SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza, Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Bu gece Anastasia hanım da bizlerle birlikte. Welcome.
ADNAN OKTAR: Şimdi şu Cübbeli İttihad-ı İslam’ı savundu değil mi?
ALTUĞ BERKER:Hocam maşaAllah, söylettiniz iki senede inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Elhamdülillah vesile olduk. İki yıl uğraşa uğraşa nihayet bunu söylettik. Ama bak o dediğim çok önemli. O Müslümanların onuru açısından da çok önemli. Bunda çekinecek bir şey yok. Yani ona bir açıklık getirelim. Çekineceği bir şey yok, o kökünden hallolur. Çünkü başına uzun süreden beri bela, kim yaptı, nasıl yaptığını onu Allah biliyor, onu bilmiyoruz. Bir de onu da ortaya çıkartırız. Yani yapanları da ortaya çıkartırız inşaAllah.
“Dortmund Almanya, Fatma ve Muhammed Masum. Selamün aleyküm.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam, sevgili Hocam o tatlı, güzel, sevecen üslubunuzu her akşam evimizin doğan güneşi oldunuz.” Allah razı olsun maşaAllah inşaAllah. Sizler de bizim kalbimizde sevgi güneşisiniz inşaAllah. “Eşimle birlikte sizi her akşam izliyoruz, dinliyoruz, ders alıyoruz inşaAllah. Allah’a öyle şükrediyoruz ki”, şimdi bir hüsn-ü zan ile ilgili bir kelime kullanmış, onu geçelim. “İnşaAllah size layık talebe oluruz mübarek Hocam. Sizi görünce Resulullah (s.a.v.)’i hatırlıyoruz, Elhamdülillah. Heybetiniz, asaletiniz, mübarek yüzünüzün nuru bizleri size daha da çok hayran bırakıyor. Size karşı duygularımızı çok anlatmak istiyorum ama sayfalar yetmez. İstanbul’a gelince ilk sizin yanınıza gelip, şefkatle tebessümü ve yakışıklı yüzünüzü görmek istiyoruz. Allah’a emanet olun Muhammed Adnan Hocam. Fatma ve Muhammed Masum.” Bekliyoruz sizi misafirimiz olarak, gelin aralarda görüşebiliriz. Şu on iki ile yarım arasında ara oluyor ya, o arada görüşebiliriz inşaAllah.
“Selamün aleyküm Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam iyi yayınlar diliyorum. Şebnem (Schaffer) hanımın soruları gerçekten çok güzel.” Çok şeker kız, bayağı tatlı. O bana geldiğinde küçüktü. Yani benim hatırladığım 18, 19 yaşında falandı. Ama az konuşuyordu ama şimdi çok sosyal olmuş, böyle araştıran, konuşan, inceleyen olmuş. Müslümanlığa karşı da bayağı içinde bir sevgi var. Beni de uzun süreden beri izliyor anladığım kadarıyla, kalbinde bir sevgi oluşmuş anladığım kadarıyla. Türkiye’de kalması için konuştum, bakalım, ikna edebilirsek. Çünkü “okulum var” dedi, partide de faaliyeti varmış. Gel burada partide faaliyet yap dedim Türkiye’de, burada da bir sürü parti var, burada da okul var. Gelsin Türkiye’ye. Çocuğu çok rahatsız ettiler burada. Onunda üstünde çok huzursuz bir ortam meydana getirdiler. İnşaAllah bundan sonra öyle bir şey yapamazlar. “Keşke hep orada görebilsek onu” diyor. İnşaAllah onun için konuştum ben de. “İki aydır dinliyorum bende neredeyse, aralıksız fakat hiç ismi geçmedi.” İlk defa bugün geldi zaten. Daha önce gelip gitmiyordu, bugün geldi. “Benim sorum sizin Yaşar Nuri Öztürk hakkındaki görüşleriniz. Yaşar Nuri Öztürk, İttihad-ı İslam ve Mehdiyet açısından ve diğer konular açısından sizin anlattıklarınızın neresinde? Cevaplarsanız çok mutlu olurum. Mustafa.” Yaşar Nuri Öztürk, kişilik olarak kültürlü bir insan, görgülü ve bilgili bir insan. Bence mert, mert bir insan. Ama tabi ben Ehl-i sünnet inancında olduğum için, inanç olarak bazı noktalarda ittifak halinde değiliz. Ama merdane fikrini açıklayan her insana saygı duyarım. Ben kalleş ve gizli adamdan hoşlanmam. Açıkça açıklıyorsa bir şey yok. İttihad-ı İslam ve Mehdiyet açısından, İttihad-ı İslam’ı tabi ki savunuyordur. Mehdiyet’i de bence savunuyor ama toplumun tepkisinden, baskısından rahatsız olduğu için bazen geri adım atıyor. Çünkü açıkça söyledi; “Mehdi (a.s.) gelmiştir” dedi bir ara değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Hangi gazetede çıktı tam hatırlamıyorum da.
ALTUĞ BERKER:“Uyarıcı” diye bir yazı yazmıştı.
ADNAN OKTAR:“Uyarıcı” evet orada geçti. Mehdi (a.s.)’a inandığı anlaşılıyor. İslam’ın da Kuran’a dayalı olarak, hurafelerden arınmış, hurafelerden arınmış olarak İslam’ın dünyaya hakim olacağına da inanıyor. Fakat bir ara “hurma ağacından insan oldu” inancına yahut İbn-i miskeveyh midir nedir, İbn-i miskeveyh evet, onu savunur gibi bir üslubu olmuştu. Sonra ondan vazgeçti herhalde anladığım kadarıyla, yani bu gibi konularda Hocamızla çelişiyoruz. Ama nezaketiyle. İyi özelliği; satın alınamayan bir Hocadır. Bak satın alınamayan bir Hocadır. O yönde delikanlıdır. Bir köpek Hocamıza demiş ki; “çık Adnan Hocanın aleyhinde konuş”, baron köpeği demiş, baron köpeği “çık aleyhinde konuş, bütün imkanlarımla seni destekleyeceğim” demiş, “var gücümle destekleyeceğim” demiş. “Ben hakkı söylerim, böyle bir şeyi kabul edemem” demiş. “Ondan sonra” diyor “bana köpek gibi saldırmaya başladılar” diyor. Evet olay bu inşaAllah. Ama tabi inanç açısından yanlış gördüğümüz yerlerde herkesi eleştiririz. Hocam Yaşar Nuri Öztürk hakikaten alim bir insandır ama yanlış bulduğum yönleri var tabi. Ama mert olduğu için, dürüst olduğu için açıkça konuşuruz zaten konuşulur. Yani sinsi değil.
