ADNAN OKTAR:Mehmet Talu Hocamızı yayınlayın. Şöyle her cihetten darmadağın olsunlar. Mübarek bir insan. İnşaAllah.
VTR-Mehmet Talu Hoca.
ADNAN OKTAR:Mehmet Talu Hocam, dünya iyisidir. Görüyorsunuz nezaketini, üslubunu, efendiliğini, ilim deryasıdır, ucu bucağı yok maşaAllah. Değerli bir ilim heyetinin de başıdır. Yani benim gördüğüm, böyle bir alim dünyada kaç tanedir? Çok çok azdır, maşaAllah.
Emirdağ Lahikası sayfa 245’te Bediüzzaman diyor ki: “Evvelâ: Nur'un ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi, çokların namına benden sordu ki: Nur'un hâlis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırraneolarak âhir zamanda gelen Âl-i Beyt'in büyük bir mürşidi seni zannediyorlar” yani Mehdi (a.s) zannediyorlar. “ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar. Sen de bu kadar musırrane onların fikirlerini kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat'î bir hüccet var ve sen de bir hikmet ve hakikata binaen onlara muvafakat etmiyorsun. Bu ise bir tezaddır, herhalde hallini istiyoruz.” Bu konuyu netleştir diyorlar Bediüzzaman’a. “Ben de bu zâtın temsil ettiği çok mesaillere cevaben derim ki: O has Nurcuların ellerinde bir hakikat var. Fakat iki cihette bir tabir ve tevil lâzım: Birincisi: Çok defa mektublarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı manevîsinin üç vazifesi var.” Kim temsil ediyor? Mehdi-i Âl-i Resul temsil ediyor. Kaç vazifesi var? Üç. “Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri Onun cem'iyeti ve Seyyidler Cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyeden bekliyoruz. Ve O’nun üç büyük vazifesi olacak.” Mehdi (a.s)’ın, cemaatiyle birlikte. “Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle” Darwinizm ve Materyalizm’in insanlık içinde gelişmesiyle. “her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini (Darwinizm ve Materyalizm fikrini) tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek” bakın Ehl-i imanı da Darwinizm’e düşmekten muhafaza etmek. Sırf onlar iman ediyor diye bırakmıyor onları. “ve bu vazife hem dünya, hem her şeyi bırakmakla,” Mehdi (a.s) neyi bırakması gerekiyor? Hem dünyayı, hem her şeyi bırakmakla, hayatın bütün sosyal yönlerinden çekiliyor, “bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden” yani araştırma ve incelemeyi gerektirdiğinden “Hz. Mehdi (a.s)’ın” bakın şahs-ı manevi’nin değil, “Hz. Mehdi (a.s)’ıno vazifesini bizzât kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez.” Nerede burada şahs-ı manevi? Çok açık söylüyor. “çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi'nin o vazifesini bizzât” eğer dilbilgisi biliyorsa bu adamlar, Türkçe biliyorlarsa, “bizzat” demek; şahıs demektir. Yani kendisi bakın “bizzat” bir daha vurgulamış Bediüzzaman ayrıca “kendisi” diyor, “görmeye vakit ve hal müsaade edemez.Çünkü hilafet-i Muhammediye (s.a.v.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor.” Vakti yoktur diyor. “Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek.” Bir taife, ilim adamları topluluğu. “O zât (Mehdi (a.s)), o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak” yani Darwinizm ve materyalizm ile ilgili yapılmış, hazır çalışmaları, hazır programı kendine hazır bir çalışma yapacak. “onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak.” Yani yarım değil tam yapmış olacak. “Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu,” demek ki yalnız değil, istinat ettiği bir kuvvete ihtiyacı var ve bir manevi orduya ihtiyaç var. Bu ordunun özelliklerini anlatıyor Bediüzzaman; “yalnız ihlas ve sadakat” demek ki samimiler. “sadakat, sadıklar ve tesanüd.”Birbirlerine bağlılar. “ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan” yarım değil, “tam sahib olan, bir kısım şakirdlerdir. Darwinizm ve materyalizm ile ilgili çalışmada, bir kısım şakirtler ilgilenecek diyor hepsi değil” diyor. Derdi mesela tamamı yapacak derdi, tamamı değil, “talebelerinin bir kısmı Darwinizm ve materyalizm ile ilgilenecekler” diyor. “tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar”, sayıları çok az. “manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. “İkinci vazifesi Mehdi (a.s)’ın, Hilâfet-i Muhammedi'ye (a.s.m.) unvânıyla şeâir-i İslamiye'yi ihyâ etmektir. Âlem-i İslam'ın vahdetini noktâ-i istinâd edip” yani İttihad-ı İslam’ı birleştirip, İttihad-ı İslam’ı oluşturup, “beşeriyeti Âlem-i İslam'ın vahdetini noktâ-i istinâd edip, dayandırarak beşeriyetini (çalışmasını)” İttihad-ı İslam’a dayandırıyor, Buradaki ifade nedir? “Âlem-i İslam'ın vahdetini”, vahdet ne demek? Birlik. “bütün Âlem-i İslam'ın birliği, noktâ-i istinâd edip beşeriyeti” bütün beşeriyeti ama, Hıristiyanı, Yahudisi hepsi dahil. “beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden” anarşi, savaş, kavga, ekonomik kriz, “tehlikelerden ve en önemlisi, “Gadâb-ı İlâhi'den kurtarmaktır.” Kıyamet’ten kurtarıyor diyor Allah. Bütün dünyanın imhasından, Mehdi (a.s) onları kurtaracak diyor. “Gadâb-ı İlâhi'den” Hadislerde de var. “Mehdi (a.s)’ın en büyük vazifelerden bir tanesi zuhur etmesinin sebeplerinden bir tanesi Kıyamet’in ertelenmesidir. Kıyamet’in ertelenmesine sebeptir. Kıyamet onun sebebiyle erteleniyor. “beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve Gadâb-ı İlâhi'den kurtarmaktır. Bu vazifenin, noktâ-i istinâdı ve hadimleri (yardımcıları, hizmet edenleri) milyonlarla efradı bulunan ordular lazımdır.” Şu an Pakistan ordusu var, Türk ordusu var, Afgan ordusu var, Irak ordusu var. Afgan ordusunu, Türk ordusu yetiştiriyor. Azerbaycan ordusunu, Türk ordusu yetiştiriyor. Bir çok orduyu Türk ordusu yetiştiriyor, bu bilinmiyor. “Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile” zamanın değişmesi ile “çok ahkâm-ı Kur'âni'yenin zedelenmesiyle” Kuran’ın birçok hükmünün kaldırılmasıyla, “ve Şeriat-ı Muhammediyen'in (s.a.v.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla” bakın tamamı kaldırılmamış, Kuran’ın tamamı ortadan kalkmamış. “ve Şeriat-ı Muhammediyen'in (s.a.v.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla” kısmen kaldırılmasıyla, “O Zât, bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla” tarikat şeyhlerinin, alimlerin, ulemanın yardımlarıyla, “ve İttihâd-ı İslam'ın muâvenetiyle (yardımıyla)” demek ki, İttihad-ı İslam’ı hedefliyor Mehdi (a.s), sürekli İttihad-ı İslam’ın üstünde duracaktır, İttihad-ı İslam’ı sağlayıncaya kadar devam edecek. “ve bütün ulemâ ve evliyânın” büyük müceddidler, müçtehidler, tarikat şeyhleri, alimler “ve bilhassa Âl-i Beyt'in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin” Kimler var senin şu ana kadar gördüğün seyyidler, duyduğun, bildiğin seyyidlerden?
