ALTUĞ BERKER: Hocam bugün sabah televizyon haberlerinden bilgi vardı. Basın toplantısında Cumhurbaşkanımız Gül’e Wikileas sitesinden yayılan Azerbaycan ve Türkiye ile ilgili olumsuz haberlerle ilgili ne düşündüğü soruldu. Cumhurbaşkanımız gazetecilere cevaben; “Biz tek milletin farklı farklı devletleriyiz bu konular hiçbir zaman Azerbaycan’la olan dostluğumuzu etkilemez” diyerek cevap verdi hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O kadar. İstediklerini desinler. Babayla oğul, babasına yok şunu dediler, oğluna bunu dediler, hiçbir şey fark etmez. İstediklerini desinler Türk İslam Birliği oluşacak Azerbaycan’la Türkiye birleşecek ve Rusya, hepsini inşaAllah kardeş yapacağız. Bütün dünya dostluk kardeşlik ve sevinç içinde olacak. Başka neler var Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Diğer haberlerde hocam, bugün Haber Türk Gazetesi’nde Cübbeli Ahmet Hoca’nın Ocak ayında benim de montajlı iftira kasetlerim çıkabilir dediğini ve korktuğunun başına geldiğini yazmış. Haber Türk Gazetesi’ni dün akşam saatlerinde bir kişi arayarak elinde Cübbeli’nin bazı görüntülerinin bulunduğunu söyleyerek bir muhabirden randevu istemiş. Olay yerine giden muhabire görüntüleri izlettiren kişi gizli kamerayla çekildiğini iddia ettiği görüntüleri satmak istemiş ancak gazete bu teklifi etik olarak reddetmiş.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bu gibi şeylerde ben tedirgin olmayı doğru bulmuyorum. Bir kere ayette Cenab-ı Allah; “ Kardeşlerinizin gizli hallerini araştırmayın” diyor. Tecessüs. Tecessüs haramdır İslam’da. Mütecessis olmak. Hatta evlere pencereden girmek bile yasaklanmıştır, “kapıdan girin” diyor Cenab-ı Allah. Böyle yok gizli kameraymış, yok gözetlemeymiş bilmem ne. Müslümanlar tecessüs altında tutulmaz, bu haram. İkincisi de kamera görüntüsüyle, şununla bununla Müslümana iftira atılmaz. Geçerli değildir, yani dört şahit gerekir. Bir, iki, üç, dört. Dördü de salih, yalan söylememiş, dürüst insan olacaklar. O zaman onların şahitliği geçerlidir. Yoksa kamerayla yok şununla, yok bununla, falan feşmekan, bununla bir insan hakkında herhangi bir iddiada bulunmak, ona suç isnad etmek doğru olmaz, yanlıştır. Velev olsa bile dinden çıkmaz, nihayet insandır hata yapmış olabilir tövbe eder, Allah’tan bağışlanma diler Müslüman Müslümanlığında devam eder. Hiç günahsız insan yok. Birçok Müslüman birçok çeşitli günahlar işliyor mesela namaz kılmasa bile o da günahtır. Oruç tutmaz o da günahtır. Veyahut herhangi bir hata yapar o da günahtır. Tövbe eder dinden çıkmaz. Dolayısıyla böyle şeylere itibar etmemek lazım. İnşaAllah. Başka ne var Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Hocam, Haber Vaktim’de Kurtuluş Savaşı’na katılanlar arasında olup hayatta kalan tek isim inşaAllah 107 yaşındaki Şahabettin Aslan.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah Allah ömrünü daha da uzun etsin maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah cephede vuruşma haricinde namazlarını asla kaçırmadıklarını, tüm komutanların da kendileriyle birlikte namaza durduklarını, açık alanda toprak üzerinde cemaat oluşturduklarını ve Fevzi Çakmak’ın birçok kereler kendilerine namaz kıldırdığını söylemiş hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fevzi Çakmak maşaAllah. Hepsi Koçyiğit. Bugün seni Cübbeli telefonla aradı mı?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam bizzat konuştu. Gayet hürmetliydi, hocamız himmet buyursun şeklinde ifade etti.
ADNAN OKTAR: Evet biz eleştiririz Cübbeli’yi, efendim hatalarını söyleriz ama böyle münasebetsiz, böyle anormal, vicdana uygun olmayan eylemlere de tabii kanun hukuk ölçüleri içerisinde müsaade etmeyiz. Dağ başı değil Türkiye İnşaAllah. Ama tedirgin olmasına da gerek yok demin anlattım, Kuran’a göre geçerli değildir. Şahit gerekir, dört tane şahit gerekir. Ne zaman aradı seni bugün?
ALTUĞ BERKER: Bugün saat iki buçuk civarlarında, ben telefonla onunla görüştüm. Yardımcısı randevu istemişti. Talebelerinden biri Barış isimli. Onunla konuşurken telefonu o açtı aldı kendisi bizzat gayet hürmetli, gayet efendi, gayet muhtaç bir vaziyette bir konuşma yaptı hocam.
ADNAN OKTAR: Şefkat duyduğum bir insan. Ben Müslümanların hepsine şefkat duyarım, dolayısıyla da öyle anormal eylemlere, anormal tavırlara daha önce de söyledim, hukuki metotlarla, hukuki yöntemlerle müsaade etmeyiz. Ama kaale almak da doğru değil. Seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah hocam. Bugün Hürriyet Gazetesi’nde Nuray Mert’in yazısında hocam, Dış İşleri Bakanımız Davutoğlu’nun Orta Doğu ülkeleri ile yakınlaşma projesinin, milli çıkar adı altında uygulamaya konduğunu, ancak bu projenin emperyalizmi anımsattığını yazmış. Ayrıca hiçbir ülkenin değişmez milli politikaları olamayacağını, dolayısıyla Davutoğlu’nun da Türk Milli Politikası’nın tartışmaya ve eleştiriye açık olması gerektiğini söylemiş hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi emperyal deyince, emperyalizm falan böyle hani silahlar tanklar konuşur, gider işgal edersiniz. Kardeşim dostluğun sevginin muhabbetin emperyalliği mi olurmuş ya! Emperyalizmle, işgalle, şununla bununla, kabadayılıkla alakası yok. Bu sevgi birliği. Yani bir insan komşusunu severse, kardeşini severse, onu koruyup kollarsa, bunun emperyalizmle emperyallikle şununla bununla alakası yok. Bu koruyup kollama, muhabbet, düşkünlük, iyiyi kötüden ayırt etmek, sevincin, neşenin, mutluluğun dünyaya hakim olması, her düşünceye her fikre saygı duymak. Amerikalı, Hıristiyan hiç fark etmez, hepsi benim canım, hepsi Allah’ın kulları, tertemiz insanlar. Tabii ki Müslüman olmalarını isterim anlatırım, ama kabul ederse eder, etmezse de etmez. Etmezse de saygı duyarım, değer veririm. Ederse de saygı duyar değer veririm, inşaAllah. Dolayısıyla öyle katılık, yani insanları böyle nefret edilen varlıklar olarak görmek çok korkunç, çok yanlış, inşaAllah. Münafığa karşı nefret vardır. Münafık düşmandır. İnsanlar potansiyel Müslümandır her zaman için. Eğitirsin, anlatırsın inşaAllah. Evet, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Amerika’nın tüm dünyadaki diplomatlarıyla olan yazışmalarının bir internet sitesinde kamuya açılması üzerine birçok ülke lideri hakkında olumsuz görüşler ortaya çıktı. Ancak Başbakan Erdoğan hakkında Atatürk ile aynı idealleri paylaşan bir harekete liderlik ediyor. "Çok çalışkan, çalışanlarına karşı vefalı, kafasına koyduğu işlerde son derece kararlı, mükemmelliyetçi" şeklinde olumlu ifadeler geçiyor. Melih Aşık, tüm bu nitelemelere rağmen Amerika diplomasisinin Erdoğan yönetimini yeterince nitelikli bulmadığını ve suni ön yargılarla beslenen zihniyetinin, çağdaş yaşamda başarılı olmayacağını düşündüğünü yazmış hocam.
