SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV internet sitemizden devam ediyoruz. Bugün yeni bir konuğumuz var. Bayan Dovilia welcome. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet ben şeyhimden destur almadan genellikle başlamıyorum.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, af buyurun, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne anlatacaksın?
ALTUĞ BERKER: Bazı yazarların görüşleri vardı Hocam. “Yeniden Osmanlı” başlıklı bir yazı yazmış Hüsnü Mahalli, Akşam Gazetesi’nde. “Eski Osmanlı halklarının bugün kendi yaşadıkları bölgedeki sorunlar nedeniyle Osmanlıya yeniden özlem duyuyor. Bölgece yaşayan Arap, Acem, Kürt, Laik, Müslüman, Şii, Sünni, Dürzi hatta Hristiyan olan herkesin kendine göre bir nedenden dolayı Türkiye’yi bir model olarak görüyorlar. Türkiye’nin uzattığı dostluk ve yardım eline sarılıyorlar.” demiş. “Eğer bunun adı yeni Osmanlı ise, bundan hiç kimse korkmuyor ve yeni Osmanlı adı altındaki eleştirileri hiçbiri umursamıyor.” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne anladın?
ALTUĞ BERKER: Sizin her zaman, yıllardan beri anlattığınız Hocam. İslam Birliği’nin başka bir adını söylemiş Hocam. Eskiden Osmanlıda tecelli eden Müslümanların birliğinin yeniden her bölgede arzu edildiğini, istendiğini anlatmış, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu Amerika Kürt kardeşlerimizi bizden ayırmaya kafayı taktı, illaki ayıracak, onların milli siyaseti. Ne faydası olacak bunun size? Amerika’ya nereden bir ferahlık getirecek bu? Onlara mutluluk getiren yönü nedir? Bölgede komünist bir devlet oluşturmuş olacaklar, Stalinist bir devlet oluşturacaklar, ki Amerika’nın politikasıyla da zıtlaşan bir durum. Komünist bir ülke oluşmasını neden isterler, bunu da ben anlayabilmiş değilim. Anlıyorum da anlamazlıktan geliyorum, anlaşılamayacak bir yönü yok. Zaman Gazetesi’nin zoru ne? Gidiyor bunlara uygun bir üslup kullanıyor. Federatif sistemi savunarak dolaylı yoldan sonunda acı bir olayın kapısını açmış oluyor. Federatif sistemi savunduğunda, sonunda o noktaya çıkarsın. Kibarlaştırmaya gerek yok, bu ismi söylemeye gerek yok. Bölünmenin diğer adı, karmaşık bir şey yok. Zaman Gazetesi baskı altında mı? Fethullah Hocamız baskı altında mı? Bu camia baskı altında mı? Ben bundan şimdi tedirgin olmaya başladım. Çünkü daha düne kadar Hz. Mehdi (a.s.) deyince yeri göğü inleten, feryat eden bu insanlara, muazzam heyecan duyan bu insanlara bir mühendislik projesi mi uygulanıyor? Çünkü Fethullah Hocamızın eski kitaplarına bakın, eserlerine bakın bütün o cemaatin ana yapısında Mehdiyet hakimdir, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişi hakimdir. Ama en iyi ihtimalle şöyle olabilir, belki hani sezdirmeden Mehdiyet’e hizmet etmek istiyor olabilirler. Şimdi bu bölünmeye kapı açacak olan federatif sistemi savunmak nedir? Bir komünist ülkeye ondan sonra biz nasıl gidip tebliğ yapalım, İslam’ı yayalım? Bizden kopmuş olacak. İran’daki Kürt kardeşlerimizin olduğu bölgeyi de buraya katacaklar, Irak’taki Kürt kardeşlerimizin olduğu bölgeyi de buraya katacaklar, dev bir komünist ülke meydana gelmiş olacak. Bunun İttihad-ı İslam’la ne alakası var? Onun için bütün milletimiz, hangi partiden olursa olsun İttihad-ı İslam konusunda, Türk-İslam Birliği konusunda son derece kararlı, ısrarlı ve azimli olmaları lazım. Bütün mesele kararlılıkta ve azimde, ısrar etsinler. Bakın federatif sistemi isteyenler nasıl ısrarlılar? Federatif sistemi isteyenler bir kişiyse, biz bir milyon kişi gürül gürül bağıralım. Biz de diyelim ki: ‘İttihad-ı İslam istiyoruz.’ Onların sesi kaybolsun bizim gür sesimizin içinde. Telkin yapmaya çalışıyorlar, biz bunu istemiyoruz. Ne diyorsun Berker’im anlattıklarıma?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam çok doğru, inşaAllah. Ancak Doğan Grubu yazarları da ısrarla bu federatif yapıyı destekleyici yazılar yazıyorlar Hocam. Hasan Pulur da yazmış. Kürt sorununda çözümün ancak Öcalan ile görüşmeye bağlı olduğunu yazıyorlar genelde. Hasan Pulur da Öcalan’ın on yıl önce savcıya verdiği ifadeleri sıralamış. Öcalan’ı temize çıkarmaya çalışan bir yazı yazmış Hocam adeta. Öcalan bu ifadesinde kendisinin klasik solcu kabul edilmesinin yanlış olduğunu, bu harekete başlarken Marksist temele dayalı bağımsız bir Kürdistan hayali kurduğunu, ancak zaman geçtikçe bu programın hayali olduğunu ve gerçekleşmesinin ilmen mümkün olmadığını anladığını, PKK’nın şiddete başvurmasını hiçbir zaman tasvip etmediğini, hatta engellemeye çalıştığını güya, 93 yılından sonra tüm çabasının PKK’yı terörden çekerek siyasete çekmek olduğunu söylemiş. Ayrıca Atatürk’ü kendisine rehber olarak gördüğünü, Türk bayrağına saygı duyduğunu ve genel bir af talep ettiğini de eklemiş. Hasan Pulur da bunları yazmış
ADNAN OKTAR: Hasan Pulur bunlara inanmış demek ki. Adam yakasını kurtarmak için orada her şeyi yapar, her türlü sözü söyler. Kendince taktik yapıyor ama çok kötü bir taktik. PKK hala faaliyette. PKK’nın ana vasfı nedir? Marksist olmasıdır. Marksist, Leninist olmasıdır. Yani PKK çıkıp da parti olarak ‘ben Marksist, Leninist, Stalinist değilim’ diyor mu? Demiyor. Parti toplantılarında, parti kongrelerinde Karl Marx’ın, Lenin’in, Stalin’in resimleri asılıyor mu? Asılıyor. Astıkları yerde ne Atatürk’ün resmi var, ne Türk bayrağı var değil mi? PKK bayrağı var, Stalin’in, Marx’ın resimleri var. Partide değişiklik olduysa bu görülmez mi? Hangi Marksist parti değişmiş ayrıca? Marksist parti değişir mi? İki ileri bir geri, taktik. Buna da Hasan Pulur’un inanması inanılır gibi değil, çok şaşırtıcı. Veyahut inanmış görünüyor kendi kafasınca. Dikkati dağıtmaya gerek yok. PKK Leninist, Stalinist şiddet örgütüdür ve dev bir mafya yapılanmasıdır. Federatif sistem olduğunda da, Allah esirgesin, Türkiye mahvolur ve Türkler diye bir millet kalmaz, bir tane bırakmazlar, tamamen yabancı istilaya uğrar. Her yeri bölüp parçalarlar, Türklerin kontrolünden tamamen çıkar, yani Müslüman Türklerin kontrolünden tamamen çıkar. Böyle bir şey olacağından mı? Yok, bu deccaliyetin istediği bir şey.
Fakat tam Mehdiyet’in atağa kalktığı bir dönemde federatif sistem diye ortaya çıkmak ve Fethullah Hocamız’ın cemaati gibi Mehdiyet’i esas almış, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişini esas almış bir cemaatin böyle bir açmaza, böyle bir belanın içine girmiş olması, çok acıdır, çok şaşırtıcıdır. Fethullah Hocamızı orada muhasara altına aldılar, güya korkutuyorlar. İşte Türkiye’ye gelirsen şöyle yaparlar, böyle yaparlar, bağırırlar, çağırırlar, iddia edilen Ergenekon örgütü olmadık olaylar çıkarır diye. Çıkartsın, ellerinden geleni artlarına koymasınlar, hiçbir şey yapamazlar. İddia edilen Ergenekon örgütü zaten faaliyet halinde, ne oluyor? İt ürüyor kervan yürüyor. Hocamızı orada muhasara altına almışlar. Aslında o bayağı imanlı ve yiğit bir insan. Hz. Mehdi (a.s.) hayranıdır, Hz. İsa Mesih (as)’ın hayranıdır, aşkla, şevkle İttihad-ı İslam’ı savunur. Zaten bulunduğu oda da direkt Türk-İslam Birliği’ni anlatan tablolar, alametler, eşyalarla dolu. Ve muazzam bir İttihad-ı İslam savunucusunu oraya tecrit edip, burada böyle bölünmeyi andıran federatif sistemden bahsedilmesi, üstelik de hiç tanımadığımız bilmediğimiz adamlar. Ama Ali Bulaç Hocamıza ne oldu, ben onu anlamıyorum. Ne yapıyor, ne demek istiyor? Nüfus cüzdanında Kürt, Laz diye yazılsın diyor. Niye yazılsın kardeşim? Bende mesela Çerkezlik de var, Araplık da var seyyidim, Nogaylık da var, Oğuz Türklüğü de var. Ne demek bu yani? Şimdi ben madde madde hepsini yazdıracak mıyım nüfus cüzdanıma? Kardeşim bunu kimlerin dayattığını biz biliyoruz. Ali Bulaç Ağabeyimiz Allah aşkına kendine gelsin. Doğrudan Mehdiyet’i savunsun, doğrudan İttihad-ı İslam’ı savunsun. Bunlar çok tehlikeli şeyler, çok yanlış şeyler. Zaman Gazetesi sürekli İttihad-ı İslam’la ilgili Bediüzzaman’ın açıklamalarını yayınlasın, herkes bağrına basar. Devletin zaten resmi politikasıdır bu. En az yüz yıldan beri devletin resmi politikasıdır Türk-İslam Birliği, Abdülhamid devrinden beri devam eder.
