SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, bandırmahaber.net, bizimantalya.com, gazeteoku.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, inradyo.tv, islaminesil.com, selamhaber.com, varanhaber.com, 8sutun.com ve harunyahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyurun, hoşgeldiniz ilk başta.
ADNAN OKTAR:Berker’im, tekellüm buyurun.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam, Ahmedinejad ile ilgili bir haber vardı. Ahmedinejad; “NATO birçok şeyi idrak edemiyor. Hiç kimse İran’a zarar veremez” demiş özet olarak.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, delikanlıca bir çıkış yapmış.
ALTUĞ BERKER: Ayrıca Azerbaycan ile İran arasındaki ilişkinin de iki dost ve kardeş ülkenin ilişkisinden daha yüksek seviyede olduğunu söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: O da çok güzel. Azeriler, İran; hep kardeşiz. “NATO da bize kabadayılık yapamaz” diyor. Doğru söylüyor tabii. Ama şu Mehdi (a.s.) konusunu bir açıklığa kavuşturacaklar. Görünmez Mehdi (a.s.) inancı bir fitnedir. Sakın sakın sakın, öyle şey olmaz. Tam Resulullah (s.a.v.)’ın tarif ettiği gibi anneden babadan doğma bir Mehdi (a.s.) vardır. Hz. İsa (a.s.), Allah Katı’ndan indirilecektir. Onun doğru olmadığını herkes biliyor. Kuyunun içerisinde yüzyıllarca bir insan kalacak, sonra ortaya çıkacak; böyle bir şey olmadığı belli. Bunu hiç uzatmadan Hakk’a teslim edip, doğrusunu açıklayıp konuyu vuzuha kavuştursunlar.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Hocam, Ali Bulaç Hocamız bugün Zaman Gazetesi’nde üstü kapalı bir şekilde Türkiye’nin kaderi açısından Türk-İslam Birlik’inin kurulmasının önemine değinmiş. Füze Kalkanı Projesi dahilinde Türkiye’den İran’a fiili bir saldırı olması durumunda Türkiye’nin tüm Arap ülkeleriyle hasım durumuna geleceğini ve İran’la karşı karşıya kalacağını yazmış. Amerika’nın günün birinde bizden uzaklaşacağını, Avrupa’nın bizi hiçbir zaman dost olarak görmeyeceğini, bu nedenle bizim kaderimizin İran, Türkî Cumhuriyetler ve Ortadoğu’yla ittifak ve işbirliğine bağlı olduğunu yazmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani İttihad-ı İslam. Bak Ali Bulaç Hocam, maşaAllah coşmuş, hakkı söylemiş; çok güzel. Evet, başka.
ALTUĞ BERKER: Hocam Murat Birsel’in Star’da bir yazısı vardı. Bush’un iktidar olduğu dönemde dünyayı Kıyametin eşiğine getirerek, Mesih’in yeryüzüne gelmesine zemin hazırlama ve Altınçağ’ı böylelikle başlatma hayali kurduklarını, şu anki yönetimde bu görüşün eskisi gibi geçerli olmadığını, ancak Cumhuriyetçiler yeniden Washington’a gelirlerse bu durumun yeni bir kabusa dönüşebileceğini söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Cumhuriyetçileri sadece dinlendiriyorlar. Yani asıl hakim olan Cumhuriyetçilerdir. Dolayısıyla Mesih inancını savunan Evanjelikler asıl, Amerika’da hakimdir. Yani Mehdi (a.s.) ve Mesih inancı üzerine kuruludur Amerika’nın dış politikası ve dünya siyaseti de bu siyaset üzerine dönülüyor. Murat Birsel bu açık gerçeği, bilinen gerçeği kısmen ele almış. Yani İran’ın dış politikası tamamen Mehdiyet’e dayalıdır. Ortadoğu’daki gelişmeler tamamen Mehdiyet’le alakalıdır. Amerika’nın dış politikası da şu an Mehdiyet ve Mesihiyet üstüne kurulu.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Ali Atıf Bir’in Hocam, Bugün Gazetesi’nde bir yazısı var Cübbeli’yle ilgili. Ali Atıf Bir kendi üslubu çerçevesinde Cübbeli Ahmet Hoca’yı eleştiren bir yazı yazmış özet olarak.
ADNAN OKTAR:Ya ellemesin garibimi. Biz ilmi eleştiri yapıyoruz. Yani bayağı da bir faydası oluyor. Çok büyük faydası oluyor. İnsanların Mehdiyet hakkında doğru bilgi edinmelerini sağlamış oluyoruz. Cübbeli vasıtasıyla Mehdiyet’in hakkındaki bilgi birken bin oldu, binken milyon oldu. Böylece insanlar Mehdiyet’i daha iyi kavrar hale geldiler. Mehdiyet’i sürekli gündemde tutacağız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah, Hocam dün Kuran’ın son surelerinden açıklamalar yapmıştınız. Son Sureler de deccaliyet ve Mehdiyet’in çok detaylı anlatıldığını söylemiştiniz Hocam inşaAllah. Örnek olarak 84’üncü Sure’nin 18’inci ayetini okudunuz. Şeytandan Allah’a sığınırım. “On dördüne girdiği zaman aya” Siz açıkladınız ve dediniz ki; “Ay ve Güneş tutulmaları, Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametlerindendir. Ayette işâri olarak buna dikkat çekiliyor” dediniz inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru. Ben kardeşlerime, Mehdiyet ile ilgili yeni hadisler var. Geçenlerde bir kardeşimiz yazmış, “Hocam” diyor, “meraktan öleceğim” diyor, “Allah aşkına hiç olmazsa bir tanesini söyleyin” diyor. O söylemeyecek olduklarımı yine söylemeyeceğim de fakat yeni olan hadisler var, onları okuyayım. Bir kısmı mükerrer. Mehdi (a.s.) talebeleri için Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “onlar ileri görüşlüdürler” ileri görüşlü “takvalı ve alçakgönüllüdürler. Dünya malına ilgi göstermezler.” Yani malı mülkü olduğunda satıp Allah yolunda harcıyor. Mehdi (a.s.) talebeleri. “İman ve irfan sahibidirler. Geceleri abid, gündüzleri arslandırlar.” Başka hadis kitaplarında da bu geçiyor. Bak, “geceleri abid” yani ilim anlatan, ders yapan, “gündüzleri de arslan” yani “arslan gibi gezerler” diyor. “Merhamet, şefkat, onur ve cehd (gayret) ehlidirler.” Bak, “merhamet, şefkat, onur ve cehd (gayret) ehlidirler. Çelik yürekli, yani çok cesur ve güçlü bir imana sahiptirler. Yorulmak bilmez, güçlüdürler.” Geceli gündüzlü tebliğ yapıyorlar, oradan oraya koşuyorlar, oradan oraya koşuyorlar. “Yorulmak bilmezler” diyor “ve güçlüdürler.” Bedenen de ruhen de güçlüler. “O kadar dayanıklıdırlar ki, dağlara gönderilseler delik deşik ederler, yerinden sökerler.” Yani küfür kalelerini delik deşik ediyorlar, fikren yerinden sökerler, dağı yok ediyorlar, kale bırakmıyorlar. Yani Darwinizm, materyalizm; her şey. “Hakk’a inanan, Mehdi (a.s.)’ye itaat edip teslim olan” bak “Hakk’a inanan”, Allah’a inanan. “Mehdi (a.s.)’ye itaat edip teslim olan” tam ona bağlı olan “şehadet aşığı” Allah yolunda şehit olmak için aşkla istek duyan, “Allah’a ulaşmak için can atan, tehlikelerin ve zorlukların eşiğinde yetişmiş.” Bak, “tehlikelerin ve zorlukların” diyor; işte tutuklama tehlikesi, dövülme sövülme tehlikesi, hapsedilme tehlikesi. Bak; “tehlikelerin ve zorlukların eşiğinde yetişmiş, fedakarlar. Cehd (gayret) ve şehadet aşığıdırlar. Sabır onların özelliğidir” diyor. Yani “çok sabırlıdırlar” diyor. Acele etmiyorlar. Çünkü Mehdiyet uzun bir mücadele devresi, kırk yıllık bir dönem, yani ilk devresi kırk yıl. “Sabır onların özelliğidir. Tevekkül onların azığıdır.” Yani Allah’a tevekkül ediyorlar, tehlikeler durumunda. Tedirgin olmuyorlar. “Vardır bir hayır” diyorlar, Allah’a teslim oluyorlar. “Çelik yürekli, demir iradeli.” Bak demir iradesi, yani müthiş irade, asla yıkılmıyor. “Gece namazlarını kılan” gece namazlarını kılıyor bu gençler. “Kanaatkar” az bir şeyle yetiniyor, hırsı yok. “Her biri kırk yiğit gücünde.” Bak “her biri kırk yiğit gücünde” yani iradesi, cesareti, kalitesiyle. “Mert insanlardır.” Peygamberimiz (s.a.v.) bak nasıl detay veriyor görüyor musun? Sallahu aleyhi ve sellem. Mehdi (a.s.) talebeleri çok hayatidir konumları, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakın yine bir başka hadis kitabında Cevat Muhadisi’nin, İbn Tavus, el-Melahimu ve’l-Fiten, sayfa 122. “Onları görüyor gibiyim.” Hadis. “Aynı renk, aynı boy, yüzleri aynı, elbiseleri de aynı olarak, Hz. Mehdi (a.s.)’ye biat ederler.” Talebeleri yani baktın mı birbirlerine çok benziyorlar. Yani genel olarak hep böyle kaliteli, seçkin, yani “birbirine benzeyen gençlerden oluşacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Baktın mı mesela -kız olsun erkek olsun- “kardeş misiniz siz?” “Bu benzerlik nasıl oluyor?” gibi bir durum olacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v), “o kadar çok benzeyecekler” diyor. “Onun adı (Hz. Mehdi (a.s.)’nin adı) babasının köken adı benimki gibidir.” Bak; “onun adı, babasının köken adı” babasının soyadı, yani soy geçmişi ve “onun adı benim köken adım gibidir.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in köken adı neydi?
