SUNUCU: “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar Tv, Kütahya Destan Tv, Uşak ART Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, bandırmahaber.net, gazeteoku.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, islaminesil.com, selamhaber.com, varanhaber,com, 8sutun.com ve harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam, nasıl başlamak istersiniz? İyi bayramlar.
ADNAN OKTAR:Allah tekrarını erdirsin. Şeyhim neler anlatalım?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. İslam ahlakının dünya hakimiyeti ayetlerini şerh ederek, okuyarak, inşaAllah. Münafık ayetleri, hadisleri programın ağırlığı o şekildeydi buyurduğunuz gibi. Fosilleri gösterdik, iman hakikatleri anlattık son on beş dakikada, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Vay vay en can alıcı noktalardan yaklaşmışsınız.
ALTUĞ BERKER:Vesilenizle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, şahane olmuş, şahane olmuş. Var mı öyle konularda daha değişik olan?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, bugün haberlerde dün sayın Başbakan’ın konuşmasına, Mustafa Ünal, Zaman Gazetesi’nin yazarı “İttihad-ı İslam’dan bahseden cümlesinin dikkat çektiğini ve bunun güzel bir temenni olduğunu” yazmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak Başbakan bile rahatça söylüyor. Mustafa kardeş de bunu rahat rahat söylesin artık, Zaman Gazetesi’nde duyalım, inşaAllah. Samanyolu Tv’de duyalım, Mehtap Tv’de duyalım. İttihad-ı İslam demek eşittir Türk-İslam Birliği, yani Mehdiyet, yani Hz. İsa (a.s.)’nın nüzulü demektir, ikinci bir anlamı yoktur. İttihad-ı İslam olduğunda, bir kere olacak zaten, bir kere oluyor, onun adı Mehdiyet’tir. Zaman Gazetesi artık gönlünü rahat tutacak, inşaAllah. Allah’a tevekkül edecek, alenen söyleyecek artık. Çünkü o kadar masum bir teklif ki, o kadar güzel bir teklif ki, bütün dünyaya sevgi sunan, barışı sunan, kardeşliği sunan, herkesin huzurunu, herkesin güvenlik içinde olmasını, adaletle yaşamasını isteyen bir sistem istiyorsun. Bu utanç duyulacak, tedirgin olunacak, korkulacak, gizlenecek bir konu mu? Amerika istiyor, Rusya istiyor, Çin istiyor, herkes ister böyle bir sistemi. Bediüzzaman; “eskiden istemiyorlardı, ama şu an mecburlar” diyor.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii, çünkü anarşiye karşı, teröre karşı çözüm bulamıyorlar. Tek çözüm İttihad-ı İslam’dır. Buyur Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Haşmet Babaoğlu’nın Sabah Gazetesi’nde bir yazısı var. “Kurbanı eleştiren yazarlara cevaben güzel bir yazı kaleme almış, “tarihin en kan dökücü toplumlarının aydınlanma sonrası ortaya çıkan ve uygar kabul edilen toplumlar olduğunu” yazmış. Maide Suresi’nin 28. ayetini yazmış Hocam. “Habil’in kardeşine, ‘eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım’”ayetinde geçtiği şekilde cevap vermesini örnek vererek, “asıl zalim olanların Allah’tan korkmayanlar olduklarını” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, maşaAllah. Çok değerli bir insan, maşaAllah Haşmet Babaoğlu. İnsanın hiç ummadığı insanlar, ummadığı kişilik gösterebiliyor. Veli tiynetli olabiliyor, çok yüksek ilme sahip olabiliyor, Kuran’a aşık, İslam’a aşık olduklarını anlıyoruz. Haşmet Babaoğlu da hep pozitif, hep olumlu, maşaAllah bayağı güzel.
ALTUĞ BERKER:Özellikle Hocam sizin kitaplarınız gittikten sonra, kendisi onları okuyor, onu biliyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, inşaAllah vesile oluyordur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Evet vesile oluyor, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet Berker’im dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Milliyet’te Taha Akyol şöyle demiş Hocam; “Soruşturmaların, gizli belgelerinin yayınlanamayacağını, bunun hukuk devleti ilkesine ve kişilik haklarına aykırı olduğunu” belirtmiş. “Ancak işkence yapıldığına dair resmi belgelerin yayınlanmasını gerekli olduğunu” ifade etmiş. Ancak kendisinin mensubu olduğu medya kuruluşunda, bizim davamız ile ilgili bu söylediklerinin tam tersi uygulanmıştı, malumunuz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hayır bizzat kendi de alıntı yapmıştı o zamanlar. Biz tutuklandığımız günlerde, yani göz altındaydık, Taha Akyol naklen yayın yapıyordu ve gazetesi naklen yayın yapıyordu, göz altındayız bak devam ediyor. Yedi gün bizi kollarımızı arkadan bağladılar, gözümüz bağlı, betonun üstünde oturttular.
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR:Böyle uyumaya müsaade yok, sanki esir kampı, yedi gün. O zaman çıtı çıkmadı ve bilakis orada gözaltındayken verdiğimiz ifadeler, konuşmalar günü gününe yayınlanıyordu ve günü gününe de yorumluyorlardı. Kardeşim şimdi orada bir can pazarı yaşanıyor, yani ölüm kalım mücadelesi. Adam bana söyledi, Adil Serdar Saçan İstanbul Emniyet Müdürü; “Ayağınla yer arasında ne kadar mesafe var, ölümünle hayatın arasında da o kadar mesafe var, ona göre konuşacaksın” dedi. Adam daha ne desin? Uçsuz bucaksız yetki vermişlerdi o zaman. Emniyetin dışına da alıp götürüyor adam. Yani olay yerinde tatbikat yapacağız yahut sorgulamaya götürüyoruz diye.
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR: Mesela o dönemde; kendini yüksekten attı, sinirlendi kendini astı gibi, sürekli haberler duyuyorduk biz emniyette. Ne malum nelerin olmayacağı? Biz de ne yapalım? Bunlar ne diyorsa kabul edelim bari, dedik yani ne iddia ediyorsa. “Sen çete misin?” dedi, “evet çeteyim” dedim. “İşte bu iddialar doğru mu bu bayanlarla ilgili?” dedi, “hepsi doğru” dedim, inşaAllah. İftiharla onu televizyonlarda yayınladılar, benim konuşmalarımı. Sen bir git bakayım, sen onun on misli hikaye anlatırsın. O ne öyle? Artık böyle fanteziler anlatırsın, akla hayale gelmedik şeyler anlatırsın. Biz yine usturubuyla o kadarıyla yakamızı kurtardık. “Sanatçılardan kimlerle beraber oldun?” dedi. Allah Allah, şimdi içkili de leş gibi rakı kokuyor, kendini kaybetmiş, böyle saldırmak için bahane arıyor. Ne diyeyim? Aklıma da gelmiyor, böyle yabancı birkaç tane attım böyle, yazık haklarını helal etsinler. Hiç tanımam bilmem, hayatta görmediğim insanlar, yakamı kurtarmak için. Bu sefer “paralar nerede?” diye tutturdu gecenin üçünde. Allah Allah ne parası? Şimdi yüzündeki ifade, oradakiler falan onlar da alkollüler, şakası yok ortamın, acayip gergin bir ortam, sigara dumanı bilmem ne böyle.
SUNUCU:Emniyetin içerisinde mi?
ADNAN OKTAR:Tabii emniyetteyiz. Benim ellerim, kolum arkadan bağlı, sürekli betonda oturuyoruz, hiç uyutmadılar. Gözümüz bağlı. Bir ara keyfe geldiler, ayaklarımızdan elektrik verdiler, ayağıma elektrik verdiler, arkadaşlarıma başka türlü elektrik verdiler. Yani kimine bileğinden veriyorlar, kimine bilmem ne türlü. “Paralar nerede?” deyince, “ne diyeyim acaba” dedim. Şimdi öyle bir şeyden haberim yok desem, belli sakatlayacaklar yahut çok felaket bir ortam olacak. Gözler kan çanağına dönmüş böyle, kendini kaybetmişler. “Al Baraka’da paralar, Faysal Finans’ta” dedim. Gece yarısı Faysal Finans, Al Baraka’yı açtırmışlar. Adamları toplamışlar bütün yöneticilerini falan, hesapları incelemişler, yok tabii. Ne diyeceksin yakamızı ortalıktan kurtarmak için? Sonradan da “bunların olmadığını şimdi ispat et” dediler bana, “anlattıklarını.” Allah Allah önce sen zorla söyletiyorsun. Şimdi de “ispat et.” Nasıl ispat edeyim ben? Mahkemeyi tenzih ediyorum da, basın açısından, toplum açısından diyorum. Nasıl ispat edeyim ben? Yüzlerce klasör açıklama belge gönderdik, anlat anlatabildiğin kadar. Her konuyu ispat edeceksin, her konuyu ispat edeceksin, olmadığını. Savcı dedi ki: “Dosyada hiçbir delil yok sanıklar aleyhine.” Peki aleyhimizde olmayan delilleri ben nasıl ispat edeyim? Zaten savcı diyor; “sanıklar aleyhinde dosyada hiçbir delil yok”, devletin savcısı söylüyor. Buna rağmen mahkememiz Salih Öztürk başkanlığında sağ olsun, ellerinden öperim, Allah ondan razı olsun, 2 yıl bir ceza verdi, 1 yıl da ilave ceza verdi. Onun sebebini de bilmiyoruz 1 yılın, normalde mahkeme açıklıyor onun neden olduğunu, bana açıklamadılar, yani şu nedenden 1 yıl daha arttırdık demediler. Teşekkür ediyorum, ellerine sağlık. Yargıtay’a gitti, Yargıtay bir, iki, üç, dört say say bitmiyor böyle, nedenlerden bozdu. Bunlar benim anlattığım kısımlar, anlatmadığım kısımlar bunun yüz misli olabilir. Anlatmadığım kısımlar çok detaylı. Yargı aşamasında olduğu için, tabii mahkemeye karşı saygımız çok büyük, verdikleri karara da saygı duyuyoruz ama mahkeme bozdu, Yargıtay bozdu. Çünkü mahkemenin savcısı kendisi söyledi, “hiçbir delil yok” diyor, bak bir tane delil var demiyor savcı. “Sanıklar aleyhine tek bir tane delil yok” dedi. “Bir de bu çocuklardan,” daha önce de anlattım, “şu şu şu kişiler beraat etmiş” diyor. O da devamı zaten, arkası geliyor zaten. “Onlar beraat ettiğine göre, onların toplu birbirinin aynı olduğuna göre, tıpatıp aynısı, onların da beraat etmesi lazım” dedi savcı.