“Saygıdeğer efendim, muhterem üstadım.” Sabahattin şimdi bu oldu mu? Canım ciğerim. Hiç oldu mu? Şöyle de; İnşaAllah Mehdi (a.s.) olursunuz de değil mi? İnşaAllah sen olursun Mehdi (a.s.). Ama böyle bir ifade olmaz. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah de, tevbe istiğfar et, bir kendini toparla, böyle ifade olmaz ve bana bunu yapmakla da iyilik etmiş olmazsın. Bak senin adına çok rahatsız oldum, yapma öyle denmez. Ama inşaAllah hüsn-ü zan ederiz, herkes sevdiklerine inşaAllah sen Mehdi (a.s.) olursun diye dua edersin. Mesela Şeyh Nazım Hocamız inşaAllah Mehdi (a.s.) olsun, inşaAllah Fethullah Hocamız inşaAllah Mehdi (a.s.) olsun. Bu Müslümanların birbirine bir iltifatıdır, bu güzel, ama hüküm küfür olur, olmaz. “Sizden bir istirhamım olacak, ne olur açıklarsanız, şifreli de olsa bana cevap verirseniz beni büyük bir sıkıntıdan kurtaracaksınız. Ben HAS Parti genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un sizin yakından talebeniz olan sayın Oktar Babuna ile bir akrabalığı var mıdır? Açıklarsanız minnettar olacağım.” Bilmiyorum Oktar’a sormak lazım. Yok, olsa duyardık. “Tarih mezunuyum, tarih mastırı yaptım. Yakın tarihimizi etkilemiş, bazı odakları araştırıyorum. Teşekkür ederim. Sizi ciddiye alıyorum ve gıyabınızda size intisap ediyorum. Muhabbetle vesselam. Sebahattin Baybars.” Sebahattin o konuda anlaştık değil mi sevimli Sebahattin. Hüküm söylemeyeceğiz. Hüsn-ü zan edebiliriz ama öyle denmez.
“Es selamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Değerli Hocam, hocam maşaAllah susamış gönüllere su oldunuz, tıpkı çorak toprakların, yağmur bulutlarını beklediği gibi.” Şimdi bu da biraz şey olmuş. Gönüller sizler gibi insanları bekliyor diyelim inşaAllah. “Hocam maşaAllah size olan sevgimi eşim bile kıskanmaya başladı inşaAllah. Nasıl olmasın Hocam, sizden başka ümmete tam olarak sahip çıkan mı var?” Var tabi var ama ben de iyi sahip çıkanlardan birisiyim. “Tüm insanlığın kurtuluşu için çalışan mı var?” Var tabi onlardan birisiyiz. “Allah sizi bizim başımızdan eksik etmesin inşaAllah. Allah’a emanet olun inşaAllah. Hocam, Berker Hocam gibi sevap almam için ne yapmam gerek?” İnşaAllah umuyoruz inşaAllah. İşte Berker, sen de kitap oku, anlat, tebliğ yap inşaAllah. “İnşaAllah aktarır mısınız? Allah’a emanet olun” diyor. “Hüseyin Akan.” Hüseyin Akan sen de eşinle beraber bekliyoruz, gelin görüşelim, konuşalım inşaAllah.
“Azerbaycan’dan Aliyeva. Selamün aleyküm muhterem seyyid Adnan Hocam. Şimdi Flash Tv’de Cübbeli konuşuyordu. Hocam “insanların adının onların hayatlarında kaderlerine yön vermesini” söyledi. Mesela “ben Ahmet’im. Hayatım boyunca bunun manası gibi yaşadığını” söyledi. Hocam birçok tanıdığım insan var. Mesela adı Azim ama hiç de azimli değil. Dinden bihaber hayat yaşıyorlar. Yahut Şükür dediğim biri var ama hiç şükretmez. Böyle mesajlar çok getirebilirim inşaAllah. Siz ne düşünüyorsunuz Hocam? Kaderleri adları mı belirtiyor yoksa onları mı doğmadan önce Rabbimiz o insanların kaderini zaten yazmış?” Ya Cübbeli’dir der yani ne alakası var değil mi? Adı Ahmet, Mahmut, Muhammed olan bir sürü dinsiz imansız, sapık adam var, ne alakası var? Cübbeli deyince bir nokta koyacaksın zaten. Çocuk gibi yani bak. Aklına ne gelirse söylüyor. Yanlış, ismiyle ne alakası var?
“Mahmod Hoseyinzade.” Yani Mahmut Hüseyinzade herhalde. “İran. Selam çok güzel konuşuyorsunuz ve çok severek sizi İran’dan izliyorum. Bir sorum var. Siz Hz. Mehdi (a.s.)’ı biz Şiiler gibi mi biliyorsunuz? Teşekkürler.” Tabi aynıdır. Vehhabilerin, Alevilerin, Bektaşilerin, Sünnilerin Mehdi (a.s.)’’ı aynıdır. Ama anneden babadan doğan Mehdi (a.s.)’dır. Ruh olarak görünmeyen Mehdi (a.s.) olmaz. Öyle bir Mehdi hiç gelmez. Ama anneden babadan doğan Mehdi (a.s) zaten geldi. Onu Ahmedinejad açıkladı. “Mehdi (a.s.) geldi” dedi. Değil mi? İran resmi açıklama yaptı. Hürriyet gazetesi sür manşet verdi.
“Almanya Fatih Mehmet. Şeyh Ahmet Yasin Efendinin talebelerinden selamı var.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Bugün ağabeylerimiz özel ziyaretine gittiler. Şeyh Ahmet Yasin Efendinin de uyarısı var.” Yani “Cübbeli Hocaya uyarısı var” diyor. “MaşaAllah yine heybetiniz üzerinizde, adeta arslan gibi görünüyorsunuz bizlere” diyor. “Almanya’da devamlı olarak, artık 2012 dünyanın sonu mu gelecek diye endişe içindeler. Nostradamus, Mayalardan örnek veriyorlar. İslam büyükleri ne diyor bu tarih için? Bizi aydınlatır mısınız? Ellerinizden öperiz.” 2012 önemli tarih tabi. Mehdiyet için önemli ama Kıyamet değil. Daha İslam dünyaya hakim olacak, İslam dünyaya hakim olduktan sonra.
O nedir?
ALTUĞ BERKER:Şeyh Ahmet’i ziyaretteki resimleri Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Hay maşaAllah. Bizim Osman ve bizim gençler, Şeyh Ahmet Yasin Hocamızı ziyarete gitmişler. MaşaAllah. Çok munis ve çok efendi bir insan Şeyh Ahmet Yasin, bayağı dürüst, mazlum, çok iyi niyetli maşaAllah. Allah uzun ömür versin. Bizim gençler de bayağı sevinçliler maşaAllah. İyi hadi bakalım maşaAllah.
Eski MİT görevlisi Mahir Kaynak bazı konuşmalar yapmış. “Yine dün dünyadaki yeni denge iki büyük güç arasına kurulacak. Bir tarafta Rusya olacak, diğer tarafta Amerika. Bu dengeyi bir tahterevalli gibi düşünürseniz, Türkiye tam ortada istinat yani kuvvet olma noktası olacak. Türkiye’nin Ortadoğu’daki gücü artacak.” Tabi ki Rusya’yı kendi safına alacağı için ve bütün Türklük alemini ve İslam alemini de kendi safına alacağı için bir süper güç olacak tabi ki. Evet çok ilginç bir şey daha söylemiş ama onu söylemeyeyim.
Ama biz tabi yine de bilemiyoruz yani kimin neyin ne amaçla yaptığını tam bilemeyiz, fakat dürüstçe davranmak gerekirse böyle olmaması gerekiyordu. Onun haber yapılmaması gerekirdi. Değil mi? Yani özel görüşüp, özel olarak konunun kapatılması gerekiyordu, böyle olmaz. Şimdi artık şüyu buldu, artık bunun kasetin bulunup sahteliğinin tespit edilip, onun açıklanmasının dışında bir yol yok. İnşaAllah.
İsviçre’den Ahmet soru sormuş. Ateist arkadaşlar, Ahmet sana sormasınlar, bize sorsunlar. Bizim internet sitemize o arkadaşları yönlendir. Biz cevap verelim, çünkü öyle hemen geçiştirilecek konu değil onlar, tek tek cevap veririz inşaAllah.
