SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz, bu akşam Mavi Karadeniz Radyo, Aba TV, Kocaeli TV, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Sivas Sipas Tv, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Uşak Egem TV ve www.HarunYahya.TV’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Sayın Adnan Oktar, hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Efendim, hoş bulduk inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Uygun görürseniz bazı yazarların görüşleri ve günlük haberler vardı Hocam. Özellikle Hürriyet ve Milliyet gazetesi yazarlarından Yalçın Doğan ve Melih Aşık bugünkü yazılarında; “Öcalan’ın talimatıyla Güneydoğu’da öz savunma güçleri adı altında Kürtlerin kendi güvenlik güçlerini oluşturmaya başladığını, ardından iki dilli hayata geçiyoruz diyerek 97 köy ve mezraya Kürtçe tabelalar asmaya başladıklarını, belediye personeline Kürtçe bilme zorunluluğu getirdiklerini, eğitimin de yerel güçlere devredilmesini istediklerini” yazmış. “BDP ilçe binaları sorunlarını çözmek isteyen Kürtlerin akınına uğruyormuş. İlçenin girişi hariç iç bölgelere polis ve asker girmiyormuş. Yalçın Doğan ve Melih Aşık, tüm bunlar, Güneydoğu’da fiilen özerk bölge oluşturma çabalarıdır. İşin ilginç yanı ise tüm bunlar olurken AK parti iktidarında garip bir sessizliğin egemen olmasıdır” diye yazmışlar bugün Hocam.
ADNAN OKTAR: Defalarca söyledim. Türk-İslam Birliği oluşturulmazsa, İttihad-ı İslam oluşturulmazsa, o da olur. Başka yerler de bölünür. Başka bölünmeler de olur, hepsi olur ben söyleyeyim. Yani paramparça olabilir Türkiye. Yani razılarsa bazı kişiler, bazı kesimler, bazı düşünceler katliam da yaparlar, kepazelik de çıkarırlar, dine, imana, mukaddesata da saldırırlar. Bu açık. Çünkü karşı atak yoksa ses yoksa bir reaksiyon yoksa bir şey denilmiyorsa yapar adam. Şimdi biz BDP’yi bir kenara koyalım. PKK’nın faaliyetleri olarak alalım, onları esas alalım. Şimdi PKK kendi başına bırakıldığı için çok uzun zamandan beri yani yaklaşık 40 yıldan beri, tek yanlı Marksist, Leninist, Darwinist propaganda yapıyor. Buna karşı devletin kitaplarına bakıyoruz, orada da Darwinist, materyalist propaganda var. TRT’ye bakıyoruz, TRT’de Darwinist propaganda yapıyor. Yani bu durumda karşı tarafın güçlenmesi çok doğal, çünkü PKK Marksist, Stalinist bir parti. Stalinist bir örgüt, terör örgütü yani Leninist olduğu için terörist. Buna karşı ilmi karşıt propagandanın yapılması şart. Bu konuda tereddüt edecek bir şey yok. Askeri güçle olmadığını gördüler, polisiye güçle olmadığını da gördüler. Yapılacak şey, ŞEŞ TV’de halay çekmekle, davul zurna çalmakla olmaz. O zaman PKK hareketi daha da gelişir. Davul zurna eşliğinde gelişirler. Yani mevlit okutmak, onunla da olmaz. Adamlar mevlitten etkilenmez. Zaten kabul etmiyor ki mevlidi dinlesin. Mutlaka bilimsel olarak anti-Marksist, anti-Leninist, anti-Stalinist çalışma yapılması gerekiyor. Yapıldığında kavrulur PKK, gittikçe erimeye başlar, gittikçe erir, küçülür ve yok olur. Bilimsel atağa karşı partinin yapabileceği bir şey yok. Tek yanlı eğitim var, halk tek yanlı eğitiliyor. Dolayısıyla da bu tip bir gelişme beklenir, olabiliyor. Bize müsaade etsinler, durduralım. Yoksa devam eder. Varsa başka bilen bana söylesin. Bu dediğim yanlışsa bana bir kişi yazsın. Desin ki; “bu böyle olmaz” desin. Herkes biliyor bunun böyle olacağını, çözümün bu olduğunu biliyor. “Bu böyle olmaz, bunun çözümü bu değildir” diyen mutlaka bana yazsın şu an. Çözüm bu olduğuna göre neyi bekliyoruz o zaman? İkinci aşama olarak da Türk-İslam Birliği, koskoca Türk-İslam Birliği’nin içinde PKK’yı kim takar? Kaybolur gider. Ama yalnız bir Türkiye, tek bir Türkiye, kendi içinde siyasi çalkantıları olan bir Türkiye olduğunda adamlar, bir de özellikle sessiz Türkiye ise, tepkisiz Türkiye ise, pasifist bir Türkiye meydana getirmeye çalışıyorlarsa, Müslümanları pasifist yapmaya çalışıyorlarsa, milliyetçileri pasifist yapmaya çalışıyorlarsa, onlar da o ortamda gelişirler. Onun için bu konuda tereddüt edecek bir şey yok. Gurur yapacak bir şey de yok. Derhal anti-Marksist, anti-Leninist, anti-Stalinist bilimsel çalışma başlaması gerekiyor. Üniversite profesörleri çok fazla, bize bıraksınlar biz bu kişilerle ilgilenelim, çıkaralım TRT ŞEŞ’e, TRT 1, TRT 2’ye çıkaralım. Geceli gündüzlü birkaç ay çalışma yapıldığında PKK’nın ideolojisi kökten yok olmuş olacak, yok olduğunda bitti, bu kadar. Konu kapanmış olacak.
ALTUĞ BERKER: Öcalan da bundan korkuyor Hocam. Kitapta boşuna sizin isminizi zikretmiyor. Anlamış oradan gideceğini inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii bak diyor; “Devlet Adnan Hoca gibi kişilerden akıl alıyor. Ondan sonra ona göre harekatını geliştiriyor. Osmanlı döneminde de hep böyle olmuştur. Bu kişiler hep MİT’le de bağlantılı oluyor” diyor. “MİT elemanı oluyor bu kişiler ve harekatı yönetiyorlar, bu tip kişiler yönetiyor gizlice ” diyor. Yazmış Abdullah Öcalan. Bayağı kendinden emin bu konuda adam. Dolayısıyla bu açık bilimsel gerçeğe rağmen bilemediğimiz bir nedenle, esrarengiz bir nedenle duruyorsa bir kısım devlet kurumları sorumluluk onlara ait olur. Şimdi biz götürüp zorla orada TRT’ye, TRT ŞEŞ’e girip zorla propaganda yapacak halimiz yok, zorla anlatacak halimiz yok. Bize davet olmazsa biz gidemeyiz. Ya devlet kendi yapsın ya da bizi bıraksın biz yapalım. Gayet kolay. Bir kere PKK’nın ideolojisini biz filmlerle, video çalışmalarıyla, fotoğraflarla, belgelerle, dokümanlarla, bilimsel açıklamalarla hem PKK’nın ideolojisini yok ederiz hem PKK’nın siyasi faaliyetlerini yok ederiz. Hem halka yaptıkları zulmü ispat ederiz. Hem PKK’nın mantıksızlığını, açmazlarını, çirkinliğini açıklarız, izah ederiz. Bu yönde hiç çalışma yok ki. PKK ile ilgili aşağı yukarı tek kelime, bilimsel karşı hareket yok. Ben buna bir anlam veremiyorum, şaşırıyorum. Onun için bu konuda muhalefet partilerinin de, iktidarın da çok kararlı olması gerekiyor. Yani o kadar kolay ki PKK’yı alt etmek, en fazla birkaç ay sürer. Bilimsel olarak çökmüş bir PKK’nın yürümesi imkansız. Mesela bakın Fethullah Hocamın cemaati, topluluğu, arkadaşları, kardeşleri, şimdi bu cemaat normalde çok dinamik bir cemaat. Afrika’ya da gidiyor, Asya’ya da gidiyor, her yere gidiyor şevkle, heyecanla ama ruhlarında bir Mehdiyet inancı var. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağı, İslam ahlakının dünyaya hakim olacağı inancı var. Şimdi onların elinden Mehdiyet inancını almaya başladılar yavaş yavaş. 300 sene ilave ettiler, 200 sene ilave ediyorlar. İşte “Mehdi (a.s.) şahsı manevidir, İsa (a.s.)’da şahsı manevidir, Mehdi (a.s.) yoktur.” Bir süre sonra bu gençler diyecek ki Afrika’ya giden genç “İttihad-ı İslam istenmiyorsa, Türk-İslam Birliği istenmiyorsa benim bir idealim yok o zaman” diyecek. Kuran’a da bağlı olmadığı anlaşılmış oluyor o zaman. Çünkü İttihad-ı İslam’ı istemeyen Kuran’ı da istemiyor demektir. Çünkü en büyük farz, en büyük farzı istemeyen diğer farzları da istemez. O zaman “benim Afrika’da ne işim var?” diyecektir adam. “200 dolara ben niye burada çalışayım?” der, döner, işine gücüne bakar. Ve pasifizm, güçsüzlük her yerde yayılır. Yani ne kadar genç varsa heyecanını kaybeder, şevkini kaybeder. Mesela bu bir mühendislik uygulamasıdır. Bu eğer ısrarlı uygulanırsa, etkili olur bu mühendislik uygulaması. Mesela Fethullah Hocamızın cemaati tamamen dağılır, söyleyeyim. Yani hiçbir güçleri kalmaz. Mesela Allah vermesin özellikle Fethullah Hocam vefat etmiş olsa. Bak gördünüz dün Hüseyin Gülerce Ağabeyi. “Biz küresel güçlere saygılıyız, boyun eğdik biz” diyor yaklaşık olarak. “Biz kendi ideallerimize göre hareket edemeyiz” diyor. “Küresel güçlere göre hareket ederiz.” Bitti işte o zaman herkes evine, köylü köyüne mantığı gelişir. Ve işte gençlerin ideallerini, şevkini, heyecanını, dava gücünü kıracak müthiş bir açıklama bu. Öbürü de çıktı Mehtap TV de 200 yıl daha ilave etti. Öbürü de çıkıyor şaşar beşer Faruk Beşer; “Mehdi (a.s.) da yok, İsa Mesih (a.s.) da yok” ve en vahimi “Bediüzzaman da yok” diyor. Bu gençler Bediüzzaman’ı sevdikleri için, Resulullah (s.a.v.)’i sevdikleri için, Allah’ı sevdikleri için oraya buraya gidiyorlar. Kongo’ya falan gidiyorlar. Adam niye gitsin değil mi? “Gel sen yap” der, döner adam o zaman. Ne yaptıklarından haberleri yok. Göz göre göre alenen mühendislik çalışması oluyor, farkına varmıyor. Mesela PKK’ya karşı suskunluk, bu da bir mühendislik çalışmasıdır. Bilimsel çalışmanın durdurulması inanılır gibi değil. “Bak gönüllüyüz. Biz anlatacağız” diyoruz. Para istemiyoruz, pul istemiyoruz. Geceli gündüzlü anlatacağız. Ve kesin garanti veriyoruz. En fazla iki ayda bitiririz.
