SUNUCU: Programımıza Adnan Oktar Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi dedelerin ne dediğini mi anlatacaksın bana, yoksa başka bir konu mu?
ALTUĞ BERKER:Müsaade ederseniz Hocam, Lübnan’daki coşkulu Türk sevgisini bir gösterebilirim.
ADNAN OKTAR:Onu anlat, onu anlat, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Sayın Başbakanımız Lübnan’daydı, halka hitap etti orada da. Sizin yıllardan beri söylediğiniz Hocam, birlik ifadelerini kullandı, inşaAllah. “Bir olalım, iri olalım” dedi. Sokaklar kırmızı-beyaz olmuş Hocam, inşaAllah. Türk bayrakları. Yeşil ve kırmızı bayraklar birlikte hocam, söylediğiniz, inşaAllah. Bayağı coşkuluymuş hocam halk, inşaAllah. Bu Hocam tabii yıllardan beri söylediğiniz İslam Birliği, Türk-İslam Birliği; Bin iki yüzü geçti Hocam söylediklerinizin çıkıyor olması ve dillendirilmesi sizden sonrada. Siz şöyle söylemiştiniz; “Müslümanlar, "Ya Rabbi! Türk-İslam Birliği’ni bir an önce bir araya getir, hemen Türk-İslam Birliği’ni oluştur, biz hazırız Ya Rabbi!" derse bunun olduğunu görecekler” dediniz, inşaAllah. Şimdi de, inşaAllah Sayın Başbakanımız zikrediyor, Dışişleri Bakanımız da zikrediyor, bölgeden de zikrediliyor, inşaAllah. “Bir olalım, iri olalım,” “zulme karşı, zalime karşı diri olalım,” “huzur olsun” ifadeleri, inşaAllah. MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Bir olalım, iri olalım” ne demek? Biraz tefsir et, açıkla.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Müslümanlar birleşsinler, böylece iri olsunlar; küçük küçük, ayrı ayrı olmasınlar. Birlikten güç doğar, güçlü olsunlar. Böylece diri olsunlar, zayıf olmasınlar, güçlü olsunlar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakın, İttihad-ı İslam diyebiliriz, Türk-İslam Birliği diyebiliriz, Müslümanların birleşmesi diyebiliriz, Müslümanların birbirine kenetlenmesi diyebiliriz, Başbakanımız da çok güzel bir ifadeyle “Bir olalım, iri Olalım,” yani “Türk-İslam Birliği olsun” diyor. Bakın yıllardan beri söylediğimiz bir gerçeği… “Bir olalım, iri olalım,” Türk-İslam Birliği’nin diğer adı, İttihad-ı İslam’ın diğer adı ve devlet bunu resmi ağızdan söylüyor. Bu sırf Başbakanın görüşü değil, bu Türkiye’de devlet politikasıdır. Türk-İslam Birliği Türkiye’nin milli devlet politikasıdır. Türk-İslam Birliği’ni demek ki oluşturmuşuz, bitirmek üzereyiz.
Kardeşim, Lübnan yıkıldı, Lübnan yıkıldı böyle, bak ayağa kalktılar, o anneleri falan görüyorsunuz Lübnan’da, ay-yıldızlı bayrağa sarılıyorlar. Bütün bölgeye Türkiye hakim olsun istiyorlar. Yani “Lübnan devleti dursun, rejimi de dursun ama Türkiye her yerde kendini hissettirsin, manevi liderliği alsın” diyorlar. Manevi liderliğin diğer adı nedir? Mehdiyet’tir. Yüz yıldan beri olmayan bir olay, 2010’larda oluyorsa, bu nedir? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinin doğru çıkması değil mi? Ne dedi Resulullah (s.a.v.)? Aynısını söyledi. “Kırmızı, yeşil bayraklar çıkacak” dedi. Bak, gördünüz; kırmızı, yeşil bayraklar çıktı. İstanbul’a dikkat çekti. İstanbul dünyayı, Ortadoğu’yu yönlendiriyor, değil mi? Cübbeli kıvranıyordur şu an. Yani onun bak hiç hoşlanmadığı, hiç de istemediği şey oluyor. Türk-İslam Birliği oluyor, İttihad-ı İslam oluyor ve Mehdiyet dünyayı sallıyor. Bu konuşmalar, bu üslup, bu dış politikadaki gelişmeler, bunları Allah’ın böyle kolaylaştırması, insanların kalbine ülfet ve muhabbet koymasının bir tane nedeni vardır, Mehdiyet’tir. Tek nedeni vardır. Mehdi (a.s.)’ın yüzü suyu hürmetine Allah, Cenab-ı Allah onu vesile ediyor, bak. Kıyameti durdurdu, Türk-İslam Birliği’ni yapıyor Cenab-ı Allah. Lübnan asla kabul etmezdi normalde Türkiye ile böyle bir muhabbeti, birlikteliği. Araplar düşmandı Türklere. Türkiye’de de büyük bir kitle hoşlanmazdı Araplardan. Allah aramızda bir muhabbet, ülfet meydana getirdi. Irak bağrına basıyor Türkiye’yi. Bütün bölge, hepsi, ‘Türkiye’ diye inliyor, maşaAllah. Yer, gök. Sadece olay imzaya kalmış, görüyorsunuz. Halk kabul etmiş. Adam ağladı, Lübnan Başbakanı, sevincinden. Detayları var, detaylarını niye vermiyorsun? Yarın.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’nin gözleri fal taşı gibi açılıyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dedikleri ortaya çıktıkça. Daha önceki hadislerinde diyordu ki; “Mehdi (a.s.) koyu esmer olacak,” yani böyle zenci gibi olacak.” Unutmuş, daha önceki konuşmaları var; “ak, paktır alnı, beyazdır teni” diyor. Şimdi de başka bir konuşmasını daha bulduk, orada da söylüyor, diyor ki; “rengi buğday rengi” diyor, “esmer” diyor “Mehdi (a.s.) ne renkliymiş?” diyor, “buğday renkli” diyor. Hani koyu esmerdi, değil mi? Buğday rengi, süt beyaz olmayıp, pembeye çalan beyaza denir, değil mi? Hafif güneş yanığı beyaz. “Buğday renkli, esmer. Eti nasıl? “Hafif.” Şişman değil, hafif etli, yani biraz dolgun bir vücudu var, yani yapılı, inşaAllah. Bak, “alnı açık” diyor, “burnu çok latif, çok ince, ucu özellikle, çok ince burunlu.” Yani küçük burunlu. “Burnunun ortası yüksekçe; uzun, yay kaşlı,” kaşları uzun, yay gibi, hilal gibi, “yüzü parlak, dişleri şimşek gibi parlıyor, pırıl pırıl” diyor. “Arapların rengi, Mekke ehli, Medine ehli nasıl hafif esmer, yani buğday renkli böyle,” bak, “hafif esmer.” Hani koyu esmerdi? Bak, kitabında, “koyu esmer” yazıyor bunda. Sırf bana benzemesin diye hadisleri çarpıtıyor, dilini eğip büküyor, çocuk gibi. Ben daha ne söyleyeyim, yemin ettim, defalarca “ben Mehdilik iddia etmiyorum” dedim, değil mi? Ödü kopuyor Mehdi (a.s.) olacağım diye. Ve artık zorundan Allah’ın vahyini değiştiriyor, Peygamber (s.a.v.)’in vahyini değiştiriyor. Bak, paniğin şiddetinden, korkunun şiddetinden dilini bir böyle eğiyor, bir böyle büküyor ve Allah’ın vahyini değiştirmekte hiçbir beis görmüyor. Bak “koyu esmer” diyor, ne diyor burada kendisi; “Arapların rengi, Mekke ehli, Medine ehli nasıl? Hafif esmer.” Bu kitabında ne diyorsun? “Koyu esmer” diyorsun. Hafif esmerle, koyu esmer arasında çok büyük fark var. “Yani buğday renkli böyle, siyah değil” diyor. Bir de geçen konuşmasında, Mehdi (a.s.)’