SUNUCU: Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeyhim.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Buyurunuz.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Tunus’ta meydana gelen olayların Ortadoğu’daki diğer bazı devletlere de sirayet etmesinden ve benzer ayaklanmalara yol açmasından korkuluyormuş habere göre. Bölgede diktatörlükle yönetilen Mısır, Cezayir, Ürdün, Fas gibi diğer ülkelerde de ayaklanmalar başlamış. Ürdün’de beş bin kişi Tunus’taki eylemlere benzer protesto yürüyüşü düzenlemiş, Mısır’da da gösteriler başlamış.
ADNAN OKTAR:“Diktatörlük.” Demokrasi mi istiyorlarmış?
ALTUĞ BERKER:Hocam Tunus ile ilgili bir haber vardı, İngiltere’de yayınlanmış, orada şöyle diyor; Tunus’ta yaşanan olayların Batı basını tarafından baskıya, dikta rejimine isyan gibi gösterildiğini, aslında ise Tunuslu Müslümanların halife, yani İslam alemine manevi bir lider çağrısı yaptıkları anlatılıyor. Haberde verilen videoda da, Tunuslu Müslümanların “halife, halife” diye ve “ruhumuz, canımız İslam’a feda olsun” diye slogan attıkları gösteriliyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, en güzel çalışma ilmi çalışmadır, akılcı. Anti-Darwinist, antimateryalist gençler olarak kendilerini geliştirsinler, bilgilerini artırsınlar, çok kültürlü olsunlar. Üniversite mezunu, seçkin, klas gençler oluşsun. Zaten o zemin kendiliğinden oturur, doğal olarak oturur inşaAllah.
Oktar Hocam, getir bakalım. Şimdi bir kitap yazmışlar, arkadaşlar. Evet, “Sevgili Muhammed Adnan Hocam, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun” diyor. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “‘Nerede olursanız Mehdi(a.s)’ı bulun ve karda sürünerek olsa dahi yanına gidin ve ona biat edin.’ Bir de Mehdi (a.s)’ın talebelerinin üç yüz on üç kişi olduğunu hadislerden açıklıyorsunuz. Bu farkı anlatabilir misiniz? Mehdiyet’i kavrayan kardeşlerimiz zaten dünyanın neresinde olursa olsunlar, onlar şuurlu ve yerine göre bu zemini gönülden hazırlıyorlar ve o biat sayılmıyor mu? Hürmet ve sevgilerimle Fatma Betül. Not: Hocam burada Müslüman Kadın ve Modern olmak konulu bir kitaba, yarın yazı yetiştirmem gerekiyor. Rabbime saf ilhamlar bahşetmesi ve tamamına erdirmesi için dua buyurursanız çok memnun olurum. Rabbim sizden ebeden razı olsun. Fatma Betül.” İyi güzel, maşaAllah. Karmaşık bir şey yok. Bir insan imanın nuruyla Mehdi (a.s.)’ı bence anlar, anlaşılır. Mehdiyet küfre, deccaliyete karşı can-ı gönülden, ilmi, akılcı faaliyet yapan bir topluluk, o, inşaAllah. Berker’im seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Avusturalya’nın ardından, Sri Lanka ve son olarak Brezilya’da da sel baskınları devam ediyormuş. Bu seferki sel baskını, Brezilya tarihindeki en büyük sel ve toprak kaymasına neden olmuş ve ölü sayısı 545’e ulaşmış. On iki bin kişi evlerini terk etmiş. Filipinler’de ise iki hafta aralıksız yağan yağmur on sekiz bin kişinin evsiz kalmasına ve kırk yedi kişinin ölümüne neden olmuş.
ADNAN OKTAR:Evet, ahir zamanın özellikleri onlar. Sürekli bunlar devam eder, kesintisiz olarak devam eder. Daha önce de söylemiştik. Hiçbir dönemde, dünyanın hiçbir periyodunda böyle bir olay yok. İlk defa oluyor. 1980’den sonra muazzam bir yoğunlaşma oldu her tür tabiat olaylarında. “Tabiat olayı” derken anlaşılması için söylüyorum, yeryüzünde olan olaylar.
ALTUĞ BERKER:Milliyet ve Hürriyet yazarları, Muhteşem Süleyman dizisiyle gündeme gelen bazı itirazlardan yola çıkarak, son günlerde Osmanlı padişahlarının aleyhine bir karalama kampanyası başlattılar. Bugün de hem Melih Aşık hem de Rahmi Turan, Osmanlı aleyhinde iki yazı yazmışlar. Osmanlı’nın kanlı bir tarihi olduğunu, padişahların halka zulmeden, kadınlarla birlikte olan, içki içen, zalim, basiretsiz insanlar olduklarını söyleyerek, padişahlara ithafen çirkin hikayeler yayınlıyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, “Osmanlı hükümdarları, padişahlar” biz “peygamberdir, kusursuzdurlar” demiyoruz ki. Onlar Allah’ın kulu zaten. Mutlaka hataları, anormal, eksik yönleri olabilir, vardır yani. Biz müspet yönlerine, olumlu yönlerine bakarız. Yani toplum genelinde, rahat, güzel, huzurlu yaşamış yani Avrupa’ya nazaran. Avrupa sürünürken, pislik, kir, belalar, hastalıklarla, savaşlarla boğuşurken, Osmanlı toplumu çok onurlu, zengin, güzel kültürle, güzel ortamda, sanatın, bilimin geliştiği bir ortamda yaşamışlar. Yani halkını, Osmanlı, kimseye ezdirmemiş. Mühim olan bu. Biz; “İslamiyet’i kusursuz yaşadılar, mükemmeller” demiyoruz ki. Bizim mükemmel gördüğümüz Peygamber (s.a.v.) ve sahabelerdir. Örnek aldığımız onlardır. Dolayısıyla oturup Osmanlı’dan bize dem vurmaları gereksiz. Biz biliyoruz, Osmanlı’nın eksik yönlerini de biliyoruz, mükemmel yönlerini de biliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Bugün Alevi Kurultayı toplanmış Ankara’da Hocam. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Ankara’da yapılan Alevi Kurultayı’nda yaptığı konuşmada şöyle demiş; “Aleviler bizim kardeşimizdir” denilerek Alevi çocuklara zorla din dersi verildiğini, Alevi köylerine zorla cami yaptırıldığını söyleyerek; “bizim bu tür bir kardeşlikle işimiz yok” demiş. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasının ve herkesin dinlerini özgürce yaşamasını istediklerini belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Ercan Geçmez. Niye canım, Alevi köyünde cami olmasının ne mahsuru var? Cemevi de olsun, cami de olsun. Oraya hiç Sünni bir kardeşimiz uğramayacak mı? Bu ne biçim mantıktır yani, değil mi? Yani ayrıca camide de zaten Alevi kardeşlerimiz toplanabilir. Yani Aleviler namaz kılan insanlar, ibadet eden insanlar. Canı namaz kılmak ister, öyle düşünür, gider namazını kılar. Yani böyle katılığa gerek yok. Bu tip hareketler çok çirkin. Olur mu? Tabii ki kardeşiz. Ama istediği gibi cemevi de yapabilir. Mesela Sünni bir köye, bir kardeşimiz isterse cemevi de yapar. Ama Alevi bir köyde de bir kardeşimiz isterse cami de yapar. “Cami yaptırmayız” demek ne demek? Çok anormal bir hareket. Dolayısıyla özgür, samimi, sıcak bir bakış açısı olması lazım kardeşimizin. Yanlış, çok yanlış, çok ayıp yapıyor.