ALTUĞ BERKER: Dün gece Hocam TRT Şeş’te, Galapagos adalarını anlatan evrimle ilgili belgesel yayınlandı.
ADNAN OKTAR: Buyur. PKK da evrimi anlatıyor, TRT ŞEŞ de evrimi anlatıyor ve bizim paramızla. TRT ŞEŞ, bizden parayı alıyor. Biz vergi veriyoruz. Orada gidiyor Komünizmin temel ideolojisi olan Darwinizm’i anlatıyor TRT. Bu durumda PKK gelişirse bunda şaşılacak bir şey yok ki, hayret edilecek bir şey yok. TRT’nin diğer kanallarında da anlatılıyor evrim, geceli gündüzlü anlatılıyor. Zaten PKK’nın ihtiyacı olan şey Evrim Teorisinin doğru olduğunun bilinmesi. Evrim Teorisi doğruysa, Marksizm de doğru olmuş oluyor onların inancına göre, Marksiszm doğruysa Leninizm de doğru oluyor. Leninizm doğru olunca terörizm de doğru olmuş oluyor. Zincirleme bunlar, bunun en alt basamağını çektiğinde Darwinizm’i, gacır gacır çöker. Alttan beslersen adam gökdelen gibi büyütür, gelişir. Bu açık gerçeği görmezlikten gelmenin bir alemi yok. TRT’nin bir kere bir çeki düzene sokulması gerekiyor. TRT ne yapmak istiyor, nereye gidiyor TRT? TRT’nin zoru nedir? Biz bunu anlayamadık. Çökmüş, bitmiş bir teoriyi, bilimsel delillerin açıklığına rağmen, bilimsel delillerin ezici gücüne rağmen, tamamen yanlış olan, uydurma delillerle halka yanlış bilgi veriyor TRT. Bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceği açıkken “protein tesadüfen meydana gelir” diyor. Fosil yokken, “fosil var” diyor. Yaratılışı ispat eden 350 milyon fosil var, bunlardan bahsetmiyor. Proteinlerin tesadüfen meydana gelmesi imkansız bunları söylemiyor. Geceli gündüzlü evrim propagandası yapıyor TRT. Bize de kapıya geliyor. Diyor ki; “devlete verginizi verin. TRT’ye para vereceğiz” diyorlar ve bizim paramızla Marksizm’in temeli olan, Marksizm’in oturduğu zemin olan -Marksizm’i kuran müessesedir Darwinizm- Darwinizm’i propaganda olarak anlatıyor TRT. Biz de seyrediyoruz tabii, ne yapalım şimdi? Gidip bunu durdurun mu diyeceğiz adamlara? İlgili kurum ve kuruluş kimse, ilgili bakanlık bunu durdurması lazım. Vatandaşlarımız da yazsınlar, mektup yazsınlar, protesto etsinler değil mi? Telgraf çeksinler, internetten yazı yazsınlar, ne yapıyorsa yapsınlar. Değil mi? Kağıda yazıp göndersinler. Mümkünse radyolarda konuşsunlar. Gevrek gevrek, radyolarda; işte bilmem ne efendinin hayatında gösterdiği kerametler... Senin kerametini adam dinleyecek durum var mı orada? Hurafe anlatıyor oturup. İşte havada uçuyormuş, birden kuş şeklini almış. Kuşun kanatları birden bire ışıklar saçmaya başlamış, bilmem ne efendinin başına konmuş... Milleti uyutup, uyuşturuyorlar. Orada da adamlar TRT Şeş’ten ve TRT’nin diğer kanallarından alttan alttan Darwinizm propagandası yapıyorlar. Büyük Ortadoğu Projesi ve Avrupa Birliği’nin aldatmacası, Türkiye’de çok güçlü bir etki olarak devam ediyor. Kolları her yere uzanmış durumda, buna karşı bakanlığın önlem alması gerekir. Hükümetin önlem alması gerekir.
Lagos Nijerya’dan Lokman Babalola kardeşimiz, “Hocam öğrenciniz olabilirim” diyor Nijerya’dan. Zaten öğrencimizsin inşaAllah, maşaAllah. “Selamun Aleykum” demiş kardeşimiz, Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Lütfen size öğretilen bilgiden bana öğretmeniz için size tabii olabilir miyim?” diyor. Nijerya’da çok fazla takip edenimiz var, maşaAllah. Bakın bizi izleyen kardeşlerimiz, sayımız 35 milyon, 40 milyon. İşte 70 milyona karşı az yahut işte 7 milyar dünyaya karşı az, böyle bir şey yok. Akıl kimdeyse, bilgi kimdeyse, doğru kimdeyse, o kısım kazanır. Kararlı olan kısım kazanır. Onun için sayıyla, kemiyetle alakası yok. Kardeşlerimiz, bir kere gençleri pasifize etmek için bir mühendislik projesi uygulanıyor. Gerek milliyetçi gençleri, dindar Türk gençliğini pasifize edecek bir faaliyet var. Yani onları böyle Darwinizm’e tehlike olarak görmeyen, Türk-İslam Birliği’ne karşı içinde bir muhabbet duymayan, İttihad-ı İslam’ı istemeyen, “yüzlerce yıl daha binlerce yıl Kıyamet’e var”, yan gelip yatın mantığıyla onları uyuşturan bir mantık var. Bir felsefe var. Buna karşı yoğun olarak Kuran ahlakının hemen hakim olabilmesi için, çok atak bir tavır içinde olsunlar. Birbirlerini uyarsınlar, birbirlerinin evlerine gitsinler, sohbet etsinler, birbirlerine anlatsınlar. Özellikle Mehdiyet’i, Ahir zaman’ı su gibi ezberden bilsinler. Çünkü bunların en kızdığı nokta bu. Eğer bu tipleri kızdırmak istiyorlarsa, bunları güçsüz kılmak istiyorlarsa Darwinizm’i, materyalizm’i bir kere tam öğrensinler. Yani materyalizm’i ezmeyi ve Darwinizmin ne olduğunu çok iyi öğrenip, yaratılışı, Evrim Teorisi’nin geçersizliğini bizim kitaplarımızdan çok kapsamlı öğrensinler. Tam bilgiyle silahlanmış olacaklar. Bilgi en önemli silahtır. Bilgi ve sevgi ikisi yani iki önemli silah. Darwinizm’in yıkılışını çok iyi öğrenirlerse, Darwinizm’i yıkmayı çok iyi öğrenirlerse, onlar çok iyi bir usta olmuş olacaklar. Yani o dev binayı yıkmayı bir kere iyi bilecekler. Mehdiyet’i çok iyi kavrasınlar. Ahir zaman alametleri, Mehdi (a.s.)’ı bizim sitelerden su gibi ezberlesinler. İnsanların inanıp inanmaması üzerinde durmasınlar, onu anlatsınlar. İnanmıyor diye bir şey yok. Bilinçaltında onlar inanıyorlar. Onların zannettiği gibi olmaz. Biz mesela anlatıyoruz o bilinçaltına oturuyor adamların.
