SUNUCU:“Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, bandırmahaber.net, bizimantalya.com, gazeteoku.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, in.tv, islaminesil.com, selamhaber.com, varanhaber.com, 8sutun.com, harunyahya.tv aynı zamanda Kaçkar Tv’den programımıza devam ediyoruz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet, Ahir zamandan bahseden son surelerden biraz okuyalım. Mesela 86, 87. sure, Gaşiye Suresi. Buruc Suresi, 85. “Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytan’dan Allah’a sığınıyorum. “Burçları olan göğe andolsun.” Gökteki burçları tespit etmek için hangi bilim dalı gerekiyor, astroloji. Biz baktığımızda burçları göremeyiz, özel alet edevat gerekiyor. Bak Allah burçlara dikkat çekiyor, “Burçları olan göğe andolsun ve o vadedilen güne.” Vadedilen gün Mehdi (a.s.)’nin çıkışı, İsa (a.s)’nın nüzulu, İslam ahlakının dünya hakimiyeti ve Kıyamet, hepsine bakar. “Şahit olana ve şahit olunana.” Şahit olunan, biz Mehdi (a.s.)’ye şahit olacağız, Hz. İsa (a.s)’ya şahit olacağız, onlarda bize şahit olacaklar inşaAllah. “Kahrolsun Ashab-ı Uhdud” bak, 5.ayet; “Tutuşturucu-yakıt dolu o ateş.” Ahir zamanda petrol dünyada çok önemli bir konu oldu, dünya siyasetinde önemli bir konudur petrol. “Yakıt dolu ateş” petrol zaten. “Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı. Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.” Şimdi mesela televizyonun etrafına oturuyorlar, küfrün müminlere yaptıkları zulmü seyrediyorlar. Bak diyor ki ayette; “Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı. Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.” Nasıl astıkları, nasıl kestikleri, nasıl işkence yaptıklarını. “Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' övülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.” Müslümanlara yaptıkları zulmün nedeni sadece iman etmeleri. Deccaliyet demek ki müthiş bir zulüm yapacak, müthiş bir acı çektirecek. Ayet aynı zamanda Ahir zamandaki olaylara dikkat çekiyor. Bak “Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' övülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.” Eğer Afganistan’da dinsizler hakim olmamış olsa böyle bir zulüm olması mümkün değil. Irak’ta da mesela dinsizler olmamış olsa böyle bir zulüm olmazdı. Müslüman oldukları için böyle bir zulümle karşılaşıyorlar. Deccaliyet o yüzden onlara saldırıyor. “Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.” Hepsine hakimim diyor Allah. Yalnız orada bizim dikkatimizi çekiyor Cenab-ı Allah. Şimdi tamam küfür onu yapıyor, şunu yapıyor bunu yapıyor ama “Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur.” Hepsine hakim olan Benim diyor Allah. Küfre de Ben hakimim, Müslümanlara da Ben hakimim, diyor. “Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.” İsa (a.s)’ya da, Mehdi (a.s.)’ye de, İslam ahlakının dünya hakimiyete de, her şeye Ben şahidim diyor Allah. Onuncu ayet; “Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, Cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır.” Demek ki küfür Ahir zamanda müminlere işkence yapacak. Kadınlara işkence yapacak. Bak gördünüz mesela kadına tecavüz etmişler, o resimde kadın çırılcıplaktı biz kapattık. Fransız askerler ırzına geçmişler Afganistan’da ve resim çektiriyorlar. Irzına geçilirken hepsini videoya alıyorlar, kendileri hatıra olarak onları saklıyorlar. Bunların bir kısmı zaman zaman youtube’da yayınlıyorlar. “Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, Cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır. Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan Cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.” Bu da Mehdiyet’e bakan kısmı. Deccaliyetin nasıl zulüm yapacağını Cenab-ı Allah anlatıyor. Ahir zamana işaret eden bir yönü var. Mesela İnşikak Sures, 16. Devam ediyor. “Yok” diyor Cenab-ı Allah, 16’da. “Yok, şafak-vaktine yemin ederim, Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere. Ondördüne girdiği zaman aya;” bakın “Ondördüne girdiği zaman aya.” Ay ve güneş tutulmalarının tarihini veriyor 14’ü, tam net tarih veriyor Kuran. Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametleridir ay ve güneş tutulmaları. Ve tarihine varıncaya kadar veriyor bak, “Ondördüne girdiği zaman aya,” aynı zamanda 18. ayetten sonra 1814’e de işaret etmiş oluyor. O da ayrı bir tarih. “Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.” Yani madde olmaktan ruh haline geleceksiniz. Ruh halindeyken maddeye döneceksiniz, aynı zamanda buna da işaret ediyor ayet. “Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?” diyor Cenab-ı Allah. “Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.” Yani Kuran’a tabi olmuyorlar diyor, Ahir zamana bir işaret, küfrün bir özelliği olarak. “Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını daha iyi bilendir. Bu durumda sen, onlara acı bir azap ile müjde ver. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vardır.” Mesela bir deccaliyetten bir Mehdiyet’ten bahsediyor Cenab-ı Allah. Bakın; “Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vardır.” Küfür yanlılarını ve Mehdi yanlılarını surekli Kuran vurguluyor. Mesela Tarık suresi, “Göğe ve Tarık'a andolsun” şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Tarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir? (Karanlığı) Delen yıldızdır.” Aynı şekilde Mehdi (a.s.) için de bu ifade geçiyor, Mehdi (a.s.) için. Delen bir yıldız olduğu, parlak yıldız bir olduğu. Küfrü deliyor Mehdi (a.s.) de, delip geçiyor, inşaAllah. “Üzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur.” Herkes şu an gözetleniyor diyor Cenab-ı Allah. “İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı?” Bunun için neye ihtiyaç var? İnsan bir baksın diyor hangi şeyden yaratıldı.
ALTUĞ BERKER:Mikroskoba ihtiyaç vardır.
ADNAN OKTAR:Mikroskoba ihtiyacı var. Bak “Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.” Spermin yapısı, mikroskopla hatta elektron mikroskobuyla tespit edilebiliyor, inşaAllah ve detayları. “Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.” İnsan vücudunun içinde oluşur diyor Cenab-ı Allah. “Şüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir. Sırların orta yere çıkarılacağı gün.” Bu aynı zamanda Mehdiyet’in zuhuruna bakıyor. Çünkü Mehdiyet devrinde FBI’ın CIA’in KGB’nin bütün sırları ortaya çıkarılacak. Bütün karanlık dosyalar ortaya çıkarılacak. İnsanlıktan saklanan bütün gizli bilgiler insanlığa sunulacak. Yapılan bütün vahşetler insanlara bildirilecek. Devletlerin gizli sırları diye bir şey kalmayacak Mehdiyet devrinde. “Sırların orta yere çıkarılacağı gün;Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı.” Bu tabii Ahiretteki olaya bakmakla beraber, insanların dünyadan Ahirete geçmesiyle olan olaylara bakmasıyla beraber, deccaliyete de bakıyor. “Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı.”Deccalin ne gücü kalacak ne de yardımcısı kalacak. “Dönüşlü olan göğe andolsun.” Göğün dönüşlü olduğunu biz neyle anlıyoruz?
ALTUĞ BERKER:Hubble Teleskobu gibi büyük teleskoplarla.
ADNAN OKTAR: Büyük teleskoplarla anlıyoruz. Kuran bilime yol gösteriyor. Dönüşlü olan göğü biz tespit etmekle mükellefiz. Şimdi Kuran’da ayet var, “Dönüşlü olan göğe andolsun.” Bunun ne olduğunu, burada kastedilenin ne olduğunu bilmemiz için, Kuran’da kastedilenin ne olduğunu bilmemiz için, bilimsel delillere ihtiyacımız var ve teknik alet, edevata ihtiyacımız var ve dolayısıyla bilime ihtiyacımız var. “Dönüşlü olan göğe andolsun. Yarılan yere de. Şüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür. O, bir şaka değildir.” Yani Kuran’la şaka olmaz. Cübbeli bunu iyi duyacak. Bak “O, bir şaka değildir.” diyor Allah. “Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;” Mesela şu an Evanjelik dünyada Müslümanlara yönelik ciddi bir operasyon hazırlığı var. “Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;” Büyük
Ortadoğu Projesi adı altında Müslümanları birbirine kırdıracak bir plan hazırlanıyor. İran’ı Türkiye’ye, Türkiye’yi İran’a, Sünnileri Alevilere, Alevileri Sunnilere, Şiilerle Vahabileri karşılıklı savaştırmak için bir plan hazırlanıyor. Allah diyor ki; “Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.” Bu da Mehdiyet’tir işte, onu yıkacak, İsa Mesih (a.s.)’in gelişi ve Mehdi (a.s.)’nin çıkışı. Allah’ın karşı planı; plan derken yaratıyor Allah, ben insanların anlaması için söylüyorum. “Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.” diyor Allah. İşte 10 yıl var en fazla. Bak, “Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.” O süre de on yıldır. Ki 17. ayet Allah-u alem 2017’ye işaret ediyor aynı zamanda.
