ALTUĞ BERKER: Haber7.com evrim haberleri yapmaya devam ediyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Orasını Milliyet Gazetesi gibi kabul et. Hürriyet Gazetesi gibi. Geç o adamları artık. Çizgiyi aldı onlar.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Bugün Avrupa Nur, SaidNursi.de internet sitesinde bir haber vardı Hocam. “Kıyametin Tarihi ve Bediüzzaman” diye. 2010 Temmuz’da yayınlanmış. Bilim adamları 2182 tarihinde dünyaya çarpma ihtimali olan bir meteor keşfetmişler. Yazıda da Bediüzzaman Hazretleri’nin 1545’te kıyametin kopacağını söylediğini ve kıyamete bir göktaşı çarpmasının vesile olacağı anlatılıyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aferin, bak bunlar dürüst Nurcular demek ki. Samimi olarak değiştirmeden, yalan söylemeden, sahtekarlık yapmadan bütün açıklığıyla, samimiyetiyle anlatmışlar. Helal olsun. Aferin. Ama sahtekar Nurcularla sürekli uğraşacağım, fikren. Yalancı, milleti kandırmaya çalışan, imanı zayıf, enesi kavi -Bediüzzaman’ın ifadesiyle- kendi aklına uydurmaya çalışıyor Bediüzzaman’ın dediklerini. Daha da olmazsa Bediüzzaman’ı inkar ediyor ve hadisleri inkar ediyor. Böyle tiplere biz de ilmi olarak açıklamaya devam edeceğiz.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamız mübarek, muhterem, çok değerli bir kardeşimiz. Allah ömrünü uzun etsin bizlere bağışlasın, inşaAllah. Dinleyelim.
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Kıyamet Alametlerini ve Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’dan çıkacağını anlatıyor
ADNAN OKTAR:Hayret! Ahir zamanda dürüst alimlerle sahtekar alimlerin bu kadar açık farklı olması. Mesela Şeyh Ahmet Yasin asil insan, Resulullah (s.a.v)’ın soyundan ve seyyid. Hatta halk arasında bir söz vardır; “asil azmaz, bal kokmaz” derler. Aşağılık, adi olan ilim adamlarına bakın, alenen adi, basit yani. Sıradan, haysiyetsiz adam, elinden yüzünden akıyor adilik. Bir de Şeyh Ahmet Yasin Hocamıza bakın; vargücüyle samimi, vargücüyle candan. İşte “asil azmaz, bal kokmaz”ın yansıması. Resulullah (s.a.v)’ın pak soyunun tertemiz bir ifadesi. Seyyid Salih Özcan Hocamızı da, onu da etkileyemediler şahs-ı maneviciler. Yalnız bıraktılar, baskı yaptılar, kendilerince bazı oyunlar oynadılar. Fakat bir türlü onu etkileyemediler. Ve o da halisane ve samimi; hakkı, hakikati vargücüyle anlatıyor. Sahtekar hocalar, böyle eski Türk filmlerinde olur ya, böyle sahtekar hoca filmleri olurdu; onlar gibi kaşı, gözü, her yeri oynuyor. Yalan söylemeye çalışıyor; şimdi şahs-ı maneviyi söyleyecek beceremiyor, eline yüzüne bulaştırdı. Zaten kerhen kabul etmeye başladılar, zoraki. Tabii ki zoraki kabul ettireceğiz ama ilimle, akılla, sevgiyle, inşaAllah. Daha da olmazsa Amerika’yı Allah’tan daha büyük görüyor bu sahtekarlar. Duruyor duruyor, “küresel güçler, Amerika bize müsaade etmez.” Yani Amerika’dan korkusuna bakıyoruz, Allah’tan daha fazla korkuyor Amerika’dan. Küresel güçlere bakıyoruz, nasıl bakış açıları diye? Bakıyoruz, Allah’tan daha fazla korkuyorlar. Allah diyor ayette; “Allah’tan korkar gibi hatta Allah’tan daha fazla korkarlar” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. Geceli gündüzlü “İslam ahlakı hakim olamaz” diyorsun. Peki, geceli gündüzlü “İslam ahlakı hakim olur” desen ne kaybedersin be hey serseri? Çünkü bak, “İslam ahlakı hakim olmaz” diyorsun hiçbir şey kazanmıyorsun bundan. Geceli gündüzlü “İslam ahlakı hakim olur” desen, kaybedeceğin şeyi bana söyle. De ki mesela; “evime saldırırlar, canımı yakarlar, canıma kastederler,” de, bir şey söyle bana, “paramı kaybederim, itibarımı kaybederim” de; nefsinle çatışan bir noktayı göreyim. O da yok. O zaman şeytanın avucuna girmişsin. Sahtekar, gece gündüz “İttihad-ı İslam olmayacak, Türk-İslam Birliği olmayacak” diyeceğine, geceli gündüzlü “Türk-İslam Birliği olacak, İttihad-ı İslam olacak” deseydi bu sahtekarlar, çoktan İslam hakim olmuş olacaktı. Sırf bunlar deseydi bitecekti. Fakat şeytani telkin yapıyorlar; “olmaz,” “olmaz,” “olmaz,” aklı zayıf insanları olumsuz etkilemeye çalışıyorlar. Böyle şeytani faaliyet yapacakları ahir zamanda belirlenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde belirtmiştir. Fakat bizim de uyarmamız görevlidir. Uyarıcılar da hadislerde belirtilmiştir. Biz de uyarıcılardanız ve uyaracağız tabii ki. Onun için nerde böyle küresel güçler, Amerika ile Müslümanları korkutmaya çalışan varsa