ADNAN OKTAR: Bütün Fransa’daki kardeşlerimize selam ediyorum. Hepsine sevgilerimi, muhabbetlerimi, saygılarımı sunuyorum. Bu Darwinizm konusunda kardeşlerimizin anlatacağı güzel konular olacak inşaAllah. Çok detaylı, bilimsel delillere dayandıracaklar. Detaylı anlatacakları için ben o konulara pek girmeyeceğim. Ama dünya altın çağa doğru gidiyor. Artık Darwinizm’in materyalizmin sonu gelmiştir. Allah’sız, dinsiz rejimlerin dünyayı ne hale getirdiğini hepimiz görüyoruz. Ekonomik kriz, intiharlar, acılar, insanların mutsuzluğu, azaplar, savaşlar, terör, anarşi. Her türlü ızdırabın kaynağı Darwinizm. Darwinizm’in ortadan kalkmasıyla insanlarda bir mutluluk ve sevinç oluşacaktır. Arkasından Mehdi (a.s)’nin zuhuru, Hz. İsa Mesih (a.s)’in zuhuruyla da en yüksek noktasına ulaşacak inşaAllah. Sevinç ve bayram ortamı olacak. Fransız kardeşlerimiz, Fransa’daki Türk kardeşlerimiz ve diğer kavimlerden olan kardeşlerimiz, hepsi bu güzel günleri inşaAllah görecekler. Bizler de göreceğiz. Bu 10 yıl, önümüzdeki 10 yıl özellikle çok heyecanlı ve çok önemli. Herkesin bilimde, sanatta elinden geldiği kadar kendini geliştirmeye gayret etmesi gerekiyor. Özellikle Darwinizm konusunda bilimsel araştırmalar yapmak, kitaplar okumak, özellikle bizim sitemizden, internet sitemizden ilgili bilgileri indirmek çok çok faydalı olur. Sohbetlerde oradan alınan hazır bilgileri aktarmak çok faydalı olacaktır. Özetle şu; bir proteinin tesadüfen olması imkansız yani bir proteinin olması için bir başka proteine ihtiyaç var. Bu durumda proteinin oluşması sıfır ihtimal, mümkün değil. Ayrıca tek bir tane ara fosil yok. Darwinistlerin dediği tarzda tek bir tane ara fosil yok, bunu Darwin’in kendi de söylüyor. 350 milyonun üzerinde fosil bulunmuştur, hepsi yaratılışı ispat eder mahiyettedir. Hatta ben dedim, “bana bir tane evrimcilerin dediği gibi ara fosil getirin, size 10 trilyon vereceğim” dedim. Bak kaç yıldan beri bekliyoruz çıt yok, çünkü ara fosil yok. Ama bakın görüyorsunuz bizlerin elinde fosiller var net ispat ediyoruz. Hiçbir Darwinist böyle fosili alıp göstermez. Böyle ara fosiller vardır diyemez, hayali deliller sunacaklardır. Ama iki noktanın üzerinde durup konuyu kapatmak lazım. Bir; proteinlerin tesadüfen meydana gelmesi imkansız, bir proteinin olması için başka bir proteine ihtiyaç var. İkincisi de; ara fosil yok, tek bir tane ara fosil yok. Anlattığım tek bir konu bile Darwinizm’i bitirmek için yeterli. Sırf proteinin tesadüfen olamayacağını söylemesi bitirir konuyu. Hiçbir bilim adamı çıkıp, protein tesadüfen olur diyemiyor. En ağa babaları Richard Dawkins çıktı geçenlerde, Dawkins’in konuşmasını sen de duydun, “uzaylılar yaptı” diyor. “Proteinleri, kromozomları, hücrenin ilk halini uzaylılar yapmış olabilir” diyor. Zaten bitti. Bunu dediğinde Darwinizm kapandı demektir. Bakın en ağa babaları, en akıllı bilinen adam bunu söylüyor. O yüzden kardeşlerimizin gönlü çok rahat olsun Darwinizm net aldamacadır. Baştan sona kadar yalana dayalı teoridir. Göğüslerini gere gere Darwinizm’i eleştirsinler. Şeytanın insanlarla alayıdır Darwinizm. Orada Fransız kardeşlerimiz de var bizleri dinleyen, diğer Türk kardeşlerimiz de var, başka kavimlerden kardeşlerimiz de var, hepsine selamlarımı-sevgilerimi iletiyorum. Hepsine saygılarımı iletiyorum. Hepimiz kardeşiz, hepimiz birlikteyiz. İnşaAllah dünyaya İslam hakim olacak Hz. İsa (a.s)’nın gelişiyle, tek din İslam kalacak. “Allah Katında din İslam’dır” diyor Allah ayette, Kuran ayetinde. O yüzden sevincin, mutluluğun, özgürlüğün, kardeşliğin, barışın, sanatın, bilimin en yüksek noktasına çıkacağız inşaAllah. İnsanlar birbirlerine sarılacak, bayram havası olacak, bayram ortamı olacak ve dolayısıyla bu acılar bitecek. Önümüzdeki on yıl, bayramın on yılıdır. Bunları görecekler inşaAllah. Hepsine selam ediyorum, saygılarımı sunuyorum, hepsi Allah’a emanet olsun kardeşlerimizin.
Berker Hocam zatıaliniz neler anlattınız?