“Selamün aleyküm saygı değer Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Ben Avusturya’dan Okan. İslam dinimize yaptığınız hizmetlerden dolayı, size saygıdeğer Hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır” diyor ama teşekkür olmaz, Allah razı olsun diyoruz, demeniz lazım değil mi? Allah’a şükredilir, Allah’a şükrediyoruz demeleri lazım. Allah sizden ve talebelerinizden razı olsun. Saygıdeğer Hocam, sizi çok seviyorum inşaAllah. Nasip olur Türkiye’ye geldiğimde sizi ziyaret etmeyi çok istiyorum.” Tamam gel. İkide programımız bitiyor, ikiden sonra da olabilir, en iyisi o olur, benim vaktim en iyi o vakitte oluyor. İki, gece ikide inşaAllah.
“Bismillahirrahmanirrahim. Erhan Akata. 4.6.1981 Almanya doğum tarihi. Almanya Herford”, var mı Almanya’da öyle bir şehir, doğru mu okuyorum Herford? “Es selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. Sayın Adnan Oktar Hocam” diyor. “Sizin çalışmalarınızı ve gayretlerinizi yıllardır takip ediyorum ve büyük bir mutluluk hissediyorum. Allah hepimize Kendisinin razı olacağı işler yapmamızı nasip eylesin inşaAllah. Beni son derece rahatsız ve huzursuz eden bir konuyu size sormak için bu e-maili size yolluyorum inşaAllah, cevaplarsanız, Said Nursi Hazretlerinden, Risale-i Nur’dan çok sayıda örnekler veriyorsunuz. Said Nursi Hazretlerinin ahir zaman hakkındaki düşüncelerini biliyorsunuz” diyor. “Hepimiz biliyoruz, sizin bu konudaki görüşünüz nedir” diyor. “Samimi bir açıklama yaparsanız memnun kalırım.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Samimi açıklama, samimi olmayan açıklama. Benim açıklamalarım zaten samimi, samimi olur yani inşaAllah. Şimdi bana bu konuda o kadar çok soru geliyor ki, yani Erhan Akata kardeş, senin tarzında. Ama sen kendi sorunun cevabının kendi yazının içinde vermişsin. Sana şöyle cevap vereyim o zaman bak, Kuran’dan cevap vereyim. Ama bir tek sen değil, yüzlerce kişinin de cevabı olmuş olur. Erhan kardeşim dikkatlice dinle beni, Almanya’daki kardeşler de, Avusturya’daki arkadaşlar da orada da çok bu tarzda yazılar geliyor, sorular geliyor.
Kehf Suresi, 65,bakın; “Derken” diyor Cenab-ı Allah, şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Katımız’dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. Musa ona dedi ki; “Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” Şimdi kardeşimiz bana ne diyor? Hocam, sizin doğru olarak öğrendiğiniz bilgilerden, bana öğretmeniz için size tabi olabilir miyim, bana bilgi verebilir misiniz, yani bana samimi olarak bu konuları aktarabilir misiniz diyor. “Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.” Şimdi ben de ona diyorum ki; sen benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin. “Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin. (Böyleyken) “Özünü kavramaya” bakın “özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” Ben de ona diyorum ki kardeşime; “özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” “(Musa) “İnşaAllah, beni sabreden bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim” dedi. Dedi ki: “Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma.” Ben de Erhan’a bunu diyorum. “Ben sana öğütle söz edip”, öğütle anlatıp, bu konuları açıklayıncaya kadar, yani Kuran’da da; “sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar” diyor. “Böylece ikisi yola koyuldular. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi.” Neyle deliyor? Çekiçle. Masonlarda da çekiç biliyorsunuz bir semboldür. Çekiçle, kayayı da yontuyorlar, çekiç çok önemlidir, masonluğun sembolüdür inşaAllah. “(Musa) Dedi ki: “İçindekileri batırmak için mi onu deldin? Andolsun sen, şaşırtıcı iş yaptın.” Şimdi bana kardeşim ne diyor? Hocam diyor, “sen şaşırtıcı bir söz söyledin.” Değil mi? Ben de diyorum ki; Ledünidir, batınidir, zahir gözüyle bakma diyorum. Sana diyoruz, İbrahim kıssasını örnek veriyorum. Bediüzzaman da Ledün ilmi ile hareket eden bir insandır, batın ilmiyle hareket eden insandır. Değil mi? Ben dünya çapında mücadele yürütüyorum. Tabi ki batini ve ledüni bir yönüm olacak. Değil mi? Hikmet gözüyle bakan, hemen anlar ve çözer. Sen Erhan çok yüzeysel baktığın için göremiyorsun. Yoksa ben o kadar açık anlatıyorum ki. Kardeşim bir kere Mehdi (a.s.) varsa, zaten deccal ve süfyan vardır. Yani Mehdi (a.s.) niçin gelsin o zaman değil mi? Ben Mehdi (a.s.) geldi dediğime göre, süfyanı boğuyor demektir şu an, altına almış boğuyor şu an. Süfyanı böğürttürüyor, dana gibi böğürttürüyor şu an. Süfyan nedir? Şeytanlıktır, deccaliyettir, Darwinizm’dir ve materyalizmdir. Diyorsun ki; “sen bunu temsil eden şahsı göster.” Hafız Esad işte. Şam’da, şekli şemali de uyuyor. Ne yaptı bu? Camileri yıktırdı, Müslümanları mahvetti, Allah demeyi yasakladı, Suriye’de bütün tekkeleri kapattırdı. Ve onun etkisinde kalan Saddam ne yaptı? Her yeri batakhaneye çevirdi ve her yere komünist partisinin bürolarını kurdurdu, her yeri dinsiz imansız yaptı ve kitle halinde Müslümanları katletti, şehit etti.İşte bunun adına süfyaniyet denir. Allah süfyanları tepeledi, şu an Mehdiyet gürül gürül faaliyetini yapıyor. Süfyan ilk çıktığında yenilemez. Yani süfyan gürül gürül faaliyetini yapar. O andaki Mehdilerin onu yenmesi mümkün değildir. Yani süfyanın devrindeki Mehdilerin süfyanı yenmesi mümkün değildir. O zaman o süfyanlığını yapamaz zaten. O yüzden onu yenemediler, Süfyanı yenemediler o devrin alimleri, o devrin Mehdileri yenemediler. Bilakis o onları ezdi. Kendi kafasına göre ezdi. Bediüzzaman da süfyanı Mehdi (a.s.)’a bıraktı kafasının ezilmesini, parçalanmasını. Ne diyor; “Fen ve felsefenin tasallutuyla, maddiyun ve tabiyyun tağunu beşer içinde intişar etmesiyle, her şeyden evvel” diyor, “felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır.” Bak süfyaniyeti ne kadar kısa ve öz tarif ediyor Bediüzzaman. Mehdi (a.s.)’ın karşıt olduğu ana düşüncenin adı süfyaniyettir ve münafıkane sistem. Karmaşık bir şey yok bunda. Mehdi (a.s.) şu an, hem münafık sisteme, hem yobaz sisteme, hem süfyaniyete, hem deccaliyete karşı müthiş bir faliyet içerisinde. Mesela bak Şebnem Schaffer geldi, çok şeker, dünya tatlısı bir şey. Bakın nasıl Mehdiyet’in etkisinde kalmış. Ona sorsan haberi bile yoktur. Ama gürül gürül Mehdiyet’in etkisinde. Yani baktım konuştum etkisine girmiş Mehdiyet’in. Kendine de dedim; “sen farkında değilsin belki ama Mehdiyet’in etkisindesin şu an” dedim. Ve dolayısıyla süfyaniyeti ezen bir güce dönüşmüş. Süfyaniyet bütün İslam ülkelerini mahvetti. Bir tek Suriye’yi, Bir tek Şam’ı, bir tek Irak’ı değil. Bilmiyorum anlatabildim mi. Benim meşrebim Hz. İbrahimvaridir. Yani meşrebim ve yöntemim Hz. İbrahim (a.s.) modelindedir. Hz. İbrahim (a.s.) stilinde, yöntemindedir. Ben Müslüman olduğum için tabi ki Hz. İbrahim (a.s.)’ı örnek alıyorum kendime, en başta Resulullah (s.a.v.)’i örnek alıyorum inşaAllah.
