siperin ve dayanağın İslam kardeşliğidir” İttihad-ı İslam’dır. “Bu İslam dayanışmasını küçük düşmanlıklar ve bahanelerle sarsmak,” işte mezhebi ayrı, cemaati ayrı gibi iddialarla, “sarsmak, ne kadar vicdana aykırı ve ne kadar İslam adaletine aykırı olduğunu bil ve ayıl” diyor. Kendinde değilsin, ayıl diyor Bediüzzaman. “Hadis-i şeriflerde gelmiş ki Ahir zamanın süfyan ve deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek olan zarar veren müthiş şahısları, İslam’ın ve beşerin,” Müslüman aleminin ve beşerin, “hırs ve ayrılığından,” dünya hırsından. İşte mezhep ayrılığı, bölge ayrılığı, ırk ayrılığı, diyor. “Hırs ve ayrılığından (bölünmeden),” ayrılık, bölünme zaten, mezhepler şu bu. “İstifade ederek az bir kuvvetle,” mesela 400 kişilik, 500 kişilik bir kuvvet ile. “Az bir kuvvet ile tüm insanlığı darmadağın eder” deccal. “Ve koca alem İslam’ı esaret altına alır” Şu anda da öyle oldu, diyor Bediüzzaman. Koskoca İslam alemi esir vaziyette, diyor. Buradaki, Mektubat sayfa 270’teki Bediüzzaman’ın açıklamasını Cübbeli en az bir 20-30 kere okuması lazım, en az 20-30 kere. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi’nin esası; Alevi’yi Sünni’ye kırdırmak, Şii’yi Sünni’ye kırdırmak, Sünni’yi Vahabi’ye kırdırmak üzerine kurulmuş bir sistemdir. Ve onları birbirine düşürecek şekilde teşvik etmek Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir gereğidir. Onların ılımlı İslam dediği, Mehdi (a.s.)’nin olmadığı, İttihad-ı İslam’ın olmadığı, Hz. İsa (a.s.)’nın inişinin olmadığı İslamlık’tır. Ilımlı İslam dedikleri budur. Yoksa sevginin, barışın, kardeşliğin olduğu İslam anlamında değil bu. Ilımlı İslam denince onu yanlış yorumluyorlar, yanlış anlıyorlar ve söylenmemiş bir şeyi söylenmiş gibi gösteriyorlar. Söylenen şu; Mehdi (a.s.)’nin olmadığı, İsa (a.s.)’nın olmadığı, İttihad-ı İslam’ın olmadığı, nasıl istiyorsanız bir İslamlık kurun, diyorlar. İsterseniz Cübbeli tarzı, isterseniz Afganistan’daki tarzda, isterseniz başka tarzda, çünkü o zaman biz sizi ezebiliriz ancak, diyorlar. Müslümanların biribirne düşman olduğu, biribiryle uğraştığı bir sistem istiyorlar. Büyük Ortadoğu Projesi’nin esası budur. Birbirine Müslümanları kırdırıp, bölgeyi boşaltmak, bomboş hale getirmek. Çünkü deccal ordusu olarak görüyorlar Müslümanları. Müslümanı, Müslümana kırdırıp biz elimizi hiç bu işin içine sokmayalım, ılımlı olarak bu işi halledelim, diyorlar. Dolayısı ile Mehdi (a.s.) karşıtı kim varsa destekliyor. İsa (a.s.)’nın gelişini kim savunuyorsa ona karşı tavır alıyorlar. Mehdi (a.s.)’yi kim savunuyorsa ona karşı tavır alıyorlar. Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğini, Mehdi (a.s.)’nin olmadığını veyahut Mehdi (a.s.)’nin herhangi bir şekilde şahs-ı manevi olduğunu veyahut bir ruh olduğunu, dolayısıyla Mehdiyet’i pratik olarak ortadan kadıran her türlü fikir sistemini destekliyorlar. Şahs-ı manevi dersen, destekler. Mehdiyet ruhtur dersen, destekler. Mehdi (a.s.) gelmiş, geçmiştir dersen, destekler. Mehdi (a.s.) 570 sene sonra gelecek dersen, destekler. 1000 yıl sonra gelecek, İmam-ı Rabbani böyle diyor diye, İmam-ı Rabbani’ye iftira atarak, doğru söylemeyerek Müslümanları oyalarsan, bunu da destekler. Büyük Ortadoğu Projesi’nin en büyük düşmanı, karşı olduğu konu Mehdiyet’tir, İttihad-ı İslam’dır, Türk-İslam Birliği’dir.Büyük Ortadoğu Projesi Mehdiyeti durdurmak için ortaya atılmış bir düşüncedir. Biz bunu askerle, şununla bununla yapmayalım, cahil cühelayı, bazı Hocalari, bazı alimleri ayaklandıralım, onunla yapalım, diyorlar. Onlara tabii doğrudan teklifi yapmıyorlar, dolaylı etki yapıyorlar. Onların da haberi bile yok. Bir kısmının haberi yok, bir kısmını haberi var. Bir kısmı maaşlı, doğrudan para alıyorlar. Bir kısmının da haberi yok, saflığından, cahilliğinden yapıyor. Ve dolayısıyla Büyük Ortadoğu Projesi’ni en etkili şekilde bozan hareketlere karşı da muazzam bir atak halindeler. Kimdir Büyük Ortadoğu Projesi’ni bozan? Bediüzzaman, ona yükleniyorlar. Kimdir? Şeyh Nazım Hocamız, ona yükleniyorlar. Kimdir? Harun Yahya, güya onu durdurmak için gayret ediyorlar. Hiçbir şey yapamazlar, hiçbir güç ellerinde yok, mağlup olacaklardır, bunu da Allah onlara gösteriyor. Berkerim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam Takvim Gazetesi’nde Arda Uskan, Yiğit Bulut aleyhine yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Geçtiğimiz günlerde Yiğit Bulut, kendisine yönelik tepkinin nedenlerinden birinin Evrim Teorisi’ne karşı çıkması ve bu yönde programlar yapması olduğunu yazmıştı. Takvim’den Arda Uskan, Yiğit Bulut’un bu yaklaşımını eleştiren kendince alaycı bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Nasıl diyordu Yiğit Bulut?
ALTUĞ BERKER:Yiğit Bulut kendisine yapılanların, aleyhindeki şeylerin aslında evrimden kaynaklandığını.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak sen onu anlamadın. Bak diyor ki; “Bir dostum uyarınca korkunç gerçeği daha net gördüm. Kim evrim dayatmasına karşı koymuş ve bu safsatayla savaşmışsa bulunduğu ülkede linç edilmiş. Her türlü karalama, iftira kampanyalarıyla karşı karşıya kalmış. Hatta bazıları hapse atılmış, deli damgasıyla hastanelere kapatılmış” Burada anlattığı benim. Beni anlatıyor Yiğit Bulut. Akıl hastanesine kapatılan benden başka yazar yok Cumhuriyet tarihinde. Bir tek ben varım. “Fikirlerinden dolayı da hapse atılmıştır, düşüncelerinden dolayı hapse atılmıştır” diyor. Arda Uskan’ın kabiliyeti de bu kadar. O da “Yiğit Bulut kendini anlatmış burada” diyor. Yiğit Bulut halbuki orada beni anlatıyor. Yiğit Bulut Evrim Teorisi’nin aksine ilmi çalışma yapan bir insan değil. O konuda tarafsız toplantılar yaptı. İki tarafı karşılaştırdı ve tartıştırdı. Dolayısıyla evrim karşıtı ilmi bir çalışma yapmış değil. Evrime karşı bilimsel, İslami, Kurani faaliyet yapan kişilere karşı baskı uygulandığını söylüyor Yiğit Bulut. Arda Uskan da, kaç yaşında bu Hoca?
ALTUĞ BERKER:Herhalde 71 mi, bilmiyorum Hocam ama.
