SUNUCU: Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, bandırmahaber.net, bizimantalya.com, gazeteoku.com, haber50.com, haber58.com, haberalemi.net, haberdem.com, haberhilal.com, haberonay.com, inradio.tv, islaminesil.com, karabukguncel.com, renklihaber.net, selamhaber.com, varanhaber.com ve harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: “Hocam Muhammed Adnan Hocam, dün takıntıların hastalık derecesine gelmesi durumunda ne yapılabileceğini sormuştum. Siz de önemsememek gerektiğini söylemiştiniz. Fakat takıntılar eleme dökülecek kadar ilerlemişse bu çok zor oluyor. Takıntıların ve kuruntuların sebep olduğu eylemlerle birlikte ortadan kaldırmanın çözümünü soruyorum. Dün tam olarak açık soramamıştım. Özür diliyorum”. Ne yani insan iradelidir. Zayıflığı insan kendine yakıştırmaz. Yani nefis bizim emrimizde bir köle hükmündedir. Yani ben mesela farz edelim sinemaya gideceğim. Yok gitmeyeceksin dediğimde gitmez. Farz edelim mesela domuz eti var. Yemeyeceksin dediğimde yemez. Nasıl yapsın. Mesela gayri meşru bir eylem yapmayacaksın dediğinde yapmaz, nefis dinler. Baş eğicidir. Dolayısıyla yani sanki başı bozuk bir sistem varmış gibi görmek yanlış olur.
Şeytan ve Deccal hakkında sormuş kardeşimiz. Deccaliyet’i de, şeytanı da Allah yaratır. İmtihan için yaratır. Bütün eylemleri, Mehdiyet’i de Allah yaratır. Fakat Ahirette bu yapıyı daha detaylı göreceğiz. Mesela; Darwinizmle, materyalizm ciddi bir irade tarafından yönlendirilmedikçe bu gücü elde edemez. Yani mesela Darwinizm, adam kitap yazar kimse kaale almaz. Mesela; Darwin’in kitabı olur. Adamlar okurlar, hiç muhatap dahi olmayabilirler. Ama bütün dünyada masonlar kaale alıyor, efendim diğer dernekler kaale alıyor, koministler kaale alıyor, faşistler kaale alıyor. Çok önemli olarak olayın üstünde duruyorlar. Mesela; faşizmin desteklendiği hissediyoruz, görüyoruz. Mesela; Marks tek başına Marks’ı çok rahat ekarte edebilirlerdi. Marks kim yani? Kimse dinlemez. Lenin, herhangi bir insan bile tek başına bile engelleyebilirdi Lenin’i. Çok rahat engellenebilecekti. Ama onlara yardım eden bir sistem var. İşte bu yardım eden sisteme biz deccaliyet diyoruz. Yani tarif edilince. Fakat o gücü de onlara veren yine Allah’tır. İmtihan için bu gerekir. Yoksa bir düşünsün Lenin koskoca Rusya da Lenin kimdir? Yani nihayet ufak tefek bir adam, yani sıradan vasat bir insan. Adamlar onu niye dinlesin? Niye etkilensin? Milyonlarca insana nasıl öyle gücü yetsin? Mesela; Stalin de öyle, yani niyekaalealsınlar? Onları öyle kaale alınacak hale getiren Allah’tır. İmtihan gereği olarak onu yapıyor. Geçenlerde konuşuyordu mesela Lenin, etrafında binbir türlü adam var. Marksistler var, komünistler var, ajanlar var, herkes var. Polis var. Kimse bir şey yapmıyor. Çünkü kaderi öyle ve söylediklerini de birebir dinliyorlar. Mesela Troçki hep korunup kollanmıştır. Yani gizli bir güç tarafından korunup kollanmıştır. Buna deccaliyet diyoruz. Bütün kökeninde yine Allah’ın yaratmasıyla olur. Yani Allah imtihan için bunları ortaya salar ve bizleri onunla imtihan eder. İmtihan olmadığında dünyanın hiçbir anlamı kalmıyor. Mesela bak burada hep sebepler var. Bir kere sebepler olmasa şu kitaplar olmazdı. Kitapların anlamı kalmıyor. Mesela; kalemin anlamı kalmaz, ayakkabının anlamı kalmaz, ceketin anlamı kalmaz. Makyajın mesela kadınlardaki makyajın anlamı kalmıyor. Bayrağın anlamı kalmaz. Hiçbir şeyin anlamı kalmaz. İmtihanda her şey anlamlı hale geliyor. Bu anlamlı hale gelmeyi biz Cennette devam ettirmiş oluyoruz. Yoksa biz Cennet koltuklarını bilmezsek daha öncede anlatmıştım. Adam Cennet koltuğunda oturmak niye istesin ki? Neden ihtiyaç? Bir de bak “sırtlarını dayayacak” diyor ayette. Sırtımızı niye dayayalım? Bilemeyiz biz bunu. Bize yorgunluk öğretiliyor. Dinlenme öğretiliyor ve bilinç altımıza bu bizim oturuyor. Onun için Cennette bir koltuk gördüğümüzde gidip zevkle koltukta oturuyoruz ve sırtımızı dayıyoruz. Yani öyle bilinçlendiğimiz için yoksa mesela yemek yemeğe de ihtiyaç duymuyoruz. Açlık yok ki Cennet’te yemek yiyelim. Ama biz öğreniyoruz bu dünyada mesela kuş etini, ızgarayı falan şu et yemeklerini mesela büyük bir zevkle yemeği öğreniyoruz. Oraya gidince de bu alışkanlıkla sonsuza kadar bu alışkanlığı istiyoruz. Cennette açlık olmadığına göre adam yemek yemeği, niye istesin? Alışkanlıktan dolayı istiyor tabii. Mesela şefkati, sevgiyi biz burada öğreniyoruz ve orada devam ettiriyoruz. Yoksa insan nedir ki? İnsan yani et, kemikten oluşmuş bir kitle, yani bir insanı niye sevsin ki? Allah’ın tecellisi olduğu için seviyoruz. Cennet’te vildanlardan çok zevk alacağız; küçük çocuklardan, şefkat duyarız. Mesela kediden, köpekten hepsinden zevk alacağız. Ama biz burada öğreniyoruz; kediyi sevmeyi öğreniyoruz, köpeği sevmeyi öğreniyoruz, hayvanları sevmeyi öğreniyoruz, kuzuyu sevmeyi öğreniyoruz. Mesela, Cennet tabağı, tabağa gerek yok ki Cennet’te. Yemek zaten, yemeğe ihtiyaç yok. Ama alıştığımız için mükellef sofra istiyoruz. Dünyada alışmışız. Şık tabaklar olsun, şık kadehler olsun. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam deccaliyet’ten bahsettiniz. Dün şöyle demiştiniz bu konuda. “Deccaliyet insan psikolojisini çok iyi bilen sistemdir. Az kuvvetle dünya nasıl esir edilir, bunun uzmanlığıdır deccaliyet. Kitleleri etkilemenin yolunu bulmuşlar onu uyguluyorlar. Deccal’e hüsn-ü zan edilmez. Bilmeden deccal’in oyununa düşene de hüsn-ü zan edilmez. Tevil edilmez, yanlış söz tevile götürmez” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bizim bulunduğumuz yüzyılın şu an bizim yaşadığımız yüzyılın çok harika bir yönü var. Bakın en hayati yönü benim gördüğüm elle tutulur, gözle görülür olarak en hayati yönü. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle de, Bediüzzaman’ın açıklamalarıyla da, Mehdi (a.s.)’nin gelmiş olması. Bakın hayrettir bütün Türkiye’nin gözü önünde, bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet dünyaya hakim olacak. Bak ben de göreceğim Allah’ın izniyle söyleyeyim size. Siz de göreceksiniz, seyreden kardeşlerimiz de görecekler. Yavaş yavaş, adım adım gelişecek, ben de şaşıracağım, bizi seven kardeşlerimiz de şaşıracak herkes şaşıracak ama bu böyle olacak, inşaAllah. Ben şaşırmıyor değilim, ben de şaşırıyorum. Bediüzzaman’ın dediklerinin aynısıyla çıkmasına ben de şaşırıyorum. Hayrettir yani böyle bir çağda, internetin, bu kadar keyfin, zevkin yayıldığı bir çağda normalde din ortadan kalkması gerekir. Bütün dinler ortadan kalkması gerekir. Öyle gibi görünüyor. Çünkü insanların hali ortada. Felsefe ve bilimden kaynaklanan sahte Darwinizm, sahte bilimden ve sahte felsefeden kaynaklanan, sahte bilim olan Darwinizm ezici şekilde hakim, yüzde 99 hakim. Yani