ALTUĞ BERKER: Hocam, bugün şehit aileleriyle ilgili bir haber vardı. Bu konuda sizin yıllardır anlatımınız sürüyor, şehit ailelerine destek olmakla ilgili. Söylediklerinizin çıkması da bin üç yüzü aştı inşaAllah. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nukhet Hotar söylemiş; “10 bin şehit yakını işe alındı.” Memur statüsünde istihdam edildiğini söylemiş Hocam. Siz Allah’ın izniyle hem 2009’da hem 2010’daki röportajlarınızda, daha evvel de söylüyordunuz şifaen “Şehit ailesine yardım çok makbul, güzel bir hizmettir. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen mutlaka bu ibadeti, bu güzel tavrı göstermek durumunda” dediniz. “Şehit ailelerine her yerde hürmet, saygı göstertilsin. Yani bütün milletimiz onlara var gücüyle destek olup imkan sağlayalım. Onlarınki daha da güzel; şehit ailesi, şehit babası, şehit anası. Ne büyük onur” dediniz, “hem onlara madalya verilmesi lazım” dediniz. Şimdi de Allah’ın izniyle şehit ailelerine yardımlar artıyor.
ADNAN OKTAR: Şehitler bize emanet.
Bazı Alevi kardeşlerimiz çok katı yaklaşıyorlar. Bazı Sünniler de çok katı yaklaşıyorlar. Bu doğru değil. Biz bir Alevi köyüne gittiğimiz de mescit bulmamız çok çok güzel olur. Bir Sünni köyüne gittiğimizde, orada bir cemevi bulmamız güzel olur. Hz. Ali (r.a.) sevgisi anlatılsın, Ehl-i Beyt sevgisi anlatılsın. Fakat bu tip şeyler, genellikle mesela Sünni oluyor, cemevi istemiyor yahut Alevi oluyor, cami istemiyor; bunların kökenine baktığımızda din ile pek alakalarının olmadığını görüyoruz, İslam’la pek alakalarının olmadığını görüyoruz. Bu katılığa gerek yok. Oradaki insanların genel kanaatine göre hareket edilmesi lazım inşaAllah.
“Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu nur yüzlü yakışıklı Hocam” diyor. Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Atatürk’ün gizlenen vasiyetinin elli yıl sonra açılmasını isterken, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Büyük Türkiye hareketini 1988 yılında beklediği için mi vasiyetinin bu yılda açılmasını istedi? Vasiyette; ‘ülkenin manevi bataryaları boşalmıştır’ diyerek, din ve kurtarıcı hareket hakkında pek önemli bilgiler veriyor. Hz. İsa (a.s.)’ın Ayasofya’ya geleceğini veya ineceğini düşünüyor Gazi Paşa. Türkiye Cumhuriyeti’nin ileride tüm İslam ve Türk dünyasının Hz. Mehdi (a.s.) etrafında toplanacağını ve Cumhuriyetler Birliğinin kurulacağını evelAllah öngörüyor. Ne kadar ileri görüşlü Gazi Paşamız, maşaAllah. Mübarek ellerinizden hürmetle öpüyoruz Hocam. Sizin deli aşığınız ve ayağınızın türabı” diyor, estağfurullah. “Meryem ve Recep İlme.” Bu ailenin güzel bir iltifatı. Allah onların hidayetinin arttırsın, ilmini artırsın. Cennette bizlere kardeş etsin inşaAllah.
Ben Şeyh Nazım Hocam’a doyamıyorum, onun sohbetlerine. Şeyh Nazım Hocam’ı bir dinleyeyim, inşaAllah. Aynı zamanda Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın daha önceki sohbetlerinden bir konuşma dinleyelim.
VTR: Şeyh Nazım El Hakkani Hazretleri’nin, Sayın Adnan Oktar ile ilgili sohbetinden (Ocak 2011)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocamıza duaya devam etsinler. Bak bayağı zindeleşmiş, çok iyi olmuş. Elhamdülillah, maşaAllah. Allah şerlilerin şerrinden, zalimlerin kötülüklerinden Hocamızı korusun. Allah ona düşman olanlara hidayet versin. Hidayet vermediklerini de Allah etkisiz hale getirsin, inşaAllah.
Lalegül FM’de Cübbeli yine konuşma… Yani sanki böyle; “Hıristiyanlar, Yahudiler cennete gidecek” diyenler varmış gibi böyle bir kahramanlık edasında; “ben kurtarıyorum Müslümanlığı.” Bir kere “La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah” demeyen insan cennete giremez. Oturup bize tekrar tekrar, tekrar tekrar sanki Türkiye’de bir tek kendi böyle bir gerçeği biliyormuş gibi anlatması biraz garip. Biraz kahraman gibi göstermeye çalışıyor kendini. Bu, Ehl-i Sünnet’te zaten meşhur olan, herkesin bildiği, bin dört yüz seneden beri bilinen bir gerçektir. Kuran ayetleri de ortada. “Allah Katı’nda din İslam’dır” diyor Cenab-ı Allah. Bitti. Oturup bunun üstüne kahraman kesilmenin âlemi yok. Kendini kahraman gibi, suni bir kahramanlığa gerek yok. Kuran’ı biz zaten biliyoruz. Ehl-i Sünnet inancını biliyoruz. Akaid kitapları var, itikat kitapları var; açık açık anlatılmış bunlar. Biz Cübbeli’den dini öğreniyor değiliz. Ama Hıristiyanlar Cübbeli’nin anlattığı hükümde değildir, Museviler Cübbeli’nin anlattığı hükümde değildir.
ALTUĞ BERKER:“Onların hepsi bir değildir” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Al-i İmran Suresi 113-115’ te. “Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar.”
ADNAN OKTAR: İşte biz bu Ehl-i Kitab’ı, burada Kuran’da bahsedilen, Allah’ın övdüğü Ehl-i Kitab’ı seviyoruz ve destekliyoruz. Cübbeli’nin bu ayetlerden haberi yok veyahut anlamazlıktan geliyor.
ALTUĞ BERKER:“Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim sevdiğimiz Ehl-i Kitab’ı, Kuran bize tarif ediyor. Biz bu insanları sevip, bunları destekliyoruz Ehl-i Kitap’tan. Cübbeli’nin bu ayetleri bilmesi lazım. Tek yanlı, bir ayetin üzerinde duruyor.