Avustralya’dan Burhan Öztürk kardeşimiz yazmış. “Selamün aleyküm Adnan Hocam. Ben yaklaşık bir senedir Muhammed Adnan Oktar Hocamız’ın eserlerini okuyorum ve ahir zaman sohbetlerini izliyorum. Hocamızdan Allah razı olsun. 20 bin km. öteden Avustralya Melbourne’den bizlere deccaliyetin dünyayı, insanlığı ne hale getirdiğini ve adeta abluka aldığı devirde bizim gibi gençlerin Allah yolunda İslam ve Kuran-ı Kerim’den sapmadan, bükülmeden, imanının güçlenmesine vesile olduğu için Allah ondan ve talebelerinden razı olsun. Allah dünyada ve ahirette bizleri beraber ve birlik olmayı nasip etsin. Başta Hz. Muhammed (s.a.v.) ve diğer gelmiş geçmiş evliyalar, Peygamberler ve Müslümanlar ile birlikte. Dualarımız Allah’tan, bu devirde Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın zuhurları. İnşaAllah ileride daha büyük katkılarımız olacak. Ben Hocamız’ın makalelerinin İngilizce çevirilerine yardım ettim, etmeye de devam edeceğim, inşaAllah. Benim şu anki sorunum, burada Avustralya’daki bazı cemaatlerin, toplum üyelerinin, sosyal faaliyeti olan kuruluşların İttihad-ı İslam, Mehdiyet konusunda pek bilgili olmamaları” diyor. İşte oraları inleteceksiniz. Oraları inleteceksiniz, anlatacaksınız. Gayet kolaydır anlatmak, değil mi? Mesela biz şu an en az 35 milyonun üstünde insana hitap ediyoruz televizyonda, anlatıyoruz, inşaAllah. İnternetten öyle, 2 milyona yakın insan internetten ayrı dinliyor. Bu bir anlatım ve bunun sonucunda bakın bütün dünya ülkelerinden; Çin’den, Japonya’dan, Kore’den, her yerden yazılar geliyor, bütün dünyadan ve herkes Mehdiyet’i gayet güzel öğrenmiş. Hatta yaşlı anneler var; benim arkadaşımın annesi var; “ben Mehdiyet’i usulen bilirdim, hakikaten doğruymuş” diyor. Mesela başka bir arkadaşımın annesi var. Su gibi biliyor anlattıklarımı, o kadar düzgün anlatıyor ki, hepsini, her konuda gayet net bilgi sahibi.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ahmet. “Selam ve saygılar. Selamün aleyküm ben Almanya’dan yazıyorum. 2000’den itibaren sizin yayınlarınızı, kitap ve eserlerinizi takip ediyorum.” MaşaAllah. “Çok büyük hayranlık ve beğeni ile istifade edip aynı zamanda çok insana tavsiye ediyorum. Hatta yabancı dildeki DVD’lerinizi satın alıp, burada çoğaltarak etrafımdaki Almanlara bedava dağıttım, yaklaşık 1000-1500 adet. Bunları yaparken tek istediğim Allah’ın rızası, tebliğ vazifesini yerine getirmek. Sizin canlı sohbetlerinizi bir haftadır izleme imkanım oldu.” Ama şimdi burada bir acayiplik var. Hem bizi eserleri bu kadar izliyorsun, 2000 yıldan beri 10 yıldan 11 yıldan beri benden haberi yok. Televizyonda biz iki yıldan beri konuşuyoruz, internette de yayınlarımız var. İki yıldır benden haberi olmuyor hem de benim Cd’lerimi dağıtıyorsun, çalışma yapıyorsun. Allah razı olsun. Ama şimdi adama sorarlar; Hocamız 2 yıldan beri yeri göğü inletiyor, bütün Avrupa alıyor uydu yayınıyla, internetten ayrı, radyodan ayrı, radyo yayınları ayrı, sen de diyorsun bir haftadan beri izliyorum. Şimdi sana iyi bir talebe diyemeyiz. Dikkatin kapalı, olmadı. “Bu eserleri yazmış muhterem kişi muhakkak çok değerli bir Müslüman, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ahlakı ile ahlaklanmış, rehber edineceğim bir insandır.” diyor. Ama bir haftadan beri seyretmiş olmasından herhalde biraz üzüntü duymuş anladığım kadarıyla. Bu normal mi şimdi bir haftadan beri seyrediyorum demesi? Kitaplarıma çok düşkün, eserlerime çok düşkün, internetten izliyorum, fakat haberim yok diyor. İnternette benim kitaplarımı indiren, HarunYahya’yı açtığında canlı yayın görünmüyor mu orada? Üstünde yazıyor. HarunYahya.Net de var, com da var, hepsinde var, org da var. Dikkati açacağız. İnsaf artık, kapaktan görmüyorsa, bu biraz acayip olmuş. Müslüman çok dikkatli olacak. Allah diyor, dikkati Allah Kuran’da sürekli söylüyor Müslümanlara; çok keskin bir dikkate sahip olacak. İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni çok coşkuyla ve alenen savunan çok nadir insan var. Şeyh Nazım Hocamız var, Şeyh Ahmet Yasin Hocamız var, Şeyh Hasan Hocamız var, ondan sonra belirli alimler var, bir de ben varım. Ama ben artık yani Allah’ın izniyle yeri göğü inletiyorum, açıkça belli, Bu olayda en başta gittiğim hissediliyor. Yıkıyoruz ortalığı evelAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Üstadımızın yaşayan talebeleri onlar da, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, evet. Bizim karşımıza kimleri kimleri çıkarıyorlar. Büyük projelerle kendilerince karşımıza çıkıyorlar. Ama ezip geçiyoruz elhamdulillah. Bak ben açıkça söylüyorum, 10 yıl içerisinde Türk-İslam Birliği olacak, ben buradayım. Mehdi (a.s)’ı da görecekler İsa Mesih (a.s.)’ı da görecekler. Bakın takva görünümlü, mümin, muttakiyim diyen adamları karşımıza getiriyorlar, bunlar diyor ki; ‘Mehdi (a.s) çıkmayacak, İsa (a.s) da gelmeyecek, İttihad-ı İslam da olmayacak. Ve ben elhamdülillah Müslümanım, Ehl-i Sünnet Müslümanım, tasavvuf ehliyim, işte gecede şu kadar zikir çekerim’ diyor. İttihad-ı İslam en büyük farz vazifedir. Bak namazdan, oruçtan, zekattan, hepsinden daha üsttedir İttihad-ı İslam. Çok hayati bir konudur. İttihad-ı İslam olmadığında bela, hastalık, sıkıntı, zorluklar meydana gelir. Başka bir şey olmaz. Kabus meydana getirir, korku filmi gibi olur. Tek çözüm İttihad-ı İslam’ın sıcaklığıdır. Mesela bakın şimdi federatif sistemden bahsediyorlar, tam anlamıyla bir kabus, tam anlamıyla bir karanlık. Mesela orada da federatif sistem var ve küçücük ülkeler düşünüyorlar, böyle askeri gücü zayıf, polis gücü zayıf, kolayca yutulacak küçücük ülkeler. Mahvolmuş bir Türkiye planı var. Bunun yerine 15 katlı, 16-17 katlı şöyle Mehter Takımı’nı kursan, Topkapı’nın önüne getirsen, yer gök inim inim inlese, güzelce Mehdi (a.s)’a biat olsa, bassak İran’a geçsek, İran’dan Doğu Türkistan’a geçsek, uçsuz bucaksız bütün Turani ülkeler bizim olsa, o yaylalarda beraber kardeşlerimle halay çekseler, sohbet etsek, yemek yesek, bu mu güzel? Daracık ülkelerde o komünist, o faşist, o bilmem ne falan, küçücük küçücük ülkelere bölünüp mahvolmuş bir Türkiye mi? Herkesin ezdiği, herkesin kafa tuttuğu, kabadayılık yaptığı bir Türkiye mi? Türkiye yok zaten ortada, Türkiye bitmiş oluyor. Türkiye diye bir şey kalmayacak zaten onun sonunda. Türklük diye de bir şey kalmaz, Müslümanlık diye de bir şey kalmaz. En büyük engel olarak Türkiye’yi görüyorlar. Bakıyorlar ki direkt dinsizlerle bu iş yapılmaz, o zaman ne yapalım? En takva Müslüman görünenler kimler, diyorlar. Şu cemaat, gel, şu cemaat, gel. Kimine kadın kız sunup ikna ediyorlar, kimini parayla ikna ediyorlar, kimini tehdit ediyorlar, kimini iddia edilen Ergenekon örgütünün kontrolüne sokuyorlar. Kimine bu cemaat içinde durmak istiyorsan bunu kabul etmen şart gibi bir dayatma yapıyorlar. Kime diyorlar ki, hocanızı öldürürüz, asarız, keseriz o bize esir, bizim dediklerimizi yapacaksınız aynısıyla, yoksa size dünyayı dar ederiz diyorlar. Binbir türlü korkuyla ve tehdit metoduyla kendilerince hizaya getiriyorlar. Biz bu duruma karşı da var gücümüzle gayret ediyoruz ve acıyoruz o kardeşlerimize, alenen acıyorum. Tehdit edilen ben Müslüman gruplar olduğunu biliyorum. Baskı altında olan Müslüman gruplar var. Bir tek beni tehdit edemiyorlar ne hikmetse.
