SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Kütahya Destan TV, Tokat Turhal Super TV ve Radyo, aynı zamanda harunyahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR: Evet çok güzel hemen başlayalım. Asilim.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR: “Yargıda reform şart” yazıyor senin ekranda.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, böyle bir haber vardı bugün, inşaAllah. Anayasa Mahkemesi Başkanı söylüyor bunu, “yargıda reform şart” diyor. “Türkiye’de yargı sorunludur ve çok ciddi bir reforma ihtiyacı vardır” diyor Hocam Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç
ADNAN OKTAR: Yumurta ve çakmak fırlattılar. Bunlar çok ayıp, birde bu çıktı, bunu makul de görüyorlar. Avrupa’da bilmem ne yapıyorlar. Bu ne terbiyeye, ne saygıya, ne akla, ne fikre uymaz. Ne demek? Anayasa Mahkemesi Başkanı’na, o makama atılmış oluyor o. Bunun anlamı ne? Ne oluyor yani yumurta atınca, ne kazanacaksın? Çakmak atmak, bunlar çok ilkel yöntemler. Varsa yaz, kitap yaz, makale yaz, internetten anlat. Ama bu tip yöntemler çok çok rahatsız edici, çok kötü. Aynısı onlara yapılsın isterler mi? Bayağı çirkin, yakışıksız, inşaAllah.
Neriman Göksel Hanım ve ailesi İstanbul Küçükçekmece’den yazıyorlar. “Selamun aleyküm, Hocam” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam, sizin dinlerken çok heyecanlanıyorum, içimde ferahlık oluyor. Hep özlemini çektiğimiz İslam Alemi’nin birleşmesini bekliyoruz, inşaAllah. Saat 22.00 olunca kumandayı hemen alıyorum eşim ve çocuklarımla sizi izliyoruz. Zaten size bağımlı olduk. Peygamber (s.a.v) zamanında yaşamadığım için hasret çekiyorum. Hep Medine’de yaşamak istedim ama şimdi İstanbul’dan da ayrılmak istemiyorum. Sizleri çok seviyoruz. İstanbul’u da bu nedenle ayrı seviyoruz. Bütün dualarımız sizinle, bütün ailem adına size selamlarımızı iletiyorum.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Allah (c.c)’ın yardımcınız olmasını temenni ediyoruz” diyor. Çok şeker bir aile, çok güzel insanlar, maşaAllah.
Kocaeli’den Mehtap; “Canım Muhammed Adnan Hocam, Selamun aleyküm,” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Coştum şiir yazdım. Bir de kendime hakim olamadım yolladım.” diyor. Şiiri şöyle başlıyor. “Akan kanı durduracak. Mazlumu kucaklayacak. Dünyayı aç bırakmayacak. Uyuyanı da uyandırmayacak. Yeniden yeniden Allah aşkını öğreten. Deccali şeytanı dize getiren. O çiçekler artık sümbülendi mi? Gel artık ya Mehdi (a.s). Siz bize Allah’ın lütfu...” Çok sevimli bu Mehtap, maşaAllah. Sevgisi de çok şiddetli ama o alt kısımlarda hüsn-ü zannını ifade etmiş onları söyleyemem. Bu tip hüsn-ü zanlarda, mecburen çıkarıyorum o ilgili cümleleri. Neriman Göksel ve ailesi de öyle, onların da öyle hüsn-ü zanları var. Onları mecburen çıkarıyorum, ilgili kısımların uygun olan yerlerini okuyorum, inşaAllah.
Kardeşim, İslam diye bizlere böyle acımasızlığı, soğukluğu, kiri, tersliği öğretmeye kalktılar. Böyle karmakarışıklığı, hurafeleri, böyle akıl almayacak mantıksız, münasebetsiz hurafeleri, zevksizliği, kalitesizliği, iticiliği öğretmeye kalkıştılar. Allah’a çok şükür bu oyunlarını onların başlarına geçirdik. İslamiyet Cennet özlemimizin dünyadaki tecellisidir. Cennet’in bir nevi dünyada yaşanmasıdır. Ahiret’te de sonsuza kadar yaşamamıza vesile olan bir imtahan yeridir dünya. O imtihanı yaşıyoruz, inşaAllah. Soğuk, ruhsuz, sevgisiz İslam anlayışını yok edeceğiz. Öyle bir İslamiyet olmaz. Hurafe dolu İslam anlayışını, onu da ortadan kaldırdık Allah’a çok şükür. Daha da kaldırmaya devam edeceğiz. Kuran bize aklı, samimiyeti, iç huzurunu, güzel düşünüp güzel yaşamayı gösterir. Üzüntüleri ve acıları yok etmeyi öğretir bize. Öbür türlü acı, hüzün, kir insanın üzerine çöker. Cenab-ı Allah bize Kuran'da ruh ve beden temizliğini öğretiyor. Ruhu temizlemeyi öğretiyor. Bedenimizi temizlemeyi, çevremizi temizlemeyi öğretiyor. Dolayısı ile Cennet gibi bir ortam meydana geliyor. Aklını kullanamayanlar acı içerisine giriyor, aklını kullananlar da Cennet güzelliğinin içine doğru gidiyorlar. Aklı kullanmanın dozunu iyi artırmak lazım. En iyi aklını kullandığını zanneden kişi bile asrımızda, daha üstü olduğunu bilmesi lazım. Bir daha üstü vardır. Her şeyin daha üstü vardır. Mesela Cenab-ı Allah diyor ayette “üzülmeyin” diyor, onu okuyup geçiyor. Halbuki üzülmek haramdır. Mahzun olmak, hüzünlenmek haramdır. Neşe ve kafa dinçliği de Kuran’ın istediği, Allah’ın emrettiği bir şeydir. Dikkat vermek, keskin bir dikkat.
ALTUĞ BERKER: Dün bir hadis şerh etmiştiniz onu okuyorum Hocam, inşaAllah. Önce hadisi okuyorum. “Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehl-i Beyt’imden birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle doluysa, o, onu adaletle doldurur. Malı seviye üzere taksim eder ve Allah bu ümmetin kalplerinde gına verir. Yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi (a.s)’den sonra, (Hz. İsa (a.s.)’ın kırk senelik devrinden sonra) artık hayat yaşamakta, bir hayır yoktur.” Şöyle şerh ettiniz; ‘Allah Hz. Mehdi (a.s) için Kıyamet’i erteliyor. Peygamberimiz (s.a.v) ısrarla kendi ismini söylemiyor. Peygamberimiz (s.a.v), ne Mahmut, ne Ahmet, ne Muhammed, ne Mustafa demiyor, onu gizli tutuyor. Adı adıma uygun, benim soyumdan, ismi benim ismim olan. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyadı Adnan’dır. Hz. Ali (r.a.)’nin o devirde yazdığı esere bakabilirler. Orada Mustafa Adnan Peygamber (s.a.v.) diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in ilk bilinen babasının adı Adnan’dır. O zaman zaten anlamı da ortaya çıkmış oluyor. Ahir zamanda soyadları ile hitap yeni başladı. Şimdi Başbakan’a Sayın Erdoğan diyoruz, hanımına Bayan Erdoğan diyoruz. Bunu olacağını bilmesi, Ahir zamanda soyadıyla hitap olacağını bilmesi de ayrıca Peygamberimiz (s.a.v)’in bir mucizesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) gibi dini kolay olarak sunan, zorlaştırmayan biri Hz. Mehdi (a.s.). Onun evladı dünyaya hakim oluyor, dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.v) hakim olmuş olacak. Bütün dünyadaki hakimiyetin sonuçlanmasından sonra yedi-dokuz yıl daha devam ediyor’” tam hakimiyet dediniz Hocam, inşaAllah
ADNAN OKTAR: Evet doğru. O zaman sen benim hadis anlatmamı istiyorsun, ben öyle gibi anladım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. “Suyuti’nin tasnifinden hadisler” bu çok güvenilir bir hadis kitabı, bundan okuyabiliriz. “Hakim Ebu Said’den tahric etti, Resulullah (s.a.v) buyurdu: ‘Ahir zamanda ümmetimin başına sultanlarından şiddetli belalar gelir,’” Devlet yönetimlerinden belalar gelir. Derin devletler, psikopat devletler halka göz açtırmazlar, ızdırap verirler, diyor Peygamberimiz (s.a.v). Rusya’da Çin’de, mesela Almanya’da Hitler döneminde İtalya’da Mussoli’ni döneminde Sovyetler’de Stalin döneminde, Çin’de Mao döneminde insanları mahvettiler halen de devam ediyor bu, müthiş acı ve ızdırap verdiler. Sultan demek, devlet liderleri. Sultan, o şerhden o şekilde oluyor. Peygamber (s.a.v) devletin başında olan kişilerden, devlet yönetimlerinden, diyor. “Şiddetli belalar gelir.” 1 milyar insan öldürüldü, katledildi. “Öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir.” Mesela bütün dünyada Müslümanlar şu an acı çekiyorlar. Müslümanlara yer dar geliyor, nereye gideceklerini bilmiyorlar. Mesela ya hicret ediyorlar başka ülkelere gidiyorlar, bir başka yere gidiyor, bir başka mahalleye gidiyor, ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler dünyanın birçok yerinde. İş yerinde kendini gizlemeye çalışıyor, mahallesinde kendisini gizlemeye çalışıyor, ülkede kendini gizlemeye çalışıyor. Dünyanın her yerindeki şiddet ve azabı biliyorsunuz. “O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran benim soyumdan birisini gönderecektir. O zaman gök hiçbir yağmur damlasını esirgemeyecek, yer de bereketlenecektir. O dünyada yedi veya sekiz kalacak, eğer çok olursa dokuz.” Bu bütün dünyaya hakimiyetten sonra son dönem. Bir dokuz yıl daha, yedi veya dokuz yıl daha Mehdi (a.s) kalıyor ama ta kutuplara kadar hakim oluyor. Mesih İsa (a.s.) da geliyor, iyice hakimiyet devri.
