SUNUCU: Yayınımıza Harunyahya.tv internet sitemizden Hocamızla beraber devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bizim cevap vermediğimiz kardeşlerimiz vardı, onlara cevap verelim.
Rıza kardeşimizin bir yazısı var; “sevgili seyyidim” diye yazan kardeşimiz. Efendim, Evrim Teorisi’ni dünyada incelesin kardeşimiz, tek yıkan sistem burada bulacaktır. Keşke olsa başka yerlerde de biz de oradan da istifade etsek, ama yok. Allah bizi vesile etti, bu bir gerçek. Ama sırf Yaratılış Atlası değil, çok fazla kitap var. Benim 300’ün üzerinde kitabım var. Ama Allah’ın imkan vermesiyle inşaAllah kardeşimiz diğer eserleri de okursa, Yaratılış Atlası’nın diğer ciltlerini de okursa, diğer ciltlerini de hazırlıyoruz baskıya, çok kapsamlı olarak deccaliyetin dinini ortadan kaldıran dev bir kılıç olduğunu görecektir Yaratılış Atlası’nın. Yaratılış Atlası; küfrün başına inen, deccaliyetin başına inen bir tokmaktır inşaAllah. “Sizi daha yakından tanımak için araştırdım, inceledim” diyor, “gördüm ki herkes size karşı bir sevgi duyuyor geniş çapta” diyor. Güzel bu, Allah daha da arttırsın, Allah daha da muhabbetlerini arttırsın, bu güzel inşaAllah. Muhalif olan da olur, muhalif olan da olacak, yani biz şeytanımız olmazsa mücadele yapamayız, değil mi? Bizim karşımızda deccalin, iblisin tohumları olacak, deccal orduları olacak, Firavun tiynetli insanlar olacak, Nemrut tiynetli insanlar olacak, üçkağıtçılar olacak, sahtekarlar olacak, it-kopuk takımı olacak biz de onlara karşı mücadele vereceğiz değil mi Rıza kardeş inşaAllah? Kahpelik yapanlar olacak, münafıklar olacak, münafıkların yağcıları olacak, onların yancıları olacak, küfür o kadar kapsamlıdır ki, yani it sürüsü gibidir çeşidi. Kalleşi ayrıdır, kahpesi ayrıdır, üçkağıtçısı ayrıdır, çakalı ayrıdır, ondan sonra gözü dönmüş iblisleri ayrıdır, münafıkları ayrıdır, onlarla toptan bir mücadele içerisindeyiz. Rıza kardeş de bizi destekliyormuş, ona da teşekkür ediyoruz. Efendim, “münafıklarla ilgili açıklamanıza devam eder misiniz” diyor, onu anlatalım. Rıza bazen diyor, şeytanın bana etki ettiğini düşünüyorum Hocam diyor. Kendisini münafık gibi görüyormuş Rıza. Bakacaksın, eğer hakikaten üzerinde bir münafıklık alameti varsa Allah’a sığınacaksın, değil mi? Şeytanın alametini üzerinde görürsen Allah’a sığınacaksın. Eğer yoksa da gönlün rahat olsun inşaAllah. Efendim, Berkerim sen neler anlatmak istiyorsun bize?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, deccalin ikiye bölmesiyle ilgili bir hadis vardı malumunuz. Onu okuyayım mı Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Oku, evet.
ALTUĞ BERKER:Deccalin Hz. Mehdi(a.s.)’yi ikiye bölmesiyle ilgili hadislerden bir tanesi: “Deccal sonra bir harabeye uğrar. Ve ona definelereni çıkar deyip oradan ayrılır. Harebenin defineleri de bal arılarının arı beyini izledikleri gibi ardına düşer. Deccal sonra genç bir adamı kendisine imana davet eder. Deccal kendisini reddetmesine öfkelenerek onu kılıçla vurup ikiye böler. Her iki parçayı bir ok atımı mesafeye fırlatır, sonra o genci çağırır. Genç dirilip parlak bir yüzle ve gülerek ona yönelir.” Müslüm’de, İbni Mace’de, Tırmızi’de geçen hadis Hocam.