ADNAN OKTAR:Öyle botoksla motoksla bir şekle şemale girmiş gibi görünüyor ama, bir bak bakalım kaç yaşında. Arda dedemiz de kendince bir teşhis koymuş ama tam Arda Uskan teşhisi. Ve çok biçimsiz, çok çirkin bir modelde kendince böyle alaycı olduğunu düşündüğü, fakat onu da beceremiyor, kendini küçük düşüren bir üslupla konuşmuş. Bir kere konuyu anlamamış olması, durumunu gösteriyor. Kastedileni anlamamış olması, durumunu gösteriyor. Dolayısıyla yine Arda Uskan. Her ne ise de, Arda Uskan biraz dinlensin şöyle, uykusunu alsın, bir daha yazsın, daha derli toplu konuyu anlayacaktır. Daha konuyu netleştirecektir. Yiğit Bulut’un milyonda biri etmez Arda Uskan. Bir kere Yiğit Bulut, yiğit ve delikanlı bir genç. Kimsenin etkisinde kalmaz, hiçbir patronun etkisinde kalmaz, dışarıdan direktif almaz. Kendi özgür düşüncesiyle, Türk milliyetçisi, aydın, samimi bir Müslüman delikanlıdır. İdeal bir yazardır, ideal bir insandır. O yüzden de bazı vatandaşların alerjisine sebep oluyor. O da onlara yiğitçe karşı koyuyor, gayet güzel. Böyle yazarlara ihtiyaç var. Yiğit Bulut gibi yazarlara ihtiyaç var. Türkiye’nin böyle candan, hiçbir etki altında kalmayan, delikanlı, vicdanlı yazarlara ihtiyacı var. Bunların sayısı bir hayli var ama daha da artması lazım. Böyle iyi insanların sayısı çok, daha da artsın inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. 63 yaşındaymış Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte erkenden, erken gezintiye çıkmış, erken araştırmalara başlamış, erken olmuş bazı şeyler. Kültürünü bilgisini arttırsın, tekrar tekrar okusun. O Yiğit Bulut’un yazısını 8-10 kere okursa anlayacaktır. Üst üste okusun yazılarını daha iyi kavrayacaktır, inşaAllah. Bir de kendi yazdığını da 3-5 kere daha okusun, o zaman daha iyi konuyu anlayacaktır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Milliyet’te bugün bir haber vardı Hocam şu şekilde: “Bölücü akımlara karşı irşad ekipleri” diye. Siz yıllardır PKK sorununa karşı mücadelede tek yolun, karşı fikri mücadele olduğunu ve Stalinist PKK örgütüne karşı dinin ve karşı bilimsel görüşün anlatılması gerektiğini söylüyorsunuz. MaşaAllah, hükümet bu konuda ciddi bir çalışma başlattı. “Bölücü akımlara karşı irşad ekipleri. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2011 Mali Yılı Bütçe Tasarısı’na göre bölücü akımlara karşı vatandaşları doğru bilgilendirmek amacıyla irşad ekipleri kurulacak” Doğu ve Güneydoğu’da bu şekilde faaliyet gösterecekler Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu çok büyük olay o zaman. Helal olsun Hükümete. Ben hakikaten, herhalde yapmazlar böyle bir şey diye düşünüyordum, çünkü geceli gündüzlü anlatıyorum, iki yıldan beri söylüyorum. Sonunda hükümet olaya el koymuş, helal olsun hükümete, helal olsun Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye. Çok güzel ama buna büyük bütçe ayırsınlar, çok büyük bütçe ayırsınlar, helal olsun. Efendim yolumuz toprak olsun ama tek böyle bir faaliyet olsun. Var gücümüzle destek oluruz. Çapını dar tutmamak çok önemli, kapsamını dar tutmamak çok önemli. Yetenekli insanlara görev verip, güzel, güçlü bilgiyle de mücehhes hale getirip, bilim ve felsefeyi geniş çapta kullanarak, bilim ve felsefeyi geniş çapta kullanarak, anti-Darwinist, anti-Marksist, anti-Stalinist, anti-Leninist çok güçlü bir çalışma yapılması gerekiyor. Helal olsun, çok mübarek bir çalışma, Allah mübarek etsin. Ben artık söyleye söyleye hakikaten artık yapmayacaklar dedim. En sonunda dediğimi yapacak hale geldiler, kabul ettiler, elhamdulillah. Bu çok güzel, çok hoşuma gitti. Evet devam et.
ALTUĞ BERKER:Habertürk’te Necla Arat’ın yazısında şöyle geçiyor Hocam. Bir televizyon programında Refah Partili Eski Milletvekili bir rektör, Milli Eğitim müfredatımız seküler ve tek taraflı bir anlatım yaptığı için eleştirmiş ve yaratılışın da anlatıldığı yeni bir düzenlemenin getirilmesi gerektiğini söylemiş. Necla Arat da bu durumu örnek vererek, irtica tehditinin kırmızı kitaptan çıkartılmasını ve AK Parti iktidarında pozitif bilimlere Ortaçağ kafasıyla yaklaşan böyle öğretim üyelerinin görevlilerine devam etmesini eleştirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Necla Arat annemiz kaç yaşında?
ALTUĞ BERKER:Bakayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak bak. O da erken araştırmalara başlamış olabilir. Erkenden olaya giriyorlar, erken araştırma yapıyorlar ve erken sonuçlara varıyorlar, sonunda böyle erken olaylar oluyor, inşaAllah. Necla annem 1940’larda kalmışsın sen. Anneciğim bak.
ALTUĞ BERKER:70’miş Hocam.
ADNAN OKTAR:Nasıl bilirim adamımı.
ALTUĞ BERKER:40 doğumluymuş.
ADNAN OKTAR:Nasıl bilirim annemi, maşaAllah. Bak 40’ların kafasında kalmış. Şimdi 70’indedir adam çakı gibidir ama 70’indedir erken araştırmalara başlamıştır, bozuktur düşünceleri. Şimdi annemin yapacağı ne biliyor musun? Ona ilk yapacağımız, elektron mikroskopun ne olduğunu bir gösterelim. O daha hala o dedeler devrinden kalma, boru gibi varya küçük misroskoplar, onlar var zannediyor. Onlar yüz kere falan büyütüyordu. Onbinlerce kez bu konuyu bunlara anlatacağız. Yüzbinlerce kez bu konuyu anlatacağız, kafaları iyice alacak. Elektron mikroskop icat oldu, genetik bilimi gelişti, kromozomların yapısı tespit edildi. Paleontolojide muazzam gelişmeler oldu. 350 milyon adet yaratılışı ispat eden fosil bulundu. Genetik bilimi, genetik yapının harikalarla dolu olduğunu gösterdi. Kromozomun harikalarla dolu olduğunu gösterdi ve tesadüfen olmasının teknik olarak imkansız imkansız imkansız imkansız olduğunu tespit etti. Necla annem, evde soğan çintip, patates yemeği pişirirken bilim böyle gelişti, haberi yok. Annemiz elini yüzünü bir yıkayacak, bu konuları yeniden bir inceleyecek. Necla anneme bir kitap, Yaratılış Atlası, hemen yarın gönderelim anneme. Ondan sonra hem yemeğini pişirsin, hem kitaba. Resimlerine baksa yeter ona, zaten fazla okumuyordur annem. Ben onun için özellikle resimli de yaptım ki böyle kardeşlerimize de kolaylık olsun, sırf resme bakıp anlasın diye. Çünkü birbirinin aynı, hiçbir değişikliğe uğramamış. Bilimin gelişmelerinden haberi yok bunların, hiç haberleri olmuyor, hep 1940 model. İrtica nerede, diye arıyor bak. İrtica Sümerler’de annem, irtica Eski Mısır’da. Eski Mısır’ın inancının aynıdır Darwinizm. Eski Sümerler’in aynısıdır. Dört bin yıllık, beş bin yıllık bir irticadır evrim düşüncesi. Firavun ne diyordu, o zamanın yobazı, o zamanın o gericisi, o cahili? “Nil’in çamurlarından tesadüfler sonucu bütün canlılar oluştu” diyordu Firavun. Ruhun varlığını da kabul etmiyordu. Baktı boğuluyor, Cenab-ı Allah’a dedi ki, şeytandan Allah’a sığınırım, “Musa’nın ve Harun’un Rabbine iman ettim” Cenab-ı Allah “şimdi mi?” diyor. Son anda olmaz. Allah; “tamam seni kurtaracağım” diyor. Tamam demiyor da, ben anlaşılması için söylüyorum, “kurtaracağım seni”. Ruha inanmıyor, ruha inanmadığı için ruhunun kurtulmasına gerek yok, değil mi, onun inancına göre? Bedeninin kurtulmasını istiyor, “bedenini kurtaracağım” diyor Allah. Ve “ileriki nesillere de seni ibret olarak bırakacağım” diyor. Bedeninin bırakıyor hakikaten, bütün millet de gidip seyrediyorlar müzede, bedeni duruyor. Necla annemin öğreneceği çok şey var. Arat diyor, işte bilimi arayacak, gerçeği arayacak, inşaAllah. Evet Necla Arat’a gerçeği arat.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Yılmaz Hürriyet’te bugün Rauf Denktaş ile ilgili bir yazı yazmış Hocam. Yedibin lira emekli aylığı alıyormuş, K.K.T.C.’inde emekli maaşlarında yapılan kesinti nedeniyle bunun ikibin lirası kesilmiş. İkibin lira da aylık borç taksitlerine ödüyormuş. Denktaş geriye kalan üçbin lira ile geçinemediğini söylemiş ve mesleği olan avukatlığa geri dönebileceğini söylüyormuş. Hasan Cemal de onun azmiyle fedakarlığını övmüş, çok saygı duyduğunu söylemiş. Mehmet Ali Birand da bu konuda yazmış ve bunun Türkiye’nin ayıbı olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR:Rauf Denktaş delikanlıdır, böyle iyi insandır, yiğit insandır. Kıbrıs’ta biz, ortalık biraz bulanmıştı, Kıbrıs’ın Türklerden alınması için Avrupa bastırıyordu. Rauf Denktaş da, maşaAllah böyle yiğitçe karşı koyuyordu. Ona moral olsun, destek olsun diye ben kardeşlerime burada rica etmiştim, bir uçak dolusu buradan bakanlar, milletvekilleri, emekli paşalar, profesörler, bir uçak dolusu gönderdik, maşaAllah. Bir de Mehter Takımı’nı da gönderdik. EvvelAllah Ceddin Deden’le inim inim inlettik Kıbrıs’ı, Kıbrıs yıkıldı. Osmanlı’dan sonra ilk defa biz gönderdik Mehter Takımı’nı. Ondan sonra çok açıldı, çok iyi oldu. Karşı taraf da bayağı bir tırstı, ferahladılar. Kıbrıs’ı isteme azminden vazgeçtiler. Dolayısıyla Rauf Denktaş Müslüman bir insandır, dindardır, Türk milliyetçisidir. Maaşının, tabii o makamda, o mevkide olan bir insana öyle bir maaş az, olmaz. Bu yaşından sonra da avukatlık yapması zaten çok zor. Mağdur madem, ona yetecek bir maaş doğru olur, benim samimi kanaatim, vicdani kanaatim. Ben mesela Rauf Denktaş hakkında birçok söz söylendi, birçok konuşmalar var, beni o hiç ilgilendirmez.
