SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Çok kıymetli Muhammed Adnan Hocam. Az önce Fethullah Gülen Hocamızın son konuşmasını okudunuz. Buradan da Fethullah Hocamızın ne kadar büyük bir baskı altında olduğu anlaşılıyor. Allah onu korusun, hidayet ve imanını muhafaza etsin, inşaAllah. Ben hayatımda sizin kadar mert, açık sözlü, dürüst, cesur ve her söylediği birbirini tam tutan, çelişkisiz konuşan birini görmedim. Sizin anlatımınızla hayat o kadar netleşti ki, Allah sizden ve talebelerinizden razı olsun, beni de size talebe etsin inşaAllah. Sizi çok ama çok seviyorum, Allah’a emanet olun. Gülcan Karakaş.” “Hayırlı geceler. Ben İstanbul’dan soruyorum. 16 yaşındayım, ailem karşı geliyor böyle şeyler dinlememe. Şu an bile internetten gizlice izliyorum.” Çok sevimli. “Programınıza bir şey sormak istiyorum. Üstad diyor ki; “Mehdi (a.s.) benden yüz sene sonra gelecek.” Siz diyorsunuz ki; Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) şu an faaliyette. Bu nasıl oluyor? Beni aydınlatırsanız sevinirim. Acaba Mehdi (a.s.) kim biliyor musunuz Ağabey?” Bediüzzaman hicri 1400’ü işaret etmiş oluyor, çünkü bunu söylediğinde; mesela 1320 yılında söylüyor, yüzyıl sonra 1420 veyahut 1334’te söylüyor farz edelim, ne yapar? 1434, yüzyıl sonra 1434 yapar, yaklaşık bu yıllar, inşaAllah. Bundan 10 sene evvel veya 10 sene sonrası için, çünkü kitabın yazıldığı tarihe göre değişiyor.
ALTUĞ BERKER: Siz daha iyi biliyorsunuz Hocam, o 1909-1910’da söylüyor. “100 sene sonra cemalini göreceksiniz” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela onda öyle, 2010 tarihine bakıyor. Birisinde 1330’da söylüyor, yaklaşık bu tarihleri veriyor, bu tarihi, inşaAllah.
“Yakışıklı Hocam, bu günkü şıklığınız da apayrı, hay maşaAllah. Sizi Allah başımızdan eksik etmesin. Ölene dek ve öldükten sonra Allah hiç yanınızdan ayırmasın Hocam.”
“Esselamun Aleyküm sayın Hocam. Programlarınızı ilgi ile takip ediyoruz, size sorum şu; neden sürekli Mehdi (a.s.), Mesih (a.s.) gibi hususlardan bahsediyorsunuz? Tüm çalışma ağırlığınızı bu konuya mı verdiniz? Mehdi (a.s.), Mesih (a.s.) mi önemli, yoksa İslam’ın esasları mı? İnanan, ibadet eden, cihat eden Müslüman zaten cennete girecek inşaAllah. Ahirette Mehdi (a.s.) kim, Mesih (a.s.) kim sorusu yok ki. Yanıt verebilirseniz memnun oluruz. Saygılarımızla. Allah’a emanet olun. Mehmet Özdemir ve arkadaşları.” Evet, “İslam’ın esasları mı? İnanan, ibadet eden, cihat eden Müslüman zaten cennete girecek, inşaAllah.” Tamam, inanan ve ibadet eden, cihat eden. Şimdi cihat nedir? İslam dinini dünyaya hakim etmek için var gücüyle hayatın bütün sosyal yönlerinden gerekirse çekilerek gayret etmek. Canını vermek, malını vermek, şeytandan Allah’a sığınırım, “ölümüm, dirimim, hayatım alemlerin Rabbi olan Allah için” diyor. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte mücadele edenleri Allah sever” diyor. “Müminler ancak kardeştir” diyor. “Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın” diyor Allah. Şimdi kardeşimizin dediği cihat bu. Cihatta elde edilecek netice bu. Bu ne? Mehdiyettir, çünkü ‘ayrılıp dağılmayın’ İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği. İttihad-ı İslam nasıl oluyor? Başta birisi oluyor, bir lider oluyor. Biz ona Mehdi diyoruz. Hiçbir devirde Müslümanlar başsız kalmamıştır. Başsız Müslüman oldu mu, böyle olur işte, paramparça olur. Namaz kılıyor ama Irak’ta Müslümanların ırzına geçiliyor, parmakları doğranıyor, adamlar hatıra olarak elini, ayağını kesip memleketine götürüyor. Kulağını kesip kurutup memleketine götürüyor ve rezalet paçalardan akıyor ama içeride de dedem namazını kılıyor. Böyle bir din yok. Cihat farzdır. Cihat farzdır demek, ne demek? Allah’ın dinini yaymak, emr-i bil maruf ve nehyi anil münker farzdır. Bunun dünya çapında yapılması olayına, toplu olarak yapılması olayına biz Mehdiyet diyoruz. Başsız bir çalışma olmaz. Mesela bazı kardeşlerimiz diyor ki; Müslümanlar tamam bölünmüş ama orduda da öyledir. Hava Kuvvetleri vardır, Kara Kuvvetleri vardır, Deniz Kuvvetleri vardır, diyor. Tamam da hazret, bir Genelkurmay Başkanı var başında, senin var mı başında? Yok. Senin Hava Kuvvetleri, hava, cıva işlerle uğraşıyor. Boş işlerle, hurafe ile uğraşıyor. Kara Kuvvetlerin, karada ekonomi işlerine el atmış, holding kuruyor, işine, gücüne bakıyor. Deniz Kuvvetlerin de, denizde, deniz kenarında sahil kasabalarında yazlıklar yapıp keyfine bakıyor. Yiyip içip yan gelip yatıyor. Namazını kılıyor, geğirerek sırtını yastığa dayıyor yatıyor. Ve birbirlerine düşman, birbirleriyle uğraşıyor Müslümanların büyük bir bölümü. Açın bakın internet sayfalarına, birbirini seven Müslüman grubu nerede görüyorsunuz? Çok nadirdir. O, ona küfrediyor, o, ona hakaret ediyor, o, onu eleştiriyor, o, onu tekfir ediyor. Birbirlerini kafirlikle suçlamak, tekfirle vakitleri geçiyor. Birbirlerinin yemeğine gitmezler, birbirlerinin düğününe gitmezler, birbirlerinin sohbetine gitmezler. Az sayıda; olsun yine de bu bir anormalliktir. Sayısı az da olsa anormalliktir.
ALTUĞ BERKER: Hocam bu konuda bazı resim ve haberler gösterebilir miyim? Sizin anlatımlarınızdan hazırladığımız; “Deccal nerede diyenler; deccaliyet İslam alemini esir almış durumdadır.” Irak’taki manzaralar. “Afganistan’a acil yardım çağrısı.” “Afganistan soğuk ve açlık pençesinde. 2,5 milyon kişi açlık sınırında.”
ADNAN OKTAR: İşte bakın bu deccaliyetin faaliyeti. Deccaliyet oldu mu, Mehdiyet olur. Mehdiyet’ten nasıl bahsetmeyeceğiz? Deccaliyet kendini gösteriyor mu? Gösteriyor. Dişlerini, kanlı pençesini gösteriyor mu? Müslümanları mahvediyor mu deccaliyet? Peki çözümünden nasıl bahsetmeyeceğiz? Her gün deccaliyet ortada olduğuna göre, her gün de Mehdiyet ortada olacaktır. Her gün deccal atağa geçecektir, her gün Mehdiyet atağa geçecektir.