bitti gibi görünüyor. Hayrettir din adım adım gelişiyor. Şimdi mesela Avrupa’da o kadar imanlı, güçlü bir kitle var ki arkada kardeşlerimizden. Yani her şeylerinden anlıyorum, üsluplarından. Mesela bak buraya ziyaretime geliyor gençler, gözlerindeki ifadeden ve üsluplarından anlıyorum yani çok şiddetli bir iman oluşmuş. Çok kararlı bir iman oluşmuş. Ben bir fevkaladelik olmasa, bu bize bayağı pahalıya mal oluyor bu yayınlar. Yani maddi yönden pahalıya mal oluyor. Ben akşama kadar da faaliyet yapıyorum. Ve akşamları normalde yorgun olmam lazım. Bak gecenin bu vaktinde devam ediyorum. Yüzde yüz emin olmasam Allah’ın varlığından. Ahir zamandan, dinin yayılması gerektiğinden emin olmasam bunları yapmazdım. Yüzde yüz eminim ve herkes de bunu anlıyor. Yüzde yüz eminliğimi anlıyorlar. Yani hurafe tarzı mesela psikopatlık olsa hemen anlaşılıyor. Mesela cins ve deli hareketler hemen anlaşılır. Mesela adam çıkıyor; “bana kitap geldi. Allah Katından kitap geldi” diyor. Kafasına kabak gibi bir şey takan tipler var. Zibil gibi yani bu yüzyılda çok fazla, utanmıyorlar yani yüzlerine adamların teneke çakılmış. Deli olanlara ben bir şey demem. Deliyse o mazurdur. Ama deliye tabii olmanın bir açıklaması yok. Yani psikopatlık yaptığını göre göre tabii oluyorsa yani onun psikopatlığı katlamalıdır. Açıklaması olmaz onun, azılı manyaklıktır. Bu da Ahir zamanın bir özelliği, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da sahte Peygamberler çıktı. “Bize vahiy geldi. Bize kitap geldi” dediler. Çok çıktı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında. Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonra da, hatta kadın peygamberler de çıktı. “Bize vahiy geldi, kitap geldi” diye çıktı. Ama bu sahtekarların bir türlü önü sonu kesilmiyor, Allah’ın hikmeti. Bir de hurafeyle, hurafe çıkaran sahtekar peygamberler var. Sahte peygamberler var. “Bana vahiy geldi” demiyor. “Bana atalarımdan vahiy geldi” diyor. “Atalarımdan” yani atalarından hurafe geliyor adama. Hazır hurafesi hazır herifin yani kova hesabıyla, böyle kaplar hesabıyla hurafesi hazır. Her konuda hurafesi hazır. Müslümanları hurafeyle boğdular. Deccaliyet ne, deniliyor; işte deccaliyet bu. Şimdi de biz daha yeni başlıyoruz. Tebliğe, ben aslında yeni başlıyorum. Bundan sonra aman vermeyeceğim Allah’ın izniyle. Yani Seyid Battal Gazi gibi dedim, yani havada, karada, denizde nerede tutarsam çökerteceğim Allah’ın izniyle. Sıkıysa bir psikopatlık yapsınlar, bir göreyim, inşaAllah. Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar İslam ahlakını yaymaya devam edeceğim, inşaAllah. Din tamam olmuştur. Kuran bak diyor Allah; “Sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. O sahtekarların getirdiği yeni ilave kitaplardan sorulma yok. “Sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Adamlar; “bana vahiy geldi. Bir kitap daha var” diyor. Hangisinden sorulacağız biz? Kuran’dan mı? Sana gelen vahiy kitabından mı? Kuran’dan sorulacağız. O nedir o? Sahtekarlık yapıyorsun, terbiyesizlik yapıyorsun. Deliysen o ayrı, sen sorumlu olmazsın. Ahirette inşaAllah kurtulursun. Ama sana uyanlar, müşrikler Cehennemden çıkamıyorlar müşrikler. Müşrik olmuş oluyor. “Müşrikler de ancak bir pisliktir” diyor Allah ayette. Pislik adamlar, elinden, yüzünden pislik akıyor. Görülüyor pislik aktığı yani insan bakıyor hakikaten pislikler. Ne gerek kardeşim müşrikliğe? Ne gerek terbiyesizliğe? Ne güzel Kuran’a uyun, mis gibi Kuran. MaşaAllah, elhamdülillah. Hiçbir şeyi eksik etmedim” diyor Allah. Ve düğün, bayramdır Kuran. Ne kadar bize mutluluk verir, sevinç verir, sevgi verir, heyecan verir, gayret verir. Ne gerek? İnşaAllah. Ama Kuran’ı en güzel tefsir eden de haklı olarak Peygamber (s.a.v.)’dir tabii ki. Şimdi vahiy alan bir peygamber, ona gelmiş Kuran, tabii ki en güzel de o açıklar. Biz de ona uyarız tabii, inşaAllah. Berker’im.
ALTUĞ BERKER: Söylediğiniz ayet Enfal Suresi, 39 Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım.“Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın”.
ADNAN OKTAR: “Mücadele edin, cehd edin, gayret edin”. Bak Mehdiyet’in özeti. Cübbeli bunu okuyor mu? Okuduğunu gördün mü sen?
ALTUĞ BERKER: Hayır.
ADNAN OKTAR: Okumaz, geçer. Hurafe anlat dediğinde adam hurafe denizi. Ucu bucağı yok. Anlatıyor da anlatıyor hurafe, ucu bucağı yok. Cübbeli’nin yapması gereken Kuran’dan konuşması ve hakiki, samimi, Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinden bire bir nakletmesidir. Kendi hurafe denizinden alıp ekledikleriyle insanları çok olumsuz yönde etkiliyor ve zarar veriyor.
Mesela bak Osman Ünlü, İmam-ı Rabbani çok halis muhlis bir İslam alimidir ve çok büyük müceddiddir. Bak gösterdim net olarak, açıkça “bin yıl” diyor. Adam çıktı bak gösterdim, gördünüz. “Üç bin yıl” diyor. Bin ile üç bin arasında büyük fark var. Allah’tan kork. Bin ayrı, üç bin ayrı. Madem üç bin geçiyor, öyle inanıyorsun; elinde TGRT gibi koskoca televizyon kanalı var. Bu alet edavat da var, elinde imkan var. Gayet güzel zoom yapma imkanın var. Bu kitabı kendiniz satıyorsunuz zaten var. Mektubat, İmam-ı Rabbani’nin eserlerini satıyorlar zaten yayınevlerinde. Açarsın sayfayı bak şöyle yaparsın, inşaAllah. Getir bakayım zoom yap, ben göreyim. Hah bak işte böyle yaparsın konu biter. “Bak arkadaş burada, İşte gösteriyorum” dersin. Samimiysen bunu yap. Bunu yapmıyorsan oturup orada motor gibi konuşmayla olmaz, inşaAllah. Efendim şimdi bak şu bin senenin altını kırmızıyla çizdim. O, Osman Ünlü Hoca’ya bir daha göster. Çünkü çocuk bak diyor ki; “Hocam daha hala üç bin seneden bahsediyor adam” diyor. Bak ü ve ç harfleri gerekir. Burada b, i, n harfleri var. Yani daha ne, ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatıyoruz. Ne yazıyor orada?
ALTUĞ BERKER: Bin sene geçtikten sonra.
ADNAN OKTAR: Kardeşim buna rağmen daha hala “üç bin” diyorsa, ben bu adama ne diyeyim? Allah ıslah etsin. Ne diyeyim? İnşaAllah. Ahir zaman ne kadar ilginç? İnanılır gibi değil.
ALTUĞ BERKER: Harika.
ADNAN OKTAR: Çok harika bir dönem. Koskoca adamlar, kardeşim 50 yaşında, 60 yaşında, 70 yaşında adam, adamın elinde bir kitap var böyle, “bu ne?” diyorsun. “Allah’tan bana bir kitap geldi. Yeni bir kitap geldi” diyor. Herifler buna inanıyor. Kuran ne oluyor peki o zaman? Sen başka bir dine girmiş oluyorsun. Başka bir şey o, öyle şey olur mu? Bir tane din vardır. O dinin Kitabı da Kuran’dır. Uyarıyoruz, anlatıyoruz. Bir de baktım böyle eciş bücüş tipler, çok anormal mahluklar yani bir kısmı. Bir kısmı saflığından yapıyor, cahilliğinden yapıyor. Bir kısmı şeytanlığından, bunlar özel görevlendirilmişler. Yani böyle tam iblis takımı inşaAllah. Bir kısmı da hakikaten saf belli yani cahilliğinden yaptığı açıkça anlaşılıyor.
