ALTUĞ BERKER: Hoş geldiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sizler de hoş geldiniz. Kardeşim muazzam bir Hz. Mehdi (a.s.) korkusu, İttihad-ı İslam korkusu dünyayı sardı. Bu Büyük Ortadoğu Projesi mensupları özellikle yani kafayı oynatmak üzereler. Ağabeylerin böyle ortaya çıkıp yeri göğü inleteceğini hiç tahmin etmediler.
ALTUĞ BERKER: Allah razı olsun Hocam sizin vesilenizle.
ADNAN OKTAR: Tabii onlar zannettiler ki Sungur Ağabey bitti, Abdullah Yeğin Ağabey bitti, Said Özdemir Ağabey bitti diğer mübarek Hocalarımız, diğer müceddidlerimiz, ağabeylerimiz bittiler zannediyorlardı. Yeni yetme alimlerle konuyu bitireceğiz zannediyorlardı, demek ki olay böyle değilmiş inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam vesile oldunuz. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah Seyyid Salih Özcan Hocamız kükremeye başlayınca yapacakları bir şeyde kalmadı pek.
ADNAN OKTAR: 5 dakika var. İkinci yarıda aslında asıl anlatacağız? Marsilya konferansımız için bir konuşma yapacağız. İsmail Mutlu Hoca’ya biraz cevaplar vereceğiz. Arif Aslan Ağabeyimiz güzel gidiyor ama ona da cevap vermemiz gerekiyor. O günkü konuşmalarının detayları geldi bana. Onlara bakacağız. Başka kimleri anlattırdı? Hangi Hocalarımızı konuşturdular?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz inşaAllah, Sait Özdemir Ağabeyimiz, Abdullah Yeğin Ağabeyimiz, Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, Abdülkadir Badıllı Ağabeyimiz ve Şeyh Nazım Hazretleri inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ne yapsınlar yani artık?
ALTUĞ BERKER: Mehmet Talu Hocamız bir de inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdulillah. Evet, Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerinden biri olan sellerin artması ile ilgili son gelişmeleri hadislerle okuyayım inşaAllah. “Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli yağmur yağıncaya kadar kıyamet kopmaz.” Ramuz-El Ehadis 470/11 inşaAllah. “Avustralya’da sel felaketinde 10 kişi öldü. Ancak Türkiye’nin yüz ölçümü kadar bir alan sular altında kaldı Avustralya kıtasında.
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin yüz ölçümü kadar. Çok büyük bir sel felaketi. Nuh Tufanı gibi.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Risale-i Nur’dan okudun mu?
ALTUĞ BERKER: Okuduk Hocam inşaAllah. Bir zat olduğunu üstadın 5-6 alıntı üst üste söyleyerek ilgili kısımlarını.
ADNAN OKTAR: “Hem bu üç vesait birden bir şahısta veyahut cemaatte bu zamanda bulunması” Bediüzzaman’ın kendi zamanında bulunmasını, “ve mükemmel olmasını, birbirini cerhetmemesi pek uzak adeta kabil görülmüyor.” “Benim zamanımda Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesi imkansız” diyor Bediüzzaman. “Üç vazife birden bir şahısta, cemaatte kendi zamanımda bulunması mümkün değil” diyor Bediüzzaman. “Ta ahir zamanda Al-i Beyt-i Nebevi’nin (s.a.v.) cemaati nuraniyesini temsil eden Hazreti Mehdi’de ve cemaatindeki şahsı manevide ancak içtima edebilir.” “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek, cemaati olacak. Hz. Mehdi (a.s.) ve cemaatinden oluşan şahs-ı manevi’de ancak bu üç görev birden oluşabiliyor” diyor. “Benim zamanımda bir görevi ancak olabilir. Yani iman hakikatlerini anlatacağım ben” diyor. “Ama Hz. Mehdi (a.s.) geldiği vakit hem iman hakikatlerini anlatacak, hem siyaset, hem diyanet üç görevi birden yapacak” diyor inşaAllah. “Biz inanamıyoruz” diyor adamlar. Kardeşim Allah’a inanamayan da var, ahirete inanamayan da var. Dua edeceksin. “İman zafiyeti var zaten Bediüzzaman diyor; imanı zayıf enesi kavi bir kısmı inkar cihetine gitmişler” diyor. “Enesi kavi imanı zayıf” diyor. Bir kısım ulema inkar cihetine gitmiştir. Şu anda da bunu görüyoruz. O da Bediüzzaman’ın harikası.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Risale-i Nur’dan başka bir yerler okuyayım o zaman.
“Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, her şeyi kendi hesabını aldığı için faraza hakiki beklenilen” Bediüzzaman yalancı bir insan değil, dürüst. Bediüzzaman yalan söylüyor diyenler kendileri yalancıdırlar. “Hakiki beklenilen o zat” yani Hz. Mehdi (a.s). “Dahi bu zamanda gelse” yani kendi zamanında gelse. “Harekatını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset alemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum.” Yani “Hz. Mehdi (a.s.) siyasete girmeyecek” diyor. “Ama benim zamanımda bu görevin olması mümkün değil” diyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sayın Başbakan Kuveyt’e gitmişti inşaAllah. Kuveyt’te ödül aldı. Konuşmasında şunları söylemiş: “Bize Gazze’de bırak çocuklar ölsün sen sesini çıkarma, Bağdat’a kayıtsız kal, Kabil’i umursama, Darfur’u hissetme diyorlar. Bize şunu da söylüyorlar: “bak diyorlar bütün dünya buna kayıtsız kalıyor, bütün dünya susuyor öyleyse siz de sesinizi çıkarmayın” diyorlar. Herkes susabilir ama biz susmayız, biz kalp taşıyoruz, bizim vicdanımız var. Biz insanız ve insani değerlere inanıyoruz. Sesi çok çıkanın güçlü olduğu bir sistemi asla kabul etmiyoruz. Hakkın değil gücün öne çıktığı, hukukun değil zorbalığın egemen olduğu bir düzene asla boyun eğmeyeceğiz” demiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Aynı zamanda inşaAllah Kuveyt’le vizeler de kalkıyor Hocam. Siz bunu üç yıldır söylüyorsunuz maşaAllah. Kuveyt’le vizeler kalkıyor Allah’ın izniyle. “Atalarımız gibi vizesiz dolaşacağız” demiş.
ADNAN OKTAR: Osmanlı gibi.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Yemen’le de vizeler kalkıyor. İki yıl önceki röportajınızda: “Biz kardeşiz nasıl oluyor bu iş? Biz birleşiriz. Biri dese ki “Ya bu ütopik, olur mu öyle şey, ne alakası, bunlar ayrı ayrı” dese, bunun bir mantığı var mı, yok.” “Türk devletlerinin ve İslam ülkelerinin arasında bir kere pasaport olayının kalkması gerekir. Vize olayının da kalkması gerekir. İstediği gidip gelsin insanlar. Ticaret alabildiğine rahat olsun, bağlantılar alabildiğine rahat olsun, Avrupa Birliği’nde oluyor da bu Türk İslam Birliği’nde niye olamıyormuş? Avrupa Birliği’nde isteyen istediği ülkeye gidiyor, istediği gibi yerleşiyor, pasaport kullanmıyor vize de kullanmıyor. Peki biz kardeşler olarak niçin bunu yapamıyoruz?” dediniz Hocam. Şimdi gerçekleşiyor inşaAllah, maşaAllah. 1300’ü aştı söylediklerinizin gerçekleştiği.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Aynı zamanda Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Sayın Başbakan şöyle söylemiş Hocam Kuveyt’te: “Kardeşlik zamanı” demiş. “Tefrikayı, ayrılığı bırakalım şimdi birlik zamanı” demiş Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim gürül gürül Mehdiyet inletiyor ortalığı, gürül gürül. Bak hani şahs-ı manevi? Bak bir şahıs var ortada, değil mi? Bak bir Başbakan var çok şahane konuşma yapıyor. Hükümeti var, ona paralel konuşmalar yapıyorlar. İşte Mehdiyet de böyledir. Başta bir insan olur talebeleri olur ve onun etkisiyle ortalık bambaşka bir şekle gelir.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Bu konuyu da söylüyordunuz Hocam müsaade ederseniz onu da göstermek istiyorum. 2009 Ocak’ta Çay Tv’de şöyle duanız var; “Müslümanlar “Ya Rabbi Türk İslam Birliği’ni bir an önce bir araya getir, hemen Türk İslam Birliği’ni oluştur, biz hazırız Ya Rabbi” derse bunun olduğunu görecekler” dediniz inşaAllah. Başka bir röportajınızda da: “Yani dua etmedikleri için Allah meydana getirmiyor. Bak dua etsinler, olacak diyorum. Dua etmiyorlar. Dua edenleri tenzih ederim tabii. “Ya Rabbi bize Türk İslam Birliği’ni nasip et” diyecek o kadar” dediniz Hocam. Şimdi de inşaAllah, bu duanın icabetleri oluyor Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum muhterem Hocam. Bir sualim olacak size. Üstad Hazretleri bu zaman” yani kendi zamanı için “bu zaman cemaat zamanıdır” diyor. “Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı manevi’ye göre olur.” Yani bir topluluğun bir başı olur, talebeleri olur topluluk meydana gelir. Onlar etkili olur tek kişi etkili olmaz diyor. “Maddi ve ferdi ve fani şahısların mahiyeti nazara alınmamalı.” Yani bir kişiyi mesela “beni” diyor kendisini “maddi, ferdi ve fani ölebilecek şahısların mahiyeti nazara alınmamalı.” Yani “sadece benim