Allah diyor; “iman etmedikleri için değil” diyor Cenab-ı Allah, “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla” diyor. “Vicdanları kabul ettiği halde zulüm ve büyüklenme dolayısıyla inkar ettiler” Neml Suresi, 14 diyor Allah. Zulüm ve büyüklenme hissi kalktığında vicdanları devreye girip kabul ederler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Yiğit Bulut buna bir nevi cevaben, Türkiye bölünecek ve Güneydoğu’da bir Kürt devleti kurulacak diyenlere karşı; “Türkiye’nin asla bölünmeyeceğini, aksine büyüyeceğini, Suriye, Irak, İran’ın birçok yerinde Türkiye’nin fiilen yaşandığı bölgeler olduğunu, Kuzey Irak’ın da yakın bir tarihte gönüllü olarak Türkiye’ye katılmak isteyeceğini yazmış. Bu nedenle Güneydoğu’da Kürtçe tabelalar olması bölünmeye değil, İran’dan, Irak’tan Türkiye’ye gelenlerin yollarını kolay bulmalarına yarar” demiş. “Zamanla Ege’den Hazar’a dört tarafı denizlerle çevrili süper güç Türkiye çıkacağını” söylemiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne mübarek çocuk bu, ne mübarek insan maşaAllah. Tam koç yiğit, tam halis muhlis Türk evladı maşaAllah. Müslüman evladı. Dediği tam anlamıyla doğru. Biz şimdi Türk-İslam Birliği’ni oluşturduğumuzda Irak’ta da hakim olacağız. Irak’ta her yerde Arapça tabelalar olacak. Bizim hakimiyetimizi, bizim onlara bağlılığımızı engellemez bu. İran’a girdiğimizde Fars dilinde, Farsça olacak, bu da engellemez. İstedikleri kadar doğuda tabela assınlar. İsterse sırtına yazsın, alnına yazsın Kürtçe ve yahut başka dillerde de yazabilir. İngilizce de yazabilir. Hiçbir şeyi değiştirmez. Bu birleştirmeyi ortadan kaldıracak bir şey değildir. Ama oradaki Komünist yapılanmayı karşı seyrederlerse, o zaman bir siyasi güç haline gelirler. Tehlikeli olan budur. Tabela değil fikri siyasi güç tehlikelidir. Karşı atak yapılmayan siyasi güç tehlikelidir. Buna karşı gençler kendini anti-Darwinist olarak yetiştirsinler. TRT ŞEŞ’e sürekli protesto yazıları göndersinler, kınama yazıları göndersinler. TRT ŞEŞ’e Darwinizm’in yanlışlığını anlatan kitap göndersinler, yazılar, kendileri de yazıp mesela gönderebilir. Proteinlerin geçersizliğini, dilekçe olarak Başbakanlığa göndersinler, Bakanlara göndersinler yani her yerde kendilerini hissettirsinler. Onlar bir avuç güçle PKK ilk çıktığında, 10-15 kişi falan bir şeydi PKK ilk çıktığında. Israrlı ve kararlı çalışma, Marksist, Leninist çalışma, Darwinist çalışma sonucunda bunu elde ettiler. Onun için sayıyla alakası yok. Kardeşlerimiz de anti-Marksist, anti-Leninist, anti-Stalinist, anti-Darwinist çalışma yapacaklar. Bununla ilgili bilgi, Harun Yahya sitelerinde dolu. İstedikleri her türlü bilgi var. Bilgi silahı, sevgi silahı bu sitelerde istedikleri kadar var. Oradan istedikleri kadar alabilirler. Güzelce o bilgiyle, o sevgiyle silahlanıp PKK’yı etkisiz hale getirecekler. Bir de devletin ilgili kurumlarını sürekli uyarsınlar. TRT Şeş mesela ne cesaret Darwinizm propagandası yapması? Ölmüş bir teoriyi geçersiz olduğunu bildikleri halde yayınlıyorlar. Yani TRT Şeş’te çalışanlar inanıyor mu Darwinizm’e? İnanmıyorlar. Kardeşim, niye propagandasını yaparsın? Bu PKK’nın işine yarayacağını bilmiyor musun? Ve Türkiye’deki terör örgütlerinin işine yarayacağını bilmiyor musun? Çünkü Komünizmin buna ihtiyacı var. Darwinizm olmadan Komünizm olmuyor. Hangi komüniste sormak istiyorsanız sorun. Dersiniz ki; Darwinizm olmazsa Komünizm olur mu? Bir sorun bakayım. İmkansızdır. Ama Darwinizm varsa da Komünizmin gelişmemesi imkansızdır. Yani Darwinizm’in olduğu yerde mutlaka Komünizm gelişir. Çünkü zincirleme. O terimi kabul ettiğinde Marksist ideolojinin diğer açıklamaları da onunla tam uyumlu zaten, kopukluk yok. Bağlantı kopukluğu yok. Tam uyumlu. O uyumu TRT tamamlamış oluyor alttan. Yani Komünist düşüncenin ihtiyacı olan bilgiyi TRT Şeş veya TRT’nin başka kısımları tamamlamış oluyorlar. Farkına varmadan, bilgisizlikten ve cehaletten. TRT’ye cahil insanları değil, bilgili insanları yerleştirsin hükümet. Bu konuda şuurlu, milli şuur almış, Darwinizm tehlikesinin farkında olan, Darwinizm’in yıkıcı gücünü bilen, Darwinizm’i, Komünizm’i ve Stalinizm’i geliştireceğini bilen, bu bilgiyle tam mücehhez insanları yerleştirmesi lazım. Belli ki bir acayiplik var. Benim ricam kardeşlerim bugünden itibaren başlasınlar, geceli gündüzlü dilekçe yazsınlar. Çünkü adamlar “biz dilekçeyi almadık, bizim haberimiz yok” diyemezler. Dilekçeler resmi işleme giriyor ve devletin arşivine giriyor. Dilekçeyi yok edemezler. O dilekçenin hesabını sorar o zaman ilgili kurumlar. Tabii, ona karşı duyarsız olamazlar. Bizim yapacağımız bu inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Zaman gazetesindeki haberde; Sayın Başbakan Erdoğan Konya’daki şebi aruz törenlerinde konuşma yapmış. Gazetede şöyle yansımış; “İster Cumhurbaşkanı ol ister Başbakan, gideceğin yer iki metrelik mezar” demiş Başbakan. Konuşmasını şöyle sürdürmüş; “bugün kemikleşmiş ön yargıları, öfkeyi, kini, sevgisizliği bir yana bırakalım. İster Cumhurbaşkanı, ister Başbakan, ister trilyoner ol, sonunda gideceğin yer iki metrelik bir mezar. Sadece amellerin seninle gelecek, bu gece hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmemiz gereken bir gecedir. Unutmayalım ki, Hz. Mevlana’nın yolu alemi nuruyla aydınlatan Kuran’ın yoludur” demiş inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Başbakan’ın bu güzel konuşması, bizim aylardan beri anlattığımız konuların, Başbakanımız tarafından da tekrarlanması. Başbakanın, böyle dindar bir insanın, akıllı bir insanın, vicdanlı bir insanın kullanması gereken bir üslubu kullanması çok hayati. Ben geçenlerde söyledim. Başbakan dünyaya meraklı bir insan değil ve herkes ahirete hazırlanıyor. O da ahirete hazırlanıyor inşaAllah. Benim bununla ilgili çok konuşmam oldu. Dolayısıyla burada verilen mesaj şu, Başbakan; “ben dünyanın meraklısı değilim” diyor. “Dünyada köşe dönmenin, zengin olmanın meraklısı değilim, benim amacım Allah’ın rızası, Allah’ın rahmeti, cenneti, hepsinin üzerinde Allah’ın rızasını düşünüyorum. Dolayısıyla hepimiz öleceğiz. Yaptığımız hareketlerimiz, tavırlarımız tamamen Allah rızası için olmalı, ben de o tavır içerisindeyim” demek istiyor.
ALTUĞ BERKER: Ve “Kuran’ın yolunu aydınlattığını” söylüyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Kuran yolunu aydınlatan bir insan daima başarılı olur inşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Ben İstanbul’dan Mehmet Yenilmez. Yayınlarınızı beğeniyle takip ediyoruz.” Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Cenab-ı Hak’tan bu yüce görev için bütün Türk-İslam devletlerine birleşmeleri için erken fırsat vermesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Hocam, yanlışlık yapan, yanlış yaptığı ile yanıyor. Allah bütün oyunları cambazların kendi başına dolamaya başladı. Hiç muvaffak olamıyorlar. Önce Bediüzzaman Hazretleri, Şeyh Nazım Hocamız ve Fethullah Gülen Hoca Efendi ile ilgili sözlerinden dolayı HaberTürk TV ekranında, canlı yayında özür dilesin” diyor. Herhalde Cübbeli’yi kastediyor. Evet doğru. Bak, “Şeyh Nazım Hocamız hakkında, Bediüzzaman hakkında, Fethullah Gülen Hoca hakkında, Cübbeli çıksın özür dilesin” diyor.
ALTUĞ BERKER: Hocam, bugün TRT’de Renklerin Dansı isimli belgeselde yine evrim propagandası yapılmış. Şu anda da TRT’nin sitesinde de yayınlanıyormuş o belgesel.
ADNAN OKTAR: Ben Başbakanımızdan çok rica ediyorum. Başbakanımızdan istirham ediyorum buradan. TRT Darwinistler’in elinde şu an Darwinizm propagandası yapan bir cihaza dönüştü, bir sisteme dönüştü. Bizim vergilerimizle biz TRT’de evrim propagandası yapılmasını istemiyoruz. Yaratılış bir bilimsel gerçek iken onun anlatılması yasak oluyor da bu hurafe, bilimsel olarak net çürütüldüğü açık olan bu hurafe, devlet eliyle nasıl propagandası yapılıyor? Ve PKK’nın en çok ihtiyaç duyduğu konu bu zaten Darwinizm’in anlatılması. Başbakanımız buna hemen el koysun. İlgili bakanlık da ilgilensin. Vatandaşlarımız da mektup yazsınlar, hem Başbakanlığa yazın, hem Bakanlığa yazın. Çok büyük olay bu, bu pervasızlık inanılır gibi değil bu. Bilim Teknik dergisi, devletin dergisi, orada evrim propagandası, devletin televizyonunda evrim propagandası. TRT Şeş, “oradaki vatandaşlarımızı kazanmak için açıldı” denildi. Evrim propagandası yapıyor, Darwinizm propagandası yapıyor. Darwinizm propagandasıyla Marksizm propagandası arasındaki farkı bana bir söylesinler, ben bir öğreneyim. Darwinizm olmadan, Marksizm’in olmadığını herkes bilir. Darwinizm, Marksizm’in kalesidir, kökenidir, sistemidir, temel dayanağıdır. O gittiğinde Marksizm olmaz. Darwinizm’i desteklemek devlete mi kaldı? Darwinizm dinsizlik dinidir, materyalist bir dindir. Devlet, dinler arasında eşit mesafede olması lazım laikliğe göre. Devlet materyalizmi desteklemekle mükellef değildir. Böyle bir dini, böyle sapkın bir pagan dinini, Sümerlilerden kalma bir dini desteklemekle mükellef değil. Eski Mısır dinlerini nasıl devlet savunamazsa, Sümer dinini nasıl savunamazsa, Sümerlilerden, Mısırlılardan kalan bu dini de devlet savunamaz. Devlet bu konuda tarafsız kalması lazım. Yaratılışla ilgili bilimsel delilleri de anlatacak devlet veyahut bu hurafe dinini, bu pagan dinini anlatmayacak. İkisinden birisi. Tek taraflı pagan dininin propagandasını yaparsa devlet, bu hem laiklik ilkesine de uygun değil, anayasamıza da uygun değil, hiçbir şeye uygun değil. Ama bunu tabii vatandaşlarımızın sıkı tutup bu işte kararlı hareket etmeleri gerekiyor. İnşaAllah. Mehdiyet’i durdurmaya çalışmak, İttihad-ı İslam’ı durdurmaya çalışmak, Türk-İslam Birliği’ni durdurmaya çalışmak, Darwinizm propagandası yapmak. Biz kabus mu görüyoruz? Bir de Müslümanlara yaptırıyorlar bunları, bu faaliyetleri imanlı insanlara yaptırıyorlar.