ALTUĞ BERKER: Tarık Yıldızını göstereyim mi Hocam resmini?
ADNAN OKTAR: Göster, çok uzun bir konuşma da çok kısa bölümünü aldım ben.
ALTUĞ BERKER:Parlayan Tarık Yıldızı, inşaAllah Hocam, ayette Hocam şöyle geçiyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen Kuran’dan bana bulsana.
ALTUĞ BERKER: Tabii inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben açıklayayım oradan sana
ALTUĞ BERKER: Buyurun. 86. Sure.
ADNAN OKTAR:Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Göğe ve Tarık'a andolsun, Tarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir? Delen yıldızdır. Üzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis yoktur. İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı? Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı”. Şimdi Ukab Arapça’da toz, duman ve kartal takımyıldızı anlamına gelir. Kartal takımyıldızı diğer bir ismi de deneb-el Ukab’tır. Deneb-el Ukab Samanyolu’ndaki en parlak yıldızdır. Kuran-ı Kerim’de Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in sancağı olan Ukab’a bu vesile ile Hz. Mehdi (a.s.)’nin deccaliyeti etkisiz hale getirmesine şöyle işaret edilmektedir: “Göklere yemin ederim ki, Tarık’a yemin ederim ki Tarık nedir bilir misiniz? O parlayan bir yıldızdır”. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayrağının da ismi aynı zamanda.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, demek ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayrağı parlayacak, inşaAllah. İnşaAllah ve delen bir yıldız gibi, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam, şöyle Hocam, inşaAllah. Siz şöyle söylemiştiniz Hocam; “Peygamber Efendimiz (s.a.v.); ‘kar üzerinde sürünerek de olsa Mehdi (a.s.)’ye biat edin’ diyor. Bu bahane üretmeyin en zor şartlarda olsa bile onlara katılın demektir. Bahane bulmayın evliliğim var, çocuklarım var, tahsilim var. Kar üzerinde adam yere düşmüş ayakta değil, yüzükoyun ayak gitmiş, felç olmuş sadece kolları kalmış. ‘O kollarınızla sürünerek karda kendinizi çeke çeke sürünerek de olsa onlara katılın’ diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); sorun, teklif edin demiyor. ‘Doğrudan onlara katılın’ diyor. ‘Allah hiçbir bahane kabul etmez’ diyor. ‘Belden aşağınız felçte olsanız, aç, susuz, perişanda olsanız gidip biat edin. Sormaya gerek yok, sormak yok doğrudan bağlanıp, doğrudan hizmetine gireceksiniz’ diyor”, inşaAllah dediniz.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah, Berker Hocam sende ilim çoktur anlat biraz daha, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam, Fecr Suresi ile ilgili bir kardeşimizin tefsiri vardı Hocam, size takdimi, şöyle geçiyor ayette Fecr Suresi 1. ve 2. ayet şeytandan Allah’a sığınırım. “Fecre andolsun, On geceye, Çifte ve tek'e”.
ADNAN OKTAR: Fecr Suresi’ni, açarsan. Ben sana söyleyeyim.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, buyurun Hocam 89.
ADNAN OKTAR: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Fecr’e andolsun” Fecr, Mehdi (a.s.)’nin zuhuru fecir, Güneş’in doğuşu “On geceye”, Muharrem’in onu inşaAllah. Mehdi (a.s.)’ye biatla ilgili, inşaAllah. Ona işaret var. Aynı zamanda başka anlamları da var. “Çifte ve tek’e, akıp gittiği zaman geceye”, yani zulümat, dinsizlik, deccaliyet’in yok olmasına gecenin yok olmasına, Güneş doğuyor. İslam ahlakı hakim oluyor, inşaAllah. “Çifte ve tek’e” çiftler mesela; iki iki Kuran’da çok geçer iki, iki,iki birçok olay iki, iki ile kilitlenmiştir. Mesela; Ay ve Güneş tutulmaları ikişer keredir. Kuyruklu yıldızların çıkışı iki keredir. Üst üste iki kere olmuştur. Birçok alamet hep iki keredir. Vurgulu olarak Kuran’da da çok fazla dikkat çekilir. Ayrıca bu kuyruklu yıldızların özelliği olarak da mesela; Halley kuyruklu yıldızının tek kuyruğu var. Bu teke işaret ediyor, inşaAllah. Çift olan hangisi?
ALTUĞ BERKER: Lulin.
ADNAN OKTAR: Lulin kuyruklu yıldızı onda da iki tane var. İki kuyruk var “çifte ve teke” mesela; bak bu çift kuyruklu, bir de Halley’in resmi var mı?
ALTUĞ BERKER: Bulayım Hocam.
ADNAN OKTAR: Bilahare bulursun o da tek. Çifte ve tek’e, bu Mehdi (a.s.) devrinde iki önemli olaya da aynı zamanda işaret ediyor. Ve Mehdi (a.s.) devrindeki çiftlere de dikkat çekiyor. Çift olan olaylara “Akıp-gittiği zaman geceye”, şu an da deccaliyet sürekli akıyor ki; “Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var.” Bak, “akıl sahibi olan için, bunlarda akıl sahibi olan için bir yemin var.”, Bunlarda bir sır var bir derinlik var. Ama akleden için, düşünen ve araştıran için “çifte ve tek’e on geceye”, ebcedi 2010 tarihini veriyor.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu Ahir zaman bakıyor çok önemli o yönden, mesela; 2010’dayız. Ona da bakar. Bak “on geceye” diyor. Fakat aynı zamanda da 2010 tarihini veriyor ebcedi. Burada hayret edilecek bir durum var, inşaAllah. ”Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi? Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e?”, Masonların sonunun geldiğine Cenab-ı Allah dikkat çekmiş oluyor. Çünkü onlar yüksek sütunlar onların localarında da var. Yüksek sütun ve uçları da üçgendir. Şeytan çağırmada kullanılır. “Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi”.Ki bu yüksek sütunlar İstanbul’da biliyorsunuz şu an, Mısır’dan getirilmiştir. Sultan Ahmet’te duruyor, herkes görebiliyor. Uçları da sivridir ve birçok yerde yine sütun vardır. Çemberlitaş’ta da vardır. Deccal öldüğünde şeytan Çemberlitaştan bağırır, diyor inşaAllah. Yani “dikili taştan bağırır. O öldü diye”, bütün şeytan alemine haber veriyorlar. “Ve şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi”. İstanbul’un bir benzeri yok. Böyle boğaz üstünde kurulmuş dünyada hiçbir şehir yoktur. Yani iki taraflı olarak boğaz üstüne kurulmuş başka bir şehir yok. Bir tek İstanbul’dur. Ve böyle bir güzel bir şehir de yoktur. Böyle stratejik yönden, tarihi yönden, her yönden estetik yönden daha mükemmel bir şehir yok. Bir benzeri olmayan bir şehre dikkat çekilmiş oluyor. İstanbul’a dikkat çekilmiş oluyor. Bunların tamamı Mehdiyet’e işaret eden alametler.
Mesela; 89. sure “Fecre andolsun, (İslam’ın doğuşuna) on geceye, çifte ve tek’e, akıp gittiği zaman geceye. Yüksek sütunlar sahibi İrem’e ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmış değildir. Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?”, daha önce de söylemiştim. Masonların toplandığı yere vadi denir. Mesela; şu vadi, bu vadi deniliyor.. “Kayaları oyup,” kayayı şekillendirmek zaten onlar taş ustası olarak kendilerini alıyorlar. Kayaları şekillendiren usta olarak alıyorlar. “Ve kazıklar sahibi Firavun'a?”, Firavun’un kazıkları nereye geldi? O taşlar İstanbul’a geldi. İstanbul’da şu an. Hangi şehirde? İstanbul’da. Bu Sure’de açıkça İstanbul’dan bahsedildiğini görüyoruz. “Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı”, yani şehirlerde anarşi ve terör çıkarmışlardı. Bombalamalar. Gasp yapmak, insanları canını yakmak, olay çıkarmak. “Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı”, yani komünistliği, saldırganlığı, terörü, Darwinizm’i, materyalizmi, Allah’ı inkarı -haşa, fesadı yaygınlaştırmış arttırmışlardı. “Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarptı. Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözetlemektedir”, yani Allah her yerde sizi gözetlemektedir, diyor 14’üncü ayette. Bu Sure’yi başka bir güne bırakayım çok uzun, çok kapsamlı başka birçok şey var. Bu kadar yeterli şimdilik.
ALTUĞ BERKER: Bu da Halley Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak bu da tek, tek kuyruk. Ahir zamanda, ikiler çok hakimdir mesela Kıyamet bile 2120, inşaAllah.