Mesela Selahattin Önkibar var, çok nezih bir insandır, değerli bir yazardır. Geçenlerde beni böyle öven, sevgi dolu bir yazı yazmıştı. Karşı taraf böyle adamlar köpürdüler. Yine Selahattin Önkibar nezaketiyle kardeşlerimizin gönderdiği cevabı yayınladı, adamlar ağzının payını aldılar ve sırtlarının üzerine oturdular ve konu da hallolmuş oldu. Dolayısıyla ben insanları dışarıdan gelen sözlere göre yargılamam, değerlendirmem, hiç ne derlerse desinler. En karşı olduğum düşüncenin müntesibi olduğunu söyleseler bile, eğer o iyi insansa, iyiyse, dürüstse, delikanlıysa ve yiğitse onu ben desteklerim. En karşı olduğum düşünceye bağlı olduğu iddia ediliyorsa bile, yani öyle bir şüphe ortaya attılarsa, ben onu dinlemem, çünkü ben açık, sarih belge ararım. Açık, sarih neticelenmiş belge ararım. Lafla, sözle ben tavır almam hiçbir insana karşı. Dolayısıyla Rauf Denktaş Beyefendi’yi destekliyorum, saygı duyuyorum, sevdiğim bir insan. Kitap fuarında da karşılaşmıştım, orada da kısa bir konuşmamız olmuştu, görüşmemiz olmuştu, efendi bir insan, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. İmani eserleri olduğunu da söylemiştiniz daha önce Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kuran surelerinin tefsirini yapıyor, dindar bir insan. Ama tek başına bırakıp, sen git sadece İslam’ı anlat dersen, nasıl gücü yetsin. Destek olunması lazım, yardımcı olunması lazım. Bir devlet adamına sen dini yay, anlat nasıl diyelim biz? Laik sistem var. Bizlerin yardımcı olması lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Milliyet Gazetesi’nde Mehmet Tezkan, “2011 yılının Türkiye’nin yeniden dizayn edildiği bir yıl olacağını, yazmış Hocam. Bunun nedeninin Başbakan’ın Kürtlerin taleplerini, kamuda ve ilkokulda başörtüsü konusunu ve başkanlık sistemini seçim sonrası yeni Anayasa’ya bırakması olduğunu, söylemiş. Yazılarında genellikle bu değişimlerin ülkeyi olumsuz bir noktaya götüreceğini vurguluyor. “2011 çok önemli bir yıl olacak” demiş bu yüzden.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ne olumsuz olacak? Bir kere benim gördüğüm Tayyip Erdoğan Beyefendi bölünmeye şiddetle karşı, net. Bir namus sözü o, onun. Açıkca söylüyor, ben karşıyım, diyor. Otuz kere söylenmezki, karşıyım deyince karşıdır. Aksi bir şey olursa, o zaman söylesinler. O zaman topyekün konuşuruz, topyekün cevap veririz ve eleştiririz ama ortada bir şey yokken olmaz. Elinde belgesi olan, delili olan varsa, yazsın bana söylesin. Ben hükümeti de eleştiririm, Tayyip Beyi de eleştiririm. Benim öyle bir çekincem, sakıncalı gördüğüm bir nokta yok. Benim hesap vereceğim bir merci de yok. Ben bir tek Allah’a hesap veririm. Eğer samimilerse, gerçekten delile dayalı bir bilgiye sahiplerse söylesinler. İrticaya ben şiddetle karşıyım, bununla ilgili de ciddi bir tehlike görüyorlarsa, risk görürlerse bana söylesinler. Ama irticaya karşı olmak, Kuran’a ve sahabe İslamlığı’na sıkı sıkıya sarılmakla olur. Dinsiz olmakla, ateist olmakla irticaya karşı olmazsın, irtica seni o zaman ham yapar, yok eder. İrticanın eline düşersin o zaman. İrticaya karşı olmanın yolu, Kuran’a tam sarılmak, Asr-ı Saadet Müslümanlığını tam yaşamaktır, çözüm budur.
“Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Benim pek kıymetli, aslanlar aslanı, Cennet isimli canım Hocam. Kötülükleri tasarlayıp duranlara en güzel cevap, siz değerli Hocama sonuna kadar bağlıyız, inşaAllah. Bunu böyle bilsinler. Vesilenizle yetişen binlerce Harun Yahya’nın varlığını unutmasınlar, Cenab-ı Allah size karşı olanlardan” yani “Cenab-ı Allah kahredici gücüyle intikam alsın size karşı olanlardan, inşaAllah” diyor. Yani bana karşı olanlardan Allah’ın intikam alması için dua ediyor. Siz çok merhametlisiniz, affediyorsunuz ama ben onları affetmeyeceğim, inşaAllah. Yüce Rabbim sizi, kendisinden geçen güzelliklerle donatmış, maşaAllah” Tecelli olarak. “Hürmet ve muhabbetle. Nurlu güzel ellerinizden öperim benim canım Hocam” diyor Selin Eser. Bu ne güzel sevgi, maşaAllah.
“Selamun aleyküm” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam” Muhammed Adnan, çok hoşlanıyorum bu isimden, acayip bana bir nimet oldu, maşaAllah. Muhammed Adnan, acayip güzel bir isim Muhammed, elhamdülillah. “Muhammed Adnan Hocam. Çok yakın bir tanıdığım senelerdir Cübbeli Ahmet’in vaazlarını dinler, uygular. Hurafelerin haddi, hesabı yok. “Yakınıma Cübbeli’nin gerçek yüzünü anlatıyorum, korkudan yanakları kızarıyor. Mümkün olsa kulaklarını tıkayacak” diyor. Şimdi size yakınımın bazı hallerini anlatayım. 15 senedir günaha girecek diye televizyon izlemez. Parayı sımısıkı elinde tutmaya çalışır, harcamaz. Pistir, kendini ve evini temizlemez ama kimseyi beğenmez, sürekli şart ve şurt var diyor. Misafir ağırlamak zor gelir, evine giren aç gelir, aç çıkar. Eski yırtık pırtık giyinir, buna da sünnet diyor. Yani daha çok söyleyecek şey var hangisini sayayım, kısacası yakınımın psikolojisi bozuldu, insan kılığından çıktı. Hocam Cübbeli’nin üzerine gitmek de çok haklısınız. İnsanlar ziyan oldu. İnşaAllah kısa zamanda yüzü ortaya çıkar, bu dertten kurtuluruz” diyor. “Sizi çok seviyorum. Güneşimsiniz. Kocaelinden Mehtap”
Mehtap, güzel Mehtap seni ben çok seviyorum ama bunu bir düzenleyelim bu konuşmayı. Şimdi Cübbeli’nin hurafeleri doğru. Bunu ispat da ederim, açık. Anlatıyorum da zaten. “15 senedir günaha gireceğim diye televizyon izlemez”: Bazı insanlar hakikaten çok çok cahilse, hakikaten televizyon onu bozabilir, yani çok çok cahilse. Karşı düşünceyle, karşı bilgiyle mücehhez değilse televizyon bozar. Bu konuda bir engelleme, bir tavsiye yapıldıysa bu haklı olur. Ben de olsam tavsiye ederim, yani çok cahil adama izleme derim. Mesela bir komünist eseri okuma derim. Cahil başka bir şey bilmiyor, etkisine girecek çünkü. Bu insan için doğrudur. “Parayı sımsıkı elinde tutmaya çalışır harcamaz”: Pintilik doğru değil, bir çok insanda bu vardır. Ama şimdi Cübbeli’nin kafasında olmak ayrıdır, Mahmut Hocam’ın manevi himmeti ve koruması altında, onun has talebesi olmak ayrıdır. Mahmut Hocam’ın talebeleri tertemiz, çok efendi, üstüne başına dikkat eden, lafını sözünü bilen, asil, soylu, çok kaliteli insanlardır, gerçek dindarlardır. Ehl-i Sünnet’e titiz, mübarek insanlardır. Cübbeli’nin çevresinde çok küçük bir ekibi var, onlar eleştirilebilinir hakikaten, ben onları biliyorum zaten, eşgalleri de ilginç biraz. “Pistir, kendilerini ve evini temizlemez ama hiç kimseyi beğenmez sürekli şart şurt var” diyor: Pis insanlar müşriklerde de oluyor, münafıklarda da oluyor, cahil insanlarda da oluyor. Ama cahilse pis olabilir, o bütün bir camiayı kaplayacak bir şey değil, onu söyledim. Cübbeli’nin bir kısım talebelerinde bu olabilir, mümkündür. Ama camia çok temiz, çok kaliteli insanlar. Kendini ve evini temizlemesi farz zaten Müslümanın. Allah müminler “Tahirdir” diyor, temiz olacaklar. Ona fasık diyebiliriz, fısk içindedir, günaha giriyordur, çünkü pis olmak haramdır. “Misafir ağırlamak zor gelir. Misafir evine aç girer, aç çıkar”: Pinti olunca misafir ağırlamak istemez insanlar ama Mahmut Hocam maşaAllah, misafire çok düşkündür, çok sever, inşaAllah. Bizler de giderdik, ağırlar, inşaAllah. İkramda izzette bulunur, çok temizdir bulunduğu mekan. Ben mesela elimi yıkamak için banyolarına girdim, mis gibi çok temizdi, pırıl pırıldı, havlular kar beyaz. Bana havlu getirdiler, süt beyaz havlulardı, çok acayip beğendim. Musluklar temiz, banyo temiz, her yer pırıl pırıl. Oturdukları yerler temiz. Çok çok titizlerdi, acayip hoşuma gitti, çok güzel bir iman tezahürüydü. Misafir, tabii en güzel bir şekilde ağarlanması gerekir. Aç girenin tok çıkması gerekir, tabii. “Eski yırtık pırtık giyinir buna sünnet diyor”: Ama acaba hakikaten mi fakir adam? Bir de o var yani. Hakikaten fakirse, bu o zaman zor bir durumda demektir. Ama psikolojik sorunları var, rahatsız da onun için yapıyorsa bunları, yani hakikaten bir pintiliğinden yapıyorsa, o anormalliktir. Ama fakirliğinden yapıyorsa tabii çok ciddi şekilde acınacak bir insan demektir. Vahimdir durumu, hemen yardım etmek lazım, yardımcı olmak lazım. Kısacası bak, “yakınımın psikolojisi bozuldu, insan kılığından çıktı” diyor: O zaman işte psikolojik bir sorunu olabilir, yani onun şahsına mahsus bir acayiplik olabilir. Yoksa Cübbeli’nin kendi talebeleri yok Cübbeli’nin. Mahmut Hocan’ın talebelerine bir şeyler anlatmaya çalışıyor, çok azdır kendi talebesi. Kendi yakın talebesi olan çok azdır. Kendisi de söylüyor, “ben ayrıyım” diyor.
