SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tv Kayseri, Samsun AKS, Ankara Beypazarı Seyelan Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri proğramımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:En güzel şekilde, en iyi şekilde başlamak istiyorum. Berker’im sen bayağı bir donanımlı görüyorsun olayları, anlat dinleyelim.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, inşaAllah. Şimdi bazı haberler yazarların yazılarından bahsedeceğim inşaAllah. Özdemir İnce Hürriyet’te bugünkü yazısında; “İslam dinindeki imame sistemini eleştirerek, dindarların ortak bir akla bağlanmasının” haşa “büyük bir akılsızlık olduğunu” yazmış. Ayrıca türbanlı hanımlar için de hakaretamiz ifadeler kullanmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Özdemir İnce bu yazıları ona yazdıran Allah’ı düşünmüyor. Ortak imama değil, bütün insanlar Allah’a bağlıdır. Bak o orada onu konuşuyor, biz de burada bunu konuşuyoruz. O daha anasından doğmadan bu yazıları yazmıştı, harfleri yazmıştı. Allah ne derse onu kelimesi kelimesine yazıyor. Mutlaka İslam düşüncesine zıt fikirler gerekir. Yani din için gerekir, İslam için gerekir. Allah Müslümanlar ve Müslüman düşüncenin karşıtlarını yaratıyor. Yani yoksa olmaz o, öyle bir fikir olmaz, öyle bir yapı olmaz. Mutlaka bu gerekir yani imtihan için İslamiyet’in gelişmesi ve güçlenmesi için bu gerekir. O yüzden Allah tarafından kelimesi kelimesine yönlendirilen bir insan, onun haberi bile yok. O beyninin içerisinde şu kadarcık yerde Allah’ın ona gösterdiği görüntüleri kendisi yaptığını zannederek yaşıyor. Gerçeğini bilse aklını atar. Farkına varmıyor. Yani Allah’a boyun eğmiş, Allah’ın gariban bir kulu. Zavallı bir yapısı vardır insanların. Yani Allah’a karşı boyun eğmişlerdir, hepsi boyun eğmişlerdir. O da kaderinde boyun eğmiş, bunları yazıyor. Fakat biz tabi Özdemir İnce’yi sebepler içerisinde sorgulamamız gerekiyor. Peki komünist diktatörlükte başta bir komünist diktatör oluyor, başsız olmuyor. Komünist diktatörlükte o yönetimi ele alıp herkesi yönetiyor. Buna ne diyor? Değil mi yani komünist diktada, komünist yönetimde baştaki diktatörlerin halkı yönetmesine ne diyor, buna karşı mı? Proletarya diktatörlere karşı mı? Marksist, Leninist şiddete karşı mı? PKK’nın komünist, Leninist, Stalinist bir örgüt olduğunu kabul ediyor mu? İkinci dünya harbinde komünistlerin ve faşistlerin yaptığı katliamların bir milyarı bulduğunu biliyor mu? Allahsız, dinsiz olduğu için intihar eden insanların sayısını biliyor mu? Allahsız, dinsiz olduğu için yüzü gülmeyen, neşesiz, sevinçsiz, egoist ve bencil insanların, ekonomik krizin zeminini oluşturduğunu biliyor mu? Bunların birçoğundan haberi yok Hocanın, bunlara cevap vermesi lazım. Ve bir kere ben ona soru sordum daha hala cevabı yok. Yani “dine karşıyım” diyor “dinin İslam’ın birçok hükmüne karşıyım” diyor. Peki komünizme karşı mısın? Stalinizm’e karşı mısın? PKK’ya karşı mısın ilk önce bunu bir söyle. Sen gece gündüz sütunlara bunları yazıyorsun. En büyük sorun Türkiye’de bölücülük ve PKK. Müslümanlık Türkiye’de bir sorun değil. Cahil Müslümanlar var, gerici Müslümanlar var, ama onlara karşı böyle bir yöntemle cevap verilmez. Onlara bilimsel yöntemle cevap verilir. Kuran’la anlatılır. Burada dedemizin fotoğrafları mı vardı?
ALTUĞ BERKER:Resimleri vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım dedeme.
ALTUĞ BERKER:Kendini biraz Marks’a ve Che’ye benzetmiş galiba.
ADNAN OKTAR:Evet Che ayaklarında anladım. Bunları bir açıklığa kavuşturacak. Yani böyle Marksist, komünist özentisi var mı? Che ayaklarına yatıyor mu? Gerçi biraz avami bir üslup oldu ama. Ondan sonra bir de bu düşüncesini kendisi mi ortaya koyuyor yoksa ona birileri mi üfürüyor? Hürriyet gazetesinde yazmıyor mu?
ALTUĞ BERKER:Hürriyet’te yazıyor evet.
ADNAN OKTAR:Tamam. Bir adama durduk yere Hürriyet’te yazı yazdırmazlar. Yani bunları bir düşünsün. İnşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Star gazetesindeki bir haberde bugün “Türkiye’nin yükselişi, batının İslam’la ilişkilerini değiştiriyor” demişler başlıkta. “Bu yükseliş batıyı tedirgin ediyor” diyorlar. “George Friedman: “Türkiye’nin bölgesel güç olduğunu kaydederek, yeni bir güç ortaya çıktığında, uluslararası sistemde tedirginlik oluşturuyor. Türkiye’nin yükselişi daha da arttı” diyor.
ADNAN OKTAR:Türkiye’nin yükselişi.
ALTUĞ BERKER:Bu tedirginliği, uluslararası sistemdeki tedirginliği daha da arttırıyormuş, güçlü olması.
ADNAN OKTAR:Nasıl yükseliyormuş Türkiye?
ALTUĞ BERKER:“Bölgesel bir güç olduğunu” söylüyor, daha evvel bu kişinin kitabında da “2040’larda Türkiye en büyük ülkelerden biri olacak” diyordu.
ADNAN OKTAR:Kardeşim duyan da böyle herkes limuzinlerde geziyor falan, ellerinde puro falan böyle dolarla puro yakan tipler var, öyle bir şey yok. Türkiye zengin bir ülke değil. Türkiye’nin özelliği manevi yönden zengin, Kuran’i yönden zengin, ahlaki yönden zengindir ve liderdir. Özelliği bu inşaAllah. Seviliyor yani bölgede seviliyor, sözü geçiyor. Askeri gücünden değil. Bizim yani Avrupa’yı, dünyayı etkileyecek bir silah sanayimiz yok. Yani nükleer güç de değiliz biz. Böyle balistik füzelerimiz şunlar bunlar falan da yok. Bizim sevgimiz güç, imanımız güç.
ALTUĞ BERKER:Hocam bugün Taha Akyol Milliyet Gazetesi’ndeki yazısında, sizin yıllardan beri PKK’nın Stalinist ve Leninist bir örgüt olduğu ile ilgili açıklamalarınız üzerine Taha Akyol da bu konu ile ilgili bir yazı yazmış. Yazısında, Öcalan’ın Osman Baydemir’e (Diyarbakır Belediye Başkanı) yönelik tehdit içerikli eleştirisini örnek vererek, PKK’nın kurallarının hukuk tanımadığını yazmış. Bu nedenle yıllardır PKK’nın demokratik özerklik kavramının arkasındaki Stalinist totalitarizme de dikkat çekmeye çalıştığını, çünkü o bölgeye özerklik verildiği taktirde PKK militanlarının burada öz savunma gücü olarak görev yapacaklarını söylemiş. Ayrıca “Öcalan’ın aşırı otoriter tavrının Lenin, Stalin ve Hitler’in ideolojilerini model almasından kaynaklandığını” da eklemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Nihayet eğite eğite, terbiye ede ede bir şekle şemale getirdik Hocayı, iyi.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah dili çözüldü nihayet. Güzel bak yıllardan beri eğitiyoruz Taha’yı, şu an açıldı, iyi oldu inşaAllah. Hadi bakalım şimdi anti Darwinist, anti materyalist eğitimin teşvikine geldi sıra. Bunu da yaparsa Hürriyet’ten kovulmadan helal olsun ona. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Cüneyt Ülsever Hürriyet’te yine bugün, üstü kapalı şekilde Türk-İslam Birliği’ni kurma ideali olan Dış işleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nun bu düşüncesinin ideolojik hayalperestlikten ibaret olduğunu yazmış. Ayrıca Davutoğlu’nun bu hayalinin Amerika tarafından aşağılandığını, bu politika nedeniyle Amerika ile ilişkilerin bozulduğunu söylemiş. AK Partinin Füze Kalkanı Projesini kabul etmek zorunda kalmasının ise bu rüyadan uyanmalarına sebep olduğunu yazmış.
ADNAN OKTAR:Çok sivri teşhisler. Bir kere Türk-İslam Birliği coğrafyanın, o bölgenin özelliği olarak ve tarihi şartlar açısından inanç yönünden mecburi olan bir gelişme. Yani zaten var adı konulmamış. Biz İslam ülkeleriyle zaten gönülde, kalpte, akılda bir birlikteliğimiz zaten var. Türk ülkeleriyle de var. Ama tembellik edildi, gayret edilmedi, birleşme olmadı. O tembelliği meydana getiren de Allah’tır. Mehdi (a.s.)’yi bekliyor. Cüneyt Ülsever bu sözü iyi duysun Mehdi (a.s.) sözünü, Muhammed Mehdi (a.s.) sözünü. Bununla çok sık karşılaşacak o 10 yıl sonra, çok duyacak bu sözü. İttihad-ı İslam’ı çok duyacak. Avrupa Birliği’nin olmasını çok makul görüyor. “Hıristiyan Birliği” diyorlar oluyor. Peki İslam Birliği niye olmuyor? Mantığı ne? Hiçbir mantığı yok. Halbuki İslam ülkelerinde petrol bol, maden bol, toprakları henüz daha işlenmemiş ve çok geniş coğrafyaya sahipler ve genç nüfusa sahipler, muazzam netice alabiliriz, muazzam güzellikler oluşabilir, sadece organize edilmesi gerekiyor. Bu organize hareketi başlatacak olan Muhammed Mehdi (a.s.)’dir. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Cübbeli Hocamız istemese de, şaşar beşer Faruk Beşer istemese de, Osman Ünlü istemese de kader böyle. Allah’ın kaderini kimse durduramaz.
