SUNUCU: Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Gaziantep Olay TV, Aksu TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, gazeteoku.com, haber58.com, haberhilal.com, islaminesil.com, sekizsutun.com ve harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Nasıl başlamak isterseniz Hocam?
ADNAN OKTAR: “Muhammed Tural Afkani, Azerbaycan’dan” maşaAllah. “Yani kardeş ülkeden” diyor. Elhamdülillah, tabii ki canımız ciğerimiz Azerbaycan bizim. “Selam canım Hocam, çok ilginç bir haber duydum. Alimler bir cihaz ihtira etmişler.” Herhalde “icat etmişler” diyor. “Bu cihazla insanların uykularını videoya, yazıya alabilecekler. Ben bir şey anlamadım. İnanmıyorum, siz ne diyorsunuz buna” diyor. Olur olur, yaparlar yani. “Ayrıca kardeşlerimizin size sorularının detaylı olması hoşuma gider. Soru soranlar detaylı soru sorsunlar” diyor. Tabii ki öyle olsun inşaAllah.
“Selamün aleyküm Hocam,” aleyküm selam ve rahmetullahi Gizem Akbaş, “dünya hayatında şimdiye kadar hiçbir kadın peygamber olmamasının hikmeti nedir?” Yani kadın olarak tabii görüleceği için toplumda peygamber olması durumunda garip bir ruh hali meydana gelecektir. Birçok risk meydana gelecektir. Ruh hali olarak psikolojik etki açısından olumsuz bazı gelişmeler olabilecektir. O yüzden Allah peygamberliğin heybetini, ağırlığını yüksek tutmak için böyle bir fitneye yani insanların öyle bir bakış açısıyla peygambere bakmasını engellemek için kadınlara peygamberlik vermemiş. Ama peygamber gibi de kadın olabilir. Yani peygamber gibi güzel ahlaklı, peygamber makamı gibi yüksek, veli tiynetli kadınlar olabilir. Mesela Hz. Ayşe annemiz, Hz. Fatıma ve Hz. Meryem. “Alemlerin bütün kadınlarından üstün kıldık” diyor Cenab-ı Allah. Peygamber ahlakı gibi ahlakı inşaAllah. Yani yükselmede bir engel yok, yani kadın alabildiğine yükselebilir inşaAllah. Peygamber ahlakı gibi ahlakını geliştirebilir, yükseltebilir inşaAllah. Tabii yani mesela güzel bir kadın peygamber olsa iftira atabilirler, birçok şeyle olabilir. Çok sorun çıkacağı açık, belli.
“Esselamün aleyküm.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Hocam ben yaklaşık 4 aydır sizin çalışmalarınızı takip ediyorum. Şu ana kadar dine karşı bütün kötü düşüncelerimi değiştirdiniz. İmkan buldukça kitaplarınızı okumaya devam ediyorum. Siz ve çalışmalarınız bu dünya insanlığı için bir nimetsiniz Hocam. Kitaplarınızı okuyup da hala düşüncelerini değiştirememiş insanların durumuna şaşıyorum” diyor. “İyi akşamlar diliyorum” diyor, Uğur kardeşimiz. Yani biz de şaşıyoruz tabii, Uğur kardeş doğru söylüyor.
“Esselamün aleyküm.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Muhammed Adnan Hocam,” ne güzel isim Muhammed. “Muhammed Adnan Hocam, Cehennem’de sebepler ortadan kalkacak mı, yoksa beyinde algı mıdır? Teşekkür ederim” diyor, Cüneyt. Dışarıda Cehennem olacak tabii ama biz öyle algılayacağız. Mesela Cehennem ateşi bir başkasına soğuk gelir, bir başkasına hiç etki etmez. Mesela melek var orada, 19 tane Cehennem meleği var. Cennet’te onlar çok mutlu, ateş etki etmiyor, hissetmiyorlar ateşi. Azabı da etki etmiyor, oradaki hiçbir acı verecek olay, onlara acı tarzında etki etmiyor. Onlar hoşnut olacakları şekilde oluyor. Hoşlarına gidecek şekilde oluyor. Allah onları tersine çevirmiş, oradaki etkiyi. Cehennem’de her şey onları mutlu ediyor, her şeyden rahat ediyorlar. Bak tam tersine algı olduğu için, algıya göre. Mesela Cennet’e koyar Allah Cehennem ehlini, mesela Cennet nehirleri, Cennet içecekleri ona korkunç azap verir içtiğinde, mesela Cennet meyveleri, mahvolur bir meyveden yediğinde. Cennet kuşunu yer, mesela etini yer perişan olur. Cennet evlerinden dehşete düşebilir, Allah isterse muazzam azaba çevirebilir. Tamamen Allah’ın vereceği algıya bağlıdır, Allah’ın vereceği hisse bağlıdır. Cehennem’in bağımsız bir etki gücü yoktur, Cennet’in de bağımsız etki gücü yoktur. Allah’ın bizim imanımıza göre, kişiliğimize göre yaratmasıyla ilgilidir. Tabii dışarıda mesela Cehennem’in ateşi var. Ama Cehennem’in ateşini Allah bize beynimizde bambaşka gösteriyor. Normalde ateş dışarıda ışıklı değildir, ama beynimizde Allah ışıklı hale getiriyor. Mesela Cehennem’in dumanını Allah isterse bambaşka gösterir, güllük gülistanlık gösterebilir. Mesela Cehennem zebanileri var, zebaniye. Acayip mutlular Cehennem’de, sonsuza kadar oradalar ama müthiş mutlular Allah aşkıyla böyle yanıp tutuşuyorlar. Aynı Cennet zevki gibi zevk alıyorlar, acayip mutlular Cehennem’de. Allah onlara öyle algı veriyor. Her şeyden memnunlar inşaAllah.
“Star TV’de Ramazan’da yayınlanan Hz. Yusuf (a.s.) dizisinde son bölümde Hz. Yakup (a.s.) torunları toplamış onlara Mehdi (a.s.)’den bahsediyor. Birgün gelecek dünyanın tek hakimi ve tek devleti olacak” diyor. “Dünyanın hakimi olacak kişi de hiç şüphesiz en salih insan ve devleti de dünyanın en iyi devleti olacaktır” diyor. “O salih yönetici kim? diye soruyor torunu, Yakup Peygamber (a.s.) de; tek bildiğim Allah’ın salih kullarından olduğu ve son peygamberden sonra devletini kuracaktır” diyor” diyor. İrem isimli bir hanımefendi göndermiş.
Ömer Yıldırım Köln, Almanya. Bütün Almanya’daki koçyiğitlere selam. Bizim ufaklığa, ekibe, hepsine, kardeşlerin hepsine selam. Ayrıca Almanya’daki bütün sevdiklerimize Şeyh Nazım Hocamızın oradaki değerli talebelerine, oradaki büyük mürşidlere, değerli ağabeylerimize, hepsine selam. “Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Muhammed Adnan Hocam şu anda inşaAllah sizi izliyorum ve sizin ilanınızı da izledim. Tahminlerimde Rabbim beni yine doğru çıkardı. Sizin doğru yolda olduğunuza, aklıma eskiden” yani içimde herhalde ve yahut rüyamda görmek istediğim “sohbetlerde duyduğum ayet geldi. O budur” diyor. Aklına gelmiş demek ki evet. 36/21, “Uyun sizden hiç ücret istemeyen o zatlara ki onlar hidayete ermişlerdir.” “Sizler de kimseden eserleriniz için hiçbir karşılık beklemiyorsunuz. Allah’ın rızasına kavuşmuş insanlar olarak görüyorum sizleri inşaAllah” diyor. Doğru hakikaten ben mesela 300’ün üzerinde kitabım var. Hiçbir ücret, onların yani satışından bir kar, şu bu falan aklımın ucundan dahi geçmez. Allah’a sığınırım ve utanç duyarım yani tahayyül dahi edemem. Ayrıca kitaplarımı basmak isteyen kardeşlerime de bütün kitaplarımı da helal ediyorum. Matbaalarda basıp dağıtsınlar çokca. Kitap dağıtmak çok önemli bir konu yani bilgisayardan indirip okumak biraz emek istiyor, ama kitap son derece kolaydır. Mesela alıyorsun, açıyorsun o kadar, çok kolay bir şey. Onun için kitap basmak önemli bir ibadet, kardeşlerimiz benim kitaplarımın matbalarda basılmasını sağlasınlar. Ben herhangi bir telif ücreti veyahut telif hakkı istemiyorum. Helal ediyorum. İstedikleri gibi basıp kitapları çoğaltabilirler ama benim istediğim şu, kağıdını alsınlar, matbaayla da anlaşsınlar, tam kağıt ve matbaanın toplamı neyse milimi milimine zarara uğramayacakları şekilde satışa sunsunlar bu olur. Ama kar eklemesinler yani kar olmasın veyahut direkt ücretsiz dağıtsınlar en güzeli olur. Ama gücüm yetmiyor diye tam ucu ucuna, tam ucu ucuna zarar etmeyecek şekilde satsın, satabilir. Ama asıl olan ücretsiz dağıtmaktır. En makbulü odur. Fi sebilillah, Allah için. Mesela beş bin tane bastırsın, beş bin kişiye dağıtsın, çok büyük sevap, çok büyük etkisi olur inşaAllah. Biz kardeşlerimizden bunu istirham ediyoruz inşaAllah, Allah rızası için.
“Selamlar” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Güzeller güzeli biricik Muhammed Adnan Hocam’a” diyor. “Hocam bu akşam HaberTürk’teki Tarihin Arka Odası programının reklam arasından önce Hz. İbrahim (a.s.)’den bahsediliyordu. Pelin Batu da; “Kuran’da en sevdiğim surelerden birisi Bakara Suresi, Ankebut Suresini severim” dedi. Pelin Batu devam ederken Gözlüklü onun sözünü alelacele bölüp “reklam arasına gidiyoruz” dedi. Dediğiniz gibi Hocam haşa Kuran’a olan sevgisini ifade etmesine bile izin vermedi Gözlüklü, sevgiler Hocam” diyor, Dilara. Pelin Batu acayip şeker bir şey, anormal sevimli. Onun tarzı, hareketleri o bir ses çıkışı var onun acayip şeker, dindar da maşaAllah. Fakat bizim Gözlüklü Tombul Allah ona hidayet versin, aklını açsın inşaAllah.
“Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü “nurani Muhammed Adnan Oktar Hocam” diyor. Sizler de nuranisiniz Kemal Zengin kardeşim bütün müminler nuranidir. “Muhammed Adnan Oktar Hocam, Hocam bazı Nur talebesi kardeşlerimize Mehdi (a.s.) sayfasını niye okumadıklarını sorduğumda, bu zamanda acil olan iman hakikatleri olduğunu, Mehdiyet’in acil olmadığını söylüyor ve başka bir sebepten dolayı anlatmıyoruz diyorlar. Hocam bu sebep de Mehdiyet’i anlatınca size yarayacağını...” yani çocuk gibiler Allah’ım ya Rabbim, adları gibi eminler Mehdi olduğumdan ben böyle bir şey görmedim. “Anlatınca size yarayacağını, insanların sizden etkileneceğini düşünüyorlar ve bu arkadaşlarımız ve bazı cübbeli, sarıklı Hocalarımız sizi ehl-i sünnete uygun görmediklerini düşünüyorlar.” Aynı Bediüzzaman’da olduğu gibi. Cübbeli de çünkü Bediüzzaman da “ehl-i sünnete otuz cihette uymuyor” diyor. “Bir büyük alim bunu söyledi” diyor, otuz cihette. Bediüzzaman’ın zamanında da İstanbul’daki alim, ehemniyetli bir alim ve talebeleri Bediüzzaman’ı hem ihbar etmişlerdi, hem baskı uygulamışlardı, hem de ona iftira etmişlerdi. Fakat asıl iddia ehl-i sünnete uymadığı iddiasıydı. Ehl-i sünnet inancı dışında olduğu iddiasıydı. Kardeşlerimiz de bunu söylüyorlarsa Bediüzzaman’ın zamanında karşılaştıkları olayla benim de karşılaştığım anlaşılıyor. Hayır vardır, hayır vardır. “İkinci olarak da Risale-i Nur Külliyat’ını üç sefer okumuş arkadaşıma Mehdi (a.s.)’ın en büyük veli olduğunu, en büyük müctehid olduğunu söylediğimde “Bediüzzaman’dan da mı büyük” diye şaşırdı. Ben Risale-i Nur derslerinde Mehdiyet’in okutulmayıp üzerinde durulmadığından bu bilgilerde zayıf kaldıklarını anlattım, ki doğru. Hocam ben Nur talebeleri ve Bediüzzaman ile sizin vesilenizle tanıştım ve sevdim yıllarca derslerine gittim. Yalnız artık ısrarımıza rağmen asrımızın bu önemli konuları üzerinde durmamaları bana samimiyetsiz geliyor ve derslerde kardeşlerimizi yeis içerisine sokuyorlar. Kardeşlerimiz derslerde uyuyorlar.” Kemal Zengin, Gaziantep. Nur talebesi kardeşlerim bana dershaneye gidenler, bir kısmı kendilerini sezdirmesinler yani eğer böyle haşin ve sert davranacaklarsa, Mehdi (a.s.)’den konu açıldığında, Hz. İsa (a.s.)’ın gelişinden konu açıldığında böyle çılgınlaşıp kardeşi dershane dışına çıkaracaklarsa, görüşmeyeceklerse kendilerini gizlesinler. Ama makul dinleyen kişiler varsa onlara anlatsınlar inşaAllah. Şimdi “bu zamanda acil olanın iman hakikatleri olduğunu söyledi” diyor. Tamam iman hakikati ne demek? İnsanın imanını coşturan, heyecana getiren, Kuran’ın hak olduğuna, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hak olduğunu gösteren bütün deliller. Allah’ın Resulünün hak peygamber olduğunu gösteren bütün deliller. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hak peygamber olduğunu biz Kuran’dan anlıyoruz. Ve gösterdiği mucizelerden anlıyoruz. Şimdi Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zamanda gösterdiği 150’nin üzerinde mucize var. 150’nin üzerinde mucize ve bir de insanların bizzat gözüyle göreceği, eliyle tutacağı 150 tane mucize, 1400 sene sonra gösteriyor Peygamber (s.a.v.) bak mucizeyi, bir saat sonra değil, beş saat sonra değil. 1400 sene sonra 150 tane mucize gösteriyor ve hepsi tamam, tam anlamıyla çıkıyorlar. Şimdi eğer iman hakikati anlatmak istiyorsan en etkili şeylerden biri nedir? Peygamber (s.a.v.)’in mucizeleridir. Sen Peygamberimiz (s.a.v.)’in 150 tane mucizesini şeytanın etkisiyle insanlardan gizliyorsun. 150 mucizeyle insan ne olur biliyor musun, havalara uçar manen, muazzam etkilenir. Ne demek bak, ilk defa tarihte 1400 yıldan beri ilk defa, bir kere Kabe baskını oluyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in diyor ki; “Mehdi (a.s.) devrinde ilk defa olarak Kabe baskına uğrayacak ve kan akıtılacak” diyor. Tam 1400 sene sonra tam dediği vakitte Kabe baskına uğruyor ve kan akıtılıyor ve aynen dediği oluyor. Bir mucize değil mi bu? Ve aynı devirde “iki tane kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. “Birisi ki uçlu olacak, çok parlak olacak, diğer kuyruklu yıldızların ters istikametine gidecek” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu mucizesini niye saklıyorsunuz be hey cahiller. Değil mi, madem iman hakikati anlatmak istiyorsunuz, bakın bu çok büyük bir iman hakikatidir. İnsanların gözüyle gördüğü, hakkal yakin, aynel yakin iman edecekleri çok büyük bir mucizedir. Mehdi (a.s.) korkusuyla bunu gizliyorsunuz. Bak Cübbeli “yemin etsin Mehdilik iddia etmeyeceğine” diyor, Mehdi (a.s.) ile ilgili, “bu yüzyılda Mehdi (a.s.)’nin geleceğini söyleyeceğim” diyor özetle, yani mealen böyle söylüyor. Bak Nur talebesi arkadaşların bir kısmı diyor, “biz Mehdilikten bahsedersek, İttihat-ı İslam’dan bahsedersek” bak, bir “İttihat-ı İslam’dan bahsedersek, Türk-İslam Birliği’nden bahsedersek, Mehdi (a.s.)’dan bahsedersek, Al-i Beyt’ten bahsedersek, Hz. İsa (a.s.)’ın geleceğinden bahsedersek Adnan Oktar’a hizmet etmiş oluruz” diyor. Kardeşim bu ne anormal bir düşüncedir. Ne kadar eminsiniz ne kadar eminsiniz benim Mehdi olduğumdan. Aklınızı başınıza alın siz, defalarca yemin ettim, defalarca lanetleştim, benim böyle bir iddiam yok dedim. Yani bu çılgınlık nedir. Şimdi bak beni dinleyen bütün kardeşlerim, ki 30 milyonun üzerinde bizim dinleyicilerimiz, seyredenlerimiz, özel olarak tespit ettirdim 30 milyonun çok üzerinde, 30 ile 40 milyon arasında değişiyor. Çünkü radyo, internet ve televizyondan dünya çapında, çünkü dünyanın her yerinde izleniyoruz şu an ve çok yoğun, yani Amerika’daki izlenim çok yoğun, Avrupa’daki izlenim çok yoğun, Türki devletlerde çok yoğun, Arap devletlerinde çok yoğun yani onu tespit ettirdim. Şimdi Nur talebesi kardeşlerimizin bu eksiğinin giderilmesi çok hayati, bütün kardeşlerimiz bu konuda seferber olsunlar. Şimdi hiç kaçıp, kurtulacakları gibi değil. Yani hiç yalanla da, doğru olmayan izahlarla da kendilerini aldatamazlar. Yüzde bir de olsa sayıları o kardeşlerimize hakkı, hakikati anlatacağız. Öyle bir çalışma yapsınlar ki nefes aldırmasınlar kardeşlerimize, her yerde bu konuyu anlatsınlar.
Şimdi bak benim korkumdan deccali de anlatamıyorlar. Yani deccal gelmiş olduğu halde deccali anlatamıyorlar. Yani bu bir çılgınlık değil mi. Ya o Mehdi (a.s.) çıkarsa, ya gerçekten o Mehdi (a.s.) ise korkusuyla deccalden bahsedemiyor, İttihat-ı İslam’dan bahsedemiyor, Mehdi (a.s.)’den bahsedemiyor, İslam ahlakının dünya hakimiyetini ima eden, açıklayan hiçbir ayeti okuyamıyor. Nur Suresinin 55. ayetini kendilerine adeta haram kıldılar, konuşamıyorlar, söyleyemiyorlar. Tevrat’tan delil getiriyor Allah, Tevrat ve Zebur’dan Mehdi (a.s.)’ye, Kuran’da ayet var. Yani hadise göre anlıyoruz, ama ayrıca Kuran ayetlerine göre, “dünya hakimi olan kişilere, Ahir zamanda dünyaya hakim olacak kişilere Tevrat’ın ve Zebur’un işaret ettiğini” söylüyor Allah. Bu ayetleri de okuyamıyorlar. Adeta felç oldular bir kısım insanlar Mehdi (a.s.) korkusundan, bu da Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir. Bu korku Mehdiyet’i durdurmaz. Kardeşlerimiz her gördüğü yerde bu kişileri ilmi bir ablukaya alsınlar, yani ilmi ablukayı arttıralım.
