SUNUCU: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz.Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Samsun AKS, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, bandırmahaber.net, bizimantalya.com, gazeteoku.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, haberolay.com, inradio.tv, islaminesil.com, renklihaber.net, selamhaber.com, varanhaber.com, 8sutun.com ve harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Nasıl devam ediyoruz Hocam?
ADNAN OKTAR:Serkan’ın yazısıyla başlayalım. Önce bir selam alalım, aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam. Ben sizi yeni tanıdım ve çok sevdim” diyor. “Allah’a şükür aklımda bir yol belirlenmesine sebep oldunuz inşaAllah. Ama defalarca mail atmama rağmen canlı yayında bir kere olsun göremedim.” Çocuğun niye maillerini söylemiyorsunuz bana? İnşaAllah. “Bir kere daha sizden Enbiya Suresi 33. ayeti yorumlamanızı talep ediyorum. Şimdiden Allah razı olsun Hocam. Programın sonuna kadar bekleyeceğim.” Bak başlangıcında okuyorum.
21/30, 21. Sure’nin 30. ayeti. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık.” İnkar eden bilim adamlarına ve dünyaya sesleniyor Cenab-ı Allah, onları uyarıyor. “Görmüyor musunuz” diyor. Nasıl görmeleri gerekir? Bilimsel metodlarla bakacaklar, bilimle yani bilimin onlara sunduğu metodlarla, “başlangıçta göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık.” O zaman demek ki tarihin en eski çağları, dünyanın ilk yaratılış çağlarını bile bilimle bilmek mümkün, bunu anlıyoruz Kuran’dan, çok açık. Nasıldı daha önce, atmosfer neredeydi? Yerle bitişikti. Yani bulutlar havada değildi daha önce, yerin üzerindeydi. Sonradan havaya kalktı, sonra ayırdı Allah. Yerin üzeri, her yeri duman kaplıydı yeryüzü. Bak, “göklerle yer, birbiriyle bitişik iken” yani atmosfer yokken, “biz onları ayırdık.” Atmosferi havaya kaldırdık diyor Cenab-ı Allah, sonradan yükselmiştir. “Ve her canlı şeyi sudan yarattık.” Her canlı şey de %70-80 oranında su vardır ve su olmadan da o sistem olmuyor. Yani bakterinin de suya ihtiyacı var, virüsün bile bakteriye ihtiyacı var. Yani suyla yaşayabilen bakteriye ihtiyacı var inşaAllah. “Yine de onlar inanmayacaklar mı?” diyor. Demek ki bu bir iman hakikati, böyle bilimsel iman hakikatlerini gördükleri halde inanmayacaklar mı diyor Allah. Bu da küfrün direteceğini gösteriyor. Yani onu anlıyoruz, “direnecekler” diyor Cenab-ı Allah, “direnirler” diyor. Yani bilimsel gerçekleri görseler de, bilimsel hakikatleri görseler de direnirler.
“Selamün aleyküm.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam ben Almanya’dan Leyla Ünal. Birkaç gün önce sizi rüyamda gördüm.” Sevdiğini insan rüyasında görür inşaAllah. Beyaz bir kıyafetim varmış, elimi de ona böyle uzatmışım. Gel diyorumdur, İslam’a gel, Kuran’a gel diyorumdur inşaAllah. “Rüyamın etkisiyle sizi araştırdım, web sayfalarınızı inceledim ve gece sohbetlerinizi izliyorum. Şu birkaç günde sayenizde çok şey öğrendim inşaAllah. Sizleri sürekli takip edeceğim. Hocam Mehdi (a.s.)’nin geldiğini nasıl anlayacağız? “Hz. İsa (a.s.) Mehdi (a.s.)’nin arkasında namaz kılacak” dediniz, Hz. İsa (a.s.)’yı nasıl tanıyacağız? Biliyorsunuz ortaya sapıtmış biri çıkıp kendisini Mehdi (a.s.) veya Hz. İsa (a.s.) olarak ilan ediyor. Hadislerde deccalin tek gözlü biri olduğunu ve insanları kendisinin peygamber olduğuna inandıracağı anlatılıyor. Siz deccaliyetten bahsediyorsunuz. Deccal de Hz. Mehdi (a.s.) gibi bir insan olarak yeryüzünde çıktı mı?” Leyla’nın ne çok sorusu var maşaAllah. “Mehdi (a.s.)’nin geldiğini nasıl anlayacağız?” Yani Cenab-ı Allah bizi kolaylık içinde yaratmıştır. İman etmek mesela kolaydır. Nasıl olacak biliyor musun? Sadece samimi olacağız. Şimdi diyorlar ki “Hocamız nasıl anlatıyor?” Gayet kolay anlatıyorum, kendimi kasmıyorum, Allah’a teslim ediyorum, samimi olarak Allah kalbime ilham ediyor. Herkese ilham eder, bana da ilham ediyor inşaAllah, Allah’a şükür. Mehdi (a.s.)’yi samimiyetle, kendimizi hiç sıkmadan, kasmadan, candan bakarsak hemen anlarız Mehdi (a.s.)’yi, niye anlamayalım. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) geldiğinde, eğer bir insan karaktersiz değilse, böyle cins değilse, vicdansız değilse, Peygamberimiz (s.a.v.) ile konuşmasına dahi gerek yok, baksa hemen anlar. Mesela Hıristiyan kafileler geliyor, Hıristiyan şahıslar, Musevilerden gelenler oluyordu, bakıyorlar yüzüne, daha ilk Peygamberimizin (s.a.v) bulunduğu o alana giriyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.) ile karşılaşıyorlar, “Esselamü aleyke ya Muhammed” diyorlar, “ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Senin yüzün peygamber yüzü” diyor, “ve yüzün yalancı bir insan yüzü değil” diyor, “dürüst yüzün, samimi, sen Allah’ın peygamberisin belli” diyor. Hiç daha yüzüne bakar bakmaz. Mehdi (a.s.) de öyledir, o kadar güç anlaşılacak biri değildir. Bakarız, anlarız. İcraatından, uygulamasından. Sapık mehdileri de çok rahat anlarız, hiç sorun değil. Yani anormalse onu da hemen anlarız. “Nasıl ayırt edeceğiz” diyor, o kadar kolay ki. O manyağım diye bağırır, cinsim diye bağırır sahte mehdi. Gerçek Mehdi (a.s.) de ben gerçeğim diye bağırır ve açıkça anlaşılır. Nereye soracağız? Vicdanımıza soracağız. Vicdanımız bize hemen söyler, hiç sorun değil ve Mehdi (a.s.) de hiçbir zaman için Mehdilik iddia etmez, kendisine Mehdi (a.s.) dedirtmez. Kendisine Mehdi (a.s.) dedirten herkes, sahte mehdidir, Mehdi (a.s.)’yim diye ortaya çıkan herkes de gerçek anlamda sahte mehdidir. Yani bakın ne kadar kolay ölçü var, çok açıktır. Ama ben de oturup gariban mehdi adayları var böyle kimi deli, kimi bilmem ne falan, oturup onlarla uğraşmam. Sadece dalalete düşmesinler diye hakkı, doğruyu anlatırım, onun dışında kendi hallerine bırakırım. Yani en son mücadele edeceğim adamlardır onlar.
“Şu an sizi RenkliHaber’den izliyorum. Bu site Adnan Oktar’a mı ait? Siteye yazdım cevap gelmedi, teşekkürler. Severek ders alarak izliyorum şu an. Allah akıbetimizi hayır etsin” diyor. Birçok internet sitesi var, büyük internet siteleri bunlar, yani müdavimi olan kişiler çok fazla, onlardan birisindesin şu an muhterem kardeşim. İsmini yazmamışsın, ismini Ahmet diyorum ben senin.
Viyana’dan Kemalettin Yıldız. “Güzeller güzeli Muhammed Adnan Hocam. Dün ekranlarda bir burukluk vardı. Sizin olmadığınız bir ekrana biz nasıl bakalım” diyor. Berker Hocam burada sana da bir dokundurma var yani.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:“Hürmetle mübarek ellerinizden öpüyorum size dua ediyorum” diyor. MaşaAllah, Allah sevgini arttırsın Kemalettin Yıldız, Viyana’dan. Avusturya’da çok fazla sevenimiz var maşaAllah. Bütün Avrupa’da öyle. Çünkü yaptığımız o teknik taramada bunu görüyoruz. Çünkü her noktaya bastığımızda mesela ya iki bin kişi çıkıyor, ya yedi bin kişi, ya sekiz bin küsur inşaAllah. Ama Türkiye’nin üstü simsiyah karanlık görülüyor maşaAllah, inşaAllah. Avrupa’da öyle, Amerika’da müthiş, Kore, Japonya, Çin, bütün İslam ülkeleri, Pakistan, Hindistan, Hindistan’da çok fazla izleyenimiz var maşaAllah.
“Muhterem Hocam, Nakşibendi hakkani yolunda” yani herhalde Şeyh Nazim Kıbrısi Hazretlerinin dergahını kastediyor. “Deccaliyetin fitnesi var mıdır?” Deccaliyetin fitnesinin olmadığı hiçbir yer olmaz. Her yere bulaşmıştır, oraya da bulaşır ama Hocamızın manevi ruhaniyeti yakar onları yakar, cayır cayır yakar inşaAllah. “Lütfen izah eder misiniz? Allah cihadınızı daim eylesin, selametle, Osman Aliye.”