ALTUĞ BERKER: Doğu Türkistan’da; “Çin öldürerek nüfus planlıyor.” Doğu Türkistan’da; “Cezaevleri işkence evi”, “Doğu Türkistan’ın çilesi bitmiyor.” “İnsanlık galiba öldü” haberlerden. Filistin; “Bu kaçıncı çocuk.” “Bebek katilleri.” Çeçenistan aynı şekilde, 45 bin sivilin katledildiği yazıyor. Keşmir’de durum aynı. “Hintliler Müslüman evi yaktı” diyor. Patani; “Asya’nın Filistin’i Patani.”
ADNAN OKTAR: Bakın zibil gibi, her yer kan revan içerisinde. Bu nedir? Deccaliyet. Deccaliyet olunca nasıl Mehdiyet olmuyor? Nasıl çözüm olmuyor? Sen deccaliyeti görmemezlikten geliyor musun? Deccaliyet sana her gün kendinden bahsediyor mu? Gece gündüz bahsediyor mu deccaliyet? Bahsediyor. Mehdiyet’ten nasıl gece gündüz bahsedilmesin o zaman? Her gün deccaliyet varsa, her gün Mehdiyet vardır.
ALTUĞ BERKER: Myanmar, aynı şekilde.
ADNAN OKTAR: Bakın orada da esir kampında Müslümanları mahvediyor deccaliyet.
Mesih (a.s.), bir insanda Peygamber sevgisi yoksa, Hz. İsa Mesih (a.s.)’in inişi ile ilgili üç ayeti önemsiz görüyorsa, dinden çıkar. Bir Peygambere karşı içinde sevgi yoksa, dinden çıkar. Bütün dünyanın Müslüman olmasını istemiyorsa, bu da yine dinden çıkartır. İttihad-ı İslam en büyük farzdır, en büyük farz vazifedir. Adam ne yapıyor? Ben sabaha kadar zikir yapıyorum, diyor. Sabaha kadar da Afganistan’da adam doğruyorlar, Müslümanları doğruyorlar. Çocukların ırzına geçiyorlar, kadınların ırzına geçiyorlar sabaha kadar. Sen de sabaha kadar zikir yapıyorsun. Sabaha kadar zikir yapmak sünnet, cihat farz. Bir trilyon sünnet, bir tane farzın yerini tutmaz, bir trilyon sünnet. Sen farzı yapmakla mükellefsin. Deccaliyet yeri göğü inletirken, niçin Mehdiyet’ten bahsediyoruz demek, çok anormal bir hareket olur. Deccal zaten seni mecburen dinletiyor. Seni bağırttıra bağırttıra kendini dinletiyor ve sana kendini gösteriyor. Mehdiyet de tabii bütün gücüyle, bütün ihtişamı ile kendini dinletecektir, kendini gösterecektir. “Ve inanan, ibadet eden, cihat eden Müslüman zaten cennete girecektir, inşaAllah.” Tamam ama cihadı anlattık işte. Müslümanların başında bir liderle İttihad-ı İslam’ı savunuyorsan, Türk-İslam Birliği’ni savunuyorsan, gece-gündüz çalışıyorsan, tabii ki cennete gitmeyi umarsın. Ama bunu yapmıyorsan cenneti umman nasıl olacak? Helale, harama dikkat etmiyorsan, cenneti istiyorum diyemezsin. Tabii ki istersin, Allah isterse, lütfederse verir, cenneti verir ama harama giren bir insanın normal karşılığı cehennemdir. Allah’tan korkacak Müslüman. Dolayısıyla cihat, ahir zamandaki cihadın karşılığı Mehdiyet’tir ve Mesihiyet’tir. Başıbozuk bir mücadele yoktur ahir zamanda. Başsız bir mücadele yoktur. Cihat, ne cihadı yapıyorsun? O zaman anlat bakalım. Mehmet Özdemir ve arkadaşları, mesela yaptığın cihadı anlat, nedir? Ben işte mahallede arkadaşlarıma anlatıyorum, üç kişiye anlatıyorum. İttihad-ı İslam istiyor musun, anlattın mı? Türk-İslam Birliği’ni savundun mu? Müslümanların birliğini savundun mu? Diğer cemaat mensuplarına karşı sevgin var mı? Nakşibendi, Kadiri yahut işte başka mezheplerden insanlar Alevi, Sünni, Şii ayrımı yapıyor musun, yapmıyor musun? Ayrım yapmadan bütün Müslümanları seviyor musun? Bunlar çok önemli. Eğer ayrım yapıyor, Müslümanları bölüyorsan, sen bölücülerdensin; Kuran’daki bölücülerden olmuş oluyorsun. Müslümanları bölmek haram. Parçalara ayırmak haram. Kuran’ı parçalara ayırmak haram. Dolayısıyla cihat, öyle yüzeysel bir açıklama değildir. İbadet; en büyük ibadet, “ibadet eden” diyor, en büyük ibadet yine cihat. Emr-i bil maruf ve nehyi anil münkerdir ve İttihad-ı İslam’dır. İttihad-ı İslam en büyük farzdır. Ben onu yapmıyorum. Peki ne yapıyorsun? Sabaha kadar tesbih yapıyorum. Tesbih çeke çeke cehenneme girersin, Allah esirgesin. Aklını başına alacaksın. Herkes yapar tesbihi, gayet kolaydır. Cihattan kaçmak için Allah’ın adıyla, şeytan kimseyi aldatmayacak. “Şeytan sizi Allah ile aldatmasın” diyor. Peki sen ne yapıyorsun? Allah diye tesbih yapıyorum, diyor. Peki orada Müslümanların ırzına geçiliyor, parmakları doğranıyor, şehit ediliyor binlerce Müslüman, İttihad-ı İslam yok. İttihad-ı İslam’ı ortadan kaldırmak için yoğun bir mühendislik çalışması yapılıyor, sen buna karşı ne yapıyorsun? Gece-gündüz gazetelerde deccal kendinden bahsettiriyor, sen nasıl tek kelime Mehdi (a.s.)’dan bahsetmezsin o zaman, çözümden bahsetmezsin? İttihad-ı İslam demek, zaten Mehdiyet demektir. Mehdiyet eşittir İttihad-ı İslam, İttihad-ı İslam eşittir Mehdiyet. Mehdiyet’in diğer ismi İttihad-ı İslam. “Mehdi (a.s.) kim, Mesih (a.s.) kim sorusu yok ki ahirette” diyor. İttihad-ı İslam’ı yaptın mı, deccale karşı mücadele verdin mi, deccale karşı kimin liderliğinde, Müslümanlarla birlikte hareket ettin mi dendiğinde, ne diyeceksin? Tek başına hareket ettim mi diyeceksin? O zaman cehennemin ortasına gidebilirsin, çünkü Allah birlikte hareket edin, diyor. Kurşunla kaynatılmış binalar gibi hareket edin, diyor. Sen? Ben kendi başıma yaptım, diyorsun. Allah sana sorar, senin liderin neredeydi? Başında kim vardı? Müslümanlarla toplu mu hareket ettin? Ayrı ayrı hareketin mağlup olacağı belli, değil mi? Deccaliyet nasıl organize hareket ediyor, nasıl tek merkezden hareket ediyor? Ahirette deccal belli oluyor. Deccal kim diye sorulduğunda, deccal ortaya çıkacak. Ahir zamanda da Müslümanların başında bir insan oluyor, ona Mehdi (a.s.) diyoruz. Onun çevresinde bir topluluk oluyor, bir mücahit topluluğu oluyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onları övmüş, inşaAllah. Peygamber (s.a.v.) ahir zamanda olacak olayları bildiriyor, şunlar olsun, bunlar olsun, Mehdi (a.s.)’