SUNUCU: Hayırlı geceler sevgili izleyenler. Programımıza Kaçkar tv ve Harunyahyatv sitesinden devam ediyoruz inşaAllah. Konuklarımız; Ayça Hanım, Leyla Hanım, Altuğ Berker ve sayın hocam Adnan Oktar. Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Efendim, siz de hoş geldiniz. Herkes hoş geldi. Nasıl zatıaliniz?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Buyurunuz divanı açınız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu gün Milli gazetede bir yazar kardeşimizin yazısı vardı Hocam, Uğur Kültigin. Şöyle diyor; “Osmanlı Milletler Topluluğu fikrinin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir ayağı olduğunu ve bunun büyük bir yalan olduğunu” yazmış. “Yanı başımızda öldürülen Müslümanlara bile ses çıkarmaya gücümüz yetmezken bu nasıl liderliktir, bu nasıl İslam kardeşliğidir” diye sormuş. “Güneydoğu’da bile sözümüz geçmezken bölgede sözümüzün geçeceğini düşünmek gülünç ve saçma” demiş.
ADNAN OKTAR: Ama bu dediği şu aşama için doğru. Biz İttihad-i İslam olduğunda, Mehdiyet zuhur ettiğindeki dünyayı, Türkiye’yi söylüyoruz. Biz bu aşamayı söylemiyoruz ki. Bu aşamada Müslümanlar zaten malum, ortada. Bunu, malumu ilana gerek yok, zaten bilinen bir şey. Dolayısıyla İttihad-ı İslam olduğunda, Türk İslam Birliği olduğunda muhteşem bir güç olacaktır. Kardeşimiz bu konuda, “Türk İslam Birliği olsun, Allah’tan bunu istiyoruz” desin, “İttihad-ı İslam olsun Cenab-ı Allah bunu bize nasip etsin” desin. Yazarlar bunu söylesin, kardeşlerimiz internette bunu yazsın, bir süre sonra bu duanın inşaAllah kabul olduğunu görecekler. “Ama olur mu böyle şey? Bizim gücümüz yok, biz zaten bitmişiz”, bu şeytana hizmet olur. Ama buna rağmen böyle diyenler olsa da yine İslam hakim olacaktır. Ama aksini yapanlar, dediğim tarzda konuşanlar şeytanın borazanı gibi olmuş oluyorlar, şeytana hizmet etmiş oluyorlar. Böyle bir durumdan Allah’a sığınacaklar. Mesela Milli Görüş demek, Mehdiyet demektir. Yani Milli Görüşü bir bakış açısı olarak baktığında, yüzeysel bakarsan anlayamazsın ama akılcı baktığında Milli Görüş’ün Mehdiyet’in ta kendisi olduğunu anlarsınız. Bu bir isimdir. Mesela Türk İslam Birliği Mehdiyet’tir. İttihad-ı İslam Mehdiyet’tir. Müslümanların birleşmesi Mehdiyet’tir. Dolayısıyla Mehdiyet’in oluştuğu bir ortamda sevgi, barış ve kardeşlik olur. Bir de Akdeniz Birliği’ne, Karadeniz Birliği’ne, Büyük Ortadoğu Projesi Birliği’ne, birçok uydurma birlik var başka da; çok makul gözle bakan, “tabii ki olur neden olmasın, çok kolayca olacak bir birliktir” diyen insanların Türklerin birleşmesine, İslam aleminin birleşmesine çok uzak bir ülkü olarak bakması şeytanın etkisiyle oluyor. Ama bütün bunlara rağmen bu güzelliğin oluştuğunu görecekler.
“19 Aralık Türkiye saatiyle saat 10:00 Azerbaycan saatiyle 12:00 de başkent Bakü’de Ambassador Hotel’de, Darwinizm’in Beşeriyata Getirdiği Belalar ve Her Yolu Kuran Ahlakı adlı konferans düzenlenecektir. Arkadaşlarımız konferansta Darwinizm’in hiçbir ilmi dayanağı olmadığı”, bak “arkadaşlarımız konferansta Darwinizm’in hiçbir ilmi dayanağı olmadığı ve sosyal Darwinizm’in dünyaya getirdiği belalar hakkında bilgi verecekler. Çözümün Kuran ahlakının yaşanmasıyla olacağını anlatacaklar. Ayrıca fosil sergisi yapacaklar inşaAllah.” Azerbaycan’ı Allah’ın izniyle yıkacağız.
ALTUĞ BERKER:EvelAllah. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nasıl yıkacağız? Büyük bir düğün meydana getireceğiz, bayram. Azerbaycan’ı Türkiye ile birleştiriyoruz, inşaAllah. İki devlet bir millet, inşaAllah. Ve Darwinizm’i ve materyalizmi, Azerbaycan’dan silip süpüreceğiz. Tozunu toprağını bırakmayacağız inşaAllah.
“Hocam size şöyle bir sorumuz vardı. Azerbaycan’da bazı vatandaşları, Darwinizm’in tüm kötülüklerin kaynağı olduğuna ikna etmekte güçlük çekiyoruz. Sayın Hocam bu konuyu anlatabilir misiniz? Çünkü Darwinizm’e etkisini yitirmiş ve sosyal hayata hiçbir etkisi kalmayan bir fikir olarak bakıyorlar. Allah razı olsun Hocam.” Yani ne alakası var, Darwinizm vardır ama zararı yoktur diyor. Halbuki Türkiye ile Azerbaycan’ın ayrı kalmasının nedeni de yine Darwinizm’dir. Kardeşlerin birleşmemesinin nedeni Darwinizm’dir. Ama bu düşünceyi 19 Aralık’ta Türkiye saatiyle saat 10:00’da, Azerbaycan saatiyle 12:00 ‘de başkent Bakü’deki Ambassador Hotel’de kardeşlerimiz zaten dile getirecekler. Şimdi benim burada anlatmama gerek kalmayacak. Kardeşlerimiz çok kapsamlı, delilleriyle, fotoğraflarıyla, belgeleriyle anlatacaklar. O günü kardeşlerimiz beklesin. Bütün Azerbaycan’a selam, bütün sevdiklerimize, kardeşlerimize selam, Allah en kısa sürede Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesini nasip etsin. En kolay birleşmedir, en kolay. On dakikalık işi var ve mutlaka olması gereken bir birleşme. Türkiye ile Azerbaycan birleştiğinde, zaten ondan sonrasını durduramazlar. Zincirleme gelişir.
ALTUĞ BERKER:Hocam her gün arkanızda o bayrak gözüküyor inşaAllah, o bağlanma olana kadar diyorsunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Azerbaycan bayrağı evet, evelAllah. Kardeşlerimiz bastırsın Azerbaycan gençliği bastırsın hepsini çok seviyoruz, hepsi bizim canımız. İttifak etsinler, birbirlerini çok sevsinler sık sık toplantılar yapın düğün salonlarında Azerbaycan gençliği, genç kardeşlerimiz bir araya gelsinler “Türk İslam Birliği’ni istiyoruz” diyecekler, o kadar. Gerisine karışmasınlar. Kısa bir süre sonra olacak inşaAllah. Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bugün Star Gazetesi’nde bir haberde “Amerika Dış İşleri Bakanlığı’nın hazırladığı raporda, dört yıllık hedefleri arasında, 21. yüzyılın küresel ve bölgesel etki merkezi dediği Türkiye‘nin Amerika’nın küresel işbirliğinin merkezinde olması gerektiğini” kaydetmiş. “Türkiye’nin bölgede gittikçe artan etki gücüne dikkat çekerek, bu durumun önümüzdeki süreçte de devam edeceği vurgusu yapılmış.” İnşaAllah Hocam.
Bir de Putin’in sözü vardı Hocam; “Ülkesindeki etnik çatışmalar ile ilgili birlik mesajı vermesinin yanı sıra Putin, Moskova’nın Tatarların yaşadığı bölgesinde bir cami yapma sözü vermiş” ve şöyle demiş; “Rusya’daki Hristiyanların birçok ilkesinin Katoliklerden çok İslam’a yakın olduğu” yönünde bir açıklama yapmış, hocam.
ADNAN OKTAR:Biraz açıkla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. “Kendilerini Katolik Hristiyanlara değil de Müslümanlara daha yakın gördüklerini” ifade etmiş. “Ortak değerlerinin, yaşamdaki geçmişte de beraber yaşadıkları şeylerin daha çok paylaşımda olduğunu ve Müslümanlığa da yakın olduklarını” ifade etmiş Putin böylece inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Berker Hocam sizden şerhli açıklamalar bekliyoruz.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. İlminiz, irfanınız bizlerce de şöhret şeher bulmuştur.