Egemen kardeşimiz, “Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Sorum şu: Vesveseler ve takıntılar hastalık derecesine gelip, kişiye tamamen hakim olduğunda kişi ne yapabilir? Selametle.” Herhalde Egemen’e şeytan bir şeyler musallat olmuş. Ne yapacaksın biliyor musun, hiç muhatap olmayacaksın, takmayacaksın, her vesveseye gülüp geçeceksin, hiçbirini kaale almayacaksın, dersin “on sene sonra gelin” dersin, “on sene sonra sizinle ilgileneceğim”, hepsine on yıl sonrası için bir randevu verirsin. Her vesvese geldiğinde, geldiğinde al, ama on yıl sonra cevabını vereceğim dersin. On yıl sonra da unutursun zaten, ne oldukları aklına gelmez. Hiç muhatap olma, ne takılacaksın. Elhamdülillah imtihan oluyoruz. Bak Allah nasıl özenli, ne kadar güzel, bak şu kalem dışarıda baktığımızda saydam ve simsiyah. Ama bak beynimde, altın renginde pırıl pırıl ve saydam değil. Cisim olduğuna dair bir his de veriyor Allah ve bayağı da süslü güzel yaratmış Allah, hoşumuza gitsin diye. Bak kalemi bile süslü yaratıyor. Bak çay içeceğiz, şahane bir fincanda Allah yaratıyor, çok güzel. Ihlamur, çay değil inşaAllah. Tabağını da çok güzel yaratmış, her yerini çok güzel yaratmış. Ama bu da dışarıda simsiyah ve saydam. Ne güzel bir ıhlamur kokusu yaratmış, kokusuz yaratabilirdi, kokulu yaratmış. Bak Allah bana ıhlamur içirdi Cenab-ı Allah, Cennet’te de aynısıdır inşaAllah. Ama şu an kolumu sebep ediyor, kolum olmadan bu fincan buraya gelse, insanların aklı gider herhalde, bilmiyorum ne olur. Ama teknik bir şey zannedebilirler, ama hakikaten birisi görse aklının ihtiyarı kalkar. Cennet’te fincana bakarsın, fincan böyle havalanır gelir, nezaketiyle sana içirir içeceğin içkiyi, geri gelir, nezaketiyle konar oraya inşaAllah. Çok lezzetli deyince, “Elhamdülillah” der “Allah’a hamdolsun” der, sana cevap verir fincan, konuşur madde şuurludur, hepsi şuurludur inşaAllah.
“Vesvese ve takıntı” vesvese ve takıntılar olmasa imtihan olmaz. Takıntılara hoşt diyeceksiniz, vesveseye hoşt diyeceksiniz, kovalayacaksınız, kaçar o inşaAllah. O bir uyuz köpek gibi gelir, uyuz köpek kaç dersiniz kaçar. Hiç muhatap olmaya gerek yok inşaAllah. Bir de zararı olmaz size. Mesela Allah vermesin bazı insanlar namaza durur, aklına binbir türlü vesvese gelir. Oturuyor onun için ona cevap verir, cevap vermeyin, muhatap olmayın, hiç ilgilenmeyin, sorumlu değilsiniz siz ondan sorumlu olmazsınız, hiç hiç hiç kaale almaya gerek yok. Haşa Allah vermesin mukaddesata yönelik vesveseler gelir, hiç kaale almayın. Çirkin şeyler akla gelir, hiç kaale almayın, hiç önemi yoktur inşaAllah. O bir imtihandır, kaale almamak da cevabıdır. Siz dümdüz işinize bakın inşaAllah.
“Şu an Hollanda’da dernekte merakla sizi izliyoruz Hocam” diyor. Hollanda’da çaka çaka dolu maşaAllah, bizim ekranda onlar da görülüyor, acayip yani binlerce kardeşimiz izliyor Hollanda’dan. “Selamün aleyküm muhterem Hocam. Ben Hollanda’da belediye de çalışan 25 yaşında bir gencim. Bir zamanlar Nur Cemaati dershanelerinde kaldım. Size sorum: Bizlere denildi ki: “Fethullah Gülen Hoca efendi beklenen genç Mehdi (a.s.) ve Bediüzzaman dahi bu yolda açıklamalar yapmış ve Fethullah Gülen Hoca efendiyi olduğu gibi tarif etmiş,” nedir bu konudaki görüşünüz? Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. İnşaAllah ne güzel olur, ne güzel olur, inşaAllah Fethullah Hocamdır Mehdi (a.s.), ne güzel inşaAllah. Yani cemaatlerin mürşitlerini Mehdi (a.s.) gibi görmesi yani kesin odur değil de, inşaAllah Mehdi (a.s.)’dir demeleri çok güzel olur. Şevklerini arttırır, bereket getirir, bolluk, güzellik getirir. Fethullah Hocam da o topluluğun, o güzide cemaatin Mehdisidir bir nevi inşaAllah ve bu asrın müceddidlerinden ve müctehidlerindendir. Mahmut Hocamız da bu asrın müceddidlerinden, müctehidlerindendir. Şeyh Nazım Hocamız bu asrın müceddidlerinden, müctehidlerindendir, Mehdilerindendir. Mahmut Hocamız bu asrın Mehdilerindendir, Fethullah Hocamız bu asrın Mehdilerindendir, bir nevi Mehdi inşaAllah. Süleymanlı kardeşlerimiz de öyledir, Fas ve Tunus, Cezayir’de cemaatler var, büyük cemaatler var, milyonluk cemaatler var, onların da öncüleri, onların ağabeyleri de bir nevi Mehdi hükmündedirler ve asrın müceddidleri ve müctehidleridir. Şii, Alevi, Bektaşi kardeşlerimizin de öyle müctehidleri vardır, müceddidleri vardır, Vahabi kardeşlerimizin vardır. Ama Mehdi (a.s.) hepsinin üzerinde en büyük bir müceddid, hem en büyük bir müctehiddir inşaAllah. Hepsini birleştiren, beraber hale getiren kişidir inşaAllah.
Burak Candan “Hocam Ahir zamanda halis hakiki Hoca ile, deccaliyetin emrine çalışan Hocanın ayırımını nasıl yapabiliriz?” Burak Candan. Yani o kadar kolay ki, yani böyle kıl, gıcık, sahtekar Hocalar, arabaların arkasında lamba var, yanıp sönüyor bazen ne deniyor onlara sen bilirsin.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Dörtlüler deniyor, hepsi yanıp sönüyor, böyle yanıp söner bağırır yani sahtekar olduğunu anlatır. Anlamak isteyen çok rahat anlar, vicdanıyla boğuşan anlamazlıktan gelir. Boğuşmayacaksın vicdanınla hemen anlaşılır. Yani sahtekar da olsa mutlaka faydası olur onu söyleyeyim. Yani mesela sahtekardır, der “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” diye tutturur, cahilliğinden yapıyordur da haberi yoktur. Sahtekarlığından yapanlar ayrı, bir de cahilliğinden yapanlar var. Biz cahilliğinden yapanları esas alalım. Cahilliğinden yapan acayip hizmet eder. Mesela Cübbeli cahilliğinden yapıyor. Mehdiyet’i onun kadar gündeme getiren bir kişi olmadı şu ana kadar. Yani benim bir milyon mislim Mehdiyet’i övdü, gündeme getirdi ve hizmet etti Mehdiyet’e. İstiyor muydu bunu? İstemiyordu. Ensesinden tuttum, zorla diz çöktürdüm ve zorla söyletiyorum. Asla istemediği bir şeyi yaptırıyorum ona asla ve etrafındakilerin de asla istemediği bir şeyi yaptırıyorum. Mesela Fatih Altaylı asla istemez onun böyle Mehdiyet’e hizmet etmesini. Ama diyordur yani Fatih Altaylı’ya, “ne yapayım ağabey” diyordur, “baba” diyordu zaten, “baba ne yapayım, zorla hizmet ettiriyor” diyordur. Babası ve oğlu ikisi de ızdırap içindeler, ama bak babaya da oğula da bu acıyı tattırıyorum, Mehdiyet’in acısını. Mehdiyet onlara çok acı geliyor ama o acıyı onlara tattıracağım ben inşaAllah. Normalde acı görmemeleri lazım, güzel görmeleri lazım ama onlara acı geliyor. Biz de yapacağız inşaAllah.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Aleyküm selam ve Rahmetullahi ve berekahütü. “Babam senelerdir her kızdığında bana beddua ediyor. Senelerdir de işlerim yolunda gitmiyor.” Babalar, anneler özellikle bizim neslimizde öyle sertti çocuklarına ben görürdüm aileleri, hep böyle o dönem. Osmanlı’nın son dönemleri de öyleydi. İşte çocuk hep dövülür, sopa atılır, ağzına biber sürülür, ağzına biber doldurulur, odaya hapsedilir. Hep böyle gördük etrafımızda, hep duyarız yani bir evvelki nesil böyleydi. Şu an böyle değil. Beddua ederler, küfrederler, hakaret ederler, aşağılarlar çocukları kız çocuklarına özellikle, acayip ezerler çocukları, babası döver, ağabeyi döver kız çocuklarını kolay olduğu için, ağzını burnunu kırarlar, tekmelerler, hakaret ederler, aşağılayıcı sözler söylerler idi. Bir kısım insanlar yapıyorlar bir kısım. Ama şu an bunun dozu çok düştü, azaldı. Beddua doğruysa tutar. Beddua demeyeyim de yani kişinin aleyhine olan dua eğer doğruysa tutar. Eğer doğru değilse, mazluma yapıldıysa o bela havada döner, o adamın üstüne çöker inşaAllah. Allah ona bela verir, bedduayı yapana belayı verir. “Allah seni parçalasın” der, bakarsın Allah onu parçalar, parçalasın diyeni parçalar. Mehdi (a.s.) aleyhtarları için de, mesela Mehdi (a.s.)’nin aleyhinde dua ederler, yaptıkları dua kendilerini sarar. Yani Allah onları parçalar. Mesela helak isterler, Allah onları helak eder. Resulullahı (s.a.v.) helak etsin diye dua ediyorlardı haşa, Allah Resulullah’ı (s.a.v.) helak etsin diyenlerin hepsini helak etti. Allah Mehdi (a.s.)’yi helak etsin diyenlerin hepsini Allah helak ediyor teker teker. Hızır (a.s.) hepsine teker teker bir ziyaret eder. Hiç ummadıkları yerlerde. Ya bir yolda, ya bir sokakta, ya bir evde, bir yerde Hızır (a.s.) onlarla ilgilenir. Mehdi (a.s.) karşıtlarına karşı çok hassastır Hızır (a.s.).
