SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Aksu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Super TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, bir hadisle başlayalım. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüştüğü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir.” Bütün haramlar helal sayılır artık, diyor öyle bir fitne gelir. “Sonrada hilafet yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi (a.s.)’a evinde otururken gelecektir.” Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sayfa 26. Evinde, demek ki onun Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı binasında işi yok, inşaAllah. “Küfür her yanı istila edip, hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi (a.s.) zuhur etmez.” Küfür bütün dünyayı kapladı. Yüzde 95a Darwinizm, materyalizm dünyaya hakim oldu ve hadiste belirtilen olay oluşmuş oldu. Bakın, “Küfür her yanı istila edip,” küfür demek, Allah’ı inkar eden sistem. “Hükmü cemiyet içinde aşikare (alenen) işlenmedikçe Mehdi (a.s.) zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise, küfrün istilasıdır, onun kuvvetidir.” Kim söylüyor bunu? İmam-ı Rabbani söylüyor. Mektubat-ı Rabbani 2. Cilt, 259’uncu sayfa. Hadisten alarak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinden alarak söylüyor. “Hz. Mehdi (a.s.) bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır.” El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alameti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar, sayfa 23. Peygamberimiz (s.a.v.) günlerce, aylarca, yıllarca Mehdi (a.s.)’dan, ahir zamandan, deccalden bahsediyor ve biz ahir zamana giriyoruz, adam başında sarık, üzerinde cübbe ‘ben çok takvayım, gece namazlarına kalkarım’ diyor. Peki ahir zamandan bahsedebilir miyiz, diyoruz. Sakın, diyor. Bu nasıl Peygamber sevgisi? Bu nasıl Peygamber (s.a.v.)’e muhabbet? Bu nasıl Peygamber (s.a.v.)’e saygı? Peygamber (s.a.v.) sabahtan akşama kadar sahabelerle beraber sohbet ediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’e sürekli soru soruyorlar. En sık sorulan sorulardan bir tanesi de Mehdi (a.s.). Sahabeler Mehdi (a.s.)’ı çok seviyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.) de çok seviyor. Cibril (a.s.) da Mehdi (a.s.) hakkında sürekli bilgi getiriyor. Adam duymak istemiyor, ve sen nesin diyoruz. Ben çok takva bir Müslümanım, diyor. Bu şeytani bir harekettir. Deccal? Deccalden de bahsetmeyeceksin. Yecüc-Mecüc? Ondan da bahsetmeyeceksin. Dabbet-ül Arz? Ondan da bahsetmeyeceksin. Kıyamet, kyamet alametleri? Ondan da bahsetmeyeceksin. Ayet, Kuran ayeti, Kıyamet yaklaştı, görülüyor. Ondan da bahsetmeyeceksin, diyor. Bakalım bunları ahirette nasıl açıklayacaklar, ben çok merak ediyorum. Hiçbir kardeşimiz, samimi kardeşimiz bu fitneye aldanmasın. Bu konuyu örtbas etmek isteyenlere aldanmasınlar. Bütün Ehl-i Sünnet alimleri şu ana kadar Mehdi (a.s.)’ı hep gündemde tutmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Mehdi (a.s.)’dan bahsetmediği gün, yok gibi bir şey. Her gün, günde beş vakit deccalden de bahsediliyor, Mehdi (a.s.)’dan da bahsediliyor. Dolayısıyla örtbas etmek isteyenlere kardeşlerimiz kulak açarlarsa, bu onların aleyhine olur. Samimi düşünce neredeyse, samimi inaç neredeyse, samimi anlatım neredeyse oraya dönsünler. Ben mesela hiçbir alimin kitabının okunmasını yasaklamam arkadaşlarıma. Hiç öyle bir şey gördünüz mü?
ALTUĞ BERKER: Hayır, bilakis tavsiye edersiniz.
ADNAN OKTAR: Bilakis istediğiniz gibi okuyun derim, teşvik ederim. Yasaklamada bir anormallik vardır. Yasakta bir anormallik vardır. Hiç şeyh efendilere gidip görüşmeyin, konuşmayın der miyim ben size hiç?
ALTUĞ BERKER: Kesinlikle, hayır.
ADNAN OKTAR: Ben bütün cemaatlere karşı sevgi doluyum, hepsine. Ama yasaklıyorsa adam; aman şununla görüşme, aman bununla görüşme diyorsa, bu Müslümanların birlikteliğini istemiyor anlamına gelir. Biz de bunu kabul etmeyiz. Kuran’ı seven, Allah’ı seven, Müslümanların birlikteliğini istemek durumundadır. Dünyanın rahatını istemek durumundadır. Din budur. Bakın din; sevgi, kardeşlik, barış, huzur, akıl, sanat; bizim her gün buna ihtiyacımız var. Dünya boğuluyor, insanlar bağırıyor, biz de cankurtaran simidi atıyoruz, kurtarmaya çalışıyoruz. Adamlar diyor ki; niye kurtarıyorsun? Bırakalım da boğulsunlar mı? Tabii kurtarmaya çalışacağız. Bakın bütün dünyanın yüzde 95’i boğuluyor ve dünyanın en önemli meselesi, dünyadaki bu insanları boğulmaktan kurtarmaktır.
Bir özel okul, ismini vermeyeyim, hafta sekiz gün dokuz intihar ediyorlar çocuklar. Bu kaçıncı? Hayretler içerisinde kalırsınız. O kadar sık ki intihar, peşpeşe intihar ediyor çocuklar sıkıntıdan. Mesela geçen gün geldiler, yine intihar etmişler, dediler. Duruyor duruyor, yine intihar etmişler, diyor. Önü yok, sonu yok. Demek ki canları çok yanıyor. Dünya bunalımda, sıkıntı içindeler. Bunu görmezlikten gelmek, çok büyük bir zulüm olur, zalimlik olur. Peki çözümü siz söyleyin, İttihad-ı İslam nasıl olacak, diyoruz. İttihad-ı İslam’ı istemiyoruz, diyorlar. Peygamber (s.a.v.) yapamadı, biz mi yapacağız, diyor. Kardeşim sen delirdin mi? Ne istiyorsun sen, cehennemi mi istiyorsun? Belanı mı istiyorsun sen? Peygamber (s.a.v.) bize vadetmiş, zafer Peygamber (s.a.v.)’in zaferidir zaten. Müslümanlar birleşirse ne kaybedersin? İlla kavga olacak, illa sürtüşecek, illa laf sokacak. Yani küçük olsun benim olsun kafası. Kardeşim bırak bu benlik ve enaniyet, gururu ve kibiri. Herkesi kucaklayalım. Millet olarak muazzam bir zorluk içerisindeyiz şu an. Güneydoğu’daki bölünme tehlikesi bütün şiddeti ile devam ediyor. Müslümanım diyen bir kısım adamlara da bakıyoruz, onlara çanak tutuyorlar. Onlar da teslimiyetçi olmuş, zavallı bir üslup kullanıyorlar. Konuşmalarından; istemiyorum ama yan cebime koy, gibi bir halleri var. Bıraksak, adamlar Kıbrıs’ı da verecekler, Güneydoğu’yu da verecekler. Adamların vermeyecekleri bir şey kalmamış neredeyse. Haysiyetini, şerefini, herşeyini verecek duruma gelmiş, yeter ki bana dokunmasınlar, diyor. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın kafasında. Öyle olmaz, yılan görürsen üzerine de çöker. Çökmese bile zaten çok haysiyetsizce bir harekettir, insanın vatanının bölünmesini kabul etmesi, vatan topraklarını satmaya kalkması, en aşağılık, en haysiyetsiz hareketlerden bir tanesidir. Onun için biz tabii ki İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni geceli-gündüzlü gündemde tutacağız, aksi olmaz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, ahir zamanda Müslümanları cehdten, gayretten alıkoyan, atalete, tembelliğe iten bazı cahil alimlerin olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiş, malumunuz. Şöyle diyor: “İnsanlar üzerine çokça Kuran’ı okuyanların, bu zaman cehd zamanı değildir, dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa bilin ki, bu ne güzel cehd zamanıdır. Dediler ki: ‘Ya Resulullah (s.a.v.) bunu söyleyecek kimse var mıdır?’ Resulullah (s.a.v.): ‘Evet, bu kimse Allah’ın, meleklerin, bütün insanların lanetlediği kimsedir.’”
