SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, gazetoku.com, haber58.com, haberhilal.com, islaminesil.com, selamhaber.com, 8sutun.com ve harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR:Efendim, şeyhimden.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, estağfurullah. Uygun görürseniz, gazete haberleri, yazarların görüşleri vardı Hocam, inşaAllah. Nasuhi Güngör, Star Gazetesi’nden. Ak Parti’nin Güneydoğu’daki Kürt vatandaşlarımız üzerinde etkili olmasının nedeninin İslam dini olduğunu yazmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyor tabii.
ALTUĞ BERKER:PKK ve BDP’nin Kürtlerinin dine olan bağlılığını zayıflatmak ve dini tamamen sembolik halen getirerek, arka sıralara itme çabasında olduğunu, ancak buna rağmen birçok Kürtün bu propagandadan etkilenmeyerek Ak Parti’yle olan bağını koruduğunu söylüyor. Ancak yeni kuşak Kürt gençlerinde dinimiz ortak fakat Ak Parti sorunlarımıza çözüm getirmiyor söyleminin artmaya başladığını, PKK ve BDP’nin dindar Kürtleri dinden uzaklaştırmayı başarırsa bunun sonun kopuş olabileceğini eklemiş Hocam. Siz yıllardan beri söylediğiniz konuydu inşaAllah bu.
ADNAN OKTAR:Evet, eğer Güneydoğu dindar olursa konu biter. Eğer dinsizliğe çekilirse çok olumsuz etki yapar. Peki yapabilecekler mi?
ALTUĞ BERKER:Yapamayacaklar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani bak, bütün milletin gönlü çok rahat olsun. PKK yenilecek. Türk İslam Birliği de kurulacak.
ALTUĞ BERKER:Radikal Gazetesi’nden Özgür Mumcu, iktidarın yeni Kürt politikasında dinin belirleyici olacağını yazmış Hocam. Hükümetin irşad ekipleri oluşturma politikası karşısında bölücübaşı bir açıklama yapmış. Devletin bu projesine karşı Kürtlerin de kendi bölgelerinde kendi imamlarını oluşturmaları çağrısında bulunmuş. AK Parti’nin Güneydoğu’da kendi Hamas’ını oluşturduğunu ve yeni oluşan bu grubun PKK kadar hükümeti de tasfiye etme tehlikesi olduğunu söylemiş kendince Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne, PKK?
ALTUĞ BERKER:PKK kadar hükümeti de tasfiye etme tehlikesi olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR:Nasıl olacakmış o?
ALTUĞ BERKER:O nasıl düşünüyorsa o, akıl almıyor onun düşündüğünü ama.
ADNAN OKTAR:Evet, seni dinliyoruz Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Fatih Çekirge, Hocam füze kalkanlarıyla ilgili bir yazı yazmış bugün. Türkiye’de kurulmasının hiçbir sakıncasının bulunmadığını ve teklifin kabul edilmesi gerektiğini yazmış. Füze kalkanı denilen şeyin ülkeye füzelerin gelmesi değil, bir radar sistemi kurulmasından ibaret olacağını, füzelerin ise körfezdeki gemilerde olacağını, dolayısıyla ülkemizle bir alakasının bulunmayacağını yazmış.
ADNAN OKTAR:Yani tehlikeli görmüyor muymuş öyle bir şeyi?
ALTUĞ BERKER:Allah-u alem Hocam onu desteklemiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Peki tamam, devam et.
ALTUĞ BERKER:Tufan Türenç’in Hürriyet’te bir yazısı vardı Hocam. O da şöyle diyor; bir üniversitede gençlere konuşmaya yapmaya gitmiş. Buradan yola çıkarak, ülkede gençlerin bile korku içinde yaşadığını, medya üzerinde büyük bir baskı olduğunu, devleti ele geçirmeye çalışan cemaat misyonerlerinin bir korku toplumu yarattıklarını ve bir otokrasi rejimine doğru gidildiğini söylüyor Hocam kendince.
ADNAN OKTAR:Yani.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, herhalde iktidarı değiştirmek istiyor kendince.
ADNAN OKTAR:Nasıl bir şey olması gerekiyormuş, söylüyor mu?
ALTUĞ BERKER:Söylemiyor Hocam onu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim iktidarın hatası varsa söylesin, eleştirsin, düzeltsinler.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz, Ergenekon davasından tutuklu bulunan gazetecilerin tutukluluk sürelerinin uzunluğundan yola çıkarak, böyle bir ülkede insan haklarına saygılı bir hukuk devletinin varlığından söz edilemeyeceğini yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Bu adamlar biz tutukluyken neredeydiler bunlar?
ALTUĞ BERKER:Değil mi Hocam, tabii.
ADNAN OKTAR:Hiçbiri ortada yoktu. Hatta “Ellerine sağlık, iyi oldu” diyorlardı.
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR:Bak, olay başkalarına yönelik olunca üslup da değişiyor. Bu olmaz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Fethullah Hoca Efendi ile ilgili bir yazı vardı Milliyet’te. Aslı Aydıntaşbaş, Fethullah Gülen hakkında ABD’nin, Amerika’nın önemli siyasi dergilerinden The New Republic’de uzun bir yazı çıkmış. O yazıdan bahsediyor. Yazar, “Gülen fenomeni Amerikan medyasında da yavaş yavaş ilgi uyandırmaya başlıyor” demiş. Yazı da Ergenekon davasının arkasından cemaat olduğundan ancak bunun kanıtlanamadığından, cemaatin polisteki gücünden bahsediliyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Yok, öyle bir şey yok. Yani ben ona bizzat araştırdım. Hatta dediler, yani başka cemaatlere yönelik de Fethullah Hoca’nın arkadaş grubu, cemaati polis içindeki uzantılarıyla baskı yapıyor, şöyle, böyle yapıyor falan diye, ben özel olarak araştırttım. Arkadaşlardan rica ettim, baktılar. Öyle bir konu yok, hiç alakasız, normal vatandaşlar. Bazısı oruç tutuyor. “Oruç tutuyorsa” diyorlar, “Fethullahcı” diyorlar. Bazısı Cuma namazına gidiyor. “Ha” diyorlar, “O zaman bu da Fethullahcı”. Adil Serdar Saçan gibi bir adama bile “Fethullahcı” diyorlardı, düşün yani. Olayı oradan çıkart artık. Evet.
ALTUĞ BERKER:Soner Yalçın’ın bir yazısı vardı Hürriyet’te bugün. Dün vardı Hocam daha doğrusu. Soner Yalçın, Atatürk’ün bir Musul konusunda yaptığı bir röportajında “Musul Türk’tür” dediğini yazıyor ve Kurtuluş Savaşı döneminde Kerkük Reisi’ne yazdığı bir mektuptan alıntı yapıyor. Bu alıntıda Atatürk, Musullu Türklere “Din kardeşlerim” şeklinde hitap ediyor. Yakında kurtulacaklarını söylüyor ve “Vacib-ül Vücud’dan, (yani varlığına ihtiyaç duyulan Cenab-ı Allah’tan) herkese muvaffakiyetler, başarılar dilerim” şeklinde mektubunu bitiriyor Atatürk.
ADNAN OKTAR:Türk İslam Birliği’nin yiğidini görüyor musun? Ta o zamanlar Musul’u da Türkiye’ye katmak için hazırlık yapıyor. Bak, “Müslüman kardeşlerim” diyor. Genetik, ırkçı bir üslubu yok, yani. İnşaAllah, Müslüman kardeşlerim Musul, Irak, hepsi Türkiye’nin kontrolüne girecek, inşaAllah. Evet, Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Melih Aşık’ın Milliyet’te bir yazısı var. Sabahattin Önkibar’ın bir talebiyle ilgili bir yazı kaleme almış. Önkibar altı ayrı medya kuruluşunun Ankara temsilciliğini yapıyormuş Hocam. İçişleri Bakanlığı’ndan kendisine verilen koruma on yıldır sürekli yanındaymış. Ancak Ak Parti hükümeti bu korumayı kendisinden almış. Kendisine yönelen tehditlerin artması sonucu yeniden koruma talep etmiş. Ancak hükümet bu talebine cevap vermiyormuş. Bunun hükümet taraftarı olmadığı için, kasıtlı bir davranış olduğunu düşünüyormuş.
ADNAN OKTAR:Sebahattin Önkibar mı? Haklıysa koruma verilir canım. Niye, bir yanlışlık olmasın orada? Yani tehdit varsa koruma verilir, inşaAllah. Evet.
ALTUĞ BERKER:Timetürk’te bir haber vardı Hocam. Bir iddia var. Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki sınırın yeniden oluşturulması için ortak bir komite kurulduğu yönünde bir iddia var Hocam. Öyle bir haber çıkmış. Bir süre önce Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın önerisiyle öyle bir konu gündeme gelmiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim Irak sınırının neyini çizeceksin? Irak sınırını direk kaldırmak lazım. Tabii, yani Irak’ın Türkiye’nin kontrolüne girmesi lazım. Yani Amerikan askerlerinin oradan çekilmesi gerekiyor, bu kadar. Pasaportu, vizeyi kaldıracaksın. Türkiye’de istediği gibi Irak’a girebilmesi lazım. Irak’ın da güvenliğini sağlayacak, bölgenin de güvenliğini sağlayacak. Son derece rahat ve güzel bir ortam olur.
ALTUĞ BERKER:Türktime, ben Timetürk demişim Hocam. Türktime’da, iki tane farklı, birbirine benzer.
ADNAN OKTAR:Ben yokken neler anlattınız Berker’im?
ALTUĞ BERKER:Hocam münafıklardan bahsettik, ayetleri okuyarak. Darwinizmin bilimsel geçersizliğini, Kuran mucizelerini anlattık, inşaAllah. İman hakikatleri anlattık, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Münafıklarla ilgili neler söylediniz?