Erhan yine anlamadım dersen bir örnek daha vereceğim. Ama bir kere daha anlamadım dersen talebelikten çıkaracağım seni inşaAllah. Ben de Hızır (a.s.)’ın bir talebesiyim. Bütün Müslümanlar Hızır (a.s.)’ın talebesidir. Kuran’dan Hızır (a.s.)’ın dersini alan herkes, Hızır (a.s.)’ın talebesi olur. Bu üç örneği okuduğunda, Hızır (a.s.)’ın talebesi olursun. Yeteneğine, gücüne ve aklına göre, kabiliyetine göre Hızır (a.s.)’ın talebesi olursun inşaAllah.
“Ahmet Kenar, Avusturya. Es selamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Pek değerli, pek güzel nurlu Muhammed Adnan Hocam.” Şimdi bak bu da gereksiz olmuş. Yani öyle şeyler hem riskli oluyor, hem çok yanlış, hem benim böyle bir talebim yok, yanlış anlaşılır. Mesela bak “KadesAllah-u sırruh” yazmış. Bu büyük İslam alimleri vefat ettikten sonra, onlara hürmet için söylenir. Şimdi bana söylendiğinde, yani bunu benim tarafımdan teşvik edildiği yahut ben bunu istediğim imajı meydana geliyor. Ben böyle bir talepte bulunmuyorum. Ben Allah’ın gariban, zavallı bir kuluyum, herhangi bir öğrenciyim, talebeyim. İslam’ı yeni yeni öğreniyorum, Kuran’ı yeni yeni öğreniyorum. Bak hatta ilk defa okuyup, ilk defa anlıyorum, okurken anlıyorum. Değil mi? Evet. En iyisi ben bu soruyu okumayayım. Şu kısmını okuyayım; “Allah rızası için sizi çok ama çok seviyorum. Cümle veliler ve evliyaları seviyorum. Kendi aileme, anneme, babama, akrabalarıma sizin Mehdi (a.s.) hakkında anlattıklarınızı müjdeliyorum.” Bunlar olur, güzel. “İslam Birliği için dua ediyorum efendim. İstirhamım şu ki; siz değerli büyüklerin bizi sevmesi olsun.” Tabi ki seviyoruz, siz bizim canımız ciğerimizsiniz inşaAllah. “Çünkü bizim sizleri sevmemiz, bizim günahkar olmamızı değiştirmiyor.” Hepimiz günahkarız. “İnşaAllah dualarınız ve himmetinizle Allah ve Resulü (s.a.v.)’e yakışır amellerde bulunuruz.” İnşaAllah. “Ne olur dua ediniz efendim.” Bütün Müslümanlara dua ediyorum ben her gün. Ya Rabbi bana ve bütün Müslümanlara diyorum zaten. Böyle dua edilir zaten başka türlü olmaz. Ben acizane sizlere dua ediyorum. Her akşam nurlu nazarlarınıza erişmek için saat 21:00’i iple çekiyorum efendim. Bir de sorum olacak inşaAllah. Çingeneler hakkında bilgi verir misiniz?” Çok şekerdirler Çingeneler, acayip tatlıdırlar. Ben fasıl getirtiyorum, Çingeneleri getirtirim genellikle. Ruhen ne şeker insanlar, yani böyle cıvıl cıvıl. Daha yedi yaşında kerata mükemmel keman çalıyor, darbukayı konuşturuyor böyle, nasıl bir yetenektir bu, Allah’ın hikmeti. Çok mütevazıdır Çingeneler, çok şekerdirler, çok sevgi doludurlar. Çok Çingene ahbabım var müzisyenlerden, çok severler beni. Ama çok ezilmişlerdir o mazlumlar, o dünya iyileri. Allah’a Kuran’a sevgi doludurlar. Mesela benim Çingene arkadaşlarım var ekip, fasıl ekibi çağırıyorum, geçenlerde çocuklar, meğer maşaAllah aralarında toplanıp Kuran dersi yapıyorlarmış maşaAllah. Her gün ama her gün Kuran dersi yapıyorlar. Ama klarnet, keman ağlatıyor böyle dile geliyor klarnetler acayip güzel çalıyorlar. Arada sırada çağırıyorum, hem onlara harçlık çıkıyor, hem de öyle iyi oluyor, güzel oluyor. “Çünkü çok olumsuz sözler söylediler haklarında.” Halt etmiş onlar. Çok dünya iyisidir Çingeneler, çok mütevazı, çok şekerdirler. Sanatçıdırlar, mazlumdurlar. Ne alaka terbiyesizlik yapıyorlar. “Size rahatsızlık verecekse, söylemeseniz de olur inşaAllah.” Aman aman aman, iftihar ederim ben Çingene kardeşlerimle. Çağıracağım buraya, fasıl yaptıracağım. Dünya tatlısı onlar. Ne alakası var? Bir kere çok mütevazılar, bu çok önemlidir. Hep böyle topraktırlar, hep böyle en şeyde görürler kendilerini. Hiç büyüklenmezler, pür neşedirler. Mesela ayakkabı olmaz ayağında yine neşelidir, neşesi bitmez. Üstü başı yırtık olur, yine neşesi geçmez. Yazık hepsi zor işlerde. Ya kalay işlerler, eskiden hep öyleydi, ya kömür toplarlar. Biz çocukken arkadaşlarım onları kızdırırlardı gariplerimi. Ne kadar korkunç bir şey, Allah vermesin. Nur gibi mümin kardeşlerim benim onlar. Onlara laf söyleyenlerin hata yaptığını söylüyorum. Çok yanlış yoldalar, Allah’tan korksunlar. Hz. Adem (a.s.)’ın evlatları, Hz. Adem (a.s.)’dan kardeşiz biz, öz be öz kardeşiz. Sakın ha sakın. Nur gibi tertemiz insanlar. Yalnız bak diyorsun ki, şu kısım olmadı bak, okumadığım kısmı bunu söyleme, bu şekilde olmaz. Umduğum, o şekilde olur, “umduğum” de, “inşaAllah umuyorum” de. Ama bak hüküm vermişsin. Şöyle diyelim; “Arslan arslanı” diyorsun, bu çok güzel bu denir güzel bir şey. İnşaAllah bu da çok güzel. Ama bu olmaz. Bak şurada kesin hüküm vermişsin, bu olmaz. “Umduğum” diyeceksin. Ben de umarım, inşaAllah sen olursun, inşaAllah kardeşlerim olur. Öyle olmaz. Beni seven kardeşlerimiz artık bu hataya düşmesin, bunu yapmasınlar inşaAllah.
Aman Allah’ım, Avusturya, Fransa, Almanya, Azerbaycan maşaAllah. Ama biraz Berker Hocamı da dinleyelim.