ın, “o sizin cinsinizden bir görünümde değil, yani size benzemez” diyor. İsrailli görünümlü olduğunu söylemedi, çekindi. Hani İsrail hakkında aleyhte konuşmalar var ya. Peygamber (s.a.v.)’in vahiyle bildirilmiş sözünden utanıyor. Allah’ın bildirdiği vahiyden utanıyor, onu söylemeye utanıyor, söyleyemedi onu. Halbuki Allah ayağına doluyor, daha önce onu söylemiş zaten. “Yalnız mübarek boyu İsraili, İsraili ne demek? Yakup (a.s.)’un nesli, Ben-i İsrail var ya onlara benziyor boy bakımından” diyor. ‘Boy bakımından’ neresinde geçiyor onun, boy bakımında diye. Yine orada da sıkıntıya girmiş. Boy bakımından orta boylu mu oluyor Ben-i İsrail. Ben-i İsrail’in hepsi uzun boylu, iri yapılıdır. Ben-i İsrail’in özel bir görünümü var, yani fizik görünümü var. “Görünümü Ben-i İsrail görünümündedir” diyor, değil mi? Boyu, zaten burada anlatımı bak, ondan da Allah ayaklarına dolandırıyor, yani ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırmış vaziyette. Bak, diyor; “ne uzun boylu, ne kısa boylu, orta boyludur” diyor. Zaten boyunu açıklamış. Arkasından ne diyor? “Yalnız mübarek boyu İsraili.” Bak, sanki yeniden bir şey varmış gibi. “Boyu değil, görünümü, cismi İsrailidir” diyor. Hadiste “cismi” diyor. “Dış görünümü İsraili görünümündedir, Ben-i İsrail görünümündedir. İsraili ne demek? Yakup (a.s.)’ın nesli. Ben-i İsraili var ya, onlara benziyor boy bakımından.” Boyu nasıl? “Orta boylu. Ne uzun, ne kısa.” Burada ne diyor? “Yalnız mübarek boyu İsraili. İsraili ne demek? Yakup (a.s.)’un nesli. Ben-i İsraili var ya, onlara benziyor boy bakımından.” Yani bütün İsrailliler orta boylu oluyormuş. Halbuki İsrailliler heybetli ve acardır, uzun boylu oluyorlar. Tekrar tekrar söylüyorum ki nasıl çarpıttığını, dilini nasıl eğip büktüğünü, nasıl sıkıntıya girdiğini görmeniz açısından.
-VTR- Cübbeli Ahmet
ADNAN OKTAR: Bak, açıkça söylüyor, “cismi İsraili” diyor. Cisim, boyu mu demek cisim? Vücudu, “bütün vücudu İsrailidir” diyor, ben-i İsrail görünümündedir. Oradaki dinleyenlerin Arapça bilmemesinden istifade ederek değiştiriyor. Boy kelimesi ayrıdır Arapça, bir insanın cismi ayrıdır, değil mi? ‘Cismi’ deyince bütünü akla gelir. Bir insanın ‘cismi’ demek ne demektir? Bütünü. Nitekim bütün şerhlerde o oluyor. Heybetli ve acar, dış görünümü. Ben-i İsraile ait, yani vücut yapısı, kafasının yapısı, beden yapısı İsraillilere benziyor, olay bu. Bunu öbür konuşmasında söyleyemiyor utancından, haşa. Vahiyden utanıyor, haşa. Bak, renginin de açık olduğunu açıkça kabul ediyor. Açık renkli, buğday renklidir. Ama bak bu kitabında da doğru söylemiyor, burada da “koyu esmer” diyor. Burada İsraili görünümüne hiç girmemiş zaten. Ondan utanç duyuyor, vahiyden utanç duyuyor, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli Ahmet
ADNAN OKTAR: Şimdi Başbakan Lübnan’a gitti, Lübnan hep Şiidir. Sevgilerini görüyorsun. Sünni-Müslüman kaynaşmasını görüyorsun. Başbakanımız bizim Sünni. Aşkla bağırlarına basıyorlar. Başbakan da onları aşkla bağırlarına basıyor. Cübbeli ne diyor? Nefreti ifade ediyor ve “nursuzdurlar” diyor. “Allah onları batırsın, helak etsin Şiileri” diyor. “Mehdi (a.s.) gelecek, onları pırasa gibi doğrayacak” diyor. “Alevileri, Bektaşileri, Vehhabileri doğrayacak” diyor. Yani nefret tohumları saçıyor etrafa. Türk-İslam Birliği ve İttihad-ı İslam için gayret edenler de kardeşliği, sevgiyi, birlikteliği, beraberliği savunup-anlatıyorlar. Başbakan’ın anlattığı Mehdiyet’tir. Sevgidir, barıştır, kardeşliktir, dostluktur. Allah Mehdiyet’in bereketiyle bu kardeşliği, dostluğu bütün dünyaya hakim ediyor. Her yerde bir sevgi halesi, muhabbet halesi yayılmaya başladı. Cübbeli gibilerin bağırtılarına rağmen, onların çığlıklarına rağmen Mehdiyet gürül gürül ilerliyor. Kimse de durduramaz, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’ye işaret edilmesinden rahatsız oluyorlar” dediniz. “Kuran’da İslam’ın hakimiyeti de, Hz. İsa (a.s.)’nın inişi de, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişi de haber veriliyor. Zaten Kuran’ın özelliğidir. Kuran hakka, hakikate, güzelliğe işaret eder. Kuran-ı Kerim’deki ayetlerin; Nur Suresi, 55 ve diğer ayetlerin esbab-ı nüzulünü İmam-ı Cafer-i Sadık açıklıyor. Doğrudan "Hz. Mehdi (a.s.)’ye işaret ediyor bu ayetler"diyor. Ben onun dediğini aktarıyorum. İmam Cafer-i Sadık Peygamber (s.a.v.)’den duyup bize aktardığı bilgiyi aktarıyorum” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, böyle tekrar etmen iyi oluyor. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetidir. Önemli bir şey olduğunda üç kere tekrar ediyor Peygamberimiz (s.a.v.), en az. Biz de üç kere tekrar ediyoruz en az.
