SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Art Tv, Uşak Egem Tv, Bingöl Fm 102.0, Erzurum Radyo Süper Kanal 99.9, Nevşehir Keyif Fm 92.7, bandırmahaber.net, bizimantalya.com, gazeteoku.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, inradio.tv, islaminesil.com, selamhaber.com, varanhaber.com, 8sutun.com’dan canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza hoşgeldiniz. Buyrun Hocam nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR: Efendim, en güzel şekilde başlayacağız, inşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Bugün basındaki haberlerde Hürriyet Gazetesi’nde Yalçın Doğan’ın yazısından alıntı yaptık Hocam. Şöyle diyor Hocam, siz Türk halkının dindarlığa çok önem verdiğini söylemiştiniz ve CHP’nin de dindarları da kucaklayan bir politikası olmadığı sürece asla iktidara gelemeyeceğini söylemiştiniz. Bugün Yalçın Doğan’da aynı mantıkta bir yazı kaleme almış. Yazısında daha önce CHP’ye üye olmak isteyen İmam Hatip’li bir gencin, üye olmasına izin verilmediğini, Kılıçdaroğlu’nun Yılmaz Güney’in mezarını ziyaret ederek dua etmesine de tepki gösterenler olduğunu yazmış. Bu tepkileri eleştirerek CHP’nin dindarlar da dahil, tüm kesime partisinin kapılarını açmadığı sürece asla iktidara gelemeyeceğini, söylüyor.
ADNAN OKTAR:Biz ne diyorsak o, inşaAllah. Aynısıyla tekrarlıyor arkadaşımız. Bir hafta sonra, bir ay sonra aynı sözümü tekrar etmek faydalı olabilir. Şöyle düşünebilir CHP’li kardeşlerimiz, bakın herkes aynı fikirde, biz bu gerçeği bir an önce uygulayalım, diyebilirler. Ne güzel olur CHP, mesela anti-Darwinist olsa, anti-materyalist olsa, dindar olsa, milleti kucaklasa böyle sıcak. Çünkü bak kaliteli, klas insanlar, çok şahane olur, bu kadar uzatıcak bir şey yok ki bunda. Millet dindar, aksi mümkün değildir, imkansız. Birde gericiliğe karşı da müthiş bir güç olur. Çok etkili bir güç olur. Din öyle yaşanmaz, böyle yaşanır demesi lazım CHP’nin. Bak gerçek dindarlık böyle olur demesi lazım. Aydın Atatürkçü dindarlık böyle olur demesi lazım. Susuyorlar, ondan sonrası işte kavuklusu bilmemnesi falan ortaya çıkıyor.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Yine Tufan Türenç, Hürriyet’ten. Yazısında, Başbakan’ın Süleymaniye Camii açılışı vesilesiyle bayram namazını bu camiide kılmasını ve bunun basına duyrulmasını laik devlet anlayışına aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirmiş. İbadet Allah’la kul arasında kalmalı demiş. Cemil Çiçek ise bayram günü daha küçük bir camiye gitmiş ve nereye gittiğini de basına haber vermemiş. Buna rağmen basın camiinin önüne gelmiş ancak Cemil Çiçek bu sefer röportaj vermeyi reddetmiş. Tufan Türenç de Cemil Çiçek’in bu tutumunun laik devlet anlayışına daha uygun olduğunu yazmış.
ADNAN OKTAR:Bayağı seviyorlar Cemil Çiçek’i. Tufan Türenç çok sever. Efendim, Taha Akyol sever, Aydın Doğan sever, Fatih Altaylı sever Cemil Çiçek’i, onların biricik çiçeği, bol bol kokluyorlar böyle muhabbetle, inşaAllah. Neyse, hadi bakalım. Bu kadarla bırakalım.
ALTUĞ BERKER:Ayrıca Hüsameddin Cindoruk da aynı mantıkta bir açıklama yaparak Süleymaniye Camii’ne siyaset girmiştir, mantığında bir açıklama yapmış.
ADNAN OKTAR:Süleymaniye Camii’ne siyaset girmiştir tarzında, ne demek ki? Demirel çok şahane açıklamalar yapıyordu, Demirel’in çekilmesi ortalıkta bir boşluk meydana getirdi, Süleyman Demirel’in. Çok acayip nüktedandı, bizim nesil, gençlik pek nasiplenemedi o ilimlerden, evet.
ALTUĞ BERKER:Dün E. Ö. Hürriyet’te Hocam, önümüzdeki 50 yıl içinde tek tanrılı dinlerin adetlerinde çok değişikik olacak. Nasıl ki eski inançlarda insan kurban ediliyordu, bundan vazgeçildi, hayvanlar içinde aynı şey olacak, demiş.
ADNAN OKTAR:Yani?
ALTUĞ BERKER:Vazgeçin bu hayvan ibadetinden, diyor Allah-u alem, kurban kesmekten.
ADNAN OKTAR:Marulla mı beslenecekmiş, ne yiyecekmiş? Şarapla beraber yanında birçok şey yiyor hazret bildiğim kadarıyla, pirzola mirzola falan meşmekan. Koyun kesilmezse nereden yiyecek onları. Üç çeşit şaraptan bahsediyor, böyle onunla kendisine sükse yapıyor. Yine gazetede resimleri vardı böyle, frak giymiş, ayakkabıları çıkarmış eline almış ayakkabıları, tarz yapıyor, modern falan, free takılıyor, ilginç delikanlı ayağında. 60 küsur yaşında dedem, Allah akıl fikir versin. Bak ona ben bir şey söyleyeyim E.Ö.’ye, İslam bütün dünyaya hakim olacak. Kurban ibadeti devam edecek, İslam ta kutuplara kadar yayılacak, bütün insanlar adalet, barış içerisinde, sevgi içerisinde, özgürlük içerisinde yaşayacaklar. Bunu görecek. Kendi kendine telkin yapıyor, kardeşim kim takar demiş. Manisa’daki o ilgili kişiyi demişler, seni kim dinler? Oturuyorsun, milletin fikirlerinden ve düşüncelerinden taban tabana zıt izahları, kendi kendine orada konuşuyor. Şarapla ilgili eleştri yaptım, hemen oturmuş şarapla ilgili yazı yazmış.
ALTUĞ BERKER:Şöyle demiş Hocam yine o da; Süleymaniye Camii’ndeki İttihad-ı İslam konusundanki halka sesleniş konuşmasından belki rahatsız olmuş olabilir, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Üstü kapalı olarak bu konuşmaya atıfta bulunarak, ben de kendi halka sesleniş konuşmamı yapıyorum diyerek, İstanbullular’ın şaraba olan düşkünlükten bahsetmiş kendince, alaycı bir üslup kullanmış.
ADNAN OKTAR:İstanbulluların şaraba olan düşkünlüğü. Kardeşim bir kere şarap ve şaraba olan eğilimi, bunun yeni yeni modern dünyayı tanımasından, yeni yeni böyle Avrupa kültürünü tanımasından kaynaklanan bir eziklik. O ezikliğin verdiği ruh haliyle bu tiplerde olur. Mesela yeni kravat takıyordur, kravatın heyecanı içerisinde, geçenlerde vardı bir yazar. Ne güzel kravat takıyoruz, diyor, kravat üstüne yazılar yazmış, böyle heyecanlanmış. Mesela böyle ilk defa bir telefon kullananda da bu olur. İlk defa arabaya binen bazı kişilerde de bu olur. Bunlar da ilk defa bu aleme, bu ortama girdikleri için, onun heyecanı içerisindeler, onun ezikliği ve onun garibanlığı üzerinde. Mesela Avrupalılar da şarap içer ama kimse bunun şamatasını yapmaz bunun kadar. Adın ne desen, şarap diyor. Bu kadar şamata yapılacak bir şey yok ki, içiyorsan içiyorsundur. Oturup bunun yaygarasını yapmaya gerek yok. Onunla çok modern olduğunu, halktan ayrıldığını, orjinal bir tip olduğunu, böyle gizemli bir tip olduğunu, işte halkın daha üstünde, daha canlı, daha hareketli bir dünyayı yakaladığını, hayatını yaşadığını falan vurgulamaya çalışıyor. Halbuki kelimenin tam anlamıyla sürünüyor, kendi de söyledi. Tek, yalnız yaşayan bir adam. Şarap içtiğinde de sadece başı döner, midesi bulanır, rahatsız olur. Şarap insanı mutlu eden bir içki değil. Samimi konuşsun, dürüst konuşsun. Mesela bir adam bir şişe şarap içmiş olsa, ilk olacak olan şey bir kere yolunu düz göremez, eğilimli görecektir. Kapının kolunu şaşırır, yolunu şaşırır, konuşmasını şaşırır ve nefes almada sıkıntı meydana getirir ve güç nefes alma meydana gelir ve görüntü bozukluğu başlar. Burada nerede mutluluk? Neşe verecek bir şey mi bu? Böyle olan insanın ilk isteyeceği şey, gidip yatayım diyecektir, bu beladan kurtulmak için, zehirlenme çünkü bu. Şarap metil alkol zehirlenmesi meydana getirir ve zehirlenmede de insanların yapacağı ilk şey gidip yatmaktır. Rahatsız olur, mutluluk vermez. Şarap kültürü, şarap kültürü, sofra kültürü vardır şarap kültürü yoktur. Çok klas bir sofra hazırlarsın, çeşit çeşit mezeler olur ama üzüm suyu mezesidir bunlar. Şıra mezesidir. Çok şahane, leziz bir sofra hazırlarsın. Üzüm suyu getirirsin, mandalina suyu getirirsin, portakal suyu olur, vişne suyu olur, bilmem ne. Bunlar büyük bir zevktir ve zinde olarak oradan kalkarsın. Ama şarap içipte kalkarsan, yolda yürüyemezsin, rahatsız olursun. Niye olsun bu? Birde öbür kısımları var, söylemiyorum onları insanların midesi bulanmasın diye. Meydana getireceği daha da büyük acayip şeyler var. Daha tiksinti verecek olaylar var. Daha insanlıktan çıkaran olaylar var. Onun için bize bunun süksesini yapmasın. E. Ö.’de hangi konuya baksak bir yanlışlık görüyoruz, bir çarpıklık var olaylarda. Mesela bir olayında da yine çarpıklık var. Yok düzgünüm, dedi ama bir kere söylemiş oldu. Düzeltmeye çalıştı, orada bir çarpıklık var. O, şimdi yeme-içme kültüründe de bir çarpıklık var, bu da acayip. Olmadı. Neyse.
ALTUĞ BERKER:Nasuhi Gündör Star’da söyledikleriniz paralelinde bir yazı yazmış. Ertuğrul Özkök’ün biraz önceki okuduğumuz yazısını eleştirmiş. “Bazı kişiler Türkiye modernleştikçe dinden uzaklaşıcak diye hayal ediyorlardı ama çok yanıldılar, tam tersi oldu. Hatta Ertuğrul Özkök gibiler hala zaman içinde kurban kesmek gibi ibadetler bile ortadan kalkacak diye düşünüyorlar. Kendisini Beyaz Türk olarak tarif eden bu kitlenin ne kurban hakkında söylediklerini ne gelecek ile ilgili hayallerini ciddiye bile almamak gerekiyor.” demiş.