ADNAN OKTAR: Yani anti-Mehdi hareketi hareketi kastediyor. Çünkü cehd, cihat. Allah’ın dinini yaymak, İttihad-ı İslam için, Türk-İslam Birliği için gayret etmek. Bunu engelleyen kişiler olacak, diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Buna karşı tavır alacak kişiler olacak, diyor. Bir daha oku hadisi.
ALTUĞ BERKER: “İnsanlar üzerine çokça Kuran’ı okuyanların, bu zaman cehd zamanı değildir, dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa bilin ki, bu ne güzel cehd zamanıdır. Dediler ki: ‘Ya Resulullah (s.a.v.) bunu söyleyecek kimse var mıdır?’ Resulullah (s.a.v.): ‘Evet, bu kimse Allah’ın, meleklerin, bütün insanların lanetlediği kimsedir.’”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Bir gün biz Hz. Ali keremullahı vechenin yanındayken, birisi Hz. Mehdi (a.s.)’dan sual etti.” Bakın hemen konu Mehdi (a.s.)’a geliyor. Selamun aleykum daha oturuyorlar, çünkü çok sevdikleri için, ne zaman Hz. Ali (r.a.)’ı bulsalar, ne zaman Resulullah (s.a.v.)’ı bulsalar, Mehdi (a.s.)’dan, ahir zamandan soruyorlar. “Ali (r.a.), ‘heyhat’ dedi. Sonra eliyle şöyle bir dokuz işareti yaptı ve sonra da o ahir zamandaki kişiye; ‘Allah’tan kork, Allah’tan kork’ denildiği zamanda çıkar dedi ve şöyle devam etti.” Yani Allah korkusunun olmadığı bir dönemde çıkacak demekki. Ama dokuz işareti de yapması çok manidar. Belki dokuzlu bir tarihte Mehdi (a.s.)’a biat edilecek, yani Peygamberimiz (s.a.v.)’den duyduğu bir şey ki. Yalnız aşikarane söylememiş, onu bir sır olarak söylemiş dokuzu, inşaAllah. “Bulutların semada toplandığı gibi Allah Mehdi (a.s.)’ın etrafında bir kavim toplar.” Bulutlar nasıl semada toplanıyorsa, öyle bir kavim toplar, diyor. “Onların kalplerini uzlaştırır.” Bu kavim ne? Türk kavmi. “Onların kalplerini uzlaştırır. Onlar, içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir Ashabı kadardır.” 313 kişi. “Evvelkilerin onları geçemediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler.” Bakın, dünya tarihinin tamamını esas alarak Peygamber (s.a.v.) söylüyor. Evvelkiler onları geçemediği gibi; sahabeler dahil, hiç kimse onları geçemez, diyor. “Sonrakiler de onlara yetişemezler.” diyor. Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman. “Mehdi (a.s.) iki kez insanların gözünden kaybolacaktır. Bir seferinde o kadar uzun bir zaman görünmeyecek ki, kimisi onun öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek. Yakın arkadaşları dışında hiç kimse onun yerini bilmeyecektir.” Mehdi (a.s.) sonradan ortada iyice belirgin hale geliyor. İlk başlangıçta kaybolduğunu zannediyorlar. Muhtemelen ya hapiste, ya başka bir yerde. “Bir gün Huzeyfe yanında, Mehdi (a.s.)’ın çıktığı söylendi.” Bakın sahabeler o zaman da söylüyorlar, Mehdi (a.s.) çıktı, diyorlar. “O dedi ki: ‘Siz eğer aranızda Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ashabı olduğu halde o çıkarsa, felah buldunuz.’” Bakın, “Siz eğer aranızda Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ashabı olduğu halde” sahabeler olduğu halde, “o çıkarsa, felah buldunuz. Muhakkak ki o, insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile gaib Mehdi (a.s.)’ın kendilerine, insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.” Mehdi (a.s.) sevgisi öyle bir tırmanacak ki, o kadar yükselecek ki, en şiddetli boyuta ulaştığında Mehdi (a.s.) ortaya çıkacak, diyor. Mehdi (a.s.), nefretten sevgiye doğru yükselerek gelişecek bir insandır. Şiddetli nefet edeceklerdir, şiddetli sevgiye doğru yükselecek yükselecek, en yüksek noktaya ulaştığında Mehdi (a.s.) zuhur eder, diyor, inşaAllah. Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sayfa 27.
Mehdi (a.s.)’ın vezirlerinden bahsediyor. “Bu vezirler ondan aşağı, fakat beşten yukarı olacaktır.” Yani beşten yukarı olduğuna göre, 6-7-8-9, o kadar. 6-7-8-9 kadar bir baş danışmanları var. Onların en başında olan Hz. İsa Mesih (a.s.)’dir, inşaAllah. “Memleket işlerinin ağırlıklarını onunla paylaşacaklar, dokuz kişiden ibaret olacaklar” diyor. Zaten burada, rivayette netleştirmiş, dokuz kişi. “Memleket işlerinin ağırlıklarını onunla paylaşacaklar.” Demek ki, Mehdi (a.s.)’ın baş danışmanları var. Uzmanları var yanında, onlarla hareket ediyor, tek başına hareket etmiyor, inşaAllah. “Mehdi (a.s.) daha çıkmadan önce onun bir arkadaşı, ona tabi olan bazı insanlarla karşılaşacak. ‘Siz burada kaç kişisiniz’ diye soracaktır. Onlar da, ‘kırk kişiyiz’ cevabını verecekler. ‘Siz Mehdi (a.s.)’ı gördüğünüz zaman ne yapacaksınız?’ şeklinde tekrar soracak. ‘O, dağların başında kalsa, biz de kalırız’ cevabını alacaktır.” Her türlü fedakarlığı yaparız, diyorlar. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinden biri onları imtihan ediyor, soruyor. “’O, dağların başında kalsa, biz de kalırız’ cevabını alacaktır. Bunun üzerine o kişi gidecek, ertesi gece tekrar gelecek ve ‘Reislerinizden 10 kişiyi ayırınız’ diyecek ve Mehdi (a.s.) onlarla buluşacaktır.” Toplumun büyük kalabağı ile değil, temsilcileri ile görüşüyor Mehdi (a.s.). Mesela 100 kişiyi temsilen, bir kişiyi getirin, kalabalık insan getirmeyin, onunla görüştürürüz, diyorlar. Mehdi (a.s.) ile görüşmeyi, Mehdi (a.s.)’nin talebeleri sağlıyorlar. Ama büyük kalabalıkları kabul etmiyorlar, aranızdan temsilci seçin, o temsilci ile görüştürelim, diyorlar. “Mehdi (a.s.)’ın süfyan ile savaşında en büyük ordusu, 100 kişiden müteşekkildir.” Bakın, milyonlarca kişilik süfyan ordusuna karşı 100 kişi ile başa çıkıyor Mehdi (a.s.). Süfyan; söylemiştik, Hafız Esad’tır, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “Bedir Savaşı’ndaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak, etrafa meydan okuyacak.” En kralınız gelsin, en has olanınız kimse, diyecek. Bu tabii benim üslubum, Mehdi (a.s.)’