SUNUCU: Sohbetimize Adnan Oktar Hocamızın katılımıyla devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Berker Hocam, anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah hocam, Pakistan Başbakanı Türkiye Büyük Millet Meclisi altında konuştu hocam. “İki devlet altında bir millet gibiyiz” dedi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, bitmiş konu. Bitmiş, sadece imzaya kalmış. Bak, hepsi aynı şeyi söylüyor, iki devlet bir millet, iki devlet bir millet. Azerbaycan da öyle söylüyor, Kazakistan da öyle söylüyor. Hadi Bismillah, şöyle atın imzasını, bitirelim.
ALTUĞ BERKER: Hocam, siz ne söylediyseniz o oluyor, Allah’ın izniyle. 2008’de bunu telaffuz ediyordunuz, daha önce de ediyordunuz inşaAllah ve söyledikleriniz bin iki yüzü aştı gerçekleşen. Pakistan Başbakanı’nın; “iki devlet altında bir millet gibiyiz.” Cumhurbaşkanımızla resmi. Siz de 2008’de 16 Eylül’de hocam, röportajınızda Endonezya Antara Haber Ajansıyla olan röportajınızda söylemiştiniz hocam. “Endonezya, Türkiye, Pakistan, İran, Mısır, hepsi kısa bir süre içinde inşaAllah birleşecekler ve büyük bir Türk-İslam Birliği ve büyük bir kardeşlik birliği oluşacak” demiştiniz hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yalnız şimdi acayip olan, hayret edilecek olan, Bediüzzaman ne diyorsa çıkıyor. Yani ne kadar acayip bir insan bu Bediüzzaman, maşaAllah. Gerçekten ben böyle alim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra hiç görmedim. Yani çok acayip, tarihin adeta haritasını çıkartmış. Şu tarihte şu olacak diyor, şu tarihte şu olacak, şu tarihte şu olacak, şu tarihte şu olacak. Yani hiç sekmeden ama hiç sekmeden tarif ederek ve detay veriyor, detay da veriyor. Bütün dediği olaylar çıktı.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah hocam. Ama o da Mehdi (a.s.) için “acib şahıs” diyor hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. “Ahir zamanın o acib şahsı gibi hiçbir cihette olamam” diyor. MaşaAllah. Bakın bir daha söylüyorum. On yıl içinde Mehdi (a.s.)’ı görecek insanlar. İttihad-ı İslam’ı görecekler. Fakat hayret, hayret, hayret. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı iki bin yıl sonra Allah’ın Katından inmiş olarak insanlar görecekler. Yani bu hayret üstüne hayret, hayret üstüne hayrettir yani. Çok büyük olay bu. Şahane bir olay ahir zamanın bu kadar renkli olması, bu kadar güzel olması, maşaAllah. Ama bakın Mehdiyeti kapatmak için yapılan emeklere, gayretlere de dikkat edin. Yani Nur talebesi kardeşlerimizin içinden çıkıyor, Cübbeli’den çıkıyor, kubbeliden çıkıyor, şüppeliden çıkıyor, her yerden çıkıyor. Panik halde örtbas etmeye çalışıyorlar. Bir de şirin görünme politikası var. Mesela çıkıyor ayyaş kılıklı birisi, böyle dumancı, bizim milletimizin damarı neyden gider, genel olarak İslam aleminin aradığı şeyler nelerdir bir bakıyor. “Ben bir Yahudi düşmanı olayım” diyor. Ama çoluk çocuk kim olursa, hepsinden, “bir nefret edeyim” diyor. “Oradan bir puan kazanırım” diyor. Çıkıyor, bak çocuklarına da diyor; bak, “küçük, üç yaşında çocuk da olsa” diyor. “Ben düşmanım” diyor adam. Yani şaşırıyorsun, var böyle adam, sana göstereyim. “Üç yaşında çocuk dahi olsa hepsine düşmanım” diyor ve “hepsinden nefret ediyorum” diyor. Hıristiyanları da aynı şekilde katledilmesi gereken varlık olarak görüyor. Puan kazanacağım kafasıyla. Bakıyorsun hiç ummadık bir şekilde akıl almaz noktalara saldırıyor. Ama