ALTUĞ BERKER:Hocam ben sizden ne öğrendiysem onu söyleyebiliyorum ancak, Kuran ve sünnet ışığında inşaAllah.
Oral Çalışlar Cumhuriyet Gazetesinde, Üstad’ın adını zikrederek bir yazı yazmış. “Tarih boyunca dindar insanlara çok büyük baskılar yapıldığını, milyonlarca takipçisi olan Nurculuğun lideri Said Nursi’nin mezarının bile, 27 Mayıs darbecileri tarafından bilinmeyen bir yere götürüldüğünü, Allah ile kul arasına giriyor suçlaması ile kendisine büyük bir zulüm yapıldığını, Nurcuların peşine düşülerek tek tek cezalandırıldıklarını” yazmış. “Halbuki şu anda dindarların daha rahat hareket edebildiklerini, bu durumun da onların hem ekonomik, hem de kültürel olarak gelişmesine sebep olduğunu ve eskisinden farklı yeni bir şehirli Müslümanlık modelinin ortaya çıktığını” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Hüseyin Hilmi Işık Hocamın talebelerinden de bazen Fethullah Hocamın talebelerinden de aynı eleştirileri alıyorum. Bana diyorlar; “niye açık bayanlarla konuşuyorsun? Kardeşim biz TGRT’de gördüklerimizi yanlış mı görüyoruz? Orada şarkılı türkülü, sazlı sözlü kadınlarla beraber alem olmuyor mu, eğlence yapmıyorlar mı?
ALTUĞ BERKER: Yapıyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Hanımlar çıktıklarında hepsi açık hanımların. Ben yanlış mı görüyorum? Okullarındaki öğretmenler hep başları açık hanımlar, gelen genç kızların hepsi başı açık. Fethullah Hocamın okullarındaki genç kızların çoğunun başı açık. Öğretmen hanımların başı çoğunun açık ve erkek çocukları karşılıklı bayan öğretmenlerle konuşuyor, bayan öğretmenler erkek çocuklarıyla konuşuyor. Erkek hocalar genç kızlarla orada konuşuyorlar, beraberler iç içeler, ders yapıyorlar, sohbet ediyorlar. Bütün bunlar varken ayrıca Samanyolu’nda sazlı sözlü eğlence programları oluyor, genç kızları çıkarıyorlar hatta bir kısmı dans ediyor, konuşuyor. Yani bütün bunlar ortada iken, benim burada mümin muttaki insanlarla konuşmamdan bu kadar rahatsız olmalarını şaşkınlık ve hayretle izliyorum, çok acayip. Peygamberimiz (s.a.v.) anlattım, Ukas panayırına gidiyordu, kadınlar, göğüsleri açık kadınlar var, onlara tebliğ yapıyordu Peygamberimiz (s.a.v.) o ortamda. Kadınların çoğu açıktılar. Sebe Melikesi geliyor, Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman (a.s.) ile konuşuyor hatta bacaklarını açıyor havuza girmeye, havuz zannediyor oradaki parlak zemini, oraya girmek istiyor. Hz. Süleyman (as.) ile uzun bir sohbetleri var, konuşmaları var. Yüz yüze konuşuyor Hz. Süleyman (a.s.) sırtını dönmüyor ki. Hz. Musa (a.s.), Kuran’da geçen o iki hanımla karşılaştığında hanımlar ne diyorlar? “Güçlü ve güvenilir bir insan” diyorlar. Nikahlı değiller ki onlar. Güçlü olduğunu nasıl anlamış? Bakmış da anlamış demek ki. Güvenilir olduğunu nasıl anlamış? Konuşmuş da anlamış demek ki değil mi? Yapmayın, etmeyin. Ama çobanların yanına gitmiyor o kadınlar. Demek ki hanzo, ayı takımıyla kadınlar konuşmuyorlar. Onların aklına bırakılmış. Öküz gibiyse, taş kafaysa konuşmuyor. Ama mümin, muttaki, aklı başındaysa, güvenilirse konuşuyor. Ölçü bu. Kendini güvende sayarsa onunla konuşur. Karışık olan bir şey yok. Yanlış da söylemiyorum. Kuran ayetleri bunlar.
ALTUĞ BERKER: Ahmet Kekeç’in bir yazısı vardı Hocam bugün HSYK, iddia edilen Ergenekon örgütü ile ilgili, hukukla ilgili yazısı. “Bu Doğan Medya Grubu yazarlarının, eskiden “her şey hukuktan ibaret değil” derken” demiş Ahmet Kekeç, “şu anda masum Ergenekon sanıkları adını verdikleri grup adına hukuk talep ettiklerini” yazmış. “Bir önceki HSYK üyelerinin Ergenekon sanıkları ile olan yakınlıklarını ve bu davaya yaptıkları müdahalelere hiç ses çıkarmazken, şu anki HSYK üyeleri için bir kararı oy birliğiyle almaları hukuki olduğu anlamına gelmez diye itiraz ediyorlarmış.” Ahmet Kekeç bu durumun anormalliğini vurgulamış yazısında Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet biraz yorumla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah hocam. HSYK genişledi. Oy birliğiyle bir karar almışlar. Ama eski HSYK üyeleri, siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah, Ergenekon davasına yakın olarak bir şey ifade etmez oy birliği kararları diye eski HSYK üyeleri değişik bir görüş bildirmişler.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon örgütü.
Zamanında Erbakan Hocamıza karşı tavır alan, Erbakan Hocamıza karşı saldırılırken seslerini çıkarmayan bazı yerler, kardeşlerimiz sonradan aslan kesildiler. Yani Erbakan Hocamızın zayıf olduğunu, güçsüz olduğunu düşündükleri dönemde, Erbakan Hocamız hakkında hatta aleyhinde haberler çıkarabilen, onun lehinde haberler çıkarmayı yasaklayan, konuşturmayan kişiler, şimdi ortaya çıktılar. Bunlar bizim için bir ibret vesilesidir. İnşaAllah. Yine de Erbakan Hocamızın çevresindeki kişiler çok dikkatli olsunlar. Yani Erbakan Hocamıza karşı bu insanlar gelip geçici insan gözüyle bakıyorlar ve leş kargası gibi bunların ruhu. Milli görüşün aslanları, koçları müthiş bir güçtür. Ama içlerindeki gizli ajanları, hasta insanları da çok iyi takip etmeleri gerekir. Bunlar zaman zaman kendilerini belli ediyorlar. Onlara karşı çok uyanık olacaklar. EvelAllah Erbakan Hocamızın her zaman yanındayız. İnşaAllah.
Bir ajans ismi vermişler. Evet bu adı geçen ajans da daha önce, Erbakan Hocamıza daha önce tavır almış bir ajanstı. Sonradan biz bunları eleştiriyle, anlatımla etkisiz hale getirince birdenbire Erbakan Hocamın taraftarı kesildiler. Fakat bunların bize karşı kuyruk acısı kopmadı. Erbakan Hocamıza gösterdiğimiz destekten dolayı kafalarında bir öfke belirdi. Şu an kendilerini Erbakan Hocamdan yana gösteriyorlar ama bize karşı öfkeleri de o devirden kalma kuyruk acısı olarak devam ediyor. Ben öyle kripto takımını hiç takmam yani bunlar bir üfürümlük adamlar inşaAllah.