ALTUĞ BERKER: Adnan.
SUNUCU: MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Adnan. Yani, soyadı Adnan. “Hitap edilen ismi Adnan olacaktır.” diyor. Bak Bihar-ul Envar cilt 51 sayfa 72 bak; “onun adı, babasının köken adı benimki gibidir.” “Aynı, köken ismi aynıdır” diyor.
ALTUĞ BERKER: “Ben-i Adnan” diyor.
ADNAN OKTAR: Yani, Ben-i Adnan.
SUNUCU: MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Yani, çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ye de hitap ederken “Adnan” diye hitap edeceğiz; babasına hitap ederken de Hz. Mehdi (a.s.)’nin, “Adnan” diye hitap edeceğiz. Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitap ederken de, Hz. Ali (r.a.) ne diyor?
ALTUĞ BERKER: “Mustafa Adnan” maşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah
ADNAN OKTAR:“Mustafa Adnan” diyor,“Mustafa Adnan Peygamber (s.a.v.)” diyor, evet. “Yaratılışta ve davranışta bana en yakın olan odur.” Yani, “çok benzer bana” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Yaratılışta ve davranışta.” “Tavırları da bana benzer” diyor, “en yakın odur” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’dir” diyor. Bakın; “ona itaat eden” Mehdi (a.s.)’ye itaat eden, biat eden “bana biat etmiştir” diyor.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah
ADNAN OKTAR:“Ha bana biat etmiş, ha Hz. Mehdi (a.s.)’ye biat etmiş; bu gibidir” diyor. Bak; “ona itaat eden bana itaat etmiştir. Ona yüz çeviren de bana yüz çevirmiştir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.) için. Fusul al-Muhimma, sayfa 275; “Mehdimiz’in alnı geniştir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “burnunun ucu küçüktür.” “Burnu incedir” diyor, yani şimdi “küçük” derdi ama geniş bir burun vardır fakat küçüktür. “Öyle değil” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “ince küçüktür” diyor. Yani, “yanlardan da küçük fakat ayrıca ucu da küçüktür” diyor “burnunun.” Yani küçük burunlu; “burnunun ucu küçüktür.” “Mehdimizin alnı geniştir” diyor. Bak ama geniş alınlı, geniş yüzlü, geniş göğüslü, geniş karınlı, geniş uyluklu; boydan boya geniş ama “burnu küçüktür” diyor.
Evet, Şeyh Nazım Adil el-Kıbrisi Hazretleri Hocamız dünya tatlısı, ne sevimli mübarek.
SUNUCU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeyh Ahmet Yasin Hocam da ona acayip sevgi duyuyor. Ben gördüm böyle beraber konuşmaları var. Üstüne titriyor böyle acayip sevgi gösteriyor. Çok hoşuma gitti gösterdiği sevgi.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeyhimize Allah çok uzun ömür versin. Herkes dua etsin Şeyh Nazım Hocamız’a. inşaAllah Mehdi (a.s.)’ye biatı görür.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa Mesih (a.s)’ın bedenini görür inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. “Şeyh Nazım Hocam görür” derken; Mehdi (a.s.)’yi bence görmüştür. Şeyh Nazım Hocamız görmüştür Mehdi (a.s.)’yi. Yani görmediği bir şeyden bahsetmez o. İnşaAllah. Görmüştür. Fakat Mehdi (a.s.)’nin zahir olması ayrı bir şeydir; görülmesi ayrı bir şeydir. Yoksa zaten Tarik Ehli, Ehl-i Tarik sulûklerini tamamlarken Hz. Hızır (a.s.) makamı vardır. Makam-ı Hızır ve Makam-ı Mehdiyet vardır. O makama geçerler. Orada Mehdi (a.s.)’yi görürler zaten, yani sulûkunu devam ettirirken. Ve üstlerinde de Mehdilik halleri oluşur. Hatta bazen o sulûku içerisinde kendisini Mehdi (a.s.) zannedenler de olur. Yani Hz. Mehdilik halleri üzerine tam geliyor, kendisini Mehdi (a.s.) zannediyor. Bediüzzaman da onu açıklıyor. “Sulûkunu tamamlarken” diyor, “Mehdiyet Makamına girer” diyor, “Mehdilik halleri üzerinde zuhur etmeye başlar” diyor. “Sonra” diyor, “o hoşuna gittiği için o şeyden çıkmaz” diyor, “o makamdan çıkmaz; ondan sonra da Mehdilik iddia etmeye başlar” diyor, “olabilir bu” diyor, “tarikatta.” Ama bu bir zelle oluyor, bir hata, yanlışlık oluyor bu. O diyebilir; cezbe halindedir çünkü. Manevi sarhoşlukla söylüyor. Kendinde değil o anda. “Ona intiba eden, ‘evet bu kişi Mehdi (a.s.)’dir’ diyen günahkar olur” diyor Bediüzzaman. Kendisi o konuda mazur oluyor. Çünkü manevi sarhoşlukta, kendinde değil, cezbe halinde. Mehdi (a.s.)’nin biatında, yani bütün İslam aleminin ona bağlanmasında inşaAllah Şeyh Nazım Hocamız hazır olur.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Zamanın ve mekanın sahibi Cenab-ı Allah’tır, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamız’ın bir açıklaması olmuş; “1431 senesi, 13-14 zilkade gecesi 20.10.2010 tarihinden itibaren, bütün dünyada vukuu bulacak büyük bir değişikliğin ilk müjdesini vermiştir. Yukarıda zikredilen tarihten itibaren, başta Nakşibendilik olmak üzere bütün kırk tarikat feshedilmiştir” diyor. Yani, “görev Mehdi (a.s.)’ye verilmiştir” diyor Şeyh Nazım Hoca. Yani, “hidayet kaynağı artık odur. Allah onu hidayete, insanların hidayetine onu vesile edecektir” diyor.
ALTUĞ BERKER: O gün siz de dikkat çekmiştiniz Hocam, “20.10, 20.10” diye rakamlara, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bir de ayetten de, Al-i İmran Suresi 79’uncu ayetten de örnek vermiş; “Rabb’e halis kullar olunuz.” Yani “ve kunu Rabbaniyyun, ve kunu Rabbaniyyun”, (Al-i İmran Suresi 79; “Rabb’e halis kullar olunuz” ayet-i kerimesinin yaşandığını söylemiş Şeyh Nazım Hocamız. Rabbaniyelik ile ilgili bir açıklaması var; “Rabbaniyelik ile birlikte yeni bir devir girmiştir. Bütün insanlar ve insanlık için yeniçağ başlamıştır. Altın Çağ” diyor Şeyh Nazım Hocamız. Yani Mehdiyet’in adını, hükmünü, yolunu, yöntemini detaylı olarak açıklamaya devam ediyor Şeyh Nazım Hocamız. Bu çok hayati bir açıklamadır, yaptığı açıklama da, maşaAllah. Bak “1431 senesi, 13-14 Zilkade gecesinde.” Yani 20.10.2010. Tarih de, çok acayip. Bak 20.10.2010; önce yirmi sonra on sonra yirmi sonra on. Yani bu tarih de çok zor rastlanan, tevafuklu tarihlerden birisidir.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak yirmi on yirmi on; tekrarlayan iki var. Tekrarlayan iki tane iki var, tekrarlayan iki tane bir var, tekrarlayan iki tane yirmi var, tekrarlayan iki tane on var, inşaAllah. “Ve kunu Rabbaniyyun; Rabbe halis kullar olunuz.”
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani, “samimi kullar olunuz.” “Ve dolayısıyla” diyor, “bu ayetin hükmünü bütün Müslümanların yerine getirmesi gerekir. Her zaman yerine getirmesi gerekir.” Ve Mehdiyet’in artık görevi tamamen devir aldığını, yani bütün tarikatların ona devredildiğini söylüyor Şeyh Nazım Hocamız.
ALTUĞ BERKER: Ben sohbetini okumuştum Hocam kitabında; “normalde oturarak sohbetini yapıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsettiği sırada ayağı kalkıyor” Hocam diye oraya not düşmüşler inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.O, sevgisinden maşaAllah. MaşaAllah. O, rivayetlerde de var. Râviler, rivayet edenlerde de öyle, müthiş bir sevgi var Hz. Mehdi (a.s.)’ye karşı.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’i her boş bulduklarında hep Mehdi (a.s.)’den soruyorlar. Mehdi (a.s.)’den, Ahir Zamandan maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok soruyorlar.
ALTUĞ BERKER: Evet, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ebu Naim Abdullah Bin Ömer (r.a.)’den rivayet edilmiştir. Allah’ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur; “Hz. Mehdi (a.s.) ‘Kerime’ denilen bir köyden çıkar.” Kerime; şerefli, güzide, seçkin bir köy, yani “o devirde insanlar tarafından seçkin bilinen bir köyden çıkar” diyor. Şimdi “şerh et” deseler etmem ama bu kadar. Bir ara belki açıklarız, inşaAllah.
Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Dün Hocam ayet açıklamalarında 86’ncı Surenin 2’nci ayetinde -şeytandan Allah’a sığınırım- “Tarık’ın ne olduğunu sana bildiren nedir? (Karanlığı) Delen yıldızdır” tefsir ettiniz. “Karanlığı delen yıldız; aynı şekilde hadislerde Hz. Mehdi (a.s.) için de bu ifade geçiyor. Hz. Mehdi (a.s.) da küfrü delip geçiyor, inşaAllah” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet deccaliyeti, küfrü delen yıldızdır inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: 9’uncu ve 10’uncu ayetlerde -şeytandan Allah’a sığınırım- “sırların orta yere çıkarılacağı gün; artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı” ayetinin tefsirine şöyle yaptınız; “ayette Ahiret anlatılıyor ama aynı zamanda Mehdiyet’in zuhuruna da bakıyor. Mehdiyet devrinde FBI’ın, CIA’in, KGB’nin, derin devletlerin tüm sırları ortaya çıkacak. İnsanlıktan saklanan tüm vahşetler, tüm sırlar ortaya çıkacak, devletlerin gizli sırrı diye bir şeyi kalamayacak. Ahiretteki olaya bakmakla beraber deccaliyete de bakıyor ayet. ‘Ne gücü var, ne de yardımcısı kalacaktır’ diyor inşaAllah.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İslam ahlakının dünyaya hâkim olmasıyla ilgili Kuran ayetlerinden iki tane oku, ben de onu bir açıklayayım inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nur Suresi 55’inci ayet; “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.”