ADNAN OKTAR: İşte başarıyı bütün milletimiz yapacak. Sırf Erdoğan’ın başarısı değil, Müslüman milletin başarısıdır. Türk-İslam aleminin başarısıdır. Erdoğan orada bir sebeptir, bir vesiledir. Mehdi (a.s) da bir sebep vesiledir, Hz. İsa Mesih (a.s) da sebep vesiledir. Asıl güç Allah’ın elindedir inşaAllah. Ama Türk-İslam Birliği kapıdadır. Sayın Erdoğan, Türk-İslam Birliği’ne zemin hazırlamakla Mehdiyet’e zemin hazırlamış oluyor. Hz. İsa (a.s) Mesih’in gelişine zemin hazırlamış oluyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam Eser Karakaş, Star Gazetesi’nde; “Ergenekoncuların söyleyemedikleri” diye bir yazı yazmış. “Ergenekon şüphelilerinin, tutukluluk sürelerinin uzamasını sürekli eleştiren ve bu konuda büyük hassasiyet gösteren bazı kişilerin; Ergenekon davası öncesinde bu konuyu hiç gündeme getirmediklerini” yazmış. “Oysa bugün cezaevlerinde bulunan on binlerce insanın aynı sorun nedeniyle tutuklu bulunduğunu bu nedenle usul hukuku üzerinden demokratlık yapan bazı kişilerin, pek de inandırıcı olmadığını” söylemiş hocam.
ADNAN OKTAR: Evet hukuki konular ayrı. Hukukta biz bütün Türkiye’de düzenlemenin devam etmesini, titizlikle takip edilmesini istiyoruz. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün hukuk sistemimiz içinde yapılanması ve rahatsız ediciliği devam ediyor. Buna karşı akılcı, güzel çözümler getirilmesi lazım inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam bugün başka bir gazete haberinde; Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek’in eşi Şule Perinçek üniversitelerde başörtüsü serbestliği ile ilgili dini otoritelere danışılması tavsiyesinde bulunanlarla ilgili; “bizim kendi kanunlarımız var (haşa) Kuran’a mı danışacağız, Kuran’da olsa ne olur olmasa ne olur” diye konuşmuş hocam.
ADNAN OKTAR: Yani şimdi sistemin laik olması durumunda tabii ki Kuran’a göre devlet idare edilmez, laik sistemde bu olmaz. Ama üslup onun anlattığı bu değil, yani Kuran’a karşı saygısı olmadığını vurgulayan bir üslup kullanmış. Bu şekilde olmaz. Vatandaş dindardır diyecek, millet dindardır, din ahlakının gereğini yapar, Kuran’da bu hüküm vardır. Ama devlet laiktir, kanunlarında uygulama bu şekildedir diyebilirsin. Ama bu tip bir üslup çok acayip ve çok yanlış.
ALTUĞ BERKER: Hocam Cübbeli ile ilgili bir yazısı vardı Abdurrahman Karakoç’un, Yeni Akit’te. Bugünkü yazısında; Cübbeli’yi Ahmet Hakan’a benzetmiş. “Cübbeli’nin de aynı Ahmet Hakan gibi televizyona çıksın da nasıl çıkarsa çıksın gibi bir hastalığa yakalandığını” söylemiş, hocam.
ADNAN OKTAR: Yani televizyona çıkması sorun değil, yanlış anlattığı şeyler sorun. Mesela, “Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile ilgili yirmi tane Ehl-i Sünnet’e uygun olmayan uzman kişi tarafından” diyor, bak “uzman” “öğretim üyesi bir araştırmacının tespiti var” diyor. Kardeşim sen bu sözünle dünya çapında sevilen büyük bir alimi yok haline getirmiş oluyorsun, kendi kafanca. Ne kadar yanlış bir söz, ne kadar hatalı bir söz. Bu sözü söyledikten sonra da sadece kendi internet sitesinde hata yaptığını ifade eden bir açıklaması var. Kardeşim, sürekli Flash TV’ye çıkıyorsun, Habertürk’e çıkıyorsun bağıra bağıra, gürül gürül bu hatayı söylesene. Bu yanlışı söylesene. Şeyh Nazım Hocamız, bunun samimiyetini denemek için bir konuşma yaptı. Akıl hastalığı, aklını kaybetmek gibi böyle çok çirkin ithamlarda bulundu Şeyh Nazım gibi büyük, değerli, muhterem, bütün dünyaca sevilen, kalplerin sultanı olan bu kadar mübarek bir insana, vicdanı nasıl el verdi bilmiyorum, bu kadar çirkin sözler ediyor. Ama yine de tabii ona bir şey olduğunda biz acıyoruz, kurtarmak istiyoruz. Hocamız yardımcı olsun mu dedi? Ne dedi?
ALTUĞ BERKER: “Himmet buyursun” dedi hocam, “yardımlarını esirgemesin” dedi.
ADNAN OKTAR: Tabii ki yardımcı olacağız, yardımcı oluruz inşaAllah, dua da ederiz. Ama bu anormal duruma da ses çıkaramayız bunların da düzeltilmesi gerekiyor. Bunları mutlaka bir hale yola koysun, tevbe istiğfar etsin. Özellikle Bediüzzaman ile ilgili sözünü her yerde söylesin, o sözünü geri alsın çünkü yanlış bu. Ehl-i Sünnet’e titiz değerli bir alimdir Bediüzzaman. Çok kıymetli bir insandır ve bütün dünyaca sevilen bir insan ve müceddiddir, müçtehittir. İslam’ı Kuran’ı çok mükemmel anlatan, benzeri olmayan çok güzel eserler hazırlamıştır. İslam’a hizmeti ortadadır. Şeyh Nazım desen dünya tatlısı, değerli bir mübarek sultan. İnsan ona nasıl dili varır da öyle bir söz söyler? Cübbeli’nin bunları düzeltmesini istiyoruz. Ayrıca İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği’ni de, açıkça cesurca savunmasını istiyoruz. Bakın ürkekliğin, çekingenliğin hiçbir faydası olmuyor, yine yapacak olan yapıyor. Yine yapacak olan yapıyor ayrı yani o, bundan evvel de sürekli dikkatimiz açık olarak biz bu konuyu takip ettik. Böyle bir şeye müsaade etmeyeceğimiz belli. Bir Müslümanı eleştirebilirsin, eksik yönlerini gösterebilirsin, kendi ifadeleri ile onun yanlışlarını anlatabilirsin, ama oturup onu gizlice kameraya almak, bilmem ne yapmak, onunla böyle şantaj yapmaya kalkmak, tedirgin etmek, bunlar Müslümanlıkta yok, bu olmaz. Buna itibar da edilmez ayrıca, bunun bir anlamı da yok inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam İbrahim Karagül Yeni Şafak’ta; Türk-İslam Birliği ile ilgili Türkiye’nin, Türk-İslam Birliği liderliğinin Amerika’yı tedirgin ettiğini, bu nedenle Türkiye’nin bölgede büyük bir güç olması konusundaki olumsuz düşüncelerini bir süre sonra açıkça ortaya koymaya başlayacaklarını ve Türkiye’yi yeniden Anadolu’ya hapsetmek isteyeceklerini yazmış. Çünkü büyük bir Türkiye Amerika’nın tüm hesaplarını alt üst eder.