Hüseyin Gülerce Hocamızın bir yazısı var, Hocamız diyor ki; “bir muhasebe yaptık ve şunu kabul ettik. İnancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız ve tamamen bize ait bir dünyayı küreselleşme gerçeğine rağmen kuramayız. Dünyadan tecrit olamayız. Ama dünya ile entegre olabiliriz. Bizim yaşam tarzımıza, inancımıza saygı gösterilen, insani değerlerle bezenmiş ferdi hürriyetlerinin ve özgürlüklerinin sağlandığı ileri bir demokraside başka inanç sahipleri ile farklı yaşam tarzlarına sahip insanlarla birlikte bir arada yaşayabiliriz. Kendimiz kalarak evrensel insani değerlerde buluşabiliriz. Tek bir şeye ihtiyacımız var, kendimize güvenmek. O güvenin sahibi olduğumuzu gördük. “Değişime, ilerlemeye, paylaşmaya varız” dedik.” “Bir muhasebe yaptık ve şunu kabul ettik. İnancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız ve tamamen bize ait bir dünyayı, küreselleşme gerçeğine rağmen kuramayız.” Kurarız, niye kurmayalım? İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği’ni bağırttıra bağırttıra, söke söke kurarız. Yani kararlılık bu değil mi? Azim bu değil mi? Bunu yapacağız. Komünistler zorla komünistliği kurdular değil mi? Faşistler de kurdular. Amerika da kafasına göre esti. Çin kendi kafasına göre esti. Büyük Avrupa Birliği oluştu. Avrupa Birliği’ni oluşturdular. İsteyen istediğini yaptı. Kimse bir şey demedi. Biz inancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız ve tamamen bize ait olan bir dünyayı, küreselleşme gerçeğine rağmen eze eze, söke söke, yıka yıka kuracağız. Bilimle, akılla ve fikirle yolu yarıladık ve geçtik. İnşaAllah. Hüseyin Gülerce Hocamız yaptığı muhasebede insani bir hata yapmış. Yani istişare yaptığı heyette bir yanlışlık var. Gelsin bizlerle yapsın istişareyi, bak bütün fikri değişecektir. İnşaAllah. Mehdi (a.s.)’i sevenlerle, Mehdi (a.s.)’ı bekleyenlerle, Sungur Ağabey ile Said Özdemir Ağabey ile, benle, kardeşlerimizle, hep beraber bir istişare yapsın, bütün bu fikri değişecektir. İnancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız yani Kuran’ı, İslam’ı, Asrı Saadet Müslümanlığını yaşayacağımız ve tamamen bize ait olan dünyayı, İttihad-ı İslam dünyasını, Türk-İslam Birliği dünyasını küreselleşme gerçeğine rağmen, eze eze, söke söke gerçekleştireceğiz. Ben Hüseyin Gülerce Ağabeyi ikna ederim evelAllah, çok sevdiğim bir ağabeyimizdir. O herhalde bir karamsarlığa kapılmış anladığım kadarıyla, öyle düşünmüş olabilir. Öyle bir şey olmaz. İnşaAllah.
Bediüzzaman ne diyor? “Küreselleşme gerçeğine rağmen İttihad-ı İslam olacak” diyor Bediüzzaman. “Bütün dalaletin baskısına rağmen Mehdi (a.s.) çıkacak” diyor. Bediüzzaman’ı terk ederse bir insan, bu görüşe gider. O zaman Hüseyin Gülerce Ağabeyimizin, bu karamsar görüşü de gider. Ama Hüseyin Gülerci Ağabeyimiz bir zelle yapmış yani boş bulunmuş, bir istişare hatası olmuş. Geçenlerde de öyle bir hatası olmuştu, özür dileyip, vazgeçmişti. Bu da o tarz bir hata, bu aralar biraz karamsar anladığım kadarıyla. Bu hatasından da vazgeçecek göreceksiniz. Güzel bir istişare ile yepyeni tam Bediüzzaman’ın sözüne uygun, Resulullah (s.a.v.)’in sözlerine uygun, Resulullah (s.a.v.)’in hadislerine uygun, Kuran ayetlerine uygun olarak Allah’a güvenip, gürül gürül, cıvıl cıvıl, canlı Türk-İslam Birliği’ni oluşturduğumuzu o da görecek ve kabul edecek inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Üstadın Hutbe-i Şamiye sayfa 19’da bir sözü var Hocam.
ADNAN OKTAR: Oku evet.
ALTUĞ BERKER: “İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyet’in olacak. Ve hakim, hakaik-i, (Kuran hakikatleri), hakaik-i Kuraniye ve imaniye olacak” diyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani biz Bediüzzaman’a göre hareket ederiz. Hüseyin Gülerce Ağabey, kim bilir kiminle muhasebe yaptı? Şunu kabul ettik diyor. Bir istişare yapmış. Bu kabul edilen inanç doğru olmamış, yanlış olmuş. Çünkü ne Kuran’a uygun, ne sünnete uygun, ne Bediüzzaman’ın açıklamalarına uygun. Yeis bir ümitsizlik kokan, zayıf bir izah. Bu olmadı, ağabeyimize bu yakışmadı. Hürmet ediyorum ben değerli ağabeyime. Taha Akyol kafasıdır bu, Cemil Çiçek kafasıdır. Hüseyin Gülerce Ağabeyimiz, Fethullah Hocamızın nurani bir talebesidir. Fethullah Hocam asla Türk-İslam Birliği’nden vazgeçmez. Onun içindir hayatı, Allah rızası için yaşayan bir insan. Bak daha yeni söyledi, yeni konuştu, yeni sohbeti var. Ne diyor? “İstikbal inkilabatı içerisinde en gür seda, İslam’ın sedası olacaktır” diyor. Bu ne demektir? “Mehdiyet damgasını dünyaya vuracak” diyor. Daha kaç gün oldu? Bir ay olmadı daha, yeni söyledi. Biz Fethullah Hocamı esas alırız, Bediüzzaman’ı esas alırız. Hepsinin üstünde Kuran’ı, Resulullah (s.a.v.)’in hadislerini, Bediüzzaman’ı, Fethullah Hocamızı. Onun dışındaki istişareler bazen böyle hatalı oluyor işte inşaAllah.
Bir de bazı ajanslar işte “şu ajans, bu ajans falan” diyorlar. Bunlar Erbakan Hocamızın bilgisi dahilinde hareket etmiyorlar. Erbakan Hocamıza kalleşlik yapmış bazı tipler bunlar. Zamanında oyun oynamış, Fakat Erbakan Hocamızın gücünü de görünce, ona karşı muhabbeti görünce bacakları ayrılıp, güce teslim olmuş zavallılar bunlar. Bunlar kalleş adamlar yani bunların bir kısmı kahpe insanlar, sırttan vurmaya hazır insanlar. Erbakan Hocamızı zayıf zannettiklerinde var gücüyle üzerine saldırdılar. Baktılar ki Erbakan Hocamız öyle dev bir aslan, bu sefer de pısıp kenardan, köşeden yağcılığa başladılar. Biz bunları kabul etmeyiz. Dolayısıyla bunlarda bize karşı bir kuyruk acısı var. Yani ben bunları göze alarak Erbakan Hocamızdan yana oldum. Ben böyle iki buçukluk kıtibiyoz, kripto takımına, kırık çıkık takımını adam yerine koymam ben. Bunlar adam değil yani. İki buçuk derken kafası gitmiş adamın, bölünmüş. İnşaAllah. Bunlar bir bakarsın Büyük Ortadoğu Projesi tarafındalar, bir bakarsın dışarıya bakar, bir bakarsın bilmem sosyalist takılır, bir bakarsın komünist takılır, bir bakarsın bilmem ne takılır. Bunlar zavallı adamlar, rüzgara göre şekil alan adamlar, ayak takımıdır. Bir de bakarsın Aydın Doğan’ın adamı olmuş. Yani bazen bambaşka bir şekle girerler. Zavallı dünyaları var bunların, biz bunları hiç kaale almayız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylediniz hocam. Bu konuyla ilgili; “Müslümanları mankurtlaştırmak, bitkinleştirmek, ümitlerini kesmek, Mehdiyet heyecanını kesmek, Hz. İsa (a.s.) heyecanını, Hz. İsa (a.s.)’a sevgiyi yok etmek gibi çok karanlık bir amacı olan bir komite var. Bunlara karşı sessiz kalırsam çok büyük sorumluluk olur” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi ben Erbakan Hocamı desteklerken ben kimleri karşıma alacağımı gördüm. Yani on binlerce kişiyi karşıma alacağımı bilerek yaptım. Beni hiç ilgilendirmez onların bana desteği, onlar bana çamur gibi gelir. Lanet olsun onların desteğine, ben istemem. Ben hakkı sevenlerin, hakikati sevenlerin beni desteklemesini isterim. Ben itin, çakalın, kripto takımının beni desteklemesini istemem. Onun için bak bu melanet ordusu direkt cephe aldılar. Benim için bu büyük bir şereftir. Ama muhatap dahi olmam. Yani ben bunları, böyle ayak takımı oturup kale alacağım adamlar değil. Gerçek Müslümanlar beni fark eder. O bana yeter. Oturup ben onlarla uğraşacak, onlara vakit ayıracak bir konumda değilim. Çünkü değmez. Değecek olsa zaten gereğini yaparım, katlar kabına koyarız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Uyarıyorsunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah. Hukukla ve kanunla inşaAllah. Yalnız Müslümanları böyle pasifleştirmek Müslümana yapılacak en çirkin deccali harekettir. Çünkü Müslümanlık şevk, heyecan ve dinamizm üstüne kurulmuştur. Bir insanın mesela Müslümanın şevkini, heyecanını kırdığında onu mahvedersin, deccalin kucağına oturtursun. “Biz yapamayız, biz edemeyiz, biz bitmişiz, biz ölmüşüz.” Yeis ve ümitsizlik, havf ve korku, çalalım, çırpalım, işimize bakalım kafası çok çok yanlış, çok hatalı. Onun için amaç yaşamak değil. Amaç Müslümanca yaşamak, tabii. Her ne olursa olsun yaşamak peşinde değiliz biz, Müslümanca yaşamanın peşindeyiz.