OKTAR BABUNA:Siz varsınız Hocam inşaAllah, Şeyh Nazım Hocamız var, Şeyh Yasin Hocamız var, Seyyid Salih Özcan Hocamız var.
ADNAN OKTAR:Yalnız ismi geçmeyen, bilinmeyen birçok seyyid var. Onları da önümüzdeki günlerde açıklayacağım.
“Milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla, o vazife-i uzmayı yapmaya çalışır.” O büyük vazifeyi yapmaya çalışır. “ Kendisinin neden Mehdi (a.s) olmayacağını böyle açıklıyor Bediüzzaman. “Mehdi (a.s), üç görevi birden yapıyor” diyor Bediüzzaman. “Ama ben bir yönüyle yaptım” diyor. “Tek bir yönüyle yani iman hakikatlerini anlattım. Geçmiş Mehdiler de yaptılar bunu” diyor. İmam Rabbani yaptı, Abdülkadir Geylani yaptı, ama sadece o cihette Mehdiydiler. Üç görevi birleştirince, gerçek büyük Mehdi (a.s) olur” diyor. “Onun için ahir zamanda beklenen, hakiki beklenen” diyor Mehdi (a.s) için. “O yüzden Mehdiliğimden şüpheleniyorlar” diyor. Ama bu bir iltibas ve hatadır, yanlıştır, sebebi de budur” diyor, açıklıyor.
Şimdi Oktar Hocam sen anlat bakalım.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Hep dikkat çektiğiniz bir konu var Hocam inşaAllah, kötü ailelere dikkat çekiyorsunuz. Bununla ilgili gazete haberleri vardı; “Öz kızını öldürüp, okeye gitmiş” bir haber. “Tüm köy, cinayeti gizledi” diye haber var. “Canavar babanın sabıkası kabarık. Eşini ve diğer çocuklarını da sürekli dövüyormuş. ”Bilgisayar bağımlısı anne, oğlunu öldürdü.” “Vay sapık baba. Genç kız 18 yaşında hiç görmediği babasını vurdu. Baba evine kapattığı öz kızına bıçak zoruyla iki ay boyunca tecavüz etti.” “Nafaka vermemek için kızını öldürdü.” “Böyle baba olmaz olsun. 9 yaşındaki oğlunu demir çubukla döverek, hastanelik eden cani baba gözaltına alındı.” “Miras yüzünden öz kızını diri diri yaktı.” “Cani anne-baba. Avustralya’da bir anne ve baba, 7 yaşındaki otistik kızlarını aç bırakarak öldürmekten suçlu bulundu. Cani anne babanın kurbanı küçük kız öldüğünde sadece 9 kiloydu.” “Canavar anne üç çocuğunu kesti.” “Çocuklarına uyuşturucu sattıran anne yakalandı.” “Öz kızını yedinci kattan attı” diye haberler var Hocam. Ayrıca dünya çapında istatistikler vardı, onları da okuyayım mı Hocam ensest olaylarıyla ilgili. “1996’da yapılan araştırmaya göre, 20 milyon Amerikalı çocuk ensest mağduru oldu. Fakat bunun çok küçük bir kısmı bildirildi. Çünkü mağdur olan çocuklar, aileyi parçalamaktan çekiniyorlar. Aynı kuruluşun 1991 yılında yayınladığı araştırmaya göre, ensest mağdurlarına her yıl 16 bin yeni vaka ekleniyor. 2006 yılında, 17.064 kişi aile içi şiddete maruz kaldı. Aile içi şiddete maruz kalanların yüzde 18 kadarı, aile içi taciz vakasına maruz kaldı.” Yine haberbu. com’da yayınlanan başka bir haberde, “mor çatı kadın sağlığı sığınağı vakfına telefonla ya da gelerek başvuranların yüzde 26’sı ensest mağduru. Ensest iddiasıyla sığınağa başvuran çocukların yüzde 25’inin vücudunda iz olmayacak şekilde enseste maruz kalmışlar. Yüzde 13’nün ise vücudunda, derin ve yüzeysel kesikler, morluklar var.” Yine başka bir araştırma; “güvenilir araştırmalar gösteriyor ki, Amerika’daki çocukların yüzde 10 ile 20’si arasında bir bölümü ensest ilişkiye maruz kalmış. Örneğin Brezilya’da, 1998 yılında yapılan araştırmaya göre, bölgelere göre değişecek şekilde, enseste maruz kalan kişi miktarı, 0.5 ile yüzde 21 arasında değişiyor. 1993 yılında yürütülen dünya çapındaki yapılan bir araştırmaya göre; dünya genelinde erkek çocukların, beşte biri hayatlarının bir döneminde, hafif ya da ağır ensest mağduru oluyorlar. 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre; “Türkiye’de her 26 dakikada bir aile içi şiddet olayı yaşandı. Çocuk istismarı, kadın istismarı ve taciz aile içi tecavüz ve şiddet gibi ensest gibi olaylar yasal mercilere en az taşınanlar olmasına rağmen, bu rakamla karşılaşıyoruz.” Türkiye’de de tecavüzlerin yüzde 27’si ensestmiş, onunla ilgili başka bir haber var Sabah Gazetesi’nde; “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kadınların yüzde 25’i ensest mağduru. Ensonhaber.com’da. “Ka-der diye bir dernek, “2003 kadın sorunlarını çözüm arayışı kurultayına raporlarda; ülkemizde 5-10 yaş arası çocukların yüzde 55’i, 10-16 yaş arası çocukların yüzde 40’ı ensest mağduru” bu araştırmaya göre Hocam. Böyle devam ediyor Hocam, uzun bir liste var. Mesela Kanada’da da kız çocukların yüzde 27’si, erkek çocukların yüzde 16’sı ensest mağduru. Srilanka’da yılda on bin çocuk ensest mağduru oluyor. Avustralya’da 1300 kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre; kadınların yüzde 41’i, çocukken ailelerin ve yabancıların tacizine uğruyor.” Kuran’da da anlatmıştınız Hocam defaatle, birbirinden ayrılan aileler vardı. Kehf Ehli’nin ailesinden ayrılması anlatılıyor inşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırız.