Mardin’den Abdürrahim kardeşimiz yazmış. “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. Muhterem Muhammed Adnan Hocam. Muhterem Şeyhim ve Üstadım Şeyh Abdülhamit Özcan’ın fotoğrafı ve kısa öz geçmişini gönderdim. Allah sizden razı olsun”. Şeyh Efendi’nin ellerinden öpüyorum, saygılarımı ve hürmetlerimi iletiyorum, Allah onları ve diğer kardeşlerimizi de, İslam’a hizmet eden sevgi dolu, şefkat, merhametli güzel Ahir zaman ashabından etsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Resmi buydu inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakayım, maşaAllah. Allah feyzini arttırsın, bereketini arttırsın. “1907 Mardin doğumluymuş, 7 yaşından beri bağcılık yapmaktaymış muhterem Hocamız. 1962’ler de Kadiri Rufai Şeyhi, Şeyh Hacı Semavi (k.a.) dedem olur, kendisi. Mardin’e bağdan topladığı üzümleri satmak için gittiği bir esnada tanıştı ve ona biat eder. Ümmi olmasına karşın çabuk ilerleme kaydeder. Ve muhterem Şeyhten icazet alır. Halen bu mübarek zatın Mardin’de bir tekkesi vardır. Hacı Ramazan Eydo, bu zat Kutbu-l Aktap’tır. Kadiri, Rufai ve Şazili ve Nakşibendilik olmak üzere dört icazet almıştır. Seferberlikten gece karanlığında önünü göreyemeyen askerlerin elinden tutarak”, işte onlara manevi yardım ettiğini söyleniyor, meşhur bir zattır diyor. Silsilesi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadar uzanır seyitmiş, bütün mübaret silsileler hep seyittir. O da seyitmiş maşaAllah. Çok güzel Allah ilmini feyzini arttırsın, bizlere karşı böyle hüsn-ü zannı olan, çok sevgisi olan, bir şeyh efendi, mübarek mürşit. İnşaAllah Ahir zamanın Mehdisi Allah onları kılsın, onlara Allah güzellik versin. Allah hepimizi Mehdi (a.s.) talebesi kılsın hüsn-ü zan içinde Allah ondan razı olsun, inşaAllah. İnşaAllah onların dediği gibi çok iyi oluruz, çok halis oluruz, inşaAllah. Hakiki Mehdi talebesi oluruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) katıldığı her savaşta, Ukab ile girmiş Hocam, biraz önce bahsettiniz, her savaşta varmış, inşaAllah. Daha sonra da her savaşta bu açılmamış, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hürmeten sadece baş komutanlığa ait olduğu için. Siz daha iyi biliyorsunuz, inşaAllah, şuanda da Topkapı’da hiç açılmamış olarak. Mehdi (a.s.)’nin açmasını bekleyen şekilde duruyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah bir ceylan derisinden kılıf içerisinde bekliyor, inşaAllah. Allah’ın izniyle, Topkapı’nın önünde böyle, İstanbul’un bütün sokakları 3-4 milyon insan toplanacak burada. Bütün sokaklar caddeler hepsi dolacak, inşaAllah. Çok katlı mehteran da gelecek Allah’ın izniyle. Türk–İslam Birliğinin kuruluşu açıklanacak, inşaAllah. Yer gök inleyecek bütün radyolardan, televizyonlardan yayınlanacak inşaAllah. O gün işte Mehdi (a.s.)’ye biat günüdür. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bayrağı açılacak, sancağı şerif, inşaAllah. İlk defa açılıyor, İslam alemi yıkılacak böyle, yer gök yıkılacak inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kılıcını kuşanacak Mehdi (a.s.), inşaAllah. Teberrüken, Hırka-i şerif bak onarıldı her yönden rahatça giyilebilecek hale geldi ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hırka-i şerifini giyecek. Böylece Türk–İslam Birliği bütün dünyaya ilan edilmiş olacak. O gün halas günü, kurtuluş günü, inşaAllah. O heyecan, o şevk inşaAllah onlarca yıl devam edecek. Hz. İsa Mesih (a.s.)’in zuhuru İslam ahlakının dünya hakimiyeti, o heyecanla, böyle büyük heyecanlar tarihte çok büyük kültürel patlamalara sebep olmuştur.
Mesela sanatta tahmin tahayyül edilemeyecek bir inkişaf ve patlama olacak, sanatta. O insanlarda ki, o şiddetli heyecan, manevi heyecan Mehdiyet ile başlayan o heyecan, böyle coşkulu bir enerjiye dönüşecek insanlarda insanları adeta uyku tutmayacak. Nefis bir mimari meydana gelecek, İslam mimarisi. Bütün İslam aleminde, bütün dünyada. Ama mükemmel bir mimari anlayışı ve mükemmel bir sanat ve estetik anlayışı. “Mamur olmadık hiçbir belde kalmayacak”diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). “Herkes zengin olacak” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Bunun nedeni nedir biliyor musun? Heyecan. Toplumlarda böyle bir heyecan olduğunda, ölüme giden bir toplum. Birden müthiş bir dirime gidiyor, müthiş bir dirilme meydana geliyor. Adeta insanlar adrenaline boğuyor. Adrenalin ne yapıyor? İnsanları deha haline getirir, deha. Mesela müzikte deha oluyor, mimaride deha oluyor, resimde deha oluyor, bilimde deha oluyor. İnsanların nefesini kesecek bilimsel buluşlar olacak. Allah onu vesile ediyor.
Peki mesela fakirle fukaranın bulunmasını her şehir, her kasaba onu bir onur meselesi yapacak; İslam onuru olarak. Kimseyi fakir bırakmayacaklar. Her yer sevince gark olacak. Mesela Osmanlı döneminde de öyleydi. Bazen toplumda bir böyle kasılma olurdu, kasılma böyle iç içe. İşte Yeniçeri’de ayaklanma oluyor, içeride fitne oluyor falan. Çok sıkıntılı ve zor bir durum oluyor. Sancak-ı Şerifi bir çıkarıyorlar. Allah yani müthiş bir adrenalin, toplum adeta böyle uçuyor. Hop oturup hop kalkıyorlar. Ne ayaklanma kalıyor, ne şu kalıyor ne bu kalıyor. Yani o haber bir çıkıyor; Sancak-ı Şerif çıkarıldı dediğinde, konu bitiyor. Karanlığı delen bir yıldızdır, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağı hiç açılmamıştır. Açıldığında, İslam alemi manen yıkılacak adeta. Yer yerinden oynayacak, inşaAllah. Ne fakir, ne fukara, ne şu ne bu. Zenginler müthiş cömert olacaklar, fakirler kanaatkar olacak, çalışkan olacaklar. Böyle hımbıl, bitkin, ölen, uyuyan... uyku tutmaz. Uyku tutmaz milleti, inşaAllah. Boşa vakit geçirmek, şevksizlik bunların hiçbiri kalmaz, inşaAllah.
Aman Allah’ım ne kadar çok soru böyle. Bunları şimdi tek tek anlatırsak.