üstüme bu sistemi kurmayın” diyor. Nur talebelerinin de tamamını alın, ben de içinde olayım bizden meydana gelen bir şahsı manevi olur bunu nazara alın diyor. Yani tek bir şahıs üzerine dikkati tekzip ederek hareket etmeyin diyor. Çünkü ben ölürüm diyor, hastalanabilirim, bir şey olabilir ama cemaati yenemezler. Cemaat devam eder, topluluk olarak devam eder diyor. Mesela hapse girebilir. Hapse giriyor ama yine cemaat topluluk olarak devam ediyor, etkili oluyorlar değil mi? Ki Bediüzzaman 30 sene hapiste kaldı. İftira atıyorlar mesela Bediüzzaman’a, dağılabilir insanlar ama topluluk halinde olunca yine devam ediyorlar. Yani tek bir şahıs üstüne kurulu bir sistem olmaz diyor Bediüzzaman. Mutlaka talebeleri, çevresi olması lazım o şekilde etkili olur diyor. Kastamonu Lahikası Sayfa 19. “Üstad Hazretleri de, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahsen zuhur edeceğini belirtiyor ama ferdi ve fani şahısların mahiyeti nazara alınmaması gerektiğini de bildiriyor. Siz ise sürekli Hz. Mehdi (a.s.)’ın, fiziki özellikleri vesaire onun şahsına odaklanıyorsunuz. Bildiğim kadarıyla buna dayanak olarak “Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” hadisini belirtiyorsunuz. O zaman size göre Üstad Hazretlerinin şahs-ı manevi vurgusu yapması ve ferdi ve fani şahısların mahiyeti nazara alınmaması gerektiğini ifade etmesi onun bu konuda içtihat hatası yapması anlamına mı geliyor?” Yok, gayet güzel konuşuyor Bediüzzaman, içtihat hatası yapmıyor. Eğer biz tek bir Mehdi (a.s) çıkacak, o her şeyi halledecek desek, orada o şahsı hedef almış oluruz, tek olarak. Yarın bir gün insanlar birisini Hz. Mehdi (a.s.) zannetse farz edelim, “hadi İslam’ı dünyaya hakim et.” “Taleben var mı?” “Yok.” “Çevrende insan var mı?” “Yok.” “Müslümanlar seni destekliyor mu? “Yok.” Ama bu kişi nedir? “Hz. Mehdi (a.s.) olabilir.” Bu olmaz diyor Bediüzzaman. Çünkü tutuklanabilir, hapse düşebilir, hasta olabilir, mutlaka talebeleri ve çevresi olması lazım. Mutlaka onu destekleyen bir grubu, topluluğu olması lazım. Bediüzzaman’ın anlattığı bu. “Tek bir şahsa odaklanmayacaksınız” diyor. Topluluğu ile beraber Mehdiyet Mehdiliktir. Burada kendi zamanında doğrudan Bediüzzaman’ın üstüne yükleniyorlar. Yani hep o kurtaracak, o keramet gösterecek, o harika gösterecek. Bediüzzaman da diyor ki; bir tek ben değil, talebelerimle beraber ben etkili olurum diyor, bunu anlatıyor. Ama Mehdiyet, Ahir zamandaki Mehdiyet için de ne diyor; Hz. Mehdi (a.s.), talebeleri ve onlardan meydana gelen bir fikir sistemi yani şahsı manevisi; bu etkili olur diyor. Ama eskiden insanlar, hep tek bir şahıs çıkar, herkesi etkiler yani her şey onun üzerinde döner zannetmişler. Bunu vurguluyor Bediüzzaman. Yoksa talebeleri ile çıkan bir topluluğu kastetmiyor. Mehdi (a.s) da talebeleri ile çıkacağına göre ve talebelerini de Peygamberimiz (s.a.v.) uzun uzun hadislerde övdüğüne göre, Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri ile ilgili en az 20 tane hadis vardır, en az. Onların faziletlerine dair, üstünlüklerine dair çok fazla hadis var değil mi?“Gündüz aslan gece abiddirler” diyor. “Öncekiler onlara yetişemediği gibi sonrakiler de onlara yetişemez” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yani böyle bir övgüyü hiç kimseye yapmamış Peygamberimiz (s.a.v.), hiç kimseye. Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri için. Herhalde anlatabilmişimdir kardeşimize. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’dan kurtulma, Mehdiyet’i etkisiz hale getirme politikasının etkisinde kalıyor kardeşlerimiz. Orada anlatılan konuya pek dikkatlerini veremiyorlar. Halbuki Abdülkadir Geylani de çıktığında bir şahıstı, şahsın üstüne dikkat çekiliyordu ama yüzlerce talebesi vardı, halifeleri vardı. Onlarla etkili oldu Abdülkadir Geylani. İmam-i Rabbani’nin de her yerde halifeleri vardı, talebeleri vardı, onlarla etkili oldu. Tek başına olduğunda tabi ki bir şey yapamaz tek başına olduğu için. Hapse koyarlar, hastalanabilir, ne bileyim yani her şey olabilir. Her türlü etkisiz hale getirme yöntemini kullanabilirler. Nitekim Bediüzzaman defalarca tutuklanmıştır. Hz. Mehdi (a.s.) da tutuklanacaktır. Durur mu Mehdi (a.s) hareketi? Durmaz, gelişecektir.
Filmlerimiz var mı bu İsmail Mutlu denen arkadaşımızla ilgili? Arif Aslan Hocamız.