A’la Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Rabbinin Yüce ismini tesbih et.” Allah-u Ekber. ”Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi.'” Bak, ”Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi.'” Bütün kainata, her şeye geometrik düzgünlükte, matematik düzgünlükte bir biçim veriyor ve altın oranla yaratıyor. Bak, “'bir düzen içinde biçim verdi”' diyor. Herhangi bir biçim değil, bir düzen, geometrik düzgünlükte. “Takdir etti, böylece yol gösterdi. Yemyeşil-otlağı' çıkardı. Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu.” Burada petrole işaret de var 5. ayette. Yani kara bir duruma sokulması. Petrol siyah. Bitkiler yer altında çeşitli fermantasyonlar, şunlardan, bunlardan geçtikten sonra petrol halini alıyor deniyor, teorik olarak. Bak, “onu kuru, kara bir duruma soktu. Sana okutacağız, sen de unutmayacaksın.” “Sen de unutmayacaksın,” Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitap var ama aynı zamanda Müslümanlara da hitap var. Mesela Müslümanlara, Mehdi (a.s.)’ye de işaret var. “Sana okutacağız,” Allah okutuyor. “Sen de unutmayacaksın.” Unutulmaması gereken ne varsa hepsi aklında kalacak. “Ancak Allah'ın dilediği başka. Çünkü O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da.” Yani gerektiğine de Allah unuttururum diyor. “Çünkü O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da.” Mesela saklı olan Mehdi (a.s.)’dir, açığa çıkacak olan da Mehdi (a.s.)’dir, inşaAllah. İsa (a.s) da gizlidir, Mehdi (a.s.) de gizlidir. Aynı zamanda da açığa çıkacaklar. “Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız.” Bakın Mehdiyet’in kilit açıklaması. “Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız “ Yani Mehdi (a.s.) dini kolaylaştıracak, zorlaştırmayacak. Kolay olanı emredeceğiz diyor mesela. Hz. İbrahim (a.s.)’in dini gibi kolaydır, diyor Cenab-ı Allah.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'” Tebliğ yap, dini yay, Mehdiyet’in vasfıdır bu. Etkili olacaksa, etkili olan yerlerde dini anlatıp, öğüt verecek Mehdiyet, inşaAllah. “Allah'tan ‘İçi titreyerek korkan’ öğüt alır-düşünür.” O zaman önce Allah korkusu ve Allah inancını esas yapmak gerekiyor. Demek ki Allah’tan korkmayan insana dümdüz anlatım yok. Bak Allah şartı belirtiyor. “Allah'tan ‘İçi titreyerek korkan’ öğüt alır-düşünür.” O zaman önce Allah’ın varlığı, birliği, Allah’ın yüceliği anlatılacak ve Allah’tan korkması sağlanacak insanın. Yoksa televizyon kanallarına çıkıp, soytarılık yapıp, dini, imanı konularla milleti güldürmek olmaz. “'Mutsuz-bedbaht' olan ondan kaçınır.” Romantik düşünen, her şeye ağlayan, her şeyde içine kapanan, Ahir zamanın özelliğidir zaten. Deccaliyet mutsuzluk ve bedbahtlık vermiştir insanlara. İnsanlar işte uyuşturucuyla, işte sigarayla, içkiyle kendilerini ayakta tutmaya çalışıyorlar veya sinir yatıştırıcı haplarla. Mutsuz ve bedbaht bir nesil meydana getirdi deccaliyet. “Olan ondan kaçınır” diyor. Şimdi adam mutsuz, neşesiz, içine kapanmış dolayısıyla dine de yaklaşmıyor, Kurana’da yaklaşmıyor. Deccaliyetin bir oyunu bu. Onları böyle romantik ağlamayı anlatan şarkılarla, ağlamayı ve üzülmeyi anlatan filmlerle, romanlarla kendi içlerine kapatıp, üzülen, ağlayan, sürekli düşünen, neşesiz toplum haline getiriyor. Dolayısıyla Kuran’dan uzak bir toplum haline getiriyor. “Ki o, en büyük ateşe yollanacaktır. Sonra onun içinde o, ne ölür, ne yaşar. Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur; Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan.” Allah’u Ekber deyip namaz kılan, bunlar kurtulur diyor Allah. “Temizlenip arınan felah bulmuştur.” Kötü huylarından, kötü inançlarından temizlenip arınan kurtulmuştur, diyor Allah. “Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz.” İşte dünyadaki bu işte çekleri kovalamak, senetleri kovalamak, ticaretle uğraşmak, işte bir an önce okulu bitireyim işime bakayım, evleneyim keyfime bakayım gibi. “Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.” Çünkü çok kısadır diyor Cenab’ı Allah hayat. Gençler mesela 20 yaşına giriyor daha yeni hayatı anlıyorlar, iki on senede de 40 yaşına giriyorlar, nasıl geçtiğini anlayamıyorlar. “Şüphesiz bu, önceki sahifelerde vardır;” Yani Tevrat’ta, İncil’de ve Zebur’da da vardır. “İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde.” Hz. İbrahim (a.s.)’in Suhuf’unda, Musa (a.s.)’nın sahifeleri de Tevrat. 19 ayetten oluşuyor. Şimdi Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam, dün de tefsir yaparken şöyle demiştiniz. Kevser Suresi, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır” ayetini okudunuz. Şöyle dediniz; o zaman müşrikler seni soyun devam etmiyor diyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v.)’in oğlu vefat etmişti. Müşrikler kendilerince sevindiler, halbuki kızları var oradan soyu devam ediyor. Allah sana kin duyanların soyu kesik olacak diyor. Allah onların soyunu kesti. Bir daha müşriklerin gelişmesi olmayacak. Bu aynı zamanda dünya hakimiyetine bakıyor. Ayetin ebcedi 1453. Miladi olarak İstanbul’un fethini Hicri olarak da dünya hakimiyetinin tarihini veriyor, inşaAllah. Peygamber (s.a.v.)’e kin duyanın Allah iflahını kesiyor. Peygamber (s.a.v.)’e kin duyanın bir gelişmesi mutluluğu, huzuru olmaz, ölümüyle beraber Cehenneme gider.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
Fecr Suresi. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Fecre andolsun,” Fecr aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’nin güneşinin çıkışıdır. İslam güneşinin çıkışıdır, ona bakıyor. “On geceye,” Muharremin 10’unda inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’ye biat olunacak, Allah’ın izniyle, inşaAllah. “Çifte ve tek'e,” yani iki iki, çiftler. Bak çifte ve teke. Zaten 2110 ediyor ebcedi. 2120 gibi de Kıyamet kopacak. “Akıp-gittiği zaman geceye,” yani gece gidiyor ama şu anda da deccaliyet akıp gidiyor şu an. Küfür yok oluyor, karanlık dağılıyor. “Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var. Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi?” 'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? Mesela yüksek sütunlar sahibi nerede vardı? Mesela birçok yerde var yüksek sütunlar. Irak’ta da vardı, Amerika’da da vardı, dünya’nın birçok yerinde var yüksek sütunlar. Allah yüksek sütunları deviriyor, yüksek sütunları indiriyor. Yüksek sütun Mısır’da da vardır, İstanbul’da da vardır sütunlar. Mısır’dan getirilmiştir iki tane biliyorsunuz Sultan Ahmet’te. Aslında o sütunlar şeytan çağırmakta kullanılan özel yapılardır. Yani uçları sivri, en üst kısmı koniktir. Şeytan çağırmakta masonların kullandığı, ateist masonların kullandığı bir sistemdir. Şimdi, onu sonra daha anlatacağız detaylı. “'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?” Bak kayaları oyup, biçen Semu’da. Vadi, masonların toplandığı yerlere vadi denir masonlukta. Kayaları da oyup, biçen şekillendiren, yine masonlukta bir semboldur, mikap taş yaparlar, yani bütün bir taşı, yuvarlak taşı oyarak, şekillendirerek mikap taş haline getirirler, yani küp haline getirirler. Masonlukta önemli bir semboldür şu. Mason sembollerini de önümüzdeki günlerde başlayacağım açıklamaya. “Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a?” O da yine Firavun’un şeytan çağırmakta kullanılan o yüksek sutünlarına işaret ediyor. İstanbul’da da var biliyorsunuz iki tane demin söyledim, ona özellikle dikkat çekilmiş. İrem’de de var, burada da var. Mesela Çemberlitaş’ta da vardır bir sutün ama asıl olan o iki sütundur. Bediüzzaman da diyor ya; deccal öldüğü vakit, 5. Şua’da. O yüksek taştan şeytan bağırır “o öldü” diye, diyor. Bağırır, diyor. Onu sonra açıklayacağım. “Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı.” Terör çıkarıyorlardı, anarşi çıkarıyorlardı, bombalamalar yapıyorlardı. “Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.” Müslümanları birbirine düşürmüşlerdi. Mesela Şiiler Sünnilere, Sünniler Şiilere düşman, gittiler şimdi de Hıristiyanların kiliselerini bombaladılar. Şehirler de fesadı arttırmışlardı. “Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi. Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözlemlemektedir.” Cenab-ı Allah sizi seyrediyor diyor. Mason localarında da Allah’ın insanları gözetlemesi, bir üçgen içerisinde bir göz olarak tasvir edilir, bütün localarda vardır. O gözden Allah bizi seyrediyor sürekli derler, Mason localarında, evet. “Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.” Şimdi Fecr Suresi’nin devamı, biraz atlayarak devam ediyorum. “Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz” Deccaliyetin özellikleri belirtiliyor. “Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” yine bir deccaliyetin özelliğidir, yoksulları korumamak. “Mirası, sınır tanımaz bir tarzda yiyorsunuz.” İnsanlardan kalan her şeyi yiyip, parçalayıp, dağıtıp, yıkıyorsunuz, yiyorsunuz, yok ediyorsunuz. “Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.” Şu an her yerde mal yığılıyor ve ekonomik kriz meydana geldi o yüzden de, parayı yığdılar. Şimdi bak Cenab-ı Allah 21. ayet ki 21. yüzyıla bakıyor. Ebcedide 2100 yapıyor, yani deccaliyetin en azgın olduğu devirler 2100. Müslümanların kendini gizlediği, çok çok az Müslümanın kaldığı bir tarihtir. “Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu, Rabbin (in buyruğu) geldiği” yani Kıyamet koptuğu, bak “Rabbin (in buyruğu) geldiği” tam 2120 ebcedi. Tam Kıyamet’in kopuş tarihini veriyor, inşaAllah. Bediüzzaman’ın verdiği tarihi veriyor, net 2120. Bak “Rabbin(in buyruğu) geldiği“ yani Kıyamet koptuğu, “ve Melekler dizi dizi durduğu zaman;” Melekler o zaman alenen görünür hale geliyor. Bak Cübbeli diyor ki Mehdi (a.s.) zamanında görünecek, diyor. O zaman Kıyamet kopmuş olması lazım, çünkü Melekler ne zaman görünüyor? Kıyamet koptuğunda. Kıyamet koptuğunda net görünüyor Melekler çünkü imtihan yok. Dizi dizi alenen inecekler, net görecek insanlar. Ebcedi 2120. Fecr suresi 22. ayet bak iki-iki. Bakın dikkat edin iki-iki, çok kilit bir tarihtir iki-iki ve 2120 ebcedi. Yine iki-iki var, bak iki-bir-iki, 2120. “O gün, Cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda?” var diyor Allah. O zaman düşünüyor ama bir fayda göremezler diyor Allah. “Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim." Keşke namaz kılsaydım, keşke Müslümanlarla beraber olsaydım, keşke İslamı yaşasaydım, keşke Hz. Mehdi (a.s.)’ye uysaydım. “Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz.” Yani müthiş bir azap olacak diyor. “Allah’ın vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.” Allah o zaman insanları tam bir kontrol altına alıyor, hiçbir yere gidemiyorlar. “Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,” itminan bulmuş, dengelenmiş nefis, “Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön.” Yani sen Allah’tan razı olarak, hoşnut edilmiş olarak Allah’a dön. “Artık kullarımın arasına gir.” Yani salih, samimi Müslümanların arasına gir ve “Cennetime gir.” Son durum, artık en son Cennetle neticeleniyor.
