SUNUCU:Sohbetimize Adnan Oktar Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Berker Hocam bana gazetelerden bir şeyler anlatmayacaksın?
ALTUĞ BERKER: Olur Hocam inşaAllah. Nasıl uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: O adamların hepsini demeyeyim de bir kısmının lafı pek bitmez. Biz başka konuları anlatalım inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Depremlerden bahsediyordunuz Hocam. Onların çoğalmasıyla ilgili, arzu ederseniz onlarla ilgili bir şey gösterebilirim inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne var onunla ilgili?
ALTUĞ BERKER: Depremlerin çoğalması onunla ilgili grafikler var Hocam. İnşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “depremler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz” diyor inşaAllah. “Ümmetimde zelzeleler olur, öyle ki bu zelzeleler on bin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür bu zelzelelerde” diyor. Böylesine depremler sadece 1999’dan sonra yaşanmaya başladı. Siz daha iyi biliyorsunuz Hocam inşaAllah. Grafik, bu 1973’den itibaren depremlerin yoğunluk grafiği, 99’da yükselmeye başlamış Hocam. Oldukça dikleşmiş çizelge, yoğunlaşmış depremler. Onunla ilgili gazete haberleri var. 2010’da özellikle Haiti ve Şili’de çok büyük kayıplar verilmişti. Onunla ilgili grafik var. 70’lerde çok az iken 2000’lerde çok yükseliyor depremler iyice. Bütün dünyada çok yüksek oranda. 8.3, 7.4 büyük depremler oldu. Son altı yılın büyük depremleri Hocam. İki yüz otuz bin kayıp olmuş Endonezya’da.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ne anlattın ben gelmeden önce?
ALTUĞ BERKER: Kuran’ın yeterliliğinden bahsettik Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dünyadaki Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in vefatından sonra, tabiin, tebbe tabiin ve ondan sonraki asırlarda Peygamberimiz (s.a.v) bir zorluk vardır diyor. Yani bir de Ahir zaman iyidir diyor. Yani Mehdi (a.s) devri bu devir. Ondan gerisi zorluklarla doludur diyor. Aynı dediği gibi olmuştur. Bütün sıkıntının kaynağı Kuran’a ilave yapılması veya çıkartma yapılmasından kaynaklanıyor. Yani dünyada bak bütün acının, belanın sırrı burada başka bir şey yok. Kuran’a ilave yapılması ve çıkartma yapılması. Ya hurafe ile ilave yapıyorlar veyahut bana vahiy geldi diyerek ilave yapıyorlar. Bu Babilik var mesela onlarda da öyledir. Bahailer de onlarda da öyledir. Bana vahiy geldi diyor Allah’tan, Bahaullah diye bir şahıs var. “Allah’ın meleğini gördüm bana her şeyi anlattı. Yeni bir kitap geldi bana” diyor. Böyle manyak tipler diyeyim yani, zuhur ediyor hepsi kendisine vahiy geldiği iddiasıyla ortaya çıkıyor ve hepsi kendisine kitap geldiği iddiasıyla ortaya çıkıyor. Bir tane, iki tane, üç tane değil. Özellikle, bu son yüzyılda son iki yüzyıldan beri bu yoğunlaştı. Hep bana vahiy geldi diyenden geçilmiyor yani. Önüne gelen peygamberlik ilan ediyor. Ahir zamanda bu peygamberlik ilanlarının çoğalacağı hadislerde var. Böyle sahte mehdiler sahte İsalar kendisine vahiy geldiğini iddia eden böyle sapıtıklar. Şimdi onların bir ara listesini getireyim bu sapıkların, önü arkası yok. Veyahut hurafeler. Hurafe de ayrı bir bela, o da ilave Kuran’a ilave. Halbuki insanlar tam Kuran’a göre yaşamış olsalar çok mutlu olacaklar. Acayip rahat ederler. Bir de Allah bak hepsinden önemlisi, veyahut işte önemli, çünkü o da önemli o da önemli. Allah dünyanın mutluluğunu onun üzerine bağlamış. Yani hak gelen hak kitaba uyulup veya uyulmaması. Mesela Hz. Musa (a.s.) devrinde de Tevrat’a uymadılar, çok acı çektirdi Allah, kırk yıl çölde gezdiler. O Hz. Musa (a.s.)’nın devrinde de öyle sapıtıklar vardı ve onların yaptığı hatalardan halk da etkilendi tabii, çok olumsuz etkilendiler insanlar. Samimi olarak Musa (a.s.)’a iman eden çok azdı, Kuran ayeti var. Bu yüzyılda şimdi Kuran’a tam tabi olacakları için rahat edecek insanlar. Bunu hep beraber birlikte göreceğiz. Yalnız benim anlattıklarımın güzel yönlerinden bir tanesi de ispatlı olması. Benim dediklerimi göreceğiz. Çünkü bak şimdiye kadar her dediğimi teker teker herkes gördü. Yani muntazam dediğim tarzda gidiyor. Bir de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri pek öyle alışılmış bir alim değil, yani çok şaşırtıcı bir insan. Ben diyorum ki bak her söylediği çıkıyor diyorum, insanlar ona tam konsantre olamıyorlar. Yani tam kavranamıyor, olabilir birisi de söyler. Ama bakın net tarih veriyor, şu olacak diyor, oluyor, şu olacak diyor oluyor. Mehdi (a.s.) ile ilgili de net tarih vermiş. Hicri 1400 yani 1980 yılında çıkacak diyor, çok net konuşmuş. Yani kırk yıllık bir mücadelesi olduğu anlaşılıyor Bediüzzaman’ın izahlarından. Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi ile ilgili bak “geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” bilgisi hiçbir yerde yok. Bu orijinal bir bilgidir, ilhamdır bu. Bediüzzaman’a has bir bilgidir. Yani Cenab-ı Allah’ın ona bildirdiği gizli bir bilgidir. Muhtemelen Hızır (a.s.) kanalıyla aldı o bilgiyi. Yani Hızır (a.s.)’dan aldı. Çünkü bakın geldiği vakit diyor, İsa (a.s.) kendisini bilmez. Yani ben mesela ben bilecek zannediyordum, geldiğinde bilir yani bir Peygamber olduğu için, gökten meleklerin kanadında gelir iner ve bilir. “Bilmez” diyor Bediüzzaman. Yani uyur halde bırakılacağı anlaşılıyor Bediüzzaman’ın izahında. Mesela deccaliyeti asla anlayamazdı Bediüzzaman anlatmasaydı, insanlar anlayamazlardı. Yani deccalin giriş şekli çok sinsi, çok sezdirmeden yapıyor özelliği odur. Yani bak bütün dünyayı esir aldı fakat farkına varamamış insanlar, Bediüzzaman tarif etti. Mesela bak Mehdi (a.s.)’nin gelişini anlatıyor. Buna rağmen birçok talebesi orada alenen ve açıkça olan Mehdi (a.s.)’nin şahıs olduğunu göremiyorlar. Mesela bu da çok büyük bir harika ve mucizedir. Yani mesela burada Kıyamet Alametleri yazıyor. Biz okuduğumuzda bunu çok rahat görüyoruz. Adam bunu göremiyor, bu bir mucizedir. Başka şey okuyor oradan okuduğunda, anlamıyor. Hakikaten okuyorlar, defalarca okuyorlar gerçekten anlayamıyor. Bu da Ahir zamanın hayret verici özelliklerindendir.
İmam Muhammed Bakır şöyle buyurmuştur; “Kaimimiz kıyam edince” yani Mehdi (a.s.) gelince, o görünür hale geldiğinde, “onlarla konuşmak istediğinde” halkla konuşmak istediğinde “duyarlar ve kendi mekanında olduğu halde onu görürler.” Yani Mehdi(a.s.)’yi konuşma yaptığı mekanla birlikte görürler diyor halk oturdukları yerde. Bu nasıl olur?
ALTUĞ BERKER: Televizyonla inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani bak herkes diyor kendi evinde oturuken, Mehdi (a.s.)’’nin diyor, kendi mekanında olduğu halde onu görürler. Bak yüzlerce yıllık, sekiz yüz yıllık falan bir eser. İmam Muhammed Bakır Peygamber (s.a.v.) Efendimizden bildirir; “Kaimimiz, kıyam edince” Mehdi (a.s.) kıyam edince, “halkla konuşmak istediğinde halk duyar onu” diyor. Bak bir, önce “duyarlar”, demek ki önce radyolardan, internetten, televizyondan konuşacak “ve kendi mekanında olduğu halde onu görürler.” Yani evlere tek tek görüntü olarak oluşacak demiyor, onu mekanıyla birlikte göreceksiniz diyor. Bulunduğu yerle beraber. Bu ancak televizyonla mümkün. “Dünyayı fitne ve düşmanlık sardığında” şu an öyle oldu zaten dünyayı fitne ve düşmanlık, (fitne: kargaşalar her türlü acı) ve düşmanlık” insanların birbirine düşman olması, anarşi, terör, “dünyanın her yeri zulüm fesat ve yağmayla dolduğunda”, yağma yani milletin malını alıp el koyuyorlar, kavga çıkarıyorlar, şu an yani. “Dalalet ve inhiraf” doğru yoldan saptıran “kalelerini yıkmak”, dalalet ve inhiraf yani Darwinizm, materyalizm, dinsizlik her türlü düşünce kalelerini yıkmak. Fikir kaleleri olduğunu burada bak açıkça anlıyoruz “ve karanlık ve taş kalpleri” karanlık böyle simsiyah olmuş kalbi ,“ve taş kalpleri tevhid” yani Allah’ın birliği ve tekliği “insaniyet ve adalet nuruyla aydınlatmak için Allah büyük ıslıhatçısını” Mehdi (a.s.)’yi gönderecektir. Peygamber (s.a.v.) Efendimizden hadis. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin talebelerinin kalpleri çelik parçaları gibi olacaktır.” Yani çeliktenmiş gibi kalpleri, “çelik parçası gibi olacaktır.” “Onlardan her biri kırk kişinin gücüne sahip olacaktır. Yeryüzünün hakimiyet ve önderliği onların elinde olacaktır.” Dünyaya hakim olacaklar diyor. “O dönemde halk kitlesinin (dünyadaki insanların) akıl gücü temerküz bulacak.” Aklını toplayacak yani, aklını başına topla derler ya insanlara, insanlar aklını başına toplayacak diyor hadiste. İnsanların aklı başına toparlanacak. “Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın teyidiyle insanların aklını olgunlaştıracak.” Mehdi (a.s.) vesile olacak diyor insanların aklının olgunlaşmasına, “ve herkeste bir aydınlık meydana getirecektir.” Yani kafalarında bir berraklık, netlik ve açılma, yani o kabus gibi olan ruhları gidip, onun yerine böyle makul, canlı, neşeli, sevgi dolu bir aydınlık ruh gelecek diyor.