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR: Çok konuşmaları var. O konuşmalarını toplayın getirin de orada görülecek. Hayret edilecek bir şey, Mahmut Hoca’nın talebesi olduğu halde, ben ayrıyım, diyor. Bu çok yakışıksız, çok ayıp bir söz. İnsan mürşidinden ben ayrıyım, der mi? Ben mürşidime tabi değilim, der mi? Ona, o talebe topluluğuna tabi değilim, der mi? Nur gibi, tertemiz Müslüman topluluğundan ayrı olmayı bir onur gibi görüyor. Mesela bu da çok acayip. Ben o konuşmaların hepsini bir araya getiririm, çok gariptir o.
Ozan Özkan. “Hocam Peygamberler, maşaAllah 120 yaşlarına, 130 yaşlarına kadar oluyor hep, siz anlatmıştınız” diyor. O Peygamberlerin dinçliğini anlatıyor. Mesela Bediüzzaman da ileri yaştaydı ama çok keskin bir zeka, çok keskin bir akla sahipti. Peygamberler, mesela Hz. İbrahim (a.s.) çok ileri yaşlarda vefat etti. Hz. Musa (a.s.) öyle, Hz. Yusuf (a.s.) öyle, hep yüz yaşın üzerindeydiler. Ama Allah hafızalarını, akıllarını hep çok keskin tuttu. Güzel ahlaklı insanlarda Allah bir akıl keskinliği, zeka keskinliği ve hafıza keskinliği meydana getiriyor. Ama küfre ve delalete düşen insanlarda, hafızada bir bozulma oluyor. Muhakeme ve yargıda bir bozulma oluyor. Allah onlara bunu ceza olarak veriyor. Bir kısım insanlara da imtihan olarak veriyor ama bu kişilere de Allah ceza olarak veriyor ve müthiş bir bozukluk meydana geliyor, bir kısmında. Yoksa insanların büyük bir bölümü yaşlandığında daha da keskinleşir. Mesela bak Süleyman Demirel’in hafızası çok güçlüdür, çok keskindir, bu istisnasız değil. Ama bazı insanlara Allah ceza olarak ileri yaşlarda, orta yaşta veyahut genç yaşta aklını azaltır, ayette de var bu. “Yaşlandıkça sizi gençliğinize, çocukluğunuza geri çeviririz” diyor Allah, ayette. Yani bu istisnasız herkes için anlamında değil. Allah bir kısım insanları korur, bir kısım insanları da o çizginin içine sokar ve dolayısıyla konuşmalarında, üsluplarında, hitabetlerinde bir bozulma meydana gelir.
“Cübbeli hakkında ne diyorsunuz?” diyor. Cübbeli’yi ben 10 yıl, İslam ahlakı dünyaya hakim oluncaya kadar, sürekli İslama hizmet ettireceğim. Buradaki 3 kişiden veyahut 4 kişiden biri olacak. Sürekli İslama hizmet ettireceğim. Şimdi yine konuşturacağım. Ona gürül gürül İttihad-ı İslamı anlattıracağım. Mehdi (a.s)’nin gelişini anlatacağım, anlattıracağım. Mezheplerin kalkacağını anlattıracağım. Mehdi (a.s)’nin hiçbir tarikata mensup olmadığını anlattıracağım ve zayıf insanların, yanlış yoldaki insanların nasıl Mehdiyet’ten kaçındığını, Mehdi (a.s)’den kaçındığını Mehdi (a.s)’nin gelmesini nasıl istemediğini, İttihad-ı İslamı nasıl istemediklerini Cübbeli’nin bizzat kendi ağzından anlattıracağım. Anlattırmaya devam edeceğiz, inşaAllah. Evet.
“Sizin Kuran-ı Kerim mealiniz var mı?” Evet benim Kuran-ı Kerim mealim var. Burada ve hatta 2-3 tane var bir tanesi de budur. Ali Bulaç Hocam’ın hazırladığı nefis, gayet güzel bir Kuran’ı Kerim mealidir. Kuran’ı Kerim meallerini ve tefsirleri üstad olan kişiler hazırlayınca, oturup bir daha onun üzerine Kuran’ı Kerim meali hazırlamanın bir anlamı yok. Ciddi bir bozukluk, yanlışlık olursa yazılır, hazırlanır. Ali Bulaç’ın mealinde ne eksiklik var da yeni meal hazırlansın, neden hazırlansın? Bu medrese mantığının içindeki hasud kafada bu ortaya çıkar. Bak medrese matığının içinde hasud kafada vardır. İşte senin mealin var mı, senin tefsirin var mı? Benim tefsirim var, Elmalılı Tefsiri. En mükemmel tefsirdir. Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri, en mükemmel tefsirdir. Meal olarak, mesela Ali Bulaç Meali mükemmeldir.Efendim, Ömer Nasuhi Bilmen'in ilmihali, mükemmeldir. Sizin ilmihaliniz var mı? Niçin benim ilmihalim olsun? Ömer Nasuhi Bilmen ilmihalinde hangi eksiklik var, hangi yanlışlık var da benim ilaveten yeniden bir ilmihal yapmam gerekiyor? Böyle cahilliklere gerek yok, bunlar hasud Hoca kafasında olur. Böyle kendi enaniyetini vurgulamak için, büyüklüğünü göstermek için garip davranışlara girer. Kendini böyle en ileride ve en yüksek göstermek için gereksiz tavırlar içine girer. Ben İslam'a Kuran'a akılcı, Kuran mantığı içinde yaklaşıyorum. Dolayısıyla bu dar vakit içerisinde iman hakikatlerini birinci plana alıyorum, Darwinizmin, materyalizmin yıkılmasını birinci plana alıyorum. Çünkü deccaliyet olarak çıktığını açıkça görüyoruz ve dünyada dinsizliğin, Allah'sızlığın, Allah'a inancın zayıflığının çok yaygın olduğunu cümle alem biliyor, herkes biliyor, Ozan Özkan da görüyordur. Ben de buna karşı mücadele veriyorum. En acil konunun üstünde duruyorum, en hayati konunun üstünde duruyorum. En hayati konu şu an fıkh konusu değil, en hayati konu imansızlık konusu. Sokağa çıktı mı Ozan neyi görüyordur? İmansızlığı görüyordur. Gitsin Amerika'ya, Fransa'ya, Fas'a gitsin, Tunus'a gitsin, her yerde imansızlığın bir bela olduğunu görecektir. Fıkh bilgisinin eksikliği sorun değildir dünyada, fıkh eksikliğinden olmuyor. Cübbeli diyor ki gusül abdesti bilmiyorlar. Kardeşim Allah'ı bilmiyor adam, Allah'tan haberi yok, Ahiretten haberi yok. Cennete, Cehenneme inanmıyor, Allah'a inanmıyor, Peygamberlerine inanmıyor, Peygamberlerin Kitapları’na inanmıyor, Meleklere inanmıyor, kadere inanmıyor, sen gusül abdestinden bahsediyorsun. Namazın menduplarını bilmiyor, müstehaplarını bilmiyor diyor. Allah'a inanması önce esas adamın. Amentüdeki iman esaslarına inanması esas. Dünyada bu gitmiş, bu yok olmuş, %99 oranında deccaliyet işini bitirmiş dünyada, %99. Millet ilmihal okumadığından bu hale gelmiyor, iman hakikatlerini bilmedikleri için, Allah'ın sanatını bilmedikleri için, hidayet bulmadıkları için bu hale düşüyorlar. Cübbeli fıkhın üstünde duruyor. Ona da bir tane fıkhi konu anlatıyorsa, on tane de hurafe ekliyor üzerine ve karmakarışık bir şeyler yapıyor. Yahut bir hak konu anlatıyor, bir tane de hurafe ekliyor. Durumu belli olmuyor. Ve Cübbeli'nin yaptığı şu an Büyük Ortadoğu Projesi'ne bilmeden, cahilliğinden hizmet etmek. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi'nin karşı olduğu tek bir nokta vardır; Mehdiyet ve İttihad-ı İslam'dır. Ve Hz. Mesih (a.s.)'in, Müslümanların beklediği İsa Mesih (a.s.)'in gelişini durdurmaktır. Onların beklediği Mesih var, biz ona Mesih deccal diyoruz, o ayrı. Bizim Mesih'imiz, Kuran'da geçen Mesih, gerçek İncil'de geçen Mesih'in gelişini istemiyorlar, adamlar açıkça söyledi. Dediler ki, Kardinal adam çıktı; "gerçekten İsa (a.s.)'in kendi dahi gelse" dedi, bak bizzat İsa (a.s.), yani gerçek İsa (a.s.) gelse dahi, "biz sistemimizi değiştirmeyiz" dedi. "İsa (a.s.) ne derse desin değiştirmeyiz" dedi. Kardeşim bu deccaliyet. Bak deccal çıkmış işte ve dünyanın %99'u şu an Darwinizmin, materyalizmin elinde, dinsizlik dünyayı kasıp kavuruyor. Fransız gençliği, İngiliz gençliği hep dinsiz, %99'u dinsiz. Dindar zannettiğin ile de biraz konuştuğunda, bakıyorsun o da dinsiz. Hıristiyanım diyor, anlat diyorsun, Darwin doğru söylüyor diyor, Allah da üçtür diyor, bitti. Yani böyle bir durum var. Biz de bu vahim duruma karşı iman hakikatleriyle materyalizmi, Darwinizmi yıkarak, deccaliyeti yıkarak, iman hakikatlerini anlatarak, amentüde belirtilen iman hususlarını insanlara anlatıp, kabul ettirerek ve ikna ederek, en azam konunun üzerinde duruyoruz. En mühim konunun üzerinde duruyoruz. Sorun fıkh konusu değildir dünyada, İslam aleminde. O geleneksel mantıkta yanlışlık olduğunda, yanlış bakış açısında bu olur. Geleneksel mantığın yanlış uygulamasında olur. Böyle bir şey yok. Cübbeli bilmeden Büyük Ortadoğu Projesi'ne var gücüyle hizmet ediyor. 