ALTUĞ BERKER: Hocam estağfirullah, sizin anlattığınız şeyleri tekrarladık Hocam. Kıyametle ilgili dünyayı gök taşlarının sardığını filmiyle birlikte gösterdik. NASA’nın gösterdiği, 1980’den itibaren 1999’da çoğalan ve 2010’da 500.000’in üzerinde saran. Nemesis’i gösterdik. Kıyametin yaklaştığına dair hadisleri, Bediüzzaman’ı, Sungur Ağabeyi gösterdik, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fethullah Gülen Hocamız ne diyor? Kuran Nuru sitesinde videosunda yaptığı konuşmasının deşifresi; “Üstadımız da diyor onu, Hz. Mesih (a.s) gelecek, işte benim ümmetimi ihtida edecek. Yani imanlarına vesile olacak. Yani şahs-ı manevi Mesih (a.s), şahs-ı manevi Muhammediliği ihtida edecek. Mehdiyet de bir manadır. Değişik dönemler itibarıyla önemli bazı şahıslar bu işin başında bulunabilirler. Ama esas şahs-ı manevidir.” “Değişik dönemler itibariyle önemli bazı şahıslar bu işin başında bulunabilirler.” Tamam işte bizim kastettiğimiz bu, başta bir şahıs var. “Ama esas şahs-ı manevidir.” Tabii ki şahs-ı manevi. Biz mesela şimdi burada anlatıyoruz, ben anlattım, arkadaşlarım anlattı; bir şahs-ı manevi oluyor. Fransa’da arkadaşlarımız anlatıyor bir şahs-ı manevi oluyor. Ama başta biri var, başta ağabeyleri olarak ben varım. Ben eğer Darwinizm’e, materyalizme karşı bir mücadele başlatmış olmasaydım, böyle bir mücadeleyi benim arkadaşlarım yapamayacaklardı muhtemelen. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER: Tabii ki, kesinlikle.
ADNAN OKTAR: Fransa’da da böyle bir konferans olmazdı. Başka şeyler de olmazdı. Demek ki bir şahıs önemli, yani şahsın varlığı önemli. Ama kalabalık bir arkadaş grubumuz var. Bilim adamı seviyesinde kültürlü, bilgili insanlar. Onlar da konuları anlatıyorlar, izah ediyorlar ve bundan bir fikir sistemi meydana geliyor. İnternet siteleri kuruyoruz, kitaplar yapıyoruz. Biz buna şahs-ı manevi diyoruz. Ama şahıs önemsiz dersen, bunun tamamı ortadan kalkar o zaman. Hepsi ortadan kalkar.
ALTUĞ BERKER: Fethullah Hocamız olmadan, Fethullah Gülen hareketi olur mu?
ADNAN OKTAR: Mesela Fethullah Hocamız olmadan, Fethullah Gülen hareketi olmazdı. Ne o okullar olurdu, ne bu çalışmalar olurdu, ne bu heyecan olurdu, ne bu şevk olurdu. Olmayacağı belli. Biz desek ki Fethullah Hocamın hiç önemi yok, bu çok anormal bir şey olur. Nerede bahsedilse, “bu okul kime ait?” dedin mi, “Fethullah Hocamıza bağlı okullardan” deniliyor. Her yere damgasını vurmuş oluyor. Önemsizdir diyemeyiz çok hayati önemi var inşaAllah. “Değişik dönemler itibarıyla önemli bazı şahıslar bu işin başında bulunabilirler. Ama esas şahs-ı manevidir. Çünkü zaman cemaat zamanı olması itibarıyla, fertler ferdiferit dahi olsa bu iş temsil edilemez.” Şahs-ı manevi olmayan bir dönem olmamıştır ki zaten. Peygamberimiz (s.a.v.) gelmiştir. Ebu Bekir, Osman, Ali, bir ana kumanda heyeti olmuştur, sahabeler olmuştur ve onlardan meydana gelen bir şahs-ı manevi meydana gelmiştir. Peygamberimiz (s.a.v), talebeleri ve ondan meydana gelen şahs-ı manevi. Şimdi Peygamberimiz (s.a.v.) olmadığında o hareket olmaz. Müslümanlık olmazdı. Yani inmemiş olacaktı Müsümanlık. Peygamber (s.a.v.) vesilesiyle indi. Ve etkili olarak tanıtımını da yaptı. Peygamber (s.a.v.) Kitap getirip Kitabı kenara koymadı, Kitabı fiilen uyguladı, hayata geçirdi. Yaşattı insanlara, nasıl yaşanacağını gösterdi. Dolayısıyla Fethullah Hocam ne diyor; “Çünkü zaman cemaat zamanı” çok doğru söylüyor Hocamız Allah razı olsun. Ama cemaat zamanı olmayan hiçbir zaman olmamıştır ki. Bazı Nur talebesi kardeşlerimiz zannediyor ki; sadece ahir zaman, bu 2000’li yıllar 1900’den sonraki yıllar cemaat zamanıdır. Başka zamanda cemaate ihtiyaç yoktur, şahs-ı maneviye ihtiyaç yoktur. Şahs-ı manevinin, cemaatin olmadığı hiçbir dönem olmamış zaten. İmam Rabbani’nin halifeleri olmuş, talebeleri olmuş; İmam Rabbani var, talebeleri var, ondan meydana gelen bir şahs-ı manevi var, kitapları var, kitapları dünyanın her tarafına yayıyor. O da şahs-ı manevinin içerisinde, dolayısıyla şahs-ı manevi etkin. Ama başta kim var? İmam Rabbani var. İmam Rabbani olmadığında bu hareket oluyor mu? Olmuyor. Talebeleri olmadığında oluyor mu? Olmuyor. Ama şu an şahs-ı manevisi devam ediyor. Fakat bunu aynı şekilde Abdukkadir Geylani için de söyleyebiliriz, diğer büyükler için de söyleyebiliriz. “Mesihiyet de öyle bir cemaattir. Ama üstad o mevzuda eski telakkiyede oradaki o esnek ifadesi ile temas ediyor. Öyle önemli bir misyon için Hz. Mesih (a.s) ‘Ahiret aleminin ta öbür ucunda da olsa çıkar’ gelir diyor. Ehl-i imanın, saf müminlerin o mevzudaki kanaatlerine dokunmuyor.” Nasıl dokunsun? Dokunduğunda