ALTUĞ BERKER:Münafıkların namaza isteksizce kalktıkları, gösteriş yaptıkları, Allah’ı ancak az andıkları, onun dışında kafirleri dost edindikleri, müminlerin aleyhine faaliyet yaptıkları, bozgunculuk çıkardıkları, ayetleri okuyarak sizin anlattıklarınızı da aktararak anlatmaya çalıştık Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, Tevbe Suresi 32, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Yani İslam’ı, Kuran’ı, Müslümanların birliğini, İttihat-ı İslam, yani Türk-İslam Birliği’ni ortadan kaldırmak istiyorlar. “Oysa kafirler istemese de” yani İslam zıttı cereyanlar, Kuran’ı, İslam’ı istemeyen topluluklar ve münafıklar istemese de “Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” Yani İslam dinini bütün dünyaya hakim etmekten başkasını istemiyor, her yere inşaAllah. “Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor” ayetinin ebcedi 1423 yapıyor.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani Ahir zamanın önemli bir devrine dikkat çekiyor. ”Müşrikler istemese de, “O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” O da 1980 yapıyor, ebcedi.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Tam Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış tarihi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, çok acayip tabii. Bak, ”Müşrikler istemese de” demek ki müşrikler ne yapacaklar? Bir şekilde Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkmasını istemeyecekler. Hz. İsa (a.s.)’ın inmesini istemeyecekler müşrikler, bir bahane bulacaklar, çeşitli açıklamalarda bulunacaklar, çeşitli hurafeler ortaya çıkaracaklar ama pratik neticede İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini engelleyemeyecekler. Müşrikler doğrudan karşı çıkmaz, müşrikler dolaylı yoldan karşı çıkarlar. Kuran’da ona dikkat çekmiş Cenab-ı Allah, bak hem kafirlerden hem müşriklere Allah dikkat çekiyor; ”Müşrikler istemese de O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” Hz. Mehdi (a.s.)’ı hidayetle ve hak dinle, İslam’la gönderen O’dur, ikinci işari anlamı bu olur.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani ilk anlamı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e bakıyor, elçisine yani Resulullah (s.a.v.)’i hidayetle, Allah’ın Hadi isminin tecellisidir Peygamberimiz (s.a.v.). “Ve hak dinle gönderen O’dur.” ”Ey iman edenler” Müslümanlar için Cenab-ı Allah söylüyor. “Gerçek şu ki, bilginlerinden ve rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar.” O devirde de, şimdi de var zamanımızda bir kısım Musevi ve Hristiyan rahipler insanların mallarını haksızlıkla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. “Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar. Onlara acı bir azabı müjdele.” Altını ve gümüşü biriktirenler sonrada ekonomik krize sebep oldular. Kendilerinin de bir işine yaramıyor, yığdılar metal yığın halinde hiçbir işe yaramıyor. Altını ve gümüşü parayı biriktirmeye de dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. Malı biriktirmeye de dikkat çekiyor. Yani biriktiriyor, tutuyor o zaman bütün sistem çöküp ölüyor, ekonomik krizin sebebi odur şu an. Bak, Cenab-ı Allah diyor ki Tevbe Suresi’nde; “Onların” yani Darwinistlerin, materyalistlerin, münafıkların, bütün İslam zıttı olan kişilerin sizlerle topluca mücadele etmesi gibi topluca mücadele ediyorlar Müslümanlarla. Darwinistler, materyalistler, devlet destekli birçok yerde böyle. Topluca mücadele etmesi gibi siz de bütün Müslümanlar, dünya Müslümanlarının tamamına Cenab-ı Allah sesleniyor. Bütün Müslümanlar da müşriklere, Allah’a şirk koşanlara, Allah’a karşı mücadele edenlere karşı topluca, birlikte, ayrılmadan, bütün olarak mücadele verin. Cübbeli bunu okuması lazım. Bak, işte bu ayeti okuması lazım.
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR:“Ve bilin ki Allah takva sahipleri ile beraberdir.” Yani samimi olan Müslümanlarla Allah beraberdir. Evet, Berker’im şimdi seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Sabah Gazetesi’nden Erdal Şafak, “Avrupa Birliği ile ilişkiler bir türlü rayına oturmuyor ama Rusya, Türkiye ve Ukrayna birleşerek kendi AB’lerini kursa çok büyük bir Avrupa Ekonomik Topluluğu doğar” demiş. “Birde bu birliğe Kazakistan, Suriye, Lübnan ve diğerleri eklenirse çok büyük bir oluşum meydana gelir. Avrupa Birliği’ne mahkum olmadığımızı herkes anlamalı” diye yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Erdal Şafak, hangi gazete dedin?
ALTUĞ BERKER:Sabah, Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak, Türk İslam Birliği’ni dolaylı yoldan anlatmış ama ne inancını anlatmış, ne zeminini anlatmış, ne nasıl olacağını anlatmış. Yani, Rusya niye birleşsin bizimle? Sorar adam yani. Ne amaçla birleşeceğiz? Bunun zeminini, inancını diye soracaktır. Halbuki benim anlattığım Türk İslam Birliğini, Hoca dolaylı yoldan, fakat eksik ve içi boş, ruhsuz olarak anlatmış. Böyle olmaz. Bu çok samimiyetsiz bir izah. Halbuki ne diyecek? “Bölgede Türkiye’nin öncülüğünde bir Türk İslam Birliği kurulsun. Rusya, Suriye bütün ülkeler bunun içine katılsın. Bölge ülkelere, dev bir Avrupa Birliği oluşturalım, dev bir NATO oluşturalım” demesi lazımdı.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Ve bunun zemini de sevgiye, şefkate, merhamete dayalı olan, İslam dini olsun. Bunun ruhunu, felsefesini, inancını İslam dini meydana getirsin” demesi lazımdı. Bunu dememiş o zaman olmamış. Ruhsuz beden olmaz. Bir adam “Haydi birleşelim” dediğinde, adam sorar, “Ya niye birleşiyoruz ki?” demez mi adam? “Ne oldu hemşerim hayırdır” falan dese ne diyecek? Bir inancı bir ülküye, bir ideale dayanması lazım, bir amacı olması lazım. Amacı olmadan birleşme olur mu? Hangi inancın üstüne oturacak o? Onu söylemesi lazım. Türk İslam Birliği’ni böyle koparılmış ve ruhsuz olarak anlatması için hiç bir sebep yok. Gürül gürül anlattıklarımın aynısıyla anlatsın çekineceği bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, haklı mıyım?
SUNUCU:Haklısınız Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah. Yeni Şafak’tan Hakan Albayrak, rahmetliAliya İzzetbegoviç'in “İslam Deklarasyonu” isimli 40 sayfalık risalesiyle ilgili bir yazı yazmış. Bu risalede, bütün İslam milletinin kendine dönmeye, aşağılık kompleksinden kurtulup üzerindeki ölü toprağını atmaya, hurafelerden arınarak, sahih İslam’a dönmeye, İslam medeniyetinin muazzam birikimini kuşanmaya, birlik olmaya davet ediliyor. Bosna Savaşı sırasında, Yugoslavlar bu deklarasyonu çok sık atıfta bulunuyorlardı. Hakan Albayrak, “Bu risale İslam Birliği’nin modern dünyadaki dirilişine hizmet edebilecek önemli bir adımdır” diye yazmış Hocam. “O nedenle de çok tepki toplamıştı” diyor. Bu deklarasyondan İslam Birliği’ne yönelik önemli alıntılarda almış kendi yazısında Hocam. Özet olarak bunlar var Hocam.
ADNAN OKTAR:Son kısmını bir daha oku bakayım.
ALTUĞ BERKER:“İslam Birliği’nin modern dünyadaki dirilişine hizmet edebilecek önemli bir adımdı. O yüzden çok tepki toplamıştı” diyor bu yazdığı risale. Son kısmı böyleydi Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biraz yukarıdan al.
ALTUĞ BERKER:“Medeniyetin”, şöyle diyor Hocam. “Hurafelerden sahih İslam’a dönmeye, İslam medeniyetinin muazzam birikimini kuşanmaya, birlik olmaya davet ediyor bu deklarasyon” diyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi,Aliya İzzetbegoviç'in anlattığı Mehdiyet’in ta kendisidir. Allah bize o deklarasyonu, o deklarasyon dediği bilgiyi, Kuran’da zaten bize emretmiş, Allah’ın hükmü bu. Bu konu için deklarasyona gerek yok. Resulullah (s.av.) Hz. Mehdi (a.s.) ile İslam aleminin birleşeceğini söylüyor. Hz. İsa Mesih (a.s) ile birleşeceğini söylüyor ve Ahir zamanda olduğumuzu söylüyor. Ahir zamanın bütün planını haritasını bizim gözümüzün önüne koymuş Peygamberimiz (s.a.v). Olacak olayları, bütün gelişmeleri en başından itibaren tarih tarih, zaman zaman, nerede, ne yapacağımızı, bütün harekat planını en ince detayına kadar, geniş bir harita üstünde, tarih haritası içerisinde bize göstertmiş. Deklarasyon budur işte. Hazır elimizdeki deklarasyon ve Allah’ın desteğinde olan bir deklarasyon bu. Allah’ın istediği bir deklarasyon yani insanların hazırladığı deklarasyonlara kimse itibar etmez. Bak, zoraki bulunuyor unutulmuş bir deklarasyon. Peygamberin bize sunduğu deklarasyon önemlidir. Müslümanlar ona sıkı sıkıya sarılacak.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ona önem vermezse adam helak olur. Önem verirse ali olur yücelir, yükselir.
ALTUĞ BERKER:Mustafa Özcan Hocamız bugün, “Zülkarneyn ve İskender” başlıklı bir yazı yazmış Hocam Ahir zamanla ilgili. Yazısından bazı tarihciler tarafından söz konusu iki kişinin aynı olduğunun yazıldığını oysa bunun gerçekleri yansıtmadığını söylemiş. Bu konuda çok farklı yorumlar yapıldığını, Kuran ve sünnet temelinde açıklanmadığında müteşabihat ile semboller ve efsanelerin birbirine karıştığını söylemiş Hocam. Bediüzzaman’dan da örnekler vermiş Hocam. “Müteşabihtir hadisler” demiş.