ALTUĞ BERKER: Evel Allah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.Biz kelimenin tam anlamıyla delikanlıyız.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Tehdit olmuyor değil oluyor ama ben kaale almıyorum. Bakıyorlar bu Allah’ın delisi, ikna etmek mümkün değil, yoksa bizi de kontrol altına almak istediler. Bize de öyle teklifler geldi, aramızda kalsın da, fakat güldüm geçtim. Hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimiz bir durum. Çünkü Allah’ın izniyle hem Cenab-ı Allah’ın inayeti altındayız, hem de çok akılcı hareket ediyoruz.
Mehdi (a.s)’ın bütün alametleri çıktı. Bunu bilmeyen hiç kimse yok. Grup taassubuyla anlamazlıktan geliyorlar. Fırat’ın suyu kesilecek deyince, kesilince, olmuş işte. Kabe’de kan akıtılacak, baskın olacak, Hac engellenecek, olmuş. 150 tane hadisin hepsi çıktı. Adama diyoruz; ne diyorsun bunlara? Hiçbir şey demiyorum, diyor. Hani sen Peygamber (s.a.v.)’i seviyordun, hani Resulullah (s.a.v.)’e aşıktın? Hani sabahlara kadar Mevlüd okuyordun? Hani bu kadar muhabbetle, aşkla, saygın vardı? Bak Peygamber (s.a.v)’in hiçbir emrini yerine getirmiyorsun. Diyor ki Peygamberimiz (s.a.v); “Mehdi ile müjdelenin.” Müjdeleniyor musun? Peygamber (s.a.v)’e asi olmuşsun sen. Asisin sen ve fitne çıkarıyorsun. Bak Peygamber (s.a.v) emrediyor. “Mehdi (a.s) ile müjdelenin” diyor. Adam da, ‘hayır ben müjdelenmiyorum’ diyor, Resulullah (s.a.v.)’e böyle cevap veriyor. Resulullah (s.a.v.)’e (haşa) kafa tutuyor. Biz de onlara karşı işte mücadele ediyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “zamanın imamına bağlanmadan ölen, cahiliye ölümüyle ölür.” Mehdi (a.s)’ı bilecek adam, haberi olmayacak. Bilmediklerinden değil, alametlerin hepsi çıkmış. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da bakın mesela bayağı güzel bu konuya dikkat çekti. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın videosunu yayınlayın, o alametleri tek tek sayıyor. Bak nasıl nurlu Müslüman evladı. O mesela dürüstçe zuhuru ve alametleri kabul ediyor. Ne grup taassubundan korkuyor, ne milletin baskısından korkuyor, kim ne derden çekinmiyor, fitne mi çıkarırlar, tehdit mi ederler, umurunda bile değil. Ahir zamanda seyyidler cemaatinin böyle coşacağını Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Seyyidler coştu. Seyyid Salih Özcan Hocamız, seyyidlerden başka kimler vardı bildiğin ünlü senin? Menzil cemaati, tabii Menzil onların hepsi seyyiddir, maşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Vesile oldunuz Hocam, Salih Özcan Ağabeyimiz’in, Abdullah Yeğin Ağabeyimiz’in, diğer ağabeylerimizin gür bir sadayla İslam Birliği’ni zikretmelerine, Mehdiyetin varlığını anlatmalarına, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onlar ağabeyleri baskı altına almışlardı, ses çıkarttırmıyorlardı, hiç duydunuz mu daha önce bu kadar televizyonlarda ağabeylerin böyle Mehdiyet ile ilgili konuşmalarını? Hiç bak bir çok televizyon var, bir kelime duydunuz mu? İşlerine gelmez çünkü. Bak şimdi gürül gürül konuşuyor ağabeylerimiz, maşaAllah.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR:“Hocam ben Vanlı kardeşiniz Ahmet. Bir feryadım var ve diğer Kürt kardeşlerimde olduğu gibi bu Müslüman Osmanlı toprağını, iki cihan Sultanı Peygamberimiz (s.a.v.)’in övdüğü bu toprakları, tüm dünyanın Müslüman Türk toprakları diye nitelendirdikleri bu toprakları, bayrağı bölmek ayırmaya çalışmak hainliktir.” Helal olsun. “Elin gavurunun yapmaya çalıştığını biz Müslüman olarak nasıl yaparız? Ama ben size Doğu’da yaşayan bir kardeşiniz olarak gerçekleri anlatayım. 1990’da Irak’ı bölmeye çalışan Kürtler, Saddam’ın anlamasıyla Halepçe Katliamı’na maruz kaldılar ve oradaki Kürtler Türkiye’ye sığındı. Sayıları altıyüzbin. Türkler, yani biz ekmek verdik onlara, ülkemizi açtık, onlar İran’dan, Suriye’den 200 bin Kürt Türkiye’ye kaçak geçiş yaptı. Doğu’yu bölme amacıyla İran’ın katı hukukundan kaçan yüzbin Pejak üyesi, Türkiye’ye kaçak giriş yaptı. Yani yirmi sene önce Türkiye’de daha önce hiç bu topraklarda yaşamamış, dokuz yüz bin insan Türkiye’ye giriş yaptılar ve hepsi on çocuk, yirmi çocuk yaptılar.” Helal olsun. Ama Pejaklar’a demiyorum tabii, Kürt kardeşlerimize. “Bugün sayıları dört milyon civarındalar. Yani zamanında Türkiye’nin el verdiği, ekmek verdiği insanlar çoğaldılar diye şimdi bu ülkeye..” Şimdi olmadı. Orada hepsini suçlamış oluyorsun, olur mu? Onlar koçyiğit, Allah nüfuslarını arttırsın. Peygamberimiz (s.a.v.); “ümmetin çokluğu ile övüneceğim” diyor, Müslüman evladı, tabii çoğalacaklar. Öyle bir şey yok. Tehdit altında bir insanın; kafasına silah dayanılarak soruluyor bir adama, PKK’yı mı destekliyorsun, devleti mi destekliyorsun, Türkiye’yi mi destekliyorsun, diyorlar. Adam PKK’lı ve kafasında silah var. Adam da o zaman diyor ki, ben PKK’yı destekliyorum. Sıkıysa desin bakalım ‘Türk Devleti’ni destekliyorum’ diye. Kurşun omuriliğe girer. Onu korkudan söylüyorlar. Bu kanunlarımızda da vardır, zor altında bir insan bunu söyleyebilir, o durumda bu bir şuç olmaz ki. Dolayısı ile Kürtler bizim canımız, ciğerimiz, kardeşimiz. İran’ın Kürtleri de, Irak’ın Kürtleri de hep dindardırlar, hepsi dindardır. Normal 5 vakit namazlarında insanlar. Oraya komünist bir tasallud var, olay bu. Biz sıkı sahip çıkarsak, hiçbir sorun çıkmaz, hiçbir şey olmaz. Hepsi Mehdi (a.s.) hayranıdır, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a onlar böyle boylu boyunca sarılırlar. Mehdi (a.s.)’a boylu boyunca sarılırlar. Çok sevgi dolu, mübarek, muhterem insanlardır. Şimdi benim bu canım kardeşim tabii yiğit delikanlıdır ama şimdi sen PKK’nın hakim olduğu bir mahallede oturuyorsun, PKK’lılar diyor ki; hadi bakalım toplanacağız. Yok ben gelmem, diyebilir mi adam? Çoluğunu çocuğunu toplayıp gidiyor. Ellerine bayrak veriyorlar, sallıyor ama nefretle öfke ile yapıyorlar. Bütün mesele sıkı sahip çıkmamızda, konu bu, inşaAllah.