“Benim kendi geleceğime dair ümidim kalmadı” diyor kardeşim. Olmadı şimdi ayet var Cenab-ı Allah: “Allah’ın fazlından ümit kesenler, Allah’ın nimetinden ümit kesenler ancak kafirlerdir” diyor. “Sakın ümit kesenlerden olma” diyor Allah. Olmaz, haram, onu bir kere geri alacaksın. "Ben artık iflah olmam". Yerli filmlerde şarkılar var “ben artık iflah olmam" diye. Olmaz, Müslüman Allah'a sığınacak. Her safhasını Allah yaratır. Babanın yaptığı beddua ile sen yaşamıyorsun, Allah seni yaşatıyor. Seni geliştirecek, güçlendirecek olan da Allah'tır. "Ben artık iflah olmam" sözünü geri al, yanlış. “Arkadaşlarım Mehdi (a.s.) devrinde olduğumuzu artık ümitsizlik zamanı olmadığını söylüyorlar” doğru söylüyor. "Hocam ben bu beddualardan nasıl kurtulacağım?" Beddua denilen yani Müslüman’ın aleyhinde olan dua, Müslümana nur ve rahmet olarak gelir. Mesela "Allah" der haşa "Mehdi (a.s.)'yi helak etsin" der, Mehdi (a.s.)’de kahredici bir güç gelişir. Kahredici bir caydırıcılık gelişir, Allah sağlık ve sıhhat olarak ona çevirir. Mesela Mehdi (a.s.)'ye büyü yapılır, onu ferahlandırır o, gücünü arttırır, sağlık verir. O tarz beddualar eğer mazlum ise şahıs, beddua demeyeyim de yani aleyhinde olan dua o şahsa huzur, bereket, bolluk ve güzellik getirir. Tam aksi etki yapar, tam aksidir. Ve öbür şahsı da sarar, kuşatır, onu çökertir. Yani o aleyhte dua yapanı çökertir, aleyhinde dua yapılana da bereket, bolluk ve güzellik olarak döner. Böyle bir özelliği vardır. Onun için iftahar etsin, bu nimettir. Bir insanın aleyhinde birisi dua ediyorsa, aleyhinde oyun oynuyorsa, gıybet ediyorsa, tuzak kuruyorsa, mazluma yapılıyorsa bu, çok büyük bir güzelliktir. Mehdi (a.s.)'ye dünyanın, o devrin bütün deccaleri, firavunları ve şeytanları manen ve maddeten saldırıya geçecekler. Ve Mehdi (a.s.)'ye büyü yapılacak, cinler ve şeytanlar saldıracak, insanlar onun aleyhinde hakaretler edecekler, küfredecekler, iftiralar atacaklar. Mehdi (a.s.)'ye o ışık ve nur olarak dönecektir. İftira atıldıkça güzelleşir Mehdi (a.s.), iftira atıldıkça kalbi ferahlar, inşirah gelir, kalbi açılır, sağlığı artar, sevabı artar, Allah Katı'ndaki makamı yükselir. Çünkü her gıybet eden, her iftira atan bütün sevabını Mehdi (a.s.)'ye vermiş oluyor. Mehdi (a.s.)'nin de üzerinde eğer bir günah varsa, olduğu gibi onun üzerine gider ve Mehdi (a.s.) terütaze tertemiz olur ve ferahlar. İnşirah getirir, kalbe ferahlık getirir. Bu yanlış biliniyor, ben şimdi doğrusunu anlattım. "Teşekkürler" diyor. Biz Allah'a şükrediyoruz, elhamdülillah.
Mustafa kardeşimiz, Mustafa Seyhan, inşaAllah. "Hocam, Mehdilik ile beraber dünyadaki yedi milyar insan topyekün mutlu mu olacak, yoksa belirli kesim mi? Mehdiyetle beraber dünyanın bir ucunda cinayetler, hırsızlıklar, tacizler, tecavüzler, dert ve keder olmayacak mı? Bunu kavrayamıyorum". Yani yok denecek derecede bitecek, öyle anlasın. Yani pratikte yok denecek dereceye gelecek. Bak, sebebi de Allah'tan korkmayan Mehdi (a.s.)'den korkacak. Mehdi (a.s.)'nin cinler kanalı ile ve yüksek teknoloji ile, müthiş haber alma ağı olacak, yani bütün dünya avcunun içi gibi olacak Mehdi (a.s.)'nin. Mehdi (a.s.)'nin ve talebelerinin. Yani muazam bir kontrol sistemi olacak dünyada. Ama insanların büyük bölümü, yüzde doksan dokuzu Allah'tan korktuğu için yapmayacak, anlasınlar diye söylüyorum. Çok az bir kesimi de hadiste belirtiyor, Allah'tan korkmayan da Mehdi (a.s.)'den korkacak, dört dörtlük adam olacak, özelliği budur inşaAllah. İnsanlar iyidir normalde, zoraki insanları dinsiz yapıyorlar, deccaliyet dinsiz yapıyor. Yani çok kolaydır bir insanın Müslüman olması, çok makul. Şimdi bu kadar, şimdi şu masanın üzerine bakıyoruz, beynimin içinde kitap yaratmış Allah. Şu sayfa benim iman etmem için, bol bol, bol bol yeter bana, sırf şu sayfa başka hiçbir şey görmeyeyim. Beynimin içinde bana sayfa yarattı Allah. Bitti, çok net Allah'ın varlığı. Artık ikinci bir ihtimal olmaz. Bu herkes tarafından biliniyor aslında, fakat telkinle, işte biraz da özenti olmaktan Allah'a karşı çirkin cesaret gösteriyorlar. Bakın söyleyeyim, dünyada gerçek anlamda tek bir tane Allah'sız bulamazsınız, dinsiz bulamazsınız, bir tane. Yani gerçekten dinsizim diyeni bana getirsinler biraz konuşturayım Allah'a inandığını anlarsınız. Bilinçaltında inanıyordur. Bilinçüstünde, "İnanmıyorum" diyor inatla. Bak Allah diyor ki; "Vicdanları kabul ettiği halde zulüm ve büyüklenme dolayısıyla inkar ettiler" diyor Allah ayette. Vicdanen hepsi bilir. Mesela ateist sitelere girdiğimizde gece gündüz Allah aleyhinde yazılar var. Peygamber (s.a.v.) aleyhinde yazılar var. İnanmıyorsan işine bak. Niye bu senin üstünde baskı yapıyor da sürekli kendini telkin etmek istiyorsun Allah'ın yokluğuna? Niye uğraşıyorsun o zaman. Demek ki, vicdanın seni boğuyor. Rahatsız oluyorsun ki, sürekli yazıyorsun. Allah'a inanmayan hiç kimse yoktur gerçek anlamda, inşaAllah. Berker'im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah. İki tane ilginç haber vardı gösterebilir miyim onları inşaAllah? Bir tanesi, "HAS Parti'nin sıradışı sosyalistleri" diye, Numan Kurtulmuş ile ortak olmuşlar Hocam Türkiye Birleşik İşçi Partisi eski başkanı beraber kurmuşlar partiyi. O şu anda partinin davetlisi olarak birçok sosyalist de dünyadan davet edilmiş kongreye gelmesi için, Venezuela başkanı, Bolivya başkanı, Brezilya başkanı, Paraguay başkanı gibi.
ADNAN OKTAR: Efendim, şimdi kardeşim inşaAllah onların Müslüman olması için uğraşacaklardır, öyle düşünelim. Şimdi insanın ilk aklına gelen, özenti yazısı hemen insanın aklına geliyor. Yani böyle garibanlarda, gariban bazı Müslüman kardeşlerimizde sosyalist ve Marksist özentisi eskiden beri vardır. Kılık kıyafet böyle komünist kıyaftleri giyerler, komünist bıyığı bırakır. İşte söylem, söylence, bilmem ne falan, ağız da böyle komünist ağzıdır. Yani bir kısım insanlarda tabii komünist olmadığı halde de o üslubu kullananlar vardır ama özenti oldukları belli. Özenti olan partiler tepetaklak giderler söyleyeyim. HAS Parti bir kere o ismi değiştirsin. İnsanın aklına çok acayip bir, duyar duymaz kim olursa olsun "HAS" dedin mi ne akla gelir Türkiye'de klasik yani. Bir kere onu değiştirsinler bir, şu Marksist özentisinden vazgeçsinler iki. Şimdi yakında Hoca böyle Che'nin şapkasını takıp bir de neyse.
ALTUĞ BERKER: Bir haber daha vardı Hocam affınıza sığınarak onu da göstermek istiyorum. Ajda Pekkan ile röportaj yapmışlar "Bir tek Darwin'e inanıyorum" gibi bir şey söylemiş.
ADNAN OKTAR: Ajda annem kaç yaşında o?
ALTUĞ BERKER: 70 vardır herhalde.
ADNAN OKTAR:70 vardır.
SUNUCU: 47’li falan olabilir mi?
ADNAN OKTAR:47’li. O devirde kitaplar okumuş Ajda annemiz, o devrin bilgisini almış. Ondan sonra da okumamıştır. Siz ona bir Yaratılış Atlası gönderin de annem okusun. Bilmiyorum gözü, yani. Gönderin de okusun. Daha hala Lamarc, şu bu falan, var ya hani zürafa kafayı uzattı armut ağacına, ondan boynu uzadı, bilmem ne falan. O devrin düzmelerinde daha hala aklı kalmış olabilir. Gerçeğini bilmiyordur. O kibar insan öğrenir, anlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ona fosil gösterebilir miyiz hemen buradan?
ADNAN OKTAR: Annemize mi? Göster.
ALTUĞ BERKER: 150 milyon yıllık çekirge fosili.