küfre gider zaten. Zaten dokunamaz ki. Dokunduğunda zaten Bediüzzaman olmamış olur, başka bir şey olur o, Kuran’daki 3 ayeti inkar etmiş olur. Bütün Kütüb-i Sitte’deki hadisleri inkar etmiş olur. Dolayısıyla hem ehl-i sünnetten, hem Müslümanlıktan çıkmış olur. Dolayısıyla dokunup dokunmamak onun elinde değil. Yani yanlış anlaşılabilir Fethullah Hocamız o anlamda söylemiyor. Fakat bazı kardeşlerimiz yanlış anlayabilir o yüzden bunu açıklıyorum. “Çünkü o bir kısım dedikoduya vesile olabilir.” Bediüzzaman dedikoduya göre hareket etmez. Hak neyse onu söyler. Dedikodu onu ilgilendirmez. O otuz yılını hapiste geçirmiş bir insan. Kuran neyse onu söyler. Dedikodu olacak diye Müslümanlara yalan söylemez, Müslümanları aldatmaz. Yani; “millet yanlış anlar, ben İsa (a.s)’ı şahıs olarak olarak göstereyim, eğer şahıs olmadığını söylersem, İsa (a.s)’ın gelmeyeceğini söylersem bu halk ayaklanır, benim aleyhime olur. Ne yapayım? Bunlar da saf insanlar, cahil insanlar, ben bunları en iyisi kandırayım. Kandırmak için ne yapayım? Ayet kullanayım, hadis kullanayım. Ayetle, hadisle bu insanları kandırayım” demez Bediüzzaman. Ve kandırmamıştır, doğru söylemiştir. Çünkü Muhbir-i Sadık doğru söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v.) doğru söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v) Buhari’de, Müslim’de, Tirmızi’de, İbni Mace’de, Sünen-i Nesai’de, Sünen-i Ebu Davud’da, hepsinde bunu açıklamıştır, bu gerçeği ve bütün ehl-i sünnet alimlerinin tamamı ittifakla, Şii alimlerin tamamı ittifakla, Vehhabiler ittifakla, Caferiler ittifakla, Alevi ve Bektaşiler ittifakla bu konunun gerçekliğini kabul etmişlerdir. Ve Hz. İsa Mesih (a.s)’in bizzat nuzülünün olacağını açıklamışlardır. Dolayısıyla Bediüzzaman dedikodu medikodu falan takmaz. Öyle bir konusu yok. Dedikodu olacak diye de bu kadar galiz ve kapsamlı, yüzlerce sayfa yalan söylemez. Eğer Bediüzzaman orada yalan söylüyorsa Risale-i Nur’un tamamı yalan olmuş olur Allah esirgesin. O cesaretteyse, ayetle hadisle Müslümanları kandıracak güçteyse, öyle bir kabiliyeti varsa, dedikodudan kaçınıyorsa hepsini söyler. Ki Bediüzzaman’ın ne kadar gözü kara, ne kadar cesur ve delikanlı olduğunu herkes bilir. Dolayısıyla dedikoduya vesile olur diye Müslümanlara yalan söylememiştir. Dedikoduyu durdurayım diye yalan söylememiştir. Doğruyu söylemiştir. Şahıs olarak gelecektir, aksine hiçbir ifade yoktur. Yani aksi ifadeye Risale-i Nur’da herhangi bir yerde bir delil olması lazım. Şahs-ı maneviye veyahut Hz. İsa (a.s)’ın gelmeyeceğine dair tek bir delil olması lazım. Bunu söyleyen arkadaşlarımız, kardeşlerimiz tek bir tane Risale-i Nur’dan, Kuran’dan ve hadisten delil gösteremezler. Tamamen zayıf imanlarının, zayıf akıllarının bir yansımasıdır. Başka bir şey değil. Fakat şimdi bu yazı, buradaki izah yanlış anlaşılmaya müsait olduğu için; Fethullah Hocamız İsa (a.s)’ın geleceğini açık açık söyleyen insandır. Defalarca söylemiş ve açıklamıştır. Ve onların Aksiyon Dergisi’nde de kapaktan verdiler, yani Mehdi (a.s)’nin şahıs olarak geleceğini. Hatta olay çıktı; “Nasıl siz şahıs olarak gelecek dersiniz?” dediler. Dolayısıyla Fethullah Hocanın kanaati Mehdi (a.s)’nin şahıs olarak gelmesidir. İsa (a.s)’ın da şahıs olarak gelmesidir. Fethullah Hocanın izahlarından yüzlerce delil gösteririm. Yüzlerce, çok nettir. Fakat buradaki ifade; “ehl-i imanın, saf müminlerin oradaki kanaatlarına dokunmuyor. Çünkü o bir kısım dedikoduya vesile olabilir” yanlış anlaşılabilecek bir söz. Onun için ben şerh etmek durumda kalıyorum, açıklıyorum. Yoksa Fethullah Hocanın kanaatinin bu olmadığını biliyorum. Çünkü devamında bu var. Ama bunu ne anlamda dediğini çıkaramadığım için, yanlış anlaşılmaya da müsait olduğu için açıklıyorum. Yani yanlış anlaşılmaya müsait bir cümle olmuş. Herkes Hocamızın ne demek istediğini tam anlayamayabilir. “Fakat” mesela bak “genelde şahs-ı manevidir.” Bak mesela burada sırf şahs-ı manevi olsa “bu direkt şahs-ı manevidir” derdi. “Fakat genelde şahs-ı manevidir” ne demek? Hz. İsa (a.s) gelecek, ama şahs-ı manevi asıl gücü yapacak olan, etki yapacak. Doğru tabii ki. Hz. İsa (a.s) geliyor, talebeleri var, fikir sistemi var. Hz. İsa (a.s) birebir insanlarla görüşmez, talebeleri görüşüyor. Dolayısıyla bir şahs-ı manevi var. Ama başta İsa (a.s) var. bak bu açıklamadan zaten anlaşılıyor, “fakat” kelimesi zaten bunu açıklayan bir ifadedir. “Fakat genelde” ifadesi de aynısı, “genelde”. Yoksa doğrudan şahs-ı manevidir derdi. Yani şahıssız, şahs-ı manevidir” derdi. Demiyor. Ayrıca bak, “değişik dönemler itibarıyla önemli bazı şahıslar bu işin