bu kişilerin ana konusuna geldiğimizde, böyle ana özelliklerine geldiğimizde, sevgiyi bilmediklerini görüyoruz. Bu tipleri bir inceleyin, hayret edeceksiniz; hiçbir konuşmasında ama hiçbir konuşmasında bunlar sevgiden bahsetmezler. Şefkatten hiçbir şekilde bahsetmezler, muhabbetten hiçbir şekilde bahsetmezler. İttihad-ı İslam’dan özellikle şu son zamanlarda hiç bahsetmezler. Türk İslam Birliğinden hiç bahsetmezler ama fitne-fücur, şuna buna falan saldırı, hasetlik, kıskançlık. Bunlar kart hasut kafasında, yani önüne gelene haset eder. Bir tek kendini çok beğenir. Başka da hiç kimseyi beğenmez. Ama yıkma kastıyla, tamir kastıyla değil. Yani müthiş hasut oluyorlar. Acayip haset içinde oluyorlar. Onun için Fethullah Hoca diyor, “başarılarınızı sakın söylemeyin” diyor. Böyle tipler ortaya çıkıp o hasedi dile getirebiliyorlar. Bazen de daha değişik, böyle daha cahil kesimde de öyle puan kazanma amacıyla değişik hareketler oluyor. Mesela Cübbeli geçenlerde bu kendisiyle ilgili dağıtılan kasetle ilgili olarak Fethullah Hoca Cemaatini ima ediyor. Yani onlar yapmış olabilire getiriyor, imasından o anlaşılıyor. Çünkü diyalogcu, miyalogcu, bilmem ne falan. Şimdi dese ki, “kendi cemaatimden bazı kişiler benim hırsımı gördüler, benim kararlılığımı gördüler, Mahmut Hocamızın Allah ömrünü uzun etsin ama ondan sonra onun yerine geçmek için delicesine bir hırs ve kararlılık içinde olduğumu gördüler, beni rezil rüsva etmek için bu olayı yaptılar” dese, bu inandırıcı olabilir. Yani bu makul olabilir.
Ama Fethullah Hoca Cemaati seni ne yapsın? Muhatap dahi olmaz yani. Garibanın tekisin. “Yahudiler beni büyük tehlike olarak görüyor” diyor. “Fethullah Hoca büyük tehlike olarak görüyor” diyor. Yani ona getiriyor. Sen sadece gariban bir insansın. Tehlike falan değilsin. Hiçbir özelliğin de yok, o yönüyle. Yani o anlamda, tehlike yönün yok. Fakat fikirlerindeki çarpıklığı bir çok insan hakikaten savunuyor. Yani hurafeci zihniyet var; Türkiye’de de var, İslam aleminde de var. Onun için ben şahsını hedefleyerek anlatıyorum. Yoksa şahıs olarak ayakta yürüyemeyen, garibanın, zavallı bir insanın teki. Oturup onunla uğraşmak kimsenin aklına gelmez, öyle bir şey de olmaz, öyle bir yönü de olmaz. Fakat puan kazanmak için hani var ya Fethullah Hoca’ya karşı tavır var; cemaatine, topluluğuna karşı, işte “diyalogcular,” “Amerikan yanlısıdırlar,” “CIA’e hizmet ederler,” “FBI ile bağlantılıdırlar,” işte “Moon tarikatına bağlıdırlar,” “Türkiye’yi yıkmaya çalışıyorlar” falan, böyle ipe sapa gelmez, abuk sabuk, mantıksız, hiç kimsenin inanmayacağı çok kötü iddialar. Bunları ortaya atanları bildiği için, bu da biraz zemin tuttuğu için bazı yerlerde, en iyi puan alacağı yerden olaya yaklaşıyor. Yani en çok takdir göreceği yerden. “Helal olsun çocuğa, hakikaten bak diyalogcular bu hale getirdiler.” Çünkü iddia edilen Ergenekon örgütü davasında da, onları kolay buluyorlar. Yani çünkü itiraz etmiyor, ses de çıkarmıyor, kendilerini de savunmuyorlar. Hakikaten sessiz bir topluluktur Fethullah Hocanın cemaati, yani onu sevenler diyelim. Yani suratına vursan öbür tarafını çevirir, öbür yanağını çevirir, öyle aktif bir savunma içinde olmazlar genelde. Zaten riskli konulara da girmezler, mesela “İslam dünyaya hakim olacak, İttihad-ı İslam olacak, Mehdi (a.s.) çıkacak” demez. “İsa (a.s.) inecek” gibi dediler bir ara, onların dergisinde çıkmıştı, hatırlıyor musun?