Mehdiyet’ten bahsetmeyi suç haline getirmişler. Hatta Ahmed Yasin Hocamızın bir videosu olması gerekiyor. “Ben Mehdiyet’i anlattıktan sonra üzerimde baskı yoğunlaştı” diyor. Mesela Hoca Efendileri de köşeye sıkıştırmışlar. Allahualem onların da bir kısmını tehdit etmişler. Onlar da söyleyemiyor. “İttihad-ı İslam, dünyaya İslam ahlakının hakimiyeti” diyor. Bir türlü Mehdi (a.s.) diyemiyorlar. Allahualem onları da tehdit etmişler. Bir tek Seyyid Salih Özcan Hocam ve diğer Bediüzzaman’ın talebeleri olan büyük ağabeyler bahsedebiliyorlar. Ondan gerisini yıldırmışlar, bir kısmını. Bir şeyler olmuş. Biz de buna karşı bütün bizi seven kardeşlerimiz Mehdiyet’i su gibi ezberlesinler, her yerde anlatsınlar. Kitap olarak da göndersinler. Sürekli gündem yapalım. Bunların bu inatçı tavrını mutlaka kıralım. Çünkü çok gıcık bir inatlaşmaları var. “Hz. İsa (a.s.)’ın inişini anlattırmayacağız, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurunu anlattırmayacağız, İttihad-ı İslam’ı anlattırmayacağız, Türk İslam Birliğinden bahsettirmeyiz” gibi kararlı tavırları var. Bakın dikkat edin, birçok alim ve hoca efendiye söylettirmiyorlar, konuşamıyorlar. Biz de buna karşılık aksine çok fazla anlatarak bu baskıyı ortadan kaldıracağız.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Yeni Asya’dan Rıfat Okyay yazısında; “dünya dinsizlik ve ahlaksızlık içinde sarsılırken bizim bu durumu görmezlikten gelmemiz bizi hizmet vazifesinden kurtarmaz” demiş. “İlk Risale-i Nur’ları okuduğumuz dönemin şevkine, ümit ve aşkına geri dönmenin çok büyük ve acil bir ihtiyaç olduğunu” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsun sen bu konuya, anlattığına Hocanın.
ALTUĞ BERKER: O zaman Mehdiyet’ten bahsetmeleri gerekir, madem acil ihtiyaç var Hocam.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet’ten bahsetmeden olsun istiyorlar. Mehdiyet’ten bahsetmezsen, Resulullah (s.a.v.)’in dediğini reddetmiş olursun, Allah’ın dediğini reddetmiş olursun, Bediüzzaman’ın dediğini reddetmiş olursun. Allah Mehdiyet’ten bahsediyor, Resulü Mehdiyet’ten bahsediyor yani hadislerde, Kuran‘da Cenab-ı Allah bahsediyor. Bediüzzaman açıkça isim vererek Muhammed Mehdi (a.s.) diye bahsediyor. Yeni Asya’da kardeşimiz hiç ağzına alıyor mu Mehdi (a.s.)’ın geleceğini, İttihad-ı İslam‘dan bahsediyor mu? Bahsetsene gürül gürül her gün, en büyük farz olduğuna göre, siyasi konulara o kadar vakit ayıracağınıza, her gün İttihad-ı İslam’dan bahsedin, her gün Hz. Mehdi (a.s) dan bahsedin, Hz. İsa Mesih’in inişinden bahsedin. Her gün, “Mehdi (a.s.) öldü gitti” dersen, “Hz. İsa (a.s) öldü gitti” dersen adam Kıyameti bekler, o zaman yan gelip yatar ve o zaman PKK’nın da kapısı açılır, Komünizmin de kapısı açılır, dinsizliğin de, ateizmin de, ahlaksızlığın da, vicdansızlığın da, dinsizliğin de kapısı sonuna kadar açılır. Sen de orada seyredersin. Buna çözüm olarak Resulullah (s.a.v.) fitneye karşı, Hz. Mehdi (a.s)’ı görevlendirmiştir. Sen falanca kişi Hz. Mehdi (a.s) olacak diye korkundan Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedemiyorsun. Sen niye korkuyorsun kardeşim? Allah kimi kastettiyse o olsun. İnşaAllah Kutlular Ağabey olsun, iftihar ederiz. Mehmet Kutlular Ağabey Mehdi (a.s.) olsa başımın tacı yahut kim var orda, Kazım Güleçyüz var. İnşaAllah o olsun, ne fark eder. Allah ona nasip etsin. İnşaAllah bizim Hz. Mehdi (a.s) o olsun. Ama yeter ki İttihad-ı İslam olsun, Türk İslam Birliği olsun. Tek kelime bahsetmeyince ayda yılda yakınma ile nereye varılır. Nitekim bu samimiyetsizliği gören birçok genç, çok dindar ağabeylerimizin çocukları, kızları, bakıyoruz dinsiz gibi yaşıyorlar. Çünkü çok samimiyetsiz bir ortam oluşmuş oldu. Yeni Asya cemaatinin yüzde doksan dokuzu mükemmeldir ama bir kısmı pasifist İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyen, Türk İslam Birliği’nden şiddetle kaçınan, Hz. Mehdi(a.s)’dan bahsetmeyi suç sayan, Hz. İsa (a.s)’ın inişini suç sayan, anlatılmasını suç sayan, dünyadan, siyasetten bahsetmeyi de onur ve güç sayan insanlar var. Onların etkisini Yeni Asya’da etkisiz hale getirilmesi lazım. Yeni Asya’nın iyi bir özelliği de Risale-i Nur’dan ve Bediüzzaman’dan asla ödün vermezler, o çok güzel. Bediüzzaman’dan bazı ahmaklar utanç duyuyor, Yeni Asya iftiharla Bediüzzaman’ı anar. Gururla, şerefle. Bazı pislikler de kendilerinden utanacağına Bediüzzaman’dan utanıyorlar. Bediüzzaman bizim medar-ı iftiharımızdır, başımızın tacı gerçek vekildir. Abdulkadir Geylani’ler, İmam Rabbani’ler, bizim iftihar ettiğimiz İslam büyükleri. Seni dinliyorum Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Taha Akyol bugün yazısında, Mehdi’den bahsetmiş Hocam. “Şiilerin 12. imam Mehdi’nin, maneviyat alemine çekildiğine ve tekrar yeryüzüne döneceğine inandıklarını, Sünnilerde de Mehdi inancı olduğunu, ancak bu inancının Şiiler deki kadar belirgin olmadığını” yazmış. Taha Akyol hem Mehdi gerçeğini hem de Kuran’daki imam kavramını İslami siyasi doktrinler adı altında anlatmış, ayrıca imama itaat doktrininin imparatorlukların temelini oluşturduklarını” yazmış.
ADNAN OKTAR: Yani ne demek istiyor özetle? Genel bilgi mi veriyor? “Böyle diyenler var biz de dinliyoruz” gibi. Taha Akyol, geçenlerde bir Alevi ağabeyimiz var, muhterem çok sevdiğimiz büyüğümüz, onu getirmiş ve birkaç alim getirmiş. Çok uyanık böyle önce kenardan köşeden ince Ahir zaman’dan bahsetmeye başladı. “Bir de Hz. Mehdi (a.s) konusu var, bu nedir?” dedi. Halbuki derdi o, en büyük konusu o. Sonunda “Mehdi yok, gelmeyecek”e getirdi. Bunu proje olarak uyguluyor uzun zamandan beri, yani en az 40 yıldan beri bunu proje olarak uyguluyorlar. Sen desen de demesen de, Hz. Mehdi (a.s) faaliyette. Bu paniğin nedeni de bu ve hiçbir şekilde durdurulamaz Mehdiyet. Ama uzun bir süreçtir. En az 10 yıllık bir süreçtir. Bu yıllar onların direneceği yıllardır ama 2012’lerden sonra yavaş yavaş anlayacaklar inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, dün şöyle söylediniz; “En önemli konu Müslümanların birbirini sevmesi, korumasıdır. Şeytanın bu oyununa karşı, Müslümanlar var gücü ile sevgiyi ve kardeşliği savunacaklar. Savaş desen, “nerede” diyorlar, barış diyorsun, çok yabancı geliyor, sanki lüks gibi bir şey söylüyorum. Kardeşlik diyorsun, sanki olmayacak bir şeymiş gibi, düşmanlık deyince hemen içine giriyorlar. Buna karşı internet sitelerinde sevgi bağını kurun, birbirinizi sevin, kardeş siteler oluşturun, onlara dostluk önerin. Mücadele olduğu zaman deli enerjisi geliyor sevgi, kardeşlik olduğu zaman yapmıyorlar, çok yanlış. Sevgide, kardeşlikte coşku olması lazım” dediniz inşAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın, şeytanın etkisiyle birbirlerine; mesela güzel internet siteleri kuruyorlar, farz edelim Mahmut Hocamın sohbetlerinden, yahut İmam Rabbani sohbetlerinden, başka yerde başka siteler kuruluyor, birbirlerinin sitelerini şikayet ederek facebook’ta kapattırıyorlar. En büyük eğlenceleri şu an o. Şeytan’ın etkisiyle sen bununla vakit kaybederken, orada dinsizlik gelişiyor. Aklını başına topla, bilakis birbirinize destek olun, birbirinizin sitelerini güçlendirin, birbirinizin anlatımını güçlendirin, birbirinize misafir olun fikir olarak düşünce olarak, sohbet yerleri oluşturun. Mesela Abdulkadir Geylani’nin yazılarını koy, İmam Rabbanin’nin yazılarını koy, bizim yazılarımızdan da koy, Bediüzzaman’ın eserlerinden koy, güzelleştir. Facebook‘u bir nimet olarak değerlendirmeleri gerekirken, orayı sanki böyle sanal mücadele alanı gibi değerlendirirlerse bu şeytan’ın işine gelir. Çok kötü yanlış bir hareket olur.
“Değerli Hocam Allah’ın Selamı ve bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam Said Nursi’nin kendi el yazısı ile yazdığı bölümlerin Risale-i Nur’dan çıkarıldığını hayret ve ibretle gördük. Sadece siz gün yüzüne çıkardınız bu gerçekleri. Bizler aylardır hayretler içerisinde, bu gerçekleri izliyoruz. Hocam bazı Nur’cu kardeşlerimizin imkanları olmasına rağmen, bu duruma ses çıkarmamalarının sebebi acaba kurdukları rahat düzenin, holdingleri gibi, ticari çalışmaları gibi birkaç dünyevi çıkarlarının sarsılmasından korktukları için mi?” diyor.