Beled Suresi, 90. Yine Mehdiyet’e ve Ahir zamana bakan bir sure. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, biraz süratli okuyorum, bu sefer böyle yapacağım. Bir dahaki sefere bölüm bölüm ayet ayet çok detaylara inerek, ebcedlerine de bakarak, hadislerle de bağlantısını kurarak bakacağız. Çünkü o süratle yaparsam bir sureyi bir günde okuyabiliriz. Onun için bu sefer böyle hızlı okuyorum, inşaAllah. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla “Hayır; bu şehre yemin ederim.” Hangi şehir olduğuna bakacağız sonra, inşaAllah. “Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,” ayet Peygamberimiz (s.a.v.)’e bakması yönüyle açıktır ama Ahir zamana bakması yönüyle de çok açıktır, Mehdiyet’e de bakıyor. Bak “sen, bu şehirde oturmakta iken, Babaya ve doğan-çocuğa da. Andolsun, Biz insanı bir zorluk içinde yarattık. O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?” ki deccaliyete bakıyor bak 5. ayet. “O: ‘Yığınla mal tüketip-yok ettim’ diyor.” 6. ayet. “Yığınla mal tüketip yok ettim.” Müthiş bir israf ve müthiş bir hırs, tamah var ve, “hiç kimsenin kendisine güç yetiştiremeyeceğini mi sanıyor?” Müthiş bir güce sahip olduğunu sanıyor, kim bu? Deccaldir. Deccaliyet ne zaman yıkılmaya başlıyor? 1956’dan sonra. Bunu kim söylüyor? Bediüzzaman söylüyor, 7. ayet, “Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?” Ben görüyorum diyor Cenab-ı Allah. Deccaliyet Allah’a inanmadığı için görmediğini düşünür. “Biz ona iki göz vermedik mi? Bir dil ve iki dudak? Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.” Bak iki-iki-iki hep. “Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.” Sarp yokuş nedir? 12. ayet açıklıyor. “Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir? Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;” Demek ki neymiş? İslam insanları özgür kılmak istiyor. Demek ki İslam’ın amacı neymiş? Bütün insanların boynundaki bağları zincirleri kopartmakmış. Alabildiğine kuşlar gibi özgür olmasını istiyor Allah insanların. “Ya da açlık gününde doyurmaktır,” Hz. Mehdi (a.s) ne yapacak bütün insanlığı doyuracak ve bütün insanlığı özgür kılacak. Mehdiyet’in ana umdelerini Cenab-ı Allah açıklıyor. Şu an bu oluyor mu? Olmuyor. Ama Mehdiyet devrinde bu ayet tam tahakkuk edecek. “Yakın olan bir yetimi, Veya sürünen bir yoksulu.” Demek ki ne yetimler eziyet görecek, ne yoksullar eziyet görecek. Ne yoksul kalacak, ne yetim, hepsi rahat edecek Mehdiyet devrinde. 17. ayet, “Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.” “Sabrı birbirine tavsiye edenler” yine başka bir surede daha geçiyor, birçok surede geçer. Bak, “sabrı birbirlerine tasviye etmek” demek ki Ahir zamanda en önemli konulardan birisi sabır. Bir anda olmaz her şey, sabredeceğiz “ve merhameti birbirine tavsiye edenlerden olmak.” Zulmü, kan dökücülüğü, can yakıcılığı değil, merhamet. Kadınlara merhamet, çocuklara merhamet, sevdiklerimize merhamet, Hıristiyanlara, Musevilere merhamet. Dalalete, küfre bile merhamet, onları koruyup kollamak. Çünkü biz onların Cennete gitmesini istiyoruz. Küfrün, küfürden kurtulmasını istiyoruz biz ve merhametle bakıyoruz, inşaAllah.
Leyl Suresi 92. sure. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Sarıp-örttüğü zaman geceye andolsun” Bütün dünyayı şu an karanlık sardı, deccaliyet. Simsiyah karanlık oldu. 2. ayet “Parıldayıp-aydınlandığı zaman gündüze.” Bu da Mehdiyet’e bakıyor. Bütün dünya pırıl pırıl aydınlık olacak, inşaAllah. “Erkeği ve dişiyi yaratana; Gerçekten sizin çabalarınız (çelişkili, parça parça) darmadağınıktır.” yani küfrün özelliği olarak bak, “çelişkili parça parça ve darmadağınıktır.” Müslümanlar da mesela darmadağınıktırlar. Birçok mezheplere ayrılmışlar, parça parçalar. “Fakat kim (Allah rızası için mal dağıtır) verir ve korkup-sakınırsa; Ve en güzel olanı doğrularsa,” en güzel olan nedir? İslam ahlakının hakimiyeti, İttihad-ı İslam. Barış, kardeşlik, güzel olan her şey. “Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız” Mehdiyeti dünyaya hakim edeceğiz, başarılı kılacağız. Önüne bir engel çıkmayacak. “Kim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse,” deccaliyetin özelliği. “Kendini müstağni görmesi,” Alak Suresi’nde dün söylemiştik. Deccalin ölüm tarihini veriyor 1882. Evet, Alak Suresi’nde. “Kendini müstağni,” “İnnel insane le yetga,”bak ayet burada da söylüyor onu yine. “Kim de cimrilik eder,” malını kısar, egoist olur, bencil olur, “kendini müstağni görürse,” mükemmel üstün, en iyi görürse. “Ve en güzel olanı yalan sayarsa,” Mehdiyeti, İttihad-ı İslamı, Türk-İslam Birliği’ni, güzel ahlakı, Kuran’ı yalanlarsa. “Biz de ona en zorlu olanı (azaba uğramasını) kolaylaştıracağız.” Aynı zamanda yıkılışlarını, mahvoluşlarını kolaylaştıracağız. Mesela Darwinizm 5 dakikada yıkıldı, çok kolaylıkla yıkıldı. Şimdi bütün dünyada küfrün yıkılışını Allah kolaylaştırıyor. Normalde küfür asla yıkılmayacak gibi görünüyordu. Ama Allah kolaylaştıracak ve yıkılacak.
ALTUĞ BERKER: Mesela, Sovyetler için diyordunuz Hocam, komünizm için.