başında bulunabilirler.” İşte bu da bu konunun açıklamasıdır. Ama şimdi zayıf, bilgisi zayıf, aklı zayıf, imanı zayıf bir insana bu yazıyı okutursan yanlış anlayabilir. O yüzden ben şerh ediyorum. “İstifa edecek, saflaşacak, durulaşacak, herhalde bir yönüyle belki tevhide gelecek.” Belki değil, tevhide gelecek. Kuran, Cenab-ı Allah ayette açıkça söylüyor. Açıkça söylüyor; “Sana inanmadık Ehl-i Kitap’tan hiçbir fert kalmayacak” diyor, İsa Mesih (a.s)’e. “Ve sana inananları” diyor, Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım “Kıyamet’e kadar küfrün üzerine geçireceğim” diyor. Tevhidin hakim olacağı açık, dünyada herkes La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah diyecek, bu çok açık. “Fakat herhalde bir yönüyle tevhide gelecek,” fakat bu ilk safha için kullanılmış bir söz muhtemelen. Ama bu sonuç için anlaşılabilir, bu da yanlış anlaşılabilir. Çünkü Mehdi (a.s) döneminde hakikaten teslis inancından istifa edecekler, vazgeçecekler. Saflaşacak, yani Allah birdir diyecekler. Hurafattan, tahribattan kurtulmaya başlayacaklar, durulaşacaklar. “Herhalde bir yönüyle belki tevhide gidecekler,” belki değil, tevhide yaklaşacaklar. Çünkü Bediüzzaman diyor; “tam Müslüman olma istidadındayken” diyor. “Tam Hıristiyanlık tasaffi edip, tam Müslüman olma istidadındayken cismi beşerisiyle semavatta bulunan İsa (a.s)’ın inişi kati olmakla beraber” diyor. Kesin olmakla beraber. Şimdi buna yalan dersen dünyanın en büyük yalancısı sen olursun. Çünkü vefat etmiş bir insana Kuran’a dayanarak, hadise dayanarak söylediği bir konunun yalan olduğunu söylemek, dünyanın en büyük yalancısına ait bir ifade olmuş olur. Böyle vahim bir konu olduğu için, yanlış anlaşılacağı için, Fethullah Hocamızı böyle töhmet altında bırakmamak için ben şerh edip, açıklıyorum. Çünkü bu yazıyı bize getirip, “yok senin dediğin öyle değil, bak Fethullah Hoca da şahs-ı maneviyi savunuyor” diyen arkadaşlara ben bu konuyu açıklıyorum. Yanlış anlıyorlar, Fethullah Hocanın diğer konuşmalarına baksınlar anlayacaklardır. Çok nettir. Şahsı Mehdi (a.s)’yi öve öve bitiremez. “Sen Yusuf musun?” isimli kitap, doğrudan Mehdi (a.s)’ye ithaf edilmiş bir kitaptır. Çok kapsamlı olarak anlatır Mehdi (a.s)’yi; sayısını, talebelerini, hepsini anlatır. İnşaAllah. Mehdi (a.s) döneminde tevhide yaklaşacaklar, tevhid inancı hakim olacak. İsa Mesih (a.s) indiğinde tam Müslüman oluyorlar. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah diyorlar. Tam, hakkıyla Müslüman oluyorlar. Dünyaya din hakim olmuş oluyor. Şimdi Fethullah Hocamızın orada olmasından istifadeyle, bu yazılarla gençliği böyle; entel dantel, hasta, Büyük Ortadoğu Projesi’nin ağzına yem olacak zayıf bir gençliğe çevirmek için çalışanlar bazen bu yazıları kendileri de tevil ederek; bak yazıyı yeniden genişletip, tevil ederek kendi çizgilerine çekmeye çalışıyorlar. Fethullah Hocamızın diğer konuşmalarını, Bediüzzaman’ın açık aleni izahlarını, Kuran’ın açık hükümlerini hepsinin üzerinde, Kütüb-i Sitte’deki tevatür derecesinde sahih hadisleri reddediyorlar. Ki Hz. İsa (a.s)’ın inişine inanmak vaciptir, farzdır. Aksi haramdır bunu herkes bilir. Dolayısıyla adamlar diyorlar ki; “kardeşim bunlar böyle dil eğip büktüklerine göre, İsa (a.s)’ya da inanamadıklarına göre, kendi Kütüb-i Sitte’deki hadislere kendileri de inanmıyorlar, tevatür derecesinde hadislere kendileri de inanmıyorlar, İsa Mesih (a.s) ile ilgili ayetlere kendileri de inanamıyorlar. Demek ki hepsi hurafe ve aslı olmayan izahlar” diye düşünüp iman yönünden çöküyor insanlar. Büyük Ortadoğu Projesi’nin de imanı çökmüş hasta nesillere ihtiyacı var, imansız nesillere ihtiyacı var, zayıf, tevilci, gücü gitmiş, kavruk, enaniyetli, lafını sözünü bilmeyen, hem aşağılık kompleksinde, hem büyüklük kompleksinde güçsüz insanlara ihtiyacı var. Onun için CIA’in uzmanları hasta bir nesil yetiştirmek için kendilerince akılcı buldukları bazı yöntemler kullanmaya kalktılar. Ama kafalarına biz çuvalı geçirdik ve çuvalın da boynunu bağladık, şimdi yapabilecekleri pek bir şey yok, bundan sonra böyle bir oyun oynayamazlar. Fethullah Hocamız çok değerli mübarek bir insandır, ama konuşmalarını yanlış anlamaya kalkarlarsa bu vicdana uymaz. Gitsin sorsunlar şu an Fethullah Hocamıza, “Mehdi (a.s) şahıs mıdır, şahs-ı manevi midir?” tek soruyla. Yani “Mehdi (a.s) diye birisi gelecek mi?” diye sorsunlar, mutlaka “gelecek” diyecektir. “İsa Mesih (a.s.) bedenen dünyaya gelecek mi, gelmeyecek mi?” desinler, mutlaka “bedenen gelecek” der. Fakat bazı yazılarını böyle çekip değiştirip bir şekle şemale sokmaya kalkarlarsa ona da müsaade etmeyiz.