ADNAN OKTAR: Kardeşim büyük Türkiye deyince bak, İbrahim kardeş de çok sevimli bir insan, tanıdığım değer verdiğim bir kardeşimizdir. Şimdi böyle emperyal devlet, işte her yere hakim oldu, askeri gücü var, ekonomik gücü var bütün Orta Doğu’da, böyle bir şey yok. Biz böyle demiyoruz. Bizim anlattığımız da bu değil, gelişen sistem de bu değil. Bizim anlattığımız model zaten devlet politikası oldu. Şu an devlet politikası. Yani benim iki yıldan beri televizyonlarda anlattığım, zaten iki yıl önce başladı bu. Ben televizyonda bu konuyu anlatmaya başladıktan kısa bir süre sonra bu anlattıklarım devlet politikası olarak uygulanmaya başladı. Bu devlet politikasının ana özelliği ne? Silah üstünlüğüne dayalı olarak değil, ekonomik üstünlüğe dayalı olarak da değil, sevgi ve şefkat üstünlüğüne dayalı olarak, bir topluluk ve Hıristiyanlar’ı, Müseviler’i, Ermeniler’i, Ortodokslar’ı, Katolikler’i, hepsini koruyup kollayan, ama tabii Müslümanlar’ı da büyük bir sevgi ile bağrına basan asıl hareket gücü olmuş olacak ve Türklük alemini derleyip toplayıp bir araya getiren bir sistem. Bunda devletler müstakil ve özgür, demokrasi tam, hukuk tam, demokrasi ve hukuk tam işliyor. Sevgi ve dostluk hakim. Amerika’nın istediği ne? Amerika bunu istemiyor mu zaten? Dolayısıyla Amerika’nın muhalif olacağı, karşı olacağı bir sistem yok burada. Bakın ben açıkça da söyleyeyim; Amerika bu modeli istiyor. Tekrar söylüyorum. Amerika benim anlattığım bu modeli istiyor. Rusya da istiyor, Amerika da istiyor, Çin de istiyor. Yani buna muhalif olan bir ülke yok. Boş yere heyula yaratmasınlar. Sadece bizim milletimizin ve bütün Türklük aleminin, İslam aleminin “evet biz bu birliği istiyoruz” demeleri ve Mehdiyet’i bütün güzelliğiyle, bütün ihtişamıyla ortaya çıkarmak. Ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın zuhuru için de Allah dua etmek, görünmesi için, inşaAllah. Konu bu. Bakın her yerde Türk-İslam Birliği, Amerika’nın konuştuğu konu bu, yani Mehdiyet, İttihad-ı İslam. Ne bu? Mehdiyet. Bütün Orta Doğu politikası şu an Mehdiyet üzerinde dönüyor ve bütün köşe yazarları Mehdiyet’ten bahsediyor. İttihad-ı İslam dedikleri, Türk–İslam Birliği dedikleri, Türkiye’nin emperyal olması şu bu falan, bunların hepsinin özetle ne demek istediğini araştırdığımızda tek kelimeyle karşılaşıyoruz, Mehdiyet’le karşılaşıyoruz. Çünkü Mehdiyet olmadan zaten İttihad-ı İslam olmaz. Yani İslam ülkeleri birleşmez Mehdiyet olmadan. İran, Şii İran, Sünni bir liderin liderliğini kabul etmez. Sünni bir lider de, Şii bir liderin liderliğini kabul etmez, bitti. Bu durumda İttihad-ı İslam zaten olmaz. Ama Şii de Mehdi (a.s)’ı kabul eder, Sünni de Mehdi (a.s)’ı kabul eder, Alevi de kabul eder, Bektaşi de kabul eder, Vehabi de kabul eder, Hıristiyan da kabul eder, Musevi de kabul eder. Çünkü Hristiyanlar da bekliyorlar Mehdi (a.s)’ı. Sırtında testi taşıyan insan, Mehdi (a.s). Yani kova çağını açan insan, kova çağındaki insan. “Git sırtında testi taşıyan insanı, onu bulacaksın” diyor. “Onun peşinden git” diyor İncil. Bunun apaçık bir gerçek olduğunu ben yıllar önce söyledim. Bakın şu an bütün köşe yazarları, bütün Türkiye bundan bahsediyor. Fakat adı değişiyor. Mehdiyet’e kimi Mesihiyet diyor, kimi Türk-İslam Birliği diyor, kimi İttihad-ı İslam diyor, kimi Türkiye’nin emperyal dış politikası diyor, kimi bölgesel güç diyor, hepsinin adı Mehdiyet’tir. Yani olay bunun üzerinde dönüyor. Bak iki yıl önce ben bunu söyledikten sonra Allah’ın izni ile, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinin bu yönde gelişeceğini söyledikten sonra, hiçbir güç bak durduramıyor Cenab-ı Allah’ın kaderini. Peygamberimiz (s.a.v)’in dedikleri de birer birer birer gayet muntazam çıkıyor ve çıkmaya da devam edecek.
VTR: CÜBBELİ: “HZ. MEHDİ (A.S) ÜMMET-İ MUHAMMED’İN İMAMI OLACAK, ONU BEKLİYORUZ” DİYOR
ADNAN OKTAR: Bak, Mehdiyet’in önemini daha önce nasıl güzel, mufassal, coşkulu açıklamış değil mi? Her Müslümanın mutlaka Mehdi (a.s)’ı kavraması, Mehdi (a.s)’ı özlemesi ve Mehdi (a.s)’ı araması, ona tabi olmak için aşkla, şevkle gayret etmesi gerektiğini, çok açık, sarih, güzel vurgulamış. Ama şu an unuttu, şu an unuttu.
VTR: CÜBBELİ HZ. MEHDİ (A.S)’DAN BAHSEDİLMEMESİNİN, KIYAMETİN ÇOK YAKINLAŞTIĞININ ALAMETİ OLDUĞUNU ANLATIYOR
ADNAN OKTAR: Bak, burada da çok güzel ve çok iyi vurgulamış. “Sahabeler günde beş vakit”, bakın “günde beş vakit Peygamberimiz (s.a.v) ile birlikte Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorlardı” diyor. Sabah Mehdi (a.s)’ı soruyorlar, öğlen Mehdi (a.s)’ı soruyorlar, gelen Mehdi (a.s)’ı soruyor giden Mehdi (a.s)’ı soruyor. O kadar çok seviliyordu Mehdi (a.s), sahabe devrinde, tebbe tabiyin, tabiyin devrinde, Mehdi (a.s) hep gündemde. Hz. Musa (a.s) zamanında hep gündemde. Hz. Musa (a.s) defalarca Allah’a yalvardı “beni Mehdi yap” diye. Ahir zamanda Mehdiyet unutuldu, bu hutbelerde okunmaması, hoca efendilerin Mehdi (a.s)’dan bahsetmemesi Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir ve onu Cübbeli de belirtiyor. “Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir” diyor, inşaAllah. Yani hoca efendilerin Mehdi (a.s)’dan bahsetmemesi, ki Cübbeli kendi de bahsetmiyor. Bu eski konuşmaları, bak kendi de bahsetmiyor. Bir kısım ihvanına da bahsettirmiyor. Çok az küçük bir grubu var onlara da bahsettirmiyor. Diğer vatandaşlardan da, şaşar beşer Faruk Beşer de bahsetmiyor. Direk detay da verebilirim ama öbür şahısları da anlatabilirim sabaha kadar sürer. Bu Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir, inşaAllah. Sultan Baba, İhsan Tamgüney Hoca Efendi, Şeyh Efendi’nin mübarek oğlu Ahmet Tamgüney’in güzel açıklamaları vardı, onları bir izleyelim inşaAllah.
VTR: SULTAN BABA’NIN OĞLU AHMET TAMGÜNEY’İN AÇIKLAMALARI
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Ahmet Tamgüney, İhsan Tamgüney Sultanımızın evlatlarından çok çok değerli mübarek bir ağabeyimiz. İslam’a Kuran’a çok güzel hizmetler veriyor. İçi sevgiyle dolu, Allah bu hüsn-ü zanlarından, bu sevgisinden dolayı ondan razı olsun. Allah şevklerini artırsın, sayılarını artırsın, güzel hizmetlerini artırsın. Allah yardımcıları olsun. Sağlık, selamet, huzur ve bereket versin tüm milletimize inşaAllah. Berker Hocam başka neler anlatmak istiyorsun.
ALTUĞ BERKER:Hocam Afganistan milli televizyon kanalında sizin filmleriniz yayınlanıyor inşaAllah. Onu da kardeşlerimize duyurmak istedim. Dari dilinde Harun Yahya filmleri, her gün ATN televizyonu yani Ayna Television Network, Afganistan’ın milli televizyon kanalında her gün yayınlanıyor hocam filmleriniz maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Afganistan’da da evet yoğun bir faaliyetimiz var, elhamdülillah. Bayaa başarılı güzel çalışmalarımız var. Dünyanın her yerinde hem kitaplarımız yayınlanıyor, hem cd’lerimiz yayınlanıyor. Hem internet kanallarında detaylı güzel açıklamalar, sohbet programları, yazılı görsel çok güzel anlatımlar var. Ama gönlümüz istiyor ki tabii çok çok daha geniş olsun. Daha etkili daha büyük olsun. Her geçen gün, her geçen ay, yıl Cenab-ı Allah imkanımızı gücümüzü artırıyor. Din ahlakı dünyaya tamamen hakim oluncaya kadar, “İslam ahlakı dünyaya hakim oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar” ayetin ifadesiyle şeytandan Allah’a sığınırım, “fitne yeryüzünden kalkıp, din Allah’ın oluncaya kadar” gayret edeceğiz inşaAllah. İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olduğunda Hz. Mehdi (a.s.)’ın elini öpeceğim, Hz. İsa (a.s.)’ın da elini öpeceğim, onların kapıcısı olacağım ne güzel, ne şahane. inşaAllah Allah nasip ederse, Allah ömür verirse inşaAllah. Başka neler var Berkerim?