Kardeşim öyle bir sıkıştılar ki Süfyan’dan da bahsedemiyorlar. Süfyan’dan bahsedince Mehdi (a.s.)’den bahsetmiş olacaklar. Mesih deccalden bahsedince, Mehdi (a.s.)’den bahsedecekler. Peki dua ediyorsunuz, duayı da mı terk edeceksiniz? Her gün dua ediyorsunuz Allah’a deccalden Allah’a sığınıyorsunuz, deccalin bahsi geçtiğinde elini çeviriyorsun. Deccalden sizi kim kurtaracak? Allah kurtaracak. Kimi vesile edecek? Mehdi (a.s.)’yi vesile edecek. Siz günde beş defa Mehdi (a.s.) için dua ediyorsunuz aynı zamanda “Ya Rabbi bize Mehdi (a.s.)’yi gönder” duasıdır o. Deccalden Allah’a sığınmanın anlamı nedir? Deccalden nasıl kurtuluyor insan? Mehdi (a.s.) vesilesiyle kurtuluyor ve Mehdi (a.s.)’yi görmek ve Mehdi (a.s.)’ye tabi olmak için beş kere dua ediyorsun her gün. İstesen de istemesen de Mehdi (a.s.)’nin kontrolü altındasın. Mehdi (a.s.)’den kaçmakla, Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır almakla Mehdiyet’i durdurmazsınız. Sadece utanç duyacağınız, rezil rüsvay olacağınız, dünyada, Ahiret’te aşağılanacağınız, küçük düşeceğiniz bir sistemin içine giriyorsunuz o kadar. Bu Mehdi (a.s.)’ye karşı mücadele veren, Müslümanım diyen cahiller yarın birgün rezil rüsvay olacaklar. Kardeşlerimiz kararlılıkla, heyecanla ve sevinçle devam etsinler.
Bak Bediüzzaman diyor ki, Mektubat s. 53. Nur talebelerinin bir kısmına yasak bunları okumak ama bana serbest. Bak ben otuz milyonun üzerinde kişiye anlatıyorum şu an. Onlar bir oda dolusu, bir odadaki insanlara anlatamıyorlar, ben otuz milyonun üzerindeki insana şu an anlatıyorum. Mektubat sayfa 53; “Süfyan ve Mehdi (a.s.) hakkındaki hadislerin,” Bediüzzaman konuşuyor şu an, Bediüzzaman söylüyor, “Süfyan ve Mehdi hakkındaki hadislerin ifade ettikleri mana budur ki: Ahir zamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak” “iki cereyan” Bediüzzaman söylüyor. Nereye dayandırarak söylüyor? Hadislere dayandırarak söylüyor. Hadisleri kim ilka ediyor? Cibril (a.s.). Cibril (a.s.)’e söyleyen kim? Allah.
“Birisi: Nifak perdesi altında” münafıklık perdesi altında inkarcı olduğu halde, Müslüman gibi görünerek “Risalet-i Ahmediyye’yi (a.s.v.)” Peygamberimiz (s.a.v.)’in elçiliğini ve onun yolunu “inkar edecek Süfyan namında ki müthiş bir şahıs” bak “Süfyan namında ki müthiş bir şahıs ehl-i nifakın” münafık karakterli kimselerin “başına geçecek ve şeriatı İslamiye’nin” İslam dininin “tahribine” yıkılmasına “çalışacaktır.” Ki Hafız Esad’tır, Arap sosyalizmi ve Darwinizmi yayan kişidir. “Ona karşı Al-i Beyt’i nebevinin silsileyi nuranisine” Peygamberimiz (s.a.v.)’in nurani soyuna “bağlanan” yani seyid olan “ehl-i velayet” velilerin “ve ehl-i kemal’in” kamil iman sahiplerinin “başına geçecek Al-i Beyt’ten” Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan, bakın ismini veriyor, şimdi sahtekarları dehşete kaptıracak bir isim söylüyorum, “Muhammed Mehdi isminde” bakın Muhammed Mehdi canlarını en yakan isimdir bu münafıkların, her yerde bu ismi söylesin kardeşlerimiz. Bak Bediüzzaman söylüyor; “Muhammed Mehdi isminde bir zatı nurani” nurlu bir şahıs “o Süfyani deccalin şahs-ı manevisi olan cereyanı münafıkhaneyi,” bak “cereyanı münafıkaneyi yok edip, dağıtacaktır.” Süfyan’nın kendini değil, şahs-ı manevi, bak kabul şahs-ı manevi var burada. Çünkü Süfyan gelmiş, vazifesini yapmış, ölmüş, gitmiş o, şahs-ı manevisi kalmış. Şahs-ı maneviye karşı şahıs çıkıyor. Kim bu? Muhammed Mehdi (a.s.), isim veriyor. Bak “o Süfyan’nın şahs-ı manevisine karşı” diyor. Bak burada şahs-ı manevi var. Çünkü Süfyan’nın gelmesi, tahribatını yapıp gitmesi lazım, ondan sonra Mehdi (a.s.) devreye girer. Süfyan görevini yaparken Mehdi (a.s.) geldiğinde, Mehdi (a.s.)’nin yapacağı onu seyretmektir, yapacağı bir şey yoktur. Durduramazsın Süfyan’ı, o zaman Süfyan değildir o zaten, görevini yapacak. Dolayısıyla Hafız Esad geldiğinde onu hiç kimse durduramadı. Görevini yaptı, görevini yaptıktan sonra gitti. Şahs-ı manevisi kalmıştır. Biz de şu an Mehdi talebeleri olarak, Mehdi (a.s.)’nin öncüleri olarak onun şahs-ı manevisiyle göğüs göğüse mücadele veriyoruz. Ama Mehdi (a.s.)’yi bak Bediüzzaman şahıs olarak söylüyor. “Muhammed Mehdi isminde bir” bir bak “bir zatı nurani.” Zat ne demek? Kişi. Bak bir, B, İ, R harflerinden oluşuyor, “bir” yani İngilizcesini mi söyleyeyim. Adam anlamıyor birin ne olduğunu. Bir de ismini vermiş ki münafıklar böyle şak diye ortadan bölünsünler diye “Muhammed Mehdi” diyor “Muhammed Mehdi”. Kardeşlerim her yerde bunu okusunlar, anlatsınlar. Nur talebelerinin üzerine çöken bu büyüyü, deccalin büyüsünü, Süfyan’ın büyüsünü bozacağız. Mesih deccalin büyüsünden kaynaklanıyor. Süfyan’ın bu derece etkisi yoktur, Süfyan’nın şahıslar üzerine etkisi vardır. Yani gördüğü anda hipnoz etkisi vardır. Mesih deccalin bütün dünyayı etkileme gücü var, şeytan kanalıyla, şeytanlar kanalıyla. Bak Nur talebelerini büyüleyenlerin büyüsünü kırmak için en bunaldıkları isimlerden ikincisini söylüyorum, İsa Mesih (a.s.). İsa Mesih (a.s.) beyinlerini dağıtır münafıkların, yani en canlarını yakan isimdir bak İsa Mesih (a.s.), Muhammed Mehdi (a.s), bunları duyduğunda, bunların iblisleri kudurmuş gibi kaçar, acayip bunalırlar. Bu iki ismi duymak istemezler. İsa Mesih (a.s.) her yerde söylesinler bunu. Bak “dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet,” ayrı ayrı giderlerse mağlup olurlar diyor Bediüzzaman. “Başlarında İsa Mesih (a.s.) olsa da,” “başlarında Mehdi (a.s.) de olsa ayrı ayrı olurlarsa mağlup olurlar” diyor. “Hıristiyanlarla, Müslümanlar birlikte hareket edebilirlerse yıkabilirler” diyor deccaliyeti. “La ilahe illallah diyen Hıristiyanlarla, Müslümanlar, yani Mehdi (a.s.) ordusu birlikte hareket edecekler” diyor. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet, ittihat,” ittihat en bunaldıkları şeydir münafıkların, hiç duymak istemezler. Birleşme, kardeşlik, İttihat-ı İslam, münafıkları manen yakmak için bunu bol bol söylesinler. Münafık sitelerine de gönderme yapsınlar, İttihat-ı İslam hakkında ne diyorsunuz ey mübarekler desinler. İsa Mesih (a.s.)’i biz çok seviyoruz desinler. Bütün peygamberleri seviyoruz. İsa Mesih (a.s.) indi, haberiniz var mı desinler. İsa Mesih (a.s.) dünyada desinler. İndiğine inanmıyorlarsa, inmek üzere desinler, madem öyle değil mi bunalıyorlar, inmek üzere desinler. Çünkü, indi deyince iyice akıllarını atarlar, inmek üzere deseniz yine bir derece yani.
ALTUĞ BERKER: Hocam dün şöyle demiştiniz: “Şeytanın en korktuğu şey İttihat-ı İslam’dır ve İslam ahlakının hakimiyetidir. İslam ahlakının hakim olması demek, şeytanın tüm iddialarının yerle bir olması, enaniyetinin yerle bir olması demektir. Mehdi (a.s.) devrinde şeytanın öldürülmesi budur” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, çünkü şeytan Kuran’da ne diyor? Haşa “ben Allah’ı doğru çıkartmayacağım” diyor haşa. Allah’a diyor, “beni ateşten yarattın, onu da topraktan yarattın. Ben ona secde etmem, daha büyüğüm ben” diyor. Ayrıca “bak şimdi topraktan yarattığını ben nasıl sana karşı getireceğim” diyor. “Sana nasıl muhalif hale getireceğim.” Yani haşa Allah’a sen hata yaptın demek istiyor haşa. “Ve ben bunu ispat edeceğim bana vakit verirsen” diyor. Allah da “sana vakit verildi” diyor. Ama şeytanın düşünemediği Mehdi (a.s.) var işte, İsa Mesih (a.s.) var. Mehdi (a.s.) ve İsa Mesih (a.s.) birleşip şeytanı rezil rüsvay ediyorlar. Mehdi (a.s.)’nin şeytanı öldürmesi budur. Bütün dünya iman ediyor, yedi milyar. Şimdi şeytana soruyorsun, hani insanları delalete düşürecektin, hani haklıydın sen? Bak, yedi milyar insan la ilahe illallah Muhammeden resulullah diye yeri göğü inletiyor, hani haklıydın sen diyorsun. Demek ki, enaniyetin yerler altında şu an, burnunu Allah sürttü ve sen mahvoldun diyorsun ve diyeceğiz inşaAllah. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet, ittihat birleşmeleri neticesinde dinsizlik cereyanına” yani deccaliyet akımına “galebe edip” galip olup “dağıtacak” deccaliyeti yıkacak “istinadında iken” bu kabiliyette iken, dikkat edin münafıklar şimdi “alemi semavatta” gökler aleminde “cismi beşerisiyle”. Cisim ne?