ADNAN OKTAR:Sen ne anladın oradaki hadisten?
ALTUĞ BERKER:Deccaliyet sistemi Mehdiyete olan saldırıları yönünde onun camiasını bölüyor Allah-u alem, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Ama imanı güçlü Mehdi (a.s.) ve talebeleri tekrardan o gücü toplanıp deccaliyeti yok ediyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Sen ne anladın, Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Siz açıklamıştınız Hocam daha önce, Mehdi (a.s.) ile talebelerinin arasını Allah-u alem ayırdıkları bir dönem olabilir fakat Mehdi (a.s.) çıkıp güleryüzle, gülerek inşaAllah, deccal olduğunu da anlayıp o sistemi yok ediyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Deccali kızdırmak için gülerek çıkıyor, iman neşesinden yapıyor, iman sevincinden dolayı yapıyor. Demek ki, Mehdi (a.s.)’ye karşı böyle alçaklar, kahpeler, çeşitli suretlerde sözlü olarak olabilir, basından olabilir, internetten olabilir, it-kopuk, çakal takımı, böyle münafık ordusu, şeytanın, iblisin satılmış mahlukları atakta bulunacaklar. Bu Mehdiyetin daha coşmasını, heyecanının artmasını sağlayacaktır. Mehdiyete bir adrenalindir, çünkü Mehdiyet mücadele ettiği bir grup görmediğinde Mehdiyet özelliğini kaybetmiştir demektir. Mehdiyet karşısında eğer kahpeler, it-kopuk takımı, çakallar, münafıklar, kalleşler, Büyük Ortadoğu Projesi’nin uygulayıcısı, böyle vatan hainleri, benim anlattığım anlamdaki Büyük Ortadoğu Projesi yalnız. Zahirdeki değil, onlara karşı cansiperhane, akılcı, güzel bir mücadele yapar Mehdi(a.s.) inşaAllah. Mehdi (a.s.) hakkında bugün birçok yazı yazılıyor, köşe yazıları yazıyor, internet yazıları görüyoruz. Büyük bir Mehdi (a.s.) korkusunun dünyayı sardığını görüyoruz. Bu, Mehdi (a.s.)’nin çıkışının en büyük alametlerinden birisidir. Mehdi (a.s.)’ye çeşit çeşit karşı olma var bir kökten reddetme var. Çıkışını geciktirme iddiası var, yani bin yıl yahut beş yüz yıl veyahut çok daha fazla. Veyahut geldi, geçti iddiası var. Şahs-ı manevi iddiası var. Görülmez Mehdi iddiası var, veyahut öldü, ruhu bir başka kişinin ruhuna girdi iddiası var. Bu gibi iddiaların hepsi Mehdiyetten kurtulmak, kaçmak için ortaya atılmış iddialardır. Bunu cahillikle, bilgisizlikle yapan kardeşlerimizi tenzih ediyorum. Ama asıl bu olayı organize eden şeytandır. Şeytaniyettir, çünkü Mehdi(a.s.)’ın çıkmaması için, Mehdi(a.s.)’ın faaliyet yapmaması için bir şeyler yapılması gerekiyor. Ne yapılması gerekiyor? Bir şey ne olabilir, işte bunlar olabilir. Yani bak ne kadar çok çeşit saydım, bu çeşitlerden herhangi birisi olabilir. Bunlarla baş edemeyince Mehdi(a.s.)’a karşı bambaşka yöntemler daha geliştireceklerdir, daha da geliştireceklerdir. Şeytan her yerde yenildiğini görecektir. Binlerce kanaldan yaklaşacaktır, binlerce kanaldan yenildiğini görecektir. En sonunda şeytan pes edecektir. Yani Mehdiyetin özelliği budur. Mehdiyetten bahsetmek; küfrü, dalaleti ve münafıkları çok kızdırır. Onun için şeytanı biz şu an en çok kızdıracak konunun ittihad-ı İslam olduğunu ve Mehdiyet olduğunu bildiğimiz için İsa Mesih’i, İsa Mesih’in gelişini, Mehdi(a.s.)’ın gelişini ve ittihad-ı İslam’ı onları çok kızdıracak şekilde sürekli gündemde tutacağız. Çünkü asıl mücadele münafıklarla. Münafıklar Mehdi(a.s.)’dan hiç haz etmezler. İsa Mesih(a.s.)’dan hiç haz etmezler. İttihad-ı İslam’dan hiç haz etmezler. En haz etmedikleri konuyu onlara zorla dinleteceğiz. Çünkü münafıklar bizi şu an izliyorlar. Küfür ve delalet de izliyor. Müslümanlar da, muttakiler de izliyor. Mehdi(a.s.)talebeleri de izliyor, Mehdi(a.s.)’ı sevenler de izliyor. Biz de Mehdi talebesiyiz. Bizler de o faaliyet içerisindeyiz inşaAllah.