ın üslubu tabii böyle olmaz, daha değişiktir de ama kendi üslubumuzla konuşuyoruz. En delikanlı olanınız kimse, diyecek. “Çünkü bu 313 kişi gece abid,” takva, sürekli Allah’ı anlatan, Allah’tan bahseden. Gece boyunca sürekli Allah’ı anlatıyor. “Gündüz kahraman niteliği taşımaktadır.” Tam anlamıyla delikanlılar, korkmuyorlar hiçbir şeyden. Kıyamet Alametleri, sayfa 169. “Muhammed bin Hanefi’den rivayet edildi ki:” diğer rivayete benziyor. “Bulutların semada toplandığı gibi, Allah onun etrafından bir kavim toplar. Onların kalplerini uzlaştırır, onlar içlerinden şehit düşene üzülmez.” Birisi vefat ettiğinde, şehit olduğunda sevinç duyuyorlar. Müslümanın ahlakı budur. Üzülme yok, bağırma, çağırma şu bu yok. Mehdi (a.s.) cemaatine mahsus, tanıtıcı özelliklerden bir tanesi. İçlerinden biri şehit olduğunda sevinç duyuyorlar, normal tavır budur. “Kendilerine katılanlara sevinmezler.” Böyle bir heyecan, sevinç göstermiyorlar, çünkü Allah gönderiyor. “Sayıları Bedir Ashabı kadardır.” Yani 313 kişidir. “Evvelkiler onları geçemediği gibi, sonrakiler onlara yetişemezler.” Hiç kimse onlara yetişemez, diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Ve onların sayıları, Talut ile nehri geçenler kadardır.” Bakın, hep 313’ü kullanmış Cenab-ı Allah. Talut’un ordusu kaç kişi? 313. Ehl-i Bedir, 313. Mehdi (a.s.)’ın grubu kaç kişi? 313. Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman. “Hz. Mehdi (a.s.)’a, aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir.” El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar. Aralarında kadınlar da var Mehdi (a.s.) cemaatinde. “Onun, Mehdi (a.s.)’ın kumandanları insanların en hayırlısıdır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), El Kavlul Muhtasar’da. “Onlar Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından (dedikodusundan) korkmayan İslam ahalisidir.” Sünen-i İbn-i Mace sahih hadis kitabı, 10. cilt, 259’uncu sayfa. Kınama, dedikodu; mesela televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde aleyhlerinde hakaretler, iftiralar, olmadık yazılar çıkacak, Mehdi (a.s.) ve talebeleri hakkında. Etkilenecekler mi? Asla, muhatap dahi olmazlar. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? “Onlar Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından (dedikodusundan) korkmayan İslam ahalisidir.” Böyle yiğitler, maşaAllah. “Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: ‘Ümmetimden bir cemaat Allah’ın emri tahakkuk edinceye kadar batıla galebe çalarak hak üzere devam edecek ve onları yardımcısız bırakanlar, onlara zarar veremeyeceklerdir.” Sünen-i Tirmizi 4. cilt, 91’inci sayfa. Demek ki onları yardımcısız bırakmak isteyenler de olacak. Ne yapacak adam? Çıkacak diyecek ki; sakın onlarla görüşmeyin, gazeteler onlarla ilgili yazı yazmasın, alimler görüşmesin, diyen böyle azılı yobazlar, aşağılık mahluklar çıkacak Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele veren. Yalnız bırakmaya çalışacaklar. Ama zarar verebilecekler mi? Veremeyecekler. Kendilerini rezil rüsva edecekler. Bunu kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.) söylüyor sahih hadis kitabında, Sünen-i Tirmizi’de. “Ümmetimden bir cemaat Allah’ın emri tahakkuk edinceye kadar” Sungur Ağabeyin konuşmasında söylediği hadis, bu söylediğim hadis. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinden ahir zamanın şifresi var. Ayrıca bakın hadisi vahiyle söylediği için, hadiste Mehdi (a.s.) cemaati ne kadar devam edecek? Kıyamet’e yakın olayların gelişmeleri hangi safhalara kadar devam edecek? Küfür ne zaman en azgın noktaya varacak ve Kıyamet ne zaman kopacak? Hepsi hadisin içerisinde Cenab-ı Allah tarafından kodlanmış harflerle. Sungur Ağabey’in söylediği hadisi dinleyelim şimdi.
VTR: Sungur Ağabey’in dünyanın ömrü ile ilgili konuşması.
ADNAN OKTAR: Bakın, harikaya bakın ki, Resulullah (s.a.v.) bir hadis söylüyor, vahiy ile söylüyor bunu; Cebrail (a.s.) getiriyor, vahiy ile söylüyor. Hadisin içerisinde Mehdi (a.s.)’ın mücadele tarihi tablo gibi çıkıyor içinde, bölüm bölüm. Nereye kadar ne yapacak, nereye kadar ne yapacak, nereye kadar ne yapacak ve Kıyamet ne zaman kopacak. Bediüzzaman bu şifreyi çözmüş ve açıklıyor. İsteyen gitsin hesap etsin, aynısıyla. Hadislerde; biz ayetlerde şimdi ebcedleri veriyoruz, hadislerde acayip kapsamlı şifreler var. Mehdi (a.s.) bütün detaylarıyla anlatılıyor, bütün detaylarıyla.
“Hz. Muaviye’den rivayet edilmiştir. ‘Ümmetimden bir taife herkes üzerine hakim olmadıkça” dünyaya hakim olmadıkça, “Kıyamet kopmaz. Onlar kendilerini terk edenlere aldırmaz.” Demek ki sürekli terk edenler olacak. İki kapılıdır Mehdi (a.s.), bir yandan gelirler, bir yandan giderler. Münafikun ve münafıkat Mehdi (a.s.)’a karşı sürekli tavır alarak gidecektir. Münafık kadınlar ve münafık erkekler gelecektir, vazifelerini yapıp gideceklerdir. Çünkü Mehdi (a.s.)’ın sevap alması için münafığa ihtiyacı var. Münafık kadınlara ve münafık erkeklere ihtiyaç vardır. Çünkü onlar fitne çıkaracak ki sevap alsınlar, yoksa o sevabı alamazlar. Münafıktan alınan sevab, en yüksek sevaplardandır, yoksa sevabı çok düşer Mehdi (a.s.)’nin. Bu ihtiyaç olduğu için, Allah sürekli münafık gönderecek Mehdi (a.s.)’ın üzerine, o da sevabını alacak. Münafık görevini yapar gider, münafık görevini yapar gider ama sonu kesilmiyor. Hatta Hz. Ali (r.a.) diyor; “buğdaya musallat olmuş kurt gibi olacaklar. Sürekli, Hz. Mehdi (a.s.) buğdaydan temizleyecek, yine kurtlanacak, yine atacak. En sonunda tertemiz buğday kalacak. İşte onlar Mehdi (a.s.)’ın talebeleridir.” İnşaAllah. “Hz. Cabir’den rivayet edilmiştir. “Bu iş,” yani İslam’ın dünya hakimiyeti olayı, “ondan ayrılanlara rağmen muzaffer olarak devam edecektir. Muhaliflerin” yani o devirdeki yobazların, ahir zamanın o azılı deccallarının, Mehdi (a.s.)’a karşı insanları kışkırtan üçkağıtçı yobazların “ve ayrılanların ona zararı olmaz.” Ahir zaman yobazları çırpınacak Mehdi (a.s.)’ı durdurmak için. Bağırıp çağıracaklar, durdurabiliyor mu? Mehdi (a.s.)’ı coşturacak sadece. Ramuz el Hadis, sayfa 487, ayrıca Teberani’nin Kebiri’nde var hadis.