ADNAN OKTAR: Evet, komünizm asla yıkılacak gibi görünmüyordu, Allah yıktı. Şimdi de dünyadaki bütün küfrü yıkacak, inşaAllah, kolaylaştıracak. “Tereddi edeceği (başaşağı düşüşe uğrayacağı) zaman, (küfrün) malı ona hiç yarar sağlamaz” Tankı, topu, hiçbir şey yarar sağlamaz, diyor Allah. “Tereddi edeceği,” ne demek? Baş aşağı düşüşe uğrayacağı, yıkılacağı zaman diyor. “Şüphesiz, Bize ait olan, yol göstermektir.” Allah yol göstermeyi neyle yapıyor? Kuran’la. Kuran’ı insanlara tanıtacak olan kimdir? Mehdiyet’tir, Mehdi (a.s.)’dir. “Gerçekten son da, ilk de Bizimdir.” Alfa ve Omega olarak geçer İncil’de, Alfa ve Omega. A ve O harfleri ile geçiyor. İncil’de bu önemli bir konudur, Alfa ve Omega. “Gerçekten, son da, ilk de (ahiret ve dünya) Bizimdir.” Son Mehdiyet’tir, İsa Mesih (a.s.)’dir. İlk olan Hz. Adem (a.s)’dir, inşaAllah. “Artık sizleri, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.” Cehennem. “Ona, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz.” Sürekli üzülen, sürekli kendini içine kapatmış, İslam’ın neşesini, Allah’ın iman neşesini yaşamayan, küfre ve dalalete dalmış, kendini mahvetmiş olanları göndereceğim, diyor Allah. “Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.” Kuran’ı, İslam’ı yalanlamış, Kuran’a inanmamış “ve yüz çevirmişti,” Müslümanlardan uzak durmuştu. “Sakınan ise, ondan uzak tutulacaktır.” Yani İslam’a, Kuran’a yakın olan, küfürden sakınan ise Cehennemden uzak tutulacaktır. “Ki o, malını vererek temizlenip-arınır.” Bol bol dağıtır Müslüman Allah rızası için. Egoist, bencil değildir ve “arınır” diyor Allah bak. Mal durursa kirdir sizin üstünüzde, diyor Allah. Bir pisliğe dönüşür ama malı dağıtırsanız mal da temizlenir, siz de temizlenirsiniz, diyor Allah. Malı tutmayı Allah bir kir olarak görüyor. “Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.” “Allahın yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir borcu yoktur. Ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.” Malı niçin veriyor? Allah rızası için, yani iyi desinlere değil, çıkar için değil. “Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.” Bu ne zaman oluyor? Mehdi (a.s.) zamanında tam anlamıyla olacaktır. Allah rızası için mal dağıtılacaktır. “Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.” İnşaAllah. 21. ayet, 21. yüzyıla da bakıyor. İslam ahlakı dünyaya hakim olduğunda insanların kendisi de razı olacaktır, kendisi de mutlu olacaktır, Ahirette de olacaktır, inşaAllah.
Mesela Duha Suresi’nde de, 11 ayet. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. Orada da bak, Allah kuşluğa, gündüze ve geceye yemin ediyor. İnşirah Suresi dün açıklamıştım, evvelsi gün de açıklamıştım. Alak Suresini biraz daha genişletelim. Geçen günler okumuştum ama biraz daha genişletelim.
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” Müslümanlar müthiş kültürlü, müthiş okuyan, her şeyi çok iyi araştıran olacak. Okuyan bir toplum, kültürlü bir toplum yenilmiyor, cahil toplumlar yeniliyor dikkat edin. Mesela Afganistan’da cahillik yaygın, çok rahat netice aldılar. Irak’ta cahillik çok yaygın, çok rahat netice aldılar. Aydın, kültürlü olan insanlara küfür dokunamıyor, bilgili olan. Dikkat edin oraya saldıramazlar, inşaAllah. “O, insanı bir alak'tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;” Allah bak okumayı bir daha vurguluyor. “Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.” Hem okuyun, hem de yazın diyor Cenab-ı Allah, ona işaret ediyor. Kitap basmak, CD’ler hazırlamak, yayın, insanları bilgilendirmenin önemine dikkat çekiyor Allah. “İnsana bilmediğini öğretti.” Demek ki insanlara bilmediğini öğretmek çok hayati bir konu, cahillik de çok büyük tehlike. Cahil oldu mu, fitneci oluyor. Cahillerle insanlar alay ediyor, küçük düşürüyorlar. Çıkarıyor televizyonlarda onların hurafeleriyle, cahillerin zırvalarıyla insanları zehirliyorlar ve Müslümanlar yeniliyor cahil cühelanın sözlerinde dolayı. Ama samimi olan, bilgili olan, Kuran’a davet eden insanların bilgisiyle de insanlar güçlü oluyorlar, Müslümanlar. “Hayır; gerçekten insan, azar.” “İnnel insâne le yetğa” diyor Cenab-ı Allah. 1882 tarihini veriyor, Darwin’in ölüm tarihi. “Kendini müstağni gördüğünden.” Kendini büyük görüyor, (haşa) Allah gibi görüyor. Deccalin özelliğidir müstağni görmek. “Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.” Deccaliyet Allah’a dönüşü reddeder, buna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. “Engellemekte olanı gördün mü?” Deccaliyet ne yapacak? Müslümanları ibadetten, Allah’ı zikretmekten, Kuran’a yakın olmaktan, Allah’ın hükümlerini yerine getirmekten engelleyecek. Nasıl yapacak? Devlet kararlarıyla, devlet emriyle, polis kararıyla. Bütün askeri gücüyle yapacak. Çin’de namaz kılmak yasak, kılamıyorsun. Ancak bayramlarda izin veriyorlar, bak dağ taş doluyor. Camilerin kapısına yazmışlar, devlet memuru namaz kılamaz, diyor, bir. On sekiz yaş civarı olanlar namaz için gelemezler, diyor. Ancak 45 ile 60 yaş arası namaz kılabilir, diyor. O kadar çok şartları var ki. Camiye girmek adeta imkansız. Kuran eğitimi yapmak yasak. Bak, “Engellemekte olanı gördün mü?” Deccaliyetin Ahir zamanda yaptığı bu engellemeye dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. “Namaz kıldığı zaman bir kulu.” Namaz kılmak hemen hemen dünyanın her yerinde suç, her yerde hemen hemen. Üniversitelerde kılamıyorlar, devlet dairesinde kılamaz ve başka yerde kılamaz. Dünyanın neresine giderseniz gidin, %95’i böyledir dünyanın. “Namaz kıldığı zaman bir kulu.” İşte bu deccaliyettir. Namaz kılmanın yasaklanması, dünya çapında yasaklanması deccaliyettir. “Ehl-i Selate tayyirane” deccaliyetin saldırmasını işaret ediyor diyor Bediüzzaman. Bak, “Ehl-i Salate” yani namaz kılanlara, “tayyirane” aşağılayarak; güya kendi kafasınca, deccaliyetin saldıracağını işaret ediyor, diyor Allah. “Gördün mü?” diyor bak Allah, surekli dikkat çekiyor. Demek ki insanlar görmeyecekler deccali. Deccali görmeyenlere işte biz de zorla göstermeye çalışıyoruz. Zorla derken; anlatarak, izah ederek, resimler göstererek. “Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise, Ya da takvayı emrettiyse.” Bu Mehdiyet’tir. Bak, “doğru yol üzerinde” olan Mehdiyet’tir. “Takvayı emreden” Mehdiyet’tir. Bak, “gördün mü?” diyor Allah, bir daha vurguluyor. Gördün mü? surekli, gördün mü? Demek ki insanların gözüne perde çekilecek, deccaliyet büyü yapacak ve insanlar göremeyecekler alenen olan bir şeyi. Mesela Mehdi (a.s.)’nin gelişi açıklandığı halde göremeyecekler. İsa (a.s.)’nın gelişini göremeyecekler. Bediüzzaman’ın anlattıkları açık ve aleni olduğu halde, Mehdi (a.s.)’nin şahıs olarak geldiğini söylediği halde adam onu göremeyecek. Okuyor ve göremiyor. “Gördün mü?” diyor bak Cenab-ı Allah bir daha söylüyor; “Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise.” İslam’ı yalanlıyor, Kuran’ı yalanlıyor Mehdi (a.s.)’nin gelişini yalanlıyor, İttihad-ı İslamı yalanlıyor, hepsini yalanlıyor ve yüz çeviriyor kendi de kabul etmiyor. “O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu? Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu alnından tutup sürükleyeceğiz;” Alnında zaten düşünme merkezi de, asıl beynin en hayati noktaları alın kısmında oluyor insanın. Ona da dikkat çekmiş oluyor Cenab-ı Allah. Bak, “alnından tutup sürükleyeceğiz.” Sürükleyeceğiz dediği, mecbur edeceğim diyor Cenab-ı Allah onları. Küfürden çıkmaya, küfrü güçsüzlüğe sokmaya ve onları iptal etmeye onları mecbur edeceğim, diyor, inşaAllah. “O yalancı, günahkar olan alnından.” Daha önce de söylemiştim, deccalin alnında haza kafirun yazar, diyor. Kafir yazar, diyor. Yani yüzünden, simalarından anlaşılacak, inşaAllah. “O zaman o da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.” Deccaliyet ekip halinde çalışır, topluluk halinde. Mehdiyet de talebeleriyle karşı atak yapar. O iki tarafında başı vardır ve talebeleri vardır. “Biz de zebanileri çağıracağız. Hayır; ona boyun eğme (Rabbine) secde et ve yakınlaş.” Mehdi (a.s.) ekibi, Mehdi (a.s.) topluluğu da asla boyun eğmeyecektir. Bir kısmı da boyun eğecektir, zavallışacaktır, onlara yalakalık yapacaklarıdır. Mehdiyet asla boyun eğmeyecek, inşaAllah.
Mesela Zelzele suresi 99. Zelzele, bildiğimiz zelzele. Deprem anlamına geliyor, 99. Biz gösterdiğimiz çizelgede, demin ki gösterdiğimiz çizelgede, dünya tarihinde birden depremlerin çoğaldığı bir çizelge gösterdik. Bakın şu çizgi 99’da olandır. Şu yüksek olan ve 99’da ilk defa yükseğe çıkıyor dikkat ederseniz. Demek ki, bak 99. ayet Ahir zamana bakan, 99’dan itibaren zelzeleler çoğalacak demek ki. 99’da da birdenbire yükselmiş mi? 99’dan itibaren başlıyor ve gittikçe artan bir tempoda zelzeleler artmış. Kuran buna işaret etmiş.