Sait Özdemir Hocamızı açın ne diyor? Bakın bütün Nur talebesi kardeşlerim dinlesin Bediüzzaman’ın arslanını. Ne diyormuş? Biz ona göre hareket ederiz, biz şuraya buraya göre hareket etmeyiz. Hüseyin Gülerce Ağabeyimizi de biz çok severiz. Bu hatasını Allah rızasını için düzeltsin. Bu üslup üslup değil. “İnancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız ve tamamen bize ait bir dünyayı küreselleşme gerçeğine rağmen kuramayız.” Küreselleşme gerçeği her zaman vardı. Hz. Musa (a.s.) küreselleşme gerçeğini kabul etti mi? Kabul etmedi. Çok büyük ızdıraplara sebep oldu ama kabul etmedi. Sonunda zafer Müslümanların oldu. Peygamberimiz (s.a.v.) küreselleşme gerçeğini kabul etti mi? Etmedi. On binlerce Müslümanın kanına mal oldu ve şehit olmalarına sebep oldu. Ama asla kabul etmedi. Süleyman (a.s.) da, Zulkarneyn (a.s.) zamanında yok muydu küreselleşme gerçeği? Süleyman (a.s.) küreselleşme gerçeğini kabul etse asla dünya hakimiyeti olmazdı. Zulkarneyn (a.s.) zamanında küreselleşme gerçeği yok muydu? Vardı, Cenab-ı Allah’a güvendiler. Her şeyi Allah’ın yarattığını bildiler. Tesadüfler sonucu kainatın yaratıldığına inanırsa bir insan, sosyal olayların da tesadüfler sonucu geliştiğine inanırsa küreselleşme gerçeğine teslim olur. Ama Allah’ın yarattığına inanırsa küreselleşme gerçeği vız gelir, tırıs gider. Kim inanıyorsa o kazanır. İnanamayanlar kaybederler. Bizi küreselleşme gerçeği değil, Allah yönetiyor. Biz Allah’a tabii olduk, küreselleşme gerçeğine tabii olmadık. Küreselleşme gerçeğini yaratan da Allah’tır. Küreselleşme gerçeği Allah için bir vesiledir. Allah onu bir vesile olarak yaratır. Hiçbir gücü yoktur, hiçbir etkisi yoktur. Dolayısıyla Türk-İslam Birliği de, o yüzden böyle harika tarzda gelişmeye başladı ve hiçbir güç durduramıyor şu an. Ama “küreselleşme gerçeği var, siz susun, durun, bir yerlerle anlaşın, vaziyeti idare edin” dersen bir süre sonra kırılmış bir gençlik meydana gelir. Büyük bir bölümü kırılmış, etkisiz, gücü gitmiş, pasifleşmiş, dünyayı düşünen, sadece iş güç sahibi olmak isteyen, köşeyi dönmek isteyen, evinde kitap okuyup yan gelip yatmak isteyen, korkak, ürkek, bitkin, bitap, ülküsü, davası olmayan, heyecanı gitmiş, ahiret inancında şüpheye düşmüş, kalbi şüpheler içinde çırpınan, güce tapan, küreselleşmeye tapan, küreselleşmeyi ilah haline getiren, gücü ilah haline getiren ve güce teslim olan zavallı bir insan topluluğu meydana getirmeye kalkarsınız. Buna hiç kimse müsaade etmez. En başta ben Allah’ın izniyle. Onun için, Allah rızası için herkes ne konuştuğunu ölçerek ve tartarak konuşsun ve şahsı adına konuşsun. Camia ve topluluk adına konuşmasınlar, şahsı adına da yaptığında zaten düzeltiyorlar. İnşaAllah. Hüseyin Gülerce Ağabeyimizin bu yazısı da çok yanlış anlaşılmaya müsait. Allah rızası için bu üslubunu düzeltsin.
ALTUĞ BERKER: Üstadın yeisle ilgili, ümitsizlikle ilgili biz sözü vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet söyle.
ALTUĞ BERKER: Şöyle diyor Üstad; “yeis yani ümitsizlik en dehşetli bir hastalıktır ki alem-i İslam’ın kalbine girmiş. O yeistir ki (ümitsizliktir ki), yüksek ahlakımızı öldürmüş, menfaat-ı umumiyeyi bırakıp (toplumsal menfaati bırakıp), menfaat-ı şahsiyeye (kişisel menfaate) nazarımızı (bakışlarımızı) döndürmüş. Hem o yeistir ki kuvvet-i maneviyemizi kırmış (maneviye kuvvetimizi kırmış).Yeis milletlerin en dehşetli hastalığıdır. Korkak, aşağı ve acizlerin bahaneleridir. İstikbalin geleceğin kıtalarında, hakiki ve manevi hakim olacak ve beşeri insanlığı dünyevi ve uhrevi saadeti, ahiret saadetine mutluluğuna sevk edecek yalnız İslamiyet’tir” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi Hocamızın filmini seyredelim.
VTR: Bediüzzaman Said Nursi’nin, 12 Vekilinden Biri Olan Has Talebesi, Said Özdemir , İttihad-ı İslam ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak bizi yönlendiren insanlar bunlardır. Bediüzzaman’dır, Said Özdemir Ağabeydir, Sungur Ağabeydir, biz onların sözüne göre hareket ederiz. Dolayısıyla Hüseyin Gülerce Ağabey, böyle bütün Nur camiasını, Nur talebelerini ilgilendiren bir konuda böyle bir beyanı olması çok yıkıcı etki yapar. Çünkü Müslüman İttihad-ı-İslam’la mükelleftir en büyük farzdır. Yani bunu bir Müslüman reddederse, o zaman namaz kılması, oruç tutması hiçbir şeyin anlamı kalmaz. O zaman namaz da kılmaz, oruç da tutmaz, zekat da vermez, ne olur? Küreselleşmiş olursun yani dünya ile aynı olmuş olursun. Amerika ile aynı olmuş olursun, İngiltere ile aynı olursun ve küreselleşmiş olursun. Biz küreselleşmeyi deccaliyet olarak görüyoruz. Deccalin özelliğidir o zaten. Bunu hadiste Peygamberimiz (s.a.v) çok açık belirtmiş. Bu mübarek zatlar, mübarek evliyalar, büyük ağabeylerimiz, bize müjdeyi vermişler. Bu müjde gelişiyor, bu müjde gelişirken böyle bir ifade olmaz. Daha önce ağabeyimize ben bir eleştiri yaptım, hemen özür diledi Hüseyin Gülerce ağabey. Çok kapsamlı özür diledi ve sözünü geri aldı. Bu PKK ile ilgili, Abdullah Öcalan ile ilgili, Fettullah Hoca ile ilgili böyle bir sözü vardı, konuşması vardı, bunu şiddetle eleştiren bir konuşma yaptım, hemen ertesi günü veya bir ertesi günü sözünü geri aldı ve şiddetli özür diledi. Şimdi bu da çok vahim bir ifade. Allah rızası için bu çok değerli ağabeyimizin ellerinden öpüyorum, saygı duyuyorum, bu ifadeyi düzeltsin. Bak “bir muhasebe yaptık ve şunu kabul ettik.” Kimlerle muhasebe yaptın, neyi nasıl kabul ediyorsun ve bu kabul kimleri ilgilendiriyor? Yani Müslümanlar adına mı söylüyorsun, Nur talebeleri adına mı söylüyorsun, ailen adına mı söylüyorsun bunu belirtmen lazım. Yahut bulunduğun gazetedeki kişiler için mi söylüyorsun, oradaki kadro için mi söylüyorsun değil mi? Bakın “inancımızı değerlerimizi yaşayacağımız”, yani İslam’ı, Kuran’ı yaşayacağımız, İttihad-ı İslam’ı yaşayacağımız ve tamamen bize ait olan bir dünyayı küreselleşme gerçeğine rağmen kuramayız” diyor ağabeyimiz. Dehşet verici bir ifade. Allah rızası için küreselleşme gerçeğine rağmen, deccaliyete rağmen kuracağız diyeceksin. Desen de demesen de olacak İttihad-ı İslam, Mehdiyet olacak. Mehdiyet’e üç yüz yıl ilave ediyorlar Samanyolu TV’de, Mehtap TV’de üç yüz yıl daha ilave ettiler. Hocam çıktı; “kuramayız” diyor İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ni yapamayız diyor. Nereye gidiyor gidişat? Peki ne olması gerekiyor bunun sonucunda? Bunun sonucunda hiçbir şey kalmaz ki zaten. İdealin ne o zaman? Adam niye Afrika’ya gitsin, Asya’nın ortalarına gidip niye okullarda