VTR-İsmail Mutlu ve Arif Aslan
ADNAN OKTAR: Şimdi İsmail Mutlu Ağabeyimizin üstüne bir ihtisas yapacağız. Artık Cübbeli olayı değil de, İsmail Mutlu olayı bundan sonra gündemde olacak. Şimdi ben ağabeyimizin, muhterem büyüğümüzün konuşmalarını dinledim, bayağı anlatıyor. Dinletin bir çocuğa; ortaokul lise öğrencisine, eğer anlayabilirse gelin bana söyleyin. Çok uzun konuşuyor, kendi anlattığını kendi anlamıyor. Ve en önemlisi delil vermiyor Hazret. Yani böyle bir şeyde insan, Risale-i Nur Külliyatı’ndan delil verir. Kitaptan delil verir değil mi? işte “Siyasi bir tane, Mehdi imani, işte siyasi falan” diyor. Ağzında yuvarlıyor. Niye ağzında yuvarlıyorsun Hocam? Desene: “siyasi bir lider gelecek, bir Mehdi gelecek, sonra bir başka Mehdi daha gelecek” de. Korkma bir şey olmaz. “O da saltanat Mehdisi” de. Ama bu siyaset Mehdisi dinden, imandan anlamıyor gibi haşa. Ne imanı konuları biliyor, ne iman hakikatleri anlatacak durumda, ne Darwinizm’i, materyalizmi çürütecek gücü var. Yok adamın yani böyle. Ama siyaset yeteneği var. Fakat bu Mehdi (a.s) oluyor nasıl oluyorsa Müslümanlar bunu, bütün İslam aleminin başına geçiriyor. Siyaset Mehdi (a.s)’ını. Ve Hz. İsa (a.s.), bu kişinin arkasında namaz kılıyor. Ama adam da din, iman anlatma yeteneği yok. Yani imani konuları anlatacak yetenek yok. Bu doğru değil. Yani bütün dünya bir insanı siyasi lider olarak seçiyorsa onun mutlaka Darwinizm’i, materyalizmi çökertecek gücü de vardır, imani gücü de vardır, iman hakikatlerini anlatacak gücü de vardır. Kolay bir konu bu ayrıca. Olmayacak bir şey mi bu? İman hakikatlerini bütün hayvanların, böceklerin, insanların üzerinde olan harika yönleri anlatacak. Darwinizm’i, materyalizmi de çökertecek. Hazır bilimsel kitaplar var. Onlardan alır, eserleri okur. Biz bile yapıyoruz Hz. Mehdi (a.s.) öncüsü olarak. Nasıl yapamaz Hz. Mehdi (a.s.) yani değil mi?
İsmail Mutlu öyle tatlı tatlı, mutlu mutlu anlatıyor ama zannettiği gibi olmayacak. Yani en az bir on beş, yirmi gün, bir ay falan hocamızı anlatacağız. Hocamız da zaten bana kafasına takmış. Baksana diyor ki; “zamanlara göre, olaylara göre hadisler uydurulmuş.” Bir kere hadis imamı değilsin sen. Hangi hadisin uydurma olup olmadığını nereden karar vereceksin? Hadis imamlarını beğenmiyor. Müceddidleri, müçtehidleri beğenmiyor. Yeni çıkan furyada bu var. Bu çok büyük bir tehlikedir. Bir kere bütün ehli sünnet alimlerine tabi olması lazım ve saygılı olması lazım. Onlardan alacak, onun bir ihtisası olmaz. “Tarih yazdırılmış hadislere, mesela burnu şöyle olacak” diyor. Nereden biliyorsun tarih yazdığını. Sen o devirde miydin? O dönemde miydin? Bin sen önce, bin yüz sene önceki yazılan bir kitabın, sahabelerden silsile ile gelen rivayetleri aldıklarını söylüyor buradaki hadis imamları, Sen “Tarih bilgisi” diyorsun. Tarih bilgisi demen için senin olay yerinde olman lazım. Seninki tarih bilgisi, sen tamamen kendi kafana göre söylüyorsun. Mesela “burnu şöyle olacak diyor, “saçı böyle olacak diyor”. Niye bunaldın? Niye Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisleri seni bunalttı. Bunlar en itibarlı, büyük alimlerin eserlerinde var. Suyuti çok büyük hadis imamıdır. Suyuti kim, sen kim. Suyuti’nin hadislerini beğenmiyorsun sen. Suyuti hadis imamı, büyük alimdir. Asrının müceddidir. Onu beğenmiyorsun sen. Daha büyüksün demek ki sen. Burada bir anormallik var. Buna dikkat edecek kardeşlerimiz. “Şu anda televizyonlarda sık sık gördüğüm bir insan var.” Beni kastediyor. “Biri demiş ki, “Hz. Mehdi (a.s.) Arapça bilecek”. Şimdi o zat bas bas bağrıyor ki, “Hz. Mehdi (a.s.) cahil olacak”. Şimdi de, vulgarize ederek dinleyicileri etkilemeye çalışıyor. Ben Hz. Mehdi (a.s.) cahil olacak demedim. Bu bir yanlış aktarım. Yani böyle demogojiyle falan bir yere varamaz. Sakin olursa ben onun eksik yönlerini, yanlışlarını çok detaylı anlatacağım ben ona. “Biri demiş ki, “Hz. Mehdi (a.s.) Arapça bilecek””. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hz. Mehdi (a.s.) Arapça pek bilmez” diyor, hadis var. Bu tarih bilgisi falan da değil. Bin yıllık eserlerde var bu. Ve hiçbir alim buna karşı gelmemiş. “Bu yanlıştır” dememiş. Suyuti’nin hadislerini bütün alimler beğenmişler. “Yanlış söylüyor” diyen olmamış. “O zat bas bas bağrıyor ki, “Hz. Mehdi (a.s.) cahil olacak””. “Cahil olacak” demedim Allah tarafından ona özel olarak vehbi ilim verilecek. Yani bir akademide, üniversitede eğitim almayacak. Bir müceddide, bir müçtehidin dizinin dibine oturup ilim almayacak. Cübbeli’nin bu konuda bir açıklaması vardı. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir mürşidi olmayacağı ve medrese eğitimi almayacağına dair, yani ilmi Allah’tan alacağına dair. “Hz. Mehdi (a.s.) cahil olacak” demedim. Hz. Mehdi (a.s.)’da hikmet var. Konuşunca net anlaşılıyor. Saatlerce konuşup böyle anlaşılmaz konuşma yapmıyor. Kısa, özlü, net bilgi veriyor ve doğru oluyor. Hikmetle konuşuyor. Hikmet nedir? Kısa ve özlü bilgidir ve doğru bilgidir. Kaynağa dayalı bilgidir.