“10 miyon Kürt kardeşimden isteğim, Allah aşkına, Resul (s.a.v.) aşkına, ne olduğu belli olmayan insanların, hainlerin, namus, bayrak düşmanlarının peşinden gitmeyin.” Bakın Kürt kardeşim PKK’lıların peşinden gitmeyin diye rica ediyor. Helal olsun kardeşime. “Hocam, inandığınız, sevdiğiniz tüm değerler adına,” Allah adına, “her programda bu yazıyı tüm ülkeye okuyun. Elinizde olsa da tüm haber programlarında da okutun derim. Çünkü biliyoruz ki başta Reis Tayyib Bey olmak üzere sizi takip ediyor.” Reis mi diyorlar Tayyib Bey’e? MaşaAllah. Ne mutlu faydalı oluyorsak, inşaAllah. “Bu bir haykırıştır biliyorsunuz Hocam” diyor mektubun başında. “Biz sizi birkaç aydır takip eden müzisyen kardeşleriniziz, inşaAllah. Sayenizde Müslüman ne demek, Türk ne demek, mertlik ne demek öğreniyoruz. Bizim ekibimizden bir kardeşimiz Vanlı ve ısrarla size yazı yazmak istiyor ve bundan sonrasını Vanlı kardeşim yazıyor.” diyor ve ondan sonra bu yazısını yazmış. Gönülleri çok rahat olsun, Kürtler dünyanın süsüdür dünyanın, sırf Türkiye’nin değil. Dünyanın en şahane insanlarıdır. Adap, edep, terbiye, nezaket, hürmet, sevgi, şefkat, fedakarlık, yiğitlik, delikanlılık, bütün milletimiz gibi onlarda da çok yoğundur. Onlar şahanedirler, ahlak öğretmenidirler. Onları hiç komünistlerin eline falan vermeyiz, inşaAllah. Boş yere uğraşıyorlar. Böldürtmeyiz de. Gelsinler gürül gürül, İstanbul’a da geliyorlar, helal olsun benim kardeşlerime. İstedikleri en lüks semtlerde otursunlar. İzmir’e gitsinler, Antalya’ya gitsinler, onlar bizim parçamız, canımız. Federatif sistem yapıp, bütün her yerden toplayacaklar Kürt kardeşlerimizi, hadi memleketinize gidin, diyecekler. Koyu bir ırkçılık, yani müsade etmeyeceğimiz açık, bıraksınlar bunu. Amerika delice bir program geliştirmiş, delice bir model. Bıraksın Amerika bu çılgınlığı. Dünyanın mutluluğunu istiyorsa, Türk-İslam Birliği’ni savunacak Amerika, o kadar. Zaten Amerika’nın gücü Mehdi (a.s.)’a yetmez. CIA’in istediği kadar Mehdi (a.s.) masası olsun. Söylemiştim ya, bir katın tamamını Mehdi (a.s.) masası olarak ayırmışlar. CIA’in komple bir katını, boydan boya, koskoca binanın. Bütün Mehdiyet’le ilgili kitaplar, hadisler, hepsi var adamlarda. Profesörler, doçentler çalışıyor, nasıl önlem alabiliriz diye. Yedi sülalen gelse yine önlem alamazsın, kaderde var çünkü, inşaAllah. Ne önlemi alacaksın? İnşaAllah.
Güzel bir lakap reis, değil mi? Tayyib Bey Karadenizli olduğu için oradan da biraz gidiyor olabilir reislik. Güzel bir söz, yakışıksız değil.
Belçika’dan Oğuzhan Karkı. “Selamun Aleykum Aslan Muhammed Adnan Hocam. Allah’ın izniyle çok yakında doğacak olan erkek çocuğuma; içinde bulunduğumuz durama, ve zamana yakışır anlamlı ve hayırlı bir isim vermenizi istiyorum.” O zaman güzel bir isim; Muhammed Mehdi ismini ver, Muhammed Mehdi çok şahane bir isim, inşaAllah. Her an Mehdi (a.s.) aklına gelir işte. Her adını andığında Peygamberimiz (s.a.v.) aklına gelir, çok güzel olur, inşaAllah.
Lahey’den İsa Aktaş. “Selamun Aleykum Aslan Hocam.” diyor. “Hocam, mason sembollerinden olan göz ne anlam ifade ediyor? Selam ve dua ile ellerinizden öperim.” Aslında masonluk, daha ziyade Hz. Süleyman (a.s.) devrinde bir hak cemaat, tarikat olarak oluşmuş, gelişmiş bir yapılanma. Daha sonra dinsizlerin eline geçmiş, özetle. Aslında bir tarikat yapılanmasıdır. Fakat çok ciddi tahribat; özellikle Darwinist sisteme girdikten sonra, daha önceki dönemlerde de öyle; Darwinizm çok eski bir sistem, ateistlerin kontrolüne geçmiş. Şu an yeniden Müslümanların kontrolüne geçecek. Bütün mason mahfillerinde; güzel halı serdireceğiz mahfile, hep beraber topluca namaz kılacaklar Allah’ın izniyle. Orada gözün olması; Allah’ın onları seyrettiği alameti olarak kabul ederiz, inşaAllah. Tapınak Şövalyeleri’nin tapınaklarında da inşaAllah; böyle güzel, hoş Kayseri halılarından, Bünyan halılarından şöyle genişçe güzel zemin yaparız, topluca namaza dururlar. Tapınak Şövalyeleri ve masonlar namaz kılmaktan müthiş zevk alıyorlar, acayip zevk alıyorlar, böyle adeta yarışma şeklinde. Ama; ‘aman Hocam söylemeyin, aman bilinmesin’ diyorlar. Bakın işin doğrusu, Museviler de öyle. Hatta, bilmiyorum bunlar söylenir mi? Bana gerçi sır olarak söylediler ama Tapınak Şövalyeleri böyle topluca, ayrıca şey olarak namaz kılmak istiyorlar, böyle kıyafetlerini de falan giyerek. Şimdi o biraz dikkat çeker, öyle olmaz da ama namazı normal kılarsınız o şekilde, normal kılın, dedim, inşaAllah. Namaz kılmaktan bayağı lezzet alıyorlar, onları çok heyecanlandırıyor. Mesela abdest almak bizim ritüellerimizde de var, diyorlar. Biz toplantıdan önce ellerimizi yıkıyoruz, diyorlar. Onların çeşitli hazırlıkları var ve duaları da var, ellerini falan yıkıyorlar. Abdest, onların yaptıklarından çok daha mükemmel tabii, çok daha düzgün. Onlarda eksiklikler var. Mesela ellerini belirli bir yere kadar yıkıyorlar, dirseklere kadar, kola kadar yıkamaları gerekiyor. Özetle; İslam’dan çok zevk alıyorlar, Kuran’dan çok zevk alıyorlar. Bu normal insan fıtratıdır, zaten Allah bizi öyle yaratıyor. Ruhumuz İslam’ı sevecek şekilde yaratılır, şaşıracak bir şey yok bunda. Mehdi (a.s.), mesela Mehdi (a.s.) herkesin bilinçaltında vardır, bilinir Mehdi (a.s.). Mehdi kelimesini duyduğunda, insan bilinçaltında o kelimeyi hoş karşılar, onu bir yerden tanıdığını bilir, bilinçaltında, Kâlû Belâ’danhatırlar. Mesela Muhammed, herkes bilir Muhammed’i, yani o güzel isim ona bir şey çağrıştırır ama tam hatırlayamaz. Kâlû Belâ’danolan hatırlama o.
ALTUĞ BERKER: Hocam Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, zamanın kısalacağını haber verdiği hadisi var Hocam malumunuz. Şöyle diyor, kaynakta Ramuz El-Ehadis’te geçiyor; “Kıyamet yaklaştığınca zaman birbirine yaklaşacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir Cuma ile diğer Cuma arasında ki zamanda kuru hurma yaprağı ateşte yanması kadar kısa olacaktır” diyor. Ahir zamanda zamanın kısalacağına Peygamber Efendimiz (s.a.v.) işaret ediyor. Bir bilimsel gelişme var, Schumann Resonanceının artması. Şöyle Hocam, “Schumann Resonanceının artması; küresel faktörler, dünyanın ağırlık merkezinin değişmesi ve gerekse diğer sebeplerden dolayı dünyanın dönüş hızı artıyor. Eskiden 24 saat süren bir gün de giderek kısalıyor. Bunun anlamı saatteki yelkovan ve akrebin eskisinden daha hızlı dönmesi. Schumann Resonanceı şu demek; dünyanın yüzeyi ve iyonosferin iç kısmı arasında 55 km’lik bir boşluk bulunmakta ve bu boşluk rezonans özelliği taşımakta. İlk defa 1952’de Alman fizikçi Schumanntarafından ortaya atılmış ve 57’de de Schumannve König tarafından kanıtlanmış. 1952, 1956, 1957 yılında yapılan ölçümlerde toplam ölçüm, saniyede 7.8 devir olarak ölçülmüştür. Bu değerin sabit olacağı düşünülüyordu ve global askeri haberleşme sistemi bu frekans üzerinden geliştirilmiştir. Son raporlar oranın 11 devire ulaştığını ve yükselmeye devam ettiğini söylüyor. Bilim bu oranın neden yükseldiğini yada yükselişe neden olanın ne olduğunu bilemiyor. Bu değer 1980’den sonra değişim gösteriyor.”
ADNAN OKTAR:Tam 1980’den sonra
ALTUĞ BERKER:Evet hocam 7.8’den 11’e çıkıyor. “Buna göre Schumann Resonance’ının değişim zamanın hızlanmasına sebep oluyor. Buna göre 24 saatlik zaman dilimi 16 yada daha az saate yaşanmış oluyor. Şuan algı olarak da binlerce yıldır rezonansın 7.8 devirde olduğunu, fakat 1980 yılından beri artmakta olduğunu hatırlayın diyor bilim adamı. Bugün bu değer yaklaşık 12 devirdir ve 13 devire ulaştığında duracağı tahmin edilmektedir” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bakın, Mehdi (a.s.) devrinde zaman kısalacak, diyor Peygamberimiz (s.a.v), adamlar bilimsel olarak da ispat ediyorlar. Hakikaten de nefes kesecek şekilde hızlı geçiyor zaman. Hafta sonlarının, günün ne kadar hızlı geçtiğini herkes görüyor. Fiilen öyle ama algılanan çok kısa, algılanan önemlidir. Mesela sıcaklıkta da öyle, algılanan sıcaklık ayrıdır, gerçek sıcaklık ayrıdır ama algılanan önemlidir. Zamanda da algılanan önemli, inşaAllah. 1980 yılında gök taşlarıyla dünyanın çevresinin ablukaya alınması 1980. Nemesisin yaklaşması yine aynı tarihler. Zamanın kısalması yine aynı tarihler. Kuyruklu yıldızların çıkışı yine aynı tarihler. Fırat’ın suyunun kesilmesi aynı tarihler. Bütün kıyamet alametleri aynı tarihlerde olmuş.