(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 264) Yine Peygamber Efendimizden (s.a.v.) hadis. “Hz. Mehdi (a.s.)'nin döneminde fitne ve kavga ateşi sönecek,” anarşi ve terör kalkacak “zulüm ve gece baskını” bak “zulüm ve gece baskını” mesela geceleyin adamların evine baskın yapılıyor değil mi, bak gece baskını. Birçok insan korkuyor gece baskınından, gece bir şey olacak diye değil mi, kapılarını kitliyorlar, bilmem ne yapıyorlar, tedbir alıyorlar, “ve yağmalama adeti kalkacak” yani malını mülkünü alıyorlar, parasını alıyorlar, gasp ediyorlar. Bu adet, bak adet haline gelmiş artık, “adet kalkacak, savaşlar yok olacak.” İnsanlar artık savaşmayacaklar. İnşaAllah.
İrşad isimli eserde yine (s.365-366). “Kâim-i Âl-i Muhammed (s.a.v.) yani Mehdi (a.s.)kıyam ettiğinde aynı Hz. Davud gibi, yani batın hasebiyle gereğine uygun hükmedecek, şahide gerek duymadan hükmedecek.Allah hükmü ona ilham edecek ve o da ilahi ilhama göre hükmedecek.” Mesela şu an insanlar aleyhine şahit oluşturulabiliyor, delil de oluşturulabiliyor. Mehdi (a.s.) ne şahide, ne delile itibar etmiyor. Direk gördüğüne göre, yani adamda gördüğü yüzündeki ifadeye göre hüküm veriyor. Mesela adam hakikaten masumsa anlıyor Mehdi (a.s.) yüzünden. Değil mi böyle cinayet yükleniyor birçok insanın üzerine, hırsızlık suçu, birçok şey. Ama adam yapmıyor normalde, o baktığında anlar diyor Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)
Mehdi (a.s.) zamanında alemde” yani dünyada “viran bir yer kalmayacak” yani böyle virane, perişan, eski binalar kalmayacak “ve Hz. Mehdi (a.s.) her yeri onaracak ve abat ve mağmur ve şen edecek.” Çok hoş hale getirecek diyor. İnşaAllah.
Hz. Ali (r.a.)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Allahperestlik” Allah’ı seven, Allah’tan yana olan düşünce “nefsperestliğe çevrildikten sonra” insanlar nefislerine döndükten sonra, yani Allah yerine nefislerini sevmeye başladıktan sonra “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek ve nefsperestliği Allahperestliğe” Allah sevgisine, Allah’tan yana olan muhabbete “çevirecek; Kuran insanların kendi görüş ve düşüncelere uydurulduktan sonra” bakın çok önemli “Kuran insanların kendi görüş ve düşüncelere uydurulduktan sonra” günlerden beri anlattığımız konu bak Hz. Ali söylüyor. Kuran’a ilave yapıyor veyahut ek yapıyor. Kafasında bir din var, onu, o dini Kuran’a uygulamaya çalışıyor zorla. “Kuran insanların kendi görüş ve düşüncelere uydurulduktan sonra Hz. Mehdi (a.s.) gelip görüş ve düşünceleri Kuran'a uyduracak.” Yani doğrudan Kuran’dan alacak feyzini, direk Kuran’a göre haraket edecek. “Yeryüzü içinde sakladığı her şeyi onun için çıkaracak bütün imkanlarını ve bereketini onun hizmetine sunacak.” Yani yeraltı hazineleri, madenler, petroller, hepsi. “İşte o zaman Hz. Mehdi (a.s.) gerçek adaletin nasıl olduğunu, kitab ve sünneti ihya etmenin ne demek olduğunu size gösterecektir” diyor Hz. Ali. (nehv-ül belağa, feyz-ül islam, sf. 424,425)
Berkerim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Dün şöyle söylemiştiniz: “Deccal kendi yapması gerekenleri bir kısım Müslümanlara yaptırıyor. Bir şekilde Mehdiyeti yok edin dedi. “Mehdiyeti pratik olarak ortadan kaldıracak herhangi bir yöntemi uygulayın diyor. “Hangisi size uygunsa o elbiseyi alın. Ya şahs-ı manevi deyin, ya geldi geçti deyin, ya 570 yıl sonra deyin, ama yeterki Mehdiyeti ortadan kaldırın” diyor deccal. Tabii büyük çoğunluğu deccale uyduğunu bilerek yapmıyor, cahilliğinden yapıyor” dediniz.
ADNAN OKTAR:Doğru inşaAllah. Başka ne var? Cübbeli’nin birkaç tane video filmi vardı yeni, biraz talebemi de konuşturayım da, ortalık şenlensin açılsın şöyle. Evet seyredelim bir önce.
VTR (Cübbeli Ahmet, Ahir zaman hadislerinin yarısından fazlasının çıktığını, bundan sonra da çıkmaya devam edeceğini anlatıyor.)
VTR (Cübbeli Ahmet, ehl-i sünnetin bütün kaynaklarında, Hz. İsa (a.s.)’ın ineceğinin mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.)
VTR (Cübbeli Ahmet, yaşadığımız Ahir zamanda konuşulacak en önemli konulardan birinin Hz. Mehdi (a.s.) konusu olduğunu anlatıyor.)