ALTUĞ BERKER: Hocam “Mehdisiz bir Türk-İslam Birliği olmaz” dediniz dün de vurguladınız. “Mehdili bir Türk-İslam Birliği olacağına göre hiç korkmalarına gerek yok” dediniz. “Mehdi (a.s.)’la hepsini her şeyi rahat rahat konuşabilirler. Mehdi (a.s.)’ın şefkatini, merhametini, muhabbetini, dostluğunu, kardeşliğini görürler” dediniz. “Ve bütün Müsevilere kol kanat gerecek Mehdi (a.s.)” dediniz. Hıristiyanlara kol kanat gerecektir ve bütün Müslüman alemini kucaklayacaktır. Alevileri, Şiileri, Sünni kardeşlerimizi hepsini, hatta ateistleri de şefkatle koruyup kollayacaktır. Dolayısıyla tedirgin olacakları hiçbir şey yok dediniz” hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii ki, yani Sünni üstünlüğünü iddia eden, saldırgan, kan dökücü, işte Cübbeli’nin söylediği gibi hani “Mehdi kırıp geçirecek, yakacak, kesecek falan” diyor ya. “Ne kadar Alevi, Bektaşi, Sünni varsa doğrayacak pırasa gibi” diyor. Bu Amerika’yı da, Rusya’yı da, herkesi dehşete düşürür. Ve çok anormal bir şey, Kuran’a da zıt. Bu deccaliyettir. Kan dökmek, zulüm yapmak, zorla insanları dine girmeye zorlamak. Dinde zorlama yok. Olur mu? Din sevgiyle, şefkatle, muhabbetle olacak bir güzelliktir. Gönül huzuruyla, içten gelen samimiyetle kabul edilmesi gereken bir husustur. Zorla olduğunda münafık olur. Münafık da en eşded varlıktır, en nefret edilecek varlıktır. Sultan Babamızın evladı Ahmet Tamgüney Hocamız’ı dinliyoruz, inşaAllah.
VTR: AHMET TAMGÜNEY
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Ahmet Tamgüney Hocamız çok güzel, samimi, hoş açıklamalarda bulundu. Tamgüney Sultanımızın Mehdi (a.s) ile ilgili verdiği bilgiler çok hayati ve son derece değerli, önemli ve delil niteliğinde. Bak o da İstanbul’dan çıkacağını söylüyor. Ve vazifede olduğunu söylüyor, “şu an hayatta, 85’lerde hayattaydı Mehdi (a.s) ve faaliyet halindeydi, şu an devam ediyor” diyor inşaAllah. Ve “İstanbul’da faaliyette” diyor. Daha bundan açık delil olur mu? MaşaAllah. Neye dayandırarak söylüyor? Aynı zamanda hadise dayandırarak söylüyor. Çünkü SAV’in söyledikleri aynı, Bediüzzaman’ın söyledikleri aynı, Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri’nin söyledikleri aynı, hepsi aynı. Bütün sultanlar birbirini destekler mahiyette konuşuyorlar, maşaAllah. İnşaAllah. Berkerim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah hocam. “Görünmez Mehdi (a.s.) inancı büyük bir tehlikedir “ dediniz inşaAllah dün. “Bunun ortadan kalkması çok önemli, çok riskli bir şey” dediniz. “Amerika’yı kamuoyunda haklı hale getirir bu. Adam dese bunların inancında görünmez bir mehdi var, ışık halinde bir mehdi . Amerika’yı yerle bir edeceksiniz, İsrail’i yerle bir edeceksiniz, Avrupa’yı yerle bir edeceksiniz dese o zaman akla Mehdi'nin müthiş bir nükleer silah stoğuna sahip olacağı ve dünyayı atom bombalarıyla yerlebir edeceği akla gelir. Oradaki o açıklamadan o ortaya çıkıyor. Bu bütün dünyayı paniğe kaptırır. Bu anlattığı kan dökecek olan yerle bir edecek olan deccaldir. Mehdi (a.s)’da kan dökme yok” dediniz inşaAllah hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Kıyamet güneş batıdan doğduktan sonra 120 yıl daha duracak, böyle bir hadis var” diyor. Sevgili çok kıymetli benim canım hocam. Cübbeli bir vaazında diyor ki; bir hadis var mı? Allah sizinle olsun” diyor İrem Hanım. Böyle bir hadis var tabii buna benzer hadisler var. Fakat bu hadisler çeşitli şekillerde bir 100 yıllık, 120 yıllık bir zaman diliminden bahsediyor ama, mesela bakın bu kitapta da var, oradan gösterteyim. Mesela; “İnsanlar güneşin batıdan doğmasından sonra 120 daha kalırlar.” “Kıyamet yeryüzünde Allah’a ibadet edilmeyen bir 100 sene geçmedikçe kopmaz” mesela bu başka bir hadis. “Temim oğullarından Mukaad adında bir halifeye biat edilir. O da öldükten sonra insanlar üzerinden 3 yıl geçmeden, Kuran insanların göğüslerinden sahifelerden kaldırılır. “ Mesela bu 3 yılın bir anlamı var, onu sonra söyleyeceğim. “İsa (a.s.) ve ashabı yeryüzündeki bulunan her müminin ruhunu alır ve geriye kafirlerin bakayası, ki onlar yeryüzünün en şerlileridir ve 100 yıl daha kalırlar.” Sonra bakın; “Hatta bir kimse bir dağın içine saklansa bile o rüzgar oraya da girer ve onun ruhunu da alır geride şerli insanlar kalır ve şeytan onlara putlara tapmaları için emir verir ve orada onlar da emri yerine getirirler.“ “Deccal ve Meryem oğlu İsa (a.s.)’ın inişinden sonra 120 yıldır” diyor. Bakın; “Kıyamet Araplar eski ataları putlara yeniden tapmadan kopmaz. Bu süre deccalden ve Meryem oğlu İsa (a.s)’ın inişinden sonra 120 yıldır. Hayırlılardan sonra şerliler için 120 yıl vardır. İnsanların hiçbiri kıyametin ne zaman kopacağını bilmez.” Yani tam vaktini gününü, saatini bilmez. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin bildirmesi hariç, inşaAllah. “Şerli insanlar hayırlılardan sonra 150 sene bütün dünyaya hakim olurlar” diyor mesela yine bir hadis. “İki nefa arasında 40 yıl vardır” diyor ”birinci nefa ile Allah her diriyi öldürecek, ikinci nefada ile Allah her ölüyü diriltecektir.” Yani genel olarak. Mesela yine başka bir hadiste “İnsanlar deccalden sonra 40 yıl kalır, bu dönemde çarşılar yapılır ve hurma ağaçları dikilir.” Bak “deccalden sonra 40 yıl kalır.” “Yine Meryem oğlu İsa (a.s) iner ve insanlar arasında 40 sene kalır.“ Hadis ravileri bu konuda duyduklarını naklederken çok çeşitli nakiller yapmışlar. Ve birbiriyle çelişik nakiller var bu konuda. Ama ittifakla bir 120 yıldan bahsediliyor. Mehdi (a.s) ve İsa (a.s)’dan bahsediliyor. Ve sonra da kıyametin kopmasından bahsediliyor. Benim anladığım bu 120, 2120’nin 120’si. Yani olay bu. 2000 yılında Mehdiyet atağa kalkıyor. 