ADNAN OKTAR:Ajda Hanım’a göstersinler bunu. Ya ben çocukluğumda Ajda Hanım vardı maşaAllah, daha hala var maşaAllah. Hep dinlerdik biz çocukluğumuzda, onun parçalarıyla büyüdük yani.
ALTUĞ BERKER:Günümüzde yaşayan halide şu an her yerde gördüğümüz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Berkerim hadi bakalım, sen bir bodycisin hadi kaldır bakalım bismillah.
ALTUĞ BERKER:Bu ahtapot Hocam. 95 milyon yıllık. Günümüzde yaşayan halini de gösteriyorum. Aynısıyla birebir 95 milyon yıl evvel nasılsa şimdi de öyle, hiç değişmemiş, yani evrim geçirmemiş. Yaratıldığının delili inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu eskilerin hepsinde böyle bir saplantı var. Benim çocukluğumda hep bunlar vardı, Hürriyet Gazetesi’nin o eski dedeler, Ajda Pekkanlar falan bunlar hep vardı. Hatırlıyor musun sen çocukluğunda Ajda Pekkan’ı?
ALTUĞ BERKER:Tabii, hatırlamaz mıyım.
ADNAN OKTAR:O zamanlarda vardı daha hala varlar maşaAllah. Ama o zamanlar hakikaten tek yanlı eğitim vardı, hep gazeteler Darwinizm’i anlatır, dergiler Darwinizm’i anlatır, annemiz o devirde almış bilgiyi. Halbuki elektromikroskop icat edildi. Bak bundan haberi olmayabilir. Bunu söyleyin, elektromikroskop icat edildi deyin, onun müjdesini verin. Hakikaten de haberi yoktur yani. 350 milyon fosil bulundu dersiniz yaratılışı ispat eden. Bundan haberi yoktur, bunu söyleyin. Efendime söyleyeyim, kromozomların yapısını söyleyin. Elektromikroskopta bütün detayları görüldü dersiniz inşaAllah. Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesinin imkansız olduğunu anlatın. Ajda Hanım değişecektir, inşaAllah.
“Bismillah. Allah Allah, güzel pirim” diyor maşaAllah “dün Cem ibadetine katıldık.” MaşaAllah Bektaşi, Alevi kardeşlerimiz ah canlarım benim. Ne güzel bak girişe bak maşaAllah “Bismillah. Allah Allah, güzel pirim” diyor. “Dün Cem ibadetine katıldık. Allah tüm müminlerin dualarını kabul eder inşaAllah. Hz.Mehdi (a.s.) Sahibi Zaman ve Ehl-i Beyt imamları ve Muhammed (s.a.v.) için naatlarla, dualarla topluca Cem ibadetinde güzel bir coşkuyla eda edildi.” diyor. İçim çoştu, helal olsun, Allah kabul etsin. “Ve birçok kez Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuru için piriler ve dedeler Hakk’a duada bulundular. Ağızlarından nur akıyor, Allah ağızlarından akan nuru göklere ulaştırsın, her yere ulaştırsın maşaAllah. “Biz Cem’in sonunda dedenin yanına gidip, “İnşaAllah İslamiyet, Hz. Mehdi (a.s.) ve Müslümanların birlik olması için Allah’a dua ediyoruz” dedik ve dedemiz omuzumuza elleriyle dokunup “İnşaAllah canlar inşaAllah” buyurdular. Pirim Allah yolunuzu açık etsin, selametle Alevi kardeşin Ahmet. Saygı ve hürmetler, ayrıca Cem’de Sünni kardeşlerimiz de aramızda bulundular. Bu da güzel bir örnek teşkil etti.” Tabii ki, tabii ki öyle olması lazım. Çok güzel, Allah Cem’inizi mübarek etsin. Efendim, dedenin elinden öpüyorum inşaAllah, orayı güzelleştiren o mübarek dedenin ellerinden öpüyorum. Allah Peygamber sevgisini kalplerimizde daha da arttırsın. Mehdi (a.s.) sevgisini, Ehl-i beyt sevgisini kalplerimizde Allah delice bir çoşkuya çevirsin. Allah aşkıyla Allah bizi yaksın, Allah aşkıyla yanalım inşaAllah. Çok güzel maşaAllah. Çok sevindim maşaAllah. Allah Cemlerinizi daha da sıklaştırsın daha da güzelleştirsin, daha geniş imkanlar versin Allah maşaAllah.
“Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü Muhammed Adnan Hocam. Yayınlarınızı keyifle izliyorum. Ruhumuzu ferahlatıyor. Son yayınınızda sütunlardan bahsetmiştiniz, şeytan çağırma. Sorum şu ki; Mısır Piramitleri’nin sırrı nedir? Onlar da şeytan çağırmak için bir araç mı idi? Ayrıca 1980 Kuzey Kutupları’nda dev antenler yerleştirildi. Bunlar insanların beyin dalgalarına hücum edebilir mi? Saygılar.” Hüseyin Avlayıcı, Almanya’dan.
O üçgen sistem, tamamen cinlerle ve şeytanlarla bağlantı içindir. Zaten o yaptıkları yüksek taşlar “kazıklar sahibi” dediği o Cenab-ı Allah’ın. Sultan Ahmet’te de bulunan o taşlar, uç kısmında piramit vardır ayrıca, tam uç kısmında piramit vardır, şeytan çağırmada kullanılır ve masonlar için çok önemlidir, yani sütun çok önemlidir, ateist masonlar.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Şu anda söyleyeyim birkaç kere yazdım ama cevabını alamadım.” diyor. Aleyna aleyküm selam ve rahmetullah ve berekatühü. “Hindistan’da ki Sai Baban denilen şahıs deccal midir?” Kim bu.
ALTUĞ BERKER:Bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:“Videolarında 65 milyon insanın müridi olduğunu söylüyorlar, tipi de müsait Hocam bu Sai Baba’nın. Deccal olabilir mi bu şahsiyeti dehşetiyet? Ellerinizden öperim.” Erzurum’dan İsmail. Yok kripto takımı bunlar. Boş, şambalacı takımı. Deccaliyet Darwinizm’dir yani deccal Darwin’dir ve dünyayı kaplayan yüzde doksan dokuzuna hakim olan, Allah’sız düşüncenin adı Darwinizm’dir, deccaliyettir inşaAllah, çok net. Yani deccaliyet nedir diye Resulullaha (s.a.v.) sorsak, değil mi hadislere baktığımızda eşittir bütün dünyanın dinsiz olması. Yani ekaliyetle dinsiz olması. Bunu kim yaptı diye baktığımızda, Darwin’in yaptığını görüyoruz. Adamın saçı, sakalı, tipi mipi tam aynı. Konu bitmiş, çok net. İşte alnında yazı var mı, yok mu, o hiç dert değil. Zaten bakan anlıyor. “Yüzünden anlaşılır” diyor. “Yazı bilen, bilmeyen herkes anlar” diyor. Yani mantıkla da anlayablirsiniz anlamına geliyor bu çok açık.
Bu herif mi o?
ALTUĞ BERKER:Göstereyim mi Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Göster. Bu nedir böyle, kaya porsuğu gibi. Boşver şimdi. Nedir bu? Neymiş bu?
REJİ: Ağzından altın yumurta çıkartıyormuş.
ADNAN OKTAR:Bu? Altından yumurta? Allah Allah. Başka ne marifetleri var bunun? Ya bırakın bunları, boşverin, bunlardan bir şey çıkmaz, boş adamlar. Ateist masonlar, şeytanla bağlantıyı eskiden beri yaparlar. Böyle cins tiplere, Kuran’da da var “Kabuk gibi üstlerine bağlatırız” diyor Cenab-ı Allah. Onları kendilerine veli ediniyorlar, bağlantı kuruyorlar. Yani haşa onları Allah gibi görüyor. Çünkü konuştuğunda konuşabiliyor, görüntü olarak görünüyor, istediği bir şey olduğunda da şeytan onu yapıyor. Yani istediği haberi götürüyor. Bir de şeytan kanalıyla da dünyaya hakim oldukları için, şu an ona imanları tam, şeytana. Yani yüzde doksandokuzuna hakim. Şeytan arada sırada bunlardan kan ister, kan dökmelerini ister, bunlar da savaş çıkartır, kan dökerler. Özelliği budur ateist masonların. Bunlara karşı Allah’ın birliğini savunan masonları biz devreye soktuk. Sayıları az ama güçleri iyi. Yani ateist masonlar daha çoktur, sayıları daha çok. Mesela Fransız masonları, İngiliz masonlarının büyük bir bölümü öyledir. Ama Tapınak Şövalyeleri de bir mason örgütlenmesi. Fatih Altaylı geçen günler de bir masonu çıkarttı, biz Tapınak Şovalyelerini çıkarttık ya buraya, şimdi onları etkisiz hale getirmek için adama soruyor böyle karşılıklı şutlaşıyorlar. "Tapınak Şövalyeleri de mason mudur” diyor “hayır, değildir” diyor. Halbuki has masondur. Masonluk’un kurucusu onlar zaten. Yani asıl kurucusu onlardır, Tapınak Şövalyeleri’dir eskiden beri. Ve bütün sembolleri, hayat şekilleri, tamamı masoniktir, nasıl mason olmuyor yani. Yani bütün sembolü, yöntemi, toplantı şekilleri tamamı masonik olur da, nasıl mason olmaz? Fatih Altaylı’nın bu çabası da boşa. Birde Allah’ın birliğine inanan ve dünyanın kardeş olmasını isteyen, İslam’ın da dünyaya hakim olmasını isteyen çok fazla mason var, isimlerini vermiyorum. Çok fazla diğer örgütlere sahip kişiler de var. Mesela Gül Haç Örgütü’ne sahip olan kişiler var yani ona hakim olan, o örgüt içeriside etkili olan kişiler var. İslam ahlakının dünyaya hakim olmasını istiyorlar. Yani Kuran’ın hakim olmasını istiyor. Tapınak Şovalyeleri var, Müslüman adam ama gizliyor. Hatta Evanjelik mason, Müslüman fakat gizliyor. Yani bizimle konuştuğunda söylüyor, Müslüman olduğunu söylüyor. “Ben Müslüman’ım” diyor. “Ama sakın Hocam, benim Müslüman olduğumu isim vererek hiçbir şekilde, beni bitirirler adeta” dedi. Öyle söylüyor yani. “Ne cemaatimde yerim olur ne başka yerde yerim olur, tutunamam ben” dedi. “Onun için söylemeyin” dedi, “istirham ediyrum.” Ama Müslüman. Gizlice yayılıyor şu an Müslümanlık. Yani Tapınak Şövaleleri’nde de gizlice yayılıyor, masonluk içinde de gizlice yayılıyor ve Gül Haç Teşkilatı içerisinde de gizlice yayılıyor ve daha da yayılacak. Yani fazla bilgi vermiyorum, bu kadar yeter inşaAllah. Fazla bilgi verirsek yakışık almaz.