ADNAN OKTAR:Bak kendisi anlatıyor, “biz Mehdi (a.s.)’yi anlatmayacağız da neyi anlatacağız? Mehdiyet devrindeyiz, deccaliyet devrindeyiz, anlatacağız tabii ki” diyor. “Lüzumsuz konulara mı girelim?” diyor. Yani “İslam’da cinsellik nasıldır? Seks hakkında ansiklopedi mi yazalım?” diyor. Ama bir de bakıyorsun yapıyor. Ve Mehdi (a.s.)’den de bahsetmiyor şu an. İsa (a.s.)’nın gelişinden de bahsetmiyor. Ama daha önce bahsetmiş, bu anlattıklarını da unutmuş, biz de onları anlattırıyoruz şu an. İnşaAllah. Mesih’in, İsa (a.s.)’nın gelişinin hem Kuran ayetleriyle sabit olduğunu anlatıyor dedikleri doğru, çünkü ayete hadise dayalı olarak söylüyor. Ama şu an savunmuyor mühim olan bu. Ve İttihad-ı İslam’dan ısrarla kaçınıyor, Türk İslam Birliği’nden ısrarla kaçınıyor. Buna bir yerden birileri üfürdü, olay onu gösteriyor. Yani buna gösterilen ilginç destekler de çok acayip. Yani Fatih Altaylı durduk yere böyle bir adamı desteklemez. Yani Fatih Altaylı’ya yukarıdan üfürülmedikten sonra bunu yapmaz Fatih Altaylı. Kimin üfürdüğünü gazetecilerin çoğu biliyor. Yani Fatih Altaylı’ya yukarıdan üfürenin kim olduğunu biliyorlar. Ben de biliyorum. Ve destek için de başka kişilere de üfürdüler. Ama bunu neden desteklediklerinin işte kökenini söylüyorum. Yani böyle bir adama ihtiyaçları var. Çünkü biz dinin hakikatini anlattığımız için insanlar gerçekten dindar oluyorlar, samimi Müslüman oluyorlar. Ama böyle bir zihniyet olsaydı, Allah vermesin Türkiye’de din kalmazdı, İslam kalmazdı. Allah korudu.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah vesilenizle Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Muhammed Adnan Hocam size bakıyorum o anda beynim susuyor, nefsim susuyor, şeytanım da susuyor. İmanın kuvvetini ve samimiyetini hissediyorum, sadece size bakıyor ve dinliyorum büyük bir sevgi ve hayranlıkla” diyor Feriha from Amerika. Ne demek from? Amerika’dan, Newcersey.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Şu zamanda, şu Ahir zamanda hakikaten de deccal insanları o kadar kolay kandırıyor ki, insan şaşıyor. Hocam geçenlerde birisiyle yaptığım yaptığım sohbette İsa (a.s.)’nın geleceğini ve onun zamanında olacak olayları anlattım. O da bana, buna inanmadığını söyledi” diyor. Özetle sonunda da diyor ki, “Hz. Mehdi (a.s.)’nin ikinci binde gelişini tekrar anlatır mısınız? İkinci gelişi ikibinden sonra zannedenler var. Selam eder ellerinizden öperim.” Muhammed, İstanbul. İmam Rabbani Mektubat’ında açık açık anlatıyor işte, onu defalarca anlattık. Anlayamamaları işte biraz deccalin yaptığı büyüden kaynaklanıyor.
Bak İmam Rabbani diyor ki Mektubat’ında, zaten onların kaynağı da o. Mektubat-ı Rabbani, 628. sf. ““Bu ümmetin ahirliği, ikinci binin başlaması ile başlar. Yani Resulullah (s.a.v) Efendimizin irtihalinden itibaren. Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi bu ikinci bindedir. Bu davanın doğruluğuna adil şahid, İsa (a.s.)’ın ve Mehdi (a.s.)’nin bu bin içinde var oluşlarıdır.” Yani ikinci binde var oluşlarıdır diyor. Binden sonra kaç gelir?
ALTUĞ BERKER:İki bin.
ADNAN OKTAR:Anlaşılmayacak ne var bunda? Binden sonra iki bin geliyor. Yani bin yıl geçmiş Peygamberimizin (s.a.v.) vefatından sonra, bin yıl geçtikten sonra ikinci bin yıl gelir. 1431’deyiz biz zaten. Dolayısıyla ikinci binin ortasındayız. İkinci binin içindeyiz.
"Bilesin ki,” diyor 455. Sayfada “Resulullah (s.a.v.) Efendimizin ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler.” Yani yüksek insanlardır. “Yani Resulullah (s.a.v.) Efendimizin irtihali üzerinden (vefatından itibaren) bin sene geçtikten sonra ” bak bin kelimesi, B, İ, N, bin. Anlaşılmayacak bir şey yokki bunda. “Peygamberimizin (s.a.v.) vefatından bin sene geçtikten sonra isterse az olsunlar onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki şeriatın takviyesi, pek tamam şekliyle hasıl ola. Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi (a.s.)'nin gelişi de bunun içindir.” Bin sene geçmiş üzerine 431 sene daha geçmiş. Yani ikinci bindeyiz şu an. Dolayısıyla vakit tamam, buna ilave yapılmaz. Aradan bin sene geçtikten sonra ikinci bine girilir. Bunu iki türlü de anlatmış İmam Rabbani. Birde anlamıyorsa ilkokula yeniden başlatmak lazım, başka ne olabilir?