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR:“Sonra yanlarında avukat yok, avukat olmadan alınan ifadeler geçersizdir” dedi ve “mahkeme de kabul etti bunu” dedi. Mahkeme, “yanlarında avukat olmadan alınan karar geçersizdir” dedi, mahkeme kararıyla. Ben yargılanırken mahkeme dedi; “polisle alınan ifade, yanında avukat olmaksızın alınan ifade geçerlidir” dedi. Daha önce “geçersizdir” dedi, sonra “geçerlidir” dedi. Ellerine sağlık ne diyelim? Teşekkür ediyoruz. Savcı “hiçbir delil yok” dedi, o da mahkeme de “poliste alınan ifadeler delildir” dedi. Ama bak daha önceki ifadede, gerekçeli olarak mahkeme diyor, “yanlarında avukat olmadan ve işkence sonucu alındığı anlaşıldığı için.” Hatta dedik biz “dosyadan çıkartın efendim” dedik, “bu polis ifadelerini”, “buna gerek yok, zaten geçersiz dedi mahkeme.” Geçersiz olduğuna göre, sonra ben yargılanırken de “şimdi geçerlidir, şu an geçerli görüyoruz” dedi. Ellerine sağlık, teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun. Yargıtay’dan dönmesine de şaşırdım, maşaAllah.
Fox Tv’de az önce Cübbeli Ahmet Hoca’nın bayrama özel esprileri başlığında bir jenerik yayınlandı. Bütün programlarından derleme yapmışlar, çok güleceksiniz şeklinde tanıtım yapıyorlar. Birazdan yayınlayacaklarmış. Allah aklını fikrini arttırsın, Allah hidayet versin. Evet seni diniyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Zaman Gazetesi’nden Hüseyin Gülerce; “Dünyevilik Müslüman için tehlikelidir” demiş yazısında. “Mümin için asıl yurt Ahiret’tir. Meşru dairede kalmaya özen göstermek lazım, hesabını verdikten sonra sorun yok. AK Parti kadroları da, partideki bu büyümeyi bu gözle değerlendirmelidir” demiş.
ADNAN OKTAR:Yani anlat, ne anlatıyor?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, şöyle diyor; “Acaba AK Parti kadroları da büyümeden endişe etmeli midir? Kanaatimce evet hem de fazlasıyla” diyor. “Çünkü inancımızın imbiğinden süzülmüş hakikatler, değerler var. Her büyüme dindar insanlar için iç tehdittir, dünyevilik uhreviliğin en büyük düşmanıdır. Mümin için asıl yurt Ahiret yurdudur. Dünyaya değil, Allah’ın rızasına talip olunmalıdır. Dünya, evet Ahiret’in tarlasıdır.”
ADNAN OKTAR:Hüseyin Gülerce çok güzel söylemiş.
ALTUĞ BERKER:“Meşru dairede kalabiliyorsak, hesabını verebileceksek servetlerin, makamların bir mahsuru yok” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Taha Akyol’un sosyal çevresi çok geniştir.
ALTUĞ BERKER:Evet hukukçu da olduğu için adliyede vesaire.
ADNAN OKTAR:Bizim mahkemenin heyetiyle de bir ara görüşmüş, hukukçu olduğu için, haklı tabii. Görüş alış verişinde bulunuyor herhalde anladığım kadarıyla. Engin bilgisini genişletiyor. Bizim mahkemenin karar vermesinden önce bir görüşmesi var mahkeme heyetiyle Taha Akyol’un. Hukukçu olduğu için tabiiki hakkı, yani tanışmak istemiş olması da çok normal, çok makul. Güzel, yani genel kültürünü arttırma açısından, çevre bilinci açısından çok iyi bir şey yapmış, gayet güzel olmuş. Evet seni dinliyorum Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:“Son 20 yılın liderleri Erbakan’ın eseri” demiş Hocam Habervaktim’de. Numan Kurtulmuş’un partisinden olan Erol Göka, HAS Parti kurucularından, “Son 20 yılın liderleri Erbakan’ın eseridir” demiş.
ADNAN OKTAR:Hadi bakkalım, maşaAllah. Ünlü psikiyatrist Erol Göka, iyi olmuş, partide faydası olur. İnşaAllah. Bayağı faydalı olur, inşaAllah. Numan Bey’e çok yardımcı olur. Her konuda yardımcı olur, partinin büyümesine faydası olur, iyi olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Mehmet Kamış, Zaman’dan; Kurban bayramından yola çıkarak önemli bir yazı yazmış. Farklı bir üslupla Mehdi (a.s.) özlemini yazmış Hocam. Şunları söylemiş: “Filistin’de, Irak’ta, Afrika’da, Diyarbakır’da, bizim İsmaillerimize kıyılıyor. Kim bu katiller, evlatlarımıza kıyanlar? Bu topraklara ne zaman bir koç gelecek ve evlatlarımız kurtulacak? İbrahim (a.s.) torunların Allah’tan gelecek bir koç bekliyor ve birde bu katillerden kurtulacağı günleri.”
ADNAN OKTAR:Ne çekiniyorlar kardeşim, delikanlı olsunlar. Allah’ın üslubuyla, Peygamberin (s.a.v.) üslubuyla, vahiy üslubuyla konuşsunlar. “Allah Mehdi (a.s.)’sini göndersin, bu felaket bitsin” desinler. Ne gerek böyle şifreli konuşmalara. Cübbeli de şifreden bahsediyor. Şimdi kardeşim Cübbeli bu kadar da konuşsa, bu kadarına da razıyız, bu kadar da konuşmuyor.
ALTUĞ BERKER:“CHP ile BDP seçim ittifakına gidiyor” diye bir haber çıktı Hocam Habervaktim’de.
ADNAN OKTAR:Nereyle nere?
ALTUĞ BERKER:Selahattin Demirtaş’ın “BDP partisiyle, Cumhuriyet Halk Partisi ittifak çıktı görüşmeden” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Sonra yalanlıyorlar, öyle bir şey olmaz. Öyle bir şey olsa CHP biter, CHP diye bir şey kalmaz, kimse oy vermez Allah-u alem, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Kamış Filistin’den bahsederken, İsrailli askerlerin görüntüleri var Hocam. Göstermem uygun olur mu?
ADNAN OKTAR:Göster.