ALTUĞ BERKER: Vücudu.
ADNAN OKTAR: Cisim: Madde. İnsanın bedeni cisimdir. Hacmi var, yoğunluğu var, cisim. Bak “cismi beşerisiyle” insani cismiyle yani dünyadaki bedeniyle “bulunan” nerede bulunuyormuş insani bedeniyle? Semavatta. Cisim olarak bedeniyle duruyor diyor Bediüzzaman. “Bulunan şahs-ı İsa (a.s)” şahs-ı manevisi değil bak, İsa (a.s.)’ın bizzat kendi, İsa (a.s.)’ın şahsı “o dini hak cereyanının başına geçeceğine” kumandanlık edecek diyor, Hıristiyan alemine kumandanlık edecek diyor. Cismi de duruyor, ruhu da duruyor, semavatta diyor Bediüzzaman. “Başına geçeceğine” kim söylüyormuş, “bir Muhbir-i Sadık” doğru haber aktaran Peygamberimiz (s.a.v.) “ve bir Kadir-i Külli Şeyh” her şeye muktedir olan yüce Allah’ın “vaadine istinad ederek,” üç tane Kuran ayeti var “istinad ederek” yani Kuran ayetlerine dayandırarak “haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır” diyor. “Madem Kadir-i Külli Şeyh” her şeye muktedir olan yüce Allah “vaadetmiş, elbette yapacaktır” diyor. Ey münafıklar titreyin, titreyin. Ve Nur talebelerinin bunları okumasını yasaklamak dehşet vericidir. Kardeşim niye yasaklıyorsun? İman hakikati bunlar, çok büyük mucize bunlar. İki bin yıl sonra hak bir peygamberin Allah’ın Katından kendi orjinal bedeniyle, etiyle, kemiğiyle dünyaya inmesi çok büyük bir mucize değil mi. Bu dünyayı titretir, çok büyük olaydır bu. Bunu gören bir insan ne olur? Bunu niye gizliyorsun, bu Allah’ın çok büyük mucizesini de, dalalete hizmet ediyorsun. Korkacak ne var peygamberden, peygambere sarıl, peygamberi sev. Bak bazı ahmakların kafası almadığı için Bediüzzaman iyice akılları alsın diye, itiraz eden bazı cins tipler, bazı cahillere de gönderme yapıyor Bediüzzaman. “Evet her vakit semavattan melaikeleri gökyüzünden yere indiren,” melekler gökyüzünden yere iniyor mu? İniyor. Hz. Dihye (a.s.) suretinde de görünüyor. Görünüyor. Demek ki Allah’ın gücü dahilinde. Bak ona dikkat çekiyor, “ve bazı vakitte insan suretinde vaaz eden Hz. Cibril (a.s.)’in Dihye suretine girmesi gibi. Geliyor, gök aleminin, Allah’ın yanından geliyor. “Ve ruhanileri” cisim olmayıp gözle görünmeyen varlıkları, cin ve melekleri “alemi ervahtan” ruhlar aleminden “gönderip, beşer suretinde” insan şeklinde “temessül ettiren” insan gibi görünüyor mesela Abdulkadir Geylani veyahut başka bir veli insan şeklinde görülüyor, “hatta ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesedi misaliye ile” yani aynı benzeri ile “dünyaya gönderen” yani aynı onun gibi bir görüntüyle dünyaya gönderen “Hakim-i Zülcelal” her şeye muktedir olan yüce Allah, yani bütün yolları kapatmak için sahtekarlık yapmasınlar diye, hani bedenen nasıl iner ya olur mu diyorlar cahilliğinden diyenleri tenzih ediyorum, ama sahtekarlığından yapanları kastediyorum. Onlara bütün yolları kapatıyor Bediüzzaman, cahillere de kapatıyor tabii. “Her şeye muktedir olan yüce Allah, Hz. İsa (a.s.)’ı” bak Hz. İsa (a.s.)’ı “İsa (a.s.) dinine ait” yani Hıristiyanlık dinine ait, İseviyet’e ait “en mühim bir” bak, “en mühim bir hüsn-ü hatimesi” güzel neticesi için, çünkü şu an teslis inancı var, Hüsn-ü hatime yok. Hüsn-ü hatime nasıl olur? La ilahe illallah Muhammeden resulullah dediğinde olur. “Hüsn-ü hatimesi için değil semai dünyada” gökler aleminde “cesedi ile” insani bedeni ile “bulunan” değil ki diyor yani gökler aleminde cesedi ile insani bedeni “ile bulunan ve hayatta olan” ölü değil diyor, bak hayatta, hayatta olan, ölmemiş daha “hayatta olan Hz. İsa (a.s.) belki,” bakın üç kağıtçı sahtekarların yolunu tıkamak için ne diyor Bediüzzaman, bir de cahillerin “belki alem-i ahiretin” ahiret aleminin “en uzak köşesine gitseydi” mesela yüz milyon km diyelim Ahiret, en uzak köşesine gitti, yüz milyon km’nin en uzak köşesine gitti “ve hakikaten de ölseydi” diyor, gerçekten de ölseydi “yine şöyle bir netice-i azime” büyük bir sonuç “için ona yeniden cesed giydirip” aynı benzer cesedini giydirip “dünyaya göndermek o hakimin hikmetinden uzak değil.” Öyle de olsa gönderecek diyor, hani diyorlar ya öldü, Ölse de gelecek diyor. Yani ondan kurtulamazsınız siz diyor. Yani aynı tıpa tıp şeklinde Cenab-ı Allah cesed verir, yine gönderir, gönderecek diyor. Bak, “cesed giydirip dünyaya göndermek o hakimin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için” gerektiği için “vaadetmiş” Allah vaadediyor “ve vaadettiği için” Allah söylediği için “elbette gönderecek” diyor. Yani hani, acabası yok diyor “elbette gönderecek.” Kardeşim bunu niye Nur talebelerine okutmuyorsunuz? Canım ciğerim kardeşlerim ne mahsuru var? Allah’tan korkun. Ne mahsuru var? İmanını tahkiki hale getirir, hakkel yakin hale getirir. Hz. İsa (a.s.)’ı bir adam iki bin yıl sonra karşısında görürse ne olur bir insan? Erir, iliklerine kadar erir, hakkel yakin iman meydana gelir.
Mektubat s. 60, bak Bediüzzaman diyor ki; “Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit” ki geldi “herkes onun hakiki İsa (a.s.) olduğunu bilmek lazım değildir” başlangıcında, bidayetinde herkesin onun hakiki İsa (a.s.) olduğunu bilmesi lazım değil, mecburiyet yok. Görev yapıyor mesela şu an birçok kişi tanımıyor onu. Mehdi (a.s.) de öyle, geldiği vakit herkes onun Mehdi (a.s.) olduğunu bilmekle mükellef değil, mecbur değiller yani. “Onun” Hz. İsa Mesih (a.s.)’in “mukarreb ve havassı” yani derin imanlı yakın talebeleri Hz. İsa (a.s.)’ı “nuru iman” imanının ışığı ile onu tanırlar” diyor. Sen Allah-u alem İsa Mesih (a.s.)’sin, görünüş, kimsen olmaması, annen-baban olmaması, aniden bir yerde belirmiş olman, kıyafetlerin, geldiğindeki kıyafetin, üzerindeki eşyaların, ikibin yıllık eşya üzerinde, ikibin yıllık kıyafet, görünümün, efendiliğin, üslubun ve gösterdiğin mucizeler. Ölüyü diriltiyor, kör adamın gözünü açıyor. Ne desin adam bu durumda? Sen İsa Mesih (a.s.)’sin, Allahu alem sensin diyor. “Nuru iman ile onu tanır. Yoksa bedahat derecesinde ve açıkca herkes onu tanımayacaktır.” Ne zaman tanıyacaklar? Halka kendini gösterdiğinde, Mehdi (a.s.) ile namaz kıldığında, Mehdi (a.s.)’yi namazda imamlığa geçirdiğinde. Orada nasıl tanımasın? Tabii ki tanıyacaklar inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hz. İsa (a.s.) ile ilgili dün şöyle demiştiniz Hocam: “ Allah, İsa Mesih (a.s.)’e özel bir güç veriyor. Tüm şeytanları öldürecek, Hz. Süleyman (a.s.) devrinde de şeytanlar hizaya gelmiş, hizmet ediyorlardı. Şimdi de Hz. Mehdi (a.s.)’a hizmet edecekler, Ahir zamanda Gül Haçlar, tapınakçılar, masonlar gibi İslam zıttı gibi görünen ama Hz. Mehdi (a.s.)’ye hizmet edecek güçler olacak. Şeytan yıkılınca ateist masonların askerleri elinden gitmiş olacak, hakka hizmet eder hale gelecekler” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi ben masonlarla yoğun bağlantı içindeyim. Gül haç teşkilatı ile de bağlantı içindeyim. Ve Tapınak Şovalyeleriyle de bütün ileri gelenleriyle bağlantı halindeyim. Şimdi bir üst yönetim gelecek, Tapınak Şovalyeleri, Gül haç teşkilatı üyeleri de gelecekler. Bunlar daha önce, bunların ateist kanadı toplantılarında şeytanı çağırıyorlardı, yani biliyorum ve bütün dünyaya çok fazla şeytan olduğu için, yani katrilyonlarca şeytan var, bütün dünyaya bunların reislerine haber verdiğinde, bütün dünyaya onları salıyor. İt eniği gibi, köpek sürüsü gibi şeytan. Geliyorlar insanlara musallat oluyorlar. Unutkanlık veriyor, bitkinlik veriyor, dikkat dağınıklığı veriyor. Konsantre olamıyor, konsantrasyon bozukluğu veriyor ve vesvese veriyor kalplerine, muazzam vesvese veriyor. Bunu sağladılar. Şimdi masonların Allah’a inananları uyandılar. Bir oyun oynandığını anladılar. Bu kadar da vicdansız değiller tabii. Vicdanlı olanları uyandı. Gül Haç ekibinden olanlar uyandılar, Tapınak Şovalyeleri uyandı, bir oyun oynandığını anladılar ve İslam ahlakının dünya hakimiyetiyle bu beladan kurtulacaklarını anladılar inşaAllah. Olay bu, konu bu. Bunlar daha önce bakın alenen söylüyorum, net, aynaya şeytan hapsediyor adamlar, yüzüğünün içerisine, taşlı yüzüğünün içerisine şeytan hapsediyor ve kullanıyorlar onu, net. Ve kristal taşın içerisine hapsediyorlar, yani bu ilmi öğrenmişler adamlar, ta Hz. Süleyman (a.s.) devrinden kalma bir ilim adamlarda bir