çile çeksin o zaman. Böyle bir amaç yoksa böyle bir gaye yoksa. Kuran amaç olduğuna göre Kuran’da en büyük farz İttihad-ı İslam’dır. İttihad-ı İslam’dan vazgeçtiysen olamayacağına kaniysen hiçbir şeye inanmıyorsun demektir artık ondan sonra, hiçbir şey kalmaz. Tamamına inanmıyorsun anlamına gelir. O zaman nedir o? Niçin yapılıyor çalışmalar? Yabancı dil öğretmeye mi gidiyorlar bu çocuklar oralara? Yabancı dil öğretmeni mi bunlar? Böyle bir konu yok. Bu çok rahatça yanlış anlaşılacak bir şey, bunu hemen şerh edip, düzenleyip düzgün bir hale getirsin Allah rızası için. “Dünyadan tecrit olamayız”. Niye tecrit olalım ki? İttihad-ı İslam dünyayı tecrit etmeye gelmiyor ki! Dünya’yı kendi içinde eritmeye geliyor. Küreselleşme bizi eritmeyecek, biz küreselleşmeyi eriteceğiz. Musevilere de sahip çıkacağız, Hristiyanlara da sahip çıkacağız. Bu tecrit olma değil, himaye etmektir, sevmektir bağrına basmaktır. “ Ama dünya ile entegre olabiliriz”. En güzel yaşam tarzı İttihad-ı İslam’ın oluşturacağı yaşam tarzıdır. Demokrasinin, özgürlüğün, kardeşliğin, barışın olduğu bir ortamdır. Dolayısıyla bunu duyan bir gencin beyni pişer. Çok yanlış etkilenir, her şey ona bom boş gelir. Hayat bom boş gelir. İdealsiz, ülküsüz hale getirirsin, Allah vermesin. Onun için Kuran ne diyor biz ona bakalım. Kuran ayeti ile konuşsun Gülerce Ağabeyimiz hadislerle konuşsun, Bediüzzaman’dan örnek versin Ve onun has talebelerinden Said Özdemir Ağabeyimizden, Seyit Salih Özcan Hocamızdan, Sungur Ağabeyimizden, onlardan bize örnek versin. İnşaAllah.
Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, İmam Rabbani Hazretlerinin Hocam Hz. Mehdi (a.s.)’ın bidatleri kaldıracağı için bazı cahil alimlerin tepkisi ile karşılaşacağını söylüyor. Onu okuyorum müsaadenizle
“İşittiğimize göre Hz. Mehdi (a.s.) hükümet sürdüğü zaman, dini yayarken ve sünneti diriltirken bidat işlemeye alışmış olan Medine’deki alim bidati güzel sandığı ve ibadet olarak yaptığı için Hz. Mehdi (a.s.)’ın emirlerine şaşarak bu adam bizim dinimizi yok etti ve milletimizi öldürdü diyecektir. Hz. Mehdi rahmetullahi aleyh bu alemi manen öldürecektir. Onun güzel sandığı bidatın kötü olduğunu bildirecektir” diyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bediüzzaman Hazretlerinin Ayetel Kübra Risaliyesi var. Bütün kardeşlerimize tavsiye ederim internet sitelerinde mutlaka okusunlar. Bakın Ayetel Kübra Risaliyesi. Bediüzzaman’ın Ayetül Kübra Risalesinden, kısa bir bölüm okuyorum. “Sonra yağmura bakar, görür ki: Yağmurun taneleri sayısınca, faydaları ve damlaları adedince, Rahmani tecelliler ve sızıntısı miktarınca hikmetler içinde bulunuyor. Hem o şirin ve latif ve mübarek damlalar, o kadar muntazam ve güzel yaratılıyor ki, özellikle yaz mevsiminde gelen dolu o kadar ölçü ve düzenle gönderiliyor ve iniyor ki, fırtınalarla çalkalanan ve büyük şeyleri çarpıştıran şiddetli rüzgarlar, onların ölçüsünü ve düzenlerini bozmuyor. Damlaları birbirine çarpıp, birleştirip zararlı kütleler yapmıyor.” Yani “her biri ayrı geliyor” diyor. Normalde birleşmesi lazım tabi yağmur damlalarının ama birleşmiyor. “ve bunlar gibi çok hikmetli işlerde, bilhassa canlılarda çalıştırılan basit ve cansız ve şuursuz hidrojen ve oksijen gibi iki basit maddeden birleşen bu su, yüz binlerce hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve sanatlarda görevlendiriliyor. Demek ki, bu cisim şekline girmiş rahmet tecellisi olan yağmur,” bak “demek ki cisim şekline girmiş rahmet tecellisi olan yağmur, ancak bir Rahman-ı Rahîm'in rahmet hazinelerinde yapılıyor ve indirilişiyle” Şura suresi 42/28 ayeti. Şeytan’dan Allah’a sığınıyorum; “İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan da O’dur. O, kullarını gözetip koruyan ve her türlü övgüye lâyık olandır." Bakın bu Kuran ayetini nasıl tefsir ediyor Bediüzzaman. Yani mükemmel bir Kuran tefsiridir aynı zamanda Risale-i Nur Külliyatı. MaşaAllah.
Ne anlatacaksın sen Berker?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah hocam. Ahir zamada Müslümanları cehd’den alıkoyan atalete iten, bazı cahil alimler olacaktır. İmam-ı Nevevi’de geçiyor. Hadis-i şerifte şöyle diyor; “İnsanlar üzerine çokça Kuran’ı okuyanların “Bu zaman cehd zamanı değildir” dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa bilin ki bu ne güzel cehd zamanıdır. Dediler ki: “Ya Resulullah bunu söyleyecek kimse var mıdır?” Resulullah (s.a.v.); Evet. Bu kimse Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetlediği kimsedir (İmam-ı Nevevi)
ADNAN OKTAR: Demek ki Allah vermesin küreselleşme korkusuyla süper devletlerin korkutmalarıyla Müslümanların şevkini, heyecanını, ülküsünü ve idealini kırmaya çalışacak insanlar olacak. Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “İnsanlar üzerine çokça Kuran’ı okuyanların, “bu zaman cehd zamanı değildir” dedikleri bir zaman gelecektir.”
ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’ı yayma zamanı değil, Türk İslam Birliği’ni yapma zamanı değil, Mehdiyet zamanı değil, İslam’ı dünyaya hakim edemeyiz biz, güçler var Amerika var, Rusya var biz kendi işlerimizle meşgul olalım biz hayatımızı yaşayalım, namazımızı kılıp oturalım diyenler böyle insanlar olacaklar. Buna Hadis-i şerif dikkat çekiyor Cenab-ı Allah vahiyle. Oku bir daha oku çok önemli bu hadis.
ALTUĞ BERKER: “İnsanlar üzerine çokça Kuran’ı okuyanların “Bu zaman cehd zamanı değildir” dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa bilin ki bu ne güzel cehd zamanıdır.”
ADNAN OKTAR: Ne güzel cehd etmek, tebliğ, İslam’ı yayma zamanı, İttihad-ı İslam’ı hakim etme zamanıdır. Ahir zamanda olacak bu. Bunun Mehdi (a.s.) devrinin bir alameti olduğunu anlıyoruz hadislerden inşaAllah. Tabi ben hocamın ayağının tozuyum. Hüseyin Gülerce Ağabeyimizin. Ama geçen uyarımda özür dilemişti, Allah rızası için bu yazısını düzeltsin. Bu okuyanların kalbini simsiyah yapar Allah esirgesin. Zayıf insanların kalbini simsiyah yapar. Bir de Hüseyin Gülerce Ağabeyimiz bunlar son nesiller. Bir de bunlardan sonra gençlere bırakacaklar ortamı ondan sonra gençliğin durumunu düşünsün, mahvolurlar. Fethullah Hocam vefat ettikten sonra Allah vermesin, Hüseyin Gülerce Hocamız, Sungur Ağabey vefat ettikten sonra, Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz Allah ömürlerini uzun etsin vefat ettikten sonra kimlere kalacak ortalık, değil mi? Bu kafayla gençlere bırakılırsa dünya, ortalık ne olur dünya? MazAllah mahvolur. Sakın böyle bir şey yapmasın, bu sözünü düzeltsin inşaAllah.