ALTUĞ BERKER:Esir aldıkları ve şehit ettikleri Müslümanlar’a karşı yaptıkları. Bazı kimselerin deccaliyeti görmezden geldikleri, bazı kimselerin İttihad-ı İslam’ı ağızlarına almadıklar ama Müslümanların içinde bulunduğu durumun bu olduğunu anlatıyorsunuz Hocam hep, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi İsrail’deki askerleri de ateist yetiştiriyorlar. Yani böyle Allah korkusuyla, Allah sevgisiyle yetiştirmiyorlar. Dolayısıyla bu devletin yapısına da yansıyor. İsrail devleti, İsrail’deki dindar Museviler’i de, Hıristiyanlar’ı da, Müslümanlar’ı da ezim ezim eziyor. İsrail’in yaptığı en büyük hata, kurtuluşu kendi yöntemleriyle, siyaset yöntemiyle, politik manevralarla kurtuluş olacağını düşünüyorlar. Halbuki kurtuluş Allah’a tam dönmeleridir, Cenab-ı Allah’ın gönderdiği Kral Mesih’e yani Şiloh’a, Mehdi (a.s.)’a güvenmeleridir. Tevrat’ta Mehdi (a.s.)’ye Allah yüzlerce gönderme yapmıştır, açıklama yapmıştır. Tevrat’ta çok kapsamlı, Zebur’da da açıklamıştır ve gece-gündüz Museviler hergün ibadetlerinde, bakın gece-gündüz sürekli ibadetlerinde yalvararak Kral Mesih’i beklerler, Şiloh’u beklerler yani Maşiah’ı beklerler yani Mehdi (a.s.)’yi, Müslümanlar’ın Mehdi (a.s.)’sini beklerler. Son zamanlarda bir dejenerasyon oldu, Mehdi (a.s.) inancı onlarda çok flulaştı, nasıl bizde Mehdi (a.s.) konusu örtbas ediliyorsa, onlarda da Mehdi (a.s.) inancı çok zayıfladı ve Allah müthiş bela veriyor İsrail’e. Eğer kurtuluşu yine böyle politik manevralarda, politik yöntemlerde, dünyevi yöntemlerde ararlarsa, Tevrat açıkça söylüyor, Allah “Belanızı vereceğim, mahvedeceğim bütün İsrail’i.” diyor. Tevrat’ta uzun uzun Allah ayetlerle açıklıyor, uzun uzun. Nasıl helak edeceğini İsrail’e anlatıyor. Tek yolun Allah’ın birliğine ve İslam’a sığınmak olduğunu söylüyor Cenab-ı Allah. Tevrat’ta var, açıkça gösteririm. Fakat bu arkadaşlar kendi politik manevralarıyla, politik taktiklerle çok iyi netice alacaklarını zannediyorlar. Her seferinde de tecrit olup, dünyadan dışlanıp, daha da ezilip, daha da küçülüp, daha da açmaza giriyorlar. Halbuki onların yapacağı, Tevrat’ta belirtilen Kral Mesih’i aramalarıdır ve ona tam tabi olmalarıdır. Mehdi (a.s.)’ye tam tabi olmalarıdır, o zaman gerçek Musevi olurlar. Hıristiyanlar’da o zaman gerçek Hıristiyan olur. Kuran’a tabi olmadan gerçek Musevi olmak mümkün değildir. Eğer halis muhlis Müslüman olmak istiyorlarsa, gerçek İslam dinini yaşamak istiyorlarsa, gerçek Musevi olmak istiyorlarsa, Hz. Musa (a.s.)’yı gerçekten seviyorlarsa Allah için, Kuran’a tam tabi olmaları lazım. Ve bunun için de onlara yol gösterecek olan Kral Mesih’i, yani Maşiah’ı aşkla şevkle bekleyip onun beliren alametlerinden Mehdi (a.s.)’nin geldiğini bilip. Onu canı gönülden kendilerine lider kabul etmeleri gerekir. Biz anlattığımızda “Çok doğru söylüyorsun, hakikaten güzel” diyorlar ama hakikaten bir iman zafiyeti var İsrail’de. Darwinizm, materyalizm almış gitmiş, yürümüş. Defalarca konferans verdik İsrail’de, şimdi yine konferans vereceğiz Darwinizm ve materyalizme karşı. İsrail gençliğini doğrudan ateizme çekiyorlar. Devleti de ele geçirmiş ateistler. O garibim dindar Museviler’i ezim ezim eziliyorlar. Kimini hapse sokuyorlar, kimini copluyorlar, kimini dövüyorlar. Geçenlerde baktım bir tane internet sitesinde, bir haham, ünlü bir haham, birkaç tane arkadaşları tutuklanmış dış ülkelerde, bak eziliyor. Nasıl ağlıyor böyle anlatamam, ağlayarak Allah’a dua ediyor kurtulmaları için. Tamam da sebebe sarılsana sen. Tamam dua ediyorsun güzel, sebebe sarılsana. Allah sana yolu göstermiş, “Kral Mesih’e tabi olun.” diyor Cenab-ı Allah ve alametlerini de belirtmiş. Bütün alametlerin Tevrat’ta çıktığnı görüyorsunuz, bütün alametleri de çıktı, yani o konuda inkar edecekleri gibi durum da yok. Tarihleri de tamam, olayları da tamam, her yönden tamam. Ben söylediğimde, uyardım hahamları, “Hocam, biz daha önce de Mesih’i bekliyorduk, defalarca sahte Mesihler çıktı, o yüzden artık Mesih beklentisinde bir yorgunluğa düştük.” diyorlar. Kardeşim şimdi olmadı ki. Mesih’in çıkış alametlerinden biri de sahte Mesihler’in çıkmasıdır. Sahtesiyle, gerçeğini nasıl ayırt edemezsin sen? Yaşlı bir haham amca buluyorlar, o Mesih diye peşine takılıyorlar, adam ölüyor, bir tane daha buluyorlar, o da ölüyor, bir tane daha buluyorlar, o da ölüyor. Peki Tevrat’a bakıyor musunuz siz? Bakmıyorsunuz. Alametlerine bakıyor musunuz? Bir kere Mesih, buraya gelen hahamlarla görüştüğümde, o Sanhedrin hahamlarıyla, “İsrail’in dışında gelecek.” dediler. Yani Kral Mesih, İsrail’in dışından gelecek. Bütün İsrail’i ve bütün dünyayı kurtarıyor, bakın bütün Müslümanlar’ı, Hristiyanlar’ı ve Museviler’i kurtarıyor. Şimdi sırf Museviler’i kurtaran bir Mesih yok. Bütün dünyayı kurtaran bir Mesih’ten bahsediyor Tevrat, bunu anlamaları lazım. Dolayısıyla ona tam tabi olmaları gerekiyor. İsrail Devleti, İsrail’i kurtaramaz, bunu Tevrat açıkça açıklıyor, kendilerine de sorduğumda söylüyorlar. Ben dedim yani “Kral Mesih mi sizin için daha önemli, yani Mehdi (a.s.) mi daha önemli yoksa İsrail Devleti mi daha önemli?” dedim, “Kral Mesih daha önemli.” dediler. “O devletin kendisi zaten, bizim için devlet odur, Kral Mesih’tir” dediler. İnançlarına göre de hakikaten böyle. Buna uymazsanız “İntikam alacağım” diyor Allah Tevrat’ta uzun uzun. Müthiş bir intikamdan bahsediyor Allah, çok kapsamlı bir intikamdan bahsediyor. Onun için biz Musevi kardeşlerimizi uyarmaya devam ediyoruz. Yani Mehdi (a.s.)’ye tabiyetleri şart, başka türlü kurtulamazlar, inşaAllah. Mehdi (a.s.)’ye tabi olduklarında da Mehdi (a.s.) onları Kuran’a davet edecektir, Kuran’a tabi olan bir Musevi, gerçek Musevi olmuş olur. Yani halis mulis gerçek Musevi olmuş olur, inşaAllah. Muhammed’i olmadan, Musevi olmak mümkün değildir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Dün şöyle söylediniz Hocam, müsade ederseniz. “Deccal birçok alimi tek tek ya FBI kanalıyla, ya CIA kanalıyla, ya bazı ülkelerdeki derin devletler ve yerel istihbarat örgütleri kanalıyla korkutup yıldırdı. ‘İttihat-ı İslam’ın sözünü etmeyin, herkez orucunu tutsun, namazını kılsın size bir şey diyen yok ama bu konulardan vazgeçin.’ dediler. ‘Mehdiyet’ten, Mesihiyet’ten, ittihattan bahsetmeyin.’ dediler. Eskiden gürül gürül Hz. Mehdi (a.s.)’yi anlatanlar, şimdi örtbas etme memuru oldular. Biz CIA alimi istemiyoruz, biz FBI alimi istemiyoruz, biz Kuran alimi istiyoruz.” inşaAllah dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:İyi tamam, çok güzel söylemişim, maşaAllah. Bana bir konu söyle anlatayım.
SUNUCU:Çalışmadığım yerden sordunuz. Hocam biraz çocuklarla ilgili anlatır mısınız, çünkü çocuğumuzu biz nasıl yetiştirirsek yetiştirelim bir şekilde dışarda kötülükler oluyor. Hani biz onları ne şekilde koruyacağız, ne yapmamız lazım, anne-babaların ne yapmaları lazım?