120 sene sonra da kıyamet kopuyor. Yani Bediüzzaman’ın söylediği bu 120 seneye dikkat çekilmiş. Yani bunun içinde, bu 120 senenin içerisinde 2000’den sonra olan 120’nin içinde deccaliyet de var, süfyaniyet de var, deccalin ve süfyanın yok edilmesi var, Mehdiyet’in başarısı var, İsa (a.s)’ın inişi var. Ve dolayısıyla dünyadaki Yecüc ve Mecüc’ün etkisiz hale getirilmesi var. Ve diğer kıyamet alametlerinin bitişi var. Ve dünyanın başını bir başka yıldıza çarpması sonucu 120 sene sonra da kıyametin başlaması var. Dolayısıyla bakın hadislerin hiçbirinde Cübbeli’nin dediği hadiste de bir sabitlik göremiyoruz. Sabitlik nerede var? 120 yıl ve 100 yıl arasında var. Ama 120 yıl çok fazla geçiyor. Buradan da anlıyoruz ki bütün olaylar, yani deccal, Süfyan, Mehdi (a.s) ve İsa (a.s) ve kıyamet, hepsi bu 120 yılın içerisinde. Çünkü buradaki izahlarda bu hadislerde bu anlattığım konuların hepsi geçiyor. Hepsi geçtiğine göre o zaman burada hadis tefsiri, hadis mantığına göre bu hadislerin ortak değindiği noktaya bakarız. Topluca hangi noktaya değiniyorlar? Topluca bir 120 yıla değinme var. Topluca Mehdi (a.s.)’dan, deccalden, Süfyan’dan, Yecüc Mecüc’den, İslam ahlakının hakimiyetinden ve İslam’ın bozulmasından. İslam’ın bozulmasından, Müslümanların bozulmasından, küfür, tuğyan ve delaletin sapıtmasından bahsediyor. Hatta “insanlar sokakta merkepler gibi cinsel ilişkilerde bulunurlar” diyor. Ama bakın hepsi bu 120 yılın içerisinde. Anlatılan konu budur. Bir, iki ve sıfır. Bakın bu çok önemlidir bir, iki ve sıfır. Bu 120 yıl işte, bu anlatılıyor. “Çifte ve teke” diyor Cenab-ı Allah ayette. Çifte ve teke. İki ve bir. “Ve akıp giden yıldıza” çarpacak olan yıldıza inşaAllah. Onun için Cübbeli orada hadisin bir tanesini alıp diğerlerini görmezlikten geliyor. Çünkü işine gelen yönde olaya bakmak istediği için o yönde değerlendiriyor. Orada hakimiyetten de bahsediyor, bozulmadan da bahsediyor, aynı anda Hz. İsa (a.s.)’ın faaliyetinden bahsediyor. Onlardan niye bahsetmiyorsun değil mi? Bu tarz hadislerde ortak noktaya bakıldığını gördük. Ortak noktaya baktığımızda gerçek ortaya çıkıyor. Raviler dinliyorlar, aktaranlar dinliyorlar, aklında biraz onun öyle kalıyor, biraz öyle kalıyor ama toplam herkesin aklında kalanları bir araya getirdiğimizde bir gerçek ortaya çıkıyor. Yani raviler hepsini tam aklında tutamıyor. Ama ortak noktaya baktığımızda gerçeği görüyoruz, inşaAllah. Berkerim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam İsviçre’nin en önemli genetikçilerinden biriyle röportaj yapılmış. Bu Tribune de Genève isimli gazetede sizden bahsediyor hocam üç tane Yaratılış Atlası’nın bürosunda olduğunu söylüyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Dördüncüsü de yolda geliyor. İş Bankası hop oturup, hop kalkıyor. Oturmuş işi gücü bırakmış İş Bankası, benim Yaratılış Atlası’ma güya cevap olacak şekilde, bilimsellikle alakası olmayan, bilimsel deliller ihtiva etmeyen, fakat sadece hacmi benzeyen, görünüşü benzeyen, taklidi bir kitap hazırlamış. Yaratılış Atlası’na İş Bankası’nın cevabı evrim atlası. Hepsi çizim ve bilimsel bir tane delil bulamadım, tek bir tane delil yok. Tek bir tane.
ALTUĞ BERKER:Sizin her gün masanızda delilleriniz var hocam inşaAllah, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Bakın, İş Bankası bile Darwinistlerin safında düşünün, materyalistlerin safında. Artık ne söyleyeyim ben? Yani ahir zamanı buradan anlayın. Ve Darwinistleri, materyalistleri ne kadar büyük sermaye gruplarının, para gruplarının desteklediğini de görüyorsunuz. Bu çok küçük bir örnektir İş Bankası , Avrupa bankalarına göre çok çok küçüktür. Bütün Avrupa bankaları Darwinist. Hepsi Darwinist ve materyalist. Hepsi de bu tarz kitaplar çıkartıyorlar. Hepsi bu tarz üniversiteler kurduruyorlar, Darwinist, materyalist üniversiteler. Dünya üniversitelerinin hepsi Darwinizmi, materyalizmi savunuyorlar, hemen hemen tamamı. Karşısında bir tek ben ve arkadaşlarım varız. Ve biz de Allah’a çok şükür, Allah’ın dilemesi ile hepsine yetiyoruz bir de fazla fazla yetiyoruz. Beşer beşer, onar onar gelsinler inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir tane fosil gösterebilir miyim hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER:150 milyon yıllık mersin balığı. Günümüzde de aynı hali ile yaşıyor. Bakın hiç değişiklik olmamış. 150 milyon yıl evvel yaratıldığı gibi aynı şekilde günümüzde yaşıyor. Demek ki değişmemiş. Bu, evrim olmadığını gösteriyor. Yaratılışın delili bu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İş Bankası’nın yapacağı bu. Eğer İş Bankası samimi ise alsın fosili getirsin göstersin. Dünyanın her yerinde çıkarılıyor bu fosiller gayet de ucuz. Alsın getirsin. Bak desin hocam biz İş Bankası olarak sana bir fosil getirdik. Evrimi ispat ediyor desin bir göreyim. Ben İş Bankası’nın bütün parası kadar onlara para vereceğim bana bir tane fosil getirirse. Ama getiremezler. Toplarız memleketten falan. Peki aksi olursa onlar ne yapacak peki? Getiremezlerse ne yapacaklar? Biz de onlardan talep ederiz o zaman. Ama etmiyoruz çünkü biz daima dağıtan konumundayız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Kozalak var hocam isterseniz. 28 milyon yıllık kozalak. Günümüzdeki kozalakla birebir aynı, 28 milyon yıl önceki ile günümüzdeki kozalak aynı, değişmemiş. Demek ki evrim olmamış, evrim yok. Yaratılmış inşaAllah.
Son fosilimizi de gösterelim hocam izninizle.