Ne anlatayım Berkerim başka?
ALTUĞ BERKER:Hocam dün yeni hadislerden okumuştunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani hadis okumamı mı istiyorsun sen benim?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, nasıl uygun görürseniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak adamım Cübbeli diyor ki: “İki kaşı arasıyla, kulak ve sakal arası çok parlak olacaktır Mehdi (a.s.)’nin” diyor. Yani şu kulakla sakalın arasında bir boşluk oluyor, “o kısım çok parlak olacaktır” diyor. “İki kaş arası” kaş aralığı yani kaşının olduğu bölgede orası da “parlak olacak” diyor. “Üzerinde kısa tüylü iki beyaz aba bulunacaktır” bak Cübbeli kendi söylüyor bunları sonra da. “Hz. Mehdi (a.s.) kendisine biat esnasında bile uyuyanı uyandırmayacak ve hiç kan akıtmayacak.”Bunu Cübbeli söylüyor. Öbür tarafta da “pırasa gibi doğrayacak” diyor.
Dinleyelim, bakalım.
VİDEO: CÜBBELİ, DECCALİYETİN ZUHUR ETTİĞİNİ, KÜFRÜN SONUNUN GELDİĞİNİ ANLATIYOR
ADNAN OKTAR:Bak uzun uzun İslam alemindeki, bütün İslam alemindeki işgali, zulmü, acıları, belaları, sıkıntıları yani deccaliyeti çok kapsamlı anlatıyor. Yani bu anlattığı deccaliyet. Deccal gelse zaten bunu yapacak, Müslümanlara bunu yapacak. Başka ne yapacak? Esir edecek, onları dinsiz, imansız yapmaya çalışacak, materyalist düşünceyi yayacak, kan dökecek, cinayetler işleyecek. “Bunu yapıyor” diyor işte. Demek ki deccal gelmiş. “Kıyamet de yaklaşmış” diyor, “Mehdi (a.s.) de çıkacak” diyor. Ama şöyle diyor: “Bakın bu zulüm, bu acılar ne kadar sürecek biliyor musunuz” diyor, “570 yıl sürecek” diyor. 570 yıla ne olur bu Müslümanlar? Bu kadar acıya dayanabilir mi bir insan. 570 yıl Allah’tan kork. Bizim 570 saniye bekleyecek durumumuz var mı? Niye çözümü söylemiyorsun? İttihad-ı İslam’dır çözümü niye demiyorsun? Demiyor işine gelmiyor çünkü. İslam ahlakının dünya hakimiyeti ile ilgili ayetleri oku.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nur Suresi, 55. ayet.
“Allah, içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir” İnşaAllah. Allah vaat ediyor, “Allah vaat etmiştir” diyor. “Allah vaadinden dönmez” ayette var, Allah Cennet’i vaat ettiği gibi dünya üzerinde de İslam ahlakının dünya hakimiyetini vaat ediyor. “Hiç şüphesiz” diyor Allah, şüpheye hiç yer bırakmıyor, Allah özellikle bir daha vurguluyor, kesin ve net bir hakimiyet olacağını Allah özellikle bu vurgularla inşaAllah güçlendiriyor. Yeryüzünde Müslümanların hakim olacağını, güç ve iktidar sahibi olacağını Allah İslam ahlakının dünyaya hakim olacağını açık ve net bir şekilde vaat ediyor. Ebcedi de 2013 Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bunları ne Osman Ünlü anlatıyor, ne Cübbeli anlatıyor, kendilerine haram kıldılar bu konuyu.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Müslümanlara yapılan zulmü de örtbas edip anlamazlıktan geliyorlar. Bol bol ticarete teşvik diyorlar inşaAllah. Fakat Mehdiyet’i hiç kimse durduramaz, bunu bilecekler. İttihad-ı İslam’ı hiç kimse durduramaz. Ne Özdemir İnce durdurabilir, ne Cüneyt Ülsever durdurabilir, ne Cübbeli durdurabilir, ne Osman Ünlü, ne şaşar beşer Faruk Beşer, hiçbiri durduramaz. Cübbeli’nin öbür filmlerini seyredelim, bakalım.
VİDEO: CÜBBELİ, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ALLAH’IN KORUMASI ALTINDA OLDUĞUNU, O’NUN İZNİ OLMAKSIZIN KİMSENİN HZ. MEHDİ (A.S.)’YE ZARAR VEREMEYECEĞİNİ ANLATIYOR
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) durdurulabilir diyor mu?
ALTUĞ BERKER:“Durdurulamaz” diyor.
ADNAN OKTAR:“Durdurulamaz” diyor. “Ne Amerika’sı, ne Rusya’sı, ne Cübbeli’si, ne kubbelisi kimse durduramaz” diyor. Bak bizzat kendisi söylüyor. Ne şaşar beşeri, hiçbiri durduramaz diyor. Evvel Allah. Başka ne var?
VİDEO: CÜBBELİ, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN YAKINDA MESCİD-İ AKSA’DA MÜSLÜMANLARA İMAMLIK YAPACAĞINI VE İNSANLIĞIN TEK BİR ÜMMET OLACAĞINI ANLATIYOR
ADNAN OKTAR:Şimdi bak Mescid-i Aksa’ya müjde veriyor. “Ey Mescid-i Aksa kurtuluşun yakın, en kısa zamanda kurtulacaksın” diyor. Ne kadar süre veriyor? 570 sene veriyor. Allah’tan kork. 570 sene veriyorsun bir de müjde veriyorsun. Bu, gün saat için verilen bir üslupta olur. “Ey Mescid-i Aksa kurtuluşun yakın” dersin, gün saat hesabıdır artık, o zaman bu söylenir. 570 sene sonra için bu söylenir mi?
ALTUĞ BERKER:Hayır.
ADNAN OKTAR:“570 sene Müslümanlar sürünecekler, perişan olacaklar, mahvolacaklar ve hiçbir şey de yapmalarına gerek yok” diyor. “Hiçbir şey yapmasınlar, en fazla öldürsünler bizi” diyor. Yani bu ölecekmiş, çoluk çocuk da küfrün eline düşecekmiş. Bak aklı başında olan, muttaki olan her kardeşimiz, mümin kardeşimiz buradaki olayı görsün, fevkaladeliği görsün, bu anlamamazlıktan gelecek gibi değil. Bak fevkaladelik var benim kimseyle alıp veremediğim yok. Ama bunu beş yaşında çocuk olsa görür. Yani buradaki dehşetli durumu görsünler. Burdaki olağanüstü durumu görsünler, Müslümanları oyalıyorlar. Müslümanları pasifize ediyorlar, İttihat-ı İslam’ın önüne baraj oluşturdular ve böyle adamları kullanıyorlar. Yani duyan coşar, yani bir an önce bu mutlu gün gelecek zanneder. Ama bakıyorsun 570 yıl sonra, öbürü de “1000 sene sonra” diyor Osman Ünlü de. 1000 yıl bu ümmet sürünecekmiş daha. Resulullah (s.a.v.)’ın da hadislerini görmezlikten geliyorlar 7000 yılla ilgili hadisleri. Halbuki dünyanın sonu geldi. “7000 yıl” diyor Peygamber (s.a.v.) Efendimiz “dünyanın ömrü. 5600 senesi geçmiştir” diyor. 1400 ile 1500 arasında başka vakit yok. Bütün ulema bunu söylüyor. Sungur Ağabeyin konuşmasını yayınlasana. Bak Sungur Ağabey de “70 sene kaldı” diyor. Nur talebesi kardeşlerimizi de uyuşturmaya çalışıyorlar. Müslümanlar’ı da uyuşturmaya çalışıyorlar ve bize güya bir baraj oluşturuyorlar. Evet devam edelim.
VTR- MUSTAFA SUNGUR AĞABEY: “DÜNYANIN SON DEVRİNDEYİZ”
ADNAN OKTAR: Vicdanla, akılla bakan insanlar bu gerçeği görürler. Bakın Sungur Ağabey en güvenilir Nur talebelerindendir. Seyyid Salih Özcan Hocam ve Sungur Ağabey. Bak açıkça söylüyor, “70 yıl kaldı” diyor. “Mehdi (a.s.) de, İsa (a.s.) da, İslam ahlakının hakimiyeti de bu yüzyılda. “Ya falanca Mehdi (a.s) olursa?” Kardeşim derdine düşmeyin siz, İttihat-ı İslam’ı meydana getirin, ne yapıyorsanız yapın. Kimi Mehdi (a.s.) diye görürseniz görün, farketmez. Yeter ki İttihat-ı İslam olsun. Biz illaki falanca kişi Mehdi (a.s) olsun demiyoruz ki. Allah’ın takdir ettiği kişi olacaktır zaten. Niye paniğe düşüyorsunuz? Sanki önceden istediğinde bir kişi gönlü isterse Mehdi (a.s.) yapabilirmiş gibi. Allah’ın takdiri kimse, o olur. Allah’ın takdir etmediği kimse olamaz. Dolayısıyla illa şu olacak, bu olacak diye bir konu yok. Kim olursa olsun yeter ki İttihat-ı İslam olsun. İnşaAllah. Bu zulüm dursun yani. İnşaAllah.