ALTUĞ BERKER: Evet hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Yer yerinden oynadı, “Hz. İsa (a.s.) gelecek” dediler diye.
ALTUĞ BERKER: Doğru hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Yani onlar da hemen konuyu örtbas ettiler. Onları bu çekingenliğe de mecbur ettiler. Onların çekingen olduğunu anlayınca daha da üzerlerine gittiler, onlar da iyice çekingenleşti. Halbuki zaaf gösterilmez. Yani onlar derken, bir kısmı tabii, çok az bir kısmı ama bu yeterli oldu. Zaaf gösterdikçe, üzerine gittikçe, baktı ki çekingenler, onların üzerine üzerine sürekli gittiler ve nefes aldırmıyorlar. Şimdi o zaafı da bildiği için Cübbeli, benim gördüğüm bunu ima ediyor. Onlardan bazı kişiler yapmış olabilire getiriyor. Fethullah Hoca Cemaatinden bazı kişiler yapmış olabilir gibi. Yani yaptığı ima onu andırıyor. Dolayısıyla hem de puan topluyor bu şekilde. Halbuki muhtemelen kendi cemaati içerisinde buna gıcık olan bazı arkadaşlar var. Bunun hırsını gördükleri için, kararlığını gördükleri için; bunu ekarte etmek, etkisiz hale getirmek ve Mahmut Hocamızın yerine bunun gelmesini tehlikeli gördükleri için, yani cemaatin manen çökeceğini düşündükleri için, uzun vadede cemaatin saygınlığının kalkabileceğini düşündükleri için riskli görüyorlar, görmüşler. Çünkü kendi arkadaşlarından başkası çekemez o filmi. Yani içinde bulunmayan bir kişi de, daha öncede içinde bulanan kişiler çekmişti onun filmlerini. Onun o gittiği yerlerdeki. Aslında başka filmlerde çekmiş o adam o zamanlar, bir tek orada değil. Eğlence yerlerinde falan çekilmiş filmleri de varmış yani öyle diyelim. Dolayısıyla kendi cemaati içinde. İnşaAllah, kendi topluluğu içerisinde. Mesela şimdi filmi ortaya getirip onun sahte olduğunu ispat etmesi lazım. Bunu yapmıyor, halbuki bu çok önemli. Allah vermesin mesela birine öyle bir şey yapılsa, film sahteyse, ben mesela Allah vermesin öyle bir şey olsa, film sahte olsa yeri yerinden oynatırım yani mutlaka ispat ederim. Nitekim bana oyun oynadılar kokainle ilgili, kanırta kanırta ispat ettim. Yurt dışından 14 adli tıp merkezinden ayrı ayrı; resmi, gayrı resmi adli tıp merkezinden rapor aldım ve buradaki adli tıptan da ayrıca rapor aldım. Kokainin kanıma emniyetteyken verildiğini ve yiyecekle verildiğini ispat ettim. Öbür türlü sessiz de kalabilirdim. Yani “bana iftira atıyorlar” derdim, öyle olmaz o. Ortada bir film varsa bunun ispatı o kadar kolaydır ki, montaj olan film, yani sonradan kurgulanmış film bağırıyor, yani çok açık belli oluyor. Şu anki teknoloji bunun için yeterli değil. Diyorlar ya çok kolay yapıyorlar, öyle bir şey yok. Çok iğreti ve çok kötü oluyor, olur yani, bozuk olur. Çünkü öyle filmler biz gördük. Televizyonlarda falan yayınladılar. Son derece iğreti oluyor. Mesela sanatçılara falan bazı öyle filmler hazırlamışlar. Ünlü bir şahsın yanına gidiyor gibi yapmışlar. Çok belli oluyor. Yani teknik incelemeye alındığında hemen anlaşılıyor. Cübbeli de eğer samimiyse bu konuda, o filmi teknik incelemeye aldırması lazım. Teknik raporla onu halletmesi lazım. Yoksa oradaki iddialar toplumda katlanarak gelişmeye devam eder. Örtbas edilecek gibi değil oradaki iddialar, değil mi? İnşaAllah. Dolayısıyla Cübbeli çok kurnaz, bayağı zeki. Yani toplumun nabzını iyi tutuyor. Nabza göre şerbet vermeyi de çok iyi