ALTUĞ BERKER:“Ehl-i Kitap’tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle altın emanet bıraksan onları sana öder; ama öylesi de vardır ki, bir altın bile versen, başında dikilip durmadıkça onu sana geri vermez.”
ADNAN OKTAR: Demek ki iyisi de var, kötüsü de var. Mesela, Cenab-ı Allah’ın takdir ettiği bölümü var Kuran’da. O bir hiç değil. Ayeti sen beğenmiyorsan o zaman küfre gidersin. Allah bir doğru olanını söylüyor, bir de yanlış olanı söylüyor.
ALTUĞ BERKER:“İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin.”
ADNAN OKTAR: Hakaret, aşağılama, saldırma, asma, kesme; demek ki bunlar yok. En güzel tarzın dışında tartışma, konuşma olmuyor Ehl-i Kitapla. Allah yasaklamış. Küfretmek yok. Hakaret yok. Saldırmak yok. Asmak kesmek yok.
ALTUĞ BERKER:“Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."
ADNAN OKTAR: Bizim hitabımız işte budur. Biz Cübbeli’den değil, Kuran’dan öğreniriz. Onun vereceği akla hiç ihtiyacımız yok. Kuran’ı tenzih ederim, ayetleri tenzih ederim.
ALTUĞ BERKER:“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim."
ADNAN OKTAR: Bu ayeti yok hükmünde sayıyor herhalde Cübbeli, anladığım kadarıyla. Biz ne diyoruz? “‘Allah birdir’ deyin” diyoruz. “Allah birdir” demelerini Allah beğeniyor ve güzel buluyor Allah. Bunu bu ayette belirtmiş. Cübbeli’ye göre bu ayetin hükmü ne olmuş oluyor o zaman? Kabul etmiyor gibi bir üslubu var. Bir tek ayet, birkaç ayet; ama bak bu ayetler, diğer ayetler diğer ayetleri şerh ediyor, açıklıyor. Bu ayetleri bütün olarak değerlendirmesi lazım. Bir ayetle, iki ayetle olmaz; hepsini değerlendirmesi lazım. O ayeti bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.”
ADNAN OKTAR:“Ey Kitap Ehli” derken Yahudiler ve Hıristiyanlar, “ortak bir kelimeye gelin” diyor Cenab-ı Allah, “bunu deyin” diyor. Demek ki Müslüman bağlantı halinde, onlarla konuşuyor ve onlara tebliğ yapıyor. Ne diyor? “La İlahe İllallah”a onları inandırmaya çalışıyor. “Muhammeden Resulullah” ayrı. Önce “La İlahe İllallah”. Evet, devam et.
ALTUĞ BERKER:“Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim."
ADNAN OKTAR:“Önce onları şirkten kurtarın” diyor Cenab-ı Allah, “La İlahe İllallah’a davet edin” diyor ve bunu Allah güzel görüyor Kuran’da. Onun arkasından Muhammeden Resulullah teklif edilecektir. Ama bak bir aşamasında Allah “bunu yapın” diyor. Bizim yaptığımız da budur. Ve Allah’ı onların sevmesi, Allah’ın bir olduğunu söylemelerini Allah beğeniyor. “Allah birdir” demelerini beğeniyor Allah. Aksi şirk. Yeterli mi? Değil ama Allah bunu hiç hükmünde görmüyor. Bu, Allah’ın beğendiği bir tavır olmuş oluyor. Evet.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım. Maide Suresi, 5’inci ayet. “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir.”
ADNAN OKTAR: Hıristiyanların, Musevilerin yemeğini Müslümanlar yiyor; Müslümanların yemeğini de Hıristiyanlar, Museviler yiyor. Beraber yemek yiyebiliyorlar demek ki. Birbirlerini asıp kesmiyorlar, hakaret etmiyorlar. Evet.
ALTUĞ BERKER:“Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara mehirlerini ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.)”
ADNAN OKTAR:Mesela bak, Musevi ve Hıristiyan kadınla evlenilebiliyor. Nikahlıyorsun, eşin oluyor. İnsan eşine nasıl hitap eder? Hepsini söylüyor. Ama Ehl-i Kitap. Ömür boyu onunla nikahlı kalıyor, çocukları oluyor, birlikte oluyorlar. Bunu ben söylemiyorum; Allah söylüyor, Kuran’da söylüyor. Cübbeli bu ayetleri okuması ve anlatması lazım. Bunları söylemeden birkaç ayetle olmaz. Ayetler bir bütündür; ayet, ayeti açıklar. Mesela Yahudi hanımı olabiliyor bir insanın, Hıristiyan bir hanımı olabiliyor. Ona “ey kafir” demiyor; “hanımım” diyor, “eşim” diyor. “Bu kim?” dediğinde; “bu kafir” demiyor, “hanımımla tanıştırayım sizi” diyor. İnsan karısına nasıl hitap ediyorsa o şekilde hitap ediyor. Çocukları da annesine “ey kafir” demiyor; “anneciğim” diyor, “canım anneciğim” diyor. “La İlahe İllallah” diyen Hıristiyan hanımla da Musevi’yle de evlenildiğini Kuran gösteriyor. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.”
ADNAN OKTAR:“İman edenlere, Müslümanlara en yakın olan Hıristiyanları bulursun” diyor, Cenab-ı Allah. Ayet bu. Cübbeli’nin bu ayetten haberi yok. Bu ayeti söylesene sen. Bu ayet hiç hükmünde mi? Bu ayet bir şey anlatıyor; “Hıristiyanları, inananlara yakın bulursun” diyor Allah ayette. Biz Allah’a inanıyoruz, Kuran’a inanıyoruz. Kuran’a göre bunun hükmü açık işte, anlatıyor Allah.
ALTUĞ BERKER:“Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında ecirleri vardır.”