Allah insanı bak nasıl acz içinde yaratıyor. Küçücük bir su parçası bile çok şiddetli irrite ediyor boğazını, değil mi? Çok şiddetli reaksiyon meydana getiriyor. Bir anda çok zor hale getirebiliyor. Ufacık bir su zerresi, mercimek kadar bir şeydir. Onun için dünyaya bel bağlayanlar dünyadaki aczi de çok iyi görecekler. Hayatımız böyle pamuk ipliğine bağlı adeta. Her an bir sebeple insan vefat edebilir. Bunu görmezden gelmek çok akıllı bir hareket olmaz. Akılsızca bir hareket olur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah. Şimdi bahsettiğiniz konuyla ilgili dün şöyle söylemiştiniz Hocam; “Hz. Mehdi (a.s.)’nin şemailini Peygamberimiz (s.a.v.) çok detaylı tarif ediyor. Ama verdiği bu detaylar bazı kimseleri rahatsız ediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)'in de şemaili bildirilmişti. Museviler ve Hıristiyanlar gelecek olan Peygamber (s.a.v.)’in özelliklerini çok iyi biliyorlardı. Hatta Allah ayette, "çocuklarını tanır gibi tanırlar" diyor. Görüyorlar, tam tarif edildiği gibi. Ama istemedikleri bir şey var, kendilerinden değil. Oradan gelmedi, Kureyş’ten geldi, Ben-i Adnan’dan geldi ve var güçleri ile tavır aldılar. Hz. Mehdi (a.s.)’de de öyle yapacaklar” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani bu, kitabındaki ifadelerle kendi konuşmalarının çok farklı olması Cübbeli’nin ruh halini gösteriyor ve konuyu örtbas etmek için, Mehdiyet’i örtbas etmek için nasıl çırpındığını gösteriyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın İsraili olduğunu, görünümünün İsraili olduğunu söylemekten utanç duyması çok vahimdir, bundan çekinmesi. Daha hala “boyu” diyor, bak gördünüz. Halbuki Arapçasını söylerken söylüyor, “cismi” diyor. Cismi ile boyu arasındaki farkı herkes duyduğu halde, buna rağmen, insanların gözünün içine baka baka yanlış bilgi veriyor. Yani oradan bir kişi de kalkıp, “hocam, sen şimdi "cismi"dedin burada, nerden boyunu çıkarttın?” demiyor, değil mi? Açık yani ‘cismi’ dediği, Arapçada da aynı kelime çünkü, Türkçede de aynı kelime. Kitabında da açıkça “koyu esmer” diyor. Bak, orada da “buğday” diyor, “ak, paktır alnı, buğday tenlidir” diyor. Onun için Cübbeli’nin dediklerini insanlar mutlaka tartarak dinlesinler. Yani birçoğu doğru olmuyor. Birçoğu kendi kafasındaki plana ve politikaya uygun olarak oluyor. Yani kendi politikası, kendi kafasına taktığı olaylar neyse, hadisleri ve ayetleri de öyle yönlendirmek istiyor ve ona göre dilini eğip bükerek değiştiriyor şeklini. Buna çok dikkat etsin kardeşlerimiz. Mutlaka söylediklerinin doğruluğunu bir araştırsınlar. Yani orijinal kaynaklara bakarak araştırsınlar. O zaman aradaki farkı görürler, inşaAllah.
Mehmet Şevket Eygi Hocamız, Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katılmış. Ne zaman katıldı, akşam mı?
ALTUĞ BERKER:Şu an devam ediyor galiba Hocam.
ADNAN OKTAR:Şu an devam ediyor öyle mi?