ALTUĞ BERKER: “Rusya’ya vizesiz geçişte son engel kalktı” diye bugün bir haber vardı inşaAllah. Rusya ile Türkiye arasında vizesiz geçişi engelleyen tek engel ortadan kalkmış ve Nisan ayında Rusya ile vizesiz seyahat başlıyormuş inşaAllah. Ayrıca Türkiye ile karşılıklı vizeleri kaldıranların ülkelerin sayısı 66 oldu Hocam maşaAllah. Üç sene önce kimsenin aklından hayalinden geçmeyen sizin zikrettiğiniz vizelerin kalkması bugün gerçekleşiyor Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
-VTR- SAYIN ADNAN OKTAR NE DEMİŞTİ, NE OLDU
ADNAN OKTAR: Evet, Avrupa Birliği’nin komaya girdiğini yıllar önce söylüyoruz. Başbakanımız da güzel konuşmasında bu konuyu yeniden vurgulamış.
“Selamün aleyküm Seyyid Adnan Hocam ben iki gün önce bir programda ‘Hz. İsa (a.s)’nın geleceğine dair Kuran’da hiçbir ayet yok’ dedi bir arkadaşımız, bu konuşmaya siz ne dersiniz sayın Hocam? Selam ve dua ile” diyor Aliyeva Seyyide. Aleyküm Selam ve rahmetullahi ve berakatühü. Selam vermediğim diğer kardeşlerime de selam ediyorum.
Nisa Suresi ayet 157-158.Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve: "Biz, Allah'ın Peygamberi olan Meryem oğlu İsa'yı öldürdük demeleri sebebiyle kendilerini lanetledik. Rahmetimizden kovduk. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler ve asmadılır.” “Öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine benzetme yapıldı.” Yani onun bir benzeri öldürüldü. “Esasen İsa’nın öldürülmesi hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin şüphe içindedirler.” Karar veremiyorlar diyor anlamadıkları için, farkedemediler diyor Allah. “Onların bu hususta bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uymaktadırlar. Onu gerçekten öldürmemişlerdir.” Ölü değil diyor Allah. Nerede o zaman? Allah’ın Katında. Şimdi ölmediyse ne oluyor ölmeyince? Bir yerde olması lazım, onu açıklıyor Allah şimdi: “Doğrusu Allah onu Katına yükseltip himayesine almıştır. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.”Allah yanına aldı diyor. Teveffeni, göğe aldı diyor ruh ve bedenen. “Andolsun ki, Kitap Ehlinden” yani Hristiyan ve Müsevilerden “hiç kimse yoktur ki, ölümünden önce” vefat etmeden önce “ona inanmayacak olsun.” Mutlaka iman edecek diyor. Kıyamet günü, İsa da onların aleyhine şahid olacaktır.”Ayette aleyhine kelimesi var mı yok mu tam bilmiyorum da, İsa (a.s.) onların aleyhine şahit olacaktır diyor burada, ona bir bakalım yeniden. Bak, “Andolsun, Kitap Ehlinden, kimse yoktur ki, ölümünden önce ona inanmayacak olsun.” Şimdi Kitap Ehli Hristiyan bir insan tam vefat edecekken birden Hz. İsa (a.s)’ya iman ediyor geçerli mi bu? Geçerli değil. Geçerli olmayan bir imanı niye anlatsın Allah? O zaman Hz. İsa (a.s) indiğinde onu gören insanlar, bütün Ehl-i Kitap hepsi iman edecek, anlamı budur. Geçerli bir iman olacak. Geçerli bir iman; yani o iman Allah’ın kabul ettiği gibi olacak. Çünkü Allah’ın kabul ettiği imana iman denir zaten, imansızlık zaten aksi. “Andolsun ki” bak yemin ediyor Cenab-ı Allah “Kitap Ehlinden kimse yoktur ki, ölmeden önce ona inanmayacak olsun.” Mutlak inanacaklar diyor. Nasıl olacak? Hz. İsa (a.s) gelecek, herkes onu görecek Ehl-i Kitaptan Hristiyanlar, Müsevilerden ve hepsi iman edecek. Peki bu ne demektir bu? Bu dünya hakimiyeti demektir, İsa Mesih (a.s.)’in inişi demektir. “Onu öldürmediler ve asmadılar ve sadece kendilerine benzeri gösterildi. İyi bil ki Allah-u Teala Yahudiler’in İsa (a.s)’ı öldürdüklerini iddia ettikleri naklettikten sonra bu iddalarını yalanlıyor ve onu ne öldürdüler ne de astılar, sadece kendilerine benzetildi” buyuruyor İbni Kesir Tefsirinde.