ADNAN OKTAR:Kuran’da bahsi geçen Hz. Zülkarneyn (a.s.) Kıssası doğrudan Hz. Mehdi (a.s)’a bakan İslam ahlakının dünya hakimiyetine bakan bir kıssadır. Peygamberimiz (s.a.v) zaten onu hadislerde açıkça belirtiyor; “Dünyaya iki mümin, iki de kafir hakim olmuştur” diyor. “Beşinci olarak benim evlatlarımdan Muhammed Mehdi (a.s) dünyaya hakim olacaktır diyor. Bakın nereye baksak Mehdiyetle karşılaşıyoruz. Bakın hangi habere baksak altında Mehdiyet’i görüyoruz. Mesela adam anlatıyor, diyor ki, Rusya’yla, şununla, bununla birleşelim. Ruhu nerede, projesi nerede, onların diliyle söylüyorum deklarasyonu nerede, zemini nerede anlatmamış. Zemini, anlattığı Mehdiyet, onun anlattığı da Mehdiyet. Bak, öbür Aliyev İzzet Begoviç rahmetli, çok büyük ve çok değerli bir insandı. O Mehdiyet’i özetlemişti, deklarasyon hazırlamadı o. Deklarasyon değil Aliyev İzzet Begoviç’in hazırladığı. Mehdiyet’i halkın anlayacağı şekilde özet hale getirmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu, konu budur. İttihad-ı İslam’ı özet hale getirmiştir. Şimdi Hocamızın anlattığı yerde yine Mehdiyet ile karşılaşıyoruz. Hz. Zülkarneyn (a.s.) iki yönlü demektir. Yani dünyanın hem doğusuna, hem batısına hakim olan Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret eder. Ve çok süratli bir hakimiyetten bahseder Hz. Zülkarneyn (a.s.) Kıssası’nda, Kehf Suresi’nde geçer. Hz. Zülkarneyn (a.s.)’in bütün yönleri, kısa sürede hakim olduğunu hatta bir kumanda odasından olayları yönettiği anlaşılıyor Kuran’daki ifadeden. Mesela “Oraya yöneldi şunu gördü” diyor, “Oraya yöneldi şunu gördü.” Mesela “Güneşi bir bataklıkta batarken gördü” diyor. Mesela televizyon ekranında güneşin battığını görürsek biz, bataklık. Mesela Afrika’daki bir bataklıkta güneşin battığını görürsek ne olur? Çamura güneş batıyor gibi görünür. Ekranda öyle görünüyor. Kuran oradaki o harika görüntüyü o şekilde açıklamış. Ve süratinden, üsluptan, anlatımdan Ahir zamanın anlatıldığı açıkça görülüyor. Geçmiş zaman olarak anlatılıyor. Zaten gelecek geçmiş zamandır aynı zamanda. Geçmiş zaman da gelecek zaman da Allah Katı’nda birdir. Allah-ü alem diyoruz tabii. Evet seni dinliyorum Berker.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Mehdiyet’i anlatmak acil değil, iman hakikatlerinin anlatılmasını acil diyenlere bir cevap vermiştiniz Hocam onu okuyorum.
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER:“İman hakikati ne demek? İmanı coşturan, Allah’ı daha çok sevdiren, Allah’ın Resulü’nün hak olduğunu gösteren tüm deliller. Allah’ın Resulü’nün hak olduğunu Kuran’dan ve hadislerden anlıyoruz. Birde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in 150 mucizesi var. Ahir zamanda gösterdiği, bizzat gözleriyle görecekleri. İman hakikati anlatmak istiyorsan, Peygamber (s.a.v.)’in 150 mucizesini niye insanlardan gizliyorsun?” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini göstermiyorlar. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametlerini göstermiyorlar. İnsanlardan gizliyorlar. Cübbeli’nin bir filmi vardı. Geldi mi o, son yani bu konuyu anlatan? Bakın Cübbeli’nin samimiyetsizliğini oradan anla. Kendisi halbuki Peygamberimiz (s.a.v.)’in tahakkuk eden hiçbir hadisini söylemiyor. Ama şikayet ediyor. Diyor ki; “Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu kadar hadisleri zuhur ediyor. İşte çeşitli insanların gayble ilgili verdikleri haberleri gazeteler alıyorlar. Mesela Nostradamus, şu bu falan, bunları heyecanla ve önemle anlatıyorlar” diyor. “Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği ve sürekli çıkan mucizesi olan hadisleri kimse anlatmıyor. Bu çok acayip, bu çok çirkin ve çok yanlış” diyor. Hazret sen ne yapıyorsun? Sen hiç anlattın mı? Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Ahir zamanda olacağını söylediği ve olan olaylardan hiç anlatıyor musun? Mesela “İki uçlu kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. Çıktı, anlattın mı? “Kabe’ye baskın olacak” diyor. Anlattın mı? “Ramazan ayında 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulması olacak” diyor. Anlattın mı? “Irak işgal olacak o dönemde, Irak’ın para birimi kalkacak, Irak ordusu bir gecede yok olacak” diyor. Anlattın mı? “İran’la Irak savaşacak” diyor. Anlattın mı? “Afganistan, Azerbaycan işgal olacak” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). anlattın mı? Müslümanlar o dönemde paramparça olacak, birbirleriyle savaşacak” diyor. Anlattın mı? Anlatmadığı 150 tane konu var, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri. Çünkü niye anlatmıyor? Bunu anlatırsa, “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” diyecektir. Demeye mecbur olacaktır. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametlerinin çıktığına dair alametleri anlattığında bir insan, neyi demek mecburiyetinde kalacaktır? Alametler çıktıysa diyecektir ki; “Hz. Mehdi (a.s.)’da çıktı diyecektir” tabii ki. Çünkü alametler çıktı deyip, Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadı diyemezsin sen. Sesini duydum, kokusunu duydum. Ondan sonra geldiğine ait bütün alametleri gördüm. Hepsini biliyorum ama Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi denilmez, diyemez. Göster.
-VTR-
ADNAN OKTAR:Şimdi Cübbeli bu dediklerine kendisi uyuyor mu? Uymuyor ama bak çok acı bir gerçeği söylüyor. Dedikleri doğru, talebem oldu yani. Bak, “Zorla konuşturacağım” dedim. “Talebem olacak” dedim. Bak, hiç istemediği şeyleri anlattırıyorum ona görüyor musunuz? Halbuki bu suçu en çok işleyen kendisi, en çok işleyenlerden birisi kendisi. Ne diyor? “Anlatmıyorlar, anlattırmıyorlar, dinlemiyorlar, dinlettirmiyorlar, gizliyorlar” diyor. Demek ki İslam aleminde böyle büyük bir bela ve fitne var. Resulullah (s.a.v.)’ın mucizeleri gizleniyor. Niye gizleniyor? Çünkü bunu kabul ederlerse Hz. Mehdi (a.s.)’ı da kabul edecekler. Yani o kadar aleni ki mesela kuyruklu yıldızların ikisinin birden peşpeşe çıkması. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bak detay veriyor. Bu muazzam bir şeydir. Yeri göğü birbirine katar. Bilim adamları kendileri bile bilmiyorlar. Lulin Kuyruklu Yıldızı’nın daha önce ne kadar zaman önce çıktığını bilmiyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) çıkacağı zamanı bildiriyor. “Şu zamanda çıkacak” diyor. Bak, modern bilim Lulin Kuyruklu Yıldızı’nın daha önce ne zaman çıktığını bilmiyor. Ve daha sonra ne zaman çıkacağını da bilmiyor. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) biliyor. Bu çok büyük bir olaydır. Ve “İki uçlu olacak” diyor. Bakın, 1400 sene öncesinden, “İki ucu olacak ve bütün kuyruklu yıldızların aksi istikametinde gidecek ve çok parlak olacak” diyor. Aynısıyla çıktı. Cübbeli anlatabiliyor mu? Ört pas ediyor, gizliyor, kendisi anlatıyor bakın. Bu Cübbeli’nin konuşması çok hayati bunu bir daha dinleyelim.
-VTR-
ADNAN OKTAR:Şimdi iman hakikati dedin de oradan aklıma geldi. Bak, kendisi diyor ki; “Eğer Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zamanda zuhur eden bu hadisi şerifleri bilinirse bütün insanlar iman eder buna” diyor. Yani Kuran’a, İslam’a iman ederler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in varlığına iman ederler” diyor. “Ama saklanıyor, gizleniyor, söylemiyorlar, söyletmiyorlar, baskı yapıyorlar” diyor. “Özel yöntemlerle kapatılıyor bu konu” diyor. Sen ne yapıyorsun? Başı çekiyorsun. Bu kapatma işinde başı çekiyorsun.
Bakın Lulin Kuyruklu Yıldızı’nda Peygamber (s.a.v.)’in verdiği detaylara bakın. Sallallahü aleyhi ve sellem diyor ki; “Bu kuyruklu yıldız çıkmadan birkaç yıl önce yağmurlar kesilecek” diyor. Aynısıyla oldu. Dediler ki; “Küresel ısınma çok büyük bir olay var dünyada” dediler. Bir de baktı ki, küresel ısınma hayalmiş, öyle bir şey yokmuş. Sonra bilim adamları onu reddettiler. Ve günlerce, aylarca küresel ısınma hikayesi anlattılar millete, halbuki o bir mucize olarak oldu. Ama bu mucizeyi gizliyorlar şu an. Sonrada diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.); “Kuyruklu yıldız çıktıktan sonra da yağmurlar çoğalacak, insanlar yağmurdan şikayet edecekler” diyor. O da oldu. bunu da gizliyorlar. Yani gizledikleri 150’nin üstünde Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi şerifi var. Cübbeli de bunun başını çekiyor. Ama dediği doğru ve bu bir iman hakikatidir. Diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmaya gerek yok, biz iman hakikatlerine bakalım” diyor. Bu iman hakikatinin en hası. En haslarından. Resulullah (s.a.v.) ne dediyse, aynısıyla kelimesi kelimesine çıkmış. Böyle bir konumda hak Peygamber olduğunda o insan, iman etmez mi o kişinin? Getirdiği Kuran’a iman etmez mi?. Allah’ın varlığına iman etmez mi? Yani mucize görmüş oluyor. Onun için bu harikuladelikleri ben kardeşlerimize zaman zaman anlatıyoruz ama mesela bu Cübbeli’nin bu konuşmaları, diğer konuşmaları bunları kardeşlerimiz çok iyi kelime kelime tespit etsinler. Müslümanlara oynanan oyunu, bu Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında oynanan oyunu ve Müslümanlığı, Müslümanların kendi eliyle ortadan kaldırtma projesini durdursun kardeşlerimiz. Müslümanlığı, Müslümanların kendi eliyle kaldırma projesi uygulanıyor. Ve Müslümanları uyuşturdular, hipnoza soktular. Ne Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsettiriyorlar, ne Hz. İsa (a.s.)’ın zuhurundan, ne İttihad-ı İslam’dan. Çok nadir duyuluyor İttihad-ı İslam sözü. Zaten Hz. Mehdi (a.s.)’ı nasıl örtbas edeceklerini şaşırdılar. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Binbir türlü sahtekarca yalanla, uydurma taktiklerle, yöntemlerle kendilerince Mehdiyet’i örtbas etmeye çalışıyorlar. Ama her zaman söylüyorum cahil olanları tenzih ediyorum. Çünkü cehalet bir bahanedir yani ona bir şey demiyorum, inşaAllah. Evet Berker’im seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. “Deccal’den günde beş defa sığınmak için dua ediyorsunuz” dediniz Hocam. “Deccal’den sizi kim kurtaracak? Hz. Mehdi (a.s.) kurtaracak. O zaman günde beş kere Hz. Mehdi (a.s.) gelsin diye dua etmiş oluyorsunuz. İstesen de, istemesen de Hz. Mehdi (a.s.)’ın kontrolü altındasın. Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı tavır almakla, Hz. Mehdi (a.s.)’ı durduramazsınız. Sadece dünyada ve ahirette utanç duyacakları bir sistemin içine girmiş olursunuz” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Senin bu konuşmaları tekrar etmen iyi oluyor. Çünkü tekrar önemli bir konudur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) anlattığını üç kere tekrar edermiş. Önemli gördüğü konuları üç defa üst üste söylüyor. Onun için tek kere söylemek pek yeterli olmaz. Üç defa söylenmesi çok faydalı olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Vesilenizle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. “Selamun aleyküm,” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun Muhammed Adnan Hocam. Size geçenlerde elinize bir tane asa ulaştı. Siz demiştiniz “Hz. Mehdi (a.s.) cinlere de hükmedecek Allah’ın izniyle, Hz. Süleyman (a.s.)’ın da bir asası vardı. Cinler onun vefat ettiğini asanın düşmesiyle anlamışlardı. Bu asa da size silsileyle ulaştı. Bir bağlantı var mı acaba Hz. Süleyman (a.s.) olayıyla? Bu asa yoksa sizden bir başkasına ulaşacak mı? Yoksa sizde son durak mı acaba? Allah-ü alem dua edin, inşaAllah” diyor. Kardeşimiz Aydın Yıldız göndermiş.