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla“Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı,” ki 99’da biliyorsunuz depremler, 1999’da oldu. Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,” mağma da çıkıyor, enerji de çıkıyor tabii depremle beraber. Ben 17 Ağustos 99 depreminde, deprem olduğunda bizim bir kız arkadaşımız gibi görünen, bir ajan provokatörü gece gözaltına almışlardı, on iki gibi falan. Biz de anlamadık; sosyeteden bir simaydı, meğer bu muhbirmiş, sonra öğrendik. Bizi, arkadaşlarımızı falan, bizi uyuşturucu kullanmaktan ihbar edip bir gece operasyon düzenlemek için onu ajan provokatörler olarak kullananlar olmuş. Biz de iyi niyetle dedik, çocuk göz altına alındı, bayağı avukat arıyoruz gece yarısı falan, böyle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Gece üçe kadar ayakta durduk onu kurtarmak için. Meğer o da orada bize ekip hazırlıyormuş. Birden depremle ev sarsılmaya başladı, biz de arkadaşlarla birlikte oturuyorduk, hemen dışarıya bahçeye çıktık deprem başladı diye. Yaz sıcaktı, 17 Ağustos zaten. Ayağımın altını kaşımaya başladı, iki taş açılıyor geri geliyor, yer açılıyor geri geliyor, açılıyor geri geliyor, bütün İstanbul ufkunda mavi ışık belirdi, yer altındaki enerjiyi dışarı çıkardı. Müthiş bir enerji çıktı. Ama işin acayip yanı deprem adalara kadar geldi, adalarda yerin altına girdi, Avcılar’dan çıktı. Şehre girmedi deprem. Bunu bilim adamları açıklayamadılar, bu çok garip, buna bir mana veremiyoruz, dediler. Deprem uzmanları da bunu açıkladı. Nedeni, İstanbul’da Mehdi (a.s.)’nin olmasıdır. Tek nedeni vardır, budur. Yoksa o deprem İstanbul’a girmiş olsa, çok büyük olay olurdu. Binalar zayıf İstanbul’da, çok zayıf. Sonra, çok süre sonra bize yüksek rütbeli bir polis; o gece size bir operasyon yapılacaktı, deprem başlayınca yapamadık, operasyon durdu, dedi. Gece yarısı bıraktılar, gece üçte o bayanı da bıraktılar. Tanınan bir isim. Gece üçte bıraktılar ama biz yıllar sonra anladık ne olduğunu, bilmiyorduk biz onu.
ALTUĞ BERKER:Diğerinde de deprem olmuştu Hocam, siz anlatıyorsunuz, 12 Kasım Düzce depremi.
ADNAN OKTAR:12 Kasım Düzce depremi evet, ağırlıklı olarak Düzce’de olmuştu. 12 Kasımda polisler geldi, girmiyorlar içeriye, bekliyoruz bekliyoruz girmiyorlar, kapının orada duruyorlar. Aşağıda ormana doluşmuşlar; söylemediğim bir şey var onu söyleyeyim, hiç söylememiştim. Polisler dedi ki; “cinler bizi aşağıda acayip hırpaladılar Hocam.” Aşağıdaki polisler, onlar yukarı gelemediler, gelmediler. Acayip hırpaladı bizi, dedi, yani bunu ne anlamda söylediler anlamadım. “Cinler bizi acayip hırpaladı.” Konuştuğum arkadaşı da söyleyebilirim, ismini de söyleyebilirim. Aşağıdan benim inmemi beklemişler. Niye ineyim, ne var aşağıda? Ama tam müsellah böyle, otomatik tüfeklerle polisler. Kardeşim ben Allah’ın gariban bir kuluyum. Ben devlete de bağlıyım, millete de. Herkesin tanıdığı, bildiği, yerim belli, mekanım belli. Bana telefon etseler ben gelirim zaten. Karınca ezmez bir insanım ben, herkese karşı çok şefkatli, merhametli bir insanım. Bana öyle tankla, topla gelmenin alemi ne kardeşim? Tam otomatik silahlar bilmem ne, kırmızı lazer ışıklı falan, tam otomatik hiç görmediğim silahlar. Bir de ben böyle bomba imha uzmanları var, onlarda görüyordum kafalarında böyle silindir gibi bir şey, bomba patladığında bir şey olmasın diye. Birde beyaz bir şey giyiyorlar üzerlerine, altında da zırh oluyor, o tarz, zırh. Öyle giyinmiş adamlar geldi eve. Aman Allah’ım, müthiş de tedirginler, gerginler. Aman sakin olun, bir şey yok, buyurun, dedim. Onlar da şaşırdılar. Kim bilir nasıl tembihlenmişler ki aşağısı polis kaynıyor, yukarısı polis kaynıyor. Bir buçuk saat gelmediler. Sonra bir silah sesi geldi yukarıdan, komşunun köpeğini vurmuşlar. Allah’ın hikmeti o zaman ANAP İktidarı vardı. ANAP’ın en kilit noktasında olan, ANAP’ın kurucularından bir şahsın evine girdi polis, bizim eve giriyoruz diye. Bak Allah’ın hikmetine. Bak bizim evimiz diye; bunu da ilk defa söylüyorum, ANAP’ın en kilit noktasındaki bir insanın evine girdiler gece yarısı, karısıyla yatakta falan yatarken içeri girmiş polis silahlarıyla falan, çok büyük olay çıktı. ANAP grubunda da çok büyük olay çıktı bu olaydan dolayı. Adamın cins köpeğini de orada tek kurşunla vurdular. O silah sesi oraya geldi. O silah sesi geldikten sonra polis yatıştı. Tek el silah sesi geldikten sonra, ben şaşırdım, yani sükunet geldi polise. O silah sesini neden bekliyorlardı? Ben onu anlamadım. Ondan sonra her yer yatıştı. Bayağı da güzel bir köpekti o komşunun. Bakın yatak odasına ve aniden dalıyorlar içeriye. Sonra bir buçuk saat de kapıda beklediler, sonrada geldiler. Ama o arada basın da geldi tabii. Basın olmasaydı ne olacaktı, onu ben de bilmiyorum. Yani biz polise direnecek miydik acaba o silahlarla. Çünkü arkadaşlarımın ruhsatlı silahları da vardı ama bir gün öncesinden polis gelip bizim evde zaten tatbikat yapmıştı. Bütün arazide kamera var mı, bir olay olduğunda tespit mümkün mü, bunu araştırmıştı polis bir gün evvel gelip. Bütün araziyi gezdiler.
ALTUĞ BERKER: Bir hırsızlık bahanesiyle.
ADNAN OKTAR:Hırsızlık bahanesiyle evet. Kardeşim elinizi kolunuzu sallayarak girdiğinize göre, ilk geldiğinizde gayet rahat neşeli, ellerinde sigaralarla geldiler. İlk geldiğinde olay çıkmadığına göre, hiçbir şey olmadığına göre, sevgiyle saygıyla karşıladık. İkinci geldiğinizde tam otomatik silahlarla ve o zırhlarla gelmenin alemi ne kardeşim? Ne istiyorsunuz, sizi kim tembihledi? Ne amacınız yani? Çünkü 1 gün evvel geldiklerinde bayağı neşeliydiler. Takım elbiseyle falan, hiç silah falan yok, gayet sakin, neşeli geldiler. Kimse de en ufak, “niçin geliyorsunuz?” demedi. Gayet saygı gösterdik, sevgi gösterdik. Evimize girdiler, evimizin içine baktılar, Kameraya, videoya alıyor muyuz, nasıl yapıyoruz? Burada bir olay olsa bunu tespit etmek mümkün mü, dediler. Hangi olay olacaktı da siz tedirgin oldunuz? Neden videoya alınmasından çekindiniz? Yani niye gizli kalması gerekiyordu? Bunu anlayamadık. Bunun tahkik edilmesi gerekir. Hatta iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün davasına bakan savcılığın bu olaya da bakması lazım. Olur, bir yerden, bir köşeden bir şeyler vardır belki, ben tam anlayamadım. Çünkü her olaya baktığına göre, bu olaya da bakmaları lazım. Ben tam kavrayamadım. Sonra polis diyor ki; burada ruhsatsız silah, bu evde çok iyi gider, böyle bir yerde, demiş. Bizim arkadaşlarımızda silah çıktı ama hepsi ruhsatlı. Devlet veriyor, devletin Emniyeti tahkik etmiş, Vali onaylamış, Bakan da onaylamış. Bu güven alametidir. İşte silahlar yakalandı diye onları teşhir ettiler. Devlet vermiş silahı, devletin verdiği silahın neyini teşhir ediyorsun sen? Aa falan dediler bakanlar. Telefonlar ele geçirilmiş diyor, suç unsurlarına bak yani. Birçok telefon, işte teyp aleti bulundu diyor, masanın üzerine onları dizmişler. Güvenlik kameralarını sökmüşler, gizli kameralar ele geçirildi diyerek falan. Her yerde var güvenlik kamerası. Nerenin gizli kamerası yani. Kardeşim bu konularda bizim bildiğimiz öyle konular var ki, yer yerinden oynar anlatsam. Ben çok kapalı anlatıyorum. Çok yüzeysel anlatıyorum. Tantan Hazretleri maşaAllah, bayağı bir faydalı olmuştu o zaman, kendince. Çok bir şeyler yapmıştı yani. Beni PKK’dan daha tehlikeli, işte arkadaşlarımızı da öyle. Abdullah Öcalan’dan, özellikle beni Abdullah Öcalan’dan daha tehlikeli, PKK’dan daha tehlikel, dedi o zaman. Peki kardeşim, ben PKK’ya karşı ilmi mücadele yapıyorum. Anti-komünist, anti-Stalinist, anti-terörist mücadele yapıyorum. Darwinizme karşı mücadele veriyorum. PKK’ya karşı ilmi mücadele de benim gördüğüm başka mücadele yapan yok. Sen ne yapıyorsun Tantan Efendi? Sen genelevlerin çapını genişletmişsin iktidara geldiğinde, genelevlerin kapsamını genişletti, yani ilk yaptığı, birinci icraatı. İmam Hatiplerden polise eskiden eleman alınıyordu, bunun kaldırılmasını sağladı iki. Doğu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimizi çok mağdur edecek Çin’le bir anlaşma yaptılar. Yaptığı üç tane ünlü icraat var. Ama ben ne yaptım? Ben PKK’ya karşı var gücümle ilmi mücadele yaptım. Türk-İslam Birliği için mücadele yaptım. İttihad-ı İslam için mücadele yaptım. DoğuTürkistan’ın kurtuluşu için mücadele yaptımvar gücümle ve dalalete, tuğyana karşı ilmi mücadelede aldığımız yolu herkes görüyor.