ı arayın, Mehdi (a.s.) ile müjdelenin, diyor. Sen diyorsun ki, ben Peygamber (s.a.v.)’e uyuyorum. Ahirette sana soracaklar, diyecekler ki; Peygamber (s.a.v.)’e uydun mu? Uydum, diyeceksin. Peki Peygamber (s.a.v.) Mehdi (a.s.) ile müjdelenin, diyor. “Karda olasanız sürünerek dahi olsa Mehdi (a.s.)’ın yanına gidin” diyor. Sen hangi sözünü dinledin? Hiçbir sözünü dinlemedim, diyeceksin. Neye göre? Kendi kafama göre hareket ettim. Çektim sigarayı, ondan sonra gittim kapıdaki çocuklara bir şeyler anlattım. Böyle bir din yok. Müslümanlık, kurşunla kaynatılmış binalar gibi topluca yapılan bir çalışma halinde oluyor. İttihad-ı İslam, Allah’ın emri ve en büyük farzdır. Cihat, en büyük farzlardandır. Dolayısıyla namazımı kılarım, yemeğimi yerim, otururum aşağıya, öyle bir din yok, öyle bir din anlayışı yok. Allah diyor ayette: “Bütün yapıp-ettikleri boşa gitmiştir.” Ahirete geliyorlar, şaşırıyorlar hatta. “’Biz müşriklerden değildik’ derler” diyor. “Bunu demelerinden başka fitneleri olmadı” diyor Allah, şaşırıyorlar. Bilmem anlatabildim mi Mehmet Özdemir kardeşimize, inşaAllah. “Mesih (a.s.) kim” diye soru; olur mu? Mesih (a.s.) Peygamber, Mesih (a.s.) apayrı sorgulanıyor. Kuran ayeti var. “Sana uyanları Kıyamet’e kadar küfrün üzerine geçireceğim” diyor Allah. Sorulmayacaksa bu Kuran ayetinin anlamı ne o zaman? “Siz Kuran’dan sorulacaksınız” diyor Allah. Mesih (a.s.) geldiğinde Müslümanlar Mesih (a.s.)’ın etrafında toplanıyorlar ve Mesih (a.s.) ile birlikte hareket ediyorlar. Mesih (a.s.)’a karşı sevgi farzdır. Hz. İsa (a.s.)’a karşı sevgi farzdır ve bütün Peygamberlere karşı sevgi farzdır. Çünkü Allah için sevmekle mükellefiz. Hz. İsa Mesih (a.s.), Cenab-ı Allah ne diyor iki ayette? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sana inamayan Ehl-i Kitap’tan hiç bir fert kalmayacak.” Bu ahiretteki bir bilgi değil mi? Ahirette ne konuşuluyor? Bu konu konuşuluyor. “Sana inananları Kıyamet’e kadar hakim kılacağım” diyor Allah. “Dünyada küfrün üzerine hakim kılacağım” diyor. Peki bu, bilgi değil mi bu? Bu, sorulmayacak bir konu mu bu? Mesela “Hz. İsa (a.s.), Kıyamet için bir alamettir” diyor. Allah, Kuran’dan soracağım dediğine göre, bu sorulmayacak bir konu mu bu? Allah, İttihad-ı İslam için gayret ettin mi, Müslümanlara bir lider aradınız mı, bir lider etrafında toplandınız mı, kurşunla kaynatılmış binalar gibi demiştim, bunu yaptınız mı, dediğinde adam ne diyecek? Biz kum gibi dağılmıştık, diyeceksin sen. Patlamış pirinç torbası gibi dağılmıştık, diyeceksin. O zaman, Allah esirgesin, ta cehennemin ortasına kadar oturabilirsin.
ALTUĞ BERKER: Hocam ayet-i kerimede, şeytandan Allah’a sığınırım. “Her topluluğu önderleri ile çağıracağımız gün” diyor Cenab-ı Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bakın, “her topluluğu imamları ile çağıracağımız gün.” Dolayısıyla Müslümanlar ahirette, Kuran’daki her hükümden, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden sorumludur. Peygamber (s.a.v.)’e uymak bizim için farzdır. Peygamberimiz (s.a.v.) evlatlarından Mehdi (a.s.)’ı müjdeliyor ve “Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” diyor. Deccal çıkacak diyor, deccal çıkmış, görüyorsun. Gece gündüz ondan bahsediyorsun. Bahsetmesene. Afganistan’da Müslümanların kapısına dayanıyor, adamları tarıyor makinalı tüfekle, katlediyor deccaliyet. Peki buna karşı yapılan o atağın adı nedir o zaman? Senin evde oturup, pilav yiyip, üzerine kavun yiyerek yan gelip yatmanla, şükretmenle, böyle ibadet yok. İttihad-ı İslam’a tam sahip çıkmak durumundasın. Allah mezhepleri de kabul etmiyor Kuran’da. Mehdi (a.s.) mezhepleri de kaldırıyor. Şimdi şu an zaruri olduğu için mezhepler var, biz ondan da sorulacağız. Mezhepler kalktığı halde, Asr-ı Saadet dönemine dönüldüğü halde bir insan daha hala Asr-ı Saadet dinini, Asr-ı Saadet’teki İslam anlayışını kabul etmiyorsa, ahirette bunun hesabını veremez. Böyle örnekleri yüzlerce örneğe çoğaltabilirim. Mehmet Özdemir ve arkadaşları bu dediklerime dikkat etmeleri gerekir, inşaAllah.
“Tülin Tanrıvermiş. Hocam ameliyat için dua istemiştim. Ameliyat çok güzel geçti, hiç farkına bile varmadım, Allah razı olsun. Şimdi bir arkadaşım daha var, Kamil İlgen. Onun da bir sıkıntısı var, onun için de dua edin” diyor. Ne sevimliler, Allah’ım Ya Rabbim. Kamil İlgin’e de, bütün milletimize de Allah ferahlık, rahatlık, huzur, bereket, bolluk, iyilik versin, hidayet versin, Allah aklını açsın, Allah hepimize bu nimetleri nasip etsin. En kısa zamanda, inşaAllah.
Şimdi Osman Ünlü Hoca’yı eleştirelim.
VTR: Osman Ünlü, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiç bir alameti çıkmadı, diyor.
ADNAN OKTAR: Osman Ünlü; “alametler çıkmadı” diyor. Burada da alametler tek tek hadislere dayanarak ispat edilerek gösteriliyor. Ama Osman Ünlü Hoca etkilenir mi, dinler mi? Allahualem dinlemez. Ama anlayıp dinleyecek muazzam bir gençlik var. Onlar bir süre sonra çekilip giderler ama bu zinde, bilgili, aydın gençlik Türk-İslam Birliği’ni oluşturacak inşaAllah.