Bilemiyorum artık, Allah biliyor, fakat var böyle kardeşlerimiz konuyu örtbas etmek isteyen, paniğe kapılan deliler gibi. Hatta Nur talebesi kardeşimiz geçende yazmış; dershaneden kovmaya kalmışlar Mehdiliği sordu diye. İttihad-ı İslam’ı sormayı yasak hale getirmişler, Hz. Mehdi (a.s)’ı yasak hale getirmişler, ama siyasi bir konuşma olduğunda istediğin kadar konuş, boş bir konuşma olduğunda istediğin kadar konuş. Bu yanlış, bunda bir acayiplik var. Bediüzzaman’ın sözlerini çarpıtma konusuna karşılık kardeşlerimiz, bizim sitemizden her türlü bilgiyi alıp birbirlerini uyarsınlar. Bediüzzaman’ın sözlerinin değiştirilen kısımlarını bilakis ezberlerine alsınlar, kaynak da veriyoruz.
Sen belge mi sunacaksın?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. 1958 baskısında. Kapağı burada.
ADNAN OKTAR: Said Nursi’nin 1958 baskısında değiştirmenin mümkün olmadığını anlatmak için gösteriyoruz. Bu kitapların hepsini ele geçirdik, aldık. 1958 başı 1959 başı bu değiştirilmemiş olan Risale-i Nur’lar Bediüzzaman’ın hayatta iken basılmış yani Bediüzzaman’ın tashihinden geçmiş, Bediüzzaman’ın bilgisi dahilinde basılan kitaplar. “Ta Ahir zaman’da hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri Cenab-ı Hak’kın izni ile gelir.” Çıkartılan kısım şu; “Hz. Mehdi (a.s) ve şakirtleri.” Biz bunu orijinal kaynaklardan gösteriyoruz kardeşlerimize. Bakın, Hz. Mehdi (a.s)’dan rahatsız oldukları için o kelimeyi çıkarmışlar. Biz de orijinal baskılarını ele geçirdik, kardeşlerimizde olanlar yine göndersinler, ben onları ayrı ayrı yerlerde muhafaza ediyorum. Halka açık müze haline de getirebiliriz kardeşlerimize. Risale-i Nur orijinal kaynaklarını, orijinal eserleri sürekli delil olarak tutuyoruz. Çünkü çok büyük oyun oynanıyor, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında büyük bir oyun oynanıyor, Mehdiyet örtbas edilmeye çalışılıyor, Hz. İsa (a.s)’ın inişi örtbas edilmeye çalışılıyor ve İttihad-ı İslam durdurulmaya çalışılıyor, buna karşılık kardeşlerimiz birbirlerini çok iyi koruyup kollasınlar yoğun bir gayret içinde olsunlar. Bak Cübbeli’yi kullandılar, ben dedim; “kullanıp bir kenara atarlar” dedim. Kullanıyorlar en başında söyledim, “kullanıyorlar, mendil gibi bir kenara atacaklar bunu” dedim. Kullandılar ve bir kenara attılar. İşte bu kadar. Çünkü Cübbeli’yi, Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde, bize karşı bir silah olarak kullanmaya kalktılar. Yani Mehdiyet’e karşı Cübbeli’yi bir güç olarak gördüler. Buna dediler ki; “sen, Mehdi gelmeyeceğini söyle, Mehdi’nin çıkmayacağını söyle, yüzyıllar sonra çıkacağını söyle, Hz. İsa(a.s)’ın da yüzyıllar sonra çıkacağını söyle, İttihad-ı İslam’ın da yüzyıllar sonra olacağını söyle, İttihad-ı İslam’dan da Türk İslam Birliği’nden de bahsetme” dediler, buna böyle söylettirdiler, anlattırdılar, her yerde propagandasını yaptırdılar, baktılar işleri de bitti, ama benim eskiden konuştuklarını gündeme getireceğimi hiç düşünmediler. Daha önce 10 yıl önce 15 yıl önce bu Mehdiyet’i en kapsamlı şekilde coşkuyla, sevinçle anlatmış. Bütün onları peş peşe yayınlayınca bunlar daha da öfkelendiler, baktılar hiçbir işe yaramayacak, bunu teneke gibi buruşturup bir kenara attılar. Hemen konuyu bitirdiler. Başında uyardım, “seni kullanıyorlar, kullanıp teneke gibi buruşturup atarlar” dedim inşaAllah. Ama başarılı olamadılar, bilakis Allah ayaklarına doladı, Cübbeli vesilesi ile Mehdiyet bir anlatılacakken, on bin anlatılmış oldu. Demek ki baş edemeyeceklermiş. Bunu gördüler ve daha da çok göstereceğiz.
ALTUĞ BERKER: Hocam, “Risale-i Nur’da Mehdiyet neden örtbas edilmek isteniyor?” konulu bir yarışma düzenliyorsunuz inşaAllah. Onun haberini vermek istiyorum kardeşlerimize, yarisma.ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine gönderirlerse yarışmaya katılacak olan kardeşlerimiz. Ödüllü inşaAllah birinci olana 1.000 TL, ikinci olana 500 TL, üçüncü olana 250 TL ödül verilecektir. “Risale-i Nur’da Mehdiyet neden örtbas edilmek isteniyor?” Bu konuda yazılarını gönderebilirler.
ADNAN OKTAR: Burada da yayınlarız ara ara ama çok vakit koymasak iyi olur, kısa sürede göndersinler. 10 güne kadar göndersin kardeşlerimiz.
İmam-i Nebevi’den bir hadis, İmam-i Nebevi, çok önemli bir alim. Herkesin çok takdir ettiği, hadis alimidir aynı zamanda inşaAllah. “İnsanlar üzerine çok çok Kuran’ı okuyanların” yani Kuran’ı çok okuyor, tecvit üzerine okuyor. “Bu zaman İttihad-ı İslam zamanı değildir, Allah yolunda cehd etmek zamanı değildir, dini yayma zamanı değildir dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa bilin ki bu ne güzel bir zamandır.” Ne kadar güzel ittihad, ne kadar güzel Allah yolunda cehd etmek, ne kadar güzel tebliğ zamanıdır. “Derler ki; “Resulullah, bunu söyleyecek kimse var mıdır?” Resulullah (s.a.v); ”Evet bu kimse, Allah’ın ve meleklerin ve bütün insanların lanetlediği kimsedir” diyor. Bunu kim yaparsa, Allah’ın, meleklerin bütün insanların laneti onların üzerine olsun diyor Peygamberimiz (s.a.v.) inşaAllah İmam-ı Nebevi’den. Demek ki Ahir Zaman’a geldiğimizin başka bir alameti de İttihad-ı İslam’ın reddedilmesi, Türk İslam Birliği’nin reddedilmesi Allah yolunda cehd’in, cihad’ın, Allah’ın dininin yayma gayretinin, ilimle, bilimle, akılla yayma gayretinin terk edilmesi.
Oktar Hocam buyrun.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz dediniz ki; iddia edilen terör örgütünün, birçok kişiyi tehdit edebileceğini” anlatıyorsunuz Hocam. Nitekim Ergenekon soruşturmasında; Türkan Saylan’ın, Deniz Baykal’ı koltuğundan uzaklaştırma amacıyla yaptığı bir konuşma iddianameye girmiş. “2008 yılında Baykal’ın kalbine stent takıldıktan bir gün sonra bir doktorla yapılan bu konuşmada özetle Baykal’ın kalbine stent takılırken, aniden ölmesi ihtimalini konuşuyorlar ya da ani bir korkuya kapılması durumunda, partiden çekilme durumunun olabileceği ve bununda Türkiye’yi çok rahatlatılacağı” anlatılıyor. Türkan Saylan’la bir başkası arasında geçen konuma Hocam.
ADNAN OKTAR: “Stent takılırken öldü” demek ne demek? Öyle mi olmasını istemiş?
OKTAR BABUNA: Evet, öyle bir hatırlatmada bulunuyor ölebilir gibi, ya da “bir korku durumunda partiden çekilebilir” şeklinde böyle bir ifadeleri var.
ADNAN OKTAR: “Stent takılırken öldü mesela”, çok acayip bir laf. Bilakis Allah ömrünü uzun etsin. Biz Deniz Baykal’ı seviyoruz. İnşaAllah. Başka ne anlatalım?
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam.“Biz bilinçaltımızda, Mehdiyet’i biliriz. Ta kal-ü belada Hz. Mehdi (a.s)’ı tanıyoruz, Allah bize, Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıttı, Hz. Mehdi (as)’ı biliyoruz. O yüzden, o ismi duyduğumuzda zaten kalbimize bir muhabbet meydana gelir. Onun etrafında birleşme istediği oluşuyor inşaAllah” demiştiniz Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Muhammed Mehdi (a.s.) dediğinde herkes beyninde bir şey hisseder yani bu isim hiç yabancı gelmez. O, kalü beladan tanıdığımızdandır.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana Katımız'dan bir zikir verdik.” Yani Kuran. “Kim bundan yüz çevirirse, şüphesiz Kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir.” Yani” Kur’an’ dan kim yüz çevirirse şüphesiz Kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir. O (yükün altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür.” Kuran’a uymamanın hükmünü Allah açıklıyor. “Kim bunda yüz çevirirse”, bakın istisnasız herkes için geçerli. “O yükün altında ebedi olarak kalıcıdırlar.” “Kıyamet’te ebedi olarak cehennem karşılığı olur” diyor. “Bu Kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür” diyor cenabı Allah. Kuran’a uymanın farzı yani herkes için o şekilde. “Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız.” Gömgök gözleri yani mor renkte oluyor gözlerinin içi.