ADNAN OKTAR: Evet, yani hak din olarak, mesela Hıristiyan, Hz. İsa (a.s.) devrinde hak din olarak yaşadıysa ehli necattır ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.) geldikten sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i kabul etmemesi ehl-i necat olmasını kaldırır. Muhakkak “Muhammeden Resulullah” demesi lazım. O zaman gerçek Hıristiyan olur. Musevi de, Hz. Musa (a.s.)’a bağlı; çok güzel. Sevsin, aşkla sevsin, muazzam sadakat göstersin ama Muhammedi olmadan gerçek Musevi olması mümkün değil. Çünkü Müslümanlığın bir şartı da peygamberlerin tamamına iman etmektir. Biz Müslüman’ız, bütün peygamberlere iman ediyoruz. Bir adam çıksa dese ki; “ben bütün peygamberlere iman ediyorum ama bir tek Hz. Nuh (a.s.)’a iman etmiyorum.” Bitti, Müslüman olamaz. Hz. Nuh (a.s.)’a iman edecek. Aynı şekilde bir Musevi de; “bütün peygamberlere iman ediyorum, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e iman etmiyorum” derse, gerçek anlamda iman etmiş olmaz. Çünkü peygamberleri ayırmış oluyor. Peygamber olduğu açık Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Net, İslam peygamberi olduğu belli. Hiçbir vicdan aksini söyleyemez. Bir Hıristiyan da öyle; bütün Peygamberleri kabul edip, Peygamberimiz (s.a.v.)’i kabul etmezse Hıristiyan olamaz zaten. Gerçek bir Hıristiyan olamaz. Gerçek bir İsevi olmak istiyorsa mutlaka Muhammedi olmak durumundadır. Mutlaka Kuran’a tabi olmak durumundadır. Kuran’a tabi olduğunda gerçek İsevi olur. Her Müslüman gerçek anlamda -daha önce de söyledim- hem Muhammedi’dir, hem Musevi’dir, hem İsevi’dir, hem Nuhi’dir, hem Yakubi’dir; bütün peygamberlere bağlısındır. Çünkü peygamberlerin hepsi övülüyor. Onların ne dediği de Kuran’da uzun uzun anlatılıyor. Hepsine tabi olmuş oluyor. Hz. İbrahim (a.s.)’ın her sözüne tabiyiz, Kuran’daki her sözüne. Ve dolayısıyla İbrahimi’yiz aynı zamanda.
“Ben hakkı söylerim” diyormuş, “kim ne yaparsa yapsın” diyormuş. Hakkı zaten Allah söylemiş. Hak zaten ortada. Aksini söyleyen zaten geçerli değildir ki. “Aksini söyleyenler var.” Söylesin, istediği kadar söylesin. Allah’ı inkar eden de var. Allah yok mu oldu haşa inkar edenin inkar etmesiyle? Kuran’ı inkar edenler var, Kuran yok mu oluyor? Kuran hükmünü inkar edince Kuran hükmü kalkmaz ki. Mesela Kuran’da kader var, kaderi anlatıyor ayetler, birçok ayet var. “Ben kabul etmiyorum” diyor. Şimdi ayetlerin hükmü kalkar mı, adamın kabul etmemesiyle? Böyle kendini kahraman gibi göstermesine gerek yok. Kuran hükmü kıyamete kadar değişmez zaten.
Ahmet Yasin Hocamız çok mübarek, muhterem bir insan. Dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’nin vekillerinden Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın, Sayın Adnan Oktar’ın talebeleriyle yaptığı bir sohbet.
ADNAN OKTAR: Bakın, görüyorsunuz tevazusunu, yüksek ahlakını, maşaAllah. Tam bir seyide yakışır soylulukta. Çok muhterem ve çok efendi bir insan. Alışılmışın çok çok üstünde efendi, maşaAllah. Biz Hocamızın ayağının tozuyuz. Ben ayağının tozuyum ben, naçiz bir talebesiyim. Emrindeyiz, inşaAllah. Allah, dünyada ahirette kardeş etsin, inşaAllah. Mehdi (a.s.)’la birlikte, Hz. İsa Mesih (a.s.) ile hep birlikte yemek yemeyi, birlikte sohbet etmeyi Allah nasip etsin, inşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Hocamızın üstünden her türlü hastalığı, belayı, derdi, meşakkati kaldırsın. Kalbine ferahlık, huzur nasip etsin inşaAllah. Aynı şekilde Şeyh Nazım Hocam’a da ve bütün milletimize de Allah böyle bir ferahlık ve güzellik nasip etsin, inşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Şeyh Nazım Hazretleri’ni gösterirken, Kıbrıs’la ilgili bir haber vardı. Siz de bunu daha önce söylemiştiniz Hocam. Hocam, 17 Eylül 2009 tarihli basın toplantınızda; “Kıbrıs’ı asla vermeyiz. Yani hiçbir yerden bir karış bile toprak vermeyiz” demiştiniz. Tabii 2000’li yıllarda, 2003 yılında dört tane aynı yıl içinde Kıbrıs konferansı yapmıştınız. Sayın Denktaş’ı da karşılamıştık. Uçak kaldırtmıştınız Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:SayınDenktaş’ı Ceddin Deden’le karşılattık inşaAllah, maşaAllah. “Mehter beklesin” dedim, “Cumhurbaşkanı tam gelirken birden mehter başlasın” dedim. Hakikaten çok ihtişamlı oldu.
ALTUĞ BERKER: Osmanlı’dan sonra ilk defa girmiş mehter, Hocam sayenizde.
ADNAN OKTAR: Rauf Denktaş’ın üstüne çok yükleniyorlardı o zaman. Ben severim Rauf Denktaş’ı. “Mason” derler. Ben hiç umursamam yani hiç önemi yok. Bana göre tertemiz bir Müslüman, muttaki Rauf Denktaş.
ALTUĞ BERKER: Kitapları var.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bana ne masonsa? Kuran ayetlerine tefsir yazıyor. İslam’ı, Kuran’ı savunan bir insan. Beni hiç ilgilendirmez mason olması, inşaAllah. Evet, ve destekliyorum da, saygı da duyuyorum.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Sayın Başbakan Erdoğan da; “Kuzey Kıbrıs’tan bir gram alamazsınız, vermeyiz” demiş. Dünkü haber Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, işte bu kadar. Helal olsun. Başbakan’dan istediğimiz konuşmalardan birisi de buydu; bayağı güzel. Bölünmeye karşı bak, çok net tavır koydu. Helal olsun. Gayet net, anlaşılır şekilde. Tek devlet, tek millet, tek bayrak; bitti. İstediği kadar ötsünler “cik cik cik” diye. Bizim istediğimiz bu. Kimse de aksini söyleyemez. Ezberlediler artık bu sözü. İşte “Başbakan” güya “biraz ılımlı bakıyor gibi…” Nerenin ılımlı bakması? Tam Türk milliyetçisi, bayağı dindar, mukaddesatçı, muhterem bir insan; tam da tavrını koydu. İstirham etmiştik o aralar; “Başbakanım tavrınızı net koyun, açıklama yapın” diye. Çok şahane, gürbüz bir açıklama yaptı. Mesela Kıbrıs konusunda bak, hiç açıklaması yok, çok net; “gram”, “gram”, “gram toprak vermeyiz.” Bu kadar. Usul adap budur, inşaAllah. Kıbrıs acayip güzeldir. Benim bir kere Şeyh Nazım Hocam var orada, rahat edecek