“İçlerinden biri demişti ki: “madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarınızdan kopup ayrıldınız. O halde dağlara çekilip, mağaraya sığının da, rabbiniz size rahmetinden bolca bir miktarını yaysın. İşinizden size bir yarar kolaylaştırsın.”Burada Kehf Ehli’nin ailelerinden, onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından kopup ayrıldınız.” Ailelerinden ayrılmalarını anlatıyor. “O gençler mağaraya sığındıkları zaman demişlerdi ki: “Rabbimiz katından bize rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır.”Hz. Musa (a.s)’a iman eden gençler, yine aynı şekilde, “Sonunda Musa’ya, kendi kavminin bir zürriyetinden, gençlerinden başka, Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla iman eden olmadı. Çünkü Firavun gerçekten yer yüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.” Yine Hz. Musa (a.s) döneminde, ailelerinden ayrılan iman eden, iman eden gençlerden bahsediyor. Hz. İbrahim (a.s) ve babası bildiriliyor inşaAllah. “İbrahim’in babası demişti ki: “İbrahim sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer bu tutumuna bir son vermeyecek olursan, andolsun seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş bir yerlere git. İbrahim; “selam üzerine olsun. Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Çünkü O bana pek lütufkardır”dedi. Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan kopup ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum” diyor Hz. İbrahim (a.s) inşaAlah.
Firavun ve eşi için: “Allah iman edenlere, Firavun’un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: “Rabbim bana kendi katından cennete bir ev yap. Beni firavundan ve onun yaptıklarından kurtar. Ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.”
Yine Hz. Nuh (a.s) ve oğlu örnek veriliyor: “Gemi onlarla dağlar gibi dalgalar içinde yüzüyorken, Nuh bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: “Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma. Oğlu dedi ki: “Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur.” Dedi ki: bugün Allah’ın emrinden, esirgeyen olan Allah’tan başka bir koruyucu yoktur. Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.”Allah Hz. Nuh (a.s) ile kafir olan oğlunun arasını ayırıyor.
Hz. Nuh (a.s) ile Lut (a.s)’ın eşleri; “Allah inkar edenlere Nuh’un eşini ve Lut’un eşini örnek verdi. İkisi de kullarımızdan, Salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı. Ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı kocaları, kendilerine Allah’tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de ateşe diğer girenlerle birlikte girin denildi.”İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet tabii ki, insan Allah’ın rızası neredeyse orada olacak. “Anneleriniz, babalarınız” diyor ayette, “eğer sizi Allah’a isyana davet ediyorlarsa, onlara itaat etmeyin” diyor. Oğul da itaat etmez. Yani ailenin dokunulmazlığı, kutsallığı diye bir konu yoktur. Hapishaneler annelerle babalarla dolu. Dünyanın her tarafında hapishanelerde onbinlerce anne baba var hapishanelerde yatan. Anne baba hata işlemez, onlar hatasızdır mantığıyla yaklaşanlar hata yaparlar. İman gözüyle olaya bakacaklar. Eğer iman yönünde hastaysa adamlar ve Müslümanlığına, imanına, Kuran’a saldırı varsa, o ailede duramaz kişi. Yani ensest olabilir, PKK’ya teşvik edebilir, mafya olmaya teşvik edebilir, gayri ahlaki tavırlara teşvik edebilir. Her ne olursa olsun, annendir, babandır ses çıkartma demek, bu ahlaksızlık olur, zulüm olur. Böyle bir şeyi kabul etmeyecek Müslüman.
Ali kardeşimiz, “Selamun Aleykum Hocam.Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Aleykum Selam ve Rahmetullah ve Berekatuhu.“Hocam bugün Facebook’a baktım, Cübbeli Ahmet’in fanatikleri tabir edilen bir kısım kişiler, Müslümanların sitelerine, yaptıkları imani çalışmalarına, iman hakikatlerine yönelik yaptığı izahlarına yönelik durdurucu, oraları bloke eden çalışmalar yapıyorlar. Buna karşı ne yapılabilir?” diyor. İddia edilen Ergenekon örgütü, Bilim Araştırma Vakfı ile mücadele için özel olarak, internetten mücadele grubu kurmuştur. Şu an mahkemede var zaten. Hatta bununla ilgili kişi de tutuklandı. İnternetten Müslümanların aleyhine, Bilim Araştırma Vakfı aleyhine, bizim yaptığımız imani sitelere saldırı amacıyla yoğun bir çalışma yapmışlar. Şimdi o adamlar tutuklanınca, yerleri boş kaldı. Boş kalınca, “Cübbeli’nin arkadaşıyız” diyen bazı kişiler, bilmiyoruz hakikaten bağlantısı var mı yok mu, bunlar devreye girdiler bu sefer. Hani nerede kalmıştık der gibi. Şimdi onların yaptığı faaliyetleri, uzun süreden beri izliyoruz, tespit ettik. Bunlar da genel üslup olarak, silahlı ayaklanma, anayasayı tahyir tedbil cebren tam teşebbüs, teşvik eden, buna