ADNAN OKTAR:Çocukla bir kere birebir konuşmak çok önemli. Önce onun gönlünü hoşnut edecek bir ortam olması lazım. Onun sıkılacağı, mesela kapalı bir yere götürüp orada konuşulmaz. Hoşuna gideceği, mesela açıklık bir yer, zevk alacağı mesela hoşuna gideceği bir yiyecekle beraber. Böyle nefsi gerilime düşmesin, nefsini rahatlatmak lazım. Ondan sonra çok akıllı olarak dünyadaki güzelliklerin Allah tarafından yaratıldığını çok kapsamlı anlatmak lazım. Fakat dünyada kötülüklerinde olduğunu ayrıca anlatmak lazım, kötü olan şeylerin de olduğunu. Yani bir kaçınılacak, bir istenecek şeyler vardır, gibi ikiye ayırmak lazım. Kaçınılacak şeyleri, mesela sokağın tehlikesini, çok akılcı, mükerrer tekrarlarla, çok iyi anlatmak lazım. Hatta gerekirse film de gösterilebilir, mesela bazı film sahneleri gösterilebilir. Mesela gazete haberleri gösterilebilir, yani tehlikeye karşı dikkat çekmek için. Çünkü çocuklarda resim hafızası güçlüdür. Resim hafızasını iyi kullanmak lazım. Yani görüntü hafızasını iyi kullanmak lazım. Birde çok şahsiyetli bir tavırla, onun da şahsiyetli olduğunu ona hissettirerek onunla konuşmak lazım. Çocuğa en tehlikeli şey, çocuk olduğunu hissettiren konuşadır. Orada çocuk delirir, dengesi bozulur. Çünkü kendine değer verilmediğini anlar, adam yerine konmadığını anlar. Çocuk yerine konmak, onun için çok kızdırıcı bir şeydir, çok anormal br harekettir. Hoşuna gider, kısmende hoşuna gider ama kafasını bozar, muhakeme ve yargısı bozulur. Artık sorumsuzluğu esas alır, sorumluluk duygusunu kaldırır, her şeyi artık karşı tarafa yüklemeye başlar. Aklın ne olduğunu, akılcılığın ne olduğu anlatılabilir çocuğa. Yani akıl sevdirilebilir, olgunluk sevdirilebilir. Mesela akıllı ve olgun olduğunda mükafatlandırmakta iyi olur. Mesela akıllı konuştuğunda mükafatlandırmak, akılcı bir seçim yaptığında mükafatlandırmak, her akılcı mesela bir tehlikeye karşı tedbir aldığında küçük bir hediye ile mükafatlandırmak. Mesela onun yiyeceği güzel bir şey temin etmek veyahut ona güzel bir oyuncak almak. Akıllı olmanın, kaliteli olmanın, temiz olmanın her eyleminde onu mükafatlandırmak, onun bilinçaltında çok güçlü bir yapı meydana getirir. Dolayısıyla zevk almaya başlar bir süre sonra kaliteli olmaktan, temiz olmaktan ve akıllı olmaktan, derli toplu olmaktan ama çok özenli bir dikkat gerekiyor tabii. İşte anneler falan var, ben çocukluğumda görürdüm, yavrucuğum işte yapma, etme bilmem ne falan der yani çok üstünkörü. Çocuklar falan ben her yerde gördüm, çocuklara olan ilgi genelde yüzde 80-90, o kadar. Benim anladığım anlamda, yoğun kontrol anlamında kaliteli bir eğitim anlamında pek olmuyor. Daha kendi haline bırakan, işte düşe kalka büyüsün kafası oluyor. O olmaz, mesela çocuğun düşmesi çok tehlikeli bir şeydir. Düşmeye karşı çocuğun iyi eğitilmesi lazım, mesela elektrikli aletlere karşı, yüksek yerlere karşı. Filmle göstererek falan. Mesela balkonun ne kadar tehlikeli olduğunu, balkonun yanına gidip, gösterilerek anlatılması lazım. Onun riskini çocuğun görmesi lazım. Mesela Japonya’da çekilmiş bir film var yazık küçük çocuk ufak, balkona çıkıyor kerata, pır 5 dakikada tırmanıyor balkonun demirlerine, orda sallanıyor eğlenmek için, sonra gücü yetmiyor, bırakıyor kendini, eğitilmemiş. Halbuki mesela kısa bir eğitimle bu elde edilebilir. Çocuk olduğu için evin içindeki o sarkmayla onu karıştırıyordur. Evin içinde muhtemelen o tip manileri aşıyor, balkonda da aynı maniyi aşacağını zannediyor, yükseklikle ilgili bir bilgisi yok. Halbuki yükseklikle ilgili ayrı bilgi verilmesi gerekir. Mesela elektriğin tehlikesi ayrı bildirilmesi lazım, suyun tehlikesinin ayrı bildirilmesi lazım. Kötü insanların tehlikesi ayrı bildirilmesi lazım. Bir de iyi insanları tanıma öğretilebilmesi, iyi insan, Allah’tan bahseden, Allah’tan korkan, güzel huylu. Sevecen, temiz yüzlü insanlara karşı sevgi duyması. Çocuk eğitimi aslında üniversite eğitimi gibidir, yani çok yoğun bir dikkat gerektirir.
SUNUCU:Hocam peki ölümle ilgili sorular sorduğunda?
ADNAN OKTAR:Ölümde aynı rüyadan kalkar gibi kalkacağız, diyeceksiniz. Sen öldüğün an, ben de senin yanında olacağım, diyeceksin. Olay bu, yani annenle, babanla, akrabalarınla. Hakikaten öyledir, eğer samimi ise, güzel huyluysa, akrabaları ile, bütün tanıdıklarıyla karşılaşır öldüğü anda. Çünkü zaman olmadığı için sistem öyle. Zaman bize göre var, zaman bir algı biçimi. Mesela şu an aynı zamanda Cennet’teyiz biz Allah nasip ettiyse, inşaAllah. Aynı anda daha yeni doğuyoruz, aynı anda daha doğmamış durumdayız, aynı anda vefat etmiş durumdayız, perde açıldığı için. Mesela Peygamber Efendmiz (s.a.v.) Mehdi (a.s.)’yi anlatırken vefatını anlatıyor, doğumunu anlatıyor, çünkü doğumuda aynı anda görünüyor, vefatı da aynı anda görünüyor. İkisini de söylüyor Peygamber Efedimiz (s.a.v.). “Vefatı arabada ve feceten” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), fakat “doğumu gizlidir.” diyor. Kardeşlerini, yürüyüşünü, boyunu, posunu, kaşını, gözünü hepsini tarif ediyor. 1400 sene önce Mehdi (a.s.) faaliyetlerine devam ediyor bakın, yani bu asrımız şu an Peygamber Efendimiz (s.a.v.) devrinde yaşanıyor, 1400 sene önce.
ALTUĞ BERKER:Çocuklarla ilgili siteniz vardı Hocam. “cocukbahcesinesesi.com” internet siteniz Hocam, inşaAllah, çocuklar için hazırlattığınız.
ADNAN OKTAR:Hoppala, herkes oynuyor burada. Bu çocuklar için. Bayağı şenlikliymiş. Baksana inek bile dans ediyor.
ALTUĞ BERKER:Hayvanlar alemi, filmler inşaAllah. Sevimli canlılar, piyesler dahi var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, iyi çok iyiymiş. Bir daha ver adresi “cocukbahcesinesesi.com”
ALTUĞ BERKER:“cocukbahcesinesesi.com”
ADNAN OKTAR:“cocukbahcesinesesi.com”
ALTUĞ BERKER:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Yani Allah alem içinde alem yaratıyor, o çok şaşırtıcıdır. Bakın 1400 sene önce Peygamber Efendimiz (s.a.v.) İslam’ı yayarken, Mehdi (a.s.) aynı anda İslam ahlakını dünyaya hakim etmiş durumda. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında, bak 1400 sene önce İslam ahlakı dünyaya hakim olmuş durumda, Peygamberimiz (s.a.v.) de aynı anda İslam ahlakını dünyaya yayıyor. Aynı anda Mehdi (a.s.) de doğmuş, aynı anda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de doğmuş, Allah katında aynı anda. Yani aynı anda Hz. Musa (a.s.) Firavun’la mücadele ediyor, aynı anda Hz. Adem (a.s.)’in çamuru karılıyor, yani zaman mevhumu çok acayiptir, çok şaşırtıcıdır. Allah’ın çok büyük bir sanatıdır zaman. Çocuk vefat ederse, Allah ömrünü uzun etsin, Cennet vildanıdır. Hani diyor ya Cübbeli toprak olacaklar, öyle bir şey yok. Olur mu? Annesini karşılıyor, babasını karşılar, Cennet vildanıdır, inşaAllah. Bunun çocuğa çok güzel anlatılması lazım. Rüyadan kalkışının nasıl olduğunu, rüyadan kalktığında nasıl böyle canlı kalkıyorsun, aynen bu şekilde kalkacaksın, tarzında çocuğa tam kavrayacağı şekilde anlatmak lazım. Eğer samimi anlatılırsa onun kalbine Allah ilka eder imanı. Nasıl iman edecek diye telaş etmeye gerek yok, zaten o said karakterliyse, o şekilde yaratıldıysa, Allah ona o gücü verir. Mesela Yahya (a.s.)’ya, Yahya (a.s.) çocukken de temiz, Hz. İsa (a.s.) çocukken de temiz, Resulullah (s.a.v.) çocukken de çok munis ve çok tatlıydı. Allah hidayet verir, küçük de olsa çocuğa hidayet verir, inşaAllah. Ama özenli bir ilgi gerekli, sinirlenmemek çok önemli. Çocuğa kızmak, bağırmak, çağırmak çok çok ters etki yapar, bilinçaltına oturur, unutmaz. Sureti katiyede öyle bir şey yapmamak lazım. Özellikle dövmek falan rezalet, çok büyük bir rezalettir, kendine saygısını kaybeder çocuk, çok çok olumsuz etki yapar. Çok tehlikeli bir şeydir. Daima şefkatle ve akılcı yaklaşmak gerekiyor. Zekidir olur çocuklar, gayet güze kavrarlar. Ama çok iyi dikkati teksif edip, özenle anlatmak gerekiyor. Evet Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Hocam şöyle demiştiniz bazı Nur talebesi kardeşlerimize, onlar “biz kendi küçük Kıyamet’imize bakalım” şeklinde mantık geliştiriyorlar. Allah Kuran’da siz kendi küçük Kıyamet’inize bakın demiyor, dediniz. Kuran’da Kıyamet çok detaylı anlatılıyor. Müslümanlar Kıyamet’in alametleri beni ilgilendirmiyor diyemez, dediniz. Konu ile ilgili ayet okumak istiyorum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oku, evet.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım. Şura Suresi 18. “Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.” Bir başka ayette, Muhammed Suresi 18; “Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar?” buyuruyor Cenab-ı Allah.