ADNAN OKTAR:“Korkularının ardından güvenliğe çevirmek.” Ne yaparsanız bunu yaparım diyor Cenab-ı Allah ayette? Yani nasıl olursanız bunu yaparım diyor?
ALTUĞ BERKER:İman eden, salih amellerde bulunanlara vaat ediyor Allah inşaAllah. “Şirk koşmasanız” diyor daha sonraki bölümde inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bir kere iman edecek, şirk koşmayacak, Kuran’a tam tabi olacak, Kuran’a tam anlamıyla tabi olacak. Müşriklik insana hiç tahmin etmediği yerde karşısına çıkar. Kuran’a tabi olunmadığında şirk kaçınılmazdır. Yani Kuran’a tabi olmayan bir insan mutlaka müşrik olur. Hatta Ahirette şaşırıyor müşrikler. Diyorlar; “biz müşrik değildik, yani bu nasıl oldu?” diyorlar, yani “nasıl oldu?” diyorlar. Kuran’a uymuyor, Kuran’ı yeterli görmüyor, hurafelere uyuyor, “bana vahiy geldi” diyor. Peki, o hurafenin kaynağı kim? Allah’tan değil o. Uydurma. E uydurma olduğuna göre sana o hurafeyi gönderenin kim olgunu düşünüyorsun sen hâşâ? Bir put. Puta inanıyorsun sen. Allah’tan gelmiyor o. Bir puttan geldiğine inanıyorsun sen onun. Allah’tan gelen Kuran’da var zaten ama sen bir müşrik olarak uyduruyorsun, şirk koşuyorsun. “Bana vahiy geldi” diyen, “vahiy geldi” diyen adamı da sen kendine put ediniyorsun. Oradan da ayrı müşrik oluyorsun. Çünkü adam ne diyor? “Bana vahiy geliyor” diyor, “bana din geldi, kitap geldi” diyor, “yeni kitap geldi” diyor. O zaman Allah adına ortaya çıkmış oluyor adam. Allah demediği halde; “Allah bana bunu dedi” diye ortaya çıkıyor. E müşrik olmuş oluyor. Müşrike uyan ne olmuş oluyor? O da müşrik olmuş oluyor. Onun için “eğer şirk koşmazsanız, samimi olursanız” diyor Cenab-ı Allah, “dini hâkim kılacağım.” Demek ki biz Kuran’a tam uyarsak, şirk koşmasak, samimi olursak İslam ahlakı dünyaya hâkim oluyor. Eğer İslam ahlakının dünyaya hâkimiyeti duruyorsa, olmuyorsa bizde bir acayiplik var demektir o zaman, yani anlamı bu. Allah bizi, Müslümanları birleştirmeyip, parçaladıysa bir hastalık vardır o zaman Müslüman âleminde, bir bozukluk var demek ki. Bak, “eğer böyle düzgün olursanız, doğru olursanız sizi birleştireceğim” diyor. Biz demek ki bunu yapmamışız ki parçalanmışız, bölünmüşüz. Bu anlama gelmiyor mu? Demek ki Müslüman âlemi bir suç işlemiş, bir hata yapmış. “Bu suçu, hatayı kaldırırsanız” diyor Cenab-ı Allah, “sizi birleştireceğim.” Sizi birleştirdiğimde anlamı nedir diyor Cenab-ı Allah? “Sizin samimi olduğunuz anlaşılacak” diyor, “sizin şirk koşmadığınız anlaşılacak”.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani biz İslam ahlakı dünyaya hâkim olduğunda neyi anlayacağız biz? Demek ki biz samimi, yani Müslümanlar bir samimi tavır göstermiş; bu ortaya çıkacak. Şirk koşmadıkları ve Kuran’a tam tabi oldukları anlaşılacak. Cenab-ı Allah ne diyor? “Şirk çok büyük günahtır” diyor. Mesela müşrikler… Allah’ın affetmediği bir suçtur şirk. Şirkten Allah’a sığınacağız. Şirke karşı çok yoğun bir tavrımız olacak, yoğun bir gayretimiz olacak. Şirkten korunmak için gayret edeceğiz. Cenab-ı Allah diyor ki mesela; “mümin, salih kullarıma, halis olan kullarıma Cenneti müjdeliyorum” diyor, “rızamı müjdeliyorum” diyor “ve dünya hâkimiyeti müjdeliyorum” diyor. Şimdi bak, “şu şu şu ibadetleri yaparsanız” Cenab-ı Allah “size Cenneti veririm” diyor. Yapılmaması ne demektir? Haram. Yani o denilen fiilleri yapılmaması haramdır. Müslüman Cennetten memnundur, Cenneti ister ve Allah’ın rızasını ister. Allah’ın rızasını istemek farzdır bir Müslüman için. Allah’ın rızasının ittihad-ı İslam’da olduğunu söylüyor Allah Nur Suresi’nde. Bak, “şirk koşmazsanız, eğer muttaki tavır gösterirseniz, halis olursanız size dünya hâkimiyeti vereceğim.” Dünya hâkimiyetinin farz olduğunu buradan anlıyoruz, bu ayetten. Çünkü biz yapmadığımızda, yani eğer dünya hâkimiyeti oluşmuyorsa haramın içindeyiz demektir zaten; anlamı bu. Onun için bunu her yönden ayete bakarak, tekrar tekrar okuyup iyice kavrayarak İslam ahlakının dünyaya hâkim olmamasının bir suç olduğunu anlayacağız, bir suç işlediğimizi anlayacağız, bir suçun içinde olduğumuzu anlayacağız. Yani hâkimiyet yoksa, yayılma yoksa İslam… Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında süratle yayılıyordu, çığ gibi yayılıyordu İslam. Yani Resulullah (s.a.v.)’ın ömrü vefa etseydi bütün dünyaya hâkim olacaktı; vefa etmedi. Ama yani dünya hâkimiyeti başlamıştı. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Cenab-ı Allah yüz yaşına kadar ömür vermiş olsa, bitti; İslam’ın hâkim olmadığı hiçbir yer kalmayacaktı; öyle görünüyor. Çünkü o devirde ne yapıyor Müslümanlar? Şirk koşmuyorlar ve samimiler. Biz her devirde zaten samimi olmaya ve şirk koşmamaya mecburuz. Şirk koşmayacağız. Bu ayeti böyle tekrar tekrar ele alarak, tekrar tekrar bakarak bu ayetin içerisindeki ibadeti çok iyi göreceğiz, farziyeti çok iyi göreceğiz, inşaAllah. Yani dünya hâkimiyetinin farz olduğunu birbirimize çok kapsamlı anlatacağız. Başka ayet oku.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Bu ayetin ebcedi 2013’tü Hocam inşaAllah, Nur Suresi 55’in.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Enbiya Suresi 105’inci ayeti okuyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” Ebcedi 2051 Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demek ki 2051 çok muhteşem bir çağ olacak, inşaAllah. Allah hepimize uzun ömür versin; o günleri görelim. Ayeti bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.”
ADNAN OKTAR:““Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.” Demek ki biz salih ve samimi olduğumuzda -Tevrat ve Zebur’da da Allah’ın belirttiği gibi- bir dünya hâkimiyeti olacaktır. Demek ki samimiyeti tam uygulayamamışız; bu ortaya çıkıyor, doğru mu? Dünya hâkimiyeti olduğunda da samimi olduğumuz ortaya çıkacak, Müslümanlar’ın yani en azından bayağı bir kısmının samimi olduğu ortaya çıkmış olacak; bu anlaşılıyor. Dünya hâkimiyetinin farz olduğunu yine buradan da anlıyoruz ve yüzlerce ayetten anlıyoruz.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güney Özcan; “Selamün aleyküm.”Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü. “Ben Şeyh Nazım Adil Kıbrisi Hazretleri’nin talebesiyim.” Ne şeref. Ne güzel. “Hocam, Şeyh Nazım Hocam” diyor, “sizden bahsederken çok övgüyle ve sevgiyle bahsediyor” diyor. Şeyh Nazım Hocam beni çok sever, ben de onu çok severim.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mehtap Güneş; “Selamün aleyküm.” Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam, dünkü sohbetinizde; ‘İncil’de geçen alfa ve omega yani a ve o harfleri önemli bir konudur.’” Yani sonsuzluğu ifade etmek için söylüyor Cenab-ı Allah. “En başlangıç da Ben’im, en son da Ben’im.” Alfa ve omega; a ve o harflerinden ifade edilir, evet. Yani o tip tevafuklar bir delil olmaz Mehtap Kardeş. Mehdiyet’in delili; İslam ahlakının dünyaya hâkim olmasında o kişinin vesile olmasıdır, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Muhammed Adnan Hocam, sizi çok seviyorum. Orada bulunan bayan arkadaşlarım çok nasipliler” diyor. Ne demek o? Herkes nasipli, bütün kardeşlerim. “Allah’ın onlara verdiği bu lutfa çok şükretsinler” diyor, “ne güzel” diyor, “sohbetlerinizi birebir sizden dinliyorlar” diyor, inşaAllah. “Selamün aleyküm” diyor İrem Yılmazer isimli kardeşimiz.
ALTUĞ BERKER:Aleyküm selam.
