SUNUCU: Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Evet ve Berker Hocamızın açılışıyla inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. New York Times Gazetesi dergisinin bu haftaki sayısında dışişleri bakanı Davutoğlu hakkında altı sayfalık bir makale yayınlanmış Hocam. Makalede Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu’nun ortak vizyonunun Osmanlı imparatorluğunun boşluğunu doldurmak üzere büyüyen yeniden canlanmış bir Türkiye olduğu söylenmiş. Türkiye’nin Ortadoğu gibi tehlikeli bir bölgede yükselen bir güç olduğu ve Obama’nın ilk yurtdışı gezisine Türkiye’yi dahil etmesinin bir rastlantı olmadığı vurgulanmış. Ayrıca bu yüzyılın Türkiye’nin yüzyılı olacağı ve dünyanın Türkiye’den çok şey beklediği belirtilmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her gün Türk-İslam Birliği ile ilgili bir haber. Eskiden bunları ayda yılda bir, orada burada, makalelerde çok nadir duyardık ama şu an hayatın kendisi oldu, hayata geçti yani, doğrudan, fiilen şu an yaşıyoruz.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam, vesilenizle. Üç yıl önce vizelerin kaldırılmasından bahsettiniz, kimsenin hayal edemeyeceği bir şey, şu anda altmış altı ülkeyle vizemiz kaldırıldı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Elhamdülillah. Hazır videolarımız neler var? Rahmetli Esad Coşan Hocamız, evet, o da Türk-İslam Birliği’nin savunan, İttihad-ı İslam’ı savunan çok muhterem büyük alimlerden birisiydi, çok sevdiğimiz bir büyüğümüzdü. Birkaç kere bizim fakirhaneye gelmişti, biz de onun huzuruna gitmiştik, mübareğin. Çok güzel hizmetleri oldu, çok değerli insanlar yetiştirdi. ‘İskender Paşa Cemaati’ tabir ettiğimiz o güzide topluluğun manevi lideridir, çok muhterem bir insandır. Anarşiye, teröre karşı üniter devleti savunan, sevecen, güzel ahlaklı, tertemiz, mübarek bir insandı. Allah gani gani rahmet eylesin. Hocamızın konuşmasını dinleyelim.
VTR:İskenderpaşa Cemaatinin Manevi lideri Şeyh Esad Coşan, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının kıyamet alametlerinden biri olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’ın gelişini, Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyıldaki muhteşem faaliyetlerini, muhteşem güzelliğini, muhteşem çağı müjdelemeyen hiçbir alim yok. Bütün Ehl-i Sünnet alimleri, hepsi ittifak halindeler. Bu mübarek alimlerden birisi de Esad Coşan Hocamızdır, maşaAllah. Bizzat o zaman da biz konuşmuştuk Mehdi (a.s.) konusunda inşaAllah. Bu yüzyılda beklediğini söylemişti inşaAllah. Allah rahmet etsin. Her zaman aynı çizgide Ehl-i Sünnet alimleri, hiçbirinin diğerinden farkı olmuyor, maşaAllah. Hüsnü Bayram Ağabeyimizi de dinleyelim. Bediüzzaman’ın talebelerinden, Bediüzzaman’a uzun yıllar hizmet etmiş değerli büyüğümüz, o da bize Mehdi (a.s.)’ı müjdeliyor, maşaAllah.
VTR: Bediüzzaman’ın talebelerinden Hüsnü Bayram Ağabey ile sohbet.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Hüsnü Bayram Ağabeyden tut, Abdullah Yeğin Ağabeyden çık. Hepsi aynı; Bediüzzaman’ın bu güzel müjdesini, hadislerden kaynaklanan bu güzel müjdeyi anlatıyor. Bir kısım yobaz güruhatı, bir kısım sahtekârlar saltanatlarının çökeceğini bildikleri için, şöhret hırslarının yok olacağını bildikleri için, tek olma arzularının yok olacağını bildikleri için Mehdiyet’e karşı şiddetli bir tavır içerisindeler, inşaAllah.
İhsan Atasoy Ağabeyimizi dinleyelim şimdi Mehdi (a.s.) ile ilgili inşaAllah.