bilgi. Bunu bu yüzyılda insanlığa uyguladılar. Ve insanlar hipnotize yaptılar, millet sokağa bir bakıyorum Fransa, İngiltere falan robot gibiler, böyle bu Fashion TV’ye bakıyorum bazen kapıda bekleşenler falan var, dikkatlice bakıyorum robot gibi bakıyorlar, bomboş, çocuklar gidip geliyor falan böyle yürüyorlar, boşlukta yürüyor, ruh. Gitmiş ruhu adeta. Kızlar mesela o güzelim kızlar bomboş suratları, bir anlam yok yüzlerinde, büyük bölümü öyle. İsterseniz siz de bakın yani sokakta insanlar mesela Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da adeta ruhlarını boşalttılar. Şeytanı musallat ettiler insanlara mahvettiler. Bir kısmını intihar ettiriyorlar, bir kısmını anarşist yaptılar, bir kısmını terörist yaptılar. Şimdi mesela “Mehdi (a.s.)’den sakın ha uzak durun, Mehdi (a.s.)’yi okutmayın” diyor şeytan, adamlar “ha efendim tabii emredersiniz” diyor. “Sakın İsa (a.s.)’dan bahsetmeyin” diyor ilka ediyor şeytan, vahyediyor.”Tabii efendim” diyor şeytana haşa, “derhal” diyor. “İttihat-ı İslam sakın sakın ağzınıza almayın” diyor şeytan ilka ediyor, “derhal” diyorlar. İşte bu olayı ortadan kaldırıyor Hz. İsa (a.s.) yani şeytanın bu gücünü kırıyor. Çünkü bak “deccal onu gördüğünde tuzun suda erimesi gibi erir” diyor. Daha adını duymayla bitecekler. Yani şeytanlar, İsa Mesih (a.s.) geldi dediğinde kanı, iliği çekiliyor adam, felç olur şeytan. Yani bir kere görsünler İsa Mesih (a.s.)’i şeytanlar, zaten biliyorlar yani onunla baş edemeyeceklerini biliyorlar. Ve kendilerini yakacağını biliyor. Hz. İsa (a.s.)’da özel bir ilim vardır, yani şeytanları ve cinleri kontrol etme ilmi vardır İncil’de de geçer, İncil’de çok yerde geçer. Yani o konuda üstadtır, Allah onu öyle yaratmıştır. Cin ve şeytan onun elinden kurtulamaz. Muazzam bir ilme sahiptir. Hepsini rüzgar gibi savuracak. Bundan korktukları için İsa Mesih (a.s.) aman aman aman diyorlar. Dünyanın her tarafında da şu an istihbarat örgütleri İsa Mesih (a.s.)’i arıyorlar şehit etmek için. Bulursunuz bekleyin. Asla bulamayacakları bir yerde, asla da bulamazlar ve faaliyetine de devam ediyor şu an, yani bunlar iki üç tane kripto oturup böyle yani onlar zannediyorlar ki böyle kamerayla bilmem istihbarat, telefon dinlemesiyle bilgi. O hepinizin üzerinde, akılsızlar. Siz onları dinlerken o sizi dinliyor o anda. Avucunun içindesiniz avucunun yani inşaAllah, haberleri yok. Engelleyeceklerini zannediyorlar. Buram buram da Mehdi (a.s.)’ye karşı önlem alıyorlar. Ama müthiş bir Mehdi (a.s.) sevgisi de bütün dünyaya yayıldı. Hıristiyanlarda müthiş bir Mehdi (a.s.) sevgisi var şu an. Musevilerde müthiş bir Mehdi (a.s.) sevgisi var, şu an alenen Mehdi (a.s.)’yi istiyor Museviler. Net isim veriyorlar artık, Mosiah demiyorlar, Mehdi (a.s.) diye söylüyorlar, direkt. Doğrudan Mehdi (a.s.) diyorlar, yazışmaları göstereyim. Shiloh diyorlardı eskiden, Mosiah diyorlardı, Kral Mesih diyorlardı, öyle demiyorlar, doğrudan Mehdi (a.s.) diyorlar, inşaAllah. Şimdi bütün Müslüman kardeşlerimiz Nur talebesi kardeşlerimizi ayaklandırsınlar, manevi ayaklandırma yani onların üzerindeki deccalin büyüsünü bozsunlar. Deccal onlara Mehdi (a.s.)’den bahsettirmiyor, büyü yaptı. İsa Mesih (a.s.)’den bahsettirmiyor, büyü yaptı onlara. İttihad-ı İslam’dan bahsettirmiyor, büyü yaptı. Ne kadar kısmına? Yüzde bir, onları kurtaracağız. O yüzde birlir kısım bizim için çok hayatidir, çok hayati, yani en önemli kısımdır, yüzde birlik kısım.
Mektubat’tan 411 ve 412, güzelce bir oku bakalım Bediüzzaman ne diyor.
ALTUĞ BERKER:“Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid (ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi) hem en büyük bir müceddid (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici), hem hakim, hem mehdi, hem mürşid (doğru yolu gösteren kişi), hem kutb-u azam (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın en büyük mürşidi) olarak bir zat-ı nuraniyi (nurlu bir kişiyi) gönderecek ve o zat da (o kişi de) Ehl-i Beyt-i Nebeviden (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) olacaktır. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz alemini (yer ile gök arasındaki alemi) bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder (dindirir) ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini (örneğini) ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelal (her şeye muktedir olan Yüce Allah) Hz. Mehdi (a.s.) ile de, Alem-i İslam'ın (İslam aleminin) zulümatını (karanlığını, zulüm devrini) dağıtabilir. Ve va'detmiştir vaadini elbette yapacaktır.”
ADNAN OKTAR: Şimdi Nur talebesi kardeşlerimize bunu okumak yasak. O birlik kısma yasak, ben o yasağı deldim işte ve delmeye devam edeceğim, inşaAllah. Deccal bir çok ulemaya, bir çok insana büyü yaptı, onları korkuttu. Bediüzzaman diyor, “havf damarından yaklaşır” diyor. Şeytan korkuyu iyice körüklüyor, delilik derecesinde korkutmaya başladı. Bir kısmı kaderi inkara başladı, bir kısmı Melekleri inkara başladı. Koskoca alim ya ilahiyat profesörü miracı inkar ediyor. Ayet var, net, açık alenen yani çok kapsamlı anlatıyor ayet. Kader böyle kelimesiyle, çok kapsamlı kader kelimesiyle açık açık detaylarıyla anlatılıyor. Kaderin ne olduğunu anlatıyor Cenab-ı Allah, buna rağmen kaderi de inkar ediyor. Yani deccal mahvetti alimleri, bir kısım alimleri, bir kısım Müslümanları. Nur talebelerine de saldırdı. İvedelikle onları da kurtarmaya çalışıyoruz. “En büyük müctehid, en büyük bir müceddid,” yani bütün mezheplerin imamlarının hepsinin üzerinde. İmam-ı Hanbel, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanefi, hepsinin üzerinde. İmam Cafer-i Sadık, hepsi. İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani, tamamının üzerindedir. Gelmiş geçmiş en büyük velidir. Bütün Ehl-i Sünnet’in ittifakla söylediği bir konudur. Halifetullah, Allah’ın halifesi. Bir tek onun için söyleniyor, Allah’ın halifesi diye. Ve ahkamda masumdur. Hiçbir imam masum değildir, bir tek o ahkamda masumdur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vahiyle bildirdiği bir bilgidir. Sadece Mehdi (a.s.)’ye mahsus. Onun için, bak; büyük müctehid de demiyor, nasıl bir müctehid diyor? Bak müctehid de demiyor, büyük müctehid de demiyor, “en büyük müctehid” diyor. Mesela müctehidlere müctehid deniliyor. Büyük müctehid denilmiyor, bak “en büyük müctehid” diyor Bediüzzaman. “Hem en büyük bir müceddid, hem hakim,” bütün dünyaya adalet dağıtıyor, bütün dünyada adaleti sağlayacak, hakim, “hem Mehdi, hem mürşid,” bütün tarikatların üzerinde, on iki büyük tarikatın tamamı Mehdi (a.s.)’ye bağlanıyor. Bütün tarikatlar kalkıyor. Zaten Şeyh Nazım Hocamız da söyledi; “tarikatlar kalktı” dedi. Menzil de söylüyor zaten, Menzil’in o mübarek mürşidleri de söylüyor. “Artık tarikat zamanı değil” diyor, “tarikat kalktı bütün hidayet Mehdi (a.s.) kanalıyla” diyor, “Mehdi (a.s.) vesilesiyle” diyor. Bunu ben söylemiyorum, bunu en büyük Nakşi halifeleri söylüyor. “Hem mürşid, hem kutb-u azam,” kutup, en büyük kutup, ama gelmiş geçmiş en büyük kutuptur. Yani veliler içerisinde gelmiş geçmiş en büyük kutuptur. “Bir kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek,” şimdi bazı Nur talebesi kardeşlerimiz bir kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Bir’in ne ifade ettiğini bilmiyorlar. “‘Bir’ çokluğu ifade eder, milyonlarca insanı ifade ediyor ‘bir’” diyorlar. ‘Bir’ demek ‘bir’ demektir. Uğraşıyorum adamlarla. ‘Bir’ tarifi olur mu? ‘Bir’ işte. Zat ne demek zat? Şahıs. “Bir zat-ı nuraniyi gönderecek.” ‘Gönderdi’ ile gönderecek’in farkını Müslüman bilmez mi? Gönderecek ne demek? İleride olacak bir şey için gönderecek denilir. Gelmiş bir şeye gönderilecek denilir mi? Kaç kişi gelecekmiş? Bir kişi. Bu kişi kim? Zat-ı nurani, bir zat-ı nurani. Gelmiş mi? Hayır. “Gönderecek” diyor. Ne zaman? Ahir zamanda, Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında. En büyük fesad zamanı ne zaman diyor Bediüzzaman? Net tarih veriyor, “1400 sene sonra gelecek bir hakikati” diyor. 1400, Hicri 1400. “gönderecek. O zat da,” o zat, çokluk mu ifade ediyor, o zat? Sen ne anlıyorsun o zat deyince? O zat deyince ne anlarsın? Milyarlarca insan mı anlarsın, bir kişi mi anlarsın?