Bir kardeşimiz bu mantığa uygun olarak diyor ki yazısının sonunda; “hülasa, Fatih Sultan Mehmet devrinde olup, beni Fatih Sultan Mehmet’miş, padişahmış, kutubmuş, sefermiş ilgilendirmez. Ben, Mevlana’nın eserlerindeki ihlasımla sade bir Müslüman gibi yaşasam yeter, demek yeterli mi? O, Peygamber (s.a.v.) müjdesine mazhar olan Fatih’in ya da bugün için büyük Mehdi (a.s.)’ın ordusunda bulunmak varken, bir kenarda oturup çay sohbetleri ile sabahlamak ne kadar doğru?” diyor. Doğru. Mesela şahs-ı manevidir dese İstanbul’un fethi, değil mi? Ama Fatih Sultan Mehmet vesile oluyor. Ama bir de şahs-ı manevisi var, askerleri var. Fatih Sultan Mehmet tek başına gidip, suru yarıp İstanbul’u fethetmedi. Talebeleri ile, kumanda heyeti ile ve askerleri ile, şahs-ı manevisi ile yaptı ama başta bir Fatih vardı. Fatih olmadan bu iş olmuyor. Fatih ve Akşemseddin’ler ve hocaları, onları yetiştirenler, o ekip olması gerekiyor ve onun askerleri. Bunun toplamıyla İstanbul feth ediliyor. İşte Mehdiyet de öyledir. Başta bir Fatih vardır, Akşemseddin’ler vardır, talebeleri, askerleri vardır; manevi askerleri, ilim ordusu vardır, onunla fetheder. Biz burada ne Fatih Sultan Mehmet’i reddedebiliriz, ne büyük Mehdi (a.s.)’ı reddedebiliriz, aynısıdır. Kardeşimiz uzun bir yazı yazmış; Nur talebesi bazı kardeşlerimizin bu yöndeki hatasını anlatan, en sonunu böyle bağlamış.
Ameliyat konularında kardeşlerimiz genellikle çok rahat olsunlar. Ameliyatlar son zamanlarda; özellikle bu devrimizdekiler, son derece kolay. Narkoz veriliyor, uyku halinde sakin, gayet de mutehassıs, çok iyi işi bilen, kaliteli doktorlarımız var. 5 dakikada, 15 dakikada, yarım saatte ameliyatı bitiriyorlar, zımba gibi kalkıyorlar. Baksanıza bizim Metin falan gitti annesine karaciğerini verdi, karaciğerinin üçte ikisini aldılar, çakı gibi, hiç bir şeyi yok. Ne ağrı, ne sızı duydu, hiçbir şey olmadı, kısa sürede de ayağa kalktı. Annesi de bayağı sağlıklı, zinde annemiz maşaAllah. Kadıncağız gece gündüz dua ediyormuş, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Vesile oldunuz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah, elhamdülillah. Onun için ameliyatı büyütmemek lazım. Etrafındaki insanların da büyütmemesi lazım. Akşam nasıl yatıyorsun, bayılmıyor mu akşam insan? Uyuyorsun, sabah kalktığında uyanıyorsun. Ameliyat da öyle, yatıyorsun, yarım saat sonra, bir saat sonra kalkıyorsun, bu kadar. Ağrısı varsa zaten ilaç verirler ağrıyı dindirecek, ağrı gider. Günbegün daha iyi olur, bir gün sonra daha iyi, bir gün sonra daha iyi ve sevap kazanır. Dünya imtihan meydanı, intahan ortamı. Allah kendisi için, biz ne kadar fedakarlık yapacağız, Allah’ı ne kadar seviyoruz, bizi bize göstermiş oluyor. Çünkü egoist, bencilsek; Allah vermesin, cennette öyle bir insanın yeri olmaz. Ama fedakarsa, Allah’a teslim olmuşsa, Allah’tan ne gelirse Allah’a boyun eğici ise, o cenneti hak eder Allah’ın izniyle, inşaAllah. Bunun da bizim tarafımızdan görülmesi için Allah böyle imkan sağlıyor. İmtihan ortamında bunlar şart. Acısız, zorluksuz, sıkıntısız cennet olmaz. Ayette söylüyor Cenab-ı Allah. “Daha öncekilerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden hemen cennete gireceğinizi mi zannettiniz?” Mutlaka. Ya savaşta kesiliyor insanlar, ya ameliyatta kesiliyorlar, ya trafik kazasında bir şeyler oluyor, mutlaka imtihan oluyor. Ya hastalanır, ya kanser olur, ya ülser olur, ya işte vücudunun bilmem bir yerinde bir rahatsızlığı olur, illaki imtihan olur insan, inşaAllah.
“Hollanda’dan Feyza. Selamun Aleyküm çok değerli Hocam. Bugünki Samanyolu TV’de, Fethullah Gülen Hocaefendi bir sohbetinde, gelecek olan bir kurtarıcıdan bahsetti. Sanırım yeni bir video olabilir. Videoyu aradım ama bulamadım. İnşaAllah bulursam yollarım linkini. Selamlar” diyor. Fethullah Hocamız Mehdiyet’i şiddetle savunan bir insandır. Ben eskiden beri bilirim. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişini de açık açık anlatan bir insandır ama bir abluka altında, yoğun bir baskı altında, hür değil orada. Hocamızı oradan mutlaka kurtarmamız gerekiyor. Türkiye’ye mutlaka getirmemiz gerekiyor, gönlümüz burada rahat eder. Mesela gelsin, İstanbul’da ayrı misafir edelim, Ankara’da ayrı misafir edelim, Antalya’da, Edirne’de ayrı misafir edelim. Kendi yurdu, kendi vatanı, tertemiz insan. İstediği gibi de konuşsun, demeç versin, anlatsın, milletimizi şevklendirsin değerli Hocamız, inşaAllah. Evet, şimdi bir büyük mürşidimizi dinleyelim. Şeyh Ahmet Yasin Hocamızın yine bir sohbetini dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Kıyamet alametlerini ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’da çıkacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Muhterem Hocamızı bugün cenazede görmüşsünüz, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. Şeyh Nazım Hazretleri’nin ağabeyisinin vefatı üzere kendisi de oradaydı. Musafalaştık, size de çok selam söyledi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam, bilmukabele selamlarımı iletiyorum Hocamıza. Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. Ne kadar muhterem ve samimi bir insan olduğunu, ne kadar candan bir insan olduğunu görüyorsunuz. Böyle evirip çevirip, sahtekarlık yapıp Mehdiyet’i örtmek, İsa Mesih (a.s.)’ın gelişini örtmek için çocukça ve akılsızca ve aptalca çırpınanlara bakın, bir de bu muhterem insanın candanlığına, samimiyetine, sahihliğine bakın. Hiç lafı evirip çevirmeden candan konuşması lazım Müslümanın. Hocamızı da görüyorsunuz, tam bir mümin, tam bir muttaki; alenen ve açıkça bütün samimiyetiyle anlatıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) uzun uzun Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor, adam; bizi niye ilgilendiriyor ki, diyor. Peki ahirette sana neler sorulacak? İttihad-ı İslam’ı yaptın mı, gayret ettin mi, denildiğinde ne diyeceksin? Ben İttihad-ı İslam için var gücümle gayret ettim diyorsan, o zaman zaten sen Mehdiyet’e hizmet etmişsin. İstesen de, istemesen de hizmet etmişsin sen. Peygamber (s.a.v.) o zaman niye müjdeledi Mehdi (a.s.)’ı? Niye bu alametler çıktı o zaman? Peygamberimiz (s.a.v.)’in anlattığı bu alametleri Allah niye yarattı o zaman? Niye kuyruklu yıldızları çıkarttı? Niye Fırat’ın suyunu kesti? Niye 15 gün ara ile ay ve güneş tutulmalarını yaptı? Neden Afganistan işgal edildi? Neden İran-Irak savaşı oldu? Neden Irak’ta bir ordu kayboldu? Kabe baskınını bütün gazeteler sürmanşetten verdiler, tarihte ilk defa oluyor. Fırat’ın suyu tarihte ilk defa kesiliyor. 15 gün ara ile ay ve güneş tutulmaları ilk defa oluyor. Bunlar binlerce senede bir görülen olaylar bunlar; bir kısmı. Bir kısmı hiç olmamış olaylar, mesela Fırat’ın suyu dünya tarihinde ilk defa kesiliyor. Kabe’de baskın ilk defa, dünya tarihinde ilktir, hiç olmamıştır. Ve bu olayların peşpeşe, böyle tesbih taneleri gibi peşpeşe çıkması da dünya yaratıldığından beri hiç olmamıştır. Bir kere oldu. Dünyanın yaratılmasından itibaren hiç olmayan bir olaydır; tesbih taneleri gibi kesintisiz, tam denilen tarihlerde peşpeşe teker teker teker olması. Allah sorsa, bu olayları ben önceden vadettim, vadettim okudunuz. Aynısıyla yarattım mı, diyecek Allah. Yarattım. Aynısı ile gördünüz mü? Gördünüz. Allah ayette ne diyor? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dış ufuklarda ve kendi nesiflerinizde Allah kendi ayetlerini gösterecek, siz de görüp, bilip, tanıyacaksınız” diyor. Siz de görüp, bilip tanıdınız mı? Tanıdınız. Farkında değildim mi diyeceksiniz ahirette, görmedim mi diyeceksin, anlayamadım mı diyeceksin. Allah yeri göğü birbirine katıyor. Allah deccalin çıktığını görmediniz, diyecek. Gördüm, diyeceksin. Dünyanın kan revan içerisinde olduğunu görmedin mi? Gördüm. Dünyanın yüzde 95’inin, hatta yüzde 99’unun dinsiz olduğunu gördün mü? Gördüm. Deccaliyetin çözümü nedir, diyecek Cenab-ı Allah. Mehdiyet’tir, İttihad-ı İslam’dır, Türk-İslam Birliği’dir. İttihad-ı İslam’ın en büyük farz olduğunu biliyor muydun? Biliyordum. Peki sen ne yapıyordun? Dedikodu ile vakit geçiriyordum, diyeceksin. Ama namazlarımı da kılıyordum. Olmaz. O zaman Allah diyor; “onların namazları ancak bir gösteriştir.” Ayet var, Kuran ayeti var. “Bütün yapıp ettikleri boşa gitmiştir” diyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Bütün yapıp ettikleri boşa gitmiştir” diyor. En önemli farzı, en öne almaları gerekir.