ADNAN OKTAR:Şimdi Kıyamet’i önemsiz görmek, Kıyamet’in anlatılmasını önemsiz görmek, bizim kendi Kıyametimiz önemli, Mehdi (a.s.) de önemli değil, Hz. İsa (a.s.)’nın inişi de önemli değil, İttihat-ı İslam önemli değil, kardeşim önemli olanları say o zaman. Ticaret önemli, diyor. Bediüzzaman “sanat, mağrifet ve ittifak” diyor, sanattan kasıt ticarettir, diyor, yani köşe dönmenin peşinde. O zaman tabii adam Kıyamet’i istemiyor, Kıyamet’i düşünmek. Halbuki Cenab-ı Allah Kıyamet’le ilgili çok fazla ayet indirmiştir. Çok önemli ki söylüyor Cenab-ı Allah. Adamı önemsiz görmesi, işte bu Büyük Ortadoğu Projesi’nin, Ilımlı İslam Projesi’nin bir gereğidir. Ilımlı İslam Projesi’nde Kıyamet’ten bahsedilmez. Kıyamet mümkün mertebe geriye atılır yahut 570 yıl, 570 yılda onlara yarar. Adam, sonra o zaman bakarız, diyor. Sen bir 570 yıl bir geriye al, gerisi kolay, diyorlar. Veyahut 1000 yıl geriye almak, o da kurtarır adamları, ona da razılar. Veyahut 5 milyar yıl ileriye almak, veyahut Kıyamet hiç yoktur demek, bu tip bir şeye ihtiyacı var bu Büyük OrtaDoğu Projesi’ni yapanların ve Ilımlı İslam isteyenlerin. Bir kısım cahil insanları, saflıklarından istifade ederek, bilgisizliklerinden istifade ederek, kendi amaçlarında onlar farkında değilken kullanıyorlar. Mesela onların biraz gönlünü alıyorlar, “Seni televizyona çıkartacağız, halka hitap edeceksin, senin gönlünü alacağız, seni koruyup-kollayacağız, işte halkın gözünde seni hoş, iyi göstereceğiz,” diyorlar. “Reklamını yapacağız ama sen de Kıyamet’in çok sonra olacağını söyle, Mehdi (a.s.)’nin çıkmayacağını söyle, İsa (a.s.)’nın inmeyeceğini söyle, bunu yap, diyorlar. Adam da ikna oluyor, hoşuna gidiyor, ilginç buluyor ama kendi kafasına göre de hizmet yaptığı kanaatinde. Halbuki İslam’ın ana unsurlarına, İttihat-i İslam’a darbe vurulmuş oluyor orada. İttihat-i İslam yoksa, İslamiyet’in ana damarını koparttın demektir. Bunun farkına varmamalarının nedeni; cehaletleri ve içine kapalı olmaları. Yoksa bunu çocuk olsa anlar, anlaşılmayacak bir yönü yok.
Mesela Allah diyor ki; Mümin Suresi 59’da, “Şüphesiz kıyamet-saati, yaklaşarak gelmektedir; bunda hiçbir kuşku yok. Ancak insanların çoğu iman etmiyorlar.” Allah burada müminlere tehdit olarak bunu belirtiyor. Kıyametin kıymeti yok ne demek? O zaman bu ayetlerinde kıymeti yok anlamına geliyor (haşa). Şura Suresi 17; “Ki Allah hak olmak üzere Kitab’ı ve mizanı indirdi”. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ne bilirsin belki Kıyamet saati pek yakındır” diyor Cenab-ı Allah. Zuhruf Suresi 66; “Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız gelicek olan Kıyamet-saatinden başkasını mı gözlüyorlar?” Casiye Suresi 26; “De ki: ‘Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip-toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler.’" Zuhruf Suresi 61; “Şüphesiz o, Kıyamet-saati için bir ilimdir. “ Hz. İsa’ının inişi kıyamet için bir alamettir. “Öyleyse ondan (Kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” Birçok ayetle Kıyamet’in önemi Cenab-ı Allah bize vurguluyor. Kıyamet çok önemlidir. Kıyamet alametleri çok önemlidir. Deccalin çıkışı çok önemlidir. Mehdi (a.s.)’nin çıkışı çok önemlidir. Hz. İsa (a.s.)’nın nüzulü çok önemlidir. Bunları bizlere unutturmaya çalışıp yepyeni bir İslam anlayışı, yepyeni bir din anlayışı, Kuran’sız İslamiyet anlayışını sinsice alttan alta anlatmaya kalkanlara karşı çok uyanık ve dikkatli olsun kardeşlerimiz. Kuran’a uyarak Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uyarak ve bizim bu anlattığımız konuları çok detaylı inceleyerek ve birbirlerine anlatarak, çok etkili ve güzel bir mücadele verebilirler. Çünkü karşı düşünce bu hakkın anlatılmasında çok etkili olur, inşaAllah. Evet Berker’im seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Bazı Müslümanlar çoğunluğa uyup, Mehdiyet’in öneminden ve İslamiyet’in hakimiyetinden hiç bahsetmiyorlar. Oysa Allah Kuran’da çoğunluğa uymamayı söylüyor. Ayeti okuyorum, inşaAllah. Enam Suresi 116. ayet, Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'” diyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, şerh et ayeti.
ALTUĞ BERKER: Hocam insanların çoğu iman etmezler, diyor başka bir ayette. İman edenlerin de çoğu şirk koşmadan iman etmezler, diyor başka bir ayette. Dolayısıyla insanların çoğu zaten Allah yolundan sapmış durumda. Siz de uyarsanız, Allah yolundan zaten sapmış olursunuz, diyor Allah mealen, inşa Allah. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Bu sabah yapılan Azerbaycan konferansı hakkında, Azerbaycan’da seri konferansımız var, inşaAllah.
“Selamun aleyküm,” aleykümselam ve rahmetullahü ve berakatü. “Seyyid Adnan Hocam, kurban bayramınız mübarek olsun.” Allah hepimize mübarek etsin inşaAllah. “Allah konferansı teşkil eyleyen cevanlara can sağlığı versin.” Cevanlar diyor kardeşlere. “Urayla hazırlamışlardırlar Allah razı olsun haminizden. Konferansta Azerbaycan hakkında dediğiniz arzulara göre çok sağolun, kahvaltini Azerbaycanda inşaAllah olmanızı arzuladığınız,” Kahvaltıya inşaAllah Azerbaycan’a mı gelsek, o anlamda diyor herhalde, onu mu kastediyor acaba. “Allah mene de o günü görmeye bu mukaddes bayrağın eksatline nasip eğlesin Amin. Cemi Azerbaycan halkına Cemi İslam halkına Amin. Bütün,” herhalde hepsine nasip etsin anlamında diyor. “Paksiller eşitsin ceddinize yaratan Allah’a kurban olum,” diyor. Hasenova isimli bir bayan kardeşimiz. Ne kadar şekerler, üslup şahene maşaAllah.
“Maalesef zamanın birinde Diyanet İşleri Başkanı olan bir zat, Hz. İsa tekrar dirilip dirilmeyeceği konusunda bir cevap veremedi ve sizin gibilerin varlığı olmasaydı bu dini kimler savunacak? Ne yazıktır ki dinin en baş kısımlarını, inanmayan bir Amerikalı profösör Bing Bang’in büyük patlamayı inceliyor ve Müslüman oluyor. Bizde de Müslüman doğan din adamı olanlar dinimizi savunamıyorlar. İyi ki siz varsınız, Allah sizden razı olsun. Osman Tüfekçi” diyor. İnşaAllah hepimizden Allah razı olsun.
“Selamun aleyküm çok sevdim Muhammed Adnan Hocam.” Bu da Azerbaycan. “Bir yıldan fazladır sizi izliyorum, inşaAllah. Allah sizi vesile ederek, kötü huylarımı terk ettim, inşaAllah. Allah’a sonsuz şükürler olsun Hocam. Size ilk sorum Kehf Suresi’nin 19. ayetinde ile 22. ayeti Hz. İsa (a.s.)’ya yönelik mi Hocam inşaAllah? İnşaAllah yakında sizin huzurunuza gelip talebeleriniz olarak cehd- faaliyet etmek çok istiyorum. İnşaAllah burada şimdilik çalışmalarınızdan elimden geldiği kadar cehd ediyorum, inşaAllah. Talebeleriniz de çok seviyorum. Muttat.” İnşaAllah o da yine Azerbaycan’dan. Azerbaycan ayaklandı maşaAllah. Seni dinliyoruz Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah, şöyle dediniz dün “İttihat-ı İslam’dan bahsettiklerinde bir şey olacak zannediyorlar, çekiniyorlar. Halbuki İttihat-ı İslam’dan bahsedildiğinde Allah bereket verir. Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsedilse Allah bereket verir. Bir şey olur diye korkup bahsetmiyorlar, halbuki Allah Mehdiyet’ten korktuklarından, Hz. İsa (a.s.)’dan, Hz. Mehdi (a.s.)’den, İttihat’tan bahsetmediklerinde belayı verir.” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, biraz Türki Cumhuriyet’ler hakkında bilgi vereyim.
Azerbaycan; Türk-İslam Birliği’nde inşaAllah ilk Türkiye ile birleşecek devlettir inşaAllah. Başkenti Bakü, 30 Ağustos 1990 yılında bağımsız oldu. Daha yeni oldu bak, Cenab-ı Allah Mehdiyet’in alameti. Cumhurbaşkanı da çok değerli bir insan, İlham Aliyev.
Kazakistan; başkenti Astana. 16 Aralık 1917 tarihinde bağımsız oldu.