570 yıl sonra Mehdi (a.s.) gelecek dedin mi, Büyük Ortadoğu Projesi ışık gibi parlar, ateş gibi parlar. Çünkü en ihtiyaçları olan konuyu söylemiş oluyor. Mesela Osman Ünlü Hoca çıkıyor diyor ki; “bin yıl sonra gelecek”, Büyük Ortadoğu Projesi'nin en ihtiyacı olan konuyu söylemiş oluyor. Mesela Şii kardeşlerimizin bir kısmı çıkıyor diyor ki; “Mehdi (a.s.) görünmez”, tam istedikleri, tam istedikleri. Çünkü her kafadan bir Mehdi açıklaması gelecektir o zaman. Bir kere Mehdi (a.s.) ortaya çıkmayacak demektir, hiç, hiçbir zaman için Mehdi (a.s.) ortaya çıkmayacak demektir, görünmez Mehdi (a.s.) de. Yahut Mehdi (a.s.) için şahs-ı manevi dedin mi tamamdır, Büyük Ortadoğu Projesi kalıp gibi oturur. Çünkü hiçbir risk yoktur Büyük Ortadoğu Projesi'nde. Şahs-ı manevi olan Mehdi (a.s.) hiçbir şekilde risk değildir, çünkü hiçbir şey yapamaz, birleştiremez. Baş olamaz ve birleştiremez, bölünmeyi ortadan kaldıramaz. Onu çok iyi biliyorlar. Onun için şahs-ı maneviyi sürekli körüklüyorlar. Veyahut Mehdi (a.s.) geldi-geçti demek. Geldi-geçti, öldü dedin mi, İttihad-ı İslam da öldü diyorsun, bitti diyorsun. Büyük Ortadoğu Projesi de o zaman bölgeye hakim olmaya başlıyor. Büyük Ortadoğu Projesi nedir? Müslümanın, Müslümanı kırma projesidir ve bütün bölgenin, Müslümanların oradan yok edilmesi projesidir. Başka bir cümle söyleyecektim ama yakışık almayacağı için söylemedim. Müslümanlar o bölgeden çekildi mi, deccaliyet oraya girecektir. Birbirine kırdırmak için ne yapmak gerekiyor? Alevi-Sünni, Şii-Vahabi, işte şucu-bucu, bunları birbirinden ayırmak. Bir de dersen ki şahs-ı manevi de başımıza geçecek, ne demektir? Başsız kalacaksınız. Mehdi (a.s.) de öldü diyorsun veyahut 570 sene sonra gelecek diyorsun, bin yıl sonra gelecek diyorsun, buyrun Ortadoğu Projesi bütün şiddetiyle bölgeyi kan revan içinde bırakacaktır demektir. Bak Cübbeli bilmeden cahillik ediyor, Alevi’yi Sünni’ye, Sünni’yi Alevi’ye düşürecek, Vahabi’yi Sünni’ye düşman edecek, Caferi ve Şii kıyımına sebep olacak üslup kullanıyor. O film hazır mı? Defalarca gösterdik ama bir daha gösterelim çünkü hayati o. Allah İran'ı helak etsin diyor ya ve Şiiler’in hepsini doğrayacak Mehdi (a.s.) diyor. Vahabileri doğrayacak, Alevileri, Bektaşileri hepsini doğrayacak pırasa gibi diyor.
VTR
ADNAN OKTAR:Bakın pırasa gibi doğrayacak dedin mi, burada artık Evanjeliklere iş kalmıyor. Müslüman Müslümanı pırasa gibi doğradı mı, Evanjeliğin Müslümanı doğramasına ihtiyaç kalmıyor. Müslüman Müslümanı doğradıktan sonra Evanjelik niye gelip seni doğrasın? O sadece uzaktan purosunu tüttürüp, bacak bacak üstüne atıp, viskisini içmekle mükellef. Uydu yayından o savaşı seyretmekle mükelleftir. Cübbeli bilmeden onlara hizmet ediyor. Cahilliğinden onlara hizmet ediyor, bilmeden ve o kafadaki kişiler de.
ALTUĞ BERKER: Müsaade ederseniz Hocam; kardeşimiz bilmiyor olabilir, sizin 300 eseriniz var Hocam, 50 bin sayfa civarında eser. Ve dünyanın 70 diline çevrilmiş durumda, sadece bu sene de 120 milyonun üzerinde bilgisayardan indirilmiş durumda Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O çarpıtılmış medrese kafasında. O istiyor ki, Cübbeli ile biz burada atışalım. Cübbeli böyle idgamlar, galgaleler yapsın. Mesela aynlar böyle aynlar şey yapsın, dini konuları tenzih ederim. Yapacak. Küfür ve deccaliyet bunun üzerine mi dönüyor şu an? Önüne gelene Fatiha'yı benim gibi okuyamazsın, gel yarışalım, diyor. Bu çok çocukça ve safça ve saptırılmış bir mantık, saptırılmış bir mantık. Fatiha'yı doğru okumak üzerine mi deccaliyet ile savaş şu an? Ve tecvidle okuma üzerine mi? Bütün Arap ülkeleri, Fas, Tunus, Cezayir hepsi Arapçayı çok iyi biliyorlar ve Fatiha’yı en mükemmel şekilde okuyorlar. Ama sapıklar orada, dinsizi orada, imansızı orada, komünisti orada, faşisti orada, her türlü adam var, Darwinist’i, materyalisti. Fatiha’yı tecvidle okumak kurtarıyor mu onları? Benim milletimin ancak yüz binde biri, hatta milyonda biri diyeyim yani, milyonda biri ancak Fatiha’yı tam düzgün okuyabilir, tam mükemmel okuyabilir. Çok zordur. Cenab-ı Allah bizden bunu istemiyor. Samimi olarak Fatiha’yı okumamızı ister. Orada idgamlar, galgaleler, şeddeler onlara dikkat ediyor mu diye sormuyorlar, samimi kalple okunmasıdır. Cübbeli cahil olduğu için önüne gelene ona davet ediyor, gel bir Fatiha okuyalım karşılıklı, diyor. Ezim ezim eziliyorsun sen, Fatiha’yı okuyorsun düzgün ama adamlar seninle alay ediyorlar, dalga geçiyorlar, eziyorlar seni, küçük düşürüyorlar, haberin yok. Farkına varmıyorsun ve onları eğlendirmeye çalışıyorsun ve medrese mantığının çarpıtılmış haliyle de sürekli mağlup oluyorsun. Darwinizm, materyalizm dünyayı kaplamış, bu deccal düşüncesini hiç hükmünde görüyorsun. Dünyanın %99’u dinsiz olur da sen nasıl bunu hiç hükmünde görürsün? Çıkıyor, kendi de diyor; bütün dünyayı kaplamışlar, bütün İslam alemini işgal etmişler. Küfür her yeri istila etmiş” diyor. Bu nedir kardeşim? Deccali anlatıyorsun sen, deccal her yeri istila etmiş diyorsun. Nerede Mehdi (a.s.) o zaman? 570 sene sonra gelecek, diyor. Deccalle Mehdi (a.s.) arasında 570 sene fark olur mu, bu nasıl bir cahilliktir? Yani deccal çıkar, hemen arkasından Mehdi (a.s.) geliyor. Bunları anlamazlıktan geliyorlar. Tecvidle, bütün Arap ülkeleri okuyor tecvidle. Arap, Mısır’daki binlerce, on binlerce sapık da okuyabiliyor ama dinsizler. Onunla, onun alakası yok. Kuran’ı samimi okumak çok önemlidir, samimi anlamak önemlidir. Fatiha’yı da benim vatandaşlarım namaz kılarlar, çok nadir insan, yani milyonda bir insan tam kusursuz olarak okuyabilir. Arapların kendileri dahi tam düzgün okuyamazlar. Cenab-ı Allah bizim Kuran’ı tecvidle tam okuyup okumadığımızı sormayacak, Kuran’ın hükmünü yapıp yapmadığımızı soracak. Biz samimi olarak onu okumakla mükellefiz, manasını bilmekle mükellefiz ve manasını uygulamakla mükellefiz. Cübbeli saptırılmış, cahil medrese mantığıyla, köhneleşmiş bir mantıkla ortaya çıkıyor. Gerçek medrese mantığıyla ortaya çıkmıyor. Dolayısıyla bazı takipçileri de onu öyle bir şey, mesela tecvidle Kuran okunduğunda İslam ahlakı dünyaya hakim olur zannediyor. Bütün Arap ülkeleri okuyor, hakim olması lazım, hepsi esirler, nasıl oluyor? Demek ki iman hakikatlerini anlatmak gerekiyor. Demek ki deccalle savaşmak; bilim ve felsefeyi kullanarak, deccaliyeti, Darwinizm’i, materyalizmi, Leninizm’i, Marksizm’i, Diyalektik Felsefeyi yerle bir etmek ve genel kültürünün çok güçlü olması sonucunda Müslüman’ın, diğer bütün insanlara etkili olarak fikirlerini anlatması ve bununla başarılı olacağı demektir, inşaAllah. Mesela Cübbeli çıkıyor Fatih Altaylı’nın programına, yani orta oyunu gibi adeta. Dini konuları tenzih ederim, tuluat gibi. Hani Kavuklunun şeyi vardı böyle, hani eski Osmanlı’da böyle olurdu.