yüzüne tükürmesinler ama cevabı da versin kardeşlerimiz; akılla, fikirle. “Allah’tan kork, Amerika’dan korkmana gerek yok” diyecekler. Amerika’nın bir Kuzey Kore’ye bile gücü yetmiyor., Kuzey Kore kabadayılık yapıyor, Amerika garibanlaştı. Dedi ki; “hiçbir şekilde nükleer silah elde edemezsin” dediler Kuzey Kore’ye, onlar tabii argo bir cevap vermişler Amerika’ya. “Yapacağız, ne yapıyorsan yap” dediler. “Yapamazsın” dediler, adamlar gittiler atom bombası patlattılar, “deneme yaptık” dediler. “Hadi gel şimdi, ne yapıyorsan yap” dediler. Amerika yine bir şey diyemedi, “rica ederim ağabey, tabii ki yapacaksın” falana getirdi. Böyle diz çöktü. Küçücük, ufacık bir ülkedir Kuzey Kore. Ama cahili anlamda da olsa dik duruşunu sergilediği için Amerika diz çöktü, hiçbir şey diyemedi. Çin de öyle kabadayılık yaptı. Mesela Küba Amerika’nın burnunun dibindeydi. O kadar ufak bir ülke ki, çok küçük bir yer Küba. “Biz burada komünist bir sistem kuracağız arkadaş, ne diyorsun?” dediler. Amerika, “sakın, yerle bir ederim sizi” dedi. “Beşer beşer gelin isterseniz” dedi adamlar. Haklı bulduğumuz için değil, batıl ama cesur adamlar. Amerika Domuzlar Körfezi Çıkartmasını yaptı, anında bunları yaka paça sokağa attılar, hiçbir şey yapamadılar. Hatta neredeyse alkışlayacak hale geldiler Küba’yı. Ve burunlarının dibinde Küba komünist bir devlet olarak devam etti. Dolayısıyla Amerika’nın İttihad-ı İslam’a, Türk-İslam Birliği’ne söyleyecek sözü yok. Zaten ekonomik yönden de çöktü. Ayrıca İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği; Hristiyanların, Musevilerin, Müslümanların ve inanmayanların hepsinin hayat garantisidir. Amerika niye istemesin böyle bir şeyi? Ama sen dersen ki; “ben Cübbeli’nin modelini iktidar yapacağım,” o zaman Türk gençliği yeter yani. Amerika’ya, Rusya’ya falan gerek yok. O mümkün değil, onu unutacaksınız. Bir kere kafadan sileceksin onu. Onu biz tarihten kazıyacağız ayrıca. Yani gerici, yobaz zihniyeti tarihten kazıyacağız, öyle bir konu yok, o bitti o. Allah belanızı verdi. Bak görüyorsunuz, dünyanın ne hale geldiğini. Daha hala “ben anlamıyorum” diyor. Anlamıyorsan Allah sana anlatıyor işte. Gericilik, yobazlık yaptığında ne hale getirdiğini Allah sana gösteriyor. Rezil rüsva etmiyor mu Allah yobazları, gericileri? Bütün güçlerini ellerinden almıyor mu? Tarih boyunca hep böyle olmamış mı bu? Asr-ı Saadet Müslümanlığını sen iste, Allah’ın gücünü göreceksin. Korkaklığı, ürkekliği, zavallılığı, teslimiyetçiliği, kişiliksizliği bırakacaksınız. Küresel güç edebiyatı yapanları hep protesto etsinler. “Amerika çok yamandır, müsaade etmez” diye Müslümanları korkutmaya, pasifize etmeye çalışanları protesto etsinler. Bunlar makul bir adam zannediliyor. Bunların korkak, çekingen, Müslümanları pasifize etmekle görevli, şeytani etki altında olan insanlar olduklarını insanlara gösterelim, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bu konuda dün şöyle demiştiniz, inşaAllah Hocam; “İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti son derece kolay olduğu halde şeytan zor gösteriyor. Bu ahir zamanın harikasıdır. "Amerika ya da Rusya engeller, izin vermez" diyorlar. Amerika’yı da, Rusya’yı da Allah yaratır. Bediüzzaman zamanında da Amerika vardı, Bediüzzaman; “Amerika İslam ahlakının hakimiyetini ister, engel değil” diyordu. Bazı Nur talebeleri ise "olmaz" diyor. Kuran "olur" diyor, hadis "olur" diyor. Bediüzzaman "olur" diyor, imanı zayıflar "olmaz" diyor.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman yeminle söylüyor. “Bakın, benden sonra kesinlikle, Allah adına yemin ediyorum, İslam hakim olacak” diyor. Peygamber (s.a.v) söylüyor, ona da inanmıyor. Kuran söylüyor, Nur Suresi’nde; ayet gösteriyoruz, ona da inanmıyor. O zaman imanın zayıf, aklın zayıf yahut tamamen dinsizsin. Ahir zamanda diyor ya Peygamberimiz (s.a.v); “kişiler gündüz iman eder, gece imanını kaybeder; gece yeniden imana gelir, gündüz yeniden imanını kaybeder” diyor. “İman ateşten kor gibi olur avucunda, tutamaz” diyor. Bu avanakları da köşe yazarı yapıyorlar bu sefer. Gece gündüz Müslümanları ümitsizliğe sevk etmek için şeytanın dili haline gelmişler. Böyle eşek dili gibi dışarı çıkmışlar, habire Müslümanları pasifize etmeye çalışıyorlar. Kimse bunlara kanmasın. Bir de bunamış, hayatı kaymış bazı dedeler var, benden sonra tufan kafasında. Onlar da öyle, geceli gündüzlü “İslam hakim