ALTUĞ BERKER:Terörist başı bile söylüyor.
ADNAN OKTAR:Bak ne diyor Abdullah Öcalan?, Diyor ki; “MİT bir elemanı” diyor, benim için, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın. “Çünkü bu kişi devlete yol gösteriyor, yöntem gösteriyor. Böyle filozof alimler vardır, Eski Osmanlı döneminden beri gelenektir, devlete yol gösterir. Devlette gereğini yapar” diyor. “O da devlete yok gösteriyor, devlette gereğini yapıyor” diyor Abdullah Öcalan. Tantan Efendi ne diyor? “PKK’dan daha tehlikeli” diyor.
Ama bence bu olayın da yine aynı şekilde iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün davası kapsamında bu konunun da incelenmesi gerekir, inşaAllah. Ben oraya gelen polislerin iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yönlendirmesi, onu yaptı demiyorum. Ama bunun hazırlanmasında, bu zeminin hazırlanmasında bazı oyunlar döndü. Bu zeminin hazırlanmasında dönen oyunları incelemek açısında Savcının bu olaya bakması gerekir diye düşünüyorum.
ALTUĞ BERKER:En azından o şubenin müdürü Ergenekon’dan yargılanıyor şu an, 16 ay da tutuklu kaldı. Bir başkası ilişkide olduğu medyada, o da hala içerde Ergenekon’dan tutuklu yargılanıyor.
ADNAN OKTAR:Mesela telefon görüşmelerinde iddia edilen Ergenekon üyeleri kendi aralarında konuşurken diyorlar ki; “Saadettin Tantan’a ne desek yapacak durumda şu an.” Bizim operasyon yapılmadan önceki tarihte, yani biz herhangi bir talimat verdiğimizde bizim emrimizde” diyorlar telefon görüşmesinde, “ne desek yapar” diyorlar. Ben, Tantan iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün talimatıyla bu operasyonu yaptı demiyorum ama bu zeminin hazırlanmasında iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün emeği olduğu çok açıktır, inşaAllah, yani zemininin hazırlanmasında. Evet, Berker’im sen bir şeyler anlat.
ALTUĞ BERKER:Şöyle dediniz Hocam biraz evvel ekonomiden bahsederken, “ekonomik refah Hz. Mehdi (a.s.) devrindedir. Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadan Allah ümmete zenginlik vermeyecek. Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadan İslam aleminin birleşmesi mümkün değil. Allah Hz. Mehdi (a.s.) için bekletiyor. Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında bunların rahatça hallolduğunu göreceksiniz” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi bak, dünyada bir proje yapılıyor. Benim Müslüman kardeşlerim bana yardımcı olsunlar. Büyük Ortadoğu Projesi’ni bozalım. Bu Armegedon projesini bozalım. Müslümanları birbirine kırdırma projesini bozalım. Cahil Hocaların, Alevi, Sünni, Şii ayrımı yaptırıp Müslümanları birbirine kırdırma oyununu bozalım, inşaAllah. Yardım etsinler derken, ne yapacaklar? İnternette birbirleriyle bağlantı kursunlar, bilgilerini artırsınlar, kitaplar okusunlar. Birbirilerini sevip kollasınlar. Mehdiyet’le ilgili bilgilerini artırsınlar, deccaliyeti iyi tanısınlar. Özellikle Evrim Teorisi’ne karşı kendilerini çok iyi yetiştirsinler, bilgili olsunlar. Her yerde konferanslar versinler. Mesela biz evrim konferansı veriyoruz, kardeşlerimiz de çok rahat yapabilirler. Mesela Azeri kardeşlerimiz yapıyor, Almanya’da çocuklar, gençler yapıyorlar. Evrimin açmazlarını anlatmak için konferans yapmak çok kolaydır, inşaAllah.
Evet, ellemeyin garibanı, şu İskender Hocaya. Bu aslında tabii ki bana vahiy geliyor falan demesi, bu İslam’a, Kuran’a göre küfürdür, bu anormal bir şey ama en son uğraşacağımız adamlardır bunlar. Ben direk küfrü ve delaleti esas alırım. Ama etrafındaki insanlar delalete düşmesin diye birkaç kere uyardım, anlattım. Ben vicdanen rahatım ama oturup ben muhatap olmam. Cübbeli’yi muhatap almamın nedeni, Büyük Ortadoğu Projesi’nde, Müslümanların birbirine kırdırılma projesinde böyle cahil Hocaları kullanıyorlar. Cübbeli de farkında olmadığından, cehaletinden onlara alet oluyor, haberi bile yok. Alevi, Sünni düşmanlığının körüklenmesinde, Vehabi düşmanlığı, düşmanlık demeyeyim de, onlara karşı böyle, düşmanlık olmuş oluyor tabii. Asıp kesme olduğuna göre. Zaten adam açık açık söylüyor; “Mehdi (a.s.) çıkacak, ne kadar Vahabi, Şii varsa doğrayacak” diyor. Bu ne demektir? “Evanjeliklere gerek yok, siz çekilin, biz bunu yaparız, alasını yaparız” diyor. “Bir Mehdi (a.s.) çıkartırız, yaparız biz bunu” diyor. Müslümanları doğrayan Mehdi’nin adı deccaldir. Müslümanları birleştiren, birbirlerine bağlayan, birbirine sevdiren Mehdi’nin adı da gerçek Mehdi (a.s.)’dir, hakiki Mehdi (a.s.)’dir, Büyük Mehdi (a.s.)’dir.
ALTUĞ BERKER:Azerbaycan’da Türk-İslam Birliği konferansı, sizin sempatizan kardeşlerimizin yaptığı konferansın görüntüleri var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. “Hocam, masonlar hem ateist olup, hem nasıl şeytan çağırıyorlar. Ateist olan şeytana inanıp, çağırmaya çalışır mı? Güney Özcan.” Bunların ateistliği, Allah’a inanmıyorlar, yoksa şeytana inanıyorlar. Çünkü şeytanı gözümle görüyorum, diyor adam. Gözümle gördüğüm bir şey, inanırım, diyor adam. Ama biz Allah’ı göremiyoruz, şeytanı görebiliyoruz, diyor adam. Şeytanın gücüne inanıyor adam. Şeytandan bir şey istiyor, yapıyor. O bir şey yapana da, şeytan ona eziyet ediyor, onu da görüyor. O yüzden ben şeytana tapıyorum, diyor. O anlamda bir ateist bunlar, yani satanisttirler. Ateist masonlar satanisttirler, öyle anlasınlar kardeşlerimiz. Şimdi göster bakayım.
VTR:Azerbaycan, İslam Birliği konferansı.
ADNAN OKTAR:Bak, Azeri koç yiğitlerim bak, hepsi İttihad-ı İslam’ı dinliyorlar, maşaAllah. Duyulmuyor mu oradan? Tamam, bir dahaki sefere ses ayarını yaparız, yeniden gösteririz. Tamam, yarın bunu bir daha düzenleyelim, gösterelim. Azerbaycan kaynıyor, elhamdülillah, maşaAllah koç yiğitler onlar. Türk-İslam Birliği dedin mi, içleri eriyor. Aslında o kadar suni bir ayrılık var ki insanlar onu gözlerinde büyütüyor. Halbuki Türkiye’de halkın mesela %70-80’i, Azerbaycan’ın %70-80’i bu konuya karar verdi mi, devletlerin bunu reddetmesi mümkün değil. Ne diyecek biliyor musunuz? Pasaportla geçişe gerek yok diyecek devlet, o kadar. Bir kanun çıkaracaklar kısaca, yani en fazla yarım saatini alır, konu bitiyor, bu kadar. Basıp geçeceğiz o kadar, yani ikinci vatanımız olacak. Onların ikinci vatanı burası olacak. Yok sorun değil, yani yolda elde edilir. İran’dan genişçe şöyle bir, en son 30 km.lik bir geçiş koridoru istenir. Yani İran bunu kabul eder ama bunu istemek çok önemli, inşaAllah. Evlerine kardeşlerimiz Türk-İslam Birliği’ni temsilen Azeri bayrakları da bulundursunlar, Azerbaycan bayrağı. Küçük, ufak bir Azerbaycan bayrağı Türk bayrağına ile karşılıklı, o, onu temsil etsin. Çünkü baktın zaman Azerbaycan hem Müslümanlığı temsil ediyor, hem Türklüğü temsil ediyor. Türk-İslam Birliği’ni anlatmak açısından Türk bayrağı ile Azeri bayrağını, mesela internette de küçük bir Azeri bayrağı, küçük bir Türk bayrağı yan yana bir köşede durursa, onun anlamı yeterli olur. Bu Türk-İslam Birliği demektir. Mesela bak, ben hiç indirmiyorum Azeri bayrağını. Türk-İslam Birliği oluncaya kadar da duracak, inşaAllah. Olduğunda da zaten her yeri bayrakla kaplayacağız, inşaAllah.