“Selamün aleyküm” ve aleyna aleyüm selam ve rahmetulahi ve berekatühü. Bu devirde diyelim, veyahut belirli bir bölge, İstanbul’da diyelim. Diyor ki, “öğretmenlerin en hayırlısı” diyor şimdi böyle deyince çok geniş alanı alır. Yani halbuki Peygamberimiz (s.a.v.) vardır öğretmenleri en hayırlısı. Peygamberler vardır. Yeri ve bölgeyi iyice daraltılarak söylenebilir. Mesela İstanbul’da öğretmenlerin en hayırlısı. Ki yani yine olmaz, en hayırlılarından diyelim. En hayırlılarından inşaAllah. “En bilgililerinden, en güzel olanlarından ve tüm dünyanın ışığı ve nuru olan Adnan Oktar Hocamızın öğretmenler günü kutlu olsun, inşaAllah” diyor. Ben de ne diyor, diyorum. MaşaAllah. İstanbul’dan Onur. MaşaAllah. Evet bütün öğretmenlere selam ediyoruz, Allah onların ilmini, feyzini, himmetini güzelleştirsin, arttırsın. Bereket, bolluk versin. Güzel talebeler yetiştirmelerine Allah imkan versin.
ALTUĞ BERKER:Hocam sizin hazırlattığınız www.basogretmenataturk.com internet sitesi inşaAllah.
ADNAN OKTAR:www.basogretmenataturk.com evet bizim internet sitemiz. Buradan çok güzel, özlü bigiler edinebilir kardeşlerimiz.
“Atatürk diyor ki; “Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en kadar fedakar ve muhterem unsurlarıdır.”
Çok güzel. Evet. “Es selamün aleyküm ve rahmetullah” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam Allah’ın vesilesiyle en büyük öğretmen benim için” şöyle diyelim en büyük öğretmenlerdensiniz diyelim inşaAllah. “İnşaAllah sohbetleriniz, kitaplarınız sayesinde ilmimi geliştirdim eskiye göre daha iyiyim inşaAllah. Menzil’den Seyyid Abdulbaki Hazretleri de, Allah razı olsun, birçok insanı sizler gibi özüne döndürüyor maşaAllah. Bu kutsal görevinizde her zaman yanınızdayız inşaAllah” M. Gülbahçe.
MaşaAllah Seyyid Abdulbaki Hazretleri, seyyidlerin o güzel nuru, o güzel asaletini yüzünde görüyorum. Geçenlerde bir film seyrettim hakikaten yani çok derin yüzündeki ifade, üslubu çok derin, çok muhterem, değerli bir mürşit olduğu belli oluyor.
ALTUĞ BERKER:Resimleri var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım, evet. MaşaAllah. Sonra Seyyid Abdulbaki Hazretleri hakkında da bilgi olması gerekir.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oku oradan, anlat.
ALTUĞ BERKER:Tabii, inşaAllah.
Şeyh Seyyid Abdulbaki Hazretleri, Gavs-ı Sani. Dedesi Seyyid Muhammed Kuddusi Surruh medreselerde yetişmiş çok büyük bir alimdi. Nakşibendi halifesi olarak hicazet ve hilafet almıştı. Babası Gavs-ı Bilvanisi Seyyid Abdulbaki Hüseyni Kuddusi Surruh Hazretleri, Nakşibendi büyüklerindendir. Baba ve dedeleri ilim ve tarikat ehli olan Seyda Hazretleri, Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan olup Bilvanis seyyidlerindendir. Hz. Hüseyin (r.a.) soyundan geldiği içinde de El-Hüseyni denilmektedir. Gavs Hazretleri, Bilvanis köyünde 6 sene, Bitlis’in Kasri köyünde 11 sene, Siirt’in Kozluk kazasının Gadir köyünde 9 yıl kaldıktan sonra hayatının sonuna kadar ikamet edecekleri Adıyaman ilinin, Kahta kazasının Menzil köyüne yerleştiler. 100 yılın evliyalarındandır inşaAllah. Gavs Hazretleri ve oğulları yani Seyda Hazretleri Muhammed Raşit Erol ve Seyyid Abdulbaki Hazretleri Menzil’de irşat faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan gelen bu aile, Şah-ı Nakşibendi’nin Kasr-ı Arifan’da başlattığı irşadın ikincisini her türlü zorluğa rağmen devam ettirmiştir. Bu yüzden Menzil’e Seyda Hazretleri, İkinci Buhara demiştir. Gerek Gavs Hazretleri gerek Seyda Hazretleri ve gerekse Seyyid Abdulbaki Hazretleri bu yerlerde Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmışlardır. Bu irşat halkasının içinde Şeyh Abdulrahmanı Tahri, Şeyh Fetullah, Şeyh Muhammed Diyahuddin, Şeyh Ahmet El-Haznevi gibi mübarek insanlar sıralanmış, mekan değiştirenlerin yerine Gavs Hazretleri, Seyda Hazretleri ve Seyyid Abdulbaki Hazretleri aynı heyecanla bu yolu bugüne dek taşıyarak onların yolunu takip etmişlerdir. Son derece heybetli olan Gavs-ı Sani Hazetleri sima olarak babası Gavs Hazretleri’ne benzemektedir. Öyle ki Seyda Hazretleri’nin sofilerden Gavs’ı tanımayanlara Seyyid Abdulbaki’yi görmeniz yeterli demektedir. Seyyid Abdulbaki Hazretleri denilince akla gelen en önemli özelliği adabıdır. Gavs’ın Şah Hazne’ye bağlılığı ve Seyda Hazretleri’nin Gavs’a teslimiyeti, Seyyid Abdulbaki’nin de zirveye çıkarak adaba dönüşmüştür.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Seyyid Abdulbaki Hazretleri, Menzil cemaati olduğu gibi çok olgun, devlete bağlı, anarşiye teröre karşı tavır almış, üniter devleti savunan, kargaşadan şiddetle çekinen, adaplı edepli, siyasete karışmayan, çok sevecen, mütevazi, mazlum, güzel insanlar ve çok güzel insanlar yetiştiriyorlar. Milyonlarca bağlıları var Türkiye’de. İnşaAllah. Mehdi (a.s.)’nin geldiğini camia olarak hepsi bilirler tamamı. Menzil cemaati artık diyorlar “hidayet Mehdi (a.s.)’dedir” İnşaAllah. Seyyid nesil olduğu için dürüsttürler, yalan söylemezler, oyun oynamazlar. Neyse hak, hakkı teslim ederler. İşine gelmediği için Mehdiyet’i reddetmezler. Çıkarıyla çatışsada hakkı savunurlar, dürüst ve asildirler. MaşaAllah. Seyyid olmayan, dürüst olan da çok fazla Müslüman vardır, ama dürüst olmayan, samimi olmayan Müslümanlar da var, yani onların varlığına da dikkat çekmek için söyledim.
“Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam, Kuran’da 2’lerin tekrarına ve önemine dikkat çekmiştiniz. Sizin de doğum gününüz 2.2.1956 olduğunu biliyoruz inşaAllah. Allah-u alem ben size tabi ve öğrenci olmak istiyorum, gücüm yettiğince kitaplarınızı dağıtıp, fikirlerinizi yaymaya çalışıyorum inşaAllah. Sizden dua ve himmet istiyorum, Allah bu dünya ve ahirette birlikte oluruz inşaAllah” Safranbolu’dan Yasemin Çuvadar. 2.2.1956’da, o gün doğan o kadar çok insan var ki. Doğum tarihi 2.2.1956 olan çok insan vardır. Kova burcu. İnşaAllah. Ben de Kova burcundanım inşaAllah. Her yıl 2.2’de birçok insan doğar, inşaAllah. 1956’da da yüzlerce insan doğdu, binlerce insan doğdu, ben de onlardan birisiyim inşaAllah.
“Kuran-ı Kerim’deki birçok ayetleri Hz. Mehdi (a.s)’a işaret ediyor deyip yorum yapıyorsunuz, doğru mu? Ahit Sandığı hakkında biraz daha açık bilgi verir misiniz? Filistinli kardeşlerimiz hakkında mücadele etmeleri hak, söz etmiyorsunuz. Yahudi ve Hristiyan neredeyse Cennetlik diyecek şekilde anlatıyorsunuz. Ben anladım ama binlerce insan anlamıyor, lütfen İslam’ı bir bütün olarak kabul edelim. Bu din ne Cübbeli’nin anladığı gibi, ne sizin anladığınız gibi değil. Peygamberimiz (s.a.v) anlattığı ve yaşadığı gibidir. Allah (c.c.) aşkına şuna buna bir şey demeyin” diyor İbrahim Karamahmutoğlu.
