SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv, Erzurum Radyo Süper Kanal 99.9, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Bingöl Fm 102.0, harunyahya.tv’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Konuklarım Sayın Altuğ Berker Hocam ve tabii ki Hocamız Sayın Adnan Oktar.
ALTUĞ BERKER:Bugün sayın Başbakan’ın iki gün önce Lübnan’da büyük bir sevgi seli ile karşılanması ve Müslümanların birlik olmasının önemine vurgu yapmasının ardından, bugün birçok köşe yazarı Türk İslam Birliği hakkında çok güzel yazılar yazmış Hocam inşaAllah. Başbakan Lübnan’da yaptığı konuşmada; “Avrupa Birliği gibi neden bölge ülkeleri kendi aramızda birlik oluşturmuyoruz? Nedir bu korku, nedir bu çekince? Vizeleri kaldırdık, ne kadar anlamsız olduğunu anladık. Biz vizeleri kaldırmadık halklarımız arasındaki yüzyıllık hasreti kaldırdık” demiş. Avrupa’daki tek vize sistemi Schengen gibi bir sistem kurulmasını teklif etmiş Hocam inşaAllah. Vizelerin kaldırılması gerektiğini üç senedir siz söylüyorsunuz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Başbakan hakikaten kaderin içerisinde hizmet eden çok muhterem bir insan. Allah yolunu açık etsin. Bu çok büyük bir mucize, hayret. Aynısıyla yani kelimesi kelimesine iki yıl önce ne söylediysem, bak bütün köşe yazarları aynısını ifade ediyorlar. Yiğit Bulut da bugün köşesinde onu anlatıyor. Mesela bak Rusya’yı hiç düşünmüyorlar Türk İslam Birliği içerisinde, ilk defa ben söyledim “Rusya’yı içine alalım” diye. Yiğit Bulut da “Rusya’yı da içine alalım” diyor. Ben iki yıl önce söyledim bak. Hiç düşünülmeyen bir modeldi bu. Milli devletler olarak ayrı olması, fakat pasaportların kalkması, vizelerin kalkması, dostluk ve kardeşlik ortamının oluşması, Hıristiyanların, Musevilerin, Müslümanların hepsini kucaklayan büyük Türk İslam Birliği oluşması. İki yıl önce rüya gibi görüyorlardı, bak şimdi hakikate dönüştü. Başbakan’ın anlattıkları da anlattıklarımın aynısı, devlet politikası oldu elhamdülillah, maşaAllah. Resmi devlet politikası oldu. Çünkü kader böyle, Allah’ın planı bu, yaratması bu. Bakın hiç kimse engelleyemeyecek. “Niye çekiniyoruz, kimden çekiniyoruz” demiştim daha önce, bak Başbakan da aynısını söylüyor, “neden çekiniyoruz, kimden çekiniyoruz” diyor. MaşaAllah. Yalnız hükümet güzel icraat yapıyor, çalışmaları da güzel. Şimdi bu seçimlerde Başbakan olabiliyor değil mi Tayyip Bey?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir daha ki seçimlerde?
ALTUĞ BERKER:Allah-u alem. Son diye kendisi öyle ifade ediyordu daha evvel, son defa gireceği gibi ama.
ADNAN OKTAR:Ama onun anlamı değişiktir. Çünkü o yıllarda zaten iş bitecek yani. Onu anlatmak istemiş de olabilir inşaAllah. Ama daha biraz var tabii yani. Ama geniş çapta neticelenmiş olacak. Geceli gündüzlü dinlenmek yok. Bak Başbakan’a maşaAllah her yeri geziyor, her yerde anlatıyor, nefes almıyor çok dinamik, Cübbeli turistik ziyaretlerle vakit öldürüyor. Yok Van’a gitmiş, yok Bitlis’e gitmiş, oralarda yemiş içmiş, oraların yöresel yiyeceklerinden yiyor, oraların binalarına bakıyor, manzaralara bakıyor. Müslümanları uyuşturmaya çalışıyor burada, kendisi de turistik gezi yapıyor. Bak hükümet ayakta, millet ayakta, herkes Türk İslam Birliği için yeri göğü inletiyor. O, Türk İslam Birliği’ni durdurmak için var gücüyle gayret ediyor. Ama maşaAllah Müslümanlar canhıraş, büyük bir gayretle, büyük bir canlılıkla Türk İslam Birliği için gayret ediyorlar. Kazım Güleçyüz “İslam Birliği” ile ilgili yazı yazmış öyle mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, Yeni Asya Gazetesi’nde Kazım Güleçyüz ağabeyimiz şöyle demiş, İslam ahlakı dünyasındaki sorunların tek çözümünün Said Nursi’nin de bildirdiği İslam Birliği’nin kurulması olduğunu söylüyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. “İslam ahlakı dünyasının balistik füze ve nükleer silahlara değil; cehalet, zaruret ve ihtilafa karşı sanat, marifet ve ittifak seferberliğine ihtiyacı var” demiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mehdiyet’i tarif ediyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii yani Bediüzzaman orada Mehdiyet’in silahlarını ve Mehdiyet’in mücadele edeceği hedefleri gösteriyor. İttihad-ı İslam demek zaten Müslümanların tek bir merkezde toplanmasıdır. O toplanılacak merkez Mehdi (a.s.)’dir. Yani yoksa zaten topluluğun anlamı yok. Yani bir merkezde toplanmıyorsa insanlar, ona biz ittihad demeyiz ki, parçalanmadır o. Tek merkezde toplanmanın adı da Mehdiyet’tir inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Bu zamanın farz vazifesi dediği İttihad-ı İslam’ın bugün yakınında olduğunu söylüyor inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Nasıl nerede diyor?
ALTUĞ BERKER:“Said Nursi’nin, bir asır önce, “bu zamanın farz vazifesi dediği İttihad-ı İslam’ın bugün dahi çok uzağındayız” ama yakın olduğunu belirtmek için söylemiş Hocam inşaAllah. Yani neden o birliği henüz tam kuramadık anlamında söylemiş.
ADNAN OKTAR:Said Nursi’nin, bir asır önce, bu zamanın farz vazifesi, “bu zamanın en büyük farz vazifesi” diyor, oradaki cümleyi çıkartmış kardeşimiz, o olmadı. “En büyük farz vazifesi” diyor, farz vazifesi demiyor. “En büyük farz vazifesi” yani en önemli hayati konu budur diyor. “İttihad-ı İslam’ın bugün dahi çok uzağındayız.” Niye çok uzağında olunuyor? Şahs-ı manevi olan mehdi vazifede olursa böyle olur. Şahs-ı maneviyle olmaz. Şahıs olan Mehdi (a.s.) kabul edilir, talebeleri kabul edilir; şahsı, talebeleri ve talebelerinden oluşan şahs-ı manevi kabul edilirse İttihad-ı İslam olur. Yoksa bak ne diyor, “dediği İttihad-ı İslam’ın bugün dahi çok uzağındayız.” Niye çok uzağındasın? Çünkü sahs-ı manevi mantığında devam edildiği için. Şahs-ı manevi mantığı böyle bölünmeyi ve İttihad-ı İslam’dan çok uzak olmayı gerektirir. Yani onun getireceği nokta budur. Bak Allah gösteriyor, şahs-ı manevi mantığıyla çıkarsanız işte böyle yaparım diyor Allah, böyle olursunuz diyor. Ama “şahıs olan Mehdi (a.s.)’ı görürseniz, şahıslardan oluşan talebelerini görürseniz ve onların şahs-ı manevisine uyarsanız, Bediüzzaman’ın hepsinin üzerinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözüne uyarsanız, İttihad-ı İslam olur” diyor Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Bugün Zaman Gazetesi’nde Ekrem Dumanlı da Hocam inşaAllah, Lübnan’a Başbakan ile birlikte gitmişler. Bu günkü yazısında, Lübnan’da uçaktan iner inmez binlerce kişinin Türkiye tezahüratları altında kendilerini karşıladığını, ardından gittikleri yerde Mehter takımıyla Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Olayın rengi değişmiş.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim niye yansımadı bu Mehter takımı?
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok çok ayıp yapmışlar, kim yaptıysa. Kardeşim küçücük bir kamera yok muydu? Mehter takımıyla Başbakan karşılanıyor, basına yansımıyor. Bu çok acı olay. Eğer gerçekten böyleyse çok vahim ve çok yazık. Ben o filmi görmek isterim. İlla ki bir amatör kamera çekmiştir onu.
ALTUĞ BERKER:Muhakkak Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu nasıl oluyor?
ALTUĞ BERKER:“Osmanlı torununu ağırlıyoruz” pankartlarıyla karşılandıklarını yazmış. Mehter gümbür gümbür yankılandıkça insanların yüreğinin titrediğini ve ağladıklarını söylemiş Hocam inşaAllah. Ayrıca Lübnanlı siyasilerin dışında, çok sayıda ulema ve imamın da karşılayanlar arasında yer almasına dikkat çekmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ulemayı, imamları videoya çekmiyorlar, Mehter takımını çekmiyorlar, halkın coşkusunu, gözyaşını videoya çekmiyorlar. Ne yapıyorsunuz siz o zaman orada? Yani insanın küçük bir cep kamerası olmaz mı? Ne fotoğrafı var, hayalimizde canlandıracağız, duruma bak sen. Bundan sonra Başbakan’ın gittiği seyahatlerde bir ekip bulunduralım orada, böyle olmaz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Engin Ardıç da Sabah gazetesinde; Arap dünyasının artık Türkiye’yi sevdiğini ve Osmanlı dönemini özlediğini belirten bir yazı yazmış. Osmanlı’dan sonra bölgede dirlik, düzen kalmadığını, darbelerin ve savaşların birbirini izlediğini ve yeniden Türkiye liderliğinde bir özlem geliştiğini söylüyor. Ayrıca bu durumun İslam ahlakı dünyasının güçlü ve sözünü saydırır bir önderi olan özlemini de kanıtladığını söylemiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim Engin Ardıç da yiğit, delikanlı, milli yazarlardandır. Bak o da Türk İslam Birliği’nin ehemmiyetini, önemini çok güzel vurgulayan, kimseden etkilenmeyen, besleme olmayan, halis muhlis vatan evlatlarından ve son derece samimi bir insan, gürül gürül hakikatleri yazıyor helal olsun. Yiğit Bulut da öyledir, o da öyle maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Nasuhi Güngör Star Gazetesi’nden, Türkiye’nin büyük bir hızla bölge ülkeleriyle yeni bir entegrasyon sürecine girdiğini söyleyerek, üstü kapalı şekilde Türki İslam Birliği’nin adımlarının atıldığını yazmış. Yüz yıllık hasret vurgusunun, böyle bir birliğin işareti olduğunu söyleyerek, “Türkiye bu değişime hazır ve bölgedeki tüm sorunlara rağmen böyle bir cesareti de var” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi şu Mehtere kafam takıldı. Bizim Ceddin Deden vardı hazır video film, onu hazırla, hazır olduğunda bana söyleyin yani çok acayip kıl oldum ben bu işe. Nasıl olur böyle bir olay. İnanılır gibi değil.
Yalnız şu üstü kapalı yazmalar çok anormal yani Allah rızası için şu yazarlar vazgeçsin. Sanki çirkin bir şey söylüyormuş gibi yani Türk İslam Birliği utanılacak bir şey mi? Net söylesene kardeşim İslam Birliği, İttihad-ı İslam. Bütün Türkler birleşsin, İslam alemi birleşsin, Atatürk’ün dediği olsun desene.
Göreyim şöyle bir deşarj olalım.
VTR: MEHTER MARŞI-(CEDDİN DEDEN)
ADNAN OKTAR: Evet şimdi biraz deşarj oldum. Ama amatör kameraları mutlaka arayın, onu bulun, bu filmler gelsin biz buradan yayınlayalım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani basının bunu vermemesi çok büyük anormallik, yani tarif edilir gibi değil.