ADNAN OKTAR:Kurban ne kadar şahane, kestik elhamdülillah. Hemen bir kurban kavurma, ne güzel çıtır ekmekle acayip zevkli, çocukluğumdan beri hiç şaşmaz. Hep heyecanla beklerim ben, her Kurban Bayram’ında. En güzel yönlerden birisidir. Kasaptan alınan ette o zevk olmuyor, kurbandan olacak, inşaAllah. Ertuğrul Özkök’ü eninde sonunda ikna edeceğiz de, fakat ilk başta şu, pardon E. Ö. ismini söylemiyorduk. İlk önce şu rahatsızlığını bir kere gidermesi lazım. Evet, sonra ona Ertuğrul Özkök diyeceğim ama şu an demem. Evet seni dinliyoruz Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Özdemir İnci, Hürriyet Gazetesi’nde, (haşa) İslam dininin dogmalarının kadını türban takmaya zorladığını yazmış. Ayrıca İslam hukukçularının şahitlikte iki kadın olması gerektiğini bildiren ayete dayanarak, kadınların millete vekalet eden işlerde görev alamayacaklarını ve erkeklere nazaran daha akılsız olduklarını iddia ettiklerini söylüyor. Günümüz kadınları için bu durumun bir fitne kaynağı olduğunu, dolayısıyla onları koruyan asıl kaynağın din değil (haşa) hukuk ve yasalar olduğunu iddia ediyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bir kere kadınlar Kuran’da özel olarak korunan varlıklardır. Kuran ayetlerine baktığımızda hep onların hukuku öndedir ve bütün yükümlülük erkeklerin üstüne yüklenir. Bütün ağırlıklar erkeğin üstüne yüklenir ve kadın daima korunur, en az 20 tane delil gösteririm. İki şahitten gaye şudur, mesela birisi Allah vermesin adam öldürür kadınlar şahit olur, mesela bir kadın şahit olur. İki kadının şahit olması, ağır olaylarda kadının vicdani sorumluluğunu rahatlatır. İki kadın aynı anda şahit olduklarında, birbiriyle dayanışırlar. Psikolojik olarak bir rahatlık meydana getirir. Tek şahit çok gerilimlidir, çok zordur. Bir olayın bir tek görgü şahidi olduğunda, bütün dikkat onun üstünde toplanır. Ama iki kişi olduğunda dikkat dağılır ve dolayısıyla kadının üstünde baskı olmaz. Manevi rahatlık sağlar. Amaç budur ve sadece belirli bir konu için Cenab-ı Allah orada onlara kolaylık göstermiştir, o kadar. Bu kolaylıktır iki şahit, mesela beni tek başına bir yerde şahit mi etseler benim için rahatlıktır, üç beş kişinin şahit olması mı daha rahatlıktır? Üç beş kişi daha rahattır. Bu bir kolaylıktır, kadına ekstradan verilen bir kolaylıktır. Dogma dediği Darwin’in Evrim Teorisi’dir. Sümerler’den, eski Mısır’dan kalma bir inançtır. Bir kere arkadaşlar çok cahiller. Kuran’da Sebe Melikesi Belkıs var. Bak, Allah Kuran’da kadının Devlet Başkanı olacağını gösteriyor, ayet, Kuran ayeti. Devletin başına getirebilirsiniz anlamı gelir bu. Kadın devletin başında, devlet reisi. Devlet reisi oluyorsa, hepsi olur, anlaşıldı mı? Erkeklerden daha zekidir kadınlar, daha akıllıdır kadınlar. Açıkça söylüyorum, gelsinler aksini bana söylesinler. Daha ince detayları görürler, daha sanata yatkındır. Bir sanatla ilgili bir çalışma yapın, bakın erkeğe verin kadına verin, kadın daha kaliteli yapar, daha titizdir, temizlikte daha titizdir. Duyguları daha incedir, analizi çok daha incedir. Bir insanı çok ince analiz edebilir bir kadın. Detayları muhteşem görür. Mübarek ve muhterem bir varlıktır. Fakat Kuran’ı eğer dikkatlice incelerse arkadaş, bütün ağırlığın kadınlardan alındığı görülür, hep erkeklere verilir. Mesela erkeklere hitap vardır diyor, tamam işte daha ne istiyorsun? Erkeklere hitap varsa, kadın o yükümlülükten kurtulmuş demektir, olay bu. Bütün ağırlık onun üstüne demektir. Ağır işlerde erkek çalışıyor, savaşa erkek gider, zor işlerde hep erkektir. İnşaAllah.
Catherine Zeta Jones gençliğinde güzeldi o bayan, fakat şimdi eşi de kendisi de çok yaşlandı. Dünyanın zemmi bu. O işte, süper erkek takılan o değil miydi? Neydi o, eşi onun?
ALTUĞ BERKER:Michael Douglas.
ADNAN OKTAR:Tam süper erkek, bilmem ne. Tedavi görüyorum bilmem ne, şöyle hızlıyım, böyle hızlıyım, ateş gibiyim diyordu bak perişan olmuş geçen günlerde gördüm. Tabii sevindim değil, acıyorum da ama dünyanın zemmi. Daha dün gibi gencecik adamdı. Filmlerini herkes biliyordu, görüyordu. Bir anda çöktü. Demek ki dünya çabuk geçiyormuş. Mesela Catherine Hanım da öyle, dünya güzeliydi, daha dün gibi. Bu Avrupalı hanımlar ne kadar çabuk çöküyorlar. Bilmiyorum, mesela bizim Türk kızlar, maşaAllah, böyle güç yaşlanıyorlar. Daha dün hepsi acayip güzeldi bu kadınların, müthiş güzeldiler, bir tane kalmadı, hepsi yaşlandı hep tirit olmuşlar böyle babaanne gibi. Niye böyle oluyor acaba? Allah-u alem, içki sigara falan feşmekan.
ALTUĞ BERKER:Yedikleri, içtikleri dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR:Evet. İçki ve sigara, işte bizim E. Ö.’nün taktiği yapılırsa böyle oluyor işte. Birde sigara çok yaygın gençler arasında, özellikle bu bayanlara çok kızıyorum. Terütaze güzeller, ne gerek kardeşim? Cildi mesela çocuk cildi gibi, insan sigara içip kendini mahveder mi? Bir şey olmuyor, diyor. Yaşın genç de bir şey olmuyor, onun için. Bir ani çöküş olur ondan sonra ve sinsi sinsi onu çökertir. Üstüne yazıyorlar sigaranın; işte sigara sağlığa zararlıdır, sigara öldürür falan bayağı detaylı şeyler var. Daha da fazla içiyorlar böyle yazınca. Daha bismillah kapıdan çıkar çıkmaz hemen, seni tenzih ederim, buradaki kişileri tenzih ederim, burada sigara içen yok, inşaAllah. İçenler de vazgeçtiler, inşaAllah. Neyse evet konu uzuyor devam et sen.
ALTUĞ BERKER:Özdemir İnci’nin dünde yine bir yazısı vardı Hocam, yine öyle saldırgan bir yazı. Özdemir İnci’de dün de türbanın ulusal bir tehtit olduğunu, bu hareketin amacının Türkiye’de laik toplum içinden aidiyeti vatandaşlık yerine, İslam olan bir cihat toplumu yaratmak olduğunu, yazmış. Hocam ayrıca türbanlı kadınların Vahabilik’e hizmet ettiğini, Vahabilik ise (haşa) Osmanlı’nın belası olan bir siyasesi bir tarikat olduğunu ve bu mezhepe göre kendinini dışında kalan Müslümanlar’ı kafir saydığı için şiddet kullanmayı mübah gördüğünü, söylüyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi Özdemir İnce, bunlar çözümün Mehdiyet olduğunu herhalde uzun anlatımlarımızdan anlamıştır. Bak Vehabilik Sünnileri kafir olarak görüyorsa, bir kısım Sünni kardeşlerimiz de onları kafir olarak görürse, işte bu Büyük Ortadoğu Projesinin temelini oluşturuyor. Bak Papa çıktı dedi ki...
Bugün televizyonda, ben gelmeden önce gördüm, bir Cübbeli konuşuyordu, hazret böyle tarz yapmış, sakalı da kenardan kaptırmış, böyle sakalın bir tarafı gitmiş, öbür tarafı normal duruyor. Herhalde benim kanaatim makasla kaptırdım diyecek, öbür taraftan da alacak anladığım kadarıyla, bunu eleştirmişler anladığım kadarıyla, sakalın çok uzun bir düzelt, tarz yap demişler. Şimdi şapkayı zaten, soba borusundan kesme gibi, onu değiştirdi. Söyleye söyleye nihayet onu ikna ettim. Şimdi ressam şapkası takıyor böyle tarz yapmış. Ama şimdi sakalı da kenardan kaptırmış, ciddi şekilde gitmiş bir tarafından. Herhalde dengelemek içinde öbür taraftan da kesecek, biraz şimdi sivri oldu diyecek, biraz da alttan alacak anladığım kadarıyla.
Yalnız bakın şurada benim anlattığım çok önemli bir konu bu, Papa çıktı dedi ki; “İslamiyet özetle bir vahşet dini, zulüm dini, kan dökücü bir din” diyor ve “dinin naslarında, kökeninde bu var” diyor. Cübbeli’nin izahlarını kastediyor. Şimdi Cübbeli’yi milletin niye desteklediği şimdi insanlar çok daha iyi anlıyor. Şimdi kan dökücü, zalim bir din imajını Avrupa yaymaya başladı. Bu Füze Kalkanı Projesi falan devreye sokuldu ve İran vurulmak üzere hazırlık yapılıyor. Belli ki Ortadoğu’da Müslüman bırakmama projesi var. Bu proje içinde Müslümanları böyle vahşi, kan dökücü, şiddet yanlısı, kandan hoşlanan insanlar olarak gösterme eğilimi var. Papa’nın bu demeci çok hayati, çok büyük bir izahtır, çok kilit bir izahtır. Müslümanlara yapılacak operasyonun, bütün İslam alemine yapılacak operasyonunun fetvasıdır bu. Çünkü “zalim ve kan dökücü bir Müslümanlık var ey dünya” diyor. “Kendinizi koruyun, kendinizi koruyun.” Nasıl koruyacak adam? Adamın bombası var, silahı var, bilmem neyi var. Mesela Cübbeli de diyor ki, hem etrafı tahrik ediyor, geriyor, diyor ki: “Hıristiyanlarla zaten muhatap olunmaz” diyor, “Musevilerle de muhatap olunmaz, Mehdi (a.s.) çıktığında hepsini doğrayacak” diyor. Kimler doğrayacak? “Alevileri, Bektaşileri, Şiileri, Vahabileri hepsini pırasa gibi doğrayacak” diyor. “Dolayısıyla da Hıristiyan ve Yahudileri doğrayacak” diyor, “Musevileri.” Şimdi bu inançta zaten ne Müslüman kalıyor bölgede, yani hiçbir Müslüman kalmaz. Dolayısıyla da hem Yahudi ve Hıristiyanları da kendilerini savunmaya mecbur etmiş oluyor bu açıklamalar. Tehdit olduğunda adam meşru olarak kendini savunma hakkı görür kendinde. Birisi dese ki seni çekip vuracağım, adam da o zaman, sen beni vurmadan ben seni vurayım diyor, çekip vuruyor, bunun gibi. Şimdi Amerika’ya ve Avrupa’ya gerekçe hazırlanıyor, İslam ülkelerine yapılacak büyük operasyon için. Büyük Ortadoğu Projesi denen olay budur. Ve cahil bir kısım Hocaları da ortaya çıkarttılar, böyle kan dökmeyi mubah gören ve teşvik eden; bugün kendince toparlama çalışıyor. Adam soruyor oradaki, ne diyorsun, diyor, işte bu İslami terör denen olaya? Anlatıyor ama aslında Cübbeli konuşmalarında bu tip olayları destekliyor, kan dökmeyi destekleyen üslupları var. Şimdi bakın ben o kendi konuşmasını, kendi sitesine koyduğu bir konuşması var, ben onu yayınlamadım. Bak fitne olmasın diye yayınlamadım, bak kendi sitesine koyduğu. Bu tip olayları destekleyen bir üslubu var, bandı bende var. Kendi koymuş sitesinde. Fakat tabii ben Müslümanlara zarar gelmesin, İslam’a zarar gelmesin diye yayınlamadım, çok galiz bir izahı var.