biliyor. Taktikleri de çok ama bazen de çok çocuksu taktikler yapıyor. Mesela Musevi karşıtlığını topluma karşı kullanmak istiyordu, dedi ki; “bana cezaevinde hahambaşını gönderdiler” diyor. Bir Museviyi de göndermiyorlar, hahambaşını gönderiyorlar, bakın. Yani adam o kadar önemli birisi ki cezaevinde bu yatarken özel olarak onu hapse sokuyorlar ve özel olarak hahambaşı gönderiliyor, yani olayın büyüklüğünden dolayı. Ve hahambaşı da diyor ki buna; “sen hiçbir şekilde Kuran’dan Musevilerle ilgili Kuran ayetlerini okumayacaksın” diyor. Kuran ayeti okumak ne kadar masum ve makul bir şey değil mi? En uç, insanları en tahrik edecek, hamiyet-i İslamiyesini en feveran ettirecek, en çileden çıkaracak noktaları seçiyor. Yani çok çok uyanık kendince. Ama çok cahil ve unutkan. Şimdi onu duyan bir insan ne olur? Dışarıdan birisi gayri kanuni olarak hahambaşını cezaevine bunun yanına koyuyor ve buna en masum, bir Müslümanın yapabileceği, en doğal yapması gereken, Kuran ayetlerini okumasını engellemek istiyor ve “yapma bunu” diyor. “Buna karşılık sana bol bol para vereceğim, seni otellere götüreceğim” diyor. Otelde ne olacağı, o da belli değil, yani niçin otele? “İsrail’e götüreceğim” demiş buna, “Amerika’ya götüreceğim. Seni çok yüksek mevkilere getireceğim, bol bol para vereceğim, her türlü imkanı sağlayacağım.” “Bak” demiş, “diyalogcularla,” Fethullah Hoca Cemaatini kastediyor Allah-u alem veyahut o tip cemaatleri yahut hangisiyse. Demin ki için de, net konuşmuyorum ama oradaki üsluptan onun çıktığını, Fethullah Hoca Cemaatinin kastedildiğini herkes anlar. Yani aksi anlaşılacak gibi değil. Ama yine de kesin konuşmayayım. Ama yüzde yüz öyle görünüyor. “Bak, başka cemaatler bizimle anlaştı, onlar köşeyi döndüler” diyor. Yani onlar zenginleştiler. Bu dürüst olduğu için küçük, kapalı bir cemaat olarak kalmış ama o da Yahudilerin dediğini yapmış olsa hem zengin olacak, hem cemaati genişleyecek, hem dünya çapında büyük bir sistemin kontrolünü eline geçirecek. Ama o kadar dindar ve o kadar takva ki, bu en zor şartlarda bile bu muhteşem teklifi diyelim artık, ona göre muhteşem oluyor herhalde, kendi kafasına göre ki çok anormal laflar var içinde de ayrıca, çok çok anormal laflar var ve elinin tersi ile itmiş oluyor, kabul etmemiş oluyor. Ne kadar fedakar, ne kadar dürüst, ne kadar takva insan olmuş oluyor. Ne kadar büyük insan olmuş oluyor. Ve Fethullah Hoca Cemaati de ne kadar yanlış yolda olmuş oluyor. Onlar taviz vererek, Yahudilerin dediğini yaparak, tamam büyümüşler ama bu dürüstlüğüyle, akıcılığıyla, samimiyetiyle, iyi ahlakıyla, güzel ahlakıyla reddetmiş, küçük kalmış ama alnı dik kalmış. Bunu söylüyor. Şimdi bunu anlattı. Biz de dedik ki; “kardeşim, o devirde hahambaşı seksen küsür yaşında ve cezaevine girmedi hahambaşı.” Net biliyoruz. Gidip ben kontrol ettirdim. Cezaevine bunun yanına kimse de sokulmamış, onu da biliyorum. Ben dedim ki; “böyle bir şey yok, nereden çıkarttın bunu?” Bununla ilgili anlattım. Çıktı, “bana iftira atıyorlar. Güya ben demişim ki, "yanıma birini gönderdiler, bana tekliflerde bulundu, beni tehdit etti." Ve güya ben de ona göre tavırlarımı değiştirmişim.” Yahut “değiştirmek istenmiş benim tavırlarım” gibi, “böyle bana bir iftira atıyorlar” diyor. Şimdi onun filmi hazır mı? Şimdi beraber bir seyredelim.