Evet, şeytandan Allah’a sığınırım; münafıklara, “Onlara: ‘Gelin Allah'ın Resûlü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin’ denildiği zaman başlarını yana çevirdiler”.Şimdiböyle bir konumda olan bir insan, öyle münafık karakteri olan bir insan, Mehdi(a.s.) gibi, bütün dünyaya hakim olan bir imamın kumandasına girmek ister mi? Ne yapması gerekiyor kurtulmak için? Doğrudan “Mehdi yok” derse, Kütüb-i Sitte dolu, Kuran ayetleri açık. Bediüzzaman da gelecek diyor, bununla olacak gibi değil, onların kafasına göre. O zaman ne yapalım diyorlar, çözüm bulalım. Çözüm ne olabilir, işte bu saydıklarım. Şahs-ı manevi bir çözümdür, Mehdi’ye karşı, geldi, gitti, öldü demek bir çözümdür. Bir insanın ruhuna girdi demek bir çözümdür. Görünmez bir ruhtur demek, bir çözümdür. 570 yıl sonra gelecek demek bir çözümdür, bin yıl sonra gelecek demek bir çözümdür. Veyahut haydi bakalım Mehdi geldiyse Melek göstersin bize, yahut kuru bir kamışı yere diksin, yeşillensin, yaprak çıkarsın, ağaçlar meydana getirsin. Tekbir getirsin binalar yıkılsın, haydi bakalım öyle Mehdi(a.s.)’ı görelim; bu da bir çözümdür. Çünkü Mehdi(a.s.) kendisini ispat etmekle mükellef değil ki. Mehdi(a.s.); İslam ahlakını dünyaya hakim etmekle mükellef. Allah sen kendini ispat edeceksin demiyor ki ona, sen bilakis bu iddiadan kaçınacaksın diyor Cenab-ı Allah, yani böyle bir iddiada bulunmayacaksın diyor. Git de kendini ispat et demiyor. Bazı ahmaklar da Mehdi(a.s.)’ın kendisini ispat etmesini bekliyorlar, yani çıksın, Mehdilik iddia etsin ve kendisini ispat etsin. Böyle bir şey olmaz. Allah ona haram kılmış onu, nasıl yapsın onu? Yapar mı Müslüman? Ama İslam ahlakını dünyaya hakim etmeyi, deccali yıkmayı ona farz kılmış, Mehdi(a.s.)’ye. Bunu yapacaksın diyor, Allah’ın izniyle. Sana bu kuvveti vereceğim, yapacaksın diyor. Vahiyle bildiriyor Peygamberimiz(s.a.v.)’e. Peygamberimiz (s.a.v.) de Mehdi(a.s.)’a bildiriyor hadisle inşaAllah. Berkerim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Ayet okuyorum, münafıklarla ilgili inşaAllah. 12:00 Bakara Suresi,27. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır”.
ADNAN OKTAR: Şimdi, cümle cümle anlat.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. “Ki (bunlar)”, münafıklardan bahsediyor, “Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar”.
ADNAN OKTAR: Allah’ın ahdi nedir? İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği, değil mi?Farzdır, en büyük farzdır.Bunu bozuyor. Bunu bir şekilde engellemeye çalışıyor. Bunu bir şekildekabul etmiyor. Evet…
ALTUĞ BERKER:“Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler”.