Kırgızistan; başkenti Bişkek. 31 Ağustos 1991 yılında bağımsız oldu. Bakın hep Mehdiyet’in dönemi, maşaAllah.
Özbekistan; başkent Taşkent. 1 Eylül 1991 yılında bağımsız oldu.
Türkmenistan; başkent Aşkabat. 27 Ekim 1991 tarihinde bağımsız oldu.
Tacikistan; başkenti Duşambe. 9 Eylül 1991 yılında bağımsız oldu.
Tataristan Cumhuriyeti; başkenti Kazan. 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsız oldu.
Kırım; başkenti Akmescid. 1991 yılında Ukrayna’ya bağlı Muhtar Cumhuriyeti oldu.
Doğu Türkistan; orası şu an tabii esir konumda, Allah kardeşlerimizi Mehdi (a.s.) vesilesiyle inşaAllah kurtaracak. Urumçi başkenti, inşaAllah.
Başkurdistan; başkenti Ufa. 1991 yılında Rusya Federasyonuna bağlı olarak özerk bir cumhuriyet oldu. İnşaAllah Yakutistan ve diğerlerinin tamamını Allah’ın izniyle tek bir çatı altında, Türk-İslam Birliği içerisinde toplayacağız. Bütün İslam alemini de, bütün Müslüman kardeşlerimizi de birleştireceğiz. Büyük bir Türk-İslam Birliği oluşacak inşaAllah. Evet seni dinlemeye devam ediyoruz Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Estağfurullah Hocam. Almanya’da kardeşlerimiz sizin adınıza bir konferans verdiler 3 gün önce malumunuz üzere Hocam. Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişiyle ilgili.
ADNAN OKTAR:Almanya’da?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Onun resimlerini gösteriyorum şu anda. Osman ve Öztürk isimli kardeşlerimiz orada Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişi ve Hz. İsa (a.s.)’nın nuzulünü anlattılar Hocam inşaAllah. Sizden öğrendikleri, Kuran’dan hadisten öğrendikleriyle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kuran’dan hadisten öğrendikleriyle, evet, maşaAllah. Almanya’da böyle yoğun olarak konferanslarımız devam ediyor, inşaAllah. Azerbaycan’da da öyle, kitap dağıtımları devam ediyor. MaşaAllah, bak hep yabancı gençler.
ALTUĞ BERKER: Sizin Yaratılış Atlası’nızı ve kitaplarınızı inceliyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Amerika’da da aynı şekilde devam ediyor. İngiltere’de de aynı şekilde devam ediyor. EvelAllah ayet ayet Kuran, adım adım İslam, inşaAllah. İslam ahlakı bütün dünyaya Allah’ın izniyle hakim olacak inşaAllah. Berker Hocam sen güzel şeyler anlatıyorsun anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Sizin anlattıklarınızı hatırlatıyorum inşaAllah. Dün, “Bu yüzyılda Risaliye-i Nur’u bilmeyen kişinin İslamiyet’i tam anladığına dair kanaat biraz zor olur.” dediniz Hocam inşaAllah. Biz Kuran’ı ancak Resulullah (s.a.v.)’ın tevsiriyle anlıyoruz. Resulullah (s.a.v)’in tevsirini de bize müceddidler aktarıyorlar. Bu nedenle Elmalılı Hamdi Yazır’ın, Bediüzzaman Hazretleri’nin, diğer büyük alimlerin eserlerini okumadan bilginin olmasının, alim olmanın zor olacağını düşünüyorum.” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’nin mucizelerinin gizlendiğine dair Cübbeli’nin bir açıklaması vardı onu hazırlayın.
VTR: Kıyamet alametleri ile ilgili konuşması.
ADNAN OKTAR:Kamer Suresi söylediği ayet, bir ve üç. “Saat; Kıyamet vakit yakınlaştı ve ay yarıldı. Onlar bir ayet mucize görselerdi sırt çevirirlerdi. Bu süre gelen bir büyüdür derler. Yalanladılar ve istek ve heva ve tutkularına uydular. Oysa her iş sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.” Şimdi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mucizelerini gizleyen kim? Bizzat Cübbeli’nin kendisi. Mehdi’nin çıkış alametlerinin tamamını gizliyor ve söylemiyor. 150’ye yakın alamet var, gizliyor. Daha önce bir kısmını anlatmıştı, sonra baktı ki hakikaten Mehdi (a.s.) doğruymuş, hakikaten Mehdi (a.s.) geldi. Panik oldu, hiçbir şekilde ne dünyaya İslam ahlakının hakimiyetinden bahsetmiyor, İttihat-i İslam’dan bahsediyor, ne de Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerinden bahsediyor. Halbuki bak Cenab-ı Allah diyor ki: “Onlar bir mucize görseler sırt çevirirler” anlamazdan gelirler. Farkında değilmiş gibi yaparlar, söylemezler. Onun harika yönünü insanlara açıklamazlar, gizlerler. “Ve bu süre gelen bir büyüdür derler. Yalanladılar ve kendi heva ve istek ve tutkularına uydular,” insanların rızasına uydular ve kendi keyiflerine uydular. “Oysa her iş sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.” Kamer Suresi 1 ve 3, bakın Cenab-ı Allah bunu yıllar önce kendisine söyletmiş, şu an bunu bizzat uygulayan konumunda. Cübbeli’nin insanları uyardığı birçok konuyu tehlikeli gördüğü, yanlış gördüğü, hatalı gördüğü ve anlattığı, ayet ve hadisle anlattığı konuyu, yıllar sonra bakıyoruz kendisi çok kapsamlı uyguluyor. Yasak olan, yanlış olan bir şeyi alenen uyguluyor. Mesela bak Mehdi (a.s.)’nin alametlerinin, Kıyamet alametlerinin, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in gösterdiği büyük bu mucizelerin anlatılması çok önemli, Kuran’ın emridir. Ama Cübbeli bunu bütün Türkiye’nin, bütün İslam Alemi’nin gözü önünde alenen ve açıkça gizliyor ve söylemiyor. Sen hiç gördün mü? Kabe baskını oldu, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu mucizesi de ilk defa, İslam tarihinde ilk defa Kabe basıldı. İlk defa Hac engellendi, bir kere oldu. Hac engelleme şeklinde Kabe’nin basılması ilk defa oldu. Sel bastığında bile Hac yapılmıştır. Yüzerek Hac yapmışlardır. Ama Hicri 1400’de Kabe’nin basılması ilk defa oluyor. Peygamberimiz (s.a.v.) bunun Mehdi (a.s.)’nin çıkışının büyük alametlerindendir diyor, bakın mühim alametlerden bir tanesidir. Cübbeli’den bunu tek kelime duymadık ve duyamazsınız, söylemez, söylemiyor da ama bak kendisi de söylüyor, bunu gizliyorlar diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini gizliyorlar, söylemiyorlar diyor. Sen bizzat kendin yapıyorsun, gizliyorsun. Mesela bak Lulin kuyruklu yıldızın çıkışı. İki uçlu kuyruklu yıldız, bilim adamları bilmiyor bakın, değil kaynaklar bilim adamları bilmiyor. Daha önce Lulin kuyruklu yıldızının hangi yılda çıktığı bilinmiyor. Bir daha ne zaman çıkacağı da bilinmiyor. Ama bak Peygamberimiz (s.a.v.) çok net söylemiş, vaktine de bildiriyor. Şu vakitte çıkacak, çıkmadan önce birkaç yıl yağmur yağmayacak ve çıktıktan sonra da çok fazla yağmur yağacak, diyor. Çok parlak bir yıldız olacak, bütün kuyruklu yıldızların tersi istikamette gidecek, diyor. İki uçlu bakın, çok önemli bu, hiç görülmeyen bir kuyruklu yıldız şeklidir, pırıl pırıl iki ucu da. Dediği aynısıyla çıktı, Cübbeli’nin ödü kopuyor bu mucizeyi söylemekten, ödü kopuyor, söyleyemiyor. Bunu örtbas ediyor. İmam-ı Rabbani Hazretleri de söylüyor Mektubatında. Mehdi (a.s.)’nin mühim bir çıkış alameti olarak belirtiyor bunu çok kapsamlı, dikkatini çekmiş İmam-ı Rabbani’nin. Mesela 150 hadisin içerisinde en önemli gördüğü hadislerden biri olarak bunu vermiş, en hayati delillerden biri olarak vermiş. Mesela Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulması olması; iki ramazan üst üste oldu, ilk defa oluyor. Cübbeli bu mucizeyi saklıyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu mucizesini de saklıyor, söylemiyor. Aynı dönemde Afganistan ve Irak işgal olacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.), bu mucizeyi de saklıyor. Aynı anda Irak ordusu çölde kaybolacak, insanlar tarafından bunun şaşkınlıkla dile getirileceğini söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Gazeteler manşetten verdi, Irak ordusu bir gecede kayboldu çölde dediler. Çölde kumların altından çıkarttılar Irak uçaklarını, bir gecede kayboldu koskoca ordu. “Irak üçe bölünecek o dönemde” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), filien üçe bölündü Irak şu an. “Ve Irak’ın para birimi kalkacak” diyor, bakın detay. Çok acayip detaylar, “Irak yabancı ülkeler tarafından işgal olacak Mehdi (a.s.) döneminde, yabancı ülkelerce işgal olacak, dünyanın her tarafından gelecekler, işgal edecekler, Rum” diyor, gayri Müslimler tarafından işgal olacak. Ve diyor, “o dönemde Irak ordusu bir gece içinde kaybolacak, ordu kaybolacak ve Irak’ın para birimi de kaybolacak, yok olacak” diyor. Gazete yazdı “Irak’ın para birimi kaldırıldı” diye. Bu kadar detay bakın, 150’nin üzerindedir bu detaylar. Bunların hiç birini Cübbeli titizlikle söylemiyor. Bak insanları da uyarıyor, “Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini gizliyorlar” diyor. “Nostradamus’un uydurmalarını anlatıyorlar, şunu anlatıyorlar, bunları anlatıyorlar, bu çok büyük bir olay. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini ısrarla gizliyorlar” diyor. Evet bakın, Lulin Kuyruklu yıldızın fotoğrafları bakın iki uçlu, burada da ucu var, orada da ucu var. Şu ucunu şuradan kesseniz, bakın şöyle uç kuyruklu görülüyor, görüyor musun? Buradan kapatırsan, buradan da kuyruklu görülüyor, iki uçlu. Başkalarına bunu anlatıyor ama kendisi uygulamıyor, bu da bilinmiyor.