SUNUCU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Al bak şu şeylere çok iyi bir cevap; “essalamü aleyküm Hocam” diyor. Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü. Var ya; “rüyada gördüm de işte Hocamızı Mehdi (a.s.) ilan ediyoruz” diyenler. Onunla çıkarsan yola bir milyon tane Mehdi (a.s.) çıkar dünyada. Nerede görülmüş böyle bir şey. Yat rüyaya. E kimi dedesini Mehdi (a.s.) görür, kimi amcasını Mehdi (a.s.) görür. Akrabasını Mehdi (a.s.) görür. Bak kardeşim ne diyor? "On gün önce" diyor, "bu dilekte" diyor. "Hocam" diyor, işte... Neyse baştan okuyayım en iyisi. "Sizler daha önceleri Hz. Mehdi (a.s.)'nin..." evet. Özetini okuyayım. Bak diyor; "rüyamda sizi gördüm ve karanlıktan aydınlığa doğru aydınlanıyordu. Siz konuşmadınız. Yalnız bir ses etraftan geldi 'aradığını görüyor musun?' diye. Bunun üzerine uyandım." Mehdi (a.s.)'yi aramak için yatmış, uyumuş. Ve karanlıktan aydınlığa doğru aydınlandıkça beni görmüş ve "aradığın Mehdi (a.s.) işte bu" demişler. Yani “aradığın kişiyi buldun artık” gibisinden. Şimdi bu delil mi bu?
ALTUĞBERKER: Olmaz.
SUNUCU:Değil tabii.
ADNAN OKTAR: Çünkü yönlendirmiş kendini. Kafasına onu koymuş yani bir kere. “Herhalde ben bu kişiyi göreceğim" diyor. Görürsün o zaman kardeşim. Bu delil olur mu. Bu kadar saflık olur mu insanda? Ben inanamıyorum. Kime sen böyle kendini konsantre edersen onu rüyanda görürsün. Bu delil olmaz. Ve "vahiy hükmünde" diyorlar buna da. Yani Allah'tan korksunlar. Çok büyük hata yapıyorlar, çok büyük yanlış yapıyorlar. Vahiy hükmünde olur mu? İnsan rüyasında her şey görebilir. Özellikle kendini yönlendirirse bakın, buyurun, delil işte. Ben de yarın bir gün çıksam, desem ki; "bak bu adam da beni rüyasında görmüş" desem; şimdi bu olur mu? Bak burada bu nasıl mantıklı değilse, nasıl olmazsa o arkadaşların üslubu da mantıklı olmaz, doğru olmaz. Ki çok fazla bak böyle yazan oldu. Bir tane, iki tane, on tane değil. Tamamı geçersizdir. Öyle şey olmaz. Resulullah (s.a.v.)'ın hadislerine bakarız ve uygulamaya bakarız. İslam ahlakı dünyaya hakim olduğunda, Hz. İsa Mesih (a.s.)’la namaz kıldığında "Allah-u alem, herhalde Mehdi (a.s.) bu kişi" diyeceğiz, o kadar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: "Muhterem Muhammed Adnan Hocam, saygılarımı sunuyorum, inşaAllah. Sorum ise; dinde olmayan hurafelere inanıp, onlara uymak günah olur mu?" Hem de nasıl, hem de nasıl. Şirk olur. Bakın, Kuran'ın yeterliliğini anlattınız değil mi, ben gelmeden önce?
ALTUĞ BERKER: Evet, bayağı anlattık Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bakın, yüzlerce ayette Allah; "Kuran yeterli" diyor, yüzlerce ayette. Bunu nasıl açıklayacak kul Ahirette? Şimdi “ve siz Kuran'dan sorulacaksınız" diyor. Yanımızda Kuran olacak Ahirette, sadece Kuran ve Cenab-ı Allah Kuran'dan bize soracak; "şu ayeti yaptın mı?”, “bu ayeti yaptın mı?”, “bu ayeti yaptın mı?" bize soracak. "Başka bir şey de sormayacağım" diyor Allah, "sadece Kuran'dan soracağım" diyor. Ayet var bak; "size Kuran'dan soracağım" diyor, "size" diyor Cenab-ı Allah. Yani Kuran'dan imtihan olacaksınız, Kuran'dan sorgulanacaksınız; konu bu. Bu, bu kadar açıkken, biz hurafelerle gitmeyeceğiz Ahirete, Cenab-ı Allah'ın yanına. Hurafelerle değil, uydurma vahiy iddialarıyla değil, uydurma hurafelerle değil; sadece Kuran'la gideceğiz ve bize Kuran'la sorulacak. Allah da sürekli; "Kuran yeterlidir" diyor. Ve yüzlerce ayette, bak okudunuz, günlerden beri okuyoruz, ben de okuyorum; bitmiyor ayetler. Allah hep; "yeterli" diyor. “Ben anlamadım” yok. Kuran yeterli, buna inanacaklar. Çok net, sarih. "Allah'tan başka hakem mi arayayım?" diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Çok sarihtir. Kuran'ı da en güzel tefsir eden, Resulullah (s.a.v.)'dir. O nasıl tefsir ettiyse, biz ona göre hareket edeceğiz; o kadar. Karışık bir şey yok.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah'a sığınırım. Ayette şöyle diyor Hocam inşaAllah; "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık."
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi normal, aklı başında bir insana bu söz yeterlidir. Bak; "Biz hiçbir şeyi noksan bırakmadık." Adam ne diyor? "Yoo, çok şey noksan" diyor. "Ne istiyorsun" diyorsun? "Benim kafamda bir din var" diyor, "onu arıyorum Kuran’da, bulamadım" diyor. "Bre ahmak" diyelim yani Osmanlı üslubuyla. Dini sen Kuran'da arayacaksın; sen kendi dinini Kuran içinde aramayacaksın. Doğrudan Kuran'daki dini alacaksın. Adam kafasında bir din oluşturuyor. Bakıyor Kuran'da var mı, yok mu? Yoksa tamam; "ben" diyor, "hurafe istiyorum şimdi" diyor. Hurafeden başka çözümü yok adamın kendi kafasına göre.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Zuhruf Suresi açılmış, 56'ncı ayet. "Bu suretle onları, sonradan gelecekleri için bir selef ve örnek kıldık. Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince" şeytandan Allah'a sığınırım. Sallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in birçok hadisinde, biliyorsunuz, Hz. İsa Mesih (a.s.)'in gelişi açık açık belirtiliyor. "Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince" şeytandan Allah'a sığınıyorum “senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip)” alaycı bir şekilde “kahkahalarla gülüyorlar.” Şimdi bugün öyle tabak kafalı bazı yobazlar Resulullah (s.a.v.)'in hadislerini aynı şekilde değerlendiriyorlar. Böyle gülerek; "Hz. İsa (a.s.) gelecekmiş ya" diyorlar böyle çok çirkin ifadelerle. Güya alay ediyorlar, akıllarınca. Yakın bir zamanda dediklerine diyeceklerine bin kere pişman olacaklar.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)'den ümit kesenler ile ilgili hadisler vardı? O hadisleri göstersene? Var mı sende onlar?
ALTUĞ BERKER: Bulayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela bak ayet devam ediyor. Berker Hocam bulsun, devam ederiz.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Hadis okuyabilirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oku, evet.
ALTUĞ BERKER: "İnsanların ümitsiz olduğu ve ‘hiç Mehdi (a.s.) falan yokmuş’ dediği bir sırada Allah Mehdi (a.s.)'yi gönderir.”
ADNAN OKTAR: Cübbeli sürekli o ümidi kırmaya çalışıyor; “şu kadar sene geçti”, “şu kadar sene geçti.” Halbuki Berzenci diyor; "otuz seneyi de aşmış da olsa" diyor, "farketmez" diyor, Mehdi (a.s.) için. Yani "bir sınırlama yoktur" diyor Berzenci, "otuz sene evvel de gelebilir, otuz sene sonra da gelebilir" diyor, "Hicri yüzyıldan sonra ve otuz seneyi aşabilir de" diyor, "farketmez" diyor. Yani "kırk yıl sonra da ortaya çıkabilir" diyor Berzenci. Berzenci'yi öve öve bitiremiyorsun. Verdiği kaynaklar hep Berzenci'den. "İki yüz yıl önceki" diyor, "çok büyük alim" diyor, "müceddid" diyor. E bu kısımlarını görmüyor mu senin o gözlerin? Demek ki görmüyor. Biz de görmesi için gayret ediyoruz. İnşaAllah, görmesini sağlayacağız. Görmediğinden değil; görüyor, anlamazlıktan geliyor. Cübbeli kurt gibidir yani bayağı iyi bilir. Yani her şeyi çok güzel kavrıyor. Bilerek ve kavradığı ve anladığı halde inkar ettiği için, Ahirette bakalım hesabını nasıl verecek. Bakın ümmetin, kardeşlerin hep aklında olsun. Bu, Ahirette bunun nasıl sorgulandığını bütün Müslümanlar bir akıllarına koysun, merak etsinler. Yani Cenab-ı Allah'tan istesinler onun Ahiretteki sorgulanmasını. Yani bu Mehdiyet’i nasıl bilerek inkar ediyor? Mesela yedi bin yıl ile ilgili hadisleri bildiği halde hiçbir şekilde gündeme getirmiyor. Çok iyi biliyor. Yani son zaman geldiğimizi de çok iyi biliyor. Fakat anlamazlıktan geliyor. Mehdi (a.s.)'nin bütün alametlerinin çıktığını biliyor. Alametleri gizlemenin çirkin olduğunu söylüyor. "Çok çirkindir, çok yanlıştır" diyor “ama ben yapıyorum" diyor, "ben Mehdi (a.s.)'nin çıkış alametlerini gizliyorum" diyor. Bak diyor; "Nostradamus'un, şunun, bunun, falanca namussuzun" diyor "ilerde çıkacak alametlerle ilgili sözlerini, kehanetlerini Avrupa basını, dünya gürül gürül anlatıyor" diyor "ama Resulullah (s.a.v.)'ın Ahir zamanla ilgi söyleyip de" diyor, "söyleyip de çıkan ve herkes tarafından da görülen alametlerini gizliyorlar, saklıyorlar, söylemiyorlar" diyor. "Ama Nostradamus yahut falanca başka namussuzların" diyor, "kehanetlerini söylüyorlar" diyor. Şimdi bak bu bir namustur; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinin zuhur ettiğini söylemek namus borcudur Müslüman için. Namusun gereğidir. Resulullah (s.a.v.) söylüyor, sen gizliyorsun. Bu namusa uyar mı peki bu, Cübbeli Efendi? İslam namusuna uyar mı bu? Müslüman namusuna uyar mı bu? Bilerek gizliyorsun sen ve alenen gizliyorsun. Ahirette kardeşlerimiz bunu sorgusunu çok merak etsinler. Bu çok özel bir insan, çok özel bir insan. Yani bu gizlemenin, bu hayret edecek gizlemenin nedenini şu an bilmiyoruz. Bir mucize bu, harika. Yani bilerek ve alenen, gözümüzün içine baka baka gizliyor.