insanları yönlendiren ifadeler. Atatürk’ün manevi şahsına hakaret ve organize olarak terörü teşvik var. Cübbeli’yle alakası var mı yok mu, o ayrı onu tetkik edeceğiz, araştıracağız, bunun delillerini topluyoruz şu an. Hakikaten bunlar bir kısım internet sitelerini bloke ediyorlar, oraya buraya saldırıyorlar, bir şeyler yapıyorlar siteleri kapattırmak için, organize toplu çalışma yapıyorlar. Toplu çalışma yaptıklarına dair bilgiyi de ele geçirdik, bir arada toplu hareket ediyorlar, başları belli, kiminle hareket ettikleri belli. Bir süre sonra mahkeme huzurunda, neden bunu yaptıklarını bize anlatacaklar. Hep beraber göreceğiz. Yani bunu kim yönlendirmiş, neden yönlendirmiş, amaçları neymiş. Yani yaptıkları çok ağır suç aslında. Yani bu konu pardon ile olmaz. Çünkü daha önce uyardım. Bizim artık burada bir sorumluluğumuz yok. Uyarmasam tamam, iki kere uyarmıştım. Dün baktım dosyasına, bayağı kapsamlı hazırlamışlar. İsim isim, şahıs şahıs, IP numaraları falan hepsi hazırlanmış. Ama yarın bir gün anneleri babaları yalvarıp da feryat ederek üstüme gelmesinler, alıp çocuklarını hapse soktuklarında. Yani evlerine polis baskın yaptığında, ağlaya zırlaya üstüme gelmesinler. Yani biz bilsek böyle olacağını yapmazdık falan demesinler. Çünkü uyardım, defalarca uyardım. Ne yaptıklarından da haberleri var, benim gönlüm çok müsterih inşaAllah. Şimdi öyle şımarıklık ve böyle cins hareketler yapmanın neye mal olduğunu ve olacağını görecekler önümüzdeki günlerde. Yani buranın kanun, hukuk devleti olduğunu görecekler. Ama tabii Facebook imani çalışma için, kısmen kullanılacak bir yerdir. Asıl olan internet siteleridir. www.HarunYahya.org, www.HarunYahya.com ve www.HarunYahya.net siteleri. Asıl siteler buradadır. Yani buradan istifade etsin kardeşlerimiz. Orada Facebook’ta o ona ne dedi, şu şuna ne dedi, bu bütün gününüzü alır ve felç eder sizi yani şeytan orada ayağınızı dolamasın. Adam eve gelir gelmez, bilgisayarı açıp, hemen Facebook’a girip, herkese cevap yetiştirmeye kalkarsa, orasını o zaman olumsuz olarak kullanmış olur. Aleyhinde kullanmış olur. Çünkü biz boş kapışmalarla, boş uğraşlarla vakit geçirmek niyetinde değiliz. Vaktimizi en iyi şekilde değerlendirmek durumundayız. Mesela bir kişi, bir dangalak ortaya çıkıyor, mesela bir kardeşimiz, bana geçen gün yazışmalarını getirdiler. Adam psikopat, baktım kıyafetlerine falan hakikaten cins yani anormal olduğu her yerinden anlaşılıyor. Onunla çok uzun yazışmış. O ona cevap veriyor, o ona cevap veriyor. Kardeşim adam psikopat, sana ne, ne gerek var. Muhatap olma. Sen aç, imani konu oku, anlat ve koy onu Facebook’a koy, oradan okusun adamlar. Ama tek tek adamlara cevap yetiştirmek, onlarla çatışmaya girmek, bu muazzam vakit alır ve şeytanın damına düşer insan. Biz şeytana hizmet ettireceğiz. Şeytanın eline geçmek, Müslümana yakışmaz. Şeytana hizmet ayrıdır, şeytana hizmet ettirmek ayrıdır. Hz. Süleyman (a.s) gibi olacağız, şeytanı ensesinden yakalayıp, çökertip, hizmet ettireceğiz inşaAllah. İslam‘a, Kuran’a hizmet ettireceğiz. İnşaAllah. Dolayısıyla Facebook, bazı kardeşlerimiz için bir batağa dönüşmesin. Yani zaman batağı olmasın. Zamanlarını yiyip, içen bir yere dönüşmesin. Faydalı şeyler olabilir, o hayatın küçük bir bölümü olsun. Asıl olarak ilmi internet siteleridir. Bilimsel çalışma yapılan sitelerdir. Oradan bilgi gelecek, okuyacak, arkadaşlarına okuyacak, okuduğunu anlatacak. Elalemin delisi tükenmez ki. İstanbul’un denizi ve kerevizi tükenmez derler. Uğraşılır mı elalemin delileriyle? Git ona cevap ver, git buna cevap ver, olmaz öyle şey. Yani tebliğ de değil o, Allah yolunda cehd etmek de değil, onlar manyak işi gücü yok. Onlar akşama kadar zaten dedikoduyla vakit geçirmek istiyorlar. Onların dedikodu damına düşmek çok büyük hata olur. Biz vaktimizi en akılcı, en özlü şekilde geçirmek durumundayız inşaAllah. Ayrıca siz kendi adınıza internet sitesi açtıysanız, gelip adam bloke ediyorsa, oraya hacker saldırısı varsa, zaten bu bir suçtur. IP numarasını bildirin, dava açılsın. O kadar. Yani karmaşık bir şey yok. Bakın dün de bir tanesi, annesi, babası mektup yazmış, özür diliyor, yalvarıyor, ailesi yalvarıyor, “yapmayın, etmeyin Hocam, affedin” diye. Kardeşim beni niye uğraştırıyorsunuz? Niye bu kadar pervasız ve cahilsiniz? “Her gün eve polis geliyor” diyor, gelir tabii ki. Çünkü çok fazla suç olduğu için ayrı ayrı geliyor polis her seferinde, birçok kere savcılığa gitmesi gerekiyor, avukat tutması gerekiyor, o da bir masraf, uğraşıyor. Sonunda dünyanın cezası çıkıyor, tazminat davası oluyor, ceza davası oluyor. Yani bize iş çıkartmaları, bizim için bir sorun değil. Eğer onların vakti varsa, biz uğraşırız yani hukukla, kanunla inşaAllah.