103. ayet; “(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar.” Kendi aralarında ne kadar kaldıklarına tam karar veremiyorlar kalktıklarında. Birisi diyor ki; bir gün kaldık diyor. Biri bir günün bir vakti kadar diyor, bir kısmı da “on gün kaldınız diye fısıldaşacaklar” diyor. Komada kaldıklarını düşünüyorlar, derin bir uykudan hani komadan kalkar ya insanlar, “ben kaç günden beri komadayım” diyor bilmiyorlar. Mesela bazen dört ay komada kalıyor adama desen bir haftadan beri komadasın desen, inanır, bilmez. Onlar da tam kestiremiyorlar tam ne kadar süre kaldıklarını. Halbuki çok uzun süre kalıyorlar ama fark edemiyorlar. On gün kaldığını düşünüyor o da. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Onların sözünü ettiklerini Biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: "Siz onlar da yalnızca bir gün kaldınız" derler.” Bak onlar da karar veremiyorlar. Bak; “Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise,” daha berbat konumda olanlar ise “Siz onlar da yalnızca bir gün kaldınız” derler. “Aralarında bir tartışma var yani o uykudan kalkmanın ne kadar sürdüğüne dair karar veremiyorlar. “Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak" “kum gibi dağılacak” diyor “Kıyamet vaktinde.” "Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır." Depremin etkisiyle dağlar çökmeye başlıyor, eriyor ve gittikçe yayılıyor arazide ve yerleri bomboş oluyor mesela Ağrı dağı diyelim olduğu yer ova haline geliyor, dümdüz. “Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır. "Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek." Deprem sürekli devam ettiği için eğrilikler de gidiyor. Eğriyse eğrilik varsa arazide depremin etkisiyle o da düz hale geliyor. Tümsek varsa o da depremin etkisiyle düzlenmeye başlıyor. Dolayısıyla yeryüzünde düz ova hakimiyeti oluyor depremin etkisiyle, depremin şiddetiyle. “O gün, kendisinden sapma imkanı olmayan çağırıcıya uyacaklar.” Bu bir melek Allahualem, onları çağıran bir Melek. “Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır;” Cübbeli diyor ya; istediğimiz gibi konuşuruz gibi saygısızca konuşabileceğini düşünüyor. Kafa tutacağız demiyor ama haşa üslup kafa tutar gibi oradaki konuşması. Allah diyor ki; “Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır;” “Ben orada da tartışırım” diyor böyle avami bir üslupla tartışabileceğini düşünüyor. Allah ne diyor? “Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin.” Arazide sadece hırıltıyı andıran bir ses var bütün dünyada. İnsanlarda çıt yok, ses kesiliyor. “O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.” Allah’ın izin verdiği, sözünden hoşnut olduğu, konuşmasından hoşnut olduğu kimse şefaatte bulunuyor. “Ya Rabbi” diyor; “şu şu insanlar iyi insanlar” diyor. Şefaatte bulunuyor inşaAllah. Ama Allah izin veriyor ama zaten Allah’ın bildiği bir şey söylüyor. “O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar.” Biz çevremizde ne olup bittiğini bilemeyiz. Birçok varlık var. Cinler oluyor, melekler oluyor birçok şeyi göremiyoruz. Veyahut küçük şeyler oluyor göremiyoruz. Cenab-ı Allah diyor ki; “O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar.” Bilgi bakımından da kuşatamıyorlar. Yani nasıl bir şeydir, ne özelliği vardır detaylarını da bilmiyor insanlar. “Hem kavrayamazlar hem kuşatamazlar” diyor, her yönden. Çünkü sağından, solundan, önünden, arkasından her yerinden Allah görüyor. İnsan tek cepheden görebiliyor ve belirli bir yönü görebiliyor. Mesela küçük olan şeyleri göremiyor ve görünmez olan şeyleri de göremiyor mesela görünmez varlıkları göremiyor. Cin, melekler, ışıklar, dalgalar birçok şeyi göremiyor. “Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar.” Kuşatma gücü de yok insanın. Tek cepheli görebiliyor. “(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim” Bak diri, insanlar ölüyor ama Allah sürekli diri, “kaim” “güçlü” olanın önünde eğik durmuştur” başları önünde çok saygılılar Allah’a karşı. Öyle kafa tutar gibi haşa küstah bir üslup haşa tahayyül dahi edilemez. Bak; “Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir.” Zulüm yüklenenler cehenneme gidiyorlar. “Kim de bir mümin olarak, salih olan amellerde bulunursa,” samimi bir çalışmada bulunursa “artık o, ne zulümden korksun ne hakkının eksik tutulmasından.” “Zulüm de hakkın eksik tutulması da mümkün değil” diyor Cenab-ı Allah. “Olabilecek en iyi şekilde karşılanacak o” diyor inşaAllah. “Böylece Biz onu, Arapça bir Kuran olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık;” yani “çekinilmesi gereken korkulacak şeyleri her türlü şekilde açıkladım” diyor Allah yani “muğlak bırakmadım” diyor. “umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur.” Düşünmenin önemine Allah dikkat çekiyor. Cübbeli ne diyor? “Öyle fazla düşünmeye gerek yok” diyor ,“kafayı atarsın” diyor. Allah ne diyor; “onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur.” Derin düşünmeye Allah dikkat çekiyor.
Seni dinliyoruz şimdi Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. “Hz. Mehdi (a.s.) yobazları manen öldürüyor. Leşlerinin kokusundan insanlar rahatsız olur, manevi yağmur iner ve pislik kalkar ortadan” diyor. “İşte o zaman yağmur, Hz. Mehdi (a.s.)’ın rahmet yağmurudur. Allah Hz. Mehdi (a.s.)’ı vesile ediyor. Bu manevi yağmur ile yobazların pis kokusu ortadan kalkacak inşaAllah” demiştiniz inşaAllah. İmam Rabbani Hazretleri de; Hz. Mehdi (a.s.)’ın bidatleri kaldıracağı için, bazı alimlerin tepkisiyle karşılaşacağını” söylüyor. “İşittiğimize göre, Hz. Mehdi, hükümet sürdüğü zaman, dini yayarken ve sünneti diriltirken, bidat işlemeğe alışmış olan Medine’deki alim, bidati güzel saydığı ve ibadet olarak yaptığı için, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, emirlerine şaşarak (Bu adam, bizim dinimizi yok etti ve milletimiz öldürdü) diyecektir. Hz. Mehdi (a.s.), bu alimi manen öldürecektir. Onun güzel sandığı bidatin, kötü olduğunu bildirecektir. Bu, Allah-u Teala’nın nimetidir, dilediğine verir. O’nun ihsanı çoktur” (1.cilt 255.Mektup) diyor Mektubat-ı Rabbani’de İmam Rabbini Hazretleri maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen ilim deryasısın, anlat. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, sizden öğrendiklerim inşaAllah. “İttihad-ı İslam’ı Mehdiyet’i 200 yıl sonrasına, 570 yıl sonrasına, 1000 yıl sonrasına ertelemek istiyorlar. Allah Kuran’da; “ertelemek inkarda artıştır” diyor. Ertelemek kime yarar BOP savunucularına yarar. İslam aleminin parçalanması ezilmesi planını kolaylaştırır, başka bir işe yaramaz” diye uyarmıştınız Hocam, böyle yapanları inşaAllah.
Gazetede bir haber var Hocam. “Hollanda parlamentosu ülkedeki Gülen okullarına desteğin kesilmesi yönündeki öneriyi reddetmiş. “İçişleri bakanı, Gülen hareketinin, Türklerin Hollanda’ya uyumuna katkı sağladığını, hareketin eğitim alanında son derece başarılı olduğunu, hareketin kendi içinde muhafazakar olmasının ise, dini hürriyetler çerçevesinde değerlendirmesi gerektiğini”” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Güzel, iyi böyle bir yaklaşımda bulunuyorsa. İslam’ın yayılması açısından çok güzel tabi Fethullah Hocamızın çalışmaları çok başarılı, Allah muvaffak etsin. Ama iddialı, kararlı, heyecanlı bir topluluk olmaları çok önemli. Sonuçta İttihad-ı İslam’ı istemeleri çok önemli. “Sadece biz okul açarız, toplum içerisinde küçük bir bölüm olarak, toplumun bir bireyi oluruz, işimize bakarız” ideali ayrıdır, bütün dünyaya İslam ahlakının hakim olması için, heyecanla şevkle çalışmak ayrıdır. Allah’tan bunu istemek esastır. İttihad-ı İslam’ın dünyaya hakim olması, dünyanın kurtuluşu. Çünkü okul açılsa bile dünya sürünüyor, perişan vaziyette. ittihad-ı İslam’dır asıl kurtuluş ve vakit de dar, çok az bir zaman var. Ne Hollanda’sı kalacak ne Almanya’sı ne Amerika’sı ne Türkiye’si. Kıyamet’te her yer birbirine girecek. Kıyamet’e de çok az bir vakit var. Bediüzzaman diyor ki; “hicri 1545 gibi Kıyamet kopacak” diyor, inşaAllah. 70 yıllık bir vakit var. Bunu muazzam bir coşkuyla, muazzam bir heyecanla beklememiz gerekiyor. Muazzam bir heyecanla, bu ideali gerçekleştirmek için geceli, gündüzlü çalışıp bunu oluşturmamız gerekiyor. inşaAllah.
Allah velilerle uğraşanları rezil rüsvay eder. Allah’ın velileriyle uğraşmaya gelmez. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri çok mübarek bir insandır, kutubtur. Onlar 70 bin voltluk elektrik gibidir. Allah insanı çarpar. Onlara hakaret etmek, onlara iftira etmek çok büyük bir suçtur Allah Katında, Allah velilerine karşı çok koruyucu, kollayıcıdır. Herkes aklını başına alacak, Bediüzzaman hakkında, Şeyh Nazım Kıbrısi hakkında bu tip konuşmalar çok vahim olur. İnşaAllah. Bundan kaçınacaklar inşaAllah. Hata yapan da tevbe edecek inşaAllah.