Taberani, Kebir isimli eserinde. “Ebu Naim ise Ali Hilal’dan tahric ettiler. ‘Resulullah (s.a.v.) Hz. Fatma (r.a.)’ya şöyle buyurdu:’” Bak sürekli Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her yerde sohbetinde hep Mehdi (a.s.)’den bahsediyor. Evine gidiyor Mehdi (a.s.)’den bahsediyor, dışarı çıkıyor Mehdi (a.s.)’den bahsediyor, bir sohbet toplantısı oluyor Mehdi (a.s.)’den bahsediyor. Ya sahabeler soruyor, ya Hz. Ali (r.a.) soruyor, ya Hz. Hasan (r.a.) soruyor, ya Hz. Hüseyin (r.a.) soruyor, ya orada bulunanlar soruyorlar. “Beni Hak ile baas eden Allah’a yemin ederim ki,” yaratan Allah’a yemin ederim ki “şu ümmetin Mehdi (a.s.)’si Hasan (r.a.) ve Hüseyin (r.a.)’dendir.” Yani onun soyundandır, Hz. Ali (r.a.) soyundandır.
“Dünya hercümerç içinde kaldığında,” savaşlar, fitneler, anarşi, şu anki belalı ortam. “Fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde,” Mesela Irak’a Amerika hücum ediyor, Afganistan’a hücum ediyor. “Büyük küçüğe merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin kökünü kazıyarak,” bak bütün bu anormalliklerin kökünü kazıyacak diyor Cenab-ı Allah. Kökünü, yani dibi, dalı falan kalmıyor, tamamını kazıyarak, “dalalet kalelerini feth edecek.” Dalalet kaleleri nedir? Küfrü savunan fikir sistemlerinin olduğu her yer. Okulsa okul, üniversite ise üniversite yahut bir tesisse tesis, ne ise. “Dalalet kalelerini feth edecek ve evvelce benin ayakta tuttuğum gibi,” aynı Asr-ı Saadet dönemindeki gibi, diyor. Bir benzeri yok, Asr-ı Saadet’teki gibi, yani ara dönemde olduğu gibi demiyor. Bir tane model göstermiş Peygamberimiz (s.a.v); “evvelce benim ayakta tuttuğum gibi.” Bu bir Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanında var, birde Ahir zamanda var, son zamanda var, ara zamanlarda yok, başka hiçbir zamanda yok. İki zamanda var. “Ahir zamanda, dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini gönderecektir.” Kim o?
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s) evet.
“Ebu Naim, Huzeyfe’den tahric etti, O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: ‘Vay bu ümmete ve o öldüren zalim meliklerden dolayı.’” Zalim melik nedir? Devletin başında, mesela Irak’ta bu şekildeydi. Suriye’de bu şekildeydi, her yerde zalim melikler vardı hemen hemen ve sürekli Müslüman öldürüyorlardı kitle halinde, zehirli gazla, kimyasal gazlarla. “Bu zalimler, kendilerine itaat edenler hariç, sessiz mutileri bile korkuturlar.” Mesela Saddam kendine itaat edenler hariç, sessiz mutileri ve bütün halkı korkutmuştu. Enver Sedat hatırlıyorsunuz, o da öyleydi, diğerleri de öyleydi. “Muttaki mü’min, diliyle taraftar gibi görünse de kalbiyle onlardan nefret eder.” Çekindiği için Saddam’dan yanaymış gibi görünüyor veyahut Enver Sedat’tan yanaymış gibi görünüyor veyahut hafız Esad’dan yanaymış gibi görünüyor ama “kalbiyle onlardan nefret eder.” Adam Saddam’ı nasıl sevsin? Nefret ediyor ama gördüğünde Saddam’ı alkışlıyorlardı, biliyorsunuz televizyonlarda gösteriyorlardı. Saddam’a sloganlar atıyorlar. Saddam devrilince de pabuçlarını onun heykellerine atmaya başladılar, nefretlerini dile getirdiler, devrildikten sonra. Demek ki içlerinde nefret varmış.
“Allah-u Teala İslam’ı aziz olarak iade etmek murad edince,” Allah İslam’ı güçlü olarak yeniden “iade etmek murad edince, her muannid zalimi helak edecektir.” Hepsini etkisiz hale getirecektir, inat eden her zalimi, direnen her zalimi etkisiz hale getirecektir. “O, bir ümmeti, istediğinde, fesadından sonra ıslah etmeye kadirdir.” Fesat oldu şu an, Cenab-ı Allah buna kadirdir, diyor. Yeniden ıslah etmeye kadirdir.
“Ya Huzeyfe, eğer dünyadan bir gün bile kalsa, bile” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), konuşmasını böyle tamamlıyor. Kıyamet’in kopmasına bir gün bile kalsa, “Allah o günü uzatır, ta ki benim Ehl-i Beyt’imden bir kimseyi Melik kılsın ve onun eliyle melhameler” mücadeleler, cihadlar yapsın. Allah, onun eli ile yapacak mücadeleyi, diyor. “Ve İslam’ı açıklasın.” Mehdi (a.s.) kanalıyla açıklasın. “O vaadinden dönmez ve hesaplarını seri olarak görücüdür.” diyor ve Cenab-ı Allah’ın özelliğini belirtiyor, vasfını belirtiyor, inşaAllah.