Asa evet çok eski bir asa, ona güzel böyle şık bir kılıf hazırlattırdım. Şıkta bir kutu hazırlattırdım. Onları tezin ettiriyorum şimdi güzelce, öyle muhafaza edeceğim. Silsilesi çok muhteşem yani en büyük mürşidler, en büyük nakşi büyüklerinden elden ele, elden ele geçmiş. Allah sonunda bize nasip etti, elhamdülillah. Cenab-ı Allah’ın bir lütfu, inşaAllah layık oluruz. Bende Hz. İsa (a.s.)’a hediye edeceğim inşaAllah. Madem merak ediyorlar söyleyeyim, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamın kavuğu ve sarığını da onu da öyle güzel, hoş bir muhafaza yaptırdım. Onun içinde muhafaza altına aldım. Onu da saklıyorum, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocam dünya tatlısıdır, dünya iyisidir, çok mübarek ve muhterem bir insandır. Öyle tarif etmekle pek olacak gibi değil. Sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu, arkadaşlığı, kardeşliği, iç neşesini, ruh neşesini beş dakikada hal ile veriyor, hal. Sohbetine gidiyor adamlar, dünyan değişir böyle. Biz Yüksel abinin evinde yemeğe gitmiştik. Sen de vardın.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Sen de vardın inşaAllah. Kimler vardı hazurundan başka? Mehmet Şevket Eygi Hocamız vardı. Evet, efendim başka, Sefa Saygılı vardı, doktor. Sefa Saygılı o da vardı. Gitti Sefa Saygılı. O zaman beni çok severdi bayağı. Muhabbeti çok şiddetliydi. Hüsn-ü zannı da vardı, “İlla ki Hocam siz Hz. Mehdi (a.s.)’sınız” derdi. “Öyle deme günahtır” derdim, uyarırdım. Yine “Siz Hz. Mehdi (a.s.)’sınız” derdi. Mehmet Şevki Eygi Hocamıza en sonunda, “Hocam” demiş “Alametler üstünde, Hocamız bence Hz. Mehdi (a.s.)” demiş. Mehmet Şevki Eygi Hocamız acayip azarlamıştı onu o zaman. “Öyle denilmez günaha giriyorsun, öyle söylenmez” diye. Gelip bana yana yakıla da anlatmıştı sonra böyle dedi diye. Beni azarladı gibisinden ve yahut ona benzer bir söz söylemişti. Oradaki toplantıda masada mübarek şeyhimizde tabii baş köşedeydi. Pirzola kızartmıştı böyle güzel, ondan sonra güzel çok hoş yemekler vardı. Yüksel Ağabey maşaAllah bayağa zevkli. Bir de mumbar dolması vardı. Birde kırmızı biberler, şöyle şöyle kırmızı biberler ama acı kırmızı biberler. Ben baktım, “Aman aman” dedim ben şimdi, ben bir tanesini yesem ne hale gelirim bilemiyorum yani. Şeyh Nazım Hocam böyle marul yer gibi yiyor, şıkır şıkır beş dakikada bitirdi. MaşaAllah bünyesi bayağa güçlü elhamdülillah. Ondan sonra pirzola da mutlaka yağlı olması lazım, hakikaten çok güzel sağlıklı pirzolalardı. Çok hoş görünüyordu, maşaAllah. Nefisti görünümü onları böyle kemal-i afiyetle hep beraber yemiştik. Mumbar dolmasını da ilk defa orada gördüm. Hocamızın sevdiği bir dolmaymış mumbar dolması.
SUNUCU:Ben ilk kez duyuyorum.
ADNAN OKTAR: Çok hoş karışık Osmanlı yemeği, onu da böyle büyük bir iştahla yedi. Çok güzel sohbeti vardı. Biz neşeyle gittik neşeyle geldik bayrama gitmiş gibi. Bizim eve davet etmiştim mübarek, kardeşim ne mübarek, ne muhterem insan. O haliyle, o yaşlı haliyle geldi aşağıya kadar, en aşağıya kadar indi. “Ben” dedi, “Hiç kimsenin ayağına gitmem” dedi. “Hayatımda böyle bir şey yapmadım” dedi. “Ben, oğlum beni çok seviyor” dedi, “Oğlumu sevdiğim için geldim” dedi. “Başka türlü gitmem ben” dedi. Çok şahane bir sohbet yaptı. Sohbetinde bir hatayı, bir eksikliği, bir yanlışı hiç sezdirmeden, çok kapalı bir imayla herkese anlatıyor, herkes alıyor dersini. Mesela kimin ne eksiği varsa mesela senin şu eksiğin var demiyor, senin şu yanlışın var demiyor. Bir sohbet ediyor, herkes kendi eksiğini, ihtiyacını anlamış oluyor. Ve özel eksiklikleri varsa onları da ayrıca söylüyor. Bak özel, bu çok harika bir şey, çok şaşırtıcı bir şey. Bir kere daha yine davet ettik. Bu sefer vicdanım el vermedi, yaşlı olduğu için Hocama, “Garajda bir yer yaptırın” dedim. “Halı serdirdim garaja, güzel sandalyeler falan getirttirdim. Böyle bir Osmanlı mekanı yaptırdım oraya”. “Hocam” dedim, “İsterseniz aşağıya buyurun, eve buyurun” dedim. “Yok burası iyi” dedi. Oraya oturduk. Müridi de etrafındaydı. MaşaAllah, orada da çok güzel bir sohbet yaptı böyle açık havada yazın. Hayır var, inşaAllah. Yine orada manen istifade etmiştik. Allah uzun ömür versin. Böyle insanlar bir daha gelmez Allah-ü alem, çok değerini bilmeleri lazım.