“Esselamün aleyküm Hocam.” Aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam Mevlana’nın tekamül anlayışını Darwinizm’le bağdaştırıyorlar.” Yani Darwinizm’le aynı olduğunu düşünüyorlar diyor. “Bu konuda bizi aydınlatırsaız sevinirim.” Mahmut isimli kardeşimiz yazmış. Hayır, Mevlana’nın anlattığı ruhani gelişmeyi sembollerle anlatmış. Hz. Mevlana’nın diğer yazılarına bakın, diğer açıklamalarına bakın hep ol emriyle Allah’ın birden bire yarattığını savunur. Nasıl desin ki? Mevlana cinler evrimle yaratıldı der mi? Melekler evrimle yaratıldı der mi? Cennet evleri, Cennet bahçeleri, Cennet köşkleri, Cennet elbiseleri, Cennet içkileri, Cennet kadehleri evrimle yaratıldı der mi? Cennet hurileri, Cennet gılmanları, vildanları evrimle yaratıldı der mi? Onların hepsini ol emriyle yaratan Allah, aynı şekilde insanı da ol emriyle yaratmıştır. Ve ani bir yaratılışla yaratılmışlardır. Hz. Adem’in yaratılışında da Cenab-ı Allah, bildiğin şu porselenin yapıldığı balçık var, onunla, “İki elimle yarattığıma” diyor Cenab-ı Allah. Balçıktan insan heykeli yapmıştır Cenab-ı Allah, bildiğin insan heykeli çok düzgün bir heykel, bir süre onu bekletmiştir Allah, heykeli, ruh üfürmüştür, ruh üfürdüğünde birden yürümeye başlamıştır heykel. O kadar. Şimdi Cenab-ı Allah’ın ne porselenden heykele ihtiyacı var, ne de çamura ihtiyacı var. Meleklerin hoşuna gitsin, insanların hoşuna gitsin, biz Cennet’te gördüğümüzde hayret içinde kalalım diye, zevk olsun diye, zevkimize hoşumuza gitmesi için yaratıyor Cenab-ı Allah. Mesela Araf vardır, Cennet’te Müslümanlar gittiğinde önlerinde ışık var, sağlarında ışık var, hoşlarına gitsin diye yapıyor Cenab-ı Allah. Ve bir araçla götürüyorlar o meydanlığa. Yanlarında mihmandarları var. Allah’ın böyle bir şeye ihtiyacı yok ki, isterse Müslüman tek başına içine bilgi koyar, gözündeki nurla aydınlığı görür ama hoşlarına gitsin diye, değişiklik olsun diye yapıyor Allah. Bu da hoşumuza gitmesi için yaratıyor. Yoksa Adem (a.s.)’in yaratılışı, hemen yaratılmıştır Adem (a.s.). Allah Katında tek bir an vardır, Allah’ın beklemeye ihtiyacı yoktur, ne tekamülü. Bakın Cenab-ı Allah, bütün kainatı, sonsuz alemi sonsuz önce ve sonsuz sonrayı, sonsuz kısa zamanda yaratmıştır. Bakın sonsuz önce, sonsuz sonrayı sonsuz kısa zamanda yaratmıştır. Nerede burada bekleme? Allah beklemez. Bize öyle gösterir. Mesela Hz. Adem (a.s.)’i balçıktan yaratıyor, balçıktan çamur bir süre bekliyor, katı normal bu porselen aynısı, Allah ruhundan üfürüyor birden o yürümeye başlıyor. O kadar. Mesela kapıyı açıyorlar, insan içeri bir giriyor, evde mesela akşam babası işten geliyor kişilerin. Zile basıyor, kapıyı açıyor, hoşgeldin babacığım diye içeriye alıyor. Allah onu o anda yaratıyor. “O her an bir yaratılıştadır” diyor Allah ayette. Her an yarattığı için var oluyorlar. “Her an bir yaratılıştadır” diyor Allah. Allah bir anda yaratıyor, bir anda da yok ediyor. Mesela işe gitti diyor adam, adamın görüntü yok oluyor, gözünden yok oluyor babası kayboluyor. Mesela insan uyur ölür, ertesi gün Allah onu diriltiyor. Cenab-ı Allah’ın bu zaman ve mekandaki derin ilmini anlamaya çalışmak lazım. Allah’ın öyle beklemeye hiçbir şekilde ihtiyacı yoktur. Ama süs olsun diye yapar, güzellik olsun diye. Mesela anne karnında spermi yumurtayla birleştiriyor Allah, yavaş yavaş gelişiyor. Birden olsa aklımızın ihtiyari kalkar. Ama o zamanla olduğu için, bir süre sonra çocuk olarak karşımıza çıkıyor. İnsandan insan çıkıyor. Kardeşim insandan insan çıkması yani o kadar acayip bir olay ki, o kadar şaşırtıcı ki. Her hayvandan bir tane benzeri çıkıyor. Mesela zürafanın küçük bir yavrusunu gördüm ufak, köfte acayip şeker bir şey onlar, yerim ben onu yani. Salak salak bakıyor acayip şeker böyle. Mesela annesinin içinde bir tane küçük zürafa var. Mesela aslanın içinde küçük bir aslan var. Atın içerisinde küçük bir at var, minyatür. Çıkıyor bir süre sonra aynı annesi gibi oluyor. Yani o kadar harika yaratmış ki Allah dünyayı, başdöndürücü yani başdöndürücü. Ama dikkatlice bakılırsa. Ama dumanlı kafayla, uyuşmuş kafayla bakarsa adam tabii göremez. Kafasındaki o deccalin dumanını götürürse, o pusu giderirse, tamamdır. Ahir zamanda bir duman zuhurundan bahseder Kuran, duman zuhuru. Bir yönüyle de deccalin büyü dumanına bakar. Bütün insanlar o dumanlar tütsülenmiştir. O büyüyle akıllarında, hafızalarında, anlayış kabiliyetlerinde azalma ve eksilme meydana gelmiştir ve bütün insanlara etki etmiştir. Bak “bütün insanlara tesir eden o müthiş deccal de” diyor Bediüzzaman. Tek başına ama onun için o çok kolay. Deccal için mason tapınağında, o şeytanı çağırmak için onların kendi yöntemleri var, kurban kesiyorlar böyle, kan oluyor mesela kanı eline yüzüne sürüyor. Bir emekten sonra şeytan görünüyor, görüntü olarak geliyor. Secdeye kapanıyorlar şeytanın karşısında. Sonra o ne derse onun dediklerini yapmaya başlıyor adamlar, olay bu.
ALTUĞ BERKER:Onunla ilgili ayet okuyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Oku evet.
ALTUĞ BERKER:Şuara Suresi 221-223. “Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler. Bunlar şeytanlara kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.”