“Balyoz davasına bakan, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, emanette bulunan, dava sırasında yapılan yazışmaları içeren, toplam 56 klasörü avukatlarına verdi. Klasörler içinde, 12 Eylül Darbesi’nden sonra yapılan işlemler ve yazışmalar içerisinde ilginç bir liste dikkat çekti. 1. Ordu Komutanlığı Güvenliği Harekat Planı Ekmelahika iki İstanbul ve çevresi, şehirlerde, iltisaklı ve birinci öncelikli, sivil kişiler başlıklı listede 426 isim yer alıyor. Bu isimler arasında en çok dikkat çeken, Dost tarikatı lideri, İhsan Güven cinayeti davasında baş sanığı Albülselam Tutal, Dost tarikatı lideri İhsan Güven ve eşi Sibel Güven Mayıs 2004 evlerinde öldürülmüştü. Yargılamayı yapan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dost tarikatı cinayeti davasının, aradaki irtibat gerekçesi Ergenekon Davası ile birleştirilmesini talep etmiştim. Bu cinayet davasının baş sanığı Tutal ile birlikte aynı listede Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet), emekli Albay Hüseyin Mümtaz Beyazıtoğlu, Latif Erdoğan, Süleyman Sırrı, Naciye Ulubeydoğumlu gibi isimler bulunuyor. Birinci Ordu Komutanı Güvenlik Harekat Planı ekmelahika üç İstanbul çevresi şehirlerde, iltisaklı ikinci öncelikle sivil kişiler başlıklı, 417 kişilik listede ise, Ergenekon davası tutuklu sanığı, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar’ın da ismi bulunuyor. Klasörde 12 Eylül döneminde hayata geçirilen, Bayrak Harekat Planı, bu çevrede yapılan fişlemelerde yer aldı. Darbeden sonra verilen talimatlar, o dönemin siyasetçilerine yönelik Kürtçü gibi fişlemeler olan listeler mevcut. Birinci Ordu Komutanlığınca 5-7 Mart 2003 tarihinde yapılan Balyoz Darbe Planı seminerine ait on ayrı ses kaydı klasörlerde yer aldı” diyor. Yani devlet içerisindeki derin devlet yapılanmasının, istifade edilecek yani kullanılacak, Müslümanların aleyhinde kullanılması için, özel olarak ayarlanmış, özel olarak ön görüşmeyle tespit edilmiş ve onlar açısından güvenilir görülerek, Müslümanlara karşı mücadelede kullanılmak üzere, tespit edilmiş şahıslar içerisinde, bu kişilerin ismi geçiyormuş. “Albülselam Tutal, Dost tarikatı lideri İhsan Güven ve eşi Sibel Güven Mayıs 2004 evlerinde öldürülmüştü. Yargılamayı yapan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dost tarikatı cinayeti davası arasındaki irtibat gerekçesiyle, iddia edilen Ergenekon davasıyla birleştirilmesini talep etmişti. Bu cinayet davasının baş sanığı Tutal ile birlikte aynı listede Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet), emekli Albay Hüseyin Mümtaz Beyazıtoğlu, Latif Erdoğan, Süleyman Sırrı, Naciye Ulubeydoğumlu gibi isimler bulunuyor.” Bu kişileri, Müslümanlara karşı kullanılmak üzere, bu iddia edilen derin devlet yapılanmasının, bu kişileri ayarladığı ve bu kişileri devreye sokmak üzere elinde tuttuğu ve onların adamı olduğu şeklinde bir iddia var mahkemede. İddia babında, yargılama bittikten sonra, bu böyle midir, değil midir, gerçek midir, doğru mudur anlaşılır. Şu an yargılama aşamasında olduğu için, herhangi bir iddiada bulunamayız, bir şey diyemiyoruz. Ama ilginç, hayret verici. Bize de internetten şu an saldırılar devam ediyor, daha önce de aynı şekilde iddia edilen Ergenekon örgütünün elemanları bunları yapıyorlardı ve bu adamlar tutuklandı, anlattım demin. Bu kişiler savcılık talimatıyla gözaltına alındıklarında, bu kişileri anlayacağız. Yani ne olduklarını, ne bittiklerini anlayacağız. Çünkü çok kapsamlı bir görünüm veriyor.
“Maldivler’den gelen” Allah Allah, artık Maldivler’den de geliyor maşaAllah. Mehdi (a.s) konusunda bir soru sormuş kardeşimiz ama çok uzun.
Rize’den Adem Onursalıvar sormuş. Fikri Emanet yazmış, Bosna Hersek’ten var, Ahmet Bayraktar kardeşimiz, “seyyid Muhammed Adnan Hocam” diyor. 2012 Maya takvimine göre Kıyamet olacağı söyleniyor, fikirlerinizi paylaşabilir misiniz? Ellerinizden öperim, Ahmet Bayraktar.” Bosna Hersek’ten yazıyor. 2012 çok güzel bir atak olacak. Çok güzel şeyler olacak, inşaAllah göreceksiniz.
“Selamun Aleykum seyyid Muhammed Adnan Hocam.“ Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam programınızda Şeyh Nazım Hocamız’ın, Ocak 2011 röportajını yayınladıkça, içimiz için için eriyor. Şeyhimiz öyle içten, öyle candan konuşuyor ki, onun size olan sevgisini gördükçe, biz Şeyhimizden daha çok nasıl sevebiliriz acaba, ne yapalım diye oturup düşünüyoruz. Şeyh Nazım Hocam, Allah aşığı, Allah’ı çok seviyor, çok derinden seviyor inşaAllah. Allah’ı sevdiği için sizi de çok seviyor inşaAllah. Allah her birimizi daha da deli aşık etsin inşaAllah. Şeyhimiz “sizin üzerinizde acayip bir tecelli olduğunu ve sizin gittiğiniz kanaldan bir tek sizin geminizin geçebileceğinizden” bahsettikçe, burada heyecandan kalbimiz çarpıyor inşaAllah. Allah üzerinizdeki tüm tecellileri kuvvetlendirsin, tüm güzellik nimetlerini arttırsın, imanınızı daha da derinleştirsin, etkinizle tüm dünyayı sallasın inşaAllah. Allah Şeyh Nazım Hocamıza sağlık sıhhat versin. Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) ile kucaklaşsın Şeyhimiz inşaAllah. Tüm dünyanın Hz. Mehdi (a.s)’a taabi olduğunu göstersin Cenab-ı Allah inşaAllah. Bu dünyanın şartları cismaniyetinizle görüşmek için uygun olmazsa Hocam, Allah bizi ahirette ruhaniyetinize kavuşmayı nasip etsin inşaAllah. Derin saygılarım ve sevgilerimle. Sevdam Allah için sizin inşaAllah, Sevda Kayalı.” Bu ne güzel sevgi böyle maşaAllah.
Oktar Hocam devam et.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Cumhurbaşkanı Gül’ün bir açıklaması olmuş Hocam, yargı ile ilgili şöyle diyor: “Yargıda köklü bir reformun şart olduğunu söyleyerek, bu da elbirliği ile yapılacak. Bu reformu dar anlamda söylemiyorum” demiş Hocam. “Aklın yolu bir” başlıklı yazıda. “Türkiye’nin köklü bir adalet reformuna ihtiyacı olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum Hocam” diyor Mercan kardeş. “Şeyh Nazım Hocamız’ın orduya olan sevgisini “anlatıyor. Hakikaten Türk ordusuna hayrandır. Şeyh Nazım Hocamız toz kondurmaz. Acayip şiddetli muhabbeti vardır, şiddetli Osmanlı hayranlığı vardır. Tam bir Evlad-ı Fatihan’dır, tam bir Osmanlı beyefendisidir maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, Allah ona bereket, güzellik, sağlık, sıhhat versin, Allah bize bağışlasın, Allah başımızdan eksik etmesin inşaAllah.