ADNAN OKTAR: Bütün İslam aleminin birleştirilmesi, İslam ülkelerinin bir araya getirilmesini ittihad-ı İslam’ı reddederek, Mehdiyet’i reddederek, Müslümanların lideri olmasını da reddederek, kesip ortadan kaldırıyorlar. Evet.
ALTUĞ BERKER:“Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar”.
ADNAN OKTAR: Şu anda da Müslümanlar bozguna uğramış durumda zaten, paramparça, işgal altında. Bu bozgunu elde etmiş durumda deccaliyet. Fakat cahil Müslümanları kullanarak elde etti. Deccal bizzat kendisi yapmadı. Cahil Müslümanları kendisine asker etti. Onlar, onun bedava askeri oldular, ve paralı askeri oldular ve ona hizmet ettiler. Ve sonucunda bu meydana geldi. Bu askerleri işte bir kısım cahil Müslümanlardır. Bir kısmı bilerek, bir kısmı bilmeyerek deccalin ordusuna hizmet etti.
ALTUĞ BERKER:Maide Suresi, 80. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün”.
ADNAN OKTAR: Evet, kendilerini koruyup kollayan üçkağıtçılarla, sahtekarlarla, din düşmanlarıyla dostluklar kurduklarını, onlara yalakalık yaptıklarını, onlara soytarılık yaptıklarını, onları güldürmek için onlara dalkavukluk yaptıklarını, şaklabanlık yaptıklarını, dinle, İslamla haşa kendilerince alay ettiklerini düşünerek, onları güldürmeye çalıştıklarını herkes görüyor ve duyuyoruz. Kuran buna işaret ediyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Kuvvet ve onuru onların yanında mı arıyorlar?”
ADNAN OKTAR: Veyahut, Müslümanların yanından, Mehdi ordusunun, -Müslümanlar derken, İslam’a, Kuran’a hizmet eden herkes, Mehdi ordusudur- onların yanından ayrılıp kendi pis boğazını, pis yiyeceğini, pis çıkarlarını elde edebilmek için bir barınak, bir mağara, bir in arayışıyla münafıkların sığınmalarına Kuran dikkat çekiyor. Müslümanların yanından kaçıp, değil mi, bir ine sığınması. Allah, bir mağara bulurlarsa oraya giderler diyor. Veyahut küfrün himayelerine girmeleri, onları desteklemeleri, radyolarıyla, televizyonlarıyla, gazeteleriyle, küfrün himayesine girmeleri. Evet.
ALTUĞ BERKER:“Bunlar tağutun önünde muhakeme olmayı istemektedir.”
ADNAN OKTAR:Çıkalım diyor mesela, televizyon kanalında tartışalım diyor. Nasıl bir televizyon kanalı diyorsun. Küfrün kontrolünde olan bir kanal diyor. Ne konuşacağız diyorsun. İttihad-ı İslam mı? Yok. Türk-İslam Birliği mi? Yok. Ne konuşacaksın? Bizi İttihad-ı İslam’dan, Türk-İslam Birliği’nden uzaklaştıran ne varsa onu konuşalım diyor. Bu bir şeytanı oyun olur. Müslüman böyle bir oyuna gelmez. Müslümanın vakti kıymetlidir. Veyahut Müslümanları ihbar etmek, onları tuzağa düşürmek. Veyahut buna benzer oyunlar, hepsi.
ALTUĞ BERKER:"... Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar”.