“Selamun Aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Bazı insanların diline dolanan şahs-ı manevi modası yüreğimizi burkuyor. Çünkü lidersiz, Mehdi (a.s.)’sız bir şahs-ı maneviyi kastediyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in ve sahabe efendilerimizin sık sık bahsettikleri, hatta bekledikleri Mehdi (a.s.)’ı ne oldu da istemez oldular. Hadi onu şahs-ı manevi yaptılar, Hz. İsa (a.s.)’ı ne yapacaklar? Onunla ilgili ayet ve hadisleri nasıl inkar edecekler? Bu dapdağınık Müslüman alemini hangi şahs-ı manevi kurtaracak? Nurcu kardeşlerimizin dağılmış şahs-ı manevisi mi? Nakşıbendilerin dağılmış, bir araya gelmekten çekinen şahs-ı manevisi mi? Hayır, bu işte Allah’ın vadettiği Mehdi (a.s.) olacak, inşaAllah canım Hocam.” Mücahide isimli bir hanım kardeşimiz yazmış. Mesela Seyyid Ahmet Yasin Hocamız Nakşıbendidir ama nur gibi bir Nakşıbendi, ne kadar güzel. Birleştirici, İttihad-ı İslam için uğraşan bir Nakşıbendi. Şeyh Nazım Adil El Kıbrısi Hazretleri, o dünya güzeli bütün ömrünü İttihad-ı İslam’a ayırmıştır, Türk-İslam Birliği için uğraşmıştır, halen de uğraşıyor var gücüyle. Bütün Nakşıbendilere karşı sevgisi vardır, bütün Nurculara, bütün Müslümanlara karşı sevgisi vardır. En iyisinin olmasını ister, inşaAllah. Tabii Nur talebesi kardeşlerimizden İttihad-ı İslam’ı isteyen, Mehdi (a.s.)’ın çıkışını aşla bekleyen milyonlarca Nur talebesi kardeşimiz var ama aksi olan, anormal düşünenler de var, biz onları uyarıyoruz. Kardeşimiz de onları uyarmış.
Ali Eren Hocamızı da dinleyelim. Süleymanlı kardeşlerimizdendir Ali Eren Hocamız, değerli bir alimdir.
VTR: Sayın Ali Eren’in Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) hakkındaki açıklamaları.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi de Kırkıncı Hocamızı dinleyelim. Meşhur Nur talebesi değerli alim Mehmet Kırkıncı Hocamız.
VTR: Mehmet Kırkıncı Hoca İslam ahlakının dünyaya hakim olması Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) konusunda açıklaması.
ADNAN OKTAR: Bakın Mehmet Kırkıncı Hocam, Fethullah Gülen Hocamızın hocasıdır. Fethullah Gülen Hocamızı yetiştiren alimdir ve Hocamız çok sever Fethullah Gülen Hocamızı. Fethullah Gülen Hocamız da bu mübarek, muhterem Mehmet Kırkıncı Hocamıza karşı da derin sevgiyle, muhabbetle bağlıdır, çünkü hocası, onu yetiştiren hocası. Ne diyor? Bütün Ehl-i Sünnet alimleri gibi ve bütün Nur talebeleri gibi, İslam’ın bu yüzyılda dünyaya hakim olacağını söylüyor. İsa Mesih (a.s.) bizzat şahıs olarak yeryüzüne inecek, diyor. Şahıs olarak, insan olarak yeryüzüne inecek. Mehdi (a.s.) de şahıs olarak çıkacak, Hz. İsa (a.s.) ile birlikte namaz kılacaklar, diyor. Bitti. Bitti, artık bunun üzerine açıklama yoktur. Fethullah Hocamızın öğretmeni, hocası. Fethullah Hocamızı yetiştiren kişidir bu mübarek Hocamız. Size açık, net delil inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam. Ben sizi ilgiyle takip eden bir üniversite öğrencisiyim, İsmim Tarık Güneş. Hocam iki tane sorum var, cevaplarsanız sevinirim. Siz evli misiniz, çocuklarınız var mı?” Evli değilim, dolayısıyla çocuğum da yok. “Canlı yayınlarda bayan arkadaşlarla konuşmanız konusunu açıklar mısınız?” diyor. Niçin onlarla bir görüşmeniz, konuşmanız oluyor, diyor. Kardeşim şimdi Türkiye’de hanımların yüzde 70’inin, en az yüzde 70’inin başı açıktır. Öbürleri de; Anadolu’daki başörtülü annelerimizin başı örtülüdür ama başı açık hükmündedir. Mesela başını açar, saçı görünür, klasik başörtüsü anlamındadır. O anlamda en az yüzde 70-80’nin başı açıktır. Özellikle şehirlerde, bütün şehirlerde, her yerde hanımların başı açıktır. Şimdi yobaz güruhu, gözü dünmüş yobaz gürühu, başı açık hanımlardan nefret ediyorlar ve çok kinliler. Akıl almaz bir nefret var, sanki şeytanla aynı kefeye koyuyorlar adeta, öyle bir nefret. Dolayısıyla ne muhatap oluyorlar, ne insan yerine koyuyorlar, ne konuşuyorlar, ne tebliğ yapıyorlar, ne de yanlarına yaklaşıyorlar. Böyle bir durumda benim tertemiz kardeşlerim, nur gibi mümin kardeşlerim, küfrün, dalaletin ve deccaliyetin yanına doğru itilmiş oluyor ve Müslümanlarla aralarına bir perde sokmaya kalkıyorlar. Ben bu deccali şeytani oyunu bozdum ve onlara sahip çıkıyorum. Olay bu, karmaşık bir şey yok. Şimdi benim hanım kardeşim başörtülü, değil mi? Şimdi sen bir yobaza sor bakayım başörtüsü hakkında ne diyor? Tam anlamıyla fasık olarak görür ve tam anlamıyla şeytan ordusu olarak görüyor başörtülü hanımları da. Çünkü o geçerli değil ki, başı açık olsun daha iyi. Onun hiç bir anlamı yok, diyor. Nasıl olması gerekir, diyorsun. Çarşaf olması gerekir, diyor. Çarşafsızsa, fasıktır, diyor. Onunla muhatap olmam, şeytanın adamıdır, diyor. Bana