Mesela diyor ki; “200 sene, 300 sene”, 300 sene, 500 sene sonra bir daha böyle insan bulamazsınız siz. 300 sene sonra kıyametin üstünden kaç yüz sene geçmiş oluyor. Bırakın bunları Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği doğru. Bak, Cübbeli de diyor. “Kıyamet yakın” diyor, kendi de anlatıyor. Bütün kıyamet alametlerinin oluştuğunu söylüyor, inşaAllah. Fakat bir türlü Hz. Mehdi (a.s.)’dan hazedemediği için, bir Hz. Mehdi (a.s.) korkusu sardığı için, Ahir zaman hadislerinin hiçbirine giremiyor artık. Ve İslam ahlakının dünya hakimiyeti ile ilgili ayetlerinin de hiçbirini okuyamıyor. Bu inanılır gibi değil. Müslüman bir insan bunu nasıl yapar kadeşim? Bir tek o mu okuyamıyor? Birçok kişi okuyamıyor ve birçok kişi söyleyemiyor. Bu söyleyememek bir şeyi değiştiriyor mu? Değiştirmez, sadece onların utancı olacak. Çok utanacaklar, Allah onlara soracak; “Bu ayetleri niye okumadınız. Resullulah (s.a.v.)’in mucizelerini siz gördünüz mü?” “Gördük” diyecekler. “Niye anlatmadınız dediğinde?” Cevap yok. Onun için samimi Müslümanları arasın kardeşlerimiz. Samimi mürşitleri arasınlar, samimi bilgiye koşsunlar. Falanca söylemiyorsa bizde bu konuyu örtbas edelim demesinler. Herkes ayrı imtihan olacak, Cübbeli ayrı imtihan olacak, bilmem kim ayrı imtihan olacak. Kimi Cehenneme gidecek, kimi Cennete gidecek. Onun için topluca topluluk düşüncesi ile hareket etmek doğru olmaz. Allah diyor “Eğer çoğunluğa uyarsanız, sizi Allah yolundan saptırırlar” diyor Kuran, ayet. Biz çoğunluğa göre hareket etmeyiz. Biz Kuran’a göre, Sünnete göre hareket ederiz. Hakkı gördüğümüzde bir insan yanlış hareket ediyorsa ona uymayız biz, mecbur değiliz. Hocaymış, en büyük Hoca Resullullah (s.a.v.)’dir. Biz Peygambere (s.a.v.) uyarız ne ona uyacağım ben. O beni Resulullah (s.a.v.)’e davet ediyorsa ben onu kabul ederim. Onun Hocalığını bize anlatıyorsa onu kabul ederim. Resulullah (s.a.v.)’in dediklerini örtbas ediyorsa, kapatıyorsa, onun mucizelerini bize dinletmiyorsa, konuşturmuyorsa, gizliyorsa, ben ona Hoca diyemem. Ve uzak dururum ve hakkı söyleyen kişilerin yanına giderim ve hakkı söyleyen kitapları okurum. Evet Berker’im seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam asanın silsilesini okuyayım mı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şeyh Muhammed Ziyaüddin Tillo Hazretleri ondan, Seyyid Tahahi Hakkani Hazretleri inşaAllah, oradan Abdülhakim Hüseyni Hazretleri’ne geçiyor asa sonra, Muhammed Raşid Erol Hazretleri inşaAllah intikal ediyor. Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’nden de şu an size intikal etmiş durumda asa Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakın hep kutuplar, hep kutuplar, hep kutuplar. Mesela Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri bu asrın kutbudur. Şeyh Ahmet Yasin Hocama gidiyor ama manen şeyh Nazım Hocamıza aittir asa. Ona aittir çünkü merkez o. Şeyh Ahmet Yasin Hocam oradan açmış bir gül. Asıl gülden neşet eden bir dal o. Şeyh Nazım Hocamızdan intikal etmiş oluyor. O silsilenin tamamı kutuptur. Bu çok manidar, tamamı kutuptur. Asrın kutuplarıdır, inşaAllah. MaşaAllah, çok değerli ve hepsi Seyyid’dir. Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri de seyiddir. Belli o nuraniyetinden baktın mı, hemen anlaşılıyor seyyid olduğu. Tevazusundan efendiliğinden, mesela enaniyet yok, kibir yok, büyüklük hissi yok, mazlum tam dedemizin o güzel ahlakı üstünde, maşaAllah. Ne bir aksilik, ne bir kavgacılık. Ne öne geçme düşüncesi, ne güzel. Şeyh Nazım Hocamız da dünya tatlısı, dünya güzelidir. Keşke insanlara bir kere nasip olsa da dünya gözü ile bir kere görebilseler. Şöyle bir kere göz göze gelseler, on saniye yeter. Ama Hocamıda yormasınlar. Hakikaten biraz şey oluyorum. Misafirler çok güzel doğru ama takdir yine Hocamızın tabii, fakat ziyaretin az olması çok önemlidir. Bir kere nazar etse, bir selam verse, hal hatır sorsa, kısa bir sohbet bu yeterli olur. Ama bazen Hocamızı acaba yoruyorlar mı diye biraz tedirgin de oluyorum. Ama iyi bakıyorlar, maşaAllah Hocamıza. Kaldığı ev çok güzel, eski Osmanlı bir ev. Yaklaşık 200 yıllık bir ev, Kıbrıs’ta orada mutlu Hocamız güzel, inşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Herkes dua etsin, Hz. Mehdi (a.s.)’ı görsün Hocamız inşaAllah. Zuhurunu, biatı görsün inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a. İsa Mesih’i görsün, İslam ahlakının dünya hakimiyetini görsün. Varlığı çok önemlidir, Şeyh Nazım Hocam için dua etsinler. Mahmut Hoca da çok önemlidir. çok hayati bir şahıstır. Onun için dua etsinler. Aynı şekilde Seyyid Salih Özcan Hocamız, çok önemlidir. Yani o vekiller ve Sungur Ağabey mesela onlar, Allah onların ömürlerini uzun etsin. Onların Hz. Mehdi (a.s.)’ın biatında bulunmaları çok önemli, çok hayati yani inşaAllah Allah nasip eder. Allah ömürlerini uzun etsin. Hocalarımıza iyi baksınlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin resmi vardı Hocam görmek isterseniz eğer inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Göster bakayım. MaşaAllah, manevi gücü, manevi himmeti acayip etkiliydi Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin. Menzil’de kalıyordu maşaAllah. Evet, bu şahıs Muhammed Raşid Erol Hazretleri. Peygamberimiz (s.a.v.)’in neslinden seyyiddir. Bu vekillerinden, evlatlarından inşaAllah, bu kişi maşaAllah. Hepsinde aynı nuraniyet ve aynı sima vardır çok şuurlu ve güzel ahlaklılar. Milyonlarca insanın, bak binlerce değil, on binlerce değil, milyonlarca insanın hidayetine vesile oldular. Mesela esrar içiyor, bilmem ne, perişan olmuş falan, mesela geliyor orada on dakika sohbetle kalbine Allah hidayet akıtıyor. Çok şahane bir insan oluyor. Gayet mütekemmil bir insan oluyor. Bütün dünyası değişiyor. Ben kendi mahallemizden de gördüm, çevremizden de gördüm. Ve son derece mütevazı insanlar, siyasete girmezler, politikaya karışmazlar, devletin birliğine, bütünlüğüne çok titizdirler, anarşiye, teröre karşıdırlar, üniter devleti savunurlar, Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini isterler, vatanın birliğini bütünlüğünü çok hayati bir konu olarak görürler, siyasi polemiklere falan kesinlikle girmezler. Çok çok efendi, muhterem insanlardır. Çok mübarek bir ocaktır. Çok değerli insanlar, Allah ömürlerini uzun etsin, inşaAllah. Sen, Berker bir şeyler söyle.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. “Deccalin en önemli özelliği insanları dinsiz yapmasıdır” dediniz Hocam. “Asıl delil budur. yüzde 99’luk dünyayı dinsiz yapmasıdır, geriye kalan deliller yüzde 1’liktir. Dünya tarihinin hiçbirinde, insanlık bu kadar mutsuz olmamış, bu kadar kan dökülmemiş, bu kadar şehir yerle bir olmamış, bu kadar insan dinsiz olmamıştır. Ana delili görmeyip, yan delillerin üstünde durmamak mantıklı olmaz” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yan delillerin üstünde o kadar, yani yan delilleri esas almak olmaz. Şimdi daha önce de söylemiştik, mesela “Gece oldu” diyoruz. Gece olduğunu nasıl gösteririz? Perdeyi açınca adam göğe bakar simsiyah karanlık gece olmuştur. “Gece olduysa araba seslerini daha az duymamız gerekir” diyor üstüne. Mesela, “Gürültünün az olması lazım” diyor. Gök kara işte gece olmuş, bitmiş görüyorsun. O artık detaydır onlar, o olsa da, olmasa da olay değişmez. Deccal’in ana vasfı dünyayı esir alması, dünyayı mutsuz etmesi, dinsiz etmesidir. Ve yüzde 99 oranında bunu yapmıştır. Şimdi diyor ki Cübbeli; “Deccal gelecek”, ulan dinsiz olan bir toplumu, yüzde 99 dinsiz olan bir toplumu, bir daha dinsiz nasıl yapsın adam. Adama diyor ki; “Senin dinin nedir” diyor? “Dinsizim” diyor haşa. “Ben seni dinsiz yapmaya geldim” dese deccal. Adam diyecek ki; “Ben zaten dinsizim” diyecek. Neyi anlatacaksın? “Seni mutsuz yapmaya geldim” dese, adam zaten mutsuz. “Şehirleri yıktıracağım, adamları öldürteceğim”, 1 milyar kadar adam öldürtmüş zaten. Aksi, dünyayı yok etmesi kalıyor geriye. Cübbeli bu detayları göremiyor. Yine bir filmi vardı, herhalde gelmedi anladığım kadarıyla. “Deccal’in bütün yaptığı işler gerçektir” diyor. Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.) anlatıyor hadis-i şeriflerde. Hipnoz ile yani insanların gözüne öyle bir görüntü meydana getittiriyor. Hipnoz etkisi altında bu rahatça olan bir şeydir, herkes bilir. Hipnoz altında adama ne dersen, mesela “Hiçbir eşya yok şu anda” desen, hiçbir eşyayı göremez. Mesela kalemi eline versen, “Bu çatal” desen, çatal olarak görür. “Bıçak” desen, bıçak diye görür. Yani net o şekilde görüyor. Samimi kanaati, hakikatende öyle görünüyor gözüne. Deccalin yaptığı da budur ama deccalin asıl alameti dünyayı dinsiz yapması. Cübbeli bunu görmüyor. Dinsiz bir topluma yeniden dinsizliği yayacak bir deccal gelmesini bekliyor. Dinsizi, dinsiz yapamazsın zaten. Dizsiz, dinsizdir zaten. Ne dinsiz yapacaksın üstüne. Bu konuları tabii tekrar tekrar anlatmak gerekiyor. Bir kere, iki kerede hemen bazen anlaşılmıyor, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Selin Hanım yazmış, Selin eser. “Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve bereakatühü”. Aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve bereakatühü. “Pek kıymetli Muhammed Adnan Hocam, Yüce Rabbimin rahmeti, rızkı, ihsanı, lütfu, nimetleri, sınırsız fazlı üzerinize olsun, inşaAllah. Pek kıymetli Hocam” bütün Müslümanların da üzerine olsun, inşaAllah. “Pek kıymetli Hocam, Ahir zamanda vakit çok hızlı geçiyor. Çünkü zaman Mehdi Hazretlerini bir an evvel görmek istiyor”. Çok hızlı geçiyor, çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ı bir an evvel görmek istiyoruz mu demek istiyor, inşaAllah. “Mehdi Hazretleri zuhur edince zaman da rahatlayacak ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in asrındaki gibi normal hale dönecek, inşaAllah. Müslümanlar zamanın bu haline ibret almalı ve acil olarak derhal birleşmeliler, inşaAllah. Benim güzeller güzeli, nur üstüne nur olan canım Hocam bütün kalbimle hürmet ve muhabbetle, aşkla ellerinden öperim, Rabbim beni sizden ebediyen ayırmasın, inşaAllah. Bayramı şerifleriniz hayırlarla dolsun, inşaAllah”. Allah bütün müminlerin, bütün kardeşlerimizin bayramını mübarek etsin. Allah tekrarını erdirsin, inşaAllah.
Gülcan, “Kıymetli Hocam Selam”. Aleyküm selam ve rahmetullahi ve bereakatühü. “Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız.”” Şeytandan Allah’a sığınırım. ““Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir” ayetinde belirtilen, “Sizden olan emir sahiplerine” açıklamanızı istirham ediyorum. Sevgi ve saygılarımla Gülcan.”