SUNUCU:Bir kişi.
ADNAN OKTAR:Bir kişi. “Yok” diyor adam, “milyonlarca insandan bahsediyor” diyor. “O zat da Ehl-i Beyt-i Nebeviden (Peygamberimiz (sav)'in soyundan-seyyid) olacaktır” diyor. Kardeşim, ben bu adamlara inanamıyorum yani. Deccal bunların beynini nasıl bu kadar mahvediyor? Bir insanın beyni nasıl bu kadar dağılıyor? Araba kazası olsa; kafa çarpıyor ağır travma geçiriyor, yine böyle olmaz insan. Yine hatırlıyor, anasını babasını hatırlıyor. Adamlar kafayı çizmiş durumdalar. Deccal perişan etmiş vaziyette. Çok çok küçük bir kesim, yani birllik, belki binde birlik bir kesim ama böyle bir bela var. Ama tekrar söylüyorum cahilliğinden, saflığından yapanları tenzih ediyorum, onlara ben ne diyeyim yani.
Bakın, Risale-i Nur’da yasak olan konuşmalardan bir tanesini daha şey yapıyorum. Özgürlük ne kadar güzel bir şey. Allah-u alem öyle bir dershanede olsak bizi linç ederlerdi, bilmiyorum. Bak, gürül gürül, otuz milyonun üzerinde insana şu an anlatıyorum. Mektubat, Sayfa 473, yasak olan bir konuşma, Bediüzzaman’ın bir açıklamasını açıklıyorum.
“Böyle bir cemaat-i azime” Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in soyundan gelen büyük Seyyidler cemaati, peygamberimizin soyundan gelen Seyyidler milyonlarcadır, dünyanın her yerindedir. Abdurrahim El Basi seyyiddir, Muhammed Raşid Erol Hazretleri seyyiddir, Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri seyyiddir, Seyyid Ahmet Yasin Hocamız Seyyiddir. Yani milyonlarca, bir kısmı da, devletin çok önemli kilit noktalarındadır. Mesela Ürdün’ün yönetimi hep seyyidlerin elindedir, en başından, en kenarlara kadar. Irak’ta da öyle seyyidler, İran da öyle, hep seyyidlerdir yönetimde. “Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in soyundan gelen, büyük seyyidler cemaati içindeki mukaddes kuvveti” yani o manevi gücü “tehyic edecek” harekete geçirecek ve uyandıracak “hadisatı azime” büyük azim olaylar, yani Müslümanları, hamiyet-i İslamiyesini tahrik edecek olaylar. Mesela Afganistan’ın işgali, Irak’ın işgali, Müslümanlara işkence yapılması, dünyanın her yerinde Müslümanların mahvedilmesi, Doğu Türkistan’ da, Çad’da, Moro’da her yerde Müslümanların mahvedilmesi. “Büyük olaylar vücuda geliyor” meydana geliyor. “Elbette” diyor, bak “elbette” şüphe yok, “elbette o kuvvet-i azimedeki” büyük kuvvetteki “bir hamiyet-i aliye” koruma hissi. Değil mi, adamın üzerine üzerine gelirsin, adam bir anda patlar. Koruma hissi “hamiyet-i aliye feveran edecek” feveran, patlama, fışkırma. Mesela yanardağ feveran eder. Yanardağ patladı mı bütün her yeri kaplar. “Feveran edecek ve Hz. Mehdi başına geçip” bu topluluğun lider olarak başına geçip “başına geçip tarik-i hak ve hakikate sevk edecek”, etti demiyor, edecek. Bak, “feveran edecek” olacak, ileride olacak bunlar diyor, “edecek.” “Hz. Mehdi başına geçecek” bu topluluğun, “ve tariki hak ve hakikate sevk edecek” etti demiyor. Şu an, Bediüzzaman’ın dediği bu devirdeyiz işte. Benden yüz yıl sonra diyor Bediüzzaman. Net tarih veriyor. Kaç yerde söylüyor, benden yüz yıl sonra. Bir yerde de, başka yerde “30-40 yıl sonra” diyor. Hutbe-i Şamiye’de de 71’den sonra, 81-91-2001 yıllarını veriyor. Yine bazı Nur dershanelerinde yasak olan, okunması, konuşulması, ima edilmesi, internet sitelerinde herhangi bir şekilde yer alması yasak olan, Bediüzzaman’ın açıklamalarından, yazılarından bir tanesini daha okuyorum.
Sikke-i Tasdik-i Gaybi s.9; “Ümmetin beklediği, ahir zamanda gelecek zatın” şimdi gelmiş olsa, ümmet bekliyor der mi Bediüzzaman? Ümmetin beklediği, ne zaman gelecekmiş? “Ahir zamanda gelecek zatın” şahs-ı manevinin değil “üç vazifesinden” bazı sahtekarlar bunu ikiye, bazıları da bire indiriyor, bazısı da sıfırlıyor. Bediüzzaman ne diyor? Mehdi’nin üç tane vazifesi var diyor. Bazıları cahilliğinden anlamıyorlar, o ayrı. Bak, “üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı olan imanı tahkikiyi neşr” yani Darwinizm’i, materyalizmi yıkmak, iman hakikatleri anlatmak, işte böceklerdeki, canlılardaki harika halleri anlatmak. Bunlarla ilgili kitaplar yazmak, cd’ler yapmak, televizyon, radyo programları yapmak. Ve bunlarla ilgili, dünya çapında faaliyet yapmak. “İmanı tahkikiyi neşr, ki kırk yıllık bölümüdür Mehdi (a.s.)’nin bu. “Neşr”dağıtma yoluyla yaymak “ve ehl-i imanı” iman edenleri “dalaletten” sapkınlıktan, Darwinizm, materyalizm batağından düşmekten “kurtarmak” Mehdi (a.s.)’nin birinci vazifesi olarak bunu söylüyor Bediüzzaman.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Kastamonu Lahikası 57.sayfada da, “hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse” diyor.
ADNAN OKTAR:Sen şimdi yasaklanmış bir şeyi söyledin. Yani sen bunu bir Nur dershanesinde söylesen, o meşhur Nur dershanelerinde ki, yüzde birlik kısımdır bu ama çok önemlidir, söylesen sen şu an temiz hava alıyordun kapıda. Bakın yine okunması, dağıtılması, anlatılması yasak olan bir şey daha Bediüzzaman’ ın açıklamalarından, Sikke-i Tasdik-i Gaybi s. 9: “Bu hakikatten anlaşılıyor ki” diyor Bediüzzaman “sonra gelecek” sonra ne demektir?
SUNUCU:İlerde inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yok. O anlamda değilmiş. Sonra demek, şimdiki zaman anlamına geliyormuş. Gelecekte gelmiş anlamına geliyormuş. İşte deccal öyle bir büyü yapmış ki, Allah o büyüyü vesile etmiş, akıllarını almış. Aklı fikri dümdüz olmuş artık, karmakarışık olmuş. Allah vermesin. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki” demek ki hakikatten anlaşılıyor diyor bak anlaşılıyor, demek ki kafasında bir sorunu yoksa bir insanın anlıyormuş. Anlaşılıyor ki ne demektir? Anlaşılıyor. “Sonra gelecek o mübarek zat” şahs-ı manevi değil, “mübarek zat.” “Risale-i Nur Külliyatı’nın bir programı olarak neşr ve tatbik edecek.” Radyolardan, televizyonlardan bu yasaklanan okutulmayan, kimsenin bilmek istemediği, duymak istemediği hakikatleri bağıra bağıra anlatacak demek ki ve durduramayacaklar. Çünkü Risale-i Nur’un neşri Nur talebeleri zaten yapıyor, böyle bir sorun yok. Sorun nerde var? Mehdi (a.s.), İsa (a.s.) ve İttihad-ı İslam konularında var. Bunların konuşulması yasak. Mehdi (a.s.) ne yapacak? Bunları gürül gürül radyolardan, televizyonlardan, gazetelerden, cd’lerden, artık kitaplarından bütün dünyaya yayacak ve anlatacak. Ve o yasağı, deccaliyetin meydana getirdiği, büyüyle meydana getirdiği yasağı tepetaklak edip parçalayacak. Bunu anlıyoruz inşaAllah. Biz de Mehdi (a.s.) öncüsü olarak, Mehdi (a.s.) talebesi olarak, ki ayağının tozuyum, Mehdi (a.s.)’nin kapıcısının kapıcısıyım ben. Bizler de bu görevi deruhte etmeye çalışıyoruz öncü olarak.