VTR:Nur Talebesi İhsan Atasoy Hocaefendi, İttihad-ı İslam’ın gerekliliğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:İhsan Atasoy Ağabeyimiz, o da çok değerli, çok muhterem bir ağabeyimiz. Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman’a karşı içinde derin sevgi duyan, derin muhabbet duyan ve Risale-i Nur’a çok güzel hizmetleri geçmiş, çok kültürlü, efendi bir insandır. Bak, o da İttihad-ı İslam’ın önemini, bu yüzyılda İttihad-ı İslam’ın olması gerektiğini açıkça ifade eden mübarek kardeşlerimizden bir tanesi. Bakın herkes aynı ses, herkes aynı ses; sadece saltanatlarının yıkılmasından korkan bir avuç Müslüman görünümlü bazı kişiler bu konuda tavır koyuyor, inşaAllah. Ama hak daima galip gelir. “Hak geldi; batıl zail oldu” diyor Cenab-ı Allah. Hak geldi, Mehdi (a.s.) geldi; batıl zail oldu. Kuran indi; batıl zail oldu. Resulullah (s.a.v.) geldi; batıl zail oldu. Bu şekilde olacaktır, inşaAllah. Aksi de olmayacaktır.
Başı açık kardeşlerimize karşı bir kısım yobazlarda oluşan akıl almaz kin ve nefret hayret vericidir. Ben bunun bu kadar şiddetli olduğunu bilmiyordum. Son zamanlarda, sizler ekrana çıktıktan sonra gördüm. Bir de milletin yüzde yetmişine, seksenine karşı da bir saygısızlık ve hakarettir bu. Çünkü benim milletimin genç kızlarının yüzde yetmişi, sekseni açık. Ben dışarıya çıkıyorum, bütün genç kızlar modern. Saçları da açık, kıyafetleri de modern. Bütün Türkiye boydan boya böyle, Avrupa desen öyle, yabancı ülkeler desen öyle. Kapalı kardeşlerimiz de var; onlar benim başımın tacı. Çarşaflı kardeşlerimiz de var; onlar da benim başımın tacı. İnşaAllah, Allah akıllarını başlarına aldırır; daha makul daha akılcı bakmalarını sağlar, daha dürüst bakmalarını sağlar. Çünkü bizim milletimiz bir bütündür. Ben başörtülüleri, çarşaflıları, başı açıkları, hepsini kardeşim olarak derin saygıyla seviyorum, hepsini muhabbetle karşılıyorum ve benim içim dışım bir, burada ne konuşuyorsam dışarıda da aynı şeyi konuşuyorum. Böyle cins tiplere karşı Müslüman kardeşlerimizin Kuran ışığıyla ve Müslümanları kollayan bir tavır içerisinde olması lazım. Yarın bir gün böyle bir zihniyetin gücü elinde bulundurursa neler yapacağını düşünmeleri lazım. Böyle bir kafanın neler yapacağını düşünmeleri lazım. Ve Müslümanlıktan insanları soğutan, İslam’a karşı insanların içindeki sevgiyi uzak tutan, İttihad-ı İslam’a karşı olan, Türk İslam Birliği’ne karşı olan böyle tiplere karşı koruyucu oldun mu İslam’a en büyük zararı verirsin. Onun için burada Müslümanların çok şuurlu olaya yaklaşması lazım, çok akıllı yaklaşması lazım. Müslümanların üzerinde çok büyük oyunlar dönüyor.