Yani “Sizden olan emir sahipleri” mesela devletin başı, devleti yöneten kişi, mesela emir sahibidir. Otorite yani devletin üstündeki, otorite, yöneticiler, inşaAllah. Yöneten kişi, inşaAllah.
Mustafa Karahasan, “Muhterem Muhammed Adnan Hocam, hayırlı bayramlar diliyorum”. Allah bütün müminlerin bayramını mübarek etsin. Allah hepimizi hayırlı etsin, inşaAllah. “Nur Cemaati mensuplarına, Mehdiyet ve kıyamet ile ilgili sorular sorduğumda, “Biz kendi küçük kıyametimize bakalım. Nasıl daha iyi mümin olabiliriz ona bakalım” diyorlar. Bu geçiştirme politikasına ne diyeceksiniz, inşaAllah? Mustafa Karahasan”.
Kuran’da Cenab-ı Allah, siz kendi küçük kıyametinize bakın, kıyametle ilgilenmeyin demiyor ki Allah. Kıyameti bir tehdit olarak, bir konu olarak uzun uzun, tekrar tekrar detaylarla anlatıyor. Resulullah (s.a.v.) kıyametin alametlerini bildiriyor ve ilk alamet olarak da, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı olduğunu söylüyor. İlk büyük alamet Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışıdır ve İsa Mesih’in inişidir. Kıyamet alametleri seni ilgilendirmiyorsa, Kuran’daki Kuran ayetleri de seni ilgilendirmiyor demektir. O zaman Kuran da seni ilgilendirmiyor, haşa din de seni ilgilendirmiyor demektir. Olur mu? Din bir bütündür. Dinde beni ilgilendirmiyor dediğin bir yer olamaz, dediğin an dinden çıkarsın, olmaz öyle şey. O Mehdiyet’ten uzak durmak için ve ağızlarının tadı kaçtığı için, holdinglerinin geleceğini riske sokmamak için, kıyametten bahsetmek istemiyorlar. Çünkü holdingte böyle kravatını takıp artistik bacak bacak üstüne atıp kelebek bıyığını böyle tarakla tararken adam aynada şimdi kıyametten bahsedersen adamın keyfi kaçar. Rahatsız olur. Enaniyetine ağır gelir, kibirine ağır gelir. O büyüklüğüne, azametine ağır gelir. Sen o zaman adama Mehdiyetten bahsedip, Hz. Mehdi (a.s.) ne demek? Adam ona tabii olacak demektir. Adam kendini haşa Allah gibi görüyor, daha da büyük görüyor haşa. Nasıl bağlansın Hz. Mehdi (a.s.)’a öyle adam? O zaman kıyamet, İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği, Hz. Mehdi (a.s.), deccal, süfyan diğer konular adam için kabus haline geliyor. Tabii ki Hz. Mehdi (a.s.) ve deccal ayrı konudur ama tabii ki Müslümanın zıttı olan bir şey deccal ve süfyan. Müslüman tabii ki ona karşı bir tavır alacak ama çözüm olarak Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ı göstermiş. Süfyandan bahsediyor, “Zıttı Hz. Mehdi (a.s.)’dır” diyor. Deccalden bahsediyor, zıttı Hz. İsa (a.s.)’dır, Mesih deccalin. Ama Hz. Mehdi (a.s.) hem Mesih deccale, hem süfyan deccale karşı mücadele veriyor. Fakat Mesih deccal Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi ile o dinsiz meslek mahvolur diyor Bediüzzaman. Bakın sıkışan Nur talebeleri en sonunda ne yapıyorlar? Bediüzzaman’ı kökten reddediyorlar. Adamın çok da üstüne gidersen, “Bediüzzaman bir alim olabilir din alimi de bizim yeni alimlerimiz var” diyor. “Kim var?” diyorsun. “Şaşar Beşer, Faruk Beşer” diyor. “Bak, adamın suratındaki azamete bak” diyor. “Bak” diyor yani, “Buz gibi suratı var” diyor adam da. Gayet ciddi. Sıfırın altında 90 derece adamın suratı böyle. “Bediüzzaman’ın ne alakası var, bak böyle alim varken biz buna uyarız” diyor. Bediüzzaman’ın anma toplantısı yapalım. “Aman aman” diyor, “Kardeşim sakın yapmayalım, adını dahi anmayalım” diyor. “Karizmamıza, itibarımıza zarar gelir” diyor. “Kimsenin yüzüne bakamayız, şimdi Bediüzzaman üstü başı cübbesi var” diyor, “Değil mi üstünde başında”. “Hapse girmiş çıkmış insan. 30 yıl hapis yatmış. Şimdi onunla bağlantıdan bahsedersek biz küçük düşürürsün sen. Bizim tesisler ne olacak? Holdingler ne olacak? Sakın ondan bahsetmeyelim arkadaşım” diyor. Çünkü Bediüzzaman Said Nursi denince adam işte artık google mı ne oraya giriyor bakıyor. Bakacak, 30 sene hapis yatmış. Ya diyecek, “Senin mürşidin, Hocan 30 sene hapis yatmış”. Adam kıpkırmızı oluyor, haya ediyor, utanıyor, çok ağırına gidiyor. Çünkü böyle özel bir üslupla, efendim kendince entel dantel üslupla onlarla konuşuyor. İşte bireysel, imgesel bilmem ne falan feşmekan böyle, kendince bilmişlikler yapıyor. Orada karizması gidiyor adamcağızın güya. Halbuki kendisini rezil rüsvay ediyor haberi yok. Ağırına gittiği için Bediüzzaman’dan bahsetmek istemiyorlar. Kıyafetinden utanıyor Bediüzzaman’ın, fakirliğinden; var ya her yeri yamalı. Şimdi adam internete giriyor, bakıyor. Bütün gömleği yama, bir tane şey görünen eski bir ıbrık, “Ondan da abdest alıyor” diyorlar. Bir de eski birkaç tane yemek kabı var. “Ya” diyorlar, “Sizin mürşidiniz bu mu?”. “Aman, aman, aman hiç bahsetmeyelim” diyor. Bu çok utanç vericidir onlar için. Rezil rüsva olacaklar bunlar. Allah’tan korksunlar. Onun yaptığı yamalı gömlekleri bizim için nurdur. Bir ışıktır ve bizim onurumuz o, şerefimiz, biz iftihar ediyoruz. Bunu gördükleri halde bir kısım kardeşlerimiz denge siyaseti adına birbirine bir şey demiyorlar. Ve utanmadan bu örtbas ediliyor, böyle bir konu. Bediüzzaman’dan adam utanıyor. Ben de sizden utanıyorum. Ve sonunda Allah bunları bambaşka bir şekle sokmaya başladı böyle. Kimlikleri, kişilikleri, yapıları değişmeye başladı. Bir garip varlığa dönüşmeye başladılar. Ve Allah belalarını veriyor, bu sefer. Onun için bu oyuna çok çok dikkatli olmak lazım. Bu taktiğe, bu yönteme karşı çok dikkatli olunması lazım. Özellikle Samanyolu Tv’den istirham ediyorum. O adamı çıkarıp Bediüzzaman’a böyle meydan okutturmak çok acayip bir şey. Kardeşim Samanyolu Tv, Mehtap Tv bir kere, üç-beş kere, bir kere bile çıkartmış olsa bu ne demektir? Biz Bediüzzaman’ı artık sildik anlamına gelir. Bu anlama gelir. Böyle bir adamı çıkartıp konuşturtmak ne demektir? Bediüzzaman’a meydan okuyor adam. Bediüzzaman’ı kabul etmiyor. Risale-i Nur’u kabul etmiyor adam. Biz artık değiştik. Zihniyetimiz değişti. Kafamız değişti. Artık Bediüzzaman’dan uzağız anlamına gelir. Allah betinizi bereketinizi alır. Elinizden bereket gider. Yapmayın. Değil mi, bu çok anormal bir hareket? Buna karşı bir üslup belirlenmesi lazım. Mesela bunu telafi edecek bir konuşma olsun. Bediüzzaman’la ilgili programlar yapılsın Samanyolu Tv’de, Mehtap Tv’de. Onu öven konuşmalar yapılsın. Onu, yamalı gömleklerini bize göstertin, elimize yüzümüze sürelim onu. Bir kardeşimizi gönderdim. Bir annemizde o emanetler, yakından video filme aldırdım hepsini. Onu yayınlayacağım. Onun filmi hazır değil. Daha gelmedi o, evet onu hazırlıyorlardı. Gelmedi. Çok şahane, hep bütün üstü başı yama. Benim canım yani Allah için 30 yıl çile çekti ve çok muhteşem bir ortam meydana getirdi. Onun mirası üstüne adam holding kurup, keyif yapıp entel havalarında ceddini, soyunu anlamayan, inkar eden bir üsluba gidiyor. Ve buna da ses çıkarılmıyor. Ben ses çıkarttığımda da cıyak cıyak sesler geliyor, oradan buradan. İsterse düdük gibi ötün. Yani ben bunu yapacağım, anlatacağım.