ALTUĞ BERKER:Bugün gazetesinde, Bilal Özcan isimli bir yazar kardeşimiz, “sosyete panikte” başlıklı bir yazı yazmış Hocam. “Önceki yıllarda sağlığına çok özen gösteren ve herkese bomba gibiyim diyen Sapık Sabancı’nın kanserden ölmesinin büyük bir şok etkisi yarattığını” söylemiş. Ardından Monic Benardete’nin, ani bir kalp krizi sonucu komaya girerek, iki gün içinde ölmesi ve son olarak da, Ceyla Gölcüklü’nün altı ay içinde kanserden hayatını kaybetmesi bu çevrede çok büyük bir paniğe sebep olmuş. Bu son olayın ardından, sosyete mensubu kişiler, kanser taraması yaptırmak için sıraya girmişler.” Yazar “eceli gelince herkesin öleceğini” hatırlatmış. “Ancak tedbirde de fayda var” diye eklemiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yalnız aramayla, taramayla kanser durdurulmaz söyleyeyim. Yani Allah isterse olur. Mesela beyninde kanser başlar, hiçbir şey yapamazsın. Mesela beyin kanseri. Sadece takip edebilirler. Çünkü ameliyat edilebiliyor en fazla. Ve belirli büyüklüğe ulaşmadığında zaten fark edilemiyor. O fark edildikten sonra da ameliyatın dışında alınmaz beynin içinde. Ameliyatla da alındığında, ölür adam yani o ölebilir. Mesela kan kanserinde de öyle. Kanser vücudu sardıktan sonra anlaşılıyor. Başka anlaşılmaz öbür türlü. Mesela pankreas kanserinde de, belirgin bir hal aldıktan sonra anlaşılıyor. Yani vücuda zarar verecek hale geldikten sonra çoğu zaman geç kalınmış olur. Bir de kansere yakalansa bile, tedavisi yapılıyor, kanser tedavisi yapılıyor, vücudun başka bir yerinden başlıyor, bir daha başlıyor. Dikkat edin ikinci kere tedavi yapılamıyor, vücut kaldırmaz. Onda beklemekten başka bir şey yoktur. Bir kere yapılabiliyor tedavi. Mesela bizim bir yakınımız vardı. Yani yakınımızın yakını, kanser oldu, her türlü ilgi alakayı gösterdik, tedavi oldu, iyileşti, bir daha yakalandı, “veremeyiz” dediler, “bir daha yeni bir ilaç, ve bünyesi kaldırmaz” dediler. Ve adam Allah’a ruhunu teslim etti. Onun için ölüme direnmenin mümkünü yok. Öyle bir şey yoktur. O değil, Allah’ı aşkla sevip, sonsuz hayatta Allah ile beraber olmak, Allah aşkıyla yanmak çok güzeldir. Allah’ın varlığı apaçık ortada. Çoğunluk dalalette olabilir. Allah diyor ki; “Çoğunluğa uyarsanız, sizi Allah yolundan saptırırlar” (Enam Suresi, 116) diyor Allah, şeytan’dan Allah’a sığınırım. Biz çoğunluğa göre hareket etmeyiz. Mesela biri bir diskoya gidiyor, çoğunluk. Çoğunluk anormal düşünüyor olabilir. Biz ne yapacağız? Kendi aklımızla düşüneceğiz. Allah diyor ki çünkü; “Yapayalnız, tek başına Bana geleceksiniz” (Meryem Suresi, 95) diyor Allah. Bilgisayar koltuğunda, annesi, babasıyla, Facebook arkadaşlarıyla gelmez gelirken.” Ölür, cenaze kalabalık oluyor, o doğru oraya kadar gider. Mezarlığın toprağın altına, iki buçuk metrenin altına koyduktan sonra, var gücüyle oradaki belediye işçileri toprağı üstüne dökmeye başlıyorlar. Ondan sonra toplumla bağlantı kopar. Simsiyah karanlığın içerisinde, buz gibi toprağın içerisinde sadece bakteriler, oradaki kurtlardır arkadaşı. Işık mışık yok. Her geçen dakika vücudu şişmeye başlar. Ağzından, yani bunu söylemek istemiyorum ama köpükler gelmeye başlar. Ve kadının rahmi, cinsel organından dışarı atılıyor basıncın etkisiyle, davul gibi şişer. En yakışıklı, en güzel, dünyanın en güzel kadını olsa, o akıbete uğramaktan ayrı kalamaz. En yakışıklı erkek de bu şeyden geçer. Bir tek Peygamberlerde bozulma olmuyor, velilerde, Peygamberlerde. Bir mucize olarak olmuyor. Mesela bak yıllar sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mezarı düzeltilirken, Hz. Ömer (a.s.)’ın ayağı görülmüş toprakta, olduğu gibi duruyor mezar düzeltilirken. Geri kapatmışlar ama duruyor. Allah’ın hikmeti. Bediüzzaman’ın çok uzun süre sonra açıldı mezarı, Abdülmecit Nursi kardeşi de yanında “gül kokusu vardı” diyor kardeşi, “olduğu gibi duruyordu.” Diyor yani bütünüyle. Ebu Eyüp El Ensari, TRT’nin programında açıklandı, üstündeki taş lahit kaldırıldığında, terütaze cesediyle karşılaşıyorlar yüzyıllar sonra. Açık, bakın tarih kitaplarına. Yani onlara mahsus bir özellik oluyor. Yani normalde hayret edilecek bir şeydir, şaşırtıcı ama oluyor. Ama normal olan bu şekildedir.Oradan artık ne çetleşebilir, ne böyle şımarık ifadeler kullanabilir, ne Facebook arkadaşlarına slm bilmem ne falan gülücük işareti, hiçbir şey gönderemez. Onlar da ona haber gönderemez. Elektrik bağlantısı falan hiçbir şey olmaz. Parfümleri, elbiseleri, marka kıyafetleri, ayakkabıları hepsi dolapta evde kalır, fabrikası da orada kalır. Fabrikasına işçiler gidip, geliyor, devam ediyor, arabalarını millet kullanır, eşyalarını millete dağıtırlar ama o yerin altında beze sarılı olarak orada durur. Ayak başparmakları birbirine bağlı, iple bağlı, çenesi bağlı, üstten çenesi bağlı morgdan gasilhaneye geldiğinde, bu işlemlerden geçer. Yırtarlar Amerikan bezinden bir parçayı kafasının üstünden geçirip, çenesinin altından bağlarlar. Ağzından çıkacak nevaleleri durdurmak için. Ama buna rağmen, ağzını parçalar çıkar, mümkün değildir. Böyle feci şekilde bir son meydana getiriyor Allah, ama buna rağmen insanlar deliler gibi. Mesela geçenlerde sosyetede toplantısını gösteriyor, 70 yaşında, 80 yaşında birçok kişi böyle tintin böyle sırtları çıkmış, “sosyete” diyor, “çok mutlu bir toplantı yaptı” diyor. Adam evde kalp ilacını alıyor, kolesterol ilaçlarını almış, romatizma ilaçlarını ayrı alıyor, böbrek ilaçları ayrı, birçoğu kanser hastası, tedavi görüyorlar, halen devam ediyor. Birçoğunun uru var, ona karşı ilaçlar alıyorlar, siyatiği var, akla gelmedik hastalıklar, şekeri var, şekeri aniden toplantıda yükseliyor, binbir türlü tedaviyle, ilaçla zor ayakta duruyor ama ayakta durunca görünce millet, onlara hiçbir şey olmuyor zannediyor. Halbuki hepsinin bin bir çeşit hastalığı var, perişanlığı var. Ama oraya gelirken süsleniyor, püsleniyor, allık boya falan, o ayakta durmasını onlar yeterli zannediyorlar. Bu bir hata olur. Gerçekçi ve akılcı bakacaklar.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Serdar Turgut HaberTürk’teki yazısında bugün, “Gülen Cemaatinin, Güneydoğu’da son derece aktif olduğunu ve buradaki Kürt vatandaşları, dini yönden eğitmek için kurslar, dershaneler açtıklarını ve AK Partinin, PKK ile ideolojik mücadelede, cemaat faaliyetlerine büyük önem verdiğini” yazmış. “PKK’nın Gülen Cemaatine önce saldırgan davrandığı ancak daha sonra kolunu bükemeyeceğini gördüğünde, “birlikte çalışalım” teklifinde bulunduklarını” söylemiş. Ayrıca Gülen Cemaatinin bu teklife olumlu yönde cevap vermesi, ilk kez terörizmin sosyal temellerine inme imkanı oluşturacağı için son derece önemlidir” demiş.