olmaz, İslam hakim olmaz.” Onlar derken de alttan alta çığ gibi İslam yayılıyor ve hakim oluyor, onlar derken de. Yani zemin ayaklarının altından kayıyor. Buna rağmen daha hala bas bas bağırıyorlar. Onların o “İslam hakim olmaz” çığlıkları arasında İslam dünyaya hakim olacak. Şeytanın çığlıkları arasında İslam dünyaya hakim olacak. Ahirette bunlar utanç içinde olacaklar. Dünyaya çok önem veriyorlar, insanları ilahlaştırıyorlar. Ayette diyor Cenab-ı Allah; “insanların çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar” diyor. Çoğunluğa uyma kafasındalar halbuki Kuran’a uyacaklar. Ama harika yönü; bütün bunların şamatasına rağmen, bunların şeytani çığlıklarına rağmen, İslam gürül gürül hakim oluyor ve olacak, göreceksiniz, inşaAllah. Hem de kısa zamanda yani, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Kuzey Kore’nin şeyleri vardı Hocam, Amerika’ya basından bazı…
ADNAN OKTAR: Dayılık mı yapıyorlar?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Bak, “nükleer savaşa hazırız” diyor. Hadi git delikanlıysan Amerika, hadi bakalım. Adam dayılık yapıyor. “Ben dünyanın dayısıyım” diyorsun, değil mi? “Efeyim” diyorsun. Irak’a kabadayılık yapıyor, garibana yapıyor. Zavallı olacak, eli kolu tutmayacak, korkutulmuş olacak. İşte Irak’ın da bizim akıldaneler gibi böyle korkutucu, pasifize edici bunakları vardı, Irak bunakları. Halkı pasifize edip korkuttular. Türkiye’yi Amerika işgal etmeye kalksa pabucunu bile almaya vakti kalmaz, yani öyle kaçar. Onu bildiği için yanaşmıyor. Nerede gariban var, oraya gidiyor. Mesela halk nerede bölünebilecek gibiyse, nerede kargaşa çıkacak gibiyse. Mesela İran’da da Şii-Sünni ayrımını çok güçlü yaptıkları için bazı yobaz hocalar, halkı körüklediler. Şii-Sünni ayrımını çok keskin hale getirdiler. Bir Caferi-Alevi, Sünni-Şii karşıtlığı meydana getirdiler. Bir de Kürt, Türk, İranlı, Farisi, Persi kavimleri, sanki ırkçılık damarıyla yakalamış gibi bir bakış açısıyla yanaştılar. Dolayısıyla İran’dan ümit varlar. Ama yine de tam da kanaatleri de gelmiyor. Acaba bir şey olur mu gibisinden. Oraya şu an dişlerini göstermeye başladılar. Suriye’yi düşünüyorlardı. Türkiye Suriye’ye destek verince “pardon, biz herhalde yanlış adrese geldik” dediler. Bak, Türkiye’nin Suriye ile yakınlaşması, Suriye’ye Amerika’nın yanaşamamasına sebep oldu. Tek zannediyorlardı. Mesela Irak’a da Türkiye zamanında sahip çıkmış olsaydı, giremezdi Irak’a. O alkolik, ahmak adamın, o deccalin, Saddam deccalinin yüzünden oldu bu. Mesela o deseydi ki: “biz Türkiye’ye bağlandık, bizi Türkiye idare etsin,” o kadar, “benim bir iddiam yok, gelsinler ne yapıyorsa yapsınlar, burayı düzenlesinler, eksik gedik varsa yapsınlar,” Türkiye de orada görevli olsa, Amerika tahayyül dahi edemezdi oraya girmeyi. Çünkü oraya karşı bir hareket Türkiye’ye karşı bir hareket kabul edilecekti. Ama mesela Suriye ile Türkiye anlaşmalar yaptı; Suriye’ye Türkiye sahip çıkınca, Amerika “pardon, yanlışlık oldu” dedi. Hiçbir şekilde yanaşamıyor. Bu kadar. Şimdi İran’ı yalnız zannediyor. İran’ı yalnızlaştırmak için yobaz hocaları devreye soktular. Şii düşmanlığı yaymaya çalışıyorlar; yani Şii, Caferi düşmanlığı. Onu da biz kabul etmiyoruz, onların oyunlarını yıktık. O yüzden İran’ı da işgal edemediler, kargaşa çıkaramadıkları için, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Vesile oldunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah. Dolayısıyla böyle bölücülüğe, Müslümanları parçalamaya yönelik hareketlere kimse itibar etmesin. Onlar böyle kendilerince etkili konuştuklarını zannediyorlar. Bir oyundur. Müslümanların bölünmesi haramdır. Kuran’ın bütününe, nereye baksanız hep Müslümanların bütünlüğünden, birliğinden bahseder. Allah Kuran’da hitap ederken, “ey müminler!” diyor. Bölünmüş müminlerden bahsetmiyor. Tek bir topluluktan bahsediyor, tek bir topluluk. Mümin ve müminat. Yani böyle bölünmüş bir topluluğa bahsettiğine dair hiçbir ayet bulamazsınız Kuran’da. Sanki böyle yüz kişilik bir topluluğa bahsediyor gibi bahseder Kuran hep. Mesela diyor ki; “hepinizin birden cihada çıkmanız olmaz, herkes birden cihada çıkmasın, geride kalanlar da ilmi cihat yapsın.” Mesela bir kısmı kıtal tarzında cihat yapıyor. Kıtal ayrıdır. Yani karşı taraf kıtala girmiştir, Müslümanları biçiyor, doğruyorlar. “Şimdi gel, sana tebliğ yapayım” dersen, adam seni doğruyor zaten. Adamın anlayacak hali yok. Orada kıtal farz olur, yani karşı kıtal gerekir. Ama tam ayarında, dengesinde bir karşı kıtal gerekir. Durduracak kadar, yani nefsi savunma. Çünkü adam seni öldürüyor. Adam da onu etkisiz hale getiriyor. Fakat bunu yaparken, bak diyor ki Allah; “hepsi birden cihada çıkmasınlar; bir kısmı kalsın, onlar da ilimlerini geliştirsinler, bilgilerini arttırsınlar, ilmi cihad yapsınlar” diyor. Ama bakın topyekün toplum cihad halinde, cihad yapmayan kimse yok. Bir kısmı kıtal tarzında, yapmayanlar da ilmi cihad yapıyor; bilgilerini arttırıp tebliğ yaparak anlatıyorlar. Toplumun bütününün cihad halinde olmasının farz olduğunu görüyoruz Kuran’da. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; (Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz. Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz, İsrailoğulları’nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)."” İsrailoğulları o devrin Müslümanları, tek bir topluluk, yani ikinci bir bölüm yok. İsrailoğulları arasında Habeşliler var, Hintliler var, şunlar var, bunlar var ama hepsini Allah İsrailoğulları, Müslümanlar olarak kabul ediyor. İsrailoğulları, Müslümanların adı. O kadar. Dolayısıyla Kuran’ı okuyanlar bunu göreceklerdir. Küfrü de Allah tek millet olarak alır. Bölümlere bölünmüş olmasını hiç önemli görmez Kuran. Küfür tek millettir. Müslümanları da tek millet olarak kabul eder Allah. Ve tek millet olunca da başında bir tane lider olur.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.İlgili ayeti okuyorum Hocam söylediğiniz. Tevbe Suresi, 122. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım; “Mü'minlerin tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çıktığında (bir grup da), dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da kaçınıp-sakınırlar.”
ADNAN OKTAR:Cihat için bilgi edinmek, araştırmalar yapmak. Mesela biz ne yapıyoruz? Darwinizm’i, materyalizmi inceliyoruz. Kitaplar hazırlıyoruz, yazılar hazırlıyoruz. Bu bir cihat, tebliğ. Ama asker de Doğu’da fiili çatışma içerisinde, o da bir cihattır. Nefsi savunma yapıyorlar. Biz de burada ilmi savunma yapıyoruz, imani. Her ikisi de cihattır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Tevbe Suresi 36. ayetten de okuyorum; “Ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın.”
ADNAN OKTAR:Bak, hepsini bir bütün olarak alıyor Allah. “Siz de” derken İranlılardan bahsetmiyor. Türkleri söylemiyor, Pakistanlıları söylemiyor. Toptan, Allah bir tane millet kabul ediyor, İslam milleti. Ve “topluca hareket edeceksiniz” diyor Allah. Her hitap, toptan Müslümanlara yönelik olmuş oluyor. Bir tane açıklayan var, Allah açıklıyor. Orada da işte lider olan kişi de, Allah’ın hükmünü bir kişinin açıklaması gerekiyor. Tek kanaldan emir alması gerekir Müslümanların, bütün dünyada. Yani güzelliği, sevgiyi, aşkı, muhabbeti onlara öğretecek tek bir kanal. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v) geldiğinde hangi milletin lideriydi? Hepsinin. Pakistanlılar da ona tabi idi, Hintliler de ona tabi idi. Kürtler de, Türkler de, Lazlar da, Çerkezler de, hepsi ona tabidiler, başka bir şey yoktu. Peygamberimiz (s.a.v) hitap ettiğinde bütün İslam alemine hitap ediyordu ve bir tane imam vardı. Ondan sonra Hz. Ebubekir (r.a) bir tane imam, tek, hepsine hitap ediyordu. Hz. Ömer (r.a), bir tane, Hz. Ali (r.a.), bir tane. Bizim sonradan çıkan kibarlarımız, entel kibarlar, özentiler, İslam alemini paramparça ettiler. Sonra da bak böyle ezim ezim eziliyorlar. Ve korku içinde yaşıyorlar. Bütün İslam alemi korku içinde yaşıyor. İşgal edilme korkusu; sövülme, dövülme, aşağılanma korkusu; işgal edilme korkusuyla yaşıyor. Halbuki İttihad-ı İslam olsa herkes işinde gücünde olur. Gayet de rahat olur. Nerenin işgali? Adam tahayyül dahi edemez.
İçeriden hainlik yapılmasına müsaade etmemek lazım, yani içeriden bölünmeye. Daha da olmazsa ırkla bölmeye, olmazsa mezhep ile bölmeye, mahallelere bölmeye, hatta futbol takımından bile adam kin duyması için yeterli oluyor. Öldüresiye, birbirlerini öldürüyorlar, futbol takımı ayrılığından dolayı. Şeytan o kadar teşvik ediyor ki bölünmeyi, mahalle ayrılığı; mesela iki mahalle birbirine giriyor. Halbuki hepimiz Allah’ın kuluyuz. Allah’ın yarattığı, imtihan için yarattığı kullarıyız. Burada kardeşçe akılcı bir imtihandan geçip, Allah’ın bizi sonsuz hayata inşaAllah layık görmesi ile kardeşçe bu yaşantımıza devam edeceğiz, inşaAllah.