Tevbe Suresi Şeytandan Allah’a sığınırım. 32. ayet: “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Yani internetten, radyodan, televizyondan, oradan buradan Müslümanları bölüp, parçalayarak, Darwinizm’i materyalizmi anlatarak, Şii, Alevi, Sünni ayırımı yaparak, Müslümanlar arasına nefret tohumları atarak, ırkçılık yaparak, Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. “Oysa kafirler istemese de, Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” “Mutlaka bitireceğim” diyor Allah. Bu Mehdi (a.s) ile tam tahakkuk edecek inşaAllah. Bu Allah’ın vaadi inşaAllah.
“Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.”Ebcedi 1980 tarihini veriyor. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. “Onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle (dinsizlerle, Allah düşmanlarıyla) topluca mücadele edin” diyor Allah. “Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.”Yani mezheplere, tarikatlara, cemaatlere, ırklara ayrılarak birbirinizle uğraşmayın” diyor Allah, “topluca karşılık verin. Birlikte olun, beraber olun” diyor. İttihad-ı İslam’ın farz olduğunu gösteren ayetlerden bir tanesi de bu ayettir.
Enbiya Suresi, 73. Ayet “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık.” Yani Mehdilik görevi verdik diyor Allah. “ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.” Bu ayetin ebcedi 1984 yılını veriyor. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, son günlerde gerçekleşen, toplu kuş ve balık ölümleri olmuştu Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde işaret ediliyor bunlara. Bir iki haber okuyorum bununla ilgili. “Kanada ve İtalya’da gökten ölü kuş yağdı. Yılbaşından beri ABD ve İsveç’te görülen toplu kuş ölümleri, Kanada ve İtalya’da meydana geldi. Kanada’nın Quebec eyaletinde, küçük bir kasaba olan Saint Augustin’de, 80 adet ölü kuş bulundu. Son olarak İtalya’da gökten ölü kuş yağdı. Ülkedeki kuşları koruma derneği yetkilileri, kuzeydeki Faenza kasabasında, 1 Ocak’tan bu yana 700’den fazla ölü kuş toplandığını belirttiler.” 2011 yılının haberleri bunlar. “2011 yılının başından itibaren, insanları korkutan olaylar meydana geliyor. Yeni yılın ilk gününden bu yana ardı arkası kesilmeyen ilginç doğa olayları ve hayvan ölümleri haberleri akıllara, “dünyanın sonu mu geliyor?” sorusunu getirdi. Gökten kırmızı kanatlı karakuş yağdı. Böylelikle ansızın düşen kuşların 5000’den fazla olduğu açıklandı. Bir otoyolda serçe, inek kuşu ve karakuş gibi farklı canlılardan oluian 500 ölü kuş bulundu.” “Yine İsveç’in Falköping eyaletinde, 100’den fazla karga ölüsü bulundu. Yeni Zelanda’nın Hill ve Vaikavu bölgelerinde, yüzlerce ölü balık bulundu. Amerika’nın Maryland eyaletinde, yaklaşık 2 milyon balık karaya vurdu. Brezilya’nın Paranago kıyısında yaklaşık 100 bin ton sardalya ve kedi balığı kıyıya vurdu. Florida’da yüzlerce ölü balık bulundu. Amerika’nın Arkansas Nehri’nde yüzbinden fazla balık vurdu.” Bunlar hep arka arkaya olan olaylar. “ABD’de yapılan son araştırmalara göre, bazı yaban arısı cinslerinin sayılarının son yirmi yılda yüzde doksan oranında düştüğü açıklandı. Önceki gün İngiltere’nin Kent bölgesinde vuran kırkbin ölü yengeç yavrusu şok etkisi oluşturdu.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadisinde şöyle buyuruyor: “Deccal havada uçan kuşu tutacak. Anında güneşin altında kızartabilecektir.” Bu meali Hakim İbn-i Asaki İbn-i Ömer (r.a)’dan rivayet etmişlerdir. “Havada uçan kuşu tutacak” diyor “Deccal.” “Onun akıllara hayret veren işlerinden biri de şudur: Günde üç defa denize dalacak. Ellerinin biri uzundur. Uzun olan eliyle, denizin dibine dayanacak, diğer elleriyle derinliklerdeki balıklardan istediklerini tutup çıkaracak.” Ebu Nuyan Huzeyfe (r.a)’dan nakletmiştir.
ADNAN OKTAR:Demek ki Deccal devreye girmiş. Demek ki havadaki kuşlara, bilinmeyen bir silahla deccal bir deneme yapıyor. Yani kullanmak istediği bir silahla, şu an bilinmeyen bir yöntemle, havadaki kuşları yakalıyor. Hadiste belirttiği gibi. Ve balıkları da, yine hadiste belirttiği gibi katletme görevi olduğu için yani deccalin ana vasfı katletmektir. Yani herhangi bir amaç gütmüyor. Deccalin kuşlara ve balıklara da saldıracağı hadislerde anlaşılıyor. Bu deccalin kuşlara ve balıklara saldırmasıyla ilgili bir olay inşaAllah. Onları katletmekten zevk alan bir manyak olduğu için, kendi geliştirdiği bir silahı kullandığı anlaşılıyor deccalin. Onlarla eğleniyor anladığım kadarıyla benim gördüğüm bu kendi kafasına göre. Çünkü kan, deccalin ana vasfıdır. Terör ister, kan ister, savaş ister. Hadislerde de zaten iki hususa çok dikkat çekilmiş. Bir, kuşlara saldırması, bir, balıklara saldırması. Her ikisini de şu an icraya başlamış.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hz. Mehdi (a.s) içinde, tam tersini söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “böylece yer ve gök sakinleri ondan, Hz. Mehdi (a.s)’dan razı oldukları gibi havadaki kuşlar, ormandaki yırtıcı hayvanlar, denizdeki balıklar bile memnunluk duyacaklardır. Ümmeti Muhammed (s.a.v.)’den, memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır” diyor. “Denizdeki balıklar ve havadaki kuşlar bile memnun olacaklar” demiş maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu havadaki kuşların ölümleri Mehdi (a.s) devrinde kalkacaktır. Bilakis kuşlar daha güzel, daha gür, daha sağlıklı olacaklardır. Bütün hayvanlar daha sağlıklı olacaklardır. Kuşlara ve balıklara da özel bir şefkatli olacağı Mehdi (a.s)’ın, yani deccalin bu saldırısını Mehdi (a.s)’ın durduracağını anlıyoruz bu hadislerden. Yani kuşlara ve balıklara yapacağı saldırıyı, Mehdi (a.s)’ın önleyeceğini açıklayan çok sarih bir anlatımdır. Bunları da göreceğiz inşaAllah. Ama şu an deccaliyet atakta tabii ki.