Fethullah Hocamı da aldılar oraya Amerika’ya götürdüler. Oraya esir ettiler. Ne olduğunu da bilmiyoruz. Allah-ü alem orada vefatına kadar orada tutacaklar. Vefat edince de cenazesini de orada tutarlar Allah-ü alem. Allah vermesin. Allah ömrünü uzun etsin. Kardeşim ne yapıyorsunuz? Alın getirin Hocamızı. Çok büyük olay çıkar. Niye olay çıksın? Ne olay çıkacak yani? Çıksa kaç yazar ayrıca yani. Mazlum kendi halinde bir Müslüman kardeşimiz, bir mürşit, bir Hoca efendi gelince olay çıkaranların yüzüne tükürürüz biz bu kadar basit. Ne olay çıkaracak? Olay çıkartırsa ona göre biz kanunla hukukla karşısına çıkarız. Ona göre tepesine gereken uygulama yapılır, kanun hukuk ölçüleri içerisinde. Bilmiyoruz orada ne olduğunu Hocamızın. Ne yaptıklarını da bilmiyoruz. Dünya iyisidir Fethullah Hoca, maşaAllah. Burada garip bir şeyler oluyor, garip bir ortam var. Ne olduğunu da anlamıyorum. Soracak adam da yok. Ne olup bitiyor diye soracağım onu da öğrenemiyorum. Bu Bediüzzaman’ın susturulması, Bediüzzaman’dan bahsedilmemesi beni tedirgin etti. Rahatsız oldum ben bundan. Önce Mehdiyet’i okutturmamaya başladılar Bediüzzaman’dan. Hz. İsa (a.s.)’ın işinin onun okunması yasaklandı. İttihad-ı İslam’ı söylemek yasaklandı. Türk İslam Birliğini söylemek yasaklandı. Sonunda da Bediüzzaman yasaklanıyor, gibi görünüyor. Normalde Fettullah Hocamın talebelerinin yüzde 99,99’u tertemizdir. İsterseniz gidin görün, hepsi öyledir. Ama çok küçük bir ekip bir şeyler yapıyor. Bu durdurulsun, biz bundan rahatsızız. Tabii ben sırf Fethullah Hoca cemaati için söylemiyorum. Bir çok cemaatte de var, topluluk da var. Dünyanın her tarafı için ben bunu söylüyorum. Bunu örtbas etme, İttihad-ı İslam’dan bahsetmeme utanç verici, İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyenler utanç duyacaklar Ahir zamanda ve kıyamette de, inşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Ahmet Muhsin Meriç, Hocam 2000 yılında bir makalesinde, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’dan çıkacağını anlatmış, inşaAllah, mağlumunuz.“Fahr-ı Alem (a.s.m.)'dan rivayet edilen hadis-i şerifler hem komutan ve askerlerden müteşekkil bir ordunun İstanbul'u fethinden, hem de silahsız, kan dökmeden; tevhid, tesbih, tahmidlerle, vuku bulacak; Al-i Beyt’ten bir mübarek zatın kumandasındaki manevi bir ordunun İstanbul'u fethinden haber veriyordu. Buna binaen Akşeyh; İstanbul'un, geleceği hadislerle sabit olan Hz. Mehdi (a.s.) eliyle ikinci kez fethedileceğini gayet iyi biliyordu” diyor devam ediyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi Kuran Hz. Mehdi (a.s.) için Tevrat’a gönderme yapıyor. İttihad-ı İslam için Tevrat’a gönderme yapıyor, Tevrat ve Zebur’a. Şimdi Cenab-ı Allah’ın gönderme yaptığı Tevrat’a bakıyoruz. Kuran gönderme yapıyor ama bakın, “Hz. Mehdi (a.s.) sadece sedirinden hükmedecektir” diyor. Evinde sedirinden, oturduğu yerden oradan hükmedecek, oradan anlatacak. “Onun adı Harika Öğütçü olacak” Tevrat bunlar hep kaynakları tek tek vermeyeceğim çünkü vakit alır. Tevrat Yeşaya 9’a 6 mesela, “(Hz. Mehdi (a.s.)) unutulduğu/beklenmediği bir anda gelecek” tabii Hz. Mehdi (a.s.) diye geçmiyor orada Mosiah, yahut Shiloholarak geçiyor, veyahut Kral Mesih olarak geçiyor Hz. Mehdi (a.s.). “(Halk Hz. Mehdi (a.s.)'ı) bütün güzelliğiyle görecek.“Sen insanların en güzelisin” diyor Tevrat Hz. Mehdi (a.s.) için. “Sen insanların en güzelisin. Lütuf saçılmış konuşmalarına. Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin” diyor. “(Hz. Mehdi (a.s.))uluslara barışı duyuracak. O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür. Adaleti sadakatle ulaştıracak. Baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi” sessiz olacak diyor. İşkenceye, yapılan baskılara bir şey demeyecek diyor. Yani bir şey demeyecek de karşı saldırıyı Allah’a bırakıyor. “Güçle kuvvetle değil, ancak benim ruhumla başaracaksın" yani kan dökmeyeceksin diyor, silah kullanmayacaksın. Allah’ı anarak, sevgiyle başaracaksın. Bak; “Güçle kuvvetle değil, ancak benim ruhumla başaracaksın. Böyle diyor her şeye egemen Rab”Tevrat, Zekeriya 4’e 6. “Zevki Rab'bin şeriatındadır” yani şeriattan zevk alır diyor. Kuran’dan, Allah’ın hükümlerinden zevk alır diyor Hz. Mehdi (a.s.). “(Hz. Mehdi (a.s.) uluslara barışı duyuracak. Bağırmayacak ve sesini yükseltmeyecek. Senden yaşam istedi, ona bir uzun ömür verdin” diyor Allah. Uzun ömürlü olacağı geçiyor,Mezmurlar’da, 21’e 3-4. “Yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. Kıyı halkları onun (Hz. Mehdi (a.s.)'ın) yasasına umut bağlayacak” kıyı halklarını ayrıca belirtiyor. Kıyı halkları biraz daha alemi bilir. Böyle daha neşelidirler, daha değişiktir biraz. Çok severim ben kıyı halklarını, maşaAllah. “Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek” yani vicdanı ile karar verecek. “Yönetim onun omuzlarında olacak.Ve milletler arasında hükmedecek ve çok kavimler hakkında karar verecek”. Bak bütün “Milletler arasında hükmedecek” bütün dünyayı yönetiyor. “Ve kavimler hakkında karar verecek” mesela şu kavim şöyle yapsın, şu millet böyle yapsın karar verecek,Tevrat, Yeşaya, 2’ye 4. Bak, Kuran gönderme yapıyor yalnız, bak buna çok dikkat edin.
ALTUĞ BERKER:Ayet okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Oku ayet.
ALTUĞ BERKER:Şeytan Allah’a sığınırım Enbiya Suresi 105; “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık”.
ADNAN OKTAR:Bu salih kulların kim olduğunu Peygamber (s.a.v) hadiste söylüyor. “Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleridir” diyor. Çünkü dünyaya bir tane sahip olan var, o da Hz. Mehdi (a.s.). ““Salih kullarım varisçi olaraktır” diye yazdık” diyor Allah, Cenab-ı Allah. Dünyaya bir kere hakimiyeti verdi dünya hakimiyeti. O da Kral Mesih’in, Mosiah’ın, Shiloh’un yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın hakimiyetidir. Başka hakimiyet yok. Cenab-ı Allah bu konuya gönderme yapıyor Tevrat’tan.
ALTUĞ BERKER:Ebcedi de 2051 Hocam, ayetin inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Azerbaycan’da, 17 Kasım’da bizim saatimizle saat 10:00’da yemekli Türk İslam Birliği konferansı gerçekleşecek, inşaAllah. Sizin konferansa katılan davetlilere bir konuşma yapmanızı istiyor oradaki kardeşlerimiz, inşaAllah. Görüntü bağlantılı ayarlamışlardı. Ama saat erken diye mesajınızı şimdi alıp banttan yayınlayacaklar, inşaAllah. Azeri kardeşlerimize İslam Birliği ile ilgili konuşma yapabilir misiniz, inşaAllah?”
Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam zaten Allah’ın emri. Bütün Türklük aleminin birleşmesi, “Allah sizi kavimler olarak yarattık” diyor. Kavim, bölünmüş kavim olur mu? Paramparça olmuş kavim olur mu? Bütün Türklük alemi bir kere bütündür o. Tek bir millettir. Onlar bir kere birleşecek. Kavim olarak onun hiçbir açıklaması yok. Tacikistan, Başkürdistan, Yakudistan, Türkmenistan, Doğu Türkistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan hepsi birleşecek. Bu Allah’ın emri, bunu yapacağız. Ve bütün İslam alemi hepsini bir, o da Allah’ın emri, hepsi Allah’ın emridir. İttihad-ı İslam Allah’ın emridir. Türk devletlerinde hepsi Müslümandır ayrıca. Hristiyan da var ama onlarda bizim kardeşimizdir. Biz onlara kefiliz ve korumak ve kollamakla mükellefiz onları, inşaAllah. Yani üzerimize bir mükellefiyet var. Onların sağlıkları, rahat huzur içerisinde yaşamaları, ibadetlerini rahat içerisinde yapmaları, Museviler içinde öyle. Türk İslam alemi dünyanın en adil, en mükemmel, en sevgi dolu birliğini oluşturacak. Bunu da kısa sürede yapacağız ve tek amacı sevgi, barış, kardeşlik, huzur, iyilik, neşe ve sevinç olacaktır. Ve her gün bayram olması amaçlanmıştır. Her günün bayram olması amaçlanmıştır. Azerbaycan’ın aslanlarına hepsine o canlarıma ben selam ediyorum. Allah’a emanet olsunlar. Allah yollarını açık etsin. Gönülleri çok çok rahat olsun, gönülleri sevgiyle dolsun. Türkiye ile Azerbaycan’ın birleşmesi için gece gündüz dua etsinler, inşaAllah. Hükümete yazı yazsınlar, her iki hükümete de. Türk hükümetine de, Azerbaycan hükümetine dilekçe versinler. An meselesi Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesi. O kadar suni ki ayrı olmaları yani çok alışılacak bir konu değil. Konya’yı böyle keyif için ayırsalar, Allah vermesin. Beklesek nasıl olur birleşmeyi, işte aynı onun gibidir. Her şeyimiz biridir. Ayrılmamız tamamen sunidir. İki devlet, bir millet olarak hemen Allah birleştirsin. Dua etsin kardeşlerimiz. Toplantıda da inşaAllah kardeşlerimiz bu birlikteliğin oluşması için nasıl süratli davranılabilir onlarla ilgili sohbet yapabilirler. Bununla ilgili ne tedbir alınabilinir onları konuşabilirler. Azerbaycan’da çığ gibi yayılıyor zaten Türk İslam Birliği düşüncesi. Her yerinde yayılıyor, Türkiye’de zaten sahip ülke olduğu için. Neticede çok güzel şeyler olacak. On yıl içinde hepsi olup bitecek. On yıl sonra Azerbaycan’da Allah’ın izni ile sabah kahvaltısı yapacağız kardeşlerimizle, inşaAllah. Allah hepsinin mübarek bayramını, mübarek günlerini tekrar tekrar onlara göstermeyi nasip etsin. Hepimize göstermeyi nasip etsin. Allah yine mübarek günlerde, mübarek bayramlarda bir arada olmayı bizlere nasip etsin. Allah kurban bayramımızı hepimize mübarek etsin. Güzelliklere, iyiliklere, hayırlara vesile etsin Cenab-ı Allah. Hepsine selam, bütün kardeşlerimize selam ediyorum, inşaAllah.