“Hocam ben size arada sırada size bir soru soruyorum ama ne zaman siz benim sorumu cevaplarsanız biraz kızıyormuşsunuz gibi hissediyorum. Ben de bilgisayarın karşısında kafamı gözümü saklıyorum. MaşaAllah Yüce Allah sizi çok heybetli yaratmış. Ben size baktıkça Osmanlı padişahları gözümde canlanır gibi oluyor.” Yani gazab-ı şahanemiz. “Allah size hayır dolu uzun ömürler nasip etsin Hocam. “Umarım bu sefer sizi kızdırmam Hocam. Saygılarımla öpüyorum o mübarek ellerinizden inşaAllah.” Benim üslubum öyle, ben de bakıyorum hakikaten böyle şahin ve yırtıcı bir görünümüm var. Sert bir görünümüm var ama ben öyle bir insan değilim, çok şefkatli ve merhametli bir insanım. Hakikaten sorduklarında adamı dövecekmiş gibi bir ifade var suratımda. Saldırgan bir ifade var, hakikaten yırtıcı.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam Hamiyet-i İslam’ı gerektiren konularda öyle.
ADNAN OKTAR: Ruhum coşkun, üslubum öyle yoksa ben herkese karşı şefkatli ve merhametli bir insanım. Öyle bir insan değilim. Yani hiç öyle almasınlar inşaAllah. Ama tabi İttihad-ı İslam için aceleciyim biraz, içim içime sığmıyor onun gerilimi var üstümde o ayrı mesela, inşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Kayısı çok faydalıdır tavsiye ederim çok faydalı bir meyvedir inşaAllah. “Selamun Aleykum değerli Muhammed Adnan Hocam.” Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ben yaklaşık iki aydır sizi seyrediyorum. Facebook sayfamda sizin konuşmanızı yayınlamaya devam ediyorum.” Evet yaptığı hizmetleri anlatmış. “Allah sizleri korusun.” Bizim hoşumuza gidecek bir şey olduğu için müjde olarak veriyor kardeşimiz bu haberleri. Hakikaten çok yoğun bir faaliyet olmuş gördüğüm kadarıyla. Kasımpaşa’dan Ömer Yılmaz. Helal olsun kardeşimize.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Muhammed Adnan Hocam sizi her gün annemle birlikte severek ve ilgiyle sizi takip ediyorum. Allah’ın selameti bereketi üzerinize olsun inşaAllah. Demin Büyük Ortadoğu Projesi’nden bahsediyordunuz. Sayın Başbakan biz Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlarından biriyiz diyor, Fethullah Gülen, Papayı ziyaret ediyor ve dinler arası diyalogdan bahsediyor. Hangi diyalog? Bizim Peygamberimiz (s.a.v.)’i tanımayan, Hristiyan alemiyle diyalog olur mu? Düşüncelerinizi alabilir miyim? Saygılarımla Allah’a emanet olun. Selamun Aleykum, Almanya’da Bülent Dağlı.” Diyalogdan kasıt biz konuşuyoruz, Masonlar geliyor konuşuyoruz dinden imandan bahsediyoruz, Hristiyanlar geliyor konuşuyoruz, Museviler geliyor konuşuyoruz, sohbet ediyoruz diyalog benim anladığım budur. Ama buna diyalog demeye ne gerek var? Sohbet konuşuyoruz işte bağlantı. İnsanlarla görüşme. Yani bu kelimeler, işin doğrusu gereksiz bunlar. Hristiyan arkadaş vardır getirirsin, sohbet edersin, konuşursun, mahalle arkadaşındır evlenir, mesela adamın karısı eşi olur Hristiyan. Eşiyle konuşur muhabbet eder, dost olur, arkadaş olur. “Büyük Ortadoğu Projesi” Sayın Başbakan onu derken iyi niyetle diyor. Başbakan Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne amaçla kurulduğunu bilerek bunu söylemiyor.
ALTUĞ BERKER:” Alemi İslam’ın ittihadına intibaına” diyor Başbakan.
ADNAN OKTAR: Başbakan Mehdiyet’in hizmetinde şu an. Tabi ki farkında değildir tabi ki amacı ben Mehdiyet’e hizmet edeyim değildir. Vatana millete faydalı olayım diye yapıyor. Ama Mehdiyet’e hizmet ediyor. Dolayısıyla Büyük Ortadoğu Projesi’ni de paramparça etmiş oluyor. Onun için Başbakan’a karşı böğürtüler çoğaldı yurtdışında bazı mihraklardan. Yani o Büyük Ortadoğu Projesi’ne iyi niyetle bakmıştır başta, o onu belki İttihad-ı İslam gibi anladı. O anlamda da anlamış olabilir başlangıçta, öyleyse tamam demiştir. Ama gerçek mahiyetini öğrenince artık desteklemez, öyle bir şey olmaz. Başbakanın iyi niyetli olduğu açıkça görülüyor. Caferi kardeşlerimizi bağrımıza bastı, Şiileri bağrına bastı, Alevileri bağrına basıyor, Cemevlerindeki kardeşlerimizi sevgiyle bağrına basıyor. Alevileri şefkatle kucaklıyor. Tam bir Mehdiyet hareketi. Türk İslam Birliği için çırpınıyor adeta. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yıkıyor ortalığı maşaAllah. Bayram havası estiriyor. Güzel gidiyorlar inşaAllah, gözlerimizin önündeler, anormal bir şey olursa zaten görürüz.
ALTUĞ BERKER: Bir sözü vardı Hocam onu gösterebilir miyim inşaAllah sayın Başbakan’ın. Önce sizin sözünüzü okuyorum Hocam, 23 Eylül 2010’da. Siz; “Kürt, Laz, Çerkez hepimiz kardeşiz, bu iyi vurgulansın“ dediniz, Eylül 2010 da. Sayın Başbakanımız da “Kardeşlikle Büyüyeceğiz” haberi var Yeni Şafak’ta; Kürt’te olsa, Laz’da olsa şu da olsa bu da olsa Çerkez ‘de olsa hepsi birinci sınıf vatandaşımızdır, birlikte bereket vardır, birlikte olmada” diyor.
ADNAN OKTAR: Bak kelimesi kelimesine aynı neredeyse.
ALTUĞ BERKER: Evet, Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne güzel bak. Başbakanımız delikanlıdır ben söyleyeyim. Mazlumdur, Anadolu çocuğudur, Anadolu delikanlısıdır, öyle yabancı merkezlere, mihraklara hizmet edecek tiyniyette bir insan değildir, koç yiğittir öyle bir şey yapmaz. Öyle, karanlık şüpheden kardeşlerimiz kendilerini beri tutsunlar, herkesin gözü önünde, bütün milletimizin gözü önünde gizli kapaklısı yok ki. Gelişmelerde görülüyor, Türk İslam Birliği cayır cayır gelişiyor, İttihad-ı İslam gelişiyor bir acayiplik olursa zaten uyarırız, uyardığımızda zaten düzeltiyor Başbakanımız yani değil mi yanlışsa söylüyor. “Evet” diyor, “özür dilerim doğrusu budur” ona benzer bir konuşma yapıyor ve yoluna devam ediyor. Eleştiriye açık bir insan olduğuna göre tedirgin olacağımız bir şey yok, eleştiriye kapalı olsaydı tedirgin olurduk. Eleştiriye açık olduktan sonra tamamdır. Mesela biz dedik “irtica ile ilgili tedirgin oluyorlar, Başbakanımız daha iyi vurgulasın” dedik. Cumhurbaşkanı da, Başbakan da irticaya karşı milletimize güvence verdiler Yani söz dinleyen, vatandaşı dinleyen insanlar. Dolayısıyla ben Ak Partili değilim ama vicdani kanaatimi söylüyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam bir karışıklık olmasın ben yine tekrar Başbakanımızın sözünü söylüyorum. Şöyle diyor; “Türk’ü ile, Kürt’ü ile, Arap’ı ile, Çerkez’i ile, Gürcüsü ile bir olacağız, beraber olacağız. Kavmiyetçilik yapmayacağız yaratanı, yaratandan dolayı seveceğiz.”
ADNAN OKTAR: Şahane bak işte. Bu Mehdiyet’tir işte, anlatılan Mehdiyet’tir .