ALTUĞ BERKER:Pişekar.
ADNAN OKTAR:Pişekar falan, o ona vurur, azizim falan, bütün millet yerlere yatar güler. Milleti güldürme esasına dayalı bir Müslümanlık anlayışı olmaz. Dünyanın %99’u deccalin işgalindeyken, böyle boş konuşmalarla, demagojiyle vakit kaybedecek durumumuz yok bizim. Kuran hakikatlerini, Kuran’ın mucizelerini, Asr-ı Saadet Müslümanlığını, iman hakikatlerini anlatarak biz devam edeceğiz, hurafeyle devam edemeyiz. Hurafe İslam alemini bu hale getirdi, yıktı, perişan etti. Ve münafıkların çok büyük bir oyunuydu. Müslümanların hurafenin içine çektiler, hurafeyle Müslümanlığın yıkılacağını biliyorlardı. Bu ince bir oyundu, hurafeyle Müslümanlığı yerle bir ettiler. Büyük Ortadoğu Projesi’nde hurafeyi savunan Hocaları desteklemek, Büyük Ortadoğu Projesi’nin en önemli ayağıdır. Çünkü hurafenin Müslümanlığı yıkacağını çok iyi biliyorlar. Hurafeyle Müslümanlığın gitmeyeceğini biliyorlar ve bütün dünyanın hurafeye düşman olacağını da çok iyi biliyorlar. Ve hurafe sonucunda Müslümanlar’dan ve İslam’dan insanların (haşa) nefret edeceğini de çok iyi biliyorlar. Ve Avrupa’da bugün adım adım İslam’a karşı nefret yayılmaya başladı. Hurafeyi sürekli propaganda ederek ve acımasız, kan dökücü bir İslam anlayışını propaganda ederek, İslam’a ve Kuran’a karşı insanlarda nefreti yaymaya başlarlar. O da Büyük Ortadoğu Projesi’nin operasyon öncesi ön hazırlığıdır, ön aşamasıdır. Böylece bilmeden birçok kardeşimiz, deccalin askeri oluyor, haberi bile yok, cahilce. Büyük Ortadoğu Projesi de adım adım böylece ilerlemiş oluyor. Bunun karşısında Mehdiyet aslanlar gibi mücadele veriyor şu an. Göğüs göğüse mücadele veriyor, inşaAllah. Bir kısım Nur talebesi kardeşlerimiz Müslümanları hımbıllığa çekiyor. Böyle bitkinliğe, bitaplığa, iç dünyasına çekilmeye itiyor. Böyle artık beyni uyuşmuş, ruhu uyuşmuş Müslümanlar haline getirmeye çalışıyorlar. İyi niyetle, samimiyetle yapan %99 temiz olan kardeşlerimi tenzih ederim. Ama içlerindeki o beş on tane Büyük Ortadoğu Projesi uzmanı olan o şeytani iblisler, Mehdiyet’i sürekli örtbas etmenin peşinde. İsa (a.s.)’nın inişini sürekli örtbas etmek peşinde. İttihad-ı İslam’ı sürekli örtbas etme peşinde, bu konuları hiçbir şekilde konuşturmamak istiyorlar ve büyük bir oyun oynanıyor Müslümanlara. Müslümanlar da buna karşı ciddi bir atağa geçtiler, Allah’a çok şükür. İnternetin varlığı çok muhteşem oldu. Kardeşimizin dediği gibi, şu an binlerce, on binlerce, yüz binlerce Harun Yahya gizli ve açık faaliyet yapıyor. Hiç birini durduramazlar, ki ben bakın Mehdi (a.s.)’nin en aciz, en zavallı talebelerinden bir tanesiyim. Ben böyleysem Mehdi (a.s.) nasıldır bir düşünün, Mehdi (a.s.) kolu nasıldır bir düşünün, inşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Siz dün deccalin İstanbul’da faaliyet göstereceğini anlatmıştınız. Hadiste de, deccalin ilk gireceği şehrin İstanbul olduğu haber veriliyor Hocam. Şöyle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: “Müslümanlar için üç şehir olacak. Bir şehir iki denizin birleştiği yerde, bir diğer Cezuret-ül Arap’ta, bir diğer şehir Şam’da. İnsanlar üç kere korkutulur. Bu arada deccal büyük bir ordu ile çıkar, Doğu’dan başlayarak, önüne geleni hezimete uğratır, ilk gireceği şehir; iki denizin birleştiği yerdeki şehirdir”
ADNAN OKTAR:İstanbul’un olduğu bak açıkça, Peygamberimiz (s.a.v.)’in onlarca hadisin de bir tanesi de budur, açıkça İstanbul’da, zaten Konstantiniyye diye net isim veriyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Kan akıtmaz İstanbul’da Mehdi (a.s.), damla kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz. Kimsenin burnunu kanatmaz. Sadece Allah’ı anarak, sadece Allah’ı anlatarak, iman hakikatleriyle, Kuran’ı anlatarak, İslam’ı anlatarak, insanların gönlünü fethederek, ikna ederek İslam ahlakını hakim eder” diyor, inşaAllah.
“Selamün aleyküm Sayın Seyyid Adnan Hocam, hoş geldiniz. MaşaAllah şimdi stüdyo daha bir ışıklandı, nurlandı, inşaAllah. Allah sizi eksik etmesin, sizi çok seviyoruz, talebelerinizi de çok seviyoruz” diyor. “Hocam katıldığınız program biraz farklı oluyor, inşaAllah. Azerice desem Adnan Oktar’ın çok karışır” diyor, “Azerice onun için yazmıyorum. Her kelime alakasız anlamlara bürünüyor” diyor. Hakikaten Azericede öyle kelimeler var ki yani söylesem şok olursunuz, acayip hayret edersiniz. “Seyyide Mirhamza Aliyeva, Azerbaycan”
Bakın en büyük hata, kardeşlerimizin en büyük hatalarından bir tanesi, Cübbeli’nin de yaptığı hata; “İslam ahlakı dünyasını küfür şu anda teslim aldı, küfür her yeri istila etti” diyor. Kardeşim deccal ne demektir? Ahir zamanda bütün Müslümanları esir alan, dünyayı dinsiz yapan sistemin adına deccaliyet denir. Kaşı, gözü falan bunlar detaydır artık, bu önemli değildir o kadar. Bak Mehdi (a.s.) için dün de söyledim, İslam ahlakını dünyaya hakim ettikten sonra Mehdi (a.s.) çıktığında, mesela bazı hadisler Mehdi (a.s.) ile ilgili uymasa farz edelim, önemi yok ki Mehdi (a.s) odur, yani kastedilen şahıs odur. Allah-u alem odur, Allah-u alem diyerek odur diyeceğiz. Çünkü %99’luk asıl alamet oluşmuş, İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti. Hz. İsa (a.s.) ile beraber namaz kılmış, sen bu kişiye nasıl Mehdi (a.s.) değildir diyebilirsin.
ALTUĞ BERKER:Tabii inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah-u alem odur. Diyecek ki; hadislerde şu hadis uymuyor. Kardeşim diğer Mehdilerle, Büyük Mehdi (a.s.) ile diğer Mehdi’nin arasında bazen hadislerde farklılıklar oluyor. Yani daha önce gelecek Mehdilerle, Büyük Mehdi (a.s.)’nin dış eşkal benzerlikler aynı olmuyor bazen. Bediüzzaman bunu açıklıyor. Mesela deccallerde de öyle. Büyük deccalle, Mesih deccalle mesela Süfyan deccal birbirine karıştırılıyor. İkisinin bazı özellikleri var, eşkal özellikleri var. Sen şuna bakacaksın; İslam aleminde Darwinizm’i, Materyalizm’i kim hakim etti? Hafız Esad’ın öncülüğünü yaptığı Darwinist, materyalist, sosyalist cereyan, Süfyan hareketidir bu. Bütün dünyayı, bütün dinlerden kopartan, yani Musevileri Musevilik’ten, Hıristiyanlığı Hıristiyanlık’tan, Müslümanlığı Müslümanlık’tan kopartan sistem ne oldu? %99’unu dinsiz yapan sistem neydi? Darwinizm, materyalizm. Dünyaya hakim oldu mu şu an? Kardeşim ondan sonra artık deccalin boyu, poşu, genişliği falan bunlar çok detay konular. Bu %1’liktir ki müteşabih bunlar da zaten. Bunların büyük bir bölümü zaten uyuyor ama uymayanlar da var. Onlar muhtelif deccallere ait izahlar. Ama bakın yine söylüyorum, uysun veya uymasın, çok az bir kısmı bile uymuş olsa, %99’un uyması çok önemlidir. %99’un uyması, yani ana bünye. Deccal nedir dediğinde, yalanla bütün dünyayı kandırması ve bütün dünyayı dinsiz yapması. Bu olmuş mu, olmamış mı? Olmuş. Deccal gelmiş, bitti. Bu dünya tarihinde hiç olmuş mu daha önce? Olmamış. Bütün dünyanın tarihinde ilk defa ve bir kere olmuş mu? Ve son kere oluyor. İşte deccal budur, deccal gelmiştir. Deccalin boyu benzemiyor, benzemesin. %99’u benzedikten sonra, mesela bir insan %99 benziyor ama saçı benzemiyor farz edelim, tarife benzemiyor saçı. Başka modelde taranmış saçı. Ne önemi var? Adam budur işte, kişi odur. Saçı benzemeyebilir. Yani %99’u benziyorsa odur o. Deccal’in geldiğinin farkında Cübbeli ve hatta korkudan sadece ölmek istiyor. Söylüyor adam. Var mı o açıklamalar? Bir önce şu Cübbeli’nin deccalden korku, hani ekmek konusu var ya onun, ekmek yemek; “biz buna dayanamayız, ekmeksiz duramayız” diyor, bir onu gösterin. Sonra diğer açıklamasını gösterin. Tamam bakalım.