ADNAN OKTAR:Bir kere Serdar Turgut burada doğru söylemiyor. Yani çok yanlış bir tahmin. Fethullah Hoca Cemaati hiç kimseyle böyle atışıp, kapışıp, bilek güreşine falan girmez. Çok mazlum kendi halinde insanlar, bayağı içine kapalı insanlar. Ilımlıdırlar yani sevecendirler, dolayısıyla hükümeti hiçbir zaman için karşılarına almazlar. Bir de Erdoğan hükümetini niye karşısına alsınlar? Yani nerede çelişiyor da karşısına alsın? Tayyip Erdoğan beyefendi kendi imkanları içerisinde en iyiyi yapmaya çalışıyor benim gördüğüm. Eksiği, kusuru var, yanlışları var o ayrı tamam doğru ama mevcut bilgisi, kültürü ve imkanları halinde, mevcut vicdani gerilim içerisinde en iyiyi yapmaya çalışıyor. Bunu herkes görüyor. Neden oturup kapışsın onunla yani niye öyle bir şeye girsin? Bilek güresi falan olmadı, hiçbir zaman için bu olmadı. Başından beri Fethullah Hoca Cemaati, AK Partiye karşı ılımlı bakıyorlar. Yani dindarların büyük bir bölümü de ılımlı bakıyorlar. AK Parti modelinde başka bir parti olsun, aynı kadroyla aynı şey olsun, iktidara geleceğini bilirlerse, inanın hepsi gider oyunu ona verirler. Yani AK Partinin bir hususiyeti olduğundan değil. Millet dehşet istemiyor, baskı istemiyor, gece yarısı 3’te evinden alınmak istemiyor, korku istemiyor, özgür olmak istiyor millet. Özgürlüğü kim verirse, sıcaklığı, sevgiyi kim verirse, gözünü kırpmadan gidip oyunu verirler ona. O kadar. Yani millet inanın ekonomik olayların da peşinde değildir. Benim milletim yarım ekmeğin içine biraz peynir koyar yer. Huzur ister millet huzur. Şamata istemezler. Sakin, güzel sevgi dolu yaşamak ister. AK Parti kısmen de olsa bunu sağladığı için AK Partiden memnunlar. Olay bu. Fethullah Gülen Cemaatinin başından beri desteklemesinin nedeni de budur. Destekliyorlar o doğru biliyorum ben. Ve hiçbir zaman için de bilek güreşine falan girmediler, atışmazlar. Ama Gülen Cemaati böyle esrarengiz, işte kasetleri ortaya atan, milletin telefonlarını dinleyen böyle karmaşık işlere giren bir cemaat değil. Böyle şeylerden çok çekinir onlar. Yani gidip görüşsünler, herhangi biriyle görüşün göreceksiniz, adını sorarsın, adını öğrenirsin, soyadını bile zor öğrenirsin yani. Çok çekingenler, utangaçlar. Risale-i Nur’u sever okurlar ama onlara da musallat oldular, işte bu şaşar Beşer-Faruk Beşer, şu geçenlerdeki gençler vardı ya, “200 sene” ilave eden gençler. Bak demek ki içlerine dalmışlar balıklama. Ama ben de balıkları yakaladım kanatlarından yani yüzgeç kısımlarından yakaladım. Yani balığın neresinde, kuyruğu demeyeyim de yani yakışık almaz, nezaketiyle söyleyeyim, yakaladım ve çırpınıyorlar şu an. Biraz çırpındıralım. O, 200 sene ilaveci arkadaşları bir göstersene cevabıyla beraber.
VTR: Bediüzzaman’ın; “Ey Yüz Sene Sonra Gelenler” İfadesinin “Üç Yüz Sene Sonra Gelenler” olarak değiştirildiği, Mehtap Tv’deki ÇINARALTI PROGRAMI: 30.11.2010
VTR: Bediüzzaman Hazretleri’nin Vekillerinden Olan Mustafa Sungur Ağabey’in, “Ümmetin İcabet Ömrünün Bediüzzaman’dan Sonra 300 Değil, 100 Yıl Kaldığı, 1506’da Ümmetin Ömrü’nün Sonlanacağını” Anlattığı Konuşması.
ADNAN OKTAR:Bakın Risale-i Nur’un her tarafında, Hicri 1400 ile 1500 arasında her şeyin olup biteceği yazılıdır. Yani en az on yerde Bediüzzaman bunu çok açık anlatır. Şimdi anti-Mehdi hareket içerisinde, Mehdiyet’i bu yüzyılda geçiştirmek ve İttihad-ı İslam’ı engellemek için bir 200 yıl daha ilave ediyorlar. Bunun hiçbir kaynağı yok şu an. Ve Risale-i Nur’un tamamıyla çelişir. Risale-i Nur’un her yerinde “100 yıllık zamandan” bahsedilir. Bediüzzaman diyor ki; “Benden bir asır sonra” diyor. Bir asır sonra, hep bir asır sonra. Değil mi Emevi camiinde söylediği de hep “bir asır sonra.” Zaten orijinalinde, orijinal Bediüzzaman’ın el yazmaları “yüz sene” diye geçiyor. Arkadaşlar “200 sene” daha ilave etmişler. Bu Mehdiyet’e karşı bir paniğin başladığını gösteriyor. Yani Risale-i Nur’un değiştirilmeye başlanması ve gözlerimizin içine baka baka, kelimelerin cümlelerin alenen değiştirilmesi, Mehdiyet’e yönelik paniğin şiddetini gösteriyor. Nur talebesi kardeşlerimiz bunlara karşı büyük atağa geçsinler. Çok büyük bir olay bu. Bak büyük bir oyun oynanıyor. Bir kısmı bilerek, bir kısmı bilmeyerek bu oyunun içine girmiş vaziyetteler. Fethullah Hocamın cemaatini de kullanıyorlar bu oyunda, başka cemaatleri de kullanmaya çalışıyorlar, Cübbeli’yi kullanmaya kalktılar. Mehdiyet paniği şu an en büyük panik. Fakat Mehdiyet’in de tabii şöhret şiar olmasına, hakim olmasına ve yayılmasına da böylece Allah imkan tanımış oluyor. Böyle vesile olmuş oluyor. Birçok Risalelerle iştigal eden internet siteleri, bu vahim olayın üstüne gitmeye başladılar. Yani arkadaşlar böyle bir tehlike var, böyle bir oyun var, herkes dikkatli olsun gibisinden birbirlerini uyarmaya başlamışlar. Çok fazla internet sitesinde. Biz de bu konuda çok titiz olacağız inşaAllah. Aktarmaya devam edeceğiz. Bu arkadaşlar, ikisinin de isimlerini verelim, istirham ediyoruz, çıkıp düzeltsinler Mehtap Tv’de. Bak ümmete yanlış bilgi verdiler, Bediüzzaman adına doğru söylemediler. Yanlış bilgilendirdiler. Bu ayıptır. Hem günah, hem ayıp. Bediüzzaman’ın böyle bir sözü olmadığı halde, “var” dediler, Bediüzzaman’a da iftira atmış oldular. Bunu düzeltsinler. Mehtap Tv, özellikle Fethullah Hocayı sevenlerin izlediği bir televizyon kanalı ve Samanyolu Tv, bu kanalda bu hata düzeltilsin. Düzeltilmezse, şüphemiz