Evet, Cübbeli’nin ekipten anladığım kadarıyla. Çok hoş bir yazı olmuş, yani açıklamamız açısından faydalı. Bir kere bu Mehdi (a.s.) alerjisi ne? Yani Kuran’ın Mehdi (a.s)’ye işaret etmesinden İbrahim kardeş niye rahatsız oldu? Mehdi (a.s.)’ye tabii ki işaret eder, İttihat-ı İslam’a tabii ki işaret eder. Niye Hz. İsa (a.s.)’ın gelişinden rahatsız oluyorsunuz? Neden Mehdi (a.s.)’e Kuran’ın işaret etmesinden korkuyorsunuz? Hz. İsa (a.s.)’ya da işaret ediyor Kuran. Mehdi (a.s.)’ye de işaret ediyor, İtiihat-ı İslam’a da işaret ediyor. Zaten Kuran’ın özelliğidir bu. Yani hakka, hakikate, güzelliklere işaret eder. Bu rahatsız edecek bir şey mi, iftihar edilecek bir şey. Kuran-ı Kerim’deki ayetlerin Nur Suresi 55 ve diğer ayetler, o Tevrat ve Zebur’a gönderme yapılan ve dünyaya hakim olacağını söylediği Cenab-ı Allah’ın, vaddettiği ayetlerin esbabı nuzülünü, sebebini, neden o ayetlerin indiğini ve kime işaret ettiğini İmam-ı Caferi Sadık açıklıyor. “Doğrudan Mehdi (a.s.)’ye işaret etmektedir ayet” diyor. “Mehdi (a.s.) zamanında İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret etmektedir” diyor. Ben Caferi Sadık dedemin dediğini aktarıyorum. Peygamber (s.a.v.)’in torunu Caferi Sadık’ın, Peygamberimiz (s.a.v.)’den duyup bize aktardığı bilgiyi aktarıyorum. Ve iftihar edilecek bir bilgi bu. “Ahit Sandığı hakkında biraz daha açık bilgi verir misiniz?” Hz. Musa (a.s.)’nın zamanında yapılmış, Hz. Musa (a.s.)’nın çocukken içine konduğu o sandığın altın kaplanmasıyla yapılmış, akasya dallarından sapları, tutma yerleri olan ve üzeri tamamen altın kaplı olan, ince tabaka altın kaplı olan, gördüğümüz kadarıyla da açılıp kapanmasında elektriklenen, yani öyle bir sistemi var, içinde kutsal eşyaların bulunduğu, Hz. Musa (a.s.)’nın Kuran’da belirtiği o tabletlerin de içinde bulunduğu, Kuran’da belirtiliyor, “Allah’tan korkanlar için onda bir hidayet ve bir rahmet vardır” yaklaşık inşaAllah. Hidayet zaten Mediliği işaret eder. İnşaAllah. Kutsal eşyalar, içinde gömlekler, bazı işte kaplar bulunan bir sandık. Taberiye Gölü’nün bataklıklarında, Taberiye Gölü’nün dibinde ve Şam’da ki bazı mağaralarda ve Hatay’da, yine bazı mağaraların özel bölümlerinde, bu kutsal eşyalar saklılar. Zamanı gelince hepsi çıkacak. Bak açıkca yer de söylüyorum. Daha önce söyledim, Ağrı Dağ’ında Nuh (a.s)’un gemisi var dedim. Adamlar gittiler eliyle koymuş gibi buldular. Şimdi bak dediğim yerlerde de yine bulunacak aynı şekilde. “Filistinli kardeşlerimiz hakkında mücadele etmeleri hak, söz etmiyorsunuz.” Filistinli kardeşlerimizi kurtarmak istiyorsan; Mehdiyet’e, Mehdi (a.s.)’nin sancağı altına girmen lazım. İttihat-ı İslam’ı istemen lazım. Biz bununla ilgili bir internet sitesi de yaptık hatta.
ALTUĞ BERKER:Kitaplarınız var, konferanslar verdiniz Hocam bu konuda çok fazla faaliyetiniz oldu inşaAllah, halen oluyor. Çözüm gösteriyorsunuz, nasihat ediyorsunuz Kitap Ehli’ne her türlü her tarafa.
ADNAN OKTAR: Evet “Filistin Zulmü” diye bir sitemiz var.
ALTUĞ BERKER:Filisitinzulmü.com, “tek çözüm Türk-İslam Birliği” diyorsunuz Hocam inşaAllah. Programlardaki açıklamalarınız var. İsraillilere çağrı, Yahudilere bakış bu konularda ki yazılarınız var. Ateist siyonist terörden bahsediyorsunuz Hocam. Kitap Ehl-i Yahudilere açıklama.
ADNAN OKTAR:“Filistinli kardeşlerimiz hakkında mücadele etmeleri hak, söz etmiyorsunuz.” Demek ki bayağı söz ediyormuşum. Bir hayli söz ediyormuşum; CD’ler çıkarttım, kitaplar yazdım, konferanslar verdik, açık faaliyet yaptık.
ALTUĞ BERKER:Musevi halkına açık mektup mesela Hocam yayınladınız, o da var sitede inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Eğer Filistinli kardeşlerimiz hakkında samimi düşünüyorsa İbrahim kardeş; İttihad-ı İslam istesin. Filistin’in kurtuluşu İtthad-ı İslam’ladır. Sokakta bağırıp çağırmakla, taş atmakla, İsrail’e hakaret etmekle hiçbir yere varamazsın. Bol bol Müslümanlar’ı ezdirirsin tek çözüm İttihad-ı İslam’dır. Ama senin Cübbeli Hocan İttihad-ı İslam istemiyor. Bak bu çok önemli İttihad-ı İslam istemiyor. Sen Cübbeli Hocanı ikna et, İttihad-ı İslam’a. Mehdi (a.s.)’nin çıkmasını istemiyor, Hz. İsa (a.s.)’nın nüzulünü istemiyor. Hem Hz. İsa (a.s.)’nın nüzulünü isteme, hem Mehdi (a.s.)’nin çıkmasını isteme, hem İttihad-ı İslam’ı isteme; hem de Filistin’in kurtuluşunu iste, bunlar samimiyetsiz oluyor. Bak Cübbeli neredeyse ağlayacak. “İslam aleminin her yeri işgal edilmiş. Zulüm, acılar, kan her yeri kaplamış” diyor. Çözüm? “Çözüm, Mehdi (a.s.)’ye karşı olmak, Hz. İsa (a.s.) ‘nın nüzulüne karşı olmak, ittihad-ı İslam’a karşı olmak ve bu güzel olayları en az 570 yıl ileriye almak diyor. Bu Rahmani mi, şeytani mi bir düşünsün kardeşimiz. Bunun yanlış olduğu belli. Dolayısıyla eğer samimiysen Doğu Türkistan da kan ağlıyor, Doğu Türkistan’dan bak hiç bahsetmiyorsun. Irak kan ağlıyor, Afganistan kan ağlıyor; sadece Filistin değil. Hepsinin kurtuluşu için tek çözüm İttihad-ı İslam’dır, yani Mehdiyet’tir. Bundan bahsetmeyip de tek yanlı “Vay Filisitin” diye oturup ağıt dökersen sana inanmazlar, samimiyetine inanmazlar, dürüst olmadığın anlaşılır. Bilakis zulmün devamını istiyorsun aklımıza gelir, onu düşündüğün aklımıza gelir. Değil mi zulmün devamını istiyor aklımıza gelmiz mi? 570 yıl geriye almanın anlamı budur. “Yahudi ve Hristiyanlar’ı neredeyse Cennetlik diyecek şekilde anlatıyorsunuz”. Şimdi, “neredeyse” olmaz. Dersen demişsindir, dememişsen dememişsindir. Demediğime göre, dememişimdir. Neredeyse olmaz. Biz Yahudi ve Hristiyanlar’ın Hz. İsa (a.s.) Mesih zamanında Müslüman olacağına inanıyoruz ve dolayısıyla Cennet’e gideceklerine inanıyoruz. Kuran’da ayet var; “Sana inananları (seni sevenleri) Kıyamete kadar küfrün üstüne geçireceğim ve ölümünden önce sana inanmadık hiç kimse kalmayacak (Ehli Kitap’tan) hepsi iman edecek” diyor Cenab-ı Allah. Ben Hz. İsa (a.s.)’nın geldiğine inanıyorum, Mehdi (a.s.)’nin çıktığına inanıyorum. Dolayısıyla da Hristiyanlar ve Musevilerin hepsi Müslüman olacağı için; Allah’ın izniyle hepsi de Cennete gidecekler. Ben bunu Kuran’a dayanarak söylüyorum, sen neye göre söylüyorsun? Kafana göre söylüyorsun. Olmaz. Bak senin Hocan Hz. İsa (a.s.) ‘nın inişini istemiyor, sen Hz. İsa (a.s.)’nın inişini istemiyorsun, Mehdi (a.s.)’nin çıkışını istemiyorsun. O durumda Hristiyan Cehennem’e gider, Musevi de Cehennem’e gidebilir ama sen de Cehennem’e gidersin. Kurtuluş nedir? Mehdi (a.s.)’ye tabi olmak, Hz. İsa (a.s.)’ya tabi olmak, İttihad-ı İslam’ı istemek, Kuran’ın yeterliliğine inanmak, sahabe devri Müslümanlığını savunmak. “Ben anladım ama binlerce insan anlamıyor” diyor. Yok sen de anlamamışsın, binlerce insanın anlamadığı doğru ama sen de anlamamışsın. Şimdi anlatıyoruz inşaAllah bu sefer anlamışsındır. “Lütfen İslam’ı bir bütün olarak kabul edelim”, İslam’ı bütün olarak savunan benim, senin Hocam kabul etmiyor İslam’ı bütün olarak. O ne diyor? “Şiileri pırasa gibi doğrayalım, Caferileri doğrayalım, Bektaşileri doğrayalım, Alevileri doğrayalım, Hristiyanları doğrayalım, Musevileri doğrayalım, herkesi doğrayalım” diyor. Ben Müslümanları bütün kabul ediyorum. Alevisi, Sunnisi, Bektaşisi, Vehhabisi, hepsi “Lailaheillallah Muhammeden Resulullah” diyen kardeşlerimizin hepsi Müslümandır diyorum. Dolayısıyla “İslam’ı bir bütün olarak kabul edelim” sözünü sen kendi Hocana söylemen lazım. Cübbeli Hazretlerine söylemen lazım. İttihad-ı İslam’ı savunan benim çünkü, Müslümanların birliğini savunan benim ve Müslümanlığı bütün olarak ele alan da benim. Ben mezhep ayrımı yapmaksızın bütün Müslümanları “Lailaheillallah Muhammeden Resulullah” diyen herkesi, Müslüman kabul ediyorum. Senin Cübbeli Hocan kabul ediyor mu? Bak asıl orada hastalık dururken ve Hocanın yaptıkları ortada iken sen de Hocana uyuyorken, bu söz samimi olmuş olmuyor. Uymuyorsun çünkü sözüne. Ama bu söze ben seni uyman için davet ediyorum. “Peygamberimizin (s.a.v.) anlattığı ve yaşadığı gibidir”, işte Asr-ı Saadet Müslümanlığını anlatan kim? Geceli gündüzlü anlatan kim? Hurafeye karşı mücadele eden kim? Senin Cübbeli Hocan hurafe savunuyor. Ben de Asr-ı Saadet Müslümanlığını savunuyorum. “Allah aşkına bunlara bir laf söylemeyin” diyor. Emri bil maruf ve nehyi anil münker farzdır. Ben seni de eleştireceğim, Hocanı da eleştireceğim, şaşar beşeri de eleştireceğim, Osman Ünlü’yü de eleştireceğim. Senin Hocan “570 yıl Müslümanlar çileye devam etsin, acıya, kana “ diyor. Öbürü de çıkıyor, Osman Ünlü de “1000 yıl devam etsin” diyor. Öbürü de tam teslim zaten şaşar beşer Faruk Beşer. O “İttihad-ı İslam yok” diyor zaten.