ALTUĞ BERKER:Sevilay Yükselir, Hocam Sabah Gazetesi’nden o da Başbakan’ın uçağında, beraber gitmiş Lübnan’a. Lübnan’da Erdoğan’a karşı gösterilen sevgi seline ne kadar şaşırdığını ve sokaktaki insanların bu sevgisinin çok büyük olduğunu yazmış. Ayrıca Erdoğan’ın konuşması esnasında verdiği İttihad-ı İslam mesajına da dikkat çekmiş. “Hacı Bektaşi Veli’nin: “Gelin canlar bir olalım, diri olalım, iri olalım” sözü önemli bir mesaj verdi” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Yazıyı bana bir göster, göreyim yazıyı. Başbakan’ın Hacı Bektaşi Veli’nin o sözünü kullanması da çok hayati, bayağı güzel. Orada Alevi kardeşlerimize, Şii kardeşlerimize, Caferi kardeşlerimize de çok güzel bir mesaj vermiş oluyor. Yani Alevileri nasıl bağrımıza bastığımız, Caferileri, Şiileri nasıl bağrımıza bastığımız, onları nasıl canlarımız olarak gördüğümüzü veciz bir şekilde ifade etmiş oluyor, çok güzel.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz, o da farklı bir şekilde konuşuyor Hocam bu konuda.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Başbakan’ın Lübnan’da halka hitaben kardeşlik ve birlik mesajları vererek, İsrail’in şiddet dolu tutumunu kınayan konuşmasını eleştiren bir yazı yazmış. Başbakan’ın neden Suriye’yi değil de İsrail’i eleştirdiğini sormuş. Ayrıca, bu konuşmanın içi boş bir konuşma olduğunu söyleyerek, Türkiye’nin İsrail’e karşı gelecek gücü olmadığını söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:“İsrail’e karşı gelecek gücü” askeri güç anlamında mı?
ALTUĞ BERKER:Allah-u alem Hocam.
ADNAN OKTAR:Biz zaten İsrail’i dost ülke olarak görüyoruz. Yani yedi emanımızda görüyoruz. Orada bizim tertemiz Mümin kardeşlerimiz var, İsrail’in büyük bölümü Müslüman’dır. Ve bütün kutsal mekanlar İsrail’de, büyük bir bölümü orada. Ayrıca orada dindar Museviler var, dindar Hıristiyanlar var, “La ilahe illallah” diyen Hıristiyanlar, Museviler var. Biz onlara niye askeri güç düşünelim ki? Biz onlara askeri güçle korumanın peşindeyiz. Biz onlara zarar gelmemesinin peşindeyiz. Filistin’in de tüyüne zarar getirtmeyiz, İsrail’in de tüyüne zarar getirttirmeyiz. Dolayısıyla bu tip laflar çok gereksiz, çok anlamsız. Biz Osmanlı döneminde ta İspanya’dan aldık getirttirdik Musevi kardeşlerimizi, İstanbul’a getirip yerleştirdik. Her zaman koruyucu ve kollayıcı olduk, şefkatli olduk. Bu tarz üsluplar çok yanlış. Türkiye ile İsrail arasında bir gerilim var doğru, ama o geçici olan bir şey. Yani o olayda İsrail tabii bir hata yaptı, yanlışlık yaptı, telafi etmesini bekliyoruz. Yani bir özür dileyecekler konu bitecek. Onların da bu konuyu bu kadar gurur meselesi yapması, uzatması da doğru değil. Oradan işte karşılıklı heyetler gelip gitmesi, biraz da zeminde çözülmesi gerekiyor. Yani oradaki dindar kesimle görüşüp, orada hükümetin de biraz üst kademelerinde değil de daha orta kademeleriyle bağlantı kurup, zemin hazırlayıp bu konuyu da halletmek lazım. Yoksa İsrail’le bizim bir gerilimimiz, kavgamız yok inşaAllah. Yani biz İsrail’i de kurtaracak, Filistin’i de kurtaracak gücüz. Türkiye’nin özelliği budur. Türkiye saldırmak için var değil, korumak için var inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Hürriyet’te Tufan Türenç bugün, muhafazakarlığın ve dindarlığın özgürlükleri kısıtladığını ima ederek, CHP’nin AK Parti gibi muhafazakar ve dini yanı ağırlıklı bir partiye nazaran çok daha özgürlükçü ve demokrat olması gerektiğini yazmış. “Bu şekilde Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi iktidara taşıyabileceğini” söylemiş, “bu şekilde olabilir” demiş.
ADNAN OKTAR:Yani?
ALTUĞ BERKER:“AK Partiden daha özgürlükçü olun” diyor Hocam, “dindar bir partiden daha özgülükçü olmanız lazım iktidara gelmeniz için” diyor. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Özgürlük Mehdi (a.s.) devrinde gerçek anlamda olacaktır. Yani ne kadar olursa olsun halk hiçbir şekilde rahat etmiyor. Mesela şu anda da hükümet son derece candan, samimi olarak gayret ediyor falan ama hiç kimse, ben çocukluğumdan itibaren ben bilirim, hiç kimse kendini güvende hissetmemiştir. Hep korku içindedir. Sokakta genç kızlar korkar, gençler korkar, sokağa çıkmaya korkarlar, çocuğunu sokağa bırakmaya korkarlar. Ta 1965’lerde falan da öyleydi, 75’lerde de öyle, 85’lerde de öyle, 95’lerde de öyle, hep böyledir hiç değişmemiştir, Avrupa’da da böyle. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin söylediği gerçek özgürlük ancak Mehdi (a.s.) devrindedir. Bunun dışında yok. Yani hangi hükümet gelirse gelsin, ne yaparlarsa yapsınlar bu değişmez inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bugün Mustafa Özcan Hocamızın bir yazısı vardı, Ahir zamanda olduğumuzu söylemiş Hocam. Ve hadislerde belirtilen maneviyat çöküşünün günümüzdeki olaylarda açıkça görüldüğünü yazmış inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet Mustafa Özcan o da milli yazarlardandır, o da delikanlıdır, o da kimseye hesap vermez, bir tek Allah’a hesap verir. Bak yiğit olanlar hep ortada gündemde görüyor musun?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Hep bunlardan güzel yazılar çıkıyor, hep böyle Türk İslam Birliği’ni savunan yazılar çıkıyor, milli değerleri savunan, dürüst ve samimi yazılar çıkıyor. İnşaAllah diğerleri de öyle olurlar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mustafa Bahadır Ertaş kardeşimiz bir yazı yazmış. “Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam mücadeleniz mutlak bir şirk gibi genel fikriyatla mı yoksa Cübbeli Hoca gibi özel kişilere yönelik mi” diyor. Hem özel hem genel. Kim şirkin içerisine giriyorsa, hepsine karşı yani onun özeli geneli olmaz inşaAllah. Cübbeli’yi anlatmamın nedeni, Cübbeli Ahir zamanı ve Mehdiyet’i çok mükemmel anlatan Hocalardan bir tanesi. Yani onun kadar Ahir zamanı ve Mehdiyet’i mükemmel anlatan başka bir Hoca bilmiyorum yani şu an göremiyorum, bu kadar yani. Ama bu kadar da Mehdiyet’e karşı mücadele eden Hoca görmedim. Yani bu kadar kararlı, bu kadar azimli, Ahir zamanda Mehdi (a.s.)’nin bu devrimizde çıkmayacağını, 570 yıl sonra çıkacağını söyleyip, İttihad-ı İslam’ı var gücüyle engellemeye çalışan bir kişide görmedim. İki zıttı birden yaşadığı için çok önemli ve hayati bir şahıs, iyi anlattığı için Ahir zamanı da ona anlattırıyorum. Talebem olması iyi bir şey. Bak şimdi benim dediğimin doğruluğunu şimdi daha iyi anlayacaksınız. Önce bir dinleyelim konuşmasını.
VTR: CÜBBELİ; CEMAATİNİN TOPLANMA NEDENİNİN HZ. MEHDİ (A.S.)’I BEKLEMEK OLDUĞUNU ANLATIYOR.
Şimdi bakın burada Mehdiyet’in önemini çok mükemmel vurguluyor. Ama daha hazret yeni Anadolu seyahatinden geldi, gezmiş. Yeni yeni çeşmeler görüyor, binalar görüyor böyle yeşillikler oradaki arazileri, işte yolları falan onlara bakıyor, onları anlatıyordu Flash Tv’de. Hem de kahvede böyle emekli dedeler olur, o karşısındaki hazret de çok muhterem bir insan, o da muhabbetçi anladığım kadarıyla çok böyle tatlı muhabbet ediyorlar. Lokum, kahve falan böyle. Ama bak burada ne diyor? Cihaddan bahsediyor, İttihad-ı İslam’dan bahsediyor ve bunun heyecanından bahsediyor ve “bunun aşkını yaşamıyorlar” diyor. Mehdi (a.s.) aşkından, cehd aşkından, Allah’ın dinini yayma aşkından bahsediyor. “Bunu unuttular vazgeçtiler” diyor, “bundan beriler, uzaklar” diyor. İşte bunu şu an yapan Cübbeli’nin kendisi oldu. Yani bak kendi sözünde eleştirdiği olayı kendisi yapıyor. Hani Mehdi (a.s) aşkıyla Allah rızası için yaptığınız toplantılar? Bak “Mehdi (a.s.) aşkıyla toplandık” diyor toplantıda. Ne oldu Mehdi (a.s.)’a olan aşkınız? Neyi gördün de Mehdi (a.s.)’nin aşkından vazgeçtin sen? Neyin farkına vardın da vazgeçtin?. Yani hangi hakikatlere ulaştın da vazgeçtin? Ve birden panik halde 570 yıl sonraya erteleyip Mehdi (a.s.)’den tek kelime edemez hale geldin. Bak nasıl coşkulu anlatıyor; “bu topluluğun da özelliği bu, biz de Mehdi (a.s.) aşkıyla Allah rızası için toplandık buraya” diyor. “Mehdi (a.s.) aşkıyla yanıyoruz biz” diyor ve “malımızı, canımızı Allah yolunda feda etmeye hazırız biz” diyor. Şu an böyle mi? Tam tersine döndü. Biz bunu anlatacağız tabii ki, çok önemli bir konu bu.
Evet Berker seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam önceki gün yeni hadisleri okudunuz ve tefsir ettiniz inşaAllah. Şöyle diyor Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) çıktığında, insanların imamlarıyla aralarında bir postacı olmayacak. Hz. Mehdi (a.s.) onlara dünyaya kendi mekanından seslenecek. Onlar da konuşmasını dinleyecek, hatta onu görecekler” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Siz de tefsir ettiniz Hocam, “bakın 1400 sene öncesinden Peygamberimiz (s.a.v.) bildiriyor, Hz. Mehdi (a.s.) bulunduğu mekanla birlikte, görüntüsü her yerde görünecek, açıkça televizyonu söylüyor. “Görülecek ve sesi duyulacak” diyor. Hem radyo, hem televizyon, hem internete Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 1400 sene öncesinden açıkça işaret etmiş. Çok net” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bu işte sırf şu hadis bile bir insanın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hak Peygamber olduğuna iman etmesi için yeterlidir, tek bir tanesi bile ve çok büyük bir mucize. Çok net anlatıyor televizyonu, Ahir zamanı çok net anlatmış oluyor.
“Allah’ın güzel tecellisi çok çok çok sevdiğim Muhammed Adnan Hocam. Sizin sohbetleriniz hakkında bir sitede haber yapmışlar. Nedir bu sitenin özelliği?
ALTUĞ BERKER:Bilmiyorum Hocam, bir haber, haber sitelerinden biri ama özellikle tanımıyorum siteyi.