“İbni Ebu Şeybe ve Taberani İfrad’da, Ebu Naim ve Hakim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler, O dedi ki: ‘Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mehdi (a.s.) ile müjdelenin.” Biz ne yapıyoruz? Mehdi (a.s.) ile müjdeleniyoruz ve müjdeyi de etrafa yayıyoruz. Onların da müjdelenmesini sağlıyoruz. “Mehdi (a.s.) ile müjdelenin. O Kureyş’den benim Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” Yani seyyiddir. “O insanların ihtilaf ve içtimalar, sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar.” İhtilaf nedir? Mezhepler, cemaatler, gruplar, birbiriyle görüşmeyen, konuşmayan Müslümanlar. Birbirine küsen Müslümanlar, birbirini kaale almayan, hatta birbirlerini tekfir eden, dinsizlikle suçlayan Müslümanlar oluştuğunda, “ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada” yani sosyal sarsıntılar içinde bulundukları sırada “çıkar.” Ekonomik kriz, hükümet krizleri, toplumun birbirini dışladığı, insanların birbirini sevmediği bir sırada çıkar. “O, daha önce zulüm ve cevirle (acılarla) dolu olan dünyayı adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır.” Yerdeki bütün insanlar ve gökteki Melekler ve cinler ondan razıdır. “O malı insanlar arasında seviyyen dağıtır.” Yani sosyal adalet uygular, diyor. Bak oturuyorlar Numan Kurtulmuş sosyalistlere özeniyor. Sosyalistlere özeneceğine Mehdi (a.s.)’ye özensene. Sosyal adalet için sosyalist mi olmaya gerek var? Hz. Mehdi (a.s.) gibi olmaya gerek var. Kuran’a uymaya gerek var. Bak ne diyor? “O malı insanlar arasında seviyyen dağıtır” adalet üzere dağıtır. “Ve Ümmeti Muhammed’in kalplerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder” her yere adalet dağılacak diyor ve tam bir sosyal adalet. Mal adaletin de, hukuk adaletin de oluşacak diyor Mehdi (a.s.) devrinde ama gerçek anlamda. Şimdi seni dinliyoruz Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Hocam dün şöyle dediniz; “Hz. Mehdi (a.s.)'yi dünyada kabul etmeyecek hiçbir Müslüman yoktur. Allah böyle bir kolaylık yaratmıştır. Mesela Vahhabi lideri olsa, tüm Müslümanları koruyamaz. Hz. Mehdi (a.s.) bütün dünyayı koruyor. Allah’ın emaneti olarak görüyor tüm insanları. Hıristiyan da rahat ediyor, Musevi de. Bütün dünyanın imamı. Komünist lider için bir Müslüman’ın anlamı yoktur. Bir Şii kardeşimiz de bir Sünni'nin hakkını gereği gibi kollamaz. Kollayanları tenzih ederim, genel olarak söylüyorum ama Hz. Mehdi (a.s.), komünistin de Budist’in de, ateistin de, herkesin hakkını korur” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Çünkü öbür türlü; mesela diyor ki Mehmet Şevket Eygi Hocamız, o benim canımdır, ben onun ayağının tozu etmem.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR:Tabii, çok değerli bir Ehl-i Sünnet alimidir. Bir, Müslümanların imamı bulunsun, diyor. Sonra konuşmasına devam ediyor, yani Sünnilerin diyor. Çok küçük bir grup, Şiiler ne olacak, Bektaşiler ne olacak, Aleviler ne olacak? Hepsini kaplayan lider olması lazım, hepsini seven, hepsini koruyan, hepsine saygı duyan, hepsine değer veren, hepsini birbirinden kıymetli gören bir lider olması lazım. İşte onun ismi Muhammed Mehdi (a.s.)’dir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Berker Hocam devam et yine.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “İttihad-i İslam farzdır,” dediniz Hocam. “Her gün harama giriyor Müslümanlar. Farzı her gün terk etmek, her gün her saniye günaha girmek demektir. Irak’a yardım etmek farzdır, Afganistan’a yardım etmek farzdır. Yardım etmedikleri için de harama giriyorlar. Müslümanların mutlaka bir araya gelip fikren karşı koymaları gerekiyor. Adaletsizlik diz boyu, vicdansızlık diz boyu. Müslümanlar bir araya gelmediği için bu zulüm kesintisiz devam ediyor. Hıristiyan alemi de teslis inancından vazgeçmiyorlar. Hz. İsa (a.s.) geldiğinde vazgeçecekler” inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
“Sayın Muhammed Adnan Hocam. Söylemlerinizi dostlarımızla topluca dinliyoruz. Bizler inançlı insanlarız, sorumuz şu; Mehdilik iddiasında bulunan kişilere, biz iman edenler olarak nasıl bir bakış açısı içinde bulunmamız gerekir?”
Mehdilik iddia ediyorsa zaten Mehdi (a.s.) değildir, kendi haline bırakırız. Ama küfür kelimeler kullanıyorsa, tuğyan ve dalalete hizmet eden bir uslüp ile Kuran’ın yetersizliğini iddia edip, kendisine vahiy geldiğini veyahut hurafeler gerektiğini, Kuran’dan eksiltme veya arttırma yapılması gerektiğini iddia ediyorsa, bu galiz haram olduğu için, şirk olduğu için uyarırız. Yapmıyor, anlamıyorsada kendisi bilir. Ama oturup düşman olmayız, acırız, dua ederiz düzelmesi için ama Hakkı açıklarız, o kadar. Dert edineceğimiz bir konu değil. Bizim için en son düşüneceğimiz kişilerdir onlar, mücadele edeceğimiz kişilerdir. Darwinist ve materyalistler bizim asıl hedefimizdir. Komünistler, PKK, her türlü sapkın felsefe, her türlü dinsiz cereyan bizim esas muhatabımızdır. Müslümanların içindeki sapkın düşünceler, yanlış düşünceler en son hedefimizdir. Ama nezaketiyle uyarırız anlayacakları kadar, o kadar.
Cübbeli’nin Mehdi (a.s) ile ilgili son sözlerini, onun böyle aşkla anlattığı sözler var Mehdi (a.s)’yi öven, onun gelişini öven, gelmesini isteyen, yalvaran, sevgi dolu sözleri var. Şemailini anlatıyor, bak şemailini nasıl saygıyla anlatıyor onları dinleyelim.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın şemailini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi buradaki konuşmayı duyduk.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu onun kitabı, gösteriyorsun. Mehdi (a.s.) bu yüzyılda gelmeyecek diye bana karşı hazırladığı bir kitap. Aydın Doğan’ın ısmarlamasıyla yaptı yalnız bu kitabı ve bir kısım ailelerin. Mehdi (a.s.)’den çekinen bir kısım ailelerin ve Fatih Altaylı’nın istirhamı ile hazırlanmış bir kitap. Şimdi bu kitabın yüz yirmi dokuzuncu sayfası burada görülüyor, zoom yapabiliyor musun? Evet kısmen görülüyor. Şimdi bak ne diyor burada hazret. “Rengi çok esmer olacaktır” diyor. Behey mübarek, ben de sana mübarek diyeyim. Bak orada buğday rengi, diyorsun. Niye doğru söylemiyorsun? Panikle, bana benzetmemek için ailelerin ısmarlamasıyla alelacele dilini eğip bükmüş, dili bir metre kadar uzadı, sağa sola her tarafa büküyor. Çok esmer ne demektir? Çok esmer deyince ne anlarsın? Zenci gibi bir şey anlarsın. Bak orada buğday tenli diyorsun. Allah ayağına dolandırıyor. “İnce yapılı ve zayıf olacaktır” diyor, bak sırf benzetmemek için. Halbuki Mehdi (a.s.) yapılıdır, kendisi de söylüyor, çok şişman değil ama yapılı diyor. Bir daha dinlet, oradaki üslubu daha iyi göreceğiz.
VTR: Cübbeli; Hz. Mehdi(a.s)’ın hilyesini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi gördünüz mü? Bak dürüst değil, samimi değil. Bak burada rengi çok esmer olacaktır diyor, orada buğday renkli diyor ve alnı ak pak diyor. Demek ki doğru söylememişsin. Bak ince yapılı diyorsun, orada da ince yapılı olmadığını söylüyorsun, Mehdi (a.s)’nin yapılı olduğunu söylüyorsun. İşte ısmarlama hazırlanan kitap böyle olur. “Cism-i İsraili” diyor mesela konuşmasında söylüyor, cismi görünümü İsraili görünümlüdür, Ben-i İsraili görünümündedir, diyor. Sonra boyu Ben-i İsraili gibi, diyor. Orada cismi diyorsun, nerenin boyu, boy ayrı bir kelimedir, Arapça’da kelimesi ayrıdır, cismi ayrıdır. Cismi, bütünü demektir. Bütünü Ben-i İsraili görünümündedir, diyor. Konuyu burada da kendince çarpıtmaya çalışıyor; fakat Allah ayağına dolandırıyor. Zaten Arapça’sında, “cism” kelimesi o da Arapça, duyuluyor, söylerken zaten duyuluyor. Bak boyu orta boylu, cismi İsraili’dir, diyor. Şimdi İsrailli bir insanın boyu orta boylu mu oluyor? Yani bu anlam çıkmış oluyor. Bu adamın boyu İsrailli boyu kadar, böyle bir ölçü var mı dünyada? Şunda bir mantık var mı? Ama İsrail kavminin özelliğini taşıması ayrıdır. Mesela baktığında Ben-i İsrail görünümlüdür, yani Avrupai bir yapı. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) de Ben-i İsraili görünümündeydi, Hz. İbrahim (a.s.) de Ben-i İsraili görünümündeydi, yani İbrani soyunun özelliklerini taşır, o anlamdadır. Bunu söyleyemiyor, boyu benziyor, diyor. Boyunu zaten açıklıyor konuşmalarında, orta boyludur, diyor. İsrail boyunu nereden çıkarttın? Biri çıkıp dese ki boyu Türk boyu kadardır dese, şimdi bunun mantığı olur mu? Şimdi Türklerin uzun boylusu da var, orta boylusu da var, kısa boylusu da var. İsraillilerin de uzunu da var, orta boylusu da, kısası da var. Her yerde dilini Allah ayağına dolandırıyor. Teknik ve yöntemi böyle. Onun için dediklerini ağzı açık dinlemesin kardeşlerimiz. Tahkik ederek, dikkatlice dinlesinler. Bir kısım insanlar, çok az da olsa ağzı açık dinliyorlar. Böyle elini şakağına koyuyor, Cübbeli konuşuyor diye. Ama bak senin gözünün içine baka baka doğru söylemiyor adam görüyorsun ve ispat ediyorum tek tek.