Nur talebesi kardeşlerimiz de Mehdi (a.s.)’nin şahıs olduğunu bildikleri halde -ki bunlar yani yüzde biridir, çok küçük bir bölüm- alenen bildikleri halde alenen gizliyorlar. Bakalım Ahirette bu insanlar, bu yalanın hesabını nasıl verecekler? Bu vicdansızlığın hesabını nasıl verecekler? Bakın “Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” dediği halde, “bu şahs-ı manevidir, Mehdi (a.s.) bahsedilmiyor burada” diyorlar, göz göre göre. Bak Seyyid Salih Özcan Hocamız’ı çıkarttık, ona söylettik. “Yok” diyorlar, “o da bilmez” diyorlar. Kim biliyor o zaman? “Bediüzzaman bilmiyor” diyorsun, “Peygamber (s.a.v.) de bilmiyor” diyorsun, “Seyit Salih Özcan da bilmiyor” diyorsun, “Sungur Ağabey de bilmiyor” diyorsun. E senin Ahir zaman büyücülerin mi biliyor? Milletin beynine böyle hipnoz yapan büyücülerin mi biliyor? Peygamber (s.a.v.)’in dediğini zaten hiç dinlemiyor. “Bediüzzaman’ı seviyorum” diyor. Bediüzzaman da açık alenen söylüyor işte. Bak, “Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” diyor, “Mehdi (a.s.) ve talebeleri.” Daha nasıl densin? “Yok” diyor, “orada öyle bir şey denmiyor” diyor, “orada şahs-ı manevi deniyor” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor? “O zaten şahs-ı manevi” diyor. Bakın çok büyük bir oyun oynanıyor Müslümanlara. Yani Deccal müthiş bir büyü yapmış. Bunu bir açıklaması yok ve harikadır. Bir kısım kardeşlerimiz diyorlar ki; “ya” diyorlar, “bu konunun üstünde durma da Hocam” diyorlar, “bize başka konuyu anlat” diyorlar. ev yanıyor, ben başka konu anlatır mıyım? Tabii ki bu konuyu anlatacağım. İslam alemi cayır cayır yanıyor. Ne anlatayım? Cübbeli gibi seksten mi bahsedeyim? İslam’da seksi mi anlatayım yani. En hayati konu bu. Fıkıh öğrenmek istiyorsan Ömer Nasuhi Bilmen’in İlmihal’ini aç, oku. Fıkıh çok hassas bir konudur. Yani önemli bir konudur. Oturup yani on dakikada, on beş dakikada anlatılacak bir konu değildir. Detayları vardır. Eğer dine sen hassas ve titizsen internete girdin mi Ömer Nasuhi Bilmen’in İlmihal’ini çok rahat indirebiliyorsun; aç, bak. İlmihalleri anlatan çok geniş siteler var; git, bak. Bilinmeyecek bir konu mu? Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesine gir, bak. Namaz, oruç, zekât; hepsi çok detaylı anlatılıyor. Biz burada anlatmaya kalkarsak iki senede ancak anlatırız. Ve doğru olarak oradan almış olacaksın. Ehl-i Sünnet kaynaklarından doğru olarak almış olacaksın, inşaAllah. Ama benim anlattığım bilgiler, kolayca elde edilebilecek bilgiler değil bunlar. Bunlar hem muhakeme, hem yargı gerektiren, hem tefsir gerektiren, hem yorum gerektiren ve özel araştırma, tahkik ve tecrübeye muhtaç meselelerdir. O yüzden biz bunu anlatıyoruz. Şimdi mesela Mehdiyet örtbas edilmiş; çok hayati bir konu. Tabii ki ben üstüne gideceğim. Ve üstüne giden de benden başka kimse yok.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Varsa söylesinler. O kafasına balkabağı geçiren o mübarek bile benim sitelerden almış olduğu gibi. Yani kendisi çalışma yapmıyor. Benim Mehdiyet’le ilgili benim sitelerimi olduğu gibi almış, oralardan kaynakları veriyor; işine gelen kısımları tabii. Ama tabii ki şefkat duyuyorum. Tabii ki bir kalben bir şeyim var, acıyorum yani. Çünkü küfrü anlatabilirdi, dinsizliği anlatabilirdi, Darwinizm’i, materyalizmi anlatabilirdi; İslam’ı anlatıyor ama şirk koşuyor, yani klasik müşrik. Dua ediyorum düzelmesi için. Ama yani bir buğz ediyorum sadece ama bir nefretim yok, yani acıyorum. Fakat tabii anormal şeyler yaptığında da söylemek durumundayım.
ALTUĞ BERKER:Tabii, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. “Sayın Muhammed Adnan Hocam. Şu anda Altınoluk Satranç Salonu’ndan arkadaşlarla izleme şerefine nail oluyoruz.” MaşaAllah. Geçen günler mağazaya gittim, ünlü bir mağazaya. Baktım, bütün mağazadakiler “Hocam” diyorlar, “sizi seyrediyorduk biraz evvel” diyorlar.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Benzinliğin önünden geçiyordum, benzinlikte de halktan toplanmışlar, bizim programı açmışlar, onu seyrediyorlardı. Sizin konuşmalarınızı seyrediyorlardı.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Arkadaşlarla izleme şerefine nail oluyoruz. Varlığınız ruhumuza ilham veriyor. Yüksek müsaadelerinizle bir sorum olacak.” Estağfurullah. “Hz. Mehdi (a.s.) dünyadaki irşadının başlamasına yakın bir vakitte zelzelelerin dünyada sık meydana geleceği söyleniyor. Bu konudaki görüşlerinizi almak isteriz. Saygılarımızla, Allah’a emanet olun.” Onun çizelgesini göstermiştik.
ALTUĞ BERKER:Hemen göstereyim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Bakın, 99’da birden, aniden deccaliyetin saldırısının en yoğun olduğu yıl olan 1999’dan itibaren depremlerde muazzam bir yükselme başlıyor bütün Dünya’da. Bütün Dünya’da bak görüyorsunuz. Ama Dünya tarihinde normalde hep böyle gidiyor depremler, şu çizgide gidiyor. Ama 99’dan sonra Dünya tarihinde görülmemiş şekilde depremlerde sıklaşma oluyor. Resulullah (s.a.v.) bunu hadislerde belirtmiş işte; bu çok büyük bir mucize. Bunu Cübbeli saklıyor işte. Diyor ki; “falanca namussuzun” diyor, “hurafelerini, uydurmalarını, böyle gaybdan verdikleri haberleri yayınlıyorlar” diyor, “ama Resulullah (s.a.v.)’ın hadislerinde belirttiği ve aynısıyla çıkan haberleri yayınlamıyorlar” diyor. Bunu Müslüman namusuna uygun bulmuyor. Biz de bulmuyoruz. Ama kendisi de örtbas ediyor şu an. Hem ne örtbas etmek. O konuşmasını yayınlasana.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Kardeşim bayılıyorum şu ismim Muhammed Adnan’a. Ne kadar şahane isim Muhammed ya maşaAllah, maşaAllah. Bir eksiklikmiş o yani maşaAllah. Çok iç açıcı. Böyle insanın yüreğine bir hoşluk veriyor “Muhammed Adnan Hocam. Bir akrabam var, dini konularda bayağı bilgili birisi. Kendisine sizden bahsettim. Sizin hakkınızda çok övücü konuşmalar yaptı” diyor. Efendim, inşaAllah. “İnşaAllah” diyor, “Cenab-ı Allah Mehdiyi bizlerin görmesini nasip eder” diyor, “inşaAllah” Amin. “İsmail.”