yüzlerce mesaj geldi; nefret dolu, kin dolu açık hanımlara karşı, bakımlı hanımlara karşı ama akıl almaz nefret dolu, kin dolu ifadeler. Yobaz güruhunun ana özelliğidir bu ve gizlidir. Mesela bu bilinmiyor gibi duruyor ama toplumda bilinir, herkes bilir bunu, müthiş bir nefret vardır. Ve hiçbir şekilde onların kurtuluşu için gayret etmezler, iyi olmaları için gayret etmezler. Dini anlatmak istemezler, İslam’ı anlatmak istemezler. Tek yaptıkları, onlara hakaret edip, dışlayıp, muhatap olmayıp, adam yerine koymamaktır. O izbe yerlerde, o bodrum katlarında, kirli pis kokan küflü ortamlarda; ağızları pis kokarak birbirleriyle dedikodu yaparlar, küfrederler, hakaret ederler, Müslümanları bölmeye çalışırlar ve kendilerinin de en haklı yolda, en iyi yolda olduklarını görürler. Ben bu büyük fitneyi, bu büyük bir belayı kaldırmak görevini üstlendim, ben bununla uğraşıyorum ve geniş çapta da başarılı oldum. Başörtülü kardeşlerimin hiçbiri fasık değildir, tertemiz mümin, muttakilerdir. Başı açık kardeşlerim hepsi nur gibi, tertemiz mümin, muttaki insanlardır ve yüzde yüz Müslümandır hepsi. Çarşaflı kardeşlerim de nur gibi Müslümanlardır. Çarşaflı olanları da, başka bir cihet onları dışlıyor. Bakın, oyuna bakın, o da ayrı bir oyun, onları da ayrı dışlıyor. Şimdi çarşaflı olması kurtarıyor mu? Yobaz güruhuna göre kurtarmıyor, çünkü yüzü açık. Yüzü açıksa zaten fasık olmuş oluyor, dolayısıyla onunla muhatap olunmaz. Ne yapması gerekiyor? Tek gözü ile bakması gerekiyor. Tek gözü kurtarıyor mu? O da kurtarmıyor, çünkü tek gözü ile yine fitne çıkartmış oluyor, onu da kapatması gerekiyor, peçe takması gerekiyor. Peçe takması kurtarıyor mu? Dışarıya çıkmış oluyor, yine fasık olmuş oluyor, yine lanetli, yine lanetli bir varlık olmuş oluyor onlara göre. Kardeşim bu ne azgınlıktır, bu ne nefrettir, bu ne kindir? Ben de, çarşaflı, peçeli, başı açık, başı kapalı, bütün hanım kardeşlerimin hepsine sahip çıkıyorum ve hepsinin de yüzde yüz tertemiz Müslümanlar olduklarını söylüyorum, yobaz güruhuna da meydan okuyorum ve hiç birine nefes aldırmayacağım. Olay bu. Bilimle, akılla, sevgiyle, inşaAllah. Şaşırdıkları nokta bu; başı açık adamla sen nasıl muhatap olursun, nasıl adam yerine koyarsın, onları nasıl Müslüman olarak görürsün? Adamların derdi bu. Sen tebliğ yapıyor musun? Ben de yapmam, diyor. Ben yapabilir miyim? Sen de yapmayacaksın, diyor. Kim yapacak o zaman? Deccal mi yapacak, kim yapacak? Yapsın, deccal yapsın, onun tarafına gitsinler, diyor. Ben bunların deccal ordusu olduğuna inanıyorum. İşte Müslüman hanımlara bu gözle bakanların deccal ordusu olduğuna inanıyorum ve bu çok büyük bir fitnedir. Müslümanları böyle bölmek, parçalamak, böyle sınıflara ayırıp onlardan nefret etmek. Nur gibiler; mesela bakın benim kızıma, elinden yüzünden nur akıyor, tertemiz. Hepsi öyle, tertemiz insanlar ve 5 vakit namazında bu çocuklar, maşaAllah. Onun için bu yobaz güruhatına insan sevgisini, kadın sevgisini öğreteceğiz. Şefkati, merhameti öğreteceğiz; ilimle, bilimle, akılla ve sevgiyle, inşaAllah. Çünkü bunlar yarının anneleri, bunlar çocuk yetiştirecekler, bu insanların çok güzel Kuran’ı, İslam’ı öğrenmeleri lazım. Sen onları dışlarsan, sen onları fasıklıkla itham edersen, sen onları küfür ve dalaletle itham edersen, araya perde koyarsan ve onları her gördüğün yerde aşağılamaya kalkarsan kendi ahmak kafanla; kendi ahmak kafanı aşağılayacağına onları aşağılamaya kalkarsan, Allah sana birilerini ilimle, bilgiyle ve akılla musallat eder. Yobazlara geçit yok. Kansızlara geçit yok. Ben bu tertemiz kitleye laf söyletmem. Hanımların hiç birine laf söyletmeyeceğim. Onların ezilmesine müsaade etmeyeceğim. Aşağılanmalarına müsaade etmeyeceğim. Onların büyüklüklerini, yüceliklerini, güzelliklerini, üstünlüklerini yobaz güruhuna kabul ettireceğim. Allah’ın izniyle diz çökecekler, ilimle, akılla, bilgiyle ve sevgiyle, inşaAllah. O pis dünyalarından onları boğdurmam, karanlık dünyalarında boğdurmam. Kendileriyle beraber milleti de batırmaya kalkıyorlar, pis dünyalarına çekmeye kalkıyorlar, buna müsaade etmeyiz. Pırıl pırıl, berrak, güzel dünyalarında yaşayacaklar inşaAllah. Yasemin Akman, Yasemin kardeşim güzel de, çok uzun bir yazı yazmışsın. Güzel yazmışsın, hoş ama şimdi bunları bizim biraz düzeltmemiz gerekiyor yazıyı, bayağı vakit alır. Bugün değil de yarın okuyayım ben senin yazını, inşaAllah.
Ama Mehmet Kırkıncı Hocam nasıl kırdı geçirdi? MaşaAllah. Mehmet Kırkıncı Hocamı bir daha dinleyelim de, kafalara tokmak olsun. Nur tokmağı, inşaAllah.
VTR: Mehmet Kırkıncı Hoca İslam ahlakının dünyaya hakim olması Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) konusunda açıklaması.