ALTUĞ BERKER:Bir de Cübbeli’nin Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah bir saptırması daha vardı. İlk yirmi yıl, otuz yıl çıkmazsa İmam Rabbani’den kaynak göstererek çıkmaz diyor 1500’e kadar. Halbuki İmam Rabbani Hazretleri “o ilk onsekiz yıl geçmiş vaziyettedir” diyor. “Yüz başlarında olacaktır zuhuru” diyor. Yani alametlerin hiçbiri belirmemiştir, şu anda gerçekleşmemiştir diyor. Halbuki 1400’den itibaren Mehdi (a.s.)’nin bütün alametleri gerçekleşti. Kendisi de söylüyor yarısından fazla diye kaç sene evvelki programında.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi İmam Rabbani çok büyük alim ve çok büyük bir müctehid ve müceddit. Şimdi on sekiz yıl geçti, on sekiz yıl geçmesine de gerek yok, beş yıl geçmiş bile olsa, on yıl bile geçmiş olsa veyahut birkaç yıl bile geçmiş olsa ortada deccal yok bir kere. Deccal yoksa zaten Mehdi (a.s.) olmaz. İslam gürül gürül yaşanıyor İmam Rabbani’nin devrinde, deccal çıkmamış. Deccalin ne alametleri oluşmuş, ne deccal çıkmış. Deccal çıkmayınca “Mehdi (a.s.) geldi” nasıl desin? Zaten belli. O ihtiyaten yine de halkın gönlünü rahatlatmak için uzunca bir süre beklemiş. Ne deccalin alametleri çıkmış, ne Mehdi (a.s.)’nin alametleri çıkmış, tabii ki Mehdi (a.s.) gelmedi diyecek, ne diyecek o zaman? Ama deccalin alametleri çıkmış olsaydı, ama Mehdi (a.s.) çıkmamış olsaydı, onu demezdi, diyemezdi İmam Rabbani. Deccal çıkmış olsaydı. Çünkü deccal varsa mutlaka Mehdi (a.s.) vardır, ikinci bir ihtimal yoktur. Deccal olmadığı için Mehdi (a.s.) de çıkmamış demiştir. Ama ayrıca Mehdi (a.s.)’nin hiçbir alameti çıkmamış İmam Rabbani’nin zamanında, yok. Kâbe baskını olmamış, İran-Irak savaşı olmamış, gökte iki tane kuyrukluyıldız görülmemiş. İki uçlu kuyruklu yıldız olması lazım, peşpeşe olması lazım. Bir tane kuyruklu yıldız var, her dönemde çıkıyor bir tane kuyruklu yıldız. Ama Peygamber Efendimizin (s.a.v.) dediği iki tane kuyruklu yıldız, biri de çift uçlu. Çift uçlu hiç çıkmamış. İmam Rabbani’nin zamanında da yok çift uçlu, hiç yok. Bilim adamların da bundan önce ne zaman çıktığını bilmiyorlar Lulin’in, bundan sonra da ne zaman çıkacağını bilmiyorlar. Fırat’ın suyu kesilmemiş, dev alametler, Fırat’ın suyu kesilmemiş, Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olmamış. Bunu görerek İmam Rabbani nasıl Mehdi (a.s.) çıktı desin? Tabii ki diyemez. Ama Berzenci Hazretleri diyor; Eğer Mehdi (a.s.)’nin çıkışından itibaren otuz yıl dahi geçmiş olsa yüzyıldan itibaren, o Mehdi (a.s.)’nin zuhurunun açıklanması açısından engel değildir” diyor. Yani “Mehdi (a.s.) daha da geçmiş olsa çıkar” diyor. “Yüzyıl başında çıkması diye bir konu yoktur” diyor. “Otuz yıl öncesinde de çıkabilir, yirmi-otuz yıl öncesinden, otuz yıl sonrasında da çıkabilir” diyor yüzyıldan itibaren. “Daha ileri de gidebilir” diyor. Çünkü deccal çıktıktan sonra ne farkeder? Mühim olan deccal çıkmış, alametler çıkmış. O ne demektir? Mehdi (a.s.) faaliyet halinde demektir. Yılların uzaması onu gösterir.
Demek ki daha deccali yenememiş demektir. Uzaması çok normal en az otuz-kırk yıl sürer. Ki normal kırk yıldır. Zaten hadislerde de geçiyor “deccalin ömrü kırk yıldır” diyor. Yani Mehdi (a.s.) çıktıktan sonra deccalin katledilmesi, yani yok edilmesi, etkisiz hale getirilmesinin kırk yıl olduğuna dair çok fazla hadis var. Dolayısıyla İmam Rabbani ile ilgili Cübbeli’nin söylediği söz, çok cihetten yanlış. Yani bir oyalama, başka bir şey değil.
VTR
ADNAN OKTAR: Bak Allah ona en istemediği şeyleri söylettiriyor. Dedim ya en sıkı talebem olacak, diye. Geceli gündüzlü Mehdi (a.s.)’yi anlatıyor ve anlattırmaya devam edeceğiz inşaAllah. Bunları anlatmış unutmuş, hepsini tetkik ettiriyorum, bütün konuşmalarını hepsini çıkartırıyorum tek tek, uzun uzun anlatmış zamanında. Bir de bayağı kapsamlı anlatmış.
Bak Mektubat-ı Rabbani’de İmam Rabbani diyor ki 2. Cilt 258. sayfa’da; “Onun (Hz.Mehdi (a.s.)’ın) zuhur mebdeleri çıkışının başlangıcı ve mukaddemeleri (çıkış alametleri) ResulAllah Efendimizin (s.a.v.) irhasatına (Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in peygamberliğinden önce meydana gelen harikulade ve peygamberliğine delil olan hadiselere) benzer. Bunların hiçbiri olmamış. İman Rabbani Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametleri oluştu demiyor, oluşmamış. Oluşmayınca da “Mehdi (a.s.) gelmedi” demiştir, bundan doğal ne olabilir yani. Bekliyor bekliyor hiçbir alamet çıkmamış, halbuki Mehdi (a.s)’nin yüzyılda çıkışından itibaren, yoğun olarak alametlerin çıkması lazım. Fırat’ın suyunun kesilmesi lazım, Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olması gerekiyor, Kabe’de baskın olması lazım, Irak’ın işgal olması lazım, bütün alametlerin, Afganistan’ın işgali hepsi olması lazım. Hiçbiri olmayınca da “çıkmamış” demiştir bundan doğal ne var? Ve daha da önemlisi deccal çıkmamış. Deccalin olmadığı yerde Mehdi (a.s.) ne yapsın? Yani onu, deccali yenmeye geliyor Mehdi (a.s). Deccal çıkmamış, “deccal yok” diyor İmam Rabbani, kendi devrinde “deccal yok” diyor. Deccalin olmadığı yerde de Mehdi (a.s) olmayacağına göre. Şu anda bak kendi anlatıyor, “her yer işgal altında, bütün İslam alemi işgal altında. Mehdi (a.s.) gerekiyor” diyor. “Mehdi (a.s)’nin zuhuru gerekiyor” diyor. Bu çok açık. Onun için arkadaşlar, bizi dinleyen kardeşlerimiz birbirlerine ısrarla anlatsınlar, o büyü bozulacak yani ısrarla, telkinle. Bu bir anda gitmez. Mesela bu iki bini bile daha hala anlayamadılar, hakikaten anlayamayabilirler, bir daha anlatacağız, bir daha anlatacağız. Çok şaşırtıcı bu. Bak “aradan bin sene geçtikten sonra” diyor, adam “nereden çıkarttın onu” diyor. Bin seneyi gösteriyoruz “üç bin yazıyor burada” diyor. Hayır göstereceğim adam var yani diyor adam. O TGRT’de çıkan muhabbeti sıkı bir amca var, onu göstersene, Osman Ünlü. Bak üç bin yılı nasıl söylüyor, bir dinleyelim.