ALTUĞ BERKER:Hadisleri kimin çarpıttığı şimdi ortada.
ADNAN OKTAR:Ortada tabii. Berker Hocam başka ne anlatayım?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, dün bahsettiğiniz konulardan ben hatırlatayım arzu ediyorsanız Hocam. “İnsanlar deccal deyince, deccalin dinsizliğini önemsiz görüyorlar. Mesela bir milyar kan akıtıyor, olabilir önemli değil deniyor. Dünyanın yüzse doksan dokuzunu dinsiz, ateist yapıyor, bu da önemli değil, diyor. Bu da deccal olduğunu göstermez, diyor. İnsanların yüzde doksan dokuzu mutsuz, acı içerisinde, stresli, ruh hastaları olmasına sebep oluyor. Bu da önemli değil, diyor. Neye önemli diyoruz? Onun boyunun bulutlara değmesi gerekiyor, diyor. Dünyanın yüzde doksan dokuzunu dinsiz yapan bir sistemi önemli görmüyorsan o zaman kör olmuşsun demektir. Basiretin bağlanmış demektir. İnsanları dinsiz yapan sistemin, mutsuz yapan sistemin adına deccaliyet denir. Bu hadisler müteşabihtir. Ama asıl yaptığı tahribat ve dünyaya yaptığı zulüm, dünyada yaptığı olumsuzluklar çok önemlidir.”dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bayağı güzel söylemişim, inşaAllah. Beni takip eden kardeşlerimiz beni dikkatli takip etsinler. Ben samimi bir insanım, benim öyle hırsım falan da yok. Ama İttihad-ı İslam hırsım var tabii, Türk-İslam Birliği hırsım var. Bu konuda çok kararlıyım, inşaAllah. Birde anlattığım konuları çok iyi hıfzlarına alıp her yerde anlatsınlar. Yani onlar devam etsinler bir süre sonra o ektikleri tohumların her yeri kapladığını görecekler. Biraz sabırlı olmaları lazım. Söyler söylemez netice alma mantığı olmaz. Olur mu? Bak ben 30 yıldan beri mücadele ediyorum, bak daha yeni yeni netice almaya başladım. Biraz sabırlı olsunlar. 30 dakika sabrı yok, hemen söyler söylemez olsun istiyor. Şu an anlattıklarımızı benim gördüğüm, çok geniş bir kitle izliyor. Ankara’da, İstanbul’da, Avrupa’da her yerde bu gece sohbetlerini dinlemeyen çok nadir insan var.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Her cemaatten, her gruptan hemen hemen herkes izliyor. Siyasi görüşü olan, siyasette de görevli olan insanların da geniş çaplı izlediklerini tespit ettik. Mesela bu çok güzel. Efendim bizim Ahmet Hakan’ından tut bilmem kiminden çık. Çok dikkatli izleyen kitlesi var; fakat kardeşlerimiz bu izleme oranını daha da arttırsınlar. İnternetten izlemeyi teşvik etsinler, kolaylık göstersinler, bizzat olayın üstünde durup fiilen seyredildiğini, izlendiğini görmeleri çok önemli. Sadece seyret deyip bırakmamak lazım. Televizyon yayınlarını da ısrarla birbirlerine tavsiye edip, birlikte, topluca durum değerlendirmesi yaparak seyretsinler. Anlamadıkları konuları da bana, yani samimi olarak anlamadıkları konuları da mutlaka yazsınlar. Ama genellikle anlaşılır anlatıyorum, çok net anlatıyorum ve delilli anlatıyorum, dediklerimin hepsi doğru. Ahir zamanda olduğumuz doğru, İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti doğru. Bediüzzaman bir kere çok acayip bir insan, çok şaşırtıcı bir insan. Kardeşim ben, son bin yıldan beri dediklerinin tamamı doğru çıkan bir alim ilk defa görüyorum, Bediüzzaman Said Nursi’dir. Yani tarih vererek dediklerinin tamamı doğru çıkan ilk defa görüyorum ve bu kadar çok, bir tane iki tane değil yüzlerce, her dediği doğru çıkan insan. Özellikle bu devri çok kapsamlı anlatmış ve dediklerinin hepsi doğru söylüyor. Yani bir şekilde Cenab-ı Allah ona bildirmiş, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Said Nursi ile ilgili bir haber vardı.
ADNAN OKTAR:Evet nedir?
ALTUĞ BERKER:İzmir’de İl Özel İdaresi mekanında, termal tesislerinde, Said Nursi sergisi açılmış, CHP’liler ayağa kalkmış. Niye böyle bir sergiyi habersiz açıyorsunuz, haberimiz olsa izin vermezdik gibi CHP İl Başkanlığı olay çıkartmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim CHP’nin öyle yerel çıkışları olabilir. Bütün CHP’ye mal etmemek lazım. CHP delikanlı partidir. İslam alimlerine de derin saygısı, hürmeti vardır, İslam’a karşı sevgisi vardır. Bir de Bediüzzaman önlenebilecek birisi değildir. Kimsenin gücü yetmez, söyleyeyim.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman’ı anlayamadılar, bilemiyorlar. Hızır (a.s)’ın dostu olan, Hızır (a.s) ile birlikte hareket eden olağanüstü birisidir, tahminlerinin çok üstünde birisidir. Onun için güç yetiremeyecekleri bir işe girmiş olurlar. Bediüzzaman’la uğraşanın Allah ayağına dolandırır, Allah vermesin Allah çok fazla felaket verir. Bediüzzaman’la uğraşmaya gelmez, söyleyeyim. Kim uğraşırsa mutlaka onu bir felaket sarar, Allah esirgesin. Allah’tan bir fitne ve bela ile karşılaşabilir. Allah’ın velileriyle uğraşılmaz, ben söyleyeyim. CHP’li kardeşlerimiz de boş bulunmuş yapmış olabilirler, inşaAllah onu telafi ederler.
Şu Cübbeli’nin sesi sedası bayağı güzel, Arapça Mehdi (a.s.)’yi öven konuşmaları var, onun içine oturuyordur Mehdi (a.s). Daha önce bilse, bunları tek kelime konuşmazdı o. Mehdiyet’e bu kadar hizmet edeceği aklının ucundan geçmezdi. Aydın Doğan ve bütün ekibi, Fatih Altaylı bu Cübbeli’ye bayağı bel bağlamışlardı. Bir taşla yirmi kuş vuracaklardı. Cübbeli’yi desteklemelerinin nedenlerini ben söyleyeyim. Birincisi; benim etrafımdaki insanların dağılmasına vesile olacağını düşünüyorlardı, bir. Beni etkisiz hale getireceklerini düşünüyorlardı, iki. Ailelerin falan gelip onunla konuşmasının nedeni oydu. Üçüncüsü, Mehdiyet’i gözlerden kaldıracaklarını düşünüyorlardı. Kıyamet’i erteleyeceklerini düşünüyorlardı, çok geri tarihe alacaklarını düşünüyorlardı. AK Parti’ye karşı da yine bir koz olarak düşünüyorlardı, bu Fatih Altaylı ve ekibi. Biz bundan istifade ederiz, AK Parti’nin yıpratılmasında bayağı faydası olur diye düşünüyorlardı ve buna benzer birçok. Bir de böyle garip bir Müslüman tipi ortaya koyup, Müslümanlığa karşı şiddetli bir reaksiyon da uyandırabiliriz düşüncesiyle düşünüyorlardı böyle bir tiple. Çünkü insanlar diyecek ki çoluğuna çocuğuna; işte Müslüman olursan yavrum bunun gibi olursun, diyecekler. Adamların da tabii haklı olarak kanı iliği çekiliyor. Böyle bir hayat, böyle bir şeyi istemezler. Böyle mi olacağız biz, diye düşünürse adam İslam’a yaklaşmıyor. O yönden de çok etkili olacağını düşünüyorlardı. Birde Darwinizm’den haberi olmayan, materyalizmden haberi olmayan bir insan modeli, Darwinizm’e ve materyalizme dokunmayan bir Müslüman modeli. Böyle olursanız size dokunmayız, rahat yaşarsınız. Dolayısıyla meşhur da ederiz, beraber eğleniriz de ama Darwinizm’e dokunmayın ve dolayısıyla Darwinizm’e karşı olan mücadelede Müslümanları pasifize etmek için bu tip bir Müslüman modeli ortaya çıkartıp, Darwinizm’i yerden yere vuran Müslümanları da geri plana iteceklerini düşünüyorlardı. Buradan da bir stratejileri vardı. Hepsini yerle bir ettik, hepsini etkisiz hale getirdik ve meşhur Cübbeli’lerini Mehdi (a.s)’nin emrine verdik, Mehdiyet’in emrine verdik. Dolayısıyla da öncüsü olarak benim talebem oldu, Mehdi (a.s.) öncüsü olarak. Ve en istemediği şeyi şu an ona yaptırıyorum bağırta bağırta, ensesinden tuttum ve en istemediği şeyi ona yaptırıyorum. Mehdi (a.s.)’ye hizmette ona her gün daha da fazla görev vererek devam ettireceğim hizmetini. Devam edelim görelim.