OKTAR BABUNA:Bebekleri gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet. Acayip şekerler. MaşaAllah her biri birbirinden güzel. Allah’ın Cemal isminin tecellisi. Şeytandan Allah’a sığınırım, Allah, “Ahseni takvim” diyor, “en güzel suretle yarattım” diyor insan için. Olabilecek en güzel şekilde yaratılmıştır maşaAllah. Her biri birbirinden tatlı, çok acayip şekerler.
“Ben Yusuf Alanyurt, Hollanda’dan, Haaktan yazıyorum” diyor. “Ben sizi ilk 2002 yılında, tevafuken sitenize bağlanarak tanıdım. O zamandan beri sizi, elimden geldiği kadar izleyip, takip ediyorum. Sizin eserleriniz olan cdleri sipariş ettim. Arkadaşlarıma da tavsiye ediyorum. Bütün alemleri yaratan Allah, her şeyden haberi olan Allah’a kulluk etmek için geldiğimiz dünyada, Allah mümin kullarına yardımı daim etsin inşaAllah.” Bakın çok güzel, cd, kitap doğrudan internet sitelerine girmek, asıl faaliyet budur. Yoksa Facebook’ta dedikodu yapmak, o ona ne dedi, bu buna ne dedi, elalemin manyaklarıyla kapışmak, tartışmak, çatışmak, bunlar, zaman öldüren, zamanı yok eden şeytanın tuzakları olur. Sakın böyle bir hataya düşmesinler, mutlaka birbirlerine cd tavsiye etsinler, cd hediye etsinler, kitap hediye etsinler, ilgili internet sitelerine girsinler, yani ana sitelere girerek, oradan araştırma yapılır. O şekilde konuşulur. Ayette diyor ki: şeytandan Allah’a sığınırım, “insan her şeyden çok tartışmaya isteklidir” diyor Allah. Tartışmacıdır. Bayılır, insan nefsinde vardır tartışma ve o kuyuya düştüğünde arkası gelmez. O ona, o ona, o ona, o ona. Allah korkusundan bahsetmiyor, Allah sevgisinden bahsetmez, Peygamber sevgisinden bahsetmez, insan sevgisinden bahsetmez, hayvan sevgisi, kuş sevgisi, bitki sevgisinden bahsetmez, İttihad-ı İslam’dan hiç bahsetmez, Türk İslam Birliği’nden hiç bahsetmez, Mehdi (a.s)’dan hiç bahsetmez. Ama Müslümanlara saldırma deyince üstlerine yok. Şeyh Nazım Hocamıza olmadık laflar ederler, kendi kafalarınca bana yöneliyorlar, Fethullah Hoca’ya bazı sözler ederler, büyük alimlere, şuna buna önüne gelene abuk sabuk, anormal ifadelerle saldırgan, kin dolu, nefret dolu ifadelerle saldırıyorlar. Burada bir samimiyetsizlik var. Çünkü Müslümanların birlikteliğini istemeleri lazım. İttihad-ı İslam’ı istemeleri lazım. Kardeşim herkesten nefret ediyorlar. Türkiye’deki Müslümanlardan nefret ediyorlar, kendi cemaatinden, topluluğundan olmayan herkesten nefret ediyorlar. Şiilerden, Alevilerden, Bektaşilerden zaten öyle, Hristiyan, Yahudileri zaten doğrama peşindeler, böyle bir yapılanma var. Bakacağız onların IP numaralarından, telefon bağlantılarından, şundan bundan her şeyden çıkartır Savcılık o sorun değil inşaAllah.
“Es Selamu Aleykum Sayın Adnan Hocam. You Tube’da, bir videoda bir şahıs, sizin eserlerinizi yazarken, “Amerikalı Bilim adamlarından istifade ile yazdığınızı, dolayısıyla kitabın size ait olmadığını” söylüyor” diyor. Bütün bilim adamları kitap yazarken ne yaparlar? Hazır bilgiden istifade ederler. Bilimsel bir çalışma varsa, Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “İlim Çin’de dahi olsa alınız.” Biz Amerika’dan alırız, Rusya’dan olsa alırız, Çin’den olsa alırız. Yeter ki doğru olsun. Yeter ki hakikat olsun. Değil mi? Yani doğru olduğu ispat edildikten sonra gerçekse, nereden alındığı önemli değil. Zaten Peygamberimiz (s.a.v.)’in açık ifadesine göre de, her yerden alabileceğimiz açık. Dolayısıyla o, bahsi geçen şahsı ben tanıyorum. Dumandan kafa damarları tıkanmış, bunamış bir adam. Herkesten nefret eder. O da Cübbeli’nin taraftarıyım” deyip de sahtekarlık yapan bazı tipler var ya, var mı alakaları var mı yok mu bilmiyorum, Facebook’ta, oraya, buraya saldıran, devlete, hükümete, müesses nizama, Atatürk’e akla gelen her şeye saldıran bir üslup içerisindeler. Şimdi bu efendi de, o tarz bir tip. Seveni yok. Yani böyle hani filmlerde olur ya Rum meyhaneciler olur eskiden, Rumları severim de, film icabı Agop falan derler, saçı sakalına karışmış özel tip yaparlar, zilzurna sarhoş, hırıltılı konuşurlar, özel yaparlar. Bunda da tam klasik ayyaş tipi var. İnanmayan baksın. Geçenlerde de tipini biraz düzeltmiş. Ben ayyaş dedikten sonra, saçı sakalı düzeltmiş ama kurtarırı yok yine. Bazen kravatı gevşetiyor, bazen bağlıyor kendince bir şeyler yapıyor. Ama dumandan kafa gitmiş. Yani tam klasik bunama var ve haset içinde. Yıllardan beri gayret eder, kimse ne tanır, ne muhatap olur, ne adam yerine koyar, herkesin nefret ettiği, herkesten de o nefret eder, millet de ondan nefret eder. Hayatta tek bir kere sevgi sözcüğü kullanmış adam değildir. Sevgi, şefkat, merhamet, güzellik, estetik, sanat hiç ağzına almaz böyle şeyleri. Nerede küfür, nerede saldırganlık varsa bundadır. Alevilere saldırır, Bektaşilere saldırır, Şiilere saldırır, Vahhabilere saldırır, Ehl-i sünnet Müslümanların birçoğunu beğenmez. Böyle garip bir adam. Benim sözlerim ispatlıdır. İnanmayan baksın, böyle sıfır numara, ayyaş tipi yoksa, bana söylesinler. Üslup da ayyaş üslubu, klasik ayyaş üslubu, zilzurna içmiş zannedersin. Dolayısıyla öyle bir bunağın lafıyla hareket etmeye gerek yok. Yani bilim, Amerika’da laboratuvarlarda gelişmiş bir açıklama mesela bilimsel bir açıklama. Niye almayalım? Mesela tıpta gelişme oluyor, bir ilaç bulunuyor, niye kullanmayalım? O zaman hiçbir şeyi kullanmaman lazım, bilimin gelişmesini de kullanmamam lazım, televizyonu da kullanmamamız lazım. Bunu gayrimüslimler icat ettiler bunu. Değil mi? Onu da kullanmayalım o zaman. Olur mu öyle şey. Bilim, ilim Müslümanın yitik malıdır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Nerede bulursan alır” diyor, “yitik malı.” Yani yitirilmiş malı, kaybedilmiş malı. “Nerede olduğu hiç önemli değil” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), nerede bulursa alır diyor. Biz de nerede bulursak alırız. Onun için o bunağa cevabımız, bu kadarla kalsın. Başka konulara geçelim
OKTAR BABUNA:Hocam, arkadaşlarımız sizin adınıza Fransa’yı sallamaya devam ediyorlar maşaAllah. Dün bir konferans olmuştu maşaAllah, ekranda siz de görüyorsunuz inşaAllah Hocam. Nantes şehrinde dün başladı. Fransa’nın en büyük şehirlerinden biri Nantes’taydı konferans. Çok güzel geçmiş, çok yoğun ilgi varmış. Sadun Konuşmuş inşaAllah. Çok güzel bir fosil sergisi olmuş. Resimleri de burada gösteriyorum Hocam inşaAllah. Resimlerde fosil sergisi bölümünde, gençler fosilleri izliyorlar inşaAllah, Evrim konferansı.