Özetle Türkiye’deki, İslam alemindeki, bütün dünyadaki kardeşlerimiz, Kuran’ın şefkat dini olduğunu, merhamet dini olduğunu ısrarla ve kararlılıkla anlatmaya devam etsinler. Bir süre sonra bu karşı propagandanın eridiğini ve yok olduğunu göreceklerdir, ısrarla buna devam etsinler. Etrafındaki arkadaşlarına, kardeşlerine bu konuda bilgi versinler, akrabalarına bilgi versinler. Böylece bu fitneyi savuşturalım, öbür türlü çok büyük bir tehlikedir bu.
ALTUĞ BERKER:Atina’da namaz kılanlara saldırı yapmışlar Hocam malumunuz. Tek camisiz başkent Hocam, Yunanistan’da cami yok.
ADNAN OKTAR:İşte bu da o projenin bir devamı. Bak “Avrupa’nın tek camisiz başkenti Atina’da bayram namazı için meydanlarda kılınırken, Atiki meydanında namaza duranlar yumurtalı ve yoğurtlu saldırıya uğradı.” İşte bu zemini Cübbeli mantığı geliştirmiş oluyor. Sertlik yanlısı bir Müslümanlık anlayışı son derece tehlikelidir. Sevgiyi, barışı ve kardeşliği savunan Müslümanlığın anlatılması gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mehdiyet’in savunduğu İslam anlayışı çok önemlidir. Bununla ilgili daha sonra genişletelim bu konuyu, fakat şimdilik bu kadarla bitirelim. Sen devam et.
ALTUĞ BERKER:Hocam bu konuyla ilgili ayet okuyorum inşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Bakara Suresi 208. “Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.”
ADNAN OKTAR: Bir daha söylebakayım.
ALTUĞ BERKER:“Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.”
Michael Douglas’ın bir resmi var Hocam göstereyim mi?
ADNAN OKTAR:Bakayım. Ben işte süperim bilmem ne falan, doktora gidiyorum işte şöyle potansiyelim yüksek bilmem ne falan diyordu. Bak Allah insanı ne hale getiriyor. Daha dün gibi bu kardeşim gencecik adamdı bu. Dünyanın zemmine bak. Tabii ya bu daha kaç yaşında. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Ahmet Hakan’ın bir yazısı vardı bugün Hürriyet’te. HAS Parti ile ilgili.
ADNAN OKTAR:HAS Parti denince aklıma acayip laflar geliyor ama nereden buldular o ismi? İlk insanın aklına gelen malum, o ismi değiştirsinler. Bak ilk tavsiyem o.
ALTUĞ BERKER:Şöyle demiş Hocam, O partiye (HAS Partiye) katılan Erol Göka’nın şu sözü vardı. Son 20 yıldır Türkiye’yi yönetenlerin tümünün Erbakan Hoca’nın eğitiminden geçen kişiler olduğuna dair, bu söze katıldığını söylemiş Ahmet Hakan. Ancak bunun yanı sıra AK Partililerin aynı zamanda Necip Fazıl’ın da eğitimini aldıklarını ve AK Partililer içinde Necip Fazıl’ın şiirlerini ezbere bilmeyen çok az insan olduğunu yazmış.
ADNAN OKTAR:Tamam özetle.
ALTUĞ BERKER:O herhalde sadece Erbakan Hocamız değil, başka Necip Fazıl da o eğitimde yeri vardır demek istiyor.
ADNAN OKTAR:Tabii ki, Bediüzzaman’dan da etkilendiler, Necip Fazıl’dan da etkilendiler, Abdülhakim Arvasi’den de etkilendiler, Mahmut Hocamız’dan da etkilendiler. Tabii ki etkilendiler ama siyasi stil, mesela Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanımızın üslubu, Erbakan’ın üslubunu çok andırır. Diğer eski Saadetli kardeşlerimize bakalım, üslupları aynıdır. Yani stil, mantık örgüsü, yapı mesela kararlılık, azim yönleri çok benzer Erbakan Hocamıza. Evet.
ALTUĞ BERKER:Melih Aşık’ın bir yazısı vardı Hocam Milliyet’te. Ahmet Hakan ve Melih Aşık, Türkan Saylan’ın ölümünden, Ergenekon sürecinin sorumlu olduğunu iddia eden bir yazı yazmışlar. Bazı yazarlar son günlerde Ahmet Kaya’nın Doğan Grubunda yapılan yalan haberler sonucunda meydana gelen izdihamdan dolayı yurt dışına gönderildiğini ve burada öldüğünü yazmışlardı. Ahmet Hakan ve Melih Aşık bu iddiayı ortaya atanların neden Türkan Saylan ve İlhan Selçuk gibi Ergenekon şüphelilerinin ölümünü sorgulamadıklarını yazmışlar.
ADNAN OKTAR:İkisi de çok ihtiyar, en uç derecede ihtiyar insanlardı. Yaşlandılar, doğal bir ölümle de öldüler, ne alakası var? Biz de yargılanıyoruz, ben niye ölmüyorum? Hayır Allah dilerse ölürüm de, kaç defa yargılandım. 86’da 25 yılla yargılandım, beraat ettim. Yine yargılandım bak ceza verdiler, Yargıtay bozdu. Hiçbir şeyde olduğu yok. Ben her tutuklandığımda bayağı neşeli ve sevinç içinde olmuşumdur. Kelepçeyi havaya kaldırdım sevincimden.
ALTUĞ BERKER:Her zaman.
ADNAN OKTAR:Amma canları tatlı kardeşim, Allah Allah. Kimi yurt dışına kaçıyor, kimi masanın altına giriyor, kimi ölüyor, bu ne iştir? İlhan Selçuk normal, tabii ölümle vefat ettiler.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Hocam Amerika Birleşik Devletleri Genel Kurmay Başkanına veda ziyaretinde bulunan İsrail Genel Kurmay Bakanı Aşkenazi: “Türkiye ve İran’ın bölgede ortak hareket ettiğini, Amerika’nın ise Ortadoğu’da güç kaybettiğini” söylemiş. Amerika’da Ortadoğu’da rolünü Türkiye’ye kaptırıyor” başlığıyla.
ADNAN OKTAR:Kaptıran yok. İsterse Amerika askeri gücünü kullanır, öyle bir şey yok. Mehdiyet’in karşısında direnemiyor Amerika, olay bu. İsa Mesih (a.s.)’in faaliyetlerinin karşısında direnemiyor, Mehdiyet’in karşısında direnemiyor, fikri çalışmanın karşısında direnemiyor Amerika. Silah gücü olarak istese dümdüz eder Ortadoğu’yu Amerika. Öyle bir konu yok. Muazzam silah imkanı var adamların ve stokları var. Dolayısıyla olayın altında asıl yatan neden Mehdiyet’tir. Hızır (a.s.)’ın faaliyetleridir, Hz. İsa (a.s.)’ın faaliyetleridir ve Amerika adım adım geriliyor, metafiziktir nedeni. 10 yıl sonra ne dediğimi herkes anlayacak, inşaAllah. Her dediğim de çıktığına göre dediklerime inansınlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Milliyet’ten Rıza Türmen, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde otoriter bir rejime sahip, toplumsal yaşama cemaatlerin hakim olduğu, Sünni bir Ortadoğu devleti olmakla çağdaş demokratik, laik, eşitlikçi bir hukuk devleti olmak arasında bir yol ayırımında olduğunu yazmış. “AK Partinin ülkeyi ilk yola, CHP’nin ise ikinci yol ayırımına doğru götüreceğini” söylüyor. “Bu nedenle CHP’nin vakit kaybetmeden Sosyal Demokrat bir parti olarak bir manifesto hazırlayıp halka anlatması gerektiğini” eklemiş.
ADNAN OKTAR:Bu dedelerim ne güzel akıllar türetiyorlar böyle. Dedem kaç yaşında, Rıza dedem bir bak bakayım?
ALTUĞ BERKER:Bakayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben sana şimdi bir rapor vereceğim, bir açıklama yapacağım. Ya şu dedeler saltanatı bir sona ersin, gençler ortaya çıksın gürül gürül. Bir kısım dedelerden dede mantığı çıkıyor, malum dede mantığı çıkıyor.
10 yıl sonra Mehdiyet hakim olacak. Sünnilik, Şiilik, Vahabilik hepsi kalkacak, Mehdiyet hakim olacak. Bak hepsi kokuyu aldılar. 10 yıl sonra, bak hepsi aynı şeyi söylüyor. 10 yıl sonra Türkiye’de din her yere yayılacak, diyorlar. Ortadoğu’ya, Balkanlar’a yayılacak” diyorlar. E.Ö seninki de, tek Tanrılı işte şarapçı bir inanç çıkacak, diyor. Şarapla alakası yok ama İslam hakim olacak, o doğru, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Derya Sazak Milliyet’te şöyle demiş Hocam; “Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi Baykal çizgisinden çekerek, daha sol bir parti yapma gayretinde olduğunu” yazmış. “Baykal’ın bayramda torunlarıyla birlikte camiye namaz kılmaya giderek, muhafazakar camiaya mesaj verdiğini, oysa Kılıçdaroğlu’nun Ahmet Kaya’nın mezarını ziyaret ederek sola mesaj verdiğini yazmış. Kılıçdaroğlu’nun partiyi daha sol çizgiye çektiğini ve özgürlükçü sol söylemiyle, AK Partiye bırakılan alanların yeniden kazanılabileceğini, bu arada ÖDP, BDP gibi sol partilerle de ittifakın düşünülebileceğini” yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak Darwinizm’in yıkıldığı bir yerde sol geçerli olmaz, akılcı bir strateji gütmesi lazım CHP’nin. Darwinizm yıkılmış, yıkılmış Darwinizm’in üstüne sol nasıl gelişsin? Sol taban bulamazlar Türkiye’de. 71’lerde olsa haklılar, bulurlardı. Ama şu an Diyalektik Felsefenin yıkıldığı, Marksist felsefenin yıkıldığı bir zeminde, kıyıda, köşede, mahalle aralarında zor bulurlar solcu, çok nadir bulurlar. Onların oylarıyla da CHP’nin iktidara gelmesi mümkün değildir, halkın geneline bakmaları lazım. Akılcı bakacaklar. Bizim halkımız sıcak, munis, sevecen, dindar ama bağnazlıktan hoşlanmayan, gericilikten hoşlanmayan, Allah’ı seven, affedici böyle hoş sohbet güzel insanlardır. Onların ruhunu ortaya koymaları lazım. Onu koyduklarında iktidar olur. Onun dışında böyle bizim halkımızın alışık olmadığı, sol söylemler onların üslubuyla söyleyeyim. Halkı rahatsız eder, hoşlarına gitmez. Ne anlarız kardeşim biz Marksist üsluptan yahut sol üsluptan biz ne anlarız? Ne anlarız derken, kabul etmeyiz. Demode olmuş, geçersiz kılınmış, ta 1800’lerin bayat, köhne felsefeleri. Çoktan bilimsel yönden yıkılmış. Rusya’da Komünizm yıkıldı, rahat ettiniz doğru mu?