ADNAN OKTAR:İşte kendince ya ihbar ederek, ya yazılarıyla, ya sözleriyle, ya köşe yazısıyla, ya televizyonlardan hitap ederek, ya radyolardan hitap ederek, sözlü olarak veyahut fiili bazı engellemelerle, fiili bazı komplolarla, oyunlarla Müslümanlara rahatsızlık vermek, güya onları huzursuz etmek, onları yormak, onları meşgul edip kendi davalarından uzaklaştırmak için şeytan kendi iblis tohumlarını hareketlendirir. Onlar birbirlerinin velisidirler, yardımcısıdırlar, yani münafık takımı. O, onu tanır, o onu tanır. Birbirlerine destek olurlar, birbirlerine yardımcı olurlar. Buna karşı Mehdiyet yek vücuttur. Resulullah (s.a.v.) diyor, 313 kişidirler diyor, yani 600 gözlü, 600 kulaklı, 300 beyinli bir tek varlık gibidir Mehdi (a.s.) talebeleri. Bununla adam baş edemez ki, dünyada böyle bir varlık yok çünkü. Bununla adam baş edemez. Münafıklar kendi aralarında bölünmüş oluyorlar, parçalara ayrılmış oluyorlar. Yani herkese düşmandır münafık. Herkesin menfaat yönüne bakar münafık. Mesela amcasıysa, amcasından ne istifade edebilir. Arkadaşıysa ondan ne istifade edebilir, Hocasıysa ondan ne istifade edebilir ona bakar. İstifade ettiği kadar ona yalakalık yapar, yaltaklık yapar. Böyle it gibi kuyruk sallar. Ama menfaati yoksa hemen ona karşı tavrını koyar. Yani münafık, münafıktan nefret eder. Müslümanlardan nefret eder münafık ama, münafıktan da nefret eder. Yani menfaati kadar onlarla bağlantısı vardır.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Al-i İmran Suresi, 166-167. “İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi”. İki topluluk nedir? Deccal ordusu ve Mehdi ordusu. “Karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi”. Demek ki münafıkların her saldırısı Allah’ın izniyle olur, küfrün her saldırısı Allah’ın izniyle olur. Münafıkların her yazdığı harf Allah’ın izniyle olur, her söylediği söz Allah’ın izniyle olur. Her yaptığı saldırı, her yaptığı atak, her yaptığı ihbar, oyun Allah’ın izniyle olur. Bunun sebebi diyor Allah, “mü'minleri ayırdetmesi;münafıklık yapanları da belirtmesi içindi”. Münafıklar böylece belirlenmiş oluyor. “Onlara gelin Allah’ın yolunca mücadele edin”, yani Allah yolunda Mehdi ile, İslam’a hizmet edin. “Ve savunma yapın”, İslam’ı savunun, Darwinizmi, materyalizmi ortadan kaldıracak şekilde, Müslümanlara Darwinist, materyalist saldırıyı durdurun, karşı atağa geçin dendiğinde; “biz savaşmayı bilseydik, elbette size izlerdik derler”.
“Aynı sözü Efendimiz (s.a.v.) de söylemiş. Bunu da okumuştum, bunlar doğru mu yoksa aslı olmayan bir söz mü?” diyor. Var bu. Kuran ayetidir. Hz. Mehdi (a.s.)’ye Rabbim bunu nasip ederse onun duası kabul olmamış olur mu? Okuduğum söz yanlış değilse” diyor Uğur. “Ya Rabbi. Bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ver.” Mülkten mülke fark vardır. Hz. Süleyman (a.s.)’a nasip olan mülkün daha değişiğini Allah Hz. Mehdi (a.s.)’ye nasip etmiş oluyor. Yani, “bana verdiğinin aynısını verme” diyor. Aynısı değil ki Mehdi (a.s.)’ye verdiği. Hz. Süleyman (a.s.)’ın bulunduğu yer küçük bir yerdi, iki-üç milyon insanın bulunduğu bir yerdi en fazla, çok küçük bir yer. Oradaki mülk küçük bir mülk, yani belirli sayıda. Ama Mehdiyet devrinde yedi milyar insan iman ediyor. Bütün dünyaya hakim oluyor İslam. Dolayısıyla Hz. Süleyman (a.s.) devriyle kıyaslanmaz. Benzemiyor, yani bir hikmetle bunu söylüyor. “Ya Rabbi. Bana verdiğin mülkü…” “benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir kudret nasip et” diyor. onun bir hikmeti vardır, hikmetle söylenmiş bir sözdür. Hiçbir Müslüman’a nasip etme, hiçbir Müslüman nasiplenmesin anlamında değil bu. Küfre böyle bir imkan nasip etme, dalalete böyle bir imkan nasip etme anlamındadır. Yoksa Müslümanlara böyle bir iyilik, böyle bir nimet gelmesin anlamında değil. Hz. Süleyman (a.s.) haşa öyle bir şey söylemez. O haşa haset anlamına gelir. Öyle bir şey demez, Peygamberler beridirler. Allah, küfre böyle imkan, yani Nemrut’lara, deccallere, bundan sonraki firavunlara böyle bir mülk nasip etme. Bu zenginlik Müslümanlara nasip olsun, sadece inananlara nasip olsun anlamındadır. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde çok çok muhteşem olacaktır hakimiyet. Hz. Süleyman (a.s.) devriyle kıyaslanmaz. Çapı çok çok büyüktür.