“Muhammed Adnan Hocam, ben İstanbul’dan Bilgin Sayar” Evet. İsmi Bilgin’miş. Allah Allah. MaşaAllah. “Öncelikle hayırlı akşamlar. Programınızı büyük beğeniyle takip ediyoruz. Darwinizm’in belini Allah’ın izniyle kırdınız” diyor. “Benim sualim şöyledir; geçmiş programlarınızda Armagedon için bazı açıklamalarda bulundunuz” diyor. Armagedon’u ben daha öbür konuşmalarımda çok detaylı anlatmıştım. Yani tekrar tekrar anlatmayayım. Ama işte bu Irak’ta yapılan işgal Armagedon’dur inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. “Niye Arapça okumuyorsunuz?” diyor Fatih Uçar. Sadece o kadar sormuş. Ben Arapça bilmiyorum. Ben ümmiyim. Ümmiyim, yani benim Arapça okuma ve yazmam yok inşaAllah. Arapça çok çok az bilgim var, yani çok çok azdır. Yani sizlerin bildiği kadar, inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Efendim. “Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Allah razı olsun sizden. Keşke sohbetleriniz hiç bitmese.” Evet, otuz iki dakikamız kalmış. “Başlamasını sabırsızlıkla bekliyoruz ailecek. Bu kadar boş program varken sizinle kucaklaşmak bir ferahlık veriyor içimize. Bereket doluyor evimiz adeta.” Ama hakikaten güzel değil mi sohbetlerim? MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hocam müsaadenizle bir noktaya değinmek istiyorum. Herkesin görmezden geldiği, araştırılan” Allah öyle yaratıyor, maşaAllah “tartışılan, araştırılan asrın en önemli konusu Mehdilik kavramı bence. Siz bu konuda bizi aydınlatıyorsunuz. Allah binlerce kez razı olsun. Cahillerin bu konuyu konuşmaması çok üzücü Hocam. Sizin gibi bu konunun piri olmuş, araştırıp bulmuş” yani “bulmuş” demeyelim de, “araştırmış” diyelim, evet “birinin bizi bilgilendirmesi de insanların kandırmasının üstüne geçmiş oluyor.” Tabii. Gözümüzün içine baka baka sahtekâr alçaklar, Müslümanları kandırıyorlar. Yani bu çok kızdırıcı bir şey. Bir de enaniyet yapıyor. Kavruk haliyle, o kavruk beyniyle, o akılsız kafasıyla bir de enaniyet yapıyor, yani üstüne de enaniyeti var. Alenen ve açıkça Mehdi (a.s.)’nin geleceğini Bediüzzaman söylediği halde “yok” diyor. Milleti de kandırıyor. De ki sen; “arkadaş, burada Bediüzzaman ne diyorsa açıkça anlaşılan, düz anlaşılan neyse odur” de. Bu tamam. Yani mesela biz, ne diyor Cenab-ı Allah burada Hz. İsa (a.s.) için? “O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık.” Şimdi bu neyse odur; açık. Bak, “o” Hz. İsa (a.s.), “yalnızca bir kuldur” yalnızca Allah’ın bir kuludur, “kendisine nimet verdik” Peygamberlik, güzellik “ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık” yani “Tevrat’tan sonra İncil’i gönderdik” diyor Cenab-ı Allah, “İsrailoğulları’na doğruyu bildirdik.” Şimdi bir sahtekâr çıkar da bunu bambaşka hale getirirse bu adiliktir. Düz anlamı buradaki. Müteşabih değil ayet çünkü; çok açık. Bediüzzaman da müteşabih söylemiyor, sahtekar herifler, açık söylüyor. Kardeşim, tefsirin tefsiri olur mu? Müteşabihin açıklamasını yapmış, müteşabihin. Onun bir daha müteşabih olduğunu, bir daha açıklaması yapılması gerektiğini söylüyor. Tam tersine çeviriyor bu sefer. Yüzde bir de olsa bu sahtekarlara karşı mücadele vereceğim ve bunların bu gururunu, enaniyetini dümdüz edeceğim bu terbiyesizlerin. Bir de dik başlılar. Yani öyle olmasalar yine diyeceğim ki; “zavallı, cahil, öğrenmeye çalışıyor.” Ama dik başlı, kendinden çok eminler. Yani küstah bir enaniyetleri var. Bunun ezilmesi gerekiyor. Müslümanları kovmak, bilmem ne, dershaneden çıkartmak. Sahtekar herifler. Yani bilmeyen insan sana gelmiş; niye kovuyorsun, terbiyesiz? Anlat. Ne var? “Evladım yanlış biliyorsun” dersin. Neyse samimi; ama o da senin yanlış bildiğini o da sana anlatır. Yani sen yanlış biliyor olabilirsin, bir suç değil; ama adam kovmak ahlaksızlıktır. Demek ki anlamışsın sen gerçeği. Demek ki işine gelmiyor. Ne korkuyorsun? O zaman dersin “şu konuda anlaşalım; Bediüzzaman’ın anlattığının düz anlamını alalım” dersin, “düz. Sen ne anlıyorsan o olsun. Ben de ne anlıyorsam o olsun.” Niye okunmasını yasaklıyorsun? Mehdiyet’le ilgili konuları niye yasaklıyorsun? Hz. İsa (a.s.)’ın gelişiyle ilgili konuları niye yasaklıyorsun sen? İttihat-ı İslam’la ilgili konuları niye yasaklıyorsun? Niye okutturmuyorsun. Düz anlamıyla okunsun.
ALTUĞ BERKER:Aslında bu kişilerin çıkacağını Hocam -siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah- Bediüzzaman’ın söylediğini hep hatırlatıyordunuz; “imanı zayıf, enesi kavi kişiler bunu yapacaklar” diye söylüyordunuz.
ADNAN OKTAR:Evet, Bediüzzaman diyor; “enesi kavi” diyor. Bak, enaniyetli, hakikaten enaniyetliler. En kavruğu bile enaniyetli. Böyle kafa dimdik geziyor yani. “Enesi kavi, imanı zaif” diyor, “bir kısmı da” diyor, “inkarı cihetine gitmiş” diyor, “bir kısım ulema inkarı cihetine gitmiş” diyor. Yani “tamamen inkar etmişlerdir” diyor. Nasıl inkar ediyor? Ya “hadis yok” diyor veyahut da “şahs-ı manevidir” diyor, kestirip atıyor. Ama mesela okumadığı için veya okutturulmadığı için cahilliğinden, hakikaten kavrayamadığı için anlamayan kardeşlerimiz; onlar mazurdur, onlar benim canım ciğerim. Ben onların elini ayağını öperim. Yani saygı duyarım ben onlara. Onlara benim bir sözüm yok inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakalım.
-VTR- (Cübbeli, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zamanda gerçekleşen mucizelerinin saklanmaması gerektiğini anlatıyor.)
ADNAN OKTAR: Şimdi bak, Cübbeli, kendinin hata olarak gördüğü, yanlış gördüğü, çirkin gördüğü şeyi bizzat kendi yapıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Kâbe’de baskın yapılacak ve kan akacak” dediği hadis oluştu. Bakın, İslam Tarihinden ilk defa oluyor, Kâbe’nin tarihinde ilk defa oluyor. Cübbeli bu mucizeyi saklıyor. “Ramazan ayında on beş gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olacak” dedi Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu aynısıyla oldu; bunu da gizliyor. “Fırat’ın suyu kesilecek” dedi, aynısıyla bu oldu; bunu da gizliyor. “Güneş’ten büyük bir alamet olacak” dedi Peygamberimiz (s.a.v.), bu yüzyılın en büyük Güneş patlaması oldu. “Irak işgal olacak” diyor, oldu. “Afganistan işgal olacak” dedi, oldu. Bütün dedikleri oldu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in. Hiç duydunuz mu siz Cübbeli’nin bu olaylar oldu, dediğini?
SUNUCU: Duymadık.
ADNAN OKTAR: Lulin Kuyruklu Yıldızı, iki uçlu kuyruklu yıldız çıktı. Israrla saklıyor. Çünkü söylerse Mehdiyet’i kabul etmiş olacak. Bakın, daha da vahimi Dünya hâkimiyetini anlatan Kuran ayetlerini ısrarla okumuyor ve anlatmıyor. Flash TV de sormuyor. Geçen günlerde sordu o adamcağız, o muhterem birisi var, böyle temiz yüzlü, saygın bir insan, “Sayın Cübbeli” dedi “bak” dedi, “İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyorsun” dedi, “böyle diyorlar” dedi, “etraftan. Ne diyorsun?” dedi. “Ağaçlar ne kadar güzel” diyor Cübbeli, “yemyeşil” diyor. Bak, adam bir daha soruyor. Diyor ki; “Sayın Cübbeli” diyor, ”İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyorsun” diyor. “Ya akşam oldu” diyor, “yemeğimizi ne zaman yiyeceğiz acaba?” diyor. Bir türlü cevap vermedi. Israrla söylüyor, geçiştirdi. Flash TV’nin ısrarla bu soruyu bu adama yine sorması lazım. “Nur Suresi’nin 55’inci ayetini bize oku” demesi lazım. Diğer İslam ahlakının dünyaya hâkimiyetini anlatan ayetleri oku ve “İttihad-ı İslam Müslümanlar için gerekiyor mu bu devirde? Deccaliyet dünyayı sardı mı? Dinsizlik dünyada ne kadar yaygın?” Mesela bunu sor; anlatması lazım Cübbeli. Yüzde doksan dokuzuna hâkim dünyanın dinsizlik, Darwinizm, materyalizm. “Deccal ne yapacak Hocam?” diye soru sorması lazım. Sorgulamıyorlar. Deccal insanları dinsiz yapacak; ana özelliği budur, başka bir özelliği yok deccalın. E şu an dünya dinsiz olduğuna göre e deccal de gelmiş. “Atlas Okyanusu’ndaki başı bulutlara değen deccalı görmedik” diyor Cübbeli. Yani, “var orada. Ben yerini biliyorum” diyor. Şimdi Cübbeli, Atlas Okyanusu’nda öyle bir deccalin olmadığını biliyor. Müslümanlar’a doğru söylemiyor. Atlas Okyanusu’nda öyle bir deccal yok, o da biliyor. “Amerikalılar göremiyor” diyor. E olmayan bir şeyi Amerikalılar nasıl görsün? Sen olmayan bir şeyden bahsediyorsun. Kendin inanmadığın bir şeyi söylüyorsun ve ayıp yapıyorsun. Müslümanlara doğru söylemiyorsun. Bak, “şu an” diyor, “Atlas Okyanusu’nda bir adada duruyor” diyor. Biliyorsan yerini söylesene. Deccala karşı mücadele etmek farz. Adadaysa bütün Müslümanlar birleşir, o yirmi kilometrelik, üç yüz metre boyunda eşeğiyle beraber deccalı etkisiz hale getirirler. Müslümanların beynini uyuşturuyor Cübbeli ve Cübbeli zihniyeti. Buna karşı bütün Müslümanlar, kardeşlerimiz bu hakikatleri, bu doğru olan düşünceleri, bu doğru anlatımları, vahye dayalı anlatımları, Allah’ın hükümlerini, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahih hadislerini ve tahakkuk etmiş artık, sahih olduğu netleşmiş; bu hadisleri ısrarla anlatıp savunarak İslam’ı var güçleriyle yaymaya gayret etsinler. Çok güzel netice alacağız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Estağfurullah. Siz dün Papa’nın açıklamasından bahsettiniz Hocam. Hatırlatayım mı onu inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: “Papanın açıklaması var” dediniz. “Özellikle, ‘İslamiyet bir vahşet dini, zulüm dini’ diyor. Kan dökücü zalim bir İslam imajı Avrupa’da yayılmaya başladı. Füze Kalkanı Projesi devreye sokuldu. İran vurulmak isteniyor. Ortadoğu’dan Müslümanlar silinmek isteniyor. Tüm Müslümanlara yapılmak istenen budur. Papa’nın anlattıkları, Müslümanlar’a yapılacak operasyonun fetvasıdır. Türkiye’deki, İslam âlemindeki, bütün dünyadaki kardeşlerimiz Kuran’ın şefkat dini, sevgi dini olduğunu ısrarla anlatmaya devam etsinler. Bir süre sonra bu fitnenin ortadan kalktığını görecekler” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Mehdi (a.s.)’nin göz rengiyle ilgili yeni bir hadis bulmuştuk. Fakat buraya ben getirmemişim. Onu sana göndersinler, Arapça’sını.