SUNUCU 2:Evet.
ADNAN OKTAR:Tamam, bak konu kapanmış. Oturup evirip, çevirip bize köhne felsefeleri böyle tavada ısıtıp, karşımıza getirirlerse biz bayat yemekten hoşnut olmuyoruz, inşaAllah. Tabii Marksistler diyemeyiz ama sola karşı bir hayranlık var evet üsluplarında.
ALTUĞ BERKER:Bugün füze kalkanıyla ilgili bir haber vardı Hocam Habertürk’te. “Lizbon’da Füze Kalkanı Projesiyle ilgili görüşmeler başladı. Türkiye de kararını bildirecek.” Bununla ilgili yorumlar ve haberler var. “İkili Türkiye, Türkiye” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi bak bu füze kalkanının amacı, İran’la yapılacak savaşta, İran bombalandığında, İran can havliyle kendini savunduğunda tabii İsrail’i vurmak isteyecektir, Avrupa’yı vurmak isteyecektir caydırmak için, can havliyle. O vurmayı, can havliyle kendini savunmayı durdurmak için Türkiye üzerinden İran’ın vurulması projesidir, olay bu. İran’ın en büyük hatası, bu olayın gelişmesinin nedeni; görünmez Mehdi inancıdır. Amerika’yı bu kadar paniğe kaptıran olayın nedeni; görünmeyen Mehdi’dir. Görünür Mehdi, yani Ehl-i Sünnet’in anlattığı Mehdi inancına İran girdiğinde, İran’ın üstünde hiçbir baskı olmaz, tehdit de olmaz. Şu an Amerika korkuyor. Çünkü, ben size okuyacağım bilmiyorum yanımdaysa bakacağım, Mehdi ile konuşmalarına dair, İran’ın ileri gelen Mollalarının, alimlerinin, büyük siyasi liderlerinin Mehdi ile görüşmelerine ait açıklamaları var. Ben Mehdi’yi şurada gördüm, şurada gördüm, ışık şeklinde belirdi ve benimle konuştu, diyor. Şimdi bu Amerika’yı çok müthiş korkutur kardeşim. Dese ki ışık şeklindeki Mehdi, İsrail’i yerle bir edeceksiniz, Avrupa’yı yerle bir edeceksiniz, ne yapacak adam o zaman. Ama anneden babadan olma Mehdi (a.s.), makul bir insan, onunla konuşabilirsin. Müslümanlar adına karar verebilecek bir insandır.
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR:Amerika’nın korkusunu ortadan kaldırmak için, İran’ın görünmez Mehdi inancını ortadan kaldırması gerekiyor. Savaşın, savaş tehlikesinin tek nedeni budur. Atom bombasından çekinmiyor Amerika. Görünmez Mehdi inancından çekiniyor. Seni dinliyoruz Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Serdar Turgut da bu Füze Kalkanı Projesiyle ilgili bir yazı yazmış. Yazının başlığı: “Türkiye’ye operasyon çekiliyor.” Özetle yazıda; “bu Füze Kalkanı Projesinin özel planlandığını, Türkiye’nin Ortadoğu’da yükselişi, İran ve diğer Müslüman ülkelerle olan yaklaşmasını engellemek için planlandı” diyor. “Amerika kendi projesini NATO Projesi isminde sundu ki Türkiye karşı çıkamasın. Türkiye Amerika’ya hayır diyebilirdi ama NATO’ya hayır demesi çok zor. Bunların hepsi çok planlı hareketler” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bunların teşhisleri çok yanlış oluyor. Serdar Turgut da şimdi orada, gerçi biraz iyi niyetli gibi görünüyor ama koydukları teşhisler tamamen yanlış oluyor. Hiç alakasız teşhisler koyuyor. Amerika durduk yere İran’la niye savaşa girsin adam, niye onlara atom bombası kullanmayı düşünsün? Amerika o kadarda kafasını çizmiş bir ülke değil. Bakın tek nedeni var diyorum; görünmez Mehdi inancıdır. Ahmedinejad çıksın, “Mehdi anneden babadan var olan görünür bir şahıstır ve zuhur etmiştir” desin, Amerika anında yatışır. Hamaney de çıksın bunu söylesin, Amerika anında yatışır, tek nedeni bu. Bir bildiğim var ki söylüyorum ayrıca. Diğer dediklerime inandı Ahmedinejad, buna da inansın. Bak “İsrail’i yerle bir edeceğiz” diyordu, “bunu söyleme” dedim “yanlış söylüyorsun.” İsrail’de Müslüman kardeşlerimiz var, Hıristiyan kardeşlerimiz var, Musevi kardeşlerimiz var ve Kutsal mekanlar var, yerle bir edilmez İsrail” dedim, onu kabul etti ve çıktı açıkladı. “Biz İsrail’i yerle bir etmeyi düşünmüyoruz” dedi, “Biz Ateist Siyonistleri hedefliyoruz” dedi. Ben öyle söyle dedim, “Ateist Siyonistleri hedefliyoruz, bunları söyle” dedim. Onları da öldürerek değil, ikna ederek, öldürme yine olmaz. Sonra Mehdi (a.s.)’yi çıksın anlatsın dedim, uzun uzun överek Mehdi (a.s.)’yi anlattı, Mehdi (a.s.)’nin geleceğini söyledi. Hürriyet Gazetesi de sekiz sütuna manşet “Mehdi (a.s.) geliyor’ diye başlık yaptı, Hamaney ve Ahmedi Nejat’ın açıklamalarını. Ben söyledim, o ondan sonra açıkladı, Hürriyet Gazetesi de haber yaptı. Ama yine açıklık getirmiyor. Mehdi (a.s.)’den sürekli bahsediyor ama Şii inançta Mehdi görünmez bir varlık. Elçilik mensuplarıyla görüştük, ben yine haber gönderdim geçen gün, bir hafta önce haber gönderdim, bunu bu şekilde söylesin diye. Hocam biz tek bir şahıs olarak Mehdi (a.s.)’nin çıkacağına inanıyoruz, diyorlar. Kardeşim tamam inanıyorsun ama ruh maddeye dönüşecek diyorsun, şimdi bu çok tehlikeli bir şey bu, yine aynı şey. Şii inancında zaman zaman Mehdi (a.s.) yine yok oluyor, yani ruh haline geliyor. Amerika’nın kanı iliği çekilir, bayağı tehlikeli bir inanç bu. Bunu düzeltmeleri lazım.
ALTUĞ BERKER:Şii kaynaklarında evde doğduğuna dair hadisler de olduğunu söylemiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Şii kaynaklarından ben hatırlıyorum, kendi kaynaklarında zaten anneden babadan doğma olduğu ve görünmez bir varlık olmadığı açıkça anlaşılıyor. Fakat Şii halk, İran halkının cahil kısmı özellikle, ikna edilecek gibi değil. Buraya gelmişlerdi ben konuşmuştum, mollalardan da gelmişler, seyyid olan mollalardan. Adı gibi emin ama tek yanlı eğitim almışlar, şimdi onları eğitmek çok zor. Ancak üstten bir anlatımla bu olabilir. Niçin görünmez Mehdi olsun? Görünür anneden babadan oluşan bir Mehdi (a.s.)’ye biat etmek varken, görünmeyen Mehdi ile insanları dehşete düşürmenin alemi ne? Her birine ayrı bir şey söylemiş. Bak şimdi ben biraz sonra göstereceğim, görünmez Mehdi’nin söyledikleri, İran’ın en ünlü kilit noktadaki insanlarına, herbirine ayrı bir açıklaması var, bu büyük bir tehlikedir. Allah vermesin, yarın öbür gün Türkiye’yi de yerle bir edeceksiniz dese Mehdi, görünmez Mehdi, ne yapacağız? Türkiye durduk yere o füze kalkanını da kabul ediyor değil. Bu korkuyu göz önüne alarak kabul ediyordur. İran’a yönelik olduğu bunun apaçık belli. Kuzek Kore, Kuzey Kore’yi kim takar, Kuzey Kore ile alakası yok, Amerika’nın o yutturmacası. Diyor ki, “Kuzey Kore de dahil” diyorlar. Kuzey Kore’nin tehlikesi Çin’in tehlikesiyle aynıdır. Çin’de de dünyayı on kere, yirmi kere yok edecek atom bombası var Çin’de. Çin’den çekiniyor mu Amerika? Çünkü görünmez bir Mehdi inancı yoktur Çin’de, fakat İran’da bu var. Bu çok vahimdir. İran anadan babadan doğmuş bir Mehdi’yi kabul ettiğinde zaten İslam ahlakı dünyaya hakim olur. Bütün kilit nokta orada, bunu kırmaları gerekiyor. Allah onları zorlamak için Amerika’yı musallat etti şu an, yani bu inançtan onları vazgeçirmek için. Benim gördüğüm, eğer bu inançtan vazgeçmezlerse Amerika saldıracak gibi görünüyor. Ama saldırmayacak, göreceksiniz İran bu inançtan vazgeçecek, görünmez Mehdi inancından vazgeçecek. Olayın altında bu yatıyor. Serdar Turgut falan, pilav üzerine madımak, böyle kendi kendine esip savuruyor. Gerçi iyi niyetli bir insan ama bilmiyor olayın kökenini.