Rıdvan kardeş yazmış; “Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam” diyor. Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hak din İslam olduğuna göre başka din veya dinler yoktur” diyor. Doğru hak din İslam’dır. İslamiyet’ten başka din Allah Katı’nda geçerli değildir. Yani şu anki Musevilik, şu anki Hıristiyanlık tahrif olmuştur. Zaten ayet var; “Allah Katında din İslam’dır” diyor. Bitti, yani çok açık. “O zaman dinlerin ittifakı nasıl olur?” diyor. Dinlerin ittifakında dinleri kabul etme yok ki. Yani Müslüman Hıristiyanlık dinine giren kurtulur, Hıristiyanlık hak din demeyecek. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında öyle miydi? Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında İslam hak dindi, hakimdi. Ama Hıristiyanlarla ittifak vardı, değil mi? Hıristiyanların ziyaretlerine gidiliyordu, yemekleri yeniyordu, Hıristiyan kadınla evleniliyordu, Musevi kadınla evleniliyordu. Dolayısıyla da müşriklere karşı da Hıristiyanlarla ittifak oluyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) müşriklere benzemektense kıyafette de Ehl-i Kitap’a benzemeyi esas alıyordu. Yani dış görünümünde Ehl-i Kitap’a benzemeyi esas alıyordu. Yani bir yasaklama yoksa Ehl-i Kitap’a benzemeyi esas alıyordu. Dolayısıyla “Allah birdir” diyen Ehl-i Kitap’ın yemekleri yeniyor ve o kadınlarla evleniliyor, Ehl-i Kitap’tan. Dolayısıyla küfre karşı, müşriklere karşı, Allah’ı inkar edenlere karşı “Allah birdir” diyenlerle “La ilahe illAllah” ittifakını bize Kuran söylüyor, Allah söylüyor. Hıristiyanları “’Allah birdir’e çağırın” diyor Cenab-ı Allah, ayet var, bu bir ittifaktır. Hıristiyanlara “Allah birdir” dedirtmek ittifaktır. “Allah birdir” diyen Musevilerle ittifak edip; Darwinizmle, materyalizmle, “Allah yoktur” diyenlere karşı mücadele vermek, Allah’ın varlığını savunan, Allah’ın birliğini savunanlarla birlikte hareket etmek bir gerekliliktir. Bunu Bediüzzaman söylüyor. Kuran’da bunu görüyoruz, hadislerde bunu görüyoruz, bunlar bir gerçektir. Ama iblis orduları, şeytan orduları, Büyük Ortadoğu Projesi’ni hazırlayan ateist masonlar it-kopuk takımını, cahilleri, avanakları kandırarak, %99 dünyaya hakim olan Allah’sızlığı görmezlikten gelerek, %99 olan Allah’ı inkar düşüncesini ve ateizmi görmezlikten gelerek “Allah birdir” diyenlerle dünya çapındaki bu mücadeleyi destekleyeceklerine; “’Allah birdir’ diyenleri kesin, asın” deyip onları da devreden çıkararak, Müslümanları da kendi içinde bölerek onları da Alevi, Sünni, Şii diye ayrımlara tabi tutup, bölüp Müslümanları kendi içinde tamamen eritip-yok etmeyi planlıyorlar. Bir kısım avanaklar, ahmaklar da buna alet oluyorlar bir kısmı cahilliğinden, saflığından yapıyor, bilgisizliğinden yapıyor, Cübbeli gibiler de cahilliğinden yapıyorlar. Daha önce isimlerini saydığım kişiler de cahilliklerinden yapıyorlar. Bu ahmakların, bu alçakların, bu kahpelerin oyunlarına Rıdvan kardeşimiz gelmesin. Çok dikkatli olsun. Deccalin avucunda bir pislik olmaktan insanlar kaçınacaklar, inşaAllah.