ALTUĞ BERKER:Hocam, bu bölücü başı Öcalan, hükümete ve devlete süreli yeni bir tehdit yöneltiyor. Bu sefer de İmralı’dan çıkmak istediğini ve devletin güvenli bulduğu bir yerde ev hapsi talep ettiğini söyleyerek, bu talebi karşılanmadığı takdirde mart ayında devreden çıkacağını ve PKK’nın ateşkesi bozacağını söylemiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi bilimsel mücadele yapılmayınca bu Abdullah Öcalan olsa da olmasa da komünist hareket devam eder. Yani mesela Abdullah Öcalan yurt dışında olmuş olsaydı veyahut ölmüş olsaydı veyahut böyle bir adam olmuş olmasaydı hiç fark etmezdi. Yani komünist harekette lider sorunu yoktur. Komünist hareket sürekli lider bulur. Öyle bir sorunu olmaz. Hangi komünist partisi lidersiz kalmıştır? Biri gider, biri gelir. Orada asıl olan ideolojidir, komünist düşüncedir, Stalinist düşüncedir, Marksist-Leninist düşüncedir. Hiçbir şekilde Marksist-Leninist düşüncede lider kaybı, yönetim kaybı olmaz. Nitekim mesela tutuklanır adamlar, hemen yeni bir ekip oluştururlar. Tutuklanır veyahut herhangi bir şekilde etkisiz hale gelirler, yeniden bir ekip oluşur. Ana fikrin, ana felsefenin ortadan kalkması çok önemlidir. Yani ana felsefe ortadan kalkmadıktan sonra, bilimsel mücadele yapılmadıktan sonra Marksist-Leninist bir düşünce ezerek ilerler, söyleyeyim. Bilimsel cevap vermiyorsun. Cevap vermemek ne demektir? Mesela bir kısım siyasiler eskiden, biliyorsunuz, dini görmezlikten geliyorlardı, İslam dini yok hükmünde kabul ediyorlardı. Bir kısım siyasiler de Marksist-Leninist düşünceyi yok hükmünde kabul ediyorlar, yok kabul ediyorlar. Senin yok kabul etmenle Marksist-Leninist düşünce yok olmaz ki, Stalinizm yok olmaz. Dolayısıyla yok hükmünde kabul etme mantığından vazgeçilmesi lazım, ilmi mücadele yapılması lazım, bilimsel mücadele yapılması lazım. Bilimsel mücadeleyle hemen netice alınır. Adama sen; “haklısın ama ben seninle mücadele edeceğim” mantığıyla yaklaşırsan, yani “fikren haklısın, baş edemiyorum ama fiziki mücadele edeceğim seninle” dersen, bununla netice alamazsın. Bilimsel yönden ezsen, fiziki mücadeleye gerek kalmaz zaten. Yani bilimsel yönden etkisiz hale getirdin mi konu biter. Güneydoğuda gençlerin içinde muazzam bir PKK propagandası var. Darwinist-materyalist eğitim yapılıyor. PKK’lı olup da Darwinist olmayan bir kişi yok. Hepsi Darwinist ve materyalistler ve hepsi Marksist-Leninist eğitimden geçmiş; komünist partinin bütün detaylarını, bütün faaliyetlerini çok iyi bilen militanlar haline gelmiş bu adamlar. Bu kişilere sen fiziki müdahale yaparak netice alamazsın. Mutlaka eğitim gerekiyor, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fethullah Hocamı ben bir daha dinleyeyim. Ben Hocamızın sesini çok seviyorum.
VTR:Fethullah Gülen Hocaefendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Fethullah Hocamda bir derin Mehdi (a.s.) aşkı vardır, Mehdi (a.s.) sevgisi vardır. Fakat Hocamızı orada adeta alıkoydular. Ben bunun sırrını daha hâlâ anlayamadım. Böyle büyük bir ilim deryasını, böyle büyük bir fikir adamını, böyle bir mütefekkiri, bu kadar duygulu bir insanı, bu kadar güzel ahlaklı bir insanı çok büyük bir zulüm yapmış gibi, sanki yüzlerce insanı katletmiş bir caniye bile yapılmayacak bir tavrı göstererek, yurt dışında kalmasına mecbur etmek, bu, tarihin en büyük zulümlerinden biridir. İşte deccalin zuhur ettiğinin en büyük alametlerinden birisi. Yani "ahir zamanda" diyor, "emin olan kişi" diyor, "hain bilinir, hain olan da emin bilinir" diyor. Türkiye'de birçok hain var benim tanıdığım; Abdullah Öcalan