VTR- Cübbeli’nin videosu yayınlanıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın müceddidi olmayacağı ile ilgili sözleri
ADNAN OKTAR: “Bir de hata yaptığı yerde onu doğrultan bir meleği vardır” dediği bir konuşması vardı Cübbeli’nin. Onu da yayınlayalım. “Çünkü kendisi bilmiyor, bilmediği için böyle söylüyor” diyor. Ben Mehdilik iddia ediyormuşum. Bilgisiz olduğum için de, Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu özellikleri var diyorum. Bir kere ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsüyüm bir. Hiç telaşlanmasın o konuda çok rahat olsun. Demagoji ile de bir yere varamaz. Peygamberimiz (s.a.v.)herhangi bir üniversitede okudu mu? Okumadı. Akademik eğitim aldı mı? Almadı. Ümmi miydi? Ümmiydi. Okuma- yazması yoktu ama dünyanın en büyük alimiydi. İşte o tarzda bir ilme sahip olacak. Vehbi ilme sahip olacak. Ona vehbi ilim deniyor. Adam okuyor, okuyor ama kafası tın tın. Tahta kafa oluyor adam. Olmuyor, konuşuyor, konuşuyor kimse anlamıyor. İsmail Hocamı tenzih ederim, ayette de var. “Kitap yüklü eşek gibidirler” diyor ayette Allah. Çok okumuş, çok ezberlemiş ama ahmak, anlatamıyor. Bir türlü bir şeyi ifade edemiyor, düzeltemiyor. Öyle çok insanlar var. Tabii biz Hocamızı tenzih ediyoruz, İsmail Hocamızı.
VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Yanındaki Meleğin Görünmeyeceğini Söylüyor.
ADNAN OKTAR: Tabii, Cübbeli de aklını başına alması lazım, önüne geleni tekfir ediyor. Hadiste var. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Eğer birisi birini tekfir ederse, eğer o tekfir ettiği kafir değilse kendisi kafirdir” diyor. Aklını başına alsın. Çok büyük günaha giriyor. Geçenlerde Yahudiler için, Hristiyanlar için “Onlar, Allah dostudur” dedim. Allah’ı dost biliyorlar. Allah’ı dost edinmişler. “Ben Allah’ın dostuyum” diyor adam. Ben de onu naklediyorum Allah’ın dostu olduğunu söylüyor adam. Allah onu dost ediniyor mu? Onu bilmiyoruz. Allah’ı dost edinmesi için, benim bildiğim Muhammedi olması lazım. “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” demesi lazım. Ama “La ilahe illAllah” demenin önemi yoktur” dersen sen, bu çok anormal bir hareket olur. Kuran’a da karşı olmuş olur. Kuran’da çünkü Allah Hıristiyanlara, “La İlahe İllAllah’a davet edin” diyor Allah. Bak, Kuran söylüyor. Allah söylüyor. “La İlahe İllAllah’a davet edin”. Demek ki değerli bir şey, önemli bir şey ki söylüyor. Peki, “La İlahe İllAllah”a davet ettiğinde bir insan, “La İlahe İllAllah” diyorsa, “Ben Allah’ı seviyorum. Allah’ı dost biliyorum” diyorsa “Bu Allah’ı dost biliyor” dersin. “Allah’ı kendisine dost edinmiş” dersin. Bunu tekfir konusu olarak ortaya koyarsa cahillik eder. Aklını başına alsın.
“Öbürü de diyor ki” diyor. Güya Cübbeli’yi de eleştiriyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın burnu uzun olacak”. Cübbeli daraldı o zamanlarda, zaten kendi burnu uzun değildir. Yani “Kendini kastetmek için söylüyor. Burnunun uzun olduğunu söylüyor” diyor. “Hadisi o şekle çeviriyor” diyor. Öyle bir amaçla söylemiyor o. O bana benzememesinin derdinde, Cübbeli’nin sorunu o. O, kendinden geçti o. “Ben öleyim daha iyi” diyor zaten o. O öleceğini bile bilse önce beni bir ortadan kaldırmanın peşinde, bütün sorunu o. Oradaki Arapça kelime, bütün Arapların bildiği klasik anlamdadır. Üst taraftan ince başlayıp hafif bombeli gelip, küçük burna denir. Arapçadaki karşılığı budur. Uzun burun için kullanılmaz o kelime. Cübbeli doğru söylemiyor. Milletin gözünün içine baka baka yanlış söylüyor.