ALTUĞ BERKER:O mağaralarla ilgili resimler vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte Mehdi (a.s.)’nin kaybolduğunu iddia ettikleri mağara şu. Burada, yüzlerce seneden beri bu mağaranın içinde Mehdi (a.s.)’nin beklediğine inanıyorlar, çok tehlikeli bir inanç. Bunun üzerine de böyle mescit yapılmış, o mağaranın olduğu yer. Bak, Cemkeran Mescidi’nde 12. İmam Hz. Mehdi (a.s.) ile görüştüğünü söyleyen Şii büyükleri: “Şeyh Hasan b. Müslih Cemkerani Hicri 293 yılında, bir gece bir grup genç tarafından uykusundan uyandırılır. ‘Mehdi (a.s.) seni istiyor’ denir. Şu an Cemkeran Mescidinin bulunduğu yere gider. O sırada 30 yaşında olan Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. Hızır (a.s.) ile görüşür” Buyrun. “Oraya bir mescid inşa edilmesini söyler. Orada Cemkeran Mescidi kurulur. Şii inancına göre bu mescidde Hz. Mehdi (a.s.) defalarca görülmüş ve birçok kişiyle konuşmuştur.” Diyor ki, “Büyük tahdit mercii merhum Ayetullah Uzma” Ayetullah Uzma bizim İmam-ı Rabbani’miz gibi veyahut İmam-ı Şafi, İmam-ı Hanbel gibi bir kişi. Çünkü bak taktid mercii diyor, mezhep imamı. “Merhum Ayetullah Uzma Seyyid Şahabuddin Necefî Mer'aşî; “Hz. Mehdi (a.r.) burada defalarca görülmüştür. Şahsen hakir bir kul olarak kendim de defalarca oranın kerametini gördüm.” Ben de gördüm, diyor. “Kırk Çarşamba gecesi (Salı'yı Çarşambaya bağlayan gece) orada kalmaya muvaffak oldum ve isteklerimi aldım.” Yani Mehdi (a.s.) ile görüştüm, diyor. Bakın tahdit mercii, mezhep imamı. Şimdi bu, Mehdi (a.s.) böyle diyor dediğinde ne yapacak adamlar? Bir milyon Mehdi (a.s.) ordusu var İran’da, bir milyon silahlı. Bu çok büyük bir tehlike olur bu. Çok acayip bir şey olur. Mehdi (a.s.) kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz, şefkat güneşidir, merhamet güneşidir. Mesala, Ayetullah Muhammed Tafii Bafikî; İran’ın önde gelen seçkin ulemsındandır. Bak diyor ki, özet anlatıyorum, "Ben dört yüz abâyı nereden alayım?" diye yanıt verdi. Ayetullah Bafikî de "Asrın imamı Hz. Mehdi'den (a.f) alırız, efendim!" deyince Ayetullah Hâirî, "Benim o hazretten alma imkânım yok!" diye cevap verdi. Fakat Ayetullah Bafikî sözünde ısrarlıydı. "İnşaAllah ben alırım" dedi. Perşembe akşamı Ayetullah Bafikî Cemkeran Mescidi'ne gitti ve İmam (a.f) ile görüştü.” Mehdi (a.s.) ile görüştü, ruh halinde olan Mehdi (a.s.) ruh halini aldı diyor. “Ve Cuma günü Ayetullah Abdülkerim Hâirî'ye "İmam Mehdi (a.f) Cumartesi günü dört yüz abâ vermeyi kabul buyurdular" dedi.” Bak Mehdi (a.s.) dört yüz tane abanın verilmesini uygun buldu diyor. Kardeşim bu çok büyük bir tehlike, bu üslup. Bak, “Merhum Ayetullah Uzma Seyyid Şahabuddin Hüseynî Mer'aşî Necefî: “Ansızın mümkünât aleminin kalbi nur yüzlü Hz. Mehdi (a.f)’yi gördüm. Hemen selam verdim. Selamımı aldıktan sonra şöyle buyurdular: "Çirkin olmadığı gibi, bundan asla rahatsızlık duymam. Hatta sana Kerbela sancaktârı Hz. Abbas'a ne şekilde tevessül etmen gerektiğini söyleyeyim. Ona tevessül etmek istediğinde, "Ya Ebe'l-Gavs edriknî" [Ey kendisine sığınanların babası, yardıma gel ve bana yardım et!] şeklinde hitap et. O da, İmam Mehdi (a.f)’nin tavsiyesine amel etti ve sonuç aldı.”
Bir tane, iki tane, on tane değil. Bu son derece tehlikeli bir şey. Onun için bu konunun, bu Şii kardeşlerimizin netleştirmesi lazım. Ve ayrıca harama giriyorlar, günaha giriyorlar, İttihad-ı İslam’ı engellemiş oluyorlar. Türk-İslam Birliği’ni engellemiş oluyorlar ve çok büyük fitne olmuş oluyor. Benim gördüğüm İran’ın ileri gelenleri Mehdi (a.s.)’nin şahıs olarak geldiğini biliyorlar. Görüntü olarak değil, şahıs olarak geldiğini biliyorlar ama halka söyleyemiyorlar benim gördüğüm. Cesur olsunlar, Allah’a güvensinler söylesinler. Söylenmeyecek bir şey yok. Anlaşılmayacak bir şey de yok, inşaAllah. Evet seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Bugün Zaman Gazetesi’nde İhsan Dağı şöyle yazmış Hocam; “Bosna’da Osmalı Bayramı” başlıklı bir yazı yazmış. Ülkenin çok dindarlaştığının örneklerini vermiş. Bayramın çok ciddiye alındığını, caminin bir saat öncesinden dolduğunu yazmış. Şu an ki Cumhurbaşkanı Bakir İzzetbegoviç, merhum Kahraman Aliye İzzetbegoviç’in oğlu, o da bayram namazındaymış. “Osmanlı mirasını en iyi özümsemiş yerlerin başında geliyor” demiş. “Heryerde Türk bayrakları var, heryerde Türk katkısı var, Osmanla mirası tüm ihtişamıyla heryerde” diyor Hocam Bosna için.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İşte bak bizim iki yıldan beri söylediğimiz, televizyonlardan söylediğimiz, yoksa biz ta 79’dan beri söylüyorum. İttihad-ı İslam’ın, Türk-İslam Birliği’nin her yere dağıldığını, yayıldığını ve güçlendiğini bütün yazarlar alenen söylüyorlar. Daha önce tek kişi bunu söylemezdi, çok nadir insan söylerdi, çok çok nadir. Ama şu an yazarlar her yerden dolaylı ve dolaysız anlatıyorlar. Bak o şarapla ilgilenen arkadaşımız diyelim, şaraptan hoşlanan arkadaş bile dünyanın tek dine gittiğini, tek dine doğru yönlendiğini açıkça kabul ediyor, ama anlatış şekli yanlış. Evet Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Şöyle demiştiniz Hocam; Kuran’da Mehdiyet anlatılmıyor yanılgısına cevaben. “Kuran baştan sona Mehdiyeti anlatır. İttihad-ı İslam Mehdiyet’tir, İslam'ın dünyaya hakimiyetini emreden ayetler Mehdiyet’tir. Allah, "Din Allah'ın oluncaya kadar, fitne kalkıncaya kadar mücadele edin" diyor, bu Mehdiyet’in ta kendisidir. Allah ayette, Müslümanların haklarına bir saldırı olduğunda, Müslümanların toplu halde, birlik olup ilmen kendilerinin mücadele etmelerini gerektiğini emrediyor. Bunun yapılmasına da Mehdiyet denir. Kurşunla kaynatılmış binalar gibi dalalete, tuğyana, ibilsata karşı ilmi, fikri mücadele Mehdiyet’tir. Yusuf Suresi'nde Mehdiyet anlatılıyor. Kehf Suresi'nde Mehdiyet anlatılıyor. Zülkarneyn Kıssası dünya hakimiyetini anlatır, Süleyman Kıssası dünya hakimiyetini anlatıyor. Ayrıca Tevrat ve Zebur'a gönderme yapıyor Kuran ve, "Arza, tüm dünyaya salih müminleri varis kılacağını” söylüyor. Tevrat ve Zebur'a bakıyoruz yüzlerce yerde Kuran'ın gönderme yapılmasıyla, ismiyle, alenen Hz. Mehdi (a.s.)'den bahsedildiğini görüyoruz” dediniz Hocam. Dün deccaliyetten bahsetmiştiniz, dünyanın büyük bir zulüm gördüğünü, Fransa’nın Cezayir’de yaptığı zulüm vardı, eğer uygun görürseniz gösterebiliriz film şeklinde Hocam.
ADNAN OKTAR:Öyle korkunç sahnelerse, şimdi çoluk çocuk seyrediyor.
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam var, silah ve öldürme sahneleri var.
ADNAN OKTAR:Çok az bir şey göster, ben olmazsa kestiririz, durdururuz.
VTR: Fransa’nın Cezayir’de yaptığı zulüm.
ADNAN OKTAR:İşte Cübbeli’nin tavsiye ettiği de bu. Cübbeli “gelsinler bizi öldürsünler, şehit oluruz biz” diyor, aynı model. Bak önce sertliği, dehşeti savunuyor, diyor ki: “Biz Sünniler olarak, Şiileri, Vahabileri, hepsini doğramamız gerekir, çünkü Mehdi (a.s.) doğrayacak. Mehdi (a.s.) doğrayacağına göre bizim de doğramamız gerekiyor” diyor. Soruyor cemaate; “Ne yapması gerekir” diyor, “pırasa gibi doğraması gerekir” diyor. Adamlar da öyle doğranmaz, böyle doğranır diyor yabancı ülkeler. Doğramayı biz size gösterelim, diyorlar. Ondan sonra da Cübbeli zihniyetinde de teslimiyet vardır. Teslimiyetçi düşünce vardır. Dini, böyle dehşet dini gibi, şiddet dini gibi gösteriyorlar. Mesela Papa’nın açıklaması da çok tehlikeli, yaptığı açıklama.
Bak, Cenab-ı Allah diyor ki Bakara Suresi 256’da; “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.” Bitti. “Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Gaşiya Suresi 21-22; “-Artık sen, öğüt verip-hatırlat.” Sadece öğüt verip hatırlat. “Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.” Bak sadece öğüt verip hatırlatma. “Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.” Dinde zorlama ve baskı yok. Papa ne diyor? “Var” diyor. Allah ne diyor Kuran’da? “Yok” diyor. Papa kime dayanarak söylüyor? Cübbeli’ye dayanarak veyahut o tarz adamlara dayanarak bunu söylüyor. Biz de bunu engellemeye çalışıyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi’nde Papa’nın da desteği vardır, Amerika’nın da desteği vardır. Ortadoğu’nun tamamen Hıristiyanların kontrolüne geçmesi düşüncesi vardır. Çünkü ikinci bin yılda Hıristiyanlığın bütün Asya’yı kaplaması projesi var. Onun için de geniş çaplı bir katliama ihtiyaç var. Bu katliamı da kendileri yapamayacağı için, Müslümanı Müslümana düşürmek istiyorlar. Mesela İran’la Türkiye’yi, Suudi Arabistan’la Türkiye’yi veyahut Suudi Arabistan’la İran’ı, yani Şii-Vahabi, Alevi-Sünni çatışması meydana getirmek.
Cübbeli’nin o filmini bir daha gösterin, Alevi-Şii-Sünni çatışmasını mübah gösteren üslubunu.
VTR
ADNAN OKTAR:Mesela Cenab-ı Allah Hac Suresi 41’de, “Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak,” yeryüzüne yerleşip iktidar sahibi olacak olan kimdir dünyaya? Mehdi (a.s.)’dir. “Dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu (güzel olanı) emrederler,” sadece güzelliği emrediyorlar. Güzel olan. Dünyada güzel olan nedir? Barış, kardeşlik, sevgi, iyilik. “Münkerden (çirkinden) sakındırırlar” saldırganlık, acımasızlık, egoistlik, bencillik, bundan da sakındırırlar. “Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.” (Hac Suresi 41).