ADNAN OKTAR:Yani bir özelliği olan bir yer mi, nedir?
“Arzu Yanardağ’la olan konuşmalarınızı ön plana almışlar. Arzu Hanımın da kendi Facebook sayfasında bu sohbetten güzel bir şekilde bahsettiği söylenmekte. Dikkatimi çeken ise dolaylı yoldan bu sitede ilk defa bu sohbetlerden bahsedilmiş olmasıdır. Bu da olumlu bir gelişme inşaAllah. Saygılarımla Hüseyin Üçgün.” Evet iyi güzel.
“Selamün aleyküm” aleyküm selam, Azerbaycan’dan hay maşaAllah Azerbaycan’ın koç yiğitleri. “Sizi Cenab-ı Allah’ın rızası için çok seven talebeniz Mevlüt Rüstemov. Siz benim hem muallimim aynı zamanda mürşidimsiniz. Ben bilime hayran biriyim, hala da hayranım. Sizin belgeseli ilk defa izledikten sonra hakikaten hayatım değişti. Cenab-ı Allah’ın dini İslam’ın kurtuluş olduğunu anlamama vesile oldunuz. 2005 yılından bu yana sizin eserlerinizle ilgileniyorum. Keşke sizin yanınızda Sayın Oktar Babuna gibi yakın olsaydım. Cenab-ı Allah kullarına asla zulmetmez. Ben birçok insanı anlayamıyorum, sizin için dua ediyorum, çok isterdim sizin yanınızda olmayı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hasan ve Hüseyin gibi sevimliydi onlar” diyor. “Sizin yanınızda da öyle olmayı isterdim, mücadelenize hayranım” diyor. MaşaAllah, elhamdülillah. Azerbaycan’ın koç yiğitleri bastırsınlar, çok iyi gidiyor Azerbaycan. Bütün şehirlerde her yerde Türk İslam Birliği’ni savunsunlar. An meselesi Türkiye ile Azerbaycan’ın birleşmesi. Ne anlatayım Berker?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, nasıl uygun görürseniz. Dün söylediğiniz bir şeyi hatırlatabilirim uygun görürseniz eğer. “İslam Birliği’ni isteyen bu konuşmalar” dediniz Hocam Başbakan’ın konuşmaları için. “Bu üslup, bu dış politikadaki gelişmeler, bunları Allah’ın böyle kolaylaştırması, insanların kalbine ülfet ve muhabbet koymasının bir tane nedeni vardır, Mehdiyet’tir” dediniz inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)’nin yüzü suyu hürmetine Cenab-ı Allah onu vesile ediyor. Kıyamet’i durdurdu, Türk İslam Birliği’ni yapıyor Cenab-ı Allah. Lübnan asla kabul etmezdi normalde böyle bir muhabbeti, böyle bir birlikteliği. Düşmandı Türklere, Türkiye’de de büyük bir kitle hoşlanmazdı Araplardan. Allah aramıza bir muhabbet, bir ülfet meydana getirdi. Irak bağrına basıyor Türkiye’yi. Bütün bölge hepsi Türkiye diye inliyor maşaAllah. Sadece olay imzaya kalmış, görüyorsunuz halk kabul etmiş” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şimdi bu daha yeni yani 2010’lar, 11’de daha da artacak, 2012’de daha da artacak, 2013’lerde daha da, 14’lerde daha da. 2014’lerde Hocam diyecekler yani maşaAllah diyecekler, tam teşhis diyecekler, tam doğru söylemişsiniz diyecekler. Ama yani yıl kolay geçmiyor tabii mesela bak bir dahaki 2011 de yıldırım gibi bastıracağız, 2012 de delireceğiz Allah aşkıyla inşaAllah iyice bastıracağız, 13, 14 daha var bizim 15, 2017’ye kadar inşaAllah. 2017, 2018’e kadar devam edeceğiz. Ama dediklerimin bak hepsinin doğru olduğunu birer birer görüyorsunuz. Olaylar, gazeteler her yerden bunu görüyorsunuz, köşe yazarlarını görüyorsunuz. Ama dikkat ederseniz Allah yavaş yavaş geliştiriyor ama hızlı bir yavaşlık inşaAllah. Yani hızı yüksek normalde ama yavaş inşaAllah. Ne anlatayım Berker söyle bakalım.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “Dünyanın kaderinde Ahir zaman var” dediniz Hocam. “Dünyanın kaderinde Hz. Mehdi (a.s) var, Hz. İsa (a.s.) var, İttihad-ı İslam var, Türk İslam Birliği var” dediniz dün inşaAllah. “Sessiz sedasız sevgiyle, bereketle, bollukla ve güzellikle, nezaketle Türk İslam Birliği oluyor şu anda” dediniz. “Buna İsrail’in karşı olması diye bir şey olmaz, Amerika’nın karşı olması diye bir şey olmaz. Amerika da İsrail de Türk İslam Birliği’ni, İttahad-ı İslam’ı istiyorlar. Allah “dünyayı verseniz bunu yapamazdınız” diyor. “Allah oradaki insanların kalbini Türk milletine çevirdi” dediniz inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Sevgili Hocam öncelikle bilgilendirmeniz için Allah razı olsun. Yüzyıllardan beri İslam’ın en büyük düşmanlığı cahilliktir. Bu cehaleti kişisel olarak kullanan birçok kişi de olacaktır. Kısacası vaktinizi almadan, Şeyhim Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinin de söylediği gibi “Mehdi (a.s.) geldiği zaman, zamanın İslam alimlerinden yetmiş bin kişi” yanlış anlamıyorsam yani “Mehdi (a.s.)’a karşı çıkacaktır.” “Muhakkak ki bu olacaktır” diyor. “Hocam size sorum şu olacak; Mehdi (a.s.)’dan bahsederken deccalden korunmanın ve tanımak için de biraz daha bilgi alabilir miyiz lütfen, Gökhan.”
İnsanlar deccal deyince, deccalin dinsizliğini önemsiz görüyorlar. Yani dünyayı dinsiz yapmasını da önemsiz görüyorlar bir kısım insanlar. Mesela bir milyar kan akıtıyor, “olabilir önemli değil” diyor, “bu deccalliğini göstermez” diyor. Dünyanın %99’unu dinsiz yapıyor, bak %99’unu dinsiz, ateist yapıyor, “bu da önemli değil” diyor, “bu da deccal olduğunu göstermez” diyor. Milyonlarca insanın sakat kalmasına sebep oluyor, bir o kadar da insanın sakat kalmasına “bu da nemli değil” diyor. İnsanların %99’unu mutsuz, acı içerisinde stresli, ruh hastası olmasına sebep oluyor, “bu da önemli değil” diyor. Ne önemli diyoruz, “onun boyu bulutlara değmesi gerekiyor” diyor, “ben böyle birisini görürsem ben buna deccal derim” diyor. Kardeşim o zaman senin gözün kör olmuş oluyor. Bak deccalin gözü kör dedi ya o zaman senin gözün kör oluyor. Yani bu kadar dev olayı göremiyorsan, imana saldırıyı esas olarak görmüyorsan senin gözün kör olmuş, basiretin bağlanmış. Deccal budur, yani deminden beri anlattığım konudur. İnsanları dinsiz yapan sistem, mutsuz yapan sistemin adına deccaliyet denir. Yani gözü kör olup, başı bulutlarda olan böyle bir adamla da hiçbir zaman için karşılaşmayacaklar, bu müteşabihtir bu hadisler. Bir kere başının bulutlara erişmesi Kuran ayetlerine göre mümkün değil, ayet var. Cenab-ı Allah diyor: “Sen dağları aşamazsın” diyor yani “boyca dağlara aşamazsın” diyor. Buradaki adam ne diyor müteşabih hadiste? “Başı bulutlara değer.” Başı bulutlara değerden kasıt uçağa bineceği, helikoptere bineceği, yani havadan ulaşıma dikkat çekmiş oluyor, başka bir anlamı yok. Gözünün kör olması da, madde gözüyle bakıp, mana gözüyle bakamamasıdır. Ama ayrıca adamın yani bunların tabii bir lideri oluyor, bir gözünün kör olması yani rastlanmayacak bir şey değil. Ama bunun asıl yaptığı tahribat ve dünyaya yaptığı zulüm, dünyada yaptığı olumsuzluklar çok önemlidir. Deccali biz buradan tanırız. Mehdi (a.s.)’de de aynı şekildedir. Mehdi (a.s)’nin başının üzerinde bulut beklemek ve bulutun üzerinde melek beklemek, Mehdi (a.s.) karşıtlarının yöntemidir. Yani onlar Mehdi (a.s.)’yi yok etmek için gelmesi imkansız Mehdi (a.s.) meydana getirmeye çalışıyorlar. Çünkü Mehdi (a.s) ile iki türlü mücadele ediliyor, ya tamamen reddetmek veya gelmesi imkansız Mehdi (a.s) meydana getirmek. Bunlarınki daha da çetin bir metod, yani Cübbeli’nin, Osman Ünlü’nün metodu daha da keskin bir model. Yani Mehdi (a.s.)’nin gelişini imkansız hale getiren bir model. Çünkü başının üzerinde bir bulut ve bulutun üzerinde de bir melek olması Kuran ayetlerine göre mümkün değil. Çok fazla ayet var. “Bu ancak Kıyamet zamanında olabilir. Eğer bundan önce böyle olursa belanızı veririm” diyor Allah. Yani “böyle bir şeyin olması, size belanın gelmesi demektir” diyor Allah. Yani “canınızı alırım, mahvederim” diyor, “böyle bir şey olduğunda.” Dolayısıyla da görmesi ona etki etmiyor. Ölen insan zaten Azrail (a.s.)’i de görüyor, Cehennem’i de görüyor ama ona bir faydası olmuyor artık. Melek görüyor ölen adam, ama bir faydası olmuyor ona. Dolayısıyla Cübbeli’nin, Osman Ünlü’nün de “başının üzerinde bir bulut peydah olacak ve bulutun üzerinde melek olacak” sözü Mehdi (a.s.)’nin gelişini kökten ortadan kaldırmak için yapılmış bir oyundur, başka bir şey değildir. Her ikisi de biliyor böyle bir şeyin olmayacağını fakat bunu söyleyerek Müslümanları oyalıyorlar. Kendisi konuşmasında “meleklerin görünmeyeceğini” söylüyor Cübbeli, “bu aklın ihtiyarını kaldırır” diyor, “imtihan dünyasındayız” diyor. “İmtihan dünyasında böyle bir şey olmaz. Zaten melek açıkça görünmez” diyor. Peki niye orada “melek görünür” diyorsun? Mehdi (a.s.) konusuna gelince niye görünür diyorsun?. O videosu var mı Cübbeli’nin? Hazırlıyorlar, tamam.
ALTUĞ BERKER:Hocam Şeyh Nazım Hazretleri’nden bahsettiniz. Bugün Mehter takımı gelmiş Hocam Şeyh Nazım’a Cuma namazında. Evin önünde çalmışlar o da dışarı çıkıp dinlemiş inşaAllah. Birlikte Cuma namazını eda etmişler Allah-u alem ve şöyle demiş: “Önümüzdeki muharrem önemli olaylarla geliyor inşaAllah” demiş.
ADNAN OKTAR:Vardır bir bildiği. Dünya tatlısı, ne sevimli maşaAllah, elhamdülillah. Çok şahanedir Şeyh Nazım Hocamız maşaAllah. Bakayım.
VTR: CÜBBEL,; HZ. MEHDİ (A.S.)’IN YANINDAKİ MELEĞİN “GÖRÜNEMEYECEĞİNİ” SÖYLÜYOR.