ADNAN OKTAR:Mesela şeytan çağırılırken Kuran yakıyorlar. 1999’da da bunu yaptılar. 1999’da. Buraya İsrail’den Kabalacı ateist masonları çağırdılar. Büyük bir toplantı oldu. Tam şeytanı çağırdıklarında, şeytan delilendi ve çok büyük bir kepazlik çıkardı. Hepsi biliyorlar, dehşete düştüler. Ondan sonra da biraz akıllarını başlarına aldılar, bir daha öyle pek delilik yapacak halleri de kalmadı. Baktılar ki, öyle şeytan zannettikleri gibi kontrol edilebilir bir varlık değil onların açısından. Allah kontrol eder şeytanı yani şeytana uyan şeytanı kontrol edemez. Onu esir eder. Allah’a sığınana şeytan etki edemez. Yoksa niyetleri çok bozuktu, 1999 şeytanın dünyaya hakim olamak için karar kıldığı bir yıldı. Yani Büyük Ortadoğu Projesi de uygulanacaktı ve dünyada da Müslüman bırakmayacaklardı. Çok büyük bir katliam düşünüyorlardı, çok büyük olaylar düşünüyorlardı. Mehdi (a.s.)’yi de katletmeyi düşünüyorlardı. Hz. İsa Mesih (a.s)’e karşı da tedbir alıyorlardı kendilerince. Baktılar ki Allah hepsinden büyük. Güç sahibi Allah, onu anladılar. Mutlak güç sahibi Allah olduğunu anladılar, yani şeytanın güçsüzlüğünü ve zavallılığını gördüler. Şeytanın it gibi nasıl aşağılandığını gördüler. İki büklüm olduğunu gördüler. Onları itiraf edecek onlar zamanı gelince acele etmesinler. Yani 99’da ne olduğunu onlara anlattıracağız, kendileri anlatacaklar. Yani müşahade ettiler, gözleriyle gördüler. Bu gördüklerini anlatacaklar, kendileri anlatacak. Şimdi susuyor olmaları önemli değil, konuşacaklar zamanı gelince. İnşaAllah. Ondan sonra Mehdiyet’in kapısı açıldı zaten 99’dan sonra. Mutlak gücün Allah’ta olduğunu anladılar. Şeytanın bir hiç olduğunu anladılar. Onun için böyle tırstılar, onun için böyle zavallılaştılar. Onun için masonluğun bütün karizması gitti. Şu an Allah’ın birliğine inanan masonların yolu açıldı artık. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Son günlerde şöyle bir izahta bulunmuştunuz Hocam. “Sertlik yanlısı bir Müslümanlık anlayışı tehlikelidir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin temelini bu oluşturuyor. Kan dökmeyi ve vahşeti kendince mübah gören Hocalar çıkarttılar, bu cahil Hocaların kan dökmeyi destekleyen üslupları var. Böylece adamlara zemin hazırlanmak isteniyor. Tehtit var diyecekler, tehtit oldu mu, adam saldırmayı meşru savunma hakkı olarak görür” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi diyor ki adam Evanjelik masonlar toplantı yapıyorlar. Mesela farz edelim Cübbeli’yi getiriyorlar, koyuyorlar. “Arkadaş bu bunların lideri, Hoca olarak biliyolar. Şimdi hep beraber seyredelim, ne diyor” diyor. “Mehdi (a.s.) çıkacak” diyor cingir cingir sesiyle söylüyor. “Alevileri, Bektaşileri, efendim Şiileri, Vahabileri hepsini kesicek” diyor. “Duydunuz mu” diyor adam, “duyduk” diyor. Hristiyanlar için ne diyor? “Onları da kesicek” diyor. Musevileri? “Onları da kesecek” Alevi’yi kesen Hristiyan’ı yaşatır mı? Onları kesecektir. “O zaman bizim ne yapmamız gerekiyor arkadaşım” diyor, “Onlar bizi kesmeden, bizim onları kesmemiz gerekiyor, doğru mu” diyor, “doğru” diyor adamlar. “Vicdani bir sorun var mı” diyor, yok. “Bu adamlar da genel olarak bunu düşündüklerine göre, ne yapmamamız gerekiyor” diyor. “Bizim atom bombamız var, napalm bombalarımız var, B52’lerimiz var, ağır bombardıman uçaklarımız var, falan onların nesi var.” “Cübbeli’nin asası var elinde” diyor. Cübbeli’ye de soruyorlar; “İşgal olduğunda, ne yaparsın sen” diyorlar, “bizi şehit etsinler” diyor. “Peki kadın, çoluk çocuk ne olacak?” “Onları bırakırız canım, bir şey olmaz, biz şehitlikte yatarız” diyor. Emin yani şehitliğe gideceğinden de. Sen hem korkacaksın, hem pasif olacaksın, hem İtihat-ı İslam’dan vazgeçeceksin, hem Mehdi (a.s.)’yi müjdelemekten vazgeçeceksin, İsa (a.s)’ın gelişini müjdelemekten vazgeçeceksin, 570 yıl geriye alacaksın, deccal ordularına diyeceksin ki, hadi gel beni kes diyeceksin, şehit olurum ben diyeceksin. Çoluk çocuğu da onlara bırakacaksın. Kadınları da onlara bırakıcaksın. Cehennem’in ta orta yerine gidersin Allah esirgesin. Aklını başına al. İslam’da cehd vardır. Cehd, gayret Allah’ın dinini yaymak, radyolardan, televizyonlardan, gazetelerden geceli gündüzlü anlatarak bilimsel metodlarla, gerekirse felsefeyi de kullanarak İslam’ı en inatçı muannit kafalara bile yerleştirmek ve anlatmak Müslüman için farzdır. Farz ayındır inşaAllah. Dolayısıyla böyle pasifist Hocaları destekleyen, pasifist çok fazla insan var. Şahs-ı maneviciler var, geldi geçti diyenler var, Hz. İsa (a.s.) geldi gömdük diyenler var. Hatta yerini bile söylüyor, “Isparta’da Hz. İsa (a.s.) şu an toprağın altında” diyor. Bak Hz. İsa (a.s.)’nın dünyaya hakim olmasını istemiyor. İslamiyet’in dünyaya hakim olmasını istemiyor. Onu mezarda görmek istiyor Hz. İsa (a.s.)’yı. Onun yerini mezar olarak görüyor. Biz onun yerini dünyada kumandanlık olarak görüyoruz. Hristiyan aleminin kumandanı olacak. Mehdi (a.s.)’nin de veziri olacaktır Hz. İsa (a.s).
Amerika’dan Sezgin Cumali. “Selamün aleyküm” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhterem Adnan Hocam. Sizin dışınızda diğer cemaatler hakkında güzel sözler söyleyen başka birisini görmedim. Geçen sene Kurban Bayramı’nda tevafuken denk gelen A cemaati aracılığıyla başka ülkelere yolladım, B cemaati bana darıldığını söyledi. O gün bende cemmatçilik olayı bitti. Hocalar güzel insanlar ama cemaatçilik bitti” diyor. Böyle aniden hani bittin seni sildim artık, kestim attım, bunlar doğru bir şey değil. Mesela bir arkadaş bir hata yapıyor, sen bittin, seni sildim. Olmaz, affedici olacak Müslüman, hoşgörülü olacak yani hoşgörü derken hatayı örtbas etme anlamında değil, onu düzeltme anlamında gayretli olacak. Niye bitsin? A cemaatini de B cemaatini de düzeltmek için gayret edersin. Bak Cübbeli’nin ben yakasını bırakıyor muyum? Geceli gündüzlü anlatıyorum. Gecenin bu vaktinde beni dinliyor bak maşaAllah.
Hakan Yılmaz. Hakan Yılmaz selamsız sabahsız direk konuya girmiş. “Fethullah Gülen mürşit mi?” diyor. Hakan bir hayli öfkeli gördüğüm kadarıyla Fethullah Hocaya karşı. Kardeşim şimdi Hakan kardeş, zaten bir avuç Müslüman var sen de böyle bu kadar öfkeli olursan, onları da devreden çıkarırsan artık kim kime kalmış oluyoruz. Öyle yapmayacaksın. Eksiklikleri, yanlışlıkları anlatırsın, izah edersin. Fethullah Gülen Hocamız orada esir, bir kere onu kurtaralım biz. Getirelim bir Türkiye’ye. Sen yiğitsen, delikanlıysan bunu yap. Sen daha hala şöyledir böyledir anlatıyorsun. O insanın oraya gitmesini kim istedi, kimler onu oraya gitmeye mecbur etti, onlarla mücadele et. O niye oraya gitti diye niye derdine düşüyorsun? Suçlu, o mübarek insanı oraya gitmeye mecbur edenlerdir. Kim burda onu tehdit eden onu bulmak lazım. Kimler tedirgin etti onları bulmak lazım. Kim orada onu ablukaya aldı onlarla mücadele etmek lazım. Fetullah Hocanın şahsına karşı böyle bir tavır Müslümanca olmaz, vicdanlı da olmaz, akılcı da olmaz. Bir de her halükarda İslam’a, Kuran’a hizmet ettikleri belli. En azından Müslümanlığı anlatabileceğimiz bir kitle bile oluştursalar, yani zemin oluştursalar bu da yeterli bizim için. Mesela Türkçe bilen adam yetiştiriyor değil mi, ne güzel, bak Türkçe konuşuyoruz şu an. Beni Hindistan’dan, Avrupa’dan, Amerika’dan Türkçe olarak dinleyen çok fazla talebe var, Fethullah Hoca’nın talebesi var. Yani o okullarda yetişmiş, Türkçe öğrenmiş, Türkçe dinliyor beni. Bak sırf şu bile yeter, hizmet olarak. O yüzden böyle yok CIA, FBI bilmem ne bunlar havalarda uçuşmasın. Ben öyle bir şey olsa bilirim. Yani Allah’ın izni ile. Bana bıraksın, ben bu konuların Allah’ın dilemesi ile uzmanıyım. Yani bizde, havada uçan kuşu sorsan ben size söylerim inşaAllah. Böyle bir şey yok, temiz insan Fethullah Gülen. İnşaAllah. Yok CIA’miş yok FBI’mış. CIA, FBI onu ablukaya alıyor, baskı yapıyorlar. Sorun o. Sen delikanlıysan CIA’e, FBI’a karşı mücadele ver. Mehdiyet yanında ol, kurtaralım Hocamızı oradan, kurtarıp vatanına getirelim özgürce yaşasın. Mehdiyet’i destekle, gidip elimizle alıp getirelim Hocamızı. Hocam deriz buyrun kendi vatanınız, elini kolunu sallayarak gezsin Hocamız. Türkiye’de onu ablukaya alanlarla mücadele edelim. Amerika’da onu ablukaya alanlarla mücadele edelim. Yiğitlik budur, bu yiğitlik değil bu yaptığın.
“Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam, hayırlı akşamlar. Allah davamızı mübarek ve daim eylesin. Benim size sormak istediğim şey, geçen gün Bayraktar” diyor, Bayraktar Bayraklı Hocamız, çok yamandır çok şahane bir şey Bayraktar Bayraklı Hocamız. “Karadeniz kanalında Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğini ve böyle şeylerin hurafe olduğunu söyledi. Bu konuda düşünceleriniz nedir Hocam? İyi yayınlar, iyi geceler. Nadir Türkgöz.” Bayraktar Bayraklı Hoca söyler. Ama mert Hoca diyor ki: “Arkadaş ben inanmıyorum. Bediüzzaman’a da inanmıyorum, hadise de inanmıyorum” diyor, açıkça söylüyor, ne olduğu belli. Biz gizleyenlere eleştiri getiriyoruz. Bayraktar Bayraklı Hocanın demesi önemli değil. Bayraktar Bayraklı Hoca Mehdi (a.s.)’nin geldiğini senden benden çok daha iyi biliyordur. Yani deccalin geldiğini de çok iyi biliyordur. Ama o öyle bir kere tutturduğu için geriye dönemiyor, yani gururdan kaynaklanan bir şey. İlk aldığı bilgiyi sonuna kadar muhafaza ile mükellef oluyorlar böyle kişiler. Bir gün Bayraktar Bayraklı dönüp dese ki; ya hakikaten dünyaya deccaliyet hakim oldu, gerçekten Mehdi (a.s.) varmış diyemez. Gururundan diyemez. Bir de tek yanlı eğitim alıyorlar. Yani İlahiyat Fakültesi’nde onun kendi kitapları var, okuduğu eserler var. İşte Muhammed Abduh, Cemalettin Afgani başka alimler var, eski alimler, onların eserlerini okuyorlar, tek yanlı eğitiliyorlar. Yani bunlar o devrin klasik ekolüdür. Yani ilahiyatta da hakimdir bayağı yaygın olmuştur. Diyanette de yaygındır, İslam Ansiklopedisi’ne baksan orada da görülür, her yerde yayınlanır. “Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğini ve böyle şeylerin hurafe olduğunu söyledi.” Nadir neye yaramış? Senin Mehdi (a.s.)’yi merak etmene yaramış ve Mehdi (a.s.)’yi öğrenmene yaramış ve benimle bağlantı kurmana yaramış. Bak Bayraktar Bayraklı Hoca hizmet etmiş. Şimdi sen de ne yaptın, gittin bizim HarunYahya.Tv’den Mehdi (a.s.) ile ilgili benim bütün konuşmalarımı dinliyorsun, dinleyeceksin. Bayraktar Bayraklı ne oldu? Mehdi (a.s.)’nin talebesi oldu. Cübbeli gibi o da Mehdi (a.s.)’ye hizmet ediyor, bak istese de istemese de. Mehdi (a.s.) gelmeyecek demek ne demektir? Mehdi (a.s.) gelecek demektir. Çünkü Mehdi (a.s.) gelmeyecek demesi, Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir. Bir kere Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametini Allah onlara yaptırıyor. Birilerinin bunu demesi lazım, bu alameti çıkarması lazım. Allah kaderde ona dedirttiriyor.Bayraklı Hocaya bakarsan... Ne dedi? “Gaybı hiç kimse bilemez” dedi, “hiç kimse.” Bana göstersinler Kuran’da nerede” dedi. Kuran’dan ayetlerle Hocaya gösterdik. Hocada ses nasıl? Musluk hani bazen sular kesildiğinde böyle bir ses çıkıyor musluktan, o. Halbuki Cenab-ı Allah diyor: “Allah gaybı kimseye bildirmez” doğru, “ancak seçtiği peygamberler hariç” diyor. Şimdi olmadı ki, arkasını söylemiyorsun ayetin, arkasını söyle ve gaybden nasıl haber verdiğini anlatıyor peygamberlerine, örnekler veriyor, anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor çok fazla örnekle Cenab-ı Allah anlatıyor. Bunları niye anlatmaz Bayraktar Bayraklı Hocamız? Coşkuyla Fatih Altaylı’nın kanalına gider anlatır, Fatih Altaylı’ya anlatır. Fatih Altaylı Mehdi (a.s.)’nin geldiğinden adı gibi emin. Onu bir Mehdi (a.s.) tedirginliği sardı. Hani var ya böyle bazıları korktuğu yerde böyle ıslık çalar bağırır mağırır böyle olayı yatıştırmaya çalışır. Bu da ıslık çalıyor. Madem Fatih Altaylı inanmıyorsun Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğine, ya bu kaçıncı programın senin Mehdi (a.s.) gelmeyecek diye yaptığın program? Niye bilinçaltından gitmiyor bu, bu inanç niye gitmiyor bilinçaltından? Adı gibi biliyor Mehdi (a.s.)’nin geldiğini Fatih Altaylı ve o korkusunu yatıştırmaya çalışıyor. Ve hiç istemediği birisinin Mehdi (a.s.) olmasından dehşete düşmüş durumda. Yani onu o korku sardı. Cübbeli’yi çağırmasının nedeni, hani böyle bazen cin min musallat olur da en hoşlanmadığı Hocalara gider müracaat ederler, mesela onun hiç beğenmediği bir semtte, hiç beğenmediği kirli bir evde bir Hoca olur, Cübbeli’yi tenzih ederim de teşbihte hata olmaz. Gider mesela çok zenginler vardır böyle Mercedes arabasıyla gidiyor onun evine, “Hocam” diyor, “etme çatma bizi kurtar şu cinlerden” diyor. O da ona işte tılsımlar yapar, bir şeyler, şimdi Cübbeli’den tılsım istiyor Mehdiyet’ten kurtulmak için. Cübbeli de “gönlün rahat olsun, Kıyamet’e daha var, 570 sene var, korkma korkularını ben yatıştırmaya geldim” diyor. O ona Hocam diye sığınıyor, o da ona babam diye sığınıyor, birbirlerini teselli ediyorlar. O diyor ki: “Mehdi (a.s.) kesecek beni” diyor. Onda Mehdi (a.s.)’nin kendini kesme korkusu var. Fatih Altaylı’nın da hiç istemediği bir kimsenin Mehdi (a.s.) olması korkusu var. İkisi birbirini yatıştırmaya çalışıyorlar. Hani böyle içki sofrasında iki taraf da birbirine sen de haklısın, ben de haklıyım derler ya böyle alkol duvarını iyice aştıktan sonra. Şimdi bunlar da öyle coştu, o da sen de haklısın, ben de haklıyım kafasındalar. İkisi de haklı değil. Mehdi (a.s.) geldi, İsa Mesih (a.s.) de geldi, yakın bir zamanda görecekler. Fatih Altaylı kendi kanalından bağıra bağıra Mehdi (a.s.)’nin geldiğini söyleyecek, İttihad-ı İslam’ın oluştuğunu söyleyecek bağıra bağıra. Bak unutmasın on yıl sonra kendi kanalından söyleyecek. En çekindiği şahsın da Mehdi (a.s.) olduğunu görecek. En istemediği kişinin Mehdi (a.s.) olduğunu görecek. Kendi kanalında bak, altını çizsin yazsın bir yere aynısını görecek. İsa (a.s.)’ın da geldiğini müjdeleyecek inşaAllah, bak İsa Mesih (a.s.)’in geldiğini de, kendi kanalından ve bizzat kendi ağzından, bir yere yazsın, on yıl sonra inşaAllah.
VTR
ADNAN OKTAR:Evet bak adam kabusunu açıklıyor Cübbeli, “beni de kesecek” diyor. Seni kesip ne yapsın Mehdi (a.s.), niçin kessin yani ne zoru yani, garibanın tekisin, aklını başına al, seni kesmeyecek, kesecek falan o lafları da at üzerinden. Ondan sonra Fatih Altaylı’yı da kesecek değil, babanla beraber rahat yaşarsın bir şey olmaz. Mehdi (a.s.) şefkatli, merhametli bir insandır, öyle bir şey olmaz, olmayacak da inşaAllah. “Korkak, ödlek birisiyim” diyor, “ne mal verebiliyoruz, ne can verebiliyoruz” diyor, akıllanacaksın, eksik yönlerin gidecek, zaten akıllısın da daha akıllı olacaksın inşaAllah.
“Selamün aleyküm” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Demin selamını almadığım kardeşlerimiz vardı, onlara da aleyküm selamve rahmetullahi ve berekatühü diyorum. “Sevgili Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Canım Hocam BloombergHT.Tv’de. Nedir bu?
ALTUĞ BERKER:HaberTürk.Tv’nin ikinci kanalı Hocam.
ADNAN OKTAR:“HaberTürk.Tv’de her gün geceli, gündüzlü deccal, sahte Peygamber ve şeytan üçlüsü” hakkında bilgi mi veriyor diyor. Şimdi bazen hakaret de olabiliyor da onun için dikkatli okuyorum, nerede ne yazacakları belli olmuyor bazı kardeşlerimizin. Bir kere hakaretamiz hiç kimse bir şey yazmasın yani onu okumam mümkün değil o. Yani burada herhalde yine deccaliyet ve Mehdiyet ile ilgili programlar yapıyorlarmış. Öyle mi?
ALTUĞ BERKER:Hz. İsa (a.s.) ile ilgili program olduğunu duydum Hocam seyretmedim ama geçen günlerde.
ADNAN OKTAR:“Fakat bu anlattıkları şey” diyor, “anlattıkları sistemde hakkı anlatmaya yönelik değil, büyük bir savaş için, yani üçüncü dünya savaşı çıkacağını ve bunu işliyorlar” diyor programda yani Armegedon’u işliyorlar diyor. Şimdi bu çok büyük bir hata. Yani Mehdiyet barışı, kardeşliği ve sevgiyi getireceği halde, böyle bir kan siyasetinin bir parçası olmak istemeseler de, cahillikle de yapsalar, ki cahilce yapıyorlar. Yani düşünmedikleri için oluyor, cahilliklerinden. Dünya çapında kitle katliamlarının, büyük bir insan kıyımının felsefesine çanak tutmuş oluyorlar. Yani Cübbeli’yi çıkararak da istemeseler de bunu yapıyorlar, Cübbeli de cahilliğinden bunu yapıyor, Fatih Altaylı da cahilliğinden bunu yapıyor, kanallarındaki yayınladıkları bu kan dökücü mehdi anlayışıyla da, kan döken deccal anlayışıyla da, çünkü deccal kan döker ama Mehdi (a.s.) kan durdurur. Sen deccali de Mehdi (a.s.)’yi de aynı kefeye getirmiş oluyorsun. Aynı şey “o da kan döker, o da kan döker” diyorsun. Mehdi (a.s.)’nin özelliği anti kandır, kan önleyicidir. Deccal kan dökücüdür. Deccali anlat ama Mehdi (a.s.)’yi niye kan dökücü tanıtıyorsun? Bak Cübbeli öyle tanıtıyor, “kesecek” diyor. Bu BloombergHT.Tv’de aynı şeyi işliyor. Bu milletin kafasını çok olumsuz yönde yönlendirebilir, bu konuda hata yapıyorlar. Mehdiyet’in kan dökmeyeceği, barışı ve kardeşliği, sevgiyi getireceğine dair programlar yapmaları lazım. “Geceli gündüzlü deccal, sahte peygamber ve şeytan üçlüsü insanları büyük felaketlere yönlendiriyorlar filmlerde” bunları gösteriyor diyor. “Vahiy Kitabında Hz. İsa (a.s.)’nın ikinci kez yeryüzüne ineceği ve bu kez insanlara iyiliği ve hakkı anlatmaya değil, büyük bir savaş için yani üçüncü dünya savaşı çıkacağını ve deccali, sahte peygamberi, şeytanı ve ona uyanların hepsini öldürecek diye program yayınlanıyor.” Halbuki Hz. İsa (a.s.) sevgiyle öldürüyor, bilimle öldürecektir. Bediüzzaman diyor: “Onun askerce, mektepçe, ilmi ve maddi ordularına karşı” diyor. Hz. İsa (a.s.) siyasette ağırlıklı olacaktır. Mehdi (a.s.) de bilimle, Kuran ile çökertecektir deccaliyeti. Yani “bu tip programları sürekli yapıyor” diyor. “Bu saçma sapan yönlendirmeyi Allah’ın izniyle siz durduruyorsunuz” diyor. Bilmeden, cahillikle bunu yapıyorlar doğru, fakat bu programlara da bir bakalım nedir? Fatih Altaylı durduk yere yapmaz bu programları, bunu bir araştıralım. Fatih Altaylı’ya bir üfürüm gelmiş mi, birileri üfürüyor mu bir de onu araştıralım. Üfürenler var da yine başka türlü de üfüren var mı ona bir bakalım inşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam sevimli bir çocukla, sevimli bir köpek var, göstereyim mi uygun mu inşaAllah?