“Allah demişti ki ey Hz. İsa (a.s) ben seni vefat ettireceğim mütefevvike ve kendime yükselteceğim inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım ve sana uyanları kıyamet gününe kadar inkar edenlerin üstünde tutacağım.” Bu hakimiyet nasıl olur? İslam’ın dünyaya hakimi ile. Biz inanıyoruz, Hıristiyan alemi de Müslüman olup inanacaklar ve küfrün üstüne geçiyor Müslümanlar. Kıyamet vaktine kadar Kıyamet’in son zamanlarına kadar Müslümanlar dünyaya hakim olacak diyor Allah. Bakın, “inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım ve sana uyanları kıyamet gününe kadar inkar edenlerden üstünde tutacağım. “Siyasi, sosyal, iktisadi, her yönden hakim edeceğim diyor Allah. Şevkani de Hz.İsa (a.s)’ın ineceğine dair hadislerin sayısının yirmidokuza ulaştığını söyleyerek bunları bir bir nakletmiş ve sonunda “bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi tevatüre ulaştı. Bu beyanımızda şu sonuca ulaşılıyor ki; beklenen Mehdi (a.s.) hakkındaki hadisler, deccal hakkında hadisler ve İsa (a.s)’nın inmesine dair hadisler mütevatirdir” demiştir. Mütevadir hadisin reddi nedir? Haramdır. Çünkü vacip derecesinde oluyor.
Yine Sahih-i Müslim'de 2. cilt 58. sayfa '' Kıyamet’in büyük alametlerinden biri olmak üzere,ahir zamanda Hz.İsa(a.s)'ın gökten yere ineceğini bildiren hadisler tevatür derecesindedirler.” Peygamber yalan söylemez. Muhbir-i Sadık. Bu halkın inancı değil ki, bu halkın inancı değil. Bu Peygamberimize (s.a.v.) Allah'ın vahiy ile bildirdiği bilgi. Yani bizim aramızda, halk arasında bir efsane değil. Kendi uydurduğumuz bir efsane değil. Halkın uydurduğu bir efsane değil. Allah'ın vahiyle Peygambere (s.a.v.) bildirdiği bir gerçek bu. Halkın saf inancı değil, halkın vahiyden aldığı doğru bilgi. “Allah Resulu (sav)'den mütevatir olarak rivayet edilen hadislere göre Allah'ın Resulu (s.a.v.), Hz.İsa (a.s.)'ın Kıyamet gününden önce adaletli bir imam ve hakem olarak ineceğini haber vermiştir.” İbn-i Kesir 'Hadislerle Kuran Tefsiri 13. ciltte geçiyor bu konu. Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i İbn-i Mace.
Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle buyurur: “Resulullah (s.a.v.) ferman etti ki; ''Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) bak Allah’a yemin ederek söylüyor “Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır.” İçinize inecek diyor, Müslümanlar’ın içine inecek “O, salibi (haçı) kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır; mal o kadar çoğalıp taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır.'' Sahih-i Müslim’de, sahih hadis.
Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edilmiş: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki; ''Benliğime hakim olan Zata yemin ederim ki” Allah’a yemin ederim ki diyor “Meryem'in oğlunun adaletli bir hakem olarak size inmesi pek yakındır. O, Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak; mal çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir.”
Yine Sünen-i İbn-i Mace'de: “İsa bin Meryem adil bir hakim ve adaletli bir imam olarak (gökten yere) inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. O, (indiğinde) haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. Mal da o kadar çoğalacaktır ki hiç kimse mal kabul etmeyecektir.''Sünen-i İbni Mace
Şimdi halkın saf inancı efsane anlatılmıyor burada. Burada, Allah'ın vahiyle Peygambere (s.a.v.) bildirdiği hadisler anlatılıyor. Dolayısıyla halk kafasında böyle bunları geliştirmiş olmadığına göre, bu konunun yanlış anlaşılmaması gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin bu konuda söylediğini aktarabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Fıkh-ı Ekber adlı eserinin son bölümünde şunları bildirmektedir: “Deccalin ve Yecüc-Mecüc’ün çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz.İsa (a.s)’ın gökten inmesi ve diğer Kıyamet alametleri sahih haberlerde aktarıldığı üzere haktır ve olacaktır’’
ADNAN OKTAR: Hayır, zaten bu sahih hadisler reddediliyorsa; namaza, oruca, zekata ait bütün hadisler reddediliyor demektir o zaman. Fıkıh da kalkar, din de kalkar, hiç bir şey kalmaz ortada. Ayetler de reddediliyorsa, Kuran ayeti, Kuran da kalkar o zaman, Allah esirgesin. Yani Hz.İsa (a.s.)'ın inişinin reddi, İttihad-ı İslam’ın reddi, Türk-İslam Birliği'nin reddi, dinin tamamen ortadan kaldırılması demektir.
-VTR- (Bediüzzaman Hazretlerinin Talebelerinden Seyyid Salih Özcan, Hz. İsa (a.s.)’ın Şahıs Olarak Yeniden Gelip, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Arkasında Namaz Kılacağını Anlatıyor.)