ADNAN OKTAR:Demek ki melek görünmüyormuş bak. Açıkça söylüyor. Peki niye Müslümanları yanlış bilgilendiriyorsun o zaman. “Başının üzerinde bulut olması gerekiyor” diyor, “ben ona söyledim, başının üstünde bulut olacak, melek de olacak, melek onun Mehdi (a.s.) olduğunu söyleyecek dedim” diyor. Demek ki bu sözün doğru değilmiş. Demek ki o melekleri, diğer melekler görecekler, cinlerin, meleklerin göreceği bir görüntüdür o.
Bir tane daha var aslında onu sonra hazırlayın yine “cami kapısında melekler olur fakat insanlar göremez, imtihan kalkar, imtihanın sırrına münafidir meleklerin görünmesi” diyor.
“Selam Hocam. Cübbeli canlı yayında dediğiniz gibi yediğini, içtiğini anlattı ilk bölümde. Ama daha sonra Hocam sizden nasıl etkilendiğine şahit olduk. ‘Doğu ve Güneydoğu’da terörün yok edilmesi için İslam kardeşliğini öne çıkartılması gerekiyor” diyor. “Osman’ın seyyidleri, alimlere verdiği değerin tekrar öne çıkartılması gerekir” diyor. Erbakan Hocamız için, “Numan Kurtulmuş tarafından Hocaya vefa yapılmalıydı. Hocamızın akli melekeleri gayet yerinde, ahde vefa gösterilmeliydi” diyor. Sayın Hocam gördük ki, Cübbeli sizin iyi bir talebeniz olma yolunda, sizi taklit ediyor. Siz ne söylüyorsanız bir bakıyoruz ki, Cübbeli de aynı sözleri kısa süre sonra söylemiş, konuya dahil olmuş görüş belirtiyor.” Yılmaz Tanrıkulu, İstanbul.
Evet Cübbeli’ye İttihad-ı İsam’ı sonunda savundurtacağız. Şimdi yavaş yavaş bir kenardan girmeye başladı bakalım inşaAllah. Ona alenen söyleteceğim, İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği’nin önemini, Mehdi (a.s.)’nin bu yüzyılda geleceğini inşaAllah. “Erbakan Hoca için, “Numan Kurtulmuş tarafından Hocaya vefa yapılmalıydı” diyor.” Şimdi mi aklın başına geliyor? Numan Kurtulmuş çoktan parti kurdu, bilmem ne. O devirde çıtı çıkmadı. Erbakan Hocamıza karşı çok kapsamlı bir propaganda başlamıştı. İşte Numancılar bilmem ne falan bir ekip oluştu Saadet Partisi içerisinde. Hocamızın adını sanını her yerden sildiler, internet sitesinden kaldırdılar, Milli Gazete’de yayınlanmamaya başladı. Hocamıza karşı olmadık sözler etmeye başladı Numan Kurtulmuş, basında, orada burada. Cübbeli orada tavşan gibi kayanın arkasına saklanmış tavşan gibi olayları seyretti, çıtını çıkartmadı.
ALTUĞ BERKER:Siz de müdahil oldunuz, siteye...
ADNAN OKTAR:Tabii evet. Ben orada kükredim, yeri göğü inlettim ve Allah’ın dilemesiyle acayip tırstılar. Yani ilmi, akılcı, mantıki, ahlaki, vicdani bütün delilleri ortaya koyunca yaptıkları yanlışlığı anladılar ve geri adım attılar. Fakat bu dönemde Cübbeli çıtını çıkartmadı. Yani ortalık bulandı, sesimizi çıkartmamıştık. Kimin güçlü olduğunu da bilmiyor o, duruma göre vaziyet alacak. Eğer Numan Kurtulmuş üstün gelirse ondan yana olacak, Erbakan Hocamız da üstün gelirse ondan yana olacak. Onun için çok politik ve çok cin davranıyor böyle öyle diyeyim, yani karşılığı var ama söylemiyorum şimdi. Sonra ortalık iyice yatıştıktan sonra şimdi bak konuşmaya başladı, dili çözüldü. Daha önce neredeydin sen? Erbakan Hocamıza o kadar yüklenirlerken, o kadar aleyhine yazılar yazılırken neredeydin. Senin baba dediğin Fatih Altaylı’nın Erbakan Hocamıza şiddetle yüklendiği dönemde neredeydin. Ağa babaların Taha Akyol, Aydın Doğan ekibi olduğu gibi Erbakan Hocamıza var gücüyle yüklendiği dönemde neredeydin? O zaman çıtın çıkmıyordu. Değil mi orada ürkek tavşan gibi kayanın arkasına saklandın seyrettin. Şimdi çıkmışsın “vefa yapılmalıydı” diyorsun.
ALTUĞ BERKER:O zaman olur o vefa inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok samimiyetsiz bir hareket. “Hocamızın akli melekeleri gayet yerinde.” Mesela bu da çok patavatsız bir söz. Yani ona soran mı oldu, Erbakan Hocamızın akli melekeleri yerinde mi, değil mi diye. Yani bu çok anormal bir söz. Lafını sözünü bilmiyor, saygılı konuşmayı da bilmiyor, nezaketi de bilmiyor. Bu söylenecek bir söz değil. Hiç kimse de bunu kullanmadı böyle bir sözü. Bir de “meleke, akli meleke” lafa bak yani. O da şeker hastası biz ona diyor muyuz akli melekeleri yerinde diye. Beynine, kafasına stent takılmış falan beyin damarları tıkanmış, kendisi söylüyor. Biz ona diyor muyuz akli melekeleri yerinde, bir şey yok diye. Ne kadar ayıp bir söz bu, ne kadar çirkin bir söz. Ki mürşididir, Hocasıdır Erbakan Hocamız. Adap ve edep bilmiyor, konuşmayı da bilmiyor, lafını sözünü de bilmiyor. Neyse inşaAllah daha akıllanır, akıllanacak.
ALTUĞ BERKER:Numan Kurtulmuş’un da üç gün önce konuşma sırasında mikrofonu açık kalmış, o fark etmemiş, o süreçte “hüzün vericiydi Hoca açısından” demiş Erbakan Hocamızı kastederek. “Biz büyük, Hoca küçük oldu” demiş.
ADNAN OKTAR:O mu büyük olmuş?
ALTUĞ BERKER:Öyle diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Büyük olan Allah’tır. Hocamız da bizim gözümüzde çok büyük ve değerli. O kendi gözünde kendini büyütmüş. Evde herhalde yani bir ayna almıştır küçük var ya dev aynaları var, ona baktıysa kendini birdenbire acayip büyük görmüştür, ondan kaynaklanıyordur. Erbakan Hocamızı bütün İslam alemi seviyor. Bir tek Türkiye değil. Bütün İslam aleminde çok sevilen, çok değer verilen çok klas bir insandır. Dolayısıyla o da lafını sözünü bilmiyor. İnsan Hocasına öyle hitap etmez, böyle bir üslubu olmaz. Erbakan Hocamızın konuşma yapacağı o platformun çökmesi de çok karanlık. Bence savcılık o olaya el koyması gerekiyor, yani bana o çok şüpheli geldi.
ALTUĞ BERKER:Çok haklısınız Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir suikast mı hazırlandı Hocamıza yani konuşma yapacağı platform, çelik platform niye çöksün? Onun mutlaka mühendis olan bir sorumlusu olması lazım. Yani çelikten oluşmuş bir platformun çökmesi pek rastlanacak bir şey değil. Yani mantıklı da gelmedi bana. Onun bir tahkik edilmesinde fayda var. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Üniversiteli İslam gençliği, Lokman Özdemir, Ankara. “Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam” aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Alemlerin Rabbi, isminiz gibi sizi de yüce kılsın inşaAllah. Hocam mailimi ne olur okuyun. Hocam biz üniversite öğrencileri olarak sizi takip ediyoruz Hocam. Ankara da yurtta kaldığımız için sizi izlemek fırsatı bulamıyoruz. İnternet erişimimiz de kısıtlı. Ankara’da yayın yapan bir radyoda yayın verseniz, çok sevineceğiz. Çok seviyoruz Hocam, yücelerin yücesine Allah’a emanet olun.”
Derhal Allah’ın izniyle, yarın Ankara’da bir radyo bulun, Ankara’da yayına başlasın.
ALTUĞ BERKER:Derhal Hocam inşaAllah.
VTR: CÜBBELİ; HADİSİ YANLIŞ YORUMLAYIP MELEKLERİN AÇIKÇA, İNSANLARIN DUYACAĞI ŞEKİLDE “BU HZ. MEHDİ (A.S.)’DiR” DİYECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİR.
VTR: CÜBBELİ; FLASH TV’DE İSE İNSANLARIN MELEKLERİ GÖRMESİNİN İMTİHAN ORTAMINI KALDIRACAĞINI SÖYLÜYOR.
ADNAN OKTAR: Bak dürüst konuşmuyor. Daha önceki konuşmasında diyor ki: “Melekler gökten herkese hitap edecekler, bağıracaklar ve İngilizce, Fransızca, Almanca, Sırpça, Arnavutça. Mesela farz edelim Beyazıt’ta turistler geziyor değil mi, Kore dilindeyse Korece, Çince Çin. Herkese tek tek bak bu kişi Mehdi (a.s.) diye bağıracaklar” diyor, “melekler de görünecek”” diyor. Öbür tarafta da diyor ki camideki Müslümanları anlatırken, “orada eğer Müslümanlar meleği görürseler aklın ihtiyarı kalkar, imtihan ortamı kalmaz” diyor. “Bu imtihana münafidir biz gabya iman ettik. Dolayısıyla meleklere iman da gayba iman olduğu için, biz onları görmememiz gerekir, göremeyiz” diyor. O zaman senin bu üslubun ne olmuş oluyor? Demek ki orada doğru söylemiyorsun sen. Mehdi (a.s.)’yi imkansız hale getirmek için olmayacak bir şeyle Müslümanları oyalıyor. Yani öyle bir Mehdi (a.s.) hiçbir zaman için çıkmaz. Yani başın üzerinde bulut olup üzerinde de bir melek olacak Mehdi (a.s.)’nin çıkmayacağını Kuran ayetleri de açıkça gösteriyor, kendi de söylüyor zaten. “Aklının ihtiyarı kaldırır” diyor. Çünkü melekler, gaybe imanla iman ettiğimiz varlıklar, görünmüyorlar inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ayeti okuyorum Hocam inşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım.
“Eğer doğru söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin? Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz, o zamanda onlara göz açtırılmaz.”
ADNAN OKTAR:“Göz açtırılmaz” belanızı veririm diyor Allah inşaAllah. Cübbeli’nin özetle bu sözü doğru değil. Bak kaç cihette ispat ettim. Deminki konuşmasında da meleklerin görünmesinin mümkün olmadığını söylüyor, bu konuşmasında da mümkün olmadığını söylüyor. Ama iş Mehdi (a.s.)’ye gelince, “Mehdi (a.s.)’nin başının üzerinde milyonlarca melek olacak, halka bağıracaklar yukarıdan bu Mehdi (a.s)’dir diye” diyor. “Sonra da alıp Mehdi (a.s.)’yi hapse atacaklarmış, Mehdi (a.s.) çile çekecekmiş, 313 tane talebesi oluyor.” Bütün melekler desteklerse nasıl hapse atacaksın sen o kişiyi ve nasıl 313 tane talebesi olsun? Herkes ona tabi olur, aklının ihtiyarı kalkar öyle bir durumda inşaAllah.
“Esselamün aleyküm mübarek Hocam” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Selam vermediğim herkese aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Bugün Erbakan Hocamız da sizin dediğiniz gibi kurtuluşun İstanbul’dan olacağını, her zaman ki güzel anlatımıyla tekrarladı inşaAllah. Konuşmasından kısa bir metin yolladım, uygun görürseniz, okursanız inşaAllah.