inşaAllah. O güzel keçiler var dağlarda. Hepsine de torba takmışlar sütleri akmasın diye. Çıngıl çıngıl geziniyorlar. Şeyh Nazım Hocamız’ın hayatı çok güzel, maşaAllah. Bulunduğu yer de çok güzel. Kıbrıs çok güzel, maşaAllah. Dün söylediler; Hocamızı günlük gezintiye çıkarıyorlarmış, “teftiş gezisi” diyorlarmış ona. Bir saat kadar gezdiriyorlarmış. Çok hoşuma gitti, çok iyi oldu. Zaman zaman çok az Hocamızı güneşe çıkarıyorlar bahçede. O da çok güzel, açık havada. Bahçe zaten güzel, neşesi de yerinde, çok güzel maşaAllah. Yalnız iti kopuğu, çakalı Hocamızın karşısına aman, Allah rızası için çıkarmasınlar. Ne anlarlar onlar onun o nüktedanlığından, şakacılığından, güzel üslubundan? Mesela geçenlerde bir şaka yaptı Şeyh Nazım Hocamız. Ya kardeşim pir-i fani, onun bir makamı var, onun bir yeri var, ona gider o şaka. Mesela çoluğa çocuğa gitmez ama onun konumunda olan bir insana gider o şaka. Hemen şamata yaptı. Çok rahatsız olduk. Espri yaptığı belli ve koskoca bir şeyh, Nakşıbendi Şeyhi, bütün dünyaca seviliyor ve pir-i fani bir insan ki bize göre genç pir-i fani. Daha dur bakalım, Hocamız Bismillah, inşaAllah. İnsanın sohbette nazı geçer, sevdiği, güvendiği için espri yapıyor. Espride mantık aranır mı? Her neyse inşaAllah. Evet, Berker seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam, şöyle söylediniz; “Darwinizme materyalizme karşı birlikte mücadele verilmesi çok önemli. Hıristiyan ve Musevilere karşı da şefkatli olmaları, İslam’ı onlara en güzel şekilde öğretmeleri çok önemli. Onlara güzellikle davranacaklar ki onlar da İslam dininin güzel olduğunu görüp sevsinler. Peygamberimiz (s.a.v.) “müjdeleyin, korkutmayın” diyor. Allah’ın dinin kolay olduğunu Allah Kuran’da açıklıyor. Araplar kardeşimizdir. Türkler, Fransızlar, Japonlar, Çinler, Ruslar kardeşimizdir. Yeter ki güzel ahlaklı olsunlar. İslam ahlakını benimsesinler. Eğer benimsemiyorlarsa da yine güzel ahlak gösteririz ama boğuşmalar Müslümanlara yakışmaz” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hayır, kardeşim. “Hıristiyanları asalım, keselim, küfredelim, hakaret edelim” diyorlar; Musevilere karşı da öyle. Peki, Müslümanlar niye onların yanına hicret etti o zaman? Peygamberimiz (s.a.v.) niye o talimatı verdi? “Orada gidin, güvende olursunuz” niye dedi? Onlarla huzur içinde aylarca niye beraber yaşadılar peki o zaman? Kardeşim nereden çıkarıyorsunuz bu izahları? Ayet var, açıp bak. “‘Hıristiyanlarız’ diyenleri size, kendinize daha yakın bulursunuz” diyor Cenab-ı Allah. “Onları ‘La ilahe illAllah’a davet edin” diyor. Müslümanlıkta şefkat, sevgi vardır. Nezaketiyle konuşursun, gönlünü alarak, ikna ederek. Hediye verirsin, yemeğe çağırırsın, yemeğine gidersin. İslam’ı yaşayarak ona gösterirsin. Zaten Museviler “La ilahe illAllah” diyor. Hıristiyanlarda da “La ilahe İllAllah” diyenler çoğaldı; bayağı çok şu an. Sadece “Muhammeden Resulullah” diyecekler. Ki “Muhammeden Resulullah” diyen çok fazla Musevi var. Haberleri yok. Çok fazla Hıristiyan var “Muhammeden Resulullah” diyen. Bütün mesele burada, inşaAllah. Dolayısıyla böyle kin ve nefret tohumları saçmak; Hıristiyanlarla, Musevilerle savaş çıkarmak isteyen bazı güçler var. Yani dünyayı yöneten derin dünya devleti var. O, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında ve Museviler arasında da çok kanlı bir savaş istiyor. Milyonlarca insanın öldürüldüğü bir savaş istiyor. Biz de bu savaşı istemiyoruz. Kuran bize böyle bir şey söylemiyor. Kuran; “onlara güzellikle davranın” diyor Allah. Sözün en güzelini söylemekle mükellefiz. Nasıl konuşacağımızı da Allah bize tarif etmiş. O ayeti bir daha göstersene Hıristiyanlarla nasıl konuşulacağı ayetini. Bu arada yine ben Nur talebesi kardeşlerimizin bir kısmının beyni piştiği için, böyle batın tefsircileri, batın rahipleri tarafından beyinleri pişirildiği için onların hipnozunu ancak Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz çözer, inşaAllah. Oku, Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım. “İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz.”
ADNAN OKTAR: Cübbeli duyuyorsun değil mi? Bak; “en güzel bir tarzın dışında mücadele etmeyin” diyor. Asmak, kesmek, hakaret etmek, saldırmak yok. Küfretmek yok. Aşağılamak yok. En güzel bir tarzın dışında mücadele yok. Allah yasaklamış. Sevgiyle ve şefkatle anlatacağız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir ayet daha okuyorum Hocam. Al-i İmran Suresi, 64. “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim…”
ADNAN OKTAR: Allah, onları tevhide daveti bir ibadet olarak söylüyor. Müslümanlara emretmiş. Ve onların “La ilahe İllAllah” demesini beğeniyor Allah. Yani Hıristiyanların “La ilahe İllAllah” demesini istiyor. Allah Katı’nda o bir hiç değil. Bir anlamı var. Önemli görüyor Allah onu ve Müslümanların onlara “La ilahe İllAllah” dedirtmesi, vesile olmasını da Allah bir ibadet olarak görüyor. Adam, hiç olarak görüyor bazı tipler. Olmaz. Kuran’ın hükmüne göre hareket edeceğiz, inşaAllah.
VTR: Bediüzzaman’ın Has Talebelerinden Seyyid Salih Özcan Ağabey, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahs-ı manevi değil, şahıs olduğunu anlatıyor.
VTR: Bediüzzaman’ın Has Talebelerinden Seyyid Salih Özcan Ağabey, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’dan çıkacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Ama nasıl ciğerlerine oturuyordur şahs-ı manevicilerin. Elli sene, altmış sene emek verdiler. Böyle kanaviçe gibi dokudular “şahs-ı manevi”, “şahs-ı manevi” diyerekten. Bak, şu an çok küçük düştüler. Kimse kaale almıyor bunları artık ve doğru söylemedikleri ortaya çıktı. Kendileri çok iyi ikna ettiklerini zannettiler ama bak, olay tam tersine döndü, inşaAllah.
Şeyh Ömer Efendi'yi de dinleyelim, inşaAllah. İnşaAllah, mübarek çok candan.
VTR: Şeyh Ömer Efendi, İttihad-ı İslam’ı Anlatıyor.