ALTUĞ BERKER:Beş sene evvel “Mehdi (a.s.)’yi bize göster” diye dua ederken şimdi niye söylemiyor onu düşünsün kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Evet bak senin Hocan, yalvarıyor aşkla “Ya Rabbi Mehdi (a.s.)’ye bizi kavuştur” diye. Ona yukarılardan bir üfleme geldi senin Cübbeli Hocana, sen dahil Cübbeli Hocan dahil böyle rüzgar fırıldağı gibi ters döndünüz. Yani bir adamı Fatih Altaylı gibi bir adam göklere çıkarıp övüyorsa, bunu çocuk olsa anlar bunun ne anlama geldiğini. Ve kimler tarafından desteklendiğini de anlar. Fatih Altaylı’nın nereye bağlı olduğunu herkes bilir, bütün basın bilir. Yani üfürümü nereden aldığını da herkes bilir. Bilmeyen varsa gelsin bana sorsun. Bütün gazeteciler bilir, köşe yazarları hepsi bilirler. Fatih Altaylı Cübbeli’nin kulağına üfürme emrini nereden aldığını da bilirler. Ve o üfürüm neticesinde böyle bir ortam meydana geldi. Sürekli üfürüyorlar adama. Çünkü adam şiddetle İttihad-ı İslam’a karşı, Mehdiyet’e karşı, Hz. İsa (a.s.)’nın inişine karşı. Daha önce konuştuklarını unutmuş, Allah ayağına dolandırdı. Bak Hocanı şu an ben talebe yaptım kendime hizmet ettiriyorum. Sen de istemesen bile bize hizmet ettin şu an İbrahim Karamahmutoğlu kardeş. İstesen de, istemesen de hizmet ettin. Güya Cübbeli’ye hizmet edecektin ama bak bize hizmet ettin. İslam’a hizmet ettin, Kuran’a hizmet ettin ve edeceksiniz de daha. Ben bütün gelen yazıları da okuyorum hiç fark etmiyor, istediğiniz yazıyı gönderin anında cevabını veririm inşaAllah. Ben kendimden Allah’ın dilemesiyle eminim, vicdanım da son derece rahat.
ADNAN OKTAR: Neler anlatayım? Kimdir bu.
ALTUĞ BERKER:Hocam Hintli garip bir adam var.
ADNAN OKTAR: Çoluk çocuk evde televizyon ekranından kenara alsınlar. Kimdir bu?
ALTUĞ BERKER:Buna 2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülü vermişler Hocam. Hintli 1932 İspanya’lı İslam düşmanı.
ADNAN OKTAR: 3 yaşında 5 yaşında çocuk varsa uzaklaştırsınlar televiyon ekranlarından.
ALTUĞ BERKER:Naipaul diye bir adam. Buraya da çağırmışlar konuşma yapsın diye, İstanbul’a. Çok İslam düşmanı biri Hocam ve Neo-Nazi diye bir hareket var Hintliler de Hindutva diye onu destekliyor açık açık ve ağır konuşmaları var.
ADNAN OKTAR: Onun yapabileceği bir şey yok, gariban adam onlar, zavallı insanlar. “Tavşan hoplar, kervan yürür” demiş. Onların önemi yok. Bunlar cahil cühela, bunlar 1940’lardan kalmış adamlar. Bunlar her zaman söylerim, elektron mikroskoptan haberleri yok, biyogenetikten haberi yok, hiçbir şeyden haberleri yok. Cübbeli tarzı kişileri dinlemişler, onlardan İslamiyet’i öğrenmişler ve dolayısıyla da İslam’a karşı tavır alıyorlar. Bıraksınlar bunları, gelsin karşıma otursun, istediği soruyu sorsun, anında dümdüz ederim inşaAllah. Ama tabii Cübbeli kafasıyla çıkarsa o zaman istediğini konuşuyor olabilir. O geçerli değil, yani Cübbeli zihniyeti değildir İslam, sahabe İslamlığıdır. Adamın da ondan haberi yok. Ona öğreteceğiz inşaAllah.
Berkerim ne anlatacağız?
ALTUĞ BERKER:Hocam dün yeni okuduğunuz hadislerden okuyorum, inşaAllah. Şöyle diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.);
“Onların (Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin) kalpleri çelik parçaları gibi olacaktır. Onlardan biri kırk kişinin gücüne sahip olacaktır. Yeryüzünün hakimiyeti ve önderliği onaların elinde olacaktır.”
“Hz. Mehdi (a.s.) döneminde fitne ve kavga ateşi sönecek. Zulüm, gece baskını ve yağmalama adeti kalkacak, savaşlar yok olacak.” MaşaAllah.
“Hz. Mehdi (a.s.), Kerime denilen bir köyden çıkar” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Kerime; şerefli, güzide, seçkin, kıymetli şey anlamında Hocam inşaAllah. “Bir köyden çıkar” diyor.
“O dönemde halk kitlesinin akli gücü temerküz bulacak (toparlanacak). Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın teyidiyle insanların aklını olgunlaştıracak ve herkeste bir aydınlık meydana getirecektir.”
Başka bir hadisinde; “ Dünyayı fitne ve düşmanlık sardığında heryer zulüm, fesat ve yağma ile dolduğuda, dalalet ve inhiraf (doğru yoldan saptıran) kalelerini yıkmak, karanlık ve taş kalpleri tevhid ( Allah’ın birliği ve tekliğini) insaniyet ve adalet nuruyla aydınlatmak için, Allah büyük ıslahcısını gönderecektir.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim gençlerden yeni bir ekip var, sürekli Mehdi ile ilgili yeni hadisler araştırıyorlar. Ben de her duyduğumu arkadaşlara naklettiriyorum. Şimdi yeni bulunan hadisler var.
Envar’ın 13. cildinde bu hadis. “Mehdi (a.s.)’ın saçının güzelliği ile ve dolgunluğu ile dikkatinizi çekecektir” saçları gürdür” diyor Mehdi (a.s.)’nin. Yani saçları dökülmüş, mesela tepeden saçı açılmış veyahut yanlardan saçı açılmış veyahut herhangi bir şekilde saçı dökülmüş değil. Mehdi (a.s.)’ın bir vasfı bu özelliği saçları gür. Bak, “Mehdi (a.s.) saçının dolgunluğu ve güzelliği ile insanların dikkatini çekecektir. Saçları gürdür” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Çünkü ileri yaşlarda saçın gür olması normal bir şey değildir. Dökülür saçlar yani yaş ilerleyince, buna rağmen, yaşının ileri olmasına rağmen cildinin parlak olması bir harika oluyor. Saçlarının gür olması bir harika oluyor. O yüzden. Yoksa gençken herkesin cildi parlak olur, küçük çocukların. Ama yaşı ilerlediği halde cildi parlak ve düzgünse bu bir harikadır. Saçları dökülmediyse bu da bir harikadır inşaAllah.
Bihar-ül Envar 13. ciltte; “Mehdi (a.s.)’nin kaşında küçük bir boşluk olan yer vardır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). O kadar dikkati keskin ki maşaAllah s.a.v.’in Mehdi (a.s.)’yi Cenab-ı Allah göstermiş bütün detaylarıyla, onu tespit etmiş. Yani mesela bir insana bir insan baksa ne bileyim alnında yara izi mi var? Aklında insanın kalması da çok zordur değil mi eşgali. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yüzlerce detayını tespit etmiş Mehdi (a.s.)’nin. Bak diyor ki; “Mehdi (a.s.)’nin kaşında küçük bir boşluk olan yer vardır” diyor. Kaşının bir kısmında belirli bir bölüm boşluktur diyor, kaşında belirli bir bölümde bir boşluk vardır diyor.
Hz. Ali Keremullahi Veche, Yenabi-ül Mevedde isimli eserde, 423. Sayfasında, Hz. Ali (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) hakkında şöyle nakletti; “Karnı geniş, vücut cildi parlaktır” diyor. Yani vücut cildi de parlak, inşaAllah. Ebu Said Hasan bin. Ali’den nakletti, “Allah Hz. Mehdi (a.s.)’nin ömrünü uzatacak, onda gücüyle tecelli edecek Allah. Sonra kırk yaşından da genç görünecek ki, insanlar Allah’ın kudretini bilsinler.” Mesela kırk yaşındayken daha genç görünecek diyor. İmam-ı Sadık, Caferi Sadık’tan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunlarından. Yani dedem Caferi Sadık. “Kaim Mehdi (a.s.) çıktığında herkes Allah’ın kitabından sebepler öne sürer, yorumlar yapıp Allah’ın kitabını (Kuran’ı) açıklar.” Şimdilik bu kadar inşaAllah. Berkerim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Hadislere devam edebilirim uygun görürseniz Hocam.
ADNAN OKTAR:O da olur, Kuran’dan ayet de okuyabilirim.