ALTUĞ BERKER:Allah-u alem Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Müslümanların lidere ihtiyacı var. Müslümanlar parçalanmış durumda. Dünyada hiçbir dini topluluk böyle değil. Bir tek Müslümanlar böyle” demiş. Hay, maşaAllah. Bak, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği’nin olmasının farziyetini, ehemmiyetini, önemini ve acilliğini belirtmiş. Cübbeli Allah-u alem kıvrım kıvrım kıvranıyordur yani. Acayip sıkılmış olabilir. “Fatih Altaylı buna biraz ters çıktı ve "kim seçecek, nasıl olacaktır?"diyor.” Allah seçecektir, sen derdine düşme. Mehdi (a.s.) konusu ya panik oldu, onun için çağırdı. Yani Mehmet Şevket Eygi’yi çağırmasının nedeni de yine Mehdiyet. Onu bir Mehdi (a.s.) korkusu sardı, Fatih Altaylı’yı ama tarif edemem. Yani, böyle kanı iliği çekiliyor Mehdi (a.s.) çıkacak diye. Cübbeli’yi çıkarttı. “Mehdi (a.s.) gelmeyecek, 570 sene sonra gelecek” dedi, Cübbeli’nin alnından öptü, acayip rahatladı. Ama yine de içine kuşku düştü, sağlama almak istiyor, herkesi çağırıyor. Mehmet Şevket Eygi’yi şimdi de çağırmış. Mehmet Şevket Eygi de şimdi dolaylı olarak Mehdiyet’i anlatınca yine kanı, iliği çekildi. “Fatih Altaylı buna biraz ters çıktı ve "kim seçecek, nasıl olacak?"dedi. "Bir yöntem bulunur ancak bunu seçecek olanlar şehirli kesimidir"dedi Eygi Hocamız. Cübbeli’nin söylediği hadisi sordular.” “İslam dünyasının en büyük sorunu cahil Müslümanlardır.” Yani Cübbeli gibi cahillerdir. “En büyük sorun bu, başka sorun yok. Aleviler konusundaki farklılıkları değil, ortak yönleri konuşalım dedi Şevket Eygi” diyor bak. Helal olsun.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii. Cübbeli’ye de şamar gibi cevap vermiş Mehmet Şevket Eygi Hocamız. Çok aklı başında, halis, muhlis samimi bir Müslüman evladıdır. “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” dedikten sonra bizim Alevi kardeşlerimiz ile ne sorunumuz olur, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Tabii ki, inşaAllah. Söylediğiniz şeyin haberini buldum Hocam uygun görürseniz. Lübnan Başbakanının ağlaması, maşaAllah. “Sayın Erdoğan konuşurken, konuşma sırasında gözyaşlarına hakim olamadı” diyor Hocam. Başbakan Hariri, Lübnan Başbakanı.
ADNAN OKTAR:Bak, Lübnan yıkılıyor, maşaAllah. Hep Şii’dir Lübnan, yani ezici şekilde Şii’dir. Hepsi bizim canımız, hepsi bizim dostumuz. Halis, muhlis kardeşlerimiz. Bak, Cübbeli ne diyor? “Onların yüzü nursuzdur” diyor, “Allah onları helak etsin” diyor. “Allah devletlerini başlarına yıksın” diyor, değil mi? Ve onların pırasa gibi kesilmesinin, doğranmasının gerektiğini söylüyor. Desene; “Allah bereket versin. İttihad-ı İslam olsun, Türk-İslam Birliği olsun. Alevisi ile, Sünnisi ile kardeş olalım,” değil mi? “Dünyaya hakim olalım” desene.
“Mehmet Şevket Eygi Hocamız, "Müslümanların mutlaka bir lideri olması gerektiğini anlattı. Papasız Hristiyanlar olmuyor. Binlerce mezhep vardır, hepsinin lideri vardır ama bir tek İslam ümmetinin lideri yoktur"dedi. Bu konuyu açana kadar Fatih Altaylı çok sakindi, yemek vesaire konuşuyorlardı, bu konu açılınca çok gerginleşti.” Yani konu Mehdiyet olduğu için bayağı bir ızdırap çekmiş demek ki. Hayrettir yani, bu kadar bu konudan korkması. Hz. Mehdi (a.s.) dedin mi, kanı iliği çekiliyor yani. Beti benzi gidiyor yani.
ALTUĞ BERKER:“Aslan görmüş yaban eşekleridir” diyor ayet-i kerimede.
ADNAN OKTAR:Onu küfür için diyor. Biz Fatih Altaylı için de ne deriz, “tedirgin oluyor” deriz en fazla. Allah hidayet versin, düzelsin, inşaAllah. Biz onu istiyoruz.
“Fatih Altaylı; "siz halife mi istiyorsunuz?"gibi bir üslupla konuşmaya başladı, geçmişte yapılan yanlışları örnek vererek. Müslümanların lider seçmeleri gerektiğine şiddetle itiraz etti.” Çünkü Mehdi (a.s.) çıkacak onu kabul ederse. Şiddetle itiraz edince Mehdi (a.s.)’ı durduracağını zannediyor. Bak, ona söyleyeyim, Mehdi (a.s.) çıkacak ve Mehdi (a.s.)’ın karşısına da o gelecek, onu söyleyeyim, Fatih Altaylı. Acayip nezaketli bir üslup kullanacak, acayip hürmetkar olacak, böyle kemal-i hürmetle de elini öpecek, inşaAllah, açıkça söyleyeyim, inşaAllah. “Sinirlendiği net olarak görülüyordu. Buna rağmen Şevket Eygi, "Müslümanların bir imamları olmasına, bir lider seçmesine engel olmak zulümdür"diye anlattı” diyor. Çok doğru söylüyor. İran’ı, Irak’ı, Lübnan’ı, Fas, Tunus, Cezayir, Türkistan, Tacikistan, Kazakistan, Ermenistan, Rusya, hepsini Türk-İslam Birliği içerisinde göreceğiz. Yunanistan da dahil. İtalya da içinde. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor; “Roma’yı, Hırakl’ın şehrini de alacak” diyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yazarlar vardı Hocam ama siz uygun görür müsünüz bilmiyorum, inşaAllah. Mehmet Ali Birand Posta Gazetesi’nde; “Eskiden Beyaz Saray’da Türkiye güçlüydü çünkü arkasında İsrail lobisi vardı. Yahudi lobisi Türkleri kötülüklere karşı koruyordu. Ancak Ak Parti yönetimi İsrail ile arasını bozduğu için artık kongre Türkiye aleyhine döndü. Türkiye lehinde kararlar artık alınamaz” demiş. Erdoğan’ın Ahmedinejad ile kucaklaştığı resmin Türkiye’nin eksen değiştirmesinin simgesi haline geldiğini ve Amerika’yı Türkiye aleyhine çevirdiğini yazmış. Daha önce Türkiye’yi destekleyen muhafazakar Amerikalıların özellikle Davutoğlu’na ateş püskürdüklerini ve Ak Parti’nin Türkiye’nin yönünü değiştirerek dış politikaya İslamcı ideolojiyi soktuğunu söylemiş. Eğer Ak Parti bu politikayı devam ettirirse uzun vadede faturasının ülkemiz açısından ağır olacağını eklemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak, Mehmet Ali Birand, Muhammed Ali Birand, ismine yakışır konuşsun, bilgisini arttırsın. Dünyanın kaderini bilmiyor o. Dünyanın kaderinde, bu ahir zamanın kaderinde Mehdi (a.s.) var ve İsa (a.s) var, İttihad-ı İslam var, Türk-İslam Birliği var. Sessiz sedasız sevgiyle, bereketle, bollukla ve güzellikle, nezaketle Türk-İslam Birliği oluyor zaten şu an. Buna İsrail’in karşı olması diye bir şey olmaz, Amerika’nın karşı olması gibi de bir şey olmaz. Amerika da, İsrail de Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı istiyorlar. Mehmet Ali Birand’ın bunlardan haberi yok. O dedesinin yanında yanlış bilgilerle kendi kendini yanlış yönlendiriyor. Onlara güzel bir brifing vermek lazım. Aydın Dedelerini falan, hepsini toplayıp. Anlatıyoruz ama anlamazdan geliyorlar. Çok iyi biliyorlar. Fatih Altaylı da çok iyi biliyor, o da çok iyi biliyor fakat anlamazdan gelen politikalarında ısrarlı ve kararlılar. Şu an Mehdiyet dünyayı sallıyor. Olay bu, başka bir şey yok. Başbakanı coşkuyla, aşkla karşılayan Lübnanlılara etki eden, onların kalplerini Sünni Müslümanlara karşı çeviren, Türkiye’ye karşı çeviren, Türklere karşı sevgi ile dolduran Allah’tır. Allah diyor; “dünyayı verseniz bunu yapamazdınız” diyor. Allah kalpleri çevirendir. Allah oradaki insanların kalbini Türk Milleti’ne çevirdi ve müthiş bir İslam kardeşliği meydana getirdi. Bakın ağlıyor artık Lübnan Başbakanı Hariri, ağlıyor. Bu şiddetli sevginin, aşkın alametidir. Nefret tohumları ekmelerine rağmen, Cübbeli gibi tiplere sıkı sıkıya sarılmasına rağmen, Fatih Altaylıların, şunların, bunların, Aydın Doğanların; bakın, Allah’ın planı, Allah’ın gücü eze eze ilerliyor. Allah’ın kaderi eze eze ilerliyor ve hiçbiri durduramıyor. Fatih Altaylı’nın feryatları, çığlıkları duyulmuyor. Mehmet Ali Birand’ın çığlıkları artık duyulmuyor. Sadece Allah’ın yarattığı güzel İslam’ın sedası duyuluyor, inşaAllah. Durduramazlar, durduramayacakları bir şeye direnmesinler, sadece teslim olsunlar. Mehdiyet oluştuğunda, Mehdiyet onları da kurtaracak, onları da koruyacak. Yani öyle şuursuz bir Türk-İslam Birliği oluşmuyor şu an. Başıbozuk bir İttihad-ı İslam oluşmuyor. Bakın, Müslümanların başı olacağını söylüyor Mehmet Şevket Eygi Hocamız. Ahir zamanda, bu devirde Müslüman aleminin, Türk-İslam aleminin liderinin adı 1400 seneden beri bellidir. Tevrat’ta da bellidir, İncil’de de bellidir, Zebur’da da bellidir; Mehdi (a.s.)’dır. Paniğin nedeni de budur. Bunu da kimsenin durduramadığını göreceksiniz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Milliyet’te Kadri Gürsel, Fethullah Hocamızla ilgili bir yazı yazmış. “Küresel Cemaat” başlıklı yazısında, Chigago’da düzenlenen ‘Uluslararası Gülen Hareketi Konferansı’nı izlemiş ve onunla ilgili görüşlerini anlatıyor. Çok etkilendiğini yazmış. Örneğin, sadece Nijerya’da on yedi tane okulları varmış. Orada Tanzanya, Japonya, Moğolistan, Kırgızistan, Kazakistan’dan doktorlar, doçentler varmış, çoğu Gülen Okulları’ndan mezun olmuş. Diyor ki; “Gülen Hareketi’nin Amerika’da verdiği mesaj ile Türkiye’deki imajı birbiriyle tamamen zıt” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi Fethullah Gülen okullarının tabii ki yani Nijerya’da olsun, öbür yerlerde olsun, Nur Talebesi olan, İttihad-ı İslam’ı savunan, Türk-İslam Birliği’ni savunan, Kuran eğitimi almış, yani iman hakikatlerinin anlatıldığı bir eğitim verilmiyor. Yani normal, hakikaten kaliteli mühendisler, kaliteli doktorlar, kaliteli mimarlar yetiştiriliyor. Ama bakın çok hayati bir nokta var, onlara Türkçe öğretiliyor, Mehdi (a.s.)’ın dili öğretiliyor. Mehdi (a.s.)’ın rahatça bağlantı kurabileceği hazır zemin hazırlanıyor. Yani Mehdi (a.s.)’a bomboş, beyaz kağıt hazırlıyor şu an Fethullah Gülen Hocamız ve talebeleri. Bomboş. Yani Mehdi (a.s.)’ın rahatça yazabileceği, bembeyaz kağıtlar. Türkçe bilen, ılımlı, sevecen insanlar. Yoksa Hristiyan olan yine Hristiyan kalıyor o okullarda. Dinsiz olan yine dinsiz kalıyor. Ama insancıl oluyorlar, daha makul, daha rahat bağlantı kurulan ve Türkçe bilen ve Türkiye’yi seven, Türkiye’ye karşı muhabbeti olan insanlar. Ondan gerisi kolay. Ondan gerisi kolay. Ondan gerisini siz Mehdi (a.s.)’a bırakın, evelAllah. Ben yıllar önce Fethullah Gülen Hocamızın bu konuşmasını dinlemiştim. “Biz Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlayan bir topluluğuz” diyor, “Mehdi (a.s.)’a ortam hazırlayan bir topluluğuz” diyor. Yani “Mehdi topluluğu değiliz biz” diyor, Mehdi (a.s.)’ye zemin hazırlıyoruz. Ben o aralar onların kasetlerini, Fethullah Hocamızın