VTR - Said Nursi’nin kendisinden bir asır sonraya, hicri 1400’lü yıllara dikkat çekmesi
ADNAN OKTAR:Dünden itibaren HarunYahya.Tv sitesine aynı anda binlerce yerden saldırı yapılıyormuş. İnternet saldırısı, bu nasıl oluyorsa? Ama tabii biz teknik önlem aldığımız için etkisiz hale getiriliyor. Ama bu yapılan bir suç, organize bir hareket. Cahiller, başlarını belaya sokacaklar. Bu arkadaşları ben uyarıyorum. Çünkü teşekkül halinde yapıldığı için, organize bir hareket olduğu için, ilgili kanun maddelerine göre bunlar tevzi edilmesi gereken suçlar. Bir kısmı da galiz ifadeler. Kendi sitelerine falan baktığımızda da silahtan, pusattan, şundan bundan bahseden tipler. Her halükarda biz Müslüman oldukları için şefkatli davranıyoruz. Ama bu arsızlıklarında ısrar ederlerse hepsini teker teker hukukla, kanunla evlerinden toplatırım. Bana sonra feryat figan ediyorlar. Karılarını, çocuklarını devreye sokup yalvarttırıyorlar. Örnekler de verdim. Bak, bir tane örnek verdim. Çok fazla örneği var. Bana iş çıkarttırmasınlar. Acıyorum da bu sefer o hale düşmelerine. Cahil, bilmiyor; hukukla, kanunla karşılaşmamış. Yani bir de boş işler de ayrıca, atom forvet tipler, keratalar oturup kendi kendilerine. Şeytani bir hareket olduğu belli. Sen onunla uğraşacağına, Allah’ın varlığının delillerini anlat; Darwinizmi, materyalizmi anlat, geçersizliğini anlat, iman hakikatlerini anlat; karıncanın, sivrisineğin hayatını anlat. İnsanların imanları takviye olsun. Kuran mucizeleri anlat. Oturuyorsunuz boş işlerle, saatlerini veriyor, vakit ayırıyor. Dedikodu, küfür, saldırganlık, tehdit, ne kadar akılsız hareketler bunlar. Müslümanın yapacağı şeyler mi bunlar? O kadar vaktin var, yazık o vaktine. Al Kuran’dan ayet koy, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinden koy. Kuran mucizelerini özellikle anlat. İman hakikatlerini anlat. İnsanların kalbi açılsın. İlla şeytanın emrinde hareket edecekler. Deccalin emrinde hareket edecekler. Zannettikleri gibi olmaz. “El mi yaman, bey mi yaman?” demişler. “Bey hepsinden yaman” demişler, Allah’ın izniyle, inşaAllah. Akılsızlık yapmasınlar ve acınacak hallere düşmesinler. Bak, haftalardan beri bir tanesi yalvarıyor. Karısını falan da, onları da devreye soktular. “Yapmayın, etmeyin şikayetinizi geri çekin” diye. Çünkü çok ağır suça girmiş konumda. İlgili ceza kanunu maddesine göre, şikayete bağlı suç. “Aman, aman, aman” yalvarıyorlar. Bana iş çıkarttırmasınlar. İstirham ediyorum, akıllı olsunlar.
ALTUĞ BERKER:Hocam, bugün basında bazı haberler vardı, uygun görürseniz. Zaman Gazetesi’nden Etyen Mahçupyan yazısında BDPlilerin farklı bayrak taleplerinin karşılanabileceğini, ülkede her bölgenin veya kimliğin kendisine ait bir bayrağının olmasının bir mahsurunun olmadığını, “Yeter ki bunların hiçbiri devletin resmi bayrağına alternatif olmasın” demiş. Kürtçenin ikinci bir resmi dil olmasında ve kamusal alanda kullanılmasında da bir sorun olmadığını, bu talebin bir devlet karşıtlığı olmadığını söylemiş. Tek millet olma meselesinde ise, “henüz toplum olmayı başaramamış bir halkı zorla millet yapmaya çalıştılar ama birlikte olma iradesini gösteremediğiniz zaman içinizde zaten bölünme tohumlarını taşırsınız” demiş. “Türk Milleti ileride tek millet olabilir ancak o milletin adını değiştirmeniz gerekir. Eğer adını yine Türk Milleti koyarsanız asla tek millet olamazsınız” diye de eklemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi çocuk gibi mi diyeyim artık, bunu beş yaşında çocuk olsa anlar. Bayrak ayrı, dil ayrı, yönetim onlarda, her şey ayrı, bölünme ne o zaman? Bana bir anlatsınlar. Şimdi ekmeği sen ortadan ikiye bölmüşsen, bölmüşsündür, değil mi? “Yok, bölünmedi, parçalara ayrıldı. Sana öyle geliyor” denir mi? Bunun adına bölünme denir. Net bölünmedir. Her şeyi ayrı ise bölünmüştür. Etyen Mahçupyan, Ermeni kökenli değil mi kardeşimiz? Ermeniler bizim canımız ciğerimiz, bizim onlara karşı sevgimiz büyük, şefkat de duyuyoruz ama şimdi bu üslup olmadı. Hem sen