Enfal Suresi 62, şeytandan Allah’a sığınıyorum. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Cenab-ı Allah hitap ediyor. “Onlar seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O seni yardımıyla ve müminlerle destekledi.” Ahir zamanda Mehdi (a.s.)’yi de aldatmak isteyecek bazı üçkağıtçılar, oyun oynamaya kalkacaklar. Cenab-ı Allah bu ayette Mehdi (a.s.)’ye de işaret etmiş oluyor. Bak diyor; “Seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter” sana hiçbir zarar veremezler “O seni yardımıyla ve müminlerle destekledi “ yani Allah’ın yardımı ve müminlerle nedir, Mehdi (a.s.)nin yardımcıları, talebeleri, salih, samimi Müslümanlar inşaAllah, "ve onların kalplerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." Hakikaten bir insan topluluğunu arkadaş yapmak, kardeş yapmak adeta imkânsızdır, çok zordur. Özellikle devrimizde, zamanımızda böyle ölümüne kardeş olması, malını mülkünü Allah için tamamını vermesi, gençliğini vermesi, hayatını vermesi çok çok güçtür. Ancak belirli menfaatler olursa, belirli çıkarlar olursa, belirli süre için, bir kısım insanlar fedakârlık yapabiliyorlar ama ölümüne azimli ve kararlı olarak, bütün hayatını vererek, bütün malını mülkünü vererek, İslam'a hizmet eden insan çok nadir olur. Burada yine sahabelere işaret eden ayet, sahabeleri anlatıyor ama aynı zamanda Mehdi (a.s.) talebelerini anlatıyor. "ve onların kalplerini uzlaştırdı." Allah Mehdi (a.s.) talebelerinin kalplerini uzlaştırdı. "Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile" yani istediğin kadar para ver, istediğin kadar imkân ver, araba ver, ev ver "onların kalplerini uzlaştıramazdın." Kıskanır, haset ederler, kavga ederler, birbirleriyle dost olmazlar. "Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.” Ahir zamana bakan yönüyle de, “ey Mehdi (a.s.), sana ve seni izleyen talebelere mümin talebelerine Allah yeter." Yani deccal saldırsın, yobazlar saldırsın, münafıklar saldırsın, tuğyan, dalalet saldırsın, Darwinistler, materyalistler, komünistler, PKK saldırsın hiçbir şey yapamazlar” diyor Cenab-ı Allah. “Size Allah yeter diyor” inşaAllah. "Ey Peygamber, müminleri cehde hazırlayıp-teşvik et" yani Allah yolunda mücadeleye, tebliğe, dini yaymaya hazırlayıp teşvik et. Asrımıza bakan yönüyle bakarsak, "ey Mehdi (a.s.), talebelerini cehde hazırlayıp teşvik et, onları Darwinizmi, materyalizmi yenecek şekilde, dinsizliği ve ateizmi yenecek şekilde eğit, eğitilmelerini sağla, yönlendir, her türlü çağın teknolojisini, imkânını kullan ve İslam ahlakını dünyaya yay" o anlama gelir. "Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler." Mehdi (a.s.) talebelerinin özelliği ne? Az olmaları. Sahabenin özelliği neydi? 313 kişiydi Ehl-i Bedir'in sayısı. Mehdi (a.s.) talebelerinin sayısı kaç tane? 313. Bunu kim söylüyor? Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Nasıl söylüyor? Vahiyle söylüyor. Vahyi ona kim bildiriyor? Cibril. Cibril'e kim bildiriyor? Allah. Değil mi inşaAllah. Bak "Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler." Mehdi (a.s.) talebeleri de çok küçük bir toplulukla, dev dünyayı, dünyadaki ateist, Darwinist, materyalist sistemi yerle bir ediyorlar inşaAllah. İsa Mesih (a.s.)'in talebeleri de öyle 1400 kişidir, İsa (a.s.)'nın talebeleri de. Yerle bir ediyorlar bak, 1400 kişiyle bütün dünyayı dize getiriyorlar Allah'ın izniyle. "Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener." Yani kalitenin önemine Cenab-ı Allah dikkat çekiyor. Yani sayı önemli değildir, kalite önemlidir. Yani kemiyet değil, keyfiyet önemlidir, bu anlama geliyor. "Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur." Yani cahil, bilgisiz, bilime kapalı, düşünceye kapalı, araştırmayan, soruşturmayan bir topluluktur diyor Cenab-ı Allah.
"Selamün Aleyküm aslan Muhammed Adnan Hocam" aleyna aleykümselâm ve rahmetullahi ve berekatühü. "Az önceki size yazan kardeşime katılıyorum inşaAllah. Ben de sizin, zamanımızın en büyük ve en güzel öğretmeni olduğunuzu düşünüyorum inşaAllah." Öğretmenlerden biri diyelim inşaAllah. "Öğretmenler gününüz kutlu olsun" hepimize inşaAllah. "Hocam, talebeniz Cübbeli Ahmet Hoca, Mehdi (a.s.)'yi asan, kesen, biçen bir canavar gibi anlatıyor. Böyle olmadığını bizler sizden öğrendik ama Cübbeli'nin anlattığı gibi biri olsaydınız, muntazır Mehdi (a.s.) ilk başta Cübbeli Hoca'nın..." Olur mu öyle şey canım. "Sizi çok seviyorum, Allah'a emanet olun inşaAllah gönül talebeniz Dilek Öner." Cübbeli’nin cahilliği gidiyor. Benim talebem olur da öğrenmez olur mu? Eninde sonunda öğrenecek. Bak 2010'larda o bakın nasıl şirin görünmeye çalışacak göreceksiniz ve o cingir cingir sesiyle nasıl anlatacak. Bahaneleri de vardır onun. İşte ben Mehdi (a.s.)'nin farkındaydım ama işte şöyleydi böyleydi. Mehdi (a.s.)'nin çıktığını biliyordum, İttihad-ı İslam’ın önemini biliyordum ama ordan üfürdüler, burdan savurdular şöyle oldu böyle oldu bahanelerini anlatır o zaman.
"Yine yeniden Erbakan Hocamız'la Eyüp Sultan'da bismillah. Milli Görüş geleneği yine bozulmadan devam ediyor. Saadet Partisi genel başkanı ve Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, seçimlerin startını eskiden olduğu gibi yine Eyüp Sultan'dan verecek. 26 Kasım 2010 Cuma günü saat 13:00'te Eyüp Sultan Meydanındayız. 3. şahlanış başlıyor, tüm dostlar, gönüldaşlar ve İstanbullular davetlidir."
Hay maşaAllah, hadi bakalım Allah bereket versin, Allah güzellik versin. Erbakan Hocamız aslandır aslan. Dünya iyisidir. İnşaAllah meclise girer Hocamız. Çok önemli zaten İnşaAllah, iktidar olsun da inşaAllah ama en az meclise girmesini istiyoruz inşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Saadet Partisi çok önemli bir fikir ekolüdür, fikir partisidir. Büyük Birlik Partisi de öyle, MHP de öyle. Bunlar mutlaka olması gereken partilerdir inşaAllah.
"Selamün aleyküm" aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. "İslam ahlakı dünyasının liderlerinden" diyelim, "müminlerin göz bebeği" diyor o çok güzel. Allah sizleri de inşaAllah o şekilde güzel, nurlu kılsın, müminlerin göz bebeği haline getirsin inşaAllah. Hepinizi dünyanın liderleri yapsın inşaAllah. "Kıymetli Adnan Hocam, sizi gözümüzden sakınıyoruz. Sayın Hocam sizi çok seviyoruz. Naçizane bir sorum ki; Kahtani, Cehcah ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin sarışın talebesi hakkında bilgi verir misiniz? Çok derin saygılarımla Salih." Yani Hz. Mehdi (a.s.)'nin bu talebelerini, Cehcah, Kahtani evet bunlar. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde ondan soracağız, ben şimdi bilemem.
O bizim kavuklu aklıma geldi ona soruyorlar. Diyorlar ki bir kız soruyor: “Hocam, ben kabul edildim mi” diyor. “Sayın Mehdi” diyor ona, direk Sayın Mehdi, zaten mehdiliği netleşmiş. “Sayın Mehdi ben kabul edildim mi? diyor. “Bilmem yavrum” diyor. Gözünü birden kapatıyor, birden böyle bir bağırıyor, “kabul edildin yavrum” diyor. Yahu kardeşim ne gerek var bunlara, ne gerek var, ne gerek var? Niye böyle Müslümanlara zulmediyorsunuz. İslam'a böyle saldırının alemi ne. Anlat güzelce, biz seni de, onu da, öbürlerini de mesela o Ahmed Kadyani eğer deseydi ki: “ben Mehdi (a.s.)'ye benziyorum, inşaAllah Mehdi (a.s.) olurum” deseydi biz iftihar ederdik, hayırla yad ederdik, rahmetle yad ederdik. Çıktı adam “bana kitap geldi Allah'tan vahiy geldi” dedi, buyurun. Rezalet. Allah vermesin. “Bir kitap daha geldi” diyor. Bahaullah çıktı, “bana Allah'tan kitap geldi, vahiy geldi” dedi, hurafe dolu. Bu anormalliklere ne gerek var? Niye Müslümanlara böyle zulmediyorsunuz, iş çıkarıyorsunuz, fitne çıkarıyorsunuz. Ne güzel ilimle, bilimle anlat, iftihar ederiz, saygıyla dinleriz. Mesela bu vatandaş da öyle. Dese ki; “Yani ben Mehdi (a.s.)'ye benziyorum” tamam inşaAllah olursun. Ama ne gerek iddia etmeye, ne gerek rüyamda gördüm, işte bak net "Mehdi (a.s.)'yim" diyor. Daha da vahimi, “Allah'tan bana kitap geldi” diyor Bahaullah gibi, Ahmed Kadyani gibi ve diğer sapıklar gibi. Bu zulüm değil mi, yazık günah değil mi Müslümanlara, yapana da günah, dinleyene de günah onlara da yazık yani. Cübbeli bir yerden hurafe anlatır, onlar “bize vahiy geldi” der. Yani Ahir zaman öyle karışık ki, öyle acayip ki insan şaşıp kalıyor, hayret ediyor Cenab-ı Allah’ın hikmeti.