Bak, diyor ki yine; “Allah korkusu Hz. Mehdi (a.s.)’ın hoşuna gidecek” diyor, zevk alacak diyor. İnsanlar Allah korkusu deyince sanki böyle canını yakan bir şey zannederler. Halbuki Allah korkusu neşe verir insana, sevinç verir, coşku verir. Allah korkusu bir nimettir. Çok yanlış anlatılıyor Allah korkusu. Allah korkusunda insan aşkı bilir, tutkuyu bilir, sevinci bilir. Aklı açılır, beyni açılır. Akıllı olmanın kökenidir Allah korkusu. Onun için bak, “Rab korkusu hoşuna gidecek” diyor, Yeşaya 11”e 2-3. “Tüm insanlara Allah’ın yollarını” yani Kuran’ı, sünneti, “O’ndan (Allah’tan) korkmayı öğretecek”.
Ümit kardeşimiz bir yazı yazmış; “Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü” ve aleyna aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü. Çok sevimli. Ben şöyle diyeyim sadece, “Muhammed Adnan Hocam, anlaşılıyor ki” diyor, “Emanetler bir bir sahiplerini buluyor” diyor. Sahibini, öyle diyelim evet. “Hocam, ben sizin manen kardeşinizim” diyor. Tabii bütün Müslümanlar bizim kardeşimizdir. “Hz. Mehdi (a.s.) kutsal emanetleri, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağını hangi yılda teberrüken teslim alacaktır?” diyor Ümit, Allah-u alem en fazla bir 10 yıl var, inşaAllah. Berker’im seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah. Bir hadis okuyorum Hocam. “El-Kavlü’l Muhtasır’dan, sayfa 24, Şaban Döğen’de “Mehdi ve Deccal” isimli kitabında kullanmış bunu; “(Hz. Mehdi (a.s.)) Allah’ın izniyle taş gibi kalpleri yumuşatabilecek, kömür gibi ruhları elmaslaştırabilecek, ölü ruhları iman nuruyla diriltebilecek” diyor inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yine bir şeyler söyle Berker, seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. “Hz. Mehdi (a.s.) vehbi bir ilme sahiptir” dediniz Hocam. “Özel olarak Allah tarafından korunup kollanıyor. Onu koruması için Ulu'l Azm melekler yanındalar. Ve binlerce melek tarafından korunup kollanan birisidir ve hata yaptığında hatası hemen düzeltilir. Herhangi bir alimin yetiştirdiği biri değildir. Hiçbir tarikatta onun bağlı olduğu şeyh olmayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) arayışında kardeşlerimizin Peygamber (s.a.v.)'in koyduğu ölçülere inanması lazım. Ben kendi kafama göre arıyorum diyorsa o ayrı mesele. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in koyduğu ölçü içinde Hz. Mehdi (a.s.)'ı araması lazım” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Yani benim anladığım böyle, ılımlı İslam, işte o Büyük Ortadoğu Projesi bilmem ne böyle atom forvet tipleri, cahil tipler, Müslümanları hiç yerine koyarak, rahatça onları kandıracaklarını zannediyorlar. Yani ben bu akılsızlara söyleyeyim, kafalarını ezeceğim yani Allah’ın izniyle bak, ilimle, bilgiyle akıllarını ezeceğim. Onlar beni hiç hesaba katmamışlar. Öyle üçkağıtçılığa, sahtekarlığa müsaade etmem. Onu bıraksınlar. Üçkağıtçı Hocalarıyla da böyle havalarda uçsalar, onları havadan teker teker indiririm, burunlarını toprağa değdiririm Allah’ın izniyle, ilimle, bilgiyle. Bizim milletimiz son derece uyanık ve zeki bir millet, böyle kahpeleri, üçkağıtçıları çok iyi bilir. Böyle donuk, anlamsız, ruhsuz İslam anlayışını, Hz. Mehdi (a.s.)’sız, Hz. İsa Mesihsiz İttihad-ı İslamsız, coşkusuz İslam anlayışını, yani Kuransız Müslümanlığı, sünnetsiz Müslümanlığı bize aktarmaya kalkıyorlar. Bu oyun tutmaz onu söyleyeyim. Sadece oturdukları yerde onlar, efendim işte köfte, ekmek, salata falan, onu yer otururlar. Başkada bir şey yapamazlar. Kendilerini çok akıllı zannediyor bu cins tipler. Çok çok uyanık olduklarını, halkı, milletimizi de çok rahat yönlendirebileceklerini zannediyorlar. Bizim milletimiz öyle bir millet değil. Çok keskindir nazarı. Aklı da çok keskindir, imanı da çok keskindir. Yoluna yürümekten aciz avanaklar böyle münasebetsizce ve akılsızca girişimlerde bulunurlarsa, karşılarında hakkı savunanları bulurlar, onu söyleyeyim. Yani münafığı bir yandan, üçkağıtçısı bir yandan kendilerince bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Şu anda bile kontrol ellerinden çıktı. Bundan sonra hiçbir halt edemezler. Hiçbir şey yapamazlar. “Kıyamet önemli değil” diyor adam. “Hz. Mehdi (a.s.) da önemli değil. Hz. İsa (a.s.) da önemli değil. İttihad-ı İslam’da önemli değil”. Ne önemli o zaman? Sen ne anlatıyorsun, sen yani? “Bediüzzaman da önemli değil” diyorsun. Ne kalıyor? Senin holdinglerin kalıyor geriye? Senin de holdinglerin önemli değil. Millete yalakalık, böyle yaranlık yapacağız, onlara kendimizi beğendireceğiz diye olmadık ecüş bücüş hallere giriyorlar. Olmadık yaltaklanmalar, aşağılık tavırlara giriyorlar. Kendilerini beğendirmek için havalarda taklalar atıyorlar. Ve onlar da onlardan tiksiniyor sadece. “Çok aşağılık bu” diyorlar. Çünkü davasını satan adam çok aşağılıktır. Yani komünist dinsiz bile onu aşağılık görür, şerefsiz görür yani. Yalakalık yapınca, onlara kendilerini sevdirdiklerini zannediyorlar. Yalakayı herkes bilir. Yani komünistin bile yalakasından Müslüman nefret eder. Çünkü komünist bile, bir davadır adam, yani merdana yapıyorsa o bir dava adamı olarak görülür. Yanlıştır, ayrıdır onu şey yaparız ama geride mesela sinsice çıkar için davasını satarsa, onu tehlikeli bulursun sen. Çünkü Müslüman da olsa Müslümanları satar o adam. Kahpe demektir yani. Her davanın kahpesi tehlikelidir. Kafire biz düşman olmayız. Komüniste de düşman olmayız. Eğitiriz, bilgilendiririz. Ama münafığa düşman oluruz. Yani komünist mesela dürüstse, dürüstlüğünü beğeniriz biz. Sosyal adaleti savunuyorsa o yönünü beğeniriz. Güzel yönlerini beğeniriz. Bizim bedeniyle de alıp veremediğimiz yok. Biz ahlakında ve inancındaki bozuk yönlerine buğuz ediyoruz onun sadece. Komüniste düşman olma kafası vardır, böyle bir şey yanlıştır. Bir kere bedenine hiç olmaz. Bedenine bir düşmanlık olmaz. Fikrine vardır. Fikrine de yanlış olan yerlerine vardır buğzumuz, muhalifliğimiz. Düşmanlık değil, buğuz vardır. Ama münafığa komple bir nefret duyarız ve düşman oluruz. Yani bu Kuran’ın hükmüdür. Allah’ın hükmüdür, inşaAllah. Kardeşlerimiz, madem bazı kişiler Mehdiyet’ten bu kadar korkuyorlar, inadına inadına, bağıra bağıra Muhammed Mehdi desinler. Hz. İsa Mesih’in gelişini her yerde anlatsınlar. Bunları dehşete düşürsünler. İttihad-ı İslam’dan da bahsetsinler. Türk İslam Biriliği’nden de bahsetsinler. Türklüğün, Türk aleminin, dünyanın lideri olacağından, İslam aleminin lideri olacağından bahsetsinler. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu, bütün detaylarla, hadislerle anlatsınlar. Bu münafık üçkağıtçıları dehşete düşürsünler. Ve Mehdiyet’i tam boğduk derken, tam yok ettik derken Hz. Mehdi (a.s.) karşılarına göklere kadar çıkan bir dev olarak dikildi ve pestil gibi oldular şu an karşısında. Kardeşlerimiz atak üstüne atak yapsınlar. Her yerde bahsetsinler. Resulullah (s.a.v.)’in hadislerini olduğu gibi aktarsınlar. Yoruma gerek yok. Bediüzzaman’dan olduğu gibi aktarsınlar. Yorum yapmasınlar, yoruma gerek yok. Bediüzzaman bunu diyor, Peygamberimiz (s.a.v.) bunu diyor bu kadar. Gerisine karışmasınlar. Bunlar böyle cayır cayır yanacaktır manen, inşaAllah. Berker’im. var mı anlatacağın?
ALTUĞ BERKER: Hocam sevimli köpek Boo’nun bir buçuk dakikalık bir filmi var görmek isterseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben onun burnunu ısıracağım. Bakayım.
Video
ADNAN OKTAR: Ne şeker şey bu, acayip tatlı. Bunun kulaklarını ısırmak lazım bu çetenin, maşaAllah. Kendini sevdirmek için yapmadığı numara yok, maşaAllah. Allah bunu bu kadar şiddetli sevimli yaratmış, bunlar yani hepsini böyle. Mesela evde de bakıyorum. Çok fazla resim var işte kedi, köpek, tavşan, şu, bu falan. Ne kadar etkileyici yaratıyor Cenab-ı Allah. Mesela ördek yavruları var. Her biri ayrı bir yani bir şey yapıyor insana bunlar, bir etkileri var yani. Her biri ayrı bir tatlı. Mesela ördeğin gagası o minik. Eskiden çocukken gagalarını ısırırdım. Benim dilimi kapmaya çalışırdı, acayip şekerler. Evet, ne yapacağız? İnternetten mi devam edeceğiz?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. HarunYahya.Tv’den.
SUNUCU:Bizi yarın 22.00’dan itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve aynı zamanda Gaziantep Olay Tv’den takip edebilirsiniz. Hayırlı geceler.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...