VTR: Cübbeli’nin Kıyamet’le ile ilgili konuşması.
ADNAN OKTAR:Fatih Altaylı bilseydi böyle Cübbeli’nin bu kadar Mehdi (a.s)’ye hizmet edeceğini bunu hiçbir şekilde ortaya çıkarmazdı. Aydın Doğan nereden bilsin böyle olayın tamamen terslerine döneceğini? Aileler nereden bilsin? Verdikleri hediyeler de boşuna gitti Cübbeli’ye. Aldıkları kutu kutu hediyeler de boşuna gitti. Ve en istemedikleri şeyi yapıyor şu an Cübbeli ve devam edecek, inşaAllah. Daha da kapsamlı artarak devam edecek, inşaAllah. Bir de böyle bir garibanı Mehdiyet’i durdurmak için, Ahir zaman alametlerinin anlatılmasını durdurmak için, bizim faaliyetlerimizi durdurmak için, İttihad-ı İslam’la ilgli çalışmalarımızı durdurmak için, bunu ağır top olarak görmeleri çok şaşırtıcı, böyle bir garibanı. Beni tanımıyor bunlar, Allah-u alem tanımıyorlar. Bir parça kendimi tanıttım ama çok az bir kısmını tanımışlar. Daha tanıtacağız daha, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Özellikle Saadet Partisi olayında anlamışlardır Allah-u alem Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii Erbakan Hocamız’a da böyle rahatça diş geçireceklerini zannettiler, yani yalnız zannettiler. Tam kadro Erbakan Hocamız’ın üstüne bir akında bulundular kendilerince. Biz Seyyid Battal Gazi gibi karşılarına çıkınca darmakeşan oldular, ayakkabılarını bile bırakıp kaçtılar ve Erbakan Hocam da aslanlar gibi geldi ve ezip geçti. Bak şimdi o sosyalistliğe özenen arkadaşlarıyla başbaşa kaldılar, Taha Akyol’lar falan böyle. Kardeşim Taha Akyol birisini destekledi mi, vardır bir şey, bir nokta koyacaksın. Büyük bir durum vardır. Nitekim bak teşhisimiz de doğruymuş, inşaAllah. Erbakan Hocamız’ın da Allah sağlığını sıhhatini arttırsın. MaşaAllah çok şahane güzel bir konuşma yapıyor, gençler de onu çok güzel destekliyorlar hoşuma gitti, televizyonda gördüm. Ama tabii bu coşku, bu muhabbet, bu toplantılar daha yoğun olması lazım. Türk-İslam Birliği oluşuncaya kadar gayret, inşaAllah. MHP’yi de bu yönde çok takdir ediyorum, Büyük Birlik Partisi’ni de çok takdir ediyorum. AK Parti’nin çok güzle faaliyetleri var bu yönde, özellikle Dış İşleri Bakanı’nı da bu yönde çok tebrik ediyorum. Allah yolunu açık etsin, gayretlerini arttırsın. Gayet güzel gidiyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Vesilenizle Hocam.
ADNAN OKTAR:EvelAllah. Kendimiz buradayız ama fikirlerimiz iktidarda, inşaAllah. Efendim, biraz da hadis okuyalım yine. Hadis mi okuyayım Kuran’dan ayet mi okuyayım? Evet. Bana Kuran’dan bir sayfa aç. Bismillah. Efendim Casiye Suresi’ni açmışsın. 28. ayet.
“O gün” kıyamet günü “sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır.” Tevrat olan Tevrat, İncil olan İncil, Kuran’a uyanlar Kuran’la, başka hiçbir kitap yok ama, kendi kitaplarına "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz.” İyilik yaptıysan iyilik, kötülük yaptıysan cezasını. “Bu Bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konuşuyor. Gerçekten Biz, sizin yaptıklarınızı yazıyorduk." Bu kaderinizdeydi diyor Cenab-ı Allah. “Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince,” bak iman ediyor ve samimi eylemlerde bulunanlara gelince, ”Rableri onları Kendi rahmetine sokar.” Allah rahmetiyle onları koruyor. “İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.” Hem mutluluk var hem kurtuluş var. “İnkar edenlere gelince; "Size karşı ayetlerim okunduğunda,” Kuran ayetleri okunduğunda hurafe değil, uydurma ayetler değil. Var ya bazı sehtekarlar; bana ayet geldi, Allah’ın hükmü geldi, diyen böyle sahte ayetler değil yahut yobazların ve münafıkların uydurduğu hurafeler değil, bak Kuran ayetleri. “İnkar edenlere gelince; "Size karşı ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu-günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz?” Enaniyet yapan büyüklük taslayan siz değil miydiniz, diyor Allah. "Gerçekten Allah'ın va'di haktır, Kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" “Gerçekten Allah’ın va’di haktır” 2031’i veriyor. Mehdi (a.s)’nin hakimiyet yıllarını veriyor bakın, "Gerçekten Allah'ın va'di haktır.” Allah ne dediyse doğru çıkar, 2031. “Kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur," Kıyamet alametleri başlıyor ve Kıyamet geliyor. "Denildiği zaman siz Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.” Şimdi mesela Kıyamet’ten bahsediyoruz bazı tipler çıkıyor diyor ki; Kıyamet önemli değil kardeşim. Ne önemli, diyorsun. Herkesin ölümü zaten Kıyamet’idir, boşver sen Kıyameti, diyor. Peki ayette ne diyor Cenab-ı Allah? Bak “Kıyamet-saati de neymiş?" diyorlar, alay ediyorlar Kıyamet’le, Kıyamet saati de neymiş, önemli görmüyor. “Biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz.” Uzun, Kıyamet’e daha var, 570 yıl var, 1000 yıl var, 5 milyar yıl var, diyor. “Biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz” demiştiniz.” Biz inanmıyoruz arkadaş, kesin bir bilgiyle inanmıyoruz, diyor. Kıyamet önemli, Kıyameti Müslüman gündemde tutacak, Kıyamet’ten çekinecek, Allah’a sığınacak. Herkesin ölümü kendi Kıyamet’idir, Kıyamet’i okumaya gerek yok, Kıyamet’i anlatmaya gerek yok, Kıyamet alametleri önemsizdir, dersen Allah belanı verir işte böyle gördüğün gibi, inşaAllah.
Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırız. Kehf Suresi, 65 “Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz” Allah’ın bak özel olarak rahmet verdiği “ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” 2010 yılını veriyor ebcedi. 2010, bu bulunduğumuz yılı veriyor. “Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” Bak doğru yol olarak sana öğretilenden, Allah’ın sana öğrettiklerinden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim, soruyor. “Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."” Bu Mehdiyet özelliğidir, zaten Kehf Suresi Mehdiyet’i anlatır. Adam diyor ki; ben Mehdi (a.s)’ye talebe olabilir miyim? Kardeşim zordur. Yok çok kolay yaparım, diyor. Yapamazsın. Okulunla çatışır, hayatınla çatışır, işinle çatışır, keyfinle çatışır, korkularınla çatışır, inaçlarınla çatışır. Çünkü Mehdi (a.s.) mutlak müceddit ve mutlak müçtehiddir. Medine’nin imamı bile, İstanbul’daki alim bile Mehdi (a.s)’ye karşı çıkıyor. Kendini Allah’a adadığını iddia eden alim bile Mehdi (a.s)’ye karşı savaş açıyor. Kolay değildir. “Böyleyken” bakın "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" Derinliğindeki asıl hikmeti, inceliğini bilmediğin şeye nasıl sabredersin, diyor. Demek ki özünü kavratacak Mehdi (a.s). Yani özünü insanlar kavrayamadıkları için itiraz edecekler Mehdi (a.s)’ye. "İnşaAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın.” İnşaAllah demenin önemini burada da görüyoruz. “Beni sabreden biri olarak bulacaksın,” demek ki Mehdi (a.s)’nin yaptıklarında sabır gerekiyor, bir hikmet arayacaksın ve sabredeceksin. “Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.” İstisnasız. “Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma” Yani eleştiri yapmak, niye bunu böyle yapıyorsun, niye şöyle yapıyorsun, bunu yapma. “Ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." Ben sana gerekirse söylerim. Ama sürekli itiraz edip acayibine giderse, sen samimi olarak zaten itaat etmiş olmazsın, diyor. Bağlanmış olmazsın. Mehdiyet’in stilini, yöntemini Allah göstermiş oluyor. Mehdiyet de aynısıdır, inşaAllah. Bayağı benzer, aynısı demeyeyim de bayağı benzer. 71: “Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi.” Hasar verdi, gemiye hasar verdi, deldi gemiyi. “(Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.” Mehdi (a.s)’ye yapılacak itirazlardan bir tanesidir. Mehdi (a.s)’ye insanların karşı olmasının nedeni, 313 kişi olmasının nedeni Hızır (a.s) özellikleri taşımasıdır Mehdi (a.s)’nin. Hemen hemen her yaptığını acayip karşılayacaklar. O yüzden de ona tabi olmak, talebe olmak çok zordur. Bak Hz. Musa (a.s)’da da bunu görüyoruz. “Gemiyi içindekileri batırmak için mi deldin.” Baktın mı öyle gibi görünüyor, yani zahiren öyle. Ama batınında hak yaptığı, doğru. “Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?” Çok zordur bu diyor. “(Musa:) "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.” Bana kolaylık göster, beni sorgulama, diyor “Böylece ikisi (yine) yola koyuldular.” Bak hep iki iki gidiyor dikkat ederseniz. “Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürdü. “(Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." Yani cinayetle suçlamış oluyor, çok ağır bir itham. Ama tabii bir hikmeti var. “Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." diyor. Halbuki tabi olması gerekiyor ve hiç itiraz etmemesi gerekiyor. “Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" Daha önce de söylemiştim, diyor. “(Musa:) "Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi. Böylece ikisi yola koyuldu.” Bak yine iki, hep iki iki gidiyor. “Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti.” 77. ayette “(Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.” Allah için yapılan hizmetlerde ücret olmaz, buna işaret ediyor ayet. “Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim. Gemi, denizde çalışan yoksullarındı” Mehdi (a.s) ne yapacak? Yoksulları koruyacak. Hızır (a.s) ne yapıyor? Yoksulları koruyor. Gemiden anladığımız Mehdi (a.s) denizin bulunduğu, gemilerin bulunduğu bir yerde zuhur edecek. Nerede zuhur edecek? İstanbul’da. Geminin işareti aynı zamanda denizi anlatıyor. Mehdi (a.s)’nin bulunacağı yere işaret ediyor. “denizde çalışan yoksullarındı” yoksulları korumanın önemini ve Mehdi (a.s)’nin yoksulları nasıl koruyacağına da Kuran işaret etmiş oluyor. “Onu kusurlu yapmak istedim” Zarar verdirmemek için, bazen insanları korumak içİn bu tarz yöntemleri kullanabileceğini Kuran işaret ediyor.
ALTUĞ BERKER:Daha önceki bir tefsirlerinizde de 79 yılında bir gemi olayının olduğuna işaret etmiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aslında daha önce bunu açıklamıştım ama daha detaylara girmiyorum. Yoksa mesela burada Hızır (a.s)’ın duvarcı ustası olduğunu görüyoruz aynı zamanda. Efendim, yıkık duvar mesela masonlukta bir semboldür. Duvar yapılması bir semboldür. İki yetimden bahsediliyor. Masonlukta çok önemlidir, yetimler. Dul kadın, mesela çok önemlidir. İki öksüz çocuk, yani biri Mehdi (a.s), biri İsa (a.s). Bu öksüz çocukların annesi de dul kadın. Masonlarda biliyorsunuz çok önemlidir. Dul kadın ve iki öksüz çocuk, iki yetim, yani sembollerler remzedilir. Masonlar o sembollerini açıkladığımda nefesleri kesildi. Şimdi binlerce mason görüşmek istiyormuş, onların yazıları geldi. Çok fazla görüşmek isteyen, inşaAllah. “Altında onlara ait bir define vardı” yine bu da masonluğun sembolüdür, define, define sandığı. “Babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu.” Mesela burada itiraz etmeme, mürşide tam tabi olma var. Ve bununla ilgili dilini tutmak, ketum olmak masonlukta çok önemlidir, ketum olmak, sır tutmak. Bir şey görüp onu muhafaza etmek, onu söylememek, ona da burada işaret var. Mesela burada Hızır (a.s) üstaddır. Masonlukta da üstadlık vardır. Onlar Mehdi(a.s)’yi de üstad olarak alıyorlar. Mason efsanelerinde, mason inancında; 1000 yılllık, 2000 yıllık eski inançlarında, İstanbul’da iki büyük ustadan biriyle karşılacaklarına inanıyorlar, yani Mehdi (a.s) ile. İstanbul’da; kutsal şehir bizim için İstanbul, yani yer olarak zaten belli, diyorlar. Şehir İstanbul’dur. Orada biz bir ustayla karşılaşacağız, diyorlar. Yani bütün masonlara lider olacak bir usta. Usta diyorlar onlar Mehdi (a.s)’ye. İkinci usta da İsa (a.s) onlar için. Ona da usta diyorlar. Onunla da karşılaşacaklarına inanıyorlar, inşaAllah. Tapınak şövalyeleri diyorlar, bizim binlerce yılllık kehanetimiz budur, biz Mehdi (a.s)’yi gördüğümüzde ona yardım etmekle mükellefiz. İsa (a.s)’yı gördüğümüzde ona yardım etmekle mükellefiz, bizim görevimiz bu, diyorlar. Yani tek Allah inancının dünyaya hakim olması, İslam ahlakının dünyaya hakim olması, bunun için şu ana kadar biz vardık, diyorlar. Ve inşaAllah öyle olacaklar.
ALTUĞ BERKER:Ve Adoni, Adonay’dan anlatmıştınız Hocam daha evvel.