VTR (Osman Ünlü)
ADNAN OKTAR: Şimdi bak,herkes duydu. Ne diyor? “Üç bin yıl” diyor. Burada ne diyor İmam Rabbani? “Yani Resulullah (s.a.v.) Efendimizin irtihali üzerinden bin sene geçtikten sonra” diyor. “Aradan bin sene geçtikten sonra Mehdi (a.s.)’nin gelişide bunu içindir” diyor. Bin sene. Hoca kaç bine çıkarttı? Üç bine çıkarttı. Ve TGRT’de yayınlanıyor bu, karşısındaki de “ne güzel anlatıyorsun Hocam, maşaAllah” diyor. Kardeşim göstersene, kitabı göster de görelim, neredeymiş o üçbin. Doğru söylemiyor ve insanlara da hipnoz yapıyorlar böyle.
ALTUĞ BERKER:Ayrıca Hocam Suyuti’nin sekiz sahih hadisiyle ümmetin ömrü 1500 senedir diye anlatıyorsunuz.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ona kalıncaya kadar neler yani. Sekiz tane hadis de var, Bediüzzaman’ın açıklamaları da var, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri de var. Çok fazla açıklama var. Ama şimdi Hoca bunu anlattığı vakit holding faaliyetleri daha rahat olmuş oluyor. Eğer Kıyamet yakın derse, yetmiş yıl var derse bütün herşeyin bitmesine, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak dedin mi, holdingler biraz sallanabiliyor herhalde anladığım kadarıyla. Ve alanen ve bilerek bütün Türkiye’nin gözlerinin içine baka baka doğru söylemiyor. Bakın “bin sene” diyor, ben yanlış mı görüyorum burda kaç sene yazıyor?
SUNUCU:Gerçekten bin sene yazıyor.
ADNAN OKTAR:Bin sene. Evet. Ben bu adama ne diyeyim? Üç bine çıkarttı bak.
“Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü Sayın Muhammed Adnan Hocam. Nur talebesi kardeşlerimiz şunu düşünmüyorlar mı?” Nur talebesi şimdi hepsini genelleme yapmaya gerek yok, bu yüzde biri, çok az küçük bir bölümü. “Nur talebesi kardeşlerimizin bir kısmı şunu düşünmüyorlar mı” denebilir çünkü birçoğu çok uyanık ve yamanlar yani yüzde doksan dokuzu bilirler. “Eğer ki, Bediüzzaman Hazretleri, Ahir zaman Mehdi (a.s.)’si ise, Hz. İsa (a.s) gelip onların söylemesine göre vefat ettiyse, o zaman Kıyamet şu an yaşayanların başında kopacak demek olmuyor mu? Madem her şey olup bitmiş, o zaman Kıyamet her an başımıza kopacak demektir. Peki nasıl bu kadar rahat, gayet sakin işlerini güçlerini ve ticaretlerini çok titiz gözetiyorlar? Bu nasıl Nur talebesi olmaktır anlayabilmiş değiliz. Ben ve kardeşim bu duruma çok şaşırıyoruz. Cenab-ı Allah’a sığınıyoruz inşaAllah. Cenab-ı Allah bizlere acısın, bir an evvel Hz. Mehdi (a.s)’yi zuhuru ettirsin inşaAllah. Allah rızası için Nur talebesi kardeşlerimiz bu durumun biran evvel farkına varsınlar. Mehdi (a.s.) Hazretlerini beklemiyorlarsa bile, Allah rızası için gereken gayreti göstersinler. İttihat-ı İslam için gereken ehemmiyeti göstersinler. Yoksa Ahiret’te bu durumlarına Cenab-ı Allah razı olmayabilir” diyor Adil Bozdoğan.
Evet. Tamam böyle anlatalım, faydası olur inşaAllah tekrar tekrar anlatırsak. Berkerim seni dinleyelim biraz da.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Sizin programlarınızın yayınlandığı internet siteleri var Hocam. Burada gösteriliyor, aşağıda bakın sağda canlı yayında sizin resminizle birlikte şurada.
ADNAN OKTAR:haberalemi. Evet bu internet sitesinde yayınlanıyor diyorsun.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, başka?