“Hocam Mehdi (a.s.) hakkında Ahir zamanda aleyte sözler duyacak mıyız? Onlara atılan iftiraların vasfı nasıl olacak, neler olacak” diyor kardeşimiz. Mehdiyet çıktığında şeytan ve deccaliyet, iblis orduları ne kadar it kopuk, çakal varsa, ne kadar karaktersiz, cibiliyetsiz varsa, ne kadar haysiyetsiz varsa, ne kadar cibiliyeti bozuk varsa. Şeytanın ifası ile her şeyi bırakıp Mehdi (a.s.)’ye yöneleceklerdir. İçgüdü ile hayvani bir içgüdü ile. Ve müthiş bir saldırıya geçeceklerdir. Saldırının nasıl olacağını Kuran bize gösteriyor. Peygamberlere nasıl saldırıldıysa haşa onlara nasıl iftiralar atıldıysa Mehdi (a.s.) bütün peygamberlerin özeti olacak. Bakın Mehdi (a.s.) bütün Peygamberlerin özeti olacak. Bütün Peygamberlere benzeyecek. Hz. Yusuf’a ne iftira atıldı? Cinsellikle ilgili tecavüz, tecavüz suçu. Irza tesaddi, gayri meşru olarak bir kadının ırzına geçme iddiasıyla tutuklandı ve yedi yıl hapiste tutuldu. Masum tertemiz bir Peygamber’e bu iftira atıldı. Yedi yıl. Bunu Kuran niye bildiriyor? Mehdi (a.s.)’ye atılacak iftiranın şeklini anlamamız için bildiriyor. Nasıl olduğunu yani diğer Peygamberlerde nasıl olduğunu. Çünkü eğer biz bunu bilmezsek Kuran’da olduğunu Mehdi (a.s.)’ye böyle bir iftira atıldığında şaşırıp kalırız. Çünkü hayat ayrı, cinsellik ayrıdır düşünür insanlar. İki ayrı şey vardır. Cinsellikle ilgili bir iftira atıldığında onun manevi yönü olamaz diye düşünür insanlar. Onun için küfür eskiden beri bunu bildiği için, hep cinsellikle ilgili iftira atarlar Peygamberlere. Hz. Musa’ya da öyle olmuştur. “Allah O’nu onların iftiralarından vecih kıldı diyor. Temiz kıldı”. Cinsellikle ilgili iftiraydı. Ama onun gücünü, kudretini sağlığını gördüler. Ne kadar muhteşem bir insan olduğunu gördüler. Allah onu vecih kıldı. Resulullah’ın hanımlarına iftira atıldı. Kuran bunu niye bildiriyor? Cinsellik ile ilgilidir iftiralar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımlarına iftira atılmıştır. Cinsellik ile ilgili iftira. Peygamberimiz (s.a.v.)’e cinsellik ile ilgili iftira atıldı. Mesela kadınlara düşkünlüğünü güya. Düşkünlük tarzında bir ifadeleri vardı ki hâşâ kadınlara karşı muhabbettir onun anlamı. Onların üslubu oydu. Cenab-ı Allah, onun yaptığının doğru olduğunu güzel olduğunu bizlere gösterdi, anlattı. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’e kadınlar müthiş istek duyuyordu Peygamberimize karşı, müthiş sevgi duyuyordu. Ama bir tane iki tane değil, çok çok fazla. Kimisi kendini hibe ediyordu, kimisi cariyesi olarak yanına geliyordu. Mesela kadınlar geliyor; “selamün aleyküm, Ya Resullullah ben sana kendimi hibe ettim. Seninim, ister al ister alma. Allah için ben sana kendimi verdim” diyordu, Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Azatlı cariyesi; “sana aidim, ister al ister alma” diyor. Aynısını şu an Hıristiyan hanımlar yapıyorlar, Hz. İsa (a.s.)’ya daha görmeden gıyabında. “İster alsın, ister almasın. Biz ona kendimizi hibe ettik” diyorlar, rahibeler. Rahibenin özelliği odur, kimse ile evlenmez. “Niye evlenmiyorsun?” dediğinde; “ben İsa (a.s.) ile evliyim. O benim eşim. Ben ona kendimi verdim. Allah için hibe ettim” diyor. Cenab-ı Allah o zamanki münafıkların ve müşriklerin o iftiralarına karşı ayet indirdi Cenab-ı Allah. Dedi ki, Cenab-ı Allah; “Mehirlerini verdiğin, nikâhladığın hanımları, teyzenin kızlarını, halanın kızlarını, amcanın kızlarını, dayının kızlarını ve kendini hibe eden hanımları, Allah için sana kendini verip hibe eden hanımları, başkası için değil, sırf sana mahsus olmak üzere”, bak münafıkların beynini parçalayan bir ayettir. “Sana helal kıldık” dedi, Cenab-ı Allah. Tabii bazı akılsızlar münafıklar, bazı cahiller de orada; “mehirlerini verdiğin eşlerin” diyor. Yani nikâh normal nikâhtan bahsediyor. “Ve cariyelerini” diyor. “Bu o zaman Müslümanlara da haram” diyor. Ne alakası var ahmak. Orada kastedilen “teyzenin kızlarını”, teyzesinin kızı ile insan zaten evlenebilir. Ama kızlarını alamaz, devamını alamaz bir tanesini alabilir. Kuran’ın kastettiği odur. Bir teyze kızını alabilir, bir hala kızını, bir dayı kızını alabilir ama diğerlerini alamaz. Kuran’ın kastettiği bu. Ama ahmak münafığın eline geçince, münafıkların eline geçince külliyen bütün Müslümanlara haram kılıyor “hepsine haramdır” diyor. Halbuki değil, o devirde sadece Peygamberimiz (s.a.v.) için kız kardeşleri topluca almak helaldi. Bu ayet inince münafıkların ciğerine taş gibi oturdu, acayip ızdırap verdi ve artık diyor Cenab-ı Allah; “Biz bildik ve açıkladık. Siz de bildiniz, artık” diyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.) hanımlarına çok çirkin iftiralar attılar. Cenab-ı Allah diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım. “Siz bu iftirayı duyduğunuzda bu apaçık bir iftiradır demeniz gerekmez miydi” diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Apaçık bir iftiradır demeleri. “Bu size kolay geldi. Halbuki Allah Katında çok büyük bir suçtur” diyor. Peygamber hanımına. Hz. İsa (a.s)’a ne dediler; (haşa) “veled-i zina” dediler. Yani “gayrimeşru çocuk” dediler. Mesela bak bu da bir iftiradır. Hz. Meryem’e ne dediler? “Gayrimeşru kadın” dediler, haşa. Bak hep cinsellik üstüne iftira çünkü toplumun en hassas olduğu nokta budur. Küfür hep buradan vurur, buradan yaklaşır. Deccaliyetin silahıdır bu. Deccaliyet başka yerden yanaşmamıştır tarih içerisinde hep buralardan yani en vurucu silahı bu olmuştur. Mehdi (a.s.)’ye de bu yönden yaklaşacaklardır. Bunu anlıyoruz.
Bakın, Ahzab Suresi 45. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik (Mehdi). Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik)”. “Nur saçıyorsun etrafa, aydınlatıyorsun aydınlık veriyorsun” diyor. Aydınlık. Karanlığı aydınlatıyorsun. Ebcedi birinci ayet 1997, şedde olarak da 2034 tarihini veriyor. İkisi de Mehdi (a.s.)’nin tarihi inşaAllah. “Müminlere müjde ver”, Mehdi ne yapacak? O da müminlere müjde verecek.”Gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl, kurtuluş, ihtişam, güzellik vardır”. 2005 tarihini veriyor ebcedi, 1 tane veriyor tarih 2005, ikinci bir tarih yok. Bak kırk sekizinci ayet “Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma”, nasıl eziyet ediyor o kahpeler? Cinsellikle ilgili iftira atarak. Bak “eziyetlerine aldırma, münafıkların eziyetlerine aldırma” diyor, münafık ne yapar? Laf yayar, söz yayar, dedikodu yapar. “Eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Hiçbir şey yapamazlar sana” diyor, Cenab-ı Allah. “Vekil olarak Allah yeter“. HasbiyAllahü ve nimel vekil. Allah’a emanet inşaAllah. “Ey Peygamber “diyor, şimdi bakın “kafirlere, münafıklara itaat etme eziyetlerine aldırma” dedikten sonra. Cenab-ı Allah; 49. ve 50. ayette. Cenab-ı Allah devam ediyor. ”Ey Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini“, “ne kadar eşin varsa istediğin kadar alabilirsin” diyor, Cenab-ı Allah. “Ve Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (sana bağlanmış senin emrinde olan, sana bağlanmış olan) cariyeler ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını”, kızını değil, kızlarını “halanın kızlarını”, ne kadar varsa “dayının kızlarını, teyzenin kızlarını helal kıldık”. Elhamdülillah, dedeme helal olsun benim dedeme, benim güzel dedeme soylu dedeme, nur dedeme. Helal kıldık. “Bir de kendisini Peygamber’e hibe eden, ve Peygamber’in de kendisini almak istediği”, bak Peygamber daha alma kararı vermemiş. Ama hibe etmiş kadın, “ben seninim, ister al ister alma” diyor. “Peygamber’in kendisini almak istediği mümin bir kadını da, -müminler için olmaksızın”, çünkü teyze kızlarının tamamını alamaz, hala kızlarının tamamını alamaz onu bir daha söylüyorum. Ama nikahına alır, o devirde cariye olarak da alır, cariyelik de vardı ve kendini hibe eden kadını da alır. O devirde bunların hepsi mümkün, inşaAllah. Bak, “müminler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere”, demiştik teyze kızları, hala kızları tamamı anlamında. Ama öbürleri helal, az önce saydıklarım. “Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda”, yani azatlı cariyeler ve cariyeler, kendini hibe eden kadınlar yani, kendini hibe eden azatlı cariyeler ve cariyeler ve bu anlatılanların tamamı konusunda, “onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik ve (size bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın”. Münafıkların ağzını yırttı Allah, kulaklarına kadar. Bak diyor ki; “Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın”. Artık münafıklar susacaklar demektir. Çünkü ayetle sabit. “Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir”.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak ayrıca Cenab-ı Allah diyor ki; “onlardan dilediğini geride bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin. Ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur”. İstersen geri yeniden nikahlayabilirsin, boşadıysan yeniden nikahlayabilirsin. Çünkü aşkla bağlı hanımları, boşasa da yine ona bağlılar, ayrılmıyorlar. “Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına” bak, ”Onların gözlerinin aydınlanıp”, “içlerine sevinç gelsin” diyor, Allah. “Hüzne kapılmamalarına” yani Peygamber’le görüşmemelerinden dolayı üzülmemelerine, “ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına”, kendilerine Peygamber ne kadar ilgi alaka gösteriyorsa, ne kadar iltifat ediyorsa hepsinin hoşnut olmalarını, “hoşnut olun” diyor. Bir kere bile selam verse, sizi bir kere bile bağrına bassa, bir kere bile hal hatır sorsa “bundan bile hoşnut olun” diyor, Cenab-ı Allah. “Olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir”. “Kıskanmayın” diyor Peygamber hanımlarına, bundan dolayı üzüntü duymayın, bu sizin için bir güzellik zaten Ahiret’te de sonsuza kadar beraber olacaklar. Burada tanışma vakti. Burada ne kadar vakit var ki? Göz açıp kapayıncaya kadar vakit geçiyor. Bak daha senin gelişin dün gibiydi. On sekiz yaşındaydın.