Osmanlı evladı olacaksın, Ermeni paşalarımız vardı bizim, duysalar bunun böyle dediğini, kim bilir ne yaparlardı? Kim bilir ne derlerdi? Osmanlı hiçbir zaman bölünme değil, büyüme taraftarıydı. Birlikte, beraberlikte, güzellikte bereket vardır. Osmanlı döneminde ne güzel, bir ata biniyorsun Viyana’ya kadar gidiyorsun. Her yer güzel, bağlık bahçelik, tertemiz. Buradan Yemen’e kadar gidiyorsun. Pasaport soran yok, vize soran yok, ne güzel. Biz demiyoruz ki devletler lağvedilsin. Devletler daha güçlü olsun. Biz demiyoruz ki bağımsızlıklarını kaybetsinler. Böyle bir şey de yok. Biz ne diyoruz? Sınırları kaldıralım. Pasaportlar, vizeler kalksın. Kardeş olup sarılalım. Kürt kardeşlerimize bir oyun oynanıyor. Onları orada uzun vadede katletmek, kitle halinde yok etmek için bir plan var. Ben bu plana müsaade etmiyorum, etmeyeceğim. Onlar benim canım ciğerim kardeşlerim, benim o kadar çok Kürt arkadaşım var ki, şimdi ne yapacağız? Diyecek ki; “bana müsaade Hocam, ben memlekete gidiyorum. Çünkü ben Kürtüm” diyecek. Şimdi bu iş mi? Bunun mantıksızlığı, münasebetsizliği açıkça görülmüyor mu? Bu edebiyatı bıraksınlar. Ben federasyon, medarasyon bunları anlamam. Böyle bir olay yok. Doğu’dan benim Kürt kardeşim gelir, İstanbul’a vali olur. Gideriz elini öperiz, ne güzel. Başbakan olur, cumhurbaşkanı olur. Ben böyle bir şey istemiyorum. Mümin, Müslüman kardeşlerim benim, siz nereden çıkıyorsunuz? Etyen kardeş, Allah rızası için bu üsluba girmesin. Çok büyük hata yapıyor. Kardeşim, her yerde ayrı bir bayrak, gitti demektir memleket. Bu nedir? Sen onu diyeceğine, “Türk-İslam Birliği istiyorum” desene. Ne güzeldi Osmanlı döneminde, Ermeniler nasıl rahattılar. Biz aynı Osmanlı olsun da demiyoruz ayrıca, çok moderndir yeni sistem. Osmanlı yeniden ihya edilecek denilmiyor. Oturup onu da çarpıtıyorlar. Osmanlı’nın güzel yönleri alınabilir, güzel hatıraları dinlenebilir. Ama Türk-İslam Birliği’nde devletler müstakil, sevgi birliği, kardeşlik birliği, dostluk birliği, muhabbet birliği; akılda, sanatta, bilimde birlik; Allah’ın birliğinde birleşmek, konu bu. Kimseye müdahale yok. Her devlet zengin olacak, her millet zengin olacak. Herkese karşı sevgi olacak. Dolayısıyla federasyon, mederasyon bunları bırakacaklar. Bunun yerine ısrarla Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı anlatsınlar. Mesela Etyen Mahcup kardeşimiz ne yapacak? Bir kelime bile olsa Türk-İslam Birliği’nden bahsetmiş olsa yer yerinden oynar. Yazık bak, Ermenistan’daki Ermeniler de sevinir, Türkiye’deki Ermeniler de sevinir. Türk Milleti de onu bağrına basar. Yazsın, eli kopmaz. Desin, “Ben Türk-İslam Birliği’ni istiyorum” desin. Bu hiç tutmayacak bir formül ve kimse bunu dinlemez.
ALTUĞ BERKER:“Ermenistan’ın da kurtuluşu Türk-İslam Birliği’nde” demiştiniz Hocam. “Türk-İslam Birliği Ermenistan’ı da kurtarır” demiştiniz, “içinde olacak” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Züp hareketler bunlar, öyle diyelim. Züp hareket. Züp yani yanlış olan anlamına gelir. Beni konuşturmasınlar, olmayacak iş bunlar. Türk Bayrağı mis gibi ne güzel işte, ay yıldızlı bayrak, bu bize yetiyor, ne güzel. Ben gideceğim, bambaşka bir bayrak daha, oraya gideceğim, bambaşka bir bayrak daha. Bu, nedir bunun anlamı? Ne fayda sağlayacak bu? Mantığı ne bunun? Neyi amaçlıyorsunuz? Bu sadece savaşı getirir, kanı getirir. Fitneyi getirir. Bölünmeyi getirir. Milletin birbirine girmesini getirir ve perişanlığı getirir. Başka bir şey getirmez. Birlik ve beraberlik fitneyi ortadan kaldırır. Ayrı bayrak fitnedir. Federasyon fitnedir. Birlik, beraberlik huzur getirir. Mesela bak, biz burada kardeşiz, gayet rahatız, gayet güzeliz. İstanbul’da da kardeşiz, Türkiye’de de kardeşiz. Kardeşim, bu fitneden dolayı biz Mardin’e, Siirt’e gidemiyoruz. Şimdi bu, nedir bu? Kardeşi kardeşe düşürme değil mi bu? Komünist işgal var, komünist çetenin işgali var. Oradaki terörden dolayı birçok vatandaşımız gidemiyor oraya. Şimdi bu iş mi? Bir de bayrak dikecekmiş