ALTUĞ BERKER:Bir tane daha var onu da göstereceğim Hocam inşaAllah. gazeteoku.com inşaAllah. Burada da sağ asağıda canlı röportaj. “Her akşam 10:00 ile 12:00 arası HarunYahya.TV’de” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Bu kadar mı Berkerim?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir hayli var ama siz örnek olarak.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam örnek olarak, inşaAllah. Dün söylediğiniz önemli bir şey vardı Hocam. “Müşriğin nerede olduğunu ve nasıl olduğunu, Müslümanın görmesi ve çok akıllı hareket etmesi lazım. Mehdiyet duygusal holigan kafasıyla hareket edenleri, Kuran’ın akılcılığıyla doğru yola getiren harekettir. Müslümanlığın ezilmesini ortadan kaldırıp, Müslümanları hakimiyete götürecek çok keskin bir akıldır. Akılsızlığa karşı keskin bir akılla çıkan Müslümanları koruyan br sistemdir Mehdiyet. Allah’ın tecellisidir” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben anlamıyorum yani adam çıkıyor o kadar çok ki bu, geçmiş yüzyılda da var ve hala da devam ediyorlar. Mesela bu Ahmedilik var, Ahmediye Pakistan’da Bahailik, bayağı çok var, çok çok fazla var. Adam çıkıyor “bana kitap geldi” diyor. Ve koskoca adamlar yani böyle 50 yaşında 60 yaşında adamlar buna inanıyor. Yani Kuran’ın son kitap olduğunu Cenab-ı Allah açıkça söylüyor, son peygamberdir, başka da kitap yok. Adam “bana bir kitap daha geldi” diyor. Birde az buz da değil, bayağı bir insan, milyonlarca insan ona inanıyor. Ben buna şaşıyorum, yani adamlar alanen şaklaban, yani alanen manyaklar yani başka açıklaması yok. Allah diyor “bana vahiy geldi diyen ve Allah adına yalan söyleyenden daha zalim kimdir” diyor Allah. Korkmuyorlar Allah’tan ve yalan söylediğini de çok iyi bildiği halde adama o vahiy gelmediğini etrafındakiler de biliyorlar, öyle bir kitap gelmediğinden de eminler, sırf dinsizlik olsun, sırf pislik olsun diye yapıyorlar. Yani o inanır mı öyle bir şeye, mümkün mü? İnanmayacağı belli. O psikopatların listesini de çıkartalım da son yüzyılda bana vahiy geldi diyen ve bu hurafeci kafa, yani Kuran’a ilave yapan veya çıkaranlar. Bak bütün dünyanın böyle mahvolmasına sebep oluyorlar ve acı çektiriyorlar insanlara. Halbuki Kuran uygulanmış olsa ortalık Cennet gibi olacaktı şu an, müthiş rahat ederdik. Çok neşeli gayet sağlıklı, zinde bir nesil olacaktı. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin tek bir tane şikayeti var, şeytandan Allah’a sığınırım “Yarabbi, benim ümmetim bu Kuran’ı terk ettiler” diyor. Tek bir tene şikayeti var. Yani Kuran’a ilave yaptılar, Kuran’dan çıkartma yaptılar. Bu anlama geliyor, terketme bu şekilde oluyor.
“Selamün aleyküm Sayın Adnan Oktar Hocam. Rahmetli Prof. Dr. Türkan Saylan hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Hayırlı akşamlar.” Hülya Bölükbaşı. Kardeşim biz camiye getirilen, musalla taşına konan, namazı kılanan herkesi Müslüman olarak görürüz. Müslüman kardeşimiz olarak görürüz. Yani kafir olsa gelmez oraya o. Namazı o şekilde kılındığına göre, müslümandır. Müslüman olmasa kılmaz onun namazını zaten. Kafir olsa kılmazlar. İmam efendi ve Müslümanlar şahadet ettiklerine göre “nasıl bilirdiniz” diyorlar “iyi bilirdik” diyorlar. Üç kere soruluyor. Namazı da kılındığına göre Müslümandır. Hüsn-ü zan etmek lazım inşaAllah. Ama olabilir, eksiklikleri olabilir yanlışları olabilir. Onun Ahiret’te hesabını verir. Iyiyse mükafatını alır, hatalıysa karşılığını alır.
“Selamün aleyküm” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Benim aslan Muhammed Adnan Hocam. Nasılsınız? Ben Konya’dan Murat Avşar. Sayın Hocam, ben Abdulbaki Erol Gavs-ı azam Seyyid Hazretleri’nin sofisi olarak, onun evlatlarından birisiyim inşaAllah. Sayın Hocam Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinden çokça söz ediyorsunuz. Şeyh Nazım Kıbrısi bizim de başımızın tacıdır. Hocam Gavs’ımızın yolunda canlarımız Allah için, İslam için canlarımız kurban olsun. İnşaAllah. Sayın Muhammed Adnan Hocam, Gavs Hazretleri efendimizin de Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) ile ilgili sözleri var mıdır?” Tabii Menzil, Mehdiyet’in gülleridir onlar, Mehdiyet’le ilgili çok güzel sözleri vardır. Kitaplar çıkmıştır, zaten açıkça söylüyor o mübarek şeyh efendiler. “Tarikat devri bitmiştir” diyorlar “görev Mehdi (a.s.)’dedir. Şu an, yaşanan an, hidayet Mehdi (a.s) kanalıyla dünyaya yayılıyor” diyorlar. Daha ne desinler, çok açık inşaAllah. Buluduğun ocak, tabi olduğun ocak çok çok güzel. Çok temiz bir yere bağlanmışsın, gül bahçelerinden bir gül bahçesindesin. Allah devamını nasip etsin, Allah gönlünü açsın, Allah seni güzel yoldan ayırmasın inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Resim gösterebilir miyim Hocam? Gavs Kaseri Hazretleri ve Menzil sofileri inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, bakalım. Tek resim mi var?