ALTUĞ BERKER: Tabii. Yirmibeş yıl geçmiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yirmibeş yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçti.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Azhab Suresi 56. ayet “Şüphesiz, Allah ve Melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin”. Bu da ebcedi 1986 tarihini veriyor.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah, 56. Ayet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, 1956’ya bakıyor, inşaAllah. “Gerçek şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler”, bakın ayete dikkat edelim, şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler”, benim elçime, yani “benim Mehdime eziyet ederseniz” diyor, Cenab-ı Allah, “bana eziyet edersiniz” diyor. Allah’a eziyet etmek ne demektir? Mahvolmak demektir. Cehennemin ortası demektir.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah’ın intikamı demektir. “Allah, onlara dünyada ve Ahiret’te lanet etmiş”, münafıklara lanet ediyor. “Ve onlar için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır. Mümin erkeklere ve mümin kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler (iftira edenler) ise, gerçekten bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir”. Bak münafıkları Allah tehdit ediyor. Demek ki Peygamberimize de cinsel iftira atılıyor. Hz. Yusuf (a.s.)’a da cinsel iftira, Hz. Musa (a.s.)’ya da cinsel iftira, Hz. İsa (a.s)’a, Hz. Meryem (a.s.)’e bütün Peygamberlere bu şekilde iftiralar atılmıştır. “Andolsun” diyor Allah, yemin ediyor 60. ayette; “Andolsun, eğer münafıklar”, dünyanın en aşağılık mahluklarıdır, “kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirlerde kışkırtıcılık yapanlar”, kalplerinde hastalık olanlar ne yapıyor? Şehirlerde kışkırtıcılık yapanlar; mesela İstanbul’da Mehdi (a.s.)’nin aleyhinde haber yayacaklar, iftira atacaklar, cinsellikle ilgili iftiralar atacaklar, çıkarcılıkla ilgili iftiralar atacaklar. Kuran’da geçen her türlü iftirayı yapacaklar. Buna biz şaşırmayız. Onun Mehdilik’inin imzasıdır o, mührüdür. Eğer deccal ve iblis orduları, münafıklar Mehdi (a.s.)’ye iftira atmıyorlarsa, Mehdi (a.s.) bildiğimiz kişiye, o Mehdi (a.s.) değildir zaten. Aynı Peygamberler’e atılan iftiralar gibi iftira atıyorlarsa doğru adresteyiz, doğru yere geldik, Mehdi (a.s.)’yle karşı karşıyayız demektir, inşaAllah. Bak, “şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar”, şu an nasıl yapar? Radyoyla, televizyonla, basınla, fısıltı gazetesiyle yapar, değil mi? “(Bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız (musallat ederim)” diyor, Cenab-ı Allah. Mehdi (a.s.) de bütün münafıklara musallat olacaktır. İslam ahlakı dünyaya hakim olduğunda da bütün münafıklar aşağılanacaklardır, dünya çapında. Yani insan içine çıkamayacak hale geleceklerdir.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler”. Yani Mehdi (a.s.)’nin bulunduğu yerde bulunmayacak münafıklar, inşaAllah. Peygamberimiz’e bakıyor ayet, ben Ahir zamana bakan yönünü anlatıyorum. “(Bu,) Daha önceden gelip geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir” diyor. “Ben hep böyle yaptım. Hep Peygamberlerime, Mehdilerime münafıkları, küfrü benim dilememle musallat olmalarına izin verdim. Musallat ettim ve onları cinsel iftiralarla, çeşitli iftiralarla imtihan ettim. Ama sonunda münafıkları ezdim ve perişan ettim, aşağıladım, Mehdilerimi galip ettim” diyor, Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak “Allah’ın sünnetidir bu. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın” diyor. “Hiç değişmez” diyor. Mehdi (a.s.) zamanında da böyledir, İsa Mesih (a.s.) zamanında da böyledir. İsa (a.s) gelecek ona da iftira atacaklar. “Bu şaşmaz” diyor, Cenab-ı Allah, hiç değişmeyen bir sünnettir.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir sözü var, Buhari ve Müslim’de geçiyor sahih hadis “Sizden hiçbiriniz lâyıkıyla iman etmiş olmaz; beni çocuğundan, anasından, babasından ve bütün insanlardan fazla sevmedikçe” diyor, Peygamber Efendimiz, Hocam. Cenab-ı Allah, inkara zorlayan aile fertlerine, ailelere karşı da veli edinmemelerini emrediyor müminlere. Ayeti okuyorum, Tevbe Suresi 23. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey iman edenler, eğer imana karşı inkârı sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir” inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Cenab-ı Allah münafıklar için ve müşrikler için, küffar için. Münafıklar için, müşrikler için; “onlar bir pisliktir” diyor, Allah. Ben de diyorum ki; “ben de aynı şekilde münafıklar ve müşrikler pisliktir” diyorum. “Hocam niye böyle dedin?” diyor. Şimdi bu olmadı. Eğer Kuran üslubuyla Allah’ın üslubuyla konuşmama rağmen niye böyle yapıyorsun derlerse, ben buna cevap vermem. Ben Kuran’a göre hareket eden bir insanım. Aşağılık adama aşağılık denir, köpeklik yapana köpek denir. Allah diyor; “dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. Söylesen de söylemesen de fark etmez onlara” diyor. “Aslandan ürkmüş yaban eşeği gibi” diyor. Adamlar yaban eşeği gibi tamam, Mehdi (a.s.) de aslandır onları kovalayacak, onlar da yaban eşeği gibi kaçacaklar. Bunda şaşıracak bir şey yok. Aslan ne yapıyor? Aslanlığına yakışır şekilde tam paralele alıyor bütün gücüyle kovalıyor, tuttuğunda da altına alıyor.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mehdiyet’ten kurtuluş yoktur. Kim çıkarsa çıksın mutlaka yener Mehdiyet. Çünkü Allah’ın tecellisidir Mehdi (a.s.), baş edemezler. İsa Mesih (a.s.) Allah’ın tecellisidir, baş edemezler, durduramazlar. Bir de bana entel dantel sohbetler yapmasınlar. Ben dinle, Kuran’la konuşuyorum, beni entel dinine çekmesinler. Ben entel dinine uymuyorum ki bana entel muhabbeti yapıyorlar. Entel ağzıyla konuşuyorlar. Budist ağzı, entel ağzı bilmem ne ağzı bunları ben kabul etmem, inşaAllah.
“Siz beni bağışlayın” diyor, estağfurullah bizim ne haddimize. “Ben Peygamberleri çok seven ve sayan bir insanım. Siz eski İslam’la ilgili olarak çizilmiş olan resimlerdeki Müslümanlara çok benziyorsunuz. Çekik gözlü, uzun saçlı, aynı sakal vs. Onun için ve söylediğiniz, açıkladığınız mantıklı, akılcı sözlerden size karşı tavrım çok pozitif. Peygamberimiz (s.a.v) dediği gibi; “aklı olmayanın dini de olmaz”. Ben akılcı bakıyorum, böyle bir karar alıyorum” diyor kardeşimiz.
Ahir zaman’da Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde 313 kişi olması düşünülmüyor. 313 kişi nasıl olur? Demek ki Mehdi (a.s.)’ye her türlü iftira yapılacak. İftiradan dolayı da insanlar korkup yanına gidemeyecekler. Bu kadar açık. Suçlanacak, hapse gireceğine göre Mehdi (a.s.), “hapsedilecek” diyor, Peygamberimiz söylüyor. Hapsedilmek ne demektir? Kanun dışı adam gibi göstereceklerdir.