Kasas Suresi 77; “Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun,” insanlara mal dağıt, para dağıt, imkan dağıt “ve yeryüzünde bozgunculuk arama.” Müslümanları Müslümanlara kırdırma, Ehl-i Kitap’a saldırma, Musevilere saldırma, bu anlama geliyor. Mazlum insanlar, bir şey yaptığı yok. “Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." Bu bozgunculuk olur. (Kasas Suresi 77) (Maide Suresi,8) “Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun.”
Şeytandan Allah’a sığınırım. Bak, “hakkı ayakta tutun.” Sürekli adil, makul, güzel huylu olun. “Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Araf Suresi, 56) “Düzene konulması (ıslah)ından sonra,” dünyaya İslam ahlakı hakim olduktan sonra, “yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın;” Fesat nedir? İnsanları birbirine düşürmek. “O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” (Araf Suresi, 56)
Özetle kardeşlerimiz, bizi takip eden kardeşlerimiz, Müslümanlara karşı büyük bir oyun hazırlanıyor. Bu Armagedon Savaşı’nın özlemi içerisindeler. Bu Armagedon’da da, Müslümanı Müslümana kırdırma düşüncesi var. Bu karşı biz barışı, kardeşliği ve sevgiyi savunacağız ve Allah’a çok şükür çok güçlüyüz, çok güçlüyüz. Mesela bakın, masonları bu konuda ikna ettim, dünya masonluğunu. Gül Haç teşkilatını bu konuda ikna ettim, Allah’a çok şükür. Tapınak Şövalyeleri’ni ikna ettim, ki en kilit noktadaki insanlar bunlar. En önemli, en kilit noktaları tutan kişiler. Daha da ikna etmeye devam edeceğiz. Mesela Protestanlaın büyük bir kısmını ikna ettik, epey bir kısmına bu konuları anlattık. Ama adamlar savaştan vazgeçmiyorlar, olay çıkartmaktan vazgeçmiyorlar. Kardeşlerimiz ısrarla bu sevgi dolu, kardeşlik dolu bu çizgiye devam etsinler.
Bana bir konu söyle, onu anlatacağım.
ALTUĞ BERKER:Ben o arada bir resim gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Göster. Allah’ın bunları böyle pamuk topağı gibi yaratması, net sevmeye yönelik bunlar, başka ne yapılır bu herifler. Sıcak, yumuşacık bir de tatlı, kendilerine has acayip, sevimli bir kokuları da var.
SUNUCU 2: İnanmayan bir insana İslam’ı nasıl anlatabiliriz?
ADNAN OKTAR: Güzel bir soru. İnanmayan bir insana Cübbeli’nin yaptığı gibi yaparsak, büyük zarar veririz. Mesela Fatih Altaylı’nın programına çıkıyor, doğrudan fıkh anlatıyor, yani gusül abdesti nasıl alınır, namaz nasıl kılınır, Hacc’a nasıl gidilir, bu yanlıştır. İnsanlarda, bakın dünyanın %99’unda ciddi şekilde Allah inancında bir bozukluk oluştu, Darwinizm ve materyalimin sonucunda. İlk önce beynindeki kirin temizlenmesi lazım. Bir eve girmeden önce o evin temizlenmesi gerekiyor, ondan sonra o eve insanlar yerleşir. Beynindeki kir nedir? Darwinizm ve materyalizm. Onun en ince noktaya kadar temizlenmemesi hayati bir konudur. Darwinizmle ilgili kafasından hiçbir kuşku kalmaması lazım. Materyalizmle ilgili hiçbir kuşku kalmaması lazım. Tertemiz boş bir kağıt haline gelecek, ondan sonra onun üzerine Allah’ın kainatta yarattığı mucizeler anlatılır. Mesela arıda, kuşta veyahut maddenin hakikati anlatılır. Yalnız maddenin hakikatini herkes anlatamıyor. Biraz da o şahıslara ürkütücü de gelebilir. Aslında sadece maddenin hakikati anlatılmış olsa bile, benim gördüğüm bir insan tam anlamıyla iman eder, maddenin hakikati iyi anlatılırsa. Mesela bir arının hayatını iyi anlatırsanız, kafasında bayağı keskin bir iman oluşabilir. Yahut bir kromozomun yapısı çok detaylı anlatılırsa, yine keskin bir iman oluşur. Kuran’ın mucizelerinin anlatılması çok önemlidir, Kuran’a kanaati gelir, Kuran’ın mucizeleri. Bir de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinin aynısıyla çıktığının anlatılması ve mucizelerinin görülmesi. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in o devirde gösterdiği mucizelere insanlar o kadar inanamaz, daha flu inanırlar. Asrımızda gösterdiği mucizeleri artık gözüyle görüp, eliyle tuttuğu için net inanır. Mesela diyor ki, 1400 yıl sonra şu olacak ve dediği tarihte o oluyor. Bu insanların nefesini keser. Onun gerçek bir Peygamber olduğuna inanırlar. İman inşaası öyle kolay bir şey değildir. Biraz eğitmek için sabır göstermek gerekiyor ve ısrarlı anlatım gerekir. Fakat güçlü bir imana sahip insan da, mesela bir tane imanlı bir insan, bir şehre yeter. Dinsizlik orada güç bulamaz. Dinsizliğin böyle aktif gücü zayıftır. Dinsizlerin iradesi daha zayıftır, daha güçsüzdür. Dindarın azmi çok güçlüdür, kararlılığı çok güçlüdür, dindara Allah yardım eder. Metafizik bir gücü vardır dindarın, etkileme gücü çok yüksektir.
Mesela bakın, Ahir zamanda Darwinizm, materyalizm dünyayı tam yutmuşken, Cenab-ı Allah Mehdi (a.s.)’yi gönderdi, yerle bir oldu deccaliyet ve gücü yetmiyor şu an. Argo bir tabirle, apışıp kaldılar, böyle yamuldular adeta. Şu an güçleri yetmiyor. Mesela Papa önce Darwinistleri topladı, Darwinist, materyalist bir toplantı yaptı; bizim çocuklar da gitti. O, olayın bir aşamasıydı. Şimdi Müslümanları büyük bir tehlike olarak gösteriyor, bu da bir aşaması ama gücü yetmiyor. Normalde dini hakikaten eğer, Allah-u alem diyorum, bizler olmasaydık, bazı kardeşlerimiz olmasaydı, dini, İslam’ı saldırgan ve terörist bir din olarak göstereceklerdi. Yani Usame Bin Ladin tarzı veyahut başka modellerde; böyle bomba atan, intihar bombacısı, kan döken, gözü dönmüş bir Müslüman imajı vereceklerdi. Biz bu imajı dünya çapında yıktık ve en kilit noktalarını da yıktık. Mesela masonlukta yıkmak çok önemlidir. Sanhedrin de, mesela Musevi olan kardeşlerimizin düşüncesinde bunu yıktık. Son çalışmada da İsrail ile Türkiye’yi savaştırmak istiyorlar, bir de böyle bir tehlike var. Şimdi de bunu ortadan kaldırmak için faaliyet yapıyoruz. Bununla ilgili de çok ciddi bir çalışma var, İsrail ile Türkiye’yi savaştırmak için. Buna da müsaade etmeyeceğiz.
Fakat insanların iman etmesi için en önemli en etkili şey ne derseniz, böyle yukardan ve hemen netice alınacak bir şey, maddenin hakikatini anlatacaksınız, en keskin netice alabileceğiniz şey budur. Hatta bununla Darwinizmi, materyalizmi çürütmeye bile gerek yoktur. Petgamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerinden anlatırsanız, bu tamam, üzerine iyi olur ama maddenin hakikatini anlattığınızda; normal bir akla sahip bir insanın dayanma gücü olmaz. %100 ya iman eder, yada eğer şuuru açıksa aklını kaybeder, ikinci bir yolu yoktur. Yani ya çıldırır, ya dini kabul eder, üçüncü bir yol mümkün değildir. Ama bunun çok dikkatli anlatılması lazım, tabii bunu ürkütmeden ve korkutmadan anlatılması lazım. Görüntünün beyinde oluştuğunu insanlar bilmiyor, büyük bir bölümü bilmiyor. Bu hakikati bilseler, nefesleri kesilir, bu bir gerçek. Ama tabii anlatırken de usturuplu bir dille anlatılması gerekiyor. Onun için ben bir süre böyle teknik anlatmayı düşünüyorum, yani tam kavrayacakları gibi de anlatmıyorum, şu ana kadar da yapmadım. Çünkü o tehlikeli oluyor, çok şiddetli korkutuyor, onu yapmıyorum bir şekilde. O bir de bakıyor ki, beyninin içerisinde bir görüntü, dış alem bir anda kalkıyor. Şu kadarcık yerde yaşadığından emin oluyor, o zaman dünya, alıştığı dünya bir acayibine gidiyor. Arabalar, evler, paralar, her şey gidiyor bir anda. Onun adeta bir anlamda ölümü gibi olmuş oluyor, yani ölüp yeniden dirilmesi gibi oluyor, yepyeni bir hayata girmiş oluyor. Bir şok meydana getirir o. Ben de o şoku yaşatmamak için kitaplarda falan çok teknik bir dil kullandım, böyle bilimsel, teknik bir dil. Çok dolaylı, böyle çevire çevire, döndüre döndüre o noktaya getirecek bir yöntem kullanıyorum. Ama iyice öğrendiklerine kani olursam, net kavrayacakları gibi anlatacağım. O zaman hiçbir insanın direnmeye gücü yetmez ben size söyleyeyim. Şuur sahibi, ruh sahibi bir insanın direnmesi mümkün değildir. Darwinizm, materyalizm adama hikaye gibi gelir, hiç dinlemez, onu dinlemeye de ihtiyaç yoktur, çünkü konuyu kökten bitiriyor, net bitirir. Şu kadarcık yerde yaşadığından yüzde yüz emin oluyor. Ama yaşayarak emin oluyor, bakın bu çok önemli, inanç olarak değil. Buradaki benim anlattığım çok önemli. İnanç olarak olsa, orada yine zorlanabiliriz. Ama fiilen bunun gerçek olduğunu bizzat gözüyle görerek, yaşayarak, hissederek, 5 duyusuyla hissederek farkına varıyor bunun. Bunun karşısında makul olan hiçbir insan dayanamaz, mutlaka iman eder veyahut da aklı gider, ikisinden birisi. Değişik bir anlatım metodu düşünüyorum, daha korkutmadan, daha tedirgin etmeden nasıl anlatabilirim diye. Yeni birkaç tane yol daha düşündüm. O şekilde hissettirerek, yaşattırarak değil de, dolaylı yoldan anlatma yolları buldum. Onları anlatacağım önümüzdeki günlerde, inşaAllah.
SUNUCU 1:Ben şeyi merak ediyorum. Kabirlerini ziyaret ettiğimiz yakınlarımızın, biz onları ziyaretleri sırasında bizi gerçekten görebiliyorlar mı? Yoksa onlara bir şekilde bizim dualarımız iletiliyor mu? Ben bunu çok merak ediyorum.