Seyit Salih Özcan Hocamız, o benim canım. Bugün yine Seyit Salih Özcan Hocamızı dinleyelim. Bütün beni seven kardeşlerimiz Seyit Salih Özcan Hocamızın konuşmasını videobanda alsınlar, her tarafta yaysınlar, anlatsınlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs değil, şahs-ı manevi olduğunu iddia edenlere tam bir tokat ve her yerde Mehdiyet’le ilgili, Hz. Mehdi (a.s.)’ın dış görünümü, geliş alametlerini hepsini ezberlesinler arkadaşlar. Adamların inanıp inanması önemli değil. Acayip kızdırır bu Büyük Ortadoğu Projesi taraftarlarını, her yerde ittihad-ı İslam’ı anlatsınlar. En kızdıkları konu madem bu, biz de en kızdıkları konunun üstüne gidelim. Madem sinir uçları bu bunların, buradan çok rahatsız oluyorlar. Çok zevkli olur bunları kızdırmak geceli gündüzlü internete koysunlar, yazılar yazsınlar. Mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerini teker teker saysınlar sitelerinde. Dost meclislerinde anlatsınlar, Risale-i Nur sohbet yapılan yerlerde anlatsınlar, bu sahtekarların bu inatlarını kıralım. Bu üçkağıtçıların, milletimizin zekasıyla, aklıyla alay eden bu ahmakların kavruk beyinlerin bir açmazda olduğunu bunlara gösterelim. Bunların birer zavallıdan ibaret olduklarını bunlara gösterelim. Bu aptalların kendi aptallıklarına kendilerini şahit edelim. Bunların sayısı on binde bir olsa en fazla beş-on kişilik ekip bunlar, bunları böyle rezil rüsvay edeceğiz. Ama bunlara suskun kalınırsa bunlar tahribata devam ederler. Çok özenli olacağız inşaAllah. İnadına inadına ısrarla anlatacağız. Coşkuyla su gibi ezberden anlatsınlar. Mesela Kabe baskını ile ilgili hadislerin hepsini ezberlesinler, şakır şakır anlatsınlar. En korktukları şeydir bu, Risale-i Nur’da da, Bediüzzaman’ın bütün ifadelerini ezberlerine alsınlar, direkt ezberden anlatsınlar.
Mesela farz edelim Hz. İsa (a.s.)’ın inişi ile ilgili diyor ki Bediüzzaman, şunu ezberlesinler; Şualar sayfa 581, “Deccaliyet o kadar kuvvetlidir ki ve devam eder; yalnız Hazreti İsa (a.s) onu yok edebilir, başka çare olamaz” diye rivayet edilmiş. “Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, yok edecek ancak semavî ve ulvî ve hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek (ortaya çıkacak)ve hakikat-ı Kur'aniyeye (Kuran hakikatlerine)iktida (tabi olan) ve ittihad eden (İslamiyet’le birleşen) bu İsevî dinidir ki, Hazreti İsa (a.s)'ın nüzulü ile o dinsiz meslek mahvolur, yok olur.” Hz. İsa(a.s.)’ın inişini açıkça söylüyor Bediüzzaman “inecek” diyor. Mesela bu çok kızdırır onları, yasakladıkları bir yazıdır. Bu bunakları her yerde kızdırsınlar böyle, onları deliye çevireceğim ben böyle kızdıra kızdıra.
Mesela Kastamonu Laikası sayfa 50. Bak onları kudurtacak bir ifade Bediüzzaman’ın bir sözü; “Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hz. İsa (a.s.)'nın semavi nüzulü (gökyüzünden inişi) kat'i (kesin) olmakla beraber;” mesela bu delirtir, bu bunakları, bu uyuzları delirtir acayip kızdıracak bir söz bu. Bu ezberden söylenir, şu kadar çok kısa; “Hz. İsa (a.s.)'nın semavi nüzulü kat'i olmakla beraber;” Kastamonu Lahikası, sayfa 50. Bu üçkağıtçıları kudurtacak bir ifade ve yasakladıkları bir ifade. Bir süre sonra bunlar deliye dönecektir, sinirleri bunların paralize olup gevşeyeceklerdir, artık direnç güçleri kalmaz. Bunlar kapılara yüklenmiş deli gibi bu açıklamaları istemiyorlar. Biz omuzlayıp o kapıları açacağız. Her yerde İttihad-ı İslam’dan bahsetsinler. Bunları adam edeceğiz, inşaAllah. Kardeşlerimiz Mehdi (a.s.) kelimesini... Mehdiyet’te büyük bir bereket vardır. Şeytan’ı en kızdıran laflardan bir tanesi de Mehdi (a.s.) kelimesidir. İttihad mesela çok kızdırır şeytanı, birleşmek, İttihad-ı İslam, Müslümanlar’ın sürekli ağzında olsun bu ifadeler. Şeytan’ı kudurtmak istiyorlarsa, şeytan’ın taraftarlarını kudurtmak, delirtmek istiyorlarsa, kızdırmak istiyorlarsa, hasetlerinden böyle onları çatlatmak istiyorlarsa -ayrıca bu eğlendirici bir şey çok da zevkli olur- bunu mutlaka yapsınlar ibadettir bu. Şeytan’ı kızdırmak, onu kızdırıp çatlatmak, taraftarlarını da çatlatmak bir ibadettir.
İddia edilen Ergenekon Örgütü Mehdiyet’e karşı kurulmuş bir örgüttür. Anti Mehdi bir örgüttür. Tek amacı Mehdiyet’i durdurmak ve İttihad-ı İslam’ı durdurmaktır, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün. Biz de bu melanet çetesine karşı ve onun etkisinde kalmış bazı avanaklara karşı var gücümüzle İttihad-ı İslam’ı savunmaya devam edeceğiz. Bak bu çakallar PKK’yı Güneydoğuda hakim etmek istiyorlardı. Kükredik, aslanlar da kükremeye başladılar, sırf kükremeler bile onlara yetiyorlar. Darmakeşan edeceğiz Allah’ın izniyle, ilimle, fenle. Devletin birçok kurum ve kuruluşuna el atmış bunlar yargıya girmişler, TRT’ye girmişler, bir çok yere girmişler her yerden silip süpüreceğiz Allah’ın izniyle, hukukla, kanunla inşaAllah. Devletin birçok kurumunda hala devam ediyor bunlar faaliyetlerine. Mesela mektubat sayfa 6, “Hz. İsa (a.s.)” bak “Hz. İsa (a.s.)” ne demek? Hz. İsa (a.s.) deyince aklına ne gelir senin?
SUNUCU:Şahsı, kendisi gelir.
ADNAN OKTAR: Kendisi gelir, değil mi? “Hz. İsa (a.s.), İsevîlik şahs-ı manevîsini” bak dikkat et, “temsil ederek” İseviliğin şahsı manevisi yok demiyor Bediüzzaman var, ama onun bir temsilcisi var. Kim diyoruz Bediüzzaman’a , Hz. İsa (a.s.). “Hz. İsa (a.s.) İsevîlik şahs-ı manevîsini temsil ederek” temsilci bir şahıs olarak, “dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden Deccal'ı yok eder.” Bakın “dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden” onu temsil eden bir kişi var onu yok edecek” diyor.
Seni dinliyoruz Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Arif Altunbaş Haber7 sitesindeki yazısında “Türkiye’nin komşularıyla birleşmesi karşısında, batıda haçlı ruhunun yükseldiğini” yazmış. “Batılı ülkelerin asla Müslümanlarla ittifak içine girmeyeceğini ve hep batılı olarak kalacaklarını” söyleyerek, “dinlerine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlarda asla senden razı olmayacaklardır” ayetini bu konuya delil olarak göstermiş, özetle “İslam ülkeleriyle, batılı ülkeler arasında asla bir barış ortamı yaşanamayacağını” söylemiş Hocam.
Siz geçenlerde Hocam “Müslümanlar’ın ve İslam aleyhinde kitap yazan kişilerin, aslında kimsenin tanımadığı, bilmediği kişiler olduğunu ancak Müslümanlar’ın aleyhinde kitap yazınca, ilgiyi üzerinde topladıklarını, ödül verildiğini” söylemiştiniz. Bu mantığı teyit eden bir haber var Hocam; Müslümanları ve Arapları aşağılayan bir kitap yazan Sarrazi’nin kitabı, son yılın en fazla satılan siyasi kitabı olmuş ve Sarrazin zengin olmuş” Bild gazetesinde yer almış bu haber Hocam. Tam dediğiniz gibi Hocam inşaAllah, Müslümanlar’ın aleyhinde haber yapınca hemen haber meşhur edip, zengin olmuş, meşhur etmişler.
ADNAN OKTAR: Nerede böyle gariban, cahil kenarda köşede olan unutulmuş zavallı varsa, meşhur olmak için İslam’a saldırıyorlar. Daha önce onu defalarca söyledim. Avrupalılar da onları alkışlıyor. Fakat bu şak şak edebiyatıyla nitelenecek bir şey değildir. Sadece insanlar, böyle insanlardan hicap duyarlar, utanç vericidir onlar için bu ve küçük düşürücüdür. Para için bunu yapıyorsa kim bilir neler yapar bu adamlar.
Selamun Aleykum Hocam. Aleykum Selam ve Rahmetullah ve Berekatuhu. “Risale-i Nur’dan çıkarılan bölümlerin olması ve sizin bunları ispatlamanız, çalışmalarınızı kuvvetlendirdi. Risale-i Nur’u değiştirmek isteyenlerin korkularına hayret ettim. Hocam gözüken o ki, onlar farkında olmadanMehdiyet’e hizmet ediyorlar. Çünkü değiştirme çalışmalarını görünce var olan Mehdiyet korkusunu ve bahsettiğiniz mühendislik çalışmasının farkında varıyoruz. Her gün sizi izliyorum elbette İttihad-ı İslam’ı istiyorum. Fakat ben hala Mehdi (a.s.)’ın, bu yüzyılda geleceği ile ilgili olan hadisleri tam kavrayamadım. Bunları bize daha detaylı anlatır mısınız” diyor. Mustafa kardeş bunlara, bizim internet sitemizden bakacak kardeşimiz, inşaAllah.