Mustafa Şirin, “Hocam neden yanınızdaki hanım kardeşler soru sormuyorlar” diyor. Şimdi bu kardeşimiz gayri Müslim, daha yeni tanışıyoruz. Onun kalbinde bir muhabbet, ülfet oluşuyor. Kitap veriyorum, İngilizce kitaplar veriyorum giderken. İşte Yaratılış Atlası’nı veriyorum, diğer kitaplardan veriyorum. O götürür ülkesinde onu okur, kalbinde bir İslam ahlakına, Kuran’a karşı bir sevgi ışığı belirir. Sonra gerek görürse yine gelir o sorar, yine konuşur, yine bağlantı olur, bu şekilde. Şimdi Beril de benim talebe hükmünde sayılır, inşaAllah. Dinleyen olmak çok önemlidir. Merak ettikleri sorular; ama şimdi bütün vatandaşlarımızın da hakkı var, o konularda onlar da bize soru soruyorlar. Beril’in ne kadar hakkı olur? Türkiye 70 milyon olduğuna göre, 70 milyonda bir hakkı olur. İlayda’nın da o kadar olur.
İslam’ı sevdirmek, insanlara öfkeyle yaklaşmakla olmaz. Şefkatle, akılla yaklaşmak ve bütün insanları kucaklamakla olur. Hepsine şefkatle yaklaşmakla olur. Katı, bağnaz, gerici kafa, bu federatif sistem isteyenler var ya, onlarla beraber birleştiğinde ülkeyi mahveder, paramparça olur. Bağnaz, katı kafa zaten sürekli doğal ölüme doğru sürüklenen bir sistemdir o. Mesela gerici ile uğraşmaya gerek yoktur. Gerici kendi kendini öldürür zaten, o kendi içinde gittikçe boğularak yok olur, kangren olmuş bir kol gibidir o, kangren olmuş artık. O çürür çürür dibinden kopar, kendisi gider onun ama Mehdiyet yeni açmış yeni bir filizdir. Buğday başağı gibidir, gittikçe yükselir ve güçlenir, gittikçe çapı artar. Bağnazlığa, yobazlığa karşı da bir ilim kılıcıdır, inşaAllah.
“Hocam yaptığınız işler çok güzel, yaptığınız kitaplar çok güzel. Velhasıl kelam bu kadar hizmetin finansman kaynağını bir açıklarsanız çok sevinirim” diyor. Mehmet Akif Karataş. Hz. Süleyman (a.s.)’a Cenab-ı Allah nereden verdi? Kendi rahmet hazinesinden değil mi? Resulullah (s.a.v.)’a Allah ne diyor? “Allah seni fakir bulup, zengin etti” diyor, değil mi? Hz. İbrahim (a.s.)’a da Allah diyor; “seni zengin ettim.” Hz. Süleyman (a.s.)’ı da zengin etti Allah. Hz. Yusuf (a.s.)’ı zengin etti, babadan gelmedi. Allah’ın lütfu ile, keremi iledir. “Allah dilediğine rızkı yayandır” diyor Allah. “dilediğinden de kısar” diyor. Allah bize böyle dilemiş.
ALTUĞ BERKER:Ayette şöyle diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığırım; “Kim Allah’dan korkarsa ona bir çıkış yolu gösterir ve ummadığı yönden rızıklandırır”
ADNAN OKTAR:Ummadığı yönden. Bediüzzaman da diyor talebelerine; “siz gelir peşinde, hayat peşinde olmayın. Allah size rızkınızı verecek, siz samimi olarak Risale-i Nur’a hizmet edin. Allah sizin tayinatınızı verir” diyor. Hakikaten Allah’a güvenenlere Allah tayinatını verdi. Biz de Allah’a güveniyoruz. Mesela bak bu Yaratılış Atlası Avrupa da 150 binin üzerinde dağıtıldı, sırf Avrupa’da. Hediyeler ve satış toplam 150 bin. Bir o kadar da Amerika da dağıttık. 300 bin kişi ne demek? 300 bine sen bir de 300 çarp, çünkü o kitabı herkes okuyabiliyor o okuyor, o okur, arkadaşları gelip okuyor, başkası okuyor, kütüphanelerde duruyor. Bir de öyle saklanacak gibi kitap da değil, illaki ortada olacak. Herkesin evinde ortada zaten, inşaAllah.
“Selam Hocam. Türkiye’yi bölmeye çalışanların yanında bir de Afrika ülkesi olan ve Müslüman olan Sudan’ı da bölmeye çalışıyorlar. Müslüman ülkelerde içte ve dışta bölme faaliyetleri başladı Hocam. Türk-İslam Birliği bir kader, sizin de söylediğiniz gibi. Sudan hakkında yorumlarınız nedir?” Bölmeye çalışanları biz böleceğiz, inşaAllah, yani şeytanlarını ayıracağız, kendilerini bizim tarafımıza alacağız, inşaAllah. Hiçbir yeri böldürtmeyiz. Ama hayret, utanma hissinin bu kadar; gözümüzün önünde açıkça bölmeye çalışıyorlar, deli midir nedir bunlar? Bir mantık da bulamıyorum bu pervasızlığa. Federatif sistem diyenler de, farkında olmadan bu sistemi desteklemiş oluyorlar cahilce, çok büyük hata yapıyorlar.
Erzurum’dan Murat. “Muhammed Adnan Hocam. Türk-İslam Birliği’ni savunuyorsunuz. Araplar, Kürtler, Almanlar hepsi bu birliğin içinde midir?” diyor özetle. Evet ama her topluluğun bir lideri vardır. Cenab-ı Allah bir süre Arap kardeşlerimize bu görevi verdi, sonra Allah Osmanlı’ya, Oğuz Türklerine verdi ve dünyayı 600 yüz yıl idare ettiler. Şimdi yine bakıyoruz; fiili durum esastır, yine Türklerin dünyayı yöneteceği anlaşılıyor. ‘Hayır yanlış, Almanlar yönetecek, başka biri yönetecek’ gibi görünüyor olsa, onu da söylerdik. Böyle bir şey yok, çünkü Mehdi (a.s.) Türklerden çıkıyor, Türkiye’den çıkıyor Mehdi (a.s.), İstanbul’dan çıkıyor. Görev Türkler’de. Tabii ki Türk-İslam Birliği diyeceğiz, inşaAllah. Bu ırk üstünlüğü mü? Ben diyorum, bende Araplık da var, Çerkezlik var, Oğuz Türklüğü var, daha da devam etsek daha da var inşaAllah, ama Türküm. Amerikalılara sorsan nerelisin diye Amerikalıyım diyor, değil mi? Adam Meksikalı ama Amerikalıyım diyor. Zencilere sorsan nerelisin diye, Amerikalıyım diyor. Uzatmaya gerek yok. Almanya’da da mesela bir çok Belçikalı var, Flemenkler var, şu var bu var. Sorduğunda, ben Almanım, diyor. Türkiye’de de sorduğunda ne diyecek? Türküm diyecek, Türk bu kadar. Mesela bizim kanımızda Türk kanı var, Kürtlük de var, hepsi vardır, biz karışıktık. Biz köprü olan bir ülkeyiz Türkiye’de. Burada öyle saf bir ırk olmaz. Olsa ne olur? Zaten Hz. Adem (a.s)’ın evlatlarıyız. Bir ailenin çocuklarıyız, ne fark eder? Saf ırk olsa ne olur? Mesela bizim bulunduğumuz yerde, dedemlerin zamanında hep Noyagların yoğun olduğu bir yer. Annelerim de, mesela Nogay olan annem de var, seyyid olan annelerim var, şerife olan annelerim var, seyyide olan annelerim var Arap, değil mi? En baştan gelişim öyle zaten, Peygamber (s.a.v)’in neslinden ama Türküm diyorum, doğrusu da budur.
Numan Kendirli, “Hocam nur saçıyorsunuz özellikle” bu yeterli. Numan yalnız biraz ekşi ekşi bir havan var ama hayırlısı. Ekşi Sözlük ile İnci Sözlük takip ediyor hayta keratalar. Böyle onların kendi özel dilleri var, çok uyanıklar acayip haytalar, Numan Kendirli de o ekipten, inşaAllah.