“Bismillahirrahmanirrahim, destur ya Resulullah (s.a.v.), medet ya Resulullah (s.a.v.). Selamün aleyküm sevgili Muhammed Adnan Hocam. Ben Şeyh Nazım Hazretlerinin müridiyim. İsmim Ahmet Yavuz. Ellerinizden öperim.” Bizler sizlerin ellerinizden öperiz inşaAllah. “Nazlı dualarınızı dilerim. Türkçem iyi olmadığı için sizden özür dilerim. Hocam ben rüyamda sizi gördüm inşaAllah, rüyamda sizlere soru sordum.” Bak buyurun geçenlerde de dedim, adam diyor ki, “rüyanızda size Allah bildirir” diyor, “Mehdi (a.s.) kimdir” diyor. Bu bir sapıklıktır, öyle şey olmaz. Binbir türlü insan o zaman ortaya çıkar “ben Mehdi (a.s.)’yim , “ben peygamberim” diye, olmadık fitne yapar. Ve şu ana kadar da öyle oldu. Bak Bahailer öyle, bizim kavuklu öyle. Bak kardeşimiz de aynı şeye giriyor. İnşaAllah açıklayacağım, düzelteceğim bu sözünü. Diyor ki: “Hocam ben rüyamda sizi gördüm inşaAllah. Rüyamda size soru sordum; Mehdi (a.s.) olursanız beni askeriniz, talebeniz olarak kabul eder misiniz diye. Siz de bana talebem olarak kabul ederim inşaAllah dediniz. Hocam edepsizlik ettiysem kusura bakmayın. Benim sorum şu olacaktır, rüya yoluyla Mehdi (a.s.) kendine asker seçer mi?” Bak buyur. Adam diyor ki bana gece ısrarla diyor, “yok Hocam rüyaya yatsınlar Mehdi (a.s.)’yi Allah size gösterecek.” Adam buyrun söylüyor işte “ben sizi gördüm” diyor. Ne diyeceğiz? Eğer bu kabul edilirse Allah vermesin, kabul eden de, iki taraf da küfre düşer. Çünkü vahiy hükmünde olmuş oluyor o zaman. Bak oradaki insanı sen peygamber konumuna getirmiş oluyorsun. Çünkü gördüğü rüyayı vahiy hükmünde alıyorsun. Sen de Peygamberlik iddia etmiş oluyorsun. Peygamberlik iddia etmek haramdır, küfre girer insan. İnşaAllah. “Hocam biz kimiz ki Mehdi (a.s.)’a asker olacağız. Biz Kıtmir bile olamadık ki Kıtmir bizden daha temizdir. Ama umudumuz vardır inşaAllah oluruz diye dua ediyoruz. Vaktin sahibini görmek için dua ediyoruz inşaAllah. Şeyhimiz Sultanımız Şeyhimiz Muhammed Nazım El Hakkani El Kıbrısi Hazretleriyle beraber inşaAllah Mehdi (a.s.)’ye yetişiriz. Efendimiz (s.a.v.)’i göremedik, inşaAllah onun evladını görürüz inşaAllah, dua buyurunuz” diyor.
Mesela bu güzel, inşaAllah hepimiz görürüz. Ama rüya gördüm, şu peygamberdir, şu mehdidir dediğinde küfre gidersin Allah esirgesin inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamız için de tabii dua etsinler, o benim canım inşaAllah. Mehdi (a.s.)’ye biatta Hocamızın olması şart, şart Allah’ın izniyle. Mahmut Hocam şart inşaAllah tabii onlar. Bakın diyorum bir daha böyle insanlar dünyaya gelmez, dünyanın son vaktine gelir bak 70 yıl var. Mahmut Hocamın kıymetini iyi bilsinler, Şeyh Nazım Hocamızın kıymetini iyi bilsinler, onun vekillerinin kıymetlerini iyi bilsinler, bulamazlar bir daha. Bak Şeyh Nazım Hocamız gibi bir insanı bir daha bulamazlar. Yani “ne olacak”, böyle bir şey olmayacak ben size söyleyeyim bir daha bulamazlar. Yani son devrin en güzel insanları bunlar. Bir daha böyle insan gelmez yani inşaAllah. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’la noktalanıp bitiyor artık inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Sızıntı Dergisi’nde evrim aleyhine bir haber çıkmış, yazı çıkmış daha doğrusu. Prof. Arif Sarsılmaz imzalı “Evrim Denen Yalan.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah güzel. Fethullah Hocam ilim kılıcını çekmiş demek ki Allah’ın izniyle, çok güzel, çok güzel. “Evrim Denen Yalan” ve “1” diyor, herhalde arkası gelecek.
ALTUĞ BERKER:Allah’u alem Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Saydırsınlar. Bir, iki, üç, yüz, yüzelli devam etsin inşaAllah çok güzel.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam, sizin vesile olmanızla bu konuları gündeme getiriyorlar Allah’a çok şükür.
ADNAN OKTAR:Kardeşim neydi o daha önceki günler o Aksiyon Dergisinde: “Ne insan ne maymun” diyor, kapağa yazı koymuş. Kardeşim sen neyin mücadelesini veriyorsun o zaman onu dedikten sonra. Ne insan ne maymun ne demek? Darwinizm’in özetini anlatıyorsun.
ALTUĞ BERKER:Hocam fosil gösterebilir miyiz inşaAllah? Hocam Tarpun 110 milyon yıllık Tarpun Balığı, aynen günümüzde yaşıyor şu anda inşaAllah. Hiç değişmemiş demek ki Evrim olmamış inşaAllah.
Deniz minaresi var Hocam 20 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR:Ne şeker şeyler bunlar böyle acayip süslüler maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir de Denizkestanesi var Hocam, 150 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR:Bayanlar bunu görmesin, kolye yaparlar bunu Allah-u alem, parıl parıl parlıyor baksana. Hayrettir bu nasıl böyle gıcır gıcır, mermer olmuş.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Öbürünü de göster.
ALTUĞ BERKER:150 milyon yıllık Denizkestanesi Hocam hiç değişmemiş, 150 milyon yıldan beri.
Hocam dün şöyle söylediniz: “Hz. Mehdi (a.s.) anneden babadan doğmuştur, bütün peygamberler gibi, bütün evliyalar gibi. Hiçbir peygamber, hiçbir evliya bir kaybolup, bir ortaya çıkmamıştır, hiçbiri ruh haline gelip kaybolmamıştır. Kuran’da hiçbir Peygamber ruh halinde yüzyıllarca yaşayıp, sonra geri dönmemiştir. Allah rızası için bunu ortadan kaldıralım” dediniz Hocam. Şii kardeşlerimize yönelik inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani her aklı başında Şii bunun gerçek olmadığını bilir kardeşimiz. Yani ne gerek yani gerçek Mehdiyet pırıl pırıl ortada aydınlık olarak gösteriyor Cenab-ı Allah. Anlaşılmayacak gibi değil. Hadisler son derece mantıklı, son derece akılcı ve Allah ispat ediyor, gösteriyor, gerçek olduklarını gösteriyor. Bütün alametleri çıktı Mehdi (a.s)’nin, mesela Şii kaynaklarda da dünyanın ömrü 7000 yıldır. Bu 5600 yılı geçmiştir hadisi Şiilerde de geçerlidir. Dünyanın ömrü 70 yıl kalmış. Peki nerede bu kayıp olan ruh halinde olan mehdi? Ahmedinejat çıktı dedi Mehdi. Demek ki ruh halinde değil. Ruh halinde olan insanı sen hapse koyabilir misin? İşkence edebilir misin? Ne kadar harika bir varlık. Öyle birisine 313 kişi tabii olur mu? Bütün dünya tabi olur öyle bir şey olsa.
ALTUĞ BERKER: Şia hadisleriyle de çelişiyor Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, o hadislerle de bu anlayış çelişiyor, kendi hadisleriyle.
ADNAN OKTAR: Yani her yönden çelişiyor ve Amerika’ya da malzeme vermiş oluyorlar. Yani operasyon için sonuna kadar kapı açmış oluyorlar. Çünkü görünmez mehdi inancından adamlar tedirgin oluyorlar. Bu konuyu geniş hazırlayalım da daha detaylı sonra anlatalım.
ALTUĞ BERKER: Peki Hocam inşaAllah. Şöyle dediniz Hocam dün inşaAllah; “İttihadı İslam en büyük farz. Farzlar önemlidir. En önce Allah’ın en büyük farzı olan İttihadı İslam’ı gündeme getirelim. Sünnet önemlidir bir güzelliktir ama, sünnet için farz terkedilmez, farz için sünnet terkedilebilir. Adam salaksız olsun ama dini yaysın, İttihad-ı İslam için faaliyet yapsın. Bediüzzaman ne diyor? “Bu dönemde farzları yapan kurtulur” diyor. Deccale karşı mücadele etmiyorum, fitneyi kaldırmıyorum, ne yapıyorum? Sakal bırakıyorum. Böyle olmaz. Sakal sünnet güzel, ama ittihadı İslam farz. Kardeşlerimizin farzın ehemmiyetini kavramaları lazım” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorum tabi inşaAllah.
Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Sebe Suresi 46; “De ki: "Size bir tek öğüt veriyorum: “Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz” bak ikişer ikişer burada yine 2 ‘ye dikkat çekiliyor. Bak “ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz sonra düşünmeniz” demek ki düşünme çok önemli, derin düşünecek Müslüman. “Sizin sahibinizde hiçbir delilik yoktur.” Peygamber (s.a.v.) Efendimize o devirde deli diyorlar haşa, Cenab-ı Allah da onlara cevap veriyor; “Sizin sahibinizde hiçbir delilik yoktur.” Ahir zamana bakan yönüyle ne anlarız? Sahibi Zaman”da, Sahibi Zaman Mehdi (a.s.)’nin biliyorsunuz lakabıdır. “Sahibi Zaman’da hiçbir delilik yoktur” bu anlama gelir. “O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır." Bak, “O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır." Yani Allah’ın intikamına karşı insanları uyarıyor. Kıyamet’e karşı uyarıyor, Cehennem’e karşı uyarıyor. Şeyde de biliyorsunuz 46 raporu veriliyor, meşhurdur 46. Akıl hastası deniyor 46’ya. Bana da o zaman 46 raporu vermişlerdi cezaevindeyken. 46. maddenin 46 raporu. Ama yıllarca öyle deli damgası üzerimde kalmıştı. Askeri hastane ruhen ve bedenen tam sağlıklıdır diye rapor verdikten sonra o sözden de kurtulduk. İnşaAllah. Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Samimi olmak dediniz Hocam kendini kasmamak doğal olmak lazım dediniz. Yani vicdanına tam uymak, en güzel sözü seçmek, en güzel tavrı yapmaya çalışmak. Kafasında şeytan oynatmayacak. Birine kin duyduğunda kasılır insan küstüğünde kasılır, öfkelendiğinde kasılır. Küsmeyi, öfkelenmeyi bırakacak, vücut normal fonksiyonlarına geçecek. Öfke, kin, küsme olduğunda kafa gider, beyin gider, dengeli düşünemez. Herkesi affetme gözüyle, sevgi ve şefkatle bakarsa samimi olmuş demektir. Allah’tan korkar, Allah’ı şevkle severse samimi olmuş demektir. Gerçek samimiyet budur dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Selamün aleyküm” ve aleyna ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Selamını alamadığım diğer kardeşlerime de aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü.
“En kıymetli hazinemiz” diyor, en kıymetli hazinelerimizden diyelim “Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Rabbime sizi anlayacak bir anlayış verdiği için, sizi anlatan ve Hz. Mehdi (a.s.)’ye talebeliği tavsiye eden Şeyh Nazım Kıbrısi ve Şeyh Ahmet Yasin gibi değerli mürşid efendilere, bizi talebe yaptığı için ne kadar şükretsem azdır” diyor. Tabii hepimiz Hz. Mehdi (a.s)’ye talebe olmak istiyoruz. İnşaAllah Allah hepimizi talebe etsin. “Ve nihayet beni sizi tanıma şerefiyle ikramlandırdığı için Rabbime sonsuz şükürler olsun. Rabbim bizi layık eylesin. Değerli Hocam, deccalin hipnoz ve büyü tesirinden kurtulmak ve bir daha yakalanmamak için nelere dikkat etmeliyiz. Birde sevgili Hocam, kalbi hastalıklardan bu sefer kurtulduk derken yeniden sıkıştırıyor. Artık bu şekilde aynı hataya tekrar düşüp durmaktan haya eder oldum. Hem Rabbime karşı hem Şeyh Efendime karşı çok mahcubum. Şeyh Ahmet Yasin Efendim sizin duanızı almaya bakmamızı tavsiye etti. Ne olur değerli Hocam herkes uyanıp sıraya girmeden mübarek ağzınızdan kalbi hastalıklarımın, affedin utanarak yazıyorum, gurur, kibir, kıskançlık v.s. her türlü hastalıkların şifası için dua istirham ediyorum. Ne olur artık Rabbime kul olayım. Gerçek kul olayım” zaten kul, maşaAllah. “O benim biricik Sevgilim olsun, O’na deli gibi aşık olayım. Bu aşkla O’nun hoşuna gidecek en sevimli amel ve hizmetler edeyim mübarek Mehdi (a.s.)’sine asker olayım, muhabbetlerimle canım Hocam” diyor.
MaşaAllah ne güzel yazmış, ne kadar aşk ehli kardeşimiz. MaşaAllah Allah aşkıyla Allah yazdırmış ona, Allah dilindeki düğümü çözmüş çok muhterem ve muhteşem bir kardeşimiz olduğu belli. Allah ona hidayet versin. Samimiyet versin, güzellik versin, basiretini ferasetini açsın. Deccalin, şeytanların, iblisatın ve iblusun ve iblisatın etkisinden zarından onu korusun inşaAllah ve bütün Müslüman kardeşlerimizi korusun inşaAllah.
“Değerli Muhammed Adnan Hocam, Şii Sünni elbette hepsi kardeştir. Burada bir sıkıntım yok. Şiiler’i de elbette Müslüman olarak görüyorum fakat hepimiz biliyor ki bazı ayrılıklar var. Hz. Mehdi(a.s) zamanında bir birlik inşaAllah olsun rahatlayalım.” İşte çözümün Mehdiyette olduğunu anlatıyorsun özetle. “Cevap verin” diyor “selam ve dua ile.” İşte Mehdiyet devrinde Sünni Şii kalmıyor zaten, yani vahabi kalmıyor. Sadece Asr-ı Saadet Müslümanlığı oluyor, din tek oluyor Allah’ın dini, o kadar başka bir şey yok. Yani mezhep kalmıyor ki oturup Şiiler ne yapacak, Sünniler ne yapacak diye düşünelim. Öyle bir konu yok. Kökünden kalkacak inşaAllah. Yani bunu Cübbeli de söylüyor. Cübbeli’nin o mezheplerle ilgili konuşmasını hazırlayın. Mehdi (a.s) devrinde olmayacağına dair.
“Es selamü aleyküm mübarek Hocam” ve aleyna ve aleyküm selam ve rahmetullahu ve berekatühü. “Allah razı olsun sizlerden artık bir saniye bile dayanma gücü kalmamış İslam aleminin tek ümidimiz Allah’ın rahmeti olan Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s) inşaAllah. Bir de Hocam Cübbeli’si, Ünlü’sü, beşer’i birçok alim bu dünyada bir Erbakan Hocam’a, bir de size hak vermediler. Herkese haklılık payı verdiler. Bunun dediğiniz gibi tek sebebi var. Çünkü koca dünyada İslam Birliği’nden bahseden, yıllardır her gün bunu anlatan, ömrünü bu mübarek birliğe, ümmete ve Allah’a adayan sizler varsınız, herhalde ondandır.” Muhammed Kaldırım, Kocaeli’nden. Yani “Erbakan Hocam ve siz varsınız” diyor. Çok var, çok var, inşaAllah. Gizli ve açık çok var. Onlar gittikçe kendilerini ortaya çıkartıyorlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ben açık olandan bir örnek gösterebilir miyim bugün Hocam? Sayın Başbakanımız, sizin yıllardır söylediğiniz şeyi bugün gitti inşaAllah Lübnan’da halka, ziyaretinde miting havasında geçen bir ziyarette halka seslendi, orada söyledi Hocam. “Biz bu bölgede bir olacağız, diri olacağız, birlik olacağız. Barış için, adalet için, istikrar ve huzur için bir olacağız” dedi. Sizin aynı cümleleriniz var Hocam. “İstanbul’dan arabasıyla yola çıkan kardeşimiz Adana’ya, Hatay’a uğrar, sonra Suriye’ye, Lübnan’a emniyet ve huzur içinde yolculuk yapabiliyor. Beyrut’tan, Saida’dan, Balbek’e, Hatay’a ve Adana’ya, Ankara, İstanbul’a rahatlıkla gidip gelebiliyor” diyor Başbakan, Hocam inşaAllah. “Bu bölgenin, bu coğrafyanın insanlarını tarih birbirine kardeş eylemiştir” demiş. “İsrail’de kazanır bu birlik olursa” demiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ağzından bal akıyor bal, maşaAllah. Müslüman evladı helal olsun. Helal olsun. Allah şevkini arttırsın. Allah bu güzel, mübarek mesajlarını daha da güçlendirsin. Kabul ettirsin. Ne güzel bak, tam Mehdiyet’in özeti. Cübbeli’nin kafasına tokmak gibi iniyor bu sözler. Faruk Beşer’in, Osman Ünlü’nün duyması gereken sözler bunlar.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, bereket getirir dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aynı şekilde Ülkücü gençlik de Türk İslam Birliği’ni aşkla şevkle ister, istiyor. Büyük Birlik Parti’li Alperenler de aynı şekilde Türk İslam Birliği’ni istiyor. Saadet Parti’sinin Milli Görüşçü koç yiğit gençleri de istiyor. Bizim milletimiz aslandır aslan. Her yerinden delikanlı kaynar boydan boya. Tamamı istiyor elhamdülillah.
VTR: CÜBBELİ, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN MEZHEPLERİ KALDIRACAĞINI ANLATIYOR.
ADNAN OKTAR:Bak, Cübbeli açıkça söylüyor, “hiçbir mezhep kalmayacak” diyor. Sünni mezheplerin de tamamı kalkacak, Şiilik, Alevilik, hiçbir şey kalmayacak. Asr-ı Saadet Müslümanlığından başka bir şey kalmıyor, inşaAllah. Onun için durumu analiz eden kardeşlerimiz bu açık gerçeği bilerek hareket edecekler, inşaAllah. Başka ne, bir tane daha var film dediniz. Yarım mı kalmıştı o? Onun tamamını seyredelim, inşaAllah.
VTR: CÜBBELİ, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN İSLAM AHLAKINI DÜNYAYA HAKİM EDECEĞİNİ ANLATIYOR.
ADNAN OKTAR:Allah sana nasip etti. Nasip etti de gözün görmüyor. Görmezlikten geliyorsun. Bak yalvarıyor, “Yarabbi bizi Hz. Mehdi (a.s.)’ye talebe et” diye. Mehdi (a.s.) devrindesin ama Allah gözüne perde indirdi, kulaklarına bir ağırlık geldi. Şeytandan Allah’a sığın, o zaman görürsün. Bütün İslam alemi işgal altında, zulüm kol geziyor. Her yerde kan akıyor deccal dünyaya hakim oldu” diyorsun. “Mehdi (a.s.) nerede” diyoruz, “570 yıl sonra gelecek” diyorsun. Şimdi bu zulüm bu, bu olmadı. 570 yıl deccal Müslümanlar’ı ezecekmiş. Deccalin ömrü 40 yıldır. O 40 yıl, 10 yıl sonra doluyor Allah’ın izni ile, inşaAllah. Yarım saat sonra neredeyiz?
ALTUĞ BERKER:Kaçkar TV’deyiz Hocam, inşaAllah.
SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00:30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...