“Selam” Aleykum Selam ve Rahmetullah ve Berekatuhu. “Can pirim. Sizi gönülden seviyoruz ve sizlerden çok feyz alıyoruz. Bugün orucumuzu açtıktan sonra dedeme, mürşidime sizin sitenizi açıkladık. Dedem buyurdular bizlere, insana bazen bir ağaç, bazen bir televizyon, bazen de internet mürşid olabiliyor ki, Hak Teala onu vesile yapar. İnsan orada hakka ve hakikate şahit olur. Eski aşkı muhabbetle coşar.” Hay maşaAllah. Mürşidimize ben de selam ediyorum. Ellerinden öpüyorum. Allah feyzini bereketini artırsın. Allah ona karşı olan sevgimizi muhabbetimizi arttırsın. Cennet’te kardeş etsin, inşaAllah Hocamıza. “Pirim, Allah razı olsun. Sizin varlığınız, ilminiz, hizmetleriniz sayesinde gerçekten bizlere vesile olmanızla, gerçekten bizler ilminizle nurlanıyoruz. Allah’a hamdü senalar olsun. Yolunuz açık olsun. Bir sorum var. Fecr Suresindeki ayeti kerimenin tevili nasıl açıklarsınız. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillahirrahmanirrahim. “Fecre andolsun, o on geceye” inşaAllah bekliyorum o yorumunuzu. Sevgi ve saygılar. Dostça kalın. Alevi kardeşiniz Ahmet.” MaşaAllah, maşaAllah. Bütün Alevi kardeşlerimize de derin muhabbetlerimi, sevgilerimi sunuyorum, onları çok seviyorum. Onlar Hz. Ali (r.a.) aşıkları. Onlar Mehdi (a.s) muhipleri, Mehdi (a.s) aşıkları inşaAllah. Allah yollarını açık etsin. İnşaAllah, “on geceye” Muharremin onuna da burada tabii bir işaret var. Mehdi (a.s)’ın çıkışı da belki Muharremin onunda olacak inşaAllah. Benim güzel yüzlü dedelerimin, babalarımın şehit edilmesinin bir işareti, o vakte de işaret ediyor. Çünkü bir geceden bahsediyor, o bir geceydi, karanlık bir zamanda. Allah bütün şehitlerimize rahmet etsin, inşaAllah Cennet’te onlara aşkla, muhabbetle sarılacağız. Hasan (r.a.)’a, Hüseyin (r.a.)’a, Hz. Ali (r.a.), Caferi Sadık’a bütün 12 imamın hepsine, inşaAllah aşkla muhabbetle sarılacağız. Hepsi bizim parçalarımız. Onlar bizim nurumuz, Resulullah (s.a.v.)’in sevgilileri, bizim sevgililerimiz inşaAllah. Alevi’siyle, Sünni’si ile bir bütünüz. Hepimiz Allah aşıklarıyız maşaAllah.
Şeyh Ahmet Yasin Hocam bak diyor ki; “ben Mehdi’likten bahsetmeye başladıktan sonra müthiş saldırılar arttı” diyor. Şeytan durmaz.
VTR: ŞEYH AHMET YASİN HAZRETLERİ
ADNAN OKTAR: Şeyh Ahmet Yasin Hocamız dünya iyisidir. Talebeleri, Hocamızın değerini inşaAllah çok daha iyi bilsinler. Ona muhabbetle güvensinler. Bir tek Allah’tan korkan, koç yiğit bir insan. Halis Müslüman. Hiç kimseye yaranmaya, hiç kimseye iyi görünmeye, şirin görünmeye ihtiyaç duymayan, sadece Allah için yaşayan, Ehl-i Beyt’ten Resulullah (s.a.v)’in soyundan, ceddimden tertemiz bir insan. Bakın Ehl-i Beyt nasıl delikanlı görüyorsunuz. Seyyidler nasıl delikanlı. Asla boyun eğmiyor. Aşkla, şevkle, inşaAllah coşkuyla anlatıyor. Bazı yalaka mürşidler, sahtekarlık yapıyorlar. Ne diyor? “Eğer Mehdi (a.s) çıkarsa bana, şeyhim koluma girer bana gösterir” diyor. Sana yemeğini de gösterir. Yatacağın yeri de gösterir. Banyo yapacağın yeri de gösterir. Öküze ne yapılır? Boynuzundan tutarsın, kulağından tutarsın, sopayla gezdirirsin. Ahırına da sokar seni, önüne saman da verir. Öküz yani artık, adı öküzse başka ne olabilir? Bediüzzaman ne diyor? “Mehdi (a.s.), imanın nuruyla fark edilir” diyor. Bu ne demektir? Öyle olsa derdi; “şeyh efendiler size söyler, siz de görürsünüz” derdi. “Her fert, müstakil olarak” diyor, “imanın nuruyla onu fark eder.” Şeyhlerin yapacağı mürşitlerin yapacağı nedir? Genel bilgileri vermektir. Burası imtihan ortamı. Bediüzzaman ne diyor? “İstanbul’da çıkacak” diyor bir. “Hicri 1400’de çıkacak” iki. “Darwinizm ve Materyalizm’i yerle bir edecek” diyor üç. “Vakti ve zamanı çok dardır “diyor, “vakti ve zamanı olmaz. Bizzat kendi araştırma yapmaya vakti olmaz. Hazır bir ekibin yaptığı çalışmalarını hazır bir program olarak neşr ve tatbik eder.” Risale-i Nur’u hazır program olarak kullanacak. Risale-i Nur’u örtbas etmek isteyen, Risale-i Nur’un gerçeklerini gizleyen sahtekarlara ilmi bir mücadele verecek. Risale-i Nur’da var olan bir şeyi kim gizlediyse, onu açığa çıkaracak. Mehdiyet, “şahs-ı manevi” diyenlere karşı, Mehdi (s.a.)’ın şahıs olduğunu söyleyecek. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri olduğunu söyleyecek. Mehdi (s.a.)’ın zamanını gizleyenlere, Mehdi (a.s)’ın zamanının geldiğini söyleyecek. Risale-i Nur’dan gizlenen bütün hakikatleri gürül gürül anlatacak. Onun için diyor ki Bediüzzaman; “Risale-i Nur’un gerçek sahipleri”, kimmiş Risale-i Nur’un gerçek sahipleri? Bediüzzaman’a sorduğumuzda; “Mehdi (a.s.) ve şakirdleri” diyor. Bunu ezberden bilecek kardeşlerimiz. Peki, ne yapacak diyoruz Bediüzzaman? Soruyoruz. “Benimle sohbet etmek isteyen” diyor Bediüzzaman; “Risale-i Nur’u okursa benimle sohbet eder” diyor. “Bana oradan sorsunlar, Risale-i Nur’dan sorsunlar sohbette” diyor. Tamam, biz de Bediüzzaman’la Risale-i Nur’dan, sohbet ediyoruz, konuşuyoruz, soruyoruz. Madem diyoruz Risale-i Nur’un gerçek sahibi Mehdi (a.s.) ve talebeleri, ne yapacaklar Üstad’ım diyoruz? “Risale-i Nur’u, hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek” diyor. Neşr nedir? Radyo, televizyon, internet, gazete, dergi, her yerde neşr edecek. Peki, Üstad’ım diyoruz biz Risale-i Nur’u herkes okuyor. Yani onun farkı nedir? “Sahtekarların gizlediklerini açıklayacak” diyor Bediüzzaman. Üç kağıtçıların gizlediklerini açıklayacak. Risale-i Nur’dan işlerine gelmeyen bölümler olacak bir kısım şahısların, gizleyecekler, bu kalleşler, bu çakallar. “Mehdi (a.s.) da cesaretle, aşkla Allah rızası için bunların en korktuğu yönleri gürül gürül anlatacak” diyor. Böyle birisi Mehdi (a.s.). İnşaAllah Fethullah Hocam’dır. İnşaAllah Kutlular Ağabey’dir. İnşaAllah Kazım Güleçyüz’dür. İnşaAllah Ümit Şimşek’tir. İftihar ederim, iftihar ederim, keşke olsalar, herhangi birisi olsa. İnşaAllah, bir başka büyük ağabeyimiz olur. İnşaAllah seyyid Salih Özcan Hocamız olabilir. Yaşlı olması fark etmez, olsun. Hiç fark etmez. Veyahut Şeyh Nazım Hocamızdır. Yahut Şeyh Ahmed Yasin Hocamızdır. Çünkü bak, o da Risale-i Nur’dan bahsediyor. Hepsi olur. Hiç fark etmez. Çünkü onlar da seyyidler. Yani uygun. Birçok yönden uyuyorlar, inşaAllah. Dolayısıyla, İttihad-ı İslam’ı demek ki gürül gürül savunacak Mehdi (a.s.). Susanları bir kenara koyacak, kendisi anlatacak. Talebeleri anlatacak ve dolayısıyla İttihad-ı İslam yayılacak. Mesela diyor ki; “vakit ve hal müsaade edemez.” “Ne vakti ne hali müsaade etmez” diyor, “bizzat bu görevi kendisi görmeye. Ondan evvel” diyor, “bir taifenin, uzun tasdikatı ile hazırladıkları”, uzun tasdikat ne demek? Şimdi bir kere, tasdikat kısa sürmemiş, uzun sürmüş. Belki on yıl, yirmi yıl, otuz yıl. Tasdikatı kimler yapmış? Diğer bilim adamları yapmış. Tasdikat yapacak adamlar lazım. Adam mesela bir fikri koyuyor. Diyor ki; “protein tesadüfen meydana gelemez” diyor. Öbür bilim adamı çıkıyor “evet” diyor “protein tesadüfen meydana gelemez.” Öbürü geliyor “evet, protein tesadüfen meydana gelemez.” Bu tasdikattır işte. Hepsi tasdik ediyor. Ama ne kadar tasdik? Uzun tasdik. “Uzun tasdikatıyla” diyor. “Yaptıkları eserleri hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek” diyor. Demek ki o kitaplardan alacak bilgileri hazır kitaplar yapacak. Onlarla, fikirlerini, düşüncelerini etrafa yayacak. Sen insansan imanın nuruyla görürsün, Müslümansan. Şeyh Ahmed Yasin Hocam da bu hususa dikkat çekiyor. “İmanın nuruyla Mehdi (a.s.) görülür” diyor, bunu anlatıyor. Hocamın anlattığından bunu anladım, inşaAllah. Ellerinden öpüyorum. Allah yolunu açık etsin. Tam anlamıyla delikanlı, yiğit ve Allah’a kendini adamış. Kimseden de pervası yok. Şeyh Nazım Hocamızın da çok sevdiği değerli bir mürşid, inşaAllah. Biz de Şeyh Nazım Hocamızı çok seviyoruz. Şeyh Ahmed Yasin Hocamızı sevmesindeki hikmeti daha güzel görüyoruz, inşaAllah. Şeyh Ahmed Yasin Hocam da mürşidimizi, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerini muazzam seviyor. Acayip sevgisi, ben gördüm, bir video filmde gördüm. Nasıl hayranlıkla bakıyor ve nasıl sevgiyle bakıyor ve nasıl sevgiyle konuşuyor. Hayretler içinde kalırsınız. Bayağı güzel. Yani müthiş bir muhabbet, acayip üstüne titriyor şeyhinin. Sevgi de böyle olur. Çok güzel, maşaAllah. Yarım saat sonra devam edeceğiz. Nereden?
SUNUCU:“Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza 00:30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...