“Selamün Aleyküm Muhammed Adnan Hocam, hayırlı sohbetler. MaşaAllah, çok güzel anlatıyorsunuz, her gün sizi arkadaşlarımla dinliyoruz, inşaAllah. Bir sorum olacaktı; ekonomik sıkıntıların olduğu şu zamanda kredi çekmek günah mı Hocam? Bizi aydınlatırsanız çok seviniriz, inşaAllah ve o güzel sesinizle bize kısa bir Kuran tilaveti okur musunuz? Arkadaşlarla sizi dinliyoruz, duanızı bekliyoruz Hocam, bizi kırmayın.” Gece gündüz Kuran’dan anlatıyorum zaten, değil mi? Gece gündüz Kuran anlatıyoruz biz, Kuran’ın dışında bilgi yok. Ben Kuran’ın yeterliliğine inanıyorum. Kuran’ın bütün dünya için hak kitap olduğuna inanıyorum. Kuran’ın dışında bir kitap iddiası olursa onların da tahrif olduğunu söylüyorum. Hak kitap nedir? Kuran. Kuran’a tabi olacağız. Arapçası, Arapçasından hiçbir şey anlamazsınız. Arapça, çok az insan bilir Arapçasını. Kuran’ın mutlaka Türkçesinden Allah’ın bize kastettiği bilgiyi sunarak anlatmamız lazım. Mesela şimdi burada Arapça Kuran bir saat okuyabiliriz, kim anlayacak? Çok az insan anlayacak. Benim milletim Türk, Türkçe biliyorlar. Türkçe bilene ben Türkçe anlatmak durumundayım, inşaAllah. Yoksa burada mesela mukabele de yapılabilir uzun uzun böyle ama anlamaz, inşaAllah. “Kredi çekmek günah mıdır?” Kredi çekmek ile ilgili bilgi edinmek isteyenler Mehmet Talu Hocamı arayacaksınız, fetva orada. Biz o hocalarımıza bağlıyız. Ben de gidip fetva soruyorum, inşaAllah. Büyük alimlerden sorulur o, inşaAllah, büyük müceddidlerden. Mehmet Talu Hocamız büyük bir müceddidtir, büyük bir alimdir. Fetvayı ondan soracaksın, inşaAllah. Tam gönlünün mutmain olması için diyorum. Mehmet Talu Hocam söyledi mi, bitti o kadar, doğrudur. Ben garanti veriyorum ayrıca, inşaAllah. “Uygun bulursanız bir soru daha sorabilir miyiz Hocam? Hocam, Hz. Hızır (a.s.) ve talebeleri hakkında geniş bilgi verebilir misiniz? Hz. Hızır (a.s. talebeleri hangi özellikleri taşırlar? Azerbaycan’dan sizi sonsuz sevgiyle seven talebeniz Muhammed Nebi ve Muhammed Sadık Roman.” Allah için sonsuz sevgiyle, Allah için, o şekilde olur. Mesela firavunun sarayında bir adam var, Kuran’da geçer. Uzun uzun Hz. Musa (a.s.)’ı ve hak dini alenen savunuyor ama firavunun gıkı çıkmıyor adamın. Mesela bakın Hz. Musa (a.s.)’a karşı deliriyor; o çok kapsamlı anlatıyor, bayağı alenen anlatıyor, yani hakkı, o zamanki Tevrat’ı hiç tavizsiz, kesin bir dille uzun uzun anlatıyor, adamın ona karşı tavrı çok pasif. O sarayda, firavunun sarayında derin devlet yapılanması var. İki tane derin devlet görülüyor. Biri Hz. Hızır (a.s.)’ın derin devleti, biri de deccalin derin devleti. Deccalin derin devleti ne diyor? Sürekli firavunu kışkırtıyorlar. İşte senin ülkeni alacak, milletini alacak, işte bu adama karşı tavır al. Ama Hz. Hızır (a.s.)’ın derin devletinden it gibi korkuyor. Böyledir bu sistemler bazı yerlerde, inşaAllah.
“Adnan Hocam nasıl öğrenciniz olabiliriz? Öğrenciniz olmak isteyen binlerce yiğit var. Bu duruma açıklık getirebilir misiniz? İyi sohbetler.” HarunYahya.Org’u iyi takip edin. HarunYahya.Net ve HarunYahya.Com’u iyi takip edin, kitaplarımı okuyun, Allah’ı çok sevin, Peygamber (s.a.v.)’i çok sevin, Mehdi (a.s.)’ı çok sevin, Mehdi (a.s.)’ın talebesi olarak da beni çok sevin, beni sürekli takip edin, sürekli mesaj vereceğim, inşaAllah.
Selahattin Erdemir, “Sayın Muhammed Adnan Hocam. Mehdi (a.s.)’ın gözü hakkında bilgi verir misiniz?” diyor. Mehdi (a.s.)’ın göz rengi ayn-ül hadra gibi geçer, yeşil. Hıdır’dan gelir, Hızır (a.s) yeşil anlamına gelir. Hıdır, kelime kökeni oradan geliyor hadra, koyu yeşillik, yeşil olan yer, klasik yeşil anlamına gelir. Mehdi (a.s.)’ın gözleri yeşildir. Evet çekik gözlüdür, hafif çekik gözlüdür Mehdi (a.s.), o doğru, hadiste var. Selahattin kardeş, velev ki biz böyle bir şahısla karşılaşsak bile; mesela bütün alametler var, bu o kişinin Mehdi (a.s.) olması için yeterli değildir. Mehdilik için bir tane alamet vardır; bakın ben net söylüyorum, Hz. İsa Mesih (a.s.)'ın arkasında namaz kılan, İsa Mesih (a.s.)’ın imamlığa geçirdiği, arkasında da namaz kıldığı kişi Mehdi (a.s.)’dır. Bütün Türk İslam aleminin lideri olan kişi Mehdi (a.s.)’dır. Mesela ağabeylere de soruyoruz, diğer kardeşlerimize de soruyoruz; Mehdiyet’in vakti tamam diyorlar. Bütün Nur talebeleri ittifak halindeler. Fakat Nur talebelerini de ele geçirmek ve onları bölmek için çok operasyon yapıldı. Hatta bu Yeni Asya Grubu, Mehmet Kutlular Ağabey ile ben konuşmuştum. Mehmet Kutlular Ağabey bana dedi; bazı kişiler, görevli bazı kişiler, sana tekliflerimiz var bunları yapar mısın dediler, dedi. Sana çok destek vereceğiz demişler. O adam yalan söylemez. Sungur Ağabeyimiz nasıl dürüsttür, o da öyle dürüsttür, çok delikanlıdır. Mehmet Kutlular Ağabey kesinlikle kabul etmiyor ve her yerde de anlatır. Ondan sonra diyor bize operasyon yaptılar, paramparça olduk ondan sonra, dedi. Sen misin bizim dediğimizi kabul etmeyen dediler ve bu hale getirdiler, dedi. Parçalayınca duruyor mu? Durmuyor. Şimdi bak Fethullah Hocamın cemaatine de kafayı takmış vaziyetteler. Fethullah Hocayı aldılar buradan götürdüler Amerika'ya hapsettiler. Ev hapsi yaşıyor. Hiç bir suçu olmadığı halde; vardır ya Amerika’da klasik ev hapsi, hapsettiler, normal bildiğin hapis. Müebbete de benziyor hapsi. Hocamızı alıp getirelim biz. O hapsi ben kıracağım. Böyle kanunsuz hapis kabul etmem ben. Burada bir şeyler oluyor, biz rahatsızız. Federatif mederatif bir şeyler duymaya başladık biz. Benim midem bulanmaya başladı, rahatsız oldum ben. Gelsin aslanlar gibi, sultanımız olsun, emir eri olayım, istediği gibi. Bu anormalliklere bir son versin. Kılına zarar getirtmeyiz evelAllah. Kılına zarar getirtmeyiz, inşaAllah, Allah’ın izniyle. Burası dağ başı değil, inşaAllah.
“Değerli Muhammed Adnan Hocam Allah'ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Hocam siz ıhlamur veya kahve içerken her seferinde arkadaşlar masadaki başka bir arkadaşımızın görüntüsünü koyuyorlar ve biz sizi kahve veya ıhlamur içerken göremiyoruz.” Ben kahve içerken, ıhlamur içerken görüntüyü kapatmak yok, istirham ediyoruz. “Hocam sizin muhteşem güzelliğinizi her haliyle görmek istiyoruz, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah” diyor. Aynaya bakıyor kendini görüyor. Muhteşem güzel nasıl görür insan? Allah aşkıyla bakarsa görür. Resulullah (s.a.v.) sahabelerle giderken yolda Ebu Cehil'i görüyor. “Ya Ebu el Kasım ne kadar çirkin bir insansın” diyor. “Ne kadar çirkinsin” diyor. Sahabeler Peygamberimiz (s.a.v)’e bir bakıyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.) “doğru söyledin” diyor. Yolda Hz. Ebubekir (r.a.)'i görüyorlar. Hz. Ebu Bekir (r.a.) böyle aşkla bakıyor, “Ya Resulullah (s.a.v.) ne kadar güzel insansın” diyor. “Doğru söyledin” diyor. Sahabeler diyorlar ki; “Ya Resulullah (s.a.v.) sen ikisine de doğru söyledin dediniz” diyor. “Ben bir aynayım, bana bakan kendini görür” diyor. Aşkla, Allah aşkıyla bakan güzel görür, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Daha önceki sohbetlerinizde Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin hayattaki talebelerini kastederek demiştiniz ki; 'Bu mübarek insanlar hayattayken, gelin hep beraber Türk-İslam Birliği'ni kuralım' demiştiniz. Muhterem Hocam siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah ama Üstad’ın hayatta olan vekillerini hep beraber bir akşam programında görmek istiyoruz.” Daha ona var, evelAllah. Ben onların ayağının tozuyum, hizmetçileriyim ben onların. “Biz biliyor ve inanıyoruz ki her şeyin Allah tarafından kaderde takdir edilmiş vakti ve saati vardır. O vakit ve saat gelinceye kadar Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s) zuhur edip Türk-İslam Birliği kuruluncaya kadar gece gündüz dua etmeye ve ahir zamanın bu en büyük olayını çevremizdeki insanlara anlatmaya ve müjdelemeye devam edeceğiz, inşaAllah. Saygıdeğer Hocam hürmetle muhabbetle o nurlu ellerinizden öper dualarınızı bekleriz. Sizi Allah için çok seven Beytullah Aydın ve ailesi Zonguldak’tan.” Karadeniz’in aslanları. Öbür kardeşimiz, Yavuz kardeşimiz, o da İskoçya’dan yazmış.