ALTUĞ BERKER:Bir resim daha gösteriyorum Hocam müsaade ederseniz Lulinle ilgili, burada daha belirgin inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet bak burada çok çok daha net. Görüyor musun Kuyruklu yıldızı? Orada çok ciddi bir farklılık var, mesela şöyle yaptığımızda tam bir kuyruklu yıldız oluyor. Öbür taraflarını kapattığımızda, o taraftan da tam bir kuyruklu yıldız oluyor. Bakın hayret edilecek şey, bilim bu kadar gelişmesine rağmen, bu kuyruklu yıldızın daha önce ne zaman çıktığı bilenemiyor. Ve bir daha ne zaman çıkacağı da bilinemiyor. Peygamberimiz (s.a.v.) çok keskin koordinatlar veriyor, çıkacağı vakitle ilgili ve muazzam detaylar veriyor. Ekonomik krizinde aynı dönemde başlayacağı belirtiliyor ve aynı dediği gibi oldu. Kazakistan 1917 yılları arasında Kazak cüzleri, böyle küçük Kazak toplulukları birleşip Alaş Orda devletini kuruyorlar, ilk Kazakistan ama gerçek bağımsızlığına 1991 yılında kavuştu. Sonra Rus işgaline uğradı biliyorsunuz ama ilk kuruluşu, Alaş Orda devletinde kuruluşu 1917 yılında, küçük obalar halindeyken birleştirmişler o devirde.
“Hocam merhaba, deccal Darwinizm’dir diyorsunuz” diyor, Mustafa Seyhan. “Darwinizm sonuçta bir çok insanın katkısı olan bir görüş.” Tabii ki, Darwin var, Lamarck var, Stalin, Lenin onun talebeleri o. Mehdi (a.s.) var, Mehdi (a.s.)’nin talebeleri var, deccal var, deccalin talebeleri var, bu anlaşılmayacak bir şey değil. Mustafa Seyhan zannediyorum buradan anlamıştır demek istediğimizi. Mesela "deccalin komitesi vardır zaten" Bediüzzaman diyor, "deccal komitesi" diyor. Deccal, yalnız başına değil deccal. Mesela diyor ki; ayette de var, Alak Suresinde hatırladığım kadarıyla “o da çağırsın meclisini” diyor Alak Suresinde, aç bana Alak Suresini, göstereyim, inşaAllah. Evet buldun.
ALTUĞ BERKER:Sureyi buldum Hocam.
ADNAN OKTAR:Darwin kaç yılında ölmüştü biliyor musun?
ALTUĞ BERKER:Hatırlamıyorum Hocam. Öğreneyim ama hemen.
ADNAN OKTAR:Öğren. Ama ben biliyorum “Hayır; gerçekten insan, azar.” Ayetinin ebcedi o deccalin, Darwin deccalinin ölüm tarihini verir.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah 1882.
ADNAN OKTAR:66.18... Bak “Kellâ innel insâne le yatgâ.” “İnsan, gerçekten azar.” ayeti Darwine bakan bir ayettir ve Darwinin ölüm tarihini veriyor. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir alak'tan yarattı.” Evrimle yaratmamış bak, alaktan yarattı. “Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;” bilgini arttır, oku. “En büyük kerem sahibidir” şeytandan Allah’a sığınırım. “Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.” Demek ki okuma, yazma çok önemlidir, genel kültür çok önemli. Ahir zamanda özellikle en önemli hayati konulardan birisi, en hayati konulardan birisi. “İnsana bilmediğini öğretti.” Mesela bilmediğine, nasıl öğretiyor Cenab-ı Allah? Darwinist, materyalist düşünce ortaya çıktı, insanlar bilmediği için Darwinizme, materyalizme kapıldılar. Ama Allah onun yanlış olduğunu, fosil bilimiyle, paleontoloji ile, diğer genetik bilimiyle, insanlara ispat etti, anlattı Cenab-ı Allah. İnsana, bak bilmediğini öğretti, bak Ahir zamanda bu oldu. radyolardan, televizyondan, basından her yerden insanlar bilmediklerini öğrendiler, bahane yok. “Hayır; gerçekten insan, azar.” Darwin’in ölüm tarihini tam net veriyor ve Darwine bakan bir ayet. “Kendini müstağni gördüğünden.” Kendini büyük gördüğünden, Allah’tan ayrı, Allah’tan bağımsız, kendini (haşa) Allah gibi gördüğünden, müstağni gördüğünden. ”Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.” Mutlaka Allah’a döneceksiniz, diyor Cenabı Allah. Öleceksiniz ve Allah’a döneceksiniz. “Engellemekte olanı gördün mü?” diyor Allah. Kuran’a, İslam’a, Allah’a, hakka, insanların gitmesini engellemekte olanı gördün mü? Kim engelliyor? Darwin engelliyor. Nasıl engelliyor? Felsefe ve bilim görünümü altında. Nasıl engelledi? İnsanların %99’nu dinsiz, imansız yaparak. Ve muazzam bir engelleme yaptı. Bilim perdesi görünümünde, felsefe perdesi görünümünde insanların beyinlerini uyuşturdu. Ve adeta hipnoz görevi yaptı, bilim görümünde. Tabii ki komunitesi var. Bak “Engellemekte olanı gördün mü?” bizde engellemekte olanı insanlara gösterdik işte, Darwinizm ve materyalizm. Demek ki görünmez bir durumda ki, Allah gördün mü, diyor. Dikkat verilmesi lazım. İnsanların dikkatini Darwinizm ve materyalizmin üstüne çektik. “Engellemekte olanı gördün mü?” biz Yarabbi gördük ve insanlara da gösterdik, diyoruz, inşaAllah. “Namaz kıldığı zaman bir kulu.” Müslümanları namaz kılmaktan alıkoydu Darwin. Dinden çıkardı, İslam’dan çıkardı, namaza olan saygıyı, Kuran’a olan saygıyı kalplerinden aldı. Ne diyor Cenabı Allah? Bak “Namaz kıldığı zaman bir kulu.” Dolayısıyla oruç tutmalarını engelledi, ibadet yapmalarını da engelledi ve onları dinsizliğin karanlığına, boşluğuna gayya kuyusuna düşürdü. Bak ”Gördün mü?” diyor Allah, 11. ayette, gördün mü? Demek ki bir dikkat teksifi olması lazım. Deccal çünkü insanların görme gücünü, dikkat gücünü kırıyor, Allah da dikkatimizi açacak talimatlar veriyor, Cenabı Allah, emirler veriyor bak, ”Gördün mü? “Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise.” Doğru yol Allah’ın yolu, bu Mehdi (a.s.)’ye bakıyor, ebcedi de bakıyor, inşaAllah. Bak ”Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise.” Deccale karşı mücadele eden o kul, Allah yolunda mücadele eden o mücahid, Mehdi (a.s.), inşaAllah. “Ya da takvayı emrettiyse.” Kuran’a, İslam’a dönün, Darwinizm, materyalizm yanlıştır, İslam haktır dediyse. Bak yine diyor ki Allah, ”Gördün mü?” diyor bir daha, yine dikkat çekiyor. “Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise.” Kuran’ı yalanlıyor, İslam’ı yalanlıyor ve yüz çeviriyor, anlatsan da dinlemiyor. Katılaşmış kafası dimdik, enaniyetli ve azgın. Mesela şu an dünyayı ikna etmek çok güç, bilimsel olarak yıkmakla beraber, gurur katılığına, enaniyet katılığına girdiler. Hakkı anladıkları halde, haktan yüz çeviriyorlar. Yenilikleri gördükleri halde, yenildiklerini kabul edemiyorlar, enaniyet krizine girdiler. Bak bir daha “Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise. O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?” diyor Allah. Adam bilmiyor tabii, Allah’ın gördüğünü. Darwinist, materylist adam sadece kendinin gördüğünü zanneder. “Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?” Diyor Allah. “Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa” bu tavrına devam edecek olursa, bakın şu an neyse onu söylemeyeyim. “Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun onu alnından tutup sürükleyeceğiz;” “Deccalin alnında kafirun yazar” diyor Resulullah (s.a.v.), kafir olduğu, “anlından, nasiyesinden, yüzünden belli olur” diyor. Dinsizlerin yüzünden anlaşılıyor hakikaten. Eğer zalim ve gaddarsa, psikopat görünümü oluyor veyahut saldırgan görünümü oluyor, eğer ahlaken çökmüşse anlaşılıyor. Bak diyor ki Cenabı Allah “bu anormal tutumuna, dinsiz, ateist tutumuna, Darwinist ve materyalist tutumuna, saldırgan terörist tutumuna, anarşist, kan dökücü tutumuna son vermeyecek olursa, “andolsun, onu anlından tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından.” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) deccalin alnına dikkat çekmiş, alın nasiyesi. Bak “o yalancı” Darwinizm sürekli yalan üstüne kuruludur, bütün fosil iddiaları hepsi yalan. Şimdi bir atlas çıkarmışlar, ne garibanlar. İş Bankası çıkarmış.