Nur talebesi kardeşlerimden çok fazla yazı geliyor. Mümkün mertebe bana çokça göndersin Nur talebesi kardeşlerimiz bu belayı ortadan kaldıralım. Bütün Nur talebesi kardeşlerimiz, bizleri sevenler, ben samimi bir insanım, Allah’tan korkuyorum. Bir kere benim hatalarımın falan üzerinde durmasınlar, ben günahkar, eksikli, kusurlu bir insanım. Beni bir kere o anlamda gözden çıkarsınlar, ben öyle evliya, işte dünyanın en akıllısı öyle bir şey. Dünyanın en garibanıyım ben yani, en cahil insanıyım, talebeyim, benim bir özelliğim yok ve günahkar ve hatalıyım ben. Ben örnek de değilim. Ben Kuran’daki peygamberleri örnek gösteriyorum, sahabeleri örnek gösteriyorum. Beni örnek alın demiyorum ben. Onun için benimle ilgili kafalarını hiç yormasınlar. Benim anlattıklarım hakikat mi değil mi ona baksınlar. Ben hakikatleri anlatıyorum, doğru olanı anlatıyorum. Ben hiçbir zaman için, ben örneğim, ben mükemmelim bana uyun dedim mi? Ben günahkar, eksik, kusurlu bir insanım, zavallı bir insanım ben. Talebeyim ben. Kardeşlerim, benim bu anlattıklarımda bir eksik, kusur olursa bana söylesinler. Ama dediklerimi ben harfi harfine okuyorum. Ve bunların yasaklandığını da herkes biliyor. Mehdi (a.s.)’den bahsedilemiyor.
Kardeşim, büyük bir internet sitesine girdim sabahleyin, hayret ettim. Dedim ki Hz. İsa (a.s.)’nın şeyi vardı bu beşik, Mehdi. O kelime geçiyordur hiç olmazsa dedim. Bulamıyorum yok, hepsini çıkarmışlar. İttihad-i İslam’dan sureti katiyede bahsedemiyorlar. Kardeşim iblis size ne yaptı? Deccal size ne yaptı? Ne perişan hallere düştünüz siz. Allah vermesin. Allah’a sığının kendinizi kurtarın. Onun için, samimi kardeşlerimiz bize yardımcı olsunlar. Nur talebesi kardeşlerimizin çok azınlık da olsa, deccalin eline düşmesine müsaade etmeyelim. Bu hakikatler ortaya çıksın. Ve Mehdiyet, insanın imanını müthiş arttıran bir hakikattir. Ve iman hakikatidir ki, hem de muazzam bir iman hakikatidir. Eğer adam iman hakikati arıyorsa, Peygamberin (s.a.v.) yüz elli tane mucizesini gören bir insan ne olur? Yani hiç iman etmeyen, sıfır imanı olan bir adam bile, hakkel yakin iman eder, ilmel yakin iman eder. Hiç imanı yoksa bile, sırf Peygamberimizin (s.a.v.) bu yüz elli tane mucizesini göstersek, nefesi kesilir. Kardeşim, kelimesi kelimesine aynı çıkmış Peygamberin bütün dedikleri (s.a.v.). Tarih tarih, tek tek tek diyor. Mesela diyor ki; “Lulin Kuyruklu Yıldızı çıkmadan önce, o parlaklığı, yağmurlar kesilecek” diyor, üç, birkaç yıl. Aynısıyla oldu, sonra da “yağmurlar çoğalacak” diyor. Aynısıyla oldu. “Hayat pahalılığı olacak ondan sonra” diyor. Ekonomik kriz. Bu 1400 sene öncesinden Peygamber (s.a.v.)’in bunu bilmesi çok büyük bir olay. Bu iman hakikati. Niye okutmuyorsunuz bu iman hakikatlerinden korkuyorsunuz? Niye gizliyorsunuz. Cübbeli’sini, kubbelisini hepsini ayaklandırdılar Mehdiyet’i ört bas etmek için. O da cahilliğinden onlara uyuyor. Allah hidayet versin, Allah akıllarını açsın. Onun için Nur talebesi kardeşlerimiz bana her türlü bilgiyi bu konuda bildirsinler ki, biz de ona göre daha atak, daha değişik yöntemler kullanalım ve bu belayı temizleyelim. Ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu mucizelerini herkes duysun. Bu mucizeler nefes kesecek mucizeler. Yani ilmel yakin imana sebep olur sırf bunları bile bilmiş olsa. Ki tabii diğer iman hakikatleri var, Allah’ın yarattığı mucizeler var, onların üzerine bir de Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini gördüğünde bir insan, Kuran mucizelerinin üzerine bir de bunu gördüğünde, çünkü yaşayarak görüyor fiilen, eliyle tutan bir şey bu, gözüyle görüyor. İlmi gerçek, bilimsel olarak ispat ediyoruz. Kardeşim 150 tane mucize ne demek. Bir tane, iki tane, on tane değil. Peygamber (s.a.v.)’in mucizesi saklanır mı? Peygamber (s.a.v.)’in mucizesi gizlenir mi? Niye korkuyorsun Peygamber (s.a.v.)’in hadislerinden? Niye korkuyorsunuz mucizelerinden?
“Hocam iyi akşamlar. Masonlar Türkiye’yi yönetiyorlar mı? Türkiye’ye etkili midirler? Tehlikeleri var mıdır? Ayrıca size karşı suçlamaları, sizin mahkemeleriniz onların etkisi mi?” Musa Öz kardeşimiz sormuş. Masonlar, ateist masonlar şu an dünyayı yönetiyorlar tabii. Onları kullanıyorlar. Şimdi ateist masonlara karşı, iman eden masonları devreye sokuyoruz onların etkisini kırmak için. Yoksa yani milyonlarca mason var. İman eden masonların sayısı, Allah’a iman edenlerin sayısı az, ama güçleri yüksek. Tapınak Şövalyeleri’nde de öyle. Onların da sayısı az ama güçleri yüksek. Şimdi onları devreye soktuk biz, Allah’ın izniyle. Bizlere karşı yapılan oyunların arkasında iddia edilen Ergenekon Örgütü vardır, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün üstünde masonluk vardır. Fransız ve İngiliz Masonluğu, Amerikan Masonluğu vardır. Belgelerle sabittir bu ve iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kilit noktasındaki şahısların alayı masondur. Zaten inkar da etmiyorlar, sordun mu “masonuz” diyorlar zaten. Bizim mahkemelerimiz onların etkisi mi? Hakimleri tenzih ederim, hakimlerin kanaatlerine saygım çok büyük ama onun zeminin hazırlanması, mahkemenin kullanacağı iftiraların hazırlanması, komploların hazırlanması tabii ki masonları işi. Ateist masonların işi, yani çok organize bir çalışma gerekir. Masonlar bunu yaparken, mesela beş mason görevli oluyor, ama iki bin, üç bin münafık kullanır mason. Masonların köpeğidir münafıklar. Münafıklara et verirler, ot verirler, ekmek verirler, ekmeğe meraklı olur onlar, ota meraklı olurlar, yiyeceğe meraklı olur münafıklar. Besledin mi havlar, kuyruk sallar, oyun oynar, saldırır, her türlü itliği yapar. Yani münafığı yönlendirmek masonlar için çocuk oyuncağıdır. Onun için Bediüzzaman “cereyan-ı münafıkane” diyor, “az bir kuvvetle” diyor, “koskoca İslam alemini esir ettiler” diyor, “az bir kuvvetle esir alır” diyor. “Müslümanların şikak ve nifakından istifade ederek” diyor. Yani “Müslümanlar içindeki münafıkların etkisinden ve mücadelesinden istifade ederek, koskoca İslam alemini esir alır az bir kuvvetle” diyor. “Nitekim şimdi de böyle oldu” diyor Bediüzzaman. Münafık kullanır, yani bize karşı masonlar münafıkları kullanırlar. Hayret edersin, muttaki Müslüman gibi görünüyor, münafık. Muttaki, Müslüman gibi görünüyor, münafık. İhbarda bulunur, sahte oyunlar yapar, iftiralar atar, bakın köküne hep münafık. Hep münafıklardan oluşur. Yani bu organizasyonda, bu tip olaylarda, karanlık olaylarda hep münafıklar kullanılmıştır. Yani iftira edenler de iftirayı atanlar da. Evet, Berker Hocam, zatıalinizin tekellüm buyurmasını istiyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Dün şöyle dediniz Hocam, “şeytana Allah süre veriyor, samimi kullar dışında tüm insanları saptırmak için kıyamete kadar süresi var. Kıyametin yakın olduğunu bildiği için delirdi şeytan” dediniz Hocam. “Tüm ordularıyla dünyaya saldırıyor. Topyekün şeytan saldırısı var ve Hz. Mehdi (a.s.) da şeytanın ordularına karşı topyekün cehd ediyor” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnsanlar şeytanları görse benim dediğimi tam anlayacaklar. Delirmiş vaziyetteler yani. Ateist masonlar da bunları kudurtuyorlar, yani tam ittifak halindeler. Onların en başı olan “ispirtizma, manyetizmanın nevinden harikalara mazhar olan deccal ise suri cabbarene hükümetini ve devletinin uluhiyetini ilan eder” diyor. “Ben Allah’ım” diyor, züppelik yapıyor, çakallık yapıyor. Vardır ya bazı çakallar vardır böyle içer miçer haşa “ben Allah’ım” der. Bazı psikopatlar vardır, o da öyle psikopatlık yapıyor, çakallık yapıyor. Locada, mason locasında bağırıyor mesela haşa “ben Allah’ım” diye. Şeytanlara etki ediyor, onlarla istediği gibi bağlantı kurabiliyor. Mesela yüzüğüne hapsediyor şeytanı. İstediği an çıkarabiliyor yüzüğünden. Onu gören masonlar tabii apışıp kalıyorlar korkudan. Zangır zangır titriyorlar, çeneleri meneleri kilitleniyor korkudan. Adamın biri “Ben Allah’ım” diyor, çakallık yapıyor, zil zurna içmiş, ne derse kabul ediyorlar onlar da.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, kıyametin yakın olduğuna dair Mehdiyetin, Ahir zamanın ceyran ettiğine dair bazı yazarların, ağabeylerimizin ve mütefekkirlerin kendi sözleri ve kitaplarındaki yazılar da vardı Hocam. Uygun görürseniz. Mesela Buran Bozgeyik Hocamızın, şöyle diyor; “Kainatın Efendisi'nin (Aleyhisselatü Vesselam) haber vermiş olduğu kıyametin küçük ve büyük alametlerinin hemen hemen tamamı zuhur etmiştir. Binlerce yıldan beri emirber bir nefer gibi fezada dönüp duran “Dünya gemisi” yani dünya “artık yolun sonuna gelmek üzeredir.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Burhan Bozgeyik Hocam çok samimi, hakiki bir Nur talebesidir. Yeni Asya’nın yazarlarındandır, Yeni Asya Gazetesi’nin. Çok samimi bir insandır. Ne diyor başka, var mı onun konuşmalarından?