“Selamun aleyküm Hocam. Bediüzzaman bir risalesinde Mehdi (a.s.) için “vakit ve hal müsaade etmez” diyor. siz de bir röportajınızda "Mehdi (a.s.)’nin hali müsaade etmez, Mehdi (a.s.) imtihan oluyor" demiştiniz. Mehdi (a.s.)’nin hali konusunu biraz daha açıklar mısınız? Gizem Akbaş, İstanbul.” “Hal ve vakit müsaade etmez” diyor. o Bediüzzaman’ın bildiği bir sır. Ben Mehdi (a.s.)’yi görmüş değilim. Bediüzzaman’ın ne demek istediğini tam bilmiyorum ama belli ki Mehdi (a.s.)’ye buradaki üsluptan, dünyadaki bütün cin orduları ve şeytan orduları savaşacaklar, üzerine gelecekler, o da onlara karşı aslanlar gibi mücadele verecek. Ama vaktinin çok çok dolu olacağı, yani yoğun bir insan olacağı da belli. Allah-u alem her ikisine işaret ediyor. Anlamı bu.
“Muhterem Adnan Hocam, Allah’ın rahmeti üzerinize olsun. Sizin ve arkadaşlarınızın yaptığı bu hizmet mükemmel. 30 milyon sizi izliyor ve insanların mantığının kurtulmasına vesile oluyorsunuz. İmanının kurtulmasına vesile oluyorsunuz, inşaAllah. Sizin medyadaki, sanat dünyasındaki insanlara doğru bildikleri yanlışlarını düzelterek, dini doğru anlatmada yaptığınız hizmet büyük. Sizler olmasaydınız kimler bu hizmeti yapacaktı. Cübbeli mi? Daha Hz. Mehdi (a.s.), Hz. İsa (a.s.)’yı anlayamamış. Teşbih manayı gerçekmiş gibi zannediyor, insanları yanlış yönlendiriyor. Allah hizmetinizi daim kılsın, inşaAllah.” Necdet kardeş. Doğru. Allah-u alem biz olmasak ya Osman Ünlü’nün eline teslim olacaktı, ya Cübbeli’nin eline teslim olacaktı, ya şaşar beşerin elin eline teslim olacaktı Müslümanlar. Kim bilir ne hale geleceklerdi, Allah vermesin. Allah vermesin. Darwinizm-materyalizm tüm İslam alemini kaplayacaktı. Çünkü en ummadığımız, en takva bildiğim gazeteler, dergiler, internet siteleri Darwinizmi savunur hale gelmişlerdi. Biz de var gücümüzle mücadele ederek onları durdurduk. Kimi kısmını da durduramadık. Mesela o Haber7.com, durduramadık. Adam devam ediyor, Darwinist propaganda yapıyor. “Mukaddesatçı internet sitesiyim” diyor. Türkiye Gazetesi’ni durduramadık, bilmiyorum bundan sonra dururlar mı? Yıllardan beri Darwinist propaganda yapıyorlar. Hüseyin Hilmi Işık Hoca, gazetenin kurucusu Hüseyin Hilmi Işık Hocamızdır. Nakşibendi şeyhidir, çok mübarek, muhterem bir insandır. Israrla ve titizlikle, kitaplarında, eserlerinde diyor ki; “”Darwinistler, materyalistler oradan-buradan alıntı yanlış haberler getirirler, çeşitli kaynaklardan size getirirler. Bunları gerçekmiş gibi yayınlayıp milletin kafasını bulandırmak çok çirkin, yanlış bir harekettir. Sakın böyle bir oyuna gelmeyin” diyor. Sanki hiç dememiş bunları, hiç anlatmamış gibi cayır cayır Türkiye Gazetesi’ni basmaya devam ediyorlar. Osman Ünlü de habire “1000 yıl sonra Mehdi (a.s.) gelecek” diyor. Bu durumda ümmet ne olur?