“Hicrette Efendimizin devesi bu zatın evinin önünde çöktü, oraya misafir oldu, yirmiyedi gün misafir oldu. O zaman ilk İslam devleti kuruldu. Nerede? Bu zatın evinde. İşte böyle bir zatın huzurundayız. İslam kendine ev olarak Ebu Eyyüp Hazretleri’nin, Ebu Eyyüp El Ensari Hazretleri’nin evini seçmiştir. Ebu Eyyüp El Ensari Hazretleri ise kendine ev olarak burayı seçmiş. Bu ne büyük şereftir elhamdülillah. Bu ne büyük nimettir. Bu meydanda toplanmış olmamızdan dolayı bu fırsatı veren Rabbimize tekrar sonsuz şükrediyorum. Tecriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı bir kez daha tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Çok aziz ve muhterem kardeşlerim, işte böyle bir muhterem bir zatın dizinin dibindeyiz. Bu zat ev olarak kendisine burayı seçtiği için İstanbul dünyanın baş şehri olmuş ve yedi asır dünyanın hilafet merkezi olmuştur. Dünya buradan idare edilmiş, bugün de dünyanın merkezi İstanbul’dur ve siyaset merkezi İstanbul’dur. İnsanlık bütün zulümlerden kurtuluşu İstanbul’dan, Türkiye’den, Milli Görüşten ve sizlerden beklemektedir. Bu zatın yüzü suyu hürmetine burası baş şehir olmuş ve bu fırsat, bu imkan bizlere bahşedilmiştir. Allah Ebu Eyyüp El Ensari Hazretleri’nden razı olsun ve bizi onun şefaatinden ayırmasın.”
Tabii en son olarak hilafet merkezi İstanbul’du sonra kaldırıldı tabii hilafet. Ama manen yine İslam aleminin manevi başkentidir inşaAllah. Muhemmed Kaldırım, Kocaeli’nden göndermiş. Erbakan Hocamıza kardeşlerimiz dua etsin daha sağlıklı daha dinç olsun inşaAllah. Murat kardeşimiz, “sadece bir sitede değil Milliyet’te de haber var” diyor Murat kardeşimiz, evet bütün internet sitelerinde var ama, ben sitenin yani bir özelliği var mı acaba onun için sordum, yoksa biliyorum. Yani, hepsinde var. O, niye acayiplerine gitti benim Arzu Hanıma yaptığım iltifat? Çok acayip bir şeymiş gibi böyle.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hiç alışmamışlar sevgiye, muhabbete. İnsan sevdiğine iltifat etmez mi, gönül almaz mı? Çok tatlı bir insan, tabii ki iltifat ederim. Tabi ki gönlünü alırım, tabii ki onun güzelliğini takdir ederim, Allah onda tecelli ediyor, mesela benim kızlarım da çok şekerler acayip tatlılar. Yani, o, öbür türlü kör olması gerekiyor insanın, yani güzelliği görmemek, takdir etmemek anormal bir harekettir. Abus çehrelere alışmışlar, sert suratlara, soğuk suratlara, sevgisizliğe, muhabbetsizliğe, gönül alıcı candan konuşma olmamasına alışmış bir kısım çevreler, sevgiden, muhabbetten bahsedince şok oluyorlar “aa” diyorlar,” nasıl konuşuyor, hayret” diyor. Hayret edilecek bir şey yok, İttihad-ı İslam olduğunda, Türk İslam Birliği olduğunda sevgiye boğulacak dünya. Her yerde sevgi olacak inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Onun sevgisinden içerler” diyor Hocam Hz. Mehdi (a.s.) için.
ADNAN OKTAR:Evet, biz de öncüsüyüz inşaAllah.
SUNUCU:Hocam zamanımız dolmuş, isterseniz devam edelim, isterseniz ara verelim.
ADNAN OKTAR:Tamam, ara verelim. İnşaAllah.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra yayınımıza tekrardan devam edeceğiz.
Proğramımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam buyurun, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nerde kaldık, Berkerim?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, dün, ayet tefsiri yapmıştınız Hocam, uygun görürseniz okuyayım inşaAllah.
6. Surenin 75. ayetinde şeytandan Allah’a sığınırım; ” Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.” Ayetini okudunuz Hocam, tefsirini şu şekilde yaptınız; “Kesin bilgiyle, net, doyurucu, aklın tasdik ettiği, ilmel yakin iman olabilmesi için iman hakikatlerini gösteriyorduk. Göklerin melekutu, göklerdeki iman hakikatlerine teleskop ile bakıyoruz, gökyüzündeki matematik denge mükemmelliğe bakın diyor Allah ve yerin melekutunu gösteriyorduk diyor. Fosiller, biyogenetik, fizikteki gelişmeler, atomun yapısı bilimde olan her konu bizim imanımızı artırıyor. Hz. İbrahim (a.s.) de, döneminde iman hakikatleri üzerinde durmuş, Allah`ın sanatını incelemiş, Allah`ın delillerine bakmış, Ahir zamanda Allah`ın sanatını incelemek Allah`ın delillerine bakmak, bunları kitap haline getirmek, cd’lerle film haline getirmek, televizyonlardan, internetten yayınlamak Müslümanların görevidir, dolayısıyla Mehdiyet’in de görevidir” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Orada Hz. İbrahim (a.s.), yıldızın, güneşin ve Ay’ın batıyor olmasını ve yok oluyor olmasını onlara çarpıcı anlatımla, etrafındaki kişilere onun ilah olmayacağını vurgulamak kastıyla izah ediyor, anlatıyor. Hz. İbrahim (a.s.) çok yaman bir peygamberdir, yani çok iyi taktik bilen, yöntem bilen, küfürle alay eden, onları ezen, ama akılcı olarak ezen, çok iyi dengeler kuran, mükemmel siyaset yapan, çok iyi analiz yapan bir insan Allah`ın dilemesiyle. Dolayısıyla onların akılsızlıklarıyla adeta oyun oynamıştır o devirde. Mesela yıldızlara bakıyor, sonra diyor “ben hastayım” diyor, hemen arkasından etrafından dağılıp kaçıyorlar, yani süper akılsızlar etrafındakiler, birçok kişi. Onlarla böyle adeta oynuyor. Yani onları sürekli tuzağa düşüren bir tavrı var. Dolayısıyla güç onlarda olmasına rağmen, onları son derece etkisiz hale getiriyor. Aklıyla, yeteneğiyle, onların zaaflarını çok iyi bilmesiyle onları pasifize ediyor. O yöntemlerinden birisidir o da inşaAllah. Berkerim evet seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, bir gönüllü kardeşimiz, Abdülkadir Akyüz isimli bir kardeşimizin siteleri var Hocam, internet siteleri, hebermehdiyet.com ve mehdiyet.com diye iki tane sitesi var. Orda mehdiyetle ilgili konulara değiniyor Hocam inşaAllah..
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Çok güzel. Bir daha tekrar et.
ALTUĞ BERKER:Mehdiyet.com ve habermehdiyet.com diye iki ayrı site.
ADNAN OKTAR:Çok güzel. Yine başka bir internet sitesi daha vardı, demin rastlamıştım. Haber58.com Haber58.com.
“Muhterem Adnan Hocam’a okuması dileklerimle. Sivas Bilişimde süper ligde, Ulaştırma Bakanlığı Devlet Planlama Teşkilatı ve Bilgi Teknolojisi ve İletişim Kurumunun destekleriyle ihdas edilen bilişim yıldızları ödülleri İstanbul Kadir Has Üniversitesinde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Sivas`ın yerel haber portalı haber58.com sitesinde, e-haber kategorisinde ikincilik ödülü kazandı. Sitemizin bu başarısını canlı yayında dinleyicilerinizle paylaşmanız bizi onurlandıracaktır. Saygılarımızla… Yılmaz Dağdelen.”
Biz de tebrik ediyoruz. Allah başarılarını artırsın, gayretlerini artırsın, şevklerini artırsın, çok güzel. Bir de Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler acil hastalardan para alamaz diye bir hüküm oluşturmuşlar, bir kanun uygulamasına geçmişler, çok güzel. Çok güzel, çünkü fakir insan, apar topar Allah vermesin heyecanla, tedirginlikle alıp çocuğunu, karısını, kızını en yakın hastaneye götürüyor. Kafası Allah esirgesin mesela ya dağılmış veyahut eline yüzüne bir şeyler olmuş. “Ne yapmamız gerekir” diyor, işte bilmem kaç milyon lira para vereceksiniz. Kardeşim, zaten o zor bir imtihan, bir de onun arkasından madden o aileyi çökertmek ne demek, bu olmaz. Onun için acil vakalardan para alınmaması, bizim milletimize yakışacak asil bir tavırdır, ben bunu iki yıl önce söylemiştim, ısrarla üzerinde durdum, Allah`a çok şükür bugün o artık kullanılır hale geldi. Israrla üzerinde durduğum konu, güzel bir kabulle kabul gördü ve inşaAllah Türkiye çapında uygulanmaya başlandı. İnşaAllah da uygulama en mükemmel şekilde devam eder aksatılmadan.
ALTUĞ BERKER:Hocam diğer söylediğiniz şeyler de Allah`ın izniyle uygulanıyor, bir örnek gösterebilir miyim?
“Ne demişti ne oldu” bölümünde Hocam 1200`ü aştı söylediklerinizin gerçekleştiği inşaAllah. “Evsizlere Büyükşehir şefkati” diyor, “yaz aylarını sokaklarda ve inşaatlarda geçiren evsiz vatandaşlar Bursa Büyükşehir Belediyesi`nin açtığı barınma evi sayesinde, sıcak bir yuvaya kavuştu. 104 kişinin kaldığı barınma evini ziyaret eden Başkan Altepe kapasiteyi artıracaklarını söyledi” diyor. Siz Hocam, bunu 2008 yılında söylemiştiniz, yani fakirleri kurtarmak, onları rahatlatmak, onlara mal mülk sağlamak, imkan sağlamaktan bahsettiniz. “Fakirleri kollama ve onlara refahlık ve rahatlık sunma , refah sunma son derece hayati bir konu ve bu çok kolay yapılabilecek bir şey” diyorsunuz Hocam Allah`ın izniyle, oda gerçekleşti inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Adıyaman Menzil seyitleri cemaatinin Hz. Mehdi`nin gelişini konu alarak bu konuda bir çalışma yapmamasıyla ilgili kardeşimiz bir yazı yazmış.
“Selamün aleyküm ve rahmetullahü ve berekatühü” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahü ve berekatühü. “Saygıdeğer Muhammed Adnan Hocam, nedenini bulamadığım bir sorudur bende bu. Cemaatte olduğum halde, seyitler cemaati olduğu halde, Allah`tan başka bir şeyden korkmuyoruz diyen bu cemaat olduğu halde, neden Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’nın gelişini müjdelemiyorlar anlamıyorum. Hocam ekrandan lütfen bu cemaate seslenir misiniz. Allah rızası için bu hakikati dillendirsinler, hakkı gizlemesinler ve Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)`ı müjdelesinler ve cemaati bu yönde teşvik etsinler, sizden istirham ediyorum, Allah rızası için bu konuyu anlatırsanız.” Abdullah.
Adıyaman menzil seyitler cemaati`nin Hz. Mehdi (a.s.)`nin gelişini konu yapmasını istiyor kardeşimiz. Bütün Müslümanlar sorumludur bundan Peygamberimiz (s.a.v.)’in emri bu. Yani Allah emrediyor Peygamber (s.a.v.)’e, Peygamber (s.a.v.) de bize bildiriyor, Allah'ın emri inşaAllah.