kasetlerini çok titiz inceliyordum, çok özenli dinliyordum, Mehdiyet’i araştırdığım için. Orada bu konuşması geçiyor, “zemin hazırlıyoruz” diyor, bu zeminin hakkında detaylı bilgiler veriyor; nasıl olacağını, nasıl gelişeceğini bildiriyor. “Bir de Mehdi (a.s.)’a bağlılık anında,” o da çok dikkatimi çekmişti, “meydana gelecek tereddütleri de gidereceğiz” diyor, yani “bazı kişilerin tereddütlerini giderecek de bir cemaatiz” diyor, “bir topluluğuz” diyor. Yani “Mehdi (a.s.)’a bağlanma konusunda, insanlarda meydana gelecek bazı tereddütleri giderecek bir topluluğuz” diyor, “bizim vazifemiz budur” diyor. Açıkça söylüyor. Hakikaten de bakın, tarih ve olaylar da gösterdi, Mehdiyet’in rahatça hareket edeceği bir coğrafya hazırlıyor. Yani rahatça ikna edebileceği, konuşabileceği. Çünkü Fethullah Gülen okulundan yahut işte neyse, o camianın okullarından mezun olan bir insanla biz karşılaştığımızda, Türkçe bilen, makul bir insanla karşılaşacağız. Ama Hristiyan veyahut dinsiz. Konuşulabilir. Ona Mehdiyet, hakkı ve hakikati çok rahat anlatabilir. Çok kolay netice alabilirsin. Yani, zeminin oluşması çok hayatidir. O yönde de büyük başarısı var. Hayırlı bir çalışma yani, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam, Fethullah Hocaefendi’nin Hocam, Risale Haber sitesinde yeni bir videosu var. Belki daha eski bir videodur, yalnız yeni eklenmiş internet sitesine. Siz daha önce, Üstad Hazretleri’ne, Said Nursi Hazretleri’ne sevgilerini ifade etmelerinin önemini ve evrim teorisine net tavır koymalarının önemini söylüyordunuz. Bu videoda, inşaAllah, Fethullah Gülen Hocaefendi Said Nursi Hazretleri’nin fedakarlığını övüyor ve materyalizme karşı mücadele yapılmasını da söylüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hah şöyle, bak, söylediklerimi yaptıklarında bereket ve güzellik olur. Yani mesela bu sözümü yerine getirmeleri, Hocamızın eski videosu değil mi bu?
ALTUĞ BERKER:O sitede yeni ama eski olabilir görüntüler.
ADNAN OKTAR:Şimdi fark etmez, eski olması önemli değil, yani siteye yeni konmuş olması önemli.
ALTUĞ BERKER:Yeni de olabilir onu tam bilmiyorum.
ADNAN OKTAR:Hayır, hayır, o çok önemli. Yayınla bakayım.
-VTR- Fethullah Gülen Hocamız
ADNAN OKTAR:Çok güzel. Özellikle Fethullah Hocamın talebelerinin Risale-i Nur çizgisinden şaşmaları için yapılan mühendislik çalışmalarına karşı kardeşlerimizin Fethullah Hocamızın bu güzel konuşmasını koyması, o mühendislik çalışmasına bir şamar gibi olmuş, çok güzel olmuş. Aman ha aman! Aman ha aman! Yani bu şaşar beşer Faruk Beşer çizgisi veyahut işte diğer malum odakların çizgisi son derece riskli olur Fethullah Hocamızın talebeleri için. Risale-i Nur’un o güzel ikliminden, sıcak ikliminden hiçbir şekilde ayrılmamaları lazım ve taviz vermemeleri lazım. Gayet güzel. Bak, Fethullah Hocamız da çok candan, güzel bir üslupla savunuyor, anlatıyor. Risale-i Nur’un bereketinden, güzelliğinden, etkisinden, feyzinden, nuraniyetinden çok hoş şekilde bahsediyor. Darwinizme, materyalizme karşı da dikkat çekmesi çok güzel ve Sızıntı Dergisi’nde de Darwinizm-materyalizm aleyhtarı yazılar başlaması, yani Darwinizmi, materyalizmi eleştiren yazı dizisi başlaması da, eleştirilerimizin yerini bulduğunu ve kardeşlerimizin haklı eleştirileri, haklı tavsiyeleri güzel bulup yerine getirdiklerini gösteriyor. O yönden de onlara ‘maşaAllah’ diyoruz.
ALTUĞ BERKER: Bu ayki Sızıntı Dergisi Hocam, “Evrim Denen Yalan-1” diyor Prof. Dr. Arif Sarsılmaz.
ADNAN OKTAR:Evet şimdi bu oldu. İşte mühendislik planını yapanların kafasına bir tokmak bu. Nurani bir tokmak yani, inşaAllah. Eleştirilerimize Aydın Doğan’ın cephesinde de güzel bir karşılık almıştık bir ara. “Sevgiden bahsetmiyorsunuz” dedik, toptan yirmi kişi birden, yirmi yazar birden sevgiden bahsetti, bir gün. Zınk ondan sonra durdu. Bu sevgi nasıl bir şey ki de bir gün konuşuyorsun da bitiyor? Olur mu? Sevgi ölünceye kadar anlatılacak bir güzelliktir ve dünyayı kaplayan bir nurdur. Yine yazın, yine yazın, yine yazın, o soğuk görünümünüz bir gitsin, değil mi? Buz gibi görünümünüz bir gitsin. Zannediyorum bu önümüzdeki günlerde yine sevgiden bahsedeceklerdir, inşaAllah. Umuyoruz, inşaAllah. Sevgiden, kardeşlikten, barıştan, hoş tavırlardan, dostça davranışlardan, kardeşlik ruhunun bütün Türkiye’yi, bütün İslam alemini, bütün Türklük alemini sarmasından coşkuyla bahsetmeleri gerekiyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: “Mehdiyet” dediniz Hocam, “bu kadar hayati bir konu olmasa, bu kadar detayı Allah Cibril (a.s.) ile Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de sahabelere bildirip, sahabeler de bize bildirmezdi. Peygamber (s.a.v.)'in kendisinin bilebileceği bilgi değil hiçbirisi, 1400 yıl öncesinden bunu haber veriyor. Peygamberimiz (s.a.v.)'in 1400 yıl önce bildirdiği olayların çıkmasına rağmen, bir insanın bunları kabul etmemesi için dinsiz olması lazım” dediniz Hocam. “Vahiy ile Allah’ın bildirdiğini bilecek, ama bundan rahatsız olacak, bu dinsiz olmayı gerektirir, başka bir açıklaması yok” dediniz.