ALTUĞ BERKER: Marsilya’da konferansımız olacak 15 Ocak Cumartesi malumunuz Hocam. Onların size soruları var. Müslüman öğrenci dernekleri düzenliyor, inşaAllah. Derneğin Başkanı Nasreddin Metni isimli Tunuslu bir kardeşimizin gayretleri ve yoğun çalışmaları sonucunda bu konferans var. Çok yoğun bir teveccüh varmış Hocam konferansa yönelik inşaAllah. Tüm Fransa’da olduğu gibi bir teveccüh var, İnşaAllah. Üniversiteden Hocalar da katılacakmış, Sadun ve Emre konuşmacı bildiğiniz gibi. Evrim Teorisi’nin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği konusu ile Kuran Mucizeleri konusu anlatılacak, inşaAllah. Öğrenci derneğinden arkadaşlar, sizin için bazı sorular göndermişler Hocam, konferansta yayınlamak istiyorlar. Kaydı konferansta kullanılmak üzere soruları var.
ADNAN OKTAR: Arif Aslan Hocamız, bu daha dürüst bir insan, daha samimi, bilgiye açık. İsmail Mutlu da muhtemelen öyle bir ağabeyimiz ama uçuyor açıkça söyleyeyim. Arif Aslan Hocam diyor ki; “Günahkar bir insan nasıl bir gecede ıslah olacak? Oysa Resulullah (s.a.v.)’in soyu temizdir.” Hz. Mehdi (a.s.) için diyor ya, “Allah, onu bir gecede ıslah eder.” “Allah, onu bir gecede ıslah eder” deyince yani Hz. Mehdi (a.s.) günahkardır, sürekli günah işler. Bir gecede o günahından vazgeçer diye hadiste öyle bir ifade yok ki. “Allah, onu bir gecede ıslah eder.” diyor. “Oysa Resulullah (s.a.v.)’in soyu temizdir” diyor. Resulullah (s.a.v.)’ın soyundan olup gangster olan insan da olur, zina yapan adam da olur, hırsızlık yapmış adam da olur. Yani Resulullah (s.a.v.)’in soyundan olmak, suç işlememeyi mi gerektiriyormuş? Böyle bir şey yok. Seyyid olup hapiste yatan çok fazla insan var. Nereden çıkartıyorlar bunu. Bu duyulmuş bir şey mi? Seyyid olan günaha girmez diye bir konu var mı? Milyonlarca seyyid var Türkiye’de. Yani birçok şarkıcı, türkücü var seyyiddir. Mafya mensubu oluyor. Var, bir sürü insan var yani. İsmail Mutlu diyor ki; “Ehl-i Beyt’ten gelecekse, neyini ıslah edecek?” Yani “Allah, onun neyini ıslah edecek?” diyor. Biraz da üslup saygıya da uygun değil. Biraz şımarık bir üslup kullanıyorlar, o doğru değil. İsmail Mutlu Bey özellikle Hocamız, haddimize değil böyle demek ama böyle görünüyor. “Ehl-i Beyt’ten gelecekse”. Ehl-i Beyt’ten gelmek ne demek? Dünyada milyonlarca Ehl-i Beyt’ten insan var. Onların ıslah olması niçin düşünülmesin? Darwinist oluyor, materyalist oluyor, komünist oluyor, seyyid ama komünist. “Neyini ıslah edecek?” diyor Cenab-ı Allah. Yani sanki günahsız, masum, seyyidler Peygamber hükmünde sanki. Günahsız oluyorlarmış gibi. Çok cahilce ve orada coşmanın verdiği karşılarında onlara sorgulama yapacak birinin olmamasından kaynaklanan bir rahatlık içindeler. Ama Arif Aslan Hocamız tabii daha samimi bir insan onu tenzih ediyorum. Fakat İsmail Mutlu biraz daha değişik, o ağabeyimiz de, bu yönleri herhalde değerlendirecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile ilgilli bir haber vardı, Yeni Asya Gazetesi’nde. Daha önce Bediüzzaman Hazretleri’nin Yolcu isimli belgeselini hazırlayan, Cemalettin Canlı ve Yusuf Kenan Bayülsen, Ermeni cematinin çıkardığı Agos Gazetesi’nde, Said Nursi’yi anlatmışlar. Said Nursi’nin, Ermenilere bakış açısını anlatırken Üstad’ın, “Milletin saadeti ve selameti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya bağlıdır” sözünden alıntı yaparak, Ermenilere sevgiyle yaklaşan bir din adamı olduğunu” dile getirmişler. Ayrıca, “Peki Alevi ve Bektaşilere yönelik bir söylemi var mı?” sorusu üzerine de Said Nursi’nin, “Alevilerin düsturu Ehl-i Beyt sevgisidir. Ehl-i Beyt sevgisi bizim için de farzdır. Dolayısıyla bunlar da İslam dairesi içindedir” dediğini ve Üstad’ın bulunduğu yerdeki Alevi türbelerini ziyaret ettiğini” söylemişler Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak, biz de Bediüzzaman’ın çizgisindeyiz demek ki. Çünkü aynı üslup, aynı yöntem bizde de var, maşaAllah.İsmail Mutlu’nun şu konuşmasını oku.
ALTUĞ BERKER: İsmail Mutlu. “Mehdi (a.s) geç kaldı, eğer gelecekse idi şimdiye kadar ne bekliyor? Artık dünya İslam’a koşuyor güzel şeyler yaşanıyor, Mehdi (a.s) bence geç kaldı, ya geçti biz görmedik kıyamet kopması lazımdı kopmadı.” Notta gülerek anlatıldığı söyleniyor Hocam. Ya geç kaldı bir daha gelmesin.