ALTUĞ BERKER: Olur Hocam, inşaAllah. tamam.
ADNAN OKTAR: Ve kaynağını göndersinler, Arapça kelimesi. Bir de Arapça kelimenin sözlük karşılığını da göndersinler ki, kelimeyi tam şerh edelim. Dışarıdaki bahçe yeşilliği anlamında bir kelime geçiyor Mehdi (a.s.)’nin gözleri için. “İki gözü yeşildir” diyor hatta rivayette, bak, “iki gözü yeşildir.” Yani vurgu. Arapça vurguda o anlama geliyor. “İki gözü yeşildir.” Ama “bahçe yeşilliği tarzında bir yeşilliktir” diyor. Yani yeşilin vasfı da belirtilmiş, inşaAllah. Onu eğer sana gönderirlerse iyi olur.
ALTUĞ BERKER: Hemen Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, selamını almadığım herkese aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü, inşaAllah.
Kardeşim şimdi biz hep Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Ahir zamanın Mehdi (a.s.)’sinin Alametleri isimli eserlerinden de herhangi bir sayfa açtım; oradan anlatayım. “Naim Bin Hammad Hakim, Ebu Naim Sevban’dan tahric ettiler, o şöyle dedi. Resulullah buyurdu: ‘Horasan tarafından siyah bayraklılar çıktığını gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa onlara katılın, çünkü içlerinde Allah’ın Halifesi Mehdi (a.s.) vardır.’” Horasan'dan kastı, Hz. Mehdi (a.s.)'nin ceddinin geleceği yer Horasan tarafları, yani Kafkasya tarafları. Yani o zamanki yurdunu söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani ceddinin yurdunu söylüyor. “Oradan gelecekler” diyor, inşaAllah. Bak, çünkü hep seyitler o tarafa geçmişlerdi, Horasan taraflarına geçmişlerdi. Horasan’da çok fazla seyit vardır, Kafkasya taraflarında inşaAllah. “O bölgeden, oradan gelecekler” diyor. Bak, “Kar üzerinde sürünerek de olsa onlara katılın” Yani en zor şartlarda dahi olsa bahane bulmayın. “Yani kar var, çamur var”, “hayat pahalılığı var”, “evliyim, işte çocuklar var”, “tahsilim var”, “işim var, gücüm var.” Bahaneyi ortadan kaldırmak için Peygamberimiz (s.a.v.) en uç örneği vermiş ki bütün bahaneler ortadan kalksın. Çünkü insanlar bir bahane saymaya başladı mı sabaha kadar sayarlar. İşte, “ticaretim var”, “işim var”, “okulum var”, “yurt dışında tahsilim var”, “evlenmek üzereyim”, “nişanlıyım”, “çocuk doğdu”, işte “ekonomik krizden belimiz büküldü”; birçok bahane bulabilirler. Hepsini kökten silmek için Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Kar üzerinde sürünerek de olsa.” Artık bak, “kar üzerinde” adam yere düşmüş bir kere bak, ayakta da değil; “kar üzerinde yürüyün” de demiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Kar üzerinde yürümek zordur. Ama “yüzükoyun” diyor bak, yüzüstü artık sürünüyor adam. Ayağı tutmuyor bakın. Ayak gitmiş. Ayağı tutmuyor. Ayağı felç olmuş. Ayak gitmiş. Sadece kolları kalmış. “O kollarınızla sürünerek, yani karda kendinizi çeke çeke sürünerek de olsa onlara katılın.” Hiçbir bahane yok anlamına geliyor. Bak, çünkü ayağı felç olmuş; “karda, buzda bir insan sürünerek de olsa” bak, çok açık anlamı “mutlaka Mehdi (a.s.)’ye katılın” diyor. Endek döndek lafı çevirmeyecekler. “İşte Hocam şöyle olsa, böyle olsa biz ne yaparız?” Ben mesela Mehdi (a.s.)’yi görmüş olsam var gücümle gayret ederim. Görmeden ne yapıyorum? Var gücümle gayret ediyorum. Çünkü bak, “içlerinde Allah’ın halifesi Mehdi (a.s.) vardır.” Yani o kavimle gelecek, Horasan’dan gelecek kavimin içinde onun sulbü. “Onun ataları onun içinde” anlamında. Bediüzzaman’ın şerhi bu şekildedir. Yani Bediüzzaman’ın şerh şeklinden alıyorum. Yani Horasan’la ilgili yaptığı şerhte. İnşaAllah.
“Doğu’dan siyah bayraklılar çıkar, onların yürekleri demir gibidir.” Yani delikanlı, cesur; tutuklanmak, iftira, şu bu falan hiçbir şeyi takmıyorlar. “Kim onları işitirse” bak, “görürse” değil, “işitirse.” Duymuş, haberini almış bir şekilde. Bir yerden haberini almış. Bak, “işitirse.” Görme ayrıdır; işitme ayrıdır. “İişitirse, kar üzerinde sürünerek de olsa” Yani kollarıyla apallayarak, kendini karda çekerek; “hiçbir bahane yok” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “gitsin onlara biat etsin.” Yani “ne dersiniz?” denmez. Teklif edilmeyecek; direk katılacak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “gidin bir sorun; hani olur mu, olmaz mı?” demiyor. Biz mesela Mehdi (a.s.)’yi göreceğiz, diyeceğiz ki Mehdi (a.s.)’ye veyahut hüsn-ü zan ediyoruz, anladık, hissettik; “muhterem Hocam” diyeceğiz, “ben okuyorum, Avustralya’da okuyorum. Size talebe olayım mı?” Bu ayrı bir şeydir. Peygamberimiz (s.a.v.); “direk katılın” diyor. Yani “gidip teklif edin” demiyor, “direk katılın.” Var gücüyle, yani duyduğunda duymakla beraber katılmak aynı anda olacak anlamına geliyor. Duymayla katılma aynı anda olduğunda konu bitmiş oluyor. “Gidin Mehdi (a.s.)’ye sorun” demiyor. Zaten Mehdilik iddia etmez ki gidip soracaksın sen. Gidip nasıl soracaksın yani sen? Bilmiyorsun ki. Hüsn-ü zan ediyorsun. Hüsn-ü zan edince de sorulmaz. Doğrudan bağlanacaksın. O istese de istemese de bağlanacaksın. Peygamberimiz (s.a.v.) “onun isteğine bağlı olarak olsun” demiyor. Ve “hiçbir bahane kabul etmem” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “hiçbir bahane olmaz” diyor. “Bahane kabul etmem” demiyor da yani şöyle diyor; “Allah hiçbir bahane kabul etmez” diyor. Yani bak “size vahiyle bildiriyorum” diyor, “Allah hiçbir bahane kabul etmez. Belden aşağınız felç de olsa, karda buzda” diyor, “donuyor olsanız dahi”. “Aç susuz, perişan bile olsanız gidip biat edeceksiniz” diyor, “bağlanacaksınız, sormaya gerek yok” diyor. Sormak yok. “Doğrudan bağlanacaksınız ve doğrudan hizmetine gireceksiniz” diyor, inşaAllah.
Evet, şimdi herhangi bir sayfa daha açalım. Bismillah. Bu eseri göstereyim. Görünüyor mu kapağıyla? Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, çok eski bir eser ve Suyuti’nin, hadis imamı olan Suyuti’nin sahih hadislerinden derlenmiş bir eser. Hazırlayan da Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, en ünlü Ehl-i Sünnet âlimlerinden birisidir. Evet, birçok da sorumuz var ama.
“Hocam” diyor, “neden pislik diyorsunuz müşriklere?” Allah “onlar ancak bir pisliktirler” diyor, Kuran ayeti var yani. Yani ben anlamıyorum, hiç o kardeşlerim okumuyorlar mı, bakmıyorlar mı? Bak Allah müşrikler için “onlar ancak bir pisliktirler” diyor. Hakan Gürses kardeşim. Şimdi “objektif bakılma” diye bir şey olmaz. Kuran’a göre bakarız biz. Biz Müslümanız. Nerenin objektifi? Objektif Programı ayrıdır. Burası ayrı. Ben Kuran’a göre hareket ediyorum. Kuran’da “müşrikler ancak bir pisliktir” diyor Allah. Ben de “pislik” derim, diyeceğim.
ALTUĞ BERKER:9’uncu Sure’nin 28’inci ayeti. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler.”
ADNAN OKTAR:Tamam. Bak Hakan Kardeş, görüyorsun. Evet.