VTR: Şeyh Ömer Efendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: "Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu Seyit Muhammed Adnan Hocam. Sizlere bir sorum var." Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. "Neden sizleri ve yanınızdaki nurlu yüzleri bu kadar çok seviyorum? Cevaplandırırsanız çok sevinirim, inşaAllah. Diyarbakır'dan Yusuf. Sabah işe gideceğim, inşaAllah. Ama mesajım okunmadan uyuyamam. Mübarek Hocam, okurken mesajım yarıda kaldı, inşaAllah" diyor. Ne sevimli şeyler bunlar, maşaAllah. MaşaAllah.
Şeyh Ömer Efendi, çok fasih konuşan, çok akıllı, keskin nazarlı bir insan, inşaAllah. Müslümanların içinde böyle değerli mürşitlerin, böyle mübarek insanların olması İttihad-ı İslam'ın ne kadar kolay olacağını ve ne kadar çabuk olacağını da bize gösteriyor, inşaAllah.
"Selamun Aleykum." Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. "Muhammed Adnan Hocam, Sahih-i Buhari'deki bir hadiste buyuruluyor ki; “Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki; 'Allah'ın öyle temiz kulları var ki onların her sözünü Allah dua olarak alıp kabul buyurur, her istediklerini verir.’ Sizin bu kişilerden olduğunuza kanaatim var.” İnşaAllah bu kişilerden olursunuz, demen iyi olur. “Allah beni size talebe etsin, inşaAllah. İçimi, gönlümü İslam'a açsın; her sıkıntımı gidersin inşaAllah, ümmet ile Muhammed ile birlikte. Amin. Oktar Hocam ile, birçok arkadaş ile internetten bağlantıya geçtim ama bir türlü ellerinizden öpebilmek nasip olmadı. Allah'a duamdır, inşaAllah. Allah’a emanet olunuz. Durmuş Ali. Gürme'den, Ümraniye.”
“Selamun Aleykum Hocam. Acaba Risale-i Nur'da Mehdi (a.s.)'ın doğacağı tarih var mıdır? Ve büyük patlama hangi tarihte olmuş? Sinem Çabuk." 1979'da oldu büyük patlama. 15 Kasım, evet. Risale-i Nur'a iyi bakarsak, Mehdi (a.s.)'ın doğum tarihini de bulabiliriz tabii. Ama iyi, dikkatlice bakılırsa; hikmet gözüyle bakılırsa, mana gözüyle bakılırsa bence doğum tarihini de görmek rahatça mümkün, inşaAllah. Bediüzzaman öyle mühim bir şeyi kapatmaz. Daha ne tarihler vermiş, bir tek o değil. Ama dikkatli nazarların görebileceği gibi, inşaAllah. İmanın nuru ile bakarlarsa görürler.
“Hocam siz nerelisiniz?” Benim doğumum, Ankara. Ankara-Bala. Bala'ya Kafkasya'dan gelmişler. Kafkasya'ya Mekke, Medine taraflarından gelmişler. Seyidim, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in neslindenim. “Bir de Bediüzzaman Hazretleri bu yıla işaret ediyor mu?” 2011, evet işaret ediyor. “Bir kitabınızda okudum diye hatırlıyorum.” Abdullah, doğru hatırlıyorsun. 2011'e işaret ediyor, Bediüzzaman. Oktar, haydi bakalım.
OKTAR BABUNA:“Müslümanlar kardeştir. Aramızı açmaya çalışanlar başarılı olamayacak, inşaAllah. Alevi'si, Sünni'si, Caferi'si, Vehabi'si; hepsi ile kardeşiz, bir bütünüz. Bu bütünlüğü, kardeşliği kimse bozamayacak, inşaAllah. Müslümanların birbirini sevmesi farz, Allah'ın emri” demiştiniz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Şimdi İttihad-ı İslam'ın olmaması için ne gerekiyor? Alevi, Bektaşi, Caferi, Şii düşmanlığı gerekiyor. Caferilere, Şiilere, Vehabilere düşman olacaksın ki, Alevilere düşman olacaksın ki, İttihad-ı İslam imkansız hale gelsin. Onun için anti İttihad-ı İslam Hocaları öne sürdüler. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunları Alevi-Sünni çatışması, Şii-Sünni çatışması, Vehabi-Şii çatışması için teşvik ediyorlar, yönlendiriyorlar. Bunlara her türlü malzemeyi de sunuyorlar. Başarılı olabilirler mi? Olamazlar. Müsaade etmeyiz. Adım attırmayız, evelAllah. "La ilahe illallah Muhammeden resulullah" diyen herkes bizim kardeşimizdir. Başı açık- başı kapalı, onları da birbirine düşman etmeye çalışıyorlar, bölmeye çalışıyorlar. Buna da müsaade etmeyiz. Başı açık hanımlardan nefret ediyorlar. Kin dolular, biliyorum. Bakımlı olmaları, ona da ayrıca bir kin duyuyorlar. Buna da müsaade etmem. Ve onları İslam'ın dışına itmek, Müslümanlığın dışına itmek istiyorlar. Buna da müsaade etmem. Onlar benim canım. Onlara sahip çıkacağım. Başörtülü hanımları da, onları da ezmek istiyorlar. Onları da küfre, dalalete ve fıska düşmekle itham ediyorlar, çarşafları yok diye. “Hiç olmasa daha iyi” diyor, “başı açık gezse daha iyi” diyor, “başörtüsü takacağına” diyor, “fasık onlar” diyor. Fasık; fısk içinde. “Dalalete düşmüşler” diyor. Buna da müsaade etmem. Yani her türlü fitneye müsaade etmem. Nur gibi tertemiz, birinci sınıf Müslüman hepsi. Onun için böyle iblisun ve iblisatın höykürmeleri, havlamaları bana etkili olmaz; daha şevkimi arttırır. Ne Alevi düşmanlığına müsaade ederim; ne Bektaşi düşmanlığına, ne Şii düşmanlığına, ne Vehabi düşmanlığına, ne başı açık olan bayanlara düşmanlığa müsaade ederim, ne bakımlı hanımlara yaptıkları düşmanlığa müsaade ederim, ne başörtülü hanımlara yaptıkları düşmanlığa müsaade ederim, ne de çarşaflı hanımlara yapılan düşmanlığa müsaade ederim; hiçbirine müsaade etmem, inşaAllah. Fitneye müsaade yok, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah bu üstün ahlakınızla da -Allah gösteriyor- bütün tarikatların, cemaatlerin, Vehabilerin, Şiilerin hepsinin çok büyük sevgisi, saygısı ve muhabbeti var size. Daha yeni arkadaşlarımız onların camilerinde konferans verdi.
ADNAN OKTAR:Şii; son derece takvadır Şiiler. Neyine düşman oluyorsun? Beş vakit namazında. Orucunu tutar, namazı, hepsi gayet mükemmel insanlar. Nur gibi Müslümanlar. Nedir zorun? Git küfürle uğraş. Darwinistlerle, materyalistlerle uğraş. Onlara ilmi çalışma yap, anlatım yap, değil mi? La ilahe illallah'ı yay. Oturup ne Müslümanlara musallat oluyorsun? Tabii biz bunlara karşı akılcı mücadelemize devam edeceğiz.