üstüne. Bir o eksikti yani, sanki olanlar azmış gibi yani. Mahcup kardeşimizin en önemli sözü şu olsun, "Ben Türk-İslam Birliği'ni istiyorum.” Bir kelime olsun Türk-İslam Birliği'ni söylesin, baş tacı edilir. Üstelik de Zaman Gazetesi'nde, çok ayıp, bu kaçıncı Zaman Gazetesi'nin? Yani birincisinde özür dilediler, ikincisi, “pardon yanlışlık oldu” dediler. Bu üçüncüsü? Bu da mı “pardon yanlışlık oldu” yani? Nereye gidiyoruz, yani ne oluyor? Zaman Gazetesi Hürriyet Gazetesi'nin konumuna mı geldi, Milliyet Gazetesi'nin konumuna mı geldi yani? Öyleyse bilelim. Kanal 7 zaten tamam, inşaAllah. Bakın, Müslüman millet, imanlı millet, akıllı insanlar, bir milyon dahi satsa, böyle bir gazeteyi bin tane bile satmayan gazete konumuna getirirler, manen. Bunu yapmayın. Fethullah Hocamız Allah rızası için bu gidişata bir el koysun. Gelsin Türkiye'ye, biz getirelim. Bir “ne oluyor” desin, bir kükresin. O Türk-İslam Birliği taraftarı bir koç yiğittir. Bütün şiirlerine bakın, sözlerine bakın; aşkla, gözyaşlarıyla Türk-İslam Birliği'ni isteyen bir insandır, İttihad-ı İslam'ı isteyen bir insandır. Bak, burada kimler ne sesler çıkarıyorlar, değil mi? Hocamızı aldılar orada esir ettiler. Buradan Allah rızası için gitsin bir 10 kişi, alsın getirsinler Hocamızı. Yok, burada şamata olurmuş; şamata olursa, biz de şamataya cevabını hukukla, kanunla veririz. Ne şamata olacak? İddia edilen Ergenekon örgütü tehdit ediyor, ona da inanıyorlar. “Geldi mi, işte bağırırız, çağırırız.” Bağır sen, köpekler de bağırıyor. Sabaha doğru ötmeye başlıyor köpekler. Ne olur, hiçbir şey olmaz. Güneş yine doğuyor. Yani bir insan, muhterem bir insan kendi vatanına geldi diye adam şamata yapıyorsa, bu ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir zaten. Cevabını vermek kolay onun; kanun, hukuk ölçüleri içerisinde cevabını veririz. Dert değil. Ama böyle adım adım, adım adım, bizi bu rahatsız ediyor artık, ayıp bu. Biz çünkü güveniyoruz, diyoruz ki; “bunlar Nur talebesidir, Fethullah Hocamızın talebesidir.” Bakıyoruz Bediüzzaman'dan tek kelime bahsetmiyorlar artık. Apo'dan bahisler, federasyondan bahisler. Şimdi bak, bunlar bizi rahatsız etti, artık bunu durdursunlar. Bu son olsun, bu bununla bitsin. Yoksa benim için Zaman Gazetesi diye bir gazete kalmayacak, Samanyolu diye bir televizyon da kalmaz, Mehtap TV diye bir şey de kafamda kalmaz. Yani çünkü bu kadar rastlantı olmaz. Birincisi pardon, ikincisi pardon, üçüncüsü pardon, kaçıncı pardon olacak bu? Türk-İslam Birliği'nden tek kelime bahsetmiyor gazete, tek kelime. İttihad-ı İslam'dan tek kelime bahsetmiyor. Koysanıza Bediüzzaman'ın İttihad-ı İslam ile ilgili sözlerini. Korkmayın, hapsedilmezsiniz, bir şey olmaz. Sizi asıp kesmezler, bir şey olmaz. Ben garanti veriyorum, inşaAllah. Ne kadar canları tatlı kardeşim. Git yat, hapis yat, ne olur ayrıca. Böyle yaşayacağına, değil mi? Bir de niye hapis yatasın sen? Türk-İslam Birliği devletin politikası, resmi politikası. Bizim bütün vatanımızı, milletimizi sevenlerin ana ülküsüdür, ana idealidir. Burada size karşı saygı ve sevgi olur, başka bir şey olmaz. Baş tacı edilirsiniz. Bediüzzaman yüzlerce sayfa İttihad-ı İslam ile ilgili yazılar yazmış, koyun onları, korkmayın. Kuran ayetlerini koyun, Zaman Gazetesi'ni iftiharla okuruz. Baş tacı edilirsiniz, ne oldu böyle, bir şeyler oldu, biz anlamıyoruz. Hüsn-ü zan, hüsn-ü zan, hüsn-ü zan; bu bizi artık biraz rahatsız etti. Çünkü bu tevafuka benzemiyor. Bir olur, iki olur, üç olur. Bak, daha yeni uyardım, değil mi? Adam çıkmış gürül gürül bayraktan bahsediyor. Sıkıysa yap o zaman, ne diyelim yani? Bak, öbürü; “adadan deccal bağırıyor” diyor. “Başbakanınızı da öldürtürüz,” bilmem ne. Her tarafın deccal olsa kaç yazar, adamı zorla konuşturma yani. Oturuyor kabadayılık yapıyor oradan, işte deccallık yapıyor kendince; şöyle yaparız, böyle yaparız, bilmem ne yaparız. Bizim milletimiz şefkatli ve merhametli olduğu için çok özenli hareket ediyor. Onlar gibi zalimane hareket etmiyor