Bakın Muhammed Suresi, 31’de Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun”diyor Allah, yemin ediyor. “Biz”diyor Allah, Kendini kastediyor. “Sizden mücahid olanlarla”cehd eden, Allah yolunda mücadele edenlerle, “sabredenleri bilinceye, belli edip ortaya çıkarıncaya kadar deniyeceğiz ve haberlerinizi sınıyacağız (açıklayacağız).”diyor Allah. İşte Mehdi (a.s.) cemaati bu ayetin hükmüne göre imtahandan geçecek. Sabredenler anlaşılacaklar, inşaAllah. “Andolsun Biz sizi biraz korku, açlık, bir parça mallardan-canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenlere müjdele.”diyor Allah, Bakara Suresi, 155. Demek ki Mehdi (a.s.) cemaati ne ile karşılaşacak? Korkuyla, açlıkla; ekonomik krizin etkisiyle karşılaşacaklar. “Bir parça mallardan,”malları gidecek. “Ve canlardan,” canları gidenler de olacak. “Ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz.” Her türlü ürün, inşaAllah. “Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”diyor Allah. Demek ki sahabelerin karşılaştıkları hakaretler, baskılarla Mehdi (a.s.) cemaati de karşılaşacak. “Onları öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öyle sarsıldılar ki, sonunda elçi beraberindeki müminlere; ‘Allah’ın yardımı ne zaman?’ diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah’ın yardımı pek yakındır.”Bunun da ebcedi yine ahir zamanın tarihini veriyor, bu ayet Bakara Suresi, 214. “Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”diyor Allah. İllaki bu zorlu imtihandan geçeceksiniz, diyor Allah. “Andolsun, mallarınız ve canlarınızla imtahan edileceksiniz. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olan yobazlardan elbette çok eziyet verici sözler işiteceksiniz.”Ahir zaman yobazlarından. Bakın, “elbette çok eziyet verici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, bu emirlere olan azimdendir.”Azim sahibisiniz demektir, diyor Cenab-ı Allah. Al-i İmran Suresi, 186.
“Süfyan ve Mehdi savaş için karşı karşıya geldiklerinde bir münadi şöyle seslenecek: ‘Allah dostları, Mehdi (a.s.)’a tabi olanlardır.’” Süfyanın fikir sistemi ile Mehdi (a.s.), göğüs göğüse şu an bir savaş halinde. Bu artık netice savaşı. Bediüzzaman zamanında deccaliyet vardı ama daha yeni doğmuştu. Fakat süfyan, süfyaniyet daha yeni palazlandı. Bundan sonraki çatışmalar, özellikle bu son 10 yıllık dilimde süfyaniyet tam anlamıyla bitirilecek, inşaAllah. Hafız Esad’ın bu öncülüğünü çektiği Darwinist, materyalist, ateist düşüncenin Müslüman alemine ve alimlere yayılması, inşaAllah bu ortadan kalkacak. “Şam'ın ortasında adına süfyani denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb kabilesinden olacağı biri çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder.” Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdi yy-il Ahir Zaman. Bu herif bu işleri aynısıyla yaptı. Mehdi devrinde topal bir adam. “Mehdi (a.s.)’ın çıkışının bir alameti de; Batı’dan bayrakların çıkması.” Ellerinde bayraklarla bunlar topluca çıkıyorlar, ellerinde bayraklar var. Mesela 100 kişilik, 200 kişilik, 300 kişi ama ellerinde bayraklar var bunların. “Başlarında Kinde kabilesinden topal bir adamın bulunmasıdır.” Topal birisi de bunlara öncülük yapıyor ve aksıyarak, topallayarak o da elinde bayrakla gidiyor onlarla beraber veyahut bayraksız. “Kinde soyundan topal bir adamın Batı tarafından çıkması,” Batı neresi, İslam aleminin en Batı tarafı? İstanbul. Demek ki topal İstanbul’dan çıkacaktır. Kimdir? Biraz araştırsınlar, bulurlar. Böyle bayraklarla ortaya çıkan, böyle 300-500 kişilik gruplarla böyle bağırıp çağıran, ellerinde bayraklarla çıkan ve önlerinde topal bir liderleri olan bir insan, bir kişi. Bir düşünsünler kimdir. Bu topalı bilmeyen yoktur da, ben yine de söylüyorum. Ama normal topallık çok makbuldür. Normal bir insanın kıldığı namaz bir ise, topal bir insanın kıldığı namaz bindir, çok makbuldür topallık. Belirtici olması için Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Yoksa halk arasında mesela kör, topal falan acayip bir şey olarak görülür. Halbuki kör; çok çok makbuldür kör olmak. Mesela bir insanın aldığı sevabın binlerce katını alabilir kör olan bir insan. Allah onlarda özel duygular da geliştirir, çok derin olur birçok ama olan insan, inşaAllah.
“Mehdi (a.s.) hiç bir bidatı bırakmayacak” diyor. Her türlü uydurma ve hurafeyi, yobazların uydurduğu her türlü hurafeyi ortadan kaldırıyor. Hurafe düşmanıdır Mehdi (a.s.). “Mehdi (a.s.) kaldırılmadık bidat bırakmayacaktır.” Bidat; uydurma ve hurafelere, denir. Biliyorsunuz yobazların gıdasıdır hurafe ve bidatlar, evet. “Ahir zamanda aynı Peygamber gibi dinin icaplarını yerine getirecektir.” Kıyamet Alametleri, 163. “Mehdi (a.s.) bizdendir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Benim soyumdandır, diyor. “Allah bu dini nasıl bizimle başlatmışsa, onunla sona erdirecektir.” Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) hiç ayrılıktan söz etmiyor. Benimle başladı, benimle bitecek, diyor. Benim oğlum, benim oğlum da bitirecek, diyor. Ben başlattım, benim oğlum da bitirecek, diyor. “Ve onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da (Mehdi (a.s.) ile de) fitneden kurtulacaklardır.” Kitabül Burhan fi Alametil Hz. Mehdiyyil Ahir zaman. “Mehdi (a.s.) dini Peygamber (s.a.v.)’in zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak, yeryüzünden mezhebleri kaldıracak.” Alevi, Sünni, Bektaşi, Vehhabi, hiçbir şey kalmıyor. “Yeryüzünden bütün mezhebleri kaldıracak, halis, hakiki dinden başka hiçbir mezheb kalmayacak.” Asr-ı Saadet Müslümanlığı dışında bir şey kalmayacak.” Muhammed Bin Resul Al - Hüseyni El Berzenci., Kıyamet Alametleri, sayfa 186-187. Bakın bu ayetin hükmünü uygulamış olacak, Müminun Suresi, 52-53. “İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir.” Bir tane ümmet, nerede mezhebler, cemaatler, gruplar? Bir ümmetsiniz, diyor Allah, tek bir ümmetsiniz. “Ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden korkup-sakının. Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.”Mezheblere, gruplara ayrıldılar paramparça oldular ve doğru yolda olduklarını düşünüp, seviniyorlar, diyor Cenab-ı Allah. Müminun Suresi, 52-53. “Ki onlar Kuran’ı parça parça kıldılar.” Kimi Kuran’a bir başka türlü uyuyor, kimi başka türlü uyuyor, kimi başka türlü uyguluyor, halbuki Kuran bir tane. Ama Cenab-ı Allah ne diyor? “Ki onlar Kuran’ı parça parça kıldılar.” Yaptıkları suçu hatırlatıyor Allah. Hicr Suresi, 91. “O dini dosdoğru ayakta tutun.” Bakın, dosdoğru ayakta tutun dini. “Ve onda ayrılığa düşmeyin.” Mezheblere, gruplara ayrılıp, paramparça olmayın. “Diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini, sana vahyettiğimizi İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi, sizin de içinde teşri ettiği bir hüküm olarak kıldı.” diyor Allah. Bu bütün Peygamberler için geçerlidir, din bölünmez, mezheblere, gruplara ayıramazsınız, diyor Cenab-ı Allah. “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Tek din olsun, mezhebler kalksın, diyecek Mehdi (a.s.). Bakın ama ona ne yapıyorlar o zaman; “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Biz buna alıştık, biz yapamıyız, diyorlar. Biz atalarımıza göre hareket edeceğiz, diyorlar. O diyor ki; sahabe dönemi gibi olacak. Resulullah’(s.a.v.)’in sünnetine tam uyacağız, aynı Resulullah (s.a.v.) dönemi gibi yaşamak istiyoruz, diyecek. Hayır, biz kabul etmeyiz onu, diyorlar. Bakın, “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Nitekim Mehdi (a.s.)’a karşı ayaklanacaklarını ve yobazların azgınlık göstereceklerini Peygamberimiz (s.a.v.) çok detaylı, kapsamlı anlatıyor. Ve bu şahıs, İstanbul’daki bir alim, İstanbul’un azılı yobazı, Mehdi (a.s.) için; bu bizim dinimizi kaldırdı, bu mürted. Bu dinden çıkmış, bizim dinimizi kaldırdı bu adam. Ey Müslümanlar dikkatli olun, bu dine, İslam ahlakına karşı mücadele veriyor bu, diyor inşaAllah. Bunu İmam-ı Rabbani de naklediyor. “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” “İçten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” Aynı zamanda Mehdi (a.s.)’a bakan bir ayet çünkü Mehdi demek, Allah’ın hususi surette hidayete erdirdiği anlamına gelir aynı zamanda. “Bu Allah’ın Kitab’ı şüphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise, uzak bir ayrılık içindedirler.” diyor Allah. Bakara Suresi, 176. Halbuki bir tane Kitap var, Kuran’a tam tabi olmak durumundalar. Paramparça oldu ümmet, bunu düzeltecek Mehdi (a.s.), inşaAllah.