ADNAN OKTAR:Evet. Mesela masonlukta yine başka sırlar var onlar da yine Kuran’da var. Anlaşılıyor ki masonluk birçok ritüelini Kuran’dan almış. Ve Hz. Süleyman (a.s)’den almışlar ve Tevrat’tan almışlar. Bu kıssada yine masonluğun birçok sembolünü görüyoruz. Mesela çıpa da masonlukta bir semboldür, gemi çıpası, inşaAllah. Şimdi o konulara girersek olay bambaşka bir şekle girecek onun için ben bu kadarla şimdilik bu konuyu bitirelim, inşaAllah. “Sana (Ey Muhammed (s.a.v)) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar.” Mehdi (a.s.) Zulkarneyn (a.s.). Dünyaya hakim olan Zulkarneyn (a.s.). Peygamberimiz (s.a.v) iki kişi Müslüman’dı, ikisi kafirdi, diyor. Beşinci olarak benim evlatlarımdan Mehdi (a.s.) hakim olacak dünyaya, diyor. Şimdi Berker seni dinleyelim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Dün hadis şerh ederken şu hadisi okumuştunuz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor Suyuti’nin tasnifinde; “Doğudan siyah bayraklılar çıkar, onların yürekleri demir gibidir. Kim onları işitirse kar üzerinde sürünerekte olsa gitsin onlara biat etsin.” Şöyle açıkladınız Hocam; “bazı insanlar Mehdiyet’e ben yardım etmek isterim ama evliyiz çoluk, çocuk var diyor. Veya ben Avrupa’da doktora yapmaya gideceğim veya fabrikam var veya çekler, senetler var, diyolar . Hiçbir bahane bunun üzerinde olamaz. En zor şartlarda evini, barkını, malını, mülkünü tamamen kaybetmesi, çok perişan olması lazım. Ayaklarını da kaybetmiş, soğuk hava var, her an ölebilir, bu şartlarda bile olsa Peygamber Efendimiz (s.a.v) mutlaka Mehdi (a.s.)’ye katılıp yardım edeceksiniz, diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onu insanlar düşünüyor ki işte Mehdi (a.s.) gelir, Mehdi (a.s.)’nin evine gelirler, orada herkese yemek dağıtırlar oturup yemeklerini yerler. Başı ağrıyorsa Mehdi (a.s.) başını mesheder, başı geçer. İşinden atıldıysa, Mehdi (a.s.) ona iş bulur. Evli değilse, evlendirir. Arabası yoksa ona araba sağlar, yani böyle bir Mehdi (a.s.) inancı oluyor. Böyle bir Mehdi (a.s.) inancı olmaz. Mehdi (a.s.)’ye her yönden destek olmak olmak için gidilir, yardım edilir. Mehdi (a.s.)’ye sorun çıkartmak için gidilmez. Ben de Mehdi (a.s.) ile karşılaşmış olsam, yani benim sorunlarımı, benim ihtiyaçlarımı karşıla diye ben Mehdi (a.s.)’nin karşısına gitmem. Bize yeni yeni kanallar açtır, işte bize imkan sağla falan demem. Veyahut bizim mahkemelerimizi hallet demem, yani onlarda bize yardımcı ol demem. Ne derim? Ben emrinizdeyim efendim, inşaAllah. Evet. “Gerçekten biz ona yeryüzünde sapasağlan bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol ve sebep verdik” 2017 diyor ebcedi.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Yine şu Cübbeli’nin sesinden Aydın Doğan dedemizi biraz bilgilendirelim. Mehdiyet ile ilgili hadisleri gizliyor insanlar, bunların anlatılması gerekir diyor, yani işte Nostradamus falanca namussuz birçok kişi gizliyor, diyor. Bu hadislerin anlatılması ama onlara uyuyorsunuz diyor. Nostradamus falanca namussuzlara uyuyorsunuz, onları dinliyorsunuz, diyor. O kunuşmasını yayınlayalım.
VTR: Cübbeli Kıyamet alametlerinin gerçekleştiğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, demek ki Mehdiyet ile ilgili alametler sürekli çıkıyormuş.
ALTUĞ BERKER: Gün be gün çıkıyor diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Gün be gün çıkıyor.
ALTUĞ BERKER: Tıpatıp çıkıyor.
ADNAN OKTAR: Peki hiç Cübbeli’den siz bunu duydunuz mu? Bak şu alametler çıktı, şu alametler çıktı dediğini duydunuz mu? Onu duymadık. Ama Nostradamus falanca namuzsuz çıktı deyince inanıyorlar ama Peygamberimiz (s.a.v) deyince bunu gizliyorlar, diyor. En başta gizleyen sensin Cübbeli Efendi. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerini, çıkan mucizelerini en başta gizleyen sensin ve bu konuda görevli olduğun da anlaşılıyor.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. “Bir daha merhabalar Hocam. Masonların en önemli kurallarından biri gizlilikse o zaman bu kuralları nasıl ihlal edebiliyorlar? Bakü’den Elnur.” Ama hangi kuralı ihlal ediyor onu söylememeşsin. Onu söylersen cevabını vereyim.
“Selamun Aleyküm Hocam. Ağabeyim ve ben yarın sınava gireceğiz sizden Allah rızası için dua istiyoruz Hocam” diyor. Allah muvaffak etsin, inşaAllah. Evet Berker Hocam seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Dün şu ayetleri okudunuz Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım 15. Surenin 6. ayeti “Onlar: ‘Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin’ dediler. Eğer doğruyu söylüyor isen bizlere Melekler’i getirmeli değil miydin? Hak olmaksızın Biz Melekler’i indirmeyiz. O zamanda onlara göz açtırılmaz.’” Şöyle tefsirini yaptınız Hocam. “Başının üstünde bir Melek olsun, bu Peygamber’dir desin diyorlar o zamanın müşrikleri. Cübbeli diyor ya Hz. Mehdi (a.s.)’nin başında bir Melek olsun bağırsın diye, Peygamberimiz (s.a.v)’in zamanındaki müşrikler de başının üstünde çıksın Melekler, senin Peygamber olduğunu söylesin diyorlardı. Birde Mehdi (a.s.)’ye göster bakalım Mehdi (a.s.) olduğunu diyeceğiz, diyor Cübbeli. Mehdi (a.s.)’ye kimse böyle bir üslüp kullanamaz. Hz. Mehdi (a.s.) zaten Mehdi’lik iddia edemez ki, Hz. Mehdi (a.s.)’nin de öyle bir iddiası olmaz. Allah mahvederim, diyor. Melekler geldiği zaman zaten göz açtırılmaz, diyor.” dediniz Hocam İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Bunları bir daha tekrar etmen iyi oluyor, daha iyi anlaşılmasını sağlıyor, inşaAllah. Şuara Suresi 144. ayet şeytandan Allah’a sığınırım. "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."Allah’tan korkacak Müslüman, helale-harama dikkat edecek “ve bana itaat edin.” Peygamber (s.a.v.)'e itaat edecek. "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir." Hz. Hızır (a.s.) da ücret almıyor. Allah rızası için mücadele eden, para almaz, ücret almaz. Bak Peygamber (s.a.v.)’e diyorlar ki; “Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin. Sen, yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru söylüyor isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir de görelim.” İşte Cübbeli de diyor ya; “mucize getir, başının üzerinde bulut olsun, Melek olsun senin Mehdi (a.s.) olduğunu söylesin” diyor. Mesela “Mehdi (a.s.) çıkarsa ona öyle söyleyeceğiz” diyor. Hazırlık yapıyor şu anda, şu andan hazırlık yapıyor, meydan okuyacağız, diyor. 164’cü ayette yine Allah bunu vurguluyor; “Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.” Allah yolunda çalışmalarda hiçbir şekilde ücret alınmaması çok önemli, yani o Mehdiyet alametidir. Öbürü hastalıktır. Allah yolunda mücadele eden bir insan, Allah yolunda yaptığı mücadeleden dolayı hiçbir şekilde o mücadeleden para kazanmaz. Kuran buna çok ısrarla işaret ediyor, inşaAllah. Bismillah. İsra Suresi, 87. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım.
“(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.” Buradaki ayette; “Şüphesiz Allah’ın lütfu senin üzerinde çok büyüktür.” Ayetinin ebcedi 1980 tarihini veriyor. Hz. Mehdi (a.s.)'nin çıkış tarihini veriyor, 1980. Net bir tek tarih veriyor. Bak “Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür. De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler." Asrımızın psikopat, manyak, yobazları ne diyor? Biz getiririz, diyorlar. Ya hurafe olarak getiririz, yahut da bana yeni bir kitap geldi Kuran gibi ona da uyarız, diyor. Kuran, bu psikopatların getirdiği kitap, ya da hurafeler. Cenab-ı Allah bunu imkansız bir olay olarak vurguluyor. “De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- bir benzerini getiremezler." Hani Hocanız sahtekar Hocalar, vahiy geliyordu bunlara? Hani kitap getiriyorlardı bunlar? O Ahmediye’de var, Ahmediye ekibinde var, yeni çıkan tiplerde var, Amerika’da olanlar var, orada burada olanlar var, halen de bize vahiy geliyor diyenler var. Bir de yobaz ve hurafeci takımı var. Seni dinliyoruz Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam siz daha önce bir programda ebced ilmi ile ilgili kısa bir anlatım da hazırlanabilir demiştiniz. Sizi seven iki kardeşimiz gönüllü olarak bir film hazırlamışlar. İki buçuk dakika kadar sürüyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam sürsün.
ALTUĞ BERKER:Tamam Hocam, inşaAllah.