ADNAN OKTAR: İstemiyor yani Mehdi (a.s)’ın gelmesini. Net konuşuyor işte. “Mehdi (a.s) gelmesin” diyor. Bu “alimim” diyen bir adama yakışan bir üslup değil, çok çirkin. Ayıp ediyor. Mehdi (a.s)’a böyle konuşan, Hz. İsa (a.s)’a kim bilir nasıl konuşur, Resulullah (s.a.v.)’in torununa bu üslubu kullanan Resullulah (s.a.v.)’e nasıl hitap eder bir düşünün. Ve böyle bir insanın Allah’a bakış açısı nedir? İmana bakış açısı nedir bir de onu düşünmek lazım. Yani bu pervasızlık nedir böyle. Yani bir şımarma üslubu açıkça görülüyor. Bunlara böyle bir kamera yönelttiğinde, mikrofon yönelttiğinde, bambaşka bir hale giriyorlar. Asıl derdinin ne olduğunu da buradan anlamış oluyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam bir izleyicimiz oğlunun resmini göndermiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Oğlu Kerem, “Rabbim hayırlı geceler dilesin” diyor size Hocam, Cenk Tan Kutay İstanbul’dan. Sizin kitaplarınızın ve Türk İslam Birliği posterlerinin önünde.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, koç yiğit, onun zamanı şahane. Böyle yüzlerce resim gönderiyor bizim sevdiklerimiz. MaşaAllah.
VTR- Çantacı Necmi Ağabey: “Hz. İsa (a.s) gelecek.”
ADNAN OKTAR: Çok şeker, maşaAllah bayağı sevimli, sohbeti de çok candan. Bak bu yaşında, işte bak Mehdi (a.s) gelecek diye oturup beklemiyor, aşkla şevkle gayret ediyor. Ama Mehdi (a.s)’ı da bekliyor bak hem en büyük bir müçtehid hem en büyük bir müceddid, hem hakim. Hakimlik yapacak, “Kutbul azam olarak kumandan olarak Cenab-ı Allah Mehdi (a.s)’ı gönderecek” diyor. Hocamız burada net açıklıyor. Bediüzzaman’ın açıklamalarından.
VTR-Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s), Ümmet-i Muhammed’in İmamı Olacak, Onu Bekliyoruz” Diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, İsmail Mutlu Hoca’nın konuşmalarının hepsini tek tek detaylı olarak alalım, onların hepsine uzun uzun detaylı cevaplar verelim. Bir kere seyyidleri öyle günahsız bilmesi çok acayip. Ben cezaevlerinde yatan o kadar çok seyyid biliyorum ki… Ama tertemiz insanlarımız var, kimi şarkıcılık yapıyor, kimi türkücülük yapıyor, kimi bakkal, kimi kasap, kimi mühendis; onlar da seyyid. Halkın içerisine yayılmışlardır. Kimi namaz kılıyor, kimi kılmıyor, kimi eksik, kimi cahil, ama var. Kimi de bambaşka bir alemde, diyorum işte hırsızlık yapıyor, gasp yapıyor, bilmem ne yapıyor, o da var. Dolayısıyla milyonlarca seyyidin içindeki insanlarda günahkarın da olacağını kabul edecekler. Hatalı insanların da olacağını kabul edecekler, yanlış biliyorlar. Bir de Bediüzzaman hiçbir yerde “ben Mehdi (a.s.)’ım” dememiştir Risale-i Nur’da. Bazı yerde kabul ediyor da bazı yerde reddediyor diyor. Hiçbir yerde kabul etmemiştir. Mahkemeden de çekindiği falan yok Bediüzzaman’ın. Niye çekinsin? “Ben Mehdi (a.s.) değilim” demesi yeterlidir, değil mi o kadar. Yüzlerce sayfa niye yalan söylesin? Yüzlerce sayfa açıklıyor Mehdi (a.s.) olmadığını ve Mehdi (a.s.)’ın geleceğini. Vasıflarını anlatıyor, en ince detaylarına kadar anlatıyor. Mehdi (a.s.) zamanındaki olayları anlatıyor. Bu kadar yalana niye ihtiyaç duysun? Mahkemeye zaten bu deliller verilmedi ki. Bu kitaplarda var. Mahkemede sadece “ben Mehdi (a.s.) değilim” diyor o kadar. Bu yeterlidir mahkeme için. Yüzlerce sayfa Mehdilik ile ilgili niçin yalan söylesin? Niye bu kadar detaya girsin, ayet ve hadislerle? Hoca orada biraz yandan gitmiş. Doğru konuşmuyor.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtabilir miyiz Hocam, oradan okuyup öğrenebilir. www.Risaleinurenstitusu1.com, inşaAllah burada sol tarafta Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin vekil talebelerinin izahları var inşaAllah. Sağ tarafta bazı yanılgılar içinde olan kardeşlerimiz var.
ADNAN OKTAR: O ekibin içine İsmail Mutlu’yu da koyun, siz hocamızı koymuşsunuz, Arif Aslan’ı. Onun değil asıl İsmail Mutlu’nın orada olması lazım.