ve kuşkumuz ciddi boyutlarda artar. Bende değil, herkeste artar şüphe. Çünkü ben var gücümle, bu cemaate söz söyletmemeye çalışan bir insanım, görüyorsunuz. Ki birçok kişiyi karşıma alıyorum. Bu yüzden bana birçok kişi düşman da oldu. Ama vız gelir, tırıs gider. Ben hakkı savunurum. Ama bu konuda çok galiz bir hata yapılmıştır, günaha girilmiştir ve ayıp yapılmıştır. Bediüzzaman’a da iftira atılmıştır. Bu düzeltilsin. Ben Fethullah Hocamdan da istirham ediyorum, bu cemaat içinden kişilerden de rica ediyorum ağabey konumunda kimse, Bediüzzaman adına yapılan bu ilave “200” kelimesinin hata olduğu söylensin, yanlışlıkla yapıldığı söylensin. Bakın bu hatalarını olduğu gibi alan başka internet siteleri de oluşmuş ve çok büyük bir fitnedir bu. Eğer bu düzeltilmezse, mühendislik projesinin doğru olduğu imajı ortaya çıkar. O zaman onu, benim de durdurmam mümkün olmaz. Yani buna herkes inanır. Çünkü Avrupa Birliği için, dünyadaki Evanjelik hakimiyeti için, İttihad-ı İslam’ın durdurulması gerekiyor ve Mehdi (a.s.)’ın çıkmaması gerekiyor. Mehdi (a.s.)’ın çıkmamasıyla ancak Evanjelik iktidarı ve Avrupa Birliği oluşacak diye düşünüyorlar. Ve bir kısım cemaatlerin, bir kısım insanlarını satın aldılar bunun için. Birçok insana para ödendi. Ve birçok zavallı ölüm korkusuyla buna yapıyor, bir kısmı şantajla yapıyor, bir kısmı montajla yapıyor, bilmem ne falan. Vız gelir, tırıs gider. Bak açıkça söyleyeyim, hepsini kanunla, hukukla ilimle bilgiyle tepelerim. Yani kendilerini rezil rüsva ettirmeden, Bediüzzaman’a şu iftira atma oyununu durdursunlar. Ya kardeşim hangi bir yerden sen uyduracaksın yani hangi birini kapatacaksın? Ama akıl almaz bir cesaret geldi üstlerine. Yani cümleleri alenen değiştiriyorlar, orijinal cümleleri değiştiriyorlar, çıkartıyorlar evet. Ben de onun için Risale-i Nur Külliyatı’nın, 1956 baskısı, 57 baskısı, 58 baskısı onları aldım. Ve Risale-i Nur’un orijinal el yazmalarını muhafaza ediyorum. Büyük bir oyun oynanıyor, kardeşlerimiz çok özenli olsunlar. Çünkü Mehdiyet, dünya Evanjelik hakimiyetine, Avrupa Birliği’nin projesi şudur, onu da söyleyeyim; Müslümanlık yok edilmiş ama Müslüman insanlar topluluğu meydana getirip, Türkiye’nin bir bölümünü Avrupa Birliği’ne almayı düşünüyorlar. Yani dinsiz Müslümanlık oluşturup, İstanbul ve İzmir’i içine alan küçük bir bölüm yani hatta Ankara’ya bile varmayan bir bölüm, o kısmı almayı düşünüyorlar Avrupa Birliği’ne. Yok arkadaşım öyle yağma. Sıkıysa yapın bakalım. Asla müsaade etmeyeceğiz. Mehdi (a.s.) çıkacak, İsa Mesih (as)’ı da görecekler. Mehdiyet’i durdurma projesine, Fethullah Hocamızın cemaatini alet etmeye kalkarlarsa, buna müsaade etmem. Bu yaptıkları hatayı düzeltsinler. Bakın ister istemez bu şüphe akla gelecektir. Nereden çıkarttınız bu 200 yılı ve ne cesaret bu? Bana kaynak göstersinler herhangi bir yerden. Bediüzzaman’ın orijinal el yazmalarından, herhangi bir yerden. Tamamen hayalidir ve Bediüzzaman’ın dedikleri değiştirilmiştir. Sırf Mehdi (a.s.)’ı engellemek için, Mehdi (a.s.)’ın çıkışını engellemek için. Baktılar şahs-ı manevi ile durduramıyorlar, 200 yıl ilave etmeye kalktılar. Bediüzzaman diyor ki; “1400 sene sonra gelecek bir hakikati” diyor. Bunu nasıl değiştireceksin? Bunu da değiştir. “Benden bir yüzyıl sonra gelecek” diyor. Onu da mı değiştireceksin? Emevi camiindeki konuşmasını on binlerce kişi duydu, onu nasıl değiştireceksin onu değil mi? Bak “30-40 sene sonra” diyor, “yarım asır sonra onları darmadağın edecek” diyor. Yarım asır 50 sene. Yani 2001 yılını veriyor Bediüzzaman, başka bir tarih vermiyor. Ve iki ayrı yerde de, “Hicri 1545 gibi” veyahut “1577 gibi” diyor Bediüzzaman, “Kıyamet kopacak” diyor inşaAllah. Allah-u alem 1545 doğru. Onun için bu arkadaşlar boşa çırpınmasınlar. Bunu düzeltsinler. Ben Mehtap Tv’nin bu hatasını düzeltmesini bekliyorum, aksi durumda her gün gündem yapacağım, her gün, söz. Yani kafayı taktığımda takarım beni bilirler. Yani ben söylüyorum, ben Allah’ın delisiyim. Ben böyle göz göre göre anormalliğe müsaade etmem. O yanlış yapılan değiştirilen cümleleri orijinal ve asıllarıyla yeniden değiştirsinler ve ben bunu duyayım, istirham ediyorum. O internet sitesi arkadaşlar, internet sitelerinde de o konuları düzeltsinler. Yani göz göre göre insaf artık. Bediüzzaman’ın bütün dedikleriyle çelişiyor, tamamıyla çelişiyor onların dedikleri ifadeler. Avrupa Birliği öyle istiyor olabilir kardeşim, “200 yıl ilave edin” demiş olabilir. Veyahut “570 yıl ilave edin” demiş olabilir, “1000 yıl ilave edin” demiş olabilir, Evanjeliklerin buna ihtiyacı olabilir. Bizim ihtiyacımız yok böyle bir şeye, ihtiyaç da olsa zaten böyle bir şey yapılmaz. Böyle ihtiyacı olanları da görüyorum, bilimle, akılla yerle bir ederim. Yani boşa çırpınmasınlar. Yani netice alamayacakları bir işe girmişler inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Biraz önceki uyardığınız kardeşimiz Hocam, soru soran mektubundaki Ahmet Kenar, “o sözlerden beriyiz, tevbe ettim inşaAllah” diyor selam gönderiyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tabi alenen, tamam beni seviyor olman güzel, hüsn-ü zan et, inşaAllah veli olursun de, inşaAllah Mehdi (a.s.) olursun de, ben de sana diyeyim inşaAllah Mehdi (a.s.) ol. Ama Mehdi (a.s.)’sın dediğinde küfre gidersin ve bana da zararın olur, kendine de zararın olur Allah esirgesin. Çünkü benim öyle bir teklif talebim yok.