ALTUĞ BERKER: Tabii.
ADNAN OKTAR:Kanun dışı gösterdiğine göre, cinsel iftiralar atılacağına göre, Kuran’ın işaretine göre; adam uzak duracaktır, bu kadar açık. Ve Ashab-ı Kehf gibi gençler ailelerini terk edip gelecekler. Aileler de ona düşman olacaklar mecburen. Peygamberimiz (s.a.v.)’e nasıl düşman oluyorlardı? Gençler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına geliyorlardı, ailelerinden kaçıp peygamberimizin yanına geliyorlardı. Aileleri de çocukları Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına gittiği için ona düşman oluyorlardı. Ashab-ı Kehf ne yaptı, ailelerini bıraktı mağaraya çekildiler. Dolayısıyla Mehdiyet’in 313 kişi olmasının nedenini bir araştırsınlar bir düşünsünler kardeşlerim o zaman anlarlar. Mehdiyet (a.s.) çok anormal bir düşünce gibi gösterilecek hatta İstanbul’daki alim; “bu kişi bizim dinimizi öldürdü” diyor. Cübbeli’nin Mehdi (a.s.)’ye karşı muhalif olmayla ilgili, alimler, Hocalar nasıl muhalif olacaklar varya Cübbeli’nin o videosunu hazırlayın.
VTR-
ADNAN OKTAR: Bak Cübbeli ne kadar nefis anlatıyor. Ne kadar muhteşem anlatıyor? Demek ki bu devirde Hoca ve alim olan kişiler bile Mehdi (a.s.)’ye düşman oluyorlar, muhalefet ediyorlar. Alim bak alim ki o normalde desteklemesi lazım. Değil ki halkın içindeki insanlar olsun. Mehdiyet için halkın büyük bir bölümünün ona muhalif olması, Mehdiyet’in şartıdır. Yoksa Mehdi (a.s.) olamaz. Talebelerin az olması Mehdiyet’in şartıdır. En yoğun iftiralara, en yoğun hakaretlere maruz kalması Mehdiyet’in şartıdır. Yoksa sabrı nerede o zaman onun? Cihadı nerede, gayreti nerede? Mehdi (a.s.)’nin 1 milyon taraftarı olsa, Mehdilik yapamaz o, Mehdi (a.s.) değildir o, herkes yapar onu. Azla başarılı olmak Mehdiliktir. Çetin şartlara, büyük engellere rağmen devam etmek Mehdiliktir. Azgın saldırılara, azgın iftiralara, azgın hakaretlere karşı dirençli ve güçlü olmak Mehdiliktir. Onun için Mehdi (a.s.)’ye dünyada insanın aklının alabileceği her türlü iftira ve hakaret yapılacaktır. Mehdi (a.s.) aslanlar gibi yara yara devam edecektir. Yelesiyle koşan bir aslanı düşünsünler, Mehdi (a.s.) öyledir işte. Cenab-ı Allah; “aslandır” diyor, Mehdi (a.s.) için, lakabıdır. Aynı zamanda Hz. Ali (a.s.), dedemin de lakabıdır. Haydar, Ali Haydar, Ali Haydar-ı Murtaza, Haydar-ı Kerrar, dönerek dövüşen aslan; Haydar-ı Kerrar. Haydar ismi çok şahane bir isimdir. Alevi kardeşlerimiz çok severler. Çok da doğru yapıyorlar, çok güzel. Hep Ali Haydar’dır isimleri. Acayip heybetli bir isim. Haydar-ı Kerrar, inşaAllah. Bak Cenab-ı Allah, Mehdi (a.s.)’yi aslana benzetiyor. Ama küfrü de, münafıkları da aslandan korkmuş, kaçan yaban eşeklerine benzetiyor. Bundan ne rahatsız oluyorsunuz? Ne güzel, iftihar edilecek bir şey, inşaAllah.
Şimdi bak kardeşimiz diyor ki; “Sayın Muhammed Adnan Hocam size nasıl yardımcı olabiliriz?” diyor. “Yalnız Youtube’u yetersiz görüyorum. Tamam orada bayağı bir diyaloglar kuruluyor ama çoğu insanla da irtibata geçemiyoruz. Bol bol sevgi ve saygı ve selamlarımla, inşaAllah Altın Çağ yakın zamanda gelir, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Hızır (a.s.)’ı da görürüz, inşaAllah. Ellerinizden öperiz” diyor, kardeşimiz. Nasıl yardımcı; bir kere benim kitaplarımı matbaalarda bir basmaya alışsınlar kardeşlerimiz. Yurt dışında da öyle yani bir başlarlarsa arkası gelir onun. Bak ben telif hakkını yazılı olarak da göndereyim. Onların olsun. Yani telif hakkı istemiyorum ben. Kitabı basmaları için özgür oldukları konusunda, serbest oldukları konusunda yazılı belge göndereyim. Gitsinler matbaaya “selamun aleyküm arkadaş ben bu kitaptan 5 bin tane bastıracağım” desin, maddi durumu yerinde olan kardeşlerimiz. “5 bin tane bastıracağım ve dağıtacağım” desin. Alsınlar adresleri mesela çeşitli, ev ev ya da sokak sokak gidip elden de dağıtabilirler. Ve yahut bir adam tutsunlar dağıttırsınlar. Muazzam bir hizmettir bu, çok şahane bir şey olur. Ve yahut konferans ayarlasınlar mesela; Avusturya’da, Macaristan’da olabilir, İtalya’da olabilir. Her yerde olabilir. Bir salon tutacaklar. “Tecrübem yok”. Kardeşim her şeyin bir başlangıcı vardır. Git salon sahibiyle konuş “arkadaş ben falanca gün hatta yemekli toplantı yapacağım” dersin. Ayarla, orada insanlara basın yoluyla duyur, radyodan da duyurabilirsin. Falanca yerde toplantımız var. Konuşmacı olarak da çağır bizleri gelelim. Çağır bizi gelelim. Hepsini bizden beklemeyecekler. Yani çok zor olur. Bizim yapabileceğimiz belirli bir derecede oluyor. Mesela böyle toplantılar çok hayatidir. Çünkü çok ses getirir konferanslar. Mesela gazetelere ilan verebilirler. İmani konularda, Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ile ilgili ilan verebilirler gayet rahat. Değil mi paralı ilan? çok büyük tebliğ olur. Mesela; 3 milyon kişiye hitap ediyor gazete, çok güzel hizmet olur. Çok kazansınlar, çok harcasınlar. İyi kazanmaya özen göstersinler, iyi harcamaya özen göstersinler. Biriktirirlerse Allah ellerinden alır. Sürekli harcamak lazım, inşaAllah. Radyo olabilir. Mesela; bir radyo ile anlaşınlar kiralasınlar radyoyu oradan tebliğ yapsınlar, anlatsınlar. Darwinizm ile ilgii bir konu anlatabilirler. Bir televizyon kanalını kiralarlar, orada bir ilan hazırlarlar hazır ilan, onu yayınlarlar. Darwinizm aleyhinde, Darwinizm’i eleştiren bir yayın. Ucu bucağı yok. Onun için yani sürekli internet tabii ki olmaz. Yani internet yeterli bir şey değil. Onunla ruhu tatmin bulması da doğru olmaz. Ben niye yeterli demiyorum. Ben mesela 300’ün üzerinde kitap bastım, yeterli görmüyorum. Ben en az 1000’e çıkaracağım kitap sayısını, 1000. En az 1000 benim hedefim o. Mesela; 63 yabancı dilde var. Daha da arttıracağız. Dünyadaki bütün dil ve lehçelerde yapacağız, inşaAllah. Bak radyolardan, televizyonlardan gece bu vakitte tebliğ yapıyoruz, inşaAllah. Kardeşlerimiz de her türlü imkanı kullansınlar. Allah yollarını açacaktır. Allah kendi yoluna bir adım atana on adımla gelir. On adım atana yüz adımla gelir, Cenab-ı Allah. Allah yardım eder. Ama onlar gayret etsinler, inşaAllah.
Seyit Salih Özcan Hocamızın, Mehdi (a.s.)’nin şahsı manevi olmayıp şahıs olduğuyla ilgili konuşmasını yayınlayın. Çünkü Nur talebesi kardeşlerimizin sapıtanlarının, beynine bir balyoz o. Sapıtanların ama doğru yolda olanların Allah hidayetini arttırsın.