başta olmak üzere ve onun avanesi. Adamlar cirit atıyorlar. Ama Fethullah Hocamız gibi mübarek, muhterem bir insan da yurt dışında kalmaya mecbur oluyor. Bu hayret vericidir. Bir de her ne olursa Türkiye'de; "Fethullah Hocacılar yapmıştır" diyorlar. Bir de o moda çıktı. Bir yere mesela bir operasyon yapılıyor. "Tamam" diyorlar, "Fethullah Hocacı polisler bu işi yapıyor." Birisi tutuklanıyor; "Fethullahçılar yaptırdı" diyorlar. Birine bir söz söyleniyor; "Fethullahçılar." Bir de bu moda çıktı. Şimdi geçenlerde kardeşlerimize de öyle söylemişler. "Fethullahçılar sizin bu faaliyetlerinizden çok rahatsızlar." Eee? "Size Fethullahçı polisler bir operasyon hazırlıyorlar. Çalışma var." Eee? "İşte dikkatli olun." Ne yapacağız? Biz de Fethullah Hocamıza ve cemaatine karşı tavır alacağız! Nerede? Malum tiplerle beraber. Niye? Diyeceğiz ki; "adamlar bize düşman olmuş, bize karşı tavır alıyorlar." Bu tip oyunlara, bu tip sözlere hiçbir kardeşimiz gelmesin. Böyle bir yapılanma, böyle bir çalışma yok. Fethullah Hocamızın talebeleri tertemiz, nur gibi çocuklar. Ben birçoğuyla tanıştım, görüştüm. Utangaç, efendi, kendi halinde insanlar. Kimsenin hiçbir şeyine karışmıyorlar. Polis ve savcılık operasyon yaptığında bir delile dayalı oluyor, bir şey oluyor, ondan dolayı yapar. Yoksa Fethullah Hocamızın sözüyle veyahut buradaki herhangi bir insanın sözüyle hareket yapmaz. Bu tip sözlerden, bu tip dedikodulardan Müslümanları beri tutmak lazım. Çünkü Fethullah Hocamıza karşı bütün Müslüman cemaatleri adeta düşman etmek isteyen bir faaliyet var. Bunda da kısmen başarılı olmuş durumdalar. "Düşman" da demeyeyim de yani soğuk karşılamak yahut nefret etmek veyahut onlara karşı öfke duymak, şüpheli görmek, Müslümanlık dışı görmek, İslam'a düşman gibi görmek yahut hâşâ, Allah vermesin daha da kötüsü hıyanet içinde gibi görmek yönünde bir moda başlattılar. Bir kısım cahil cühelada da hakikaten hedeflerine ulaştılar. Biz bu oyuna gelmeyiz. Biz böyle bir oyuna gelmeyiz. Onun için hiç kimse bizi böyle bir oyunun içine çekmeye kalkmasın. Yani ben gelmem. Bilmiyorum, arkadaşlarım da aynı düşüncedeler, inşaAllah. Dolayısıyla Müslümanların birbirine hüsn-ü zan etmesi esastır, sevgiyle bakması. Fethullah Hocam bu yaşında, bunca hastalığıyla, bunca zor halde oturup küfrün, dalaletin safında olmaz, Müslümanların da aleyhinde olmaz. Bütün ömrünü İslam'a, Kuran'a vakfetmiş bir insandır. Mehmet Kırkıncı Hocamızın talebelerindendir, inşaAllah ve Mehmet Kırkıncı Hocamızın terbiyesini almış bir insandır, onun üslubunu almış bir insandır, Bediüzzaman'a hayran bir insandır. Şefkatli, dikkatli, duygulu, güzel düşünen, barışçıl, sevecen bir insandır. Kendi milletini de aşkla, muhabbetle sever. Hiç kimsenin aleyhinde ne bir oyuna girer, ne bir tuzak peşindedir, ne de böyle bir faaliyeti olmuştur. Bıraksınlar bunları. Biz çok seviyoruz, Fethullah Hocamızı ve talebelerini çok seviyoruz. Bütün Müslümanları çok seviyorum. Mahmut Hocamı çok seviyorum. Esat Hocamın talebelerini çok seviyorum. Nasıl sevilmez böyle bir insan? Esat Coşan Hocamı görüyorsun; üslup güzel, yöntem güzel, ahlakı güzel. Bütün Nur talebelerini seviyoruz. Nakşibendî kardeşlerimizi seviyoruz. Kadiri kardeşlerimizi seviyoruz. Ama anormal insanlar olduğunda tabii ki onlara karşı tavır koyarız.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nedir bu?
ALTUĞ BERKER:Kırkıncı Hoca Efendi ile Fethullah Hoca Efendinin fotoğrafları beraber.
ADNAN OKTAR:Bakayım. MaşaAllah. MaşaAllah. Mehmet Kırkıncı Hocamızın videosunu da hazırlayın. Onu da seyredelim.