VTR
ADNAN OKTAR:“Muhterem efendim” diyor kardeşim, Osman Çadırcı kardeşimiz. “Hocam sizi de çok seviyorum, Cübbeli Ahmet Ünlü Hocamı da. Sizin onun hakkındaki görüşlerinizi seyrettim ve üzüldüm.” İslamiyet’te üzülmek yok, emr-i bi’l maruf ve nehy-i anil münkerden sevinç duyacaksın. Eğer ben bu halde bırakmış olsam ve Müslümanlığın aleyhine, Alevi, Sünni çatışması olsa, Bektaşilerle Şiilerle çatışma olsa, bölgede savaş olsa, İran felaketin içine sürüklense, Türkiye savaşa girse, Hıristiyanları, Musevileri kıtır kıtır doğrayanlar olsa, bundan mutluluk mu duyacaktı? Bunu engellemeye çalışıyorum ve engelledim Elhamdülillah, Allah vesile ediyor. Cübbeli de cahilliğinden böyle bir ortama zemin hazırlıyor. Konuşmalarından yayınlayıp ispat ediyorum. İftira etmiyorum, hakaret de etmiyorum, kendi orijinal konuşmalarını birebir dinletiyorum ve burada açıkça görüyorsunuz. Baksana dehşet verici bir mehdi kavramı etrafa yayılıyor, “kesecek, biçecek” diyor ve “beni de kesecek Mehdi (a.s.)” diyor. Onu duyan talebesi Mehdi (a.s.)’nin gelmesini istemez. “Mehdi (a.s.) Cübbeli’yi bile kesiyorsa, hepimizi doğrar” diyecektir. Yani o zaman diğer alimleri de doğrayacak diye düşünür ve mehdi nefreti meydana getiriyor insanlarda, cahilliğinden. Mehdi (a.s.) şefkati, merhameti, güzelliği, kardeşliği getirecekken, Mehdi (a.s.)’yi deccal gibi gösteriyor Allah esirgesin. Bu fitneye ben de dur diyorum. Dolayısıyla bunda üzülecek değil, iftihar edilecek bir durum var. Niye üzülüyorsun, üzülmek zaten haramdır. “Neden bu kadar sinirlisiniz?” Üslubum öyle. Yoksa ben sinirli bir insan değili. Yani yüzüme ben de bakıyorum aynaya hakikaten böyle yırtıcı bir yüzüm var yani, çok saldırgan bir ifade var yüzümde ama öyle birisi değilim. Yani çok şefkatliyim, yani karıncaya bile kıyamam ben. Yani bütün bitkilere, hayvanlara, bitkiye bile kıyamıyorum. Gülü bile dalından koparamam ben, yani o ölür diye dalında koklarım gülü bile. Öyle bir insanım. Ama üslubum böyle yani Berker Hocam gibi sakin sakin anlatmak o ayrı bir olay, ben de böyleyim yani. Yani özüne baksınlar, özünde çok şefkatli bir insanım ve merhametliyim. “Sizin görüp de bizim göremediğimiz ne var” diyor. İşte gösteriyorum, Cübbeli’nin kendi sesinden, kendi görüntüsünden gösteriyorum, bunları kabul ediyor musun Osman Kardeş? Kabul etmiyorsun. Ben de kabul etmiyorum işte bunları anlatıyorum. Ama bir gün Berker Hocamdan bir ders alırsam onun gibi olmak için.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama dinleyenlere afakan gelir, Allah-u alem, öyle bir şey olmaz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Biz sizi örnek alıyoruz inşaAllah. Hamiyet-i İslamiyeniz çok güçlü olduğu için, biz de öyle olmak istiyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Coşkulu bir insanım, deli doluyum. Allah’ın delisiyim böyle aşk delisiyim, ruhum böyle, coşkuluyum. Beni böyle kabul etsinler inşaAllah. Yani mühim olan şefkatli olmak inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Feyz alıyoruz ondan Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ayrıca Cübbeli’ye karşı mümin kardeşim diyorum, biri bir şey yapsın da bir göreyim bakalım Cübbeli’ye. Bak bir ara dediler, kaset çıkacak, onu mahvedeceğiz, bilmem ne falan diyorlardı, ben ne dedim? Sıkıysa bir yapın dedim. Kanunla hukuk ölçüsünden, ağzınızı kulağınıza kadar yırtarım dedim. Ve yapamadılar. Muhtemelen böyle bir şey düşünüyorlardı, o da korktu yazık değil mi, öyle vedalaşır gibi bir şeyler yapıyordu talebeleriyle. İşte “bana bir şey yapacaklar, sakın bırakıp gitmeyin ha” bilmem ne falan sürekli tembihliyordu, ödü kopuyordu. Sonra yatıştı, sakinleşti, bir daha söylemedi. En iyi de onu koruyacak olan benim. Ama anormalliğini en iyi anlatan da benim Allah’ın izniyle. Yanlışlıklarını gideriyoruz ve ben o ocağa karşı da derin sevgim var. Ben Mahmut Hocamı iki elimle öpüyorum elini öperken. Mahmut Hocamın tırnağı etmem ben. Derin saygıyla severim. Oradaki müridanı da çok seviyorum. Ama Cübbeli’nin bu anormal sözlerine müsaade etmem. Yani Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı istemeyen bir çizgiyi kabul etmem. Bak İttihad-ı İslam’ı adama söyletemiyorum ben Cübbeli’ye. Söylemiyor adam. Herkes yazı yazıyor şimdi Flash Tv’de, İttihad-ı İslam’ı anlatsın. Bu yüzyılda İslam ahlakını dünyaya Allah hakim etsin desin. Önümüzdeki yıllar içerisinde, bir yıla, iki yıla, beş yıla kadar hakim etsin desin. Allah’tan yalvarsın bunu istesin. İstemiyor, burada bir acayiplik var, bunu görsün talebeleri. Cübbeli desin “İttihad-ı İslam’ı Allah nasip etsin” desin, sorun kalkar, hiçbir şey demem. Ama diyemez, çünkü Fatih babası ona müsaade etmiyor. Fatih babasının kucağında büyümüş durumda “baba baba” diye peşinden geziyor Fatih Altaylı’nın. Ve İttihad-ı İslam’a karşı net tavır almış durumda şu an. Bir de masum bir görünümle bunu yapıyor. Yani “570 yıl sonra” diyor ki “ya adam istemiyor değil ki, istiyor” diyor. Ama ne zaman istiyor? “570 yıl” 570 yıl bu ümmet yerden yere çalınacakmış, 570 yıl sürünecekmiş. 570 saniye bekleyecek durumumuz yok bizim. 570 saniye bekleyemeyiz, değil ki 570 yıl. 570 yıl sonra Kıyamet’in üzerinden yıllar geçmiş olacak, yüzyıllar geçmiş olacak. Müslümanları uyuşturuyor Cübbeli. Ve bir tek o değil. Cübbeli’nin yani şahıs olarak söylüyorum ama Osman Ünlü’sü var, bilmem ünsüzü var, Şaşar Beşer Faruk Beşer’i var. Cins cins, çeşit çeşit adamlar var. Ben bir tek onun üzerinden konuyu anlatıyorum yani konuyu çok çatallandırmıyorum, dağılmasın konu diye. Yoksa aynı kafada bir sürü adam var.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren, HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve Asu Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam var mı senin söyleyeceğin bir şey?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah, HarunYahya.Tv sitesinden devam edeceğiz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir ayet söyleyeyim o zaman ben. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Açtım İbrahim Suresi çıktı.
“Andolsun” diyor Cenab-ı Allah, Şeytan’dan Allah’a sığınırım, “Musa’yı: “kavmini karanlıklardan” deccaliyetten, şeytanın sisteminden “nura çıkar”, İslam’a çıkar “ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat” diye ayetlerimizle göndermiştik.” Mehdi (a.s.) de aynı şekilde geliyor, kavmini karanlıklardan, deccaliyetten nur’a, Kuran’a, İslam’a, İttihad-ı İslam’a çıkarıyor inşaAllah. Ayet ona işaret ediyor asrımıza bakan yönüyle. Tamam, HarunYahya.Tv’den devam ediyoruz inşaAllah.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...