ADNAN OKTAR:Evet çalışma böyle olur işte. Çaka çaka, kitaplarla, fosillerle, belgelerle maşaAllah. Öyle demogojiyle olmaz. Daha dur yeni başlıyoruz Bismillah, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Çocukların hayvan sevgisi var, göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet. Şeytan’dan Allah’a sığınırım.Sebe Suresi 18. ayet: “Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik.” Mesela şimdi de böyle, Kadıköy, Bostancı bunların her biri ayrı bir şehir Beşiktaş ayrı bir şehirdir ama her biri birbirinden görülüyor. “orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik.” Caddeler, geniş yollar. "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik).” Güvenlik içinde gezip, dolaşma ne zaman olacaktır? Mehdi (a.s) zamanında, İslam dünyaya hakim olduğunda. Ayetin ebcedi; 2023. Bir tane ebced veriyor, 2023.
Bakın Peygamberimiz (s.a.v.)’e ne diyorlar: 8. ayet: "Allah'a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hemen ilk kafalarına gelen bu. “Delilik mi var.” “Hayır, ahirete inanmayanlar, azapta ve uzak bir sapıklık içindedirler. Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı?” Mesela gökte, göktaşları, binlerce göktaşı dizildi, gösterdik film olarak. Yerinin de, elma kabuğu kadar ince olduğunu ve altında da magma olduğunu gösterdik. Allah; “Görmüyorlar mı?” diyor. “Eğer Biz dilersek, onları yerin-dibine geçirir”, muazzam bir deprem meydana getiririm, “ya da gökten üzerlerine parçalar düşürürüz.” Göktaşı yağdırırız. “Hiç şüphesiz, bunda 'gönülden (Allah'a) yönelen' her kul için bir ayet vardır.” Bir delil vardır. Ama kim bunu düşünür diyor? “Gönülden Allah’a dönenler düşünür” diyor inşaAllah.
Nahl Suresi 95. ayet: “Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın.” Mesela İttihad-ı İslam’ın olacağını, Türk İslam Birliği’ni, ateist masonların, bir kısım karanlık teşekküllerin, iddia edilen Ergenekon örgütünün, para vermesi karşılığında gizlemeye çalışmayın. Örtmeye çalışmayın. “Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır. Sizin yanınızda olan tükenir”paranız tükenir, “Allah'ın Katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz” diyor. Bakın “Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz.” Şeddeli 2015 tarihini veriyor inşaAllah.
Ahzab Suresi 45. Ayet, Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.”2034 tarihini veriyor ebcedi. “ Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).” Bu ayetin ebcedi de 2034 tarihini veriyor. “Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.” Bu ayetin ebcedi de 2005 tarihini veriyor. “Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; Mehdi (a.s)’a karşı zuhur edecek, başları traşlı, yetmiş bin sarıklı oluşacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sahih hadis, iki tane muteber Ehl-i sünnet kaynağından delil gösterdim. Sarıkla kendilerini gizleyecekler. Mesela, hiç ummuyorsun, tahmin etmiyorsun, adam o kisve altında onu yapabiliyor işte. Onun için Müslümanlar son derece uyanık olsunlar, tahmin ettikleri gibi değil. Orada, burada serserilik yapan, it kopuk takımını getiriyorlar, “sana para verelim, şu imkanları verelim falan, ama şu sarığı takacaksın, cübbeyi takacaksın, şu evde de toplanacağız, şu görevleri yapacaksın” diyor, adam tam anlamıyla devreye sokulmuş oluyor. Bunların da asıl amaçları; Müslümanları bölmek, paramparça etmek, Müslümanları mezhep ayrımıyla birbirlerine düşürmek, kavgaya düşürmek, Türkiye’de kanlı bir iç savaş meydana getirmek, Alevi-Sünni savaşı ve İran’la da Şii-Sünni savaşı meydana getirip, Büyük Ortadoğu Projesi’ne zemin hazırlamak. Ama mahiyetini bilmeden, büyük Ortadoğu Projesi’ne destekleyen insanlar olmuştur. Büyük Ortadoğu Projesi’nin amacı; bölünme, parçalanma ve kandır. Duyan da bir birlik zannediyor Büyük Ortadoğu Projesi deyince insanlar hepsi toplanacak zannediyor. Paramparça etme üzerine kuruludur. Mehdiyet bütünlük içindir, bir araya getirmek içindir, birleştirmek içindir. Deccaliyet de, paramparça etmek içindir. Şii düşmanlığı ve Vahhabi düşmanlığını da körükleyerek, çok büyük bir kanlı savaş hazırlığı yapıyorlar. Biz de buna engel oluyoruz, engel olmaya da devam edeceğiz. Bilakis bu, muazzam bir ittihad ile neticelenecek, bu oyuna Müslümanlar gelmeyecektir ve müsaade etmeyeceğiz inşaAllah. Yani adım adım takip ediyoruz. Bunun devlet gereğini yapacaktır, herkesin gönlü müsterih olsun.
Ne yapıyoruz? HarunYahya.Tv’den devam mı edeceğiz? İnşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren, Çay Tv, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Sunumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...