“Hocam” diyor, “çok sevgili Hocam, siyah köpeği nerede görürseniz orada öldürün diye bir şey var” diyor. Leyla yazmış. Niye? Siyah köpekler çok şekerler, niye ölsünler? Siyah köpek gördün mü onlara et, kemik verirsiniz yerler, o kadar. Böyle kafalarını sallayarak büyük bir iştahla yer. Ekmek verirsiniz, köpek öldürülür mü? Köpek sevilir, yazık hayvana, çok şekerler onlar.
Oğuzhan. “Hocam sayenizde imanımın kuvveti arttı. Maddenin gelip geçiciliğinden tutun, asıl mutluluğun gerçeğini, özünü kavradım. Hocam zaman zaman birilerinin yanınıza gelebileceğini söylüyorsunuz, ben de gelmek istiyorum. Aynı şehirdeyim, İstanbul’dayım. Ne olur e-postama cevap verin söyleyemiyorsanız yerinizi, saygılar.” Oğuzhan gelsin, inşaAllah.
Evet, “Hocam öncelikle geçmiş bayramınız mübarek olsun.” Hepimize mübarek olsun. “Az önce söylediğiniz mason piramidindeki gözden Allah bizi gözetliyor sözünüz ile simge bilimcilere göreaydınlanmayı simgeliyor, tarifleri çakışıyor, burayı açıklar mısınız?”
Yok, masonlara buraya geldiklerinde de ben sordum, masonlarının hepsine göre, mason eserlerinde de yazar, Allah’ın oradan insanları gözetlediğine inanıyorlar ama yani halka anlatımları bu. Ama sorduğunda, o gözün şeytanın gözü olduğunu söylüyorlar. O gözün işte dünyayı kaplayan enerjiyi temsil ettiğini söylüyorlar, o gözün işte aydınlanmayı temsil ettiğini söylüyorlar falan. Ama masonluğa girişte, ilk kandırma kısmında Tevrat, İncil ve Kuran’ı masanın üstüne koyuyorlar, biz Allah’a inanıyoruz, gel mason ol kardeşim diyorlar. Ama diyor ki sonra da masonluğa girdikten sonra, masonların kendi kitaplarında da var, ben onları gelen masonlara da gösterdim. Işığı uykulu gözlere yavaş yavaş vermek lazım, diyor. O yüzden gelir gelmez dinsiz olduğunuzu sakın söylemeyin diyor. Ateist olduğunuzu sakın söylemeyin, diyor. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra söyleyin, diyor. Ama vicdanlı olan masonlar bunun bir anormallik olduğunu anladılar ve ateist masonlara karşı şu an yoğun bir mücadele var. Benimle konuşan, Allah’a inanan masonlara, masonlar ateş püskürüyorlar. İnternette muazzam bir savaş var şu an, kültürel bir savaş var. İşte nasıl gidersiniz, nasıl namaz kılarsınız, nasıl Müslümanlığı desteklersiniz diye, bir şok içindeler ateist masonlar. Ben de Allah’a inanan masonları destekliyorum. Onları tamamen galip kılıncaya kadar Cenab-ı Allah onları destekleyeceğim ve böylece ateist masonların sonunu getireceğiz. Darwinist, materyalist mason bırakmayacağız, fikren, inşaAllah. Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Hocam Japonya’daki tutuklu Musevilere ağlayan, Musevilerde bahsediyor.
ADNAN OKTAR: Tamam göster, ben anlatayım. Sen önce filmini göster.Diyorlar ya İsrail’de Yahudiler şöyle rahatlar böyle rahatlar, işte dindar Musevilerin konumu bu, perişan durumdalar. Bak arkadaşlarını tutuklamışlar, bağıra bağıra koskoca adam ağlıyor ve çaresiz durumdalar. Bunları kurtaracak olan da Kral Mesih, Mosiah yani Mehdi (a.s)’dir. Onlar da bunu bekliyorlar. Ateistlerin elinde onlar oyuncak olmuş durumda, perişan durumdalar.
VTR: İsrail’de dindarlara yapılan zulüm.
ADNAN OKTAR: Yani deccaliyet İsrail’de kol geziyor şu an. Hristiyanlara da müthiş zulüm yapılıyor, Musevilere de zulüm yapılıyor, Müslümanlara da zulüm yapılıyor. Onları deccaliyetten kurtaracak olan Şiloh’tur, yani Mesih’dir, Kral Mesih’tir, yani Mehdi (a.s)’dir. Onun için onlar da binlerce seneden beri onu bekliyorlar ve Tevrat’a göre de gelmiş olduğunu anlıyoruz. Tevrat’ta bu uzun uzun anlatılıyor. Kuran’da Tevrat’a gönderme yapıyor Cenab-ı Allah. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:O ayeti okuyayım Hocam inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Enbiya Suresi 105. “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.
ADNAN OKTAR:İşte bu salih kullar Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinde de belirtiliyor, Mehdi (a.s)’dir. Zaten bir kere dünyaya hakimiyet var. Bak Tevrat’da ve Zebur’da geçtiğini söylüyor Cenab-ı Allah. Tevrat ve Zebur’la ilgili biz bunu özel kitap haline getirdik. Çok kapsamlı olarak Mehdiyet anlatılıyor. Dış görünümü, ne zaman çıkacağı, ne yapacağı aynı hadislere uygun, aynı paralel.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Daha önceki röportajlarınızda insanların her şeye çabuk alıştığını ve Mehdi (a.s.) çıktığında insanların Mehdiye de alıştığı ve şaşırmayacaklarını söylemiştiniz. Alışma duygusu tüm insanlarda oluşabilecek bir durum mu yoksa sadece gaflet içindeki insanlarda mı oluşur? Gizem Akbaş-İstanbul”
Yani biraz da tabii dediği doğru. Gaflet içindeki insanlarda birazcık gaflete yatkınlık da oluşur ama Mehdi (a.s.)’ye alışacaklar, onu söyleyeyim. Çok severler, çok bağırlarına basarlar ama öyle ilk başta çok heyecanlanırlar fakat sonra yatışacaklar, sakinleşirler. İsa Mesih (a.s.) de öyle, bütün dünyayı gezecek. Sevgiyle bağırlarına basarlar ama şu durgunluk olmaz ama, yani makul bir heyecan olacaktır. Bunu nerden anlıyoruz bu dediğim alışmayı? Mehdi (a.s)’nin vefatından sonra, İsa Mesih (a.s.)’in vefatından sonra sanki İslam ahlakı dünyaya hakim olmamış gibi, sanki küfür yeryüzünden kalkmamış gibi balıklama küfrün içine yeniden girecekler. Bu onların alıştığını gösterir. İnsanların alışkanlığını gösterir. Yani daha ne geçti aradan? Kısa surede, daha Mehdi (a.s)’nin vefatından belki 10 yıl sonra, en fazla 20 yıl sonra veyahut işte kaç yılsa, Allah bilir. Hemen dengeleri bozulacak ve küfür süratle dünyaya hakim olmaya başlıyor, İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Urfa’dan bir soru var Hocam size, inşaAllah. “Selamün Aleyküm Hocam. Bediüzzaman’ın son durağı Urfa’ydı. İnşaAllah sizi Urfa’da ne zaman göreceğiz? Sizi izlerken içimiz huzurla doluyor. Dualarınızı bekliyoruz. Sinan Gürsoy - Urfa”
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, maşaAllah.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Hocam konuştuğum ve gözlemlediğim kadarıyla sizin yaptığınız çalışmaları çoğunu Amerika’daki insanlar da çok beğeniyorlar. Bir de Hocam konuştuğum çoğu insan kitaplarınızdan çok istifade ettiğini söylüyor. Size güvenleri çok fazla bunun için Allah’a hamd ediyorum. Yaptığınız çalışma için Allah sizlerden razı olsun.” diyor Aleyna kardeşimiz. Tamam ama başarıyı meydana getiren Cenab-ı Allah’tır. İsterse başarısız da kılardı, o da Allah’tandır. Fakat biz Mehdi (a.s.) öncüsüyüz, tabiiki çileli ve zorlu bir dönemden geçtik, inşaAllah. Bu bir ibadettir ama şu an gittikçe aydınlanmaya başladı, gittikçe Allah gücümüzü arttırmaya başladı. Eskiden sadece kitaplarla ve dergilerle insanlara anlatabiliyorduk. Çok dardı insanlara hitap etme imkanımız, yani 3000-5000’lik dergilerle ancak hitap ediyorduk. Ama şu an 35 milyon - 40 milyonun üzerinde bizi izleyenlerin sayısı. Yani kendi yaptırdığımız özel tespitle bunu anladık, 35 milyonun üstünde. Çünkü Kore’ye varıncaya kadar izleniyoruz. Yani Kore’de de kardeşlerimiz var, Azerbaycan’da da. Bak Azerbaycan dolup taşıyor, Azerbaycan şehirleri. Yani 100’lük 1000’lik 2000’lik çok büyük gruplar oluştu, elhamdülillah. Türkistan, Tacikistan, Yakutistan her yerde izleniyoruz. Fransa’da, İngilitere’de, Romanya’da, Bulgaristan’da, Fas, Tunus, Cezayir