ALTUĞ BERKER:Evrim Atlası.
ADNAN OKTAR:Evrim Atlası. Yaratılış Atlası’na Türk İş cevap. İş Bankası’ndan cevap. Evrim Atlası, bak Yaratılış Atlası. Baktım baştan sona çizim. Kardeşim doğru söylemiyorsunuz, niye yapıyorsunuz bunu? İş Bankası’nın başka işi, gücü yok mu yani? Türk milletini yanlış yola götürmeden başka işi, gücü yok mu Türk İş Bankası’nın. Hata yapıyorlar, yanlış yapıyorlar. Bir de benim atlasa İş Bankası cevap veriyor, Türkiye İş Bankası, kendince. Nasıl cevap veriyor? Çizimlerle. Kardeşim çizimle cevap vereceğine bizim gibi böyle fosillerle cevap versene. Bak, göster. Ey İş Bankası’nın müdürü, kardeş, arkadaşım bak. Böyle cevap vereceksin, böyle. Çizimle olmaz, hayali çizimlerle olmaz.
ALTUĞ BERKER:110 milyon yıllık Turna Balığı. Kuyruğunu da tutamıyorum şu an ama Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak, işte bu şekilde yapacaksın canım ciğerim, Banka Başkanım. Tamam.
ALTUĞ BERKER:Onun yaşayan halini de göstereyim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Acelesi yok zaten doğru söylüyoruz. Bak, tabii biz İş Bankası yalancıdır malancıdır demiyoruz. Darwin’e biz yalancı diyoruz, inşaAllah. Yani tedirgin olmalarına gerek yok. Bu da Turna Balığı mı?
ALTUĞ BERKER:Günümüzde yaşadığı halinin aynı.
ADNAN OKTAR:Aynısı, buyurun.
ALTUĞ BERKER:110 milyon yıldır değişmemiş. Yani evrim olmamış.
ADNAN OKTAR:Tıpkısının aynısı evet. Bak şimdi Cenab-ı Allah söylüyor, bak. “O yalancı, günahkar alnından” deccalin. Bak, “o yalancı, günahkar alnından” deccalin vasfını söylüyor Cenab-ı Allah. 17. ayet “o zaman da meclisini” yani komitesini, ekibini çağırsın diyor Cenab-ı Allah. Madem öyle kurtulabiliyormuş. “O zaman da meclisini” yani Stalin’i, Lenin’i, Mao’yu, Lamarc’ı, yani kendi takımını çağırsın. Apo’yu, kim varsa çağırsın. “Biz de zebanileri çağıracağız” diyor Allah. Cehennem zebanilerini, 19 kişidir onlar da. “Hayır” 19. ayet bak, çok manidar. “Hayır; ona boyun eğme” deccaliyete boyun eğmeyin, boyun eğmiyor. Bilakis onların boynunu kırıyor Mehdiyet, inşaAllah, manen inşaAllah. “(Rabbine) secde et ve yakınlaş” diyor Cenab-ı Allah, bu ayet Alak Suresi baştan sona deccaliyete bakar, deccaliyete ve Mehdiyete bakan bir ayettir. Yani ebcedleri de böyle aynısıyla, hem Mehdi (a.s.)’nin zamanına da bakıyor ve deccalin ölüm tarihini verir. Tam net veriyor 1982, tam net veriyor. “Kellâ innel insâne le yatgâ.” “İnsan gerçekten azar” inşaAllah. Bu hep son sureler, hep deccaliyete ve Mehdiyet’e bakar. En son sureler. Bak, İnşirah Suresi, Tin Suresi, Alak Suresi. Bunlar artık dünyanın son zamanlarını veren, Ahir zamanı ağırlıklı anlatan surelerdir inşaAllah.
İnşirah Suresi, Elem neşrahleke.. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi? Ve yükünü indirip-atmadık mı? Ki o, senin belini bükmüştü; Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?” Seni şöhret, tanınır hale getirmedik mi, diyor Cenab-ı Allah. Tam 2009 tarihini veriyor. Bir tane tarih veriyor, 2009. Doğrudan Mehdi (a.s.)’ye bakıyor, inşaAllah. “Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.” Mehdiyet zorluklarla karşılaşacak ama kolaylıklarla karşılaşacak ama bir daha vurguluyor, 5. ayet ve 6. ayet çok manidar. “Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” İki kere tekrar ediyor. Bak beşte bir, altı da bir, bir daha tekrarı var bakın. Beşte diyor ki Cenab-ı Hak, “demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.” 6’da diyor ki; “gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” 56’ya bir işaret var, 1956’ya. Risale-i Nur’un bırakılış tarihidir. Serbest bırakıldığı ve Bediüzzaman ebced de veriyor. “1956 tarihi” diyor, “Nemrudane sistemin, münafıkane sistemin yıkılışının başladığı tarihtir” diyor, 1956 tarihi. “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle)” tebliğle, dini yaymakla, “yorulmaya-devam et.” Durmaksızın tebliğ yap, Peygamberimiz (s.a.v.)’e ayet inmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’e işaret ediyor, işari manası Mehdi (a.s.)’ye bakıyor. Yani sürekli tebliğ yap, sürekli dini yay, geceli gündüzlü. “Ve yalnızca Rabbine rağbet et.” Sadece Allah’a sığın. Yani gönlün çok rahat olsun.
Bakın, Duha Suresi de aynı şekilde. 5. ayet bakın, “Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.” Bu da 2009 tarihini veriyor. Bak, “Rabbin sana ihsan edecek, sen de hoşnut kalacaksın.” Tam 2009. Bak, aynı şekilde 4. ayette Duha’da da yine 2009. “Bir yetim iken, seni bulup barındırmadı mı?” Mehdi (a.s.) da yetimdir, inşaAllah. Hadiste belirtilir. “Ve seni yol bilmez iken, 'doğru yola yöneltip iletmedi mi?” Allah hani “onu bir gecede ıslah edecek” diyor, Mehdi (a.s.)’ye bakan bir ayettir aynı zamanda. Mehdi (a.s.) de yol bilmez bir kişiyken, Allah onu doğru yola iletecek. Hususi inayetle, inşaAllah. “Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?” Mehdi (a.s.) de yoksuldu, fakat sonra dünyanın hakimi oluyor. Başlangıçta yoksuldur Mehdi (a.s.), fakirdir. Peygamberimiz (s.a.v.)’e bakıyor bu ayetler, fakat işari manası, asrımızı bakan yönüyle anlatıyorum. Bak, “bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?” 11. ayet “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” Yani sürekli tebliğ et, 1956 veriyor ebcedi. Tek şeyi var verdiği bak, bir tane ebced var. Harf toplamı 1956 yılını veriyor. Bak, “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” Evet, Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Son 2 dakikamız, siz nasıl uygun görürseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela bak, Asr Suresi. 3. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar” bak, “ancak iman edip salih amellerde bulunanlar” 1979 tarihini veriyor, Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihini veriyor. Bir tane tarih veriyor 1979. Kardeşim bu tesadüf olur mu bu kadar? 150 üzerinde ayet, hepsi Mehdi (a.s.)’ye bakıyor. Bir tane ebced veriyor, tam mutabık. Ve konusuyla da mutabık, ayetlerle de mutabık, anlamıyla da mutabık. Bir de bu ebcedleri Bediüzzaman’ın zamanında hazırlamışlar. Bu söylediğim ebcedlerin büyük bir bölümünü, Bediüzzaman’ın tasdikinden geçmiş. Bediüzzaman “tamam, yayınlayın” demiş. Has talebeleri tarafından hazırlanmış, inşaAllah. Bediüzzaman’ın tasdik etmesi çok önemli, maşaAllah. Ne yapıyoruz? HarunYahya.Tv’den devam mı edeceğiz? Tamam.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren, HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Samsun Aks ve Tv Kayseri’den takip edebiliriz.
ADNAN OKTAR:Berker’im senin anlatacağın bir şey var mı?
ALTUĞ BERKER:Yok Hocam.
ADNAN OKTAR:O zaman ben bir ayet söyleyeyim. 46, Ahzab Suresi 46 çıktı. “Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik)” diyor. 1997 tarihini veriyor. Yine Mehdi (a.s.)’ın tarihini veriyor bakın. “Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran” İslam’a, Kuran’a çağıran, “ve nur saçan” Risale-i Nur’a da işaret var. “Bir çerağ, kandil olarak (gönderdik) seni” diyor. Ebcedi de 1997. Şeddeli 2034. Dünyaya İslam ahlakının dünya hakimiyeti tarihini veriyor, maşaAllah. Evet, HarunYahya.Tv’den devam, inşaAllah.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...