ADNAN OKTAR:Allah dilerse iletilir. Mesela Bediüzzaman Said Nursi diyor, Sungur Abi’ye söylüyor; “Sen yaşadığın müddetçe, seninle bağlantıda olacağım” diyor. Bu sözü doğru, bu Allah’ın dilemesi ile oluyor. Ama istisnasız herkeste olur diye bir şey yok, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ben o arada bir şey gösterebilir miyim? Çin’de namazda yol 1 km kapanmış Hocam, inşaAllah. İslam’ın yükselişini gösteren önemli delillerden biri maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Kızıl Çin?
ALTUĞ BERKER:Kızıl Çin’de Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Haydi bakalım, hayırlısı.
ALTUĞ BERKER:Yüz binden fazla Müslüman namaz kılmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Haydi bakalım, hayırlısı. Bu Mehdiyet’in ayak sesleri inşaAllah.
Zeynep, “selamun aleyküm. Benim anlamadığım bir şey var. Farzedelim ki” Mehdi (a.s.)’nin varlığından bahsediyor, evet. Bu kardeşimiz Azeri anladığım kadarı ile. Azeri diliyle Allah aşkına kardeşlerimiz yazmasınlar. Ben, önce çok hoşuma gidiyordu ama anlayamıyorum. Anlamakta çok zorlanıyorum. Türkçe yazarlarsa çok iyi olur.
“Selamün aleyküm. Güncel olay olarak Sudan’ın ikiye bölünmesi, ABD’nin Mehdiyet’e karşı bir olayı mı?” Her yerde Müslümanların bölünmesi taraftarılar. Mesela Sünni, Şii ayrımının güçlenmesi ve birbirleriyle mücadele etmelerini istiyor Amerika. Biz de buna karşı Şiileri, Caferileri, Alevileri, Bektaşileri, hepsini kardeşimiz olarak bağrımıza basacağız ve bu oyunu bozacağız. Bizi bu konuda kışkırtanlara da sevgiyle yaklaşıp onların dediklerini kabul etmediğimizi göstereceğiz. Başka türlü olursa, şeytanın oyununa gelmiş oluruz ve harama girmiş oluruz. “Lâ ilâhe illallah Muhammeden Resulullah” diyen herkes bizim kardeşimizdir. Sakın böyle bir olaya girmesinler.
Doğuş diyor ki; “Adnan Bey, her söylediğim çıktı dediniz. Nedir bunlar?” diyor. Göster o siteyi de görsün.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:“Gelecek hakkında tahminlerde bulunmak günah değil midir?” adı üstünde tahmin. Tahmin niye günah olsun? Mesela diyoruz ki; “Yağmur yağması ihtimal dahilinde”. Yağmur da yağıyor. O zaman meteorolojinin dedikleri günah olmuş olur. Olur mu öyle şey? “2007’lerde, inşaAllah ekonomik kriz başladı ve 2014’te de bitecek” diyoruz. Bu bir tahmindir. Ama aynı zamanda Resulullah (s.a.v.)’in hadislerine dayandırıyoruz. Benim söylediklerim genellikle hadislere dayalı olarak oluyor. Veyahut bilimsel tahmin olmuş oluyor ve dediğim de doğru çıkıyor, yani sosyolojik tahminler mesela Amerika’nın yapmak istediği bir politik manevrayı önceden bilmiş olmak, niye günah olsun? Bir teknik, sosyolojik bir analiz o ve Çarşamba, Perşembe olayı gibi. Birbirine gelişlerini, sosyolojik olayların tarihin akışından, bilimsel delillerden çıkartırız. Dolayısıyla günah olmaz.
“Adnan Hocam selamlar”, aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “İyi yayınlar, ben Elif Yanıkoğlu, Kiev’de yaşıyorum. İç mimari öğrencisiyim”. Biz de, efendim bir aralar Fındıklı Güzel Sanatlar’da iç mimari okumuştuk. “Programınızı uydu üzerinden takip ediyorum Adnan Hocam. Evrim Teorisine tokat niteliğindeki eserlerinizi burada yaşayan materyalist arkadaşlarıma tavsiye ettiğimde düşüncelerinin ne kadar değiştiğini gördüm. MaşaAllah kaleminize sağlık, imanımızı tazeleyen ibretlik eserlerinizin ve sohbetlerinizin devamını beklerim. Saygı ve hürmetlerimle, inşaAllah”. EvvelAllah emrinizdeyiz, yerle bir edeceğiz, inşaAllah.
“Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam ve değerli arkadaşlar” diyor. “Dobro pojalivat” ne demek?
SUNUCU:Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Sana da arkadaş, “Hoş geldin” diyor.
SUNUCU:Öyle demiş.
ADNAN OKTAR:Evet, ama sana söylüyor. Azerbaycan’dan yazıyor, inşaAllah. “Muhterem Hocam dediğim şu ki; maşaAllah her bir Müslümanlığı tebliğ eden kişiler sadece dindarları camilerde etkileyebiliyor”. Camideki Müslümanları etkiliyorlar, diyor. “Ama siz herkesi Allah’ın izniyle etkiliyorsunuz, maşaAllah”. Bu doğru, biz komünisti, masonunu, efendim şu, bu falan kim varsa hepsini etkiliyoruz, elhamdülillah, Allah’ın dilemesi ile. “Bunlara şahit olmak çok huzur verici bir şey, hem coşturuyorsunuz, hem de huzur veriyorsunuz. Vesile oluyorsunuz, maşaAllah. Saygılar Hocam, iyi yayınlar. Seyyide Mirhamza Aliyeva.” MaşaAllah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in neslinden.
ALTUĞ BERKER:“Ne demişti, ne oldu?”, Harunyahya.org sitesine girildiğinde, “Ne demişti, ne oldu?” bölümüne girildiğinde Hocam, 1269 olmuş şu anda söylediklerinizin çıktığı orada hepsi teker teker tıklanıp açılabilecek gibi Hocam. Böyle sırayla var 1’den 1269’a kadar.
ADNAN OKTAR:Bak, ne dediysem çıkmış Allah’ın dilemesi ile.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, hepsi açık ve seçik.
ADNAN OKTAR:Tek tek belgeleriyle görebilirler, tek bir tane sekme yok, maşaAllah. Devam et, devam et. Bak.
ALTUĞ BERKER:1268 tane.
ADNAN OKTAR:Bak, 1268 tane söylediğim çıkmış. Ne diyorsun buna? MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, “Müslümanları gerçek dışı, Kuran’a, hadise uygun olmayan Mehdiyet inancı ile oyalamak haramdır” dediniz. “Mehdiyet’e karşı Müslümanların gücünü kırmak haramdır. Bu şekilde Müslümanları paramparça ediyorlar. Müslümanları parçalayarak gücünü kırmak haramdır. Bu şekilde Müslümanları oyalayıp İttihad-ı İslam’ı engelliyorlar” dediniz.
ADNAN OKTAR:Evet, doğru diyorsun, inşaAllah. Risale-i Nur’un doğru okunması ve anlaşılması gerektiğini ve herkesin anlayacağı kadar anlaşılır olduğuna dair Bediüzzaman’ın bazı açıklamaları, Bediüzzaman diyor ki, Kastamonu Lahikası, sayfa 70; “Risale-i Nur; bütün tabakat-ı beşere (insan gruplarına) hem medrese, hem mektep, hem kışla, hem hekîm, hem hakim olarak, en amî (cahil) avamdan en eşhas-ı havassa (en halis ilim sahiplerine) kadar ders verip, talim ve terbiye etmesi bizce meşhuddur (aşikardır, açıkça görülmektedir).” Anlaşılmaz diyor ya bazı Nur talebeleri Risale-i Nur. Bak Bediüzzaman diyor ki, “En cahil insan bile anlar” diyor Risale-i Nur’u. Hani anlaşılmazdı?
Bak Şualar, sayfa 545’te diyor ki Bediüzzaman; “Bir ortaokul çocuğu veya okumasını bilen bir kadın, büyük bir filozofun eserini okuduğu zaman, istifade edememiştir. Fakat Risale-i Nur’dan herkes derecesine göre istifade etmektedir.” Demek ki anlaşılırmış. Birde Bediüzzaman adına yalan söylüyorlar, sahtekârlık yapıyorlar. Bak onları Bediüzzaman uyarıyor diyor ki; “Çünkü İslâmiyet’in esası, sıdktır (doğruluktur).” İslamiyet’te yalancılık yoktur, diyor. Bediüzzaman adına yalan söylemeyecekler. “İmanın hassası, sıdktır (doğruluktur). Âlem-i İslam’ın nizamı (İslam aleminin düzeni), sıdktır (doğruluktur). Nev-î beşeri kâbe-i kemalata isal eden sıdktır (doğruluktur). Nev'-i beşeri kabe-i kemalata isal eden, (insanlığı ahlak ve terbiyeye ulaştıran) sıdktır (doğruluktur).” 138. sayfa, “El cevap” diyor Bediüzzaman, "Cenab-ı Hakk; kemal-i rahmetinden (rahmetinin kemalinden), şeriat-ı İslamiye’nin edebiyetine bir eser-i himayet olarak,” İslam’ın Kıyamete kadar devamına “Her bir fesad-ı ümmet zamanında”, şimdi de ümmet fesada gitmiş durumda. “Bir muhlis veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u a'zam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmediyi (ASM) muhafaza etmiş. Madem O'nun âdeti öyle cereyan ediyor, Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında” yani şu an, “Elbette en büyük bir müçtehid,” bakın müçtehid ayrı, büyük müçtehid ayrı, en büyük müçtehid ayrı. Şu an mesela asrımızda müçtehidler var, asrın müceddidleri var. Mesela farz edelim Şeyh Nazım Hocamız, Muhammed Raşit Erol Hocamız, Allah rahmet etsin. Esad Coşan Hocamız, Allah rahmet etsin. Ama bu asrın insanları bunlar, bu yüzyılın insanları. Mesela Mahmut Hocamız bu asrın insanı, Fethullah Gülen Hocamız bu asrın insanı, veyahut işte Süleymanlı kardeşlerimizin mürşitleri, Hocaları, hepsi birer müceddiddir, bu asrın müceddidleridir. Hepsinin on binlerce, yüz binlerce taraftarı vardır ve binlerce Hoca tarafından da tasdik ediliyor onların müceddid olduğu. Mesela Fethullah Hocayı sorsak şu an, binlerce alim, en az bin kişi onun bu asrın müceddidi olduğunu kabul eder. Mesela Şeyh Nazım Hocamızı da sorsak çeşitli ülkelerde yüzlerce, binlerce insan bu asrın müceddidi olduğunu kabul eder. Mesela Mahmut Hocamızı sorsak yüzlerce, binlerce alim bu asrın müceddidi olduğunu kabul eder. Müceddidler çok ama en büyük müçtehid ayrıdır. Çünkü asır çok büyük bir dönem, Sünnilerin müceddidi ayrı, Şiilerin müceddidi ayrı, müceddidleri ayrı, mesela Şiilerin de çok fazla müceddidi var. Ayetullahlar var. O Ayetullah-ı uzmalar var onların müceddidleri. Vahabilerin müceddidleri ayrı, Alevilerin müceddidi ayrıdır. Hz. Mehdi (a.s.) hepsinin müceddidi, Alevilerin, Şiilerin, Sünnilerin, hepsinin en büyük müçtehididir ve en büyük müceddididir. Bak, “Hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak (en büyük kutup olarak) bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da, Ehl-i Beyt-i Nebevi’den olacaktır”. Peygamberimiz (s.a.v.)’in neslinden olacaktır. “Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz alemini (yer ile gök arasındaki alemi) bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder” kısa sürede teskin eder, “Ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini (örneğini) ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelal (her şeye muktedir olan Yüce Allah) Hz. Mehdi ile de, Alem-i İslam’ın (İslam aleminin) zulümatını (zulüm devrini, karanlığını) dağıtabilir” şu an alem-i İslam’da müthiş bir zülumat var. Bunu dağıtabilir. “Ve va’detmiştir ve vaadini elbette yapacaktır.” Yaptı demiyor bak, “Yapacaktır”. “Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa gayet kolaydır”. Bir kısım Nur talebesi kardeşlerimiz, “Adetullah’a münafi” diyor, “olmaz” diyor. Bediüzzaman ne diyor? “Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa gayet kolaydır” diyor, öyle bir şey yok. Şimdi oradaki kardeşlerin ümitzsizliği ve imkansız görmesini Bediüzzaman burada çok detaylı delillerle yok ediyor. “Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa dahi,” diyorlar ya “Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hadis yok” ki 150’nin üstünde hadis var. Allah ispat etti doğruluklarını. Velev dediğiniz gibi olsa diyor “Herhalde öyle lazım ummak gelir” diyor, çünkü Kuran’a göre de öyle olması gerekiyor. “Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder". “İslamiyet dinini milliyet-i mukaddese hükmünde rabıta-i ittifak ve intibah yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz” dünyanın en büyük ordusu oluşacak, diyor. Ne Amerika ordusu, ne Rusya ordusu, İslam’ın, Müslümanların birleşmesi ile meydana gelecek orduya karşı koyamaz, diyor. Ama şu an bölündükleri için çatalla tek tek yiyiyor Amerika, hiç sorun değil. Bıçakla küçük küçük parçalara ayırıyor. Cübbeli gibi tipler de onu daha da teşvik ediyor. Alevi, Sünni ayrımı yapılıyor. Şii ayrımı, Vahabi ayrımı yapılıyor. Müslümanları küçük lokmalara böldükleri için rahat rahat yiyiyorlar şu an. Ama birleşirlerse hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz, diyor Bediüzzaman. “İşte o pek kesretli, o muktedir ordu, Al-i Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’dir ve Hazret-i Mehdi’nin en has ordusudur” diyor. “Böyle bir cemaat-i azime içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak hadisat-ı azime vücuda geliyor” geldi demiyor bak, devam ediyor, gelişiyor, diyor. “Elbette o kuvvet-i azimedeki bir hamiyet-i aliyye feveran edecek” Müslümanlar heyecanla harekete geçecekler, diyor. “Ve Hazret-i Mehdi başına geçip” şahs-ı manevi değil bak, “Hazret-i Mehdi başına geçip tarik-i hak ve hakikata sevk edecek” Müslümanları hak ve hakikate sevk edecek, barışa, kardeşliğe, sevgiye sevk edecek. “Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, adetullahtan ve rahmet-i İlahiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız”. Oldu demiyor bak, olacak diyor. Bekliyoruz, diyor, inşaAllah.