hepsinde izleniyoruz, İsrail’de, çok çok fazla, maşaAllah, elhamdülillah. Ama dostumuz kadar tabii düşmanımız da var. Deccal ordusu ile çatışıyoruz, kardeşim müsaade etsinler de, olsun. Mehdi (a.s.)’nin talebesinin deccal ordusu ile karşı karşıya gelmemesi, onların Mehdi (a.s.) talebesi olmadığını gösterir. Göğüs göğse bir mücadele varsa, karşımızda Mehdi (a.s.) orduyla. Deccalın çatışmasını gösteren bir tablo çıkıyor ortaya. Bizde tabii ki Mehdi (a.s.) öncüsü olarak çatışırken, ateist masonlarla, PKK’lılarla, komünistlerle, vatan düşmanlarıyla, her türlü bölücülükle, satanistlerle, her türlü sapkın akımla ve dünya ateistleriyle, derin dünya devleti ile çatışma halindeyiz, mücadele halindeyiz. Bunların basını var, radyoları var, televizyonları var, imkânları var, fısıltı gazeteleri var, onlar da bize karşı mücadele veriyorlar. Hodri meydan, er meydanı böyle, inşaAllah. İblis orduları onar-biner, yüzer-biner üzerimize gelsinler, hepsini ilim kılıncıyla böler, atarız. Nereye girsek Seyyid Battal Gazi gibi yarıp geçiyoruz, elhamdülillah. Ki münafık orduları da en önde gidiyorlar, küfür orduları da en önde gidiyorlar. Ama her vurduğumuzu böyle sekiz kere çevresinde çevirttirip, böyle sırtının üzerine oturtturuyoruz. Ondan sonra şaşkın şaşkın bakıyorlar ne oldu diye. EvvelAllah, evvelAllah. Bir Müslüman’ın düşmanı yoksa, mahvoldu demektir Allah vermesin. Sonu geldi demektir, çok kötü bir alamettir. Düşmanı ne kadar çoksa, o kadar bereketlidir, o kadar güzeldir. Benim bir özelliğim vardır; düşman yoksa da zorla bulurum ben. Onları böyle inlerinden odunu sokarak zorla çıkartırım. Münafık yoksa, zorla bulurum münafığı, çok önemlidir. En büyük çekindiğim şeylerden birisi de düşmanım olmamasıdır. Yoksa da zorla böyle dürte dürte çıkartırım. Gıda, adrenalin, heyecan. Kardeşim çocuklar bile internette bir şeylerle oynuyorlar, böyle kovalamaca var, yapmacık şeyler, iki taraf var böyle mücadele ediyor. Ne diyorlar ona? Bir şeyler diyorlar. Karşı taraf olmazsa çocuk onunla ne yapar, zoruna gider. Allah böyle zevkli yaratmıştır. Karşı fikir ve Müslümanları yaratıyor. O fikri mücadele çok zevklidir ve her koyduğunda oturuyor adam, sekiz kere dönüp sırtının üzerine oturuyor. Çok zevkli, değil mi bu? Şahane. Ne güzel, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mesela dünyada fosili bir tek siz gösteriyorsunuz Hocam, gayet delilli her şey ortada.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah, evvelAllah. Göster onu da bir ham yapsın şu Darwinistleri.
ALTUĞ BERKER: Dişleri bile duruyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nedir bu?
ALTUĞ BERKER: Hocam bu kutup porsuğu kafatası 60 milyon yıllık,
ADNAN OKTAR: Ah kerata kim bilir neler yapıyordu o zamanlar. 60 milyon yıllık Kutup Porsuğu.
ALTUĞ BERKER: Dişleri de önünde duruyor.
ADNAN OKTAR: Çeşitli açılardan göster abisi. Abisi sevsin onu, kim bilir ne cinlik yapıyordu.
ALTUĞ BERKER: Günümüzde yaşayan örneğini de.
ADNAN OKTAR: 60 milyon yıldan beri, bak Darwinistlere ham yapıyor işte. Kardeşim böyle bunları, Darwinistleri bu hale getirmek çok zevkli.
ALTUĞ BERKER: Bu da Hani Balığı Hocam, 37 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bu yavrusu bu da anası, inşaAllah. Fakat milim santim değişiklik yok. Göster.
ALTUĞ BERKER: 37 milyon yıldır hiç değişmemiş.
ADNAN OKTAR: 37 milyon yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamış.
ALTUĞ BERKER: Demek ki evrim olmamış.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdiye onun tanker gibi olması gerekiyordu arkadaşların dediğine göre. 37 milyon yıl içinde.
“Lütfen, lütfen ama lütfen, Allah sizden razı olsun. Allah razı olsun. Kutbul İrşad hakkında bilgi. Selamun aleykum. Hz. Mehdi (a.s) aynı zamanda Kutbul İrşad mıdır?” Evet Kutbul İrşad’tır. “Kutbul İrşad hakkında bilgilendirirmisiniz? Allah sizlerden her daim razı olsun.” Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v) kendi devrinde Kutbul İrşad’tı. Kutbul Aktab kimdi? Veysel Karani, benim canım o. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e kavuşamadı o biliyorsunuz. Kutbul Aktab’tı, Kutbul İrşad da Peygamber Efendimiz (s.a.v)’di.
Evet. “Sayın Muhammed Adnan Hocam, İspanya’nın en büyük camisi olan ve daha sonra kiliseye çevrilen Kortoba Camiisi’nde namaz kılmak isteyenler hapse atılıyorlar. Ali Gürçay”
Demin ne dedik Alak Suresi’nde? Deccalin bir vasfıdır. Bak bir kulu namaz kıldığı vakit engelleyecek deccal, deccaliyet, diyor. İlk defa oluyor, ilk defa. Daha önceden böyle bir olay yoktur. İlk defa namaz kılmak imkansız hale geldi. Bak Yunanistan’da namaz kılan adamların üzerine yumurta, yoğurt atılıyor, bilmem ne. Başka yerde tutuklanıyor. Çin’de direk hapse atılıyorlar. Bir başka yerde işten atıyorlar, bir başka yerde dövülüyor, bir başka yerde sövülüyor. Bu deccaliyetin bir vasfıdır.
“Muhammed Adnan Hocam selamlar.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatü. “Sayın Hocam, ben Fatih Ayhan, Üniversite öğrencisiyim, Kocaeli’nden yazıyorum. Sizi severek takip ediyorum. Sorun şu, inşaAllah. Mehdiyet’in çıkışından sonra yeryüzünde hakim olan dinsiyetsizlik cereyanını Kuran’ın nuru ile ve iman ile susturup yeryüzüne tahkiki imanı oturtan Mehdi (a.s.) ve şakirdlerinin 40 yıl bu vazifenin uğraşması beklenilen ve” kerata ne kadar karışık yazmışsın, ne kadar karışık yani. Şimdi ben bunu okusam, bir şeyler anlatmak istemiş ama. Şimdi bunu bir daha yaz bana o zaman okuyacağım. Çok kısa ve öz bana yazarsan, yarın bu konuyu sana anlatayım, inşaAllah.
Hepsine ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. Selam almadığım herkese aleyküm selam diyorum.
SUNUCU: Bizi yarın 22.00 den itibaren Harunyahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aba Tv ve Kocaeli Tv ‘den takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Şimdi sözü Hocama bırakıyorum.
ADNAN OKTAR: Efendim. Ben Mehdi (a.s.)’nin alametlerinden, kitaptan Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki’nin eserlerinden herhangi bir sayfa açıyorum. Bismillahirrahmanirrahim. “Mehdi (a.s.)’nin doğum yeri Medine’dir” diyor, yani şehir. “Hicret edeceği yer Kudüs’tür.” yani Kudüs’te Hz. İsa (a.s.) ile beraber namaz kılacaktır. “Sakalı bol ve sık olacaktır. Dişleri Parlak olacaktır. Yüzünde bir ben bulunacaktır. Omzunda Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Nübüvvet mührü bulunacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayrağı ile çıkacaktır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayrağı nerede? Topkapı’da. Allah onu üçbin Melekle destekleyecektir, üçbin Melek. O Melekler Hz. Mehdi (a.s) ye muhalefet edeni yüzüne ve arkasına vuracaktır.” Yani mahvedecektir demektir. Ya Allah çıldırtacak, ya canını alacak, ya sakatlayacak, ya hasta edecek, perişan edecek, inşaAllah. “Yaşı otuz ile kırk yaş arasında olduğu halde gönderilecektir. Esmer ve orta boylu olacaktır.” Esmer, yani siyah saçlı anlamına geliyor. Beyaz tenli orta boylu olacaktır. “Mehdi (a.s.) Konstantiyye ve diğer birçok beldede camiler inşa eder.” Konstantiyye neresi? İstanbul.
Vaktimiz bitmiş, ne yapacağız? HarunYahya.Tv’den devam edeceğiz, inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...