Türk ordusu da, milletimiz de. Onlar ne itlik yaparsa yapsın, biz hep saygıyla, sevgiyle, şefkatle hareket edeceğiz. Hiçbir şekilde kendimizi kaptırmayız. Zıvanadan çıkarttırmak istiyorlar, kontrolden çıkartmak, öyle bir olay olmaz. Son derece kontrollü, aklı başında munis insanlarız. Ve Kürt kardeşlerimizi ben kimseye kaptırtmam, komünistlerin eline vermeyeceğim, Stalinistlerin eline vermeyeceğim, Leninistlerin eline vermeyeceğim. Benim Kürt annelerim ne anlar Leninizmden, bilmemneden. Komünizmde aile yok, ahlak yok, din yok; komünizmin karşı olduğu müesseselerdir. Din, devlet ve aile ve ahlak, mutlaka kaldırılması gereken müesseselerdir. Benim Kürt kardeşlerimin hayatıdır bunlar, din olmadan benim Kürt kardeşim yaşamaz, hayatın bir anlamı olmaz. Onlarda namus, onur, şeref hayatın sebebidir. Sen adamın namusunu, onurunu, şerefini, her şeyini almaya kalkışıyorsun. Buna müsaade etmeyiz. Ve benim Kürt dedelerim; uzun sakallı, başı sarıklı benim Kürt dedelerimi komünistlerin eline vermem. Bıraksınlar bu sevdayı. Gazete köşelerinde filan olmaz. Ama Zaman Gazetesi bu işlere girerse çok ayıp yapar. Allah rızası için bir özür yazısı yayınlasınlar, bu konuda net tavırlarını alsınlar, Bediüzzaman'ı ön plana alsınlar, Bediüzzaman'ın resmini bir görelim, kapaktan. Şaşar beşer Faruk Beşer'i de şöyle bir kenarda tutsunlar. Şu mühendislik konusunda gayretli olan adamları bir durduralım. Koyun Bediüzzaman'ın sözünü, “Bediüzzaman'ın hayattaki en büyük amacı İttihad-ı İslam'dı” deyin, bir şey olmaz, satışlarınız da düşmez. Ben dağıtacağım, söz veriyorum yani. Zaman Gazetesi'ni elli bin, yüz bin daha fazla dağıttırayım. Ama yapmayın, etmeyin, Şimdi ne diyeyim ben buna, bu da mı rastlantı yani? Geçen gün Şahin Alpay, “yok kardeşim öyle bir şey” dediler. Peki bu nedir? Bu da mı rastlantı yani? Böyle entel dantel takımını Nur talebelerinin içinden çeksinler. Bunlar ayrı bir gazete kursunlar kardeşim. Alın mesela mahcup kardeşi, işte Şahinler, Alpaylar, bilmemneler, kimse onlar, hepsi, ayrı bir gazete kursunlar, ne fikirleri varsa orada anlatsınlar. Ama biz Zaman Gazetesi'ni dindar bir gazete olarak biliyoruz, milliyetçi bir gazete olarak biliyoruz. Türk-İslam Birliği'ni, İttihad-ı İslam'ı isteyen bir gazete olarak biliyoruz. Tek kelime İttihad-ı İslam'dan bahsetmiyor, tek kelime Türk-İslam Birliği'nden bahsetmiyor. Gece gündüz federasyon. İstemiyoruz kardeşim biz, uzatmaya gerek yok. Yani bir daha tekrar ederse samimiyetlerinden ciddi şekilde artık şüphe değil, kanaat gelmiş olacak. Yani kanaatim oturmuş olacak. Ondan sonra Zaman Gazetesi'nin benim için Hürriyet Gazetesi'nden hiçbir farkı kalmaz. Milliyet'ten hiçbir farkı kalmaz, Radikal'den hiçbir farkı kalmaz. Bir milyon basıyormuş, bassın, on milyon bassa kaç yazar? Top top gazete kağıtlarını dağıtırsın, yani millet okumadıktan sonra, ruhunda bir etki yapmadıktan sonra istediğin kadar bas. Eğer yanlış düşünüyorsam, o camiadan bir kardeşimiz bana maille yazsın. Desin ki bana, “yanlış, hatalı düşünüyorsun” desin; iftihar ederim, hata yapmış olmayı çok istiyorum çünkü, yanlış düşünüyor olmayı çok istiyorum. Bana yazsınlar, yani gereksiz tedirgin oluyorsun desinler, rahatlayayım. Ama haklısın diyorlarsa o zaman devam edeceğiz, inşaAllah.
-VTR- Osmanlı Ünlü, İmam Rabbani Hazretleri’nin Mektubat-ı Rabbani’de Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur vakti ile ilgili olarak verdiği net zaman dilimini açıkça reddetmektedir
ADNAN OKTAR: Adam orada “bin” diyor, o “üç bin” diyor. Şimdi alenen yanlış söylüyor. Şimdi onu zaman zaman değil, sık sık gündeme getireceğiz. Geniş aralıklarla değil. Çünkü bu müthiş bir pervasızlık, o da bir mühendislik çalışmasının bir gereği benim gördüğüm kadarıyla. Çünkü bol zamana ihtiyacı var karşımızdaki adamların, o da bol bol üç bin yıl vakit verip rahatlatmaya çalışıyor.
SUNUCU:‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00:30’dan itibaren Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...