Cübbeli’nin Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldırması ile ilgili videosunu yayınlayalım.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldıracağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli’nin bazı yönlerde anormal tavırları olmakla beraber, bu anlattıklarının tamamı doğru. Doğru olan kısımlarını alırız ama normal olmayan, yanlış olan yönleri de var, onları da eleştiriyoruz. Ne diyor? Demek ki o devrin yobazları Mehdi (a.s.)’a ne diyecekler? Mürted diyecekler. Mürted nedir? Katledilmesi gereken insan anlamına gelir. Çünkü mezheblere göre mürtedin katledilmesi gerekir. Demek ki ‘ölümüne fetva verecekler’ deilmesinin anlamı bu. O devrin azılı yobazları, o aşağılık müşrikleri, özellikle o Medine’deki o azgın alim, o psikopat alim, o üçkağıtçı sahtekar alim, ne diyecek Mehdi (a.s.)’a? Bu mürtedtir ve bunun katli vacibtir, diyecek. Hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) aynısıyla söylüyor. Cübbeli de hadisi şimdi söyledi zaten, inşaAllah. Demek ki böyle azılı, sapık yobazlar çıkacak ahir zamanda.
MaşaAllah, bir Alevi kardeşimiz var Ahmet diye, çok sevgi dolu. “Selam, sevgili pirim.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Hakk Teala size makam-ı velaiyette en onurlu vazifeyi nasip kılar, inşaAllah. Geçenler ulu ve pir hazretleri sevgili Nazım Kıbrısi’nin sizin hakkınızdaki konuşmasını dinledik ve açıkça itiraf etmeliyiz ki, mest olduk. Mübareğin ağzından nur akıyor, yorumuna doyum olmuyor, maşaAllah. Güzel canımız, saygıdeğer Nazım Kıbrısi aziz pirimiz bu kemal yaşında arslan gibidir. Allah ömrünü sağlıklı ve uzunlardan eylesin, inşaAllah. Görünüyor ki sevgili Adnan Pirim sizi çok seviyor o kıymetli zat. Sizinle ruhaniyet meclisinde de beraberdir. Çokça sadık dostlardandır. Söyledikleriniz maşaAllah güzel, temiz ve değerli Adnan Pirim. Net bir şekilde gün gün aşikar görünmekte. Sizin konuşmanız dostluk, kardeşlik, birlik ve beraberlik. Sahibi gönlünüz bizim sizlere muhabbet beslememize nedendir, ayrıca değişmeyen duruşunuz, maşaAllah. Dostça kalın. Alevi kardeşiniz Ahmet. Size duacıyız, inşaAllah.” Ahmet kardeşimiz, maşaAllah. İsmi de güzel, kendi de güzel bir insan maşaAllah.
Bana fetva sormayın. Bu konuda en yetkili kişi Mehmet Talu Hocamızdır. Mehmet Talu Hocamız çok büyük alimdir, büyük bir müceddid ve büyük bir müçtehidtir. Ve onun ayrıca bir alimler meclisi de var 12 kişilik. Kuran tefsiri yazıyorlar, fıkıh üzerine kitaplar yazıyorlar, fıkhın kaynaklarına iniyorlar, çok çok büyük, derin bir alimdir. Mehmet Talu Hocamızdan, oradan istifade edecekler, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Arslan Muhammed Adnan Hocam. Geçen haftalarda Kastamonu Lahikası’nda “ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri yani Mehdi (a.s.) ve şakirdleri Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o tohumlar sümbüllenir, biz de kabrimizden seyreder Allah’a şükrederiz” ifadelerini bir kısım şahs-ı manevi diyen Nur talebesi kardeşlerimize sormamızı söylemiştiniz. Ben internetten şahs-ı manevi diyen birkaç arkadaşa sordum Nur talebesi olan. Cevap alamadım, sorumu yanıtsız bıraktılar, neden acaba? Bunu tekrar açıklar mısınız. Allah’a emanet olunuz, inşaAllah.” Bursa’dan Dilek Hanım yazmış. Şimdi bu adamlar yalnız kaldılar şu an. Onların nereden aklına gelsin böyle uydu yayınla, internetten, radyolardan böyle onların söyledikleri yalanlar ifşa olacak? Sahtekarlıklarını Bediüzzaman’ın arslan talebeleri çıkıp yerle bir edecek, nereden tahmin etsinler? Ve başlarına bina gibi göçtü birdenbire. İyi niyetle, cahillikle yapanlar var, onlar ayrı, tenzih ederiz. Ama Büyük Ortadoğu Projesinin mühendislerinden bazı maaşlı sahtekarlar var, onlar ayrı, benim kastettiğim onlar, inşaAllah.
“Selamun Aleykum nur yüzlü Muhammed Adanan Hocam. Sizi çok seviyoruz ve eşimle beraber hergün izliyoruz, inşaAllah. Sizin sayenizde Kuran’ı öğrenmek için ders almaya başladık.” MaşaAllah. “Hocam hidayetimize vesile oluyorsunuz, inşaAllah. Hocam size Mehdi (a.s.)’nin bilinmeyen, ayrıca görünmeyen bir alameti var mı? Böyle bir şey duydum, doğru mu? Bir de Hz. İsa (a.s.) yaşça Mehdi (a.s.)’dan küçük mü? Allahualem biraz küçük olması lazım geliş açısından, çünkü 30 yaşında ineceğine göre, Allahualem 2000’lerde, 2002 gibi Allahualem nüzul etti, ona göre düşünsünler. Genç oluyor tabii ki. Allahualem öyle görünüyor, hadislerin açıklamalarına göre, o hadise göre öyle görünüyor ama yakın da sayılabilir. “Ayrıca Hz. İsa (a.s.)’ın nüzul olduğunda kaç yaşlarındaydı?” diyor. İşte 33 yaşında. “2011-2012 hakında biraz detaylı bilgi verir misiniz? Allah razı olsun. Türk-İslam Birliği’ne evet diyoruz, maşaAllah.” diyor, Ünal kardeşimiz, Ünal Kirman. 2011-2012 güzel işte, başlangıç seneleri. 2021’e kadar evelAllah ama muazzam bir tırmanış olacak 2011 ve 2012’den itibaren, inşaAllah.
Ceyhan Adsay yazmış. “Sayın Adnan Bey. Benim iki sorum var size. Bir; Hz. Mehdi (a.s.) nasıl ve ne zaman zuhur edecek. İki; Nostrodamus’un Hz. Mehdi (a.s.) hakkında verdiği kehanette, uzun zamandır beklenen kişi dönmeyecek bir daha Avrupa’ya. Doğu’da çıkacak, Hermes’in birliğinden gelen biri. Bu kehanette ne kadar doğruluk payı vardır ve ne demek istedi? Uzun zamandır beklenen kişi bir daha dönmeyecek Avrupa’ya. Beni bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkürler.” Nostrodamus, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden istifade etmiş bir insan. Muhyiddin Arabi’nin hadislerinden istifade etmiş bir insan. Ondan öğreneceğinize, doğrudan Muhyiddin Arabi’nin kitaplarından öğrenin daha iyi, onun kaynağına inersiniz.