ADNAN OKTAR:Duyan da fosiller bitti zannedecek. Bugünkü son diyeceksin. Daha 350 milyon tane daha var.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah hocam. 95 milyon yıllık kedi balığı. Günümüzdeki kedi balığı.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam anlatacakların bu kadar mı?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah hocam. Dün ayet okumuştunuz, şerh ettiniz Enbiya Suresi 105. Ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” Şöyle dediniz hocam; “Allah yemin ediyor, andolsun diyor, Ben yazdım diyor, Allah bunu deyince o zaman Tevrat ve Zebur’a bakmamız gerekiyor. Baktığımızda Tevrat ve Zebur’da çok kapsamlı olarak Mehdi (a.s.'ın dünya hakimiyeti anlatılıyor. Ama yaklaşık 100’e yakın açıklama var. 100’ün üstünde Tevrat’ta. Mehdi (a.s.)'ın dış görünüşü, hayatı, kan akıtmayacağı, barış dönemi olacağı, sosyal adaletin bütün dünyayı kaplayacağı, hepsi çok detaylı yazıyor. Allah Kuran’da bize bu emri vermiş. Nereye bakın diyor Allah? “Tevrat ve Zebur’a orada göreceksiniz” diyor” dediniz hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şimdi Adil kardeş uzun bir yazı yazmış ama, Faruk Beşer şaşar beşerin konumu çok önemli, onu önemsiz gibi görmüş. Son derece önemlidir. Çünkü Risale-i Nur’a karşı ilmi görünümlü mücadele veriyor. Risale-i Nur’u devreden çıkartacak bir üslup. Öyle olduğunda Nur talebelerinin, Fethullah Hocamızın talebelerinin stili çok acayip bir konuma gelir. Ve çok acayip bir boşluk meydana gelir. O boşluğu da bir daha tamir edemeyebilirler söyleyeyim. Yani ne Mehdi (a.s.)’a tabi, ne mürşide tabi, kime tabi? Faruk Beşer’e tabi. Şaşar beşer Faruk Beşer. Faruk Beşer’in yetiştirdiği bir gençliğe dönüşmüş olacak Fethullah hocamızın talebeleri. Bunun meydana getireceği tahribatı, bunun meydana getireceği zararı düzenlemek , düzeltmek bir daha çok çok zor olur. Onun için bunu anlamazlıktan gelmek olmaz. Örtbas edilecek bir konu da değil. Samanyolu TV epeyi seyredilen bir televizyon kanalı, buraya çıkıp cayır cayır konuşuyor. Mehtap TV’ye çıkıp cayır cayır konuşuyor. Bir şey olmaz, bir şey olmaz, ama sonunda bakarsın olmuş. Sonunda da geriye dönüşü olmaz. Beddiüzzaman’a karşı sevgiyi, saygıyı, güveni gizlice, bilimsel görünümde ortadan kaldırdı mı bunun gücü çok daha yüksek olur. Hakaret ederek saldırarak yapan ayrıdır. Bir de böyle bilimsel görünüm adı altında yapan ayrıdır. Bu çok daha risklidir ve tehlikelidir. Bunu seyretmek olmaz. Beddiüzzaman’a açıkça tavır alan bir kişiyi gece gündüz televizyona çıkartıp, ta yıllar önce bir alim Beddiüzzaman’a şöyle demişti böyle demişti, ölmüş vefat etmiş gitmiş. Yani o defter kapanmış artık ama bu adam kapı gibi ortada değil mi? Ortada ve devam ediyor konuşuyor. Geçmişin muhasebesini yapmanın alemi yok. Allah affetsin o geçmişte yapanları vefat etmiş gitmiş ama bu adam faaliyet halinde. Ve bunu Samanyolu Tv’nin desteklemesi ne demektir? Fethullah Hoca da destekliyor anlamına gelir, herkes destekliyor anlamına gelir. Bu şekilde algılanır bu halk tarafından insanlar tarafından. Bunu biz seyredemeyiz. Bu konuda açıklık getirmek lazım, Fethullah Hocamızın talebeleri Risale-i Nur çizgisinde, Risale-i Nur’a saygılı Bediüzzaman’ı seven kişilerse şaşar beşer Faruk Beşer’in kenarda tutulması gerekir. Veyahut kimliğinin açıklanması lazım, bu adam çıkar konuşur bu kişi Bediüzzaman’a karşıdır, Said Nursi’ye karşıdır, biz bunun görüşlerine katılmıyoruz ama bilgilenin, genel kültürünüzün artması açısından biz bunun konuşmasında fayda görüyoruz diyorsanız bu ayrı mesele. Ama cevap verilmesi şartıyla, cevap verdirmiyorsunuz. Samanyolu TV’de buna cevap verilebiliyor mu Faruk Beşer’e? Adam saatlerce tek yanlı konuşuyor. Bize cevap imkanı vermeniz lazım Bediüzzaman’a karşı üslubuna karşı. Değil mi tek yanlı anlatıyor. Buna müsaade edilmezse o zaman tek yanlı anlatım sonunda çok ciddi tahribat meydana getirebilir. İnşaAllah. Gerçi geçenlerde Fethullah Hocam Allah razı olsun bu mesajımıza uygun güzel bir cevap konuşması yapmış. Bediüzzaman’ı övüyor ama o bir tane konuşma. Bulan bulacak bulamayan bulamayacak. O da internette bulacaklar. Ama adam muntazam sistemli olarak televizyona çıkıp konuşuyor. Ve bunun Fethullah Hocamın bilgisi dahilinde olduğuna herkes inanır. Nasıl olsun ki der koskoca bir topluluk, bir camia sehven böyle bir insanı çıkarsın da böyle uzun uzun konuşturttursun. Çünkü aylara yıllara yayılan bir program bu. Bu pardon yanlışlıkla oldu ağzımdan kaçtı denecek gibi değil ki. Bunun bilgi dahilinde yapılmaması imkansız gibi görünüyor. Onun için Fethullah Hocamızın bu konuda gereken tedbiri alması, en azından bu adama cevap verme imkanını ya bizlere veyahut bilen kişilere tanıması gerekir. Yoksa bu esip savurur böyle tek yanlı konuşur. Akıl almaz mantıklar akıl almaz izahlar yapıyor ve Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinin %95’inin geçersiz olduğunu söylüyor.
ALTUĞ BERKER: Doksandı, doksanbeşe çıkardım diyor.
ADNAN OKTAR: “Hatta daha da fazla söyleyemiyorum” diyor. Beril Hocam ne anlatayım?
SUNUCU: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Münafıklardan hiç bir süre konuşmamıştık hocam siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Anlatmadık mı münafıkları?
ALTUĞ BERKER: Biz bugün anlattık 1 saat kadar belki daha fazla hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah Beril Hocam o anda herhalde burada değildi.
SUNUCU: Sizden duymak daha iyi.
ADNAN OKTAR: Benden duymak, evet şerh ederek anlatıyorum onu kastediyorsun değil mi? Detaylandırıyorum maşaAllah. Sen o zaman Kurandan bana herhangi bir sayfa aç ver. Bismillahirrahmanirrahim şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Mesela bu Amerikalı, niye kahrolsun Amerika? Niye kahrolsun? Allah büyütsün, geliştirsin, güçlendirsin, İslam’la şereflendirsin, bereket versin, tek Allah inancı yayılsın. Böyle nur gibi güzel varlıklar da orada yaşasınlar. Sevinç ülkesi olsun, neşe ülkesi olsun. Niye kahrolsun Rusya? Rusya güçlensin büyük devlet olsun, Allah sağlık selamet versin, Allah İslam ahlakını hakim etsin. Tek bir İslam çatısı içerisinde bütün İslam alemini, bütün dünyayı toplasın inşaAllah. Mutlu sevinçli yaşasınlar. Savaşlar dursun, barış gelsin, kardeşlik gelsin inşaAllah. İnanmayana da Allah hidayet versin dua ederiz. Savaşmayız, nefret etmeyiz, aşağılamayız. Saygı duyarız, insan olarak değer veririz, şefkat duyarız, kurtulması için dua ederiz, bilgilendirmeye çalışırız, takdir onun. Takdir Allah’ın. Allah onun kalbine nasıl tecelli ederse Allah hidayet vermişse hidayet bulur, Allah hidayet vermemişse onun da yapacağı bir şey yoktur, bizim de yapacağımız bir şey yoktur. İnşaAllah.
Hicr Suresini açmışsın. Mekke’de indirilen bu sure 99 ayet. Rahman Rahim Allah’ın adıyla şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.” “Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed s.a.v.). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler.” Yani akıl hastasısın dediler. Cübbeli de ne diyor Şeyh Nazım Hocamıza? “Aklını kaybetti” diyor haşa. O dünya tatlısına o dünya güzeline bir mürşide böyle söylenir mi? Bir dünya güzeline böyle söylenir mi? Kutup olarak eğilip elini öpüyorsun ve Kutup olduğunu söylüyorsun, Asrın Kutbu olduğunu söylüyorsun, derin hürmet gösteriyorsun, günlerce misafir olarak yanında kalıyorsun. Seni denediği bir sözüne karşılık bu kadar çirkin bir söz kullanılır mı? Bana da deli dedi iftihar ederim o ayrı mesele, Cübbeli önüne gelene deli demeye başladı bu aralar ne hikmetse inşaAllah. Bana deli demesi Kuran’a uygun olduğu için iftihar ederim. Allah yolunda mücahitlere, mürşitlere hep deli denmiştir. Peygamber Efendimize (s.a.v.). Baksana ayette gösteriyorum işte. Hicr Suresinin 6. Ayeti Şeytan’dan Allah’a sığınırım; “Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler” diyor haşa. "Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?" Başının üzerinde melek olsun diyorlar göstersin senin peygamber olduğunu söylesin diyorlar. Cübbeli ne diyor? Madem Mehdi (a.s.) çıkacak, başının üzerinde bir melek olsun, melek de söylesin onun Mehdi (a.s.) olduğunu” diyor. Aynısı değil mi bu? Mekke müşrikleri de aynı şeyi istiyor sen de aynı şeyi istiyorsun. Çok yanlış yoldasın onun için nasihat ediyoruz doğruyu gösteriyoruz. Cenab-ı Allah diyor ki bak; “Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.” Göz açtırılmaz ne demek? Perişan ederim, mahvederim diyor Allah, öyle bir şey olduğunda. İmtihan ortamı kalkıyor çünkü. Var mı başka film göstereceğiniz? Ona bakalım hadi bakalım.