VTR: Mehmet Kırkıncı Hocamız ile sohbet
ADNAN OKTAR: Evet, Mehmet Kırkıncı Hocam başımızın tacı, çok değerli, veli, alim, büyük bir zattır. Türkiye'de herkes tarafından sevilir. Herkes tarafından muhabbetle karşılanan, o bölgede özellikle gençlerin imanına vesile olan, kardeşlerimizin imanlarını muhafazada önemli hizmetler veren, çok değerli bir Nur talebesidir, muhterem bir büyüğümüzdür. Fethullah Hocamızın da hayranlıkla sevdiği mürşididir, hocasıdır. Bu değerli Hocamızın Allah ömrünü uzun etsin, Allah ömrüne ömür katsın, inşaAllah. Sağlık, sıhhat versin, inşaAllah. Başımızdan eksik etmesin. Türk-İslam Birliğini görmekle, İttihad-ı İslam'ı görmekle, Hz. İsa Mesih (a.s.)'ı görmekle onu şereflendirsin. Hepimizi de şereflendirsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Fransa'dan bir resim gönderdiler kardeşlerimiz, onu göstermek istiyorum. İki gün önce Paris'teki konferansımızın salona sığmamış, maşaAllah Fransa. Kapıda, dışarıda bekleyenleri resimlemişler, onu göndermişler, onun resmi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Fransa yıkılıyor, maşaAllah. Başka ne var resim?
ALTUĞ BERKER:Bir tek bu var Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Bütün konferanslarımız bu şekildeydi, maşaAllah.Halen de yurtdışında konferanslarımız devam ediyor. Malezya’da, Singapur’da, Filipinler’de; her yerde yapıyoruz inşaAllah ve devam ediyor ve devam edecek inşaAllah. Yer gök inliyor Elhamdülillah, Allah’a çok şükür, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Malezya’yla da ilgili bilgi vereyim Hocam uygun görürseniz. Dört beş gün sonra başlayacak Malezya’daki konferanslar inşaAllah. Şu an Singapur’da oluyor. Malezya’daki kardeşlerimiz size soru sormak istiyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Sorsunlar.
ALTUĞ BERKER:Oradaki yayınla ilgili olmak üzere tavsiyelerinizi almak istiyorlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, çok iyi olur.
ALTUĞ BERKER:Kraliyet Stratejik Çalışma Merkezi tarafından 2010 senesinde dünyadaki en etkili Müslümanlardan birisi olarak seçildiğinizi ve İslam’ın barış, sevgi ve hoşgörü dini olduğunu anlattığınıza Malezya basınında şu anda yer veriliyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu Malezya’daki gazete, öyle mi?
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Ne diyor orada? Var mı İngilizcesi olan? Hz. İsa (a.s.)’dan bahsediyor, İslam’dan bahsediyor gördüğüm kadarıyla.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, yazıyı incelemedim.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Birçok İslam ülkesinde de resmi olarak benim kitaplarım okutuluyor okullarda. O çok şahane. Geçenlerde de göstermiştim. Birçok okulda öyle. Birçok okulda da hazırlık var, resmi olarak benim kitaplarımın okutulması için maşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Size şöyle soru yöneltiyorlar Hocam Malezya’dan, konferans için; “birincisi, Müslümanların diğer dinlerden insanlara karşı yaklaşımlarının nasıl olması gerektiğini, daha önce Hristiyanlar Allah’ın ismini kullandıkları için Malezya’daki bazı Müslüman cemaatler çok itiraz etmişti ve ülkede gerilim olmuştu, malumunuz. Sordukları soru bir bu. Bir de Malezya gençliği arasında dejenerasyon görülüyormuş, bu konuda da tavsiyelerinizi soruyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Ahir zamanda bir dejenerasyon olacağını zaten Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiş. Dejenerasyon olmadan zaten Mehdi (a.s.) çıkmıyor. Bu var. Fakat Hristiyanların “Allah” diyor olmasını zaten Kuran istiyor. Allah; “‘Allah birdir’ dedirtin onlara” diyor, “söyleyin” diyor. Hristiyanlardan Müslümanların ilk talep edeceği şey Allah’ın birliğidir ve Allah’tan bahsetmeleridir, “Allah” demeleridir. Onu diyorlarsa çok güzel, işte Kuran’ın emri yerine gelmiş. Birinci aşama tamam. Allah’a karşı kalplerinde bir sevgi oluşturulmuş. Allah’a karşı dost hale getirilmişler. Yani onlar kendilerini Allah’a dost biliyorlar. Şimdi Allah’ın onları dost bilmesi için “Muhammeden Resulullah” demeleri lazım inşaAllah. O aşamadayız inşaAllah. Şimdi “La ilahe illAllah”ı önce dedirteceğiz, sonra “Muhammeden Resulullah” dedirteceğiz inşaAllah. Ehl-i Kitab’a karşı bizim şefkatli yaklaşmamız gerektiğini Kuran bize açıkça ifade ediyor. Bazı yobaz güruhu kendi kafalarına göre Kuran’ın dışında doğrudan bir nefret politikası izliyorlar. Böyle bir faaliyet, böyle bir çalışma Kuran’ın hükümlerine ters olur. Çünkü Kuran’da Allah; “en güzel tarzın dışında onlarla tartışmayın” diyor Allah, Kuran ayeti var. Vahşiyane tavırlar, hakaret etmeler, saldırmalar yasak; Kuran bunu yasaklamış. Cinayetler, şunlar bunlar; bunlar yobaz güruhunun oyunlarıdır. Bunlara Müslüman gelmeyecek. Allah’ın emrini yerine getirecekler. Allah’ın bu emri çok açıktır. Onlara karşı şefkatli olup, en güzel tarzın dışında onlarla tartışmayacağız ve “gelin, ortak bir kelimeye gelin” diyeceğiz, “Allah birdir” diyeceğiz. Kuran ayeti bu. Bazı yobaz güruhu buna karşı. “Böyle değil” diyor. “Direkt asıp kesmemiz gerekiyor” diyor, “direkt nefret etmemiz lazım” diyor. Biz Kuran’a göre hareket ederiz, yobazlara göre hareket etmeyiz.