ADNAN OKTAR: Bakın şahs-ı manevi değil, şahıs, diyor. O şahsın adı ne olmuş oluyor? Mehdi (a.s.). Çünkü Hz. İsa (a.s.) inecek, bu yüzyılda inecek, İslam dünyaya hakim olacak, Müslümanların bir lideri olacak, Hz. İsa (a.s.) da gelip o liderin arkasında namaz kılacak, diyor. Buhari’ye, Müslim’e, Tirmizi’ye baktığımızda bu kişinin adını görüyoruz. Bu kişinin adı Mehdi (a.s.). Onun ismini ister söyleyelim, ister söylemeyelim, ne dersek diyelim, Peygamberimiz (s.a.v.) onun adını koymuş. İsmi Mehdi (a.s.) işte ve Fethullah Hocamın hocasıdır. Ta gençliğinden itibaren Hocamızı yetiştiren büyük alim Mehmet Kırkıncı’dır ve Fethullah Hocamız birebir ona bağlıdır ve ona göre hareket eder, onun eğitiminden geçmiştir. Hocadan talebe ayrı olur mu, talebeden hoca ayrı olur mu? Dolayısı ile Mehmet Kırkıncı Hocamız ile Fethullah Hocamızın görüşleri birebir aynıdır. Mehmet Kırkıncı’yı Fethullah Hocam olarak dinleyebilirsiniz, o söylemiş olarak dinleyebilirsiniz. Esir olan bir insanın konuşamayacağını biliyoruz biz ama konuşamamasını biz kusur olarak görmeyiz. Hatta zorlan başka şeyler de konuşturabilirler belki, o da bizim için sorun değil. Biz Fethullah Hocamızın özünü biliyoruz, onun için Hocamıza biz laf söyletmeyiz. Hocamız da maşaAllah bizlere karşı çok sevgi dolu.
ALTUĞ BERKER: Evet, çok muhabbetli bizlere karşı.
ADNAN OKTAR: Bana karşı da sevgisi çok, maşaAllah. Bak ne diyor? “Hocamızı çok tasvip ediyorum, akıllı ve şuurlu bir faaliyet” diyor faaliyetlerimiz için, maşaAllah. Allah razı olsun, Hocamızın beğenisine inşaAllah uygun oluruz, ona göre güzel hareketlerimiz olur, inşaAllah.
“Selam Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Bereketühü. “Ahir zaman olaylarının hemen hemen hepsinin; 1979’dan itibaren gerçekleştiğini görüyoruz. Fakat Keban Barajı’nın inşaası 1974’te bitiyor. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?” Şimdi Mehdi (a.s.)’ın bulunduğu yüzyıl esas alınıyor orada, 1974’te de Mehdi (a.s.) var. İstanbul’da belki faaliyete geçmemiş oluyor ama Mehdi (a.s.) var. Rivayetlerin açıklamasına göre o, olmuş oluyor. Hatta süfyanın çıkışı ile zaten ve süfyaniyetin yayılması ile; Hafız Esad’ın faaliyetleri ile Mehdiyet’in atağı da başlamış oluyor, ön çalışmaları başlamış oluyor. Bediüzzaman bu konuda; “ben pişdar bir neferiyim öncü bir askeriyim” diyor. “Alametler başladı, devam ediyor ve daha devam edecek” diyor. Bediüzzaman zamanında başlamıştır alametler ama en uç, en son noktaya gelmesi ayrı. Hatta diyor ki; “büyük şehirler, daha dün olan büyük şehirler birde bakarsın bir günde yok olur” diyor hadiste. Aniden yok olur büyük şehirler, diyor. Mesela Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları ile şehirler bir günde yok oldu. Yakın zamanda mı oldu? Olmadı ama o hadis onun içine de bakıyor. Bir süreç devam ediyor Bediüzzaman’ın söylediği gibi. “Çıktı, çıkıyor ve daha çıkacak” diyor. Çıktı dedikleri, Bediüzzaman zamanında çıktı. Çıkıyor dediklerini zaten Bediüzzaman görüyordu. Çıkacak dediklerini görmemişti. İşte çıkacak dedikleri de devam etmiş oluyor, inşaAllah. Yoksa hemen Mehdi (a.s.)’ın hemen çıkış anında olacak olayları Peygamberimiz (s.a.v.) ayrıca belirtmiştir. Mesela; “bir ateş çıkacak, büyük bir ateş. O çıktığında Mehdi (a.s.) mukaddes beldeye inmiştir, gelmiştir artık” diyor. Bu Mehdi (a.s.) ile aynı ana gelen bir hareket, olay. Ama Fırat’ın suyunun kesilmesi, Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti, Mehdi (a.s.)’dan önceki bir hareket bu, çıkış alameti. Mehdi (a.s.)’ın zuhur alameti olarak da büyük ateşi söylüyor. Mesela kuyruklu yıldız, zuhur alametidir. Bizzat Mehdi (a.s.)’ın faaliyet yaptığı andaki alametler ayrı belirtilmiştir, Mehdi (a.s.) çıkmadan önceki alametler ayrı belirtilmiştir. Mesela şehirlerin bir anda, bir gün içerisinde yok olması Mehdi (a.s.) çıkış alametleridir, ön alametleridir. Fırat’ın suyunun kesilmesi de öyle. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının ön alametidir. Ama Mehdi (a.s.)’ın bizzat zuhur ettikten sonraki alametler ayrıca belirtilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde onları özel olarak şerh etmiştir, özel vurgulamıştır. Mesela , bu büyük ateş zuhur ettiğinde; filmi de vardı onun, bir görelim o tanker patlaması olayını.
VTR: İndependenta tankerinin patlama görüntüleri ve Sayın Adnan Oktar’ın görüntüler eşliğinde açıklaması.
ADNAN OKTAR (VTR): Mehdi (a.s.)’ı, bir ateşin yanında bulacağız biz Mehdi (a.s.)’ı, alameti budur. Yoğun bir ateş, hatta gökyüzünü kaplayan, insanların “gündüz mü oldu” diyecekleri bir ateş. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi; gökgürültüsü gibi ve büyük patlamalarla devam eden bir ateş bu ateş. Dumanı dağlar gibi, böyle kilometrelerce uzayan bir dumanı var, hadisler bunu anlatıyor. “O ateşin olduğu günlerde mukaddes beldeye bilin ki Mehdi (a.s.) zuhur etmiştir” diyor hadiste. Bakın; “o ateşi gördüğünüzde, o patlamayı, o sesi duyduğunuzda; ki sesi gökgürültüsü gibidir, uyuyan kişi gürültüden uyanacak. Kalktığında da, ‘gündüz mü oldu?’ diyecek” diyor. Sabah oldu zannedecekler, Kıyamet koptu zannedecekler. Bu olaya gazete kupürlerinden bakıyoruz, aynısı. Hadislerle gazete kupürleri birebir örtüşüyor. “Gündüz mü oldu?” hadiste var, aynısı var. Gökgürültüsü gibi ses, hadiste aynısıyla var. Dağlar gibi duman kitlesi meydana geleceği, hadiste de aynısı var. Malları yakıp bitireceği ve insanların bir kısmının vefat edeceği hadislerde belirtilmiş, aynısı ile var. “Üç veya 7 gün sürer” uzun süreli süreceği belirtiliyor, hadiste aynısıyla var. Bakın; “işte bu olduğunda, mukaddes beldeye (İstanbul’a) o kişinin zuhur ettiğini bilin” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), yani o günlerde.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “O ateş bugün Berahud denilen vadide sönük vaziyettedir.” Berahud denilen vadi; Suudi Arabistan tarafında, toprağın altında olan bir yer. Bakın; “O ateş bu gün Berahud denilen vadide sönük vaziyettedir.” Petrol yerin altında bekliyor. Zamanı gelince o petrol oradan çıkıp, İstanbul’a geliyor ondan sonra alev halini alıyor. Bakın Berahud’tan buraya geliyor. “O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları yakıp-bitirir.” 51 denizci yanarak, boğularak öldü biliyorsunuz. Ve bu, hadisin bir ispatı olmuş oluyor. Bakın, “O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları yakıp-bitirir.” 