ADNAN OKTAR:Doğru.
“Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Habertürk’te şimdi sizin şişman gözlüklü ve Fatih Altaylı’nın konuğu canlı yayında, Sayın Mehmet Şevket Eygi. İslam Birliği’nden bahsediyor ve Müslümanların başında bir halife olmasından bahsediyor. Tam da sizin bahsettiğiniz İttihad-ı İslam konusuna değiniyor” diyor İsmail, maşaAllah.
“Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam az önce Fatih Altaylı’yı izledim. Konuğu Müslümanların bir halifesi olmamasının,” yani Müslümanların bir lideri olmamasının, İslam aleminin bir lideri olmamasının, “büyük bir zulüm olduğunu söyleyince Altaylı’nın hali evlere şenlikti. Sizi çok seviyoruz.” Dağılmış yani. Böyle hani yumruk yemiş boksör oluyor da böyle ayakta duramıyor ya, dokuza kadar sayıyorlar, bir, iki böyle kroke oluyor, grogi olmuş. Yasemin Hanım yazmış, Ankara’dan.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Fethullah Hocamızın bu haftaki sohbetiymiş bu, yeni sohbetiymiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Fethullah Hocamız nur insandır. Benim haklı sözlerimi, haklı konuşmalarımı, haklı bulduğunun güzel bir tecellisi. Allah ondan razı olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi Hocamızın üzerine olsun. Çok memnun oldum, onun nezaketli bir jesti bu. Çok ferahlatıcı, mühendislere de iyi bir tokat. Sağlı sollu iki tane tokat çarpmış Fethullah Hocam. Bir Darwinist ve materyalistlere vurarak bir tokat vurmuş, bir de ne?
ALTUĞ BERKER:Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman’ı överek, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Överek, evet. Ve çok güzel övmüş. Çok güzel övmüş. Daima Risale-i Nur berekettir, güzelliktir, inşaAllah. Bak, Fatih Altaylı çıktı, Cübbeli’yi de yanına aldı, Cübbeli ne dedi? “Otuz hususta Bediüzzaman’ın Ehl-i Sünnet itikadına uymadığına dair uzman bir kişinin, iyi bilen alim bir hocanın sözleri var” dedi. “Ben pek o kadar bilmem, onun kadar, o çok iyi biliyor” dedi. Yani “sapkın, dinden ayrı, İslam dininden ayrı bir adamdır” gibi bir imaj verdi kendince ve bütün Türkiye’ye bunu anlattırdı. Fatih Altaylı’nın Bediüzzaman’a alerji duymasının nedeni ne biliyor musunuz? Bediüzzaman’ın şu sözüdür; “Ben Mehdi (a.s.)’ın pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim, ona zemin hazırlıyorum” diyor. “Hiçbir cihette ahir zamanın o acib şahsı gibi olamam” diyor. “Risale-i Nur’un gerçek sahibi Mehdi (a.s.) ve şakirtleri gelir, Cenab-ı Hakk’ın izniyle o daireyi genişlendirir, o tohumlar sümbüllenir. Biz de kabrimizden seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Bak “Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” diyor. Mehdi (a.s.)’nin geleceğini müjdelediği için, Cübbeli’nin ve Fatih Altaylı’nın hedefi haline geldi Bediüzzaman. Ve çok galiz ifadelerle, Bediüzzaman’a güya darbe vurmaya kalktılar ama Bediüzzaman onları yerle bir etti, Allah’ın dilemesiyle, darmakeşan oldular. Bediüzzaman’ın has talebelerini hesaba katmadı bu güruh, topluluk.
“Selamun aleyküm.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Adnan Hocam, bu akşam Fatih Altaylı ve gözlüklü şişman, İslam’da halifelik ve Mehdi (a.s.) hakkında bir program yapmaktalar. Sanki bunlar birilerini takip ediyorlarmış gibiler. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz? Allah’ın selamı üzerinize olsun. Özay.” Bak, o da farkında. Konu Mehdiyet, Mehdilik. Çünkü İslam aleminin, 1400 sene sonra bütün İslam aleminin birleşmesi nedir? Mehdiyet’tir. Mehdiyet olmadan bunun olmasının mümkün olmadığını herkes biliyor. Türk-İslam Birliği nedir? Mehdiyet’tir. Ve Müslümanların başına seçilecek kişi kimdir? Mehdi (a.s.)’dır. Fatih Altaylı’nın dehşete düşmesinin nedeni nedir? Mehdi (a.s.)’dır. Allah korktuğunu başına getirecek, inşaAllah. Ama korkacak bir şey olmadığını da görecek. Kemal-i edeple, hürmetle önünü ilikleyecek ve elini öpecek Mehdi (a.s.)’ın, bunu göreceksiniz, on yıl sonra, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, dün hadislerden okumuştunuz ve tefsir etmiştiniz, inşaAllah. “Resulullah (s.a.v.) halka geldiğinde,” hadis-i şerifte öyle geçiyor, “halka geldiğinde, halk taşlara, kaya parçalarına ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kaimimiz Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde (zuhur ettiğinde), halk Allah’ın kitabını kendilerine göre yorumlayarak, onu delil olarak gösterecekler. Sonra şöyle buyurdu: "Allah’a hamd olsun ki tıpkı sıcak ve soğuğun evlerine girdiği gibi, onun adaleti de onların evlerine girecektir."” Siz de şu şekilde tefsir ettiniz Hocam; “yani sahtekar bazı hocalar dil eğip bükerek, Kuran’da olmadığı halde öyle göstererek, Hz. Mehdi (a.s.) ile mücadele edecek. 1400 sene öncesinden Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği gerçekler, "çarpıtacaklar"diyor. "Dil eğip bükme"deniliyor Kuran’da buna. Kuran’ın doğru ve samimi açıklaması değil, çarpıtılmış, bambaşka bir anlam yüklenmiş imalarla ortaya çıkartılmış helaller-haramlar. Bu kastediliyor” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
“Esselamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Allah-u Teala çalışmalarınızı kabul etsin, inşaAllah. Hepinizden Cenab-ı Allah razı olsun (c.c.). Hocam, Rahman’ın Bülbülleri sitesinde Şeyh Seyyid Muhammed Kıbrısi Hazretleri, Mehdi (a.s.) hakkında konuştu. Bir bakarsanız sevinirim hocam. Allah’a emanet olun. İnşaAllah, hepimizi Mehdi (a.s.)’a talebe eylesin Cenab-ı Allah hepimizi” diyor. Mehdi (a.s.) Müslümanların halifesidir. Halife denilince insanın aklına ne gelir? Filmlerdeki gibi böyle köşede oturan bir insan, değil mi böyle? Öyle değil. Mehdi (a.s.) evinde. Ve sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, özgürlüğü bütün dünyaya anlatan, yayan bir insandır. Bütün Müslümanların aşkla sevdiği bir insandır. Ceberrut ve cebir insanı değildir, kan insanı değildir. Kanı durduran bir insandır, savaşları durduran bir insandır. Barış insanıdır, bilim insanıdır, sanat insanıdır; güzelliğin neşenin insanıdır. Yani bir kısım böyle dumanlı kafaların, dumanlı tarifleri gibi değildir Mehdi (a.s.). Gördükleri vakit, o pırıl pırıl nuru ve ışığı gördükleri vakit dediklerimi tam anlamış olacaklar, inşaAllah. Mehdi (a.s.) devrinde devletler müstakil cumhuriyetler halindeler. Devletler devam ediyor, isteyen kendi rejimi ne ise o devam eder. Fakat kardeşlik, sevgi, barış, muhabbet, Allah aşkı, Allah korkusu, derin insan sevgisi, derin Allah sevgisi, Allah sevgisinden tecelli eden derin muhabbet bütün dünyayı kaplayacak. Yani Allah aşığı olacak bütün insanlar, Allah aşkıyla coşacaklar. Korku kalmayacak dünyada, bir tek Allah’tan korkulacak. Bakın, insanların şu an binlerce korkusu var, yüzlerce korkusu var. Bir tane korku kalacak, Allah korkusu. Allah korkusu düğün havasıdır, düğün. Neşe verir insana Allah korkusu, diğer korkular dehşet verir. Allah korkusu sevinç verir. Aklı açar, derinlik verir. Çünkü aşık olduğun, sonsuz sevgiyle sevdiğin, sonsuz aşık olduğun varlıktan, O’nun rızası için korkuyorsun, O’nu darıltmaktan korkuyorsun, O’nu gücendirmekten korkuyorsun. Aşkın bir başka tecellisidir Allah korkusu, inşaAllah.
Uğur Yücel, “selamun aleyküm.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Bediüzzaman hakkında film yapılmış, siz nasıl bakıyorsunuz? Bu mübarek zat hakkında yapılmış olan film sizce doğru mu böyle bir film yapılması. İyi geceler şimdiden.” Uğur Yücel. O film hakkında ben fotoğraflar gördüm, bir parça böyle kısa bölümler gördüm. Kıyafetler gıcır gıcır, ortam gıcır gıcır. İlkokulda bizim temsiller yapılırdı, böyle efe kıyafeti olurdu gıcır gıcır, her şey gıcır gıcır, doğal olmazdı. Mesela yabancı filmlerde o doğallık veriliyor. Elbiselerin eskiliği, sokakların eskiliği ve doğallığı veriliyor, onu vermemişler. Her yer pırıl pırıl, vernik parlıyor her yer, öyle olmaz, öyle film olmaz. Adamın yüzündeki ifade de, isteseler Bediüzzaman’a çok güzel benzetebilirlerdi makyajla, hiç benzemiyor. Yani zor değil ki Bediüzzaman’a benzetmek, çok rahat benzetebilirler. Mesela yabancı film şirketine verilmiş olsa o, Bediüzzaman’a yüzde doksan beş benzetirler. Mesela Ortaçağ görüntüsünü veriyorlar, tıpatıp oturtturuyor adamlar. Mesela 17. yüzyıl görüntüsü veriyorlar, tıpatıp oturtturuyor adamlar, gayet güzel yapıyorlar. Türkiye’de yapıldığında, bazı yerlerde, olay böyle ne diyelim, kaba tabirle sırıtıyor artık yani. O kumaşlardaki, eşyalardaki o beceriksiz yapı kendini çok açık gösteriyor. Bu olmaz, olmamış, yeniden yapacaklar, inşaAllah. Ama hiç yoktan iyidir yine. Ama bazı kasabalarda temsiller yapılır, üç-beş tane gönüllü yapar, onlara benzemiş bazı yerlerinde.
“Selamun aleyküm muhterem Hocam. Bugün Tv Kayseri kanalında saat 10:00-12:00 arasında yayınlanan, evrimi savunan, sürekli evrimden bahseden bir belgesel yayınlandı. İlk başta şaşırdım ama sonra da üzüldüm” diyor. Ne üzüleceksin, üzülecek bir şey yok, hayır vardır. “Sizin bu konuda bir bilginiz var mı bilmek istedim, şimdiden teşekkür ederim. Serhat Gülnar, Ankara.” Tv Kayseri delikanlı kanaldır, orada bir yanlışlık olmuştur, boş bulunup yapmışlardır. EvelAllah telafi ederiz, anlatırız.
ALTUĞ BERKER:Sizin filmlerinizi yayınlıyorlar Hocam orada.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Yani %99,99 boş bulunup yayınlamışlardır. Çünkü sürekli benim anti-Darwinist, anti-materyalist çalışmalarım, videolarım yayınlanıyor. Zaten biz orada sürekli sohbet ediyoruz, gece sohbetlerinin birçoğu orada oluyor. Dolayısıyla Tv Kayseri’nin delikanlılığına halel gelmez. Yanlışlıkla delikanlıya bir şey çarptıysa, onun delikanlılığını bozmaz, inşaAllah. Bazen öyle olur, havaya taş atarlar, yanlışlıkla delikanlıya çarpar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, yarım saat sonra Samsun Aks Tv’de devam edeceğiz, inşaAllah.
SUNUCU:‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza 00:30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Samsun Aks Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...