“Sevgili Hocam, Selamun Aleykum. Bugün Televizyonu’nun sahibi, Fethullah Gülen Hocaefendiyi seven birisi.” Bugün Televizyonu? Bugün Televizyonu, diye bir televizyon mu var?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. “Geçen gün ‘harem’ in ve ‘haram’ out, haşa diye yazmışlar. Hocam dini kelimelerle böyle bir espri yapılmasına, ayrıca haramın gözden düştüğünü haşa ima edilmesi çok anormal geldi bana. Saygılarımla değerli Muhammed Adanan Hocam. Ankara’dan Hayriye Çolakoğlu.” Arkadaşlarda öyle yanlış bir ruh hali var, yanlış bir üslup ve mantık var. İşte ahir zamandan bahsedilmezse, İttihad-ı İslam’dan bahsedilmezse, Türk-İslam Birliği’nden bahsedilmezse, bir süre sonra bu tip yeni yetişen, yeni yeten kişiler gelişmeye başlar ve böyle üsluplar da gelişir, böyle mantıklar da gelişir. Din ile, hadis ile, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in açıklamalarıyla haşa muazzam bir alay furyası vardı. Biz yoğun faaliyet yaparak bunu geniş çapta durdurduk. Cübbeli de çıkıp espriler yapıyor din ile ilgili, muazzam derecede, adamlar yerlere yatıyorlardı, Cübbelide bu faaliyeti durdurduk. Uyararak, anlatarak durdurduk, şu an yapmıyor. Çok çok nadir yapıyor. Cübbeli ve Cübbeli gibi yüzlerce alim bilinen kişi bunları yapıyorlardı. Dinle alay ederek haşa yahut alay ettiğini zannederek yahut espriler yaptığını zannederek, insanları eğlendirmeye çalışıyorlardı. Biz buna engel olduk, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, vesile oldunuz. Muhiddin Arabi, dediniz Hocam. Fütuhat-ı Mekkiyye’den bir bahis okuyorum, bir hadis inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın lütfu sayesinde gece cahil, korkak ve cimri olan kişi, sabaha bilgili, cesur ve cömert olacaktır. Allah’ın yardımı onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) önünde yürüyecektir. Allah’ın Elçisi (s.a.v.)’nin adımlarını izleyecektir ve hiç hata yapmayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) görmeden onu destekleyen bir melek olacaktır. Bezgini ayağa kaldıracak ve zayıfa yardımcı olacaktır. Eylemleri, sözlerine göre olacaktır ve sözleri amellerine göre olacaktır.”
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’ın faaliyetleriyle din kolaylaştırılacaktır. İslam özüne döneceği için kolaylaşacaktır. O eski hurafeler, karmaşa tamamen kalkıyor, inşaAllah. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.); “kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” diye buyuruyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bize bildirdiği önemli bir bilgi. “Allah beni ruhbaniyetle görevlendirmedi.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi. “Allah yanında dinin hayırlısı, kolay tevhid yoludur.” Kolay olan din hayırlıdır, diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Allah beni ruhbaniyetle görevlendirmedi.” Şimdiki yobazların yaptığı var ya, uydurmalar, uydurma dinler, beni Allah böyle bir şeyle görevlendirmedi, diyor. “Allah yanında dinin hayırlısı, kolay tevhid yoludur.” Ramuz El-Hadis, 2. cilt 498. “Dinde aşırılıktan sakının” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Sizden öncekiler ancak bu yüzden helak oldular.” Osmanlı da bak, ne hale geldi. Müslümanlar dünyada bakın ne hale geldiler. Bakın helakın sebebini açıklıyor. “Dinde aşırılıktan sakının, sizden öncekiler ancak bu yüzden helak oldular.” Kim varsa, sizden öncekiler dediği; kim varsa. Ramuz El-Hadis, 1. cilt, 176’ıncı sayfa. “Cenab-ı Hakk, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşid, hem Kutbul Azam olarak bir zatı nuraniyi gönderecek, o zat da Ehl-i Beyt’i Nebevi’den olacaktır.” diyor Bediüzzaman Said Nursi. Bakın, “hem en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid,” yani gelmiş-geçmiş en büyük mezheb imamı. “En büyük müceddid” dini yeni olarak açıklayan, “en büyük hakim” adaleti dünyada en mükemmel uygulayacak hakim. “Hem Mehdi,” en büyük Mehdi (a.s.). “Hem mürşid,” bütün tarikatların üstünde, en büyük tarikat şeyhidir aynı zamanda; gelmiş-geçmiş. Bütün tarikat şeyhleri ona bağlıdır. Bütün tarikatlerin lağv olmasının, kalkmasının sebebi de odur, Mehdi (a.s.)’ın gelmesidir. Mehdi (a.s.) geldiği için lağv edilmiştir. “Hem mürşid, hem Kutbul Azam” en büyük kutub “olan bir zatı nuraniyi gönderecek, o zat da Ehl-i Beyti Nebevi’den olacaktır.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan olacaktır. “Mehdi (a.s.), dini Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak, yeryüzünden mezhebleri kaldıracak, halis ve hakiki dinden başka hiçbir mezheb kalmayacak. Onun düşmanları, içtihad alimlerini taklid edenler olacaktır.” Mukallid olan, mezheb mukallidleri olan bir kısım cahil alimler. “Çünkü onlar Mehdi (a.s.)’ın mezheb imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde, bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelmeyecekler.” Arkadaşlarından, gücünden korktukları için ister istemez hakimiyetine boyun eğecekler, diyor. “Onun açık düşmanları fukuha, fıkıh alimleri olacaktır.” Büyük alim olarak tanınan bir kısım zevat. “Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak.” Kimse onları kaale almayacak artık. “Hatta ahkam konusunda ilimleri de azalacak. Bu imamın (Mehdi (a.s.)’ın) gelişiyle alimlerin hükümlerindeki anlaşmazlıklar giderilecek. Şayet elinde gücü olmasaydı, fakihler onun ölümüne fetva verirlerdi.” Direkt öldürün derlerdi, diyor. “Lakin Allah onu gücüyle ve cömertliğiyle dünyaya hakim kılacaktır. Ondan hem korkacaklar, hem de birşeyler umacaklardır.” Bazen böyle aşağılık tipler olur hem korkar biraz çekinir, hem de biraz bir şeyler; para, imkan falan, kazanmaya çalışır. “Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.” diyor hadiste.
Şimdi bu da olmamış Ahmet Bayraktar. “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Bugün de maşaAllah çok şıksınız. Benzin fiyatları bir hayli yükseldi. Fiyatı inci ve altın fiyatını geçti” diyor. Şimdi bu çok belirgin, yine becerememişsiniz, yine olmamış. İnci Sözlük becerememiş, olmamış. Ben olduğunda söyleyeceğim.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Muhterem Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) zamanında kör, sağır ve diğer sakat olan kardeşlerimizin durumlarında gelişme olacak mı, inşaAllah? Selam ve dua ile ellerinizden öperim. İsa Aktaş, Lahey’den.” Tabii, Tıp biliminde; sanatta, teknolojide, her şeyde ilerleme olacak, tıpta da çok muazzam ilerleme olacak. Hz. İsa Mesih (a.s.) özelliğidir zaten, körleri görür hale getirmesi. Körlük ve sağırlık çok rahat tedavi edilebilecek rahatsızlıklardır. Aslında teknoloji biraz ağır ilerliyor da ondan. Suni göz, suni kulak çok rahat yapılabilir; çok küçük cihazlar halinde. Diğer sakatlıklar da öyle çok rahat tedavi edilebilecek. Mesela kök hücre tedavisi ile rahatça mümkün bunların tedavisi ama biraz hızlı olması lazım.