“Saadettin Tekin, Allah’ın selamı bereketi üzerinize olsun Hocam” diyor. Ve aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam” diyor, “Said Özdemir Hocamızı demin dinledik” diyor, “çok samimi bir konuşmaydı” diyor, İttihad-ı İslam’ı anlatıyor” diyor. Uzunca bir yazı özetle, Bediüzzaman’ın talebeleri şahlandı, kükrüyorlar evelAllah. İttihad-ı İslam demek zaten Mehdiyet demektir. Hocamızın Mehdiyet’ten bahsetmemiş olması bir şeyi değiştirmez. Sürekli İttihad-ı İslam savunan bir insan zaten mecburdur Mehdiyet’i savunmuş olmaya. Çünkü Mehdi (a.s.)’sız İttihad-ı İslam olması mümkün değil, imkansız. Yani Türk İslam Birliği’nin, İttihad-ı İslam’ın Mehdi (a.s)’sız olması mümkün değildir. Dolayısıyla aynı şey, inşAllah. Ayrıca Seyyid Salih Hocamızın da zaten açıklıyor ama Hocamızın da bu konuda açıklaması var. Said Özdemir Hocamızın Mehdi (a.s.)’ın, Şahs-ı manevi değil de şahıs olarak geleceğini söylediği videosunu bir yayınlayın
VTR: Bediüzzaman Said Nursi’nin, 12 Vekilinden Biri Olan Has Talebesi, Said Özdemir , İttihad-ı İslam ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: “Bütün gayesi İttihad-ı İslam Birliği olmuş” diyor. Bediüzzaman’ın, “bütün gayesi, hayatını buna vakfetti” diyor “İttihad-ı İslam’a. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini” söylüyor ve “şahıs olarak geleceğini” söylüyor, net işte inşaAllah, ki ağabeyler daha önce kapatıyorlardı fakat ve ayriyeten kim ne derse desin zaten ağabeylerimiz Bediüzzaman’ın has talebeleri, zaten onlar gerçeği açıklarlar da fakat Mehdiyet’i zaten Bediüzzaman çok net anlatmış, Peygamberimiz (s.a.v.) zaten anlatmış konu bitmiş zaten. Bir başkası bunu değiştiremez ki zaten. Kimsenin gücü yetmez bunu değiştirmeye. Bizim yapacağımız, ısrarla ve kararlılıkla devam etmek.
Araf Suresi, 188. Şeytandan Allah’a sığınırım “De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim.” Demek ki, küresel bilmem ne dediğin artık elmaya armuta küresel gözle bakabilirsin, dünyadaki gelişmelere; hepsine Allah malik. İnsan dediğin Allah’ın yarattığı bir tecelli, gölge varlıktır. Onlardan oluşuyor küresel güç dediğin. “Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım.” Ama Cenab-ı Allah, zaman zaman Peygamberimiz (s.a.v.)’e gaybı bildiriyor. Gaybın tamamını anlamında. Gaybın tamamını bilmem, Allah’ın bildirmesiyle biirim anlamındadır.
ALTUĞ BERKER: Kendi hayatı ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Tabi, kendi hayatı ile ilgili, bütününe ait, yoksa Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile ilgili de Cenab-ı Allah bildiriyor. Ama bölüm bölüm, kısa kısa, az yerler bildiriyor. Mesela Hz. Ali (r.a.)’ın şehit olacağını bildiriyor Peygamber (s.a.v.)’in hayatını ilgilendiren bir şeydir, ama kısa; yani bütün hayatı bildirilmiyor. “Ve bana bir kötülük de dokunmazdı.” Çünkü hepsini bilirdim diyor, hayatının bütününe ait olacağı için. “Ben, iman eden bir topluluk için”, amahangi topluluk için? “İman eden topluluk için.“bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim." Bakın bu ayette; “Ben iman eden bir topluluk için bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.” Ebcedi; 2026 veriyor. MaşaAllah, ne zaman nerde dünya hakimiyeti ile ilgili bir ayet varsa, mutlaka Mehdiyet’in tarihini, ebcedinin tarihini veriyor. Yani bu yüz ellinin üzerinde bu yüz ellinin, bu mucize değil mi bu? MaşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım.
“O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi.”Yani ilişkiye girince bir yük yüklendi hamile kaldı. “ve bununla (bir süre) gezindi.” yani 9 ay 10 gün. “Nitekim ağırlaşınca” yani hamileliğini vaz etme vakti geldiğinde, doğum sancısı yaklaşınca, “ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız. Ama O, onlara (Adem'in çocukları erkek ve kadınlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O’na ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.” Yani önce Allah’tan bekliyorlar, fakat sonra dünyevi güçlere güvenmeye başlıyorlar. Dünyevi etkinin altına giriyorlar. “Kendileri yaratılıp dururken” bak, “kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şey yaratmayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?” Mesela; küresel güçleri. “Oysa bu şirk koştukları güçler ve nesneler ne onlara bir yardıma güç yetirebilirler, ne kendi nefislerine yardım etmeye.” “Hepsini Ben yapıyorum” diyor Allah, “Ben yaratıyorum.” “Onları hidayete çağırsanız size uymazlar.” Hidayete yani Mehdiyet’e çağırsanız size uymazlar. “Onları çağırsanız da, suskun dursanız da size karşı tutumları birdir.” Etkilenmezler artık durağan hale gelmişler artık iptal olmuş, hiçbir yere gidecek gücü yok. Artık adamın kafasında, ruhunda bir ideal, bir inanç, bir düşünce kalmamış, nötr hale gelmiş. “Allah’tan başka taptıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer doğru iseniz hemen onları çağırın da size icabet etsinler.” Bak demek ki, insanlara tapıyor bir kısım insanlar. Yani mesela Amerikalılara tapıyor, Avrupalılara tapıyor, onları bir güç olarak görüyor. Onları küresel güç olarak görüyor, onları Allah gibi görüyor haşa. Onların dünyayı yönettiğine inanıyor, Allah’ın yönettiğine inanmıyor. Dolayısıyla o ilah gördüğü varlıklara göre kendini ayarlıyor. “Allah’tan başka taptıklarınız sizin gibi kullardır” diyor Allah.“Eğer doğru iseniz hemen onları çağırın da size icabet etsinler. Onların yürüyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var, veya görecek gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var? De ki: “Ortak koştuklarınızı çağırın sonra bir düzen kurun da bana göz bile açtırmayın.” Yani o küresel güçleri çağırın, sonra düzen kurun, bana da göz açtırmayın. Hiçbir şey yapamazsınız diyor Cenab-ı Allah. Yani Peygamber (s.a.v.) böyle meydan okusun, diyor. Çünkü bütün güç Bende diyor Allah. Yani hiçbir insan, hiçbir put, hiçbir güç Benim gücümle kıyaslanamaz. Çünkü onların gücünü yaratan da Benim diyor Allah. Dolayısıyla onlardan hiç etkilenmeyin diyor Allah.