ALTUĞ BERKER:Şu an, evet. Daha evvel göstermiştik inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Hepsi seyyiddir, hepsi Peygamber (s.a.v.) Efendimizin neslindendir. Çok efendi, olgun, nezaketli, saygılı, devlete karşı saygılı, üniter devleti savunurlar, bölünmeye şiddetle karşıdırlar, anarşiden terörden şiddetle kaçınırlar, yatıştırıcıdırlar, makuldürler. Siyasete karışmazlar, yani hiçbir şeyden nemalanmazlar, hiçbir çıkarları yoktur Allah rızası için gayret ederler. Hep dağıtıcıdırlar, toplayan olmazlar. İnşaAllah.
Bu Tarık Yıldızı’yla ilgili bazı konular var onları anlatacağım ama şimdi değil. Yarımda inşaAllah.
“Muhterem Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde Mehdi (a.s.)’nin medineden çıkacağı yazılıyor. Burada bahsedilen medinenin büyük bir şehir anlamında kullandığını sizin vesilenizle artık hepimiz biliyoruz. Nitekim bir başka hadiste Peygamberimiz s.a.v.) şöyle bildiriyor: “Hazreti İbni Amr (r.a.)’dan rivayet edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki; Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadıkça Kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine şehrinin fethi.” Denildi ki; “Hangi medine (şehir)?” Buyurdu ki; “Konstantiniyye.” Yani İstanbul, İstanbul’un manevi şehri. Bazı kişiler ısrarla buradaki medine kelimesini Arabistan’daki Medine şehri olduğu konusunda ısrarcılar. O zaman Hocam başka bir hadis-i şerifte de Hz. Mehdi (a.s.)’nin ümmi olacağı yani Arapça bilmeyeceğini bize haber veriyor sevgili Peygamberimiz (s.a.v.). “O, Hz. Mehdi (a.s.) Arapça’yı pek iyi konuşamaz, pek Arapça bilmez. Fakat ahlakı hususundan Peygamber (s.a.v.)’den farklı da olmaz.” Medine şehrinden çıkıpta Arapça bilmeyecek olması bir çelişki arz etmiyor mu” diyor. Yani orada Medine’de olduğuna göre kendi anayurdu olduğuna göre çok iyi Arapça bilmesi lazım, Arapça’yı bilmemesi nasıl olur? Mümkün değil. Demek ki, denilen medine o Medine değil inşaAllah. İstanbul inşaAllah. Zaten Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’de söylüyor.
“Muhammed Adnan Hocam bunu vicdanen size soruyorum. Bir samimi mümin olmak için ne yapmak lazım sayın Hocam? Allah razı olsun ve selametle.” Timur Abdurrahman. Samimi olmak için kendini kasmamak, doğal olmak lazım. Yani vicdanına tam uymak, en güzel sözü seçmek, en güzel tavrı yapmaya çalışmak, yani kafasında böyle şeytan at oynatmayacak. Böyle kırk tilki kafasında birbirini kovalamayacak. Çok samimi olacak, herkes için iyilik düşünecek, hayır düşünecek. Çünkü birine insan düşman olduğunda kasılır, birine kin duyduğunda kasılır, kötü bir şey düşündüğünde kasılır, küstüğünde kasılır, öfkelendiğinde kasılır; küsmeyi, öfkelenmeyi, intikam almayı bunların hepsini bırakacak, Allah’a tam teslim olacak. Vücut normal fonksiyonlarına gelecek, yani normal çalışmaya başlayacak. Çünkü küsmeyi kenara soktu mu, öfkeyi soktu mu, vücut iptal olur, kafa gider. Beyni gider, dengeli düşünemez artık. Mantıksız düşünmeye başlar, kontrolü kaybeder. Ama çok candan olursa bir insan herkesi affetmek gözüyle, şefkatle, sevgiyle bakarsa, böyle hoşgörülü sevecen olursa, Allah’tan şiddetli korkar, Allah’ı çok sever, aşkla severse, samimi olursa samimi olmuş demektir. İnşaAllah gerçek samimiyet budur. Yoksa “ben samimiyim” diyor ama bir sahtekar samimisi vardır üçkağıtçıdır “ağabey bütün samimiyetimle söylüyorum” diyor, duruyor duruyor “vallahi yalan söylemiyorum, billahi yalan söylemiyorum” diyor, yani her yeri oynuyor samimiyetsiz olduğu belli. Hakikaten de inanıyor kendisi samimi olduğuna da. “Ben çok samimiyimdir ağabey” diyor. Bunlar tombalacı karakteri. Yani bunu bırakacaklar. Son derece samimiyetsiz. Tombalacı derken yani gayri meşru insanların, dolandıran insanların kafasıdır.
“Hocam selamün aleyküm.” Çok sevimli. “Hocam çok merak ediyorum lütfen” diyor söylemediğim hadisler var,çok zorda kaldıklarını söylüyor söylemediğim hadislerden dolayı, merak duygusu insanlarda çok komik, acayip sevimli oluyor. Hayır hayır söylemeyeceğim.
Samimi olunduğunda genellikle insanların aleyhinde de olur samimiyet. Mesela birisine iyilik yaparsın, derler ya hatta gerçi bitti vaktimiz ama “merhametten maraz doğar” derler, doğsun merhametli olacaksın. İnşaAllah. Çok samimi olmak lazım. Candan olmak lazım. Allah öbür türlü rahatlık vermez zaten dünyada da ahirette de.
SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00.30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, bandırmahaber.net, bizimantalya.com, gazeteoku.com, haber50.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, haberonay.com, inradio.tv, islaminesil.com, karabukguncel.com, renklihaber.net, selamhaber.com, varanhaber.com ve harunyahya.tv sitemizden devam edeceğiz.
Evrim Sözlüğü
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...