“Selamun Aleykum Hocam. Az önce HarunYahya.Org sitenize girdim” diyor. “Trabzon'dan Mustafa Ertem.” Mustafa özetle insana bayağı benzeyen maymunlar vardı. Normal maymunlar da acayip benziyor. Herif aynı insan; etrafa bakması, yemesi, içmesi, çocuğuna bakma şekli. Bir konuşmadığı eksik. Ama ruhunun olmadığı anlaşılıyor. Bütün mesele ruhunun olup olmamasındadır. Hayvanların ruhu yoktur. Yani konu bu. Yoksa insana çok benzeyen, iki ayaklı, böyle zaman zaman yere eğilen, ayağa kalkan maymun türleri vardı. Ama şuuru kapalı. Yani hayvan. Ama bazen de insan oluyor mesela yetmiş santim oluyor, altmış santim oluyor, küçük oluyor, ufak bir insan oluyor ama bayağı zeki oluyor; ruh sahibi. Mühim olan ruh sahibi olmasıdır. Yüzlerce maymun cinsi var ve insan benzer. Zaten hayvanlar insanlara benzer, birçoğu benzer. Yani hepsinin bir kaşı gözü var, burnu var, ağzı var. Yani genel duruşu benzer. İnsana benzediği için zaten güzel oluyor hayvanlar. O yüzden bu kadar seviyoruz. Sevelim diye insana benzeyecek şekilde Allah'ın yaratmasının nedeni o. Mesela tavşanlar mavşanlar, kediler; mesela bakışı insan gibi bakıyor kedi bakarken. Mesela şaşkınlığı da insan. Mesela çocuk şaşkınlığıyla bakıyor küçük kediler. O yüzden hoşumuza gidiyor. Mesela kuzunun tavrı, değil mi? Kuzu, insanların birçoğunu kuzuya benzetiriz. Tatlı ama, çatı açısından benziyor. O yüzden biz ondan haz duyarız, şefkat duyarız. Evet, Oktar'ım buyur.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Özer Çiller’in bir açıklaması olmuş Hocam. “Allah’ı arıyorum” diye bir gazete röportajında demeç vermiş Hocam. ‘İnfoteizm’ diye bir kavram ortaya atmış; “Özer Uçuran Çiller yeni kitabında Tanrı’ya bilimsel yollarla ulaşmanın ipuçlarını veriyor” diyor. “Enformasyon ve teizm kelimelerinden türetilen bu kavram duygusal, ruhsal ve algısal özellikleri bilimsellik koşuluyla kavrayan bir inanç sistemi” demiş. Röportajın devamında da; “Yaradan’ı bilimsel ifade etmenin zamanıdır” diyor. “‘İnfoteizm’ kavramının isim babası Özer Uçuran Çiller, ‘bugüne kadar Yaradan’a dinler kanalıyla ulaşmaya çalışıyorduk. Artık Tanrı’yı, Yaradan’ı bilimsellikle ifade etme zamanı’ diyor.” Darwinizmin tesadüf kavramına karşı çıkmış Hocam. “Üç din birleşip tek din olur” diyor.
ADNAN OKTAR:Allah aklını açsın, Allah hidayet versin inşaAllah. Böyle daha derli toplu düşünecek hale gelir inşaAllah. Şu an biraz dağınık fikirleri. Kafası biraz arayış içinde gördüğüm kadarıyla. Allah hidayet versin. Dua edin, inşaAllah. Az bir süre sonra o hakkıyla Müslüman olur. Bir sohbet etsek yani bir yarım saat, bir saat sohbet etsek hiçbir şeyi kalmaz. Ama şu an etrafındaki kişiler de herhalde o tarz insanlar, onların etkisinde kalmış olabilir. Birçok konu onun kafasında soru olarak kalmıştır, çözemiyordur. Konuşursak hallolur. Bir ara bir sohbet ortamı oluşturursak inşaAllah bu rahatsızlığı gider inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Darwinizme, materyalizme karşı birlikte mücadele verilmesi çok önemli” demiştiniz Hocam. “Hıristiyan ve Musevilere karşı da şefkatli olmaları, İslam’ı onlara en güzel şekilde öğretmeleri çok önemli. Onlara güzellikle davranacaklar ki, onlar da İslam dininin güzel olduğunu görüp, sevsinler. Peygamberimiz (s.a.v.) ‘müjdeleyin, korkutmayın’ diyor. Allah’ın dininin kolay olduğunu Allah Kuran’da açıklıyor. Araplar kardeşimizdir, Türkler, Fransızlar, Japonlar, Çinliler, Ruslar kardeşimizdir. Yeter ki güzel ahlaklı olsunlar, İslam ahlakını benimsesinler. Eğer benimsemiyorlarsa da yine güzel ahlak gösteririz. Ama boğuşmalar Müslümanlara yakışmaz” demiştiniz maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Müslümanlık demek zaten sevgi demektir, güven demektir; arkadaşlık, kardeşlik demektir; cennet ortamı demektir. Yani Müslüman zaten elinden, kalbinden sürekli güzellik akan insan demektir. Yani etrafını güzelleştirir, evini güzelleştirir, sokakları güzelleştirir, güzel söz söyler; yani hoşumuza giden her şey, hayır olan her şey. Müslüman’da zulüm olmaz.
“Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyit Muhammed Adnan Hocam. Hocam Şeyh Nazım Hazretleri’nin size olan sevgisini görünce içimiz coşuyor. Şeyhimiz gibi sizi göresimiz, o mübarek ellerinizden öpesimiz, yanı başınızda el pençe divan durup o iman dolu gözlerinizin içine derin derin bakasımız geliyor inşaAllah. Hocam, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri çok mübarek, çok kutlu, çok sevgi dolu, Allah aşkıyla dolup taşan, kıymetli bir zat inşaAllah. Allah o güzeller güzeli şeyhimize sağlık ve sıhhat versin inşaAllah. Üzerindeki rahmetini ve bereketini artırsın. Tüm iman edenlere duada onun hizmetine versin. İslam ahlakının dünyaya hakim olduğunu, Hz. Mehdi (a.s.)’a tabi olunduğunu görmeyi de ona nasip etsin inşaAllah. Şeyhimiz sizin azametinizi vurguladıkça heyecandan yerimizde duramıyoruz. Çok coşkulu bir şevkle doluyoruz, inşaAllah. Allah size olan sevgimizi ve bağlılığımızı daha da artırsın inşaAllah. Yeryüzündeki ins ve cins her vicdan sahibinin kalbine size karşı çok kuvvetli bir sevgi ve bağlılık koysun. Sizi ve size gönülden bağlı olanları razılardan kılsın, etkinizi kuvvetlendirsin, heybetinize her gün heybet katsın inşaAllah. Rahmet ve bereket üzerinize olsun. Derin saygılarımla ve sevgilerimle. Sevdam Allah için sizin inşaAllah. Sevda Kayalı.” MaşaAllah ne güzel duası. Bütün milletimize de biz inşaAllah bu duayı yapıyoruz, Cenab-ı Allah’tan istiyoruz. Benim mübarek şeyhim de bir tanedir, can tanedir maşaAllah, Şeyh Nazım Hazretleri.