VTR: Ebced Hesabı
ADNAN OKTAR:Evet güzel, aferin çok iyi hazırlamış. Daha da iyi olabilir tabii ama olmuş, inşaAllah. Berker Hocam sen güzel şeyler anlatıyorsun, anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam sizin anlattıklarınızı tekrarlıyorum Hocam, inşaAllah. Dün hadis okudunuz, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor; “Doğudan Ben-i Abbas’a ait siyah bayraklar çıkar, onlar bir süre devam ettikten sonra, yine doğudan bu kez küçük siyah bayraklar çıkar ve Ebu Süfyan’ın soyundan bir adamla savaşarak Mehdi (a.s.)’nin itaatine girerler. (Suyuti'nin Tasnifinden) Şöyle şerh ettiniz; “Bu bayrak nerede? Bu siyah bayrak Topkapı'da, Topkapı Sarayında. O bayrağın sahipleri kim? Hz. Mehdi ve talebeleri. Açılacak müstakbel bayraktan bahsediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)'in zamanından beri hiç açılmamış siyah sancağından bahsediyor. Ama bu, Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde ortaya çıkıp Müslümanlar ona biat ettiğinde açılıyor” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah.
Hadis okuyayım biraz. Bismillah herhangi bir sayfa açayım. Veyahut muhterem Hocamıza açtıralım. Herhangi bir sayfa aç. “Doğudan gelecek siyah bayraklar” senin anlattığın konu çıktı.
ALTUĞ BERKER:Bugün üçüncü defa oluyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. O zaman bir sonra ki sayfayı açayım, inşaAllah. Yine burada siyah bayraklardan bahsediyor. Bir sayfa daha açayım.
“Naim b. Hammad, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi (a.s.)’nin evvelinde Şuayb b. Salih olacaktır.” Bu hadisi ben geçenlerde anlatmıştım. Şuayb bin Salih Hz. Mehdi (a.s.)'dır. Burada bahsedilen Mehdi (a.s.) de, Hz. İsa (a.s.)’dır, inşaAllah. Çünkü burada bahsedilen Şuayb, şubecik anlamına geliyor. Bin Salih, babası salih olan şubecik. Küçük topluluğu olan şubecik ve onun özelliği, Şuayb b. Salih’in özelliği Süfyan’ı yok etmesi, etkisiz hale getirmesi. Süfyan’ı ortadan kaldıran, Hz. Mehdi (a.s.)'dir zaten. Dolayısıyla onun Mehdi (a.s.) olduğunu anlıyoruz. Buradaki Mehdi’nin de, Hz. İsa (a.s.) olduğunu anlıyoruz. Çünkü her ikisi de Mehdi’dir, İsa (a.s.) da Mehdi’dir, Mehdi (a.s.) da Mehdi’dir.
“Taberani, Evsad’da, İbni Ömer (r.a.)’dan tahric etti, O şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) bir gün Hz. Ali Keremullahi Veche’ninelinden tutarak şöyle buyurdu:” Hz. Ali (r.a.)’nin elinden tutmuş Peygamberimiz (s.a.v.) ve şöyle bir konuşması olmuş; “Bunun soyundan bir genç çıkar ve arzı adaletle doldurur. Siz onu gördüğünüzde Temimi genci arayın, çünkü o doğudan çıkacak ve Mehdi (a.s.)’nin bayraktarı olacaktır.” Bu hadis de yine aynı olayı anlatıyor, fakat Salih b. Temimi, Şuayb b. Salih denilen kişi Mehdi (a.s.)’dir, inşaAllah. Ama Mehdi (a.s.)'den önce tabii birçok insan var. Yaklaşık 5 kişi var Mehdi (a.s.)'ye yardımcı olan, Mehdi (a.s.)’nin zamanında olan. Öncesinde, sonrasında olan kişiler var. Mesela bunların kimi Bediüzzaman Said Nursi'ye bakar, kimi belki Fethullah Hoca'ya bakıyor. Kimi belki Menzil'deki o mübarek Şeyh Efendi'ye, Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ne bakıyor, kimi Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ne bakıyor. Ki Süleyman Hilmi Tunahan, çok büyük muhterem bir insandır. Mehdi (a.s.)'ye zemin hazırlayan çok önemli bir mürşiddir. Türkiye'nin her tarafını, dünyanın her tarafını Kuran kurslarıyla donattı. Kuran'a çok büyük hizmet etti. Kuran'ın öğrenilmesi, Kuran eğitiminde dünya çapında en büyük çalışmayı yapmış olabilir, inşaAllah. Dolayısıyla onlara da hadislerde işaret ediliyor. Fakat sadece isimleri geçiyor. Ama isimleri paylaştırdığımızda, bu kişiler olduklarını anlıyoruz. Bir Muhammed Raşid Erol Hazretleri, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Şeyh Nazım Hocamız’a bakan hadisler var. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ne bakan hadisler var. Ama bu muhteremlerin hepsi Hz. Mehdi (a.s.)'ye zemin hazırlar ve Hz. Mehdi (a.s.)'ye yardımcı olan ekiptir, inşaAllah.
“Keza (N.b. Hammad), Abdullah b. Şureyk’den tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi (a.s.)’nin beraberinde, Resulullah (s.a.v.)’in bayrağı bulunur.” Bayrak Topkapı’da, İstanbul'da. Bak İstanbul, Mehdi (a.s.) ve bayrak üçü de bir aradalar. Birbirlerinden ayrılmazlar, inşaAllah.
Mesela bak yine “Keza (N.b. Hammad) Kaab b. ve Alkame’den tahric etti, o şöyle dedi: Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi (a.s.)’nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya (Kudüs)’ya kadar ulaşır.” Hz. Mehdi (a.s.)'ye yardımcı olacak kişilerden birisi daha bu. Fakat çok kısa bilgiler veriliyor, çok az bilgi veriliyor.
“Keza (N.b. Hammad) Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Ayşe (r.a.)’den tahric etti.” Hz. Ayşe (r.a.) annemiz ve Hz. Ali Keremullahi Veche’tentahric ediyor. “Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Mehdi Benim ısretimdendir” yani benim soyumdandır, “bir reculdur,” bir Resuldur, yani tebliğci, dini yayan, risaleti; Peygamberimiz (s.a.v.)’in getirdiği risaleti insanlara açıklayan, anlatan. Peygamber anlamında değil, tebliğci. “Benim vahiy üzerine savaştığım gibi, O da Benim sünnetim üzere çarpışacaktır.” Aynı Asr-ı Saadet’i oluşturmak için gayret edecektir. Asr-ı Saadet ortamını meydana getirmek üzere gayret ettiğim gibi. Recul, temsilci, Allah'ın risaletini temsil eden, anlatan, vahiy gelmemiş, mevcut. Mesela Kuran nedir? Allah'ın Peygamberimiz (s.a.v.)'e verdiği bir kitap. Ona getirdiği bir kitap. Bunu tebliğ ettiğinde bir insan, anlattığında risalet görevi yapmış olur, inşaAllah. Allah’ın temsilcisi olmuş olur, Allah için yaptığı için, inşaAllah. Kaç dakikamız var?
ALTUĞ BERKER:2 dakikamız var Hocam.
SUNUCU:İnşaAllah. Bizleri yarın 22.00’den itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Çay TV ve Kanal Avrupa’dan takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz, sözü Hocama bırakıyorum.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
“Sayın Adnan Oktar Hocam. Geçen gece Arzu Yanardağ Hanımefendi ile ilgili internet sitelerinde detaylı bir arama yaptım, birçok yorum okudum... Birçok haber sitesinde haberiniz oldu, inşaAllah. İnananlar veya inanmayanlar size bir şekilde hizmet ediyorlar, bunu açıkça görebiliyorum. Karalamaya çalışanlar bu şekilde çalışmalarınızı bir şekilde,” hem de ne hizmet, hem de ne hizmet yani, inşaAllah. İnternet girişlerini bu kadar arttırması bu olayın çok büyük nimet ve ağırlarına gittiği için de daha önce de söyledim, güya benim bu canımı, Arzu Hanım’ı efendim “sen çok haber oldun, bir süre gelme demişim güya.” Bilakis ona karşı sevgim, saygım daha da arttı. Hemen, zaten bu haberin hemen ertesi günü geldi zaten Arzu, inşaAllah. Yine gelecek, her zaman gelir, inşaAllah. Ama bazen işi oluyor, annesine bakması gerekiyor ama tabii muntazam beraber olacağımız, görüşeceğimiz bir insan. Hasetlerinden neredeyse çatlayacaklar inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...