-VTR-
ADNAN OKTAR:Şimdi bu seyit Salih Özcan Hocamız’ın anlattığı tarzda bu kadar sarih bir açıklama ilk defa oluyor. Ve şahsı manevi diye ört bas etmek isteyenlere seyit Salih Özcan Hocamız’ın bu cevabı bomba etkisi yapacak bir izahtır. Yani beyinlerine inen balyoz gibi yani şu an. Çünkü o bilmiş, enaniyetli, yalancılar şu an darmadağın oluyor. Hiçbir açıklaması yok seyit Salih Özcan Hocamız’ın bu açıklamasına karşı. Baktılar ki yalanla, dolanla falan götürebiliyorlar. Bayağı bir yol almışlardı. Şimdi bak, Hocamızın Bediüzzaman’ın talebeleri kükremeye başladılar. Cahilliğinden, bilmediğinden yapanları tenzih ederim ama sahtekarlar ve bildiği halde Mehdi (a.s.)’nin geleceğini bildiği halde sırf enaniyetinden ve zalimliğinden, ayette diyor; “bildikleri halde vicdanları kabul ettiği halde, küfür ve zulümden dolayı kibirlenip, enaniyetlerinden dolayı inkar ettiler” diyor. Bu karakterde inkar edenleri işte Cenab-ı Allah işte böyle beyinleri parçalıyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi biliyorsunuz Hocam inşaAllah. Bizi seyit Salih Özcan Hocamız’la vesile olan Sungur Ağabey’dir. Ona İttihad-ı İslam’ı sorduğumuzda bizi Salih Özcan Hocamız’a havale etmiştir, tanışmamıza vesile olmuştur. “O iyi bilir, ona gidin” demiştir.
ADNAN OKTAR:Sungur Ağabey dedi. İttihad-ı İslam için, maşaAllah. Allah’tan başka hiç kimseden korkmayan bir insan inşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocamızın Mehdi (a.s.) ile ilgili bir güzel konuşması vardı. Bir de onu yayınlayalım.
VTR:Şeyh Ahmet Yasin.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocam çok çok samimi, çok dürüst bir insan, tabii enaniyetten, kibirden, tamamen beri, Allah için yaşayan halis bir Müslüman. Onun için üslubunda da son derece akıcı ve samimi bir anlatım oluyor. Ama ocak güzel, ocak, maşaAllah. Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretlerini o kadar mübarek, o kadar değerli bir insan ki, Allah onun eliyle bütün dünyada çok güzel bir aydınlanma ve ışık, bir nur meydana getirdi, maşaAllah. Allah, Hocamıza uzun ömür versin, Mehdi (a.s.)’yi görmeyi nasip etsin, Mehdi (a.s.)’ye biatı görmeyi nasip etsin. Mehdi (a.s.)’nin farkındadır da o, farkında değil farkında biliyor yani maşaAllah. Fakat biatı görmesi çok önemli inşaAllah. Hz. İsa (a.s.) Mesih’i görmesi çok önemli, inşaAllah Allah ona o güzellikleri nasip eder. Bak hemen hadislere baktım, “ömürler uzayacak” diyor. Şu önümde ki kitapta da 164. sayfada. Mehdi (a.s.) devrinde Allah o mübarek Hocamızın ömrünü uzatsın.
“Emanetler yerine teslim edilecek, kötüler helak olacak, Ehl-i Beyt’e buğz eden bir fert kalmayacak”, Ehl-i Beyt sevgisi yayılacak. Ehl-i Beyt düşmanlığı kalkacak. Bu zalimler Ehl-i Beyt’e karşı kin ve nefret içindeydi bir çoğu Allah onları hak ile yeksan edecek, inşaAllah. Hiçbiri kalmayacak, inşaAllah, yani etkisiz olacaklar. “İnsanlar arasında sözü sevilecek”, insanlar onun konuşmasından hoşnut olacaklar, zevk alacaklar sohbetlerinden. “Allah (c.c.) onun sayesinde kör fitneyi söndürecek”. Kör fitne nedir? Kör deccal. Kör deccal fitnesi, “kör fitneyi söndürecek, deccaliyeti kaldıracak”. “Yeryüzünde emniyet ve sükun hakim olacak”, yani anarşi ve terör tam olarak kalkacak. “Savaşlar duracak, hatta bir kadın beş kadınla birlikte aralarında hiçbir erkek olmadığı halde serbestçe korkusuz hacca gidebilecek”, arkadaş ekip olacaklar kadınlar, istedikleri gibi, demek ki kadınların çok iyi korunmasını sağlayacak Mehdi (a.s.). Bak kadınlarla ilgili özel bir hüküm. Özel bir açıklama yapmış, Peygamberimiz (s.a.v.). Çünkü demek ki bu devirde kadınlar korunmuyor, rahat değiller. Ama Mehdi (a.s.) devrinde kadınların alabildiğine özgür, alabildiğine rahat hareket eden, alabildiğine saygın ve sevilen ve korunan varlıklar olduklarını Peygamber (s.a.v.) bize bildiriyor, Mehdi (a.s.) devrinde. Kadın sevgisini, kadınlara saygıyı, onlara değer vermeyi öğretecek Mehdi (a.s.), inşaAllah.
Alametlere gelince; “beraberinde Allah’ın Resulü Peygamberimiz (s.a.v.)’in gömleği (hırkası) kılıncı ve sancağı bulunacaktır.” O sancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vefatından bu güne kadar hiç açılmamıştır. Mehdi (a.s.)’nin zuhuruna kadar açılmayacaktır. “Sancağında El Biyet-ül Lillah (Allah için biat) yazılı olacaktır. Antakya veya Taberiye gölünden Tabut-u Sekine’yi çıkaracak (Kutsal sandığı Hz. Musa (a.s.)’nın kutsal sandığını çıkaracak). Omuzlanıp Beyt-i Maktis’te onun önüne konacak. Kudüs’e getirilecek Yahudiler onu görünce biraz müstesna Müslüman olacaklar”. Demek ki, Museviler ne olacaklarmış? Müslüman olacaklar. Biz Musevilere karşı tavrımız nasıl olması gerekiyor? İslam’ı sevdiren ve şefkatli, koruyan kollayan olacak. Eğer yok olup, Yahudiler asılıp kesilseydi bu hadis olur muydu? Ne diyor burada? “Birazı müstesna bütün Yahudiler Müslüman olacak” diyor. Hani asılıp kesilecekti hani hepsini doğrayacaktık. Doğrama yok sevgi şefkat ve kollama var, inşaAllah. Hatta mesela, Hristiyanlar için de diyorlar; “onlar da düşmandır. Onları da asıp keselim” diyorlar. Cenab-ı Allah diyor ki ayetinde; “Biz Hristiyanız diyenleri size daha yakın bulacaksınız” diyor, Cenab-ı Allah. “Çünkü onların içinde enaniyet yapmayan, gurur yapmayan rahipler vardır” diyor, Cenab-ı Allah. “Size yakın olacaklar. Müslümanlara yakın olacaklar” diyor, Allah. Asıp keseceksiniz onları lanetleyeceksiniz demiyor, Cenab-ı Allah. “Yakın bulacaksınız” diyor, inşaAllah. “Ramazanın ilk gecesinde Ay, 15. gecesinde Güneş tutulacak. Dünya kurulduğundan bu yana görülmemiş şekilde vaki olacak”. Ama bunu işte Cübbeli gizliyor söylemiyor. “Üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek”, bunu da gizliyor. "Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak, Cemretül Akabe üzerine kanları akacak". Bu da oldu bunu da söylemiyor. “Anlaşmazlıklar ve sık sık depremler vaki olacak”. İlk defa dünya tarihinde depremler böyle sıklaştı Cübbeli bunu da söylemiyor. Fırat’ın suyu kesildi onu da söylemiyor. Lulin kuyruklu yıldızı ve Halley kuyruklu yıldızı çıktı, onları da söylemiyor. Kabe’de kan akıtıldı. Bu çok önemli bir konu demin anlattığım konu. Bunu çok geniş olarak anlatması lazım. Çünkü gözle görülen elle tutulan bir olay. Fırat’ın mesela suyu kesildi ve aynı yerde “anarşi olacak, kan akacak” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.), bunlar da oldu. Cübbeli bunu da gizliyor, bunu da söylemiyor. “Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan (Halife olmadan) gidecekler” diyor. Halife yok, Müslümanlar’ın başında Mehdi (a.s.)’nin çıktığı zaman. Hicri 1400’de halife yoktu. Cübbeli bunu da söylemiyor.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.TV, Mavi Karadeniz Radyo ve Gaziantep Olay TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Evet bir ayet okuyayım. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hadid Suresi. “Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur”, demek ki bazı zenginlerin dediği ifade doğru değil, Allah’ındır. “Diriltir ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir. O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her şeyi bilendir”. HarunYahya.TV’ den devam edeceğiz inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...