ALTUĞ BERKER: Doğru, değiştirelim hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak şu alttaki de dabbetül arz, en aşağıdaki. İsa Mesih, Mehdi (a.s.)’ın ruhu içimde diyor. Birbirlerini imanın nuruyla bulacaklar diyor. İkisi de beraber benim bedenimdeler şu an diyor. Dabbetül arzın altına da onu koyalım, hocamızı İsmail Hocamızı. Yani o da onun kadar en az böyle ilginç.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.Bir de kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam inşaAllah, müsaade ederseniz. İyilerin İttifakı kitabınız. Dinsizliğin oluşturduğu ahlaki çöküntüye karşı, İyilerin İttifakı. Hocam, sadece kargo parasını ödeyerek herkese bu kitapları ücretsiz olarak gönderiyor Global Yayıncılık, onu da ifade edeyim inşaAllah kardeşlerimize. Sipariş Hattı numarasını da vereyim; 0216 444 444 1. Bu numaradan sipariş verebilirler. Tekrarlıyorum 0216 444 444 1. Kargo parasını öderlerse kitabı ücretsiz alabiliyorlar. Ve başka diğer kitapları yayınevinden, Global Yayıncılık’tan öğrenebilirler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi yeni bir kitap çıkmış yine Mehdiliği reddeden, bu panikten kaynaklanan. Bir de Zaman Gazetesi’nde de onun ilanını vermişler. Yani o da çok garip. Federasyon, arkasından Mehdiliği reddeden kitapların ilanları, Fethullah Hocamızı da aldılar, Amerika’da bir yere koydular. Kıpırdatmıyorlar, bir gariplik var. İnşaAllah düzeltmeye çalışacağız, Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, Fransa’da sizin hakkınızda ve konferansınız hakkında haberler çıkıyor inşaAllah. Fransa’nın en önemli sol eğilimli gazetelerinden biri hocam bu, Liberation Gazetesi. Onun internet sayfasında sizin bu hafta başlayacağınız Fransa konferanslarıyla ilgili bir haber yer almış. Fransız sokaklarındaki billboardların resimlerini de koymuşlar ve sizin sitelerinize linkler vermişler inşaAllah. Haberin başlığı “Müslüman yaratılışçı Paris’te”.
ADNAN OKTAR: EvelAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Sizin yaratılışçılığın maddi anlamda en güçlü isimlerinden biri olduğunuzu yazmış. Paris sokaklarında bir süredir afişlerinizin yer aldığını, afişte konferansın ücretsiz olduğunu, bir de fosil sergisi yaptığınızı yazmış. Hristiyan yaratılışçılardan farklı olarak dünyanın altı bin değil, milyonlarca yıldır var olduğunu savunduğunuz, fosillerle de canlılığın yaratıldığını, evrim diye bir şeyin olmadığını kanıtlama içinde olduğunuzu söylemiş Hocam. Yaratılış Atlası’nın 2007 yılında Fransa’da oluşturduğu depremle ilgili videonuza link vermişler. Yaratılış Atlası’nın olduğu sitenize link vermişler. Darwinizm’in dünyadaki bütün belaların ana kaynağı olduğunu söylediğinizi ifade etmişler. Yazıyı ilginç bir şekilde bitirmiş, şöyle diyor; “Harun Yahya dünyanın yüzde doksanbeşi Darwinizm’den etkilendi derken yanılıyor” demiş. “Dünyadaki milyonlarca insan Darwinizm’den habersiz, hatta bilim, tıp, tarım gibi alanları biyolojik evrim üzerine kurulu ülkelerdeki insanlar bile evrimden habersiz. 1989 yılında Fransa’da bir anket yapılmış, inek ve insanın ataları ortak mıdır diye sorulmuş. İnsanların yüzde 25’I hayır demiş. Yüzde 25 hayır diyen kişilerin cahil olduklarını ima ediyor.
ADNAN OKTAR: Darwinizm hakim, zaten cahillerin arasında, deccal cahilleri çok iyi kandırır diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hadiste var, cahilleri kandıracak diyor. Zaten onlar gazetenin bir kenarında okuyor Darwinizm’le ilgili iki satır bir şey, zaten cahilin fazla bilgiye ihtiyacı olmuyor. “Biz maymundan gelmişiz” diyor, artık yedi sülalen gelsin aksini ona anlatamazsın, kemik gibi adam takıyor kafaya.
ALTUĞ BERKER: Bu vesileyle konferansları hatırlatabilir miyim Fransa’daki hocam? 14 Ocak’ta Nantes’de, akşam 19:30’da Ar Rahma Camisi’nde. 15 Ocak’ta, Marsilya’da, saat 12:00’de öğlen, Alhambra Salonu. 15 Ocak’ta Paris’te, 19:30’da akşam, Oliver de la Paix Enstitüsü’nde. 16 Ocak’ta Paris’te, saat 14:00’de Plume Verte Enstitüsü’nde. Yine 16 Ocak’ta saat 19:30’da, Theatre du Gymnase Salonu’nda. 17 Ocak’ta Strasbourg’ta akşam saat 19:00’da Büyük Stasbourg Camisi’nde. 18 Ocak 2011’de saat akşam 20:00’de Lyon’da, Bilal Saint-Fons Camisi’nde.
Ve 19 Ocak’ta Lyon’da saat akşam 20:00’de Espace Tete d'Or Salonu’nda hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Fransa’yı tam bir muhasaraya almış Osmanlı. EvelAllah. Seyyid Battal Gazi’nin Tekfur Sarayı’nı basması gibi inşaAllah. Ona benzer diyelim.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...