“İyi geceler, benim merak ettiğim meseleler var. İslam alimleri Mehdi (a.r.) geldiği vakit büyük kıyamet alametleri olacağı, bunların bazıları; Hz. İsa (a.s.)’nın geleceği, deccalin çıkacağı ve İsa (a.s.)’nın deccalle harbedeceği, Yecüc ve Mecüc’ün çıkacağı, Dabbet-ül Arz’ın çıkacağı, Ashab-ı Kehf’in uykudan kalkmaları, Mehdi (a.r.)’nin askerleri olacağı. Şu an Mehdi (a.r.) geldiyse, İsa (a.s.) nerede, deccal nerede, Dabbet-ül Arz nerede, Yecüc Mecüc nerede ve Ashab-ı Kehf nerede? İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin de bildirdiği gibi Mehdi (a.r.)’ye üç bin meleğin yardımcı olacağı belirtilmiş” diyor Mustafa kardeşimiz. Bunu ama ben kaç yıldan beri anlatıyorum, çok detaylı anlattım. Bizim internet sitemize girsin kardeşimiz, orada çok kapsamlı geniş bu konuları anlatıyoruz. Çünkü beş dakikada anlatılacak gibi değil inşaAllah.
“Hocam selam. Adım Tarık, Facebook’tan Cübbeli taraftarlarının bazı yorumlarını okudum. Size asanın verilişi hakkında konuşuyorlar, hazmedemiyorlar” diyor. Canım herkesin hazım sistemi sağlam olmayabilir, sorun değil inşaAllah. Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, dün Türk-İslam Birliği hakkında şöyle söylediniz: “Türk-İslam Birliği nedir? Mehdiyettir. Başına seçilecek kişi kimdir? Hz.Mehdi (a.s.)’dir. Hz.Mehdi (a.s.) Müslümanların halifesidir. Halife denilince akla ne gelir? Hz.Mehdi (a.s.), sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, özgürlüğü bütün dünyaya anlatan, yayan bir insandır. Ceberut değildir, cebir insanı değildir. Barış insanıdır, bilim insanıdır, sanat insanıdır, güzelliğin insanıdır, neşenin insanıdır.” dediniz Hocam. “Bir kısım insanların garip tarifleri gibi değil. O pırıl pırıl ışığı ve nuru gördükleri vakit dediklerimi tam anlayacaklar inşaAllah” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. “Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Sayın Muhammed Adnan Hocam, nasılsınız? Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hocam, Türk-İslam Birliği oluştuktan sonra Konyamız’a gelecek misiniz? “ Her yere geleceğiz, bir tek Konya’ya değil inşaAllah. “Bir de Hz. İsa (a.s.) Efendimiz mucizelerini gösterirken, Mehdi (a.s.) ile namaz kılarken bizler bunu nasıl göreceğiz?” Benim kanaatim Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) her sokağa çıktığında, naklen yayınla bütün dünya seyredecektir. Çünkü İsa (a.s.)’ı görmedik kimse kalmayacak, onun gezmediği, gitmediği hiçbir yer kalmayacak. Bütün hayatları sürekli insanlara gösterilir inşaAllah. Hadisler de onu gösteriyor zaten. Mehdi (a.s.) evindeyken insanlara hitap ediyor. Demek ki sürekli bir canlı yayın olacak, insanlara hitap edecekler İsa (a.s.) da Mehdi (a.s.) de. “Hz. İsa (a.s.) da Konyamız’a gelecek mi? İnşaAllah gelir tabii niye gelmesin. “Rabbim’den bir mani gelmez ise on yıl sonra Topkapı Sarayı’nın bahçesinde ben de olmak istiyorum inşaAllah Hocam” diyor. İnşaAllah hep beraber orda oluruz. Dediklerimi bak görüyorsunuz, teker teker, muntazam görüyorsunuz. Ama sabır gerektiren bir çalışmadır bu. Yani karşımıza ipsiz sapsız adamlar çıkacak, abuk sabuk konuşmalar yapacaklar. Bak otuz yıldan beri yapıyorum çalışmamı, en ufak bir gerileme yok. Sürekli hırsım ve kararlılığım artarak devam ediyor otuz yıldan beri. Şimdi önümüzdeki on yıl içerisinde, yine hırsımız ve kararlılığımız daha da artarak, daha katlanarak devam edecektir. Ama çok akılcı davranmak lazım. Telaşlı olmamak gerekiyor, şefkatli olmak gerekiyor, bilimsel çalışma yapılması gerekiyor. Çünkü deccaliyet bilim ve felsefeyi kullanıyor. Sürekli bilimi ve felsefeyi ön planda tutan bir çalışma lazım. Bilimsel gelişmeleri çok yakından takip etmek gerekiyor. Sanatı iyi değerlendirmek gerekiyor. Yani bilim ve sanatı iç içe değerlendirmek lazım. Birde insanlar iman etmiyor diye de telaş etmemek, böyle onu bir öfke vesilesi etmemek lazım. O normal sürecin olaylarından, yani onda şaşacak bir şey yok. Akılcılığı hiç elden bırakmamak lazım.
Bir de ben mesela Cübbeli’yi veyahut Osman Ünlü’yü anlatırken, asıl amacım Mehdiliği anlatmak oluyor. Yani yoksa mesela ben oturup elin garibanlarıyla benim bir hesabım yok yani benim şimdi. Ama mükemmel anlatım için hakikaten onların izahlarına ihtiyaç var. Çünkü Cübbeli ve Osman Ünlü’nün zihniyeti riskli bir zihniyettir ve Mehdiyet’in önündeki en büyük engeldir. En ciddi engel budur. Peygamberimiz (s.a.v.) de buna dikkat çekmiştir, hayatidir. Bak şimdi mesela o da Osman Ünlü’yle ikisi aynı korodan konuşuyorlar. Osman Ünlü de “Mehdi (a.s.)’nin başının üstünde bir bulut olacak” diyor. “Mehdi (a.s.) diye bağıracak, bu Mehdi (a.s.)’dir diyecek” diyor. Böyle bir şeyin olmayacağını çok iyi bilir. Bir kere Kuran’a aykırı. Cübbeli de bunun olmayacağını çok iyi bilir. Ama Mehdi (a.s.)’nin gelmemesi için, Mehdi (a.s.)’yi insanların kabul etmemesi için en kesin yollar nedir diye düşünüyorlar. En kesin açmaza sokacak yollar nedir? Bunlar. Bakıyor bu da yine kurtarır gibi görünmüyor. O zaman “ne yapalım” diyorlar? Bak biri 1000 yıl geriye alıyor, biri de 570 yıl geriye alıyor. Bunların anti Mehdi (a.s.) çalışmaları, Mehdiyet zıddı çalışmaları tehlikelidir. Yani öyle ehemmiyetsiz görülecek bir çalışma değildir. Ama bunların bu yanlış konuşmalarına karşı cevap verirken Mehdiyet’i anlatmak, çok sağlıklı anlatımı sağlıyor. Yani biz onları hedeflemeden anlatırsak Mehdiyet biraz zayıf anlatılmış olur. Çünkü Mehdiyet’in içinde Osman Ünlü ve Cübbeli gibi kişiler de var. Yani böyle kişilerden bahsetmiş Peygamberimiz (s.a.v.). Yani böyle kişilerle yapılacak mücadeleden bahsediyor hadislerde. Mehdiyet’i anlatıp da Mehdiyet devrinde mücadele edilecek kişileri anlatmazsak olmaz. Mesela Cübbeli, Osman Ünlü, şu bu falan işte şaşar beşer Faruk Beşer, bunlar hep Mehdiyet devrinin, Ahir zamanın önemli şahsiyetleridir ve bunlara karşı ilmi mücadele çok hayatidir. Yani Mehdiyet’in bölünmez parçalarıdır bunlar. Mesela topal adam çok önemlidir, Kahtani önemlidir, Kenane önemlidir, Cübbeli önemlidir, şaşar beşer önemlidir, Osman Ünlü önemlidir, birçok kişi önemlidir. Mesela yetmiş bin sarıklı önemlidir. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu herhangi bir söz olsun diye söylemiyorki. “Yetmişbin başı traşlı ve sarıklı kişi, Mehdi (a.s.)’ye karşı mücadele verecek ve deccalin safında Mehdi (a.s.)’ye karşı savaşacaklar, gayret edecekler, anti Mehdi (a.s.) grup içerisinde olacaklar” diyor. Şimdi biz bunu, kardeşim biz bunları ellemeyelim, karışmayalım diyemeyiz. Bu çok önemli Mehdiyet’i anlatırken bunları anlatmazsak Mehdiyet bölünür. Hepsi bir bütündür bunların, tamamını anlatmak durumundayız. Onun için akılcı olarak anlatıyoruz. Tabi amacımız onları batırmak, çökertmek değil, kurtarıp düzeltmek, doğru yola gelmelerini sağlamak inşaAllah. Berker’im buyur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin bir hadisinde, sizin dün okuduğunuz ya da iki gün önce okuduğunuz, tefsir ettiğiniz, şu şekilde geçiyor: “Hz. Mehdi (a.s.)’nin kaybolduğu dönem, aleni olarak ortaya çıkışından önceki dönem yani uzun olduğu için, yalnızca tek bir grup kararlı kalacak ve başka bir grup “henüz doğmadı” diyecek Hz. Mehdi (a.s.) için. Başkaları diyecekler ki; “doğdu ve öldü”, diğerleri “imam başkasının vücudunda yeniden geldi ve konuşuyor” diyerek günaha girecekler” diyor Peygamber (s.a.v.) Efendimiz.
ADNAN OKTAR:Yani bakın, bunun milimi milimine doğru çıkması çok büyük bir mucizedir. Yani bak geçen günler gösterdim adam alenen diyor: “Mehdi (a.s.) bir başka kişinin vücuduna girecek, ruhu” diyor. Aynısı bak Peygamberimiz (s.a.v.) böyle bir insanın çıkacağını söylüyor.
ALTUĞ BERKER:Mucize yani.
ADNAN OKTAR:Mucize bu. Normalde bunu söyleyen çıkmaz, mantıklı değil. Ama bu bir mucize olarak zuhur ediyor, oluşuyor. Diğerleri de teker teker aynı şekilde çıkıyor. Mesela Cübbeli’nin mantığına bakıyoruz, efendim şaşar beşerin mantığına bakıyoruz hepsi aynı çizgi. Ama maşaAllah, mesela Fethullah Hocamıza bu konuda bir uyarıda bulunmuştum nacizane. Tabi haddimize değil ama çok değerli büyük bir alim Hocamız. Bir evrim konusunda bir uyarıda bulundum, bir de Bediüzzaman’ın unutturulmasıyla ilgili, iki konuda uyarıda bulunmuştum. Her iki konuda da mükemmel bir konuşma yaptı. Bediüzzaman’ı savunan, İttihad-ı İslam’ı savunan, Mehdiyet’in çıkışını anlatan. Bediüzzaman’ın ünlü sözlerinden çok güzel bir konuşma, bir hafta önce yapmış yaklaşık. Sızıntı Dergisi’nde de anti Darwinist, Darwinizm’i eleştiren yazı çıkmaya başladı. Bu sözlerimizin yerine gelmiş olması bizleri memnun etti. Çok önemliydi bunlar, hayatiydi inşaAllah. Evet Berker.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Hadisleri okurken bu hadisi de okumuştunuz Hocam; Bihar-ül Envar, 13. Ciltten; “Hz. Mehdi (a.s.) saçının dolgunluğu ve güzelliği ile insanların dikkatini çekecektir. Saçları gürdür” hadisini okudunuz. Hz. Mehdi (a.s)’nin saçının güzelliği ve dolgunluğu ile dikkat çekeceği, saçları gürdür. “İleri yaşlarda saçının gür olması normal bir şey değildir. Yaşının ileri olmasına rağmen” dediniz Hocam, açıkladınız.