VTR: CÜBBELİ ZORLUK YAŞAMAKTANSA HZ. MEHDİ (A.S.)’I GÖRMEDEN ÖLMEYİ TERCİH EDECEĞİNİ ANLATIYOR.
ADNAN OKTAR:Ömer Tekin diyor ki: “Hocam Kuran Meali yazın” diyor. Allah’ım Ya Rabbim. Ali Bulaç’a ben garanti veriyorum, daha ne diyeyim? Doğru, yazdıkları doğru, yani acayip bir şey yok. Yanlış bir şey varsa getirsinler, söylesinler bana, o zaman yazacağım söz, inşaAllah. Ali Bulaç’ın meallerinde yanlış, hatalı bir şey görürlerse, Ömer Nasuhi Bilmen Hocam da yanlış bir şey görürlerse veyahut Elmalı Hamdi Hocamız’ın eserinde bir yanlış bir şey görürlerse gelip bana söylesinler, hazırlayacağım, söz. Yok Ehl-i Sünnet’e uygun, gayet güzel, doğru, bir şey yok.
Aman Allah’ım. Şimdi Büyük Ortadoğu Projesi’nde, internette de böyle Büyük Ortadoğu Projesi’nin esiri olmuş, it kopuk takımı oluyor. İşsiz, güçsüz bunlar böyle hımbıl kikirik tipler, akşama kadar böyle sırtlarını çıkararak bilgisayarın başındalar. İşte orada köfte ekmek falan yiyor, elinin tersiyle burnunu falan siliyorlar, akşama kadar fitne çıkarıyor. Oradan oraya yazılar yazıyor, oradan oraya yazılar yazıyor, o da şeytanın etkisinde haberi bile yok. Deccalin özelliği odur işte. Deccalin insanlara yaptığı, şeytanı musallat etmektir. Şeytanı çağırma güçleri var. Cinlere de etki edebiliyorlar, bu konuda sonra bilgi vereceğim. Mesela ateist masonların bir kısım üstatları, bakın bu özel bilgi, yani pek söylemeyecektim ama kristal bir taşın içerisine cin hapsedebiliyorlar, cin hapsediyor, kullanmak üzere. Aynanın içerisine cin hapsediyor. Yüzüğün içerisine, kendi elindeki yüzüğün içerisine cin hapsediyor, cin yani şeytani cin. İstediği an onu kullanabiliyor. Bu konuda bilgi vereceğim sonra. Bakın aynanın içerisine hapsediyor, kristal taşın içerisine hapsediyor, bir de yüzük içine hapsediyor. Bu bilinen bir şeydir, çok eski bir gelenektir. Ateist masonların yaptığı bir şeydir. İşte ben bunlara karşı Allah’a inanan masonları destekliyorum, bunların azgınlığını durdurmak için. Şeytanları da insanların üzerlerine gönderdiklerinde, şeytanlar insanlarda unutkanlık, bitkinlik, dikkat dağınıklığı, fitneye yatkınlık, düşünme yeteneklerinin daralması ve sinirlilik yapıyor ve bunu kullanıyor işte deccaliyet. Şu an dünyada bunu kullanıyor ve bu bütün dünyada yaygın. Bak; “herkese teshir eden müthiş deccal” diyor Bediüzzaman. Bak “istisnasız herkesi teshir altına alacak” diyor. Hemen hemen herkeste bunu görüyoruz bak, sinirlilik, gerginlik, unutkanlık, dikkat verememek, yorgunluk, çok çabuk öfkelenme, birçok insana karşı bu deccaliyetin uyguladığı bir sistemdir. İsa Mesih (a.s.) işte bu oyununu kaldıracak, yani onun şeytanlarını yakacak İsa Mesih (a.s.), yani o kullandığı şeytanları yakacak. Öldürmesi bu, şeytanları gerçekten öldürüyor İsa (a.s.). Gerçekten bir ölüm var onlar için. Yani insan öldürmüyor İsa Mesih (a.s.) ama şeytan öldürüyor. Öldürdüğü için şeytanları insanları bırakıyor. İnsanlar da bir ferahlık olacak, Allah Allah diyecekler, anamızdan doğduk gibi olduk, bir şey oldu bize diyecekler. Ferahladık, bir açılım oldu, ne oldu bize, diyecekler. Uykudan kalkmış gibi böyle bir ferahlık olacak, çünkü şeytanları insanların üzerinden çekiliyor. Çok yoğun yüklenmiş durumda şu an decaliyeti hakim etmek için, çünkü Deccaliyet “bize yardım edin” dedi şeytanlara. Şeytanlar zaten bunları yönlendiriyor, bir ittifak ettiler, yani ins ve cin şeytanların insanlara saldırısı var şu an. Deccaliyetin saldırısı budur ama insanları saldırtan asıl şeytandır. Çünkü şeytan kendini haklı çıkartmak istiyor Allah’a karşı. Kuran’da söylüyor, söz veriyor Allah’a. “Ben senin samimi kulların dışında hepsini saptıracağım” diyor. Allah “sana süre verildi” diyor ayette, “sana süre verdim” diyor. “Kıyamet vaktine kadar sana süre verildi” diyor. Kıyamet’in kopmasına yakın olduğunu bildiği için deccal, delirdi şu an. Şeytan ve orduları, şeytan ve orduları delirdi. Şu an deccalle iş birliği yaparak, deccali kullanıyorlar. Deccal de ins şeytandır, insan şeklinde şeytandır. O ve ordularıyla şu an dünyaya saldırıyorlar. Bütün dünyaya karşı şeytanın bir saldırısı var şu an, yani topyekun bir saldırı var. Mehdiyet de onlara karşı topyekun bir saldırı veriyor şu an. Cihad veriyor şeytan ve ordularına karşı. Şeytan çok zeki bir varlık, çok detay bilen bir varlıktır, yani kime nasıl etki edecek. Mesela Büyük Ortadoğu Projesi’ni dizayn eden şeytandır. İnsanlara ilka eden şeytandır. Müslümanları birbirine kırdırmak için ikna eden yine şeytandır. Müslümanları mezheplere ayıran şeytandır. Alevi, Sünni düşmanlığını yapan şeytandır, iblis ordusudur. Buna karşı Cenab-ı Allah, Muhammed Mehdi (a.s.)’yi gönderiyor. Bir avuç talebesiyle, şeytana meydan okuyor. Şeytanın hiç başedemeyeceği bir insandır, çünkü samimi bir insandır. Diyor ki Allah: “Senin salih kullarım üzerinde etkin olmayacak” diyor şeytana. Halis kulları işte Mehdi (a.s.) ve talebeleridir, Muhammed Mehdi (a.s.) ve talebeleri. Etki edemiyor şeytan, durduramıyor onları. Binbir türlü yoldan, mesela birçok Müslüman’ı etkisi altına almış durumda şu an şeytan. İttihad-ı İslam’ı kabul ettirmiyor, Mehdi (a.s.)’nin geleceğini kabul ettirmiyor, İsa (a.s.)’nın geleceği kabul ettirmiyor, kimine şahs-ı manevidir dedirtiyor, kimine ruhtur dedirtiyor, kimine ölmüştür dedirtiyor. Maksat Müslümanlar birleşmesin, çünkü şeytan’ın en çok korktuğu şey şu an İttihad-ı İslam’dır. Çünkü Allah’a karşı (haşa) meydan okumasında, ona tam bir tokat, yani şeytanın en ağırına gidecek olaydır. İslam’ın bütün dünyaya hakim olması ne demektir biliyor musun? Şeytan’ın bütün iddialarının yok olması demektir. Enaniyetinin, gururunun tamamen yok olması demektir. Kendisine has bir enaniyeti var şeytanın. Onun yerle bir olması demektir. İşte Mehdi (a.s.) devrinde, şeytanın öldürülmesi budur. İsa Mesih (a.s.) onları köpekler gibi öldürüyor, kitle halinde öldürecektir şeytanları. Yani milyarlarca şeytanı yakacaktır, yakarak öldürecektir ama bu görülmeyecek. Allah’a dua ediyor, Allah ona özel bir güç veriyor Hz. İsa Mesih (a.s.)’e, bütün şeytanlar yanacaktır ve ölecekler ve insanların üstüne bir ferahlık gelecek. Hz. Süleyman (a.s.) zamanında da şeytanlar hizaya gelmişti. Hz. Süleyman (a.s.)’a hizmet etmişlerdi it gibi. Şimdi de Mehdi (a.s.)’ye it gibi hizmet edecekler.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hatta İslam zıttı gibi görünen Mehdi (a.s.)’ye hizmet edecek kişilerin içerisinde Gül Haç Teşkilatlı, masonlar, Tapınak Şövalyeleri hepsi, hepsi Mehdi (a.s.)’ye hizmet edecekler, çünkü şeytanları yakılmış olacak. Şeytan yakılınca ateist masonların kullanacağı güç kalmıyor, güçleri ellerinden gitmiş oluyor. Askeri yok, askersiz kalacaklardır, askersiz kalınca yeniliyorlar. Ama cahil cühela Hocaları ve onları işte savunan bazı kişileri şeytan etkiliyor. Onlar da farkında değil ama. Ayette diyor Allah; “Onlar kendilerinin çok iyi iş yaptıklarını zannederler” diyor. Ahiret’e geldiklerinde şaşırıyorlar. “Çok iyi iş yaptıklarını zannederler” diyor. Cahilliğinden yapanları uyarıyorum, akıllarını başlarına alsınlar. Cübbeli konuşmalarında deccalin geldiğini açık açık söylüyor. Haberi yok, anlatıyor haberi yok, konuştuğunu duymuyor. Bütün İslam ülkelerinin perişan durumda olduğunu ve küfrün her yeri istila ettiğini söylediği bir videosu var. Hazır mı o, onu gösterelim.