-VTR- (Cübbeli hapiste hahambaşı ile kaldığını anlatıyor)
-VTR- (Cübbeli’nin Sansürsüz programındaki açıklamaları)
ADNAN OKTAR: Hani yalnızdın sen hapishanede? Diyorsun; “yanıma hahambaşını gönderdiler” diyorsun. “Adam bana tekliflerde bulundu” diyorsun. Orada da diyorsun ki; “bunu kim çıkardı? Nereden çıkardı?” Sen dedin, senin dediğini aktardık. Kendi dediğini unutuyor. Allah-u alem, bilmiyorum şeker hastalığının etkisinden mi? İnanılır gibi değil. Uzun uzun, bütün bu dediklerini unutmuş, “Bunu nereden çıkarttılar? Kim söylüyor bunu?” diyor. “Bir de böyle bir laf çıktı. Cezaevinde benim yanıma kimseyi göndermediler. Ben tek, yalnız adamdım” diyor. Kendin söylüyorsun işte, hahambaşını gönderdiler diye. “Bana Hahambaşını gönderdiler” diyor, böyle acayip coşkuyla. Kalabalık da tabii onu coşkuyla dinliyor. Bir kahraman, hero olmuş oluyor böyle. Kendini kahraman yapmaya çok meraklı, yani kahraman yapacak her şeyi yapıyor. Mesela alkışlarla, konfetilerle, konuşma yapacağı yere getirttiriyor. Böyle maytaplar yaktırıyor, Michael Jackson’ın konseri gibi yapıyor. Yani hava, sükse dedin mi üzerine yok, çocuk gibi, dediklerini de unutuyor. Bir gün evvel beyaz dediyse, ertesi gün siyah diyor. Siyah dedi ise beyaz diyor. Çok kurnaz, çok uyanık. Tabii ben burada illaki Fethullah Hoca’yı ve cemaatini kastetti demiyorum ama yaklaşık yani o çıkıyor, ona benzer. Veyahut öbür konuşmasında da illa “Fethullah Hoca demiştir” diyemem tabii ama akla o gelir genellikle. Çünkü başka bir şey de biraz zor. Bakın, adamların gücüne bakın. Bunu hem merkez vaazı yapıyor. Adamı Başbakan gibi görüyor. Bak, hahambaşı merkez vaazı yapacak yetkiye sahip. Bunu cezaevinden istediği an çıkartmaya muktedir. Dolayısıyla cezaevine girişini de o yapmış oluyor. Hahambaşı yapmış oluyor. Cezaevinden çıkışını da hahambaşı halletmiş oluyor. Ve vize sorunu da yok, adam büyükelçilik gibi yani. Vize de alıyor. Darphane gibi para da basıyor. Ama bizim kahraman hiçbirine itibar etmeyip yoluna devam ediyor. Böyle kolay kahramanlık peşinde ve hakikaten cemaati de iyi niyetli olduğu için ona inanıyorlar. Ben böyle eşeleyip ortaya çıkartmasam Allah-u alem bunların hepsi hazmedilmişti. Yani çocuk gibi; bir tane, iki tane, on tane değil.