ALTUĞ BERKER: Şöyle diyor Hocam; “Geriye kalan birkaç alamet vardır” diyor. Bir 99’da yazdığı bir yazısı bu. “İşte şimdi yeni bir devrin eşiğindeyiz. Uzunca bir zaman devam eden "zulümat devresi" sona ermek üzeredir. Beşer bu devrede çok sıkıntı çekti. Allah'ın dinine savaş açan rejimler yüzünden insanlık huzur ve saadet yüzü görmedi. Şüphesiz onlara izin ve fırsat veren de Allah-u Teala idi. Beşer öyle bir devrede imtihandan geçmeliydi. Elmas tabiatlılarla kömür tabiatlılar. Hz. Ebu Bekir gibilerle Ebu Cehiller birbirinden ayrılmalıydı.
Kur'an-ı Azimüşşan'daki ve Hadis-i Şeriflerdeki işaretlere bakılacak olursa, artık "Küfür ehli" yolun sonuna gelmiş durumdadır” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Burhan Bozgeyik Hocam Mehdi (a.s.)’nin hayranlarından, sevenlerindendir inşaAllah. Mehdi (a.s.)’nin asrımızda çıkacağını bilen, büyük, değerli bir alimdir. Seyyid Salih Özcan Hocamızın Mehdi (a.s.)’nin şahs-ı manevi olmayıp, şahıs olduğunu söylediği videosunu gösterelim. Çünkü o Hocamızın videosunu ben daha on sene gösteririm Allah’ın izniyle. Çünkü o büyülerinin, Nur talebelerinin bir kısmını büyüsünü bozmada çok büyük etkisi olur. Çünkü altı has talebesi kaldı Bediüzzaman’ın. Sır katibidir Bediüzzaman’ın ve on iki vekilinden, büyük vekillerinden bir tanesidir. Yani bu kişilerin sözleri senettir, Risale-i Nur’da bu var dedi mi vardır, yok dediyse yoktur. Yani zaten hep Risale-i Nur’da bu kişilere gönderme yapılıyor. Onların el yazılarıyla çoğaltıldı Risale-i Nur ve Bediüzzaman bu ahir zaman, Mehdiyet konularını, diğer konuları yazdırırken bu kişiler onların yanında, Said Nursi Hazretleri’nin yanında. Bak, “ben bizzat kulağımla duydum, benim yanımda söyledi” diyor.
VTR:Seyyid Salih Özcan.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Seyyid Salih Özcan Hocamızın bu derslerini sürekli anlattırmak, bu sohbetini anlattırmak deccalin büyüsünü bozar. Çünkü enaniyetli, kendinden çok emin, böyle züppeliğe yatkın, tartışmacı bazı kişiler Bediüzzaman’ın bu açık, samimi ifadelerini reddedip, talebelerinin de açıkça söylediği bu ifadeleri reddedip, böyle hımbıl, miskin, içine kapalı, bitap, sağlıksız bir nesil yetiştirmek peşindeler. Yani deccalin rahatça ezebileceği ve yönlendirebileceği bir nesil yetiştirmek istiyorlar. Buna müsaade etmeyiz. Yani bu mümkün değil, bunu unutsunlar, inşaAllah.
Bismillahirrahmanirrahim, şeytandan Allah’a sığınıyoruz, Tevbe Suresi. Şimdi televizyonlara çıkarıp bazı Hocaları İslam’la, Kuran’la alay ettiriyorlar haşa. Kuran-i, İslami konuları, Ahiretle ilgili konuları espri unsuru yaptırıyorlar. Adamlar da uğunarak, yerlerde kıvranarak değil mi, göbeklerini tutarak gülüyorlar. Karşılarına da öyle ibiş kılıklı adamları çıkarıyorlar. Yeni bir eğlence türü meydana getirmek istiyorlar. Cübbeli’yi tenzih ediyorum. Ben böyle tipler var, onları kast ediyorum. Şimdi bak, Tevbe Suresi 65’te Cenab-ı Allah diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlara sorarsan, andolsun” yemin ediyorlar “biz dalmış, oyalanıyorduk derler” diyor. Oyalanıyoruz, yani kendi aramızda eğleniyoruz, oyalanıyoruz derler diyor. “De ki: “Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” diyor. Bakın, “de ki: Allah ile, O'nun ayetleriyle, Allah’ın ayetleriyle ve Allah’ın peygamberiyle alay mı ediyordunuz? Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkara saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azaplandıracağız. Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar." Kötülük nedir? Mehdi (a.s.)’nin çıkmayacağını söylemek, İttihad-ı İslam’ın olmayacağını söylemek, Müslümanları atalete, ümitsizliğe itmek, işte kader yoktur demek veyahut Peygamber miraca çıkmamıştır demek.
ALTUĞ BERKER:Hz. İsa (a.s.) ile alaycı konuşmak.
ADNAN OKTAR:Hz. İsa (a.s.) hakkında alaycı konuşmak. Kötülüğü emrediyorlar. Bunlar kötülüktür. “Kötülüğü emredeler, iyilikten alıkoyarlar.” İyilik nedir? Barış, kardeşlik, huzur, neşe, sevinç, adalet. “Ellerini sımsıkı tutarlar” Allah yolunda harcamıyor, holdingine, orasına burasına harcıyor ama Allah yolunda harcamıyor. “Onlar Allah'ı unuttular” İttihad-ı İslam’ı unuttular, Türk-İslam Birliği’ni unuttular, Mehdiyeti unuttular, İsa Mesih (a.s.)’i unuttular, Kuran'a uymayı, Kuran'ı yeterli görmeyi unuttular, genişletebiliriz. “O'da onları unuttu.” Allah da onları unuttu diyor Cenab-ı Allah. Allah'ın unutması ne demek? Mahvedecek demektir. "Şüphesiz münafıklar fıska sapanlardır." Yani, Kuran'ın hükümlerini Allah'ın hükmünü yapmayanlardır diyor Allah.
Şeytandan Allah'a sığınırım; "Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara da” münafikun ve münafukat “ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir." Bak, bütün münafıkları Allah lanetliyor, küfrü lanetliyor, “lanetlemiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır." Kafir tevbe ederse kurtulur ama kafire karşı düşmanlık yok. Kafiri irşat ediyorsun anlatıyorsun kafire, mesela Darwinist, materyalist, komünisttir, satanisttir. Fakat münafığa düşmanlık vardır, münafığa düşman oluyor Müslüman. Beddiüzzaman Kuran’dan ayetle açıklıyor. “Münafığa düşman olunur” diyor ve “Allah onlara lanet etsin” diyor. Cenab-ı Allah lanet okuyor, lanet emrediyor Allah, lanet emrediyor. Bu ne demektir? Allah onları mahvedecek demektir. Allah'ın laneti bütün münafıkların üstüne olsun. Yarın neredeyiz?
SUNUCU:Bizi yarın 22:00'den itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aba Tv ve Çay Tv'den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Karadeniz’in aslanlarına, inşaAllah ve diğer yerel televizyonlar, radyolar ve o büyük internet siteleri. MaşaAllah. Tamam, o zaman biraz vaktimiz var. Bir ayetle devam edelim.
69. ayet, Tevbe Suresi. “Sizden önceki münafıklar gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular.” Münafık ve kafirler. “Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar.” Onlar gider yapışır bir yere, girer. Kendine bir ev bulur, bir yiyecek yeri bulur. O çıkarın peşinde olur, yumulur oraya, o yiyeceğinin peşine, çıkarının peşine gider. “Siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız.” Daha önceki münafıklarla, asrımızın münafıkları da aynılar, onlar da yararlanmaya bakıyorlar. Onlar da çıkar peşindeler, onlar da böyle domuzun ilgili yerine yapışmış kene gibi çıkarının peşindeler. “Siz de dalanlar gibi daldınız.” Dünyaya, çıkara, işte evlensin, yesin, içsin, efendim para kazansın, işine gücüne baksın. “İşte onların dünyada ve ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır.” İstediği kadar tespih çeksin, istediği kadar sakalını uzatsın, ne yaparsa yapsın hepsi boşa çıkmıştır diyor Allah. “Ve işte onlar kayba uğrayanlardır.”
71’de Cenab-ı Allah; “Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar” müminin ve müminat “birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar” bu Mehdiyettir “namazı dosdoğru kılarlar” beş vakit namazlarını kılıyorlar “zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler.” İmama itaat ediyorlar, resule. “İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir” diyor Cenab-ı Allah. Tamam Harun Yahya Tv’den devam ediyoruz, inşaAllah.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...