ADNAN OKTAR: Bakın Fethullah Gülen Hocamızın yazısını yeniden okuyorum, yanlış anlaşılma olmaması için, çünkü büyük bir camia; oradaki gençlerin yanlış yönlenmesi çok vahim olur, çok tehlikeli olur. Bazı modernist tipler de cemaate sızdıkları için, o topluluğun içine sızdıkları için ve Türkiye'de de bir mühendislik çalışması yapıldığı için, tehlike büyük olduğu için, ben bu konuyu bir daha vurgulamak istiyorum. Fethullah Gülen Hocamız diyor ki; ''Üstadımız da diyor onu, Hz. Mesih gelecek. İşte benim ümmetimi ihtida edecek.'' Yani Hristiyanları Müslüman yapacak anlamına geliyor. ''Yani şahs-ı manevi Mesih, şahs-ı manevi Muhammediliği ihtida edecek. Mehdiyet de bir manadır, değişik dönemler itibarıyla önemli bazı şahıslar bu işin başında bulunabilir, ama asıl esas şahs-ı manevidir. Çünkü zaman cemaat zamanı olması itibarıyla fertler ferdi ferit dahi olsa bu iş temsil edilemez.'' Her dönem zaten cemaatle olmuştur. Cemaat olmayan bir dönem olmamıştır. Dolayısıyla bu Nur talebesi kardeşlerimiz tarafından yanlış anlaşılmasın; Biz öyle bir döneme geldik ki, modern çağa geldik, bambaşka bir ortama geldik, mecburen cemaate ihtiyacımız var. Peki İmam Rabbani zamanında yok muydu cemaat, Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında yok muydu? Hz. Musa (a.s), İsa (a.s.) zamanında yok muydu? Her zaman cemaat vardı, her zaman şahs-ı manevi vardı. Yani yeni keşfedilmiş birşey değildir bu, yeni farkedilmiş bir şey değildir, her zaman yaşanan bir şeydir. Her zaman bir şahıs, talebeler ve şahs-ı manevi olmuştur. Bunda şaşacak birşey yok. ''Mesihiyet de öyle bir cemaattir ama Üstad o mevzuda, o eski telakkiye de oradaki o esnek ifadeye de temas ediyor.'' “Eski o telakkiye” mesela bu da yanlış anlaşılabilir. Yani eskimiş geçmiş bir telakkiye anlaşılabilir. Yani yeni telakki başka, eski telakki başka; bir telakki var zaten. Bir tane telakki Kuran ve hadis bildiriyor bize. Dinde eskiyen, yeni olan bir şey olmaz. Din sürekli yenidir. Dolayısıyla eski ve yeni kelimesi kullanılamaz. Fakat üstad orada Fethullah Hocamız, anlaşılsın diye belki gençlerin anlaması için böyle bir kelimeyi kullanmış olabilir. Fakat hinliğine kullanmak isteyenlere uygun bir kelime olduğu için açıklıyorum. ''Öyle önemli bir misyon için Hz. Mesih (a.s.) Ahiret aleminin ta öbür ucunda da olsa çıkar gelir” diyor Bediüzzaman''. Çünkü öyle sahtekarlar, üçkağıtçılar var ki: artık olaydan kurtulabilmek için binbir türlü oyun oynuyorlar, binbir türlü sahtekarlık yapıyorlar. Her yolu tıkamak için Bediüzzaman” ayette açıktır, hadiste de açıktır. Ama farzedelim bazı sahtekarların dediği gibi olsun” diyor, bazı üçkağıtçıların dediği gibi olsun, “hakikaten öldüğünü düşünelim, hakikaten de Ahiret’in en uzak köşesine gitsin buna rağmen gelecek İsa (a.s.)” diyor. Bunun kastı nedir? Sahtekarları üçkağıçıları durdurmak. Yani benim kasdettiğim iki-üç tane şahıs var. Onlar kendilerini biliyorlar. Bu Büyük Ortadoğu Projesi’yle ilgili Türkiye'de görevli olan şahıslar. Ben onları kasdediyorum. Onlara cevap veriyor Bediüzzaman. ''Mesih ahiret aleminin ta öbür ucunda da olsa çıkar gelir” diyor. “Ehl-i imanın saf müminlerinin o konudaki kanaatlerine dokunmuyor''Şimdi ehl-i imanın; bütün müminler zaten tertemizdir. ''Kanaatlerine de dokunmuyor'' kanaatlerine zaten dokunamaz. Kimse dokunamaz yani, dokunursa küfre gider zaten. Bediüzzaman öyle çirkin bir işe tevessül etmez, etmemiştir, tahayyül dahi etmemiştir. Çok değerli, çok halis muhlis, çok candan bir din alimidir. Yani kanaatlerine dokunacaktı da, ortam yoktu da dokunmadı gibi anlaşılabilir bu cümle. Böyle bir şey yok. ''Çünkü o bir kısım dedikoduya vesile olur.''İşte bu çok vahim. Yani bu cümle çok yanlış anlaşılabilir. Dedikodu olsa kaç yazar yani, ne olur? Olsa ne olur dedikodu? Bediüzzaman ne dinler? Allah'ın hükmünü açıklamaktan vaz mı geçecek? La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah. Sarığını bile çıkartmıyor, “bu sarık bu başla beraber çıkar” diyor. Böyle bir insan. “Sarığını çıkart” diyorlar, “çıkartmıyorum, başımı alın onunla beraber çıksın sarığım” diyor. Bunu diyen insan Kuran'dan ayetle, hadisle, mütevatir hadislerle belirtilen, inanılması vacip olan bir konuda Müslümanlara niçin yalan söylesin? Niye oyun oynasın? Niye Kur’an’la ve ayetle aldatsın Müslümanları ve buna ait nerede bir delil var? Nerede bir açıklama var? “Çünkü o bir kısım dedikoduya vesile olabilir” bunu Fethullah Hocamızın mutlaka benim dışımda da şerh etmesi lazım. Çünkü ben açıklıyorum, onun iyi niyetine inanıyorum. Çünkü Hocamızın yüzün üzerinde İsa Mesih (a.s)’in ineceğine dair açıklaması var, şahıs olarak. Ve Mehdi (a.s)’nin de şahıs olarak çıkacağına dair açıklaması var. Ama mesela cahil bir Müslümanın bunu okuduğunu düşünün, bunu yanlış anlayabilir. Biz o mübarek Hocamızdan istirham ediyoruz bu konuya şerh getirsin, açıklama getirsin. Çok vahim bu. Çünkü İsa (a.s)’nın inişi, Mehdi (a.s)’nin çıkışı, mütevâtir hadisler, Buhari, Müslim, bunların hepsi yanlış deniliyorsa zaten, Ehl-i Sünnet inancı da kalkar, din de kalkar, hiçbir şey kalmaz. Kur’an ayetlerini de reddediyorsa bir insan İsa Mesih (a.s)’in inişini, din kalmaz. Bambaşka bir şey ortaya çıkar, yeni bir din ortaya çıkar. Yani dinsizlik dini ortaya çıkar. Kuran’a dayalı olmayan, hadise dayalı olmayan bir din ortaya çıkar. Avrupa’nın istediği, Amerika’nın istediği dinsiz Müslümanlık çıkar. Çok vahim olur bu. Onun için en ufak bir çatlama noktasından, en ufak bir bere noktasından mutlaka düzeltme yapılması gerekiyor. Hocamızdan ben istirham ediyorum. Yüzlerce yerde açıkça Mehdi (a.s)’nin geldiğini açıklayan, Mesih (a.s)’in geleceğini açıkça açıklayan, şahıs olarak geleceğini açıklayan ve İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni çoşkuyla savunan bu büyük mürşid, büyük müceddid, bu konunun açıkça yanlış anlaşılacağını mutlaka görüyordur. Allah rızası için Hocamız, istirham ediyoruz, bu konuya açıklık getirecek bir yazı veya televizyon konuşması olur, buna benzer bir şerh yapabilirse çok iyi olur diye düşünüyorum. Tabii takdir yine kendisinin. “Fakat genelde şahs-ı manevidir, istifa edecek, saflaşacak, durulaşacak, herhalde bir yönüyle tevhide gelecek” demin bunu açıklamıştım zaten. Hz. Mehdi (a.s) zamanında tevhide gelme var, yaklaşıyorlar. “istidat olacak” diyor Bediüzzaman.