-VTR- (Cübbeli’nin ifadelerindeki çelişkiler)
Ben, mesela Cübbeli’nin, bu kadar Mehdiyeti, zamanında çoşkuyla, kapsamlı anlattığını bilmiyordum. Bu olaydan sonra tetkik edince, araştırınca, bunu iyice analiz edince ortaya çıktı bu. Ve mükemmel anlatıyor Mehdiyeti ve hepsini anlattıracağım zaten. En az Mehdi (a.s.) çıkıncaya kadar, geceli gündüzlü anlattıracağım. Yaptıklarına yapacaklarına bin kere pişman oldular. Ama Mehdiyeti durdurmak için yapılan çalışmaların içerisinde Cübbeli bir bölüm, küçük bir bölüm. O yanlış olarak söylenilen bir şey var, Mehdi (a.s.)’ın üç yüz yıl sonra geleceğini söyleyen arkadaşlar vardı, entel demiştim, onların bir filmi vardı, onu bir daha gösterelim. Bak, bu arkadaşlar da, Bediüzzaman yüz yıl sonra Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını söylüyor, açık açık söylüyor, yüz yıl yazıyor, Risale-i Nur’da da açıp gösterdim. Şimdi filmde de göreceksiniz. Arkadaşlar iki yüz yıl daha ilave edip üç yüz yıla çıkarttılar. Bunlar da Fethullah Hocamızın Mehtap TV’sinde halkı yanlış bilgilendiren arkadaşlar. Samanyolu ve Mehtap TV’yi seyreden kardeşlerimiz çok dikkatli olsunlar, böyle yanlış yönlendirme yapıyor kardeşlerimiz. Fethullah Hocamızın da orada adeta esir olmasından istifade ederek, üç-beş kişi burada böyle bir faaliyet içerisindeler. Ben de durumu Fethullah Hocamıza şikayet ettim buradan, o güzel bir açıklama gönderdi. Ama bu yeterli değil, adamlar rahat durmuyorlar bu konuda, devam ediyorlar. Ben de halkı uyarmaya devam edeceğim. Şimdi nasıl milleti yanlış bilgilendirdiklerini göstereceğim, buyurun.
-VTR- (Bediüzzaman Hazretleri’nin “Ey yüz sene sonra gelenler” ifadesinin “Ey üç sene sonra gelenler” olarak değiştirildiği Mehtap Tv’deki Çınaraltı programı, Tarih 30.11.2010
-Bediüzzaman Hazretleri’nin Emirdağ Lahikası’nda belirttiği “Ey yüz sene sonra gelenler!” ifadesini “üç sene” olarak değiştirerek yanlış yayınlayan internet siteleri
-Mustafa Sungur Ağabey’in ümmetin icabet ömrünün Beidüzzaman’dan sonra üç yüz değil yüz kaldığı, 1506’da ümmetin ömrünün sonlanacağını anlattığı konuşması
- Bediüzzaman Hazretleri’nin Emirdağ Lahikası’nda belirttiği “Ey yüz sene sonra gelenler!” ifadesini değiştirmeden doğru olarak yayınlayan internet siteleri
- Bediüzzaman Hazretleri’nin Emirdağ Lahikası’nda belirttiği “Ey yüz sene sonra gelenler!” ifadesini değiştirmeden doğru olarak yayınlayan neşriyat)
ADNAN OKTAR:Demek ki Müslümanları yanlış bilgilendirenlere nefes aldırmayacağım. Bir de ben bayağı kararlı bir insanımdır. Beni tanımıyorlar bazı insanlar. Bir kereyle de bırakmam. Bunu böyle iyice dümdüz edinceye kadar yakasındayım. Mesela bu konu; en az on yıl uğraşırım bu konuyla. İnanılır gibi değil, gözümüzün içine baka baka bize yanlış bilgi veriyorlar ve bunun amacı “Mehdi (a.s.) yok” dedirtmek, “Hz. İsa (a.s.) inmeyecek” dedirtmek ve İttihad-ı İslam’ı durdurmak. Ben buna müsaade etmeyeceğim. Hodri meydan. Fethullah Hocamızın cemaati nur gibi cemaattir ama içinde üç-beş kişi hatalı yolda ve yanlış hareket ediyorlar. Onlar bu tutumlarına son verinceye kadar ben uyarmaya devam edeceğim, inşaAllah. Cübbeli’yi de aynı şekilde uyarmaya devam edeceğiz. Ne yapıyoruz şimdi?
ALTUĞ BERKER: Yarım saat sonra Kaçkar Tv’den devam ediyoruz hocam.
SUNUCU:‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza saat 00:30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar Tv, Kütahya Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz.
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'dan İşaretler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...