ADNAN OKTAR:Tabii, Peygamberimiz (s.a.v)’ın verdiği bu detay çok önemli yani normalde genç bir insanın saçları zaten gürdür. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’nin ileri yaşlarına rağmen saçının gür olacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.) çok şaşırtıcıdır bu. Mesela kaşının bir kısmında bir boşluk vardır diyor. Mesela bu çok acayip bir şey, müthiş bir detay. Yani mesela alnının içe doğru biraz çukur olduğunu söylemesi, burnundaki çıkıntıdan bahsetmesi, gözünün hafif çekik olduğunu söylemesi, sırtındaki benin yapısını anlatması, ikinci benin yapısının mersin ağacının yaprağı gibi dışarıya çıkık üç boyutlu bir ben olduğunuz söylemesi, vücudunun boydan boya geniş olmasını söylemesi ve bunları anlatması fakat Cübbeli gibi tiplerin bu hakikatleri gizlemeye çalışması. Mesela bak diyorum, bu eski kitabında koyu esmer diyor. Ama bak öbür konuşmasında Allah onun ayağına dolandırmış, buğday renktedir diyor. Araplar böyle, buğday renklidir diyor. Yani süt beyaz değil, kırmızıya çalar beyaz. Diğer birçok gizlediği detayı da kendi dilinden düzelttirdik. Kendi konuşmasıyla. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bismillah. Evet, Hac Suresi’ni açmışsın. Şeytandan Allah’a sığınırım; “İşte böyle” diyor Cenab-ı Allah; “her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir” yani bir haksızlık yaparsa onun benzeri ile karşılık verebilir diyor, “sonra aleyhine 'azgınlık ve saldırıda' bulunulursa”, yani karşılığını kısas olarak aynısını yaparak veriyor, fakat bu kişi bu sefer azgınca karşılık verirse,“Allah, mutlaka ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır.” Bu mucizedir. Bak Allah ona mutlaka yardım eder diyor. İnşaAllah. “İşte böyle; çünkü Allah, geceyi gündüze bağlayıp katar ve gündüzü geceye bağlayıp-katar. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.” Mesela her gün şimdi gece karanlığı gösteriyor, bir süre sonra bütün dünyaya aydınlık olarak gösteriyor. Yine karanlık gösteriyor, yine aydınlık gösteriyor. Tabii insanlar buna alıştıkları için çok normal karşılıyorlar. Koskoca âlemin karanlığa büründürülmesi çok büyük bir mucizedir. Aydınlatılması da çok büyük bir mucizedir ve insanın beyninin içinde oluşuyor bu olay. Çünkü dışarıda karanlık ve aydınlık diye bir şey yok. Dışarıda sadece karanlık vardır. Işık bizim beynimizin içerisinde oluşturuluyor. Allah oluşturuyor beyninizin içinde ışığı ve bütün kâinatı insanlar kendi beyinlerinin içerisinde bir gündüz ve bir gece olarak görüyorlar. Normalde sürekli karanlıktır. Çünkü ışık algı biçimidir. Yani beynin yorumudur. “İşte böyle; çünkü Allah, hakkın ta Kendisi'dir. O'nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir. Gerçekten Allah, Yücedir, büyüktür.” “Allah, hakkın ta Kendisi'dir. O'nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir” yani Darwinizm, materyalizm, her şey. “Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, her şeyden haberdardır.” O zaman görmedin mi demek nedir? Allah gökten suyun inişini de izleyin, her şeyi izleyin diyor. İzlemek için bilime ihtiyaç vardır. İzleme demek bilim demektir. Yine bilimi emreden bir Kuran ayetidir. “Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır.”
Mülk, o gün yalnızca Allah'ındır. O, aralarında hükmedecektir. Artık iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar; artık onlar için aşağılatıcı bir azap vardır” Allah insanlarda gurur yaratıyor, enaniyet yaratıyor. Küfürde gurur ve enaniyet çok şiddetlidir. Kibir ve enaniyet. Bak aşağılatıcı bir azap diyor. Aşağılanmak çok canını yakar küfrün. En rahatsız oldukları şeydir. Mesela ölümden çekinmez ama aşağılanmaktan çok çekinir. En hoşlanmadıkları şeydir, Allah da onlara aşağılanma veriyor, canlarını aşağılanma ile yakıyor. “Allah yolunda hicret edip öldürülen veya ölenlere gelince muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.Bak, Allah yolunda hicret edip öldürülen, hicret etmiş Allah yolunda, mesela evinden çıkmış başka bir yere gitmiş fakat orada öldürülmüş veya ölmüş, fakat Allah yolunda giderken ölmüş, “muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır.” Yani şehit olacaklardır diyor Cenab-ı Allah.“Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
Bak yine Allah görmedin mi diyor 65. ayet Hac suresinde; “Görmedin mi”, şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi.” Bak, “yerdekileri” yerde ne var? Arabalar var, motosikletler var, trenler var, otobüsler var, hepsi var, “ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri”gemi kimin emriyle, kimin yarattığı güç ile gidiyor? Allah’ın yarattığı güç ile gidiyor. Gemiyi de ben yarattım diyor, arabayı da ben yarattım diyor Allah. Çünkü gemiyi bizim beynimizin içinde yaratıyor Allah. Gemiyi biz dışarıda göremeyiz, simsiyah bir karanlık var dışarıda. Arabayı da göremeyiz, araba hem saydam hem de simsiyahtır atomun yapısından dolayı. Allah beynimizde onu ışıklandırıyor ve renkli görüyoruz. Yani rengi yorumlayan bizim beynimizdir. Renk denilen şey, o maddenin üzerinden gelen dalga boylarının farklılığı olayı. Dalga olarak geliyor bize. O dalga boyların farklılığını bizim beynimiz ışık olarak ve renk olarak yorumluyor. Dolayısıyla Allah gemileri de ben yarattım diyor, karadaki bütün vasıtaları; arabaları, motosikletleri her şeyi ben yarattım diyor. “giden gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar.” Göğün de diyor, atmosferin de yukarıda durmasını ben sağlıyorum diyor Cenab-ı Allah. Yoksa inerdi diyor. İnşaAllah. “Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.” Bak, “Allah insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir” bu bilinmiyor, Allah’ın merhametli ve şefkatli olduğu. Hep böyle birçok insan Allah’ı hâşâ zulmedici bilir. Hâlbuki Allah’ın ana vasfıdır yani Rahman ve Rahim olması, şefkatli ve merhametli olması. Bunu her yerde görürüz, gerek maddenin yapısında görürüz, gerek atomun yapısında, gerek hayvanların birbirine gösterdiği şefkatte. Çocuklarını korumada, yavrularını korumadaki özelliklerinde görürüz. Değil mi mesela kaplan, aslan bile o yırtıcılıklarına rağmen yavrusuna karşı çok şefkatlidir, çok koruyucudur.
“Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur.” Bak “sizi diri tutan”, diri kalmayı kim sağlıyor? Allah sağlıyor. Çünkü ışığımızı bir kesse Allah, görüntüyü bir kesse bizim diriliğimiz kalmaz. Hemen ölü hale geliriz. Sürekli bize bu görüntünün verilmesini Allah sağlıyor beynimize. Eğer görüntü bir an kesilmiş olsa, sesler bir an kesilmiş olsa, şuurumuza ait bilgi bir an durdurulmuş olsa derhal ölürüz. Onun için bak sizi diri tutan diyor Allah. Yani diri kalmanızı, an an sürekli ben sağlıyorum diyor Allah, her saniye. “sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur” yani nasıl şu an sürekli size görüntüyü veriyorsam diyor Allah,görüntüyü aniden durduracak olan benim ve sonra o görüntünün daha değişiğini devam ettirecek olan da yine benim diyor.“ Gerçekten insan pek nankördür.” Bu kadar nimete rağmen nankördürler diyor, görmezden gelir, anlamazlıktan gelirler diyor. Lakayttırlar diyor. Hakikaten gidiyorsun, bakıyorsun sokakta adama, yani yabancı kanalları falan da geziyorum Allah’tan tamamen habersiz halleri var. Mesela disko görüntüleri gösteriyor böyle çok anlamsız, güya eğleniyor gibi hareketler yapıyor, böyle zafer işaretleri yapıyor, dilini çıkarıyor, bilmem ne hareketler yapıyor. Eğlenmek istiyor ama eğlenemiyor. Çünkü sıkıntı onunla beraber o diskoteğin içine giriyor. Mesela sıkıntımı atlamaya gidiyorum diyor… E sıkıntı senin sırtına binmiş zaten. Seninle gidecektir. Diskoteğin kapısından sıkıntı ile beraber içeriye giriyor, sıkıntı ile beraber yine diskotekten geri çıkıyor. “Kalpler” Şeytandan Allah’a sığınırım; Allah ayette açıkça söylüyor. “Kalpler ancak Allah’ın zikri ile felah bulur” diyor. Onun dışında bir rahatlık yoktur. Yani tepinmek, çırpınmak, bağırmak, hiçbir şekilde sıkıntıyı gidermez. İçki içmek daha da arttırır, daha da bunalırlar. “Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) işlerinde seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.” Mesela Musevilerin ayrıdır, Müslümanların ayrıdır. Gerçi birbirine yakındırlar ama ayrıdırlar, yani birbirinin aynı değildirler. “Eğer seninle mücadeleye girişirlerse, de ki: "Allah, yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir. Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir." Yani Ehl-i Kitap ile konuşurken böyle hani yırtıcı, keskin bir üslup değil, “Allah yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir” tarzında bir üslup kullanının diyor Allah. “Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir." Allah bu ihtilafınızın neticesini size bildirecek diyor Ahiret’te, inşaAllah. “Allah'ın, gökte ve yerde olanların hepsini bilmekte olduğunu bilmiyor musun?” yani kaderi bilmiyor musun diyor. “Gerçekten bunlar bir kitaptadır. Hiç şüphesiz bunlar(ı bilmek), Allah için pek kolaydır.” Bir kitapta ne demek, mesela şimdi biz burada konuşuyoruz bu kaderimizde olduğu için konuşuyoruz. Mesela bu kaderle ilgili konuyu kaderimizde olduğu için konuşuyoruz. Bu saatlerde, bu dakikada bunu konuşacağız. Normalde Kuran’dan değil de hadislerden de konuşabilirim ama Allah Kuran’dan konuşturtuyor, inşaAllah. “Bunlar bir kitaptadır” diyor. Ne demek bu? Daha dünya yaratılmadan ben bunu konuşmuştum. Daha dünya yaratılmadan mesela bak siz ayrı ayrı yerlerden geliyorsunuz. Sen mesela dünyanın ta başka ucundan değil mi annen gelmiş, Allah kaderde öyle yaratmış, babanı buraya getirttirmiş, sen de buraya geliyorsun. Çok zor bir şeydir bu ama Allah rastgetiriyor. Mesela sen de öyle, kaderinde böyle, diğer kardeşlerimiz de öyle. 71. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar, Allah'ı bırakıp da (Allah'ın) kendisine bir delil indirmediği ve haklarında (hiçbir) bilgileri olmayan şeylere tapıyorlar. Zulmedenler için bir yardımcı yoktur.” Mesela şu an Darwinistler, delil var mı diyoruz konuşmalarınızda, açıklamalarınızda? “Delil yok” diyorlar. “Delil indirmediği ve haklarında (hiçbir) bilgileri olmayan şeylere tapıyorlar” Darwinizm’e, materyalizme tapıyorlar. Hiçbir bilgileri yok. Ne proteinler hakkında bir bilgileri var. Ne fosiller hakkında bilgileri var. Bak, fosilleri biz açıkça gösteriyoruz. Allah’ın yarattığını açıkça ispat ediyoruz. Sen anlattın mı bunları?
ALTUĞ BERKER:Hayır Hocam, hemen göstereyim, inşaAllah. Bu 125 milyon yıllık Arokarya kozalağı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir değişikliğe uğramış mı?