VTR
ADNAN OKTAR:Evet çok güzel. Biz Allahualem olmasaydık, meydanı boş bulup, Müslümanları da Darwinist, materyalist yapacaklardı. Mehdi (a.s.) de yok, Hz. İsa (a.s.) da gelmeyecek, bundan sonra kıyamet, Darwin’in dedikleri de doğru... Allahualem Müslümanlığı mahvedeceklerdi, Cübbeli gibi tipleri de çıkarıp, hurafeleri yayacaklardı. Bambaşka bir olay olacaktı. Allah korudu elhamdülillah. Allah vesile etti. Gerçi uyanık Müslümanlar var yani, aklı başında olan Müslümanlar var. Karşı koyan çok insan var ama bizlerin de bundaki etkisi çok çok büyük. MaşaAllah, elhamdülillah. Gören görüyor.
ALTUĞ BERKER:Az önce kardeşimizin, “Vakit ve hal” dediği, Bediüzzaman Hazretleri, malumunuz Hocam, “Ehli imanı dalaletten muhafaza etmek vazifesi” diyor, ilk vazifeyi izah ederken Hocam. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, “Ehli imanı dalaletten muhafaza etmek” yani, “En büyük mesele dünyada şu an, Allah’ın inkar edilmesi” diyor, Bediüzzaman. Cübbeli de; “Fatiha’yı tecvitle okuma konusu esastır” diyor. “Adamlar direk Allah’sız, kitapsız, Allah’ı inkar ediyorlar” diyoruz, Fatiha’yı tecvitle okumaktan bahsediyorsun. Fatiha normal düz okunursa, senin namazın tamamdır. Bütün milletimiz namaz kılıyor, bunların namazı geçerli olmuyor mu? Çok güzel geçerli oluyor. Çünkü, hulusi kalple, samimiyetle kıldın mı namazını tamamdır. Dar düşündüğü için, yüzeysel düşündüğü için, bir de kendi gibi insanlar yetiştirmiş, az da olsa. Onları da böyle aydınlatmak gerekiyor. La ilahe illAllah mücadelimizde, La ilahe illAllah’ı insanlara kabul ettirmek için, Hristiyanlarla ve Musevilerle ittifak yaparız, yapacağız. Çünkü dünyanın %99’unu dinsiz, Allah’sız, kitapsız, imansız hale getirdiler. Önce, Allah’ın varlığını, birliğini insanlara kabul ettirmek gerekiyor. Onun için Hıristiyanlarla ittifak edildiğinde, bu çok rahat elde edilir. Sonra Hıristiyan aleminin, bak diyor ki Bediüzzaman; “Diğer konularda şimdilik Hıristiyanlara bir şey demeyin” diyor. Sadece bu Lailahe illAllah konusunda, Kuran ayeti var zaten, Cenabı Allah; “Lailahe illAllah’a onları çağırın, Hıristiyanları” Lailahe İllAllah, dedikten sonra, Muhammeden Resulullah dedirttirmek Hz. İsa (a.s.)’nın elinde, Allah’ın izniyle. Onu da o yapacak inşaAllah. Ama, Lailahe İllAllah çok hayati bir konudur. Çok hayati bir konudur. Lailahe İllAllah dedirtirsek, Muhammedden Resulullah dedirtmek çok kolay. Ama bu safhaya daha gelmeden, Müslümanları birbirine kırdırtmak, Hıristiyanlarla Müslümanları savaştırmak, Musevilerle Müslümanları savaştırmak, Alevilerle Sünnileri, Caferilerle Sünnileri savaştırmak, bu şeytanın projesi. Bu oyuna gelmeyiz. Bazı aklı zayıf arkadaşlarımız bu konuda şeytanın oyununa geliyorlar. Biz de onları uyarıyoruz. Şimdi kısa bir ara verelim sonra yine devam ederiz.
SUNUCU:Programımıza kısa bir aradan sonra devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Marşlar/Fasıllar
Devamı ...