Nurdan Çakır, tamam buyursunlar, gelsin kardeşimiz. Bu asanın silsilesini soruyorlar. Var mı sende?
OKTAR BABUNA:Hemen bulurum inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Annesi seyide olan seyit olur mu?” diyor. Evet, olur, tabiî ki olur. Yani anneden de olur inşaAllah Ahmet kardeş. Ahmet özetle, “Allah Katı’nda din İslam’dır.” Yani bu ayet. Bak bir ayet konuyu kökünden bitiriyor zaten. Müslümanlığın dışında hak din yoktur. Konu bitmiştir. Yani karmaşık bir şey yok. Yani din yeniden yazılmıyor. Bir kere inmiştir din. Hak din açıklanmıştır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela bana dediler ki; “kardeşim” dediler, “sen kokain içtin.” Dedik; “tamam.” Adli Tıp’a bir gönderdim, yurt dışına da gönderdim. En az on beş merkeze birden, en az. Cayır cayır sonuçları geldi; “yok” dediler, “kokain Emniyette verilmiş.” Yani “bu şahıs kokain kullanmamıştır. 72 saat gözaltına tutulduğu Emniyette kokain ona yiyeceğine, içeceğine karıştırılmak suretiyle verilmiştir.” Bitti. “Ben böyle bir şey yapmam, bana hüsn-ü zan edin” demedim. Yani her halükarda şüphe kalacağı belli. Gittim, ispat ettim ve mahkemede de beraat ettim. Bunun usulü budur. Bir adam kaçınıyorsa o doğrudur. Başka açıklaması yoktur. İkinci bir ihtimal nasıl olsun? Kaçınmanın anlamı budur.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Okuyayım mı Hocam silsileyi?
Şeyh Muhammed Ziyaüddin Tillo Hazretleri, Seyyid Taha-i Hakkani Hazretleri, Abdülhakim Hüseyni Hazretleri, oradan Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ne geçmiş Hocam. Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’nden de size intikal etti Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, tek bir şeyh efendiye ait değil asa, silsileyle gelmiş. Bir kişiye ait değil, inşaAllah.
Evet, Kuran’dan ayet okuyalım. Bismillah. Hangi sureyi açmışsın?
SUNUCU:Hicr Suresi, 262. sayfa.
ADNAN OKTAR:Tamam, inşaAllah. İbrahim Suresi ve Hicr Suresi. İbrahim Suresi sağ taraf, Hicr Suresi burada oluyor. “Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak” diyor Cenab-ı Allah -şeytandan Allah’a sığınırım- “ordan yukarı yükselseler de,” 1995 neyin tarihi? Türksat’ın uydu gönderdiği tarih 1995. Bir bak bakalım.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam, bakayım.
ADNAN OKTAR:“Allah'ı, sakın elçilerine verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah Azizdir, intikam sahibidir.” Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? Allah elçisine söz veriyor. Diyor ki; “dünyaya İslam ahlakını hakim edeceğim” diyor. Allah sözünden döner mi? Dönmez. Allah; “Nurumu tamamlayacağım” diyor. Sözünden döner mi? Dönmez.
OKTAR BABUNA:Haşa, inşaAllah Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. “Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular.” Demek ki bazı sahtekarlar, bazı münafıklar, münafık Hocalar bir düzen kuracaklar. Mehdiyet’e karşı, Müslümanlara karşı bir düzen kuracaklar bazı üçkağıtçı Hocalar. “Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa,” yani muazzam bir teşkilatlanmaya da gitseler, Baron’la, şunla bunla bağlantıya da geçseler, iddia edilen Ergenekon Örgütü ile bağlantıya geçmiş olsalar da “Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.” “Kötü bir son vardır” diyor Allah. “Rezil rüsvay edeceğim” diyor Allah, değil mi? İnşaAllah.
Bismillah, Ahzab Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” Evet, 2034 ebcedi. “Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).” Bu da 2034 tarihini veriyor bu ayet inşaAllah. Yine okumuştum bunu, şimdi Allah bir daha karşıma çıkarttı. “Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.” Büyük bir güzellik vardır. O da 2005 tarihini veriyor. “Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” Demek ki münafıklar ve kafirlere itaat etmeyeceğiz ve eziyetlerine aldırmayacağız, saldırmalarına, oyun oynamalarına aldırmayacağız inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Bir sayfa da ben açayım. Yusuf Suresi, 22. “Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.” Bak; “kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.” Yusuf Suresi, sure olarak -hadislere de baktığımızda aynı şeyi görüyoruz- Mehdiyet’e bakar, inşaAllah.
“Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı.” Mesela bak özel verilen bir detay. Kova burcuna işaret var. Hemen arkasından; “Hey müjde”. “Kova” ve “müjde”. Kova burcu. Demek ki, biz mesela şimdi kova çağına girdik. Mehdiyet’le kova çağı iç içedir, inşaAllah. “‘Bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi. Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.” Mehdi (a.s.)’ı da başlangıçta pek önemsemeyecekler. Yani yobazı, iti kopuğu Mehdi (a.s.)’a karşı tavır alacaklar, bilmeyecekler, fark edemeyecekler inşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam. “Hocam şu an Tunus’un içinde bulunduğu durumla ilgili fikrinizi öğrenmek istiyorum. Bu acaba İslam Birliği’nin başlangıcı mıdır? Allah sizi korusun” diyor Marian isimli bir kardeşimiz. Yabancı, herhalde Tunus’tan gönderiyor. Tunus’un sonu hayır olacak. Her şeyde hayır olacak. Bütün İslam ülkelerinin sonunu hayır bekliyor. Şer Müslüman’a uğramaz. Hep hayır; sağa döndük hayır, sola döndük hayır. Her tarafta hayır göreceğiz inşaAllah. Hep hayır ve bereket inşaAllah.
Allah bütün milletimize hayır, bereket, huzur versin, neşe versin. Allah kalplerini açsın, İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini Allah nasip etsin, İttihad-ı İslam’ı nasip etsin. Türk alemini, Türk-İslam Birliği’nin başına getirsin Cenab-ı Allah inşaAllah. Güçlü, güzel bir yapılanmayla, İttihad-ı İslam’ın oluşmasıyla cennet gibi bir ortam olmasını Allah nasip etsin inşaAllah. Tamam, şimdi nereden devam ediyoruz? HarunYahya.Tv’den inşaAllah. Haydi bakalım, inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...Radyo programları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...