Kardeşim kim ne derse desin gerçek daima ortada olur. Yani “falanca programda şunu çıkardılar, falanca hoca bunu dedi” ezer geçeriz evvelAllah. Öyle bir konu olmaz. İstediği kadar yırtınsınlar, bağırsınlar, çağırsınlar, her yerde “Mehdi (a.s) gelmeyecek, İsa (a.s) gelmeyecek” ne telaş ediyorsunuz koçum, ne tedirgin oluyorsunuz? Gelmeyecekse oturun evinizde, sakin olun. Geceli gündüzlü televizyon programları yapmak, geceli gündüzlü adamları çıkartıp konuşturmak, geceli gündüzlü köşe yazıları yazdırttırmak; Cübbeli kubbeli, bilmem ne, hepsini ortaya döktüler. Baş edemezsiniz. Mehdiyet adım adım, adım adım ilerliyor. Abdullah Yeğin Ağabeyi de istirham edelim. Fethullah Hocam değerli bir Nur talebesidir ama, bu kişiler de Bediüzzaman’ı görmüş, Bediüzzaman’ın has talebeleridir. Kıdem olarak Fethullah Hocamdan daha ileriler. Onları dinleyelim inşaAllah.
-VTR- Bediüzzaman Hazretlerinin Yakın Talebesi Abdullah Yeğin Ağabey, İslam’ın Dünya Hakimiyetini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Herhalde üstadın has talebelerinin açıklamaları esas olur. Çünkü; Kuran, hadis, Bediüzzaman ve Bediüzzaman’ın has talebeleri, bunun dışında bir ölçü olmaz. Yani; Kuran, hadis, Ehl-i Sünnet alimleri, Bediüzzaman’ın talebeleri ve Bediüzzaman. Ben bunun üzerine yeni modern bir görüş getiriyorum diyorsa şahıs, o onda kalır ve Allah ayağına dolandırır. Öyle oyuna, sahtekarlığa, düzene kimse girmeye kalkmasın, başlarına geçer ve müsaade etmeyiz inşaAllah. “Madem adeti öyle cereyan ediyordu Cenab-ı Allah’ın, Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u a'zâm olarak bir zât-ı nurâniyi gönderecek; ve o zât da Ehl-i Beyt-i nebeviden olacaktır. Cenâb-ı Hak, bir dakika zarfında beynes-semâ ve-l arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelâl, Mehdi ile de Alem-i İslâmın zulumatını dağıtabilir ve vâdetmiştir, vâdini elbette yapacaktır” diyor ve yemin ediyor Allah’a “İslam dünyaya hakim olacak” diyor, “göreceksiniz” diyor inşaAllah. “Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua layıktır ki; Eğer Muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa dahi,” bakın bazı sahtekarlar var üç-dört tane, onları da tıkıyor, bak diyor ki “olmazsa dahi herhalde öyle olmak lazım gelir” her durumda öyle olması gerekir diyor, adetullah böyle diyor. “Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder” diyor inşaAllah.
“Birincisi” diyor Mehdi (a.s)’nin vazifesi olarak, “Fen ve felsefenin tasallutu ile maddiyyun ve tabiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle, -Darwinizm, materyalizmin beşer içinde gelişmesiyle- her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır”. Yani Darwinizmi, materyalizmi yerlebir edip imanı kurtarmaktır.” “Ehl-i İman’ı dalalatten muhafaza etmek” Ehl-i İman’ı sapıtmak, Büyük Ortadoğu Projesi’ne yem olmaktan korumak, Müslümanları ezdirtmemek, Darwinizm’e materyalizme Müslümanları düşürmemek gibi faaliyetleri olacak diyor. “Bu vazife, hem dünya hem her şeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hz. Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediyye cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor.” Mehdi (a.s) çok yoğun olduğu için vakti olmaz diyor uzun uzun ilmi araştırma yapmaya, hazır ilmi eserlerden alır ve onları kitap haline getiririp, onlarla hizmet eder diyor. “Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife, bir cihette görecek” bir kısım bilim adamları bu görevi yapacak. “O Zat, o taifenin (o bilim adamlarının) uzun tasdikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak” kitaplar, Cd’ler, televizyon programları ne ise artık “hazır bir program yapacak. Onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir. Her ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” diyor Mehdi (a.s) talebeleri. Sayıları azdır ama çok etkilidirler diyor. Tamam bak Mehdi (a.s) var, az sayıda talebeleri var ve şahs-ı manevisi var. Ama Mehdi (a.s) olmadan, talebeleri olmadan da şahs-ı manevinin olmayacağı açık bellidir.
SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri Programımıza 00:30dan itibaren Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal SüperTv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’den itibaren Aksu Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.Tv ‘den takip edebilirsiniz.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...