ALTUĞ BERKER:Birkaç sevimli canlı gösterebilir miyiz Hocam?
ADNAN OKTAR:Göster. MaşaAllah, Keçiler ne şeker şeyler, şu mesela şu koala tepede var ya şu, o benim elime geçecek ben onu yerim herhalde tahmin ediyorum. MaşaAllah tilkiler çok kibar hayvanlar, bayağı zarif ve çok güzeller. MaşaAllah. Allah’ın Cemal isminin tecellileri. Şu eşek sıpası ben bu heriflerin kulaklarını falan yerim ben bunu. Bulara sarılmak acayip zevkli oluyor. Ben çocukluğumda bu eşek sıpalarına sarılıyordum, seviyordum, insanın gönlüne çok acayip bir his geliyor, acayip şeker oluyor bunlar böyle bağrına bastırmak, çok uslu bunlar, çok sessiz oluyorlar.
Araf Suresi, şeytandan Allah’a sığınıyorum. "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun” diyor Cenab-ı Allah, Araf Suresi, 44’te. 45’te:“Ki onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve ahireti tanımayanlardır.” Ebcedi: 1945 tarihini veriyor ve 45. ayet. Yani o devirlerdeki, 45’lerdeki dünyanın içinde bulunduğu duruma işaret eden bir ayet. Yani o zaman faşistlerin, komünistlerin falan en azgın oldukları dönemler. Yani Kkmünizmin en tırmandığı dönemler evet. “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı.” Dinlerini bir eğlence ve oyun konusu nasıl ediniyor? Çıkıyor televizyonlara, soytarılık yapıyor. Fıkralar anlatıyor dinle ilgili, ahiretle ilgili, Cennet’le ilgili, adamlar da yerlerde uğunarak gülüyorlar. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah, Araf Suresi 51’de; “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı.” Para karşılığında, çıkıyor, “İslam Birliği’nin olmayacağını” söylüyor mesela. “İttihad-ı İslam’ın olmayacağını” söylüyor. “Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, Biz de bugün onları unutacağız.” diyor “Ben de onlara bela vereceğim” diyor Allah inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum.42. ayet: “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz-“ Her imtihan olan mutlaka, onu rahatça kaldırabilecek durumda oluyor. Bu bir mucizedir. Yani normalde insan çok aciz. Gücünün yetemeyeceği bir şeyle karşılaşması da beklenebilir değil mi? Allah böyle bir şey yok diyor. Her insan mutlaka kaldırabileceği şekilde imtihan oluyor. “Onlar da Cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.” Sonsuzluk içgüdüsünün tatmini bu. “Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız.” İnsanlar, Müslümanlar birbirine kin duyuyor, öfke duyabiliyorlar. Diyor ki; “Cennet’te ben bu kinle nasıl arkadaş olacağım, kardeş olacağım?” Cennet’e bir gidiyor, kin duymuyor, haberi bile yok. Allah almış, kin duygusu alınıyor ahirette. Rahatsız eden bir duygudur, iki tarafın arasını bozan bir duygudur, Allah onu alıyor.“Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun.” Bak Cennet’te de Allah’a hamd ediyorlar.”Eğer Allah bize hidayet vermeseydi” Allah bize Mehdi’sini göndermeseydi değil mi Peygamberimiz (s.a.v.)’i veyahut Hz. İbrahim (a.s.)’ı veyahut ahir zaman Mehdi (a.s.)’ı, Kuran’ı ve Allah’ın vereceği hususi ibadeti, kalpleri açmasını, Allah’ın verdiği imanı vermeseydi, “biz doğruya eremeyecektik. Andolsun,” yemin ediyor, “Rabbimiz'in elçileri hak ile geldiler." Mehdi (a.s.) da hak ile geliyor. Yani neyle? Kuran’la. İsa (a.s.) neyle gelecek? Kuran’la. “Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız Cennettir" diye seslenilecek.” Cennet’in kapısından içeri girdiğinde, oh diyecek Elhamdülillah ne şahane. Bir daha ölüm de yok, hayret edilecek bir dünya, hayret edilecek bir yapı. Ama burada çok uzun bir imtihanla imtihan oluyoruz. Bu imtihan da olmazsa, Cennet’e girdiğinde adam, “bu koltuklar neye yarıyor“ der, anlayamaz. “Niye oturmamız gerekiyor” der, anlayamaz. Cennet kadehlerini de anlayamaz. Yani “niye içmemiz gerekiyor ki” der, yani “öyle bir his duymuyorum” der. “Meyve niye yememiz gerekiyor” der. Hepsini burada öğreniriz. Dünya, Cennet kursudur, Cennet kursu. Cennet’i nasıl kullanacağımızın, Cennet’te nasıl zevkler alacağımızın kursudur. Cennet’te her şey mesela arabadan zevk almayı biz burada öğreniyoruz. Cennet arabalarından da o yüzden zevk alacağız. Mesela uçmanın zevkini biz burada alıyoruz. Yoksa bilmeyiz, ihtiyaç da duymayız. Onun için bu kadar uzun ve detaylı eğitimden geçiyoruz. Bu kursu bitiren Cennet’te, bütün zevklerden çok detaylı zevk alacak hale geliyor. İnsan sevgisini burada öğreniyoruz, şefkati burada öğreniyoruz, muhabbeti burada öğreniyoruz, aşkı tutkuyu burada öğreniriz, hepsini burada öğreniriz. Birçok şeyi burada öğreniriz. Az şeyi Cennet’te öğreneceğiz. Birçok şeyi burada öğreniriz. Mesela süslü bir sofra, biz burada öğreniyoruz. Cennet sofralarından o yüzden zevk alacağız. Yoksa sofra, bakar, iyi, güzel. Ama kadeh mesela “Cennet kadehlerinden” bahsediliyor. Kadehi biz bu dünyada seviyoruz. Ben dışarı çıktığımda kadeh meraklısıyım ben, çok güzel bardaklar alıyorum kadehler, her çeşit kadeh böyle koleksiyon tarzında. Her seferinde değişik, çay içerken, meyve suyu içerken ayrı bir kadehle, ayrı bir bardakla içmeyi severim. Acayip güzel yapıyorlar, çok süslü. Ruhumda var kadeh sevgisi, bardaklara karşı olan sevgi. Çünkü Cennet kadehlerine olan eğilimden gelir bu. Mesela güzel sofrayı severim ben. Cennet’e olan eğilimdendir, Cennet ruhudur.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren www.HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aba Tv, Kocaeli Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bir ayet okuyayım, öyle devam ettirelim. Bismillah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Maide Suresi, 21 “Ey kavmim, Allah’ın sizin için yazdığı Kutsal yere girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin, yoksa kayba uğrayanlar olarak çevrilirsiniz.” Nereye gideceğiz? Kudüs’e inşaAllah, Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) ile birlikte inşaAllah. Orada Musevileri bağrımıza basacağız, Hıristiyanları bağrımıza basacağız, Müslüman kardeşlerimizi bağrımıza basacağız, çok güzel günler göreceğiz inşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...