196. ayette; “Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah’tır.” Bizim velimiz kim? Allah. “O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.” Mehdiyet’in, Mehdi (a.s.) talebelerinin, İsa Mesih (a.s.)’in talebelerinin, İsa Mesih (a.s.)’in, Türk-İslam Birliği gönüllülerinin, İttihad-ı İslam’ın aslanlarının koruyuculuğunu yapıyor. “O’ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de.” Bak Avrupa Birliği çöküyor, Amerika da çöküyor. Ekonomik krizle parçalanıyorlar inşaAllah. “Eğer onları doğru yola çağırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, onlar görmezler bile.” Öküz gibi bakıyor, boş boş. İşte sığır dediğim, odun dediğim bunlar. Bak ne diyor ayette? “Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa görmezler bile.” Bilmiyorum Kurban bayramında bakmışsınızdır koyunlara, boşluğa doğru bakar hayvan, öküz de öyledir. Boşluğa doğru bakar, bir anlamı olmaz. Bunlar da öyle işte bomboş, öküz gibi adamlar. “Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam’a) uygun olanı örf ile emret, cahillerden yüz çevir.” “Af”, Müslüman hep affedecek. “Örf ile emret.” Yani böyle nezaketiyle, güzel emret. “Cahillerden de yüz çevir.” Yani cahillerin etkisinde bile kalma, onların yönlendirmesiyle, onların Müslümanları pasifize etmesiyle, gücünü kırmasıyla muhatap olma. “Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (veya iğva) gelirse.” Yani gazetelerde mesela Müslümanlığı, İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni gözden çıkaran, şevkinizi kıran, Mehdiyet’e karşı insanları pasifleştiren, gücünü kıran herhangi bir iğva gelirse; “hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah’tan) sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler.” Diyecek, Kuran’a göre bütün güç Allah’ın. Allah, alametleri de gösteriyor, Darwinizm, materyalizm yıkılıyor. İttihad-ı İslam ilerliyor. Türk alemi birleşme safhasında, İslam alemi birleşme safhasında, çok kolay bir İttihad-ı İslam olacağı görülüyor. Kuran hakikatleri ortaya çıktı, iman hakikatleri ortaya çıktı, internet var, televizyonlar var, gücümüz de ortada, evelAllah biz bu güzel neticeyi almak üzereyiz” diyecek, düşünecek. “İyice düşünürler (Allah’ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilirler.” “Çok netleşir kafaları” diyor Allah. “(Şeytan’ın) kardeşleri ise, onları sapıklığa sürükler, sonra peşlerini bırakmazlar.” Önce sapıklığa sürüklüyor, sonra peşlerini bırakmıyor. Onları ümitsizliğe, şevksizliğe, korkaklığa, hafv damarına, yeis ve ümitsizliğin içerisinde çırpınmaya, kendini hiç görmeye, nötr görmeye, sıradan insanlar haline getirip, manevi ölüme doğru sürüklemeye götürüyor. “Peşlerini de bırakmazlar” diyor. Yani sabırla aynı münasebetsizliği işlemeye devam ediyorlar. “Onlara bir ayet getirmediğin zaman”, yani onların şirk düşüncesine uygun, onların hurafelerine, onların abuk sabuk inançlarına uygun, hürriyeti, güzelliği ortadan kaldıran talepleri oluyor onların biliyorsunuz müşriklerin, münafıkların. “Onlara bir ayet getirmediğin zaman: “Sen onu (inmeyen ayeti) toplasana” derler. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’e “sen çıkart, bir şey söyle” diyorlar. Peygamber (s.a.v.) söylemeyince ne yapıyorlar? Peygamber (s.a.v.) adına hurafe çıkarıyorlar. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “ben Kuran’a uyuyorum” diyor. “O zaman ben de Peygamber (s.a.v.) adına bir şey çıkarayım” diyor. “Peygamber dedi ki” diyor. “Duydum ki, duymuşuz ki, duymuşlar ki.” Al sana hurafe ondan sonra. Bak “Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana” derler. Dedi ki: “Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım.” “Kuran’a uyarım” diyor Peygamber (s.a.v.). “Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.
“Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin.”Yani “sohbete devam etmeyin ve susun, konuşmayın. Dikkatinizi Kuran’a verin” diyor Allah. “Umulur ki esirgenmiş olursunuz.” Kuran okunurken konuşmak haramdır. Mesela camiilerde görüyorum bağıra bağıra Kuran okuyorlar, yüksek sesle güzel. “Hemşerim nasılsın? Ne yapıyorsun? Çoktan beri göremiyoruz.” Camiinin içinde sohbet ediyor. Ama Kuran da bir yandan okunuyor. Muhatap dahi olmuyor. Kuran okunduğunda, dinlenir, susulur. “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle” yani derin heyecan, derin konsantrasyonla, “yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.” Bakın bu ayet çok hayati bir ayettir. Çok önemlidir. Her ayet önemli fakat bu ayet de çok önemli. Bak, “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine,” bakın dikkat edin “ürpertiyle”, derin konsantrasyonla, “yalvara yalvara”, derin konsantrasyonla, “için için”, içinden gelerek, coşkulu bir derinlikle, Allah aşkıyla, derin bir sevgiyle, “hakkıyla Allah’tan korkarak zikret.“Gaflete kapılanlardan olma.” Böyle bir dua bütün dünyayı değiştirir söyleyeyim. Çok hayatidir inşaAllah.
Bir tane de Mehdi (a.s.) ile ilgili hadis okuyalım. Sayfa açıyorum herhangi bir sayfa. “Hakim’den gelen bir rivayete göre şöyle demişti; “Mehdi (a.s.) ve talebeleri Kostantiniyyeyi feth edenler” olduğu anlatılıyor hadiste. “Rum kalelerini tekbirlerle fethederler.” Rum kalesi ne demek? İslam’ın yaşanmadığı, fikir ekollerinin yaşandığı yerleri fethederler. Fikren hakim olurlar. Çünkü “tekbirle” diyor. Sopayla, kılıçla değil.
Suyuti’den bir sayfa açalım. Bismillah. Ebu Nuaym Huzayefe’den tahric etti. Resulullah (s.a.v.) buyurdu, feveran ediyor Resulullah (s.a.v.); “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa,” ertesi gün Kıyamet kopacak, bir gün kalmış. “Allah, ismi benim ismime, ahlakı benim ahlakıma uyan ve künyesi de Ebu Abdullah olan bir resulü, bir tebliğciyi gönderecektir.” Künyesi Ebu Abdullah” derken bu hadis de tabii Ravi’nin ilavesi oluyor. Doğrusu “adı adıma denk gelen, babasının adı da babamın adına denk gelendir” inşaAllah. Ve künyesi de denk gelen anlamındadır. Künyesi Ben-i Adnan’dır zaten, adı da Adnan’dır inşaAllah Peygamberimiz (s.a.v.)’in.
ALTUĞ BERKER: Mustafa Adnan diye hitap ediyor Hz. Ali (r.a.).
ADNAN OKTAR: Tabii Hz. Ali (r.a.), “Mustafa Adnan peygamber” diye hitap ediyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Soyadı Adnan’dır Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in.
Taberani Kebir’in de Ebu Naim İbn-i Mesud’dan tahric etti. O dedi Resulullah (s.a.v.) ferman etti. “Ehl-i Beyt’imden yani benim soyumdan, seyyid olan, ismi benim ismim, ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak.” Bak “evladım” diyor. Kim hakim oluyormuş dünyaya? Resulullah (s.a.v.)’in evladı. Kim hakim olmuş oluyor? Resulullah (s.a.v.) hakim olmuş oluyor. “Ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı o adaletle dolduracaktır.
Nail Kab’dan tahric etti, buyurdu ki; “ben Mehdi (a.s.)’ı Peygamberlerin suhufunda şöyle buluyorum. Peygamberlerin kitaplarında, Peygamberlerin kitaplarında geçiyor Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor; “Mehdi (a.s.)’ın amelinde ne zulüm, ne de ayıp yoktur.” Zulüm yok ne demek? Kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, damla kan akmaz. Tevrat’ta da var, Zebur’da da var ve suhuflarda, Hz. İbrahim (a.s.)’a gelen ince kitaplarda, diğer kitaplarda da var. Vahiyle inen kitaplarda var.
Ebu Talib tahric etti. Hz. Ali (r.a.) Keremullahi veche “Ya Resulullah (s.a.v.), Mehdi (a.s.) bizden mi? Yoksa bizim gayrımızdan mı?” diye sordu. Resulullah (s.a.v.) buyurdu; “Bilakis bizdendir. Cenab-ı Hak İslam’ı nasıl bizimle başlatmışsa, onunla sona erdirecektir.” Bizimle başlattı, bizimle sona erdirecek” diyor. Yani kendi evladı ile, Mehdi (a.s.) ile sona erdiriyor. “Nasıl bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten kurtulmuş ve kalplerinde ülfet muhabbet yerleşmişse.” Bak “nasıl bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten kurtulmuş.” Şirk varmış o zaman, bir de adavet, birbirleriyle uğraşıyor Müslümanlar, bölünmüşler, adavet yapıyorlar. “Ondan kurtulmuşlarsa ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse”, birbirlerini çok sevmişlerse, bütün mezhepler yok, ayrılıklar yok, birbirlerini canları gibi seviyorlar. Onun gelişiyle de, Mehdi (a.s.)’ın gelişiyle de yine aynı şekilde olacaktır” diyor Resulullah (s.a.v.). “Küresel güçlere rağmen, küresel dünyaya rağmen, şeytanın güçlerine rağmen, deccalee rağmen, süfyana rağmen, asrın nemrutlarına, tuğyan ve dalalete rağmen, bunu Mehdi (a.s.) yapacak” diyor. Adam “ben inanamıyorum” diyor. Kuran’a da inanamıyor olabilirsin. Sorun değil. Dinsiz bir sürü var dünyada. Dua ederiz. Ama “hem Müslümanım, hem Allah’ın gücüne inanmıyorum” dersen olmaz. İnşaAllah. O arada tabii ben bunu diğer gafil güçlere; ama Hüseyin Gülerce Ağabeyimizin ben ellerinden öpüyorum, hürmetle, saygıyla. O dediğini bir anlaşılır hale getirsin Ağabeyimiz, o olmamış o ifade, çok çok acayip, inşaAllah.
Evet ne yapıyoruz? HarunYahya.TV’den mi devam edeceğiz? Tamam inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22.00’den itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve Kocaeli TV’den takip edebilirsiniz. İyi geceler.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...