İngilizce kitaplarımı da bir göreyim, maşaAllah.
VTR:İngilizce Harun Yahya Kitapları
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bu da İngilizce kitaplarımın bir kısmı daha, hepsi değil yani, inşaAllah. Fransızca kitaplarım ayrı, Sırpça, Hırvatça, Çince, Malayca, Afrika dillerinden Kiswahili dilinde maşaAllah. Binlerce maşaAllah, elhamdülillah. Allah nasip ediyor, çok güzel bir hizmet veriyoruz elhamdülillah, maşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Berkerim sen bir film göstermek istiyorsun herhalde.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. Namaz kılan Hristiyan ve Yahudilerin resimleri.
ADNAN OKTAR:Göster, bir göreyim bakayım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Ayette; “ayet okunduğunda çeneleri üstüne yere kapanırlar” diyor. Bak, bir kısmı secdeye kapanıyor. Yahudiler, bunlar da namaz kılıyorlar. Çeneleri üstüne, işte Kuran’da bahsedilen bu, çeneleri üstüne secdeye kapanmaları. İnşaAllah, Kuran okunduğunda bu şekilde secdeye kapanacaklar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu kadardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Ama biz onlara şefkatle yaklaşmazsak, sevgiyle yaklaşmazsak, nefretle yaklaşırsak onlara İslam’ın nurunu anlatmamız mümkün değil. Onun için yobaz güruhunun bu nefret anlayışına kardeşlerimiz sakın sempati gözüyle bakmasınlar. İslam sevgiyle, şefkatle anlatılır, muhabbetle anlatılır ve güzellikle anlatılır. Hatta İslam’a ısındırılacak insanlara maddi destek de sağlanıyor. Kuran’da bu vardır. Maddi destek sağlanıyor ki gönlü ısınsın; Kuran’a, İslam’a yaklaştırılsın. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Musevilere de, Hristiyanlara da şefkatle ve sevgiyle yaklaşmıştı. Onların kalbini öyle İslam’a ısındırdı. Dolayısıyla nefret İslam’da yok, öfkeyle yaklaşmak yok. İslam sevgiyle, muhabbetle tebliğ edilir. Bunu bileceğiz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Birçok soruları var kardeşlerimizin. Fakat bu soruları biz yarımdan sonra cevaplandırsak daha iyi olacak inşaAllah. “Eyüz Beyayaz”. Eyüz diye bir isim oluyor mu?
ALTUĞ BERKER:Ben de ilk defa duydum Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. “Beyayaz”. “Eyüp” mü demek istedi acaba?
ALTUĞ BERKER:Olabilir Hocam.
ADNAN OKTAR:Baskı hatası olmuş olabilir mi? İnşaAllah.
Ehl-i Sünnet alimleri özetle, Türkiye’de tertemiz, aktırlar. Alınları da aktır.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, yarım saat sonra nerede görüşüyoruz?
ALTUĞ BERKER:Kaçkar TV’de inşaAllah.
SUNUCU:Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV, HarunYahya.Tv’de devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’den itibaren Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.Tv’den de takip edebilirsiniz.
İlanlar
Devamı ...İlanlar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...