“Hocam, ben İstanbul Fatih’ten Ahmet. Ben Cübbeli Hoca’nın İsmailağa’daki camisinde verdiği sohbetlere gidiyordum. Fakat size söyledikleri yüzünden gitmemeye karar verdim. Ben bu konuda sizin haklı olduğunuzu düşünüyorum. Allah razı olsun. Fatih’ten Ahmet.” Git, Ahmet git, ibret alırsın. Yani oradaki anormal üslubunu gör, nasıl konuları çarpıttığını gör, nasıl hurafeler söylediğini gör, ibret alırsın. Yani o da çok önemli bir bilgidir. Ben izliyorum adamı, CD’lerini dinliyorum, konuşmalarını dinliyorum ve ibret alıyorum. Ve oradan kaynaklanan bilgiyle sizleri aydınlatıyorum. Sen hakkı bizden doğruyu öğrendikten sonra, Kuran’dan öğrendikten sonra Cübbeli’yi dinlersin, ibret almak için dinlersin. Ve tamamı da yanlış olmaz ayrıca. Doğru kısımlar var, doğru kısmını alırsın. Ama anormal olan kısımlarında ibret alırsın. Ve Allah’a, dine bağlılığın daha da artar. Şevkin artar. Tabii. Ve git hatta “Hocam” de mesela, gayet makul. Orada bir olay çıkacağını zannetmiyorum. Onlar çünkü iyi insanlar, güzel insanlar ama Cübbeli’nin özel bir elemanları falan varsa bilemiyorum da. Mesela “Hocam” de, “Nur Suresi 55’inci ayetini istirham ediyorum bize tefsir edin” de, “İttihad-ı İslam’ı bize anlatın” de. Yaz, pusulayla gönderin. Şöyle yapsın kardeşlerimiz; Flash TV’ye çok fazla yazı gönderelim “Cübbeli Ahmet bize İttihad-ı İslam’ı anlatsın” diye. Çok fazla gönderin Flash TV’ye. Bakın ‘Mehdi’ de değil, İttihad-ı İslam. Yani bu yüzyılda İttihad-ı İslam gerekiyor mu? Müslümanların birleşmesi gerekiyor mu? Israrla kaçındığı bir konu. Çok şahane olur. Flash TV’ye binlerce mail gönderin, yazı gönderin. Tabii. “Cübbeli bize bunu cevap versin” diyeceksiniz ve İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği. “Nur Suresi’nin 55’inci ayetini bize açıklasın” deyin. Ama anlatmayacaktır, bak size söyleyeyim, anlatmaz ve anlatmayacaktır. Fakat siz gönderin, hükmü ağırlaşır o zaman, Allah Katı’nda hükmü. Flash TV de daha iyi anlamış olur Cübbeli’nin konumunu. Yani “İttihad-ı İslam en büyük farz” diyor Bediüzzaman, “en büyük farz vazifedir.” Nasıl anlatmazsın sen. Yani bu yüzyılda İslam ahlakı dünyaya hakim olsa zulüm kalır mı? Bak zulmü uzun uzun anlatıyor. Nihayet onları anlatmaya başladı. “Çare ne?” diyorsun. “Bizi öldürsünler” diyor, “çare bu” diyor. Çare; İttihad-ı İslam’dır Cübbeli Efendi, İttihad-ı İslam’dır. Yani Türk-İslam Birliği’dir. Bütün Müslümanların bir araya gelmesidir. Bunu adam söyleyemiyor. Ama bakın bunu ona zorla söyleteceğim. Nasıl zorla? Tabii ki bunun altında yine bir sevgi ve muhabbet ve akıl ve fikir var. Yani ‘güç’ değil kastettiğimiz, inşaAllah. Bu şekilde. Kardeşlerimiz şimdi göndermeye başlasınlar Flash TV’ye. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “Yeşil göz”ün, Hocam önce Arabî’sini ekranda uygun görürseniz göstereyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Göster. Evet, eserin orijinali.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah. Bunun kapağını da göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Göster.
ALTUĞ BERKER:Türkiye Diyanet Vakfı Kütüphanesi’nde, İslam Ansiklopedisi Kütüphanesi; kaynağı. Kapağı. Açıklaması da hadis-i şerifte; “o yeşil gözlü, hilal kaşlı, kalkık burunlu, sık sakallı, sağ yanağına doğru sakalsız biridir” diye geçiyor. Yeşil gözlü; ‘ek halül ayneyni’ kelimesi. “‘Ek halül’ kelimesi ‘göz’ kelimesiyle beraber kullanıldığında ‘gözün yeşil olması’ anlamında” diyor. ‘Ek hal’ kelimesinin anlamı; ‘bir yerin yeşermesi’ anlamını taşıyor. ‘Göz’ ile beraber kullanıldığında ‘gözün yeşil olması’ veya ‘yeşile çalması’ anlamına gelir, ‘gözleri yeşil’ veya ‘yeşil gözlü’ anlamını taşır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, böylece bir konuyu daha detaylandırmış olduk. Yani çok kapsamlı araştırmalar yapıyoruz. Sürekli bilgi vereceğim, inşaAllah. Efendim, altı dakikamız var. Ve sakalı da sağdan ince, yani her yerden ince anlamında. “Sağdan ince” yani anlaşılsın diye söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.), sağdan ince oluyor, soldan da incedir. İnşaAllah. “Cezmedilmiştir” diyor “sakalı, alttan cezmedilmiş.” Yani toparlanmış, düzeltilmiş, cezmedilmiştir. “Yanlardan da incedir” diyor, inşaAllah. Bak bu ayrı bir hadis, bu ikinci bir hadis, bu ayrı inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ayeti devam ediyorduk, onu devam edeyim. Zuhruf Suresi, 61. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz o (İsa Mesih), Kıyamet-Saati için bir alamettir.” Kıyamet alametidir gelişi. “Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın” diyor. Adam kuşku değil, her yeri hopluyor. Tabii. “Kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” “Şüphesiz o (İsa Mesih), Kıyamet-Saati için bir alamettir.” 2026 veriyor ebcedi. Harf toplamı tam 2026. Hz. İsa Mesih (a.s.)’in en mükemmel faaliyete başladığı yıllar. Yani alenen görüldüğü yıllar, inşaAllah.
Kardeşlerimiz sıkı bastırsınlar, gayret etsinler, bakın alenen Türk-İslam Birliği’nin olduğunu görecekler. Ama “ya, bizim gayretimizle ne olur?” derlerse bu çok büyük bir hata olur. Ben mesela Ankara’dan geldiğimde tek başıma bir insandım ben. Etrafımda da hiç kimsem yoktu. Tabii. Benim ailem de çok küçüktür, annem, yani akrabalarım falan da çok az. Bir ağabeyim var. Ondan sonra, laik bir ailede yetiştim ben, annem hep CHP’lidir bizim aile. Bilgim de yoktu, kendim İlmihaller aldım işte; Ömer Nasuhi Bilmen’in İlmihal’ini, Hüseyin Hilmi Işık’ın Tam İlmihal’i, Risale-i Nur Külliyatı, ondan sonra diğer, Elmalılı tefsirini aldım sonradan. Kendim okudum. Bak azmettik, karar ettik; gelinen noktaya bak. Avrupa’da, Amerika’da Darwinizm yerle bir şu an. “Ya, benden ne olacak?” demesin kardeşlerimiz. Gayret edin, mesela bak diyorum; şimdi Flash TV’ye sorun, Cübbeli’ye bunu söyleteceğiz. İttihad-ı İslam’ın bu yüzyılda olmasının gerekliliğini ve bunun bir kurtuluş olduğunu söyleteceğiz. Ama bütün bu taleplere rağmen söylemiyorsa Cübbeli Ahirette bakalım nasıl cevap verecek? Yani kardeşlerimiz Allah’tan onu da istesinler. Cübbeli’nin sorgusunu görmeyi Allah’tan istesinler, inşaAllah. Çünkü çok acayip bir şey. Habire, dünyadaki bütün zulmü uzun uzun anlatıyor. Çözümünü söylesene, Kuran’da anlatılan çözümü. Çözüm; İttihad-ı İslam, Müslümanlar’ın bir araya gelmesi. Müslümanlar bir araya gelmediği için Allah böyle bela veriyor. Ve böyle acıların yaşanmasının sebebi bu. Demek ki şirk ortadan kalksa, samimi olursak, ihlasla davranırsak Allah “İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğim” diyor; bu kadar açık. Anlaşılmayacak ne var bunda?
SUNUCU:İnşaAllah. Bizi yarın 22.00’den itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Çay TV ve Kanal Avrupa’dan takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz Hocam bitirdikten sonra, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, bu arada ben fosil gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Göster.
ALTUĞ BERKER:510 milyon yıllık denizanaları Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:510 milyon yıllık denizanası.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Onlar şu an -onların dediğine göre- uçan daire olması gerekiyordu..
ALTUĞ BERKER: Günümüzde yaşayanları da ekranda; aynı, birebir değişmemiş. 500 milyon yıldır aynılar, inşaAllah. Demek ki değişmemişler.
ADNAN OKTAR:500 milyon yıl.
ALTUĞ BERKER: 510 milyon yıllık Hocam.
ADNAN OKTAR:510 milyon yıl. Şimdi onlar “böyle uzaylı varlıklar olarak geziyor” diyeceklerdi. Demek ki bir değişim yokmuş; Allah başlangıçta nasıl yarattıysa, sonra da öyle. Delillendirmek böyle olur.
ALTUĞ BERKER:Elhamdülillah, vesilenizle inşaAllah.
Bu sardunya, Hocam. Bu da 95 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. MaşaAllah. 95 milyon yıldan beri. Onların iddiasına göre şu an onun ne yapması gerekiyordu? Mastika yapması gerekiyordu.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. Şu anda canlısı da her gün gördüğümüz sardunya.
ADNAN OKTAR:Evet, tamam. Ne yapıyoruz? HarunYahya.Tv’den devam edeceğiz. İnşaAllah, hadi bakalım.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...