51 denizci yanmıştı o zamanlar biliyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “Gökte alışılmış olan kırmızının aksine, bambaşka bir kızıllık yayılacak.” diyor. Gazetelerde zaten gördünüz şu anda da, alışılmışın tamamen zıttı bir şey. “Gökte karanlık görülecek” diyor. Dumandan dolayı muazzam bir karanlık oluştu. Kilometrelerce devam eden simsiyah bir duman oluştu, hadis ona dikkat çekiyor. “Patlamanın şiddetinden öyle ki, korkudan uykuda olanlar uyanacak.” Zaten gazetelerde de gördünüz, uykudan uyandılar, diyor. “Ayakta olan çökecek” diyor. Ayakta olan da korkunun şiddetinden çöküyor, patlamadan cam, çerçeve sıçramasın diye. “Oturan ise ayağa fırlayacak.” İnsan refleksidir bu; ayakta ise oturur, oturuyorsa ayağa kalkar patlamanın şiddetinden. “O ateş malları yakıp bitirir” diyor. 95 bin ton ham petrol yok oldu biliyorsunuz, yandı ve orada cam, çerçeve, evlere muazzam tahribat yaptı, trilyonlarca liralık tahribat meydana geldi. “O ateş malları yakıp bitirir” diyor. “Yeryüzü ve gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur” diyor. Muazzam patlamalarla biliyorsunuz, öyle ki patlamanın şiddetinden cam, çerçeve aşağıya iniyor, öyle gürültülerle kendini duyurmuş oldu. Dolayısıyla bu Mehdi (a.s.)’ın; “bunu gördüğünüzde bilin ki mukaddes beldeye Mehdi (a.s.) gelmiştir” diyor hadiste. İşte bu geliş alametidir, bizzat orada bulunma anına ait. Diğer hadislerde de bunlar açıkça şerh edilmiştir. Kardeşimizin sorusunu aydınlatmak için açıklıyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam müsaade ederseniz bir gösterim yapmak istiyorum İslam’ın yükselişiyle ilgili, Allah’ın izniyle. İslam ahlakı müthiş bir hızla yayılıyor. “Gallup araştırma sonucuna göre; İslamiyet en hızlı yayılan din.” “Latin Amerika’da İslam coşkusu”, “Avrupa’da İslam çığ gibi büyüyor”, “Viyana, şu an Müslümanlar’ın egemenliğinde”, “Kuzey Kutbu’nun ilk camiisi açıldı”, “Amerika içeriden Müslüman oluyor”, “İslam resmi din oluyor”, Almanya. “Ateizme isyan, dine dönüş”, “Hollanda’da İslam’a ilgi arttı”, Amerika’da, “Dört kişiden biri Müslüman”, Nasr Suresi’ni okuyorum, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde; hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Berker Hocam sende bayağı güzel ilimler var, başka ne var?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Sizin ilminizi aktarıyorum, inşaAllah. Şöyle söylemiştiniz: “’Peygamberimiz (s.a.v.), fitnelerin biri biter biri başlar diyor. Ta ki evlatlarımdan Mehdi (a.s.) zuhur edene kadar.’ Her yer kaynıyor, insanlar kaynıyor. Türkiye’nin liderliği öne çıkmaya başladı. Türk-İslam Birliği ile ilgili yoğun toplantılar yapılıyor. Tunus’ta müthiş bir hareketlilik var, Cezayir’e de sıçramış. Bu Allah’ın takdiri. Yer yerinden oynayacaktır ve sürekli devam edecektir. Ekonomik kriz de gittikçe artacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’dan başka çözüm olmadığını herkes anlayacak. Alevisi, Sünnisi, Caferisi, hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ın dışında birleşemeyeceklerini anlayacaklar. Kökten çözüm Hz. Mehdi (a.s.)’dır” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Abdullah Yeğin Ağabeyimizi dinleyelim bir de, ki kafalarda şüphe kalmasın. Bakın bütün ünlü Nur talebelerini, Bediüzzaman’ın has talebelerini konuşturuyoruz, Bediüzzaman’dan da anlatıyorum. Buna rağmen sahtekarlık yapan oluyorsa, artık sorumluluğu onlara ait .
VTR: Abdullah Yeğin Ağabey İslam ahlakının dünya hakimiyetini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi de Said Özdemir Ağabeyimizi dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Sait Özdemir Ağabey Hz. İsa (a.s.)’ın nuzulü ve Hz. Mehdi (a.s.) şahıs olacağına dair konuşması.
ADNAN OKTAR: Şimdi Fethullah Hocamızın, bu mübarek veli olan, büyük alim olan, Bediüzzaman’ın talebelerinden ayrı düşüneceğini söylemek mümkün değil. Hepsi bir bütün ve istisnasız tamamı Mehdi (a.s.)’ın şahıs olarak geleceğini, İsa (a.s.)’ın da şahıs olarak geleceğini, İslam’ın bu yüzyılda dünyaya hakim olacağını, Mehdi (a.s.)’ın başına geçeceğini, Hz. İsa (a.s.)’ın da onun yardımcısı olacağını açık ve aleni olarak söylüyorlar. Dolayısıyla çırpınan istediği kadar çırpınsın, daima Nur talebeleri, Bediüzzaman’ın o has talebeleri onların kafalarına manevi tokmakla, nur tokmağı ile ikazda bulunacaktır inşaAllah, kafaları açılıncaya kadar.
Bismillah. Neml Suresi, 48. şeytandan Allah’a sığınırım. “Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.”Bediüzzaman da diyor Mehdi (a.s.) için; “dokuz düşman taifesinin, dokuz cephesine göndermiş Cenab-ı Allah onu. İnşaAllah yarım asır sonra (2000’lerden sonra) onları darmadağın edecek.” O dediği tarih miladi 2000’lere geliyor. Bakın; “dokuz düşman taifesinin, dokuz cephesine göndermiş, onları yarım asır sonra darmadağın edecek” diyor. “Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.” Deccaliyet açık düzen kuruyor. Mehdiyet de onların farkında olmadıkları bir düzendir, Allah’ın kurduğu karşı düzendir. Ve Allah da onların düzenlerini darmadağın ediyor. “Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak;” diyor Allah ne hale geldiklerini. “Biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik. İşte, zulmetmeleri dolayısıyla enkaza dönüşmüş ıpıssız evleri. Şüphesiz bilen bir kavim için bunda bir ayet vardır. İman edenleri ve sakınanları da kurtardık.” diyor Cenab-ı Allah. “ Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.”diyor Allah. Adamın Allah ile beraber başka ilah edinmesi; hurafeler edinmesi, bana da vahiy geliyor demesi, değil mi? Adam yeni bir ilah daha edinmiş oluyor haşa. Hurafeye, uydurmaya uyarsa, Kuran’ın dışına çıkar, inşaAllah. “Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?" Allah’a karşı ortak koştukları nasıl oluyor? Falanca kişiye vahiy geliyor diyor. Bu Allah’a ortak koşmadır. Veyahut hurafeler ortaya çıkartıyor. Nereden çıkarttın, diyorsun. Çıkarttım, diyor. Allah’a karşı, Allah’ın hükümlerine karşı, Kuran’ın hükümlerine karşı, hurafe ile karşılık veriyor. Allah onu yeriyor Kuran’da, inşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’den itibaren Aksu TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bir ayet daha okuyayım. Bismillah, Kehf Suresi. “Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.”Ebcedi tam 2010 tarihini veriyor, inşaAllah, maşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...