VTR
ADNAN OKTAR:Bak Cübbeli ne konuştuğundan haberi olmuyor, ne anlattığından haberi yok. Bak Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Ahir zaman da kafirlerin üzerinize üşüşecek, bütün İslam ülkelerini işgal edecek, küfür, tuğyan, dalalet her yeri saracak” dediği hadis deccaliyetle ilgilidir. O söylediği konu, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zaman da kafirler üşüşecek dediği konu, deccalle ilgilidir. Haberi yok, deccal çıkmış haberi yok. Bak “bizi öldürsünler” diyor. Sen bu kadar zavallı hale geldiysen, bu kadar teslim olduysan, bu kadar güçsüz olduysan, bu kadar ümidini yitirdiysen deccal gelmiş demek değil midir bu? “Ölüp kurtulayım” diyorsun sen. Bak ne kadar çaresiz hale gelmişsin. Artık İttihad-ı İslam’dan bahsedemiyorsun, Türk-İslam Birliği’nden bahsedemiyorsun, o kadar felç olmuşsun, mahvolmuşsun adeta.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Bu deccalin geldiğini göstermiyor mu? Niye çıkıp gümbür, gümbür aslan gibi, delikanlı gibi Türk-İslam Birliği olsun, İttihad-ı İslam olsun, deccaliyete meydan okuyorum niye diyemiyorsun? Diyemezsin, çünkü nokta, nokta, nokta. Ama ben seni zorla konuşturacağım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam’ı da anlattıracağım, Türk-İslam Birliği’ni de anlattıracağım, Mehdi (a.s.)’yi de övdüreceğim. Mehdi (a.s.) ile ilgili duasını da koyun yayına şimdi.
VTR
ADNAN OKTAR:Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye’deki ayağı, Türkiye’deki ateist mason olan ayağı, Mehdi (a.s.)’ye karşı cahil Hocaları kışkırtıyor, kışkırtacak ve şu an devam ediyor. Yani Cübbeli’yi ben tenzih ediyorum, diğer ismini saydıklarım kişileri tenzih ediyorum. Bunları böyle kukla gibi oynatıyorlar, istedikleri gibi hareketlendiriyorlar, istedikleri şekle getiriyorlar, onlarla özel sohbetleri oluyor, özel konuşmaları oluyor. Mehdiyet’in farkında oldukları için, ne tür önlem alacaklarını kendi aralarında istişare edip, ondan sonra fiili uygulamaya geçiyorlar. Fakat bu da Mehdiyet için zaten gereken bir şey, Mehdiyet’in mutlaka karşısında direnen, cahil Hocalar gerekiyor, küfür ve dalalet gerekiyor. O zaman Mehdiyet olmaz zaten. Yani direnmiyorsa karşısında, bir güç yoksa Mehdi (a.s.)’nin. Mehdi (a.s.)’ye mukavemet eden bir güç yoksa, o Mehdi (a.s.) değildir zaten. Allah mukavemet eden gücü özellikle gösteriyor, özellikle yaratıyor, inşaAllah.
Mesela “o sırada” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.) “fitneler, karışıklıklar, ihtilaller çok olur da insanlar birbirlerini öldürürler” Deccal zamanında. Aynı bak Cübbeli’nin dediği. Anlamıyor bunu, başka bir şey zannediyor. Senin haberin yok arkadaşım, sen deccalden bahsediyorsun haberin yok. Deccale karşı senin çözümü söylemen lazım. Çözümü de 570 yıl geriye alıyorsun. “İnsanlar kendi canlarına kıyarlar” Yani intihar ederler. “ve yeryüzünü belalar kaplar” Anarşi, terör, savaşlar. “İşte böyle bir sıkıntılı zamanda melun lanetlenmiş deccal çıkar. “Deccal neymiş? Bunlarmış.
İmam-ı Şarani söylüyor, sayfa 482. “Zaman, Kıyamet yakınlaşır, amel eksilir, insanlarda aşırı cimrilik ve hırs artar, çok herç olur. Sahabeler ‘herç nedir Ya Resulullah?’ diyorlar, ‘öldürmek, çok fazla insan öldürmek’” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Şu anda dünyanın gördüğü bu, işte deccal devri bu.
Buhari cilt 13, sayfa 6023. “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki”, deccal devrini tarif ediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “onların yüzleri insan yüzleri, kalpleri şeytan kalplidir” Ateist masonlar öyle, şeytanın etkisindeler. Bak o demin anlattığım konuya, “ve kan dökücüdürler” kan istiyor. Kanı da biz dökmeyelim, Müslümanların birbirine döktürelim, diyor. Ne yapalım? Müslümanları birbirine kırdıracak Hocalar bulalım, cahil Hocalar. Onlara biraz yağlama, yıkama yapalım, biraz teşvik edelim, biraz harçlık verelim zarf içinde. Ondan sonra birazda hafiften alttan korkutalım, tehdit edelim, bunlar bize hizmet ederler, diyorlar ve adamları saldılar. Cayır cayır İslam aleminde faaliyet yapıyorlar şu an.
“Müslümanlar için üç şehir olacak. Bir şehir, iki denizin birleştiği yerde. İlk gireceği şehir Mehdi (a.s)’nin, iki denizin birleştiği yerdeki şehirdir” Neresi İstanbul. Bak Mehdi (a.s.)’nin ilk geleceği şehir. “İki denizin birleştiği yerdeki şehirdir” deminki konu. Bak deccalin bütün dünyayı kaplayacağını söyleniyor. Bediüzzaman da söylüyor: “Tabiiyyun (tabiatçılık, Darwinizm), maddiyyun (maddecilik, materyalizm) felsefesinden tevellüd eden (kaynaklanan) bir cereyan-ı Nemrudane (inkarcı akım, deccaliyet), gittikçe Ahir zamanda felsefe-i maddiye (materyalizm felsefesi) vasıtasıyla intişar ederek (güçlenerek) kuvvet bulup, uluhiyeti (Allah'ın varlığını) inkar edecek bir dereceye gelir” Bütün dünyada Allah’ı inkar edecek bir duruma geldiler şu an, %99’unu kapladı. Mehdiyet de var gücüyle onlara karşı mücadele veriyor şu an. Evet kapanış konuşmasını yapalım sonra ben ayet okuyayım, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren Harunyahya. Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Ada Tv, Kocaeli Tv’den takip edebilirsiniz. Yayınımıza Harunyahya.Tv sitesinden devam edeceğiz.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Sebe Suresi, 11. ayet. Allah Davud (a.s.)’a diyor ki: “Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok” Ahir zamanda tanklar, kariyerler. Geniş zırhlardır. Düzenli biçime sokulup, büyük savaş araçları yapıldı. “Ve hepiniz salih ameller yapın”Yani samimi olun. “Gerçekten Ben, sizin yaptıklarınızı görenim" (diye vahyettik)” Cenab-ı Allah her şeyinizi, yaptıklarınızı görüyorum, diyor. 12. ayet:“Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik);” yani planör tarzı bir araç yapılmış, gördüğüm kadarıyla Hz. Süleyman (a.s.) zamanında. Bir aylık mesafeyi bir günde alıyor. Kestirmeden, müthiş bir süratle gidiyor, maşaAllah. “Erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık” Çok fazla bakır kullanıyor, Ahir zamanda da, zaten şu an bakırın en çok kullanıldığı zaman şu andır. “Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı” Mehdi (a.s.)’da da aynı şey olacaktır. Mehdi (a.s.)’ın da eli altında Allah’ın izniyle iş gören bir kısım cinler olacak. “Onlardan kim Bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık” İşte Hz. İsa (a.s.)’ın yapacağı da bu. Allah’a dua edecek, Allah’ın çılgın ateşin azabından onlara tattıracak, inşaAllah. 13. ayet:“Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı” Cinlere hizmet ettiriyor Hz. Süleyman (a.s.). Bak kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar. Mehdi (a.s.) de aynı şekilde masonları kullanacak, hizmet ettirecek. Kaleler yaptıracak, heykeller yaptıracak, havuz büyüklüğünde çanaklar yaptıracak, çok büyük tesisler yaptıracak. O Tapınak Şövalyeleri olsun, masonlara olsun, inşaAllah mimaride çok büyük hizmetler yaptırtacak Allah’ın izniyle. Evet Harunyahya.Tv’den devam ediyoruz inşaAllah.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...