ALTUĞ BERKER:125 milyon yıldır hiç değişmemiş, demek ki evrim geçirmemiş Allah’ın izni ile. Bu da günümüzdeki Arokarya kozalağı resmi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hiçbir değişiklik yok yani.
ALTUĞ BERKER:Hiçbir değişiklik, 125 milyon yıldır en ufak bir değişiklik olmamış demek ki evrim geçirmemiş, yaratılmış inşaAllah. Bu da yengeç 47 milyon yıllık inşaAllah.
ADNAN OKTAR:47 milyon yıl. Taşlaşmış. Bak, taşın ortasından yontarak çıkartmışlar. 47 milyon yıldan beri tıpkısının aynısı, hiçbir değişiklik yok.
ALTUĞ BERKER:Şu an günümüzde yaşayan resmi de orada.
ADNAN OKTAR:Yani milimi milimine aynı. İşte delil böyle gösterilir. Darwinistler eğer dürüstlerse böyle delil göstersinler. Delil gösteremiyorlar. Allah ona dikkat çekiyor ayette. “Delil gösteremiyorlar, gösteremezler” diyor Allah. “Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman” ki apaçıktır ayetler, “sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin” yüzlerinde şeytani bir saldırganlık ve terslik oluşur diyor Allah. “Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanacaklar” saldırganlaşırlar diyor, ağzını bozuyor. Genelikle hakikaten çok sert, soğuk yüzlü, böyle keskin dilli ve acımasız bir üslupları oluyor. Hakikaten de Kuran’dan konuşan biri olduğunda, Kuran’ı ön plana çıkarırsa saldırganlaşıp terbiyesizleşebiliyorlar. Bak, “neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanacaklar” dalaletten ve cahillikten kaynaklanan saldırganlığının ne boyutlara varacağını Allah ayette gösteriyor. “De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır" diyor Allah. Kuran’ın çok sakin bir dili vardır. “Ateşe gideceksiniz” diyor Allah, inşaAllah.
Yine Hac Suresi 78, “Allah adına gerektiği gibi cehd edin” gayret edin yani tam anlamıyla bütün gününüzü, imkanınızı Allah’ın dinini yaymaya ayırın. “O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)”. Bak, “O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)”. Demek ki, İslam dini kolaymış. Hz. İbrahim (a.s.)’inn dini nasıldı? Son derece kolaydı. İslam dini de öyle kolaydır diyor Allah. “Size bir güçlük dilemedi” diyor Allah. Cübbeli takımı kafasındaki adamlar ne yapıyorlar? Dini alabildiğine zorlaştırıp yaşanamaz hale getiriyorlar. Allah da ne diyor? “O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan önce de bundan sonra da Kuran’da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi” yani Hz. İbrahim (a.s.) de Müslümandı, Hz. Musa (a.s.)’da Müslümandı. “Her zaman isminiz Müslümandı” diyor Allah. “Elçiler sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı” bu ayetler, “Elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye” ebcedi 2026 veriyor, maşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam dün okuduğunuz, 6. sure 95. ayetini okudunuz. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?” ayetini tefsir ettiniz Hocam, şu açıklamaları yaptınız: “Bütün meyvelere bakın, Allah’ın emri, Allah “Meyvelere bakın, tafekkür edin” diyor. Muhkem ayet bilinmiyor bu. Onların tadına, kalitesine, kokusuna, kıvamına, görünümündeki zenginliğe bakın, görünüşüne bakın hepsi tahtanın ucundan sarkıyor aşağıya. Tahtanın ucundan üzümler, muzlar, kirazlar, kavunlar, karpuzlar fışkırıyor. Allah sürekli kara topraktan meyve fışkırtıyor kulları yesin diye. Kara toprak bilmez, odun hiç bilmez. Allah geceli gündüzlü yaratıyor. Kimsenin tahayyül bile edemeyeceği mükkemmel meyveler. “Eğer iman etmek istiyorsanız bunda deliller var bakın ve düşünün” diyor Cenab-ı Allah”, Hocam inşaAllah. Bunlarla ilgili resimler vardı Hocam uygun görürseniz, inşaAllah. Taneli meyveler ve sebzeler, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İşte ehli küfür bunların tesadüfen olduğunu söylüyor, tesadüfler sonucu. Allah da onlara Cehennem’de tesadüfler sonucu olmuş gibi böyle çok iğrenç, çok rahatsız edici meyveler yaratıyor. Yani yiyemeyecekleri kadar iğrenç, yiyemeyecekleri kadar rahatsız edici. Allah madem tesadüfe inanıyorsunuz diyor bu böyledir işte diyor. Madem Darwinist, materyalistsiniz görün karşılığını gibi bir karşılık alacaklar. Çünkü bunların tesadüfen olduğuna inanıyorlar, bu birbirinden güzel meyvelerin.
Afrika’nın sıcak çöllerinden bir kardeşimiz yazmış, maşaAllah. Sudan’dan yazmış kardeşimiz, Orhan kardeşimiz. “Hocam, neden Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ı önemli görüyoruz?” diyor. Allah önemli görüyor onun için önemli görüyoruz. Allah’ın resulü önemli görüyor onun için önemli görüyoruz. Allah müjdeliyor biz de onun için müjdeliyoruz. Kuran’da Allah müjdeliyor, onun için müjdeliyoruz. Ve her zaman Allah bir muslih, bir kurtarıcı, Müslümanlara hep bir önder göndermiştir. Peygamberlerin geldiği dönemlerde de, geldikleri dönemlerden biraz sonra da, Müslümanlar hep bir kurtarıcı beklemişlerdir. Kuran’da ayetler var , Allah bize bir kurtarıcı göndersin diye yalvarıyor Müslümanlar. Dua ediyorlar, inşaAllah. Yani imam, bir lider istiyor Müslümanlar. Şu anda da Müslüman alemi paramparça, mezheplere ayrılmışlar. Herkes kendi cemaatinin liderine tabi oluyor. Halbuki Mehdi (a.s.) geldiğinde, bütün dünyadaki Müslümanlar tek bir lidere tabi oluyorlar. İlk defa olacak bu. Yani her mezhep, her görüşten, her düşünceden insan tek bir lidere tabi oluyor. Ama öbür türlü Şii’lerin ayrı lideri oluyor, Sünni’lerin ayrı lideri, Vahabi’lerin ayrı lideri, Sünnilerde kendi içlerindeki cemaatlerin ayrı ayrı liderleri oluyor. Ve bu hiçbir şekilde değişmiyor bu sistem, Müslümanların bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı. Mehdi (a.s.) devrinde bu bölünmüşlük, parçalanmışlık ortadan kalkıyor. Zaten şu anda da pratikte de imkansız görünüyor. Mehdi (a.s.) olmadan Müslümanların bir kişinin etrafında toplanması imkansız şu an. Yani Allah bunu bildiği için Mehdi (a.s.)’yi gönderiyor. Böyle bir harika durum var. Yani eğer insanlar kendi aralarında anlaşıp bir insan seçip başlarına getirecek olsaydılar, böyle bir gücü olsaydı Müslümanların Allah Mehdi (a.s.)’yi göndermeyebilirdi. Ama böyle bir güçleri yok. Böyle bir şey yapamıyorlar. Yani dünyada şu an bu imkansızdır. Şiilerin, Sünnilerin, Vahabilerin bir araya gelip de bir imam seçmeleri, bir lider seçmeleri imkansızdır. Onu bildiği için Cenab-ı Allah, Mehdi (a.s.)’yi gönderiyor. Yani mecburen kabul edecekleri, itiraz edemeyecekleri, Allah’ın görevlendirdiği bir lidere tabi olmuş oluyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in müjdelediği bir lidere tabi oluyorlar.
ALTUĞ BERKER:Ayeti okuyorum Hocam, inşaAllah. 4. surenin 75. ayeti, şeytandan Allah’a sığınırım; “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?”
ADNAN OKTAR:Evet, bak bu Peygamber (s.a.v.) geldiği dönemde Müslümanlar yine bunu söylüyorlar. Peygamber (s.a.v.) geldikten bir süre sonra bunu söylüyorlar. Yani kitap var, hak kitap var fakat lider yok, imam yok. Yani Müslümanları toplayacak bir insana ihtiyaç olmuş oluyor. Kuran ayeti de buna dikkat çekmiş oluyor. “Ne fark eder?” diyor. Ama sen paramparçasın ve sürünüyorsun ve Allah’ın emrini yerine getirmiyorsun. Allah Müslümanların birlikte yaşamasını söylüyor. Birlikte yaşayamıyor şu an Müslümanlar ve her gün harama giriyor Müslümanlar. İttihad-ı İslam farzdır, bu farzı bütün Müslümanlar her gün terk ediyor. Farzı her gün terk etmek her gün günaha girmek demektir. Her dakika, her saniye günaha giriyorlar. Müslümanlığın parçalanmışlığına, Müslümanlara yapılan zulme seyirci kalmak ayrı bir haramdır, onun da günahına giriyorlar. Mesela Irak’a yardım etmek farzdır, Afganistan’a yardım etmek farzdır. Müslümanlar yardım edemiyor. Yardım edemedikleri için her gün günaha giriyorlar. Çünkü diyor ki Allah ayette, “Her hangi birisine bir saldırı olduğunda Müslümanlar’dan el birlik ona karşı mücadele edenlerdir” diyor. Şu an böyle bir şey yok. Afganistan işgal altında ne yapabiliyor Müslümanlar? Hiçbir şey yapamıyorlar. El birlik karşı koyamıyorlar. Allah’ın bu muhkem ayetini yerine getirmiyorlar. Bu haramdır. Müslümanların mutlaka toplu bir araya gelip karşı koymaları lazım. Bu haksızlığı durdurmaları lazım. Adaletsizlik diz boyu, hukuksuzluk diz boyu, vicdansızlık diz boyu, Müslümanlar bir araya gelmedikleri için bu zulüm sistemi devam ediyor kesintisiz. Bunu durdurmak için de Cenab-ı Allah işte Mehdi (a.s.)’yi ve Hz. İsa (a.s.)’yı müjdelemiş. Mesela Hristiyan alemi de teslis inancında vazgeçmiyorlar. Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi ile bundan vazgeçecekler teslis inancından tamamen, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, ayeti okuyorum inşaAllah. Söylediğiniz ayet 42. surenin 39. ayeti, şeytandan Allah’a sığınırım, “Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.”
ADNAN OKTAR:Bak, diyor ki; “Muhterem Hocam”. Evet, ayeti bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bu yapılmadığına göre harama giriliyor işte. Bunu şimdi mesela desek ki, hadi bir lider seçelim mesela akşam Mehmet Şevket Eygi Hocamız konuşuyordu Fatih Altaylı’da. Yine konu Mehdiyet onun filmini seyrettim akşam. Hocamız, Sünnilerin bir lider seçmesinden bahsediyor çok güzel. Şiiler ne olacak? Onlar da bir lider seçecek. Vahabiler? Vahabiler de. Zeydiler? Ayrı bir lider seçecek. Peki, Sünnilerin içinde Nakşiler ne yapacak? Ayrı bir lider. Nur talebeleri, ayrı bir lider seçecek. Çünkü Nakşilerin seçtiği lidere Nur talebeleri tabi olmaz. Nur talebelerinin seçtiğine de Nakşiler tabi olmaz. Hiçbir şekilde olmuyor. Ve şu an çok fazla müceddid ve müctehid var. Ama hiçbiri birbirini kabul etmiyor. Halbuki Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde hepsi kabul edecek. Hepsinin lideri olacak. Yarım saat sonra neredeyiz?
ALTUĞ BERKER:Kaçkar TV’deyiz Hocam.
ADNAN OKTAR:Kaçkar, Karadeniz inşaAllah.
SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00:30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, aynı zamanda HarunYahya.TV internet sitemizden devam edeceğiz, inşaAllah.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...