VTR: CÜBBELİ’NİN İFADELERİNDEKİ ÇELİŞKİLER
ADNAN OKTAR: Evet böyle ilmi eleştiri olur Cübbeli’nin yaptığı anormal ve yanlış tavırlara ilmi eleştiri olur. Ama böyle kalleşlik yapmak, oyun oynamak, mahcup etmeye kalkmak, küçük düşürecek şeyler yapmak, böyle hani gizli kamerayla şununla bununla, bunlar hem ayıp, hem günah, hem çirkin, hem yakışıksız, hem de kanunen de müsaade etmeyeceğimiz, kanun hukuk çerçevesi içinde müsaade etmeyeceğimiz bir olay inşaAllah. Dinen de itibar edilecek bir yönü yok Kuran’a göre itibar edilmez. Onu daha önce de söyledim. Onun için Cübbeli’nin bu konuda tedirgin olmasına gerek yok. O konuda tabii ki yardımcı olacağız, her zaman da yardım ederiz. Söyledim daha önce de kılına dokundurtmam, yani o konuda kararlı olduğumu herkes bilir. O değil her hangi bir Müslümanın da kılına dokundurtmam inşaAllah, oyuna getirttirmem inşaAllah. Ama ilmi eleştiri hataların giderilmesi çok hayati. Öbür türlü yanlış bilgi etrafı kaplar ve insanlar yanlış yönlenir ve bunun manevi bir sorumluluğu olur, ben böyle manevi bir sorumluluğu almam, istemem günaha girerim. Onun için hakkıhakikati anlatıyorum, doğrusunu anlatıyorum. Evet Berkerim.
ALTUĞ BERKER:Hocam bir haber vardı bugün onu da göstermek istedim. Doç. Dr. Emre Uslu Yeditepe Üniversitesinden “Ergenekon’un hedefi cemaatleri yok etmekti” diyor. Açıklamış uzun uzun anlatmış hocam.
ADNAN OKTAR: Doğru, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün en büyük hedefi Bilim Araştırma Vakfı idi. Bizlerdik. 1999 yılından itibaren iddia edilen Ergenekon Örgütü kudurmuş gibi delicesine bir saldırıya geçti. Biz de var gücümüzle kendimizi müdafaa ettik. Halen de iddia edilen Ergenekon Örgütü bize karşı saldırısını hiç nefes aldırmadan devam ettiriyor, halen de devam ettiriyor. Özellikle yargı içerisinde iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün tutunma noktalarının tamamen temizlenmesi gerekiyor. Yani referandum olması, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun değişmesi, bu yeterli bir şey değil. Kir noktalarının tek tek hukuki metodlarla yöntemlerle temizlenmesi lazım. Adamların o mevzilerden sökülmesi gerekiyor. Adamlar mevzi tutmuş, o mevziden atağa devam ediyorlar. Vazgeçmiş de değiller, iddia edilen Ergenekon Örgütü höt deyince vazgeçecek bir örgüt değildir, çok azgın 150 yıllık bir örgüttür. Yani üç-beş kişinin hapsedilmesiyle, dava açılmasıyla kolay kolay vazgeçmezler. Çok ısrarlı akılcı takip gerekiyor, operasyonların göz açtırılmadan devam etmesi gerekiyor ve tutunma noktalarının tek tek itinayla temizlenmesi gerekiyor inşaAllah. Vatandaşlarımızın da bu konuda çok ciddi yardımcı olmaları, devlete destek olmaları, polislere, savcılara, hakimlere kol kanat germeleri, var güçleriyle yardımcı olmaları derken tabii, haber göndermek, bilgi vermek, doğru olanı aktarmak çok hayati. Buna çok önem vermek gerekir inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Dün hocam bir ayeti tefsir ettiniz. Ayeti okuyorum önce Bakara Suresi 214. Ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki müminlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.” Şöyle şerh ettiniz hocam; “Daha önceki Peygamberlerin, velilerin başına gelen gibisinin aynı şekilde Hz. Mehdi (a.s.)’ın da başına geleceğini anlıyoruz. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da zorluk ve sıkıntı ile imtihan olacağını anlıyoruz, çok sarsıcı olaylar meydana gelecek. Fakat Hz. Mehdi (a.s.) sarsılmayacak inşaAllah. Allah’ın yardımını isteyecekler, Allah’ın yardımının ne zaman olacağını anlatacak inşaAllah” dediniz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Benim anlatımlarımı tekrar etmen güzel oluyor, iyi oluyor inşaAllah. Bediüzzaman’a karşı tavır alanların eleştirilmesi, onlara karşı ilmi izahlar yapılması çok önemli. Bu Adil kardeşimizin de yazısı çok uzun bir yazı. Vaktimiz çok dar ama o konuyu değerlendireceğim, o konuda da geniş bir açıklama yaparız sonra, daha detaylı cevap hazırlarım anlatırım inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hayırlı geceler hocam Fransa’da yaşıyoruz ve bizleri sürekli ziyaret eden bir grup Yehova Şahitleri olarak tanınan insanlar var. Bunlar çok organize bir şekilde kendi dinlerini yaymakta, bunlara karşı nasıl kendimizi savunmalıyız ve hocam burada özellikle Avrupa’da faaliyet gösteren Milli Görüş teşkilatları var sizin görüşünüz nedir bu teşkilat hakkında. Saygı ve selam.” Milli Görüş; adı üstünde sağlam topluluk anlamına gelir, delikanlı anlamına gelir, yiğit anlamına gelir. Milli Görüş dediğinde anlamı budur. Yehova Şahitleri’ni de kaale almalarına gerek yok, onlar gariban takımı. Yani Budistler, Yahudiler, Evanjelikler’in propaganda yapanları, Yehova Şahitleri, zaten yazık bunlara sadece alay ediyor insanlar bunlarla, garibanlar. Akıl almaz izahlar yapıyorlar, akıl almaz mantıksız izahlar. Mesela teslis inancı, zaten mantıklı bir insan teslis inancını duyduğunda biter. Allah üç dediğinde adam, konuşacak bir şey kalmaz ki. “Dünyanın ömrü 6 bin yıl” diyor, yani “6 bin yıl önce Big Bang oldu” diyor, “her şey oldu bitti” diyor. Zaten evrimcilere bir yeniliyor, burada mağlup oluyor, yapacağı bir şey kalmıyor. Tabii onların mantığına göre, ama teslis inancı çok vahim bir izah. Uyuyan, yemek yiyen, gezinen, aczi olan, insani ihtiyaçları olan ve gece gündüz Allah’a ibadet ettiğini İncil’de kendileri anlatıyorlar, böyle bir varlığın, Allah’ın yarattığı bir varlığın Allah olduğunu söylemek, bununla zaten konu biter. Dolayısıyla bir tehlike yönleri yok. Sadece bunlara İslam’ı anlatıp, Müslümanlığa faydalı olacak hale getirmek lazım. Kimse de dinlemez normal olarak. Mesela Türkiye’de hiçbir şekilde kaale alınmıyorlar, alınmazlar inşaAllah.
"Hayırlı akşamlar Muhammed Adnan Hocam tüm güzel dileklerimiz ve tüm kalbimiz sizin muhabbetinizle huzur bulmakta, Allah razı olsun sizlerden. Benim merak ettiğim Kuran’ı Kerim’in bu kadar güzel şekilde yorumluyor olmaz. Hocam ayetleri o kadar güzel şekilde açıklıyorsunuz ki bu bilgiye nasıl sahip olduğunuzu, bu ilmi nasıl bu kadar güzel ve bizim seviyemize inerek anlatabilmenizi nasıl yorumluyorsunuz? Dualarınıza talibiz sevgili Muhammed Adnan Hocam” diyor. Mehmet isimli kardeşimiz yazmış. Evet Kuran’ı güzel anlatıyorum maşaAllah, elhamdülillah. Yaratan Allah, Allah konuşuyor kaderimde. Ta çocukken ben bunu anlatmışım. Daha babam doğmadan anlatmışım. Daha dünya kurulmadan anlatmışım. Kaderimde olduğu için anlatıyorum, ben kadere teslim oluyorum, Allah bende tecelli eder. Allah sizlerde tecelli eder. Mesela bu yazıyı yazan da Allah. Allah orada tecelli ediyor Mehmet kardeşe yazdırıyor. Bana okutturan da Allah, hepsi kader içinde olup bitmiştir.