Biraz deccal kızdıralım.
ALTUĞ BERKER: Hocam biraz önce Hz. İsa (a.s) namaz konusunda birkaç gün önceki dersinizde şöyle söylemiştiniz; “Hz. İsa (a.s) gibi Ulu-l Azm bir Peygamber avam birisinin arkasında namaz kılmaz bu caiz olmaz. Ulu-l Azm bir Peygamberin arkasında namaz kılacağı birisi ancak vahiyle bildirilmiş olmalıdır. Peygamberimiz (s.a.v)’e Hz. İsa (a.s)’ın Hz. Mehdi (a.s)’ın arkasında namaz kılması vahiyle bildirilmiştir. Bunun gereğini yapacaktır Hz. İsa (a.s).” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Numan Kendirli kardeşimiz ne diyor; “Hocam Mehdi (a.s) çıkacak inşaAllah, İsa (a.s) da gelecek, İslam Birliği de olacak, inşaAllah. Bu programlarınız çok güzel şifa bekleyen hastalara şifa dağıtıyorsunuz Hocam. Allah sizden razı olsun.” diyor. Çok güzel Numan Kendirli kardeşimiz.
“Peygamber Efendimiz (s.a.v) gaybı bilebilir mi?” diyor, bir kardeşimiz sormuş. Kuran ayetine göre Peygamberimiz (s.a.v) gaybı Allah’ın bildirmesiyle bilir. Allah diyor; “Gayb bilinmez ancak Allah’ın seçtiği Peygamberler hariç. Onlara gaybı bildiririm” diyor. O kadar çok gaybı bildirmiş ki, Kuran’da Allah gaybı bildirdiği çok fazla olaydan bol örnek vermiş, inşaAllah.
“Selamun aleyküm nasılsınız sayın Muhammed Adnan Oktar Hocam?” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. Elhamdülillah ala külli hal, inşaAllah. “Allah iyilik versin size, sağlık versin. Aslında ben sizi dinleyip dinlememekte tereddüt ederdim.” Bir malum hocayı dinlerdim, diyor. “Fakat sultanımız bizi size yönlendiriyor, önyargımızdan da kurtuluyoruz, inşaAllah. Size bir-iki mail attım ama ulaşmadı sanırım. Mehdi (a.s) geldiği biliniyor çalışmalarınız sayesinde, maşaAllah. Acaba biz ulaşacak mıyız?” Bakın ben açık net konuşuyorum on yıl içinde net göreceksiniz. Söylediğim bir tane çıkmayan konu oldu mu?
ALTUĞ BERKER: Hayır, 1200’ün üzerinde olanların hepsi.
ADNAN OKTAR: Peygamber (s.a.v.) asla yalan söylemez. Muhbir-i Sadık, Sadık olan muhbir. Nerden haber alıyor? Allah’tan haber alıyor. Neyle haber alıyor? Vahiyle. Ona Cibril (a.s.) söylüyor. Cibril (a.s.) Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’e söylüyor, o da sahabelerine söylüyor, sahabeler de bize naklediyor. Ve hepsi doğru çıktı. ”Hocam bize dua ediniz, inşaAllah. Selamun aleyküm, bize hakkınızı helal edin. Hakkınızda sui zan ettik kalben de olsa umarım helalleşmek nasip olur. Cahilliğimize verin Allah’a emanet olun vesselam, Kibariye Arman.” Güzel Kibariye inşaAllah cennette kardeşimiz olursun. Dünyada da kardeşimiz olursun. Daha önce ki sui zan olabilir, onlar hiç önemli değil, onları kafana takma, gani gani hakkımız helal olsun. Allah bizi dünyada da ahirette de kardeş etsin, inşaAllah.
“Hocam artık siyasete girip İttihad-ı İslam partisini ve oluşumunu kurup kitlelere ulaşma vakti gelmedi mi? Cevap verin Hocam Allah rızası için. Artık canımızla malımızla İslam’ın yayılmasına hizmet edelim.” diyor Ramazan. Mehdi (a.s)’a Bediüzzaman diyor ki; “ Sakın siyasete girme.” Biz de Mehdi (a.s) öncüsüyüz, Mehdi (a.s) talebesiyiz, dolayısıyla böyle bir olayın içerisine girmeyiz. Siyasetten daima uzak kalacağız. Mehdi (a.s) siyasetle değil, aşkla hakim oluyor. Allah aşkıyla hakim olacak. Siyasete hiçbir şekilde yaklaşmayacaktır Mehdi (a.s). Biz de talebeleri olarak asla yaklaşmayız, inşaAllah. Mehdi (a.s)’a Bediüzzaman’ın tavsiyeleri; nezaketiyle söylüyor, “ben onun pişdar bir neferiyim öncü bir askeriyim.” Diyor. Bir; evlenme, iki; siyasete girme, üç; şiddete yaklaşma.” Ama Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerine dayanarak bunları söylüyor. “Dört; Darwinizm’i ve materyalizmi birinci hedef edin. Ana konun bu olsun, Darwinizm ve materyalizm. Senin bunu bizzat araştırmaya vaktin olmaz, bilim adamlarının hazır eserlerinden al, o birinci görevi yap” diyor. “Uzun süre bu faaliyeti yapacaksın, o süre içinde sen fark edilmeyeceksin. Siyaset ve saltanat başladığında fark edileceksin. Ama en önemli bölüm senin ilk yapacağın bölümdür” diyor. Talebesi olarak biz de aynısından istifade edeceğiz o zaman. Aynı modellerden geçeriz. Biz de evlenmedik, biz de hayatın bütün sosyal yönlerinden çekildik. O da, Bediüzzaman da öyle diyor; “hayatın bütün sosyal yönlerinden çekil, bir iş sahibi de olma” diyor Mehdi (a.s)’a. “Allah senin rızkını verir, tayinatını verir” diyor. “Siyasete de girme ama birinci vazifen Darwinizm ve materyalizmdir, oraya yükleneceksin. Sabırlı ol, metanetli ol yobazlar sana karşı gelecek. Bak bana da karşı geldiler yobazlar, ahir zamanda yobazların çıkışı şiddetli olacak. Karanlık çevrelerin, yobazların çıkışı şiddetli olacak, diyor. Bunlara karşı sakın fütur getirme. Metanet, sadakat ve imanınla başarılı olacaksın, yüksek imanınla diyor, inşaAllah. “Ve son derece metanetli olacaksın ve davana sadık olacaksın” diyor. Tek tek hepsini Risale-i Nurdan kaynak olarak gösteririm. “Çıkış yerin İstanbul, çıkacağın tarih 1980” diyor. 1980-90, 1990-2000, 2010 ve 2020 aralarında kırk yıllık bir faaliyetin var, diyor Bediüzzaman, gittikçe artan; kırk yılın sonunda anlaşılacaksın diyor. “Başlangıçta seni ancak imanın nuruyla tanıyacak talebelerin, imanın nuruyla. Küçük bir talebe topluluğun olacak, az bir grup ama bununla başarılı olacaksın” diyor. Küçük bir talebe gurubuyla, diyor. “1971’de Müslümanlara yönelik komünist hareket bir kalkışma başlayacak” diyor 1971’de. Kuran ayetiyle veriyor. “1980’de sen faaliyete başlayacaksın 90,2000, 2010, 2020’de bitireceksin” diyor, inşaAllah. “Türk-İslam Birliği’ni kuracaksın, İttihad-ı İslam’ı oluşturacaksın. İttihad-ı İslam’ı birinci konu olarak ele alacaksın sen ey Mehdi (a.s)” diyor. Bak birinci konu olarak ele alacaksın. “Ana konun bu olacak, en büyük farz vazife bu. Ve Risale-i Nur’un gerçek sahibi sensin. Risale-i Nur’u hazır bir program olarak al ve neşret, oradan sahtekarlık yapan; Nur talebelerinden olsun Müslümanlardan olsun, sahtekarlık yapanların kafasına kafasına bu nurla vur. Topuzla değil nurla vuracaksın kafalarına” diyor. Biz de aynı Mehdi (a.s)’ı taklitle mükellefiz. Nasıl İmam-ı Rabbani’yi taklit ediyoruz, Abdülkadir Geylani’yi taklit ediyoruz ve mezhep imamı Ebu Hanefi onu taklit ediyorsa, mukallitiz, ben de Mehdi (a.s)’ı taklit ediyorum. Mukallit olarak taklit edeceğiz. Aynısını yapıyoruz, inşaAllah.
Kahveye pek düşkün olmayın, kahve o kadar iyi değildir. Kahve biraz uykusuzluk durumunda iyi olur. Ihlamur iyidir, çaya da fazla itibar etmeyin, inşaAllah.
Biraz deccal kızdıralım dedim yarım kaldı. Önce Seyyid Salih Özcan Hocam’la sahtekar Nurcuları bir kızdıralım. Bak sahtekar Nurcu milyonda birdir ama sahtekar. O milyonda bir olan sahtekarın tepesine bineceğiz şimdi. Bediüzzaman’ın talebeleri meydan okuyor. Seyyid Salih Özcan Hocam aslanlar gibi kükrüyor ve bütün talebeleri şahlandı, maşaAllah. Buyurun başlayalım.