Bir kardeşimiz, Hakan Er yazmış. “Ya Rabbim beni kurtar, beni yaklaştıracak, hizmetkarın edecek mürşidimi göster diye yalvarıyordum, bir kanalda da Kuran dinliyordum. Bugün hikmeti daha iyi anlıyorum ki, Olay TV’yi açtım sizi gördüm. Yıllar sonra o gün, bu gündür şu an olduğu gibi sizi dinliyorum, mübarek kokunuzu alıyorum, ellerinizden öpüyorum. Dua edin, inşaAllah.” diyor. MaşaAllah. Allah sana hidayet versin, hidayetini arttırsın, sağlık sıhhat versin. Bütün milletimize ve sana da inşaAllah.
“Yakışıklı saygıdeğer Hocam. Hayırlı akşamlar Hocam.” Allah hepimize hayırlar nasip etsin. “Yaklaşık iki yıldır Türkçe meal Kuran’ı okuyup-anlamaya çalışıyorum. Arapça öğrenmedim, yanlış mı yapıyorum? Rica etsem fikir beyan eder misiniz, sağ olun. Engin Oktay Genç.” Arapça bilmek tabii ki avantaj olur, tabii ki güzel olur ama Arapça bilince de çok iyi sözlük bilgisi gerekir. Gramer kurallarını çok iyi bilmek gerekir ama öyle sınırlı bir sözlük bilgisi değil. Çok çok kapsamlı bir sözlük bilgisi gerekiyor. O yüzden Kuran’ı tefsir etmek isteyen bir insan olduğunda, ki ben Mehdi (a.s.)’nin de öyle olacağını düşünüyorum, bir heyet halinde tefsir eder. Arapça uzmanları, din bilgisi ve internetin mutlaka kullanılması lazım, bilgisayarın kullanılması lazım. Mesela bir kelimenin karşılığı nedir? Bir insan ne kadar kelime ezberleyebilir? Kaç bin kelime ezberleyebilir. Yüz binlerce kelimenin manasını bilmesi lazım Kuran’ı tefsir edebilmesi için. Onun için mutlaka bilgisayar kullanacaktır Mehdi (a.s.) ve mutlaka bir ilmi heyeti olacaktır. Dolayısıyla bir şahsın kendi başına Kuran’ı tefsir etmesi çok zor, ayrıca ne gerek? Elmalılı tefsiri var hazır, oradan okuyabilirsiniz. Meal olarak, Ali Bulaç meali çok iyi. Ama ben düz okuyuşla anlamak istiyorum, o açıdan istiyorum, olur, güzel olur. Kesin hüküm vermemek şartıyla, mealden istifadeler olur, inşaAllah.
Murat kardeş; Cübbeli Hocamızla niye uğraşıyorsunuz, diyor. Şimdi Cübbeli Hocanın söylediklerine biz doğru diyoruz işte, anlatıyoruz, güzel. Yanlış bir şey söyledi demiyoruz. Bazı anlatıklarımızdan, bazı konulardan gocunuyorsan, o da senin sorumluluğunda, o bizi ilgilendirmez. Ben birisine hoşt dediğimde, bana dedin diye kapıma gelirse ben ne yapayım adama? Ben ortalığa söylüyorum. Kimse o, ilgili adam alınsın onu. Sahip çıkmak olmaz. Biz ortalığa söylüyoruz. Ben şahıs belirtmedim. Ve Cübbeli’nin doğru olan yönlerini de yayınlıyorum zaten. Güzel buluyorum, delil olarak yayınlıyorum zaten. Tabii o kendi sözü değil, hadisi aktarıyor. Kendine ait söz olsa, o ayrı, onu bir düşünürüz, doğruysa yayınlarız. Ama söyledikleri hadise dayalı ve Ehl-i Sünnet eserlerinden, kaynaklarından doğru aktardıklarından. Hurafelerine yanaşmıyoruz, hurafe olanlarını ayırıyoruz. Ama hurafe olmayan, Ehl-i Sünnet kaynaklarından birebir aldıklarını naklediyoruz, inşaAllah. Ayrıca hatalı olan birisi olduğunda emr-i bil-ma'rufve nehy-i ani'l-münker vardır, Müslümanların görevidir bu. Münkerden nehyetmek, yanlıştan nehyetmek, yani güzel olanı anlatmak, yanlıştan da insanları beri kılmak için gayret etmek Müslüman için farzdır. Ben bu görevi yerine getiriyorum. Bu uğraşmak değil, faydalı olmaktır, ibadettir. Tabii ki bir gayret içerisindeyiz ama ibadet olan bir gayret içerisindeyiz, inşaAllah.
Şu şahs-ı manevicilere yine Seyyid Salih Özcan Hocamızın; onların beyinlerindeki yağları eriten konuşmasını bir daha yayınlayalım. Sonra da Abdullah Yeğin Ağabeyi de yayınlayın ki, ittifakla hepsinin aynı düşüncede olduğunu görsünler.
VTR: Seyyid Salih Özcan Hoca’nın Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğu ile ilgili konuşması.
VTR: Abdullah Yeğin Ağabey İslam ahlakının dünya hakimiyetini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Böyle muhterem, büyük ağabeyleri dinlemek, onların yüzünü görmek ferahlıktır. Ama özellikle Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamıza karşı müthiş bir muhabbet ve sevgi var. Bu son filmi, bu son yapılan çekim, özellikle çok fazla kardeşimize, çok müthiş etki yapmış. Hocamıza karşı çok acayip sevgi arttı. O filmi bir daha seyredelim.
VTR: Şeyh Nazım El Hakkani Hazretleri’nin Ocak 2011 tarihinde Adnan Oktar ile ilgili sohbeti.
ADNAN OKTAR: Hocamız çok çok ehemmiyetli. Ahir zamanın en önemli şahıslarından birisidir. Onun için Hocamıza dua çok önemli, inşaAllah. Sağlığı sıhhati için, ömrünün uzun olması için, mutluluğu, sevinci için, inşaAllah kalbinin inşirahı için mümin kardeşlerimiz sık sık dua etsinler, maşaAllah.
“Selamun Aleykum sevgili Hocam. Mehmet Talu Hocamıza yönelik bugün bir saldırıda bulunmuşlar. Bu konu ile ilgili bilginiz var mıdır? Hürmetler, Erbil” diyor. Böyle bir şey olsaydı duyardık biz. Hiç zannetmiyorum. Erbil, o zaman bize detay ver. Bu konuyu nereden duydun? Kaynağını bize bildir. Daha önce bir saldırı olmuştu Mehmet Talu Hocamıza. İddia edilen Ergenekon örgütü rahat durmuyor tabii. Ama bir şey olsa duyulurdu, zannetmiyorum. Nereden almışlar böyle bir bilgiyi?
ALTUĞ BERKER: Haberlerde böyle bir şey yok Hocam.
ADNAN OKTAR: Haberlerde yok, evet. Olsa, duyardık, inşaAllah. Hocamıza, Mahmud Hocamız’ın çevresinde olan bütün talebeler, gençler sahip çıksınlar. O çok mübarek, muhterem bir insan. Bizler de çok sahip çıkıyoruz, çok seviyoruz onu ama daha titiz davranılması lazım. Öyle büyük alimlerin düşmanı çok olur. Şeytanlar öyle alimlere karşı tavır alırlar, iblisler. Özellikle haset edenler, hasudlar. Özellikle bazı kanı bozuk hasud hocalar haset edebilirler. Kendi, esrarkeş, üçkağıtçı, cinayete yatkın, psikopat adamlarını salıverirler böyle insanların üzerine, böyle şey mümkündür. Onun için çok dikkatli olmak lazım, uyanık olmak lazım. Hocamıza çok titiz bir koruma uygulanması gerekir, inşaAllah.