Batı Trakya’dan Ahmet Mustafa, maşaAllah, maşaAllah. Kardeşlerimiz daha çok bana yurt dışından olan mesajlar getiriyor. Türkiye’deki mesajlardan az getiriyorlar. Türkiye’den binlerce, on binlerce mesaj geliyor. Onlara bizim cevap vermemiz çok zor. Aralarından seçerek yani rastgele seçerek geliyor. Yurt dışına daha öncelik veriyor kardeşlerimiz, inşaAllah. Ama genel olarak da hepsinden tabii okuyoruz olduğu kadar inşaAllah. Ama maşaAllah girişlerde inanılmaz bir artış olmuş, maşaAllah, elhamdülillah. Yani internet üzerinde de tespit ediyoruz, genel televizyon izlenmesine de bakıyoruz. Yani çok şaşırtıcı izleme oranı. Yani dünya çapında çok şaşırtıcı, Türkiye’de de çok şaşırtıcı. Daha önce söyledim ya mesela o ekrana bakıyoruz, o küçük siyah noktalar var, bastın mı düğmeye oradaki izleme sayısını gösteriyor. Mesela Kayseri’ye giriyoruz, binlerce. Samsun’a giriyoruz, binlerce, maşaAllah.
“Hocam sizi göremeyince meraklandık. Bir hastalığınız yoktur inşaAllah.” Allah Allah, hemen de. Evvel Allah, evvel Allah. Değil, ben bu münafık alametlerini, iman hakikatlerini ara ara kardeşlere anlattırıyorum ayetleriyle, peş peşe anlattırıyorum. Ki çok hayati bir konu, yani Kuran’ın yeterliliği çok hayati bir konudur. Ara ara anlattırıyorum inşaAllah. “Vallahi biz her gece sizleri sabırsızlıkla bekler olduk. Ufkumuz açıldı, ruhumuz ferahladı sayenizde Allah sizden razı olsun hocam. Hocam Balkanlar’da İslamiyet unutulmaya başlandı.” Öyle bir konu yok. Sen İslam’ın oralarda gürül gürül sesini duyduğunda anlayacaksın, inşaAllah. “Durumları anlatacak olursak, Yunanistan Türklerinde din bilgisi az, onların din bilgisini nasıl artırabiliriz” diyor. Nasıl yapacağız? İnternet izlemelerini, televizyon izlemelerini söyleyeceksiniz. Bütün mesele imanlı olmalarındadır, imanlı olduktan sonra çok kolay. Namaz da kılar, oruç da tutar, zekat da verir, hacca da gider. Ama iman hakikatleri çok önemlidir. İman hakikatleri için, imanlarının artması için bizim internet sayfalarımızı ziyaret etmelerini teşvik etsinler bir. Mutlaka uydu yayın sistemi oluşturup, uydu yayında bizleri her akşam izlesinler. Yani işin doğrusu benim sohbetimi bir kere dinlemiş olsalar, tek bir kere, yani Allah’ın izniyle istenen neticeyi almış oluruz. Yani kalbine bir ülfet, bir hidayet, inşaAllah bir iman ışığının oluştuğunu kardeşimiz görür, inşaAllah. Yani ikinci yolu da olmaz. Ve ömrü boyunca da aksini yapamaz, inşaAllah. Eğer ruhu temizse, kalbi temizse, Allah ona hidayet ehli olarak yerleştirdiyse kalbine bu güzelliği, kardeşlerimizin bizim sohbetimizi bir kere, tek bir kere dinlemesi yeterlidir. Yani ikinci bir yol olmaz, inşaAllah. İnkar etse de ondan kurtulamaz, kalbine o yerleşir. Gerçek anlatım çok önemlidir. Çünkü onlar alışmışlar Cübbeli tarzına, şuna, buna, işte değişik tiplere alışmışlar. Bir de bakıyorlar ki; son derece candan, samimi bir Müslümanlık anlayışı var, son derece akılcı, Kuran’a dayalı, hurafelerden uzak, dürüstlük üzerine kurulu, candanlık üzerine kurulu, her anlatım samimi, her izah bilimsel ve gerçeğe dayalı, mantıksız akla uygun olmayan hiçbir izah yok. Bunun karşısında kim durabilir? Nasıl dursun? Vicdanen duramaz. Bir de dürüstlüğüm ve samimiyetimi üslubumdan hemen hissederler, candanlığımı hemen hissederler Allah’ın dilemesiyle. İstediğini söylesin, mesela bak, aleyhte yazılar geliyor. Kardeşim ben gıcık olduğum, istemediğim, sevmediğim adama oturup yazı yazmam, muhatap olmam ben. Bir sayfa yazı yazıyorsa ciğerine kadar işlemiş demektir, ciğerlerine kadar. Kardeşim gecenin ikisinde adam bir sayfa yazı yazacak kadar etkilendiyse benim on dakika sohbetimden, hücrelerine kadar, kromozomlarına kadar etki altında kalmış demektir. Yani ben bunu böyle gördüm, şu ana kadar böyle gördüm inşaAllah Allah’ın dilemesiyle. Yani Allah’ın dilemesiyle, Cenab-ı Allah’ın yardımıyla bu böyle oluyor. Hatta nasiyemize baksalar, yüzüme baksa, kardeşlerimizin yüzüne baksa, sizlerin yüzüne baksa, sohbet ortamını görse bir de beş dakika, on dakika dinlese artık bir daha küfrü savunacak takati kalmaz. Çünkü bu tarzda, bu candanlıkta, bu güzellikte, bu nuraniyette insanlar İslam’ı, Kuran’ı savunuyorsa o haktır. O doğrudur. Gecenin ikisinde hak olmayan bir şey savunulmaz, inşaAllah. Hem de ne haktır, hem de ne doğrudur biliyor musun? Sonsuza kadar doğrudur, inşaAllah. Allah’ın izniyle. İslamiyet sonsuza kadar doğru olan, hak olan dindir inşaAllah.
“Canım Muhammed Adnan Hocam. Muhterem Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri, Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, Sultan Baba’nın ve diğer büyük ulemanın size hüsn-ü zanları inşaAllah büyük heyecan veriyor, imanımızı kuvvetlendiriyor, size sevgimizi kat kat artırıyor maşaAllah. Ayrıca parfümünüzü biliyorum” diyor. Hakikaten de biliyorlar ama ben bunu söylemiştim bir kere sonra hatırladım. Kardeşim maşaAllah ne yamanlar hepsi, kimse unutmamış. Bir kere söylemişim, epey oluyor. “Sizi çok seviyorum” diyor. Almanya’dan Mehtap isimli hanımefendi, maşaAllah. Ben de sizi çok seviyorum. Allah nurunuzu, sevginizi arttırsın.
“Muhammed Adnan Hocam, adım Aynur Jale Altıner. Allah bizleri inşaAllah Mehdi (a.s.)’a asker etsin.” İnşaAllah beni de, sizleri de, hepimizi Mehdi (a.s.)’a inşaAllah Cenab-ı Allah asker etsin. “Söz konusu hadiste güneş ile Mehdi (a.s.) kastedilmiş olabilir mi? Sevgi, saygılarımla.” Evet, ben onu daha önce açıklamalarımda izah etmiştim, bizim internet sitemizde de var. Güneşin doğuşundan sonra 120 yıl daha insanlar yaşar diyor, güneşin. İslam güneşinin doğuşundan sonra tabii ki. Ve hadislerde de Mehdi (a.s.)'ın çıkışını güneş olarak Peygamberimiz (s.a.v.) çok fazla anıyor. O İslam’ın Güneşi olarak vurguluyor Mehdi (a.s.)’ı ve bir güneştir diyor. O yönüyle hadiste kast edilen Allah-u alem odur. Müteşabih olduğunu düşünüyoruz. Bir de hadisler birbirinden ayrı anlamlar taşıyor. Ama demin de söyledim, ortak nokta 120 yıl. O zaman anladığımız, Mehdi (a.s.)’dan sonra, Mehdi (a.s.)’ın aleni atağının başladığı tarihten itibaren 120 daha insanlar yaşayacaklar. Anlam bu. Ve bütün olaylar da o 120 yılın içerisinde. Mehdi (a.s.) da, İsa (a.s.) da, İslam ahlakının hakimiyeti de, bozulması da, hepsi de inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Yunus Suresi 82. “Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.” İslam ahlakını dünyaya hakim edecektir inşaAllah. 86. Ayet, "Ve bizi, kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar." Deccaliyetten, Süfyaniyetten Allah bizi rahmetiyle kurtaracak Mehdi (a.s.) vesilesiyle inşaAllah. 86. ayet de 1986’ya bakıyor inşaAllah.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Sunumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...