-VTR- Seyyid Salih Özcan Hoca Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Nasıl ciğerlerine oturuyordur? Milleti böyle yıllarca kandırdıklarını zanneden o şahsı maneviciler. İyi niyetli olanları tenzih ediyorum da ama bu sahtekar olanlar, Büyük Ortadoğu Projesine hizmet eden uşaklar, Türkiye’yi bölmek için ajan olarak içimizde faaliyet gösteren bazı ahmaklar, nasıl ciğerlerine koyuyordur onların? Bak bu aslanı durduramamışlar. Abdullah Yeğin Ağabeyimizi de dinleyelim.
ALTUĞ BERKER: Vesilenizle Hocam, inşaAllah
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
-VTR- Abdullah Yeğin Ağabey Mehdi (a.s.)’ın vazifelerinden bahsediyor.
ADNAN OKTAR: Bölünmeci takımına nasıl ızdırap veriyordur? Bunlara tabii biz hüsnü zanla bakıyoruz ama bir kısmına pek hüsnü zanla bakılacak gibi değil. Kimi bin yıl ileriye atıyor, kimi beş yüz yıl ileriye atıyor, kimi iki yüz yıl ileriye atıyor. Ortak noktaları İttihad-ı İslam’ın oluşmaması. Kim dinler böyle kişileri? Bak sokakta kardeşimiz diyor, Ankara’ya gittim, caddelerde sordum. “Türk-İslam Birliği’ni istiyor musunuz?” diyor. “Herkes istiyor, ezici çoğunlukla istiyorlar” diyor. Boş yere uğraşıyorsunuz demek ki. Demek ki Amerika boşa emek vermiş, boşa uğraşmış. Coni kafalarıyla bu işleri halledebileceklerini zannediyorlar ama hallolmuyor bak. İlgili görevlileri kastediyorum, yoksa ben Amerikalıları severim. Hepsini çok severim.
Bak Mehdi (a.s)’a ne diyor Bediüzzaman? “Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla (yani bilim ve felsefenin etkisiyle) ve maddiyun ve tabiiyyun taunu, (Darwinizm, materyalizm hastalığı) beşer içinde (yani dünya içinde) intişar etmesiyle, (bütün dünyaya hakim olmasıyla) herşeyden evvel felsefeyi ve (Darwinizm fikrini, materyalizm ve Darwinizmi ve ateizmi) inkar eden dinsiz akımları tam susturacak bir tarzda imanı kurtar” diyor Mehdi (a.s)’a. “Görevin budur, kurtarmaktır.” Diyor. “Bu arada Müslümanları da ihmal etme. Ehli iman dalaletten muhafaza etmek için gayret et” diyor. Bak, Ehli imanı dalaletten muhafaza etmek. Onun için Bediüzzaman; “Risale-i Nur’u hazır bir program olarak neşir ve tatbik edecek” diyor, Mehdi (a.s). Risale-i Nur’un birçok sırlarını ortaya çıkaracak, içerisinde olan birçok gizli bilgileri ortaya çıkaracak. Mehdi (a.s)’a Bediüzzaman çok detaylı bilgiler vermiş. Mesela; 1997 yılında, 28 Şubat darbesinin olacağını bildiriyor. Mehdi (a.s)’a bütün tarihin programını vermiş. Şu günde şu olacak, şu günde şu olacak, şu günde şunlar olacak” diyor. “1506’ya kadar talebelerin faaliyeti devam ettirecekler. 1506’dan sonra gerileme başlayacak. Hicri 1543’te ne talebelerin kalacak, hiçbir şey kalmayacak. İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik, hiçbir şey kalmayacak. 2 yıl dinsiz yaşayacak insanlar, 2 yıl sonra da 1545’te kıyamet kopacak” diyor. Bütün zamanın tarihini Abdulhamid devrinden itibaren tek tek Kuran ayetlerine dayandırarak vermiş. Bak şu tarihte şu, şu tarihte şu. “Benim mezarım yıkılacak” diyor. Şu yaşta öleceğim, şurada şu olacak, burada bu olacak, hepsini belirtmiş. Tamamı istisnasız doğru çıktı. Hangi talebesi varsa mesela; “sen şunu yapacaksın. Şununla karşılaşacaksın” diyor. Ertesi gün onunla karşılaşıyor. “Yemin billah ne zaman bir şey olsa, ertesi günkü bir olayda” diyor Bediüzzaman, “en ince detaylarına kadar görüyordum rüyamda bir olayın olacağını” diyor. Bak yemin ederim, diyor Bediüzzaman; “en ince detaylarına kadar görüyorum ve teferruat konulara kadar görüyordum rüyamda olacak olayları. Az bir teville çıkıyordu” diyor. Rüyasında hepsi bildirilmiş. Mesela şu tarihte şu olacak, şu tarihte şu olacak. Bir tanesi yanlış çıkar kardeşim. Hiç çıkmıyor yanlış, tamamı doğru çıkıyor. 71’de anarşi başladı. 12 Mart muhtarası verildi, onu söylüyor, doğru çıktı. 28 Şubat’ı söyledi, doğru çıktı. “80’de Mehdi (a.s) vazifeye başlayacak” dedi, doğru çıktı. “2020’de de bitirecek” diyor, inşaAllah. Bediüzzaman’ın söyleyip de doğru çıkan sözleri 1000’in üzerindedir. Talebelerine olsun, kitaplarda, her yerde. Mesela; “sen hapse girmeyeceksin” diyor. Adamın çok fazla davası oluyor, mesela bir insanın, sen hapse girmeyeceksin. Mesela sen devlet başkanı ile görüşeceksin” diyor. Hiç aklında olmayan bir şey. Mesela o oluyor. Böyle 1000’in üzerinde olay var. Onun için Bediüzzaman’a karşı saldırı yoğunlaştı son zamanlarda. “Mehdi (a.s)’ın ben pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim” diyor. Mehdiyet’in bütün planı Risale-i Nur’un içindedir. En ince tarih, yani bütün tarih tablo halinde hazırlanmıştır Risale-i Nur Külliyatında. Bir tarih tablosu konulmuştur ortaya. Şurada şunu yapacak, burada bunu yapacak, şurada şu görevi yapacak, buraya bunu yapacak. Hem Mehdi (a.s)’a tavsiyeler vardır, hem de zamanın Kıyamet’e kadar tablosunu ortaya koymuştur Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyatında, Kıyamet’e kadar, en ince detaylarına kadar. Onun için çok önemlidir Risale-i Nur Külliyatı. Onun için talebelerini böyle pasifize etmeye çalışıyorlar. Bak Abdullah Yeğin Ağabeyi unutturmaya çalışıyor, Sungur Ağabeyi unutturmaya çalışıyorlar, diğer Seyyid Salih Özcan Ağabeyi unutturmaya çalışıyorlar. Bende bu mübarekleri sürekli Risale-i Nur’da Hoca olarak kardeşlerimize istirham edip karşılarına getireceğim, inşaAllah. Bizzat Risale-i Nur’u ağabeylerin ağzından ders olarak almak çok büyük bir nimet, çok güzel. Abdullah Yeğin Ağabey bak ne güzel, orijinal bak, bizzat gördü, yanında konuşuyor. Gece gündüz Bediüzzaman’la beraber olan bir insan. Bak Sungur Ağabey de öyle. Ama biz acele edelim işte diyorum, ağabeylerimiz başımızdayken, İttihad-ı İslam’ı hemen oluşturalım. Türk-İslam Birliği’ni oluşturalım. Mahmut Hocamız, Abdullah Yeğin Hocamız, Sungur Ağabeyimiz, Şeyh Nazım Hocamız, bunlar çok mübarek insanlar. Biraz elimizi çabuk tutalım. Biraz daha hızlanalım, inşaAllah.
Şualar sayfa 493’te Bediüzzaman; “Hatta Hz. İsa (a.s) gelir, Hz. Mehdi (a.s)’a namazda iktida eder.” Sen orada, namazda bir imam görüyorsun. Hz. İsa (a.s) arkasında namaz kılıyor ve diyor ki Hz. İsa (a.s); “sen dünyanın imamısın” diyor. Bütün dünyanın, Hristiyan aleminin de, Müslümanların imamısın. Kim bu? Bu Mehdi (a.s) işte, inşaAllah. Hüsnü zan edeceğiz. Dememize gerek yok ama anlayacağız. Peki alametlerini de üstünde görürsek, nur ala nur o zaman. Bakacağız ki Resulullah (s.a.v)’in aynı tarif ettiği gibi, boydan boya aynı tarif ettiği gibi. Şimdi bir mucize de bu olmuş olmuyor mu? Çünkü Mehdi (a.s) kadar detaylı anlatılan kimse yok. Müthiş detaylar vermiş Peygamberimiz (s.a.v). Birçok karşı çıkacak kişi olacaktır, yobazlar karşı çıkacaktır, ajanlar karşı çıkacaktır, iti kopuğu karşı çıkacaktır. Eze eze, söke söke ilerleyecek Mehdi (a.s), inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam sevimli canlılar gösterebilir miyim? İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hepsi Allah’ın güzel tecellileri inşaAllah. Hep sevelim diye yaratmış. MaşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’den itibaren HarunYahya.TV, Mavi Karadeniz Radyo, Çay TV ve Kanal Avrupa’dan takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: İnternetten de devam edeceğiz, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...