Ya Allah, Bismillah. Hud Suresi, 109’uncu ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.”Daha önce de açıklamıştım, Darwinistlere bakan bir ayet aynı zamanda. Fakat kuşkuya kapılmayın, diyor Cenab-ı Allah Müslümanlara. Daha önceleri nasıl atalarına tapıyor idiyseler, onlar da aynı şekildeler, diyor, inşaAllah. “Halkı ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.” Bu ayetin de ebcedi 2020 tarihini veriyor, maşaAllah.
Ahzab Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” 2034 tarihini veriyor. “Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).” Bu ayettin ebcedi de 2034 tarihini veriyor. “Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.” O da 2005 tarihini veriyor. “Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” Allah seni korur, diyor. Allah’a tevekkül çok önemlidir. Müslümanlar sık sık tevekkülü unuturlar, o yüzden de eziyet çekerler. Onu nasıl yapacağım, bunu nasıl yapacağım, işte hastalanacak mıyım, şu mu olacak, bu mu olacak? Halbuki tevekkül etse, kalbi çok rahat edecek. Zaten olup bitmiş. Tek bir an içerisinde bütün kainattaki hayat olup bitmiştir. Bütün alemlerdeki hayat olup bitmiştir, Allah Katında bitmiştir. Telaş niye? Üstelik hayırla ve güzellikle Allah Katında en mükemmel şekilde yaratılmıştır.
“Rabbimin güzel tecellisi latif Hocam. Hocam, haksız yere suçladım, yanlış anlaşıldım. Ne yaptıysam düzelmedi. Bana lütfen dua eder misiniz? Hocam yüreğim çok oynadı. Sürekli yanıyor, sürekli ağlıyorum. Duaya çok ihtiyacım var. Ellerinizdn öperim. Saygılarıma. İstanbul’dan Nurdan Çakır.” Benim canım, niye kendini üzüyorsun? Tevbe edersin, biter. Milletin de ne demesi önemli değil ki. İt ürür kervan yürür demişler, niye kaale alıyorsun? Bana daha detaylı yaz, bizim siteye. Bize özel geliyor zaten, kimsenin okuyacağı gibi değil, ben okuyorum. O yüzden rahat gönderebilirsin.
“Selamun Aleykum Hocam. Mehdi (a.s.)’ın doğum ne zamandır? Mehdi (a.s.) alnında bir iz ve sağ elinde bir iz var diyorsunuz.” Sağ elinde bir iz var demedim. “Bunları açıklar mısınız? Esselamun Aleykum, Mehmed Karataş.” Mehdi (a.s.)’ın alnında bir iz var, hadiste var. Doğum tarihi ne zamandır? Bilmiyorum. Ama alimlerin açıklamaları var, yani büyük alimlerin, büyük mürşidlerin, velilerin, Mehdi (a.s.)’ın doğum tarihi ile ilgili açıklamaları var. Bediüzzaman’ın işaret ettiği tarihler var ama ben bilemem.
“Hocam, Mehdi (a.s.) 313 kişilik bir grupla mücadele edecekmiş. Dünyada milyonlarca Müslüman insan bu diğer Müslümanlarla mücadelede yoksa, bu Müslümanlar ne yapacaklar?” diyor. İşte hak edene, uygun olana Cenab-ı Allah; “dünyanın neresinde olursanız, Allah sizi birleştirir” diyor, ayet var, Kuran ayeti var zaten. Mehdi (a.s.)’a baktığına dair hadiste de belirtiliyor, Allah birleştiriyor. Celal Günteki yazmış.
“Selamun Aleykum Adnan Bey. Mehdi (a.s.)’ın hakimiyetinin süresi ne kadar olacak? Önceden teşekkürler. El Meddin; dinin ilmi. Hakimiyet süresi; muhtelif rivayetler var. Kimi 40 yıllık bir süreden bahsediyor, 30 yıllık bir süreden bahsediyor, 19 yıllık bir süreden bahsediyor, tahakkuk ettiğinde anlarız. Tahakkuk ettiğinde anlarız, inşaAllah.
“Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.”““Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman,” ne diyor Resulullah (s.a.v.)? Mehdi (a.s.) çıkacak, Mehdi (a.s.) düzeltecek. Yok, ben Resulullah (sav)’ın dediğine göre değil de, kendi kafama göre hareket edceğim, diyor. Bakın ne diyor Allah? “Mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.” Peygamber (s.a.v.) ne diyorsa, ona göre hareket edilecek. “Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.” Peygamberimiz (s.a.v.) İslam’ın nasıl hakim olacağını, hangi safhalarda hakim olacağını, neler yapılacağını, bu faaliyette Müslümanların tavrını, vaktini, alametlerini, hepsini bildirmişken, bir adam bana ne, derse bu ayetin hükmüne girer. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.” Kendi kendine; yok ben öyle değil de, böyle yapacağım, diyemez. “Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.” Sapık olduğunu söylüyor Cenab-ı Allah, başka türlü yapanların, yani sapkın bir yola girmiştir, diyor. “Sapıklıkla sapmıştır” inşaAllah.
Bismillah, Hac Suresi, 23. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hiç şüphesiz Allah,” bakın Allah hiç şüphe etmeyin, diyor. “Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları,” iman edecek, sonra samimi olarak dini yaşayacak, “bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri ipek(ten)tir.” Demek ki altına, inciye ve ipeğe karşı Allah içimize bir sevgi koymuş. Hakikaten de insanlar ipeğe baktıkları zaman çok hoşlarına gidiyor. İnci olduğunda, hanımlar bayılırlar inciye. Hakikaten kadına yakışan bir süstür. Helalinin yanında inci ile bezenmiş bir kadın çok çok güzeldir. Mesela altın bilezik; altın kadına hakikaten çok yakışıyor. Helalinin yanında altınlarla bezenmiş, inciyle bezenmiş bir kadın olağanüstü güzel olur, inşaAllah. “ İşte Biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.”Allah istediğini hidayete yöneltir, diyor.
Tevbe Suresi, 24. Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz,” arkadaş çevreniz, “kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten” Allah’ın dinini yaymaktan, tebliğ yapmaktan “daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” Bunu Mehdi (a.s.)’a, Mehdiyet’e göre yorumladığımızda; babalarına, çocuklarına, kardeşlerine, eşlerine, aşiretine, mallarına, ticaretine ehemmiyet vermeyecek. Önce Allah’ın dinine önem verecek Mehdiyet demek ki, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İman hakikati gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet. Çok şekerler. Darwin tepem atıyor tavuskuşunu görünce, diyor. MaşaAllah, Allah renk sanatını burada en güzel şekillerde uygulamış, maşaAllah.
Bu ayeti biraz daha şerh edelim. Demek ki insan babasının yüzünden dinini terk etmeyecek. Çocukları yüzünden tebliği bırakmayacak. Kardeşlerinin çıkarı için tebliği bırakmayacak. Eşlerinin çıkarı için tebliği bırakmayacak, facebook, ordan burdan arkadaşlarının teşvikinden dolayı, tebliği, İslam’ı ve dini yaymayı bırakmayacak. Kazandığı mallar yüzünden tebliği bırakmayacak. Az kar getireceğinden korktuğu ticaretten dolayı; İslam’ı dini yaymaya çalışırsam ticaretim azalar diye dini, İslam’ı yaymaktan vazgeçmeyecek. Hoşuna giden evler; gidip evde akşama kadar oturmak için; benim evim güzel, evimde oturayım diye İslam’ı tebliğ etmekten vazgeçmeyecek. “Sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise,” bunlar size daha sevimli geliyorsa, bakın “Sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten” İslam’ı yaymaktan “daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun.” Allah belanızı verinceye kadar bekleyin, ki vereceğim belanızı, diyor inşaAllah. Onun için biz Allah için yaşayacağız, inşaAllah. Sadece Allah için, Allah rızası için.
www.HarunYahya.TV ’den devam ediyoruz, inşaAllah.
SUNUCU:Bizleri yarın 22.00’den itibaren Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Marşlar/Fasıllar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...