Aç bir sayfa da ver bakalım bana? “Depremler çoğalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz” Hz. Mehdi (a.s.)’nin alametleri bunlar, Kıyamet Alametleri sayfa 109. Dünya tarihinde ilk defa 1980’lerden sonra yoğun, depremlerde artış başladı, ilk defa dünya tarihinde. Bütün dünyada depremler çoğaldı. Mesela 1700’lerde böyle bir şey yok. 1300’lerde böyle bir şey yok, 1200’lerde böyle bir şey yok, 1400’lerde yok. İlk defa Ahir zamanda Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediğinin aynısını gördük. Bak, “Depremler çoğalmadıkça” biz bunu bir çizelgeyle de gösterdik. Var mı onun çizelgesi?
ALTUĞ BERKER:Hemen bulayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Fitneler zahir olmadıkça”, mesela şu anda da fitne var. Türkiye’de füze kalkanı projesine Türkiye’nin dahil edilmesi de yine bir fitnedir. Çünkü biz İran’la hiçbir şekilde savaşmayız, kardeşimiz onlar. “Cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz”. Dünya tarihinde hiç görülmemiş derece cinayetler yükselmiştir. Her dakika insan öldürülüyor şu an dünyada. Bu kadar cinayetin yüksek olduğu hiçbir dönem olmamıştır dünyada. “Ümmetimde zelzeleler olur. Öyle ki bu zelzelelerde on bin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür”. Aynısı oluyor bak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in söylediği gibi. “Allah, bu ölümü muttakilere öğüt, müminlere rahmet, kafirlere ise azap kılar”.
ALTUĞ BERKER: Grafik ekranda Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakın, 66’larda hiçbir şey yok, 72’lerde bir şey yok. Normal gidiyor, normal gidiyor. 2000’lerden sonra depremlerde tarihte görülmemiş şekilde bir artış oluyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözünün birebir doğru çıkması.
ALTUĞ BERKER:Tam 99’da yükselmeye başlıyor Hocam, dediğiniz gibi inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. 99’da ilk vuruş başlıyor. En yüsek olarak 99’da başlıyor. 99’da, harikadır 99. 1999 dünyanın dönemeç noktasıdır. Mehdiyet’e saldırının başlangıcıdır 99, en yoğun saldırının başlangıcıdır ve İslam’ın da şahlanışının en önemli kilit noktasıdır. 99’da onlar kendilerince küfrü hakim kılacaklardı. Ama hiç hesap etmedikleri bir olay oldu. Bakın 1999, 9-9-9 çok hayati bir tarihtir o.
ALTUĞ BERKER:Ve 2003’te başlıyor Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, tekrardan.
ADNAN OKTAR:Yine o devirde, Hz. Mehdi (a.s.) devrinde Vatikan’da bir depremden bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v.). 2009’da o da oldu Vatikan’da. Bakın, Muhammed b. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri sayfa 204’te belirtiyor Vatikan’daki depremi. Azerbaycan’ın işgal edilmesi, ekonomik durumun kötüleşmesi, tozlu dumanlı bir fitne, fitnelerin artması, kuyrukluyıldızın doğması.
“Fatih Kaşıkçı, İstanbul. Muhammed Adnan Hocam birkaç arkadaşımızla sizi her akşam seyrediyoruz. Din hakkında bilmediğimiz birçok şeyi sizlerden öğrendik Hocam. Tabii siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Bizim Hz. Mehdi (a.s.)’nin bir şahıs olduğuna kesin kanaatimiz geldi. Nur talebeleri bir kısım kardeşlerimiz artık kabul etseler de içimiz rahatlayacak” diyor. Yok onların direneceklerini hadislerden anlıyoruz. Bediüzzaman’ın izahlarından anlıyoruz. “Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri çok az olacak” diyor Bediüzzaman. Peygamberimiz (s.a.v.) de, “Çok az olacak” diyor, 313 kişi olacaklar. Eğer Nur talebeleri kabul etmiş olsa, Nur talebeleri milyonlarca. O zaman onlar da Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesi olmuş olur. O zaman Mehdiyet’in çoğunluk olduğunu görürüz, hadis yanlış çıkmış olması lazım, hadis yanlış çıkmaz. Nur talebeleri kabul etmeyecekler, direnecekler. Son noktaya kadar direnecekler, biz de anlatmaya devam edeceğiz ve bu bir harikadır. Bakın, Bediüzzaman açıkca Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini söylediği halde onların, “Hayır, Hz. Mehdi (a.s.) gelmiş, geçmiştir”, yahut “Şahs-ı manevidir” demeleri büyük bir mucizedir. Allah bu mucizeyi yaşatıyor insanlara. Alenen ve açıkca Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişini söylediği halde milyonlarca insanın buna direnmesi bir harikadır. Nur talebelerinin de bir kısmının direnmesi bir harikadır.
Mesela bakın, Tarihçe-i Hayat sayfa 258, Kastamonu Lahikası sayfa 72, “Ta Ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde Risale-i Nur Külliyatı’nın asıl sahibleri, yani Mehdi ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir” bunu kabul etmeyen çok fazla insan var. Bediüzzaman’ın bu sözünü çarpıtan, bambaşka anlam yüklemeye kalkan insanlar var. Bu bir harika, bu bir mucizedir. Adama ben, “nasılsın, iyi misin? dediğimde, “Elhamdülillah iyiyim” der. ”Nasılsın, iyi misin?” deyince, “Tuz kamyonu Bursa’dan yola çıktı devam ediyor, şu an Konya’ya geldi” dese bir acayiplik vardır. Şu an öyle bir olay oldu. Biz diyoruz ki bak, “Ta ahir zamanda” ileriki bir zamanda, “Hayatın geniş dairesinde Risale-i Nur’un asıl sahibleri, yani Mehdi ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir”. Adam ne diyor, biliyor musunuz? ”Burada böyle bir şey geçmiyor” diyor. “Ne geçiyor?” diyorsun. “Şahs-ı manevi anlatılıyor. Burada böyle bir şey anlatmıyor. Nereden çıkarttın” diyor. Bu büyük bir mucizedir, şaşırtıcıdır. Onun için biz bunu ne kadar çok gündeme getirirsek, mucizenin çapı o kadar çok genişler, çünkü çok örtbas edilen bir konudur. Dolayısıyla bu konunun anlatılmasını biz yüzlerce, binlerce kere tekrarlayacağız, öyle bir şey yok. Bu konudan vazgeçmemiz diye bir konu olmaz. Her anlatımı bir mucizedir. Her anlatıldığında da birçok insanın beyni açılacaktır, mantığı açılacaktır.
Mesela yine, “Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi'nin Şakirdleri (talebeleri) olabilir”. 2010 yıllarını veriyor Bediüzzaman’ın bu açıklaması. Bu örtbas ediliyor bakın, Bediüzzaman adına yalan söyleniyor. Ve alenen adamlar yalancı ve sahtekar. biz böyle harika bir durumu, deccalin bu oyununu insanlara ne kadar çok söylesek, mucize o kadar günemde olur. Çok şaşırtıcıdır. Mesela bak, “İstikbal-i dünyevide 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler?” Hz. Mehdi (a.s.)’ın Hicri 1400’de geleceğini açıkça söylüyor Bediüzzaman. Bu birçok kişinin kafasına tokmak gibi iniyor. 40-50 yıldan beri gizlenen biz gerçekleri ortaya koyuyoruz. Bakın, Müslümanı Müslümana kırdırıp Müslümanlığı yok edecekken biz bu oyunu bozduk.
Şimdi hangi kanaldayız yarımda?
ALTUĞ BERKER:Kaçkar Tv’de olacağız yarım saat sonra, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Kaçkar Tv’de.
SUNUCU:“Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza 00.30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Bandırmahaber.net, Bizimantalya.com, Gazeteoku.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, imradyo.tv, islaminesil.com, selamhaber.com, varanhaber.com, sekizsutun.com ve harunyahya.tv sitemizden devam edeceğiz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...